Page 1

KOMÜNÝST DEVRÝM

ÝÞÇÝ SINIFININ KURTULUÞU EKÝM DEVRÝMÝ’NÝN YOLUDUR!*

7 Kasým 1917 günü, insanlýk tarihinin en önemli olaylarýndan biri gerçekleþti: Ekim Devrimi. Rusya’da iþçiler, yoksul köylülerin desteðini alarak sömürücü sýnýflarýn yönetimine son verdiler. Tarihte, Ekim Devrimi’ne benzer bir iktidar daha önce 1871 yýlýnda Fransa’da gerçekleþen Paris Komünü ile kurulmuþtu. Týpký Rusya’da olduðu gibi Fransa’da da iþçi ve emekçiler, toplumun bir avuç ezen tarafýndan sömürülmesine karþý çýkmýþ, toplumsal yaþamý her gün üreten olan temel sýnýf olarak iktidarý ele geçirmiþti. Paris’te yaratýlan Komün kýsa sürede yenilmiþ olsa da Rusya Ýþçi ve Köylü Sovyetleri kapitalist sömürüyü bu coðrafya da sonlandýrmýþ, herkesin eþit koþullar altýnda birbirini sömürmeden yaþadýðý sosyalist sistemin kuruluþuna baþlamýþtýr. Ýnsanlýk, tarih boyunca ezilenlerin lehine olan bir düzenin kurulmasý özlemiyle mücadele etmiþtir. Ancak modern çaðdan baþlayarak, bu isteðin ve hedefin gerçekleþmesi kapitalizme karþý mücadele eden iþçi sýnýfýnýn kendi sýnýf iktidarýný kurmasýyla olacaktý. Ýþte bu yüzden Ekim Devrimi, sömürülen, ezilen, tüm toplumsal zenginliði ürettiði halde bundan hiç yararlanamayan mülksüz sýnýfýn, iþçi ve emekçi iktidarýný kendi elleriyle kurma çabasýnýn adý olmuþtur. 1917 yýlýnýn 7 Kasýmý’nda, iþçi ve köylüler Bolþevik Parti’nin önderliðinde, toplumsal bir altüst oluþu gerçekleþtirmiþler; Rusya’da sýnýfsal iktidarý elinde bulunduran Çar Otokrasisi’ni alaþaðý ederek sýnýfsýz, sömürüsüz, adilane bir dünyanýn kapýlarýný aralamýþlardýr. Bugün Þanlý Ekim Devrimi Ayaklanmasýnýn 89. yýldönümünde yalnýzca bizim yaþadýðýmýz coðrafyada deðil tüm dünyada ezilenler için gerçek kurtuluþun tek bir yolu vardýr: Ýþçi sýnýfýnýn iktidarýný gerçekleþtirecek bir DEVRÝM. Bu ihtiyacýn ne kadar gerekli, hayati ve acil bir kökten çözüm olduðunu anlamak için günlük yaþamda maruz kaldýðýmýz sömürü örneklerine kýsa bir bakýþ atmak yeterlidir. Bugün yaþadýðýmýz topraklarda iþçilerin, emekçilerin ekonomik, sosyal, siyasal sorunlarý katlanarak artmaktadýr. Toplumun çoðunluðunu oluþturan iþçi-emekçiler açlýk sýnýrýnýn çok altýnda olan ücretlerle sigortasýz, güvencesiz bir biçimde iþyerlerinde kötü koþullar altýnda çalýþarak tüm toplumsal zenginliði üretirken; son derece küçük bir azýnlýðý oluþturan patronlar, kapitalist sömürücüler ve burjuva yöneticiler iþçi sýnýfýnýn yarattýðý bu zenginliðe el koyarak karlarýný daha da arttýrýyor, toplumsal refahý sadece kendi ellerinde tutuyorlar. Eðitimden, saðlýða; sosyal yaþamdaki olanaklardan, yaþam alanlarýmýz olan emekçi mahallerine farklý farklý araçlarla saldýrýp her türlü hakký elimizden almak istiyorlar. Ýçinde yaþamaya zorlandýðýmýz kapitalist-sömürücü sistem, bu alanlar-

20

da iþçi ve emekçilere herhangi bir hak vermiyor, aksine iþçi sýnýfýnýn uzun yýllardan beri devrimci ve sendikal örgütlenmeleri, grevleri ve eylemleriyle mücadele ederek elde ettikleri kazanýmlarý bir bir ellerinden alýyor. Her gün gelen yeni zamlar, artan vergiler, asgari ücretin gittikçe azaltýlmasý, sosyal güvencenin aþama aþama emekçilerin ellerinden alýnmasý, varoþlara yönelik yýkým saldýrýlarýyla biz emekçilerin yaþam alanlarýnýn gasp edilmesi, patronlar karþý gerçekleþtirilen herhangi bir örgütlenme giriþiminin polis-özel güvenlik-jandarma yardýmýyla bastýrýlmasý, toplumun öncüleri olan devrimcilerin operasyonlarla toplumsal mücadelede etkisizleþtirilmek istenmesi gibi pek çok olay sömürü düzenin gündelik yaþamdaki somut örnekleridir. Yaþadýðýmýz topraklarda ve dünyanýn pek çok coðrafyasýnda ka-pitalist sömürü sisteminden dolayý ortaya çýkan bu ve benzeri sorunlardan, sýkýntýlardan kurtulmak mümkündür. Kurtuluþ ancak ve ancak biz iþçi ve emekçilerin mücadelesinden geçer. Bu köhne düzeni yýkýp ezilenlerin kendi lehine olan bir düzeni, yani üretimin ve toplumsal bölüþümün iþçi ve emekçiler tarafýndan ortakça yapýldýðý, onlarýn yönettiði sýnýfsýz bir düzenin yani komünizmin gerçekleþtirilmesi bizler için toplumsal kurtuluþ olacaktýr. Ancak bu hedef kýsa bir zaman içerisinde kolayca elde edilebilecek bir emel deðildir. Aksine iþçi ve emekçilerin devrimci bir öncünün önderliðinde örgütlenmesiyle bu uzun mücadelenin temel taþlarý bugünden atýlabilir. Bizleri sömüren bir avuç azýnlýðýn elinden iktidarý alabilmek, bir örgüt disiplini çerçevesinde belirli amaçlar için devrimci kavgaya katýlmayý gerektirir. Yeni Ekim Devrimleri Yaratabilmek Ýçin Önce Devrimci Bir Parti Gerekir! Ýçinde yaþadýðýmýz kapitalist sömürü düzeninin bizlere, iþçilere, emekçilere verbileceði hiçbir þey olmadýðý halde hala yaþýyor olmasýnýn sebebi, çeþitli araç ve yöntemlerle emekçileri örgütsüzleþtirebilmiþ olmasýdýr. Ancak kurtuluþumuza giden yolda en önemli görev iþçi sýnýfý partisinin örgütlenmesi-inþa edilmesidir. Biz komünistler, öncelikle iþçi sýnýfý içinde en bilinçli öncülerin örgütleneceði Bolþevik tipte bir komünist partinin inþasý için mücadele ediyoruz. Bu önceliðin gerekli-liðine inanan emekçileri, militanlarý bu görevi omuzlamaya davet edi yoruz. Bu kararlýlýkla iþçi sýnýfýnýn partisini yaratacaðýz; iþçi sýnýfý partisiyle devrime, komünizme yürüyecek. ÖZGÜRLÜK SAVAÞAN ÝÞÇÝLERLE GELECEK! DEVRÝM ÝÇÝN DEVRÝMCÝ PARTÝ, PARTÝ ÝÇÝN ÖRGÜTLÜ HAZIRLIK! KOMÜNÝST BÝR DÜNYA KURACAÐIZ!

DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET *Ekim Devrimi anma etkinliklerinde daðýttýmýz hareket imzalý bildirimiz...

DEVRÝM KOMÜNÝST

DEVRÝM ÝÇÝN DEVRÝMCÝ PARTÝ PARTÝ ÝÇÝN ÖRGÜTLÜ HAZIRLIK DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET MERKEZ YAYIN ORGANI

SAYI : 19

KASIM 2006

EMPERYALÝST-KAPÝTALÝST SÝSTEMÝ ÇÖZÜMSÜZLÜKLERÝ VE Ö DERLÝK Ý ÞASI

Kapitalist sistem yarattýðý bütün sorunlarla, çeliþkilerle, pisliklerini emekçilerin sýrtýna yükleyerek yaþamaya devam ediyor. Toplumsal yaþamýn her aný gibi siyasal atmosfer, burjuvazinin kendi gündeminin egemenliði altýnda ve bu gündemin olumsuz sonuçlarýnýn her kesime dayatýldýðý bir süreç olarak iþliyor. Bugün yaþadýðýmýz topraklarda ve dünyada emekçilerin sorun ve bunalýmlarýnýn arttýðý, buna karþýn geniþ kitlelerin huzursuzluklarýný düzene karþý bilinçli bir tepkiye yönlendiremeyip daha çok düzeniçi kanallarda varlýklarýný sürdürüp ve gerici yönelimlere kan taþýdýklarý bir durum yaþanýyor. Bu atmosferde yani iþçi sýnýfýnýn devrimci önderliðinin yaratýlamadýðý koþullarda öncülük iddiasýnda olanlarýn kendi sorunlarý içerisinde boðuþtuðu gerçeði bir baþka nesnellik olarak ortada duruyor. Ýþçi sýnýfýnýn ve kitlelerin bunalýmýnýn çözümü olarak, öncünün bunalýmýnýn çözülmesi gerektiði daha fazla belirginleþiyor. Son iki ayda dünyada ve Türkiye’de yaþanan geliþmeler gündemi belirleyenin burjuvazi olduðunu, ancak burjuvazinin gündeminin de sorunsuz olmadýðýný gösteriyor. Emperyalist-kapitalizmin paylaþým savaþýnda giderek sýkýþtýðý bir durum yaþanýyor. Türkiye’de burjuvazinin tarihsel sorunlarýndan biri olan Kürt-Kürdistan sorunu çeþitli yönleriyle herhangi bir çözüme varmadan devam ediyor. Burjuvazinin, Avrupa Birliði ile olan iliþkilerinde Kýbrýs, Ermeni soykýrýmý, reformlar gibi baþlýklarda iki kesim arasýnda kimi “sürtüþmeler” yaþanýyor. Önümüzdeki yýl içinde yapýlacak cumhurbaþkanlýðý seçimi, genel seçim gündemleri etrafýnda þekillenen, geniþ kesimlerin laiklik düzleminde düzene baðlamayý hedef edinen manüpilasyonlar, AKP ve üst düzey ordu yetkililerinin Amerika gezileriyle sorunlara kendi cephelerinden müdahalenin güçlenmesi için “destek” arayýþlarý diðer gündem baþlýklarýný oluþturuyor. Emekçilerin gündeminiyse sosyal, ekonomik haklarýn korunmasý çerçevesinde kimi sýnýrlý eylemler ve bunlarýn dýþýnda iþçi sýnýfýnýn geniþ kesimlerinin devam eden örgütsüzlük oluþtururken, kýsmi örgütlenme çabalarý da eksik olmuyor. Devrimci ve sol hareketin gündeminde son aylarda YÖK gündemi etrafýnda yaþanan tartýþmalar, TMY çerçevesinde hak gasplarý, cezaevlerinde süren tecrit ve izolasyona karþý mücadele ve iþçi sýnýfýnýn geniþ kesimlerinin örgütlenmesi çerçevesinde kurultay toplama çabalarý vardýr. Biz komünist devrimciler

FÝYATI: 1 YTL

olarak bu süreçte devrimci hareketin özneleriyle çeþitli gündemler etrafýnda sýnýrlý bir iliþkilenme içerisinde olsak da, özellikle son süreçte kendi baðýmsýz gündemimiz çerçevesinde Ekim Devrimi’ni öne çýkarmýþ bulunmaktayýz. Ajitasyonpropaganda materyallerimizde, faaliyet ve eylemlerimizde, Ekim Devrimi’ni iþçi sýnýfýnýn geniþ kesimlerinin örgütlenmesi ve kurtuluþlarýnýn bir örneði olarak iþlesek de bugüne ýþýk tutan bu tarihsel deneyimi daha çok önderlik ve parti sorunu çerçevesinde gündem ettik. Yeniden Paylaþým Savaþýnda Emperyalistlerin Sorunlu Alanlarý Artýyor 1990’larýn baþýndan bu yana, yani dünya yeni bir emperyalist paylaþým dönemine girdiðinden beri, paylaþýmýn taraflarý, alanlarý, yöntemleri artýp, çeþitlense de þimdiye dek belirli alanlarda baþ aktörler tarafýndan þekillenen bir durum söz konusudur. Ortadoðu bu paylaþýmýn en önemli alaný olarak dururken, Amerika ve Ýngiltere ittifaký, bu bölgedeki ekonomik ve siyasi çýkarý olan diðer güçlere karþý esas taraflardýr. Ýsrail Irak’taki paylaþým savaþýnýn “gizli” tarafý iken, yaz aylarýnda Lübnan saldýrýsý ile daha “açýktan” bu paylaþýmýn taraflarýndan biri olduðunu göstermiþtir. Amerika öncülüðünde NATO’nun Afganistan’ý iþgali ve Ortadoðu’nun diðer ülkelerinin (Ýran ve Suriye’nin) hedeflenmesi paylaþým alanlarýnýn geniþleyeceðinin iþaretidir. Kuþkusuz paylaþýlan alanlar arttýkça taraflarýnda artmasý, üstelik karþýt taraflarýn da artmasý muhtemel gözükmektedir. Bugün paylaþýmýn önde giden aktörleri Amerika ve Ýngiltere ittifakýnýn karþýsýna paylaþýlan alanlar arttýkça yeni taraflar çýkmasý muhtemeldir. Üstelik paylaþýlan alanlardaki farklý

BU SAYIMIZDA

Kürt Sorununda ... Önderlik Sorunu

6 15

Komünist Devrim Yazý Kurulunun Açýklamasý

8 15

Alanlardan - Yoldaþlardan

10 15

Kasým Ayý Ýçinde Baðýmsýz Gündemlerimiz

9 15

Somut Acil Görevler ve Teorik Yeniden Üretim...12 15

Ekim Devrimi Anmasý Eylem ve Faaliyetlerimiz... 17 15 Ýþçi Sýnýfýnýn Kurtuluþu Ekim Devriminin Yoludur120 5


KOMÜNÝST DEVRÝM

kapitalistlerin, emperyalistlerin karþýsýna çýkma olasýlýðýnýn dýþýnda en önemli olaný; iþçi sýnýfý ve emekçilerin mücadelesinin yükselmesi bir baþka olasý faktördür. Bugün için emperyalistlerin karþýsýna iþçi ve emekçilerden güç alan örgütlü komünist bir önderliðin çýkamayýþý, emperyalistlerin elini güçlendiren bir durum olsa da paylaþýlan ve paylaþýlmasý düþünülen alanlarda sýnýf mücadelesinin ne düzeyde devreye gireceðini þimdiden kestirmek zor görünmektedir. Son süreçte Afganistan ve Irak’ta direniþin emperyalistleri daha fazla zorladýðý da görülüyor. Burada iki noktanýn altýný çizmek gerekmektedir. Birincisi, direniþ emperyalistleri zorlasa da hatta emperyalistlerin sözcüleri son süreçte Vietnam benzetmeleri yapsalar da iþgalci emperyalistlerin kýsa vade de hedeflerine ulaþtýklarý görülüyor. Savaþýn silah tekellerine, savaþ sanayiine muazzam karlar saðlamasý, stratejik bir enerji kaynaðý olan petrolün kontrolünü kýsa vadede ellerine almalarý, mevcut pazarý yönetiyor olmalarý gibi somut durumlar kýsa vadede hedeflerine ulaþtýklarýnýn göstergesidir. Ancak direniþin sürmesi ve artýþý, orta ve uzun vade de emperyalistlerin hedeflerine ulaþmalarýný engelleyecek bir potansiyelini barýndýrdýðý bir gerçektir. Bu durum emperyalistleri direniþ karþýsýnda zayýflatan önemli bir etkendir. Ýkincisi, bugün direniþ; gerici, düzeniçi, küçük burjuva ve burjuva önderlikler tarafýndan verilmektedir. Elbette iþgalcilere, emperyalistlere karþý direniþ kim tarafýndan verilirse verilsin meþrudur. Ancak bu durum komünistlerin bu öðeleri desteklemeleri için bir sebep deðildir. Emperyalistlere karþý direniþ ayný zamanda iktidar için yapýlmaktadýr. Gerici bir akým iþgalcileri kovsa da kovamasa da kuracaðý iktidar gerici bir iktidar olacaktýr. Üstelik gerici akýmlarýn iktidar sorunu söz konusu olduðunda, emperyalistlerle uzlaþmayacaklarýnýn da garantisi yoktur. Bugün emperyalistlere karþý direniþ konusunda bu iki noktanýn göz önünde tutulmasý önem taþýmaktadýr. Türkiye burjuvazisinin emperyalist paylaþýmda giderek daha fazla rol almasý, gerek kendi tercihleri ve emperyalizmle iliþkileri baðlamýnda, gerekse de mevcut kapitalist sistemin nesnel doðasýndan kaynaklanan bir dizi nedenden kaynaklanmaktadýr. Türkiye’nin önümüzdeki süreçte paylaþým savaþýnda, hangi düzeyde olursa olsun daha fazla rol üstleneceðini ve bunlarýn nedenlerini daha önceki sayýlarýmýzda iþledik. Bu baðlamda, son süreçte “farklý” geliþmeler ile gündeme gelen KürtKürdistan sorunu çerçevesinde konuya deðineceðiz. Kürt Sorununda Burjuva “Çözümlerin” Baskýsý Artarken, Kürt Hareketinde Önderlik Krizi Derinleþiyor Türkiye Kapitalist Cumhuriyeti, Ortadoðu’da halen sürmekte olan paylaþýmýn içerisinde sýnýrlý da olsa bir yere sahiptir. Þimdiye kadarki paylaþýmýn daha fazla içinde olmasý ve bundan sonraki yeni paylaþým savaþlarýnýn daha fazla içinde yer almasý istediði bir durumdur. Ancak tüm bu isteklerine rað-

2

men, bu konuda Kürt sorunu, Kürdistan sorunu ayaðýna dolanmaktadýr. Bu yüzden, sömürücüler Kürt sorununu önümüzdeki süreçte kendi istedikleri çerçevede “çözmek” için çabalarýn,ý arttýrmaktadýrlar. Bu konuda Amerika da hem Türkiye’yi razý edebileceði, hem de Kürtleri bütünüyle gözden çýkarýp, incitecek bir yaklaþýmýn dýþýnda geliþme kaydetmeye çalýþýyor. Türkiye’yle birlikte bölgedeki dört burjuva devletinin tarihsel problemlerinden biri olan Kürt sorunu, Ortadoðu’daki paylaþým savaþýnda kilit bir sorun olarak öne çýktý. PKK’nin ilan ettiði ateþkesse Amerika’nýn sorun üzerine adýmlarýný sýklaþtýrmasý için hem bir mesaj, hem de Amerika’yla birlikte bir çözüm için manevra amacýný taþýmaktadýr. Bu durumun farkýnda olan Türkiye kendi cephesinden geleneksel politikalarý ile Amerika’nýn çözümü arasýnda sýkýþýp kalmýþtýr. Ancak gelinen noktada Kürdistan’ýn dört parçasýnda yaþayan iþçi, emekçiler açýsýndan ne dört gerici-burjuva düzenlerinin egemenlikleri altýndaki asimilasyon, imha politikalarý onlarýn mücadelelerini engelleyebilmiþtir ne de Amerika’nýn çözümü bir kurtuluþ ümidi taþýmaktadýr. Bu sorunun, herhangi bir burjuva çözümünün bile kolayca ortaya konulamayacaðý açýktýr. Türkiye devletinin, Kürt sorununa yaklaþýmý kimi dönemlerde farklý yanlara, farklý argümanlara ve farklý araçlara sahipse de temelde Kürt halký asimilasyonla inkar ve imha edilmeye çalýþýlmýþ, yoðun baskýlara maruz býrakýlmýþ ve nadiren de kimi hak kýrýntýlarýyla yaþamlarýný idare etmeye zorlanmýþtýr. Bu politikalarýný kimi dönemlerde bazlarýný öne çýkararak, kimi dönemlerde hepsini birden uygulayarak bir yol izlemeyi tercih etse de tüm tarihi boyunca izlediði politika bunlardan ibarettir. Son süreçte Amerika’nýn PKK koordinatörlüðü karþýsýnda bu geleneksel politikalarýný hatýrlatan sözler söyleyip, Diyarbakýr’da kadýnlarýn ve çocuklarýn katledildiði bombalama ile bunu pratikte de göstermeye çalýþsa da “Amerikan çözümünün” er yada geç yörüngesine gireceði kesindir. Ulusal devrimcilikten, liberal-reformist bir çizgiye evrilen Kürt hareketi de bu Amerikancý çözüm yönünde konumlanmaya çalýþýyor. Kürt hareketinin, ateþkes sürecini baþlatmasý ve Mehmet Aðar gibi birinin sözlerine yaklaþýmý da bunun sonucudur. Tüm bu kurtlar sofrasýndaki dalaþýn, liberal-burjuva, gerici, faþist politika ve kiþiliklerin basýncý ve ulumalarý karþýsýnda Kürt iþçi ve emekçilerinin devrimci bir önderliðe olan ihtiyacý daha da yakýcýlaþýyor. Türkiye’de Düzenin Yeniden Yapýlanmasý, Emperyalist Paylaþýmýn Kaderi ile Yakýndan Ýlgilidir Komünist Devrim’in çeþitli sayýlarýnda bir süredir Türkiye’de düzenin yeniden yapýlandýrýlma süreci yaþadýðýný belirttik. Kastettiðimiz bu yeniden yapýlandýrma süreci 12 Eylül darbesiyle baþlayan, 2000’li yýllarýn baþlarýndan itibaren de kendi dýþýndaki farklý faktörlerin etkide bulunduðu bir süreç olarak iþliyor. 12 Eylül darbesiyle birlikte gündeme

KOMÜNÝST DEVRÝM

söylenebilir. Hareketimizin bu dönemde gerçekleþtirdiði bir diðer faaliyetse ‘yazýlama faaliyeti’dir. Bu faaliyet önceden belirlenen mahallelerde belirlenen duvarlara yapýldý. Geçtiðimiz aylarda, baþka bir gündem çerçevesinde yazdýðýmýz hareket imzalý yazýlardan biri büyük ve ilgi çekici olduðu için saldýrýya uðramýþtý. Þimdi bu faaliyet çerçevesinde ayný duvara hareketimiz imzalý ‘Komünist Bir Dünya Kuracaðýz’ yazýsý tekrar yazýldý. Hareketimiz, bu süreçte önceki dönemlerde gerçekleþtirmediði kimi faaliyetleri de planlayarak önüne koydu. Bu plan çerçevesinde gerçekleþtirdiðimiz bir diðer faaliyet bildiri daðýtýlmasý faaliyetidir. Geçmiþ dönemde, elbette, hareket imzalý pek çok bildiri yazdýk ve alanlarda daðýttýk. Bu faaliyetin ilk olmasý onun çeþitli mahallelerde evlere kapý altýndan daðýtmak biçiminde gerçekleþmesiydi. Önceden belirlenen mahallelerde 4 ayrý ekiple gerçekleþtirilen bu faaliyetle, mahallelerdeki hemen her evin kapýsýnýn altýndan Devrimci Komünist Hareket imzalý bildirimiz daðýtýldý. Kapýsý açýk olan evlere; ‘bizler komünist devrimciler olarak, bugün Ekim Devrimi’nin 89. yýldönümünde bir bildiri daðýtýyoruz’ biçiminde bir propagandayla bildirilerimizi elden daðýttýk ve bölgedeki emekçilerin oldukça ilgili ve sýcak tavýrlarýyla karþýlaþtýk. Bu faaliyetimiz son olarak, ayný saatte, ekiplerin bulunduklarý bölgede belirlenen noktalara kuþ faaliyeti yapmasýyla noktalandý. Bir aylýk süreç içerisine yayýlmýþ olan bu faaliyet ve eylemler dizisi sadece olum yanlarý dolayýsýyla deðil ayný zamanda kimi eksiklileri, zayýflýklarý ve hatalarýyla da deðerlendirmemiz gereken bir deneyimdir. Örneðin, hareketimiz birkaç bölgede gerçekleþtirdiði faaliyetler dýþýnda baþka faaliyetler de planlamýþ ancak teknik aksaklýklar ve hazýrlýklar konusundaki zaaflarýmýz nedeniyle gerçekleþtirememiþtir.Yaný sýra kimi yoldaþlarýmýzýn keþif ve organizasyon konusundaki tutuk ve yanlýþ davranýþlarý hem tekil olarak militanlarýmýza hem de bütününde hareketimize ders olmuþ bundan sonra tekrarlanmamasý gereken davranýþlar olarak algýlanmýþlardýr. Ekim devrimi gündemiyle ilgili bir süreç içinde gerçekleþtirdiðimiz tüm faaliyetlerde, her þeyden önce önceki faaliyet deneyimlerimizden çýkardýðýmýz dersler sayesinde çeþitli güvenlik önlemleri belirledik. Bizim açýmýzdan, en çarpýcý gerçek kendi belirlediðimiz ve bir süredir sürekli vurguladýðýmýz bu önlemlerin bir kýsmýna uyamamýþ olmamýzdýr. Bu

anlamda, ortaya çýkan zaaflar belirli yoldaþlarýn eksikleri olmakla birlikte tüm bu zaaflar kiþilerin eksikleriyle açýklanamaz. Bu eksiklikler, hareketimizin genel bir sorunudur ve bunlarý ilerde aþmayý önüne hedef olarak koymuþtur. Faaliyetleri gerçekleþtirdiðimiz bölgelerde materyallerimiz ölçeði oranýnda bir ilgiyle karþýlanmýþtýr: Kimi bölgelerde devrimci dostlarýn övgüsü, bazý mahallelerde daðýtýlan bildirilerin komþular tarafýndan konuþulmasý vb. gibi. Elbette hareket olarak, faaliyetlerimizi bu övgüleri alabilmek için gerçekleþtirmiyoruz. Faaliyetlerimizin belli oranda etki yaratmasý bizler açýsýndan bir motivasyon kaynaðý olmakla birlikte bu faaliyetlerin etkilerinin toparlanmasý faaliyetlerin sürekliliðinin de esaslarýndan olduðunu asla unutmuyoruz. Bu kapsamda, faaliyetleri gerçekleþtirdiðimiz bölgelerde, onlarýn etkilerinin gözlenebilmesi ve toparlanacak etkilerin belirlenebilmesi için çabalarýmýzý arttýrýyoruz. Kýsa sürede olmasa da uzun süredir faaliyet yürüttüðümüz bölgelerde, bu faaliyetler bir sürekliliðin parçasý olduðundan kimi etkileri yaratmaya baþladýðýmýzý söyleyebiliriz. Ancak bu etkiler bizim için þu an yetersiz düzeydedir. Biz komünist devrimcilerin faaliyetlerine genel olarak göz attýðýmýzda, popülist yada pragmatist olmayan tarzda ve ilkeli bir çizgi tutturarak faaliyet yürüttüðümüz için etkilerin toparlanmasý çok uzun bir dönemi alabiliyor. Bu süreçte hiç yýlmadan ve çoðu zaman sonuçsuzca da olsa inatla faaliyetlerimizi sürdürmemiz gerekiyor. Son olarak 7 Kasým Ekim Devrimi Anmasý faaliyetlerimiz ve eylemlerimiz bir bütün olarak deðerlendirilecek olursa, gerçekleþtirdiðimiz ve gerçekleþtiremediðimiz ve hatta henüz yapmayý önümüze dahi koyamadýðýmýz tüm faaliyetleri hareketimizin çapý ve ölçeði çerçevesinde yeniden gözden geçirmekteyiz. Hareketimizin önümüzdeki dönem planlarý bu faaliyetleri daha da ileri taþýmak doðrultusundadýr. Bugün çapýmýz oranýnda ortaya koyduðumuz pratiði, partiye yürüyüþümüzün adýmlarý olarak görüyoruz. Bu yürüyüþ boyunca þanýna yakýþýr biçimde gerçek anlamda bir Ekim Devrimi anmasý yapamasak da gücümüz oranýnda onu yaþatmaya çalýþtýk ve çalýþmaya devam edeceðiz. Cüretimiz komünist bir dünya kurma iddiamýzdan gelmektedir ve esin kaynaðýmýz Ekim Devrimi ve Bolþevizmin ilkeleridir. Zafer gününe dek mücadele!

19

Yaþasýn Ekim Devrimi! Bolþevizm Kazanacak


KOMÜNÝST DEVRÝM

olarak bilince çýkarmakla baþlar. Bu ilkeleri kuþanmayanlar, onun mücadele yöntemlerinin dýþýna düþenler açýsýndan; yani parti deðilken parti gibi davrananlar açýsýndan 7 Kasým Ekim Devrimi anmasý için yapýlan etkinlikler, onu kuru kuruya anmaktan öte bir anlam ifade etmez. Genel tabloya bakýldýðýnda, devrimci hareketin bu gündemi kavrayýþý, Ekim Devrimi’ni ve ona önderlik eden Bolþevik Parti’yi bu devrimden süzüp bilince çýkardýðý kimi dersler ýþýðýnda aþacak yeni ve özgün bir pratiðin ortaya konulmasý biçiminde deðildir. Bizim açýmýzdansa tablo böyle bir pratiðin gerçekleþmesinden çok bu dönem ancak iddialar düzeyindedir. Genel durumun böyle olduðu bir dönemde, Ekim Devrimi’nin mücadelesine layýk bir biçimde anýlmasý, yaþatýlabilmesi mümkün deðildir. Bu tablo, ancak, Bolþevizm’in mücadele perspektiflerine dayanan bir partinin yaratýlmasýyla deðiþebilir. Bu önemli gündemin devrimci tarzda anýlýp yaþatýlmasý da ancak böyle gerçekleþtirilebilir. Hareketimiz, Bolþevik Parti’nin deneyimlerinden, onun hem burjuvaziye hem de iþçi sýnýfý içindeki ajanlarýna, tasfiyecilere, oportünistlere karþý mücadelesinden öðrenmeyi öncelikli görevlerinden biri olarak ele almaktadýr. Parti öncesi örgüt niteliðini, parti niteliðine taþýrken onun mücadelesinin ilkelere kavuþturulduðu Komünist Enternasyonal’in ilk dört kongresini kýlavuz edinmiþtir. Bu kapsam ve çerçevede; onun mücadelesini devrimci tarzda anýp sýnýrlý bir düzeyi taþýysa da hareketimiz Ekim Devrimi anmasýný merkezi bir planla ve yaklaþýk bir aylýk bir sürece yayarak, çeþitli propaganda ve ajitasyon faaliyetiyle yoðun bir eylemliliðe dönüþtürmüþtür. 89. Yýlýnda Ekim Devrimi’ni Mütevazý Tarzda Yaþatma Çabalarýmýz

Hareketimiz açýsýndan Ekim Devrimi anmasý bir süreç olarak planlanmýþ ve bu çerçevede gerçekleþtirilmiþtir. Bu süreç þöyle özetlenebilir: Ýlk olarak 7 Kasým öncesini planlama ve hazýrlýk süreci; ikinci olarak anma etkinlikleri ve eylemlilik süreci, ve son olarak da etkinlik ve eylemlilikler sonrasý ortaya çýkan etkinin deðerlendirilmesi ve toparlanmasý süreci. Bu çerçevede hareketimiz bu faaliyetleri yaklaþýk olarak 15 Ekim15 Kasým arasý bir aylýk bir dönem olarak planlamýþ ve gerçekleþtirmiþtir. Ýlk iki yýlýmýzda, Ekim Devrimi anmasýný, salon toplantýsý ve çeþitli propaganda faaliyet-

18

leri biçiminde gerçekleþtirmiþti. Ýki yýl üst üste gerçekleþtirdiðimiz salon toplantýlarýnda yaptýðýmýz slayt gösterisi ve ardýndan yapýlan tartýþmalardaki gündemlerimiz birbirine oldukça yakýn bir içerikteydi. Bu faaliyetle hareketimiz, her þeyden önce elindeki güçlere Ekim Devrimi’nin ve hareketimizin ayýrt edici yanlarýný, o dönemi ve o dönemin proleter devrimciliðini sunarak bir eðitim aracý olarak kullanmayý hedefleyip, bu hedefi gerçekleþtirmiþti. Bu sene, elimizdeki güçlerin bu anlamdaki birikimi yeterli görüldüðünden ve militanlarýmýzýn baþka alanlardaki deneyim ihtiyaçlarýndan kaynaklý benzer bir etkinlik gerekli görülmedi. Militanlarýmýz ve çevremizdeki unsurlar, hareketimizin içinden geçtiðimiz dönemi nasýl tahlil ettiðini ve onun, hangi mücadele yöntemlerini öne çýkardýðýný oldukça iyi bir biçimde kavramýþ durumdadýrlar. Böyle bir aþamada da elimizdeki güçlerin mücadelenin baþka alanlarýnda eðitime ihtiyaç duyduklarý tespit edilmiþtir. Bu çerçevede, geçtiðimiz dönemde, hareketimizin propaganda ve ajitasyon faaliyetlerine aktif olarak katýlmamýþ olan pek çok unsur bu yýl hareketimizin faaliyetlerinde aktif bileþenler olarak görevlendirildiler. Bu yýl gerçekleþtirdiðimiz afiþ ve pul faaliyetlerinde kullandýðýmýz materyaller son dönemde güçlendirerek ilerlettiðimiz teknik altyapýmýz sayesinde görsel olarak daha zengindi. Elbette bugüne kadar hareketimiz, teknik altyapýdan çok ortaya konan faaliyetin içeriðine daha fazla önem vermiþti. Bugün içeriðiyle birlikte görselliðin de geliþmiþ olmasý bizim açýmýzdan bir olumluluktur. Faaliyette kullanýlan afiþ, pul gibi malzemelerin görsel anlamda geliþtirilmiþ olmasýnýn yaný sýra nicelik anlamýnda da önceki yýllarýn yaklaþýk üç katýna çýkarýlmasý bu anlamda deðerlendirilebilecek bir diðer ileri düzeydir. Afiþ, pul faaliyetlerinin gerçekleþtirilmesi de yine bir takým yenilikleri içermekteydi : Afiþ, pul faaliyetlerimiz ayný süre boyunca birden fazla ekiple beþ ayrý bölgede gerçekleþtirilmiþtir. Gerektiðinde faaliyet yürüttüðümüz ilin belirli bir sürede propaganda materyalleriyle donatmak profesyonelliðini hedefleyen hareketimiz açýsýndan bu durum önemli bir adým olarak görülebilir. Bu faaliyetler öncesi yapýlan keþifler, propaganda materyallerinin hazýrlanýp gerekli yerlere ulaþtýrýlmasý, kimi mahallelerin abluka altýnda olmasý nedeniyle materyallerin önceden mahalleye sokulmasý gibi faaliyetin görünmeyen detaylarý da düþünülecek olursa; yalnýzca bu faaliyetlerin bile günler sürdüðü

KOMÜNÝST DEVRÝM

gelen yeniden yapýlanmanýn bir yönünü, dünyada neo-liberal politikalar, küreselleþme denilen aslýnda dünya kapitalist sisteminin iþleyiþ ve hiyerarþisinde, emperyalist kapitalizmin lehine müdahalenin Türkiye kapitalizminin payýna düþen parçasý oluþturuyor. Diðer bir yönünüyse, Türkiye’de kapitalizmin kendi sorunlarýný aþmanýn bir yöntemiyle birlikte, sermaye birikimi ve kapitalist düzeyin hiyerarþide üst basamaklara doðru týrmanýþýn arttýrýlmasý çabalarý oluþturmaktadýr. Bu süreç burjuvazinin kendi öznel tercihlerinden öte, kapitalizmin doðasýndan kaynaklanan zorunluluk olarak kendisini bu coðrafyaya dayatmaktadýr. Yeniden yapýlanmanýn hangi alanlarda nasýl iþlediði, bu süreçte sýnýf mücadelesi ve özellikle Kürt ulusal savaþýnýn nasýl etkilerde bulunduðunu önceki sayýlarýmýzda iþlediðimiz için burada tekrar etmeyi gerekli görmemekteyiz. Ancak düzenin 2000’li yýllara doðru sýnýf mücadelesini bastýrýp, etkisizleþtirme ve Kürt ulusal savaþý karþýsýnda görece baþarý kazanmasýyla elini güçlendirdiði bir dönemde emperyalist paylaþýmýn savaþ ve iþgal boyutlarýyla gündeme gelmesi, yeniden yapýlandýrma süreci üzerinde derin etkilerde bulunmuþtur. Baþka bir deyiþle yeniden yapýlandýrmayý emperyalist savaþýn kaderine baðýmlý kýlmýþtýr. Türkiye’de son zamanlarda burjuva cephede yaþanan tartýþmalar, bu paylaþýmýn doðrudan etkileridir. Düzenin son dönemde Kýbrýs sorununda limanlar ve havaalanlarýný Rum kesimine açabileceði sinyalini vermesi, Fransa’nýn Ermeni Soykýrýmý yasasýný kabul etmesi, reformlarýn yavaþlamasý gibi sorunlar üzerinden Avrupa Birliði ile bir süredir “soðukluk” yaþamasý, bu sorunlarý salt kendi içlerinde ele alýnabilecek sorunlar olmalarýnýn ötesinde farklý düzlemde düþünmek gerekiyor. Ortadoðu’da yoðunlaþan paylaþým savaþýnda bir dizi nedenden ötürü etkin bir taraf olmayan daha doðrusu olamayan Avrupa Birliði Türkiye ile olan iliþkilere bu çerçeveden bakmaktadýr. Avrupa Birliði kriterleri, Türkiye’nin sosyo-ekonomik göstergeleri gibi nedenler bu git-gel iliþkinin bir yanýný oluþtursa da Türkiye’nin paylaþým savaþýnda alacaðý roller bu iliþkiyi etkilemektedir. Türkiye paylaþým savaþýnda Amerika’nýn yörüngesine daha fazla girdikçe Avrupa Birliðiyle olan iliþkileri daha fazla gerilecektir. Bunun nedeni, Avrupa’nýn savaþ ve sonuçlarý konusunda Amerika’ya göre daha “insani” olmasýndan deðildir; daha önce de söylediðimiz gibi Avrupa’nýn paylaþýmda etkin olamamasýndan kaynaklanmaktadýr. Avrupa Birliði (Fransa, Almanya baþta olmak üzere) paylaþýmda etkin bir taraf olsalardý, Türkiye’nin bu çerçevede roller almasý kendileri için istenir bir durum olurdu. Üstelik þimdiye dek Avrupa’nýn etkin olamamasý, bundan sonra paylaþýmda etkin olamayacaðý anlamýna gelmemektedir. Paylaþým alanlarý arttýkça, taraflarda deðiþiklikler oldukça, Avrupa’nýn Amerika’yla birlikte davranmasý olasýlýðý da vardýr. Kuþkusuz ekonomik, ticari iliþkilerinin önemli bir bölümünü

3

Avrupa’yla yapan, milyonlarca vatandaþý Avrupa’da yaþayan ve bu açýdan pek çok baðla Avrupa ile iliþkileri olan bir Türkiye’nin, tüm bu iliþkilerinin deðiþikliðe uðramasý, farklýlaþmasý öyle kolay bir iþ deðildir. Ancak þimdilik Türkiye için sürecin, Avrupa’nýn siyasal etkisiyle Amerika’nýn yörüngesine daha fazla yakýnlaþmak arasýnda iþlediði söylenebilir. Türkiye’nin Avrupa Birliði üyeliðine muhalif olan Fransa’nýn, Amerika öncülüðündeki paylaþým savaþýna ilk karþý çýkanlardan biri olmasý, farklý gündemlerde kendini hissettirmektedir. Emperyalist bir ülke olarak Fransa’nýn tarihte ve bugün katledilen, ezilen, sömürülen milyonlarca emekçinin kanýnýn akmasýnda payý olduðu özel bir kanýtlamaya gerektirmeksizin açýktýr. Dolayýsýyla Fransa’nýn tutumunun arkasýnda Ermenileri savunmasý ve soykýrým meselesi falan yoktur. Bu tutumun arkasýnda, Saddam rejiminin ortadan kaldýrýlýp, Irak’ýn paylaþýlmasý nasýl gündeme geldiyse, ilerde Türkiye’nin de soykýrýmcý kimliðiyle ayný akýbete uðrayabileceði mi ima edilmekte bilinmemektedir(!). Ancak bu ülkenin, Türkiye’nin paylaþým savaþýnda Amerika yörüngesine yaklaþmasýna karþý bir tutumu olduðu söylenebilir. Türkiye’de düzenin sahipleri de bu durumun farkýndadýrlar. Bu yüzden Orhan Pamuða verilen Nobel ödülüne sevinememiþlerdir bile. Baþka zamanlarda emperyalist burjuvazi tarafýndan verilen ödülleri sevinç çýðlýklarýyla karþýlayan düzen sözcüleri, bu defa ödülü sessizlikle geçiþtirmiþlerdir. Zira bir liberal olarak ne Orhan Pamuðu, ne liberal görüþleri fazla gündem edip, popülerleþtirmek istediler. Türkiye’yle ilgili liberal görüþleri, hakim milliyetçi, þovenist havada boðmayý tercih ettiler. Fransa’yla askeri, ekonomik iliþkileri olan Türkiye’nin bu iliþkilerinin nasýl etkileneceði bir yana, bu durumun Türkiye’nin siyasal gündemleriyle ilgili sonuçlarý bakýmýndan bakýldýðýnda, egemenlerin milliyetçi, þovenist havayý korumaya çalýþtýklarý görülmektedir. Tabi bu milliyetçi, þovenist havanýn Türkiye’nin önümüzdeki süreçte Ortadoðu’da üstleneceði roller için toplumu yedekleme misyonu olsa da içerde, genel seçimler, cumhurbaþkanlýðý meselesinde düzen partilerinin kendi lehlerine kullanmaya çalýþtýklarý bir araç iþlevi olduðunu da söylemek gerekmektedir. Laiklik temelinde toplumun bir kesimini düzene baðlamayý hedefleyen burjuva propagandasý, sýnýrlý bir kitle mobilizasyonu yaratmanýn ötesinde resmi ideolojinin geleneksel söylemini oluþturmaktadýr. Burjuva düzeni bu geleneksel söylemden vazgeçmeksizin, yeniden yapýlandýrma süreçlerinde resmi ideolojik söyleminde de yeniden yapýlandýrmaya gitti. Bu çerçevede Türk-Ýslam ideolojisini resmi söyleme oturtmaya çalýþtýlar. Bu süreç tamamlanmýþ deðildir ve halen devam etmektedir. Fakat dünyanýn Ortadoðu bölgesi üzerinden paylaþýlmasý süreci baþladýðýndan beri, Türkiye’de devletin TürkÝslam ideolojisini bu süreçle uyumlu kullanmaya baþladýðý görülmektedir. Nüfusunun büyük çoðun-


KOMÜNÝST DEVRÝM

luðu Müslüman olan Türkiye’de, Türk milliyetçiliði ile bezenmiþ bir ideolojik (politik ve kültürel öðeleri de kapsayan) söylemin hem içe dönük hem de dýþa dönük siyasetinde iþlevli olacaðý düþünülmektedir. Kuþkusuz bu süreç burjuvazi açýsýndan da çeþitli sorunlarý barýndýran ve zaman isteyen bir süreçtir. Geleneksel ideolojik söylemin önemli bir öðesi olan Kemalizm, bu yeni ideolojik söyleme eklemlenmeye çalýþýlmaktadýr. Bugün Kemalizmi laiklik biçiminde ele alan, bunu da Türk milliyetçiliði söylemine “entegre” eden burjuvazinin ideolojik yapýlandýrmasýnda epeyce yol aldýðýný kabul etmek gereklidir. 12 Eylül’den sonra düzenin tekelci tipte yapýlanmasýnýn nesnel basýncý ile birlikte Türkiye solu ve Kürt hareketi resmi ideolojik söylemde çeþitli gedikler açmýþtý. Gelinen noktada Kürt hareketinin düzenle barýþma sürecine girip, tasfiye girdabýna sokulmasý, Türkiye solunun toplumsal mücadele düzleminde etkisinin zayýflatýlýp, önemli kýsmýnýn legalize edilerek düzene çekilmesi, burjuvazinin bu alandan gelen ideolojik basýncý karþýlamasýna olanak saðlamýþtýr. Yeni dönemde paylaþým savaþýnýn þiddetlenmesi ve daha da þiddetleneceðinin iþaretlerinin varlýðý, burjuvaziyi ideolojik düzlemde söylemini bu yeni süreçlerle uyumlu hale getirmeye zorlamýþtýr. Ýçerde AKP hükümetiyle baþlayan, siyasetin giderek saða doðru çekilmesi ve dýþarda medeniyetler ittifaký ve Ortadoðu’da roller üstlenme çabalarý vs. bu yeni yapýlanmanýn ideolojik sonuçlarýnýn yansýmalarýdýr. Sonuçta düzenin ideolojik söylemindeki yapýlanma önümüzdeki dönemde farklý gündemlerde, farklý aktörlerle, farklý araçlar ve yöntemlerle geliþtirilip, yerleþtirilmeye çalýþýlacaktýr. Sýnýf Hareketinde Durgunluk ve Öznel Müdahale Sýnýf ve kitle hareketinde bir süredir durgunluk tespiti yapmaktayýz. Bu bizim tespitimizin ötesinde genel olarak devrimci hareketin paylaþtýðý bir tespittir. Zaman zaman çeþitli gündemler dolayýsýyla yapýlan kitle eylemleri, bir kitle hareketinin sonuçlarý olarak deðil, solun toplam olarak kendi güçlerini harekete geçirdiði, o gündemlerle sýnýrlý olarak örgütlenen eylemlerdir. Ýþçi sýnýfýnýn örgütlü kesimleri içerisinde, iþçi konfederasyonlarýna baðlý iþçilerin sendikal hak düzlemindeki hareketliliði dahi görülmemektedir. Bu açýdan DÝSK’in artýk liberal sol düzleminde bir dernek, sivil toplum kuruluþu haline geldiðini söylemek yanlýþ olmayacaktýr. Sýnýf hareketinde nispeten istikrarlý bir hareketliliði yaratabilen kamu emekçilerinin (kamu hizmet sektöründeki iþçilerin) sendikal haklar düzlemindeki eylemlilikleri de zayýflamýþ durumdadýr. Pek çok açýdan zaaflarý ve sorunlarý barýndýran kamu emekçileri hareketinin, sendikal hak düzlemini aþamamasý bir yana, bu düzlemde sonuç almasý uzadýkça düzen tarafýndan adým adým bu hareketin de sýnýf mücadelesi örgütü olmaktan uzaklaþtýrýlýp, dernek anlamýnda bir sivil toplum kuruluþu haline getirildiðini/getirileceðini öngörmek mümkündür. Ýþçi sýnýfýmýzýn örgütsüz kesimlerinin hareketliliðine

4

gelince, bu kesimin hareketliliði farklý dönemlerde, farklý konjonktürlerin de etkileriyle zaman zaman öne çýksa da, istikrarlý bir mücadele ve örgütlülük arayýþý ile paralel iniþli, çýkýþlý bir seyire sahiptir. Devrimci hareketlerin en fazla kan aldýðý, bu anlamýyla devrimcileþmeye en açýk sýnýf kesimini oluþturan sýnýfýn örgütsüz kesimlerinin hareketliliði, standart ya da tek düze bir sendikal örgütlenme ve mücadele düzleminin dýþýnda deðiþik biçim ve þekillerde, farklý gündemlerle (zaman zaman siyasal gündemlerle) kendini göstermiþtir. 1990’lý yýllarýn ortalarýnda yükselen bir hareketlilik içinde olan bu kesim, semtlerde çeþitli örgütlülüklerle, semt hareketliliðiyle öne çýkarken, son yýllarda tekil iþyerlerinde sendikal örgütlenme çabalarýyla sýnýrlý da olsa bir hareketlilik içindedir. Buradan þu sonucu çýkartmak mümkündür: Sýnýfýn örgütsüz kesimlerinin geleneksel sendikal örgütlülüklerle ve bu düzlemde bir mücadele ile örgütlenip, hareketlendirilebilmesi çok güçtür. Bunun sebebi burjuvazinin geleneksel sendikal örgütlülükleri etkisizleþtirmede baþarýlý olmasý deðildir. Þüphesiz bunun da etkisi olmakla birlikte, daha çok bu kesimlerin geleneksel sendikal araç-yöntemlerini ve mücadele perspektiflerini “aþan” bir örgütlülük ve mücadeleye ihtiyaçlarý olmalarý dolayýsýyladýr. Fakat bir süredir gerek Türkiye’de gerekse de dünyada burjuvazinin üretim süreçlerinde, iþ örgütlenmesinde yaptýðý deðiþiklikler ve bunun sýnýfýn bileþimine yansýmalarý, iþçi sýnýfýnýn kendiliðinden örgütlenme ve kollektif davranýþ koþullarýnda önemli deðiþikliklere yol açmýþtýr. Kastettiðimiz sýnýf kesimlerinde bu durum, yani kendiliðinden örgütlenme ve kollektif davranma yeteneklerinde zayýflama, çok daha yoðun þekilde ortaya çýkmaktadýr. Dolayýsýyla sýnýfýn bu en geniþ kesimlerini oluþturan örgütsüz kesimlerin örgütlenmesi öznel müdahalenin önemini arttýrmaktadýr. Sýnýfýn örgütsüz kesimlerinin örgütlenmesi için öznel müdahalenin öneminin arttýðýný söyledik. Kuþkusuz sýnýf hareketine bir bütün olarak müdahale bir zorunluluktur. Ancak burada vurgumuz son yýllarda solda daha fazla tartýþýlan sýnýfýn bu örgütsüz kesimleri ve kendiliðinden kitle hareketleri üzerine bir konuya iliþkindir. Bugün artýk kendiliðinden sýnýf ve kitle hareketliliðinin zayýflamasýyla, bu tür hareketlenmelerin beklenmemesi üzerine tartýþmalar daha fazla yapýlmaktadýr. Eðer kendiliðinden hareketle kastedilen; az-çok istikrarlý ve hedefli, ortalama bir örgütlenmeyle ya da örgütlenme arayýþýyla þekillenecek bir hareketlenmeyse, bu tip hareketlenmelerin son derece zayýfladýðý doðrudur. Ancak sýnýfýn ya da kitlelerin kendiliklerinden harekete geçmesinin altýnda kapitalizmin yarattýðý ve bu kitlelerin her geçen gün daha fazla aleyhine olan bir nesnellik vardýr. Bu nesnelliðin yarattýðý sonuçlar kendini farklý þekillerde açýða vurmaktadýr. Burjuvazinin baský aygýtlarýyla, ideoloji, kültür, eðitim ve aile kurumu gibi araçlarý kullanarak birbirinden deðiþik yöntemlerle kendi doðasýndan kay-

KOMÜNÝST DEVRÝM

EKÝM DEVRÝMÝ ANMASI EYLEM ve FAALÝYETLERÝMÝZÝ NASIL DEÐELENDÝRMELÝYÝZ? 7 Kasým 1917 tarihi, Rusya’da iþçi sýnýfýnýn Bolþeviklerin önderliðinde ayaklanarak devlet erkini ele geçirdiði tarihtir. Bu önemli gün, emperyalizm ve proleter devrimler çaðýna damga vuran ve bu çaðda gerçekleþen pek çok devrime ilham kaynaðý olan büyük Ekim Devrimi’nin gerçekleþtiði tarihtir. 70 gün süren Paris Komünü deneyiminin ardýndan proletaryanýn ilk defa iktidarý ele geçirdiði büyük Ekim Devrimi, planlý bir sürecin sonunda uzun ve zorlu bir mücadeleyle þekillenmiþtir. Bu mücadele, proletaryanýn iktidarý ele geçirmek için yalnýzca Çar otokrasisine ve burjuvaziye karþý deðil, sýnýf düþmanlarýnýn iþçi sýnýfýnýn içindeki temsilcilerine ve ajanlarýna; her türden tasfiyeci, oportünist ve revizyonistlere karþý da sürdürülmüþtür ve büyük Ekim Devrimi proleter kitlelerinin Bolþevik Parti önderliðinde büyük çaba, emek ve fedakarlýklarý sonucu baþarýya ulaþmýþtýr. Ekim Devrimi’ni yaratan Bolþevik Parti, bu çetin mücadelenin her biri birbirinden daha deðerli, öðretici ve ilerletici olan çeþitli aþamalarýnda piþerek þekillenmiþ; bu süreçte öncü bir müfreze olarak gerekli niteliklerle donanmýþ ve Ekim Devrimi’nin ardýndan tüm dünya proleterleri ve komünistleri için geçerli evrensel bir modele dönüþmüþtür. Sonraki yýllarda kurulan Komünist Enternasyonal’in, tüm dünya için evrensel parti modeli olarak kabul ettiði Bolþevik Parti, kuruluþuna zemin hazýrlayan parti öncesi hazýrlýk süreciyle de tüm dünya devrimcileri açýsýndan incelenmesi gereken deneyimleri taþýmaktadýr ve tüm bu deneyimler Komünist Enternasyonal’in ilk dört kongresinde bilince çýkarýlmaya çalýþýlarak ilkesel kararlara dönüþtürülmüþtür. Ortaya konan bu politik-ideolojik perspektifler bizim açýmýzdan ilkesel kalkýþ noktalarýný ifade etmektedir. Partileþme planý olarak kabul ettiðimiz somut acil görevler, Komünist Enternasyonal’de ortaya konan perspektiflerden hareketle ortaya atýlmýþtýr ve hareketimizin yürüttüðü partileþme mücadelesiyle gerçek anlamda somutluk kazanmaktadýr. Bugün, sýnýflar mücadelesinin en önemli halkasý olarak kabul ettiðimiz Ekim Devrimi ve onu yaratan Bolþevik Parti’nin kimi etkinliklerle anýlmasý ve bu þanlý devrimden çýkartýlan sonuçlarla bu topraklarda yaþatýlma çabasý, her þeyden önce Bolþeviklerin ortaya koyduðu ilkeleri sahiplenmekten geçer. Biz de bu çerçevede, 89. yýldönümünde Ekim

17

Devrimi’ni bir eylemlilik süreci içinde bir dizi etkinlikle andýk. Ekim Devrimi Anmasý ve Devrimci Hareket

Bilindiði gibi devrimci harekette Ekim Devrimi anmasý yapmak uzun yýllar pek rastlanýr bir durum deðildir. Bu gündem, özellikle bizim geleneðimizde öncelikli gündemlerden biri sayýlmýþtýr ve bugün de bizim açýmýzdan ayný önemini ve önceliðini korumaktadýr. Geçmiþe bakacak olursak; bizim geleneðimizde Ekim Devrimi anmasý yapmak, daha çok bu gündemi devrimcilerle ortaklaþtýrmak ve onlarý da Ekim Devrimi anmalarýna zorlamak biçiminde gerçekleþmiþtir. Devrimcilere, 7 Kasým Ekim Devrimi gündeminin 6 Kasým Yök Protestosu gündeminden daha devrimci olduðunun anlatýlmasý; adeta bir görev olarak kavranmýþ ve öyle de yapýlmýþtýr. Bugünden geriye bakýldýðýnda bunun nedenlerini anlamak elbette mümkündür. Devrimci Parti Güçleri, ortaya attýðý bir plan çerçevesinde, devrimci hareketin komünizme yüzünü dönen unsurlarýný ayrýþtýrmayý ve parti yürüyüþünde ayrýþma dinamikleri taþýyan bu unsurlarla buluþmayý bir platform zemininde hedefliyordu. Bu anlamda bakýldýðýnda, ele aldýðý gündemlerde sürekli akýl verir pozisyonda ve býktýrýcý tarzda abartýyla ideolojik bir zemin ortaya koymasý kendi içinde tutarlý sayýlabilir. Her ne kadar tutarlý gibi görünse de uzun yýllar verilen bu mücadele hedeflerine ulaþamamýþ ve kimseyi ayrýþtýramamýþtýr. Belki kimseyi ayrýþtýramamýþtýr ama bugüne dönüp bakýldýðýnda pek çok hareket, bir dolu yerelinde yaný sýra merkezi anlamda düzenlenen etkinliklerinde Ekim Devrimi etkinlikleri yapmaya baþlamýþtýr ve bu durumda Devrimci Parti Güçleri’nin önemli bir katkýsý vardýr. Devrimci hareket içerisinde Ekim Devrimi gündemine gösterilen ilgi artmakla birlikte, bu ilginin çoðu hareket açýsýndan Rusya’da yapýlan devrime saygý çerçevesini aþmayan, bu devrimden kimi dersler ve deneyimleri çýkarýp yaþadýðýmýz coðrafyada proleter kitlelerini hareketlendirip örgütlendirme çabalarýnda ýþýk tutan bir deneyim olarak görmeyen göstermelik ve yüzeysel bir ilgi olduðunu belirtmek gerekir. Ekim Devrimi’ni anmak, her þeyden önce onu yaþatmayý hedeflemekle baþlar; Ekim Devrimi gerçekleþtiren parti olan Bolþevik Parti’nin mücadelesini, onun evrenselleþen mücadele metotlarýný kavrayýp, politik- ideolojik perspektiflerini ilkesel kalkýþ noktalarý


KOMÜNÝST DEVRÝM

fakat öz olarak komünizmin hedefini muðlaklaþtýrarak, oraya buraya çekilir hale getirerek içini boþaltmanýn, özünü karatmanýn adýdýr. Bolþevik partinin 1917 nisan kongresinde, komünist hareket oportünizmden ayrýþýp, aþamalý devrim perspektifine alternatif komünist perspektifini ilan etmiþtir. Sovyet devrimi, Sovyet iktidarý anlayýþý, proletarya diktatörlüðünü muðlak bir ifade olmaktan çýkarýp, ete kemiðe büründürmüþtür. Oportünist aþamalý devrim anlayýþýnýn karþýsýnda, ayaklarý üzerinde durabilecek komünist teorinin ilk adýmý atýlmýþtýr. Komünist hareketin amacý komünist bir dünya kurmaktýr. Komünizmin ilk aþamasý, komünizme giden yolun ilk adýmý proletarya diktatörlüðüdür. Sovyet devrimi, Sovyet cumhuriyeti açýlýmýyla beslenmediði sürece proletarya diktatörlüðü hedefi, muðlak, oraya buraya çekilebilir bir tanýmlamadýr. Komünizmin baðrýnda aþamalý devrim anlayýþýnýn yeþerebilmesinin sebebi budur. Dünya komünist hareketi, Sovyet devrimi, Sovyet cumhuriyeti programatik yaklaþýmýný, ilk kez Bolþevik partinin 1917 nisan konferansýnda kuþanmýþtýr. Sovyet devrimi, Sovyet cumhuriyeti açýlýmý, komünist hareketin amacýný oraya buraya çekilemez kýlmanýn tek yoludur. Bu anlamda Bolþevik partinin 1917 nisan kongresinde atýlan adým komünist hareketin mevcut birikiminin kapsanarak aþýlmasýnýn ilk adýmýydý. 1919 da kurulan 2.dünya komünist partisi ve ilk dört kongresi bu çizginin kapsanarak aþýlmasý süreciydi. Lenin’i 1915’de titreten tavýr, komünist hareket içinde oportünizmin etkisinin sonucuydu. 1917 nisan kongresinde komünist hareketin, komünistler birliði tipinde baðýmsýz komünist politik hattýný yaratansa, Lenin özelinde, komünist hareketin 1915’te yöneldiði teorik yeniden üretim süreciydi. Sovyet devrimi, Sovyet cumhuriyeti açýlýmý bu sayede geliþtirildi. 1919 da kurulan 2.dünya komünist partisi ve ilk 4 kongresi bu perspektifi kapsayarak aþma süreciydi. Lenin’in ölmesiyle komünist hareket pusulasýný yitirdi. 1928 de, 6.kongrede göndere çekilen oportünist programla, 1917 nisan kongresinde yaratýlmýþ olan komünist hareketin baðýmsýz politik hattýndan sapýlarak, komünist hareket tekrar oportünizmin etkinliði altýna girilmiþtir. Sovyet devrimi, Sovyet cumhuriyetinin anlamý kavranamadýðý için yeniden aþamalý devrim programatik perspektifine yani oportünizme dönülmüþtür. Komünist hareketin mevcut bunalýmdan çýkmanýn, oportünizmden baðýmsýz, komünist bir politik hat yaratmanýn yolu, Lenin’in yoludur. Komünist hareketin mevcut bunalýmýna, mev-

16

cut çeliþkilere son vermesinin yolu, oportünist perspektiften ayrýþarak aþamalý devrim anlayýþýndan koparak, komünizmin baðýmsýz politik hattýnýn yaratýlmasý ve bu perspektifin arkasýnda Leninist örgütle durulmasýdýr. Bu gün bunlarý yaza biliyor olmamýzý dün bu rotaya girilmiþ olmasýna borçluyuz. 1996 da bu topraklarda doðan KDH, oportünizmin etkisinden ayrýþarak komünizmin baðýmsýz politik hattýna girmiþtir. Komünist hareketin 1928 kýrýlmasýný kavrayarak, çýkýþýn, 2.dünya komünist partisini (3.Enternasyonalin ilk dört kongresini) kapsayarak aþmayý hedefleyen, illegal devrimci partiyle mümkün olacaðýný, bu partiye ulaþmanýn yolunun, hedefli planlý hazýrlýk dönemini þart koþtuðunu bilince çýkartýp, hazýrlýk döneminin görevlerini de Somut Acil Görevler þeklinde tespit ederek komünist hareketin 1924 den sonra kaybedilen komünist perspektifini kuþanmýþtýr. KDH yi yaratanlar, mevcut görevlerin aðýrlýðý altýnda ezilmiþler, savrulmuþlardýr. Onlarýn taþýyamadýðý yere düþürdüðü bayraðý yerden kaldýrdýk. Üstlendiðimiz sorumluluðun bilincindeyiz. Bugün komünist hareketin gönderinde dalgalanan bayrak, oportünizmin yýrtýk pýrtýk kokuþmuþ bayraðýnýn sökükleri dikilmiþ, kýzýla boyanmaya çalýþýlmýþ halidir. Dikkatle bakan her sýnýf bilinçli iþçi, komünist militan, 1928 programýnýn oportünist özünü görecektir. Göremeyenlere göstermek ise boynumuza borçtur. Teorik Yeniden Üretim faaliyetinin amacý ve kapsamý; komünist potansiyelin kafasýný bulandýrýp rotasýný þaþýrtan, 3.Enternasyonalin 1928 yýlýnda komünist hareketin gönderine çektiði programý, layýk olduðu yere tarihin çöplüðüne gömmek ve 2.dünya komünist partisinin tamamlayamadýðýný tamamlayarak komünist potansiyeli her gelen gün daha bir netleþtirip birleþtiren, komünist manifesto gibi kapsayýcý, ön açýcý kýzýl bir programý komünist hareketin gönderine çekmektir. SON SÖZ: Teorik Yeniden Üretim kendi baþýna ele alýnabilecek özel bir hedef deðildir. Komünist bir dünya kurma savaþýnda yenilmiþ olmamýzýn sebebi, komünist hareketin mevcut bunalýmýnýn sebebi komünist partinin eksikliðidir. Komünist parti, hedefli, planlý bir hazýrlýk dönemiyle yaratýlabilir. Ve bu hazýrlýk dönemi Somut Acil Görevler in yerine getirileceði bir süreç olacaktýr. “Teorik Yeniden Üretim” sürecini bir aydýn çalýþmasý olmaktan çýkartýp, ona komünist nitelik katan bu bütünlüklü kavrayýþtýr. Sorumluluðumuz bu kavrayýþýn arkasýnda durup gereðini yapmaktýr.

boran iþçi

KOMÜNÝST DEVRÝM

naklanan bu nesnelliði ortadan kaldýrmasý mümkün deðildir. Üstelik bu nesnelliðin görece yumuþatýlmasý anlamýna gelen sýnýfý maddi imkanlarla düzene baðlama koþullarý da giderek daralmaktadýr. Dolayýsýyla bu nesnelliðin þu ya da bu þekilde kendi sonuçlarýný üretmesi sistemin kendi özünden kaynaklanmaktadýr. Öyleyse öncelikle kendiliðinden harekete bakýþý bun anlayýþ doðrultusunda düzeltmek gerekmektedir. Ardýndan kendiliðinden harekete, bu hareketin olasý çýkýþ koþullarýna yanýt verebilecek bir kapasiteye sahip olmasý gereken öznel alanýn sorunlarýna yoðunlaþmak diðer önemli görevi oluþturmaktadýr. Öznel Alanda Önderlik ve Parti Sorunu Devam Ediyor Komünist Devrim’in sayfalarýnda sýklýkla söylediðimiz öncünün bunalýmý, temelde önderlik sorunudur. Önderliðin olmayýþýnýn yarattýðý bunalýmdýr. Elbette önderlikten kastýmýz genel olarak solda ya da devrimci hareketin içinde öne çýkmýþ bir örgüt deðildir. Esas olarak sýnýfýn önderliðini kastetmekteyiz. Partiden anladýðýmýz da öncelikle sýnýfa önderlik edebilme yetenek ve kapasitesine sahip olan bir örgüttür. Parti, komünist potansiyelin birleþtirilmesi anlamýna da gelirken, parti niteliði biçimsel anlamda bu topraklarda yaratýlmýþ, ancak temel özellikleri bakýmýndan dünya çapýnda bir komünist niteliði ifade edecektir. Bu yanýyla parti, biçimsel anlamda yerel, özü itibariyle enternasyonal bir örgüttür. Enternasyonal olan bu örgütün pratik, siyasal olarak da ayaklarýný dünyanýn her yerine basmasý, dünya partisinin inþasý süreci olacaktýr. Öncelikle ayak bastýðýmýz bu topraklarda yaratýlmasý gereken, sýnýfýn devrimci önderliði anlamýna gelen partinin, planlý bir hazýrlýk süreciyle inþa edilmedir. Proleter bir devrimin baþarýyla gerçekleþtirilebilmesi için iþçi sýnýfýnýn birliðini de önceleyen komünist partinin inþasýnýn nasýl bir hazýrlýk süreciyle yaratýlacaðý sorusunun yanýtý, bizi diðer akýmlardan ayýran önemli noktalardan biridir. Bugünün Türkiyesi’nde kimi hareketler iþçi sýnýfýnýn öncüsünün kendi örgütleri þahsýnda yaratýlmýþ olduðu iddiasýný taþýmaktadýrlar. Henüz öncünün olmadýðýný söyleyen diðer hareketlerse, kendi çizgileri çerçevesinde gerçekleþtirilebilecek bir kitleselleþmeyle öncü konuma ulaþabileceklerini öne sürmektedirler. Bu iddialar bir yana, Türkiye devrimci hareketi bir süredir “deðiþim”, “farklýlaþma” ve bir “sirkülasyon” yaþmaktadýr. 12 Eylül karþý devriminin tasfiye hareketinin ardýndan 80’lerin sonuna doðru yeniden toparlanan devrimci hareket, yükseliþ ve iniþlerin yaþandýðý bir sürecin ardýndan 90’larýn sonu, ikibinli yýllarýn baþýndan itibaren tasfiyecilik rüzgarlarýnýn etkisi altýnda yeniden “deðiþimler” yaþamaktadýr. 90’lardaki devrimci hareket, 12 Eylül öncesi örgütlerden nasýl farklýysa, bugünkü hareketler de 90’larýn örgütlerinden farklýlýklar taþýmaktadýr. Elbette deðiþim, farklýlaþma, sirkülasyon gibi kavramlar eksikli olmakla birlikte her zaman olumsuz anlamlar da taþýmazlar. Ancak

bugün devrimci harekette yaþanan deðiþimin, her grubun kendi tarihinden baþlayarak, bir bütün olarak devrimci ve komünist hareketin tarihsel, eleþtirel bir deðerlendirmesi, komünist hareketin doruk noktasý olarak Ekim Devrimi ve Lenin dönemindeki komünist enternasyonalin çizgisiyle buluþma yönlü bir arayýþ olduðunu, bunun sancýlarý, deðiþimleri olduðunu söylemek mümkün deðildir. Bugün ideoloji-siyaset, örgüt-faaliyet bütünlüðü kopmuþ, planlý, yöntemli, bütünlüklü bir çizgiyi var etme, yerini konjoktürel etmenlerin öne çýkardýðý konularýn peþinde giden, gündelik siyasete býrakmýþ görünmektedir. Marksizmin-Leninizmin temel ilkelerinde, komünizmin evrensel ilkelerinde dahi zaaflý olan devrimci hareketin pek çok bileþeni, kitle çalýþmasýný, kitlelere yönelmeyi bugünkü durumdan çýkýþýn reçetesi olarak öne çýkarmaktadýr. Geçmiþte kendiliðinden kitle eylemlerinin yükseldiði dönemlerde, bu kitle hareketinden iyi-kötü kan alan, nicelik anlamda geniþleyen devrimci hareketlerde bu durum, örgütsel-siyasal zaaflarýn geri plana atýlmasýna ya da perdelenmesine yarayabiliyordu. Hatta kimi hareketlerde konjoktürel etmenlerin avantajlarýna yaslanarak yaratýlan geniþleme, parti olduklarý yanýlsamasýna yol açabilmiþti. Kitle hareketinin geri çekildiði dönemlerdeyse bu zaaflar daha net görülebilir hale geldi. Kitlelere yönelme söyleminin sihirli bir formül gibi yinelenmesinin ardýnda, hareketin köklü eleþtirisine paralel, bütünlüklü, planlý bir yöntemsel bakýþtan uzak oluþu kadar yukarda söylediðimiz kitle hareketlilikleri içinde kendi sorunlarýný giderebileceði inancý vardýr. Kitle hareketinin yükselmesi, kitlelerden kan almak, bugünkü gerici-þoven havanýn kýrýlmasýndan, tasfiyecilik rüzgarlarýnýn geri döndürülmesine ya da maddi-teknik sorunlarýn çözümü gibi dar örgütsel sorunlarýn aþýlmasýna kadar pek çok açýdan ciddi ilerlemeler yaratabilir. Fakat hiçbir kitle hareketi, devrimcilerin, komünistlerin öznel zaaflarýnýn giderilmesinde sihirli bir sonuç yaratamaz. Dahasý kitlelerin örgütlenmesi ile öncünün örgütlenmesi bir ve ayný þey deðildir. Tarih, kitleleri çevresine toplamayý baþardýðý halde bir örgüt omurgasý dahi yaratmayý baþaramamýþ örneklerle doludur. Öyleyse sorun bir þekilde kitlelerle buluþmak deðildir. Sorun öncelikle öncünün-sýnýfýn önderliðinin nasýl yaratýlacaðý sorusuna baðlanmýþ, planlý, yöntemli bir çizgiyi varetme ve bu doðrultuda nitelik kazanma sorunudur. 89. yýlýnda Ekim Devrimini bu yöntemle yeniden bilince çýkartmalýyýz. Ekim devriminin nasýl yapýldýðý sorusu, bu devrimi gerçekleþtiren öznenin, Bolþevik partinin nasýl, hangi süreç ve yöntemlerle yaratýldýðý sorusuyla birlikte yanýtlanabilir. Komünistler bunu yapmaya çalýþmaktadýr.Bu hem iddiamýz hem de davetimizdir.

5

KOMÜNÝST DEVRÝM


KOMÜNÝST DEVRÝM

KÜRT SORUNUNDA EMPERYALÝST ÇÖZÜMLERÝN BELÝRGÝNLEÞMESÝ VE ÖNDERLÝK SORUNU

Kürt sorununda son dönemde yaþanan geliþmeler, zaten uzun bir zamandýr gündemde olan sorunu farklý açýlardan yeniden gündemin önemli bir parçasý haline getirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluþundan bu yana devraldýðý tarihsel problemi olan Kürt/Kürdistan sorunu yalnýz TC nin deðil, bölgedeki üç burjuva devletinin de tarihsel problemlerinden birini oluþturuyor. Ýçinde bulunduðumuz coðrafyanýn emperyalist paylaþýmýn en önemli alaný haline gelmesinden bu yana Kürt sorunu uluslar arasý bir nitelik kazanarak, paylaþým savaþýyla da doðrudan iliþkili hale geldi. Bu çerçevede sorun, son dönemde yaþanan geliþmelerle farklý taraflarý da kapsayan, bir dizi faktörün etkisiyle karmaþýklaþtý. Yine de Kürt sorunu dört burjuva devleti ilgilendiren yanýyla bölgesel çapta olmasý, paylaþým savaþýyla emperyalist güçleri ilgilendiren yanýyla uluslararasý hale geliþi ve tüm bu nitelikleriyle birlikte önümüzdeki süreçte giderek netleþmenin iþaretlerini taþýyor. Burada önümüzdeki süreçteki bu netleþmenin iþaretlerini ele almaya çalýþacaðýz. Bilindiði gibi PKK’nin 1 Ekimden geçerli olmak üzere ateþkes ilan etmesi, bunu önceleyen süreçte Türkiye, ABD ve Irak’ýn oluþturduðu koordinatör atamasý, Türkiye’deki burjuva partilerin, Mehmet Aðar’ýn, genelkurmay yetkililerinin konuyla ilgili açýklamalarý vs. sorunu farklý açýlardan gündeme taþýyan geliþmeler oldu. Öncelikle soruna Türkiye ile Amerika ve Türkiye’deki farklý burjuva çevreler arasýnda farklýlýklar açýsýndan bakalým. Türkiye’nin Ortadoðu’daki paylaþýmda Irak’ýn iþgali sürecinde en önemli çekincesi Kürt sorunu açýsýndan yaratacaðý sonuçlar üzerineydi. Paylaþým savaþýnda rol almaya çok istekli olmasýna raðmen, Kürt sorunu konusunda Amerika’yla bir bütün olarak anlaþamamasý onu, çekimser davranmaya itti. Amerika’da bu durumun farkýnda olduðu halde, Irak’ýn paylaþýlmasýnda Kürtleri (güneydeki Kürtleri) yanýna almanýn garantisiyle Türkiye’ye ihtiyaç duymadý. Bugün gelinen noktada, Irak’ta emperyalistlerin giderek zorlanmalarý, yeni paylaþým alanlarýna açýldýklarýnda, bu alanlarda Kürt sorununun yeniden gündeme gelecek olmasý gibi sebepler Amerika’yý soruna kendi çerçevesinde bir çözüm aramaya zorlayan faktörler olduðunu söyleyebiliriz. Kürt sorunu konusunda üçlü koordinatör atanmasýnýn ardýn-

6

dan, bu koordinatörlüðün ne iþe yarayacaðý tam netleþmemiþken, Amerika kendi çözümlerinin adýmlarýný atmaya baþladý. Türkiye sorunu asayiþ ve terör sorunu olarak ifade etmeye çalýþsa da, Amerika ve diðer taraflar buna aldýrmadan ilerde yapýlmak üzere bir af ve silahlarýn býrakýlmasýnýn (tabi PKK’nin silahlarý býrakmasýnýn) karþýlýðýnda kimi hak kýrýntýlarý vermek üzere þimdiden zemini oluþturmaya çalýþýyorlar. Elbette sorun egemenler cephesinde de yalnýzca PKK’nýn ne olacaðýyla sýnýrlý deðil. Güney Kürdistan’da baðýmsýz Kürt devletine doðru gidiþ, Kerkük’ün statüsü gibi konularda sorunun farklý boyutlarýný oluþturuyor. Dolayýsýyla farklý boyutlarla karmaþýklaþan soruna, Amerika’nýn taraflara mavi boncuk daðýtýr gibi yaklaþmasý, þimdilik bir deðiþiklik üretmiyor gibi görünse de önümüzdeki süreçte kendi çözümlerini tüm taraflara dayatacaðý kesindir. Türkiye’deki egemen sýnýflarýn Amerika’yla uzun boylu bir çeliþkisi olmadýðý gibi zamanla Amerika’nýn çözümlerine yaklaþmasý muhtemeldir. Türkiye’de egemenler cephesinde Kürt sorunu konusunda farklý çözümlerin çatýþýp çatýþmadýðý zaman zaman tartýþýlýr. Bu tartýþmalar Özal’ýn federasyon sözünü etmesinden, Demirel’in Kürt realitesinden bahsetmesinden, Tayyip’in “Kürt sorunu bizim sorunumuzdur” demesine ve son olarak Mehmet Aðar’ýn “daðda silahlý gezeceklerine ovada siyaset yapsýnlar” sözlerine kadar farklý dönemlerde, farklý kiþilerin söyledikleri üzerinden bugüne kadar geldi. Kimi dönemlerde farklý kiþiler üzerinden dillendirilen yaklaþýmlar kendi koþullarý içerisinde deðerlendirmeyi gerekli kýlsa da, burada son süreçte “farklý” bir çýkýþ olarak görülen Mehmet Aðar’ýn söyledikleri üzerinden bakarsak durum þudur. Geçmiþte Kürtlere karþý sürdürülen savaþýn baþ aktörlerinden olan, bugün de burjuva bir siyaset sözcüsü olan bu kiþinin sözleri soruna liberal bir çerçevede yaklaþým getiriyor görünmektedir. Zaten uzun bir zamandýr liberal çözümlere gerileyen PKK’nin de bu sözlere tepkisi olumlu oldu. Ancak Mehmet Aðar’ýn bu sözleri etmesi yýllar sonra sorunun gerçek mahiyetini anlamýþ olmasýndan kaynaklanmadý. Yukarda açýklamaya çalýþtýðýmýz Amerikan çözümünün Türkiye’de dillendirilmesinden, Türkiye’de “yansýmasýndan” kaynaklanmaktadýr. Daha açýk söylersek, basit anlamda Amerika’nýn sözcülüðünü yapmasýnýn ötesinde, önümüzdeki sürece iliþkin Ortadoðu’da paylaþým ve güç dengeleri içinde, sorunun bu yönlü çözümünün kendini dayatmasýndan kaynaklanmaktadýr. Bir burjuva partinin sözcüsünün Amerikan çözüm-

KOMÜNÝST DEVRÝM

mezdi. Fakat sonucu niyet belirlemez. II. Enternasyonal oportünizminden zor bela kopularak yaratýlan bolþevizmin çizgisi, Lenin’in ölümü sonrasý, özelikle Komüntern’in 1928 kongresi süreciyle budanmýþtýr. Komünist hareketin bu gün ki bunalýmýnýn sebebi, altýncý kongrede maddeleþmiþ olan bu kýrýlmadýr. Komünist hareket yaþamakta olduðu bunalýma, birinci dünya savaþý karþýsýnda sergilenen politikayla açýða çýkan oportünizmden kopup, Lenin’in motor rolü oynamasý sayesinde komünist politik hattý yaratarak son vermiþti. Lenin’in ölümüyle motorsuz kalan ve komünist perspektifi henüz kuþanamamýþ olan komünist hareket, henüz programla taçlandýrýlamadýðý için geliþtirmeye devam etmek zorunda olduðu politik hattan kopmuþ, kopmak zorunda kalmýþtýr. Çünkü Lenin tarafýndan geliþtirilen ve yeni olan komünist politik yaklaþýmý kuþanamamýþlardý. Yeniyi kuþanamadýklarý için yollarýna sahip olduklarý perspektifle yani eski perspektifleriyle 2.Enternasyonalin oportünist perspektifiyle devam ettiler. Ýlk komünist parti, komünistler birliði ve ilk komünist program, komünist manifestodur. Ýlk olmaktan kaynaklý hem örgütsel hem programatik eksikliklerinin, yanlýþlarýnýn olmasý kaçýnýlmazdý. Komünistler birliðinin “daðýlmasýndan” sonra, Marks ve Engels özelinde, komünist militanlarýn bireysel yetenek ve çabalarýyla komünist hareketin eksiklerinin giderilip, yanlýþlarýn aþýlmasý anlamýnda temel kazanýmlar olmuþtur. Bu katkýlara raðmen Komünistler Birliðinin daðýlmasýndan 1917 nisaný na kadar, komünist harekete oportünizmin damga vurmasý engellenememiþtir. Lenin ve Bolþevik parti, tüm katkýlarýna, tüm devrimciliklerine raðmen, 1917 nisanýna kadar, komünist hareket üzerindeki oportünizmin etkinliðini kýramamýþlardýr. Kaldý ki Lenin’in kendiside, Bolþevik harekette, 1917 nisanýndaki pozitif kýrýlmaya kadar oportünizmin etkisi altýndaydýlar. Komünistler Birliðinden sonra komünist hareket, oportünizm den ayrýþarak kendi baðýmsýz politik hattýný ilk kez 1917 nisan kongresinde Lenin’in tezlerini kabul ederek yaratmýþtýr. Lenin’in önderliðindeki Bolþevik parti 1917 nisanýndan öncede devrimciydi. Hatta tüm “komünist” partilerin içinde en devrimci olanýydý. Hatta komünist hareketin en temel yanlýþlarýndan birini doðrultmuþlar, Leninist parti teorisini yaratmýþlardý. Fakat oportünizm den ayrýþarak, baðýmsýz komünist bir hat yaratamamýþlardý. Bir hareketin politik niteliðini belirleyen,

15

köktenci yada uzlaþmacý olmasý deðil, amacýdýr, hedefidir. Bir birine karþýt politik hareketler dikkate alýndýðýnda bu gerçeklik kolayca görülmektedir. Bir hareketi dinci yada komünist yapan köktenci olup olmamasý, tutarlý olup olmamasý deðil hedefidir. Bir hareketin dinci yada komünist olduðunu ayýrt etmek bu yüzden kolaydýr. Oysa bir hareketin oportünist yada komünist olup olmadýðýný ayýrt etmek ayný kolaylýðý barýndýrmamaktadýr. Çünkü oportünizm sözde komünizm demektir. Oportünizm sözde komünizmi savunmakla birlikte, özde kapitalist sistemi parçalamayý deðil tamir etmeyi iyileþtirmeyi savunmaktýr; özde komünizm söylemli sosyal demokratlýktýr. Oportünizmle komünist hareket arasýndaki fark, yaygýn anlayýþýn tariflediði þekilde köktenci yada uzlaþmacý olmak deðildir. Uzlaþmacýlýk oportünistliðin sebebi deðil sonucudur; týpký köktenciliðin, komünizmin sebebi deðil sonucu olmasý gibi. Bir hareketi oportünist yada komünist yapan söylemin komünizm olup olmamasý deðil, komünizm hedefinin oraya buraya çekilemez netlikte olup olmamasýdýr. Bir hareketin komünizm talebini sözde savunmakla mý kaldýðý yoksa amacý haline mi getirdiði günübirlik politikalarýna bakarak hissedilir. Fakat bir hareketin günübirlik politikalarýný belirleyende oportünistleþmesine yol açanda komünizm hedefinin oraya buraya çekilemez netlikte olup olmamasýdýr. Amaç araçlarý ve bu araçlara hükmetme yaklaþýmýný belirler. Amaç birini öldürmeye gitmekse, bu amaç kullanýlan araçlarý da kullanma tavrýný da belirler. Amaç birinin ayaðýný kýrmaksa araçlarda tavýrda bu amaca göre belirlenir. Yaralamak, acý çektirmek, korkutmak amaçlandýðýnda öldüresiye vurulmaz. Amaç birini tedavi etmekse kullanýlacak araçlar ve kullanma tarzý bu amaca göre belirlenir. Tedavi amaçlandýðýnda yardým amaçlandýðýnda tüm araçlar þefkatle kullanýlýr. Komünist bir dünya hedefinin oraya buraya çekilemez bir biçimde netleþtiðinde bu netlik her geçen gün komünist potansiyelin daha bir birleþmesini, bütünleþmesini saðlar. Kullanýlan araçlarý da kullanma tarzýný da sürecin içinde devrimcileþtirir. Komünist bir dünya hedefi belirsiz, muðlak oraya buraya çekilir nitelikteyse bu günü birlik politikaya oportünizm olarak yansýr. Komünist bir dünya kurma hedefinin muðlaklaþmasý komünist potansiyeli her geçen gün daha bir parçalanmaya zorlar. Oportünizm sebep deðil sonuçtur. Komünist bir dünya kurma hedefi muðlak, oraya buraya çekilebilir nitelikteyse bu oportünizme yol açar. Sürecin içinde en devrimci en uzlaþmaz hareketler bile oportünistleþir. Oportünizm sözde komünisttir;


KOMÜNÝST DEVRÝM

önder partilerinin, anlý þanlý partilerinin içlerinin çürümüþlüðü, özlerinin oportünist niteliði ortaya çýktý. Baþta Marx’ýn, Engels’in partisi olarak algýlanan ASDP (Alman Sosyal Demokrat Partisi) olmak üzere tüm büyük partiler, paylaþým savaþýný desteklediler. Kendi devletlerinin yanýnda saf tuttular. Tabiî ki sevindi Almanya’nýn ve tüm dünyanýn patronlarý, ASDP’nin paylaþým savaþýnda Almanya’yý desteklemesine. Ama ayný tavýr titretti komünistleri, önce inanamadýlar, sonra anlamaya çalýþtýlar. Nasýl olmuþtu da ASDP paylaþým savaþýnda, Alman devletinin yanýnda saf tutmuþtu. Bu soru baþta Lenin olmak üzere komünistleri ezber bozmaya, tüm doðrularýný sorgulamaya yönlendirdi. Bu sayede komünist hareket eksiklerini aþýp, yanlýþlarýný doðrultulma sürecine girdi. Bu günden bakarak tanýmlarsak, yaþanýlan teorik yeniden üretim süreciydi. Bu sayede komünist hareket, oportünizmden ayrýþýp, özüyle, yani Komünistler Birliði ile Komünist Manifestoyla buluþtu ve bu birikimi kapsayarak aþma sürecine girdi. Lenin’in “Sosyalizm ve Savaþ” broþürü oportünizmin savaþ karþýsýndaki tavrýný mahkum edip, komünist hareketin tavrýný doðrultma çabasýnýn ürünü sayýlabilse de, gerek emperyalizm broþürü gerek Bolþevik partinin o güne kadarki mevcut programýný fes etmek, yeni bir programý göndere çekmek anlamýna gelen ve sonradan “Nisan Tezleri” olarak anýlan, Lenin’in 1917 nisanýnda Bolþevik partinin kongresine sunduðu, dayatýp kabul ettirdiði “Nisan Tezleri” ve þubat devriminden önce el yazmalarý hazýrlanmýþ olan “Devlet ve Devrim” broþürü, Lenin özelinde komünist hareketin, 1915 lere kadar savunulmuþ olan tüm programatik ilkelerinin sorgulandýðýnýn kanýtýdýr. Ve bu sorgulama süreci sayesinde 2.Enternasyonal oportünist perspektifinin aþýlmasýnýn ürünüdürler. Komünist hareketin, oportünizm den ayrýþarak, eksiklerinin giderilip, yanlýþlarýnýn doðrultulmasýnýn ürünü olan ekim devrimi, zaferden sonra bu sürecin nesnesi haline geldi. 1917 nisanýna kadar Bolþevik partinin mevcut programý, 2.Enternasyonal oportünizminin programatik yaklaþýmýnýn kýzýla boyanmýþ bir haliydi. Bolþevik partinin 1917 nisan kongresinde, Nisan Tezleri olarak anýlan Lenin in yeni programatik yaklaþýmý kabul edildiðinde, Bolþevik parti yeni bir programý ilan etmemiþ olsa da yeni bir programatik perspektifi kabul etmiþ oldu. Fakat yeni bir programatik perspektifi kabul etmek partinin tüm militanlarýnýn bu yeni perspektifi eþit düzeyde kuþanmasý, içselleþtirmesi anlamýna gelmiyordu.

14

Nitekim Lenin’in, Bolþevik partinin nisan kongresinde, söz ettiðimiz tezlerini Bolþevik partinin MK’sýna kabul ettiremeyince, kabul ettirebilmek için MK toplantýsýnda istifa edeceðini söylemesi, bu noktaya gelmesi, yine 1917 ekimin de, Ekim Devrimi nin fitilinin ateþlendiði günlerde, Lenin’in Bolþevik partinin MK sýna yazdýðý mektuplarda MK’yý ihanet içinde olmakla itam etmesi, 2.Enternasyonal oportünizminin perspektifinden kopmanýn, komünist birikimi kapsayarak aþmanýn ürünü olan, ve yeni olan komünist perspektifin, Bolþevik partinin MK sý tarafýndan bile eþitsiz bir þekilde sindirildiðinin, daha doðrusu sindirilememiþ olduðunun ilk elden kanýtlarýdýr. 1919 da ikinci dünya partisinin ( yaygýn adý üçüncü enternasyonaldir, bilindiði gibi biz onun ilk dört kongre kararlarýna sahipleniyoruz. ve 2.dünya komünist partisi derken bu dört kongreyi kastediyoruz.) kurulmasýyla birlikte, Lenin in motoru olduðu komünist perspektif dünya komünist hareketine mal edilmeye baþlandý. Yaþanýlanlar kanýtladý ki bu süreç zaferle taçlandýrýlamadý. Komünist hareket yenildi. 1917 ekiminde yaþanýlanlar, Bolþevik parti MK sýnýn bile, Lenin in geliþtirmeye devam ettiði komünist perspektifi kuþanamamýþ olduðunun kanýtýydý. 7 yýl sonra, Lenin öldüðünde görüldü ki dünya komünist hareketi bir yana Bolþevik partinin MK sý bile geliþtirilmeye devam edilen ve geliþtirilmeye devam edilmek zorunda olunulan komünist perspektifi hala kuþanamamýþlardý. Ve komünist programý, dünya komünist hareketinin gönderine çekme görevi önlerinde duruyordu. Onlar yaþadýklarý dönemde iþçi sýnýfýnýn en yetenekli, en nitelikli, en adanmýþ kadrolarýydýlar. Görev önlerinde duruyordu; görevden kaçmadýlar. Komünist programý komünist hareketin gönderine çekme sorumluluðunu omuzladýlar. Ve ellerinden gelenin en iyisini yaptýlar. Lenin in motoru olduðu ve geliþtirilmeye devam edilmek zorunda olunulan komünist perspektifi kuþanamamýþlardý. Fakat perspektifsiz deðillerdi. En geliþkinleri Bolþevik partinin kadrolarýydý. Ve ellerinden gelenin en iyisini yaptýlar. Lenin’in geliþtirmeye devam ettiði komünist perspektiften kuþanabildikleri 2.Enternasyonalin oportünist programýný pembeleþtirmeye anca yetti. Bu günden dünü eleþtirme kolaycýlýðýna yaslanarak ahkam kesmek bizden uzak olsun. Amacýmýz, sorunun bir niyet sorunu olmadýðýný göstermektir. Dün olduðu gibi yarýnda sonucu belirleyecek olan niyet deðil, güçtür, donanýmdýr, yapabilirliktir. Mesele niyet etmek olsaydý, Lenin doðrultusunda yürümeyi hiç kimse onlar kadar isteye-

KOMÜNÝST DEVRÝM

lerini dillendirerek önümüzdeki seçimlerde hükümete ortak olmak gibi hesaplar yapmasý da bir etken olabilir. Ancak söylediðimiz gibi bu durum, soruna emperyalistlerin düzen içi liberal bir çözümün zeminini hazýrlamaya çalýþtýklarý gerçeðini deðiþtirmiyor. Sonuçta ne Türkiye’yle ABD’nin, Kürt sorununda ciddi çeliþkiler içerisinde olduðunu ne de egemenler cephesinde, burjuvazinin kendi içinde ciddi farklýlýklar olduðu söylenebilir. Amerikan çözümünün kendini giderek dayattýkça burjuvazinin de bu yönde “tekleþeceðini” söyleyebiliriz. PKK’nin ateþkes ilan etmesi tamda bu süreçte gerçekleþti. Ateþkesin askeri stratejik açýdan ne olduðu konusuna deðinmeyeceðiz. Politik açýdan ateþkes süreci, Amerika’nýn koordinatörlük atamasý ve sorun üzerine yukarda belirttiðimiz çeþitli adýmlarýn dillendirilmesiyle ayný süreçte gerçekleþti. Böylece PKK’nin, Amerika’nýn düzeniçi, liberal çözümüne razý olacaðýný söylemek yanlýþ olmaz. Zaten bu aralar gazetelerde, ABD’nin Ýran’daki Kürdistan parçasýnda PKK’nin güdümündeki PJAK partisi ile görüþtüðü de belirtiliyor. Tüm bunlarýn bir plan dahilinde mi yapýlýyor olduðunu bilmiyoruz. Sorunumuz bunu anlamak deðil. Ancak Kürdistan’ýn dört parçasýnda yaþayan iþçi ve emekçiler açýsýndan yýllara varan bu mücadelenin, burjuva çözümlerin kulvarýna girdiðinde politik sonuçlarýnýn yeni kölelik zincirleri olacaðýný vurgulamak istiyoruz. Kuþkusuz meseleye yaklaþým öznel niyetlerle açýklanamaz. Mücadele edenlerin cephesinden soruna tarihsel ve güncel boyutlarý içinde, strateji, taktik, örgütlenme, mücadele araç ve yöntemleri gibi bütünsel açýlardan yaklaþmak gerekmektedir. Yazýmýzýn kapsamý Kürt/Kürdistan sorununu bu bütünsellikle ele almak yada özel olarak PKK’nin strateji, taktik, siyaset vs. açýlarýndan eleþtirisini yapmak da deðil. Yazýmýzýn baþýnda da söylediðimiz gibi sorunun önümüzdeki süreçte özellikle emperyalist, kapitalist güçlerin kendi çözümlerinin iþaretlerini deðerlendirmek. Bu çerçevede Kürt sorununda politik bir özne ve taraf olarak PKK’nin burjuva çözümlerinin kendilerini daha fazla dayatmalarý karþýsýnda yaklaþýmlarýna baktýðýmýzda, kendi baðýmsýz hedeflerini kendi baðýmsýz örgütlenme, eylem ve güçle takipçiliðini yapmak yerine, emperyalistlerin çözümlerine razý olma, bu çözümlere uyum göstermeye çalýþma tablosu ortaya çýkmaktadýr. Kürdistan boyutundaki özne þahsýnda bu duruma bir anda gelinmediði kesindir. Bu duruma bir süreç içinde, öznenin kendisi ile ilgili zaaflarýn ve kendi dýþýndaki

faktörlerin, gerek kapitalist sistemlerin basýncý gerekse de Türkiye ve bölgedeki sýnýf mücadelesinin mevcut nesnelliðinin etkisi altýnda gelindi. Sürecin bugün geldiðimiz noktadaki sonuçlarýndan biri; Kürt hareketinin emperyalistlerin düzeniçi, liberal çözüm dayatmalarý karþýsýnda giderek baðýmsýz bir çizgiden yoksun sýkýþmýþlýk ve sürüklenme içerisinde olmasýdýr. Politik özneler açýsýndan bir dönemin kapanýp, yeni bir dönemin açýlmasý, eski dönemdeki öznenin/öznelerin tasfiyeye uðrayýp, yeni gruplaþmalar, yeniden örgütlenmelerin oluþturulmasý þeklinde gerçekleþmeyebiliyor. Kimi zaman yeni dönemin öznesi/özneleri eski dönemin biçimsel, fiziksel olarak ayný þekilde “sürekliliðini” koruyabiliyor. Ancak dönemler, süreçler deðiþirken hiçbir özne aynen olduðu gibi devam edemiyor. Biçimsel olarak ayný olan özne artýk farklýlaþmýþ (olumlu yada olumsuz) farklý bir özne haline gelmiþ oluyor. Bu söylediklerimiz yalnýz Kürt hareketi açýsýndan deðil, genel olarak her politik özne için söylenebilir. Kürt/Kürdistan sorununda da bir dönem kapanmýþ, yeni bir dönem açýlmýþtýr. Bu dönemlerin hangi dönemler olduðu baþka bir yazýnýn konusu olmakla birlikte, Kürt hareketi þahsýnda yeni bir döneme girilmiþ olduðunu söylemek gerek. Üstelik Kürt hareketinin bu yeni dönemi, son süreçteki geliþmelerin ortaya çýkardýðý bir dönem deðil, bir süredirli devam eden bir durumdur. Kürt hareketinin bu yeni dönemi eski zaaflarýndan arýnmýþ, devrimci bir yenilenmeyle karþýlamasý istenir bir durum olmakla birlikte þimdiye kadarki geliþmeler, bu istencin iyimser bir istek olmanýn ötesine geçemeyeceðini gösterdi. Komünistler her soruna olduðu gibi Kürt sorununa da Kürdistan’ýn iþçileri, emekçileri açýsýndan bakarlar. Kürdistan’ýn iþçileri, emekçileri açýsýndan sorunu liberal, düzeniçi çözümlerden ayrý bir politik program ve yaklaþýmýn, öznesi, örgütüyle birlikte yaratýlmasý olarak görmek gerekir. Ýþçiler, emekçiler için Kürdistan’ýn baðýmsýzlýðý, dünya sosyalist cumhuriyetleri birliðinin bir parçasý olarak, Sovyet demokrasisinin, proleter cumhuriyetini oluþturacak bir iktidar mücadelesidir. Stratejisi ve taktiðiyle, programý ve örgütüyle, bir bütün olarak niteliðiyle emekçileri kurtuluþa götürecek yol, bu yöndeki çabalarla yaratýlabilir. Tüm dünyadaki komünistlerin olduðu gibi, Kürdistan’lý komünistlerin önünde de bu görev durmaktadýr.

7


KOMÜNÝST DEVRÝM Yazý Kurulunun Açýklamasý

KOMÜNÝST DEVRÝM

Elinizdeki sayýda teorik yeniden üretim üzerine bir yazý okuyacaksýnýz. Yazýda teorik yeniden üretimin neden gerekli olduðuyla ilgili ve Bolþeviklerin deneyimlerinden hareketle nasýl yapýlmasý gerektiðiyle ilgili iddialý önermeler var. Þimdi bu yazýnýn temel önermelerine ve bu önermeler açýklanýrken dile getirilen düþüncelere yönelik, Komünist Devrim yazý kurulunun eleþtirilerini ifade edeceðiz. Ancak eleþtirilerimize geçmeden önce yayýnýmýza gelen yazýlarýn hangi biçimde, nasýl yayýnlanacaklarý gibi konularda bir açýklama yapmayý gerekli buluyoruz. Komünist Devrim kendisini parti öncesi inþa örgütü olarak ifade eden bir hareketin merkezi yayýnýdýr. Dolayýsýyla yayýnýn içeriði, çizgisi vs. merkezi bir planýn çerçevesinde belirlenmektedir. Bu açýdan tüm militanlarýmýzýn yayýna yapacaklarý katký bu merkezi plana tabidir. Bunun dýþýnda militanlarýn kiþisel üretimleri olabileceði gibi bu üretimlerin nasýl deðerlendirileceði merkezi plan ve görüþler çerçevesinde gerçekleþtirilir. Yayýnýmýza gelen bir yazýnýn yayýnlanýp, yayýnlanmayacaðý, nasýl yayýnlanacaðý gibi konular merkeziyetçiliðin bir gereði olarak sorumlu kurullar tarafýndan belirlenir. Elbette hareketin çizgisi dýþýnda bir görüþü kendi yoldaþlarýna açýklamak yada tartýþmak isteyen bir militan bu yönde önerilerde ve taleplerde bulunabilir. Devrimci yöntemlerle ve örgüt hukuku çerçevesinde yapýlan farklý görüþleri dile getirmeye karþý hareketimiz açýk ve samimi yaklaþýr. Fakat böyle bir durum dýþýnda, yayýnýmýza gelen her yazý merkezi kurullarýn planlarý çerçevesinde ve tasarrufu içerisindedir. Þimdi konumuza geçebiliriz. Öncelikle belirtelim ki yazýnýn tamamýný eleþtirmeyeceðiz. Yazýda konunun yöntemine, ele alýnýþýna iliþkin bakýþtan tutunda, görüþlerin altýnýn doldurulurken ifade dilen noktalara, daha tali, ikincil konulara kadar pek çok eleþtirilecek nokta var. Ancak burada biz daha temel noktalara, teorik yeniden üretim konusuna bakýþýn yöntemine iliþkin noktalara eleþtirilerimizi getirmekle yetineceðiz. Bunun dýþýndakilerin bir kýsmýyla ilgili görüþlerimiz çeþitli yazýlarýmýzda var. Bir kýsmýný da “okur” temel noktalara getirdiðimiz eleþtirilerden çýkartabilir. Yazýnýný ilk bölümü diyebileceðimiz kýsmý, teorik yeniden üretimin somut koþullarýn dayattýðý zorunlu bir görev olduðunu öne sürüyor. Somut koþullar ile kapitalizmin krizi ve kitlelerin arayýþ içinde olmasý ifade ediliyor.

8

Nesnelliðin nasýl olduðu bir yana bu nesnel durumun teorik yeniden üretimi neden görev haline getirdiðinin yanýtý yoktur. Kapitalizm kriz ve kitleler arayýþ içerisindedir. Öyleyse komünistler teorik yeniden üretime yönelmelidirler gibi bir ucube vardýr yazýda. Üstelik az çok deneyimi olanlar bilirler ki, krizlerin olduðu ve kitlelerin arayýþ içinde olduðu bir nesnellik hareketin önüne teorik olmaktan çok pratik görevler çýkartýr. Elbette biz genel olarak devrimci hareket gibi düþünmek zorunda deðiliz. Yani nesnel durum hareketin önüne ciddi teorik sorunlarda çýkartabilir. Ancak bizim teorik yeniden üretimle kastettiðimiz genel olarak “teori yapmak”, nesnelliði anlamaya çalýþan teorik çabalar deðildir. Biz, yaklaþýk seksen yýldýr bolþevizmin siyasal, örgütsel çizgisinden kýrýlmanýn yaþandýðýný düþünüyoruz. Komünizmin evrensel ilkelerinin uzun zamandýr unutulduðunu, yaþanan sürecin yeni sorunlar biriktirdiðini ve yaþadýðýmýz topraklarda iþçi sýnýfýnýn önderliðini yapabilecek komünist partinin olamadýðýný düþünüyoruz. Ýþte bizim teorik yeniden üretimle kastettiðimiz; komünistlerin bu saydýðýmýz tarihsel problemlerine yanýt verebilecek ve devrimci bir partinin inþasýnýn gerekleri tarafýndan koþullanmýþ bir teorik yeniden üretimdir. Dolayýsýyla teorik yeniden üretimi zorunlu kýlan somut koþullardan bahsedilecekse bu, komünist ve devrimci hareketin durumu olmasý gerekirdi. Yazýnýn birinci kýsmýyla ilgili son birkaç söz daha edeceðiz. Türkiye’de ve dünyada kapitalizmin bir kriz içerisinde olduðunu söylemek mümkün olmadýðý gibi “yazar”, kriz ile kapitalizmin yapýsal çeliþkileri ve bunalýmlarýný birbirine karýþtýrmaktadýr. Ayrýca yazýnýn kriz tarifleri son derece yüzeyseldir. Kitlelerin arayýþ içinde olduðunu söylemekse hiç mümkün deðildir. Yazar kendi özlemlerini nesnel veri yerine koymaktadýr. Yazýnýn ikinci kýsmý “Ekim Devriminin Coþkusundan...” alt baþlýðýdýr. Yazýnýn teorik yeniden üretimin komünistlerin tarihsel problemlerine deðinilerek anlatýlmaya çalýþýldýðý bölümü burasýdýr. Ancak bu bölümde de yazýyý okuyanlar bir sistematik ve konuyla yöntemsel bað kurmak beklerlerse hayal kýrýklýðýna uðrarlar. Çünkü yazar kimi yerlerde adeta hýzýný alamadan konuyu dallandýrýp budaklandýrdýðý gibi daðýnýk akýl yürütmeleri, öznel yargýlarý tarihsel gerçeklermiþ gibi sunuyor. Bolþeviklerin 1917 nisaný öncesi adeta oportünist ilan edilmiþ. Bolþevizmin tarihiyle ilgili yarým yamalak bilgilere dayanan bu iddialar yanlýþtýr. Bolþevikler, hakim II. Enternasyonal çizgisinden devamý sayfa 12’de 

KOMÜNÝST DEVRÝM

an önünde beliren soruna karþý kendiliðinden mevzi savaþý vermesine yol açsa da, öz olarak sýnýf, dünya genelinde kapitalist sisteme karþý kin depoluyor, alternatif arayýþýna yöneliyor. B) Kapitalist iliþkilerin doðasýndan kaynaklanan krizlerin sönümlendirilebilmesi bu sayede sistemin sürdürülebilmesinin tek yolu, þu ya da bu yöntemle ama öz olarak üretici güçlerin tahrip edilmesidir. Nitekim kapitalizmin tahrip ediciliðinden, yok ediciliðinden iþçi sýnýfý kadar, insanlýk kadar, doðada nasibini aldý. Yaþam kaynaklarýnýn, oburca talan edildiðini her gün televizyonlarda izler, gazetelerde okur olduk. Ýnsanlýk katlansa bile, doða kapitalist iliþkilerin dayattýðý yaðmacýlýða, talana katlanamýyor. Bilim insanlarý açýklýyor, elli yýl içinde içme suyu bulmak, petrol bulmak gibi bir þey olacakmýþ. Bu gerçeklik karþýsýnda iþçi sýnýfýnýn savaþa durmadýðý ortada. Fakat bu gerçekliðin sýnýfýn kapitalizme karþý kinini, yýkýcýlýðýný bilediði, bileyeceði de bir o kadar aþikar.

Yazýnýn ilan ettiðimiz amacýndan uzaklaþtýðýmýz konuyu daðýttýðýmýz düþünülebilinir. Bu noktada amacýmýzýn “Partileþme stratejimizin kapsamýný ifade eden ‘Somut Acil Görevler’ in, temel halkalarýndan biri olan, ‘Teorik Yeniden Üretim’, somut koþullarýn, somut tahlilinin dayattýðý, kaçýnýlmaz, zorunlu bir görevdir” iddiamýzý, somut koþullarýn tahliline dayanarak kanýtlamak olduðunu hatýrlatarak, okurdan sabýr rica ediyoruz. Somut koþullarýn bu tablosundan hareketle 1) Ýþçi sýnýfýnýn kapitalist sisteme karþý mücadele azminin ve alternatif arayýþýnýn, her geçen gün daha bir artýðýný söylemek gerekir. Ýþçi sýnýfýnýn hem yaþadýðýmýz topraklarda, hem de dünya genelinde kapitalizme alternatif arayýþý içinde olduðunu söylemek gerekir. Yaþanýlanlar hem yaþadýðýmýz topraklarda hem de dünya genelinde iþçi sýnýfýnýn kapitalizme karþý mücadele azmi ve ivmesinin artýðýný gösteriyor. Fransa’da azýnlýk haklarý için yürüyenler, Ortadoðu’da þeriat için yürüyorlar. Tüm yaþanýlanlar hem yaþadýðýmýz topraklarda hem de dünya genelinde, iþçi sýnýfýnýn kapitalizme karþý alternatif arayýþý içinde olduðunu kanýtlýyor. Venezualla’da dürüst iþçi önderinde çare arayanlar, Ortadoðu’da Usame Bin Ladinde, þeriatta çare arýyorlar. Öz olarak iþçi sýnýfýnýn kapitalizm karþýtý mücadele azmi ve ivmesi yükselmekte ve sýnýf, kapitalizme

13

alternatif arayýþýna yönelmektedir. 2) Ýþçi sýnýfýnýn öz olarak kapitalizme karþý mücadele ivmesinin ve alternatif arayýþýnýn artmasý sayesinde iþçi sýnýfýnýn, yüzünü komünist harekete döndüðünü ve komünist hareketin saflarýnýn her gelen gün daha bir sýklaþtýðýný söylemek gerekir. Hem yaþadýðýmýz topraklarda hem dünya genelinde tüm somut koþullar iþçi sýnýfýnýn yüzünü komünizme dönmesini gerektirirken, gerçeklik ortada; komünist hareket iþçi sýnýfýnýn gözünde tarihsel olarak en prestijsiz dönemini yaþýyor. Evet sözlerimiz çeliþki barýndýrýyor. Fakat çeliþkinin kaynaðý somut koþullarýn kendisidir. Devrimci hareketin sýkça dillendirdiði gibi sýnýfýn mevcut “pasifizminin”, sýnýfýn komünist hareket saflarýna yönelmemesinin sebebi, somut koþullarýn olgunlaþmamýþ olmasý deðildir. Gösterdiðimiz üzere, somut koþullar sýnýfý militan bir mücadeleye zorluyor. Somut koþullar sýnýfý, komünist hareketin saflarýna yönelmeye zorluyor. Buna raðmen sýnýfýn içinde bulunduðu “eylemsizlik”, sýnýfýn komünist harekete sýrtýný dönmüþlüðü, komünist hareketin seksen küsur yýllýk bunalýmýnýn yaratýsýdýr. 80 yýlý aþan bunalým sürecinde, komünist hareketin sergilediði politik tutarsýzlýklar, iþçi sýnýfýnýn toplumsal hafýzasýna kendisine ve komünist harekete karþý güvensizlik kazýdý. Ýþçi sýnýfýnýn dünya genelinde her gelen gün daha bir katlanýlmazlaþan yaþam koþullarýna raðmen, mevzi direniþlerin ötesine geçememesi, çareyi Çavez’de, Usame Bin Ladin’de aramasý, sosyal demokratlarda, dinci akýmlarda çare aramasý, komünist hareketin bunalým sürecinin sýnýfýn toplumsal hafýzasýna güvensizlik kazýmýþ olmasýndan kaynaklanmaktadýr. Somut koþullarýn somut tahlilinden çýkan mevcut yaþamýn çeliþkisinin sebebi komünist hareketin bunalýmýndan kaynaklanan bu güvensizliktir. EKÝM DEVRÝMÝNÝN COÞKUSUNDAN, CÜRETÝNDEN, BÝRLEÞTÝRÝCÝLÝÐÝNDEN, PRESTÝJÝNDEN BU GÜNKÜ PARÇALANMIÞLIÐA, BU GÜNKÜ PRESTÝJSÝZLÝÐE NASIL GELDÝK ? Ekim devrimi nin kendiside bu günkü bunalýmýnýn anasý olan komünist hareketin o günkü bunalýma son verme mücadelesinin sonucuydu; komünist hareketin özünü bulma, özüne dönme çabasýnýn ürünüydü. 1.Dünya paylaþým savaþýnýn baþlamasýyla dönemin


baþ tarafý sayfa 8’de

KOMÜNÝST DEVRÝM

izler taþýdýðý yanlarýndan süreç içinde kopmuþ, yeniden Marx’ýn çizgisiyle buluþmuþlardýr. Nisan tezleri Bolþevikleri oportünizmden kurtaran sihirli bir formül gibi yansýtýlmýþtýr. Bunun da teorik yeniden üretim olduðu söylenerek, bugün komünistlere de böyle(?) teorik üretim önerilmektedir. Teorik yeniden üretim sihirli formüllerin bulunup çýkartýlmasý deðildir. Bolþevizmin geliþim süreciyle ilgili görüþlerimizi daha önce Ekim Devrimi broþürümüzde yazdýðýmýzdan burada tekrar etmeyeceðiz. Hareketimizin politik, örgütsel zeminine kazanmaya çalýþtýðýmýz devrimci dostumuza bu broþürümüzü yeniden dikkatlice okumasýný öneririz. Ayrýca Bolþevik çizginin kýrýlmasý sorunuysa basit bir þekilde “sindirilememiþlik” þeklinde açýklanamaz. Baþka faktörlerin de etkisi en az onun kadar etkilidir. Bu konuyla ilgili görüþümüz, Bolþevik çizginin nasýl kýrýldýðýndan önce, inþa deneyimlerini

bilince çýkartmak gerektiði þeklindedir. Yukarda da söylediðimiz gibi yanlýþ olan pek çok þey var. Bunlarýn hepsine deðinmeyi gerekli görmüyoruz. Deðinmediðimiz yerleri militanlarýmýz görüþlerimiz ýþýðýnda deðerlendirebilirler. Sonuç olarak; yoldaþlarýmýz ve yayýnýmýzý okuyanlar bahsedilen yazýyý, bu yaptýðýmýz eleþtiriler ýþýðýnda okumalýdýrlar. Hareketimizin teorik yeniden üretimin ele alýnýþý, bugünkü öncelikleri vs. üzerine görüþleri önceki sayýmýzda ortaya konulmuþtur. Bolþevik deneyimin derslerini çýkartmaya devam etmekle birlikte, bu konudaki görüþlerimizin bir kýsmý yayýnýmýzdaki kimi yazýlarda ve Ekim Devrimi broþürümüzde ifade edilmiþtir. Bu yazýlarýmýzýn, burada eleþtirisini yaptýðýmýz yazýyla birlikte okunmasý militanlarýmýzýn kafalarýný netleþtirmesine yarayacaðýna inanýyoruz.

Yazýnýn amacý bu soruyu bilince çýkarmaktýr. Fakat yayýnýn sýnýrlýlýðýndan da dolayý, yazý bu yöndeki düþüncelerimizin, bütünlüklü bir sunumundan çok, konuya giriþ niteliði taþýyacaktýr. Öncelikle altýný çizelim; komünistlerin, iþçi sýnýfýnýn genelinin çýkarlarýndan baðýmsýz, kendilerinden menkul çýkarlarý yoktur. Bu anlamda iþçi sýnýfýnýn çýkarlarýndan baðýmsýz, özgün taleplerimiz de yoktur. Partileþme stratejimizin kapsamýný ifade eden ‘Somut Acil Görevler’ in temel halkalarýndan biri olan ‘Teorik Yeniden Üretim’, somut koþullarýn somut tahlilinin dayattýðý kaçýnýlmaz, zorunlu bir görevdir. Somut koþullarýn tahlili bu iddiamýzý kanýtlayacaktýr. Somut koþullar: Kapitalist üretimin özü, tüm ürünlerin satýlmak için üretiliyor olmasýdýr. Kapitalist sistemde tüm ürünler, her þey ama her þey, satýlmak için üretilir. Ya da satýlacak ürünlerin satýþýný hýzlandýrmak, özendirmek amaçlanýr. Sonuçta tüm üretimin hedefi, amacý, satýlmak, satýþý mümkün kýlmaktýr. Her hangi bir sebepten ürünlerin satýþý aksadýðý zaman bu krize yol açar. Kapitalist sistemin doðasýndan kaynaklanan ekonomik krizler, devrimci bir krize dönüþtürülüp bu sayede kapitalist iliþkilere son verilmediði sürece kapitalist sistem (þu ya da bu oranda ama sonuçta), üretici güçlerin tahrip edilmesiyle (þu ya da bu kadar zamanda) mevcut krizini sönümlendirerek aþar. Evet kapitalist sistem krizlerini sönümlendirir; ama yok edemez. Çünkü krizleri yaratan, sistemin özüdür, kendisidir.

Sönümlendirilerek bastýrýlan her krizden sonra sistem daha büyük bir krize gebe kalýr. Mevcut krizlerini bastýrarak aþtýðý için kapitalist sistem yeniden tepe noktasýna geldi. Gelinen noktada kapitalist sistemin mevcut dengeleri, dünya pazarýnýn yeniden parsellenmesini dayatmaktadýr. Almanya’sý, Fransa’sý, Çin’i, Rusya’sý, Amerika’sý krizlerini aþabilmek için mevcut pazarlarýný büyütmek, yeni pazarlar elde etmek zorundadýrlar. Bu ihtiyaç, dünya pazarýnýn yeniden parsellenmesini dayatmaktadýr. Dünya pazarýnýn yeniden parsellenmesinin diðer adý emperyalist dünya savaþýdýr. Nitekim gelinen noktada artýk burjuva ideologlar, köþe yazarlarý bile bu gün yaþanmakta olanýn üçüncü kez dünyayý paylaþma savaþý olduðunu ifade ediyorlar. Bu gerçeklik : A) Hem yaþadýðýmýz topraklarda hem de dünya genelinde Amerika’ya karþý yoðunlaþmakla birlikte öz olarak kapitalist sisteme karþý yýðýnlarýn öfkesini biliyor. Diðer yandan dünya pazarýný yeniden parsellemeyi dayatan kapitalist iliþkilerin dünya genelindeki sýkýþmýþlýðý hem yaþadýðýmýz topraklarda hem de dünya genelinde iþçi sýnýfýnýn yaþam koþullarýný her gün daha bir katlanýlmaz hale getiriyor. Yaþadýðýmýz topraklar bir yana, EN DEMOKRATÝK BURJUVA CUMHURÝYET’lerinde bile iþçi sýnýfýnýn dün can bedeli kazandýðý haklarý, bir bir týrpanlanýyor. Ýþçi sýnýfýnýn yaþam koþullarý dünya genelinde her gelen gün daha bir katlanýlmazlaþýyor. Bu gerçeklik þimdilik iþçi sýnýfýnýn, o

SOMUT ACÝL GÖREVLER VE ONUN TEMEL HALKALARINDAN BÝRÝ OLAN TEORÝK YENÝDEN ÜRETÝM, BÝZÝM ÖZGÜNLÜÐÜMÜZDEN KAYNAKLANAN, ÖZNEL BÝR TERCÝHÝMÝZMÝDÝR ?

12

KOMÜNÝST DEVRÝM

KASIM AYI ÝÇÝNDE BAÐIMSIZ GÜNDEMÝMÝZ ve FAALÝYETLERÝMÝZ

Yaþasýn Ekim Devrimi, Bolþevizm kazanacak! Elbette komünistlerin Ekim Devrimiyle birlikte elde ettikleri sonuç, komünist bir dünyaya giden yolda iþçi sýnýfýnýn, burjuvazinin karþýsýnda bir sýnýf olarak devrimci rolünün somut bir ifadesi deðildi yalnýzca. Bununla birlikte, iþçi sýnýfýnýn öncü unsurlarýný içerisinde barýndýran, sisteme karþý sürekli bir savaþ halinde olan ve sýnýf içerisinde toplumsal yapýnýn direklerini sarsacak bir huzursuzluk yaratarak bir öncü görevini üstlenecek, sýnýfý devrime taþýyacak bir öznenin önemini de tüm dünya komünistlerine göstermiþ oldu. Düzen dýþý bir konumlanýþýn, illegal bir parti ve legal olanaklarýn istismarýnýn, en gerici dönemlerde dahi devrimin görevlerini ertelemeyen devrimci bir disiplinin, iþçi sýnýfýnýn içerisinde ekonomizmle sürekli bir mücadelenin ve bir öznenin rolünün nasýl olmasý gerektiðinin ve olmamasý gerektiðinin deneyimlerini bugün Ekim devriminin ayný zamanda Bolþevizmin tarihinin bizlere sunduðu apaçýk ortadadýr. Kapitalizmden bir kopuþla yeni bir dünyaya giden yolda, komünist bir dünyaya giden yolda “Ekim Devrimi”, yolu açan bir devrimdir. Ayný zamanda bir kýlavuz olarak bizlere bugün hala yol göstermektedir. “Kapitalizmin en yüksek aþamasýna yani “emperyalizm aþamasýna” ulaþtýðýnda, kapitalizmden kopuþun baþlangýcý Ekim Devrimi ile oldu. Ekim Devrimi, tarihin yasalarýnýn doðrulanmasý olarak Marksizm’i de haklý çýkaran haklý çýkaran bir süreçti ayný zamanda. Komünist manifestonun yayýnlanýþýndan o zamana kadar Marksizm, yaklaþýk 70 yýllýk bir mücadele sürecinin öðretisiydi... Paris komünü bütün görkemi ve yanýlgýlarýyla birlikte Marksizm’e proletarya diktatörlüðünü bir ilke olarak kazandýrmýþsa, Ekim Devrimi sýnýfsýz topluma geçiþin derslerini ve nice deneyimlerini ama en önemli deneyimi yani sýnýflar mücadelesinde öznenin rolünün ne olduðunu ve bu öznenin nasýl yaratýlmasý gerektiðinin deneyimini kazandýrdý.” (Komünist Devrim Özel Sayý:3, 88. yýlýnda Ekim Devrimi, s.2). Marksistler ilk andan itibaren iþçi sýnýfýnýn kendiliðinden uyanýþýnýn siyasal bir bilinçle kuþatýlmasý için sürekli olarak örgütlenme arayýþý içerisine girmiþlerdir. Komünistlerin birliðiyle baþlayan bu süreç I. Enternasyonalle geliþmiþ fakat sürekliliðini saðlayamamýþtýr. Öncünün örgütlenmesi, bir profesyonel devrimciler örgütü yaratma çabasýyla sürekli örgütsüzlükle mücadele eden Lenin ve Bolþevikler, iþçi sýnýfýnýn öncüsü olacak bir “Parti”nin, bir siyasal öncünün yaratýlmasý konusunda yarattýklarý deneyimler ve derslerle Ekim Devrimini yaratabilmiþlerdir.

9

Bugün Türkiye ve dünyada komünist mücadele sancýlý dönemlerinden birini yaþamaktadýr. Marksist ve Leninist ideolojinin yozlaþtýrýldýðý, iþçi sýnýfýnýn öncüsünden yoksun olduðu ve Bolþevik tipte bir partinin henüz yaratýlamadýðý bu günlerde, bu topraklarda Bolþevik bir gelenek yaratma iddiasýyla yola çýkanlar olarak Bolþevizm’e baðlanarak ancak hedeflerimize ulaþabiliriz. Ekim Devrimi sýnýfsýz, sömürüsüz bir dünya yaratma kavgasýnda aþýlmasý gereken bir deneyim olarak bizlere yol gösteriyor. Onu aþmak ve yeni Ekimler yaratmak, proletaryanýn, kapitalist toplumdaki konumundan kaynaklý, yýkan ve yeniyi kuran yeteneðine güvenmekle birlikte, bu gücü örgütlü bir iradeye dönüþtürmek için gereken “Devrimci Komünist Partiyi” yaratabilmenin koþulu olan sürekliliði saðlanmýþ bir örgütsel ve politik omurganýn, düzen dýþý, siyasal faaliyetinin gerekliliðinin de var edilebilmiþ olmasý gerekmektedir. “Peki bugün, komünistler “Ne yapmalý?”. Tarihte iki kez yaratýlan bu komünü, üçüncü, dördüncü kez... ve bir dünya komünü yaratmak için. Bunun için öncelikle komünistler Ekim Devrimini gerçekleþtiren partinin yeniden yaratýlmasý için çabalarýný yoðunlaþtýrmalý. Bolþevik tipte bir komünist partinin inþasý için Bolþevik parti deneyimini anlamalý. Bu görevi yerine getirebilirsek, iþte ancak o zaman yeni bir komün kurabiliriz. Ve böyle bir komünü yaratmak için en önemli þeyi, Bolþevik partinin inþasýný gerçekleþtirebildiðimizde, Burjuvazinin kökünü kazýdýðýný sandýðý Komün ve Ekim Devrimi daha güçlü olarak yaþayacak ve iþte o zaman bizler de Komünün ve Ekim Devriminin bilinen ya da bilinmeyen tüm kahramanlarý ile birlikte haykýracaðýz: YAÞASIN EKÝM DEVRÝMÝ!” (Komünist Devrim Özel Sayý:3, 88. yýlýnda Ekim Devrimi, s.3). Biz komünistler olarak, Ekim Devriminin 89. yýldönümü nedeniyle belirlediðimiz bölgelerde bir sürece yayarak karþýladýk. Devrimci Komünist Hareket imzalý pul, kuþ, afiþ, yazýlama ve kapýlarýn altýndan bildiri atma þeklinde örgütlediðimiz faaliyetlerle Ekim Devrimi’ni selamladýk. Faaliyetlerin sonunda güvenli bir þekilde bulunduðumuz alandan uzaklaþtýk. Ýllegal yol ve yöntemlerin kullanýmýnda deneyimlerimizi arttýrmak ve dosta, düþmana bir mesaj verebilmek adýna attýðýmýz, bir takým amatörlükleri barýndýrsa da bu saðlam adýmlar, düzen içi ve tasfiyeci savrulmanýn olabildiðine arttýðý böyle bir dönemde bizlere mücadelemizde önemli katkýlar saðlamaktadýr. Yeni Ekimler için attýðýmýz küçük adýmlarý büyütebilmek için örgütlü irademizle haykýrýyoruz: YAÞASIN EKÝM DEVRÝMÝ! BOLÞEVÝZM KAZANACAK! KOMÜNÝST BÝR DÜNYA KURACAÐIZ!


ALANLARDAN YOLDAÞLARDAN

6 KASIM YÖK KARÞITI EYLEMLERÝN GÖLGESINDE EKÝ M DEVRÝMÝ YILDÖNÜMÜ Kasým ayý, bu topraklarýn devrimcilerinin üzerinde önemle durduklarý/durmalarý gereken iki gündeme sahiptir. Bunlardan ilki “6 Kasým YÖK eylemi”dir. Türkiye devrimci hareketi, her yýl 6 Kasým’ýn üzerinde fazlasýyla durarak, YÖK’ün tarihçesi ve ideolojik-siyasal iþlevi üzerinden yayýnlarýnda bu gündeme bol bol yer verip eylem birliktelikleri üzerinden alanlara çýkma çaðrýsý yapar. Bunlarýn yeterli olmadýðý bilinciyle bildiriler daðýtýlýr, kampanyalar düzenlenir, 6 Kasým’ýn kapalý mekanlara hapsedilemeyeceði, alanlara çýkýlmasý gerektiði vurgulanýr. 6 Kasým gelip çattýðýnda eylem alanýna çýkýlýr. Ancak her defasýnda oradaki hakim olan ideolojik-politik anlayýþ ileri bir zemini yansýtmamaktadýr. Eðitim meselesine en geri düzlemden yaklaþýldýðý gerçeðini “Sermaye defol Üniversiteler Bizimdir”, “Parasýz, Bilimsel, Demokratik Eðitim” “Özerk Üniversite”… sloganlarý “sayesinde” açýk ve net bir þekilde görmekteyiz. Bu sloganlar, reformlar için verilen mücadelenin bir parçasý olabilir ya da acil talepler için sýralanan bir takým istemler olabilir. Ancak unutulmamalýdýr ki biz devrimcilerin, komünistlerin yapmasý gereken; düzen içi taleplerde bulunurken “bile” kitleleri düzene baðlayýcý, onlarýn kafasýný karýþtýran söylemlerden uzak durmak, hatta düzenin bize verebileceði talepleri sýralarken “bile” bu düzeni teþhir edip, kitlelerin düzene olan inanç ve güvenlerini yýkmaktýr. Yukarýda bahsedilen sloganlar ise bunun tam tersi bir iþleve sahiptir. Eðitimin sýnýfsal özünü, kapitalizmle olan baðýný karartmaktadýr, bu bað karartýldýðý için de kitleleri düzene baðlanmaktadýr. 6 Kasým’ý bir mücadele gündemi olarak ele alýp alana çýkan devrimci hareketin aktivistlerinin kafasýnda sanki üniversiteler “bizim”, eðitim de “demokratik” olduðunda sorun çözülecekmiþ gibi bir yanýlsama yaratýlmaktadýr. Ýktidarýn biz komünistlere ait olmadýðý bir ülkede üniversitelerin bize ait olmasýnýn hiçbir sorunu çözemeyeceði aþikardýr. Bu toplumun bütünsel bir analizi ve kapitalist sistemin alt-üst yapý iliþkileri dikkatle incelenirse, üniversitelerin kapitalist iþleyiþi ve teknolojik, askeri-stratejik alanlarda düzenin baský aygýtlarýný ve ayný zamanda bilimsel üretimlerle de ideolojik araçlarýný üretmeye yarayan bir kurum olarak karþýmýza çýkmaktadýr. Bu yüzden, iþçi sýnýfýnýn önderliðinde toplumsal özgürlüðün saðlanmadýðý kapitalistemperyalist bir iþleyiþte bu alanlarýn demokratik ve özerk oluþu ezilen iþçi-emekçilerin gözünde hiçbir anlam taþýmamaktadýr. Bu eylemler ve etkinlikler sýrasýnda, Marksizm’in eðitim konusundaki genel ideolojik yaklaþýmýný yansýtan ”Paralý, Parasýz Burjuva Eðitime Hayýr!” þiarýnýn yukarýda bahsettiðimiz sloganlar nedeniyle esamesi bile okunmamaktadýr. Kapitalizm yýkýlýp proletarya diktatörlüðü kurulmadan eðitimin bilimsel olamayacaðý, bu düzenin her yanýnýn olduðu gibi eðitim alanýnýn da çürümüþ olduðunu yukarýdaki sloganlar mý açýklamaktadýr yoksa “Paralý, Parasýz Burjuva Eðitime Hayýr!” sloganý mý? Bu noktayý tartýþmak bile gereksizdir! Aslýnda birçok meselede olduðu gibi bu meseledeki ideolojik-politik geriliðin sebeplerinden biri aþaðýda da bahsedeceðimiz gibi ikinci gündemi 6 Kasým Eylemleri ve etkinlikleri gölgesinde býrakarak ona yaklaþýmda ise problemli bir tutum ve pratik sergilemektir. Ýþte bu ikinci önemli gündemse “7 Kasým Ekim Devrimi Yýldönümü” gündemidir: Ekim Devrimi, devrimcilerin, komünistlerin mücadele tarihinin en önemli kilometre taþýdýr. Öncü parti fikrinin pratikte sýnanýp su götürmez bir þekilde doðruluðunun ispatlanmasý, devrim, devlet, iktidar proletarya diktatörlüðü vb. meselelerinin en net haliyle ortaya konmasý ve hatta yukarýda da bahsettiðimiz “reformlar için verilen mücadelede” perspektif sunmasý bakýmýndan görmek isteyen gözler için inanýlmaz bir deneyim birikimi sunmaktadýr. Bunlarýn yaný sýra Ekim Devrimi’ni en baþta illegal-devrimci partiyi yaratmayý ve bu düzlemde mücadele etmeyi baþlangýç noktasý alarak sahiplenmek ve iþçi sýnýfýný iktidarý almak için yapýlan mücadeleye örgütlemek dünyanýn neresine giderseniz gidin ideolojik-siyasal ve örgütsel anlamda onu diðer baþarýlý-baþarýsýz devrimlerden ayýran en önemli ayraçlardýr. Bu devrimci gündem, sýnýf savaþýmýnýn kabul edilip karþýt sýnýf olan burjuvaziye karþý mücadeleyi gerekli kýldýðý için SÝP/TKP, EMEP vs. liberal-ekonomist partiler Ekim Devrimi’ni ya hiç anmamaktadýrlar ya da illegal devrimci partiyi, proletarya diktatörlüðü hedefini es geçerek koskoca bir devrimi düzen sýnýrlarý içerisine hapsederek liberalize etmeye çalýþmaktadýr. Biz bu durumu anlýyor ve hiç yadýrgamýyoruz. Türkiye devrimci hareketi de (elbetteki bahsedilen liberal-ekonomist hareketlerle kýyaslanamaz bile) bu þek-

10

ilde olmasa bile Ekim Devrimi meselesinde kimi eksikliklere sahip olarak bütünlükten yoksun bir biçimde zaaflý yaklaþýmlar sergilemektedir. Bu yazýnýn baþýnda, devrimci hareketlerin 6 Kasým öncesinde yürüttükleri çalýþmalardan bahsettik. YÖK eylemleri için bu kadar çalýþma yürüten, “6 Kasým’ý kapalý alanlara hapsetmemek lazým” diyen devrimci hareket; etkiledikleri kesimlerin, iþçi-emekçi kitlelerinin bilincinde Ekim Devrimi’nin uyandýrýlmasý, bu kesimlerin bu gündem dolayýsýyla alanlara taþýnmasý için hiçbir çaba ve hassasiyet göstermemektedir. Þanlý Ekim Devrimi gündemi için yürütülen ciddi ve kapsamlý bir çalýþmadan bahsetmek mümkün deðildir. Ne yazýk ki Ekim Devrimi anmalarý yalnýzca kapalý salon toplantýlarýna hapsedilmiþ durumdadýr. Leninist olduðunu iddia eden devrimci bir hareketin kendisinin ayracý olan bir gündemin kapalý salon toplantýlarýna hapsedilmesine izin verebilmesi anlaþýlýr bir durum deðildir. Diðer devrimci hareketlerde, bunu kýrmak adýna yapýlan ciddi bir çalýþma göremesek de hareketimizin bu yýlki kimi eylem ve etkinliklerini kapalý salon toplantýlarý dýþýna taþýmasýný, bu gündem dolayýsýyla yapýlan önemli bir tutum ve çaba olarak algýlýyorum. Biz komünist devrimcilerin bu gündemi kendisini diðer yapýlardan ayrýþtýran varlýk zeminini meþrulaþtýran bir gündem olarak ele almasý ve Ekim Devrimi’nin 89. yýldönümünü kimi önemli iþçi ve emekçi mahallelerinde siyasal-örgütsel propaganda-ajitasyon materyalleri olan pul, kuþ, afiþ, bildiri ve duvar yazýsýný kullanarak anmasýný son derece ileri bir tutum olduðunu düþünüyorum. Þu noktayý vurgulamak gerekmektedir ki burada tartýþýlan Ekim Devrimi’ni 6 Kasým’a tercih etmenin doðru olduðunu gösteren ideolojik-siyasal bir anlayýþ deðildir.(Geçerken belirtelim böyle bir tercihin zorunlu olduðu koþullarda bizim neyi tercih edeceðimiz de açýktýr). Ama þu bir gerçektir ki iþçi sýnýfýnýn illegal-devrimci bir parti öncülüðünde proletarya diktatörlüðünü kurma mücadelesinin en deðerli ve baþarýlý örneði olan Ekim Devrimi, bu topraklarda 6 Kasým’ýn gölgesinde býrakýlmaktadýr. Hem de düzen içi isteklerle sýnýrlandýrýlmýþ, devrimci hareketlerin militanlarýnýn dahi kafasýný karýþtýrýp onlarýn düzene baðlanmasýna sebep olabilecek kadar geri bir düzlemdeki 6 Kasým’ýn.

EKÝM DEVRÝMÝ’NÝN YOLUNDAN YÜRÜYECEÐÝZ

z. gelecek

Proletaryanýn þanlý Ekim Devrimi’nin 89.yýldönümünü biz komünistler çeþitli faaliyetlerle kutladýk. Bu yýl kapalý salon toplantýsý yerine pul kuþ afiþ gibi özgür materyallerimizle faaliyetler yürüttük. Önceden belirlediðimiz bazý mahallelere ve üniversitelere yönelik afiþ çalýþmasý yaptýk. “YAÞASIN EKÝM DEVRÝMÝ”, “KOMÜNÝST BÝR DÜNYA KURACAÐIZ’’gibi sloganlarla süsledik belirlediðimiz yerleri. Bunu profesyonel bir þekilde ve disiplinle yaptýk. Ekim devrimini anmak bizim için görevdir. Çünkü Ekim devrimi biz komünistlerin yolunu aydýnlatmaktadýr. Devrimci partinin inþasý ve bu partiyle birlikte proletaryanýn neler yapabileceðini görmekteyiz Ekim Devrimi deneyiminde. Komünist bir dünyaya giden yolu görmekteyiz. Bolþevik parti ve bu partinin kuruluþ aþamasýndaki örgütlü hazýrlýk süreci bizim için önemli bir kýlavuzdur. Bizler, devrimci bir parti olmadan proleter devrimlere ulaþamayacaðýmýzýn farkýndayýz. Bolþevik parti tipi bir devrimci partinin gerekliliðini ve ancak böyle bir yapýnýn komünist devrimlere imza atacaðýný biliyoruz. Lenin’in önderliðinde iþçi sýnýfý partisiyle birlikte Rus çarlýðýný, daha sonrada geçici burjuva hükümetini devirmiþtir. Ýþçi sýnýfý partisine kavuþunca ne büyük bir güç haline geldiðini bu devrim bize göstermiþtir. Bunu için bizim öncelikli görevimiz, devrimci partiyi inþa etmektir. Bunu da örgütlü bir hazýrlýk süreciyle gerçekleþtireceðiz. Leninist bir Parti yaratýlmandan bir devrim olmaz. Olsa da kitlelerin kendiliðinden bir bilinçle yaptýðý bu devrim kýsa sürede yenilgiye uðrar. Bunun için biz bu bilincimizle gerekeni yapacaðýz ve devrimci partiyi kuracaðýz. Proletaryanýn büyük bir devrimine daha imza atacaðýz. DEVRÝM ÝÇÝN PARTÝ, PARTÝ ÝÇÝN ÖRGÜTLÜ HAZIRLIK! DEVRÝMCÝ PARTÝYÝ KURACAÐIZ, YENÝ EKÝMLER YARATACAÐIZ! YAÞASIN EKÝM DEVRÝMÝ!

11

taylan yoldaþ

19  

Ekim Devrimi Anmasý Eylem ve Faaliyetlerimiz... Somut Acil Görevler ve Teorik Yeniden Üretim... Alanlardan - Yoldaþlardan Komünist Devrim Ya...