Issuu on Google+

CİLT:4

SAYI:39-40

Nisan-Mayıs: 2007

----------------------------------------------------------------------------------------------------

SERMAYENİN ÇELİŞKİLERİNİN BAZI BURJUVA EKONOMİ-POLİTİKÇİLERİNİN KAFASINDAKİ YANSIMALARI Hemen her dönemde uygulanan ekonomi politikalarını bazı ekonomi politikçileri desteklerken bazıları da karşı çıkarlar. Bu ekonomi politikçiler uygulanan ekonomi politikalarını şu veciz ifadeleri ile tanımlamaktalar “yüksek faiz, ucuz döviz politikalarıyla, ucuz ithalata dayalı büyüme politikası.”1 Bu şekilde özetle1

“( Cari açık (Döviz açığı) çok büyüdüğümüz, hızlı kalkındığımız için değil, ‘yüksek faiz, ucuz döviz’ politikası sonucu sürdürülemez” boyuta çıkıyor. Yüksek faiz , ucuz döviz politikasıyla ucuz ithalata dayalı büyü-

nen ekonomi politikası, onların terimleri ile söylersek belirli bir “büyüme” politikasıdır. Burjuva ekonomi politikçileri bizim gibi, burjuva toplumlarda temel olarak iki tarz “büyüme” tespiti yaparlar. 1.”İthalata dayalı “büyüme”. 2.”İhracata dayalı büyüme.” İktisatçılar “ithalat ve ihracat kavramlarına me yerine, yatırıma ve üretime dayalı büyüme politikasını uygulayabilsek , ihracata dönük yatırımlarımız ve üretimimiz artacak, istihdam rakamları artacak. Döviz geliri artacak. İşte o zaman büyüyünüz büyüyebildiğiniz kadar olacak. (Güngör Uras 14.02.2007 Milliyet )


www.proleter.org

verdikleri önem ile ayrışırlardı. Şimdilerde ise “yüksek faiz, ucuz döviz”den yana olanlar, üretimden yana olanlar olarak saflaşıyorlar. burjuva ekonomi politikçilerinin konusuna yaklaşımının böyle olması, düşüncelerini ifade ettiği kavramlar ve bu kavramlar ile ne anlatmak istediklerinin anlaşılması önemlidir. Ancak böylelikle burjuva ekonomi politiğinin sermaye ile kişileşmiş sermaye, kapitaliste hizmeti ve bu hizmetin işlevi anlaşılabilir. Hemen başlangıçta şunu belirtmekte fayda var Marks, sermayenin çelişkilerinin serimi ve sermayenin hareket yasalarının incelenmesinde dış ticaretin dışarıda tutulması gerektiğini belirtir. Bunun inceleme sürecine dahil edilmesi sorunu karmaşıklaştıracaktır. Halbuki sermayeyi inceleme ve sunuş yöntemi soyutlamadan hareket ile somuta ulaşma şeklinde olmalıdır. Ve Marks öyle yapar dış ticareti konu dışında bırakır. Yaptığı bu soyutlama ile daha ilk adımda, kapitalistin (sermayenin) üstündeki sis perdesini 2

aralamıştır. Ne var ki, Marks’ın ünlü eseri Kapital’in burjuva ekonomi politikçinin (dolayısıyla kapitalist sınıfın) “beyninde bomba gibi patlamasından” bu güne, burjuva ekonomi politiği giderek bayağılaştı. Kapitalistin günlük çıkarlarının korunmasında kullandığı dil onlar tarafından “sistem”leştirildi, teori haline getirildi. Bu gün bizdeki iktisatçıların önemli bir bölümü IMF destekli programları kayıtsız şartsız desteklerken, bazıları da sözde bu ekonomi politikalara karşı çıkmaktadırlar. eskiden kapitalizmin 2001 krizi öncesinde IMF, Güney Kore vb. burjuva toplumlarındaki durumu diğerlerine model olarak sunuyordu. Asya krizi -ki o bir aşırı üretim krizi idi.IMF’ye uyguladığı ekonomi politikaların “yanlış” olduğunu gösterdi. Şimdi bizde uyguladıkları ekonomi politikalarını programlaştırdılar. Bu gün gelinen noktada iktisatçıların bir bölümü ki bunlar eski IMF çalışanı iktisatçılarda dahildir, yine “yanlış” yapıldığını söy-


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 lemekteler. Bizdekilerin en şeyin önemi yoktur. sermayeçok itiraz ettikleri nokta “cari nin üstündeki giz perdesini açığın büyüdüğü”, “büyümekaldırma çalışmasının yanın2 nin istihdam yaratmadığıdır” . da , burjuva ekonomi politikçiÖncelikle burjuva ekonomi lerinde giz perdesinin arkasıpolitikçilerinin kavramları ile na geçmek gerekecek. “Katneyi ifade ettiklerini anlamak ma-değer”3 kavramları ile “milli gelir” kavramını yer yer gerekir. Bu anlaşılmadıkça onların dilinin yabancısı olueş anlamlı kullandıkları görünacaktır. Kavramların içinde lür. Güngör Uras’ın ifadelerinde anahtar konumda, bir başde de görüldüğü gibi kendi ka ifade ile “tanrı” konumunda kavramlarını da çelişkili olarak olan kavramlar önemlidir. Bu tanımlayıp kullanırlar. “Girdi durumda olan “katma-değer” fiyatı” ile “çıktı fiyatı” arasınve “büyüme” kavramları gödaki farktır der. Bu sözlerine rülmekte. “Katma-değer yabakarsanız “katma – değer “ ile artı-değerden söz ediyor ratma” , “büyüme”nin gereklisanırsınız. Ama devamında liği ve önemi onlar için tartışılmazdır. Her şey bunlar içindir, onlar olmadıkça, hiçbir 3 2

“TL değerlendikçe dolar cinsinden ücretlerde, malların fiyatları da, kişi başına gelirlerde artıyor. Ama bunun ne çalışana ne de reel sektöre hayrı var. Kazanç düşüyor, buna uyum sağlamak için önce kayıt dışı çalıştırma ve işten çıkarma artıyor. Yinede imalat sanayi kazandırmıyor. İşletmeler tasfiye oluyor. Bizim gibi ekonomiler için sürdürülebilir büyümenin kaynağı olan sanayi büyümesi yavaşlıyor. İstihdam yeterince artmıyor. Sosyal huzursuzluk artıyor.” (Faik Öztrak 30.03.2007 Milliyet)

“Milli gelir, ülkedeki belli bir dönem üretilen mal ve hizmetlerin parasal (katma-değer) toplamıdır. Sanayi kesimindeki üretimin milli gelirdeki payı yüzde 30 dolayında ama sanayideki büyüme ticaret, mali kesim, ulaştırma, dış ticaret kesimlerinde ki büyümeleri de olumlu etkilediğinden milli gelirin ana dinamiğini teşkil eder.” (Güngör Uras 12.02.2007 Milliyet) (Bir ara bilgi: Katma-değer, çıktı fiyatı ile girdi fiyatı arasındaki farktır. Kira, ücret, faiz ve kardan oluşur. Katma-değer doğa, emek, sermaye ve müteşebbis arasında bölüştürülür.) (Güngör Uras 05.02.2007 Milliyet)

3


www.proleter.org

katma-değerin doğa, emek, sermaye ve müteşebbis arasında söylediğinde böyle olmadığı anlaşılır. Çünkü, katma-değerden “emek” pay alır deyişi ile , yada işçi katmadeğerden pay alır demekte, sermayeye dayalı üretimin kapitalistin üretim üzerinde hareket edip varlığını sürdürdüğü artı-değer kavramı ile uzaktan yakından bir ilişkisi olmadığı görülür. Demek ki kapitalist üretimin gizini , onun temeli olduğu modern burjuva toplumun hareket yasalarını ortaya çıkaran ve dolayısıyla işçi sınıfına onun yasaları karşısında özgür olma bilgisinin temellerini veren artıdeğer ve onu teorisiyle bizim burjuva ekonomi politikçimizin katma-değer kavramı arasında uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Bunun için işçi sınıfı ve onun teorik hazinesi için bu tip ucube kavramlar yer almaz, sınıfın temsilcileri de bu kavramlar ile iş göremez, görmezler. Diğer kavramları, “büyüme”yi de çok sıkça yinelediklerini görürüz. ekonominin asıl amacının “büyüme” 4

olduğunu esas olarak “istihdam” yaratmanın makbul olduğunu yinelerler. Ülkeler “büyüme” oranları ile değerlendirilir, uluslar arası kapitalist “kredilendirme” kuruluşları tarafından notlandırılır. karnesinde kırık olanlar cezalandırılırlar. Bunu iktisatçılarımızda pür dikkat efendilerine hizmet için yarışırlar. “Büyüme” ile “katma-değer” kavramında aynı anlamlarda kullandıkları izlenimi edinilir, ama yer yer farklı anlamda kullanırlar. Aslında bununla birikim oranı kastedildiği anlaşılır. Onların “büyüme” dedikleri ekonomik olgudan “istihdam” yaratılması ile işçiler paylarını düşeni alır. Ama siyasi iktidarın ekonomi politikası “istihdam” yaratacak “büyüme” odaklı olmadığı için bunlar gerçekleşememektedir. Ne var ki, bütün güçlükler bunlarla sınırlı değildir. Şimdilerde “paradan para kazananlar” dedikleri Carry Trade’ciler dünya “piyasa”larında cirit atmaktadırlar. Bu günlerde Japon Yeni’nin değerlenmesi bunları korkutmuş. Yine bizim kapitalist sı-


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 nıfımız ile onların iktisatçı dalTradecilerinkiler de aynı nitekavuklarını ya kaçarlarsa korliktedir.) da aynı hareketleri kusu sarmış bulunuyor. Bu sergilemektedir. Üretime, “isgünlerde, bizim ekonomi politihdama” dayalı “büyüme”den tikçilerimiz Carry Trade’cilerle yana olan iktisatçılarımız , ilgili bilgileri gazetelerindeki “doğrudan sermaye” yatırımköşelerine taşıdılar. Bunlar larından yanadırlar. Şimdi uyYen’in faizi sıfırken, yani faizi gulanan ekonomi-politikaların düşük ülkelerden borçlanıp, “reel sektörü” cezalandırdığını bizim gibi faiz oranları yüksek sık sık tekrarladıklarını görürüz. “Reel sektör” ile sanayi olan ülkelere borç vererek paradan para kazanıyorlarmış. kapitalistlerinin egemen olduJapon Yeni’ni dolara çevirip ğu üretim alanını ifade etmek faizde ve borsalarda “yüksek istedikleri anlaşılır. Gerek getirisi” olan “değerli kağıtlaCarry Tradeciler, gerekse gera” yatırıyorlarmış. Şimdi, Janel olarak “sıcak para”cılara pon Yeni değerlenince bunlar “paradan para kazandıkları” kaçacaklarmış.4 Hatırlanacağı için karşı oldukları sık sık gögibi benzer kaygılar onlar için rürüz. Yani şimdi bizim görüşlerini sözkonusu ettiğimiz “sıcak para” (ki Carry ekonomi-politikçi kesimi bu tür 4 sermayeye karşı olduklarını “Ama Carry Trade’ciler küresel piyasaların tamamındaki risklerini gözden ifade ederler. Aslında bunların geçiriyor. Bunu yapmaya da mecburlar. karşı olması, onlarca ileri süÇünkü kısa sürede yüzde 3-5 dolayınrülen kriz yaratıcılığınadır. daki kayıplar fonları büyükleri zarara Çünkü son dönemlerde ekouğratır. nomik krizlerin nedenini bu Fon yöneticileri bu tür dalgalanma hareketlerinde 1-ilk çıkan biz “sıcak para” hareketlerinde olalım da fazla kaybetmeyelim, 2-Bu görürler. Daha önce de bir hareket “domino” etkisiyle çığ gibi çok kez ifade ettim, ama tekbüyürmü? Yatırımlarını gözden geçirirrar etmekte fayda var. Burjuva ler. Bu gözden geçirmeden sonra da en ekonomi politiğinde artık riskli ülkelerden ve borsalardan çıkma arayışına girerler.” (Güngör Uras egemen olan tez, egemen sis05.03.2007 Milliyet)

5


www.proleter.org

tem haline gelmiş olan vülger ekonomi- politik ve ekonomipolitiği, kullanım-değeri ile değişim-değeri, para ile sermaye arasında ayrım yapmakta büyük güçlük çeker. Bunları birbirine karıştırır. Birini diğerinin yerine kullanır. Basit meta dolaşımını, sermaye dolaşımının yerine kullanır. Bir kullanım-değeri ifadesi olan “fayda”yı ekonomik biçim belirleyici öğe olarak onların yazılarında boy gösterir. Bunun için “doğrudan yatırım sermayesi”nden “aş ve iş “ sorununu çözmesini bekler, ancak böyle çözülür der. aslında modern burjuva toplumunda ekonomik biçim belirleyici unsur, öğe, sermayedir. Sermaye ise değişim-değerinin bağımsızlık kazanmış biçimi paranın belirli bir süreç içinde sermayeye dönüşmesi ile kendini gösterir. Bu konuda Marks’ı dinlemekte fayda var: “Demek ki, değer şimdi, süreç içerisinde değer, süreç içerisinde para ve böylece sermaye oluyor. Değer dolaşımda çıkıyor, tekrar giriyor, süreç boyunca 6

kendisini koruyor ve çoğalıyor, daha gençleşmiş olarak dolaşımdan çıkıyor ve aynı devre yeniden başlıyor. P-P' , para paradan doğar, işte ilk yorumların, merkantilistlerin ağzıyla sermayenin açıklaması böyledir. Satmak için satın almak, P-M-P' yalnızca tek bir tür sermayeye, tüccar sermayesine özgü bir biçim gibi görünür. Ama sanayi sermayesi de paradır, yani para, metalara ve bu metaların satışıyla da yeniden daha fazla paraya dönüşür. Dolaşım alanı dışında kalan ve satın alma ile satma arasındaki sürede geçen olaylar, bu hareketin biçimini etkilemez. En sonu, faiz getiren sermayenin söz konusu olduğu durumlarda, P-M-P' dolaşımı kısaltılmış olarak belirir. Ara aşama olmaksızın, P-P' biçiminde sonuca ulaşırız, deyim yerindeyse “özlü anlatımıyla” para daha fazla değerde para değer kendisinden daha büyük değerdir.


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 onlar bütün gücü sermayeye Demek ki, P-M-P', dove paraya yükleyip tanrılaştılaşım alanında ilk bakışta rırlar. Kapitalistin kendiside görüldüğü gibi, gerçekte sermayenin kişileşmesi olarak sermayenin genel formülütoplumsal ilişkilerde tanrı rolü dür.” ( Karl Marks Kapital Cilt. oynar, bütün gücünü bu ekoI. 189 Sol Yayınları) nomik ilişkilerden alır. Burjuva Marks’ın konuya ilişkin toplumda ekonomik biçimi açıklamalarından gösterdiği (kapitalist toplumsal üretimi, gibi, ne değer, ne para ne de sermayeyi) yaratan, işçi sınısermaye kendi başlarına yalıfının artı-değer üretimi olduğu tık olarak söz konusu işlevleri halde , bütün bu güç, değer yerine getirmezler. Belirli ilişki yaratma özelliği sermayeye ve süreç içinde bu işlevleri yegeçer. Bunu geçiren nedir? rine getirirler. Onun için her Önemli olan budur. Burjuva şeyden önce tarihseldirler. toplumunda kapitalist sınıf Ama bizim burjuva ekonomi üretim ve tüketim araçlarının politikçilerimizin kavram ve sahibidir. İşçi sınıfı ise kapitakategorileri, diğer burjuva polistlere emek-gücünü satar. litikacıları ve ideologlarının kiEmek-gücü satıcısının emekler gibi tarih dışı, ezelden beri ve sonsuza dek var olacak gücünü kapitaliste satması olan niteliktedirler. Marks’ın onu işçi haline getirir. İşçi, işçi ekonomi politiğe eleştirisi taolarak yaşamını sürdürmek rihselliğin yanında diyalektikiçin kapitaliste emek-gücünü tir. Onun kavram ve kategorisatmak zorundadır. Üretim leri ilişki ve süreç içinde vararaçlarının kapitalistin elinde lıklarını ifade ederler. Bu kuremek-gücünü metaının satıcıgu değildir, gerçek ilişkilerin larının elinde toplanmasını düşünce alanındaki yansımaoluşturan sermayenin modern sıdır. Ama kapitalist ile ekotarihinin ön koşulunu oluştunomi-politikçinin kafasında ran başka bir tarihi dönem yer gerçek ilişkiler ters yüz olmuş alır. Bu tarihi dönem de olarak yansırlar. Bunun için emekçi, üretim araçlarından 7


www.proleter.org

(topraktan) koparılır. O dönem Marks ilkel birikim dönemi der. Bu tarihi olguları hatırlattıktan sonra konumuza dönelim. Burjuva iktisatçıları kendi görüşlerini arz ve talep aracılığı ile açıklamayı vazgeçilmez ilke edinmişlerdir. Arz ve talebi açıklamayı kalktıklarında ise bir çelişkiden diğerine yuvarlanıp dururlar. Keynes, “Talep, arzı yaratır” derken, J.B.Say tam aksini “Arz, talebi yaratır.” demektedir. Daha yakından bakıldığında, arz derken üretimi, talep ile de tüketim demek istediklerini görürüz. Bu iki kavramın bir birleriyle olan ilişkisi tam bir skolastik tarzda ele alınır. Gerçekte onları düzenleyen değer yasası bu gün bazılarınca Neo klasik iktisatçılar denenler tarafından çoktan tarihin tozlu yaprakları arasına gömülmüştür. Bunun için “faiz politikası” öne çıkarılır. Üretime, “büyüme”ye yönelik ekonomi-politikaları savunduğunu söyleyen kapitalist sınıfın uşakları da istemeyerekte olsa “faiz politikaları”nın 8

belirleyiciliğini kabul eder. bununla talep düzenlenecek, talep ise kendi arzını, üretimi yaratacaktır. Düşük talep, düşük üretim demektir. Bütün bunlardan kendilerince amaç, istikrar, “sürdürülebilir büyüme”yi sağlamaktır. Her ne kadar liberal burjuva iktidarı her şeyi düzenleyen “görünmeyen eli” varsa da, bu gün artık IMF programları gibi araçlarla müdahaleler yapılır. Yer yer klasik ve neo klasik denen politikaların bir sentezi de yaratılmaya çalışılır. bazılarınca bu anlayışlar, IMF politikalarına ve bizde uygulamadaki politikalara karşıdır. esasında arz ve talep temel alınarak yapılan program olan iktisat teorileri olsun, kapitalist üretim ilişkilerine kölece bir boyun eğişin kendini ortaya koyuşudur. Kapitalist kölelik onlarca kutsanır. “Aş ve iş sorunu”nun çözümü gibi burjuva insanlıkçılığının martavallıklarının arkasına gizlenir. Burjuva ekonomi politikçisi meta dolaşımı ile sermaye dolaşımını birbirine karıştırır. Birbirine karşıt iki do-


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 meta ile biter, ikincisi ise palaşım biçiminin karıştırılmasında kapitalist sınıfın özel çırayla başlayıp para ile biter. Sermaye dolaşımında amaç karı vardır. Meta dolaşımı Mdeğişim değildir. Amaç değiP-M sermaye dolaşımı P-M-P' şim sonucunda eldeki değerin olarak gerçekleşir. Basit meta çoğalmasıdır. Meta dolaşımıdolaşımı ve sermaye dolaşımı nın genelleşmesi kapitalizmin iki karşıt evreden, satış ve temelini oluşturmakla birlikte , alıştan oluşur. Birincisi meta ikincisinde birincinin yasaları satışı ile başlar, meta alışı ile tersine dönüşür. Meta üretimi, sona erer. İkincisi ise satın dolaşımı, ticaret ve dünya paalma ile başlar, satış ile son zarı “sermayenin modern taribulur. Basit meta dolaşımı ve hinin” başlangıcıdır. Carry sermaye dolaşımı devreleri bu Tradecilerin, tüccarın ve saiki karşıt evrenin birliğinden nayi kapitalistinin, paranın haoluşur. Bu devrelerde alıcı ve satıcı yer alır. Basit meta doreketi ile “küçük üreticinin” laşımında amaç ve çıkış nokmeta satışı sonucu elde ettiği tası metadır. Sermaye dolaparanın hareketi nitelik olarak şımında paradır. Sermaye dofarklıdır. Bu nitelik farkı kendilaşımında hareketi meydana ni, basit dolaşım ve sermaye getiren paradır. M-P-M devredolaşımı olarak ortaya koyar. sinde para, kullanım değeri Yukarıdaki kişilerin parasını olarak, satıcının ihtiyacını sermayeye çeviren onların karşılayacak kullanım-değeri başlangıçta ellerinde bulunan olarak harcanır. Sermaye dodeğeri, parayı çoğaltan ona laşımında ise alıcı daha pahabir artı ekleyen harekettir. bulı satmak için daha çok pararadan şu anlaşılmalıdır ki ya sahip olmak için satın alır. sermaye, bir meta, üretim Bu dolaşım biçiminde para aracı nesne değil, toplumsal harcanmaz, sürülür. Ya da üretim ilişkisidir, bir hareketburjuva iktisatçılarının çok tir.5 Sermaye hareketinde sevdiği terimle söylersek yatı5 “Bu hareketin bilinçli temsilcisi olarılmıştır. İlki meta ile başlayıp rak para sahibi, kapitalist haline ge-

9


www.proleter.org

amaçdeğerin genişlemesi, paranın çoğalmasıdır. Bu süreçte , harekette değer etkin, belirleyici bir öğedir. Kendini para biçiminde gösterir, sırasıyla meta ve para biçimine girerken, kendini büyütür. burada değerin büyümenin “otomatik” hal alması burjuva iktisatçılarında ona tapınma duygusu yaratır., önünde secdeye kapanır. Ondan olmayan, işçi sınıfının değer üreticisi gücünden kaynaklanan, güç onun kafasında sermayenin güç ve iktidarı halini alır, kapitaliste dalkavukluk eder. Sermayenin genel formülü olan P-M-P', tüccar sermayesinin devresini ifade ettiğini gördük. Tefeci sermayesinde paranın metaya dönüşme aşaması, ana evre, atlir. Kapitalist , ya da cüzdanı , paranın yola çıkışı ve dönüp dolaşıp geldiği noktadır. P-M-P dolaşımının nesnel yada esas kaynağı olan değerin büyümesi, kapitalistin öznel amacı halini alır, git gide daha fazla soyut servete sahip olma faaliyetlerinin tek dürtüsü haline gelişi ölçüde o, bir kapitalist olarak, yani kişiliğe bürünmüş, bilinç ve iradeye sahip sermaye olarak işlev yapar.” (Karl Marks Kapital C.I.!66)

10

lanmıştır. Paradan paraya giden bir süreç vardır karşımızda. Bizim iktisatçılarımızın bazıları bu paradan para kazanmaya karşıdırlar. Bunun üretim ve “doğrudan yatırım” ile ilişkisinin olmadığını sık sık yinelerler. Yaptıkları sermayenin bir biçime karşı diğerini tercih etmektir. Tek tek bireysel sermayeler ele alınıp incelendiğinde bu yanılgıyı besleyen olgular ile karşılaşılır. Ne var ki iktisatçılarımız şu yada bu somut bireysel sermayeleri incelememektedirler. hatırlanacağı gibi onlar, ekonomi politikalarını tartışmaktadırlar. Sorun bu olunca, “ulusal zenginliğin” artışı, “büyüme”, “kalkınma” perspektifleri üzerinde iktisat teorileri kurmada ele alınan bireysel sermaye değil toplumsal sermayedir. Bazı bireysel sermayeler (tefeci sermaye) için geçerli olan, toplumsal sermaye için söz konusu değildir. Hiçbir toplum, üretimsiz olmamıştır, kapitalizm de öyledir. Kapitalist bir ulusun toplumsal sermayesi, P-M-P', evrelerinden geçerek devresini tamamlar. Bir başka


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 etme mümkün olur, ne var ki ifade ile toplumsal sermaye kapitalist sınıf bir birini dolanbu karşıt evrelerin birliğinden dırarak zenginleşmez. Toplam oluşur. “sıcak para” ya karşı toplumsal sermaye söz konuolmakla sermayenin bu çelişsu olduğunda, artı-değerin kilerinden kurtulamamaktadırüretildiği yegane kaynak ürelar. Tam aksine, kapitalizmin tim sürecidir. Bunun için serher bunalımı, sermayenin bu maye birikiminin kaynağı işçi karşıt evrelerini ve bu evrelesınıfının sömürüsü ile elde rin kriz günlerinde birbirinden edilen artı-değer üretimidir. kopacağını, bir biçimden diğeBurjuva iktisatçılarının sık sık rine geçemediğini gösterir. başvurdukları arsızlıklardan Burjuva iktisatçısının düşünbiriside ilkel birikim yöntemlecelerinin sakatlığı, tek yanlılığı bunalımlarda daha net olarak rini sermaye birikimi yöntemleri olarak meşruluk kazanaçığa çıkar, gündelik yaşamda dahi alay edilir hale gelir. dırma çabalarıdır. Artı-değerin O ise burjuva ön yargılarının kaynağı olarak dolaşım süretutsağı olarak kapitalistin cini gösterme çabalarının argündelik çıkarlarını teori halikasında kullanım değeri ile ne getirmeye devam eder. değişim-değerinin karıştırılSermayenin izlediği yoması vardır. Halbuki kullanım lu incelemeye devam edelim. değerinin değişildiği yerde Dolaşımda asıl dikkat edilmeeşitlik yoktur, çünkü alıcı ve si gereken, sürece giren desatıcılar farklı kullanımdeğerleri elde ederler. Nitelik ğerin büyümesine, yani bir arfarklarının olduğu yerde eş tı-değer doğmasına uygun dudeğerler değişilmez, basit dorumun olup olmadığıdır. Bireysel sermayeler, (Tek bir laşım için dahi bu böyledir. kapitaliste ait ya da kapitalist Basit dolaşımda ise eşdeğerler değişilmektedir. “Reel sekortaklıklar, Anonim şirket ve törün” dostu, ekonomi politiktekeller gibi) için belirli sınırlar içinde rakip kazıklanıp, dolançilerimiz “ekonomiye” ilişkin dırılması gibi, artı-değer elde vaazları ile, işçilere halka 11


www.proleter.org

hizmet ettikleri inancını yaymaya çalışırlar. “Reel sektör”cü (siz sanayi kapitalisti olarak okuyunuz) para babası Carry Tradeci’den farklı olarak, emek piyasası ile üretim aracı piyasasında dolaşırken, paradan para kazanıcı olarak aşağılanan ise para piyasasında dolaşır. Sanayi kapitalistinin parası bu piyasadan yaptığı alımlar sonucu üretken sermayeye dönüşür. Rantiyeci asalak Carry Tradecilerin para sermayesinin geliri olarak faizin kaynağı da üretken sermaye tarafından üretilen artı-değerdir. Bu demek değildir ki “Reel sektör”ün para babası asalak ve sömürücü değildir. Bizim iktisatçılarımızın “istihdam yaratıcı büyüme” yanlısı düşüncelerinin altında, kapitalist üretimin “vahşi”, acımasız, para hırsı bencilce çıkarları üzerine kurulmuş dünyası vardır. Burjuva ekonomipolitikçisinin literatüründe yer alan bir diğer kategori de “küreselleşme”dir. Kapitalizmin günümüzdeki ilişkileri için böyle bir nitelendirme kullanı12

lır. Onun “küreselleşme”ye yüklediği anlam “karşılıklı bağımlılıktır.” İşçi sınıfının bakış açısından emperyalist - kapitalizm, emperyalist sömürü, ulusal baskı olarak şekillenen olgular burjuva ekonomipolitiğinde “küreselleşme” olarak yer alır. Yani kapitalistler burada karşılıklı çıkarlardan söz ederler. Burada da iktisadi ilişkiler kapitalist ve hizmetkarı iktisatçının kafasında ters bir biçimde yansır. Çünkü sermaye ilişkileri ve süreci gerçeklikleri tersine çevirir. Bunlar kasıtlı, bilinçli bir çarpıtmadan çok, böyle yansımalar olarak gerçekleşirler. burjuva ekonomi politiğinin günümüzdeki bazı ekolleri sermaye ilişkilerini tersine yansıtan aynalar işlevini yerine getirir. Dünya kapitalizminin IMF ve Dünya Bankası gibi tepelerinde emperyalist –kapitalist tekellerin çıkarları için bir araç olarak kullanılması, iktisat teorilerinin kapitalistler için neyi ifade ettiğini gösteren en güzel örnektir. “Küreselleşme” sermaye ihraçları aracılıyla “barışçıl” bir emperyalist-


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 fazla ağırlığı olanıdır. Bunların kapitalist gelişme olarak gerçekleşme görüntüsü verirken, politikaları kapitalizmin dünya çapında yayılmasına , “küreburjuva enternasyonalizminin selleşmesine” karşı olmak iktisadi temelleri olarak gerolarak kendini tanımlamaktaçekleşir. Dünya kapitalizminin dır. Kapitalizme, kapitalist tegelişmesinin bir yönünün de melde olan ulusal temelde emperyalist savaşlar ile ilhak karşıdırlar. Burjuva enternasve işgal savaşları, ulusal basyonalizminin toplantılarına kı ve sömürü olduğu görülür. karşı gösteriler düzenlerler. Burjuva iktisatçısı bunlara da “ulusal” sermaye birikiminden mazeretler uydurur. Haklı geyana politikaları savunurlar. rekçeler kazandırmaya çalışır. “Ulusal” kalkınma, gelişme En yakın örneği Irak’taki ABD “azgelişmişlikten” kurtulma emperyalizminin işgali günlebaşlıca kaygılarıdır. Bütün rindeki mazeretçi torik kılıflarıdır. Zaten burjuva vülger bunlarında “sol” adına sosyaekonomi-politiğinin en karaklizm için yapıldığı söylenir. teristik özelliği mazeretçi bir IMF’nin “neo liberal” politikalaözellikte olmasıdır. Önderi rına “ulusal” sermaye birikimi kapitalistin artı-değer sömürütemelinde karşı çıkmak ve süne mazeret uyduranlar “kübunu “anti-emperyalizm” olareselleşme” döneminde emrak nitelendirmek “küreselperyalist sömürüyü (tekellerin leşme karşıtlığının” politik kar transferinin gerçekleştiren formülasyonu olmaktadır. İşte sermaye ihraçları) mazur gösbu koşullarda işçi sınıfı hareterme onun başlıca amacıdır. keti ve onunla birleşme çabaEmperyalistsı içindeki komünistler bu tip kapitalizmin görünürdeki gehareketler ile kendi aralarına lişmesi karşısında çeşitli mukalın çizgiler çekmesini bilmehalefet ve karşıtlıklar yer allidirler. Ancak bundan sonramaktadır. Bunların içinde “küdır ki onlarla nereye kadar, reselleşme karşıtları” en göze nasıl yürüyeceğini bilecektir. çarpan ve muhalefet için en Bağımsız bir politik hat ve sı13


www.proleter.org

nıf karakterine sahip olmadan kapitalist sınıfın basit bir oyuncağı eklentisi olmaktan kurtulunamayacaktır. bununda birinci koşulu Marksizm’in bilimsel teorisine sahip olmak yada bu çabayı göstermektir. N. IŞIK Mart 2007 MARKSİZM-LENİNİZM HER ZAMAN GÜNCEL VE BİLİMSEL ÖĞRETİ

EGEMEN SEÇENEK TANIMAZ6 Üretim ilişkilerinin tarihi gelişimi içinde üretim ilişkilerinin oluşturduğu döneme ilişkin üst yapısı, hakim ideolojinin de yapısını belirler. Kendi karşıtlıkları içinde ideolojinin diyalektik süreci bir kez kavranınca bunun üzerine birçok “akıl oyunları”, “beyin fırtınası” yürütmekte mümkün olmakta6

Prf.Dr. İsmail Kaya’nın Türkiye Gazetesindeki Köşe Yazısının başlığı. (23.04.2007)

14

dır. Bu gün içinde yaşadığımız tarihsel dönemin hakim ideolojisi içerisinde kapitalist, burjuva ideolojisinin diyalektiği toplumsal ilişkilerin her türlüsünde değişik süreçler üretmenin ve kapitalist ilişkiler içerisinde yaşama uygulanabilirliği mantıki sürecin usa yatkın olduğu ilk elde bizi buna ikna etme yolunda başarılı olur. Bu ince ayrıntının sınıf ilişkileri açısından değerlendirilmesini doğru yapamaz, her birini yerli yerine oturtamazsak bu ilişkiler bizi farklı sonuçlara götürebilir. Bir kez farklı sonuçlara saptığımızda bu süreç bizi olması gerekenden farklı olarak zıttına dönüştürür. Bu bizim üretim ilişkilerinin ve toplumsal ilişkilerin yasalarının doğru kavranmasından, yasaların işleyişinin farklı algılanmasından ortaya çıkan bir sürecin ürünüdür. İnsan bunu bir kez kavrayınca içinde bulunduğu koşullar ve yapı ne olursa olsun bu değerlendirmeleri doğrultusunda dirençleri kırarak ilerlemeye çalışır. Bu kendi içinde bulunduğu sınıfın çıkarlarına ters gelen bir yapıda


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 sı gerekir. İşçi sınıfının burjuolsa bunu bile bile farkına varmadan, ilerletmekten geri vaziye karşı ideolojik mücadedurmaz. Bunları yaratan ekolesi ne kadar engellenirse ennomik koşulların belirleyiciliği gellensin burjuva ideolojinin tüm sınıfı kapsamayacağı give kapitalist üretim ilişkilerinin bi, farklı sınıftan olanları da zorunlu sonucu işçi sınıfının kendi çeperine çekebilir. ideolojisini anti tez olarak karÇekmiştir de. şısında bulur. Bu bakımdan Burjuva egemen bir burjuva ideologları kendi ideotoplumda kendi karşıtı sınıftan lojilerini savunurken işçi sınıfının ideolojik bakış açısını yana tavır alanlarla (sınıfına ihanet edenler) sınıfının tavırkendi ideolojileriyle harmanlarını gösterenleri bir birleri lamaktan vazgeçemezler. Buiçerisinde olmalarından bir nu işçi sınıfının ideolojisini kaçok kimsenin aklı, düşüncesi rartma çabasında da kullanırde karışır, ne yapacağını “bilar. Bu “ideolojik” düşüncenin lemeden”, yaşamın içerisinde pratikteki en belirgin görüntüistemeden kendi sınıfına karşı lerinden biri işçi aristokrasibir tavır sergiler. Bunları açığa sinde, sendika yönetimlerinde, burjuva demokrat partileçıkarmak, sınıfın çıkarlarını ve ideolojisini egemen kılmak bu rinde ve buna benzer “sivil” toplum kuruluşlarında dillendibakımdan kolay da değildir. rilir. Komünistler bunlarla müEgemen ideoloji kendisini bin cadeleyi her zaman mücadebir yolla anlatırken, karşıt idelelerinin en başına koyarlar. oloji bir o kadar kendini ifade Çünkü bu “belirsiz”, “karmaetmekte zorlanır. İktisadi yaşık”, düşünce yapısı işçi sınıpının üretim yasaları, sınıfların ideolojik ve politik tutumlafının mücadele yönünü değişrını, bir biçimde kendilerini tirmede etkin rol oynar. Burjualması gereken tavrı gösterir. vazi bu bakımdan en çok bu Bundan dolayıdır ki, komüyöntemi, kendisi bilinçli olarak nistler ile sınıf bilinçli işçilerin uygular. Bunda yer yer başaarasında bir bağ oluşturulmarılı da olur. Kendi rakiplerini 15


www.proleter.org

ve sınıf çelişkilerini bu yöntemle çözmeye çalışır. Sınıf çelişkilerinin yükseldiği, işçi sınıfının burjuvazinin siyasi ve ekonomik iktidarını sarsmaya başladığı günlerde yedek stepnesi burjuva demokratlarını devreye sokarak, seçimlere ve/veya hükümete getirerek, parlamentolarında ufak kırıntılar, reformlarla işçi sınıfının enerjisini boşaltmaya çalışır. Yıllardır topluma zehirini kustuğu antikomünizm propagandaları şimdi biçim değiştirmiş, “komünizmin çöküşü”, “komünizm öldü” gibilerinden zehirlerini, propagandalarını koydular. Bunda kısmen başarı gösterseler de toplumsal yapının pratikteki yansıması onları yalandığı gibi, kendi soytarılıklarını gizlemenin örtüsünü de bulamıyorlar. Başını örtseler kıçları açıkta kalıyor. Her kesin gözünün önünde ve pratik olarak içinde yaşadıkları toplumsal koşulları gizlemenin –gizleyebilmenin- yolları artık kalmadı. Kapitalist ilişkiler sınıflar arasındaki ayrımı 16

iyice belirginleştirdi, şeffaflaştırdı. Bütün pratiğinde, yasalarında, artık bunları net olarak görmek mümkün. Bunları örtmenin yollarını arasa da bu çabalarının boşuna olduğu hemen ortaya çıkıyor. Emperyalist kapitalist sistemin ulaştığı günümüz ilişkileri, sermayenin küresel çapta ilişkilerini yerleştirmenin sürecini yaşarken aynı zamanda çelişkilerini de yerleştirmekle meşgul. Kapitalizmin yerel ve öznel ilişkilerini de kendi çekim alanı içinde yıkıcı bir biçimde bağlama sürecini de birlikte yaşamakta, yaşatmakta. Bir yanda AB emperyalistleri birliğe üye adaylık sürecinde kendi normlarını ve rekabet koşullarını dayatırken diğer yanda da ABD emperyalizmi, emperyalist yayılmacı politikalarını, aklın ve gücün alabildiği her yolu deneyerek yerleştirmeye çalışmakta. Halklara, insanlığın en kara tarihinde bile yaşamadığı vahşetler içinde bir birine kırdırmakta, kan ve vahşetini ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye taşımakta, birinin duma-


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 içinde kolay teslim olmayan nı sönmeden diğerini, diğerleburjuva kesimleri değişik birini alevlendirmede gecikmeçimlerde ikna yöntemleri uymektedir. Onların amacı kapigularken,yaşanan krizleri de talist sömürünün ve yerel dokendi lehine çevirmek isteğal zenginliklerin emperyalist mektedirler. Bütün amaçları tekellerin ağlarına dolaysız kapitalizme hizmet için çalıkatılımını sağlamak, halkları şan bu kolay teslim olmak isdoğrudan yönetebilecek böltemeyen burjuva uşakları emgesel-yerel muhtarlıklarperyalist yapılanmanın içerieyaletler oluşturarak sömürüsinde kaybetmekte oldukları yü küresel düzeyde düzenleayrıcalıklarını korumak için me planlarını uygulamaya çavar güçleri ile rakiplerini her lışıyorlar. türlü entrikaları deneyerek Geçen yazılarımızın bihedeflerini ulaşmaya çalışrinde, uluslar arası kapitalist maktadırlar. Bu emperyalistleGeorge Soros’tan söz etmiş, re hizmette yarışan uşaklara emperyalist sermayenin küreuşaklık etmeye çalışan diğer sel sivil aktörünün vakıfları ve kesimi hep bir ağızdan, koro uyguladığı diğer yöntemlerle halinde türlü söylemlerle tarafküresel sermaye akışlarını nasıl nasıl yönlendirmeye çatar, sempatizan toplamaya çalıştığını değinmiştik. Uluslar lışırken sözüm ona “emekten” arası emperyalist tekellerin yana tavır aldıklarını söylefaaliyette bulunduğu ülkelerde yenlerde, kapitalist uşaklara faaliyetlerini sürdürürken yökarşı onların bir kesimine işçi neticilerinin ve temsilcilerinin sınıfına uşaklık etmeye çaekonomik, politik birliklerde, ğırmaktadırlar. devlet yönetimlerinde söz saİşçi sınıfını etkilemeye hibi olup önüne engel olan çalışan bu uşaklar kaybettikleulus devlet yönetimlerini burri, kaybedecekleri ayrıcalıklajuva enternasyonal yönetimlerına karşı kapitalizmin sözüm rine katmaya çalıştıklarını şaona serbest rekabetini istehit olurken, ulusal devletler mekteler. Bunun için “uyan17


www.proleter.org

maları” gerektiğini vaaz etmekteler. “Demokrasi mücadelesi güçlerinin ittifakı için bir öneri 13.3.2007 Türkiye’de siyaset arenası, kendilerini tanımladıkları siyasal çerçeve, izledikleri çizgi, Türkiye’nin başlıca sorunları karşısında aldıkları tutum açısından bakıldığında üç başlıca mihrak üstünden şekillenmektedir. 1-) AKP’nin merkezinde olduğu liberal-muhafazakar (dinci) mihrak. DYP bu mihraka yakın duran bir çizgi üstünde hareket etmektedir. ANAP’ı da bu odakla dirsek temasında görebiliriz. 2-) CHP-MHP’nin merkezinde olduğu, asker ve sivil kendisini Kemalist olarak tanımlayan çevrelerin de içinde yer aldığı, geleneksel güç odaklarının oluşturduğu milliyetçi-“laik” odak. Sağın ve “sol”un Kızılelmacıları da, bütün sert eleştirilerine karşın, son tahlilde bu odağın etrafında birleşmektedirler.

3-) Demokrasi güçleri odağı: DTP’den EMEP’e, ÖDP’den SDP’ye ve çeşitli sol siyasi çevrelere, aydınları, geniş bir ilerici, demokrat (sol ya da sağ bir kökenden gelebilir) çevreyi, bu odak etrafında görebiliriz. Temel sorun Türkiye’nin demokratikleşmesidir”7 İşte hazin bir örnek. Kapitalist emperyalist sistemin ortaya çıkardığı sınıfsal katmaların bir serisini oluşturan bu siyasi partiler, bu sözcülerinin kendilerini tanımlamaları siyasal çerçeve, izledikleri çizgi ile değerlendirmeye alınmış, işçi sınıfı ve burjuvazi yani bu iki karşıt “çizgi”nin bir yönü yok sayılarak burjuvazinin diğer katmanları kendi içinde kategorize edilmiştir. Zaten başka şeyler beklemek ham hayalden başka bir şey olmazdı. “Anadolu aslanlarının” semirilip, büyüdüğü, artık rüştünü ispat için tutunduğu yolda tekelci ve işbirlikçi diğer sermaye grupları arasında 7

18

“EMEP BAŞKANLIK KURULU”


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 hedefi “Bu ittifakın güç ve etuluslar arası sermayenin taşekinlik kazanarak halkın iktidarı ronluğunu, kahyalığını yapan için adım atabilmesi tek çıkar burjuva çevrelerin temsilcileri yoldur.” Yıllardan beri kapitaile, bu burjuva gelişme içerilist burjuvazinin ağızlardan sinde kapitalizmin mülksüzdüşürmediği “Egemenlik kaleştirerek, yutarak, iflas ettireyıtsız şartsız milletindir.” rek sınıf ayrıcalıklarını kaybeAvuntularıyla şimdi tek çıkar den, kaybetmek üzere olan yol olarak öne çıkarılan “halburjuvaların itildikleri alanı kın iktidarı” arasında ne fark gördükçe eski şah şahalı günvardır? Halk vekillerini seçip, lerini kaybettikçe, yoksulluMeclislerine göndermiyor ğun, işsizliğin pençesinde kıvmuydu? Gönderdiği bu mecranan saflara doğru itildikçe lislerinde dillendirilen görüşleavazı çıktığı kadar “laiklik elri, sınıf politik tutumları “dinci”, den gidiyor” , “cumhuriyet teh“şeriatçı” söylemlerin ve elden likede.” , “topraklar bölünüyor, satılıyor.” Çığlıkları ile hasımgittiği söylenen “laikliğin” salarına karşı yandaş toplamaya vunucuları halkın neresindençalışıyorlar. dir? “Cumhuriyetin, Devletin Çok değil, daha mayıs koruma ve kollama görevini” 2001 yılında, emperyalist kakendinde görerek, burjuvazipitalist tekellerin sözcülerinin nin ekonomik ve siyasi düzeküresel ilişkileri genişletmenin ninin koruma ve kollama göaraçları olarak ortadan kaldırevini, burjuvazinin bir kesimirılması veya yeniden düzenne karşı, kendi kariyerini ve lenmesini istedikleri bazı norm toplumsal konumunu elden ve yasaların taleplerini “TÜRkaçırmamak için, namlu güKİYE'DE DEMOKRATİKcüyle, bir birleriyle dalaşanlaLEŞME PERSPEKTİFLERİ rın arasında, bayraklarını kaVE AB KOPENHAG SİYASAL KRİTERLERİ rıştırmamaya çalışıyorlar. Bizim “Demokrasi MüGörüşler ve Öncelikler “ olarak rapor ediyorlardı. Bu racadelesi Güçleri”nin şiarı ve 19


www.proleter.org

porlarında sıraladıkları talepler ile “Demokrasi Mücadelesi Güçleri” talepleri arasında ne fark vardır? TOBB Raporunda şunları dile getirmekteydirler. "Kısa vadeli siyasal kriterler (2001); Düşünce özgürlüğü Toplanma ve örgütlenme özgürlüğü İşkence uygulamaları ile mücadele Yargı öncesi gözaltı prosedürü İnsan haklan ihlallerine karşı düzenlemeler İnsan hakları eğitimleri DGM'lerin uluslararası standartlara çıkarılması Yargının işlerliğinin ve işleyişinin geliştirilmesi Ölüm cezasının fiilen askıya alınması Anadilde TV - Radyo yayın yasağı" "Orta vadeli siyasal kriterler (2004); Temel hak ve özgürlüklerden yararlanmada kanun 20

önünde eşitlik ilkesinin uygulanması Türkiye Anayasasının ve ilgili yasaların, hak ve özgürlüklerin gerçekleştirilmesi yönünde gözden geçirilmesi Ölüm cezasının kaldırılması Birleşmiş Milletler İkiz Sözleşmelerinin yürürlüğe konulması Cezaevlerinde gözaltı koşullarının düzeltilmesi MGK'nin Anayasal statüsünün ve rolünün değiştirilmesi Güneydoğu'da olağanüstü halin kaldırılması Kültürel çoğulculuğun ve kültürel hakların, eğitim alanı dahil, güvence altına alınması"8 Kapitalist üretim ilişkileri içinde ekonomik, siyasi mücadele eden toplum kesimlerini değerlendirir, ayrıştırırken üretim ilişkileri içindeki yeri ve konumu ile belirlemek, bu bilimsel yoldan hareket etmek bize sınıfları ve sınıf katman-

8

TOBB Raporu 2001.


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 kım ekonomik, siyasi ve askelarını değerlendirmemizde en ri yönetim ve yapılanma bidoğru ve biricik yoldur. çimlerini de değiştirmiş, bunBu aynı zamanda sınıfların ların yasal zeminlerde güvendost, müttefikleri ayrımını da cesinin alınması konusunda doğru yapabilmenin de şartıegemenliklerinin sağlamlaştıdır. rılması gerekmektedir. bilindiSınıfların tahlili, sınıf ği gibi bunun araçları da devmücadeleleri ve üretim ilişkilelet, ordu-polis, parlamentolar, ri içindeki konumu açısından sivil örgütlenmeler, siyasi pardeğerlendirilmedikçe doğruyu tiler, anayasa, yasalar ve bulmak mümkün değildir. mahkemelerdir. Bu gün bunlaTüsiad, TOBB, ne zarın arasında ve temsil ettikleri man temel hak özgürlüklerden grupların birbirleriyle çekişmesöz etse, Anayasa değişikliklerinin, kavgalarının temeli leri istese bilinmelidir ki mevbudur. Ne zaman kendilerini cut üst yapıyı oluşturan kurum ve ilişkilerini tehdit eden sınıf ve kuruluşlar ile, kurumlar ve mücadeleleri yükselse hemen siyasi, kültürel vb. arasındaki devreye orduları girmekte, ilişkileri belirleyen yasaların değiştirilmesi ve yenilerinin isaskeri darbelerle oluşturduklatenmesi ekonomik ilişkilerdeki rı yeni koşullara göre kurum gelişmelerin toplumsal üst yave kurallarını oluşturmaktadırpının buna engel olan yasaları lar. Bu gün miting alanlarıve kurumları değiştirilmeli, na çağırdıkları adını “Cumhuyeni ilişkilere uygun hale getiriyet Mitingleri” verdikleri rilmelidir. meydanlarda siyasi ve topSon yıllarda gelişen lumsal destek arayanların heulusal ve uluslar arası sermasapları belli ve alenidir. Bunu ye hareketleri, kapitalist emanlamak için ulema olmaya peryalist tekellerin mevcut gerek yoktur. Resim arkası ilişkilerini sürekli olarak yerverilen talimatlar bir yanda bu leştirmeye çalıştıkları ilişkileri mitingleri tertiplerken diğer dünyada ve ülkelerde bir ta21


www.proleter.org

yanda bir birlerinden adı dışında farklılıkları kalmamış partileri de bir çatı altında birleştirme talimatları verilerek, düne kadar bir birine “düşman” kardeşler çar çabuk, aceleyle aynı “çatı” altında birleşmekte, birleşme çabalarını devam ettirmektedirler. Bir diğer görünen ve açıktan dillendirilmeyen seçim kanunundaki %10 barajını bağımsız adaylarla aşmak isteyen ve bu yolla Meclise girebileceği beklenen DTP’ne yönelik açık ve kapalı engellemelerde bu talimatların ve çabaların ürünüdür. Bu aynı zamanda diğer devrimcidemokrat adaylarında engellenmesi anlamına da gelmektedir. Bunu anlamayan, anlamaları için konuşmaları, kürsülere çıkmaları engellenince kafalarına dank eden küçük burjuva devrimcilerini de anmamak olmaz elbette. “Devrımcı ve yurtseverlerın varlık nedenlerı onların bır parcası oldukları halk kıtlelerı ve halk kıtlelerının mucadelerıdır guncel olarak turkıyede 22

bugun guclu ve orgutlu bır devrımcı yurtsever onderlıgın varlıgından bahsedılemez halk kıtlelerı ıcınde yasadıkları sıyası ve ekonomık duzene karsı hosnutsuzlarını degısık bıcımlerdede olsa dıle getırmek ıstemektedırler bu hosnutsuzlugun farkında olanlar devrımcı yurtsever onderlıgın ve orgutsuzlugun varlıgındanda yararlanarak bu kıtle mucadelerının kendı duzenlerını hedef almasını engellemek ıcın bu mucadeleye onderlık edıp ıstedıklerı yone kanalıze etmek ıstemektedırler butun yurtsever devrımcıler demokratlar antı fasıstler halk kıtlelerının yanında yer alarak mucadeleye sahıp cıkmaladırlar devrımcı ve yurtsever anlamda turkıyede bugun meydanı bos bulan gucler turk mıllıyetcılerı kurt mıllıyetcılerı ve ıslamcılardır antı fasıst antı sovenıst ılerıcı guclerın varlıklarını guclerını kıtle mucadelelerın yanında yer alarak onlara guclerı olcusunde onderlık ederek varlıklarını gostermenın ve baslarını kaldırmalarının uyan-


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 ratik bir Anayasanın hazırlanması ve malarının zamanı coktan bu sürece halkın aktif katılım kanalgelmıstır yarın cokta gec larının oluşturulması….” olabılır…” “Kardeşler, halkın kardeşleri “Mitinge katılıp burada "bizHenüz sabahın de" varız demek içinde bulunduğu08.00'inde Gündoğdu'ya akar muz koşullarda-emek ve demokrasi iken halk; meydanda çalan güçlerinin zayıfadığı ve kan kaybettiği- çok fazla bir anlam taşımaz di"Başın önüne eğilmesin, alye düşünüyorum. SADECE ORADA dırma gönül aldırma", "Drama OLMAK İÇİN OLURUZ..Oradaki köprüsü", "Ankara'nın taşına yüzbinleri etkilemek örgütlü güçle bak", "Eşkıya dünyaya hümümkün olabilir.Ayrıca eylemin içekümdar olmaz" "Güzel günler riği ve yapılmak istenenlerde belli. göreceğiz" şarkıları eşliğinde Şu aşamada bu mitinge katılmak saf tutmaya başladı. bizim öznelliğimizden bağımsız olarak nesnel durum itibariyle mitingi Ben de bu coşkuyu düzenleyen güçlerin yanında yer alpaylaşan aydınlık yüzlü halkın dığımız yanılsamasını doğuracaktır. arasındaydım. Ve saat 11:00'i Ayrıca halkın birilerince manipüle bulmadan doldu ve taştı bütün edilerek sokaklara çıkması her zameydanlar. man onun yanında yer alacağımız Alınca sazı ozanlar elianlamına gelmemeli diye düşünüyone: rum.Bütün yığnsal halk hareketleri ilerici öğeler taşımayabilir. (Hitlerin "Gelin canlar bir olalım iktidara gelişini hatırlamakta fayda Özü öze bağlayalım var) Elbette devrimciler sosyalistler Sular gibi çağlayalım" diye inbu durumda elleri kolları bağlı durledi alanlar. mamalı.Ülkenin tüm sorunlarının çöVe sloganlar: "Ne ABD, züm sürecine girmesinin en temel Ne AB Tam Bağımsız Türkiyolu halkın kendi gerçek demokrasiye", "Kahrolsun Amerikan sini işletmesidir. Bu yolun ilk adımlarının ana başlıkları bellidir: 1) Erken Emperyalizmi","Faşizme karşı seçimin barajsız ve yasaksız olarak omuz omuza", "Kahrolsun yapılması, 2) Siyasal ve demokratik IMF!"...Bizi birbirimize bağlaörgütlenmeler üzerindeki tüm baskıyan ve uğruna çok şeyler feda ların kaldırılması, 3) Yeni ve demokettiğimiz ve etmekte olduğu23


www.proleter.org

muz sloganlar. Ortak türkülerimiz gibi. Ama hep, bir gün milyonlarla birlikte dile getirmeyi düşlediğimiz sloganlar değil miydi bunlar. Çok şükür ben bugün, milyonların ağzından hem de çoğu annelerin yüreklerinden dökülen bu sevdamızın sloganlarını paylaşmanın mutluluğunu yaşadım. Livaneli ve Edip Akbayram'ın canlı katkıları ile adam gibi adam Nazım Hikmet ve güzel günlerimize dair ütopyalar bir nakış gibi işlendi yüreklere... Diyalektik materyalizm adına niceliğin niteliğe nasıl dönüştüğünü canlı olarak izlemenin keyfi ile sıcağı sıcağına paylaşmak istedim duygularımı.” Alıntılardan da anlaşıldığı gibi, olaylara ve gelişmelere kendi pencerelerinden değerlendiren, mitinler konusunda ikirciklikler yaşayanlar, mitinglere katılalım da değerlendirmeleri sonra yapalım anlayışları içinde sınıf karakterlerini karşıt sınıfların mücadele içindeki “gücüne” göre belirleyen “güçlü” tarafın yanında yer almaya çalışan sınıf 24

içindeki ayrıcalıklarını kaybetmiş küçük burjuvalara özgü bir davranış biçimi sergilemektedirler. Miting üzerine düşüncelerini belirtenler arasında teorik yaklaşımlar gösterenlerde vardı mutlaka: “…kirli bir propaganda yürütülüyor. Kafalar karıştırılıyor, laik, anti-laik ikilemi içerisinde toplum gerçek sorunlarından uzaklaştırılarak, tekelci burjuvazinin yararına sistem yeniden yapılandırılarak zor politikalarının önünü açmaya çalışıyor…” “…gerçek amaç ve niyetler gizlenerek kamuoyu maniple edilmek istenirse halkın ihtiyaç ve talepleri istismar edilerek, yığınlar egemen güç odaklarının kanatları arasındaki çatışmanın tarafları haline getirilmek istenmektedir….” “…Yığınların kendi talepleri etrafında işçi sınıfının öncülüğünde kitle örgütleri içerisinde örgütlenmesinin güç toplayarak ileri atılımın koşullarının oluşmakta olduğu kaygısıyla, yığınlarda biriken öfke ve mücadele istemini kendi çizdikleri sınırlar içerisinde tutarak, sisteme yöne-


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 lik öfkenin sistem sınırları içeriçalışılmakta ve ‘‘mitinge katılasinde tutulması amaçlanmakta ve lım, vatan görevidir’’, ‘‘Bu mihalkın siyasi demokrasi talepleri tinge katılmak askerlik görevi temelinde iktidar mücadelesi içegibi, kutsaldır, vatan görevidir’’ diye halk içerisinde derin güçler risine girmesinin önü kesilmek propaganda yapmakta, aynı süistenmektedir…” reçte belli kalemler gazete köşe“…Ülkemizde işbirlikçi tekelci lerinde yazılar döşemektedirler. burjuvazi ve toprak ağaları, dini Toplum psikolojik bir taarruzun akımları, örgütleri, ve siyasal etkisine alınmaktadır. DİSK, İslamı düzeni rahatsız etmeyeKESK, TMMO şubelerinde cekleri düzeyde korur, geliştirir muhalif güçlerin etkin olduğu ve teşvik ederler. Egemen sınıförgütlere haber dahi verilmeksilar, iktidarlarının manevi güçleri zin ‘‘bu örgütlerde katılacak’’ din aracılığıyla korur ve halkı propagandası yapılmakta, ‘‘şu dini kullanarak daha kolay deneörgütlerde, yönetimler değişmeli, tim altında tutarlar.Devlet (Genel cumhuriyeti savunmuyorlar, Kurmay) siyasal İslam’ın siscumhuriyetçiler yönetime, göretemle çelişen bir kısım yönlerini ve’’ biçiminde faaliyet yürüten sistemin sınırları ve uygulama ve açıklamalar yapanları, kendiilkeleri içerisine çekerek, törpülerini kapitalist düzenin korucusu leyerek sistemi güçlendirmek isÖzel Psikolojik Savaş birimleritemektedir.” nin propaganda unsurları olarak “…Mitinglerin düzenleniş biçimi değerlendirmek gerekmektedir.” teamüllere uygun değildir. Komplocu ve darbeci bir tarzda Uzun bir değerlendirmitingler düzenlenmektedir. Kitmeyi ve ideolojik “tespitleri” le ve meslek örgütlerinin henüz yapan, devletin ve ordunun hiçbir görüşmesi ve kararı oldin, laiklik , din eğitimi konulamaksızın haftalar öncesi (üç hafrında kronolojik bir tarihi süreta önce) miting yapılacağını baci “açıkladıktan” sonra yapılması gereken bir takım talepsın yazmakta(miting tarihi ve yeleri de sıralamaktadır. rini de vererek), caddeler, evler bayraklarla süslendirilmesi için 25


www.proleter.org

“Bugün bu coğrafyada yaşayan halkların emperyalizme, faşizme, ırkçılığa, şovenizme karşı birliğini savunmak önem taşımaktadır. Bunun için başlıca talepler;” “1-Emperyalizme yapılan tüm anlaşmaların (siyasi, ekonomik, askeri, mali,) iptal edilmelidir. Emperyalizmin ekonomik ve siyasal egemenliğine son verilmelidir. Emperyalist savaşa ve militarizme karşı mücadele edilmelidir. 2-Siyasi özgürlükler(toplantı, basın örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ) tam olarak gerçekleştirilmelidir. 3-Güdük laikliğin sınırları geliştirilerek, devlet ve din işleri tamamen ayrılmalı devlet din üzerindeki geliştirici desteğini çekmeli. Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır. Bütün dinler karşısında devlet nötr olmalı, dinlerin birbirleri üzerinde hegemonya kurmak istemeleri yasaklanmalı, Aleviler ve diğer dinler ve inançlar üzerindeki baskılar kaldırılmalı, kendilerini özgürce ifade edecekleri bir ortam yaratılmalıdır. 3-12 eylül Anayasası, Siyasi ve demokratik yaşamı düzenleyen 26

tüm gerici yasalar (seçim, siyasi partiler yasası vb.) değiştirilmeli veya kaldırılmalıdır. Kürt halkının siyasal temsilcileriyle parlamentoda temsil edilmesinin önündeki engeller kaldırılmalıdır. 4-Kürt sorunu siyasaldemokratik-halkçı bir tarzda çözülmelidir. Anadilde eğitim hakkının önündeki engeller ortadan kaldırılmalıdır. Coğrafyamızdaki dillerin serpilip gelişmesi için üzerlerindeki baskı kalkmalı ve ilgili kurumlar örgütlenmeli ve desteklenmeli. Üniversitelerde Kürt dili ile ilgili bölümler ve enstitüler açılmalıdır. Kürt halkının varlığı, dili, kültürü, kimliği ve siyasal hakları tanınmalı ve anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır. 5-Kürt halkına yönelik zor politikaları durdurulmalı, boşatılan ve yakılan köyler yeniden yaşanacak hale getirilmeli, zorla göç ettirme politikasına son vermeli, köylüler özgürce topraklarına dönmesinin ortamı sağlanmalı 6-Tüm kayıplar ve faili meçhul cinayetleri araştıracak bir yapılanma gerçekleştirmeli, sorumluları yargılanmalı her türden özel


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 insanca yaşama sorunları reformörgütlenmeler dağıtılmalı, köy larla düzenlenmeli. koruculuğuna son verilmeli ve 11-Özelleştirme uygulamalarına suç işleyenler yargılanmalıdır. son verilmeli, özelleştirilen ku7-Kürt sorunundan kaynaklanan rumlar geri alınmalı, eğitim sağyargılamalar sona ermeli, siyasi lık , ulaşım, konut vb. kamu genel af ilan edilmelidir. hizmetleri yeniden düzenlenerek, 8-Özelleştirmeler durdurulmalı, kalitesi artırılmalı ve parasız olİMF, Dünya Bankası, Dünya Timası sağlanmalı. caret Örgütü vb emperyalist eko12-Türkiye işçi sınıfının ve nomik kurumlarla ilişkiler keemekçilerinin; çalışan herkesin, silmeli, halkçı bir ekonomik sosyal güvenlik sisteminden yaprogram uygulanmalıdır. rarlanması anayasal zorunluluk 9-İşçi sınıfının, kentin ve kır olmalı. Bunu ihlal eden işverenemekçilerinin yaşam standartlaler cezalandırılmalı. rını yükseltici; sağlık, eğitim, 13-Türkiye işçi sınıfı ve emekçikonut, ulaşım sorunlarını sosyalerinin yaşam kalitesinin yüksellizasyon içerisinde parasız çötilmesi için örgütlenme özgürlüzümünü sağlayacak tedbirler ğü ve hak mücadeleleri önündeki alınmalıdır. engeller kaldırılmalıdır.” 10-Bölgede büyük toprak sahipleri ve aşiret reislerinin köylüler Yazarımız işçi sınıfının üzerindeki baskılarına son verilbazı taleplerini kendine uymeli, bunların el koyduğu topdurduğu biçimiyle sıralarken, rakların köylüler yararına düzentaleplerin gerçekleştirilmesi ve lenmesini hedef alan reformlar önderliği konusunda tek laf yapılmalı. Gap alanı kır emekçietmemektedir. Anlaşılan bu lerinin yararına yeniden düzentalep ve istemleri kapitalist lenmeli. Büyük toprak sahipleriüretim ilişkileri ve düzen sınırnin düşük ücretlerle batıda ve ları içinde talep etmekte, doğuda sigortasız ve sendikasız “halkçı programını” uygulamaçalıştırdığı tarım işçilerinin çalarını talep etmektedir. lışma, eğitim, sağlık, konut, vb 27


www.proleter.org

Komünistlerin, devrimcilerin, sosyalistlerin konuya bakış açısı ve talepleri bunlar olamaz. Bu konuda bizlerinde içinde bulunduğu platformda işçi sınıfının ve onun öncüsü Komünist Partisinin yaratılmasında “Program” tartışmalarının sonunda netleşecek kısa ve uzun vadeli talepler uğruna mücadele edilmesi ve bunun kitlelere kavratılması, kitlelerin mücadelesinin örgütlenmesi günün acil görevlerindendir. Ahırlarında bir birleriyle tepişenlerin arasında taraf olmayı öğütleyenlerin yeri işçi sınıfının ve emekçi halkın yanı olamaz. M. Gündar Mayıs 2007

28

TÜRKİYE DE SINIF MÜCADELELERİ

Kapitalizm feodal krallıkların yerine burjuva ulus devletlerini çıkardı. Emperyalist kapitalizm ise ulus devletlerin “bağımsız” burjuva ulusal devletlerin yıkılışını, emperyalizme bağımlı, yarı sömürge, sömürge burjuva devletlerini yarattı. Kapitalizmin tarihsel gelişmesi içinde bazen bu iki biçimde iç içe yan yana varlığını sürdürür. Emperyalist kapitalizmin genel eğilimi hammadde ve enerji kaynaklarının ele geçi-


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 ekonomik gelişmenin önünde rilmesi bazı stratejik bölgelerin ele geçirilmesi yarı sömürge ayak bağı olduğu propaganve sömürgeleştirme yönündedası yapılıyor. Paylaşılmış dir. Emperyalizmin dünya çadünyanın yeniden paylaşılması emperyalistler arasında pında bir sistem haline gelki paylaşımın şiddetini olanca mesiyle, emperyalist ülkeler hızıyla artırıyor. Yeni dünya tarafından dünyanın bölüşüldüzeni adı verilen yeryüzünün mesinin tamamlanması birlikemperyalist haydutlar tarafınte gelişti. Kapitalist üretimin dan yeniden paylaşılmasının eşitsiz gelişim yasası empersiyasal , ekonomik askeri ideyalistler arasında ki dengeleri olojik politikaları oluşturuyor. bozdukça paylaşılmış dünyaEmperyalizmin karakterlerinnın yeniden paylaşılması yönünde rekabeti ve bunun soden birisi sömürgeleştirme eğilimi Afganistan ve Irak da nucu savaşları kaçınılmaz kıldı. Rekabet, paylaşım pazaruygulandı. Avrupa kıtasının ları için kıyasıya savaşım söharitası yeniden çizildi. Yumürgeleştirme politikalarıyla goslavya parçalanıp yeni ulus birlikte yürür. Emperyalizmin devletler ortaya çıkarıldı. Afsiyasal eğilimi tarihsel olarak rika kıtası tekrar paylaşılıyor. bu yöndedir. Ulus şeklinde Enerji ve hammadde kaynakörgütlenmiş burjuva devletler ları, pazarlar için şiddetli bir ile emperyalist sömürge politipaylaşım savaşı veriliyor. Irak kaları sürekli bir çatışma oldoğrudan işgal edilerek ABD maksızın mümkün değildir. ve İngiltere arasında paylaşıldı. Afganistan ABD ve AB Emperyalizm ulusal soruna arasında paylaşıldı. Sırada farklı bir karakter kazandırİran , Suriye ve K.Kore’nin olmıştır. Uzun bir süredir emduğu çeşitli şekillerde dile geperyalist burjuva basınında, tiriliyor. Eski Sovyet toprakları emperyalizmin savunucuları Rus Emperyalizminin geriletarafından ulus devletlerin dömesiyle emperyalistler arası neminin kapandığı, globalleşiddetli bir paylaşım savaşının şen dünyada ulus devletlerin 29


www.proleter.org

sürdüğü yarı sömürge ve sömürge politikalarının tüm şiddetiyle devam ettiği alanlar. Bu yeni devletler ABD, AB, Rusya ve Çin arasında kıyasıya egemenliğin yarı sömürge ve sömürge politikalarının devam ettiği coğrafi bölgeler. Görünüşte bağımsız ulus devletler olarak varlığını devam ettiren yeni kapitalist ülkeler emperyalist dünya pazarının bir parçası olarak ekonomik ve siyasal olarak bağlı oldukları emperyalist sistemin kuşatması ve boyunduruğu altında görünüşteki bağımsızlıklarını yitirmeyle karşı karşıya. Türkiye kapitalizmi içinde yer aldığı emperyalist ekonominin ablukası altıda, dış borçları giderek artan ve ulusal geliri ile dış borçlarını ödeyemez duruma gelen bir ülke durumunda. ABD ve AB arasında paylaşılma hesapları yapılan, emperyalist kapitalist pazara bağımlı olan Türk burjuva sınıfı siyasal olarak emperyalist devletlerin sürekli kıskacında sıkışmış onların isteminden ayrı politika yapamaz durumda. 30

Emperyalist tekellerin kısa bir sürede kurulan AKP ye desteğiyle uygulamaya koydukları politikaları Türk burjuvazisinin değişik kesimlerinin çıkarlarıyla çatıştığı, ekonomik çıkarları ve siyasal etkinlikleriyle tehdit altında olan burjuva sınıfının değişik kesimleri, hoşnutsuz memnun olmayan küçük burjuva yığınlarının ulusal onuruna, ekonomik çöküntüsü burjuva muhalefeti ve generaller partisi AKP yi hedef göstererek devlet içindeki mevziilerini, güçlerini korumaya sürdürmeye çalışıyor. Kapitalizm her yeniden üretim sürecinde toplumsal sınıfları da yeniden üretiyor. Daha gelişmiş ve daha büyük oranda burjuvaziyi ve proletaryayı yeniden üretiyor. Kapitalist toplum proletarya ve burjuvazi olarak iki karşıt kutba iki düşman sınıfa bölünürken ara sınıflar mülk sahibi orta sınıf hızla ayrışıyor burjuva ve proletarya olarak. Burjuva toplumunun mülk sahibi sınıfları küçük üreticiler tarımda ve sanayi de kapita-


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 yasal politikalarının uygulama lizmin iktisadi gelişmesi sermayenin egemenliğinin biçiaracılığını, memurluğunu, burjuva bürokrasisini oluşturur. mine uygun olarak mülklerini Gelirleri bu politikalarının uykaybetme, proleterleşme sügulanmasında burjuvaziye recini yaşar. Bağımsız meta hizmet etmesinden ileri gelir. üreticileri gittikçe kapitalist Bundan dolayı kendisini kapipazarın bir parçası haline geltalistlerin çıkarlarıyla özdeşdikçe rekabet tarafından yutuleştirir. Siyasal eylemlelup dönüşüme uğrar. Küçük ri,politik tavrı, efendisi kapitaburjuvazi “kendisi” adına ürelistin toplumsal çıkarlarının tim yapan “bağımsız” topraaynısıdır. Sermaye grupları ğını ve üretim araçlarını yitirip. Emperyalist tekellerin hizmetarasındaki çatışmalarda bir karları durumuna dönüşüyor. taraf değil taraftır. Hem kendi Görünüşte bağımsız, gerçekte bireysel varlığını, memuriyetiise mülkiyeti ipotek altında, ni devlet içindeki bireysel koemperyalist ekonominin bir numunu, hem kapitalist sınıfın parçası olarak küçük burjuva sınıf çıkarlarını her ikisini de sınıfı yeni biçimler altında yekorumak zorundadır. Her ikiniden üretilir. Ama bağımsız sinin çatıştığı yerde burjuva bir burjuva olarak değil emtoplumun da yönetim krizi olaperyalist kapitalizmin uzantısı rak ortaya çıkar. Mevcut kapiolarak. Çıkarları emperyalist talist toplumun devamından dünya pazarına bağımlı bir yanadır. Kapitalizmin yıkılmasınıf olarak varlığını devam sı, devletin yapısının mevcut kapitalist koşullar içinde deettirebilir. Gelişmiş bir burjuva toplumunda işçi sınıfından ğişmesi işine gelmez. Bireysel çıkarları, kapitalizmin gelişsonra en kalabalık kesimi mesiyle çakıştığı yerde, büoluşturan bu sınıf burjuva devleti içinde, burjuvazinin rokrasi, devletin en hantal, en yönetim mekanizmaları içingerici, tutucu yanını oluşturde burjuva sınıfı adına serması bu ikilemden ileri gelir. mayenin ekonomik, askeri, siFabrikada kapitalistin temsilci31


www.proleter.org

liğini üstlenen müdürleri, memurları gibi doğrudan kendilerinin olmayan sermayenin yürütücüleri oldukları ilişkilerin, sermaye sahibi adına üstlendikleri ilişkilerin devamını hem sermaye hem de kendi adlarına sürdürmek zorundadırlar. Ekonomik çıkarları, yaşam biçimleri gelirleri bakımından burjuvadırlar. Ne var ki sermaye sahibi olmakla temsil etmek, yürütmeyi sağlamak aynı şey değildir. Burjuvaziye hizmet ettikleri, artı değerin gerçekleştirilmesinde rol oynadıkları sürece memuriyetleri sürer. Bunu başaramadıklarında kapitalist sınıf tarafından buruşturulup bir köşeye atılacaklarını iyi bilirler. Bundan dolayı sermayenin gerçek sahipleri kapitalistlerden daha saldırgan daha tutucu , entrika ve yönetim yeteneği bakımından daha deneyimli hale gelirler. Meta üreticisi, küçük sanayiciden ayrıldıkları nokta sermaye sahipliği ve sermayenin temsil edilmesi ayrımıdır. Devlet içindeki görevleri, unvanlarıyla ayrılırlar. Kendi aralarında Örgütlülükten kay32

naklanan güçleriyle sürekli bir dayanışma içindedirler. Kapitalist topluma devlete sonsuz bir sadakatle bağlıdırlar. Kendilerini devlet olarak tanımlar ve kendilerini devletin sahibi olarak görürler. Her türlü değişime kapitalist sınıf arasındaki rekabete kendi konumlarını yitirme korkusu ve kuşkusuyla şüpheyle bakarlar. Kendi renklerini değil burjuva toplumunun rengini alırlar. Burjuvazi yığınlar karşısında hangi roldeyse o role soyunurlar. Kraldan çok kralcıdırlar. 2007 Nisanın da başlaya Cumhuriyet mitingleri görünüşte laikliği ve cumhuriyeti korumak, AKP den kurtulma olarak ortaya çıkan mitingler, Tandoğan dan Çağlayan’ a gelmeden, arkasındaki sınıf ilişkilerini gün ışığına çıkarmaya başladı. Bu mitinglerde yığınların ne söylediğine değil, neyi söylemediğine bakmak gerekir. Kapitalist toplumda sınıflar arasındaki çatışmalar, sınıf mücadeleleri saf, yalın bizim görmek istediğimiz biçimleriyle değil, kendi karmaşık sınıf ilişkileri bu sı-


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 mak söz konusu olduğu zanıfların toplumsal ve bireysel man, kendi bireysel sınıf çıçıkarları, bu çıkarları meydakarları gündeme geldiğinde, na getiren ulusal ve uluslar arası karmaşık yapısıyla kenbirlikteliklerin yerini çatışmaladini gösterir. Semboller, söyra, karşılıklı suçlamalara, bülemler ve bu söylemlerin, hatünlükleri parçalanmaya, rereketlerin arkasında yatan kabetin, yönetim yeteneğinin, ulusal ve uluslar arası ekogücün geçerliliğine bırakıyor. nomik, siyasal ilişkiler, bu ilişSermayenin bütünlüğü, işçi kilerin doğurduğu karmaşık sınıfı ve emekçilerin karşısındadır. Bölünmüşlüğü ise, resınıf çatışmaları yer alır. Burada önemli olan neyin açığa kabeti, düşmanlığı, toplumsal çıktığını, bu ilişkilerin ekonozenginlikten tek tek burjuvalar mik karakterini, bunların siyaolarak pay almak söz konusu sal yansımalarını ortaya serolduğunda, çıkarları gereği, mektir. sermaye grupları, bölünmüşBir dönem daha lük ve farklı partiler içinde yer burjuva sınıfı adına sermayealmalarını gerektirir. Sömürünin siyasi ekonomik düzenlen bilinçsiz yığınlar. Bu bölenmesini, yığınların sömülünmüşlük ve çıkar grupları rülme koşullarını, hukuki yatarafından, kendi saflarına, kendilerinin nasıl sömürülesal dayanaklarının sözde yıceğine ve kimlerin kendi söğınların, kendileri tarafından mürüleri üzerinde daha çok burjuva seçimleri yaklaştıkça, söz sahibi olması gerektiğine, yönetici sınıf içindeki krizler de açığa çıkıyor. Burjuva sınıkarar vermeye çağrılır. Burjufı, bir bütün olarak kapitalist va sınıfının, burjuva devleti sömürünün devamı, işçi, içinde yer alma, önemli mevemekçi yığınların yoksulluğuziileri tutma yarışında, taraf nun güvence altına alınması olmaya çağrılır. Burjuva sınıfı, karşısında tam bir sınıf bütünsömürülen yığınları, kendi yelüğü gösterirken, sömürünün değine almaya çalışır. Burjuva yasal dayanaklarını oluştur33


www.proleter.org

siyasetinin, özeti budur.

demokrasisinin

Büyük burjuvazi, egemenliğini sağlama sürecinde, adım adım, diğer sınıfları, küçük burjuvaziyi, eski toplumun artıkları yarı feodal sınıfları, devlet içinde tasfiye ederek, egemenliğini gerçekleştirir. Kendisi dışındaki mülk sahibi sınıfları, kendi hizmetkarı durumuna dönüştürür. Devletin, Kapitalist sınıfın ekonomik, iktisadi, siyasal çıkarları, toplumun bir burjuva toplumu olarak, baştan aşağı düzenlenmesi sürecinin, tamamlanmasıyla, egemen burjuva sınıfı arasında ki çatışmalar sona ermez. Üretimin toplumsal, kapitalist mülk edinmenin bireyselliğine dayanan burjuva toplumu, toplumsal zenginliğin, burjuva sefaletin, işçi sınıfı tarafından paylaşılmasına dayanan, kapitalist yeniden üretimi, sürekli bir şekilde yeniden üretmeye dayanan, bu durum, burjuvazinin en üst örgütlenmesi, devlet eliyle, zoruyla hızlandırılır. Kapitalist sınıfı oluşturan farklı gruplar, artı 34

değerin bölüşülmesini, kendi paylarının arttırılması yönünde, kıyasıya bir rekabet gösterirler. Sermaye güçleri ve siyasal güçleriyle sürekli bir çatışma yaşarlar. Sömürü koşullarını tehdit eden işçi sınıfının ayaklanmaları, emekçilerin örgütsel gücü ne denli zayıfsa, bu rekabet, o denli azgın ve karmaşık hal alır. Burjuva sınıfı demokrasiden yanadır. Ne var ki demokrasi, burjuva eşitliği içindir. Yani, yığınların yarattığı zenginliğin paylaşılması için eşitlik, özgürlük ve kardeşliktir. Burjuva eşitliği, özgürlüğü, kardeşliği, artı değerin paylaşılması; her sermaye grubunun güçleri oranında pay alması ve bu payın arttırılmasının temeline dayanır. Kapitalistler, sömürü koşullarının kendi arzuları yönünde sürdüğü sürece demokrattır. Kapitalist ekonominin karakteristik özelliklerinden dolayı bu, sadece kağıt üzerinde hukuki olarak böyledir. Gerçekte ise, her zaman amansız bir rekabet, karşılıklı dalavereler, politik manevralar, iki yüzlü demokrasi oyun-


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 edinme uğraşına girer. Çeşitli ları, burjuva toplumuna damgasını vurur. En demokratik burjuva örgüt ve partilerinde yer alarak, burjuva siyasetiburjuva toplumunda bile, amansız bir iktidar çekişmelenin, politik zenginliğinin, karmaşık yapısını oluşturur. 27 rine, burjuva kulüpler tarafınNisan gece yarısı, burjuva dan, devletin ele geçirilmesi parlamentosunu, Cumhurbaşmücadelesine dayanır. Bu dukanlığı seçimi için, gündüz ki rum, burjuva devletinin, sınıf oturumunun sona erdiği gece karakterinde zerrece değişikyarısı, “Egemenliğin kayıtsız liğe yol açmaz. İşçi sınıfı açışartsız millete ait” olduğu, ki, sından genel olarak çıkan “milletin meclisi”ni, generaller sonuç, kendisinin yarattığı toplumsal zenginliğin, hangi partisi, Cumhuriyetin koruyugrup tarafından daha çok el cusunun, kendisi olduğunu deklare ederek, Cumhurbaşkonulacağı gerçeğidir. Bilinçli işçi sınıfı, burjuva toplumunkanının da, ancak kendisindaki bu iktidar çatışmalarında, den birisi olması gerektiğini şu, yada bu, kapitalist grup ifade etti. Her şey görünüşte içinde yer almaz. İşçi sınıfı bir bir bez parçasına, başörtüsübütün olarak burjuva sınıfının ne indirgenerek, Cumhuriyeti temsil edecek Cumhurbaşkatümüne karşıdır. İşçi sınıfı dınının, Atatürk ilke ve inkılaplaşındaki tüm sınıflar, Egemen rına uygun birisi olması geburjuvazinin değişik kesimleri rektiğini ileri sürdü. “Sözde içinde yer alarak, zenginlikten, değil özde”, laiklik tanımıyla, kendilerine düşen payın hedarbeci generallerin alışık olsabını yapar. Bunun için Kapidukları, gece yarısı muhtırası, talist gruplar, çeşitli partileri parlamentonun kapısına asılkurarlar; içinde yer alırlar. Küdı. Burjuvazinin, kırmızı çizgiçük burjuvazi zenginlikten pay lerinin solması, burjuva yönealmak, rekabet savaşında işçi sınıfının safına yuvarlanmaticilerinin iki kanadı arasında mak için, Burjuva demokrasiki, uzun süredir devam eden sinin içinde, kendine yer çatışma, en nihayet, Cumhur35


www.proleter.org

başkanlığı seçimiyle, gizliden gizliye, aba altından gösterilen sopalarla devam eden çatışma, açıktan açığa, ortaya serildi. Generaller partisinin resti karşısında parlamentoda yer alan burjuva partileri, parlamentonun onurunu kurtarmak yerine, generaller partisinin resti karşısında, cumhurbaşkanlığı seçimini iptal etme yolunu seçtiler. Parlamento, bir kez daha, postal ve süngü karşısında, geri çekildi. Anayasa mahkemesi alelacele toplandı. Burjuva parlamentosu, kayıtsız şartsız, milletin temsilcisi, ordu karşısında, yelkenleri suya indirdi. Savcılar, anayasayı çiğneyen, bunu alışkanlık haline dönüştüren generaller partisi için, soruşturma açacakları yerde,TBMM’nin iradesini hiçe sayarak, daha önce uygulanmamış 367 rakamını ileri sürerek, burjuva meclisinin onurunu, beş paralık ettiler. ABD ve AB’nin gücünü arkasına alan AKP, geri çekilmek zorunda kaldı. Büyük burjuvazi, destelediği AKP yi, buruk bir şekilde yalnız bıraktı. ABD 36

ve AB emperyalizmi, tarafsızlık göstererek, beklemeye, AB emperyalizmi ise, yarım ağızlı bir kınamayla, beklemeye geçti. Sözde, kendilerini kimin yöneteceğine karar vermek için seçtikleri, meclisin, göstermelik bir incir yaprağından ibaret olduğunu, yığınlar gördüler. Burjuva ordusunun generaller partisi, laiklik gösterileri ile parlamentoyu işlevsiz hale getirirken, AKP, muhalefet partilerini, generaller partisinin kucağına iterek, alelacele erken seçim kararı aldı. Cumhurbaşkanı adayının eşinin, türbanlı oluşu, laikliğin tehdidi idi. Bu durum ise, generaller partisine göre, Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun değildi. Oysa, Atatürk’ün kurduğu meclisin başkanının eşi, türbanlıydı. Yine, başbakanın eşi, yine başbakanın dış işleri bakanının eşi, bakanların, hemen hemen tümünün eşleri, türbanlıydı. Yani, Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun yaşam tarzlarına sahip değillerdi. Bu durum, laikliğin olmazsa olmaz koşulu olarak görülmemişti. Generaller partisi ,


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 ları, devletin kendi güçleri olasiyasal iktidarın, bürokrasinin, memur kadrolarının, ellerinrak gördükleri, devletin küçültülmesiydi. Generaller partisi, den gittiğini gördükçe, ekonomik çıkarları zedelendikçe, emperyalist kapitalizme, kendilerinin kolayca oyunun dışılaiklik elden gidiyor diye, na itilemeyeceğini gösterme avaz avaz bağırıyordu. Oysa, gereği duydular. Korkak, tegiden laiklik değil, siyasal iktidirgin “aşırılıktan ödü kopan” darın, yönetici kadrolarının, kapitalist toplumun orta direği, devletin biçim değiştirmesi, küçük burjuvazinin eğitim generaller partisinin gücünün görmüş yığınları, hayat stankırılmasıydı. Generaller partidartlarının, yaşama biçimlerisi, içerden ve dışardan, sürekli yıpratılmasının, saygınlığınin, bireyin tehdit altında olnın, bütün burjuvazinin, el ele duğuna inandırılarak, meyvererek yaratmaya çalıştığı, danlara çağırıldı. Dar görüşlü göstermelik saygınlığının, yitiküçük burjuvazi, emperyalist rilmesi karşısındaki öfkesiydi. rekabetin yoksullaştırdığı, Elinde bulundurduğu yegane AKP hedef gösterildi. Küçük güçle, süngü ve tüfekle, sözburjuvazi kendini birden bire de saygınlık sağlana bilinirdi. hep uzak durmaya çalıştığı Generaller partisi gücünü, semeydanlar da buldu. Meydana çıktığında, kendi önünde cim sandıklarından değil, tank paletlerinden aldıklarını hatıryürüyenlerin darbeci generallattılar. Hoşnutsuz yığınlar, ler olduğunu Tandoğan da generaller partisinin el altıngördüğünde, kendisini meydana çıkaran gerçeğin farkına dan desteğiyle, meydanlara vardı. Büyük burjuvazinin reçağırıldı. Laiklik, üniter devlet kabetinden, proleterleşme ve ulus korunmaya çağırıldı. korkusuyla, mülkiyetini kayOysa korunması istenen devbetme korkusuyla, çıktığı let, mülkiyetindeki zenginliğin, meydanlarda, büyük burjuvaemperyalist küresel sermaye zinin, iki temsilcisinin, ordu ve tarafından yağmalanması ve parlamentonun arasında kalbunun sonucu, sahibi, sandık37


www.proleter.org

dığını gördüğünde, generaller partisini, daha ilk mitingde, yarı yolda bıraktı. Küçük burjuvazinin acı haykırışı, meclisin ve kışlanın duvarlarında yankılandı; “Ne Şeriat Ne Darbe – Ne ABD ne AB – Tam Bağımsız Türkiye”. Halk, sadece parlamentoda ki burjuvaziyi değil, orduya da güvensizliğini haykırdı. Parlamentonun saygınlığı öteden beri yığınlar içinde alaylı bir tebessümle karşılanıyordu. Hatta, onun içinde yer alanlar tarafından bile, meclisin itibarı, Adem’in, Havva’nın, incir yaprağıyla çıplaklığını gizlemesiydi. Toplumun en saygın kurumu olarak sunulan ordu ise, yığınlar tarafından, meclisle eşitlenerek, gerçek yerine oturtuldu. Ordunun, toplum arasındaki saygınlığı bir palavradan ibaretti. AB emperyalistleri 2003 yılında, Türkiye’nin, Avrupa Birliğine uyum yasalarının görüşüldüğü oturumda, Kemalizm’in Türkiye’nin önünde engel olduğunu, Kemalizm’ den kurtulmadan Türkiye’nin gelişemeyeceğini söylüyordu. 38

Kemalizm, emperyalistler için, Türk burjuvazisinin ayrı bir devlet olarak örgütlenmesini temsil ediyordu. Irak da ki Bas rejiminin temsil ettiğini, Türkiye de Kemalizm, temsil ediyordu. Sömürgeci emperyalizm için, o, engeldi. Oysa ki, Türk ulusal burjuvazisi, bağımsız bir burjuva sınıfı, Türkiye Cumhuriyeti, bağımsız bir devlet değil. Öyleyse, emperyalist burjuvazi niye ondan kurtulmak istesin? Küçük burjuva demokratlarının kafasını karıştıran, istemeye istemeye, egemen sınıfın, generaller partisinin arkasından, miting meydanlarına çekilmesi, karmaşıklığı buradadır. Sınıflar mücadelesinin, zenginliği, çeşitliliği, tarihsel gelişmesi içinde göremeyen, anlayamayanlar sığ ve dar pencereden baktıklarında bu durumu göremezler. Bütün ile parçayı, toplum ile bireyi, bir ve aynı şey olarak görürler. Oysa ki, bütünle parçanın, toplumla bireyin çelişkilerini, her zaman, aynı üretim ilişkilerinde bile , farklılıklar içerdiğini, kavramakta zorlanırlar. Maddi üre-


Proleter Nisan-Mayıs 2007 Sayı:39-40 terini göstermektir. Emperyatim ilişkilerine uygun düşen, lizmin sömürge politikaları da, siyasal üst yapı oluşur. Ekobu gün, yeryüzünün her taranomik ilişkilerin gelişmesi, özü aynı kalırken, biçim defında, bir dirençle karşılaşmaksızın, yürürlüğe konulağiştirmesi, üst yapıyla, toplamla parça, çatışkı yaşamamaz. Emperyalizmin tehdidi altında ki ülkelerde, milliyetçi, dan kendine uygun yeni yapıyı oluşturamaz. Üst yapıyı ulusal hareketlerin doğması oluşturan politik kurumların bundandır. Büyük burjuvaziye ayak bağı olan ulus devletler , direnciyle karşılaşır. Bu duemperyalist saldırının tehdidi rum, karşıt sınıfların çatışmaaltında mülksüzleşen küçük sında da, aynı sınıfın kendi içindeki çatışmasında da, yeburjuva yığınları tarafından ni devlet biçimlerine dönüşüöfkeyle karşılanıyor. Generaller partisi, emperyalist politimün de çeşitli çatışkıları içerir. Bu, karşıtların çatışkısı, kaların kendilerini yok saymasınıf mücadelesini ve bu müsının karşısında, yığınların bu cadelede yer alan sınıfların öfkesini, kendi arkasında yeekonomik, iktisadi karakterledeklemeye çalışıyor. Hizmetkarı oldukları emperyalist rine, gelir kaynaklarına, progefendilerine; bensiz yaparamlarına güçlerine uygun bimazsınız diyor. Küçük burjuva çimlere dönüşür. Feodal devsınıfı, kapitalizmin bir parçası, letin yıkılması, burjuvazinin artı değerden pay alan bir sıulus olarak ortaya çıkışı, kapinıf olmasıyla, kapitalizme kartalist gruplar arasındaki çekişmeler, emperyalist işgaller , şı değildir, onun karşı olduğu aşırılıklardır. Kapitalist rekayarı sömürge ve sömürge bette emperyalizme karşı dedevlet yapıları, hep bu çatışğildir. Karşı olduğu, kendi maları içerir. Burada önemli olan, bu çatışmaların karaktevarlığının tehdit altında olmarini, biçimini, ne yönde geliştisı, proletarya saflarına itilmeğini anlamak, sınıf mücadelesi, ayrıcalıklarının ortadan lerinin biçim ve içeriğini karakkalkmasıdır. Büyük sermaye39


www.proleter.org

nin rekabetinin dizginleştirilmesi, işçi sınıfını sömürülebilmek için devlet tarafından desteklenmesini talep eder. Emperyalist dünya pazarına karşı değildir. Ama, emperyalizmin sömürgeleştirmesine, kendi mevcut durumunu, rahatını kaçıracağı korkusuyla karşıdır. Milliyetçi ve ulusçudur. Kapitalizmin gelişmesiyle, bağımsız küçük üreticiden dönüşerek, emperyalist Pazar için üretim yapan, onun metasını pazarlayan bir sınıf durumuna dönüşmesiyle, emperyalizme karşıtlığı, tezgahının gelirlerinin elinden alınması korkusundan ileri gelir. İstemleri ham hayaldir. Kapitalist ekonomi yasaları içinde beyhude çırpınışlardır. Politikada kafası karışıktır. Sadece kendi küçük tezgahından, dükkanından, boynuna takılan kravatın ucundan dünyayı görür. Bir bütünün, kapitalist üretimin en küçük parçası olduğunu anlayamadan, burjuvazinin politik manevralarında, basit bir oyuncak olarak, burjuva sınıfının, yıkım politikalarının uzantısı 40

olarak, sahnede yer alır. İşçi sınıfı, kapitalizmin, emperyalizmin, tek gerçek karşıtı sınıf olarak, bu sınıfa, kendi gerçeğini gösterme gücüne, bağımsız bir sınıf olma konumuna sahip olmadığı, onu ayrıştıramadığı, emperyalist kapitalizmden koparamadığı sürece, bu böyle devam eder.

MAHİR

Mayıs-2007


39-40-PROLETER