1984’
Haftal›k Dergi Say›: 12
ten
10 Haziran 2002 F‹YAT (KDV Dahil) 750 000
www.ekmekveadalet.com
M G K
İLLİ
ÜVENLİK
1996’
dan
2002’
ONSEYİ
ye
Tarih Tan›¤›m›zd›r: D‹RENENLER KAZANACAK! www.ekmekveadalet.com
info@ekmekveadalet.com
MİLLİ Mİ? D‹REN‹fi
Sessizlik duvarlar›n› da, hücre duvarlar›n› da y›kacak!
Tarihe zindanlardan düflülen notlar
Tarihimiz ken, direnifl saflar›n› güçlendirmeye çal›flt›lar hep. Yalpalayan siyasi gruplar, direniflin coflkusu ve kararl›l›¤›yla aya¤a kalkt›lar kimi zaman. ‹flte o anlardan biri. Aylard›r suskun kalanlar›n ko¤ufllar›ndan kap›lar› dövme sesi, slogan sesleri geliyor. Bir tutsak, tarihe baflka bir not düflüyor: “Havaland›rmada herkesin tan›k oldu¤u bu geliflme, bir an için bile olsa, buradaki iflkenceyi unutturuyor bize. Mazgaldaki yoldafla ilifliyor gözüm, ne yap›yor diye yanafl›yorum mazgal›n yan›na. Kireç üzerine kurflun kalemle flunlar› yaz›yor: "18 Aral›k 1985, direniflçi güçler Metris'teki kuflatmay› yard›..." * 11 fiubat 1986, kot pantolonlar veriliyor o gün Sa¤malc›lar’da. TTE dayatmas› k›r›l›yor. Zulüm yeniliyor. Yasaklanan giysiler geri verilmeye, bu giysilerle ziyarete, havaland›rmaya, mahkemeye ç›k›lmaya bafllan›yor... ‹flte o gün zaferin tescil ve teyid edildi¤i gündü. * 27 Ekim 1988... Devrimci Sol Ana Davas›’nda savunma bafll›yor o gün. Savunman›n ilk iki kelimesi, Devrimci Sol önderi taraf›ndan dile getiriliyor: “Hakl›y›z Kazanaca¤›z”. Bu sözler ayn› zamanda 1573 sayfal›k savunman›n ana bafll›¤›. Bu sözler, ayn› zamanda, tarihin sayfalar›na yaz›lan görkemli bir bafll›k. Bu bafll›¤›n alt›na nice direnifller, nice kavgalar, nice zaferler s›¤acak.
Tarih: 6 Aral›k 1987 Yer: Bayrampafla Meydan›
1984’den 2002’ye direnifl bayra¤› dalgalan›yor
B‹Z H‹Ç TESL‹M OLMADIK!
Direndiler; mücadelenin ve örgütlenmenin yolunu açt›lar. 1987’de alanlara ç›kan binler, 1984 ölüm orucu flehitlerinin zindanlardan yayd›¤› direnifl ›fl›¤›yla ayd›nlananlard›. Bu mitingin konuflmac›lar›ndan biri de, TAYAD Genel Sekreteri Sevgi Erdo¤an’d›. Zindanlar›n ›fl›¤›n› d›flar›da yayanlardand›. ‹flte bu meydanda, 1984 ölüm orucunun zaferi vard›. Apo, Fatih, Haydar, Hasan, orada, binlerin içinde bayrakt›lar. 1 May›s 2002’nin meydanlar›nda büyük direniflin zaferinin bayraklaflt›¤› gibi...
v AB konusunda çat›flanlar,
Soygun ve zulümde birlikteler v
* Direniflimizle, bedeller ödeyerek, tarihe not düflmeye devam ediyoruz. Düfltü¤ümüz her not tan›¤›m›zd›r, tarih tan›¤›m›zd›r; direnenler kazanacak! Çünkü, ne zaman direniflimizi ilan eden bir not düfltüysek tarihe, ard›ndan, “kazand›k, zafer bizim” diyece¤imiz o ana, o güne de ulaflt›k mutlaka.
TAYAD’›n “Tutuklu ve Hükümlülere ‹nsanca Yaflam, ‹flkencecilere ve Halk Düflmanlar›na Ceza, Tutsaklara Özgürlük” kampanyas› çerçevesinde yapt›¤› “Tutsaklara Özgürlük” mitingi
YETK‹ KAMU-SEN’E VER‹LEMEZ!
INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com
E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com
Ekmek ve
Bürolar›m›z
Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nkilap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul
Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Tel-faks: 0 322 351 97 25
‹rtibat Telefonu: 0212 491 16 40 Faks:0212 491 16 37
Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Tel-faks: 0 326 223 87 18
Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama
Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97
Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 154 K›z›lay Tel-faks: 0 312 417 39 11
Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey
Fiyat›: 750 000
Fransa:3 Euro
‹ngiltere: £ 2
Avrupa: 3 Euro
‹sviçre:3 Euro
Belçika: 3 Euro
Hopa:- Kuledibi Mah. ‹nönü Cad. Karaman Apt. K:1 No: 1 HOPA/ARTV‹N Tel: 0466 351 32 46
Almanya:3 Euro
Hollanda:3 Euro
Avusturya: 3 Euro
‹zmir- 3. Beyler Cad. 850. Sokak Yaparsoy ‹fl Han›
No: 31/501 Konak Tel-faks: 0 232 446 27 96 Kocaeli- Demiryolu Cad. 1. Geçit Karfl›s› Ekfli ‹fl Han› Kat: 6 No: 40 Tel-faks: 0 262 332 47 40 Malatya- Dabakhane Mah. Eskihalep Cad. Kardefller ‹flhan› Kat: 3 No: 15 Tel-faks: 0 422 325 24 61 Mersin- Kiremithane Mah. 4406 sk. Müzeyyen Boro ‹flhan› No: 9 kat: 1 Dair e 13 Tel-faks: 0 324 232 15 74 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemer Kaya Mah.Kundurac›lar Cad. Dedeo¤lu Sokak Pustular ‹fl Han› Kat: 1 No: 33 Tel-faks: 0 462 321 59 93 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9 Tel: 0 372 252 51 79
Adalet
Tarih, 10 Ocak 1984. Metris idaresi, tok sesli bir anonsla tutsaklara sesleniyor; “Bundan böyle Tek Tip Elbise giyilecektir. Herkes giymek zorundad›r. Bu bir devlet politikas›d›r. Tüm tutuklular, pantolon, gömlek, bo¤azl› kazak, ceket, palto, mont... gibi sivil elbiselerini idareye teslim etmelidir...” 10 Ocak 1984, anonsun biraz sonras›; tek bir slogan, tarihe not düflüyor: "TEK T‹P ELB‹SE G‹YMED‹K G‹YMEYECE⁄‹Z!" Tarihin günüyle, saatiyle, hatta dakikas›yla hat›rland›¤› anlar vard›r bunun gibi. O an sarfedilen tek bir söz, al›nan tek bir tav›r, o an›n ötesine taflan, y›llara, ony›llara uzanan izler b›rak›r tarihe. ‹flte bu an, bu slogan öyle anlardan biriydi. Bu slogan, ko¤ufllarda barikat oldu. Slogan, açl›k oldu. Slogan, dört flehit oldu. Tarihe düflülen not, flehitlerin kan›yla pekiflti. * 29 May›s 1984... Anonsun, yaklafl›k dört ay sonras›. Tart›flmalar, haz›rl›klar içinde geçen üç aydan sonra açl›¤a yat›lm›fl. 29 May›s’›n›n sabah›nda, baflka bir slogan yank›lanacak cuntan›n hapishanelerinde: “Yaflas›n ölüm orucu direniflimiz!” Yapt›klar›n› savunan, savunduklar›n› yapanlar›n tarihe düfltü¤ü, silinemez bir not daha. Bu slogan, 1996’da yeniden yank›lanacak hapishanelerin duvarlar›nda. Bu slogan 2000’de Armutlu’nun sokaklar›nda yank›lanacak. Bu slogan, F tiplerinde yank›lanacak. * Direniflin oldu¤u her yerde, teslim olanlar, yalpalayanlar da oldu. Direnenler, bedenlerini zulme siper eder-
Foto¤raflarla
‹çindekiler 3... 5... 8... 10... 11... 12... 14... 16... 17... 18... 19... 21... 22... 23... 24... 26... 29... 31... 32... 33... 37... 39... 41... 42... 43... 44...
47... 48... 49... 50...
MGK Türkiye’yi yönetiyor peki Türkiye’yi kim yönetiyor? Zaferin garantiside budur! Hücrede tek bafl›na direnifl ordular› ‹mzadan korkuyorlar... Enver Yan›k Sincan F Tipini anlat›yor... fiadi Özpolat Türkiye ve Dünya kamuoyuna gerçekleri aç›klad› Ah bir bitseydi! Gençlik yarg›lanamaz! NATO: M‹T’i, Polisi ve bas›n› yalanlad› Ya Amerikan’c› Filistin ya Ba¤›ms›z Filistin AB için çat›flanlar›n soygun ve zulümde fark› ne? Avrupa’da bask› yasalar› Bir Kemalist nas›l bir parti ister? S›rt›n› nereye dayar? Ba¤›ms›z Türkiye... Kuledeki ayd›n kurtar›c› bekliyor Biz hiç teslim olmad›k! Yetki Kamu-Sen’e verilemez! Polis kendini anlat›yor... Çözüm: ‹flkence nas›l önlenir? Göç ve iflsizlik-3... NATO’ya, IMF’ye ABD’ye göbe¤inden ba¤›ml› Daha öncekilerde kalkt› m› ki? Yönetememe krizinin partileri “Yanl›fll›kla” katleden kültür Ege’de denetim-Filistin’de iflgal Solda yeni aray›fllar m›? “Düzen solunun pazarlanmas› m›? Solun Beyni: Bölüne, Bölüne... Üç halk sanatç›s›, Anadolu ayd›n›, Kavga adam› Kahramanlar Ölmez Bas›n TV... K›r›l›r yalan›n çark›...
MGK Türkiye’yi yönetiyor Peki MGK’y› kim yönetiyor?
S
on MGK toplant›s›n›n ard›ndan “MGK AB yolunu açt›” diye burjuva medyada büyük bir sevinç yafland›. “Yolu aç›p kapama yetkisi”nin MGK’da oldu¤u bir kez daha görüldü. Bir kez daha görüldü ki, bu ülkeyi MGK yönetiyordu. Bunu art›k herkes biliyor. Biz burada bir baflka soru sormak istiyoruz: Peki MGK’y› kim yönetiyor? GK kim? Yine herkesin bildi¤i ve pek gizlenmesine de gerek duyulmad›¤› gibi, MGK generaller veya baflka deyiflle ordu demektir. Bu ordunun resmi s›fat›, Türk Silahl› Kuvvetleri’dir. Ama, bu silahl› kuvvetler, Türkiye’de bir gece darbe yapt›klar›nda, Amerikan politikac›lar› ve generalleri sevinçten yerlerinden z›pl›yorlar. Onlar, yani Türk Silahl› Kuvvetleri’nin Genelkurmay›, Amerikan Genelkurmay›na göre “bizim çocuklar”d›r. Ve bunda hiç kuflkusuz bir gariplik vard›r. Onlar, darbe yapt›¤›nda, bir de emperyalist tekellerin ülkemizdeki iflbirlikçileri “art›k gülme s›ras› bizde” demifllerdir. Sadece bu iki örne¤e bak›ld›¤›nda bile, Amerikan›n ve onlar›n iflbirlikçilerinin yüzünü güldürmeyi, onlar›n huzurunu, istikrar›n›, güvenli¤ini sa¤lamay› asli görevleri sayd›klar› aç›kça ortaya ç›k›yor. Bu noktada ikinci sorumuzu soral›m: MGK, gerçekten milli mi? u soru zorunludur; çünkü, MGK-ordu’nun Avrupa Birli¤i’ne girifl konusunda, sürekli “ulusal ç›karlar›m›z”dan, “Türkiye’nin hassasiyetleri”nden sözetti¤ine tan›k olunuyor. Bu ülkeye d›flar›dan bakan biri, sanki bu ülkede Türkiye’nin ç›karlar›n› düflünen yaln›zca generallermifl san›r. Milliyetçili¤i kimseye b›rakmazlar. Ülkenin as›l sahibiymifl gibi davran›rlar. Sorumuzun cevab›na gelmek için, MGK’n›n kuruluflunu da k›saca hat›rlayal›m. illi Güvenlik Kurulu’nun tarihi genellikle 1961 Anayasas›’na dayand›r›l›r. Bir yan›yla do¤rudur. Çünkü Milli Güvenlik Kurulu, ilk kez, 1961 Anayasas›’yla “Anayasal bir kurum” olarak idari mekanizmaya dahil olmufltur. Ama gerçekte bu oluflumun tarihi biraz daha önceye uzan›r. Milli Güvenlik Kurulu’nun önceli, 1949’da kurulan Milli Savunma Yüksek Kurulu’dur. Milli Savunma Yüksek Kurulu’nun kurulufl, görev ve yetkileriyle, Milli Güvenlik Kurulu’nun kurulufl görev ve yetkileri büyük oranda benzer. Milli Savunma Yüksek Kurulu ise, 1947’de Amerika’da oluflturulan Milli Savunma Konseyi’nden esinlenerek kurulmufltur. Gerek bileflimi, gerekse de görevi, Amerika örne¤ine göre flekillendirilmifltir. K›sacas›, 1949’dan itibaren devlet örgütlenmesi içinde yer alan Milli Savunma Yüksek Kurulu, 1961 Anayasas›’yla “anayasal bir organ” haline getirilmifltir. 949... Bu tarih, bu kurumun görevinin, misyonunun anlafl›lmas› aç›s›ndan önemlidir. 1949-50 ve izleyen y›llar, Türkiye’nin yenisömürgelefltirildi¤i, ve devlet mekanizmas›n›n yukar›dan afla¤›ya faflistlefltirildi¤i y›llard›r. MGK, bafl›ndan itibaren emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n ve faflist politikalar›n en tepedeki yürütücüsü olarak varolmufltur. MGK’n›n, nisbi demokratik haklar sa¤layan 1961 Anayasas› içinde kurumlaflt›r›lm›fl olmas›, bu niteli¤ini de¤ifltirmez. 1961 Anayasas›, nisbi demokratik haklar›n yan›s›ra, ayn› zamanda
M
B
M
1
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
3
yürütmenin, faflist devlet anlay›fl›na uygun olarak güçlendirildi¤i, bir bütün olarak siyasi-idari sistemin yeni-sömürgecili¤e uyumlu hale getirildi¤i bir anayasad›r. e gelelim bugüne. ABD’yle peflpefle anlaflmalar›n imzaland›¤›, NATO’ya, IMF’ye üye olunan 50 y›l›n sonunda, bugün Türkiye’nin, emperyalizmin elinde oyuncak haline gelen bir ülke durumuna düflürüldü¤üne kuflku yoktur. Art›k herfleyine IMF’nin karar verdi¤i bir ülkedir. Baflbakanlar›n›n utanmazca, flunu yapamay›z, IMF’ye söz verdik diyebildi¤i, Genelkurmay baflkan›n›n ayn› utanmazl›kla “IMF bizi yar› yolda b›rakmaz” diyebildi¤i bir ülke durumunday›z. Emperyalistlerin istedi¤i herhangi bir fleyde itiraz edecek gibi olsalar, “kredileri keseriz” tehditleriyle her fley bitiyor. IMF’nin, Dünya Bankas›’n›n eline bakan muhtaç bir ülke tablosu, kimin eseridir peki? Milliyetçili¤i kimselere b›rakmayan MGK’n›n, Genelkurmay›n d›fl›nda m› oldu bütün bunlar? Zerre kadar ulusal ba¤›ms›zl›¤›m›z kalmam›flsa, bafl sorumlu MGK’d›r, ordudur. Onlar›n milliyetçilikleri roldür; ard›ndaki gerçek budur. E¤er bu ülke sat›lm›flsa, bafl sorumlu MGK’d›r, ordudur. Onlar›n “ülkenin as›l sahibi” görüntülerinin ard›ndaki gerçek budur. E¤er gerçekten bu ülkeye sahip ç›k›yor olsalard›, gerçekten ba¤›ms›zl›¤a düflkün olsalard›, gerçekten milli olsalard›, 50 y›ld›r yönettikleri ülkenin bu hale gelmesine izin vermezlerdi. ‹zin verdiklerine, daha do¤rusu, bu ba¤›ml›l›¤› bizzat kendileri gerçeklefltirdiklerine göre, MGK ad›ndaki bu kurumun, millilikle uzaktan yak›ndan ilgisi yoktur. 961’den bugüne, “anayasal” olarak da sistem içinde belirleyici bir mevkide bulunan Milli Güvenlik Kurulu, bütün bu süre boyunca al›nan tüm ekonomik, siyasi, askeri kararlar›n da sorumlusudur. Emperyalistlerle yap›lan tüm ekonomik, siyasi, askeri anlaflmalar, MGK’n›n onay›ndan geçmifltir. Dolay›s›yla, bugün bu ülkede, “millilik” iddias›nda bulunamayacak tek bir kurum varsa, o da MGK’d›r. Amerikan emperyalizmiyle, Avrupa emperyalizmiyle, flu veya bu konuda çeliflkileri olan düzen partilerinin iktidar oldu¤u dönemlerde de, emperyalizmle iflbirli¤i kesintisiz sürmüfltür. Bunu sa¤layan da MGK’d›r. Bunun günlük siyasetteki adland›r›l›fl› “devlet politikas›”d›r. Yani iktidarda hangi parti olursa olsun, bu politika uygulanacakt›r. Emperyalizme uflakl›k da, iflte böyle bir devlet politikas›’d›r, ve MGK’n›n himayesinde kesintisiz sürdürülür. u tablodan ç›kan sonuç da fludur; MGK, halk için, vatan için de¤il, IMF ve NATO için, ABD ve AB için kararlar al›yor. Ç›kard›klar› her bask› yasas›, engel-
V
1
B 4
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
ledikleri her demokratikleflme, Türkiye halk›n›n güvenli¤i ve gelece¤i için de¤il, onlar›n güvenli¤i ve gelece¤i içindir. MGK’n›n AB konusunda “ayak sürüyor” görünmesinin nedenini ise, aylar önce yazm›flt›k; MGK, AB içine, kendi konumunu koruyarak girmek istiyor. AB’yle bütün çeliflkisi bunun üzerinedir. Sonuçta ABD veya Avrupa emperyalizmine herhangi bir konuda direnme durumunda de¤illerdir, buna güçleri de yoktur, niyetleri de. Bu ba¤›ml›l›¤› gizlemek, AB’ye girerek düpedüz bir uyduya dönüflmeyi perdelemek ve sonunda, generallerin s›k s›k tekrarlad›¤› gibi “onurumuzla girdik” demek için de “terör listesi” demagojisini sürdürdüler aylarca. ny›llard›r, katlettiren, iflkence tezgahlar›n› çal›flt›ran, kaybettiren, infazlar yapt›ran MGK, iflte tüm bunlar› da ayn› odaklar›n ç›karlar›n› korumak için yapt›rd›. Cuntalar› bunun için yapt›lar. F tiplerini bunun için yapt›lar. Ola¤anüstü Hal’leri bunun için ilan ettiler. Millilikle hiç bir ilgisi olmayan bir kurum, “milli güvenlik” ad›na, ony›llard›r zulüm uyguluyor, “huzur ve istikrar” ad›na halk› aç b›rak›yor, yoksullaflt›r›yor. Kahkonenler, Cotarelliler gelip bu ülkede teftifller yapabiliyorsa, IMF, iflçiye, memura zam yapmay›n diye talimat verebiliyorsa, MGK ve ordu sayesindedir. Yabanc› ve yerli-iflbirlikçi sömürücülerin bu ülkedeki bekçisi MGK’d›r. MGK’n›n 50 y›ld›r uygulad›¤› politikalar sayesinde, yurtseverler zulüm alt›nda, halk aç, tekeller cirit at›yor.
O
50 y›ld›r MGK yönetiyor bu ülkeyi... E¤er gerçekten milli olsalard›, gerçekten ülkeye sahip ç›ksalard›, bu ülke bugün bu durumda olur muydu? Bu ülke bugün IMF’ye avuç açm›fl, ABD’nin üssü olmufl bir haldeyse, halk yoksul, yurtseverler zulüm alt›ndaysa, bafl sorumlu 50 y›ld›r yönetenler de¤ilse kimdir !
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r
Direnifli büyüten, geleneksellefltiren inanç ve iddiad›r
ZAFER‹N GARANT‹S‹ DE BUDUR! “Direnifli k›sa bir süreçle s›n›rlayan küçük-burjuva haHer büyük çat›flma, yalleri tek tek y›k›l›yor, umutsuzluk, y›lg›nl›k, aray›fl baflbüyük ayr›l›klar› da beraberinde getirir gösterebiliyordu. Her büyük, tayin edici çat›flma, çetin tart›flmalar, derin Direnifl özveri istiyordu. Can istiyordu. Herfleyden önayr›l›klar, büyük savrulmalar da demektir. S›n›flar mücadelece sa¤l›kl› bir kafa yap›s›, kendine güven ve devrime ba¤l›sinde bunun istisnas›n› bulmak çok zordur. 2000-2002 direl›k istiyordu.” (Bir Direnifl Oda¤› Metris’ten) niflinin öncesinde de, direnifl sürerken de, çok yo¤un ve flidBunlara sahip olanlar direndiler. detli tart›flmalar yaflanm›fl ve yaflan›yor olmas›, bundand›r. Bunlara sahip olanlar, direnerek, son sözü söyleyenAyr›l›klar›n, direnifl yan›nda ler oldular. olduk hep. ‹ddialar›n›, kendine güvenleY›llar sonra dahi izah Apo’lar, ayr›l›¤›n, yar›nlar rini pekifltirip, zulmün karanl›¤›edemediler o dönemi ve takarfl›s›nda aln› aç›k, bafl› dik olana karfl›, mücadelenin ve örgütcak yan›n› temsil ediyorlard›. lenmenin yolunu açan oldular. v›rlar›n›... Muhasebe yapOnlar›n “siyasi intihar”dan Devrimci Sol tutsaklar›n›n mayanlar, iddia ve hedefle- “baflaramazs›n›z”a uzanan söyçizdi¤i direnifl çizgisi hapishanelemlere tek bir cevab› vard›: lerde kazan›mlar›n yolunu açar- rini diri tutamayanlar, be"Bu konuda görev al›rken ken, bundan daha önemli ve be- yinlerini burjuvaziye ve rehiçbir tereddütüm olmad›, olalirleyici olarak, cuntan›n yaratmazd›. Çünkü gelinen sürecin t›¤› pasifikasyonun k›r›lmas›n›n formizme kapatamayanlar, özelli¤i (...) böyle hareket etmeda yolunu açm›fl oldu. y›llar sonra bugünleri de mizi gerektiriyordu. Hareketle bütünleflmifl, ona gönül vermifl, “84 Ö.O. ile birlikte hapisizah edemeyecekler... onun saflar›nda mücadelenin bir hanelerde kendini yeniden yaçok aflamalar›ndan geçmifl bir miratma savafl› kazan›lmasayd›; litan›n ölümü seve seve göze almas› kadar kutsal, do¤al bir karfl› devrimin ideolojik, siyasal, kültürel kuflatmas› da yafley olamaz." r›lamazd›. Dünyada ve ülkemizde esen anti-komünist rüzgarlar›na, yaflam›n devrimcilefltirilmesiyle, ideolojik netli“Tek bafl›na kalmak”tan ölüm orucu “eylem biçimine” ilifl¤in sa¤lanmas›yla, sapk›n ak›mlara karfl› durulmas›yla ve kin tart›flmalara kadar, zulmün sald›r›s› karfl›s›nda “geri çekildirenme çizgisiyle cevap verildi. Tek bafl›na kal›nsa dahi me”, “ak›ll› olma” taktiklerinden ölüm orucuyla “fiili direnifl”in sosyalizm ve devrim inanc›ndan asla vazgeçilmeyece¤i doskarfl› karfl›ya getirilmesine kadar, tart›flmalar›n hiçbiri özünde ta düflmana hayk›r›ld›.” (Bir Direnifl Oda¤› Metris’ten) yeni de¤ildir. Ama mesela, “yaflam›n kutsall›¤›”na iliflkin tart›flmalar, özünde olmasa da en az›ndan biçimsel olarak, kavramEgemen s›n›flarla ezilenler aras›ndaki her çat›flma, dösal olarak “yeni” say›labilir. Çünkü o zaman, birincisi; Avrupanemsel koflullardaki tüm farkl›l›klara ra¤men, özde ayn›c›l›k, sivil toplumculuk, henüz ayd›nlar›m›z›n beynini bu kadar l›klar tafl›r. Kimse, 1984 Türkiyesiyle, 2002 Türkiyesinin zehirlememiflti, ikincisi; 1984’ün o koflullar›nda ayd›nlar, hekoflullar›n›n ayn› oldu¤unu söyleyemez elbette. Ama 1984 nüz seslerini ç›karabilecek durumda de¤illerdi. ölüm orucu direnifliyle, bugünkü direnifl aras›nda bir çok Onlar›n rahatça konuflabilmesi için de, bedeller ödenayn›l›klar oldu¤unu da kimse inkar edemez. mesi gerekiyordu. Ayn›l›k, direniflin özüne dairdir. Ayn›l›k, düflman›n ve direniflçilerin amaçlar›na dairdir. Bu anlamda, 1984 ölüm orucunu anlatan “Bir Direnifl Oda¤› METR‹S” ve “Direnifl Ölüm Yaflam 1”den yap›lacak bir kaç al›nt› bile, sizleri o günlere götürecek, ve o günlerle bugün aras›ndaki paralellikleri ortaya koymufl olacakt›r.
Dü¤üm Noktas›; Bedel ödeyip ödememe; Direniflin, açl›k grevlerinin o güne kadarki düzeyi ve biçimiyle, zulmün bu son sald›r›s›n›n gö¤üslenemeyece¤i ortadayd›. Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
5
türkümüz bitmedi sesimiz daha yitmedi biz hala türkü yak›yoruz kavgada direniflçilerin k›zg›n soluklar›nda direniflçilerin alev soluklar›nda
Tart›flmalar tart›flmalar› izliyor, ama bir sonuca ulafl›lam›yordu. Peki neden? Çünkü; Özal hükümetinin gelifliyle birlikte ‘demokrasi gelecek’ söylemi, oldukça taraftar bulmufltu. “ANAP iktidar›n›n hapishanelerde iyilefltirmelere gidece¤ine umut ba¤land›. "Bekleyelim" dediler. Beklemek hapishanelerde hergün bir ad›m daha teslimiyet demekti. Beklemek cuntan›n eline geçirmifl oldu¤u psikolojik üstünlü¤ü daha da ilerletmesi demekti. Art›k karar verilmeliydi. Ya direnilecek, ya da hergün teslimiyetin kap›lar› yumruklanacakt›. Cuntan›n yaratt›¤› bu psikolojik üstünlü¤ün önüne bedenlerle barikat kurulmal›, devrim ve sosyalizm savunulmal›yd›.” Direnifli örgütlemek yerine, bofl beklentilerle oyalanmak... Bir gerekçe bulunuyordu hep; o gün cuntan›n sivilleflmesi, sivil ANAP iktidar›n›n iflbafl›na gelmesiydi... Bugün AB’ye girifl, Kopenhag kriterleri, demokratikleflme... Kendi d›fl›ndaki bir güce bel ba¤lamak isteyen, o gücü bir biçimde buluyor. Böyle bir gücün olmamas›, s›n›flar mücadelesinde, halk›n egemenlere bel ba¤layarak bir yara varamayaca¤› gerçe¤i bir yana; mesele bedel ödemekten kaç›fl olunca, hayaller, beklentiler, kurgularla da olsa böyle bir güç yarat›l›yor. Zulmün, sömürünün bafl sorumlular›nda bile “ilerici”, “çözümden yana” özellikler keflfediliyor, yüzy›ll›k emperyalizmin de¤iflti¤i keflfi yap›l›yor.
Burjuvazinin ideolojisinden beslenenler, dillerinde de onlar›n kavramlar›n› tafl›rlar “Ve bedenler yat›r›ld› açl›¤a. Bir yanda direnifl, bir yanda teslimiyet sürüyordu. Metris Hapishanesinin duvarlar› direniflin onuruyla birlikte teslimiyetin de utanc›n› yafl›yordu...” Çeflitli teorilerle ölüme yatmaktan uzak duranlar, ölüme yatanlar› suçlamaktan da geri kalmad›lar. Çünkü kendi gerçeklerini ancak böyle perdeleyebilirlerdi. "Siyasi intihar" dediler. Oysa bu bir siyasi varolufltu. Ölerek yaflanacakt›. Gerekti¤i anda, gerekeni yapmayanlar, siyasi olarak ölecekti. Siyasi intihar, direniflin içindekileri de¤il, ama direniflin d›fl›ndakileri tan›mlayan bir kavramd›. Devrimci Solcular "siyasi kimli¤imizle yaflamak istiyoruz" diyorlard›. “Cuntaya geri ad›m att›r›lamaz... baflaramazs›n›z...” teorilerinin bir baflkas›yd›. Evet, hemen o gün, o süreçte, somut kazan›mlar›n güvencesini kimse veremezdi. S›n›flar mücadelesinde ancak “zafer” mutlak oldu¤unda çat›fl›ld›¤›, direnildi¤i görülmüfl de¤ildi. Ama e¤er bir zafer mümkünse, bu ancak ve ancak direnerek kazan›labilirdi. “Geri ad›m att›r›lamaz” teorisi, ruhlardaki ve beyinlerdeki yenilgi ve y›lg›nl›k halinin ürünüydü. Kolay zaferler yoktu bu mücadelede. O gün “siyasi intihar” demifllerdi. Bugün tarikat, mürid!... “Öncü savaflç›l›k” saçmal›klar›yla sald›rm›fllard› ölüm orucuna. Çünkü kadrolar ölüme yatm›flt›! Bugün, reformist, legal partici çevreler, ayn› saçmal›¤› sürdürdü.
6
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r Ama yine de bir “zay›fl›¤›” vard› bu saçmal›¤›n; ölüme yatanlar, sadece kadrolar da de¤ildi, kadrosu, taraftar›, halk iliflkisi, yüzler ölüme yatm›flt› 2000’de. Onun “aç›klamas›n›(!) da öteki legal particiler bulmakta gecikmedi: “Örgüt karar›yla, zoruyla...” ölüme yat›l›yordu, “birey iradesi” yokedilmiflti. Bu teori, cuntac›lardan devral›nm›fl bir teoriydi. 1984’de esas olarak cuntac›lar bu iddialarda bulunuyordu. 2000 Türkiyesinde ise, o zamandan farkl› olarak kendine “solcu” diyenler de seslendiriyordu bu demagojileri. Siyasi intihar, veya tarikat, mürid... Tüm bu tan›m ve kavramlar, esas›nda ayn› ideolojiden besleniyor. Bu kavramlar› kullananlar, bu ideolojiyle besleniyor. Bu ise, düzenin, emperyalizmin ideolojisinden baflka bir fley de¤il.
burada. “Herkes birlik olsun” denir, olsun, kim istemez? “Kimse ölmesin” denir. ölmesin, kim ister ölmeyi? Ama faflizmle devrimin, emperyalizmle halklar›n böylesine fliddetli bir biçimde karfl› karfl›ya geldi¤i anda “kimse ölmesin” demek, “yaflay›n” demek gerçekte hiç bir fley dememektir.
‹ktidar hedefi ve iddias› zay›fsa, dimdik durulamaz, dimdik yürünemez
“Kitlenin tüm kat›l›m›n› sa¤layan eylem en çok istenen eylemdir, ama herhangi bir eylemi baflarmak için bu mutlaka gerekli de¤ildir. Gerekli olan, eylemin do¤ru zamanlamas›, do¤ru politik taktik ve hedefleridir; eylemin mant›¤›na uygun, dipdiri ilkeleridir. En somut biçimiyle eylemin, mücadelenin o aflamas›nda ihtiyaç olarak kendini dayatmas›, amaca ulaflmas›n›n en uygun yolu durumunda olmas›d›r. Bunun içindir ki, bir eylem için en elveriflli tüm koflullar›n gerçekleflmesini beklemek, ço¤u zaman sorunu idealize etmekle özdefltir. Ve sürekli en ideal koflullar beklendi¤i için bir türlü zaman›nda ve do¤ru taktiklerle ad›m at›lmaz, sürecin gerisine düflülür, inisiyatif hep çat›fl›lan güçte kal›r. Bunun için devrimciler, mutlaka herkes kat›ls›n mant›¤› içinde, mücadelenin önüne kendi elleriyle barikat oluflturma hatas›na düflmemifl, koflullar dayatt›¤› noktada tüm kitle kat›lmadan da baflar› sa¤lay›c› taktikler uygulanm›flt›r.” (Bir Direnifl Oda¤› Metris’ten)
Çat›flmalar, de¤iflik koflul ve alanlarda tekrarlan›r. Her kesim, önceki çat›flmalardan ders ç›karabildi¤i ölçüde, bir sonrakinde do¤ru tutum alma flans›na sahiptir. Ders ç›kar›lmayan yerde, yanl›fllar, savrulmalar kaç›n›lmazd›r. Böyle bir muhasebe yap›lmad› solda. Y›llar sonra dahi izah edemediler o dönemi ve tav›rlar›n›. Geçifltirdiler. Özelefltiri yapmad›lar. Özelefltiri ad›na çok s›n›rl› bir kaç cümle sarfedenler de, bunu gerçekten bir muhasebe kayg›s›yla de¤il, üzerlerindeki bask›dan kurtulma kayg›s›yla yapt›lar. Böyle yapt›klar› için de, esas›nda, o günkü reformist düflünce ve teorilerden kesin bir biçimde kopamad›lar. S›n›flar mücadelesinde bedel ödemeyi, feday›, sa¤lam bir yere oturtamad›lar. Kah elefltirdiler, kah övdüler, ama ne elefltirilerini, ne övgülerini içsellefltiremediler. 84’te Anapsivilleflme beklentilerine kap›lanlar, muhasebesi yap›lmam›fl bu beklentiyle, pekala y›llar sonra “uluslararas› standartlara” s›¤›nabildiler. Sorunun özü, iktidar hedefi ve iddias›d›r. Bu iddian›n zay›flad›¤› yerde, hemen her türlü düflünceden, propagandadan etkilenmek kaç›n›lmazd›r. Sa¤dan soldan etkilenirsen, ürkek hale gelirsin. Ne savundu¤unu, ne yapaca¤›n› bilemezsin. En keskin söylemleri de, en reformcu hayalleri de, ayn› beynin içinde tafl›rs›n. Reformizmin elefltirileri karfl›s›nda dik duramazs›n. Solun önemli bir k›sm›na hakim olan da bu durumdur. Bugünkü ayr›l›klar›n, b›rakmalar›n, direnifli bir bütün olarak kucaklayamaman›n, “baflar›s›zl›k” teorileriyle terkedifllerin kayna¤› da buralardad›r.
Devrim bayra¤›n› yere düflürmemek için, kararl›, inançl›, “tek bir el” de yeter! Türkiye solunda, düflmanla çat›flmaya paralel yürütülen bir çok tart›flman›n “gereksiz” oldu¤unu belirtmek gerekir
Sanki birileri, tüm siyasi gruplarla birlikte direnmek mümkünmüfl de, o buna ra¤men, “tek bafl›na” direnifle bafllam›fl. Sanki birileri, “ölmeden” sald›r›y› püskürtmek mümkünmüfl de, buna ra¤men, ölümlere yatm›fl! Yeni de¤ildir bu tart›flmalar. Yüzlerce kez tart›fl›lm›flt›r. Muhasebesi yap›lm›flt›r.
1984’ün Türkiyesinde “siyaset ço¤unlu¤una” karfl›n, iki siyasi hareket devrim bayra¤›n› yukar›da tuttular. Tüm bedeller göze al›narak o bayrak yukar›da tutuldu¤u içindir ki, bayra¤›n alt›, gün geçtikçe kalabal›klaflt›, bayra¤›n alt›nda savafl gelifltirildi. O gün Mamak’larda, Metris’lerde beyaz bayrak çekenler, hala o bayraklarla dolafl›yor siyaset arenas›nda. Teslim olmak, düflman›n hapishanede flu veya bu yapt›r›m›n› kabul etmifl olmakla s›n›rl› de¤ildir. O iflin sadece biçimidir. Teslim olmak, devrim iddias›ndan vazgeçmektir. Teslim olmak, emperyalizme ve oligarfliye karfl›, ba¤›ms›zl›k, demokrasi, sosyalizm savafl›ndan vazgeçmek demektir. ‹flte bunun için, y›lg›nl›¤a, kaç›fla, statükoculu¤a, “intihar, tarikat, mürid” diyenlere, “baflaramazs›n›z” diyenlere, yalpalayanlara ra¤men, ölünüyor, ama teslim olunmuyor. Apolar’dan Berdanlar’a, Berdanlar’dan Fidanlar’a, Gülsümanlar’a, Sevgiler’e, Nailler’e, Gültekinler’e, Do¤anlar’a uzanan bu gelenek, iktidar ufkundan ay›rm›yor gözünü. Direniflimiz, iddiam›zd›r. Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
7
1 9 8 4
Hücrede Tek Bafl›na Direnifl Ordular›
1 9 9 6
Direniflteki tutsaklar›n büyük ço¤unlu¤unun avukatl›¤›n› yapan, Halk›n Hukuk Bürosu F tiplerindeki tecrit koflullar›n›n hangi boyutta uyguland›¤›n› yapt›¤› aç›klamada verdi¤i örneklerle gösterdi: “Edirne F tipi hapishanesinde müvekkilimiz Ali Osman Köse B1 blokta tek bafl›na tutulmaktad›r. Bu blokta ifl atölyelerinin bulundu¤u bölümün alt›nda tutulmaktad›r.” Tek kiflilik hücreler yetmiyor, tek kiflilik blokta, yani onlarca hücrenin bofl tutuldu¤u bir bölümde tek bafl›na tutulan bir tutsak. Yüzlercesi de tek kifliliklerde. Halk›n Hukuk Bürosu, 1 May›s’ta yürüyüfle kat›lan 8. ölüm orucu ekibi direniflçilerinin de tek kiflilik hücrelere al›nd›¤›n› duyurdu; “Sincan, Edirne, Tekirda¤, K›r›klar ve Kand›ra hapishanesi idareleri ölüm oruçcular›n› "akl›n›z bafl›n›za gelsin, hücrede biraz düflünün..." diyerek bulunduklar› üç kiflilik hücrelerden tek kiflilik hücrelere alm›fllard›r.” *** Emperyalizmin dünya düzenine, oligarflinin zulmüne karfl› direnme iradesi ve cüreti gösterenler, y›lmadan, e¤ilip bükül-
2 0 0 0 . . . 2 0 0 2 8
Direniflçiler tek bafllar›na hücrelerdeler. Emperyalizmin ve oligarflinin zulüm ordular›na karfl› direnifl ordular›n›n sars›lmaz inanc›yla yürüyorlar...
direnme savafl› sürüyor 599. gün
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
meden yolunda yürümesini bilenler gerçekte o hücrelerde tek bafllar›na m›d›r? Asla! Milyonlar›n zulme ve sömürüye karfl› direnifllerini temsil ediyor olmalar› bir yana, böyle bir inanç ve kararl›l›k devasa ordular›n gücüne bedeldir. Onlar tek bafllar›na birer direnifl ordusu gibidir. Tek bafl›na hücrelerde bir direniflçi efli benzeri görülmedik bir kuflatman›n ve sald›r›n›n karfl›s›ndad›r. Her yan›ndan en geliflmifl silahlardan f›rlat›lan ilkel oklar teninde ancak bir kesik kadar yara açabiliyor ancak. Zehirli oklar hücum ediyor bir ya¤mur gibi. Bedene saplan›p bir gedik açmak, tüm hücreleri, organlar› öldürmek, giderek bedenini yoketmek istiyor zehirli oklar. Direnmek anlams›z, 91 kere öldün hiçbir fley kazanamad›n, hem zaten tek bafl›na kald›n, b›rak direnmeyi diyorlar. ideolojik-siyasi olarak kararl›l›¤›n› k›rmak için emperyalist karargahlarda üretilip ellere tutuflturulan ne kadar zehirli ok varsa f›rlat›l›yor direnifle kesmifl bedenine... Bir sine¤in v›z›ldamas› kadar etkisiz ve çaresiz zehirli oklar. Direniflin gücüyle bir sinek gibi eziyor zehirli oklar›, ayaklar›n›n alt›nda. Kimseleri zehirlemesin, yokedemesin Anadolu’nun umudunu diye. Dava büyük, biliyor. Kavga, tarihin gördü¤ü en onurlu kavgalardan biri, bunun fark›nda. Direnmenin ne kadar anlaml› oldu¤unu Spartaküs’ten bu yana biliyor. Tarihin bilgeli¤iyle donanm›fl, yo-
lunu tarihin düflürdü¤ü ›fl›kla ayd›nlatm›fl, yükünün a¤›rl›¤›n› bilerek yürüyor. Kim demifl onlar hücrelerde yaln›z diye; ne kadar çoklar oysa. Bu onurla kuflanm›fl tüm hücrelerine kadar. Her hücresi direnifl ordusunun bir savaflç›s›. Vurulup düflen ölüyor, gövde yeniliyor hücreyi. Bilimin yasalar› iflliyor direniflte. T›p, fizik bilimini altüst eden direnifl, tarih biliminden ö¤rendiklerini, tarihi unutanlara, unutturmak isteyenlere yineliyor; son sözü biz söyleyece¤iz. Tarih yazd› bunu, yeniden kan›tlayaca¤›z. Ve zulüm diyor ki; “akl›n›z bafl›n›za gelsin... hücrede düflünün biraz...” Ne acizlik! Bu ne bofl u¤rafl! 19 Aral›k’ta “bir daha devletle bafledemeyeceklerini anlam›fl olmal›lar” dediler. F tiplerinde “akl›m›z bafl›m›za gelsin” diye zulüm ve iflkence uygulad›lar. Yaln›z de¤illerdi bunlar› söylerken; kimileri de “ak›ll› solcu” olmam›z› istedi. Ne oldu? Biz direnmeye devam ediyoruz. Bu düzenin istedi¤i anlamda hiçbir zaman da “ak›ll›” olmayaca¤›z. Düflünün diyor zulüm... Bu yolda yürümeye bafllamadan önce az m› düflündü direniflçiler. Yerde gökte tart›flmad›k hiçbir fley b›rakmad›lar. 20 Ekim 2000 gününde “söz eylemini bitirdi...” dediklerinde verilmiflti karar; direnilecek, zulme teslim olunmayacak. Direndiler; Anadolu’nun isyan tarihine en onurlu sayfalar› yazarak. Direniyorlar; bir bafl›m›za da olsak zulmün karfl›s›nda yolumuzdan dönmeyiz diyerek. Evet düflündü her biri binlerce kez. Büyük düflünceler için büyük bedelleri göze alarak girdiler bu kavgaya. Yan›bafllar›nda tutufltu yoldafllar›, yürekleri yand›, ama titremedi da¤ gibi yürekleri. Çünkü onlar; “Bir mermi de benden aslan›m bir mermi de benden zafer toplar›, mübarek namlular” diyenlerin yolundan yürüyor. 91 kez v›nlad› zulmün ba¤r›nda o mermiler. 91 kez delip geçti yalanlar›, zulmün barikatlar›n›. *** ‹ki barikat karfl› karfl›ya çarp›fl›yor. Bir yanda direniflin 91 flehitle ördü¤ü, yüzlerce gazinin etraf›nda hale kurdu¤u barikat, öte yanda zulmün barikat›.
Direniflin barikat› aç›k, pürüzsüz, erimifl bedenlerden örülü. Zulmün barikat› türlü türlü. ‹ki y›ld›r kim, hangi tu¤lay› tafl›d› o barikatlara, tarih tan›kt›r. Onlarca teoriyle zulmün barikatlar›na tafl›nan her tu¤la, Türkiye’de “sol” ad›na konuflanlar›n, sendikalardan, kitle örgütlerine kadar tüm kesimlerin resimlerini çekti adeta. Devrimcilik, demokratl›k, ilericilik ad›na dilden dökülenlerin, beyinlerle ne kadar tezat oldu¤unu ortaya ç›kard›. Direniflin güncesine belgeler aktard› her tu¤la. Bir yan›yla reformizmin sol beyni ne hale getirdi¤i gerçe¤i görüldü. Herkes bu gerçeklere göre kaç›n›lmaz olarak yeniden düflünmek, yeniden kendi gerçe¤ini tart›flmak zorundad›r. Bugün bundan kaçan, yar›n kaçamaz. Yar›n kaçsa, öbür gün kaçamaz. 1984 direniflinin ortaya ç›kard›klar›ndan kim ne kadar kaçabildi ki. Kaçmak için çaba harcayanlar “Brest Litovsky”den “cepte keklik mi sand›n›z”a geldiler. Kaç›fl›n sonu budur. Kim hangi cephede yer ald›, kim hiçbir cephede yer almayarak hangi barikata tu¤la koydu, “zaman› geldi¤inde tart›fl›lmas›na” bile gerek kalmam›flt›r. Tart›fl›lmayacak kadar net ve aç›k olarak ortaya ç›km›flt›r. Buna ra¤men tart›flmak isteyen varsa, “zaman”› beklemesine hiç gerek yoktur. Biz hem barikat›m›za yeni tu¤la koymas›n›, hem de direniflin önüne ç›kar›lan barikattan tu¤lalar çekmesini biliriz. *** Yorulup düflenleri b›rak›yoruz geride, bayraklafl›p düflenlerle barikat›m›z› güçlendirerek yürüyoruz. NATO kararlar›ym›fl, emperyalizmin deste¤iymifl, faflizmin kararl›l›k gösterileriymifl... Hiçbirinin direnifli k›racak kadar büyük bir barikat olmad›¤›n› kan›tlad›k. Büyük bedeller ödedik, daha büyük bedeller de öderiz. 599 gün direndik, alev soluklar›m›zla daha da direniriz. Bedelleri büyüten zulmün ve direniflin büyüklü¤üdür. Büyük bir idealin neferi olanlar, kutsal amaçlara ulaflma iddias›n› beyninde tafl›yanlar büyük direnifller yarat›r. Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
9
‹MZA’DAN KORKUYORLAR Korkular›n› Büyütelim TAYAD’l›lar›n "Tecride Hay›r Ölümler Durdurulsun" imza kampanyas›nda imzalar›n say›s› artt›kça tecritin sahiplerinin de korkusu art›yor. Yasad›fl› bir flekilde kampanyay› engellemeye çal›fl›yorlar. Son örnek ‹stanbul Kartal’da yafland›. ‹mza toplayan Ebru Gümüflo¤lu ve Nurettin Kaya gözalt›na al›nd› ve DGM’de "anlafl›lamayan" gerekçelerle tutukland›lar. Öncesinde de imza toplayan onlarca kifli gözalt›na al›nm›fl, engellenmifl, imzalara el konulmufltu. Engelleme giriflimlerinin bir tek nedeni var; Yüzbini aflan imzan›n yaratt›¤› korku. Yüzbini aflk›n insan “TECR‹TE HAYIR” diyor. Yüzbinlercesi de imza metinlerinin kendilerine ulaflmas›n› bekliyor. ‹ktidar bunu engellemek istiyor; b›rak›n ölsünler, b›rak›n tecrit sürsün istiyorlar. TAYAD’›n ça¤r›s›yla yüzlerce insan evlerde, iflyerlerinde, meydanlarda, sokaklarda, gecekondularda imza topluyor. Bir yüzbin daha olmak için bask›lara ald›rm›yor. Do¤ru olan budur. ‹ktidarlar hiçbir zaman en demokratik taleplerin kullan›lmas›n›n önünü kendiliklerinden açmazlar. Biz ›srar edersek, biz kararl› olursak o yol aç›l›r. Yüzbini aflk›n imza bu karar-
l›l›kla topland›. fiimdi daha da kararl› olmal›y›z. Sadece bask›lar›n ifle yaramayaca¤›n› göstermek için de¤il; ayn› zamanda uzun soluklu bir direnifl olaca¤›n›n 8. ölüm orucu ekipleriyle ilan edilmesinden dolay› da kararl› olmal›y›z. Yüzbini aflt›k, yüzbinler s›rada. Önümüze ç›kar›lacak hiçbir engel en demokratik hakk›m›z› kullanmam›za mani olmamal›d›r. TAYAD’›n imza metnini bu vesileyle okurlar›m›za yeniden duyurmak istiyoruz; TAYAD’a ulaflabilirsiniz: TEL :5343811 / FAKS: 5343151 MA‹L: hucreiskencedir@hotmail.com ‹NTERNET: www.tayad.org ‹MZA METN‹’ni ço¤alt›p, imza toplayarak TAYAD’a iletebilirsiniz: TBMM BAfiKANLI⁄I'NA / ANKARA F Tipi hapishanelerde tecrit uygulamas›na karfl› siyasi tutuklular 20 Ekim 2000 tarihinde ölüm orucuna bafllad›lar. fiimdiye kadar 91 insan öldü, yüzlerce insan sakat kald›. F Tiplerinde tecrit hala sürüyor. Yeni ölümler ve sakatl›klarla karfl› karfl›yay›z. Bizler afla¤›da imzas› olanlar diyoruz ki; TECR‹TE HAYIR ÖLÜMLER‹ DURDURUN! ‹sim meslek imza
Bayrampafla katliam duruflmas› yap›ld›
YAKANLAR, KURfiUNLAYANLAR YARGILANSIN Hapishaneler katliam›n›n Bayrampafla duruflmas›n›n ikincisi 5 Haziran’da Eyüp 3. Asliye Ceza’da yap›ld›. Duruflmaya "yaflas›n 19 Aral›k direniflimiz" sloganlar›yla giren 10 tutsak, ç›k›flta da “yaflas›n ölüm orucu direniflimiz” sloganlar› atan tutsaklara jandarma sald›rd›. Duruflmaya kat›lan Ercan Kartal, Binali Sar›elmas, Kenan Günyel, Kemal Hakan Erkal, Okan Bar›fl Ekinci, Bekir fiimflek, Necati Ayaz, Muhammet Gücüm, Fevzi Sayg›l› ve Kenan Güngör ad›na ortak savunmay› Okan Bar›fl Ekinci okudu. Ekinci, art›k genifl bir kesim taraf›ndan ortaya ç›kan Bayrampafla’da yaflananlar›, katilam›, 6 kad›n
10
tutsa¤›n diri diri yak›l›fl›n›, kurflunlanan tutsaklar›n nas›l katledildi¤ini 60 sayfal›k savunmada anlatt›. Savunma, katillerin yarg›lanmas› gerekti¤ini aç›k olarak ortaya koyuyor, katliam› tüm ayr›nt›lar›yla belgeliyordu. “Salon darl›¤›” gerekçesiyle duruflmay› izlemeye gelenler mahkemeye al›nmazken, di¤er tutsaklar tek tek söz alarak ortak savunmaya kat›ld›klar›n› söylediler ve F tiplerinde yaflad›klar› bask›lar›, savunma belgelerine dahi el konuldu¤unu anlatan tutsaklar, onursuz arama dayatmas›n› protesto için de mahkemeye ayakkab›s›z geldiklerini belirttiler. Tutsaklar ve avukatlar dava-
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
n›n büyük bir salonda yap›lmas›n› ve tüm tutsaklar›n getirilmesi talebini yinelerken, operasyon an›ndaki telsiz konuflmalar›n›n deflifre edilmesi talep edildi. Bir önceki mahkemede C bloku mühürleme karar›n› geri alan mahkemeye heyeti, duruflmay› 20 Eylül 2002 tarihine erteledi.
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r
ENVER YANIK S‹NCAN F T‹P‹’N‹ ANLATIYOR
“‹nsan, Ad›m Ad›m Öldürülüyor” 19 Aral›k katliam›n› Çank›r›’da gaz bombalar›, kurflunlar aras›nda yaflayan ve Sincan F tipi hapishanesinden geçti¤imiz günlerde tahliye olan Enver Yan›k ile, Sincan’daki uygulamalar hakk›nda görüfltük. Sincan’da neler yaflan›yor, tecrit nas›l uygulan›yor diye sorduk. ‹flte cevaplar: Tecriti çok yönlü yafl›yorsun. As›l olarak insan›n beynini dumura u¤ratmay› hedefliyor. ‹nsana ait olan her fleyden mahrum b›rak›l›yorsun. Sa¤l›k olarak ise herkesin mutlaka belli organlar›, duyular› tahrip ediliyor, elinden al›n›yor. Kulak duymaz oluyor. Göz yak›n-uzak görmez oluyor. Sinirler gevfliyor. Olmad›k fleylere sinirlenebiliyorsun. Duygular›n› abart›l› yaflayabiliyorsun. Örne¤in; bir olaya gere¤inden fazla hüzünlenebiliyorsun ya da sevinebiliyorsun. Bu noktada iradeni devreye sokuyorsun. Bedenindeki rahats›zl›klar› ikinci plana at›yorsun. As›l olarak ise beynimi korumal›y›m diye düflünüyorsun.
Yan Hücrede Ölenden Haberimiz Olmad› Bir çok arkadafl›m›z›n örne¤in gözleri bozuldu. Çeflitli rahats›zl›klar bafllad›. Halil Koçyi¤it isimli adli bir tutuklu Sincan’da o koflullara dayanamayarak intihar etti. Benim kald›¤›m hücrenin havaland›rmas›n›n bitifli¤indeki hücredeydi. Ben de dahil olmak üzere istisnas›z herkes intihar› bir gün sonra gazetelerden ö¤rendik. Duvar›n öbür yan›nda bir kifli ölüyor, haberin olmuyor. Düflünebiliyor musunuz? Savc›l›¤›n ise aç›klamas› gayr› ciddi idi. Bu intihar› tecrite ba¤lamamak gerekti¤i, ko¤ufllarda da intiharlar oldu¤u gibi bir aç›klama yapt›.
Tedavi Yok; Bilerek Ölüme Terk Sa¤l›k sorunlar› olan insanlar›m›z ise yine ölüme terkediliyor. Mesela haf›zada problemi olan, yürümekte güçlük çeken Serdal Gelir de bu koflullar› yafl›yor. Tedavisini d›flar›da yapt›rmak için yapt›¤› baflvurular ise reddediliyor. Serdal gibi onlarca arkadafl›m›z›n bu iste¤i yerine getirilmiyor. Hastal›klar›n›n ilerlemesi ve giderek ölüme yaklaflmalar› bekleniyor.
Herfley ‹flkence Arac› Herfley k›l›f›na uyduruluyor. Sorunlar› dilekçe ile bildiriyorsun. Savc›l›k mahkemede dilekçedeki anlat›mlar üzerine inceleme yapmak yerine "yasa ve tüzük gere¤i" oldu¤u gerekçesiyle yap›lanlar› hakl› göstermeye çal›fl›yor. Avukatlar›nla görüflme, ailelerle görüflmeler, mahkeme-hastane gidifl geliflleri tam bir iflkenceye dönüfltü-
rülüyor. Ve "güvenlik" bahanesiyle onursuz aramalar, iflkence hakl› gösterilmeye çal›fl›l›yor. Gidifl gelifllerde yaflanan zulüm nedeniyle birçok arkadafl›m›z hastaneye gitmektense tedavisini yapt›rmamay› tercih ediyor. Zaten ciddi bir tedavi de yap›lm›yor. Gidifl-gelifllerde arama seyri flöyle oluyor: Hücreden ç›k›flta arama, X-Ray cihaz›n›n yan›nda arama ve ayakkab›lar›n› zorla ç›karma, askerlerin orada arama ve ayakkab›lar›n› ç›karma, ayn› ifllemler dönüflte de tekrar ediliyor. Bunun bir mant›¤› yok. Tek nedeni keyfiyet, teslim almay› amaç edinme... Fiziki anlamda yaln›zs›n. Konuflacak insana ihtiyaç duyuyorsun. Herfleyin senin iraden d›fl›nda idareye ba¤l› olmas›n› istiyorlar. Örne¤in müzik yay›n› yap›l›yor, üçlülerde bu yay›n› radyoyu kapatarak dinlemeyebiliyorsun, ancak koridorlarda gece gündüz çald›¤› için kapatman›n bir anlam› olmuyor. Teklilerde ise istedikleri zaman bunu iflkenceye dönüfltürebiliyorlar. Çünkü kapatma flans›n yok. Bunun d›fl›nda makina sesleri ve çal›flma seslerini dinlemek zorundas›n. Tüm bloklarda ise belli saatlerde insan› çileden ç›karan bir sifon sesi var. Yani herfley yaflam› çekilmez hale getirmek için düflünülmüfl. Sonuç olarak; tecritin sonuçlar› daha bugünden görülmeye baflland›. T›bbi aç›dan söylediklerimiz ortadad›r. Hukuk aç›s›ndan F tipinde yaflananlara hukuk hiçbir fley yapamaz anlay›fl› hakim k›l›n›yor. Bir mahkeme, bina yap›s›n›n bunlar› gerektirdi¤ini söyleyebiliyor. Bunlar› hakl› k›lmak için "mevzuat gere¤i" demesi yetiyor. K›sacas› ne t›p, ne hukuk tan›n›yor. ‹nsan, ad›m ad›m öldürülüyor. "Ya düflüncelerini terkedeceksin, ya öleceksin" deniyor. Bu koflullarda direnmeyin demenin bir tek anlam› var. Bunun anlam› teslimiyet ve bundan sonra tecrit nedeniyle yaflanacak katliamlara onayd›r. Dün direnmek için yüz nedenimiz varsa bugün bin nedenimiz var. Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
11
fiadi Özpolat, Türkiye ve dünya kamuoyuna gerçekleri aç›klad›
fiadi Naci Özpolat, 20 Ekim 2000’den bu yana F tiplerine karfl› direnifli sürdüren devrimci tutsaklar›n temsilcilerinden biriydi. F tiplerini, aç›ld›¤› andan itibaren hücre hücre yaflad›. Geçti¤imiz günlerde tahliye olan Özpolat, “ülkemiz ve dünya kamuoyuna” F tipi hapishaneler gerçe¤ini tüm boyutlar›yla ortaya seren bir aç›klama yapt›. Aç›klamada somut olarak görülüyor ki, hücrenin kendisi, ziyaret, avukat görüflü, hastaneye sevk, arama, say›m, k›sacas› akla gelebilecek her fley bir iflkence arac›d›r F tiplerinde. Aç›klaman›n özet bir bölümünü afla¤›da yay›nl›yoruz. Yaklafl›k 8 sayfa olan aç›klaman›n tamam›na bakmak isteyen okurlar›m›z, dergimizin internet sitesinden veya “hucreiskencedir.com” sitesinden bakabilirler.
F T‹P‹ HAP‹SHANELERDE H‹Ç B‹R YASA KURAL VE HUKUK YOKTUR. F T‹P‹ HAP‹SHANELERDE TUTUKLU-HÜKÜMLÜLER‹N ‹HT‹YAÇLARININ KARfiILANMASI DO⁄RULTUSUNDA HER fiEY YASAKTIR; SERBEST OLAN TEK fiEY TUTUKLU-HÜKÜMLÜLERE YÖNEL‹K SALDIRILARDIR 19 Aral›k 2002 tarihinden itibaren F Tipi tabutluklarda birbuçuk y›l tecrit koflullar›nda kalarak F Tipi tabutluk gerçe¤ini yaflayarak gördüm. ... F Tiplerinin nas›l bir yer oldu¤unu öncelikle mant›k olarak açmakta yarar vard›r. Tam bir tecrit uygulamas›n›n yafland›¤› F tiplerinde, as›l olarak devlet aç›s›ndan iki de¤iflmez nokta vard›r. Bunlardan birisi teslim alma politikas›n›n önemli bir yan›n› oluflturan tecrit, psikolojikfiziki bask› uygulamas›n›n de¤iflmez oldu¤udur... ‹kincisi ise içerideki tutuklu-hükümlülere hiç bir haklar›n›n olmad›¤› kabul ettirilmeye çal›fl›lmaktad›r. ...Tutuklu-hükümlülerin örgütlülüklerinin da¤›t›lmas›ndan da hedeflenen budur. Bugüne kadar bu noktada hedefledikleri sonucu alamamalar› tamamen içeride yürütülen direnifllerden ve devrimcilerin iradesinden kaynaklanmaktad›r. Devrimci tutuklu-hükümlüler F Tipi hapishaneler mücadelesinde umutlar›n› yitirmemifllerdir, bu umut devrimci tutuklu-hükümlülerin en büyük gücüdür. Adli olaylardan F Tiplerinde yatan tutuklu-hükümlülerin ço¤unlu¤u da ayn› flekilde sürdürülen direniflin kazanaca¤› umudunu tafl›makta ve bu umutla F Tipi koflullar›na direnmeye çal›flmaktad›rlar. 1- F Tipi hapishanelerde tek kiflilik hücreler 2x4 (ikiye dört) metrelik mekanlard›r... Tüm bunlar yerleflti¤inde hücre içinde hareket edebilece¤in bir alan kal12
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
mamaktad›r... 2- Tüm bu bask›lar›n rahatl›kla uygulanabilmesi için, tutuklular›n en meflru haklar› olan örgütlenme haklar› fiziki yal›tmalarla gaspedilmifltir. 3- Tecrit, yaln›zlaflt›rma uygulamas› F tiplerinin temel bask› politikalar›ndan bir di¤eridir. 'Tecrit'te çeflitli amaçlar vard›r... tamamen yal›tarak, halka yabanc›laflt›rmak, tutuklu-hükümlünün devrimci duygular›n›, duyarl›l›klar›n› yitirmesi amaçlanmaktad›r. 4- F Tiplerinin bask› uygulamalar›, devrimci kiflili¤i öldürerek yerine düflünmeyen, elefltirmeyen, sorgulamayan, itiraz etmeyen, haklar›n› aramayan, 'koflulsuz itaat eden' kiflilikler yaratmay› amaçlamaktad›r. Uygulamalarda herfley keyfidir ve bu keyfiliklere sorgulamadan uyulmas› istenmektedir... zaten mant›k aramak 'suç' olarak kabul edilmektedir. Mant›¤›n öldürülmesi amaçt›r ve bu tan›mlanabilecek en büyük katliamd›r. Hücreden ç›kt›¤›nda üzerinde kalem, ka¤›t, saat, tespih, sigara, çakmak vb hiçbir fley olamaz, yasaklanm›flt›r... Nedeni yoktur, NEDEN demekte YASAKt›r... Bu küçük görünen saçmal›klarla amaçlanan büyüktür, amaç beynin öldürülmesidir. 5- Yard›mlaflma ve dayan›flma en büyük suçlardan birisidir... 'Bencil', 'sadece kendini düflünen' kifliler olunmal›d›r... 6- Herfley iflkence arac›d›r. Müzik bile... 7- Yönetici, temsilci düzeyde gördükleri veya dayatmalar› kabul etmeyen tüm tutuklu-hükümlüleri keyfiyete ba¤l› olarak tek kiflilik hücrelere atmaktad›rlar... Çevrele-
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r ri olabildi¤ince yal›t›lmakta... böylece ba¤›rarak da olsa baflka bir ses duymas› engellenmektedir. Hapishane idaresi periyodik olarak, can› istedi¤inde hücrelerde de¤ifliklikler yapmaktad›r... Amaç sürekli rahats›z etmek, tedirgin etmektir. ‹stedi¤imiz zaman istedi¤imizi yapar›z demektedirler. ... 8 - ... Bu koflullar alt›nda aç›k ki avukat görüflü yap›ld›¤› ve savunma hakk›n›n bulundu¤u iddia edilemez. 9 - Her fley paran›z olup olmamas›na göre belirlenmifltir... Akla gelebilecek her fley ticaret arac› haline getirilmifltir F Tipi tabutluklarda. ... 10 - Kitap okuma, bas›n› takip etme olana¤› mümkün oldu¤u ölçüde s›n›rland›r›lm›fl durumdad›r... Örne¤in ben bugüne kadar düzenli ad›ma postalanan hiçbir yay›n› alabilmifl de¤ilim. 12- Ceza ‹nfaz sistemi de tutuklu-hükümlülerin teslim al›nmas› program›n›n parças› olarak düzenlenmifltir... Disiplin cezalar› ise oldukça keyfi olarak verilmektedir. Disiplin cezas› almamak demek, hapishanedeki tüm kifliliksizlefltirme politikalar›na uymak demektir. 14- Tutuklu-hükümlülerin hapishane koflullar›ndan kaynaklanan sorunlar›n› çözebilecekleri herhangi bir mekanizma sözkonusu de¤ildir. 15- Ziyaretler bile iflkence arac›na dönüfltürülmektedir... 17- ... Ancak bunlar›n tedavisi yap›lmamakta, yaral› tutuklu-hükümlüler, ölüm orucundaki tutuklu-hükümlüler tek bafllar›na tutulabilmekte, hiç bir ihtiyaçlar›n› karfl›layabilecek durumda olmad›klar› halde yaln›z b›rak›labilmektedir. 18- Ölüm Orucu direniflçilerine genel olarak tutukluhükümlülere yap›lan bask›lara ek olarak direnifli b›rakmalar› için psikolojik ve fiziki bask›lar yap›lmakta, belli aral›klarla hastanelere zorla müdahale için götürülmekte ve bu hastane sevkleri tam bir iflkenceye dönüfltürülmektedir... ... Tüm bunlardan amaçlanan aç›kt›r. Halk›n›n, ülkesinin sorunlar›na duyarl› devrimciler, bencil duyars›z kifliliksiz kifliler haline getirilmek istenmektedir. Bu durumun kabul edilmesi mümkün de¤ildir. ... Sald›r› koflullar›n›n a¤›rl›¤› ortadad›r, ancak bu durumun de¤ifltirilmesi zorunludur ve de¤ifltirilecektir... Bu onurlu mücadelenin kazanmas› hepimizin gelece¤ini yak›ndan, do¤rudan ilgilendirmektedir. Direnifl devam ediyor. Bu onurlu mücadelenin kazanmas› için herkese düflen görevler vard›r. Tüm herkesi F Tipi uygulamalar›na, tabutluklara karfl› yürütülen mücadeleye kat›lmaya, aktif tav›r almaya ça¤›r›yorum. 5 Haziran 2002 fiAD‹ NAC‹ ÖZPOLAT
Emperyalizme Karfl› Dö¤üflenler An›ld› 02 Haziran 2002 Pazar günü bundan iki y›l önce emperyalizmin Yugoslavya sald›r›s›n› protesto etmek için ABD emperyalizmine karfl› bir eylem haz›rl›¤›ndayken Amerikanc› polislerce katledilen Selçuk Akgün ve Sad›k Mamati'yi anmak için verilen yeme¤e flehit ve tutsak aileleri, direnifl gazileri, Alibeyköy halk› kat›ld›. Yemekte yap›lan konuflmalarda o gün Türkiye’den yükselen bu sesin, bugün çok daha anlaml› oldu¤u, Amerika’n›n bugün tüm dünyaya savafl ilan etti¤i anlat›ld›. Gün boyu evi ziyaret eden 100’ü aflk›n insan flehitlere sayg›s›n› belirtirken, yaklafl›k 60 kifli emperyalizme karfl› enternasyonalizmin savaflç›lar›ndan Selçuk Akgün’ü mezar› bafl›nda and›. Sad›k Mamati’nin mezar›n›n Rize’de olmas› nedeniyle onun için de Selçuk’un mezarbafl›nda konuflmalar yap›ld›. Selçuk Akgün’ün efli ve çocuklar› O’nunla duyduklar› gururu anlatan konuflmalar›n›n ard›ndan “Cemo” türküsüyle selamlad›lar yi¤it babalar›n›. Sibel Yalç›n ve Ümraniye flehitlerinin mezarlar›na yap›lan ziyaretle anma sona erdi. -/-
Kalan Müzik’e Kapatma Grup Yorum’un kasetlerini de yapan Kalan Müzik’in yap›mc› belgesi Kültür Bakanl›¤› taraf›ndan iptal edildi. ‹ptalin gerekçesi ise 9 y›l önce yay›nlanan Grup Özgürlük Türküsü’nün “Gününü Umuda Ayarla” isimli kasetin kapa¤›ndaki “Kürtçe sözlerle, bakanl›¤a bildirilen çevirinin birbirini tutmamas›” olarak gösterildi. Kapatma karar›n›n alt›ndaki imzan›n esas sahibi polistir. Kültür Bakanl›¤› karar› uygulayan suç orta¤›d›r. Hürriyet; “Ecevit’in plakç›s›na Kürtçülükten kapatma” diye verdi haberi. Anadolu kültürünü çal›flmalar›yla günyüzüne ç›karan Kalan Müzik’in kapat›lmas›, Anadolu halk›n›n direnifl kültüründen duyulan korkunun bir ifadesidir. Çünkü Anadolu kültürü isyanc›d›r, kavgaya davet edendir, zulme baflkald›rand›r. Egemenlerin Grup Yorum’lardan, Anadolu ozanlar›ndan korkusu da bundand›r.
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
13
Ah
bir
bitseydi!
Baz› gruplar›n ölüm orucunu b›rakmalar›, üç ayr› gazetede, ayn› biçimde yer ald›: Ölüm oruçlar› sona erdi (Hürriyet) F tipi eylemi bitirildi (Cumhuriyet) Ölüm Orucu bitirildi (Özgür Politika) Hürriyet anlafl›labilir. Onun “makul” bir nedeni var; o tekellerin sesi. Onun gerçe¤i ve do¤ruyu yans›tmak gibi kayg›lar› yok. Peki ya Cumhuriyet? Hani solculuk, demokratl›k... Hadi, Cumhuriyet’i de bir yana b›rakt›k. Peki Özgür Politika. Gerçe¤in öyle olmad›¤›n› bile bile, “ölüm orucu bitirildi” bafll›¤›n› atmay› nas›l adland›racaks›n›z? Siyaset, ideoloji bir yana; yap›lan›n ç›plak bir ad› var zaten: YALAN HABER! Bu, bile bile yap›ld›¤› için, ortada aç›kça da ÇARPITMA var demektir. B›rakmay› veya devam etmeyi, flu veya bu biçimde de¤erlendirebilir, yorumlayabilirler, kendi tercihleridir. Ama gerçe¤i yazm›yor. Sorun bu yan›yla da ahlakidir.
Oligarfli sevinemedi! “B›rak›nc›lar” sevindi Aç›k ki, baz› örgütlerin b›rakma karar›na oligarfli yeterince sevinemedi. Çünkü direnifl sürüyordu. Hem de kararl›l›¤›ndan, gücünden hiç bir fley kaybetmeksizin. S›n›flar mücadelesinin kurallar›ndan, diyalekti¤inden anlayan herkes art›k biliyordu ki, 91 flehidin, yüzlerce gazinin verildi¤i bu direniflin gücü art›k ölüm orucu direniflçilerinin say›s›yla ölçülmeyi çoktan aflm›flt›r. Direniflin gücü, kararl›l›¤›ndad›r. Ve bu yönüyle, direnifl,
14
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
gücünden hiç bir fley kaybetmemifltir, hatta denilebilir ki, yüklenilen sorumlulu¤un, omuzlar›m›zdaki yükün büyümesiyle, direniflin kararl›l›¤› da dünden daha büyüktür. Böyle oldu¤u için; iktidar sevinemedi. “B›rakanlar›” bir propaganda ata¤›na çeviremedi. Ama b›rak›nc›lar sevindi. Hem de sevinmek için, gerçe¤i çarp›tmakta bile bir mahsur görmediler. Bir fleyi unuttular; “Bitti” diye yaz›nca bitmifl mi oluyor? Devlet s›n›f tavr› al›yor. Onlarsa, kendi dünyalar›nda demokrasicilik, AB’cilik oynuyorlar.
Yalanlarla, aldatmalarla beslenen dünyalar “Ölüm orucu bitirildi”! Böyle yazd› Hürriyet. Böyle yazd› Cumhuriyet. Böyle yazd› Özgür politika... Ve böyle aç›klad›lar bitirenler... Neden? Gerçe¤in eninde sonunda ortaya ç›kaca¤› belli de¤il mi? Eninde sonunda bu bafll›klar›n bir YALAN oldu¤u, bir ÇARPITMA oldu¤u a盤a ç›kmayacak m›yd›? Öyleyse neden? Çünkü bitmesini istiyorlar. Yaln›z oligarfli, yaln›z Do¤an Medya de¤il. AB’ciler, Genelkurmayc›lar, yani düzenin flu veya bu “kanad›na” s›rt›n› dayayan, onlar›n himmetiyle demokrasi bekleyen hemen her kesim (s›fat› solcu, yurtsever bile olsa), direniflten bir an önce kurtulmak istiyor. 1 May›s’ta binlerce k›z›l bayra¤› yok sayan da bu beyin. Bu kafa, kendisine bir getto yaratm›fl adeta; kendi dünyas›nda yafl›yor. Bu dünya, sürekli yan›ltmalarla besleniyor. Sürekli “olumlu geliflmeler var” masal›yla meflrulaflt›r›yor politikalar›n›. Direnmeyi, savaflmay› “amatörlük”, ak›ls›zl›k” olarak görüp, ya “büyük politika”lar öneriyor, ya da “ak›ll› sol-
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r cu” olunmas›n›. Direnifl, onlar›n uzlaflmac›l›klar›n›, icazetciliklerini, zulüm karfl›s›nda dimdik durmad›klar›n›, büyük taktik ve politikalar›n›n gerçekteki küçüklü¤ünü, acizli¤ini gösteren bir ayna oluyor hep. Zulme karfl› direnifl, tabii ki herkes için bir s›navd›. Bu s›nav› veremediler. Direnifl sürdükçe, “s›n›fta kald›klar›n›” hat›rlat›yor herkese. Bundan dolay› bir an önce kurtulmak istiyorlar direniflten. Ama yan›ld›klar› bir nokta var. O nokta çoktan afl›lm›flt›r; bu direnifl bitti¤inde de, kurtulamayacaklar gerçe¤in yarg›s›ndan ve suçlamas›ndan.
Bu kafa nas›l hak ve özgürlük mücadelesi verir? “Ölüm orucu bitirildi”! Grupçu, benmerkezci, pragmatist kafa, olan› de¤il, olmas›n› istedi¤ini yazd›. Örtülü ya da aç›k, Hüsnü Öndül’lerin “b›rak›n” ça¤r›lar›n› hep desteklediler. Direnifl, halk›n fliddeti, mücadele, “demokrasiye” engeldi. Ancak aptallar› aldatabilecek bu burjuva propaganda, ne yaz›k ki, kendine ayd›n, solcu diyenlerde karfl›l›k buluyor. Buna inan›yorlar inan›lmaz biçimde. Ölüm orucu bitirilsin, sempozyum yap›lacak, F tiplerini masaya yat›raca¤›z diyor katliamc› bir Bakan. Anlafl›l›r. S›n›f tavr›d›r. Burjuvazi terörü ve aldatmacay› hep birlikte kullanm›flt›r. Ama kalk›p ayn› fleyi söylüyor Hüsnü Öndül. 9 Aral›k’ta bir araya gelip “b›rak›n” ça¤r›s› yapan ünlü “19 örgüt” ayn› fleyi söylüyordu. Bu kafa yap›s›, bugün de kalk›p flöyle diyebiliyor mesela: “Ölüm orucu eyleminin tutuklular
taraf›ndan sona erdirildi¤ini hat›rlatan ‹HD Adana fiube Baflkan› fiehmus Kaya, çözüm için Adalet Bakan› H. Sami Türk’ün önünde bir engelin kalmad›¤›n› söyledi. (1 Haziran, Özgür Politika) Ölüm orucu mu engeldi çözüme?.. Ölüm orucu bitti mi flimdi?.. Hangi yanl›fl›, hangi çarp›kl›¤› düzeltelim bu aç›klamadan... Bu kafa nas›l hak ve özgürlük mücadelesi verecek?
B›rak›nc›lar, “bitirildi” yalan›n›n sahipleri, direnifli bo¤mak isteyenlerle ittifak halindedir Sempozyum masal›na inand›klar› yetmiyor; herkesten de bu masala inanmalar›n› istiyorlar. Farzedin ki, “uluslararas› kurumlar”›n da kat›l›m›yla yap›ld› bu sempozyum. Ve sonuçta, dediler ki, “F tipleri uluslararas› standartlara uygundur.” CPT’sinden Af Örgütüne, ‹nsan haklar› örgütlerine kadar hepsinin düflüncesinin böyle oldu¤u biliniyor. Bunu görmek için sempozyumu da beklemeye gerek yok. CPT’nin son raporunda F tipleriyle ilgili yaz›lanlar› okuyan herkes, “uluslararas›” sempozyumun sonucunu bugünden bilir. Sonra, ne yapacaks›n›z? Tutsaklara, “F tipleri uluslararas› standartlara uygunmufl, siz de kabul edin” mi diyeceksiniz? “B›rak›nc›lar”, “bitirildi”ciler, direnifli k›rmak için oligarfliyle ve Avrupa’yla birlikte hareket ediyor. Gerçe¤in böyle olmad›¤›n› bile bile, “bitirildi” diye yazan her kalem, bunu söyleyen her a¤›z, oligarfliyle birlikte direnifli sessizlik duvar›n›n alt›nda bo¤ma amac›nda hemfikir demektir.
Devlet Naz›m’a Böyle “Sahip Ç›k›yor” “Büyük adam, küçük aflk” filmine önce ödenek verip, sonra da yasaklatan Kültür Bakanl›¤›’n›n “Naz›m’a sahip ç›kma” oyunu da k›sa sürede deflifre oldu. Kültür Bakanl›¤› ödene¤i ile haz›rlanan “Naz›m” CD’sinde Genco Erkal’›n okudu¤u Naz›m fliirinde devletin resmi politikas›na ters düflen yerler sansürlendi. Sansürlenen yerde flöyle diyordu Naz›m; “Affetmedi bu Ermeni vatandafl Kürt da¤lar›nda babas›n›n kesilmesini. Fakat seviyor seni, Çünkü sen de affetmedin Bu karay› sürenleri Türk halk›n›n aln›na.” Devlet, Naz›m’›n korkusuzca dile getirdi¤i gerçeklerden korkuyor. Onun “Naz›m sevgisi”nin ne demek oldu¤u da ilk örnekte böyle ortaya ç›k›yor; içini boflalt, gerçekleri sansürle, “iflte Naz›m” diye halk› aldat. Oligarflinin ifli zor; Anadolu halk›n›n gerçe¤inden, sosyalizm umudundan, kavgadan, devrimden, devletin halka zulmünden sözetmeyen Naz›m dizelerini bulmak hiç de kolay olmayacak. Son bir not da Genco Erkal’a; sansürlenmifl bir Naz›m fliirini, yani Naz›m’›n sesini k›smaya kalk›flmak Naz›m’a yap›lacak en büyük hakarettir, Naz›m’› sürgünlerde öldüren devlete hizmettir.
“Canan ve Zehra”
Beraat Etti
Ölüm orucu flehidi k›zlar›n› anlatt›¤› kitap nedeniyle yarg›lanan Ahmet Kulaks›z ve Tav›r yay›nlar› sahibi Muharrem Cengiz ‹stanbul 4 No'lu DGM'deki duruflmalar›nda beraat ettiler. Beraat karar›yla birlikte kitap hakk›nda verilen toplatma karar› da kald›r›ld›. Avukatlar Fikret ‹lkiz, Gülçin Çayl›gil ve Behiç Aflç›’n›n kat›ld›¤› duruflmada mütaalas›n› veren savc› “kitapta herhangi bir yasad›fl› örgüt propagandas› yap›ld›¤›na dair bilgi, belge bulunmad›¤›n›” belirterek beraat talebinde bulundu. Mahkeme heyeti bu talebe uyarak beraat karar› verirken, polis iste¤iyle yasaklat›lan '‹ki Kardeflin Hayat› Canan ve Zehra' kitab›n›n toplatmas› kald›r›ld›. Tecrite Karfl› Oturma Eylemi Tecritin kald›r›lmas› için düzenli olarak yap›lan oturma eylemi ‹zmir ‹HD binas› önünde tekrarland›. Yaklafl›k 30 kiflinin kat›ld›¤› eylemde yap›lan aç›klamada “insanl›k d›fl› tecrite son verin ça¤r›s›” yap›ld›.
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
15
gençlik’ten GENÇL‹K YARGILANAMAZ! YÖK'e, paral› e¤itime, IMF'ye, Amerika'ya, ‹srail'in Filistin'deki katliamlar›na karfl› ç›kt›klar› için "örgüt üyesi", "canl› bomba" komplolar›yla yaklafl›k 8 ay önce tutuklanan 21 TÖDEF’li ö¤renci 31 May›s’ta DGM’deki ikinci duruflmalar›na ç›kt›lar. Duruflmay› izlemeye, gençli¤e destek vermeye gelen ailelerden, TÖDEF’lilerden oluflan 250 kifli polisin sald›r›lar›na sloganlarla karfl›l›k verdi. 20 ö¤renciyi gözalt›na alan polis, sahiplenmeyi engelleyemedi. DGM önündeki terör, içeride de TÖDEF’lilerin tutsakl›klar›n›n devam ettirilmesiyle sürdürüldü. D›flar›da polis, içeride DGM, gençli¤i y›ld›rmak, mücadelesini yoketmek için elbirli¤i içindeler. Mahkeme sonras› bir aç›klama yapan ‹YÖ-DER, gözalt›na al›nan arkadafllar›n›n serbet b›rak›lmas›n› istedi. “Yarg›lanan 21 arkadafl›m›z de¤il; paras›z, bilimsel e¤itim iste¤imizdi. Bu talepler sadece orada tutsak bulunan 21 arkadafl›m›z›n de¤il binlerce lise, üniversite ö¤rencisinin talebiydi. Tabii ki biz de orada olacakt›k... Bask› ve zulümle yeni tan›flm›yoruz. Bu devletin zulmünü okudu¤umuz liselerden üniversitelerden biliyorduk. Daha önce de; YÖK'e, bilimsel demokratik e¤itim isterken bask›yla polis jopuyla hapishanelerle yüz yüze kalm›flt›k. Arkadafllar›m›z›n yan›nda olma iste¤imize devlet yine polisiyle, jopuyla cevap verdi. Mahkemeye giremeyece¤imizi, DGM önünde beklememizin suç oldu¤unu söyleyen polis d›flar›da sessizce beklemekte olan arkadafllar›m›za sald›rarak 20 arkadafl›m›z› döverek gözalt›na ald›. Yasal olarak böyle bir uygulama yok. Polisin yapt›¤› gayr› meflru bir uygulamad›r. Sald›r›yla bilimsel demokratik bir üniversite istememize yasak koyuyorlar. Hak talep etmeyeceksiniz’ diyorlar. Hak hukuk yok, polisin keyfilikleri var. fiimdi bu olan biteni gözünüzün önüne getirin, bir de Susurlukçu katillerin; Korkut Ekenlerin, ‹brahim fiahinlerin, Ayhan Çark›nlar›n duruflmalar›n› gözünüzün önüne getirin. Zengin ifl adamlar›n›n "mahkemeye getirilip götürülmelerinde kelepçe tak›lmas›n, evlerinde yarg›las›n" diyenleri düflünün. Biz; IMF'siz, Amerikas›z, Avrupas›z, ba¤›ms›z, demokratik bir ülke; bilimsel demokratik, bir üniversite istiyoruz... coplan›yoruz. Onlar insan öldürüyorlar, banka hortumluyorlar, çete kuruyorlar, uyuflturucu kaçakç›l›¤›, kumarhanecililik yap›yorlar. DGM önlerinde flovlarla karfl›lan›yor. Sivil polislerin MHP'li faflistlerin tezahüratlar›yla karfl›lan›yorlar...”
16
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
“YÖK Yasas›”na Hay›r Malatya’da TÖDEF, Özgür Gençlik, YDG, Emek Gençli¤i, Gençlik ‹nsiyatifi gibi gruplar›n ortak oluflturdu¤u YÖK yasa tasar›s›na karfl› platform 1 Haziran’da ÖDP il binas›nda düzenledi¤i panel ve ertesi günü PTT önünde düzenledi¤i bas›n aç›klamas›yla “YÖK Yasa Tasar›s›na Hay›r” dedi. Aç›klamada F tipleri ve tecritten sözedilecek olmas› nedeniyle Emek Gençli¤i ve Gençlik ‹nsiyatifi platformdan çekilerek bas›n aç›klamas›na kat›lmad›lar.
Antalya’da Faflist Sald›r› Antalya Akdeniz üniversitesinde Rektör-Polis-sivil faflist iflbirli¤iyle sald›r›lar sürüyor. Soruflturma terörü; ‹srail’i protesto eyleminden 1 May›s bildirisi da¤›tanlara kadar polisin iste¤iyle sürerken, sonuç alamayan iflkenceciler bu kez de faflistleri devreye soktu. Bahtiyar Büyükarslan isimli TÖDEF'li ö¤renci faflistlerin sald›r›s›na u¤rad›. TÖDEF’liler yapt›klar› aç›klamada soruflturma ve faflist terörün kendilerini y›ld›ramayaca¤›n› söyledi.
Faflist Sald›r›ya Protesto Trabzon’da, bafl›n› Ömer Faruk isimli faflistin çekti¤i grubun gençli¤e yönelik sald›r›lar› ve son olarak da Eren Yal›n isimli Ö¤renci Meclisi üyesine sald›r›s› 4 Haziran’da Meydan Park’ta yap›lan aç›klama ile protesto edildi. 70 kiflinin kat›ld›¤› aç›klamaya KESK ve ‹HD de destek verirken, bir gün önce de suç duyurusu yap›ld›.
Ö¤renci Meclisi Etkinli¤i Mersin Liseli Ö¤renci Meclisi düzenledi¤i etkinliklerle çal›flmalar›n› sürdürüyor. Liseli gençlik demokratik örgütlenmesini "Birlikteysek güçlüyüz, birlikteysek baflarabiliriz" slogan›yla devam edece¤ini duyurdu ve gençli¤i Meclis çal›flmas›na kat›lmaya ça¤›rd›.
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r
NATO; M‹T’‹, POL‹S‹ ve BASINI YALANLADI “NATO uyard›” haberinde gerçek... Komplocu polis “canl› bomba” haberleriyle “terör... fliddet” demagojisi yarat›p, bask›lar›n› meflrulaflt›rmak için May›s ay› boyunca büyük çaba sarfetmiflti. Ekmek ve Adalet’in 10 ve 11. say›lar›nda bu yalan haberleri duyurmufltuk. Kendi haberine inan›lmad›¤›n› gören polis, önce MOSSAD’›, CIA’y› kaynak göstermifl, onlara da inanan olmay›nca NATO’dan uyar› geldi¤i haberini yay›nlatm›flt›. 22 May›s tarihli Milliyet ve Zaman gazetelerinde yeralan M‹T ve polis kaynakl› bu haberlere göre; “NATO, DHKP-C’nin Avrupa ve Türkiye’deki temsilciliklere yönelik eylem yapaca¤› bilgisini” iletmiflti... Hem de “çok gizli” flifrelerle iletilmiflti bu bilgiler. Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi Amsterdam Enformasyon Bürosu’nun baflvurusuna cevap veren NATO; böyle bir bilgi ne iletilmifltir, ne de böyle bir olaydan haberimiz vard›r cevab›n› vererek, Türkiye bas›n›n›n yalanlar›ndan biz mesul de¤iliz dedi. Konuya iliflkin 4 Haziran’da bir aç›klama yapan DHKC Amsterdam Enformasyon Bürosu, baflvurusunu ve verilen cevab› flöyle anlatt›: “Bizim ad›m›z kullan›ld›¤›ndan bu konunun üzerinde durduk. Ve bizzat NATO'nun ilgili kurumlar›n› arayarak, kaynak olarak gösterildikleri haber ile ilgili sorular›m›z› ilettik. NATO'nun Halkla ve Bas›nla iliflkiler kurumunun müdürü JAMES SHEE isimli yetkili kifli, kendilerinin
Üst Geçit ‹çin Yol Kapatma ‹zmir Bornova, Yeflilova Mahallesinde 31 May›s günü okuldan dönen üç çocu¤un ezilmesi, ikisinin hayat›n› kaybetmesi mahalle halk›n› harekete geçirdi. Üst geçidi olmayan caddede daha önce de defalarca kaza olmufltu. Haberin duyulmas›n›n ard›ndan Yeflilova halk›ndan yaklafl›k 1000 kifli "Susma Sustukça S›ra Sana Gelecek", "Üst Ge-
Türkiye bas›n›n›n yalanlar›ndan mesul olmad›klar›n›, kendilerinin böylesi bir olaydan bilgi sahibi olmad›klar›n›, kendi kurumlar›n›n bas›nda geçmifl olan bu bilgi ile en ufak bir iliflkilerinin olmad›¤›n› kesin bir dille belirtti.” Polisin provokasyonlar› nas›l haz›rlad›¤›n›n, bas›n› bunun için nas›l kullan›ld›¤›n›n en son örne¤inin ard›ndaki gerçek iflte budur.
Komplocular Özür Dileyecek Mi? Bas›n Tekzip Yay›nlayacak M›? Komplocu polis suçunu kabul edip halktan ve devrimcilerden özür dileyecek mi? Yapmazlar, unutturup, yar›n da BM’yi yalanlar›na kaynak gösterirler. Yalanc›l›kta tüm dünyaya rezil rüsva olur, yine de uslanmazlar. Yalan terörün ikiz kardeflidir. Polis, terörünü sürdürebilmek için yalana ihtiyaç duyar. Ya bas›n; onlar o meflhur tekzip hakk›n› kulland›racaklar m›? DHKC Amsterdam Enformasyon Bürosu’nun gerçekleri ortaya koyan aç›klamas›n› da ayn› büyük puntolarla yay›nlayacaklar m›? Onlar da yapmayacak. Ne Do¤an Medya’n›n, ne de Fetullahç› medyan›n böyle bir ahlak› hiçbir zaman olmam›flt›r. Onlar sadece h›rs›zlar›n, katillerin, hortumcular›n tekziplerini yay›nlar. Polis kaynakl› tüm haberlerin içeri¤i üç afla¤› befl yukar› buna benzerdir. Ço¤unda bir tan›k bile göstermezler, “Bir emniyet yetkilisi dedi ki...” diye bafllayan haberlerle onlarca insan hedef gösterilir, kimisi bu haberlere dayanarak katledilir, hiç kimseye karfl› hiçbir sorumluluk duymazlar. Bas›n da en büyük yard›mc›lar›d›r.
çit Hakk›m›z Söke Söke Al›r›z" sloganlar›yla olay yerinde toplant› ve gösteri yapt›. Halk›n üst geçit talebine polisin karfl›l›¤› “aran›zda provakatörler var” diyerek coplarla sald›rmak oldu. Sald›r›n›n ard›ndan yeniden caddeye ç›kan halk 10 dakika oturma eylemi yaparak da¤›ld›. Halk›n cangüvenli¤i için üst geçit iste¤ine dahi “terör” demagojisiyle sald›ran iflkenceciler halka düflmand›r. Düflmanl›klar› gizlenemeyecek kadar aç›kt›r. (‹zmir Ekmek ve Adalet) Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
17
Ya Amerikanc› Filistin Ya Ba¤›ms›z Filistin ‹flgaller, tutuklamalar, evleri yak›p y›kmalar, ilk iflgalden hiç geri kalmayacak boyutlarda sürüyor Filistin’de. “Geri çekilme” manevras›yla dünya halklar›n›n tepkisi belli ölçülerde yat›flt›r›ld›ktan sonra, ayn› katliamc›, iflgalci politika sürdürülüyor. Filistinlileri yaflad›klar› yerlerde hapsetme politikas› ise, yeni bask› uygulamalar› ve fiziki engellerle daha da yo¤unlaflt›r›lm›fl durumda. Nablus’ta bir mülteci kamp›na giren ‹srail tanklar›, 400 Filistinliyi gözalt›na ald›... Ayn Bet-Almaa Kamp›n›n çevresi tanklarla sar›l›rken, kentin ana sokaklar›na z›rhl› araçlar girdi. ‹srail askerleri megafonlarla 15-50 yafl›ndaki bütün erkeklere evlerinden d›flar› ç›kmalar› ça¤r›s› yapt›lar... Nablus’ta, Kakilya’da soka¤a ç›kma yasaklar› ilan edildi... 3 Haziran, tanklar Cenin’e girdi... 4 Haziran, tanklar El Halil’e girdi. Soka¤a ç›kma yasa¤› ilan edildi. El Halil’e yönelik sald›r›n›n gerekçesi, El Halil yak›nlar›nda bir kamyona tafll› sald›r›da bulunulmas›... Son 3 gündür Balata mülteci kamp› ve Nablus'ta “militanlar› arayan” ‹srail askerleri, intihar bombalar› yap›ld›¤› gerekçesiyle 2 evi havaya uçurdu. fiaron kabinesi, yüzlerce kilometrelik duvar ve tel örgü projesini onaylad›... Bunlar, geçen hafta Filistin’de yaflananlardan sadece bir kaç örnek; yaflananlar›n onda biri bile de¤il. Çünkü her Filistin kentinde, köyünde, mülteci kamp›nda, günü birlik iflgaller, katliamlar, tutuklamalar süreklileflmifl durumda. Ama, burjuva medyadaki, dünya genelindeki havaya bak›ld›¤›nda, sanki Filistin’de her fley normale dönmüfl gibi!... Emperyalist medyan›n, egemen s›n›flar›n çeflitli kesimleri nas›l yönlendirdi¤inin yeni ve çarp›c› bir örne¤idir bu durum. Çekilme ve Arafat’› serbest b›rakt›rmaya kilitlenen, politikalar›n› zulmün ve direniflin süreklili¤ine göre flekillendirmeyenler, emperyalizmin-oligarflinin bu tür yönlendirmelerinin etkisinden kurtulam›yorlar. Ayn› fley, ülkemizde de büyük direnifl nezdinde yaflanmad› m›? DKÖ’ler, tüm örgütler, ülke ve dünya çap›nda, emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin kesintisiz sald›rganl›¤› koflullar›nda, sürekli bir direnifle göre kendini flekillendirmek durumundad›r.
18
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
Filistin direniyor, Emperyalizm teslimiyeti dayat›yor Filistin örgütleri, bu zulme karfl› flu an mümkün olan tek biçimiyle cevap vermeye devam ediyorlar. 5 Haziran’daki feda eylemi, ‹srail’e büyük darbe oldu. Eylemde 18 ‹srail askeri öldü. Bu eylemden sonra, CIA’n›n aç›k tehdidi gündeme geldi: Filistin’de bulunan ve Arafat’la “reformlar›” görüflen CIA Baflkan› Tenet flöyle diyordu: “Sald›r›lar› önlemezsen aradan çekiriliz, ‹srail’in eli serbest kal›r, seni fiaron’un gazab›yla baflbafla b›rak›r›z.” Arafat, karargah›ndaki kuflatma kalkt›¤›ndan bu yana, çeflitli manevralar gerçeklefltiriyor. Arafat’›n manevralar› “fazla ezilmeden” Amerika’yla, Amerika’n›n Ortado¤u düzeniyle uyum sa¤lama manevralar›d›r. Ama bunlar yetmiyor ABD ve fiaron’a. “Daha fazla” diyorlar. CIA Baflkan› Tenet’in yönetip yönlendirdi¤i “reformlardan” ba¤›ms›zl›k ve demokrasi ç›kmayaca¤›n› bilmek için ne kahin, ne siyaset uzman› olmaya gerek yoktur. Teslimiyetçi güçlerle, direniflçi güçler, giderek ayr›flmaya bafllayacakt›r. Çünkü flu an, Filistin yönetiminin iradesi, büyük ölçüde fiaron-ABD ititfak›n›n elinde rehindir. Tutuklu bulunan FHKC lideri Ahmet Saadat’›n Filistin mahkemesinin karar›yla serbest b›rak›lmas›n›n ard›ndan yaflanan geliflmeler, bunun aç›k bir kan›t›d›r. Filistin Meclisi, ‹srail’in tehditleri nedeniyle “karar› uygulamayaca¤›n›” aç›klad›. Filistinli devrimci, ulusalc› ve islamc› güçler direnifli silahl› ve silahs›z sürdürüyorlar. Bu direnifl desteklenmesi gereken bir direnifltir. Direnen güçlerin bir k›sm›n›n islamc›l›¤›n› “desteklememenin” gerekçesi yapmak, ABD impaparatorlu¤uyla dünya halklar› aras›ndaki savafl›n bugünkü biçimini anlamamak demektir. Bugün, belirleyici olan, Amerikanc› dünya düzenine karfl› ç›k›p ç›kmamad›r. Çünkü, bugün Filistin’in önünde de iflte tam bu nedenle, iki yol vard›r. Ya ba¤›ms›z Filistin, ya Amerikanc› Filistin. Asl›nda bu, yaln›z Filistin’e de¤il, tüm dünya halklar›na ve ülkelere yap›lan dayatmad›r.
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r
AB ‹çin Çat›flanlar›n Soygun ve Zulümde Fark› Ne? Öyle bir hava yarat›ld› ki, ülkemizde açl›k, iflsizlik, zulüm, bask› yok; halk›n tek sorunu AB. Medya AB ile yat›p kalk›yor, hasta yata¤›ndaki Ecevit sadece AB hakk›nda konufluyor, Sezer “zirve” topluyor, halk›n hiçbir sorununda bir araya gelmeyen “sivil toplum” flarlatanlar› 175 imzal› AB bildirileri yay›nl›yor, meselenin as›l sahibi TÜS‹AD tam sayfa ilanlarla piyonlar› bir yana b›rak›p kendisi sahneye ç›k›yor, Mesut Y›lmaz, “Türkiye son f›rsat› kaç›rd›-kaç›r›yor” aç›klamas›n›n yetmedi¤ini düflünüp, “dünya önümüzdeki 6 ay içinde önemli de¤iflime u¤rayacak, yerimizi AB’nin yan›nda alal›m” palavralar› at›yor... Oligarflinin gündemi bir yanda, halk›n gündemi öte yanda. Halka karfl› tam bir uyum içinde hareket eden oligarfli içi çat›flmalar tüm h›z›yla sürüyor. Bu çat›flmada kim hangi cephede yeniden hat›rlayal›m: Bafl›n› TÜS‹AD’›n çekti¤i, ANAP baflta olmak üzere neredeyse tüm partilerin pefline tak›ld›¤›, medyan›n tam koro halinde destek verdi¤i cephe. Bu kesim içinde oligarfli içi olmasalar da, kullan›lan kimi ayd›n, sendika, kitle örgütlerini de saymak mümkün. Di¤er cephede ise Genelkurmay ve MHP var. AB’ye karfl› havalar›nda “millilik” flovlar› yapan, ama durmadan yemin billah AB’ye karfl› olmad›klar›n› anlatanlar›n cephesi.
MGK’n›n AB Yolunu Açan Kararlar› MGK’n›n, Genelkurmay demek oldu¤unu art›k hat›rlatmak bile gereksiz. MGK’n›n AB’ye, emperyalizme karfl› olmad›¤›n›, bütün meselenin zamana yaymak oldu¤unu söylemifltik; son toplant›s›nda en az›ndan yans›yan- kararlar›yla bunu gösteriyor. Bu yönde at›lan ad›mlardan biri OHAL’in iki ilde göstermelik olarak kald›r›lmas›yd›. Avrupa’da da böyle de¤il mi; resmi yasalar›n baflka olacak, durmadan insan haklar›, demokrasi diyeceksin, ama muhalif güçleri yoketmek için her türlü bask›y› yapacaks›n. AB, oligarfliye de bunu tavsiye ediyor. MGK da bunu yerine getirmenin ad›mlar›n› “AB’ye uyum” diyerek at›yor. MGK’n›n bir baflka karar› da, “AB’ye verilen taahhütlerin yerine getirilmesinin” istenmesiydi. Denilebilir ki, Genelkurmay, “MGK’da idam, anadil konusunda taraf›z, konuflmad›k” aç›klamas› yapt›. Genelkurmay da AB’nin isteklerinin alt›nda imzas›n›n olmamas›n› böyle sa¤lamaya çal›fl›yor. Bir yandan MGK’da ka-
rarlar al›nmas›na onay veriyor, öte yandan “biz taraf›z” masal› anlat›yor. MHP’nin kendi taban›n› tutmak için hem AB’ye karfl› de¤iliz deyip, hem de idam›n kald›r›lmas›na karfl› ç›kmas›ndaki politikan›n ayn›s›n› Genelkurmay izliyor. Elbette bunda bir politika, bir taktik-strateji yok. Emperyalizm karfl›s›nda eli kolu ba¤lanm›fl takiyye ile iflbirlikçili¤ini gizlemeye çal›fl›yor. ABD bile Türkiye’nin “Kopenhag kriterlerine bir an önce uyumu tamamlamas›n›” söylerken, ordunun buna direnmesi mümkün mü? ‹ktidar gücünü korumak için ç›k›fllar yapmaya, tavizler koparmaya çal›flacakt›r. Aç›klamalar›n› da bu çerçevede de¤erlendirmek gerekir. Türkiye’nin üyelik süreci, ABD ve AB emperyalizminin ortak yönlendirdi¤i bir süreçtir. Oligarfli kendi içinde iktidarlar›n› korumak için it dalafl›n› sürdürürken, esas olarak süreci flekillendiren emperyalizmdir. Bu Türkiye’nin son hücresine kadar sömürgelefltirilmesi ve tafleronlaflt›r›lmas› sürecidir. “Kopenhag kriterleri... insan haklar›... AB’ye girince ifl-afl olacak...” diye kim halk› aldatmaya çal›fl›yorsa, iflbirlikçili¤i gizlemeye, meflrulaflt›rmaya çal›fl›yor demektir. Mandac›d›r.
Genelkurmay Susuyor Mu? MHP Konufluyor Ya! AB tart›flmalar› özel olarak idam, anadil tart›flmalar›nda dü¤ümlendirildi. Bu noktada Genelkurmay “biz taraf›z, konuflmad›k... TÜS‹AD ile görüflmede uzlaflmad›k...” vb. diyor. Güya genelEkmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
19
kurmay susuyor, “ordu politikaya bulaflm›yor...” Genelkurmay esas ç›k›fllar›n› büyük oranda MHP’ye yapt›r›yor. Bahçeli’nin grup toplant›s›ndaki konuflmas›, Genelkurmay’›n da düflüncesidir. AB’ciler tüm konuflmalar›nda Genelkurmay’a karfl› tek bir kelime etmiyor, MHP ile çat›fl›yor havalar›ndalar. Ancak Genelkurmay da, konuflanlar da, MHP de muhatab›n Genelkurmay-MHP ikilisi oldu¤unu çok iyi biliyor. MHP’nin oy hesab›yla Genelkurmay’dan ba¤›ms›z gibi görünen ç›k›fllar›n›n hiçbir önemi yoktur. Bahçeli’nin, “Devlet karar›na uyar›z” aç›klamas›, gelece¤i çizginin Genelkurmay çizgisi oldu¤unu gösteriyor. MHP, milliyetçilik konusunda art›k çocuklar›n bile gülüp geçti¤i tam bir kepazelik içindedir. Savunabilece¤i hiçbir fleyi yoktur. Bütün IMF anlaflmalar›n›n alt›nda imza atm›fl, karfl› ç›k›yor göründü¤ü AB’ye verilen sözlerin alt›nda onun da imzas› var; geriye kalan kendi taban›na yönelik mesajlar ve takiyye ile halk› aldatmakt›r.
Uzlaflt›k.. Uzlaflmad›k... Uzlaflt›¤›m›z› Söylemedik... TÜS‹AD AB konusunda Genelkurmay ikinci baflkan› Yaflar Büyükan›t ile görüfltü. Bu görüflmeye iliflkin TÜS‹AD Baflkan› Tuncay Özilhan, “anadil ve idam konular›nda görüfl birli¤ine vard›k” dedi. Medya, buradan hareketle, “ordu olumlu, MHP direni-
28 fiubat’tan 175 ‹mza’ya “Sivil Toplum ‹nsiyatifi” 28 fiubat sürecinde Genelkurmay’›n yaratt›¤› ve politikalar›n› yaflama geçirmek için kulland›¤› bir güçtü. Çeflitli parti, sendika, dernek, kurum vs. “sivil toplum” diye piyasaya sürüldü. O süreçten sonra zaman zaman kullan›lsalar da, devletin resmi politikas›, “ne sivil toplumu” oldu. fiimdi iflte o “Sivil Toplum”, kendini yaratan Genelkurmay’a karfl› topland›. Bu da siyasetin ironisi olsa gerek; Genelkurmay kendi yaratt›, flimdi kendine karfl› bask› arac› olarak
20
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
yor” diye MHP’ye yüklenirken ertesi günü Genelkurmay aç›klamas› henüz bu kavgan›n sonuçlanmad›¤›n› gösterdi. Genelkurmay aç›klamas›nda böyle bir uzlaflman›n olmad›¤›n› belirterek, TÜS‹AD’›n yalan söyledi¤ini ima etti. Hangisi yalan söylüyor çok da önemli de¤ildir; burjuva siyaset sahnesinde yeralan tüm güçler yalan üzerine politika yapar. Generallerin yalanc›l›¤› ise onlar›n s›fatlar› haline gelmifltir. Genelkurmay aç›klamas›n›n ard›ndan bir aç›klama yapan TÜS‹AD, “biz öyle demedik, sadece ortam nedeniyle duygu birli¤i var dedik” dedi. Her iki cephenin as›l sahiplerinin çat›flmas›n›n çeflitli biçimlerde sürece¤i aç›k. Her ikisi de iktidar›n› korumak için vurufllar yapmaya devam edecektir.
Halk Yok, Halk›n Ç›karlar› Yok Sezer de AB tart›flmalar›na partiler zirvesi ile kat›l›yor, “Zulme son verin, halk› aç b›rakmaya son verin, IMF’cili¤e son verin, iflten atmalara son verin, hukuku yoketmeye son verin” diye neden toplam›yor? Oligarfli içi kesimlerden AB tart›flmalar›na flu ya da bu flekilde kat›lanlara bak›n; tümü halk› soymada, soyguna isyan etmesin diye zulmetmede hep birlikteler. Tart›flt›klar› halk›n ç›karlar› de¤ildir. Oligarfli içi güçlerin iktidar kavgalar›nda halk›n hiçbir ç›kar› yoktur. Halka karfl› soygun ve zulüm politikalar›nda hiçbirinin ötekinden fark› yoktur. kullan›l›yor. Burjuvazi, 175 kurumu 5 Haziran’da ‹stanbul Ceylan Otel’de toplad› ve bildiri yay›nlatt›. “Türkiye’nin yeri Avrupa Birli¤i’dir, zaman kaybetmeye tahammül yok.” denildi. Medya “sa¤c›s›-solcusu, iflçisi-iflvereni...” diye verdi, AB’ciler “Türkiye tarihinde ilk defa” anonslar› yapt›lar. Do¤ru, Türkiye tarihinde ilk defa. Peki ne için? Biz AB’nin sömürgesi olmak istiyoruz demek için. Tüsiad’dan D‹SK’e, Türk-‹fl’e kadar, halk›n hangi sorunu için 175’i biraraya geldi? Milyonlar iflten at›l›rken, aç kal›rken neredeydi bu “Sivil Toplum ‹nsiyatifi”? Açl›ktan bebeklerimiz ölürken yoktular ortada.
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r
Avrupac›lara ‹thaf Olunur
AVRUPA’DA BASKI YASALARI 11 Eylül sonras› geliflmeler, Filistin direnifli, “terör listeleri” Avrupa’n›n maskelerini indirdi¤i, gerçek yüzüyle halklar›n karfl›s›na ç›kt›¤› bir süreç oldu. Avrupa emperyalistleri sadece Amerika’n›n yede¤inde halklara karfl› aç›lan savafla kat›lmakla kalm›yor, ayn› zamanda kendi ülkelerinde de her gün yeni bask› yasalar› ç›kar›yorlar.
Tüm Göçmenler “Terörist” “Terör yasalar›”ndan sonra flimdi de göçmenlere karfl› ad› konulmam›fl bir savafl ilan edildi. Ülkelerindeki açl›k, bask›, katliamlar yüzünden yurtlar›n› terk edip Avrupa’ya koflanlar flimdi “terör potansiyeli” olarak görülüyor. Emperyalistler eme¤ini sömürece¤i potansiyelden fazlas› sözkonusu olunca, “terör” demagojisi ile burjuva demokrasisinin ç›karmak zorunda kald›¤› özgürlükleri de yoketmeye bafllad›. ‹ngiltere göçmenlere karfl› bask›n›n bafl›n› çekiyor. Geçti¤imiz hafta Blair’in iste¤iyle oligarfli bir mülteci gemisini vurmufltu. “Solcu” Blair Türkiye ve ‹talya’y› tehditle kalmad›, flimdi yeni Göçmen Yasas›yla mültecili¤i yokediyor. BM’nin mültecilerle ilgili anlaflmalar› yok say›larak “iltica baflvurusu reddedilenlerin itiraz hakk›n› beklemeksizin hemen ülkeyi terk etmesi” uygulamas› getiriliyor. Ç›karlar› sözkonusu olunca “uluslararas›” yasalar›n nas›l paspas yap›ld›¤› Filistin’den sonra burada da ortaya ç›k›yor. ‹talya, göçe karfl› donanmay› seferber edece¤ini duyurdu. Parlamentonun alt kanad› göçmenleri ülkeye parmak izlerini alarak sokan yasay› kabul etti. Yasa, polise s›n›rs›z yetkiler veriyor. Danimarka yabanc›lar yasas›n› s›k›laflt›ran önlemleri almaya bafllad› bile. Yine “göçe karfl› mücadele” bahanesiyle fiengen uygulamas› da fiili olarak yokediliyor. S›n›rlar›n kalkmas›, Avrupa içinde serbest dolafl›m anlam›na gelen fiengen, küreselleflme karfl›tlar›n›n gösterilerini önlemek için zaman zaman ask›ya
al›nm›flt›. fiimdi AB’nin ‹talya toplant›s›nda ald›¤› kararla bu uygulama “kaçak göçü önleme” bahanesiyle kal›c›laflt›r›l›yor. Bu kararla kurulacak olan ortak s›n›r polisi (Europol) için pilot uygulamalar yak›nda bafllayacak. Buna göre, s›n›rlar daha s›k› korunacak. S›n›rlar›n kalkt›¤› fiengen de fiili olarak, -en az›ndan bu aflamada ten rengi Avrupal›lara benzemeyenler için- kalkacak. Sonraki aflama ise muhalif görülen tüm Avrupal›lar için.
Telefon-‹nternet Dinleme Özgürlü¤ü “Özgürlüklerin Avrupas›” denilir, insan haklar›, hukuk, “bireysel haklar” onlardan sorulurdu. Böyle aldatm›fllard› dünyay›. S›rmalar dökülmeye devam ediyor. fiimdi özgürlükleri yoketme özgürlü¤ü dönemi. Karen Fogg’un e-maillerinin aç›klanmas›na karfl› “haberleflme özgürlü¤ü, kiflisel haklar” diye feryat eden Avrupa Birli¤i, internet ve telefonlar› izinsiz dinleme karar› ald›. Buna göre internet ve telefon flirketleri tüm konuflmalar›, internet ba¤lant›lar›n› kaydedecek ve polis istedi¤inde verecek. Ba¤›ms›zl›k, demokrasi, sosyalizm mücadelesi veren devrimcileri “terörist” ilan eden Avrupa’n›n gerçe¤idir bunlar. Avrupac›lar, Avrupa gerçe¤ini görmekte hala zorlan›yorlarsa, beklemeye devam edebilirler. Her bekleyifllerinde yeni flaflk›nl›klar› sürecektir. Emperyalist demokrasinin s›n›rlar›n›n tekellerin ç›karlar› ile orant›l› olarak belirlendi¤ini onlar da görecekler. Tekellerin özgürlü¤ünün tüm özgürlüklerin üzerinde oldu¤unu Avrupac› kafalar da anlayacak.
“Bask Modeli” Çöktü ‹spanya, Bask bölgesindeki ETA’n›n siyasi kolu olarak bilinen Herri Batasuna partisini yasaklama karar› ald›. Kimi kesimlerin ulusal mücadelelerin karfl›s›na ç›kard›klar› “Bask Modeli” de 11 Eylül sonras› “terör” demagojisiyle yokediliyor. Yokolan “Bask Modeli” de de¤ildir. Avrupa emperyalizminin göstermelik özgürlükleridir, “uzlaflma” masallar›d›r. Emperyalistlerle uzlaflman›n tek yol, onlar›n istedi¤i yere gelmektir. Bu olmazsa yasaklardan yasak, imhalardan imha be¤enilmelidir.
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
21
Bir Kemalist Nas›l Bir Parti ‹ster? S›rt›n› Nereye Dayar? Cumhuriyet gazetesi yazar› Erol Manisal› “bir parti istiyorum...” bafll›kl› yaz›s›yla, nas›l bir parti istedi¤ini tek tek s›ralam›fl. En genel hatlar›yla Kemalist bir partiyi anlatm›fl Erol Manisal›. Kapitalizm d›fl›nda düflünememesi gibi, kendi içinde elefltirilecek yanlar› olmakla birlikte; IMF’ye, Dünya Bankas›na ülkemizi peflkefl çektirmeyen, tekellerin azg›n sömürüsünün Anadoluyu bir ahtapot gibi sarmas›na izin vermeyen, emperyalizme karfl› ulusal kurtulufl savafl› ruhuna sahip olan, halk› aldatan de¤il halk›n olan bir partiye kimsenin itiraz› olmaz. Peki kim, nas›l, hangi kesimlere dayanarak böyle bir partiyi yaratacak? Halka m› dayanacak, yoksa oligarfli içi güçler aras›ndaki çeliflkilere mi dayanacak? Bu çeliflkilerin halk›n ç›karlar›, emperyalizmin istekleri söz konusu oldu¤unda nas›l bir kenara b›rak›ld›¤›n› anlatmaya gerek yok.
“Sömürge Olal›m, Ama...” Erol Manisal›, Kemalist kimli¤iyle bilinen, ordu’yu milli-kemalist gören biri olarak tan›n›r. Manisal›’n›n bilinen bir baflka yönü de, devrimcilere, devletin diliyle “terörist” demesidir. “AB’nin terör listesi” tart›flmalar›nda, AB’yi elefltirme ad›na üst üste iki yaz›s›nda da bunu aç›k olarak dile getirdi. Bu devlet, Manisal›’n›n, “istiyorum” dediklerinin tam tersini ony›llard›r yaflama geçiren devlettir. En baflta Manisal› ve onun düflüncesindeki Kemalistlerin durduklar› yer itibariyle böyle bir partiyi yaratmas› mümkün de¤ildir. “Bizim” dedikleri devlet tüm mekanizmalar›, kurumlar› ile emperyalizme hizmette kusur etmeyen, özellikle Amerikan emperyalizminin hiçbir talimat›n› geri çevirmeyen bir devlettir. Bu nedenle de hangi parti gelirse gelsin, emperyalizme uflakl›k politikalar›nda zerre kadar de¤ifliklik olmaz. Kemalistler böyle bir parti istiyorsa, önce, flu bu partiye de¤il, böyle bir devlete karfl› olmak zorundad›r. “Bizim devletimiz, cumhuriyetimiz...” dedikleri noktada ne ba¤›ms›zl›¤›, ne de “halk›n partisini” yaratmalar› mümkün de¤ildir.
22
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
Kiminle yaratacak böyle bir partiyi? IMF’nin, AB’nin, Amerika’n›n iste¤iyle 19 Aral›k katliam›na komuta eden Osman Özbeklerle mi? Oligarflinin bütün politikalar›na yarg› alan›nda ony›llarca destek veren Yekta Güngör Özdenlerle mi? Do¤an Gürefllerin ordusuna m› dayanacak? Veli Küçüklerle mi ba¤›ms›zl›k savafl› verecek?
“Türkiye'yi Avrupa Birli¤i'ne tek yanl› ba¤lay›p bu ülkeyi arka bahçe yapmak isteyenlere savafl açs›n'' istiyor Manisal›. Kime açacak bu savafl›? AB’cilere mi? Kim onlar? AB’ye karfl› olmad›¤›n› durmadan yineleyen ordu mu? Yoksa ba¤›ms›zl›k savafl›n›n hemen ard›ndan hedefi, “muass›r medeniyetler seviyesi” diye koyup 70 y›ld›r Avrupa Avrupa diye yat›p kalkan düzene mi? Kime savafl açacak Manisal›? “Tek yanl›...” masal›n› türlü hesaplarla iflleyenler mi bu ülkeyi ba¤›ms›z yapacak? Emperyalist tekellerin kurumuna gireceksiniz, hem de ba¤›ms›z, “onurunuzla, e¤ilip bükülmeden...” kalacaks›n›z öyle mi?
IMF’ci, Susurlukçu Ordu’ya Dayanarak Ba¤›ms›zl›k Savunulamaz Hem böyle bir orduyu milli göreceksin, hem de ba¤›ms›zl›k diyeceksin, bu mümkün mü? Ordu, ne 1919’lar›n ba¤›ms›zl›k savafl› veren ordusudur, ne de millidir. Tam tersine bütün ba¤›ml›l›k anlaflmalar›, tafleronluk iliflkileri Genelkurmay sayesinde mümkün olmufltur. Türkiye karasular›n›n Amerikan gemilerine denetlettirilmesine izin veren Genelkurmaydan baflkas› de¤ildir. Genelkurmay’›n izni olmadan hiçbir iktidar böyle bir izni veremez. Manisal›lar›n, destekledi¤i ordu’nun komutan›, “IMF bizi yar›yolda b›rakmaz” diyendir. ‹lgili ilgisiz her konuda konuflup, emperyalistlere karfl› tek bir cümle kuramayan, “Türkiye’nin en iyi ihraç mal› askeridir” diyenlere sesi ç›kmay›p, Amerikan tanklar› ve ‹srail e¤itimiyle bu ülkenin devrimcilerini katletmeyi kahramanl›k diye sunan, Susurluk’un komuta merkezinde olan, Amerika’n›n tafleronu, ‹srail’in müttefiki orduya dayanarak m› böyle bir parti kuracaks›n›z?
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r Kapitalizme Karfl› Olunmadan Ba¤›ms›zl›k Savunulamaz Ba¤›ms›zl›k savunulacaksa, kapitalizme de karfl› ç›k›lacak demektir. “Ulusal sanayimiz... AB’ye tek tarafl› ba¤›ml›l›k...sosyal devlet...” gibi kavramlarla hem kapitalist sistemi savunup hem de ba¤›ms›zl›kç› olunamaz. Kemalistlerin kurtulufl savafl›ndan, sömürge Türkiye’ye tarihi, bunun en aç›k kan›t›d›r. Kald› ki, Amerika’n›n “ya bizden yanas›n›z ya da düflman” diyerek tüm halklara Amerikanc› sistemleri dayatt›¤›, baflka siyasiekonomik sistemleri “terör destekçisi-terörist” ilan etti¤i bir dünyada bu çok daha aç›kt›r. Yok, “AB’ye de¤il de Amerika’ya yüzümüzü dönelim... Her ikisine de de¤il de Rusya’ya bakal›m...” gibi teoriler savunuluyorsa, bunun ba¤›ms›zl›kla, ulusall›kla hiçbir ilgisi yoktur.
“Terörist” Olunca Direnecek Misiniz? Amerikanc› düzen, kendi sistemine uymayan tüm güçleri tasfiye ediyor, farkl› hiçbir sese tahammül edemiyor, bu aç›k. Peki diyelim böyle bir parti var ve ba¤›ms›zl›¤› savunuyor. Amerika’ya karfl› ç›kacak, üslerin kapat›lmas›n› isteyecek, AB’ye boyun e¤meyecek, tekellerin karfl›s›nda yer alacak... sonra da bu düzen böyle bir partiye izin mi verecek? O zaman Manisal›lar silah› al›p da¤a ç›kacak m›? Vuruflacak m›, emperyalistlere ve onlar›n her türden iflbirlikçilerine karfl›? Ordu, “terör” diyerek katliamlara giriflti¤inde direnecek mi? Sorun aç›k; ya emperyalizme ve Amerikanc› düzene karfl› savafl›rs›n, ba¤›ms›zl›¤› savunursun, ya da demagoji ve yalanla halk› oyalama, aldatma oyunu oynars›n. Kemalistlerin, Manisal›lar›n verece¤i karar budur.
Kurtulufl Savafl›n› Bo¤mak ‹steyen Düzeni Savunarak Ba¤›ms›zl›kç› Olunamaz Türkiye’nin ba¤›ms›zl›¤› için ony›llard›r kan döken, büyük bedeller ödeyen devrimcileri katleden, Manisal›lar›n savundu¤u düzendir, ordu’dur. Devrimcilerin öncülü¤ünde savafl, 1919’dan sonra Anadolu topraklar›ndaki ikinci kurtulufl savafl›d›r. IMF’ye, Dünya Bankas›na ve onlar›n iktidar›na karfl› Anadolu topraklar›ndaki en büyük direnifl oda¤› tart›flmas›z olarak F tiplerindeki direnifltir. Devrimciler NATO’nun Amerika’n›n, Oligarfli’nin ba¤›ms›zl›k savafl›n› yoketme politikas›na karfl› direniyorlar. Ba¤›ms›zl›¤› savunanlar›n, IMF’ye, AB’ye, Amerika’ya ve iflbirlikçilerine karfl› olanlar›n devrimcilerin saf›nda yeralmaktan baflka hiçbir çaresi yoktur. Saflar nettir; ya Amerikanc› düzenden yana, ya da halk›n, devrimcilerin saf›nda..
Ba¤›ms›z Türkiye “Karasular›m›zda ABD Gemileri”
Terör Demagojisi Ba¤›ml›l›¤›n K›l›f› Yunanistan’›n reddetti¤i izni Türkiye verdi. Art›k Ege’den Akdeniz’e kadar karasular›m›zda ABD gemileri dolaflacak, istedi¤i gemiyi durduracak, arama yapacak, tutuklayacak... Hat›rlayal›m; Amerika bu izni, Yunanistan, ‹spanya, ‹talya ve Türkiye’den istemiflti ve gerekçe olarak da, “terörün geçifl noktas›n›n bu bölgeler olmas›”n› göstermiflti. Tek bafl›na bu örnek bile “terör” demagojisinin nerede, nas›l kullan›ld›¤›n›n ve ne sonuçlar yaratt›¤›n›n kan›t›d›r. Bir ülkenin kendi s›n›rlar›n›, emperyalist bir gücün denetimine, jandarmal›¤›na açmas›, o çokça sözünü ettikleri, “egemenlik haklar›”n›n kendi elleriyle yokedilmesidir. Zaten böyle bir “egemenlik” ony›llard›r yoktu, flimdi aleni hale getirildi. Gerekçe, konjektüre uygun; “terör”. “Terör” dendi¤i noktada akan sular›n duraca¤›n› düflünüyor oligarfli. “Ba¤›ms›zl›k” diyenlerin karfl›s›na, “terörist” diye ç›k›yor, katlediyor. “Terör” diyor, kendi askerini sat›yor. “Terör” diyor, ‹srail ile anlaflmalar imzal›yor. “Terör” diyor, Amerika’n›n Balkanlar, Ortado¤u, Asya’da tafleronlu¤unu yap›yor. “Terör” diyor, karasular›n› Amerika’ya denetlettiriyor. “Terör”, onursuzlu¤un, ba¤›ml›l›¤› en ars›z haliyle sürdürmenin en geçerli k›l›f› haline böyle getiriliyor. ABD, “sen bu ifli yapam›yorsun ben yapaca¤›m...” diyor, “büyük devlet” hiçbir sak›nca görmüyor. Yeter ki Amerika, “Türkiye teröre karfl› mücadelede en sad›k dostumuz” desin, oligarfliye yetiyor. Nerede “terör” yalan›n› duyarsan›z, orada kopkoyu bir Amerikanc›l›k, uflakl›k, halk düflmanl›¤›n› görün.
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
23
KULEDEK‹ AYDIN KURTARICI BEKL‹YOR Halka gitmeyen, halk› örgütlemeyen, Anadolu’yu tan›mayan, Anadolu’nun yi¤itlerini sahiplenmekten kaçan ayd›n, Avrupa emperyalistlerinden demokrasi, özgürlük, adalet bekliyor. Bu yol ç›kmazd›r; hak ve özgürlükleri kazanman›n yolu, örgütlenmek, örgütlemek, taraf olmakt›r. Aç›l›fl konuflmas›n› ‹l Baflkan› Vahit Genç’in yapt›¤› ve F tipleri d›fl›nda sözünü etmedik yerde gökte hiçbir fley b›rakmad›¤› ÖDP'nin ‹stanbul il konferans›nda “Türkiye'nin Avrupa Birli¤i'ne Üyelik Sürecinde Eme¤in ve Dayan›flman›n Avrupa's› ‹çin Mücadele” bafll›kl› bir karar tasar›s›n›n reddedilmesi bir ayd›n›m›z› fena halde flafl›rtm›fl. “Nas›l olur” diye soruyor. AB’ye girince demokrasi, insan haklar›, özgürlükler olacakken, nas›l olur da hem sol olup hem de böyle bir karar reddedilir diyor. Zaten ÖDP d›fl›ndaki sosyalistler AB’ye karfl›yken nas›l olur da ÖDP de böyle bir fley yapar diye flafl›r›yor. 29 May›s 2002 tarihli Cumhuriyet’deki köflesinde, ÖDP tasar›s›n›n reddedilmesiyle, MHP’nin, Genelkurmay’›n politikalar› aras›nda parallelik kuran Oral Çal›fllar, AB’ci ayd›nlar aras›nda istisna de¤ildir. Bu kafa yap›s›, bu mant›k, bu düflünce tarz› AB’ci ayd›n›n geneline hakimdir. Emekçiler, insan haklar›, demokrasi... diyor ama, kendisi eme¤in bin y›ll›k düflman› sermaye ile paralellikten rahats›z olmuyor. Bu arada, “eme¤in Avrupa’s›” diyerek AB’cili¤ini maskelemeye çal›flan ÖDP delegelerinin dahi içine sindiremedi¤i bir karar tasaras›nda AB’cili¤in daha aleni hale getirildi¤ini söylemeye gerek yok san›r›z.
“Özgürlük ve Adalet Kavgas›”n› AB Mi Veriyor? AB’ci ayd›n›n en bilinen söylemi, AB’den gelecek özgürlük, adalet, insan haklar›... Sol da, “iki yüz y›ld›r demokrasi, özgürlük ve adalet kavgas› yürütüyor.” O zaman sol AB’ci olmal›. Söylenen bu. Bu ülkede ikiyüz y›ld›r bir kavgan›n sürdü¤ü do¤ru, 24
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
ama bu kavgay› ne AB yürütüyor, ne de AB’ye dayanarak bu kavga sürüyor. Tam tersine Avrupa emperyalistleri Amerika’n›n ard›ndan bu kavgay› bo¤mak, yoketmek için oligarfliye siyasi-ekonomik her türlü deste¤i veriyor. NATO kararlar›ndan bugüne istenirse bunu çok aç›k olarak görmek mümkündür. Mesela Susurluk ile ilgili olarak Avrupa’n›n ciddi bir itiraz›n›, bu pisli¤i temizleyip gelin dedi¤ini duyan oldu mu? Yoktur. Kontrgerilla örgütlenmeleri Avrupa’n›n da içinde bulundu¤u NATO kararlar›yla yaflama geçirildi. Sömürgelerde sürmesinin bir sak›ncas› yoktur onlar için. Dökülen kan Avrupal›’n›n kan› de¤il. O “so¤uk savafl y›llar›ndayd›” m› deniliyor? Bugüne gelelim; 19 Aral›k’a bak›n, F tiplerine bak›n, bu ülkenin do¤usunda, bat›s›nda halk›m›z›n kimin silahlar›yla, kimin e¤itti¤i katiller taraf›ndan katledildi¤ine bak›n. Ama kafa bu ülke topraklar›n›n gerçeklerine dönmeyince, bu kavgay› kimin hangi bedellerle sürdürdü¤ü görülmek istenmeyince, Anadolu halk›n›n kavgas›n› da AB ile zoraki bir bütünlefltirme gündeme geliyor.
Kuleden “Kurtar Bizi Avrupa” Ça¤r›s› Beyin nas›l AB’ye kilitlenmifl. Baflka bir fleyi düflünemiyor; “nas›l olur anlam›yorum” diyor. Tüsiad’›n kampanyalar›na imzalar at›l›yor, bu ülke insan›n›n ba¤›ms›zl›k, demokrasi, sosyalizm kavgas›nda döktü¤ü kan›n› yoksayarak “ya AB ya barbarl›k” diyor. Halka gitmiyor, halk›n ne düflündü¤ünü bilmiyor. Kendine gettolar yaratm›fl o alan içinde dönüp duruyor. Gettonun tek g›das› Avrupa’dan, AB vak›flar›ndan pompalan›yor. Halk› örgütleme gibi bir derdi yok. Bunu akl›n›n ucundan bile geçirmiyor. Hak ve özgürlükler olacaksa, bunu biz kazanaca¤›z, bunun için gerekirse bedel ödeyece¤iz diyemiyor. Diyemedi¤i gibi, ödeyenlere de direnmenin anlams›zl›¤›n› vaaz ediyor. Emperyalizme ve oligarfliye karfl› direnifllere karfl› ç›k›yor. Karfl› ç›kmak, “arada” olman›n gere¤i. Ç›k›yor bir kuleye, oradan bafll›yor konuflmaya. fiuna da karfl›y›m, buna da karfl›y›m, o yanl›fl bu yanl›fl... Kendisi nerede duruyor belli de¤il. Böyle bir dünya düzeninde, faflizmin hüküm sür-
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r dü¤ü bir ülkede gerçekte olmayan bir “arada yer” icat etmifl kendine orada durmaya çal›fl›yor. “Ne ondan, ne bundan” diye say›kl›yor. Her fleye karfl› oldu¤unu aç›kl›yor. fiiddete karfl›, savafla karfl›... “Bar›fl” diyor ama, emperyalizmin karfl›s›nda bar›fl› nas›l sa¤layacak cevab›n› vermiyor. Zulmün karfl›s›nda nas›l direnilecek, bunun cevab›n› tart›flmamak için “karfl›y›m” deyip ç›k›yor. En çok da “teröre” karfl›. Amerika’n›n tüm dünya halklar›na karfl› savafl ilan›n›n karfl›s›na dikilmiyor, böyle bir çat›flmada bile kulesinden ayr›lam›yor; “devlet terörüne de, süper güç terörüne de... örgüt terörüne de karfl›y›z”... O her fleye karfl›. Karfl› olmad›¤› tek fley Avrupa Birli¤i. Çünkü Avrupa Birli¤i KURTARICI. AB’ye endeksli politika yapanlar, “nas›l bizi terörist ilan eder” flaflk›nl›¤›n› yafl›yorlar flimdilerde. Ayd›nlar›m›z da ayn› flaflk›nl›klar› yaflayacaklar. Hiçbir fley de¤iflmeyece¤ini görecekler. Bugünün Avrupas› bunun en aç›k kan›t›d›r. Nitekim flimdiden flafl›ranlar da yok de¤il. AB’cilerin fikir babas› Murat Belge “Avrupa'da Avrupal› olmak“ bafll›kl› yaz›s›nda Amerika ve Avrupa’daki “terör” demagojisiyle ç›kar›lan yasalara de¤inip flöyle diyor; “Bush'u baflkan seçmifl Amerika'da yetkililerin oturup 'tedbir' diye böyle fleyler düflünmelerini herhalde fazla yad›rgamamak gerek. Ama Avrupa kurumlar›n›n, örne¤in Avrupa Parlamentosu'nun da ayn› do¤rultuda ifller yapmas› hem daha flafl›rt›c›, hem belki daha vahim. Bunun bir aç›klamas›, ayn› 11 Eylül'ün de yard›mc› oldu¤u, Bat›'da genel olarak sa¤ rüzgar›n esmeye bafllamas› olabilir. Bat›'da sa¤ rüzgar›n esti¤ini bize bildiren en flaflmaz gösterge de, Britanya'n›n sol partisi!” Gerçekte flafl›rt›c› olan hiçbir fley yoktur. AB’cili¤in beyin sars›nt›lar›d›r bunlar. Ama henüz bu sars›nt› bir deprem yaratm›fl de¤ildir. Bunun için ne kadar bekleyeceklerine de yine o beynin sahipleri de¤il, beyni yönlendirenlerin karar vermesi “daha vahim” de¤il midir?
Direnifl, Avrupa ve AB’ci Ayd›n Direniflin sessizlik içinde bo¤ulmas›n›n temelinde de AB’cilik vard›r. Beynini AB’ye endeksleyen ayd›n ne direnifli anlayabiliyor, ne de emperyalizme karfl› böyle görkemli bir direniflin yan›na yaklaflabiliyor. Söyleyebildi¤i tek fley; “yaflam kutsald›r” oluyor. Bunu da nereden ö¤rendi¤i malum. Kurtar›c›s› sokuyor bu düflünceleri beyinlere. Kendi ülkende direnenlere karfl› bu sapk›n düflünceleri savun ki, seni kurtaray›m
diye vaaz ediyor. Onun ç›kar› var bu düflüncelerin boy vermesinde. Tüm dünyada emperyalizme karfl› direnifllerin alt›n› bu tür düflüncelerle boflaltmaya çal›fl›yor, onun hedefi bu. Peki bu ülkenin ayd›n›n›n bir ç›kar› olabilir mi? Statülerini koruman›n, korkular›n, kayg›lar›n d›fl›nda ona emperyalistlerin düflüncelerini savundurtan nedir? Bu sorular›n cevaplar› mutlaka tart›fl›lmak, görülmek zorundad›r. Direniflin bafl›ndan bu yana AB’ci ayd›nlar›n tavr› sadece sessizlikle bo¤mada de¤il her konuda karfl›m›za ç›km›flt›r. 19 Aral›k katliam›na Avrupa’n›n onay verdi¤inin, katliam› destekledi¤inin kendi ifadeleri ile alenileflmesiyle birlikte bir sars›nt› yaflam›fl olsa da beynini oradan hiç kurtaramam›flt›r. Katliam öncesinde oda-hücre-ko¤ufl tart›flmalar›n›n temelinde karfl›m›za ç›kan da AB’ci kafa yap›s›d›r. AB, “ko¤ufl kötüdür” demifltir, ayd›n›m›z da bafllam›flt›r “ko¤ufla da karfl› oldu¤unu” anlatmaya. Oligarfli de buradan yüklenerek istedi¤i noktaya getirmifltir onlar›. Bir anlamda güç alm›flt›r. Zorla müdahale konusundaki tav›rs›zl›klar›n›n alt›ndaki de AB’ye teslim edilmifl beyinlerdir. Yeter ki direnifl bitsin denilerek yüzlerce insan›m›z›n beyninin yokedilmesi resmen izlenmifltir. Sakat b›rakan ya da sakat b›rakanlara karfl› hiçbir fley yapmayan hekim odalar›na karfl› tek bir söz söyleyen AB’ci ayd›n var m›d›r? Zulme son verin, iflkenceyi durdurun diye meydanlara ç›kan bir ayd›n gören oldu mu? Yoktur. Hekim odalar› da AB’cilik konusunda onlardan farkl› de¤ildir. fiimdi “tedavi” flu bu diyerek “insanl›k”lar›n› göstermelerinin bu noktada ne anlam› olabilir. Ayd›n›n görevi, sakatl›klar› izleyip sonra tedavi edin demek midir?
‹leriye Gitmek ‹çin, Halka Gidin AB tart›flmalar› “ne yaz›k ki demokrasi ve insan haklar› konusunda at›lacak ad›mlara kilitlendi. Bu noktada direnenlerle, ileriye gitmek isteyenler aras›nda bir gerilim ve siyasi mücadele yaflan›yor.” diyor ayd›n. Bu mücadelenin özünün oligarflinin iç çat›flmalar› oldu¤unu yeniden mi anlatal›m? Bunlar› savunmak için, bunlar için mücadele etmek için, bu çat›flmada bir yandan taraf m› olmak gerekiyor? Bu talepleri de içeren hak ve özgürlükler mücadelesini savunabilecek tek güç, devrimci, demokrat, ilericilerdir. Ayd›n›n “ileriye gitmek” gibi bir sorunu varsa, önce halka gitmeli, halk› örgütlemeli, kuleden inmeli, zulme karfl› direnifllerin saf›nda Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
25
1984’den 2002’ye... dalgalanan direnifl bayra¤›m›zd›r
B‹Z H‹Ç TESL‹M OLMADIK! “Dört bir yan› demir ve duvarlarla örülü hücresinde voltal›yordu. Tavana ve beton zemine s›k›ca sabitlenmifl olan bir ranzan›n ve onun arkas›ndaki alafranga tuvaletin d›fl›nda hiç bir eflyan›n bulunmad›¤› bir hücrede tutsakt›. ‹nsana ait tüm güzellikleri yok etmek istercesine, harc› say›s›z yasaklarla kar›lm›fl olan bu dört duvar aras›nda O'na yaln›zca dört ad›ml›k bir yürüme özgürlü¤ü tan›m›flt› zulüm. Çünkü O... Onurundan taviz vermemiflti. Halk›n› da, insanl›¤›n› da unut, canl› bir ceset ol demifllerdi. Hay›r, gelecek güzel günlere olan inanc›n›, özlemlerini bir kenara at›p teslim olamaz, diri diri mezara giremezdi. ‘Herfley bitti. Bak yapayaln›zs›n, sana kimsenin bir faydas› yok’ diye f›s›ld›yordu mazgal deli¤inden bakan bir faflist subay...” Bu sat›rlar› okuyunca, ihtimal, F tipi hapishaneler geldi gözlerinizin önüne. Ama hay›r. 1984 Türkiyesi’ne, bundan tam 18 y›l öncesine ait bu sat›rlar. 1984 Türkiyesi’nde Sa¤malc›lar Özel Tip hapishanesinin hücrelerindeki bir tutsa¤› anlat›yor. Hücredeki tutsak, süresiz açl›k grevindedir. Günler geçecek, süresiz açl›k grevini ölüm orucuna dönüfltürecektir o tutsak. Dönüfltürecek ve mazgaldan “herfley bitti” diyen o subay›, onun temsil etti¤i zulmü, dize getirecektir.
Amaç teslim almak: Araç; TTE veya F Tipi Bir türküdür direnifl boy verir zindanlarda inatç› bitmez bir gülüfl, bir türküdür direnifl zindanlarda ad› Apo, Fatih, Hasan, Haydar
26
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
1982’den itibaren, cunta hapishanelerinde, zulmün ad›, bahanesi, gerekçesi, Tek Tip Elbise’ydi. 12 Eylül cuntas›n›n ilk ayak sesleri hapishanelerden duyulmufltu. ‹ktidara el koyar koymaz da, hapishanelerde yo¤un bir zulüm dönemi bafllad›. Çünkü cunta da, halk› teslim alma operasyonunun baflar›s› için, hapishanelerdeki halk›n öncülerine boyun e¤dirmenin flart oldu¤unu biliyordu. Cunta, bir çok tipte hapishaneler yapt›rd› h›zla. ‹flkence en kaba ve vahfli haliyle uygulan›yordu. 1982’de gündeme getirilen Tek Tip Elbise(TTE), teslim alman›n temel
arac› olacakt›. TTE uygulamas›, emperyalizmin uzmanlar›nca haz›rlanan “rehabilitasyon program›”n›n önemli bir arac›yd›. Ayn› bugünkü F Tipi hapishaneler gibi. Tek Tip Elbise, "... devrimcileri siyasi kimli¤inden koparman›n, 'bireysel ç›kar ve kayg›lar için suç iflleyen' adi tutuklular görünümüne sokman›n, dolay›s›yla teslim alma sürecinin bir parças›yd›. Bu uygulama... boynu bükük ve sesi ç›kmayan, giydi¤i 'mavi kefenler' içinde suçluluk psikolojisiyle oligarflinin verdi¤i cezay› kabul etmifl ve her türlü yapt›r›ma uyan, cezas›n› çekmekten baflka bir düflüncesi olmayan insanlar yaratmay› hedefliyordu." (Metris Tarihi, Sayfa: 191, 2. bask›) Yukar›daki paragraf›n bafl›nda, “Tek Tip Elbise” kelimelerinin yerine “F Tipi hapishaneler” kelimelerini koyarsan›z da, paragraf›n anlam› de¤iflmeyecektir. Tarihi bir tesadüf belki; ya da Ecevit’in oligarflinin düzeninde üstlendi¤i rolün sonucu; TTE yasas›n› ç›karan da Ecevit’ti. 1978’de TTE giydirilmesini yasallaflt›rm›flt›. Ama uygulamak kendisine nasip olmad›, TTE giydirme görevi cuntaya düfltü. (Aradan 20 y›l geçtikten sonra, F tiplerini uygulama iflini baflkas›na b›rakmad› Ecevit!) Amaç, teslim almakt›. TTE ise bunun arac›. TTE giymeyi reddeden devrimci tutsaklar, iflkenceler, bask›lar, yasaklarla karfl› karfl›ya b›rak›ld›lar. ‹flkence, günlük uygulamaya dönüfltü. Havaland›rma, ziyaret y›llarca yasakland›. Mahkeme ve hastaneye gidifllerde, TTE giymeyenler k›fl›n dondurucu so¤u¤unda don atlet havaland›rmalarda bekletildiler. Kitap, gazete, radyo, TV yasakland›. Kalem ka¤›t bile yasakland› ço¤u dönem. Hücreleri bulunan hapishanelerde hücrelere at›ld›lar.
“Sivilleflme”nin zulmü 1983’te cuntan›n sivilleflme manevralar› çerçevesinde, seçimler yap›ld›. 1984’e girildi¤inde, iktidarda, görünürde art›k cunta de¤il, ANAP hükümeti vard›. “Demokratikleflme” bekliyordu bir çok çevre. Ama hapishanelerde zulüm, alabildi¤ine dizginsizleflmiflti. TTE dayatmas›nda, ANAP iktidar› cuntan›n yar›m b›rakt›¤›n› yapmak için bask›y› t›rmand›r›yordu. Yine tarihi bir tesadüf(!) 2000’de, AB’ye uyum’un, demokratikleflmenin en çok sözünün edildi¤i koflullarda en büyük katliamlar›n gerçeklefltirildi¤i gibi, o zaman da çokça sivilleflmenin, demokrasiye geçmenin sözü edilirken, zulüm kendi s›n›rlar›n› afl›yordu. Direnecekti devrimci tutsaklar. Önce “bekleyelim” diyen, ard›ndan zulmün boyutlar› karfl›s›nda “TTE giyelim” diyenlere ra¤men, direneceklerdi. Çünkü; inançlar›n›, iddialar›n›, siyasi kimliklerini koruman›n baflka yolu yoktu.
HASAN TELC‹
HAYDAR BAfiBA⁄
Ayn› dönemde, olumsuz örnekler de vard›. Olumsuz örne¤in simgesi, oda¤› Mamak’t›. Televizyonlarda; askerin önünde haz›r olda duran ve askere "komutan›m" diyen, askerin komutas› alt›nda askeri marfllar söyleyip yürüyen “devrimci” tutsaklar›n görüntüleri, cuntan›n amac›na hizmet ediyor, y›lg›nl›¤›, pasifizmi, korkuyu büyütüyordu. Hapishaneler gerçe¤inin bu olmad›¤›n›, direnenlerin oldu¤unu tüm dünyaya hayk›rmak, bu aç›dan da gerekliydi. Devrimci Sol ve T‹KB Davas› tutsaklar› iflte bu koflullarda ölüm orucu karar› ald›lar.
Direnifl bayra¤› dalgalan›yor zulmün kalelerinde 12 Nisan 1984’de Metris’teki erkek devrimci tutsaklar›n anonsu duyuldu. Direnifl bayra¤›n› açt›lar. 13 Nisan’da Metris bayanlar bölümünde ve Sa¤malc›lar hapishanesinde kalan devrimci tutsaklar da eyleme bafllad›klar›n› ilan ettiler. Süresiz açl›k grevine baflland›¤›n›n ilan›n›n ertesi gün, direniflçiler, bir operasyonla ko¤ufllar›ndan al›n›p, Metris’in “Sibirya” bölümündeki ko¤ufllara götürülerek, di¤er tutsaklardan tecrit edildiler. Direniflçiler, buradaki ko¤ufllara konulmadan önce, iflkenceden geçirilmifl, saçlar› kesilmifl, sürahi, bardak, bidon gibi tüm günlük ihtiyaç malzemelerine de el konulmufltu. Direniflin talepleri flunlard›: - Hapishanelerde bask› ve iflkencenin son bulmas›, - TTE uygulamas›na son verilmesi, - Sosyal ve yaflamsal haklar›n verilmesi, - ‹nfaz sisteminin tutuklular lehine düzeltilmesi, - Askeri tutuklu statüsü kald›r›larak, siyasi tutukluluk haklar›n›n tan›nmas›. Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
27
FAT‹H ÖKTÜLMÜfi
ABDULLAH MERAL
Hiç de¤iflmeyen karalamalar Sansür koyuydu o zaman, kopkoyu. ‹ktidar, “Hapishanelerde sorun yok” diyordu soranlara. Ama bu koyu sansüre ra¤men, direnifl tutsak ailelerinin, gelece¤in TAYAD’l›lar›n›n çabalar›yla, dalga dalga yay›l›yordu d›flar›da. Cuntan›n direnifli k›rmak için baflvurdu¤u tecritler, iflkenceler de hiç bir ifle yaramam›flt› üstelik. Tutsaklar›n kararl›l›kla ölüme yürüyüflü karfl›s›nda cunta generalleri, ölüm orucu eyleminin taleplerini gizleyip bas›na "Türkiye'yi dünya nezdinde kötülemek, küçük düflürmek istiyorlar" diye demeçler vermeye bafllam›fllard›. Direnifl, d›flar›da kendini duyurdukça, demagojiler de artt›. ‹ktidar ve baflta Tercüman gibi gazeteler olmak üzere burjuva bas›n, "Gizli gizli yemek yiyorlar" diyorlard›, "Örgüt bask›s›yla eyleme kat›ld›lar" diyorlard›. Orjinal demagojilerinden biri de flöyleydi: "Zaten ölüm orucu yapanlar idam hükümlüsü"... Y›llard›r ayn›yd› yalanlar›. Y›llar geçecek yine ayn› demagojilere sar›lacaklard›.
Gönüllüler ön siperlerde “16 gönüllü, 16 yürek kuflatmalar› yarmak için f›rlayacak yay›ndan. Hedef zulmün kalbi, zulmün beyni...” Tutsaklar›n heyecanla bekledikleri 45. gün gelip çat›yor nihayet. Eylemlerinin program›na göre, süresiz açl›k greviyle sonuç al›namazsa, o gün, ölüm orucuna çevrilecek eylem. 29 May›s sabah›nda, direnifl yeni bir evreye giriyor. Ölüm yürüyüflü bafllayacak o gün. Hücrelerinin, ko¤ufllar›n›n camlar›na ç›k›yor tutsaklar. Yüzlerce a¤›zdan, ölüm orucu anonsu yap›l›yor. “YAfiASIN ÖLÜM ORUCU D‹REN‹fi‹M‹Z” slogan›yla ç›nl›yor havaland›rmalar. Türkiye hapishanelerinin havaland›rmalar›, ilk kez yank›lan›yor bu sloganla. Bu eylem biçimi, 28
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
Türkiye devrimci hareketi için yeni bir eylem biçimi. Devrimci hareketin önderi de içlerinde olmak üzere, onlarca gönüllü, ölüme yat›yor. fiafl›r›yor düflman. fiafl›r›yor eylemi izlemekte olan di¤er gruplar. Oportünizmin teorileri alt üst oluyor. Cunta yeni bir hamle yap›yor direnifli k›rmak için; hedef do¤rudan ölüm orucu direniflçileri. Hiç bir yöntem kar etmiyor. Direnifl ilerliyor. direniflçiler hücre hücre eriyor. Eriyen her hücre, kararl›l›¤› büyütüyor, zaferi yak›nlaflt›r›yor. Cunta en son, direniflçileri hastahaneye kald›rmakta buluyor çareyi. Hastanede küçük bir radyodan BBC'yi dinliyor direniflçiler. Cunta generallerinin tüm sansürüne ra¤men, Ölüm Orucu en az›ndan dünya kamuoyunda duyulmufl, yak›ndan takip ediliyordu.
Bedenlerle örülen barikatlar Tarih 14 Haziran. Ölüm orucu ilk flehidini veriyor. “Beyni ac›yla da¤layan, gelece¤in umudunu tafl›yan bir ses” ilan ediyor direniflin zaferini: - Yoldafllar, Apo flehit oldu. Abdullah Meral’i, 66. gün, Haydar Baflba¤ ve M. Fatih Öktülmüfl izliyor. Direniflin 73. gününde Hasan Telci flehit düflüyor. 26 Haziran; Kazanan direnifl! 75 gün süren direnifl, dört flehitle Türkiye tarihindeki yerini al›yor. Dört flehitle, zulmün önüne, art›k hiç bir zaman aflamayaca¤› bir barikat kuruluyor. Cuntan›n yaratt›¤› psikolojik ve moral üstünlük, flehitlerle y›k›ld›. Cuntan›n zulüm karanl›¤›nda ilk ayd›nl›klar, flehitlerle yarat›ld›. Sonraki her direnifl, bu ayd›nl›¤› daha da büyüttü. O barikat, o günden bu yana kuruludur hapishanelerde. Koflullar ne olursa olsun, o barikatlar korunmufl, savunulmufltur. Zulüm sald›rd›kça, özgür tutsaklar, açl›klar›yla, bedenleriyle, gerekti¤inde cesetleriyle güçlendirdiler o barikat›. 22 y›ld›r, hapishanelerde bask›lar›n, zulmün biçimi de¤iflti, ama özü hiç de¤iflmedi. 1 A¤ustos genelgesi oldu bazen ad›, bazen Piflmanl›k yasas›... Özel Tipler, hak gasplar› birbirini izledi. Buca’da, Ümraniye’de, Diyarbak›r’da, Ulucanlar’da oldu¤u gibi aç›k katliamlara dönüfltü. Ve nihayet 19-22 Aral›k’a ve F tiplerine gelindi. ‹ktidarda kim olursa olsun, genelgenin, hapishane tipinin ad› ne olursa olsun, amaç hep ayn›yd›. Amaç; devrimci tutsaklar› siyasi kimli¤inden soyundurarak, teslim almakt›. Alamad›lar. Özgür tutsaklar tarihlerinden ald›klar› güç ve onurla, bu son sald›r›y› da gö¤üslediler.
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r
YETK‹ KAMU-SEN’E VER‹LEMEZ! 4 Faflist bask›larla, hile, flantaj ve tehditle, memurlar›n mücadeleleriyle kazand›klar› gasbedilemez! May›s sonu itibar›yla memur sendikalar›nda üye kay›tlar› donduruldu, mevcut üyeler Çal›flma Bakanl›¤›na bildirildi. Henüz kesinleflmeyen bilgilere göre, üç konfederasyondan KAMU SEN 430 bin, KESK 356 bin, Memur-Sen ise 90 bin üye göstermifl bulunuyorlar. Hiç kuflku yok ki, memurlar›n mücadelesi, örgütlenmesi, bafl›ndan bugüne devrimci, demokrat memur sendikalar› ve onlar›n oluflturdu¤u KESK’le hayat buldu. Tüm kazan›mlar, 13 y›ll›k mücadelenin ürünüdür. Bu mücadelede, flu an en çok üyeye
4 Memurlar! Faflist iktidar› teflhir ederek, örgütlenerek, kazan›mlar›m›za sahip ç›kal›m!
sahip oldu¤u iddia edilen KamuSen’in en küçük bir katk›s› yoktur. Ama devlet ve özellikle de MHP, her türlü tehdit ve bask›n›n kullan›ld›¤› yöntemlerle, memurlar›n devrimci, demokrat sendikal örgütlenmesini tasfiye edip etkisizlefltirmek istiyor. * KESK Baflkan› Sami Evren, üye bildirimlerinden sonra yapt›¤› aç›klamada, “ Kamu-Sen’in bildirdi¤i üye formlar›nda sahte imzalar›n oldu¤unu” belirterek, MHP’li bakanl›klara ba¤l› iflyerlerinde Kamu-Sen üye say›s› üzerinde oyunlar oynand›¤›n›
"Demokratik kitle örgütü olma; sivil toplum kuruluflu ol " Dayatmas› Kabul Edilemez! Memur hareketinin bugünkü durumunu, devrimci memur hareketinden memurlarla konufltuk: - “Yetki”li konfederasyon konusunda hangi noktaya gelindi? 13 y›ll›k zorlu süreçlerden geçmifl mücadelemizin sonunda gelebildi¤imiz noktada iflkollar› (yasaya göre hizmet kollar›) ve konfederasyon düzeyinde "Devlet Güdümlü Sendika" ile baflabafl, hatta baz› iflkollar›nda daha az üyemiz oldu¤u yönünde bilgiler mevcut. Bunun tabii ki pek çok nedeni de var. -Size göre bu nedenlerin bafll›calar› nelerdir? Az önce de belirttim, kamu emekçilerinin 13 y›ll›k bir hak alma mücadelesi var. Mücadele araçlar› olan ve süreç içinde pek çok bedellerle, hatta flehitlerle kurulan sendikalar› ve çat› örgütlülü¤ü
aç›klad›. Evren, toplam 145 bin çal›flan›n sahte imzalarla, kendi bilgileri d›fl›nda Kamu-Sen’e üye yap›ld›¤›n› belirtti. * Memurlar, on küsur y›ll›k mücadelelerinin kazan›mlar›n›n gasbedilmesine seyirci kalamaz. ‹ktidar, MHP teflhir edilmeli, reformizmin bu sonuca yard›mc› olan politika ve yöntemleri sorgulanmal›d›r. Memur hareketi tarihine, kazan›mlar›na sahip ç›kma ve memur kitlesini örgütleme do¤rultusunda yeniden aya¤a kalkmal›d›r.
olan KESK var. Ayr›ca siyasi iktidarlar›n kurdu¤u ve örgütlemeye çal›flt›¤› TÜRK KAMU-SEN var. Ki bana göre bugün TÜRK KAMU-SEN'in geldi¤i noktadaki niceli¤inin ve ifllevinin sorumlulu¤unu tek bafl›na siyasi iktidarlara ya da örgütlülü¤ümüzün d›fl›ndaki birilerine y›kmak gerçek d›fl› olur. KESK yönetiminin reformist yap›s› ve politikalar›, "siyasi iktidarlar›n öz evlad› TÜRK KAMU-SEN’in çeflitli platformlarda meflrulaflt›r›lmas›na, ciddi bir politik öngörüsüzlük ya da tercih olarak, çanak tutmufltur. Devrimci sendikac›lar›n tüm uyar› ve çabalar› sonuç vermemifl; örne¤in Emek Platformu içerisinde bulunmas›n›n bu oluflumun taban›n› örgütleyebilmek ad›na sorgulanmaks›z›n kabul edilmesinin sonucu tam da söyledi¤imiz gibi olmufltur. Tabans›z TÜRK KAMU-SEN'in egemen güçlerin tüm olanaklar›n› kullan›m›na bir de KESK yönetiminin icazetçi, öngörüsüz politikalar›n›n yaratt›¤› boflluk eklenince bugüne gelinmesi do¤al görünüyor. - TÜRK KAMU-SEN nas›l olanaklar kullan›yor, biraz açar m›s›n›z? "Sar›” ve “faflist” sendika"lar arac›l›¤›yla s›n›f Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
29
mücadelelerini etkisizlefltirme yöntemi zaten ülkemizde '80 öncesi Türk-‹fl ve M‹SK örne¤inde denenmiflti. fiimdi devletin daha aç›k bir müdahalesi sözkonusudur. Kamu-Sen, dolayl› de¤il, do¤rudan bir “devlet sendikas›” örgütleme giriflimidir. Kamu-Sen de '90’l› y›llarda mücadelemizi bölmek için bizzat devletin üst düzey bürokratlar›nca kuruldu ve tepeden afla¤› örgütlenmeye çal›fl›ld›. Mücadelemizi bölebilmek için alabildi¤ine kirli yöntemler kullan›l›yor, milli-manevi de¤erler i¤difl edilip ahlak d›fl› bir flekilde argüman olarak kullan›l›yor. Yetmezse bask›, sürgün, ceza tehditleri, resmi yaz›flmalar devreye giriyor, o da yetmezse siyasi iktidar›n bir bakan› ç›k›p aç›kça TÜRK KAMU-SEN'in kendisine ba¤l› kurumlarda örgütlenmesi için talimatlar buyurabiliyor. Bakanlar› böyle yap›yorken amirlerinin neler yapaca¤› tahmin edilebilir. Bir iki örnek verelim yeterli. Baz› birimlerde özlük servislerinden personel listeleri al›n›p, üye formlar›na kimlik bilgileri yaz›larak ilgili kiflinin bilgisi d›fl›nda imzas› da taklit edilince üyelik tamam! Ya da aday memurlar›n üyelikleri mümkün olmamas›na ra¤men üye yap›labiliyor. Gizli kapakl›, gayr›meflru bir örgütlenme modeli bu, aç›kça çete örgütlenme modeli. -KESK’in tavr› ne bu uygulamalara karfl›? ‹lginçtir. Bu karalamalara, ayak oyunlar›na karfl› çok somut bir pratik yok KESK'te. Mesela bir broflür dolaflt›r›lmakta ortal›kta, "Bas›nda KESK Gerçe¤i" ad›nda. Kimin yazd›¤›, nerede bas›ld›¤›, sorumlusu belirtilmemifl olan aç›k bir kontra faaliyet. Savc›l›¤a suç duyurusunda bulunuluyor bunun için. Ötesinde tüm bu karalama ve sald›r› hatta baz› yerlerde fiziki sald›r› politikalar› için flöyle yeterince net bir cevap, bir karfl› durufl yok. Çokça ifade edilen "fiili meflru mücadele"ye ne oldu diye sorulunca da geçifltiriliyor. KESK yönetiminde "sahte sendika yasas›"n›n ç›kar›lmas› sürecinde aç›ktan ifade edilemeyen "kan›ksama hali", art›k nettir. Her ne kadar "bu yasaya KESK s›¤maz" deniyorsa da görünen o ki aç›k bir "adaptasyon hali" yafland›. Kongreler sürecinde KESK'in geçmiflini de¤erlendirme, elefltirilerinden dersler ç›karma ve mücadelenin gelece¤ini planlama yap›lmad›¤› gibi, -belki de tam siyasal iktidarlar›n istedi¤i mecrada- bu yasaya uyarlanma hali görüldü. Bu bile bafll› bafl›na sistemin icazet verdi¤i "demokratik kitle örgütü olma; sivil toplum kuruluflu ol!" mant›¤›na denk düflen bir yönelimdir. -Peki, "Devlet Güdümlü" TÜRK KAMU-SEN‘in
30
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
kongreleri nas›l geçti? Evlere flenlik diye bir deyim vard›r hani. KESK' in yapamad›¤›-yapamayaca¤› kadar aç›k ortaya saç›ld› tüm pislik. 2002 Ocak ay›n›n son haftas› burjuva medyaya bile baksak yeter. Zira onlar bile yazmak zorunda kald›lar geliflmeleri. Bu haberlere göre; ifllevini yerine getiremeyen Kamu-Sen Genel Baflkan› Resul AKAY, MHP liderinin talimat› üzerine "azledildi". Kendisini desteklemesi muhtemel olan delegeler ülkü ocaklar›ndan gelen silahl› kifliler taraf›ndan kongre salonundan kaç›r›ld›. Üzerlerindeki bask›y› bir k›sm› Nazi toplama kamplar›na at›f yaparak "Sobibor Kamp›" diye tan›ml›yordu. Yani tam da bilinen çete metotlar›n›n her türlüsü, "memurlar›n hakk›n› alacak olan!!!" bir "sendika"da uyguland›, flafl›rmad› asl›nda kimse, ne de olsa arka bahçeydi. Bu rezaleti tüm ülke görsün diyordu Resul AKAY, günayd›n!
“‹flçi-iflveren ortakl›¤›” de¤il, Patronlarla Düzen Sendikac›lar›n›n Ortakl›¤› Avrupac›l›k, veya baflka deyiflle, mandac›l›k, patronlar› ve düzen sendikac›lar›n› bir araya getirdi. Patronlar ve sendikac›lar, hükümete ““Cesur ve yap›c› olun” diye sesleniyorlard›. Cesur ve yap›c› olunmas›n› istedikleri konu ise, AB’ye girme konusu. Bas›nda “iflçi-iflveren ortakl›¤›” diye sunuldu bu birlik. Oysa iflçilere kimse bir fley sormam›flt›. Ortakl›k yapan, devlet, düzen sendikac›lar›yd›. “TÜrkiye-AB Karma ‹stiflare Komitesi”ni oluflturan bu “ortaklar” aras›nda bak›n kimler var? Türk-‹fl, Hak-‹fl, D‹SK Genel Baflkanlar›, TOBB, Türkiye Bankalar Birli¤i, T‹SK gibi patron örgütlerinin ve TZOB, TESK, TMMOB’un temsilcileri. Ayn› “ortaklar” niye hükümete, “IMF’ye karfl› cesur olun, hay›r deyin!” diye bir deklarasyon yay›nlayam›yorlar? Biri ç›k›p, hadi böyle bir deklarasyon yay›nlayal›m dese, patronlar karfl› ç›kacak. O zaman aç›k ki, bunlar›n ç›karlar› ayn› de¤il. O zaman, demek ki, bu “ortaklar”dan bir k›sm›, kendi temsil etti¤i kesimin ç›karlar›na ihanet ediyor? ‹hanet edenler, belli ki, patronlar de¤il, sendikac›lar!
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r
POL‹S KEND‹N‹ ANLATIYOR: “Ben Hukuk Dinlemem” “Ben Yasalara Uymam”“Ben ‹flkence Özgürlü¤ü ‹stiyorum” Polis akademisinin ‹stanbul ve Ankara polisi üzerinde ‹ngiliz üniversiteleri ile Marmara Üniversitesine yapt›rd›¤› “Yakalama ve gözalt›na alma s›ras›nda san›k haklar›n›n kulland›r›lmas›” konulu anketin sonuçlar›, 31 May›s tarihli Milliyet’de yay›nland›. Üç temel soru üzerinden yap›lan anketin ortaya ç›kard›¤› gerçek, polisin, kendi yasalar›na uymad›¤›n›, uymak istemedi¤ini, yasad›fl› sorgulamay›, iflkencecili¤i tek yol olarak gördü¤ünü ortaya koydu. Katletme, iflkence yapma, suç iflleme özgürlü¤ünü sonuna kadar kullanan polis istiyor ki, göstermelik dahi olsa hiçbir kanun, hukuk taraf›ndan s›n›rlanmayal›m.
“Yasal Hak Zaman Kaybettirir” Ankette denek olarak kullan›lan 679 polise soruluyor; “fiüpheliye susma hakk›n›n hat›rlat›lmas› suçun araflt›r›lmas›n› engeller mi?” Polisin yüzde 39’u, “zaman kayb›na neden olur, Susma hakk›n› ö¤renirse suçun araflt›r›lmas› zorlafl›r” gerekçesiyle evet dedi. “Hay›r” diyen yüzde 61’lik kesim san›lmas›n ki, susma hakk›n›n kullan›lmas›n› savunuyor, onlar da flu gerekçeyle “hay›r” diyor; “Susarsa suçlu say›l›r, susma hakk›n›n soruflturmay› aleyhine döndürece¤inin fark›ndad›r.” Yasal bir hakk› kullananlara karfl›, iflkencecilerin “ne susma hakk› lan...” dedi¤inin binlerce örne¤i vard›r. Bunlar aç›kland›¤›nda polis her zaman inkar etme yolunu seçmifl, yasalara ne kadar sayg›l› olduklar›n› anlatm›flt›r. ‹flte anket, iflte gerçek ortada. Resmi olarak yap›lan bir ankete bu cevaplar› veren kafan›n iflkence hücrelerinde neler yapt›¤›n› anlatmaya bile gerek yoktur.
Yasal olarak tan›nan bir hakk›, “suçun” kabul edilmesi fleklinde yorumlayan kafa, sadece polise ait de¤ildir. Onlar›n güç ald›klar›, DGM’ler bu yasad›fl›l›k içinde ifller. Binlerce DGM dosyas›nda susma hakk›, “örgüt tavr›” olarak de¤erlendirilmifl ve tutuklamalar, cezalar sadece bu nedenle verilmifltir. Devam edelim polis anketine...
“Kaybetme Silah›m›z› B›rakmay›z” “fiüpheli ya da san›¤a bir yak›n›yla haberleflme hakk› oldu¤unun hat›rlat›lmas› suçun araflt›r›lmas›n› engeller mi?” sorusuna da büyük oranda “gerek yok...” “yak›nlar› delilleri karart›r” gibi gerekçelerle karfl› ç›k›yor polisler. “Kaybetme” politikas›ndan, yasal olarak tan›nandan daha uzun süre iflkencede tutma silah›ndan vazgeçmek istemiyor polis. Bunun için kimsenin haberi olmas›n, ben istedi¤im zaman mahkemeye ç›karay›m, istemedi¤imde iflkenceye devam edeyim istiyor. DGM’lerin bu konuda polisin “elini so¤utmad›¤›” onbinlerce örnekle sabittir.
“Avukat Psikolojimizi Bozuyor” Anketin bir baflka sorusu: “Avukat›n gözalt› birimine gelmesi hukuki yard›mda bulunmas›, suçun araflt›r›lmas›n› engeller mi?” Yüzde 36’s› “avukat polisin psikolojisini bozuyor, suç ortaklar›na bilgi tafl›yor, flüpheliyle ortak hareket ediyor” gerekçeleriyle “evet” derken, Yüzde 20’si “san›¤a susma hakk›n› hat›rlat›r” diyerek karfl› ç›k›yor. Yüzde 27’lik bir kesim ise, “bilgiçlik yapar” diyerek karfl› ç›k›yor. Avukatlar, özellikle DGM davalar›na giren avukatlar, polisin gözünde öteden beri “terörist”tir. Bunun için elinde bir delil, belge olmas›na da gerek yoktur; hukuk mu diyor, devrimcilerin hakk›n› m› savunuyor, polise kendi yasalar›n›
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
31
m› hat›rlat›yor; terörist olmas› için yeter de artar bile. Asl›nda çok da yoruma gerek olmayan sonuçlar bunlar. Kartal Hastanesindeki müvekkillerini görmeye giden avukata, savc›n›n “örgüt talimatlar›n› iletiyorsunuz” diyerek izin vermedi¤i bir ülkede, polis de, ne hukuku, ne yasas›, b›rak›n istedi¤imiz gibi iflkence yapal›m der. ‹ki büyük kentte, yani bir anlamda en fazla denetime, sözde e¤itime tabi tutulduklar› yerdeki polisler bunlar› söylüyorsa, Anadolu kentlerindeki yasad›fl›l›¤› düflünün; kanun da yasa da her fley biziz dediklerine flüphe var m›? Peki nereden al›yorlar bu cüreti? ‹ktidardan, MGK’dan, Susurluk devletinden. Devlet yasalar› ç›kar›yor, ama uygulamada polise, “siz bakmay›n, bunlara uymay›n, bildi¤inizi yap›n” diyor. ‹flkenceciler, katiller ödüllendiriliyor. Ve bunlar bir koro halinde hak ve özgürlük mücadelelerine “terörizm” diyor.
Susma Hakk›, Yasal Meflru Bir Hakt›r; KULLANALIM ! Anket sonuçlar› özellikle “susma hakk›” konusunda polisin aç›k bir hukuksuzlu¤unu ortaya koyuyor. Susma hakk› mevcut yasalara göre tan›nm›fl bir hakt›r. Polisin, “örgüt tavr›” demagojileri ile bu hakk› kulland›rmamas›na izin verilmemelidir. Komploculuklar›, iflkencecilikleri, iftira, yalan kampanyalar› aleni hale gelen polisin kulland›rmay› istemedi¤i “Susma Hakk›” DGM’ler d›fl›ndaki mahkemelerin görev alanlar›nda çok daha genifl olmas›na karfl›n, DGM kapsam›nda da flu madde ile düzenlenmifl bir hakt›r: “Sorgunun iptidas›nda kendisine isnat edilen suçun neden ibaret oldu¤u san›¤a bildirilir. Bu hususta cevap vermek isteyip istemedi¤i sorulur...” (3842 say›l› kanunun 31/1 bendindeki, 135. madde) Gözalt›ndaki kifli, cevap vermiyorsa, iflkence yap›l›r demiyor, tam tersine yine kendi yasalar› ile iflkenceyi suç say›yor; “‹fade verenin ve san›¤›n beyan› özgür ifadesine dayanmal›d›r. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, iflkence, zorla ilaç verme, yorma, aldatma, bedensel cebir, ve fliddette bulunma, baz› araçlar uygulama gibi iradeyi bozan bedeni veya ruhi müdahaleler yap›lamaz. Kanuna ayk›r› bir menfaat vaat edilemez. Yukar›daki f›kralarda belirtilen yasak yöntemlerle elde edilen ifadeler r›za olsa dahi delil olarak de¤erlendirilemez.” Uyutmama iflkencesinden, falakaya, ask›ya kadar tüm iflkence yöntemleri düzenin bu yasalar›na ra¤men sürüyor. ‹flkencecilere kendi yasalar›n› hat›rlatal›m, meflru hakk›m›z›, tüm hukuksuzluklar›na karfl›n kullanal›m. Meflrulu¤umuzun kayna¤›, tek bafl›na bu yasalar da de¤ildir; en büyük kaynak, sömürü ve zulme karfl› mücadelenin kendisidir. 32
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
çözüm Sorun varsa Çözümü de vard›r
‹flkence Nas›l Önlenir? “‹flkenceyi önleme...” ad›na, iflkencenin devlet politikas› olmad›¤›n› kan›tlama ad›na, say›s›z e¤itim toplant›s› yap›l›r, say›s›z kitap-broflür bas›l›r, bakanl›klar tashih edilir, iflkenceye verilen A‹HM’deki para cezalar›n›n iflkencecilere ödettirilmesi flovlar› yap›l›r, zaman zaman Manisa davas› gibi simgesel davalarla iflkenceye ne kadar karfl› olundu¤u anlat›lmak istenir... Ama bunlar›n hiçbiri kimseyi inand›rmaz. Çünkü iflkence devletin muhalif güçlere karfl› kulland›¤› temel politikas›d›r. Çünkü herkes, yaz›l› yasalar›n de¤il, polis devletinin kanunlar›n›n geçerli oldu¤unu bilir. Yasalara iflkencenin suç oldu¤unun yaz›lmas›n›n, susma hakk›n›n varl›¤›n›n yaz›lmas›n›n hiçbir anlam› olmad›¤›n› yaflayarak bilir. ‹flkencenin ortadan kalkmas› düzenin kökten de¤iflmesi ile ilgili bir sorundur, ancak tüm düzenlerde iflkence istenirse önlenebilir. ‹flkence devlet politikas› de¤il deniyorsa, iflkenceyi önlemenin yolu da var demektir. Nas›l m›? Halk Anayasas› Tasla¤›’ndan geçici hükümler bölümünden özetleyelim: Madde 6- ‹flkence yapanlar, yapt›ranlar, insan haklar›n› çi¤neyenler, infaz ve katliamlar›n, kay›plar›n sorumlular› derhal tutuklanacak; iflkenceye u¤rayan, yak›nlar› öldürülen, iktidarlar›n halka karfl› politikalar›ndan dolay› zarar gören herkesin kendini ifade edebilece¤i, suçlar› kan›tlay›p suçlular› teflhis edebilece¤i bir platformda yarg›lanarak cezaland›r›lacaklard›r... Madde 7- Siyasi fiubeler, M‹T Merkezleri, karakollar, Jandarma birlikleri ve gizli kontrgerilla üslerindeki tüm iflkence aletleri halk›n gözü önünde imha edilecek; bu kurumlar›n tümü la¤vedilecektir. ‹flte iflkenceyi önlemenin yollar›; bu düzen yapabiliyor mu tüm bunlar›; iflkencecileri tutuklayabiliyor mu, cezaland›rabiliyor mu? Yapm›yorsa, ben iflkenceci bir devletim diyordur.
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r
GÖÇ ve ‹fiS‹ZL‹K
3
Yoksullu¤un ve Zulmün Sürgünleri Asimilasyon sürgünlerini, Marshall sürgünlerini, OHAL sürgünlerini anlatt›k ilk iki bölümde. Bu bölümde yoksullu¤un sürgünlerini anlataca¤›z. Sonraki bölümde ise, ufukta görünen göç dalgas›n› ele alaca¤›z. Evet, bas›nda, TV’lerde hep “geriye dönüfl” tart›fl›l›yor ama geriye dönenler devede kulak bile de¤il. Geriye dönüfl de¤il, yeni büyük göç dalgalar› bekliyor Türkiye’yi. Bugünkü göç rakamlar›n›, ve tabii iflsizlik rakamlar›n› ikiye, belki üçe, dörde katlayacak yeni bir göç dalgas›. Bu dalga uygulanmakta olan IMF program›n›n sonucu olacak. Ufuktaki göç dalgas›na dikkat çekiflimiz flundan; bu demektir ki, burada s›ralanan tüm sorunlar, olumsuzluklar, yar›n katlanarak büyüyecektir. Bizim flimdi anlatt›klar›m›z, yar›n yaflanacaklar›n yan›nda, göç ve iflsizli¤in ancak “ön sonuçlar›” olarak görülebilir.
Yoksullu¤un Sürgünleri... Kürt göçü, kuflkusuz göç denilince ilk akla gelendir. Ama ülkemizde, ekonomik nedenlerden, yani daha baflka deyiflle iflsizlikten, topraks›zl›ktan, yoksulluktan kaynaklanan göçler de çok büyük boyutlardad›r. En çok göç veren iller bunu gösteriyor: ‹statistikler, “en çok göç veren ilk on flehir” olarak flu illerimizi say›yor: Tunceli, Bayburt, Gümüflhane, Erzincan, Çank›r›, Kars, Sivas, Sinop, Artvin, Kastamonu. Göçün devasa boyutlar›, nüfus da¤›l›m› rakamlar›nda da çok çarp›c› ve çarp›k tablolar yaratm›flt›r. Mesela, Erzincan do¤umlu 464 bin kiflinin yar›s› Erzincan d›fl›nda yaflamaktad›r. Bunlar›n da 150 bini ‹stanbul'da. En çok göç veren illerden biri olan Kars’l›lar da ayn› durumda. Karsl›lar›n gerçek nüfusu, 1 milyon 100 bin civar›nda. Ve bunlar›n da yar›s›na yak›n›, 500 bini baflka flehirlerde yafl›yor. Sadece ‹stanbul’da 215 bin Karsl› var. S›vasl›lar da ‹stanbul’da “büyük ço¤unluk” oluflturan kesimlerden biri. 317 bin Sivasl› ‹stanbul’da yafl›yor. Kapitalistleflme, kendi do¤al geliflimi içinde zaten k›rsal alan nüfusunu azaltan bir sonuç yarat›r. Do¤al
geliflmesi içinde bu k›r nüfusu, flehirlerde istihdam edilir. Ama geliflen çarp›k kapitalizmse, k›rsal alan nüfusunu azalt›r ama onlar› flehirlerde tam olarak istihdam edemez. Ve ortaya dev ölçeklerde iflsizlik ç›kar. Ülkemizde de böyle olmufltur.
Azalan köylülük... 1950’li y›llar›n bafl›nda Türkiye nüfusu 20 milyon’dur. Bu nüfusun yüzde 80’ini köylüler oluflturuyordu. Köylülü¤ün o günkü durumu, 60’l›, 70’li y›llar boyunca yaflanan göçün nedenini de ortaya koyar. Köylülü¤ün yüzde 67’si topraks›z ve az toprakl› köylülerdi. Ülke nüfusunun çok büyük bölümünü oluflturan köylüler, tar›ma elveriflli topraklar›n ancak yüzde18.6’s›ndan yararlanabiliyordu. Verimli topraklar, büyük toprak a¤alar›n›n, zengin köylülerin elinde toplanm›flt›. K›sacas›, köylülü¤ün büyük bölümü topraks›zd›, topra¤› olanlar›n topra¤› ise çorakt›... Bu köylülük göç etmeyip de ne yapacakt›? 1980’e gelindi¤inde k›rdaki nüfus oran› yüzde 5560’a kadar düflmüfltür. Bu düflüfl, 1980’de yönetime el koyan 12 Eylül cuntas›n›n uygulamalar› sonucu daha da h›zlanacakt›r. Çünkü, 24 Ocak kararlar› diye an›lan meflhur IMF program›n›n uygulanmas› sonucu, küçük üreticinin elindeki toprak daha da küçülür, dahas›, girdi fiyatlar›n›n artmas›yla art›k verimli üretim yapamaz hale gelir. Hayvanc›l›k, giderek büyük sermaye gerektiren bir sektöre dönüflür. Bu ekonomik politikalara k›rsal alandaki jandarma bask›s› ve özellikle Do¤u’da ulusal bask› da eklenince, k›rsal alandaki nüfus yüzde elliler civar›na kadar düfler...
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
33
Ço¤alan iflsizlik Azalan köylülük, ço¤alan iflsizlik demektir. K›rsal alan nüfusunun azalmas›yla, iflsizli¤e iliflkin rakamlar›n büyümesi birbirine paraleldir. Göç ve iflsizlik rakamlar›, çarp›k kapitalizme ba¤l› olarak, ola¤anüstü boyutlarda olmufltur. “Geliflmifl”, baflka deyiflle, kapitalizmin kendi iç dinami¤iyle geliflit¤i ülkelerde yüzde 5 oran›nda olan göç, ülkemizde yüzde 30’lar civar›ndad›r. Belki daha fazlas›... Yani halk›m›z›n yüzde 30’dan fazlas›, flu veya bu nedenle yerinden yurdundan kopar›lm›flt›r. Ülkemizin hemen her flehrinde rastlanan gecekondular her fleyi anlatmaktad›r zaten. Ülkemizdeki iflsizlik rakamlar› her zaman “tahmini” olmufltur; çünkü ne bunu kay›t alt›na alacak bir iflsizlik sigortas› vard›r, ne de devletin iflsizli¤i ortadan kald›rmaya yönelik planlar›. Tek “resmi” rakam, ‹fl ve ‹flçi Bulma Kurumu rakamlar›d›r ki, bu buzda¤›n›n ancak su üstünde kalan k›sm›d›r. Hemen hiç bir dönem yüzde onlar›n alt›na inmeyen iflsizlik oran›, Uluslararas› Çal›flma Örgütü'nün (ILO) haz›rlad›¤› "Dünya ‹stihdam Raporu"na göre 1998’de yüzde 26.1’e ulaflm›flt›r. Bu dünya çap›nda rekor denebilecek bir orand›r.
Türkiye ‹fl Kurumu (‹fl-Kur) taraf›ndan yap›lan son aç›klamalardan birinde, “kay›tl› iflsiz say›s›nda son 1 y›lda yüzde 4.47 oran›nda art›fl oldu¤u” belirtiliyordu. Yani bugün toplam olarak bu oran›n yüzde 30’u aflt›¤›n› söylemek mümkün. ‹flsiz say›s› ise, yaklafl›k bir rakamla, 10 M‹LYON! Türkiye'de bugün 15-24 yafl grubunda 12.5 milyon genç var. Bu 12.5 milyonun 7 milyonu iflsiz, 5.5 milyonu ise çal›fl›r durumda. Yani genç nüfusun yar›s›ndan fazlas› bofl, iflsiz.
Bir örgütsüzlefltirme, asimile etme arac› olarak göç Göç, beraberinde yo¤un bir sömürüyü ve yo¤un bir kültürel de¤iflimi de beraberinde getiriyor. Bu kültürel de¤iflimin “olumlu” yönde oldu¤unu söylemek ise, mümkün de¤il. Kapitalizmin yoz kültürü, iflsiz, çaresiz, güvencesiz genifl kitleleri pençesine almakta fazla zorlanm›yor. Bakmay›n siz egemen s›n›flar›n “gecekondulardan” flikayet eder göründüklerine. Onlar bile bile bu sonucu yarat›yorlar. Böylelikle, düzen bir taflla bir kaç kufl vurmufl oluyor. Yo¤un göç ve milyonlar› bulan iflsizlik, pat-
Göçedenler Anlatıyor:
“Yüz sene de burada kalsam gine al›flmam” Mehmet Rahim GÜRCE⁄‹Z, A¤r›-Do¤ubeyaz›t-Günyolu’dan göçetmifl ‹stanbul’a. 33 yafl›nda. Göç edeli henüz iki y›l olmufl. Öyküsünün bundan sonras›n› kendi a¤z›ndan dinleyelim:
- Ekmek ve Adalet: Neden göç ettiniz? Mehmet Rahim Gürce¤iz: ‹flsizlikten ve bir de olaylar dolay›s›yla, devletin bask›lar›ndan mecbur kald›k buraya göç ettik. ‹ki y›l oldu. - Köyünüzden ayr›ld›¤›n›z an neler düflündünüz? Valla hayal k›r›kl›¤›yla ayr›ld›k oradan. ‹flte orada çok özlüyoruz tabii, memleketimizdir, topra¤›m›zd›r. Oradan ayr›ld›¤›m›z zaman üzülerek ayr›ld›k yani kendi keyfimizle ayr›lmad›k.
34
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
- Buraya kolay al›flt›n›z m›? Al›flmas› zordur. Ben yüz sene de burada kalsam gine al›flmam. Kendi memleketime al›flk›n›m. Yüz sene de burada kalsam gene de bura hofluma gitmiyor.
- Buraya geldikten sonra karfl›laflt›¤›n›z en önemli sorunlar nelerdi? En çok iflsizlik ve çaresizliklerle karfl›laflt›m. En sonunda milletin yard›m›yla bu hale geldim. Heç benim bir varl›¤›m bir dayanaca¤›m bir yer yoktu. Ev kirad›r zaten bakkal kirad›r. Hep milletin yard›m›yla bu hale geldim. O da yaln›z flu anda da gene zor durumday›m.
- Göçetmiflsiniz... ekonomik s›k›nt›... Bütün bunlar›n aile içindeki yans›malar› nas›l oluyor? Vallahi aile içinde iyi de de¤il, kötü de de¤il. Tabii kötü etkileniyor. Komflulara bakarken, di¤er millete bakarken kötü etkileniyor. Herfleye onlara bakarken üzülüyor tabii insan. ‹htiyaçlar al›nmadan... S›k›nt›lar var. Ev içinde problem oluyor.
- Kültürünüz, gelenekleriniz, yaflam tarz›n›z ne kadar de¤iflti? ‹yi yönde mi, kötü yönde mi? fiu anda kültür ve fleyle hiçbirfleyimiz de¤iflmedi. Ayn› örf ve adetlerimizle devam ediyoruz. Ayn› o flekilde devam ederiz.
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r ronlara büyük bir manevra alan› kazand›r›yor. Oligarfli bu kitleleri kendi de¤erlerinden, inançlar›ndan koparm›fl, kapitalizmin yoz kültürünün bata¤›na flu veya bu oranda çekmifl oluyor. (Tabii, mücadele sonucunda oligarflinin istemedi¤i ve kaç›namayaca¤› sonuçlar› da var bu geliflmenin. fiehirlere “sürülen” kitlelerin flehirlerde devrimcilerin önderli¤inde bir muhalefet ve direnifl oda¤› olmas›, “sürülen” Kürt halk›n›n bir bölümünde h›zl› bir asilimasyon yaflan›rken, bir bölümünde de ulusal kimli¤ine daha fazla sahip ç›kma e¤iliminin geliflmesi, göçlerin oligarfli aç›s›ndan “istenmeyen” ve kaç›n›lmaz sonuçlar da do¤urdu¤u baz› yanlard›r.) ‹flçilerin mücadelesinin ve örgütlenmesinin etkisizlefltirilmesinde, göç ve iflsizlik büyük bir rol oynam›flt›r. ‹flçi s›n›f›n›n örgütlülü¤ünü da¤›tmaya yönelik iflten ç›karmalar›n, sendikas›zlaflt›rman›n 1990’l› y›llar›n bafllar›nda yo¤unlaflmas›yla, ayn› y›llar›n yo¤un göç dönemine denk gelmesi tesadüf de¤ildir.
Hemflehricili¤in gücü ve kaç›n›lmazl›¤› Göçettirilen insan, geldi¤i yerde sürgündür; yaln›z, dayan›ks›zd›r. Onlar› “tek bafl›na” olmaktan kurtaracak tek fley ise, örgütlenmedir. E¤er Do¤u taraf› de¤iflirse memleketimize geri göç ederiz. - Burada kendinizi yabanc› gibi mi görüyorsunuz, veya sizi ya. banc› gibi mi görüyorlar? fiu anda bizi tabii yabanc› gibi görüyorlar. - Siz kendinizi nas›l görüyorsunuz? Tabii biz de bu ortama pek al›flamam›fl›z.
“Hayvanda s›n›r vard›r, bu insanlarda s›n›r yoktur.” - Buralar›n yaflay›fl›n› nas›l görüyorsun? Valla flu ortamda bu ahlak de¤il. Gitgide insan hayvanlafl›yor. Yine hayvanda s›n›r vard›r, bu insanlarda s›n›r yoktur. Türkiye’nin de ‹stanbul’un da durumu iflte, fiimdi buras› Aksaray’d›r, benim görüflüme göre fuhufl bata¤›na batm›flt›r. Do¤ru dürüst bir aile düzeni zor kalm›flt›r... Yani batmak zorunda, ben bu ahlak› hiç sevmiyorum... Maalesef Türkiyenin iflleri hep ayak kayd›rmacad›r. Büyüklerden zengin olanlar› zaten kendini kurtar›yor. Bana gelince ben zaten fakir adam›m, yaka paça hapse atarlar. Bu kesindir. - Geri dönmek ister misiniz?
Ama nas›l bir örgütlenme? Pek çok gecekondu bölgesinde, devrimcilerin halk› örgütlemesiyle, göçedenler, o çaresizlikten, güçsüzlükten kurtulmufl, devletin bask›lar› karfl›s›nda asgari düzeyde bir direnme gücü oluflturabilmifllerdir. Ama tabii, devrimci örgütlenme, oligarflinin göçettirdi¤i kitleler üzerindeki sömürü, örgütsüzlefltirme, asimilasyon politikalar›n› bozdu¤u için, devlet tüm gücüyle bu örgütlenmelerin önüne geçmeye çal›flm›flt›r. Göçedenlerin bir baflka örgütlülü¤ü, yöre dernekleridir. Mesela, ‹stanbul’daki derneklerin çok büyük bir bölümü, yöre dernekleridir. Bunlar›n ço¤u, herhangi bir ekonomik, siyasi, sosyal dayan›flmay› sa¤lamak amac›ndan uzak, daha çok belli çevrelere rant sa¤layan, “hemflerileri” oyun masalar› etraf›nda bir araya getirmekten baflka rolü olmayan dernekler olsa da, bu ölçüde yayg›n olufllar›, hemflerili¤in, göçeden kitleler için önemli bir s›¤›nak oldu¤unu gösterir. GÖçeden herkesin, ekonomik, sosyal, kültürel dayan›flmaya ihtiyac› vard›r. Bu ihtiyac› ”cevap” veren bir kesim de tarikatlard›r. Devrimcilerin halk›n dayan›flmas›n› örgütlemesine karfl› her türlü bask›, yasak ve zulme bafl-
Zaten ben o durumlar e¤er devlet kanal›yla düzelirse, bar›fl gelirse tabii memleketime dönerim. Burda kalmay› tercih edemiyorum. Çünkü 77 millet istanbuldad›r. Ço¤u da yabanc›d›r. Bu yabanc›lar bizi kötü yola teflvik ediyor. - Hala memleketinle ba¤lar›n var m›? Kopuk de¤ilim. Anam babam ordad›r. Tabii flu anda hayallerim daha oradad›r. Burada kendimi misafir hissediyorum. Sonunda göçüp gidece¤iz. - Neyini özlüyorsun memleketinin? Memleketimiz tabii. Kuflu bir kafese koymufllar ah vatan ah vatan demifl. Padiflah demifl yav bu kuflu serbest b›rak›n, bu vatan neymifl görelim. Kuflu serbest b›rak›nca kufl uçuyor, biri bunu takip ediyor. Kufl gidiyor gidiyor, bir kayan›n bafl›na konuyor. O zaman “Allah›m” diyor flükür ediyor, ben memleketime geldim diye. O da diyor yav allah›n› seversen senin anan da vatan›n da bu kayaym›fl? Herkes kendi vatan›n› kendi topra¤›n›, kendi fleyini özlüyor. Tabii hepsi ailen orada. Orada do¤muflsun, orada büyümüflsün, gelene¤inle, adetlerinle yafl›yorsun. Burada mesela al›flmad›k flekillerde yafl›yorsun. Hiçbir zaman al›flm›yorsun
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
35
vuran oligarflinin, tarikatlar›n örgütlenmesine temelde bir itiraz› yoktur. Aç, iflsiz y›¤›nlar›n pasifize edilmesinin bir arac› olarak tarikat örgütlenmelerinin yolu aç›kt›r. Çizmeyi aflmad›klar› sürece, onlara dokunulmaz.
Göç ve iflsizlik; iki uçu keskin b›çak! Göç ve iflsizlik, hem düzenini sürdürmek isteyen oligarfli aç›s›ndan, hem düzeni de¤ifltirmek isteyen devrimciler aç›s›ndan iki ucu keskin bir b›çak gibidir. Düzen aç›s›ndan, iflsizlik, iflçileri daha az ücrete mahkum etmenin bir arac›d›r; göçle iflsiz b›rak›lm›fl, sefalete düflürülmüfl kitleler, kapitalizmin yozlu¤unu hakim k›lmak için bir zemindir; ama ayn› zemin, düzene karfl› patlamalar›n da haz›rlay›c›s›d›r. Ayn› zemin, bir devrimci dinamiktir. Devrimciler aç›s›ndan da, örgütlenebildi¤i oranda, iflsizler, gecekondu yoksullar› devrimin gücüne dönüflür; ama örgütlenemedi¤inde, ayn› kesimler, mafyac›lar›n, tarikatc›lar›n, düzen içi hesaplar peflinde koflan dernekçilerin cirit att›¤› alanlara da dönüflebilir. Baflka bir biçimde ifade edersek; göç ve iflsizli¤in en somut olarak yafland›¤› gecekondular, toplumsal bir batakl›¤a da, toplumsal muhalefetin oda¤›na da dönüflebilir.
Göç sorunu sadece göç sorunu, iflsizlik, sadece ifl sorunu de¤ildir H›rs›zl›k, fuhufl, mafyac›l›k, bu ölçülerdeki göç ve iflsizli¤in, kaç›n›lmaz ekonomik, sosyal sonuçlar›d›r. Oligarfli, bu sorunu çözemez; çünkü birincisi, ekonomik olarak bu güce sahip de¤ildir; ikincisi, bu yoksul kitlelerin düzene yönelip, kendine ait olan herfleyi istemesindense, ufak tefek h›rs›zl›klar yapmas›n›, fuhufla, kumara, mafyaya sürüklenmesini düzenin bir parças› olmas›n› ye¤ tutar. Bu sorun ayn› zamanda ulusal sorund›r. Ayn› zamanda uygulanan ekonomik politikalar sorunudur. Ayn› zamanda mevcut siyasi rejim sorunudur. Göç sorunu çözülsün, iflsizlik sorunu çözülsün diyenin, en baflta IMF’ye karfl› ç›kmas› gerekir. En baflta Kürt halk› üzerindeki ulusal bask›ya karfl› ç›kmas› gerekir. Biraz daha somutlad›¤›m›zda, uygulanan ekonomik program›n iflbirlikçi sahibi, TÜS‹AD’a, ulusal bask›n›n pratik yürütücüsü Genelkurmay’a karfl› ç›kmas› gerekir. Yani k›sacas› flu ki, göç sorunu, gecekondular sorunu, iflsizlik sorunu, mevcut düzenin bütününden kopar›l›p ele al›namaz da, düzeltilemez de. 36
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
Göçedenler Anlatıyor:
“Buranın kokusu hoşuma gitmiyor” Faruk TÜRK, Diyarbak›r’dan göçetmifl, 13 yafl›nda. 3-3,5 y›l olmufl geçeli. fiu anda su sat›yor.
- Neden göç ettiniz? Nerden bileyim, annem geldi ben de geldim. - Niye geldiler biliyor musun? Borcumuz vard›. Onun için. - Buraya para kazanmaya geldiniz yani. Evet. - Kendini nas›l hissettin buraya gelince? Sevmedim buray›. - Al›flt›n m› peki? Al›flmaya bafllad›m. - Okula gidiyor musun? Okula gitmiyorum. Devlet bana bakm›yor ki gideyim. - Diyarbak›r'daki yaflant›nla buradaki yaflant›n aras›nda nas›l de¤ifliklikler oldu? Burada çal›flma var, orada okuma var. - Orada okula gidiyordun, burada çal›fl›yorsun yani? Mecburen çal›flm›yorum kendi iste¤imle çal›fl›yorum. - Çok paran olsa çal›flmazs›n ama. Tabii okumak isterdim o zaman. - Özledin mi memleketini? Özledim tabii. - En çok neyini özledin? Herfleyini. Buran›n kokusu güzel de¤il. kötü. Tinerci var. jiletçi var dilenci var. buralarda herfley var. ‹stanbul’un her yarat›¤›, insan› var. - Memlekete gidebiliyor musun? Yoo.. Para ver de gidelim. Devlet bana onbefl milyar, yirmi milyar para versin bi saniye burada beklemem hemen giderim. - Niye o kadar çok gitmek istiyorsun. Kokusu hofluma gitmiyor, hiç hofluma gitmiyor. - Sadece kokusu mu? Herfleyi.
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r
Siz hala “hukuk devleti”nde yaflad›¤›n›z› m› san›yorsunuz? Yan›l›yorsunuz. Hükmü alt›nda yaflad›¤›n›z devlet, k›saca flöyle tarif edilebilir:
NATO’YA, ‹MF’YE, ABD’YE, AB’YE GÖBE⁄‹NDEN BA⁄IMLI YEN‹ SÖMÜRGE SUSURLUK DEVLET‹ “Baflbakanl›k Kriz Yönetim Merkezi Yönetmeli¤i diye bir fley var. Bu kimsenin bilmedi¤i ikinci bir anayasa'd›r ve yönetim biçimidir. Baflbakanl›k bize, yönetmeli¤in yasas›n›n, NATO sözleflmesi oldu¤unu söyledi. NATO sözleflmesi deyince akla 'Gladio' geliyor. Bu, köylere kadar örgütlenmeyi öngörüyor. Baz› köylülerin, köyleriyle ilgili bir yerlere gidip bilgi verdiklerini bizzat köylüler söylüyor.” 3 Haziran tarihli Radikal’de Nefle Düzel’in Yücel Sayman’la yapt›¤› röportaj, bu spotla bafll›yor. Röportaj›n bafll›¤› da bu sözlerin içinden ç›kart›lm›fl: “Bilinmeyen ikinci bir anayasa var”!
Bu devleti “hukuk devleti” mi san›yordunuz? Hem Nefle Düzel’de, hem Yücel Sayman’da “hayret eden” bir ruh hali var. Kuflkusuz, röportaj› okuyanlar içinde de bunlar› flaflk›nl›kla karfl›layan pek çok kifli ç›km›flt›r. Bunlara flafl›rmak, düzenin “hukuk devleti”, “demokrasi” propagandalar›n›n etkisi alt›nda olanlar›n ruh halidir. “Eksik gedik de olsa, iyi kötü bir demokrasimiz var” sözlerini, burjuva bas›ndaki köfle yazarlar›n›n, ayd›nlar›n, sanatç›lar›n a¤z›ndan s›k s›k duyar›z. Ülkemizdeki faflizm, y›llard›r bu propagandalar›n arkas›na gizlendi. “Baflbakanl›k Kriz Yönetim Merkezi Yönetmeli¤i” “gizli anayasa”n›n tek belgesi de de¤ildir. Hat›rlatal›m: 31 Ekim 1997’deki MGK toplant›s›n›n ard›ndan “ Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin gündeme al›narak yeniden flekillendirildi¤i”nin aç›klanmas›yla, ülkenin neye göre yönetildi¤i tart›flma konusu olmufltu. Neye göre yönetiliyorduk? Anayasaya ve yasalara göre mi? Kim taraf›ndan yönetiliyorduk, TBMM ve hükümet mi yönetiyordu bizi, yoksa bu Milli Güvenlik Siyaset Belgesini haz›rlayanlar m›? Peki öyleyse kim haz›rl›yordu bu belgeyi? Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin bir maddesi, tüm bu sorular› anlams›z k›lmaya yetiyor: “ Hiç bir yasa, genelge,
1950’lerden bu yana, bu topraklarda gerçeklefltirilen iflkenceler, katliamlar, kaybetmeler, infazlar, NATO’dan ba¤›ms›z de¤ildir. NATO, emperyalist bask› ve zulmün, kurumlaflm›fl halidir. Tüm üye ülkelere, Gladio’lar, Susurluk’lar ihraç eder. Milli Güvenlik Siyaset Belgesine ayk›r›l›k tafl›mayacakt›r. Kamu kurum ve kurulufllar› belirlenen çerçeve d›fl›nda hareket edemez.” Bundan iki y›l önce de, kamuoyu “K›rm›z› Kitap” meselesini tart›flm›flt›. ‹flbafl›na gelen her hükümetin eline tutuflturulan ve kamuoyunda ad› “K›rm›z› Kitap” olarak adland›r›lan belge de ayn› türde ve muhtevadayd›. “K›rm›z› Kitap”›n ad› vard› ortada, ama kendisi yoktu. Ne yazard› bunlarda? Bunlar› kim, neye göre yazard›? Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, ilk olarak 1960’lar›n bafl›nda haz›rlanm›fl ve bugüne kadar dört kez de¤ifltirilmifltir. Ama gelin görün ki, bu belgeden halk ancak 1997’de haberdar oldu. Baflbakanl›k Kriz Yönetim Merkezi Yönetmeli¤i, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, K›rm›z› Kitap, bunlar, 1946’lardan bu yana vard›r; adlar›, kurumlaflmalar› de¤iflse de, o günden beri, ülkenin siyasetine, ekonomisine yön verenler; anayasalar, hükümet programlar› de¤il bunlard›r.
AB dedi¤iniz, ayn› zamanda NATO’dur. Bir yönetmelik olmas› için, onun bir yasaya dayanmas› gerekiyor. Yücel Sayman, ‹stanbul Barosu olarak bu yönetmelikle ilgili açt›klar› iptal davas›nda, Baflbakanl›k Kriz Yönetim Merkezi Yönetmeli¤i’nin hangi yasaya dayand›¤›n› sorduklar›n›, ve “Yasas› NATO sözleflmesi” cevab›n› alEkmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
37
d›klar›n› anlat›yor. Sadece bu yönetmeli¤in de¤il, ülke yönetiminin kayna¤›, yasas› bir yerde NATO’dur. 1946’dan bu yana, bu ülkede uygulanan tüm temel ekonomik, siyasi, askeri karar ve uygulamalar, NATO’nun da bilgisi ve onay› dahilindedir. NATO, tüm emperyalist güçlerin en üst düzeydeki tepe örgütlerinden biridir. NATO demek, ABD’dir, Almanya’d›r, Fransas›, ‹ngilteresiyle tüm Avrupa emperyalistleridir. Yani mesele bir tek “Gladio” meselesi de de¤ildir. Bütün olarak NATO’nun neye hizmet etti¤ine, ne yapt›¤›na bakmak gerek. Gladio’lar ihtiyaca göre bugün kurulur, yar›n da¤›t›labilir, bir yerde la¤vedilir, öteki yerde kurulur. Ama burada önemli olan NATO’nun ideoloijisinin, siyasetinin, ahlak›n›n Gladiolar› reddetmiyor olufludur. Yücel Sayman, NATO sözleflmesi gere¤i oluflturulan Baflbakanl›k Kriz Yönetim Merkezi’nin yönetti¤i bu yap›y› elefltiriyor, bunun hukuk devletiyle, demokrasiyle ba¤daflt›r›lamayaca¤›n› söylüyor. Do¤rudur. Ama burada onlar› büyük bir açmaz bekliyor. Yücel Sayman’la ayn› düflüncede olanlar, ayn› zamanda AB’cidir. AB dedi¤inizse NATO. O zaman bu noktada neye, nas›l itiraz edeceksiniz?
NATO hukuku, katliam hukukudur, yani ülkemizde de uygulanan hukuk! AB’yi savunan, NATO sözleflmelerini de savunmak durumunda. Avrupa ülkelerinin hepsinde NATO sözleflmeleri do¤rultusunda oluflturulmufl benzer yap›lar var. AB yap›s›na iyi bak›l›rsa görülür ki, bu oluflumlar, “Kopenhag kriterleri”ne de ayk›r› görülmez Avrupa emperyalistlerince. O zaman burada görülmesi gereken baflka bir gerçek var: E¤er bu ülkede, 1946’lardan bu yana, NATO’nun onay›, bilgisi dahilinde, onlarca katliam gerçeklefltirilmifl, anti-demokratik yap›lar oluflturulmuflsa, NATO’yla birlikte Avrupa Birli¤i’ni de sorgulamak zorundas›n›z. Yücel Sayman, ayn› röportajda, OHAL bölgesinde bir yarg›c›n “san›¤›n gözalt› süresinin uzat›lmas›na karfl› ç›kt›¤›” için Adalet Bakan› taraf›ndan soruflturulmas›ndan hareketle, ülkemizde hukukun, yarg›n›n içinde bulundu¤u durumu çarp›c› sözlerle anlat›yor. Anlatt›klar›ndan tek bir sonuç ç›k›yor; bu ülkede hukuk, yarg› diye bir fley yok; olan göstermelik. Hepsi iktidar›n hizmetinde. Peki iktidar kimin hizmetinde? O da IMF’nin, NATO’nun, ABD’nin hizmetinde. Demek ki, ülkemizde Susurluk hukukunun egemen hale getirilmesi, mahkemelerin soyguncular›, iflkenceceileri, 38
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
19-22 Aral›k operasyonu, daha 1988’de “Ya düflünce de¤iflikli¤i ya ölüm” karar› alan NATO’nun bir operasyonudur. Karar› alan NATO üyeleri, ayn› zamanda AB üyeleridir. Yani; bu operasyon, ayn› zamanda AB operasyonudur. Yani ülkemize demokrasi, hak ve özgürlükler getirece¤i iddia edilen AB’nin! katliamc›lar› beraat ettirip, devrimcileri a¤›r hapis cezalar›na çarptt›rmas›, bir sistem meselesidir. Ve bu sistem, IMF’nin, NATO’nun, ABD’nin, AB’nin onaylad›¤›, finanse etti¤i, destekledi¤i sistemdir. NATO’nun hukuku, katliam hukukudur. Sömürgecilik hukukudur. Sömürünün hukukudur. Böyle oldu¤u içindir ki, NATO’ya ba¤l› tüm ülkelerde, iflkenceler, kaybetmeler, infaz ve katliamlar, NATO’ya ba¤l› güçler taraf›ndan gerçeklefltiriliyor. Burada tekrar NATO’nun ABD ve AB yönetimindeki bir kurulufl oldu¤unu hat›rlatal›m.
Sorun bunlar› görmek de de¤il; sorun, bunlara karfl› nas›l mücadele edilecek? Bunlar görülmezse, devlet gerçe¤i görülmezse, hiç bir fleyi yerli yerine oturtmak da mümkün olmaz. Bofluna “Susurluk Devlettir” demedik. Gökten inmedi, veya temelsiz ortaya ç›kmad› bu kavram. Bofluna 1946’lardan beri “yeni-sömürgecilik”, ABD’ye ba¤›ml›l›k diye ba¤›rm›yoruz. Ekonomik, siyasi, askeri, yüzlerce anlaflma vard›r. Bunlar›n çok büyük bir bölümü, halka aç›klanmam›fl anlaflmalard›r. Anayasalar, hükümetler, parlamentolar, emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin ç›karlar›n›, sömürüsünü sürdürmeyi amaçlayan bir düzenin araçlar›d›r. Bunlar›n toplam› da iflte, “demokrasicilik oyunu” dedi¤imiz fleyi oluflturuyor. Parlamento, hükümetler, anayasa, yasalar, mahkemeler, görünüflte bunlar var, do¤ru. Esasta ne var?
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r Önemli olan bu. Esasta olan, korkunç bir soygun ve sömürü; ve bu soyguna, sömürüye karfl› olanlara uygulanan korkunç bir katliamc›l›k. NATO, bu demektir. AB de budur, farkl› bir fley de¤il. Avrupa ülkelerinde Gladio’lar da¤›t›lm›fl da, sadece Türkiye’de mi duruyor? Bu masala kim, nas›l inanabilir? Avrupa’n›n kendini bunlardan temizledi¤ini mi san›yorsunuz? Peki flu veya bu ülkede Gladio diyelim ki da¤›ld›, ama onu “kuran”, onun “karar›n› alanlar›n”, o kararlar› devletleri ad›na onaylayanlardan hiç söz edildi¤ini duydunuz mu? Bizzat NATO’nun kendisinin yarg›lanmas› gerekmiyor muydu? Karfl›m›zda emperyalizme ba¤›ml›, emperyalizm taraf›ndan (ABD’siyle, AB’siyle) desteklenen bir düzen var. Sorun, bunlara karfl› nas›l mücadele edilebilece¤ini görecek miyiz? Hakl› bir flikayeti, elefltirisi var Yücel Sayman’›n. Bu konuda açt›klar› davaya, tüm düzen partilerini ça¤›rd›kla-
r› halde hiçbirinin gelmedi¤ini söylüyor. Gelmezler, çünkü bu düzenin bir parças› onlar. Ama AB’ciler, “demokrat”lar da, mesela devrimcilerin infaz davalar›na gelmiyor. NATO’nun katli vaciptir dediklerine, “terör, fliddet, onlar da silaha baflvurmas›nlar” diyerek bak›yor. F tipleri, iflte tam bu aç›dan ortada bir nirengi noktas› gibi duruyor. “Demokratikleflmenin yolu” olarak AB gösteriliyor. F tipleri de AB’nin. NATO’nun. Peki nas›l olacak? Hem F tiplerine karfl› ç›k›p, hem AB’ci olunamaz. AB do¤rultusunda “Oda”, “bireyin iradesi” vs. denilip F tipleri savunulacaksa, o zaman da demokratl›k, hak ve özgürlüklerden yana olmak ortadan kalk›yor. Ki o nokta, art›k NATO’ya da karfl› ç›kman›n anlams›zlaflt›¤› noktad›r. AB’den ayr› görülemeyecek bir kurum olan NATO’ya ve onun kontrgerilla örgütlenmelerine, yöntemlerine karfl› ç›kmak, AB’ciler için gerçekten anlams›zd›r.
“OHAL ‹ki ‹lde Daha Kalkt›” (Bas›ndan)
DAHA ÖNCEK‹LERDE KALKTI MI K‹? MGK’n›n son toplant›s›nda, “Hakkari ve Tunceli illerinde Ola¤anüstü Hal uygulamas›na Temmuz’dan itibaren iki kademede son verilmesi” kararlaflt›r›ld›. Karara göre, Diyarbak›r ve fi›rnak’ta ise 4 ay sürdükten sonra kald›r›lacak. 12 Eylül'le birlikte yurt genelinde uygulanan s›k›yönetim 1984'te güneydo¤uda OHAL'e dönüfltürülmüfl 1987'de de OHAL Valili¤i kurulmufltu. “ Ola¤anüstü Hal tarihe kar›fl›yor” diye yazd› bas›n. “MGK, AB kriterlerine uyum çerçevesinde önemli ad›mlar att›” diye de¤erlendirdi. Gazetelerden biri; “22 y›l sonra 'ola¤an' rejim” bafll›¤›n› kulland›. Güngör Mengi, “Ola¤anüstü Hal uygulamas›n›n kald›r›l›yor olmas›, devletin kendine ve vatandafllar›na güven duygusunu gösteriyor.” de¤erlendirmesi yapt›. ‹stihbarattan, silaha, polis gücünden askere milyarlarca dolar yat›r›mlar yapan bir devletin ne kendine ne de halk›na en küçük bir güveni olabilir. Tüm halk› düflman, tüm yoksullar› “terörist” gören bir iktidar göstermelik OHAL kald›rma kararlar›yla m› birden kendine güvenir oldu?
Oligarflinin yasalar›na “yasak” diye yaz›p, fiiliyatta sürdürdü¤ü zulüm, iflkence ve terör, flimdi bölgede de “OHAL kald›r›ld›” aldatmacas›yla sürdürülecek. AB ve oligarfli, bu noktada hemfikirdir. AB’nin dedi¤i k›saca fludur; “Prosedüre uyun, bildi¤inize devam edin”! OHAL’in kald›r›lmas›n›n anlam› da bundan baflka bir fley de¤ildir. Bunu görmek için, OHAL’in “kald›r›ld›¤›” bölgelerdeki uygulamalara bakmak yeter. Ayn› flovlarla OHAL kald›r›lan illerde gerçekten OHAL kalkm›fl m›yd›? “Mufl.. Van... Cumhuriyeti mi” manfletleri nereden ç›k›yordu o zaman? Hala generaller ve yasaklar hükmediyor Kürt illerine. Serdar Tan›fllar›n hesab›n› kim sorabiliyor?
Suçlular Yarg›lanacak M›? Korucular ne olacak? OHAL’in kald›r›lmas›n› “olumlu bir ad›m” diye nitelendirenler de esas›nda ayn› oyunun bir parças› oluyorlar. En az›ndan flu sorular› sormuyorlar; OHAL uygulamas›ndan zarar gören, evlatlar› katledilen, köyleri yak›lan, iflkence gören halk›n zarar›n› kim karfl›layacak? Halka karfl› suç iflleyen özel timcilerden generallere, Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
39
mufllar? Polis, zab›ta kovalamacas›nda seyyar sat›c›l›k yapmaktan baflka ne verildi onlara? “Terör kalkarsa yat›r›m olur...” yalanlar›n›n yaratt›¤› beklentilere inanmak, o yalanlar›n sürdürülmesine de hizmet eder. GAP için de bu umutlar› pompalam›fllard›. Ne oldu? GAP topra¤› Amerikan, ‹srail ve Avrupa tekellerine çoktan parsellendi yine. Aç, topraks›z kalan yine bölge halk› oldu.
OHAL Tüm Türkiye’ye Tafl›nd› OHAL valilerine kadar suçlular cezaland›r›lacak m›? “Köye dönüfl” flovlar›na inan›p köylerine dönenlerin y›k›lm›fl evleri, yak›lm›fl tarlalar› ne olacak? Bu flovlar›n yalan oldu¤u da onlarca örnekle ortada. ‹ktidar “köye dönün” diyor, köylerin girifllerinden jandarmalar geri çeviriyor. Koruculuk kurumu da¤›t›lacak m›? Tecavüzlerin, cinayetlerin hesab› sorulacak m›? Diyelim ki, koruculu¤a son verildi; iflsiz kal›nca mafya-çete-kontra örgütlenmeleriyle halka zarar vermelerinin önüne nas›l geçilecek? Bir haber; “Mersin’de korucular eroin satmak isterken yakaland›.” Ne yapacaklar? Özel timciler ne yap›yorsa, onlar da onu yap›yor. Sorular uzay›p gidiyor. “Kald›rd›k” flovlar›n›n nas›l bir aldatma oldu¤u bu sorularla ortaya ç›kacakt›r. Hiçbirine iliflkin devletin en küçük bir ad›m›n›n olmad›¤› görülecektir.
“Ekonomik OHAL” mi Olacak? Kürt milliyetçi bas›n “ekonomik OHAL istendi” haberleri yapt›. OHAL’in bask›s›na, zulmüne en fazla maruz kalanlar›n tutup gazetelerinde matah bir istekmifl gibi yapt›¤› bu haberlerin kendisinin OHAL’i meflrulaflt›rmak oldu¤unu bile göremeyecek durumdalar. En az›ndan kafalarda “OHAL” kavram›n›n kendisinin nas›l ola¤anlaflt›¤›n› gösteriyor. ‹flte böyle bir habere göre, tavsiye karar›n›n yeterli olmad›¤›n› belirten Tunceli Ticaret ve Sanayi Odas› Baflkan› Ali Asker Güler, ekonomik OHAL uygulanmas›n› istemifl. OHAL’i hiç yaflamam›fl Anadolu illerinde, büyük kentlerde halk›n durumu çok mu iyi ki, bu devlet do¤u illerine ekonomik yat›r›m yapacak? IMF’nin verece¤i dolarla bakan bir iktidar, ülkenin do¤usuyla, bat›s›yla her kar›fl›nda yaflayan halk› aç iflsiz b›rakan bir iktidar Dersim halk›n› m› düflünecek? Haydi bunlar› da bir yana b›rakal›m; bölgeden büyük kentlere, yani “OHAL olmayan illere” göçen Kürt yoksullar›n›n karn› m› doymufl, ifl mi bul40
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
Kuflkusuz do¤u illerinde bask›, katliam, iflkence, her türlü zulüm çok daha katmerlidir. Ancak “OHAL” diye nitelenen uygulamalar›n tümü tüm Türkiye topraklar›na tafl›nm›flt›r. Yasaklardan, kay›plara, iflkencelere, katliamlara kadar her yerde yaflama geçirildi. Konya’n›n Akkise kasabas›nda OHAL hiç olmam›flt›, katliam yafland›. Hapishaneler OHAL ile yönetilmiyordu, Ulucanlar, 19 Aral›k’lar yafland›. Gazi katliam›ndan S›vas’a, yüzlerce kay›p’a kadar OHAL yetkileri ve keyfili¤i tüm ülkeye hakim k›l›nd›, meflrulaflt›r›lmak istendi. Örne¤ine bolca rastlad›¤›m›z bir haber; “Kürtçenin seçmeli ders olmas› için ‹stanbul Üniversitesi Rektörlü¤üne diekçe veren ö¤rencilere yönelik bask›lar sürüyor. Son olarak dilekçe verenlerden 8 ö¤rencinin evlerine bask›n düzenlendi. terör flubesine götürülen ö¤renciler, daha sonra ç›kar›ld›klar› mahkemede “terör örgütüne yard›m ve yatakl›k”tan tutukland›lar.” ‹stanbul’da OHAL yok, ama bunlar var. OHAL vesilesiyle sürdürülen bir demokratikleflme flovudur. Bu flova inanma e¤iliminde olanlar ancak kendilerini kand›r›r. Do¤udan Bat›ya bu uygulamalara karfl› hak ve özgürlükler mücadelesinde birleflmeden, mücadele etmeden flov da sürecektir, fiili OHAL’in de arkas› kesilmeyecektir.
Festivale Polis Bask›n› Diyarbak›r 2. Kültür ve Sanat Festivali'nin son gecesinde Koma Asmin'in Kürtçe türkü söylemesine sahneyi basan polislerce son verildi. Gözalt›na al›nan grup üyeleri ç›kar›ld›klar› DGM’de serbest b›rak›ld›. Festivalin ilk gününde de dia gösterimi bas›l›p foto¤raf sanatç›s› Yücel Tunca gözalt›na al›nm›flt›. “ikinci Gaffar Baba” olacak Atilla Ç›nar’›n polisleri, resmi olarak düzenlenen bir kültür festivalinde bir türküye bile tahammül edemedi. Bu iktidar flu bu ilde ohali kald›rm›fl ne önemi var? Binlerce insan›n gözleri önünde terör estirenler dilden, türkülerden, Kürt halk›n›n kültürünü yaflatmas›ndan korkuyorlar, terörle sindirmek istiyorlar.
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r
Partiler, partiler, partiler...
Yönetememe Krizinin Partileri 40’›n üzerinde parti var, daha baflkalar› da yolda. Biri kapat›l›yor ötekisi kuruluyor. Oligarfli birini bölüp parçal›yor, böldü¤ünü yoketmek için de kampanyalar düzenliyor. Solculuk oynamak için parti kuran› da ald›¤› üç befl oyun büyük tahlilleriyle halk› aldatmaya çal›fl›yor, kendini avutuyor. Cumhuriyet tarihinin en büyük parti enflasyonu yaflan›yor; en büyük enflasyon, en büyük krizin, yönetememe halinin göstergesidir. Oligarfli yönetecek hiçbir partiyi öne ç›karam›yor. Kimisine güvenemiyor, kimisinin daha da törpülenmesine ihtiyaç duyuyor, bir baflkas›n›n iktidar olabilecek ne gücü ne kadrosu var... Ve bu ortamda “hangi parti” sorular›yla yap›lan bütün anketlerin ortak paydas›, en büyük ço¤unlu¤un “hiçbiri” olarak yans›mas›d›r. Oligarfli kendi içinde alternatifsizli¤in krizini en yo¤un flekilde yaflamaktad›r. Medet umduklar›na bakarsan›z, siyasi olarak ne kadar çaps›z, basiretsiz politikac›larla idare etmek zorunda kald›¤›n› da görürsünüz. Oligarfli alternatifsiz kald›kça, krizi derinlefltikçe, yönetemedikçe halk kitleleri baflka alternatiflere yönelmesin diye bask›y› yo¤unlaflt›r›yor. Halk› çaresiz b›rakmak istiyor. Seçim dönemi geldi¤inde de iflte bunlardan birini seç diyebilmek için bu gerekli. Düzen d›fl›na ç›kmamas› için bu gerekli. Bir yandan da yeni yeni partiler kurulmaya devam ediyor. Kimi partiler halk›n çaresizli¤i ortam›nda gelifliyor. Tayyip Erdo¤an ve CHP böyledir. Tayyip oligarflinin en az›ndan flu an için tercihi olmasa bile, hiçbir alternatif ç›karamad›¤› için önünü kesmeyi de baflarabilmifl de¤il, halen vurufllar›n› sürdürüyor. Hat›rlay›n; DSP ve MHP de tüm partilerin y›prand›¤› bir ortamda “yolsuzluklara bulaflmad›klar›” demagojisi ifllenerek öne ç›km›flt›. Genelkurmay’›n yönlendirmesinde ANAP’› da yan›na katarak koalisyon kurduruldu. Savunduklar› ve 3 y›ll›k iktidar sürecinde yapt›klar› ortada. DSP-MHP koalisyonunun k›ssadan hissesi: Koltu¤a oturunca hepsinin yapaca¤›, uygulayaca¤› birdir. Liberal, muhafazakar, sosyal demokrat, demokratik sol... ad›na ne derseniz deyin farklar› yoktur. IMF ister onlar yapar, Amerika emreder onlar yerine getirir, burjuvazi önlerine koyar, onlar uygular... Al›n CHP’yi; iktidarlar›nda oligarflinin ç›karlar› için alt›na imza atmad›¤› ne vard›r? Hiçbir fley. Daha da sa¤c›laflan Baykal’›n CHP’si dün yapt›klar›ndan çok daha fazlas›n› yapacakt›r. Kendini ispatlama gibi bir sorunu da olacakt›r çünkü. Tayyip için de ayn› fleyi söylemek yanl›fl olmaz. Takiyye-
cili¤i ayyuka ç›km›fl, düzene kendini kan›tlamak için flimdiden büyük bir u¤rafl içindedir. Yar›n eskaza iktidar olsa, IMF’den, Amerikanc›l›¤a kadar devlet politikas›n› sürdürmekte tereddütü olmayacakt›r. Oligarflinin en büyük krizi tam da bu noktadad›r. Halk›n neredeyse tamam›nda bu düflünce belirgin bir flekilde ortaya ç›km›flt›r. “Yoktur birbirlerinden farklar›”, her partinin ad›n›n geçti¤i yerde söylenir olmufltur. Partilerin ideolojisizleflmesi, küçük ton farkl›l›klar›yla siyasi çizgileriyle de birbirine yaklaflmas› bu kirizi tümden derinlefltiren bir etken durumundad›r. Halkta bir coflku, heyecan, beklenti yaratacak hiçbir parti yoktur. ‹steseler de bunu yapabilmeleri mümkün de¤ildir. Oligarfli, radikallikleri törpüleme, kutuplar› merkeze çekme ad›na kendi yaratt›¤› ideolojisizli¤in krizini de yafl›yor böylece. Elbette bu tek bafl›na oligarflinin bir politikas› de¤ildir. Yukar›dan, emperyalist karargahlardan pompalanan bir düflüncedir. Oligarfli sadece uygulayan durumundad›r. 28 fiubatlar, Genelkurmay’›n “hizaya getirme” ç›k›fllar› hep buna hizmet eden geliflmelerdir. 40’›n üzerinde partinin oldu¤u bir ülkede do¤al olarak her düflüncenin temsil edildi¤i gibi bir yan›lg› da geliflebilir. Ama gerçe¤in böyle olmad›¤› da aç›kt›r. “Çok partili parlamenter sistem, demokrasinin göstergesidir” yalan› da birbirinden fark› olmayan partilerle birlikte tüm inand›r›c›l›¤›n› yitirmifltir.
Kendi Alternatifimizi Yaratmal›y›z Adlar›n› bile sayamad›¤›m›z partilerden hiçbiri bizim sorunlar›m›z›n çözümü olamaz. Bunu görmek için yeni yeni deneyler yaflamak, 40 parti daha kurulmas›n› beklemek yoksullu¤umuzu ve zulmü büyütmekten baflka hiçbir ifle yaramaz. Örgütlenmeli, halk örgütlülükleriyle kendimizi yönetmeyi ö¤renmeliyiz. Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
41
“Yanl›fll›kla” Katleden Kültür Amerika, ‹srail, Türkiye.. Halklara düflman üç müttefik. Katliamc›l›kta ayn› kültürden, ayn› mayadan besleniyorlar. A¤ababalar› Amerika. Dünyada, ülkemizde insan›n de¤ersizlefltirilmesinde bu üç ülkeden örnekler nas›l bir dünya yarat›lmak istendi¤ini de gözler önüne seriyor. Amerika en son geçti¤imiz hafta El Kaide’ye yönelik operasyonunda kendi iflbirlikçisi Afgan askerlerini vurdu ve flöyle aç›klad›: “yanl›fll›kla oldu... flu kadar Afganl› öldü... Yaralanan ya da ölen Amerikan askeri yok.” Önemli olan ikincisi, Yankilerin can›. Yugoslavya operasyonunda da sald›r›ya karfl› ç›kan Çin’in Belgrad büyükelçili¤i “yanl›fll›kla” bombalanm›flt›... ‹srail Filistin topraklar›nda öldürdükleri için herhangi bir aç›klama yapma gere¤i dahi duymuyor. Kazara olay bas›na yans›rsa, “yanl›fll›kla...” deyip iflin içinden ç›k›yor. Tüm bir halk› terörist gören kafa yap›s› için elbette insan›n da hiçbir de¤eri yoktur. Türkiye’den iki örnek: As›l hedef, kardefli Nedim Koçkar oldu¤u ortaya ç›kan operasyonda, zab›ta memuru Burhan Koçkar “yanl›fll›kla” infaz edildi. Adana’da Erdinç Aslan’› infaz etmeye giden ölüm mangalar›, onunla yetinmeyip, “yanl›fll›kla” karfl› komflusu Murat Bektafl’› da katletti. Her üç ülkeden de örnekleri ço¤altmak mümkün ama gereksizdir. ‹nsan›n de¤ersizlefltirilme noktas›d›r “yanl›fll›klar”. Bu anlamda da ortada bir “yanl›fll›k” yoktur. Dünya genelinde bakt›¤›m›zda, emperyalist devletlerin vatandafllar› de¤ilse, ülkemizden bakt›¤›m›zda da egemen s›n›ftan de¤ilse, “yanl›fll›kla” katledilmesinin çok fazla bir önemi yoktur. Öyleyse katledenlerin özel bir dikkat göstermesine de gerek yoktur. Girip “dan dan” katledebilir. Tüm dünyada, ülkemizde insan kan› sudan ucuz. Yoksul halklar de¤ersiz, yaflamas› bile gereksiz adeta böcekler gibi görülüyor. Afganistan’› bombalayan pilotun konuflmas›n› hat›rlay›n; “kendimi futbol maç›nda gibi hissediyorum...” diyordu. Futbol topu niyetine att›¤› bombalar afla¤›da onlarca Afgan’› katlediyor, kolunu baca¤›n› kopar›yor, evini bark›n› y›k›yordu oysa. “Yanl›fll›kla” yokeden kültür, kafa yap›s› o pilotunkiyle ayn›d›r. Peki bu pervas›zl›k hangi gerekçelerle gizlenmek is42
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
teniyor? Bir iki istisna d›fl›nda ülkemizde yaflanan örneklere, dünyaya bak›n, tümünde “teröre karfl› mücadele” yalan›n› görürsünüz. “Terör” demagojisi insan›n da de¤ersizlefltirildi¤i noktan›n bafl›ndad›r. Egemen s›n›flar›n bilinçli bir politikas›n›n sonucudur. Egemen s›n›flar, muhaliflerine önce “terörist” yaftas› yap›flt›r›yor. Sonra “terörü yoketme” ad›na katli vaciptir fetvalar› ç›kart›yor. Düzen tüm kurumlar›yla bu politikaya hizmet ediyor. “Teröristin hakk›, hukuku mu olur, yoketmek en iyi çözümdür”den, “yoksullar›n hakk› hukuku mu olur, yaflamas›nlar daha iyidir” noktas›na bu politika getiriyor. Kapitalizmin insana de¤er vermeyen yap›s› burada bu flekilde karfl›m›za ç›k›yor. Gerçekte ne bir “yanl›fll›k” vard›r, ne de “kaza”d›r. Çin örne¤indeki, Filistin, Afganistan’da yaflananlardaki gibi bilinçli bir gözda¤› de¤ilse, insana hiçbir de¤er vermemenin sonucudur. Dünya halklar› bu kültüre al›flt›r›lmak isteniyor. De¤erli insanlar, de¤ersiz y›¤›nlar statüsü flekillendirilmek isteniyor.
Amerikan Teröründen Sat›rbafllar› ABD Adalet Bakanl›¤›, 35 müslüman ülke vatandafl›n› kapsayacak bir uygulamaya bafll›yor. Buna göre, Amerika pasaportunda ABD vizesi bulunan, Amerika’da yaflayan yabanc›lar›n parmak izleri al›nacak. Tüm müslüman ülke halklar› potansiyel “terörist” ! CIA’n›n “teröre karfl› savafl” bahanesiyle gizli ölüm mangalar› kurdu¤u ortaya ç›kt›. ABD’li bir yetkili aç›klamas›nda; “Bu birim daha çok paramiliter bir güç olacak, teröristlere karfl› mücadele edecek” dedi. Paramiliter kontra örgütü “Antiterör merkezi” adl›, Amerika’n›n tüm dünyadaki operasyonlar›n› yöneten birime ba¤l›. Avrupa gibi Amerika da internet ve telefonda istihbarat›, dinlemeyi s›n›rlayan yasaklar› kald›rd›. Soru: Kim terörist
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r
Ege’de denetim / Filistin’de iflgal Türkiye’nin, Ege, Akdeniz’de yani kendi karasular›nda Amerika’n›n arama, denetleme, operasyon yapma iste¤ini kabul etti¤ini duyurmufltuk. ‹srail, Filistin topraklar›nda istedi¤i zaman, istedi¤i kente, köye girip ç›k›yor, operasyon yap›yor, yüzlerce Filistinliyi tutuklay›p götürüyor. Hedef böyle bir statüdür. Bu statüyü tüm dünyaya yerlefltirmek, kabul ettirmektir. Ülkelerin s›n›rlar›, kendi hukuku, yasalar›, ba¤›ms›z yönetimleri olmayacak. Ba¤›ms›z görünecek ama Amerika’dan ba¤›ms›z tek bir ad›m atamayacak. Ayn› fleyi Ortado¤u özgülünde ‹srail sürdürecek. Emperyalizm hukuksuzlu¤unun, terörünün hesab›n› verece¤i hiçbir kurumu, mahkemeyi flimdiden dinlemez durumdad›r. ‹srail nezdinde BM’yi, ad›nda “ulusal” olan flu bu kurumlar› kaale almamas› da bu politikadan ba¤›ms›z de¤ildir. Ben yapar›m, kimse benden hesap soramaz, deniyor. Ve bu hukuksuzluk düzeni “teröre karfl› savafl” yalan›n›n arkas›na gizlenerek, imparatorlu¤un s›n›rlar› tüm dünyay› kapsar hale getirilecek. Beyaz Saray’da, en az›ndan 11 Eylül ile birlikte, planla-
BARBARLIK DÜZEN‹ Dünya G›da Örgütü’nün yeni aç›klad›¤› bir rapora göre; dünyada her gün 24 bin kifli ölüyor açl›ktan. (Gerçek rakam›n bunun çok daha üzerinde oldu¤u malumdur) Her gün 24 bin kifli açl›ktan ölüyorsa; böyle bir dünya düzenini savunmak, ne siyasi aç›dan, ne ahlaki aç›dan mümkün müdür? Diyelim ki, siyasi-ekonomik olarak kapitalist sistemi, pazar ekonomisini savunan birisi olsun. O sistemin yaratt›¤› böyle bir sonucu savunabilir mi? Her fleyi bir yana b›rak›n, ahlaki olarak savunamaz. Nitekim kimse savunam›yor da. Yap›lan flu; rakamlar›, açl›k tablolar›n› da kapitalistler ya da örne¤in BM ç›kar›yor. Deniyor ki; iflte açl›¤›n ulaflt›¤› boyut bu... Ama sak›n ha isyan etmeyin, sak›n ha kapitalizmden baflka bir yol düflünmeyin, deniyor. Bir yan›yla böyle bir
nan ve ad›m ad›m gelifltirilen startejinin önemli bir yan› bu statüdür. Amerika bunu sa¤layabildi¤i oranda siyasi-ekonomik-askeri her alanda, her ülkeye istedi¤i politikay› dayatma, yapt›rma gücüne kavuflacak demektir. Emperyalizmin teorisyenleri, iflbirlikçiler “terörün s›n›rlar› yoktur... globalizm s›n›rlar› ortadan kald›rm›flt›r... hiçbir ülkenin içiflleri yoktur...” gibi yüzlerce safsata ile bu statüyü gerekçelendirmeye çal›flacaklard›r. Peki bu statü neyi hedefliyor? Amerikan imparatorlu¤unun tüm dünyaya hakim olmas›n›n önemli bir ad›m›, bu tamam. Öte yandan bu statüyle birlikte ulusal ve s›n›fsal kurtulufl savafllar›n›n, hangi ülkede olursa olsun bizzat Amerikan ordular› taraf›ndan bast›r›lmas›n›n da önü aç›lm›fl olacak. Örne¤in en uç noktada ifade edersek, Türkiye’de halk iktidara m› yürüyor; Amerikan uçaklar› taraf›ndan bombalanabilecek. Tüm dünyaya yay›lm›fl Amerikan tekellerinin güvenli¤i iflbirlikçi ordulara bile b›rak›lmadan bizzat ABD taraf›ndan sa¤lanacak. Halklar›n direniflini hesaba katmadan ABD’nin plan› bu. Halklar›n bu statüye cevaplar› da mutlaka olacakt›r. dünya düzeni kan›ksat›lmak isteniyor. Bu dünya düzenini savunmak, siyasal gericili¤i bir yana, ahlaks›zl›kt›r, barbarl›kt›r, “tafl devri”nin kendisini savunmakt›r. Kapitalizmi savunanlar; iflte bu dünya düzeninin bilinçli-bilinçsiz savunucular›d›r. Böyle bir sistemi, o sistemden beslenenlerin d›fl›nda hiç kimse, hiçbir teoriyle savunamaz. “Baflka bir dünya mümkün” gibi soyut, nas›l bir dünya oldu¤u belirsiz sloganlarla da bu dünya düzeni de¤ifltirilemez. Hür gün 24 bin insan›n yokedildi¤i bir dünya düzeni, bize, dünya halklar›na bir tek yolu gösteriyor; yaflamak için bu düzeni de¤ifltirmek zorunday›z. Siyasi yan›n› bir yana b›rakm›fl olsak bile, sadece yaflamak için emperyalist dünya düzenine karfl› direnmeliyiz. Bu rakam bize, 24 bin insan›n de¤il, açl›¤›n yokedildi¤i bir dünya için sosyalizm alternatifini gösteriyor. Böyle bir tabloda halklar›n sosyalizme yönelimini hiçbir gücün durdurmas› mümkün mü?
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
43
Solda Yeni Aray›fllar M›? “Düzen Solu”nun Pazarlanmas› M›? Radikal Gazetesinde, 19 May›s’tan bafllayarak dokuz gün boyunca “Solda Yeni Aray›fllar” bafll›kl› bir dizi yay›nland›. ‹zlememifl olan okurlar›m›z için k›sa bir bilgi verelim; Yaz› dizisi kendi içinde ikiye ayr›lm›flt›; ilk bölümde, Murat Karayalç›n’dan Yekta Güngör Özden’e, Ercan Karakafl’tan Tarhan Erdem’e kadar, Türkiye siyasetinde “sosyal demokrat, Atatürkçü” gibi s›fatlarla an›lan, sol olduklar› tart›flmal›, IMF’ye teslimiyet konusunda hemen hiç bir farkl›l›klar› olmayan konuflmac›lar vard›. ‹kinci bölüm ise, bu solun, biraz daha soluna, onlar›n “partili” ve “partisiz” sözcülerine ayr›lm›flt›; ÖDP, EMEP, S‹P sözcülerinin yan›nda Murat Belge, Nabi Ya¤c›, Celalettin Can, Ömer Laçiner vb. Radikal’e göre, Murat Karayalç›n’lar›n “solundakileri” de bunlar temsil ediyordu. Baflka? Yine Radikal’e göre baflka bir sol da yoktu. Baflka bir sola gerek de yoktu zaten! Radikal’deki dizi, iflte bu flekliyle de gerçekte bir aray›fl› yans›tmaktan çok, belli bir tercihin propagandas› için haz›rlanm›flt›. Bu tercih ise, do¤al ki, yaz› dizisinde konuflanlardan çok, Do¤an Medya’n›n, daha tam bir deyiflle de emperyalizm ve oligarflinin tercihlerini yans›t›yor. Oligarflinin çizdi¤i bu çerçeveyi, yapt›¤› bu “sol” tarifini itirazs›z kabul edenlerin ise, bu tercihe de bir itirazlar›n›n olmad›¤› anlafl›l›yor.
Aranan bulunmufl zaten: Yeni dünya düzeni solculu¤u Dizinin ad› yanl›fl konulmufl asl›nda. Çünkü dedi¤imiz gibi bir “yeni aray›fl”› yans›tm›yor, birileri birfleyler bulmufllar zaten. Dizi de bir nevi onun propagandas›. Yaz› dizisinde konufl(turul)anlar›n tümünün ortak noktas›, AÇIKÇA veya biraz daha UTANGAÇCA YEN‹ DÜNYA DÜZEN‹ SAVUNUCULU⁄UDUR. Bu yaz› dizisi için onlar›n “seçilmesini”, düzen nezdinde meflru görülmelerini sa¤layan da, onlara Do¤an Medya sayfalar›n›n aç›lmas›n› sa¤layan da budur.
44
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
Aray›fl düzenin aray›fl›d›r. Düzen, kendi solunu yarat›yor. “Kendi solu” olanlar›n veya olma potansiyeli tafl›yanlar›n da propagandas›n› yap›yor. Bu “sol”, ne dünya, ne ülke çap›nda kurulu düzenle çat›flmayan, fluras›ndan buras›ndan reform istekleri olsa da, bunun için bile difle difl bir mücadeleye girmeyip, herfleyi emperyalistlerin ve oligarflinin icazet ve insaf›na b›rakan bir soldur. Yaz› dizisinde konuflanlar da, böyle olduklar›n› ortaya koyuyorlar; hiçbirinde, ne bir mücadele ça¤r›s›, ne bir kararl›l›k ifadesi yoktur. Masa bafl› tahliller, analizler yap›p solculuk oynuyorlar.
“Taner Akçam Dizileri” Devam Ediyor Milliyet’te Can Dündar’›n dönek, tasfiyeci, emperyalizmin savunucusu Taner Akçam’la yapt›¤› röportaj› hat›rlay›n. “Solun muhasebesinin bafllang›c›” gibi tumturakl› sözlerle sunulan röportaj›n “ana mesaj›” fluydu: solcu olacaksan›z, Taner Akçam gibi solcu olun! Radikal’deki yaz› dizisi de bunu söylüyor: Solcu olacaksan›z, iflte böyle olun. Konuflturulan reformist legal parti çevreleridir: Solda “sosyal demokrat” olarak bilinenlerle, “sosyalist” olarak bilinenleri ayn› kategoride ele almak da bunun sonucudur. Bir, bunlar›n d›fl›nda sol yoktur. ‹ki, bunlar›n bir k›sm› sosyalisttir; ama onlar›n da ötekilerden fazla fark› yoktur... ÖDP’nin CHP eskileriyle, HADEP’in Karayalç›n’la birleflme hesaplar› yapt›¤› yerde bunun söylenmesi de do¤al... Yani k›sacas›, halka flu söylenmifl oluyor: sol istiyorsan›z, bu soldan, bunlardan baflka seçene¤iniz yok! Düzen solunun pazarlanmas›, daha sorulardan bafll›yor. Mesela, Ufuk Uras’›n konufltu¤u bölümün bafl›nda deniyor ki, “Türkiye solu uzun süren birlik tart›flmalar›ndan sonra Özgürlük ve Dayan›flma Partisi (ÖDP) çat›s› alt›nda birleflti.” Amaç, “düzen solu”nun propagandas› olunca, tabii gazeteci objektifli¤i de gösterilmiyor. “ÖDP çat›s› alt›nda birleflen” Türkiye solu de¤il, y›lg›n, yorgun, devrimi, sosyalizmi reddetmifl, belirsiz geleceklere ertelemifl baz› gruplard›r.
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r Mesela bir baflka yerde de Sadun Aren sunulurken deniyor ki, “Ömrünü sosyalizme adam›fl olan Sadun Aren'e göre...” Sadun Aren, allah uzun ömür versin, hala yafl›yor. Ömrünün bir bölümünü eksik gedik de olsa belki sosyalizme vermifl, ama hala yaflayan Sadun Aren, art›k sosyalizmle uzaktan yak›ndan ilgisi kalmam›fl bir DÖNEK’tir. Öyle ki art›k devletin zulmünü bile mazur ve hakl› gösterebilecek kadar siyasi olarak bunam›flt›r. Ama tabii düzenin gözünde, o flimdi “ideal bir sosyalist”! Taner Akçam gibi... Yafll›, tecrübeli bir Taner Akçam.
Örgütsüz olun, düzene yerleflin, bak›n onlar öyle yap›yor Yaz› dizisinde reformist legal parti çevrelerini konuflturmakla da yetinmemifller. Bunlara baz› isimler de eklenmifl. Taner Akçam solculu¤unun de¤iflik biçimlerde propagandas›, as›l olarak da bunlarda somutlan›yor. Giriflte sayd›k bir k›sm›n›n isimlerini. Bak›n, istisnas›z hepsi düzene yerleflmifl, ‹stisnas›z hepsi örgütlerini terketmifl, Hepsi örgütsüzlü¤ün savunucusu. Hepsi bir “birey” durumunda. Ama iflte onlar, düzen aç›s›ndan Do¤an Medya’n›n sayfalar›n›n aç›laca¤› “birey”ler; çünkü “solculuk”, sosyalistlik ad›na, devrime karfl› zehir kusuyorlar. Sosyalizm yenilmifl, ülkemizde devrimci mücadele yenilmifl, özellefltirmeye karfl› mücadele yenilmifl... Marksizm-Leninizmin modas› geçmifl... Bu ifllerin sonu yok, sosyalizm de çöktü, art›k devrimler bitti... Zannedersiniz ki, iflkence tezgah›ndaki polisler konufluyor. Karakteristiktir; Örgütlülü¤ü, illegaliteyi, sosyalizmi, devrimi terkettikleri andan itibaren bunlar› savunmaya bafll›yorlar. Hepsi kafay› yenilgiyle bozmufl. Hepsi zulmün, bask›n›n karfl›s›nda sinmifl, güvensizleflmifl. Bask›lar, tehditler bizi y›ld›ramaz diye yüksek sesle hayk›ram›yorlar. Emperyalizmin, oligarflinin zulmü varsa, bizim de kahramanlar›m›z var, biz milyonlar›z, milyarlar›z diyemiyorlar. Tersine, bu bask›n›n, zulmün hedefi olmaman›n teorisini ve prati¤ini gelifltiriyorlar. Vak›fç›l›k, legal particilik oynuyorlar... Ürkek, korkak, k›rk hesap yap›yorlar... Acaba flöyle desek, yard›m yatakl›¤a girer mi, acaba flöyle desek, partimize, vakf›m›za gösterilen hoflgörü biter mi?.. Bu kayg›lar›n teorileri, politikalar› belirledi¤i yerde, halk için, devrim, sosyalizm için teori de, politika da yoktur asl›nda. Sadece kendilerinin düzen içindeki yaflamlar›n›n, statükolar›n›n teorisi ve politikas› vard›r. Zaten onlar da bunu yap›yorlar. Ama iflte, burjuva bas›n›n rolü burada ortaya ç›k›yor; bu düzen içili¤i, tasfiyecili¤i, “solda yeni aray›fllar” diye pazarl›yor.
“Yeni” olan hiçbir fley yok! Dünya de¤iflti, ça¤ de¤iflti, eskisi gibi olmamak laz›m diye tekrarlay›p duruyorlar. Keflke yerimiz müsait olsa bunlar› aktarabilsek. Bu sözler hemen her konuflman›n hem bafl›nda, hem sonunda var. Peki, “yeni” ne o zaman? Bunu izah edemiyor hiçbiri. “Yeni” ad›na söylenen bir kaç fley ise, burjuvazinin yüzy›ll›k eski düflüncelerinden ve AB’nin, küreselleflmenin “zorunlulu¤undan” baflka bir fley de¤il. “Yeni aray›fllar” kavram›n›n kendisi de “eskimifltir” zaten. Evet, 1980’lerin sonlar›na do¤ru modayd› “yeni aç›l›m”lar. TKP’nin düzen içileflmeye yolculu¤unun kilometre tafllar›ndan biri “Yeni Aç›l›m” ad›n› tafl›yan dergisiydi. “Yeni”lik de, “aç›l›m” da düzene, kapitalizme do¤ruydu. Yani daha bafltan “yeni”, revizyonizmin dilinde gerçekte sadece eskiye dönüflü gizlemenin ad› olarak piyasaya ç›kt›. O günden beri de, as›l olarak tüm bu dönek, y›lg›n, reformist çevreler taraf›ndan ayn› anlamda kullan›l›yor. fiurdan burdan çal›nt›larla teori ve politika yap›l›yor. SSCB’nin çözülüflü, sanki onlara herfleyi inkar etme, sosyalizme dair her konuda ahkam kesme hakk› veriyormuflcas›na, “çöktü, iflas etti... yeni fleyler söylemek laz›m” nakarat›n› tekrarl›yorlar. “Sosyalizmin sorunlar›” yok mu? Var! Ama seçene¤i ne kapitalizm, ne sivil toplumculuktur. Sosyalizmin sorunlar›n›n çözümü, yine sosyalizm içindedir. Kapitalizme, küreselleflmeye geri dönüfl, hangi sorunu çözmüfl, varsa bir cevap versinler. Ama bu da yok. Onlar›n sosyalizmin sorunlar›n› çözmek gibi bir derdi de yok. Sözü ba¤lad›klar› yerin hep ayn› olmas› da bunun sonucudur: “Bir defa siyasi co¤rafya de¤iflti. Tek kutuplu bir dünya oldu.” (TKP’yi tasfiye eden TKP Genel Sekreterlerinden Nabi Ya¤c›) fiimdi bu sözün neresi yeni? 1990’lar boyunca tüm emperyalistlerin, burjuva ideologlar›n söyleyip durdu¤u, hala da söyledikleri ve üstelik hayat›n yalanlad›¤› bir bayat söz. Yenilikleri bu kadar.
Sol, halk›n iktidar›n› isteyendir. Evet, tekrar alt›n› çizmek gerekirse, ortak nokta, AB’cilik, küreselleflmeciliktir. O¤uzhan Müftüo¤lu gibi, baz›lar›, al›flkanl›ktan “ne ondan yana, ne ötekine karfl›” diye her anlama çekilebilecek fleyler söyleseler de(*), AB’ye, yeni dünya düzenine, küreselleflmeye karfl› ç›kan yok. EMEP gibi baz›lar›, yeni dünya düzenci bir söylemden uzak duruyor olsalar da, söylemdeki farkl›l›k, di¤erleriyle ayn› kategoride olmaktan, öyle an›lmaktan ve öyle say›lmaktan EMEP’in de özel bir rahats›zl›k duymad›¤›n›, tersine bunu kabullenmifl bir çizgide oldu¤u gerçe¤ini de¤ifltirmiyor. Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
45
Sadun Aren, Murat Belge gibileri, aç›kça “AB’ye girmekten yana olduklar›n›” söylüyorlar zaten. “AB'ye girilmesinden yanay›m. Ama bu demek de¤il ki, bafl›m gözüm sana emanet. Elbette ki tart›flarak ve Türkiye'nin ç›karlar›na, halk›n ç›karlar›na ters gelecek önerilere karfl› ç›karak, onlar üzerinde tart›flarak girilmesinden yanay›m.” (Sadun Aren) ‹sterseniz bu sözlerin yan›na bir de Susurlukçu general Veli Küçük’ün “ Ben AB’ye karfl› de¤ilim, ama flerefimizle girece¤iz...” sözlerini koyal›m. Görünürdeki tüm farkl›l›klar›na ra¤men, Veli Küçük’le, Sadun Aren’i yanyana getirip benzer cümleler kurdurtan, emperyalizme, yeni dünya düzenine teslimiyettir. Murat Belge’yle devam edelim: “ Türkiye'nin AB'ye girmesi gerekiyor. Bunun için de çok çarp›c› analizlere filan gerek yok. Zaten birilerine bakt›¤›m›zda ne yapmam›z gerekti¤i ortaya ç›k›yor. Do¤u Perinçek'e, Genelkurmay'a, medya baflyazarlar›na bakt›¤›n›zda nelerin yap›l›p nelerin yap›lmamas› gerekti¤i ortada.” Ne kadar bilimsel ve ne kadar “sol” bir yaklafl›m. Devam ediyor Belge: “Avrupa'da neredeyse sosyalist sol ile sosyal demokrasi aras›nda bir fark kalmad› gibi. Art›k Avrupa'da 'Ben devrim yapaca¤›m' diyen kimsenin ç›kaca¤›n› sanm›yorum. Bunlar art›k orada afl›lm›fl noktalar.” Yani, devrim mevrim meselelerini burada da aflal›m. B›rak›n bunlar›. Özü fludur; ABD imparatorlu¤u var. Yap›lacak bir fley yok. Devrimler dönemi bitti. O zaman, daha az kötü bir imparatora, AB’ye teslim olal›m. Hepsinin bu niteli¤ine bak›nca, “solda yeni aray›fllar” dizisinde sola da rastlayamazs›n›z. Çünkü sol, halk›n iktidar›n› istemektir. En az›ndan, halk›n yönetimde söz ve karar sahibi olmas›n› istemektir. AB’cilikte, küreselleflmecilikte, böyle bir söz, karar hakk› var m›?
Emperyalizm diyemiyorlar, emperyalizmin terörizminden bahsedemiyorlar Tek kutupluluk, sosyalizm bitti, devrimler dönemi kapand›... propagandalar›, art›k düne ait sözlerdir.
46
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
Tek kutuplulu¤un, ABD’nin, AB’nin dünyadaki diktatörlükleri tasfiye etti¤i, insan haklar› ve demokrasiyi hakim k›ld›¤› propagandalar› dünde kal›yor. “Yeni aray›fllar” ad›na ç›k›yorlar ama Murat Belge’ler, Sadun Aren’ler de dünde kalm›fllar. Onlar hala “SSCB’nin y›k›l›fl›” y›llar›ndalar. Ufuk Uras’lar hala, burjuvazinin a¤z›yla “Berlin duvar›n›n alt›nda kalan sosyalizm”den sözediyorlar. “Tek kutup” olmad›¤›n›, onlar›n d›fl›nda tüm dünya görüyor art›k. Emperyalizmle, ezilen halklar aras›ndaki çeliflkinin derinleflti¤ini, keskinleflti¤ini herkes görüyor, onlar göremiyor. Hiçbiri, küreselleflmenin iflas›ndan, Amerikan imparatorlu¤unun, Avrupa emperyalistlerinin terörist yüzünün ortaya ç›kt›¤›ndan sözedemiyorlar. 9 gün boyunca yay›nlanan bu yaz›larda, ne Amerika’n›n Afganistan’daki katliam› var, ne dünyay› kas›p kavuran küreselleflmenin yaratt›¤› açl›k. Çünkü teslimiyet var. Taner Akçam gibiler hepsi; düzenin içine yerleflmifl, açl›ktan, katliamlardan uzak, ahkam kesiyorlar. Ve açlara, zulüm alt›ndakilere, katledilenlere, emperyalizme karfl› savaflmay›, direnmeyi b›rak›n, devrimden, fliddetten vazgeçin, vaazlar› veriyorlar. Gerçekte o dizide, Murat Belge ve Sadun Aren’in d›fl›ndakilerin konuflmas› fazladand›r. Hepsi Sadun Aren’in, Belge’nin dediklerine gelecektir, veya zaten onlar›n hemen k›y›s›nda ayn› fleyleri söylemektedirler. Belge hepsinin ak›l hocas›d›r. Hocalar› varken, ö¤rencilerinin konuflmas›na gerek yok. Bu tür dizilerin herfleye ra¤men iyi bir yan› da var: ‹yi oluyor; herkesin dedi¤i net bir tablo halinde ortaya ç›k›yor. Herkesin yeri görülüyor. Ama sonuç olarak da flunu belirtmeliyiz; Bütün bu isimler, bu kadar y›ld›r sol ad›na hangi tafl›n alt›na ellerini koymufllar? Bu soru soruldu¤unda cevab› hiçtir. Sol ad›na harcanm›fl bir emek yok, sol ad›na, halk ad›na ödenmifl bir bedel yoktur. O zaman onlar›n sol ad›na konuflma HAKKI da yoktur! (*) Müftüo¤lu’nun bu yaklafl›m›, karakteristiktir, siyasi arenada varolufllar›ndan bu yana, böyledirler. Bu yönteme daha ayr›nt›l› bakmak isteyenler, 28 Ocak 2002 tarihli Özgür Vatan 8. say›s›ndaki “ Klasik DY Taktikleri; O da yanl›fl, bu da yanl›fl” bafll›kl› bölüme bakabilirler.
direnifl sürüyor Direnifli sürdürmek, emperyalizme/oligarfliye karfl› savaflmakt›r davranmakt›r. Haklar ve özgürlükler mücadelesini gelifltirmeyi esas almakt›r. Tabii böyle yap›ld›¤›nda bedel de ödenecektir. Bir sendika da, oda da, legal bir parti de bedel ödeyebilir. Bedel ödemeden mücadele edilebilece¤ini umanlar, söyleyenler, kendini ve baflkalar›n› kand›r›r. Bedel ödeyemeyenlerin düzenin icazetine s›¤›nmaktan baflka yolu yoktur. fiu örgütlerle birlikte olur, birlikte haklar ve özgürlükler mücadelesi verirsek, oligarflinin icazetini kaybederiz... Bölünme öyle derin ki, solun, demokratik güçlerin ana ‹slamc›larla birlik olursak (islamc›lar›n buna ne kadar haz›r kategorileri de kendi içinde bölünüp parçalanm›fl ve bir ara- oldu¤u ayr› bir sorun), Genelkurmay›n fliddetini üzerimize ya gelemiyor. DKÖ’ler aras›nda, sendikalar›n kendi içinde, çekeriz... O zaman hak ve özgürlükleri savunmufl olmazs›n. solun içinde, reformistlerin kendi içinde... bölünme, devam ‹ktidar Nazi kamplar›n› açmak için katliam yap›yor, o edip gidiyor. Ayr› örgütler olunmas› de¤il sorun; sorun, he“ bak›n yan›n›zday›z” tavr› al›yor. AB, “anadil” diyor, uyum men hiç bir fley için bir araya gelinememesinde. sa¤lama ad›na, Kürt sorununun tüm di¤er yönleri, ba¤›mBir araya gelemeyecek ölçüde bölünmenin en önemli s›zl›k, kendi kaderini tayin hakk›, bir yana b›rak›l›p, sadece kaynaklar›ndan biri, icazetci politikalard›r. ‹cazet esas al›nana dil deniyor. d›¤›nda, kimse kimseyle bir Ama buna karfl›n, Avruaraya gelemez; çünkü olipa Birli¤i onlar› da terör lisgarfli, haklar ve özgürlükler tesine al›nca, farklar›n› koymücadelesini gelifltirme pomalar›na ra¤men, hücrelere tansiyeli tafl›yan her birlik‹cazetli politika GÜNDEM‹ de buna at›l›nca, kafalar kar›fl›yor. teli¤in karfl›s›na “icazete Aç›kl›k ve netlik yok. Olson verme” tehdidiyle ç›ka- göre flekillendiriyor. Direnifli destekleme may›nca “politika” da baflka cakt›r. ‹cazetle varolmay› konusunda, ne oligarflinin herhangi bir etkenlere göre yap›l›yor. esas alan›n, bu noktada Emperyalizme bak›yor, herhangi bir birlikteli¤e kesiminin, ne de AB’nin icazeti yoktu. MGK’ya bak›yor, TÜS‹AD’a güç vermesi mümkün deBu nedenle de gündemlerine almad›lar. bak›yor, “politika”s›n› ona ¤ildir. göre sapt›yor. Çünkü “güç” Peki o zaman neyi gündeme ald›lar? Oligarfli reformiste kürt onlar. milliyetçileriyle birlikte olma Sorduk, tekrar soruyoruz; Çeliflkilerden yararlandiyor; Kürt milliyetçilerine Direnifl neden sizin gündeminiz de¤ildi? mak farkl›, beynini oraya an‹slamc›yla, devrimciyle birlik gaje etmek farkl›d›r. Bugün olma diyor. Herkese devrim‹ki y›ld›r gündeminizde ne var? AB’cilikle yap›lan›n ad› tam da cilerle yak›n durmay› yasakikincisidir. l›yor. Ama burda bitmiyor; mesela CHP’ye, SHP’ye de diyor ki, HADEP’le birlik olma, Biri Avrupa’ya... Biri Genelkurmaya s›rt›n› yaslayacak... Biri ÖDP’ye fazla kan verme. Ayn› tehdit ve flantajlar, flu veya bu ABD’nin deste¤ini almak için Irak’a müdahaleyi destekleyecek... politikaya illiflkin de sürdürülür; oligarfli, flu flu faaliyetlerine Öyle olunca da, b›rak›n devrimcilere yak›n durmay›, iflizin veririm, esnek davran›r›m, ama F tiplerinden uzak durur- te direnifle bile yak›n duram›yor. san politikas›n› gelifltirir. Bir baflkas›na, Kürt meselesinden Ya partimize, derne¤inize, odam›za, ya da kendimize bir uzak durma karfl›ll›¤›nda alan açar... Bir baflkas›na, F tipleri fley olursa diye bin türlü hesap yap›yor. Bu kadar çok hesab›n meselesini unutma karfl›l›¤›nda diyalog, muhatap al›nma imyap›ld›¤› yerde, tabii ki devrimcilik, demokratl›k kalm›yor. kan› sa¤lar... Bu böyle devam eder gider. ‹cazet temelindeki bölünmüfllük o haldedir ki, bugün ar‹cazet esas al›nd›kça, sol, demokratik güçler aras›nda t›k solun önemli bir kesimini AB’ci sol, Genelkurmayc› sol, bölünüp parçalanma kaç›n›lmazd›r. TÜS‹AD’c› sol gibi kategorilerde ifade etmek mümkün hale Hemen herkes, do¤al olarak soracakt›r; peki ne olacak? gelmifltir. Sol için düflünülebilecek ve düflülebilecek en kötü Olaca¤› fludur; bu oyun devam edecektir. Oligarfli, tüm kategorilendirmedir bu. Ama bu noktaya gelinmifltir. muhalif güçleri atomlar›na kadar bölmeye çal›flacakt›r. Devrimci sol, tan›m›n›n anlam›, de¤eri ve gere¤i burada Bozman›n tek yolu, emperyalizmden, oligarfliden icazet ç›k›yor ortaya iflte.Bu gündem için neler yapt›n›z? aramaktan vazgeçmektir. Halk›n ç›karlar› do¤rultusunda Bize de¤il, halka verin cevab›n›z›!
Solun Beyni
Bölüne, bölüne...
‹cazetin Gündemi
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
47
Kültür Sanat
ÜÇ
Halk Sanatç›s› Anadolu Ayd›n› Kavga Adam›
Naz›m Hikmet, Ahmet Arif ve Orhan Kemal, üç halk sanatç›s›. Yaln›z Haziran’da ölmüfl olmalar› de¤il, m›sralar›nda, öykülerinde yürüttükleri kavga birlefltirir onlar›. Naz›m, s›n›f›n›n flairidir. Ahmet Arif da¤lar›n, “daha deniz görmemifl çocuklar›n” flairi, ve Orhan Kemal, emekçilerin öykücüsüdür.
Ortak Maya; Anadolu ve Kavga Beyinleri, yürekleri hep bu topraklarda oldu. Bedenleri sürgünlerde olsa da, Naz›m gibi, Anadolu’ya ba¤l›l›klar› üçünün de en belirgin ortakl›¤›d›r. Onlar› bu ortakl›kta buluflturan, onurlu, namuslu bir ayd›n olman›n vazgeçilmez özelli¤i olufludur. Bugün “ayd›n” s›fat›n› kendine yak›flt›ran, ama beyni Avrupa topraklar›nda gezenler için bu yan›yla büyük bir ders verir gibidir onlar›n yaflam› ve kavgalar›. Anadolu Ahmet Arif'in dilinden meydan okur saraylara, saltanatlara, zalime; "Anadoluyum ben tan›yor musun?" derken, bu topraklar›n ozan›, ayd›n› olman›n yüce onuruyla kabar›r yüre¤i. Bu topra¤›n yi¤itleridir fliirlerinde anlatt›¤›. Tek umudu o yi¤itlerin kavgas›ndad›r. O kavga, kendi kavgas›d›r. Naz›m Hikmet'le ak›n ederiz günefle. K›z›l atl›lar›n peflinden koflup; zaferi t›rnaklar›m›zla söküp kopar›r›z. Orhan Kemal'in romanlar›nda halk›n abart›s›z, gösteriflsiz yaflam›nda sömürüye, çekilen ac›lara isyan ederiz. O’nun öykülerinde anlatt›¤› Anadolu insan›n›, Naz›m dizelerine döker; "Onlar ki toprakta kar›nca, Suda bal›k, Havada kufl kadar çoktular...”
“Bizim Naz›m” Üzerine çok söz söylemeye dahi gerek olmad›¤› gibi, sözlerin anlatmas› da zordur büyük ozan›. Kavgan›n, zafere inanc›n, Anadolu halk›n›n ozan›d›r O. Kavgayla öyle bütünleflmifltir ki, ony›llard›r; ne içini boflaltmak isteyenler, ne de siyasi ranta dönüfltürmek isteyenlerin eli hep bofl kal›r. Sadece kavgay› sürdürenler onurla, gö¤üslerini kabartarak “bizim Naz›m” diyebilirler. Kavgas›yla, Anadolu’ya duydu¤u o büyük sevdas›yla, komünistli¤iyle “bizim Naz›m”d›r O.
“Sessiz ve Derin Bir Halk›n Çocu¤uyum” Ahmet Arif gürül gürül akan, söyleyece¤ini tek bir kitapla söyleyen Anadolu da¤lar›n›n flairidir. Prangalar da48
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
yanmaz hasretine. Hasreti özgür bir ülkedir. O hasretle gerilla s›¤›naklar›n›n duvarlar›na kaz›nan fliirler yazan Ahmet Arif, Ankara Birli¤i Dergisi, Mart 1970 tarihli say›s›nda yay›nlanan röportaj›nda kendini flöyle anlat›r;
"...Ben, sessiz ve derin bir halk›n çocu¤uyum. Hem yaln›z sessizlik de¤il, genel olarak korkusuzluk da halk›m›n en belirgin özelli¤i. Buna direnme ve baflkald›r›y› da eklemek gerekir... Bir yi¤it flairse, üstelik bir de devrimciyse elbette yaflad›¤›n› yazar. 'Yaflad›¤›' ise salt kendi ömrü de¤il, yaflama sevdas› ve kavgas›yla ac›lar›, a¤›tlar›, türküleriyle bir yan› geçmifl yüzy›llar›n karanl›¤›na bir yan› gelece¤in ayd›n sonsuzlu¤una uzanan halk›n ta kendisi olmal›d›r."
Emekçinin Öykücüsü Orhan Kemal Babas›, Ahali Cumhuriyet F›rkas›‘n›n kurucular›ndand›. Parti, 1930’da kapat›ld›. Babas› Suriye’ye gitti. Orhan Kemal 1932 sonunda ülkeye döndü, ileriki y›llarda ekmek kavgas› verenleri anlatacak olan Orhan Kemal art›k ekmek kavgas› içindedir. Adana’da Ç›rç›r fabrikas›nda iflçilik, dokumac›l›k, katiplik, ambar memurlu¤u gibi birçok iflte çal›flt›. 1938’de askerli¤ini yaparken, Naz›m ve Gorki’nin kitaplar›n› okuyor diye, “yabanc› rejimler lehinde propaganda yapt›¤›” gerekçesiyle befl y›l hapis cezas›na çarpt›r›ld›. Hapishane y›llar›, ona büyük bir dost ve ö¤retmen kazand›rd›. Bursa Hapishanesi’nde tan›fl›p dost oldu¤u Naz›m Hikmet’le tan›flt›. O zamana dek, ço¤unlukla fliir yazarken, Naz›m’›n teflvikiyle öykü ve romana yöneldi. Sonraki y›llarda da çeflitli gerekçelerle k›sa süreli gözalt›lar ve tutsakl›klar yaflad›.
“Bir yazar için çok gereklidir halk›n içinde kalabilmek.” diyen Orhan Kemal kendini, sanat anlay›fl›n› k›saca flöyle özetler: "Sosyalist çizgide eylemim yok, ama yap›tlar›mda s›n›flar aras›ndaki durumun ne oldu¤unu gösteriyorum. Ne dedi¤ini bilen bir yazar için, s›n›flar d›fl›nda bir edebiyat yoktur zaten." (As›m Bezirci, Orhan Kemal, sf:52)
kahramanlar ölmez S‹BEL'E...
Sibel YALÇIN fiehitlik tarihi: 9 Haziran 1995 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul Okmeydan› fiehit düflme flekli: Genç bir halk kurtulufl savaflç›s›yd›. Komutan› oldu¤u birli¤in ad›, bir flehit yoldafl›n›n ismini tafl›yordu: ‹brahim Yalç›n Silahl› Propaganda Birli¤i. Kay›plar›n, katliamlar›n sorumlusu DYP’nin ‹stanbul ‹l Merkezi’ne yönelik eylem sonras›nda, kuflat›ld›klar›nda, sokak sokak çat›flarak di¤er yoldafllar›n›n geri çekilebilmesi için kendini feda etti. Katliamc›lar›n kuflatmas› alt›nda “Siz bizim teslim oldu¤umuzu nerede gördünüz” sözleriyle, 18’inde bir kahraman olarak tarihimizde yerini ald›.
Halk›n umuduydu, umut büyüyordu düfltü¤ü yerde zaferi müjdeliyordu ölüm kuflatm›flken dört bir yan›n› o sadece gülümsüyordu Dökülen kan›m›zla gelecekse zafer o gün yak›nd›r çünkü onsekizinde ölüme gülümsüyor s›ra, s›ra neferler Kavgam›n k›z›l gülü bilemediler ki o ufak yüre¤inle ne büyük bir davay› omuzlad›¤›n› sana söz düflerken alkanlar içinde yere att›¤›n her slogan, her damla kan›n mermi olacak bomba olacak Düflman›n beyninde patlayacak. Sana söz Okmeydan›'nda büyüttü¤ün umudun ›fl›¤› Karanl›¤› bo¤acak.
fiehitlik tarihi: 9 Haziran 1997 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul Gaziosmanpafla fiehit düflme flekli: SPB savaflç›s›yd›. Küçükköy’de helikopter deste¤indeki yüzlerce Süleyman ÖRS polis taraf›ndan kuflat›ld›, son mermisine, son nefesine kadar direnerek flehit düfltü.
Hamit KAYA Haziran 1979
Sad›k Mamati
SÜLEYMAN ÖRS'E Biliyorum ki ancak bedeninden akan kan›n s›cakl›¤›d›r bu zulüm zincirlerini Eritecek olan ... bir gün yoldafl bir gün ki yak›nda Ülkemin bahar›n›n flafa¤›nda ellerin ellerimizin ayak seslerimizin yank›s›yla çat›rdayan sevdam›z›n alevleriyle tutuflan ve kahrolan zulüm kalelerinin üzerinde halaya duraca¤›z 13.06.97 Sad›k Mamati
Kemal CAMEKAN fiehitlik tarihi: 11 Haziran 1980 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul fiehit düflme flekli: Eyüp-Y›ld›ztabya’da, Faflist Teröre Karfl› Mücadele Ekipleri içinde yer alan bir devrimciydi. Faflist bir oda¤› da¤›tmak için eylem haz›rl›¤› yaparken muhtar›n ihbar› sonucu jandarmalar taraf›ndan katledildi.
bas›n tv
KIRILIR YALANIN ÇARKI
Televolelerden Halk›n Ozan›’na S›ra Gelmedi Bir iki istisna d›fl›nda Mahsuni’nin ölümünden sonra onu anlatan, türkülerini, halk›m›z›n kültürünü nas›l saz›yla sözüyle dillendirdi¤ini anlatan programlar yap›lmad›. Medyan›n baflka gösterecek programlar› vard›. Onlar düzenin bekaas› için daha gerekliydi. Televoleler, ‘Biri Bizi Gözetliyor’lar, flu bu sanatç› bozmas›n›n kiminle iliflkisi oldu¤u, hangi siyasetçi züppesinin ne haltlar kar›flt›rd›¤›... bunlar daha önemli burjuva medya için. Çünkü Mahsuni, Dersimli Hüseyin Cevahir için;
Kirvem bu y›l bu da¤larda aman sensiz yaz›n tad› m› olur aman selam›n niye kesildi aman bir selam›n ad› m› olur aman Kirvem aman, ne çabuk tükendi zaman Can içinde can içinde can erir zaman içinde Böyle kader olmaz olsun Hüseyinim kan içinde Kirvem aman, ne çabuk geçti zaman Der Mahsuni flu ovada Böyle yi¤it ölmüfl mü ola Varsam gitsem Erzincan’a Cevahir’im gelmiflmola Kirvem aman, ne çabuk tükendi zaman diyendir. Tekellerin medyas› halk›n yi¤itlerini sevmez. Korkar ondan it gibi. Korkar yi¤itleri ve yi¤itli¤i anlatan türkülerden. Bakmay›n siz yalanlar›na, o yi¤itlerin türkülerini söyleyen ozanlar› da sevmezler. ‹çini boflalt›p kullanabilirlerse kullan›r, kullanamazsa ilan edilmemifl yasaklarla bo¤ar, unutturmak isterler. “Sökmez padiflahlar bana” diyen Ozan Mahsuni’yi de bu yüzden anlatmazlar. Hele, devrimcileri anlatt›¤› türkülerini hiç kimse duymas›n isterler. Dolambaçs›z, dobra dobra Amerika’ya a¤›z dolusu, 50
Ekmek ve Adalet / 10 Haziran 2002 / Say› 12
“Defol git benim yurdumdan” dedi¤i türküleri, “terörden çok çekmifl bir ülke...” oldu¤umuz için (!) sürece hiç denk düflmez. Amerikan kültürünün propagandas›n› yapmak varken, ne demek “defol git benim yurdumdan”? Yazmay›n, onun türkülerini tozlu arflivlerinizde çürütün isterseniz, yi¤itlerin ard›ndan Böyle yi¤it ölmüfl mü ola diyen bir Ozan’› unutturabilir misiniz? Pir Sultan’› yüzlerce y›ld›r yaflatanlar medyadan m› ö¤rendiler? Halk›n yüre¤i, belle¤i en güçlü medya tekelinden daha güçlüdür. ✍✍✍ Do¤an Medya, Türkiye hapishanelerini halletti¤ini düflünüyor ki, Guantanamo’yu gündemine alm›fl. ‹ngiliz bas›n›ndan aktar›p, büyükçe yer ay›rm›fl; “Guantanamo’da ipler tutsaklar›n elinde”. (27.05, Milliyet) Bu bafll›klar› “cezaevleri teröristlerin elinde” diye az m› att›lar. Katliamc›lar da, katliamlar›n› bu yalanla aç›klad›lar. Bak›n nas›l “Tutsaklar›n Elinde”ymifl: “...tutuklular›n üs görevlileriyle alay etme cesareti gösterdiklerini, hep bir a¤›zdan Kuran›kerim okuduklar›n›, gardiyanlar› tehdit ettiklerini ve hatta onlara su att›klar›n›...” Görüyor musunuz nas›l ele geçirmifller? Hem de su bile at›yorlarm›fl... Bu hale nas›l geldi¤inin cevab›na bak›n; “‹nsan haklan kurulufllar›n›n tepkileri yüzünden...” “fiu insan haklar› olmasa, iki günde hallederiz” diyen faflist kafa ile bu kafa aras›nda ne fark var? ✍✍✍
“Tarih sizi bekliyor: Dedelerin destan yazd›¤› Kore’de torunlar yeni zafer ar›yor...” (3 haz›ran Türkiye) “Sambac›lar de¤il ama canavar dize geldi...” (4 Haziran Milliyet) “Milli tak›m üzdü, enflasyon güldürdü” (4 Haziran Hürriyet) fiovenistlik, hamaset, halk›n açl›¤›n› bile suland›ran ciddiyetsizlik, yalan, aldatma ne ararsan›z var. Kendilerine verilen rolü oynuyorlar. ✍✍✍ Serdar Turgut, bas›nda Ecevit’in hastal›¤›n›n y›llard›r bilindi¤i ama z›mni bir “centilmenlik anlaflmas›” gere¤i kimsenin yazmad›¤›n›, bunu Hasan Cemal’in bozdu¤unu söyleyip, flimdi herkesin yazmas› ça¤r›s›nda bulunuyor. “Sahte oruç kanl› iftar” manfletleri atarken medya hangi z›mni anlaflmaya uyuyordu acaba? B›rak›n centilmenli¤i, gerçe¤i araflt›rmak için neden hiçbir anlaflma yoktu aralar›nda?