CİLT:4
SAYI:38
Mart: 2007
----------------------------------------------------------------------------------------------------
MARKSİZM-LENİNİZM HER ZAMAN GÜNCEL VE BİLİMSEL ÖĞRETİ leleriyle git gide daha sık ilgilenmelerinin gerekliliği açıktır. Bu meseleye ilişkin bazı fikirlerimizi ana hatlarıyla belirtmek istiyoruz. Birinci İŞÇİ SINIFININ makalemizde genel olarak EKONOMİK-DEMOKRATİK grevlerin işçi sınıfı hareketinMÜCADELESİNİN deki önemini ele almayı tasarÖNÜNDEKİ ENGELLER lıyoruz; ikincisinde Rusya’daki VE grev aleyhtarı kanunları ve SENDİKAL KRİZ üçüncüsünde de Rusya’da grevlerin eski ve şimdiki yöne“GREV tilme tarzlarını ve sınıf bilinçli Son yıllarda Rusya’da işçilerin bunlara karşı takınişçi grevleri son derece sıklaşmaları gereken tavrı ele alatı. Artık birkaç greve sahne cağız.(1) olmamış tek bir sanayi bölgesi yoktur. Büyük şehirlerde grevlerin ardı arkası kesilmiyor. Bu 1 nedenle, sınıf-bilinçli işçilerin V.I. Lenin “Grev” Adlı bu broşürü ve sosyalistlerin grevlerin sürgünde bulunduğu sırada Raboçaya Gazeta için yazmıştı. Bu makalenin önemi, bunları yönetme yönsadece birinci bölümü Marksizmtemleri ve bunlara katılan Leninizzm Enstitüsünün arşivlerinde sosyalistlerin görevleri mesemevcuttur.; diğer bölümlerinin yazılıp yazılmadığı bilinmemektedir.
www.proleter.org
I Önce, grevlerin ortaya çıkışlarını ve yayılışlarını açıklamalıyız. Kendi deneylerinden, başkalarının anlattıklarından ya da gazetelerden grevleri gözünün önüne getiren herkes, bu grevlerin, büyük fabrikaların ortaya çıktığı ve sayıca çoğaldığı yerlerde patlak verdiğini ve yayıldığını hemen görecektir. Yüzlerce (hatta kimi zaman binlerce) işçi çalıştıran büyük fabrikalar arasında grev yapılmamış tek bir fabrika bulmak zordur. Rusya’da sadece birkaç büyük fabrika varken, pek az grev oluyordu; oysa; hem eski sanayi bölgelerinde, hem de yeni kentlerde ve köylerde büyük fabrikaların hızla çoğalmasından bu yana grevler sıklaşmıştır. Büyük çapta fabrika üretimi neden daima greve yol açar? Çünkü kapitalizm, ister istemez işçilerin patronlara karşı mücadelesine yol açar ve üretim büyük çapta olunca, mücadele de ister istemez grev biçimini alır. 2
Bunu açıklayalım. Kapitalizm toprağın, fabrikaların, aletlerin az sayıda toprak sahibinin ve kapitalistin malı olduğu, buna karşılık halk kitlelerinin ya da hiç mülkü olmadığı ya da pek az mülke sahip olduğu ve ücret karşılığı işçi olarak çalışmak zorunda kaldığı sosyal sisteme verilen addır. Toprak ve fabrika sahipleri işçileri kiralar ve onlara, pazarda satacakları şu ya da bu tür malları ürettirirler. Fabrika sahipleri işçilere ancak kendilerinin ve ailelerinin kıt kanaat yaşamasını sağlayacak bir ücret verirler2; buna karşılık işçinin bu miktarın üzerinde ürettiği her şey, kar olarak fabrika sahibinin 2
Kapitalizm bu gün geldiği noktada ücretleri işçinin ailesi ile birlikte geçinebileceği ücret olarak değil sadece bireysel olarak hesap ederek yapmaktadır. Bunu “asgari ücret” ve değişik ad altında tespit ettiği ücretlerde gerçekleştirmektedir. Bu bakımdan ücretli çalışanların kapitalistlerden sadece kendilerine ödenecek ücretlerini artırmayı talep etmezler, çocuklarının ve ebeveynlerinin korunması, bakımı, sağlığı ve eğitimi konusunda da gerekli giderlerin karşılanması konusunda da ücretlerinin arttırılmasını talep ederler. (M.Gündar)
Proleter Mart 2007 Sayı:38 da daima patronla pazarlık cebine iner. Şu halde, kapitalist ekonomide halkın çoğuneder, mücadele eder. Ama, tek bir işçinin luğu, başkalarının ücretli işçikendi başına mücadele etmeleridir; bunlar kendileri için si mümkün müdür? Çalışanladeğil, ücret karşılığında patrın sayısı artmaktadır; köylüler ronlar için çalışırlar. patronlayıkıma uğramakta, köyden rın daima ücretleri düşürmeye şehre ya da fabrikaya akın çabalayacakları tabiidir; işçileetmektedir. Toprak sahipleri re ne kadar az öderlerse, karve fabrika sahipleri işçileri, ları da o kadar büyük olur. işlerinden eden makineleri İşçiler ise ailelerine yeterli ve kullanmaya başlamışlardır. zorunlu yiyeceği tedarik edeŞehirlerde işsizlerin, köylerde bilmek için, iyi evlerde oturade sefalete sürüklenenlerin bilmek ve dilenciler gibi değil sayısı giderek artmaktadır; aç de diğer insanlar gibi giyineinsanlar ücretlerin gittikçe dabilmek için mümkün olduğu ha çok düşmesine yol açmakkadar yüksek bir ücret almaya tadır. İşçinin patrona karşı tek çalışırlar. Bu nedenle patronbaşına mücadele etmesi imlarla işçiler arasında ücret kansızlaşmaktadır. İşçi iyi ückonusunda daimi bir mücaderet ister ya da ücretinin düşüle sürüp gider; kapitalist hangi rülmesine razı olmazsa, patişçiyi uygun görürse onu tutron ona defolup gitmesini , makta özgürdür; bu yüzden düşük ücretle çalışmaya hazır en ucuzunu arar. İşçi ise işgücünü dilediği kapitaliste bir sürü aç insanın kapılarda satmakta özgürdür, dolayısıybeklediğini söyler. la kendisine en yüksek ücreti Halkın şehirlerde ve ödeyecek olanı arar. İşçi ister köylerde her zaman büyük köyde ister şehirde çalışsın, sayıda işsizin bulunabileceği ister toprak sahibinin ya da ölçüde yıkıma uğradığı, fabrizengin köylünün ister müteka sahiplerinin muazzam serahhidin ya da fabrikatörün vetler yığdığı küçük mülk saişine girsin, ücretler konusunhiplerinin kapitalistler tarafın3
www.proleter.org
dan ezilip yok edildiği bir sırada yalnız başına bir işçinin kapitalist karşısında tamamen güçsüz kalır. İşte o zaman kapitalistin işçiyi tamamen ezmesi, onu ve onunla birlikte karısını ve çocuklarını ölünceye kadar bir köle gibi çalışmaya zorlaması mümkün hale gelir. Örneğin işçilerin henüz yasal haklar kazanamadıkları, kapitaliste direniş gösteremedikleri işkollarını ele alalım: buralarda aşırı ölçüde uzun işgünü ile karşılaşırız; işbaşında yıpranan 5-6 yaşlarında ki çocuklarla, gittikçe açlıktan ölmekte olan oldum olası aç bir işçiler nesli ile karşılaşırız. Kendi evlerinde kapitalistler için çalışan işçiler buna örnektir. Her işçi daha başka bir sürü örnek bulabilir! İşçilerin direnemedikleri ya da patronların keyfi davranışlarını sınırlayan yasaları kazanamadıkları hallerde kapitalizmin emekçiler üzerindeki zulmü kadar korkunç bir zulüm , kölelik ya da serflikte bile görülmemiştir. Bu yüzden işçiler, bu kadar kötü bir duruma sürük4
lenmeleri karşısında amansız bir mücadeleye girerler. Tek başlarına tamamen güçsüz olduklarını ve sermayenin zulmünün kendilerini ezip geçebileceğini gördükçe patronlarına karşı birlikte başkaldırmaya başlarlar. İşçi grevleri başlar. Başlangıçta işçiler, eylemlerinin sebebinin bilincinde olmadıklarından, çoğu kez ne yapmak istediklerini anlayamazlar; sadece makineleri kırar ve fabrikaları tahrip ederler. Yalnızca fabrika sahiplerine karşı duydukları öfkeyi göstermek isterler; durumlarının neden böylesine umutsuz olduğunu, ne uğurda çaba göstermeleri gerektiğini henüz kavramadan bu dayanılmaz durumdan kurtulmak için ortak güçlerini denemektedirler. Bütün ülkelerde işçilerin öfkesi, önce birbirlerinden kopuk başkaldırmalar biçiminde kendisini göstermiştir. –Rusya’da polis ve fabrika sahipleri bunlara ‘isyan’ adını verirler. Bütün ülkelerde bu birbirinden kopuk başkaldırmalar, bir yandan az çok sa-
Proleter Mart 2007 Sayı:38 niş gösterebilirler. Kapitalizm kin geçen grevleri, öte yandan da kurtuluşu uğrunda işçi sınıgeliştikçe, artan bir hızla büyük fabrikalar kuruldukça, küfının çok yönlü mücadelesini doğurdu. çük kapitalistler büyük kapitalistler tarafından yutuldukça, İşçi sınıfının mücadeleişçilerinin birlikte direnmelerisi bakımından grevlerin (ya da nin zorunluluğu daha da acil iş bırakmaların) önemi nedir? hale gelir, çünkü işsizlik artar, Bu soruyu cevaplandırmak mallarını en ucuza mal etmeiçin grevler konusunda daha ye(ve bunun için işçilere tam bir görüşe sahip olmamız mümkün olduğu kadar az ücgerekir. Gördüğümüz gibi, bir ret vermeye) çalışan kapitaişçinin ücreti patronlar işçi listler arasında rekabet kesarasında yapılan bir sözleşme ile belirlenir ve bu koşullar kinleşir, sanayideki dalgalanmalar şiddetlenir ve buhranlar altında tek başına olan işçi (3) derinleşir. Sanayide işler tamamıyla güçsüz olduğuna göre, işçilerin, talepleri uğrunyolundayken fabrika sahipleri da birlik halinde mücadele büyük karlar elde ederler, etmeleri gerektiği açıktır; ya ama bunları işçilerle paylaşpatronların ücretleri düşürmemak hiç akıllarına gelmez; sini önlemek, ya da daha yük3 sek ücretler elde etmek için Sanayideki buhranlar ve bunların işçiler bakımından önemi konusunu grevler düzenlemek zorundabaşka bir yerde daha ayrıntılı olarak ele dırlar. Kapitalist sistemin var alacağız. Burada sadece şuna işaret olduğu her ülkede işçi grevleedelim: son yıllarda Rusya sanayinin rinin de olduğu bir gerçektir. işleri yolunda gitmekte, sanayi “kalBütün Avrupa ülkelerinde ve kınmaktaydı; fakat daha bu günden (1899 yılı sonunda) bu ‘kalkınmanın’ Amerika’da, her yerde, işçiler bir buhranla sonuçlanacağı yolunda birlik olmadıkları zaman kenbariz belirtiler vardır: malların pazardilerini güçsüz hissederler; lanmasındaki güçlükler, fabrika sahiponlar patronlara karşı ancak lerinin iflasları, küçük mülk sahipleribirlikte ya grev yaparak, ya da nin yıkıma uğramaları ve işçilerin uğradığı felaketler (işsizlik, ücretlerin düşüonu grevle tehdit ederek direrülmesi vb.)
5
www.proleter.org
ancak buhran patlak verince fabrika sahipleri zararlarını işçilerin sırtına yıkmaya çalışırlar. Kapitalist toplumda grevlerin gerekliliği Avrupa ülkelerinde her kes tarafından o dereceye kadar kabul edilmiştir ki bu ülkelerde yasalar grev düzenlenmesini yasaklamaz; grevlere karşı barbarca yasalar, halen sadece Rusya’da yürürlüktedir. (Bu yasalardan ve uygulanışlarından başka bir vesileyle söz edeceğiz.) Ancak kapitalist toplumun tabiatından doğan grevler, işçi sınıfının bu toplum düzenine karşı mücadelesinin başlangıcını ifade eder. zengin kapitalistlerin tek tek mülksüz işçilere karşı karşıya olması işçilerin tamamıyla köleleştirilmesi demektir. Fakat, bu mülksüz işçiler birleşince durum değişir. kapitalistler kendilerine ait olan aletleri ve malzemeleri işleterek yeni yeni zenginlikler üretmeye istekli işçiler bulamazlarsa, servetlerinin onlara hiçbir yararı yoktur. İşçiler kapitalistlerle tek başlarına mücadele 6
etmek zorunda kaldıkları sürece, bir lokma ekmek karşılığında başkalarının karı için durmadan çalışmaya, ebediyen uysal ve yumuşak başlı ücretli hizmetkarlar olarak kalmaya mahkum gerçek köleler olmaktan çıkamazlar. Ama işçiler taleplerini hep birlikte dile getirdikleri ve kapitalistlere boyun eğmeyi reddettikleri zaman, köle olmaktan çıkar, insan haline gelirler; emeklerinin sadece bir avuç asalağı zengin etmeye değil, çalışanların insanca yaşamasını sağlamaya da hizmet etmesini istemeye başlarlar. Köleler, efendi olma, toprak sahiplerinin ve kapitalistlerin istediği gibi değil, emekçilerin kendi istedikleri gibi çalışma ve yaşama talebinde bulunmaya başlarlar. Bu yüzden, grevler kapitalistlerin yüreğine daima korku salar; çünkü grevler onların egemenliklerini tehdit etmeye başlar. Bir Alman işçi türküsü işçi sınıfına ‘Güçlü kolun dilerse, bütün çarklar duruverir’ der. gerçektende böyledir: fabrikalar, toprak sahiplerinin toprakları,
Proleter Mart 2007 Sayı:38 ister, sırf kendini ve kendi ücmakineler, demiryolları, bütün retini düşünmez, kendisi ile bunlar dev bir makinenin çarkbirlikte iş bırakan, hiçbir mahları gibidir. –Çeşitli ürünleri rumiyetten yılmadan işçilerin çıkaran, onları işleyen ve yerdavasını savunan iş arkadaşlerine teslim eden dev bir malarının tümünü düşünür. Her kine. Bu makineyi toprağı grev, emekçiler için bir sürü eken, madeni çıkaran, fabrimahrumiyet, ancak savaşın kalarda mal üreten, evleri, getirdiği felaketlerle kıyaslaatölyeleri, demiryollarını inşa nabilecek müthiş mahrumiyeteden işçiler çalıştırır. İşçiler ler, aç aileler, ücret kayıpları, çalışmayı reddettikleri zaman çoğu kere tutuklanmalar, evlebütün makinenin durması tehlikesi vardır. Her grev, kapitarinin, işlerinin bulunduğu şelistlere gerçek efendilerin hirlerden sürülmeler demektir. kendilerin değil, haklarını gitBütün bu acılara rağmen, işçitikçe daha yüksek sesle ilan ler işçi arkadaşlarını yarı yoleden işçiler olduğunu hatırlada bırakan ve patronlarla patır. Her grev işçilere durumlazarlığa oturanları hor görürler. rının umutsuz olmadığını, yalGrevlerin neden olduğu bütün nız olmadıklarını hatırlatır. bu acılara rağmen, komşu Grevlerin hem bizzat grevcifabrikaların işçileri, yoldaşlarıler, hem de komşu ve ya civar nın mücadeleye giriştiklerini fabrikaların ya da aynı sanayi görünce yepyeni bir cesaret kolundaki fabrikaların işçileri kazanırlar. Sosyalizmin büyük üzerinde ne muazzam bir etki öğretmeni Engels, İngiliz işçiyaptığına bakın. Olağan, salerinin grevlerinden söz ederkin zamanlarda işçi işini ses ken, ‘tek bir burjuva eğdirmek için bunca şeye katlanan inçıkarmadan yapar, patrona sanlar tüm burjuvazinin iktidakarşı gelmez, durumunu tarrını yıkacak güçtedir.’ Demişti. tışmaz. Grev esnasında ise (4) bir çok fabrikada birden taleplerini yüksek sesle dile getirir, patronlara yaptıkları 4 Friedrich Engels, İngiltere’de Emekçi kötü işleri hatırlatır, hakkını Sınıfların Durumu.
7
www.proleter.org
grevlerin başlaması için, çoğu kez tek bir fabrikanın greve gitmesi yeter. Grevlerin işçilerin maneviyatı üzerinde ne kadar büyük etkisi vardır, yoldaşlarının köle olmaktan çıktıklarını ve yalnızca o an için bile olsa kapitalistlerle eşit durumdaki kişiler haline gelmiş olduklarını görmek işçileri nasıl da etkiler! Her grev sosyalist fikirleri, bütün işçi sınıfının sermayenin baskısından kurtulmak uğruna mücadelesi düşüncesini çok güçlü bir şekilde işçinin aklına getirir. büyük bir grevden önce, bir fabrikanın veya bir sanayi kolunun ya da bir şehrin işçilerinin sosyalizm konusunda hemen hemen hiçbir şey bilmedikleri ve bu konuda hiç düşünmemiş oldukları halde , grevden sonra aralarında çalışma gruplarının ve derneklerin daha çok yaygınlaştığı ve git gide daha çok işçinin sosyalist olduğu sık sık görülür. Grev işçilere patronların gücünün ve işçilerin gücünün ne olduğunu gösterir; onlara sadece kendi patronlarını ve iş arkadaşlarını değil, bü8
tün patronları, bütün kapitalist sınıfı ve bütün işçi sınıfını düşünmeyi öğretir. Nesiller boyunca işçinin emeği sayesinde milyonlar biriktiren bir fabrika sahibinin ücretlerde mütevazi bir artışı kabul etmeye yanaşmadığı, hatta ücretleri daha da düşürmeye çalıştığı ve işçiler direndikleri takdirde, binlerce aç aileyi sokağa attığı zaman işçiler işçi sınıfının düşmanının bir bütün olarak kapitalist sınıf olduğunu, işçilerin ancak kendilerine ve birleşik eylemlerine güvenebileceklerini açıkça görürler. Çoğu kez, fabrika sahibi işçileri aldatmak, onların hamisi pozuna bürünmek ve bazı küçük kırıntılarla ve yalandan vaatlerle, onları sömürdüğünü gizlemek için elinden geleni yapar. Grev, işçilere ‘hami’lerin koyun postuna bürünmüş bir kurt olduğunu göstererek, bu aldatmacayı bir vuruşta darmadağın eder. Üstelik grev sadece kapitalistlerin değil, aynı zamanda devlet ve yasaların niteliği konusunda da işçilerin gözünü açar. Fabrika sahipleri
Proleter Mart 2007 Sayı:38 ğın arkasından ateş ederek nasıl işçilere onların hamilesilahsız işçileri öldürdükleri riymiş gibi görünmeye çalışızaman da, bizzat çar askerleyorlarsa, hükümet görevlileri re teşekkürlerini bildirir. (Çar ve uşakları da işçileri, çarın ve 1895’de Yaroslavl’da grevci çarlık hükümetinin, adeletin işçileri katleden askerlere bu gerektirdiği şekilde, hem fabşekilde teşekkür etmişti.) kapirika sahiplerini hem de işçileri talistleri savunduğu ve işçileaynı ölçüde kollandığına inandırmaya çalışırlar. İşçi rin elini kolunu bağladığı için en kötü düşmanın çarlık hüyasaları bilmez, hükümet kümeti olduğu, her işçinin kamemurlarıyla, özellikle yüksek fasına dank eder. İşçiler yasamakamlarda bulunanlarla ilişkisi yoktur ve dolayısıyla geların sadece kapitalistlerin nellikle bütün bunlara inanır. çıkarını korumak için yapıldığını hükümet memurlarının Sonra grev gelir çatar. Savcı, fabrika müfettişi, polis ve sık onların çıkarlarını koruduğusık da askerler fabrikada boy nu, emekçilerin susturulup gösterirler işçiler yasaları çiğihtiyaçlarını dile getirmelerine nediklerini öğrenirler. Yasalar izin verilmediğini, işçi sınıfıpatronların toplanıp işçi ücretnın, grev hakkını, işçi gazetelerini düşürmenin yollarını leri, yayınlama hakkını, yasaaçıkça tartışmalarına izin velar çıkaran ve bunların uygurir, ama işçiler birlikte bir karar lanmasını denetleyen bir ulualırlarsa suçlu ilan edilirler! sal meclise katılma hakkını İşçiler evlerinden çıkarılır; pokazanmalarının gerekliliğini lis işçilerin veresiye yiyecek anlamaya başlarlar. Bizzat alabilecekleri dükkanları kahükümet, grevlerin işçilerin patır; işçiler sessiz sakin hagözünü açtığını iyi bilir, işte bu reket ederken bile , askerler yüzden grevlerden çok korkar işçilere karşı kışkırtılmaya ve onları mümkün olduğu kaçalışılır. Hatta askerlere, işçidar çabuk durdurmak için her lere ateş açılması emri verilir şeyi yapar. Sosyalistlere ve ve askerler kaçışan kalabalısınıf bilinçli işçilere ettiği zu9
www.proleter.org
lümle ün salmış bir Alman İçişleri Bakanı, halk temsilcileri önünde ‘her grevin arkasında devrim ejderhası pusuya yatmıştır.’ (5) derken haksız değildir. Her grev, işçilerde, hükümetin kendilerinin düşmanı olduğu, işçi sınıfının halkın hakları uğruna hükümete karşı mücadeleye hazırlanması gerektiği düşüncesini güçlendirir ve geliştirir. Bundan dolayı grevler işçilere birleşmeyi öğretir; ancak birleştikleri takdirde kapitalistlere karşı mücadele edebileceklerini gösterir; grevler işçilere bütün işçi sınıfının, bütün fabrika sahipleri sınıfına ve keyfi, polis yönetimine karşı mücadeleyi düşünmelerini öğretir. Sosyalistler grevlere işte bu yüzden ‘savaş okulu’ adını verirler, öyle bir okul ki orada işçiler bütün halkın, bütün çalışanların hükümet görevlilerinin ve sermayenin boyunduruğundan kurtuluşu için savaşmayı öğrenirler. Ancak ‘savaş okulu’ savaşın kendisi değildir. grev5
Lenin, Prusya İçişleri Bakanı Von Puttkamer’in sözlerini aktarıyor.
10
ler işçiler arasında yaygınlaştıkça, (bazı sosyalistler de dahil) işçilerin bazıları işçi sınıfının yalnız grevlerle, grev fonlarıyla ya da grev dernekleriyle yetinilebileceğine, grevlerle işçi sınıfının şartlarında hatırı sayılır düzelmeler sağlanabileceğine hatta bu yolla işçi sınıfının kurtuluşunun elde edilebileceğine inanmaya başlarlar. Bazıları birleşmiş bir işçi sınıfında ve küçük grevlerde bile ne denli bir güç bulunduğunu görünce, işçi sınıfının kapitalistlerden ve hükümetten istediği her şeyi elde etmesi için, işçilerin bütün ülke çapında bir genel grev yapmalarının yeteceğini sanırlar. Bu düşünce işçi sınıfı hareketinin ilk aşamalarında, işçiler daha çok tecrübesizken, başka ülkelerin işçileri tarafından da dile getirilmişti. Bu , yanlış bir düşüncedir. Grevler, işçi sınıfının kurtuluş mücadelesinde başvurduğu yollardan biridir, fakat tek yol değildir; işçiler dikkatlerini, diğer mücadele araçlarına çevirmezlerse, işçi sınıfının gelişmesini ve başarılarını
Proleter Mart 2007 Sayı:38 ran gibi) bir bozukluk olursa, yavaşlatacaklardır. Grevlerin fabrika sahipleri grevleri kasbaşarılı olabilmesi için grevler ten körükleyebilirler bile, çünsırasında işçilerin harcamalakü işin bir süre durması ve işçi rını karşılayacak fonların gefonlarının tükenmesi yararlarekli olduğu doğrudur. Bütün rına olacaktır. Bu yüzden işçiülkelerde bu gibi işçi fonları ler hiçbir şart altında sadece (genel olarak ayrı ayrı sanayi grev eylemleriyle ve grev derkollarındaki, ayrı ayrı işkollanekleriyle yetinemezler. ikinrındaki veya atölyelerdeki işçicisi, grevler ancak işçilerin lerin fonları) toplanır; fakat yeterince sınıf bilinçli olduklaburada Rusya’da bu özellikle rı, grev yapmak için elverişli zordur, çünkü polis bunları izler, paraya el koyar ve işçilezamanı seçebildikleri, istekleri tutuklar. Şüphesiz, işçiler rini nasıl ortaya koyacaklarını polisten saklanabilirler, böyle bildikleri ve sosyalistlerle bağ fonlar oluşturulması doğal kurmuş oldukları ve onlar araolarak değerli bir şeydir ve cılığıyla bildiriler, broşürler işçilere bunlara karşı olmalasağlayabildikleri yerlerde barını önerecek değiliz. Fakat şarılı olabilir. Rusya’da bu işçi fonları yasalarla yasakken durumdaki işçilerin sayısı hala bunlara çok kişinin katkısının çok azdır; işçi kitlelerine işçi sağlanabileceği sanılmamalısınıfının davasını öğretmek, dır ve bu gibi örgütlerin üye onlara sosyalizmi ve işçi sınıfı sayısı az olduğu sürece, işçi mücadelesini tanıtmak için fonları pek işe yaramayacakbunların sayısını artırma yötır. Üstelik, açık işçi sendikalanünde çok çaba harcanmalırının var olduğu ve emirlerindır. Bu sosyalistlerle sınıf bide muazzam paralar bulunlinçli işçilerin bu amaçla bir duğu ülkelerde bile işçi sınıfı sosyalist işçi sınıfı partisi kuyine mücadele yolu olarak rarak, birlikte yüklenmeleri grevle yetinemez. Sanayinin gereken bir görevdir. üçüncüdurumunda ( bu gün Russü , görmüş olduğumuz gibi, ya’da yaklaşmakta olan buhgrevler, işçilere hükümetin 11
www.proleter.org
işçilerin düşmanı olduğunu ve hükümete karşı mücadelenin gerekliliğini gösterir. Gerçekte, bütün ülkelerin işçi sınıfına, işçi hakları bir bütün olarak halkın hakları için hükümete karşı mücadele etmeyi adım adım öğreten, grevlerdir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, ancak bir sosyalist işçi partisi, hükümet ve işçi sınıfı davası hakkında doğru anlayışı işçiler arasında yayarak bu mücadeleyi sürdürebilir. Başka bir vesileyle, Rusya’da grevlerin nasıl yönetildiğini ve sınıf bilinçli işçilerin bunlardan nasıl yararlanması gerektiğini ele alacağız. Burada grevlerin, yukarıda belirttiğimiz gibi, savaşın kendisi değil ‘bir savaş okulu’ olduğuna, grevlerin mücadele yollarından sadece biri, işçi sınıfı hareketinin sadece bir yanı olduğuna işaret etmemiz gerekir. İşçiler, bütün ülkelerde fiilen yapmakta oldukları gibi, grevlerden, bütün çalışanların kurtuluşu için tüm işçi sınıfının mücadelesine geçebilirler ve geçmelidirler. Ancak sınıf bilinçli bütün işçiler sosyalist oldukları zaman, 12
yani işçi sınıfının kurtuluşu için mücadele ettikleri, işçiler arasında sosyalizmi yaymak, düşmanlarına karşı mücadelenin bütün yollarını işçilere öğretmek için bütün ülke çapında birleştikleri; bütün halkın, hükümetin baskısından ve emekçilerin sermayenin boyunduruğundan kurtuluşu için mücadele eden sosyalist bir işçi partisi inşa ettikleri zaman, işte ancak o zaman işçi sınıfı, bütün işçileri birleştiren ve üzerinde ‘Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!’ yazılı kızıl bayrağı yükselten bütün ülkeler işçilerinin yüce hareketinin ayrılmaz bir parçası haline gelecektir.” 6 V.İ.Lenin (DSM Yayınları Ağustos 1979)
6
1899 yılı sonunda yazılmış, ilk olarak 1924 yılında Proletarskaya Revolyutsiya dergisinin 8. ve 9. sayılarında yayınlanmıştır.
Proleter İŞÇİ SINIFI VE TOPLUMSAL YAŞAMIN GELİŞİMİ İnsanlar bireysel ve toplu olarak yaşamlarını devam ettirebilmek için doğanın verili kaynaklarından; doğadan kazandığı bilgilerin ışığında bunu yaşamında uygulayıp hayata geçirerek hem kendisi hem de topluluğu için bilgiyi öğrenip – aktarmak suretiyle yaşamlarını devam ettirebilmişler, yeni bilgi ve araçlar üreterek bunu yaygınlaştırmışlardır. Bu konuda araştırılmış, derlenmiş ve üzerinde binlerce sözlü, yazılı, tablet, vb. kitaplar yazılarak günümüze kadar aktarılarak devam etmiş ve devam etmektedir. Konumuz açısından insanlığın gereksinmelerini karşılama faaliyetlerinde geçirdiği evreler ve evrenin bu gün gelinen noktasında şunu görüyor ve onun üzerinde tartışmamızı yoğunlaştırmaya çalışıyoruz.
Mart 2007
Sayı:38 Günümüz toplumu, bir yanda üretim araçlarını, (toprakları, makineleri, hammaddeleri, hammadde kaynaklarını, ulaşım araçlarını…vb.) ele geçiren kapitalistler, diğer yanda geçimini, yaşamını sürdürmek için emekgücünden başka satacak başka bir şeyi olmayan, sahip olduğu emek-gücünü ise ancak kapitalistlerin talebi üzerine satabildiği bu anlamda geleceği bu bağımlılığa göre şekillenmek durumunda olan işçi sınıfından oluşmaktadır. Üretim araçlarına sahip olanlar ile bunlardan yoksun olan işçiler arasında birçok konuyu içeren bir mücadelede kendini gösterir. İşçi sınıfının bu mücadelesi en ilkel biçimiyle kendilerini aşırı çalışmalara, yorgunluk, bitkinliğin yoksulluğun, açlığın nedenleri olarak önceleri makineleri görmesi, bu bakımdan onları kırıp, parçalaması kendiliğinden onlara yansıyan sorunlarının çözümü gibi görünmesinden kaynaklanmıştır. Sınıf mücadeleleri tarihinin zenginliği bunun binlerce örneğini bize aktarmış 13
www.proleter.org
ve aktarmaya da devam etmektedir. Durmadan daha az ellerde toplanma süreci yaşayan sermaye, kapitalist ilişkiler içinde bu üretim ilişkilerinin zorunlu sonucu elindekileri (toprakları, üretim araçlarını, fabrikaları…) kaybeden, büyük kapitalistler tarafından yutulan; mülksüzleşen, proleter saflara itilen artan sayıda da küçük burjuvaların tekelini elinde tutan kapitalistlere ve bir birlerine karşı rekabetten de kaynaklanan mücadeleleri işçilerin kapitalistlere karşı mücadeleleriyle bir birine karışır. Bunlar çoğu zaman kendi mücadelelerini güçlendirmek için, işçi sınıfının gücünden de yararlanma yolunu seçerler7. İşçi sınıfının bunu
7
AVRUPALI İŞÇİYE KÜRESELLEŞME FONU Dünya ticaretinde küreselleşmenin yarattığı sorunların Avrupa Birliği üyesi ülkelerin çalışanları üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla, Avrupa Komisyonu her yıl 500 milyon Euro'luk yeni bir kaynak hazırladığını duyurdu.
14
Avrupa Küresel Fonu adı verilen bu yeni kaynak, ucuz işgücü nedeniyle, üretim ve hizmetlerin başka ülkelere nakledilmesi sonucunda işini kaybeden kişilere destek vermek amacıyla kullanılacak…. "Hiçbir Avrupa Birliği üyesi, en büyük ülkeler bile, küreselleşmeyle tek başlarına mücadele edemezler. Bu yeni fon, özel durumlarda devreye girebilecek, bir Avrupa Birliği sigortası olarak değerlendirilebilir. Ancak bu fonun amacının, artık verimli olmayan ya da rekabet gücünü kaybeden sektörlere yardım etmek olmadığını vurgulamalıyım. Amacımız, çalışanların beklenmedik durumlarda en az zararı görmelerini sağlayabilmek."… ...Birlik, Çin ve Vietnam'ı ucuz işgücü ve ürünlerini Avrupa ülkelerine gereğinden fazla sunmak ve Avrupa ülkelerindeki çalışanların işlerini kaybetmelerine neden olmakla suçlamıştı… …Avrupa Komisyonu'nun bu yeni inisiyatifi aslında sınırlı bir etkiye sahip olacak. Birlik sınırları içinde yaklaşık 20 milyon işsiz var. ... Komisyon'un 'dayanışma ve birlik' açıklamalarına katılmayanlar da var… BBC TURKISH.COM Son güncelleme: 29 Eylül, 2006
Proleter
Mart 2007 Sayı:38 anlaya bilmesinin, kendini Oliver Woods bundan sakınmasının yolu …İşten çıkarmalar, büyük bölümü iş bunun bilincine varmasından gücünün daha pahalı olduğu Almanya've araçlarına sahip olmasında olmak üzere tüm Avrupa genelinde dan, uyanıklığından geçmekgörülecek. tedir. Sınıf mücadelesinin …Bu yıl başlıca otomobil üreticilerinden Ford da 30 bin çalışanının işine son zengin tecrübeleri, geliştirilen vereceğini açıklarken; General araçlar bize bunun nasıl olMotors'un başkanı kendi ödeme paketiması gerektiği konusunda nin yarı yarıya azaltılacağını duyurmuşaraçlarıyla birlikte sunmaktatu. dır. İşçi sınıfının en başta …Avrupa'nın en büyük otomobil şirketi Volkswagen ile sendikalar kendi sınıf bilincini oluşturan arasında varılan geçici anlaşmaya ideolojik birikimine sahip olgöre işçiler ek ödeme almadan haftaması, buna sahip olacak araçda 4 saat fazla çalışacak. Hedef malilara gereksinimi vardır. yeti düşürmek. İşçi sınıfının kapitalizme karşı mücadelesi onun …Bu yılın başlarında şirketin yönetim kurulu başkanı Bend Pischetstreider günlük yaşamını ve çalışma maliyetleri kısmaya yönelik büyük bir koşullarını içeren ekonomik operasyon başlattı ve IG metal sendikaçıkarlarına ilişkin mücadelesına bir ikilem sundu: siyle geleceğe ilişkin (sosyalizm) siyasi mücadelesinden "Ya işçiler aynı ücretle daha uzun saatoluşmaktadır. Bu mücadele ler çalışmayı kabul edecek, ya da Almanya'daki fabrikalar kapatılacak." biçimleri birbirlerinden kopuk ve ayrı ayrı mücadeleler değil, Sendika şimdi şu anda geçerli olan 29 bir birleriyle içi içe geçmiş, bir saatlik çalışma haftasını, ücret artışı birini tamamlayan, birbirine olmaksızın azami 33 saate çıkarmayı gereksinim duyan, diğer mükabul etmiş durumda… cadele biçimlerini ve araçlarıBBC TURKISH.COM Son güncelleme: 29 Eylül, 2006
15
www.proleter.org
nı varsayan bir süreç izlemektedir. İşçi sınıfı bu mücadele biçimlerinden ve araçlarından herhangi birisinden yoksun olması onun mücadelesinin de eksik, topal, geri olduğunu gösterir. Mücadele geri olmakla kalmaz burjuvazinin kuyruğuna takılarak ebedi köleliliğini sürdürmenin araçlarını da burjuvaziye sunmuş olur. Bunları söylemekle mücadelenin basit, düz bir çizgi izlediğini-izleyeceğini elbet aklımızın ucundan bile geçirmiyoruz; aksine bu mücadelenin zor, dolambaçlı, bazen yükselen, bazen durgunlaşan ama hep sürekli var olan, kapitalizm ve onun varlığı devam ettiği sürece değişik biçimler alarak devam edeceğinin bilincindeyiz. İşçi sınıfı bu mücadelesine ne kadar bilinçli ve kararlı olursa mücadelede o kadar başarılı ve muzaffer olacağı kesindir. Bu tartışmanın ve değerlendirmenin çok geniş konuları içermesi bakımından bazı anlatımlar kısa cümleler 16
yada paragraflar şeklinde sergilenebilir; fakat gerek bu derginin (Proleter) sayfalarında gerekse bir çok alanda ve başka ülkelerin proleter önderleri tarafından da yapılmakta olan sınıfın mücadelesindeki anlayışın ve mücadele araçlarının sürekli olarak gündemde tutulduğu, geliştirildiği, sınıfa içinde bulunduğu koşullar ve bu koşulların zorladığı gerek güncel gerekse uzun vadeli görevlerinin tespiti yapılmakta; ve sürecin ivedi görevlerine karşı pratik faaliyetlerini hayata geçirmeye çalışmaktadırlar. Kapitalistlerin sahip olduğu araçlar ve kaynakların işçi sınıfı üzerindeki etkisi arındırılmaya çalışılmakta, sınıfın sınıf bilinçli işçiler tarafından önderliğinin sağlanması çalışmaları sürdürülmektedir. Bu çalışmaların getirdiği zorluklar aynı zamanda sınıfın her türlü mücadelesinin önündeki engelleri de içermektedir. Komünistler, işçi sınıfının önderleri bunları sınıfa aktarıp, öğreterek, onların mücadelesini ve örgütlenmesini yön göstererek sınıfın
Proleter Mart 2007 Sayı:38 kendi sınıf çıkarlarını hizmet — Devrimci teorinin sıedecek teorik, (ideolojik) , örnıfın önderlerine ulaştırma gütsel, siyasi programının araçlarından yoksunluğu, buhedeflerine doğru yol almasınun yerini dolduran burjuvaküçük burjuva hakim ideolojina olanak verecek, kendi mülerin kapitalistler tarafından cadele çizgisini kitlelere kabul finanse edilerek desteklenettirip, egemenliğini kabul etmesi,- kapitalistler işçi sınıfıtirmede tereddüt etmeyeceknın her türlü örgütlenmesini tir. engellemek için bütün yolları denerler ve kullanırlar. Bunlar İşçi sınıfının her türlü içinde profesyonel sendikacımücadelesinin önündeki başların yüksek okullarda eğitillıca engeller: mesi, uluslar arası alanda —Sınıfın Marksistsendikaların örgütlenmesi, Leninist bir öncüsünden, parsiyasi parti ve derneklerde tisinden yoksunluğudur. dahil olmak üzere sınıfın — Yıllardır burjuvazinin ekonomik alandaki sömürü ve yaptığı propagandaların, sınıyoksulluğunun getirdiği içine fın bilimsel, devrimci teorisinin kitlelere kendini kabul ettirmiş kapanıklılık ve sorunları kendi hakim bir ideoloji haline gelebaşına çözmekle karşı karşımemiş olmasıyla oluşan boşya kalış, sınıfı burjuvazinin luğa burjuva ideologlarının işçi sınıfı içindeki uzantıları doldurmuş olmasıdır. Bu ideoişçi aristokrasisine ve sendika lojik propagandanın sınıf üzereformistleriyle8, revizyonistlerinde yarattığı yılgınlık, gü8 vensizlik, korku ve gelecek DÜNYA SENDİKALARI TEK ÇATI ALTINDA güvensizliğinin hakim olması, Bbc Türkçe Servisi 01.11.06 mücadelenin devrimci teorisinin kitlelere ve sınıfa aktarıl150'den fazla ülkeden sendikacıları masındaki zorlukları da beraAvusturya'nın başkenti Viyana'da berinde getirmiştir. biraraya getiren üç günlük toplantıda, küreselleşme ve iç çekişmelerle mücadele etmeyi amaçlayan Ulusla-
17
www.proleter.org rarası İşçi Sendikaları Konfederasyonu adı altında yeni bir girişim başlatıldı. Sendikacılar, kısa adı ITUC olan bu yeni konfederasyonun, çalışanların haklarıyla ilgili girişimleri küresel boyuta taşıması amaçlanıyor. Merkezi Brüksel'de bulunacak olan ITUC, 154 ülkeden, 300 sendikaya bağlı, 168 milyon işçiyi temsil edecek. İki büyük işçi sendikası, Dünya İşçi Konfederasyonu ve Uluslararası Bağımsız İşçi Sendikaları Konfederasyonu, ITUC'un kuruluşunun önünü açabilmek amacıyla dün lağvedilmişti. Bu iki hareketin üyelerinin, ITUC çatısı altında yeniden örgütlenmesi öngörülüyor. Uluslararası Çalışma Örgütü ILO tarafından düzenlenen toplantıda bir konuşma yapan ILO Başkanı LeRoy Trotman, bu girişimin, tüm dünyada, işçi sendikaları hareketinde önemli bir adım olduğunu kaydetti. Toplantıya ev sahipliği yapan Avusturya'nın Cumhurbaşkanı Heinz Fischer, ITUC'un kuruluşunu memnunlukla karşıladığını belirtti ve "1 Kasım 2006 uluslararası işçi sendikaları hareketinde tarihî bir gün olarak hatırlanacaktır" dedi. Viyana'daki toplantı, dünyanın dört bir yanında kurulan işçi sendikalarının bir dayanışma gösterisi olarak değerlendiriliyor. Ancak küreselleşen dünyada, piyasaların serbest rekabete açılmasından ve işçilerin haklarının korunamamasında şikayetçi olan Komünist eğilimli sendikalar katılmadı.
18
rinin kucağına itmişlerdir. Önderlikten yoksun olan işçiler kendileri için en yakın ve çözüm gördükleri küçük burjuva akımların peşinden sürüklenmişler, istemeye istemeye onlara hizmet etmişlerdir. Kapitalizmin krizlerinde bu reformist, revizyonist sendikalar ve yöneticileriyle işçi aristokratları örgütsüz, bu bakımdan da güçsüz, önderlikten yoksun işçi sınıfının ve diğer emekçi kesimlerin üzerinde yıkıcı, onulmaz travmalar oluşturmuşlardır. Gerek ücretlerinin düşürülmesinde, gerek işgünlerinin ve saatlerinin uzatılmasında9 kazanılmış Bu sendikaları çatısı altında toplayan, 145 üye sendikasıyla 42 milyon işçiyi temsil eden dünyanın üçüncü büyük işçi örgütü Dünya İşçi Sendikaları Birliği Federasyonu, işçi haklarında belirli bir çizgi izlenmesi gerektiğini savunarak, diğer sendikaları tavizler vermekle suçladı. ITUC'un kısa süre içinde çevre ve sürdürülebilir kalkınma konusunda bir dizi kampanya başlatması bekleniyor 9
ALMANYA’DA …Haftalık 38 buçuk saatlik çalışma süresini 40 saate çıkarma planlarını protesto etmek amacıyla
Proleter Mart 2007 Sayı:38 haklarını bile heba eden bir Elbette her renkten ve tutum izleyerek, sınıfı burjutürden burjuvazinin işçi sınıfı vazinin kucağına teslim etmişiçindeki uzantıları efendilerine lerdir. Hala daha egemen olhizmet için yarışacaklardır. Buna karşı komünistler ve dukları sendikalarda ve diğer partilerde bu tutumlarını dedevrimciler işçiler içinde kapitalizm koşullarında kazanılavam ettirerek zehirlerini kuscak ve kazanılmış hakların mayı sürdürüyorlar. yeterli olmadığını, bunlar için hayal kurmanın yanlış olduğu düşüncesini ve çabasını açıkgeçtiğimiz hafta iki eyalette başlayan larlar. Onların çıkarlarının kagrevler bugünden itibaren 10 eyalete pitalizmin yıkılarak yerine yayılırken, yaklaşık 40 bin kişi iş bırakişçilerin iktidarının ve onların tı. toplumsal kurtuluşunun üretim ilişkisini hayata geçiren sosKamu işçilerinin 14 yıldan bu yana en büyük eylemi asıl olarak hastaneleri, yalizm şartlarında mümkün çocuk yuvalarını ve çöp toplama hizolduğu, bilgisini ve mücadelemetlerini etkiliyor… sine çağırırlar. “İnsanlar,her zaman, Sendika başkanı Frank Bsirske, işveren siyasetteki aldatmaların ve tarafının kamu sektörü personelinin kaç aldanmaların aptal kurbanları saat çalışacağına tek taraflı olarak karar veremeyeceğini anlaması gerektiğini olmuşlardır ve bütün ahlaki, söyledi. dini, siyasal ve toplumsal sözler, bildiriler ve vaatler arkaSendika, çalışma süresinin arttırılmasısındaki şu ya da bu sınıfın nın, ücretlerde herhangi bir yükselme çıkarlarını aramayı öğrenmeolmadan yılda ek iki hafta anlamına dikleri sürece de, böyle kalageldiğine işaret ediyor. caklardır. Reform ve ilerleme BBC TURKISH.COM Son güncelleme: şampiyonları, ne kadar bar29 Eylül, 2006 barca ve çürümüş görünürse görünsün, her eski kuruluşun, belirli egemen sınıfların zor19
www.proleter.org
lamasıyla ayakta durduğunu görmedikçe, her zaman eski düzenin savunucularının oyununa geleceklerdir. Ve bu sınıfların direnişini kırmanın ancak bir tek yolu vardır; bu da, çevremizdeki toplumun içinde, eskiyi silip atabilecek ve yeniyi yaratabilecek kuvveti oluşturabilen-ve toplumsal durumları yüzünden oluşturmak zorunda olan - güçleri bulmak, ve bu güçleri, mücadele için bilinçlendirmek ve örgütlemektir.” 10 İşçiler kendi mücadele araçlarını ortaya koymalı, mücadele örgütlerini oluşturmalı, toplumun ve toplumsal yapının her kesiminde örgütlenebilmelidir. SENDİKALAR VE SENDİKAL KRİZ Yukarıda değindiğimiz konular eşliğinde ya burjuvazinin doğrudan güdümünde 10
(Marks-Engels-Marksizm . V.I.Lenin) Sol Yayınları 1976
20
yada burjuvazinin, işçi sınıfının ekonomik-demokratik kitle örgütleri aracılığıyla içinde yer alan ve doğrudan burjuvaziye hizmet etmek, onun çıkarlarına hizmet eden doğrultuda sınıfın mücadelesinin üstünü örten bir hareketlilikte işçi sınıfının sendikal örgütlülüğündeki zaafı ve eksikliğidir. Uzun yıllar reformizmin ve revizyonizmin etkisinde kalan sendikal hareketin işçi sınıfına doğrudan hedef alan gerek yöneticileri, gerekse yasal örgütlenmelerinden doğan işçi sınıfının çıkarlarından ziyade burjuvazinin çıkarlarına hizmetinin gizlenemeyen yüzü bir yandan işçilerde huzursuzluk ve ayrışmalar yaratırken diğer yandan da küçükburjuva devrimci hareketiyle kendisine yeni bir yön çizmeye eğilim gösterdi. Son olarak 12 Eylül Askeri Faşist Diktatörlüğüne karşı tutum işçi sınıfının ve işçi sınıfı adına söz söyleyen, hareket eden bir çok unsurunda yüzünün açıkça görünmesine, sergilenmesine vesile oldu. Küçükburjuva devrimci hareketler
Proleter Mart 2007 Sayı:38 emekçileri ekonomik ve siyasi işçiler arasında sendikal müörgütlenmelerinden uzaklaştıcadele konusunda çaba sarf rır, engellerken diğer yandan etmelerine rağmen sınıfsal kendisine karşı örgütlenmelekonumları gereği muvaffak rin zorunluluğunu kavramaolamamışlar, onlarda hizmetsından dolayı bu örgütlenmelerini tamamlayıp kenara çekileri kendileri organize etmeyi lerek mücadeleyi burjuvazinin devam etmişlerdir. ellerine bırakmışlardır. Uluslar arası sermaye90’lı yıllarda işçi sınıfınin tekelci yeniden örgütlennın kendiliğinden hareketleri mesi ve biçimlenmesinin adı sendikal mücadeleyi hareketolan “küreselleşmenin” getirlendirse de burjuvazinin öndiği bir takım normlar, topludersiz, örgütsüz bıraktığı işçi sınıfının o günkü mücadelesimun da kendilerine karşı hareketini denetimde tutmanın ni engellemeyi başarmışlardır. Burjuvazinin ve onların bir yolu olarak gördükleri biçanak yalayıcılarının, Kurucu çimde örgütlendirilmesi gereMeclislerinde Üyelik, Hükükiyor. bunu bir diğer deyişle metlerinde Bakanlıklar yapan “Kitle Örgütleri”, “Sivil Toplum iki yüzlü uşaklar bir yanda işçi kuruluşları” adıyla ya oluştusınıfının çıkarlarını Kurucu ruyorlar yada var olanları tomeclislerde, Hükümetlerde parlayarak denetim altına alıyorlar. Fakat toplumun farklı savunuyoruz avuntusunu sergilerken diğer yanda sınıfın tabakalarının ekonomik – simücadelesini “sonsuza” dek yasi çıkarlarının farklılığı bir engellemek için yasal zemintakım örgütlenmelerinde bu yapının dışında oluşması süler hazırlamada sınıfın bu recini de içinde taşımaktadır. günkü zaaflarını efendilerine İşte bu yüzden bir yanda kufısıldamışlardır. rulu Siyasi partileri seçimlerde En gelişmiş örgütlenme belli oy barajlarıyla sınırlayıp, yeteneğine sahip burjuvazi, istemedikleri toplumsal yapı bir yanda üretim araçlarından içindeki bazı değerleri dışlayoksun bıraktığı işçileri ve 21
www.proleter.org
yarak böylece çözme yoluna gitmektedirler. Diğer yanda bunu sendikalarda da uygulayarak gerek yeni kurulacak sendikalarda, gerekse kurulu sendikaların işkolunda toplu sözleşmeler yapabilmesi için barajlar oluşturarak sınıf bilinçli işçilerin yer almasını, söz sahibi olmasını engelleme yoluna gitmişlerdir. Sendikalara üyeliklerin bürokratik zorluğu, mimlenmeler, sendika yöneticilerinin ve yönetimlerinin parsellenmesi, sendika aidatlarının doğrudan kaynağında kesilerek sendikaya aktarılması, sendika üyeleriyle, sendika yöneticilerini bir birinden koparması vs. Bundan dolayıdır ki işçiler, emekçiler farklı yerlerde ve sendikalarda örgütlenmelere giderek örgütlü “güçlerini” daha da zayıflatmışlardır. Diğer yandan sendikal ve diğer örgütlenmelerden uzaklaşarak düzene karşı protestolarını farklı biçimde göstermişlerdir. Son on-yirmi yılda proletarya saflarına katılanların sayıları istatistikliklerde sürekli 22
artarken, her yılın Toplu Sözleşme görüşmeleri, Sendika Üyeliği, Sendikalı işçilerin grevlerine ilişkin istatistikler sürekli düşüş göstermiş ve göstermektedir. İşsizliğin, yoksulluğun, her türlü baskı ve şiddetin yaşandığı bu ortamda işçi sınıfının resmi sendikal ve siyasal örgütlerden uzaklaşmasının tek sebebi bu örgütlerin niteliğinden ve yapısından ileri gelen çıkarlarıyla işçi sınıfının çıkarlarının örtüşmediği ve işçi sınıfının öncüsünden yoksun olduğu içindir. Bu anlamda mevcut sendikaların ve siyasi partilerin çağrıları kendi sendika krizlerinin ve oy kaygılarının tezahüründen başka bir şey ifade etmemektedir. İşçi sınıfı kendi mücadele araçlarını ve mücadele biçimlerini er geç yaratacak, burjuvazinin ve uşaklarının aleti olmaktan kurtulacaktır. O mücadelesini kendi elleriyle, partileriyle yönetecek, burjuvaziyi ve uşaklarını “jaguarlarla”, “acarlar villalarında “ geleceklerini karartan kararlar almalarına mü-
Proleter Mart 2007 Sayı:38 saade etmeyecekler, kendi geleceklerini kendileri kurabirlikte 1 yıllık ücreti tutarında ayrıca tazminat ödemesini de şart koşmuştur. caklardır. Böyle bir eyleme kalkışmak -Sınıf bilinçli işçiler ve “kayıt dışı” çalıştırılan işçilere en başta devrimciler bulundukları bütün kayıt içine almayı (Sigortaya kayıt) ortamlarda işçi sınıfının bilinçyarayabilir. Diğer yandan kapitalistler lendirilmesi ve örgütlenmesi kayıt içine almayı reddedebilirler bu durumda da Çalışma Bakanlığı ve İş konusunda mücadele etmeli Mahkemelerini Devreye sokmak gereve bunu diğer birimlerle ilişkili kecektir. Bu konuda işçiler Devrimciolarak örmelidirler. Demokratik kitle örgütlerinden yardım -İşçiler çalıştıkları her alabilirler. birimde sayıları ve konumları “Sendikalar Kanunu: Madde 31 - İşçilerin işe alınmaları, belli ne olursa olsun kendi işkollabir sendikaya girmeleri veya girmemerındaki sendikalara üye olmaleri veya belli bir sendikadaki üyeliği lı, diğer arkadaşlarını da üyemuhafaza veya üyelikten istifa etmeleri liğe teşvik etmelidir.11 veya sendikaya girmeleri veya girme11
Kapitalist-emperyalist uluslar arası tekellerin, yoksullaştırıp, mülksüzleştirmeye çalıştığı küçük kapitalistler için ha bire “kayıt dışılığı ortadan kaldırma” yaygaralarına da bir cevap olacaktır. Bu gün bırakınız işçilerin çalışmalarını kayıt altına alma isteğini onların talebi bazı “rakipleri” nin kayıt altına alınması ile yasal zorlamalarla bunlardan ucuza kurtulmanın mücadelesidir. Bu bakımdan işçilerin bu süreçte kendi ekonomik çıkarlarını sahip olmak, örgütsel ilişkilerini geliştirmeye de katkıda bulunacaktır. Sendikalar Kanununda o güne kadar sendikal ve toplu sözleşme yapılmamış işyerlerinde işçilerin Sendikaya üye olmasından dolayı işine son verilemeyeceği, eğer böyle bir durum söz konusu olursa işçiye kıdem tazminatıyla
meleri şartına bağlı tutulamaz. Toplu iş sözleşmelerine ve hizmet akitlerine bu hükme aykırı kayıtlar konulamaz. İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, işin sevk ve dağıtımında, işçinin mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve primlerinde, sosyal yardım ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara ilişkin hükümlerin uygulanması veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayırım yapamaz. Ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu iş sözleşmesi hükümleri saklıdır.
23
www.proleter.org
-İşçiler komünistlerle bağlar kurup işçi sınıfının bilinçlenmesine yönelik yayınların, broşürlerin, ve diğer araçların elde edilmesini sağlamalıdırlar. -İşçiler üye oldukları sendikalar içinde de kendi sınıf çıkarlarına uygun taleplerin savunulmasını, hayata geçirilmesi için yönetimlerine (Değişik fıkra: 25/05/1988 - 3449/8. md.) İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin rızası ile iş saatleri içinde, işçi sendika veya konfederasyonlarının faaliyetlerine katılmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya herhangi bir nedenle farklı muameleye tabi tutulamazlar. (Değişik fıkra: 09/08/2002 - 4773 S.K./10. md.) İşverenin, hizmet akdinin feshi dışında, üçüncü ve beşinci fıkra hükümlerine aykırı hareket etmesi halinde, işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere tazminata hükmedilir. Sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerden dolayı hizmet akdinin feshi halinde ise, İş Kanununun 18, 19, 20 ve 21 inci madde hükümleri uygulanır. Ancak, İş Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ödenecek tazminat işçinin bir yıllık ücret tutarından az olamaz.”
24
karşı tavırlarını göstermelidirler. -İşçi sınıfının önderlerinin ve komünistlerin bu gün bu konudaki görevi işçi sınıfını aydınlatmak, bilinçlendirmek, mücadele programını oluşturmak, partisini ve birliğini örgütlemektir.
M. Gündar Mart 2007
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ DEĞİL EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜDÜR. Burjuva sınıfı işçi sınıfının devrimci öğelerini baskı ve şiddetle yok etmeye çalışırken ideolojik olarak da işçi sınıfının devimci mücadelelerini bulanıklaştırmak, uyuşturmak, gerçek içeriğinden saptırmak için olağan üstü bir
Proleter Mart 2007 Sayı:38 nu olarak göstermeye çabalıçaba gösterir. Burjuva kapitalist toplumun doğurduğu soyor. İşçileri yozlaştırma görevini burjuva sınıfı adına kendi runları bu toplumun meydana getiren tüm sınıfların ortak asli görevi olarak gören burjusorunuymuş gibi göstererek va aydınları çalışan emekçi kapitalist toplum meşrulaştırıkadınların kapitalist sömürülıp bu toplumsal koşular altınnün, burjuva ahlakının burjuva da çözüm arayışına yönelir. toplumunun aile yapısının İşçi sınıfını da kapitalizme karakterine değinmeden karşı durarak değil kapitalizm pembe, mor tablolarla burjuva için de sorunların çözümüne kadınlarını sorunlarını ön playöneltme gayreti ve çabası na çıkararak, kapitalist burjuiçindedir. 8 Mart Dünya va toplumunun sorunlarını Emekçi Kadınlar Günü’ nü, magazinleştirerek hamasi Dünya Kadınlar Günü olarak demeçlerle geçiştiriyorlar. lanse ederek emekçi kadınlaKomünistler her şeyrın sorunlarını genel bir sorun den önce burjuva aydınlarının tüm burjuva kadınlarının da bu iki yüzlü aşağılık propasorunları olarak gösterme çagandalarını açığa çıkarmalıbasıyla işçi sınıfının sınıfsal dır. Biz komünistler burjuva mücadelesini burjuvazinin kadınlarını sorunları için dertlenmeyiz burjuva ailesinin iki yedeğine katarak pasifize etyüzlülüğü alım ve satıma dame çabasını gösterir. Her yıl 8 Mart’lar da yanan burjuva evlilikleri ve bu olduğu gibi bu yıl da burjuva evliliklerin doğurduğu sorunlar basını başta olmak üzere buriçin dertlenmeyiz. İşçi sınıfı nasıl ki kapitalist sınıfın kar juva sınıfının tümü 8 Martın oranının düşüklüğü yada yükDünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kapitalist sömüsekliği sorununu kendilerinin nasıl daha iyi sömürüleceği rü ve zorbalığın gözlerden uzaklaştırılmasıyla genel olasorununu burjuva adına dert etmeyeceği gibi burjuva kadırak her türlü sınıf farkının karartıldığı bir kadın erkek sorunın gencinin burjuva bireyinin 25
www.proleter.org
kişisel sorunlarını, toplumsal sorunlarını dert etmeyeceği gibi burjuva kadınının aşk acıları için göz yaşı dökmez. Feministler 8 Mart’ı sınıflar üstü, cinsler arası bir sorunmuş gibi ele alır. Bir burjuva demokrat hareketi, düşüncesi olan feminizm uzlaşma ve reformizm hareketidir. Feminizmin ilgi alanı sınıflar savaşımı içinden doğan kadın sorununa sınıflar üstü bir bakış, işçi sınıfı mücadelesini burjuvazinin yedeğine taşıma hareketidir. Tarih içinde toplumun ezen ve ezilen olarak ayrışmasıyla kadın cinsi erkek cinsi karşısında ki eşitliğini, hatta ilkel toplumlarda ki üstünlüğünü –ataerkil toplum- kaybetti. Kapitalizm öncesi sınıflı toplumlarda Köleci ve feodal toplumda her türlü insani, cinsi haklarından mahrum bırakılan aşağılanıp erkeğin kölesi durumuna dönüşmüştü. Burjuvazi kadının bu köleliğine kısmen son verdi Kapitalist sanayi, kapitalist sömürü emekçinin özgürlüğü temeline dayanır. Bu özgürlük köleci ve feodal toplumda 26
efendisine kişisel bağlarla bağlı olan emekçinin özgürleşmesini gerekli kılar. Emekçi kendi emek gücünün sahibi olarak onu istediğine satabilme hakkına sahip olmak zorundadır. Görünüşte iki özgür insan olarak karşı karşıya gelmelidir kapitalist ve emekçi, işte bu durum ister istemez kapitalist sanayi de makineleşmeyle beraber sadece kas gücüne dayanan işlerin makineyle kadın ve çocuklar tarafından yapılabilir hale gelmesi özellikle bazı ince işlerde kadın ve çocuk emeğinin ön plana çıkmasıyla burjuvazi kadın ve çocukların üzerindeki erkek egemenliğine son verdi ve son verme eğilimi taşır. Burjuvazi kadın sorununu sınıflar üstü, cinsler arasında ki sorunmuş gibi ele alır öyle bakar. Oysa ki sermaye mevcut sömürü koşullarını kapitalist sömürüyü gizlemek için ele aldığı bakış açısıyla iki yüzlü bir tutum izler. Gerçekte burjuva kadın cinsi kocası karşısında tam anlamıyla özgür bir bireydir. Burjuva
Proleter Mart 2007 Sayı:38 emek sömürüsünün elverdiği kadını yönetme, karar verme, ölçüde şeklen bir bağımlılık hakkına sahiptir. Cinsi anlamgerçekte bir bağımlılık olmada da görünüşte yasayla tek eşli evlilikte kocasına sadayan bir bağımlılıkla özgürleşir artık o bir kadın olarak değil katle bağlıdır. Ama bu sadece görünüşte bir bağlılık mülkiyet bir emekçi olarak bağımlı ya da özgürdür. Proleter evlilikte ilişkisinin devamını sağlayan miras vb. hukukunun güvence burjuvazide olduğu gibi iki altına alınmasından öte bir yüzlü bir sadakat kocaya bağımlılık eşe sadakat yoktur. bağlılık taşımaz. Burjuva kaMülkiyetten koparılmış bir prodını gerçekte burjuva erkeği leter özel mülkiyetin miras gibi ekonomik gücünün verdiği kilisede yada evlilik töreniyhukukunun devamını sağlale imzaladığı bağımlılık akdini yacak hukuksal bağımlılığın dayanaklarından yoksun olnikah cüzdanını cebine koyar koymaz eşini boynuzlamanın manın özgürlüğüne sahiptir. tüm haklarını elde eder. İki Burjuvazi kadının koyüzlü bir aldatma cinsler aracası karşısında ki kişisel bağımlılığına burjuva ekonomik sında sürer gider. Modern burjuva edebiyatında burjuva ilişkilerinin gelişmesi oranında görsel ve yazılı edebiyatında karşıdır. Ya da taraftardır. bu durum tüm çıplaklığıyla Kadın ve çocuk emeğine duysüre gider. duğu ihtiyaç oranında bu baMadalyonun diğer tarağımlılığın sürmesi yada kopafında işçi sınıfında kadın evrılması yönünde yasal düzenden koparıldığı kapitalist sölemelere yönelir. Burjuva aile mürü çarklarına sokulduğu hukuku medeni kanun burjuva oranda kocasının kendisi üzeüretim ilişkilerinin yeniden rinde ki eski feodal yarı feoüretilmesinin hukuksal düdal kişisel bağımlılığının tüm zenlemesini yapar. Mülkiyetayrıntılarını, baba ve koca ten yoksun ücretli köle prolekarşısında ki bağımlılığını kater için bu hukuksal biçim dapitaliste devreder. Kapitalist ha başlangıç da sona eren 27
www.proleter.org
kağıt üzerinde göstermelik bir şekilden ibarettir. Kapitalizm öncesi küçük üretimin yaygın olduğu aile ekonomisinin tarımda ve küçük sanayin üretiminde hüküm sürdüğü burjuva üretimine bağımlı alt üretim biçimlerinde kadın ve çocuk emeğinin aile ekonomisi içinde ücretsiz bir biçim aldığı sömürü koşullarında kadınlar bu ekonominin karakteristik özelliğiyle eş (koca) ve babaya bağımlıdır. Bu bağımlılık ikiyüzlü cinsel töre vb. biçimlerde sürer. Her türlü cinsel yozlaşmanın, baskının tecavüzün yüzlerce çeşidiyle beraber yaşayan bu iktisadi üretim biçimi kendi devamı için kadın üzerinde ahlak baskısıyla sürer. Egemen burjuvazi kapitalist sanayin kendisine ayak bağı olmadığı sürece bu baskının sürmesinden yanadır. Kadına karşı uygulanan şiddeti fiziki ve ruhsal baskıyı özendirir görmezlikten gelir. Kapitalist üretim görece daha geri olduğu tarımda ve küçük sanayide henüz kapitalizm öncesi küçük meta üretiminin 28
kısmen hüküm sürdüğü koşullarda bu baskı ve şiddet ikiyüzlü bir ahlak anlayışıyla birlikte yürür. Liberal ve demokrat küçük burjuvazi üretim ilişkilerine hiç değinmeksizin bu baskı ve şiddet karşısında yüzünü buruşturup, acıma duygusuyla toplumdan bağımsız, bireysel, kötü koca, zalim baba, mağdur anne, zavallı kadın edebiyatı döktürür. Köleci, feodal toplumun karanlığından doğan günler kadının erkek karşısında ki iktisadi ilişkilerden doğan köleliğini mistik dünyaya havale ederek kutsar. Analığı yüceltip onun yaratan ilişkileri cinselliği erkeğin tekeline bırakarak kadının cinselliğini aşağılar. Kadını erkeğin cinsel kölesi, haremi olarak tanrı katında mistik dünya ya havale ederek, kadını şeytanlaştırarak aşağılanmasını taçlandırır. Burjuvazi, feodal, köleci toplumdan miras aldığı bu bakış açısını üretim ilişkilerinin gereksinmesi doğrultusunda işine yaradığı kadarını değiştirerek sürdürür. Örneğin kadın
Proleter Mart 2007 Sayı:38 Kadın sorununu ele alırken bu cinselliği, fuhuş, şehvet burjusorunun kadın ve erkek arava üretim ilişkilerinin dayanağı sında ki fiziksel bir sorun olaservet edinmenin zenginliğin rak değil toplumsal üretim araçları halini aldığı ölçüde ilişkilerinin tarihsel gelişmelekutsanır. Genel evler, fuhuş rin sonuçları açısından ele burjuva devleti tarafından koalıp incelediler. Engels, Aileruma altına alınır. Buralardan nin Özel Mülkiyetin ve Devleelde edilen karlarla burjuva tin Gelişmesi adlı eserinde devletine verilen vergiler, versorunun tarihsel boyutunu, ginin kutsallığına örnek gösteinsan ilişkileri açısından durarilir. ğan bir sorun olmadığını gösPolitikada, edebiyatta günlük yaşamın her alanında terdi. Bu günkü burjuva topkadın sadece bu günkü burjulumu kadının kurtuluşu sorununu işçi sınıfının kapitalist va toplumunun hukuksal dayanaklarının iki yüzlü dayatkölelikten kurtuluş sorunu olmalarını değil, geçmiş yüzyılduğunu gösteriyor. Komünistların baskılarının da bir sonuler kadının kurtuluşu sorunucu olarak kadın cinsinin binna işçi sınıfının kurtuluşu solerce yıllık gerilemesinin, sinrunu olarak bakar. Burjuva dirilmesinin sonuçları olarak toplumu içinde işçi sınıfının erkek cinsi karşısında kadının bedensel ve ruhsal gelişmesikısmi olarak geriliğine tanık nin korunması açısından işçi sınıfının ekonomik ve demokoluruz. Bu durum cinsler arasında ki tarihsel sürece dayaratik taleplerini ileri sürerken kadın sorununu da bu açıdan nan eşitsizliğin baskının, köleele alırlar. Burjuvazi her koliğin bir sonucu olarak değil kadın cinsinin zayıflığı olarak nuda olduğu gibi kendi sınıfgösterilmeye çalışılır. Kadın sal istemleri konusunda da cinsine bu zorla dayatılmaya devrimciliğini eski toplumsal çalışılır. ilişkiler ve bu ilişkilerin ahlakİşçi sınıfının biliminin sal biçimleri karşısında ki devkurucuları Marks ve Engels rimciliğini kapitalizmi koruma 29
www.proleter.org
korkusuyla çoktandır yitirdi. Burjuva toplumunun demokratik sorunlarını devrimci bir atılımla değil kapitalist üretimin ihtiyaçlarının kendisini tehdit etmeyecek boyutlarda evrimiyle sınırlandırdı. Bunun en çok acısını çeken emekçi sınıf ve bu sınıfın kadınlarıdır. Komünistler kadının kurtuluşunun özel mülkiyetin, kapitalist sömürü biçiminin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olacağı gerçeğini bir an bile unutmaksızın burjuva toplumsal koşullar içinde emekçi kadınların aile içindeki bağımlılık koşullarının çocuk yetiştirilmesi, ev işleri, erkeklerle aynı işi yapan kadınların daha düşük ücretlerle çalışmalarını ortadan kaldırmak için demokratik taleplerini öne çıkarırlar. Kapitalist sanayinin asgari ücretle eşitlediği kadın ve erkek emeği arasında ki ayrımın ortadan kalkması yönünde işçi sınıfının fiziki ve ruhsal gelişmesi için talepler öne sürerler. Kapitalist üretimin uzun bir sürece yaydığı küçük sanayin ve tarımda ki küçük meta üretiminin sosyalist 30
tarzda ki dönüşümünü ileri sürerler. Kadının eş ve babaya olan bağımlılığının iktisadi maddi koşullarını ortadan kaldırmaya yönelik dönüşümlerin gerçekleşmesini hazırlarlar. Bu günkü burjuva toplumunda işsizliğin en büyük acısını kadın işçiler ve işçi sınıfının toplumsal iş bölümünde henüz iş bulamayan ve ev kadını olarak adlandırılan eşleri yaşar. Komünistler ilk elden yapılacak toplumsal dönüşümün kadının bireysel ev işlerinden koparılması, çocuk bakımı ve ev işlerinin toplumsallaşmasını, emekçi kadınların her türlü mesailer ve ağır çalışma koşullarının yasaklanmasını talep ederler. “Ev kadınları” için işsizlik sigortası talep eder. Bütün kadınların çalışmalarını engelleyecek özel koşullar dışında ki zamanlar haricinde çalışma hakkı talep eder. Çalışabilecek yaşta ki tüm erkek ve kadın emekçiler için işsizlik sigortası talep eder. Ne var ki komünistler işçi sınıfının günlük ekonomik demokratik mü-
Proleter Mart 2007 Sayı:38 cadelesinin sözcülüğünü yaparken bunların tümünün burjuva toplumsal koşullarda gerçekleşebileceğinin ham hayalini yaymazlar. İşçi sınıfının siyasal ufkunu açmak kendi kurtuluşunun ekonomik ve siyasal koşullarının sınıf mücadelesinin gelişmesine hazırlanmasına yardımcı olTÜRKİYE BURJUVAZİSİNİN mak amacıyla bu talepleri ileri POLTİTİKALARININ sürerler. İKİYÜZLÜLÜĞÜ Mart 2007
MAHİR
Türkiye’nin burjuva kesimlerinde çok sık kullanılan bir politik ifade vardır. “Bizim kırmızı çizgilerimiz var” derler. Onlara göre kırmızı tehlikeyi ifade eder, onun için vazgeçilmezlik adına en önemli yaşamsal çıkarlar bu “kırmızı çizgiler” ile ifade edilir. amerikan emperyalist burjuvazisinin Irak’ı işgali, daha doğrusu işgal hazırlığından bu yana ortaya çıkan durum bu “kırmızı çizgilerin” nasıl değiştiği, kırmızılığı bırakalım, pembeliğinin dahi kalmadığı görülüyor. Hatırlanacağı gibi ABD emperyalizminin Irak’ı işgale başladığı ilk günlerde, bizim liberal ve faşist burjuva31
www.proleter.org
larımız hep birlikte, koro halinde “Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması”ndan yana olduklarını, yana olmak ne demek, bundan vazgeçilemeyeceğini tekrarlayıp durdular. Peki bu ne demekti? Türkiye burjuvazisi Irak’taki mevcut durumun, statükonun korunmasını istemekteydi. Yani, ulusal ve sınıfsal baskının devamı onun başlıca çıkarını göstermekteydi. ABD’nin emperyalist burjuvazisi de aynı şekilde, kendi dünyayı yağmalama liderliğinin devamı için Amerikan halkı ile Irak halkını gerici bir savaşın içine sokmuştu. Kapitalistemperyalizm bir kez daha, sömürücü, yağmacı, saldırgan, ilhakçı, hegomanyacı yüzünü ortaya koydu. Kapitalist-emperyalizmin ilhak, işgal ve emperyalist savaşlar olmaksızın var olamayacağını gördük. Emperyalist burjuvazinin bu saldırılarına karşıt hareketlerde kendini gösterir. Yani karşıtların ancak birlikte var olacaklarının ilk işaretleriydi bunlar. Yaşadığımız çağ, bize bir şeyi daha, çağın iki 32
yapısını, bir yanı ile emperyalizm, egemenlik çağı olmasını, diğer yanı ile proletarya devrimleri çağı olduğunu göstermişti. 1917 Ekim Devrimi, bu çağın başlangıcındaki örneğiydi. Bunu bize yine gösterecektir. Emperyalizm ve proleter devrimler çağı her iki kutbun birlikte var olmasına dayanır. Birinin var olduğu yerde diğeri de kaçınılmaz olarak var olacaktır. Bütün kesimleri ile burjuvazi ondan ölümüne korksa da, işçi sınıfının toplumsal devrimi, burjuvazinin artı-değer sömürüsüne dayanan düzenin karşısında, onu “tarihin çöplüğüne” göndermek için yer alacaktır. Burjuvazi, bu diyalekttik karşıtlıktan ne kadar istese de kaçamayacak, bütün tarihsel alan, ekonomik-sosyal ve politik sistemler gibi onunki de zorunlu olarak son bulacaktır. Bu sonu hazırlayan ise hey şeyden önce, kapitalizmin karşıtlıklarının gelişimidir. Çünkü kapitalizmin karşıtlıkları, kendini güçlendirirken kendi sonunu hazırlamaya, “kendi mezar kazıcılarını” geliştirme-
Proleter Mart 2007 Sayı:38 kaldı nakaratını sık sık tekrarye dayanır. Sermayenin kendi karşıtını, ücretli emeği, güçlasa da Orta Doğu’da yaşananlar, emperyalizme karşı lendirmeden gelişmesi , varlığını sürdürmesi mümkün deçeşitli renklerdeki ulusal hareketlerin, emperyalizm var olğildir. Ancak metafizik kafaya duğu sürece var olacakları sahip olanlar, karşıtları birbigörülüyor. Aynı dönem, Türkirinden kopuk , ayrı, bağımsız ye burjuvazisinin liberal kesiolarak var ve yaşayabilir olaminin iki yüzlü, sahtekar yapırak görürler. İşçi sınıfının kursını da daha net olarak yığıntuluşu mücadelesinin, komüların anlayacağı tarzda ortaya nizmin, kapitalizmin karşıtlıklarının bir ürünü olarak görülkoydu. Bilindiği gibi , burjuvamesidir ki, ona karşı mücadezinin en gerici, en şoven, en leleri Don Kişot’ça olmaktan “devletçi” kesim, kurum ve çıkarır. komünist devrimci teosözcüleri ardı ardına politik riye, diğer sosyalizm teorile“manevralar” sergilemekteler. rinden farklı kılan temel ayrım Bunların en önde gelenleri buradadır. Sermayeye karşı MİT, TÜSİAD, Mehmet Ağar onu tarihinin sonuna götüreve Kenan Evren oldular.MİT, cek mücadele, onun yapısını, Irak’taki ortaya çıkan yeni duyasalarının işleyişini kavrarumla ilgili izlenmesi gereken mak zorundadır. Bu kavrayıpolitikalar üzerine açıklamalar şın bir program olarak ifade yaptı. TÜSİAD , Kürtçe eğiedilmesiyledir ki, ona karşı timden yana olduğunu ilan işçi sınıfı özgürlük mücadelesi etti. Mehmet Ağar bir süredir verebilir. o bilinen yaklaşımını ifade ediyor. “PKK, dağda silah tuDünya burjuvazisi için tacağına düz ovada siyaset çağ birleşmeler ile “entegrasyapsın.”, “Ateşkes süreci yüyonların” yaşandığı dönem rümeli”, “şu bölünme korkuolmakla birlikte uluslaşmalasundan vazgeçelim. Her devrında birlikte yaşandığı bir letin geçmişinde vatandaşını süreçtir. Emperyalist-burjuvazi affetmek vardır.” Dedi. 12 Ey“ulus-devlet” dönemi geride 33
www.proleter.org
lül Faşist askeri darbesinin başı Kenan Evren ise, “Kürt problemi vardır” demiş. Türkiye’de bölge veya eyalet sistemine geçilirse daha iyi olacağını, “üniter” yapı içinde bunun mümkün olduğunu söyledi. Kuzey Irak’ta istense de istenmese de bir “Kürt Devleti” kuruldu. “bu saatten sonra yapacak bir şey yok” demiş. Ve eklemiş, Demokratik Toplum Partisi’nden Meclise girmesi uzun vadede Türkiye’nin çıkarına olacağını buyurmuş hazret. Görüldüğü gibi bütün bu görüşler silsilesi bir birini tamamlayıcı argümanlar niteliğindedir. Yine hatırlanacaktır ki, yakın geçmişe kadar bu kurum ve kişiler aynı konularda tam tersi, karşıt görüş ve politikaların yönlendirici, belirleyici ve uygulayıcıları olmuşlardır. Bu politikaların, burjuva devletin, burjuvazinin siyasi iktidarının bir politikası olması gerektiği tarzda sunuluşu, liberal burjuvalarımızı neredeyse zil takıp oynattı. kendilerini bir anda yıllarca haksızlığa uğramış, kadri bilinme34
mişlikten, haklılık payesi verilmekle onurlandırılmış, devlet nişanı ile onurlandırılmış olarak gördüler. Kendileri bunları yıllardır korkarak savunmuş, bunun cezasını çekmişlerdi. Faşist “ulusalcı” burjuvalara karşı önemli bir üstünlük sağlamışlardı. Dünün faşist, gerici, ırkçı, işkenceci siyasi kişiliklerinin bu tarz liberal burjuva politikaları dillerine dolamaları, yaşanan süreçte burjuva politikalarına ilişkin önemli bir gerçeği ortaya çıkarmış bulunuyor. burjuvazinin faşist, liberal ve demokrat politikalarının nasıl iç içe geçip bir karma oluşturabildiğini göstermiş bulunuyor. Burjuva toplumundaki sınıf mücadeleleri tarihi bu tip sayısız örneklerle doludur. Ezilen, sömürülen sınıfların mücadelesinin üstün gelip, devrimin yükseldiği dönemlerde, egemen sömürücü sınıflar, sahte devrimci slogan ve taleplerle tarih sahnesine çıkabilmişlerdir. Rus devriminin gelişmesi, anayasacı, gerici liberal burjuvazinin temsilcisi Kadetleri devrimi savunuyor görünmeye
Proleter Mart 2007 Sayı:38 da bu durumdur. Her şeyden zorlamıştı. Bu durumdaki tehlikenin önemini gören Rus önce şunu belirtmek gerekir. Devrimimizin hedef ve talepleSosyal Demokratlarının Bolri ne emperyalist burjuvazinin şevik kanadı onların bu iki bölgedeki ulusal soruna ilişkin yüzlülüğünü açığa çıkarıp yaklaşımı ne de Avrupa Birliği teşhir etmiştir. İşçi sınıfının hedef ve kriterleri ilişkilendiridiğer emekçi ve sömürülenleri lebilir. Demokrasi sorunu ile gerçek devrimci slogan ve ulusal sorunu burjuva bir sotalepler etrafında örgütleyip run olduğu için burjuvaziye eğitmişlerdir. Şimdi bizim libehavale etmek komünistlerin ral burjuvazimizin politikalayaklaşımı değildir. Marksistler rındaki iki yüzlülük kendini en her iki sorununda işçi sınıfının açık olarak bu günkü koşulegemenliğini getirecek tarzda larda ortaya koymuş oldu. formüle edilmesi ve taktiklerin Ölen devrimin vasiyetinin yegeliştirilmesinin de politikalar rine getirilme zorlamalarını geliştirirler. Devrimin ve devgörmekteyiz. Hem de devririmcilerin bir numaralı düşmin en amansız düşmanları manları en ikiyüzlü, en sahtetarafından. Zaten tarihte de böyle olmadı mı? Karşıkar, en kaypak politikalarını devrimler devrimlerin talep ve şimdi söylemekteler. Bu devhedeflerinin bir kısmını yerine rim ve devrimciler için tehlikeli getirerek ayakta kalmak, basbir durumdur. Küçük burjuvakı ve egemenliklerini sürdürzinin bir kesimi onların arkamek zorunda kalmışlardır. sından gidip liberal politikalarBizim örneğimizde karakterisda buluşmaktalar. komünistletik olan, devrimin en amansız rin bu durumda temel görevledüşmanlarının, emperyalistrinden biri esen liberal rüzgarburjuvazi ve yerel organlarının lara kapılmak değil, her türlü bu süreçte egemen bir rol oyburjuvazi ile kaynaşmamak, namalarıdır. İşçiler ile emekçi işçi sınıfının kurtuluş mücadeve sömürülenlerin kafasını lesinin bağımsızlığını sağlabulandıran, gözünü karartan yacak araçları yaratmaktır. Bu 35
www.proleter.org
da ancak onların sosyalizmin bilimsel teorisine sahip olması ile mümkündür. Teoriyi karikatürize edenler ise bunu yapmak şöyle dursun, sabahtan akşama emperyalizmi gericilikle suçlaya dursunlar. Sınıf mücadelesinin böyle keskin virajlarında at izi ile it izi birbirine karıştığında, emperyalist burjuvalar ile onların yerel organlarından demokrasi konularında ulusal özgürlük beklerler. Burjuvazinin en gerici, en şoven unsurlarının ağzından liberal palavraların dökülmesi, liberal demokratların sevinç gösterileri ile karşılandı. Faşist gerici, “ulusalcı” parti ve çevrelerin, Kenan Evren gibileri Amerikan uşaklığı ile suçlamaları karşısında onların avukatlığına soyundular. Sözde mücadele ettikleri 12 Eylül Darbesinin lideri değişmiş, şimdi gerçekleri dile getiriyordu. “Artık katı milliyetçilikle olmuyor” tespitini çok doğru buldular. Bunu “yeni yaklaşımın, ortak paydası” ilan ettiler. Faşist darbeci eski general konuşmasında, ABD’de valilerin, Almanya da eyalet baş36
kanlarının seçildiğini söylemiştir. İşte bunlar gerçek demokrasiyi” getirip “hukuk devletini” geliştirirdi. MİT müsteşarı Emre Taner de “statükocu yaklaşımdan “ dert yanmıştı. Asli görevi statükoyu korumak, istikrar sağlamak olan ne olmuştu da bunları söyler olmuşlardı. Liberal burjuvademokratı nerde kendi iman kırıntıları görse ona dört elle sarılmaya hazırdır. Şimdide öyle yapmaktadırlar. Daha dün yargılanmasını istedikleri, yargılanamadığı için kendi “eksik” demokrasilerinin bir kusuru olarak gördükleri Kenan Evren, Mehmet Ağar gibilerin hemen arkasına sığınmaktan hiç utanç duymadılar. Bu da liberal burjuvaların pişkinlik ve ikiyüzlülüğünün bir başka göstergesidir. Kuzey Irak’ta Bağımsız Kürt Devletine hatta federasyona karşı olan burjuva sınıfının üyelerinin Irak’ın işgal edilmesi sonrasında, oraya en çok sermaye “yatıranlar” olmaları gibi. Evet bu bölgede Kürt Devletine karşı olmak başkaydı, fırsat doğduğunda bunu serma-
Proleter Mart 2007 Sayı:38 daki çatışmalar hızla tırmanıryeyi çoğaltmak için başkaydı. Politika ekonominin yoğunken, bir yandan da Türk ve Kürt burjuvazileri arasında laşmış ifadesidir denir. Bu her ekonomik ve siyasi çatışmalar zaman bire bir örtüşüyormuş sürmekte. Burjuva sınıflar gibi görünmez; ilk bakışta, arasında rekabet artmakta. ekonomik çıkar ile politika Her iki kesimde emperyalizmi çakışıyormuş gibi görünür. arkasına almış ona dayanarak Öyle dönemler gelir ki bu gövarlığını sürdürmeye çalışrünüşteki çelişkilerde buharlamakta. Emperyalistşıp yok olur, en görmek istekapitalizmin bu iki burjuva meyen gözler dahi ikisi arakesimi ile arasındaki ilişki, sındaki bağı görür olur. Şimdi bütün ile parça arasındaki bir olanda budur. Ekonomik duilişki şeklindedir. Bir canlı orrum, politikayı kendine tabi ganizma ile onun organları kılmış bulunuyor. Bunu da ancak taktik olarak, Kenan arasındaki ilişkiyi yansıtırlar. Paşa, Mehmet Ağar gibi, bu Parça ile bütün arasındaki konumlarındaki tutumlarından diyalektik ilişkide, bütün parkimsenin şüphe edemeyeceği çayı eksik olarak kapsar, parkişiler ile MİT gibi kurumlar ça ise bütünün özelliklerini aracılığıyla yapabilirdi. Niteyaklaşık olarak yansıtır. emkim bunların politik tutumları, peryalist burjuvazinin Irak’ı zavallı liberal burjuva demokişgal altında tuttuğu günlerde, rat köşe yazarları ile diğerleriTürk ve Kürt burjuvaları birbirlerinin Kerkük ve Diyarbakır nin yapamadıklarını yaptı. Liberal politikaların estirdiği bölgelerini ilhak ile tehdit etrüzgar yelkenleri doldurdu. mektedirler. Türk burjuvaları Orta Doğu bölgesinde çoktan “Kuzey Irak’ta” sermaye ihraçları ile yerleşmiş buluAmerikan Emperyalist burjunuyor. Aslında, Türk burjuvavazisinin egemenliği altında larının “ulusalcı”-faşist kesiTürk burjuvazisi kırmızı çizgiminin bölgeye gerekirse girelerini değiştirip, liberal ve “uluriz tehditlerinin arkasında, salcı”- faşist kesimler arasın37
www.proleter.org
oraya giden sermayeyi koruma amaçları vardır. Kenan Evren, Mehmet Ağar ve MİT’in sözcülüğündeki liberal burjuvalar ise şimdilik “demokrasi” ve diplomasi araçları ile sorunu çözme amacında görünmektedir. Bu demek değildir ki bu araçlar yerlerini ekonomik rekabetin yürütüldüğü gerçek çıkar savaşı araçlarına dönüşmeyecek. Nasıl işçi sınıfına karşı bazen havuç, bazen sopa politikaları uyguluyorlarsa kendi aralarında da aynı politikaları benzer araçlarla yürüttükleri sınıf çatışmaları tarihi defalarca göstermiştir. Büyük burjuvazi cephesinde bunlar olurken, küçük burjuvalar tarafında da önemli değişiklikler görülmekte. Türk ve Kürt küçük burjuva hareketlerinin önemli bir bölümü, büyüklere karşı muhalefeti çoktan bırakmış onların ekonomik ve siyasi iktidarının devamını sağlayan, onlarla iktidarı paylaşacak politikalar izlemekteler. Türk kesiminden İşçi Partisi Kürt tarafından ise Demokratik Toplum Partisi bu 38
eğilimin en güçlü unsurlarıdır. Bunların dışındaki küçükburjuva demokratların sağ çizgisindekilerde “demokrasi” ve ulusal sorunun çözümünü emperyalist burjuvazinin egemenliğinin devamının yanında kendi yasal mücadele ve iktidar ortaklıklarında görmekteler. Küçük burjuvazideki bu politik değişikliklerin maddi temelleri, kapitalist üretim parçası durumunda bir küçük burjuvalar sınıfının oluşmasıdır. İşçi Partisi’nin sözde “milli” kuvvetlerin vatan kurtarmasını programının merkezine koyması ile ÖDP’nin Avrupa Birliği Üyeliğini desteklemesinin nedeni küçük burjuvalar sınıfının maddi koşullarındaki bu değişikliktir. Bağımsız küçük meta üretiminin varlığını son veren kapitalist üretim gelişimi sonunda kendine bağımlı, onun parçası olarak varlığını sürdüren bir küçük meta üretimi yaratır. Bu küçük meta üreticileri metalarını bağımsız olarak pazarlamazlar, onların metaları büyük kapitalistlerin metalarının bir parçasıdır. Taşeronların, bayilerin,
Proleter Mart 2007 Sayı:38 rın işaretleri burjuva basında mantar gibi çoğalmaları, kapiyer almakta. Onların politikatalistlerin yeni bir üretim örgütlarının iki yüzlülüğü gün geçlemesinden çok, büyük çaplı tikçe daha çok açığa çıkmaküretimin günümüzde aldığı bir ta. Dün “ulus devlet” , “üniter biçimdir. Bunlar işçileri böldevlet” yaygaraları ortalığı menin araçları rolü üslense kaplarken, bu gün “federasde, büyük ölçekli kapitalist yon”, ve “yerel-özerklik” geüretimin parçasıdırlar. Küçük reklilikleri öne çıkarılmaya burjuvazinin önemli bir bölüçalışılmaktadır. Ulusal soruna münü bunlar teşkil etmekte. yönelik burjuvazinin politikalaBu durumda onlar iktidardaki rı “üniter devlet” de olsa “fedeağabeylerinin yanında yer rasyon” da, “ulusal-kültürel almakta, onlar ile çatışmaya özerklik” de olsa sonuçta burgirmekten kaçınmaktalar. küjuvazinin egemenliği bunun çük burjuvazinin , büyük buryanında işçiler arasında düşjuvazi ile kapitalistleşmiş bümanlığı, körüklemesini getirir. yük toprak sahiplerinin iktidaEzen ve ezilen ulus burjuvalarına karşı muhalefeti yerine , rı ve onların siyasi temsilcileri uyum, ittifak ve işbirliğine bıpolitikalarını şovenizm üzerine rakmakta. Bu gün İşçi Partisi oturtur, her iki ulustan işçileri ile DTP bunun baş aktörleribirbirlerine karşı kışkırtırlar. dir. Liberal demokrat burjuvazi Onun için kendilerinin bu soise küçük burjuvazinin dururundaki görevi burjuvaların mundan kendi sınıfsal egemenliğinin devamı için gerekli politikalarının ikiyüzlülüğünü araçları yaratma çabası içinde açığa çıkartıp, ulusların kendi görünüyor. kaderlerini tayin hakkını saTürk ve Kürt burjuvalavunmaktır. Bunun savunulrının politikaları kendi sınıf masıdır ki, her iki ulus işçileri çıkarlarına korumaya yönelikarasındaki şovenistliği kaldırıp tir. Bu politikalar bazen çatışonlar arasındaki birliği sağlama, bazen de işbirliği zemini yacaktır. Asıl olan proletaryaüzerine oturmaktadır. Bunlanın kendi kaderini tayin hak39
www.proleter.org
kının sağlanması, onun önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Emperyalist burjuvazi işgalleri sonucu sözde Kürtlere ulusal özgürlük durumunun ortaya çıkması, emperyalistlerin demokrasi havarisi kesilmesi, işçi sınıfının asgari programının hedefleri arasındaki bu taleplerin gerçekleştirildiği sonucu çıkmaz. Çünkü işçi sınıfı partisinin asgari programının bu hedeflerinin gerçekleştirilmesi, burjuvazinin egemenliğini yıkıp işçi sınıfı iktidarını getirecektir. Bu taleplerin burjuvazinin iktidarını pekiştirecek şekilde formüle edilmesi, savaşta işçi sınıfının kurtuluş hareketine ihaneti getirecektir. Bu gün her şeyi devrimin gerçekleşmesine ertelemek , mevcut konjonktürü kendi çıkarına kullanma, “ezberlerin bozulması” gerektiği sızlanmaları ortalığı kaplamış bulunuyor. Şu unutulmamalıdır ki, işçi sınıfı, sınıf egemenliği için değil sınıfları ortadan yok etmek için, sınıfsız toplum için mücadele eden bir sınıftır. Bunun ilk olmazsa olmaz koşulu da onun 40
siyasal egemenliğinin, proletaryanın diktatörlüğünün kurulmasıdır. Daha o kurulmadan burjuvaziye özgürlük talebinde bulunup, kaynaşma, uyuşma, birleşme talebinde bulunmak, işçi sınıfına kurtuluş değil, kölelik getirecektir. Bilimsel sosyalizmin ışığında oluşturulan politikalar ancak işçilerin zincirlerini kalınlaştırmayıp, onları kıracaktır. Şubat 2007
Necati Işık