Page 1

KOMÜNÝST DEVRÝM

KOMÜNÝST ENTERNASYONAL’ÝN ÝLK DÖRT KONGRESÝ ÜZERÝNE DEÐERLENDÝRMELER Kýsa adý Komintern olan Komünist lý tarihlerdeki farklý düzeylerdeki deneyimleri Enternasyonal (III. Enternasyonal) 1919 bugün ayný ya da benzer düzeydeki partiler yýlýnda kuruldu ve 1943’te kapatýldý. Bu tar- olmadýðý sürece buradan çýkartýlacak deneyihler arasýnda bu oluþum, dünyadaki sýnýf imler ileride faydalanýlacak deneyimler mücadelesini, politik atmosferi, komünistleri, olarak kalacaktýr. Oysa bugün komünistdevletleri olumlu ve olumsuz olarak pek çok lerin sýnýf mücadelesinin daha ileriki açýdan etkiledi. Bir parti, bir örgüt, bir ideolo- deneyimlerinden çok, daha temel noktajik-politik anlayýþ olmasý bakýmýndan lardaki deneyimlere gereksinimi vardýr. Komintern’i, ama özellikle ilk dört kongresini Ýdeolojik-politik ilkelerin aydýnlatýlmasý, prodeðerlendirmek ve bu konuyu ele almak gramatik zeminin netleþtirilmesi, örgütsel neden önemlidir? Öncelikle bu sorunun inþa deneyimleri bu açýdan öncelikle deðeryanýtý dikkatle araþtýrýlmalýdýr. lendirilmelidir. Dolayýsýyla Komintern’i bu açýKomünist Devrim’i yayýnlayan komünistler, dan deðerlendirdiðimizde ilk yýllarý ya da ilk iþçi sýnýfýnýn önderliðini yapabilecek devrimci dört kongresi önemli olmaktadýr. Böylece komünist bir partinin yaratýlmasýný hedefliyor- giriþ paragrafýnda sorduðumuz sorunun lar. Bu hedefe planlý, yöntemli bir hazýrlýk yanýtýna ulaþmýþ bulunmaktayýz. süreciyle varýlabileceðini düþünüyorlar. Ýþçi Komünist Enternasyonal’in ilk dört kongresýnýfýnýn önderliðini yapabilecek devrimci bir si 1919 ile 1922 arasýnda her yýl yapýlan konpartinin inþasýný uluslararasý bir sorun, ayný greleri kapsar. Enternasyonal 1924, 1928 ve zamanda güncel olduðu kadar tarihsel prob- 1935’de kongrelerini yaptýktan sonra, 1943 lemlerle bezeli bir sorun olarak görüyorlar. yýlýnda yürütme komitesi tarafýndan bu Dolayýsýyla yalnýzca bu topraklara özgü Enternasyonal’in kapatýldýðý ilan edilmiþtir. deðil, uluslararasý olan; yalnýzca güncel Biz bu yazýmýzda yalnýzca ilk yýllar, dört kondeðil, tarihsel olan bu sorunun çözümü için gresi üzerinde yoðunlaþmaktayýz. Ancak bu “tarihsel” problemlerin algýlanýþýnda ve ilk dört kongre son derece yoðun geçmiþtir. çözümünde ciddi bir ilerleme kaydedilmesi Tartýþýlan konular birden fazla alandadýr ve gerekiyor. Bugün sýnýf mücadelesinin farklý tipte konular ele alýnmýþtýr. Tartýþmalar seyrinde, komünistlerin siyasal-örgütsel çetin sýnýf mücadelesi deneyimleriyle de faaliyetlerinde köklü sorunlar varsa, bunlar perçinlenmiþ ve bu deneyimler yapýlan konyalnýzca güncel sorunlar ve gündelik hedef greleri ayrýntýlý kýlmýþtýr. Bu bakýmdan ve planlarla deðil, tüm bunlara kaynaklýk Komintern’in ele alan bu yazýmýzda ilk dört eden tarihsel problemlerin “üzerine gidilerek” kongrenin her biri üzerinde ayrýntýlarýyla durçözülebilir. Kuþkusuz tarihsel problemlerin mayacaðýz. Her þeyden önce bu yazý ilk dört çözümü de anlýk deðildir ve bir süreç ister. kongrenin deðerlendirilmesine genel bir Yoðun bir emek, mücadele, irade, yöntemli bakýþ ve bir giriþ olarak düþünülmelidir. Ýkinci ve örgütlü bir bakýþ ister. Bahsettiðimiz olarak da dört kongrenin bugün komünistkonuyla ilgili olarak, komünistlerin tarihsel lerin kendilerine belirledikleri görevlerle paraproblemleri açýsýndan geçmiþte yaþanmýþ lel konularýný ele almaya çalýþacaðýz. olaylarý, örgütleri ya da kiþileri deðer- Dolayýsýyla örneðin, kitlelerin çoðunluðunu lendirmek, bunlarý yerli yerine oturtmak için kazanmayý hedefleyen politik açýlýmlar yerine gerekli deðildir yalnýzca; bugünkü inþa deneyimleri üzerinde duracaðýz. mücadelemize yönelik politik sonuçlar çýkartÝkinci Enternasyonal’den Kopuþ ve Yeni mak için de gereklidir. Biz komünistler için Bir Baþlangýç acil ve dolaysýz hedefimiz, parti hedefi için Öncelikle Komintern kendi döneminde hangi plân, hangi yol, yöntemle yürümemiz farklý akýmlardan koparak kurulduðu, ama gerektiðini aydýnlatmaktýr. Tüm tarihsel olay- özellikle de egemen akým olarak kabul edilen lara bu yöntemle yaklaþýrken, Komintern’e Ýkinci Enternasyonal’den ciddi bir kopuþu de ayný þekilde bakmamýz bir zorunluluktur. gerçekleþtirdiði gerçeði üzerinde biraz durKomintern oldukça yoðun olaylarýn mak gereklidir. Çünkü Komünist yaþandýðý kendi tarihiyle pek çok boyutu kap- Enternasyonal’in ayýrt edici yanlarý daha sayan bir örgütlenme ve sýnýf mücadelesi kurulmadan önce Ýkinci Enternasyonal ile pratiðidir. Bu enternasyonalist örgütlenmeyi, hesaplaþma süreci içinde göze çarpmaya onun tüm tarihi ve boyutlarýyla, ayrýntýlarýy- baþlamýþtýr. la ele almak bugün için ne mümkün ne de 1914 yýlýnda I. Dünya savaþý (I. gereklidir. Daha doðrusu bunun belli ölçüde Emperyalist paylaþým savaþý) baþladýðýnda mümkün olduðunu söyleyebilsek bile, gerek- Avrupa’da sosyal devamý sayfa 15’de  li olmadýðý kesindir. Çünkü Komintern’in fark- Demokrat partilerin kendi

20

DEVRÝM KOMÜNÝST

DEVRÝM ÝÇÝN DEVRÝMCÝ PARTÝ PARTÝ ÝÇÝN ÖRGÜTLÜ HAZIRLIK DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET MERKEZ YAYIN ORGANI

SAYI : 21

MART 2007

FÝYATI: 1,50 YTL

MART- MAYIS SÜRECÝNDE DÜZENÝN SALDIRILARI VE KOMÜNÝSTLERÝN POLÝTÝK, ÖRGÜTSEL GÖREVLERÝ ÜZERÝNE

Mart-mayýs süreci yaþadýðýmýz topraklarda sýnýf mücadelesinin ve toplumsal mücadelenin önemli gündemlerini içerir. Bu dönem, yýlýn belli günlerinde, özel gündemlerin anýldýðý ya da salt takvimsel eylem günleri olmalarýnýn ötesinde bir anlamý ifade eder. Solun ve devrimci hareketin farklý gruplarýnýn, öznelerin kendi anlayýþ, plân, yöntemiyle içinde yeraldýðý, fakat yalnýzca politik gruplarýn deðil, bu topraklardaki mücadele dinamiklerinin az çok yeralýp, sýnýf mücadelesinin mevcut seyrinin bir göstergesi olduðu ve doðal olarak karþý cephede yer alan burjuvazi ve onun devletinin de bu süreçte kendi sýnýf davranýþlarýyla müdahalelerde bulunduðu bir süreçtir Mart-Mayýs süreci. Dolayýsýyla bu sürece girerken ve bu sürecin içinde bulunduðumuz duruma kadarki politik geliþmeleri deðerlendirip, önümüzdeki sürece dönük sonuçlarý ele almak önem taþýmaktadýr. Hrant Dink cinayetinin ardýndan katili ve baðlantýlarýný ortaya çýkardýklarý ile övünen düzen güçleri, geliþmeleri kendi lehlerine sonuçlar doðuracak ve kendilerini aklama yönünde çeþitli manevralarla geçiþtirdiler. Yaratmaya çalýþtýklarý þovenist havanýn daðýlmasýný engellemek için “milliyetçiler hedefte” hezeyanlarýyla uþaklarýna küçük çaplý eylemler yaptýrmalarýnýn yaný sýra esas olarak medyanýn desteðiyle þovenist havayý diri tutmaya çalýþtýlar. Newroz eylemleri yaklaþýrken buna ihtiyaçlarý olacaðýnýn farkýndaydýlar. Bunun dýþýnda güvenlik önlemlerinin, kameralarýn, polisin yetkilerinin arttýrýlmasýnýn propagandasýný yaparak, ayný zamanda faþist cinayetlerin devletle baðlantýsýný gizlemeye, üzerini örtmeye çalýþtýlar. Son haftalarda asayiþ olaylarýný sürekli gündemde tutarak, baský önlemlerini toplumun geniþ kesimlerinin gözünde meþrulaþtýrmak için çabalarý da ayný politikalarýný devam ettirdiklerini gösteriyor. Newroz öncesi Kürt hareketine dönük baskýlarýný arttýrmalarý, bu cephede uluslararasý geliþmelerde (Güney Kürdistan ve Kerkük sorunu üzerinde) ellerini güçlendirme çabasýyla birlikte, Mart-Mayýs sürecine düzenin bir karþý saldýrý ile yaklaþtýðýnýn bir iþaretidir. Sokaðýn gerçek gündemi, düzenin saldýrýlarý ve toplumsal mücadelenin

yürütücülerinin mücadelesi olurken, düzen cephesi bir yandan cumhurbaþkanlýðý seçimi üzerinden, laiklik, baþörtülü eþ vs. gibi konularda kitlelere yapay gündem dayatýyor, diðer yandan da medyanýn pompalamasýyla kitleler bu gündem etrafýnda gerçek sorunlarýndan uzaklaþtýrýlmaya çalýþýlýyor. Þimdi tüm bunlarý birbirleriyle baðlantýlarýyla ve daha ayrýntýlý þekilde deðerlendirmeye çalýþacaðýz. Burjuva Düzeni Elini Güçlendiriyor, Olasý Geliþmelere Hazýrlanmaya Çalýþýyor Burjuva düzeninde demokrasinin biçimsel demokrasi olduðu her devrimci için bilinen bir gerçektir. Bu düzende varolan hak ve özgürlükler iþçi sýnýfýnýn, emekçilerin mücadeleleriyle elde edilmiþ olsalar da burjuvazinin demokrasisinin biçimsel eþitliðe dayandýðý genel olarak doðrudur. Bugün, burjuva demokrasisinin “demokrasi görüntüsünün” en temel yapýlarýndan olan temsili demokrasi kanallarýndaki biçimsel farklýlýðýn dahi silinmesi, tekelci dönemde burjuva demokrasisinin gelip gelebileceði yeri göstermektedir. Bu olgu dünyanýn hemen her burjuva rejiminin genel görüntüsüdür. Örneðin, Türkiye’de son genel seçimlerde parlamento da iki parti temsil edilmiþtir. Bunlarýn aldýklarý oy toplamý %53 olup, seçmenlerin yarýsýnýn oyunun parlamentoya yansýmamýþ olmasý, üstelik bu toplamýn da tüm seçmenlerin %40’ýna eþit olduðu düþünüldüðünde, burjuva demokrasisinin biçimsel demokrasi görüntüsüne dahi ihtiyaç duymamasý söylediðimiz gerçeði apaçýk göstermektedir. Burjuva demokrasisi çoktan beridir tarihsel sýnýrlarýna dayanmýþ olsa bile bu tarihsel ve nesnel

BU SAYIMIZDA

6 8 Mart Kavga Günü ve Komünistlerin Yaklaþýmý15

8 Alanlardan yoldaþlar ‘Hareket’i Deðerlendiriyor 15

Devrimci Komünist Hareket’e Bir Bakýþ

8 15

Devrimci Ýrade ve Cüretle Ýleriye Atýlmanýn ...

10 15

Proleter Devrime Ýmzamýzý Atacaðýz

9 15

Gazi Ayaklanmasý Sýnýfa Karþý Sýnýf Savaþýdýr 15 12 Komünist Enternasyonalin Ýlk Dört Kongresi ... 15 20


KOMÜNÝST DEVRÝM

durum ile onun somut sýnýf mücadelesi arenasýnda aþýlmasý arasýnda açý olduðu kesindir. Bu açýnýn kuþkusuz ki birden çok nedeni vardýr. Burjuva rejimleri baþta Batý Avrupa olmak üzere pek çok ülkede, Sovyetler Birliði’nin varlýðýnýn yarattýðý özgün bir dönemde, sosyal demokrasi sayesinde biçimsel demokrasi görüntüsü verebilmiþ, emekçi sýnýflarý düzen içinde tutmayý baþarabilmiþtir. Bunun dýþýnda baþka bir dizi nesnel sebepler sayabilmek de mümkündür. Ancak esas olarak vurgulanmasý gereken neden, burjuva rejimleri yýkýp, tarihsel sýnýrlarýna dayanmýþ burjuva demokrasisinin yerine iþçi sýnýfýnýn demokrasisi olan Sovyet demokrasisini “getirmekle” yükümlü öznel faktörün yani komünistlerin zaaflarý ve eksikliðidir. Türkiye Kapitalist Cumhuriyeti bugün, kendi tarihinde az rastlanan, tekelci burjuvazinin programýný tek bir ses ve kaynaþmýþlýkla uygulayabilen, bunu geniþ kitleler içinde az çok meþrulaþtýrabilen ya da genel meþruiyet görüntüsü yaratabilen bir döneminden geçiyor. Bir süredir resmi ideolojisini Türk-Ýslam sentezinin oluþturduðu ideolojik söylemindeki yeniden yapýlandýrmayý yerine getirmeyi “baþarabilen” bir iktidar ile yürüyen burjuvazi, bu avantajýný sonuna kadar kullanmaktadýr ve gelecekte de kullanmak isteyeceði acýktýr. Ýçerde yarattýðý bu olanaðý uluslararasý alanda da hedeflerini gerçekleþtirmek için önemli bir avantaja dönüþtürmek için çaba içerisindedir. Bu tablo içerisinde, son dönemde devlet eliyle yükseltilen þovenizm dalgasýnýn farkýna varmamak ya da politik deðerlendirmeler yaparken bu noktaya deðinmemek mümkün deðildir. Bu durum yalnýz bizim söylediðimiz ve gördüðümüz bir gerçek olmanýn ötesinde pek çok kesim tarafýndan da iþaret edilip, dillendirilmektedir. Bu þovenist, milliyetçi havanýn kimler tarafýndan, nasýl ve hangi hedeflerle yükseltildiði, yükseltilmeye çalýþýldýðý daha önceki sayýlarýmýzýn baþyazýlarýnda belli oranda iþlendi. Burada amacýmýz bilinenleri tekrar etmeden genel tabloyu yeniden hatýrlatýp, özellikle MartMayýs sürecine dönük etkilerine vurgu yapmak olacaktýr. Öncelikle bugünkü þovenist, milliyetçi etkinin arttýrýlmasý tüm burjuva cephesinin ortak politik tutumudur. Herhangi bir burjuva partisinin ya da özel bir kurumunun belirlediði, uygulamaya çalýþtýðý bir yönelim deðil, bir bütün olarak burjuva cephesinin ortak tutumudur. Devletin resmi aðýzlarýnýn dillendirdiði bir gerçek olmasýnýn yaný sýra burjuva partilerinden, medyaya, emniyetinden, eðitim kurumlarý ve belediyelere kadar tüm kurum ve kiþilerin bu yöndeki “hýzlý uyumlarý” bundan dolayýdýr. Ayný zamanda burjuva düzeninin 1980li yýllardan bu yana girdiði dönüþüm sonucunda mevcut kurumlaþmalarýný bu zeminde oluþ-

turduðunun da bir göstergesidir. Bugün burjuva cephesinin üzerinde anlaþtýðý milliyetçi, þovenist dalga geniþ kitleleri hedeflemektedir. Mevcut rejim için milliyetçiliðin birden çok iþlevi vardýr. Toplumdaki milliyetçiliðin yükseliþi, tekelci burjuvazinin programýný uygulamanýn uygun zeminini oluþturmaktadýr. Tekelci burjuvazinin programýnýn toplumsal sýnýflar arasýndaki gerilimi arttýrma etkisine karþý, milliyetçilik üzerinden genel bir kabul görmesine, bu gerilimi azaltma, perdeleme ya da bastýrma iþlevi ile yerine getirilmeye çalýþýlmaktadýr. Uluslar arasý alanda emperyalist paylaþýmýn yaþadýðýmýz coðrafya üzerinden gündeme gelmesi karþýsýnda, burjuvazinin emperyalist paylaþýmda alacaðý roller ve bu paylaþýmda kendi hedeflerine ulaþabilmek için elini güçlendiren bir rol oynamaktadýr. Dolayýsýyla kitlelere nüfuz eden milliyetçi ortam, içerde burjuvazinin sömürüsünü sürdürmesine olanak saðlarken; dýþarda baþka burjuvalar karþýsýnda da uluslar arasý sömürüden alacaðý payý korumak ve arttýrmak için iþlev görmektedir. Bu genel hatýrlatmadan sonra þu soru akla gelmektedir. Burjuvazi için böylesine iþlevli bir araç her zaman iþine yarayabilecekken neden özellikle bu dönemde daha fazla öne çýkarýlmaktadýr? Sýnýflara bölünmüþ burjuva toplumunda, kitlelerin geniþ kesimlerinin siyasal (burjuva siyasal) araçlarla sisteme yedeklenebilmesi öyle kolay bir olgu deðildir. Toplumsal hayatý oluþturan öðeler (eðitimden, baský aygýtlarýna, kitle iletiþim araçlarýndan din, aile vs.) üzerinde burjuva sýnýfýnýn tam bir kontrolü, kitleleri düzene yedeklemenin zeminini oluþturur. Bu anlamýyla 1980 sonrasý politikalarýnýn meyvesini/meyvelerini bugün daha kolayca topladýklarý söylenebilir. Bir baþka sebep olaraksa uluslar arasý alanda emperyalist paylaþýmýn þiddetlenmiþ olmasý, Türkiye gibi emperyalist paylaþýmda bir þekilde rol almaya doðru giden bir ülkenin paylaþýmda elini güçlendirmek için içerde buna uygun bir toplumsal ortamý oluþturmasý gerekliliðidir. Düzen güçleri açýsýndan temelde bu iki sebepten kaynaklanan bugünkü durum, elde ettikleri sonuçlara yaslanarak önümüzdeki süreçte politikalarýný uygulayabilmenin yolunu döþemeye çalýþtýklarýnýn göstergesidir. Edilgen bir biçimde de olsa kitlelerin geniþ kesimlerini gerici yönelimlerinin peþine takmanýn avantajlarýný kullanarak baþta Newroz olmak üzere son sürece dönük saldýrýlarýný arttýrdýklarý görülüyor. Kürt hareketinin öncelikle legal mevzilerine dönük saldýrýlar, TC’nin tarihsel problemlerinden biri olan bu sorunu kendisi için en az sorun olacak bir noktaya çekebilmek ve paylaþým savaþýnda roller üstlenmeden önce elini güçlendirmek hedefiyle gerçekleþtirilmektedir.

2

Kürt Hareketine Dönük Saldýrýlarý Nasýl

KOMÜNÝST DEVRÝM

gözden geçirerek ve kendi hareketimizin deneyimlerini inceleyerek, hýzlý ve verimli biçimde eðitmek ve esaslý þekilde örgütlemek, onu her türlü manevrada, her türlü çarpýþmada, saldýrýda ve savunmada çatýþmalarda sýnamak gereklidir. Bu uzun ve zorlu okuldan geçmeden zafer kazanýlamaz. .... Yeni ve gittikçe tayin edici mücadelelerde, gerek savunma, gerekse de saldýrý mücadelelerine daha titiz, daha esaslý bir hazýrlýk- Üçüncü Kongre kararlarýndaki temel ve en önemli þey budur. .... Proletaryanýn çoðunluðunu kendimize kazanmak, “günün en önemli görevi” budur.” (Age, 252-253) Açýk bir bilinç ve devrimci bir yöntemle inþa sorununa deðinen Lenin, ilk iki kongrenin görevlerinin belli oranda yerine getirilmesi için, eðitim ve örgütlenmenin gerekliliðine iþaret etse de esas olarak proletaryanýn çoðunluðunu kazanmak üzerine vurgu yapmaktadýr. Fakat iki yýlda komünist partilerin inþasýnýn ne düzeyde yerine getirilebildiði sorusu bir yana, çoðunluðu kazanmak görevlerine yapýlan vurgu, içinden geçilen dönemde kitlelerin devrimci kabarýþýna yanýt verme üzerinden þekillenmiþtir. Zaten ilk dört kongrenin belgeleri incelendiðinde, Bolþeviklerin deneyimlerinin çoðunlukla devrimci yükseliþ dönemleri ve devrimci durumlardaki-1905 devriminin olduðu dönem ve 1917 Þubatý ile Ekim’i arasýndaki döneme iliþkin- konumlanmasýna, deneyimlerine atýflarýn yapýldýðý görülmektedir. Özellikle Batý Avrupa komünist partileri için, hazýrlýðýn, kitlelerin kabarýþýna yanýt verecek ve devrimi hazýrlamanýn görevlerine vurgu yapýlarak içeriklendirildiði söylenebilir. Dolayýsýyla, Lenin konuþmalarýnda komünist partilerin örgütlenmelerinde zaaflara, eksikliklere iþaret etse de adeta içinden geçilen dönemin kitle hareketinin yükseliþ treninin kaçýrýlmamasý için kitlelerin çoðunluðunu kazanmak için devrime hazýrlýk görevleri öne çýkarýlmýþtýr. Bugünden baktýðýmýzda, gerçek anlamda komünist partilerin yaratýlamadýðý durumda, devrime hazýrlýðýn da yapýlamayacaðýný söyleyebiliriz. Komintern’in dünyanýn farklý coðrafyalarýnda henüz yeterli nitelikte ya da devrimci nitelikte komünist partileri inþa edememiþken, önüne devrimi hazýrlamak görevlerini koymasý yalnýzca içinden geçilen dönemin kitle kabarýþýna yanýt vermek isteðinden kaynaklanmamýþtýr. Ayný zamanda “sol komünist” akýmýn tutumlarýna karþý bir yanýt ihtiyacý olarak da þekillenmiþtir. Gerek Enternasyonal’in kendisi, gerekse de Lenin’in kiþisel çabalarý sol komünistlerle mücadeleyi II.Kongre’de yerine getirmiþse de kitlelerin çoðunluðunu kazanmayý önüne

19

koyan üçüncü kongrede de bu mücadele devam etmiþtir. Komintern’in sol komünist akýmla mücadelesi çeþitli konularda ve kapsamda yürütülmüþtür. Burada bunlarýn hepsine deðinmek yerine yalnýzca komünist partilerin inþasý baðlamýnda bu akýmla yürütülen mücadeleye deðinmeyi tercih edeceðiz. Sol komünistlerin özellikle parti inþasý konusundaki düþünceleri, Komintern’in geniþ kitleleri kazanma politikalarý karþýsýnda, henüz komünist partilerin bu aþamaya gelmediði, komünistlerin halâ önceki dönemin politikörgütsel etkisinden kurtulamadýðý, dolayýsýyla örgütsel inþa görevlerinin daha baþlangýç evresinde olduklarý üzerinedir. Bu iddialarda belli oranda doðruluk payý olsa da bunlar, batýda henüz bütünüyle geri çekilmemiþ olan kitle hareketinin seyrine müdahale karþýsýnda komünist partilerin görevlerini daha geri noktalardan belirleyen bir içeriðe sahiptir. Bu kanadýn öncülerinden olan Herman Gorter’in söyledikleri de bu yöndedir: “ Batý Avrupa’da proletaryanýn öncüleri kazanýlmýþtýr. Bu yanlýþ yoldaþ. Propaganda zamaný geçmiþtir. Bu da yanlýþ. Proletaryanýn öncüleri ideolojik bakýmdan kazanýlmýþtýr. Bu böyle deðil, yoldaþ. Hayýr yoldaþ, bu dönem Batý Avrupa’da henüz yeni baþlýyor. Þu anda daha hiçbir yerde saðlam bir çekirdek oluþmuþ deðildir. Burada bize gerekli olan, çelik gibi dayanýklý, cam gibi berrak bir çekirdektir. Büyük bir örgütü kurmaya bu noktadan baþlayacaðýz. Bu bakýmdan biz þu anda, sizin Iskra dönemi aþamasýndayýz.” (Herman Gorter, Yoldaþ Lenin’e Açýk Mektup, Günizi Kitaplýðý, 93-94) Ýlk iki kongre döneminde batýdaki kitle hareketi ve devrimci durum, III. Kongre döneminden (1920 yýlýndan itibaren) itibaren düþmeye baþlamýþtýr. Ancak yine de bütünüyle sönümlenmemiþtir. Böyle bir dönemin içinde komünist partileri inþa ederken, nasýl bir yöntem izlemek gerektiðini saptamak önemliydi. Komintern, ilk iki kongresi boyunca propaganda ve öncünün kazanýlmasý, oportünizm ve merkezcilerle ayrýmlarýn çekilmesine uðraþmýþ, üçüncü kongreyle birlikte bu dönemin görevlerini tamamýyla yerine getirilmiþ olduðunu düþünmese de pek çok politik, örgütsel sorunlarýn olduðunu söyleyerek o dönem mevcut olan kitle kabarýþýna bir þekilde yanýt vermek, bundan yararlanmak istemiþtir. Sonuçta bir kitle hareketinin varlýðý koþullarýnda parti inþasýnýn nasýl olmasý gerektiði konusunda Komintern net bir yöntem ifade etmemiþ olmasýna raðmen sol komünistlerin söylediði gibi örgütsel görevleri daha gerilerden belirlemenin de bunu belirleyenleri ileriye taþýyamadýðý tarihsel deneyimle görülmüþtür.


KOMÜNÝST DEVRÝM

Üçüncü Kongrede, komünist partilerin örgütsel inþasý ve çalýþma yöntemleriyle çalýþmalarýnýn içeriði üzerine bir karar kabul ettik. Karar mükemmel, fakat neredeyse baþtan sona Rus iþi, yani içindeki her þey Rus koþullarýna dayanýyor. Bu onun iyi yanýdýr, ama ayný zamanda kötü yanýdýr. Kötü yanýdýr, çünkü bu kararý neredeyse hiçbir yabancýnýn baþtan sona okuyamayacaðýndan eminim. Bunu söylemeden önce kararý bir kez daha okudum. Birincisi, fazla uzun, elli yada daha fazla madde içeriyor. Yabancýlar bu tür þeyleri genellikle okumazlar. Ýkincisi, okusalar bile, bir þey anlamayacaklardýr, çünkü fazla Rus iþi. Rusça yazýldýðý için deðil-mükemmel biçimde bütün dillere çevrilmiþtir-tamamen Rus ruhuyla dolu olduðu için. Üçüncüsü, bu kararý istisnai olarak herhangi bir yabancý anlasa bile uygulayamayacaktýr. Üçüncü eksikliði budur. Yabancý delegelerden bazýlarýyla konuþtum ve kongre sýrasýnda, þahsen kongreye katýlmasam da-ne yazýk ki bu benim için olanaksýz-farklý ülkelerden çok sayýda delegeyle meseleleri ayrýntýlý biçimde tartýþabileceðimi umuyorum. Benin izlenimim bu kararla büyük bir hata yapmýþ, yani baþarýlarýmýzýn devamýnýn bizzat kesmiþ olmamýzdýr. Dediðim gibi, karar mükemmel hazýrlanmýþtýr; elli yada daha fazla maddesinin her birinin altýna imzamý atarým. Fakat Rus deneyimimizi yabancýlara nasýl sunacaðýmýzý öðrenmemiþiz. Kararda söylenen her þey ölü harf olarak kaldý. Bunu kavramazsak ilerleyemeyiz.... Her þeyden önce , diðer þeylerin yanýnda, onlar bizim komünist partilerin örgütsel inþasý üzerine yazdýðýmýz ve yabancý yoldaþlarýn okumadan ve anlamadan imzaladýklarý þeyleri anlamayý öðrenmelidirler. Bu onlarýn ilk görevi olmak zorundadýr. Bu karar uygulanmalýdýr. Bu bir gecede olmaz, bu kesinlikle olanaksýzdýr, karar fazla Rus iþi, Rus deneyimini yansýtýyor. Bu nedenle yabancýlar için tamamen anlaþýlmazdýr ve onlar bu kararý bir aziz tasviri gibi köþeye asýp, önünde dua etmekle yetinemezler. Bununla hiçbir yere varýlmaz. Rus deneyiminin epeyce büyük bir lokmasýný sindirmeleri gerekiyor. Bunun nasýl olacaðýný bilmiyorum..... Biz Ruslarda yabancýlara bu kararýn ilkelerini anlatmak için yöntemler ve yollar aramalýyýz.” (Lenin Döneminde Komünist Enternasyonal Belgeler, Cilt 2, Tohum Yay, 2002, 386-387) Bu uzun alýntý, konumuz açýsýndan önemli noktalara deðinmektedir. Üçüncü kongrede kabul edilen “Komünist Partilerin Örgütsel Yapýlarý, Çalýþmalarýnýn Yöntem ve Ýçeriði:Tezler” baþlýklý 59 maddelik kararlar okunduðunda geliþkin bir komünist partinin

18

faaliyetinin, yapýsýnýn her açýdan bir tanýmlanmasýnýn yapýldýðýný görürüz. Ancak, Lenin’in fazla Rus iþi biçiminde ifade ettiði bu kararlarda betimlenen parti niteliði komintern içinde bir tek Bolþevik parti için geçerliydi. Zaten bu tür bir tanýmlama yapýlabilmesi için önlerinde en azýndan bir tane örneðin olmasý gerekirdi. Dolayýsýyla sorun dünya komünistlerinin önüne geliþkin bir partinin nasýl olmasý gerektiðinin konulmasýndan çok, bu niteliðin nasýl kazanýlabileceði, bu nitelikte partilerin nasýl inþa edilebileceðidir. “Bu bir gecede olamaz, yabancýlarýn bunu öðrenmeleri, sindirmeleri gerekir” sözleri durumun Lenin tarafýndan kavrandýðýný anlatýyor olsa da, asýl tespit edilmesi gereken “bunun nasýl olacaðýný bilmiyorum” biçiminde dile getirdiði, Komintern’in net bir inþa perspektifine sahip olmamasýydý. Bir kez daha vurgulamak gerekir ki Komünist Enternasyonal ilk yýllarýnda ideolojik-politik ilkelerde netleþmeyi öne alan bir yöntem izlemiþtir. Bu yöntem komünistleri oportünistlerden ve merkezcilerden en azýndan politik zeminde ayýt eden bir niteliði yaratmýþ olsa da bir bütün olarak devrimci parti niteliðinin yaratýlmasýna yeterli olmamýþtýr. Ýzlenen yöntemin farklý biçimlerde, farklý alanlarda derinleþtirilmesi saðlanamamýþtýr. Komünist partilerin inþasý sorununun derinleþtirilememesinin altýnda yatan sebeplerden biri, bizim tespit edebildiðimiz kadarýyla, Komintern’de içinden geçilen koþullarýn deðerlendirilmesinin görevler üzerindeki “aþýrý” belirleyiciliðidir. Bu durumu belgeler üzerinden açýklamak daha aydýnlatýcý olacaktýr. Lenin üçüncü kongre sýrasýnda “Alman Komünistlerine Mektup” baþlýklý bir makale yayýnlar. Bu makalede konumuzla ilgili bir bölümde þunlarý söyler: “Ýlk önce komünistlerin, tüm dünyaya ilkelerini açýklamalarý gerekiyordu. Bu I. Kongrede yapýldý. Bu ilk adýmdý. Ýkinci adým, Komünist Enternasyonal’e örgütsel bir biçim vermek ve ona üyelik koþullarýný belirlemekti; -Merkezcilerden, burjuvazinin iþçi hareketi içindeki doðrudan ve dolaylý ajanlarýndan gerçek ayrýlýðýn koþullarý. Bu, Ýkinci Kongrede yapýldý. Üçüncü Kongrede pratik, pozitif çalýþmaya giriþmek, baþlanmýþ olan komünist mücadelenin pratik deneyimlerini dikkate alarak, taktik ve örgütsel olarak bundan sonraki faaliyetin çizgisinin tam olarak ne olmasý gerektiðini somut olarak saptamak gerekiyordu. Bu üçüncü adýmý da attýk. Tüm dünyada bir komünistler ordusuna sahibiz. O hala kötü eðitilmiþ ve kötü örgütlenmiþ durumda. Bu doðruyu unutmak yada kabul etmekten korkmak, dava için muazzam zararlý olacaktýr. Bu orduyu, en büyük dikkat ve katýlýkla kendimizi

KOMÜNÝST DEVRÝM

Okumalý? Geçen ay üst düzey devlet görevlilerinin ama özellikle genelkurmay baþkanýnýn ABD ziyareti sonrasý görünüþte Kerkük sorunu üzerinden yaptýðý çýkýþlar, baþka gerekçeler ve söylemlerle gündemleþti. Bu defa “Sayýn” kavramýnýn DTPli önderler tarafýndan kullanýlmasýnýn krize dönüþtürülerek, Kürt hareketine dönük saldýrýlar gerçekleþtirildi. Ýlginç olansa bu sýralarda Deniz Baykal’ýn baþbakanýn Abdullah Öcalan için bir radyo demecinde sayýn dediðini iddia etmesi ve bu durumda baþbakandan bir özür beklenmesidir. Deniz Baykal’ýn bunu gündeme getirmesi cumhurbaþkanlýðý seçimi öncesi manevra yapmak amacýný taþýdýðý kesin olmakla birlikte, pek çok DTP yöneticisinin bu yüzden gözaltýna alýnmasý, haklarýnda davalar açýlmasý söz konusu iken ayný muamelenin baþbakana iþletilmemesi, sayýn meselesinin DTP’ye dönük baskýnýn göstermelik bir gerekçesi olduðunu ortaya koyuyor. Kürtlere dönük düzenin saldýrýlarý Newroz öncesi ve anýnda da sürdürüldü. Öncesinde düzenin tüm kurumlarý, tam bir sözbirliðiyle Newroz üzerinden Kürt kitlelerinde korku ve sinmiþlik havasý yaratmaya çalýþarak, kimi zaman tehditlere varan sözlerle saldýrýya giriþtiler. Tüm bunlar düzenin bu yýl Newroz’a geçen yýllara göre daha özel hazýrlandýðýný göstermiþtir. Bu özel hazýrlýk kimi yerlerde yasaklarla, yoðun polisiye önlemlerle ve eylemlere saldýrýlarla kendini açýða çýkarmýþtýr. Düzenin bu saldýrýlarýnýn altýnda birkaç neden sayýlabilir. Öncelikle en genel anlamda saldýrýlarýn nedeni, Kürt hareketini, özellikle onun önderliðini liberal bir düzleme çekmiþ olsalar dahi Kürt kitlelerinin geniþ kesimlerinin mücadele dinamizmini halâ söndürememiþ, bastýramamýþ olmalarýdýr. Bu dinamizmi hedeflemiþlerdir. Geçen yaz Diyarbakýr’da yaþanan küçük çaplý da olsa kalkýþma, bu dinamizmin Kürt kitlelerinde halâ diri olduðunu ve liberal önderliðin kimi zaman bu dinamizmi düzeniçi yollarla denetim altýna alamamasý, kimi zaman bu önderliði aþmasý bu durumu somutlamaktadýr. Saldýrýlarýn özel bir nedeniyse Türkiye’nin önümüzdeki süreçte paylaþým savaþýnda ABD eksenine yakýnlaþmasý, bu yönde daha fazla roller üstlenmeden önce güneydeki Kürt devleti ve kendi içindeki Kürt meselesinde, kendisi için tehlike olmaktan çýkacak bir düzeyde ya da kabul edilebilir düzeyde bir “çözüm” geliþtirmek maksatlýdýr. Dolayýsýyla düzen kendi “çözümünü” uygulamadan önce tehlikeli yanlarý budamaya çalýþýyor denilebilir. Kürt hareketinin önderliðinin tutumlarýna geçmeden önce son bir noktaya daha deðinmekte fayda vardýr. Bilindiði gibi burjuva düzeni Türkiye’de emekçi sýnýflarýn geniþ kesimlerine yönelik milliyetçi, faþist politik manipülasyonunu PKK ve terör söylemi

3

üzerinden gerçekleþtirmektedir. Son yýllarda tüm eylemleri kitlelerin gözünde terör sorunuyla baðlantýlý biçimde göstermeye çabasý içindedir. Bu sayede Kürtler yapsýn yapmasýn, tüm eylemleri onlara mal ederek; kendi baský aygýtlarýnýn müdahalesinin dýþýnda, kitlelerin bu þovenist þartlanmýþlýðýn etkisi altýnda basýnç kurmaya çalýþmaktadýr. Bugün için bu taktiðini Newroz’da yeterince uygulayamamaktadýr çünkü Newroz eylemleri Kürtlerin kitlesel katýlýmýyla gerçekleþmektedir. Kapitalist düzenin bekçileri, Newroz’a yönelik bu tür bir faþist kitle saldýrýsý örgütlemeye çalýþtýðýnda bunun altýndan kalkamayacaðýný biliyor. Ancak, bu yýlki Newroz kutlamalarýnýn yapýldýðý kimi yerlerde, özellikle eylem bittikten sonra küçük çapta olsa bile sivil faþist güçleri saldýrtmaya çalýþtýlar. Bu denemeleri önümüzdeki yýllarda plânlarýný daha geniþ uygulamak için fýrsat kollayabileceklerinin iþareti olarak görmek gereklidir. Düzenin saldýrýlarý böyleyken Kürt hareketinin önderliði þimdiden genel seçimlerde parlamentoya nasýl girerim düþüncesiyle düzenle hiçbir sürtüþme yaþamamaya çalýþtý. Saldýrýlar karþýsýnda, Abdullah Öcalan’ýn saðlýðýný gündeme getirmenin ve barýþkardeþlik gibi genel sözlerin dýþýnda bir politik tutum kýrýntýsý dahi geliþtirmemiþlerdir. Son yýllarda Kürt kitlelerinin mücadele istek ve dinamizmleri söz konusu olduðunda sürekli bu dinamizmi düzeniçi hayallerle dizginlemeye çalýþan DTP zeminindeki Kürt önderliði, adeta Kürt kitlelerini politik olarak silahsýzlandýran bir konumda durmaktadýr. Düzenin saldýrýlarýnda az çok mesafe almasýnýn altýnda kendi becerilerinden çok esas olarak Kürt önderliðinin bu tutumlarýnýn olduðunu söylemek gereklidir. Siyasal mücadelede hiçbir uzlaþmanýn olmamasý gerektiði yönünde bir kural olmasa da, sürekli uzlaþma temelinde kimi haklar elde etme yönteminin ne tip sonuçlara götüreceðini Kürt hareketinin kendi deneyimlerinden öðrenmiþ olmasý beklenirdi. Ancak yaþanan tüm gerçeklik düzenin saldýrýlarýnýn ve bu saldýrýlarýnýn amacýnýn ne olduðundan baðýmsýz, Kürt hareketinde önderlik krizinin derinleþeceðinin iþaretleridir. Sol Harekette Netleþme Belirtileri ve Komünist Önderlik Sorunu Son yýllarda düzenin bilinçli ve çeþitli biçimlerde körüklediði þovenist, milliyetçi politik atmosfer toplumun farklý kesimleri üzerinde olduðu kadar sol hareket üzerinde de etkisini hissettirmektedir. Burjuva düzeni toplumsal süreçlerin çeþitli biçimleri üzerinde politik, ideolojik bir hegemonya kurabilmiþ olmanýn verdiði avantajlarla her grup, kesim, sýnýf vb. üzerinde kendi gerici etkisini yaymaya çalýþmaktadýr. Bu topraklar, kapitalist sistemin daha önce de toplumun geniþ kesimlerini kendi yarattýðý ikilemler üzerinden düzenine


KOMÜNÝST DEVRÝM

baðlama çabalarýna tanýk olmuþtur. Bugün de kitleleri, laiklik ile dinci gericilik gibi “seçenekler” arasýnda saflaþtýrma çabasýný basit ve en kaba biçimlerde yapmaktadýrlar. Bilindiði gibi bir dönem, kendi elleriyle besledikleri dinci hareketlerin siyasal cinayetleri, Sivas katliamý gibi olaylarýn ardýndan, özellikle alevi kitleleri baþta olmak üzere belli bir kitleyi laiklik temelinde düzenin yedeði haline getirebilmeyi baþarabilmiþlerdi. Bugün kitleler üzerinde en kaba biçimlerde sürdürülen bu burjuva politika, sol hareket söz konusu olduðunda daha incelikli yöntemlere bürünebilmektedir. Burjuva düzeni sol hareketin bütünü üzerinde mevcut milliyetçi, þovenist atmosferin de etkisiyle sosyal þovenizm ile liberalizm ikilemini dayatmaya, bu ikilem üzerinden saflaþmayý körüklemektedir. Sol hareket olarak kastettiðimiz homojen olmayan bir bütündür. Yani içinde legal partiler, illegal örgütlenme zemininde duranlar, devrimci demokrat kesimler, legalist zeminde olanlar, az çok Marksizm, komünizm zemininde durmaya çalýþan merkezci akýmlar vb. gibi farklý bileþenlerin olduðu bir toplamdýr. Dolayýsýyla düzenin sosyal þovenizm ve liberalizm yönündeki basýncý bu toplamýn farklý bileþenlerini farklý biçimlerde etkilemektedir. Politik ve örgütsel olarak liberal demokrasi zemininin esas temsilcileri olan legal sol partiler, bu konuda epey bir zamandýr yol almýþ olmalarý dolayýsýyla düzenin liberalizm ekseninin baþ rol oyuncularýdýr. Bu liberalizm konusunda, diðer legal sol partilerle arasýna ayrým çekmeye çalýþan; ancak, kendi varlýk zeminini düzenle uzlaþmaya ve 2000li yýllarýn baþýndaki Kopenhag kriterleri üzerinden düzenin liberalizm görüntüsüne borçlu olan TKP (SÝP), laiklik-dincilik saflaþmasýnda ve anti-emperyalizm iddiasýyla þovenist tutumlarda tam yol ilerlemiþ durumdadýr. Türkiye’de liberalizmin temsilciliði baþta ÖDP olmak üzere diðer legal sol partiler tarafýndan yapýlmaktadýr. Onlar da düzenin liberalizm basýncýný (yani siz havucunu olarak anlayýn) kendi meþreplerince yorumlayýp, Hrant Dink cinayetinin ardýndan politik tutumlarýyla bunu temsil edebileceklerini kanýtladýlar. Þu gerçeðin altýný net olarak çizmek gerekir. Bugün Türkiye’de liberal hareket, Latin Amerika’nýn çeþitli ülkelerinde, Arjantin’de, Bolivya’da, Brezilya’da iktidar olan liberal sol hareketler gibi kendi baðýmsýz siyasal, örgütsel dinamizm ve iktidar bilinciyöntemine sahip deðildir. Liberal sol hareket daha çok düzenin açtýðý kanallardan “ilerlemektedir” çünkü düzen açýsýndan onlarýn iþlevi, düzen dýþýna çýkma eðilimindeki kitleleri düzen sýnýrlarýnda tutmakla birlikte daha soldaki hareketleri (temelde devrimci hareketi) liberal etki altýnda tutmak, düzene baðlamaktýr. Dolayýsýyla bu noktada ilkin devrimci-demokrat akýmlarýn durumlarýnýn tasvir edilmesi önemlidir. Düzenin liberalizm

4

basýncý ve bunun legal partiler tarafýndan serpilmesi, devrimci-demokrat akýmlarý yalnýzca geleneksel eylem zeminlerinden uzaklaþtýrmanýn ve örgütlenme zeminlerini de daha fazla legalize etmenin dýþýnda, siyasal ufuklarýný da bu yönde geriletmiþtir. Bu durum merkezci zemindeki hareketleri de saða çeken bir etki yaratmaktadýr. Kuþkusuz bu tablo içinde son yýllarda devrimci hareketin liberal kesimlerle ayrýþma çabasý da göze çarpmaktadýr. En net ifadesini 8 Mart eylemleri üzerinden gösteren bu çabanýn daha etkili ve derinlemesine yapýlabilmesi komünizmin (devrimci, komünist bir önderlik yada bu yönde komünizan bir saflaþma) daha güçlü bir akým olarak varolabilmesine baðlýdýr. Sol hareketin tablosunda komünist, komünizan çevrelerin durumuna baktýðýmýzda durum hiç de iç açýcý deðildir. Sol hareket içinde komünist damarýn ne ölçüde politik, örgütsel bir güç olabileceði bu yöndeki iradi çabalara doðrudan baðlý olsa da sorun salt irade eksikliði ile ilgili deðildir. Bugün Marksizm, komünizm, bolþevizm kavramlarýný kullananlarýn tablosunda görülen en net sonuç, tasfiyecilik olgusudur. Bu cenahta kimileri örgütsel, politik ayaklarýndan, sonuçlarýndan baðýmsýz teorik çabayý, aydýnca bir düzleme indirgemiþ; kimileri, gerici dönemin daraltýcý etkisi ve güçsüzlük psikolojisi ile bir an önce güç olma kaygýsýyla kitlelere yönelmeyi, en geri zeminlerde kitle çalýþmasýný önüne koyarak tersten tasfiyeciliðe savrulmuþlardýr. Her iki durumda da sonuç, örgütsel açýdan tasfiyecilik; politik açýdan, komünist ideolojik-politik zeminin gerilemesi ve düzeyinin düþmesidir. Konumuz açýsýndan sonucu ifade etmek gerekirse, sol hareket içinde liberalizm ve sosyal þovenizm eksenlerinde meydana gelen “zehirlenmenin” komünist seçeneðin ideolojik, politik, örgütsel olarak etkisini göstermesiyle engellenebilmesi mümkünken, bu seçeneði oluþturabilecek olanlarýn önce kendi “zehirlenmelerinden” kurtulmalarý bir zorunluluktur. Bu açýdan, biz komünist devrimcilerin mevcut konumlarýný deðerlendirmek bu belirlemeleri tamamlayan bir öðe olacaktýr. Komünist Seçeneðin Yaratýlmasý ve Komünistlerin Ýnþa Döneminde Üçüncü Yýlý Komünistler son derece sýnýrlý imkanlarla ve güçlerle yola çýktýlar. Sýnýrlý güç ve imkanlarla baþlamak, imkansýzlýklara raðmen büyük bir iddiaya sahip olduðumuzu anlatmak için söylenmemektedir. Zaten salt iddialarla yola çýkmak, baþlangýçtaki moral ve coþkunun üreteceði barut ile sýnýrlý olup belli bir yere kadar götürürdü. Bunun ötesinde, ayný zamanda net bir plân ve yöntemle, neleri yapýp, neleri yapamayacaðý ve hedeflerine nasýl ulaþýlacaðý üzerinden bir bilinci gerekli kýlar. Ayný bilinci tamamlayan mevcut duru-

KOMÜNÝST DEVRÝM

oluþturmuþtur. Lenin’in deyimiyle Komünist Enternasyonal’in bir tür moda olduðu zamanda, oportünist ve merkezci akýmlarýn örgüte sýzmasýný engellemek, komünistleri baðýmsýz bir örgütsel çizgide ayýt etmeye çalýþmak için “21 Koþul” öne sürüldü. Bu koþullar incelendiðinde, onlarýn Leninist bir partinin demokratik merkeziyetçilik anlayýþýnýn gerekleri olduðu görülür. Leninist tipte bir parti kurmak isteyenler için bu koþullarda ifade edilen düzeyde bir merkeziyetçiliðin temel alýnmasý ve gerçekleþtirmeye çalýþýlmasý olaðan sayýlmalýdýr. Ancak bu koþullarýn kafalarý karýþtýran ya da eleþtirilere yol açan yaný, onlarýn sýralandýðý maddelerde sürekli içinden geçilen koþullara yapýlan vurgulardýr. Ayný zamanda buradaki merkeziyetçiliðin sonraki yýllarda oluþan bürokratik bozulmanýn kaynaðý olarak gösterildiði eleþtiriler de vardýr. Gerçekten de maddelere dikkatle baktýðýmýzda, “Avrupa ve Amerika’nýn hemen bütün ülkelerinde sýnýf mücadelesi iç savaþ dönemine giriyor..” (3.Madde), “...Ýçinde yaþadýðýmýz iç savaþýn keskinleþme döneminde...” (12.Madde), “...En keskin iç savaþ koþullarýnda faaliyet gösteren Komünist Enternasyonal, Ýkinci Enternasyonal’den çok daha fazla merkeziyetçi bir tarzda örgütlenmek zorundadýr...” (16.Madde) gibi sözler merkeziyetçiliði içinde bulunulan dönemin zorunlu bir sonucuymuþ gibi ifade edilmekte, dolayýsýyla da bu koþullar deðiþtiðinde demokratik merkeziyetçilik anlayýþý hafifletilecek geçici önlemler izlenimini çaðrýþtýrmaktadýr. Öncelikle burada belirtilen merkeziyetçiliði demokratik bir merkeziyetçilik olarak anlamak ve demokratik merkeziyetçiliði içinden geçilen koþullardan çok, mevcut örgüt niteliðinde aramak ve bunu tartýþmak gerekir. Demokratik merkeziyetçiliðin örgüt niteliðiyle doðrudan bir iliþkisi vardýr. Örgüt niteliðinin zayýf olduðu, düþtüðü ya da gerilediði dönemlerde merkeziyetçiliðin bürokratik bozulmalara yol açtýðý o günden bugüne yaþanan pek çok deneyimle görülmüþtür. Daha o zaman Bolþeviklerin kendi deneyimleri düþünüldüðünde, 1903’ten beri Bolþeviklerin baðýmsýz örgütlenme çabalarý, devrimci durumlar ve gericilik dönemleriyle geçen yýllar içinde, merkeziyetçiliði içinden geçilen koþullarla açýklayan bir yaklaþým yoktur. Öyleyse sorun demokratik merkeziyetçiliði uygulayabilecek partilerin nasýl yaratýlabileceði, bu niteliði nasýl kazanacaklarý sorunu olarak konulmalýydý. 21 koþulun kabul edildiði Komintern’in niteliði düþünüldüðünde, hiç kimse bu dönemdeki Komintern’in bürokratik bir örgüt olduðu

17

yönünde ciddi iddialar ortaya atmamýþtýr. Tersine bu dönemde Komintern, tüzüðünde yazdýðý gibi her yýl kongrelerini toplamýþ, bu kongreler son derece canlý tartýþmalarla geçmiþ ve örneðin TKP gibi henüz çok güçsüz bir partinin delegelerinin de bu kongrelerde en az bir konuþma yaptýðý bir ortamda geçmiþtir. Komintern yürütme komitesinin olaðanüstü yetkilerle donatýldýðý, hareketin genç ve deneyimsiz olduðu düþünüldüðünde “ehil olmayan ellerde” bu kadar yetkinin yanlýþ sonuçlar doðuracaðý eleþtirilerine karþýn, enternasyonal aldýðý kararlarýn içinde sürekli partilerin en iyi, deneyimli unsurlarý yürütme komitesine göndermesi gerektiðini vurgulamýþtýr. Dolayýsýyla merkeziyetçiliðin vurgulandýðý kararlarý tartýþmak yerine, bu kararlarýn yol açabileceði bürokratik bozulmaya karþý “sigorta” olarak düþünülebilecek örgüt niteliðinin (tek tek seksiyon partileri ve bir bütün olarak enternasyonalin niteliðinin) ne düzeyde yaratýlabildiðini tartýþmak daha ilerletici olacaktýr. Bu açýdan baktýðýmýzda, uzun zamandýr oportünizmin etkisi altýnda ve bu tür partilerin örgütlenme yöntemleri içinde þekillenmiþ genç komünist hareketin, þimdi kýsa zamanda ve kararlar, tüzüklerle hýzla devrimci örgüt niteliðini kazanabileceklerini düþünmek mümkün olamazdý. Tek istisna olarak Bolþevik partinin bu niteliðe sahip olduðunu düþünsek bile, onun deneyimlerinin de dünya komünist hareketi tarafýndan “sindirilebilmesi” için zaman gereklidir. Doðrusu bu konuda, tek tek seksiyon partilerinin devrimci bir parti niteliði kazanabilmeleri konusunda, “aðrý kesici” yöntemlerinden çok, “koruyucu hekimlikle” birlikte “tedavi edici” bir sürecin yaþanmasý daha devrimci sonuçlar üretebilirdi. Fakat bunun içinde iradi bir çabayla birlikte bir plan ve yöntem gereklidir. Daha önceki satýrlarda Komintern’in belli bir yöntemi izlediðini-yani propagandanýn ön planda olduðu, temel ideolojik, politik ilkelerin netleþtirilmesiyle baþlanan bir yöntemin izlendiðini-belirtmiþtik. Ýzlenen yöntemin doðru ve belli oranda devrimci sonuçlar yarattýðý kesin olmakla birlikte bir bütün olarak dünyadaki komünistleri devrimci bir parti niteliðine ulaþtýrmaya yetmediði de sonraki yýllar içinde ortaya çýkmýþtýr. Ulusal seksiyonlarýyla birlikte Komünist Enternasyonal’i Bolþevik nitelikte bir devrimci parti düzeyine kavuþturma çabasýný taþýyan Lenin’in 1922’deki konuþmasý bu konudaki temel bir gerçeði ortaya koymaktadýr. Lenin, 1922 yýlýnda yapýlan dördüncü kongreye sunduðu, “Rus Devrimi’nin beþ yýlý ve dünya devriminin geleceði” baþlýklý raporda þunlarý söylemektedir: “1921 yýlýnda


KOMÜNÝST DEVRÝM

Komünist Enternasyonal Belgeler, Cilt 1, Tohum Yay,1997) Bu belgelerin isimlerinden de anlaþýlacaðý gibi I.Kongre, komünistlerin temel ideolojik zeminlerini, amaçlarýný ifade eden; bu anlamýyla komünist programatik ve ilkesel zemini netleþtirip, diðer akýmlarla farkýný ortaya koyan bir düzlemde gerçekleþtirilmiþtir. Komünistlerin bugün sahip çýkmalarý gereken, önemli bir ideolojik mirasýn kendisini oluþturan bu belgelerde, devrimci marksizmin, uzun zamandýr Ýkinci Enternasyonal tarafýndan tahrif edilmiþ olduðu görüþünün savunulduðu görülür. Özellikle Bolþeviklerin oportünist sosyal demokrat görüþlerle mücadelelerinden süzülen ve Ekim Devrimi’nin deneyimleri ile belirginleþen, marksizmin devlet ve proletarya diktatörlüðü konusundaki belirlemelerini ortaya koyar. Bunun dýþýnda savaþ ve devrim konusunda ilk tespitleri de ifade edilmiþtir. Bütünsel olarak bakýldýðýnda, I.Kongre’de temel ideolojik zemini netleþtirilmiþtir. Ancak pratik, politik çalýþmalar, örgütlenme sorunlarý henüz tartýþmalarda belirgin bir yer tutmaz. II.Kongre’yse, genelde Komintern tarihiyle ilgili araþtýrmalarda bu enternasyonale katýlmanýn 21 koþulu, ulusal sorun konusu ve sol komünist adlý akým ile yapýlan tartýþmalar üzerinden anýlýr. Bunlara geçmeden önce II.kongredeki belgeleri yeniden hatýrlamakta fayda vardýr. Bu kongrede “Komünist Enternasyonalin Tüzüðü” kabul edilir ve “Komünist Enternasyonale Katýlmanýn 21 koþulu”, “Komünist Enternasyonalin Görevleri”, “Komünist Partisinin Proleter Devrimdeki Rolü Hakkýnda Karar”, “Sendikal Hareket, Fabrika ve Ýþyeri Komiteleri”, “Ulusal Sorun ve Sömürgeler Sorunu Hakkýnda Tezler”, “Komünist Partisi ve Parlamentarizm”, “Tarým Sorunu Hakkýnda Tezler”, “Ýþçi ve Asker Sovyetlerini Oluþturmanýn Koþullarý” ve “Ýkinci Kongre Manifestosu” konulu baþlýklarda tartýþmalar yapýldýktan sonra kimi kararlara varýlýr. Sýraladýðýmýz belgelerin baþlýklarý göz önünde bulundurulup içerikleri de incelendiðinde görüleceði üzere II.kongre, I.Kongre’nin ideolojik-programatik zemininden daha çok politik sorunlarýn ele alýnmaya baþlandýðý ve bu politik sorunlarýn aydýnlatýlmaya çalýþýldýðý bir kongredir. Ancak yine de pratik faaliyetler, örgütlenme sorunlarý henüz bu tartýþmalarda da az yer tutmaktadýr. Bu durumun tek istisnasý, 21 koþul olarak belirtilen kararda kendini belli eder. O da özünde komünistleri diðer akýmlardan (oportünistler ve merkezcilerden) ayýt etmeye çalýþan, baðýmsýz örgütsel bir komünist akým yaratma çabasýnýn ürünü olarak doðmuþtur.

16

Dolayýsýyla I.Kongre’de programatik zeminde baþlayan inþanýn, temel politik sorunlarýn netleþtirilmesiyle devam ettiði söylenebilir. Burada Komintern’in gerek tek tek seksiyonlarýn inþasýnda gerekse de enternasyonalin inþasýnda bir yöntem izlediði görülmektedir. Öncelikle ideolojik-teorik konulardaki belirlemeler, temel politik ilkelerdeki saptamalarla komünistleri diðer akýmlardan ayýrdedici bir çizgide baðýmsýz varlýðýna kavuþturmak, bu yöntemin ilk somut örneðidir. Lenin, II. Kongre’ ye yetiþtirmek üzere yazdýðý “Sol Komünizm” adlý eserinde ayný yöntemi farklý biçimde belirtmiþtir. “Proletaryanýn öncüsünü komünizme kazanmak söz konusu olduðu sürece propaganda ön planda yer alýyordu (ve bu söz konusu olduðu ölçüde hala yer alýyor); bütün dargörüþlü sýnýrlýlýklarýna karþýn, küçük gruplarýn propagandasý bile, bu koþullarda yararlý ve verimli olabilir. Ama yýðýnlarýn pratik eylemi söz konusu olduðu zaman,...yalnýzca propaganda yöntemleriyle, yalnýzca “saf” komünizmin gerçeklerinin yinelenmesiyle hiçbir þey baþarýlamaz.” (Lenin, Sol Komünizm, Sol Yay, 1999, 94) Komintern, komünist partileri inþa ederken bu temel üzerinden þekillenen bir yöntem izliyor. Bu yöntemle nasýl bir parti inþa edilmek isteniyor sorusunun yanýtýysa Komünist Enternasyonal’e katýlmanýn 21 koþulunda ve sol komünistlerle yapýlan tartýþmalar içinde bulmak mümkündür. . Komünist Enternasyonal, Bolþeviklerin deneyimini dünyanýn komünistlerine aktarýrken, kuþkusuz en temelde eski Sosyal Demokrat parti anlayýþýndan kopulup, yeni, devrimci bir parti örgütlenmesi anlayýþýný örnek olarak alýyordu. Ekim Devrimi’nin ve Bolþeviklerin deneyimlerinin ortaya çýkardýðý politik öðeler, baþta Avrupa’da olmak üzere dünyanýn pek çok yerinde sýnýf mücadelesi veren kitlelerde sempatiyle karþýlanýyordu. Proletarya diktatörlüðü ve Sovyet Cumhuriyeti sloganý hýzla yaygýnlaþýyordu. En azýndan Ekim Devrimi’ni izleyen ilk yýllarda yaygýn olan ve kitlelerin ruh haline yansýyan hava böyleydi. Ancak Bolþevik siyaseti, sosyal demokrat partiye eklemekle devrimci bir akým yaratýlmayacaktý. Bolþevik bir siyaseti izlemek isteyenler, Bolþevik tipte bir örgüte sahip olmalýydýlar. Ekim Devrimi’nin argümanlarýnýn dünyanýn pek çok yerinde biçimsel olarak savunulduðunu söylesek bile Bolþevik partinin niteliðinde partilerin yaratýlabildiðini söylemek mümkün olmamýþtýr. Komintern’in üzerinde durup, derinleþtirmeye çalýþmasý gereken temel önemde sorun bu olmalýydý. Bu sorun üzerinde durulduðunda merkeziyetçilikle baðlantýlý olarak 21 koþul önemli bir sorun

KOMÜNÝST DEVRÝM

mun tanýmlanmasýndan çýkartýlan misyon bilincidir. Uzun zamandýr uluslar arasý alanda ve yaþadýðýmýz topraklarda komünist, Bolþevik bir önderliðin olmadýðý, bu iddia sahiplerinin devrimci demokratlýkla, ikinci enternasyonal oportünizmi arasýnda salýnan merkezcilikten kurtulamadýðý, ama ayný zamanda bu gerçeði az çok görenlerinse tasfiyecilik girdabýndan kurtulamadýðý bir durumda üstlenilen bir iddiadýr bu. Dolayýsýyla baþlangýçtan bugüne kadar temel saptama ve iddialarýmýz düzleminde ne kadar yol katettiðimizi ve komünist bir seçeneðin yaratýlabilmesi doðrultusundaki görüþlerimizi kýsaca da olsa ortaya koymamýz bizlerin önemli bir sorumluluðudur. Bizim için kuruluþ sürecimizdeki sýnýrlýlýklar ve zayýflýklar bugüne kadar gözle görülür bir geliþimi, ciddi bir ilerleme ya da sýçramayý baþtan gerileten bir etken olagelmiþtir. Bu sýnýrlýlýk ve zayýflýk esasta iki nedene baðlýdýr. Birincisi; içinden geldiðimiz örgütlü, siyasal süreçlerden ya da bizimle benzer iddialarý dillendiren cenahtan, hareketimizin zeminine kadrosal bir birikimin kazanýlamamasýdýr. Çünkü bu kastettiðimiz süreçler tasfiyecilik olgusunun belirleyiciliði altýnda, mevcut kadrosal birikimi daðýtan, yoran, örgütlü zeminlere karþý tasfiyeci bir bilinçle yoðuran bir süreç olmuþtur. Bu sürecin hemen tüm kadrolarý örgütlü zeminlerin dýþýna savrulmuþlardýr. Dolayýsýyla bu süreçlerden hareketimizin zeminine kimi ideolojik, politik görüþlerin miras olarak aktarýlmasýnýn dýþýnda kadrosal bir miras devralýnamamýþtýr. Ýkincisi, içinden geçtiðimiz dönemin siyasal atmosferinin yarattýðý bir durumdur. 2000li yýllarýn baþlarýndan itibaren hemen her devrimci grup için gözle görülür þekilde yaþanan daralma, düzenin saldýrýlarýnýn da etkisiyle gerileyen kitle hareketi ve bunun sonucunda bir bütün olarak devrimci harekette yaþanan kadro sorunlarý, hareketimizde kendisini þiddetli biçimde hissettirmiþtir. Dolayýsýyla bu dönemin olumsuz yönleri kuruluþumuzda nitel ve nicel kadro sorunlarý þeklinde yansýmasýný bulmuþtur. Vurguladýðýmýz bu iki sebep, sorunlarýmýzýn kaynaðýný kendi dýþýmýzda aramak gibi bir yaklaþýma sahip olduðumuzdan söylenmemektedir. Ancak bu sebepleri derinliðine irdelemeden mevcut durumumuzu doðru deðerlendiremeyiz. Kuþkusuz bu saydýðýmýz iki nedene eklenebilecek bir baþka neden olarak, bizim kuruluþumuza giriþen kadrolarýn bütün iddia ve bilinç açýklýðýna raðmen deneyim, birikim eksikleri gibi nitel zayýflýklarýnýn da öznel bir neden olarak rol oynadýðý doðrudur. Sonuçta baþlangýçtaki olumsuzluklara raðmen ihtilalci temellerde, iþçi sýnýfýnýn önderliðini yapabilecek devrimci komünist bir partinin inþasý için parti öncesi hazýrlýk döneminin örgütü olarak hareketimizin kuruluþu bu yönde atýlmýþ bir adýmý ifade etmiþtir. Hareketimiz, parti inþasýný

gerek bu topraklarýn gerekse de uluslar arasý sýnýf mücadelesinin deneyimlerinin gösterdiði gibi planlý, yöntemli bir süreç olarak tanýmlayýp, bu sürecin bütününün ayný tip görevlerle bezeli tek parçalý bir süreç olmadýðýný, önceden keskin hatlarla çizilebilecek ayrýmlar olmasa da farklý evrelere sahip bir geliþim süreci olduðunu tanýmlamýþtýr. Hazýrlýk sürecinin bütününde kazanýlmasý gereken niteliðin, bu farklý evrelerde farklý görevlerle yerine getirilebileceði temel belirlemelerimizden biridir. Bu çerçevede henüz kuruluþunun ilk evresindeki örgütümüzün mevcut durumunu da göz önüne alarak, öncünün kazanýlmasýnýn temel yöntemi olan propaganda görevinin bu evre için illegal propaganda yöntemlerinin aðýrlýkta olduðu bir kadrolaþma faaliyetiyle olabileceðini saptamýþtýr. Ýllegal temellerde bir örgüt inþasý için kadrolarýn ilk örgütsel eðitimlerini, özgür bir yayýn ve özgür propaganda-ajitasyon araçlarýnýn kullanýmý üzerinden saðlamak üzere adýmlar atýlmýþtýr. Bu yöntemin eldeki güçleri belli düzeylerde eðitmesi, hazýrlamasý saðlanabilirken, dýþa dönük yeni kadro adaylarýna ulaþmak doðrultusunda propagandanýn muhataplarýný sýnýrladýðý açýktýr. Baþka bir deyiþle, illegal bir yayýn ve bunun üzerinden bir propagandanýn muhataplarýnýn sýnýrlý, çapýnýn dar olacaðý kesindir. Ancak propaganda görevlerinin ve örgütsel þekilleniþin bu ilk evredeki niteliði, bu yönde bir birikim saðlandýðý ölçüde yeni ve daha kapsamlý görevlerin altýna girilebileceðini göstermektedir. Örgütsel þekilleniþimizin ilk evresini yaþadýðýmýz üç yýlda, legal yöntemleri ve açýk politik faaliyetleri çok sýnýrlý kullandýk, yaptýk. Bu evrede henüz istediðimiz düzeyde hedeflerimize ulaþamamýþ olsak da, biriktirdiðimiz güçlere, niteliklere dayanarak bundan sonraki dönemde propagandanýn ölçeðini bir halka daha geniþleterek, araçlarýný bu yönde kullanýlabilecek þekilde üreterek ve içeriðini teorik-politik görevlerde derinleþmeyi hedef alarak yürütmek mümkün olacaktýr. Bu yüzden içinde bulunduðumuz hazýrlýk döneminin belirlediðimiz görevlerine yoðunlaþarak, bu yönde hedeflediðimiz birikimi oluþturmamýz büyük önem taþýyor. Ancak bu evrede biriktirdiðimiz güçlerle, niteliklerle bir sonraki evrenin görevlerinin altýna girebiliriz. Aksi taktirde mevcut durumda dolanýp durmanýn dýþýnda, giderek geriye gitmek ve iddialarýmýzýn da gerisine düþme tehlikesini barýndýran bir konumdan kurtulamayýz. Tüm yoldaþlarýmýz içinde bulunduðumuz dönemin belirlenmiþ görevlerine bu bilinçle yaklaþmalý, bunun hakkýný vermek için tüm güçlerinin azamisini harcamalý, komünist bir dünya kurma cüretinden güç almalýdýr.

5

KOMÜNÝST DEVRÝM


KOMÜNÝST DEVRÝM

8 MART KAVGA GÜNÜ VE KOMÜNÝSTLERÝN YAKLAÞIMI

“Devrim için devrimci parti, parti için örgütlü hazýrlýk” þiarýný politik ve pratik bir kýlavuz olarak benimseyen komünist devrimciler, Mart-Mayýs sürecinin ilk eylemine de örgütlü bir tarzda hazýrlanmaya çalýþmýþtýr. Her önemli tarihsel gündemi, devrimci özüne sahip çýkýp sýnýf savaþýnýn ortaya çýkardýðý bir kavga günü olarak kabul eden biz komünist devrimcilere göre, bu gündemleri devrimci eylemlilikle anmak bizler için titizlikle yerine getirilmesi görevlerden biridir. Bu anlayýþla, daha önceki yýllarda olduðu gibi 8 Mart gündemi, eylem öncesi, eylemin gerçekleþtirildiði gün ve eylem sonrasý olarak plânlanmýþ; Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü öncesinde oluþturduðumuz eylem komitesi, çalýþmalarýný belirli bir disiplin ve plân çerçevesinde gerçekleþtirmiþtir. Komite, ilk ödev olarak alana getirilecek iliþkilerimizle bu gündemin tarihsel geçmiþini ve sýnýf savaþýmý içerisindeki önemini tartýþmayý belirlemiþ ve büyük oranda da gerçekleþtirmiþtir. Yoldaþlarýmýz MYO’nun daha önce bu gündem hakkýndaki üretimlerini tekrar inceleyerek yalnýzca emekçi kadýnlarýn en temel haklarý ve politik istemleri için yaptýklarý grevleri, eylemleri ya da mitingleri hatýrlamakla kalmamýþ; ayný zamanda bizim coðrafyamýzda da bu günü feministlerin ve liberallerin erkek düþmanlýðýyla içini boþaltma çabalarýna karþý biz devrimcilerin son üç yýldýr onun tarihsel özüne uygun olarak anma giriþimini kendi içlerinde ve iliþkilerimize hatýrlatmýþ ve bunun anlamýný tartýþtýrmýþtýr. Bu gündemi, yoldaþlarýmýzla ve iliþkilerimizle tükettikten sonra eylem komitesi tarafýndan tanýmlanan diðer önemli görevse alanda atacaðýmýz sloganlarýn belirlenmesi ve bu sloganlarýn içeriðinin tartýþýlmasý olmuþtur. Bu sloganlar belirlenirken iki önemli noktayý göz önünde bulundurulmaya çalýþýlmýþtýr. Ýlki, bizim gibi bugün komünizmin propaganda döneminden geçtiðini ve bu süreçte adýna lâyýk komünist partiyi ancak ciddi bir örgütlü hazýrlýk döneminden geçerek yaratýlabileceðini düþünen bir hareketin, alanda atacaðý sloganlarýn önemli bir kýsmýný temel ilkelerimizi ve hedeflerimizi yansýtan þiarlar oluþturmasý gerekliliðidir. Ýkinci olarak da bu gündem dolayýsýyla kadýnlarýn ekonomik ve iþ yeri-iþ koþullarý ilgili istemlerinin politik ve örgütsel tutum almalarýyla birleþtirildiði sloganlara alanda aðýrlýk verilmesine karar verilmiþtir. Bu

6

sürecin ardýndan, eylem alanýnda slogan atacak yoldaþlarýmýz ve kortej sorumlusu yoldaþlarýmýz da komite tarafýndan belirlenmiþ; daha önce böyle görevler almayan yoldaþlarýmýz buralara seçilerek hem onlarýn özgüvenleri arttýrýlmaya hem de onlarýn devrimci görevleri üstlenebilme konusunda cesaretlendirilmeye çalýþýlmýþtýr. Eylem komitesi, bu yýl en çok eksikliði alanda kullanýlacak olan araçlarýn önceden hazýrlanmasýnda ve organize edilmesinde yaþamýþtýr. Eylem gününe çok yakýn bir tarihte edinilmeye çalýþýlan materyaller, komite tarafýndan olmasý gerektiði gibi hazýrlanamamýþtýr. Bu konuda basiretsiz davrandýðýmýz çok acý bir gerçektir ve alanda da bu gerçek bize kendini hissettirmiþtir. Komitemiz, eylem sabahý tüm yoldaþlarýmýzý ve iliþkilerimizi buluþma saatinde alana getirmiþtir. Kortejimizi oluþturmadan önce pankartýmýz ve bayraklarýmýz açýlmýþ; ardýndan kortej disiplini alýnmýþtýr. Eylem komitesindeki yoldaþlar görevlerini merkezi sloganlarý attýrarak, diðer devrimci gruplarla atýlan ortak sloganlarda kortejimizi eþlik ettirerek, alana getirdiðimiz kiþilerin su-þeker-yiyecek gibi temel ihtiyaçlarýný gidermiþtir. Doðru zamanlamayla yani sloganlarý ve programý bölmeyecek þekilde bunlar karþýlanmýþtýr. Alanda da pankartýmýz tüm eylem boyunca açýk tutulmuþ; komite eylemin baþýndan sonuna kadar disiplinli duruþun saðlanmasýný baþarmýþtýr. Eylem alanýnda gittikçe kötüleþen hava koþullarý ve programýn oldukça uzun olmasý, pek çok katýlýmcý grupta daðýnýklýða sebep olsa da biz son ana kadar kalan yoldaþlarýmýzla ve iliþkilerimizle eylemi sürdürdük. Eylemin sonlarýnda doðru sorumlu olan yoldaþýmýz, Martmayýs eylemliklerinin önemli bir baþlangýcý olarak bu günün bizim için önemini; iþçi sýnýfýnýn kadýn neferlerinin kanýyla yazýlmýþ bir gün olarak sýnýf savaþýmýnýn bir parçasý olduðunu vurguladý; bu günü gerek komünist mücadelemizle gerekse de yaptýðýmýz bu eylemlikle yaþattýðýmýzý tüm katýlýmcýlara ajite etti. Bundan sonraki eylemliliklerde yeni gündemlerle birlikte olma dileðimizi belirterek kapanýþ konuþmasýný sonlandýrdý. Attýðýmýz son sloganla eylemimiz tamamladýðýmýzý duyurduk ve alandan gruplar halinde güvenli bir biçimde ayrýldýk. Eylem komitesi olarak eylem sonrasý çýkardýðýmýz bir takým ders ve sonuçlarýn

KOMÜNÝST DEVRÝM

hükümetlerini destekleyerek anayurt savunmacýlýðý adý altýnda þovenist tutumlarý aldýklarý pek çoðumuz tarafýndan bilinen bir gerçektir. Baþta Bolþevikler olmak üzere Rosa Luxemburg ve diðer az sayýda devrimciden oluþan, “Zimmervalt Solu” diye anýlan grup bu tutumlar karþýsýnda yoðun bir mücadeleye giriþir. Lenin’in “Sosyalizm ve Savaþ” adlý broþürü Zimmervalt solunun görüþlerini özetleyen yaklaþýmlarý ortaya koyar. Fakat Avrupa’daki Sosyal Demokrat partilerin açýk þovenist görüþleri savaþla birlikte baþlayan ya da savaþla birlikte ortaya çýkan bir durum deðildir. Savaþ karþýsýnda aldýklarý tutumlar bu partilerin oportünizmlerinin ve çürümelerinin doruk noktasýdýr. Bu durum dýþýnda baþka pek çok konuda çoktandýr oportünizm konusunda yol almýþ Sosyal Demokrat partilerin bu çürümeleri savaþtan önce de bir gerçektir. Nitekim savaþtan önce Lenin ve Bolþevikler, baþka pek çok konuda II.Enternasyonal’de eleþtirel bir tutum takýnmýþlardýr. Ancak bu eleþtirel tutumun bütünsel bir tutum olduðu ve politik, örgütsel sonuçlarýna vardýrýldýðý söylenemez. Bunun birkaç nedeni olduðu iddia edilebilir. Savaþtan önce Sosyal Demokrat partilerin gerici ve oportünist yanlarý Bolþevikler tarafýndan kimi zaman fark edilse bile, halâ bu partilerin Marksizm zemininde görülmeleri bir etkendir. Bir baþka nedense Bolþevikler’in baþtan beri II.Enternasyonal’in Sosyal Demokrat partilerden farklý bir politik, örgütsel zeminde durmalarýna raðmen; bu farklýlýðý salt Rusya’nýn koþullarýnýn bir zorunluluðu olarak gören deðerlendirmeleri dolayýsýyla Sosyal Demokrat partiler karþýsýnda politik, örgütsel sonuçlarýna vardýrýlan bütünsel bir anlayýþ geliþtirememeleridir. Tüm bunlardan þu sonuç çýkarýlabilir : Ýkinci Enternasyonal’in emperyalist savaþ ve ortaya çýkardýðý devrimci duruma kendini uyarlayamayan, bu yüzden eskimiþ, çökmeye yüz tutmuþ olduðu yönündeki deðerlendirmeler soruna iyimser bir yaklaþýmý ifade eder. Ýkinci Enternasyonal ile hesaplaþma daha köklü, köktenci, bütünsel olmak zorundadýr. Çünkü sorun basit anlamda kendini devrimci duruma kendini uyarlayamayan ve bu devrimci duruma taktik açýlýmlar getiremeyen bir uluslar arasý örgütlenmenin varlýðý sorunu deðildir. Nitekim sonraki yýllarda, Komünist Enternasyonal’in ilk yýllarýnda Avrupa’daki komünist partileri Ýkinci Enternasyonal’in oportünist izlerinden koparmak çok zor olmuþtur bunu baþarmaya çalýþan tutumlar geliþtirilmeye çalýþýlmýþtýr. Ancak belli ki savaþ öncesinde oportünizmi açýk olan bir baþ tarafý sayfa 20’de

15

akýmdan, savaþ ve çalkantýlý bir devrimci dönem geldiðinde hýzla kopuþun yeterli derinlikte saðlanamamasý, bu görevi III.Enternasyonal’in ilk yýllarýna kadar sarkýtmýþtýr. Bu durumun yani Ýkinci Enternasyonal ile hesaplaþmanýn savaþ öncesinde yapýlamamasý, Komintern’in kuruluþ yýllarýnda bu sorunla boðuþmaktan Avrupa’daki devrimci dalgaya yeterli hazýrlýkla girilememesinin sebeplerinden biridir. Ýlk Kongreler: Komünizmin Evrensel Bir Akým Olarak Tanýmlanmasý ve Bolþevizmin Dersleri Komünist Enternasyonal, Mart 1919’da Moskova’da toplanan I. Kongresiyle kurulmuþtur. Bu Kongre’nin önemli bir kýsmýný yeni bir Enternasyonal’i ilan edip etmeme tartýþmasý oluþturmuþtur. Rusya’da iç savaþýn ortasýnda ve sýnýrlý bir bileþimle (51 delege; 35’i oy yetkisine, 16’sý istiþari oy hakkýna sahip delegelerle) toplanan I.Kongreye baktýðýmýzda, onun sýnýrlý sayýda devrimciyle iradi bir çabanýn, öncü bir çabanýn ürünü olduðunu görürüz. Bileþimindeki sýnýrlýlýðýn dýþýnda henüz Rusya dýþýnda doðru dürüst bir komünist partisinin olmadýðý ya da yeni kurulduðu, komünist grup ve eðilimlerin olduðu düþünülürse Komünist Enternasyonal’in ilanýný aslýnda bir enternasyonal inþa çabasý olarak görmek mümkündür. Bu enternasyonal oluþum baþýndan beridir kendisini komünist bir dünya partisi olarak ifade etmiþtir. Parti, ulusal bir parti ya da dünya partisi olabilmek bir nitelik ise ve bu niteliðin bir hazýrlýk süreciyle kazanýlabileceði düþünülürse enternasyonalin ilk kongrelerini inþa çabalarý olarak tanýmlamakta hiçbir sakýnca yoktur. Ancak bu kavramlaþtýrma bize aittir. Komintern’in ilk kongrelerinin tartýþmalarýnda ve metinlerine de hazýrlýk kavramý geçse de bu hazýrlýðýn, Avrupa’da devrimci durumun ortasýnda kurulmuþ olmasýnýn getirdiði bir yaklaþýmla zaman zaman devrime hazýrlýk kavramýyla yan yana, içi içe ya da birbirinin yerine kullanýlmýþ olduðunu tespit etmek gerekir. Bir partinin inþasý için hazýrlýk ile bir devrime hazýrlýk arasýndaki fark yazýmýzýn diðer bölümlerinde irdelenecektir. I.Kongre’nin belgelerine baktýðýmýzda; “burjuva demokrasisi ve proletarya diktatörlüðü üzerine tezler”, “komünist enternasyonalin platformu ve manifestosu” gibi temel ilkelere, amaçlara iliþkin metinlerle, politik tutumlara iliþkin; “sosyalist akýmlara ve Bern Konferansýna iliþkin tutum hakkýnda karar”, “antant ülkelerinin politikasý ve uluslar arasý durum”, “beyaz terör hakkýnda karar” belgeleri bulunmaktadýr. (Lenin Döneminde


KOMÜNÝST DEVRÝM

tifinin ürünüdür. Dün KDH’yý, 2.Enternasyonalin programatik perspektifiyle politika yapan devrimci hareketten ayrýþtýran ise mevcut bunalýmýn sorumlusu olarak koþullarý göstermek yerine olumsuzluklarýn kaçýnýlmaz olmayan öznel sebepleri olduðunu tespit etmiþ ve olumsuzluklarý dönüþtürmenin sorumluluðunu üstlenmiþ olmasýydý. Mevcut sorunlarý, “somut acil görevler” baþlýðý altýnda tanýmlanan hedefe dönük, planlý bir mücadelenin konusu haline getirmiþ olmasýydý.. “Ýþçi sýnýfýnýn bu gün komünizm yönündeki iradesinin eksiliþi, kapitalist üretim yöntemlerinin ilerici bir nitelik kazanýþý, yada iþçi sýnýfýnýn devrimci kapasitesini kaybediþi ile açýklanamaz bu, sonuçlara bakýp nedenler hakkýnda hüküm vermek olur. Enternasyonalist bilinç, maddi imkanlarýn artmasýna raðmen, bu gün geri düþmüþse, bunun kaçýnýlmaz olmayan öznel nedenleri var demektir.” (Komünistler Ne Ýçin, Nasýl Mücadele Etmeli? say : 14) “Burjuvazinin hak ettiðinden fazla yaþadýðý ve geliþtiði bir gerçektir… burjuvazinin çok uzun zaman hüküm sürmesi ve bu arada geliþmesini sürdürmesi, onu tarihten söküp atmasý gerekenlerin zaaflarýndan ötürüdür…” (a.g.e say :14) “Bu geçmiþle hesaplaþmanýn ilk adýmý yenilgi, baþarýsýzlýk ve yanýlgýlarýn üstünü örtmek yerine, “evet biz yenilen taraftaydýk deme cesaretini göstermektir. Geçmiþ deneyimin dersleri ancak bu tutumla çýkarýlabilir…” (a.g.e say: 17-18) Ýçine doðduðumuz proleter devrimler(komün devrimleri) çaðýnda, her yeni gün tarihsel sýnýrlarýna dayanmýþ olan emperyalizmin çaresizliðini, daha bir açýða çýkarmaktadýr. Bu çürümüþ sistemi parçalayýp, Dünya Komün Cumhuriyetini kurmanýn önündeki tek engel, komünist ideolojiye, yani oraya buraya çekilemez netlikte ve toklukta, komünist bir programa sahip, dünya partisinin eksikliðidir. Ekim devrimine ve onun yarattýðý öz güvene, coþkuya, atýlýma raðmen, ekim devriminin kazandýrdýklarýna raðmen, 1919 da kurulan dünya komünist partisine ve onun ekim devriminden çýkardýðý derslerle, 2.Enternasyonal oportünizmini ve onun aþamalý devrim anlayýþýný mahkum etmiþ olmasýna raðmen, 90 yýl sonra bu halde olmamýzý “içinden geçtiðimiz GERÝCÝLÝK DÖNEMÝ” þeklinde tespit ederek, koþullara havale etme yöntemiyle, “içinde bulunduðumuz YENÝLGÝ DÖNEMÝ” þeklinde tanýmlayarak, mevcut koþullarý dönüþtürmenin sorumluluðunu üstlenmek arasýndaki fark, hafife alýnamaz, görmezden gelinemez. Aradaki fark ideolojiktir. Komünist hareketin görevi, bu ayrýmý bir

14

yandan kendi mevcudunun içselleþtirmesini saðlayacak araçlarý yaratmak, diðer yandan da oraya buraya çekilemez düzeyde netleþtirerek, devrimci hareketin, 1928 kýrýlmasýný görmesini saðlamak, bu sayede komünist potansiyeli ayrýþtýrýp, saflaþtýrma mücadelesinin aracýna dönüþtürmektir. 2. Enternasyonalin (aþamalý devrim programýna) ideolojisine, yani hedefi puslu gösteren bir dürbüne, bozuk bir pusulaya sahip olmanýn, tüm iyi niyetine, tüm samimiyetine, tüm adanmýþlýðýna raðmen devrimci harekete kazandýrdýðý, kazandýracaðý formasyon, olanaklarý çürüten, imkanlarý ýskalatan, zaman zaman kaþ yapsa da, çoðunlukla göz çýkartan bir pratiktir. Bu yüzden, bu sayede hem militanlarý, hem de iþçi sýnýfýný demoralize edip, kendine güvenini kaybettiren bir pratiktir. Bu göz çýkartan pratiðin, dünya genelinde, 1928 den beri yaþanýyor olmasýnýn, dünya iþçi sýnýfýna kazandýrdýðý toplumsal hafýzanýn yansýmasý olarak, iþçi sýnýfýnýn, komünist harekete ve bunun yansýmasý olarak komünist bir dünya kurma mücadelesine sýrtýný dönmüþlüðünün, “ataletinin”, “durgunluðunun” sebebini : “içinden geçtiðimiz gericilik dönemi” tespitiyle koþullara havale ettirip. Sabredin yükseliþ dönemi gelecek! O zaman sýçrayarak geliþeceðiz dedirtmektir. Ýçinde bulunduðumuz yenilgi dönemi tespiti ise, 3.enternasyonalin 1928 programýnýn, ekim devrimini yaratan programatik perspektiften, ve ekim devriminden çýkarýlan dersleri yoðurarak, doðrusu komünist hareketin 2. kuruluþ sürecine dönüþen, ilk dört kongrenin perspektifinden, bir kýrýlma olduðu kavrayýþýndan, ve komünist hareketin ve iþçi sýnýfýnýn, 1928 den bu yana yaþadýklarýnýn, hareketin mevcut bunalýmýnýn, 3. enternasyonalin 1928 programýna sahip olmanýn (2. enternasyonalin aþamalý devrim programýna sahip olmanýn) doðrusal bir sonucu olduðu kavrayýþýndan, komünist hareketin, bu kýrýlmayla yüzleþip “somut acil görevler” baþlýðý altýnda tanýmlanan hedefe kilitlenmiþ, planlý bir mücadeleyi sürekli kýldýðýnda, mevcut gerçekliðin tersine döndürüleceði, iþçi sýnýfýnýn dünya genelindeki (düþmanýn bulanýklaþmasýnýn, sebeple deðil sonuçlarýyla savaþýyor olmanýn) “ataletinin”, kapitalizmi parçalayan bir (düþmanýn netleþmesine, hedefe kilitlenmeye) dinamizme dönüþeceði kavrayýþýndan doðmuþtur; ve bu kavrayýþa yönlendirecektir. Tarihsel sorumluluðumuz KDH’yý kapsayarak aþmaktýr, onun yanlýþlarýný daha geri bir zeminde sahiplenerek, iyi ihtimalle onun yanýna gidilir.

Boran Ýþçi

KOMÜNÝST DEVRÝM

hareketimizin birikimine ve kazaným hanesine sunmak isteriz. Ýlk olarak eylem alanýný deðerlendirmek gerekirse, bu yýl 2005 ve 2006 yýllarýnýn 8 Mart’ýndan farklý olarak Beyazýt’ta ýsrarcý olunmamýþ; devrimci gruplarýn pek çoðunun temsil edildiði platform tarafýndan Kadýköy eylem alaný olarak belirlenmiþtir. Daha önceki yýllarda MYO’da çýkan 8 Mart derlendirmeleri ve hareketimizin bu gündeme bakýþý dikkatle incelenip özümsenirse; bizlerin Beyazýt’ý eylem mekaný olarak en devrimci tercih olarak görmediðimiz anlaþýlýr. Aksine tüm deðerlendirmelerimizde, buranýn devrimciler için 1970lerden beri eylem alaný olarak benimsenmesi ve kendi adýyla da anýlan Beyazýt Katliamý’nýn gerçekleþtirildiði bir mekan olmasý onu devrimciler için tarihsel deðere sahip olan bir alan haline getirmiþtir. Ancak 2005 ve 2006’da onu devrimci kýlan, bizlerin de aralarýnda bulunduðu devrimcilerin düzenin kolluk güçlerinin 2005’te Saraçhane’de yaptýðý saldýrýnýn hemen birkaç saat sonrasýnda Beyazýt’a çýkma kararlýlýðýdýr. Bu kararlýlýðý besleyense ardýnda yatan devrimci bilinçtir. Yani 8 Martlarýn bir süredir feministlerin-liberallerin bu gündemi devrimci özünden kopararak; kadýnlarla erkekleri böyle bir günde alanlarda ayýrmalarýna; iþçi sýnýfýnýn devrimci kadýnlarýnýn tarihte ortaya çýkarttýðý kavga gününü erkek karþýtlýðýyla adeta þölene dönüþtürmelerine karþý çýkan devrimcilerin ayrý alana çýkma konusundaki azimleridir. Ertesi yýl da yine Beyazýt’a çýkma ýsrarýysa bir önceki yýl yapýlan saldýrýya yine ayný mekanda ayný bilinçle yani liberal-feminist anlayýþlardan koparak düþmandan izin alýnmadan eylemin meþruluðuyla çýkýlmasýdýr. Bunlarýn dýþýnda bizim için Beyazýt baþka bir anlam taþýmamaktadýr. Daha önceki MYO’larýmýzda da vurgulandýðý gibi bugün seçilen eylem alanlarý iþçi sýnýfýnýn yaþam ve çalýþma mekanlarý olan varoþlardan, iþyeri havzalarýndan uzakta seçildikçe eylemler hem kitleselliklerinden kaybediyorlar hem de seslenilmek istenen ve eylemleri sahiplenip katýlma iradesini göstermesi gereken iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerinden uzaklaþýyorlar. Bu yüzden biz hem Beyazýt’ýn hem de Kadýköy’ün eylem alaný olarak bir varoþtan ya da sanayi havzasýndan daha geri bir tercihi yansýttýðýný düþünsek de bugün gücümüz oranýnda iþ yapabilme kapasitemizi göz önünde bulundurarak devrimci hareketin ana gövdesiyle ortak davranýp bu alanlara çýkýyoruz. Eylemde gerçekleþtirilen yürüyüþ göz önünde bulundurulursa bu süre boyunca çabamýz hem platformun ortak sloganlarý

olan “Cinsel, Sýnýfsal , Ulusal Sömürüye Son”, “Yaþasýn 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü”, “Eþit Ýþe, Eþit Ücret”, “Kadýnlar Kurtulmadan Devrim olmaz, Devrim Olmadan Kadýnlar Kurtulamaz” vb. sloganlarý attýk hem de kendi komünist sloganlarýmýzý dillendirdik. Bu yýl diðer iki 8 Mart’tan farklý olarak eylemde devrimcilerle olmayý tercih eden ESP ve EKD, alanda yine bildiðini okumuþ eylem baþýnda aralarýnda olan erkeklerini yürüyüþte alana önden gönderip sadce kadýnlarý yürütmüþtür. Aslýnda son iki yýlda feminist-liberallere karþý alýnan tutum bir ölçüde ESPEKD’ yi de kapsýyordu. Çünkü kadýn sorunundaki, genel politikalarý son derece liberal anlayýþla bezenmiþtir. Yani 8 Mart emeksermaye çeliþkisi dolayýsýyla iþçi sýnýfýn mücadelesi içerisinde kavramak yerine yalýzca kadýn-erkek eþitliðini burjuva anlayýþta olduðu gibi göstermelik alanlarda kurulmasýný isteyen, töre cinayetleri, kadýna yönelik þiddet ve sosyal yaþam-iþ yaþamý ve ekonomik yaþamda cinsiyetten dolayý ezilmeyi gündeme alan, bunlarýn kaynaðýný sýnýf savaþýmýnda görmekte uzak duran yaklaþýmlara sahiptir. Bu noktada bizler eylem alýnda onlarla yapýlan birlikteliðin diðer iki yýlda yükseltilmeye çalýþýlan çýtanýn düþmesine sebep olduðunu düþünüyoruz. Eylemde okunulan metinde ve seçilen sloganlarda sýnýf vurgusu yapýlmasýndan ýsrarla kaçýnýlmasý çabasýnda ESP-EKD’nin yaný sýra diðer bir feminist yaklaþýma sahip olan EHP’nin de payý göz ardý edilemez. Daha kalabalýk bir kitle eyleme katýlsýn diye ya da her yapý kendi merkezi tutumlarýnýn alanda yansýtýlmasýný istiyor diye 8 Mart gündemi burjuva düzenin kendisinden kaynaklanan eþitsizliklerin giderilmesi taleplerinin öne çýkarýldýðý, kadýn dayanýþmasý söylemleriyle kadýn-erkek iþçi sýnýfýnýn birlikte mücadele etmesi gerekliliðinin hiç vurgulanmadýðý bir metinle geçiþtirilemez. Ortak tutum alýp birlikte eylem alanýna çýkmanýn bugünkü gibi bir gericilik döneminde hem öneminin hem de zorluðunun frakýndayýz. Ancak ortak iþ yapmak pek çok hareket için kendi politik söylemlerinden ve tutumlarýndan taviz vermek olsa bile bu durum 8 Mart , 1 Mayýs gibi tarihsel gündemlerin için boþaltýlmasý çýkýþ amaçlarýna ve hedeflerine karþý tutum alýnmamasýný gerektirir. KADIN-ERKEK BÝRLÝKTE, KOMÜNÝST ÖRGÜTLENMEYE KADININ KURTULUÞU, ÝNSANLIÐIN KURTULUÞUDUR!

7

eylem komitesi


KOMÜNÝST DEVRÝM

ALANLARDAN YOLDAÞLAR ‘HAREKET’Ý DEÐERLENDÝRÝYOR: DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET ÜÇ YAÞINDA DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET’E BÝR BAKIÞ

Bu deðerlendirme yazýsý daha çok kýsmen tanýk olduðum tarihi ve gözlemlediðim bugünkü örgütsel pratikleri üzerinden devrimci komünistleri nasýl gördüðümü anlatan bir yazý olacak. Bu ideolojik ve siyasal deðerlendirmelere daha az önem vermemden deðil aksine çeþitli konularda yeni tartýþmalar açacak siyasal meselelere girmek için buranýn çok uygun olmadýðýný ve yine bu meselelerde tek kiþilik derin deðerlendirmelere girmeye hazýr bulunmadýðýmý düþünmemdendir. Yine eklemek gerekir ki bu yaklaþým siyasal, ideolojik kriterlerin yokluðundan deðil- hatta bu ve kriterlerin birçok durumda daha hayati olduðunu ve baþka kriterlerden önce gelmesi gerektiði fikrindeyim-, kiþisel gündem olarak da altýný çizdiðim hatta seçici bir sorgulamadan kaynaklanmaktadýr.

Örgütsel ve siyasal sorunlar baðlamýnda devrimci komünistlerin tutumunun net olduðunu yazýlanlardan bilebiliriz: Yapýlmasý gereken örgütsel sorunlarý politik sorunlara öncelik olarak almak deðil, örgütsel sorunlardaki açýklýðý, ilerlemeyi politik mücadeleye dönüþtürmektir.Komünist çekirdeðin örgüt omurgasýný oluþturmayý temel ve acil görev olara benimseyen bir hareket için bu açýklamayý önemsemek gerekiyor çünkü devrimci hedef ve amaçlarýn ne olduðunu tanýmlamadan, siyasal vizyonun temel ilkelerini dile getirmeden tek baþýna örgüt çaðrýsý, daha doðrusu örgüt adý çaðrýsý,yapmanýn anlamlý olmadýðý kanýsýndayým. Daha sýklýkla 8 Mart ve 1 Mayýs gibi birçok devrimci yapýnýn ortak eylemlerinde gözlemlediðim sadece örgüt adýný sloganlaþtýran ve yine eylemler dýþýnda da örgütsel sembollerle sýnýrlý kalan çaðrýlarýn ideolojik ve politik duruþu yeteri kadar ifade etmediðini ve yeni siyasal açýlýmlar getirmediðini – bunlarýn bir geleneðin devamlýlýðýnýn ifadesi olabileceðinin farkýnda olarak-düþünüyorum. Her türlü eylemde,gündemi yakalayan ve politik hedef ve amaçlarý dile getirilen sloganlarýn yeð tutulmasý gerektiði inancýndayým ve dolayýsýyla Devrimci Komünist Hareket’in bu çabaya sahip çýkmasýný kiþisel olarak oldukça önemsiyorum. Ancak,bu konu üzerine bir soru olarak ortaya koyabileceðim diðer bir nokta ise, propaganda düzlemindeki bu farklýlýðýn bu seçimlerin örgütlerin maddi teknik alt yapýlarýna göre þekillenip þekillenmediðidir. Örgüt omurgasý oluþturan, kitle içerisinde baðlarý kuvvetlenen ve belki bir gelenek olan bir yapýda bu amaçlar bir ihtiyaç olmaktan çýkabilir mi sorusudur bu.

Örgüt faaliyetleri üzerinden devam edecek olursak, siyasal duruþu dile getiren sloganlarýn yaný sýra devrimci duruþun gerekliliði olan faaliyetlere bakmak gerekecektir. Öncelikli olarak þunu dile getirmeliyim ki devrimci komünist siyasetin iletiþim yollarý olarak en azýndan dönemsel olarak illegal mi yoksa legal yöntemleri mi kullanmak gerektiði konusunda henüz netleþmiþ bir fikir sahibi deðilim. Yöntemlerin de bir duruþun ifadesi olabileceðini gördüðüm bir örnek olan 19 Aralýk eyleminin bu noktada nasýl bir yaklaþým izlenebileceðinin yollarýný açtýðýný söyleyebilirim. Böyle bir dönemde kuþlama faaliyetinin tehlikeli olabileceði nedeniyle ne kadar gerekli olduðu konusunu sorgularken, 19 Aralýk operasyonunun -kuþ yaparak kendini gösterendevrimci iradeyi kýrmaya yönelik olduðu ve bu anlamýyla da bu iradenin yaþadýðýnýn gösterilmesinin tam da bu dönemde gerekli olduðu iddiasý faaliyet ve devrimci kimlik iliþkisini bir çerçeveye oturtmakta geçerli ve belki de yeterli bir iddia olarak görülebilir. Kýsacasý yaþanmýþ bu pratik devrimci tutum almanýn soyut ölçütlerle deðil, somut ölçütlerle olduðunun bir örneði olarak karþýma gelmiþtir.

8

KOMÜNÝST DEVRÝM

altýnda ezildiði görevlerin altýna girilmiþ, onu kapsayarak aþmak amaçlanmýþtýr. KDH’yý kapsayarak aþmayý, pozitif bir niyet olmaktan çýkarýp, somut bir nitelik haline, somut acil görevleri, bütünlüklü bir tarzda yerine getirmek anlamýnda, bir nitelik haline getiremediðimiz sürece, onun zaaflarýný taþýmak, düþtüðü hatalara düþmek kaçýnýlmaz olacaktýr. (Sürecin içinde KDH’yý kapsayarak aþamazsak gideceðimiz yer iyi ihtimalle bulunduklarý yerdir!) “Ýçinden geçtiðimiz gericilik dönemi” saptamasý, KDH dan devralýnan bir yanlýþtýr. “Ýçinden geçtiðimiz bir gericilik dönemidir.” Baþlýðý altýnda geliþtirilen tespitler KDH’ da da eðreti duruyordu. “Komünistler Ne Ýçin, Nasýl Mücadele Etmeli?” baþlýklý platform önerisinde : “1980’li yýllarýn sonunda baþlayan, tüm dünyayý etkisine alan ve egemen eðilimleri giderek netleþen bir yeni dönemden geçiyoruz. Dünya yeni bir emperyalist paylaþým ve gericilik dönemine girmiþtir.” (say:21) diyerek önce, bir YENÝ dönem tespiti yapýlmýþtýr. devamda “Dönemin bu karakteri deðiþik boyutlarýyla tasvir edilebilir.” Denmiþ, ve bu YENÝ DÖNEMÝN, yeni özellikleri dört madde halinde tarif edilmiþ. Birincisi, üçüncüsü ve dördüncüsü denilerek, emperyalizmin 1980 sonrasý yeni döneminin özelliklerini tarif etmek için yapýlan açýklamalar, kapitalist sistemin emperyalizm dönemindeki temel, karakteristik özellikleridir. Bu üç maddede, 1980’li yýlarýn sonunda baþlayan, YENÝ döneme ait özellikler olarak sunulanlar, 1980’li yýllarýn sonlarýnda ortaya çýkan , yoðunlaþan özellikler deðildir.Nitekim kapitalizmin, içinden geçtiðimiz yeni döneminin, yeni özelliklerini tanýmlamak için, bu üç maddede savunulanlarýn aslýnda, emperyalizmin genel özelliði, karakteristik özelliði olduðu, Komünist devrim sayfalarýnda da ifade edilmiþtir : “Tarihsel bir kategori olarak kapitalizmin ulaþtýðý emperyalizm aþamasýnda burjuva düzenin çürüme ve siyasal gericilik olduðunu, Lenin’in emperyalizm çözümlemelerinden bu güne kapitalizm altýnda yaþayan insanlýðýn durumuna bakýldýðýnda kör gözlerin görebileceði bir durum olduðu ortadadýr.” (komünist devrim broþürleri-1 / say: 39) Evet yoldaþlar, kapitalizm bu gün gericidir. Fakat gericilik ve paylaþým savaþlarý, kapitalizmin 1980 den sonra edindiði, “SSCB” nin artýk kendine dar gelen “Sovyet Sosyalist” elbisesini, kendi iradesiyle çýkarmasýndan sonra oluþan, yeni koþullarýn, yeni bir özelliði deðildir. Kapitalizm emperyalizme geliþtiðinden beri, 1900’lü yýllarýn baþýndan beri gericidir. Lenin’in emperyalizm tahlilinden beri ne kapitalizm, ne de ona dönük sözümüz deðiþmedi: EMPERYALÝZM, SÜREKLÝ PAYLAÞIM SAVAÞI, SÜREKLÝ GERÝCÝ BÝR

13

REJÝMDÝR. Gericilik ve paylaþým savaþlarý, sistemin temel karakteristik özelliðidir. “1980’li yýllarýn sonunda baþlayan, tüm dünyayý etkisine alan bir yeni dönemden geçiyoruz” tespitini kanýtlamak için, ikincisi baþlýðý altýnda anlatýlanlar ise, içinden geçilen yeni dönemin gericilik dönemi olduðunu kanýtlamaya hizmet etmiyor. Fakat dün KDH’nýn bu gün DKH’nin devrimci hareketten ayrýþmasýna olanak saðlayan perspektifin ürünü olan doðru halini: 1980 den bu yana deðil ama, 1928 den bu yana, içinden geçilen yeni dönemin, YENÝLGÝ dönemi olduðunu, kanýtlamaya hizmet etmektedir: “günümüz dünyasýnýn paradokslarýndan biri þudur : bir yandan, tarihsel bakýmdan yok olmayý çoktan hak etmiþ bulunan emperyalistkapitalizmin çeliþki ve sorunlarý derinleþirken, bunlarý insanlýðýn kurtuluþu yönünde devrimci bir yoldan çözebilecek olan öznel öðe, enternasyonalist-devrimci siyaset ve örgüt eksik kalmaktadýr.” (Komünistler Ne Ýçin, Nasýl Mücadele Etmeli? Say:22) KDH’yý kuranlar, dün devrimci hareketin kadrolarýydýlar. Devrimci hareketten koparak, ayrýþarak KDH’nýn kuruluþunu gerçekleþtirdiler. Fakat bu kopuþu tamamýna erdiremediler. KDH’nýn, içinden geçtiðimiz yeni dönemin gericilik dönemi olduðu þeklindeki söylemi, bu söylemle çeliþen, hatta bu söylemin, yanlýþlýðýný kanýtlayan politik açýlýmlarýnýn, bir yerlerine sýkýþtýrmaya çalýþmýþ olmasý, koptuðu devrimci hareketin, programatik yaklaþýmýnýn bulaþýklýðýný, hala taþýyor olmasýndandý. Ýçinden geçilen yeni dönemin “gericilik dönemi” olduðu saptamasý 2.Enternasyonal in programatik perspektifine sahip olmanýn ürünüdür. “Ýçinden geçtiðimiz gericilik dönemi” tespiti mazeret teorisidir. Ýçinde boðunulan sorunlarla yüzleþilemez, bu sorunlarýn kaynaklarý aranmaz. Bu sorunlarý hedefli, planlý bir mücadelenin konusu haline getiremez. Sorunlar, hep koþullara havale edilir. Onlarca yýldýr partileþilemiyorsa, onlarca yýldýr kitleselleþemeyip, marjinelleþiliyorsa, iþçi sýnýfýnýn en ayrýcalýksýz, genç dinamik kesimleri “komünist” harekete sýrtýný dönüp, gerici partilerde saf tutuyorsa, her kriz döneminde örgüt bir amip gibi bölünerek çoðalýyorsa ve bunlar tüm dünyanýn, tüm komünist hareketin ortak sorunlarý olduðu halde, mevcut politikalarý sorgulamaya gerek duyulmaz. Gericilik döneminden geçiliyordur, sabýrla, adým adým, bir inþa süreci yaþanacaktýr. Yükseliþ dönemine girildiðinde, sýçramalý geliþmeler yaþanacaktýr. Bu sayede, mevcut örgüt partiye, yada önder partiye vs ye dönüþecektir. Yükseliþ dönemi gelene kadar, sabýrlý bir þekilde mücadeleye devam edilmelidir. Kabalaþtýrarak sunduðumuz bu yaklaþým, 2. Enternasyonalin aþamalý devrim perspek-


KOMÜNÝST DEVRÝM

GAZÝ AYAKLANMASI SINIFA KARÞI SINIF SAVAÞIDIR!

12-16 Mart 1995’te meydana gelen Gazi Ayaklanmasý, iþçi sýnýfýnýn, iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerinin yarattýðý bir ayaklanma olarak bizlere bugünde yol gösteriyor. Gazi Ayaklanmasý, biriken devrimci dinamiðin, sýnýf kininin, yapýlan bir saldýrý sonucu, kendiliðinden patlamasýyla meydana geldi. Ýþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerinin ve ulusal kurtuluþ mücadelesi veren kürtlerin bulunduðu, devrimci bir dinamizi barýndýran, bu dinamizimden beslenmeninin yoðun olarak yaþandýðý varoþlarýn, geliþebilecek bir ileri çýkýþýn kalkýþ noktalarýndan biri olacaðý bir kez daha bu ayaklanmayla görüldü. Paris Komününden, Ekim Devriminden bugüne elde edilen deneyimlerde doðru halkanýn tutulmasý, geliþebilecek devrimci ayaklanmalarda bizlere yolgösterici olacaktýr. Ancak, gazi örneðinin bizlere gösterdiði gibi, bu tür ayaklanmalarýn, aslýnda bir direniþ þeklinde algýlanmasý, katlimalar nedeniyle yoksul halkýn basit bir adelet isteme, yasalarýn iþlememesine karþý yapýlan bir hukuk mücadelesinin yöntem olarak ele alýnmasý gibi bir takým yanlýþ anlayýþlarýn hakim olmasý devrimci bir kalkýþ noktasý olarak bu ayaklanmanýn derslerini doðru süzememeyide beraberinde getirmektedir. Sýnýfa karþý sýnýf savaþý olan gazi ayaklanmasýnýn, sýnýf vurgusu yerine halk direniþi þeklinde algýlanmasý, sadece bu durumun yanlýþ kavranmasýný beraberinde getirmiyor, ayný zamanda, bu topraklarda ki devrim sorununa bakýþta, devrimci dinamikleri tanýmlamada bir takým kavrayýþlarýnda

hakim olduðunu bizlere gösteriyor. Ýþçi sýnýfýný büyük fabrikalarda çalýþan kesim olarak tariflemek, varoþlarda yaþayanlarý sýnýfýn dýþýnda unsurlar olarak görmekle baþlayan bu hatalý kavrayýþ, eksikliklerini bugün açýkça farkettirmektedir. Öyle ki, devrimci hareketin varoþlarda mevzilenme konusunda attýðý adýmlarda bu doðrultudadýr. Devrimci Komünist Hareket olarak, 12 Mart günü katýldýðýmýz Gazi anmasýnda, örgüt imzalý “Gazi Ayaklanmasý, Sýnýfa Karþý Sýnýf Savaþýdýr!” yazýlý pankartýmýzla, birkez daha sýnýflar savaþýnda Gazi’nin yerinin önemini vurguladýk. Devrimcilerin oluþturduðu platformun baþlattýðý yürüyüþ saat 10:00’ da eski karakol’dan baþladý. Gazinin Hesabýný Soracaðýz, Katil Devlet Hesap Verecek þeklinde sloganlarla devam eden yürüyüþ, 1995’te düþenlerin mezarlarýnýn baþýnda düzenlenen anmayla son buldu. Yürüyüþ sýrasýnda TÝKB(B), TÝKB, TKEP/L ve hareketimizin pankartlarý yürüyüþ güzargahýna asýldý. Anmanýn ardýndan MLKP ve KGÖ pankart açarak yürüyüþe geçti. Sürekli vurguladýðýmýz gibi iþçi sýnýfýnýn yaþam alanlarýnda yapýlan bu eylemler, düzen dýþý, devrimci ve özgür yanlarýnýn öne çýkmasý bakýmýndan bizler için büyük önem taþýyor. Proletaryanýn devrimci iktidarýnýn zaferi için mücadele eden biz devrimci komünistler, bu kesimlerin sýnýf mücadelesindeki önemini bilerek yolumuza devam ediyoruz ve bu zaferin öncülüðünü alacak bir devrimci partinin, buralardan beslenerek büyüyen ve özgürleþen bir örgütlü mücadeleyle vardilebileceði bilinciyle Gazi Ayaklanmasýný selamlýyoruz.

Ý. Can

ÝÇÝNDEN GEÇTÝÐÝMÝZ DÖNEMÝ, GERÝCÝLÝK YADA YENÝLGÝ DÖNEMÝ OLARAK NÝTELEMEK SÝYASAL BÝR AYRIM NOKTASIDIR!

Materyalizme göre tüm düþünce ürünleri gibi politika da, maddenin, somut koþullarýn yaratýsý, yansýmasýdýr. Materyalizmden etkilenen, materyalist olan politik akýmlar, politik açýlýmlarýný istençlerine göre deðil, maddeye göre yani, somut koþullarýn somut tahlilinden hareketle belirlemeye çalýþýrlar. Somut koþullarýn somut tahlili bir kez yapýldýktan sonra ve somut koþullar deðiþmediði sürece, bu somut koþullarýn tahlilinden hareketle belirlenen politik açýlýmlarýn, “içinden geçtiðimiz … döneminde” þeklinde bir özet ifadeye dayandýrýlarak sunulmasýnda bir sakýnca yoktur. Komünist Devrimin, politikalarý ilk sayýsýndan bu yana “içinden geçtiðimiz gericilik dönemi” özet ifadesine dayandýrýlarak sunul-

12

maktadýr. Eðer Devrimci Komünist Hareketin, içinden geçtiðimiz somut koþullara dönük somut bir tahlili olsaydý ve bu tahlil içinden geçtiðimiz dönem, gericilik dönemidir; þeklinde özetlenebilir olsaydý, mevcut politik açýlýmlarý bu özet tespite dayandýrarak sunmanýn bir sakýncasý olmayacaktý. Fakat ne Devrimci Komünist Hareketin, ne de kapsayarak aþmak zorunda olduðumuz öncelimiz, Komünist Devrim Hareketi’nin, politik açýlýmlarý, içinden geçilen yeni dönemin, somut koþullarýný gericilik dönemi olarak tahlil eden bir perspektifin ürünü deðildir. Devrimci Komünist Hareket, KDH dan etkilenerek, KDH’nýn geliþtirdiði fakat arkasýnda duramadýðý, gereðini yapamadýðý, politik açýlýmlara sahiplenerek doðmuþtur. KDH’nýn

KOMÜNÝST DEVRÝM

Devrimci tutumun göstereni olarak faaliyet örneðinden sonra, bu tutumun sahiplenilmesinin hem sonucu hem nedeni olarak okunabilecek teorik yeniden üretimde rol biçilen- ki bence devrimci arýnma ve devrimci dayanýþma hususunda pratik etkileri de olan- devrimci kopuþ, yeniden sentezleþtirme ve aþma pozisyonu/durumu için çabadan da en baþta sözü edilen komünist çekirdeðin örgüt omurgasýný oluþturmaya doðrudan katký saðladýðý ölçüde önemli bir unsur olarak söz edilmeli. Komünist kadro birikiminin de önünü açan bu durum aslýnda tanýk olabildiðim kadarýyla Devrimci Komünist Hareket’in genel seyrinin güzel bir göstereni. Bu yaklaþým benim gözümde, çekirdeði mümkün olduðunca saðlam tutarak diðer devrimci yapýlarla ve kitlelerle komünist devrimci bir zeminde buluþmaya olanak saðlayan bir yaklaþýmdýr. Bu yaklaþýmýn diðer bir önemi de; en baþýnda dönem dönem içine kapalý, sadece kendi faaliyetleri ve siyasetiyle ilgili olduðunu düþündüðüm hareketin; özellikle tanýmlanan somut acil görevlerle örgütsel perspektifi ile somut koþullarý ve devrimci iliþkileri geliþtirme çabalarýný birleþtirmesine- belki haddim olmayarak- yüklediðim olumlu anlamdan gelmektedir. Baþlangýç sürecinde ayýrt edici yanlarýn baþkalarýnýn kafasýna vurulacak bir sopa olduðu izlenimine kapýldýysam da bugün bunlarýn birleþtirici bir unsur olduðunu görebiliyorum. Tabi burada gözden kaçýrýlmamasý ve altýnýn çizilmesi gereken bir boyut da benim Devrimci Komünistlerle iliþkimin ilerlemesinin sonucu olarak bu yorumu yaptýðým gerçeðidir. Son olarak örgütsel bir deðerlendirme olmamasýný göze alarak, insanýn yaþam biçiminin bilincini büyük ölçüde belirlediðinden, birbirlerini beslediklerinden hareketle, örgütsel alanda olduðu kadar gündelik yaþamda da (devrimci) komünist bir yaþam biçimi sürmeyi devrimci komünist siyasetin ve samimiyetinin her alanda yaþatýlmasý adýna önemsediðimi söyleyebilirim. Yapmak istediðimiz Komünistler Birliði denli mütevazý, Komünist Enternasyonal denli iddialý ve cüretkar bir devrimci parti yaratmaktýr; olarak tanýmlanan görevin ve genel perspektifin bu samimiyeti yansýttýðý düþüncesinde olduðumu dile getirerek belli noktalara deðinerek kýsa tutmaya çalýþtýðým deðerlendirmeme son verebilirim.

D. Güneþ

PROLETER DEVRÝME ÝMZAMIZI ATACAÐIZ!

Bu yazýyý hareketimizin üçüncü yýlýnda, onunla ilgili görüþ ve düþüncelerimi bildirmek üzere yazýyorum. Yaklaþýk iki yýl önce komünistlerle tanýþýp, devrimci mücadeleye atýldým. Bu zaman zarfýnda, kendimdeki deðiþiklikler ve yaþamýma verdiðim yön hakkýnda yazacaklarým, hem kendim için hem de kollektifimiz için önemli niteliktedir. Hareketimizle iliþkim olmadan önce de devrimciydim; kendimi komünist olarak tanýmlýyordum. Ama örgütlü mücadele faklý bir þeydir. Örgütlü mücadele gerçek bir zafer için gerekli bir süreçtir. Baðýmsýz birer devrimci birey olmakla, düzeni yýkmakta çok güçsüz kalýrýz. Ama örgütlü mücadele, kapitalizmi yýkma yolunda iþçi sýnýfýnýn en büyük silahýdýr. Örgütlü mücadelenin içerisinde olduðum için kendimi eskisinden daha da devrimci hissediyorum. En önemlisi de kollektifimizi ve kendimi daha da güçlü buluyorum. Çünkü mücadeleyi birlikte sürdürdüðüm yoldaþlarým ve hareketim var arkamda. Hem hareketim hem de yoldaþlarým daha nitelikli bir devrimci olabilmem için ellerinden geleni yapýyor. Yaþamýmý bir devrimci olarak sürdürmeyi, bu süreçte, mücadelede öðrendim. Bugün, halâ bazý eksikliklerim var elbette; mücadelenin tüm gereksinimlerini olmasý gerektiði gibi yerine getiremiyorum. Ama bu noktada, sorunu ne yoldaþlarýmda ne de hareketimizde aramak doðrudur. Sorun tamamýyla bazý zorunluluklar dolayýsýyla (aile, okul vb kurumlar dolayýsýyla) düzenle baðlarýmýn devam etmesinden kaynaklanmaktadýr. Bu durum kimi zaman benim alacaðým görevlerin niteliðini ve yerine getirme zorunluluðumu engellese de ortaya çýkan

9


eksikleri de hareketimizle zamanla aþacaðýmý düþünüyorum. Deðerlendirmemin ikinci kýsmýnda Hareketi temele almak gerekirse, onu Türkiye’de komünist mücadeleyi yükseltmeye çalýþan bir yapý olarak kavrýyorum. Türkiye’de günümüze kadar tam anlamýyla komünist bir parti oluþmamýþtýr. Kollektifimizle hareket eden biz proleter devrimciler, bu topraklarda komünist mücadeleyi yükseltmeye çalýþýyoruz. Hareketimizin temel hedef olarak proleter devrimi gerçekleþtirme çabasýnýn en doðru perspektifi temsil ettiðini düþünüyorum. Bu hedef doðrultusunda örgütlenme pratiðini proleter devrime önderlik edebilecek partiyi inþa etme esasýna göre geliþtirmeye çalýþmasýný sonuna dek benimsiyorum. Bunu baþaracaðýz. Ama ilk önce kendi çýtamýzý yükseklere koyarak. Örgütümüzün, her türlü iliþkisini hiç durmadan geliþtirmesini ve kendisinin de bu yolda geliþmesini gereklilik olarak kavrýyorum. Bugün çok zor bir dönemden geçiyoruz. Burjuvazi, bize tüm araçlarýyla saldýrýyor. Ancak þuna tüm devrimci içtenliðimle inanýyorum ki biz bu dönemde ayakta kalacaðýz; böyle dönemlerde çelikleþeceðiz. Teorik ve pratik mücadele bir arada yürütülmelidir. Hareketimiz ürettiði teorik birikimlerle beni geliþtirmekte, örgütlenme düzeyimi ilerletmek için iliþkimizi tanýmlý bir pratik faaliyet içerisinde daha da üst düzeylere çýkarmaya çalýþmaktadýr. Eylemlere ve çeþitli faaliyetlere yoldaþlarým beni katmaya çalýþýyor. Bu alanlarda yalnýzca teorik olarak geliþmiyorum. Hem pratikte kendimi varediyorum. Hem de devrimci disiplini kavrýyorum. Umuyorum ki ilerleyen dönemlerde hem ben geliþeceðim hem de yapýmýzla olan tanýmlý iliþkim geliþecek. Bir bütün olarak DKH’yi deðerlendirmek gerekirse; onun doðru bir politika izlediðini düþünüyorum. Hareketimiz devrimci mücadeleye doðru bir yönden sarýlmýþ durumdadýr. Þuna inanýyorum ki, yalnýzca doðrularýmýzla deðil, ayný zamanda yaptýðýmýz hatalardan da dersler çýkararak komünist mücadelemizi büyüteceðiz ve proleter devrime imzamýzý atacaðýz.

Taylan Yoldaþ

DEVRÝMCÝ ÝRADE VE CÜRETLE ÝLERÝYE ATILMANIN ZAMANIDIR!

Hareketimizin üçüncü yýlýnda, geçen üç yýllýk süreci deðerlendirmek bir gerekliliktir. Bu deðerlendirme için onlarca farklý yöntem kullanýlabilir, ancak üç yýlýn birikim ve deneyimlerini dikkatle süzdüðümüzde en doðru yöntem kendiliðinden karþýmýza çýkmaktadýr: “Devrim için devrimci parti, parti için örgütlü hazýrlýk!” diyerek yola çýkan bir hareketin deðerlendirmesi öncelikle bu slogan çerçevesinde yapýlmalýdýr. Fakat bu yazýnýn temel konusu, devrimci partiden daha çok konumumuz gereði “örgütlü hazýrlýk” olduðu için “örgütlü hazýrlýk” anlayýþýnýn en net ve sistemli tarifi olan “somut-acil görevleri” hatýrlatýp, bunlarý ne kadar gerçekleþtirebildiðimizi deðerlendirmek olacaktýr. Peki nedir somut acil görevlerde tanýmlananlar ve bunun ne kadarý gerçekleþti? 1) “Dönemin görevlerini yerine getirme irade ve kapasitesine sahip bir komünist çekirdeðin, örgüt omurgasýnýn oluþturulmasý.” Aslýnda bu hareketin ortaya çýkýþý bile dönemin görevlerini yerine getirme irade ve kapasitesine sahip olunduðunun ispatýdýr. Çünkü bu hareket, “devrimci komünist partinin var olmadýðý koþullarda komünistlere düþen görev, komünist partinin yaratýlmasý sürecinde elini taþýn altýna sokmaktýr” diyerek yola çýkmýþtýr. Devrimci Komünist Hareket, bunu sadece yola çýkarken ifade etmekle yetinmemiþ, yürütülen her faaliyeti dönemin dayattýðý görev olan komünist partinin yaratýlmasý amacý üzerinden þekillendirmiþtir. Böylece yalnýzca örgütlülük için gerekli iradeyi baþlangýçta koymakla yetinilmemiþ, faaliyetin sürekliliði üzerinden bahsedilen iradenin sürekliliði saðlanmýþtýr 2) “Teorik yeniden üretim.” MYO diðer iþlevlerinin yaný sýra teorik yeniden üretimin en önemli ayaðýný oluþturmuþtur. Üç yýlda iki yüz küsür sayfalýk bir birikim yaratýlmýþtýr. Ancak teorik yeniden üretim; entelektüel bir birikimin ortaya konulmasý olarak deðil,

10

örgütün genel niteliðini yükseltecek, militanlarýn geliþiminde eðitim materyali olarak kullanýlabilecek bir araç olarak görülmektedir. Bu anlayýþ MYO’da iþlenen konularýn içeriðini de belirlemektedir. MYO’da çýkan metinler, militanlarýn bireysel ilgileri üzerinden belirlenen, birbirinden baðýmsýz, rastgele seçilmiþ yazýlar deðil; “kadrolaþma-organlaþma, devrimci meslekler, alanlardan-yoldaþlardan” vs. gibi örgütsel olarak çizilen yolun ihtiyaçlarý ve yaratýlmak istenen militan tipolojisinin niteliði üzerinden þekillenmiþ yazýlardýr. Bu da aslýnda teorik yeniden üretim anlayýþýmýzdaki berraklýðý ve bu konudaki tutarlýlýðýmýzý göstermektedir. 3) “Kadrolaþma-organlaþma.” Gericilik döneminin ve tasfiyeciliðin doðal sonuçlarýndan olan “bireysel özgürlük” yaygaralarýnýn iyice arttýðý günümüzde “Leninist parti komünist bireylerin deðil organ ve örgütlerin birliðidir” anlayýþýnýn komünistlerin en önemli ayýrt edici noktalardan birisi olmasý iyiden iyiye perçinlenmiþtir. Bu anlayýþýn hareketimizin tüm örgütlenme anlayýþýna sindiðini ve bunun örgütün genel niteliðini yükseltip profesyonelleþmenin önünü ne kadar açtýðýný görmek hiç de zor deðildir. Biz komünist militanlara, çeþitli eðitim materyalleri aracýlýðýyla hem pratik, hem teorik eðitim verilerek kadrolarýn dolayýsýyla organlarýn ve örgütün genel niteliðinin yükseltilmesi anlayýþý her faaliyette rahatlýkla görülmektedir. Gündelik hesaplarla, gerçekleþtirilecek görevlere zaten belli bir yetkinliðe ulaþmýþ olan insanlarý koþturup; hata yapmadan süreci atlatmaya çalýþmak yerine hata payýný göze alarak daha geri, sýçrama yapabilecek militanlarýn iþe koþulmasý anlayýþý bugün bizim doðru kavradýðýmýz halkalardan biridir. 4) “Ýþçi sýnýfý ve devrimci gençlik içindeki taze dinç güçlere ulaþma.” Aslýnda en çok sýkýntý yaþanan konulardan birisi de budur. Kitle faaliyeti yapýlmamakla birlikte yine de yürütülen bir takým çalýþmalar var. Eylemlere katýlmaktayýz, diðer devrimcilerle birlikte iþ yapmaya çalýþmaktayýz, özellikle varoþlar için yapýlan “iþçi sýnýfýnýn en devrimci ve ayrýcalýksýz kesimi burada yaþýyor” tespiti üzerinden ana eksenini varoþlarýn oluþturduðu çalýþmalar devam etmektedir. Burada yapýlan yazýlama, pul faaliyetleri vs. kadrolarýn dolayýsýyla örgütün niteliði yükseltmekte, ancak nicelikte ciddi deðiþiklikler yaþanmamaktadýr. Bu durumun birkaç sebebi var. Birincisi diðer devrimci yapýlara oranla adýmýzýn çok daha az biliniyor oluþu (sýrf bu sebeple benim bulunduðum alanda kazanmanýn ucundan döndüðümüz insanlar var) ve diðer devrimci yapýlarýn tersine ideolojik-siyasal açýdan ve pratik konumlanýþ bakýmýndan çok daha komünizan bir duruþumuzun olmasýdýr. Ancak ideolojik-siyasal açýdan ve pratik konumlanýþ bakýmýndan çok daha komünizan oluþumuzu pek tabi ki bir eksiklik olarak deðil, örgütsel omurganýn yaratýlmasýnýn zorunluluklarý olarak görüyorum. 5) “Maddi-teknik alt yapýnýn oluþturulmasý” Bu baþlýk altýnda yine MYO’ya ayrý bir yer ayýrmak gerekmektedir. Geçen üç yýllýk süreç içerisinde yazýlarýn biçimsel özellikleri bakýmdan bir çok aksaklýk aþýlmýþ, imla ve yazým hatalarý asgariye indirilmiþtir. Bunun yaný sýra yazýlarýn içeriðinin yoðunluðu ve dil gücü gün geçtikçe artmaktadýr. Bu da aslýnda hem “her militan yazý yazma kabiliyetine sahip olmalýdýr” anlayýþýnýn, hem de örgütsel olarak gösterilen bütünsel geliþimin sonucudur. Bunun yaný sýra hem MYO’nun, hem faaliyetlerde kullanýlan kuþ, pul gibi araçlarda görülen teknik geliþim de önemlidir. Ancak özellikle son eylem sürecinde teknik materyallerin hazýrlanmasýnda kimi sýkýntýlar yaþanmýþtýr. Ancak burada da hareketimizin deneyim çýkarma ve bu deneyimlerin kadrolara aktarýlarak ayný hatanýn tekrar yapýlmamasý geleneði bu eksikliðin tekrar yaþanmayacaðý konusunda bana güven vermektedir. 6) “Kadrolarýn siyasallaþtýrýlmasý-militanlaþtýrýlmasý” Belki de üç yýllýk süreçte kendi deneyimlerim üzerinden en iyi yapýlan iþlerden birisi olduðunu düþünüyorum. Kadrolaþma-organlaþma baþlýðý altýnda da ifade ettiðim gibi hata payýný göze alarak sýçrama yapabilecek militanlarý iþe koþma anlayýþý (kendi militanlarýna güvenmek daha doðru bir tanýmlama olacaktýr aslýnda), illegal kuþ-pul-benzeri devrimci faaliyetlerle birleþince kadrolarýn militanlaþmasýný da beraberinde getiriyor. Hareketimizin yaratmaya çalýþtýðý bir militan tipolojisi var. Yaratýlmaya çalýþýlan militan tipolojisiyle örgütlenen faaliyetlerin uyum içerisinde olduðunu düþünüyorum.

11

z. gelecek

21  

8 Mart Kavga Günü ve Komünistlerin Yaklaþýmý 15 6 Proleter Devrime Ýmzamýzý Atacaðýz Devrimci Komünist Hareket’e Bir Bakýþ Alanlardan yoldaþ...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you