Issuu on Google+

KOMÜNÝST

KOMÜNÝST DEVRÝM DEVRÝM ÝÇÝN BÝR ADIM; KONFERANS ÝRADESÝNÝ SELAMLIYORUZ! Hareketimiz, 1.Genel Konferansýnýn ardýndan çeþitli faaliyetlerle konferansýný devrimci kamuoyuna, iþçilere, emekçilere duyurdu. Çeþitli bölgelerde yaptýðýmýz afiþ, pul, yazýlama gibi faaliyetlerin yanýnda konferans belgelerini yayýnlayarak dostlarýmýza ulaþtýrdýk. Konferans faaliyetlerinden biri de faaliyet yürüttüðümüz bir varoþ mahallesinde gerçekleþtirdiðimiz korsan eylem oldu. Hareketimiz, Marksist-Leninist ilkelerle hareket eden proleter devrimci bir harekettir. Tasfiyeciliðin doruk noktalara ulaþtýðý bu dönemde illegal örgütte ýsrarcý olan hareketimizin en büyük özelliklerinden birisi de militan bir örgüt olmasýdýr. Bizler devrimci militan bir örgütle partiye yürüyüþümüzü sürdürüyoruz. Doðru yerde, doðru zamanda ve en d e v r i m c i araçlarla militan duruþumuzu sergilemekten bu güne kadar geri durmadýk, bundan sonra da geri durmayac a ð ý z . Alanlardan, kendi faaliyetlerimize kadar yoldaþlarýmýz her zaman düþmana karþý militan bir tavýr almýþtýr. Bu, devrimciliðin olmazsa olmaz koþullarýndandýr. Konferans duyuru faaliyetlerimizin arasýnda militan bir eylem olmasý da hareketimizin devrimci hattýnýn doðal bir sonucu olarak ortaya çýkmýþtýr. Eylemin hazýrlýklarý günler öncesinden yapýlmaya baþlandý. Nerede ve nasýl olacaðý, hangi araçlarýn kullanýlacaðý, düþmanla karþýlaþýldýðý taktirde nasýl bir duruþ sergileneceði hareketimizin tarafýndan titizce planlandý. Faaliyet esnasýnda orada bulunacak militanlar belirlendi, faaliyette kullanýlacak araçlar hazýrlandý. Eylem günü geldiðinde tüm militanlarýmýz güvenli bir þekilde mahalleye geldiler ve son bilgilendirmelerden sonra faaliyetimizi gerçekleþtirdik. Faaliyetimizin araçlarý pankart, afiþ ve yazýlama oldu. Yaklaþýk 20 kiþilik militan bir grup konferansýmýzý mahalle halkýna ve devrimcilere layýðýyla duyurdu. Faaliyet alanýný bir grup taþlý

ve sopalý yoldaþýmýz güvenlik kordonu altýna aldý ve faaliyet bu kordon içinde güvenli bir þekilde gerçekleþtirildi. ''Yaþasýn konferans irademiz'' yazýlý ve örgüt imzalý bir pankart asýldý. Ayný sýrada bazý yoldaþlar yazýlamalar ve kuþlama yaptý. Bir yoldaþýmýz da yüksek sesle ajitasyonu gerçekleþtirdi. Ajitasyonda hareketimizin konferans iradesi duyuruldu, Devrimci Komünist Hareketin diðer siper yoldaþlarýyla birlikte bu kavgayý omuzlayacaðý belirtildi. Faaliyetimiz sýrasýnda siper yoldaþlarýmýz eylemimizi silah atýþlarýyla selamladýlar. Düþmana karþýlaþýlmadý fakat eylemdeki tüm militanlarýmýz her an düþmanla karþýlaþýlabileceði bilinciyle hazýrlýklýydýlar. Böyle bir durumda apar topar daðýlmak deðil, çatýþa çatýþa geri çekilme kararýmýz vardý. Bugün devrimci örgütten kaçýþýn yoðunlaþtýðý, devrimci militan b i l i n c i n budandýðý bir d ö n e m d e n geçiyoruz. Fakat þunun bilincindeyiz ki sýnýf savaþý tarihin en kanlý savaþýdýr, ve böyle bir savaþý da ancak militan bir önderlik o m u z l a ya b i l i r. Biz bu önderliðe adayýz. Bunun bilincinde olarak bu günden, yani parti hazýrlýk süreci dediðimiz bu günden bizler, militan bir örgüt olarak militan bir parti yaratma hedefindeyiz. Konferansýmýz, parti yolunda atýlmýþ büyük bir adýmdýr. Daha ileri niteliðe ulaþmanýn bir ürünüdür. Konferans duyurumuzda takýndýðýmýz bu militan tavrý düþman karþýsýnda her zaman takýnacaðýz. Devrimci bir örgüte yakýþan da budur. Bu kavgayý omuzlayan tüm yoldaþlarýmýz bu bilinçle bu kavgayý sürdürecektir. EYLEM KOMÝTESÝ

20

DEVRIM

DEVRÝM ÝÇÝN DEVRÝMCÝ PARTÝ PARTÝ ÝÇÝN ÖRGÜTLÜ HAZIRLIK DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET MERKEZ YAYIN ORGANI SAYI : 36 KASIM 2009

FÝYATI: 1,50 YTL

DÜZENÝN ÇÖZÜMSÜZLÜÐÜ ve DEVRÝMCÝ ALTERNATÝFÝN YOKLUÐU KOÞULLARINDA KOMÜNÝSTLERÝN GÖREV VE ÖNCELÝKLERÝ Güncel geliþmeler içinde en çok konuþulan, geniþ bir kesimi etkileyen konu "Kürt sorunu" etrafýnda yaþananlar oldu. Hükümetin aylar öncesinde gündeme getirmiþ olmasýna raðmen konu üzerine somut bir adýmýn atýldýðý görülmedi. Düzen güçlerinin farklý kesimleri tarafýndan deðiþik biçimlerde manipüle etmeye çalýþtýðý Kürt sorunu, yine daha öncekilerde olduðu gibi ayaklarýna dolandý. Baþta AKP hükümeti olmak üzere düzenin diðer temsilcileri kýsýr bir döngü etrafýnda dolanmaktan kurtulamýyorlar. TC'nin tarihten devraldýðý Kürt sorunu farklý boyutlarýyla düzeni zorlayan önemli bir etkendir. Esasýnda düzen güçleri böylesine derin bir sorunda uzun zamandýr ilk kez önemi avantajlara sahiptirler. En önemli avantajlarý Kürt hareketini askeri olarak yenilgiye uðratmýþ olmalarý ve Kürt kitleleri içinde düzen içi barýþ umutlarýnýn yaygýnlaþmýþ olmasý idi. Kürt hareketinin önderliðini yapanlar da düzenle barýþ siyaseti dýþýnda baþka bir siyaset üretmenin uzaðýndalar. Buna raðmen Türkiye'deki burjuva rejimi geliþmeleri kendi lehine çevirmekte zorlanmaktadýr. Yani ne düzen istediði hedeflere ulaþabiliyor ne de Kürt hareketi mevcut konumundan ileriye gidebiliyor. Sýnýf hareketinin geri konumu devam etmektedir. Sendikalaþma mücadelesi veren sýnýrlý sayýdaki iþyerinde hareketlilik bu aylarda da devam etti. Sendikalaþma mücadelesinin dahi büyük zorluklarla ve az sayýdaki iþyerinde sürdüðü bir durumdan geçiyoruz. Geçtiðimiz ay kamu emekçilerinin bir günlük iþ býrakma eylemi kamu hizmet sektörü iþçilerinin mücadelelerine neyi kattýðý neyi götürdüðü üzerinden tartýþýlmalýdýr. Fakat yine de ilk elden söylenirse, solun önemli bir kesiminde grev fetiþizmi üzerinden sendikalist görüþler depreþti. Geçen ay solun bir diðer eteklerine sýðýndýðý hareket alevi mitingi oldu. Ayný günlerde CHP'li Onur Öymen'in 1936 Dersim Ýsyaný hakkýnda söylediði, katliamý savunan

sözleri sol cenahta tartýþmalar yarattý. Öymen'in, yalnýzca CHP'nin deðil, düzenin uzun zamandýr resmi görüþlerini oluþturan tutumu dile getirdiði bellidir. Bu resmi görüþler diðer düzen partilerinin de görüþleridir. Fakat burjuva siyasetinin puan kapma yarýþý gereði AKP bunun üzerinden demokrat pozlarý takýnmayý ihmal etmedi. Son yýllarýn sürekli gündemi olarak kriz ve yarattýðý sonuçlar hemen her kesimin gündeminde, ama farklý açýlardan yer aldý. Burjuvazi büyük bir kýsmýyla ihya olurken olasý olumsuzluklarý atlatabilmek için baþta devleti olmak üzere kendi kurumlarýna görevlerini hatýrlatýyor. Bir yandan da Türkiye bu krizin sonuçlarýný resmi istatistiklerinin bile yeterince gizleyemediði þekilde yaþýyor. Yoksulluk, gelir eþitsizliði ve elbette iþsizlik bu sonuçlarýn en aðýr ve gözle görülür olanlarýdýr. Emperyalist kapitalistler bu ortamda kendilerinden emin þekilde IMF toplantýlarýný Türkiye'de yaptýlar. IMF toplantýsýnýn Türkiye'de yapýlmasý; sýnýf ve devrimci hareketin gücünün zayýf olduðunu bilmelerinden mi, yoksa dünyanýn diðer yoksul ülkelerine önümüzdeki süreçte dayatacaklarý politikalarý Türkiye üzerinden daha uygun benimsetebileceklerini düþündüklerinden mi? bu da bir baþka soru olarak ortada durmaktadýr. Uluslar arasý alanda ABD'nin savaþý farklý coðrafyalarda arttýrma planlarý emperyalist paylaþýmýn kýzýþacaðýnýn iþaretlerini veriyor.

BU SAYIMIZDA 1. Genel Konferanstan Notlar ve Yeni Dönem

5

Yaþasýn Konferans Ýrademiz

7

Yaþasýn Konferansýmýz

9

Ekim Devrimi Yolumuza Iþýk Tutuyor

1

Devrimci Parti ve Tasfiyecilik: ESP Nereye Ulusal Sorun ve Komünistler Devrim Ýçin Bir Adým: Konferans Ýradesini...


KOMÜNÝST DEVRÝM

bölümünde asimilasyon ve düzene eklemleme politikalarýnýn etkili olduðu bellidir. Kuþkusuz bu saydýðýmýz etkenler dýþýnda Türkiye'de geniþ emekçi kitlelerin þovenizm etkisi altýnda olmasý, örgütlü bir sýnýf hareketi ve güçlü bir devrimci hareketin olmamasý da düzenin elini güçlendiren önemli bir faktördür. Ayrýca Kürt hareketinin önderliðini yapan öznelerin geçen süre boyunca siyasal olarak ciddi dönüþümler geçirmesi, düzen içi barýþ dýþýnda baþka bir siyaset geliþtirememesi de vurgulanmalýdýr. Ýþte bütün bunlar gelinen noktada düzeni, Kürt sorununu kendi istediði çerçevede çözüme kavuþturabileceði sanýsýna ulaþtýrdý. Bölgede en fazla oy alan parti olarak AKP hükümeti bu iþ için uygun görüldü. AKP hükümetinin önce Kürt açýlýmý diyerek sonra demokratik açýlým adýný vererek baþlattýðý süreç düzenin farklý bileþenlerinin (ordu, sermaye, mit vs.) belli oranda mutabakatý ile gündeme getirildi. Fakat gündeme getirildiði haliyle ortada sýnýrlý (TRT Kürtçe kanalý, Kürt Dili Enstitüsü) adýmlar dýþýnda söylemden baþka bir þey yoktur. Sopadan sonra havuç deðil, havucun lafý edilmektedir. Konjonktürün de yardýmýyla söylem yoluyla Kürt kitlelerini düzene çekebileceklerini, siyasal önderliðini de eritip, tasfiye edebileceklerini düþündüler. Baþlangýçta DTP'nin "istemem yan cebime koy" þeklinde tavýrlarýnýn zamanla hayal kýrýklýðýna dönüþtüðü görülüyor. Zaman geçip somut adýmlar olmadýkça giderek Kürt hareketinde de yeniden kendini gösterme tutumu belirdi. Aralýk ayýnda PKK'nin kentlerde yaptýðý eylemlerin Abdullah Öcalan'ýn cezaevi koþullarýný protesto ve kuruluþ yýldönümü için yapýldýðýnýn ifade edilmesi bu ortamda farklý bir yere oturmaktadýr. Bu süreçte PKK ve DTP önderliðinin AKP hükümetini somut adýmlar atmaya zorlamak için kitleleri harekete geçirdiði bellidir. Fakat Kürdistan'da Kürt kitlelerinin içinde bulunduðu dinamik yapý, hangi hedeflerle harekete geçirilirse geçirilsin ciddi bir patlama öðesi olarak kendini göstermektedir. Yer yer hareketin önderliðini yapanlar tarafýndan kitlelerin dizginlenmeye çalýþýlmasý bunu gösteriyor. Bir yandan devletin þimdiye kadar ki resmi anlayýþýný devam ettirenler milliyetçi ve faþizan söylemlerle kitlelerin gerici yönlerine seslenmeye çalýþýyor, önümüzdeki seçimlere kadar oylarýný arttýrmanýn hesabýný yapýyorlar. Hükümetin, devletin diðer kurumlarý ile ve özellikle ordu ile aralarýndaki mutabakat, burjuva siyasal arenanýn diðer temsilcileri MHP

Demokrasi ve yumuþama söylemleriyle oy toplayan Obama hükümeti, savaþý yükseltmenin ilk icraatýný Afganistan'a yüklenerek gösteriyor. Obama'nýn burjuva demokrasisinin vitrin süsü olduðu açýk olmakla birlikte, hala vitrin süslerini kitlelere pazarlayabilmeleri esas güçlerini oluþturuyor. Solun gündeminde Kürt hareketinin eylemlerinden baþka, burjuvazinin gündemine muhalefet etmek dýþýnda yeni bir þey olmadýðý söylenebilir. Özel olarak devrimci hareket için ise, gericilik döneminin sonuçlarýnýn aðýr biçimde yaþandýðý belirtilebilir. Düzenin kolluk güçlerinin devrimci faaliyete sürekli saldýrýlarý devam ederken, TKÝP'li bir militanýn faaliyet esnasýnda polis tarafýndan vurulmasý bu tip saldýrýlarýn süreç içinde þiddetleneceðini göstermektedir. ESP (Ezilenlerin Sosyalist Platformu) yasal parti haline gelerek son günlerin bir baþka tartýþma konusu oldu. Burjuva Düzeni ve Kürt Hareketi Yukarýdaki satýrlarda ve daha önceki yazýlarýmýzda TC'nin Kürt sorununu tarihten devraldýðýný, bu anlamda farklý boyutlarý olan karmaþýk bir sorunun düzen açýsýndan yeni geliþmelere gebe olduðunu belirtmiþtik. Kürt/Kürdistan sorununun yeni geliþmelere gebe öðelerine geçmeden önce bugünkü duruma kadarki sürece kýsaca deðinmemiz gerekiyor. Düzenin son on yýlda Kürt sorununda bir bütün olarak istediði çözüme getiremese de elini güçlendirdiði bellidir. Düzenin elini güçlendiren öðeleri sýralarsak; ilk olarak Kürt hareketini askeri açýdan büyük oranda yenilgiye uðratmýþ olmasý vardýr. Abdullah Öcalan'ýn yakalanmasýnýn ardýndan bugüne kadar gelen süreçte Kuzey Kürdistan parçasýnda gerilla hareketliliði son derce sýnýrlý bir bölgede varlýðýný sürdürüyor. Irak'taki emperyalist paylaþýmýn gerekleri doðrultusunda Kuzey Irak (Güney Kürdistan) içinde de gerillanýn hareket alanýnýn daraltýldýðý bilinmektedir. Bunun dýþýnda yýllar boyunca devletin ve düzen yanlýsý öðelerin müdahaleleriyle Kuzey Kürdistan'ýn bir bölümünde gerici, milliyetçi etkinin Kürt kitlelerinin içinde yaygýnlaþtýðý görülmektedir. Malatya, Elazýð, Çorum, Tokat, Sivas, Antep, Þanlýurfa, Kayseri gibi illerde MHP, Saadet, BBP ve AKP'nin aldýðý oylar, Diyarbakýr, Van, Batman gibi illerde Ýslami akýmlarýn belli oranda güç bulmasý bu durumun göstergesidir. Özellikle AKP'nin muhafazakâr Ýslami kimliði, devlet olanaklarýný kullanmasý, tarikat baðlantýlarý sayesinde Kürt kitlelerinin bir

2

KOMÜNÝST DEVRÝM

Ulus ve ulusal mücadeleler konusunda deðerlendirme ve ulus devletlerin ortaya çýkýþlarý genellikle tarihsel ve kültürel bakýþ açýlarýnýn yoðunluðu etrafýnda deðerlendirilmektedir. Ancak kapitalist toplumun bir yaratýsý olarak ortaya çýkan uluslar sadece kültür ya da dil birliði çerçevesinde deðerlendirilmemelidir. Bu bakýþ açýsý eksik bir kavrayýþ olduðu kadar bazý yanlýþlarý da içerisinde barýndýrmaktadýr. Ulus ve ulusal mücadeleleri siyasal bir anlayýþ çerçevesinde kavramak gereklidir. Burjuva diktatörlüðü iktidarý eline aldýðý her yerde merkezi bir devlet yapýsýnýn önemini kavrayarak hareket etmiþtir. Kapitalist bir pazarýn gereklilikleri doðrultusunda da geliþen bu devlet mekanizmasý burjuvazinin egemenlik aracý olarak ortaya çýkmýþtýr. ulus ve ulus devletlerin oluþumunu da bu doðrultuda deðerlendirmek gerekmektedir. Burada ortaya çýkan, belirleyici olan unsurlarýn önde geleni ise ulusal bilinçtir. *** Birinci baþlýk burada deðindiðimiz konular etrafýnda derinleþtirilecek. Ýkinci baþlýk ise yaþadýðýmýz topraklardaki ulusal mücadeleye iliþkin araþtýrmalarý içermektedir. Kürt ulusal hareketinin deðerlendirilmesi ve bu topraklardaki komünistlerin politik tutumlarý yine birinci baþlýk üzerinden deðerlendirilmelidir. Kürt ulusal mücadelesini doðru kavramak ve kendi görevlerimizle karýþtýrmamak gerekir. Komünistlerin, ulusal mücadeleleri kayýtsýz þartsýz haklý bulurlar. Ancak bu konuda ulusal mücadeleyi kayýtsýz þartsýz kabul etmekle desteklemek arasýndaki ayrýmýn farkýnda olmak gerekir. Ulusal mücadelenin yapýsý burjuva karakterli bir mücadeledir. Ayrýlarak belli ulusal sýnýrlarýn yaratýldýðý ve tekrar sýnýf çeliþkilerinin var edildiði bir mücadele komünist karakterli bir mücadele olamaz. Komünistler sýnýfsýz, sýnýrsýz ve özgür bir dünya hedefiyle yola çýkmýþlardýr. Bizler gerçek kurtuluþun sýnýf mücadelesinde olduðu bilinciyle hareket etmeliyiz. Ancak burjuva karakterli bir mücadele olsa da ezilen uluslarýn, ezen ulus baskýsýndan kurtulmalarý meþru haklarýdýr. Ve olanaklar yaratýldýðý koþullarda komünistler bu mücadelelere de desteðini

sunmalýdýrlar. Yalnýz burada önemle üzerinde durulmasý gereken, uluslarýn kendi kaderlerini tayin hakkýndan ayrý devlet kurma hakkýný anladýðýmýzdýr. Yaþadýðýmýz topraklarda süren ulusal mücadeleyi bu açýdan deðerlendirmek gerekmektedir. Daha yazýmýzýn baþlarýnda deðindiðimiz Türkiye devrimci hareketindeki, ulusal mücadeleye bakýþ konusundaki olumlu olumsuz yönleri de deðerlendirmek gerekmektedir. Bugün demokrasi söylemleri üzerinden kendi zeminlerini yaratan liberal ve oportünist sol kesimler ulusal mücadelenin üstünü örterek bu mücadeleyi bir demokrasi sorunu haline getirmeye çalýþmaktadýr. Bir burjuva diktatörlüðünün altýnda bir demokrasinin ne anlama geldi tartýþmasý bir yana, bu söylemlerin arkasýnda bir sosyal þoven anlayýþ gizlenmektedir. Bu anlayýþý komünistler mahkum etmelidir. Ezen ulus ve ezilen ulus ayrýmýný yaparak hareket eden komünistler her türlü ezen ulus milliyetçiliðine karþý aralarýndaki çizgileri netleþtirmelidirler. Yaþadýðýmýz topraklarda ulusal mücadeleye yönelik Kürt hareketi ve Türkiye'de ki komünistlerin görevleri üzerinden inceleme bu çerçevede ikinci konumuzun gündemini oluþturmaktadýr.

Baþlýklar; -ulus, ulusal sorun ve komünist siyaset -Marx ve Engels'ten Komünist Enternasyonale Ulusal soruna bakýþ ve Komünist Enternasyonal kararlarý üzerine bir inceleme -Türkiye'de ulusal sorun -Kürt ulusal hareketi ve bugünkü durumu -Türkiye'de mücadele eden komünistlerin ulusal mücadeleye bakýþý

19


KOMÜNÝST DEVRÝM

uluslar" arasýndaki ayrýmýn netleþtirilmesi, ezen ulus þovenizmine karþý politik tavrýn geliþtirilmesi gerekmektedir.

Ulusal Sorunu Nasýl Ýncelemeliyiz? Ulusal sorun ve komünistlerin bu meseleye bakýþýný iki baþlýkla incelemek mümkün. Birincisi; ulusal sorunun tarihsel bir özeti, Marks'tan Ekim Devrimi'ne kadar ki sürecin ve Komünist Enternasyonal'in bir deðerlendirmesi. Ýkincisi; yaþadýðýmýz topraklarda var olan ulusal sorunun ve bugünkü durumunun deðerlendirilmesi. Yukarýda ulusal mücadeleyle ilgi sorunlarýn ulus, ulus devlet konusunda netleþemediðini vurguladýk. Çoðunlukla Marks ve Engels'in bu konuda pek bir þey söylemediði sonraki süreçte de bu meselenin netleþtirilemediði söylenir. Ancak nesnel koþullardan kaynaklý bazý eksiklikler ortaya çýkmýþ olsa da böyle bir durum yoktur. Marx ve Engels'ten Lenin'e bu süreç gayet net bir þekilde ortaya koyulmuþtur. Nitekim ikinci Enternasyonal siyasetinin yaratmýþ olduðu tahribat bugünde devam ettiðinden birçok kafa karýþýklýðý ortaya çýkmýþtýr. Bugün mücadele eden komünistler olarak bu meseleyi doðru þekilde kavramak ve netleþtirmek gerekmektedir. Marx ve Engels döneminde ulusal sorun konusundaki düþüncelerini, Ýrlanda sorunuyla ilgili söylediklerinden anlayabiliriz. "Baþkasýný ezen özgür olamaz" þeklinde özetlenen görüþlerini Marx'ýn, L.Kugelmann'a 29 Kasým 1869 yýlýnda yazdýðý mektubunda görebiliriz: "Ýrlanda affý sorununda konuþmamýn ve Ýngiliz iþçi sýnýfýnýn Ýrlanda'ya karþý tutumunu tartýþmak ve bu konuda bir karar almak için genel konseye öneri getirmemin, ezenlere karþý ezilen Ýrlandalýlardan yana sesimizi kararlýlýklar yükseltmemiz gereðinden baþka nedenleri de var."(K.Marx F.Engels, Sömürgecilik Üzerine, s.353, Sol Yayýnlarý). Daha sonra Marx þu þekilde devam etmektedir: "Giderek daha çok inanýyorum ki, -ve sorun bu inanýþý Ýngiliz iþçi sýnýfýnýn kafasýna sokabilmekten baþka bir þey deðilÝngiliz iþçi sýnýfý, Ýrlanda politikasýný egemen sýnýflarýn politikasýndan kesin biçimde

ayýrmadýkça, Ýrlandalýlarýn davasýný ortak dava haline getirmekle kalmayýp, 1801'de kurulan birliði daðýtarak onun yerine özgür federal bir iliþki koymadýkça, burada, Ýngiltere'de, hiçbir þey yapamaz. Bu, Ýrlanda'ya duyulan sevgiden ötürü deðil, ama Ýngiliz proletaryasýnýn çýkarlarý doðrultusunda bir istem olarak ortaya konmalýdýr. Bu yapýlmazsa, Ýngiliz halkýnýn ipleri, egemen sýnýflarýn ellerinde olmaya devam edecektir; çünkü halk, Ýrlanda'ya karþý o egemen sýnýflarla ortak bir cephede birleþmek zorunda kalacaktýr…"(age.353) Marx'ýn ulusal sorunla ilgili görüþlerinin bir özetini bu satýrlarda görebiliriz. Ýleride derinleþtireceðimiz bu konuyla ilgili þimdilik bu alýntý yeterli. Alýntýda kritik bir þeye vurgu yapýlmaktadýr. Ýngiliz iþçi sýnýfýnýn ulusal sorun meselesinde, Ýngiliz burjuvazinin yedeðine düþmemesi gerektiðinin, burada yapýlacak þeyin ise Ýrlanda ulusal mücadelesinin desteklenmesi gerektiðinin altý çizilmektedir. Elbette bu durum Ýngiliz iþçi sýnýfýnýn sýnýf mücadelesinde yol açýcý bir politik hatla anlaþýldýðýnda kazanýmlar getirecektir. Marx döneminde ulusal mücadeleler henüz 20.yy. da ki kadar yoðun deðildi. Ayný zamanda Marksizm'in temellerinin atýldýðý dönemlerde ulusal sorun meselesine özenle yoðunlaþýlamamýþ olmasý pekte yadsýnmamalýdýr. Ekim Devrimi'yle birlikte ulusal kurtuluþ mücadeleleri ve proleter devrimler çaðý açýlmýþ oldu. Devrimin baþladýðý ülke olarak Rusya'nýn içerisindeki ulusal sorunlarýn yoðunluðu Bolþevikleri bu meselede önemle yoðunlaþmaya yöneltmiþtir. Bunun yaný sýra ezilen uluslarýn mücadeleleri ve sömürgelerdeki kurtuluþ hareketlerinin proleter devrimlere kan taþýyacak þekilde tanýmlanmasý ulusal sorunla ilgili politik adýmlarý da hýzlandýrmýþtýr. Yazýmýzda sýkça deðindiðimiz Komintern kararlarý 1920'de tamda bu mücadelenin yoðunlaþmaya baþladýðý dönemlerde ortaya çýkmýþtýr. Ancak Komintern kararlarýnýn güncel deðerlendirmelere yönelik katkýlarýný anlamak gereklidir. Bu açýdan ulusal mücadelelerle ilgili tartýþmalarda bu kararlarýn incelenmesi temel ilkesel konularda netleþmeyi saðlayacaktýr.

18

KOMÜNÝST DEVRÝM

hangi bölüklerine yönelmek gerektiði, yani hangi önceliklerle gidilmesi gerektiði da önem taþýmaktadýr. Stratejik sektörler diyerek baþlayan her yöneliþ sendikalizm bataðýndan kurtulamayacaktýr. Sýnýfýn en yoksul kesimleri öncelikle yönelinmesi gereken kesimlerdir. 25 Kasým'da kamu emekçilerinin bir günlük iþ býrakma eylemi soldaki sendikalist görüþleri azdýrmasýnýn dýþýnda önemli bir etki yaratmadý. Kamu emekçilerinin yýllar boyunca sürdürdükleri mücadeleleriyle belli bir noktaya gelinirken, son yýllarda devletin mücadeleyi etkisizleþtirme yöntemleriyle ciddi gerilemeler olmuþtur. KESK'in üye sayýsý diðer konfederasyonlar içinde en düþük düzeye gerilemiþtir. Devletin siyasal müdahaleleriyle Türk-Kamu Sen ve Memur Sen sendikalarý güçlendirilmiþtir. KESK, son iþ býrakma eylemini Türk Kamu-Sen ile birlikte gerçekleþtirmiþ, fakat bu eylem birliðinin kendisine karþý devlet güdümüyle kurulan bu sendikanýn meþrulaþmasýna katkýsý olabileceðini ne kadar göz önünde bulundurduðu belli deðildir. Kamu Sen ve Memur Sen bugünkü güçlerine herhangi bir sendikal, ekonomik mücadeleyi kararlýlýkla vererek deðil, milliyetçi ve Ýslami siyasal argümanlarý kullanarak, devlet yardýmýyla ulaþmýþlardýr. Buna karþýn KESK, her türlü devrimci siyasetle arasýndaki mesafeyi açarak, siyasal yönelimlerden kaçarak ya da en fazla liberal sol anlayýþla yol almaya çalýþmýþtýr. Bunlardan çýkartýlmasý gereken sonuç, kamu hizmet sektöründeki emekçilerin hareketine ve örgütlülüðüne siyasal müdahaleler yapýlmasý gerektiðidir. Düzenin kamu emekçi hareketi içinde Kürt karþýtý, þovenist müdahaleleri ve ulusalcý eðilimleri güçlendirmeye çalýþmasýna karþý liberal bir barýþ ve demokrasi söylemiyle deðil, devrimci sýnýf mücadelesinin tarihsel derslerinden çýkartýlan argümanlarla, sýnýfýn diðer bölüklerini de kapsayabilecek ortak çýkarlarý ifade eden þiarlarla, örgütlenme ve mücadelede yasal sýnýrlarý aþmayý hedefleyen yöntemlerle, devrim ve sosyalizm hedefini net bir þekilde ifade ederek yürümek gerekir. Geçtiðimiz ay IMF toplantýsýnýn Türkiye'de yapýlmasý dolayýsýyla yapýlan protesto eylemleri gündemi az çok hareketlendirdi. Sol ve devrimci basýn eylemleri kendi cenahýmýzýn durumunu deðerlendirebilmek için bir fýrsat olarak görmek yerine genel bir memnuniyet havasýnda yansýttý. Türkiye ekonomik krizin etkilerini ciddi boyutlarda yaþayan bir ülkedir. Devletin resmi istatistikleri gerçekleri sürekli

ve CHP'yi bunalýma sokmuþ, onlarda milliyetçi, gerici söylemlerle bu süreçte prim yapmaya yönelmiþlerdir. Batý'daki illerde zaman zaman milliyetçi, faþist güçlerin Kürtlerin eylemlerine karþý harekete geçirilmesi bu söylemlerin etkisiz olmadýðýný gösteriyor. Elbette gerici, faþist güçlerin karþý eylemleri devletin resmi kuvvetleri tarafýndan da yönlendirilmektedir. Ancak milliyetçi, þovenist söylemlerin emekçi kitleler içinde etkili olmadýðýný söylemek mümkün deðildir. Yaratýlan þovenist ortamda saldýrýlarýn önümüzdeki zamanlarda devrimci ve sol harekete karþý da kullanýlabileceði önceki deneyimlerden bilinmektedir. Sýnýf Hareketinin ve Sol Hareketin Geri Konumu Devam Ediyor Sýnýf hareketinin geri konumu yeni bir durum deðil. Uzun bir zaman dilimini kapsayan dönemi deðerlendirdiðimizde Türkiye'nin büyük sýnýf mücadelelerinden geçmemiþ olduðu söylenebilir. Geniþ bir perspektiften bakarsak, yaþadýðýmýz topraklardaki sýnýf hareketi en iyi olduðu dönemlerde dahi Batý'daki sýnýf mücadelesi bir yana benzer ülkelerdeki hareketlerin dahi çok gerisindedir. Güncel olarak ise sýnýf hareketinin dibe vurduðu bir dönemi yaþýyoruz. Zaman zaman görülen hareketlilikler bu durumu deðiþtirmemektedir. Ýþçi kitlelerinin örgütlülük düzeyi çok düþüktür. Olduðu kadarýyla düzen içi siyasal görüþlerin etkisi altýndadýrlar. Sendikalý olanlarýn önemli bölümü gerici, saðcý, milliyetçi sendikalarýn üyeleri olup, düzenin sistematik müdahaleleriyle kritik sektörlerde bulunmakta ve ayrýcalýklý konumdadýrlar. Bunlarýn bir parça dýþýnda olan DÝSK'in gücü son derece sýnýrlýdýr. Pek çok iþkolundaki sendikasý dernek olmanýn ötesinde bir iþleve sahip deðildir. Bunu deðiþtirmek için ne perspektifi ne de niyeti vardýr. Kimi zaman yaþanan hareketlilikler sýnýrlý sayýda iþyerinde olmakta, onlarda ya sendikalaþma mücadelesi için ya da mevcut sendikal örgütlülüðü korumak için verilmektedir. Kitlelerin büyük bölümünün yoksulluk, iþsizlik, güvencesizlik içinde bulunduðu kriz koþullarýyla örgütlenme arasýndaki orantýsýzlýk siyasal müdahalelerle giderilebilir. Bu ortamýn ekonomik, sendikal perspektifler üzerinden müdahalelerle deðiþebileceðini düþünenler yanýlmaktadýrlar. Ýþçi emekçi kitlelerde kendiliðinden sendikal bilincin oluþmasý dahi burjuva düzeninin envai çeþit araçlarý ve çabalarýyla engellenmektedir. Sýnýfý siyasallaþtýrmaya çalýþmak dýþýnda bir çözüm yoktur. Ayný zamanda iþçi kitlelerinin

3


KOMÜNÝST DEVRÝM

manipüle ederek yansýttýðý halde yine de gerçekler çok çarpýcý þekilde ortadadýr. Böyle olmasýn raðmen kitlelerin mücadeleye katýlýmý, devrimci hareketin güçsüzlüðü bir baþka gerçektir. Bu orantýsýzlýk üzerine düþünmek, yoðunlaþmak yerine solun pek çok bileþeni genel bir memnuniyet içindedir. Sürecin gelip geçici olduðu, yakýnda bizim de günümüzün geleceði türünden beklentiler yaygýndýr. Oysa sürecin yapýsal deðiþikliklerle ilerlediði ve buna karþý devrimci perspektif, örgütlenme ve yöntemlerini derinlikli þekilde ele almak gerektiði görülmek durumundadýr. Aksi taktirde güzel günlerin beklentisi içinde hayal kýrýklýðýna uðranýlmaktan kurtulmak mümkün olmayacaktýr. ABD'nin Emperyalist Savaþý Yükseltme Planý ve Türkiye'nin Konumu ABD'nin Irak'tan askerlerini çekme kararýyla birlikte Afganistan'a yükleneceði biliniyor. Halihazýrda Nato'nun Afganistan'da ciddi bir gücü bulunmasýna raðmen son bir yýlda çatýþmalarýn þiddetlenmesi, emperyalist ordularýn istedikleri hedeflere ulaþamamalarý savaþý þiddetlendirme kararýna varmalarýna neden oldu. Afganistan üzerinden Asya'nýn içlerine doðru egemenlik kurmak ve Ýran'ý etkisizleþtirme hedefleri bir türlü gerçekleþmiyor. Üstelik Pakistan'da son yýllarda emperyalistlerin istedikleri gibi rotada gitmiyor. Pakistan emperyalistler tarafýndan Hindistan'a karþý nükleer güçle donatýlmýþtý. Pakistan'ýn tehlikeye girmesi nükleer gücün de istemeyecekleri ellere geçmesini doðurabileceðinden korkuyorlar. Yýllarca Sovyetler Birliði'ne karþý Ýslamcý muhalefeti destekleyen emperyalistler, Sovyet tehdidine karþý güya demokrasiyi savunma bahanesiyle bölgeyi bugünkü duruma getirdiler. Þimdi pimini çektikleri bomba kendi ellerinde patlýyor. Irak'ý üçe bölerek petrol bölgelerini garantiye almayý baþaran emperyalistler, Asya'da da yeni etnik ve dini çatýþmalarý körükleyerek yol almaya çalýþýyorlar. Fakat Afganistan'da hangi politikalarý uygularlarsa uygulasýnlar Asya'nýn dinamikleri emperyalistleri çok daha zor duruma sokacak gibi görünüyor. Savaþ yalnýzca Afganistan'la sýnýrlý kalmayacak muhtemelen Pakistan'a da sýçrayacaktýr. Bu noktadan itibaren Hindistan ve Çin'in burunlarýnýn dibindeki emperyalist müdahalelere karþý nasýl tutum alacaklarý önemli olacaktýr. Böylece savaþ yeni emperyal çýkarlar arasýnda sürtüþmeleri tetikleme potansiyeli taþýyor.

Türkiye'de Nato üyesi olarak Afganistan'da daha da þiddetlenecek savaþta bir þekilde yer almak zorundadýr. Türkiye mevcut varoluþunu muharip güç olarak konumlandýrmasa da savaþýn önümüzdeki süreçteki seyrine göre muharip güç olarak da katýlmak zorunda kalabilir. Þimdiden kendisine Nato yükümlülükleri hatýrlatýlmaktadýr. Dolayýsýyla ýlýmlý Ýslamcý AKP hükümetinin bugün için yoksul Müslüman halklarý karþýsýnda papaz rolü bu kez cellad rolü haline gelebilir. Türkiye'nin Nato üyesi olduðundan beri emperyalistlere yaptýðý hizmetler bilinmektedir. Kore'de sýnýf kardeþlerimizi katleden emperyalist ordularýn bileþeni olarak Türkiye, böyle bir tarihe sahiptir. O Kore'de emperyalistler Atom bombasý kullanmayý düþünmüþler, yine de göze alamamýþlardý. Türkiye'nin de katýlacaðý Afganistan ve Pakistan savaþýnda nükleer silah kullanmayý göze alamayacaklarýný söylemek mümkün mü? Emperyalist paylaþým savaþý önümüzdeki süreçte daha da þiddetlenecektir. Bu tip dönemlerde kuþkusuz ki direniþ öðeleri de yeþerir. Emperyalistlerin gücü ve müdahaleleri nasýl olursa olsun ünümüzdeki süreç ciddi geliþmelere gebedir. Emperyalist savaþlar bugün için emperyalistlerin topraklarýndan uzakta gerçekleþiyor. Ancak yaratacaðý sonuçlar yalnýz buralarla sýnýrlý kalmayacak daha geniþ bir coðrafyaya yayýlacaktýr. Sorun emperyalistlerin hedeflerine ulaþmalarýný engelleyecek ve yeni devrimci atýlýmlarýn önünü açacak gücün nasýl yaratýlacaðýdýr.

KOMÜNÝST DEVRÝM

4

KOMÜNÝST DEVRÝM

somut politik adýmlarýn atýlamamasýnýn nedenlerinin ortaya konulmasý gerekmektedir. Bu ayrýlýklar herhangi bir politik ve örgütsel nitelik var edememiþtir. Bu eleþtirilerin komünist bir omurgayla taçlandýrýlarak, Kürt ulusal mücadelesine yön verebilecek, ulusal mücadeleyi toplumsal kurtuluþ mücadelesiyle ileriye taþýyabilecek bir özne yaratýlmasý gerekmektedir. Aksi takdirde yapýlan eleþtiriler ne kadar haklý ve doðru gerekçelerle olursa olsun bir temenniden öteye geçemeyecektir.

*** Açýlým, Türkiye devrimci hareketi içerisinde de bazý ayrýmlarý beraberinde getirmiþtir. Bu süreci demokratik bir süreç olarak DTP ile birlikte sahiplenip politikalarýný buna göre þekillendirenler ve tersi bu süreci Kürt devrimci dinamizminin düzene baðlanmasý olarak görenler arasýnda bir ayrým ortaya çýkmýþtýr. Elbette iki tarafýnda kendi siyasal duruþlarý açýsýndan bu söylemlerinin haklý bir zemini vardýr. Ancak bu konuya yönelik politikalarýmýzý doðru bir hatta oluþturmak istiyorsak, komünistlerin tarihsel deneyimlerinin ve özellikle "Komintern" kararlarýnýn derslerinin doðru anlaþýlmasý gerekmektedir. Buradan yola çýkarak Kürt hareketinin son yýllardaki politik durumunu anlamak ve bu topraklarda mücadele eden komünistler olarak bu süreçte kendi görevlerimizi doðru tanýmlamak mümkün olabilecektir. Türkiye devrimci hareketi açýsýndan ulusal mücadele iki yönlü bir politik hattý gerektirmektedir. Bu politik hat ise, devrimci hareketin kendi topraklarýndaki sýnýf mücadelesine karþý görevleri ve mücadele ettikleri topraklardaki ulusal mücadeleye karþý sorumluluklarý çerçevesinde oluþmaktadýr. Komünist Manifesto'da proleterlerin mücadelelerinin biçimsel olarakta olsa önce ulusal karakterde olduðu vurgulanmýþtý. Daha açýk bir ifadeyle, iþçi sýnýfýnýn kendi topraklarýndaki devrime karþý sorumluluklarý özellikle belirtilmiþtir. Ayný sorumluluklar elbette komünistler içinde baðlayýcýdýr. Ýþte tamda bu sorumluluklar çerçevesinde baktýðýmýzda Türkiye devrimci hareketinin özellikle 90'lara kadar bu meseleyi tam anlamýyla

anlayabildiðini söyleyemeyiz. Bu konuda kötü bir sýnav veren devrimci hareketin Kemalizm'le olan baðlarýný geç koparmasý veya Marksizm-Leninizm'in eklektik kavranýlýþý ulusal sorun meselesinde de yer yer sosyal þoven anlayýþlarý beraberinde getirmiþtir. Örnek olarak, "baðýmsýz Türkiye" hedefiyle hareket eden sosyalist hareketler geçmiþte olduðu gibi bugünde vardýr. Ancak bu politik tutum MarksistLeninist literatürün hiçbir yerinde sahiplenilmediði gibi bir ulus devlet olarak örgütlenmiþ ve baþka bir ulusu esaret altýnda tutan ulusun niteliðinin de üzerini örtmektedir. Diðer yandan bu tutumun bir baþka türünü vareden, Kürt ulusal mücadelesini kendi görevlerini aksatacak þekilde yahut bir demokratik talep olarak sahiplenmek doðrultusunda kavrayan hareketlerde ortaya çýkmýþtýr. Komünistler uluslarýn kendi kaderlerini tayin hakkýný en baþýndan itibaren ayrýlma, ayrý bir devlet kurma hakký olarak anlamalýdýrlar. Sovyetlerde bu meseleyi 1919 yýlýnda "uluslarýn kaderlerini serbestçe tayin etme hakký" þeklinde ifade edilen görüþlerini "ayrý devlet kurma hakký" olarak deðiþtirerek programýna almýþtýr. Daha sonra biraz daha kapsamlý deðerlendireceðimiz bu politik tutum ulusal mücadelelere bakýþ konusunda önemli bir rol oynamaktadýr. Özellikle Kürt ulusal mücadelesinde bugün yaþanan durumun tahlili açýsýndan dikkate alýnmasý gereken bir karardýr. Ancak ulusal sorunla ilgili kafa karýþýklýklarý sadece ayrýlma hakký üzerinden kaynaklanmamaktadýr. Ulus, Ulus Devlet, ulusal mücadele hakkýnda da uzun zamandýr yazýlýp çizilenler bu konuyla ilgili net tutumlar barýndýrmamaktadýr. Ulusal mücadelelerle ilgili en sonuç getirici kararlarýn Komünist Enternasyonalde alýndýðý söylenebilir. "Komünist partisinin temel görevi burjuva demokrasisine karþý mücadele etmek, onun ikiyüzlülüðünü açýða çýkarmaktýr; bu tutum ulusal sorunda ezen uluslarla ezilen uluslarýn ayýrt edilmesini gerektirir." (age. 210) Burada ortaya koyulan görüþlerde ezen ulus içerinde mücadele eden komünistlerin görevleri konusunda bir ayrýmýn gerekliliði öne çýkarýlmýþtýr. "Ezen uluslarla, ezilen

17


KOMÜNÝST DEVRÝM ULUSAL SORUN VE KOMÜNÝSTLER Giriþ Ulusal sorun Türkiye'de her zaman önemli gündem maddelerinden biri olmuþtur. Ýçinden geçtiðimiz süreçte "demokratik açýlým" politikasýyla hem burjuvazinin hem de devrimcilerin birinci gündemi haline gelen ulusal sorun konusunda yine bu taraflar içerisinde çeþitli ayrýþmalar meydana gelmiþtir. Türkiye Kapitalist Cumhuriyetinin yýllardýr inkar, imha ve sömürgeleþtirme politikalarýyla Kürt ulusal mücadelesini eritme gayretlerinin bugünkü adý "demokrasi" olarak ortaya çýkmýþtýr. Kürt hareketinin tasfiye edilerek ulusal mücadelenin, demokrasi mücadelesi söyleminin içinde eritilmesi hesaplanmaktadýr. Özellikle son yýllarda demokrasiyi dillerinden düþürmeyen burjuvazi ve onlarýn uþaklarý "Kürt sorunu" çerçevesinde de bazý adýmlar atýlacaðýný belirtmiþlerdir. Bu doðrultuda da 2000'li yýllarla beraber Türkiye burjuvazisi ulusal sorun konusunda bazý politik adýmlar atmýþtýr. Henüz tam anlamýyla elle tutulur bir þey olmasa da bu durum, Kürt cephesi tarafýndan önemli bir adým olarak deðerlendirilmiþ ve bugün ayrý bir devlet kurma hakkýndan da vazgeçerek siyasetinin temeline demokratik mücadele yerleþtirilmiþtir. Bu siyasal anlayýþýn altyapýsý da DTP ve Abdullah Öcalan tarafýndan oluþturulmuþtur. Bu durumun bir ürünü olarak bir grup gerilla Kandil'den gelmiþ ve bu geliþlerin Avrupa'dan ve baþka yerlerden süreceði söylenmiþtir. *** 1999 yýlýnda Abdullah Öcalan'ýn yakalanmasýyla ve ulusal mücadelenin geriye düþmesiyle birlikte PKK farklý politik adýmlar atmaya baþlamýþtýr. Uzun yýllar süren bu savaþýnda yarattýðý yorgunluðunda bu politikalarda etkili olduðu da hesaba katýlmalýdýr. Kürt kitleleri üzerinde de bu durumun etkilerini gözlemlemek mümkün. Keza Kürdistan'da bir düzen partisi olarak AKP'nin -bir anlamda burjuvazinin zaferi olarak tabir edilebilir- seçimlerdeki etkisi dikkate alýnmalýdýr. AKP bir anlamda Kürt

kitlelerinde yarattýðý etkiyle ulusal mücadelenin altýný oymuþtur. Kürdistan'da bu kadar büyük bir etki yaratarak burjuvazinin üzerindeki yükü hafifleten bir güç olmuþtur. PKK'nin ayrý devlet hakký yerine "konfederalizm" adýyla özerk bir yapý istemeleri bu döneme denk gelmiþtir. Bugün konfederalizmden de tavizler veren PKK, daha "demokratik bir Türkiye" inþasýna katýlmýþtýr. DTP bu konuda kampanyalar düzenlemekte ve AKP hükümetine bu konuda çaðrýlarda bulunmaktadýr. Kürt hareketindeki bu ilginç geliþmelere raðmen, kapitalist devletin açýlým adýna ortaya koyduðu politikalarýn demagojinin ötesinde bir þey sunmadýðý zaman geçtikçe daha fazla açýða çýkmaktadýr. Nitekim ulusal sorunun burjuvaziyle anlaþarak çözüme ulaþtýrma çabasýnýn daha fazla esaretin ötesinde bir þey getirmeyeceðini bilince çýkarmak gerek. Bu konuda Komintern'in kararlarýný dikkate almak gerekmektedir: "Burjuvazi ulusal sorunda da eþitlik kavramýna biçimsel bir içerik verir; bu onun elinde bir silah oluþturur; oysa eþitlik talebinin gerçek anlamý sýnýflarýn ortadan kaldýrýlmasý isteðinde yatar." (Lenin Döneminde Komünist Enternasyonal s.210. Tohum Yayýncýlýk) Ulusal sorun üzerinde kararlarýnda Komintern, bu birinci maddesinde ulusal eþitlik ya da haklar konusunda burjuva demokrasisinin ikiyüzlülüðü üzerinde durmuþtur. Ayný zamanda bu karar ve diðer kararlar ulusal mücadele veren hareketlere karþý yön tayin edici olarak anlaþýlmalýdýr. Uluslarýn gerçek kurtuluþlarý ve kardeþçe yaþam ancak sýnýfsýz toplumda mümkündür. Bu ise "enternasyonalist" bir niteliði kuþanarak saðlanabilir. Ancak ne Kürt ulusal mücadelesinin önderliði bu meseleyi gerektiði gibi bilince çýkarmaktadýr ne de Türkiye'de komünist hareket ulusal hareketi bu doðrultuda etkileyebilecek güçtedir. Kürtler açýsýndan, uzun yýllar boyunca verilen mücadelenin niteliðindeki deðiþimler kuþkusuz belli eleþtirileri de beraberinde getirmiþtir. Kürt hareketi içerisindeki sosyalist kesimlerin eleþtirileri; ulusal mücadelenin tasfiye edilerek düzene baðlanmasý iddiasý eksenin de ortaya çýkmýþtýr. Ancak bu eleþtirilerinin yanýnda

16

KOMÜNÝST DEVRÝM

amatör ve dar dönemini, bir konferansla tamamlamýþ önüne yeni hedefler koymuþ ve yeni bir döneme girmiþtir. Bir konferansýn-kongrenin bir örgüt-parti için ifade ettiði temel noktanýn ne olduðu konusundaki görüþlerimiz bütün militanlarýmýz tarafýndan bilinmektedir. Bu noktadaki görüþlerimizle devrimci hareketin öteki bileþenlerinin büyük çoðunluðundan ayrýlmaktayýz. Devrimci harekette genel olarak bir konferansýn-kongrenin yapýlmasý o örgüt- parti için denetleme sistematiðinin bir parçasýnýn yerine getirilmiþ olmasý olarak anlaþýlmaktadýr. Yani bir prosedürün yerine getirilmesi... Hatta hareketimiz kuruluþundan itibaren ilk beþ yýllýk dönemde bir konferans gerçekleþtirmediði için çeþitli platformlarda bu gerekçelerle pek çok kez eleþtirilmiþtir. Bu eleþtirilere doðrudan ilk aðýzdan ya da yayýnýmýzdan yanýt verdiðimiz halde gerekçelerimiz tam olarak anlaþýlamamýþtýr. Kuþkusuz, hareketimiz tarafýndan, konferans gerçekleþtirmek bir prosedürün yerine getirilmesi olarak anlaþýlmýþ olsaydý ilk beþ yýllýk dönemde gerçekleþtirdiðimiz geniþletilmiþ iki toplantýdan birisine (hatta belki ikisine de) pek ala konferans denilebilirdi. Ancak konferans bizim için ne tek baþýna bir denetleme aracýdýr ne de bir prosedür olarak anlaþýlmaktadýr. Bir örgüt için yukarýdan aþaðýya ve aþaðýdan yukarýya iþleyiþ mekanizmasýnýn temel denetleme aracý rapor sistemidir. Etkili bir iþleyiþ mekanizmasý ve iþleyen bir rapor sisteminin kurulmadýðý koþullarda en mükemmel konferans ya da kongre dahi o örgütün iþleyiþini denetlemeye yetmeyecektir. Yine devrimci harekette konferans yapmamak konusundaki yaygýn gerekçeler; yönetici komitenin, seçildiði dönemden itibaren gelinen noktadaki örgütsel baþarýsýzlýk konusunda özeleþtiri vermekten kaçýnmasý ya da örgütü bir konferansa taþýrsa kendilerinin yeniden yönetici komiteye seçilemeyeceði korkusudur. Bu konularda da hareketimiz meseleyi baþka bir noktadan ele almaktadýr. Bizim için kiþiler arasýnda bir hiyerarþi yoktur. Örgüt hiyerarþisi organlar arasýndadýr ve her bir yoldaþýmýz bulunduðu organdaki kendisine verilen görevleri yapmakla yükümlüdür. Ýki kiþi arasýndaki fark sadece baðlý bulunduklarý organlardan kaynaklý olarak yerine getirmekle yükümlü olduklarý görevler arasýndaki farklardýr. Leninist örgüt iþleyiþinin bu temel anlayýþý konusunda devrimci harekette algýlayýþ genellikle farklýdýr. ('iki bölümlü parti modeli' türünden oportünist anlayýþlar gibi.)

1. GENEL KONFERANS’TAN NOTLAR VE MÜCADELEMÝZÝN YENÝ DÖNEMÝ ÜZERÝNE "Kurulduðu günden bu yana Komünist Enternasyonal, görevinin, iþçi kitlelerini yalnýzca ajitasyon ve propaganda yoluyla etkilemeyi amaçlayan küçük komünist sektler kurmak deðil, fakat iþçi kitlelerinin mücadelesine doðrudan katýlmak, mücadelenin komünist önderliðini kurmak ve bu mücadelenin geliþimi içerisinde geniþ, devrimci, kitlesel komünist partileri yaratmak olduðunu açýk ve kesin bir biçimde belirtmiþtir." (Lenin Döneminde Komünist Enternasyonal, Belgeler, Cilt 2, Tohum yayýncýlýk, sayfa:107) Komünist Enternasyonal'in komünist partilerin taktikleri bölümünde yaptýðý bu vurgu, hareketimizin kuruluþundan itibaren partileþme perspektifinde ulaþmayý hedeflediðimiz noktayý ifade etmektedir. Yaþadýðýmýz topraklarda kendisini parti olarak ilan etmiþ hiçbir grubun burada ifade edilen nitelikleri taþýdýðýný söyleyemeyiz. Komintern'in yaptýðý vurgular belli bir niteliði ifade etmektedir ve ancak o niteliklere ulaþanlar, adýna layýk bir komünist parti olarak deðerlendirilmelidir. Hareketimiz kuruluþunun ilanýndan itibaren kendisini parti öncesi kurucu örgüt olarak ilan edip parti niteliðine ulaþabilmek için bir partileþme planý ve içinden geçilmesi gereken zorunlu bir süreç tanýmlamýþtýr. Bu sürecin baþlangýç koþullarý hareketimizin içine doðduðu zorlu bir dönemi ifade eder ki; bu dönem, mücadelenin bütün alanlarýnda 'sýfýr noktasýndan' baþlangýcý ifade eder. Bu dönem, farklý geleneklerden gelen ve devrimci zeminde durmayý hedefleyen bir grup militanýn samimiyet ve güvene dayalý; 'belli- bazý' programatik görüþlerde ortaklaþarak devrimci komünist hareketi ilanýyla baþlar. Ortada ne üzerine ortaklaþýlmýþ bir metin (somut-acil görevler hariç), ne dönemin zorlu koþullarýna raðmen mücadele dinamiklerini yükseltecek deneyimli kadrolar (birkaç kiþi hariç), ne maddi olanaklar, ne teknik altyapý, ne geçmiþten devralýnmýþ çevre iliþkileri… hiçbirinin olmadýðý koþullar! Ýþte hareketimiz böylesine zorlu bir dönemde mücadeleye atýlmýþtýr. Hareketimiz, tüm bu olumsuz koþullarýn içinden kimi avantajlý yanlarý öne çýkartýp en amatör koþullara yýllarca katlanmýþtýr. Bu süreç belli bir nitelik birikimininnitelik sýçramasýnýn da olduðu bir dönemdir ki hareketimiz, bu dönemi, mücadelesinin en

5


KOMÜNÝST DEVRÝM KURULUÞUNDAN KONFERANSA DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET Hareketimiz, 2009 yazýnda 1. genel konferansýný gerçekleþtirerek beþ yýllýk örgütlü mücadelesini yeni bir eþiðe taþýmýþtýr. Ýlk olarak Eylül ayýnda çýkarýlan bildirgeyle devrimcilere, iþçilere duyurusu yapýlan konferansýmýzýn duyurusu ve selamlanmasý faaliyetleri, iki aydýr sürmektedir. Bildirgenin yaygýn daðýtýmý, emekçi mahallelerde bildiri daðýtýmý, afiþ, pul, kuþ, pankart asma gibi faaliyetler ve çeþitli emekçi mahallelerde yapýlan korsan gösterilerle konferansýn militanlarýmýzca selamlanmasý faaliyetleri devam etmektedir. Bu faaliyetler, hem hareketimizin örgütsel faaliyet kapasitesinde geldiði düzeyi ve eksikliklerimizin anlaþýlmasýna katkýda bulunmuþ hem de beþ buçuk yýllýk örgütlü pratiðimizin yeni döneme daha etkili biçimde taþýnmasý anlamýna gelmiþtir. Lenin'in ifade ettiði gibi her siyasal anlayýþ tarihte kendi üzerine düþen rolü oynamaktadýr. Hareketimiz de kuruluþundan itibaren illegal örgütsel mücadeleyi öne almýþ ama bu faaliyeti yalnýzca illegal yayýn organý merkez yayýnýn çýkarýlmasýyla sýnýrlý tutmayýp, gerektiðinde devrimci kavgayý en militan yöntemlerle öne çýkarmýþtýr. Hareketimiz, bugünkü militan düzeyini, tek tek militanlarýnýn yürekli yapýlarýna dayanarak deðil, örgütsel mücadeledeki siyasal perspektifleriyle örmüþtür. Ýþte bu perspektifler devrimci komünist hareket militanlarýný da gerektiðinde en yürekli militanlara dönüþtürmüþtür. Konferansý gerçekleþtirmeden önceki dönemde, konferansýn bir hareket için bir eþiði ifade ettiðini, belli bir niteliðe ulaþtýðýmýz bir dönemde konferansý gerçekleþtireceðimizi duyurmuþtuk. Peki, bu eþik noktasý hareketimiz için hangi aþamayý ifade etmektedir ya da baþka bir ifadeyle hareketimizin konferans süreciyle ulaþtýðý bu yeni nitelik neleri içermektedir. Bu sorularýn cevaplarýnýn bir kýsmýný 1. genel konferans bildirgesiyle verdiðimize inanýyoruz. Ancak bu bildirgede konferansa sunulan raporlardan çok azýnýn bazý bölümleri konulmuþtur. Konferansa sunulan raporlarýn tamamýnýn konulacaðý konferans belgeleri hazýrlanmaktadýr ve en kýsa sürede yayýnlanacaktýr. Bu raporlarda da ifade edildiði gibi hareketimiz, partileþme planýnda (somut-acil görevler) belli bir eþiði yakalamýþtýr. Kýsaca ifade edecek olursak; "…Hareketimiz, mücadelesini, ilk olarak merkez organýn inþasý ile baþlatmýþtýr. Bu baþlangýç belli noktalarý iþaret etmektedir. Merkez organýn inþasý ve illegal bir merkez yayýn organý ile baþlamak bir tercihe iþaret etmektedir. Bizim

6

anlayýþýmýza göre; illegal varoluþ temelinde kurulan parti öncesi bir hazýrlýk örgütünün kuruluþunun yukarýdan aþaðýya doðru gerçekleþtirilmesi gerekmektedir. Bu tercih sýnýf mücadelesinin koþullarýnýn zorunluluðundan kaynaklanan bir tercihtir. Ýþaret edilmesi gereken bir diðer nokta ise bu durumun tercih olduðu kadar bizim kendi zorunluluklarýmýzdan da kaynaklanmýþ olmasý gerçeðidir. Bu zorunluluk, hareketimizin kuruluþu sürecinde merkezi kadrolar dýþýnda devrimci mücadelenin kavgasýnda yoðrulmuþ, kadro niteliðinde baþka unsurlarýn olmayýþýdýr. Buna karþýn kuruluþ döneminde sürece katký yapan bir grup kadro adayý militan ve çevre iliþkilerimiz mevcuttu. Geçtiðimiz 5,5 yýllýk dönemde hem bu unsurlar kurucu kadro olarak hareketimize güç katmýþ hem de daha sonra tanýþacaðýmýz bir grup insan, örgütümüzle sistematik baðlar kurmuþtur. Bu süreçte, örgüt niteliðini yükseltmek ve propaganda-örgütlenme yoluyla kadro çalýþmasý yapmak hedefleriyle örgütün niteliðini daha ileri taþýmamýza paralel olarak tek tek örgütlü militanlarýmýzýn niteliðinde - örgütsel iþleyiþte belli bir düzeye ulaþýlmýþtýr. Hareketimiz kadrosal ve iþleyiþ bakýmýndan bir örgüt çekirdeði yaratmýþtýr… Kadrolaþma-organlaþma meselesi; Lenin, bir düzine profesyonel devrimci kadro ile Rusya'nýn altýný üstüne getireceðini ifade etmiþtir. Ancak burada vurgulanmak istenen nokta, örgütsel iþleyiþ ve perspektiflerden yoksun bir düzine yetenekli insan deðildir. Baþka bir ifadeyle devrimci örg��t, yetenekli bireylerin toplamý deðildir. Kadrolarýn organlaþtýrýlmadýðý, organlar arasýnda hiyerarþik bir iþleyiþin kurulmadýðý ve bu baðlarýn örgütsel iþleyiþ ve stratejik ilkelerle þekillendirilmediði bir durumda bu bir düzine yetenekli insan, bir dergi çevresi veya bir tartýþma kulübü kurabilir ancak devrimci bir örgüt asla... Hareketin kuruluþundan itibaren bu anlayýþtan en küçük bir taviz verilmemiþtir. Daha ilk günden itibaren þu ya da bu çevreden ayrýlmýþ, belli konularda kendini yetiþtirmiþ pek çok tekil unsurla görüþülmüþtür. Kendilerine çevre adýný veren ve grup halinde hareket eden unsurlarla dahi görüþtüðümüz olmuþtur. Bu görüþmelere hiçbir zaman yalnýzca sayýmýzý arttýrmanýn bir fýrsatý olarak bakýlmamýþtýr. Açýklýkla ifade etmeliyiz ki, örgütsel iþleyiþ ilkelerinde ve politik ideolojik kimi perspektiflerimizde vereceðimiz bazý tavizlerle kiþi sayýmýz þimdikinin üç katý olabilirdi. Ancak bu durum hiçbir zaman tercih edilmemiþtir... Yaþadýðýmýz süreçlerin ardýndan hareketimizin, kadro sorununun çözümü için dýþýmýzdaki

KOMÜNÝST DEVRÝM

bir siyasal gericilik döneminde devrimci omurgayý saðlamlaþtýrmak, illegal mücadele yöntemlerinde ýsrarý savunmak yaþamsal önemdedir. Kaldý ki gericilik döneminde yüzünü en geniþ kitlelere dönenler siyasal mücadelenin yükseldiði dönemlerde geliþen dinamiðin gerisine düþmüþlerdir. Hrant Dink anmalarýna, Alevi mitinglerine, 1 Mayýs'lara, demokratik açýlým vb. durumlara bakarak bir kitle hareketinin yükseldiðini sanmak büyük bir yanýlgýdýr. Son seçimlerde toplumun büyük bir kesimi düzen partilerine yüzünü dönmüþtür. Tek baþýna bu durum bile henüz bir siyasal yükseliþin uzakta olduðunu göstermektedir. ESP bu süreçlerden umutlar daðýtmýþ, Ergenekon süreci, demokratik açýlým konularýnda ise takýndýðý tutumlarla liberal ve devrimci demokrat çizgi arasýnda gidip gelmiþtir. "ESP'yi kuracak iþçiler, kadýnlar, gençler, kent ve kýr emekçileri, aydýnlar, sanatçýlar, emekliler, yoksullar uzun yýllardýr özgürlük ve sosyalizm için mücadele ediyorlar. Onlarý yaþamýn tüm alanlarýndaki çetin savaþýmlardan tanýyorsunuz. O yüzdendir ki, ESP senelerdir yürütülen devrimci mücadelenin yasal formda en üst örgütsel biçime kavuþturulmasýdýr."(ESP kuruluþ deklarasyonu) kuruluþ deklarasyonundaki bu cümlelerin ifade ettiði mücadele biçimi ve onun en üst örgütsel biçime kavuþturulmasý þeklindeki açýklama geçmiþte Bolþeviklerin tasfiyeciliðe karþý mücadelesinde tasfiyecilerin sýkça kullandýðý argümanlarýn bir benzeridir. Gericilik dönemlerinin yarattýðý bunalýmdan kurtulma çabalarýnýn toplumun geniþ kesimlerini kucaklamak, kadýnlarýn, gençlerin, emekçilerin, iþçilerin, tüm ezilenlerin temsilcisi olmak gibi bir sorumluluðu üstlenmenin Marksist literatürdeki anlamý Leninist örgütlenme anlayýþýnýn gerisine düþmektir. Yýllarca iþçi sýnýfýnýn mücadelesinin darlýðýndan yakýnarak feminist ve eþcinsel haklarýna kadar geniþ bir siyasal yelpazeyi savunan küçük burjuva anlayýþlarýn Marksizmleninizm adýna ortalýkta dolaþtýðý günümüzde sýnýflar mücadelesi ve iþçi sýnýfýnýn rolü hakkýnda daha uzlaþmaz bir tavýr takýnmak gerekmektedir. Bu tutumlar gösterilmediði taktirde en gerii zeminlere düþmek hem örgütsel hemde politik erezyona uðramak kaçýnýlmazdýr. Bilinç, doðayla etkileþimin bir ürünüdür. Ýnsanlar bu etkileþimden elde ettikleri deneyimleri yaþamlarýnda var ederler. Hiçbirþey bir usyürütmeyle daha öncesinden hesaplanýp doðadan kopuk bir þekilde hayata geçirilemez. Hayata geçirdiðimiz davranýþlarýmýz ve eylemlerimiz birikimlerimizin yaþamýmýza yansý-

masýdýr. ESP son yýllarada bir yandan en þiddetli devrimci eylem yöntemlerini kullanan diðer yandan da kadýn sorunu, kürt sorunu çerçevesinde ve yasal alanlarda liberal tutumlarý sahiplenen bir harekettir. Bu iki tutumun yan yana seyretmesi biraz þaþýrtýcý olasada bu topraklardaki devrimci hareketlerde çok fazla rastlanan karakteristik bir durumdur. Komünistler parti ile kitleler arasýndaki farkýnda bilincinde olarak hareket etmelidir. Bu durum Komünist Enternasyonal’de þu þekilde ifade edilmektedir: “Parti ve sýnýf kavramlarý büyük bir titizlikle birbirinden ayýrdedilmelidir... Bugünkü gibi tarihsel koþullarda, iþçi sýnýfýnýn baðrýnda birçok gerici eðilimin ortaya çýkmasý pek mümkündür. Komünist partisinin görevi, kendini iþçi sýnýfýnýn bu geri unsurlarýna uyarlamak deðil, bütün iþçi sýnýfýný komünist öncünün düzeyine yükseltmektir...”(Lenin Döneminde Komünist Enternasyonal, s.181, Tohum Yayýncýlýk) Bizler en geri siyasal zeminden hareket ederek; “kitleler böyle istiyor, kitlelerin düzeyine inmeliyiz ki geniþ kesimler bizi tanýsýn!” üzerinde siyasal tutum içerisinde olamayýz. Bunun farkýnda olmayanlar Marksizm-Leninizmi anlayamayanlardýr. Gün Tasfiyeciliðe Karþý Mücadelede Israr Günüdür! ESP'yi kuran kadrolar bu topraklarda "komünistlerin birliði" sorununu çözdüðünü iddia ederek yola çýkmýþ ancak bu sorumluluðun altýnda kalmýþtýr. Bu hareketin, 2000'li yýllarýn baþýndan itibaren kitlelere sloganýný benimsemesi -siyasal gericiliðin kendini hem devrimci hareket üzerinde hem de kitleler üzerinde oldukça yoðun hissedildiði bir dönem- kendileri adýna bir atýlýmýn yollarýný açmak olarak tabir edilsede, çevresini etkileyerek siyasallaþtýran deðil, duruma göre siyasal zeminini hazýrlayan bir politik ve örgütsel tutum içersinde yer almýþtýr. Politik ve örgütsel olarak bir geri düþüþün ifadesi olan tasfiyeciliðe karþý mücadele etmek her dönem komünistler için bir görevdir. Siyasal gericilik dönemlerinde de bu ýsrarý sürdürmek gerekli. ESP içerisindeki komünist kadrolarýn bu bilinçle hareket etmeleri temennimizdir. Tasfiyeciliðe karþý uzanan her hareket mahkum edilmelidir. Bu sorun sadece ESP içerisindeki kadrolar için deðil, tüm komünistler için geçerlidir.

15


KOMÜNÝST DEVRÝM

ürünü olamaz. Öncüden baðýmsýz milyonlarýn ayaklanmasý hatta devrim istemesi dahi bu sorunu çözemeyecektir. Siyasal bir devrim yýðýnlarýn kendiliðinden, anlýk tepkilerinin ürününden öte devrimci mücadeleyi yaþam tarzý olarak seçmiþ bilinçli unsurlarýn bir araya geldiði, homojen bir iradenin yaratýldýðý, devrimci bir omurganýn müdahalesiyle mümkün olabilecektir. Çünkü siyasal mücadele, uzun soluklu bir mücadeledir. Devrim iniþleriyle çýkýþlarýyla, yenilgileriyle zaferleriyle, dolu dolu geçen uzun çetin bir süreçtir. Burada önemli bir aracý hesaba katmak gerekiyor. Devlet! Burjuvazi kendinden önceki bütün egemen sýnýflarýn yaptýðý gibi bir egemenlik ve baský aracý olarak devletini kullanmaktadýr. Bu bizim yaþadýðýmýz topraklarda da pek yabancýsý olmadýðýmýz bir þeydir. Ýdeolojik, askeri, gizli, açýk birçok yönüyle burjuva egemenliðinin sürekliliði için devlet önemli bir araçtýr. Nitekim bir komünist parti bu durumun bilincinde olarak örgütlenmeli ve savaþýný devam ettirmelidir. Davanýn büyümesi ve zafere ulaþmasýnýn koþulu her koþulda örgütlü faaliyetin devamlýlýðýný gerektirmektedir. Aþaðýdaki yazý devrimci mücadelenin en temel aracý olan öncü partinin tasfiyecilikle mücadelesinin bu görüþler ýþýðýnda deðerlendirilmesini içermektedir. Günümüzde Tasfiyecilik ve Yeni Aktörler Öncelikle belirtelim tasfiyecilik üzerine kaleme alýnan bu yazý son süreçte bir parti haline gelen Ezilenlerin Sosyalist Platformunun (ESP) eleþtirisinden yola çýkarak tasfiyeciliðin mahkum edilmesini amaçlamaktadýr. Kendi deyiþleriyle "Türkiye siyaset sahnesine yeni bir parti çýkýyor." Þeklinde ifade ettikleri bu süreç deðerlendirilmeyi hak etmektedir. Ezilenlerin Sosyalist Partisi adýný alan bu harekete yönelik eleþtirilerimiz, özellikle son on yýldýr hakim olan tasfiyeci dalgayý hesaba katarak tüm devrimci dostlarýmýza yönelik bir uyarý olarak algýlanmalýdýr. Tasfiyecilik döneminin en belirgin özelliði devrimci yol ve yöntemlerden uzaklaþmanýn, liberal ve þekilsiz örgütlenme anlayýþlarýnýn artmasýdýr. Tarihsel deneyimlerimiz göstermiþtir ki devrimci davada ýsrar illegal-özgür temellerde örgütlenmiþ bir partide ýsrardýr. Ýster sýnýf mücadelesi yükselmiþ olsun ister düþmüþ olsun iþçi sýnýfýný burjuvaziye karþý savaþýmýnda zafere ulaþtýracak, mücadelelerini kendiliðindenlikten kurtararak bilinçli bir zeminle buluþturacak olan; MarksizmLeninizm'in ilkesel sorunlarýný bilince çýkarmýþ, devrimci yol ve yöntemlerde ustalaþmýþ, tasfiyeciliðe karþý mücadele bayraðýný yükseltmiþ,

yasal olanaklarý istismar edebilen illegal bir omurgaya sahip bir komünist partidir. En ideal olaný deðil ama günün görevlerini en iyi þekilde anlayan ve nihai hedefe yoðunlaþmýþ bir parti. Komünistler parti meselesini kýsaca böyle anlarlar. ESP meselesine gelince bir tasfiye sürecinin içende olsun veya olmasýn, partileþme çabalarý bir taktiksel olsun ya da olmasýn içinde bulunduðumuz dönem itibariyle bir geri düþüþü ifade etmektedir. Sýk sýk yayýnlarýmýzda vurguladýk: içinden geçtiðimiz dönem tasfiyeciliðin yani devrimci örgüt kaçkýnlýðýnýn revaçta olduðu bir dönemdir. Yasal dergi ve dernek etrafýnda örgütlenmek ve kitle sloganýný haykýrmak bu dönemin en önemli özellikleridir. Ýþte tamda bu dönemde bu dönem son on yýlý kapsamaktadýr- yasal bir partinin kuruluþunu yapmak ve yaný sýra demokratik söylemleri aþmayan bir politik çerçeve etrafýnda amaç ve ilkeleri oluþturmak bu tasfiyeciliðe kan taþýmaktýr. Yaþadýðýmýz topraklarda bir komünist öncü sorunu henüz çözülememiþtir. Bu sorunun çözüldüðünü iddia edenler zaman zaman ortaya çýkmýþ olsa da bugünkü durum tam tersini göstermektedir. Ancak ortaya çýkan baþka bir olgu bu iddia ile ortaya çýkýp ileriye sýçrayamayan hareketlerin zaman içerisinde týkanýp geri düþmeleri ve tasfiyeci politikalara daha açýk bir hale gelmeleridir. Henüz saðlam bir omurga yaratmadan hýzlý eylemlerle ortaya çýkmak, ilk andan kitlelere sloganlarýný haykýrmak vb. Türkiye devrimci hareketinin üzerinden atamadýðý bir hastalýktýr. Leninist örgütlenme anlayýþýyla uzaktan yakýndan alakasý olmayan bu tür mücadele anlayýþlarýn savunanlar zaman içerisinde geri düþüp oportünizmin çeþitli kollarýnda yer almaya ya da tarih sahnesinden kaybolmaya mahkumdurlar. Nitekim yaþadýðýmýz topraklardaki deneyimlerde bunun gerçekliðini göstermektedir. Legal parti ve çeþitli araçlar etrafýnda örgütlenmek bugün revaçtadýr. Uzun zamandýr sol içerisinde hakim olan legalizm, Leninist örgütlenme biçimi olan "legal olanaklarýn istismar edilemesi" þeklinde bilinçli bir tercih olarak ortaya çýkmamaktadýr. Bugün legalizm siyasal bir anlayýþ olarak 90'larýn sonlarýnda baþlayan ve 2000'li yýllarda tam anlamýyla hakim olan gericilik döneminin ve bu gericiliðin sýnýf hareketinde yarattýðý tahribatýn bir basýncý olarak var olmuþtur. ESP'nin bir parti olarak tarih sahnesinde var olmasýnýn bugünkü karþýlýðý bu durum hesaba katýlarak tanýmlandýðýnda gerçek anlamýný bulacaktýr. Bir baþka dikkate alýnmasý gereken olguysa kitlelerin yüzünü devrimcilere deðil düzene döndüðü, mücadele alanlarýnýn daraldýðý böyle

14

KOMÜNÝST DEVRÝM

baðýmsýz unsurlarýn bize katacaðý nitelik konusunda beklentileri azalmýþtýr. Kuþkusuz, dýþýmýzdaki baðýmsýz kiþi ya da gruplardan beklentilerimiz tümüyle yok olmamýþtýr ve bu yöndeki görüþme çabalarýmýz sürmektedir. Ancak dýþýmýzdaki unsurlarýn önceki dönemlerde aldýklarý örgüt bilinci ile bizim örgütsel kavrayýþýmýz arasýnda çok büyük farklar olduðu açýktýr. Tüm bu nedenlerle hareketimiz kadro konusundaki sorunlarý geçtiðimiz beþ buçuk yýllýk dönemde elimizdeki ileri unsurlarýn ve çevre iliþkilerinin belli bir plan çerçevesinde örgütle olan baðlarýný güçlendirerek çözmüþtür. Teorik üretim meselesi; bu konuda çok sýkýntýlý bir gelenekten geldiðimizi belirtmeliyiz. 1998 yýlýnda yapýlan KDH merkez yayýn organý Iþýk’ýn baþyazýsýnda, KDH'nin devrimci harekete göre esas üstün yanýnýn teorik alanda olduðu belirtilerek örgütsel alanda yarýþmamak gerektiði savunulmuþtur. Bu anlayýþ kýsa sürede KDH'nin tasfiyesiyle sonuçlanmýþtýr. Devrimci Komünist Hareket kuruluþundan itibaren bu anlayýþý mahkûm etmiþtir. Bir örgüt için teori sorunu siyasal mücadelenin ihtiyaçlarýndan baðýmsýz ele alýnamaz. Teori, politik örgütsel bir mücadelede týrmanýlan basamaklardan yararlanarak basýlacak bir sonraki basamaðý inþa etmektir. Bu anlamda, politik örgütsel mücadeleden baðýmsýz yalnýzca yapýlmak için yapýlmýþ olan yazý yazma faaliyeti de teorik üretim olarak deðerlendirilemez. Kýsa zaman önce merkez yayýn organýmýzýn 34. sayýsýnda çýkan ve hareketimize dönük eleþtiriler olarak yayýnlanan yazýda, yazýyý kaleme alan dostlarýmýz; beþ buçuk yýlda hiçbir teorik üretim yapmadýðýmýzý belirtmiþlerdir. Ayný yazýda KDH'nin ise bizden çok daha ileri düzeyde teorik üretim yaptýklarýný belirtmiþlerdir. Sanýrýz dostlarýmýzýn kastettiði þey Türkiye solunda problemli olan konulara dönük yazýlar yazýlmasýdýr. Bu yazýlar ise teorik üretim deðil sadece yazýdýr. Teorik yeniden üretim konusunda, en baþýndan itibaren içinden geçilen önemli süreçlerde doðru perspektifler ortaya konulabilmiþ ve içinden geçtiðimiz dönemin özellikleri kavramak, örgütün niteliðini ve bu niteliði yükseltmenin yollarýný anlamaya çalýþmak konularýnda onlarca yazý yazýlmýþtýr. Yine ayný çerçevede programatik görüþlerimiz ve ayýrt edici yanlarýmýz kaleme alýnmýþtýr. Ve son 1 yýlda daha etkin örgütsel mücadele ve daha etkin politikideolojik perspektifler ortaya koymak amacýyla Merkezi Komitenin altýnda politik komite ve örgütlenme komiteleri kurulmuþtur. Politik

komitenin kuruluþundan itibaren amaç-ilkelerimiz, programatik görüþlerdeki ayýrt edici anlayýþýmýz sistematize edilerek bütünlüklü bir forma kavuþturulmuþtur. Önemli bir diðer nokta da teorik üretim ve örgütün siyasal niteliðinin örgütlü unsurlar tarafýndan doðru kavratýlmasý meselesidir. Bu konuda, son beþ yýlda yayýnladýðýmýz 5 eðitim broþürüyle politik perspektiflerimizin hareketimizin tüm unsurlarý tarafýndan en etkin þekilde kavranmasýný hedeflenmiþtir. Yine bu çerçevede dönemsel eðitim çalýþmalarý, 3 (yaz-deniz) eðitim kampý ve pek çok açýk hava (günübirlik-piknik) eðitim toplantýlarý düzenlenmiþtir. Ýþçi Sýnýfýnýn öncüleriyle buluþmak; iþçi sýnýfýnýn öncüleriyle buluþabilmek, sýnýf içinde sürekliliði saðlanmýþ siyasal bir faaliyetin varlýðýyla mümkündür. Hareketimizin kuruluþ dönemi niteliðinden kaynaklanan nedenlerle, bizim için öðrenci gençlik içinde ya da iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerinin çalýþma ve yaþam alanlarýnda faaliyet yürütmek tam anlamýyla istenir düzeye ulaþamamýþtýr. Gücümüzden kaynaklý olarak yürüttüðümüz siyasal mücadele, örgütsel faaliyetin sürekliliðini saðlamak düzleminde ele alýnmýþtýr ve sonuç olarak faaliyet bölgelerinde tekil unsurlarla tanýþýlmasýný da hiçbir zaman sýnýfýn öncüleriyle buluþmak olarak nitelendirilmemiþtir. Bizim için kuruluþumuzun ardýndan örgütsel faaliyeti belli bir kapasiteye taþýmak ve bu faaliyetin sürekliliðini saðlamak öncelikli hedef olmuþtur. Þimdi ise konferans sürecinin ardýndan yeni eþikler koyabilmek hedeflenmektedir. Özellikle varoþlarda, yýkýmlara, yoksulluða ve yozlaþmaya karþý; salt ahlaki deðerler üzerinden deðil siyasal ve sýnýfsal zeminden (uygun araçlarla!!! - siyasetimizle) gidebilmek ve bu faaliyetin sürekliliðinin saðlanmasý hedeflenmektedir. Geçen 5.5 yýllýk dönemde özellikle bazý bölgelerde her türlü siyasal eylemlilik sürecinin omuzlayaný olunmuþ, bazý bölgelerde yýkýmlara karþý yapýlmasý gerekenler konusunda belli düzeylerde hazýrlýklar yapýlmýþtýr. Ýnanýyoruz ki bu güne kadar yaptýklarýmýzdan edindiðimiz deneyimlerle buralarda ve öðrenci gençlik içinde, çeþitli üniversitelerde sistematik faaliyeti örülecektir. Maddi - teknik alt yapýnýn oluþturulmasý; devrimci örgütler için maddi meselenin çözümü konusunun ele alýnýþý genellikle problemli olmuþtur. Pek çok yapý için maddi sorunlar her þeyin önünde çözülmesi gereken sorunlar olarak anlaþýlagelmiþtir. Bu meselenin çözümü için pek çok örgüt kurulduktan hemen

7


KOMÜNÝST DEVRÝM

sonra soygun- kamulaþtýrma eylemleri yapmýþtýr. Öyle ki 1. eylemde yakalandýklarý için ikinci eylemi olmayan örgüt dahi vardýr. Bizim açýmýzdan maddi sorunlarýn çözümü her þeyden önce siyasal bir meseledir ve para sorununun çözümüyle maddi sorunlar çözülmüþ olamaz. Bu mesele, öncelikle, bir örgütün kendi içinde çözmesi gereken bir mesele olarak anlaþýlmalýdýr. Örgütlü ya da örgütsüz, çevresindeki tüm unsurlarýn aidiyet bilinci çerçevesinde katkýlarýný alamayan bir yapý, yaptýðý soygunla çok büyük paralar da ele geçirmiþ olsa bu sorunu çözmüþ sayýlamaz. Bir yapýnýn öncelikle kendi imkânlarýný en etkin þekilde seferber etme yeteneðini geliþtirmesi gerekmektedir. Bu konuda bizim son bir yýla kadar belli bir düzeyi tutturduðumuzu ama son bir yýlda bu konuda geri düþtüðümüzü belirtmeliyiz. Bu konunun da yine konferans sürecinde ayrýntýlý olarak deðerlendirilmesi ve karara baðlanmasý gerekmektedir. Teknik altyapýnýn oluþturulmasý konusunda belli bir noktaya gelinse de hep bir eksiklik taþýnmaktadýr. Teknik imkânlarýn yedeklerinin olmayýþý sürekli olarak sorunlar yaratmaktadýr. Yine afiþ, pul, … gibi materyallerin hazýrlanmasý konularýnda hala istenen teknik düzeye ulaþýlamamýþtýr. Bu konularýn çözümleri noktasýnda bütün militanlarýmýza özverili tutumlar düþmektedir. Militanlaþma- siyasallaþma; bu konularda hareketimiz kurulduðu koþullara ve örgütsel niteliðine karþýn çok geliþkin örnekler ortaya koymuþtur. Ýllegal örgütsel faaliyetlerimiz Ýstanbul genelinde etkisini toparlamayý hedeflediðimiz tüm bölgelerde ve geliþkin bir kapasite ile yapýlmaktadýr. Yapmamýz gereken ise ayný karalýlýkla bu faaliyeti konferans sonrasý sürece taþýmaktýr. Siyasallaþma konusu ise hareketimiz için bugüne kadar yürütülen faaliyet, propaganda ve ajitasyon faaliyetlerinin siyasal niteliðinin yükseltilmesi ve çevremizdeki tüm unsurlarýn örgütlü mücadele içindeki siyasallaþma düzeylerinin yükseltilmesi olarak anlaþýlmýþtýr. Bu konulara hep özel bir önem verilmiþtir. Devrimci hareket içinde, kitleleri, kitlelerin gündelik talepleri üzerinden örgütlemek anlayýþý yaygýnken hareketimiz bu anlayýþla arasýna bir sýnýr çekmiþtir. Hedefimiz sýnýfsal ve siyasal taleplerle kitlelere giderek öncüleri örgütlemektir. Yine, pek çok örgüt kendi örgütlü militanlarýnýn ya da çevrelerindeki unsurlarýn çok da siyasallaþmasýný istememektedirler. Bu nedenle kiþileri, hiç de siyasal nitelik taþýmayan ahlaki deðerler, þehitler, kiþiler üzerinden örgüte baðlamayý

hedeflemektedirler…" (Merkezi Örgütlenme Komitesi Raporu'ndan -2009)

KONFERANS HAZIRLIK SÜRECÝ Konferans hazýrlýk süreci esas olarak son bir yýllýk süreci kapsamaktadýr. Bu süreç politik, örgütsel ve teknik hazýrlýklar olarak deðerlendirilebilir. Politik ve örgütsel hazýrlýklarýn etkin biçimde yürütülmesi için hareketimizde iki yeni komite kurulmuþ, (politik komite, örgütlenme komitesi) teknik hazýrlýklar doðrudan merkezi örgütlenme komitesi tarafýndan yürütülmüþtür. Politik Komite, konferans hazýrlýklarý kapsamýnda MYO' da ortaya konan politik düzeyin niteliðini deðerlendirmiþ, yayýn planýnýn detaylarýný, hangi konularýn nasýl ele alýndýðýný ve ele alýnmasý planlanan ve çeþitli sebeplerle ele alýnamayan gündemleri nedenleriyle ortaya koymuþtur. Bu konular konferansta ele alýnýrken, politik komite raporunda derinleþtirilen bu noktalar hareketin politik kapasitesinin daha iyi anlaþýlmasýna ve ona uygun (hem onu geliþtirmeye dönük hem de o kapasitenin sýnýrlarýna göre) bir plan ortaya konulabilmesine katkýda bulunmuþtur. Yine politik komite, konferans gündemlerinin neredeyse tamamý konusunda birer rapor hazýrlayarak (emperyalizmin ulaþtýðý düzey-dünya Türkiye, sol hareketin deðerlendirilmesi ve 90 yýllýk mücadele tarihinden gelenek ayrýþtýrmasý, sosyalizm, proletarya diktatörlüðü, devrim anlayýþlarýmýz… gibi) konferansa sunmuþtur. Hareketin tüm militanlarýna önceden daðýtýlan bu metinler, konferans delegesi olsun olmasýn tüm yoldaþlarýmýzýn konferansa daha etkin biçimde hazýrlanmasýna katkýda bulunmuþtur. Örgütlenme Komitesi, Merkezi Örgütlenme Komitesi'nin altýnda kurulan örgütlenme komitesi altýndaki hücreleri ve örgütsel faaliyetleri yürütmek, bu faaliyetlerin sürekliliðini saðlamakla görevlidir. Örgütlenme komitesi, konferans hazýrlýklarý kapsamýnda, hareketin beþ yýllýk örgütsel faaliyetlerini ve kurulan tüm hücrelerdeki-birimlerdeki eksiklikleri tek tek ele almýþ, deðerlendirmiþ ve konferansa sunmuþtur. Sunulan bu rapor ýþýðýnda Konferansta önümüzdeki döneme iliþkin örgütsel perspektifler belirlenmiþtir. Ayrýca konferans hazýrlýklarý kapsamýnda, konferans gündemlerinden, parti, örgüt, partileþme perspektifleri konusunda ayrýntýlý bir rapor hazýrlayarak konferans öncesinde tüm üyelere sunmuþtur. Konferans hazýrlýðý kapsamýnda Merkezi Örgütlenme Komitesi, hareketin geçmiþ beþ

8

KOMÜNÝST DEVRÝM alanlarý olarak anlamamýz gerektiði meselesine bir vurgu olarak anlaþýlmalýdýr. Anmamýzda bir takým eksiklikler olmamýza raðmen sunumun, þiirlerin, slayt gösterisinin içeriðinde; Ekim Devrimi öncesi, sonrasý ve Türkiye devrimci hareketinin anlamlý bir þekilde deðerlendirilmesi bizim açýmýzdan öðretici ve yaþatan aksaklýklarý kapatýcý olmuþtur. Anmamýzda özellikle þu meselelere aðýrlýk verdik; 1. Tasfiyeciliðe karþý Bolþevik tipte bir örgütlenmenin önemi. 2000'li yýllardan sonra tasfiyeciliðin çokça arttýðý, yapýlardan ayrýlanlarýn genellikle dernek ve dergi çevresi þeklinde örgütlendiði görülmektedir. Buna karþý anmamýzda illegal özgür temelde örgütlenmenin anlamý öne çýkarýlmýþtýr. Bu mesele, Komünist devrim yolunda olmazsa olmazýmýzdýr. Bu nedenle yoldaþlarýmýzýn bu bilinci sürekli olarak taþýmalarý gerekmektedir. 2. Devrimci harekette yaþanan týkanmalarýn, geriye düþüþlerin ya da düzen içerisine hapsolmalarýnýn nedenlerini kavramak buna karþý, Ekim Devriminin öncülüðünü alan Bolþeviklerin mücadele geleneðini kýlavuz alan DKH'lý militanlar olarak devrimci yol ve yöntemlerimizi yaratarak ileri atýlmanýn olanaklarýný ortaya koyduk. 3. Ekim Devrimi'ni Bolþevik Parti nezdinde kavramak

gerekliliði üzerinde özellikle durulmuþtur. Öncü Komünist parti etrafýnda, proletarya diktatörlüðünü kurmak biz komünistlerin en büyük görevidir. Bu görevi de yerine getirebilmek için MarksizmLeninizm'i doðru anlamak, Ekim Devrimi'ni gerçekleþtiren Bolþevik partiyi anlamak, bu devrimden çýkaracaðýmýz en önemli derslerden biri olmalýdýr. Ýleri atýlmanýn ve zaferi kazanmanýn koþullarýný bu dersleri anlayarak yaratabiliriz.

DEVRÝMCÝ PARTÝ VE TASFÝYECÝLÝK: ESP NEREYE

bilinçli bir öncünün, adýna layýk bir komünist partinin önderliðinde proletaryanýn devrimi omuzlayabileceðini ortaya koyan komünistler, Ekim devrimiyle birlikte Bolþevik Parti nezdinde bunu baþarabilmiþlerdir. Daha sonrasýnda ise Lenin ve Bolþevikler evrensel bir karaktere sahip mücadele deneyimlerini, dünyanýn diðer yerlerinde mücadele eden komünistlerle paylaþmak ve dünya ölçeðinde iþçi devrimini büyütmek amacýyla Komünist Enternasyonal'in kuruluþuna giriþmiþlerdir. Kuþkusuz bu deneyimler içinde yaþamsal bir öneme sahip olaný "Parti ve Parti iþleyiþi" üzerine olan deneyimlerdir. Bolþevikler, uzun yýllar boyunca, devrimci ve devrimci olmayan dönemlerde, ekonomizmle, tasfiyecilikle ve II. Enternasyonal oportünizmiyle mücadele etmiþlerdir. Ancak bu çetin mücadele süreçlerinin sonrasýnda çelik bir disipline sahip ve iþçi sýnýfýnýn önderliðini alabilen bir parti haline gelebilmiþlerdir. Devrimci bir parti kendi baðýmsýz siyasal çerçevesi etrafýnda örgütlenmeli ve politikasýný sürdürmelidir. Kendine, burjuva egemenlik araçlarýný yýkarak komünist bir dünyanýn adýmlarýný atmayý hedef almýþ olan her aklý baþýnda komünist öncelikle siyasal bir önderliði yaratmayý birinci hedef olarak bilince çýkarmalýdýr. Bir siyasal devrim kendiliðinden bir sürecin

"Komünist partisi, iþçi sýnýfýnýn bir parçasýdýr; ama onun en ileri, en bilinçli dolayýsýyla en devrimci parçasýdýr. Komünist partisi, çalýþanlar arasýnda en bilinçli, en ileri görüþlü, en fedakar olanlarýn kendiliklerinden ayýklanmasýyla yaratýlýr. Komünist partisinin iþçi sýnýfýnýnkilerden farklý çýkarlarý yoktur. Komünist partisi, iþçi sýnýfýnýn bütününün tarihsel misyonunu göz önünde bulundurmasýyla ve her dönemeçte þu ya da bu grubun yahut mesleðin deðil bütün iþçi sýnýfýnýn çýkarlarýný savunma gayretiyle, çalýþanlarýn geniþ yýðýnlarýnlarýndan ayýrt edilir. Komünist partisi, iþçi sýnýfýnýn en ileri parçasýnýn, proletaryanýn ve yarý proletaryanýn geniþ yýðýnlarýna doðru yolda önderlik etmesini saðlayan örgütlendirici ve siyasal güçtür."(Lenin Döneminde Komünist Enternasyonal, s.180-181, tohum yayýncýlýk) Komünist Enternasyonal'in 1920 yýlýnda ki ikinci kongresinde "komünist partisinin proleter devrimdeki rolü hakkýnda karar" baþlýklý kararlarýnda yukarýdaki cümlelerde komünist partisinin niteliði hakkýnda ayýrt edici yanlar vurgulanmýþtýr. Komünistler, K.Marx'tan bu yana iþçi sýnýfýyla, öncü arasýnda ki farký önemsemiþlerdir. Kendiliðinden bir hareketle deðil;

YAÞASIN EKÝM BOLÞEVÝZÝM!

DEVRÝMÝ,

YAÞASIN

D. NURETTÝN

13


KOMÜNÝST DEVRÝM

organýn kendi içerisinden seçerek gönderdiði delegelerin katýlýmýyla oluþturulan konferansta merkez komitenin kendini feshedip, konferans iradesinin merkez komitesinin de üstünde olmasý bize Leninist bir yapýnýn kiþilerin hükmünde olmadýðýný aksine organlarýn birliði, kolektif bir yapýlanma olduðunun göstergesi bakýmýndan demokrasiyi nasýl algýladýðýmýzý ve uygulanmasý gerektiðinin önemini de kavratmýþtýr. Üçüncü ve son anlamý ise, bizim için nitelik birikiminin konferansa taþýnmasý ve konferansta alýnan kararlarýn bir sonraki konferansa kadarki süre içerisinde gerçekleþtirilebilirliðinin denetlenmesi bakýmýndan önümüze koyduðumuz hedeflerin sorgulanmasý eksikliklerimiz olduðunda kendi öz eleþtirimizi yapabilmemizi saðlayabilmesi açýsýndan iyi bir denetim mekanizmasý oluþturmuþtur. Devrimci bir Komünist bilince sahip olmadan önce devrimci yol ve yöntemleri kullanma, devrimci bir zeminde konferans, kongre yapýlmasýnýn önemini kavrayamamýþ ve çevremdeki liberal sol tarafýndan da böyle bir bilinç edinmemiþtim. Oysa devrimci yol ve yöntemleri kullanarak konferans iradesini göstermek bugün çevremizdeki tasfiyeciliðe, pasifizme karþý Bolþevizm bayraðýný ýsrarla yükseltmek ve Leninizm önderliðinde yürümek istediðimizin göstergesi bakýmýndan en büyük onuru bizlere yaþatmaktadýr.

YAÞASIN KONFERANSIMIZ Hareketimiz yakýn zamanda birinci konferansýný gerçekleþtirdi. Bu konferans devrimci partiyi yaratma yolunda önemli bir mesafeyi kat ettiðimizin bir göstergesidir. Birinci konferansýmýzý planlayan, gerçekleþtiren yoldaþlarýmýzdan tutalým da, konferansýn yapýldýðýnýn bilgisini alan organlardan, sempatizanlara kadar kendilerini "devrimci Komünist Hareket" ten sayan iliþkilerimizi de heyecanlandýrdýðýný düþünüyorum. Çünkü kendini komünist mücadelenin bir parçasý gören her militanýn, içerisinde emek verdiði mücadelenin çýtasýnýn yükseldiðini görmesi onur verici bir durumdur. Ayný zamanda bütün yoldaþlarýmýzý da bu nitelik birikimini daha ileriye taþýnmasý için büyük sorumluluklar düþecektir. Burjuvaziden baðýmsýz devrimci bir zeminde "konferans" gerçekleþtirmek büyük bir önem taþýmasýnýn yaný sýra, konferansýmýzýn üç farklý önemi daha vardýr. Bunlardan birincisi; içinden geçtiðimiz yoðun tasfiyecilik döneminde, devrimci bir zeminde ýsrarý ifade etmektedir. Legal tasfiyeciliðin ayný zamanda dernek ve dergi çevresi þeklinde örgütlenme anlayýþýnýn mahkum edilmesi anlamýna gelmektedir. Konferansýmýz Leninizm'e baðlý kalarak devrimci yol ve yöntemlerde ýsrarý vurgulamýþtýr. Bundan dolayý konferansýmýz, adet yerini bulsun diyerek yapýldýðý gibi biçimsel bir anlamý deðil bir nitelik birikimini temsil eder. Konferansýmýzýn ikinci anlamý ise, demokratik merkeziyetçiliðin uygulanýþý açýsýndan bilince çýkardýklarýdýr. Her bir

EK M DEVR M TUTUYOR

YOLUMUZA

I IK

Bu sene Ekim devriminin doksan ikinci yýlýný andýk. Ekim devriminin öncesini kapsayan süreçlerde birçok dönemeçlerden geçilerek devrimi örgütleyen Bolþevik partinin nasýl yaratýldýðý, devrimden sonra Sovyetlerde yaþanan durumlar biz devrimci komünistlere Ekim Devrimi'nin örgütlenmesi, devrimin ayakta durabilmesi, geliþebilmesi için kendi tarihimizi de devrimci eleþtiri süzgecinden geçirerek kendi yol ve yöntemlerimizi yaratmada muazzam dersler kazandýrmýþtýr.

KONFERANS ÝRADEMÝZÝ SELAMLIYORUZ! DEVRÝM ÝÇÝN DEVRÝMCÝ PARTÝ, PARTÝ ÝÇÝN ÖRGÜTLÜ HAZIRLIK!

E. DEVRÝM Bizler bu derslerden yola çýkarak anmamýzda, Ekim Devrimi'yle ilgili nelerin ön plana çýkarýlmasý gerektiði konusu üzerinde durma sorumluluðunu taþýdýk. Çevremizde Marksizm-Leninizm çizgisinde durduðunu iddia eden bazý devrimci yapýlarýn Ekim Devrimi'nin anlamýný kavramak biryana bu gündemi ikinci plana atarak Alevi mitingini ön plana almalarý eleþtirilmesi gereken bir durumdur. Bu tutumlarýn sonucu ise Ekim Devrimi'nin biçimsel olarak kavranýlmasýný getirmektedir. Ekim Devrimi anmamýzýn bir emekçi mahallesinde olmasý sürekli öne çýkardýðýmýz; iþçi sýnýfýnýn en yoksul en örgütsüz kesimlerinin içerisinde çalýþmamýz gerektiði, bu alanlarý temel örgütlenme

12

KOMÜNÝST DEVRÝM

yýllýk sürecini ve gelecek döneme iliþkin hedeflerini ortaya koyan raporlar sunmuþtur. Yine merkezi örgütlenme komitesi ve politik komite hareketimizin tüzük anlayýþýný deðerlendiren bir rapor ve Devrimci Komünist Hareket Tüzük Taslaðýný konferansa sunmuþtur. Konferansýn teknik hazýrlýklarý Merkezi Örgütlenme Komitesi tarafýndan yürütülmüþtür. Düzen güçlerinin devrimci zeminde ýsrar edenlere karþý seçmeli terör uyguladýðý gericilik koþullarýnda, konferans örgütlemek büyük bir ciddiyet, dikkat ve kararlýlýk gerektirmektedir. Düþmanýn, devrimci bir örgüte, en büyük zararý vereceði koþul bir konferans sýrasýnda buraya müdahale etmektir ve mücadele tarihimiz bu saldýrýlarýn örnekleriyle doludur. Bu anlayýþla, Merkezi Örgütlenme Komitesi aylar süren bir hazýrlýkla konferansý örgütlemiþtir. Konferans mekânlarý ve yedekleri hazýrlanmýþ, tüm delegelerin mekânlara geliþi önceden planlanarak gerçekleþtirilmiþtir. Yine, mekânlara uygun kamuflaj yöntemleri önceden planlanarak hazýrlanmýþtýr. Hareketimizin 1. Genel konferansý, konferansa seçilen tüm delegelerin katýlýmýyla ve teknik hazýrlýklar ��erçevesinde (küçük aksamalara raðmen planlanana yakýn düzeyde) baþarýyla gerçekleþtirilmiþtir.

dirler. Ancak, bu gruplarýn neredeyse tamamý, konferanstan sonraki ilk 1 yýllýk dönemde, ortaya çýkan olumlu sürecin verdiði 'zafer sarhoþluðuyla' (sanýrýz bu durumu en iyi anlatan ifade budur) büyük dikkatsizlikler göstermeye baþlamýþlar ve düþmanýn örgüte yönelik operasyonlarýnda verebilecekleri kayýplardan çok daha fazlasýný vermiþlerdir. Bu nedenlerle içinden geçtiðimiz bu süreç, bugüne kadar gösterdiðimizden çok daha fazla dikkat ve özveriyi gerektirmektedir. Bir devrimci örgüt, güvenliðiyle ilgili planlarýný hiç operasyon yememek ya da örgütlü militanlarýnýn kiþisel güvenliði üzerine kuramaz- kurmamalýdýr da. Kuþkusuz bu anlayýþ bizim örgütsel güvenlik anlayýþýmýza da uymamaktadýr. Konuyla ilgili, daha önceki yazýlarýmýzda da belirttiðimiz gibi Devrimci Komünistler, örgütsel güvenlik meselesinden, örgütsel faaliyetin sürekliliðinin güvenlik altýna alýnmasýný ve bir düþman saldýrýsýný en küçük kayýplarla atlatmayý hatta böyle bir saldýrý sürecinden güçlenerek çýkabilmeyi ve bu koþullarý saðlayacak bir teknik-taktik hazýrlýða ulaþmayý anlamaktadýrlar. Yani güvenlik meselesi hem teknik hem de daha önemlisi siyasal bir meseledir. Bir devrimci örgüt, yaptýðý teknik hazýrlýklarla mücadelenin bütün risklerini ortadan kaldýramayacaðýndan risklerin bir kýsmýný da üstlenir. Ýþte güvenlik meselesinin siyasal yaný bu noktadadýr. Örgütün tüm militanlarý, bu siyasal- örgütsel kavrayýþla risklerin bir kýsmýný üstlenerek faaliyetin sürekliliðini saðlamaya çalýþýr, düþman tarafýndan yakalandýðýnda da yine bu siyasal kavrayýþla militan bir tutum sergiler ve bilir ki kendisi orada örgütsel bir tutum takýnmýþken diðer yoldaþlarý da içerde ya da dýþarýda ayný kararlýlýkla örgütsel faaliyetin sürekliliðini saðlýyordur… Bu nedenlerle örgütsel güvenlik konusunda meselenin siyasal yaný teknik yanýndan daha önemlidir. Ancak bu söylediklerimiz meselenin teknik yanýný önemsiz- gereksiz gördüðümüz anlamýna gelmemelidir. Düþmanýn devrimci örgütlere yönelik mücadelesini takip etmek ona uygun mücadele yöntemleri geliþtirmek son derece önemlidir. "proleter sýnýf mücadelesinin koþullarý sürekli olarak deðiþmektedir ve bu yüzden proletaryanýn öncüsü her zaman etkili örgütlenme biçimleri arayýþýnda olmalýdýr" (Age, Komünist partilerin örgütsel yapýlarý… Tezler, sayfa: 65) (Komintern'den yaptýðýmýz bu alýntý tam olarak düþmanýn ulaþtýðý düzeye karþý komünistlerin kendilerini geliþtirmeye çalýþmalarý gerektiðini kastetmese de onu da

MÜCADELEMÝZÝN YENÝ DÖNEMÝNDE KAVGAYI BÜYÜTELÝM 1.Genel Konferans'tan önceki yaklaþýk bir yýllýk hazýrlýk dönemi, hareketimizin konferans sürecini baþarýyla tamamlamýþ olmasý, konferansta ele alýnan gündemlerin nitelikli sonuçlara ulaþtýrýlmýþ olmasý, konferans sonrasýndaki duyuru faaliyetleri (afiþ, pul, kuþ, pankart, bildiri, korsan eylem),… saydýðýmýz tüm bu nedenlerle hareketimizde bir canlýlýk, yoldaþlarýmýzýn özgüvenlerinde ve moral motivasyonlarýnda ciddi bir artýþ gözlediðimizi belirtmeliyiz. Konferans sonrasýndaki bu yeni döneme, militanlarýmýzýn, kavgayý daha özverili bir þekilde omuzlamýþ, hareketimizin perspektiflerini daha ileri bir noktadan kavrayýp, içselleþtirmiþ olmalarýndan dolayý kuruluþ dönemine nazaran daha ileri bir noktadan baþladýðýmýzý söyleyebiliriz. Bu olumlu havanýn ve son dönemlerde faaliyet yürüttüðümüz alanlarda aldýðýmýz etkili-baþarýlý sonuçlarýn, bugüne kadar attýðýmýz her adýmda gösterdiðimiz özen ve dikkati daðýtabilecek etkenler olduðunu görebiliyoruz. Bugüne kadar konferans- kongreden baþarýyla ayrýlmýþ tüm gruplar, bu kongre ya da konferansýn hareketlerinde yarattýðý bu olumlu havadan bahsetmekte-

9


KOMÜNÝST DEVRÝM

içerdiði kanýsýndayýz). Ancak komünistlerin bu arayýþýnýn da bir sýnýrý olmalýdýr ve bu nokta da yine en iyi Komintern tarafýndan belirtilmiþtir; "yapmamýz gereken, mevcut komünist partileri yeni parti modelleriyle deðiþtirmeye çalýþmak ya da mutlak örgütsel biçimler ve ideal tüzükler icat etmek deðil; onlarý geliþtirmek ve ilerletmektir" (Age. Sayfa: 65). Komintern'in de belirttiði gibi yapýlmasý gereken düþmanýn teknik geliþmelerini takip edip ona uygun manevralar geliþtirmektir. Ýçinden geçtiðimiz gericilik koþullarý, düþmanýn, toplumsal hayatýn neredeyse tüm alanlarýnda baskýcý ve kontrol altýna almayý hedefleyen (mobese, gbt taramalarý, kontrol noktalarý ve güvenlik devriye sayýlarýnýn arttýrýlmasý) yöntemleriyle derinleþtirilmektedir. Düþman, toplumun geneline yönelik aldýðý bu tedbirlerin yanýnda daha özel hedeflere dönük (özellikle devrimcilere) çok daha etkili bir teknik donanýma sahiptir. Düþmanýn elindeki teknik donanýmýn niteliðini ve bu donanýmýn kullanýlabilirlik düzeyini tam olarak bilebilmemiz mümkün deðildir. Ancak, konuyla ilgili genel bir araþtýrma yapýldýðýnda dahi sahip olduklarý teknik donanýmýn düzeyiyle ilgili bazý verilere ulaþýlabilmektedir. Emniyet Genel Müdürlüðü 2007 ve 2009 yýllarýnda bütçesinin büyük bir kýsmýný teknik donaným alýmýna ayýrmýþtýr. Bunlar; uydudan takip için gerekli malzemeler, ortam dinlemesini saðlayan böcek dinleyici, kapalý bir mekândaki konuþulan ses dalgalarýný mekândaki cama tutulan bir lazer ýþýðýyla yeniden sese dönüþtüren malzemeler, belli bir bölgeye yerleþtirilen ve geniþ bir alandaki tüm sesleri ayýrt ederek kaydeden teknik donaným, sabit telefon ve cep telefonlarýný dinlemeyeizlemeye yarayan teknik donaným… vs. Kuþkusuz, düþmanýn ulaþtýðý bu teknik düzeye karþý etkin-etkili bir karþý taktik geliþtirmek yalnýzca bizimle ilgili deðildir ayný zamanda devrimci mücadelenin içinde bulunduðu koþullarla doðrudan ilgilidir. Ancak biz her koþulda hareketimizin daha etkin bir teknik düzeye ulaþabilmesi için uygun koþullarý yaratmak için mücadele etmeliyiz. Kuþkusuz parti öncesi hazýrlýk örgütü olarak teknik sorunlar geniþ bir alaný kapsamaktadýr. Teknik sorunlar baský aygýtýndan tutunda çeþitli organizasyonlarýn ihtiyaçlarýna kadar geniþ bir alaný kapsamaktadýr. Bütün bu maddi teknik alaný uzmanlaþmýþ, profesyonelce yürüten kadrolardan oluþan birime kavuþturmak gerekir. Bu alaný bir teknik komiteye kavuþturmak zorundayýz. Henüz böyle bir profesyonelliðe ulaþamamýþ olsak da bu yönde adýmlarýmýzý bugün-

den atmak gerekiyor. Yeniden güvenlik boyutuna dönersek; yapýlmasý gereken ve alýnabilecek olan basit tedbirler vardýr. Örneðin; teknik takip konusunda düþmanýn temel mekanizmasý cep telefonlarý üzerine kuruludur. Her ne kadar cep telefonlarýný diðer devrimci gruplar gibi hoyratça kullanmasak da cep telefonlarýnýn varlýðý bile büyük bir tehdittir ve en kýsa sürede terk edilmelidir. Terk edilemediði koþullarda ise randevulara kesinlikle yanýmýzda getirilmemelidir. Kapalý bir mekanda konuþurken mümkünse cep telefonlarý baþka bir mekana býrakýlmalýdýr (ya da son dönemde televizyonda bir haberde belirtildiði gibi pili çýkarýldýktan sonra bir gazeteye sarýlarak buzdolabýna konulabilir???); bölge ve alan dinlemeleri genellikle þehirlerarasý trenlerde, devrimci mücadelenin yüksek olduðu varoþ bölgelerde yaptýklarýný düþünmekteyiz. Özellikle bu bölgelerde yapýlan konuþmalarda dikkatli olunmalý, asla isim kullanýlmamalýdýr. Bu bölgelerde gerekmedikçe randevu alýnmamaya dikkat edilmelidir. Yine randevular konusunda; randevu yerleri sürekli olarak deðiþtirilmeli ve randevu sistematiðine uygun davranýlmalýdýr. Düþmanýn tüm bu teknik imkânlarýna karþýn fiziki takibi asla terk etmediðini bilerek randevu öncesinde ve sonrasýnda mutlaka fiziki takibe karþý kontrol yapýlmalýdýr. Yoldaþlar henüz bir operasyon yemedik ancak bir operasyonun kapýda olduðunu bilmemiz gerekmektedir. Diðer örgütlerin deneyimlerinden çýkardýðýmýz þudur ki düþman bizi hiç önemsemiyormuþ gibi davransa da bizim açýk verdiðimiz bir anda harekete geçmekte gecikmeyecektir. Ve bizler bir yandan düþmanýn operasyon sýrasýnda örgütümüze verebileceði zararý en aza indirebilmek için yaþadýðýmýz mekânlarý 'temiz' tutmalý bir yandan da siyasal bilinç olarak kendimizi o güne hazýrlamalýyýz. Örgütümüz büyüdükçe kavganýn koþullarý zorlaþmaktadýr. Burjuvazi kavgaya davet etti bizi, davetleri kabulümüzdür!

10

KOMÜNÝST DEVRÝM YAÞASIN KONFERANS ÝRADEMÝZ Hareketimiz, 5 buçuk yýllýk bir sürecin sonunda 1.Genel Konferansýný yapmýþ bulunmaktadýr. Devrimci örgüt zemininde durmanýn çaðdýþý sayýldýðý, tasfiyeciliðin had safhada olduðu bir dönemde hareketimiz, devrimci örgüt zemininde bu topraklarda eksiklini yakýcý bir þekilde hissettiðimiz devrimci bir önderlik boþluðunu doldurabilmek için yola çýktý. Toplumsal mücadelenin dibe vurduðu, reformizmin liberalizmin hakim olduðu bir dönemde, bir avuç militanýn iradesiyle kurulan hareketimiz, kuruluþuyla birlikte önüne bir takým hedefler koydu. Nitelikli kadrolara ulaþmak ve bu tip kadrolar yaratmak, maddi-teknik altyapýnýn döþenmesi, örgütün merkezi ve saðlam bir biçimde örgütlenmesi gibi hedefler ortaya konuldu. Geçirdiðimiz 5 buçuk yýlda bu hedeflere, içinde bulunduðumuz toplumsal koþullarýn ve kendi öznel koþullarýmýzýn tüm olumsuzluklarýna raðmen ulaþýldý. Bir çekirdek kadronun oluþturulmasý, çeþitli faaliyetlerle devrimci kadrolar yakalamak, yeni acemi kadrolarýn geliþtirilmesi gibi konularda hareketimiz belirli bir mesafeyi sabýrlý ve iradeli bir çalýþmaya aldý. Ayný zamanda alanlarda tüm yoldaþlarýmýzýn özverili çalýþmalarý, dýþýmýzdaki devrimci siyasetlerle devrimci zeminlerde yaptýðýmýz eylem birlikleri, hareketimizi devrimci kamuoyunda belirli bir yere getirdi. Bizler sadece konuþan fakat iþ yapmaya gelince elini taþýn altýna sokmayan bir tavýrla siyaset yapmadýk, mücadele ettik, alanlarda gerektiðinde militan duruþumuzu sergiledik. Marksist Leninist ideolojimizin propagandasýný yaparken ayný zamanda mücadelenizle, pratiðimizle de kendimizi dosta düþmana en iyi þekilde tanýttýk. Geçen 5 buçuk yýllýk sürecin sonunda hareketimiz belirli bir niteliðe ulaþtý ve artýk yeni hedeflerin belirlenmesi bir ihtiyaç olarak ortaya çýktý. Yani sahip olduðumuz niteliðin üstüne basarak daha ileri bir niteliðe ulaþmak için bazý adýmlarýn atýlmasý ihtiyacý doðdu. Bu ihtiyacýn ürünü olarak da hareketimizin en üst organý, konferans toplandý. Buradan þu sonucu çýkarabiliriz. Hareketimizin kongre-konferans anlayýþý belirli aralýlarla bir prosedürü yerine getirmek için yapýlan bir þey deðil, hareketin niteliksel deðiþimlerinin ortaya

konmasý, daha ileri bir niteliðin hedeflenmesi için ortaya konulan bir iradedir. Bizim 5 buçuk yýl sonra konferans yapmamýzýn sebebi bundan dolayýdýr. Yerinde sayan, belirlediði hedeflerin sürekli gerisinde kalan ve yeni hedefler belirlemek gibi bir kaygýsý olmayan bir siyasetin yapacaðý konferans prosedürün yerine getirilmesi çabasýndan baþka bir þey deðildir, bunun da hiçbir yararý olmayacaktýr. Konferans sonrasýnda hareket, konferans bildirgesini çýkararak hem kendi yoldaþlarýný, hem de tüm iþçileri, devrimcileri konferansý konusunda bilgilendirdi. Bildirgede yayýnlanan ve konferansta tartýþýlan konularý gözden geçirdiðimizde konferansýn oldukça verimli, doyurucu geçtiðini gözlemlemekteyiz. Politik ve örgütsel gündemlerde masaya yatýrýlan konular bugün bizim ve tüm devrimcilerin üzerine düþünmesi gereken konulardýr. Sosyalizm, enternasyonalizm, parti anlayýþýmýz, örgüt anlayýþýmýz gibi konularýn tartýþýlmasý, hareketimizin önümüzdeki dönemde Marksist Leninist ilkelerle daha bilinçli daha donanýmlý bir þekilde mücadele edeceðinin göstergesi olmuþtur. Hareketimizin önümüzdeki dönemde alanlarda daha aktif ve daha yaygýn bir mücadele yürütebilmesi için bazý araçlarýn yaratýlmasý kararlarýnýn alýnmasý, kimi teorik konularda daha da derinleþilmesi gerektiði fikrinin ortaya çýkmasý gibi durumlar, konferansýn bizim için þu dönemde ne kadar gerekli ve ne kadar zamanlý olduðunu gösterir. Konferans, baþarýyla gerçekleþtirilmiþtir. Ýçinden geçtiðimiz dönemde devrimci bir örgütün konferans yapmasý düþmana karþý kazanýlmýþ politik bir zaferdir. Kongre ve konferanslar bir örgütün en yüksek organý olduðu için düþmanýn da aðzýnýn suyunu akýtmaktadýr. Fakat hareketimiz bu süreci darbe yemeden baþarýyla geçirmiþtir, Devrim mücadelesi zorlu bir mücadeledir. Bunun bilincindeyiz. Onlarca insanýmýz düþmüþtür bu kavgada. Hareketimizin tüm yoldaþlarý devrimci iradeyi kuþanmýþtýr, konferansýmýzýn da coþkusuyla bu mücadeleyi tüm komünistlerle omuzlamaya hazýrdýr. Bu dönemde kongre ve konferans yapan baþka devrimci yapýlar da olmuþtur. Bu siyasetlerin de iradelerini selamlýyoruz. Partiye yürüyüþümüz sürüyor: BOLÞEVÝZM KAZANACAK!

11

Z. GELECEK


36