Page 1

KOMÜNİST DEVRİM

POLÝTÝK KÝMLÝK VE KULLANIMI ÜZERÝNE Politik/siyasal kimlik en genel anlamda bir komünist siyasal kimliði yeniden üretip, oluþsiyasi hareketin politik görüþ ve tutumlarýnýn turmalarý hem tarihsel bir sürecin hem de tümüne verilen addýr. Bir siyasi hareketin ide- bugünün bir sorunu haline geldi. Bizim için olojik, politik görüþleri onun siyasal kim- komünist siyasal kimliði, onu içeriðini oluþtuliðinin bileþenlerini, içeriðini oluþtururlar. ran tarihsel mirasla birlikte yeniden Ancak bir siyasal hareketin kendini ifade yaþadýðýmýz topraklarda ete kemiðe ettiði siyasal kimliðiyle, o hareketin ideolojik, büründürmek, bugünkü parti inþa mücadelempolitik görüþleri arasýndaki iliþki kimi zaman izin süreci içerisinde olduðu kadar bir bütün sorunlu olabilmektedir. Örneðin bir hareketin olarak da böyle bir parti ile mümkün olacaktýr. Siyasal kimlik, siyasal görüþlerin özetlenkendisini Marksist, komünist yada leninist sýfatlarla tanýmlamasý, onun ideolojik, siyasal miþ hali yada birkaç kelimeyle ifade edilmiþ görüþlerinin, tutumlarýnýn bu adlarla uyumlu biçimi olsa da, onu oluþturan görüþlerin olduðu anlamýna gelmiyor. Çünkü bu kimlik- toplamý olarak görmek gerekir. Bu anlamýyla lerin içeriklerinin dolduruluþ biçimi farklý bir siyasi hareketin militaný kendi siyasal kimyaklaþýmlarý barýndýrabiliyor. Baþka bir dey- liðini genel bir cümleyle yada tek bir iþle bu konuda “standart” yada herkes tarafýn- kelimeyle ifade etse de, bir bütün olarak dan kabul gören bir yaklaþým yoktur. siyasal kimlik, onu oluþturan görüþlerin daha Dolayýsýyla bir siyasal kimlikle onu içeriðini ayrýntýlý bir açýklanmasýný gerektirir. Özellikoluþturan görüþler arasýnda uyum sorunu lede bugün kimin hangi hareketten, hangi kolay çözümlenebilecek bir sorun deðildir. akýmdan olduðunu anlatan bir “rumuz” yada Sorunun tarihsel bir boyutu vardýr. Komünist “etiket” alýþkanlýklarýnýn olduðu bir zamanda siyasal kimliðin kendisi ile onun içeriðini siyasal kimliði, bütünsel görüþleriyle birlikte oluþturan görüþler arasýndaki iliþki, Ekim ortaya koymak çeþitli güçlükleri barýndýrmakDevrimiyle çözümlenmiþ görünse de, Ekim tadýr. Ayrýca bizim gibi henüz teorisi ve Devrimi öncesi ve sonrasý bu konunun sorun- pratiðiyle süreklileþmiþ bir geleneði yaratamamýþ, yeni bir gelenek yaratma iddiasýndaki larýnýn devam ettiðini göstermektedir. Ekim devrimi öncesi Marksist siyasi hareketler için bu durum daha dikkatli ideolojik,siyasal kimliði oluþturan görüþler, II. olmayý gerektirmektedir. Yine de siyasal kimEnternasyonalin partileri tarafýndan bu ad likleri, hangi hareketten olduðunu anlamaya altýnda bütünselliðinden kopartýlmýþ, kimi yarayan bir “kod” olarak görme alýþkanlýkzaman oportünist, düzeniçi görüþlerin tahri- larýný doðru görmemek, bu alýþkanlýklarýn fatýyla yozlaþtýrýlmýþ, kimi zaman akademik devrimci harekette yaygýnlaþmasýna karþý durdüzlemdeki bir teoriye indirgenmiþti. Lenin’in mak gereklidir. Ancak bilinmelidir ki, siyasal ve Bolþeviklerin mücadelesi bu oportünist kimliðin hangi akýma mensup olduðunu anlatgelenekle hesaplaþma, kopuþla yeniden Marx maktan çok, daha bütünsel bir içeriði ifade ve Engels’in devrimci mirasýyla buluþmanýn eder hale gelmesi mücadele içerisinde mücadelesidir. Marx ve Engels’in yaþadýklarý yaratýlabilecek pratik-salt pratik deðil, bu dönemde baþlayan, ancak onlarýn ölümleriyle anlamýyla pratik-bir meseledir. Bizim siyasal kimliðimiz; proleter devrim artan/doruða çýkan Marksizmin bütünsel görüþlerinin sosyal demokrat kimlikle stratejisi, enternasyonalizm anlayýþý, iþçi sýnýfý oportünist tahrifatý, Bolþeviklerin ve Lenin’in ve sendikalizm üzerine görüþlerimiz, yeniden içerik ve biçimiyle komünist siyasal Bolþevik geleneðin deðerlendirilmesi, hazýrlýk kimliði “oluþturmalarý” sayesinde önemli bir dönemi görevleri-parti inþa planý gibi görüþdarbe aldý. Ekim Devrimi sonrasý reformist ve lerimizin temel taþlarýný oluþturduðu bütünsel popülist yada ulusal devrimci akýmlarýn bir kimliði ifade eder. Siyasal kimliðimiz bu komünist kimliðe bürünmeleri bu kimliðin görüþlerimizin herhangi birine indirgeneiçinin boþaltýlmasýnýn, yozlaþtýrýlmasýnýn meyeceði gibi kuþkusuz henüz üzerine söz baþka bir biçimine dönüþtü. Sonuçta söylemediðimiz, netleþtirmediðimiz daha Bolþeviklerin mücadeleyle buluþtuklarý baþka konularla geliþtirilmeye gereksinim Marksizmin devrimci mirasýnýn süreklilikle duymaktadýr. Bugünkü haliyle politik görüþbugüne ulaþtýðýný söylemek zor. Marksizm’e, lerimiz kimliðimizin bütünselliðini saðlamakLeninizm’e bütünsel görüþleriyle birlikte ta ve dolayýsýyla kimliðimizin dýþa dönük prosahip çýkma iddiasýndaki komünistlerin, pagandasýnýn ayrýntýlarýný devamý sayfa 19’da

20

DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET MERKEZ YAYIN ORGANI

SAYI: 17 TEMMUZ 2006

DEVRÝM ÝÇÝN DEVRÝMCÝ PARTÝ! P A RT Ý Ý Ç Ý N ÖRGÜTLÜ HAZIRLIK!

EMPERYALÝST SAVAÞIN GENÝÞLEMESÝ KARÞISIDA BURJUVAZÝNÝN YÖNELÝMLERÝ VE SÝYASAL SÜREÇLER

Danýþtay üyelerine yapýlan silahlý saldýrý, cumhuriyet gazetesine yapýlan saldýrýlar, atabeyler çetesi olayý egemen sýnýflar içindeki çatýþmanýn, çekiþmenin bir dýþavurumunu yansýttýðý söylenebilir. Öncesinde Þemdinli iddianamesinde kara kuvvetleri komutaný (yeni genelkurmay baþkaný) Yaþar Büyükanýt’a yönelik soruþturma ile baþlayan, ardýndan gelen süreçte ordu içindeki çeþitli kademelerde görev yapmýþ kimi komutanlarýn emekli edilmeleritasfiye edilmeleri diye de okunabilir-ile devam eden geliþmeler burjuvazinin önümüzdeki sürece dönük kendi düzenlemeleri olarak görülebilir. Yine bu süreçte hükümetin toplumla “balayýnýn” bittiðini gösterir gibi Kürt sorunu, demokratikleþme konularýnda baþbakanýn aðzýndan “þahince” –faþistçe diye de okunabilir-sözlere, terörle mücadele yasasýna, ekonomik istikrar söylemleri yerini temel ihtiyaçlarla ilgili (ulaþým, temel gýda maddeleri, elektrik, gaz vs) ürünlere zamlara býraktý. Yine tam bu süreçte Ortadoðu’da Ýsrail’in Filistin ve Lübnan saldýrýlarý, Türkiye devletinin saldýrý tehtidleri öne çýkan geliþmeler oldu. Tüm bu geliþmeleri birbirleri arasýndaki baðlantýlarý kurarak anlamak, önümüzdeki sürece iliþkin politik sonuçlar çýkararak yaklaþmak önem taþýmaktadýr.

Türkiye’de Yönetici Burjuva Sýnýfý Kendi “iç iþlerini” Yeni Sürece Hazýrlýyor Danýþtay saldýrýsý ve beraberindeki geliþmeler egemen burjuva klikleri arasýnda bir çatýþma yada hükümetle ordu arasýnda bir çekiþme gibi görünse de aslýnda burjuva sýnýfýnýn kendisini önümüzdeki sürece göre düzenlemeleri olarak görmek gerekir. Burjuvazinin farklý kesimleri arasýnda zaman zaman kimi farklý eðilimler olsa da kapitalist sistemin iþleyiþi ve yönelimleri ile ilgili temel konularda bir çatýþma olduðunu söylemek mümkün deðil. Türkiye’de kapitalist sistemin, burjuvazinin temel yönelimi; emperyalist hiyerarþide üst basamaða doðru çýkmak ve bunun gerektirdiði içerde, gerek kendi içinde ve devlette düzenleme gerekse de tehtid unsurlarýný etkisizleþtirmek, dýþarda ise emperyalist paylaþýmdan pay almak doðrultusundadýr. Hükümetle ordu arasýn-

FÝYATI: 1YTL

da bu temel yönelim konusunda bir sorun yoktur. Ancak daha tali ve ikincil konularda kimi zaman sürtüþmeler yaþanmakta, bunlarda kýsa zamanda “halledilmektedir”. Ordunun bu çekiþmelerdeki rolü kendisine ait bir hedefi olmasýndan yada elinde silah bulunduran yürütme gücü olmasýndan dolayý deðildir. Ordunun kendisi de burjuva sýnýfýna ait tekelci bir burjuva kurumdur. Kapitalizmin içinde bulunduðumuz evresinde tekelci burjuvazi esas yönetici güçtür ve kapitalizmin çýkarlarý, yönelimleri bu tekelci burjuvazinin çýkarlarý tarafýndan belirlenir. Dolayýsýyla ordunun Türkiye’deki kapitalist sistemin çýkarlarý, yönelimleriyle ilgili bir hedefi, yönelimi söz konusudur. Elbette burjuvazinin yönelimi, Türkiye kapitalizmi baðýmlý bir kapitalizm olmasý ve hiyerarþinin üstündeki emperyalist güçlerin çýkarlarý ile örtüþmesi dolayýsýyla ayný zamanda diðer emperyalist gücün/güçlerin çýkarlarýný ifade edecektir. Türkiye’nin uluslar arasý emperyalist paylaþým kavgasýndaki rolünü diðer alt baþlýkta ele alacaðýmýz için þimdilik deðinerek geçiyoruz. Burjuvazi egemen yönetici güç olma konumunu sürdürürken kendi çýkarlarýný tüm toplumun çýkarlarýymýþ gibi gösterir. Son aylarda yaþanan farklý burjuva klikleri arasýndaki çatýþmalara bu çerçeveden baktýðýmýzda daha önceki yýllarda uygulanan bir burjuva politikasýnýn yeniden tekrarlandýðýný görürüz. Toplumun bir kesimini laiklik ekseninde düzene yedeklemek, hukukun üstünlüðü vs. söylemleriyle burjuva kurumlarýn güvenini pekiþtirmek, gerçekten laik bir düzende ve laik bir devlet tarafýndan yönetiliyormuþ izlenimiyle, devlet tarafýndan dinin

b bu u s sa ay yý ým mý ýz z

Sf:6.......Iskra ‘Modeli’ Nedir, Bugün Komünistlerin Görevleri Sf:10.....Alanlardan- Yoldaþlardan.. Sf:10......2 Temmuz Eylemindeydik Sf:11......Politik Örgütsel Atýlým Ýçin Bügünü Kavrayýp Geleceði Kucaklayacak Kadrolar Olabilmeliyiz Sf:15.....Hücreler:Sýnýf Savaþýnýn Önemli Alaný Arka Kapak..... Politik Kimlik ve Kullanýmý Üzerine


KOMÜNİST DEVRİM toplumu uyuþturmak için kullanýlan bir afyon rolünü perdelemek. Ýþte son aylarda yaþanan farklý burjuva klikleri, çete tartýþmalarýnýn özellikle bu açýdan teþhirini yapmak gerekir. Burjuvazinin farklý kesimleri arasýnda büyük bir farklýlýk, çatýþma olmadýðý gibi meydana gelen kimi “sürtüþmeleri” burjuvazinin kendi çýkarlarýný toplumun çýkarlarýymýþ gibi göstererek bir taþla iki kuþ vurma planlarýna karþý propaganda ve ajitasyonla teþhir faaliyetini sürdürmek gerekir. Unutmamak gerekir ki burjuvazinin içinde derin çatlaklar devrimci sýnýf mücadelesinin yükseldiði koþullarda ortaya çýkar, artarlar. Ve o zaman yönetenlerin yönetememe durumu oluþtuðu gibi devrimci sonuçlar yaratýlabilir. Sýnýf mücadelesinin yükseliþ içerisinde olmadýðý, tersine durgunluk, hatta düþüþ içerisinde olduðu bugünkü koþullarda burjuvazinin içerisindeki farklýlýklar siyasal kriz, yönetememe durumunu doðuramayacaktýr. Burjuvazi yönetme güçlüklerini þu yada bu þekilde kendi lehine çözümleyebilme becerisini gösterebilecektir. Devrimciler ve komünistler siyasal faaliyetlerini, beklentilerini tarihsel deneyimlerin gösterdiði bu duruma göre ortaya koyup, propaganda ve ajitasyonlarýný buna göre oluþturmakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüðün en önemli yanýný, yukarda söylediðimiz gibi burjuvazi içindeki farklýlýklarý abartarak yada bu farklýlýklarý uzun boylu sererek deðil, burjuvazinin emekçileri kendi planlarýna yedeklemek için kullandýðý politikalarý teþhir eden bir propaganda faaliyeti oluþturmalýdýr.

Rejimin Siyasal Yönetimi Bir Bütün Olarak Tek Bir Koronun Enstrümanlarý Gibi Çalýyor Türkiye kapitalist cumhuriyeti hükümet eden partisiyle burjuvazinin önümüzdeki dönem planlarýný gerçekleþtirmek için adýmlar atmaya hazýrlanýyor. Ýki binli yýllarýn baþlarýnda Ortadoðu’da emperyalist paylaþýmýn derinleþmesine hazýrlýk olarak üçlü koalisyonla faþist hükümet þeklinde toplumsal dinamiklerin öncülerine yönelik saldýrýlarýný gerçekleþtiren burjuvazi, bunun ardýndan geniþ bir toplumsal tabana dayanan, çeþitli söylemleri (Ýslamcý, liberal, demagojik sosyal vs) kullanan, ABD icazetli AKP hükümetini oluþturdu. Toplumsal dinamiklerin zayýflatmýþ olmasýna, sayýsal çoðunluða sahip parlamento bileþimiyle, çeþitli eðilimleri birleþtirmesiyle, demagojik ve siyasal istikrar gibi söylemlerle de olsa saðlanan toplumsal desteðe dayanan avantajlarýyla, mevcut hükümet þekliyle burjuvazi, bu dönemde istediði adýmlarý atabildi. Bu süreçte her açýdan adeta ihya olan tek sýnýf tekelci burjuvazidir. Yukarda söylediðimiz avantajlara dayanarak ekonomik ve siyasal istikrar söylemlerini

2

sürdürebilen burjuvazinin hükümeti, bugün, gelinen noktada yapýsal ekonomik sorunlarý demagojik söylemlerle gizleyemez durumdadýr. Enerji koridoru olma iddialarýna, petrol, doðalgaz, kömür, su gibi enerji kaynaklarýna bu kadar yakýn olmasýna raðmen Türkiye büyük bir enerji darboðazý içindedir. Bunun faturasý da her zamanki gibi emekçilerin sýrtýna yüklenen politikalarla saðlanmaya çalýþýlmaktadýr. Bir sýnýftan alýnmadan baþka bir sýnýfa verilemiyorsa, bunun anlamý emekçi sýnýflarýmýza yoksulluk olarak yansýmaktadýr. Son dönemdeki ekonomik çýkmazlarýn, zamlarýn bundan baþka bir anlamý yoktur. Þimdiye dek ekonomik çýkmazlarýn faturasý emekçilerin sýrtýna yüklenmeye çalýþýldýðýnda, laiklik, þeriat tehlikesi gibi söylemlerle bu fatura gizlenmeye çalýþýlmýþ, son süreçte bunlarýn yerine yada birlikte, terör, þehit cenazeleri ayný örtü iþlevini görmeye baþlamýþtýr. Kürdistan’da gerilla mücadelesinin yoðun olduðu yýllarda ölen, yaralanan askerlerin sayýsýný, haberlerini doðru vermeyen devlet, þimdi özellikle asker cenazelerini toplumun gözüne sokar gibi duygusal törenler eþliðinde, saatlerce izlettirmektedir. Kuþkusuz bunu yapmalarýnýn kendileri açýsýndan bir iþlevi var. Dün yalaný kendi lehine kullanalar, bugün doðrularý kendi lehlerine de kullanmasýný beceriyorlar. Türkiye’deki burjuva rejimi her yönüyle tekelci bir burjuva rejimi olduðunu gösterir gibi ordusundan medyasýna, yargýsýndan bürokrasisine, meclisine kadar tek bir tonda konuþuyor. Son süreçteki çatýþmalarý, asker cenazelerini bu þekilde kullanmalarýnýn sebebi yalnýzca ekonomik sorunlarýn, zamlarýn üstünü örten bir iþlevi ile sýnýrlý deðildir. Bunun dýþýnda özellikle önümüzdeki sürece dönük hazýrlýklar doðrultusunda toplumun hazýrlanmasýna çalýþýyorlar. Sýnýr ötesi operasyon hazýrlýklarý ve Ortadoðu’da geniþlemesi muhtemel savaþta, emperyalist paylaþýmdan pay almak için giriþilecek çatýþmalara dönük toplumun geniþ kesimlerinin milliyetçi duygularla hazýrlanmasýna çalýþýyorlar. Yeni terörle mücadele yasasý burjuvazinin yukarda söylediðimiz planlarýnýn, mücadele dinamiklerinin etkisizleþtirilmesi, öncülerin zayýflatýlmasýna dönük bir parçasýdýr. Ýki binli yýllarýn baþlarý ve AKP hükümetinin iþbaþýna gelmesiyle Avrupa Birliði doðrultusunda yaptýklarý yaygaralar þimdilerde tersine dönmüþ görünüyor. Kapitalizmin emperyalizm aþamasýnda demokrasinin geçirdiði dönüþümler ve bu demokrasinin nemenem bir þey olduðu bir yana, bugün biçimsel demokrasi söylemlerini de bir kenara býrakmýþ görünüyorlar. Milliyetçi, faþist söylemler düzenin tüm siyasi partilerinin ortak söylemlerine dönüþmüþ durumda. Ordu,

baþ tarafý sayfa 20’de

TEMMUZ 2006

oluþturmaktadýrlar. Siyasal kimliðimizi, onu oluþturan görüþlerle birlikte açýklamak siyasal faaliyetin her alanýnda yada her durumda pratik olarak mümkün olmayabilir. Ancak bugün bizim siyasal faaliyetimizin önemli bir ayaðýný propaganda faaliyeti oluþturuyorsa-ki öyle olmak zorunda-kimliðimizle birlikte görüþlerimizin az çok (faaliyetin biçimine göre deðiþebilir olmakla birlikte) açýklanmasý mümkün hatta gereklidir. Üstelik bizim açýk faaliyetlerimizde kullandýðýmýz politik kimliðimizin çok da pratik olmayan, uzun bir biçimde seçilmiþ olmasý da, siyasal faaliyetimizi (parti inþa faaliyeti) daha bütünsel açýklayabilmek amaçlýdýr. Bunun bile yeterli olmadýðý düþünülürse, kimliðimizi, görüþlerimizle birlikte propaganda edebilmeyi becerebilmemiz gerektiði ortadadýr. Politik kimlikle ilgili sorunlarda yaþanan en sýk durum, legal araçlar yada kurumlarýn isimlerinin politik kimlik olarak/politik kimlik gibi kullanýlmasýdýr. Örgütsel kimlik militanýn örgütlü olduðu kurumlaþmayý ifade eder. Siyasal kimlik, siyasal görüþlerin bütününün ifade edilmiþ þeklidir. Siyasal kimliði sýk yapýldýðý gibi legal kurumlaþmalar ve araçlarýn ismiyle ikame etmek, legalizmi besleyen bir yaklaþýmdýr. Bu yaklaþýmlarýn temelinde, Legal çalýþmada yada açýk siyasal faaliyette legal kimlik, illegal faaliyette illegal kimlik kullanmak þeklinde bir mantýk yatmaktadýr. Ayrýmý legal kimlik-illegal kimlik þeklinde deðil, politik kimlik-örgütsel kimlik þeklinde yapmak çok daha devrimci bir tutumdur. Dolayýsýyla bu söylenenlerden de anlaþýlacaðý gibi bizim yaklaþýmýmýz politik kimliðin legal yada illegal bir kimlik olmadýðýdýr. Politik kimlik siyasal tutumlarý tanýmlayan bir kimliktir. Bir siyasi hareketin politik görüþleri gizli olmaz. Tersine açýk ve mümkün ölçüde-elbette kendisine çizdiði plan dahilinde-bilinmesini, benimsenmesini ister. Gizli olan siyasal fikirler deðil, örgütsel bilgilerdir. Dolayýsýyla gizli olmayan politik fikirler gibi onu tanýmlayan kimliði de bu fikirler gibi açýktan savunulan bir kimlik olmak durumundadýr. Komünistler açýk siyasal faaliyetlerinde kullandýklarý politik kimliklerini, politik görüþleri gibi açýktan savunmak durumundadýrlar. Tüm militanlarýmýz siyasal faaliyetlerinde yada hayatýn her alanýnda kendilerini politik kimliðimizle tanýtmak, tanýmlamak, ifade etmek, savunmakla yükümlüdürler. Bunun dýþýnda örgütsel kimliði

19

kullanmak, savunmak ise özel durumlarda mümkündür. Dolayýsýyla özel inisiyatif ve kararý gerektirir. Politik kimlik, örgütsel kimlik ayrýmýnda, bu kimliklerin ifade edildiði, bu kimlikler altýndaki baðýmsýz faaliyetlerin hangi araçlarla dile getirileceði, sorunun bir diðer boyutudur. Örgütsek kimlik ile yürütülen faaliyetler, bu kimliðin savunulduðu, bu kimliði sahiplenen yayýnlarda, bizim içinse merkez yayýn organýmýzýn üstlendiði bir durumdur. Elbette merkez yayýnýmýz salt örgütsel iliþkiler düzleminin çerçevesinin deðil, politik görüþlerimiz doðrultusundaki iliþkiler çerçevesinin de ifadesidir. Ancak somut olarak bir siyasi hareketin yayýnýdýr. Politik kimlik ise onu sahiplenen ve bu kimliðin kullanýldýðý faaliyetin “kapsanabileceði” bir aracý gerektirmektedir. Politik kimlik açýk siyasal faaliyetlerde kullanýlan bir kimlik olmasý dolayýsýyla, bu faaliyetleri savunan, siyasal bir yayýn aracýlýðýyla kullanýlmasý sorunu ortaya çýkmaktadýr. Bizim için bu sorun henüz çözümlenmemiþ olsa da gündemimizdedir. Ancak bilinmelidir ki, bu sorun salt maddi teknik bir sorunun yada salt güvenlikle ilgili bir sorunun çerçevesinde deðil-bunlarý da kapsamakla birlikte-esas olarak plan, hedef doðrultusunda politik kimlik ve bu kimlikle yürütülen faaliyetin çerçevesindeki siyasal bir meseledir. Dolayýsýyla bizim için sorunun çözümü maddi bir birikim ve güvenlik sorunlarýnýn çözümünün ötesinde siyasal faaliyetimizin kapsamý, içeriði, parti inþa faaliyetimizin bütünlüðüyle uyumlu hedeflerin çerçevesinde düþünülüp, çözüme kavuþturulabilecektir. Sonuç olarak; politik kimliðimizin yukarda çizdiðimiz farklý boyutlardaki yanlarýnýn kavranarak yol yürünmesi, faaliyetimizin çerçevesinin net, bütünsel, militanlarýmýz tarafýndan açýklýða kavuþmuþ bir þekilde sahiplenilmesi önümüzdeki süreçte bizleri daha güçlü kýlacaktýr. Sorunun daha farklý boyutlarýnýn-örneðin partileþme platformu çerçevesinde bir kimlik sorunu gibi-bu yazýnýn eksik býraktýðý ve kimi boyutlarý daha derinlemesine incelenmesi gibi eksikliklerle birlikte Tüm yoldaþlarýmýzýn bu yazýda belirtilen çerçeveyi özümsemesi ve bu doðrultuda faaliyetlerimizin yürütülmesi, sorunun farklý boyutlarýný netleþtirmeye doðru yol alabilmenin ön koþulu olduðunu bilmesi ve bu bilinçle davranmasý belirleyici olacaktýr.


KOMÜNİST DEVRİM

zorunda býrakýlan milyonlarca insaný ve onlarýn geleceðini hem sahiplenmek hem de düþman saldýrýlarýna karþý onlarý savunmaktýr. Hücrelerdeki, irade savaþýný böyle geniþ bir perspektifle kavrayan tüm devrimciler için tecritte örgütlü mücadelede ýsrarcý olmak, sonuna kadar Marksist- Leninist ideolojiyi savunmak, insanlýk için savunulan deðerlerden vazgeçmemek, içerideki mücadeleyi de sýnýf savaþýmýnýn bir gereði olarak algýlamayý ifade eder. Hücrelerde Mücadele ve Toplumsal Savaþým

“Ýnancýn Sýnadýðý Zor Mekanlar: Hücreler” adlý önemli derlemede de belirtildiði gibi içerdeki mücadelede, 1980 darbesi, cezaevindeki insanlýk dýþý koþullar, operasyonlar ve en son hücre-tecrit saldýrýsý genç kuþak devrimci kadrolarla, geçmiþten gelen kadrolar arasýndaki “baðý” koparýp, bir “gelenek birliði” yaratýlmamasýný amaçlamaktadýr. Tüm devrimciler ve bizler de proleter devrimciler olarak düþmanýn inindeki mücadeleyi sýnýf savaþýmýn bir alaný olarak kavramalý, devrimcilerin geçmiþten getirdikleri mücadele deneyimlerini iyi bir biçimde özümsemeli, örgütlü kimliðimizi koruyup mücadele azmimizi arttýrmalýyýz. Bu açýdan son dönemlerde pek çok eylemlilikte atýlan ve bizim de son derece doðru bulduðumuz bir sloganý ön plana çýkarmak gerekiyor: “Ýçerde, dýþarda hücreleri parçala!” Düþman sýnýf bizleri hücrelere kapayarak, oralarda tecrit ederek, insani olan her þeye saldýrarak aslýndan dýþarýdaki yaþamda yani toplumsal yapýnýn geniþ kesimleri üzerindeki baskýsýný arttýrmaya, sömürüsünü güçlendirmeye ve biz öncülerin dýþýnda kalan yýðýnlara düzeni deðiþtirmek için harekete geçilmemesi gerektiði mesajýný veriyor. Bizleri cezalandýrarak, bilinçsiz kitlelerin kapitalizm altýndaki yaþamlarýnýn sürmesi hedefleniyor. Hücreler kitabýnda da vurgulandýðý gibi “ burjuvazi ne zaman kitleleri yýðýn halinde teslim almak ve sömürüsünü aðýrlaþtýrmak isterse, olasý baþkaldýrýlarý ve sistemi tehdit edecek direniþleri ve ayaklanmalarý önlemek için cezaevlerinin sayýsýný anormal derecede art-

18

týrdý” ve son dönemde hücre-tecrit politikasýyla devrimci mücadelemizi boðmak istemektedir. Bu açýdan, içerideki yaþamla dýþarýdaki yaþam arasýnda yalnýzca benzerlikler deðil ayný zamanda kurulmasý gereken çok ciddi bir bað vardýr. Ýlk olarak hücredeki yaþamý ve tecritteki tutsaklarý nasýl tek tip “bireyler” haline getirerek istiyorlarsa, dýþarýdaki yaþamý da ayný ölçüde hücreleþtirmek istemektedirler. Ýþçi sýnýfý ve emekçiler için yaþam bir hücre haline gelmiþtir. Her gün yaþam alanlarýyla üretim alanlarý arasýnda mekik dokuyan, bütün gün emeðini burjuvaziye satýp günlük yaþam içerisinde bilinçleri körelen, düþünemeyen, üretemeyen en önemlisi de kendi öncüsünde örgütlenmeyen iþçi sýnýfý ve emekçiler aslýnda týpký devrimci tutsaklar gibi yaþamdan izole edilmeye çalýþýlmaktadýr. Bu nedenle ezilenlerin kendi öncüsünde örgütlenmesi için mücadelemizi yükseltmeliyiz. Eðer iþçi sýnýfý ve emekçiler bilinçlenme ve örgütlenme düzeyinde ciddi mesafeler alýrlarsa; dýþarýda hücreler ve tecritle ilgili bir hareketlenme gerçekleþebilecektir. Devrimci mücadelemizin önemli dönemeçlerinde de bu durum yaþanmýþtýr. Dýþarýdaki hareketlenmenin baský aygýtý devlet üzerinde yarattýðý basýnç en son 1996 Ölüm Orucu sürecinde yaþanmýþ; çeþitli sendikalardan, insan haklarý kurumlarýna, meslek odalarýndan, aydýnlara, mahalle derneklerinden, ailelere, varoþlardaki emekçi halk kadar kýsacasý pek çok deðiþik kesim hücrelere karþý koymuþ, burjuvazinin saldýrýlarýný püskürtebilmiþtir. Biz proleter devrimciler olarak, hücrelerde devrimci tutsaklarýn verdiði siyasal ve fiziksel mücadeleyi çok önemli buluyoruz, sýnýf savaþýmýnýn önemli bir halkasý olarak ele alýyoruz. Buradaki mücadele dýþarýdaki mücadeleyle tamamlanýrsa yani iþçi sýnýfý kendi politik öncüleri için ayaða kalkar, siyasal grevleriyle yaþamý durdurur, sömürücüleri devirmek için akýn akýn alanlara akarsa iþte o gün : ZÝNDANLAR YIKILIP, TUTSAKLAR ÖZGÜR KALACAKTIR!

TEMMUZ 2006

genelkurmay eliyle yaratýlan milliyetçi, faþist etkiden düzenin tüm siyasi partilerinin faydalanmaya çalýþtýðý görülüyor. Bu ortamda Avrupa Birliði normlarýnýn nasýl bir keçi boynuzu olduðu daha net ortaya çýkýyor. Yeni terörle mücadele yasasý toplumun hemen tüm kesimlerine dönük kýsýtlamalarla dolu. Ancak bu yasanýn mevcut haliyle kapsamýna giren her konuda bütünüyle uygulanmasýndan ziyade öncelikle öncülük potansiyeline sahip devrimci ve sol harekete karþý seçmeli bir terör uygulanmasý iþleviyle kullanýlacaðýný görmek gerekir. Yani burjuvazi yasayý kýsa vadede devrimci hareket üzerinde seçmeli terör uygulamak için kullanacak, ilerleyen süreçlerde de ihtiyaç duydukça her kesim üzerinde kullanmak için elinin altýnda bulunduracaktýr. Dolayýsýyla kýsa vade de devrimci harekete karþý uygulanacak yasa, solun bir kesimini daha fazla düzen içine çekilmesi iþleviyle de kullanýlacaktýr. Burjuvazi sýnýf mücadelesi içinde kendini organize ederken, kendi açýsýndan dersler çýkararak yasalarýný da yeniliyor. Yasa bir açýdan burjuvazinin önümüzdeki sürece dönük kendi düzenlemelerini de yansýtýyor. Burjuvazi ve devleti sýnýflar mücadelesinin sonuçlarýyla kendini tahkim ederken, bizlerinde kendi cephemizden dersler çýkararak hazýrlanmamýz gerektiði ortadadýr. Devrimcilerin ve komünistlerin kendilerini sýnýf mücadelesinin geliþecek yeni koþullarýna göre hazýrlamalarýnýn gerekliliði daha da yakýcýlaþýyor. Bu alt baþlýk altýnda son olarak bir baþka konuyu daha ifade edeceðiz. Bu konu; son aylarda çeþitli kurum ve kiþiler tarafýndan peþ peþe yapýlan Türkiye’deki siyasal, sosyal vs. gibi konularý içeren anketlerle ilgilidir. Gençlik, kadýnlar, iþsizlik gibi sosyolojik, ekonomik sorunlar çerçevesinde olduðu kadar siyasal eðilimleri “tespit” eden anketler basýnda, medyada yeraldý. Burada anketleri uzun boylu deðerlendirmeye çalýþmayacaðýz. Bu gerekli olmadýðý gibi farklý bir yazýnýný konusudur. Ancak bizi ilgilendiren kimi sonuçlarý üzerinde duracaðýz. Öncelikle bu anketleri kim, neden yapýyor sorusunu sorduðumuzda ortaya çýkan tablo þudur. Anketlerin bir kýsmý Avrupa Birliði fonlarýyla çeþitli akademisyenlere yaptýrýlan anketlerdir. Avrupa Birliði özel anketlerle ve Türkiye’deki en geniþ veri toplama kurumu olan istatistik kurumu anketlerine çeþitli sorular ekleyerek toplumsal göstergelerin durumunu elde etmek istiyor. Birde bundan “baðýmsýz” kuruluþlarýn ve kiþilerin yaptýklarý anketler var. Avrupa Birliðinin toplumsal durumun bilgisine göre politikalar belirleme isteðinin dýþýnda anketler özellikle reklamcýlýk sektörü için veriler ortaya çýkarmaktadýr. Yatýrým yapýlacak alanlarda, o alanlarýn sosyal, ekonomik durumu önemli olmaktadýr. Dolayýsýyla bu anketlerle kapitalistlerin ihtiyaçlarý

doðrultusunda veriler toplanmaktadýr. Kapitalist piyasanýn ihtiyaçlarý dýþýnda bu anketler burjuvazinin siyaset üreten kuruluþlarýna veriler sunmaktadýr. Örneðin bu anketlerin hepsinde çýkan siyasal bir sonuç olan, Türkiye’de siyasetin saða kayýþý, milliyetçiliðin yükseliþi, özellikle gençler arasýnda yükseliþi, toplumun Avrupa Birliðinden beklentilerinin azalýþý gibi sonuçlar burjuva siyasal partileri tarafýndan bu yönden siyaset belirlemeleri için sunulmaktadýr. Ayný þekilde her seçim döneminden önce yapýlan yoklamalar hem burjuva partilere veriler sunmakta hem de bu anketler ile toplumun etkilenmesine çalýþýlmaktadýr. Bu yanýyla anketleri yapan kuruluþlarýn baðýmsýz olmalarý bir yana toplumun geniþ kesimlerinin burjuva siyaseti tarafýndan þartlandýrýlmalarý iþlevleri ile burjuva siyasetinin bir parçasýdýrlar. Devrimciler açýsýndan milliyetçiliðin yükseliþini tespit etmek için anketler yapmaya gerek yoktur. Son yýllarýn siyasal geliþmeleri, devlet-genelkurmay eliyle þovenizmin körüklenmesi, devrimci siyasal faaliyetlere dönük faþist saldýrýlar, sivil toplum kuruluþlarýndan medyaya, sendikalara kadar çeþitli kurumlarýn bu yönde yönlendirilmeleri bunun göstergeleridirler. Siyasal eðilimleri ifade ettikleri sonuçlarýyla anketler, bunlarý yapan kuruluþlar geniþ kesimleri burjuva siyaseti doðrultusunda yönlendirmeleri iþlevleriyle önümüzdeki süreçte burjuvazinin yönelimlerine paralel yeni belirlemeler yapmalarý da sürpriz olmayacaktýr. Örneðin toplumun çoðunluðunun savaþ istemesi/istettirilmesi gibi.

3

Ýsrail’in Saldýrýlarý, Emperyalist Savaþýn Geniþlemesi ve Türkiye Temmuz ayý boyunca Ýsrail’in Lübnan saldýrýlarý Ortadoðu’daki geliþmeleri daha da belirginleþtirdi. Önce Filistin’de sonra Lübnan Hizbullah’ýnýn Ýsrail askerlerini kaçýrmalarý ile baþlayan saldýrýlar artarak devam etti. Yüzlerce sivilin ölmesi, yaralanmasý ve binlercesinin göçe zorlanmasýyla þimdiden ciddi toplumsal boyutlara varan savaþ, Ýsrail’in yeni saldýrganlýklarýyla devam ediyor. ABD’nin Ortadoðu’da paylaþým savaþýný geniþleteceðinin iþaretleri önceden verilmekteydi. Ýran ve Suriye’nin hedef tahtasýna konulmasý bunun en belirgin iþaretleriydi. Þimdi bu planlarla uyumlu olduðu anlaþýlan Ýsrail’in Lübnan saldýrýsý, sonraki paylaþým savaþýnýn/savaþlarýnýn ilk yol düzleme çalýþmalarý olarak ortaya çýkýyor. Ortadoðu’da haritalarýn yeniden çizilmesini de içeren, mevcut alanlarýn yeniden paylaþýlmasýna dayanan emperyalist paylaþým daha da kýzýþacaða benziyor. Bilindiði gibi yeniden paylaþým Sovyetler Birliðinin çözülüþüyle birlikte baþladý. Ýkinci dünya savaþý sonrasý soðuk savaþ denilen dönemde Sovyetler Birliði ile


KOMÜNİST DEVRİM

emperyalist ülkeler arasýnda bir tür denge politikasýnda duran Suriye’nin yeniden paylaþýlmasý ve baþýnda ABD’nin bulunduðu dünya kapitalist sistemine uyumlu hale getirilmeye çalýþýlan Ýran’ýn paylaþýlmasý þimdilik paylaþým savaþýnýn geçeceði esas alanlar olarak görülüyor. Bu alanlarýn/ülkelerin yeniden paylaþýlmalarý önceki dönemde Sovyetler Birliðinin etki alaný olmasý ve daha çok Fransa, Almanya, Japonya gibi kapitalist ülkelerin ekonomik iliþki alanlarý olmalarý dolayýsýyladýr. Dolayýsýyla savaþ, bu durumu ABD lehine çevirmeye dönüktür. Ýsrail’in saldýrýlarý da bu planlarýn bir parçasýdýr. Irak’taki savaþýn da tarafý olan, ekonomik ve siyasi çýkarlarý ABD ile üst üste düþen Ýsrail, bölgedeki askeri üstünlüðüne dayanarak emperyalist planlar doðrultusunda adýmlarýný sýklaþtýrýyor. Lübnan’da Hizbullah’la savaþtýðýný iddia eden Ýsrail, Lübnan’ýn altyapýsýný, ekonomik üretim tesislerini, sivillerin yaþam alanlarýný vurarak bölgeyi bir bütün olarak harabeye çevirip, kaotik bir durum ortaya çýkarmaya çalýþýyor. Ekonomik ve askeri açýdan güçsüzleþen, farklý iç çatýþmalarla kavrulan bir Lübnan’ýn Suriye ve Ýran’ýn zayýflamasý anlamýna geldiðini biliyor. Burada bir kaç noktayý dikkatli deðerlendirmek gerekiyor. Öncelikle; Hizbullah’ý güçsüzleþtirmeye çalýþan Ýsrail’in bu savaþla Hizbullah’ý daha önce onu desteklemeyen kesimler arasýnda da desteðini arttýrmasýna bakarak daha da güçlendirdiðini düþünmek yüzeysel bir yaklaþým olur. Çünkü Ýsrail, Hizbullah’ýn Lübnan toplumundan ne kadar destek gördüðüyle deðil, onunu askeri gücünün zayýflatýlmasýyla ve bu gücün Suriye ve Ýran’dan aldýðý desteðin kesilmesiyle uðraþýyor. Bunu hedefliyor. Hizbullah’ý zayýflatmayý hedefleyen Ýsrail, ardýndan bölgeye bir uluslar arasý güç yerleþtirilmesiyle kendisine dönük tehtidi artýk uluslar arasý güce havale etmek istiyor. Bu uluslar arasý güç Ýsrail’in kuzeyini Hizbullah tan koruyacak, ayrýca ayný güç, LübnanSuriye sýnýrýna da yerleþerek Suriye’nin baðlarýnýn kesilmesi planlanýyor. Bu uluslar arasý güce Avrupalý askeri güçlerle birlikte Türkiye’nin de yeralmasýyla Ortadoðu’da meþruiyet kazandýrýlmasý emperyalistlerin planlarý arasýndadýr. Böylece Türkiye emperyalistlerin Büyük Ortadoðu (Geniþletilmiþ Ortadoðu) projesinin þimdilik bu çerçeve de bir parçasý olarak düþünülmektedir. Elbette Türkiye’nin Ortadoðu’da emperyalist planlara meþruiyet kazandýran figüran rolünün dýþýnda baþka türlü biçimlerle de paylaþýmda rol alacaðýnýn iþaretleri de vardýr. Üstelik bu roller yalnýzca emperyalistlerin dayatmalarý ile deðil, Türkiye’deki kapitalist sistemin gerekleri tarafýndan koþullanan, paylaþýmdan gücü oranýnda pay almaya dönük giriþimlerdir. Önümüzdeki süreç bu rollerin daha da

4

belirginleþeceði bir süreç olacaktýr. Ýsrail’in Lübnan saldýrýsýyla eþ zamanlý olarak Türkiye kuzey Irak’a (Güney Kürdistan’a) sýnýr ötesi operasyon için sesini yükseltti. Yumuþak karný Kürt sorunu konusunda müdahalelerini geliþtirmek isteyen Türkiye, Ýsrail’in Lübnan saldýrýndan güç alarak saldýrgan tutumlarýna meþruiyet kazandýrmaya çalýþsa da istediðini gerçekleþtiremedi. Zira Ýsrail’in Lübnan saldýrýsý bir asayiþ meselesi yüzünden olmadýðý gibi Kürt meselesi de Türkiye’nin göstermek istediði gibi asayiþ meselesinin ötesinde Ortadoðu’daki paylaþým savaþýný ilgilendiren bir ulusal sorundur. Dolayýsýyla güney seferine asayiþ çerçevesinde meþruiyet kýlýfý geçirmeye çalýþan Türkiye, emperyalistler tarafýndan terslenmiþ görünüyor. Ancak bu durum Türkiye’nin hedefinden vazgeçtiðini göstermediði gibi emperyalistlerle arasýnda büyük bir farklýlýðýn olduðunu da göstermiyor. Türkiye sýnýr ötesi operasyon çýkýþýyla hem Kürt sorunu konusunda kendi cephesinden hamle yapmaya çalýþýyor hem de paylaþým savaþýnda gerektiðinde ABD ve diðer emperyalistler lehine roller alabileceðinin iþaretini vermek istiyor. Kürt sorunu konusunda ABD ve diðer emperyalistlerle tam olarak anlaþmaya varsa, savaþta daha aktif roller üstleneceðinden kuþkulanmamak gerekiyor. Yine de Türkiye bugün dünyadaki emperyalist odaklar içerisinde ABD’ye angaje olmuþ durumdadýr. Avrupa Birliðinin paylaþýmda rol alan baðýmsýz bir odak olamamasý ve ABD nin önde gelen emperyalist güç olmasý dolayýsýyla Türkiye kapitalizminin bu gücün ekseninde olmasý emperyalizmin doðasý gereðidir. Onun için son süreçte Avrupa Birliði daha az raðbet görür oldu. Avrupa Birliðinin kendisinin de ABD ile birlikte olmak dýþýnda bir çözümü gözükmüyor. Kapitalizmin nesnel geliþiminin zorunlu bir sonucu olduðu kadar mevcut yapýsal sorunlarýnýn “çözümü” –en azýndan kendi cephesinden çözümü-için Türkiye’deki kapitalist sistem emperyalist hiyerarþide yükselmek istiyor. Bunun içinse hiyerarþinin daha üstündeki emperyalist odak yada odaklarla paylaþýmda taraf olup, rol almasý gerekiyor. Bunu giderek daha çok hissettiði gibi daha çok da gereksinim duyuyor. Son süreçte sýnýr ötesi operasyon konusunda ABD’den ret cevabý almýþ olmalarý bu durumu deðiþtirmeyecektir. Sonuç olarak Ýsrail’in saldýrýlarý Ortadoðu’daki emperyalist savaþýn taraflarý, alanlarý ile birlikte geniþleyip, kýzýþacaða benzerken, Türkiye bu savaþýn daha da keskinleþip, kendisini zor durumlara sokmadan önce Kürt sorunu konusunda avantajlar elde etmek, böylece geliþecek yeni savaþlarda bu sorun dolayýsýyla daha zor durumlara düþmek istemiyor. Kürt/Kürdistan sorunu kendi istediði çerçevede çözüme kavuþtuðu durumda

TEMMUZ 2006

bilim adamlarýna kadar pek çok karþý devrimci, politik tutsaklara ve onlarýn savunduðu ideolojiye karþý çalýþmalarýný sürdürmüþlerdir. Burjuvazinin bu uþaklarý hücredeki mimariden, iþleyiþi sürdürmek için gerekli kurallara, günlük yaþamýn en ince detaylarýna kadar her þeyi, tutsaklarý moral-motivasyon açýsýndan çökertip direniþ çizgisinden koyu bir teslimiyet noktasýna çekme perspektifiyle oluþturmuþlardýr. Ýþte o ünlü psikologlardan biri olarak CIA’de çalýþan ve izolasyon için özel bir program hazýrlayan Dr. Schein’in tecritte hedeflediði üç aþama: “1- Tutsaðýn sosyal ve psikolojik çevresi üzerinde tam bir kontrolün saðlanmasý 2- Tutsakta deðer ve normlarýn yýkýlmasýný saðlamak için her türlü yöntemin kullanýlmasý, bunu saðlayacak olan her þeye saldýrý 3- Tutsakta istenilen deðer ve normlarýn yaratýlmasý ve bunu ortaya çýkaracak yönelimin güçlendirilmesi.” (A.g.e S.191) Kapitalist sömürünün bitmemesi için ellerinden gelen her þeyi yapma hedefinde olan baský aygýtý devlet, bu aþamalarý takip ederek hatta onlarý günlük yaþamda daha da ayrýntýlandýrýp kaba dayak, iþkence ve baskýyla birleþtirerek sýnýf karþýtlarýný etkisiz kýlmak istiyor. Ýnandýðý deðerler ve ideoloji uðruna kavgaya katýlarak düzene karþý tutum alan, örgütlenip mücadele eden devrimciler; bu hücrelerdeki tecritle yalnýzlýða, sessizliðe, insansýzlýða gömülmüþ “bireyler” haline getirilmek isteniyor. Düþünme yeteneði gün geçtikçe körelen, üretemeyen, kendini boþlukta hisseden, ortaklýk ve dayanýþma duygusunu yitiren izole edilmiþ tutsaklarda hedeflenen diðer aþamaysa kapitalizmin sýnýf kinini en iyi göstergesidir. Ýnancýný ve deðerlerini sorgulayan militanlarýn karþý devrimci ideolojiye teslimiyetini oluþturmak; hatta daha da ilerisine giderek itirafçýlaþtýrmak baþtan sona karþý devrimci bireyler haline getirmek. Bireyler bazýnda yapýlmak istenen buyken, içeride yaratýlan devrimci örgütlenmelere ve iþleyiþe karþý da pek çok hedef konulmuþtur. Zor aygýtý devlet 2000’den önceki saldýrýlarýnda ve özellikle 19 Aralýk operasyonuyla açýlan hücrelerde, devrimcilerin 1990’larýn ortalarýnda kurulan merkezi ceza-

evi örgütlülüðünü, temsilcilik kurumunu ve birlikte yaþamý tamamýyla ortadan kaldýrmak istemiþtir. Böylece sýnýf düþmaný, karþýsýnda “örgütlü ve örgütle mücadele temel anlayýþý”nýn olmadýðý alanlarda yani daracýk hücrelerde kolaylýkla yenebileceði güçsüz tutsaklar arzulamaktadýr.

17

HÜCRELERÝN SÝYASAL ANLAMI Tüm devrimciler ve biz komünist devrimciler için içeride düþmana karþý verilecek mücadele; dýþarýda verilen kavganýn bir uzantýsý ayný zamanda ayrýlamayacak bir alaný olarak çok ciddi bir anlam taþýmaktadýr. Bu mekanlarda karþý karþýya olan iki insan ya da bir devrimciye karþý güruh halinde saldýran kolluk kuvvetleri deðil; iki ayrý sýnýfýn ideolojisidir. Ýþçi sýnýfýnýn öncüleri yeni bir dünya düzenini, insanlýk için kurulacak ortak, eþit ve özgür bir dünyayý temsil ederken; karþýsýnda kapitalizmin yüzyýllardýr sürdürdüðü sömürüyü, kokuþmuþluðu, yozluðu kýsacasý bir avuç zenginin sistemini devam ettirmekle yükümlü düzenin bekçilerini bulacaktýr. Düþmanla göðüs göðüse çarpýþmalarýn en yoðun yaþandýðý bu hücrelerde onlar, kapitalizmin mezar kazýcýlarýný yani iþçi sýnýfýnýn politik öncülerini tecritle, psikolojik ve fiziksel þiddetle önder konumundan uzaklaþtýrmak yani toplumsal bir dönüþüm olan devrimi engellemek istiyorlar. Oysa tarihsel yasalar, sýnýf savaþýmýnýn geliþimi ve burjuvazi ile iþçi sýnýf arasýndaki karþýtlýktan bihaber devrimci kalkýþmamýzý boðabileceklerini zannediyorlar. Hesaplaþma gününde kendi sonlarýnýn ne olacaðýný iyi bilerek ve için için titreyerek ..... Karþý devrim cephesi kendi egemenlik alanlarý olduðunu varsaydýklarý hücrelerdeki tüm imkaný siyasal bir erek için kullanmaktadýr. Marksizm’i ve Leninizm’i kendine siyasal bir ideoloji olarak benimseyip, bu öðretilerin ýþýðýnda kurulacak yeni bir dünya için mücadeleyi, proleter devrimci yaþam ve ahlak anlayýþýný devrimci örgütle ve örgütlü davranýþla sürdüren politik öncüleri teslim alarak aslýnda tüm ezilenleri yani toplum çok büyük bir kesimini teslim almak istemektedirler. Bu noktada devrimci tutsaklara düþen, hem yaþadýðýmýz topraklarda hem de tüm dünyada ezilen, sömürülen, ürettiðine yabancýlaþtýrýlýp yalnýzca kapitalizme daha fazla kar ettirmek için çalýþmak


KOMÜNİST DEVRİM

Ýspanya’da ETA tutuklularýna, Ýngiltere’de IRA militanlarýna, ABD’de Siyah Kurtuluþ Ordusu tutsaklarýna kadar pek çok siyasi tutsaða 1970’lerin ortalarýndan itibaren tabutluk adý verilen bu hücre tipi cezaevlerinde izolasyon uygulandý. Bizim topraklarýmýzdaysa hücre, 1980’den itibaren cezaevlerinde kurulan faþizan askeri iþeyiþe uymak yerine; sýnýrlý sayýda da olsa bunlara kaþý durup örgütlü mücadelesini ve ideolojisini savunmaya devam eden devrimci tutsaklarýn atýldýðý berbat koþullara sahip daracýk mekanlardý. Tutsaklarýn direnme boyutuna baðlý olarak bu hücre cezalarý uzun süreli olmuþtur. Hücre devrimci duruþu sergilemekte ýsrar edenleri yýldýrmak için bir araç olarak kullanýlmýþtýr. 1980 Darbesi’nden sonra cezaevlerinde tutsaklar sürekli bir baský, iþkence, yýldýrma stratejisine maruz kalmýþlardýr. Karþý devrimciler bugün çýkarttýklarý Terörle Mücadele Yasasý’nýn içerisinde olan pek çok yasayý devrimcileri nicel olarak ve fiziksel olarak bitirmek için kullanmýþlardýr. Ýdam cezalarý, süreklilikmiþ iþkence, cezaevinden emniyete geri götürme, itirafçýlaþtýrma, teslimiyet için þiddet politikalarý tutsaklarýn cezaevindeki günlük yaþamlarýnýn bütünün kaplamýþtýr. Bu koþullara ve cezaevlerinde giderek artan baskýya, tek tip elbise giyme saldýrýsýna ve tutsaklara pek çok konuda yapýlan dayatmalara karþý devrimci tutsaklar tarafýndan 1984 ölüm orucu eylemi baþlatýldý; saldýrýlar dört yiðit devrimcinin ölümüyle ve giderek artan karþý koyuþla püskürtüldü. Cezaevlerinde hücrelere ve baskýlara karþý mücadelenin önemli bir kesitiyse 1990’larda yaþanmaya baþlamýþtýr. Yurtdýþýndaki cezaevi tiplerini ve izolasyon iþleyiþini dikkatle takip eden Türkiye burjuvazisi, 1990 yýlýnda “Eskiþehir Özel Tip Cezaevi” adýyla tabutluk diye tanýmlanan hücre tipi cezaevini açmýþ ancak direniþler ve iki devrimcinin hücrelere karþý ölüm orucunda yaþamý yitirmesiyle bu tabutluðu kapamak zorunda kalmýþtýr. 1996’da ayný cezaevine sevklerin baþlamasýyla devrimci tutsaklar ölüm orucu eylemini baþlatmýþlar ve 12 devrimcinin yaþamý pahasýna eylemlerine devam etmiþler;ancak bu ölüm hücrelerine girmemiþlerdir.Toplumsal dinamiklerin, siyasal dengelerin, Kürt ulusal hareketinin, kamuoyunda yaptýklarý benzer-

16

siz manipülasyonlarla yarattýklarý politik ortamýn genel seyrine göre strateji izleyen devlet, 2000 yýlýnda son derece kanlý bir operasyonla, eþi görülmemiþ bir þiddetle devrimci tutsaklarý F Tipi cezaevlerine kapatmýþtýr. Her geçen gün, yeni yeni cezaevi tiplerini ( “L” Tipi, “D” Tipi, yeraltýna kurulmuþ özel güvenlikli cezaevleri vb) gündemine alarak; hatta kimilerine sevklere baþlayarak biz devrimcilere, politik tutsaklara ve aslýnda toplumun büyük bir kesimine karþý yürüttüðü saldýrýlarý hýzlandýrmaktýr. Týpký baþka ülkelerde olduðu gibi bizim topraklarýmýzda da bugün hücreler karþý duruþun, tecride raðmen devrimci tutsaklar arasýnda dayanýþmanýn, koðuþ sistemine göre sýnýrlý düzeyde de olsa yaratýcý haberleþme yöntemleriyle ortaklaþmamýn mekaný olmuþtur. Düzenin, devrimcileri önce yalnýzlaþtýrma; sonra da yaþamdan ve mücadeleden kopuk bireyler yaratma çabasýna karþý, tutsaklar düzenli olarak gündemlerini ortak belirledikleri dergileri çýkararak, önemli günlerde anmalar yaparak, boþ zamanlarýnda yaratýcý el iþleri yaparak, iþkenceli sevklere, baskýnlara, mahkemelere götürülmelere karþý hep direnerek ve de en önemlisi içerde-dýþarda bu ölüm hücrelerini kapattýrmak için bedenlerini açlýða yatýrarak mücadelelerinden hiç vazgeçmiyorlar. Politik tutsaklarýmýz da týpký ABD’de 35 yýl ve Almanya’da 25 yýl izolasyon koþullarýna maruz kalan ama “Bu savaþý ben kazandým” diyen tutsaklar gibi zaferlerini haykýracaklardýr. Bunlardan biri olan Andreas Vogel þöyle diyor: “Devrimci kiþiliðimi yok edemediler, oradan baþým dik onurumla çýktým.” (Hücreler, Der. Nevin Berktaþ, Yediveren:2000 S.184) Devrimci tutsaklar, 6 yýldýr bu hücrelerde tecrit edilmektedirler ve kapitalist devlet yaþamýn her alanýndaki saldýrýsýný hýzlandýrýrken cezaevlerine özel bir önem gösterip izolasyon koþullarýný daha arttýracaklarý “D” tipi, “L” tipi ismiyle yeni yeni özle güvenlikle cezaevleri inþa etmektedir. Kimi tutsaklarýmýzýysa buralara sevk etmeye hazýrlanmaktadýr. Sistemli bir biçimde yapýlan iþkencelerin ve tecridin hedefi nedir?

Hücrelerin Hedefi Nazilerin ünlü gestapolarýndan, CIA’de anti-komünist çalýþmalarýyla baþarý kazanan Amerikalý psikologdan, Avrupalý

TEMMUZ 2006

gerçektir. Merkez Yayýn Organýmýzda iki binli yýllarda burjuvazinin toplumun öncü kesimlerine, devrimci harekete dönük saldýrýlarýný yoðunlaþtýrdýðýný, bunun yanýnda hareketin kendi içinden tasfiyeci süreçlerin etkisini gösterdiðine iþaret ediyoruz. Bu söylediklerimizi, son süreçte savaþýn geniþlemesi, Türkiye’nin paylaþýmda daha fazla roller üstlenmesi yönelimleri, Kürt sorununa dönük ataklar, devrimcilere ve toplumsal mücadele dinamiklerine dönük seçmeli terörün ayaðý olarak terörle mücadele yasasýnýn uygulamaya konulmasýný eklediðimizde önümüzdeki sürecin zorluklara gebe olduðunu söyleyebiliriz. Toplam olarak devrimci hareket için olduðu kadar bizim içinde zor bir dönemin olacaðýný beklemek gerekir. Ancak bizim için özellikle parti inþa döneminin içinde bulunduðumuz evresinde hedeflerimize yaklaþmak için hazýrlýklarýmýzý hýzla tamamlamamýzýn acilliði ortadadýr. Kuþkusuz hazýrlýk dönemi birkaç evreyle sýnýrlý yada gericilik dönemlerinde yapýlan hazýrlýklarla sýnýrlý bir dönem deðildir. Yaþadýðýmýz topraklarda olduðu kadar tüm dünyada devrimci önderlik/parti sorunu tarihsel bir çerçeveye de sahip, kapsamlý, çok yönlü görevleri içeren bir niteliktedir. Dolayýsýyla zor bir dönemi “kazasýz belasýz” atlatmak kimseyi otomatikman parti niteliðine ulaþtýrmayacaktýr. Burada vurgumuz, bizim kendi sýnýrlýlýðýmýz göz önüne alýndýðýnda gerici dönemlerde biriktirilecek güç ve nitelikleri diðer dönemlere aktarabilme becerisi ve bazý evreleri daha hýzlý tamamlayarak, yoðunlaþma ve irademizi arttýrmamýzýn gerekliliðine iþaret etmek içindir. Hiçbir hazýrlýk salt irade ve yoðunlaþmaya vurguyla yerine getirilemez. Önceliklerin, görevlerin doðru tanýmlanmasý, nasýl yerine getirileceðiyle ilgili yöntem, plan gereklidir. Bizim bu dönemdeki propaganda ve örgütlenme görevlerimizin kapsamýný, içeriðini, hedeflerini doðru kavramamýz, kadro niteliklerimizi arttýrmanýn sorunlarý üzerinde daha dikkatlice durup, adýmlar atmamýz büyük önem taþýmaktadýr. Ancak bu sayede yeni güçler, nitelikler biriktirip ilerleyebilmek, parti inþasýnda yol alabilmek mümkün olacak ve ancak bu sayede tarihsel misyonumuzu yerine getirebilmeye yaklaþacaðýz.

emperyalist savaþta önünün açýlacaðýný düþünüyor. Kürt sorununun kendi isteði dýþýnda baþka þekilde “çözülmesi” onun en büyük kabuslarýndan biridir. Kürt/Kürdistan sorununun bölgedeki iþçi sýnýfý, emekçi halklar lehine sosyalizm doðrultusunda çözümü tüm emperyalist-kapitalist sistemlerin ortak kabusudur. Bu kabusu gerçeðe dönüþtürmek, bu doðrultuda mücadele eden devrimci, komünist güçlerin görevidir.

Komünistler, Devrimci Önderlik Ýnþasýný Önümüzdeki Sürecin Zorluklarýný Göðüsleyerek Baþarmalýlar! Önümüzdeki sürecin daha da zorlaþacaðýnýn iþaretlerini ifade ettik. Yeri geldiðinde komünistlerin propaganda görevlerine dikkati çektik. Her zorlu süreç, zorluklarla birlikte imkanlarýnda artacaðý bir süreçtir. Kapitalist sistemin emekçilere vereceði yýkýmlardan, yoksulluktan, daha fazla özgürsüzlükten baþka bir þey yoktur. Savaþ konjonktürü her zaman baþlangýçta geniþ yýðýnlar içinde milliyetçi duygularýn artmasý, zamanla toplumsal hayal kýrýklýklarý, sorunlarýn ve çeliþkilerin aratmasýyla sonuçlanýr. Çözüm arayýþlarýnýn arttýðý yerde de bu arayýþlara yanýt olabilecek öznenin varlýðý tüm süreçleri belirleyecek stratejik faktördür. Ancak imkanlar onu deðerlendirecek öznenin varlýðýnda gerçekliðe dönüþürler. Yaþadýðýmýz topraklarda ve içinde bulunduðumuz coðrafyada böyle bir öznenin yaratýlmasý temel öncelikte bir görev olarak tüm komünistlerin önünde duruyor. Devrimci önderliðin varlýðýnda tüm siyasal süreçler yeniden belirlenir. Böyle bir önderliðin bulunmadýðý bugünkü gibi koþullarda büyük yada küçük kapitalist sistemler çözümsüzlüklerini yeniden ve yeniden yaratarak, ileriye doðru atarak, sistemlerini devam ettirirler. Komünistler öncelikli görevlerini Bolþevik tipte bir komünist partinin inþasý olarak belirlediler. Böyle bir parti mücadele içerisinde inþa edilebileceði gibi bir plan ve yöntem temelinde önceliklerin doðru belirlenmesiyle yaratýlabilecektir. Parti inþasýnýn görevleri içinden geçilen dönemden baðýmsýz, tarihsel deneyimlerin derslerinden çýkartýlmýþ görevler olmakla birlikte, bu görevler içinden geçilen dönemin imkan ve zorluklarý tarafýndan etkilenir, belirlenirler. Ýmkanlar, inþa sürecini hýzlandýrýp, sýçramalý geliþmeleri saðlayabileceði gibi daha zor gerici dönemler, yavaþlatýcý, sabýrla, adým adým bir inþa sürecini gerektirebilirler. Ancak her durumda ve dönemde inþanýn temel kriteri, parti niteliðinin hedeflerine doðru geliþebilmektir. Ýnþa döneminin, sýnýf mücadelesinin yükseliþ dönemleri ve gericilik dönemlerinden geçerek ilerlemesi, partinin deneyim ve birikimini, dolayýsýyla temellerini saðlamlaþtýracaðý da bir

Not: 16. sayýmýzda yayýnlanan “Boran Ýþçi” imzalý yazý, teknik bir aksaklýk dolayýsýyla “B. Ýþçi” imzasýyla yayýnlanmýþtýr. Hatamýzý özür dileyerek düzeltiyoruz.

5

KOMÜNİST DEVRİM


ISKRA “MODELÝ” NEDÝR, BUGÜN KOMÜNÝSTLERÝN HAZIRLIK DÖNEMÝ GÖREVLERÝ AÇISINDAN NASIL ANLAÞILMALIDIR?

Iskra (Kývýlcým) gazetesi 1900 ile 1903 arasýnda Rusya’da Lenin ve yoldaþlarý tarafýndan illegal olarak yayýnlanan Marksist gazetedir. Lenin’in önderliði ve Plekhanov, Martov, Vera Zasuliç gibi zamanýn tanýnan sosyaldemokratlarý tarafýndan 51 sayýsý çýkarýlandaha sonra gazete Menþeviklerin yayýnýna dönüþmüþtür-yaklaþýk 15 günlük periyotla, Rusya dýþýnda yayýnlanýp, gizlice tüm Rusya’ya daðýtýlan bir siyasal gazetedir. Lenin ve zamanla Bolþevizm adlý siyasi akýmýn militanlarý kendi mücadele tarihleri içinde pek çok siyasal gazete, organ çýkarmýþlar, Iskra’nýn da bu organlardan biri olduðu söylenebilir. Gerçekten Iskra’yý Lenin ve Bolþeviklerin mücadelelerinde kendi dönemine özgü bir iþlevi yerine getiren tekil bir olgu olarak düþündüðümüzde bugün üzerinde uzun uzun durmaya bile gerek olmadýðý söylenebilir. Ancak Iskra, Lenin ve yoldaþlarýnýn (o zaman Marksistlerin kendilerine verdikleri adla sosyal demokratlarýn) mücadelelerinde kendine özgü bir iþlevi yerine getirmiþ olsa da bugün onu ele almamýzýn birkaç önemli nedeni var. Birincisi; Iskra bir siyasal gazete olsa da kimi zaman Lenin’in de kullandýðý terimle “Iskra örgütü” þeklinde bir örgütlenme, inþa modeli yada böyle bir model, yöntem olarak düþünülmeye yol açabilecek bir þekilde ifade edilmiþ olmasý, dolayýsýyla bugün komünistlerin örgütlenmelerinde model yada yöntem olup olamayacaðý sorusunu akla getirmesi dolayýsýyla önem taþýmaktadýr. Ýkinci olarak da; Iskra gazetesinin çýkartýldýðý dönem Rusya’da daðýnýk sosyal demokrat gruplarýn tek bir partide birleþtirilmeleri, geliþen sýnýf hareketi içindeki öncülerin eðitilmesi, örgütlenmesi ve sosyal demokratlarýn o zaman ki diðer siyasal akýmlarla mücadelesinde ideolojik mücadelenin organý olmasý iþlevi ile bugün yaþadýðýmýz topraklardaki durumun az çok benzeþtirmeyle komünistlerin tek bir önder partide birleþtirilmeleri yada parti inþasýnda örnek olup olamayacaðý sorularý çerçevesinde ele almak gerekmektedir. Rusya’da sosyal demokratlarýn mücadelesinin baþlangýçta ideolojik mücadele düzleminde, sýnýf hareketinden kopuk bir þekilde yürüdüðünü, bu ideolojik mücadelenin özellikle Narodnik gelenekle sürdürüldüðünü Lenin’in aktarýmlarý içerisinde görüyoruz. 1890’larýn ikinci yarýsýndan itibaren kendiliðinden geliþen sýnýf hareketi, Marksistlerin

6

sýnýf hareketiyle ilk baðlarýný kurduklarý dönemdir. Geliþen sýnýf hareketi ile iliþkiye geçen sosyal demokratlar net bir programa, siyasal görüþlere sahip olmadýklarý gibi merkezi bir siyasal örgütten de yoksun, daðýnýk bir durumdaydýlar. Sosyal demokratlarýn bu durumuna son vermek, farklý sosyal demokrat gruplarýn birleþtirilmeleri, tek bir programa kavuþturulmalarý için 1898 yýlýnda RSDÝP (Rusya Sosyal Demokrat Ýþçi Partisi) kuruldu. Ancak kýsa bir zaman içinde bu oluþumun merkez komitesi tutuklandý ve merkezi yayýný da daðýtýldý. Böylece sosyal demokratlarý tek bir partide birleþtirmek mümkün olmadýðý gibi ayný dönem içinde sosyal demokratlar içerisinde ekonomizm adý verilen akým boy gösterdi. Siyasal anlamda iþçi sýnýfýnýn mücadelesini ekonomik mücadele ile sýnýrlayan, pratik anlamda kendini en geri iþçilerin bilincine uyarlayan ekonomizm ile mücadeleyi Lenin ve yoldaþlarý mücadelelerinin merkezine yerleþtirdiler. Kuþkusuz ekonomizmle mücadele önemli bir yer tutmakla birlikte sorun yalnýzca bu akýmla ideolojik mücadeleyle sýnýrlý deðildir. Bu dönem Rusya’da sosyal demokratlarýn önünde kapsamlý sorunlarýn durduðu bir dönemdir. Sosyal demokratlarý tek bir programatik zemine kavuþturmak, merkezi bir siyasal parti örgütlemek, diðer akýmlarla ideolojik, siyasal mücadele vermek, geliþen sýnýf hareketine müdahalede bulunup, iþçi sýnýfýnýn öncülerini örgütlemek gibi kapsamlý görevler hareketin önünde durmaktadýr. Bu sorunlarýn çözümü için bir yol, yöntem açýklýðý gereklidir, bir plan gereklidir. Lenin’in çabasý da bu doðrultudadýr. “Hareketimizin son zamanlarda bilhassa vurgulanan baþlýca özelliði, deyim yerindeyse, birlikten yoksun olmasý ve amatör niteliðidir. Yerel eðitim çevreleri doðmakta ve diðer bölgelerdeki çevrelerden-ve daha önemlisi-ayný bölgede ayný anda çalýþmýþ ve çalýþmakta olan çevrelerden hemen hemen bütünüyle tecrit bir durumda faaliyet göstermektedirler. Gelenekler yerleþmemiþ, süreklilik saðlanamamýþtýr.... hareketin bugünkü daðýnýklýðý kesinlikle zararlý sonuçlara yol açmakta, onu yanlýþ bir yola götürmekle tehtid etmektedir; dar pratikçilik, bir bütün olarak hareketin teorik berraklýðýndan koparýlmýþ haliyle, sosyalizm bir yandan iþçi sýnýfýnýn kendiliðinden hareketi arasýndaki baðý zedeleyebilir. Bu tehlikenin sadece bir hayalden ibaret

TEMMUZ 2006

HÜCRELER: SINIF SAVAÞININ ÖNEMLÝ ALANI

“Acaba insanoðlunun gözünün açýlmasý için daha kaç yüzyýl geçecek? Ýnsanlýðýn büyük yarýnlara varabilmesi için kaç hücre gerek daha? Hey Neruda’nýn sevgili çocuðu, bizi bütün insanlarýn kurtuluþuna götürecek yolun baþý, Nice nice uzaklarda hala. Ama n’olur uyuma artýk. N’olur dalýp gitme uykulara.” Julius Fuçik

Hücreler... Ýþçi sýnýfýnýn politik öncüleri olan tutsaklarýn, toplumsal bir dönüþüme önderlik etmemesi için onlarý fiziki ve ideolojik anlamda ortadan kaldýrmak amacýyla inþa edilmiþ mekanlar... Emperyalizm yalnýzca bizim coðrafyamýzda deðil Latin Amerika’da, Amerika’da, Ýngiltere’de, Ýrlanda’da, Almanya’da, Fransa’da, Ýspanya’da, Vietnam’da ve pek çok yerde inþa ediyor bu izolasyon hücrelerini. Ancak her defasýnda, egemenlerin tüm olanaklarýný kullanýp yarattýklarý bu mekanlarda devrimci irade üstün geliyor. Ýþte 1984 Ölüm Orucu savaþçýlarý, 1996’da kýzýl bandý onlardan devralan taleplerinin kabulü için sonunda dek eylemlerini devam ettiren 12 yiðit savaþçý, 2000 yýlýndan bugüne dek ölüm hücrelerine karþý mücadelede düþen 122 devrimci ve bugün hem içeride hem de dýþarýda mücadelelerini sürdüren Ölüm Orucu eylemcileri. Yakýn tarihimiz, ezilenlerin politik öncülerinin, sýnýf savaþýmýn ayrý bir alaný olan kapitalizmin köhnemiþ zindanlarýnda verdikleri mücadelenin ýþýðýyla aydýnlanýyor. Mücadelenin her döneminde iþçi sýnýfýnýn öncüleri, kapitalist sömürünün tümüyle yeryüzünden silinmesi için egemenlerle kýyasýya bir savaþýma girmekte hiç bir çekince göstermemeye devam ediyor... Hücrelerin Tarihsel Arka Planý Burjuvazi, kendisinden önceki sýnýflardan ezilenlere yönelik baský, sindirme ve kendi sýnýf karþýtlarýný yok etme yöntemlerini yalnýzca devralmakla yetinmemiþtir. 1900’lerin baþýndan itibaren Ekim Devrimi’nin ve farklý coðrafyalarda onu izleyen toplumsal özgürlük ve ulusal kurtuluþ mücadelelerinin yarattýðý politik atmosferin etkilerini kýrmak için yeni bir yöntemi denemeye ve geliþtirmeye çalýþmýþtýr: Hücre tipi cezaevleri ve izolasyon. Her ikisini

15

gerçekleþtirirken de sömürücü sýnýfýn baský aygýtýnýn temel hedefi, toplumun politik öncülerini ortadan kaldýrmaktýr. Bu hücrelerde, politik tutsaklarý yalnýzlaþtýrarak ideolojilerinden ve örgütlenmelerinden soyup derin bir yalnýzlýk hissi içine atmak; kendine ve kitlelere duyduðu güveni alaþaðý ederek, toplumsal bir devrim için mücadele isteðini ve çabasýný her politik tutsakta bütünüyle sonlandýrmak amacýyla bu saldýrýlar sürdürülmektedirler. Ancak burjuvazi bu yöntemi bir anda geliþtirip ortaya çýkarmamýþtýr. Hücreler ve izolasyon, onun proletaryaya karþý verdiði sýnýf savaþýmýnýn tarihsel deneyimlerinden çýkardýðý derslerle, toplumsal deðerleri hiçe sayýp burjuvaziye kendilerini yaný sýra “bilimsel” çalýþmalarýný satan psikologlarýn ve sosyologlarýn araþtýrmalarýyla, taa Nazi kamplarýndan itibaren politik tutsaklar ve denekler üzerinde yapýlan denemelerin birleþtirilmesiyle bugün pek çok ülkenin politik ve hatta adli tutsaklarýnýn üzerinde uygulanmaktadýr. Ortaçaðdan bugüne, egemen sýnýfýn ya da sýnýflarýn iktidarýný sonlandýrmak için toplumda karþýtlýk yaratan, yeni bir düzen isteyen herkes önce kale burçlarýna sonra da özel olarak inþa edilen cezaevlerine kapatýlmýþ ancak bu yöntemler hep yetersiz kalmýþtýr. Emperyalizm çaðýndaysa sömürü düzenin bekçileri, tutsaklarý teslim alýp yok etme savaþýnda cezaevlerini yeni bir iþleyiþle ve mimariyle, yani daracýk mekanlarda tek baþýna ya da çok az kiþiyle yýllarýný en insani ihtiyaçlarýndan bile yoksun ideolojisinden ve örgütlü mücadelesinden kopmuþ, teslim alýnmýþ “insancýklar” yaratmak hedefindedir. Amaç siyasi tutsaklarýn berbat fiziksel koþullara sahip olan koðuþ tipi cezaevlerinden; ses ve ýþýktan yalýtýlmýþ, hiç bir insani ihtiyacýn karþýlanmadýðý daracýk hücrelere geçmek; kapitalizmin berbat cezaevlerinde devrimcilerin tüm çabalarýyla kurduðu ortak yaþamý sonlandýrýp mücadelede ýsrar eden devrimcileri tecrit etmektir. Daha önce de belirtildiði üzere, hücreler ve izolasyon üzerine özellikle Ýkinci Emperyalist Paylaþým Savaþý’ndan sonra arttýrýlan çalýþmalar, 1970’lerin sonlarýndan itibaren siyasi tutuklularý fiilen müdahale haline geldi. Örneðin, Almanya’da RAF tutsaklarýna, Ýtalya’da Kýzýl Tugaylara,


KOMÜNİST DEVRİM sorun deðildir. Ýçerik, kendini biçimde de göstermelidir. Biçimdeki geliþme, içeriðin etkisini arttýran bir etken olduðu kadar, teknik konulardaki uzmanlaþmanýn-profesyonelleþmenin artmasý anlamýna da gelecektir. IV. Hazýrlýk dönemi; örgütsel çalýþmalarýn profesyonelleþtirildiði, kadrolarýn militan, siyasal özellikler kazanmalarý gerektiði bir dönemdir. Bizim için profesyonel örgüt çalýþmasý niteliði kazanabilmek, amatör bir dönemden geçmeyi zorunlu kýlýyor. Profesyonelleþmenin gerektirdiði kurum ve kurallar bütünü, bir niteliði ifade etmektedir. Bu nitelik bir anda ortaya çýkmayacaðý gibi hazýrlýk dönemi boyunca kendiliðinden oluþacak bir nitelik de deðildir. Hazýrlýk faaliyetlerinin bir boyutu da bu konuda planlý bir þekilde adým atmak demektir. Bugün propaganda, ajitasyon, örgütlenme ve teknik konularda profesyonel, uzman kadrolara sahip deðiliz. Çeþitli alanlarda iþbölümüne dayanan uzmanlaþmýþ organlara da sahip deðiliz. Mevcut kadro potansiyelimiz; propaganda, teknik konular, dýþýmýzdaki kitlelerle bað kurabilmek konularýnda belli beceri sahibi olsalar da, önümüzdeki süreçte planlarýmýz doðrultusunda öncelikle teknik konularda beceri sahibi olanlarý geliþtirmek, katkýlarýný maksimum düzeye çýkarmak, propagandacý özelliklere sahip olanlarý geliþtirmek ve yeni iliþkilerle bað kurmak, onlarý çekip çevirebilmek, ihtiyaçlarýna göre yaklaþýmlar gösterebilmek konularýnda geliþmeler saðlayabilmek için adýmlar atmamýz gerekiyor. Kuruluþumuzun baþýndan beridir önemle üzerinde durduðumuz konu, tasfiyeciliðin hakim olduðu bu dönemde devrimci bir örgüt zeminde durma iradesi göstermektir. Parti inþasýnda hangi görevler öncelikli görülürse görülsün ama örgütlü zeminde ve örgüt omurgasýný inþa etmeye giriþmeyen bir yaklaþýmýn sonuçta tasfiyeci, örgüt kaçkýnlýðýna varacaðýný ýsrarla vurguluyoruz. Bu yüzden biz, devrimci örgüt zemininde mücadelenin gerekleri, bu doðrultuda inþa görevlerimize yoðunlaþmak için militanlarýmýzda bu konuda bir bilinç yaratmak çabasýna giriþtik. Kadrolarýn militan siyasal özellikler kazanabilmeleri söylediðimiz düzlemde bir örgüt bilinci ile donanmýþ olmalarýný þart koþmaktadýr. Þimdiye dek yayýnýmýzda bu konuyu iþleyip belli bir bilinç yarattýk, bunu pratiðimize de yansýttýk. Örgüt bilincimizi saðlamlaþtýrmak, kadrolarýmýzý daha donanýmlý kýlabilmek için önümüzdeki süreçte bu konuya önem vermeye devam edeceðiz. Hareketimizin militanlarýný, hatta çevre iliþkilerini militanlaþtýrmanýn, siyasallaþtýrmanýn yolu, yöntemi her þeyden önce bizim eylemlerimiz, faaliyetlerimiz, eðitim çalýþmalarýmýzdýr. Elbette bunlar mevcut haliyle yetersizdir. Ancak bizim baðýmsýz faaliyetlerimiz bir bütün olarak militanlaþmamýzýn etkenidir. Sonra

14

örgütlülüðümüzün geliþmesi, baðýmsýz eylem ve faaliyet kapasitemiz arttýðý sürece bu, militan, siyasal özellikler kazanmak konusunda da bizleri geliþtirici bir etken olacaktýr. Bunun dýþýnda bireysel inisiyatif, ataklýk kadar dýþýmýzdaki gruplarýn eylem ve aktivitelerine katýlmak da militanlaþmamýza katký koyacaktýr. Bugün bizim faaliyetlerimizin militan yanlarýnýn ayýrt edici birkaç yönünü vurgularsak; öncelikle propaganda faaliyetimizin içeriðinin düzendýþý, komünist karakteri ile birlikte kullandýðýmýz araç ve yöntemlerde devrimci yöntemler önemlidir. Propaganda ve ajitasyonumuzu yaptýðýmýz araçlar özgür kimliðimizle muhataplarýna hitap etmekte, bugünkü dönemde etkisi sýnýrlý olmakla birlikte muhataplarýna devrimci bir bilinç taþýyan yanlarý barýndýrmaktadýr. Ancak bizim için bugün, söylediðimiz gibi bu faaliyetin etkisi sýnýrlý da olsa her þeyden önce bu faaliyeti yapan militanlarýmýzýn eðitimi, þekillenmesi açýsýndan önem taþýmaktadýr. Ancak önümüzdeki süreçte propagandamýzý militan yöntemleri geliþtirerek devam ettirmekle birlikte, propagandamýzý mümkün olduðunca etkisini toparlayabileceðimiz, en azýndan ölçebileceðimiz zeminde yapmak ve etkisinin örgütlenmesine daha fazla önem vermeliyiz. Militanlýk ölçütü yalnýzca pul, kuþ, bildiri vs.nin niceliksel olarak ne kadar yapýldýðýyla deðil, bu araçlarý üretirken, kullanýrken ustalaþmak, güvenlik, planlama vs.de azami dikkat göstermek, bu araçlarýn etkisini arttýrabilecek ve örgütleyebilecek þekilde nasýl yapýlabileceði konusunda da yaratýcýlýk göstermek ve bireysel inisiyatiflerden yüz yüze yapýlan propaganda da etkili olmaya kadar bir dizi alanda geliþmemiz gerekiyor. Kitle eylemlerindeki duruþumuz konusuna gelirsek ................... Biz bu tablo içinde, kitle eylemlerinde devrimci hareketin ana gövdesinin, devrimci zeminde duran gruplarýn konumlandýðý biçimde konumlanarak, eylemlerdeki liberal etkiyi kýramasak da, ortaya çýkabilecek devrimci tutumlara diðer devrimcilerle birlikte katký koymak hedefli yaklaþtýk. Böyle bir konumlanýþýn en devrimci, en ideal çözüm olduðunu söylemiyoruz. Ancak devrimci tutum almak, soyut ölçülerle deðil, somut ölçülerle olan bir þeyse, yarýn, kitle eylemlerinde devrimci çizgiyi daha yukarýda bir eþikle gösterebilecek örneðe kadar, bugün, söylediðimiz þekilde konumlanmak devrimci bir çizgide durmak anlamýný taþýmaktadýr. Devrimci Komünist Hareket Merkez Komite Raporu 2. Bölüm Þubat 2006

TEMMUZ 2006

olmadýðýný Credo ve Rabochaya Mysl’e Ek (Eylül 1899) gibi-þimdiden haklý bir protesto ve mahkum etmeye yol açan- yazýn ürünleri kanýtlar.” (Lenin, Ekonomizm Taraftarlarýyla Bir Konuþma, Yurt Yay, 1990, s.51) Iskra gazetesi ve Zarya adlý teorik derginin ortak yazý kurulunun bildirgesinde ifade edilen bu sözler bir yandan hareketin daðýnýklýk ve amatörlüðünü ifade ederken bir yandan bu durumun Credo ve Rabochaya gibi yayýnlardaki ekonomizm eðilimine ve bunun tehlikelerine iþaret etmektedir. Bu sorunlarýn çözümünü de yine ayný bildirgede þu þekilde ifade edilmektedir. “Bu söylenenlerden aþaðýdaki pratik sonuçlar çýkarýlmalýdýr; biz Rus sosyal demokratlarý olarak birleþmeliyiz ve tüm çabalarýmýzý devrimci bir sosyal demokrat programýn bayraðý altýnda mücadele etmesi gereken hareketin sürekliliðini saðlamasý ve örgütünü sistemli olarak desteklemesi gereken tek, güçlü bir partinin oluþturulmasýna harcamalýyýz.... partiyi en saðlam bir temelde yeniden kurmak için nasýl bir faaliyet programý geliþtirilmelidir?....ilk olarak ortak bir parti literatürüsadece ayrý ayrý bölgeler yerine Rusya’da hareketin tümüne hizmet etmesi, bir bütün olarak sorunlarýný tartýþmasý ve salt yerel sorunlara deðinmekle yetinmek yerine sýnýf bilinçli proletaryanýn mücadelesine yardýmcý olmasý anlamda ortak deðil, ayný zamanda mevcut tüm literatür güçlerini birleþtirmesi, Rus sosyal demokratlarý arasýnda, tek tek iþçiler olarak deðil ama tek bir örgütün saflarýnda ortak bir program ve ortak mücadele ile birleþen yoldaþlar olarak varolan tüm görüþleri ifade etmesi anlamýnda ortaktýr. Ýkinci olarak, özellikle hareketin merkezleri arasýnda iletiþim kurmak, hareket hakkýnda bütünlüklü ve sürekli bilgi sunmak ve dergi ve gazetelerimizi düzenli olarak Rusya’nýn tüm yörelerine daðýtma amacýný gerçekleþtirebilmek için bir örgüt yaratmaya çalýþmalýyýz. Ancak böyle bir örgüt kurulduðunda, ancak Rus sosyalist postasý ortaya çýktýðýnda parti saðlam bir temele sahip olabilir, ancak o zaman gerçek bir olgu dolayýsýyla da büyük bir siyasi güç haline gelebilir. Bunu bugünkü hareketin zorlayýcý talebi ve parti faaliyetlerinin sürmesinin gerekli bir ön koþulu olarak gördüðümüzden, çabalarýmýzý bu görevin ilk yarýsýna, yani, ortak bir literatür oluþturmaya adama eðilimindeyiz.” (Age.s.52-53) Yukarýdaki sözlerden sosyal demokratlarý 1898’deki kongrede birleþtirme görevinin hala devam ettiði, bir parti içerisinde birleþmemiþ sosyal demokratlarýn

7

faaliyetlerinin daðýnýk, amatör, süreklilikten ve yerleþmiþ geleneklerden yoksun olduðu anlaþýlýyor. Ýþte Iskra, birleþtirilmeye çalýþýlan sosyal demokratlarýn bu giriþimin baþarýsýzlýðýyla merkezi bir irade ve yönlendirmeden yoksun halde daðýnýklýk durumuna müdahale için önerilmektedir. Burada yaþadýðýmýz topraklarla, Türkiye ile ilgili duruma bakarsak, komünistlerin daðýnýklýðýnýn Rusya’dan farklý bir durumu yansýttýðý anlaþýlabilir. Bugün yaþadýðýmýz topraklarda komünist kadro potansiyeli tek bir komünist parti içerisinde örgütlenmiþ, tek bir programa sahip deðildir. Ancak bugün komünist kadrolar Rusya’daki gibi birleþmeye çalýþýp, merkezi iradeden yoksun kalarak daðýnýk duruma düþmüþ deðildirler. Tersine farklý örgütsel yapýlar içinde, farklý merkezi iradelere tabi bir þekilde mücadelelerini sürdürmektedirler. Bu farklý örgütsel yapýlarýn þu yada bu düzeyde amatör nitelikte olduklarý ve net bir programatik zemine sahip olmadýklarý da söylenebilir. Ancak yinede komünist kadrolarýn farklý örgütsel yapýlara sahip olduklarý bir gerçek olduðu kadar, bu kadrolarýn bir siyasal gazete yoluyla tek bir partide birleþtirilebileceklerini söylemek de mümkün deðildir. Soruna bir de Rusya’da gazete aracýlýðýyla faaliyet yürüten farklý gruplar arasýnda iletiþim, posta iþlevi açýsýndan bakmak gerekir. O dönem Rusya çapýnda bir gazete çýkarýp, daðýtýmýný örgütlemek herkese bir hayal gibi gelmektedir. Bu yüzden yukarýdaki alýntýdan görülebileceði gibi gazetenin daðýtýmý ile farklý gruplarýn tek bir siyasal hatta çalýþmalarýný sürdürmelerini saðlamakla birlikte bu daðýtým aygýtý vasýtasý ile örgütsel að yaratmak hedeflenmektedir. Bugün Türkiye’de sorun siyasal bir gazetenin farklý sanayi illerinde iletiþim kurmak yada ulaþtýrmak gibi bir teknik bir meseleden daha ötede bir sorundur. Bu sorun, siyasal bir gazetenin daðýtýmý gibi teknik boyutlarý içermekle birlikte, ülkenin farklý bölgelerinde hangi siyasal zeminde faaliyet yürütüleceði, komite, hücre, birim vs gibi gruplarý oluþturacak kadro adaylarýnýn nasýl örgütleneceði, bu kadrolarýn nasýl bir örgütsel plan, hedef dahilinde teorik-pratik eðitimleri ile uzmanlaþtýrýlýp, profesyonelleþtirileceði gibi kapsamlý siyasal bir sorundur. Dolayýsýyla Rusya’da daðýnýk sosyal demokratlarý birleþtirebilecek bir siyasal gazete planý ile bugün yaþadýðýmýz topraklarda farklý örgütsel yapýlardaki komünist kadro birikimini birleþtirmeye çalýþmak, koþullardaki farklýlýðý kaba bir benzetmeyle kurup, yüzeysel bir “çözüm”den öteye


KOMÜNİST DEVRİM

gitmeyecektir. Buraya kadar Iskra’nýn daðýnýk sosyal demokrat gruplarý birleþtirme yönünü ele aldýk. Þimdi Iskra’nýn kurmaya çalýþtýðý örgütlenmedeki iþlevini ele almamýz gerekiyor. Iskra ve Zarya ortak yazý kurulunun bildirgesinde bu yayýnlarýn sosyal demokrasinin genel teorisine ve onun Rusya koþullarýna uyarlanmasýna yer vermesi gerektiðinden, tüm siyasal sorunlarýn tartýþýlýp, her sosyal demokratýn ve sýnýf bilinçli iþçilerin tüm önemli konular hakkýnda kesin bilgilerinin olmasýnýn saðlanmasýndan, ancak bu koþulla sistemli propaganda ve ajitasyon yürütmenin mümkün olacaðýndan bahsedilmektedir. “Böyle bir propaganda, çeþitli gruplar ve daha tecrübeli yoldaþlar tarafýndan desteklenirse, genç sosyalistlerin ve iþçilerin, devrimci hareketin, otokratik zorbalýðýn önlerine çýkardýðý engelleri aþabilecek, sosyalizm ve siyasi mücadele yolunda kendiliðinden mücadele eden emekçi kitlelerin tüm gereksinmelerini saðlayabilecek yetenekli önderleri olarak eðitilmesi sonucunu verebilir ve vermelidir.” (Age.54) dendikten sonra yayýnlarýn içeriklerine iliþkin görüþler þu þekilde sýralanmaktadýr: “Bu konularýn dergi ve gazete arasýnda daðýlýmý, iki yayýnýn geniþlik ve nitelik farklýlýklarý ile belirlenecektir-dergi aðýrlýklý olarak propaganda, gazete ise ajitasyon iþlevini yüklenecektir. Bununla birlikte hareketin tüm yönleri hem gazetede hem de dergide yansýtýlmalýdýr ve biz iþçilerin gazetesinin sayfalarýný iþçi sýnýfýnýn kendiliðinden hareketini acil olarak ve doðrudan ilgilendiren konulara ayýrmasý ve sosyalizm teorisine, bilime, siyasete, parti örgütlenmesi sorunlarýna vb. ait herþeyi aydýnlarýn bir sürekli yayýnýna býrakma görüþüne karþý olduðumuzu özellikle vurgulamak istiyoruz. Tam tersine, iþçi sýnýfý hareketinin tüm somut olgularý ve görünümlerini belirtilen sorunlarla birleþtirmek gerekir; teorinin ýþýðý tek tek her olguyu aydýnlatmalýdýr; siyaset sorunlarýnýn propagandasý ve parti örgütlenmesi iþçi sýnýfýnýn geniþ kitleleri arasýnda yürütülmelidir. Bugüne dek hemen hemen istisnasýz geçerli olan ajitasyon türü-yerel olarak yayýnlanan bildiriler aracýlýðýyla ajitasyon-þimdi yetersizdir; dardýr ve sadece yerel ve esas olarak ekonomik sorunlara deðinmektedir. Ýþçilerin þikayetlerinin, grevlerinin ve proletaryanýn mücadelesinin diðer biçimleri ile tüm Rusya’da siyasi zorbalýðýn bütün görünümlerinin düzenli bir tutanaðýný içer-

8

mesi, bu görünümlerin her birinden sosyalizmin nihai hedefi ve Rus proletaryasýnýn siyasi görevleriyle uygunluk halinde kesin sonuçlar çýkarmasý gereken bu gazetenin aracýlýðýyla daha yüksek ajitasyon biçimleri yaratmaya çalýþmalýyýz” (Age.55) Bu satýrlar sosyal demokratlarýn propaganda ve ajitasyon görevlerini nasýl anlamalarý gerektiðini ve yayýnlarýn-gazete ve dergi-bu görevlerin içeriðini nasýl oluþturacaðýný söylüyor. Ayný dönemde ekonomizm akýmýnýn yaygýn ve ciddi bir tehlike olduðunu daha önce belirtmiþtik. Ekonomizmin sosyal demokrat siyaseti sendikalizm düzeyine düþürmesi, iþçiler arasýnda yürütülen faaliyetlerde salt ekonomik ajitasyonun hakim olmasý, sosyal demokratlarý propaganda, ajitasyon faaliyetlerinde ayrýmlarýný çekmeyi acil bir sorun olarak gündeme getiriyordu. Yukarýdaki alýntýda söylenenleri, iþçiler arasýnda ekonomik ajitasyon yapýlýp, siyaset ve örgütlenme konularýný aydýnlarýn yayýnlarýna býrakan anlayýþ karþýsýnda, tüm siyaset ve örgüt sorunlarýný iþçilerin yayýnlarýnda, onlar arasýnda yürütülecek faaliyetlerde temel alýnmasý gerektiði, yani ekonomistlerin bozduðunu, çarpýttýðýný düzeltmek olarak anlamak gerekir. Þimdi gazetenin örgütlenmedeki iþlevinin nasýl tanýmlandýðýna bakalým. Lenin’in, Iskra’nýn taktiklerinin ve Iskra örgütlenme politikasýnýn özeti dediði “Ne Yapmalý” adlý kitabýna baþvuracaðýz. “Bir gazete, yalnýzca bir kolektif propagandacý ve kolektif ajitatör deðil, ayný zamanda kolektif bir örgütleyicidir de. Bu bakýmdan yapým halindeki binanýn çevresine kurulan iskeleye benzetilebilir; yapýnýn dýþ kenarlarýný belirtir ve yapýcýlarýn birbiriyle temasýný, iþbölümünü ve örgütlü çalýþmalarýnýn meydana getirdiði ortak sonuçlarý görmelerini saðlar.” (Lenin, Ne Yapmalý?, Sol Yay, 1992, 163-164) Diðer özelliklerinin yaný sýra kolektif örgütleyici olarak tanýmlanan gazete, “gazeteyi salt daðýtma iþlevi bile fiili baðlarýn kurulmasýna yardýmcý olur” sözleriyle, yerel gruplarý merkeze baðlayan “kýzýl ip” denilebilecek þekilde tanýmlanýyor. Yerel örgütler arasýnda haberleþme ve fiili baðlarý kurma iþlevinin yanýnda gazetenin deneyim, malzeme, güç ve kaynak alýþ-veriþini saðlayacaðý, iktisadi ve siyasal teþhirler, bütün kollardaki geliþmenin bütün aþamalarýndaki iþçilere fikri gýda saðlayacaðýný, yeni güçlerin eðitimini saðlayacaðýný ve iþçiler arasýndan yeni önderler çýkartabilecek bir niteliðin oluþturulabileceði ifade edilir.

TEMMUZ 2006

Kadro sorunu yalnýzca mevcut güçlerin eðitilmesiyle çözülebilecek bir sorun deðildir. Ýþçi sýnýfý içinden kadro adaylarý bulup çýkarmak, yetiþtirmek, inþa görevlerine kazanmak hazýrlýk dönemi boyunca yerine getirilmesi, parti inþasýnýn olmazsa olmaz görevlerindendir. Bizim için geçen süre içinde yeni kadro adaylarýna ulaþmak konusunda zorlansak da, esas olarak eldeki güçlerin kadrolaþtýrýlmalarý konusunda ne durumda olduðumuzdur. Ýki yýllýk süre içinde öncelikle eldeki güçlerin kadrolaþtýrýlmalarý, organlaþmalarý saðlandý dedik. Militanlarýmýzýn bugün organlý faaliyet yürütenleri bu süre içinde organlý iþleyiþin gereklerini yerine getirme, militan kadro niteliði kazanmak konusunda ciddi mesafe almýþlardýr. Þimdi bu yoldaþlarýmýz daha fazla sorumluluk almak, iki yýlda edindikleri bilgi, beceri ve deneyimleri yeni kadro adaylarýna aktarmak görevleriyle karþý karþýyadýrlar. Kadro eðitimi konusunda geçen dönem boyunca planlý, sistemli, yeri, zamaný ve araçlarý, ihtiyaçlarýmýzla paralel konularý içeren içeriði ve mevcut durumumuza uygun yöntemi ile bir eðitim yapabildiðimiz söylenemez. Sýnýrlý yapýlan merkezi eðitim çalýþmasý dýþýnda, tek tek kadrolar düzeyinde, organlar düzeyinde ciddi bir planla, verimli bir kadro eðitimi yada çevre iliþkilerinin eðitimi konusunda adýmlar atabilmiþ deðiliz. Dahasý merkez yayýn organýmýzý hem kadrolarýmýzýn hem çevre iliþkilerimizin eðitilmesinin aracý olarak, iþlevli bir þekilde kullanmak konusunda iyi bir performans sergilediðimiz söylenemez. Bu konuda bireysel inisiyatiflerle deðil, organlý çalýþmanýn gereklerinden biri olan kolektif örgütlü bir yöntemle planlý bir þekilde merkez yayýn organýmýzýn eðitim aracý olarak kullanýlmasý doðrultusunda çaba göstermek zorundayýz. Örgüt bilincinin gerekleri bunu göstermektedir. Yeni kadro adaylarýna ulaþmak konusunda zorlanýyoruz. Gençlik içinden, iþçi sýnýfý içinden yeni kadro adaylarýna ulaþmak, örgütlemek zorundayýz. Bugün kitlelere seslenen bir çalýþma tarzý ve araçlarla faaliyet yürütmüyoruz. Öncünün örgütlenmesi denilebilecek bir faaliyet yürütüyoruz. Bu faaliyetlerimizle en geri unsurlarý eðitip, yetiþtirmek, örgütlülüðe hazýrlamak uzun ve zorlu bir süreci gerektiriyor. Bundan vazgeçmeksizin önümüzdeki süreçte belli ölçülerde daha politize, genel bir sol potansiyelin olduðu bölgeler, iþ havzalarý, okullara doðru yönelmek zorundayýz. Kuþkusuz içinden geçtiðimiz dönem bu konuda da dezavantajlý, geri bir durumu yansýtýyor. Ancak örgütlenme yöntemlerimizle bu durumun üstesinden gelmeliyiz. Hazýrlýk döneminde farklý örgütlü yapýlara daðýlmýþ bulunan komünist kadro potansiyelinin birleþtirilmesi önemli bir görevdir. Komünist kadrolar için bir çekim merkezi duru-

13

munda olan bir örgüt niteliði yaratmak, hazýrlýk döneminin sonunda ortaya çýkacak bir niteliði ifade etmektedir. Ancak inþa dönemi boyunca bu yönde çabalarýn gösterilmesi gerekir. Bugün devrimci yapýlar arasýnda birlik doðrultusunda bir çaba gözükmese de her grubun kendince bir birlik politikasý vardýr. Bizim için komünist kadrolarýn birliði iþçi sýnýfýnýn öncü partisinde birliktir. Bu partinin inþa döneminde birlikler, parti inþasý doðrultusunda yürüyüþün ortaklaþtýrýlmasý anlamýna gelmektedir. Öyleyse bugünkü gibi komünist bir partinin yaratýlmasý için hazýrlýk döneminde olunan bir dönemde, ideolojik-politik perspektiflerde anlaþmak kadar, parti inþa planýnda, Leninist örgütlenme ilkelerinde de ortaklaþmak yaþamsal önem taþýmaktadýr. Yukarda söylediðimiz çerçevede bizim birlik doðrultusundaki tek pratiðimiz, ....... kolektifiyle yürüttüðümüz görüþmelerdi. ................ ile birlik çalýþmalarýnýn baþarýlý olduðunu söyleyemeyiz. Bu durumun her iki taraftan kaynaklanan sebepleri olsa da bizler öncelikle kendi payýmýza düþeni ortaya koymak, bunlardan bir deneyim çýkarýp, bundan sonraki süreçlerde bu deneyimle davranmalýyýz. Öncelikle muhataplarýmýzla mevcut ideolojik zeminlerimizdeki kimi faklýlýklar, geçmiþlerimizdeki farklý geleneklerden geliyor oluþumuzun getirdiði yansýmalar olsa da çok önemli etken olarak, parti inþasýnýn yol, yöntemlerinde anlaþmamýz mümkün olmadý. Doðrusu bu konuda kendimize iliþkin sonuç çýkarýrsak, ............. üzerinde ikna edici bir etkimiz olmadý, olamadý. Bizim yeni bir hareket oluþumuz, yeni bir kuruluþun gerektirdiði yoðunlaþmalar, geçmiþ süreçlerimizden kalan ideolojik-politik-örgütsel zeminimizin yeniden ele alýnýp, ortaya konulmasý ihtiyacýmýz bu görüþmelerimize ciddi bir yükle gitmemize sebep oluþturdu. Hatta bundan dolayý muhataplarýmýzla yaptýðýmýz tartýþmalarý yazýlý bir þekilde, gerek kendi militanlarýmýz gerekse de devrimci kamuoyu karþýsýnda yapabilmemize imkan vermedi, mümkün olmadý. Sonuçta gelinen noktada bizim ve ..................’nin durduðu politikörgütsel zemin farklýlýklarýmýzý yansýtmaktadýr. Bizler bundan sonra devrimci dostlarýmýzla mümkün olduðunca eylem birlikteliklerinde yan yana gelmeye çalýþacaðýz. III. Maddi teknik altyapýmýzda ciddi sýnýrlýlýklar var. Yoldaþlarýmýzýn son dönemde bu konuda gösterdiði duyarlýlýklar, fedakarlýklar sevindirici olsa da aldýðýmýz mesafe sýnýrlýdýr. ................... Yayýnýmýzýn biçiminden, basýlýp daðýtýlmasýna, propaganda ve ajitasyon materyalleri, eylemler için kullanýlan araçlar vs. hepsi maddi teknik olanaklarla doðrudan iliþkilidir. Önümüzdeki süreçte bu konularda geliþmeler saðlamak zorundayýz. Mevcut araçlarýmýzýn biçimindeki deðiþikliklere vurgu, salt bir biçim sorunu, estetik bir


KOMÜNİST DEVRİM

tadýr. Kendimize belirlediðimiz görevlerimiz açýsýndan kendimizi deðerlendirelim ki, önümüzdeki süreçte yoðunlaþmamýz gereken noktalarý doðru tespit edelim. Eksiklerimizi, yanlýþlarýmýzý tespit edelim ki bunlarýn üstüne gidip, doðrusunu yerine getirelim. I. Geçen iki yýl içinde teorik-politik üretimlerimizi merkez yayýn organýmýz aracýlýðýyla yerine getirmeye çalýþtýk. 14 sayý periyodik yayýn ve 3 özel sayý çýkardýk. Periyodik yayýnýmýzýn içeriðini deðerlendirdiðimizde, inþa görevlerinin baþlangýcýndaki görevlere, hazýrlýk görevlerinin örgütlü bir yöntemle yerine getirilmesini öne çýkaran bir yaklaþýmla, mümkün ölçüde baþta kendi militanlarýmýzýn olmak üzere en yakýn çevremizin eðitilmesinin ihtiyaçlarý çerçevesinde üretimler yapmaya çalýþtýk. Ancak bu çerçevede yayýnýmýzýn baþ yazýlarýndaki düzey ve içerik; kimi zaman tarihsel konularýn (ekim devrimi, gazi ayaklanmasý vs) hatýrlatýlmasý, kimi zaman Türkiye’deki kapitalist sistemin, yeniden yapýlandýrma saldýrýlarýnýn bilinen, genel teþhiri düzleminde kaldý. Aslýnda baþyazýlarýmýzý zamanla nasýl bir düzlemle yazabiliriz diye düþünüp, son sayýlarda geliþmeler saðladýk. Baþyazýnýn tarihsel gündemlerin hatýrlatýlmasý, genel bir teþhir yazýsý yada güncel geliþmeleri haber verir gibi sýralamak deðil de, baþka bir yöntemle yazýlmasý gerektiði üzerine bir yaklaþýmý geliþtirdik. Güncel geliþmelerin ortaya çýkardýðý eðilimleri, bu eðilimlerin komünistlerin önündeki görevlerle ilgili yansýmalarýnýn neler olduðu, sýnýf mücadelesindeki geliþme dinamikleri, kitle hareketinin durumundan öncünün durumuna iliþkin sonuçlar çýkarmaya çalýþmak, devrimci hareketteki sorunlarýn tarihsel deneyimler ýþýðýnda deðerlendirilmesi þeklinde bir yöntemle baþyazýlarýn yazýlmasýna yönelik bir yaklaþýmý yerleþtirmek gerekiyor. Son sayýlarda bunun örneklerini vermeye çalýþsak da bu doðrultuda daha çok yol kat etmemiz gerekiyor. Teoriyi, kadrolarýn ve bir bütün olarak örgüt faaliyetinin ihtiyaçlarý tarafýndan þekillenen, ayný zamanda somut siyasal mücadelenin önünü aydýnlatan bir ýþýk olarak gördüðümüzde, bizim bu alanda þimdiye kadarki üretimimiz; hazýrlýk görevlerinin tarihsel deneyimlerden çýkartýlan görevler olduðunu ele alan, somut olarak da Bolþevik partinin inþa dönemlerinin baþlangýcýndaki yöntemleri inceleyen yazýlarýmýz oldu. Bu konuda ilk üretimlerimizi yapsak da önümüzdeki süreçte, Bolþevik deneyimin inþa görevleri açýsýndan incelenmesi ve özellikle Komünist Enternasyonalin deneyimlerini yine komünist partilerin inþasý yönünden incelemek, güncel sonuçlar çýkarmak görevimiz hala önümüzde durmaktadýr. Yaþadýðýmýz bölgede ve yakýn coðrafyamýzda ulusal sorun yakýcý ve güncel bir sorundur. Kürt ulusal sorunu, Filistin ulusal

12

sorunu yada emperyalizmin müdahaleleriyle gündeme gelen yeni ulusal sorunlarý vs. anlamak, siyasal tutum geliþtirmek için temel ilkesel yönleriyle incelemek için ilk yazýlarýmýzý ürettik. Ancak bu yazýlar ciddi bir inceleme, araþtýrma, kolektif bir tartýþma ve yöntem belirleme çabasýnýn sonucunda deðil, daha çok bireysel bir çaba olarak kaldý. Dolayýsýyla bireysel üretimin sonucu olarak bugünden bakýldýðýnda bu yazýlar çeþitli yanlýþlarý da barýndýrdýðý gibi sorunun güncel ve tarihsel yanlarýný açýklayabilme yönünden de zayýf kaldýlar. Bu yüzden ulusal sorunu hakkýný vererek ortaya koymak önümüzdeki süreçte yoðunlaþmamýz gereken bir konudur. II. Kadrolaþma sorununu organlaþma sorunu ile birlikte ifade etmemiz, hem Leninist örgüt ilkelerinden birine iþaret etmek hem de örgütlenme görevlerimizi netleþtirmek açýsýndan önemlidir. Çekinmeden söylemek gerekir ki, iki yýldan bu yana kadrolaþma-organlaþma sorununda istediðimiz düzeyde mesafe kat edemedik. Bunun nedenlerini irdelememiz gerekiyor. Öncelikle merkez organýn oluþturulmasý, merkezi iradenin tesis edilmesiyle iþe baþladýk. Merkezi irade bir yandan toplam görevlere yoðunlaþýrken, bir yandan da eldeki güçlerin düzeylerini arttýrarak organlaþmalarý için adýmlar atýldý. Temel birimlerimizin organlý iþleyiþte karþýlaþtýklarý sorunlar, yeni kadro adaylarý bularak bunlarý organlaþtýrma sorunlarýndan önce merkezi iradenin, merkezi organýn kendisinde ciddi sorunlarla karþýlaþtýðýmýzý ifade etmemiz gerek. Örgütlü yürüyüþümüzün baþlangýcýnda tüm konularda olmasa da temel politik, örgütsel ilkelerde anlayýþ birliði ve homojenleþme yaratmýþ olduðumuzu düþündüðümüz merkezi organýn bileþenlerinden biri þahsýnda bunun yaratýlamadýðýný gördüðümüz gibi bu durum kadrolaþma-organlaþma sorununda kendini göstermiþtir. Öyle ki, hareketin bir birimindeki iþleyiþ, faaliyet, kavrayýþ, davranýþ konularýnda baþka bir kriter diðer bir biriminde ise baþka bir pratik sergilenmiþtir. Daha doðrusu merkezdeki uyumsuzluðun sebebi bileþen, kendi sorumluk alanýnda hareketimizin kriterlerinden baþka kriterleri, kendi kafasýndaki kriterleri iþleyiþ olarak yürütmüþtür. Sonuçta bu alanda baþarýsýzlýða mahkum tarzýn sonucu da tam bir baþarýsýzlýk olmuþtur. Bu bileþenin sorumluluk alanýnda ne bir organ iþleyiþi, ne de hareketimizin öncelik ve planlarýyla uyumlu bir faaliyet yapýlabilmiþtir. Sonuçta hareketimizin bu kangrenli alaný kesilip atýlmýþtýr. Böylece yalnýzca temel birimler düzeyinde deðil, esas olarak merkezi organ düzeyinde hareketimizin ortak kriterleri çerçevesinde yürüyen, uyumlu, eksikli olsa da ileriye dönük iþleyiþin önü açýlmýþtýr. Ancak yaþadýðýmýz bu sorunun hareketimize öðrettikleri kadar bize zaman kaybettirdiði de gerçektir.

TEMMUZ 2006

Buraya kadar son bir sayfada Iskra planý diye tarif edilen gazetenin kollektif örgütlenmedeki iþlevlerinin nasýl tarif edildiðini aktarmaya çalýþtýk. Bu kolektif örgütleyici iþlevi, gazeteyi Rusya koþullarýnda hareketin önündeki örgütlenme sorunlarýna yanýt olarak görmek gerekir. Dikkat edilirse gazetenin iþlevi bir politik yayýn ve örgütsel yayýn yada propaganda yayýný ile merkez yayýn organý denilebilecek iki farklý yayýnýn iþlevlerini üstlenen bir yayýn gibi tarif edilmektedir. Aslýnda söylediðimiz bu ayrýmlar o günden bugüne deneyimlerle geliþtirilmiþtir. Fakat Iskra deneyiminde politik ve örgütsel yayýn olarak iki farklý kategoride yayýnlar için önemli veriler, dersler vardýr. Yerel örgütleri kýzýl iplik gibi merkeze baðlayan, farklý örgütsel deneyimleri genelleþtiren, örgütsel sorunlarýn tartýþýlýp, geliþtirildiði, öncüyü örgütsel konularda eðiten iþlevleri örgütsel yayýn iþlevi için, propaganda ve ajitasyon görevlerini sýnýf bilinçli iþçileri eðitebilecek düzeyde siyasal ve örgütsel sorunlarda aydýnlatan, siyaset sorunlarýnýn propagandasýný, sosyalizmin teorisini öncünün düzeyini sürekli yükseltmek doðrultusunda ele alan yanlarýyla bir propaganda yayýný, politik yayýn için bugün için önemli deneyimler olarak çýkartýlabilir. Bizce Iskra deneyimi esas olarak bu yönler bakýmýndan çýkartýlabilecek deneyimleri dolayýsýyla bugün için önem taþýmaktadýr. Elbette Iskra’nýn ekonomizme karþý verdiði mücadele komünistlerin ideolojik, siyasal faaliyetleri açýsýndan bir kaynak niteliði ile önemlidir. Ancak Iskra deneyimine bir parti inþa planý yada komünistleri birleþtirecek bir yöntem olarak bakmak yanlýþ olacaktýr. Bu iþlevler bakýmýndan Iskra Rusya’da sosyal demokratlarýn kendi koþullarý içinde belli oranda görevleri yerine getirmiþtir. Buraya kadar anlattýklarýmýzý özet olarak sistemli þekilde tekrarlayalým. Birincisi; Rusya’da sosyal demokratlar 1898 kongresinde birleþme kararý almýþ, ancak merkezi iradesinin daðýtýlmasýyla sosyal demokratlarý birleþtirmek mümkün olmamýþtýr. Iskra bu daðýnýk sosyal demokrat gruplarý birleþtirip, partinin ikinci kongresini toplamayý baþarmýþtýr. Ýkincisi; iþçi hareketine yönelimde ortaya çýkan ekonomizm akýmý ile ideolojik-politik bir mücadele vermiþtir. Üçüncüsü; merkezi irade ve siyasal perspektiflerden yoksun yerel gruplarýn faaliyetlerinin amatör niteliðinin aþýlmasý ve öncülerin eðitilmesi konusunda mücadele vermiþtir. Bu özetten sonra son olarak Iskra dönemi

sona erdiðinde parti inþasýnýn ne düzeyde olduðu konusuna deðinelim. Iskra kendi döneminin özgünlüðüne parti inþasý bakýmýndan bir yanýt olmuþtur. Ancak Iskra ile baþlayýp biten süreci Bolþevik partisinin bir bütün olarak inþa edildiði bir süreç olduðunu söylemek mümkün deðil. Sonraki yýllarýn mücadelesi parti inþasýnýn farklý evreleriyle devam ettiðini gösteriyor. Lenin, 1915’de yazdýðý “Sosyalizm ve Savaþ” broþüründe sosyal demokratlarýn tarihini belirtirken Iskra dönemini parti inþasýnýn tamamlandýðý bir süreç olarak tanýmlamýyor. Yada 1920’de yazdýðý “Sol Komünizm” kitabýnda Bolþeviklerin 15 yýllýk bir hazýrlýk sürecinden söz eder. Dolayýsýyla partinin inþasý sonraki dönemlerde de devam etmiþtir. Bolþevik partinin inþasýna aþaðýdaki sözlerdeki bütünsel bir anlayýþla yaklaþmak gerekir: “Bir önceki dönemde saðlam bir örgütsel temel yaratýldýðýný, profesyonel devrimciler örgütü yaratýldýðýný söyleyen Lenin þimdi yeniden “birleþik bir proletarya partisi geliþtirmekten”, “Bolþeviklerin bir parti çýkarmalarý” gerektiðinden söz ediyor. Birincisi; partinin inþasý bir kere kazanýldýðýnda kaybedilmeyen, duraðan bir nitelik deðildir. Her dönem farklý mücadele zorluklarýnýn içinden geçerek saðlamlaþýr. Partinin inþasýnýn, o dönemde yalnýzca 1903-05 arasýnda yada gericilik döneminin içinden çýkýldýðýnda gerçekleþtiðini düþünmek sorunu bütünsel deðil, eksik kavramak olur. Ýkincisi; bahsettiðimiz parti, örgütlenme anlayýþý ve iþleyiþiyle bir model olarak dünyada henüz benzeri olmayan, böyle bir deneyimin ilk kez yaþandýðý bir partidir. Dolayýsýyla onun inþasý/hazýrlýðý da farklý dönemlerden geçerek, çeþitli yönleriyle inþasýnýn tamamlandýðý bir partidir. Bolþevik partinin inþasý, Iskra’nýn ilk yayýnlandýðý dönemden baþlayýp, gericilik-tasfiyecilik döneminde devam eden, I. Dünya savaþýnýn, emperyalizm döneminin kavranýþý ýþýðýnda II. Enternasyonal’in anlayýþýndan koparak geliþtirilen ve Ekim Devrimi’nin somut deneyimi içerisinde bir bütün olarak tamamlanan bir hazýrlýðý/inþayý ifade eder. Böylece Bolþevik parti anlayýþý, bu noktadan sonra, çerçevesi çizilmiþ, bütünsel bir “model” olarak dünyanýn komünistlerine miras olarak kalmýþtýr. (Komünist Devrim, Özel sayý 3,s.9)

9


KOMÜNİST DEVRİM

TEMMUZ 2006

2 TEMMUZ EYLEMÝNDEYDÝK

ne Haydarpaþa garýnýn önünde baþladý. Devrimci yapýlarýn, çeþitli Alevi derneklerinin ve siyasi partilerin katýldýðý eylem yapýlan konuþmalarýn ardýndan grup vardiya ve grup yorumun konserleriyle son buldu. Ancak dile getirilen taleplerden biri madýmak otelinin müze olmasýydý ve bugünkü görevin bu konuyla ilgili herkesin birþeyler yapmak olduðunun ýsrarla vurgulanmasý, açýkçasý bu gündemin devrimci olmayan bir siyaset içerisinde boðulmasýný da beraberinde getirdi. Sivas’ta yaþananlar ne tek baþýna Alevilerin sorunudur ne de sýnýfsal bir bakýþýn dýþýnda deðerlendirilecek kadar özgün bir yapýya sahiptir. Türkiye’de sýnýf içersinde yabancýlaþmanýn bir nedeni, sýnýf mücadelesinin bir sonucu olarak ele alýnmasý gereken ve devrimci siyaset içerisinde eritilmesinin zorunlu olduðu bu çatýþma, bugün kendi görevlerinin bilincinde hareket eden komünist bir iradeyle ve komünist bir siyasetle ancak devlet elinde bir silah olmaktan çýkacaktýr. Ancak içinden geçtiðimiz gericilik döneminde tüm bunlarý bir yana býrakarak, geliþen olaylarý sürekliliði saðlanmýþ ve kitleleri sýnýf bilinci ile donatmak yerine gündelik ve siyasal anlamda doyurucu olmayan bir tarzda politikalarýn üretilmesi doðru halkayý yakalamakta bizleri geciktirecektir. Bugün biz devrimci komünistler, yoðunlaþmýþ olduðu parti öncesi hazýrlýk döneminde, Sivas’ta ve devrim davasýnda düþenlerin hesabýný sormanýn bilinciyle, kendi görevlerimize yoðunlaþarak yolumuzda ilerliyoruz. Devrim davasýnda düþenler kavgamýzda yaþýyorlar ve mücadelemize ýþýk tutuyorlar. Diðer bir gündem ise terörle mücadele yasasý adý altýnda çýkarýlan saldýrý politikalarýydý. Emperyalist paylaþým savaþýnýn her geçen gün daha da karmaþýklaþtýðý bir dönemde, bulunduðumuz topraklarda ise iþçi sýnýfýna ve emekçilere dönük saldýrýlarýn arttýrýldýðý bir dönemde bu yasanýn çýkmasý düþmanýn kendi yaþadýðý topraklarda sýnýf mücadelesinin derslerini hergün biraz daha çok çýkardýðýný bizlere göstermektedir. Bu saldýrýlarýn bizlere neler göstereceði ancak sýnýf mücadelesinin seyrine göre belirlenecektir. Geri püskürtmekse, kendi görev ve sorumluluklarýna sýký sýkýya baðlý bir komünist iradenin mücadelesiyle belirlenecektir.

ALANLARDAN YOLDAÞLARDAN

Yaþadýðýmýz topraklar sýnýf mücadeleleri açýsýndan zengin bir tarihe sahip. Bunun yaný sýra kendi iktidarýný elinde tutmak ve bir azýnlýk olmasýna raðmen sýnýf egemenliðini güçlendirmek için sürekli kendini yenileyen bir burjuvaziye ve onun devletine de sahiptir. Yaþadýðýmýz deneyimler bizlere gösterdi ki, sýnýf mücadelesinin yükseldiði, devrimci hareketin güçlenip, kitleleri yönlendirebildiði dönemlerde, egemen sýnýflar, bir karþý saldýrý ya da sýnýf içerisinde çatýþma yaratabilecek ve böylece büyüyen sýnýf bilincini köreltecek politikalarý birçok kez hayata geçirmiþtir. Bunun yaný sýra sýnýf içersinde bu tür çatýþmalarý hayata geçirmek için gerekli olan birçok kaynaða da, ayný zamanda kullanmakta da bayaðý deneyim birikimine sahip olduklarýný söylersek yanlýþ olmayacak. Uzun bir geçmiþe sahip olan Alevi- Sünni çatýþmalarý belki de bu politikalar içersinde en etkililerden biri. Ancak geliþmiþ bir kapitalist ekonomiye sahip olma yolunda ilerleyen bir ülke ve onun burjuvazisi bu köklü çatýþmayý feodal kalýntýlar arasýndan çýkararak farklý bir seyre sokma yolunda önemli adýmlar atmýþtýr. Türkiye’de sýnýf mücadelesinin yükseldiði bir dönem olan 70’li yýllarýn sonlarýna doðru patlak veren Maraþ ve Çorum saldýrýlarý tek baþýna Alevilere yapýlan saldýrýlar olarak anlaþýlmamalý ayný zamanda yükselen sýnýf mücadelesine karþý geliþtirilmiþ bir karþý saldýrý olarak bilince çýkartýlmalýdýr. 1977 yýlýndaki 1 Mayýs saldýrýsýnýn ardýndan sürekliliði saðlanmýþ olan ve 12 Eylül’le de hedefine ulaþan bir süreç iþlemiþtir. Tabi ki Alevilere dönük böyle bir saldýrýnýn yapýlmasý, tarihsel birçok nedene dayansa da, Alevilerin, devrimci harekete büyük ölçüde kan taþýyan bir yapýya sahip olmasýndan da kaynaklanmaktadýr. 2 Temmuz 1993 yýlýn da Sivas Madýmak Otelinde otuzüç devrimci aydýnýn ölümüyle sonuçlanan faþist ve dinci saldýrýyla bir kez daha Alevi - Sünni arasý çatýþma adý altýnda sindirme politikalarý hayata geçirilmiþtir. Daha öncesinde de irili, ufaklý meydana gelen ve Sivas’la da dozunu arttýran bu saldýrýlarýn; 12 Eylül sonrasýnda yenik düþen ve büyük bir bölümü sindirilen devrimci hareketin toparlanmaya baþladýðý, Kürt ulusal kurtuluþ mücadelesinin yükseldiði, sýnýf mücadelesinin canlanmaya baþladýðý bir döneme denk düþmesine þaþýrmamak gerek. 2 Temmuzda Sivas’ta düþenleri anmak ve son dönemde geliþtirilen saldýrýlara karþý Kadýköy’de düzenlenen eyleme bizlerde katýldýk. Yaklaþýk on bin kiþinin katýldýðý eylem Numune hastanesi

K. DÜNYA

10

POLÝTÝK, ÖRGÜTSEL ATILIM ÝÇÝN, BUGÜNÜ KAVRAYIP, GELECEÐÝ KUCAKLAYABÝLECEK KADROLAR OLABÝMELÝYÝZ

Komünistler sýnýf mücadelesinin durumunu, burjuvazinin yönelimlerini ortaya koyarken kendilerinin sýnýf mücadelesi içerisindeki yerlerini, önceki dönemlerde önlerine koyduklarý planlarý ne düzeyde yerine getirebildiklerini bütünsel bir deðerlendirmeye tabi tutmak durumundadýrlar. Yaþadýðýmýz topraklarda iþçi sýnýfýnýn öncü partisinin olmadýðýný, bunun için mücadele ettiklerini söyleyenler de, parti sorunun kendileri tarafýndan çözüldüðünü söyleyenlerde mevcut tablo içinde yerlerini tarif etmekle yükümlüdürler. Kuþkusuz her devrimci yapýnýn kendini deðerlendirme yöntemlerinde de farklýlýklar olacaktýr. Kimi zaman önceden belirlenen hedeflere ulaþýldýðý halde, olmasý gerekenle kýyaslandýðýnda daha çok yol almak gerektiði çýkabilir. Yada kendimizle ilgili çizdiðimiz “dar” planlarý gerçekleþtirsek de, toplam tablo içerisindeki yerimiz pek de parlak olmayabilir. Yada bir baþka yöntemle, kendisini sýnýf mücadelesinin baþrol oyuncusu olarak hayal edip, yürünmesi gereken, mütevazý adýmlarý becerememek, yani, bir denizde uzaktaki kýyýya bakýp, iki kulaç atsa varacakmýþ gibi yüzmeye çalýþan, ama bir türlü kýyýya yaklaþamamasýna anlam veremeyen bir yüzücünün hali gibi. Bir parti olduðunuzu iddia ettiðinizde önünüze bir plan, partileþme sürecinde, parti inþa sürecinde olduðunuzu belirlediðinizde de önünüze ona göre bir plan koyarsýnýz. Elbette bir partinin de geliþiminin farklý evreleri, parti inþasýnýn da içinden geçmesi gereken farklý dönemleri olur. Üstelik örgütlenme planlarý üzerinde salt öncünün kendi durumu deðil, içinden geçilen dönemdeki sýnýf mücadelesinin koþullarý da etkili olur. Ancak her durumda komünistler örgütlenmeyi bilinçli, planlý bir süreç olarak yaþamak durumundadýrlar. Biz bugün, yaþadýðýmýz topraklarda ve uluslar arasý düzeyde iþçi sýnýfýnýn önderliðini yapabilecek Bolþevik tipte komünist bir partinin olmadýðýný düþünüyoruz. Böyle bir partinin inþasý için çalýþýyor, mücadele ediyoruz. Ýki yýla yakýn pratiðimizde bu iddiamýzýn ne düzeyinde olduðumuzu deðerlendirmemiz gerekiyor. Hareketimiz görevlerini parti inþa görevleri olarak belirlemiþ, parti öncesi bir örgüttür. Parti inþa görevlerimizi merkez yayýn organýmýz Komünist Devrimin 1. sayýsýnda “Komünistlerin somut-acil görevleri” baþlýðý altýnda ifade ettik. Parti inþa döneminin bütününde yerine getirilmesi gereken bu görevleri, kendi somut durumumuz ve içinden geçtiðimiz dönemin özelliklerinin ýþýðýnda nasýl bir yöntemle yerine getirebileceðimizi yine yayýnýmýzýn 12. sayýsýnda “Politik, örgütsel atýlýmýn güçlerini biriktirmek” baþlýklý yazýmýzda dile getirmiþtik. Kýsaca bu yazýlarda söylediklerimizi hatýrlattýktan sonra,

11

2

bu görevler açýsýndan ne durumda olduðumuza geçeceðiz. Komünistlerin somut ve acil görevleri parti inþasýnýn bütünsel görevlerini tarif ediyor. Yani parti inþasýna baþlar baþlamaz varolan nitelikleri deðil, örgütlü yürünmesi gereken hazýrlýk döneminin bütününde yerine getirilmesi gereken görevlerdir. Bu görevleri kýsaca hatýrlarsak; parti inþasýnda devrimci bir örgüt omurgasýnýn oluþturulmasý için þu görevler yerine getirilmelidir: Marksizm’in teorik-politik yeniden üretimi, kadrolaþma-organlaþma çerçevesinde örgüt omurgasýnýn inþasý, iþçi sýnýfý içindeki taze-dinç güçlere ulaþýlmasý-öncünün örgütlenmesi,maddi-teknik altyapýnýn oluþturulmasý, profesyonelleþme ve militanlaþma-siyasallaþma görevi. Bu saydýðýmýz görevler hazýrlýk döneminin bütününde yerine getirilecek görevlerdir. Hazýrlýk döneminin içindeki bir evrede kimi görevler daha baskýn olabilir. Ancak bu görevleri sýrayla yerine getirmeye çalýþmanýn yanlýþ olacaðýný, örneðin önce teorik üretim yapýp, sonra bir diðerine geçmek yada önce kitle faaliyetiyle insan kazanmak sonra örgütsel inþaya giriþmek gibi yaklaþýmlarýn geçmiþteki-ve bugünde görülenörnekleri partiye doðru götürmediði gibi, örgüt kaçkýný,tasfiyeci bir sonuca götüreceðinigötürdüðünü belirtmek gerekiyor. Biz de bugünkü dönemde, eldeki mevcut niteliklerle bu görevleri nasýl bir yöntemle ele alabileceðimizi, merkez yayýnýmýzýn 12. sayýsýnda þu þekilde ifade ettik: “... politik, örgütsel faaliyetimizin ana çerçevesini iki alt baþlýkta ifade edebiliriz. Birincisi; örgüt niteliðinin yükseltilmesi. Ýkincisi; propaganda ve örgütlenme faaliyetinin ön planda olduðu kadro çalýþmasý” faaliyetimizin çerçevesini çizen iki baþlýðý açýklarken, bu faaliyetin, bu dönemdeki faaliyetimizin ana çerçevesi olacaðýný ayný zamanda somut acil görevlerde yol almak anlamýna geleceðini de belirtmiþtik. Propaganda faaliyetinin içeriðine yönelik üretilecek perspektifler, teorik-politik netleþme, derinleþme anlamýný taþýdýðý gibi propagandanýn yöntemine iliþkin üretilecek araçlar öncüyü örgütlemeye yönelik adýmlarý ifade edecektir. Kadrolaþma faaliyeti, eldeki güçlerin teorikpolitik eðitimiyle kadrolaþtýrmak ve yeni kadro adaylarýna ulaþmak ise örgüt omurgasýnýn adým adým inþa edilmesinde yol aldýracak, örgüt niteliðinin yükseltilmesine dönük adýmlar, madditeknik birikim ve militanlaþma doðrultusunda mesafe kat etmemizi saðlayacaklardýr. Kýsacasý dönemsel faaliyetimiz somut acil görevlerde ilerlememizi saðlayacaklardýr. Þimdiye dek ifade ettiðimiz iddialar, parti inþa görevleri açýsýndan pratiðimizi, durumumuzu deðerlendirdiðimizde nasýl bir tablo ortaya çýkmak-


17  

DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET MERKEZ YAYIN ORGANI SAYI: 17 TEMMUZ 2006 FÝYATI: 1YTL DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET MERKEZ YAYIN ORGANI SAYI: 17 TEMMU...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you