Page 1

Do¤al olmayan afetler 13 can ald›

KPSS’nin “Tam puan skandal›”

Rize merkeze ba¤l› Gündo¤du beldesinde meydana gelen sel ve heyelan sonucu 13 kifli hayat›n› kaybetti, 20 ev de heyelan sonucu y›k›ld›. 13 can›n yaflamdan kopmas›na neden olan ise sel ve heyelan de¤il, devletin insana verdi¤i de¤erin bir sonucudur. Halktan para koparmak ad›na dere yataklar›n› imara açarak bina dikilmesine izin veren devlet bürokratlar› ve yerel yöneticiler koltuklar›nda rahatça otururken, bilim insanlar›n›n riski önceden gösteren uyar›lar›n› dahi dikkate almayan zihniyet, 13 insan› daha kar h›rs›na kurban etti.

KPSS’ye iliflkin 300’ün üzerinde ö¤rencinin E¤itim Bilimleri oturumundan tam puan almas›yla bafllayan tart›flmalar bir kez daha ayn› sorular› gündeme tafl›d›. Hat›rlatal›m herhangi bir s›nav›n “geçerli ve güvenilir” say›labilmesi için belirlenen formülasyonlar ve kriterler vard›r ve bu içerik KPSS’nin E¤itim Bilimleri bölümünün temel konular›ndan birisini oluflturur. Ancak gelin görün ki ÖSYM, bir s›nav›n temel konular›ndan birisi olarak belirledi¤i ve yüz binlerce ö¤retmen aday›na ezberi dayatt›¤› “güvenirlik ve geçerlilik” meselesinde bir kez daha s›n›fta kald›.

GÜNCEL SAYFA 5

GÜNCEL SAYFA 15

DEMOKRAS‹ DEVR‹MLE GELECEK

1 5 GÜNLÜK S‹YAS‹ GAZETE

3-16 EYLÜL 2010 183. Say› Fiyat› 1 TL e-posta:devrimcidemokras@ttmail.com

www.devrimcidemokrasi.net

Yeni Demokratik Halk Cumhuriyeti Anayasa Tasla¤›

Sand›¤a gitme boykot et

Boykot çal›flmalar›n› örgütlü bulundu¤u bütün illerde aktif bir flekilde halkla buluflturmaya çal›flan Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), burjuva feodal hakim s›n›flar›n sömürü ve zulüm saltanatlar›n› koruyan ve güvence alt›na alan anayasas›na karfl› halk›n devrimci anayasas›n› yo¤un çal›flmalar›n›n ard›ndan ete kemi¤e büründürdü. Yeni Demokratik Halk Cumhuriyeti Anayasa Tasla¤›’n›n haz›rlanmas›n›n ard›ndan aç›klama yapan DHF, “Emperyalizmin ve uflaklar›n›n sömürü ve zulüm saltanat›na karfl›, halk›n devrimci seçene¤ini; Yeni Demokratik Halk Cumhuriyeti Anayasa Tasla¤›’n› sahiplenelim, savunal›m” ça¤r›s›nda bulundu. Yeni Demokratik Halk Cumhuriyeti Anayasa Tasla¤›’n›n tüm insanl›¤›n ilerici, devrimci ideolojisinden beslenen, tarihsel geçmiflini ülkemiz ezilenlerinin, sömürülenlerinin ba¤›ms›zl›k ve sosyal kurtulufl mücadelelerinde yaslayan temel bir nitelik tafl›d›¤›n› ifade eden DHF, “Emperyalizme ba¤›ml› yar›-sömürge ve yar›-feodal bir sosyal yap›ya sahip ülkemizde, demokratik haklar mücadelesi de do¤rudan bir iktidar mücadelesinin parças›d›r. Bu bahisle, DHF’nin yürütmekte oldu¤u demokrasi mücadelesinin de ‘anayasa üzerindeki bir tart›flmada’ savunaca¤› tek seçenek, s›n›f bilinçli iflçilerin, köylülerin, emekçilerin ve öncülerinin infla edece¤i demokratik bir halk anayasas›d›r. Anayasa Tasla¤›, halk›n yeni demokrasi ve devrim mücadelesinin, kolektif, mütevaz› bir ürünüdür” ifadesini kulland›. Sayfa 11

√ Referandum ad› alt›nda hakim s›n›flar›n kitleleri “Evet” ya da

“Hay›r” oyu kullanmaya ça¤›rmalar›, mevcut faflist anayasay› halk›n onay›ndan geçirerek meflruluk kazand›rmak amaçl›d›r.

Sand›¤a gitme faflist anayasay› da boykot et

çilerle sohbetler gerçeklefltirdi. Canl› tart›flmalar›n yafland›¤› sohpetlerde mevsimlik iflçiler, yaflad›klar› sorunlar› DGH’lilerle paylaflt›. Mevsimlik iflçiler, çal›flma koflullar›ndan, ald›klar› ücrete, göçebe yaflamlar›ndaki sorunlar›ndan paralar›na el koyan day›bafllar›na, gurbet yollar›ndaki çileden vücutlar›ndaki kan› emen sineklere kadar bir çok fleyi sohbet esnas›nda anlatt›lar. sayfa 9

ç›ks›n, 13 Eylül’den sonra da faflist özüylü kitlelerin üzerindeki bask› unsuru olma misyonunu sürdürecektir. Bunun için ne hakim s›n›f kliklerinin “Evet” ve “Hay›r”›na ne de mevcut sistemin stepnesi durumundaki reformist, revizyonist çevrelerin “AKP tehditi” söylemiyle kitlelere “Hay›r” oyu için sand›¤› adres göstermelerine pirim verilmemelidir. “Evet” ve “Hay›r” söylemlerinin “sa¤c›”, “solcu”, “ayd›n”, “liberal” hatta “komünist” vb taraflar› halk kitleleri için bir alternatif de¤illerdir.

SAYF A 3

Pakistan halk›n›n ac›s›na sessiz kal›nmamal›d›r Pakistan’da 1500’den fazla kiflinin hayat›na mal olan ve 20 milyon kifliyi etkileyen sel felaketinin ard›ndan insanlar açl›ktan ve hastal›ktan ölmeye bafllad›. Pakistan halk›n›n “do¤an›n 盤›r›ndan ç›km›fl öfkesi” biçiminde karfl› karfl›ya kald›¤› y›k›m ve k›y›m felaketinin tek sorumlusu emperyalist dünya sistemidir. Tüm komünist, devrimci ve halk kitleleri olanaklar› ölçüsünde yard›m kampanyas›na ça¤r›lmal› ve seferber olunmal›d›r. SAYFA 10

Komprador bürokratik burjuva düzenin yarg›c› Halk Savafl›’d›r! PERSPEKT‹F 8 Devlet yine tetikçilerini aklad› Sözde içerisindeki çetelerle mücadele eden devlet, di¤er yandan katliamlar›nda kulland›¤› katillerini aklamaya devam ediyor. Aralar›nda; albay, yarbay, üste¤men, korucubafllar› ve itirafç›lar›n da bulundu¤u Yüksekova Çetesi davas›, 27 A¤ustos günü “zaman afl›m›” nedeniyle tarihe kar›flt›r›larak tozlu raflara kald›r›lm›fl oldu.

Halk söndürüyor asker yak›yor

UPS’ye sendika girecek UPS iflçilerinin mücadelesi uluslararas› s›n›rlar› aflarken, iflçiler, “UPS’ye sendika halaylarla girecek” dedi. Yine UPS’nin Avrupa flubelerinde çal›flan iflçiler, ülkemizdeki UPS iflçileri için destek eylemi yapt›. Ülkemizdeki UPS iflçileri ise 1 Eylül’de alanlara ç›karak, taleplerinin koflulsuz bir flekilde kabul edilmesini istedi.

GÜNCEL 7

DGH bir süre önce Köy Çal›flmalar› ad› alt›nda “Emek Seferbelli¤i Kampanyas›” bafllatm›flt›. Kampanya sürecinde DGH, halk gençli¤ini halk›n yaflam›yla buluflturmaya ve birlikte üreterek örgütlenme sürecini örmeye devam edece¤ini aç›klam›flt›. Köylerde, tarlalarda çal›flmalar›na devam eden DGH faaliyetçileri köylülerle ve çal›flmak için gelen mevsimlik ifl-

Devrimci aç›dan zorunlu ayk›r›l›k: BOYKOT

GÜNCEL 4

DGH’liler çal›flmalar›n› sürdürüyor

GÜNDEM

söze bafllayan herkes, 13 Eylülden sonra her fleyin de¤iflece¤i yalan›n› söyleyerek bunun için “Evet” ya da “Hay›r” oyu istemektedir. ‹çerisinde; kad›n›ylaerke¤iyle, iflçisiyle-emeklisiyle, Kürdüyle-Türküyle... ezilenlerin, sömürülenlerin ne sözünün ne de onlar›n ç›kar›ndan yana elle tutulur bir fleyin olmad›¤› faflist anayasay› halka onaylatmaya zorlamaktad›rlar. Belirtelim ki bugüne kadar a¤alar›n ve patronlar›n ç›karlar›n› koruyan bu anayasa ister “Evet” ç›ks›n, ister “Hay›r”

EMEK 6

“EVET” ve “HAYIR” seçenekleriyle taraf olmaya ça¤r›lan kitlelere “faflist anayasay› onaylay›n” denmektedir. Kitleler çaresiz ve alternatifsiz de¤ildir. Günlerdir boykot çal›flmas› sürdüren yeni demokrasi güçleri sand›¤a gitmenin faflist anayasay› onaylamak oldu¤unu anlatarak, haz›rlam›fl oldu¤u Yeni Demokratik Halk Cumhuriyeti Anayasa Tasla¤›’n› kitlelerle buluflturuyor ve tüm kesimleri boykota ça¤›r›yor.

Bir anlamda k›ran k›rana devam etmekte olan referandum sürecinin son raunduna günler kald›. Günlerdir meydanlardan medyaya kadar her fleyin “Evet” ile “Hay›r” ekseninde sürdürüldü¤ü tart›flmalarda halk kitlelerini kimin daha fazla kand›raca¤›n›n tan›kl›¤› yap›lmaktad›r. Taraflar›n dillerinden düflürmedi¤i “demokrasi”, “özgürlük” gibi kavramlar sahtekarca kullan›larak bol keseden halk kitlelerine “demokratik, özgür gelecek” vaad edilmektedir. Canl› yay›nlarda ve miting kürsülerinde

Türk ordusu gerillaya karfl› yapt›¤› operasyonlarda üstünlük sa¤lamak için ormanlar› yakmaya devam ediyor. Dersim, Bingöl, Erzincan, Hakkari, Hatay illerinde yo¤unlaflan yang›n ç›karmalar, halk taraf›ndan büyük öfkeyle karfl›lan›yor. Bölge halk› yang›nlar› kendi imkanlar› ile söndürürken asker ise tekrardan yak›yor.


2

GÜNCEL

3-16EYLÜL 2010

DEVRiMCi

DEMOKRASi

Adli T›p katliamlara ortakt›r Ciddi sa¤l›k sorunlar› yaflayan siyasi tutsaklar›n serbest b›rak›lmas› için gerçeklefltirilen eylemlerin 57. haftas›nda, Wernicke - Korsakoff hastas› Bekir fiimflek'in serbest b›rak›lmas› istenirken, hasta tutsaklara bilinçli bir flekilde rapor vermeyen Adli T›p Kurumu’da teflhir edilerek, katliamlara ortak oldu¤u belirtildi. 28 A¤ustos Cuma günü Taksim'de gerçeklefltirilen eylemde, Taksim Tramvay Dura¤›’nda saat 19.00’da bir araya gelen devrimci ve ilerici kurumlar, Türkçe, ‹ngilizce ve Arapça "Hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n" yaz›l› pankartlar arkas›nda Galatasaray Lisesi önüne yürüdü. Eylemci-

ler ellerinde "Adalet Bakan›’na soruyoruz: Bekir fiimflek neden serbest b›rak›lm›yor", "Adli T›p suç örgütüdür!", "Gözalt›lar, tutuklamalar, bask›lar bizi y›ld›ramaz. TAYAD’l›lara özgürlük!" dövizlerini tafl›d›. Yürüyüfl s›ras›nda da¤›t›lan Türkçe ve ‹ngilizce bildirilerle, hasta tutsaklarla dayan›flma ça¤r›s› yap›ld›. ‹stiklal Caddesi üzerinde bulunan Mephisto Kitabevi önüne gelindi¤inde oturma eylemi yap›larak, Çav Bella marfl› hep bir a¤›zdan söylendi. Galatasaray Lisesi önüne gelindi¤inde, kurumlar ad›na bas›n aç›klamas›n› yapan Ayfle ‹fleri siyasi

iktidar›n; yafll›lar, çocuklar için ayr›cal›¤› yüceltirken, hapishanelerde siyasi tutsaklar› katletmeye devam etti¤ini söyledi. Siyasi iktidar›n halk› kand›rd›¤›n› vurgulayan ‹fleri, demokrasi, örgütlenme, 12 Eylül cuntas›yla mücadele ediyoruz edebiyat› alt›nda a¤›r hastalar›n, yaflama hergün biraz daha veda eden tutsaklar›n ölümlerini izledi¤ine dikkat çekti. Sa¤l›k sorunlar› nedeniyle hapishanelerde ölümle pençeleflen siyasi tutsaklar›n hapishane yönetimleri taraf›ndan ›fl›ks›z bodrum katlar›ndaki mahkum ko¤ufllar›nda tutulduklar›n›, Wernicke - Korsakoff hastalar›n›n ise t›pk› Bekir fiimflek gibi ak›l hastane-

lerinde kald›klar›n› ifade etti. ‹fleri, aç›klaman›n devam›nda flunlar› söyledi: "Bekir fiimflek gibi Wernicke Korsikoff hastalar›na reva görülen ise bu hastal›¤›n tedavisinin yollar›n› açmak de¤il, hastal›¤›n derinleflerek bir an önce hastan›n ç›ld›rmas›n› sa¤lamak. Yaflama sar›lmaya çal›flan hasta tutsaklar›n bu yan›n› k›rmak istiyorsan›z onlar› adli t›p kurumuna havale ediniz. Adli t›p kurumu ne yapar eder özgürlü¤ünüzü ve yaflam›n›z› elinizden al›r." dedi. ‹fleri, Adli T›p Kurumu'nun Bekir fiimflek için 2001 y›l›nda "Wernicke-Korsakoff hastas›d›r hapishande kalamaz, cezas›n›n infaz›n› durdurun"

derken, 2003 y›l›nda "Wernicke-Korsakoff hastas›d›r, ama tahliye etmeyin" dedi¤ini hat›rlatarak, 2005 ve 2009 y›l›nda Bekir fiimflek'i yak›ndan gözlemledi¤ini ve Wernicke-Korsakoff tespitini de¤ifltirmedi¤ini söyledi. 10 y›l boyunca hastal›¤›nda iyileflme göstermeyen, tedavi imkan› olmayan, hapishanede kalamaz raporu verdi¤i kiflinin infaz›n› ertelemek yerine ak›l hastanesinde tutulmas›n› istemenin bilime, insanl›¤a ihanet oldu¤unu ifade eden ‹fleri, Adli T›p Kurumu'nun katliam›n ortaklar›ndan oldu¤unu söyledi.

Yay›n hayat›na yeni bafllayan Rojev hemen kapat›ld› Azadiya Welat gazetesinin kapat›lmas›n›n ard›ndan günlük yay›n yapan Kürtçe Rojev gazetesi de bir ay süreyle kapat›ld›. 24 A¤ustos 2010 tarihinde yeniden yay›n hayat›na bafllayan Rojev gazetesi, 28 A¤ustos tarihli say›s›nda PKK bayra¤› ve PKK Lideri Abdullah Öcalan'›n resimleri yer ald›¤› gerekçesiyle bir ay süreyle kapat›ld›. ‹stanbul 11. A¤›r Ceza Mahkemesi taraf›ndan "PKK-KONGRA-GEL propagandas›" yap›ld›¤› iddias›yla al›nan kapatma gerekçesinde, "‹stanbul'da bas›l›p yay›nlanan Rojev isimli gazetenin 28 A¤ustos 2010 tarih ve 36. say›s›n›n 1. sayfas›nda yer alan "Boykotê biflidînin" bafll›kl› Kürtçe yaz› alt›nda Abdullah Öcalan'›n posteri ve örgüt bayra¤› yay›nlanarak, 8. sayfas›nda yer alan "Boykotê berfireh bikin" bafll›kl› Kürtçe yaz› alt›nda Abdullah Öcalan ve örgüt mensuplar›n›n birlikte resmedilmifl tablosu yay›nlanarak, PKK/KONGRA-GEL propagandas› yap›ld›¤›" iddias›na yer verildi.

s›n toplant›s›na Azadiya Welat ve Rojev gazetesi çal›flanlar› Güneydo¤u Gazeteciler Cemiyeti Yöneticisi Y›lmaz Ak›nc›, Dicle Haber Ajans› (D‹HA), F›rat Da¤›t›m fiirketi, Dicle F›rat Kültür Sanat Derne¤i, Aram Yay›nevi ve Özgür Halk Dergisi çal›flanlar› ile KURD‹-DER Genel Baflkan› Remzi Azizo¤lu kat›ld›. Aç›klamay› yapan Azadiya Welat ve Rojev gazeteleri ‹mtiyaz Sahibi Eser Uyans›z, "Devlet ve AKP hükümeti Kürtçe gazetelerin ç›kmas›n› istemiyor ve bunun için her türlü engeli ç›kar›yor" diyerek, Kürt gazetecili¤i üzerindeki bask›lar›n hat safhaya ulaflt›¤›n› belirtti. Devletin Kürtçe yay›n› tehlikeli olarak gördü¤ünü ve bütün güçleri ile bast›rmaya çal›flt›¤›n› ifade eden Uyans›z, "8 ayd›r hükümet ve devletin, Kürt bas›n›na ve Kürt halk›na karfl› bask›lar› devam ediyor. Azadiya Welat gazetesi 8. defa kapat›ld›. Rojev gazetesinin kapat›lmas›yla mahkemeler 90'l› y›llara döndü. Gazetede yay›nlanan resimler bile suç say›l›yor" dedi.

‘Azadiya Welat ve Rojev bask›lar karfl›nda y›lmayacak’

‘Bask›lar karfl›s›nda y›lmayaca¤›z'

Günlük Kürçe yay›n yapan Azadiya Welat ve Rojev gazetelerinin 4 gün arayla kapat›lmas›n› protesto eden gazetelerin ‹mtiyaz Sahibi Eser Uyans›z bütün bask›lara ra¤men yollar›na devam edeceklerini söyledi. Konuya iliflkin Güneydo¤u Gazeteciler Cemiyeti'nde düzenlenen ba-

Beflir Atalay emretti; 'Amanoslar yan›yor'

‹çiflleri Bakan› Beflir Atalay’›n gerillan›n artan eylemlerine yönelik “Amanoslar› temizleyin” talimat› ile verdi¤i katliam emri yerine getirlmeye baflland›. Bu emirden ilk nasibini alan ise Amanos’un çevresine soluk veren ormanlar› oldu. Hatay’da ormanl›k alanlar Türk ordusu taraf›ndan atefle veriliyor. Hatay'›n Serinyol Beldesi'nde operasyona ç›kan askerler ormanl›k alan› atefle verdi. 4 ayr› bölgede yaklafl›k 11 saattir devam eden ve 40 hek-

tarl›k ormanl›k alanda etkili olan yang›n söndürme çal›flmalar› kontrol alt›na al›nd›¤› bildirildi. Hatay Orman ‹flletme Müdürlü¤ü ekiplerinin yan›s›ra Marafl, Kilis, Osmaniye ve Hatay'›n ilçe belediyelerine ait itfaiye ekipleri de yang›n söndürmeye destek verdi. 31 Temmuz günü de Hassa ilçesinde askerlerin ormanl›k alan› atefle vermeleri sonucu 20 hektarl›k ormanl›k alan kül olmufltu.

Uyans›z, "Kürt bas›n› flimdiye kadar çok zorluklar çekti. Gazete çal›flanlar›m›z öldürüldü, gazete da¤›t›m› yapan çal›flanlar›m›za sat›rlarla sald›r›lar yap›ld›. Gazetelerimize el konuldu" sözlerini kullanarak, bu haks›z ve hukuksuz uygulamaya karfl› direnmeye devam edeceklerini ve bu direniflte herkesi deste¤e ça¤›rd›.

‹çiflleri Bakan› Beflir Atlay’›n “Amanoslar’› temizleyin” talimat› ard›ndan, Amanoslar’da son 3 haftada 5 yerde orman yang›n› ç›kt›. Hatay'›n Dörtyol ilçesinde 4 polisin öldürüldü¤ü sald›r›n›n ard›ndan ‹çiflleri Bakan› Beflir Atalay 27 Temmuz günü “Çevre illerimizin valileri burada, bölge komutanlar›m›z›n hepsi burada, emniyet burada... Bu Amanoslar’› temizleyin diyorum. Ne yaparsan›z yap›n temizleyin” demiflti.

Çongar: Baflbakan ve istihbarat bizi destekliyor Bülent Ar›nç, "Baflbakan ve istihbarat bizi destekliyor’’ diyen Taraf Gazetesi yöneticisi Yasemin Çongar için "Kiflisel görüfl, hükümetimizle ilgisi yoktur" dedi. Çongar, ABD’de yay›n yapan Ulusal Halk Radyosu’nda (NPR) yapt›¤› konuflmada , "Baflbakan ve istihbarat bizi destekliyor’’ demiflti. Gazeteport'un yay›nlad›¤› habere göre, NPR, Taraf gazetesi ve “Balyoz Plan›” üzerine yay›nlad›¤› programda, Yasemin Çongar, Mehmet Baransu, Cüneyt Ülsever, Murat Belge gibi isimlerin görüfllerine yer vermiflti. Çongar, ülkede seçilmifllerin de¤il, resmi görevlilerin gücü elinde tuttu¤unu ve ordunun siyasetten çekilmesi gerekti¤ini söylemiflti. Röportaj› yapan gazeteci Julia Rooke ise Çongar’›n sözlerini “Çongar tan›klarla konuflarak belgeleri ellerinden geldi¤i kadar do¤rulad›klar›n› söylüyor ve gazetenin Baflbakan ve devlet istihbarat›n›n bafl› taraf›ndan teflvik edildi¤ini ekliyor” diyerek aktard›. Çongar bu ifadeleri yalanlad›, ancak Rooke konuyla ilgili bir aç›klama yapmad›. Çongar’›n bu sözleri önergeyle meclis gündemine tafl›nd›. Bülent Ar›nç ise cevab›nda, “Soru önergesinde bahsedilen hususlar, ilgili gazetecinin kiflisel görüflleri olup, say›n Baflbakanla veya hükümetimizle do¤rudan bir ilgisi bulunmamaktad›r. Say›n Baflbakan›n veya hükümetimizin bas›nda yer alan her haber ya da beyan› tekzip etmemesi onun do¤ru oldu¤u anlam›n› da tafl›mamaktad›r” dedi.

DEVR‹MC‹ DEMOKRAS‹’DEN Anayasa Referandumu yaklafl›rken, “evet” ya da “hay›r” biçiminde ifadesini bulan, esasta her iki tavr›n da hakim s›n›flar›n iktidar›n› devam ettirmesine denk düflen pratiklerini, s›n›f bilinçli proletaryan›n bak›fl aç›s›yla de¤erlendirmek acil ihtiyaçt›r. Ancak böylelikle hakim s›n›flar›n, ülkemiz ezilen halklar›na ve uluslar›na karfl› yapt›klar› imha ve inkar sald›r›lar›n› a盤a ç›karabilir, halk›n saf›n› do¤ru belirleyebiliriz.”Halk oylamas›” denilen bu aldatmacan›n teflhirini bütün halk kitlelerine anlatmak, devrimci sorumlulu¤umuz gere¤idir. Esasta hakim s›n›flar›n kendi aralar›ndaki iktidar paylafl›m› konusundaki dalafl›ndan, halk güçlerinin anayasa de¤iflikli¤i referandumuna karfl› boykot tavr›n› yüksek sesle söylemesi gerekiyor. Gerici ve azg›n sömürü düzenlerine devam etmek, halka karfl› her türlü zorbal›¤› reva görmek ve halka flirin görünmek için gerçek yüzlerini perdeleyip gizlemeye çal›fl›yorlar. Bunun için halk›n gözünün içine baka baka yalan söylemekten çekinmiyorlar. Kürt ulusal sorununun çözümü konusunda

“demokratikleflme”den dem vuranlar, “kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakk›”n› baltalamak için her fleyi yap›yorlar. “Alevi aç›l›m›”, “Kürt aç›l›m›” vb. safsatalarla halk› kand›ramayacaklar›n› göstermek ve çözüme giden yolu sokaklarda örmek için boykot tavr›n› daha yüksek sesle söylemek ve bunu alanlarda hayk›rmak gerekiyor. “Evet” ya da “hay›r” tavr›nda somutlaflan gerçeklik, mevcut düzenin devam›n› sa¤lamaktan baflka hiçbir ifllev görmeyecek, halka yap›lan bask›lar devam edecektir. AKP'nin “evet”, CHP ve MHP'nin “hay›r” tavr›na ve bu iki kesimin kuyru¤una tak›lanlara karfl›, halk güçlerinin örgütlü karfl› koyuflu olmazsa olmazd›r.12 Eylül'le hesaplaflma safsatalar›yla kendini avutanlar Halk Savafl›n›n yak›c› gücüyle yok olup gitmekten kurtulamayacaklard›r. Rize'de meydana gelen selde devlet görevlilerinin ihmali iyice a盤a ç›karken, mevcut yasalarda hiçbir de¤ifliklik yap›lm›yor. Maden iflçilerini ölüme gönderenleri mahkemelerde beraat ettirenler halk düflman› yüzlerini art›k gizleyemiyorlar. Yine yok olan halk,

koltuklar›nda sefa sürenler halk düflman› komprador patron-a¤a devleti. KPSS S›nav›nda yaflanan kopya skandal›, “KPSS'de yaflanan 'tam puan skandal›' ile ortal›¤a saç›lan çarp›k e¤itim sisteminin incileridir” bafll›¤›yla güncel sayfam›zda kendine yer buluyor. Devrimci-demokrat bas›na yönelik kapatmalara yeni yay›n hayat›na bafllayan “Rojev” gazetesi de eklendi. PKK bayra¤› ve PKK lideri Abdullah Öcalan'›n resimleri yer ald›¤› gerekçesiyle 1 ay kapat›ld›. ‹stanbul 11.A¤›r Ceza Mahkemesi taraf›ndan “PKK-KONGRA-GEL propagandas› yap›ld›¤›” iddia edildi. UPS ‹flçileriyle dayan›flma amac›yla Uluslararas› Tafl›mac›l›k Federasyonu taraf›ndan 1-15 Eylül tarihleri aras› ‘Küresel Eylem Günleri’ ilan edildi. UPS direnifline destek için DHF'nin de aralar›nda bulundu¤u devrimci demokrat kurumlar UPS'nin ‹stanbul Zeytinburnu'ndaki merkezine bir yürüyüfl gerçeklefltirdiler. Kitlesel kat›l›m›n sa¤land›¤› yürüyüfl s›ras›nda UPS iflçileriyle dayan›flma mesajlar› hep bir a¤›zdan dillendirildi.

Pakistan'da yaflanan seller ve yaflanan ölümler üzerine dünya sayfam›zda bir de¤erlendirme yaz›s› bulunuyor. Bat› illerinde yaflanan orman yang›nlar›nda çevreye her zaman duyarl› olduklar›n› iddia eden hakim s›n›flar, Dersim'de ormanlar› yakarak ne kadar halk› düflündüklerini de göstermifl oluyorlar. Yang›nlar› söndüren halka karfl› ormanlar› yeniden atefle vererek, halk düflman› yüzlerini bir kez daha tescillemifl oluyorlar. Halk gençli¤inin köy çal›flmalar› DGH üye ve taraftarlar›n›n öncülü¤ünde devam ediyor. Çal›flt›klar› köylerde iflçilerle sohbetler gerçeklefltiren ve iflçilerin yaflad›¤› sorunlar› dinleyen DGH üyeleri, iflçilerin yaflad›¤› sefaleti de gözler önüne seriyorlar. Paral› e¤itimde okuyan bir ö¤rencinin harç paras›n› biriktirebilmek için inflaatta çal›fl›rken düflüp öldü¤ü haberi de gençlik sayfam›zda yerini al›yor. CHP Genel Baflkan› Kemal K›l›çdaro¤lu'nun Dersim gezisi, “Tuncelili Kemal, Dersim'e 'terörü bitirmeye” geldi!” bafll›¤›yla okurlar›m›za anlat›l›yor.

devrimci demokrasi senin sesindir

OOLKUT

KU BUL

ABONE

ABONE

ABONEL‹K SÜRES‹ 6 AYLIK 1 YILLIK

Yurtiçi 12 YTL 24 YTL

Yurtd›fl› 35 EURO 70 EURO

HESAP NUMARALARI Ertafl ÖZTÜRK ad›na

‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (TL) 1002 30000 1153314 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 1002 301000 1107308 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (CHF) 1142699 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Sterlin) 1174906


DEVRiMCi

GÜNDEM

DEMOKRASi

3-16 EYLÜL 2010

3

Devrimci aç›dan zorunlu ayk›r›l›k: Boykot “Evet” ve “Hay›r” tutumu biçimsel farkl›l›klar›na karfl›n, s›n›f zemininde ayk›r› görüfller de¤ildir. Bu çerçevede ayk›r› görüfl ad›na birkaç noktaya dikkat çekmekte yarar vard›r. S›n›f bilinçli proletaryan›n görüfl aç›s›yla devrimci tutumu bir kez daha aç›klamak, bu anlamda do¤ru ile yanl›fl› seçmek halka karfl› sorumlulu¤un zorunlu görevidir. Çünkü halk kitlelerinin devrimci yazg›s›na sokulan en küçük çomak bile ihmal edilmeden en büyük düflman›m›z olarak savuflturulmas› gerekendir. Referandumla yap›lan fley, “kurbana” boynuna inecek b›ça¤› be¤endirmektir. Kan›ta gerek yok ki, “evet” de “hay›r” da gerici anayasay› do¤rulamaktad›r. Teferruat› yaland›r. Halk›n yapmad›¤›/halka ra¤men yap›lan bir anayasa ve halka sorulmadan yap›lan de¤ifliklik asparagas “demokratikleflme” oyunuyla halka tast›k ettirilmek isteniyor. ‹flte BOYKOT tavr›n›n büyüdü¤ü kundak bu dezenformasyona meydan okuyufltan beslenir. “Halk oylamas›” denilen aldatmacadan ibaret bir oyun daha sergileniyor. Efli¤ine gelinmifl olunan bu sinsi mizansen, soluksuz yap›lan mitingler yetmiyormufl gibi, hemen her gün her televizyon kanal›nda hummal› tart›flmalarla toplumun ilgisine yerlefltirilerek “ortak” gündemi haline sokulmufltur. Söz konusu gündeme “evetçi-hay›rc›” ikileminde demokrasi meselesi yaftas›yla yüklenen anlam›n ve bu burjuva çerçevede yarat›lan “kutuplaflman›n” yapay oldu¤u kesin bir gerçektir. Maalesef halk kitlelerinin manipüle edilerek komprador bürokratik burjuva kliklerinin iç meselesi etraf›nda, burjuva anlam› geçmeyen “evet-hay›r” ekseninde taraflara bölünmesi esasta baflar›lm›flt›r. Buna “sosyalist”, “demokrat”, “ayd›n” ve benzeri geçinen oldukça genifl çevrenin yedeklendi¤ini de, vaziyetin vahameti aç›s›ndan belirtmekte fayda var. Ki, bunlar›n “çokbilmifl” edayla girdikleri utanç verici ç›rp›n›fl burjuva hengame içinde k›rm›z› bir flerit gibi s›r›tarak geçmektedir. Toplumsal kitleler ya bir kli¤e ya da ötekine yamanm›fl durumdad›r. Sermaye guruplar›n›n yönetti¤i burjuva medya ve biliflim araçlar› ile birlikte burjuvazinin koltuk de¤ne¤i durumundaki entelektüel-kalemflor-akademisyen ve bilumum burjuva-liberal ayd›n tak›m› yeminlerine sad›k saf tutarken, “sol” k›l›kl› kaflarlanm›fl reformistlerle “hay›r” veya “evet” demeyi “solculu¤a” yak›flt›ran yasalc›l›k hastal›¤›ndan muzdarip simalar da geri kalmayan gayretkefllikle ayn› de¤irmene su tafl›maktad›r. Boykot tavr›n› benimseyen devrimci, demokratik kesim ve kitleleri saymazsak egemen durum tam da budur. Tutarl› demokrat yelpazesinin toplumsal nüfus üzerinde kapsad›¤› yüzey son derece dar olup, aritmetik yüzdesi bak›m›ndan dikkat çekme ad›na karikatürize edersek “bir elin parmaklar›n› geçmeyen” kadar c›l›zd›r. Fakat aslolan geçici ve göreli ço¤unluk de¤il, ideolojik-politik tutumun nitel nüfuzudur. Burjuva harman d›fl›nda duran tüm ilericidevrimci-komünist kesimlerin sa¤a-sola çekilemez olan tek gerekçesi vard›r: o da, bu anayasa de¤iflikli¤inin ileri mi, geri mi oldu¤u sorunu de¤il, üzerinde çene çal›nan veya “iyi-kötü”münakaflalar›yla burjuva minderde mütalaa edilen anayasa platformunun her haliyle gerici s›n›flara ait olup devrimci halk kitlelerine ait olmamas› gerçe¤idir. Bu temel sebeptendir ki, devrimci s›n›f tutumu boykot tavr›nda hiçbir tart›flma ve mülahazaya gerek duymaz. Duymaz çünkü, eski haliyle de, de¤ifltirilerek tahkim edilen haliyle de, bu anayasa; “bir avuç” zenginin ezilen-sömürülen yoksul milyonlar üzerinde azg›n sömürü ve terör uygulama anlam›na gelen faflist devlet iktidar›n› korumaktad›r. Bu anayasa; proletarya ve halk kitlelerinin aleyhine, gerici s›n›flar›n egemenli¤ini, haks›z kazanç ve imtiyaz üstünlü¤ünü, burjuva özel mülkiyet sistemini yaflatarak muhafaza edilmesini garanti etmektedir. Bu anayasa; Türkiye-Kuzey Kürdistan proletaryas› ve halk kitlelerinin en a¤›r bask›ya, en vahfli fliddete maruz kalmalar›n› sa¤layan faflist yönetim kurallar› bütünlü¤üdür. Bu anayasa; ›rkç›, milliyetçi, faflist ideolojiyi temsil ederek, Türk olmayan ulus ve az›nl›klara koyu bir milli zulmün, imha-inkar›n, asimilasyonun ve hatta soyk›r›m›n uygulanmas›n› meflrulaflt›ran faflist bir yönergedir. De¤ifltirilse de de¤ifltirilmese de bu anayasan›n taahhüdü olan özel

SINIF TAVRI Do¤rulu¤u ve yanl›fll›¤› kadar dil, uslup ve metod konusunda da bilimsel olmad›¤›ndan kat›lmad›¤›m›z birçok yan olmas›na karfl›n, devrimci ve komünist hareket içerisinde son süreçte de¤iflik konu bafll›klar› alt›nda ideolojik mücadelenin yürütülüyor olmas›n› önemsemekteyiz. Bu tür mücadelelerin daha do¤ru bir zeminde ele al›nmas› hiç kuflku yok ki taraflar›n hatalar›n›, eksikliklerini görmesini sa¤lad›¤› kadar gelifltirici-ilerletici bir rol de oynamaktad›r. Devrimci ve komünist hareketin bir biriyle yürüttü¤ü ideolojik mücadele kapsam›nda gördü¤ümüz bir örnek de DHKP’nin yay›n organ› olan ‘Devrimci Sol’da “Direnmeyen Çürür” üst bafll›¤› alt›nda yay›mlanan yaz›d›r. May›s 2010 tarihli Devrimci Sol’un 22. say›s›nda yay›nlanan ilgili yaz›da “Türkiye Solu Direnmemenin Bedelini Ödüyor” ara bafll›¤› alt›nda; ÖDP’den EMEP’e, SDP’den Halkevleri’ne, PKK’den MLKP’ye birçok kesim, parti ve hareket de¤erlendirilmektedir. Öncelikli olarak Devrimci Sol’un reformistlerden ulusal harekete, devrimci hareketten komünist harekete birçok kesimi ayn›laflt›rarak, “Türkiye solu” kategorisinde ele alm›fl olmas›n› do¤ru bulmad›¤›m›z› belirtelim. “Türkiye solu” ibaresi her bak›mdan mu¤lak ve yetersizdir. Dolay›s›yla Maoist hareketi “Türkiye solu” olarak görmedi¤imiz gibi, do¤ru ayr›flt›rman›n ya da tan›mlaman›n; Komünist hareket, devrimci hareket, ulusal hareket ve reformist hareket fleklinde olmas› gerekti¤ine iliflkin bir not düflmeyi zorunlu görmekteyiz. ?Türkiye? tan›mlamas› da “Türkiye-Kuzey Kürdistan” biçiminde düzeltilmeye muhtaçt›r. Devrimci Sol’un bizleri Komünist de¤erlendirmeme tutumunu göz önüne ald›¤›m›zda, “devrimci hareket” ifadesinin kullan›lmas› daha bilimsel ve ciddi-sorumlu bir yaklafl›m olurdu. Devrimci Sol, “Bir aya¤›yla halk savafl›na, bir aya¤›yla sivil toplumculu¤a basarak ayakta kalmaya çal›flan MKP” bafll›¤› alt›nda 2. Kongre sonuçlar›ndan yola ç›karak Maoist Partiyi de de¤erlendirmektedir. “Partimiz... Kongre zemininde... ulafl›lan sentezlerle, eflitsizlikler dünyas›n›n Türkiye-Kuzey Kürdistan parcas›nda siyasi iktidar› ele gecirmenin yegane yolu olan Halk Savafl› stratejisi daha berrak bir flekilde bilince c›kart›lm›flt›r. II. Kongremiz... yak›n devrim hedefimiz olan Yeni Demokratik Devrim ve durmaks›z›n Sosyalizm ve Komünizm’e kadar mücadele azminde oldu¤unu aç›kça beyan eder.” (MKP II. Kongre Bildirisi)

mülk dünyas›d›r; zengin az›nl›k için s›n›rs›z-kanunsuz-kurals›z bir özgürlük, yoksul ço¤unluk için amans›z bir bask› ve yasak demektir. Bütün demagoji ve yalana karfl›n hala açl›ktan çocu¤u ölen adam›n intihar› haberleriyle ürperir insan yürekleri; hala bir çocu¤unu yaflatmak için di¤erini satmak zorunda olan insanlar›n, barakalarda dram içinde inleyen insanlar›n, alevi olup da ramazan orucu tutmad›¤› için öldürülen asker haberlerine, Kürt oldu¤u için linç edilen insanl›¤›n ilkel manzaralar›na, maden ocaklar›na grup grup gömülen iflçilerin katliamlar›na, eme¤inin karfl›l›¤›nda ekonomik taleplerini dillendiren iflçilerin coplanmas›na, gazetelerin kapat›lmas›na-yazarlar›n hapsedilmesine, hala tutsaklar›n hapishanelerde iflkenceden geçirilmesine, hasta tutsaklar›n tedavi edilmeyip katledilmelerine tan›k oluyoruz. “Demokratikleflme” cakas› satan ve anayasa de¤iflikli¤iyle bunun devasa ad›m›n› att›¤›n› iddia eden AKP iktidar› flahs›nda H›rant D‹NK cinayetini A‹HM savunmas›nda savunan bir devlete, hükümete tan›k oluyoruz! “Halk iktidar› getirece¤iz” diyen CHP-K›l›çtaro¤lu’nun Dersim katliam›n› savundu¤una s›ca¤› s›ca¤›na tan›k oluyoruz!... Bu gerçek karfl›s›nda bir hakk›m›z› kullanarak söylemek durumunday›z ki, anayasa de¤iflikli¤ine “Evet” ya da “Hay›r” diyerek ayn› kap›y› çalanlar›n, özellikle de “ayd›n-demokrat-sosyalist” etiketi kullananlar›n tüm bunlar karfl›s›nda gözleri kör, kulaklar› sa¤›r ve beyinleri felç olmufl olsa gerek… Hangi sebeplerle izah edilirse edilsin “Evet” ya da “Hay›r” tavr› ayn› kap›ya ç›kar: faflist anayasan›n meflrulaflt›r›lmas›! “Evet” madalyonun bir yüzü, “Hay›r” madalyonun öteki yüzüdür. Biri rötufl yap›lm›fl haliyle onaylarken, di¤eri rötufl yap›lmam›fl haliyle kabul etmektedir. Çekiflmelerinin tek temas›, haks›z kazanç ve bencil ç›kara dayal› klik iktidar› tak›nt›s›d›r. Anayasa de¤iflikli¤ini ateflli savunanlar ile ona paralan›rcas›na karfl› ç›kanlar›n güdüsü gerici egemenlik sevdas›d›r. CHP’nin bafl›n› çekti¤i “hay›rc›” cephe de, AKP eliyle yap›lan de¤ifliklik de, halk›n ç›karlar›n› gözetmeyerek (ki, tersini beklemek siyasi körlükle aymazl›k olur) faflist devlet anayasas›n›n kal›c›l›¤›nda birleflmektedir. Gerisi laf› güzaft›r. Bundand›r ki, proletarya ve halk kitlelerinin tercisi bu burjuva kumpasa al›namaz.

Bilinçli proletaryan›n tavr› net ve yal›nd›r Halk düflman› gerici s›n›flar›n azg›n sömürü ve zulüm düzenini devam ettiren, köhnemifl karfl›-devrimci s›n›flar›n devrimci s›n›flar üzerindeki en afla¤›l›k bask› ve zorbal›k sistemini tahkim eden, çeflitli millet ve milliyetlerden proletarya ve halk kitlelerini burjuva bencil ç›karlar u¤runa bo¤azlayarak ac›, açl›k, kan ve gözyafl›na bo¤an, gerici egemen s›n›flardan yana eflitsizlik-adaletsizlik temeliyle burjuva özel mülkiyeti kutsayan ve kokuflmufl burjuva ahlak üzerine kurulu olan faflist devleti garanti eden bir anayasa, de¤ifltirilmifl ya da de¤ifltirilmemifl haliyle kabul edilemez! Boykot cephesi saf de¤il, kimi bileflenleri bak›m›ndan k›r›lgand›r. Pazarl›k unsuru olarak gösterilen boykot tavr›n› da bilinçli s›n›f tavr›ndan ayr› tutmak gerektir. Taktik olarak do¤ru yerde durulsa da stratejik olarak e¤retidir bu tav›r. Bu tarzdaki boykotçu tutumun kusuru, ideolojik-siyasi genel yöneliminden beslenmekle birlikte, anayasa meselesinin taktik bir mesele de¤il, stratejik bir mesele oldu¤unun ayr›flt›r›lmamas›d›r. Ki, anayasa de¤iflikli¤ini kimi gerekçelerle “Evet” veya “Hay›r” tercihinde bulunan “demokrat, ilerici, sol” çevrelerin bu tercihi de meselenin dölyata¤›ndaki ayn› özürden ileri gelmektedir. “Taktik siyaset, reel politika veya demokratik mücadele” ad›na faflist anayasaya veya onun her hangi bir biçimine onay verilemez-faflist anayasa meflrulaflt›r›lamaz. Bunun tersi, temelden kendini inkar etmek anlam›na gelir. Devrimci mücadele ve devrimci var oluflun inkar› anlam›na gelir… Gerici hakim s›n›flar devletinin temel yönetim kurgusu olan anayasay›, içinde “kötünün iyisi” var vesilesiyle ehvenifler olarak da olsa kabul eden duruma düflemez, anayasa meselesine taktik bir sorun olarak yaklaflamay›z. Bu, direkt olarak s›n›f dokumuz ve iktidar hedefimizle

‹SMA‹L UÇAR Devrimci Sol, Maoist partinin II. Kongre sonuç bildirisinde yer alan yukar›daki de¤erlendirmeyi alarak flunlar› söylemektedir: “Türkiye solundaki legalleflme, düzenicileflme düflünüldü¤ünde, Halk Savafl›’nda, sosyalizm ve komünizmde ›srar, bir olumluluk olarak görülebilir. Ki bu anlamda bu hareketler, halen reformizm saflar›nda de¤il, devrim saflar›nda gördü¤ümüz hareketlerdir. Ancak bunun ötesinde sözünü etti¤imiz kongredeki bir çok tart›flma ve karar, ne halk savafl›nda ›srara, ne sosyalizmi, komünizmi savunma hedefine uygun de¤ildir.” (Devrimci Sol-Say›: 22 sf: 9) Devrimci Sol, her ne kadar Maoist partiyi “reformizmin de¤il devrimin saflar›nda” gördü¤ünü söylese de, “Kongrede al›nan bir çok karar, sivil toplumcu, reformist ve nihayet burjuva düflüncelerin belirledi¤i kararlard›r.” de¤erlendirmesinde bulunarak Maoist partinin kongre sonuçlar›n› aç›klarken farkl› fikirlere yer vermesini elefltirerek bunun savafl örgütü gerçekli¤ine ayk›r› oldu¤unu iddia etmekte, dolay›s›yla bir anlamda “ÖDP”leflme olarak görmektedir. Bununla birlikte kongre kararlar›yla birlikte kamuoyuna sunulan farkl› fikirleri kongre karar›ym›fl gibi ele alarak iradenin resmi kararlar› olmayan bu fikirler üzerinden de¤erlendirme yaparak kimi sonuçlara ulaflmaktad›r. Devrimci Sol ile birçok temel meselede farkl› eksenlerde oldu¤umuz bir gerçek. Bunlardan birisi de parti ve demokrasi anlay›fl›d›r. Devrimci Sol, tek tip (monolotik) parti anlay›fl›n› savunmaktad›r. Eflyan›n tabiat› gere¤i parti içerisindeki farkl› fikirlerin oldu¤u gerçe¤ini es geçmekte ve bunlar› yok saymakla ortadan kalkaca¤›na inanan duruma düflmektedir. Devrimci Sol, farkl› fikirlerin kamuoyuna aç›klan›p aç›klanmamas›n›n do¤rulu¤u yanl›fll›¤› üzerinden elefltiri yapmamaktad›r. E¤er böylesi bir elefltiri yap›lm›fl olsayd› bu (do¤ru ya da yanl›fl) tart›fl›labilinirdi. Yani ilgili hareketi ne kadar güçlendirir ya da tersinden zay›flat›r zemininde bu tart›flmay› yapmak faydal› olabilirdi. Ancak Devrimci Sol burada farkl› fikirlerin varl›¤› gerçe¤ini “ço¤ulculuk-ÖDP’leflme” olarak görmekte ve bu durumun savafl örgütü gerçekli¤ine ayk›r› oldu¤u tezini ileri sürmektedir. “‹kili yan” olarak ifade etti¤i bu durumun ise kaç›n›lmaz olarak ya “ayr›l›klarla” ya da “reformizmin örgüt anlay›fl›n› ve giderek mücadele anlay›fl›n› benimseyece¤i? sonucuna var›r demektedir. Devrimci Sol, çok aç›k ki bu tesbitiyle Maoist partinin genel siyasal çizgisinden yola ç›karak objektif bir de¤erlendirme yapmak

alakal› bir sorundur. Biz, tereddütsüz olarak devrimci alternatifi kucaklar›z; gerici düzenin flu ya da bu halini de¤il. Onun ilgas› için karar vermifl devrimci ö¤enin, burjuva devleti veya sistemi gelifltirerek iddias›n› korumas›-sürdürmesi düflünülemez. Tam da bunun içindir ki, anayasa de¤iflikli¤i olumluluklar ihtiva ediyor mu, etmiyor mu fleklindeki tart›flmalar anlams›z. Devrimciler nötr de de¤ildir. Zira, yarat›lan manipülasyonla devrimin kitlesi izafen gerici düzene ba¤lanmaktad›r. O halde aktif olarak boykot tutumu elzemdir. Hemen belirtelim ki, ister hakim s›n›flar aras› iki bafll› cepheleflmenin tarif etti¤i flekilde olsun, isterse de t›rnak içi “sol-sosyalist-demokrat” belli cephenin k›ymeti menkul gerekçelerle “y›lan› deli¤inden ç›karan” dil k›vrakl›¤› ve bin bir türlü formüle etti¤i biçimde olsun, iki biçimde de “evet-hay›r” denklemi hiçbir flartla demokratik bir muhteva tafl›maz. Anayasa temelini bir kenara b›raksak bile reel gerçek bunu kan›tlamaktad›r. Hükümetin sendika baflkanlar›yla yapt›¤› görüflmelerde “referandumda evet derseniz!” gibi bir flart ileri sürerek bilinen hükümet-sendikalar görüflmelerinin ötesinde sat›n alma tavr›yla “toplu sözleflme mi istiyorsun, grev hakk› m› istiyorsun, demokratik haklar›n› kullanmak m› istiyorsun; o zaman anayasa de¤iflikli¤ine evet diyeceksin” denilecek kadar pervas›zlaflmaktad›r. Yani, devlet-iktidar›n olanaklar›n› veya hükümet olman›n avantajlar›n› memurlar›n temel haklar› karfl›s›nda pazarl›k konusu yap›p, kendi iktidar› do¤rultusunda tercihte bulunmalar›n› dayatmaktad›r. Anayasa de¤iflikli¤iyle “demokratikleflme” veya “olumlu fleyler yapma, kap› açma” gibi burjuva iltifatlarla övgüye dizilip yapt›¤› de¤iflikli¤e “evet” denmesi istenen AKP’nin, iflte o niteli¤i burada “it ölüsü gibi kokmaktad›r.” Öte yandan bu, komprador bürokratik burjuvazinin devlet bürokrasisini nas›l kendi palazlanmas›na kald›raç etti¤ini de örneklemektedir. Dahas›, özellikle baz› burjuva ak›l daneler baflta olmak üzere, “Dersim katliam›” gibi birçok sahte “ç›k›flla” “demokratikleflmeyle” ünlendirilen(Erdo¤an) AKP’nin de temel ironik çeliflkileri göze batan gül dikeni gibi s›r›tmaktad›r asl›nda. fiöyle ki, bir taraftan Kürt ulusu veya Kürt halk›na sahip ç›kma ad›na konuflmakta ama di¤er taraftan Kürt ulusal hareketine-önderlerine “terörist” deme ikiyüzlülü¤ü sergilemektedirler. ‹flte burada, bütün bunlara ve referandum tercihine siyasi-ideolojik sa¤lam çizgiden bakman›n önemi a盤a ç›kmaktad›r. Tersini yapanlar, bu temel gerçekleri atlayarak “iyi fleylerle” meflgul olmakta, “evet” ya da “hay›r”la yetinip, komprador kliklerden birine ya da ötekine yedeklenmektedir.

lerinden hakim s›n›flar› bu yetenekte görüp “demokratikleflmenin” gerçekleflece¤ine can› gönülden inanmaktad›rlar ve bundan dolay› alk›fllar›n› “evet” veya “hay›r”dan eksik etmemektedirler. Her vesileyle karfl›m›za ç›kmaktad›r ki, siyasi-ideolojik çizgi tayin edicidir. Sa¤lam ideolojik dokuya sahip olmadan proleter s›n›f bak›fl aç›s›yla do¤ru siyaset belirlemek mümkün olmad›¤› gibi, burjuva mantaliteyle birleflmek de kaç›n›lmaz oluyor.

‘Evet-Hay›r’ döngüsü ve boykot tavr›n›n zorunlulu¤u “Bu anayasa de¤iflikli¤i yeterli de¤il ama küçük de olsa kap› aral›yor; bunun için evet demeliyiz” diyenler de, tam tersini savlayarak “Hay›r” diyenler de, biçimsel farkl›l›klar›na karfl›n özünde bir gözede buluflmaktad›rlar. Kucaklaflt›klar› ana kaynak, faflist anayasan›n “AKP kalemiyle” takviye edilmifl biçimiyle ya da darbeci generallerin karakalemiyle yaz›lm›fl biçimiyle üç afla¤›-befl yukar› ayn› anayasay› onaylamakt›r. Bu yapay taraflar›n temel kayg›s›, AKP mi inisiyatif kazan›p egemenli¤ini gelifltirecek, yoksa CHP mi inisiyatif kazan›p egemenli¤ini gelifltirecektir meselesidir. Somut olarak yürüttükleri tart›flmada da hepsinin yükseldi¤i temel ve ufku anayasaya birkaç yaman›n yap›lmas› veya yap›lmamas›yla s›n›rl›d›r. Halk kitleleri bu burjuva döngüde irade belirlemeye asla mecbur de¤ildir. Boykot tavr› AKP iktidar› taraf›ndan tehdit edilse de, yükselmemiz gereken zemin boykot tavr›n›n devrimci anlam›d›r. Elbette anayasa de¤iflikli¤inin içeri¤i “olumlu” ya da olumsuz özellikleri itibar›yla de¤erlendirilebilir, elefltirilebilir; ama bu içerik devrimci tav›r-tutumun belirlenmesine ölçü olamaz. Ölçü, faflist anayasan›n kendisidir. Bu ba¤lamda salt de¤iflikli¤in içeri¤iyle ilgilenen her yaklafl›m “Evet” veya “Hay›r”la ayn› mecrada faflist anayasa zemininde buluflmaktad›r. O halde boykot tavr›yla siyasi-ideolojik tavr›n önemi ortaya ç›k›yor. Demokratl›k ad›na “Hay›r” diyenlerin tutumu CHP’nin e¤ilimine endeksli olarak faflist anayasay› k›skançça savunma gerçe¤ine bindi¤i gibi, gerekçeleri de son tahlilde o kadar zay›ft›r. En büyük zaaf hakim s›n›flardan demokratik anayasa yapma beklentisi oldu¤u kadar; “Kürt sorununa dair bir fley yok, YÖK’e dair bir fley yok” vb vs gerekçelerle temsil ettikleri karfl› durufl da özünde yan›lg›l›d›r. Elbette Kürt ulusunun hak ve özgürlüklerinin tan›nmas› veya YÖK’ün kald›r›lmas› gibi birçok mesele müspet geliflmeler olurdu. Ama hakim s›n›flar›n gerçek bir demokratikleflme sa¤layamayacaklar› bilinmek durumundad›r.

‘Demokratik çözüm’ mü dediniz?

Kald› ki, ilgili talepler de¤ifliklikte yer alm›fl olsayd› bile, yine de anaya-

Bu eksendeki tart›flmalar içinde “AKP’ye karfl› olmakla” birlikte anayasa de¤iflikli¤ine bildik gerekçelerle “evet” diyenlerin (veya ters cepheden “hay›r” diyenlerin) ne kadar çürük zeminde bulunduklar›na k›saca de¤inelim. Ne demektedirler örne¤in: “Kürt sorunu çözülmeden demokratikleflme gerçekleflmez.” Evet, tam› tam›na böyle diyorlar. Bu fikrin temelsiz oldu¤u, gerici egemen s›n›flardan demokratikleflme beklentisi içinde olmakla aleniyken; burjuvazinin dillendirdi¤i “çözüm” anlam›nda gerçeklefltirilecek çözümün demokratikleflme sa¤layaca¤›n› illeri sürmekle tas tamam burjuva görüfltür. Mevcut egemen s›n›flar›n gelifltirece¤i “çözümün” asla demokratikleflme anlam›na gelmeyece¤i aç›kt›r. E¤er bir demokratikleflmeden söz edilecekse, bu, burjuvazinin anlad›¤› anlamda bir demokratikleflme olacakt›r ki, bu bizler için demokratikleflme de¤il, bilakis burjuva hegemonyan›n pekiflmesi anlam›na gelir. Ki, mevcut gerici devlet ve s›n›flar egemenli¤inde baflka bir “çözümden” ve “demokratikleflmeden” bahsetmek devrimci politika ad›na zavall›l›kt›r. Diyelim ki, burjuvazinin öngörüp yürüttü¤ü çerçevede Kürt ulusal sorununda bir “çözüm” gerçeklefltirildi; bu durumda hakim s›n›flar sistemi demokratikleflmifl mi olacakt›r?! Kesinlikle hay›r! Ama yasal demokratik ufukla felç olmufl burjuva demokratik k›r›nt›lar›n hayran› reformistler ve tüm tasfiyeciler, bakt›klar› bu pencere-

sa demokratik bir anayasa olmazd›. Sadece belli demokratik k›r›nt›lar› bar›nd›ran bir anayasa olurdu hepsi bu. Yani, yine gerici komprador s›n›flar›n anayasas› olurdu, proletarya ve halk›n anayasas› de¤il. Bu gerçek, anayasay› reddetme ve “Evet-Hay›r” girdab›na karfl› devrimci boykot tutumunu benimsemeye yeterli ve hakl› bir gerekçedir. Anayasa de¤iflikli¤i vesilesiyle de bizimmifl gibi sunulan ama asla bizim olmayan, bilakis bize a¤›r bask› ve sömürü flartlar› dayatan, bize açaç›k ve ac› dolu yaflam› reva gören, bizi yoksullaflt›r›p zengini daha da zenginlefltiren, bizi her türlü ekonomik-demokratik-siyasi haklar›m›zdan men eden, buna karfl›n bizi ezenlerin iktidar ve düzenini koruyan, tepeden t›rna¤a gerici s›n›flar›n mülkiyet ve egemenlik hakk›n› garanti eden, bizim olmayan bu anayasay› ve özü de niteli¤i de ayn› olan anayasa de¤iflikli¤ini ve bunun için yap›lan referandumu boykot ediyoruz; tavr›m›z bu kadar aç›k ve yal›nd›r. “Evet” ve “Hay›r” diyenler gerici anayasay› savunma haklar›n› kullanmaktad›rlar. Bunun gibi bizler de boykot tavr›yla burjuvaziden ayr›flan ayk›r› cepheden demokratik-devrimci hakk›m›z› kullan›yoruz! Çünkü bizler, ne burjuva dad›s›n›n yönetti¤i koyunlar toplulu¤u ve ne de burjuva nafakayla yetinen siyasi dilenciler de¤iliz.

Devrimci Sol’un elefltirisi ve Maoist parti gerçekli¤i -Iyerine bir nevi niyet tart›flmas› yaparak ‘e¤er böyle olursa buraya gider’ demeye getirerek müneccimli¤e soyunmaktad›r. Maoist partinin kongresinde tart›fl›lan ve öneri olarak sunulan birçok konuyu kongrenin resmi sonuçlar›yla (kararlar›yla) efl tutan ve bunun üzerinden kendince ‘sivil toplumculuk’ elefltirisi yapan Devrimci Sol tipik Marksizim-Leninizim’den etkilenmifl küçük burjuvaziye has devrimci çizgisiyle içerisine düflmüfl oldu¤u idealizmi Marksist-Leninist parti anlay›fl› diye bayrak yapmaktad›r. Devrimci ve komünist hareketin toplam› aç›s›ndan bir referans noktas› olan bilimsel sosyalizm teorisi oldu¤una göre bir elefltiri yap›l›rken hele ki e¤er bu elefltiri bir hareketin niteli¤ine iliflkin yeni-farkl› bir tesbiti de kaps›yor ise o zaman referans noktam›zda hiç kuflku yok ki bu dostlar›m›z›nda kabül edece¤i gibi bilimsel sosyalizim teorisi olmak durumundad›r. Ve bu teorinin devrimin her bir meselesine iliflkin (parti, örgüt, devrimin yolu-hedefleri, dost-düflman ayr›m›, uluslararas› çizgi gibi) do¤ru-bilimsel ‘kabülleri’ üzerinden yaklaflmak Marksist bir tutum ve diyalektik bir metot olur. Peki ‘sivil toplumcu’ tesbiti yapan Devrimci Sol bunu yapm›fl m›d›r? Hemen söylüyelim ki hay›r. Maoist partinin siyasi iktisadi yap›, devletin niteli¤i, silahl› mücadelenin belirleyicili¤i, devrimin hedefleri, devrimin yolu, dost ve düflmanlar›n tesbiti, uluslararas› çizgisi es geçilerek hangi bilimsel veriler üzerinden ‘svil toplumculuk’ sonucuna var›lmaktad›r. Yada sivil toplumculu¤un hangi emareleri Maoist partinin bütün bu meselelerdeki tesbit ve anlay›fl›nda-çizgisinde yada prati¤inde görülmektedir? Bunlara hiç bir suretle de¤inmeyen Devrimci Sol çok aç›k ki gerçe¤in yerine kendi öznelci niyetini koyarak bu de¤erlendirmeleriyle kat›ks›z bir subjektifizm bayra¤› sallamaktad›r. Üstelik olan› de¤il görmek istedi¤ini görmeye çal›flan tavr›yla bu bayra¤› idealizmden müzdarip koluyla tuttu¤unun fark›nda dahi de¤ildir. Dostlar›m›za haks›zl›k etmeyelim bütün bu de¤erlendirmelerinde “veri” ald›klar› fleyler vard›r! Bu da dedi¤imiz gibi dostlar›m›z›n, olan› de¤il görmek istedikleri “verilerdir.” Bunla ise kongrede sunulan önerilerdir. Çok do¤al ki bu öneriler içerisinde yasal partiyi stratejik gören anlay›fllarda olabilir, kad›n sorununda farkl› yaklafl›m içerisinde olanlarda. Veya 8 Mart dünya emekçi kad›nlar gününü 8 Mart kad›nlar günü olarak görenlerde. Biz Maoistler buna bir parti içerisindeki

farkl› fikirler demekteyiz. Ve bunlar› ‘B‹RL‹K MÜCADELE B‹RL‹K diyalekti¤iyle ele alarak farkl› fikirler aras›nda uzlaflmay› de¤il mücadeleyi, biat etmeyi de¤il bir kiflide olsa do¤ru buldu¤u fikri savunmay›, bast›rmay› de¤il farkli fikirlerin kendisini aç›kça ifade etmesini, yanl›fl ve az›nl›¤›nda olsa farkl› fikirleri damgalamak yerine tart›flma metoduyla do¤ru fikirleri güçlendirmeyi Maoist parti anlay›fl›n›n önemli bir prensibi olarak ele almaktay›z. Bunun ad›na ise iki çizgi mücadelesi demekteyiz. Küçük burjuva devrimci çizgilerinin ve monolitik parti anlay›fllar›n›n sonucu olarak dostlar›m›z›n göremedi¤i gerçek, yakalayamad›klar› seviye iflte buras› yani Marksizim-Leninizm-Maoizm’dir. E¤er Marksizm-Leninizm-Maoizm kavray›fl›yla bütün bu sorunlar ele al›nm›fl olsayd› Devrimci Sol, “Kongrede al›nan bir cok karar, sivil toplumcu, reformist ve nihayet burjuva düflüncelerin belirledi¤i kararlard›r” diyerek flu rastgele cümleleri ard› ard›na s›ralanmazd›. Bak›n Devrimci Sol kongre kararlar›ndan da al›nt›lar yaparak ne diyor: << Bunlardan biri fludur: “II. Kongremizin ald›¤› ... “parti icerisindeki farkl› fikirlerin kitlelere aç›lmas›” karar›; kitlelerin, partimizin resmi görüfllerinin yan› s›ra parti içerisindeki farkl› görüflleri de bilip tart›flabilmesidir.” Kongre kararlar›n›n aç›kland›¤› raporda da farkl› düflüncelerin belirtilmesi karar› hayata geçirilmifltir. Kongre raporunda ikide bir, karar aç›klan›yor, alt›na da “bu konuda flöyle düflünceler de vard›r” diye not düflülüyor. Sanki halk savafl› verecek bir örgüt de¤ilde, bir “tart›flma kulübü”, bir “fikir kulübü” var karfl›m›zda. Yüzy›ll›k Leninist örgütsel ilkeler terk ediliyor. Bir savafl örgütünün olmazsa olmazlar› terk ediliyor.”>> Ço¤unluk iradesinin kararlar›na uymak örgütsel ilke ve prensipleri hiç bir suretle suland›rmadan farkl› fikirler aras›ndaki mücadelenin bir partiyi ilerletmenin gelifltirmenin dinami¤i oldu¤u gerçe¤ini monolitik parti anlay›fl›n›n sonucu olarak görmeyen Devrimci Sol farkl› fikirleri ve bunlar aras›ndaki mücadeleyi yok saymay› savafl örgütü olman›n biricik garantisi ve dinami¤i olarak ele almaktad›r. Tarihsel tecrübelerin de gösterdi¤i odur ki; Maoist parti anlay›fl›ndan uzak olan, partiyi yekpare gören, farkl› fikirleri bast›rarak parti içi demokrasiyi rafa kald›ran anlay›fllar›n ayr›l›klara, hizipleflmelere ve yazlaflmalara davetiye ç›kartmas› kaç›n›lmaz olmufltur. Parti meselesine yönelik bu temel anlay›flta sorunlu bir kav-

ray›fla sahip olan Devrimci Sol do¤al olarak parti içerisindeki yanl›fl veya do¤ru olan farkl› fikirlerin varl›¤›n› ve bunlara yaflam hakk› tan›nmas›n› bir savrulma sivil toplumculuk olarak görmektedir. Farkl› fikirler aras›ndaki mücadelenin esasta bir do¤ru yanl›fl mücadelesi oldu¤unu ve bunun nihayetinde ister az›nl›kta olsun ister hakim halde olsun do¤ru fikirleri güçlendirece¤i bilimsel gerçe¤ine gözlerini kapayan dostlar›m›z, s›n›f mücadelesinin kimi baz› baflka konu ve görevleri konusunda ya kahramans›n ya ihanetçi darl›¤›ndaki yaklafl›mlar›n› bu konu özgülünde de “farkl› fikirleri ne kadar bast›r›rsan o kadar devrimci örgüt olursun” anlay›fl›yla ele alarak, yine dogmatik bir flekilde parti sorununa yaklafl›mda partiyi s›n›flardan, bunlar aras›ndaki mücadeleden muaf gören bir bak›fl aç›s›yla bir partinin ne kadar devrimci, örgütün ise savafl örgütü olup olmamas›n› o partideki farkl› fikirlerden ne kadar ar›nd›r›lm›fl olmas›yla efl tutarak aksini sivil toplumculuk olarak ilan etmekteler. Bu kavray›fl› asla bir ‘kusur’ olarak görmüyoruz(!?) zira devrimci hareketin toplam›n›n aflamad›¤› bu sorun esas olarak Maoizm’i kimilerinin reddetmeleri kimilerinin ise kavrayamamas›ndan kaynaklanan Marksizm-Leninizm’den etkilenmifl olan genel siyasal çizgilerinin do¤al sonucudur. Devrimci Sol, II. Kongre sonuçlar›ndan hareketle (ki özelliklede farkl› fikirler olarak ifade edilen kimi düflünce ve önerileri esas alarak) bu özgülde Maoist partiye, Maoist partiyi de dahil ederek genele yönelik yapt›¤› elefltiride odak noktas› olarak direnmeyi alarak ‘Direnmeyen çürür’ tespiti yapmaktad›r. Bu tespiti tereddütsüz olarak iktidar hedefine kilitlenmeyen, Türkiye-Kuzey Kürdistan gerçekli¤inin bir sonucu olarak yüzünü devrimci savafla, silahl› mücadeleye dönmeyen çürür fleklinde düzelterek kat›ld›¤›m›z› belirterek, önümüzdeki say›da Devrimci Sol’un elefltirisini yapt›¤› di¤er bafll›klar üzerinden devam ederek özellikle de s›kça gündemlefltirilen ‘direnenler-direnmeyenler’, ‘tasfiyeciler-devrimciler’ vb konulara iliflkin direniflten, tasfiyecilikten ne anlad›¤›m›z› hangi politik-pratik yönelimlerin en radikal ya da tersinden geniflleme-kitleselleflme, güncele müdahale etme söylemleriyle çürümenin, fersah fersah iktidar hedefinden uzaklaflman›n zeminini güçlendirdi¤ini tart›flaca¤›m›z›n notunu düflelim.


4

GÜNCEL

3-16 EYLÜL 2010

DEVRiMCi

DEMOKRASi

Düzen partileri yalanlar›n seviyesini yukar›ya çekti Tüm siyasi yap›lanmalar 12 Eylül referandumuna yo¤unlaflm›fl durumda. Referandum yaklaflt›kça düzen partilerinin halka karfl› aç›klamalar›nda, kulland›klar› dilde yalanlar daha bir üst seviyeye ç›kt›. 12 Eylül anayasa refarandum süreci tam da burjuva-feodal sistemin istedi¤i gibi gitmekte. Büyük oranda halk kitleleri düzen içi e¤ilim içerisinde AKP’nin “Evet” ve CHP’nin “Hay›r” talebi etraf›nda yo¤unlaflm›fl durumda. Bu yo¤unlaflma durumunu yaratan ise halk› sömürme üzerine bina edilen devletin sistemine sad›k hareket eden düzen partilerinin, bu sömürü düzeni içerisinde daralan halk›n a盤a ç›kan beklentilerine yönelik iflgüzar söylemleri. Kimi memleketi zengin yapaca¤›n›, ki-

mi esnafa kredi verece¤ini, kimi gitti¤i flehri en üst noktaya getirece¤ini, iflflizli¤in bitece¤ini, demokrasinin gelece¤ini söylüyor. ‹flte bu at›p tutmalarda kullan›lan dil anayasa de¤ifliklik oylamas›n›n yap›laca¤› günün yaklaflmas›yla daha da üst seviyeye ç›k›yor. Son olarak AKP baflkan› ve Baflbakan Tayyip Erdo¤an’›n at›p tutmalar›n›n halk üzerinde yaratt›¤› etkiyi fark eden CHP baflkan› Kemal K›l›çdaro¤lu Dersim’de “Hay›r’ deyin, herkese özgürce genel aff›n yolu aç›ls›n” talebini öne sürdü. Bölgedeki halk›n hassasiyetlerini ve devrimci yönelimini iyi bilen K›l›çdaro¤lu, af meselesini ele al›p pazarl›k veya rüflvet fleklinde masaya koyarak, AKP’nin CHP ile açt›¤› popülerli¤i kapatma derdinde. Öte yandan AKP ise bu öneriyi

kendi aleyhine çevirmek için “Bu kadar flehit varken”, “bölücüler”, “vatan haini” söylemlerine sar›larak ›rkç›, milliyetçi tav›rla CHP’nin kitlelerin hayranl›¤›n› kazanmak için öne sürdü¤ü af önerisini kendi ç›karlar›na uygun bir flekilde baltalamak istedi. AKP Grup Baflkanvekili Suat K›l›ç’›n konu üzerine yapt›¤› aç›klama manidard›r; K›l›çdaro¤lu’nun Dersim’de maskesinin düfltü¤ünü belirterek, K›l›çdaro¤lu’nun Abdullah Öcalan’› da kapsayacak flekilde genel af vaadinde bulundu¤unu söyledi. “Bu vaat, cezaevlerinde bulunan PKK mensuplar›n›n yan› s›ra ‹mral›’da bulunan Öcalan’› da kapsayan bir taleptir” diyen K›l›ç flöyle devam etmiflti: “Hay›r oylar›n› art›rmak u¤runa Öcalan’› affetmeye de¤er mi? Bu

gücü, bu yetkiyi nereden al›yorsunuz? CHP, MHP ve BDP’den oluflan sanal koalisyon ‘Hay›r’ ç›ks›n diye terörist Öcalan’›n elini kolunu sallayarak soka¤a ç›kmas›n› bile isteyecek hale geldi.”

CHP, bugün “genel af” tan bahset-

Yoktur bir birinden farklar›

aralayan bir çok aç›klama yap-

Tüm bu yaflananlar karfl›s›nda halk›n; ezilenlerin, emekçilerin okumas› gereken önemli nokta, bu sözde iki kutbun da asl›nda halk düflman› oldu¤u gerçe¤idir. ‹kisi aras›nda “7 fark›” bulun deseler bulamay›z. Zira ikisi de “demokrasi” 盤›rtkanl›¤› yap›yor lakin anlad›klar› demokrasi iflçi k›y›m›, çocuk infaz›, kendilerine muhalefet olan kesimleri katletme, iflsizlik, açl›k, sömürü vb. Daha dün “genel af” sözcü¤ünü duydu¤unda k›yametleri koparan

m›flt›. O günlerde muhalefet olan

mekte. Emperyalizmin ülkemizden istedi¤i en önemli taleplerden bir tanesi olarak PKK’ nin tasfiye edilmesi görülüyor. Zira hükümette olan AKP “genel af”a kap›

CHP ise muhalif kimli¤ini ortaya koymufl ve “hay›r, teröristlerle masaya oturulamaz, bu sorunu asker çözer” vb. aç›klamalar yapm›flt›. Ama flu an süreç öyle bir yere geldi ki; art›k hükümet olmaya çal›flan CHP alm›fl oldu¤u talimat gere¤ince bu sorunun askerle çözülemeyece¤ini, bir “genel af”›n flart oldu¤unu öne sürerek, asl›nda neyi amaçland›¤›n› bizlere bir kez daha göstermifl oldu.

Anayasa de¤ifliklik oylamas›n›n yap›laca¤› referandum gününun yaklaflmas› ile beraber burjuva feodal düzen partileri halka yönelik kulland›klar› aldatma üzerine bina edilen söylemleri daha bir üst seviyeye çekti. CHP, 12 Eylül günü yap›lacak referandumda “hay›r”lar›n› ço¤altmak için ülkemizde hayli hassas olan af konusunu gündeme tafl›d›

Devletin kulland›¤› Kürtçe “serbest”, Kürt ulusunun kulland›¤› ise “YASAK”

Devlet “çocuklar›n›” yine aklad›! Ülkemizde “Susurluk Kazas›” öncesi bir itirafç›n›n aç›klamalar› üzerine a盤a ç›kan ve aralar›nda; albay, yarbay, üste¤men, korucubafllar› ve itirafç›lar›n da bulundu¤u Yüksekova Çetesi davas›, 27 A¤ustos günü “zaman afl›m›” nedeniyle tarihe kar›flt›r›larak tozlu raflara kald›r›lm›fl oldu. Faili belli cinayetler, gasp, bombalama, haraç toplama ve benzeri gibi bölgede birçok kirli ifl gerçeklefltiren Yüksekova Çetesi için önce beraat karar› veren devletin yarg› organlar›, yine baflka bir yarg› organ› taraf›ndan, bu karar bozulunca, davan›n 27 A¤ustos 2010’da zamanafl›m›na girece¤ini iki y›l önce iflaret etmifl itirazlara ra¤men karar de¤iflmemiflti. Böylece Susurluk Kazas› ile beraber bir döneme damgas›n› vuran dosya, tozlu raflara kald›r›lm›fl oldu. 1996 y›l›nda Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde PKK itirafç›s› Kahraman Bilgiç’in, Jandarma ‹stihbarat Astsubay› Hüseyin O¤uz’a verdi¤i ifadelerle ortaya ç›kan Yüksekova Çetesi 1990’lar›n bafl›ndan itibaren 16 kiflinin öldürülmesi, uyuflturucu kaçakç›l›¤›, haraç toplama

Itirafç› Kahraman Bilgiç'in istihbaratç› Astsubay Hüseyin O¤uz'a verdi¤i ifadelerle ortaya ç›kar›lan Yüksekova Çetesi içerisinde aralar›nda yüksek rütbeli subay, astsubay, özel harekatç› polisler, köy korucular› ve belediye baflkanlar›n›n da yer ald›¤› ortaya ç›kt›. Ve itiraflarda çetenin fidye için adam kaç›rmak, faili meçhul cinayetler, askeri araçlarla uyuflturucu ve silah kaçakç›l›¤› yapmak gibi a¤›r suçlar iflledi¤i ileri sürüldü.

Çete üyelerinin 4 ayr› davadan yarg›land›klar›n› ve 3'ünün kapat›ld›¤›n› kaydeden Altürk, "fiu an süren sadece silahl› ya¤ma olay› vard›. Yüksekova'da otel bombalanmas›, meskun mahalde atefl aç›lmas› ile ilgili dava. Abdullah Canan cinayeti davas›ndan çete üyeleri beraat ettiler. En ciddi olan dava buydu. Çünkü çetenin ortaya ç›kmas›na neden olan silahl› ya¤ma suçu ile çete deflifre oldu bir anlamda.

Davan›n neticesine dair Avukat Yaflar Altürk, zaman afl›m› tarihindeki karmaflan›n, çetenin iflledi¤i suçlar›n bafllang›ç tarihindeki mu¤lâkl›ktan kaynakland›¤›n› belirterek “Zamanafl›m› 15 y›l olan gasp suçu esas al›nd›, 20 y›l olan faili meçhul cinayetler göz ard› edildi” dedi.

Diyarbak›r Devlet Güvenlik Mahkemesi ile Hakkari A¤›r Ceza Mahkemesi'nde san›klar›n iflledi¤i suçlara iliflkin 4 ayr› dava aç›ld›. San›klar hakk›nda 553 y›la varan hapis cezas› istenirken, yarg›lanan san›klardan sadece itirafç› Kahraman Bilgiç'e 8 y›l hapis cezas› verildi.

Yarg›tay 6. Ceza Dairesi fiubat 2008'de 'dava zaman afl›m›na girebilir' diyerek dosyay› Hakkari A¤›r Ceza Mahkemesi'ne gönderdi" dedi.

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde ifladam› Abdullah Canan'›n gözalt›na al›nd›ktan sonra öldürülmesinin ard›ndan yap›lan araflt›rmada, Yüksekova'da cinayet ve uyuflturucu ticareti dahil birçok olaya kar›flt›¤› tespit edilen Yüksekova Çetesi'nin varl›¤›, Kas›m 1996 tarihinde ortaya ç›kan Susurluk Çetesi öncesinde tespit edildi.

Dava tümden kapand›

gibi çok say›da kirli ifl yapm›flt›. Aralar›nda albay, yarbay, üste¤men, korucu bafl› gibi rütbelilerin bulundu¤u 13 kiflinin yarg›land›¤› davada önce baz› san›klar mahkûm edildi. Yarg›tay’›n bozma karar›ndan sonra ise san›klar›n tümü beraat etti. Davac› vekilleri bunun üzerine Yarg›tay Ceza Genel Kurulu’na baflvurdu. Ancak üç y›l boyunca bekleyen davan›n zaman afl›m› süresi 27 A¤ustos’ta sona erdi.

Davan›n bugün zaman afl›m›ndan dolay› düflmesi nedeniyle ANF'ye aç›klamada bulunan davan›n müdahil avukatlar›ndan Yaflar Altürk, ‘Ülkemizdeki yarg›n›n yavafl ifllemesi nedeniyle davan›n zaman afl›m›na u¤rad›¤›n› ve davan›n tamamen kapat›ld›¤›n›’ söyledi.

6. Ceza Dairesi'nin bu karar› üzerine 7 fiubat 2008 tarihinde davan›n zaman afl›m›na girmemesi için 5 sayfal›k dilekçe sundu¤unu ancak bunun dikkate al›nmad›¤›n› kaydeden Altürk, "Zaman afl›m› yarg›n›n geç ifllemesinden kaynaklanan bir olayd›r. Yoksa san›klar›n mahareti ile zaman afl›m›na girdi demek do¤ru de¤il. Malesef böyle, Yarg›tay'›n a¤›r ifllemesi sonucu bu dava zaman afl›m›ndan düfltü. Art›k Yüksekova Çetesi davas› tümden kapand› diyebiliriz" fleklinde konufltu.

BDSP üyelerine tutuklama terörü Devletin, devrimci demokrat kurumlara yönelik bask›, sindirme ve gözalt› terörüne bir yenisi daha eklendi. 25 A¤ustos sabah› Ankara'da Mamak ‹flçi Kültür Evi'ne ve evlere yap›lan bask›nlarla 7 BDSP çal›flan› gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nan H›zlan Erpak, Onur ‹nce, Hüseyin Ünal, Ozan Uzun, Özgür Ayd›n, Emre Azapç› ve Tu¤ba Tavl› isimli 7 BDSP'li Terörle Mücadele fiubesi'ne götürüldü. 3 gün süren gözalt› terörünün ard›ndan hakim karfl›s›na ç›kar›lan BDSP'lilerden dördü mahkeme taraf›ndan tutukland›. Onur ‹nce, Emre Azapç›, H›zlan Erpak ve Hüseyin Ünal, haklar›nda verilen tutuklama karar› sonucu, Sincan F Tipi Hapishanesi'ne götürüldüler. Ozan Uzun, Tu¤ba Tavl›, Özgür Ayd›n hakk›nda ise tutuksuz yarg›lanma karar› verilerek, serbest b›rak›ld›. Ankara Mamak ‹flçi Kültür Evi taraf›ndan 6-78 A¤ustos 2010 tarihlerinde gerçeklefltirilen

festival çal›flmalar› dolay›s›yla gerçekleflti¤i ö¤renilen gözalt› terörüne karfl› bir protesto eylemi yap›ld›. BDSP taraf›ndan yap›lan DHF ve bir çok kurum temsilcisinin de kat›ld›¤› protesto yürüyüflü boyunca “Devrimci faaliyet engellenemez”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Gözalt›lar serbest b›rak›ls›n” sloganlar› at›ld›. Tuzluçay›r Meydan›’na kadar süren yürüyüflün ard›ndan gerçeklefltirilen bas›n aç›klamas›nda yaflananlar›n kapsaml› bir devlet terörü oldu¤u vurgusu yap›ld›.

Devrimci faaliyet engellenemez Aç›klamada, operasyonun gerekçesi olarak “Festivalle yasa d›fl› örgüte yard›m etmek”, “Yasa d›fl› örgüt doküman› kitap satmak” iddialar›n›n öne sürüldü¤ü ifade edildi. Ankara polisi’nin geçti¤imiz sene de benzer bir biçimde, Mamak Kültür Sanat Festivali'nin ard›ndan kapsaml› bir devlet terörü devre-

ye soktu¤u, evlere ve Mamak ‹flçi Kültür Evi'ne düzenledi¤i operasyonlar›n ard›ndan tutuklad›¤› 3 BDSP’liyi aylarca mahkemeye ç›karmad›¤› hat›rlat›ld›. “Sermaye hükümeti, AKP'nin” as›l amac›n›n devrimci faaliyeti durdurmak oldu¤una yer verilen aç›klamada, hükümetin, demokratikleflme argüman›yla referandum oyunu gündemdeyken, düzen içi dalaflmaya boykot ça¤r›s› yapan, hak ve özgürlüklerin kazan›lmas› için iflçi emekçi kitleleri referandum sand›¤›na gitmemeye ve devrimci s›n›f mücadelesini yükseltmeye ça¤›ran devrimcileri gözalt›na alarak y›ld›rmaya çal›flt›¤› belirtildi. Aç›klaman›n ard›ndan ara sokaklardan ‹flçi Kültür Evi’ne kadar yap›lan yürüyüfl boyunca gözalt› terörünü teflhir eden sloganlar at›ld›. Aç›klamaya DHF’nin d›fl›nda Partizan, Sürekli Devrim Hareketi, Kald›raç, Halk Cephesi de destek verdi.

Tutuklu BDSP'liler serbest b›rak›ls›n ‹stanbul Taksim Tramvay Dura¤›'nda bir araya gelen s›n›f devrimcileri düzen güçlerinin gerçek yüzünün faflist bask› ve terör oldu¤unu söyleyerek bask›lar›n kendilerini y›ld›ramayaca¤›n› belirttiler. “Faflist bask› ve teröre son! Tutuklu BDSP'liler serbest b›rak›ls›n!” pankart›n›n aç›ld›¤› eylemde, “Tutuklamalar bizleri y›ld›ramaz!”, “Yaflas›n devrim ve sosyalizm!” dövizleri ve BDSP flamalar› tafl›nd›. Yap›lan aç›klamada, referandum oyunuyla iflçi ve emekçilerin birkez daha aldat›lmaya çal›fl›ld›¤› belirtilerek hepsi de emek düflman› olan ikiyüzlü düzen aktörlerinin, “demokratikleflme” maskesi alt›ndan, iflçi ve emekçileri süslü sözler ile kand›rmaya çal›flt›klar› böylesi bir dönemde dahi, ilerici ve devrimci güçlere azg›nca sald›rmaya devam ettikleri ifade edildi.

Amed’de AKP eliyle, BDP’nin Kürtçe “Boykot” afiflleri yasaklan›rken, Ulaflt›rma Bakan› Binali Y›ld›r›m ise halktan referandumda Kürtçe “Evet” oyu vermelerini istedi. Bakan Y›ld›r›m, “Erê, erê hezar car erê (Evet, evet, bin kez evet)” dedi. Ulaflt›rma Bakan› Binali Y›ld›r›m, Batman Havaalan›'n›n terminal binas›n›n aç›l›fl›nda halka Kürtçe seslenerek referandumda “evet” oyu istedi. Y›ld›r›m kürtçe evet oyu isterken di¤er yandan Kürtçe “boykot” afiflleri ile çal›flma yapana BDP’ye ise yasak geldi. Diyarbak›r Yeniflehir ‹lçe Seçim Kurulu, BDP'nin 12 Eylül ile ilgili billboardlara ast›¤› Kürtçe "Boykot" afifllerinde "Türkçe d›fl›nda baflka bir dil" kullan›ld›¤› gerekçesiyle afifller hakk›nda toplatma karar› verdi. Karar›n alt›nda Bakan Y›ld›r›m’›n partisi AKP, CHP,

DP ve MHP'li üyelerin imzalar› yer ald›. Anlafl›laca¤› üzere devletin kulland›¤› “Kürtçe” serbest iken Kürt ulusunun ve siyasi örgütlerinin kulland›¤› Kürtçe yasak oluyor.

Ar›nç'a göre Kürtçe sadece 4-5 y›l yasak kalm›fl! Devlet Bakan› ve Baflbakan Yard›mc›s› Bülent Ar›nç Kürtçenin sadece 4-5 y›l yasak kald›¤›n› iddia etti. Ramazan etkinlikleri kapsam›nda Mardin’de Dara Anfi Tiyatro Aç›khava alan›nda düzenlenen ilahi konserde konuflan Devlet Bakan› ve Baflbakan Yard›mc›s› Bülent Ar›nç, “Diyarbak›r Cezaevi’nde ve baflka cezaevinde de bu tür suçlamalarla insanlar›n iflkenceye dönüfltürüldü¤ünü hepimiz biliyoruz. Benim bildi¤im o yasak 4-5 y›l uyguland›.” dedi.

Adalet Bakan› 2 DEP’linin katiliyle kolkola oy istiyor Adalet Bakan› Sadullah Ergin, DEP’li Mehmet Latifeci ile babas› Yahya Latifeci'yi katledilmesinde tetikçilik yapan Behçet Karaa¤açl›’yla kolkola girerek Hatay’›n Samanda¤ ilçesinde referandum için “evet” oyu istedi. Anayasa de¤ifliklik paketi için 12 Eylül'de yap›lacak referandum öncesi Adalet Bakan› Sadullah Ergin, Hatay'›n Samanda¤ ‹lçesi'nde yapt›¤› referandum gezileri s›ras›nda devletin teflhir olmufl bir tetikçisiyle birlikte hareket etti¤i görüldü. Bakan Ergin’in hareket etti¤i katil ise 30 Mart 1995 y›l›nda DEP Samanda¤ ‹lçe Baflkan› Mehmet Latifeci ile babas› Yahya Latifeci'yi evlerine bask›n düzenleyerek öldüren katil Behçet Karaa¤açl› idi. Karaa¤açl›’n›n hem Adalet Bakan› Sadullah Ergin’in korumal›¤›n› yapt›¤› hem de kendi yandafllar› ile taniflt›rd›¤› ö¤renildi., ‹ki kiflinin katili Behçet Ka-

raa¤açl›, kamuoyunda “Rahflan aff›” olarak bilinen “fiartla Sal›verme ve Erteleme Yasas›”ndan yararlanarak cezaevinden ç›km›flt› ve Karaa¤açl›'n›n affedilmesi o dönemde halk›n tepkisine neden olmufltu.

Anma etkinli¤ine sald›rmak istemiflti Behçet Karaa¤açl›, Antakya Emek ve Demokrasi Platformu'nun, 30 Mart 2010'da Mehmet Latifeci ve babas› Yahya Latifeci'n›n mezarlar› bafl›nda düzenledi¤i anma etkinli¤ine beraberinde getirdi¤i ülkücüler ile sald›rmak istemiflti. Grubun içerisinde bulunan katil Behçet Kara¤açl›'n›n rahat tav›rlar› dikkat çekmiflti. 1995 y›l›nda iki kifliyi öldüren Behçet Karaa¤açl›'n›n, Adalet Bakan› Sadullah Ergin'in korumal›¤›n› yapt›¤› ortaya ç›kt›. Karaa¤açl›, 15 y›l önce iki kifliyi öldürdü¤ü Samanda¤'da Bakan Ergin'in yan›ndan ayr›lmad›.


DEVRiMCi

GÜNCEL

DEMOKRASi

3-16 EYLÜL 2010

5

Rize’de meydana gelen toprak kaymas›nda 13 kifli hayat›n› kaybederken, yine ortaya ç›kan görütüler ülkemizde insanl›¤›n düfltü¤ü durumu özetledi. Devlet bürokratlar› referandum telafl› içerisinde bölgeye ak›n etti, halk›n ac›lar›n› yeni vaatlerle dindirmek istedi. 13 kiflinin ölümüne neden olan sel ve toprak kaymas›n›n ard›ndan ise yine devlet ve onun rant u¤runa peflkefl çekti¤i icraatlar ç›kt› Rize merkeze ba¤l› Gündo¤du beldesinde gece geç saatlerde bafllayan sa¤anak ya¤›fl sonras› meydana gelen sel ve heyelan sonucu 13 kifli hayat›n› kaybetti, 20 ev heyelan sonucu y›k›ld›, 400 ev de oturulamaz hale geldi.

“Yine can almaya geliyorum” diyen ihmaller zinciri Rize’de 13 can alan sel felaketi, göz göre göre ‘Geliyorum’ dedi ama al›fl›k oldu¤umuz gibi bu kez de hiçbir önlem al›nmad›. Tehlikeyi önceden gören Meteoroloji Mühendisleri geçen y›l heyelan ve sel riskiyle ilgili çeflitli raporlar haz›rlay›p ilgili valilik ve bakanl›klara sunmufltu. Ancak al›fl›k oldu¤umuz gibi hiç bir yetkili bu uyar›lar› dikkate almayarak 13 insan›n ölmesine ve onlarca insan›n evsiz kalmas›na göz yumarak koltuklar›nda oturmaya devam etti.

Onlar halk› suçluyor Bilim insanlar›n›n önerilerini ciddiye almayan ve yap›lan çal›flmalar› ise rant kap›s› yaparak ucuz maliyetle cevre-çeper iliflkilerine veren devlet bürokratlar›, denetimsizlik ve al›nmayan önlemlerden dolay› meydana gelen heyelan› halk›n üzerine y›kmaya çal›flt›. Rize Belediye Baflkan› Halil Bak›rc›, su bask›n› yaflanan yerlerde yapt›¤› incelemelerde, daha önce dere a¤z›na yak›n yerdeki a¤açlar› tehlike oluflturduklar› için kesmek istediklerini, ancak arazi sahiplerinin izin vermemesi nedeniyle bunu yapamad›klar›n›, bu nedenle taflk›n ve su bask›nlar›n›n meydana geldi¤ini iddia etti.

Kurum tabelas› var ifllevi yok ‹stanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisli¤i Bölümü Ö¤retim Üyesi Prof Dr Mikdat Kad›o¤lu da yaflanan sel felaketiyle ilgili olarak “Afet ‹flleri Genel Müdürlü¤ü ve Türkiye Acil Yard›m Genel Müdürlü¤ü kapat›ld›. Yerine Acil Yönetim Bakanl›¤› kuruldu. Bu kurumlar›n yetkileri de Acil Yönetim Bakanl›¤›na devredildi. Yaln›z bu bakanl›k çok lokal ifllerde çal›fl›yor. Bu kurumun yeni politikalar oluflturmas›na ihtiyaç var. fiu anda riskli bölgelerde inflaat yap›lmas›n› önleyecek bir yönetmelik bulunmuyor.’’ dedi.

Yat›r›m var ama ölümde var 70 kiflilik bir uzman ekip taraf›ndan, 2008'de yüzde 76's› heyelan riski tafl›yan Rize'nin 13 ay-

r› noktas›na deniz seviyesinden 500 metre yüksekli¤e istasyonlar konuldu, toprak altlar›na sensörler yerlefltirildi. 5 milyon dolar bütçeli projenin finansman›n› TÜB‹TAK karfl›lad›. Kurulan sistem için Rize Valisi, "Sistem çal›fl›yor, uyar› yap›ld›" derken, belediye baflkanlar›, "Bize heyelan uyar›s› gelmedi" aç›klamas›n› yapt›. Dönemin Rize Valisi Kas›m Esen, felaketin yafland›¤› Gündo¤du beldesine yak›n Çayeli'de kurulan istasyonlar›n kendisinden sonra kullan›lmad›¤›n› belirtti. Esen, "Sistem çal›fl›yor ama çal›flt›r›lm›yor" diye iddia etti. Felaketin yafland›¤› Gündo¤du Belediye Baflkan› Süleyman Y›ld›z, "Bize beldede heyelan olaca¤›na dair uyar› yap›lmad›" aç›klamas›nda bulundu. Rize Valisi Seyfullah Hac›müftüo¤lu ise "Sadece ya¤›fl uyar›s› geldi, heyelan de¤il" elefltirileri için, "Bu büyüklükte bir afet beklemiyorduk. 100'ün üzerinde uyar› geldi. Bu konuda kendi metotlar›m›z› kullan›yoruz" dedi. "Sistemin beyni" konumundaki Afet Koordinasyon Merkezi'nin bulundu¤u ‹smail Kahraman Kültür Merkezi'nin kap›lar›n›n ise kilitli oldu¤u belirtildi.

Derelerin Kardeflli¤i Platformu Dönem sözcüsü Ömer fian da “ Bölgedeki vadilerin daralt›lmas›, imara aç›lmas› için izlenen kontrolsüz yöntemler de bölgemizin heyelanlardan bu denli zarar görmesine yol aç›yor.” dedi.

‘Dere yataklar› yerleflime ve imara aç›ld›’

Çaykur'a ait Gündo¤du Çay Fabrikas› önünden geçen Bakan Ero¤lu, bu s›rada bir iflçinin tepkisiyle karfl›laflt›. “Bize de bir bak›n. Sesimizi ç›karmasak ne gelen var ne giden. Allah aflk›na yeter ya!” diye ba¤›r›nca, Bakan Ero¤lu fabrikaya yöneldi. Bakan'›n yan›ndaki di¤er yetkililer, “Sen ÇAYKUR iflçisi de¤il misin? Bakan sizin için burada, sesini k›s” diye uyarmas›na ra¤men iflçi, “Halk sesini yükseltmese burada hiçbir fley olmaz” diyerek tepkisini gösterdi. Son olarak bölgeyi ziyaret eden ve her f›rsatta halk› düflündüklerini söylemekten çekinmeyen Baflbakan Recep Tayip Erdo¤an ve Baflbakan Yard›mc›s› Cemil Çiçek yine bilindik söylemlere baflvurdular. ‹kiside gerekli yasal düzenlemeleri yapmayan ve daha çok halk›n duygular› üzerinden politika yapan ve bunun üzerinden pirim elde etmeye yönelik aç›klamalarla olay› geçifltirdiler. AKP mecliste ço¤unlukta bulunan bir parti olmas›na ra¤men yasalar›n ç›kar›lmas› ve uygulanmas› konusunda hiçbir ad›m atmayarak felaketlere davetiye ç›kar›yor. Baflbakan Recep Tayyip Erdo¤an ve Baflbakan Yard›mc›s› Cemil Çiçek aç›klamalar›nda halka her türlü yard›m› yapacaklar›n› belirtmelerine ra¤men pratikte hiçbir ad›m atmayarak gerçekten kimi düflündüklerini de göstermifl oluyorlar.

‹nflaat Mühendisleri Odas› Yönetim Kurulu Baflkan› Serdar Harp, Rize'nin Gündo¤du Beldesi'ndeki yamaçlar›n neredeyse tamam›n›n 'çay' ekimi için kullan›lmas›n›n, bölgeyi heyelana karfl› savunmas›z b›rakt›¤›n› söyledi. Harp, bölgede yap›lan incelemelerde, arazideki tahribat›n yan› s›ra plans›z yap›laflman›n da y›k›mda etkisinin oldu¤unun tespit edildi¤ini belirterek, Gündo¤du Beldesi ve civar›ndaki dere yataklar›n›n yerleflime ve imara aç›ld›¤›n›, hatta resmi kurumlar›n bile derelerin üzerine kuruldu¤unu ifade etti. Bunun yan› s›ra derede kaçak yap›laflman›n da oldukça yo¤un oldu¤unu kaydeden Harp, dere kenar›ndaki, hatta derenin içindeki bu yap›laflmalar›n dere yata¤›n› daraltt›¤›n›, derenin beraberinde getirdi¤i a¤aç yükünün, bu daralan yataklar› t›kay›p set oluflturdu¤unu ifade etti. Beldede incelemelerde bulunan Rize Jeoloji Mühendisleri Odas› ‹l Temsilcisi Jeoloji Yüksek Mühendisi Hakan Yanbay, Karadeniz Sahil Yolu’nun vadilerden gelen suya adeta set çekti¤ini belirterek, “Yolun arkas›nda kalan evler su bask›n›na maruz kald›” dedi. Jeoloji Mühendisleri Odas› Trabzon fiube Baflkan› Semih Peker de yapt›¤› aç›klamada Karadeniz Bölgesi Afet Risklerini Azaltma Strateji Plan›’n›n bir an önce oluflturularak hayata geçirilmesi gerekti¤ini söyledi.

80 y›lda 586 kifli öldü 1929-2010 y›llar› aras›nda tutulan raporlara göre, Do¤u Karadeniz bölgesinde yaflanan 33 sel, heyelan ve taflk›n olay›nda, 586 kiflinin hayat›n› kaybetti¤i, 15'i aflk›n kiflinin kayboldu¤u ve yaklafl›k 1,5 milyar liral›k maddi hasar meydana geldi. Bölge sel ve heyelan riski aç›s›ndan 1. derecede gösteriliyor. Fakat her ölümlü vakan›n ard›ndan medyan›n karfl›s›na ç›kan devlet bürokratlar› halk›n ac›lar›n› dindirmek için birkaç vaatte bulunduktan sonra hiçbir ad›m atmayarak zamana yayd›klar› olmayan çal›flmalarl› anlatarak durumu kotormaya çabal›yor.

Bölgede incelemelerde bulunan Çevre ve Orman Bakan› Veysel Ero¤lu'ya iflçi tepkisi

Erdal Y›ld›r›m etkinliklerle an›ld›

Do¤al olmayan afetler öldürmeye devam ediyor ANKARA- Erdal Y›ld›r›m’› katlediliflinin 15’inci y›l› vesilesiyle anma etkinlikleri düzenlendi. Aralar›nda Demokratik Haklar Federasyonu (DHF)’nun da bulundu¤u Ovac›k-Der, E¤itim-Sen 3 Nolu fiube, PSAKD Keçiören fiubesi, ESP, ÖDP, EMEP, Halkevi, TKP’nin kat›l›m›yla Erdal Y›ld›r›m’› anmak için ‹ncirli’de bir yürüyüfl gerçeklefltirdi. ‹ncirli Lisesi önünde bir araya gelen devrimci demokratik kurumlar buradan Daniflment dura¤›na kadar yürüyerek bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Semt halk›n›n da alk›fllar› ve sloganlar›yla efllik etti¤i yürüyüfl boyunca “Erdal Y›ld›r›m onurumuzdur”, “Keçiören faflizme mezar olacak”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› at›ld›. Kat›l›mc›lar ad›na ortak bas›n metnini okuyan Nazife Ortakç›, Keçiören ilçesi ve Ovac›k Mahallesi’nin adeta Erdal Y›ld›r›m’la özdeflleflti¤ini söyleyerek, “Keçiören halk› Erdal’› unutmad›” dedi. Ortakç›, 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde MHP’den belediye baflkan› seçilen Turgut Alt›nok’un göreve gelir gelmez solcu, Alevi, Kürt 617 emekçinin görevine son verdi¤ine dikkat çekti. 29 Mart 2008 yerel seçimlerinde ise AKP’den belediye baflkan› seçilen Mustafa Ak’›n bu gerici ve ›rkç› tutumun sonuçlar›n› ortadan kald›rmad›¤›n› söyleyen Ortakç›, Keçiören’in çeflitli mahallelerinde belediye hizmetlerinin hala ay›r›mc› ve kay›rmac› bir anlay›fl›nla yönetildi¤ini sözleri-

ne ekledi. Ortakç› flöyle konufltu: 775 say›l› gecekondu önleme projesiyle yasal olarak tahsis edilen arazilerinin üzerine projeler dahilinde evlerini infla eden Ovac›k halk›, o dönemin belediye baflkan› Turgut Alt›nok’un türlü fliddetine maruz kalm›flt›r. Alt›nok çetesiyle birlikte halk› korku ile sindirerek arsalar›n› kendi yandafllar›na vermek istiyordu. Her türlü bask›ya ra¤men halk› sindiremeyen Turgut Alt›nok ve çetesi, 30 A¤ustos 1995’te Erdal y›ld›r›m’› evinin önünde katletmifllerdir. Sald›rganlar›n ald›¤› ceza ise Ovac›k Halk›n›n vicdan›n› rahatlatmam›flt›r. Keçiören’in çeflitli mahalle ve semtlerinde belediyenin bilinçli olarak sunmad›¤› hizmetlerden kaynaklanan sorunlar devam ediyor. Bu nedenle ilçemizde olacak antidemokratik yönetim tarz›na karfl› örgütlü bir flekilde karfl› ç›kaca¤›m›z› bütün kamuoyuna duyuruyoruz.” Bas›n aç›klamas›n› ard›ndan Karfl›yaka Mezarl›¤›na hareket edilerek mezar bafl›nda yap›lan anma ve b›rak›lan karanfillerin ard›ndan Ovac›k Mahallesine dönüldü. Y›ld›r›m ailesinin verdi¤i yeme¤in ard›ndan Ovac›k-Der önünde yap›lan etkinli¤e mahalle halk› yo¤un kat›l›m sa¤lad›. Hasan Y›ld›r›m ve Ovac›k-Der Baflkan› Nazife Ortakç›’n›n yapt›¤› konuflmalar›n ard›ndan, mahalle gençli¤inin haz›rlad›¤› fliir dinletisi gerçekleflti. Keçiören PSAKD’dan Türkan Akb›y›k’›n müzik dinletisinin ard›ndan halk oyunlar› gösterisiyle etkinlik sona erdi.

fiikayete sürgün, tacize ceza yok Görev yapt›¤› lisede okul müdür vekilinin tacizine u¤rayan Aysun Uygun, sürgüne gönderildi, tacizci yöneticiye ise k›nama cezas› verildi. Gaziantep Hatice Mustafa Gençten Ticaret Meslek Lisesi’nde meydana gelen taciz olay›n›n ard›ndan suç duyurusunda bulunan Müdür Yard›mc›s› Aysun Uygun, soruflturman›n tamamlanmas›n›n ard›ndan ‹slahiye ilçesine sürgün edildi. ‹ddialar›n› ispatlayamad›¤› gerekçesiyle maafl kesme cezas›na da çarpt›r›lan Uygun’un, “Çelik’le ayn› okulda görev yapmas›n›n uygun olmayaca¤›” gerekçesiyle tayin (sürgün) edildi¤i belirtildi. Cumhuriyet Savc›l›¤›'n›n talimat›yla ifadesi al›nan Fatih Çelik ise, kendisine komplo kuruldu¤unu iddia ederek suçlamalar› kabul etmedi. Çelik flunlar› söyledi: "Aysun Uygun beni odas›na ça¤›rarak komplo kurmak istedi, ama gitmedim. Benden önceki müdür vekili Hakan Bozgeyik de taciz iddias›yla görevinden al›nd›. Okuldan ayr›l›r-

ken Aysun hocaya dikkat et, bana komplo kurdu” demiflti. ‹fadesi al›nan Hakan Bozgeyik sie, Çelik'in söylemlerini yalanlad› ve Aysun Uygun ile ilgili herhangi bir beyanda bulunmad›¤›n› ifade etti. Aysun Uygun'un ö¤retmen olan babas› Hasan Uygun ise tepkisini flu sözlerle dile getirdi: "Madem müdür bey suçsuz, niye k›nama cezas› veriliyor. Ma¤dur olan görevinden uzaklaflt›r›l›yor, suçlu olan yerinde oturuyor, bu nas›l uygulama. Bu haks›z uygulaman›n iptali için yürütmenin durdurulmas›n isteyip, dava açaca¤›z" dedi.

‹lk suçlama de¤il 2006 y›l›nda da Çelik hakk›nda benzer bir suçlama yafland›. Görev yapt›¤› 19 May›s Lisesi'nde ‹ngilizce ö¤retmeni U.Ü., Müdür Vekili Fatih Çelik hakk›nda taciz iddias›yla flikayetçi oldu. 3 ay süren soruflturman›n ard›ndan taciz flikayetinde bulunan kad›n ö¤retmen Araban ilçesine sürülürken Fatih Çelik'e bir yapt›r›m uygulanmad›.


6

EMEK

3-16 EYLÜL 2010

DEVRiMCi

DEMOKRASi

Liman iflçileri haklar› için direniyor ANTALYA- Antalya’da a¤›r yük liman iflçileri daha önce kazan›lm›fl iflçi haklar›n›n verilmesi için Antalya liman yönetimi ve bünyesinde çal›flt›rd›¤› tafleron flirkete karfl› belirtikleri talepler karfl›lanmay›nca uyar› eylemi gerçeklefltirdiler. Pazar günü sekiz saat çal›flarak, akflam 16.00’dan sonra ifl b›rakan liman iflçileri, ‘ifl mesaileri sekiz saati aflmamal›d›r’ talebiyle tafleron flirkete uyar›da bulundular. Sabah›n erken saatlerinde ifle bafllayan liman iflçileri tafleron firma patronunun a¤›r hakaret ve tehditlerine maruz kald›lar. ‹fl b›rakma eyleminin ard›ndan taflron flirketin patronu ‘isteyen çal›fl›r isteyen defolur gider’ sözleri ile iflçileri teh-

dit etmesi üzerine iflçiler, “haklar›m›z› sonuna kadar her alanda arayaca¤›z ve kazanaca¤›z” diyerek limanda bir günlük ifl b›rakma eylemi gerçeklefltirdiler. fiirket patronu iflçileri tek tek arayarak “sen onlara uyma ç›k gel ifline onlar› zaten kovaca¤›m, gelmezsen seni de kovar›m” tehditlerinde bulundu.

çileri tafleron flirket sahibinin a¤›r hakaret ve tehditlerine maruz kald›lar. Bu hakaret ve küfürler karfl›s›nda liman iflçileri ise; “Biz burada onurluca ekme¤imizin kavgas›n› veriyoruz” dediler. Bunun üzerine Meray ‹nflaat flirket sahibi daha önce yanlar›na ald›klar› iki iflçi ve bir müdürle birlikte, görüflmeye giden bir iflçiye sald›r›da bulundular. On befl iflçinin hep birlikte tafleron flirket yöneticilerine karfl› koymalar› sonucunda flirket yöneticileri sald›r› giriflimlerinden geri ad›m atmak zorunda kald›. Fiziksel sald›r›ya maruz kalan iflçi hastaneden darp edildi¤ine dair rapor ald›. ‹flçiler DHF faaliyetçilerinin deste¤i ile bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Bas›n

Patronlar direnen iflçilere sald›rmaya bafllad› Yapt›klar› uyar› eyleminin ertesi günü de iflçilere yönelik patronun hakaret ve sald›r›lar› devam etti. Sabah›n erken saatinde ifle bafllayan liman ifl-

aç›klamas›na D‹P-G’de destek verdi. “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” yaz›l› pankart›n iarkas›nda toplanan iflçiler s›k s›k “Tafleron gidecek iflçiler kazanacak”, “Direne direne kazanaca¤›z” sloganlar›n› att›lar.

‘Her türlü bask›ya karfl› direnece¤iz’ ‹flçiler ad›na yap›lan aç›klamada “Ülkemizde özellefltirmenin getirmifl oldu¤u tafleronlaflt›rman›n bugün iflçileri nas›lda köleli¤e, ölümlere, ac›lara ve açl›¤a sürükledi¤ini bizzat bunu yaflayarak görüyor ve ö¤reniyoruz. Dolay›s›yla biz liman iflçileri insanca yaflamak için insanca çal›fl-

mak istiyoruz. Bizim taleplerimizin hepsi kazan›lm›fl iflçi haklar›d›r, biz ekme¤imizin ve yar›nlar›m›z›n kavgas›n› vermekteyiz, her türlü bask›ya karfl› onurlu ve kararl› bir flekilde mücadelemizi sürdürece¤iz. Ve ilk gün söyledi¤imiz gibi en sonunda da olsa biz kazanaca¤›z. Bu hakl› davam›zda tüm emekçilerin ve kamuoyunun deste¤ini bekliyoruz” ifadeleri kullan›ld›. Aç›klaman›n ard›ndan eylem alk›fllar ve sloganlar eflli¤inde sonland›r›ld›. Demokratik Haklar Federasyonu faaliyetçileri gün içerisinde tüm devrimci demokrat kurumlara, liman iflçilerine gerekli deste¤in verilmesi için toplant› ça¤r›s›nda bulundu.

KESK toplu sözleflme eylemleri yapt›

UPS iflçisi direniyor, dayan›flma büyüyor Uluslararas› Tafl›mac›l›k Federasyonu (ITF) 42. kongresinde ülkemizdeki UPS iflçileri ile dayan›flma için 1-15 Eylül tarihlerini Küresel Eylem Günü ilan etti. Türkiye Motorlu Tafl›t ‹flçileri Sendikas› (TÜMT‹S)'n›n ba¤l› oldu¤u Uluslararas› Tafl›mac›l›k ‹flçileri Federasyonu (ITF)'nun 42. kongresinde ülkemizde sendikalaflt›klar› için iflten at›lan ve 120 gündür direniflte olan UPS iflçileri için ald›¤› karar gere¤i 15 Eylül’e kadar tüm dünyada dayan›flma eylemleri a¤› örecek. 1 Eylül günü ‹stanbul'da direniflte olan 157 TÜMT‹S üyesi UPS iflçisi içn UPS'nin Zeytinburnu'ndaki genel merkezine yürüyüfl düzenlendi. Çapa T›p Fakültesi Hastanesi önünde bir araya gelen kitle, "Yaflas›n uluslararas› s›n›f dayan›flmas›" yaz›l› pankart açarak, "UPS'ye sendika girecek baflka yolu yok", "Sendikaya uzanan eller k›r›ls›n", "Direne direne kazanaca¤›z", "Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›" sloganlar› ile Kabatafl-Zeytinburnu tramvay hatt›n›n bir fleridini kapatarak Zeytinburnu UPS Genel Merkezi'ne yürüdü. Eyleme UPS

EME⁄‹N KÜRSÜSÜ Her y›l A¤ustos ay› içerisinde yap›lan Toplu Görüflmeler, bu y›l anayasa referandumunun gölgesinde tamamland›. KESK'in masadan kalkt›¤› Kamu-Sen'in imzalamad›¤› Toplu Görüflmeler, hükümetle Memur-Sen (En çok üyeye sahip yetkili sendika olmas›ndan kaynakl›) aras›nda var›lan anlaflma sonucunda mutabakat metnin imzalanmas›yla son buldu. Toplu Görüflme'ler y›llard›r yap›lmas›na ra¤men kamu emekçileri aç›s›ndan hiçbir kazan›m› olmadan sonuçlanmaktad›r. Her seferinde hükümetin insiyatifinde ve onlar›n belirledi¤i çerçevede sonuçlanmaktad›r. Bu görüflmelerin iflleyifl flekli sonucunu da belirlemektedir. Toplu görüflmelere devleti temsilen Baflbakan'›n görevlendirdi¤i bir Bakan'›n baflkanl›¤›nda Kamu ‹flveren Kurulu otururken, kamu emekçilerini temsilen ise her hizmet kolunda kurulu ve yetkili kamu emekçileri sendikalar› ile bunlar›n ba¤l› bulunduklar› konfederasyonlar oturur. Toplu Görüflme heyetinin baskan› ise (Kamu emekçileri taraf›n›n) en çok üyeye sahip konfederasyon temsilcisidir. Toplu görüflmelerde kamu emekçilerine hiçbir yapt›r›m hakk› tan›nmam›flt›r. Hatta son söz Bakanlar Kurulu'na ve meclise verilmifltir. Ki zaten toplu görüflmelerde sadece emekçilerin mali meseleleri üze-

iflçileri, eflleri ve çocuklar›yla birlikte kat›l›rken, Türk-‹fl'e ba¤l› sendikalar, DHF- ESP- BDSP, Mücadele Birli¤i ve ‹flçi Gazetesi de destek verdi. UPS önünde aç›klama yapan TÜMT‹S Genel Baflkan› Kenan Öztürk, dünya genelinde sendikas›z iflçi çal›flt›rmayan UPS yönetiminin ülkemizde ise sendikal› oldu¤u için 157 iflçiyi iflten att›¤›n› belirtti. UPS iflçilerinin mücadelesinin uluslararas› s›n›rlar› aflt›¤›n› kaydeden Öztürk, "Bugün Arjantin'de iflçiler Türkiye'deki kardeflleri için davullar çal›yor; Amerika'da sendikalar UPS'nin Atlanta'daki genel merkezine yürüyor; Güney Afrika'da UPS ofislerine protesto fakslar› ve telefonlar› ya¤›yor. Hindistan'dan Japonya'ya, Ürdün'den Kore'ye, Avusturya'dan Hong Kong'a, Rusya'dan Ukrayna'ya, Norveç'ten Avustralya'ya sendikalar sokaklarda dayaflman›n coflkusu ve mücadelenin öfkesiyle UPS'ye flu mesaj› veriyor: ‹flçilerin sendika hakk› gasp edilirse karfl›n›zda bizi bulursunuz! UPS'ye sendikal haklara sayg› duymay› sadece Türkiye'deki direnifl çad›rlar› de-

¤il, bugün bütün dünyada yürüyen yüz binlerce iflçinin sesi ö¤retecek." dedi. ‹stanbul, ‹zmir, Ankara ve Bal›kesir'deki üyelerinin geri ifle al›narak, Toplu ‹fl Sözleflmesi imzalanana kadar mücadelelerinin sürece¤ini belirten Öztürk, eyleme destek veren sendika ve demokratik kurumlara teflekkür etti.

dünyan›n dört bir yan›nda dayan›fl-

Direnen iflçi asla yenilmez

talama 10-12 saat ve bask› alt›nda

1 Eylül günü Türk-ifl’e ba¤l› baz› sendikalar ve Türkiye Motorlu Tafl›t ‹flçileri Sendikas› (TÜMT‹S) öncülü¤ündeki UPS iflçileri, UPS’nin Ankara’daki merkez da¤›t›m bürosunun önünde sendika haklar› için eylemdeydiler. Ellerinde “Direnen iflçi asla yenilmez”, “UPS’ye sendika halaylarla girecek”, “Yaflas›n UPS direniflimiz” dövizlerini tafl›yan iflçiler UPS önünde bas›n aç›klamas› yapt›lar. Bas›n aç›klamas›n› okuyan TÜMT‹S Ankara flube baflkan› Nurettin K›l›çdo¤an; ITF’nin ald›¤› kararla bugün Arjantin’den Amerika’ya, Güney Afrika’dan Japonya’ya kadar

çal›flt›rmaktad›r” dedi.

Dursun BAfiTU⁄ rinde görüflme yap›lmas›na izin verilmifltir. Di¤er sosyal ve özlük haklar› Toplu Görüflme'nin kapsam› d›fl›ndad›r. Bu aç›dan kamu emekçilerine toplu görüflmelerde önemli bir kazan›m beklemek boflunad›r. fiimdi buradan mevcut anayasa de¤ifliklik paketinde, 53. maddedeki kamu emekçilerine toplu sözleflme hakk›n› veren düzenlemenin ne getirip ne getirmedi¤ine bakmak laz›m. Mevcut durumda toplu görüflmelerin hiçbir ba¤lay›c›l›¤›n›n olmad›¤›n› söylemifltik, en nihayetinde son söz hükümete veya meclise aittir. Karfl›l›¤›nda sendikalar›n hiçbir yapt›r›m gücü olmad›¤› için de sendikalar, sonucu etkilemekten ziyade, bu görüflmelerde bir nevi dan›flma kurulu ifllevi görüyorlar denebilir. Toplu ‹fl Sözleflmeleri en özlü ifadesiyle iflçilerin emek güçlerini hangi koflullarda patrona satt›klar›n› belirleyen karfl›l›kl› anlaflmad›r. Bu sözleflmelerde iflçilerin kendi haklar›n› geniflletmek ve sömürü oran›n› azaltmak için, uyuflmazl›k durumlar›nda, baflvurduklar› güçlü bir silah vard›r. Ki bu sözleflmeleri anlaml› k›lan ve olumluya çevirebilen de bu silaht›r. Bu da iflçilerin yüzy›llard›r emek sömürüsüne karfl› verdikleri mücadelede s›kça kulland›klar› en önemli silah olan grevdir. Grevin olmad›¤› yerde Toplu Sözleflme'nin hiçbir anlam› yoktur.

ma coflkusu ile eylem yap›ld›¤›n›, UPS’nin

iflçilerin

sendikalaflma

hakk›n› gasp etti¤i anda iflçilerin

Bir çok ilde gerçeklefltirdi¤i eylemlerle “toplu görüflme aldatmacas›na hay›r” diyen Kamu Emekçileri Sendikalar› Konfederasyonu (KESK), D‹VES baflkan› Lokman Özdemir’in de serbest b›rak›lmas›n› istedi. Mersin, ‹zmir, Adana ve Kocaeli'de gerçeklefltirilen eylemlerde toplu sözleflme haklar› ve ücret talepleri dile getirildi. KESK ‹zmir fiubeler Platformu üyeleri Konak eski Sümerbank önünden ‹zmir Büyükflehir Belediyesi önüne yürüdü. Yürüyüflün ard›ndan belediye binas› önünde kamu emkçileri ad›na bas›n aç›klamas›n› gerçeklefltiren KESK Dönem Sözcüsü Ramis Sa¤lam, toplu görüflme adatmacas›na hay›r diyeceklerini belirtti. Tutuklu sendikac›lar›n derhal serbest b›rak›lmas›n› isteyen Sa¤lam, toplu görüflmelerde hükümetin kendi renginde olmayan sendikalara karfl› olan tutumunu elefltirdi. Sa¤lam, Tayyip Erdo¤an’›n toplu görüflme masas›ndaki sendikalara aya¤›m›n tozu olamazlar demesini hat›rlatarak “kimsenin tozu de¤iliz ve birilerinin tozu olanlarla da yan yana olmak is-

temiyoruz” dedi. KESK Mersin fiubeler Platformu, Taflbina önünde toplanarak bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Aç›klamay› gerçeklefltiren SES Örgütlenme Sekreteri Gülsüm Yaflar, siyasi iktidar›n emekçilere bak›fl›n›n çarp›k oldu¤unu belirterek, “Hak arayanlar›n sendikal mücadelede yer alanlar›n bask›, sürgün, gözalt› ve tutuklamalarla y›ld›r›lmas›, sendikalar›m›z›n zay›flat›lmas› ise bu beklentinin bofl oldu¤u bilinmelidir” dedi. Adana ve Kocaeli'de gerçeklefltirilen eylemlerde de benzer taleplerin alt› çizilirken, Kocaeli'de yap›lan eylemde bas›n aç›klyamas›n› gerçeklefltiren Tüm Bel-Sen fiube Baflkan› ve KESK Kocaeli fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü Erdal Karakufl, anayasa de¤ifliklik paketinde yer alan toplu sözleflme yasas›nda grev haklar›n›n olmad›¤›n› belirtti. Karakufl, KESK’in taleplerinin emekçilerin gerçe¤ini yans›tt›¤›n› ileri sürerek, “Bizler en az 1650 lira ücret talep ediyoruz. Buradan kamuoyuna soruyoruz KESK’in talepleri marjinal diyen bakan m› hakl›, KESK mi hakl›’’ dedi.

birleflik gücünü görece¤ini söyledi. UPS’nin y›ll›k cirosunun 55 milyar dolar oldu¤unu söyleyen K›l›çdo¤an “Bu de¤erin esas üreticisi iflçiler ise Türkiye’de açl›k s›n›r›n›n alt›nda ücretle, haftada 6 gün, günde or-

‹zmir’de de direnifllerini Bornova'daki ifl yerinin önünde 129. gününde sürdüren TÜMT‹S üyesi UPS iflçileri,

Karayollar›

Müdürlü¤ü

önüne yürüdü. Buradan eylemlerine destek vermek için toplanan devrimci demokratik kurum üyeleri ile birlikte UPS Aktarma Merkezi'nin önüne yürüdü. Grup ad›na açklama yapan TÜMT‹S ‹zmir fiube Baflkan› fiükrü Günsili, iflçilerin anayasal ve yasal haklar› olan "sendikal› olarak çal›flma" talepleri karfl›lan›ncaya kadar direnifli sürdüreceklerini belirtti.

Ekmek de simit de yak›nda hayal olacak! Memur maafllar›na, asgari ücrete yap›lan zamlarda bir hayli ketum davranan devlet kendi cebine dönecek olan zamlarda ise bir hayli bonkör davran›yor. Halk›n en çok tüketti¤i g›da ürünü olan ekme¤e ve simite yüzde 40'l›k bir zamm›n öngörüldü¤ü ö¤renildi. Türkiye Ziraatç›lar Derne¤i (TZD) Genel Baflkan› ‹brahim Yetkin, TZD taraf›ndan haz›rlanan “2010 y›l› ekmek raporu”nu aç›klad›. Türkiye'de her y›l 12 milyon ton civar›nda ekmek üretildi¤ini belirten Yetkin, yoksul bölgelerde ekmek tüketiminin artt›¤›n›, insanlar›n karn›n› ekmek ile doyuracak noktaya geldi¤ini söyledi. Yetkin, bunlar›n ard›ndan ramazan ay›ndan sonra ekmek ve simite zam yap›laca¤›-

n› söyledi. Yetkin, "fiu anda 90 gram simit, 50 kurufla sat›l›yor. Simitçiler odas› bu y›l için yüzde 40 zam istedi. Esnaf Odas› Birli¤i de onay verdi. Bu zam flimdi Ankara Valisi’nin önünde” dedi. Ülkemizde ekmek pazar›n›n 12 ile 15 milyar TL aras›nda tahmin edildi¤ini ifade eden Yetkin, "Bir kuruluflun araflt›rmas›na göre ülkemizde f›r›n ürünlerinin toplam üretimi, 2007 y›l›nda 11 milyon tona, pazar de¤eri ise 24 milyon TL'ye ulaflm›fl bulunuyor." dedi. Yoksul halk›n zorunlu olarak en çok tüketim g›das›na dönüfltürülen ekme¤e yap›lacak olan zam ekmek pazar›ndakilerin cebini doldururken halk›n cebini ise iyice boflaltacak gibi gözüküyor.

Toplu görüflmeden toplu sözleflmeye de¤iflen ne? Yap›lan düzenlemeyle birlikte taraflar toplant›lar sonucunda anlaflamamalar› durumunda Uzlaflt›rma Kurulu'na baflvurabilirler. Uzlaflt›rma Kurulu'nun kararlar› kesindir ve Toplu Sözleflme hükmündedir. Bu kararlara itiraz edilemeyecek. Aziz Çelik'in de ifade etti¤i gibi bu durum zorunlu tahkimdir ve zorunlu tahkim de grev yasa¤› demektir. Uzlaflt›rma Kurulu'nun ise kamu emekçileri aç›s›ndan ne kadar olumlu kararlar verece¤i benzer kurullar›n (Yüksek Hakem Kurulu) geçmifl pratiklerinde gizlidir. Mesele sömürü dergah›na ön kap›dan de¤il de arka kap›dan çekilmektir. Bu aç›dan kamu emekçilerinin kullanabilece¤i güçlü bir grev silah› olmad›ktan sonra yap›lan hiçbir de¤iflikli¤in önemi de yoktur. Tüm bunlardan sonra bafla dönersek, son Toplu Görüflme'lerde sendikalar›n ald›klar› tavr›n hiç de içaç›c› olmad›¤›n› söyleyebiliriz. Memur-Sen'in hükümetle yak›n iliflkisinden kaynakl› tavr› anlafl›l›rd›r. Nitekim referandum kapsam›nda siyasilere tafl ç›kar›r bir enerjiyle bölge gezileri düzenlemekte, ''evet'' oyu toplamaktad›r. Kamu-Sen'in tavr› ise ikiyüzlüdür. 2001 y›l›nda dönemin Hükümeti taraf›ndan (Bu hükümetin ortaklar›ndan biri de Kamu-Sen'in yak›n durdu¤u, ideolojik g›das›n› ald›¤› MHP'dir.), 98 y›l›nda KESK'in mücadelesi sonucunda

geçirilemeyen yasa tasar›s›n›n tekrardan ele al›n›p yasalaflt›r›lmas›n› desteklemifltir. Ki bugün bu sendikalar›n, bu kadar güdük kalmas›nda bu kanunun önemli pay› var. Bu aç›dan Kamu-Sen'in bugün yapt›¤› esasta hükümet muhalefetli¤idir. Kamu emekçilerinin kazan›mlar›yla ilgilenmemektedir. Hükümette olan partiye göre tav›r belirlemektedir. Burda esas üstünde durulmas› gereken KESK'in tavr›d›r. Bu süreçte anayasa referandumuna paralel olarak toplu görüflmelerin ilk oturumunda toplu sözleflme yap›lmas›n› önermesi tutars›z ve güdük siyasetinin bir sonucudur. Bir dönem, hiçbir anlam› olmayan toplu görüflmeler için, ç›kar›lan yasalar›n gölgesinin alt›na girerek, yetki alma amac›yla üye yapma yar›fl›na girmifl ve en sonunda da sadece bir ifl kolunda yetkili konfederasyon olarak kalm›flt›r. Toplu Görüflme'lere oturup sonras›nda meflru de¤ildir diyerek kalkmas›n›n da bir anlam› yoktur. Karfl›l›¤›nda, karfl› tarafa geri ad›m att›racak hiçbir eylem yapmamas›, varolan durumu dolayl› olarak onaylamas› demektir. Son dönemde, 25 Kas›m grevini saymazsak, KESK'in baflar›l› eylemi yok denecek kadar azd›r. 25 Kas›m grevi de uyar› grevi olmas›na ra¤men sonras›nda bunu tamamlayacak bir eylem örgütlene-

medi¤i için bu eylemin baflar›s› bofla düflürülmüfl oldu. Devam›n›n getirilmesine yönelik tabandan güçlü bir destek olmas›na ra¤men herhangi bir fley yap›lmad›. Son dönemde, neredeyse KESK'in esas mücadele biçimini, yap›lan bas›n aç›klamalar› ve mahkemelere aç›lan davalar oluflturmaktad›r. KESK'in mücadele gelene¤i, tarihi tecrübeleri önemli dersler ç›karaca¤›m›z örneklerle doludur. Fiili-meflru mücadeleyle sokakta kurulmufl olmas› bile bugün esas al›nmas› gereken mücadele tarz›n› göstermektedir. Bugün ise bu mücadeleler sadece nostaljik bir film fleridi gibi gözlerimizin önünden geçmektedir. KESK'in mevcut yap›s›yla geçmiflteki direnifl çizgisini sergilemesini beklemek, iyi niyetten öteye gitmez. Bu aç›dan KESK'in tüm yönleriyle de¤erlendirilmesi elzemdir. Art›k bir tart›flma bafllatmak ve tabandaki huzursuzlu¤u da do¤ru bir rotaya kanalize ederek daha güçlü bir sendikal örgütlülük infla edilmelidir. KESK'te geliflen ve yavafl yavafl her yerine iflleyen bürokratik yap›dan kurtulmak zorunluluktur. Bu aç›dan da nas›l kurulduysa yine öyle, tabandan hareketle, sokakta, fiili ve meflru mücadeleler içerisinde ar›nmal›d›r bütün kirlerinden.


DEVRiMCi

DEMOKRASi

GÜNCEL

3-16 EYLÜL 2010

7

Halk söndürüyor askerler yak›yor Türk ordusu gerilla karfl›s›nda üstünlük sa¤lamak için yaflama soluk veren ormanlar› yakmaya devam ediyor. Özellikle köylere yak›n yerler, karakol çevreleri ve derin vadilerdeki s›k ormanlar atefle veriliyor ler taraf›ndan yeniden bilinçli olarak yak›lm›flt›. Son olarak 31 A¤ustos günü Ovac›k'a ba¤l› Çanbulak köyü Budik mevkiinde operasyona ç›kan askerler ormanl›k alan› yeniden atefle verdi. Dersim’de neredeyse rutin bir hale getirilen orman yang›nlar› Ovac›k halk› taraf›ndan protesto edildi. Operasyon baha-

nesiyle ormanlar› yakan askerler iki hafta içinde yüzlerce metre karelik orman› yok etti. ‹ki hafta içerisinde bir çok kez yang›n›n ç›kt›¤› alan› söndürmeye giden Ovac›kl›lar evlerine dönmeden yang›n›n yine bafllad›¤›n› vurgulad›lar. Bu durumu protesto eden halk Ovac›k Belediyesi önünde bir eylem yapt›. Artan orman yang›nlar›n› protesto eden halk toplad›klar› a¤açlar›

yakarak bu durumun protesto etti. Kürt illeri yan›yor Askerlerin ç›kard›¤› yang›nlar neredeyse tüm Kürt kentlerinde görüldü: Elaz›¤, Erzincan, Bingöl, Amed, Batman, fi›rnak, Hakkari, Siirt. Yine Hatay ile s›n›rötesinde Haftanin, Zap ve Xakurke’de de ormanl›k alanlar atefle verildi.

Tuncelili Kemal, Dersim’e "terörü bitirmeye" geldi (!) Dersimli’nin Dersimli olarak bildi¤i amma ve lakin kendisinin “Türkmen ve Akflehirli” oldu¤unu söyleyip, "olsam olsam ancak Tuncelili olurum" dercesine, Dersim demekten ›srarla kaç›nan K›l›çdaro¤lu, “memleketindeydi”. Onur Öymen’in “Dersim’de analar a¤lamad› m›” sözleriyle alevlenen 1938 tart›flmalar› sonras› Dersim'de söylediklerini Ankara’da unutan K›l›çdaro¤lu, Seyit R›za Park›’nda kitleye hitap etti. Tarihin bir ironisi mi, basit bir tesadüf mü bilinmez ama Seyit R›za flahs›nda, katledilen tüm Dersimlilerin karfl›s›na ç›k›yordu K›l›çdaro¤lu. Van’da, Batman’da, Bingöl’de yaflad›¤› hüznü, Dersim’de atmaya geliyordu. Hüzün öylesine derindi ki ‹stanbul’dan, ‹zmit’ten, Diyarbak›r’dan, Elaz›¤’dan, Erzincan’dan Ankara’dan araçlar, otobüsler düflürülmüfltü yola. Günler öncesinden CHP bayraklar› ve pankartlarla donat›ld› flehir. Can havliyle koflturuyordu ensesi kal›nlar, aç›klamalar yap›p partilerinin neferi olduklar›n› hayk›r›yorlard›. Rant›n kokusu ulaflm›flt› bir kez burunlar›na, durmak yasakt› onlara. Bir yana devletin ve CHP’nin kurucusu Mustafa Kemal’in pankart›n›, bir yana 1938’de daha do¤mam›fl ve O¤uz Tüklerinden oldu¤unu söyleyen ikinci Kemal’in pankart›n› büyük bir gururla as›yorlard›. Yoldafllar›n›n, dostlar›n›n, hemflerilerinin, ana karn›nda süngüle-

nen çocuklar›n kemiklerine bas›ld›¤›n› hissetti Seyit R›za. Elaz›¤ Bu¤day Meydan›’nda as›lmaya götürülürken Mustafa Kemal’e hitaben söyledi¤i rivayet edilen sözleri tekrarlamak istercesine, 盤l›¤›n› sessizli¤ine gömerek izliyordu bu manzaray›.

Hayal K›r›kl›¤›… Bayraklar da¤›t›ld› hay›rl›, alt› oklu, y›ld›zl› hilalli. Haz›rl›klar tamamd›. Beklenen an gelmiflti. ‹kinci Kemal sahnedeydi. Toplananlar için her sözü önemliydi. “Hay›r” diyeni de, “Boykot” diyeni de, acaba ne söyleyecek diyeni de ordayd›. Etraf›nda pervane olan ensesi kal›nlar› alarak arkas›na, bafllad› konuflmaya ikinci Kemal. Dersimliler, "Dersim seninle gurur duyuyor" dedikçe ezberletilmiflçesine, söylese koltu¤u elden gidecekmiflçesine itinayla ve ›srarla kaçt› Dersim demekten. Sadece bir defa at›lan slogan sonras› a¤z›ndan kaçt› Dersim kelimesi. Kelimenin a¤›zdan firar etti¤i öylesine belli oluyordu ki acemice toparlamaya çal›flt›. Konuflmas› boyunca bu bir defal›k hatay› örtmek, unutturmak için onlarca defa Tunceli dedi. Her Tunceli, hayal k›r›kl›¤›n› büyüttü Dersimliler’in. Miting alan›n›, umdu¤unu bulamam›fl biri edas›yla yavafl yavafl terk edenler oldu. Ama umutla bekliyordu Seyit R›za. Yar›m saate yak›n konuflmas›n›n sonuna geldi¤inde "Deste¤inizi almaya geldim, destek verin evinize ifl, afl götüreceksiniz"i defa-

larca tekrarlamak d›fl›nda iki fley söyledi…

Munzur… Genel Af… Bu iki fleyi süsleyerek anlat›yor flimdi medya. "Munzur da barajlar› hep beraber engelleyece¤iz" cümlesini öyle bir söyledi ki, insanlar yan›ndakine dönüp Munzur mu dedi diye sormak zorunda kald›lar. Nas›l yapaca¤›n› söylemedi¤i, "evinize ifl afl götürecekseniz" cümlesini defalarca kullanan ikinci Kemal’in, Dersim için onur ve yaflam kayna¤› olan Munzur meselesine utan›rcas›na de¤inmesi baflka bir hayal k›r›kl›¤›yd›. “Oy verin genel af getirelim” dedi, cümlenin böyle eksik kalaca¤›n› sonradan fark etmifl olacak ki arkas›na “terörü biz bitirece¤iz”i ekleyip derin bir nefes ald›. fiimdi oturmufltu tafl gedi¤ine. Peki nas›l bitirecekti “terörü” onu da söylemedi. Ama anlad› Dersimliler. ‹kinci Kemal’in duyup ad›na da “terör” dedi¤i fleyi TC’nin nas›l bitirdi¤ini iyi biliyorlard›. 1938’den kalmayd› yaralar› s›z›m s›z›m s›zlayan. 1994’lerden kalmayd› yaralar› hala kanayan. Yak›lan evlerinden hala duman tütüyordu. Bu defa o kabul etmese de, hemflerisi kabul ettikleri biri gelmifl, yine “terörü bitirece¤ini” vaaz ediyordu. Bu daha çok kanatt› yaralar›n›. Büyüdü hayal k›r›kl›klar›.

1938… O da ne, Ben Do¤mam›flt›m ki… Evet, do¤mam›flt› ikinci Kemal. Bi-

rinci Kemal kurdu¤u devletin kurucu partisi CHP’yle sefere ç›km›flt› Dersim’e. O dönemi yaflam›fl bir Dersimli’nin ikinci Kemal gelmeden söyledi¤i “hard survi, asme berzvi” cümlesiyle anlatt›¤› 38’e dair tek kelime etmedi K›l›çdaro¤lu. O dönem yaflam›yordu ve dahas› ikinci Kemal’in lügatinde Dersim diye bir fley yoktu. Katledilenler Dersimli’ydi. Ama o ›srarla O¤uz boylar›ndan gelme Tunceliliydi. Anlafl›lmaz bir fley yoktu ortada. Kemalist ideolojiyle e¤itilmifl ve son derece nitelikli devlet terbiyesi alm›fl birinden baflka ne beklenebilirdi ki. Ama umut iflte… Bazen dipsiz bir kuyuda hayal k›r›kl›¤›n›n ad› oluveriyor.

“Do¤mam›fl” K›l›çdaro¤lu’na Dersim 38’den Mektup Var! Sab›rla, umutla dinlemiflti Seyit R›za ve 38. Belki iki kelam eder; 38’in ac›lar›na bakarak yaflamam›flta olsa o dönem için bir fleyler söyler diye. Karfl›lar›nda CHP’nin alt› okuyla ikinci Kemal vard›. ‹flliyordu do¤an›n yasas›. Zulmün, ac›n›n mimar› ve kurucusu bir partinin bafl›nda kim olursa olsun gerçe¤in de¤iflmeye hiç niyeti yoktu. Umuduna 盤l›¤›n› bo¤duran tarih aya¤a kalkt›, ac›lar›ndan ve onurundan süzülen sesiyle hayk›rd›: “Ben senin hilelerinle, yalanlar›nla bafl edemedim; bu bana dert oldu. Ama bende senin önünde diz çökmedim; bu da sana dert olsun.”

Maden ocaklar›nda ihmal ölümlere neden olmaya devam ediyor

Son zamanlarda Dersim’de askeri operasyonlar›n artmas› ile birlikte ormanl›k alanlar yak›l›yor. Naz›miye Bingöl s›n›r›ndaki yeflil alan yaklafl›k 10 gün boyunca yanm›fl ve onlarca hektar meflelik alan kül olmufltu. Dersim’in Ovac›k ilçesinde ise geçti¤imiz günlerde ormanl›k alanda ç›kan yang›n halk taraf›ndan söndürülmüfl, fakat operasyona ç›kan asker-

17 may›s tarihinde Karadon Müessese’sine ait kömür oca¤›nda yeni servis kuyusunda yerin 540 metre alt›nda meydana gelen grizu patlamas›nda 30 madenci hayat›n› kaybetmiflti. Maden kazas› sonucu gerekli soruflturman›n yap›ld›¤›n› ve bilirkifli raporlar› do¤rultusunda kazada ihmali bulunan kiflilerin sorgulan›p cezaland›r›laca¤› biçiminde aç›klamalar yapan yetkililer, yaflanan süreçle birlikte al›nan mahkeme kararlar›yla maden iflçilerini de ne kadar düflündüklerini de göstermifl oldular. Kazayla ilgili haz›rlanan bilirkifli raporuna göre kazaya yükleyici makinenin elektrik donan›m›n›n yol açt›¤› vurguland›. Türkiye Taflkömürü Kurumu ve tafleron firma Yap›tek'te çal›flan 13 kifli gözalt›na al›nd›. Savc› 2 kifliyi serbest b›rakt›. Aralar›nda Karadon Müessese Müdürü ‹smail Güner ile Yap›tek ortaklar›ndan Halim Köse'nin de bulundu¤u 11 kifli tutuklanmalar› talebiyle mahkemeye sevk edildi. San›klar›n avukatlar›n›n yapt›¤› itiraz› de¤erlendiren üst mahkeme ise tutuklama karar›n› kald›rd›.

‹flçiler bile bile ölüme gönderildiler Zonguldak Karaelmas Üniversitesi ö¤retim üyelerinden oluflan bilirkifli heyeti taraf›ndan haz›rlanan oldu¤u raporda, patlaman›n galeri açmak için dinamit at›lmas›n›n ard›ndan ortaya ç›kan metan gaz›n›n, havaland›rma vantilatörüyle galerinin içine sürüklenmesi sonucu meydana geldi¤i belirtildi. Raporda madende özelli¤ini yitirmifl donan›m ile çal›flmayan devre kesiciler kullan›ld›¤› ve kablo ba¤lant›lar›n› yal›tmas› gereken kapaklar›n ise uygun bir flekilde kapat›lmad›¤› yer ald›. Uzaktan gaz izleme sisteminin erken uyar› yapmad›¤›na de¤inilen raporda, ''herhangi bir gaz yükselmesi durumunda erken uyar› ve sesli-›fl›kl› ikaz olmamas›n›n tehlikenin boyutunu ortaya ç›kar›yor'' denildi. Raporda ayr›ca ölen iflçilerin hiçbirinde gaz maskesinin bulunmad›¤› ve galeri açma çal›flmalar›nda Türkiye Taflkömürü Kurumu’nda uzman olmas›na ra¤men bu ifllerin tafleron firmaya yapt›rd›¤›na yer verildi. TEPAV'›n haz›rlam›fl oldu¤u ''Madenlerde Yaflanan ‹fl Kazalar› ve Sonuçlar› Üzerine Bir Dizi De¤erlendirme'' adl› araflt›rma raporuna göre 19912008 döneminde kömür sektöründe meydana gelen ifl kazalar› ve meslek hastal›klar› sonucu 2 bin 554 kifli hayat›n› kaybederken, sürekli ifl göremez durumdakilerin say›s› 13 bin 87 olarak belirtildi. Madencilerin yazg›s›na dönüflen ifl kazalar› konusunda yeterince önlem almayan Türkiye Taflkömürü Kurumu ve tafleron firmalar kar h›rs›nda s›n›r tan›m›yor. Gerekli teknik malzemeleri almayan ya da çok eski teknolojiyle üretim yapan tafleron firmalar güvencesiz çal›flt›rd›klar› iflçilere düflük ücretler vermekten çekinmiyorlar. Maden kazalar›n›n sorumlular› hakk›nda göstermelik kararlar alan yarg› organlar› esas›nda kimin yan›nda olduklar›n› da ortaya koymufl oluyorlar. Son 18 y›lda yaflanan kazalar ve ölümler de rakamlar›n çok yüksek seviyelerde olmas› durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. Her f›rsatta iflçilerin yan›nda olduklar›n› söylemekten çekinmeyen yetkililer, konu iflçi sa¤l›¤› ve ifl güvencesi olunca tafleron firmalara madenleri peflkefl çekmekten geri durmuyorlar. ‹flçilerin sorunlar›na duyarl› olmayan yetkililerden de bu yanl›fl uygulamalar› düzeltmesini beklemek ülkemizdeki çeliflkileri do¤ru okuyamamakt›r. Oysa, iflçilerin kendi gücüyle yarataca¤› ve çal›flt›klar› yerlerde her konuda karar alma süreçlerine kat›laca¤› bir sürecin yarat›lmas› yap›lmas› gerekendir.

Hasankeyf için 7 günlük uluslararas› dayan›flma kamp› Hasankeyf'i Yaflatma Giriflimi taraf›ndan, 7 gün sürecek uluslararas› 'Hasankeyf'le Dayan›flma Kamp›' düzenleniyor. Kampa çevreye duyarl› tüm kesimler davet edildi Hasankeyf'i Yaflatma Giriflimi, 11-17 Ekim 2010 tarihleri aras›nda do¤a, kültür ve sosyal hayat üzerinde y›k›ma neden olacak olan Il›su

Baraj› Projesi’ne karfl›, tüm duyarl› kifli ve kurumlar› Hasankeyf'te yap›lacak 'Hasankeyf'le Dayan›flma Kamp›'na kat›lmaya davet etti. Hasankeyf'i Yaflatma Giriflimi ve bileflenlerinin düzenleyece¤i kamp›n amac›n›n; Hasankeyf'i sahiplenme, koruma ve yaflatma bilincinin gelifltirilmesi için, ulusal ve uluslararas›

dayan›flma a¤›n› güçlendirmek, do¤a, kültürel miras ve çevre bilincinin geliflmesini ve deneyim paylafl›m›n› sa¤lamak oldu¤u bildirildi. Dicle kenar›nda yap›lacak yedi günlük kampa baflta Yaflar Kemal olmak üzere 100 yak›n yazar akademiysen, sanatç› ve gazeteciler de davet edilecek.

Kamp ile ilgili Hasankeyf'i Yaflatma Giriflimi taraf›ndan kamuoyuna duyurulan ça¤r› metninde flunlara yer verildi: “Hasankeyf ve Dicle Vadisi'ni üstün kültürel ve do¤al zenginlikleriyle sulara gömmeyi öngören Il›su Baraj projesi inflaat çal›flmalar› 2010'un ilkbahar›ndan itibaren devam ettirilmektedir. Hem baraj in-

flaat›n›n kuruldu¤u Il›su köyünde, hem de yeni Hasankeyf yerleflim yerinin planland›¤› alanda inflaat çal›flmalar› yürütülmektedir. Böylece, projeden do¤rudan etkilenecek yerel halk›n tepkisi ve konuya duyarl› tüm kesimlerin karfl› ç›kmalar›na ra¤men, bu y›k›m projesi hayata geçirilmektedir.”


8

3-16 EYLÜL 2010

PERSPEKT‹F

DEVRiMCi

DEMOKRASi

Komprador bürokratik burjuva düzenin yarg›c› Halk Savafl›d›r! Ezen-ezilen s›n›f çeliflkisinin bütün keskinli¤i günümüzde de sürmektedir. Bu çeliflki ba¤lam›nda dün ile bugün aras›ndaki tek fark, ça¤›m›z flartlar›nda daha modern biçimlerde seyrediyor olmas›d›r. Bu fark beraberinde baflka bir fleyi daha koflullamaktad›r. O da, çeliflkinin gizlenmesi ve halk kitlelerinin bilincini dumura u¤ratmak için yarat›lan manipülasyonun daha yetenekli-geliflkin teknolojik araçlarla yürütülüyor olmas›d›r. Yaln›z bu da de¤il, ayn› zamanda ideolojikkültürel silahlarla, yani piyasaya sürülen neo-liberal stratejilerle ideoloji-felsefe-kültür aya¤›nda da sürdürülmektedir. Siyasi iktidar pozisyonunun sa¤lad›¤› avantajlarla, bu çeliflki siyasi nitelikte de elbette dört bafl› mamur uygulan›p derinleflmektedir. Dünya ölçe¤inde görülen çat›flmalar, derinleflen eflitsizlikler, devasa kitleleri sarmalayan açl›k ve yoksulluk, tek tarafl› çarp›k geliflmeler, iflgal ve ilhaklar, sald›rganl›k ve katliamlar, tabii ki devrimci s›n›f savafllar› ve mücadeleler bunun görüngüleri ve/veya sonuçlar›d›r. Bu, insanl›¤›n ya da toplumlar›n yazg›s› de¤il, ama bir realitedir. S›n›fl› toplumlar realitesidir. En önce de, toplumsal sistemi belirleyenlerin gerici s›n›flar olmas›d›r. Egemen olan s›n›f, yani devlet iktidar› ve tüm düzeni biçimlendiren gerici s›n›ft›r, onun iktidar arac›d›r. Gerici egemen s›n›flar›n elinde olan bu olanak ve maddi üstünlüklere dayal› güç, kendilerine do¤ufltan verilmedi¤ine göre, de¤ifltirilmesi mümkün olup de¤ifltirilebilir geçici bir denge veya güçtür. De¤ifltirilmesi mümkün olmas›ndan önce de de¤ifltirilmek zorunda olan bir durumdur. ‹nsan ve toplum yaflam›nda bir ezenin olmas› kader olmad›¤› gibi, insan ve toplumlar›n buna ihtiyac› da yoktur. Bilakis olmamas›na ihtiyac› vard›r. O halde bu gerici-ceberut realitenin de¤ifltirilmesi önünde, gerici s›n›f›n ayak diremesinden baflka bir engel yoktur. ‹flte bu durum birilerini bir devrime sevk eder. Çünkü devleti elinde tutan iktidardaki s›n›flar de¤iflime ayak direrken, de¤iflim güçlerine karfl› amans›z bir bask› ve ak›l almaz boyutta ac›mas›z bir fliddet uygulamaktad›rlar. Zor örgütü olan devlet makinesini tüm unsurlar›yla harekete geçirip, de¤ifltirilmesi için gayret gösteren ilerici devrimci s›n›flar› vahflice bast›r›p ezmektedir. Devrimci s›n›f›n zor temelinde örgütlenmesinden baflka yolu kalmamakta, gerici egemen s›n›flar ilerici kuvvetlere baflka bir yol tan›mamaktad›rlar. Bundand›r ki, iki s›n›f aras›ndaki siyasi iktidar mücadelesinde, devrimci s›n›f hakl› olarak kendi hakl›-meflru örgüt mekanizmas›n› oluflturmak durumunda kal›r. Baflka türlü gerici s›n›flar› iktidardan alafla¤› etmek mümkün olmaz. Tam da burada, s›n›f mücadelesi en h›rç›n ve en amans›z bir do¤aya bürünür. ‹ster istemez bu mücadele fliddete dayal› fiili-zorlu bir mücadele olacakt›r. Ne var ki bu, ezilen s›n›flar›n keyfi tercihi de¤ildir. Kaç›n›lmaz olarak karfl› karfl›ya kal›nan bu hakl›-zorlu mücadeleyi bizzat koflullayan gerici s›n›flar›n ta kendisidir. Ezilen emekçi halklar ise dayat›lan bu savafl› zorunlu olarak kabul etmektedir. Ezilen emekçi s›n›fa düflen görev, savafllar› ebediyen ortadan kald›rmak için savaflmakt›r. Dahas›, gerici s›n›flarca gasp edilen iktidar ve egemenli¤i geri alarak gerçek sahiplerine, yani proletarya önderli¤inde halka devretmektir. Bunu sa¤laman›n yolu ise, karfl›-devrimci s›n›flar› ma¤lup etmek üzere, Maoizm ideolojisi rehberli¤inde Halk Savafl› stratejisinin iktidar projesini köylü gerilla savafl› biçimindeki askeri stratejisiyle yürürlü¤e koymakt›r. Bütün bunlar asla kolay olmayacakt›r. Zorlu, azametli uzun bir mücadeleyi önümüze koyar bu tarihsel görev. Bu görev yürütülürken yap›lmas› gerekenleri kabaca böyle özetleyebiliriz. Yönetilen s›n›flar›n veya bir baflka deyimle ezilen emekçi s›n›flar›n, gerici s›n›flar›n karfl›s›na her anlamda örgütlü olarak ç›kmas› kaç›n›lmazd›r. Yani devrimci s›n›flar›n, gerici hakim s›n›flar›n her türlü gücüne karfl›, kendi s›n›f gücüyle dikilmesi gerekmektedir. Burjuva-feodal tüm gerici s›n›flar›n her sald›r› silah›na, kulland›¤› tüm cephelerde, tesirini gelifltirdi¤i her sahada alternatif s›n›f modelleriyle ve de¤erleriyle egemen iktidar›n karfl›s›na komple dikilmelidir. Bunun anlam› fludur; burjuvazinin yaflam tarz›na karfl› halk›n ve proletaryan›n yaflam tarz›yla, felsefesine karfl› kendi felsefesiyle, örgütüne karfl› kendi örgütüyle, siyasetine karfl› kendi siyasetiyle, ideolojisi ve kültürüne karfl› kendi ideoloji ve kültürüyle, burjuvazinin de¤erlerine karfl› kendi de¤erleriyle, onun kurumlar›na karfl› kendi kurumlar›yla, en önemlisi de onlar›n siyasal partilerine karfl› Maoist partiyle, ordusuna karfl› kendi ordusuyla, yani onlar›n proletarya ve halk kitlelerine karfl› s›n›f zemininde açt›klar› haks›z savafla karfl› kendi hakl› savafl›yla cevap olmal›d›r. Neden en önemlisi komünist parti, ordu ve savaflt›r? Buna yaz›m›z›n ak›fl› ve bütünü

Siyasi iktidar sorunu her devrimin temel meselesiyse, devrim gerici devlet makinesini paramparça etmek üzere düzen s›n›rlar› d›fl›nda iskelet bulmak ve savafl içinde çelikleflmek zorundad›r. Devrim, bayatlam›fl “bar›flç›l geçifl” z›rvas›n›n ruhunu tafl›yan yasalc›l›k kulvar›na s›¤maz. O, siyasi iktidar mücadelesinin en yüksek biçimi olan savafl›n en s›cak siperlerinde büyür

içinde aç›kl›k getirilmifl olacakt›r. Ama k›saca yan›tlarsak: Çünkü; iki düflman s›n›f aras›ndaki tüm mücadele gelip bu s›n›flar›n kullanaca¤› parti, ordu ve cephe gibi araçlara ve bu araçlarla yönetilen savaflta kilitlenir. Partinin-örgütün-ordunun s›n›f› cephesinden temsil etti¤i her mücadele gelip savafla ba¤lan›r. Bu iki düflman aras›ndaki sorun ancak ve ancak devrimci bir savaflla çözülebilir. Antagonist tüm çeliflkilerin çözümü zor ve fliddete dayan›r. Proletaryan›n burjuvaziye karfl› yürüttü¤ü savafl›mda örgütten baflka bir silah› yoktur. Parti ile ordu (ve devrimci birleflik cephe) proletarya ve halk kitlelerinin devrimde kullanaca¤› stratejik silahlard›r. Yani bunlar sa¤lanmadan devrim baflar›lamaz. Onun için, bunlar en önemlileridir. Bunlar da, komünist niteli¤inden de anlafl›laca¤› gibi, MLM ideolojinin güdümünde olup, bunun ilke ve amaçlar›n› kendine buyruk edinirler. O halde, bunlar›n en önemli oldu¤unu söylemek, tayin edici olan ideoloji ve komünizm hedefinin temeldeki esas önemler oldu¤unu yads›maz, buna ters düflmez. Zira bu temel üzerinde ve bu amaca ba¤l› olma kayd›yla kullan›lan araçlar, metotlar ve örgütlenmeler olmas› itibar›yla ve bu anlamda en önemlileridir. Yoksa, elbette ki “her fley parti-ordu-savafl için” de¤il, halk ve proletarya iktidar› ile son tahlilde komünizm içindir. Ve gerçekte de yukar›da s›ralanan kimi görevler ve daha fazlas›n›n hepsi komünizm davas› u¤runad›r, buna tabidir. Tekrar burjuvaziye alternatif olarak her cephede yükseltilmesi gereken örgütlü s›n›f duruflu temsiline dönersek; parti, ordu, cephe gibi devrimin stratejik araçlar› ve bunlar arac›l›¤›yla yürütülen di¤er tüm faaliyet ve görevler elbette ki en yetkin biçimde temsil edilmek ve burjuvaziye karfl› savafl›mda yerine getirilmek durumundad›rlar. Çünkü onlar›n devleti, ordular›, siyasi partileri ve kurumlar› ile her türlü araçlar›, halk kitlelerini kuflatan ekonomik-siyasi sistemleri vard›r. Bu ö¤üten deve karfl›, güçlenmek ve kendi iktadar araçlar›yla karfl› durmak zorunluluktur. Fakat bütün bunlar, bugünden yar›na hemen olacak fleyler de¤ildir. Mevcut pratik güce bak›ld›¤›nda küçük ve yetersizdir, olanaklar son derece s›n›rl› olup, tüm ör-

gütsel yap› yasad›fl› flartlarda devlet terörü alt›nda korunmak ve yoksunluklar içinde mücadele gücünü gelifltirmek durumundad›r. Dolay›s›yla tüm yetenek ve kuvvetleri büyütmek üzere, kesintisiz-sistematik bir mücadele kararl›l›¤›yla küçükten-büyü¤e do¤ru ilerlemek ve uzun süreli çetin bir savafl›m vererek bunun birikimleriyle baflarma yolunu izlemek mevcut koflullarda dayat›lan bir zorunluluk oldu¤u gerçe¤iyle hareket edilmelidir. Gerici s›n›flar›n hesab›n› görecek olan kuvvetler ancak böyle teflkil edilecektir. Özellikle savafl; “önce ö¤renilip sonra yap›lacak bir ifl de¤il, yap›larak ö¤renilecek bir fleydir.” Savafl ancak savafl›larak ö¤renilir. Güçlü bir k›z›l ordu, gerilla çekirdeklerinden do¤acakt›r. Partinin ordu biçiminde-ordu içinde örgütlenmesinin anlam› burada a盤a ç›kmakta ve buradan ileri gelmektedir. Zira “iktidar namlular›n ucundad›r.” ve “Ordusu olmayan bir halk›n hiçbir fleyi yok demektir.” Hiç flüphe yok ki, silahlara siyaset komuta edecektir. Ordu ise, politik bir ordu olarak halk›n hizmetindeyken, ona proletarya ideolojisi ba¤lam›nda Maoist parti kumanda eder. Ordu, kay›ts›z flarts›z olarak partinin önderli¤indedir; bu önderli¤i tan›r ve ona ba¤l›d›r. Bütün bu flartlara uygun bir ordu can al›c› bir sorundur. Bizim ki gibi ülke flartlar›nda s›n›f mücadelesinin ald›¤› biçim ve anlam› budur. Kesin olan bir fley var ki, bütün sorunlar›n çözümünde kilit hakl›-devrimci savaflt›r. Hiç kuflkusuz ki tüm bunlar›, yani karfl›-devrimin a¤›r sald›r›lar› ile bask› ve yasaklarla biçimlenen yo¤un illegalite koflullar›n›n tüm s›n›rlamalar› alt›ndaki yoksunluklar içinde devrimin kuvvetlerini en yetkin düzeyde teflkilatland›rmak, ancak komünizm amac›na ba¤l› komünist ilkelerle billurlaflm›fl bir parti, bunun önderli¤inde bir ordu ve cephenin tesis edilip gerçeklefltirilmesiyle mümkündür. Bu parti, gönüllü birliktelik ve bilinçli disiplin temelinde demokratik normlara uygun olarak merkezileflmifl bir parti olmak durumundad›r. Dahas›, s›n›f savafl›m›na öncülük yapacak bu parti demokratik-merkeziyetçilik ilkesine göre örgütlenmek, demirden bir disipline sahip olmak, irade-eylem birli¤i zemininde iki çizgi mücadelesi ve elefltiri-

özelefltiri silahlar›n› kullanan bir niteli¤e, yani Maoist niteli¤e sahip olmak zorundad›r. Düzen taraf›ndan siyasi co¤rafyam›z›n toplumsal sistemi anlam›nda egemen k›l›nan özel flartlar, burada devrimin örgütlenmesini bafl›ndan itibaren silahl› mücadele temelinde gerilla savafl› biçiminde geliflmesini flart koflmaktad›r. Yani, bizim ve bizimki gibi koflullarda devrim ile karfl›-devrim bafl›ndan itibaren silahl› savafl durumunda bulunur. Bunun devrimimizin üstün bir özelli¤i oldu¤u gerçe¤ini anlaman›n önemli oldu¤unu belirtelim. Bir fley daha ekleyelim ki, yeni demokratik devrim ve kesintisiz olarak sosyalist devrim inflas› ile Proleter Kültür Devrimleri sürecinin öncü-önder partisi silahl› mücadeleler tecrübesi içinde piflerek çelikleflecektir. Yerli gericilik ile dünya gericili¤inin tarihin karanl›¤›na gömülmesinin yolu böyle bir partinin önderli¤inde aç›lan Halk Savafl›’n›n yarg›çl›¤›yla baflar›lacakt›r. Bir bütün olarak proletarya ve halk kitlelerinin emperyalist-kapitalizm, komprador bürokratik burjuva ve feodal s›n›flara karfl› verdi¤i s›n›f savafl›m›nda komünist parti savafl kurmay› oldu¤una göre, bu savafla her yönüyle haz›rlanmak ve haz›r olmak, yani savafl yetene¤inden savafl›n ideolojik-politikörgütsel tüm ihtiyaçlar›na kadar her düzeyde yeterli donan›m› sa¤lamak durumundad›r. Her fleyden önce bu, bütünlüklü bir siyasi mücadele içinde kazan›lacak bir donan›m olacakt›r. Siyasi mücadelenin somut ifadesi ise, gündemindeki yeni demokratik devrim format›ndaki Halk Savafl›’d›r. Halk Savafl›’nda merkezi halka köylü gerilla savafl›d›r. Devrimci savafl salt bir askeri savafl ile s›n›rl› de¤il, binlerce ayr›nt›dan teflekkül olan kapsaml› görevler y›¤›n›d›r. Ve elbette ki, tüm görevler uyumlu bir plan temelinde bir birini destekleyen tarzda ve bütünlük içinde yürütülmek zorundad›rlar. Ne var ki, bir süreçte yaln›zca bir tek merkezi görev mümkün oldu¤undan, di¤er görevler merkezi göreve tabi ve ona hizmet eder tarzda ele al›n›rlar. Devrim stratejisi olarak Halk Savafl› belirlendi¤ine göre ve parti de kendisini buna uygun konumland›rd›¤›na göre, di¤er görevlerin tümü savafla ba¤l› olarak yürütülürler. Parti de bu siyasi mücadelesindeki dona-

n›m›n› yine bu savafl içinde gelifltirip tamamlayacakt›r. Kaypakkaya yoldafl›n dedi¤i gibi, parti bizzat savafl içinde geliflip pekiflecektir. Maoist parti politik savafl partisi oldu¤una göre, savafl içinde ve ordu biçiminde örgütlenmek zorundad›r. Ki bu, kabul edilmifl ve uygulanan bir do¤rudur. Fakat objektif pratik gerçek bunu karfl›lamaktan geridir veya uzakt›r. O halde öne ç›kan görev nedir? Savafla göre flekillenmek! Bu ne anlama gelir? Halk Savafl›’n›n gelifltirilmesi için genel bir seferberlik uygulamak anlam›na! Ayr›nt›s› nedir bunun? Tüm faaliyet ve çal›flmalar›m›z›n, her düzey ve nitelikteki örgütlerimizin esas enerjisini-gücünü gerilla savafl›n›n hizmetine sunmas›, ona insan gücünden lojistik deste¤e kadar her bak›mdan güç katmas›d›r! Siyasi co¤rafyam›zda tasfiyecilik de¤iflik biçimlerde ve tek noktada birleflerek geliflen bir e¤ilim olarak boy göstermektedir. O da fludur; düzen içi burjuva demokratik mücadeleler ekseninde yasalc›l›¤a gömülmek. Bundan sak›nmak komünist devrimcilerin yetene¤i dahilindedir. Fakat bu, onlar›n tamamen bundan muaf kald›klar›-kalacaklar› anlam›na gelmez. Fark edilmeyen s›z›nt›larla sinsi bir biçimde bizleri kuflatmaktad›r. Buna tam anlam›yla gö¤üs germenin biricik yolu, parti önderli¤i alt›nda s›k›ca birleflerek gerilla savafl›nda ›srar etmektir. Burjuva düzen içi kalmay› fetifllefltirmifl reformist-revizyonist e¤ilim son tahlilde s›n›f iflbirli¤ine dayanan “devrimcili¤in” en belirgin savunular›ndan olan tehlike olarak co¤rafyam›zda bulunmaktad›r. Bu iflçi s›n›f› ve halk hareketine bir tehdit oldu¤u kadar, bunun panzehiri de devrimci savafl çizgisidir. Genifl iflçi ve halk kitleleri, ya da devrimci kesimler ancak gerici devletin gerçek rolü ve düzenin niteli¤i flartlar›nda “demokrasinin” yan›lt›c› olup, burjuva demokrasisinin ayr›m›n› proleter demokrasiden yapamad›klar› taktirde burjuva yasall›¤›n› kabullenirler. Ama bu, proleter devrimcilerin ifli olamaz. Onlar devlet ve iktidar›n niteli¤i kadar “demokrasilerinin” de neme nem fley oldu¤unu çok iyi bilmektedirler. Demokrasinin flartlar›m›zda bir devrim sorunu oldu¤unu da pekiyi bilirler. Bunu bile bile burjuva demokrasisi hayranl›¤›yla düzen içi yasalc›l›¤a bel ba¤lamalar›, s›n›f mücadelesinin yasalar›na s›rt çevirmek olur ki, bu gerçek devrimcilerin de¤il, burjuva düzen kutsay›c›lar›n›n ifli olabilir. Maalesef Türk hakim s›n›flar›n›n hile ve oyunlar eflli¤inde büyük demagojilerle yaratt›¤› hava ülkenin s›n›f hareketinin dünübugünü belli olan kesimini derin karanl›k dehlizlerine çekerek h›zla yutmaktad›r. Burjuvazi taraf›ndan ilhak edilip düzenle birleflmeleri ivme kazanm›flt›r. Maoistlerin bunlarla benzeflir bir özelli¤i yoktur-olamaz. ‹ktidar hedefine ba¤l› olarak ve flartlar›n buyru¤una uygun olarak, yasal demokratik örgüt ve mücadelelerini kullanmakla birlikte, bütün bunlar› illegal örgüt ve savafl örgütlenmesi esas›na ba¤layarak nitel bir ayr›fl›m vard›r. “Evrimci” yolu benimseyen bu zatlar burjuva düzeni içten iyilefltirme yoluyla dönüfltürme z›rvas›na inanmaktad›rlar. Onlar gerici düzeni sa¤lamlaflt›rmakla meflgulken, devrimci yolu benimseyen ve buna göre flekillenen maoist komünistler ise siyasi iktidar için mücadele bayra¤›n› yükselterek burjuva-feodal düzeni yerle bir etme hedefine kilitlenmifl durumdad›r. Siyasi iktidar sorunu her devrimin temel meselesiyse, devrim gerici devlet makinesini paramparça etmek üzere düzen s›n›rlar› d›fl›nda iskelet bulmak ve savafl içinde çelikleflmek zorundad›r. Devrim, bayatlam›fl “bar›flç›l geçifl” z›rvas›n›n ruhunu tafl›yan yasalc›l›k kulvar›na s›¤maz. O, siyasi iktidar mücadelesinin en yüksek biçimi olan savafl›n en s›cak siperlerinde büyür. fiimdi Maoist partinin önünde oldu¤u kadar, tüm militan devrimcilerin önünde flu somut görev durmaktad›r! Gerilla savafl›n› gelifltirmek üzere aya¤a kalmak ve savafla kat›lmak! Parti savafl içinde devrime haz›rlanmakta ve savafl yoluyla devrimi haz›rlamaktad›r. Bu diyalekti¤i kavrayan devrimin s›ra neferleri politik savafl partisinin direktifleri do¤rultusunda yüzünü-yönünü gerilla savafl›na dönmelidir. Çünkü gelece¤i tayin eden esas yol, yaln›zca ve yaln›zca Maoist parti önderli¤inde anlam bulan Halk Savafl› yoludur. Çünkü yeni demokratik cumhuriyet, sosyalizm ve yüce komünizmin yolunu açacak devrim sadece ve sadece bununla mümkündür. Ya s›n›f mücadelesinin yasalar›na ba¤l› kalarak devrimlerle tarihi ilerletecek ve s›n›f mücadelesinin geliflimine hizmet edilecek ya da tarihin karanl›klar› içerisinde gerici dünyan›n so¤uk sular›na gömülerek yitilip gidilecektir. Bunda ara bir yol yoktur!


DEVRiMCi

DEMOKRASi

Paral› e¤itim bir can daha ald›

GENÇL‹K Geçti¤imiz günlerde gazetelerin haber sayfalar›na ve TV haberlerine “Bir Üniversitelinin Ac› Ölümü” manfletiyle ve medya taraf›ndan “trajik” cümlelerle süslenerek yans›t›lan bir haber yer ald›. Mu¤la Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Ça¤dafl Türk Edebiyat› 2. s›n›f ö¤rencisi olan Ömer Çetin’in (20) okul harçl›¤›n› ve har(a)ç paras›n› biriktirebilmek için ‹stanbul’da çal›flt›¤› bir okul inflaat›n›n 4. kat›ndan düflerek hayat›n› kaybetti¤i haberi… Asl›nda medyan›n trajik bir ölüm olarak ekranlara yans›tt›¤› bu olay, çürümüfl bir sistemin gün yüzüne ç›kan trajedisinden baflka bir fley de¤ildi. Haberin ilk bak›flta basit bir ifl kazas› ya-

hut da ülkedeki milyonlarca ö¤rencinin çal›flmas›n›n hayat flartlar›n›n zorlu¤u üzerinden ola¤an bir durummufl gibi yans›t›lan “inflaatta çal›flma” yönü asl›nda bugün milyonlarca üniversite ö¤rencisinin yaflad›¤› baflka bir gerçe¤i göstermektedir. Ömer Çetin de okul masraflar› için baflka ifllerde çal›flmak zorunda kalan binlerce üniversite ö¤rencisinden yaln›zca biriydi. Devlet üniversitelerinde astronomik rakamlar› bulan harç paralar› yüzünden okuyamayan ya da üniversite kap›lar›nda geleceksizli¤e terk edilen milyonlarca gençten yaln›zca biri… Paral› e¤itim ile ilkö¤retim s›ralar›ndan bafllayarak yüksekö¤renime kadar “paran

3-16 EYLÜL 2010

varsa okursun” anlay›fl›yla flekillenen e¤itim sistemi, bugün birçok ö¤renciyi gelece¤in iflsizler ordusunun önemli bir parças› haline getirmekte, hem okuyup hem çal›flma devlet üniversitelerinde ö¤renim görebilmenin tek seçene¤i olarak dayat›lmaktad›r. Özellikle yoksul emekçi halk›n çocuklar› e¤itim görebilmenin karfl›l›¤› olan yüksek harç paralar› karfl›s›nda ya ö¤renim hayat›n› bir hayal olarak rafa kald›rmakta ya da Ömer gibi çal›flarak e¤itimini devam ettirebilmenin savafl›n› vermektedir. Ömer’in ölümünde di¤er önemli bir yan ise bugün ülkemizde sigortas›z, ifl güvencesiz çal›flma koflullar›na mahkum edilen

iflçilerin, emekçilerin neredeyse her gün karfl›laflt›¤› baflka bir gerçe¤i göstermektedir. Ülkemizde ifl güvencesiz ve sigortas›z iflçi çal›flt›rmak art›k ola¤an bir hale gelmifl, aç›ktan olmasa da ç›kart›lan yasalarla bu uygulaman›n önü aç›lm›flt›r. Sigorta ve ifl güvenli¤inin sa¤lanabilmesi için gerekli olan harcamalardan k›sarak kendi kar›n› düflünen ve insan hayat›n› hiçe sayan anlay›fl, kamu kurumlar›ndan özel iflletmelere varana de¤in bugün ülkede yaflanan yüzlerce ifl kazas›na ve ölüme kap› aralam›flt›r. fiuras› bir gerçek ki mevcut düzende insan hayat›n›n hiçbir k›ymet-i harbiyesi yoktur. Önemli ve k›ymetli olan fley, piyasada para olarak bir

9

karfl›l›¤› olan o iflten ne kadar kar elde edildi¤idir. ‹flte Ömer de ifl güvencesiz ve sigortas›z çal›flt›r›larak bu kar h›rs›n›n kurban› binlerce iflçiden yaln›zca birisi olmufltur. A¤r›’dan bir ay önce ‹stanbul’a çal›flmak için gelen ve çal›flt›¤› inflaattan düflerek hayat›n› kaybeden “üniversiteli Ömer’in ölümü” ne ilkti ne de sonuncu olacak. Verili sömürü düzeni devam ettikçe yaflam› s›nav sistemleriyle kuflat›lan milyonlarca ö¤rencinin üniversite kap›s›ndan içeri ad›m›n› atar atmaz cebindeki para kadar e¤itim alma hakk›na sahip olma gerçe¤i de¤iflmeyecektir.

Halk gençli¤i köy çal›flmalar›n› sürdürüyor DGH taraf›ndan bafllat›lan Emek Seferberli¤i Kampanyas› kapsam›nda bu y›l üçüncüsü gerçeklefltirilen Köy Çal›flmalar› sürdürülüyor. Tasfiye rüzgârlar›n›n hâkim s›n›flar taraf›ndan sert bir flekilde estirildi¤i ülkemizde DGH, ideolojik anlamda bilimsel sosyalizme sar›lman›n öneminin alt›n› kal›nca çizerek, bu tasfiye sald›r›lar›n›n ezilen s›n›flarla bütünleflerek, onlarla ayn› kaderi paylaflarak k›r›labilece¤ini yapt›¤› aç›klamalarda s›kl›kla savunmufltu. Yine bu kapsamda DGH, üye ve taraftarlar›n› yaz dönemlerinde emek ve üretim süreçlerinin bir parças› olmaya ça¤›rarak, çeflitli ifllerde çal›flmaya davet ediyor. Karfl›l›ks›z eme¤in, kolektif yaflam ve paylafl›m›n kan tafl›d›¤›, halk gençli¤inin politik gençlik örgütü DGH yaklafl›k iki hafta önce köy çal›flmalar›n› bafllatt›lar. DGH’liler sadece çal›flmakla kalmay›p, köylülerle ve köye çal›flmak için gelen mevsimlik iflçilerle de sohbetler gelifltirdiler.

Ayr›ca gençlerimizi okula gönderemiyoruz ya da çok zor flartlar alt›nda okutuyoruz.

-Hastaland›¤›n›zda ne yap›yorsunuz? Acil hastal›klarda patronu ar›yoruz. ‹lçeye, doktora götürüyor. Onun d›fl›nda imkân›m›z varsa biz kendimiz gidiyoruz.

DGH’liler Mevsimlik ‹flçileri Ziyaret Ettiler Köy çal›flmalar›n›n kat›l›mc›s› DGH’liler çal›flmalar›n yürütüldü¤ü bölgeye çal›flmak üzere gelen mevsimlik iflçilerin çad›rlar›n› ziyaret ederek sohbetler gerçeklefltirdiler. Mevsimlik iflçiler DGH’lileri hofl karfl›larken sorunlar›n› paylaflt›lar. ‹flçiler DGH’lilerin sorduklar› sorulara yan›tlar vererek içerisinde bulunduklar› durumu aktard›lar.

-Buraya nereden geliyorsunuz? Burada hangi iflleri yap›yorsunuz? Urfa Viranflehir’den geldik buraya, domates tarlas›nda çal›fl›yoruz. Domatesleri tarladan toplayarak kamyonlara yüklüyoruz. -Çal›flma koflullar›n›zdan, buradaki yaflam›n›zdan bahsedebilir misiniz? Kilo hesab› çal›flt›¤›m›z için çal›flma saatlerimiz, kaç kifli çal›flaca¤›m›z bize kalm›fl durumda. Ama elimize bir fley geçebilmesi için a¤›r koflullar alt›nda durmadan çal›flmam›z gerekiyor. Mecburen çoluk çocuk eli ifl tutan herkes çal›fl›yor. Baflka bir flans›m›z yok. Güne, sabaha karfl› saat üç gibi bafll›yoruz. Uyan›p tarlaya gidene kadar saat dördü buluyor. Saat dörtte tarlaya girmifl ve çal›flmaya bafllam›fl oluyoruz. O saatte göz gözü görmüyor. Bazen domateslerin hepsini toplayam›yoruz bile. Tarla sahibi uyar›yor gün a¤ar›nca kalanlar› toplamam›z için. Bir de sivrisinekler var. Erken saatlerde mahvediyorlar bizi. Yaklafl›k olarak iki saat çal›flt›ktan sonra saat alt› gibi kahvalt›m›z› yap›yoruz. Kahvalt›m›z› yapar yapmaz tarlaya geri dönüyoruz. Gün a¤arm›fl oluyor, daha h›zl› çal›fl›yoruz. Ö¤len saat bir ya da iki gibi yemek yiyoruz. Yemeklerimizi kendimiz getiriyoruz. Sonra akflam saat sekize kadar bu flekilde çal›flma devam ediyor. Hava karard›¤›nda çad›rlar›m›za geri dönmüfl oluyoruz. Akflam yeme¤ini yedikten sonra uyuyup kal›yoruz.

GENÇ YORUM 30 y›l› geride b›rakan 12 Eylül, “traji-komik” bir hal alarak yine, Türkiye-Kuzey Kürdistan gündeminin merkezine oturdu. Sosyo-ekonomik yap› gerçekli¤inin sonucu olarak faflist rejimin parlamenter peçeye ihtiyaç duymaks›z›n, komünist, devrimci, ulusal devrimci ve demokratlara pervazs›zca sald›rd›¤› ve bu sald›r›lara gerici devletin üst yap›s›nda daha da sa¤lama ald›¤› bir dizi de¤ifliklik gerçekleflmesine ihtiyaç duyarak burjuvafeodal üretim iliflkilerinin temellükünü devam ettirdi¤i 12 Eylül “yine” merkez-gündem’i iflgal etmekte. Hâkim s›n›flar cephesinde k›l›çlar›n çekildi¤i ve h›nçla genel seçim havas›nda, memleketin kar›fl kar›fl gezildi¤i bir atmosferde, akl›selim olan herkesin mevcut anayasa de¤iflikli¤ine ‘evet’ ya da ‘hay›r’ denmesinin kimlere ne fayda getirece¤ini alenen görecektir. “Tekrar” ele al›nan anayasan›n, s›n›f niteli¤i, ezilen s›n›flar ve Kürt ulusu, az›nl›k milliyetler ve ezilen inançlar için bir fley getirmeyece¤ini, neden bizler aç›s›ndan bir kazan›m olmad›¤›n›, ‘hay›r’ demenin ise ayr› bedbaht bir durum oldu¤unu daha önceki yaz›lar›m›zda etrafl›ca anlatt›k. Ki, TKP, ÖDP, EMEP ve Halkevlerinin yürütmüfl oldu¤u 'AKP'ye Hay›r' çal›flmas› bu bedbaht halin ibretlik bir ifadesi olarak karfl›m›zda durmaktad›r. Devrimci, sosyalist söylemlemleri pervas›zca kullanan bu reformist, revizyonist 'dörtlünün' ufku, düzenin belirle-

-Bu iflleri nas›l, nereden buluyorsunuz? Paran›z› alabiliyor musunuz? Büyük day›bafl›lar var. Ülke genelinde birçok yerde iflçi çal›flt›r›yorlar. Biz de bir day›bafl› arac›l›¤›yla bu ifli ayarlad›k. Buradan gelmeden önce Eskiflehir’de çapa ifli yapt›k, bir ay kadar da orada kald›k, yine ayn› day›bafl› ayarlad› o ifli, zaten akrabam›z bu day›bafl›. Day›bafl›, tarla sahibinden al›yor paray›, kendi pay›n› kestikten sonra bize veriyor param›z›. Kazanc›m›z›n yüzde 10’unu day›bafl› al›yor. Genelde pek sorun olmuyor, param›z› al›yoruz. Gerçi Eskiflehir’deki çapa iflinin paras›n› daha alamad›k, ne olacak bilmiyoruz. -Hep böyle baflka yerlerde mi çal›fl›yorsunuz? K›fl›n sadece üç ay boyunca Viranflehir’deyiz. Orada da bulursak inflaat ifllerinde çal›fl›yoruz. Su olmad›¤› için tar›m yap›lam›yor Viranflehir’de, maliyetini kurtarm›yor

yap›ld›¤›nda da. Viranflehir’de kald›¤›m›z zamanlar›n d›fl›nda sürekli farkl› yerlerde çal›fl›yoruz. Birçok yere gidiyoruz. Pamuk, domates, fleftali, so¤an, çapa… birçok iflte çal›fl›yoruz, ne ifl bulursak yap›yoruz mecburen. Gitti¤imiz yerlere çad›r kuruyor, bir ay kadar çal›fl›yoruz genelde. Hep day›bafl› ayarl›yor.

-Bu flekilde çal›flan›n zorluklar›ndan bahsedebilir misiniz acaba? Düzenli bir yaflam›m›z yok. A¤›r koflullar alt›nda çad›rlarda geçiyor hayat›m›z. Sürekli sineklerle, böceklerle hastal›klarla karfl› karfl›ya kal›yoruz. Televizyon izleyemiyoruz, gazete okuyam›yoruz. Hayat›n bütün olanaklar›ndan mahrumuz. Sadece çal›fl›yoruz. Gün a¤armadan bafll›yoruz, yata¤a girene kadar çal›fl›yoruz. S›kl›kla elektrik s›k›nt›s› yafl›yoruz. Gaz lambas›yla ayd›nlanmak zorunda kal›yoruz.

-Hastane masraflar›n›z› kim karfl›l›yor? Biz kendimiz karfl›l›yoruz. Herhangi bir sa¤l›k güvencemiz yok. Hastaneye gitti¤imizde bir ton masraf ç›k›yor, ödemekte zorlan›yoruz. Zar zor kazand›¤›m›z› da oraya vermek zorunda kal›yoruz. Ne day›bafl› ne de patron hiçbir fley vermiyor. DGH’lilerin düflünce ve gözlemleri ise flöyle: ‹fle giderken ve gelirken mevsimlik iflçilerin çad›rlar›n› görüyorduk. Genellikle köyün d›fl›na do¤ru, tarlalar›n ve ba¤lar›n oldu¤u yerlerde yafl›yor iflçiler. Derme çatma tahta iskeletlerin üzerine geçirilen naylonlardan yap›lm›fl çad›rlarda kal›yorlar. Çal›flma saatlerinin d›fl›nda, çad›rlar›n önünde kad›nlar yemek yap›yor, çamafl›r y›k›yor ve çocuklar›na bak›yorlar. Bu nedenle ilk etapta ziyaret etmekte çekinceler yaflad›k. Ziyaret etti¤imizde erkek iflçilerin yanlar›na oturduk. Oradaki kad›nlar›n bizlerden çekindi¤i belli oluyordu. Yabanc›lar›n yan›nda bulunmak istemiyorlard›. ‹flçilerin neredeyse hepsi ya aile ya da yak›n akraba. Tahminen akraba evlilikleri de yaflan›yor iflçiler aras›nda. Bizleri oldukça s›cak karfl›lad›lar. Kendi aralar›nda Kürtçe konufluyorlard›, bizimle de Türkçe. Nereli oldu¤umuzu sordular. Bir çocu¤a Kürt olup olmad›¤›n› sordu¤umuzda gülümseyerek “insan›m” cevab› vermesi ilgi çekiciydi. 10-15 yafllar›ndaki çocuklar›n kollar›n›n kasl› olmas›ndan belliydi a¤›r ifllerde çal›flt›klar›. 3-5 yafl›nda çocuklar da vard›, çad›rlar aras›nda kofluflturan. ‹flçiler onlar›n da bir yetiflkin gibi çal›flt›¤›n› söylediler. Yaflam koflullar›n›n a¤›rl›¤›, ortam›n sa¤l›ks›zl›¤› uçuflan sineklerden bile belli oluyordu. Her ne kadar soramasak ve inceleme flans› bulamasak da tuvalet ve banyo konusunda da ciddi sorunlar yaflad›klar› belliydi. Yakt›klar› atefllerde sebze yemekleri pifliriyorlard›. Bize de çay ikram ettiler. Söylemek gerekir ki en yafll›s›ndan gencine kadar hayat doluydular. Bu kadar a¤›r koflullar alt›nda adeta bir köle gibi yaflarken gülmesini de biliyorlard›. Kendi aralar›nda flakalafl›yorlar ve gülüyorlard›. Bir genç sohbet esnas›nda lise mezunu oldu¤unu ancak imkânlar›n›n olmamas› nedeniyle s›navda baflar›l› olamad›¤›n› belirterek, üniversite hayallerinden bahsetti. S›cak bir sohbetin ard›ndan müsaade isteyerek tan›flmaktan duydu¤umuz memnuniyeti belirterek ayr›ld›k.

Boykot ama nas›l?

S‹NAN ÇAKIRO⁄LU di¤i muhalefet s›n›rlar› dahilindedir. Ezilen milyonlar›n bilincini buland›ran bu kesimlerle ideolojik mücadele her alanda yükseltilmeli, s›n›f nitelikleri kitlelere anlat›lmal›d›r. Bu yaz›da amac›m›z daha ziyade, Komünist-devrimcidemokrat-yurtsever ve ilerici çevre taraf›nda bafllat›lan boykot çal›flmas›n›n, referanduma bir ay kala nas›l bir yöntembilim (metodoloji) dahilinde ilerlenece¤i meselesini tüm köfleleriyle tart›flmak-tart›flt›rmakt›r. Anayasa, bir toplumun iflleyifl ilkelerinin topland›¤› hukuki idare merkezidir. Marx, “Ekonomi Politi¤in Elefltirisine Katk›” adl› eserinde, ‘Varl›klar›n›n toplumsal üretiminde, insanlar, aralar›nda, zorunlu kendi iradelerine ba¤l› olmayan iliflkiler kurarlar…. Bu üretim iliflkilerinin tümü, toplumun iktisadi yap›s›n›, belirli toplumsal bilinç flekillerine tekabül eden bir hukuki ve siyasal üst yap›n›n üzerinden yükseldi¤i somut temeli olufltururlar’[1] diyordu. O’na göre ‘Hukuki’ ifadenin ‘somut temeli’ alg›lanmaks›z›n, yürütülen tüm tart›flmalar, ufku burjuva ekonomizmini aflamayan yorumlar olarak tarihin sayfas›na not düflülüyordu. Bir s›n›f›n hizmetinde olarak devlet, bazen bir tane bask› arac›na ihtiyaç duyar ama birden fazla ideolojik ayg›t› vard›r. Her ideolojik ayg›t bask› arac› de¤ildir ama her ideolojik ayg›t bask› arac›n› çehreler, güçlen-

dirir ve kitleler içerisinde kök salmaya çal›fl›r. Anayasa, ister burjuva anlamda demokratik olsun, isterse günümüz gerçekli¤inde faflizmin resmi organ› olsun, ezen s›n›flar›n elinde, ezilen s›n›flar›n, ulus ve az›nl›k milliyetlerin, az›nl›k inançlar›n üzerindeki ideolojik ayg›t› olmaya devam edecektir. Bu gerçeklikten yola ç›karak, neden mevcut anayasaya karfl› ç›kt›¤›m›z› ve bu karfl› ç›k›flta halk kitlelerine neyi önerdi¤imizi cüretkâr bir flekilde aç›klamak görevdir. Bu görev, Yeni Demokratik Devrimin hukuki ifadesi olan Yeni Demokratik Halk Anayasas›d›r! Fakat ad›ndan da anlafl›laca¤› gibi Yeni Demokratik Halk Anayasas› bu anlamda boykot cephesi içerisinde ayr›flan bir boykot muhtevas›yla ön planda durmaktad›r. fiöyle izah edecek olursak, bizim önerdi¤imiz anayasa, muhalefeten ya da fi tarihinde yap›lmak üzere ertelenen bir perspektife sahip de¤il, bugünden itibaren mevcut üretim iliflkilerini y›ka y›ka Demokratik Halk ‹ktidar›na uzanan niteliktedir. Bizim önerdi¤imiz anayasa, halk kitlelerini boykota ça¤›ran de¤il, yar›n›n icra merci olma yolunda bugünün öznelerine dönüfltüren niteliktedir. Ve en az di¤er önermelerimiz kadar önemli olan, devrimci hareketin kafas›n›n haylice –hem de oldukça haylice- kar›fl›k oldu¤u, çal›flmalar›m›za bilimsel komünist rengini veren ö¤e, salt demokratik anayasa de¤il, yeni demokratik

halk anayasas›d›r. Tekrardan izah edecek olursak, s›n›fl› toplumun realitesi olarak, ufku burjuva dünyas›n› aflmayan “s›n›fs›z” demokratik çal›flma güdümlü de¤il, tarihsel anlamda ara geçifl olarak yeni demokrasi gerçekli¤ini gören ama y›lmadan s›n›fs›z topluma ilerleyen, özcesi, kendini de y›kan bir anayasad›r önerdi¤imiz Kuflbak›fl› bak›ld›¤›nda, taleplerin ayn› oldu¤u görülen boykot anlay›fl›n›n irdelendi¤inde nas›l farkl›l›klar gösterdi¤i ortadad›r. fiüphesiz ayn›l›klar›m›z-ortakl›klar›m›z var. Ama çizgidir tayin edici olan. fiayet örnek verecek olursak, komünist devrimciler, hâkim s›n›flar›n kulland›¤› tabirde referandumu “tarihi f›rsat”[2] olarak de¤erlendirmezler. Hâkim s›n›flar kullans›n ya da kullanmas›n de¤erlendirmezler. Çünkü s›n›f savafl›m›nda, en son tahlilde belirleyici olan s›n›f mücadelesidir. Hâkim s›n›flar›n çeliflkilerinden kaynakl› tart›flmaya sundu¤u bu süreç, boykotun alt›nda ezilse dahi “tarihi f›rsat” yaratmaz! Zira tarihi, f›rsatlar yaratmaz! Tarihi yaratacak olan kitlelerin devrimci eylemidir! Boykot, sistemin bütünlüklü teflhirini yaparak, komünist-devrimci-demokrat ve ulusal devrimcilerin kitlelere nüfuz etmesini sa¤layabilir (kesin sa¤lamaz! Sa¤layabilir) ama bunun ötesinde toplumsal 'bingbang' patlamas›n› beklemek idealizmden beslenen konformist bir yönelimin kendisidir. O yüzden “tarihi f›rsat” beyan› “ta-

lihsiz” bir küçük burjuva hüsran›d›r. Sonuca varmadan önce “yetmez ama hay›rc›lar” güruhu, Cemal Süreya’dan bir al›nt› yaparak, ‘Ar› su içece¤im diye susuzluktan ölünmez’ komedisine oynam›fllar. Fakat espri konusu olan, içilecek olan›n fliflede olup olmamas› yani biçimi de¤ildir. Ac›s›yla tatl›s›yla, içilen suyun köklerinin nereden geldi¤idir. Üretim koflullar›n›n yeniden üretimidir, hâkim s›n›flar›n iç dünyalar›nda dolaflan. Bu dalaflta hangi kli¤in üstün olaca¤› sorunundan ziyade, yeniden üretim sürecinin deflifre edilerek, topra¤› kirli olan özel mülkiyet dünyas›n›, s›n›fs›z topluma götürebilmek için, tarihsel zorunluluklar› göz ard› etmeden neler yap›labilece¤idir. ‘Kitleleri sadece savafl› yürütmek için seferber etme’[3] durumunda olamay›z. Mücadelenin a盤a ç›kard›¤› olanaklardan yararlanarak, Referandum ham hayalini, aktif boykot ile yaflam›n tüm alanlar›nda örgütleyerek ve kitleleri Demokratik Halk Devrimi’ne kanalize ederek ilerlemek temel görevimizdir. [1]Karl Marx, Ekonomi Politi¤in Elefltirisine Katk›/ sayfa 25 [2] Boykot Cephesinin aç›klamas›ndan [3] Mao Zedung, Seçme Eserler / Cilt 1 sayfa 211


10

DÜNYA

3-16 EYLÜL 2010

DEVRiMCi

DEMOKRASi

Obama, ABD’nin Irak’taki rölünün “sona erdi¤ini” aç›klad› Barack Obama, halka hitaben yapt›¤› konuflmada, “Irak'›n Özgürlü¤ü Operasyonu tamamland›. fiimdi, ülkenin güvenli¤inden Irak halk› sorumlu" diyerek, Irak halk›na desteklerini sürdüreceklerini söyledi. Irak’ta “büyük bedel” ödediklerini iddia eden Obama, 7 y›l içinde 4 bin 400 ABD askerinin öldü¤ünü, iflgalin ABD ekonomisinde bir trilyon dolardan fazlaya mal oldu¤unu ifade etti. Irak ve Amerika tarihindeki bu önemli aflamada sorumluluklar›n› yerine getirdiklerini öne süren Obama, “fiimdi yeni bir sayfa çevirme zaman›” diyerek bundan böyle Irak’›n ekonomik kalk›nmas›na yard›mc› olacaklar›n› belirtti.

Irak halk›na bahfledilen özgürlük: “Katliam” Obama bas›na verdi¤i demeçte “Irak'›n Özgürlü¤ü Operasyonu tamamland›” fleklinde aç›kla-

mas› ABD emperyalizminin Büyük Ortado¤u Projesi (BOP) kapsam›nda kulland›¤› en büyük kozu idi. ABD, Ortado¤u’nun zengin topraklar›n› kendi denetimi alt›nda tutmak ve bölgede tek güç olmak için stratejik sömürgelefltirme projesi kapsam›nda öne sürdü¤ü “terörizm”, “güvenli dünya” argüman› ile uluslararas› kamuoyunda “sömürgelefltirme iflgali”nin meflruiyetini sa¤lamak istedi. ABD sanal olarak yarat›¤› korku imparatorlu¤u ile birlikte halen çok tart›fl›lan 11 Eylül’de ikiz kulelere yönelik sald›r›n›n ard›ndan Irak’›, “terörist” faaliyetlerin oda¤› ve “kimyasal silahlar›n” depoland›¤› bir ülke haline geldi¤i yönünde iddialarla “özgürlük götürece¤im” sav›n› öne sürmüfl ve 2003 y›l›nda fiili olarak iflgal etmiflti. ABD çeflitli savlar öne sürerek dünya güvenli¤inde sorun olarak gördü¤ü Irak’› iflgal etmesinin

ard›ndan, onbilerce insan katledildi, yüzbinlercesi sakat kald› ve geliflen süreçle birlikte Irak yaflam›n tükendi¤i ölü bir co¤rafya haline geldi. Dünya halklar›ndan gizlenemeyen bu vahfletin yaratt›¤› uluslararas› kamuoyu bask›s› ABD’nin Irak’› iflgal ederken öne sürdü¤ü “kimyasal bombalar”›n art›k ortaya ç›kart›lmas› gerekti¤i noktas›nda bas›nça dönüfltü. Ancak “kimyasal bombalar yerine” ABD emperyalizmi Irak’ta (Afganistan’da oldu¤u gibi) petrol kuyular› ç›kartt›. Irak’ta ABD’nin götürdü¤ü “demokrasi” ve “özgürlük” yüzbinlerce insan›n can›na mal olurken, insanlar sadece ölümü de¤il, burjuva barbarl›¤›n›n her türlü iflkencesini tatt›. ‹nsanlar ailelerinden uzaklaflt›r›ld›, diri diri gömüldü, tecavüze u¤rad›, yak›ld› ve y›llarca süren ak›l almaz iflkencelerden geçirildi. ‹flgalde ölenlerin say›s›n›n 600 bini geçti¤i ve savafl sonucu yaralanan, sakat kalan insan say›s›-

n›n ise 1 milyonun üzerinde olmas› iflgalin gerçekli¤ini gösteriyor. Buna nazaran “terörizmin” oda¤› ve dünya güvenli¤ini tehdit eden Irak’ta ölen ABD askeri say›s› ise ABD’nin uluslararas› camiada yaratt›¤› korkunun gerçek olmad›¤›n›n ifadesi. ABD, bir okadar›n› gizlese de 5 bin askerini kaybetti.

tam bir yan›lsamadan ibaret. Bu aç›klama, ABD’nin dünya halklar›na anlatamad›¤› sömürü iflgalinin ve dünya halklar›n›n ABD’ye karfl› biriken öfkesinini törpülemekten baflka bir karfl›l›¤› yok. Irak’ta halihaz›rda bulunan ABD üssleri ve çekilmeden sonra kalacak ABD asker say›s›, iflgalin önceki y›llara göre askeri kademeyle de¤il, iflga-

Kendine ba¤›ml› bir devlet

lin bir di¤er yönü olan ekonomik-siyasi yönüyle

Irak iflgalininin son dönemde meflrulu¤unu sa¤layamayan ve dünya ülkelerini etkisi alt›na alan ekonomik-siyasi kriz ile birlikte ABD emperyalizmi, direniflin de etkisiyle birlikte Irak’tan çekilme plan›n› çok önceden yaflama geçirmiflti. Obama’n›n “Irak'›n özgürlü¤ü operasyonu tamamland›. fiimdi, ülkenin güvenli¤inden Irak halk› sorumlu” sözleri ile resmi olarak uluslararas› kamuoyuna aç›klad›¤› Irak’tan “çekilme” karar›

devam edecek. ‹flgalle bir bütün olarak sömürgelefltirdi¤i Irak’› her yönüyle kendisine ba¤›ml› hale getiren ABD, Irak’› ve iflgale karfl› direnifli yeni oluflturdu¤u tafleron Irak hükümeti ve ordusu arac›l›¤›yla yönetecek. Böylece ABD, Irak’ta bizzat içerisinde olmay›p perde arkas›ndan yönetece¤i Irak gerçekli¤i ile birlikte, hem bölgede hakim olmaya devam edecek hem de üzerine gelen elefltirileri bertaraf edecek.

‹srail-Filistin görüflmeleri bafllad›

Yar›-sömürge/yar› feodal Pakistan co¤rafyas›n›n beflte biri (1/5’i) sel alt›nda kald›. “Sel felaketi”nin yafland›¤› Pakistan’da yüzlerce insan yaflam›n› yitirdi. Geride kalanlar ise açl›k ve hastal›klarla bo¤ufluyor. “Do¤al afet” bölgesinde sa¤ kalabilen insanlar, g›da, bar›nma gibi tüm temel insani ihtiyaçlar›n›n karfl›lanmamas›n›n yan› s›ra, salg›n hastal›klarla yüz yüze. Çocuklar, yafll›lar ve di¤er afetzedelerin temiz su, g›da, ilaç ve bar›nma gibi bir çok fleye ihtiyac› var ve edinemedikleri için de ölümle yüz yüze yafl›yorlar. Yoksul Pakistan halk›, emperyalist dünya gericili¤inin yaratt›¤› “kadere” b›rak›l›p ölüme terk edilemez! Pakistan’da yaflanan sel felaketinin görünmeyen yan›nda emperyalizmin kar ve hegemonya amac›yla gelifltirdi¤i kimyasal, nükleer, biyolojik silah sanayi ve bütün bir kapitalist üretiminin do¤ay› tahrip etmesi ve küresel ›s›nmaya yol açmas› gerçe¤i var. Ayn› zamanda sel bask›n› denen felaketin bu kadar tahripkar, y›k›c› ve büyük ölümcül etkiye sahip olmas›n›n baflka bir sebebi de, emperyalizmin Pakistan’› sömürüp yoksullaflt›rmas›yla alt-yap›dan yoksun b›rakmas› ve benzeri gerçeklerdir. Emperyalist-kapitalist enerji ve silah sanayi ve at›klar› do¤ay› tahrip ederek dengesini bozan, küresel ›s›nmayla iklimleri de¤ifltirerek h›rç›nlaflt›ran ana sebeptir. Dahas›, emperyalist tekeller do¤an›n iflas etmesine karfl›n al›nmas› gereken önlemlere iliflkin yap›lmas› gereken antlaflmalara imza atmamakta ve bu anlaflmalara uymayarak do¤ay› yok etmektedirler. Kar ve dünya hegemonyas›n› do¤a ve insan yaflam›na tercih eden emperyalist-kapitalizmin do¤ay›

ve insanl›¤› felaketin efli¤ine sürükledi¤i bir gerçektir. Emperyalist sistemin yaratt›¤› bu sonuçlar direkmen emperyalist dünya sistemi taraf›ndan yoksullaflt›r›lm›fl halklar› ve geri b›rakt›r›lm›fl uluslar› vurmaktad›r. “Do¤al felaketlerin” geliflerek büyümesinin de, yoksul halklar›n bu afetlerde k›r›ma maruz b›rak›lmas›n›n da yarat›c›s› bizzat emperyalist dünya gericili¤idir. Emperyalist ülkeler bu a¤›r sonuçlardan sorumlu olmakla birlikte, “yard›m” yapma rölüne soyunarak “yard›msever” kesilmektedir. “Yard›m” ad› alt›nda verdikleri paralarla ora devletini borçland›r›p ba¤›ml›l›¤›n› derinlefltirip pekifltirmekte, “yard›msever” imaj›yla ora halklar›n›n minnetini kazanmaktad›rlar. Yani, kanlar›na buland›klar› halklar›n sempatisini almaya çal›fl›p, tüm suçlar›n› gizleyerek dünya halklar›na “insanc›l” olduklar›n›n mesaj›n› vererek hoflgörülerini kazanmaya çal›flmaktad›rlar. Yoksul halk› katliam ve felakete sürüklediklerini saklayarak, onlar›n ölülerini gömerek iyilik perisi rolünü almaktad›rlar. Tüm bunlardan dolay› emperyalizmi teflhir ederek, gerçek yüzünü halk kitlelerine göstermek devrimci görev olarak hayati önem arz etmektedir. ‹kinci olarak, teflhir etmekle yetinmeden yaflamda da ma¤dur olan yoksul halk›n yan›nda olmak, yard›m›na koflmak gerekmektedir. Aksi halde salt emperyalizmi teflhir etmek, yani yaln›zca konuflup prati¤e dökmemek, somut bir kazan›m yaratmayaca¤› gibi, gerçek bir de¤er tafl›maz. Emperyalizm ve tüm gericiler yoksul ve muhtaç durumdaki Pakistan’a “yard›m” eder görünürken; komünist ve devrimcilerin Pakistan halk›n›n durumu-

na karfl› sessiz ve ilgisiz kalmalar› kabul edilemez bir durumdur. Tam da burada, komünist hareketin merkezi durumundaki Devrimci Enternasyonal Hareket (DEH)’in faal olmas› özellikle gerekmektedir. DEH böylesi bir meselede, yani Pakistan halk›n›n karfl› karfl›ya kald›¤› felaket karfl›s›nda kay›ts›z kalamaz-kalmamal›d›r! DEH d›fl›ndaki tek tek komünist yap›lar veya hareketler için de ayn› görev ve sorumluluk günceldir. Pakistan halk›na yaflamsal gereksinimler için uluslararas› bir kampanya örgütlenmesi önemli bir yerde durmaktad›r. Komünist hareketin Pakistan halk›n›n bu dram› karfl›s›nda bir tutumu, tavr› ve görevi olmak durumundad›r. Komünistlerin, emperyalizmin dolayl› veya dolays›z olarak yaratt›¤› insanl›k dram› karfl›s›nda kay›ts›z kalma gibi bir lüksü olamaz. Oluflturulacak bir komiteyle ba¤›ms›z bir yard›m a¤› oluflturulabilir. Anti-emperyalist tüm kurum ve kurulufllarla ortak ve gerici devletlerin yard›m a¤›ndan ba¤›ms›z olan bir örgütlülük oluflturulabilir. Halklar›m›z giyecek, yiyecek, ilaç gibi temel yaflam malzemeleriyle destek vermeye ça¤r›l›p yard›m kampanyas› gelifltirilip yürütülebilir. K›sacas› tüm bunlar› ve belki de daha fazlas›n› DEH’in üstlenmifl olmas› olumlu ve etkili bir çal›flma olabilir. Her parçadaki devrimci-demokratik kurumlar ayn› biçimde yerel devletten ba¤›ms›z bir flekilde kampanyalar gelifltirebilir. Tüm komünist, devrimci ve halk kitleleri olanaklar› ölçüsünde yard›m kampanyas›na ça¤r›lmal›d›rlar. Devrimci-demokratik yard›m cephesinin örgütlenmesine halen ihtiyaç vard›r ve bu geç kal›nm›fl bir görev de¤ildi.

Pakistan’da insanlar hastal›k ve açl›ktan ölmeye bafllad›

Pakistan halk›n›n ac›s›na sessiz kal›nmamal›d›r Pakistan’da bin 500’den fazla kiflinin hayat›na mal olan ve 20 milyon kifliyi etkileyen sel felaketinin ard›nan insanlar açl›ktan ve hastal›klardan ölmeye bafllad›. Pakistan’›n güney eyaleti Sindh’te aralar›nda 4 çocu¤un da bulundu¤u 17 sel ma¤durunun hastal›k ve açl›k nedeni ile öldükleri bildirildi. Kahmor ve Larkana’daki mülteci kamplar›nda son 24 saat içinde 16 kifli mide ve ba¤›rsak iltihaplanmas› sonucu hayat›n› kaybetti. Thatta bölgesinde ise, yüzlerce kiflinin s›¤›nd›¤› mezarl›k alan›nda bir çocuk açl›ktan dolay› yaflam›n› yitirdi. Bölgedeki yerel yetkililerden Kari Muhammed Kaloro, kamplarda mide ve ba¤›rsak iltihaplanmalar› sonucu baz› ölümlerin oldu¤unu do¤rulad›. Kaloro, ancak ölenlerin kampa gelirken hastal›¤› tafl›d›klar›, hastal›¤› kampta kapmad›klar›n› ileri sürdü. Tar›m arazileri yok oldu Yine Pakistan'›n en büyük gelir kaynaklar›ndan olan tar›m arazileri sular alt›nda kald›. Bölgede tar›m›nda olmay›fl› insanlar›n kar›nlar›n› doyuracak ihtiyaçlara ulaflmas›n› iyice zorlaflt›r›yor. Öte yandan Pakistanl› uzmanlar, yüzlerce kiflinin ölümüne, binlercesinin evsiz kalmas›na neden olan sel felaketinde, bölgede etkin bir güç olan a¤aç ve kereste mafyas›n›n da pay› oldu¤unu belirtiyor. Son iki y›l içinde Kuzeybat› Pakistan’daki orman arazilerinin yüzde 70’inin talan edilmesi, felaketin etkilerini büyük ölçüde artt›rd›¤› belirtiliyor. Dir, Swat ve Nowshera bölgelerinde oldukça etkin olan a¤aç ve kereste mafyalar›n›n, bölgedeki a¤açlar› keserek, güneye gönderdikleri belirtildi.

‹srail-Filistin do¤rudan bar›fl müzakereleri, 2 Eylül tarihinde Amerika Baflkan› Barack Obama, ‹srail Baflbakan› Benyamin Netanyahu, Filistin Yönetimi Baflkan› Mahmud Abbas, M›s›r Cumhurbaflkan› Hüsnü Mübarek ve Ürdün Kral› Abdullah'›n da kat›ld›¤› törenle Washington'da bafllad›. ABD Baflkan› Barack Obama, ‹srail ve Filistin aras›ndaki do¤rudan görüflmeler öncesi, uzun y›llard›r devam eden Ortado¤u sorununda iki devletli çözümün sa¤lanabilmesi için umutlu oldu¤unu söyledi. Görüflmelerden soruna bir çözüm getirmesi noktas›nda ihtiyatl› bir umut içinde oldu¤unu ifade eden Obama, sorunun oldukça zor ve kar›fl›k oldu¤unu ifade etti. Mevcut durumun bölgede istikrars›zlaflmaya neden oldu¤una de¤inen Obama, son sald›r›lara da de¤inerek, örgütlerin, söz konusu görüflmeleri engellemek istedi¤ini, ancak bu tür sald›r›lar›n Amerika'y› bar›fl görüflmelerinden yana tav›r almaktan al›koyamayaca¤›n› dile getirdi. Netanyahu ise konuflmas›nda, "Biz iki savafl aras›nda bir ara dönem aram›yoruz. Terör eylemleri aras›nda geçici bir dönem aram›yoruz. Biz sorunu gelecek nesiller için sonsuza dek bitirecek bir bar›fl ar›yoruz" dedi. Abbas'a dönerek, onu 'Bar›fl orta¤›' olarak tan›mlayan Netanyahu, Washington'a tarihi bir uzlaflmaya varmak için geldi¤ini belirtti, fakat herhangi bir anlaflman›n ‹srail'in güvenli¤ini temin etmesi gerekti¤i konusunda da uyard›. Abbas, "Biz kan dökülmesini istemiyoruz. Biz iki ülke aras›nda bar›fl istiyoruz. Bu uzun süren ac›l› döneme bir son

vermek istiyoruz. Resmi bir bar›fl anlaflmas› imzalamak için bize yard›m edin. 1967'de bafllayan iflgali sona erdirerek bar›fl yapman›n zaman› geldi. Halk›m›z›n özgürlü¤ünü, hürriyetini, adeletini elde etmesinin, ‹srail'in yan› bafl›nda egemenlik sahibi bir Filistin devletinin kurulmas›n›n zaman› geldi" diye konufltu. ‹leride karfl›laflacaklar› zorluklara ra¤men görüflmelerin devam› için çal›flaca¤›n› belirten Abbas, bu noktada Netanyahu'ya Bat› fieria'da yeni yerleflim yerleri yap›lmas›n›n durdurulmas› ça¤r›s›nda bulundu. Hüsnü Mübarek ise, görüflmelere ev sahipli¤i yapmak istedi¤ini vurgulad›. Obama'dan da süreçte kiflisel rol almas›n› isteyen Mübarek, art›k soruna bir son vermek gerekti¤ini anlatt›. Kral Abdullah da çözüm için her türlü yard›m› yapacaklar›n›n sözünü verdi. Olas› bir anlaflma ç›karsa Kudüs’ün kontrolü ve ‹srail s›n›r› NATO taraf›ndan denetim alt›na al›nacak.

Hamas’tan ‹srail’e yönelik eylem ‹srail ile Filistin aras›nda ABD’nin denetimi alt›nda Washington’da yap›lacak “bar›fl görüflmeleri”ne saatler kala Gazze’nin kontrolünü elinde tutan Hamas, karfl› ç›kt›¤› görüflmeleri engellemek için büyük bir sald›r› gerçeklefltirdi. ‹srail iflgali alt›ndaki Bat› fieria’da El Halin kentinde bulunan Yahudi yerleflkelerine giden bir karayolunu kesen Hamas’›n askeri kanad› ‹zzeddin el Kassam Tugaylar› üyesi militanlar, otoyoldan geçen bir otomobili tarayarak 4 kifliyi öldürdü. Hamas eylemi “Kahramanca bir eylem” olarak nitelendirdi.

CIA Irak’ta ABD karfl›tlar›na karfl› faaliyette Irak’ta ABD karfl›t› muhaliflerin hükümete girmesinin önlenmesi için ABD istihbarat örgütü CIA ve baz› Amerikal› diplomatlardan oluflan bir heyetin Irakl› eski yöneticilerle görüfltü¤ü bildirildi. Görüflmede Irak’ta siyasi sürecin de¤ifltirilmesi ve ABD karfl›tlar›n›n nüfuzlar›n›n azalt›lmas› konusu ele al›nd›. ‹ran’dan yay›n yapan ‹slam Times adl› bir haber sitesi, kendilerine aç›klamada bulunan Irakl› bir güvenlik yetkilisinin ABD istihbarat örgütü CIA ve baz› Amerikal› diplomatlardan oluflan bir heyetin baz› Irakl› eski yöneticilerle gizli bir görüflme yapt›klar›n› söyledi¤ini duyurdu. Amerikal›larla görüflmelerde bulunan Irakl› baz› eski yöneticilerin geçti¤imiz günlerde Amerika’ya gitti¤ini de belirten

kaynak, görüflmenin Talil askeri üssünde gerçekleflti¤ini ve Irak’taki siyasi sürecin de¤ifltirilmesi, Amerikan karfl›tlar›n›n hükümet içerisindeki nüfuzunun önlenmesi ve ‹ran’›n Irak ve bölge ile ilgili politikalar›yla mücadele edilmesi gibi konular›n ele al›nd›¤›n› söyledi. Aç›klamay› yapan ve isminin gizli tutulmas›n› isteyen Irakl› güvenlik yetkilisi, Amerikal›larla yap›lan gizli görüflmeye Zikar eski ‹l Meclisi Üyesi Mehned fiuceyl Ebu Mehned, ABD deste¤i ile faaliyet gösteren Kaimetu’l Irakiye liderlerinden Seyyid Hatem el-Hasune ve Zikar eski ‹l Meclisi Baflkan› ‹hsan et-Tai’nin kat›ld›¤›n› belirterek bu kiflilerin ‹yad Allavi’nin ABD taraf›ndan baflbakan olarak atand›¤› dönemde yöneticiliklerde bulundu¤unu ifade etti.


DEVRiMCi

GÜNCEL

DEMOKRASi

3-16 EYLÜL 2010

11

‘Referandum ve sosyalist sol’ ANKARA- Ankara 78’liler Giriflimi “30’uncu Y›l›nda 12 Eylül Kanl› Faflist Darbesiyle Hesaplafl›yoruz” etkinlikleri do¤rultusunda “Referandum ve Sosyalist Sol” bafll›kl› panelle, boykot karar› alarak sand›¤a gitmeyen DHF, BDP, SDP, ESP ve “Evet” diyen EDP ile referandum kararlar›n› tart›flt›. Devrim ve demokrasi flehitleri için bir dakikal›k sayg› duruflunun ard›ndan panel 78’liler giriflimi ad›na Hüseyin Gevher’in yapt›¤› konuflmayla bafllad›. Gevher, AKP’nin 12 Eylül darbe Anayasas›n› sözde de¤ifltirme söylemlerini dilden düflürmedi¤ine, bunun yan› s›ra ‘Kürt özgürlük’ mücadelesinin demokratik çözüm iste¤ine, Alevilerin, flehir ve k›r emekçilerinin, kad›nlar›n, gençli¤in demokratik haklar mücadelesinde dile

getirdi¤i talepleri karfl›lamaktan çok uzak durdu¤unu ifade etti. SDP ad›na ilk sözü alan Yeflim Ergün, 16 kez 90 maddesinde de¤ifliklik yap›ld›¤›n› ve ezilenler aç›s›ndan esas olarak bir fley de¤iflmedi¤ini söyleyerek, “‹ki fler cephesinin “Evet”ine de “Hay›r”›na da hay›r demek olan boykot Kürt özgürlük hareketinin topyekûn tasfiyesini amaçlayan egemenlerin hamlesini bofla ç›karmak ve ‹ki fler cephesine karfl› eflitlikçi, özgürlükçü ve kitleleri hareket noktas› olarak görerek gerçekten demokratik bir anayasa temel hedeftir.” dedi.

di¤ini iddia eden EDP temsilcisi Raflit Dedebali partisinin sosyalist de¤il fakat sol bir parti olarak tüm ezilenleri temsil etti¤ini belirterek, konuflmas›n› flöyle sürdürdü: “Referandum sonucunda ‘Evet’ ç›kmas› durumunda bir arpa boyu da olsa yol al›nm›fl olacak. EDP olarak, ‘AKP zihniyetine hay›r fakat referandum maddelerine evet diyoruz. fiimdiye kadar hiçbir iktidar anayasa de¤iflikli¤ini gündemlefltirememifl, böyle de¤ifliklikler ya faflist ya da muhafazakâr gerici iktidarlar›n, emperyalistler ve sermaye guruplar›n›n ç›karlar›na hizmet edecek flekilde organize edilmifltir.”

Kuru a¤açtan yafl meyve beklentisi Sosyalist Sol’un de¤iflimi kimin yapt›¤›na bakarak referandumu nesnel olarak de¤erlendirme-

BOYKOT Yeni Demokratik Cumhuriyet’i kurma cüretidir Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) ad›na

konuflan An›l Kaya ise flunlar› dile getirdi: “ Kendine sosyalist sol demeyip soldan nitelendirip bütün ezilenleri temsil etti¤ini ifade eden EDP’nin ifadesi estirilen tasfiyeci rüzgâr›n bir sonucudur. “Evet” ve “Hay›r” mevcut rejim ve iktidar›n ç›karlar›na hizmet etmektedir ve temelde tek cephedir. ‹kinci cephe ise iktidar odaklar›n›n oyununu bofla ç›karma hedefi olan boykot cephesidir. Bu anlamda eli kanl› MHP ve CHP ile Demokratik Sol’un birleflmesi talihsizliktir. DHF’nin boykot tutumu, emperyalizm ve mevcut siyasal sistemin gerici oyunlar›n› bofla ç›karan ve onlarla pazarl›¤a oturmayan, Kürt ulusal mücadelesinin tasfiyesine karfl› savaflan bir tutumdur. Biz ezilenlerin her kesimini temsil eden demokratik bir anayasan›n ancak gerçek bir emekçi iktidar›y-

la olaca¤›n› ve ancak bu iktidar›n eski anayasay› topyekûn la¤vedece¤ini söylüyoruz.” Daha sonra söz alan BDP temsilcisi Haydar Say›l›, “Evet de hay›r da mevcut rejimin sürdürülmesine hizmet etti¤i için irademizi boykot olarak belirledik. Tek kimlik, tek dil ve tek inanç üzerine kurulu bu rejimle olan mücadelemiz sonuna kadar sürecektir.” Sözlerini getirdi. ESP temsilcisi, Orhan Çelebi ise: “Anayasan›n de¤ifltirilemez 3 temel ilkesine dokunulmadan ve Kürt sorununda ciddi ve samimi giriflimler bafllat›lmadan demokratikleflme sa¤lanamaz” dedi. Çelebi, “Evet”in de “Hay›r”›n da ezilenlerin taleplerini görmezden gelerek, onlar›n de¤iflim istemini bask›layan bir tutumun sonucu oldu¤unu söyledi.

Politika “solculara, komünistlere” hay›r dedirtirken; tarihin kulaklar› ç›nl›yor Politika yapma ad› alt›nda sistemin de¤irmenine su tafl›yanlar, zaman›n tarihlefltirdi¤i apaç›k gerçeklerin devrimcili¤i karfl›s›nda yedeklendikleri sistemin çark› haline gelmeye mahkumdurlar... Sand›klar kuruluyor, evetli - hay›rl› pusulalar bas›l›yor; canh›rafl bir telaflla oy vermeye ça¤r›l›yor milyonlar. Bir madalyonun iki yüzü, yüzsüzlükleri tescilli; sicilleri kabar›k taraflar› kap›fl›yor orta yerde. Kazanan› kaybedeni belli bu oyunda, taraf olman›n dayan›lmaz politikli¤iyle mitingler yap›yor “Hay›r”›n, “Sol” yüzünde yer alanlar. Y›pranm›fll›¤›n› tekrar tekrar onar›rken sistem, Kemalizm kökleri üzerinden filizlenen salt AKP karfl›tl›¤›n›n politika ad› alt›nda yapt›klar›na tan›kl›k ediyor zaman. Yaflananlar zaman›n bu an›yla aç›klanamayacak kadar tarihsel ve salt politika denmeyecek kadar ideolojik asl›nda. EMEP’i, TKP’yi, ÖDP’yi, Halkevleri’ni madalyonun “Hay›r” yüzüne yedekleyen yaln›zca bir sonuçtur. Ve elbette son derece politik bir sonuçtur. Kabul etmek gerekir ki bahsini etti¤imiz hareketler bu tür politikalarda zirveyi kimseye b›rakm›yorlar. Ki zira genlerinde dolaflan ve onlar› madalyonun “Hay›r” taraf›n›n “sol”dan zirvesine oturtan Kemalizm gerçekli¤i var. Boykot diyenlerle ya da salt AKP karfl›tl›¤›n› yanl›fl bulanlarla sürdürdükleri politikas›zl›k tart›flmalar› ideolojik g›das›n› tamda buradan al›yor. Onlarda biliyor ki AKP’nin alafla¤› oldu¤u bir durumda sistemin di¤er bekçisi CHP ya da baflka bir temsilci geçecek yerine. Tek bafl›na zor olsa da hemen yan› bafl›ndaki dostu MHP ile paylaflacak sömürüyü. Kürkçü dükkan›n›n bu farkl› tilkileri aras›nda süren dalaflta bahsini etti¤imiz hareket-

lerin zaman›n gerçekli¤i ve bu hareketlerin objektif durumu düflünüldü¤ünde ürettikleri politikan›n tek sonucu madalyonun CHP yüzüyle birleflmeleri olacakt›r. Ötesi laf-› güzaft›r. Yerel seçimlerde Halkevleri’ni CHP’nin dükkan›na götüren tamda bu politika de¤il midir? Diyelim ki referandumda “Hay›r” oylar› daha fazla ç›kt›. Ve bahsini etti¤imiz hareketlerin de epeyce pay› oldu bunda. Kim kazanm›fl olacak. Referandum kampanya bildirisinde bir tek CHP kelimesi geçmeyen EMEP mi, ya da yapt›klar› mitingde AKP d›fl›nda sisteme ve onlar›n di¤er partilerine özenle laf etmekten kaç›nan TKP, ÖDP, Halkevleri mi kazanm›fl olacak. Apaç›k ki kürkçü dükkan›n›n di¤er tilkisi kazanm›fl olacak. Ama politika bu ya, böyle olacak diye politikas›z kalmak olamazd›. Zira bahsi geçenlerin lügat›nda baflka bir seçenek politikadan say›lm›yor. Boykot AKP’nin ifline yarayan bir politikas›zl›k halidir onlara göre. CHP gelirse ona da karfl› ç›kar›z› savunuyor olmal›lar. Ama bu konuda oldukça utangaçlar. Kelimeleri oldukça tasarruflu kullan›yorlar. Onlarca AKP gericili¤i vurgusunun yan›na söylemlerinde CHP’ye dair bir fleyler bulmak için oldukça titiz olmak zorunda b›rak›l›yoruz. Belli ki hükümet AKP iken CHP demek onlarda politikas›zl›¤›n derinlikli ifadesi olsa gerek. Asl›nda tart›flma yukar›da da vurgulad›¤›m›z üzere bu denli yüzeysel de¤il. EMEP genel baflkan›n›n ‹stanbul’daki “Hay›r” mitinginde

özellefltirmenin önünde engel olan Dan›fltay’› kald›rmak istiyorlar hay›flanmas›nda, cumhuriyeti sosyalistlefltireceklerini hayk›ranlarda, AKP gericili¤ine karfl› yerel seçimlerde CHP’yi destekleyenlerde somutlanan zemin daha derinlerde. Bilinçli bir flekilde tart›flmay› politika yapma biçimine ve yapabilme kabiliyetine indirgeyen bu hareketler köklerine s›k› s›k› sar›larak bu günü örgütlüyorlar. Politika yapman›n zirve haline naçizane bir örnek olan “Hay›r” tavr›n›n, salt AKP karfl›tl›¤›n›n bu hareketleri götürece¤i yer CHP’nin yan›d›r. Yerel seçim örne¤inde Halkevleri’nde somutlanan sonuç tamda böylesi bir sonuçtur. Politika yapma biçimlerine rengini veren sistem içicilikleri rengini Kemalizm’den ald›¤›ndan kaynakl› ortaya ç›kan bu durumda flafl›lacak bir durum yok asl›nda. Zaman› tarih karfl›s›na ç›karmadan sürdürülen her tart›flma eksiktir, anlafl›lmazd›r. Mustafa Suphi ve yoldafllar›n› Karadeniz’in sular›nda bo¤duran Kemalizm’in iyi gözüken yans›mal› yan›yd›. Ülkemizde ve dünyada devrimin zor ifli oldu¤unu savunan ve bunun gereklerini yerine getirenlere yaklafl›mlar›nda ç›r›lç›plak ortaya ç›kan reformistlikleri memleket topraklar›nda Kemalizm kökleriyle bulufltu¤unda bahsini etti¤imiz bu hareketlerin “politiklikleri” daha da anlam kazan›yor. Zaman› tarihin süzgecinden geçirdi¤imizde Suphiler’i katledilmeye götüren gerçeklik bu gün EMEP, TKP, ÖDP ve Halkevleri’ni CHP’nin yan›na

götürüyor. Siyaseten etkisi olmayan tav›r olarak dile getirdikleri boykot tavr›na bu yaklafl›mlar› sistemin bir yan›na etkiyle s›n›rlad›klar› politika yapma yaklafl›mlar›n›n d›fla vurumudur ayn› zamanda. TKP’nin Hindistan Komünist Partisi (Maoist) karfl›s›nda halk›n ç›karlar›n› kendi siyasi ç›karlar›ndan altta gören reformist Hindistan Komünist Partisi (Marksist)’ni destekleme tavr› bu hareketlerin baflka bir düzlem ve örnekte durduklar› mecran›n apaç›k ifadesidir. Hindistan Komünist Partisi (Marksist)’in Hindistan devletine, Maoistler’e karfl› ideolojik ve politik mücadele etme ça¤r›s› yapan bir parti oldu¤unun alt›n› çizmekte fayda var. Sistemden kopart›lan her bir parça onun ömrünü daha da k›saltacak bir hamledir. Zira devrimcilerin sistemi alt üst etmek gibi bir stratejileri var; dertleri var. Hali haz›rdaki boykot tavr›n›n tamda böylesi bir manas› var. Ama ad› geçen hareketlerden bu tavr› politika yapma s›n›r›ndaki bir tart›flma zemininden anlamland›rmalar›n› beklemedi¤imizi belirtelim hemen. Onlar Maoistlere karfl› yap›lan ça¤r›n›n ideolojik zemininden besleniyorlar. Anl›yoruz kendilerini. Sonuç Yerine… Politika yapma ad› alt›nda sistemin de¤irmenine su tafl›yanlar, zaman›n tarihlefltirdi¤i apaç›k gerçeklerin devrimcili¤i karfl›s›nda yedeklendikleri sistemin çark› haline gelmeye mahkumdurlar...

Halk›n elinde siyasi bir güç: Yeni Demokratik Halk Cumhuriyeti Anayasa Tasla¤› DHF, feodal burjuva hakim s›n›flar›n sömürü sistemlerini koruyan, kollayan anayasas›na karfl› halk›n devrimci seçene¤i olan “Yeni Demokratik Halk Cumhuriyeti Anayasa Tasla¤›”n› yo¤un bir çal›flman›n ard›ndan ete kemige büründürdü. “Yeni Demokratik Halk Cumhuriyeti Anayasa Tasla¤›”n›n haz›rlanmas›n›n ard›ndan aç›klama yapan DHF, feodal burjuva s›n›flar›n sömürü iktidar›na karfl›, halk›n-tüm ezilen kesimlerin, devrimci demokratik siyasi politik mücadelesinde “Yeni Demokratik Cumhuriyet Anayasa Tasla¤›”n›n halk›n elinde faflizme yönetilmifl etkin siyasal bir silah haline dönüflmesi için çal›flmalar›n› daha güçlü sürdürece¤ini ifade etti. DHF taraf›ndan yap›lan aç›klamada flunlara dikkat çekildi: “DHF, yaklafl›k bir ayd›r, ülkenin dört bir yan›nda, tüm engellemelere ve bask›lara karfl›n atölyelerde, tarlalarda, köylerde, yoksul emekçi semtlerinde… ‹flçilerin, köylülerin, emekçilerin ve ezilen kesimlerin içerisinde mütevaz› ancak fedakâr ve inatç› bir çabayla aktif boykot eylemini ilmek ilmek örüyor. DHF, düzen içi mücadelenin bir arac› olarak de¤il, emperyalist-kapitalist dünya düzeni içerisinde bu sisteme ekonomik, siyasi, sosyal ve askeri politikalar›yla ba¤›ml› hiçbir yar›-sömürge ve yar›-feodal bir ülkede, birtak›m sözde iyilefltirmelerle ‘demokratikleflme’ olmayaca¤› bilimsel gerçe¤ini savundu¤u için boykot diyor ve bu politikas›n›n ürünü olarak da Yeni Demokratik Halk Cumhuriyeti Anayasa Tasla¤›’n› kamuoyunun dikkatine ve ilgisine sunuyor.”

Söz Konusu Olan Anayasa ise Biz ‹flçilerin, Köylülerin, Emekçilerin Cevab›: Kendi Anayasam›zd›r! “Önemle belirtmek gerekir ki bizimki gibi ülkelerde, a¤alar›n, patronlar›n, devlet bürokrasisinin haz›rlay›p sundu¤u ve uygulad›¤› tüm anayasalar göstermeliktir. Bu kesimlerin ç›karlar› aç›s›ndan ise hiçbir hükmü ve ba¤lay›c›l›¤› yoktur! A¤alar›n ve patronlar›n anayasas›, bu kesimlerin ç›karlar›na hizmet etti¤i ölçüde ‘demokratiktir’. Aksi durumda, yani ezilenler söz konusu oldu¤unda ise, bugünkü anayasada bulunan ‘fikir ve düflün-

ce özgürlü¤ü’, ‘tar›m ve hayvanc›l›¤›n korunmas›’, ‘iflsizleri koruma ve çal›flma hakk›n› gözetme’ , ‘çevreyi koruma’, ‘gençleri alkol ve kötü al›flkanl›klardan koruma’, ‘sanat›, sanatç›y› koruma’ gibi say›s›z maddesinin hâlihaz›rdaki uygulamalar›nda da görüldü¤ü gibi, bafltan afla¤› hükümsüzdür! Gerçek yaflamda bir karfl›l›¤› yoktur. A¤alar›n ve patronlar›n mevcut anayasalar› veyahut ‘eklemeli anayasalar›’, ezilenlere bask› ve sömürüden baflka bir fley veremez. Öyleyse referandum dalafl›n›n düzen partileri aras›nda, sömürü düzeninden daha fazla pay kapma kavgas› oldu¤u tespit edilmelidir. Emperyalizme ba¤›ml› yar›-sömürge ve yar›-feodal bir sosyal yap›ya sahip ülkemizde, demokratik haklar mücadelesi de do¤rudan bir iktidar mücadelesinin parças›d›r. Bu bahisle, DHF’nin yürütmekte oldu¤u demokrasi mücadelesinin de ‘anayasa üzerindeki bir tart›flmada’ savunaca¤› tek seçenek, s›n›f bilinçli iflçilerin, köylülerin, emekçilerin ve öncülerinin infla edece¤i demokratik bir halk anayasas›d›r. Yeni Demokratik Halk Cumhuriyeti Anayasa Tasla¤›, iflçilerin, köylülerin, emekçilerin, gençli¤in, kad›nlar›n ve ezilenlerin, yeni demokrasi ve devrim mücadelesinin, kolektif, mütevaz› bir ürünüdür. Yeni Demokratik Halk Cumhuriyeti Anayasa Tasla¤›, tüm insanl›¤›n ilerici, devrimci ideolojisinden beslenen, tarihsel geçmiflini ülkemiz ezilenlerinin, sömürülenlerinin ba¤›ms›zl›k ve sosyal kurtulufl mücadelelerine yaslayan temel bir nitelik tafl›r. Ezilen milyonlar aç›s›ndan en geçerli ve tutarl› de¤ifliklik, mevcut anayasan›n ve bu anayasan›n g›das›n› ald›¤› sömürü ve zulüm düzeninin ortadan kalkmas›d›r. DHF, yürütmekte oldu¤u çal›flmalarla, üzerinde yükseldi¤i onlarca y›ll›k deneyim ve tecrübe ile örgütlü iflçilerinin, köylülerinin, gençlerinin, kad›nlar›n›n, Kürtlerinin, Alevilerinin ve di¤er az›nl›k milliyet ve inanç kesimlerinin… Özcesi tüm ezilen kesimlerin, devrimci demokratik mücadelesine yaslanarak halk›n devrimci alternatifini, Yeni Demokratik Cumhuriyet Anayasa Tasla¤›’n› genifl kitlelere tafl›yacak ve tart›flacakt›r.”


12

KÜLTÜR-SANAT

3-16 EYLÜL 2010

YÇKM yeni dönem kurs kay›tlar› bafll›yor Yüz Çiçek Açs›n Kültür Merkezi yeni dönem (20102011) kurs kay›tlar› bafll›yor. YÇKM; keman, yan flüt, gitar, ba¤lama, konservatuara haz›rl›k, ritim, koro, halk oyunlar›, foto¤rafç›l›k ve tiyatro dallar›nda deneyimli ö¤retmenleri ile yeni dönem çal›flmalar›na Ekim ay›nda bafllayacak. Aç›lacak olan kurs dallar› d›fl›nda, yeterli ilginin olmas› halinde farkl› dallarda da dersler verilecektir. Kay›tlar 1 Eylül itibariyle bafllayacak ve Ekim ay›nda kurslar bafllay›ncaya kadar devam edecektir.

mas›, oda müzi¤i çal›flmalar› (örne¤in iki gitar), verilen ritimde do¤açlama çal›flmalar›, majör ve minör dizide türetilen modlar ve kullan›fllar›. BA⁄LAMA: Müzik ve ba¤lama tan›t›m›, nota e¤itimi, m›zrap tutuflu ve parmak egzersizleri, farkl› yörelerden türküler ve çal›n›fl biçimleri (tav›r). KONSERVATUARA HAZIRLIK: Nota e¤itimi: Bona (ritmik okuma), solfej

KEMAN: Müzik ve keman tan›t›m›, keman tutufl, yay çal›flmas›, nota ö¤renimi, parmak çal›flmas›, yay teknikleri, etüdler, klasik müzik eserleri ve flark›lar.

Kulak e¤itimi: Aral›k bilgisi, akor çal›flmalar›, dikte çal›flmalar›, ezgisel bellek geliflimi, ritimsel bellek geliflimi.

YAN FLÜT: Müzik ve flüt tan›t›m›, flüt tutufl ve üfleme çal›flmalar›, nota ö¤renimi, parmak çal›flmalar›, üfleme teknikleri, etüdler, klasik müzik eserleri ve flark›lar.

HALK OYUNLARI: Artvin, Diyarbak›r, Silivri, Bitlis, Sirtaki (Yunan), Üsküp (Arnavutluk) yöreleri halk danslar› e¤itimi.

G‹TAR: Müzik ve gitar tan›t›m›, oturufl ve tutufl pozisyonu, parmak egzersizleri, gitar klavyesinin tan›t›m› ve nota bilgisi, tek sesli ezgiler ve parçalar, gam çal›flmas›, iki ve daha çok sesli klasik parçalar, akor bilgisi ve arpej çal›flmalar›, pop gitar ve güncel parçalar›n çal›n-

KORO: Genel müzik bilgisi, diyafram çal›flmalar›, kulak e¤itimi, halk türküleri çal›flmalar›, solo ve koro flark› çal›flmalar›, müzik tarihi ile ilgili teorik çal›flmalar. FOTO⁄RAFÇILIK ATÖLYES‹: Foto¤raf atölyesi toplam-

da 14 ders olup, 9 teorik ders ard›ndan 3 gün ‹stanbul içi pratik foto¤raf çekim gezisi, 1 gece foto¤raf çekim gezisi, 1 gün ‹stanbul d›fl› foto¤raf çekim gezisinden olufluyor. T‹YATRO ATÖLYES‹: Yarat›c› tiyatro iflli¤i temel çal›flmalar * Bedensel çal›flmalar (temel beden egzersizleri, bedenin hareket yeterlili¤i ve denge) * Temel oyunculuk (oyunculukta alg›, dikkat, iletiflim ve anlamland›rma) * Diksiyon (güzel konuflma sanat›) * Do¤açlama (metinsiz egzersizler) * Beden dili (duygular›n sözsüz ifadesi) * Yaz›nsal çal›flmalar (fliir ve temel tiyatro metinleri üzerine incelemeler, epik ve dramatik tiyatro) * Temel müzik ve dans çal›flmalar› * Ses kullan›m› * Sahne ve rol çal›flmas› * Bir sahne yaratmak (uzam ve dekorda yarat›c›l›k) * Seçilen bir tiyatro oyununun sahnelenmesi * Sahnelenen oyunun de¤erlendirilmesi NOT: Atölyelerimizde kontenjan s›n›r› vard›r.

YÜZ Ç‹ÇEK AÇSIN KÜLTÜR MERKEZ‹ ‹letiflim: Yüz Çiçek Açs›n Kültür Merkezi (YÇKM) Mahmut fievket Pafla Mah. Mithat Pafla Cad. Kervan Pasaj› Kat: 3 (Devran Dü¤ün Salonu üstü) Okmeydan› fiiflli / ‹STANBUL Tel: 0212 250 49 93

DEVRiMCi

Grup Munzur, Baflakflehir Halk›yla Bulufltu ‹STANBUL- Baflakflehir’e ba¤l› fiahintepesi Mahallesi’nde Diyarbak›rl›lar Derne¤i’nin düzenlemifl oldu¤u flenlikte sahneye ç›kan Grup Munzur söyledi¤i ezgilerle konser alan›ndaki kitleye keyifli anlar yaflatt›. Grup Munzur Kürtçe parças› “Delila”y› söylemeden önce 2008 y›l›nda Hozat’ta kat›ld›klar› bir konserde Kürtçe parça okumalar›ndan dolay› ceza ald›klar›n›n hat›rlatt›. Bunun üzerine alandakiler bu durumu alk›fllar ve ›sl›klarla protesto etti.

Van Japon Pasaj› yan›nda uzun zamand›r haz›rl›klar› yap›lan Delila Gençlik Kültür Merkezi kitlesel bir kat›l›mla aç›ld›. Polisin çevreyi yo¤un olarak ablukaya ald›¤› gözlemlenirken aç›l›fl konuflmas› öncesi sayg› duruflunda bulunuldu. Kitle ad›na konuflma yapan BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, Gençlik Kültür Merkezinin aç›l›fl›ndan büyük bir moral ald›klar›n› belirterek, eme¤i geçen herkese teflekkür etti. Kürtlerin verdi¤i 30 y›ll›k mücadelede gençlerin büyük eme¤i oldu¤unu da dile getiren Üçer, “Bir filozofun önemli bir sözü var, diyor ki, 'Savafl›n olmad›¤› ülkelerde çocuklar analar›n›, babalar›n› gömerler, ama savafl›n oldu¤u ülkelerde ise babalar, analar çocuklar›n› gömüyor.' Bizimde y›llard›r verdi¤imiz bu mücadelede nice

‘Uluslararas› festivale dönüfltürmeyi hedefliyoruz’ Temel, film yar›flmas›n›n ana jüri komitesinde uluslar aras› çapta üne sahip Türk as›ll› Alman Yönetmen Fatih Ak›n, Kürt Yönetmen Kaz›m Öz, 'Sonbahar' filmiyle ciddi bir ç›k›fl sa¤layan Yönetmen Özcan Alper, 'Yol' filminin yönetmen yard›mc›s›, senarist-belgeselci Ahmet Soner ve akademisyen-araflt›rmac›-elefltirmen Suncem Koçer'in yer ald›¤›n› aç›klad›. Bu yar›flmay› önümüzdeki y›llarda uluslararas› bir film festiva-

K‹TAP TANITIMI Bakmay›n bafll›¤›n “iddial›” t›n›s›na; sömürgecilik ve sömürgelerin tasfiyesinden bu yana, “ücra”n›n bilimi olmaktan ç›kan antropolojinin, yok olmayacaksa e¤er, “soka¤›n bilimi” olmaktan baflka açar› yok. Nedeni gayet basit: onun alan›n›, madunlar, bast›r›lanlar, ezilenler, d›fllananlar oluflturuyor - sömürgeci miras›n “karanl›ktaki” gölgeleri… Ve küresellefltirici süreler, “Onlar›” önüne kat›p kentlere, metropollere sürükledi - orada tutunabildikleri tek yere: kentlerin, metropollerin sokaklar›na. Sibel Özbudun, yeni yay›nlanan Antropoloji Gözüyle: S›n›f, Kültür, Kimlik Yaz›lar› adl› kitab›nda, bu durumun antropolojisini yapmaya giriflmifl: Kuzey metropollerinin yeni “en alttakileri”nin varl›¤›n›n yol açt›¤› kuramsal sorunlarla bafl etmeye çal›fl›yor. Bu sorunlar›n, sosyal bilimlerde 1970’li y›llar›n sonlar›ndan itibaren yaflanan postmodern k›r›lman›n da eflli¤inde, bugün yaln›zca akademide de¤il, siyaset dünyas›nda da çeflitli içerimleri bulunan “s›n›f/kimlik” kutuplaflmas›na, daha do¤ru-

su, s›n›f kavram›n›n bir analiz arac› olarak gözlerden yiterken “kimlik” ile ikamesine yol açt›¤› biliniyor. Özbudun’un kitapta yer alan yaz›lar›, “kimlik” ile “s›n›f” aras›nda afl›lmaz bir uçurum bulunmad›¤›n›; bu iki kavram›n taalluk etti¤i “kültür” ile “ekonomi-politik” alanlar› aras›ndaki bütünleyicili¤i göz önünde bulundurmayan her türlü tahlil girifliminin baflar›s›zl›¤a mahkûm oldu¤unu vurguluyor: hem pratik hem de kuramsal düzlemde… Kitap üç bölümden olufluyor. “S›n›f Bitti, Kimlik Verelim!” bafll›kl› birinci bölümde bir yandan “s›n›f”›n unutulmufllu¤a terk edilip “kimlik”in bütün toplumsal sorunlar›n kilidini açan bir maymuncuk olarak görüldü¤ü yönelifli elefltirilirken [“Bir Sermaye Girdisi Olarak Kimlik”; “Kültüralizm Üzerine Notlar”; “Avrupa Birli¤i: Çokkültürcülü¤ün ‘Krizi’”; bir yandan da onu verimli bir anlama arac›na dönüfltürme yollar›n› araflt›ran yaz›lar [“Cin fiifleden Ç›karken…”; “Kültürel Haklar Bireysel mi?”; “AB Muktesebat› Kürtlerin Der-

line dönüfltürme kararl›l›¤›nda olduklar›n› vurgulayan Serhat Temel, yar›flmaya kat›lacak olanlar›n Türkiye Cumhuriyeti vatandafl› olma zorunlulu¤unun olmad›¤›n›n söyledi. Temel, dünyadaki bütün Kürt sinemac›lar›n bu yar›flmaya kat›lmas›n› beklediklerine dikkat çekerek, “Bu Kürt sinemac›l›¤›nda mütevazi ama ayn› zamanda çok önemli bir ad›md›r. Kürt sinemac›lar›n bu çal›flmaya gerekli özen ve hassasiyeti göstereceklerine inan›yorum” dedi.

Öz: Yar›flma Kürt sinemac›lar›n› cesaretlendirecek Kürt Yönetmen Kaz›m Öz ise, bu tür organizasyonlar›n alternatif sinema-

y› ve Kürt sinemac›lar›n› cesaretlendirece¤ini belirterek, “Çok anlaml› bir bafllang›çla karfl› karfl›yay›z” dedi. Öz, “Uzun y›llard›r süren çal›flmalardan sonra bugün art›k bir Kürt sinemas›ndan bahsedebiliriz. Festivaller, yar›flmalar biçiminde de olsa bu ülkede daha kurumsal hale gelmifl, hedefleri belli olan çal›flmalar azd›. Böylesi çal›flmalar›n özellikle film çekmeyi düflünen, film çekmekte olan sinemac›lara güç ve cesaret verece¤ini düflünüyorum. Türkiye'de alternatif sinema ve özellikle Kürt temal› filmlere destek bulmak daha zor. Bu yar›flma ekonomik aç›dan bu iflle meflgul olan sinemac›lara bir katk› sunacak” dedi

ANTROPOLOJ‹ SOKA⁄A ‹N‹NCE… dine Deva Olabilir mi?” “… ‘Devrim’ ve ‘Kültür’ Üzerine Çerçeve Düflünceler”] yer almakta. ?… ‘O Diyar’dan ‹zlenimler…” bafll›kl› ikinci bölüm ise, Latin Amerika izlenimleri, özellikle de yerli mücadelelerinin s›n›f dinamikleriyle ba¤daflma tarz›n› irdeleyen yaz›lar yer almakta: Ekvator, Kolombiya, Bolivya, Meksika… Özellikle “ ‘Eflitlik’ ile ‘Özgürlük’, ‘S›n›f’ ile ‘Kimlik’, ‘‹ktisat’ ile ‘Kültür’ Ba¤daflabilir mi? Ya da Nas›l bir Anayasa (Bolivya Anayasas› Örne¤i)” bafll›kl› yaz›, bu ülkenin gündemini son dönemlerde kilitleyen Anayasa tart›flmalar› aç›s›ndan önemli ipuçlar› içeriyor. “Antropoloji Gözüyle” bafll›kl› üçüncü bölüm ise, din antropolojisinden Claude Lévi-Strauss yap›salc›l›¤›na günümüzden bir bak›fla, seküler törenlerden ‹smail Beflikçi de¤erlendirmesine, yazar›n antropolojik içerikli çeflitli yaz›lar› yer almakta. Antropoloji Gözüyle: S›n›f, Kültür, Kimlik Yaz›lar›, hem antropolojinin, hem de soka¤›n merakl›lar›na, genifl spektrumlu bir derleme niteli¤ini tafl›yor.

KÜNYE: Sibel Özbudun, Antropoloji Gözüyle: S›n›f, Kültür, Kimlik Yaz›lar›, Ütopya Yay., Eylül 2010, 343 sayfa.

baba ve anne çocu¤unu gömdü. Bunun için biz burada bu mücadelede bedenini veren genç flehitler önünde sayg›yla e¤iliyoruz” dedi. Üçer'in konuflmas›ndan sonra baflta Delila, Halil Uysal, Hozan Serhat olmak üzere Kürt ulusal hareketinin tarihinde önemli bir yere sahip olan ve yaflanan çat›flmalarda yaflam›n› yitiren Kürt devrimci sanatç›lar›n› konu alan sinevizyon gösterimi yap›ld›. Sinevizyon gösteriminden sonra gençler Van MKM sanatç›lar›n›n seslendirdi¤i parçalar eflli¤inde halay çekerek aç›l›fl› gece geç saatlere kadar kutlad›. Kutlama sonras›nda gençlere ça¤r› yap›larak, Delila Gençlik Kültür Merkezi bünyesinde aç›lacak olan kurslara herkes davet edildi.

K‹TAP TANITIMI YAS K‹TABI Dersim 38’i Yazd›lar

Kürt K›sa Film Yar›flmas›'n› Y›lmaz Güney'e adad›klar›n› ve büyük ilgi beklediklerini söyledi.

Daha sonra Grup Munzur söyledi¤i halay parçalar›yla alandakileri coflturdu. Grup Munzur konser alan›ndaki kitleye referandumda sand›klar› boykot etme ça¤r›s› yapt› ve konseri “‹syan Atefli” parças› ile coflkulu bir flekilde sonland›rd›. Konser sonunda alandaki gençlerin Grup Munzur’a büyük ilgi gösterdikleri gözlemlendi. Konser sonunda DHF faaliyetçileri taraf›ndan alandaki kitleye yönelik boykot bildirisi da¤›t›m› yap›ld›.

Van'da Delila Gençlik Kültür Merkezi aç›ld›

Kürtçe K›sa Film Yar›flmas› Güney’e adand› Batman Belediyesi taraf›ndan ilki düzenlenecek olan 1. Kürtçe K›sa Film Yar›flmas›'n›n Y›lmaz Güney’e adand›¤› aç›kland›. Ayr›ca yar›flmada jüri üyeleri aras›nda Fatih Ak›n, Kaz›m Öz, Özcan Alper, Ahmet Soner ve Suncem Koçer yer alacak. Batman Belediyesi taraf›ndan bu y›l ilki düzenlenecek olan 1. Y›lmaz Güney Kürtçe K›sa Film Yar›flmas›'n›n belirlenen ana jüri komitesi, Belediye Baflkanvekili Serhat Temel, Gülistan Akel ve Kürt Yönetmen Kaz›m Öz'ün ortaklafla düzenledi¤i bir bas›n toplant›s›yla kamuoyuna aç›kland›. Temel, Türkiye'de ilk defa Kürtçe dilinde bir film yar›flmas›n›n, 13 Prodüksiyon'un deste¤iyle Batman Belediyesi taraf›ndan organize edildi¤ine dikkat çekerek, 1.

DEMOKRASi

KÜNYE: Mehmet Çetin YAS K‹TABI Dersim 38’i Yazd›lar Sur Yay›nlar› A¤ustos 2010 280 sayfa

“’Cehennem ac› çekti¤imiz yer de¤ildir; ac› çekti¤imizi kimsenin duymad›¤› yerdir’ diyen Hallac-› Mansur, neredeyse bin y›l öncesinden, Dérsimlilerin en az›ndan son yüz y›ld›r yaflad›¤› derin yaln›zl›¤› tan›ml›yordu sanki” diyordu Mehmet Çetin, kitab›n giriflinde. Hat›rlanaca¤› üzre, 10 Kas›m 2009’da Onur Öymen’in, TBMM’de yapt›¤› konuflmada, ‘Kürt Sorunu’nun çözümüne dair ’38 Dersim Katliam› yöntemini önermesinin ard›ndan, 70 y›l› aflk›n bir zaman sonras›nda, denilebilirse ilk kez bu kapsamda konuflulmufl, yaz›lm›fl ve tart›fl›lm›flt›. Söz konusu yaz›lardan ‘temsili’ olarak derlenmifl bu kitaptan amaçlanan›n, kamuoyunun meseleye dair bilgilenmesine katk› sunmak ve kitaba al›nm›fl ekler ile de konuya dair okumalara kaynak sunmak oldu¤u belirtilirken; y›llard›r kendi ‘yas’lar› ile bafl bafla b›rak›lm›fl Dersimlilerin, özellikle 19. yy.’›n ikinci yar›s›ndan bugüne sistematik bir devlet projesi ve zulmü ile karfl› karfl›ya olmalar›na karfl›n, temel hissiyatlar›n›n ‘kardeflleflme’ oldu¤una da dikkat çekilmektedir. Dersim 38'i Yazanlar Akif Beki, Alper Görmüfl, Altemur K›l›ç, Ayfle Hür, Bask›n Oran, Berzan Boti, Can Dündar, Cengiz Çandar, Cüneyt Arcayürek, Do¤an Heper, Do¤an Durgun, Eren Keskin, Ergin Do¤ru, Ertu¤rul Özkök, Evrim Alatafl, Fadime Özkan, Ferda Keskin, Gülay Göktürk, Gündüz Vassaf, Hasan Celal Güzel, Hasan Cemal, Hilal Kaplan, ‹clal Ayd›n, ‹hsan Da¤›, ‹smail Beflikçi, Joost Lagendijk, Karin Karakafll›, M. Latif Saliho¤lu, Mehmet Ali K›fllal›, Mehmet Bayrak, Mete Tuncay, Mine K›r›kkanat, Mithat Sancar, Mustafa Sancar, Mustafa Yelkenli, Muzaffer Oruço¤lu, Mümtaz'er Türköne, N. Faz›l K›sakürek, Oktay Ekfli, Oral Çal›fllar, Ömer Albayrak, Özdemir ‹nce, Rahmi Turan, Recep Marafll›, fieyhmus Diken, Taha Akyol, Taner Akçam, Ümit Kardafl, Ümit K›vanç, Vedat Çetin, Yalç›n Bayer, Yasemin Çongar, Y›ld›ray O¤ur, Y›ld›r›m Türker


DEMOKRASi

ANAL‹Z

3-16 EYLÜL 2010

13

YAfi krizi ve yans›malar› Ülkemiz hakim s›n›flar› aras›ndaki klik dalafl› son y›llarda, çeflitli devlet kurumlar›nda ayyuka ç›karak, kendisini ülke gündeminin bafl s›ralar›na koymay› baflarm›fl durumda. AKP hükümetinin ifl bafl›na getirilmesi ile beraber ABD merkezli olarak emperyalist güçler taraf›ndan pratik ad›mlar› örülmeye çal›fl›lan GOP (Geniflletilmifl Ortado¤u Projesi) do¤rultusunda makyaj tazeleyerek, siyaset sahnesinde ki yerini almay› hedefleyen hakim s›n›flar aras›nda pastadan pay kapma ve iktidar organlar› üzerinde ki hakimiyet noktalar›nda ciddi bir dalafl ve çekiflme yaflan›yor. Emniyet, ordu, yarg›, YÖK, HSYK… ve daha bir çok gerici kurum üzerinde kimin hakimiyetinin olaca¤› karmaflas› çeflitli münasebetlerle devam ediyor. AKP taraf›ndan çeflitli manevralarla bir bir kaleleri düflürülen Kemalist klik (AKP’de özünde kemalizmin sad›k bir uygulay›c›s›d›r ama içerisinden geçti¤imiz süreçte hayata geçirilmesi planlanan politikalar ile Kemalizmin ›rkç›-kafatasç› politik argümanlar› esnetilmek zorunda kalm›flt›r) farkl› kulvarlarda üstünlü¤ünü korumaya çal›flarak elini güçlü tutmaya çal›fl›yor. Seksen y›ll›k tarihinde T.C. en ‘sa¤lam ve güvenilir’ kurumlar› olan yarg› ve ordu’da ciddi bir imaj kayb›na u¤ram›fl ve AKP taraf›ndan bazen sert bazen yumuflak darbelerle hayli geriletilmifl durumdad›r. Hakim s›n›flar aras›nda yaflanan klik dalafl›n›n belki de en sert ve gündem yaratan›n› YAfi (Yüksek Askeri fiura) seçimlerinde yaflad›k. YAfi’ta yaflanan krize geçmeden önce YAfi’›n niteli¤i ile ilgili k›sa bir hat›rlatma yapmak, konunun ehemmiyeti aç›s›ndan önemli olacakt›r. YAfi’›n tan›m› çeflitli kaynaklarca flöyle yap›lmaktad›r; ‘Yüksek Askeri fiura, Genelkurmay Baflkanl›¤›'na ba¤l› kurul. Silahl› Kuvvetlere ait her türlü önemli meseleleri inceler, bunlarla ilgili prensip kararlar› al›r, savafl gücü çal›flmalar› vb. konularda hükümete gerekli tavsiyelerde bulunur, silâhl› kuvvetlere ait kanun tasar›lar›n›, silâhl› kuvvetlerin en yüksek kurulu olarak görüflür ve tasar›lara son fleklini verir. T.C. Anayasas› gere¤ince Baflbakan'›n baflkanl›k etti¤i fiûra'ya, Genelkurmay Baflkan›, Milli Savunma Bakan›, Kuvvet Komutanlar›, Jandarma Genel Komutan› ile TSK’ ya mensup tüm Orgeneral/Oramiral rütbesindeki komutanlar kat›l›r. Yüksek Askeri fiûra y›lda iki kez, teamülen A¤ustos ve Aral›k aylar›nda toplan›r. fiurada, Türk Silahl› Kuvvetleri'ne mensup albaylar›n general ya da amiralli¤e terfileri ile bir üst rütbeye terfi edecek general ve amirallerin durumlar› görüflülür. Ayr›ca çeflitli nedenlerden dolay› TSK’ dan at›lacak personel için de karar verilme toplant›s›d›r.’ Evet yukar›daki ifadelerden de anlafl›laca¤› gibi, T.C. için en hayati kurumlar-

dan biri olan ordu da YAfi, iflleyifl ve sistemin en sad›k uflaklar›n›n görevlendirilmesi için en önemli merkezdir. fiimdiye kadar sessiz, sakin bir flekilde kendi içerisinde devir teslim törenlerinin yap›ld›¤› ordu içerisinde son YAfi toplant›s› tam bir kaosa dönerek bir haftaya yak›n ülke gündeminin bafl s›ras›na oturmufl ve sonuç olarak AKP ile var›lan mutabakatla yeni görevlendirmeler yap›lm›flt›r. Orgeneral ‹lker Baflbu¤'un hükümetin veto etti¤i ‹nternet And›c› flüphelisi Hasan I¤s›z'› Kara Kuvvetleri Komutanl›¤›'na önermesi nedeniyle kilitlenen, Org. Atilla Ifl›k'›n emeklili¤ini istemesiyle derinleflen Atama Kararnamesi krizi yeni liste üzerinde mutabakata var›lmas›yla sona ermiflti. Kararname Cumhurbaflkan› Gül taraf›ndan da onaylanarak, Kara Kuvvetleri Komutan› Org. Ifl›k Koflaner Genelkurmay Baflkanl›¤›'na, 1. Ordu'ya atanan Org. Erdal Ceylano¤lu ise Kara Kuvvetleri Komutanl›¤›'na getirildi. Ege Ordu Komutan› Hayri K›vr›ko¤lu 1. Ordu'ya kayd›r›l›rken, Jandarma Genel Komutan› Özel yerinde kald›. Böylece Özel'e 2013'te Genelkurmay Baflkanl›¤› yolu aç›lm›fl oldu. Kara Kuvvetleri Komutanl›¤›'na atanacak isim konusunda ç›kan kriz üzerine ad› bu makam için gündeme gelen Orgeneral Necdet Özel, önümüzdeki dönemde Jandarma Genel Komutan› olarak görev yapacak. YAfi toplant›s›n›n ard›ndan al›nan kararlarla Jandarma Genel Komutanl›¤›'na getirilen Özel'in, Kara Kuvvetleri'ne getirilmesi durumunda bu görevde 2 y›l kalaca¤› için 2013 y›l›nda Genelkurmay Baflkanl›¤› yolunun kapanmas› söz konusuydu. Al›nan son kararlarla birlikte Özel'in Genelkurmay Baflkanl›¤› yolu da kapanmam›fl oldu. Özel'in 2011'de Kara Kuvvetleri Komutan›, 2013'te de Genelkurmay Baflkan› olmas› ve bu görevi 4 y›l yapmas› bekleniyor. Faflist T.C. için kendi politikalar›n›n sorunsuz bir flekilde hayata geçirilmesinin en büyük teminat› olan ordu üzerinde ki hâkimiyet oldukça hayati bir önemdedir. Ergenekon operasyonu ile ilk neflter darbesini yiyen ordu, Taraf, Zaman vb. gazetelerine servis edilen dosyalarla da ciddi bir imaj kayb›na u¤ram›fl ve eski prestijini kaybetmifltir. Bu durumda yeni bir “vizyon” ile sahnede ki yerini daha da güçlü almas› beklenen ordu da gerekli de¤ifliklikler k›smi olarak ta olsa yap›lm›fl ve hem ülke içinde hem de ülke d›fl›nda emperyalizme hizmette daha verimli bir tablo yarat›lm›flt›r. Bilinçli bir flekilde koltuklar› ellerinde al›nan ordu içerisindeki yeni de¤iflime direnen unsurlar›n ard›ndan, yeni sürece entegrasyonunun kolaylaflt›r›lmas› amaçlanan orduda, sanki bir demokratikleflme, sivil yönetimin emrine girme gibi bir hava yarat›larak, süreç

her alanda oldu¤u gibi askeriye alan›n dada iflletilmeye çal›fl›lmaktad›r. Var olma koflulunu “iç ve d›fl düflmanlara” karfl› savafla adam›fl olan “güçlü” ordumuzun tüm bu yalan ve çarp›tmalara ra¤men ayn› anlay›fl ve politik hat ile hareket etti¤i-edece¤i ise gün gibi aç›k. Göreve bafllad›¤› k›sa süre içerisinde önce ki komutanlar› gibi “terörü” bitirece¤inin sözü ile hareket ederek prim yapmaya çal›flan Ifl›k Koflaner, asl›nda bizlere kiflilerin de¤il, sistemin baki ve önemli oldu¤unu da geçmiflte oldu¤u gibi göstermifltir. Devir teslim töreninde ve sonras›nda yapt›¤› aç›klamalarda Koflaner flu hususlara vurgu yap›yordu; “Birlik ve beraberli¤imizi tehdit eden, insanlar›m›z›n can güvenli¤ini tehlikeye atan ve zulmeden, ülkemizin geliflmesi ve kalk›nmas›n› engelleyen, say›s›z cinayetler iflleyen, yasalar› hiçe sayarak devletin meflru güvenlik güçlerini hedef alan eli silahl› insanlar ülkemizin da¤lar›nda bulundu¤u sürece bu mücadele devam edecektir. Bunun bir baflka alternatifi de söz konusu de¤ildir. Mücadelenin sadece silahl› güçle yap›lmas›n›n yeterli olmayaca¤›, baflka alanlarda da tedbirler al›nmas›n›n gerekti¤i herkes taraf›ndan kabul edilen bir gerçektir. Ancak mücadelenin silahl› güç kullanmadan baflar›ya ulaflmas› da mümkün de¤ildir.” Tek tip askerlik ve profesyonel ordu çal›flmalar›nda sona do¤ru yaklafl›ld›¤›n› da belirten Koflaner; “Vatan ve millet sevgisi ile hiçbir fedakârl›ktan kaçmadan görev yapan Mehmetçi¤in yerini alabilecek, onun yerini doldurabilecek baflka bir personel tan›mlamak mümkün de¤ildir. Bununla beraber bir an önce ‘tek tip’ askerlik uygulamas›na geçilerek vatan hizmetinin herkes için eflit flartlarda yap›lmas›, ayr›ca e¤itimli insan gücümüzden daha uzun süre ve daha etkin flekilde yararlan›lmas›na imkan yarat›lmas› önem arz etmektedir” diyerek önümüzdeki dönemde “terörle mücadelede” özel birlikler ve profesyonel ordu ad› alt›nda J‹TEM vari bir örgütlenmeye gidilece¤inin sinyallerini veriyor. Eski Genelkurmay Baflkan› ‹lker Baflbu¤ gibi medyaya da çatmay› ihmal etmeyen Koflaner flunlar› söyledi; “Bunlara ra¤men baz› medya organlar›n›n her olayda, sadece duyumlara dayanarak ve Silahl› Kuvvetlerimizi hedef alarak yapt›¤› mesnetsiz suçlamalar ve iftiralar esefle ve üzüntüyle izlenmektedir. Ne yap›l›rsa yap›ls›n bu medya organlar›n›n, kendilerine verilen görevleri gere¤i, suçlama ve iftiralar›ndan vazgeçmeyeceklerini de biliyoruz. Yüce ulusumuzun olaylar› dikkatle takip ederek mutlaka en do¤ru kanaate varaca¤›na gönülden inan›yoruz. Türk Silahl› Kuvvetlerinin ayr›lmaz bir parças› olan Kara Kuvvetlerimiz, yüce ulusumuzdan ald›¤› güçle görevinin bafl›nda-

d›r ve yüce ulusumuzun güven ve sevgisine lay›k olmaya devam edecektir.” T.C.’nin 27. Genelkurmay Baflkan› olan Ifl›k Koflaner 2006 y›l›n›n ocak ay›nda o zaman isminin gizli tutulmas› flart›yla yapm›fl oldu¤u aç›klamalarda ordu içerisinde ki mevcut olan anlay›fltan farkl› söylemler gelifltirmiflti. O zaman yap›lan aç›klamalar ile flimdi getirildi¤i görev düflünüldü¤ünde AKP ve devlet için sürece en iyi flekilde uyum sa¤layacak kifli olaca¤› görünmektedir. Murat Yetkin taraf›ndan sonradan ad› aç›klanan Koflaner’in söyledikleri flu flekilde aç›klanm›flt›; “Bir: Bizim için 2007'de kimin cumhurbaflkan› olaca¤› de¤il, seçilen kiflinin ne yapaca¤› önemli. Cumhurbaflkan› Anayasa'n›n korunmas›ndan yana oldu¤u sürece sorun ç›kmaz. ‹ki: Bölücülükle mücadelede geç kal›n›yor, politika belirlenmeli. Yasalar›m›z cumhurbaflkan› seçilecek kiflinin, ya da eflinin nas›l giyinmesi gerekti¤ini söylemiyor. Bu nedenle say›n Baflbakan'›n, cumhurbaflkan› olmas› önünde bir engel bulunmuyor. Derseniz ki, k›l›k k›yafet resepsiyonlarda bir rahats›zl›k yarat›rsa... Rahats›z olursan›z, resepsiyona kat›lmazs›n›z olur biter. Örne¤in Cumhurbaflkan› Anayasa Mahkemesi'ni iflletme yetkisine sahip. Anayasa'n›n de¤ifltirilemeyecek, de¤ifltirilmesi teklif edilemeyecek ilk üç maddesi var. Anayasa böyle diyor ama, birisi ç›k›p de¤ifltirilmesini teklif ederse ne yapt›r›m uygulanaca¤›n› söylemiyor. Demek ki asl›nda buna yasal bir engel yok. Ama bir anlay›fl birli¤i var. Bu bozulmad›¤›, temel ilkelere sahip ç›k›ld›¤› sürece sorun ç›kmaz.” Tüm foto¤raflar› yan yana koydu¤umuzda Emperyalist politikalar›n bir bir yaflam bularak gerekli ad›mlar›n at›ld›¤› bu günlerde, Faflist T.C. devletinin ordusu da re-organizasyona tabi tutularak daha iyi hizmet verecek bir düzeye çekilmeye çal›fl›l›yor. Her türlü farkl› düflünce ve anlay›fl ile daha etkin “mücadele” anlay›fl›n› benimseyen daha do¤rusu devletin bekas› için halka her türlü fliddeti ve fliddet yöntemini uygulamay› meflru görüp-göstermeye çal›flan faflizm, bu uygulamalar›n› hayata geçirecek olan en önemli kurumlar›ndan biri olarak gördü¤ü orduyu da buna göre flekillendirerek daha etkin mücadeleyi öngörmektedir. “demokrasi, özgürlük, insan haklar›” yalanlar›n›n havada uçufltu¤u yeniden yap›lanma ve tasfiye sürecinde bu politikalara muhalefet eden her güç ya susturulup yok edilmek ya da tasfiye edilmek istenmektedir. Söz konusu olan emperyalist ç›karlar olunca on y›llar boyunca göklere ç›kart›larak, dokunulmaz ilan edilen bir çok tabu, düflünce ve kurum gözden ç›kart›larak yeni ihtiyaçlara göre de¤ifltirilmektedir.

UFUK Ç‹ZG‹S‹

Binlerce çürük içinde Kokuflmufl örneklerin elefltirisi

DEVRiMCi

Gerici ç›karlara flartlanm›fl önyarg›yla siyaset yapma tarz›, en rezil burjuva siyaset tarz›n› temsil eder. Do¤runun etraf›nda dönüp durur ama bir türlü ona gelmez. Do¤ruyu yok sayar, ayarlanm›fl ezber tümcelerle gerçe¤i gizlemeye çal›fl›r. Kaçak dövüflmeyi sever, dili asla somut olana varmaz. Bin dereden su getirir, soyut ve yalan olan› gerçe¤in yerine koyarak kan›tlamaya u¤rafl›r. Tek kelimeyle kifliliksiz ve kokuflmufl bir siyaset tarz›d›r bu. Mürekkep yalam›fl bilumum burjuva ayd›n, entelektüel ve akademisyen her gün tapulanm›fl TV. programlar›nda kiral›k fikirleriyle Kürt ulusal sorununu tart›flmakta, sorunu çarp›tmak için kafa patlatmaktad›r. ‹flçi s›n›f› hareketine bulaflm›fl ama tam ayd›nlanmam›fl yar›-ayd›nlar› da bunlara eklemek gerekir. Öyle ki, bu tart›flmalar›n en düzeysiz ve baya¤› simalara kadar indirilmifl hali g›na getiren cinstendir. ‹stisnas›z olarak hepsi ahkam kesmekte ama gerçekte “zeka” problemlerinin oldu¤unu deflifre etmektedirler. Ekranlarda ender say›da se¤irten demokrat flahsiyeti saymazsak, hakan havas›yla otorite kesilen bu alametiharikalar›n fikirleri parayla ayn› olukta akt›¤› için zeka testine muhtaçt›r. K›ssadan hisse ç›karan bu kuru gürültü guruplar› sapland›klar› “memur ayd›n” tabiatlar›yla akla ve halka hakaret etmekte bir sak›nca görmemektedirler. Çünkü, tüm siyasetlerini siyasi erklerin gerici otoritesinin hizmetinde yürüterek, gerçekleri kilitli sand›klara kapat›p halk kitlelerine yalan söyleyerek tam bir manipülasyon vazifesi yüklenmektedirler. Kendilerini “do¤rular” ve “kan›tlar bataryas›” gibi gören bu gereksiz kalabal›k, yarg›n›n ba¤›ml›l›¤›ndan, oran›n buran›n siyasi otoriteye ba¤›ml›l›¤›ndan vb.’den hakl› olarak bahsederken, do¤runun yaln›zca bir k›sm›yla ilgilenmekte, tamam›n› karartmaktad›rlar. Dahas› ayn› sistem çark içinde vazife ederken kendilerinin de o veya bu erke ba¤l› olduklar›n› unutur, gözlerden ›rak tutarlar. Oysa, gazeteden televizyonlara kadar bir bütün olarak medya ve biliflim a¤›n› büyük patronlar›nsermayenin, iktidar›n ve siyasi iktidar›n hizmetinde-denetiminde ve hatta mülkiyetinde oldu¤u bilinmeyen bir s›r de¤ildir. Hatta haber müdürlerinin, program yap›mc›lar›n görevden al›nd›¤›n› ve al›nma sebeplerini, genelkurmay›n X,Y,Z’yi ça¤›rarak talimatland›rd›¤›, ajanl›k teklif edilen televizyoncu ve gazetecileri yine ayn› bas›ndan ö¤renmekteyiz. Sermayenin elindeki medyada medya sahibi sermayedarlar›n flartlar›n› kabul etmeyenlerin “afaroz” edildiklerini bilmeyen yoktur. Yay›nlanm›fl olan listeler, and›çlar vb. unutulmayacak kadar tazedir. “Yandafl”lar dizisinde yer almayan ba¤›ms›z bir organ, kurum, bas›n düflünülemez. Medyaya atfen “alt›nc› kol” gerçe¤i temelsiz de¤ildir. Para verilerek mitingler için insan kiraland›¤› flartlarda, televizyonlarda “konuflanlar›n” kiraland›¤›n› düflünmek haks›zl›k olmaz. Özcesi hepsinin de dibi kara bunlar›n. Nadir görülen tutarl› simalar›n da, daha çok konuk s›fat›yla ekrana tafl›nan ender say›da demokrat, ayd›n örnekler oldu¤unu tekrarlayal›m. Peki bunlar hangi yüzle do¤rucu ve hangi ahlakla ba¤›ms›z olduklar›n› söyleyebilir, bunda inand›r›c› olabilirler ve nas›l dürüst olabilirler… Referandum vesilesiyle sökün eden k›ymeti malum “evet-hay›r” simsarc›lar›n›n en kötü amigolar› “yetmez ama evet”ci, bir eli orada bir eli buradaki orta yolcu burjuva ideolojik dokudakilerdir. Baflta Türk milliyetçisi zihniyetinin koyu temsilcileri olmak üzere, “evet-hay›r” cephesinin boynundaki de¤irmen tafl›, yani hepsinin paradoksu fludur: Tüm meseleyi Kürt ulusal sorununa endeksli görmek! Evet Kürt ulusal sorunu gerek faflist karakterin ürünü olan demokratik sakatl›klar›n varl›¤›nda ve gerekse de anayasa ve de¤iflikli¤i tart›flmalar›nda belirgin bir sorundur; ama sadece bir, evet yaln›zca bir tanesidir; esas›, özü, mihengi asla de¤ildir faflizmin ya da anti-demokratik külliyat›n… Aç›kças› tekil sorunlarla aç›klanamayacak kadar genifl, derinlikli ve esasl› bir sorundur demokrasi sorunu. fiartlar›m›zda tam da bir devrim sorunudur demokrasi meselesi ve meselenin halli. Elbette demokratik talepler ve mücadeleler yads›namaz kadar gerekli-zorunludur. Fakat bunlar›n neye ba¤land›¤› meselesi hayati bir sorundur. Gerici düzeni reaktif al›p rektifiye etme amac›na m› ba¤lanacakt›r, yoksa gerici düzenin devrimci yoldan de¤ifltirilmesi mücadelesine bir katk› olarak m› ba¤lanacakt›r, demokratik talepler u¤runa mücadelenin sicili. Tüm mesele bundan ibarettir eninde sonunda. “Yetmez ama evetçi” fleklindeki sözüm ona sosyalistlerin ç›kamad›klar› çukur iflte budur. Düzen s›n›flar› veya siyasi iktidar esas›yla temsil edilen evetçi cenahla birlefltikleri yer de budur. Kavray›fls›zl›klar›n›n kurban› olarak bu burjuva taraflara feda edilen dürüst ilerici ayd›nlar›, sanatç›lar› ve en önemlisi de halk kitlelerinden kesimlerin hangi yönde olursa olsun tutumunu kesinlikle elefltirilerimizin sert nitelemeleri d›fl›nda tuta-

BAKIfi CAN

rak, asla bu burjuva y›¤›na kar›flt›rm›yoruz. ‹deolojik-politik manada defteri dürülmesi gereken siyasi ahmaklara yeniden dönersek: Bunlara ahmak derken hakaret amac›ndan daha önce siyasal gerçekliklerini tan›mlama hakk›m›z› kulland›¤›m›z› ifade etmek isteriz. Bunlar düzen s›n›flar›n›n kolluklar› durumundaki gevezeler olduklar›ndan demokrasi sorunlar›n›n olmad›¤›n› ve egemen s›n›flar ad›na konuflanlar oldu¤unu da ekleyelim. Bak›n bunlar Kürt ulusu taraf›na seslenerek ne diyorlar; “gelin beraber demokratikleflme mücadelesi verelim!” Devamla ve ikinci paradokslar› olarak flunu demektedirler; “etnik sorun üzerinden tart›flmadan meseleyi çözelim!” Yani ulusal mücadele ve hareketin taleplerinden, ulusal sorundan bahsetmeden, bunu konu etmeden tart›flal›m, sorunu çözelim diyorlar. ‹flte ahmaklar›n ahmak siyaseti dememizin s›r›tan bir unsuru bu “akl› harika” fikirlerdir. Ahmakt›rlar çünkü, pratik gerçe¤i atlamaktad›rlar. Demokrasi sorunu hakim s›n›flar›n sorunu de¤il, ezilen, sömürülen halk kitlelerinin ve imha-inkarla a¤›r milli zulüm alt›nda bulunan kürt ulusu, di¤er az›nl›klar ve inanç gruplar›ndan halk mozai¤inin sorunudur. Bu atlan›yor ve egemen s›n›flar›n da böyle bir sorunu varm›fl gibi yans›t›lm›fl oluyor. Özcesi, demokrasi sorunuyla karfl› karfl›ya olanlar demokrasi mücadelesi verirler ve demokrasiyi k›sanlarla bu mücadeleyi ortak yürütmeleri tasavvur edilemez. Demokratik tüm haklar›n› elinden alacak, gaspedeceksin ve bask› alt›nda tutacaks›n, sonra da kalk›p neden demokrasi talebiyle mücadele ediyorsun, gel birlikte yapal›m diyeceksin… Bu rezilce ve ikiyüzlü bir siyaset yap›fl tarz›d›r. ‹kinci olarak, Kürt ulusunun mücadelesi ulusal mantaliteden baflka bir zemin de¤ilken ve Kürt ulusunun mücadelesi ulusal hak ve taleplerine endeksliyken; “etnik sorunu konu etmeden sorunu tart›fl›p çözelim” demek en ucuz burjuva baya¤› siyasetin sahtekarl›¤›ndan baflka bir fley olamaz. Kürtler, biz ulusuz ve ulusal haklar›m›z gasp edilmifltir diyerek ulusal mücadele verecek, sen kalk›p etnik-ulus gibi sorunu gündemlefltirmeden sorunu çözelim diyeceksin… Kokuflmufl burjuva zihniyetin “ayd›n›”, “entelektüeli”, “akademisyeni”, “siyasetçiyi” bu kadar derin vurdu¤u, “demokratikleflmenin” hakim s›n›flar›n harman›nda dövüldü¤ü bu bohem flartlarda ne ad›na ileri ad›m at›labilir ki? Kürt ulusunun mücadelesini ve Kürtlerin ulus oldu¤unu inkar eden bu kör Türk milliyetçisi ideoloji ve siyaset tarz› sahipleri iflte bu kadar pespaye durumdad›rlar. Objektif bak›fl aç›s›ndan yoksun olan bu kulvar›n en büyük günah›, hakim s›n›flara memur kalma gerçe¤idir. Sermayenin deste¤ine muhtaç olarak yap›lan siyaset ancak sermayenin siyaseti olabilir. Oysa bilim gerçek karfl›s›nda ç›plakt›r. S›n›flar yer de¤ifltirmek zorundad›r, baflka bir ihtimal gerçekleri egemen k›lmaya yetmez. Her s›n›f kendi siyasetini yapar. Tersini beklemek al›kl›kt›r. Burjuva-feodal s›n›flar kanl› oldu¤u kadar kirli siyasetiyle kokuflmufl durumdad›r. ‹ster “af”f› kullans›nlar, isterse de Dersim katliam›n› kullans›nlar halk› aldatmaktan baflka dertleri yoktur onlar›n. Evren anayasas›na karfl› pozlar tak›n›rken, sokaklara verdikleri ismiyle “ölümsüzlefltirmektedirler” onu. Kürt raporu haz›rlamaktan bahsederken, “‹mral›” ile görüflme-pazarl›k yap›ld› diye feryat-figan ederek, bir taraftan göz k›rp›p öte taraftan düflmanl›k siyaseti yapmaktad›rlar. Hepsinin sicili halk düflmanl›¤›yla kabar›k ve düzen bekçili¤i nöbetinde sabittir. Bak›n “TC” devleti baflbakan› s›fat›yla Erdo¤an ne demektedir. “IMF siyasi plan önerirse onunla anlaflmay› kabul etmeyiz. fiu kurumu kurun diyorlar. Biz ba¤›ms›z kurum kabul etmeyiz. Di¤er hükümetler hep IMF’e borçland›lar, biz bu borçlar› ödüyoruz, alt› milyar dolar kald›.” Erdo¤an bu sözleriyle kendine-AKP hükümetine pay ç›karmak için de söylese bunlar›, “TC” devletinin durumunu ortaya koyarak itiraf etmektedir. IMF’in siyasi planlar dayatt›¤›n› aç›ktan kabul ediyor. Anlaflmad›klar› baz› pazarl›klar olabilir ama AKP’nin de ekonomik-siyasi planlar› kabul ederek uygulad›¤› bilinmektedir. ‹flte ülkeyi yöneten s›n›flar›n ve komprador bürokratik burjuva devletlerinin durumu bu. Bu gerçek Komünist devrimciler taraf›ndan her vesileyle ilan edilmifl ama hakim s›n›flar inkar ederek ba¤›ms›z olduklar› yalan›na s›¤›nm›fllard›r. Proleter devrimci siyasetin önemi her vesileyle a盤a ç›kmaktad›r. Toplum gerçek ayd›nlara muhtaçt›r. Bilinç karart›lmas›n›n önüne geçmek proleter devrimci ayd›nlar›n görevidir. S›n›f siyasetimizi kitlelere daha fazla tafl›mak için kollar› s›vayal›m. Gerçekleri aç›klamak burjuva ayd›nlar›n ifli de¤il, proleter halk ayd›nlar›n›n harc›d›r. Ama hepsinden önemlisi de bu halk›n bir devrime ihtiyac› vard›r. Bunu unutan siyasetin varaca¤› durak burjuva dümenlerdir.


14

OKUR

3-16 EYLÜL 2010

DEVRiMCi

DEMOKRASi

Okumak isteyene aç›k mektubumdur! Ben genç bir iflçiyim Avrupa’da. Siyasi e¤ilimim hakk›nda, “Devrimci Demokrasi’’ gazetesi okuru oldu¤umu söyleyerek, kimlik bilgimi tamamlam›fl olay›m öncelikle... Gazetemizin temsil etti¤i gelenek gönüllülü¤ü esas al›r ve esas anlamda halk›n gönüllü deste¤iyle ayakta kalan ilkeli bir gelenektir. Gazetemiz de bu gelene¤in takipçisi veya parças› olarak ayn› ilkeler rotas›nda yay›n yaflam›n› sürdürmektedir. Bu ilkeleriyle beraber temsil etti¤i tüm de¤erleri temiz, masum, asil ve onurludur. Beni gazeteye okur yapan temellerin en önemlilerinden biri budur. Gazetemizin olanaklar ve imkanlar aç›s›ndan yaflad›¤› s›k›nt›lara karfl›n, siyasal misyonunu oynamakta ›srarl› olmas› ve prensiplerinden flaflmadan gönüllülük ilkesi temelinde dayan›flmay› uy-

gulayarak yay›m hayat›n› sürdürmesindeki ciddiyet beni etkiledi ve hatta sarst› diyebilirim. Gelenek ve gazetemizin ilkelerdeki sebat› (her türden zorlu¤a karfl›n gösterdi¤i sebat), daha duyarl›, daha sorumlu ve daha tutumlu olup dayan›flmada bulunma görevimi yeniden hat›rlatt›. Gazetemizin bir süre önce yapt›¤›, gazeteyle dayan›flma ça¤r›lar› ne kadar hedefine ulaflt› bilemiyorum. Fakat gazetemizin bir haftal›¤a dönüflme hedefinin belirtilen sürede gerçeklefltirilememifl olmas›, baflka sebepler de olsa, dayan›flman›n da yetersiz kald›¤› sonucuna götürmektedir beni. Duyarl› insanlar›n oldu¤unu biliyorum ama yeteri kadar olmad›¤›n› da düflünüyorum. Dolay›s›yla, yetersiz olan bu duyarl› say›ya kendimi de katarak bir art›rmay› kaç›n›lmaz görüyor ve küçümsemiyorum. Baflka birinin daha kat›lmas›,

var olan›n iki artmas› anlam›na gelecektir. Dar imkanlar›m›z›n oldu¤u koflullarda bunun bir katk› olaca¤› aç›kt›r. Bu vesileyle, bir arkadafl›n daha bana kat›lmas› ça¤r›s› yaparak, gazetemizin bir dahaki say›s›nda bu müjdeyi almak isterim. Ve bu müjdelerin daha ço¤almas›n› ümit ederim. O bir arkadafltan istedi¤im fley fludur: Gazetemizin gönüllü yard›m kapsam›nda gelifltirdi¤i Kumbara yöntemini ö¤rendikten sonra, ben de bir kumbara temin ederek ilk kez olmak üzere bu projeye dahil oluyorum-oldum. Ben çal›flt›¤›m iflyerinde ald›¤›m bahfliflleri (üç ayl›k) kumbaraya koyarak biriktirdim. Kumbaram› açt›m, birikmifl olan paray› bu yaz›mla birlikte gazetemize gönderiyorum. Bundan böyle her ay kumbaram› açarak gazeteye göndermeye hep devam edece¤im. Gönderme ifllemini, gazetenin paralar› toplan›n-

ca her ay onunla yollam›fl olaca¤›m. K›sacas›, sesime yan›t verecek ilgili arkadafltan istedi¤im fley, onun da kendi bütçe veya gelirine etkide bulunmayacak olan kumbara kampanyas›na kat›lmas›d›r. Yani, o da evine bir kumbara koymal› ve her ay bu kumbaras›nda biriken paralar› gazeteye destek maksad›yla göndermelidir, ça¤r›s›nda bulunuyorum. Tabi, kat›labilecek her kese de ayn› ça¤r›m geçerlidir. ‹çti¤imiz sigara, kahve vb yapt›¤›m›z harcamalardan önemsiz bir miktar›n› k›s›p kumbaraya atarak bu ifli hiç zorlanmadan yapabiliriz. Bizim çok rahat yapabilece¤imiz bu katk›, gazetemiz için oldukça önemli olacakt›r diye düflünüyorum. fiartlar›m oldu¤unda gazetenin teknik araç-gereç ihtiyaçlar› için de yard›mda bulunmay› hedefliyorum. Kiflisel kullanaca¤›m foto¤raf makinemin,

ERDAL YOLDAfiI SAYGIYLA ANIYORUZ Bir kez daha sözün bitti¤i yerdeyiz. Tarif edilemez a¤›rl›klar›yla kalbimizin orta yerine oturan flehitlerimizin yan›na Erdal'›m›z da eklendi. Siz de¤erli ailemize çok fazla fley söylemenin anlams›z oldu¤unu biliyoruz, çünkü söylediklerimizin çok yarar› olmayacakt›r. Hepimiz sevdiklerimizi buruklukla u¤urlar ac›s›n› yaflar›z. Lekesiz, özverili yaflam›n› halk›n davas›na adayan, uzun y›llar›n› hapishanede geçiren, büyük sald›r›lara karfl› yaflam›n› ortaya koyan yoldafllar›m›z fiziken aram›zdan ayr›lsalar da onlar asla unutulmayacaklard›r. Tan›yan ve tan›mayan halen hapishanede olan yoldafllar› ac› kayb›m›z› hissediyorlar. Her yan›yla bizim bir parçam›z olan Erdal'›m›z› sevgiyle içimizde tafl›yaca¤›z. Erdal gibi o¤ullar›m›z, k›zlar›m›z u¤runa ölünen yolda ilerleyecekler. Sevgimizi ve ba¤l›l›¤›m›z› da Erdal'lar›m›za lay›k olarak göstermifl olaca¤›z. Hapishanedeki yoldafllar› olarak Erdal yoldafl›m›z›n mücadelesi önünde sayg›yla e¤iliyoruz. Tüm hapishanelerdeki Maoist Komünist Partisi dava tutsaklar›

Geçmiflten günümüze anayasalar Ünlü bilgenin flu sözü bizimkisi gibi ülkeler için tam da yerine oturmaktad›r: “Seçimler bir fleyi de¤ifltirseydi, emin olun o da yasad›fl› ilan edilirdi.” Evet yaklafl›k bir ay içerisinde “sivil dikta” anayasas›n›n hayata geçirilmesi için halkoyu yap›lacakt›r. Referandum karmaflas›yla gündemi her geçen gün iflgal eden ve her geçen gün halk›n kafas›n› daha çok buland›ran; iflsizlik, yoksulluk gibi as›l sorunlar›n üzeri bir flekilde polemikler yarat›larak kapat›lmaya ya da di¤er bir ifadeyle unutturulmaya çal›fl›l›yor. Ülkenin tarihine bakt›¤›m›zda 1838’le veya daha öncesiyle bafllayan süreç, sömürgeci devletlerin bu topraklar üzerinde pazar yaratma ve bu pazarlar›n› korumak için buralarda bekçiler b›rakma amac›yla çeflitli demokrasi oyunlar›na girmifllerdir. Tanzimat Ferman›, Islahat Ferman›, 1. ve 2. Meflrutiyet’in ilan edilmesi böyle bir gereksinimin ürünüdürler. Ondan biçimsel yönden demokratik kurumlar ortaya ç›karmalar›na ra¤men asl›nda hiç de öyle olmayan yani özünde demokrasiden bahsedemeyece¤imiz bu oyunlar›ndan kendi iktidarlar›na kendi demokrasi anlay›fllar›n› empoze etmeye çal›flt›klar›n› anlayabiliriz. Onlar anayasalar ve meclisler oluflturarak bu ül-

ke topraklar› üzerinde yaflayan çeflitli milliyetlerden halklar› daha çok ezme daha çok sömürme çabas› içerisine girmektedirler. Kurduklar› bu meclislerde kendilerine göre yasalar ç›kart›p kendilerine göre pazar bölüflümünü yapmaktad›rlar. Kimi zaman bir grup askeri-elit burjuva yaratarak bazen saltanata karfl› gelmifller, kimi zaman da ülkenin ad›n› de¤ifltirip “ça¤dafl, bat›l›, ilerici..” gibi kavramlar› kullanarak flekilden flekile girmifller, halklar nazar›nda ise hiçbir uygulamaya girmemifller, aksine Avrupa’dan getirdikleri bu kavramlarla onlar› daha çok oyalama yolunu seçmifllerdir. Ülkede harflerin de¤ifltirilip k›l›k k›yafet de¤iflikli¤i yapmak ya da ölçü birimlerini de¤ifltirmek hiçbir ilerici demokratik bir unsuru yans›tmad›¤› gibi Avrupa emperyalizmine tamamen ayak uydurma taktikleridir. Tarih boyunca ülkemizde ç›kar›lan bütün anayasalara bakt›¤›m›zda (kanun-i esasi, 1921, 1924, 1961 ve 1982) hepsinin askeri darbelerle oluflturuldu¤unu düflündü¤ümüzde demokrasinin bafl harfinden bile söz etmemizin imkâns›zl›¤› da oldukça ortadad›r. Bu ülkede bugüne kadar ç›kar›lan anayasalar bizlere hep k›y›mlar, sömürüler, hak gasplar› getirdi. Bu ülkenin anayasala-

r› kimi zaman sendikal haklar›m›z› elimizden ald›, bu ülkenin anayasalar› gün geldi sokak ortas›nda kafam›za kurflun s›kt›, düflüncelerimizi hapsetti, bu ülkenin anayasalar› Dersim, Zilan, Koçgiri katliamlar›n› getirdi, bu ülkenin anayasalar› bugüne kadar yoksulluk, açl›k, asgari ücretleri, 4/C’yi getirdi, bu ülkenin anayaslar› YÖK’ü getirerek üniversiteleri askeri k›fllalara çevirdi, bu ülkenin anyasalar› hapishane katliamlar›n› getirdi, bu ülkenin anayasalar› GSS’yi, IMF’yi, Dünya Bankas›’n› getirdi… Bugün ki anayasa tart›flmalar› kiflisel sürtüflmelere dönüflerek ülkede meydana gelen birçok fleyin üzerini de örten bir fleye dönüflmüfltür. Bu nedenle yap›lan tart›flmalar›n hiçbir gerçek pay› yoktur ve göz boyamaktan ileri gitmeyecektir. AKP’ye karfl› oldu¤u için Hay›r, CHP’ye karfl› oldu¤u için Evet demek hem gelece¤imizi yok etmelerine neden olacak hem de birlik ve dayan›flma içerisine girmemizi de engelleyecektir. Siyasi iktidarlar›n temel amac› da budur zaten. Halklar›n özgürce düflünmelerini engelleyerek AKP-CHP karfl›tl›¤› yaratmak ve birçok geliflmenin üzerini kapatmakt›r. Bu referandumda Evet diyerek sivil dikta anayasas›n› (eskinin devam›n› ya da

daha moderni ve geliflmiflini), Hay›r diyerek de eski faflist anayasan›n biberine tuz serpmifl olaca¤›z. Yani Evet ya da Hay›r demek özü itibariyle ayn› olacakt›r. Bu nedenle her iki anti-demokratik yasalar›n da bu ülkede olmas›n› istemiyoruz. Dolay›s›yla biz ö¤renciler olarak e¤itim haklar›m›z için BOYKOT, biz iflçiler olarak ifl güvencesi ve sendikal haklar›m›z için BOYKOT, biz iflsizler için ifl taleplerimiz için BOYKOT, biz köylüler emeklerimiz ve toprak için BOYKOT , biz halk olarak bu halk›n gelece¤i için, sonuna kadar sand›klara gitmeyip BOYKOT etmeliyiz. Bundan dolay› halklar›n birlik ve beraberliklerini sa¤lamak için alternatiflerimizi de ortaya koymak durumunday›z. Bunun için de en önemli yol örgütlenmekten geçmektedir. Paris Komünü bunun örne¤idir. Yine Sovyetler’in Çar’a ve onun ç›kard›¤› yasalara boyun e¤memesi 1917 Ekim Devrimi’ni örgütlemiflti. Yine 1949 Çin Devrimi ve ard›ndan do¤an Büyük Proleter Kültür Devrimi de bunlar›n ürünüdür. Ve bu ürünler eski sistemin çarklar› ve yasalar› k›r›lana kadar devam edecektir. Bu bilinçle halk anayasas›n›n bir devrim sorunu oldu¤unu unutmamam›z gerekmektedir… Zülfikar ÇEL‹K

bir gazete muhabirinin elinde kolektifin iflleri için kullan›l›p, eylemleri, gösterileri, kitleleri çeken bir makine olmas›n› ye¤lerim. Daha fazla duyarl›l›k, daha fazla sorumluluk, daha fazla tutumluluk, daha fazla yard›mlaflma ve daha fazla bilinçli davran›fl! ‹flte, hepsi bu ve bütün bunlar› harcamalar›m›zdan arta kalan bozukluklar›n en az›ndan bir k›sm›yla yapabiliriz. Ben yapaca¤›m, ya siz? Hiçbir fley için geç de¤ildir, hiçbir katk› tav›r muhtevas› anlam›nda küçük de¤ildir! Gazetemizin Devrimci Demokrasi yolundaki yay›n hayat›nda baflar›lar dilerken, tüm çal›flanlar›n› ve ayn› do¤rultuda baflka çal›flmalarda emek verenleri içten devrimci duygular›mla selaml›yorum. Devrimci Demokrasi Okuru

‘K›yafet devrimi’ y›lan derisini de¤ifltiriyor Y›lan her y›l deri de¤ifltirir. Bu ifllem onun yap›sal diyalekti¤inin zorunlu ifllevi. Elzem bir vaka. Y›lan eskiyi üzerinden soyup atarken p›r›l p›r›l yeni derisiyle ayn› renk ve biçimiyle ortaya ç›kar. Zehir ayn› zehir ama y›lan, bir yafl daha büyümüfl, olgunlafl›rken eskiyi soyunmufltur. Önündeki hayata daha k›vrak ve yap›sal iflleviyle mükemmel uyum sa¤layabilecektir. Kapitalizm ve onun en son aflamas› olan emperyalizmin önündeki y›llara direnmesi bir ihtiyaç. Yap›sal diyalekti¤inin zorunlu ifllevi. Kökten çözüm! Asla. Bunu ondan beklemek y›lan›n tüm zehirlerinden ar›t›lm›fl hale gelebilece¤ini ve kendi iradesiyle dönüflebilece¤ini iddia etmek olur ki bu eflyan›n tabiat›na ayk›r›d›r. Emperyal kapitalist hal de¤iflim ve dönüflüme tabidir elbet. Yaln›z onun de¤iflimi ‘k›yafet devrimi’nden ibaret. Y›lan›n her y›l yapt›¤› gibi geliflmifl vücuduna uymayan ‘dar gelen’ derisini soyunup alt›ndan yeni; vücuda uygun derisini ifllevsel k›lmakt›r. Emperyalist kapitalizmin bu yap›sal ifllevi elzemdir. Yoksa yaflam›n cevherine ulaflamaz idi. K›yafetine bakarak onun as›l yap›s›n› de¤ifltirip zehirsiz hale dönüfltü¤ünü kim iddia edebilir? Y›lan y›land›r. Yeni haliyle pek de yetiflmifl, yetkinleflmifltir: Askerde alay imam›yd›, bakmay›n flimdi papaz oldu¤una ! Kar Alt›ndaki Siyah Toprak Günlerden k›fl imifl. Bir grup köylü, yolculuklar› s›ras›nda üflümüfller ve etraftan çal› ç›rp› toplay›p kar üzerinde atefl yakm›fllar. Köylüler aras›nda fi›h da varm›fl. Atefl yanarken etraf›na halka olmufllar ›s›nmak için. fi›h: -Bak›n flimdi kar›n alt›ndan siyah toprak ç›kacak, demifl. Köylüler merakla bakarken alttaki siyah toprak görünmez mi? Kara topra¤› görenler fi›h’a: -Kurban olay›m fl›h›m sana. Nerden biliyordun kar›n alt›nda siyah toprak var? Diyerek eline aya¤›na sar›lm›fllar, öpmüfller. Y›lan›n o yeni gömle¤inin alt›nda zehrin bar›nd›¤›n› görmek pek de mühim, zor olmasa gerek. Ama yine de uyaral›m kar›n alt›nda siyah toprak var! Y›lan›n Zehri: “Bal yiyenin pisli¤i yenir, pislik yiyenin pisli¤i yenir mi?” De¤erli dostlar›m öyle bir savafl içindesiniz ki psikolojik savafl ile toplumu dizayn ederek istenen davran›fllar sergilenmesinin format›n› çok iyi at›yorlar. Fil e¤iticilerinin fillere uygulad›¤› bir yöntem vard›r. Bu yönteme fil yöntemi deniyor: Dört aflamada gerçeklefltirilen e¤itim flöyle bafllarm›fl: Büyük bir çukur kaz›l›r. Fili düflürürler. Fil orada aç, susuz ve biçare haldedir. ‹kinci aflamada siyah elbiseli insanlar gelir, çaresiz file iflkenceler, zulümler yaparlar…Üçüncü aflama gelmifltir art›k: file iflkence eden o ayn› insanlar siyah elbiselerini ç›kar›p beyaz elbiseler giyer. Önce file yiyecek, su vb. fleyler verirler. fiefkat gösterirler. Sonra da fili çukurdan ç›kar›rlar. Dördüncü ve son fas›l: O koskoca heybetiyle fil beyaz elbiseli insanlara itaat ederek flükranlar›n› arz eder. Fil e¤itilmifltir… Bir atasözümüz ne güzel ifade ediyor: “Bal›klar deryay› bilmez” ama ya insan! ‹nsan bal›k de¤il, fil de de¤il ama maalesef emperyal-kapitalist sistem sistemsiz kalm›fl ve tek tek yaflamaya al›flt›r›larak sosyal kültürü k›r›lm›fl insanlar› fil misali e¤itmeye bafllam›fl. Okullar›m›zdaki ö¤retmenleri seyisleri olmufl art›k! Çok do¤ru. Kovan kovan kovan... “Kovan›n d›fl›ndaki ar› adi bir sinektir.” Atasözü oluverirsiniz deryadan habersiz bir bal›k. Sanki “At’›n terkisindeki sinek gibi etmifller de at edecek yenilecek.” Anayasa diye sunulan at›n terkisinden f›flk›ran. Ancak; “Bal yiyenin pisli¤i yenir” Kendi kovan›m›zdaki bal›m›z› yiyelim. ‹zmir’den Devrimci Demokrasi Okuru


DEVRiMCi

GÜNCEL

DEMOKRASi

3-16 EYLÜL 2010

15

Suzan Zengin serbest b›rak›ls›n! 29 A¤ustos 2009 tarihinde gözalt›na al›narak tutuklanan ‹flçi- Köylü gazetesinin Kartal Büro çal›flan› Suzan Zengin’in serbest b›rak›lmas› talebi ile, ç›kar›ld›¤› duruflma öncesinde, bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirildi. 26 A¤ustos Perflembe günü saat: 9.30’da Befliktafl ‹skele Meydan›’nda bir araya gelen Suzan Zengin’in yoldafllar› ve dostlar› Suzan Zengin ile birlikte tüm tutuklu gazetecilerin serbest b›rak›lmas›n› istedi.

Eylemde “Suzan Zengin serbest b›rak›ls›n” yaz›l› ‹flçi-Köylü gazetesi imzal› bir pankart›n yan› s›ra, D‹SK Emekli-Sen ‹stanbul fiubeleri de “Devrimci düflünce suç de¤ildir, üyemiz Suzan Zengin serbest b›rak›ls›n” yaz›l› pankart açt›. Eylemde Ankara Düflünceye Özgürlük Giriflimi de “Devrimci bas›n susturulamaz, Suzan Zengin serbest b›rak›ls›n” yaz›l› pankartlar açt›. Eylemde ‹flçi-Köylü gazetesi ad›na aç›klama yap›ld›. Aç›klamada devrimci, sosyalist, yurtsever

bas›n çal›flan› 37 gazetecinin hapishanelerde tutuklu bulundu¤una dikkat çekilerek Suzan Zengin’in bu gazetecilerden sadece biri oldu¤u dile getirildi. Aç›klamada devrimci-sosyalist bas›n üzerindeki bask›lar protesto edilerek tutuklu gazetecilerin ve Suzan Zengin’in serbest b›rak›lmas› istendi. Ard›ndan Ankara Düflünceye Özgürlük Giriflimi ad›na söz alan Temel Demirer, gerici iktidar›n düflünen ve sorgulayanlardan korktu¤unu, bu-

nedenlede düflünenlere sald›rd›¤›n› ifade etti. Demirer tüm bask›lara ra¤men düflünmeye, sorgulamaya ve mücadeleye devam edilece¤ini ifade etti. Tutuklu Gazetecilerle Dayan›flma Platformu ad›na konuflan Necati Abay da bas›n örgütlerini duyarl› olmaya ça¤›rd›. Bas›n aç›klamas›na Belge Yay›nlar›’ndan Rag›p Zarakolu, Deri-‹fl Genel Merkezi, Devrimci Demokrasi gazetesi, K›z›lbayrak gazetesi, Partizan

fiehit ve Tutsak Aileleri ve Yeni Demokrat Kad›n üyeleri de destek verdi. Eylem, “Suzan Zengin serbest b›rak›ls›n”, “Kurtulufl yok tekbafl›na ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› ile sona erdi. Befliktafl DGM’de görülen duruflmada ise mahkeme somut delil olmamas›na karfl›n Zengin'i tahliye etmeyi reddetti. Befliktafl 10. A¤›r Ceza Mahkemesi, davay› 15 fiubat 2011'e erteledi.

E¤itimciler sözleflmeli ö¤retmenli¤e hay›r dedi

Ülkemizin herhangi bir üniversitesinin herhangi bir e¤itim fakültesinde ö¤renim görmüfl herkes “Ölçme ve De¤erlendirme” dersini bilir. Zira bu dersin içeri¤inde, herhangi bir s›nav›n “geçerli ve güvenilir” say›labilmesi için belirlenen formülasyonlar ve kriterler vard›r ve bu içerik KPSS’nin E¤itim Bilimleri bölümünün temel konular›ndan birisini oluflturur. Ancak gelin görün ki ÖSYM, bir s›nav›n temel konular›ndan birisi olarak belirledi¤i ve yüz binlerce ö¤retmen aday›na ezberi dayatt›¤› “güvenirlik ve geçerlik” meselesinde bir kez daha s›n›fta kald›.

E¤itim sistemi, KPSS’nin “Tam Puan Skandal›” ile yine s›n›fta kald›! Geçti¤imiz haftalarda aç›klanan Kamu Personeli Seçme S›nav› (KPSS)’na iliflkin 300’ün üzerinde ö¤rencinin E¤itim Bilimleri oturumundan tam puan almas›yla bafllayan tart›flmalar bir kez daha ayn› sorular› gündeme tafl›d›. S›nav sorular›n›n önceden s›zd›r›ld›¤› ve s›nav gününden 5 gün önce bir mail yoluyla da¤›t›ld›¤› iddialar› üzerinde yo¤unlaflan bu tart›flmalara ise biz daha farkl› bir pencereden yaklaflarak s›nav sisteminin çarp›kl›¤›n› aç›klamaya çal›flaca¤›z. Hepimizin bildi¤i gibi 12 A¤ustos’ta aç›klanan KPSS’ye 800 bin memur aday› kat›lm›fl ve sonuçlar›n aç›klanmas› ile birlikte çok say›da aday›n tam puan ald›¤› ortaya ç›km›flt›. Üzerinde haylice tart›fl›lan ve oldukça genifl bir kesim taraf›ndan da “Nas›l olur?” sorular›n›n yüksek sesle dillendirilmesine vesile olan ÖSYM’nin “tam puan skandal›” hala üzerindeki ‘flaibe’leri koruyor. Kimilerine göre ‘flaibe’ kimilerine göre ‘içeriden s›zd›rma’ olarak tan›mlanan skandal, ÖSYM gibi bir kurumun varl›¤›nda somutlaflan s›nav sistemlerinin “güvenirlili¤i ve geçerlili¤i”nde bir kez daha katalizör ifllevi gördü. Tüm iddialar› ›srarla yalanlayan ve bu yolla üzerindeki kara bulutlar› da¤›tma telafl›na kap›lan ÖSYM, binlerce ö¤retmen aday›n›n korkulu rüyas› olan ve baflat gündemi haline gelen KPSS’de yaflanan skandal›n üzerini kapatmaya çal›fl›yor. E¤itim Bilimleri’nden tam puan alan adaylar›n kimlik numaralar› internet ortam›nda dolafl›rken ve binlerce ö¤retmen aday› olay›n ayd›nlat›lmas›n› beklerken, ÖSYM Baflkan› Prf. Dr. Ünal Yar›ma¤an, soruflturma yetkilerinin bulunmad›¤›n› ve araflt›rma yapt›klar›n› belirterek ellerindeki adaylarla ilgili herhangi bir sonuca ulaflamad›klar›n› duyurdu. Yar›ma¤an yapt›¤› aç›klamada “Bizim verilerimizden bir sonuç elde etmemiz mümkün de¤il. Bizim verilerimiz burada bir usulsüzlük, bir kopya, sorular›n s›zmas› biçiminde bir olay›n oldu¤una iliflkin bir veri içermiyor, bir bulgu yok” diyerek ÖSYM’yi tart›flmalar›n oda¤›ndan uzaklaflt›rmaya çal›flt›. YÖK toplant›s›n›n da gündemine oturan KPSS skandal›yla ilgili olarak ise Ankara

Cumhuriyet Baflsavc›l›¤› bir soruflturma bafllatt›. Ancak Yar›ma¤an’›n ‘sorular›n s›zd›r›lmad›¤›’ yönündeki tüm beyanlar› s›navdan günler öncesinde farkl› dershanelerin deneme s›navlar›nda, ufak de¤iflikliklerle sorular›n servis edildi¤i gerçe¤ini de¤ifltirmedi. Tüm oklar›n ÖSYM’ye çevrilmesi üzerine ‘cesaretli’ bir ç›k›fl yaparak gerekirse istifa edece¤ini aç›klayan ÖSYM baflkan›, kendi postunu kurtarma telafl›nda oldu¤unu yine kendi a¤z›yla itiraf etmifl oldu. Bu “aç›k itiraf”a ra¤men Yar›ma¤an’›n istifa edebilece¤ini aç›klamas›n›n, s›nav›n iptal edilmesi ihtimaline karfl› yap›lm›fl bir hamle mi ya da ak›ll›ca tezgahlanan bir oyunun ihtimal s›n›rlar›nda olmayan teflhir olmufllu¤una karfl› giriflilen baflka bir oyun mu oldu¤u ise yine olabilirlikler aras›nda. Aradan haftalar geçmesine ra¤men bu konuda önemli say›labilecek hiçbir ad›m atmayan yetkililer ise topu birbirlerine atmaktalar. Sonuçlar aç›kland›¤› günden bugüne internet ortam›nda kimlik numaralar› ile birlikte ço¤unun kardefl, efl ya da ayn› evi paylaflt›klar› ispatlanan tam puan alan adaylar ve KPSS sorular›n›n hangi yolla 300’ün üzerinde adaya servis edildi¤i meselesinde henüz bir mesafe kaydedilemedi.

Tam Puan Skandal›n›n Sorumlusu BurjuvaFeodal E¤itim Sistemidir! Bir ö¤retim kademesinden baflka bir ö¤retim kademesine geçifli s›navlarla gerçeklefltiren mevcut e¤itim sistemi, bu alanda yaratt›¤› kurumlarla uygulamalar›n› yasal zemine yaslamakta ve tabiri caizse her fleyi “kitab›na” uydurmaktad›r. Sadece KPSS’de de¤il her kademede gerçeklefltirilen s›navlarda dönem dönem a盤a ç›kan sorular›n çal›narak piyasaya servis edilmesi gerçe¤i ve tüm gelecek umutlar›n› bu s›navlardan geçer puan› almaya kurgulayan milyonlarca ö¤rencinin milyarlar karfl›l›¤›nda sat›n ald›¤› sorular ilk kez KPSS 2010 ile gündemimize oturmad›. Bundan önceki y›llarda da ÖSS, SBS, KPSS gibi s›navlarda a盤a ç›kan çarp›kl›k her dönem yaflanmakta, fakat kamuoyuna tafl›nmad›¤›

için üzeri kapat›lmaktad›r. ‹lkö¤retim kademesinden bafllayarak binlerce ö¤rencinin yaflam›n› s›navlarla kuflatan e¤itim sistemi, saatleri s›navlara ayarl› bir gençlik tablosu a盤a ç›karmakta; gelece¤i birkaç saatlik s›navlar›n sat›r aralar›nda arayan bir anlay›fl› beyinlere kaz›maktad›r. Hatta öyle ki s›navlar›n yaratt›¤› büyük buhran sonucunda onlarca ö¤renci intihar edebilmektedir. Yaflanan bu y›k›m›n ve çarp›kl›¤›n sorumlusu, gelece¤i s›navlara ayarl› milyonlarca ö¤renci de¤ildir. Bu s›navlar› yaratan ve “eleme” ad› alt›nda sömürü piyasas›n›n ihtiyaç duydu¤u insan ihtiyac›n› karfl›layan verili siyasi iktidard›r. Nitekim son olarak yaflanan KPSS skandal›n›n sorumlusu da sorular› para karfl›l›¤›nda sat›n alan veya internet ortam›ndan ele geçiren yüzlerce ö¤renci de¤ildir. Dolay›s›yla önemli bir rant kap›s›na dönüflen s›nav sistemleri binlerce ö¤renciyi çaresiz b›rakarak “her yolu mübah” gören bir anlay›fla itmekte, s›navlar› kazanabilme u¤runa her fleyi yapabilecek kadar gözlerini karartmaktad›r. Elbette ki bu durum bir taraftan da dershane piyasas›n›n önünü açmakta ve her y›l binlerce ö¤renci hiç gözünü k›rpmadan bu dershanelere milyarlarca para harcamaktad›r. E¤itimin her geçen gün artan ‘e¤itimsizli¤i’ ve devlet okullar›nda verilen derslerin anti-bilimsel niteli¤i özel haz›rl›k dershanelerine olan talebi art›rmaktad›r. Mevcut burjuva-feodal e¤itim sistemi ve onun mutlak yarat›c›s› devlet, verdi¤i anti-bilimsel e¤itimi, oluflturdu¤u s›nav sistemleri ile sonucu bafltan belli olan bir “kalite kontrol”e tabi tutmakta ve asl›nda vermedi¤ini milyonlarca ö¤renciden talep etmektedir. Her yönüyle gerici bir öze sahip olan sistem, üretim iliflkilerine koflut olarak flekillendirdi¤i e¤itim gibi tüm üst yap› kurumlar›n› ayn› gerici özle bezeyerek, her türlü çarp›kl›¤›n yegane kayna¤› olmaktad›r. E¤itim sisteminin çarp›kl›¤› sonucu ise “demir yumruk” alt›nda ezilerek s›navlara ve buna ba¤l› olarak önemli bir rant kap›s›na dönüflen dershane piyasas›na hap-

solmufl bir gençlik tablosu a盤a ç›kmaktad›r. Piyasan›n gereksinme duydu¤u ara elemanlar›n e¤itilmesi ad›yla ‘meslek liselerinin’ yayg›nlaflt›r›lmas›, ancak mesleki e¤itimden çok ÖSS’ye odakl› bir anlay›fl›n bu ö¤rencilere entegre edilmesi ve kaç›n›lmaz son olarak ise yeterince mesleki e¤itime sahip olmadan ‘ifl piyasas›na’ girmek zorunda b›rak›lmas›, yaflanan çarp›kl›klara sadece küçük bir örnektir. Elbette ki bu saadet zincirine tak›lacak en önemli halka ise s›navlar olmaktad›r. Tüm bu saadet zincirinin ortaya ç›kard›¤› çarp›kl›k, büyük y›k›mlarla birleflerek ayn› zamanda devasa bir iflsizlik ve geleceksizlik üretmektedir. Bu y›l KPSS’ye baflvuran 800 bin aday›n büyük bir ço¤unlu¤u ise bu devasa iflsizlik gerçe¤i içerisinde ‘küçük’ bir az›nl›¤› oluflturmaktad›r. Her y›l, üniversitede yeterince “yanl›fl, ve çarp›k bir e¤itim al›p almad›¤›” test edilen yüz binlerce ö¤retmen aday› ise büyük bir ‘baflar›’ sa¤layarak, üniversitelerin verdi¤i “e¤itimsizli¤i” sözcü¤ün tam anlam›yla gözler önüne sermektedir. Her y›l yap›lan SBS, ÖSS, KPSS gibi s›navlarda binlerce ö¤rencinin s›f›r puan almas› bu “baflar›”n›n biricik göstergelerindendir. Tüm bu s›navlar ile dershane ve özel okullar›n say›s›n›n artmas›, okullarda verilen e¤itimin kalitesinin düflürülerek giderek paral› hale getirilmesi, özel okullar›n ve dershane sektörünün önünün aç›lmas› ise üniversitede okuma ve e¤itim hakk›n› giderek bir avuç zengine ve onlar›n çocuklar›na veren uygulamalar›n bir parças›d›r. Görüldü¤ü gibi s›nav sistemindeki zihniyet, genel e¤itim sistemine yön veren zihniyettir. Bu anlam›yla s›navs›z bir e¤itim talebi, eflit, paras›z, bilimsel, anadilde e¤itim ve halk için bilim halk için e¤itim fliar›ndan ayr› düflünülemez. Yüz binlerce ö¤rencinin, yaflam›n› zapturapt alt›na alan s›navlardan ve onu üreten e¤itim sisteminden gerçek manada kurtuluflu ise ancak ve ancak toplumsal bir alt-üst oluflla gerçekleflebilecektir.

ANKARA- Sözleflmeli ö¤retmenler “il emri talebi” ile Milli E¤itim Bakanl›¤› önünde eylem gerçeklefltirdi. Bakanl›k önünde oturma eylemi gerçeklefltiren ö¤retmenler, ma¤duriyetlerinin giderilmesi için, resmi bir aç›klama gelene kadar bekleyifllerini sürdüreceklerini aç›klad›lar. “Sözleflmeliye il emri” yaz›l› flapkalar› ve tiflörtleriyle çeflitli illerden gelen ve aileleriyle ayn› ilde yaflayamad›klar› için ma¤dur olduklar›n› belirten sözleflmeli ö¤retmenlerin yan›nda çocuklar› da bulunuyor. Kadrolu olmaman›n getirdi¤i birçok s›k›nt› oldu¤unu vurgulayan sözleflmeli ö¤retmenler, sözleflmeli ö¤retmenlerin il içi veya il d›fl›na tayin hakk›n›n olmad›¤›n› belirttiler. Ücretsiz izin hakk›ndan yararlanamayan sözleflmeli ö¤retmenlerin ek ders ve maafllarda yüksek miktarda SSK kesintileri var. 30 günden fazla rapor alamayan ve ciddi rahats›zl›k geçirdikleri takdirde büyük bir s›k›nt› yaflad›klar›n› belirten sözleflmeli ö¤retmenler haklar›n› istedi. S›k s›k hükümetin ve Milli E¤itim Bakan› Nimet Çubukçu’nun yalan söyledi¤ini ve verdi¤i sözlerin arkas›nda durmad›¤›n› belirten sözleflmeli ö¤retmenler, bakanl›¤a gönderdikleri heyet dönene kadar buradaki eylemini sürdürdü. “Art›k çocuklar ana babalar›ndan ayr› büyümesin! Sözleflmeli ö¤retmenler art›k gerçekten ö¤retmen gibi yaflas›n!” diyen e¤itimcilere Milli E¤itim Bakanl›¤› yaz›l› bir aç›klama yaparak eylemi “bir avuç az›nl›¤›n kötü niyetli eylemi” olarak de¤erlendirdi. Ayr›ca “baz› siyasi çevrelerin kontrolünde ve sendikalar›n etkisinde” olduklar› belirtilen sözleflmeli ö¤retmenlerin eylemlerini sonland›rmalar› gerekti¤ine de yer verildi. Ö¤retmenlerin hizmet sözleflmelerini okuyarak kabul ettiklerini söyleyen bakan, yaz›s›nda sözleflmeli ö¤retmenlerin sözleflmede yer alan hükümlere harfiyen uymas› gerekti¤ini de ifade etti. Eylem s›ras›nda MEB Personel Baflkan› ile görüflmeden dönen heyetin yapt›¤› aç›klamada ise “atamalarda il emrinin kesinlikle gündemde olmad›¤›” ifadesi üzerine tepkilerini dile getiren e¤itimciler, Abdi ‹pekçi Park›'nda çad›r kurarak talepleri karfl›lanana kadar eylemlerini sürdüreceklerini aç›klad›lar.

ESP üyesine polis bask›s› ‹STANBUL- ESP Kartal ‹lçe Örgütü Yönetim Kurulu Üyesi Fatma Sayg›l›'ya yönelik polis takibi ve tacizi protesto edildi. Polis terörüne karfl› Kartal Meydan›'nda bir araya gelen ESP'lilere DHF, SDP, EMEP, BDP, PSAKD, Sosyalist Gelecek, Halkevi, Emekli-Sen, Limter-‹fl üyeleri de destek verdi. ESP ad›na aç›klamay› Nahide K›l›ç yapt›. K›l›ç, polislerle iliflkisi oldu¤u tespit edilen sivil giyimli kiflilerin Fatma Sayg›l›'n›n ev sahibine giderek “e¤er buran›n ikinci Bostanc› olmas›n› istemiyorsan›z bu aileyi evden ç›kar›n'' sözleri ile tehdit etti¤ini belirtti. K›l›ç, Fatma Sayg›l›'n›n ifle gidifl ve dönüfllerde sürekli olarak polisler taraf›ndan takip edildi¤ini ve iki sivil polisin Sayg›l› ailesinin ev sahibine giderek "Sen evinde terörist bar›nd›r›yorsun, bu evin ikinci Bostanc› olmas›n› istemiyorsan bunlar› evden ç›kar" sözleriyle tehdit etti¤ini belirtti. "Bir sendikada baflkanl›k yapman›n, bir partide yöneticilik yapman›n neresi teröristlik?" diye soran K›l›ç, flunlar› dile getirdi: "Muhalif olanlar› susturmak için yapt›¤›n›z sald›r›lar yetmedi, flimdi de adalet mücadelesi verenleri, ezilenlerin ve iflçi s›n›f›n›n temsilcili¤ini yapanlar› sosyal yaflamdan d›fllamak ve tecrit etmek için evlerine gelerek, y›llard›r ikamet etti¤i mahallesinde terörist ilan etmeye çal›fl›yorsunuz. Polisin bu pervas›zl›¤›na karfl› üyelerimizin yan›nday›z. Bafllar›na gelecek her türlü olumsuzluktan Kartal ve ‹stanbul polisi sorumludur.” Fatma Sayg›l›'n›n efli Limter-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Kanber Sayg›l› ise, yapt›¤› konuflmada, "E¤er bizi rahats›z etmeye devam ederseniz, oturdu¤unuz evlerin önünde komflular›n›za anlataca¤›z, aç›klamay› burada de¤il, gerekirse karakol önünde yapaca¤›z. Hodri meydan" ifadelerini kulland›. Eylemde “Sayg›l› Ailesi yaln›z de¤ildir", “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Susma sustukça s›ra sana gelecek”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma'', "Bize gücünüz yetmez biz kazanaca¤›z”, “ESP susmad› susmayacak”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› at›ld›.


G

G

devrimci Demokrasi

Teknik Haz›rl›k: Kardelen Yay›mc›l›k Adres: Mahmut fievket Pafla Mah. Sivas Sok. No:2 Kat:3 Okmeydan›/‹STANBUL Tel-Fax: (0212) 238 37 96 Bask›: SM. Matbaac›l›k

KARDELEN BASIM-YAYIM REKLAM GÖSTER‹ ORGAN‹ZASYON L‹M‹TED fi‹RKET‹

Adres: Çobançeflme Mah. Sanayi Cad. Altay Sokak NO:10 A

Sahibi ve Yaz› ‹flleri Müdürü: Ferda Bafl Yay›n Türü: Yayg›n Süreli

Blok Yenibosna Bahçelievler-‹ST. Tel ( 0212) 654 94 18

BÜROLAR

G

‹ZM‹R: fiehit Fethi Bey Cadde No: 13 Eski Eshot ‹flhan› Kat:4 Konak/‹zmir Tel-Fax: : (0232) 482 01 63 G KARTAL: ‹stasyon Cad. P›nar ‹flhan› Kat:2 Daire:38 KARTAL Tel-Fax: (0216) 389 65 63 G MERS‹N: Çankaya Mahallesi 4702. Sok. No:8 KAt:3 Akdeniz/Mersin G AMED: ‹skender Pafla Mah. ‹nönü Cad. MA-GÜL ‹flhan› Kat:4 No:10 Da¤kap›/Amed G AT‹NA: Spiro trikoupi 21 10683 eksarxia GREECE/Yunanistan e-mail: devrimcidemokrasi_yunanistan@yahoo.com.tr G YD TEMS‹LC‹L‹⁄‹: Kaiser-Wilhelm Str. 275 47169 Duisburg/DEUTSCHLAND e-mail: d.demokrasi@googlemail.com

Devletle Hesaplaflmadan 80 AFC’si ile hesaplafl›lamaz! Manipülasyonun nas›l yap›ld›¤›na dair aç›k örneklerin yafland›¤› yo¤un bir süreçten geçiyoruz. Manipülasyonun baflar›s›, onun fark edilmemesinden ileri gelir esasta. Kurgusu iyi ayarlan›r ve isabetli konular seçilirse, baflar›l› olmak çok daha kolay oluyor. Nitekim hakim s›n›flar yönetim tecrübelerinin birikimi ve burjuva siyaset erbapl›¤›yla bunu pek iyi baflarmakta, özellikle günümüzde iyi yürütmektedirler. Denebilir ki, bu manipülasyon paketinin içinde, hedef kitlesi üzerinde en etkili olan› 1980 AFC’si ve onun 1982 faflist anayasas›d›r. Konuyu iyi seçtikleri ve kulland›klar› argümanlar›n göz boyamay› baflard›¤› her halinden belli. De¤ifliklik ad›na, faflist hakim s›n›flar anayasas›na “devrimci-sosyalist” geçinen çevrelerin evet demesi bu baflar›y› izah etmektedir. ‘80 AFC’sinin gadrine u¤ram›fl iflkence ma¤durlar› konufltukça konufluyorlar. Bugünlerde demokrat kesilen hakim s›n›f klikleri ve çeflitli sözcüleri ve hatta kendinden onlar›n sözcülü¤üne soyunanlar›n ak›llar›na da iflkenceler flimdi geldi nedense(?!) Ve nedense iflkence ma¤durlar› yaln›zca ‘80 dönemine indirgendi ki, bu büyük bir çarp›tmad›r. fiüphesiz ki, ‘80 AFC’sinin iflkenceleri, katliamlar› ve zulmü efline ender rastlan›r yo¤unluktayd›. Ad› üzerinde, faflist askeri darbeydi yapacaklar› elbette ki yapt›klar› olacakt›. Daha az›n› beklemek olamazd› da… K›sacas›, ‘80 darbesi dönemi iflkenceleri hakk›nda söylenen her fley yerinde, hakl› ve do¤rudur. ‘80 AFC’si ve iflkencelerinin teflhir edilmesi do¤ru ve gereklidir de. Bu demokratik de¤erler ve

insani ölçüler bak›m›ndan olumlu geliflme ve kazan›mlard›r. Dolay›s›yla meselenin bu yan›na diyecek bir fleyimiz olamaz. Bilakis, bu teflhiri yürütmek, derinlefltirmek görevdir. Fakat, bu iflkenceleri teflhir ederken, bunlar› gerici faflist hakim s›n›f devlet iktidarlar›ndan ba¤›ms›z bir fleymifl alg›s›n› yaratmak fevkalade hatal›d›r. Bu anlamda yürüttü¤ümüz teflhiri gerici-faflist düzenin teflhiriyle birlefltirmeli, böyle ele almal›y›z. Aksi halde, iflkence ve zulmün hakim s›n›flar düzeniyle bir alakas›n›n olmay›p kendi bafl›na ba¤›ms›z bir fleymifl gibi göstermifl oluruz. Gerçek ve do¤ru olan söz konusu iflkencelerin devlet politikas› oldu¤udur. Dolay›s›yla yap›lmas› gereken de budur. Burada dikkat edilmesi gereken bir mesele fludur: ‹flkenceler ‘80 darbesi dönemine indirgenerek di¤er iflkenceler yok say›l›p resmen aklanmakta, unutturulmaktad›r. Oysa iflkence ma¤durlar› ‘80’in ötesinde de milyonlar› bulmaktad›r. Ve iflkenceler salt ‘80’de yap›lm›fl de¤il, hala devam etmektedir. ‹flçilere yap›lan sald›r›lar, Kürt çocuklar›na televizyon ekranlar›na aç›k halk›n gözü önünde yap›lanlar vb vs iflkence de¤il midir, iflkencelerin devam etti¤ini göstermemekte midir? Bu iflkenceler münferit de¤il, devlet politikas›d›r ve sistemli olarak hala devam edip uygulanan-ifllenen bir insanl›k suçudur. Devletin sistemli iflkence politikas› görülüp teflhir edilmeden, iflkence gerçek anlamda teflhir edilemez. Ne iflkence ve ne de ma¤durlar›, faflist ‘80 darbesinin uygulamalar›na maruz kalanlarla s›n›rl› tutulamaz; devletten ba¤›ms›z bir eylem olarak görülemezler. Bundand›r ki, iflkencenin de ‘80 darbesi-

nin de teflhiri ancak faflist devletin teflhir edilmesiyle anlaml› ve mümkündür. Aç›kças›, hakim s›n›flar düzeni ve somut olarak devletle hesaplaflmadan ne ‘80 darbesiyle, ne iflkenceyle ve ne de renk renk ‘vesayetle’ hesaplafl›lamaz. Dolay›s›yla, bu yönlü söylemlerin özü safsatad›r; hakim s›n›flar›n siyasi iktidardaki kli¤inin demagojik silah› olarak devrededir. Maalesef TV kanallar›nda demeçler verip ‘80 darbesinin iflkenceleri, anayasas› ve bizzat darbeyle hesaplaflmak için konuflanlar ile liberal ayd›n ve çeflitli renklerdan “solcular›n” ayn› minvaldeki sesleri de, hakim s›n›flar siyasi iktidar›n›n kuyru¤unu aflmayan burjuva reformist menfleli tutumlar olarak burjuvazinin yedek lasti¤i durumuna düflmektedirler esasta. Neden? Çünkü bunlar, güncel pratik politikada(bu özgülde) AKP kli¤iyle ayn› siyasete; ama AKP’nin demagoji yoluyla halk kitlelerini aldat›p düzene yamayan siyasetine hizmet edip onunla burada birleflmenin de ötesinde, faflist darbeler gerçe¤inin mevcut devletten ba¤›ms›z bir fleymifl gibi göstermektedirler pratik tutumlar›yla; dahas›, faflist anayasa sorununu ‘82 anayasas›yla hesaplaflma derekesine düflürüp, devletin niteli¤iyle di¤er anayasalar›n› aklam›fl olmaktad›rlar; iflkenceleri, faflist anayasalar›, darbeleri salt ‘80 darbesinin ürünüymüfl gibi gösterip gerisini temize ç›karm›fl olmaktad›rlar; daha da önemlisi, bir bütün olarak darbeler, iflkenceler ve gerici s›n›f anayasas›yla hesaplaflma yerine, bunlar› göz ard› ederek yaln›zca ‘80 darbesi ve ürünlerini iflaret ederek halk›n aldat›lmas›na yard›m etmifl olmaktad›rlar; en önemlisi de, hakim s›-

n›flar devlet düzenini kutsama ve onun içinde iyilefltirmeler ufkuyla hareket etmektedirler. Tüm bunlar halk kitlelerinin, hakim s›n›flar›n devlet iktidar›na yedeklenmesine ve gerici faflist devletin kabulüne varmaktad›r. Çünkü, iflkencelerle, darbelerle, anayasalarla hesaplaflma meselesini, gerici faflist devletle hesaplaflmaktan muaf tutmaktad›rlar. Bu reformistli¤in daniskas›d›r. Reformlar ve bunlar için mücadele edilir elbet. Ama reformculuk-reformizm kötüdür. Söz konusu kesimlerin yapt›¤› reformlar için mücadele de¤il, reformlar› amaçlaflt›ran reformculuktur-reformist çizgidir. Çünkü bunlar, ‘80 darbesi veya anayasas›yla hesaplaflmay› ve bunlar›n teflhirini, devletle-hakim s›n›flarla hesaplaflma ve onlar›n teflhirine ba¤lamayan bir yaklafl›ma sahip olmayarak, hiç kuflkusuz ki düzen içi reformist e¤ilimi temsil eden durumdad›rlar. Tek tek güncel politik mesele ve mücadeleleri genel siyasi mücadeleyle veya siyasi iktidar mücadelesiyle birlefltirmeyi unutan, ihmal eden ve birlefltirmeyen yaklafl›m, ekonomizmin ve reformizmin bir ad›m ilerisine geçemez. Bütün bu tek tek ve güncel politik, demokratik mücadeleler siyasi mücadeleyle birleflmek ve iktidar perspektifine ba¤lanmak durumundad›rlar. E¤er, düzene dokunmadan salt düzen içinde baz› parçalar› düzeltmekle meflgul olunursa, ya da mücadele salt bunlara hapsedilir ve düzenin siyasal teflhirine dönüfltürülemez, ayn› zamanda iktidar mücadelesinin hizmetine sokularak onunla birlefltirilmezse, orada reformizmden baflka bir fleyden söz edilemez.

Bizler, ‘80 darbesinin kararl› düflmanlar›y›z ama ayn› zamanda di¤er darbeler ve bu darbelerin kayna¤› olan gerici feodal-faflist devlete de bir o kadar düflman›z. Biz ‘80 anayasas›n›n kararl› düflmanlar›y›z ama ayn› zamanda gerici s›n›f devletinin tüm anayasalar›n›n da-anayasas›n›n da kararl› düflmanlar›y›z. Biz ‘80 darbesi iflkencelerinin kararl› düflmanlar›y›z ama ayn› zamanda di¤er iflkencelerin de, hala uygulanan iflkencelerin de ve bunlar›n yata¤› olan devletin de-hakim s›n›flar düzeninin de kararl› düflmanlar›y›z. Biz, birine karfl› mücadeleyi di¤erine karfl› mücadeleden ba¤›ms›z görmüyoruz. Biz, bütün bu kötülüklere karfl› mücadelenin ve bunlarla hesaplaflman›n, bunlar›n kayna¤› olan gerici hakim s›n›flar devletiyle hesaplaflmaktan geçti¤ini biliyoruz. ‘80 darbesiyle, iflkenceleriyle, anayasas›yla elbette hesaplafl›lmal›, elbette reformlar-iyilefltirmeler için mücadele edilmelidir. Fakat, bütün bunlar hakim s›n›flar devleti ve düzenini unutturarak, kutsayarak de¤il; düzen içi iyilefltirmeleri amaçlaflt›rarak de¤il; tüm bunlar› iktidar mücadelesine ba¤l› ve ona hizmet eder tarzda, onun bir parças› olarak ele al›n›p yap›lmas›ndan yanay›z. Bu bilinçle, halk kitlelerini uyutarak düzene yamayan tasfiyecili¤e, reformizme, ekonomizme ve her türden düzen içi e¤ilime hay›r. Hakim s›n›flar düzeni ve anayasas›n› meflrulaflt›ran referandumu BOYKOT! ‹flte ‘80 darbesi ve sonuçlar›yla hesaplaflma flahs›nda gerici düzenle hesaplaflma bilinci budur

DEKÖP-A: BOYKOT tavr›n› destekliyoruz

DHF boykot çal›flmalar›n›sürdürüyor Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), il il, köy köy dolaflarak yoksul halkla buluflup boykot çal›flmalar›n› kitlelerin elinde siyasi bir silaha dönüfltürmeye devam ediyor. DHF çal›flmalar›nda halka “A¤alar›n, patronlar›n oyununa gelme. 12 Eylül’de sand›¤a gitme.” dedi. ‹zmir'in emekçi semtlerinde boykot çal›flmas› DHF, ‹zmir’in emekçi semtlerinde halkla buluflarak aktif bir flekilde boykot çal›flmalar›na devam ediyor. Yürütülen çal›flmalarda semt halk›n›n faaliyetlere, genel olarak, ilgisinin yo¤un oldu¤u gözlemlendi. Baz› sohbetlerde semt sakinleri “Sand›k bafl›na gitmezsek ‘Evet’çilerin ekme¤ine ya¤ sürmüfl olmaz m›y›z?” fleklinde endiflelerini dile getirdiler. DHF’liler ise özünde “Evet” ve “Hay›r”›n ayn› kap›ya ç›kt›¤›n› ve her iki taraf›nda kendi egemenliklerini güçlendirmekten öteye yapacaklar› baflka bir fleyin olmayaca¤›n› aç›klayarak endifleleri gidermeye çal›flt›lar.

DHF faaliyetçilerine gözalt› terörü!:

DHF

Antalya’da örgütlü bulundu¤u tüm semtlerde boykot ça¤r›s›nda bulunmaya devam ediyor. Boykotun önemine de¤inilen çal›flmalarda, neden “Evet” ya da “Hay›r” denilmemesi gerekti¤i üzerine verimli tart›flmalar yürütüldü. Öte yandan DHF faaliyetçileri, Antalya’da yürüttükleri boykot çal›flmalar› s›ras›nda, devrimci faliyeti engellemek isteyen polisler taraf›ndan gözalt›na al›nd›lar. DHF faaliyetçileri Do¤u Garaj›'nda afiflleme çal›flmalar› yürüttükleri s›rada kolluk güçleri taraf›ndan gözalt›na al›nd›. Ertesi gün serbest b›rak›lan faaliyetçilere 143.00 TL para cezas› kesildi.

Bursa’da büyüyen boykot çal›flmalar›:

Bur-

sa’da kent meydan›na, 12 Eylül gününe kadar devam edecek olan stantlar kurul-

du. Boykot cephesi bileflenleri, burada bildiri çal›flmas›yla beraber, halkla birlikte referanduma yönelik verimli tart›flmalar yürütüyor. Öte yandan Bursa’da DHF faaliyetçileri anayasa referandumunu boykot etme ça¤r›lar›na örgütlü bulundu¤u tüm alanlarda devam ediyor. Son olarak faaliyetçiler Gemlik Sal› Pazar›’nda yo¤un bir flekilde bildiri da¤›t›m› gerçeklefltirdi, halkla tart›flmalar yürüttü.

Dersim’de köy köy boykot çal›flmas›:

DHF,

Dersim’in merkez, Çemiflgezek, Hozat, Mazgirt, Pülümür, Ovac›k ilçelerinde köy köy dolaflarak, boykot çal›flmalar›n› sürdürüyor. Çemiflgezek’in; Eynik, A¤rük, B›rafltik, Dekke, Karagedik ve Paflac›k köylerinde çal›flma yürüten DHF çal›flanlar› köylerde halk›n olumlu tepkisiyle karfl›land›lar. Referandum ile ilgili gelifltirilen sohbetlerde köylülerin referandumun halk› kand›rmaktan baflka bir fley olmad›¤›n› bu tür durumlar› daha öncede yaflad›klar›n› söylediler. DHF Hozat’›n Taflkirek, Gö¤üçler, Zankirek, Taner köylerinde boykot çal›flmalar›n› yo¤unlaflt›rd›. Çal›flmalar kapsam›nda yo¤un bildiri ve gazete da¤›t›m› gerçeklefltirildi. K›l›çdaro¤lu yan›lsamas›n›n yaratt›¤› etkilerin sonucu referandumda “Hay›r” oyundan yana tav›r belirleyen köylülerle sohbetler gelifltiren DHF’liler anayasa referandumunda neden sand›¤a gidilmemesi gerekti¤ini ifade ettiler.

“Bizden düzen partilerine oy yok!”: Merxo, Keykan, Velkan ve Günbo¤az köylerinde referandumla ilgili yap›lan tart›flmalarda köylüler, “Bizden düzen partilerine oy yok!” dedi. Köylülerle gerçeklefltirilen sohbetlerde, yoksul Dersim köylüleri, “Y›llard›r düzen partilerinin Dersim üzerindeki oyunlar›n› bizler biliyoruz. Dolay›s›yla düzen partilerinden hiçbir beklentimiz yok. K›l›çdaro¤lu sadece K›l›çdaro¤lu de¤ildir. Farkl› güçlerin AKP üzerinden yapamad›¤›n› CHP üzerinden yapmas›d›r. Çünkü bizler CHP’yi 38’lerden, bugüne kadar yap›lan katliamlardan tan›yoruz. Onur Öymen’in aç›klamalar›n› herkes de duydu. Bu sebepten düzen partilerine verecek bir tek oyumuz yok.” gibi ifadelerle referandumda alacaklar› tav›rlar›n› özetlediler. DHF faaliyetçileri, Mazgirt ilçesi ve köylerinde de çal›flmalar›n› bafllatt›. Dersim merkez ve Mazgirt yolu üzerinde yo¤un afifllemeler yap›larak, Günefldere köyünde faaliyet yürütüldü. Günefldere köylüleri ile yap›lan sohbetlerde köylüler, mevcut anayasa ve “yeni anayasa”dan bir beklentilerinin olmad›¤›n›, bunlar›n sadece ka¤›t üzerinde kald›¤›n› vurgulad›lar.

Elaz›¤’da boykot örgütleniyor: DHF faaliyetçileri Elaz›¤’›n Fevzi Çakmak Mahallesi’nde yürüttü¤ü çal›flmalar› yo¤unlaflt›rd›. DHF Elaz›¤ örgütlülü¤ü yaklafl›k 18 A¤ustos günlerinde bafllatt›¤› çal›flmalar kapsam›nda son olarak Fevzi Çakmak Mahallesi’nde yo¤un yay›n ve bildiri da-

¤›t›m› yaparak çal›flmalar›n› sürdürdü. DHF’liler sonraki günlerde de di¤er mahallerde faaliyetlerini sürdürmeye devam decek.

‹stanbul'un emekçi semtlerinde kampanya çal›flmalar› sürüyor: DHF faaliyetçileri, Kartal’dan Avc›lar’a kadar ‹stanbul’un birçok emekçi semtlerinde boykot çal›flmalar›n› büyüterek devam ettiriyor. Yoksul halk›n yaflad›¤› emekçi semtlerde bildiri, afiflleme ve sesli ajistasyon araçlar› ile halkla buluflan DHF, anayasa referandumunun bir aldatmacadan ibaret oldu¤unu ifade ederek, halk›n kendi anayasas›n› yapmaya gücünün yettebilece¤ini ve bunun için sisayi örgütlülük gücünü daha da büyütmesi gerekti¤ini belirtti.

Ankara'da boykot kampanyas› yayg›nlaflarak sürüyor: Ankara'n›n yoksul emekçi semtlerinde sürüdürülen kitle faaliyetlerine, yayg›n flekilde yap›lan afifl çal›flmalar› ekleniyor. DHF Ankara örgütlülü¤ü, 30-31 A¤ustos 2010 günlerinde Ovac›k ve Piyangotepe semtlerinde bildiri ve yay›n da¤›t›m› çal›flmalar› gerçeklefltirerek, emekçilere referandum aladatmacas›n›n gerçeklerini tafl›d›. Piyangotepe halk›yla yap›lan tart›flmalarda hâkim s›n›flar›n gerçek yüzünü teflhir eden, düzen partilerinin hükümet olduklar› dönemlerdeki ‘icraatlar›n›n’ faturas›n›n emekçi halk kitlelerine kesildi¤inin ifade edildi¤i sohbetler gerçeklefltirildi.

Avrupa Demokratik Kitle Örgütleri Platformu (DEKÖP-A) “12 Eylül faflist Anayasas›na ve AKP aldatmacas›na karfl› do¤ru seçenek olan boykot tavr›n› destekliyoruz’ aç›klamas›nda bulundu. Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK), Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-Kon), Yaflanacak Dünya Gazetesi, Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu (AT‹K), Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM) bileflenlerinin oluflturdu¤u Avrupa Demokratik Kitle Örgütleri Platformu (DEKÖPA), referandumun aldatmacadan ibaret oldu¤unu aç›klayarak, “Anayasaya Hay›r diyenler 12 Eylül faflist anayasas›n› onaylad›klar› gibi, Evet diyenler de esas olarak 12 Eylül Anayasas›’n› AKP lehine ufak de¤ifliklerle onaylam›fl olacaklard›r.” ifadelerini kulland›.

‘Hay›r’ ve ‘Evet’ faflist anayasay› seçmektir Türkiye-Kuzey Kürdistan özgülünde 12 Eylül sürecinin bitmedi¤ini aktaran aç›klamada flu ifadelere yer verildi: “12 Eylül, genelde emperyalistlerin, özelde de ABD emperyalizminin ç›karlar› için, çeflitli millet ve milliyetlerden Türkiye-Kuzey Kürdistan halklar›na uygulanan zulmün, vahfletin ve katliamlar›n ad›d›r. Ya da bütün bunlar›n uyguland›¤› bir süreçtir. Görünürde sivil hükümetler baflta, ama kuvvet komutanlar›n›n a¤z›ndan ç›kan her bir sözcü¤ün kararlara, yasalara dönüfltü¤ü MGK kararlar›yla yönetilmeye devam edilmektedir ülke. Ve tabii ki MGK’n›n ipleri de emperyalistlerin elindedir. Dünyay› saran ekonomik ve siyasal kriz nedeniyle, emperyalistler ipi flimdi daha bir s›k› tutmaktad›rlar. Bu durum karfl›s›nda biz emekçilerin ve dünya halklar›n›n da kendi sosyal, demokratik ve akademik haklar›m›z için örgütlenmemiz ve ortak mücadele alanlar›, platformlar› yaratmam›z kaç›n›lmazd›r. Modern kölelikten kurtulman›n baflkada bir alternatifi yoktur. Ya örgütlenip mücadele ederek eme¤imizin karfl›l›¤›n› al›p özgürleflece¤iz, ya da susup köleli¤e devam diyece¤iz. Ama biz susmaktan de¤il, 盤l›klar›m›z›, hayk›r›fl ve isyanlar›m›z› birlefltirip özgürlü¤e kanat ç›rpmaktan yanay›z. Geldi¤imiz süreçte Amerikan emperyalizminin bir numaral› ufla¤› AKP hükümeti, sözde 12 Eylül Anayasas›’n› de¤ifltirece¤i iddias›yla referanduma gitme karar› alm›flt›r. Oysa de¤ifltirmek istedi¤i sadece birkaç maddedir ve onlarda AKP’nin generaller karfl›s›ndaki konumunu güçlendirmeye yöneliktir. Bu referandum bir aldatmacadan ibarettir. Anayasaya ‘Hay›r’ diyenler 12 Eylül faflist anayasas›n› onaylad›klar› gibi, ‘Evet’ diyenler de esas olarak 12 Eylül Anayasas›’n› AKP lehine ufak de¤ifliklerle onaylam›fl olacaklard›r.”

‘‹flçi ve emekçileri boykota ça¤›r›yoruz’ 12 Eylül faflist anayasas›na ve AKP aldatmacas›na karfl› do¤ru seçenek olan boykot tavr›n› destekleyeceklerini dile getiren DEKÖP-A bileflenleri, ayr›ca, “Avrupa’da yaflayan göçmen iflçi ve emekçileri referandumu boykot etmeye ça¤›r›yoruz.” dediler.

183  

E M E K 6 Devlet yine tetikçilerini aklad› Pakistan halk›n›n ac›s›na sessiz kal›nmamal›d›r DEMOKRAS‹ DEVR‹MLE GELECEK15GÜNLÜKS‹YAS‹GAZETE UP...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you