Skip to main content

s216

Page 1

DEVRÝMÝN OLGUNLAÞMASI

Yeni Evrede

Başyazı

Mücadele Birliði

D

evrim her gün meydana gelen bir dizi toplumsal olay ve nesnel geliþmelere baðlý olarak süratle olgunlaþýyor. Devrimi olgunlaþtýran faktörler, birincisi ekonomik olanlar: Emek-sermaye çeliþkisinin keskinleþmesi, ekonomik kriz, iþsizlik, kötüleþen yaþam koþullarý, derinleþen yoksullaþma vs. Ýkinci olarak burjuvazinin artan þiddeti, politik baskýlarý, saldýrlarý. Üçüncüsü, yoðunlaþan devrimci olaylar, isyan ve ayaklanmalar, devrimci güçlerin mücadelesi. Dördüncü olarak dünyadaki devrimci yükseliþ. Ne olaylar, ne de tarih kendi kendine yapýlmaz; onlarý yapan insanlardýr. Etkin mücadele içinde olan insanlar. Göz önünde tutulmasý gereken tarihin aktif yönüdür. Devrimi hýzlandýran, kurulu toplumu doðrudan eylemlerle alt üst eden devrimci kitlelerdir. Her gün artan yeni katýlýmlarla birlikte eylemlerin etkisi ve gücü katlanýyor. Kitleler her geçen gün daha büyük bir güçle burjuvazinin karþýsýna çýkýyorlar. Güçlenen, büyüyen ve aðýrlýðý artan devrimci kitlesel eylemler yeni yeni kitleleri kendine çekiyor. Verilen çetin mücadeleye karþýn kitlelerin istemleri karþýlanmýþ deðil. Ýstekleri henüz karþýlanmadý diye yýðýnlar geri adým atmýyor, pes etmiyor, vazgeçmiyor. Tersine daha büyük bir öfke, kararlýlýk ve ýsrarla öne atýlýyorlar. Kitlelerin devrimci mücadelesi sert bir dönemden geçiyor. Hareketi daha ileriye, mücadelenin yeni aþamalarýna ve sonuna dek götürecek az sayýlmayacak devrimci bir güç var. Bunlar iþçi sýnýfýnýn ve halk kitlelerinin en tutarlý, en ileri ve en devrimci kesimidir. Birkaç kuþaðý kapsayan, uzun bir devrimci eðitimden geçmiþtir. Þimdi bunlara yenileri ekleniyor. Giderek sýklaþan ve milyonlarca insanýn katýldýðý büyük eylemlerde ve her gün yapýlan çok sayýda politik sanatsal vb. toplumsal aktivite içinde pek çok insan düþünce ve harekette dönüþüme uðruyor. Özcesi devrimin öznesi çok yönlü bir hazýrlýk sürecinden geçiyor. Devrimci kitleler, geniþ yýðýnlarla büyük gösteriler düzenledi. Bu sýradan bir eylemin ötesinde bir baþkaldýrýdýr. Halk kitleleri büyük bir öfkeyle burjuvaziye ve onun iktidarýna karþý harekete geçtiler. Kitlelerin öfkesi her defasýnda artan biçimde eylemlerle açýða çýkýyor. Fakat kitlelerin içinde çalýþma yürüten politik hareketler, yýðýn hareketine yön verecek anlayýþa, politika ve yönelime sahip de-

ðiller. Kitleler her tarafta büyük güçler halinde harekete geçiyor, mücadeleyi ileriye taþýyor. Burada asýl sorun bu süreci yönlendirecek bir yetenek ve konumda olmaktýr. Tekelci kapitalist düzene son verecek devrimci bir iktidar kurarak, toplumu dönüþtürecek devrimci emekçi hareketi, uzun çatýþmalý, sancýlý bir süreçten geçerek oluþtu. Hareketi ileriye taþýyacak olan devrimci kitlelerdir. Darkafalý küçük burjuva gruplarla vakit yitirmeksizin içten devrimci olan emekçilerle devrimci geçlikle ezilen ve sömürülenlerin toplumsal hareketini hedefine götüreceðiz. Burjuvaziyi onlarla yere çalacaðýz, iktidarý onlarla ele geçireceðiz, tarihi onlarla yapacaðýz. Proletaryanýn devrimci sýnýf partisi baþaracaðýný açýk net ve kesin bir þekilde söylerken savaþan kitlelere, devrimci savaþýma ve yýðýnlarýn büyük pratik deneyimine dayanýyor. Ancak sýnýf mücadelesini, eksik, sadece belli yönleriyle deðil, bütünlüklü olarak görmeliyiz. Mücadele sadece proletaryanýn kapitalistlere karþý mücadelesi olarak yürümüyor, karþýtlarýn savaþýmý olarak sürüyor. Yalnýzca iþçi sýnýfý sömürücü sýnýfa karþý savaþmýyor. Kapitalistler de, emekçi sýnýfa karþý savaþýyor. Yalnýz bizler yapýlan savýþýmdan dersler, sonuçlar çýkarmýyoruz, onlar da kendi yönünde irdeleme yapýyorlar. Emekçiler ayaklanma için devrim için çeþitli deneyimlerden yararlanýyor, egemenler de kendi deneyimlerinden ayaklanmayý engellemek, bastýrmak için yararlanýyorlar. Burjuvazinin iþçiler ve halk kitleleri üzerindeki egemenliðinin, sömürüsünün vazgeçilmez ögesi örgütlü zor olan devlet þiddetidir. Devlet iktidarý, kitlelere boyun eðdirmenin bir aracý olarak sürekli kullanýlýr. Bunun yanýnda þimdi çalýþmasý yapýldýðý gibi, “anayasal uzlaþma” adý altýnda, baþkaldýran, ayaklanan kitleleri sisteme baðlama, bir yöntem olarak devreye sokuluyor. Bu ve benzeri “sosyal uzlaþma” yöntemleri ayaklanmayý, devrimi önleme yöntemleri olarak iþletiliyor. Burjuva güçler, emekçileri, onlarýn politik hareketini, kurulu sosyal düzenle politik sistemle anlaþma içine çekmeye, kendi kuruluþlarýna katmaya uðraþýyorlar. Oysaki kitleler, burjuva egemenliðine karþý mücadele vererek isteklerini gerçekleþtirebilirler. Yani kitleler mücadelelerine devrimci mücadele 216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

karakteri verdiklerinde, savaþýmlarýný devrimci temellerde yürüttüklerinde kazanabilirler. Ýþçiler, halklar, devrimci mücadelelerini güçlendirerek, yaygýnlaþtýrarak ve yoðunlaþtýrarak, egemenlerin her çeþit manevrasýný baþarýsýzlýða uðratabilirler. Ezilen ve sömürülenler, pratikte kapitalist toplumun lider sýnýfýna, burjuvaziye yanýtýnýn ne olduðunu ortaya koyuyor: Ýsyan ve ayaklanma. Halk kitlelerinin sürekli baþkaldýrý halinde olmasý, karþýt politikalarýn düþman sýnýfýn tüm giriþimlerini bozuyor. Devrimci yýðýnlar her kez daha ileriye giderek kendisine karþý geliþtirilen saldýrýlarý etkisizleþtiriyor. Fakat devrimci kitlelerin mücadelesinin yöneliminin esasý bu deðildir. Mücadelenin esas yönü, burjuva egemenliði devirmek ve emeðin devrimci iktidarýný kurmaktýr. Ekonomik ve politik gücü elinde tutan sömürücü güçlerin, iþçilerin, emekçilerin, halklarýn geliþen toplumsal hareketini bastýrmak için saldýrý üzerine saldýrý yapmasý ne iþe yarar. Baþkaldýranlar onlardan daha çok. Toplumun baskýsýna karþý eyleme geçenlerin sayýsý sürekli artarken, çeþitli biçimlerde kendi tarzýnda, tekelci güçlere, onlarýn politik iktidarýna destek veren orta sýnýflar da onlara karþý tavýr alýyor. Tekelci kapitalist düzene karþý harekete geçen kitlelerin toplumsal temeli geniþliyor. Devrim, egemen güçlerin zayýflamasýyla baþlýyor. Gösterilere, eylemlere, mücadeleye çok sayýda yeni insan katýlýyor. Çok sayýda insanýn sokakta bir araya gelmesinin nicel bir güç oluþturtmaktan öte önemi var. Örgütlerde, eylemde, sokakta yeni bir güç doðuyor. Bu emekçilerin, halk kitlelerinin yeni bir gücüdür, devrimi gerçekleþtirecek bir güçtür. Devrimin öncü gücü olan iþçi sýnýfý, halk kitlelerine önderlik edecek ve dünyayý deðiþtirecek yeteneðe sahiptir ve bunu kesintisiz devrimci mücadelesiyle kanýtlamýþtýr. Bunun kendi yapýsýnda devrimci sýnýfý partisini çýkararak göstermiþtir. Bu parti, devrimci iþçilerin sosyal hareketinin ve devrimci programýnýn bir ifadesi ve temsilcisidir. Devrimci partinin varlýðý ve mücadelesi devrimin zaferinin koþuludur, güvencesidir. Yýllarca süren devrimci mücadele, iþçi sýnýfýný ve halk kitlelerini ileriye götürmüþtür. Devrimci mücadele bu ileri noktadan devam edecektir. C.DAÐLI

3


Yeni Evrede

OLAYLAR DEVRÝM YÖNÜNDE ÝLERLÝYOR

Devrimci Gelişim

M

arksist taktiðin en saðlam dayanaðý ve ölçütü olgulara dayanmasýdýr. Genel ayaklanmaya gidiþi olgular temelinde açýklanmalýdýr. Olgularýn nesnel bir deðerlendirilmesi politik ve toplumsal süreci anlamak için büyük önem taþýyor. Olgular ve olaylar devrim yönünde ilerliyor. Son yýllarda toplumu sarsýcý toplumsal olaylar (çatýþma, isyan, sýnýrlý ayaklanmalar) çoðunu yaþadýk. Önümüzdeki günlerde daha fazlasý yaþanacaktýr. Türkiye ve Kürdistan’da her gün çok sayýda eylem gerçekleþiyor. Halklar yoðun eylemlilik, mücadele, hareket içinde. Sorunlar çeliþki ve çatýþmalar genel bir ayaklanmayý dayatmýþ durumda. Sorunlar ve çeliþkiler bir ayaklanmayla ve ayaklanmanýn yol açtýðý bir devrimle çözülüp aþýlabilir. Birleþik ve genel halk ayaklanmasý tekelci kapitalist düzenin en zayýf halkasýdýr. Ayaklanma halkasýndan yakalarsak, tüm zinciri yakalamýþ oluruz. Bu yolla politik sürece yön vermiþ oluruz. Bugünkü koþullarda sürece ancak bir ayaklanmayla müdahale edebiliriz. Son dönemde ortaya çýkan toplumsal olalar da bunu gösteriyor. Her büyük tarihsel olay gerçekleþtiðinde, giriþimcileri için riskler de içerir. Risklerini göze alamayanlar, giriþtikleri devrimci eylemin sonuçlarýndan sorumlu olmak istemeyenler devrimci halk ayaklanmasý gibi büyük bir tarihi olayý gerçekleþtiremezler. Özel sonuçlarý ne olursa olsun, bir halk ayaklanmasý, emekçilerin kurtuluþu için ileri bir adým, mücadele mevzisi ve bir kalkýþ noktasýdýr. Çok büyük bir özveri gerektirdiði ve daha aðýr bedel ödemeyi gerektirdiði için ayaklanmadan geri duranlar, neden þöyle düþünmüyorlar; bugüne dek, genel bir ayaklanma gerçekleþmediði için tarih çok uzun, sancýlý ve aðýr bedeller gerektirmiþtir. Bu sürecin daha az sancýlý ve daha fazla acý çekmeden sonuçlanmasý için devrimci ayaklanma baþvurulmasý gereken zorunlu bir araçtýr. Tekelci kapitalist düzeni yýkmanýn en kýsa ve en köklü yoludur. Tarihsel koþullar ve dünyadaki sosyal politik geliþmeler devrimi dayatmýþsa ve

4

Mücadele Birliði

devrim için ayaklanma bir zorunluluk olmuþsa sonuçlarýný düþünerek, bundan uzak kalanlar çok þey yitirirler. En baþta halk yýðýnlarýnýn güveninin yitirirler. Devrimci bir eylemin dýþýnda tuttuklarý için kadrolarýný çürütür ve yitirirler. Tekrar bir ayaklanma durumunun ortaya çýkmasý için, bazen uzun yýllar gerekeceði için, emekçilerin kurtuluþ yolunda büyük bir zaman yitirmiþ olurlar. Ayaklanmaya giriþecek olan halk kitleleridir. O halde halkýn bu açýdan, durumunun bütün nesnelliðiyle açýklýða kavuþturulmasý gerekiyor. Bütün sosyal pratik, toplumsal olaylar ve olgular, Türkiye ve Kürdistan halklarýnýn bir ayaklanma ve devrim yolunda büyük bir olgunlaþma gösterdiðini kanýtlýyor. Ýþçi sýnýf ve halklar kýrk yýldan fazla bir süredir, tekelci güçler ve onlarýn devlet iktidarýyla açýk ve þiddetli bir kavgaya tutuþmamýþ olsaydý, bu zaman içinde, mücadelenin bütün biçimlerini ve örgütlenmenin her alanýný baþarýlý bir biçimde kullanmamýþ olsaydý, kitlelerin politik öncüsü, her koþul ve durumda devrimci çýkarlarý savunmamýþ ve bunun için çok aðýr bedelleri ödemeyi göze almamýþ olsaydý; yýllarca süren içsavaþtan geçerek yetkinleþmemiþ olsaydý; kýsacasý devrimci mücadelenin büyük teorik, pratik birikimine ve deneyimine sahip olmasaydý, kitlelerin toplumsal hareketi ve savaþýmý bir ayaklanma için bu denli olgunlaþmazdý. Politik aygýtýn uyguladýðý baský, katliam, faþist terör, kitlelerin, tekelci kapitalist düzenin baskýcý doðasýný daha iyi tanýmasýný saðladý. Bu yüzden tekelci kapitalist düzenin ve faþist devletin yýkýlmasý gerektiði, halk yýðýnlarýnca her geçen gün biraz daha kavranýyor. Bunda yýllardýr faþizme ve sermayeye karþý mücadele veren devrimci hareketin büyük bir etkisi var. tüm bunlarýn etkisiyle halklarýn baþkaldýrýsý gittikçe büyüyor. Burjuvazinin örgütlenmiþ, kurumsal güç ve þiddet aygýtý olan devlet, reformistlerin ileri sürdüðü gibi politik ve hukuksal düzenlemeyle ortadan kalkmaz; sadece ayný temeller üzerinde yeniden örgütlenmiþ olur. Kapitalist politik aygýtý ele geçirmek oportünizmdir. Burjuva devlet ele 216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

geçirilmez, o yýkýlýr, paramparça edilir. Bir güç örgütü, ancak baþka bir güç örgütü tarafýndan ortadan kaldýrýlýr. Bu emekçi halk kitlelerinin devrimci gücüdür, güç örgütüdür. Halk ayaklanmasý ve ayaklanma güçleri bunun önemli bir aracýdýr. Kapitalistleri, iþçi sýnýfý ve halk üzerinde bir baský gücü olan burjuva devlet makinesini ayaklanma yoluyla yýkmak, geniþ halk yýðýnlarý tarafýndan daha anlaþýlýr duruma geliyor. Kapitalizmin emekçiler üzerindeki baský ve sömürüsünün artmasý, ekonomik kriz, büyüyen iþsizlik, sefaletin derinleþmesi, halkýn yaþam koþullarýnýn kötüleþmesi, zorunlu olarak çeliþkilerin keskinleþmesini ve þiddetlenen çatýþmalara yol açar. Çatýþmalar, iç savaþa ve ayaklanmaya varýr. Her gerçek komünist, kapitalist geliþmenin bu yasalarýný ve kaçýnýlmaz sonuçlarýný göz önünde tutarak davranýr. Kendisini iç savaþa ve ayaklanmaya hazýrlamayan bir komünist partisi, sýnýf savaþýmýnýn geliþimine ayak uyduramaz. Devrim, tarihsel hareket tarafýndan dayatýlmýþtýr. Burada bir ayaklanmaya giriþmek için iþçilerin, kitlelerin örgütlülük düzeyine bakýlmaz. Devrim, devrimci sýnýfýn, halk kitlelerinin hazýr olduðu zaman baþlamýþtýr. Devrim için halkýn örgütlü olmasýný beklemek, devrimin dýþýnda kalmak anlamýna gelir. Derim, halk kitleleri, devrim yapmayý göze aldýðý ve devrimci enerjisini harekete geçirdiðinde gerçekleþir. Yeter ki, halk o sýrada dünyanýn en devrimci kitlesi olarak davransýn. Bu yönde büyük bir ilerleme saðlanmýþtýr. Ýç savaþ tarihi buna tanýktýr. Yalnýzca tarihsel yönde deðil, güncel olarak, canlý mücadele olarak da kitleler devrimi bir geliþme içinde. Tüm bahar günleri boyunca sergilenen ve ayaklanma düzeyine çýkan eylemler bunun en ikna edici kanýtýdýr. Diyalektik, olaylara çok yönlü bakmayý gerektirir. Kitlelerin örgütlü hareketine sadece bir yönüyle deðil, baþka yönlerine de bakmak gerekiyor. Sendikalar, iþçilerin örgütlülüðünün ve gücünün tek ölçütü olarak görüldüðü için, sendikalý iþçi sayýsýnda büyük düþüþler görülmesi-


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

ni, sýnýf mücadelesinde, proletaryanýn durumunun zayýflamasý olarak deðerlendiriliyor. Ayný bakýþ açýsý ve ölçüt kitle hareketinin diðer alanlarý için de kullanýlýyor. Yýðýnlarýn örgütlenmesi ve örgütlü hareket, yalnýzca meslek birlikleriyle sýnýrlý tutulunca örgütlenmede tam bir sefaletin yaþandýðý sonucuna varýlýyor. Oysa, gerçekte, uzun bir zamandýr baþka bir geliþme yaþanýyor: Yaygýn genel ve kesintisiz duruma gelen iþçi hareketinin, kitle hareketinin örgütlü biçim almasý. Kitle hareketi, miting, yürüyüþ ve çeþitli etkinliklerle örgütlü bir biçim kazanýyor. Hareketin bu ögelerini örgütlü davranýþ dýþýnda görmemeliyiz. Bu araçlar tam da kitle hareketine örgütlü bir biçim veriyor. Öte yandan, tekelci güçlere ve faþist devlete karþý uzun bir iç savaþ içinde olmak, emekçi kitleleri, kendi arasýnda kaynaþtýrdý ve bilinçle donattý. Ýþçi dayanýþmasý, kitle dayanýþmasý, kaynaþma ve bilinç, emekçilerin tüm eylemlerinde yansýmasýný buluyor. Sokak gösterileri ve diðer kitle eylemleri çok kýsa sürede organize ediliyor ve disiplinli olarak sürüyor. Büyük yýðýnsal eylemler, ayný anda birçok kentte yapýlýyor. Bu baþka biçimde, örgütlü bir harekettir, devrimci bir davranýþ biçimidir. Kitlelerin bu davranýþ tarzý genel halk ayaklanmasýný, sendikalarýn ve diðer meslek örgütlerinin davranýþ biçimine göre daha olanaklý yapýyor ve bunun zeminlerini oluþturuyor. Ayaklanma yolunda ortaya çýkan bu olgular doðru deðerlendirilmelidir. Toplumsal olgularýn, devrimci olaylarýn ayaklanmanýn temel taþlarýný nasýl döþediðini anlamak için gerçekten devrimci bir bakýþ açýsýna sahip olmak gerekiyor. Türkiye ve Kürdistan’da süren þiddetli, yoðun ve büyük bir devrimci mücadele uzun bir dönemi kaplýyor. Bu kadar uzun ve bu kadar büyük devrimci bir savaþým yaþamýþ ve kitlelerde devrimci yönde bilinç deðiþimi oluþmuþsa bunun kesin sonuçlarý olacaktýr. Halk kitleleri, politik ve toplumsal geliþmenin yönünü belirleyecek bir güç ve düzeye gelmiþtir. Henüz sonuç alýnmamýþtýr fakat hareket sonuç alana dek yoluna devam edecektir. Devrimci sonuçlar için çok uzun sürenin beklenmesi gerekmiyor; çünkü süreç sýçramalý, patlamalý ve yoðun devrimcidir.

EMPERALÝST SAVAÞI HALK ÝKTÝDARI ÖNLER

Açıklama

Ýþçiler, Emekçiler, Kürt Halký; Hemen yaný baþýmýzda, kapýmýzda çok kanlý bir savaþ hazýrlanýyor. Savaþ hazýrlýklarý gözlerimizin önünde açýkça yapýlýyor. Kanlý, kýyýcý bir savaþa hýzla sürükleniyoruz. Bizi adým adým bu kanlý savaþa sürükleyenler sermaye sýnýfý ve onun hükümetidir. Emperyalistlerin Suriye halkýna karþý dinci faþist çeteleri silahlandýrarak nasýl bir kanlý süreç yürüttüklerini her gün görüyoruz. ABD, týpký Irak’ta yaptýðý gibi, kimyasal silah bahanesiyle Suriye’ye asker göndermeye hazýrlandýðýný dünyaya duyurdu. ABD’nin Ortadoðu’daki saldýrgan köpeði Ýsrail, ayný bahaneyle Suriye’yi vurmaya hazýrlandýðýný geçtiðimiz günlerde açýkladý. Bu savaþta öncelikli amaç, Arap ve Ortadoðu halklarýnýn her türlü devrimci baþkaldýrýsýný bastýracak dinci-faþist iktidarlar kurmaktýr. Türk devleti ve hükümeti, hem Kürt halkýnýn özgürlük savaþýný hem de Türkiye emekçi sýnýflarýnýn devrimci baþkaldýrýsýný önlemek amacýyla Suriye ve baþka komþu ülkelerde dinci-faþist iktidarlarýn kurulmasý için var gücüyle çalýþýyor. Çünkü hem emperyalistler hem de Türkiye dahil bölgenin gerici faþist devletleri geleceklerini böyle iktidarlarýn kurulmasýna baðlamýþ durumdalar. Ýþçiler, Emekçiler, Kürt Halký; Türkiye, Suriye’de baþlayacak ve tüm bölgeye yayýlacak bir savaþa þimdiden girmiþ durumda. Faþist çeteleri silahlandýrmasý ve Suriye halkýnýn üstüne salmasý, Suriye devletine karþý kullandýðý düþmanca dil, yürüttüðü saldýrgan diplomasi; bunlarýn hepsi Türkiye’nin bir savaþa hazýrlanmakla kalmadýðýný ama bu savaþý fiilen baþlatmýþ olduðunu da gösteriyor. Devlet ve hükümet, kendi geleceklerini, sömürü düzeninin geleceðini az da olsa güvence altýna almak, sömürü düzeninin ömrünü uzatmak için halklarýmýzý böyle bir savaþa sürüklüyor. Bu, emperyalist bir savaþtýr. Bu, emperyalistler tarafýndan hazýrlanan, emperyalist amaçlara hizmet eden, ezilen halklarýn kesin kurtuluþ yolunu kapamak için tezgahlanan bir savaþtýr. Bu bizim savaþýmýz deðildir. Bu bizim savaþýmýz olamaz.

Ýþçiler, Emekçiler, Kürt Halký; Yüreði, vicdaný insanlýktan, ezilen halklardan, emekçi sýnýflardan yana olan herkes bu kanlý savaþýn önlenmesinden yanadýr. Ama nasýl? Ýþte asýl mesele bu soruya verilecek yanýtta yatýyor. Ne Suriye halký ne de baþka bir ülkenin emekçi halký bizim düþmanýmýzdýr. Bizim düþmanýmýz, bizi kendilerinin en sýradan, en aþaðýlýk, en kirli çýkarlarý için savaþa sürükleyen burjuva iktidarlar, hükümetler, devletlerdir. Bütün tarih, bütün olgular, bütün olaylar bize gösteriyor ki, emperyalist savaþlarýn müsebbibi olan burjuva iktidarlar, burjuva hükümetler ayakta kaldýklarý sürece bu savaþlarý önleminin yolu yoktur. Bu nedenle, Leninist Parti size bu savaþý önlemek için, burjuva gerici faþist iktidarlara karþý savaþma, bu iktidarlarý alaþaðý etme ve yerine devrimci bir hükümet, devrimci bir iktidar kurma yolunu gösteriyor. Tarih ve yaþamýn kendisi, burjuva iktidarlarýn, hükümetlerin, devletlerin yol açtýðý emperyalist, haksýz savaþlarýn baþka türlü önlenemediðini gösteriyor. Emperyalist, haksýz savaþlarý sadece devrimci halk iktidarlarý, ezilen, sömürülen sýnýflarýn iktidarlarý önler; sadece bu iktidarlar kanýmýzýn burjuva çýkarlar için akýtýlmasýna engel olur. Öyleyse yapýlmasý gereken bellidir; devrimci halk iktidarý, devrimci hükümet için savaþmak, sermaye sýnýfýnýn egemenliðine son vermek üzere ayaða kalkmaktýr. 216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

MÜCADELE BİRlİĞİ PLATFORMU

5


BÖLGE DEVRÝMÝ YOLDA

Yeni Evrede

Ortadoğu

Batý Kürdistan’daki dramatik geliþmeler, Türk burjuva dünyasýnda bir panik yaratmaya yetti. Her ne kadar “bir-iki kasaba” diye geçiþtirmeye çalýþsalar da (ki benzer söylemler gerici “Suriye Ulusal Konseyi” tarafýndan da dillendiriliyor) açýk tehditlerle, “seyirci kalmayýz”, “müdahale ederiz” baðýrýþ çaðýrýþlarýyla gerçek halet-i ruhiyelerini açýða vurmaktan kendilerini alamýyorlar. Öte yandan söz konusu geliþmeler Kürt ulusal devrimci hareketi saflarýnda büyük bir coþkuyla karþýlanýyor; “buz kýrýldý yol açýldý” sözleriyle selamlanýyor. Onca gerici çýkar hesaplarýyla çevrelenmiþ Suriye meselesinde, ilerici bir dinamik, devrimci bir çýkýþ olarak Güney-batý Kürtlerinin kendi özyönetimlerini hayata geçirme giriþimi, son derece önemli. Tepeden týrnaða sünni gericilik üzerinden boðulmak istenen bölge halk hareketlenmeleri açýsýndan, taze bir soluk ayný zamanda. Tüm denklemleri zorlayan, hesaplarý altüst eden bir devrimci çýkýþ. Yaþamýn zenginliði çok farklý devrimci geçiþleri, devrimleri çýkarýyor karþýmýza. 1919 Macar Sovyeti’ni andýrýrcasýna Batý Kürdistan’da iktidar hýzla Kürt halkýnýn devrimci-demokratik örgütlenmelerine geçiyor. Farklý güçlerin çatýþmalarý arasýnda bir halk, hem de son derece örgütlü bir halk, sýyrýlýveriyor ve kendi kendisini yönetmeye koyuluyor. Türk devleti ve sermayesinin þaþkýnlýk ve korkuyla izlediði bu geliþmeler, hiç kuþku yok, en baþta Kürt halký olmak üzere emekçiler arasýnda sempati ve coþkuyla karþýlanýyor. 1- Gözümüzün önünde olup biten þey, bir devrimdir. Demokratik bir devrim. Üstelik burada, Tunus ve Mýsýr Devrimlerinin aksine, son derece örgütlü bir halk sözkonusu. Halk meclisleri, öz savunma komiteleri, bir nevi geçici hükümet iþlevi gören Yüksek Kürt Meclisi (ki iki ana eksenden oluþuyor ve aðýrlýk PYD’nin omurga teþkil ettiði eksende)...

6

Mücadele Birliði

Kürdistan Devrimi, doðasý gereði tüm bir bölgeyi

kökten sarsan bir devrim.

Dört ülke tarafýndan bölünüp iþgal edilen bir ülkenin

birleþtirilmesi sorunu, yani

birleþik Kürdistan sorunu, en baþta dört gerici devletin

sýnýrlarýnýn ve haliyle bir dizi devrim sonucu yapýlarýnýn

deðiþmesi anlamýna geliyor. En hafif deyimiyle bir bölge devrimi anlamýna geliyor.

Kürt halkýnýn örgütlülük ve hazýrlýk düzeyini gözler önüne seriyor. Uzun yýllar mücadele içinde olan Kürt halký, bu zorlu mücadeleler içinde oluþturduðu örgütlerle týpký bir düzenli ordu gibi harekete geçmeyi baþarabiliyor. Nesnel þartlarý olgunlaþtýðýnda bir devrimin baþarý þansý ve çoðu zaman derinliði, devrimin öznesinin hazýrlýk, örgütlülük ve bilinç düzeyine baðlýdýr. Kürt halký tüm Ortadoðu’da bu alanda en önde yer alýyor. Hal böyle olunca “Arap baharý” artýk “Kürt baharýna” dönüyor! 2- Kürdistan Devrimi, doðasý gereði tüm bir bölgeyi kökten sarsan bir devrim. Dört ülke tarafýndan bölünüp iþgal edilen bir ülkenin birleþtirilmesi sorunu, yani birleþik Kürdistan sorunu, en baþta dört gerici devletin sýnýrlarýnýn (ve haliyle bir dizi devrim sonucu yapýlarýnýn) deðiþmesi anlamýna geliyor. En hafif deyimiyle bir bölge devrimi anlamýna geliyor. 216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

Bölge gericiliði bugüne kadar Kürt devriminin ezilmesi/boðulmasý konusunda anlaþýyordu. Ne ki bölgeyi kasýp kavuran devrimci dalga, tüm hesaplarý altüst etti. Yeniden konumlanýþ Kürt halkýna deðiþik imkanlar yarattý. 3- Kuzey Afrika ve Ortadoðu’da özellikle Tunus Devrimi ile hýzlanan halk hareketlerinin önünü almak için gerici-faþist bir “sünni yeþil kuþak” oluþturulmaya giriþildi. Suudi Arabistan ve Katar baþta olmak üzere Türkiye, Ürdün ve tüm gerici devletler yeni projenin aktif yürütücüleri oldular. Vahabi/Selefi akýmlar iþin silahlý militanlýðýný üstlenirken, tüm bölgede aktif olan Müslüman Kardeþler ise siyasal merkez olma iþlevine büründü. Bu yapýlanma bölge ülkelerinde iktidarý ele geçirerek hem halk devrimlerinin önünü alacak, hem de bölgedeki paylaþým mücadelesinde “Batý emperyalizmi” avantajlý konuma geçecekti. Özellikle Tunus Devriminden beri hýzla ön plana çýkan emperyalist strateji budur. 4- Kürt halkýnýn özgürlük hareketinin bastýrýlmasý, dört iþgalci/ilhakçý devlet için bir uzlaþý noktasýydý. Irak zaten denklemden büyük oranda çýkmýþtý. Geri kalan üç iþgalci/ilhakçý ülke de (Türkiye, Ýran, Suriye) geçmiþ konsensüslerini hýzla bir kenara atarak birbirlerine karþýt konumlanmaya baþladýlar. Küresel kutuplaþma Türkiye ile diðer ikiliyi karþýt konumlara savurdu. Sonuçta bu çeliþki ve çatýþmadan ustaca yararlanmayý bilen elbette Kürt halký oldu. Türk devletinin “stratejik derinlik”i hýzla bir stratejik bataklýða dönüþüverdi. 5- Burjuva diplomaside gerçek dost yoktur. Geçici yol arkadaþlýklarý vardýr ki en az düþmanýnýz kadar dostunuzu da kollamanýz gerekir. Ortadoðu ise kelimenin gerçek anlamýyla bir bataklýktýr. Kendinizden bile þüphelenmeniz gereken bir bataklýk! Burjuva köþe yazarlarý sýk sýk “bizi çýrak çýkarýrlar” diyerek korkularýný dile getiriyor; onca böbürlenmeye raðmen nasýl bir bataklýða yuvarlandýklarýný


Yeni Evrede

Ortadoğu

Mücadele Birliði

görüyor ve hükümeti uyarýyorlar. 6- Bir küresel kutuplaþmanýn düðüm noktasý haline gelen Suriye’de, bu “mayýnlý arazi”de, her iki tarafa da mesafeli duran, onlarla çatýþmaktan özenle kaçýnan, kendi özgürlük programýný hayata geçirmeye çalýþan güney-batý Kürtleri, þimdilik taktiklerinde büyük bir baþarý saðladýlar. Türk burjuva kalemþorlarýn deyimiyle Türk hükümetine gerçek “stratejik derinlik” dersi verdiler! 7- Türk hükümeti, tersten Buridan’ýn eþeði konumuna düþtü. Masaldaki eþek iki ot yýðýný arasýnda seçim yapamadýðý için aç kalýp ölüyordu. Türk hükümeti ise “iki tehdit” arasýnda ne yapacaðýný bilemez durumda kalarak iki tehditten de sakýnamýyor. Batý Kürdistan’daki durum, o bildik deyimle Türk devletinin “kýrmýzý çizgileri”ni zorluyor. Haliyle “müdahale ederiz, ezeriz” çýkýþý yapýyor. Ama bu durum Suriye konusundaki tüm hesaplarýný boþa çýkartacak, Esad’ýn elini güçlendirecek bir sonuç yaratacaðýndan adým atamýyor. Kaldý ki böyle bir adýmýn baþarý þansý neredeyse hiç yok. Tam bir yenilgi, tam bir fiyasko olmasý kuvvetle muhtemel.

Öte yandan Batý Kürdistan’daki durumu sineye çekecek olsa, Kürt halkýnýn iyice güçlenen hareketini, yani bizzat Kuzey’deki (Türkiye Kürdistaný’ndaki) hareketi denetim altýna alabilmesi mümkün olmayacak. Zaten sürekli sertleþen çatýþmalar, sokaklardan geri durmayan halk hareketi, açýk meydan okuma, özgürlük istem ve mücadelesi Kuzey Kürdistan’ý neredeyse tümden yitirme noktasýna geldiðini gösteriyor. Özellikle son günlerde, örneðin Þemdinli’de çatýþmalar öylesine yoðunlaþtý ki, ilçe devletin denetiminden çýkmýþ (veya çýkmak üzere) gibi görünüyor. Hal böyleyken Güney ve Güney-batý Kürtlerinin en azýndan federal/özerk bir yapýya kavuþup birleþme yönünde ilerlemesi, Türk devleti için o büyük bölünme tehlikesinin ete kemiðe bürünmesi anlamýna gelir.

8- Suriye’deki iç dengelere gelince... Ýki gündür Halep’te yoðunlaþan çatýþmalar, Esad yönetiminin zafere daha yakýn olduðunu gösteriyor. Her ne kadar Berlin’de 40 kiþiden oluþan bir muhalif grubun iktisat, hukuk, güvenlik vs. üzerine özel eðitimden geçirilerek bir “yönetim deðiþikliði çalýþmasý yürütüldüðü” Rus basýnýna sýzmýþ olsa da, emperyalistlerin bu planlarýnýn baþarý þansý gün geçtikçe azalýyor gibi görünüyor. Þam’ý çok büyük oranda denetimine alan Esad yönetimi, Halep’te zafer kazanacak olursa, en azýndan yakýn dönem için sünni gericiliðin belini kýrmýþ olacak. Sonrasýnda sýra Batý Kürdistan’a gelir mi bilinmez. Eðer Esad Halep savaþýný kaybederse düþüþü hýzlanacak. Belki týpký 30’larda olduðu gibi ülke yine üçe bölünecek. Çatýþmalar devam edecek. Batý Kürdistan muhtemeldir ki yine hedefte olacak. Ama sonuçta Kürdistan açýsýndan diðer parçalarla, en baþta da Güney Kürdistan’la birleþme pratik bir sorun haline gelecektir. Geliþmeler Kürdistan Devrimini, onunla birlikte bir bölge devrimini tetikliyor. Önümüzdeki dönem bölge çapýnda büyük devrimci olaylara gebe.

BARIÞ ANNELERÝNE POLÝS ENGELÝ

Ýstanbul Barýþ Anneleri Ýnsiyatifi tarafýndan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ýn üzerinde uygulanan aðýrlaþtýrýlmýþ tecride dikkat çekmek amacýyla 29 Temmuz akþamý Taksim Meydaný’ndan Galatasaray Lisesi’ne düzenlenmek istenen yürüyüþe izin verilmedi. Taksim Meydaný’nda olaðanüstü önlemler alýnýrken Barýþ Anneleri, “Öcalan Üzerindeki Tecride Son Verilsin”, “Siyasi Tutsaklara Özgürlük” dövizleri taþýdý ve “Barýþýn Elçisi Ýmralý’da”, “Ýmralý’ya Bin Selam” sloganlarý attýlar. Yürüyüþe geçmek isteyen annelere polisin herhangi bir uyarý yapmadan ve bir gerekçe göstermeden izin vermemesi ve kalkanlarla yürüyüþe geçen kitleyi itmesi dikkat çekti. Polisin kitleye izin vermemesi ve kalkanlarla daðýtmaya çalýþmasý üzerine kitlenin bir bölümü Tarlabaþý’na ilerledi. Taksim Meydaný’nýn çevresinde yüzlerce polis barikat oluþtururken, müdahale sýrasýnda Döndü Ergin baþta olmak üzere baygýnlýk geçiren anneler oldu. BDP Ýstanbul Ýl Eþbaþkaný Asiye Kolçak’ýn polislerle görüþmesinin ardýndan meydanda kalanlarla basýn açýklamasý yapýldý. 216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

7


Yeni Evrede

KCK Dava

Mücadele Birliði

“ANLAÞILMAYAN DÝL”, YOK HÜKMÜNDE MAHKEME! 21 Kasým 2011 tarihinde KCK operasyonu adý altýnda, Ýstanbul, Diyarbakýr, Van, Hakkari, Iðdýr, Ardahan, Kars, Ýzmir, Bursa, Urfa, Batman, Mersin, Denizli, Muþ, Siirt ve Þýrnak barolarýna baðlý 41 avukat, operasyon düzenlenerek sabah saat 05.00’da evleri basýlarak gözaltýna alýnarak tutuklananmýþtý. 16 Temmuz günü avukatlarýn davasý Çaðlayan Adliye’sinde görülmeye baþlandý. Avukatlarýn meslektaþlarý ve BDP’liler adliye giriþinde toplanarak basýna açýklama yaptýlar. Açýklama yapan Gültan Kýþanak KCK operasyonlarýný cinayet gibi nitelendirirken konuþmasýný þöyle sürdürdü; “Adeta seri katil gibi hayatýn bütün alanlarýnda söz söyleyen herkese cinayet iþlendi. En son avukatlara yapýlan operasyonda avukatlarýn alýnmasýyla aslýnda savunma özgürlüðü gözaltýna alýp tutsak edilmiþtir” dedi. Kýþanak; darbe dönmelerinde, olaðanüstü hal dönemlerinde bile savunma özgürlüðüne müdahale edilmediðinin altýný çizerek, Abdullah Öcalan üzerindeki 1 yýldýr uygulanan tecrit politikalarýndan vazgeçilmesini ve tüm arkadaþlarýnýn serbest býrakýlmalarýný istediklerini belirtti. Açýklamadan sonra duruþmanýn yapýlacaðý 12. Aðýr ceza mahkemesine salonuna geçildi. Duruþmaya tutuklu avukatlar, diðer sanýklar getirilirken çok sayýda avukat da meslektaþlarýný savunmak üzere mahkeme salonundaydý. Ýlk gün iddianamenin okunmasý ve sanýklarýn kimlik tespitiyle geçerken, ikinci gün mahkeme heyetiyle yapýlan tartýþmalarla baþladý. Ýlk tartýþma Mahkeme Baþkaný’nýn ilk gün taleplerin alýndýðý ve yeni talep kabul edilmeyeceðini söylemesiyle baþladý. Ýkinci bir tartýþma ise iddianamede Abdullah Öcalan’a iliþkin “terör örgütü elebaþýsý” tabiri kullanýlmasý üzerine yaþandý. Sanýk avukatlar, müvekkilleri

8

Abdullah Öcalan’a “terör örgütü elebaþýsý” denilmesinin hukuki bir kavram olmadýðýný belirterek itiraz etti. Kürt avukatlarýn yargýlandýðý davada, savunma avukatlarý Torba Yasa ile kapatýlan bir mahkemenin yetkisinin olmadýðýný belirterek “Yok olan bir mahkemenin yargýlamaya hakký yoktur” dedi ve tutuklu meslektaþlarýnýn serbest býrakýlmasýný talep etti. Ýstanbul KCK Ana Davasý’nda olduðu gibi PKK lideri Abdullah Öcalan’ýn avukatlýðýný yaptýklarý için tutuklanan Kürt avukatlarýn davasýnda da, savunmanýn bü-

ni söylediler. Ayrýca Türk avukatlar da anadilinin Türkçe olduðunu belirtip müvekkillerinin yaptýðý savunmayý anlamak için tercüman talep ettiler. Davanýn 3. duruþmasýndan önce savunmaya katýlan avukatlar adliye önünde basýn açýklamasý yaptý. Yurtdýþýndan gelen avukatlar da basýn açýklamasýna katýlarak destek verdi. Bu davanýn temellerinden birisinin Ýmralý’da bulunan Abdullah Öcalan’ýn tecritte bulunmasý olduðunu ve meslektaþlarýnýn buna iliþkin düþüncelerini anadilde savunma istemleri reddedilerek savunma haklarýnýn kýsýtlandýðý belirtilirken Sýnýr Tanýmayan Avukatlar Örgütü’nden Yudith Linternberg, Paris Barosu avukatlarýndan Michele Tisseyre tutuklu meslektaþlarýný ziyaret etmek için baþvuruda bulunduklarýný ve henüz yanýt verilmediðini aktardýlar. Tutuklu meslektaþlarýnýn adil yargýlanma hakkýnýn saðlanmasý talebinde bulunduklarýný bu mahkemede onursuz bir yargýlama yapýlmakta olduðunu söyleyen avukatlar, Avrupa’nýn en büyük tün talepleri reddedildi. Duruþma boyunca adliye binasý olmasýyla övünülmesine atýfsanýk avukatlarýn sorulara Kürtçe verdikle- ta bulunarak duruþma salonunda bulunurri cevaplarýn “anlaþýlmayan dilde” þeklin- ken bile insani þartlarýn saðlanmadýðýna de tutanaklara geçmesine itirazlarý üzerine dikkat çekti. Meslektaþlarýnýn halen tutukMahkeme Baþkaný’nýn yapýlan Kürtçe sa- lu olduðunu ve bunu bir türlü anlayamavunmayý “Kürtçe konuþtu ama anlaþýla- dýklarýný belirten yabancý avukatlar bu madý” sözleriyle tutanaða geçirmesi dikkat davanýn Türkiye’nin de imza atmýþ olduðu çekti. Avrupa Ýnsan Haklarý Sözleþmesi’ne aykýSavunma avukatlarý iddianamede rý olduðunu ve davayý sonuna kadar takip Kürtçe yapýlan telefon konuþmalarýnýn ve edeceklerini söyledi. Duruþmanýn üçüncü gününde tutuklu Kürtçe kitaplarýn delil olarak kullanýldýðýnýn hatýrlatarak, onlar delil olarak kullanýl- avukatlardan Yaþar Kaya, Mehmet Nuri dýðýna göre Kürtçe yapýlan savunmalarýn Deniz, Mahmut Alýnak, Veysel Vesek, Ceda delil olarak kullanýlmasý gerektiðini be- mo Tüysüz, Aydýn Oruç, Hakzan Sadak, lirterek anadilde savunma yapan müvek- Osman Çelik, Hüseyin Çalýþçý tahliye olkillerinin ne dediklerini mahkeme du. Mahkeme, tahliyesine karar verilen aheyetinin de bilmek zorunda olduðunu bu- vukatlar için adli kontrol ve yurt dýþýna nun için de tercüman getirilmesi gerektiði- çýkýþ yasaðý getirdi. 216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Mahkeme heyeti, Abdullah Öcalan’ýn duruþmada dinlenmesi talebini, tüm sanýklarýn savunmalarýnýn ardýndan deðerlendireceðini bildirirken, sanýk avukatlar hakkýnda daha önce Abdullah Öcalan ile yaptýklarý görüþmeler nedeniyle açýlan bütün dosyalarý, bu dava ile birleþtirilmesi yönünde karar verdi. Mahkeme heyeti, ayrýca duruþmalarýn bundan sonra Silivri Cezaevi Kampüsü’nde yapýlmasýna karar verdi ve duruþmayý 6 Kasým’a erteledi. Yapýlan duruþmanýn ardýndan Çaðlayan Adliyesi önünde basýn açýklamasý yapýldý. “Ýmralý Tecritine Son, Savunmaya Özgürlük” pankartýnýn açýldýðý eyleme BDP üyeleri ve Barýþ Anneleri de gelerek destek verdi. Avukat Ercan Kanar davanýn siyasi iktidarýn direktifleri yönünde açýlmýþ bir darbe davasý olduðunu ve tüm müvekkillerinin serbest býrakýlmasý gerekirken sadece 9 meslektaþlarýnýn özgürlüðe kavuþabildiðini söyledi. Kanar 3 günlük yargýlama boyunca iddianamede bulunan bütün tezleri çökerttiklerine dikkat çekerken 9 müvekkillerinin adli kontrol yöntemi ile serbest býrakýlmasýna tepki gösterdi bunun sadece avukatlar için deðil, tüm yargý camiasý için utanç verici olduðunu söyledi. Bunun hukuk tarihinde kara bir leke olarak geçtiðini belirten Kanar, “bu mahkemelerden adalet ve hakkaniyet, hukuk adýna açýlým beklemenin bir hata olduðunun bir kez daha görüldüðünü söyleyerek “Bizler hukuk için mücadele etmekten vazgeçmeyeceðiz” dedi. Çaðdaþ Hukuk Derneði Avukatlarý adýna Selçuk Kozaðaçlý konuþtu. Bu mahkemenin hukuki ve siyasi temeli olmadýðýný hatýrlatarak teþkilat kanunu olmadýðýný ve anayasal dayanaðý bulunmadýðýný ve tutuklu olsun tutuksuz olsun meslektaþlarýný asla yalnýz býrakmayacaklarýný söyledi. Avukat Hüseyin Boðatekin ise bu davayla müvekkilleri PKK lideri Abdullah Öcalan’ýn savunmasýz býrakýlmak istendiðine vurgu yaptý ve bu davanýn müvekkillerine uygulanan aðýr tecrit ile iliþkili olduðunu, müvekkillerinin de duruþmaya getirilip dinlenmesi talebini mahkeme heyetinin sürüncemeye býraktýðýný belirtti. Duruþmayý takip eden Paris Barosu’ndan Avukat Richard Sedillot ise avukatlarýnýn müvekkilleri ile özdeþleþtirilmesinin kabul edilemez olduðunu, davanýn yürütülmesine iliþkin hukuksuzluklar ve uzun tutukluluk süresinin kendilerini endiþelendirmekte olduðun belirterek, “Meslektaþlarýmýzýn adil bir þekilde yargýlanmasýný istiyoruz” dedi.

KCK Dava

BAKIRKÖY’DE TECRÝT PROTESTOSU

27 Temmuzgünü Bakýrköy Kadýn Kapalý Cezaevi’nde PKK davasý tutsaklarý Abdullah Öcalan’ýn bir yýldýr hiç kimseyle görüþtürülmemesini protesto etmek amacýyla çeþitli eylemler yapýyorlar. Bakýrköy zindanýnda bugün sabah itibariyle görüþe çýkmama, açlýk grevi, sayým yavaþlatma, kapý dövme gibi çeþitli eylemler yapýlýyor. PKK davasý tutsaklarýnýn Öcalan’a yönelik tecrit ve baskýlarý protesto ettikleri eyleme Leninist kadýn tutsaklar da destek verdi. Sabah saatlerinden itibaren tutsaklarýn protesto eylemlerine baþlamalarý üzerine aileler görüþ yapýlmasý konusunda sýkýntýlar yaþadýklarýný belirtirken cezaevi önünde de olaðanüstü güvenlik önlemlerinin alýndýðý görüldü. Çok sayýda Hýzýr Acil Ambulanslarý, saðlýk görevlisi, iki panzer, ondan fazla çevik kuvvet otobüsü, çevik kuvvet polisi, özel güvenlik birimleri cezaevi önünde beklemeye baþladý. Cezaevi ve çevresindeki asker sayýsýnýnda arttýðý kule ve nöbet yerindeki asker sayýsýnýn da arttýrýldýðý görüldü. Bu arada görüþ için tutsak yakýnlarý ve TUAD (Tutuklu Aileleri Derneði) Bakýrköy Cezaevi önünde bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Tutuklu yakýnlarý adýna TUAD Baþkaný Mahmut Taþtan, Ýmralý’da tutuklu bulunan Abdullah Öcalan’ýn bir yýldýr tecrit altýnda tutulduðunu ve saðlýðýndan endiþe ettiklerini söyledi. Tüm cezaevlerinde yaþanan tecrit ve baskýlara deðinen Taþtan, cezaevlerindeki siyasi tutsaklarýn saðlýk durumlarýndan endiþe ettiklerini belirtti. Sabah saatlerinden itibaren görüþle ilgili sorunlar yaþadýklarýný ve içeride de olaðanüstü bir hareketlilik olduðunu belirten tutsak yakýnlarý ve TUAD’lý aileler yetkililerden bir açýklama yapýlmasýný istediler. Yaþanan gerginlik üzerine aileler oturma eylemine baþladý. Daha sonra TUAD Baþkaný Mahmut Taþtan bilgi almak üzere cezaevine girdi. Taþtan, PKK davasý tutsaklarýnýn sabah saatlerinden itibaren Öcalan’a uygulanan tecrit nedeniyle sayým yavaþlatma, kapý dövme, açlýk grevi yapma ve görüþe çýkmama þeklinde protesto eylemi gerçekleþtirdiklerini ve bu nedenle görüþ konusunda sýkýntýlar yaþandýðýný, Üsteðmen’in tutsaklarýn protesto eylemi baþlatmalarý üzerine de güvenlik önlemi alýndýðý belirttiðini aktardý. Tutsak yakýnlarý tutuklu yakýnlarýyla görüþmek ve saðlýklarý konusunda bilgi almak istediklerini belirttiler. Tutsaklarýn görüþ yapmadýklarýnýn belirtilmesi üzerine avukatlarýn gelerek tutsaklarla görüþmesine izin verildi. Tutsak yakýnlarý Bakýrköy Kadýn Kapalý Cezaevi önünde avukatlarýn gelmesini tutsaklarla görüþmesini uzun süre bekledikten sonra, avukatlardan Sinan Zincirli basýna yaptýðý açýklamada, içerdeki tutsaklarýn saðlýk durumlarýnýn iyi olduðunu, Abdullah Öcalan üzerinde bir yýldýr uygulanan tecridi protesto etmek için bir günlük açlýk grevine girdiklerini belirti. Av. Zincirli, “siyasi tutsaklar PKK lideri Abdullah Öcalan’ýnýn üzerinde uygulanan tecride derhal son verilmesini ve görüþme yasaðýnýn kaldýrýlmasýný istiyorlar” dedi. Zincirli; cezaevlerinde ciddi sorunlar yaþadýðýnýn altýný çizerek, “tecrit uygulamalarý devam ederse siyasi tutsaklar açlýk grevine devam edecekler” dedi. Avukatlarýn açýklamasýndan sonra cezaevi önünde bekleyen tutsak yakýnlarý oturma eylemini saat 18.00’e kadar sürdürdüler. 216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

9


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

“BEDAÞ’A BÝR TEK SAYAÇ OKUTMAYIZ!” BEDAÞ Genel Müdürlüðü önünde iþlerine geri dönmek ve taþeron, güvencesiz çalýþma karþý mücadele veren Enerji-Sen üyesi iþçiler eylemlerinin 68. gününde her Cuma günü olduðu gibi yaptýklarý yürüyüþle kararlýlýklarýný bir kez daha dile getirdiler. 27 Temmuz günü Galatasaray Lisesi önünde toplanan Enerji-Sen iþçileri pankartlarý ve bayraklarý ve sloganlarýyla Ýstiklal Caddesinden BEDAÞ Genel Merkezi’ne doðru yürüdüler. Yürüyüþ boyunca taþeron ve güvencesiz çalýþmaya, iþten atmalara karþý ajitasyon konuþmalarý yaptýlar. Sendikalý olmanýn yasal haklarý olduðunu ve taþeron çalýþmaya, iþten atmalara karþý mücadele verdiklerini ve bunun için 21 Mayýs’ta Ýþ Kanunu’nun verdiði hakka dayanarak iþ býraktýklarýný ve 29 Mayýs’ta da BEDAÞ tarafýndan iþten çýkarýldýklarýný belirten Enerji-Sen’li iþçiler “Ýlk günkü gibi kararlý, coþkulu ve inatçýyýz.. Bu mücadeleyi biz kazanacaðýz. Ýþimizi geri alacaðýz!” dediler. BEDAÞ yetkilileri ve bazý devlet yetkililerinin iþ býrakan, sendikalý olan BEDAÞ iþçileri için “yasadýþý örgüt üyesi” söylemlerinde bulunulduðunu belirten iþçiler, “Sendikalý olmak yasa dýþýysa, Enerji-Sen yasa dýþýysa, iþçilerin yasal haklarý, insanca çalýþma ve insanca yaþam için birlikte hareket etmeleri yasa dýþýysa evet! Ýþte örgüt burada, örgütlü iþçi burada! Evet, biz örgüt üyesiyiz” diyerek sendikal örgütlenmeyi karalama çabalarýný ti-ye aldýlar. Taksim Meydaný’ndan Þiþli’ye giden yol üzerinde zaman zaman trafiði keserek sloganlarýný haykýrdýlar. Bir ara yolda durarak ve kýsmen trafiði de keserek grevde olan havayolu iþçilerini “Havayolu iþçisinin direniþi direniþimizdir” sloganlarýyla selamladýlar.

10

BEDAÞ Genel Müdürlüðü önüne gelindiðinde Enerji-Sen Genel Baþkaný Kamil Kartal, enerji iþçilerinin 148 gündür Adana’da ve 68 gündür Ýstanbul’da zorlu ve kararlý bir mücadele yürüttüklerini belirtti. “Sermaye ve onun iktidarý olan AKP, sermayenin bürokratlarý, taþeron þirketler zannediyorlar ki, biz burada güvenlik önlemlerimizi alýrsak, iþçileri iþten atýp 80 gün 90 gün burada bekletir oyalarsak, zamanla güçleri kýrýlýr, biz bunlarý açlýkla terbiye ederiz. Bunlar fazla dayanamayýp býrakýp gider sanýyorlarsa yanýlýyorlar. Bizler Enerji-Sen iþçileriyiz, bizi güvenlik önlemleriyle, oyalama yöntemleriyle mücadelemizden vazgeçiremeyecekler. Enerji-Sen iþsiz kalan, haklarýný alamayan tek bir enerji iþçisi dahi olsa onun için mücadele etmeye devam edecektir” dedi. Gerekirse BEDAÞ’ý mahallelerde sayaç okuma, açma-kapama iþlemlerini yapamaz hale getirebileceklerini ifade ederek “BEDAÞ’a mahallerde bir tek sayaç okutmayacaðýz,

216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

bir tek açma kapama iþlemi yaptýrmayacaðýz” dedi. Konuþmanýn ardýndan iþçiler “Köprüyü Kestik, BEDAÞ’a da Gireriz”, “Kavga Bitmedi Daha Yeni Baþlýyor”, “Hak Verilmez Alýnýr Zafer Sokakta Kazanýlýr” sloganlarý attýlar. Ardýndan BEDAÞ iþçisi Arif Ýnan basýn açýklamasýný okudu. Açýklamada “Bizler enerji iþçileri olarak emeðimizin sömürülmesine, hakkýmýzýn yenmesine artýk sessiz kalmayacaðýmýzý, haklarýmýz için sonuna kadar mücadele edeceðimizi baþta BEDAÞ yetkilileri olmak üzere herkesin bilmesini istiyoruz. Ýþverenler artýk karþýlarýnda, daðýnýk, hakkýndan hukukundan habersiz iþçiler deðil, birbiriyle dayanýþma içinde, örgütlü enerji iþçilerinin olduðunu bilmeliler. Sendikalý iþçiler olarak tüm baký ve tehditlere karþý iþimize, ekmeðimize sahip çýkacaðýmýzý, çocuklarýmýzýn geleceðini iþçi simsarlarýnýn ellerine býrakmayacaðýmýzý bir kez daha ilan ediyoruz” dedi. Kendilerine karþý her türlü engelin kullanýldýðýný ama örgütlü ve kararlý bir mücadele verdiklerini belirten Ýnan, sözlerini “buraya güvenlik güçlerini yýðýyorlar, bizlerin bir kýpýrtýsýnda güvenlik görevlileri, polis hareketleniyor, bir su içmek için elimizi uzatsak, polisler ellerini coplarýna atýyorlar. Çünkü biz onlardan deðil onlar bizden korkuyorlar. Ama korkmaya devam etsinler çünkü bizler enerji iþçileriyiz, gücümüzü haklý mücadelemizden, örgütlülüðümüzden ve kararlýlýðýmýzdan alýyoruz. Bizler BEDAÞ’a gireceðiz, iþimizi geri alana kadar bu mücadeleyi sürdüreceðiz” diyerek tamamladý. Eylem sloganlarla sona erdirilirken BEDAÞ iþçileriyle birlikte yürüyen emek dostlarý birlikte türküler söylemeye halaylar çekmeye davet edildi.


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

BEDAÞ ÝÞÇÝLERÝYLE DAYANIÞMA KONSERÝ

BEDAÞ iþçileri 20 Temmuz günü Gazi Ma hal le si’nde Mimar Sinan Kent Ormaný Amfi Tiyatro Sahnesi’nde “Taþeronluk Sistem i n i Dur du ra ca ðýz” þiarýyla dayanýþma konseri düzenlediler. Ýki aydýr eylemde olan iþçiler, “Day a n ý þ m a Konseri” ile moral ve motivasyonlarýný yükseltiler. Konserde Apolas Lermi, Kardeþ Türküler, Pýnar Aydýnlar ve Ýlkay Akkaya sahne alarak iþçilere destek verirken, bir çok devrimci kurum ve Gazi halký da iþçileri yanýz býrakmadý. Bin beþ yüz kiþilik amfi alaný dolup taþtý. Sahneden devrimci kurumlarýn dayanýþma mesajlarý okunurken Mücadele Birliði Platformunun gönderdiði mesajda emperyalist kapitalist sistem kriz ve savaþ içindeyken iþçilere savaþ ve sefaletten baþka bir þey getirmediði, iþçilerin ancak birlikte mücadelesi ile kapitalizmi alt edebilecekleri ifade edildi. “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði, Savaþan BEDAÞ Ýþçileri Yalnýz Deðildir” denildi. Enerji Sen Baþkaný Kamil Kartal gecede ilk sözü alarak, iktidarýn iþçiler üzerinde kurduðu baskýlara iþaret ederek, kazanýlmýþ haklara dokundurtmayacaklarýný belirtti. Kartal; ülkeyi açýk cezaevi haline getiren bu sistemin sendikacýlardan, gazetecilere kadar tüm muhalif kesimleri tutukladýðýný söyledi. Ýþçilerin yaptýðý direniþin çok önemli olduðunu belirten Kartal, iþçilere destek veren, devrimcilere, yurtseverlere, demokratlara, halka teþekkür ederek konuþmasýný bittirdi. Sahne alan Apolas Lermi Karadeniz þarkýlarýyla konseriyle farklý bir hava kattý. Kardeþ Türküler’in Anadolu ezgileriyle devam eden konserde sýrasýyla Pýnar Aydýnlar ve Ýlkay Akkaya sahne aldý. Bir Hey Tekstil Ýþçisi kýsa bir konuþma yaparak, HEY Tekstil fabrikasýnýn sahibi Aynur Bektaþ’ýn iþçileri nasýl iþten çýkarýldýklarýný, devletin “teþvik primleriyle” trilyonlarca parayý nasýl harcadýðýný anlatý ve Hey Tekstil ürünlerini boykot etmeye çaðýrdý. Sanatçýlar da BEDAÞ iþçilerinin bu eylemleri ile dayanýþmalarýný dile getirdiler sahnede. Konser Ýlkay Akkaya’nýn parçalarýyla sona erdi.

Sokaklar

DHL’DE SENDÝKAL MÜCADELE

Uluslar arasý kargo þirketi olan DHL Ýstanbul Kýraç bölgesinde depolarda çalýþan iþçileri iþten attý. TÜMTÝS sendikasý merkez yönetim kurulu üyesi Muharrem Yýldýrým’la bu iþten çýkarmalar, iþçilerin neden mücadele ettikleri üzerine yaptýðýmýz röportajý yayýnlýyoruz. Mücadele Birliði: Ýþçiler neden DHL’den iþten çýkarýldý? Muharrem Yýldýrým: Biz DHL’de yaklaþýk 6 aydýr örgütlenme çalýþmasý yürütüyorduk. Ýþverenler bu çalýþmayý duyduktan sonra her özel iþ yerinde olduðu gibi o hakka saygý gösterme yerine sendikaya üye olanlarý birer birer dýþarýya koymaya baþladý. Daha önceden Gebze depolarýndan iþten atýlan arkadaþlarýmýz vardý ama bunlar en son 15 haziranda 4 arkadaþýmýzý sendikal nedenden olduðu barizken, “fazla mesaiye kalmýyor” gerekçesiyle iþten attýlar. Üstelik çýkarýlan arkadaþlarýn o ay 15 de olmasýna raðmen her birinin 15 50 saat arasýnda fazla çalýþma mesaisi vardý. Ve buna raðmen fazla mesaiye kalmýyorlar diye ve üstellik mesai gönüllü yapýlmasýna raðmen arkadaþlarýmýz iþten çýkarýlýnca bizde direniþe baþladýk. Mücadele Birliði: Kaç iþçi iþten çýkartýldý? Muharrem Yýldýrým: Toplam iþten çýkarýlan iþçi sayýsý bugün itibariyle 20 arkadaþýmýz ve 10 tane arkadaþýmýzla 15 hazirandan bugüne 41 gündür arkadaþlarýmýzla birlikte direniþ sürdürüyoruz. Tabi bunu çeþitli þekillerde kamuoyuyla paylaþtýk. Yine bir grup iþçi arkadaþýmýzýn içinde yýllýn ödülü verilen yani performansýndan kaynaklý yýllýn ödülü verilmiþ arkadaþýmýzý performansý düþük gerekçesiyle iþten çýkardýlar. Ýster performansý düþük olsun isterse fazla mesaiye kalmýyorlar gibi yalanlara sarýlmýþ olsunlar bunun nedeni açýk ve herkes tarafýndan biliniyor ki bu arkadaþlarýmýz sendikal nedenlerle iþten çýkarýlmýþlardýr. Hepsi sendikaya üye olduktan sonra iþten çýkarýlmýþlardýr. Tabi içlerinde takým lideri olanlar var. Performansý mesleki becerileri, yaptýðý iþleri, iþverenin iþlerini kolaylaþtýrdýðýný düþündüðü arkadaþlarý takým lideri yapmýþlar o arkadaþlarýmýz dahi aramýzda, bugün iþten atýlmýþlardýr. Çünkü takým liderlerini iþten çýkararak diðer iþçilere göz daðý vermek istiyor. Yani akýbetiniz böyle olur; ya sendikadan vazgeçersiniz, ya da hepinizi kapýya koyarým demek istiyor. Mücadele Birliði: Amacýnýzý ve mücadelenin nasýl ilerlediðini anlatýr mýsýnýz? Muharrem Yýldýrým: DHL 467 bin iþçi çalýþtýrýyor dünyada ve pek çok Avrupa ülkesinde sendikalý iþçiyle çalýþýyorlar. Bu bizim ülkemizde de iþverenin bir an önce atýðý iþçileri yeniden iþ baþý yaptýrmasý, sendikal haklara saygý göstermesi, anayasal bir hakký kullanan insanlara suçlu muamelesi yapmaktan vazgeçmesini istiyoruz. O depolar onlarýn toplama kampý, onlarýn zaptiye yerleri deðil! Ne baský yaparlarsa hangi þantajý ve yalaný uygularlarsa uygulasýnlar biz asla bu mücadeleden vazgeçmeyeceðiz ve baþarasýya kadar da mücadele edeceðiz. Eylemimizin amacý ilk önce atýlan arkadaþlarýmýzýn iþ baþý yapmasý, iþverenin baskýya son vermesi, sendikadan istifa baskýsýna son vermesi ve sendika hakkýna saygý duymasý. Bunun için mücadele ediyoruz ve baþarana kadar da mücadele edeceðiz.

216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

11


KÜRT ULUSUNUN KENDÝ K GEÇÝCÝ DEVR Yeni Evrede

Gündem

Kürdistan’da ileri aþamaya gelen devrim sürecinin Kürdistan’la sýnýrlý kalacaðýný, Türkiye’yi ve bütün tekelci kapitalist düzeni sarsmayacaðýný kimse söyleyemez. Aksine bu devrim sürecinin tekelci kapitalist egemenliðin sonu olacaðýný, düzenin temellerinden yýkýlacaðýný görmek gerekiyor. Devrimci dönemlerde geliþmeler evrimci tarzda deðil, devrimci tarzda, sýçramalar halinde gerçekleþir. Bu nedenle, önümüzdeki süreçte çok hýzlý, sýçramalar halinde gerçekleþecek geliþmelere hazýrlýk yapýlmalýdýr. 12

Mücadele Birliði

“Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan olmak” diye buna denir iþte. Ya da, Türkiye’nin içine düþtüðü durumu bundan daha iyi anlatacak söz herhalde bulunmaz. Ortadoðu’da tüm komþularýyla neredeyse savaþ durumuna gelen Türk devleti ve hükümeti, en son Suriye’yi hedef tahtasýna oturturken ne umuyordu, ne buldu? Türk devleti ve hükümeti, emperyalistlerin de olur ve desteði ile Arap halklarýnýn devrimci baþkaldýrýsýna, Arap Halk Devrimlerine karþý önlem olarak tüm Ortadoðu’da, özellikle de “Müslüman Kardeþler” denen çete sürüsüne dayanarak gerici/faþist iktidarlar kurma iþine giriþti. Amaç belliydi: Gittikçe yükselen Arap Halk devrimlerine karþý dinci ideolojiye dayalý gerici/faþist iktidarlarla baraj oluþturmak ve söz konusu çeteler eliyle Ortadoðu’da belli bir aðýrlýk elde etmekti. Ama soyunduðu iþ boyunu çok aþýyordu. Her burjuva gibi Türk burjuvazisi de dar kafalýlýkla sakatlanmýþtý. Bir adým sonrasýný görecek, hesaplayacak ne yeteneði ne de hali vardý. Bu haliyle Ortadoðu’ya yön vermeye, bu bölgeyi þekillendirmeye, dolayýsýyla aðýrlýk ve söz sahibi olmaya kalkýþtý. Devlet ve hükümet, elindeki basýn, medya, propaganda olanaklarýyla emekçi sýnýflarý ve Kürt halkýný yalanlarýna inandýrýrsa baþarý elde edeceðini hesapladý. Oysa “gerçekler balçýkla sývanmaz” sözü, bu coðrafyada en çok kullanýlan sözlerin baþýnda gelirdi. Gerçekler inatçýdýr, kimse onlarý sonsuza kadar gizleme güç ve yeteneðinde deðil. Yalana dayalý propagandayla ne tarihe yön vermek ne de gerçeklerden kaçýnmak mümkün. 216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

Kürdistan’da Devrim Süreci Dar kafalý Türk burjuvazisi ve devleti, at koþturmaya kalkýþtýðý Ortadoðu’da rekor sayýlabilecek kýsa süre içinde “komþularla sýfýr sorun”dan “herkesle savaþ hali” durumuna geldi. Suriye, Ýran, Irak, Ermenistan biliniyor. Þimdi bunlara Rusya’yý da ekleyebiliriz. Neden böyle oldu; bu Türk devletinin bir tercihi miydi? Elbette deðil. Ama olaylar, süreç, emperyalist güçlerle iliþki/baðýmlýlýk durumu, Ortadoðu’daki çeliþkiler, bunlarýn hepsi Türkiye’yi baþta hiç hesaplamadýðý bir noktaya, tüm komþularla savaþ hali noktasýna adeta sürükledi. Türkiye artýk olaylar tarafýndan sürüklenen bir devlettir. Türk devleti ve emperyalistler Arap Halklarýnýn devrimci baþkaldýrýlarýna önlem olarak gerici/faþist iktidarlar kurma iþine giriþirlerken karþýlarýna Kürt Halkýnýn devrimci baþkaldýrýsý çýktý. Batý Kürdistan’da Kürt halký birden kendini özgürlüðün eþiðinde buldu. Kürt halký, Batý Kürdistan’ýn beþ yerleþim biriminde yönetimi eline aldý ve kendi kendini yönetmeye baþladý. Artýk Türkiye’nin güneyinde kendi kendini yöneten bir Kürt halký var. Batý Kürdistan halký, kendi yönetimini, kendi savunma güçlerini oluþturarak, bir devrime giriþmiþtir. Bu devrimin Kuzey Kürdistan halkýna büyük bir moral vereceðinden, mücadele azmini, özgürlük tutkusunu pekiþtireceðinden þüphe duyulamaz. Nitekim karþýlýklý etkileþim þimdiden baþlamýþtýr. Türk sermaye sýnýfý ve hükümeti, Ortadoðu’da, Suriye’de hiç beklemediði, hesap etmediði ve asla arzu etmeyeceði bir durumla karþý karþýya gelmiþtir. Çünkü Batý Kürdistan devrimi “kendi” Kürt halkýnýn özgürlük savaþýna büyük


KADERÝNÝ TAYÝN HAKKI VE RÝM HÜKÜMETÝ Yeni Evrede

Gündem

Mücadele Birliði

cadele edeceðini; bir daha eski konuma gelmeyi kabul etmeyeceðini ilan etti. Türk devleti ve hükümeti, bu adýmý tehdit yaðdýrarak ve askeri operasyonlarýný yoðunlaþtýrarak karþýladý. PKK, Türk hükümetinin bu politikasýna devrimci savaþý týrmandýrarak yanýt verdi ve Þemdinli’nin savaþ sahasý olduðunu; yani bir anlamda “kurtarýlmýþ bölge” olduðunu açýkladý. Geliþmenin bu aþamasýndan sonra Kürt halký geriye düþmek ve bir daha eski konuma gelmek istemiyorsa ileriye gitmek, ileri doðru adým atmak zorundadýr. Kürt halkýnýn þu an bulunduðu durumun bir adým ötesi özgürlük hakkýdýr. Yani uðruna bunca yýldýr savaþýlan ve büyük bedeller ödenen bu hakkýn elde edilmesine bir adým kalmýþtýr. Nedir bu adým? Bu adým, UKH’nin Geçici Devrim Hükümeti meselesini ele almasý ve böyle bir hükümeti ilan etmeye hazýr olduðunu Kürt halkýna açýklamasýdýr. Bu adým birkaç nedenden ötürü zorunlu ve yaþamsal önemdedir. Çünkü birincisi, böyle bir adým Türk devletine vurulacak en þiddetli moral darbe olacaktýr. Ýkincisi, Kürt halkýna ayný derecede moral güç ve mücadele kararlýlýðý, ileri gitme cesareti verecektir. Üçüncüsü, Kürt halký, kendini yönetecek bir otoritenin varlýðýný somut biçimde görmüþ olacaktýr. Dördüncüsü, Geçici Devrim Hükümeti programýyla yaþamsal sorunlarýnýn nasýl çözüleceðini öðrenmiþ olacaktýr. Beþincisi ve belki de en önemlisi, zafere olan inancý sarsýlmaz derecede pekiþecek, kararsýz unsurlar kazananýn yanýnda yer almak üzere harekete Geçici Devrim Hükümeti’nin Önemi katýlacaklardýr. Kürdistan’da ileri aþamaya gelen Kuzey Kürdistan’da Kürt halký “idari ve sosyal statü” talebini öne sürdü ve devrim sürecinin Kürdistan’la sýnýrlý kabunu elde etmek için sonuna kadar mü- lacaðýný, Türkiye’yi ve bütün tekelci kabir ivme katmaya baþladý bile. UKH’nin temsilcileri Kuzey Kürdistan’da “Özerk Demokratik Kürdistan”dan daha açýk ve kesin ifadelerle söz etmeye, istem ve özlemlerini daha bir kararlýlýkla ortaya koymaya baþladýlar. Bütün bunlarýn anlamý açýk: Ortadoðu ve onun bir parçasý olarak Kürdistan’da tarihsel geliþmeler belli bir aþama için girmiþtir. Bu aþamanýn temel özelliði, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýný elde etmenin eþiðinde olmasýdýr. Kürt halký artýk bu þamadan daha geri noktalara düþemez. Peki, Kürt halkýnýn kendi kaderini tayin hakkýný elde etmesi ne anlama gelir? Bu istemin elde edilmesi devrimci demokrasi sorunudur ve bir devrim meselesidir. Burada sorun Kürt halkýnýn bir devrim isteyip istemediði sorunu deðildir. Sorun, Kürt halkýnýn özgürlük hakkýnýn elde edilmesinin bir dizi devrimlere yol açacaðýdýr; ya da baþka bir ifadeyle bu hakkýn bir dizi devrim gerçekleþmeden elde edilemeyeceði gerçeðidir. Ve bu süreç baþlamýþtýr. Batý Kürdistan’da Kürt halký kendi devrimini baþlatmýþ durumda ve bu devrim Kuzey Kürdistan devrimini doðrudan etkiliyor, ona ivme kazandýrýyor, güç ve moral veriyor. PKK “kurtarýlmýþ bölge” anlamýna gelecek þekilde Þemdinli’nin savaþ sahasý olduðunu ve devletin orada hâkimiyetini yitirdiðini açýkladý. Türk hükümeti ise gerçekleri toplumdan saklayarak duruma hâkim olmaya çalýþýyor; ama nafile, bir devrim yalanlarla ne yok edilebilir ne de durdurulabilir.

216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

pitalist düzeni sarsmayacaðýný kimse söyleyemez. Aksine bu devrim sürecinin tekelci kapitalist egemenliðin sonu olacaðýný, düzenin temellerinden yýkýlacaðýný görmek gerekiyor. Devrimci dönemlerde geliþmeler evrimci tarzda deðil, devrimci tarzda, sýçramalar halinde gerçekleþir. Bu nedenle, önümüzdeki süreçte çok hýzlý, sýçramalar halinde gerçekleþecek geliþmelere hazýrlýk yapýlmalýdýr. Kürdistan’da sonucu tayin edecek halk ayaklanmalarýnýn ayak sesleri artýk daha iyi duyuluyor. Orada baþlayacak halk ayaklanmalarýnýn kýsa sürede Türkiye’ye yayýlacaðýndan kuþku yok. Bu nedenle Geçici Devrim Hükümeti sorunu Türkiye devrimci ve komünist güçleri tarafýndan da acil biçimde ele alýnmalýdýr. Devrimin bu güçleri, devrimin bu en temel sorununu ele alarak iktidarý ele geçirmeye hazýr olduklarýný; iktidarý ele geçirdiklerinde kuracaklarý devrimci iktidarýn hangi önlemleri alacaðýný, sömürücüleri nasýl ezeceðini, zaferi nasýl koruyacaðýný emekçi sýnýflara büyük bir açýklýkla anlatmalýdýr. Tarih büyük bir hýzla akmaya baþladý. Tarih devrime doðru, emekçi sýnýflarýn ve ezilen halklarýn kurtuluþuna doðru akýyor. Suriye örneði, emperyalist güçlerin attýklarý her adýmýn kendi istençleri dýþýnda bu akýþý hýzlandýrdýðýný bir kez daha gösterdi. Kürt ulusu, özgürlüðün eþiðinde. Tekelci kapitalist düzen, kendini çok güçlü sandýðý bir sýrada her tarafýndan sarsýlmaya ve sallanmaya baþladý. Sadece tarihin akýþýna ayak uydurabilenler zafere ulaþacaklar.

13


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

“ÝBADETHANEMÝZ CEMEVÝDÝR” Devletin cemevlerinin ibadethane olmadýðý yönündeki kararýna aleviler tepki gösterdi. “Yüzyýllardýr cem’imizi diyanet ve muadillerinin iznine ihtiyaç olmadan ‘bir’liyoruz” diyerek yanýt verdi. Hacý Bektaþi Veli Anadolu Kültür Vakfý üyeleri tarafýndan Yargýtay kararý protesto edilerek Galatasaray Meydaný’nda cem yapýldý. Çankaya Cemevi Yaptýrma Derneði hakkýndaki kapatma kararýný reddeden yerel mahkeme kararýný oy çokluðuyla bozan Yargýtay 7. Hukuk Dairesi’nin “cemevlerinin ibadethane olmadýðýna, ilgili yasa ve düzenlemelere göre cami ve mescit dýþýndaki yerlerin ibadethane kabul edilemeyeceði” yönündeki kararý Aleviler tarafýndan protesto edildi. Yargýtayýn kararý üzerine Hacý Bektaþi Veli Anadolu Kültür Vakfý tarafýndan 28 Temmuz saat 16.00’da Galatasaray Meydaný’nda ilk tepki verildi. Hacý Bektaþi Veli Anadolu Kültür Vakfý Okmeydaný Þubesi Baþkaný Zeynel Þahin tarafýndan yapýlan açýklamada, Yargýtay’ýn bu kararýnýn bütün cemevlerinin kapatýlmasýna kadar vardýrýlabileceðine iþaret edilerek, Alevilerin buna asla müsaade etmeyecekleri, buna kimsenin cesaret edemeyeceði vurgulandý. Þahin, Yargýtay’ýn vermiþ olduðu bu kararýn sýradan bir mahkeme kararý olarak deðerlendirilemeyeceðini, hükümet ve diyanetin, meclis baþkanýnýn paralel açýklamalarýnýn bu kararýn birlikte deðerlendirildiðinde, Alevilere karþý nasýl bütünsel bir yaklaþým ve fikri ifade ettiðinin açýkça görülmekte olduðunu belirtti. Þahin, “Verilen bu kararýn ve hükümet yaklaþýmlarýnýn ne evrensel demokraside yeri vardýr, ne de insan haklarýna yakýþýr tarafý. Demokrasiyi yeniden tarif etmiyoruz. Bizim anladýðýmýz demokrasi deðerleri ‘inançlara þekil verme’ veya ‘doðru inanç þeklini tanýmlama’yý deðil, bireylerin kendilerini ve inançlarýný nasýl tanýmlýyorlarsa onlarý öyle kabul etmeyi gerektirir... Zorunlu din derslerinden kurtulmak isterken ‘Timur’un filleri’ ortaya çýkýyor, Alevi çocuklarýna Suni öðretmenler tarafýndan Alevilik anlatýlýyor. ‘Cemevi ibadethanemizdir’ diyen Alevilerin sesini duymamak için kulaklar týkanýyor” dedi. “Biz Aleviler, yüzyýllardýr cem’imizi diyanet ve muadillerinin iznine ihtiyaç olmadan ‘bir’liyoruz. Ýbadethanemiz cemevidir.

14

Ve sonsuza kadar da çerað’ýmýzý yakmaya, cem’imizi ‘bir’lemeye, nefeslerimizi okumaya, semahýmýzý dönmeye devam edeceðiz” diyerek ibadetleri konusunda yargýnýn, Baþbakan’ýn, Diyanet veya herhangi bir devlet kurumunun karar veremeyeceðini ifade etti ve “Biz Aleviler iþte bu meydandan bir kez daha yüksek sesle söylüyoruz: Ey kulaklarý olup duymayanlar! Ey gözleri olup görmeyenler! Ey dilleri olup söylemeyenler! Aleviler vardýr ve Alevilik haktýr! Biz bu yasalarý ve yasalara göre verilmiþ kararlarý tanýmýyoruz. Bizim ibadethanemiz Cemevidir. Biz öyle diyorsak öyledir” diyerek sözlerini tamamladý. Ardýndan Alevi dedesi Sefa Öztürk söz alarak en temel olan inançlarýný yerine getirme haklarýnýn gaspedilmesine Aleviler olarak sessiz kalmayacaklarýný belirtti. Aleviler olarak her zaman cemevlerinde ibadetlerini yerine getirdiklerini ve cemevlerinde cemlerini ‘bir’leyeceklerini dile getiren Sefa Öztürk burada hemen bir dar cem gerçek-

216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

leþtirmeye davet etti. Geleneksel kýyafetler giyen kadýnlar ve erkekler baðlama eþliðinde semah döndüler. Öztürk Alevi inanýþýna saygýlý ve duyarlý olan dostlarýna, haksýzlýklara, zulme karþý duran, insanlýk ve iyilik için mücadele edenlere teþekkür etti zalimin zulmüne karþý birlik olma çaðrýsýyla sözlerini tamamladý. 29 Temmuz’da ise Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, çeþitli Alevi örgütleri, devrimci kurumlar Taksim’deydi. Yargýtay kararýný protesto eden göstericiler diðer Alevi örgütleri ile birlikte büyük eylemlere hazýrlanacaklarýný söylediler. “Cemevleri Alevi Ýbadethanesidir” yazýlý dövizler taþýyan eylemciler, Taksim meydanýnda “Dün Maraþ’ta Bugün Sivas’ta Çözüm Faþizme Karþý Savaþta”, “Alevi Kültürü Engellenemez” þeklinde sloganları attýlar. Eyleme bir çok alevi derneði ve aralarında Mücadee Birliği Platformu’nun da bulunduğu devrimci örgütler destek verdi. Pirsultan Abdal Kültür Dernekleri yönetim kurulu üyesi Atilla Özdemir burada yaptýðý basýn açýklamasýnda Yargýtay’ýn vermiþ olduðu kararýn diyanet fetvalarýyla uyumlu bir karar olduðunu söyledi. Sözkonusu karar için “%99 unun Müslüman olduðunun iddia edildiði ülkemizde 20 milyon Alevi’ye ibadethane olarak camilerin dayatýlmasýdýr” nitelemesini kullanan Özdemir, “Yargýtayýn bu kararýyla bir kez daha tescillenmiþtir ki hukuk ülkemizde adalet daðýtan bir kurum deðil Nakþi- Feto koalisyonunun çýkarlarýna göre karar veren bir kurum haline çalýþmaktadýr ve baðýmsýz deðildir. Ülkedeki yaklaþýk 500 Cemevimiz yargýtay kararýna raðmen meþrudur ve Alevilerin ibadethanesidir. Biz bu ibadetimizde Cem baðlarýz ve 12 hizmet yürütürüz. Bunun yapýldýðý yerin adý Cem evidir” dedi. Açýklamadan sonra Galatasaray lisesine kadar yürüyüþ yapan Aleviler, “Cemevleri Alevilerin Ýnanç Merkezleridir” pankartýný taþýdýlar. Yürüyüþ esnasýnda “ Dün Maraþ’ta Bugün Sivas’ta Çözüm Faþizme Karþý Savaþta”, “Alevi Kültürü Engellenemez”, “Eþit Yurttaþlýk Hakký Ýstiyoruz”, “Sivas’ý Yakanlar AKP’yi Kuranlar” sloganlarý attýlar. Galatasaray Lisesi önüne gelindiðinde eylem sona erdi


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

ÝÞÇÝLER AKP BÝNASINA YÜRÜDÜ

Türkiye Hava Yollarýnda grev yaptýklarý için iþten çýkartýlan 305 iþçi AKP Ýl binasýna yürüdü. Haliç Kongresi önünde toplanan Hava Ýþ Sendikasý üyesi THY iþçileri, “Grev Evrensel Bir Haktýr, Sendikal Yasaklara Hayýr” pankartýyla yürüyüþ kortejinin en önünde yerlerini aldýlar. TÜMTÝS, Türk Metal, Belediye Ýþ ve Deri Ýþ Sendikalarýndan iþçiler de eyleme destek verdi. Destek veren sendikalar “Grev Hakkýmýzýn Kaldýrýlmasýna, Kýdem Tazminatlarýmýzýn Gasp Edilmesine, Ýþten Atmalara Karþý, Mücadele Edeceðiz, Türk Ýþ Ýstanbul Þubeler Platformu” pankartýyla yürüyüþte yer aldýlar. 17 Temmuz günü Haliç Kongre Merkezi önünde toplanan iþçiler, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Hava Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Grev Haktýr Yasaklanamaz” sloganlarý attýlar. AKP Ýl binasý önünde açýklama yapan THY iþçilerinden Efem Çaycý, “emek düþmaný yüzleri açýða çýkan yasakçý zihniyetin iþverenleri, öfkelerini 260 THY. A.O. THY Teknik A.Þ. çalýþanýný acýmasýzca iþten çýkararak almak istedi” dedi. Çaycý konuþmasýnýn devamýnda iþten çýkarýlanlarýn, video kamara sistemiyle basýn açýklamalarýna katýlan iþçilerin olduðunu; hasta olan veya uçuþa hazýr olduðunu hissetmeyen, uçuþa gitmeme hakký kullanmak isteyen ancak patron baskýsý altýnda olan iþyeri hekimlerine raporlarýný onaylatamayýnca, sms mesajý, e-posta gibi resmi olmayan yollarla 11 iþyeri Sendika Temsilcisi ve 1 Denetim Kurulu üyesinin, sendika faaliyetleri engellenerek iþten çýkarýldýklarýný söyledi. Efem Çaycý; “Bizler THY A.O THY A.Þ iþçileri 49 gündür bu þirket yönetimlerince uygulamaya konulan iþçi kýyýmýna grev yasaðýna karþý Atatürk, Havalimaný Dýþ Hatlar Bölümünde direniyoruz. Bizler onurluca grev yasaðýna hayýr dediðimiz için iþverenlerce kýyýma uðratýldýk. Sendikal haklarýmýz, sendikamýz ve demokratik bir ülke mücadelesi için mücadele ettik, bundan piþman deðiliz tam tersine mücadelemiz güçleniyor, tüm ülkede ve dünyada haklýlýðýmýza destek çýð gibi büyüyor” dedi. Çaycý konuþmasýnýn sonunda, “THY A.O ve THY Teknik A. Þ.’de Grev yasaðýna hayýr dedikleri için tazminatsýz iþten çýkarýlan iþçileri geri alýnsýn” dedi. Eylem, Hava Ýþ Sendikasý genel baþkaný Atilla Ayçil’in konuþmasýndan sonra sloganlarla sona erdi.

Sokaklar

EMEKÇÝLERE ULUSLARARASI DESTEK

Türk Hava Yollarý (THY) grev yasaðýndan sonra iþten atýlan emekçiler havaalaný dýþ hatlar kýsmýnda eylemlerini sürdürünce THY yönetimi ve valilik tarafýndan hava limaný çevresinde eylem yasaðý getirilmiþti. Dýþ Hatlar dönüþ kýsmýnda eylemlerini sürdüren havalimaný emekçileri 59. günleri olan 26 Temmuz günü, uluslararasý sendikalar örgütü olan ITF tarafýndan ziyaret edildi. Ýstanbul Kýraç’ta DHL uluslararasý kargo þirketinde iþten çýkartýlan 20 iþçi hava limaný emekçilerinin eylemine “DHL’de Ýþçi Kýyýmýna ve Sendika Düþmanlýðýna Son” yazýlý pankartla destek verdiler. ITF adýna konuþma yapan Stephan Cotton; iþten çýkartýlan THY ve DHL çalýþanlarýna destek olmak için geldiklerini, dayanýþma mesajlarý getirildiklerini vurguladý. Cotton; “THY’nýn burada uyguladýðý politikalarý kabul etmiyoruz. THY’nin bu saldýrýlarý kabul edilemez. Kuzey Amerika kýtasýndan Almanya’ya kadar meslektaþlarýnýz sizinle birlikte her zaman sizinle dayanýþma içeresinde olacaktýr. Yarýn baþlayacak olan Ýngiltere Londra Olimpiyatlarý için Ýngiltere Baþbakaný, Tayip Erdoðan’ý davet etti. Biz de burada bir gösteri düzenleyeceðiz, Olimpiyatlarda verilen altýn plaket tarzýnda maketi Konsolosluðu ziyaret ederek onlara vereceðiz” dedi. Cotton 29 Temmuz’da yapýlacak protesto gösterisinde hava limaný emekçilerinin sesini orada yükseltmeye çalýþacaklarýný belirti. Cotton son olarak DHL ve THY’de çalýþan emekçilerin iþlerine alýnýncaya kadar yürütükleri mücadelenin yanýnda olacaklarýný ifade etti. Ardýndan basýna açýklamada bulunana Atilla Ayçil; emekçilerin haklarýný aðýr bedeller ödeyerek kazandýklarýný belirterek, en uzun ve acýmasýz dönemin AKP hükumeti geldiðini söyledi. Konuþmasýnýn devamýnda, anayasallarla emekçilerin en temel haklarýnýn kaldýrmak istediklerini belirten Ayçil; “Bu iþ; grev hakkýmýz 305 iþçinin geri alýnana kadar sürecek, Bu mücadelede kendi gücümüzle ve kararlýðýmýzla kazanacaðýmýzý biliyoruz. Bu sorun bütün sendikalarýn sorunudur” dedi. Ko nuþ ma lar dan sonra “Ölmek Var Dönmek Yok”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Grev Hakkýmýz Söke Söke Alýrýz” sloganlarý attýlar.

216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

15


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

BÝNLER FAÞÝST PROVOKASYONA KARÞI YÜRÜDÜ! Sarýgazi emekçileri binlerin katýldýðý kitlesel bir yürüyüþle Malatya’da gerçekleþtirilmek istenen katliam giriþimine karþý sokaktaydý. Gün boyu ev ev, kahve kahve gezilerek insanlarý Malatya’daki faþist provokasyona karþý sokaða çýkmaya ve sesimize ses katmaya yönelik çaðrýlar yapýldý. 30 Temmuz günü saat 20.00’da Vatan Ýlköðretim Okulu önünde toplanan binler, Sarýgazi Cemevi önüne doðru yürüyüþe geçti. Kitle, “Malatya Faþizme Mezar Olacak”, “Sivas’ý Unutma Unutturma”, “Halkýmýz Saflara Hesap Sormaya”, “Bedel Ödedik Bedel Ödeteceðiz”, “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Alevi Halký Yalnýz Deðildir”, “Dersim’i-Maraþ’ý-Çorum’u-Sivas’ý-Gazi’yi Unutmadýk”, “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz” sloganlarýyla kaymakamlýk önüne geldi. Kaymakamlýk önüne gelindiðinde halk çevik kuvvet polislerinin önünde durarak “Katil Polis Sarýgazi’den Defol”, “Faþist Devlet Hesap Verecek”, “Bedel Ödedik Bedel Ödeteceðiz” diye haykýrdý. Kitlenin coþkusu, eylemi daha da önemli bir noktaya getirerek sokaktan geçen herkesin yürümesini saðladý. Sarýgazi emekçi halký, bu katliam giriþimini, alkýþlar ve ýslaklarla sürekli protesto etti. Cemevi önüne gelindiðinde basýn açýklamasý yapýldý, açýklamayý Sarýgazi, Taþdelen, Samandýra ve Yenidoðan halký adýna Sami Tunca okudu. Tunca “Alevi halkýna Maraþ’ta, Çorum’da, Sivas’ta Gazi’de yapýlmak istenen, þimdide Malatya da yapýlmak isteniyor. Daha geçtiðimiz günlerde Sivas katliamý davasýný zaman aþýmýna uðratarak düþüren faþist devlet ‘içeride boþ yere yatan vatandaþlarýmýz vardý. Karar vatanýmýza milletimize hayýrlý olsun’ diyerek Alevi halkýyla dalga geçmiþtir. Yine geçtiðimiz günlerde Adýyaman’da, Antep’te, Ýzmir’de Alevi ailelerin oturduðu evler iþaretlenmiþ ve kapýlarýna notlar býrakýlarak ölümle tehdit edilmiþlerdir. Yine bu devletin bakanlarýndan birisi ‘o iþaretler çocuk iþidir’ diyerek konu örtbas edilmeye çalýþýlmýþ, hatta, o gün mahallede olan mobese kayýtlarý silinmiþtir. Acaba neden? Daha 3 gün önce yine Alevi halkýnýn ibadet yerleri olan cemevleri, yargýtayýn verdiði ‘Cemevleri ibadethane deðildir’ kararý da devletin nasýl Alevi düþmaný olduðunu açýkça göstermektedir. Alevi toplumu yok edilmeye çalýþýlmakta asimilasyon, baský ve inkar ederek sindirme politikasý yürütmektedir. Düne kadar Kürt halkýný baskýdan zulümden iþkencelerden ve katliamlardan geçiren, tutuklayan, bombalayan devlet;

16

bugün ayný þeyi Alevi toplumu üstünde de uygulamaya çalýþýyor. Roboski’de Kürt gençlerini bombalayan ve hiçbir þey olmamýþcasýna konunun üstünü örtmeye çalýþan devletin nasýl bir zihniyete sahip olduðu açýk ve nettir. Artýk sol yanaðýmýza vuranlara sað yanaðýmýzý çevirmenin, ‘kalsýn benim davam divana kalsýn’ demenin zamaný deðil. Bu topraklar üzerinde egemenlerin zulümleri, katliamlarý yüzyýllardýr bitmek bilmedi. Pir Sultanlardan Þeyh Bedreddinlere, Mustafa Suphilerden Deniz Gezmiþlere, Mahir Çayanlara, Ýbrahim Kaypakkayalara, Maraþ’tan Çorum’a Sivas’tan Roboski’ye kadar devletin yaptýðý katliamlar, bu topraklarý tam anlamýyla kan gölüne çevirdi. Ýþçi sýnýfý ve emekçi halklarla, faþist devlet arasýnda oluþan kan gölünü hiçbir þeyin kurutabilmesi mümkün deðil. Þimdi devrimci, demokrat, ilerici halkýmýza düþen görev Hýzýr Paþalara karþý Pirsultan olma zamanýdýr. Yani artýk geliþen saldýrýlara karþý örgütlenmeli ve 216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

faþizmin saldýrýlarýna karþý ortak güç sergilemek zorundayýz ya hep beraber olup Hýzýr paþalarý yok edeceðiz yada tek tek katliamlara uðrayýp yok olup gideceðiz. Yeni Sivaslar yeni Maraþlar yeni Çorumlar, yeni Gazi olaylarýna dur demek için þimdi gelin bir olalým. Yeter ki, sizler nasýrlý ellerinizi topraða dayayýp ayaða kalkýn ve ‘artýk yeter’ deyin, yeter ki siz örgütlenin ve kendinizi özgürleþtirin. Yeter ki siz el ele verin ve ‘bir gülüþün ateþiyle yakmasýný biliriz/ölümün önünde sigaramýzý’ deyin ve yeni bir dünyayý kendi ellerinizle kurmaya cesaret edin. Ezilen halklar olarak geliþen saldýrýlara boyun eðmeyeceðimizi ve haklý mücadelemiz de bu saldýrýlarýn hesabýný soracaðýmýzý bir kez daha haykýrýyoruz. Ezilen iþçi emekçi halklar olarak Dersim’i, Maraþ’ý, Çorum’u, Gazi’yi, 1 Mayýs’ý, 19 Aralýk cezaevi katliamlarýný, Roboski’yi unutmadýk unutturmayacaðýz” diyerek sözü emekli bir öðretmene býraktý. Emekli öðretmen artýk ezilen halklarýn kurtuluþunun tek yolunun sosyalizmden geçtiðini ve Alevi halkýnýn yýllardýr sinmiþ bir þekilde devrimcilere perde arkasýndan baktýðýný, ama þimdi bu kadar kitlenin bir araya gelmesinde devrimcilerin rol oynadýðýný, þimdi de Alevi halkýnýn devrimcilere tam destek vermesinin zamanýnýn geldiðini belirtti. Basýn açýklamasý, bir önceki gece yapýlan eylemin anlatýlmasý ve Malatya’daki Alevi ailesine, Taksim’de ve Gülsuyu’nda eylemde olanlara yapýlan selamlamayla sonlandýrýldý. Malatya’daki faþist provokasyonu protesto etmek için Taksim Meydaný’na da binlerce kiþi akýn etti. “Malatya, Sivas olmayacak”, “Aleviler Birleþin, Devrim Ýçin Savaþýn”, “Kürdistan Faþizme Mezar Olacak” sloganlarýyla Tünele kadar yürüyüþ gerçekleþtirdiler. Eyleme, Mücadele Birliði Platformu, Pir Sultan Abdal Kültür ve Dayanýþma Derneði, HDK, ESP, Partizan, DHF, BDSP, gibi onlarca devrimci kurum emek örgütü katýldý. Pir Sultan Abdal Derneði BYK üyesi Atilla Özdemir, Ýnançlarýnýn gereðini yerine getirdiði için baský ve hakarete maruz kalan Alevilerin artýk susmayacaðýný ve bu saldýrýlara karþý olanca gücüyle mücadele edeceðini vurgulayan Özdemir, tüm halký faþizme karþý sokaða çýkmaya çaðýrdý. Taksim’den Tünel’e kadar yürüyen binlerce kiþi sloganlarla eylemi bitirdiler.


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

MAHLE MOPÝSAN’DA GREV KARARI

Ýzmir Gaziemir Serbest Bölge’de kurulu bulunan Almanya merkezli Mahle Mopisan Yedek Parça Sanayi ve Ticaret A.Þ. çalýþaný Birleþik Metal-Ýþ Sendikasý’nda örgütlü 350 iþçi, Toplu Sözleþme Görüþmelerinde uzlaþmaya varýlamamasý sonucu grev kararý aldý. Birleþik Metal’in örgütlenme sürecinde sendika üyesi iþçiler iþten atýlmýþtý. Mahle Mopisan, iþçilere uyguladýðý baský ve yýldýrma politikalarýyla Türk Metal’e üye olmaya zorlamýþtý. Uygulanan baskýlara karþýn Birleþik Metal-Ýþ’te örgütlenmeye devam eden iþçiler toplu sözleþme imzalama yolunda önemli bir kazaným saðladýlar. Ücretlerinin arttýrýlmasý, sosyal haklar ve gece mesaisinde ücret farký gibi taleplerine karþýlýk patronun uzlaþmaya yanaþmamasý üzerine iþçiler 20 Temmuz günü grev kararýný iþyerine asarak haklarýný almak konusunda kararlý olduklarýný ifade etti. Birleþik Metal-Ýþ Sendikasý Ýzmir Þube Sekreteri Coþkun Yýlmaz, yaklaþýk 2 yýlý aþkýn süredir Mahle Mopisan’da örgütleme çalýþmasý yürüttüklerini ifade ederek, “Bu iþyerinde çoðunluðu bizim almamýza raðmen Bakanlýk yetkiyi iþverenle anlaþarak Türk Metal-Ýþ’e verdi. Bu duruma hukuki anlamda itiraz ettik ve sonunda Yargýtay bizim yetkimizi onayladý” dedi. Alýnan “yetki” kararýndan sonra iþçilerin çalýþma koþullarý konusunda iyileþtirmeler yapýlmasý için çeþitli görüþmeler yaptýklarýný belirten Yýlmaz, görüþmelerin sonunda toplamda her ay düzenli biçimde maaþlara yansýyacak þekilde 5-6 bin TL’lik iyileþme saðlandýðýný sonrasýnda patronla Toplu Sözleþme Görüþmeleri’ne baþlandýðýný aktardý. Ancak patronun “zarar” ettiðini öne sürerek taleplerini kabul etmediðini belirten Yýlmaz, kendilerininde bunun üzerine üretimden gelen güçlerini kullanarak grev kararý almaktan baþka çarelerinin kalmadýðýný ve grev kararlarýný iþyerinin kapýsýna astýklarýný belirterek “Eðer 60 gün içinde olumlu bir geliþme olmazsa, greve gitmeye hazýrlanýyoruz” dedi.

165 PARK BAHÇE ÝÞÇÝSÝ ÝÞTEN ATILDI

Çorlu Belediyesi, Park ve Bahçeler Müdürlüðü’nün iþlerini yapan Tim Peyzaj adlý taþeron firma sözleþmesinin feshedildiði gerekçesiyle 165 iþçiyi iþten attý. Taþeron çalýþmanýn olduðu tüm sektörlerde olduðu gibi yaþamdan kovulan 165 iþçinin haklarý için kimse sorumluluk kabul etmiyor. Tim Peyzaj firmasý, belediye ile olan sözleþmenin bitmesine dokuz ay kala sözleþmenin feshedildiðini, belediyenin kendilerine iþçiler için ödeme yapmadýðýndan iþçilere ücretlerini ödemeyemediklerini iddia etti. Belediye ise Tim Peyzaj firmasýnýn “iþçi maaþlarýný ödemediði” gerekçesiyle sözleþmesinin feshedildiðini belirtirken diðer yandan yeni bir þirket ile sözleþme yaptý. Belediye ile sözleþme yapan þirketin ise kendi iþçilerini ça-

Sokaklar

lýþtýracaðý belirtiliyor. Ýþçiler akþamlarý ve hafta sonlarý mesailere kalarak çalýþtýklarýný aktarýrken, kýþlarý bir-iki ay iþsiz kaldýklarýný, belediye iþi olduðu için mesailere katlandýklarýný ama ücretlerini alamayýp, iþten atýldýklarýný belirtiyorlar. Ýþten atýlan iþçiler 13 aydýr taþeron olarak çalýþtýklarý firma ve belediye tarafýndan sokaða atýlmýþ durumdalar.

382 ÝÞÇÝYÝ AÇLIÐA MAHKUM EDENLER LÜKS RESTORAN SAHÝBÝ

Levent’in sakin sokaklarýndan birinde lüks bir restoran yakýnlarýnda sesler yükselmeye baþladý. Bir grup iþçi “Köþebaþý Restoran Patronlarý Nedim Aþkýn, Bülent Timuroðlu Çaldýðýn Haklarýmýzý Ýstiyoruz, Alacaðýz – Roseteks Ýþçileri” pankartý ve ellerinde “2 Aylýk Ödenmeyen Maaþlarýmýzý Ýstiyoruz”, “Ýþçiyiz Haklýyýz Kazanacaðýz”, “Kýdem Tazminatý Haklarýmýzý Ýstiyoruz” yazýlý dövizlerle yürüyordu. Köþebaþý Restoran’ýn önüne gelerek burada Nedim Aþkýn ve Bülent Timuroðlu’na seslenenler, onlarýn Roseteks isimli tekstil firmasýnýn 8 Mart’ta iþten atýlan ve hiçbir haklarý verilmeyen 382 iþç i s i n d e n bazýlarýydý. 8 Mart 2012 tarihinde iþten atýlan ve yaklaþýk 5 aydýr hiçbir haklarýný alamayan Roseteks iþçileri Levent’teki Köþebaþý Restoran önünde 21 Temmuz günü saat 16.30’da bir basýn açýklamasý yaptý. Roseteks Giyim A.Þ’nin iþten atýlan iþçileri adýna konuþan Meral Özyürek “Bizleri haksýz yere, tazminatlarýmýzý ödemeden iþten çýkaranlar, bizleri açlýða mahkum edenler iþte bu lüks lokantanýn patronlarý Nedim Aþkýn ve Bülent Temuroðlu’dur. Köþebaþý isimli lüks lokantanýn patronlarý bizim haklarýmýzý vermedikleri için böyle lüks restoranlar açabiliyorlar. Bizler yaþam mücadelesi verirken onlar bizim alýnterimiz üzerinden lüks içinde yaþýyor” dedi. Çýkarýlan yeni yasalarla birlikte patronlarýn iþçilerin haklarýný daha fazla gasp edebilmesine zemin hazýrlandýðýný da belirten Özyürek, AKP hükümeti iktidara geldiði günden beri iþçi ve emekçilerin haklarýnýn daha fazla elinden aldýðýný, grev yasaðýndan sonra þimdi de kýdem tazminatý haklarýný gasp etmeye hazýrlandýðýný belirtti. “Ne yasalarýnýz ne hukukunuz bu sömürü düzenini gizleyebilir. Siz o yasalarýnýzla ancak gasba, hýrsýzlýða, sömürüye dayalý ahlakýnýzý meþrulaþtýrabilirsiniz. Bizleri açlýða ve sefalete mahkum eden sizler bu lüks lokantalarýnýzda iftar açsanýz da sömürüye, gasba dayalý ahlakýnýz deðiþmeyecek. Bizler ise tazminatýmýzý, haklarýmýzý alana kadar direneceðiz” diyen Özyürek, haklarýnýn alýncaya kadar restoran önünde eylemlerini sürdüreceklerini söyledi. Açýklamanýn ardýndan oturma eylemine geçen iþçiler Ramazan ayý boyunca her Cumartesi-Pazar günü iftar saatleri olan 19-30-21.30 saatleri arasýnda restoran önünde oturma eylemi gerçekleþtireceklerini belirttiler.

216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

17


Yeni Evrede

“ÇALINAN EMEÐÝMÝZ ÝÇÝN 171 GÜNDÜR DÝRENÝYORUZ”

Sokaklar

Hey Tekstil iþçileri 171 gündür fabrika önündeki direniþlerini sürdürüyorlar. Seslerini duyurabilmek için bir çok eylem yapan iþçiler 29 Temmuz Pazar günü de Bakýrköy Özgürlük Meydaný’nda bildiri daðýtýmý ve basýn açýklamasý yaparak, gaspedilen 3-4 aylýk ücretleri ve kýdem tazminatlarýný alýncaya kadar mücadeleyi sürdüreceklerini söyleyerek emek dostlarýnýn desteðini istediler. Saat 15.00’de Özgürlük Meydaný’nda “Direne Direne Kazanacaðýz – Hey Tekstil Ýþçileri” pankartý açan iþçiler “Hey Tekstil Ýþçisi Köle Deðildir”, “Sadaka Deðil Hakkýmýzý Ýstiyoruz”, “Direne Direne Kazanacaðýz”, “Hey Tekstil Ýþçisi Burada Aynur Bektaþ Nerede”, “Zafer Direnen Ýþçilerin Olacak” sloganlarý attýlar. Basýn açýklamasýný Hey Tekstil’in kadýn iþçilerinden Güllü Ýlk okudu. 9 Þubat tarihinde hiç bir açýklama yapýlmadan iþten atýlýrken 3-4 aylýk maaþlarý ve kýdem tazminatlarýnýn patronlarý Aynur Bektaþ ve Süreyya Bektaþ tarafýndan gaspedildiðini söyleyen Ýlk, aylardýr yaþadýklarý haksýzlýðýn sürdüðünü ve alýnterlerinin, çalýnan emeklerinin karþýlýný hala alamadýklarýný

Mücadele Birliði

belirtti. “Biz düne kadar onlar adýna çalýþan emek veren üreten iþçilerdik. Bugün ise bizlerin emeði gasp edildi patronlar ve AKP iktidarý bizleri iþçi deðil köle gibi çalýþtýrmak istiyorlar. Biz Hey Tekstil iþçileri 171 gündür direniyoruz. 171 gündür çalýþtýðýmýz ürettiðimiz fabrikanýn önünde direniþteyiz. Çünkü orada bizim emeðimiz çalýndý. Emeðimizin karþýlýðýný alýncaya kadar da direniþimiz sürecek. Bizler köle deðil iþçiyiz, alýn terimizin emeðimizin karþýlýðýný istiyoruz” diyen Güllü Ýlk sözlerini “Zafer Direnen Emekçinin Olacak” diyerek tamamladý. Zeki Güngör ise 171 gündür fabrika önünde eylemlerini sürdürüklerini belirtti. Meydanda bulunan esnaf ve halka sesle-

nen Güngör, “Aynur Bektaþ bu kadar iþçinin ücretlerini ve kýdem tazminatlarýný vermeden, iþten atacak gücü kimden ve nereden alýyor?” diye sordu. Hey Tekstil firmasýnýn patronlarý Aynur Bektaþ’ýn Türkiye Odalar ve Borsalar Birliði Kadýn Giriþimciler Baþkaný olduðunu, ardý ardýna devletten teþvik primleri aldýðýný, eþi Süreyya Bektaþ’ýn ise hayali ihracat yapmaktan tutuklandýðýný aktardý. Aylardýr birçok devlet kurumu ve yetkilisiyle görüþtüklerini, AKP il ve ilçe yetkilileriyle görüþtüklerini fakat Hey Tekstil iþçilerinin gaspedilen haklarýnýn verilmesi için tek adým atýlmadýðýný belirten Güngör, “Çünkü Aynur Bektaþ sýrtýný devlete, AKP’ye dayamýþtýr. Hiçbir kurum bizim sorunumuzun çözülmesi için çaba harcamadý, çünkü Aynur Bektaþ’a verilen usulsüz teþviklerde, ödüllerde onunla iþbirliði içindeydiler. Bu yüzden de bizleri görmezden geliyor, bu yüzden sesimizi duymazdan geliyorlar” dedi. Ýþçiler basýn açýklamasýnýn ardýndan çevrede bildiri daðýtarak sürmekte olan eylemlerini anlattýlar.

TOGO ÝÞÇÝLERÝ ÇALIÞMA BAKANLIÐINA YÜRÜDÜ

mak istedikleri için iþten atýlmýþlardý. Yaklaþýk 1 ay önce baþlattýklarý imza kampanyasý sonuncunda imza metinlerini Çalýþma Bakanlýðý’na teslim etmek için bir yürüyüþ düzenleyen iþçiler, 1 saat süren yürüyüþ boyunca “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz”, “Ýþçi Gençlik El Ele Mücadeleye”, “Sendika Suç Deðil Anayasal Hakkýmýz” ve “Direne Direne KazanacaTogo iþçileri 19 Temmuz’da, eylem- ðýz” sloganlarý attýlar. lerinin 81. gününde Çalýþma Bakanlýðý’na Eylem süresince birçok Ankaralý, iþçiyürüdüler. 81 gündür Togo Maðazasýnýn lerin mücadelesine alkýþlarla katýldý. Çaönünde eylem yapan iþçiler, sendikalý ol- lýþma Bakanlýðý’na varýldýðýnda Deri-Ýþ

18

216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

temsilcisi Hasan Uluþan’ýn okuduðu basýn açýklamasýnda iþçilerin en doðal hakký olan sendika hakkýný bir suç olarak algýlanmasý, bunun üzerine 35 iþçinin iþten atýlmasý anlatýldý. Uluþan, son günlerde tartýþýlan kýdem tazminatý hakkýný savunacaklarýný da dile getirdi. Ýnsanca çalýþma haklarý için direniþlerini kararlýlýkla sürdüreceklerinin belirtilmesiyle basýn açýklamasýný sonlandýrdý. Ýþçilerden oluþan bir heyet Çalýþma Bakanlýðý’na imza metinlerini teslim etti.


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

GAZÝ’DE ÇATIÞMA ÇIKMADI, TAKSÝ TARANDI

Gazi Mahallesi’nde polislerle aralarýnda çýkan çatýþmada yaralandýðý belirtilen ve aðýr yaralý olarak hastaneye kaldýrýlan Hasan Selim Gönen yaþamýný yitirdi. Halkýn Hukuk Bürosu ise, çatýþma çýkmadýðýný müvekkilleri Hasan Selim Gönen ve Sultan Iþýklý’nýn polis tarafýndan hedef gösterildiðini ve planlý bir þekilde katledildiðini açýkladý. Gazi Mahallesi’nde çýkan çatýþmada yaralandýðý belirtilen Hasan Selim Gönen, Okmeydaný Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi’nde yaþamýný yitirdi. Konuya iliþkin açýklama yapan TAYAD’lý aileler, Gönen’in polis tarafýndan hedef gösterildiðini belirterek, daha sonra konuyla ilgili açýklama yapacaklarýný duyurdu. Halkýn Hukuk Bürosu avukatlarý tarafýndan Gönen’in ölümüne iliþkin yapýlan yazýlý açýklamada ise; 16 Haziran’da bir polisin öldürülmesinin ardýndan iki müvekkillerinin tüm þüpheli haklarý ve ceza muhakemesi ilkeleri hiçe sayýlarak afiþe edilip, hedef gösterildiði belirtildi. Ýki müvekkillerinin bu olayýn failleri olduðu sabitmiþ gibi yayýlarak ölüm fermanlarýnýn verildiði kaydedilen açýklamada þu ifadelere yer verildi: “20 Temmuz tarihinde müvekkillerimiz Hasan Selim Gönen ile Sultan Iþýklý’nýn binmiþ olduklarý taksi sivil bir polis aracýyla doðrudan taranarak, önceden uyarmýþ olduðumuz gibi adli bir iþleme deðil bir katliama maruz býrakýldýlar. Tarama iþlemi bittikten sonra resmi polis ekiplerine haber verildi. Olay basýna çatýþma çýktýðý þeklinde servis edildi. Hasan Selim sessiz sedasýz hastaneye kaldýrýlýrken, olayla hiç ilgisi olmayan bir þahsýnda da Sultan’ýn yanýndaki ikinci kiþi olarak gözaltýna alýndýðýný izledik televizyonlardan.” Basýna servis edilen haberlerin bilgi kirliði yaratmaya, bilinç çarpýtmaya dönük olduðunun vurgulandýðý açýklamada, aileleri hedef gösteren haber ve yorumlarýn da düþkünlük ifadeleri olduðu kaydedildi. Avukatlar, bir suç þüphesi altýndaki kiþilerin polis tarafýndan aranýp bulunacaðýný ve hukuk ve yargý sistemi içinde yargýlama makamlarýna teslim edilmesi gerektiðini hatýrlatarak, “Ama böyle yapýlmamýþ önce katliam zemini yaratýlmýþ sonra da müvekkillerimiz katledilmek üzere taranmýþtýr. Burjuva basýn her dönem sahiplerinin katliamlarýný kabul edilebilir bir çizgiye çekmeye, katliamlara zemin hazýrlamaya ve iktidara yönelen halk hareketlerini ve devrimcileri karalamaya yönelik haberler yaparak, bu infaz ve katliamlarýn doðrudan iþbirlikçiliðini yapmýþtýr. Uyarýyoruz! Halkýn çocuklarýnýn kaný zannettiðiniz kadar ucuz deðil. Tüm haksýzlýklarýn bir gün mutlaka sorulacaðý tarihsel gerçeðini asla aklýnýzdan çýkarmayýn” denildi. Hasan Selim Gönen’in cenazesi 22 Temmuz günü İzmit’te yapılan bir törenle toprağa verildi. 216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

Sokaklar

AMED SALDIRISI PROTESTO EDÝLDÝ

Amed’de BDP ve DTK tarafýndan yapýlmak istenen mitingin yasaklanmasý ve yaþanan polis saldýrýsý Ýzmir’de 18 Temmuz günü Halklarýn Demokratik Kongresi tarafýndan yapýlan bir eylemle protesto edildi. Konak Pier önünden Konak Sümerbank’a yapýlan yürüyüþ, basýn açýklamasýyla sürdü. Basýn açýklamasý okunmadan önce bir Barýþ Annesi, kýsa süren bir konuþma yaptý. Kürtçe olarak yaptýðý konuþmasýnda “Bin selam size. 14 Temmuz’da Amed’e gittik. Faþistler, kanunsuzlar gaz bombalarýna boðdular bizi. Hala sesim kýsýk. Onlarda insaniyet kalmamýþ. Daha ne kadar sürecek bu. Biz barýþ diyoruz. Ama bunlar insanlýktan çýkmýþ, anlamýyorlar. Türk, Kürt, Arap tüm mücadele edenlere, yurtseverlere zafer diliyorum. Güzellikle kalýn…” dedi. Ardýndan basýn açýklamasýna geçildi. Okunan açýklamada, “Amed’de demokratik haklarýný kullanmak isteyenlere cop, gaz bombasý ve kurþun reva görülürken, katliamcýlarýn peþ peþe salýverilmesi bu ülkede halka, sosyalistlere, Kürtlere karþý iþlenen suçlarýn cezasýz kalacaðýnýn iktidar tarafýndan açýkça ilan edilmesidir” denildi. Eylem boyunca “Ýnadýna Ýsyan, Ýnadýna Serhýldan”, “Diren Amed Yalnýz Deðilsin”, “Biji Serok Apo”, “Kürdistan Faþizme Mezar Olacak’ sloganlarý sýk sýk atýldý. Eyleme Mücadele Birliði Platformu da destek verdi. Mücadele Birliði/Ýzmir

19


Yeni Evrede

Röportaj

Mücadele Birliði

“BÝZ SA DE CE SA NAL DA YA ÞA MI YO RUZ”

Son aylarda art arda gelen eylemler ve terörist ilan edilmeleriyle gündemden hiç inmedi RedHack. Emniyet Müdürlüðü, Dýþiþleri, Ýçiþleri Bakanlýðý, Futbol Federasyonu, BTK, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlýðý, MÝT, ÖSYM, TSK, TTNet baþta olmak üzere AKP, Melih Gökçek, Fethullah Gülen, THY, Süt firmalarý vb. çok sayýda internet sitesini hackleyen Kýzýl Hackerlar, yerel ve uluslararasý desteklerle de büyüyor. Yerel hacker gruplarýnýn ve uluslararasý hacker grubu Anonymous’un desteðiyle ortak eylemler, dayanýþma eylemleri yapýyor. Mart ayýnda Redhack adýna yapýlan operasyonda 17 kiþinin tutuklanmasý, twitter hesaplarýnýn kapatýlmasý, “terör örgütü” ilan edilmeleri, faþist hackerlarýn (iþin aslý “lamer”larýn) kendilerine yönelik saldýrý giriþimleri karþýsýnda geri adým atmayan RedHack, her seferinde eylemlerini artýrdý ve en son ele geçirdikleri (özellikle de muhbirlere ait) belgeleri yayýnlamaya baþladý. Kýzýlhackerlar, bu eylemleriyle genel olarak medyanýn da ilgi odaðýndaydý. Burjuva basýnda da RedHack’e dair haberler ve onlarla yapýlan röportajlar yer aldý. Bu röportajlardan biri aþaðýda. -Anonymous ile aranýzda nasýl bir baðlantý var? -Anonymous ile 2005’lere chan4’e kadar dayanan eski bir iliþkimiz var. Ama bu iliþki daha çok forum ve teknik bilgi baðlamýndaydý. Grupla 2011 yýlýnda Türkiye’de gündeme gelen ve kamuoyunun “aile paketi” diye bildiði “internet sansürü” protestolarýnda beraber çalýþtýk. “Operasyon Türkiye” ismi verilen ve Türkiye’deki sansürü protesto etme amacýyla baþta BTK olmak üzere devlet sitelerine düzenlenen DDOS türü ataklarda yardýmcý ol-

20

duk. Ayrýca o dönemde birçok siteye deface türü (sitelerin ana sayfasýna resim ve yazý býrakma) þeklinde hack pratikleri sergileyerek, onlarýn eylemine destek olduk. Yine o dönemde Adnan Oktar’a ait 1000 siteyi hackleyerek ana sayfalarýna yazýlar yazdýk. Anonymous, uluslararasý hacking platformlarýnda bizlerin ismini duyduðundan ve manifestomuzu bildiðinden kaynaþmamýz zor olmadý. -Size destek olmalarý için talepte mi bulundunuz? Saldýrý yapýlacak siteleri siz mi belirlediniz? - Hayýr biz talepte bulunmadýk, bizleri uzun süredir birebir takip ettikleri için kendileri bunu istedi. Terörist ilan edildiðimizi duyar duymaz, video yayýnlayýp yanýmýzda olduklarýný söylediler. Hedefleri de kendileri seçiyor. Ülkemizdeki gündeme -ne yazýk ki- ülkede yaþayanlardan daha fazla vakýflar. -RedHack Savcýlýk tarafýndan resmen terörist ilan edildi. “Terörist” olarak anýlmak sizi rahatsýz etmedi mi? - Bizler MGK gündemine alýnmýþýz. Bu derece ciddi bir sorun görmelerinin nedeni sadece hack yapmamýz mý? Hiç sanmýyoruz. Asýl olay onlarýn sistemlerini hacklemekten çok, ayný zamanda “devlet imajýný” hacklememizdi. Çünkü ‘hiç yýkýlmayacak’ bir güç ve ‘dokunduðunda yanacaðýn’ bir iktidar algýsý vardý ve biz bunu hackledik. Onlarýn ‘dokunulabilir’ olduðunu gösterdik. Baþardýk. Açýkçasý mouse ve klavyelerimizden baþka kaybedecek birþeyimiz yok. Yarýn klavyelerimizi silah kabul edip ateþ ederlerse veya evlerimizi bombalarlarsa þaþýrmayýz ;) Bilinmeli ki biz sadece bir avuç dürüst insanýz fakat buna raðmen “Böyle bir dünyada zenginlerin koyunu sistemin uþaðý olmaktansa, terörist olarak anýlmak, zulme uðramak, bizler için onurdur.” -Son dönemde eylemleriniz artmaya baþladý. Neden eylemlerinizi artýrdýnýz? - Farkýndaysanýz biz eylemlerimizi artýrmadan, onlar halka saldýrýlarý artýrdý. THY grevleri ve iþten atýlmalardan, öðretmen atamalarýnýn yapýlmamasýna, üniversite öðrencilerinin maðdur edilmesinden KPSS ve ÖSYM’deki yolsuzluklara, polislerin halka yönelik þiddetinden, futbol seyircisinin bile terörize edilmesine, parasýz eðitim isteyenlerin hapislerde çürütülmesinden, muhalif kurumlarýn basýlmasýna, Uludere’nin hasýr altý edilmesinden, Suriye ile savaþ çýðýrtkanlýklarýna, kadýn cinayetlerinden, HES’ler ile doðanýn tahrip edilmesine, basýnýn sansürlenmesinden, internetten fikir paylaþtý diye gözaltý furyasýna kadar hýzlý bir gündem ve bu gündeme paralel 216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

halka yönelik saldýrýlar görüyoruz. Ýþte bizim eylemlerimiz de buna paralel geliþiyor. Bu dönemde çok arttý çünkü halka yönelik saldýrýlar da çok arttý. Gündem takip edilirse, halkýn neye tepki verdiði görülürse sýradakinin ne olacaðýný anlayabilirsiniz. -Ele geçirdiðiniz bilgilerin bir kýsmýný yayýnlýyorsunuz. Yayýnlamadýðýnýz bilgileri paylaþtýðýnýz yerler var mý? - Evet geçen günlerde 200 bin ihbarlý ve 20 bin sayfalý 75 MB bir text dosyasý yayýnladýk. Elimizde tonlarca dosya var ve çoðunu yayýmlamadýk. Hazmederek ve seçerek yayýnlýyoruz. Bazý stratejik kararlarýmýz var ve ona uygun davranmaya çalýþýyoruz. Yayýnladýðýmýz belgeleri önceden sitemizde yayýnlýyorduk ama 15’e yakýn sitemiz mahkeme kararýyla kapatýldýðý için, bu aralar belgeleri dosya yükleme sitelerine yüklüyoruz. Ayrýca, Dýþiþleri’nden ele geçirdiðimiz ve yayýmlamadýðýmýz, 65 GB’lik dosya bomba niteliðinde bir dosyadýr. -Örgüt yapýnýz nasýl? Aranýzda hiyerarþi var mý? Kararlarýnýzý nasýl veriyorsunuz? - Þu anki örgüt yapýmýz tamamen “grup” tarzýdýr. Yani iþbirliði ve görevlendirmelerle yürüyor. Fakat bu deðiþecek. Yakýnda bir manifesto yayýnlayacaðýz ve bu yayýnlayacaðýmýz manifestoyu kabul eden herkes bu kurallar ekseninde RedHack adýyla hack yapabilecek. Hatta kendi RedHack hücresini kurabilecek. Bunun denemelerine baþladýk. Kýsa süre önce TFF, “RedHack - Metin Lokumcu Hücresi” adýyla çökertildi. Þu an test aþamasýnda ama manifestomuzla beraber tamamen dönüþecek. Bizler ise hack’e devam ederken kurulan hücrelerdeki koordinasyonu saðlayarak, çýkabilecek aksilikleri düzelteceðiz. Yakýnda RedHack’i çok büyük ve nitelikli bir hacker örgütüne dönüþtürmeyi düþünüyoruz. Ayrýca ‘RedHack Grafik’ veya ‘RedHack Müzik” gibi hücreler de kurulabilecek ve bu hücrelerin amacý kendi niteliklerine göre çalýþmalar yapmak olacak. -Ankara Emniyet Müdürlüðü’ne yaptýðýnýz saldýrýnýn ardýndan tutuklanan 7 kiþi sizin üyeniz miydi? Masum olduklarýný Youtube’daki videoda belirtiyorsunuz. Sizden deðillerse bile onlara destek olmak için bir þey yapacak mýsýnýz? - Hiçbiri bizim üyemiz deðildi. Birkaçý sadece IRC kanalý vasýtasýyla bizimle sohbet eden, Facebook gibi platformlarda haberlerimizi paylaþan kiþilerdi. Bilgisayarý bile olmayan insanlarý RedHack’li diye tutuklarken,


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Röportaj

Playstation’un oyun CD’lerini delil olarak kabul etmiþler. Aslýnda asýl amaçlarý göz korkutmak, ‘devam ederseniz bunlar olacak’ demekti. Ama tutmadý. Eylemler gözle görülür bir þekilde artýþ yaptý, hatta tavan yaptý diyebiliriz. Çünkü iktidarýn bu pratiði bizi sinirlendirdi. Daha çok eyleme giriþtik ve önce özel savcýlýk, ardýndan terörle mücadele son olarak da Interpol’un listesine girdik. Bugünlerde de MGK gündemindeyiz. Yaptýðýmýz tüm eylemlerde bu arkadaþlardan bahsediyoruz. Ýlk mahkemede býrakýlmazlarsa çok daha büyük eylemlere giriþeceðimizi þimdiden söyleyebiliriz. -Türkiye’de diplomatik misyonlarda çalýþan personelin kimlik kartlarýný Dropbox’da paylaþtýnýz. Dropbox’ýn yasaklanmasý da gündeme geldi. Bu eylem çok eleþtiri aldý. Açýk hedef haline getirmeniz yanlýþ deðil miydi? - ‘Elimizde belgeler var’ dediðimizde Dýþiþleri Bakan Yardýmcýsý Naci Koru, ‘ellerinde birþey yok’ gibi bir açýklama yaptý, geçiþtirmeye çalýþtý. Biz de elimizdekilerin içinde “en deðersiz” olanlarýný DropBox kanalýyla sunduk. Yayýnladýklarýmýz ülkemize gelen yabancý ülkelerin temsilciliklerinde ça-

lýþanlar veya o ülkeler adýna görevde bulunanlardý. Neden önce bunlarý yayýnladýk? Çünkü gazetelerde ‘Türkiye gizli servis cenneti oldu’ haberlerini okuduk. Madem Türkiye Cumhuriyeti Devleti buna karþý birþey yapmýyor ve ülkesini gizli servis cennetine çeviriyor, o halde onlarý biz göndeririz dedik. ABD Ankara Büyükelçiliði’nin açýklama yaparak bizi kýnamasý, amacýmýza kýsmen de eriþtiðimizi gösterir. Daha sonra bu çalýþanlarýn kaygýlý olduklarý ifade edildi. Neden kaygý duyuyorlar ki? Hangi ülkenin mensubu olduðunu saklýyorlarsa, olayýn içinde baþka bir þey var demektir. O yüzden yayýnladýðýmýz için piþman deðiliz. Yabancý istihbarat ajanlarýný korkuttuysak ne mutlu bize. Ayrýca ABD’nin bizi kýnamasý da, en mutlu olduðumuz anlardandý. Teþekkür ediyoruz, bizi her gün kýnarlarsa seviniriz ;) Ve son olarak yayýnladýðýmýz belgelerde bu çalýþanlarýn çocuklarýný sansürleyerek yayýnladýk. Kötü niyetli olsaydýk bunu yapmazdýk. REDHACK sosyalizme inanan, biliþim ve teknoloji alanýnda iþçilerden oluþuyor. 1997 yýlýnda kurulan grup, þu an için çekirdek grup olarak 12 kiþiden oluþuyor. Fakat teknik çevre ve “kendiliðinden” örgütlenen hücrelerle

Bu yýl 12.’si düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Doða Festivali, 26-29 Temmuz 2012 tarihleri arasýnda yapýlýyor. Dersim Belediyesi ile Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) tarafýndan düzenlenen festivalin ana temasý, “Dersim ’38 Soykýrýmý Ve Barajlar” olarak belirlendi. 26 Temmuz günü gelen konuklarýn karþýlanmasý ile festival baþlýyor. Çeþitli konularda paneller, sergiler ve konserlerin olacaðý festival ayný gün stadyumda yapýlacak açýlýþ etkinliði ile start alýyor. Dersim Merkez’i olmak üzere Ovacýk ve çevre semtlerde Emeðe Ezgi afiþleri yapýldý. Emeðe Ezgi 26 Temmuz günü Ovacýk Merkezde, 27 Temmuz günü de Ovacýk’a baðlý 1994 yýlýnda güvenlik güçleri tarafýndan yakýlarak boþaltýlan Cevizlidere köyünde sahne aldý. Sanat Sokaðý’nda çeþitli siyasi dernek ve kurumun stantlarý açýldý. Mücadele Birliði Platformu da her yýl olduðu gibi bu yýl da stant açtý. Festivalin 1. günü çeþitli müzik gruplarýnýn yaný sýra Emeðe Ezgi de sahne al-

rasýnda kitle “Türk Kürt Ermeni Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði” ve “Dersim Sivas Roboski Unutulmaz Hiçbiri” sloganlarý atýldý. Emeðe Ezgi, Zazaki, Kýrmanci ve Ermenice parçalarla Ovacýk halkýný coþturdu. Emeðe Ezgi’nin ardýndan sahne alan Mehmet Ekici ise öncelikle siyanürlü altýn aramalarýnýn karþýsýnda olduðunu ifade ederek “Barajlara karþý ve siyanürlü altýn aramaya karþý mücadeleyi yükseltelim” dedi. Ardýndan Cevizlidere Köyü Halký imzalý “Siyanürlü Altýn Ayrýþtýrmacýlýðýna Hayýr! Doðamýza Ve Yaþamýmýza Sahip Çýkýyoruz!” pankartý açýldý. Ekici arka tarafa açýlan pankartý sahne önüne alýp teþekkür ederek, mücadelenin bir kez daha yükseltilmesi gerektiðini vurguladý. Not: Normalde Ovacýk Cevizlidere dý. Ýlk söyledikleri Dersimo parçasýnýn ar- köyünde yapýlacak etkinlik cenaze dolayýdýndan “Adým Deniz” parçasý söylendiði sýyla yapýlmadý. Ama Dersim halký slosýrada Mücadele Platformu üyeleri, kon- ganlarla barajlarýn yapýlacaðý yere yürüyüþ ser alanýna bayraklarla “Deniz Yusuf Ýnan düzenledi. Halk “Dersim Onurdur OnuruSavaþa Devam” ve “Yaþasýn Halklarýn na Sahip Çýk” ve “Baraj Yapma Boþuna Mücadele Birliði” sloganlarýyla giriþ yap- Yýkacaðýz Baþýna” sloganlarýyla yürüdütý. Seyit Rýza parçasý büyük alkýþ aldý, son- ler.

beraber 100 kiþilik bir ekibe ulaþtýklarý ifade ediliyor. Grup, üyeleri birbirlerinin ne yaptýðýný, adýný, cinsiyetini, yaþýný, medeni halini bilmediðini belirtiyor. Grubun içinde kadýnlar da yer alýyor. -Gündüz normal iþlerinizde çalýþýp, akþamlarý da hack mi yapýyorsunuz? Nasýl para kazanýyorsunuz? - Gündüz çalýþýyor, gece halk için çalýþýyoruz. Bazý arkadaþlarýmýz da tam tersi. Çok çalýþýp, emeðimizi yok pahasýna satýp, sömürülerek ama buna karþý direnerek yaþamaya çalýþýyoruz. Gündüzleri bazen üniversitede bir eylemdeyken, gece bilgisayar baþýnda eylemde olabiliyoruz. Biz sadece sanalda yaþamýyoruz, sanal içinde yaþamýyoruz. Burasý bir araç ve bu aracý biz iyi kullanýyoruz. Ve bu konuda son olarak yeteneklerimizi kesinlikle kiþisel çýkarlar ve bireysel kalkýnma için kullanmýyoruz. Bu tür bir hareket davamýza ve halkýmýza ihanettir bizim için. Milyon dolarlýk sistemlerle uðraþýyoruz fakat bazen görev baþýnda yiyecek ekmeðimiz, içecek kahvemiz bile olmuyor. Bundan utanmýyoruz aksine onur duyuyoruz.

12. MUNZUR FESTÝVALÝ’NDE EMEÐE EZGÝ

216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

21


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

DÝNCÝ GERÝCÝ FAÞÝZM YÝNE ÝÞ BAÞINDA berlik. Kardeþ kardeþ yaþamak istiyoruz. Biz böyle olaylar istemiyoruz. Çünkü neden? Çorum’da yaþandý, Maraþ’ta yaþandý, Malatya’da yaþandý da ondan. Biz kalkýp da bugüne kadar kimseyi incitmedik” dedi. Yaþadýklarý dehþet gecesini anlatan Leyla Evli de olaylar sýrasýnda cep telefonu ile kaydettiði görüntüleri ve eve atýlan taþlarý basýn mensuplarýna gösterdi. “Bizi Malatya’da dinci-faþistler provokas- öldürmeye gelmiþler, zaten adamlarýn ayon peþinde. Doðanþehir Sürgü Belde- macý belliydi. ‘Kürtlere ölüm’, ‘Alevilere si’nde yaþayan Alevi ailelere saldýran ölüm’, ‘Sizi burada barýndýrmayýz, gidin faþistler linç giriþiminde bulundu. Bir sü- buradan, gitmeseniz de biz sizi öldüreceredir bizzat iktidar ve devlet eliyle ülke ge- ðiz’ diyerek bizi tehdit ettiler. Biz sadece nelinde Alevilere karþý provokasyon bir gece öncesinde dedik ki pencereyi açgiriþimleri artýyordu. Sivas katliamcýlarý- týk, ‘Bizi rahatsýz etmeyin biz uyuyoruz, onýn zamanaþýmý ile kurtarýlmasý, baþbaka- ruç da tutmuyoruz. Ertesi sabah erkenden nýn bunu kutlamasý, dinci-faþist 4- 5 kiþi iþe gideceðiz’ dedik. Toplanan kagazetelerde Sivas katliamýna dair tahrifat labalýk, ‘Biz Sivas katliamý gibi yapacaiçeren yayýnlar, pek çok ilde Alevi yurttaþ- ðýz’, ‘Madýmak’taki gibi yapacaðýz, larýn açýktan tehdit edilmesi, evlerinin iþa- yakacaðýz sizi’ dediler.” retlenmesi... Bu defa provokasyon giriþimi Malatya’da karþýmýza çýktý. “Ramazan davulu” gerekçesiyle Sürgü Beldesi’ndeki Alevi Evli ailesinin evi taþlandý, ahýrlarý yakýldý. Olay yerine gelen jandarma timi faþist grubu daðýtmakta yetersiz kalýnca Doðanþehir Ýlçesi’nden takviye ekip istendi. Ýstiklal Marþý söyleyip, “Bu aile bugün buradan gidecek” diyen kalabalýðýn taþladýðý evin camlarý kýrýldý. Gruptakiler evin yanýndaki ahýrý ateþe verince jandarma havaya uyarý ateþi açtý. Yaklaþýk 2 saat süren olaylar, gelen takviye ekiplerin öfkeli kalabalýðý daðýtmasýyla son buldu. Evli taþlanan ve ahýrý yakýlan Hüseyin Hasan Evli, bugüne kadar Sürgü Kasabasý’nda herkesin kardeþçe yaþadýðýný söyledi. Hasan Hüseyin Evli, “Bizim istediðimiz birlik bera-

22

216. Sayý / 1 - 15 Ağustos 2012

Dinci Faþist güruh, üç gün sonra yine sokaða çýktý. “Allahu Ekber” sloganlarýyla Alevilerin evlerini etrafýný saran faþistler aileleri “burayý terk edeceksiniz” diye tehdit etti. Aileler can güvenliði nedeniyle dýþarý çýkamazken, BDP baþta olmak üzere milletvekilleri Sürgü’ye gitti. Milletvekillerinin twitter üzerinden gönderdikleri mesajlarda, Alevilerin oturduklarý yerde “50 kiþilik bir jandarma ekibiyle güvenlik önlemi” alýndýðý ve “evlere saldýrýlarak camlarýn kýrýlmýþ olduðu”nun görüldüðü bildiriliyor. Olaylarý protesto etmek için Ýstanbul Taksim Meydaný’nda, Sarýgazi Mahellesi Kaymakamlýk binasý önünde ve Ankara Güven Park’ta dün gece eylemler yapýldý. 30 Temmuz gece yarýsýndan sonra Taksim Meydaný’nda toplanan Aleviler, “Malatya, Sivas Olmayacak”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Faþizme Karþý Omuz Omuza” sloganlarıyla sabaha kadar oturma eylemi yaptılar. Gün içinde Hacý Bektaþ Veli Federasyonundan bir heyet, saldýrýya uðrayan aileleri ziyaret edecek. Türkiye’nin biç çok yerinde Alevi dernekleri protesto gösterileri düzenleyecek Ýstanbul’da Taksim Tramvay duraðýnda saat 20:30’da protesto gösterisi yapýlacaðý bildirildi. Aleviler uzunca bir süredir tehdit altýnda. Sermaye ve onun faþist devleti, en baþta da hükümet, her fýrsatta Alevileri hedef gösteriyor, aþaðýlýyor, çetelerini onlarýn üzerlerine salýyor. Bu faþist saldýrganlýða karþý daha sýký örgütlenmek, silahlanmak, özsavunma birimlerini oluþturmak elzem duruma geliyor. Bu görev ertelenemez. Aksi halde yeni Sivaslar, Maraþlar, Çorumlar kaçýnýlmaz olacak. Dün Maraþ’ta, Bugün Sivas’ta Çözüm Faþizme Karþý Savaþta!


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
s216 by sol yayin - Issuu