Skip to main content

AdaletWeb002

Page 1

Haftal›k Dergi Say›: 2 1 Nisan 2001

DİRENEN FİLİSTİN KONUŞUYOR:

F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

www.ekmekveadalet.com

Ba¤›ms›zl›¤›nYolu

FHKC Politbüro Üyesi Ebu Ahmet Fuat: Mücadele yükseliyor, devrimci cevaplar veriliyor ve fliddetli bir direnifl yaflan›yor. fiehitlik eylemleri Siyonist düflman›n elini aya¤›na dolam›flt›r ve bütün Filistin yurduna yay›lan ‹srail iflgalini yenilgiye u¤ratm›flt›r.

Halklar›n birbiriyle dayan›flmas› güç verir... Filistin ‹ntifadas›yla dayan›flma içinde bulunan dost Türk halk›na selamlar›m› sunar›m.

www.ekmekveadalet.com

info@ekmekveadalet.com

IMF’siz NATO’suz ABD’siz AB’siz

Tam Ba¤›ms›z Türkiye


Ben özgürüm Sense mahkum!

burger fiyat›na, bir gram “toz”a satarlar sana... ‹nand›¤›n, u¤runa bedel ödedi¤in, gerçeklefltirmek için amaç edindi¤in hiçbir düflüncenin, idealin olmamas› özgürlü¤ünü sonuna kadar kullanman için; terör... örgüt... aman ha... diye yüre¤ine kelepçeler takarlar. Beyni prangal›, yüre¤i kelepçeli özgür bir birey olur, vahfletin dizginsiz, sömürünün, ba¤›ml›l›¤›n pervas›z oldu¤u, kan›n oluk oluk akt›¤›, milyonlar›n açl›ktan nefesi koktu¤u bir Türkiye’nin “AB yolundaki ülkemiz...” diye bafllayan nutuklarla, olmayan bir Türkiye gibi gösterilmesine inan›rs›n. IMF kemendinin boynumuza geçmesine “ilgilenmiyorum abi ya” deme özgürlü¤ün; dünyadan, ülkemizden tarihi, bilimsel, kültürel hiçbir konuda hiçbir fley okumama, düflünmeme özgürlü¤ün; F tiplerinde düflünceleri için ölenlere, “onlar da ölmesinler, yaflayarak düflüncelerini savunsunlar” deme özgürlü¤ün; bir sim kart paras›na özgürlü¤ü sat›n alma özgürlü¤ün vard›r senin. Çünkü, insano¤lunun en güzel organ› olan beynini “t›n t›n” bofl b›rakma özgürlü¤ünü sonuna kadar kullanm›fls›nd›r. Bön bön bakar dinlersin, inan›rs›n... Sen özgürsün öyle mi? Yok, bir yanl›fll›k var bu iflte. Kapitalizmin ideolojileri, adaletli dünyay› yaratacak düflünceleri yoketmek için beyinlere bir zehir gibi ak›tt›¤› “özgürlük” özgürlük de¤ildir, olamaz. Bir yanl›fll›k var bu iflte; insana ait tüm erdemleri de¤ersizlefltiren bir kültürün, ahlak›n özgürlü¤ü, en fazla her fleyi her an satma özgürlü¤ü olabilir. O da o ahlak, o kültür taraf›ndan en kal›n prangalarla esarette tutulmakt›r arkadafl! Ben özgürüm; Çünkü ben devrimciyim... Düflünenim, üretenim, beynini kölelefltirmeyenim, de¤ifltirmek için bedel ödeyenim... Ben özgürüm... Sense prangal› mahkum...

Bergama köylüsü, topra¤› için Dersimliler yozlaflmaya hay›r demek için meydanlarda

Tarihimiz

Tarih: 1968

Tarih: 1978

v

Ordu’da üç gerilla katledildi

Tarih: 1999

Gündo¤du hep uyand›k Siperlere dayand›k Ba¤›ms›zl›k u¤runa da Al kanlara boyand›k

v

30 Mart - 17 Nisan Devrim fiehitlerini Anma ve Parti Kuruluflunu Kutlama Günleri Vatan›n ba¤›ms›zl›¤›, halk›m›z›n özgürlü¤e, ekme¤e, adalete kavuflmas› için can verenleri sayg›yla an›yoruz...

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com

Ekmek ve

Bürolar›m›z

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nkilap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul

Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Tel-faks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 154 K›z›lay Tel-faks: 0 312 417 39 11

‹rtibat telefonu: 0212 491 16 40 Faks:0212 491 16 37

Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Tel-faks: 0 326 223 87 18

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k

Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97

Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2

Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

Gaziantep- Karatepe Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey

Hopa: Kuledibi Mah. ‹nönü Cad. Karaman Apt. K:1 No: 1 HOPA/ARTV‹N Tel: 0466 351 32 46 ‹zmir- 3. Beyler Cad. 850. Sokak No: 31/501 Yaparsoy ‹fl Han› Konak Tel-faks: 0 232 446 27 96 Kocaeli- Demiryolu Cad. 1. Geçit Karfl›s› Ekfli ‹fl Han› Kat: 6 No: 40 Tel-faks: 0 262 332 47 40 Malatya- Dabakhane Mah. Eskihalep Cad. Kardefller ‹flhan› Kat: 3 No: 15 Tel-faks: 0 422 325 24 61

Mersin- ‹stiklal Cad. ‹stiklal ‹fl Han› Kat: 7 No: 20 Tel-faks: 0 324 232 15 74 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel: 0 362 420 08 53 Trabzon- Kemer Kaya Mah. Kundurac›lar Cad. Dedeo¤lu Sokak Pustular ‹fl Han› Kat: 1 No: 33 Tel-faks: 0 462 321 59 93 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9 Tel: 0 372 252 51 79

Adalet

Ne kadar kolay, ne kadar ucuz bir özgürlük. Bir pepsi cola paras›na... Bir sim kart› paras›na... S›rt›na as›l› kovboy flapkas›yla “özgür k›z”› seyrederken Cesur Yürek filmi geliyor akl›m›za. Orada özgürlük! Orada sözü edilen özgürlük pahal›, hem de çok pahal›; can pahas›na. Kapitalizm bu. Mahareti herfleyi paraya çevirmekte. Özgürlük de al›n›p sat›labilir olduktan sonra, al›n›p sat›lmayacak ne kal›r geriye? Bir ürünün çeflitleri aras›nda bu kadar fark olabilir mi? Bir sim kart› paras›na sat›n al›nan özgürlük ve can pahas›na kazan›lan özgürlük... Birinde aldatmaca var. “Ben özgürüm” san›yorsun, ama aldan›yorsun. Özgürlük sand›¤›n bir pranga. Uçuyorum bulutlarda san›yorsun, ama ayaklar›ndaki demir toplar, ba¤lam›fl seni yere. Sen özgürsün ha! Üniversite anfisindeki profesör, iflkencehanedeki iflkenceci koro halinde “hayat›n›z› yaflay›n” diyorlar. “Hayat›n›z”! Hangi hayat? ‹flte o “özgür” hayat! S›rt›nda çantan, göbe¤ine kadar aç›k tflörtünle, serseri h›rpani k›l›¤›n bir haftal›k sakal›nla süslenmifl özgür hayat! Kimseye karfl› hiçbir sorumluluk duymadan, ülke, halk nedir bilmeden, o saz senin, bu bar benim özgürlü¤ü! Sonra bir de ahlaks›zl›k yapma özgürlü¤ü olmal› ki, yaflanacak hayat tam yaflans›n. Cinsel özgürlük, birlikte yaflama özgürlü¤ü diye fuhuflu yumuflat›rlar. Mesela “bir görüflte afl›k olma” özgürlü¤ünü kulland›ktan iki ay sonra, “enginarl› patl›canla hamburgerin anlaflamayaca¤›n›” farkedip yollar› ay›rabilme özgürlü¤ü diye anlat›rlar. Y›lan›n av›na zehirini ak›tt›¤› gibi beynine ak›t›rlar o “özgürlük” zehirini. Pranga takarlar beynine. Ç›karc›l›¤›n, bencilli¤in, sorumsuzlu¤un, ahlaks›zl›¤›n özgürlü¤ünü bir sim kart paras›na, bir kola-ham-

Foto¤raflarla


‹çindekiler

Yurtseverlik,

3... Yurtseverlik, iflgalcilere ve iflbirlikçilere karfl› direnmektir!

iflgalcilere ve iflbirlikçilere karfl› direnmektir

5... Sürekli olan kriz biter mi? 6... Zaman afl›m› 7... Susurluk’çulara TAYAD’l›lardan suç duyurusu

ir iflçi, elinde bir ekmek, bir bayrak yürüyor. Bergama’daki emperyalist flirkete ait maden iflletmesinin kapat›lmamas›n› istiyor. Ekme¤imi kaybetmemek için maden kapat›lmas›n diyor. ‹lk anda hakl› görünebilir. Öyle ya, ekme¤inin peflinde. Peki ya o elindeki Türk bayra¤› neyin nesi, neyi temsil ediyor? Onu da sendikac›lar tutuflturmufl eline. Onlar da siyanürlü alt›n madeninin iflletilmesini “milli ç›karlar›m›z” ad›na savunduklar› iddias›ndalar. Alt›n ç›kacak, ülkemiz döviz kazanacak?

8... Vallahi de billahi de dostuz 9... Çözüm: Nas›l bir ordu? 10... Karadeniz Da¤lar›nda çat›flma 14... Faflist çeteler halka düflmand›r 15... IMF’nin fiamar o¤lan› flimdi nas›l Anti-IMF’ci olacak? 16... Bütün mesele “davran›fllarda”m›? 17... Hücrelerden; fiehitlerimizi selaml›yoruz 18... Ertosun konufltu... 19... Dersim onuruna sahip ç›k›yor 20... Kontrac›lar niye intihar ediyor? 21... Bu ahlaks›zl›k oligarflinindir 23... Ba¤›ms›zl›k yolu 26... Özgürlük u¤runa dökülen kan›z! 29... Bergama’l› köylüler; Kavgaya devem 30... “‹ntifada bizi netli¤e götürmüfltür” 34... Halklar›n kan›yla beslenen ittifak 36... Halklara karfl› savafl turu 38... Halk›n direnifli karalama yalanlar› 40... Gerçek tehditle de¤iflir mi? 41... Parçala ve yut! 42... Suçlardan suç be¤en! 43... “Kütüphanecilik haftas›” kutland›! 44... Matem Merasimi 45... Yurtd›fl›ndan... 46... Oligarfli flaflk›nl›k içinde 47... “Yeni Dünya Düzeni” verem ediyor 48... Dayan›flman›n yüzak› ve gönümüzün yüz k›zart›c›lar› 49... Kahramanlar ölmez... 50... Bas›n... Medya...

topraklar›m›z› zehirlemesine göz yumman›n neresinde yurtseverlik olabilir? Bunun neresinde milli ç›kar var? O “milli ç›kar” dedikleri büyük yalan yok mu, ony›llard›r tüm vatan hainlikleri o kelimenin arkas›na gizlenerek yap›ld›. “Milli ç›karlar” ad›na ülkemizi ABD’ye, IMF’ye peflkefl çektiler. “Milli ç›karlar” ad›na, bu ülkenin askerini Kore’lerde k›rd›rd›lar. “Milli ç›karlar” ad›na, bu ülkenin vatanseverlerini katlettiler.

B

‹

flte bu an yurtseverli¤in bitti¤i and›r. ‹flte bu an, s›rf karn›n› doyurmak için vatan›n, yurdun gözden ç›kar›ld›¤› and›r. ‹flte bu an, 1920’lerde topraklar›m›za ç›kartma yapan, ‹ngiliz, ‹talyan, Frans›z emperyalistlerinin iflbirlikçiler taraf›ndan alk›fllarla karfl›land›¤› an gibidir. Orada “aman iflimi kaybetmeyim” diye yürüyenlerde, zerre kadar yurtseverlik duygusu b›rak›lmam›flt›r. Orada sadece pis bencil ç›karlar geçerlidir. Evet, mahkeme karar› uygulan›r, maden kapat›l›rsa onlar iflsiz kalacaklar. Ama o maden çal›fl›rsa, çocuklar› iflsiz, topraks›z kalacak, çocuklar› ve belki kendileri de envai tür hastal›ktan ölecek. Topra¤›m›z ölecek.

Y

P

eki “milli ç›karlar” diye diye nereye geldik? Halk›m›z aç, halk›m›z yoksul, halk›m›z iflsiz. Tekeller, karlar›n› katl›yor. Generallerin holdingi artan sermayeyi yat›racak yer ar›yor. 70 milyonun açl›¤›n›n karfl›s›nda, bir avucun villalar, yatlar katlar içindeki saltanat› yükseliyor... Demek ki “milli ç›karlar” kimin ç›karlar›ym›fl?

Bergama’da emperyalist flirketin lehinde yürüyen iflbirlikçi iflçilere kimse dokunmazken, topra¤›n› savunan Bergama köylüsünü bu ülkenin polisi gözalt›na al›yor.

IMF heyetleri krallar gibi a¤›rlan›rken, IMF’ye karfl› “ba¤›ms›z Türkiye” için mücadele edenler, F tipi hapishanelerde katlediliyor, meydanlarda coplan›yor. urtseverlik, de¤il açl›¤›,

yurt için can›n› bile vermektir. Emperyalizmin

Yurtseverler, saf›n›z› seçin! Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

3


az›k o Bergama’da emperyalist flirket kapat›lmas›n diye yürüyen iflçiye ve sendikac›ya. ‹flçi, sendikac›, köylü, ayd›n, memur, bir ülkenin yurtsever güçleri bunlar olabilirler ancak. Tekelci burjuvalar, toprak a¤alar›, NATO’nun emrindeki generaller, tekellerin hizmetindeki düzen partileri, onlar yurtsever olacak de¤il ya! Yurdumuzu sevmek de, savunmak da halka düfler. ‹flte bu nedenle Bergama’dakiler için “yaz›k” diyoruz. Yaz›k, onlar halk›n saf›nda, yurtseverlerin saf›nda olmas› gerekenlerdir. Yurduna karfl› gelmek, bir emekçi için, intihard›r.

Y

u ülkede, egemen s›n›flar kelimelerle o kadar çok oynad›lar, o kadar çok demagoji yapt›lar ki, neyin ne oldu¤u mu¤laklaflt›r›ld›. Her gün on tane IMF talimat›na imza atanlar, karfl›m›za geçip “milliyetçi” geçinebiliyorlar hala. Yurtseverlik, o kadar karmafl›k bir fley de¤ildir: Yurtseverli¤in temel koflulu, emperyalizme karfl› olmakt›r. Yurtseverlik, vatanseverlik, demokratl›k, ilericilik, herfley bununla yerli yerine oturur. Emperyalizme karfl› olmayanlar›n yurtseverli¤inden, vatanseverli¤inden, ilericili¤inden sözedilemez. Çünkü, emperyalizm demek, sömürgecilik demektir. Bu, yüzy›l›n bafl›nda da böyleydi, sonunda da böyle. Emperyalizm her türlü gericili¤in, anti-demokratik uygulamalar›n kayna¤› demektir. Adaletsizli¤in, eflitsizli¤in kayna¤›nda yine emperyalizm vard›r. Emperyalizme karfl› ç›kmadan, bunlar›n hiçbirine karfl› ç›k›lm›fl olmaz.

B

urtsever, emperyalizmden al›nan övgüleri, madalyalar›, onursuzluk, namussuzluk bilendir. Yurtsever, IMF reçeteleri ile mutlu olamaz. Yurtsever, bu topraklardaki ABD bayraklar›ndan rahats›zl›k duyand›r. Yurtsever, bu topraklardaki üslerin kullan›l›p, yoksul halklar›n bombalanmas›na karfl› durand›r. Yurt denilen fley nedir? Sadece bir toprak parças› m›? Elbette hay›r. Yurt, biny›llara uzanan tarihimizdir. Yurt, bu topraklar üzerinde paylaflt›¤›m›z ac›lar, sevinçler, yenilgiler ve zaferlerdir. Geçmiflimiz de, gelece¤imiz de buradad›r. Topraklar›m›za üslerle, serbest ticaret bölgeleriyle, madenleriyle bayraklar›n› dikenler, yaln›z topra¤›m›z› iflgal etmifl olmuyor, geçmiflimizi ve gelece¤imizi de çal›yorlar. Yaln›z sömürmüfl olmuyor, onurumuzu, özgürlü¤ümüzü de çalm›fl oluyorlar.

Y

azi iflgali y›llar›nda Yunanistan’da yurtseverler, Nazi iflgalcilerine karfl› eylemler yapmaya bafllarlar. Nazi’ler yap›lan her eyleme karfl›l›k, hapishanelerde bulunan on yurtsever Yunanl›y› kurfluna dizer. D›flar›dakiler, sonunda hapishanedekileri “ne yapal›m, eylemlere devam m›

N

4

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

edelim, durdural›m m›?” sorusunu sorarlar. Tutsak Yunan’l›lar›n cevab› flöyledir: “Devam edin!” Yurtseverlik budur iflte. Yurdunun iflgalden kurtulmas›n› en bafla al›r. Bizim karfl›m›zda Nazi’ler gibi “yabanc› üniformal›lar” yok. Ama buna gerek de yok zaten de¤il mi? Bak›n, kaç mahkeme karar› verildi maden kapat›ls›n diye; ama bu ülkenin baflbakan›, bakanlar›, ordusu, polisi, valisi, emperyalist flirketin yan›nda. Y›llard›r mahkeme karar›n› bile uygulatm›yorlar. Bak›n, emperyalist flirketin lehinde yürüyen iflbirlikçi iflçilere kimse dokunmazken, topra¤›n› savunan Bergama köylüsünü bu ülkenin polisi gözalt›na al›yor. IMF heyetleri krallar gibi a¤›rlan›rken, IMF’ye karfl› “ba¤›ms›z Türkiye” için mücadele edenler, F tipi hapishanelerde katlediliyor, meydanlarda coplan›yor. Nazi ordusuna, Nazi yöneticilerine ne gerek var? urtseverlik, yurdumuzu, IMF anlaflmalar›yla iflgal edenlere de, bu iflgale onay verip arac›l›k edenlere de karfl› ç›kmakt›r. Bu ülke ne IMF’nindir, ne de IMF uflaklar›n›n; bizimdir. Ama “bizim” demek, yurtsever olmaya yetmez. Yurtseverlik, bizim olan› militanca savunmakt›r. Bizim olan› iflgal edenlere, gasbedenlere karfl›, 1920’lerin kurtulufl savaflç›lar› gibi savaflmakt›r.

Y

urt da neymifl, “ulusal onur” da neymifl diyor emperyalizmin ideologlar›. Bu de¤erler, emperyalizm taraf›ndan bilinçli, planl› ve sinsice yokedilmeye çal›fl›l›yor. Yurt sevgisini yoketti¤inde, istedi¤i yeri iflgal edecek, istedi¤i yeri zehirleyecek, istedi¤i gibi talan edecektir. E¤er bütün mesele, “kar›n doyurmaktan” ibaret olsayd›, insanda, onur, namus, ahlak, özgürlük gibi de¤erler olmasayd›, o zaman iflgalci emperyalistin uflakl›¤›n› yaparak da kar›n doyurulabilirdi.

Y

encil, “bana ne baflkas›ndan” der. Ama bak›n Bergama’da yürüyen iflçiye, sendikac›ya; b›rak›n baflkas›n›, “bana ne benim çocu¤umdan” diyor. Çocu¤unu bile düflünmüyor. Yurdunu zaten hiç düflünmüyor. Oysa, bedelleri, açl›¤›, hapisleri göze alabilsek, yurdumuza sahip ç›k›p, yurdumuzdan emperyalistleri kovabilsek, iflbirlikçilerinin sömürüsüne ve saltanat›na son verebilsek, bu topraklar bizi doyurur da, güldürür de. Yurtseverlik, hem toprak, hem ekmek, hem özgürlük mücadelesidir. Ba¤›ms›zl›k ve adalet mücadelesidir. Ama ba¤›ms›zl›¤› kazanmak için, flu anda sahip göründü¤ümüz sahte özgürlü¤ü feda edebilecek, baflka fedakarl›klar› göze alabilecek cesareti göstermeliyiz. Bu cesaret ve fedakarl›¤a sahip olmayanlar›n yurtseverli¤i naylon yurtseverliktir.

B


“Kriz” bitti mi, bitmedi mi?

SÜREKL‹ OLAN KR‹Z B‹TER M‹? Bir tart›flmad›r alm›fl gidiyor; kriz bitti mi bitmedi mi, düze ç›kt›k m› ç›kmad›k m›? Türkiye krizlerin hiç bitmedi¤i, bu nedenle cuntalar›n, erken seçimlerin, yönetememe krizlerinin birbirin kovalad›¤› bir ülkedir. Çünkü Türkiye emperyalizme ba¤›ml› bir ülkedir. Krizlerin hiç bitmemesinin temel nedeni, iyi yönetici, kötü yöneticilerde de¤il, emperyalizmin ufla¤› oligarflinin varl›¤›ndad›r. Kemal Dervifl geçti¤imiz hafta yine Amerika’ya gitti ve yine oradan konufltu; “kriz bitti” diye buyurdu Dervifl. Burjuvaziden, orta sanayiciye, esnaftan, köylüye, iflçiye, memura, iktidar partilerinin bakanlar›ndan, muhalefet partilerine kadar tüm kesimler neredeyse hep bir a¤›zdan ba¤›rd›lar; “yalan söylüyorsun, bitmedi.” Do¤ru da söylediler, ama eksik. Bitmedi demek, bitebilece¤ini de ifade eder. Sistemin yap›s›n› bilmeyenlerin beklentileri o yöndedir ki, IMF’den krediler gelecek, dolarlar akacak ve kriz bitecek. Bitmez. Nedenini aç›klamadan önce “kriz” deyince kim ne anl›yor, ne kastediyor ona bakal›m. Burjuva partilerinin, iktidar›n krizden anlad›¤› devletin kasalar›n›n neredeyse tamam›n›n boflalm›fl olmas›d›r. Ancak bu sonuçtur. Bu nedenle de “kriz” dedikleri ne devlet kasalar› boflal›p IMF’den para dilendi¤i anda bafllar, ne de IMF dolarlar›yla biter. O zaman “kriz”den ne anlamal›y›z?

Türkiye’de “Milli Kriz” Süreklidir ve Bitmez “Kriz” de¤il, bir “milli krizden” sözediyoruz. Bunun anlam› flu; yayg›n olarak kasedildi¤i gibi sadece ekonomik boyutuyla de¤il; emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n bir ürü-

nü olarak sürekli varolan ekonomik bunal›m›n derinleflerek, ülke genelinde sosyal ve siyasal alanda ifadesini bulmas›, ekonomik, politik ve sosyal krizin tek bir kriz halinde birleflmesine “milli kriz” deriz. Bugünkü Türkiye tablosunu en iyi aç›klayan tarif budur. Yönetemeyen, kendi içinde her gün onlarca konuda it dalafl›na, iktidar kavgalar›na giren bir oligarfli; Oligarflinin bile “ha patlad›, ha patlayacak” diye bekledi¤i halk›n had safhadaki memnuniyetsizli¤i ve bunun ortaya ç›kard›¤› sonuçlar herkesin görebilece¤i kadar nettir. Dönelim, bu krizin neden sürekli oldu¤una, neden hiç bitmeyece¤ine; Süreklidir, çünkü Türkiye gibi emperyalizmin yeni sömürgesi ülkelere dayat›lan bir gerçekliktir. Bunun alt›nda yatan da, emperyalist tekellerin ekonomik bunal›mlar›n›n, bizim gibi ülkelere aktar›lmas›ndad›r. T›pk› 1967’lerde Amerikan tekellerinin krizlerinin ülkemize yans›d›¤› gibi. Zaman zaman duyar›z; “Türkiye’deki kriz flu ülkeyi etkiledi, Newyork borsas›n›n düflüflü, Arjantin’de yank›land›, Arjantin’in çöken ekonomisi Brezilya’y› kayg›land›rd›...” Anlafl›lmaz gelen bu aç›klamalar›n alt›nda yatan kapitalizmin birbirine ba¤l› iflleyiflidir. Ekonomik detaylar› bir yana, emperyalist tekellerin karn› a¤r›d›¤›nda bizim gibi ülkeler yata¤a saplanacak duruma gelir. Bu ba¤›ml›l›¤›n sonucudur. Bu nedenle de ba¤›ms›zl›k sadece ulusal onurla, vatan›m›z›n özgürlü¤üyle ilgili de¤il, ayn› zamanda ekme¤imizle de ilgilidir. * fiöyle bir soru hemen akl›m›za gelebilir; peki o zaman düzenin ekonomistleri, partileri neden “kriz ç›kt›, kriz geldi, kriz bitti” diyor? Bunun aldatma yan›n› akl›m›zda tutarak, burada kastedilen; krizin sürekli olmas›na ra¤men, her dönem

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

5


ayn› düzeyde olmad›¤›d›r. Yani yukar›da söyledi¤imiz nedenlerden dolay› krizin derinleflti¤i dönemler, hafifledi¤i dönemler yaflan›r. Ama süreklili¤ini korur. ‹flte krizin derinleflti¤i dönemlerde; Halk›n memnuniyetsizli¤i büyür ve bu düzen de¤iflmeli sesleri yükselir her yandan, insanlar›m›z çöplükten ekmek toplamaya, yard›m kuyruklar› önünde dizilmeye, örgütsüzse çareyi bireysel eylemlerle seslerini duyurmaya, bunu da yapamad›¤›nda intiharlara yönelmeye bafllar. ‹ktidarlar için de durum eskisi gibi de¤ildir bu dönemlerde. Yönetemezler, yönetmekte zorlan›rlar. ‹t dalafllar›, iktidar kavglar›, flaflk›nl›k halleri birbirin izler. Korkulu rüyalar gördüklerinin alametleri a盤a vurulur; bir gün gecekondulardan gelip g›rtla¤›m›z› kesecekler diye, krizin halka yans›mas›n›n dönüp kendilerini vuraca¤›n› bilirler. fiimdi bu tarif edilen tabloya bak›n, dönüp Türkiye tablosuna bak›n; fark var m›? Yoktur. Çünkü milli krizin derinleflti¤i bir süreçteyiz. Bu nedenle oligarfli içindeki kesimlerin biribiren düflen aç›klamalar›n›n ard› arkas› kesilmiyor, bunun için milyonlarca insan›m›z burnundan soluyor ve örgütlenmeyi bekliyor.

Neden Panzerler, Neden Bask› ve Zor, Neden Polis Copu, Jandarma Dipçi¤i? Tüm bunlar›n nedeni de krizin süreklili¤inde ve derinleflmesindedir. Bugün bask› ayg›tlar›n›n daha fazla ifllemesinin, katliamlardaki, iflkencedeki pervas›zl›¤›n nedeni de krizin derinleflmifl olmas›ndad›r. Dedik ya, kriz derinleflmiflse, halk›n tepkisi de yükselme potansiyeli tafl›yor demektir. Baflka bir yaz› konusu olan çeflitli etkenler olmakla birlikte, halk›n tepkisinin oligarfliyi ne kadar zorlayaca¤›, zulüm ve sömürü düzeninin de¤ifltirmede ne kadar etkili olaca¤› örgütlü olmas›yla ilgilidir. ‹flte tam da bu noktada zulüm ayg›tlar› devreye girer. Paras›zl›ktan sözedilerken bütçenin büyük bölümü silahlanmaya, istihbarata, polise, orduya ayr›l›r. Çünkü düzenin aç ve yoksul b›rakt›¤› halk› zulüm ve bask› alt›nda sindirmeye ihtiyac› vard›r. ‹stihbarat›yla örgütlenmeleri da¤›tmaya ihtiyac› vard›r. Bundan dolay› ordu’nun, polisin tanklar›, coplar›, infazlar›, katliamlar› “vatan-millet, teröre karfl›” de¤il, krizlerin as›l sahibi tekeller içindir, emperyalistler içindir. Yani k›saca faflizmle yönetilmeye ihtiyac› var demektir. Bu nedenle “hukuk devleti, demokrasi” vs. masallar› bir yana bu rejimin bir tek ad› vard›r, o da faflizmdir. IMF, Türkiye’nin ekonomisini emperyalist tekellerin uluslararas› ç›karlar›na göre yeniden düzenleyedursun, ne IMF dolarlar›, ne sindirme politikalar›, oligarfliyi bu krizden kurtarmaz. 6

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

Halk›n

hukuku

Adaletsiz bir ülke, güneşsiz bir dünyaya benzer

Zaman Afl›m› “Manisa davas›”n›n 25 Mart’ta yap›lan duruflmas›na, iflkenceci polisler yine kat›lmad›. Bu, 36. duruflmayd›. ‹flkenceciler kat›lmad›¤› gibi, iflkencecilerin avukatlar› da topluca davadan çekildiler. Amaç davay› biraz daha uzatmak. Çünkü zamanafl›m›na 14 aydan daha az bir zaman kald›. fiimdi Susurluk mahkemelerinin ve Susurluk’çular›n ortak gelifltirdi¤i taktik bu. ‹flkencecilere, katliamc›lara adeta seri halde beraat vermeye al›flm›flt› mahkemeler. “San›k polisler görevleri icab› silah kullanm›fllard›r...” beraatlerine! “Delil yetersizli¤inden...” beraatlerine! Yüzlerce iflkence, infaz davas›n›n mahkeme kararlar› bu cümlelerle sona erdi. Ama zaman zaman zorlan›yor Susurluk hukukunun savc›lar› ve hakimleri. “Beraatlerine” demek, mümkün gözükmüyor. ‹flte “zaman afl›m›”, “Beraatlerine” demeden beraat ettirmenin bir yöntemi. ‹flkenceci, infazc› san›klarla, savc›n›n-mahkeme heyetinin iflbirli¤iyle, dava sündürüldükçe sündürülüyor. Devletin Emniyet Müdürlüklerinde, karakollar›nda görevli polisler, aylarca, y›llarca ne hikmetse bulunam›yor, mahkemelere getirtilemiyor. Talimatla ifadeleri de al›nam›yor. Katledilenlerin üzerinden ç›kan elbiseler, bir türlü bulunam›yor; tekrar tekrar yaz›lar yaz›l›yor çeflitli yerlere, güya “deliller” aran›yor. ‹nfazlarda kullan›lan silahlar bulunam›yor. Oyalama sürüyor, mahkemeler uzuyor, uzuyor... Sonuç, “zamanafl›m›ndan” beraatlerine! Susurlukçular memnun. ‹flkenceciler, infazc›lar mutlu. Hakimler de, güya katilleri beraat ettirmemifl oluyorlar. “Zaman afl›m›” hukukun biçimsel kurallar›ndan biridir. Gerçek adalette, halka karfl› ifllenmifl suçlarda zaman afl›m› yoktur. Bu nedenledir ki, de¤il ony›llar, yüzy›llar geçse de iflkence, katliam, soyk›r›m suçlar› unutulmaz. Zamanafl›m›’n› katliamc›lar› aklama arac› yapan “hukukçu”lar da, iflkenceciler de, Susurluk hukukunun zaman afl›m›na fazla güvenip de rahatlamas›nlar.


Susurlukçu’lara TAYAD’l›lardan SUÇ DUYURUSU

TAYAD’l› Aileler, Susurlukçu generaller ve dönemin “zirve” üyeleri hakk›nda suç duyurusunda bulundu. 26 Mart günü Sultanahmet Adliyesi’ne giden 25 TAYAD’l› savc›l›¤a verdi¤i dilekçelerle Susurlukçular›n cezaland›r›lmas›n› istediler. ‹flte TAYAD’l›lar›n suç duyurusu dilekçesi; Suçlular: 1-Emekli General Do¤an Gürefl 2-Süleyman Demirel 3-Tansu Çiller 4-Mehmet A¤ar 5-Emekli Orgeneral Necati Özgen 6-Emekli Tümgeneral Hasan Kundakç› 7-Emekli Tümgeneral Cumhur Evcil Aç›klamalar: 1- Geçti¤imiz günlerde Susurluk davas› yarg›tayca sonuçland›r›ld›. Yarg›tay yerel mahkeme hükmünü onaylad› ve susurluk çetesi resmen tescillenmifl oldu. Bu kapsamda da Korkut Eken’in di¤er çete üyeleriyle birlikte cezas› onaylanm›fl oldu. 2- Yukar›da aç›klad›¤›m›z geliflme sonras› bir dönem devletin önemli kademelerinde görev yapm›fl olan generaller, Korkut Eken hakk›nda, "Herfley bilgimiz dahilinde yap›ld›" dediler. Bu sözleriyle iflledi¤i suçlarla ilgili kesinleflmifl mahkeme karar› bulunan Korkut Eken’in suçlar›na ortak olduklar›n› itiraf etmifl oldular. 3- Korkut Eken bugüne kadar bir çok faili meçhul cinayet ve infazlar›n alt›na imza atm›fl bir kiflidir. Susurluk çetesinin en önemli eleman›d›r. Bunu biz de¤il, kesinleflen mahkeme karar› söylemektedir. 4- Yukar›daki ismini belirtti¤imiz askerlerin d›fl›ndaki kifliler de ayn› dönemin görevli siyasileri oldu¤u için onlar da ayn› suça ortakt›rlar. Keza Susurluk olay›n›n a盤a ç›kmas›n›n ard›ndan "Bin operasyon yapt›k" diyen Mehmet A¤ar, daha sonra da "Arkadafllar›m›z hala görevlerine devam ediyorlar" ve "Kararlar zirvede al›nd›" demifltir. Bu kapsamda onlar hakk›nda da suç duyu-

rusunda bulunuyoruz. 5- Korkut Eken'in suçlu oldu¤u mahkeme karar› ile tesbit edilmiflken, yapt›klar›n› onaylay›p "bilgimiz dahilinde yapt›" demek, ayn› suça ifltirak etmek oldu¤u gibi ayn› zamanda da kanunca suç say›lan bir fiili övmek ve onaylamak anlam›na gelir ki, TCK 312 madde kapsam›nda suç teflkil etmektedir. 6- Suç duruyurumuza konu olan bu kiflilerin söylemleriyle ve o dönemdeki konumlar› itibariyle adeta Korkut Eken'i azmettirdikleri anlafl›lmaktad›r. Bu anlam›yla bu kifliler Korkut Eken'in iflledi¤i suçlar› azmettiren s›fat›yla suç ifllemifllerdir. Netice ve Talep: Yukar›da isimlerini belirtti¤imiz kifliler suç duyurusu dilekçemizde anlatt›¤›m›z nedenlerden ötürü suçludurlar. Kendileri hakk›nda yasal takibat›n yap›lmas›n› ve suçlar›na uygun ceza maddeleri ile cezaland›r›lmalar›n› talep ediyoruz. *** Bir baflka suç duyurusu da ‹zmir’deydi. “Generaller suçludur!” diyen ‹zmir’deki çeflitli Demokratik Kitle Örgütleri, Korkut Eken’in mahkumiyetinden sonra “herfley bilgimiz dahilindedir” aç›klamas›n› yapan generallerin, ve susurlukçular› destekleyen Tansu Çiller ve içlerinde Mehmet A¤ar, Saffet Ar›kan Bedük, Hayri Kozakç›o¤lu gibi milletvekillerinin de oldu¤u Susurlukçular hakk›nda suç duyurusunda bulundular. ‹HD, GÖÇ-DER, HADEP, TAY-DER ve TH‹V yöneticileri taraf›ndan 27 Mart’ta, ‹zmir adliyesi önünde yap›lan bas›n aç›klamas›nda haklar›nda suç duyurusunda bulunduklar› generaller ve milletvekillerinin suçlar›n›n sabit oldu¤unu belirttiler. Bu suç duyurular› artmal›, tüm ülkeye yay›lmal›; susurlukçular bu ülkede rahat edemeyeceklerini bilmeli; örgütlü, tek tek, mahalle olarak herkes Susurlukçular hakk›nda suç duyurusunda bulunmal›.

Sami Türk’e Suç Duyurusu ‹nsan Haklar› Derne¤i ‹stanbul fiubesi, Hikmet Sami Türk hakk›nda “ölüme sebebiyet vermek”ten ‹stanbul adliyesinde suç duyurusunda bulundu. Av. Gülseren Yoleri, Sinan Tutal, Samut Karabulut, Özgür Murat Büyük, Esra Çiftçi, Av. Zeynel Polat ile Celal Biçici imzas›yla yap›lan suç duyurusundan sonra yap›lan aç›klamada; “Türk’ün görevinin gerektirdi¤i tedbirleri almay›p ölüme sebep verdi¤inin aç›k oldu¤u” söylendi.

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

7


“yemin billah AB’ye karfl› de¤iliz”

Vallahi de billahi de dostuz Ordu’nun AB karfl›tl›¤›n›n yalan ve flantaj amaçl› oldu¤unu devrimciler söylemiflti defalarca. Türkiye’nin kurtulufl savafl›ndan sonra, DP dönemiyle birlikte yeni sömürgeleflme sürecine girmesiyle birlikte Ordu da tüm milli özelliklerini yitirmeye bafllad› ve giderek bu ülkenin, Türkiye halk›n›n ordusu olmaktan öte, emperyalistler ad›na ülkemizi iflgal eden bir ordu durumuna geldi. Silah›n›, tank›n›, e¤itimini, müfredat›n› geçtik, giydi¤i iç donunu bile Amerika’dan ald›¤›n›n kitaplara, belgelere geçti¤i bir ordunun ne AB’ye ne de ABD’ye karfl› olamayaca¤› aç›kt›r. Hala orduda bir millilik, bir AB karfl›tl›¤›, bir ba¤›ms›zl›kç›l›k arayanlar; Genelkurmay ‹kinci Baflkan› Yaflar Büyükan›t’› dinlesinler. Yaflar Büyükan›t geçti¤imiz hafta içinde, hafif, gayri ciddi, lümpen bir tav›rla konufluyor medyaya; “Biz söylemekten b›kt›k, anlamak istemeyenler anlamamaktan b›kmad›. TSK AB’ye hiçbir flekilde karfl› de¤ildir. Allah çarpar dedik, anlamad›lar, daha da serti var; millet çarpar.” “Vakur, gururlu” havalar›n›n alt›ndaki flu ciddiyetsizli¤e, lauballili¤e bak›n. Ayn› general bir de kalk›p yalan söyleyerek devrimcilerle Avrupa ba¤lant›s› kurmaya çal›fl›yor, kullan›yor diyordu. Avrupa’n›n dostlar›n›n kim oldu¤u aç›k de¤il mi? Hem de yemin billahl›.

O Zaman fiantajlar Niye? Söylenen bu kadar aç›k ve netken, o zaman bu AB karfl›t› konuflmalar, yok Rusya-‹ran eksenli politika yap›lmal› aç›klamalar›, yok Perinçek’e Karen Fogg’un maillerini s›zd›rmalar, yok “AB bizi anlam›yor” masallar› niye o zaman?

8

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

Ordu da oligarflinin tüm kesimleri gibi politika yap›yor. Bakmay›n siz onlar›n; “ordu siyasetin d›fl›ndad›r” demelerine. Hem de tam ortas›nda, yönlendireni durumundad›r. Hem de onlar ne zaman “d›fl›nday›z” deseler bilin ki, k›y›s›nda köflesinde de de¤il tam ortas›ndad›rlar. Susurluk için de “d›fl›nday›z” demifllerdi, generallerin konuflmas› gerçe¤i gözler önüne serdi. AB karfl›t› havalarla yapt›¤› politika flantajd›r esasen. AB’ye karfl› yap›lan bir flantaj. Do¤ru, ordu AB’ye girilmesin demiyor, sadece onun sorunu AB’ye girildi¤inde yerini sa¤lam tutmakt›r. Yeri, bugünkü gibi olsun, tek söz sahibi onlar olsun, onlar›n dedikleri manfletlere tafl›ns›n, cunta yapmadan ülkeyi yönetelim istiyorlar. Eee AB’nin de kendine göre bir iflleyifli, kurallar› var, onlar da böyle olmaz diyor. Çat›flma, aç›klamalar, karfl›tl›klar, taraf olmalar bu eksende sürüyor. Yani sorunun oda¤›; iktidar çat›flmas›d›r. Ordu resmin ve alenen iktidar çat›flmas›n›n bir taraf› olarak MHP ile birlikte it dalafl›n›n içindedir.

Hangisi Yalanc› Hangisi Gerçek? Yaflar Büyükan›t’›n konuflmas›n› okudunuz. Politika, flantaj yapt›klar›n› gördünüz. ‹flte bir örnek size; Hava Kuvvetleri Komutan› Orgenenral Cumhur Asparuk Dersim halk›n› havadan bombalayan ilk kad›n pilot Sabiha Gökçen’in mezar›n› ziyaret ederken konufluyor; “AB elemanlar›n› getirip, bu flehitli¤i gösterceksin...” Sanki baflkas›n›n “flehitli¤i” yok da gösterecek. Dünyan›n merkezi “büyük ve de lider Türkiye” ya! Onlar kime karfl› savaflm›flsa, tüm dünya da onlara düflman olmal›. Devletin kafas› bu iflte. Ama esas olarak Büyükan›t ile Asparuk’un konuflmalar›n› yanyana koyun ve bak›n; hangisi do¤ru söylüyor, hangisi yalan? Birer gün arayla konufluyorlar ve ikis de general. Bir er’in ciddiyetine bile sahip olmadan konufluyorlar hem de. ‹kiyüzlülük, flantaj diye buna denir. Peki hangisi do¤ru söylüyor? Büyükan›t gerçe¤i söylüyor; zaten AB karfl›tl›¤› aç›klamalar›na bak›n; sömürü demiyor, tekellerin ç›karlar›na karfl›y›z demiyor; IMF gitsin demiyor. Ya ne diyorlar; PKK, DHKP-C’yi niye listeye almad›n›z...


Dedik ya, bu da flantaj›n malzemesi. Büyükan›t’›n yemin billah etmesine gerek yok; IMF’ye minnettar olan, holdingler, bankalar kuran, emperyalistlere kendi askerlerini dolar karfl›l›¤› satan ordu neden AB’ye karfl› olsun ki? Peki bilinmesine ra¤men, ikide bir niye AB’ye karfl› de¤iliz diye yemin ediyor bu generaller? IMF kredilerinin kesilmesinden mi korkuyorlar? Bankalar›, Oyak holdingleri mi batar yoksa? Merak etmesinler, yüzbinlerce askerleri var, Amerika’ya, Avrupa’ya satar satar holdinglerini kurtar›rlar.

Fiyat›n› Söyleyin Yeter Türkiye’nin Afganistan’daki “bar›fl gücü” komutanl›¤›n› almas›, baflka bir anlamda emperyalistler için savaflmas› için, ABD ve Avrupal› emperyalistlerin resmen söyledi¤i budur. 22 mart 2002 tarihli Hürriyet iktidar›n aç›klamalar›n› bafll›¤a ç›kar›yor; "Komutanl›k için 200 milyon dolar istiyoruz, ABD 28 milyon veriyor." 200 milyon, 28 milyon diye sözü edilen Afganistan’a gönderilecek askerlerin de¤erinden baflka bir fley de¤ildir. Yok komutanl›k masraflar›ym›fl; çocuklara masal bunlar. Türkçesi flu; siz bize 200 milyon dolar verirseniz, size çocuklar›m›z› satar›z. ‹ngiliz D›fliflleri bakan› Jack Straw’in 24 Mart’da BBC’deki konuflmas›ndan ertesi günü aktaran Hürriyet bu konuflmay› da flu cümleyle özetliyor; “Paras›n› verelim komutanl›¤› al›n.” Hala, “yok, bizim ordumuz, devletimiz mehmetçi¤imizi satmaz” diyen varsa, ayn› günkü Hürriyet’den ‹ngiliz bakan›n konuflmas›ndan bir bölüm daha aktaral›m; “Bana onlar›n -Türkiye kastediliyor- bunu yapmas› için para koyup koymayaca¤›m› sorarsan›z, evet yapar›m” (Hürriyet, 25 Mart 2002) Adeta aç›k art›rmadan mal al›r gibi üstüne para konan, sat›n al›nan bizim ülkemizin çocuklar›d›r, sizin evlatlar›n›zd›r. Ve bu devlet, ordu dönüp size askerli¤in kutsall›¤›ndan sözediyorlar. Oysa ABD ile Türkiye aras›ndaki pazarl›klar çoktan bitti. Ecevit komutanl›k karfl›l›¤› al›nacak para konusunda anlaflmaya var›ld›¤›n›, teknik haz›rl›klar›n sürdü¤ünü aç›klad›. Özetle Sat›l›k bir ordu, uflakl›kta en dip noktaya inen bir ordu, uluslaras› spekülatörlerin; “en iyi ihraç mal›n›z ordu varken Arjantin olmazs›n›z” dedi¤i bir ordu neden emperyalizme karfl› olsun? Olsa olsa ufla¤› olur. Ve dönüp kendi halk›n› katleder, 19 Aral›klarda, da¤da, kentte devrimcileri katleder, Susurluklar organize eder... Yapt›klar› da bunlardan ibarettir.

çözüm Sorun varsa Çözümü de vard›r

Nas›l Bir Ordu? Bilinen gerçek resmileflti, generallerin konuflmas›yla ordunun Susurluk’un tam da ortas›nda oldu¤u herkesçe görülmüfl oldu. Susurluk neydi? En özet ifadeyle halk›n dökülen kan›, “terör” yalan›yla çal›nan ekme¤iydi. O zaman bu ordu kime karfl› kurulmufltu, kime hizmet ediyordu? Üstelik Amerika istedi diye halklara karfl› kullan›lan bir ordu haline gelmiflti. Öyle ya, onca y›l evlatlar›m›z› “baba oca¤›” diyerek göndermifltik. Bu generallere teslim ettiklerimizin binlercesinin cesedi verilmiflti de; “vatan sa¤olsun” demifltik. Susurlukçular›n ç›karlar› sa¤olsun, Amerika yaflas›n m› demeliydik yoksa! Peki halk›n ç›karlar›n›, yani vatan›m›z› koruyacak bir ordu nas›l olmal› ki, evlatlar›m›z›n kan› akt›¤›nda içimiz yanmas›n? Cevab›n› Halk Anayasas› tasla¤›ndan özetleyelim; “Madde 96- Gücünü ve kayna¤›n› halktan alan Cumhuriyet Ordusu halk iktidar›n› her türlü halk düflman› sabotajlara, emperyalist sald›r›lara karfl› koruyan savunma ordusudur. Madde 98- Cumhuriyet Ordusu hiçbir koflul ve biçim alt›nda emperyalistlerin amaçlar› için kullan›lamaz. Di¤er halklar›n ulusal ve sosyal kurtulufl savafllar›n›n karfl›s›na ç›kar›lamaz. Madde 99- Cumhuriyet Ordusu, tüketici de¤il üreticidir. Ülkedeki üretim faaliyetlerine asli görevi olan askerlik hizmetlerini engellemeyecek flekilde kat›l›r ve halkla içiçe yaflar. Madde 100- Ordu, halk demokrasisinin siyasi organlar›n›n denetimi alt›ndad›r. Madde 101- Ordu yap›lanmas› içinde... hiyerarfli üstün alt›n› ezmesine hiçbir biçimde dönüflemez. Askerlik hizmeti içinde dayak, angarya yasakt›r; baflvuranlar Asker Meclisleri taraf›ndan yarg›lan›p cezaland›r›l›r. Madde 102- Ordu içinde demokratik bir iflleyifl kurulur. Bu iflleyiflin güvencesi rütbeli, rütbesiz tüm ordu personelinin içinde yer alaca¤› Asker Meclisleri’dir. Asker Meclisleri en küçük askeri birimlere kadar örgütlenir, delegelik sistemiyle Merkezi Asker Meclisi oluflturulur. Ordu iç iflleyifline iliflkin tüm kararlar ve yönetmelikler, Asker Meclisi taraf›ndan belirlenir ve denetlenir. Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

9


Duydu¤unuz;

F›nd›¤›n, Tütünün, Çay›n Sesidir Geçti¤imiz hafta, 20 Mart’ta Jandarma Özel Timleri ile Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi gerilllar› aras›nda Ordu Ünye ‹lçesi Yeflilkent beldesi civar›nda yaflanan çat›flmada, üç Cephe gerillas› flehit düfltü. Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi taraf›ndan yap›lan aç›klamada, Karadeniz Bölge Komutanl›¤›'na ba¤l› bir gerilla birli¤inin savaflç›lar› oldu¤u belirtildi ve isimlerinin, Gökçe fiahin, fiengül Gülsoy ve Turan fiahin oldu¤u bildirildi. Gerillalar›n üzerinde yap›lan otopsilerde; fiengül Gülsoy’un vücudundan 17 kurflun ç›karken, Gökçe ve Turan’›n vücutlar›ndan 25 kurflun ç›kt›. Cenazelerin al›nmas› s›ras›nda savc›s›, Özel Tim’i, Ordu valisiyle provokasyon çabalar›, k›flk›rtmalar eksik olmad›. Gökçe fiahin’in cenazesine almaya giden ailesi, o¤lunun özel eflyalar›n› ve elbiselerini almak istedi¤inde savc› tam da bir devlet adam› gibi cevap verdi(!); “elbise ve eflyalar› ölenler yarg›land›ktan sonra beraat ederlerse verilebilir.” Morg önünde ise polislerin baba Bayram fiahin’e söyledikleri katliamc›l›klar›n› da gösteriyordu;"Nas›l öldürdük. Di¤erlerini de böyle yapaca¤›z". Öldürmekten baflka bir fley bilmeyen Susurluk’un ayyafl ölüm mangalar›na bunlar yak›fl›r. Turan fiahin’in cenazesini alan ailesinin kendi köyüne, Tokat’›n Almus ilçesine ba¤l› Durudere köyüne götürmesi ise jandarman›n provokasyonu, faflistleri k›flk›rtmas›yla engellendi. Almus Jandarma Komutan›, "anam avrad›m olsun o cenaze köye girmeyecek" diyerek, gerici köylüleri silahland›r›p köyün girifline dikti ve “buraya gelirlerse vurun” emri verdi. Ayn› köyden insanlar› birbirine düflürmek için k›flk›rtan bir devlet vard› ailenin karfl›s›nda. fiu ahlaka, flu üsluba bak›n; bunlar iflte “flanl› ordu”nun komutanlar›. Susurlukçu generallerinden ö¤renmifller k›flk›rtmay›, provokasyonu, katletmeyi. Turan fiahin'in ailesi bu k›flk›rtma nedeniyle o¤ullar›n› kendi topraklar›na de¤il, ‹stanbul’a getirmek zorunda kald›lar. Ama provokasyon bununla bitmedi. Bu kez cenazeyi ‹stanbul’a götüren ailenin yolu Niksar yak›nlar›nda Dönekse mevkiinde kesildi. Yerleflim yeri olmamas›na ra¤men jandarma taraf›ndan buraya getirilen faflistler; "allah allah, teröristleri yakal›m.. Teroristleri istemiyoruz, bozkurt yuvas›na teroristleri almayaca¤›z, siz de öleceksiniz” ulumalar›yla aileye ve avukatlara sald›rd›lar. Turan fiahin faflist k›flk›rtmalardan sonra ‹stan10

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

bul’da Karacaahmet mezarl›¤›nda topra¤a verildi. TAYAD bu k›flk›rtmaya karfl› yapt›¤› aç›klamada; “Vah zavall›lar, vah insanl›¤›ndan ç›kar›lm›fl zavall› yarat›klar. Cenazeye sald›rd›n›z, evet bir "ölü"ye ve "ölü"lerini almaya giden ailelerine sald›rd›n›z. Na kadar "güçlü"sünüz. Ne kadar "ahlakl›"s›n›z. Tam da size yak›flan› yapt›n›z.Yapmaya devam edin” dedi.

Ne De Çoklar, Hiç Bitmiyorlar Ne de çoklar, hiç bitmiyorlar. Ülkemizin da¤lar›, hapishaneleri, gecekondular›, fabrikalar› hep onlarla dolu. Vurmakla tükenmiyorlar, zulmetmekle y›lm›yorlar. Oligarfli katlettikçe onlar ço¤al›yor, ülkenin her yan›ndan, halk›n oldu¤u her yerden sesleri yükseliyor. Bu ses; ba¤›ms›zl›k, demokrasi, sosyalizm diyor. Her topra¤a düflenin ard›ndan yeminler edip, düflenin kan›yla bereketlenen topraklar›m›z› özgürlefltirmek için amans›z bir yürüyüflü sert ad›mlarla, kanlar içinde sürdürüyorlar. Yürünen yol “engebeli, dolambaçl› ve sarp.” Özgürlü¤ü kazanmak, ba¤›ms›z Türkiye’yi kurmak elbet kolay olmayacakt›r. Çok daha çetin yollardan geçilip, çok daha büyük bedeller ödenecek özgürlük u¤runa. U¤runa bedel ödenen Türkiye böyle böyle yarat›lacak. Bitmez onlar, bitmeyeceklerini binlerce kez kan›tlamad›lar m›? Ordu Valisi Kemal Yaz›c›o¤lu bunun için hayal görüyor. Üç gerilan›n katledilmesinin ard›ndan Ordu Valisi Kemal Yaz›c›o¤lu bas›na yapt›¤› aç›klamada diyor ki; "Benim oldu¤um yerde terör bar›namaz... Bölgemize girdikleri gibi karfl›l›¤›n› da ald›lar". Peki kim bu Kemal Yaz›c›o¤lu? Bu ülkenin gördü¤ü en eli kanl› katili, onbinlerce insan›n ölüm emrini veren faflist Türkefl’in cenazesindeki taziye defterine; “Baflbu¤um her fleyi senden ö¤rendim... O¤lun Kemal Yaz›c›o¤lu” yazan tescilli faflist Yaz›co¤lu’nun sicilinden iflte bir kaç sat›rbafl›: - 12 Eylül cuntas› öncesinde devrimcileri katleden MHP’li faflistleri koruyan, emniyetten serbest b›rakt›ran bir Susurlukçudur. ‹flte bir örnek: Görev yapt›¤› Bitlis’de 1978’de ilerici ö¤retmen Ali Bal’› katleden MHP’li faflist Burhan Emifltek’i olay an›nda baflka bir


yerde göstermek için sahte belge düzenledi. Baflka bir örnek: MHP ana davas›nda Baflbu¤’u Türkefl’i kurtarmak için davay› sapt›rmaktan hakk›nda soruflturma aç›ld›. Ama Susurluk’un onun gibi kontralara ihtiyac› vard›, terfi ettirildi. - 12 Eylül Cuntas›yla birlikte Ankara Dal iflkencehanelerine atand›. O’nun Dal’da iflkence yapt›¤› günlerde 6 devrimci iflkencede katledildi. Suç duyurular› yap›ld›, cezaland›r›lmay›p terfi etmeye devam etti. Susurluk’un ona hala ihtiyac› sürüyordu. - Amerika’ya “e¤itim için” defalarca gidenlerden biridir. Bu e¤itimler sonras› ‹zmir, ‹stanbul emniyet müdürlükleri yapt›. Bu dönemlerde de infazlar, iflkenceler hiç eksik olmad›. - Susurluk dosyas›nda ad› geçmesine ra¤men görevine devam etti. Susurlukçu özel timcileri A¤ar’›n talimat› ile serbest b›rak›lm›flt›. K›za¤a al›narak Ordu valili¤ine atand›. F›nd›k toplamaya Do¤u illerinden Ordu’ya giden tar›m iflçilerini Ordu’ya sokmamas›yla yeniden ad› duyuldu. Halka düflmand›r, halk›n açl›¤›, yoksullu¤u Susurlukçular›n umurunda de¤ildir. Bu kadar› bile Yaz›c›o¤lu’nun tescilli bir MHP’li faflist, k›demli bir Susurlukçu oldu¤unu anlatmaya yeter. Yak›nda bir MHP’li bakan›n dan›flman› olarak Meclis’e de gidecektir. ‹flte bu Susurlukçu katlediyor ve “ben buraday›m” diyor. Ama Susurlukçular halk›n mücadelesini yokedemezler. Karadeniz köylüsünün f›nd›¤›nda, tütününde, çay›nda sömürü bitmedikçe, Yaz›c›o¤lu Ordu’da olmufl ne fark eder. Türkiye’yi de onun a¤ababalar› yönetiyor, bu ülkede kavga m› bitiyor ki, Karadeniz’de bitsin.

Yan›bafl›m›zdan Ç›k›p Gittiler Da¤lara Taa Osmanl›’dan bu yana da¤lar› mesken tutanlara, egemenler flaki, eflkiya dedi, halk ise güvendi, umut dedi, adalet dedi. Oligarfli de da¤dakilere, “terörist” diyerek karal›yor. Binlerce ölüm mangas›yla, Amerikan silahlar›, ‹srail e¤itimiyle bir grup insan›n üzerine gidip katlediyor ve katliamc›lara da “kahraman” ad›n› tak›yor. Peki gerçekte kimdir onlar, da¤dakiler. Eflkiya m›, terörist mi, nas›l yaflarlar, ne düflünürler, neden da¤dad›rlar?... Ba¤›ms›z, demokratik bir ülke u¤runa Ordu’da kanlar› dökülenlerin yaflam›, “da¤dakilerin” içimizden, yan›bafl›m›zdan insanlar oldu¤unu, ac›lar, yokluklar, yoksulluklar içinde yaflayan ve kurtuluflu silah elde savaflmakta bulan insanlar oldu¤unu anlat›yor.

Kimisi üniversitede okumufl, kimi yoksulluk ve ezilmifllik içinde okuma f›rsat› bile bulamam›fl, kimi çocuk yaflta özgürlük düflü kurmufl, kimi halk›m›z›n deyimiyle “yafl› kemala ermifl”, kimi kad›n, kimi erkek; yani bu ülkenin insanlar›, yani bizim evlatlar›m›z. Peki niye ç›karlar, tak›p silah› omuzlar›na? Bu sorunun tarih içinden süzülüp gelen cevaplar›, Türkiye gerçe¤iyle aç›klanabilecek nedenleri vard›r. Dedik ya, Osmanl›’dan bu yana da¤larda yi¤itler hiç eksik olmam›flt›r. Osmanl› zulmünden kurtulmak için “benim meskenim da¤lard›r” türkülerine konu olan yi¤itler al›p mavzerlerini ç›km›fllar da¤lara. Ege’den, Do¤u’ya, Bat›’dan Karadeniz’e, Toroslar’a. A¤a zulmüne karfl› onlara haber sal›nm›fl, yanm›fl y›k›lm›fl a¤alar›n konaklar›, halk bir yol nefes alabilmifl. Osmanl›’n›n vergi memurlar›nda somutlaflan sömürüye karfl› “umudumuz sensin” denmifl da¤lar›n flahanlar›na; zaptiyelerin elinden al›n›p halka da¤›t›lm›fl vergiler; halk›n karn› doymufl. Velhas›l yüzlerce y›ld›r bir kötülük görmemifl halk da¤lardan. Bugün mü? Bugün gençlerimizin, kad›nlar›m›z›n, k›zlar›m›z›n, üç-befl çocuk sahibi olanlar›n, ö¤rencilerin, iflçilerin, memurlar›n, köylülerin yani tüm halk›n da¤lara ç›kmak için, bu düzene karfl› mücadele etmek için daha m› az nedeni vard›r? IMF politikalar›yla topra¤› elinden al›nan bir köylü, ha bugün ha yar›n iflimden olaca¤›m korkusuyla kar›n toklu¤una çal›flan iflçi, gelece¤i ipotek alt›na al›nm›fl, yurdu iflgal edilmifl bir gençlik, iflas ettirilen esnaf, çifte sömürü alt›nda ezilen kad›nlar›m›z-k›zlar›m›z, Amerikan tekellerinin ç›karlar› için dökülen kanlar, yurdumuzun dört bir yan›na kara sapl› bir hançer gibi saplanan emperyalist bayraklar ve büyük bir

GÖKÇE fiAH‹N ANKARA’DA, MAH‹R’‹N TOPRA⁄INDA Gökçe fiahin, Ankara-Cebeci Asri mezarl›¤›nda sloganlarla topra¤a verildi. Cumartesi sabah saatlerinde u¤urlanan Gökçe’nin mezar› bafl›nda "Devrim fiehitleri Ölümsüzdür, Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez" sloganlar› at›ld›. Slogan atan kitleye müdahale etmeye çal›flan polise ailesi ve yak›nlar› izin vermedi. Gökçe fiahin’i ölümsüzlü¤e u¤urlayanlar daha sonra ailesinin evinde verilen yeme¤e kat›ld›lar.

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

11


ihanet içinde topraklar›m›z› satan bir iktidar... Böyle bir ülkede, bu haldeki bir halk ne yapacak? Mücadele etmeyip oturacak m›? Kimisi ç›kacak da¤lara, kimisi inecek meydanlara, kimisi örgütlenecek kendi soka¤›nda. S›rf bu nedenle, s›rf böyle bir düzeni de¤ifltirmek için yola ç›kt›¤›ndan faflist namlular do¤rulacak üstüne, kahpe kurflunlar boflalt›lacak bedenine. Ve halk›n ad›na “terörist” deyip aldatmak isteyecekler bilmeyenleri. Unutturacaklar daha dün yan›bafl›m›zda olduklar›n›.

❖❖❖ T›pk› Ordu da¤lar›nda düflen ÜÇ gerilla gibi; Birli¤in komutan› oldu¤u ve Temmuz 1998'de gerillaya kat›ld›¤› belirtilen Gökçe fiAH‹N bir üniversite ö¤rencisiyken gerillaya kat›ld›. 23 Aral›k 1976’da Ankara’da do¤an Gökçe 1994 y›l›nda, Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisli¤inde okurken Dev-Genç saflar›na kat›ld›. Gençli¤in akademik, demokratik mücadelesi içinde yeralan Gökçe’nin mücadelesine tahammül edemeyen oligarfli, onu defalarca gözalt›na ald›, 95'te de tutuklad›. Tutukland›¤› günler, hapishanelerde oligarflinin katliamlar›n›n bafllang›c› denilebilecek Buca katliam›n›n oldu¤u günlerdi. Katliam sonras› hapishanelerdeki direniflin içinde yerald›.

Tahliyesi sonras›nda da yine devrimcilik dedi. Devrimcilik çürümüfl düzenden kurtulufl için tek yoldu. Binlerce genç gibi Gökçe de bu gerçe¤i gördü, yoluna devam etti. Yolunda engeller vard›, engeller sadece zulmün bedelleri de¤ildi, düzenin her türlü ba¤› yolunda engeldi. Devrimcilik tercihinde daha ileri ad›mlar atma vakti geldi¤inde iflte bu engeller birbir ç›kt› önüne; bir yanda ailesi, bir yanda kavgas›, yoldafllar›, flehitler, hapishanelerde zulüm alt›ndaki yoldafllar› vard›. Her devrimcinin yapmas› gereken sorgulamay›, tercihi iflte bu anda Gökçe de yapt› ve kendi ifadesiyle bu süreci flöyle anlatt›; “B›rakan insanlar›n halini biliyordum. Düzenin çukurunda nas›l i¤rençlefltiklerini çok görmüfltüm. Hay›r dedim kendime. Ben, Birtan’›n, Berdan’›n, Sinan’lar›n, Niyazi’lerin yüzüne gönül rahatl›¤›yla bakmak istiyorum. Düzene yanaflan Gökçe'den ben de nefret ediyorum.” Bu k›sac›k de¤erlendirme uzun bir yaflam›n içinden süzülüp gelen, da¤lara uzanan, sosyalizm idealini güçlendiren yolu açt› Gökçe’ye. Çürümüfl bir düzeni de¤ifltirmek için savaflmak, ya da o çürümüfl düzenin içinde çürüyen s›radan bir genç olmak; tercih buydu, hesaplaflma bunun içindi; Gökçe onurlu olan›, de¤ifltirme yolunu seçti ve bu yolda flehit düfltü.

❖❖❖

fiENGÜL ANADOLU HALKININ OMUZLARINDA Anadolu yakas›nda gecekondular›n örgütlenmesinde de görev alan fiengül Gülsoy, çok iyi bildi¤i Sar›gazi’de 26 Mart’ta yaklafl›k 200 kiflinin kat›ld›¤› bir törenle topra¤a verildi. Sar›gazi Cemevinde yap›lan törenin ard›ndan mezarl›k girifline kadar otübüsle giden kitle, buradan, "fiengül Gülsoy Ölümsüzdür, Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Zeferi fiehitlerimizle Kazanaca¤›z, Bedel Ödedik Bedel Ödetece¤iz" sloganlar›yla, fiengül’ün foto¤raflar› ellerinde yürüdü. Sloganlar at›l›p marfllar›n söylendi¤i törene kat›lanlar fiengül’ü k›z›l y›ld›zl› bayra¤›yla topra¤a verdiler.

12

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

Kopup geldi¤i köylere 1998’de bilinçli bir gerilla olarak dönen fiengül GÜLSOY, 10 Ekim 1979'da Sivas’›n ‹mranl› ilçesi Bafll›ca köyünde do¤du. Topraks›zd› ailesi, yoksuldu, Kürt idi. Topraks›z b›rak›lm›fl milyonlar›n yaflad›¤›n› onlar da yaflad›; bir umut diyerek 1987’de büyük kente, ‹stanbul’a göçettiler. Yoksulluk fiengül’ün okumas›na da engel olmufl, ancak ilkokulu bitirebilmiflti. Gecekondular›m›z›n k›zlar› gibi o da konfeksiyonlarda çal›flt›, sendika mücadelesi verdi diye iflinden at›ld›, ezildi, horland›. 1995 y›l›nda devrimcilerle tan›flmas›, yeni bir yaflama, yaflanabilecek bir ülke yaratma mücadelesine ad›m atmas›n›n yolunu açt›. Emekçiydi, emekçilerin mücadele günü 1 May›s’a, 1995 y›l›nda Cephe kortejinin binlerce nefresinden biri olarak kat›ld›. Gecekondu halk›n›n hak


alma mücadelesinin örgütlenmesinde, ‹stanbul, Anadolu yakas›nda çeflitli görev ve sorumluluklar ald›. Daha 18 yafl›ndan küçükken tan›d› iflkenceyi, gözalt›na al›nd›. Girdi¤i bu kavgada ac›lar›n, iflkencelerin, bedellerin oldu¤unu biliyordu, iflkenceler onu yolundan döndüremedi. En büyük düflü; özgür tutkusu ile yan›p tutuflan öfkesini silah›na mermi yapabilmekti. Bunu; "flehirde Sibel gibi savaflç› olmak...” diye özetliyordu. Devrimciler neden ölüyor, neden ölümüne mücadele ediyorlar sorusuna kendince flu cevab› veriyordu;

"Hareket için ölürüm... Çünkü ben halk›m›n ezilmesini istemiyorum, eflitlik, özgür bir ülke istiyorum... Bunu yapacak tek hareket Parti-Cephe, bu yüzden hareketin mücadelesinde ölmeye de¤er." fiengül kendisi düflse de topra¤a bu kavgan›n sürece¤ini, Anadolu halk›n›n kurtulufl mücadelesinde ölümlerden yeniden do¤aca¤›n› biliyordu.

❖❖❖ 1997 y›l›ndan bu yana Cephe gerillas› olarak dolaflt›¤› da¤lara daha 17’sinde ç›km›flt› Turan fiAH‹N. Da¤lara yabanc› de¤ildi, Turan, Tokat’›n Almus ilçesindendi. Bölgenin insan›yd›. Türk-alevi bir ailenin çocu¤u olarak 10 Ekim 1980'de do¤an Turan, Tokat köylerinde devletin bask›lar›n› görmüfl, zulme karfl› kinlenmiflti. Öfkesinin büyüdü¤ü günlerde gerillay› tan›d›. Gerilla özgürlük, gerilla köylünün sömürüden, zulümden kurtuluflu demekti. Yolu yoktu, gerilla olacakt›. Bu umutla kofltu gerillaya. Ama yafl› küçük oldu¤u için kabul edilmeyince, ailesi onu ‹stanbul’a gönderdi. Ancak yüre¤i da¤lar›n atefliyle yan›yordu. Amac›na 17 yafl›na geldi¤inde ulaflt›. Bu kez bir köylü delikanl›s› olarak de¤il, bir kurtulufl savaflç›s› olarak köyünün da¤lar›na dönmüfltü. Neden devrimci oldu¤unu en özet haliyle flöyle ifade ediyordu Turan; "Y›llard›r sömürülüyoruz, köylerde bask› var, halk çöplüklerden yiyecek topluyor, bunlar›n çözümü için mücadele etmek gerekiyor". Bu gerçe¤i gören, bencil, ç›karc› olmayan, halk›n›, yurdunu seven herkesin yapmas› gerekeni yapm›flt› Turan.

❖❖❖ ‹flte, ölümü göze al›p da¤lara ç›kan üç insan›n yaflam›. Gökçe, bir üniversite ö¤rencisiyken, belki düzen içinde iyi denilebilecek bir mesle¤e de sahip olabilecekken da¤lara ç›k›yor; Turan, 11 yafl›nda kurmaya bafllad›¤› düflüne 17 yafl›nda kavuflan, yoklu¤u, yoksullu¤u görmüfl bir köylü genci; fiengül, köyünden, topra¤›ndan büyük kentlerin gecekondular›na sürülen milyonlarca yoksul genç k›zlar›m›zdan biri. Tekstil atölyelerinde, fabrikalarda çal›flm›fl, eme¤in sömürüsünü görmüfl, düzenin kad›n›n kimli¤ini, kiflili¤ini yokeden politikalar›n› tan›m›fl bir gecekondu emekçisi; Onlar›n yaflam›nda, milyonlarca halk›m›z›n oldu¤u gibi; ac› var, yoksulluk var, köylerden kentlerin gecekondular›na, fabrikalara, evlere kadar giren zulüm var. Bunlar› bilmeyenler, neden ölümü göze alabildiklerini, neden öldüklerini, düzeni ellerinin tersiyle itip neden da¤lara kofltuklar›n› elbette anlayamazlar. Bunlar de¤il sadece anlayamad›klar›. 19 Aral›k’da zulmün önüne barikat olup bedenlerini tutuflturanlar›, 530 günlük açl›¤a direnip ölüme yürüyenleri de anlayam›yorlar. Anlayamad›klar› büyük özgürlük tutkusu, ölümü yenen halk ve vatan sevgisidir. Zulme karfl› duyulan büyük bir öfkedir. Bu öfke, sevgi ve özgürlük tutkusu Türkiye’nin her kar›fl topra¤›nda daha da büyüyecektir.

TURAN fiAH‹N'‹ 1 MAYIS HALKI U⁄URLADI ‹stanbul’a getirilen Turan fiahin, 1 May›s Mahallesindeki Cemevi’nde yap›lan törenden sonra Karacaahmet mezarl›¤›nda topra¤a verildi. “Devrim fiehitleri Ölümsüzdür” sloganlar›yla yürüyen 150 kifli Turan’› u¤runa flehit düfltü¤ü hareketinin geleneklerine göre u¤urlad›lar.

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

13


Oligarflinin “Yard›mc›lar›”;

FAfi‹ST ÇETELER HALKA DÜfiMANDIR Türkiye halk› onlar› çok iyi tan›yor. Meclise de girseler, de¤ifltik de deseler çok iyi tan›yor. Sald›r›lardan, katliamlardan, cinayetlerden, provokasyonlardan tan›yorlar. Faflist çeteler; her dönem oligarflinin el alt›nda tuttu¤u, ihtiyaç duydu¤unda halka, devrimcilere karfl› devreye soktu¤u güçlerdir. Son bir ay içinde yaflanan flu olaylara bakal›m: Esenler halk›na sald›r›da panzerlerin yan›nda kurt iflareti yaparak halka kurflun s›kan, evleri yakmaya çal›flan faflist çetelerdi. Mersin’deki Newroz’da polisin katletti¤i Mehmet fien’in cenazesinin defnedilmesi s›ras›nda; “teröristleri mezarl›¤›m›zda istemiyoruz” derken gördük onlar›. Sonra Ordu’da flehit düflen üç Cephe gerillas›ndan Turan fiahin’in cenazesinin Tokat’da kendi köyüne sokulmamas›nda, Niksar’daki sald›r›lar›nda “allah allah... ülkücü yuvas›na teröristleri sokmayaca¤›z” ulamalar›na tan›k olduk. Üniversitelerde ö¤renci gençli¤in karfl›s›na, s›k› denetimli kap›lardan geçirdikleri sat›rlarla, silahlarla sald›r›rken görmüfltük önceleri de.

K›flk›rtan, Örgütleyen Oligarflidir Esenler’de yaflananlar planl› bir faflist sald›r›yd›. Sald›r›y› planlayan devletin resmi polisinden baflkas› de¤ildi. Neden mi sald›rm›fllard›? Esenler-Karabay›r mahallesi yoksul halk›n yaflad›¤›, düzene muhalif, alevi, ilerici kesimlerin yo¤unlukta oldu¤u bir bölgeydi. Yani düzen için “tehlike” diye tan›mlanan, burjuvazinin dilinde “sosyal patlama” merkezlerinden biriydi. Bu nedenle daha bafltan sindirilmeliydiler. Sindirme sald›r›s›nda provokasyon görevi faflist çetelere verildi. Mersin’de Mehmet fien’in, Tokat’da Turan fiahin’in cenazeleri mezarl›klara sokulmak istenmedi. Tokat’da yaflayanlar anlatt›, köylü aç›kça jandarma komutan› taraf›ndan tehdit edilmifl, “onlar› köye sokarsan›z sizin için kötü olur” denmiflti. Yerleflim yeri dahi olmayan bir benzinli¤e 50-60 kiflilik bir faflist grup nas›l toplanm›fl, nas›l haber alm›fllar, kim onlar› oraya getirmifl bellidir. Jandarma komutan› faflistleri getirmifl sald›rtm›flt›. Mersin’de Mehmet fien’in cenazesi polis taraf›ndan kaç›r›lm›fl, nereye gömülece¤i dahi belli de¤ildir. Ama ne hikmetse bir grup faflist nerede gömülece¤ini haber alm›flt›. Faflistleri harekete geçiren, medyadan Kürtlere kar-

14

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

fl› flovenist görüntüleri yay›nlatan valisiyle, polisiyle Susurluk devletiydi. Bu senaryo da Mersin valisinin söyledi¤i “deneme”nin bir parças›yd›. Hadep’in newroz baflvurusuna izin vermeyen Mersin valisi “biz Mersin’de bir deneme yapaca¤›z. Kutlamaya izin vermeyece¤iz, bu tavr›m›zda kararl›y›z, kendinizi yormay›n.” demiflti. “Deneme”nin ne oldu¤u 21 Mart günü görüldü; iki kifli öldü, yüzlerce kifli yaraland›, Mersin sokaklar›nda panzerler, polisler terör estirdi. Bir de utanmadan, “izin versek daha çok olay olurdu” diyor vali. Suç onda de¤il; bu kadar kaba, cahil, demagog birini vali yapanda. Ama bu devletin valilerinden hangisi akla hizana uygun bir tek aç›klama yapar, gerçekleri söyleyer ki? Valinin “denemesi” mezarl›kta sürdü. Cenazelere bile sayg›s› olmayan bir ahlak, halk›m›z›n ahlak› de¤ildir. Bir dönem de ‹stanbul’da devrimcilerin katledildi¤i infaz operasyonlar›nda polisi alk›fll›yorlard›. Faflistlerin halkla, halk›n de¤erleriyle, gelenekleriyle, inançlar›yla hiçbir iliflkilerinin dahi olmad›¤› buradan da belli. Gözleri dönmüfl, kendini de aç-iflsiz b›rakan bir devlete yard›mc› oldu¤unu zannedecek kadar cahildirler.

Oligarfli Yapamad›¤›n› Yapt›r›yor Sivil faflistler, polisin-jandarman›n talimatlar› alt›nda “devlete yard›mc›” oluyorlar. Polis, jandarma do¤rudan kendisi gerçeklefltiremedi¤i provokasyonlar›, MHP’li, BBP’li faflistlere yapt›r›yor. Halk›n mücadelesi ne zaman yükselse ayn› senaryolar tekrarlan›r. Öte yandan da bu yolla halk k›flk›rt›lmak istenir. Çeflitli mezheplerden, milliyetlerden halklar› birbirine düflman ettikçe daha kolay yönetece¤ini bilen oligarfli ony›llard›r uyguluyor bu politikay›. Esenler’de faflistleri kullanarak sünnilerle alevileri karfl› karfl›ya getirmeye çal›flt›lar. Mersin’de Türk halk›ndan gerici bir kesimi kullanarak, Kürtlere karfl› k›flk›rtt›lar. Bu k›flk›rtmalara gelenler; kendinizi kulland›rmay›n, faflist çetelerin ve polisin, jandarman›n provokasyonlar›na karfl› ç›k›n. Sizi de sömüren, zulmeden, iflsiz b›rakanlar›n aleti olmay›n. Ülkü ocaklar›ndan toplanm›fl bu çeteler halk›n örgütlenmesinin, mücadelesinin, birli¤inin önünde engel, halka düflmand›rlar.


Ba¤›ms›z Türkiye

Bütün mesele “davran›fllar›nda” m›? Kahkonen adeta emrediyor.. Karen Fogg adeta sorguluyor... Bir oturuflu var ki... ‹ktidar partilerinden, muhalefetten, ifladamlar›ndan, gazetecilere... kadar pek çok kesim, AB’ye, IMF memurlar›na “sömürge valisi” diye karfl› ç›k›yorlar. Lakin söylediklerine bak›n; hiçbirinde siyasi, ekonomik ba¤›ml›l›k konusu yoktur. ‹smail Cem de, 25 Mart’taki AB toplant›s›nda buna itiraz ediyor: “AB içinde sömürge valisi gibi davrananlar var...” Do¤ru; var! Ama bu, onlar›n “kifliliklerine” iliflkin bir sorun mu? Yani IMF, AB, ABD ad›na ülkemize gelenler, daha nazik, daha kibar davransalar hiç bir sorun kalmayacak m›? O tav›rlar, ekonomik ve siyasi egemenli¤in sonucudur. IMF’nin, AB’nin s›radan bir memuruna o ruh halini, sömürge valisi tav›rlar›n› kazand›ran, Türkiye yönetiminin IMF, AB karfl›s›ndaki boynu e¤ikli¤idir. E¤er emperyalizm karfl›s›nda bafl›n›z› dik tutamazsan›z, o da öyle davranacakt›r. Do¤rudur, sömürge valisi gibi davran›yorlar. Alenen Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumlar›n› teftifl ediyorlar. Peki ona kim veriyor bu izni? Hadi vermeyin, yapabiliyorsan›z. Ama yapamazs›n›z. Teftifl izni vermezseniz, dolarlar da gelmez çünkü. ABD’nin, AB’nin, IMF’nin ekonomik siyasi askeri egemenli¤ine de¤il de, onlar›n memurlar›n›n “hal ve tav›rlar›na” karfl› ç›kanlar, ulusal onuru, ba¤›ms›zl›¤› savunmuyorlar, sadece görüntüyü kurtarmaya çal›fl›yorlar. Görüntüyle u¤rafl›p, özü görmezden gelenler, ba¤›ms›zl›¤› savunamazlar. Ba¤›ms›zl›¤› sadece devrimciler savunuyor. Bir kere yularlar› vermiflsiniz onlara. Ba¤›ms›zl›k, ulusal onur diye de bir derdiniz kalmam›fl. O zaman o tav›rlar› da sineye çekeceksiniz. B›rak›n göstermelik itirazlar›! Sömürge valisi tav›rlar›, olmayan ulusal onurunuza dokunmas›n.

IMF’nin fiamar O¤lan› fiimdi Nas›l Anti-IMF’ci Olacak? O, iktidardaki koalisyon partileri içinde, en “Bat› karfl›t›” olan, “en koyu milliyetçi” olan partiydi. O, baflka devletlerin “içifllerimize kar›flmas›na müsaade etmez”di! Ama iktidar koltu¤unda oturman›n da bir diyeti vard›. O diyete ödeyecekti. Ödedi de. Önüne geleni imzalad›. Arada bir IMF’nin flu veya bu talimat›na karfl› “ürkek de¤il erkek parti” olarak direnmeye kalk›flt›. Seçmenlere mesaj vermek laz›md› arada bir. Öylesi durumlarda bile, burnunu sürte sürte, imzalatt›rd›lar IMF kararlar›n›. ‹sterse imzalamas›nd›; iktidar koltu¤undan alafla¤› ediverirlerdi. MHP yöneticilerin, MHP’li müteahhitlerin “para yolu” kesilirdi. MHP’ye kendi bakan›n› bile görevden ald›rtt›lar. Sesini ç›karamad›. IMF karfl›s›nda “erkek” de¤il “korkak” oldu¤u görüldü. Yaln›z IMF karfl›s›nda m›? De¤il tabii. ABD’nin “müslüman Afgan” halk›na bombalamas›na onay verdi. Müslüman Filistin halk›n›n kan›n› döken Siyonist ‹srail’le yap›lan tüm anlaflmalar› imzalad›. Avrupa tekellerinin istedi¤i “uyum yasalar›n›” bir bir ç›kartt›. Ama flimdi seçim var. fiimdi yeniden IMF karfl›t›, “Bat› karfl›t›” gözükme zaman›. Hala MHP’nin “milliyetçilik” yalan›na kanacak kesimlere seslenmek için, flimdi milliyetçilik zaman›!... Sahne de¤ifliyor; Burjuva politikas›n›n tüm ikiyüzlülü¤ünün, sahtekarl›¤›n›n, riyas›n›n sergilenece¤i sahne bafll›yor flimdi: Seçim sahnesi. fiimdi karfl›n›zda, IMF uflaklar›n›n, erkeklerin de¤il, korkaklar›n milliyetçili¤i! Baflrolde katliamc›l›kta ve IMF uflakl›¤›nda ellerine kimsenin su dökemeyece¤i Devlet Bahçeli, Osman Durmufl ve ötekiler! ‹zleyin bak›n, sanki bu uflakl›klar› onlar yapmam›fl gibi, gene “en milliyetçi” kesilecekler! Hele bir oylar› als›nlar; Sonra yine sömürmeye, kan dökmeye, IMF’nin uslu uflakl›¤›na devam ederler!

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

15


“AVRUPA ‹ST‹YOR D‹YE DE⁄‹L...”

Ya kim istiyor diye? Bu onursuzluk halk›m›za ait de¤ildir. Bu onursuzluk oligarflinin partilerinin, ordusunun, polisinin, bürokrasisinin onursuzlu¤udur. Bofluna u¤rafl›yorlar, bofl yere yalan söylüyorlar. Hiç kimseyi “halk›m›z için” yalan›na inand›ramazlar. Oligarflinin halk›n hiçbir kesiminin, hiçbir iste¤ine kulak asmad›¤›n›, saniyicisinden, esnaf›na, iflçisinden memuruna, ö¤rencisinden iflsizine kadar hiç kimseyi dinlemedi¤ini bilmeyen var m›? Bu iktidar halk için bugüne kadar ne yapt› ki, hak ve özgürlüklerini versin. Vermezler, yapmazlar. AB tart›flmalar›n›n flu veya bu flekilde kat›lan kim konuflursa konuflsun, “AB istiyor diye de¤il, kendi halk›m›z için hak ve özgürlükleri geniflletmeli, demokratikleflmeliyiz...” diyor. “AB’ye bafl›m›z dik girmeliyiz” yalan› gibi bu da tam bir “AB sak›z›na” dönüflmüfl durumda. Önüne gelen çi¤niyor bu sak›z›. Hem de en çok demokrasi, hukuk, adalet, hak ve özgürlükler nedir zerre kadar anlamayan, bilmeyenler çi¤niyor bu sak›z›. “Kopenhag kriterleri”nden giriyor, “AB istiyor diye de¤il, kendi halk›m›z için...”den ç›k›yor. AB’ye uyum diye diye bu ülkeye demokrasinin gelemeyece¤i bir yana; ‹ktidar partileri AB’nin verdi¤i takvime, tarihlerine dahi harfiyen uyarak yapt›¤› yasalar› böyle aç›kl›yor. Milletvekilleri, liderlerinin, dolay›s›yla AB’nin, IMF’nin yasalar›na ellerini kald›r›p indirmeyi böyle savunuyor. Katliamc›l›ktan ve Susurlukçuluktan tescilli ordunun generalleri flantajlar›na bir de bu k›l›f› geçirerek konufluyorlar. Yap›lan düzenlemelerin yeterli olmad›¤›n›, hatta daha da geriye götüren düzenlemeler yap›ld›¤›n› söyleyen hukukçular, kitle örgütleri, ayd›n ve sanatç›lar, AB’ciler, AB’ye karfl› gibi gözükenler... herkes aç›yor a¤z›n› bir teybin dü¤mesine bas›lm›fl gibi konufluyor; “Avrupa istiyor diye de¤il...” Soral›m; peki kim istiyor diye yap›l›yor tüm bu yasalar? Halk›m›z istiyor diye mi? Halk›m›z›n hak ve özgürlük iste¤i tam da AB’nin istekleriyle mi zaman› denk geldi yoksa? Sanki hak ve özgürlükleri yokeden bu devlet de¤il; sanki halk› katleden, hapishanelere dolduran, açl›¤a mahkum eden bu düzen de¤ilmifl gibi düzen savunucular›n›n bunu söylemesi ise tam bir ikiyüzlülük. Sahtekarca, utanmazca iflbirlikçiliklerini, emperyalistlerin emir eri olmalar›n› da halka maletmeye çal›fl›yorlar.

16

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

Hak ve Özgürlükleri Savunanlar; Aldanmay›n, Aldatmay›n Bu tart›flma içinde AB’den demokrasi gelecek beklentisi içine girerek, “halk›m›z için olmal›...” sak›z›n› a¤z›nda çi¤neyenler ya bu devleti, düzeni tan›m›yor, ya beyinlerini Avrupa’ya endekslemifl Türkiye gerçe¤ini görmüyor, ya da kendini de halk›m›z› da aldat›yor demektir. Aldanmay›n ve halk›m›z› aldatmay›n. Ne AB ile, ne de bu devletin kendili¤inden halk›n hak ve özgürlüklerini tan›mayaca¤›n› anlamak için daha kaç deney yaflamak gerekiyor. Bu ülkenin hapishanelerinden 89 insan›m›z›n cesedi ç›kt›, belki daha da ç›kacak. ‹stenen; hak ve özgürlüklerden öte neydi? En basitinden, tecrit olmas›n diyorlar; en do¤al haklar› de¤il mi? Katilleri yarg›lans›n diye ölüme yatm›fllard›; en do¤al adalet iste¤i de¤il mi? Hukukun olmad›¤› DGM’ler kald›r›ls›n demifllerdi; düzen partileri dahil ç›k›p cüretle hay›r kald›r›lmas›n diyen var m›? O zaman gerçekleri görmek zorundas›n›z. Faflizmle yönetiliyoruz. Faflizmin oldu¤u yerde halk›n direniflinden, mücadelesinden baflka hiçbir arac›n hükmü yoktur. Reformlar için de, daha ileri talepler için de yap›lacak tek fley; örgütlenmek, örgütlenmek, örgütlenmek ve mücadele etmektir. Bedeller elbette olacakt›r. “AB’ye girelim, demokrasi gelsin” demekten daha zordur elbette. Ama sonuç alacak olan, do¤ru olan bu yoldur. Ancak biz, hukukçusu, ayd›n›, gençli¤i, iflçisi, köylüsü, memuru, esnaf›yla halk olarak biraraya gelir, mücadele edersek, o zaman hak ve özgürlüklerimizi kazan›r›z. Hiç kimse de ç›k›p karfl›m›za; “AB istiyor diye de¤il, sizin için...” yalan›n› söyleme cüretini gösteremez.


fiehitlerimizi yeni flehitlerle, direniflte ölümsüzleflenleri büyük direniflimiz içinde

Selaml›yoruz F tipi hücrelerdeyiz. Tecrit edilmifl bedenlerimiz, alabildi¤ine özgür bilincimiz ve yüre¤imizle direniyoruz. Ölmekten, ölüme yürümekten yorulmuyor, y›lm›yoruz. Emperyalizmin, faflizmin bizim üzerimize yapt›¤› tüm hesaplar› altüst ediyoruz. Ölümle tehdit ettiler; ölüm silah›n› ellerinden ald›k, ölümlerimizi namludan f›rlayan gülle mermireli gibi patlad›k beyinlerinde. Anadolu topraklar›ndan devrimcili¤i yokedeceklerdi; bedenlerimizle barikat olduk. Düflüncelerimizi yokedeceklerdi; düflüncelerimiz için 89 kez öldük, yüzlercemiz sakat kald›k. U¤runa hücrelerde yatt›¤›m›z halk›m›za dayatt›klar› örgütsüzlü¤ü dayatt›lar; tek kiflilik hücrelerde “örgüt” dedik, örgütlü yaflad›k 19 Aral›k’tan bu yana ve yafl›yoruz hala. F tipi hücrelerdeyiz. Direnifl içindeyiz, ölümle koyun koyunay›z. Son bir ay içinde üç can›m›z› verdik topra¤a, her an onlarcam›z feda kahramanlar›ndan olmaya kofluyoruz. Tecrite karfl› direniyoruz, düflüncelerimiz için ölüyoruz. Yeni de¤il bu direnifl, bir gelenek, uzun bir yolun kilometre tafllar›. Yolumuz, halk›m›z›n kurtulufl yolu. 32 y›ld›r ölüyoruz, direniyoruz, teslim olmuyoruz. Yüzlerce flehit verdik bu yolda. fiimdi direnifl içinde; 32 y›ld›r hapishanelerde, da¤ bafllar›nda, üslerinde, meydanlarda direnerek ölümsüzleflenleri, kahpe kurflunlarla katledilen yoldafllar›m›z› an›yoruz. 30 Mart-17 Nisan; devrim flehitlerini anma ve umudumuzu selamlama günlerindeyiz. Direnenleri, direnifller içinde do¤an umudumuzu yine direniflin tam orta yerinden, tarihimizin en büyük, en görkemli direniflinden selaml›yoruz. fiehitlerimiz en büyük manevi de¤erlerimizdir. Ölüm oruçlar›ndan 17 Nisanlara, 12 Temmuzlara, Çaytafl›na, Dersim, Karadeniz da¤lar›na, Ba¤c›lara... destanlar yazd› flehitlerimiz. Dünya hapishaneler tarihinin en görkemli des-

tan›n› yazmam›z›n yolunu dökülen kanlar›yla, direniflleriyle gösterdiler. Bugün böyle bir direnifli yaratabildiysek; oligarfli her girdi¤i hapishanede yoldafllar›m›z›n görkemli direnifli, büyük bir feda ruhuyla karfl›laflt›ysa; 529 gündür ölümün ve zulmün yoruldu¤u, bizim yorulmad›¤›m›z bir destan› yazm›flsak tarihin alt›n sayfalar›na; bu gücün kayna¤› flehitlerimizdir.

Yusuf KUTLU’dan... Merhaba ekipdafl›m, can yoldafl›m... Duydum ki sen de sevdalara kuflanm›fls›n. Murad›na ermenin mutlulu¤una kavuflmuflsun. T›pk› önde koflan canlar›m›z gibi. K›smette bu da varm›fl demek. Eh ne yapal›m. Biz de bayra¤› devrald›k, yar›fla girdik. Katar›m›zda kim varsa hedefe birlikte gidece¤iz demektir. Ancak bu yar›flta öne koflma, ipi öncelikli gö¤üsleme yar›fl›d›r. En saf, en temiz, en berrak haliyle sosyalist bir rekabettir bu. Kim demifl ki ölüm paylafl›lmaz diye, iflte onlarca can›m›za ra¤men hala üstüne üstüne yürüyoruz azrailin. Nas›l onlarca kez yendiysek flimdiye kadar, bir kez daha yenmek için kofluyor, kofluyoruz. Coflkunu ve sevincini bildi¤imden nas›ls›n diye sormuyorum. çünkü bu onurlu yolculukta omuzlad›¤›n özgür yar›nlar için eriyen bedenlere ancak Yolun Aç›k Olsun denir. Nice dolambaçl› yollardan, sarp yamaçlardan geçtik. U¤urlad›¤›m›z onlarca can›m›z önümüzü düzleyip ›fl›l ›fl›l yapt›lar bizlere. fiimdi art›k kalan son süprüntüleri al›p gidece¤iz. Dile kolay 4 mevsimdir dünya devrim tarihine hep "ilk"lerle dolu bir destan› yaz›yoruz. fiimdi omuzlayan› olduk. ‹leriye tafl›man›n onuruna kavufltuk. Ne mutlu bize ve ailemize. Böyle yi¤itlere, böyle kahraman sevdalara sahibiz. Ba¤l›l›¤›m›z ve kararl›l›¤›m›zla bayra¤› kalenin burçlar›na en yükse¤e tafl›yaca¤›z. Bize umut diye bakan gözlere mufltulu haberler vermenin sab›rs›zl›¤›n› yafl›yoruz. Ne mutlu bizlere ki böyle görkemli bir ailenin fertleriyiz. Ne demiflti N. Hikmet: "Ya ölü y›ld›zlara hayat› götürece¤iz Ya da yeryüzüne inecek ölüm." Yolun, yolumuz aç›k olsun dile¤imle... Seni bu coflku ve kararl›l›¤›mla flehitlerimizin s›cakl›¤›yla selam ve sayg›lar›m› iletiyor aln›ndaki bant›ndan öpüyorum. Hoflçakal, sevgiyle kal... 5. Ekip Ölüm Oruçcusu Yusuf KUTLU 4 Temmuz 2001

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

17


ERTOSUN KONUfiTU!

O HALA KO⁄UfiTA Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun yine konufltu. Ve yine kendinden beklendi¤i gibi yalan söyledi; "F tipi kapal› cezaevlerinde, söylenenin aksine tecridi biz de¤il terör örgütü üyeleri uyguluyor" dedi, Ertosun. Tecriti aç›klayam›yor, biz de¤il onlar yapt› diye devletin en bildik demagojisine baflvuruyor. Ama bu demagoji o kadar bayat, deflifre ki, çocuklar bile inanm›yor bu masala. Ertosun masala devam etti; “F tipi cezevlerinde ko¤ufl sistemindeki tüm sorunlara çözüm geldi. F tiplerinde hükümlülerin, sa¤l›k, e¤itim, sosyal, kültürel faaliyetleri yerine getiriliyor.” Ertosun hala ko¤ufl sisteminde tak›l›p kalm›fl. Faflist kafa yap›s›n›n fazla teflhir olmas›ndan dolay› uzun süredir konuflturulmad›¤› için en son konufltu¤u yerde kalm›fl o. Ertosun’un ko¤ufla neden karfl› ç›kt›¤›n›, “üç kiflilik hücrelere daha kolay gireriz” sözlerinden biliyoruz, ancak tart›fl›lan ko¤ufl de¤il ki; Tecrit tart›fl›l›yor. Ertosun’un buna verecek hiçbir cevab› olmay›nca bafll›yor demagojiye, yalana. Ne de olsa Ertosun bu!

Hapishanelerde Sorun Yokmufl! Sami Türk’ün meflhur “‹zleme Kurullar›” hapishaneleri izledi, denetledi, raporunu verdi. Hapishane duvarlar›n›n renklerinden baflka sorun, müzik e¤itiminden baflka talep yok izleme kurullar›na göre. Sanki bu ölümler bu ülkenin hapishanelerinden ç›km›yor. Sanki insanlar, tecrite hay›r diyerek ölüme gitmiyor, d›flar›da kampanyalar düzenlenmiyor, sanki tabutluklar bu ülkenin hapishanelerinde de¤il. “‹zleme Kurullar›”n›n kimlerden olufltu¤unu hat›rlamak, bu raporun nas›l haz›rland›¤›n› ve milyonlarca insanla alay edercesine “sorun yok” dendi¤ini anlamaya da yeterlidir. Ço¤unlu¤u ya iflkenceci emniyet müdürü, ya iflkencecileri savunan avukat, ya da hapishaneler hakk›nda zerre kadar bilgisi olmayan, sadece “devletimiz uludur, kutsald›r” diyen bir alay cahil... Sami Türk de tam böyle bir rapor haz›rlamalar› için bir araya getirdi onlar›. ‹stedi¤i raporu haz›rlamayan Tüm Yarg›-Sen’e ise sürgünlerden sürgün cezalardan ceza be¤en dedi. Susurluk devletinin “izlemesi” bu!

20 Ekim tarihinden bugüne kadar süren ölüm oruclar›nda 90 kiflinin yaflam›n› yitirmesine ra¤men ADALET BAKANLI⁄I’NIN DUYARSIZLI⁄I sürüyor.

“F Tipi bir kurban daha ald›. Do¤an TOKMAK ölüm orucunun 290. gününde hayat›n› kaybetti... 22 eylemci ise durumlar›n›n a¤›rlaflt›¤› için Ankara, ‹zmit ve ‹stanbul’da çeflitli hastanelere kald›r›ld›.”

18

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2


Dersim onuruna sahip ç›k›yor 25 Mart’ta binlerce Dersimli, Cumhuriyet Meydan›’nda “Dersim Onurdur! Dersimli onuruna sahip ç›k!” diye hayk›r›yordu. Dersim onurdu; çünkü Dersim ony›llard›r zulme karfl› direnifliyle tan›n›p bilinmiflti. Ve zaten, böyle oldu¤u için, Dersim, onursuzluk, yozluk bata¤›na çekilip bo¤ulmak isteniyordu. Bir birahanede ç›kan kavga sonucu iki kiflinin ölmesi, Dersimliler aç›s›ndan bir yerde barda¤› tafl›ran damla oldu. Çünkü Dersim’de fuhufl ve çetecilik, sadece son günlerde de¤il, son bir kaç y›ld›r ayyuka ç›km›fl durumdayd›. Bizzat devletin polisinin himayesindeki yozlaflma, her geçen gün daha fazla Dersimliyi içine çekiyordu.

Valinin aç›klamalar›, yozlaflt›rma politikas›n›n sahibini de ortaya koyuyor ! 4 bini aflk›n Dersimlinin yapt›¤› eylem sonras›, vali Mustafa Erkal flu aç›klamay› yapt›: “Kentimizde son y›llarda iflletmeler aç›ld›. (iflletme dedikleri barlar, pavyonlar!) D›flar›dan k›zlar gelerek

sim’de y›llard›r iflte bu “huzur” ortam›n› sa¤lamaya çal›fl›yor. Asl›nda böylesi bir “huzur ve istikrar”›, tüm Türkiye’de istiyor oligarfli. Bunun için, halk›n hak ve özgürlüklerini savunan dernekler, sendikalar gün afl›r› bas›l›rken, hepsinin kap›s›nda üç befl sivil 24 saat nöbet beklerken, fuhufl, ahlaks›zl›k, kumar yuvalar›, her türlü denetimin d›fl›nda “özgürce” faaliyetlerini yürütüyor.

Polis destekli fuhufl ve çetecilik! Dersim’de ony›llard›r uygulad›klar› terörle baflaramad›klar›n›, yozlaflt›rmayla baflarmaya çal›fl›yorlar. Dersim’i, Dersim halk›n› etkisizlefltirmek için bizzat Özal döneminde Dersimlileri uyuflturucu ticaretine çekme yöntemlerine baflvuruldu. Düzenle içli d›fll› baz› Dersimliler mafyac›l›¤a çekildi. Onlar baflka Dersimlileri, onlar kendi yak›nlar›n› bu bata¤a çekeceklerdi. Hesap buydu. Bunda tümüyle baflar›s›z olduklar› söylenemez. Ama bu politika, daha çok Dersim d›fl›ndaki Dersimlileri etkiliyordu. Oysa Dersim oradayd›, yerinde duruyordu ve hala onurlu Dersim’di. Çürümeyi, yozlaflmay› bizzat Dersim’in içinde yayg›nlaflt›rmal›yd›lar. Bunun ekonomik sosyal koflullar›

Dersim’deki hayk›r›fl, oligarflinin, zulme teslim olmayanlar›, yozlaflmayla teslim alma politikas›n› bozmak için bir ad›md›r. Yaln›z Dersimliler de¤il, tüm halk yürümeli. Çünkü yozlaflma, ahlaki çöküntü, herkesin kap›s›n›n efli¤indeki tehlikedir. çal›flmaya bafllad›. Bu huzur ortam›n›n göstergesidir. Ancak baz› gruplar bundan rahats›z oldu.” (27 Mart 2002 Hürriyet) Devletin valisi, “d›flar›dan k›zlar›n gelip çal›flmas›n›”, yani Türkçesi fuhuflu, huzur ortam›n›n göstergesi say›yor. ‹flte onlar›n anlad›¤› “huzur” bu! Kimse, adalet diye, özgürlük, hak, hukuk diye meydanlara ç›kmas›n! Fuhufl olsun, gençler uyuflturucu ba¤›ml›s› olsun, herkes kar› k›z peflinde, kumar bafl›nda, uyuflturucu içinde hayat›n› yaflas›n. ‹flte huzur ve istikrar ortam›. Devlet, zulme karfl› direnen bir gelene¤e sahip Der-

büyük ölçüde yine devletin politikalar›yla haz›rlanm›flt› zaten. ‹flsizlik had safhadayd›. Polis, özel tim bask›s› had safhadayd›, halka her türlü örgütlenme, kültürel faaliyet, hatta sosyal iliflkiler bile yasaklanm›fl, gençler nefes alamaz haldeydi. ‹flte bu ortamda, çetecilik ve fuhufl bizzat polisin teflviki ve organizasyonuyla Dersim içinde yayg›nlaflt›r›lmaya baflland›. Yoksullu¤un, iflsizli¤in oldu¤u her yerde ortaya ç›kan kapkaçç›l›k, h›rs›zl›k, Dersim’de de var. Sokak çetelerinin kavgalar›na tan›k olunuyor Dersim’de. 5 kifli bas›n aç›klamas› yapsa, an›nda panzerleriyle, timleriyle orada haz›r ve naz›r olan polis ve özel tim, bu çete kavgalar›nda ortada görünmüyor hiç.

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

19


Zorla göç ettirmelerle, sürekli uygulanan bask›yla nüfusu on bine kadar düflürülmefl Dersim flehir merkezinde, nüfusun büyük bölümünü de polisi, bürokrat›yla devlet memurlar› oluflturuyor. Kad›nlar›, genç k›zlar›, fuhufl bata¤›na düflürmek için para da, tehdit de, flantaj da kullan›ld› y›llard›r. Örgüt üyesi olma orospu ol; polisin Dersim’de y›llard›r iflkenceyle, parayla, tehditle yapt›¤›n›n özeti buydu. K›sacas›, Dersim’in yozlaflt›r›lmas›, devletin en yüksek katlar›nda karar alt›na al›nm›fl ve uygulan›yordu.

Zulme ve ahlaki çöküntüye karfl› halk birleflmeli! Dersimlilerin protesto gösterisinde okunan ortak aç›klama, herkes için uyar›c› ve ö¤reticidir. Aç›klamada, Dersim’deki devrimci, demokrat kurumlar›n yan›nda, DSP ve ANAP il baflkanlar›’n›n, baflka konularda demokrat kurumlardan uzak duran kesimlerin de imzalar› vard›. Çünkü yozlaflma bir yay›lmaya bafllad›¤›nda, hiç kimse onun d›fl›nda kalamaz. Dersim’deki DSP’liler, ANAP’l›lar da, devletin Dersim’i apolitiklefltirme politikas›n›n destekçisiydiler. Ama destekledikleri politika öyle bir fley ki, dönüp kendilerini de vuracakt›r. Ahlaki çöküntünün yayg›nlaflt›¤› bir Dersim’de, ANAP’l›lar›n, DSP’lilerin k›zlar›, o¤ullar› da flu veya bu biçimde o batakl›¤›n içine sürüklenecektir. Bu yaln›z Dersim için de¤il, Türkiye’nin her yeri için, tüm halk için geçerlidir. Ahlaks›zl›¤a, yozlaflmaya tüm halk birleflerek dur diyelim.

Sadece Dersim De¤il, Tüm Türkiye Yürümeli Dersim halk› yozlaflmaya karfl› yürüdü. “Onuruna sahip ç›k” slogan›yla döküldü meydana. Yozlaflma sadece Dersim’in sorunu de¤il. Oligarflinin yozlaflt›rarak halk› çürütme politikas› sadece Dersim’de uygulanm›yor. Edirne’den Kars’a kadar tüm Türkiye’nin, 70 milyon halk›n sorunudur. Ne büyük flehirler, ge kasabalar, ne de köyler, bu çürütme, ahlaks›zlaflt›rma, yozlaflt›rma sald›r›s›n›n hedefi d›fl›nda de¤ildir. Çünkü açl›k, yoksulluk, iflsizlik her yerde. Çünkü polis deste¤indeki mafyalar her yere uzan›yor. Çünkü bu düzen, halk›n isyan›n›, halk› çürüterek, ahlaks›zl›k bata¤›nda bo¤arak önleme planlar› yap›yor. Bu nedenle bu yozlaflt›rmaya karfl› 70 milyon yürümeli, ahlak›na, de¤erlerine, k›zlar›na ve o¤ullar›na sahip ç›kmal›d›r.

20

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

Kontrac›lar niye intihar ediyor? Döktükleri kan m› bo¤uyor onlar›? ‹çiflleri Bakan› Kaz›m Yücelen, bir soru üzerine yapt›¤› aç›klamada 5 y›lda 169 polisin intihar ettini belirtti. A y n › günlerde, Türk Silahl› Kuvvetleri ad›na yap›lan aç›klamada da 10 y›lda, 815 ordu personelinin intihar etti¤i aç›klan›yordu. Rakamlar çarp›c›d›r ve hiç kuflku yok ki, olan›n en çok yar›s›n› itiraf ediyordur. Peki bu polisler, subaylar, askerler niye intihar ediyor? Bu kadar bunal›ml›, psikopat tipleri nas›l üretiyor “devletin güvenlik güçleri”? Döktükleri kan m› bo¤uyor onlar›? Orta¤› olduklar›, yayg›nlaflt›rmaya çal›flt›klar› ahlaks›zl›k m› bo¤uyor? “Görev” ad›na iflkence yapan, “Görev” ad›na katliam yapan, halka kurflun s›kan herhangi bir insan›n psikolojisinin sa¤lam kalmas› mümkün de¤ildir. Genz k›zlar›m›za, delikanl›lar›m›za, 60-70 yafl›ndaki insanlar›m›za flubelerde taciz ve tecavüzde bulunan insanlar›n sa¤l›kl› bir ruh halinde olmas› mümkün mü? Haftan›n befl günü, meydanlarda hakk›n› aramaktan baflka suçu olmayan insanlar› coplayanlar›n “normal” olmas› mümkün mü? Mersin’de befl yafl›ndaki çocu¤un üzerine panzer süren polisi hat›rlay›n. O da yar›n psikopatlaflacak, bu intihar listesinde bir rakam olacak belki. Baflka türlüsü mümkün mü? “En mutlu oldu¤um an, operasyonlard›r” diyen bir kafan›n, normal bir insanda olmas› mümkün mü? Düzenin medyas›n›n “kahraman” diye sunduklar›n›n üç befl gün sonra tecavüzcülükten, haraçç›l›ktan, çete kurmaktan, uyuflturucu kaçakç›lar›yla ortakl›ktan gözalt›na al›nd›¤›na tan›k oluyoruz. Bunlar istisna da de¤il. Düzen, devletin bekas› ad›na, iflkence makinalar›, ölüm makinalar› yetifltiriyor, ve o makineler, iflte bir yerde iflas ediyor; intihar ediyor. ‹ntiharlar, iflkenceci, katliamc› Susurluk düzeninin eseridir. Generaller, polis flefleri ve devletin “zirvesi” eserleriyle övünebilir.


Bu Ahlaks›zl›k Oligarflinindir Bir Tv kanal› 24 saat boyunca, bir eve kapat›lyen bir aileyi böyle düflünme noktas›na getiren, m›fl bir grup insan›n her an›n›, her hareketini, her kendi k›z›n› dansöz yapmay› bu kadar meflru gök›l›k içinde naklen milyonlara izlettiriyor. “Biri biren kültürü kim yaratt›? zi gözetliyor” program›, en düz ifadeyle, ahlaks›zK›z kardeflini satanlar, kar›s›n›n fuhufl yapmas›l›¤›n, teflhircili¤in, röntn› “do¤al” karfl›layangencili¤in en az›ndan lar, Dersim örne¤indeflu ana kadar en uç belki gibi birahanelerde, gesi. Ancak ne tek örbarlarda, pavyonlarda ne¤i, ne de bu yozlaflsat›lan kad›nlar, k›zmaya karfl› mücadele lar... Bir günlük gazeedilmezse burada s›n›rtenin sayfalar›n› dol› kal›r. Daha da büyük laflmak bile yarat›lan bir yozlaflma Tv’lerden, tabloyu görmeye yegazetelerden meflrulaflter de artar bile. t›r›lacakt›r. Bu nedenle sorun ‹flte bu program ne “biri bizi gözetli“Biri bizi gözetliyor” program›n›n ahlaks›zl›¤› yor” sorunuyla s›n›rl›“röntgencilik, teflhircilik vb.” gerekçelerle oligarflinin ahlaks›zl›¤›d›r, kapitalizmin kültürüdür. d›r, ne de 6 yafl›nda göRTÜK taraf›ndan bir Edirne’den Kars’a gençlerimizi, kad›nlar›m›z›, bek att›r›lan k›z›m›zla hafta süreyle yasaklanilgilidir. k›zlar›m›z› yozlaflt›ran, ahlaks›zlaflt›ran tüm kud›. Tamam, karar gerBunlar bir devlet rumlar›yla bu düzendir, iktidarlard›r. çe¤i ifade ediyor. Ama politikas›n›n yans›mabir yan›n›; sadece o s›d›r. programda sergilenen ahlaks›zl›¤›. Bu ahlaks›zl›k, bu yozlaflma oligarflinin ahlakPeki bu ülkede ahlaks›zl›¤› kim yay›yor? “Biri s›zl›¤›d›r, yozlaflt›ran bu düzendir. bizi gözetliyor” programlar›n›n, mankenlik yar›flYozlaflt›r, kendi sorunlar›ndan uzaklaflt›r, örmalar› ad›na pezevenkli¤in bu kadar aleni ve pergütlenmesinin, devrimcileflmesinin önüne geç, aç vas›zca yap›lmas›na kim zemin haz›rl›yor? b›rakt›¤›n milyonlarca insana “yaflama”n›n yolu RTÜK ve bu programdan flikayet edenler bu soolarak gayri meflru yollar› göster... rular›n cevaplar›n› veremedikçe, yasaklam›fl ya da Politikan›n özü bu. yasaklamam›fl ne anlam› vard›r? Özellikle 12 Eylül cuntas› ile birlikte uygulanKimler flikayet ediyor, flikayete haklar› var m›? maya baflland› bu politika. “Milliyetçi, muhafazakar” düzen partileri rahats›z Devrimcileflen, okuyan, araflt›ran, örgütlenen bim› bunlardan? Peki bu ülkeyi 50 y›ld›r onlar yölinçli bir halk yerine, dejenere olmufl, beyni çürütülnetmiyor mu? Biz mi getirdik TV’lere bu yozlaflmüfl, ahlaks›zlaflt›r›lm›fl bir halk› yönetmek faflizm may›? Topluma yozlaflmay› biz mi pompalad›k? için çok daha kolayd›r. Böylece kitleler, özellikle en Biri bizi gözetliyor program›na ç›kart›lanlar, onladinamik kesim olan gençlik kendi sorunlar›na yar› seyredenler do¤ufltan m› teflhirci, röntgenciydi? banc›laflt›r›labilirdi. Ad›m ad›m, özgürlük diye diye Genlerinde mi vard› bu ahlaks›zl›k bu yozlaflma? uyguland› politika. Pembe dizilerdeki yaflamlara, Elbette hay›r. mankenlik yar›flmalar›nda pazarlanan genç k›zlara gösterilen hayal dünyas›na, Amerikan filmlerinde 7’den 70’e Kars’tan Edirne’ye hiçbir zaman ulaflamayacaklar› yaflamlarla özendiMeflrulaflt›r›lan Ahlaks›zl›k rildi gençlerimiz. O yaflama ulaflmak için her yol mubaht›r propagandas› yap›ld›. “Biri bizi gözetliyor” sadece bir örnektir. ‹flte son günlerden bir örnek daha; Bu politikan›n ideolojik kayna¤› kapitalizmYoksul, Ba¤c›lar’da bir gecekonduda yaflayan dir. Türkiye halk›na dayat›lan kapitalizmin yoz, Adanal› bir ailenin 6 yafl›nda küçücük bir k›z›; dandejenere olmufl ahlak›d›r. “Avrupal›laflma... ça¤söz giysileri giydirilip Tv kanallar›n› birbir dolaflt›dafllaflma” diye diye süsleyip pazarlad›lar. Medr›l›yor. O k›z› o hale getiren medyan›n ahlaks›zl›¤› yaya yapt›r›lan programlara, gecekondulardan, bir yana; dansöz olsun da hayat›m›z kurtulsun diyoksul Anadolu kentlerine kadar yozlu¤u yayan

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

21


iflletmeler efllik etti. Birahanelerin, barlar›n pavyonlar›n en çok bu bölgelerde yo¤unlaflmas› bofluna de¤ildir.

Halk›n De¤erlerini Oligarfli De¤ersizlefltiriyor Biz Sahip Ç›k›yoruz Ahlaks›zl›k meflrulaflt›r›ld›kça, bu topraklara ait gelenekler, de¤erler gerilik, bunlara sahip ç›kan devrimciler ise “tutucu” ilan edildi. O hale geldi ki; ahlak, namus, onur gibi kavramlar›n karfl›s›nda “neden bahsediyor bu insanlar” diyen bir gençlik yarat›ld›. Halk›n de¤erleri bizzat bu devlet taraf›ndan de¤ersizlefltirildi.

“Onur, düflünce, namus için ölmeye de¤er mi, hayat›n› yafla” propagandas› bakanlar›ndan, medyas›na, polisinden düzen partilerine kadar propaganda edildi ve halen de ediliyor. Oligarfli, en baflta devrimci mücadelenin geliflkin oldu¤u Anadolu kentlerini, büyük kentlerin gecekondular›n› hedef ald›. Ama bununla s›n›rl› kalamazd›, çünkü tüm ülke devrimci mücadele için bir potansiyeldi, Edirne’den Kars’a kadar, 7’den 70’e tüm halka bu ahlak dayat›ld›. Armutlu’da katliam yapt›ktan sonra Hasan Özdemir’in söyledi¤i; “buray› da Gazi gibi yapaca¤›z, k›zlar erkekler elele gezecek” sözlerini hat›rlay›n. Hasan Özdemir’in anlatt›¤›n›n gençlerin bask›n›n, açl›¤›n olmad›¤› bir yaflama kavuflturulmas› de¤ildir elbette. Bu düzen sürdükçe bunlar hep olacakt›r. O’nun söyledi¤i; “Armutlu halk›n› yozlaflt›r›rsak, örgütlenmesini de yokederiz”dir. Gazi’de bunu mu yapt›lar? Polisiyle, Mit’iyle fuhuflu, kumar›, batakhaneleri yaymak için özel bir çaba gösterdiler, ama tam olarak baflard›klar› da söylenemez. Barikat yine halk›n örgütlülü¤ü oldu. Barlarda, pavyonlarda simgeleflen, ama onlarla s›n›rl› kalmayan ahlaks›zl›¤›n sahibinin oligarfli oldu¤unun en aç›k kan›tlar›ndan biir de Okmeydan› Halk Meclisi öncülü¤ünde barlara pavyonlara karfl› halk›n mücadelesiydi. Günlerce yürüttükleri kampanya ile yozlaflman›n karfl›s›na dikildiler. Halk›n karfl›s›na dikilen de oligarflinin polisi oldu. Gözalt›lar, bask›nlar barlar› pavyonlar› korumak için uyguland›. “Ticaret özgürlü¤ünü” mü savunuyordu oligarflinin polisi? Ahlaks›zl›¤› yayma özgürlü¤ünü savunuyorlard›. Zaten polisin içinde olmad›¤› bir tek fuhufl, uyuflturucu, kumar mafyas› var m›d›r? Bas›n›n arflivlerini taray›n olmad›¤›n› görürüsünüz. Tümünün içinden ya bir iki polis ç›km›fl, ya da bizzat ka22

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002/ Say› 2

Okmeydan› Halk›, ahlaks›zl›¤a, yozlaflmaya karfl› örgütlü olarak ilk mücadele eden oldular. Devrimcilerle birlikte halk›n de¤erlerini savundular. rakollardan uyuflturucu da¤›t›m› yap›lm›flt›r. fiimdi halk›m›z›n daha da yoksullaflt›r›lmas›na paralel olarak yozlaflma da çok daha fazla geliflme zemini buldu. Yoksullaflan halk ya örgütlenip direnecek, ya da yozlafl›p çürüyecektir. Örgütlenmesinin karfl›s›na bask›lar, yasaklar, panzerler, coplar, polis, jandarma dikildikçe yozlaflma daha da geliflecektir.

Oligarflinin Yozlaflt›rma Politikas› ve Sol Emperyalizmin dünya genelinde zaferini ilan etti¤i y›llarda, yozlaflma, yozlaflt›rma daha da z›vanadan ç›kt›. Sapk›n ak›mlar, düflünceler özgürlük ad›na kendine sol diyenlerce de savunulmaya baflland›. Bu noktada “özgürlük” ad›na devletin halk› yozlaflt›rma politikalar›yla paralellik kuruldu. Sol, en genel anlamda halk›n de¤erlerini savunan, sahip ç›kand›r. Bugün bunu yapan devrimcilerdir. Ancak solun bir kesimi b›rak›n bunu savunmay›, Okmeydan› Halk Meclisi’nin eyleminde oldu¤u gibi, yozlaflmaya karfl› ç›kanlar› elefltirdiler. Halen de bu kafa yap›s› sürüyor. O dönem kendine sol diyenler neler demediler bu eylem için; softal›k benzetmesi yapanlar m› olmad›, içkiyi yasaklayan osmanl› padiflah› benzetmeleri yapanlar m› olmad›... Gelinen noktada ise dönüp bakt›klar›nda çürüme halk›n büyük bir kesimine yay›lmakla kalmad›, solun beynini de teslim ald›. fiu bu “özgürlü¤ü” diye ahlaks›zl›¤›n savunulmas› sol ad›na bir utanç kayna¤›d›r. Yozlaflman›n önüne geçecek olan sadece devrimcilerdir. Bu, hem devrimcilerin elinde hem de sorumlulu¤undad›r.


Ba¤›ms›zl›k yolu Anadolu halk›, 1920’lerdeki gibi, ba¤›ms›zl›k yolunda, antiemperyalist anti-oligarflik kurtulufl savafl›nda birleflecek, IMF’siz, NATO’suz, ABD’siz, AB’siz ba¤›ms›z bir Türkiye’yi yaratacakt›r. Bundan eminiz. Bundan emperyalistler de emin. Sokaklarda, da¤larda, F tiplerinde vatanseverlerin kan›n› da, sadece bu sonucu biraz daha geciktirmek için döküyorlar. “Türkiye yeralt› kaynaklar›ndan d›fl ticaretine, ekonomisinden politikas›na, kültüründen sanat›na kadar Amerikan emperyalizminin denetimi alt›nda bir ülkedir.” Do¤ru mu, do¤ru! Bu sat›rlar 1971 y›l›nda yaz›lm›flt›. 31 y›l önce. Ve bu sat›rlar, bugün daha do¤ru, daha geçerli. “ Amerikan emperyalizminin sömürge veya yar›-sömürge bir ülke için anlam›, ülke zenginliklerinin talan edilmesi, halk›n açl›¤›, sefaleti ve ulusun onurun hayas›zca Amerikan postallar› alt›nda çi¤nenmesidir.” Böyle de¤il mi? Tamamen böyle. Hatta fazlas›yla. Mahir Çayan’›n 31 y›l önce kaleme ald›¤› bu sat›rlar okundu¤unda, bu ülkenin baflbakan›n›n, ABD Baflkan› karfl›s›nda esas duruflta durmas›nda, IMF memurlar›n›n sömürge valileri gibi teftifle ç›kmalar›nda hiç bir “terslik” olmad›¤›n› da göreceklerdir. Türkiye’nin emperyalizme ba-

¤›ml›l›¤›n› bu aç›kl›kta dile getirenler, Mahir ve yoldafllar›yd›. Onlar›, meydanlarda ilkin “Yanki Go Home”, “Tam ba¤›ms›z Türkiye” sloganlar›yla gördü halk›m›z. Dillerinde “Gündo¤du hep uyand›k / siperlere dayand›k / Ba¤›ms›zl›k u¤runa da / Alkanlara boyand›k” marfl› vard›. Silahl› eylemlerinin bir ço¤u da ülkemizin her yan›nda mantar gibi ço¤alm›fl Amerikan kurumlar›na yönelikti. O günden bu yana, emperyalizme karfl› mücadelenin bayra¤›n› hep devrimciler tafl›d›. Baz› dönemlerde, baflka kesimlerde de emperyalizme karfl› ç›k›fllar görüldü; ama bunlar geçiciydi, o ana-döneme iliflkin bir çeliflkinin sonucuydu, emperyalizme karfl› köklü bir ç›k›fla ve ba¤›ms›zl›¤› hedefleyen bir tavra tekabül etmiyordu. Ba¤›ms›z bir ülke, IMF’nin talimatlar veremedi¤i bir ülkedir. Ba¤›ms›z bir ülke, NATO’nun emrinde olmayan bir ülkedir. Ba¤›ms›z bir ülke, AB’nin, ABD’nin eline bakmayan bir ülkedir. Ba¤›ms›z bir ülke, kendi yeralt› ve yerüstü zenginlikleri üzerinde, kendi ordusu üzerinde tam söz sahibi bir ülkedir. IMF’ye, NATO’ya, ABD’ye, AB’ye karfl› ç›kmayanlar›n ba¤›ms›zl›ktan yana olmas›ndan, yurtseverli¤inden sözedilemez.

Devrimciler ne istiyor? Morrison’un uflaklar› ne yap›yor? Herkes çok ç›plak biçimde, iktidarlar›n ne yapt›¤› ve yapmak istedi¤iyle, Mahir’lerin ve onlar›n yolunda yürüyen devrimcilerin ne yapmak istedi¤ini k›yaslayabilir. ‹flte bugün ülkenin içinde bulun-

du¤u durum ortadad›r. IMF’den izinsiz ad›m at›lamayan bir ülkedir Türkiye. Memurunun maafl›n› bile kendisi belirleyemeyen bir devlet ve hükümet var ortada. Mahir’ler de¤il, F tipi hapishanelere at›lanlar de¤il, Demirel’ler, Ecevit’ler, Özal’lar, Erbakan’lar, Türkefl’ler mahkum etti bu ülkeyi IMF’ye. Ulusal onuru, hayas›zca dolar›n efendilerinin ayaklar› alt›nda çi¤nettiren onlard›r. “Milliyetçilik, vatanseverlik” onlar›n dilindeki en büyük yalanlard›r. Gelmifl geçmifl tüm iktidarlar›n devrimcilere düflmanl›¤›n›n bir nedeni de iflte budur; devrimciler onlar›n vatan hainliklerini a盤a ç›karmaktad›r. IMF’ye satmaktan baflka ne yapt›lar bu vatan için? ‹flçiyi, köylüyü, esnaf› sömürmekten baflka ne yapt›lar? Vatanseverleri katletmekten baflka ne yapt›lar? Türkiye’nin 2. kurtulufl savaflç›lar›, sadece ve sadece devrimcilerdi. Emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k bayra¤›n› dalgaland›rd›¤›m›z için, emperyalizmin iflbirlikçileri taraf›ndan hep biz katledildik, biz hedef ilan edildik. Ama gerçek vatanseverler olarak, ba¤›ms›zl›k hedefinden vazgeçmeyi bir an bile düflünmedik. Ba¤›ms›zl›¤›n yolu, ABD’den dolar dilenmek, AB’den “anlay›fl” istemek, IMF’den yeni krediler almaktan geçmiyor. Ba¤›ms›zl›¤›n yolu, savaflmaktan geçiyor. Kime karfl› savafl peki? Elbette en baflta emperyalizme karfl›. Ama sadece emperyalizme karfl› da de¤il; ba¤›ms›zl›¤›n yolu emperyalizme ve iflbirlikçilerine karfl› savaflmaktan geçiyor. Çünkü emperyalizm ve iflbirlikçi-


leri etle t›rnak gibi birleflmifltir! Mahir’lerin ba¤›ms›zl›k yoluna tuttuklar› güçlü ›fl›k, bu gerçe¤i ayd›nlatm›flt›r.

“Ba¤›ms›z devlet” aldatmacas› ve Gizli ‹flgal Mahir’lerin emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k mücadelesi aç›s›ndan kuflkusuz yapt›klar› en önemli ifllerden biri, “ba¤›ms›zl›k” aldatmacas›n› deflifre etmifl olmalar›yd›. Oligarflinin sözcüleri, her a¤›zlar›n› aç›flta “Ba¤›ms›z Türkiye Cumhuriyeti” diyorlard›. “Son ba¤›ms›z Türk devleti”ydi Türkiye Cumhuriyeti. Genifl kesimler de gerçekten ülkemizin “ba¤›ms›z” oldu¤unu düflünüyordu. Öyle ya; topraklar›m›zda gavur askerlerinin aç›k bir iflgali yoktu. Her yerde as›l› milli bayra¤›m›z, her yerde söylenen milli marfl›m›z vard›! Mahir, bu ba¤›ms›zl›¤›n, göstermelik, içi bofl, sömürgecili¤i gizlemeye hizmet eden bir “ba¤›ms›zl›k” oldu¤unu gösterdi. 2. Dünya savafl›ndan sonraki dönemi Emperyalizmin 3. Bunal›m Dönemi olarak adland›ran Mahir, bu

dönemdeki temel de¤iflikliklerden birini flöyle belirtiyordu: “ Emperyalist iflgalin biçimi de¤iflmifltir. Bugün dünyada tam sömürge tipi ülke hemen hemen kalmam›fl gibidir. Aç›k iflgal yerini gizli iflgale b›rakm›flt›r. 1. ve 2. genel bunal›m dönemlerinde bu (sömürge) ülkeler için d›flsal bir olgu olan emperyalizm, bu dönemde ayn› zamanda içsel bir olgu haline gelmifltir. (Gizli iflgal esprisi)“ Söylenenin özeti fluydu; emperyalizm art›k ülkeleri, tank›yla topuyla iflgal etmiyor, sömürge valileri atam›yor, oralara kendi bayra¤›n› dikmiyordu. (Çünkü bu ulusal kurtulufl savafllar›na yolaç›yor, dünya çap›nda anti-emperyalist cepheyi güçlendiriyordu.) Bunun yerine iflbirlikçiler yaratarak, iflbirlikçiler arac›l›¤›yla kendi egemenli¤ini kurmaya bafllad›. Ekonomisinin ve ordusunun tüm ipleri emperyalistlerin elinde toplanm›fl bir ülkenin bayra¤›, marfl› olsa ne ç›kard›! Yani, bir bayra¤›n olmas›, ba¤›ms›z oldu¤umuz anlam›na gelmiyordu. Ülkemiz 1920’deki ba¤›ms›zl›k savafl›ndan sonra, 1950’lerde yeniden iflgal edilmifl bir ülke haline gelmiflti. Ama bu defaki iflgal gizliydi.

Oligarfli ve tüm düzen güçleri, emperyalizmin ufla¤›d›r ‹flgal! Evet, ülkemiz iflgal alt›nda. Mahir’in söyledi¤i gibi, tanks›z, topsuz gizli bir iflgal bu. Ama emperyalizme ba¤›ml›l›k pekifltikçe,

“gizlilik” de art›k o kadar önemsenmez durumdad›r. Bu yeni iflgal biçimi de, art›k çok kaba, neredeyse herkesin gözünün içine sokacak biçimde uygulan›yor. Yak›n zamanlara kadar “kapal› kap›lar ard›nda” yap›lan iflbirli¤i, flimdi aleniyete dökülmektedir. On y›l öncesinde, kimsenin gelip gitti¤inden haberinin bile olmad›¤› IMF memurlar›, sömürge valisi gibi tantanalarla gelip teftifllerini yap›p gitmektedirler. Emperyalizmin kendini gizlemeye gerek duymad›¤› bir ülkedir art›k bu ülke. Emperyalizme bu cüreti, iflbafl›ndaki iktidarlar, gerçek iktidar› elinde tutan ordu ve tekelci burjuvalar vermektedir. Bir tek, evet, bir tek konu söyleyin oligarflinin emperyalizme karfl› koyabildi¤i. Yoktur. Kamuoyunu aldatmaya yönelik efelenirler sadece. Ama sonunda hep emperyalistlerin dedi¤i olur. Emperyalizmle oligarfli aras›nda, temelden bir çeliflki de yoktur zaten. fiu veya bu düzen partisi, flu veya bu düzen kurumu, veya ordu, zaman zaman emperyalistlere karfl› itiraz sesleri yükseltti¤inde, zinhar ba¤›ml›l›¤a, sömürge olmaya itiraz etmezler. Zaten ABD’ye veya AB’ye itiraz ettikleri bir K›br›s konusu, bir Ermeni Soyk›r›m› konusu, bir de AB’ye uyum konusundan baflka bir fley de yoktur. Emperyalistlerin bu konularda dedikleri de, oligarflinin sözcülerinin dedikleri de hep ayn›d›r. Daha bu konularda a¤›zlar›n› açt›klar›nda ne söyleyecekleri bellidir. Üç ayda, befl ayda bir gündemlefltirilir bu konular. Oligarfli, bu konular› kullanarak, emperyalizmin ufla¤› oldu¤unu, ülkemizin emperyalizme göbekten ba¤›ml› oldu¤unu gizlemeye çal›fl›r. Durmadan tekrarlanan kaba bir oyun ve demagojidir. Sol, yurtsever bilinen kimi güçlerin de zaman zaman bu oyuna flu veya bu biçimde yedeklenmesi, IMF’nin uflaklar›n›n


iflini kolaylaflt›r›r. Düpedüz birer mandac›, emperyalizmin adam› olduklar›n› gizlemelerine yarar.

Ba¤›ms›zl›ktan yana olan; hem emperyalizme, hem oligarfliye karfl›d›r; Emperyalizmin ülkemizdeki iflbirlikçilerine aç›kça karfl› ç›kmadan, onlara karfl› aç›kça cephe almadan, ba¤›ms›zl›ktan yana olunamaz. Çok daha aç›k söyleyelim: Bir Ecevitçi, bir ANAP’l›, bir DYP’li, vatansever olamaz. Çünkü savundu¤u partiler, bu ülkeyi satanlar›n partisidir. Hem MHP’li, SP’li, hem vatansever olunamaz. Çünkü, IMF’yle yap›lan, NATO’yla yap›lan tüm ba¤›ml›l›k ve kölelik anlaflmalar›n›n alt›nda “milliyetçi”, “islamc›, bat› düflman›” geçinen bu partilerin de imzas› vard›r. Hem orduyu savunup, hem vatansever olunamaz. Çünkü emperyalizmin, IMF’nin bu ülkedeki as›l dayana¤› ordudur. IMF ve IMF uflaklar›, halk› bu kadar pervas›zca soyup so¤ana çevirirken, bu orduya güveniyorlar. Evet, bu partileri savunan kesimler aras›nda flüphesiz tek tek vatanseverler bulunabilir. Ama onlar da büyük bir yan›lg› ve büyük bir çeliflki içindedirler. Vatansever, bu düzenin hiç bir kurumunu savunamaz. Hem bu düzeni savunup, hem vatansever olunamaz. Hem Susurluk’u savunup, hem vatansever olunamaz. Bunlar tüm aç›kl›¤›yla görülebilmelidir. Görülemedi¤i noktada, halk›n aldat›labildi¤i noktada, bizzat CIA’n›n e¤itip finanse etti¤i MHP gibi örgütler, NATO taraf›ndan organize edilen Susurlukçular, kendilerini en milliyetçi, en vatansever kesimler olarak pazarlayabiliyorlar. Bu düzen, emperyalizmin ve ifl-

birlikçilerinin soygun düzenidir. Vatanseverler, ABD’yle, IMF’yle uzlaflma içinde olamayacaklar› gibi, iflbirlikçi tekelci burjuvalarla, toprak a¤alar›yla, ve onlar›n partileriyle de uzlaflma içinde olamazlar. ‹flte bütün bunlardan dolay›; ba¤›ms›zl›¤›n yolu, anti-emperyalist, anti-oligarflik kurtulufl savafl›ndan geçer

Günümüzün kurtulufl savaflç›s›, devrimcidir! Günümüzün kurtulufl savafl›n›n 1920’lerden fark›, bugün bu savafl›n d›fl güçlere karfl› oldu¤u kadar, içteki iflbirlikçi güçlere karfl› da yürütülmesi gerekti¤idir. 1920’lerdeki kurtulufl savafl› s›ras›nda da emperyalizmin iflbirlikçileri vard›. Ama bunlar›n gücü fazla de¤ildi. Oysa bugün, emperyalizmin iflbirlikçileri, bu ülkedeki iktidar güçleridir. Bizzat devletin kendisi bu niteliktedir. 1920’lerde emperyalizme karfl› olan bir eflraf s›n›f› vard›; bugünün tüm egemen s›n›flar› ise, emperyalistlerle tümüyle bütünleflmifl kesimlerden olufluyor. ‹flte bu nedenle, 1920’lerin kurtulufl savafl›, sadece ULUSAL bir kurtulufl savafl› niteli¤inde iken, bugün ULUSAL ve SINIFSAL bir kurtulufl savafl› olmak zorundad›r. Bugünün kurtulufl savafl›, antiemperyalist, anti-oligarflik halk kurtulufl savafl›d›r. Devrimciler d›fl›nda, emperyalizme ve oligarfliye karfl› olan, tam ba¤›ms›zl›ktan yana olan herhangi bir siyasi güç var m›? Yoktur. Düzen partilerine bakal›m; ‹ktidardaki partilerin durumu malum; ne IMF’ye, ne ABD’ye, ne NATO’ya, ne AB’ye itirazlar› var. Muhalefetteki “solcu” CHP’nin de, “islamc›” SP’nin de, AKP’nin de, s›rf muhalefet yapmak için dile getirdikleri baz› itirazlar d›fl›nda, esas-

ta bunlar›n hiçbirine itirazlar› yoktur. ‹ktidar koltu¤unda onlar olsayd›, bugün Ecevit-Bahçeli-Y›lmaz üçlüsünün yapt›klar›n›n ayn›s›n› yapacaklar› aflikard›r. Bunlar›n d›fl›nda muhalif güçler olarak bilinen reformist, Kürt milliyetçi kesimler de, ba¤›ms›zl›ktan sözetmiyorlar. Onlar sadece emperyalistlerin biraz daha “insafl›” olmas›n› isteyen taleplere sahipler. Ba¤›ms›zl›k yolunda, ony›llard›r sadece devrimciler mücadele ediyor. Tam ba¤›ms›zl›k talebini ony›llard›r dile getiren sadece devrimcilerdir. Tam ba¤›ms›zl›ktan yana olan, IMF’ye, NATO’ya, Amerika’ya karfl› olan herkes, objektif olarak devrimcidir; o sadece saf›n› henüz net olarak görmemifl durumdad›r. 1970’li y›llar›n bafl›nda, ba¤›ms›zl›k ve devrim diye yola ç›kan o yi¤it insanlar, “Amerikan emperyalizmini ve köpeklerini ülkeden kovana kadar mücadele etmeye kararl›y›z” diye ilan ettiler. “Amerikan emperyalizminin hakimiyetini ve yerli ufla¤› sömürücü s›n›flar›n iktidar›n› y›kmak, ba¤›ms›zl›¤› kazanmak için...” savaflt›lar. Ba¤›ms›zl›¤›n yolu iflte budur. Cüretimiz, direnifl geleneklerimiz, kendini feda etme bilincimiz de iflte burada anlam buluyor. Ony›llard›r, emperyalizmin iflbirlikçileri taraf›ndan kan›m›z dökülse de, bu yolda yürümeye devam ediyoruz. Anadolu halk›, 1920’lerdeki gibi, bu yolda, bu kurtulufl savafl›nda birleflecek, IMF’siz, NATO’suz, ABD’siz, AB’siz ba¤›ms›z bir Türkiye’yi yaratacakt›r. Bundan eminiz. Bundan emperyalistler de emin. Sokaklarda, da¤larda, F tiplerinde vatanseverlerin kan›n› da, sadece bu sonucu biraz daha geciktirmek için döküyorlar.


ÖZGÜRLÜK U⁄RUNA DÖKÜLEN KANIZ

“Gençtiler. Burjuvazi onlar›n gençli¤ini ileri sürüp, Anadolu ihtilali aç›s›ndan üstlendikleri büyük misyonu küçültmeye çal›flt›. a Burjuvaziye göre ‘Gençtiler, cahildiler, heyecanl›yd›lar...’ Evet gençtiler; ama bilgeleflmifl, kavgada ustalaflm›fl, halk›n› ve ülkesini tan›yan bir gençlikti onlar. Evet heyecanl›yd›lar; halk›n kurtuluflunun, vatan›n ba¤›ms›zl›¤›n›n heyecan› sarm›flt› yüreklerini.” (Adal›lar›n Türküsü, s.3)

1960’l› y›llarda, vatanseverlerin, devrimcilerin kan›yla sulanmaya bafllad› bu topraklar. ‹flçiler, köylüler, ö¤renciler, ba¤›ms›zl›k için, toprak için, ifl için meydanlarda yürümeye bafllad›¤› andan itibaren, bu ülkeyi yönetenler, halk›n kan›n› dökmeye bafllad›lar. ‹flçilerin grev ve direnifllerinde, toprak iflgallerinde, ö¤rencilerin boykotlar›nda, anti-emperyalist gösterilerde polis jandarma kurflunu ç›kt› halk›n karfl›s›na. Halk›n mücadelesi gelifltikçe, devrimcilefltikçe, düzen katil çetelerini daha organize hale getirdi. Polis ve orduda “Özel Harp dairesi”ne ba¤l›, operasyon timleri oluflturuldu. Türkiye’de art›k DEVR‹M gündemdeydi. Hemen devrim oluverecek de¤ildi elbette. Ama devrimci önderler, uzun tart›flmalar, ideolojik mücadeleler sonucu, o güne kadarki parlamenterist hayallere, reformist uzlaflmac› geleneklere, cuntac› beklentilere bir nokta koymufl ve Türkiye devriminin yoluna ç›km›fllard›. Ba¤›ms›zl›k isteniyorsa, adalet isteniyorsa, tek yol devrimdi. Oligarfli daha yolun bafl›nda bu geliflmenin önünü kesmek için 12 Mart cuntas›na baflvurdu. ‹stanbul Maltepe’de, Arnavutköy’de, Ankara’n›n ortas›nda, Nurhak da¤lar›nda, K›z›ldere’de, dara¤açlar›nda halk›n devrimci öncülerinin kan› dökülüyordu art›k. Mahirler, Denizler, Kaypakkayalar bu dönemde düfltüler topra¤a bir bir. Düfltüler de bitti mi devrimci mücadele? Halk›n kan› kurudu mu? *

Zaman oldu, oligarfli, resmi üniformal› katiller yerine “sivil faflist” çeteleri sald› halk›n üstüne. Kan oluk oluk akt›. “12 Eylül öncesi” diye adland›r›lan dönem, böyle bir dönemdi. Daha 1960’lar›n sonlar›nda bafllam›fllard› “komando kamplar›nda” faflist katiller yetifltirmeye. 70’lerin ortalar›nda, yetifltirilen bu faflist katillerin flefli¤inde MHP’ye ba¤l› Ülkü Ocaklar› kurul-


du. Bunlar h›zla silahland›r›ld›lar. Çünkü, 12 Mart cuntas›n›n halk›n devrimci mücadelesini bast›rma amac›na ulaflamad›¤› k›sa sürede belli olmufltu. Halk›n çeflitli kesimleri devrimcilerin önderli¤inde yeniden örgütleniyor, haklar ve özgürlükler mücadelesi gelifliyor, DEVR‹M sloganlar› duyuluyordu yine. Susurluk’la birlikte herkesin daha yak›ndan tan›d›¤› faflist katiller, Abdullah Çatl›’lar, K›rc›’lar, iflte bu dönemde devreye sokuldular. Kontrgerillan›n denetiminde, polis ve orduyla iflbirli¤i içinde, 1 May›s’larda, Bahçelievler’de, Marafl’ta halk›n kan›n› döktüler. Onlar da yetmedi halk›n kavgas›n› bast›rmaya. Devlet terörü artan ölçüde girdi devreye. Süreç 12 Eylül’e uzand›. Zindanlar dolduruldu, dara¤açlar› kuruldu. Dökülen yine halk›n kan›yd›. *

1970’den 2002’ye, kan›m›z›n akmad›¤› hemen hiç bir yurt köflesi kalmam›flt›r. Her birini ayr› ayr› anamayaca¤›m›z kadar çok ölülerimiz var bu ülkenin topraklar›nda yatan. Bu nedenle 30 Mart-17 Nisan “devrim flehitlerini anma günleri” olarak benimsendi. 30 Mart, Türkiye devrim tarihinin dönüm noktalar›ndan biriydi çünkü. Parti-Cephe’nin önder kadro ve savaflç›lar›n›n katledildi¤i gündü K›z›ldere. Ama bunun da ötesinde, “biz buraya dönmeye de¤il, ölmeye geldik” sözleriyle devrimin kararl›l›¤› olarak yaz›lm›flt› tarihe. Türkiye devriminin yolu aç›s›ndan simgesel bir önem kazanm›flt›. 17 Nisan ise, 30 Mart’tan yirmi y›l sonra, tüm dünyaya, devrim ve sosyalizmin yenilmedi¤inin, yenilmeyece¤inin ilan›yd›. 16-17 Nisan 1992’de, devrimci hareketin önder kadrolar›n›n bulunduklar› üslerde bir direnifl destan› yaz›ld›. Ölüm mangalar› ‹stanbul’da dört ayr› semtte dört evi kuflatm›flt›. Katiller güruhu, gittikleri her yerde, devrimci hareketin önder kadrolar›, Sabahat Karatafl, Sinan Kukul ve Ahmet Faz›l Özdemir’in komutas›nda direniflle karfl›laflt›lar. Çiftehavuzlar’da Sabahat Karatafl ve yoldafllar›n›n bulundu¤u evin penceresinden dalgalanan bir bayrak, bir darbeyi de¤il, bir fiziki yokoluflu de¤il, sosyalizmi savunmaktaki, devrimi savunmaktaki kararl›l›¤› ilan ediyordu. SSCB’nin y›k›ld›¤›, burjuvazinin tüm kalemflörlerinin “sosyalizm bitti” diye hezeyan içinde zafer 盤l›klar› att›klar› bir dönemde dalgalanan bu bayrak, iflte bu nedenle böyle büyük bir tarihsel anlam kazanm›flt›.

“Bu tarih, esas olarak kanla yaz›lm›fl flehitlerimizin tarihidir. fiehitlerimiz bugün fiziki olarak aram›zda yoklar belki, ama düflünceleriyle, kavgalar›yla, yaflam biçimleriyle... bizimle birlikteler. Onlar›n düflünceleri ve kavgalar›yla daha güçlüyüz... Gözleri hep üzerimizde, bizi her an s›navdan geçiriyorlar. Onlar›n miras›n› devam ettirmek, bu s›navlardan baflar›yla geçmemize ba¤l›d›r.” (Kongre Raporu, Aç›l›fl Konuflmas›)


Bu tarihte, 1984 ölüm orucu flehitleri var. Bu tarihte, 12 Temmuz var, Çaytafl› kahramanl›¤› var, 1996 ölüm orucu kahramanl›¤› var. 2000’de bafllay›p, 2002’de hala süren bir kahramanl›k var. 30 Mart-17 Nisan hepsinin ad›na, hepsine temsil eden bir tarihtir. *

1990’l› y›llar, katliam politikalar›n›n o güne kadar ki hemen hiç bir dönemle karfl›laflt›r›lamayacak kadar yo¤unlaflt›¤› bir dönemdi. Sokak ortalar›nda, evlerde, iflyerlerinde infazlar birbirini izliyordu art›k. Amaç, devrimcileri fiziki olarak yoketmek ve halka gözda¤› vermekti. Ama ölüm mangalar›n›n kuflatt›¤› devrimcilerin, bulunduklar› her yeri bir direnifl üssüne çevirmeleri, bu plan› bozdu. Katliam politikas›na direnifl destanlar›yla cevap verildi. Kuflat›lan devrimcilerin a¤z›ndan “teslim olan, yalvaran” 盤l›klar bekleyenler, bunun yerine, “as›l siz tesim olun” ça¤r›lar›yla, tilililerle, marfllar ve sloganlarla karfl›laflt›lar. Kuflat›lan her yerde, bir destan yaz›ld›. Katledilen her devrimci, zulme karfl› direnifl ve savafl ça¤r›s› oldu. Gelenek yay›ld›, ça¤r› Anadolu’ya uzand›. Yüzlerce kez tan›k olunan bu gelenek, sadece devrimcilerin “cüretlerinin” de¤il, halk sevgilerinin, vatan sevgilerinin, ba¤›ms›zl›k ve devrim yolundaki kararl›l›klar›n›n sonucuydu. iflte bunun için, katliamc›larla her karfl› karfl›ya gelifllerinde, ölüme meydan okudular. Direnifl gelene¤imiz, flehitlerimiz gelece¤imizdir. Onlara sahip ç›kmak, bu ülkenin gelece¤ine sahip ç›kmakt›r. Onlar› sahiplenmek, ba¤›ms›zl›¤› istemektir. Tersinden de söyleyebiliriz: Ba¤›ms›zl›¤› istemek, onlar› sahiplenmektir. Onlar› sahiplenmeyenlerin ba¤›ms›zl›¤› istedikleri de flüphelidir. Onlara sahiplenmek, adalet istemektir. Onlar özgürlük ve adalet savaflç›lar›d›r. Ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm savaflç›lar›d›r. Vatan›n ba¤›ms›zl›¤›, halk›n özgürlü¤ü için canlar›n› veren flehitleri anmak, onlar› anlamaktan bafllar. Anmak, anlamakt›r. Niye öldüler, nas›l öldüler, kavramakt›r. Böyle befler, onar, yüzer düfltülerse, ülkemiz ba¤›ms›z, halk›m›z özgür olsun diyedir. Onlara sahip ç›kmak, onlar› anlay›p, bayraklar›n› devralmak, kavgalar›n› b›rakt›klar› yerden sürdürmek, ba¤›ms›zl›k isteyenlerin, özgürlük isteyenlerin boynunun borcudur. 28

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

Ülkemizin ba¤›ms›zl›¤›, halk›m›z›n özgürlü¤ü için, devrim ve sosyalizm için, topra¤a düflen her can, flehidimizdir. Politikalar, örgütler farkl› da olsa, faflizme karfl› savaflta flehit düflen her ba¤›ms›zl›k savaflç›s›n›n, devrim savaflç›s›n›n kan› birleflmifltir topraklar›m›zda. Kimileri unutabilir onlar›. Kimileri onlar›n miras›n› reddedebilir, bayraklar›n› yere düflürebilirler. Kavgalar› kavgam›zd›r. Bayraklar› ellerimizdedir.


Bergamal› Köylüler; Kavgaya Devam 26 Mart’da iki eylem vard›; biri, 12 y›ld›r siyanürlü alt›n ç›kar›lmas›na karfl› onurlu bir direnifli, yorulmadan, y›lmadan sürdüren Bergama köylülerinin eylemiydi. ‹kincisi ise, Normandy’nin zehir saçan madenlerinde çal›flan 300 iflçi ve ailelerine “üretim yapmak istiyoruz” diye yapt›r›lan mitingti. Bergamal›lar Bo¤aziçi Köprüsü’nde açt›klar› pankartta devleti kendi yasalar›na uymaya ça¤›rd›lar; mahkeme kararlar›n› uygulay›n dediler. Çünkü bu ülkenin mahkemeleri Bergamal›lar›n mücadelesi ile Normandy’nin siyanürlü alt›n ç›karmas›n› yasaklam›flt›. Ama buna ra¤men iktidarlar, emperyalist tekelin iflbirlikçileri mahkeme kararlar›n› da hiçe sayarak alt›n ç›karma iznini verdiler. Hakk›n› arayan tüm halk kesimleri gibi, Bergamal›lar da gözalt›n al›nd› Bo¤aziçi köprüsünde. Gözalt›nda tutulduklar› s›rada Bergamal›larla telefonla görüflen Anadolu’nun Sesi radyosuna Oktay Konyar flöyle diyordu; “Bo¤az Köprüsü'nde yapt›k. Sabah›n çok erken saatlerinde inan›lmaz bir heyacan, inan›lmaz bir coflkuyla yapt›k. Sesimizi duyurduk. Yarg› kararlar›n›n uygulanmas›n› istedik. fiu anda gözalt›nday›z. Bu haklar al›n›ncaya kadar, Türkiye'de anti-emperyalist mücadele halk›n ç›karlar› do¤rultusunda sona erinceye kadar, bu ülkede adam yerine konuluncaya kadar biz bu taleplerimizi hep anlataca¤›z..." Bergamal› köylüler, bas›n aç›klamas› yapmay›, bir gösteri yap›p yasak savmay› mücadele zannedenlere, haklar ve özgürlükler mücadelesini ö¤retiyorlar. Bu topraklarda yaflayanlar›n topra¤›na nas›l sahip ç›kmas› gerekti¤ini, emperyalist tekellere karfl› nas›l mücadele edilmesi gerekti¤ini ö¤retiyorlar. * ‹flçilerin eylemi ise, tam da Amerikanvari, devlet himayeliydi. Ve tek bafllar›nayd›lar. Eylem yap›ld›¤›nda Bergama esnaf›n›n da tepkisini çeken mitingi Türk Maden ‹fl düzenledi. Gazeteler “Bergamal›lar ikiye bölündü” diye verdi haberi. Ortada bir bölünme yoktu gerçekte; bir yanda topra¤›na sahip ç›kan1 yoksul köylüler, di¤er yanda ise, Bergama’yla, Bergama topra¤›n›n zehirlenmesiyle, yurtseverlikle ilgisi olmayan, bencillefltirilmifl, ellerine dövizler, ekmekler verilmifl aldat›lm›fllar vard›. Bergama’da emperyalist firman›n aleti olan iflçiler; Siz bencilsiniz... Evet, mahkeme karar› uygulan›rsa, siz iflsiz kalacaks›n›z... Ama o maden çal›fl›rsa, çocuklar›n›z iflsiz, topraks›z kalacak, envai tür hastal›ktan ölecek. Topra¤›n›z ölecek. Bugün karn›n›z› doyurmak için çocuklar›n›z›n gelece¤inin yokedilmesine alet oluyorsunuz. Bencil olmay›n!

Devlet Nas›l Bölüyor, Halk› Karfl› Karfl›ya Getiriyor? Bergama’daki iki eylem, devletin -emperyalist tekellerle kolkola- halk› nas›l bölüp karfl› karfl›ya getirdi¤inin iyi bir örne¤idir. O iflçilere miting yapt›ran sendika da bu oyunun parças›d›r. Madenler mezarl›¤a dönerken, binlerce emekçi bak›ms›z madenlerde kar›n toklu¤una çal›fl›rken sesleri ç›kmaz; devlet himayesinde, emperyalist tekellerin iste¤iyle miting organize etmeye gelince, aldat›lm›fl insanlar›n eline pankart, ekmek tutuflturmaya utanmazlar. Böyle bir sendika eme¤in hakk›n› savunabilir mi? Savunamaz. Bergamal›lara karfl› faaliyette olan baflkalar› da var; Ankara DGM baflsavc›s› Nuh Mete Yüksel de, bir Alman vakf› bu eylemleri yönlendiriyor diyerek araflt›rma bafllatm›fl. Devlet tüm kurumlar›yla Bergama köylülerinin direniflini yoketmeye çal›fl›yor. Ne için? Emperyalist tekel Normandy topra¤›m›z› zehirlesin ve ya¤malas›n diye. Bergama köylüsünün direnifli karalanamayacak kadar meflru ve halka malolmufltur, bu ucuz oyunlar onu y›pratamaz. ‹flbirlikçilerin iflbirlikçili¤i ortaya ç›km›fl olur sadece.

Bergama Köylülerinin Yolundalar Bergamal›lar›n direniflinin etkisiyle bilinçlenenler de alanlardayd›. Elbistan’da miting yapan onbinlerce köylü topraklar›n› yokeden termik santrala karfl› ç›kt›. Samsun Kavak ilçesi Dereköy halk›, toprak ocaklar› nedeniyle can güvenliklerinin kalmad›¤›n› belirterek protesto gösterisi yapt›lar. Kütahya’n›n Tavflanl› ilçesinde kömür üretimi yapan Garp Linyitleri ‹flletmesi’nin üretim sahas› içinde oturan köylüler evleri, tarlalar›, istimlak edildi¤i halde, kendilerine ifl verilmedi¤i için eylem yapt›. Ömerler, Bozbe¤en, Güra¤aç, Demirbilek, Merkez Yeni Köy, Hamitabat, Küçük ‹let ve Beke köylerinden gelen yaklafl›k iki bin köylü, 26 Mart’da SSK hastanesi yan›nda toplanarak "ifl bizim hakk›m›z, yabanc›y› sokmay›z.", "Bizi deprem de¤il, GL‹ y›kt›.", “Vaat de¤il ifl istiyoruz”, “Yeralt›nda servet, yer üstünde sefalet” sloganlar› att›lar.

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

29


FHKC Politbüro Üyesi Ebu Ahmet Fuat:

“‹ntifada bizi netli¤e götürmüfltür” Siyonizme karfl› ony›llard›r savaflan devrimci hareketlerden FHKC’nin siyasi iliflkilerden sorumlu politbüro üyesi Ebu Ahmet Fuat'la Filistin direniflinin son durumu üzerine görüfltük. Ekmek ve Adalet: Filistin ‹ntifadas›n›n geldi¤i aflamay› de¤erlendirir misiniz? ‹ntifadan›n gelece¤i hakk›ndaki düflünceleriniz nelerdir? Ebu Ahmet Fuat: Baflta flunu söylemeliyim, bu aflama Filistin Halk›n›n yaflad›¤› en önemli aflamalardan biridir. Filistin ‹ntifadas›, ulusal ve insani kurtulufl söylemini tafl›d›¤›ndan, bu aflama, Filistin ulusal ba¤›ms›zl›¤›n›n anlam›n› belirlemektedir. ‹ntifada, silahl› mücadele ve direnifli yükselterek mücadele yöntemlerini gelifltirmesiyle ve kulland›¤› araçlarla ba¤›ms›zl›k ve özgürlü¤ü sa¤lamaya yönelmektedir. ‹ntifadan›n amac›, Siyonist iflgali atmak, yerleflim birimlerini da¤›tmak ve baflkenti Kudüs olan bir Filistin devleti kurmakt›r. ‹ntifadan›n ba¤›ms›zl›k kavgas›n›n yan›nda, geri dönüfl kavgas› da verdi¤ini eklemeliyim. ‹ntifadan›n vard›¤› nokta ve gelece¤ine yönelik ise; Filistin halk› olarak hala nesnel koflullar›n dayatt›¤› bir kavgay› veriyoruz inanc›nday›m. Filistin direnifl tugaylar› öncülerinin basit ancak, Siyonist düflmana befleri (asker, silahl› yerleflimci) kay›plar verdirmede etkili yöntemlerle yükselttikleri, Filistin haklar mücadelesi. ‹srail iflgali topraklar›m›zda durdukça ‹ntifada ve direnifl sürecektir. Bar›fl görüflmeleri ve ölü Oslo anlaflmalar› yoluyla kazan›lmayan özgürlük, ba¤›ms›zl›k ve egemenlik sloganlar›n› ve bütün meflru haklarla ilgili sloganlar› ‹ntifada yükseltmifltir. ‹ntifada, bizi netli¤e götürmüfltür; politik bak›flta netlik, politik araçlarda netlik, hedefte netlik... ‹ntifada bafllamadan önce bir çok siyaset aç›s›ndan, bu yönün var olmad›¤› inanc›nday›m. Filistin mücadelesinin geçti¤i bu aflama, Filistin haklar›n›n gerçekten dile getirilmesi fleklini alm›flt›r. Ulusal kurtulufl aflamas›ndan geçti¤imize göre, bu aflama, söylemde iki yüzlülü¤ü ya da Filistin yönetiminin, Oslo'nun ölü söylemini kald›rmaz. Bu aflaman›n bir yüzü ve bir söylemi vard›r. Ulusal kurtulufl hareketi söylemi meflru direnifltir bu, intifadan›n en göz al›c› sonucudur ba¤›ms›z söyleme geri dönüfl. ‹ntifadan›n, direniflimizde yaratt›¤› yöntemlerle Filistin Halk›n›n hedeflerini do¤ru yola koyacak, gerçek ve do¤ru denkleme 30

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

ulafl›yoruz. Bu direniflçi yöntem, Filistin taleplerini gerçeklefltirecektir. Burada belkide, direniflçi ‹ntifadan›n gün be gün gerçeklefltirdi¤i zaferin kap›s›na ulaflmakta büyük mesafe ald›¤›m›z› söylemek uygun düfler. Di¤er taraftan, yabani Siyonist bir düflmanla karfl› karfl›yay›z. Düflman, Filistin halk›n› yok etmeye çal›flmaktad›r. Katliamlar yapma; Bat› fieria ve Gazze fieridindeki Filistin kamplar›na, flehirlere, köylere karfl› y›k›m uygulama politikas› gütmektedir. Buradan hareketle diyoruz ki, Filistin Halk›na karfl› kapsaml› bir savafl yürütme tercihi, ç›kmaz soka¤a girmifltir. ‹kinci olarak biz bir irade savafl›yla karfl› karfl›yay›z. fiaron ve savafl ekibinin, Filistin iradesini k›rmaya yönelik politikas› baflar›s›z olmufltur. Buna karfl›l›k, Filistin halk›, direnerek panzehir niteli¤inde bir cevap vermifltir. Bunu, bütün y›k›mlara, katliamlara ve ambargoya ra¤men yapm›flt›r. Amerika ve ‹srail'in birinci hedefleri budur; Filistin'in bükülmeyen direniflini hedef al›yorlar. Filistin halk›, Amerika destekli ‹srail gücünün, özledi¤i güvenli¤i sa¤layamad›¤›n› bütün dünyaya göstermifltir. fiaron da ‹ntifaday› bast›rma, kesme veya Filistin direniflini hedefleme gibi ça¤r›larla önüne koydu¤u görevinde baflar›s›z olmufltur, hatta tam tersi olmufltur. Mücadele yükseliyor, devrimci cevaplar veriliyor ve fliddetli bir direnifl yaflan›yor. fiehitlik eylemleri Siyonist düflman›n elini aya¤›na dolam›flt›r ve bütün Filistin yurduna yay›lan ‹srail iflgalini yenilgiye u¤ratm›flt›r. fiaron'un ve güçlerinin tercih ederek bafllatt›klar› kapsaml› savafl, Siyonist varl›¤a bir yarar getirmemektedir, aksine ‹srail toplumunun krizini artt›rm›flt›r. fiaron ve Filistin'in kan›na batan ordusunun ç›rp›n›fllar›n› artt›rm›flt›r. Filistin direnifl deneyi ispatlam›flt›r ki, iflgalciyi kay›ts›z flarts›z atma yolunda silahl› direnifl yöntemi cevap oluflturma gücüne sahiptir.

Ulusal Birli¤i Güçlendirmek Birinci Stratejimizdir ‹ntifada sürecinde FHKC'nin siyasi ve pratik mücadelede daha a¤›rl›kl› bir rol üstlenmesini nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Ebu Ahmet Fuat: Filistin'in Kurtuluflu ‹çin Halk Cephesi, FKÖ içindeki ikinci örgüt olarak FKÖ'nün kavgaya bak›fl›n› gelifltirmek ve yeni taktikler kul-


lanmak için çal›flm›flt›r. Halk Cephesi, Filistin ulusal birli¤ini pratikte güçlendirmeyi, birinci stratejisi saym›flt›r. ‹kincisi ise, Filistin politik tutumunu güçlendirmektir. Bu da direnifli ve silahl› mücadeleyi yükseltmekle olabilirdi. fiehit Ebu Ali Mustafa Tugaylar›n›n, Aksa fiehitleri Tugaylar›, ‹zzettin Elkassam Tugaylar› ve Kutsal Cihat Tugaylar›yla eflgüdümlü nitelikli eylemleri olmufltur. ‹flgale karfl› direniflte ortaya ç›kacak en iyi ulusal birlik resmidir bu. Biz Filistin'in Kurtuluflu ‹çin Halk Cephesi olarak bütün güçlere, politik karar inflas›nda ve demokratik metod üzerinde yükselen bir siyasi temsil oluflturmada etkin rol oynamalar› ça¤r›s› yap›yoruz. Filistin'in birleflik söylemini kristallefltirmeye çal›fl›yoruz.

Oslo Söylemine Dönüfl Yok Filistin Otoritesi fiilen yokedilme aflamas›nda. Buna ra¤men teslimiyetçi politikalar›n› sürdürerek Ahmet Saadat gibi önderleri, devrimcileri tutuklamakta. Filistin Otonomik Yönetiminin bugününü ve gelece¤ini nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Ebu Ahmet Fuat: Filistin Otonomik Yönetiminin ve Oslo söylemine tutunan politikas›n›n y›k›lmas› hakk›nda, son geliflmeler ›fl›¤›nda, Filistin sokaklar›n›n temsil ettikleri, Filistin direniflinin büyük bir dirençle temsil ettikleri ve büyük bedellerle sunduklar› ›fl›¤›nda Filistin söyleminde özde bir de¤ifliklik olmas› gerekti¤ine inan›yorum. Filistin halk›n›n hakl› talepleri do¤rultusunda bir giriflime yol açmal›. Eskiye dönüfl, ‹ntifada öncesine dönüfl, kesinlikle yok. Oslo ürünü görüflmelerin oluflturdu¤u k›s›r döngü içinde dolanmaya dönüfl yok. Oslo söylemine dönüfl yok. ‹flgalciyi Filistin topraklar›ndan atmakla temsil edilen yeni bir Filistin söylemi öne ç›km›flt›r. Ancak biz önceden de biliyoruz ki, Filistin yönetimi, Amerikan labirentine yeniden girecek ve kendisine bir çok manevralar yapan ve onu kerelerce aldatan ‹srail taraf›yla güvenlik irtibat›na geçecektir. Biz Filistin yönetimine de¤il, halka güveniyoruz. Halk, mücadelesiyle Filistin egemenli¤ini ve taleplerini vurgulam›flt›r. Filistin'in talepleri aç›kt›r. Pazarl›¤a veya taviz vermeye aç›k de¤ildir. Bu talepler uluslararas› hukuk kararlar›n›n uygulanmas›yla temsil edilmektedir. Bu kararlar, ‹srail'in 4 Haziran s›n›rlar›na kadar Filistin topraklar›ndan çekilmesi, iflgalin bitirilmesi, yerleflim birimlerinin da¤›t›lmas›, tam egemen ve baflkenti Kudüs olan Filistin devletinin kurulmas› ça¤r›s› yapmaktad›r. Ve bundan da önemlisi Filistinli mültecilerin topraklar›na geri dönmesidir. Daha önce de söyledi¤im gibi Filistin halk›n›n kavgas›n› verdi¤i ana konulardan biri, geri dönüfl hakk›nda somutlanmaktad›r; mültecilerin geri dönüfl hakk›. Ayn› flekilde Halk Cephesi, genel sekreteri devrimci yoldafl Ahmet Saadat'›n

Ebu Ahmet Fuat Mücadele yükseliyor, devrimci cevaplar veriliyor ve fliddetli bir direnifl yaflan›yor. fiehitlik eylemleri Siyonist düflman›n elini aya¤›na dolam›flt›r ve bütün Filistin yurduna yay›lan ‹srail iflgalini yenilgiye u¤ratm›flt›r. ve Filistin yönetimi hapishanelerinde tutuklu bulunan bütün siyasetlerden siyasi tutuklular›n ve mücadeleci yoldafllar›n serbest b›rak›lmas›n› talep etmektedir. Filistin yönetiminden, Filistin halk›n›n ç›karlar›na hizmet eden aç›k bir politika izlemesini ve ‹srail Amerikan flartlar›ndan, dayatmalar›ndan uzaklaflmas›n› talep ediyoruz. fierefli mücadelecilerin, baflta genel sekreter Ahmet Saadat'›n tutuklanmas› hedefli Filistin yönetimi baflkan› Yaser Arafat'›n emirler telkin etme politikas› hakk›nda ise, Filistin Yönetimine kendini düflürdü¤ü bu zay›f noktadan ç›karmas› ça¤r›s› yap›yoruz. Yürüttükleri tutuklama kampanyas›yla ‹srail, Amerikan tuza¤›na düflmemeleri için uyar›yoruz. Filistin halk›n›n bütün bu efsanevi direniflinden sonra, Filistin Yönetimi hapishanelerindeki siyasi tutuklular›n tümünün serbest b›rak›lmas› yoluyla bir ödül olmal›d›r... Bu, yoldafllar›m›z ve devrimci yoldafl›m›z Ahmet Saadat'›n derhal serbest b›rak›lmas› için defalarca sokaklarda kitlesel gösteriler yapan Filistin halk›n›n talebidir. Art›k, Filistin yönetiminin, tutuklu devrimcilerin serbest b›rak›lmas› gibi halk›m›z› mutlu edecek bir ad›m atmas›n›n zaman› gelmifltir. Filistin'in Kurtuluflu ‹çin Halk Cephesi, bütün zorluklara ve yaralara ra¤men ulusal birli¤in kutsal oldu¤unun bilincindedir.

FHKC, Genel Sekreteri Ahmet Saadat'›n tutuklanmas› sonras›nda FKÖ Yürütme Konseyinden çekildi. Bu tavr›n›z› de¤erlendirir misiniz? Ebu Ahmet Fuat: Halk Cephesinin, FKÖ Yürütme Komitesindeki üyeli¤ini ask›ya alma karar›, genel sekreter yoldafl›m›z Ahmet Saadat'›n tutuklanmas›n› protesto amaçl›d›r. Ayn› zamanda Filistin yönetimi taraf›ndan, FKÖ'nün ulusal birlik program› olan Ulusal Birlik Anlay›fl› Program›n›n ihlal edilmesini protesto amaçl›d›r. Çünkü bu tutuklama, ulusal birlik ruhuna ve farkl›l›k demokrasisi üzerinde yükselen Ulusal Birlik Anlay›fl› Program›na bir darbe anlam›na gelmektedir. Ve de ulusal politik program›n gözard› edilmesidir.

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

31


Filistin Halk Kurtulufl Cephesi FHKC, George HABBAfi liderli¤indeki 1962’de Marksist Leninist oldu¤unu ilan eden Geriye Dönüfl Yi¤itleri ile Ahmet C‹BR‹L liderli¤inde kurulan Filistin Kurtulufl Cephesi’nin birleflmesiyle kuruldu. Kuruluflunu 21 Aral›k 1967’de yay›nlad›¤› bir bildiriyle ilan etti. FHKC, Filistin ulusal kurtulufl savafl›n›n s›n›fsal bir temele oturtulmas›n› savunmakta, sosyalizmi hedeflemektedir. Filistin davas›n› dünyaya duyuran etkili gerilla eylemleriyle ad›n› duyuran FHKC’nin, genel sekreteri Ebu Ali Mustafa’n›n ‹srail taraf›ndan geçen y›l katledilmesinden sonra askeri kanad›, fiehit Ebu Ali Mustafa Tugaylar› ad›n› ald›.

Kahramanl›k ve fiehitlik Eylemleri Filistin Davas›n› dünyaya tan›tanlardan biri olarak FHKC daha önce flehitlik eylemine baflvurmam›flt›. fiimdi k›sa sürede bir çok kere bu eylem biçimine baflvurdu. Bunu de¤erlendirir misiniz? Ebu Ahmet Fuat: 1967'de kuruluflundan beri gerilla faaliyeti içindeyiz. Halk Cephesinin, her aflamada do¤as› flehitlik olan eylemleri görülmüfltür. Eskiden eylemler Ürdün, Güney Lübnan ve iflgal alt›ndaki topraklar (Bat› fieria ve Gazze fieridi) üzerinde yap›lm›flt›r. Ancak bugün, yeni somut flartlar alt›nda, ‹ntifadan›n ›fl›¤›nda Filistin mücadelesinin kazand›¤› devrimci silahl› faaliyete yeni bir bak›fl ve bu bak›fla efllik eden yeni taktikler ›fl›¤›nda diyebilirim ki, biz özellikle ‹ntifada aflamas›nda ki, kendi askeri kanatlar›n› ve vurucu güçlerini ortaya ç›karm›flt›r, Siyonist düflman mevzilerini vurmaktay›z, topraklar›m›z üzerindeki askerlerini ve askerileflen yerleflimcilerini hedeflemekteyiz. Biz çat›flmada yeni bir denklem aç›yoruz; düflman kald›ramayaca¤› ölçüde insan kayb› vermeli, ekonomik zarara girmeli ve flu sonuca ulaflmal›; toprak iflgalini sürdürmek bana befleri aç›dan pahal›ya mal oluyor. Bu bir yönü... Di¤er yönden ise, fiehit Önder Ebu Ali Mustafa Tugaylar› öne ç›kan eylemlerinde yeni bir yöntem ve taktik kullanm›flt›r; patlay›c› yerlefltirme. En son birkaç gün önce oldu¤u gibi Netsarim yerleflim birimine giden yola yerlefltirilen patlay›c›, yoldan geçen asker dolu bir tank› tahrip etmifl ve peflinden gelen yerleflimcilere ait bir araç da patlaman›n fliddetinden yan›p tahrip olmufltur. Bu eyleme kahraman flehit Sad›k Ahit Abdülhaf›z'›n, Karni Tesemuron'da gerçeklefltirdi¤i kahramanl›k ve flehitlik eylemini eklemeliyim. Bunlara Aksa Tugaylar›n›n, ‹zzettin ElKassam Tugaylar›n›n, Halk Direnifl Tugaylar›n›n, Kutsal Cihat Tugaylar›n›n nitelikli eylemlerini eklemeliyim. Biz burada, en yeni Amerikan silahlar›yla donanm›fl Siyonist düflmana karfl› Filistin direniflinin kulland›¤› yeni bir yöntem görüyoruz. 32

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

ABD'nin Irak'a sald›r›, Somali'ye operasyon haz›rl›klar› ve Yemen'de süren operasyon gibi geliflmeleri gözönüne ald›¤›m›zda bölgenin yak›n gelece¤ini nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Ebu Ahmet Fuat: Bölgeye yönelik ve Irak gibi kuflatma alt›ndaki Arap ülkelerini ABD’nin bat›n›n hedeflemesine yönelik de¤erlendirmelerimiz; baz› devletler ve biz Arap bölgesi halklar›, Irak halk›na karfl› her türlü sald›r›n›n karfl›s›nday›z. Irak'a uygulanan ambargonun kald›r›lmas›n› talep ediyoruz. Arap resmi tutumunun güçlendirilmesi, ABD'ye, savafl alan›n› geniflletme ve Irak'› hedefleme f›rsat› vermemek aç›s›ndan bugün zaruri bir talep halini alm›flt›r. Dick Cheney'in bölge turu ve de bölgedeki görevi, Irak önderli¤inin, hükümetinin ve soylu halk›n›n hedeflenmesi ve vurulmas›ndan baflka bir fley de¤ildir. ABD, Irak, ‹ran, Suriye, Lübnan gibi kendi söylemi ve egemenli¤i d›fl›na ç›kan baz› ülkelerin direniflinde hala kendi tabiriyle fler ekseni görmektedir. Çünkü bu devletler, bölgeyi egemenli¤i ve hakimiyeti alt›na almak isteyen zalim ABD politikas›na direnmektedirler; Siyonist varl›¤› ve ‹srailli savafl suçlular›n› tutan ABD politikas›na direnmektedirler.

“Terörle Mücadele” Amerikan Terörünün Gizlenmesidir ABD’nin "terörle mücadele" ad› alt›nda bütün dünya halklar›na ve ilerici, devrimci örgütlerine savafl ilan› tutumunu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Buna karfl›l›k halklar›n ve ilerici, devrimci örgütlerin görevleri hakk›nda neler düflünüyorsunuz? Ebu Ahmet Fuat: ABD'nin fakir devletlere ve toplumlara karfl› önderlik etti¤i zalim savafllar ya da sözde “terörle mücadele” bizzat Amerikan terörünün gizlenmesinden baflka bir fley de¤ildir. Amerika güç kullanmakta ve gösteriflli askeri güç yoluyla dünya egemenli¤i hedefini sa¤lamaya çal›flmakta ya da kendini dünyan›n lideri tek imparator olarak atamaktad›r; bunu gizlemeyi amaçlamaktad›r. Amerika uçuruma, savafllara ve y›k›ma götürmektedir. Afganistan'da olan budur, daha önce Somali'de, Afrika'da ve baflka yerlerde olan budur. Bugün de ABD, Arap bölgesindeki ileri sömürge üssü olarak ‹srail'de vücut bulan Siyonist iflgali destekleyerek emperyalist sömürgeci söylemini sürdürmektedir ‹srail arac›l›¤›yla bölge devletlerini tehdit ederek, ABD siyasetinin egemenli¤i sa¤lanmaktad›r ve bölgedeki ç›karlar› korunmaktad›r. Bunun yan›nda emperyalist devletlerin lideri Amerika, politikalar›ndan vazgeçmemekte ve Irak'a uygulanan ambargoyu kald›rmamaktad›r. Tersine, Irak halk›n›n direniflini hedef almak ve diz çöktürmek amac›yla yeni sald›r› haz›rl›klar› yapmaktad›r. Bölgedeki Amerikan üslerini güçlendir-


mektedir. "Türkiye'deki ABD üsleri"ni kullanarak, ortak eflgüdümle böyle bir göreve Türk ordusunu, yan› s›ra ‹srail-Türkiye askeri iflbirli¤ini, Arap (Basra) körfezi devletlerindeki (Umman, Suudi Arabistan) Amerikan üslerini kullanmak istemektedir. Terörle mücadele iddias›yla sürdürülen ortak harekatlar, art›k çok deflifre olmufl demagojilerdir. Çünkü ABD'nin hedefleri aç›kt›r. Bu aldatma yöntemlerine bölge halklar› yabanc› de¤ildir. Di¤er taraftan, maalesef baz› Avrupa devletlerinin tutumunun Amerikan kanal›nda akt›¤›n› görüyoruz. Britanya'n›n Tony Blair'le temsil edilen tutumunda gördü¤ümüz gibi Anglosakson söylemi birlefltirme (‹ngilizce konuflan devletler) tavr›, sömürgeci bat› devletleri aras›nda egemenlik çat›flmas› çerçevesinde olmaktad›r.

Mücadelemiz Mücadelenizle Omuz Omuzad›r 30 Mart, Filistin mücadelesinde bir s›çraman›n y›ldönümü "Toprak Günü" (1), Türkiye'de THKP-C ve di¤er baz› silahl› devrim cephesinin önder kadrolar›n›n katledildi¤i gündür. Bu vesileyle Filistin ve Türkiye Halklar›n›n mücadelesi için ne söyleyeceksiniz? Ebu Ahmet Fuat: 30 Mart Filistin toprak günü olarak, topra¤› savunma ve halk›n, özgürlük ve ba¤›ms›zl›¤› savunma yolunda ödedi¤i bedeller ba¤lam›nda önemli devrimci anlamlar tafl›maktad›r. Ayn› flekilde 30 Mart'›n Türkiye'de devrim flehitleri nezdinde devrimci anlam› oldu¤unu görüyoruz. DHKP-C'nin kurulufl y›ldönümüne de denk geliyor. Halklar›n birbiriyle dayan›flmas› güç verir. Halk›m›z›n ortak hedefleri olan kurtulufl, ilerleme ve bay›nd›rl›k (2) mücadelemiz mücadelenizle omuz omuzad›r. Bu münasebetle, derginiz arac›l›¤›yla Filistin ‹ntifadas›yla dayan›flma içinde bulunan dost Türk halk›na selamlar›m› sunar›m. (1) İsrail’in 1948’de işgal ettiği Filistin topraklarında yaşayan Filistinlileri bu topraklardan atmak için 1976 yılında bazı bölgelerde başlattığı askeri operasyonlara karşı Filistin halkının birçok şehit ve yaralı verme pahasına yükselttiği direniş kastediliyor. Filistinliler bu günü, vatan topraklarına sahip çıkacakları bir ulusal mücadele günü olarak kutluyorlar. (2) Filistinli Kurtuluş örgütleri burada, önce ülkelerindeki işgalden kurtuluşu, özgürlüklerini kazanmayı ve daha sonra ülkelerini yeniden her alanda inşa etmeyi, kalkındırmayı -ekonomik, sosyal, kültürel...- yapılandırmayı kastediyorlar.

Tanklar ve Direnifl... “Terör” Yalan› ve Yüzbinlerin Destek Gösterileri... 27 Mart’da Beyrut’da yap›lan Arap Birli¤i Zirvesi’nin tart›flmalar› günler öncesinde bafllad›. Tart›flma, zirveye Arafat’›n kat›l›p kat›lmayaca¤›yd›. ‹srail son gün; “ABD, Arafat’›n Bat› fieria ve Gazze’ye dönmeyece¤i garantisini verirse izin veririz” aç›klamas› yaparak Arafat’› Filistin topraklar›ndan sürgün etmenin f›rsat› olarak kullanmak istedi. Arafat ise böyle bir durumda toplant›ya kat›lmayaca¤›n› aç›klad›. Arap ülkeleri, bir yandan Filistin’e destek aç›klamalar› yaparken, ‹srail’i hakl› olarak terörist olarak tan›mlarken, öte yandan ABD’nin izni d›fl›nda ‹srail’in karfl›s›na dikilmeme tavr›na devam etti. Bu da yetmedi; zirveyi düzenleyen Lübnan, Arafat’›n uydu arac›l›¤›yla toplant›ya kat›lmas›n› engelledi, bunun üzerine Filistin heyeti toplant›y› terk etti. Arap iktidarlar›n›n iflbirlikçili¤i, basiretsizli¤i bir kez daha ortaya ç›kt›. ABD-‹srail istemedi, Arafat konuflturulmad›. Filistin direnifl güçleri ise tüm bu diplomatik oyunlar›n uza¤›nda, ‹srail iflgaline, tanklara karfl› bomba yapt›¤› bedenleriyle, silahlar›yla direniyor.

Direnifle, son dönemdeki en kitlesel destek gösterileri de, Filistin halk›n›n hakl› direniflinin ABD’nin “terör” demagojisine karfl›n, dünya halklar› taraf›ndan desteklendi¤ini gösterdi. 24 Mart’da Suriye’de 100 bin kifli, ayn› gün Fransa’da izin verilmemesine ra¤men 10 bin kifli, Arap Birli¤i Zirvesinin yap›ld›¤› Beyrut’da 27 Mart günü onbinlerce insan Filistin için yürüdü. “Uluslararas› Güçler”in “Tek Müslüman Ülkesi” Filistinli ve ‹sraillilerin birarada yaflad›¤› El Halil kentinde 5 y›ld›r görev yapan “Uluslaras› Gözlemci Gücü” askerlerine yap›lan sald›r›da Türkiye’den bir binbafl› öldü, bir yüzbafl› yaraland›. Sald›r›y› kimin yapt›¤› netleflmemesine ra¤men; ‹srail bunu “bak›n iflte terör” demogojisine malzeme haline getirmek istiyor. Filistinliler sald›r›y› protesto ettiklerini aç›klad›lar. Türkiye, ‹sveç, Norveç, ‹talya ve ‹sviçre askerlerinden oluflan bu güçte “tek müslüman ülke” olmakla övünüyor oligarfli. Emperyalistlerin askeri olman›n, müslüman ülkelere ABD ç›karlar› için asker göndermenin böyle bedelleri vard›r.

“Terör Örgütleri Listesi”ne Al›nan El Aksa fiehitleri Tugay›

“Gö¤sümüzde Tafl›yaca¤›m›z Bir fieref Madalyas›d›r” El Fetih'e ba¤l› El Aksa fiehitleri Tugay› da ABD taraf›ndan “terör örgütleri listesi”ne al›nd›. Yar›n Arafat ve El Fetih de o listeye dahil edilirse kimse flafl›rmas›n? Bunun için Arafat’›n, El Fetih’in özel olarak bir fley yapmas›na gerek yoktur; ABD ç›karlar›, Ortado¤u politikas› bunu gerektirdi¤inde onlar da terörist ilan edilir. ABD’nin listelerinin tek k›stas› ç›karlar›d›r. Dünya halklar› nezdinde hiçbir ciddiyeti, geçerlili¤i ve meflrulu¤u yoktur bu listelerin. El Aksa fiehitleri Tugay› komutanlar›ndan Nas›r Aveys’in yapt›¤› aç›klama da bunun kan›t›d›r; “Bu, gö¤sümüzde tafl›yaca¤›m›z bir fleref madalyas›d›r. Gerçek suçlu, dünyan›n bir numaral› terörist ve suç ülkesi olan ‹srail'i koruyan ABD’dir. El Aksa fiehitleri Tugay›, Amerikan karar›na ald›rmayarak, direnifl ve flehitlik yolunda ‹srail'e yönelik sald›r›lar›na devam edecektir.”

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

33


Türkiye-ABD-‹srail ‹ttifak›;

Halklar›n

Kan›yla

Beslenen

‹ttifak Oligarfli durmadan “Türkiye’nin stratejik önemi”nden bahsedip durur. Bunu da ço¤u zaman emperyalistlerden para dilenmek için yapar. Bu demagojinin alt›n› doldurmak için söylenenlerin büyük ço¤unlu¤u hamasi, “büyük devlet” uydurmas› ve yalan da olsa, gerçek olan stratejik bir önemi vard›r; Ortado¤u, Balkanlar ve Kafkaslar’da Amerikan ç›karlar›n›n bekçili¤i. Ortado¤u’da bu bekçilikte Türkiye yaln›z de¤ildir. Bölge halklar›n›n ony›llard›r kan›n› döken ‹srail ile Türkiye ittifak›, Amerika’n›n bölgedeki ç›karlar›n› koruyan, askeri-siyasi-ekonomik her alanda geliflen ve bölge halklar›na karfl› kurulan bir ittifakt›r. ‹ttifak›n mimar› Amerika’d›r. Bu nedenle bu ittifak gerçekte ikili de¤il üçlüdür; Türkiye-ABD‹srail. Dünya halklar›n›n, bölge halklar›n›n birarada bar›fl içinde yaflamas› için de¤il; daha fazla kan, daha fazla sömürü için kurulmufltur bu ittifak. “Türkiye’nin ç›karlar›” diye diye Türkiye halk›na dayat›lan iflte bu iliflkilerdir. Tüm dünyan›n ad›n› lanetle and›¤› ABD ve ‹srail ile Türkiye neden müttefik olur? fiu meflhur “Türkiye’nin ç›karlar›” bu ittifak içinde ne anlama gelir? Bir yandan “kardefl Filistin” yalanlar›, öte yandan Türkiye’de Konya ovas›nda e¤itilen ve her gün Filistinli kan› döken ‹srail uçak pilotlar›n›n anlam› nedir? Bölgede onlarca ülke varken, neden Türkiye-ABD-‹srail ortak tatbikatlar yapar? Türkiye halk› açken ordu neden ‹srail tekellerine uçak-tank ihaleleri verir? GAP köylüsü iflsizlik yüzünden kentlere göçettirilirken, neden GAP’dan binlerce km’lik toprak ‹srail tekellerine sat›l›r?.. Sorular uzay›p gidiyor, gerçek tüm bu sorular›n cevaplar›yla birlikte ortaya ç›k›yor; Türkiye-ABD-‹srail ittifak›, bölge halklar›na karfl› kurulmufl ve halklar›n kan›n› döken fler ittifak›d›r. ‹srail’in döktü¤ü kan, ABD’nin bölge halklar›n›n döktü¤ü kan›, oligarflinin döktü¤ü halk›m›z›n kan›... tümünde kan ve dolar üzerine kurulu bu ittifak›n pay› vard›r. 34

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

Oligarfli, ABD’den Sonra ‹srail’in Temel Müttefikidir ‹srail oluk oluk Filistin kan› ak›t›yor Ortado¤u’da. Bu kan sadece Ortado¤u topraklar›n› sulam›yor; ayn› zamanda Türkiye topraklar›na da ak›yor. Neden mi? Çünkü, ‹srail-Türkiye askeri, siyasi, ekonomik iflbirli¤i, askeri e¤itim, ortak tatbikat gibi direk dökülen kandan sorumlulu¤un ötesinde, bölgede ‹srail’i güçlendiren, daha fazla kan dökmesine hizmet eden bir ifllev görmekte. Emperyalist tekellerin ç›karlar› için oluflturulan “uluslararas› askeri güçler”de “tek müslüman ülke” olmakla övünen oligarfli, ‹srail ile böyle bir iliflki gelifltiren “tek müslüman ülke” olmakla da övünebilir. Ama oligarflinin, dini, iman›, müslümanl›¤› yoktur. Bunlar yeri geldi¤inde kulland›¤› basit birer malzemeden baflka bir fley de¤ildir. Dolar’›n dini, iman›, de¤eri, ahlak› yoktur. Bu ittifak da dolar üzerine oturur. Oligarfliye verilen rüflvetler karfl›l›¤›nda, Amerikan tekellerinin petrol karlar› vard›r. Sadece Ortado¤u, sadece müslüman ülkeler de¤il, tüm dünyada ABD’den sonra ‹srail’in en temel müttefiki Türkiye’dir. Bu iliflki öyle gizli sakl›, ya da yeni de¤ildir. Ony›llara dayanan aleni bir iliflkidir. Ordu-polis personelinin karfl›l›kl› e¤itiminden tutun da, ‹srail silah tekellerine verilen ihalelere kadar bir çok alanda vard›r. Türkiye oligarflisinin her kesimi, tüm düzen partileri bu halk düflman› ittifak›n savunucusudur. Ordu ise, savunucusu olman›n ötesinde iliflkilerin mimar›, yürütücüsü durumundad›r. Bugün ‹srail’i en çok elefltiren, “müslüman kan› dökülüyor” diyerek Filistin için gözyafl› döktü¤ünü söyleyen islamc›lar, Erbakanlar da bu iliflkiyi iktidarlar› döneminde sürdürmüfl, hatta yeni askeri anlaflmalarla gelifltirmifllerdir. Gözyafllar›, yavrusunu yedikten sonra a¤layan timsah›n gözyafllar› gibidir, sahtedir.


Amerika’n›n Jandarmalar› ABD ile birlikte Türkiye-‹srail iliflkileri yeni de¤ildir demifltik. ‹ran’da fiah’›n devrilmesi ile birlikte bölgede do¤an Amerikan jandarmal›¤› rolü için de en uygun ülke Türkiye idi. ABD, bölgede ‹srail ile Türkiye’yi ç›karlar›n› koruyacak jandarmal›¤›n› yapacak güçler olarak iliflkilerini gelifltirmeye yönlendirmeye bafllad›. Pazarl›klar›n, görüflmelerin, anlaflmalar›n bir ço¤u da Amerika’da yap›l›yordu. ABD’nin denetimi, onay› ve yönlendirmesiyle Özal iktidar› döneminde daha da geliflen Türkiye-‹srail iliflkileri, öncesinde daha çok gizil ikili anlaflmalarla s›n›rl›yd›. Özal dönemiyle birlikte ise, daha aç›k hale geldi. Karfl›l›kl› ziyaretler, anlaflmalarla geliflen iliflkilerle Arap ülkelerinin rahats›zl›klar›na ra¤men Kudüs Konsoloslu¤unun aç›lmas›, siyasi iliflkilerin flekillenmesinin ard›ndan askeri ve ekonomik iliflkiler de geliflmeye bafllad›. Türk-‹srail ‹fl Konseyi kuruldu. Dönemin D›fliflleri Bakan› Hikmet Çetin’in ‹srail ziyaretleriyle pekifltirdi¤i bu iliflkilerde, Serbest Ticaret Anlaflmas› karar› al›nd› ve Baflbakan Demirel taraf›ndan imzaland›, 10 May›s 1997’de yürürlü¤e girdi. Bu anlaflma karfl›l›kl› olarak birbirine ihaleler vermenin önünü açan ve bugün GAP topraklar›n›n ABD ortakl› ‹srail tekellerine peflkefl çekilmesine kadar uzanacak olan ticari iliflkilerde dönüm noktas› oldu. Bu ihalelerden Türkiye’nin ‹srail’e verdikleri silahlanma a¤›rl›kl›yd› ve ABD’nin Türkiye-‹srail ittifak›na biçti¤i role uygundu. Sadece bir y›l içinde F-4 Phantom uçaklar›n›n ve F-5 uçaklar›n›n modernazisyonu ayr› ayr› iki ihale olarak ‹srail’e verildi. Son dönem, kriz günlerinde dahi ordunun tank modernizasyon ihalesini ‹srail’e vermesi gibi bugüne kadar irili ufakl› onlarca buna benzer silah anlaflmalar› imzaland›. En büyük proje ise, halen görüflmeleri süren “OK” ortak savunma projesidir. Haz›r ve çal›fl›r durumdaki “OK”; Patenti ABD’ye ait olan ve baflka ülkelere sat›lmas› ABD’nin onay›na ba¤l› olan ‹srail füze savunma projesidir. Bu projeye Türkiye’nin dahil edilmesinin görüflmeleri 2001 y›l›nda bafllad› ve halen sürüyor. Türkiye'ye 'Ok' konuflland›r›lmas›, Ankara ile Tel Aviv aras›ndaki stratejik iliflkiyi flu ana kadar oldu¤undan daha da ileri boyutlara götürecek, Türkiye ile ‹srail'i 'ortak' bir füze savunmas› alt›nda birlefltirecek. Bunun siyasi ve askeri bir tek anlam› vard›r; ‹srail kime düflmansa, kimi tehdit görüyorsa, Türkiye de onu “ortak tehdit” olarak görüyor demektir. ‹srail ise Türkiye’ye inflaat vb. sektörlerde ihale veriyordu; Ben Gurion havaliman›na yeni bir terminal yap›m›n›n faflist Ceylan ‹nflaat’a, yine baflka bir havaalan›n yap›m›n›n Alarko’ya verilmesi bunun örnekleri aras›nda yerald›. 1967 Arap-‹srail Savafl› gibi Ortado¤u’da savafllara neden olan “su sorunu”nda da ‹srail’in yan›nda yine

Türkiye vard›r. “Bar›fl Suyu Projesi” ad›yla Özal’›n yapt›¤› anlaflma tüm iktidarlarca sürdürüldü. GAP’›n sat›fl› bu anlaflman›n devam› olarak geliflti. GAP’dan ‹srail’e daha bugünden sat›lan topraklar; Türkiye-‹srail-ABD ittifak›n›n ekonomik alanda en aç›k belgesi niteli¤indedir. GAP'ta kurulacak serbest bölgede özellikle sulama sistemleri, enerji, tar›m ve hayvanc›l›kla ilgili yat›r›mlar ABD-‹srail ortakl›¤› ile gerçekleflecek. Kutsal üçlü GAP’da da birarada.

Türkiye-‹srail ‹liflkilerinde Ordu ABD öncülü¤ünde Türkiye-‹srail aras›ndaki iliflkilerde, yap›lan tüm askeri anlaflmalarda, silah ihalelerinde ordu belirleyici durumdad›r. Denilebilir ki, ordu; kat›ks›z bir ‹srail dostudur, dolay›s›yla Amerikanc›d›r. Türkiye-‹srail iliflkilerinde Türkiye taraf›ndan hükümetlerin de¤il, ordu’nun baflrolde olmas›, hem Amerika hem de ‹srail’in tercihi ve onlar için bir güvencedir. Öyledir ki, 23 fiubat 1996’da dönemin Genelkurmay ‹kinci Baflkan› Çevik Bir’in imzalad›¤› ve ‹srailli pilotlar›n Türkiye’de, ölüm mangalar›n›n da Siyonist katillerce e¤itimini öngören anlaflmada oldu¤u gibi hükümetlerin, TBMM’nin onay› ve bilgisi dahi olmadan anlaflmalar imzaland›. Hükümet ve halk›m›z bu anlaflmay› ‹srail bas›n›ndan ö¤rendi.

Halklar›n Kan› Üzerine Kurulu ‹ttifak Türkiye ile ‹srail’in imzalad›klar› askeri e¤itim, savunma sanayi iflbirli¤i anlaflmalar› Türkiye topraklar›nda ‹srail savafl uçaklar›n›n e¤itimine kadar geliflti. ‹srail de Türkiye’nin askerini, polisini e¤itiyordu. Onlar en uzman olduklar› konularda; suikast, iflkence yöntemleri konular›nda e¤itiliyordu. Susurlukçular›n elinde birden “s›r” olan uzi silahlar ‹srail taraf›ndan “hibe” ediliyor, Susurlukçular›n “bo¤ma telleri”nde Made ‹n ‹srail yaz›yordu. ‹ttifak öyle kan ve dolar üzerine kurulmufltu ki; ölüm mangalar›, Susurlukçular, özel timler ‹srail’den, ABD’den e¤itimlerini, silahlar›n› al›p, halk›m›z› katlettiler. Konya’da e¤itilen ‹srail pilotlar› gidip Bat› fieria’da, Gazze’de, Ramallah’da Filistinli kan› döktüler. Kanl› iliflkiler öyle geliflti ki; dün, Özal döneminde Ariel fiaron, Sabra ve fiatilla kamplar›nda yapt›¤› katliam›n hemen ertesinde, elindeki kan kurumadan gizlice Türkiye’ye geliyordu; bugün Amerikanc›l›kta Özal’›n miras›n› sürdüren Ecevit iktidar› da dünyan›n bu en eli kanl› teröristinin elini Filistin kan›n› en çok döktü¤ü günlerde Ankara’da s›k›yordu. Onlar birbirinin kanl› ellerini s›kadursun, katliamc›lar›n kanl› ittifak› gelifltikçe, halklar›n da kardeflli¤i daha büyüyecektir. Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

35


ABD baflkan›, bakanlar› dünyan›n çeflitli bölgelerinde “ziyaretlerine” devam ediyorlar

Halklara Karfl› Savafl Turu ABD Baflkan› Bush, geçen hafta Latin Amerika’dayd›... Önce Peru’ya, ard›ndan El Salvador’a gitti. Peru’da, Bush’a haz›rlanan karfl›lama, ABD büyükelçili¤i yak›n›nda patlayan bombayla bafllam›flt›. Ayn› gün baflkentin caddeleri Bush’u protesto eden afifller ve yaz›larla doldu. “Terör örgütünden mi korkaca¤›m” diye “kahramanl›k” taslayan Bush’un bu “kahramanl›¤›na” ra¤men, program›n›n bir çok bölümü iptal edildi. Bush’un Peruya ayak bast›¤› gün de gösteriler yap›ld›. Tüm uflak iktidarlar gibi Peru iktidar› da gaz bombalar›yla da¤›tt› göstericileri. Bush, Peru’da, Kolombiya ve Bolivya devlet baflkan›yla da görüfltü. Ertesi günü de El Salvador’a gitti... Aç›klamalara göre, görüflmelerin, ziyaretlerin amac›; ABD’nin bu ülkelerin “serbest piyasa ekonomisine” destek olmas›ym›fl. Ama görüflmelerin as›l oda¤›n›n, halk›n mücadelesinin, emperyalizme direniflinin, “sosyal patlamalar›n”, “gerilla savafllar›n›n” önlenmesi oldu¤unu herkes biliyor.

ABD Ziyaretlerinin Gündemi: Emperyalizme direniflin bast›r›lmas›! Bush, Latin Amerika turundan önce Asya turuna ç›km›flt›. “fier ekseni” olarak ilan etti¤i üç ülkeden biri olan Kuzey Kore’ye karfl› bir gözda¤› amac›n› tafl›yan bu geziyle ayn› günlerde, ABD D›fliflleri Bakan› Colin Powell de Güney Asya turundayd›. Güney Asya’daki en önemli gerilla hareketlerinden birinin bulundu¤u Nepal, Powell’in en önemli u¤rak yeriydi tabii. Ve ayn› dönemde Bush’un bafl yard›mc›s› Cheney de, Ortado¤u’da dolafl›yordu. ‹ki hedefi vard› Cheney’in; Filistin direnifli ve Irak. Tablo esas›nda fazla tarif gerektirmiyor. Bush, Kolombiya yönetimiyle FARC’› nas›l sindireceklerini, Peru yönetimiyle Ayd›nl›k Yol’u nas›l yokedeceklerini, Powell Nepal Krall›¤›yla Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in gerilla savafl›n› nas›l bast›racaklar›n› konufluyor.

36

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

Filipinler’le Ebu Sayyaf gerillalar›n›n yokedilmesi konufluluyor. Ortado¤u ülkeleriyle Filistin direniflinin bast›r›lmas› konufluluyor. Türkiye oligarflisiyle ABD’nin konufltu¤u konular, Irak’a müdahale ve PKK ve DHKP-C. Asya, Ortado¤u, Latin Amerika... Nerede halklar›n direnifli varsa, nerede emperyalizme, iflbirlikçi oligarflilere karfl› bir mücadele varsa, Amerika orada direniflleri yoketmek istiyor. Sorunun “islamc›lar” sorunu olmad›¤› da bütün bu ziyaret trafi¤i içinde daha aç›k görülüyor.

Amerikan imparatorlu¤u, yeni s›n›rlar çizmek istiyor Amerika, dünyan›n fiziki veya “siyasi egemenlik” s›n›rlar›n›, Amerikan tekellerinin ç›karlar›na göre, yeniden çizmek istiyor. 10 y›l öncesine kadar, tümüyle “egemenlik ve sömürü alanlar›n›n d›fl›nda olan” Balkanlar ve Orta Asya ve Kafkas ülkeleri baflta olmak üzere, dünyan›n her yerinde egemenli¤ini pekifltirmeye çal›fl›yor. “Teröre karfl› savafl” ad›na, iflbirlikçi oligarflilere, hatta Krall›klara, kendi ülkelerindeki halk hareketlerine karfl› askeri-ekonomik destek vererek, onlar› kendine daha fazla ba¤›ml› k›l›yor. Kayma¤›n› Amerikan tekellerinin yedi¤i “küreselleflme”nin ancak halklara karfl› daha fazla askeri güç kullan›larak sürdürülebilece¤ini iyi bilen ABD, tüm ülkelerde faflist devlet terörünün alabildi¤ine t›rmand›r›lmas›n› teflvik ediyor. Yeni sömürge ülkelerdeki halklara karfl› savafl, ABD teflviki ve deste¤iyle büyüyor. Hak, hukuk, insan haklar›, ABD’nin dönüp bakmaya de¤er bulmad›¤› kavramlar aras›nda. Alenen dünyaya aç›kl›yorlar: “Irak’a sald›rmak için kan›ta ihtiyac›m›z yok”. “ABD Savunma Bakan Yard›mc›s› Paul Wolfowitz, ülkesinin Saddam’a karfl› harekete geçmeden önce, Irak liderinin kitle imha silahlar› kulland›¤›na dair kan›ta ihtiyac› olmad›¤›n› söyledi.” (23 Mart 2002, Hürriyet) ‹ngiltere “Irak’a karfl› nükleer silah kullanabiliriz.”... “ diyor.


“Diktatörlükleri y›k›p yerine demokratik sistemler kurma aflamas›na geçti¤i” iddia edilen emperyalist demokrasinin durumu iflte bu. Dünyan›n tek diktatörü ben olay›m diyor ABD! Bunun için bombalar›n ve dolar›n gücünü kullanarak, tüm direnifl odaklar›n› yoketmeyi hedefliyor. Her biri bir silah tekelinin, enerji tekelinin adam› olan ABD yetkililerinin “it aya¤› yemifl gibi” dünyay› dolafl›p durmalar› iflte bundand›r.

Amerikan DGM’leri “‹nsan haklar›” ihraç eden ABD’nin hukukunun son eseri: “‹dam garantili ABD Mahkemesi”. Biz yapm›yoruz bu adland›rmay›. ABD’nin Guantanamo’daki El Kaide ve Taliban üyelerini "yarg›lamak" üzere oluflturdu¤u mahkemeler, burjuva bas›nda dahi böyle adland›r›ld›. Kurulacak mahkeme, asker üyelerden oluflacak, son karar mercii ABD Baflkan› Bush olacak, ve bu mahkemelerin verece¤i kararlara iliflkin temyiz hakk› bile olmayacak! Bizdeki DGM’lerden bile daha faflist bir yap›ya sahip oldu¤u aç›k; rolleri ise ayn›. Bu mahkeme de “ABD’nin güvenli¤i” için oluflturuldu. 11 Eylül’den bu yana “ABD’nin güvenli¤i” ad›na neler yap›lmad› ki zaten? “yabanc›lara” yönelik ›rkç› yasalar ç›kar›ld›, s›n›rs›z gözalt›nda tutma yetkileri verildi, sorgusuz sualsiz tutuklamalar, dinlemeler, izlemeler yasallaflt›r›ld›. Guantanamo’daki tutsaklara karfl› nas›l davrand›klar›n› ise tüm dünya gördü. Böyle bir ülkenin hukuk ad›na, insan haklar› ad›na kime ne diyece¤i olabilir? 11 Eylül’de kulelere ve Pentagon’a çarpan uçaklarla birlikte, emperyalist demokrasinin, “özgürlükler ülkesi Amerika”n›n s›rmalar› döküldü. O “özgürlüklerin” sadece sömürü özgürlü¤ü oldu¤u, kaz›kla ve köfleyi dön felsefesinden ibaret oldu¤u, bu propagandalar›n ard›nda demokratik planda kaba bir diktatörlükten baflka bir fley olmad›¤› ç›plak hale geldi. Bir zamanlar “küçük Amerika” olaca¤›z demiflti Menderes. Çoktan olunmufl durumda. Efendisiyle ufla¤›n›n kafa yap›s› da, politikalar› da ayn›. “Ulusal güvenlik” denince akan sular duruyor ikisinde de. “Ulusal güvenlik” denince, her türlü iflkence, katliam, keyfilik, bask›, yasak, mübah. “Teröre karfl› savafl” konusunda “Küçük Amerika”yla “Büyük Amerika” nas›l da iyi anlafl›yorlar. DGM’lerinin birbirine benzemesi do¤al de¤il mi?

Yugoslavya: NATO katliam›n›n üzerinden üç y›l geçti Geçen hafta, binlerce Yugoslav, “Katil Nato” sloganlar›yla Belgrad’da gösteri yapt›. ABD’nin, NATO’lu ortaklar›na da yan›na katarak Yugoslavya’y› bombalamaya bafllamas›n›n üçüncü y›ldönümüydü. 24 Mart 1999’da, NATO uçaklar›, Yugoslav halk›n›n üzerine bomba ya¤d›rmaya bafllam›fl, tam 78 gün boyunca süren yak›p y›kma sald›r›s›nda, binlerce Yugoslav katledilmiflti. “Soyk›r›m, Miloseviç’in canilikleri...” NATO sald›r›s›n›n bahanelerinden ibaretti; Yugoslavya’n›n as›l suçu(!), Avrupa ve ABD emperyalizminin Balkanlar› bölüp parçalama planlar›na direnmekti. Emperyalist tekellerin at oynatmas›na izin vermemekti. ‹flte bu suçu(!) cezaland›rmak için, NATO ölüm ya¤d›ran bombalar›yla Yugoslavya’ya sald›rd›. 2,5 ay süren sald›r›n›n sonunda, Miloseviç yönetimine koflullar›n› kabul ettirdiler. Sonuç; bugün Balkanlar›n bir çok bölgesi, fiilen NATO veya BM flemsiyesi alt›nda emperyalistlerin iflgali alt›nda. Bölünüp parçalanm›fl Balkan devletçikleri, hepsi IMF’nin tahakkümü alt›na al›nm›fl durumda. Kim kazand› NATO sald›r›s›yla? Sadece emperyalistler! ‹flte ortaya ç›kt› ki; NATO’nun Yugoslavya’daki katliam›n› destekleyenler, emperyalist tekellere, IMF’ye hizmet etmifl oldular. Müslümanl›k ad›na, NATO’nun “müslümanlar› S›rp zulmünden kurtarma” yalan›na inanarak, emperyalizmi destekleyenler, bu defa ayn› emperyalistler taraf›ndan Afganistan’da müslümanlar›n üstüne bombalar ya¤d›r›l›rken gerçe¤i gördüler belki, ama çok geçti. Gerçek ancak bafltan görülürse, zalimin karfl›s›nda durulabilir. De¤ilse, zalimlerin, emperyalistlerin peflinden sürüklenip durulur. Daha önce de öyle olmad› m›? 1991’de ABD’nin BM flemsiyesi alt›nda Irak’a sald›r›s›nda, solun bir k›sm› “Saddam’›n Halepçe katliam›n›” gerekçe göstererek sald›r›ya tav›rs›z kald›. Yugoslavya’da ise, “Miloseviç’in müslüman katliam›n›” gerekçe gösteren islamc›lar, sald›r›y› alk›fllad›. Ama sol da, islamc›lar da, emperyalizmin sald›r›lar›na maruz kalmaya devam ettiler. Emperyalizm, müslüman, hristiyan, solcu, sa¤c› demeden, halklar› bombalamaya devam etti. 3. y›ldönümünde NATO’nun Yugoslavyaya sald›r›s›ndan k›ssadan hisse: Emperyalizme her koflulda karfl› ç›kmak, do¤ru tav›rd›r. Bunu yapan kimse, yan›lmaz.

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

37


Halk›n Direniflini Karalama Yalanlar› Osmanl›’da yalan, mirasç›s› oligarflide demagoji mi tükenir. Ne zaman çolu¤uyla çocu¤uyla, kad›n›, k›z›, erke¤iyle, genci yafll›s›yla halk soka¤a dökülse, binler, onbinler olup bir talebi hep bir a¤›zdan dile getirse hemen bafllarlar karalamaya; “Çocuklar› öne sürüyorlar... Kad›nlar› öne sürüyorlar...” Sonra bir devrimci militan ölümü hiçe sayarak at›l›r en öne oligarfli yine bafllar demagojiye; “Gençleri kullan›yorlar, beyinlerini y›k›yorlar...” Devrimcilerin cenazelerine binlerce insan kat›l›r, hiçbir ilgisi yokken; “alevileri sol örgütler kullan›yor” demeye bafllarlar. Kürt halk› dilini ister, Newrozu kutlar; “PKK Kürt kökenli vatandafllar›m›z› kullan›yor...” der, sadece Mersin’de 159 insan› tutuklar. ‹çiflleri bakan› 5 yafl›nda k›z çocu¤una ayyafl polislerinin panzerle nas›l çarpt›klar›n›, polislerin ilkokul ça¤›ndaki çocuklara nas›l sald›rd›klar›n›, gözalt›na ald›klar›n› aç›klayamaz, suçlu çocuklar› öne sürenler der, ç›kar. Herhangi bir eylemde genç yafll›, kad›n erkek kim öne ç›km›flsa ona iliflkin hemen demagoji üretiveriyor oligarfli. O aldat›lm›fl, bu kullan›lm›fl, öteki öne sürülmüfl... Peki devrimcilere “aldanmayan”, devrimcilerin “öne sürmedi¤i” kim kal›yor geriye, halk kim o zaman? Villalar›n›zda oturan üç befl tekelci mi? Eline kelepçe tak›lmas›n diyen hortumcular m›? Amerikan kültürünü halk›m›za empoze etmeye çal›flan medya m›? Tecavüzcülü¤ü, Susurlukçulu¤u ayyuka ç›km›fl komutanlar›n›z, subaylar›n›z m›? Ellerinde binlerce insan›n kan›yla meclis koltuklar›na oturttu¤unuz, halka sald›rtt›¤›n›z faflistler mi? M‹T binas›nda oturanlar m›, katletmekten, iflkence yapmaktan baflka bir fley bilmeyen polisleriniz mi? Kim halk? Gecekondulu emekçi de¤ilse, köylü de¤ilse, iflçi

38

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

de¤ilse, yedi yafl›ndaki çocuktan, 70 yafl›ndaki ihtiyara kadar her yafltan insan de¤ilse, esnaf, memur, ö¤renci de¤ilse; kim bu halk? Oligarfli direnenin, bu düzene karfl› mücadele edenin halk oldu¤u gerçe¤ini çarp›tmak için uyduruyor bu yalanlar›, karalamalar›. Bir yan›, düzenden memnun olmayanlar, fiili olarak onlarca yol ve yöntemle tepkisini dile getiren, direnenler halk olmazsa; böylece sanki bu devleti destekleyen varm›fl havas›n› yaratmak daha kolay olur. ‹kinci neden; polis panzerlerinin karfl›s›na dikilenler, tafl atanlar, direnenler halk olmamal› ki, mücadelenin meflrulu¤u karalanabilsin. Meflrulu¤u yokedilen direnifllere polisler, ölüm mangalar› sald›r›p katletsin; “teröristler” deyip, kurtulsun. Demagojinin arkas›na gizlenmek istenen bu gerçeklerdir.

Direnen Halk, Halka Düflman Oligarfli Halk; bir avuç iflbirlikçi oligarfli d›fl›nda her yafltan, her meslekten kesimlerdir. Ekmek için direnen iflçi, halkt›r. Sendika hakk› için mücadele eden memur, halkt›r. Demokratik üniversite mücadelesi veren gençlik, halkt›r. Topra¤›n› IMF politikalar›na teslim etmemek için mücadeleyi gün geçtikçe yükselten köylü, halkt›r. Kentlerin bak›ms›z, yoksul evlerini dolduran gecekondulular, halkt›r. ‹flyeri iflas eden, soka¤a dökülüp panzerlere karfl› çat›flan esnaf, halkt›r. Say›lar› milyonlarca olan, her hak alma mücadelesinde binlercesini gördü¤ünüz iflsizler, halkt›r. Her kesim ayr› ayr› da olsa bu düzene karfl› direniyor, mücadele ediyor. Oligarflinin düflman olduklar› da bunlard›r. Bunlar›n mücadelesini karalamak için demagoji yap›yor oligarfli. Devrimci hareketin direniflleri içinde yeralan binlerce insan da iflte halk›n bu kesimlerinden geliyor.


Gülsüman, fienay emekçi kad›nlard›. Gülay, Zehra, Canan ö¤renciydi. Yusuf Kutlu esnaft›. Onlarcas› gecekonduluydu, memurdu, köylüydü. Ülkemizdeki direniflten, gecekondular›m›zdan Filistin’e uzan›n yine ayn› tabloyu görürsünüz; “kad›nlar›m›z, k›zlar›m›z, çocuklar›m›z, gençlerimiz, yafll›lar›m›z, diflle, t›rnakla, taflla, silahla bin y›l geçse de iflgale karfl› direnecektir” diyor geçen haftaki bir konuflmas›nda Arafat. ‹srail de katlettikleri çocuklar›, “çocuklar› öne sürüyorlar” diye aç›klam›flt› defalarca. Böyle olmad›¤› görüldü. Her yafltan direnen bir halk vard› Filistin’de. Zulme karfl› direniflin, halk›n kurtulufl mücadelesinin yafl›, cinsiyeti, mesle¤i olmaz. Her yafltan, her milliyetten, her mezhepten halk yüz y›l geçse de zulme karfl› direnecek, savaflacak... Elbette Gazi’nin barikat çocuklar›, Armutlu’nun y›k›mlar›n direniflçi çocuklar›, Kürt illerinin elleri zafer iflaretine ayarl› yal›nayak çocuklar›, Gülsüman’›n,

BU DEVLET ÇOCUK MU B‹L‹R K‹? Mersin’de Newroz’da polis panzerinin küçük k›za nas›l çarpt›¤› hala haf›zalardad›r. ‹flkencecilikleri, katliamc›l›klar› tüm dengelerini yitirmelerine neden olmufl, içmeden, sarhofl olmadan ayakta duramaz hale gelmifl ayyafllar›n çarpt›¤› bu ilk çocuk de¤ildi. Bundan tam 10 y›l önce bugünkü gibi Armutlu’yu iflgal etmifllerdi. Bafllar›nda Necdet Menzir vard›. 17 Kas›m günü, sabah evden 7 yafl›ndaki Sevcan’› okuluna u¤urlayan ailesi panzerin alt›nda can verece¤ini bilemezdi. Gerçi endifleliydiler; okulun bahçesine “güvenlik” diyerek karargah kurmufllard›. Her an kimin çocu¤u panzerin alt›nda kalacak diye Armutlu’nun analar›n›n yüre¤inden s›z› hiç eksik de¤ildi. O gün Sevcan 7 yafl›nda kald›, arkadafllar› can verdi¤i yere karanfiller b›rakt›¤›nda ayyafllar Sevcan’›n babas›n› tehdit etmekle meflguldü; sak›n suç duyurusunda bulunma, hemen al cesedi götür, sesini ç›karma, olay ç›kmas›n... Armutlu halk› Sevcan’› hiç unutmad›. Ne zaman polis panzerini görse Sevcan geldi akl›na. An›s›n› yaflatmak için mahallenin içinde bizim çocuklar›m›z da oyun oynas›n diye, belediyeye zorla bir park yapt›rd›lar; ad›n› Sevcan çocuk Park› koydular.

fienay’›n çocuklar› direnecek.. Elbette 60 yafl›nda analar, 70’inde babalar, 20’sinde gençler, çoluk çocuk sahibi olmufl, kurtuluflun yolunu görmüfl kad›nlar direnecek...

Gecekondu Çocuklar›n›n Oyun Hakk› Yok mu Armutlu çocuklar›n›n parkta oynamaya hakk› yok mu? Vazgeçtik insanca yaflamdan, geleceklerinden en basitinden çocuk park› dahi mi çok görülüyor gecekondu çocuklar›na? Bu devlet çocuk mu bilir ki; tek bildi¤i zor ve fliddet, halk›n üstünde estirilen terör... Çocuk park›na ne gerek var... Y›k›n parklar›, tüm gecekondu mahallelerinin parklar›n› karakol yap›n. Bu devlete yak›fl›r. Armutlu’ya ve gecekondulara “huzur” böyle gelir ancak! Maskeli polisler, “Sevcan Çocuk Park›” tabelas›n› indirmek için üç gece üst üste operasyon yapt› gece yar›lar› mahalleye. Ama Armutlu halk›n›n yüre¤inde o ad› söküp atamad›lar. Ve yine geldiler, yine iflgal ettiler, yine panzerleri dayad›lar gecekondu kap›lar›na. Oya Gökbayrak’›n evini iflgal edip “geçici karakol” yapan Hasan Özdemir, flimdi Armutlu’da “kal›c› karakol” yapmaya bafllad›. Seçtikleri yer; SEVCAN ÇOCUK PARKI. Ezdikleri Sevcan’›n ad›n› tafl›yan park› y›k›p, çocuklar›n sal›ncaklar›n› yerlebir edip, flimdi de karakol yap›yorlar. Sanki tarihinde hiçbir adli, karakolluk bir olay olmayan Armutlu’nun tek ihtiyac› üç katl› karakolmufl gibi...

Hani “Polis Amca” Kampanyalar›! Çocuk park›na karakol yapan da, çocuklar›n “polis amcas›” kampanyalar› yapan da bu polis... Hasan Özdemir’in çocuklar›n›n yana¤›n› okflamak için sokak sokak çocuk arad›¤› görüntüleri hat›rlay›n; ne kadar sahte, ne kadar ikiyüzlü oldu¤u flimdi daha iyi anlafl›lm›yor mu? Yana¤›n› okflay›p, “polis amca” dahi dedirtemedi¤i Armutlu çocuklar›n›n park›n› y›kan bir kafa; çocuk, gelecek, ülke, halk bilir mi? fiimdi Armutlu çocuklar› bu polisi mi sevecek? Onlara m› “polis amca” diyecek? Ülkemizin gelece¤ini de çocuklar›n park› gibi y›k›p, yerlebir etmiyorlar m›? ‹ktidar IMF’ye sat›yor, polis IMF’ye direnen halk› copluyor.

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

39


Gerçek, Tehditle De¤iflir mi? Sami Türk ve Rüfltü Kaz›m Yücelen; “iflkence devlet politikas›d›r” diyen T‹HV’i ‹nsan Haklar› E¤itimi On Y›l› Komitesi’nden ç›karmak istedi... Sami Türk ve Yücelen, T‹HV’e tahammül edemedi. Çünkü T‹HV gerçe¤i söyledi: ‹flkence devlet politikas›d›r dedi. Hat›rlanacakt›r; bir süre önce Adalet Bakan› Sami Türk, ‹çiflleri Bakan› R. Kaz›m Yücelen ve Nejat Arseven’den oluflan “‹nsan Haklar› Bakanlar Komisyonu” kurulmufltu. ‹nsan haklar› ihlallerini araflt›racak, hak ve özgürlüklerin genifllemesi için koordinasyon içinde çal›flacaklard›. Çal›fl›yorlar! Ama bilinen gerçek k›sa sürede ortaya ç›kt›. ‹fllerinin hiç de söylendi¤i gibi iflkenceyi önlemek, insan haklar› olmad›¤› T‹HV’in iflkence devlet politikas›d›r demesiyle ortaya ç›kt›. ‹nsan haklar› oyununun bir parças› olarak kimi DKÖ’leri de katt›klar› ‹nsan Haklar› E¤itimi On Y›l› Komitesi’nin son toplant›s›nda iflkence tart›fl›ld›. Bu toplant›da insan haklar›ndan sorumlu devlet bakan› Nejat Arseven’in iflkencenin azald›¤›n› söylemesine karfl› T‹HV Genel baflkan› Yavuz Önen; iflkencenin sürdü¤ünü ve bir devlet politikas› oldu¤unu söyledi. Vay sen misin gerçe¤i söyleyen! Susurluk Devletinin mekanizmas› an›nda çal›flt›; Önce T‹HV hakk›nda polis raporu haz›rland›; Diyarbak›r flubesi örnek gösterilerek T‹HV’in PKK ile iliflkisi oldu¤u söylendi. Sonra malum “‹nsan Haklar› Bakanlar Komisyonu” topland›. ‹nsan haklar›n› sa¤layacaklar ya, sen nas›l iflkence dersin diyerek, Sami Türk ve Yücelen T‹HV’in ‹nsan Haklar› E¤itimi On Y›l› Komitesi’nden ç›kar›lmas›n› istediler. Arseven’in “somut kan›t yok” demesi üzerine karar al›namasa da bu komisyonun ne ifle yarad›¤› netleflmifl oldu; gerçe¤i söyleyeni, hak, özgürlük, insan haklar› diyeni susturmak. Bakanlar›n karar alamamas› nedeniyle ‹nsan Haklar› E¤itimi On Y›l› Komitesi’nde tart›fl›lan ve reddedilen bu istek; gerçekte devletin tüm kafa yap›s›n›, nas›l bir insan haklar› örgütü, istedi¤ini de ortaya koyuyor. Bir kere devletle uyumlu olacak, devletin suçlar›n› örtbas edecek, gerçekleri söylemeyecek, hele devrimcilerin hakk›n› hiç aramayacak. F tipleri konusundan ise zinhar uzak duracak.

40

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

Hem T‹HV’in baflka suçlar› da vard›; Yavuz Önen AB’yi elefltirmifl, F tiplerinin onlar›n onay›yla yap›ld›¤›n› da söylemiflti. Hem devleti hem de AB’yi elefltirmek; hiç olacak fley mi? T‹HV’de esas olarak üslup fark›d›r. Faflizmin egemen oldu¤u bir ülkede insan haklar› mücadelesinin verilmesi gerekti¤i noktadan uzakt›r. Buna ra¤men düzen için ayk›r› yanlar› vard›r. Oligarfli de o ayk›r› yanlar›n› ya düzeltirsin, ya da yokolursun diyor. Tercihi T‹HV yapacakt›r. Devletin uyum, koordinasyon diyerek kurdu¤u bu komisyonlar birer aldatmacadan baflka bir fley de¤ildir. Bu iktidar kimseyle uyum sa¤lamaz, mutabakat kurmaz. En küçük bir elefltiriye dahi tahammülü yoktur. Sadece konuflur, dinler sonra bildi¤ini okur. Ayk›r› olanlar› da ay›klar, sindirir. ‹nsan haklar› bölge toplant›lar›ndan ne ç›kt› ki, bu komisyondan ç›ks›n. Böyle komisyonlara, komitelere zaten TAYAD vb. hiç ça¤r›lmaz, onlar zaten “teröristlerin yak›n›” oldu¤u için bafltan yokedilmesi gerekenlerdendir. ‹flkencenin devlet politikas› oldu¤unu ise, tart›flmak bile abestir. Valisi iflkenceci, mahkeme karar›yla iflkencede ölümden sorumlu emniyetçisi bakan dan›flman›, generalleri Susurlukçu bir sistemde iflkence nas›l devlet politikas› olmaz ki.

TECR‹TE KARfiI ‹MZA KAMPANYASI SÜRÜYOR TAYAD’l› aileler taraf›ndan bafllat›lan “tecrit kald›r›ls›n” imza kampanyas› sürüyor. Bir tek imzay› bile atmay›p, kimse yaflamdan, yaflam›n kutsall›¤›ndan sözetmemelidir. ‹flkenceli ölüm demek olan tecritin kald›r›lmas›n› isteyen, hak ve özgürlüklerden yana olan herkesin atabilece¤i bir imzas› vard›r. Sadece imza atma de¤il, herkes çevresinden, mahallesinden, fabrikas›ndan imza toplayabilir, TAYAD’a ulaflt›rabilir. Tecritteki tutsaklar hala ölüme gidiyor...


emekçiler’den Parçala ve yut!

IMF TAL‹MATIYLA FINDIK SÖKÜMLER‹ BAfiLADI Ekmek ve Adalet - Trabzon IMF istedi Karadeniz’de f›nd›k bahçeleri sökülüyor. IMF talimat›yla ç›kar›lan Bakanlar Kurulu karar›n›n ard›ndan, Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤› ve Hazine Müsteflarl›¤›’n›n oluflturdu¤u bir heyet Giresun'da çal›flmalara bafllad›. Buna göre 500 metrekareden büyük ve dekar›nda 30 adet f›nd›k oca¤› 180 f›nd›k dal› bulunan yerler sökülecek. Yetkililer f›nd›k üreticisinin tepkisini çekmemek için sökümlerin "iste¤e ba¤l›" oldu¤unu söylese de, bilinçli olarak f›nd›¤a deste¤in yokedilmesi, al›mlarda düflük ücret gibi politikalarla asl›nda söküm zorunlu hale getiriliyor, üreticiye baflka yol b›rak›lm›yor. Üreticiye söylenen ise; f›nd›k sökülen yerlere yonca, kuflburnu, süs çal›lar›, sarm›sak vs.. dikin. Tah›l ambar›yken, d›flar›dan bu¤day ithal eder hale gelen Türkiye, flimdi de f›nd›k ithal etmenin zeminini haz›rl›yor.

Önce IMF’nin 120 bin kamu iflçisinin iflten at›lmas› talimat›n› verdi¤i duyuldu. Sonra Ecevit, böyle bir fleyin olmad›¤›n›, sadece “gönüllü” olanlar›n, yafl haddi dolanlar›n emekliye sevkedilece¤ini söyledi. Oyalamaya, ilk andaki tepkileri yumuflatmaya sendikac›lar da ortak oldu. Gelindi bugüne. IMF’nin son denetimlerinde ç›plak gerçek su yüzüne ç›kt›. ‹flçi at›lacak! Ama flimdi de gerçe¤in “rakamlar›” gizleniyor. Kaç bin, kaç yüz bin iflçi at›lacak, ortada resmi bir aç›klama yok. Söylentiler var. Söylentiler, 60 binden bafllay›p, 200 küsur binleri kadar uzan›yor. Ama iflçilerin “dilim dilim” iflten ç›kar›laca¤›, IMF program›nda yaz›l›. ‹flten at›lacak iflçiler, üç bölüme ayr›lm›fl: Birinci bölüm, Haziran 2002’ye kadar at›lm›fl olacak. ‹kinci bölüm, 1 Eylül 2002’ye, Üçüncü bölüm ise, 1 Ocak 2003’e kadar at›lm›fl olacak. IMF’nin emri böyle. Haziran 2002’de at›lmayan iflçiler, “belki s›ra bana gelmez” deyip, at›lanlar›n yan›nda sesini yükseltmeyecek. Eylül 2002’de de hala at›lmam›fl olanlar, “belki s›ra bana gelmez” deyip susacak... Sonuçta s›ra yüzbinlere gelecek ve yüzbinlerce iflçi, bundan önce oldu¤u gibi, kendini kap› önünde bulacak. At›lmayan kurtulmufl mu olacak? Ne gezer? Onun da ücretinin daha da azalt›lma s›ras› gelecek. isterse kabul etmesin, iflsiz milyonlar var nas›l olsa çal›flacak! Kuru ekme¤e muhtaç edilecek. IMF ve tekelci patronlar, bölüyor, parçal›yor, tabiri caizse dilim dilim yap›yor, ondan sonra her bir parçay› etkisizlefltirip yutulur hale getiriyor. Bu oyunu daha ne kadar yutaca¤›z? Bu oyunun ortaklar›, iflbirlikçileri olan düzen sendikac›lar›na daha ne kadar bel ba¤layaca¤›z? Ekme¤imizle oynuyorlar. ‹flimizle oynuyorlar. Umudumuzla bile oynuyorlar. “Hükümet gönül alacak” diye manflet att› 25 Mart tarihli Milliyet: Manflet haberine göre, profesör zamm› alamayan 1,5 milyon memur ve emekliye haz›rlanan ikinci kararnameyle zam geliyordu... Sonra haberin YALAN oldu¤u ortaya ç›kt›. Sorumsuzca, pervas›zca, iflimizle, ekme¤imizle, onurumuzla oynuyorlar. Bizi dilim dilim bölüp yutmak isteyenlere karfl› birleflelim. Bizi, patronlar›n, iktidarlar›n, sendikac›lar›n oyunca¤› yapmak isteyenlere karfl›, kendi içimizde örgütlenelim. Bunlar›, yani birleflmeyi ve örgütlenmeyi baflarabilirsek; bu oyuna, bu zulüme dur diyebiliriz!

SEND‹KALAfiMA, ‹fiTEN ATILMA, ve D‹REN‹fi

‹LAN

Yüzlerce fabrikada, yüzlerce atölyede, yüzlerce kez yaflanan geliflmeler, son olarak Tuzla tersanelerinden Yonca Tersanesi’nde yafland›. ‹flçiler, uzun süre önce sendikalaflma çal›flmalar›na bafllad›lar. Nihayet bu çal›flmalar›n› tamamlad›lar ve Limter-‹fl’in tersanede yetkili sendika oldu¤u resmen onayland›. Tersane patronunun sendikalaflmaya cevab›, 30 iflçisi iflten atmak oldu. ‹flten at›lan iflçiler, direnifle bafllad›lar. Bu kez devreye polis girdi ve iflçilerin direnifl çad›r›n› y›kt›. Ama direnifl sürüyor. ‹flçiler, “sendikal› olarak ifllerine dönme” talebiyle direnifllerini sürdürüyorlar.

“ÖZGÜR DÜfiÜN” Nisan’da Ç›k›yor Kardelen Yay›nc›l›k

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

41


gençlik’ten Suçlardan suç be¤en! Geçen say›m›zda aktard›¤›m›z, üniversitelerde uygulanan Disiplin Yönetmeli¤i’nin "ö¤renci hal ve davran›fllar›yla ba¤daflmayan hareketlerde bulunmak" bafll›¤› alt›nda say›lanlar, faflizmin keyfi ve zorba yönetiminin üniversitelere nas›l uyguland›¤›n›n çarp›c› bir örne¤ini oluflturuyor. Faflizm, hak ve özgürlükleri gasbederken, bize “suçlardan suç be¤enme” özgürlü¤ünü tan›yor. E¤er muhalifsen, YÖK’ün düzenine karfl› ç›k›yorsan, nas›l olsa bir “ceza”yla karfl›laflacaks›n. YÖK’ün gardiyanlar›, nas›l olsa senin bir “a盤›n›” yakalayacak. Suçun; “Belirlenen yerlerin d›fl›nda sigara içmek” de olabilir, “Derste hocayla tart›flmak” da. Be¤enmediniz mi, o zaman “Koridorda kalabal›k yapmak” veya “‹deolojik halay çekmek” suçunu iflleyebilirsiniz. ‹flin içine “ideoloji” girince suç türü bol olur zaten, “‹deolojik konuflma yapmak”tan bafllay›p, ideolojik maksatl› eylemlere, yürüyüfllere kadar uzan›r. Aynen fabrikalardaki gibi. Aynen devletin iflyerlerindeki gibi. ‹fl Yasas›, patronun nerdeyse “gözünün üstünde kafl›n var” deyip iflçiyi iflten atmas›n› mümkün k›lar. Memur Yasas›, amirin pantolonu ütüsüz diye memuru sürgün etmesine uygundur. Tabii, bunlar laf olsun diye konulmaz yasalara. Bunlar, her zorba yönetimin ihtiyaç duyaca¤› keyfili¤in uygun zamandaki araçlar› olurlar. Bunlar› flunun için anlat›yoruz; Bugün üniversitelerde kelimenin gerçek anlam›yla bir soruflturma terörü var. A¤›rl›kl› soruflturma gerekçesi, Kürtçe ders talebi, F tiplerine karfl› ç›kma, türban eylemi... Peki bunlar flu veya bu biçimde sona ererse, soruflturma terörü son mu bulacak? "Ö¤renci hal ve davran›fllar›yla ba¤daflmayan hareketler” bafll›kl› Disipllin Yönetmeli¤ine bakanlar, terörün son bulmayaca¤›n› görebilirler. Soruflturma terörü, sadece gençlik kitlesinin içindeki önder konumdaki ö¤rencileri “ay›klamay›” hedeflemiyor art›k. Hedef, flu veya bu talebini gündeme getiren, YÖK’ün flu veya bu yan›na karfl› ç›kan, ö¤renci gençlik olarak örgütlenen tüm ö¤rencilere yöneliktir.

Üniversitelerde Tasfiye ve Gasp! Yeni YÖK Yasas›’yla ve soruflturma terörüyle üniversitelerde bugün yaflanan, kelimenin tam anlam›yla bir tasfiyedir. Direnenler ve yar›n direnmesi muhtemel yoksullar tasfiye edilmek isteniyor. Evet, YÖK’ün harçlar›na kim direnecek, yoksul ve

42

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

orta gelirli kesimlerin çocuklar›. Yeni Yök Yasas›, daha bafltan onlar›n önünü kesecek zaten. Hasbelkader, bu engelleri aflan halk çocuklar›, ister istemez içinde yeralacaklar› mücadele nedeniyle uzaklaflt›r›lacaklar. Tasfiye, halk çocuklar›n›n ö¤renim hakk›n›n GASBED‹LMES‹ anlam›na geliyor. Gençlik mücadelesinin bilinçli ö¤rencileri, iflte bu nedenle, bu gerçe¤i tüm gençlik kitlesine kavrat›p, soruflturma terörüne, Yeni YÖK Yasas›’na karfl› gençlik kitlesinin mücadelesini örgütlemek durumundad›r. Gençlik, kitleselleflmenin, örgütlenmenin yollar›n› bulmak zorundad›r. Soruflturmalar› gö¤üsleyip, Yeni Yök Yasas›’na karfl› mücadele edebilmek, yoksul halk çocuklar›n›n ö¤renim hakk›n› savunan bir mücadeleyi örgütleyebilmek de buradan geçiyor.

"Emperyalizme hay›r, Cheney defol!" Gençlik, 1960’lardan devrald›¤› anti-emperyalist gelene¤ini sürdürüyor. Amerikan imparatorlu¤unun iki numaral› ismi, Dick Cheney’in Türkiye’yi kanl› ayaklar›yla kirletmesine karfl›, üniversitelerimizden yine “Yankiler, Defolun” sloganlar› yükseldi. ‹stanbul Üniversitesi’nde yaklafl›k ikiyüz ö¤renci, üniversite önünde yapt›klar› protesto gösterisinde kap›ya "Emperyalizme Hay›r, Cheney Defol" pankart› asarak, emperyalizmi protesto eden sloganlar att›lar. Ekim Gençli¤i, Kald›raç, Yurtsever Gençlik, Devrimci Proleter Gençlik, Özgür Gelecek ve ‹YÖ-DER’li ö¤rencilerin kat›ld›¤› eylemde, bir ö¤rencinin aç›klama yapmas›ndan sonra, ayn› s›rada baflka bir organizasyon için toplanm›fl bulunan ö¤renci kitlesinin yan›na giden ö¤renciler, burada Amerikan ve israil bayraklar›n› yakarak protesto eylemini bitirdiler.


“Kütüphanecilik Haftas›” kutland›! Yaflas›n okutmayan devlet! Yaflas›n okumayan toplum! ‹flte yine polis kameras› masan›n üzerindeki suç aletlerini gösteriyor birer birer. Bir kitap, bir kitap daha. Silah, yan›nda kitap, bomba, yan›nda kitap, baz›lar›nda ise, sadece kitap, evet sadece ve sadece kitap... Kamera o kitab›n kapa¤›ndan öbür kitab›n kapa¤›na geçiyor... Ony›llard›r de¤iflmiyor bu görüntüler... Törenlerde, panellerde, demeçlerinde “kitap sevgisi afl›lamak”tan, “okuma al›flkanl›¤› kazand›rmak”tan sözedenlerle, o görüntüleri yay›nlatanlar ayn› kifliler, ayn› merciler. 25-31 Mart “Kütüphanecilik Haftas›” olarak kutland›! Kim kutlad› derseniz, resmi zevat›n d›fl›nda, kutlama yapan yoktu gördü¤ümüz kadar›yla. Neyi kutlayacaklard› ki zaten? Toplat›lan, yasaklanan, yak›lan, SEKA’da hamur edilen kitaplar›n, dergilerin haddi hesab›n›n olmad›¤› bir ülke buras›. Düflünmek yasak. Ülke ve dünya gerçeklerini bilmek yasak. Bunun yerine, “hayat›n› yafla”!

RAKAMSAL GERÇEKLER Türkiye’de 1422’si “halk kütüphanesi” olmak üzere yaklafl›k 1500 kütüphane var. Bu kütüphanelerdeki toplam kitap say›s› 12 milyon civar›nda. Nüfusu Türkiyenin onda biri olan Bulgaristan’daki kütüphane say›s› ise 7500... Yani bizdekinin alt› kat›. Tabii Bulgaristan’daki bu oran da önceki yönetim döneminin miras›. Kapitalist Bulgaristan da yak›nda hakk›ndan gelecektir o kütüphanelerin. Kar getirmeyen hiç bir fleye kapitalizmde hayat hakk› yoktur çünkü. Al›n mesela, “kütüphanecilik haftas›”na çok uygun bir geliflme; ‹stanbul Üniversitesi, üniversite kütüphanesinden yararlanmay› paral› hale getiriyormufl. Ticarethaneye çevrilmifl üniversiteye, kapitalizme yak›flan da budur tabii. Buyrun bir baflka haber; “Kütüphaneler sponsor ar›yor.” (Do¤an H›zlan, 25 Mart Hürriyet) Kitap sayfalar›n› açt›¤›n›zda önce sponsorun, mesela Coca Cola’n›n, Nike’in veya Philippe Morris’in reklam›n› okuyacaks›n›z önce, kütüphanede kafan›z› kald›rd›¤›n›zda onlar›n logolar›yla karfl›laflacaks›n›z. Tabii onlar›n uygun buldu¤u kitaplar al›nacak kütüphanelere de. Çünkü bu devlet, zaten boflvermifl kütüphaneleri. Türkiye’de y›ll›k kitap al›m›na ayr›lan para, 1,4 trilyon lira. Lüks bir araba fiyat› kadar yani. Okuman›n önemi “devlet kat›nda” bu kadar!

OKUTAN DE⁄‹L, OKUTMAYAN DEVLET! Gerçek flu ki, devletin “kitap” ve “kütüphane” politikas›, okutmama üzerine flekilleniyor.

Çünkü okumak, bir biçimde gerçe¤e ulaflmakt›r. Kitab› seven, gerçe¤e yak›n olur. Oysa iflbafl›ndaki iktidarlar, gerçe¤in bilinmemesi, mevcut haks›z, adaletsiz gerçeklerin de¤iflmemesi için kan döküyorlar bu ülkede. Gerçekleri hayk›ranlar› susturmak için her türlü zulme baflvuruyorlar. Devletin oku dedi¤inin d›fl›nda kimse bir fley okumas›n. liseli, üniversiteli gencimize, öyle programlar yap›ls›n ki, ders kitaplar›ndan bafllar›n› kald›r›p dünya gerçeklerine bakamas›nlar. ‹flçinin, memurun, esnaf›n okumas›na hiç gerek yok zaten. ‹flte televizyonlardaki televoleleri izlesinler. illa okuyacaklarsa, Foto Maç okusunlar. ‹lla da roman okuyaca¤›m diyenler de pembe dizi kitaplar› okusunlar, burjuva medyan›n reklam›n› yapt›klar›n› okusunlar. Ama en iyisi yine de hiç okumamalar›.

EN ‹Y‹ K‹TAP H‹Ç BASILMAYAN K‹TAPTIR EN ‹Y‹ KÜTÜPHANE, H‹Ç AÇILMAYAN KÜTÜPHANED‹R Hiç okunmamas›n›n en iyi yolu da hiç bas›lmamas›ndan geçiyor. ‹flte bu nedenle son olarak “AB’ye uyum” ad› alt›nda yeniden düzenlenen Bas›n Yasas›’na “yasak kitaplar›, dergileri basan matbaalar›n müsadere edilmesi” yani, bask› makinalar›na el konulmas› maddesi eklendi. Toplatma, yasaklama maddesi ise alabildi¤ine genifl bir yorumla kaleme al›nd›. Art›k her türlü elefltiri, toplatma, yasaklama gerekçesi say›labilir. Toplat›lm›fl, yasaklanm›fl kitaplar ve dergilerinizle, müsadere edilmifl matbaalarla Kütüphanecilik haftas› kutlu olsun!!! Türkiye’de 1500 kütüphane var. Nüfusu Türkiyenin onda biri olan Bulgaristan’daki kütüphane say›s› ise 7500... ... model ülke! 1934’te 10 bin kifliye bir kitap düflüyordu 1995’te 12 kifliye bir kitap düfler hale geldi. ... geliflen Türkiye! Dünya “kitap fukaral›¤›” s›ralamas›nda, Türkiye Brezilya ve Taylan’dan sonra üçüncü s›rada geliyor. ... büyük Türkiye!

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

43


görüfller, izlenimler

katk›

Matem Merasimi Bilgesu ERENUS Geçen Pazar, Halkal›’da oturan bir arkadafl›m, beni aç›k bir alanda gerçeklefltirilecek kitlesel bir törene davet etti¤inde, flafl›rm›fl ve ard›ndan da böylesi bir törenden onun nas›l haberi oldu¤unu sormufltum. Arkadafl›m, sorumu gayet sakin bir tonla, "duvar ilanlar›ndan ö¤rendim" diye yan›tlad›. Elbet gidecektim çünkü, bu ça¤r›da beni çok heyecanland›ran ve sanatsal çal›flmalar›mda s›kl›kla yararland›¤›m ritüel yöntemine dair bir vaat seziyordum. Ritüel, en k›lasik tan›m›yla, bütün kat›lanlar› canland›ran, k›flk›rtan ve yeniden yaratan toplu bir gösteridir. Toplumun kayg› verici bir durumunda kendili¤inden ortaya ç›kan bir karfl›l›k, bir tepki diye de tan›mlanmas› mümkün. S›k›nt›, gerilim, kayg›, umut k›r›kl›¤›, flu yaflad›¤›m›z günlerde hangimizden uzak ki? Halkal› Aflura meydan›nday›z. ‹lk dikkatimizi çeken flu olmufltu; binlerce de¤il on binlerce yoksul insan bu siyah giysileri nerelerden buldu edindi, hemen hepsi matem giysileriyle, hiçbiri gülmüyor ve hepsi ama hepsi sessiz. Toplu matemi izlerken not almaya bafll›yorum. Arada bir kula¤›ma çarpan dinsel söylemle ilgilenmiyorum, bana bu günü an›msatan din ve inanç ad›na sürdürülen iktidar kavgalar›yla de¤il, benim derdim insan›n insana uygulad›¤› zulumle ilgili. Amatör bir çizimle gerçeklefltirilmifl büyük boy bir panonun önünde yer alan kürsünün sol taraf›nda yan yana duran beyaz giysili- kefen mi? Genç erkeklerin gö¤üslerindeki k›rm›z› harfler Lebbeyk ya Hüseyn, kürsünün sa¤›ndaki genç k›zlar ise yine gögüslerinde tafl›d›klar› harflerle Lebbeyk ya Zeynep cümlesini tamaml›yorlar. Lebbeyk yetifl anlam›na m›? Kürsüde baflkan›n söylediklerinden akl›mda flunlar kal›yor: ‹nsan duygusuyla insand›r. Gözyafllar›n›z bol olsun! Alk›fl yok. Onbinlerce sessiz insan sanki tek ses olmufl m›r›ldan›yor. Vay vay Hüseyn vay! Halkal› Küçük Çekmece Belediye Baflkan› konufluyor

44

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

flimdi, geçmiflten, ibret, ders ve örnek almak, diyor. Yine alk›fl yok. Vay vay vay... Resmi törenin ard›ndan benim bekledi¤im an geliyor: Birazdan "Ben kundakta Okland›m" adl› oyun oynanacak. Yönetmen Hilal Mahmuto¤lu. Sonradan tan›flt›¤›m›zda Azerbeycanl› oldu¤unu anl›yaca¤›m, genifl bir alanda oyun ç›karman›n zorluklar›n›n fark›nda olsa da, kendi halinde, sessiz sakin bir insan. Merkeze toplanan erkekler birbirlerini selamlay›p kucaklaflt›lar. Muhaf›zlar›n ellerinde kartondan tüfekler ve m›zraklar var. Bir dönem hapishanede de bu türden oyunlarda kullan›lan malzemelerin bas›na gerçek silahlarm›flças›na sergilendi¤ini an›msay›p gülümsüyorum. Yezid’in adamlar› olmal›, halktan birilerini tekmeleyip, süngülüyorlar.. Hoparlördeki ses: Güçsüzleri Zalimlere teslim ettiniz! Güçsüzleri zalimlere teslim etmek! Nicedir bu böyle de¤il mi? Onbinlerce siyah giysili insan›n içten içe a¤lamas› tek bir nefesmiflçesine duyuluyor. Vay, vay vay.... Bilim adamlar›na yönelik bir duyuru hoparlörden: Bilim adamlar› halk› kand›rmamal›. Bilim adamlar›na duyurulur diyorum içimden ve bu duyurunun cahiliye dönemine karfl› ve taa 1300 küsur y›ldan bu güne gelifli beni daha da etkiliyor. Yine Hopörlörden, Yezid’in ya biat ya katliam istedi¤ini duyuyoruz. Hüseyn kara kafllar› kara gözleriyle, genç yak›fl›kl› bir adam, Mekkede öldürülmektense, F›rat kenar›nda flehit düflerim, diyerek yarenlerine bir anlamda düflüncesiyle birlikte kaderini de bildiriyor. Yarenler, çaresizliklerini "Madem vazgeçiremedik yol üzerindedirler, art›k meflgul etmeyelim" diye dillendirdikten sonra, Huseyn’i u¤urlamaya duruyorlar, çaresizlikleri, baflar›l› bir kariyografiye dönüflüp, ritm kazan›yor; eller gö¤üste, eller yana sark›k, eller baflta, eller yana sark›k, eller gögüste. eller... Kad›nlar k›rm›z› mendilleriyle kat›l›yor bu u¤urlamaya. Ad› ne olursa olsun, insan›n kendi kaderine gidiflini izliyoruz. Hüseyn çölde kaderiyle karfl› karfl›ya, Yezid ve adamlar› bunlar, s›r›tkan, y›l›flkan ve süslüler... Karfl›l›kl› savafl vaziyeti al›n›yor. Hüseyn’in alt› ayl›k bebesi de dahil yarenleri yetmifl iki kifliyken, Yezid’in süslü, y›l›flkan ve kantondan da olsa m›zraklar›n›n otuz bine yak›n oldu¤unu anl›yoruz. Hangi suçtan dolay› kan›m› ak›tmak istiyorsunuz? Hüseyn’in bu sorusu benim bir an TAYAD’dan Bedriye Çavufl’la birlikte olmam› sa¤l›yor, üniversitede üzerlerine yürüyen polislere ana yüre¤ini aç›p da söyledi¤i bir sözü an›ms›yorum, "ne istiysiniz bizim çocuklar›m›zdan, ne istiysiniz?" Ali’nin ölümünde Hüseyn’in sözleri, beni yine al›p, ölüm orucu direniflinde çocuklar›n› yitiren ana ve babalara götürüyor: Sensiz dünyan›n bafl›na küller olsun! Hülya fiimflek’in anas›, Canan’›n Zehra’n›n babas›, Zeyneplerin, Ali R›zalar›n, Ümüfllerin, Gülaylar›n daha nicele-


Yurtd›fl›ndan rin ana babalar›... Kaç› böyle söyledi, kaç kifli duydu, kaç kifli daha söyleyecek, kaç›? A¤›t yakan kad›nlar› çad›ra döndürüyorlar. Uzak dursun görmesin bu manzaray› ama hangi ana ne denli uzakta olsa, böylesi bir manzaray› görüp de duymaz, mesafe dedi¤in nedir ki ana yüre¤i için? Su... Su... Bir yudum Su... F›rat’›n yönü Yezid taraf›ndan de¤ifltirilmifl ya, çölün ortas›nda bir de susuzluk yaflan›r oldu flimdi. Su sa¤lamak için giden, bir zamanlar uzun kollar›yla ün salm›fl Abbas’›n iki kolu birden hepimizin gözü önünde kesiliyor. Hüseyn, beynim küçüldü, çarem tükendi demelerden çekinmiyor. Kuca¤›nda alt› ayl›k bebesi, öne ç›k›p, ey topluluk diye sesleniyor. Bu “ey topluluk” sesleniflini seviyorum. Hadi ben suçluyum bu alt› ayl›k yavrunun suçu ne? Höparlörde kad›nlar korosu: Su.. Su.. Su... Bir Yudum Su. On binlerce siyah giysili insan tek bir gözmüflcesine a¤l›yor, vay vay vay... Haberdar eyleyin anas›n›...Alt› ayl›k bebenin bo¤az›na su yerine ok saplan›nca, Ali Asgar bebenin de can kuflu bütün di¤erleri gibi kafesten uçup gidiyor.

“Rahat b›raksalard› bu gurbete gelmezdik.” Arkadafl›mla ayn› anda an›ms›yoruz, hopörlerden duyulan bu replik, ölüm orucunda ölen tutuklu yak›n›, Hülya fiimflek’in söyledi¤iyle hemen hemen ayn›: “Bizim bu ‹stanbullarda ne iflimiz vard›?” Ana Ali Asgar’› için, öne ç›k›yor, yezid’in tahta mukavva m›zrakl›lar› korkuyla geriliyor ama Huseyn kad›n›n› çad›ra, geri çekiyor. Birden an›ms›yorum, günümüzün adaletsizli¤e u¤ram›fl kad›n›n› geri çekmek mümkün de¤il art›k, onlar en önde gidiyorlar, fienay’dan Gülsüman’dan biliyorum bunu. Huseyn ile ailesi, zulmün ve ebediyetin belgesi olarak t›rnaklar›yla gömüyorlar Ali Asgar’›. K›ssadan hisse: Kaybeden Yezit’dir, kazanan: Hüseyin. Oyunun hoparlörden duyulan evrensel sorusu ise flöyle: Ey topluluk, bizi destekleyecek özgür ve erdemli insan yok mu? Aflure maydan› onbinlerce siyah matem giysili sessizlikte da¤›l›rken yine tek bir göz, yine tek bir inilti sanki Vay vay Huseyn vay Vay vay Susuz vay ‹çimizdeki tüm patlamalara karfl›n biz de sessiz ve sakin say›l›rd›k. Özgür ve erdemli insana duyulan hasret ne zaman tükenecek

Köln’de K›z›ldere Anmas› Köln Anadolu Halk Kültür Evi’nde yap›lan K›z›ldere anmas›na 60 kifli kat›ld›. Anmada K›z›ldere'den günümüze Mahirler’in yaratt›¤› gelene¤in Parti-Cephe'nin öncülü¤ünde sürdürüldü¤ü anlat›ld›. Bu gelene¤in bugün ölüm oruçlar›nda yaflat›ld›¤› ve umudun hiçbir zaman bitirilemeyece¤ine vurgu yap›ld›. Söylenen marfllar ve okunan fliirlerle anma sona erdi. Anadolu Halk Kültür Evi’nde Aflure Günü nedeniyle de haz›rlanan aflure Türkiye’lilere da¤›t›larak halk›n gelenekleri yaflat›ld›.

Sessiz Ölüm’ün Gösterimi Sürüyor Sessiz Ölüm filminin gösterimi Avrupa’n›n çeflitli kentlerinde sürüyor. ‹sviçre’nin Zürih ve Avusturya’n›n Graz kentinde yap›lan gösterimlere kat›lan yüzlerce kifli tecriti anlatan filmi izledi.

‹ngiltere’de Devrim fiehitleri An›ld› Devrim fiehitleri haftas› nedeniyle yap›lan panelde, Anadolu halk›n›n isyanlar tarihi ve Cephe tarihi anlat›ld›, kavgan›n büyük direniflte sürdü¤ü belirtildi. Panele yaklafl›k 60 kifli kat›ld›.

Konsolosluk Önünde Gösteri “Dünya Tutsaklar Günü” sebebiyle AlmanyaMünster Türk konsoloslu¤u önünde bir gösteri düzenlendi. Münster anti-emperyalist Alman solunun düzenledi¤i gösteriye ‹KM’de kat›ld›. Ölüm oruçlar›n› anlatan bir metnin okundu¤u gösteri boyunca "Izolasyon iflkencesine son" “Politik tutsaklara özgürlük” sloganlar› at›ld›. Gösteri sonras› Münster Üniversitesinde Dünya Tutsaklar Günü ve Enternasyonalist dayan›flma ile ilgili panel düzenlendi.

Avustralya’da Protesto Yürüyüflü Mültecilerin esir kamp›nda tutuldu¤u Avustralya’da zorunlu gözalt› merkezlerinin kapat›lmas› ve mültecilere karfl› hükümetin hukuku, mülteci haklar›n› hiçe sayan politikalar›n› de¤ifltirmesi için, 26 Mart’da Melbourne kentinde 30 bin kiflinin kat›ld›¤› bir miting düzenlendi. Yap›lan mitingde Türk ve Kürt ‹nsan Haklar› Komitesi taraf›ndan F Tipi cazaevlerine karfl› kampanya çerçevesinde yap›lacak etkinliklere kat›lma ça¤r›s› yap›ld›, bildiriler da¤›t›ld›. Böylece direniflin sesi okyanusun öte yakas›na ulaflt›.

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002/ Say› 2

45


Oligarfli fiaflk›nl›k ‹çinde Türkiye oligarflisinin, veya onu temsil eden hükümetin, veya genelkurmay›n bu s›ralar hangi konuda nas›l bir politika izledi¤ini net olarak tan›mlayabilecek kimse ç›kar m› acaba? Sanm›yoruz. Mesela Irak konusu. Gerçekten ABD’nin Irak’a müdahalesine karfl›lar m›, müdahaleden yanalar m›? Karfl›larsa, nas›l engellemeyi düflünüyorlar, karfl› ç›kmalar›na ra¤men ABD müdahale ederse ne yapacaklar? AB’ye girmek istiyor mu istemiyor mu bunlar? Kürtçe konusunda ne diyorlar? Türban konusunda ne yapacaklar? Söyledikleri farkl›, yapt›klar› farkl›. Bu da yetmiyor, ertesi gün, bir önceki gün söylediklerinden daha farkl› bir fley söylüyorlar. Bunlar›n bir k›sm› kimi zaman dan›fl›kl› dövüfl belki, halk› oyalamak için günü birlik politikalar. Ama ayn› zamanda tam bir flaflk›nl›k ve acizlik örne¤i de. ‹pleri o kadar kapt›rm›fllar ki, ne diyeceklerini, ne yapacaklar›n› bilemiyorlar. O kadar derin bir kriz içindeler ki, “afla¤› tükürseler sakal, yukar› tükürseler b›y›k!” ‹ktidar›n ki, halka verecek bir fleyi, emperyalistlere itiraz edecek gücü olmayanlar›n flaflk›nl›¤›! Kitlelerin taleplerini göstermelik olarak bile karfl›layacak bir durumlar› yok; ama onlar›n oylar›na ihtiyaçlar› var. AB’yle, IMF’yle yap›lan anlaflmalar, kendi talan ve egemenlik alanlar›n› k›s›tl›yor, bunlar› da kaybetmek istemiyorlar, ama AB’ye, IMF’ye, ABD’ye hay›r diyecek durumlar› yok. Günü kurtarmaya çal›fl›yorlar sadece. Bu durum ayn› zamanda, oligarflinin güçsüzlü¤ünün de ç›plak bir göstergesi. Evet, halka karfl› son derece pervas›z kararlar al›yorlar. Bir günde milyonlar› aç b›rak›yor, pervas›zca katliamlar yap›yorlar. Hapishanelerden ç›kan tabutlar› “kaale alm›yor”lar. Durmadan yeni bask› yasalar› ç›kar›yorlar. Ama tüm bunlar, onun gücünün de¤il, güçsüzlü¤ünün göstergeleridir. Emperyalistler ekonomik ve askeri desteklerini bir gün çekseler, ayakta zor duracaklar.

46

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

Hele bir de flimdi “erken seçim” girdi gündeme, elleri ayaklar›na dolaflt›. Seçim yat›r›m› olacak demeçler verelim derken, iyice saçmalamaya bafllad›lar. fiaflk›nl›k içinde, hem emperyalistleri memnun etmeye, hem kendi egemenlik sahalar›n› korumaya, hem de en az›ndan oylar›n› kaybetmemek için, sanki bunca açl›¤›n, emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n sorumlusu kendileri de¤ilmifl gibi, suçlar›n› gizlemeye çal›fl›yorlar. Zor ifl! fiafl›rmas›nlar da ne yaps›nlar? Ordu, ayn› gün, ayn› konuda iki ayr› anlamda demeçler veriyor. Bir yan›yla AB’yle pazarl›k yap›yor, flantaj yap›yor, ama flaflk›nl›k, acizlik genelkurmay koridarlar›n› da sard›¤› için, onunda elleri ayaklar›na dolafl›yor. Elleri ayaklar› IMF taraf›ndan, NATO taraf›ndan, ABD ve AB taraf›ndan ba¤lanm›fl bir iktidar ve genelkurmay, flafl›rmas›n da ne yaps›n? Konufluyorlar. Elleri ayaklar› ba¤l›, bir tek a¤›zlar› serbest. Irak, K›br›s, AB’ye uyum... konusunda laf salatas› yap›yorlar. Ama ne söyleseler bofl. Çünkü nas›l olsa, sonunda emperyalistlerin dedi¤i olacak.

‹KT‹DARDA IMF ad›na kan dök MUHALEFETTE IMF’ye karfl› ç›k›yor gözük Parti kurmaya soyunan Sadettin Tantan, son verdi¤i demeçlerden birinde IMF’ye karfl› ç›k›yor. Sanki daha düne kadar IMF program›n› uygulayan hükümetin bir bakan› de¤ildi kendisi. Sanki IMF’nin program›n›n bir parças› olarak, 20 hapishaneye operasyon düzenletip 28 tutsa¤› katlettiren bakan kendisi de¤ilmifl gibi. Emperyalizm ad›na, IMF program›n›n engelsiz uygulanabilmesi ad›na, hapishanelerde katliam yap›yor; Sonra IMF’den flikayet ediyor. Niye? Çünkü flimdi “muhalefet”te. Baflbakanl›k hayalleri kuruyor. Baflbakanl›k koltu¤una oturursa ne yapar peki, IMF’ye o zaman da muhalefet eder mi? Bakan iken, hükümetin bir üyesi iken ne kadar muhalefet(!) ettiyse o kadar eder ancak. Sadettin Tantan’›n herhangi bir IMF talimat›na karfl› ç›kt›¤›, IMF talimatlar›yla ç›kar›lan yasalar›n, kararlar›n alt›na imza atmad›¤› ise H‹Ç GÖRÜLMEM‹fiT‹R! Öyle ya¤ma yok Sadettin Tantan. Sen önce IMF ad›na döktü¤ün kan›n hesab›n› ver!


“Yeni Dünya Düzeni” Verem Ediyor Dünyada her y›l 1.7 milyon kifli veremden ölüyor. Verem, art›k tedavisi mümkün bir hastal›k. Önlenmesi art›k bir afl›yla mümkün hale gelen bir hastal›k. Ama iflte rakam ortada; buna ra¤men her y›l, 1.700.000 kifli bu hastal›ktan ölüyor dünyam›zda. Daha net ifade edersek, her y›l dünyam›zda 1.700.000 YOKSUL veremden dolay› ölüyor. Bu rakam, önceki On y›la göre büyük bir art›fl gösteriyor. Bir zamanlar dünya nüfusundan milyonlar› al›p götüren, geçen yüzy›l›n ikinci yar›s›nda bir parça etkisizlefltirilebilen “‹nce hastal›k”, küreselleflme politikalar› sayesinde yeniden dönmüfl durumda. Sadece yeni-sömürgelerde de¤il, mesela ‹ngiltere’de de verem çoktan hortlam›fl durumda. Çünkü, emperyalist ülkelerde de, iflsizlik ve yoksulluk büyüyor; sa¤l›k hizmetlerindeki “sosyal güvenceler” bir bir gasbediliyor.

miz içecek sudan yoksunsa, verem hortlamay›p da ne olacak? Dünya gerçeklerinden habersiz kimi “uzman” doktorlar, bu art›fl› “verem mikrobunun afl›ya ba¤›fl›kl›k kazand›¤›”, veya “halk›n zaman›nda afl› yapt›rmad›¤›” gibi gerekçelerle aç›klamaya çal›fl›yorlar. Veremin yayg›nlaflmas›n›n belirleyici nedeninin yoksulluk ve sefalet oldu¤unu bilmek için, sa¤l›k uzman› olmaya gerek yok.

Mikrobun Ad›, IMF!

Biliniyor ki, bu mikrop, aç b›rak›lm›fl, yetersiz ve dengesiz beslenmeye mahkum edilmifl bedenlerde ürüyor. Karn› tok, s›rt› pek olanlara dokunmuyor. Mikrobun hedefi, açl›¤›n ve adaletsizli¤in belini büktü¤ü milyarlarca yoksul insand›r. Bu nedenle, “ince hasHalk›n› dilenci haline getiren bir düzene, tal›¤›n” önlenmesinin yolu da “t›bbi” bir sorun de¤il zaten. ‹fl, afl sa¤lamakla de¤il, sadaka Bu verem, afl›larla de¤i, IMF’yi da¤›tmakla övünen düzen partilerine yokederek yenilebilir; çünkü veremi yayan mikrobun ad› hay›r! IMF’dir.

Yeni-sömürgelerde ise, sa¤l›k hizmeti sadece paras› olan›n yararlanabilece¤i ticari bir metaya dönüfltü. Dünya nüfusunun 1.2 milyar› açsa, 3,5 milyar› yoksul ve te-

Mikrobu üreten batakl›¤› kuruttu¤unuzda, hastal›¤›n önünü de kesmifl olursunuz zaten. Verem mikrobunun yay›ld›¤› batakl›¤›n ad› da “küreselleflme”dir.

“Küreselleflme”nin Türkiyesi, Dilenciler Ülkesi Mi Olacak? Art›k biliniyor ki, IMF programlar›n›n uyguland›¤› tüm ülkelerde, emperyalistlerin ve iflbirlikçilerin ortak korkusu “sosyal patlama”d›r. Bunun için, “sosyal patlama riskini azaltmak amac›yla” IMF kredilerine 300-500 milyon dolar eklenip, yoksullara da¤›t›lmak üzere gönderiliyor. IMF, aç b›rakt›¤› halk›n bir k›sm›na bir anlamda sadaka gönderiyor. IMF, Dünya Bankas› gibi kurulufllar, kendi uflaklar›n›n açgözlülü¤ünü ve yiyicili¤ini de iyi bildiklerinden, bu paray› genellikle uflak hükümetlerine vermeyip, bizzat kendi elleriyle da¤›t›yorlar. Hat›rlanaca¤› gibi, geçen y›l sonunda Dünya Bankas› bu biçimde bir kaç yüz milyon dolar da¤›tm›flt›. Ama bu dolarlar, “sosyal patlama korkusunu” yoketmeye yetmiyor tabii. IMF’ciler ve IMF’nin uflaklar›, hala Arjantin olacak m›y›z, olmayacak m›y›z diye tart›flmaya devam ediyor. Hükümetin gündeminde flimdi yine ayn› korkuyla haz›rlanm›fl bir baflka proje var: “Sosyal Riskin Azalt›lmas› Projesi”

MHP Genel Baflkan› Devlet Bahçeli: “Yoksul kesimlere g›da güvencesi sa¤layacak bir sistemin oluflturulmas›na yönelik haz›rl›klara bafllad›k” aç›klamas›yla, ne yap›lmaya çal›fl›ld›¤›n› k›saca özetledi. Önce aç b›rak, sonra halk› imarethanelerin, aflevlerinin önünde kuyru¤a diz. Bu proje kapsam›nda, ODTÜ taraf›ndan haz›rlanacak bir forumu dolduranlar, bu forum sonuçlar›n›n de¤erlendirilmesine göre “fakirlik s›nav›n›” kazan›rlarsa, fakirlik derecelerine göre devletten iafle alacaklar! Bak›n, ülkemizin, halk›n ne hale düflürüldü¤üne bak›n. ‹fl güvencesi yok, afl güvencesi yok, IMF ve onun hükümeti hala at›lacak iflçiler listesi haz›rlamakla meflguller. Sonra gelsin aflevi kuyruklar›. Gelsin “yard›m kuyruklar›”! Tüm halk› D‹LENC‹ haline getirmek, önüne ne SADAKA at›l›rsa, ona “Allah Raz› Olsun” der duruma düflürmek istiyorlar. Onurlu bir halk, aln›n›n teriyle geçinmek, onuruyla, namusuyla yaflamak isteyen bir halk, bunu kabullenemez!

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

47


Solun Beyni K›z›ldere’de, bilindi¤i gibi, sadece tek bir örgütün önder ve savaflç›lar› yoktu. Ço¤u THKP-C’dendi, ama aralar›nda THKO’nun iki önder kadrosu da vard›. Bu, bir daha solda çok uzun y›llar rastlanmayacak bir sahneydi. 1984 Ölüm Orucu, böyle bir siper yoldafll›¤›na en yak›n örnek olarak y›llar sonra yaflanacakt›. Farkl› örgütlerdendiler, ama devrimciydiler. Farkl› stratejileri savunuyorlard›, ama ayn› kanalda ak›yorlard›. Farkl›l›klar› çoktu, ama devrimin ç›karlar›ndan baflka hiç bir hesaplar› yoktu. Bugünle k›yasland›¤›nda, en temel, en belirleyici fark da buydu. Bugün örgütler, devrimciler aras› iliflkiler, binbir türlü farkl› hesapla zedelenmifl, kirlenmifl durumda. Politika, taktik ad›na manevralar, mülkiyetçilik, gurupçuluk, böylesi anlarda dayan›flmam› nas›l gösterebilirim sorusunu de¤il, “ben bu durumdan nas›l yarar sa¤lar›m... benim zarar›m ne olur” sorular›n› sorduruyor. Beyinlerde bunlar dolan›yor. Ve böyle beyinlerden K›z›ldere’ler ç›km›yor. *** Mahir’leri K›z›ldere’ye götüren neden, Deniz’lerin idamlar›n›n engellenmesiydi. Ünye radar üssündeki ‹ngiliz ajanlar›na yönelik eylemden önce, baflka ihtimaller üzerinde de durmufllard›. “Buna göre herhangi bir elçili¤e Mahir, Cihan ve Ömer Ayna bir intihar dal›fl› yapacak, elçinin hayat› karfl›l›¤›nda kendilerinin de teslim olmas› kayd›yla Deniz Gezmifl, Yusuf Aslan ve Hüseyin ‹nan’›n idamlar›n›n engellenmesini isteyeceklerdi.” (Aktaran: Halk ‹çin Kurtulufl, say›: 74) Deniz’ler için, ayn› örgütten olmad›klar›, ayn› teoriyi, stratejiyi paylaflmad›klar› bir devrimci için, kendisi tutsak olmay› göze al›yor, kendi hayat›n› ortaya koyuyor... Bak›n, bir bu anlay›fla bak›n, bir de yan›bafl›nda devrimciler katledilirken “fark›m›z› koyduk iyi oldu” diyene, “cepte keklik mi sand›n›z” ? diyene bak›n. Ve bunlar, tam bir aymazl›kla biri Mahir’lerin, biri Deniz’lerin miras›n›n temsilcisi oldu¤unu söyleyecekler. Olur mu böyle bir fley? B›rak›n uzaktan dayan›flmay›, deste¤i; K›z›ldere’de tan›k oldu¤umuz “Birbirleri için gerekti¤inde ölebilmek” bilinci ve kültürüdür. Çok üst düzeyde bir bilinç bu. Devrimci safl›¤›n, devrimci duygular›n en yal›n hali. Di¤erleri bunun yan›nda ne kadar küçük, zavall› ve rezil kal›yor. Hiç ilgisi yok solculukla, devrimcilikle.

48

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

Dayan›flman›n yüzak› ve günümüzün yüz k›zart›c›lar› *** Kapitalizmin, toplumu bozmas›na paralel, sol da bozuluyor. Sol, bu bozulmaya karfl› direnifl noktas›n› oluflturmas› gerekirken, ideolojik olarak etkisi alt›na girdi¤i kapitalizmin kültürüne de direnemiyor. Kal›plara karfl› ç›kma ad›na, tabular› y›kma ad›na, birey özgürlü¤ü ad›na, feodal geleneklere karfl› olma ad›na, oligarflinin halk›n kültürünü, de¤erlerini bozmas›na yeflil ›fl›k yak›yor. Ama sonra... sonra bir bak›yor, kendisi de bozulmufl. Halk›n kültüründen de, devrimci kültürden de kopmufl. Küçük burjuvaca yaflayan, beyni küçük burjuvaca kaypakl›klarla dolu bir hale gelmifl. Ad›nda hala komünistlik, sosyalistlik kalm›fl olsa da, o art›k hiç bir olaya bir devrimcinin beyniyle, duygular›yla bakamayacakt›r. K›z›ldere, devrimcili¤in safl›¤›n› temsil ediyor. O safl›¤a dönülmek zorundad›r. Dönemeyenler, düzene döner. *** “Cihan Alptekin ve Ömer Ayna, Ankara’ya gelifllerinden sonra THKO’lularla ba¤ kurup, Deniz Gezmifl ve arkadafllar›n›n kurtar›lmas› için planlar yapmaya bafllad›lar. ‹mkanlar› çok s›n›rl›yd›. Kalacak yerleri bile THKP-C’liler sa¤l›yordu.” (THKP-C’nin do¤uflu ve ilk eylemleri, s. 102) Bu bir kültür. ‹flkencecilerin ve faflist bir güruhun sald›rd›¤› 6070 yafl›ndaki tutsak yak›nlar›na parti kap›lar›n› kapayanlar›nki de baflka bir kültür. Yanyana koyun. Güzelli¤e ve çirkinli¤e birlikte bak›n. Kahramanl›¤› ve korkakça bir zavall›l›¤› birlikte seyredin. Mahir’ler Maltepe hapishanesinden firar etmifller. Her yerde aran›yorlar. Ama onlar›n gündeminin en önemli maddesi, Deniz’lerin idam›n› engellemek. Ve bir de her gün tabutlar›n ç›kt›¤› F tipleri için “gündemimiz de¤il” diyenlerin beynini düflünün. ‹ki beyni yanyana koyun. Birinde devrimcili¤in, insanl›¤›n güzelli¤i var. Di¤erinde, çürümüfllük, kokuflmuflluk! Bunlar yanyana konuldu¤unda, K›z›ldere, devrimcili¤in, devrimci dostlu¤un, dayan›flman›n yüzak› olarak daha da büyürken, “gündemimiz de¤il”ler, “konulan fark”lar, “cepte keklik”ler, devrim tarihine devrimcilik ad›na yüz k›zart›c› tav›rlar olarak geçiyor.


kahramanlar ölmez

fiehitlik tarihi: 31 Mart 1992 fiehit düfltü¤ü yer: Bursa fiehit düflme flekli: Polis taraf›ndan al›nd›ktan sonra, Uluda¤ yolunda iflkence yap›lm›fl ve bafl›ndan vurulmufl olarak bulundu.

Bülent ÜLKÜ

Mehmet Ali MANDAL Neslihan USLU

Metin ANDAÇ

Hasan AYDO⁄AN

Kaybedilme tarihi: 31 Mart 1998 fiehit düfltükleri yer: Seferihisar Ege Bölgesinde gözalt›na al›narak kaybedildiler Bir y›l sonra, Turan Ünal adl› kontrgerilla eleman›n›n itiraflar› sonucu, Foça’daki bir askeri birlikte iflkence yap›ld›ktan sonra, bir tekneye konulduklar› ve teknenin Seferihisar aç›klar›nda bombayla bat›r›ld›¤› ö¤renildi.

fiehitlik tarihi: 3 Nisan 1981 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul Küçükköy fiehit düflme flekli: Gözalt›na al›n›p iflkence yap›ld›ktan sonra kurfluna dizilerek katledildi.

Mustafa IfiIK fiehitlik tarihi: 3 Nisan 1981 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul fiehit düflme flekli: SDB üyesi ve ‹stanbul Dev-Genç yöneticisiydi. Cadde ortas›nda polis taraf›ndan katledildi.

Mehmet Selim YÜCEL

Hakk› KARAHAN

Ferda C‹VELEK

Veysel BEYSÜREN

fiehitlik tarihi: 1 Nisan 1993 fiehit düfltükleri yer: ‹stanbul Kad›köy fiehit düflme flekli: Devrim fiehitlerini Anma Günleri dolay›s›yla düzenlenen bir eylem s›ras›nda çat›flarak flehit düfltüler.

fiehitlik tarihi: 4 Nisan 1995 fiehit düfltükleri yer: Gaziantep fiehit düflme flekli: Hüseyin Antep sorumlusuydu. Bedii Cengiz SPB üyesiydiler. Polis taraf›ndan katledildiler.

Hüseyin COfiKUN

fiehitlik tarihi: 4 Nisan 1977 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul fiehit düflme flekli: Eczac›bafl› ‹laç fabrikas›nda ilk grevi örgütleyenlerdendi. Grev nöbeti s›ras›nda katledildi.

Hasan ATEfi

3 Nisan 2001 Avusturya’da hastal›¤› sonucu kaybettik.

Demet TANER

Mustafa KURAN Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

49


bas›n tv

KIRILIR YALANIN ÇARKI

Hiçbirine ‹nanm›yoruz... TGRT’nin “konuk sunucu” diye ç›kard›¤› sanatç›lar›n sokakta insanlarla konuflmas›n› izlemiflsinizdir. 28 Mart gecesi de Erhan Yaz›c›o¤lu soruyor; hangi kanal›, haberi izliyorsunuz, inan›yorsunuz?... Bir tek kifli bile, ben Tv’lerin söylediklerine inan›yorum demedi. Rahats›zl›k veriyor... Seyretmiyorum.. Televoleler saçma sapan... Gençleri yozlaflt›r›yorlar... Hiçbirine güvenmiyorum, inanm›yorum... Haberleri magazin gibi veriyorlar... en çok verilen cevaplard›. Eksi¤i var fazlas› yok. Ne haberi habere benziyor, ne “e¤lence program›” diye yap›lan programlarda halk›m›za ait bir fley var. Amerika’dan, Avrupa Tv’lerinden araklanm›fl yar›flma ve show programlar›, ölümleri, ac›lar› bile magazinvari vermeyi baflarabilen bir habercilik anlay›fl› ile halk›n hiçbir kesiminde hiçbir a¤›rl›klar›, ciddiyetleri yok. Bu yay›n tarz›n›n geliflmesine, yani yozlaflmaya paralel olarak medyan›n uzunca bir süredir halk›m›z nezdinde hiçbir yönlendiricili¤i kalmad›. Susurluk aklama programlar› bir örnektir. Do¤an medyan›n kampanyas› bile kar etmedi Susurlukçular› meflrulaflt›rmaya.

--Bu arada Haber Türk kanal› Susurlukçular› konuflturmaya devam ediyor. Özel timcileri aklama, paklama program›ndan sonra, Can Atakl›’n›n konu¤u bukez Do¤an Gürefl’di. Ona da “emirleri biz verdik” itiraf›yla bafllayan tart›flmada kendini aklama f›rsat› verildi. fiimdi böyle bir yay›nc›l›¤›n habercilik oldu¤una kim inan›r?

--Milliyet’in ahlak›; Dersim halk›n›n yozlaflmaya karfl› ç›k›fl›n› 27 Mart’da haber yap›yor Milliyet. Bafll›k; “Kad›nlar gitti Ahlak kurtuldu!” Haberde de “Kad›na karfl› de¤illermifl!” gibi ünlemli, alaya alan ifadeler bolca. Anlafl›lan Dersimlilerin onuruna sahip ç›kmas› Milliyet’in hofluna gitmemifl. Onlar özgürlükçü ya! Fuhufl özgürlü¤ü, kad›n satma özgürlü¤ü de olmal› demeye getiriyor Milliyet. Ne diyelim, bu da Do¤an Medya’n›n ahlak›!

50

Ekmek ve Adalet / 01 Nisan 2002 / Say› 2

BASINDAN Melih Afl›k (26 Mart 2002, Milliyet)

‹nsanl›¤›m›z Kimileri hayvanlar› yeterince sevmedi¤imizi savunur. Peki acaba insanlar› hayvan kadar seviyor muyuz? Mesela polis kentin ortas›nda gösteri yapan ö¤rencileri, iflçileri, memurlar›, mahkum yak›nlar›n› coplarken kimse oral› olmuyor. Polis ayn› flekilde ayn› say›da hayvan› coplasa yer yerinden oynamaz m›? Bir kaç gün önce ithal edilen 66 devekuflu ihmal yüzünden can verdi. Hürriyet gazetesi haberi befl sütun verdi. Ölüm oruçlar›nda ölenlerin say›s› 89’a yükseldi. Gazetelerde tek sütun haber görüyor musunuz? ‹nsana hayvandan daha çok de¤er verdi¤imizi kim söyleyebilir?

“Cevap Hakk› Kutsald›r” (Ertu¤rul Özkök)

GÖRECE⁄‹Z! Ertu¤rul Özkök “cevap”, “tekzip hakk›na” iliflkin 28 Mart tarihli köflesinde flöyle diyor;

“Son zamanlarda Do¤an Yay›n Konseyi’nde cevap ve düzeltme hakk›n› uzun uzun tart›flt›k. Bu konuda kararlar›m›z önümüzdeki günlerde yay›nlanacak. Ama hepimizin üzerinde durdu¤u husus flu oldu: Cevap hakk› kesinlikle kutsald›r.” Do¤an Medya’n›n kararlar›n› da izleyece¤iz, ancak bu kutsall›k nereye kadar olacak, kimler bu kutsall›ktan yararlanacak, onu da hep birlikte izleyece¤iz. Ertu¤rul Özkök’e soruyoruz buradan; Haklar›nda polis bültenlerinden haberler yapt›¤›n›z devrimcilerin de cevap hakk› kutsal m›? ‹nfazlardan, katliamlardan sonra yapt›¤›n›z haberlerin yalan oldu¤unu ispatlayanlar›n belgeleri de bu kutsall›ktan yararlanacak m›? Yoksa “siz hariç” mi denilecek? GÖRECE⁄‹Z!


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
AdaletWeb002 by sol yayin - Issuu