Page 1

“ H E R

Ş E Y V İ D EO

OY U N C U L A R I

İ Ç İ N . . .”

OYUNCULARIN DÜNYASI

Kasım - Aralık 2019 || 03 Sayı

İNCELEDİK DEAD RISING 3 DYING LIGHT DEAD SPACE CALL OF DUTY MODERN WARFARE


10 KASIM 1938 N O V

E

M

B E

R

1 0 ,

1 9

3

8

“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.” “İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal… İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!”

“Seeing me is not necessarily seeing my face. If you understand my ideas, my emotions and feel, this is enough.” “There are two Mustafa Kemal: Someone, meat and bone, temporary Mustafa Kemal... Second Mustafa Kemal, I can not express him with the word “I”; he is we, not me! He is an enlightened and warrior community in every corner of his country, engaging in new ideas, new life and great ideals. I’m representing their dreams. My endeavors are for satisfying what they longed for. He is Mustafa Kemal, you are all. It is Mustafa Kemal who is not temporary and must be successful!”


BİR EDİTÖRÜN SGİZLİ SAYFASI A E D I T O R ’ S E C R E T P A G E

Biraz işleri ciddileştirelim.

OK TAY S E L İ M Ö Z A N oktay@oyuncularindunyasi.com.tr

“İNANCINIZIN OLMADIĞI BİR YERDE GÜCÜNÜZ HİÇ BİR ŞEYDİR!”

Uzun bir aradan sonra herkese merhaba. Umarım görüşmeyeli iyisinizdir. Bizleri soracak olursanız yapılanma sürecine girmiş bulunmaktayız. Bundan dolayı da sizinle önemli bir haberimizi paylaşmak istiyoruz; artık dergilerinizi uygulamamız aracılığı ile rahat okuyabilir ve indirebilirsiniz. Şu anda uygulamamız sadece android tabanlı cihazlar için olsa da zamanla iOS platformları için hazırlanacaktır. Ama önce ilk adımımızı android platformlar için attık (tabletlerde okumak isterseniz sayıları pdf olarak indirmenizi tavsiye ediyorum). Az önce bahsettim ya, yapılanma sürecine girdik diye. Bu süreçte ekibi de güçlendirmekteyiz. Eğer sizde ailenizin projesinde yer almak isterseniz uygulamamızdaki “Başvuru” bölümünde yer alan gerekli adımları gerçekleştirmeniz gerekmektedir. Şu anda sadece içerik sağlayıcılara ihtiyacımız var ama bu -tabi ki- ilerleyen zamanlarda başka alanlarda beşeri ihtiyacımız olmayacak anlamı taşımamaktadır. Eğer varlığınızla bizleri onurlandırırsanız projelerimizi gerçekleştirmemiz için bir adım daha atmış olacağız. Ayrıca bu süreç içerisinde yollarımızı ayırdığımız herkese iyi dileklerimle birlikte bu güne kadar yanımızda olmalarından dolayı teşekkürü büyük bir borç bilirim. Yine bu süreç içerisinde aramıza katılan yeni aile fertlerimiz: Alper’e (ki kendisi şu anda ‘tatilde’), Akhan’a ve Emre’ye de hoşgeldiniz demek istiyorum. Neyse, fazla sözü uzatmadan gelelim bu sayımıza… Aslına bakarsanız karşınızda gördüğünüz sayımız bu yılın Mart/Nisan sayısı olacaktı. Uygulamamızı yaptırmak ve resmi mercilere başvurarak yasal bir düzenle karşınızda olmak istediğimiz için Kasım/Aralık sayısı olarak karşınızdayız. İçerik eski gibi gözükebilir (özellikle haber bölümü), sebebi de hazırlayıp yayınlamadığımız sayı olmasıdır. İncelemelerimizin bir kısmını Türkçe ve İngilizce göreceksiniz. Nedeni de zamanla düzeni yerine oturtmak için göz aşinalığı şimdiden başlasın diyedir. Çünkü belli bir sayıdan sonra neredeyse bütün içerik Türkçe ve İngilizce olacaktır. Bundan dolayı şimdiden gözlerinizin alışmasını istemekteyiz. Ayrıca bu sayımızı, her Kasım/Aralık sayısı olacağı gibi yine Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun silah arkadaşlarına adadık. Onlar olmasaydı ne biz biz olurduk ne de varlığımız saygıdeğer bir seviyeye ulaşırdı Türk olarak. Şimdi bu sözü anlamamız dileğiyle; “NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE”. Şimdi sizi derginizin yeni sayısıyla baş başa bırakmak için huzurunuzdan ayrılıyorum.

TAKİP ETMEK İÇİN...

Bir sonraki sayımızda görüşmek üzere.

OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 05


OYUNCULARIN DÜNYASI PROJE VE MARKA SORUMLUSU OKTAY SELİM ÖZAN oktay@oyuncularindunyasi.com.tr YAZI İŞLERİ YÖNETİCİSİ KAAN LOXDALE kaan@oyuncularindunyasi.com.tr YAZI İŞLERİ EKİBİ OĞUZ YILGIN SEDEF ÇİÇEK

03 SAYIMIZDA BULUNANİÇERİKLER BULUNAN

İ Ç İ N D E K İ L E R

05 08 13 14

BÖLÜM SORUMLULARI MAHİR KAPLAN RIFKI GÜZELGÜN KATKIDA BULUNANLAR AKHAN AKPINAR ALPER ŞANLI EMRE İNANLI FETHİYE KALEM

İNSAN KAYNAKLARI MÜDÜRÜ SEDEF GÖKSU ik@oyuncularindunyasi.com.tr AVUKAT REŞAD ÇİÇEK resad.cicek@oyuncularindunyasi.com.tr

16

İNTERNET SİTESİ SORUMLUSU TARIK DURMAZYOL YÖNETİM ADRESİ

YENİ MAH. BALIKESİR CAD. AĞIT SOK. NO:3/A 34880 - KARTAL-İSTANBUL/TÜRKİYE

OYUNCULARIN DÜNYASI elektronik dergisinde yer alan görseller, ilgili markaların sahiplerine aittir.

G Ü Z E L

M İ ?

İntikam nedir? Neden intikam duygusunu hissederiz, önemli bir olay karşısında? Karakterimizden dolayı mıdır inanç kavramımız? Aslında aklımızda yukarıda sıraladığım soruların daha niceleri vardır. Ama önemli olan hepsinin ortak bir cevabı var: İnsan olmak. Evet intikam belki en acı veya en güzel duygu hissiyatı olabilir ama değer verdiğimiz bir insanı kaybettiğimizde (nedensiz bir şekilde hem de) maalesef bu duygu bütün hücrelerimizde hissederiz. > >

Burada her şey farklı. Dünya farklı, düşünceler farklı, hayat farklı ve salgın farklı... Burada hayatta kalmak bambaşka bir beceri isteyen uzun soluklu bir macera gibi farklı... > >

20

CALL OF DUTY MODERN WARFARE

26 32 42 46 53 54

Biliyorum dede bir söylem olacak ama vallahi özlüyorum o eski günleri. Oyunlar eskiden yaratıcıların içindeki tutkuyu son ürüne dökebildikleri daha serbest bir ortamda üretiliyordu. Sektör henüz küçüktü, standartlar oluşmamıştı ve her ne kadar milyon dolarlar dönse de yapımcının kendisini ürettiği değer üzerinden ifade ettiği daha amatör bir ruh barındırıyordu oyunlar. Oyunun yaratıcısı ne istiyorsa onu deneyimliyorduk. Aramızda bir bağ oluşuyordu sanki. > >

BIOSHOCK DOSYA KONUSU DEAD SPACE DYING LIGHT SAYDAM EKRAN SAYGI KÖŞESİ KÖŞE YAZISI

50

Yayın Türü Yaygın, Süreli, 2 ayda 1

GEÇMİŞİ SAYGI VE MİNNETLE ANIYOR, GELECEĞİ ŞEKİLLENDİRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ.

O L M U Ş ,

THE HONG KONG MASSACRE

DERGİNİN YAYINLANDIĞI PLATFORMLAR Oyuncuların Dünyası Sitesi ve Uygulaması, ISSUU Publisher Online

İNTERNET SİTESİ www.oyuncularindunyasi.com.tr

N A S I L

Zombi oyunlarında aşina olduğumuz çetrefilli dünya yapısı farklı bir eğlenceyle geçmişte karşımıza çıkmıştı. Şimdi ise eğlence ile korkunun bir arada olduğu güzel bir dünya ile serinin üçüncü oyunu karşımızda.

OYUN TALEP SORUMLUSU ATAKAN BARIŞOĞLU anahtar@oyuncularindunyasi.com.tr

VİDEO DÜZENLEME VE YAYINLAMA SORUMLUSU FATİH ARIKAN

B A Ş L I Ğ I

DEAD RISING 3 APOCALYPSE EDITION

KALİTE KONTROL ALİ KALAN RIFKI SONEL denetim@oyuncularindunyasi.com.tr

GÖRSEL İLETİŞİM TASARIM SORUMLUSU OKTAY SELİM ÖZAN

A F F İ L İ

AND ENGLISH REVIEW

REKLAM SORUMLUSU AYNUR KALAMIŞ reklam@oyuncularindunyasi.com.tr

S A Y F A S I N I N

BİR EDİTÖRÜN GİZLİ SAYFASI SİZDEN GELENLER OYUN HABERLERİNİN KÖŞESİ OYUNCULARIN DÜNYASI’NIN HABERLERİ AND ENGLISH REVIEW

SAYI 03 - KASIM/ARALIK - 19

“O”NU SAYGI VE SEVGİYLE ANIYORUZ.

O Y U N C U L A R I N D Ü N YA S I U YA R I İ Ş A R E T L E R İ T H E W O R L D O F P L AY E R S W A R N I N G S I G N S

16 YAŞ VE ÜZERİ 16 YEARS AND OLDER

18 YAŞ VE ÜZERİ 18 YEARS AND OLDER

ARGO KELİMELER BAD LANGUAGE

CİNSEL İÇERİK SEXUAL CONTENT

EPİLEPSİ İÇERİK EPILEPSY CONTENT

KAN VE ŞİDDET BLOOD AND VIOLENCE


KADINLARIMIZA KALKAN “O” ELLER, NİNELERİMİZE, ANNELERİMİZE, HANIMLARIMIZA VE KIZLARIMIZA

HAYATIMIZDAKİ EN DEĞERLİ İNSAN OLMASAYDI VAR OLABİLİR MİYDİ?

KADINA ŞİDDETE

! R I HAY

#SUSAMAM

“BİR TOPLUMUN NE KADAR GELİŞTİĞİNİ GÖRMEK İSTERSENİZ İLK ÖNCE KADINLARIN NE KADAR ÖZGÜR OLDUĞUNA BAKMALISINIZ.”


SİZDEN GELENLER Bizi yalnız bırakmayan herkese teşekkür ederiz. Sizlerin dergisi olduğu için bizim gerçekleştirdiğimiz başarı tamamen sizin eserinizdir. Bundan dolayı ilk önce kendinizi sonra da bizi alkışlamanız yeterli. Oyuncuların Dünyası aileniz olarak karşınızda şapka çıkartarak teşekkürü bir borç bildiğimizi söylemek isterim. Seviliyorsunuz ve her zaman da sevileceksiniz.

rınızı yayınlarız ve sizi mutlu ederiz. Belli mi olur? ... Bu ay çok elektronik mail geldi sizden, ilk önce onun için teşekkür ederiz sonra da her mailinizi okuduğumuzu ama cevap veremediğimizi üzülerek dile getirmek isterim. Ama sizi temin ederim ki bundan sonra gelecek olan her maile geri dönüş yapacağım. Çok fazla mail gelince elimiz ayağımız birbirine girdi, hazırlıksız yakalndığımız için böyle bir durum oldu. Ama lütfen üzülmeyin veya kırılmayın bu duruma. Artık böyle olmayacağını söyledim.

ladığım sorular yine bizi size anlatacak ve sizin bizi anlamanıza yardımcı olacak unsurlara sahip. Genellikle ilk birkaç sayı okuyucunun dergi yapısını anlaması için özel olarak hazırlanmış sayı oluyor böyle ilk sayılar. Bu sayımızda birazcık böyle oldu. Zamanla oturtacağımız bir düzene sahip olacağız. Yakında...

10 arkadaşına bizi tanıttığın içinde ayrıca çok teşekkür ederiz. Böyle bir hizmeti herkesin görmesini ve severek takip etmesini çok istemekteyiz. Onlarda 10 kişiye tanıtırsa kafadan 100 kişi okumaya başlar.

Evet, ben ilgilendim ama dergide yer alan arkadaşlar benim kadar deneyime maalesef sahip değil. Ben onlara yön göstermekteyim. Ama yakın bir zamanda dergiyi bensiz yürütebileceklerini bilmekteyim, o zamana kadar bende bu sayfalarda olacağım.

Genel tasarımımız değişti. Evet, görmüş olduğunuz bu sayfa zaten geçtiğimiz sayıda değişmişti. Bu sayımızda da derginin diğer sayfaları değişti. Biz beğendik. Sizin fikirlerinizi de merak etmekteyiz. Bana yazınız mutlaka, belki gelecek sayı yazdıkla- Aralarından seçtiğim ve severek cevapMerhaba sevgili ailem! Merhaba Atakan, umarım derginizi beğenmişsinizdir. Size çok teşekkür ediyorum. Aylık giderlerim ekonomik yapıdan dolayı arttı ve bende sevdiğim bir oyun inceleme dergisini alamamaya başlamıştım. Uzun zamandır da bir dergi okumak istiyordum. Bir arama motoru vasıtasıyla size rastladım. O kadar ön yargı ile ilk başta yanaşmıştım ki… Bu ön yargımı yıktınız ilk başta. Sonra yeni bir proje olduğunuzu anladım ve size destek vermek istedim. Bedava olan bir derginin bu kadar güzel bir iş sonucu sunulması çok hoşuma gitti. Şimdi çevremde 10 kişi sizi severek takip ediyor. Büyük olasılıkla bu yazımı onlarda okuyacak (yayınlar mısınızın nazikce hali). Teşekkür ederim böyle bir dergiyi bize sunduğunuz için. Asıl biz teşekkür ederiz, böyle içtenlikle geri dönüş yaptığın için. Asıl amacımız tam olarak da bu. Dergi okumak isteyen ama ekonomik nedenlerden dolayı okuyamayan ya da coğrafya yapılarından kaynaklanan durumlarından dolayı basılı bir dergiye ulaşamayan kişilere böyle unsurları ortadan kaldırmak istediğimiz için böyle bir çalışma gerçekleştiriyoruz. Ön yargıları yıkmak atomu parçalamaktan zordur, demek ki biz zoru başarma evresini geçmişiz. İzlediğimiz yola devam edeceğiz!

Sorularımı da sorduktan sonra huzurunuzdan ayrılacağım: Siz tam olarak kimsiniz? Daha önce ilgilendiniz mi böyle bir iş ile? Türkiye’deki dergilerden farkınız sadece basılı olmamanız mıdır? Neden 36-45 sayfalık bir içerikle çıkmaktasınız iki ayda bir yayınlanan dergi için az değil mi? Çok güzel sorular sormuşsun. Bundan dolayı ben bu soruları cevaplaması için Oktay Bey’e bırakıyorum. Onun vereceği cevaplar benim verebileceğim cevaplardan daha aydınlatıcı olur. Söz sizde efenim... Merhaba Atakan, soruların için teşekkür ederim. Aklımdaki projeler konusunda örnek aldığım bir lider var. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulması için savaşlarda göğüs göğüse çarpışmış ve halkının artık refah düzeyine ulaşması için uğraşmış bir lider olan Mustafa Kemal ATATÜRK! Türk bir isimle anılan ve Türk’lüğü ile övünen ve dünyaya kişiliğiyle (bir ülkenin konsolosu mesela onun yanında durarken “onun” taklidini yapmaya çalışıyordu. Bu görüntü İnternette var, bakmanı öneririm) kafa tutan bir lider. Ben ve benimle birlikte Oyuncuların Dünyası ismi altında çalışan herkesin örnek aldığı kişi ve onun bıraktığı miraslardan birisi olan “Türk” kavramını biz dünyaya tekrar hatırlatmak istiyoruz! Ama bu sefer video oyun sektöründe. Hem de her alanında! Evet, birazcık hayal gibi gelebilir ama tek hedefimiz ve gayemiz tam olarak budur. Bu doğrultuda gerçekleştirdiğimiz ilk projede e-dergi. Bu e-dergi bizi hem sizinle buluşturuyor hem de dünyadaki oyuncu kitlesiyle.

... Bize yazın, canınız mı sıkılıyor, bir oyunda bir yeri mi geçemediniz, sevgilinizden mi ayrıldınız, dersleriniz mi kötü, derginizi mi beğenmediniz bize yazın, dertleşelim konuşalım: haber@oyuncularindunyasi.com.tr

Hayır, Türkiye’deki diğer dergilerden farkımız basılı olmak değildir. Farkımız bedava olmak ve kolay ulaşılabilirliğe sahip olmaktır. Ki birde iki dil ile çıkmaktayız! Türkiye’deki hangi dergi yurt dışı için böyle bir şey yapmaktadır? 36-45 sayfa çıkmasının nedeni aslında maalesef yapımcılardan dolayı. Evet, dergide incelemek istediğimiz oyunların hepsi oyun yapımcılarından veya dağıtımcılardan bize gelmektedir. Bunun içinde yapımcıların/dağıtımcıların inisiyatifine kaldığımız için en fazla 45 sayfalık içerikle karşınızda oluyoruz. İki ayda bir çıkmasının nedeni de aslında yapımcılar/dağıtımcılardır. Ama bu durum yakın bir zamanda bozulacak. Söz veriyorum. Bizi takipte kal, gör bak daha fazla sayı ve daha fazla doyurucu içerik sunacağız. Sorduğum sorular birazcık sert olabilir ama sizi içten bir şekilde tanımak ve hatta anlamak istiyorum. Gerçekleştireceğiniz veya gerçekleştirmek istediğiniz projeler doğrultusunda asıl amacınızın ne olduğunu öğrenmek istiyorum. Çok bir şey istemiyorumdur umarım. Hiç sorun değil, dert etme kendine. Tabi ki çok şey istemiyorsun! Biz kendimizi daha iyi anlatana kadar böyle sorular duymak istiyoruz. Çünkü biz bir iş yapıyoruz. Gerçekleştirmek istediğimiz birçok “şey” var. Bu da bizi aile olmamıza ve aile fertlerin birbirlerinin anlamasına yardımcı olmasına sebebiyet vermekte.


Bu arada sosyal ağ hesaplarınızda paylaştığınız Mart/Nisan sayfa düzeninizi çok sevdim. Hep böyle olun bence… Eskisi de güzeldi ama birazcık ruhu eksikti sanki. Bizde sevdik, hem de çok. Artık bu formata devam edeceğiz. İlk sayılarımızda sayfaları okumak zor oluyordu. Bunun eleştirisini çok aldık ve nasıl bir şey yapabiliriz diye masaya yatırdık. Giriş paragrafını uzattık ve böyle bir sonuç çıktı ortaya. Umarım diğer sayfalarımızı da beğenirsin. Sanırım çok uzun oldu kusura bakmayın, bu kadar yazacağımı tahmin etmiyordum. Sabırsız bir şekilde sizi bekliyorum, görüşmek üzere. Asıl biz sana teşekkür ederiz. Çünkü bizim ilerde yaptıklarımızla cevaplayacağımız soruları daha projeleri gerçekleştirmeden cevaplamamıza yardımcı oldun. Uzun olduğu da yok sende. Tekrar yaz bize, konuşalım, dertleşelim. Görüşmek üzere... Atakan Ant - İzmir Merhaba ve merhaba okuyucu (umarım yayınlarsınız da bu giriş yazım askıda kalmaz), Merhaba Adnan, sanırım yayınladık. Askıda kalmamış oldu giriş yazın. Sizleri tanıtım sayınızdan beridir takip ediyorum. Gerek sosyal medya hesaplarınız olsun gerek siteniz olsun neredeyse her gün kontrol ediyorum. En sonunda size mail atmaya karar verdim, umarım iyi etmişimdir. Sıkı bir aile bireyimizle karşı karşıyayız. Bu bizi çok mutlu etti, böyle bir durum olunca heyecanlanmamak elde değil! Aslında size tamamen teşekkür etmek için maili atmak istedim. Gelişiminiz her sayı daha da kendisini göstermekte. Benden de tam destek almaktasınız. Kitap okumayı sevmeyen birisi olarak her sayınızı okudum. Sizi ve gerçekleştirmek istediğiniz fikirlerinize inandığım içinde arkadaşlarıma yaydım. Umarım onlarda beğenmiştir benim gibi sizi de... Fikir ve düşünceler her zaman var olacak etken güce sahiptir. Bizi biz yapan düşüncelerimiz ve yegane inandığımız inançlarımızdır. Ne mutlu ki fikir ve düşüncelerimiz birbirimizle uyuşmuş ve aynı frekansta birleşmiş. Bunun için çok mutlu olduk. Bizler hizmetimiz karşısında takdir edilmek isteriz. Açık konuşmakta fayda var. Ama bu tabi ki her hizmetimizi eleştirmeyin anlamı taşımamaktadır. Bizim için önemli olan eleştirilmektir. Mesela geçtiğimiz sayı Hunt oyununun ön incelemesini sadece

gider. Buna adımız gibi eminiz. zombilere ayırdık ve bunu bile bile yayınladık. Bir sosyal ağ hesabımızdan derginin çıktığını yayınladıktan sonra 11 Ocak’ta bir eleştiri aldık. O kadar mutlu olduk ki anlatamam bu eleştiri karşısında. Şimdi artık ön incelemelerde tek bir konuya değinmeyeceğiz. Daha bitmemiş olan bir oyunun bütün unsurlarını betimleyeceğiz. Eleştiri bizim için çok önemlidir. Bir işin çok iyi olmasını istiyorsak eleştirilere kulak vermeliyiz.

Unutmayın! Başarınızla ve isminizle bolca söz ettirmeniz şu anda çektiğiniz dertleri ve kederleri size unutturacaktır. Sevdiğim bir söz ile mailimi noktalamak istiyorum: İnsanlar yoldaki fırtınalarla ilgilenmez, gemiyi limana nasıl yanaştırdığınıza bakarlar. Doğru söz, bu sözü çok sevdim. Bir insanın başarısı geçmişinde yaşadığı başarısızlıkların toplamında edindiği tecrübelerin sonucudur. Az önce de bahsettiğim gibi senin gibiler var oldukça hepimiz iyi yerlere geleceğiz!

Neyse fazla sözü uzatmayayım kendinize çok iyi bakın. Gelişiminiz yakından takip Sevgi ve saygılarımla, edilmektedir, haberiniz olsun. Asıl sevgi ve saygı bizden! Görüşürüz. Teşekkürler Adnan, özletme kendini lütfen, yaz mutlaka! Seviliyorsun. Ali Bora Yurt - Kastamonu Adnan Seferi - İzmir

Merhaba,

Merhaba OD topluluğu! Merhaba Ali!

Kuru bir merhaba demek ve halinizi ve hatırınızı sormak istedim. Merhaba Oğuz. Teşekkür ederiz. Görmüş olduSizi Steam’de var olan bir inceleme yazını- ğun gibi bir projeyle ilgileniyoruz. Bizi temsil edezı okuduktan sonra tanıdım. İleride büyük ceği gibi video oyuncuların kolay ulaşabileceği bir bir proje olacak olan ilk ayağı daha hazır proje olması konusunda uğraş içerisindeyiz. değilken rastlamam ve gözümün önünde evrilmesi çok hoşuma giden bir olguya Bu arada Selin hanım sesimizi duyuyorsanız lütfen sahip. Evet daha emekleme aşamasında bize mail atınız, geçen sayıdan kalma sohbetimiz olabilirsiniz veya tanınma… Ama gerçek- yarım kalmıştı! Evet, o konuşmayı devam etmek leştirmek istediğiniz proje ve bir sonra ki istiyoruz. Özlettiniz kendinizi. Bekliyoruz ekip olaprojeleriniz herkesin harcı değil. Bu aşikar rak, bu arada Oğuz sende yaz bize, böyle bırakma. bir gerçek, içtenlikle tebrik ederim. Ali çok sağ ol, vallahi billahi çok sağ ol. Takip edilmektesiniz. Dertlerimiz var her zamanda olacaklar Takip edilmek gibisi var mı bu dünyada? Şaka ama değişerek, önemli olan dertlerden bir tarafa her yerden takip edebilirsin bizi. rahat kurtulmaktır. Senin gibiler olduğu sürece çekeceğimiz dertler vız gelir tırıst Oğuz Han - Antalya OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 09


SİZDEN GELENLER Merhaba, Merhaba Oktay, Nasıl başlasam bilemiyorum. Zormuş aslında birisine mail yazmak (bu mail ilk mailimdir). Ama sanırım edebiyat derslerinden alıştığım kompozisyon alıştırma derslerinden aşina olduğum düzeyde bir yazı türü gibi bir şey mail göndermek. Aslında alıştığın türde olabilir. Br nevi kompozisyon, ama öyle birşey ki mail göndermek (eskiden telgraf, mektup vs gönderilirdi mesela) dertleşirsin, karşında kesin birinin olduğunu bilirsin. Ama tasvir yeteneğin iyi ise her zaman “bir yazmaya başlasam devami gelecek” diye düşürken kaleminin ucundan düşen kelimeler seni şaşırtacak düzeyde iyi olacaktır. Böyle bir giriş yazısı ile başladığım için özür dilerim. Ama cidden nasıl başlandığını bilmediğim için böyle bir şey oldu. Neyse, e-dergi projeniz haricinde gerçekleştireceğiniz projeleri merak etmekteyim. Sıradaki projeniz nedir tam olarak? Hiç sıkıntı yapma kendine, güzel başladın maile... Bir sonra ki projemizi Oktay Bey yakın bir zamanda sizlerle paylaşacak. Biz heyecanlıyız sizinde çok seveceğinizi tahmin etmekteyiz. Umarım inşallah, amin. Tekrar yazacağım, görüşmek üzere. Görüşürüz Oktay, bizi sensiz bırakma... Oktay Kurtluoğlu - Artvin Merhaba, Merhaba Adnan, hoşgeldin. Vallahi ne yalan söyleyeyim bir çok dergi okurum ilk defa bedava yayınlanan bir derginin kaliteli olduğunu gördüm. İlk önce sizi sonra da sizi destekleyen bizleri tebrik ederim. İlk zamanlarınıza şahit oluyoruz ya bu durum tıpkı emeklemeye başlayan ufak çocuk görmüş gibi bir olay. Evet, tam olarak böyle, iyi ki böyle bir duruma şahit oluyorum veya oluyoruz. Bizde heyecanlıyız. Evet, doğru biz bile heyecanlıyız. Çünkü gerçekleştirmek istediğimiz o kadar şey var ki! İlk projemiz bu, bunun emekleme dönemine şahit olmuş her okurumuz bizim için önemlidir. Bundan dolayı ilk okurlarımıza büyük sürprizlerimiz olacak. Çünkü bu dönemimize şahit olmuş sizin gibi değerli kişiler bizi biz yapan unsurları kazandıracak yegane kişilerdir. İyi ki varsınız! Bir sonra ki projeniz ne ise ona yardım etmek istemekteyim! Böyle bir çalışmanın sonucu görerek sizinle çalışmak istiyo10 | KASIM 19 | OYUNCULARIN DÜNYASI

rum. Çünkü bir sonraki projeniz bizi büyüleyecekmiş gibi bir his var içimde. Ne yalan söyleyeyim Adnan, biz bile büyülendik Oktay Bey’den duyunca. Bakalım, zamanı geldiğinde sizde büyülenecek misiniz? Bu arada eğer sende derginde yazmak istersen ik@oyuncularindunyasi. com.tr adresine bir mail atmanı öneririm. Görüşmek üzere, Görüşürüz Adnan, özletme kendini. Öpüyoruz seni. Adnan Kollu - Adana Merhaba, Merhaba Talha, Sizi bir arkadaşım vasıtasıyla tanıdım ve takip etmeye başladım. İyi ki o arkadaşım vasıtasıyla derginin daha doğrusu dergimizin emekleme dönemine şahidim. Kendini ayrıcalıklı ve şanslı hisseden kesimin bir parçası hissediyorum. Çok teşekkür ediyoruz Talha, seni seviyoruz. Evet, bir emekleme dönemindeyiz ve yürümeden önce emeklemeyi öğrenmek şart. Bunu senin gibi değerli aile üyelerimiz karşısında yaptığımız içinde asıl biz şanslıyız. Bunu söylemek istediğim için size yazıyorum. Umarım bu yazıyı yayınlayarak beni utandırmazsınız. Sanırım şu anda utanmış olabilirsin. Hahaha... Utanmana gerek yok, biz bizeyiz ve her zaman biz bize olacağız. Özletme kendini, yaz mutlaka. Arada da olsa yaz! Talha Özbey - Tekirdağ Merhaba sayın yetkili kişi, Merhaba Yavuz Selim hoş geldin. Sınavlarımın bittiği gün size yazıyorum. Nasılsınız? Ben birazcık yorgunum… Nasıl söylesem. Gelecekten bir beklentim yok aslında. Yaşıyor muyum yaşıyorum. Babam ve annem çalışıyor varlıklı bir ailem var ama bana göre değil. Sanki kendimi yabancı bir yerdeymiş gibi hissediyorum. Sizi bir dijital oyun indirilebilir mağazası aracılığı ile tanıdım. Gerçekleştirmek istediğiniz işin ne kadar önemli bir iş olduğunun farkındayım ve bundan dolayı

da bende destek vermek istemekteyim. Yakın çevreme bu projeden bahsettim ve onlarda benim gibi düşünmekteler. Yani başarınızın en sonunda meyvelenecek bir gerçeğe sahip olacağını biliyorlar. İyi dileklerin için çok teşekkür ederiz Yavuz Selim. Unutma, hayatımız bir sınav. Bu sınavı başarıyla sonuçlandırmak her zaman bizim elimizde. Açık konuşayım; sen normal bir ailenin çocuğundan birkaç sayı önde başlamışsın hayata, doğruya doğru. Bu avantajını değerlendirirsen senden sonra da gelecek olan nesline güzel bir hediye bırakabilirsin, bu bir buluş olabilir, farklı bir iş olabilir ve en önemlisi gelecekten bir beklentin olur böylece. Yabancı bir yerde hissetmen normal, çünkü artık büyüdün. Çocuk değilsin, o dönem geçti ve artık yetişkinsin. Az önce dediğim gibi bir iş yaparsan hayatın sana göre bir anlam kazanacaktır, kesin! Arkadaşlarına bizden bahsettiğin için çok teşekkür ederiz. Onlarda birkaç kişiye söylerse, onlarda birilerine ve onlarda birilerine... anlatırlarsa biz artık tamamız : ) Size birkaç tavsiyem olacaktır. Birincisi inandığınız yoldan asla vazgeçmeyin, ikincisi ise Türkiye’de başarı kazanılan bir projenin her zaman satıldığını görmekteyiz. Lütfen siz satmayın, her zaman daha da iyi olun. Tavsiyelerin için çok teşekkürler (ilk defa bir mailde iki kere teşekkür ettim), evet kesinlikle inançlarımızın doğrultusunda ilerleyeceğiz. Yalnız ikinci durum için sözü Oktay Bey’e bırakıyorum: Merhaba Yavuz, yok satış gibi bir durum söz konusu olmayacak, biz bu topraklarda yaşıyoruz ve yaşayacağızda, başka Türkiye yok, başka Oyuncuların Dünyası’da yok. Biz her zaman buradayız ve olacağızda. Saygılar. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Yavuz Selim Alıca - Konya


Merhaba, Merhaba Gürkan, Sizi nasıl takip edebiliriz? Mail bülteniniz aktif midir? Mail bültenimiz aktiftir, evet. İster bulten@oyuncularindunyasi.com.tr adresine boş mail gönderin. İsterseniz sitemizin anasayfasında yer alan bülten kayıt yerine mail adresini yazıp bize gönderin. Böylelikle her sayıyı çıkartığımızda ilk önce sizin haberiniz olur. İyi olmaz mı? : ) İyi çalışmalar, Teşekkür ediyorum Gürkan, tekrar yaz, bizi yalnız koma buralarda. Görüşmek üzere, yakında görüşmek dileğiyle. Gürkan Atasunoğlu Merhabalar, Merhaba Oğuz, Sizi bir sosyal ağ hesap aracılığı ile tanıdım ve sevdim. Yapmış olduğunuz çalışmaya hayran kalmamak elde değil. Takdir etmekteyim. Bundan dolayı sizi birkaç arkadaşıma gösterdim. Onlarda benim kadar oyunları sevmektedir. Değerli bir çalışma yaptığınızı ve bu çalışmanızı ilerletmenizi çok istiyorum. Ben kendi adıma konuşayım; elimden geldiğince size destek sunacağım bilginize. Teşekkür ederiz. Bizi çevrene anlattığın için çok teşekkür ederiz. Bir kişinin takdirini kazandıysak ne mutlu bize. Oğuz’un arkadaşlarına da teşekkür ederiz. Hep birlikte çoğalacağız. Damla damla sağlam çevreye sahip olacağız.

sahip olacaktır. İşte biz bunun öncülüğünü üstleneceğiz. Tek yapmamız gereken de aklımızdakileri gerçekleştirmek. Ben de birkaç kişiye sizden bahsettim. Onlarda benim gibi sizi beğendi ve onlarda arkadaşlarına söyleyecek. Çalışmanızı canı gönülden desteklemekteyim, tebrik ederim böyle bir proje yaptığınız için. Görüşmek üzere sevgili dostlar. Biz sizinleyiz! Biz teşekkür ederiz, eyvallah. Ahmet Cahit Can - İstanbul Merhaba, Yeni tasarımınızın bütün taslaklarını görmüş birisi olarak şunu söylemek istiyorum; çok güzel bir hâl aldı “dergimiz”. Oktay beyin ellerine sağlık. Sayfa tasarımı baya evrilmiş ve sanki böyle olmalıymış izlenimi vermektedir. Başka türlüsünü yakıştıramaz halini aldı şimdiden yeni tasarımınız. Eski sayılarımızın tasarımları birazcık zorlama gibi gözüküyor. Merhaba Gamze, söz Oktay Beyde; kim acaba gösterdi. Neyse nasıl olsa sizin için yapılan bir derginin sayfa tasarımlarını dergi yayınlanmadan etrafta dolaşması hoşuma gitti, demek ki istediğimiz yolda ilerliyoruz. Bana nerden gördünüz diye soruyor olabilirsiniz, ekipte yer alan bir kişiyle ortak arkadaşımız var. : ) O arkadaşı öğrendik, sevildiği için kendisi hiç ses etmedik. Bir ara o vakit ofise gel Gamze.

Görüşmek üzere, Tekrar görüşmek üzere Oğuz, tekrar görüşmek üzere...

Takip edilmektesiniz.

Oğuz Mert Günal

Merhaba,

Merhaba,

Tek bir soruyla sizi rahatsız edeceğim: Dergimiz için özel bir uygulama olacak mı? Olmasını çok istemekteyim, okuması da rahat olur, takibi de çok kolay olur. Evet, android uygulması ve ios uygulması olacak. Şu anda birkaç firmayla görüşmekteyiz. Yakın bir zamanda sonuçlanacak gibimize gelmekte. Eğer olursa haber salacağız etrafa. Bakalım nasıl bir uygulma çıkacak karşımıza.

Bir oyun mağazası aracılığı ile size rastladım. İyi ki de rastlamışım çünkü gerçekleştirmek istediğiniz oluşumun tam olarak neden gerçekleştirmek istediğinizi çok iyi anladım. Gerçekleştirmek istediğiniz projenin zamanla önemli bir yere geleceğinden hiç şüphesiz eminim. Sadece birazcık daha gayret etmelisiniz, her şey için… Teşekkür ederiz, bizim başladığımız bu proje bir çok kişi için önemli derecede örnek olmalı. Biz bir kıvılcım attık ortaya, bu kıvılcım birçok kişinin aklındaki projeyi gerçekleştirmek için ışık sunacak kaynağa

Gamze Darilbey - İstanbul

ve aklındaki soruyu sorduğun için. Bazı şeyleri gerçekleştirmek istiyoruz ve gerçekleştireceğiz. Ama adım adım... Sağlam olması için bu bir şart. Umut Kıvılcım Sonsöz - Ankara Merhaba, Derginize içerik konusunda yardımcı olmak istemekteyim. Nasıl başvurabilirim size. Başarılarınızın devamını dilemekteyim. Merhaba Talha, tabi içerik sağlayabilirsin ve parada kazanabilirsin. Ama ilk önce ik@oyuncularindunyasi.com.tr adresine bir inceleme yazısı yazıp göndermeni rica ediyorum. Sana mutlaka geri dönüş yapacağız. Bize böyle bir soru sorduğun için teşekkür ederiz. Tekrar görüşenedek, iyi çalışmalar. Talha Aynacı - Adana Selam! Sizin işiniz gücünüz yok mu da böyle bir dergi projesi gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz? En merak ettiğim soru budur, beni sakın yanlış anlamayın. Seviliyorsunuz, öpüyorum sizleri. Merhaba Dilek, aslına bakarsan işimiz gücümüz var. Birşeyleri değiştirmek, geçmişten bugüne kadar gelmiş bazı şeyleri değiştirmek, günümüze adapte etmek. Yıllar geçiyor, zaman ilerliyor. Bir nehirden nasıl iki kere yıkanılamıyorsa zamanın karşısında eski tarzda duramıyor. Bu bir evrenin kuralıdır. Bizler severek yaptığımız bir işi yine severek sizlere sunmak istiyoruz ve öyle de olacak. Tabi ki seni yanlış anlamıyoruz, anlamayız da. Eleştirmen veya sana saçma gibi gelen bir davranış olduğunu söylemen çok normal, çünkü daha önce böyle birşey görmedin, bundan dolayı da ilk olmak istiyoruz. Seni yargılamıyorum, sen de yanlış anlama bizi. Ama yapmak istediğimiz birşey var o da sektörde bazı şeyleri değiştirmek. Görüşmek üzere, tekrar yazmayı unutma. Dilek Morsümbül - İstanbul

Böyle bir derginin çalışmasını katkısı olan herkese teşekkürü bir borç bilirim, saygılarımla, iyi çalışmalar. Biz teşekkür ederiz. Bizi takip ettiğin için OYUNCULARIN DÜNYASI | MART 19 | 19


BİZİ TAKİP ETMEK İSTER MİSİNİZ?


OYUN HABERLERİNİN KÖŞESİ C O R N E R

N’Haber? MAHİR KAPLAN

Üçüncü sayımızı çıkardığımız bugünlerde bizi heyecanlandıran çok güzel bir şey oldu! Oktay Bey’in editör sayfasında da bahsettiği Kaan Bey’in aramıza katılması dergide önemli bir rüzgar yarattı. Onun gelişi bize şans getirecek önemli gelişmelere sebebiyet olacaktır. Bunun bilinciyle işimize daha da sarıldık ve planlarımızı tekrar gözden geçirerek detaylandırdık. Bu planlarımızın ilkini siz şu anda görmektesiniz. Yani yeni bir tasarım ile karşınıza çıkmak ilk düşüncemizdi ve bunu gerçekleştirdik! İkincisi planımız ise uluslararası iş yaparak Oyuncuların Dünyası ismini köklendireceğiz. Bu planımızı şimdilik bahsetmeme kararı aldık ama sizleri sevindirecek önemli bir düzeye sahip olacak bunu bilin. Fazla sözü uzatmadan bu sayıda Metro Exodus ile ilgili üzücü bir haber vereceğimizi, World War Z’de sadece zombilerle çatışmayacağımızı, Ubisoft’un mailing sistemindeki hatasını ve az birazda başka haberler üzerinde dolaşacağımızı söylemek isterim. Ayrıca şimdiden haberiniz olsun, içerde sayfa tasarımında ve içerik düzenlemelerinde değişiklik olmuştur. Bizim çok hoşumuza gitti yeni tasarım. Bu sayfaları gösterdiğimiz bazı okuyucularımızda beğendi. Güzel geri dönüşler aldığımızı içtenlikle söyleyebilirim ve bu gibi geri dönüşler evrilmemize vesile olacak en nadir yardım dokunuşlarıdır. Keyifli okumalar, bir sonraki sayımızda görüşmek üzere.

O F

G A M E

N E W S


OYUNCULARIN DÜNYASI’NIN HABERLERİ N E W S O F T H E G A M E R S W O R L D

ÜZDÜN BİZİ METRO, HEM DE ÇOK!

FARKLI BİR OYUN OLACAĞI BELLİYDİ

Focus Home Interactive’in basın bülteni aracılığı ile edindiğimiz Şu anda fütursuzca ağlayarak(!) size bu haberi yazmaktayım. bilgiye göre (çaktırmadan da olsa havamızı atarız efendim) WorDeep Silver bizi çok üzdü, ekip olarak dağıldık. Artık Metro Exo- ld War Z sadece Zombilerle başa çıkmayacağız! dus Steam’de yok! Evet, doğru duydunuz maalesef yok. Swarm Engine motoruyla harmanlanan oyunda beş değişik oyun Epic Games’in platformuna taşındı Metro Exodus oyunu. Size bu tarzlarında kol gezeceğiz. Scavenge Raid (haritadaki kaynakları satırları yazdığım zamanda (30 Ocak) bir yıllığına Steam’de sa- toplamaca), Vacine Hunt (bir nesneye sahip olmak için savaşmak tılması durduruldu. Onun yerine Epic’in dijital mağazasında boy ve o nesneye sahip olduktan sonra o nesneyi takımın kendisinde tutmasını sağlamak), Swarm Deathmacth (iki takımın karşıgösterecek. Üstelik yine 309TL’ye. laşmasını konu alacan bir oyun tarzı, bunda sadece düşmanımız karşı takım değil!), Swarm Domination (bölge kapmaca) ve son Üzüldük ey halkım, ağlatma bizi! olarak King of the Hill (tepe zaptedip, zafer puanı kazanmak için elinde tutma)! Heyecanımız dorukta... Sabırsız bir şekilde bekliyoruz!

SEN NE YAPTIN UBISOFT? Ubisoft mailling sistemin gazabına uğradı. Şaka, bültende sadece yanlış yazım -birazcık- politik bir taş atma olayı olarak nitelendirildi. Evet doğru, Amerika’da şu anda hükümet çalışanlarını süre- RAGE 2’Yİ GÖRDÜNÜZ MÜ? siz izin vererek bazı devlet memurlarını uzaklaştırdı. Bundan dolayı tanıtım bülteninde yazan: “Özel davetli betaya (Kapalı Beta) İlk oyunu çıktığında ortalığı kasup kavurmuştu. Yine aynı şekilgelin, gerçek bir hükümet kapanması nasıl olur anlayın!” de kasup kavuracağı aşikâr! Evet, bunu biz söylemiyoruz, bütün oyuncular söylemekte. Şöyle ki; 9 dakikalık oyun içi tanıtım viTam olarak belirtilen cümlede bir de bu haberin başlığında yer deosu yayınlandı ve sosyal medyada olay oldu. alan görselle gönderince acayip derece de sosyal ağlarda alay konusu oldular. Ordan oraya sıçradığımız ve özel silahlarla düşmanları alt ettiğimiz Rage 2 dünyasında Oyuncuların Dünyası olarak bizi en çok Yanlış gönderim sonucunda alay konusu olan Ubisoft’ta hemen heyecanlandıran hava aracı oldu. Tamam silahlarda güzel ve orikendi sosyal ağlarından özel davetli beta bülteni için özür diledi. jinal bir yapıya sahip ama hava aracı daha bir güzel ve eğlenceli. Bu mesajın aslında hiç bir siyasi mesaj barındırmadığını ABD hükümetini tasvir etmediklerini ve tamamen oyun haritasının yapı- Bilmiyorum sizin düşünceniz nedir ama biz çok sevdik görüntüsını vurgulama için yazıldığını dile getirdi. leri. Sizinde izlemeniz için aşağıda linki paylaştık. Uygun bir vaktinizde inceleyin çünkü video 9 dakikalık uzunlukta. Bizce reklamın iyisi kötüsü olmaz, maksat markayı ön plana çıkarmaksa bir sansasyonel haberle normal bir haberden daha Bazı ara sahneler kesilerek paylaşılmıştır, sonra nerden buraya hızlı şekilde ön planda olursun. Değil mi Ubisoft? geçti diye düşünmeyin; link buradadır. 14 | KASIM 19 | OYUNCULARIN DÜNYASI


ASGARİ ÜCRETİN 5’TE 1’İ

SEN NEYMİŞSİN BE ABİ?

Yurt dışındaki asgari ücret bizdeki gibi ama tek farkı onlar Amerikan Doları veya Euro bazlı ücretlerini almaktadır. Bizler ise şu anda onların asgari ücret tutarından 5.25’inden az bir tutarda maaşları almaktayız (ya da 6.30’dan). Malum $ ve € bizde 5-6 liraları bulduğu için biz onların asgari ücretin 5’te veya 6’da birini almaktayız.

Şubat ayında Origin üzerinden bedava oynanabilen bir oyun çıktı: APEX LEGENDS. Battle Royal tarzda oyunları seven kişilerin çok severek oynadığı oyun TitanFall evreninde geçmektedir.

Daha modern, daha iyi bir Battle Royal kaçınılmaz bir başarı doğurur. Nitekimde böyle de oldu! Apex sunucuları, ilk haftasında 3 milyon oyuncuyu ağırladı. Bu başarı şu anda da ilerlemekte, Bu asgari ücret karşılaşması bittikten sonra asıl konumuza dö- her gün ve her saat yeni bir oyuncu oyunu indirim oynamakta nelim. Konsol oyunları birkaç yıldır sadece lüks kesime hitap et- (bunlardan biriside benim, evet). mektedir. Artık bilgisayar oyunları da lüks kesime hitap etmeye başlamıştır. Devil May Cry’ın 5. oyunu DMC 5 bir dijital mağazada Eğer sizde merak ediyorsanız nasıl bir oyun olduğunu, bedava 400TL oldu. bir oyunun bu kadar eğlenceli olabileceğini düşünmediğimi söylemek isterim. Evet! Capcom, yapmayın etmeyin. Rica ediyoruz. Türk lirası dolar karşısında eridi, sizde böyle birşey yapmayın lütfen.

BETA’SINDA REKOR KIRDI! FAR CRY’DA METRO’DA KIRILDI Denuvo yazılım ile oyunların kırılması zorlaşacaktı ve böylelikle korsan oyun oynama imkansız hale gelecekti. Gelecekti diyorum çünkü Denuvo 5.6 kırıldı.

Bu bölümün ikinci haberinde yanlış bülten gönderimden bahsettiğimiz The Division 2’yi neden tekrar karşınıza çıkardık? Hemen söyleyelim; Ubisoft’un verilerine göre efendiler, oyun Ubisoft’un Beta test dönemlerinin rekorunu kırmış.

Evet, korsan oyun oynama imkansız hale getirmek için üretilen bu yazılım geçtiğimiz günlerde 5 günlük çalışma sonucunda kırıldı. Daha önce Resident Evil 2 Remake’te 5.5 sürümüyle yer alan Denuvo 5.5’in kırılmasıyla bir üst sürüm ile güçlendirilmişti. O da 5.6’ydı.

Amerika topraklarında geçecek hikâyeye sahip olan The Division 2 ilk oyunuyla dikkatleri üzerine çekmiş ve oyunun devamlılığı kendisini beli bir süre sonra tekrarlaması sonucunda bazı oyuncuların oyundan soğumasına neden olmuştu. Bu sefer 2. oyunuyla geçmişteki hataları tekrarlayacak mı The Division hep birlikte göreceğiz.

Zaten Metro Exodus adından son aylarda çokca söz ettirdi. Bir de Denuvo vasıtasıyla söz ettirmekte. Şu anda oyun sadece Epic Games’in dijital mağazasında yer almakta. Ama bizler hâlâ Steam’de yayınlanacağı günü iple çekmekteyiz. Bakalım birkaç gün sonra Metro hangi haberle karşımıza çıkacak. Beklemekteyiz.

Bu arada oyun içerisi görseller ve bol aksiyonun bulunduğu atmosfer şimdiden bizi büyüledi. Umarız ki büyülü dünyamızı alt üst edecek hatalara sebebiyet vermez sevgili Ubisoft. Tek isteğimiz, arzumuz ve dileğimiz budur. Bir de yüksek sistem gereksinime ihtiyaç duymaması bizleri çifte mutlu etti! OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 15


KÜNYE IMPRESSUM YAPIMCI PRODUCER VRESKI YAYINCI DISTRIBUTOR VRESKI TÜR TYPE AKSİYON ACTION WEB THE HONG KONG MASSACRE

16 | KASIM 19 | OYUNCULARIN DÜNYASI


PC İNCELEME - PC REVIEW WINDOWS - PS4

THE HONG KONG İntikam nedir? Neden intikam duygusunu hissederiz, önemli bir olay karşısında? Karakterimizden dolayı mıdır inanç kavramımız? Aslında aklımızda yukarıda sıraladığım soruların daha niceleri vardır. Ama önemli olan hepsinin ortak bir cevabı var: İnsan olmak. Evet intikam belki en acı veya en güzel duygu hissiyatı olabilir ama değer verdiğimiz bir insanı kaybettiğimizde (nedensiz bir şekilde hem de) maalesef bu duygu bütün hücrelerimizde hissederiz. Değerlimizi hayatımızdan alan kişinin hayatından-belki suçsuz olduğu halde- değer verdiği insanı çıkarmaya çalışırız. Yeni Max Payne’imiz bu sefer Hong Kong sokaklarında kendisini göstermekte, hem de farklı bir açıdan… > > What is revenge? Why do feel revenge in front of an important event? Is belief concept linked to our character? There are so many more questions in our mind similar to the ones above. But what is important is there is a common answer: Being human. Yes revenge can be the most painful or best feeling but losing somebody (especially for no reason) causes us to feel it in every body cell. We will try to remove close people of the person who removed our loved from our live even if they are innocent.

OYUNCULARIN DÜNYASI - KAPAK İNCELEMESİ REVIEW COVER

MASSACRE

This time the new Max Payne is in the Hong Kong streets, and in a different perspective... > > OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 17


> > 2014 yılından beridir üzerinde çalışılan bir oyun olan Hong Kong Massacre eğlenceyi bölüm bölüm yaşatan bir dünya sunmakta bizlere. Biraz Max Payne ve biraz da GTA 2 (Kamera açısı olarak)’nin harmanlanmış haliyle karşımızda duran oyun, hikâye bakımından intikam duygusunun kol gezdiği bir duygu barındırmakta. Karşımıza çıkan düşmanların kurşunlarından akrobatik hareketlerle kaçarak, -asıl hedefimiz olan- Hong Kong sokaklarının yeraltı dünyasına hükmeden çete liderine ulaşmamız birkaç fırın ekmek yememize vesile olacaktır. Aksi halde kaçınılmaz son bizim için birazcık daha yakın olur! Yüksek tempoyla ilerlediğimiz bir kontrol yapısıyla düşmanları slow-motion (ağırlaştırılmış zaman) hareketlerle etkisiz hale getiriyoruz. Hal böyle olunca mermi yağmurları altında görsel bir şölen bizleri beklemiş oluyor. Hikâye olarak yakın geçmişte ortağının öldürülmesiyle neye uğradığına şaşıran eski bir dedektifin titizlikle planladığı intikam planını nihai sonucuna kavuşturmak için uğraşıyoruz ve bu da bizi keyifli dakikalar yaşamak ve öldüğümüzde “hay allah”(!) nidalarını söylemek için davet ettiği anlamı taşımaktadır. GÖRSEL BİR ŞÖLEN Hikâyeden bahsettik bahsetmesine ama bizi en çok etkileyen etken ortamdaki bazı eşyaların ve bütün kapıların parçalanıyor olmasıdır. Camlardan mekâna girebiliyoruz mesela. Ya da tam kapının arkasında kötü adam var, kurşunla kapıyı parçalayarak arkasındaki adamı etkisiz hale getirebiliyoruz. Yazının başında Max Payne’e benzediğinden bahsetmiştik. Benzerliğini de detaylandıralım: Ağır çekim unsuruyla karşımıza çıkan bütün düşmanların kurşunlarından, akıllı hareketlerimizle kaçabiliyoruz. İlk bölümlerde akrobatik hareketlere sahip olamadığımız için milimlik kaçışların yardımıyla son düşmanı da etkisiz hale getirerek hikâyede ilerliyoruz. Hikâye bakımından klasik olan Hong Kong Massacre (sürprizin kaybolmasını istememektedir yazar burada) grafik ve ses olarak kesinlikle takdir edilmesi gereken bir oyun. Mermilerin izlediği yol ve çarptığı

18 | KASIM 19 | OYUNCULARIN DÜNYASI

> > Hong Kong Massacre is a game being worked on since 2014 and is offering fun in world level by level. A little Max Payne and a little GTA 2 (Camera View) mix includes a story with a high feeling of revenge. Dodging bullets of enemies we come across with acrobatic moves, we try to reach the -main target- gang leader of the underworld. Otherwise the inescapable end will be closer! With a fast tempo control system we neutralize our enemies with slow-motion moves. With this images under raining bullets come across. Story wise, in the near past a old detective plans a revenge plan due to his partner getting killed and for this we live quite fun minutes. A VISUAL FEAST We talked about the story, but what impresses us most is that some of the stuff and all the doors in the rooms are falling apart. Because of the disintegration feature, for example, we can enter the rooms through the windows. As another example; There’s a bad guy right behind the door, and we can kill him by smashing the door with a bullet. At the beginning of the article, we mentioned that it is a lot like Max Payne. Let’s elaborate on its similarity: We are able to evade all enemy bullets that we encounter through slow motion using our smart moves. Since we aren’t able to perform acrobatic moves in the first episodes, we immobilize the enemy until the last one by escaping the bullets with millimetric actions and move through the story. Hong Kong Massacre, being a classic in terms of its story (the author doesn’t want the spoil the surprise), is definitely a game that must be appreciated in terms of its graphics and sound. The projectile of the bullets and bouncing off the materials they hit create a particular


materyallerden sekerek hareket etmesi, mekanın aydınlanmasına yol açarak farklı bir ortam yaratmakta. Bu etkinin yanında birde bazı materyallerin parçalanabilirliği devreye girdiğinde tadından yenmeyecek bir atmosferin oluşmasına yardımcı olmakta… Sizin tek yapmanız gereken şey ise karşınızdan, arkanızdan veya sağdan soldan gelen mermilerin hedefi olmamak, aksi halde düşman sizi etkisiz hale getirmektedir. Böyle olunca da oynadığınız bölümü en baştan oynamanız gerekecek. Unutmayın tek bir mermi tek bir candır. Bu arada silah aktif etme sistemi var oyunda ve hatta kullandığımız silahları parçalar vasıtasıyla daha da güçlendirmekteyiz (seviye atlama sistemine sahip olduğunu söylemekte yazar burada). Bunu yaparken her bölüm sonunda alacağımız yıldız puanları harcamaktayız. Eğer bölümü oyunun istediği özellikte bitirirseniz üç tane daha yıldız kazanıyorsunuz. İşinize çok yarayacak ufak bir hatırlatmayı da yaptıktan sonra bir sonraki başlığa geçebilirim, izninizle. İSTATİSTEL BİR VERİ Hong Kong’un restaurantlarında, çatılarında ve sokaklarında karşımıza çıkan düşmanları etkisiz hale getirirken, her başa dönüşümüz ilgili istatistik verisini yükseltmektedir. Bunun haricinde kaç mermi harcadığımızı, kaç düşman hakladığımızı ve kaç dakikada düşmanları öldürdüğümüzü tutmaktadır. Ayrıca oyun öyle bir zorlamaktadır ki oyuncuyu sanki satranç tahtasında rakibimizi yenmeye çalışıyormuşuz gibi hissetirmekte. Bazı düşmanların hareket alanı dar iken bazı düşmanların bütün alanı dolaştığı bile oluyor, sırf bizi, yani intikam peşinde koşan dedektifi bulup öldürmek için. Demiştik ya, tek bir can tek bir mermi… Ondan dolayı aman dikkat! The Hong Kong Massacre kesinlikle oynanmalı ve kütüphanenizde saklanması gereken ender oyunlardan birisi. Biliyorum, şahsi gibi oldu ama deneyin mutlaka! Ama The Hong Kong Massacre bambaşka bir yapıyla refleks güçlerinize bağlı olarak eğlenebileceğiniz ender oyunlar arasında. Şans vermek gerekli mi? Oyunun şansa ihtiyacı yok ki.

setting by enlightening the venue. In addition to this effect, when the degradation of some materials is in play, it creates the perfect atmosphere. All you need to do is to make sure you don’t end up becoming the target of the bullets that come from all sides; otherwise, the enemy will neutralize you. And if you are hit, you need to replay the episode from the very beginning. Remember, a bullet is a life. By the way, there is a weapon activation system in the game, and we can even empower our weapons with different parts (the author means that you can increase your level). We must spend star points that we earn at the end of the episodes for that. If you finish the episode in the quality that the game requires, you earn three more stars. After this very useful reminder, I can move on to the next topic. STATISTICAL ONE DATA While neutralizing the enemy we encounter in the restaurants, rooftops and streets of Hong Kong, every time that we go back to the beginning increases the statistical data. It also keeps record of how many bullets we spend, how many enemies we killed and in how many minutes we killed the enemies. Besides, the game is so difficult that we feel like we are trying to defeat our opponent in a chess game. Some enemies have a small movement range while others can move around the entire area only to kill us, meaning the detective who is chasing vengeance. As we said before, a bullet is a life. So be careful! You should definitely play The Hong Kong Massacre and have it in your library. I know that this sounds a bit personal, but please try! The Hong Kong Massacre is among the rare games with an utterly different structure that allows you to enjoy based on your reflexes. Is it necessary to give it a chance? The game doesn’t need luck.

OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 19


PC İNCELEME - PC REVIEW WINDOWS - XBOX ONE

OYUNCULARIN DÜNYASI

DEAD RISING 3 APOCALYPSE EDITION

Zombi oyunlarında aşina olduğumuz çetrefilli dünya yapısı farklı bir eğlenceyle geçmişte karşımıza çıkmıştı. Şimdi ise eğlence ile korkunun bir arada olduğu güzel bir dünya ile serinin üçüncü oyunu karşımızda. Burada her şey farklı. Dünya farklı, düşünceler farklı, hayat farklı ve salgın farklı... Burada hayatta kalmak bambaşka bir beceri isteyen uzun soluklu bir macera gibi farklı... Dostlarınız artık bir elin parmaklarını geçmeyecek türden az kaldı. Salgının 78 saatin sonunda etrafın zombilerle ve çapulcularla çevreli olacak. İşte o zaman “keşke bende hastalığa yakalansaydım” diyeceksin. > > The intricate world structure that we are familiar with in the zombie games had, appeared in the past as a different kind of entertainment. Now both the fun and fear are together in a wonderful world and is here as the third game. Everything here is different. The world, ideas, live and infestation is different… Surviving here is like a long breathtaking adventure requiring completely different skills… The count of your friends wouldn’t pass your finger number. At 78. hour of the infestation you will be surrounded with zombies and raiders. That is when you will say “I wished i was infected aswell”. > >

20 | KASIM 19 | OYUNCULARIN DÜNYASI


KÜNYE IMPRESSUM YAPIMCI PRODUCER CAPCOM GAME STUDIO VANCOUVER YAYINCI DISTRIBUTOR CAPCOM TÜR TYPE AKSİYON ACTION WEB DEAD RISIGN 3 APOCALYPSE EDITION

OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 21


> > Giriş yazısında özetlenen bir durum ile baş başayız oyunda. Zombiler sarmış dört bir yanımızı, üstelik 78 saat gibi kısa bir sürede olan olmuş. Evet, karşımızdaki zombilerin hepsi ama hepsi 78 saat içerisinde veya öncesinde insandılar. Deneysel bir olayın ardından yürüyen ölüler haline geldiler. Ne kadar acınası bir durum değil mi? Hayır değil! Bu bir oyun, eğlencemiz ise burada devreye girmekte, o kadar çok zombi var ki etrafımızda onları yok etmek için silah kullanmak veya araç sürmek mantıklı bir gerçek. Aksi halde ölmeniz kaçınılmaz bir faktördür. NORMAL ARAÇ MI? Dead Rising 3’te diğer serilerinden başka en çok çevre tasvirleri dikkatinizi çekecek. İnsanlığın yok olduğu bir dünyayı, vurgulu bir şekilde göstermekte. Çaresizliğin ortasında durduğunuz anda çevrenizi tanımaya ve hatta anlamaya başlıyorsunuz: “Bir şekilde buradan kurtulmam lazım” düşüncesiyle karşınıza çıkan fırsatları sonuna kadar kullanıyorsunuz. Bunun sebebi de zombilere yemek olmamak içindir. Şöyle bir sahne düşünün; bir görev için yoldasınız ve aracınız zombilere çarpmaktan dolayı patlamadan önceki son seviyeye gelmiş. Çıkmak zorundasınız, çünkü karşınızda bulunan zombi güruhu içerisinden geçerseniz şansınız hiç yok. Az ilerde sizi tecizahlandıracak birisi okul otobüsüne çıkmış sizi korumak için size doğru gelen zombileri etkisiz hale getiriyor ve size “neye ihtiyacın varsa al kullan” diyor. O adam yardımıyla orada bulunan silahlar arasından seçtiklerinizle yakında duran sağlam aracın çevresindeki zombileri öldürerek ilerdeki kalabalığı yakınınızda bulunan sağlam araçla geçiyorsunuz. İşte böyle anlar sizi “nefes” aldıracak anlardır. Neden mi? Çünkü oyun neredeyse aralıksız aksiyon sunmakta, çevreye serpiştirilmiş rahatlayacağınız 22 | KASIM 19 | OYUNCULARIN DÜNYASI

> > As said in the entry writing we are stuck with this situation. Zombies all around us, and this all happened in a short period like 78 hours. Yes, every zombie around us were humans within or before 78 hours. After an experimental event they all turned into walking deads. Quite saddening isn’t it? Of course no! This is a game, and this is where the fun begins, so many zombies around us that we either have to use weapons or vehicles to kill them. Otherwise dying will be inevitable. NORMAL VEHICLES? In Dead Rising 3 the environment depictions will be noticed, different to the other series. A world without humanity, will be pointed out. When your standing in desperation you will notice your surroundings, even start understanding: with the “I must get out of here” idea, you try to every opportunity you find. And the only reason is not to be food of the zombies. Think of a scenario; you are on your way for a mission and your vehicle is about to blow from hitting zombies. You have to leave your car, as there is a swarm in front of you and you have no chance if you go through them. A little further a person who will gear you up, is on a school bus and neutralising zombies running towards you; and tells you “take whatever you need”. With the help of that person, you choose your weapons and clear out the zombies nearby and pass the swarm with a new vehicle. These type of moments will give you time to “breathe”. Why? Because the game give you nonstop action, if these special areas were not put around there would have been a high chance of getting bored.


özel alanlar olmasaydı sıkılabilme ihtima- In Dead Rising 3 (known as DR 3) every item we find can be used as a weapon. liniz çok yüksek olurdu. Yes every item (even a shopping cart)! Dead Rising 3 (bundan sonra DR 3 olarak We can even design our own absurd anılacaktır) oyunun da bulacağımız nere- weapon. As an example when the deyse her eşyayı silah olarak kullanabil- game was first introduced a sledge mekteyiz. Evet her eşya (market sepeti/ was combined with an electric chainaracı da dahil)! Bir de üstüne üstlük absürt saw. You can create lots of similar wesilah da tasarlayabiliyoruz. Mesela oyunun apons like this. ilk haberi yayınlandığı zaman balyoz ve elektrikli testerenin kombiniyle türetilen Just as I mentioned before, ingame we silahı da tanıtıldı. Buna benzer bir çok çeşit can use vehicles. But not every vehicle. Vehicles that have blown up or lost its tisilah tasarlayabilirsiniz. res (which can be noticeable) are out of Oyun içerisinde az önce bahsettiğim gibi our use. We can upgrade our vehicles but araçta kullanabiliyoruz. Ama maalesef her as the game wants. We can’t choose ouraracı değil. İnfilak etmiş ya da lastikleri selves like “I want it like this, I want this patlamış (ki bunlar oyun içerisinde kendi- weapon instead of this one”. The game is sini göstermektedir) araçlar kullanımımız a little limited for that. dışında. Kullandığımız araçları dışarıya karşı güçlendirebiliyoruz ama oyunun iste- TOO CROWDED diği düzeyde. Yani biz “şurası şöyle olsun, bu silah değil de şu silahı kullanmalı” diye In DR 3 there are too many zombies swarseçim yapamıyoruz. O konuda oyun kısır ming. You will be amazed. Can a zombie come out from everywhere? They do! bir yapıda. The exit of the air vents, behind a door or around a corner… Everywhere, for a ÇOK KALABALIK second I was saying “what is happening”. DR 3’ te haddinden fazla zombi ortalıklarda ci- And afterwards instead of killing them, I rit atıyor. Öyle böyle değil. Her yerden zombi started running away. Thanks to the chaçıkar mı arkadaşım? Çıkıyormuş! Havalandırıcı racters effort, we can easily escape. By borusunun çıkışından tuttun bir kapının veya the way, I didn’t tell you before, but I have köşenin ardından… Her yerdeler, kendimi bir to: There are one or two cars designed ara “ne oluyor yahu” derken yakaladım. Ki from luxurious cars in the game. Drifting bunu dedikten sonra pata küte zombileri öl- through the zombies are really entertaidürmek yerine onlardan kaçmaya başladım. ning, you will believe me. Karakterimizin eforu da sağ olsun bazı anlarda ortamdan kolay sıyrılmamıza yardımcı oluyor. Anyway; Outside is so sorrowful and Bu arada aramızda kalsın yukarıda bahsetme- dead, no one except us and a few otdim ama bahsetmesem içimde kalacak: Ünlü her people are alive. To go from A to birkaç lüks araçların yapısında olan bir iki araç B point we have to cope with zombie var oyunda. Onlarla zombilerin arasından kaç- swarms. If your PC is not a system after the year 2015, going outside will be a mak acayip eğlenceli, öyle böyle değil. torture for you. Because the load will Konuyu dağıtmadan: Dışarısı kederli ve bir increase on your PC, your PC might start o kadar ölü, biz ve tanıdığımız bir kaç > > to freeze and your fps might drop. > > OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 23


> > kişi haricinde kimse sağ değil. Biz > > This means it will take two-th bulunduğumuz A noktasından B noktasına giderken kalabalık zombi sürüleriyle baş etmek zorunda kalıyoruz. Sisteminiz 2015 yılından sonraya ait bir yapıda değilse maalesef dışarısı sizin için işkence olacaktır. Sisteminize binen yük artacağı için bilgisayarınız kasılabilir ve tepkime süresi gözle görülür bir şekilde azalabilir. Yani bu şu anlama gelmektedir; farenizi sağdan sola oynattığınızda ekrana asıl tepkiyi iki-üç saniye gecikmeyle görebilirsiniz. Evet, o derece de kalabalık bir ortam mevcut oyunda.

ree seconds for the game to rea ct to your mouse going from right to left. Yes, it is a really crowded game.

Even if you slice through the crowd like the Red Sea and destroy the crowd around, the crowd will be there again if you go to the nex t street and come back. Yes, this is a little bothering , I don’t know why there is such a thing. Just 15 seconds ago the zombies we destroyed, are walking towards us again like we didn’t do anyKalabalığı kızıldeniz gibi ortadan bö- thing. It recieves the minus point lüp bir yere ulaştığınızda ve buna rağ- from here. men çevrenizde toplanan kalabalığı dağıtıp bir arka sokağa geçtiğinizde FROM A LIVING LIFE TO A DEAD tekrar aynı sokağa dönerseniz o ka- WORLD labalık yine orada olacak. Evet, bu durum maalesef birazcık canımızı sık- 72 hours after the zombies escaping makta, neden böyle bir durum oldu- from experimental areas and spreğunu hiç bilmiyorum. Daha 15 saniye ading death, there is only a handful önce yok ettiğimiz bütün zombilerin amount of people left and everyone hepsi -biz sanki bir şey yapmamışız else has become part of the zombie gibi- karşımıza çıkmaktalar. Eksi puanı army. And we are doing what must be buradan almak oyun. done by following the directives with a long range radio. YAŞANILAN BİR HAYATTAN ÖLÜMLÜ BİR DÜNYAYA As the game progresses it gets better. With the side mission’s detailed Deneysel ortamdan kaçan zombilerin story we see a characteristic of our sokaklarda ölümü yaymaların üzerin- character (I won’t say what it is, don’t den 72 saat sonra Amerika toprakla- want to break your eager). The music, rında bir avuç insan kalmış ve geri character and area sounds (zombie

24 | KASIM 19 | OYUNCULARIN DÜNYASI


kalan herkes zombi ordusuna üye olmuştur. Biz ise elimizdeki uzak bağlantı kurabilen telsizle direktifleri takip ederek üzerimize düşeni gerçekleştiriyoruz. Ayrıca hikâye ilerledikçe oyunun daha da güzelleştiğini söylemek isterim. Yan görevler vasıtasıyla detaylılığa sahip hikâye karakterimizin bir özelliğini bize göstermekte (tabi ki bu özelliği söylemeyeceğim, hevesinizi kırmak istemiyorum). Müzik, karakter ve alan sesleri (zombi sesi, patlama ve ateş sesi vs) oyunda sizi kendi dünyasına hapsedecek derecede gerçekci. Grafikleri konusunda da kaplama detaylılığı asla “ben iki sene önce çıktım” demiyor, o derece iyi. Ama bunu ateşlerden çıkan dumanlar konusunda diyemeyeceğim. Çünkü yapmacık olduğunu hemen anlayabiliyorsunuz.

sounds, explosions and firing sounds and more) will lock you into the game with its realism. The graphics doesn’t say ‘I came out 2 years ago’, it’s that good. But I won’t say the same for smoke coming from the fire. You can easily say it is sloppy work. The sound, graphics and story all together makes an atmosphere that will keep you on the PC. To sum it up the game is one of the first 20 game that must be in your ‘the world that is about to fall’ collection. With the last chance given to us maybe we are the biggest anti-virus that will save humanity? Thats all for now. In hopes to have fun minutes and hours in game.

Ses, grafik ve hikayenin bir bütün halde yarattığı atmosfer ise tadından yenmeyecek tarzda sizi bilgisayar başından kaldırmamakta. Son kez toparlarsak oyun kesinlikle arşivinizde bulunması gereken “yıkılmak üzere olan dünya” temalı oyunlar arasında ilk 20’de. Yaşatılan bir son şans atmosferiyle belki insanlığı kurtaracak en büyük anti-virüs belki biziz? Bizden şimdilik bu kadar. Oyunda keyifli dakikalar ve saatler geçirmeniz dileğiyle.

OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 25


KÜNYE IMPRESSUM YAPIMCI PRODUCER INFINITY WARD YAYINCI DISTRIBUTOR ACTIVISON TÜR TYPE AKSİYON ACTION WEB CoD Modern Warfare

26 | MART 19 | OYUNCULARIN DÜNYASI


KONSOL İNCELEME WINDOWS - PS4

CALL OF DUTY Biliyorum dede bir söylem olacak ama vallahi özlüyorum o eski günleri. Oyunlar eskiden yaratıcıların içindeki tutkuyu son ürüne dökebildikleri daha serbest bir ortamda üretiliyordu. Sektör henüz küçüktü, standartlar oluşmamıştı ve her ne kadar milyon dolarlar dönse de yapımcının kendisini ürettiği değer üzerinden ifade ettiği daha amatör bir ruh barındırıyordu oyunlar. Oyunun yaratıcısı ne istiyorsa onu deneyimliyorduk. Aramızda bir bağ oluşuyordu sanki. Yanlış anlaşılmasın, tabi ki şikayetlerim var ancak oyun sektörünün şu an içerisinde bulunduğu durumdan hoşnutsuz değilim. Sadece sektörün bu kadar büyümesinin, pazar alanının ve tüketici spektrum genişlemesinin getirdiği bazı yan etkiler oyunların ruhundan bazı şeyler götürdü. Sanki artık büyük firmalardan gelen oyunların çoğu formüle dayalı iskeletlerden oluşuyor. Oyuncuların sevdiği her şey standartlaştırılıyor ve oyunlar artık o standartlar üzerine inşa ediliyor. Bu da her yıl kendi ayında çıkan, bir sene öncekinin tematik olarak değişmiş hali olan genişleme paketinden hallice oyunların yaratılmasına sebep oluyor. Aklınıza bir çok isim gelmiştir. Şimdi burada tek tek isim verip rencide etmeyelim. Zaten birazdan bu işin kralına kucak açacağız. Hazır mıyız? O zaman Activision’ın altın yumurtlayan tavuğu olan Call of Duty serisini şahlandıran dördüncü oyunla başlayan Modern Warfare alt serisinin aynı isimli yeniden yapımının tekli oyuncu incelemesi ile karşınızdayız. > >

EMRE İNANLI

MODERN WARFARE

OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 27


> > İnceleme ön notu olarak şunu aradan

çıkaralım. Oyunun PS4 sürümünün sadece tekli oyuncu (single-player) modunu deneyimledim. Bu incelemede “co-op” ve çoklu oyuncu (multi-player) modları ile herhangi bir bilgiye yer verilmeyecektir. YİNE YENİ YENİDEN Modern Warfare serisi adının getirdiği özellikle birlikte hep günümüz savaşlarını konu aldı. Günümüz savaşları da orta doğuda döndüğü için amerikan ve İngiliz ortak kahramanlıklarını anlatmanın yolu maalesef yine esmer tenli insanları öldürmekten geçmiş. Evet, tahmin edeceğiniz gibi ülkemizin de içinde bulunduğu konjonktürel durumdan kaynaklı yakından takip ettiğimiz Ortadoğu aktörlerinin hepsi oyunda mevcut. Paravan Suriye olan hayali ülke Urzikstan’da geçen oyunumuzda YPG/PKK, El-Kaide/IŞİD, beyaz miğferler gibi örgütler paravan adlarıyla varlar. Rusya mı? Rusya için paravan ada gerek var mı yahu. Rocky 4’den gelen amerikan yapımı geleneği ile Ruslar yine kötü, Ruslar yine gaddar. Haa, İngiliz dostlarına yardım ettiği sürece iyi olan Ruslar da var oyunda. Yine de bu durum oyunun PS4 sürümünün Rusya’da yasaklanmasına mani olmamış. Son olarak oyunda Türkiye ile ilgili gönderme görmedim. Bundan başka da oyunun konusu ile ilgili ekstra herhangi bir bilgiye gerek yok. Biri amerikan, diğeri ingiliz olmak üzere oyunun genelinde iki karakteri yönettiğimiz aksiyonu bol, klasik COD hikayesi. Yeni bir şey anlatmı-

28 | KASIM 19 | OYUNCULARIN DÜNYASI

yor. Ancak yapmayı çok iyi bildiği sinematik operasyonel oynanışından hiçbir şey kaybetmemiş oyun. Edilgen bir yapıda üstlerimizi takip ettiğimiz, heyecanlı, bir o kadar otantik bölümler var ve aksiyon sizi içine çekmeyi başarıyor. Hatta canımız ciğerimiz Captain Price’ımızın sesini ilk duyduğumda garip bir şekilde tüylerim ürperdi. Anladım ki yapımcılar gerçekten bu karakterden bir efsane yaratmışlar. Eski bir dostu görünce yaşadığım sevinci hissettim. Serinin eski oyunlarına aşırı benzese de son oyunumuzun getirdiği farklılıklar var tabi. COD hep yapar bunu ama sanki bu sefer fazla sivil katliamı ve dramatik sahneler göstererek savaşın yarattığı yıkımın etkilerini daha fazla hissettirmeye çalışmış. Bunu yaparken de bir yandan beş yüz kişiyi öldürmeseydik belki bunu yüreklerimizde daha samimi bir şekilde hissederdik diyelim ve oyun dinamiği anlamında gelen yeniliklere bakalım. İki bölümde çok küçük açık dünyalara yer verilmiş. Birden fazla hedefe gitmemiz gereken birkaç sokaktan ibaret açık dünya alanlarında alternatif yollardan hedeflerimize gidiyor ve gizli veya çatışarak yapılması gerekeni yapıyoruz. Hatta bunu yaparken tabancamız için dürbün gibi bir silah parçası buldum rastgele bir yerde. Yani oradan geçmesem veya dikkatli bakmasam edinemeyecektim bu parçayı. Tekrar ediyorum bu bölümler çok büyük değiller ve çok kısa sürede tamamlanıyorlar. Sanki serinin gelecek oyunları için oyuncuların


nabzını tutan küçük deneysel bölümler gibiler. Eğer olumlu dönüş alırlarsa gelecek oyunlarda bol bol görürüz sanırım. Fikrimi soracak olursanız özellikle bu bölümleri çok sıkıcı buldum. COD beynimde kaliteli hazırlanmış “scrpit” bazlı aksiyon sahneleriyle kodlanmış olacak ki bu bölümleri aksiyon istihkakından çalan monoton bölümler olarak değerlendirdim. Oyunun genelinden ayrılan ama bu sefer beğendiğim bir diğer bölüm ise, bir sivili ”Watch Dogs” oyunundaki gibi kameralar arasında geçiş yaparak binayı basan teröristlerin arasından komutlarımızla kaçırdığımız yerdi. Bir de oyunun bazı yerlerine oyuncu deneyimlerini değiştirmek adına küçük seçimler eklemişler. Örneğin işkence gördüğümüz bir yerde işkencecinin bize uzattığı suyu içip içmemek, içinde bomba olma ihtimali olan bir intihar aracı şüphelisini hedefine varmadan vurup vurmama kararı almak gibi. Hatta bir bölümde konuşma seçeneği bile eklenmiş inanır mısınız? Bu seçimlerin hikayenin gidişatına en ufak tepkisi yok tabi. COD’un çok eleştiri alan edilgen karakter yapısını biraz etkinleştirmeye çalışmışlar gibi geldi bana. Olur mu? Olur, bence sorun yok. HATASIZ KUL OLMAZ O zaman buradan sorunu olan yerlere gi-

delim bakalım. Arkadaşlar yine önümüzdeki araba patlıyor. Yani… Belki on beşinci defa falan. Assassin’s Creed’in nasıl kuleden samana atlaması varsa bu oyununda öndeki arabanın patlaması var. Bu söylediğim aslında yazının başında da belirttiğim gibi oyunun ne kadar formülasyon temelli üretimden geçtiğinin tezahürlerinden biri. Günümüz oyun dünyasının geldiği yeri tarif eden küçük anekdotlardan. Oyunun geri kalanı da çoğunlukla yeni bir şey vaad etmiyor, serinin kendisini tekrar ediyor. Hikaye anlatımında da küçük tutarsızlıklar mevcut. Örneğin Urzikstan’da direniş grubunun liderlerinden biri “biz de bomba yok, molotof atıyoruz emmi” diye fakir edebiyatı yaptıktan iki dakika sonra düşman helikopterlerine onlarca drone ile bomba saldırısı yapıyoruz. Yani bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Ayrıca ana karakterlerimiz oyun boyunca öldürdükleri insan sayısına göre fazla naif ve iyilik timsali kalmışlar. Ara sahnelerde ucuz vatanseverlik laflarını ağızlarından düşürmeyen, inandırıcılıktan uzak karakter tabloları çizmişler. Bunlar artık doksanlarda kalmış karakter yazımları. “Bizim ellerimiz kirlenecek ki dünya temiz kalacak” tarzı laflar 2020’ye gireceğimiz bu yıllarda artık karın doyurmuyor sevgili Infinity > >

“Teknoloji kullanımı ile imkanlar sınırsızdır.” - Stephen Hawking

OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 29


> > Ward. Kaldı ki oyunun aksiyon bölümlerinde bize keleş ile ateş eden bir kadını çocuğunun yanında öldürüyoruz. Ben kadını öldürmek istemedim ilk gördüğümde ve öldüm. Anladığım kadarıyla oyun bize burada eli silah tutan karakterimizi, yani bizi de eleştiriyor. O zaman bu durum ara sahnedeki özgürlük için, masumlar için savaşıyorum diyen karakterimizle tutarsızlık yaratmaz mı? Oyun savaşa olan yorumunda kontrpiyede kalmış gibi geldi bana.

bu durum Call of Duty serisine çok yakışıyor. Her sene sadece bu seriye özel, son baharının iki üç gününde, kısa oynanış süresi hatrına COD oyunu oynamakta sıkıntı görmüyorum. Marvel filmi izler gibi stresimi atıp çıkıyorum. Modern Warfare’in single player deneyimi uzun bir Michael Bay filmi tadında. Oynaması kolay, zihin yoran derinlikten uzak, eğlenceli bir oyun. Peki sadece 6 saatlik çıtır çerez bir deneyim için tam oyun parası verilir mi? Tartışılır. Artık karar sizin. Savaşın yalnızca Oyunun teknik kısmına gelirsek kusursuza oyunlarda kalması umuduyla hepinize bayakın bulduğumu itiraf etmeliyim. Grafik- rış dolu günler dilerim. ler PS4 Pro’da 4K çözünürlükte en patlamalı çatlamalı sahnelerde bile FPS’si 60’a kilit şekilde donmadan, oyundan atmadan oynayabildim. Teknik bilgilerle boğuşmadan söyleyebilirim ki ışıklandırmasından tutun, elimizdeki silahların dokusuna, yanımızda gezen karakterlerin yüz animasyonlarından gece atmosferine kadar ekranda gördüğüm her şey çok hoşuma gitti. Bunu bir de RTX teknolojisiyle görmek isterdim. Öldükten sonra gelen yükleme ekranlarının kısalığı da cabası. Gönlünüz rahat bir şekilde zorda oynayıp ölüp ölüp dirilebilirsiniz. SONDAN BİR ÖNCEKİ DÖNEMEÇ Gelelim günün sonuna. Deminden beri defaatle tekrar ettiğim gibi Modern Warfare’in yeniliğe başvurmadan, risk almadan serinin eski oyunlarını tekrar etmesi genele vurduğumuzda oyun dünyasının kanayan yarası. Ancak kabul etmeliyim ki

“Sağlıklı bir insan aklı sabah uyandığında bugünün kendisinin dünyadaki son günü olacağını düşünmez. Ama bu bence bir lüks, bir lanet değil. Sona yakın olduğunu bilmek bir nevi özgürlük.” - Captain Price 30 | KASIM 19 | OYUNCULARIN DÜNYASI


ARAMIZA KATILMAK İSTER MİSİNİZ?

İnceleme yazılarınızı öz geçmişinizle birlikte ik@oyuncularindunyasi.com.tr adresine gönderinizseniz size geri dönüş yapabiliriz.


BIOS D O S Y A

32 | KASIM 19 | OYUNCULARIN DÜNYASI

K


HOCK

K O N U S U

OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 27


DOSYA KONUSU

Bioshock’un dünyası ne anlatmakta? Gerçeklik neyi görmemizi ister? Yaşınız ilerlemesine rağmen oyunlara olan tutkunuz hiç azalmadıysa çevrenizden “bu yaşına kadar geldin hala oyun oynuyorsun” gibi tepkiler almış olmanız olası bir gerçektir. Bir de en popüler oyunların genelde sadece zevk ve eğlence üstüne kurulu olmasından dolayı pek derin bir hikayeye sahip değillerdir. Hikâye sadece aksiyona girmek için bir araçtır. O yüzden oyunlar genelde “boş” olarak değerlendirilir. Tabi ki film ve romanda olduğu gibi pek bir derinliği olmayan, size bir şeyler katmaya çalışan ve

arkasında bir derinliği olanlar oyunlarda var. Bunların en başında gelen oyunlardan biri ise Bioshock serisidir. Bioshock serisi oynanış olarak özel ya da devrimsel bir mekanik sunmaz. 3 oyundur mekanikleri aynıdır bir de ekibin diğer yaptığı seri olan System Shock’a bakarsanız sürekli aynı formülü kullandıklarını görürsünüz. Peki “nedir o zaman bu seriyi bu kadar özel ve derin yapan” derseniz arkasındaki felsefe tüm ideolojilere ve toplumlara yaptığı eleştiridir. Daha da özel yapan yanı eleştirilerini yaparken oyuncuyu yönlendirmez, “işte bu kötü ve bu da iyi” diye size sunmaz. Çünkü Bioshock serisine göre ideolojilerin hepsi sizi esir eder ve güç kimi eline

Alper Şanlı

geçerse o kötü olmaya mahkumdur. Bioshock’ların esin kaynağı Ayn Rand adlı Rus yazarın romanlarıdır. Ayn Rand sert bir objektivistdir. Bu görüşünü her eserinde belli etse bile en yoğun olarak işlediği eserleri Atlas Shrugged ve The Fountainhead’dir. Bu romanların Türkçe çevirileri mevcut fakat bulmanız artık pek mümkün değil. Bulursanız bile 200 TL’den daha aşağıya satmıyorlar ne yazık ki. Sinan Çetin’in sahip olduğu Plato Yayıncılık haklarını elinde tutmasına rağmen basımını durdurdu. O yüzden merak edenlere İngilizce olanlarını öneririm. Ayn Rand küçük bir çocukken Rusya’da Ekim Devrimini yaşadı. Ekim Devrimi


sonucunda Çarlık Rusya’sı bildiğiniz gibi yıkıldı ve Sovyetler Birliği kuruldu. Babası zengin bir fabrika sahibi olan Ayn Rand’ın elinden her şeyleri devlet tarafından alındı. Her ne kadar Ekim Devrimi, diktatörlüğe karşı olan ve fakir halkı savunmak adına başlamış olsa bile oldukça kanlı sonuçlara neden oldu. Ayn Rand küçük bir çocukken bir eleştirel gözle olaylara bakma yeteneğine sahipti. Fakat sessiz kalmak zorunda kaldı çünkü halkı korumak için yapılan bu devrimin söylediği düşüncelere karşı çıkarsanız sonucu ölümdü. Devletin dikte ettiği görüşlere katılmayan sınıf öğrencilerinin gözlerinin önünde kurşuna dizilmesine tanık oldu. Küçüklüğünü bu tarz korkunç olaylar içinde yaşadı. Daha sonradan Amerika’ya göç etti ve tam bir sosyalizm karşıtı olarak yaşamını sürdürü. Burada dikkat edilmesi gereken kısımlar “Ekim Devrimi”nin aslında hangi düşünceler ile başladığı fakat nelere neden olduğu, insanlar tarafından nasıl yürütüldüğü ve Ayn Rand’ın kendi yaşadığı tecrübeler ışığında görüşünün nasıl değiştiğidir. Bu önemli temalar Bioshock serisi boyunca karşımıza çıkacak. Önceden bahsettiğim objektivizm görüşünü açıklamak gerekirse. Objektivizm kişisel çıkarlar üzerine kuruludur. Erdemli bir hayatın sadece akıl yoluyla belirlenmiş nedenler doğrultusunda yaşamasına gerektiğini savunur. Bu görüşe göre “gerçek” dediğimiz; size, bana, ona göre değişmez sadece bir gerçekçilik vardır ve bu bizim zihnimiz ve duygularımızdan bağımsızdır. Bu gerçeği biz sadece akıl ve hislerimiz ile keşfedebiliriz. Din, ruhani, kutsal düşünceler bu görüşe göre tamamen gereksizdir. Bu yüzden de Tanrı’yı reddeder. Ayn Rand kendi görüşlerinde

Aristoteles’den yararlanmıştır. Aristoteles’de benzer bir şekilde mutluluğun kişinin kendi çıkarlarını takip etmesinden ve kişisel doyumdan geldiğini ileri sürer. Kendini sevmek ya da öz sevgi en yüksek değerdir. Bu düşünceye göre birinin bizi sevmesi sadece kendimizi seversek gerçekleşir der. Kısacası objektivizm görüşünde herkesin önüne önce kendimizi koymamız gerekir. Diğer insanları düşünmenin, onlara iyilik yapmanın, genel toplumun çıkarlarını kendi çıkarlarımız önüne koymanın pek gereği ve anlamı yoktur. Fakat çoğu kişi genelde bu görüşü ‘kimseye yardım etmeyin’ olarak yanlış anlar. Objektivizm kimseye yardım etmeyin demez eğer siz isterseniz edebilirsiniz fakat bunu gerekli ya da erdemli bir hareket olarak görmez. Bencil olmak erdemli bir özelliktir bu görüşe göre. Basit bir örnek vermek gerekirse aynı iş görüşmesine gidiyoruz ve siz benim önüme zorluklar çıkarır ya da bana pislik yaparsanız bu erdemli bir hareket olarak değerlendirir bu görüşte. Anlayacağınız gibi Kapitalizm’i de savunur Any Rand. Any Rand’a göre Dünya’nın en büyük sorunu ve en büyük düşmanı ırkçılık, soykırım ya da savaşlar değil, ‘altruism’dir. Alturism düşüncesi çoğu zaman diğerlerine yardım etmek ile karıştırır fakat alturism bunun ötesinde kendini başkaları için feda etmektir. Buna örnek intihar bombacıları olabileceği gibi diğer insanların iyiliği için kendi çıkarlarından vazgeçmeyi de içerir. Günümüzde de örneklerini görebileceğimiz bazı insanların düzenli, rahat hayatlarını bırakıp zor durumda olanlara yardım etmek için sürekli çalışmaları örnek gösterilebilir. Fakat Rand’ın Objektivizm’i bir işin size

getirisi yoksa o işe girişmeyin der. Alturism’i komple reddettiği gibi Kolektivizm’i de reddeder. Kitabın görüşlerinin aklınızda daha net oturması ve ne kadar etkili olduğunu belirtmek için Sinan Çetin’den örnek vermek istiyorum. Ne alaka diyebilirsiniz fakat Sinan Çetin’in en sevdiği kitaplardan biri Atlas Shrugged. Okuduktan sonra yakın arkadaşı olarak gördüğü herkese bu kitaba hediye edermiş. Kitabı okumadan önce 14 Numara, Çirkinler de Sever, Bir Günün Hikayesi gibi Türkiye toplumuna ait sorunları anlatan filmleri çekerken, kitabı okuduktan sonra bu tarz filmleri bırakıp reklam sektörüne yönelmiş ve parayı bulmuştur. Aynı zamanda o zamandan bu zamana Türkiye’de kim iktidarsa onu savunan biri haline dönüşmüştür. Rand’ın görüşüne göre tüm bu yaptıkları erdemlidir çünkü ‘adam kendini düşünüyor’ diyebiliriz. ANDREW RYAN İsim benzerliği çoktan dikkatinizi çekmiş olacaktır. İlk Bioshock oyunundaki Rapture’u kuran kişi Andrew Ryan aslında Any Rand’ı temsil eder. Any Rand dışında oyundaki Andrew Ryan, The Fountainhead kitabındaki Howard Roark ve Atlas Shrugged kitabındaki Hank Rearden ve John Galt adlı karakterlerin birleşimidir. Atlas Shrugged kitabında John Galt dahi bir mühendistir. John devletin büyük şirketlerden vergi alması ve ekonomiye karışmasını bir sorun olarak görür ve bu durumdan rahatsızlık duyar. Kendisi gibi büyük şirket sahipleri ve dâhileri toplayarak işlerini bırakmasını ve Galt’s Gluth adında dağların arasında saklı bir yerde yaşamayı teklif eder. Kitapta bu önemli kişiler işlerini bırakıp burada yaşamaya başladığında dış dünyada her şey durur ve kaos hüküm sürer. Rapture’u kuran Andrew Ryan’da yazar Any Rand ile aynı hayat tecrübelerini yaşamıştır o da devrimi görmüş ve sos- > >

OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 35


DOSYA KONUSU

yalizm karşıtıdır. Amerika’ya gelir ve burada çok başarılı olur. 3 büyük şirket sahibidir. Amerika Kültürü ve Kapitalizm’i ideal form olarak görür. Fakat gerçek hayatta da olduğu gibi Amerika hükümeti zaman içinde şirketlerden yüksek vergiler kesen yasalar çıkartır. Bu yasalar arasında işçilere verilmesi gereken minimum ücretin verilmesi de vardır. Bunları Andrew Ryan işte Amerika’da Sovyetler gibi olacak diyerek yeni bir yol arar. Bunun sonunda Rapture’ı kurar. Rapture başarılı iş adamları, dahilerden oluşan bir toplum olacaktır ve hiçbir şekilde otorite yasalar, kurallar koymayacak ve ekonomiye karışmayacaktır. Amerika’ya geri dönersek “çalışan başarır” görüşü aynı zamanda bir kişi fakirse ya da hayatını sürdüremiyorsa bu hak ettiği içindir, demek ki çok çalışmamıştır fikrini de beraberinde getirir. Bunun doğru olmadığını zaten yaşayarak da tecrübe ediyoruz. Her zaman çok çalışmak başa-

rıyı beraberinde getirmez. Aynı zamanda bazı kişiler iyi bir eğitim almak, işinde çok çalışmak gibi toplumsal olarak kabul edilen yolları takip ederken diğer bireyler başka yolları izleyerek kısa yoldan zengin olmayı başarır. Amerika tarihi ve Rapture tarihi arasında büyük benzerlikler vardır. Amerika iç savaşı bittikten sonra Avrupa’da yönetimin baskısından sıkılan, kurtulmak isteyen bireyler Amerika’ya göç etmiştir. Bu sayede Amerikan Ekonomisi büyük bir gelişme kaydetmiştir. Teknoloji gelişmiştir, kıtalar arası tren yolları yapılmıştır. İlerleyen zamanlarda 30 yıl içinde yarım milyondan fazla teknoloji patenti Amerika’dan çıkmıştır. Thomas Edison, Henry Ford ve niceleri. Teknolojinin, ekonominin büyük bir hızla geliştiği bu dönem tarihsel olarak “Glided Age” olarak tanımlanır. Amerika iç savaşında Thomas Jefferson’ın John Locke’dan esinlenerek formüle ettiği her insanın eşit yaratıldığı ve ortak haklara sahip olduğu görüşü hakimdir. Buraya kadar okurken

“eee iyiymiş o zaman işte bu görüş” diye düşünebilirsiniz. Her ne kadar Thomas Jefferson bu kimsenin karşı çıkmayacağı fikirleri savunmasına ve Amerika iç savaşından sonra benimsenen temel kavramlar olmasına ön ayak olması önemli tabi göz ardı edilemeyecek olması da. Jefferson’ın bu fikirleri savunurken kendine ait zenci köleleri olduğu ve kendi sattığı şaraplar üzerinden İngilizlerin vergi alması yüzünden yani kendi çıkarları yüzünden baş kaldırdığı gibi söylentiler de tarihte vardır. Aynı zamanda demiryolları getirilen Çinli işçilerin ölümüne çalıştırılması ile yapılmıştır. Amerika’da gelişmenin doruk noktasındayken yavaş yavaş zengin olmayan, işçi sınıfının yükselen sesleriyle karşılaşır. O dönemde tüm bu gelişmelere rağmen toplumun %40’ının hiç parası yoktur ve %2si geri kalan herkesin toplumundan daha çok parası vardır. Toplum bu duruma ses çıkarmaya başlar. Artık bazı yazar ve düşünürler fabrika sahiplerinin bu başarılarını kendilerini işlerine adaması ve çok çalışmasından değil diğer insanları sömürmesinden dolayı başarılı olduklarını düşünmeye, yazmaya başlar. Bu düşünürlere göre işçiler maaşlı köle olmuşlardır. Rapture’da aynı şekilde ilk kurulduğu zamanlar gelen kişiler sayesinde çok büyük başarılara imza atsa hatta yüzeydeki teknoloji ve devletleri geçse bile zaman içinde benzer sorunlar ile karşılaşır. Rapture’e gelen büyük çoğunluk başarılı, zengin, mimar, mühendis, bilim adamı gibi kişiler olduklarından işçilere de gerek vardır. Bu yüzden Rapture dışardan bu tarz işlerde çalışması için işçileri getirme-

36 | KASIM 19 | OYUNCULARIN DÜNYASI


toplumun çıkarlarını düşünerek hareket etmesi, davranması gerektiğini savunur. Ona göre kolektif olarak hareket etmeliyizdir. Böyle yazınca da “İşte düzgün düşünceye sahip biri” demiş olabilirsiniz, ama Bioshock serisinde böyle bir düşünce ya da görüş yoktur.

ye başlar. Andrew Ryan ve yazarımız Ayn Rand “Laissez Faire” ekonomiyi savunur. Bu ekonomi modeli basit olarak devletin insanların temel haklarını korumasını ve ekonomiye, şirketlere karışmaması görüşüdür. Aynı zamanda yazar ve oyun karakteri Ryan refah devletine karşıdır. Böyle olunca Rapture içinde otorite tarafından sağlanan sosyal güvenlik ya da ücretsiz sağlık sistemi yoktur. Andrew Ryan’a göre bunların ücretsiz sunulması gerektiğini düşünenler parazitten başka bir şey değildir. Durum böyle olunca ve Rapture’da yaşayan zenginlerde sadece kendi çıkarlarını düşündüğü ve kazançlarını yükseltmeye odaklandıkları için işçiler fakir kalmaya devam eder. Aynı zamanda Rapture’ın işçi ihtiyacı hiçbir zaman bitmemektedir ve sürekli dışarıdan işçileri bünyesine getirir. Tıpkı günümüz Kapitalist toplumu gibi parası olan kişilere her şeyi sunan Rapture parası olmayan kişiler için bir hapishaneye dönüşür. Çünkü Rapture’a bir kez girdiniz mi bir daha çıkışı yoktur. Rapture’da otorite ekonomiye karışmaz, tek bir kural dışında başka hiçbir kural yoktur. O kuralda yüzey ile hiçbir şekilde iletişim kurulmaması ve Rapture’ın varlığı hakkında tek bir kelime edilmemesidir. Rapture’da ufak ufak sorunlar baş göstermeye başlamışken ilk oyunun kötü karakteri Frank Fontaine’den bahsetmek gerekir. Kendisi tüm küçüklüğünü tiyatro salonlarında geçirmiştir. Kendisi küçük bir çocukken bile aktörlerin nasıl kendilerini değiştirebildiğini, farklı rollere büründüğünü görüp etkilenmiştir. Zaman içinde kendisi de makyaj, kılık değiştirme, farklı rollere bürünme de bir uzman haline gelip, bu yeteneklerini insanları dolandırmak için kullanmaya başlamıştır. Frank’in Rapture’dan haberi olur, kendisi burayı yağmalanmayı bekleyen bir fırsat olarak görür. Daha önceden bahsettiğim gibi

Rapture işçi sıkıntısı çektiği için zaman zaman işçi toplamaktadır. Frank bunların arasına girer ve Rapture’a gelir gelmez kendisine bir servet yaratmaya başlar. Frank, Rapture’da insanların balık yemekten sıkıldığı ve yüzeyden haberdar olmak istediğini görür. Bağlantıları sayesinde Rapture’da olmayan malları gizli bir şekilde getirmeye başlar. Kendisi yürüttüğü kaçakçılık işi sayesinde Rapture’un önemli figürlerinden biri haline gelir. Andrew bu işlerin arkasından Frank’ın olduğundan şüphelenir fakat hiçbir zaman kanıtlayamaz. Burada dikkat edilmesi gerekir ki Frank ve Andrew aslında aynı görüşe sahiptir fakat Andrew nispeten daha iyi bir niyet ile Rapture’u kurmuştur. Rapture’ın devletin, yasaların, dinlerin getirdiği sınırların olmadığı, bu sayede bilim adamları, sanatçıların kendi istedikleri gibi gönül rahatlığı ile çalışabileceği bir yer olarak hayal etmiştir. Fakat arkasında kişisel çıkarları vardır. Frank’de aynı şekilde kendi kişisel çıkarları ile hareket eder ve başka kimseyi düşünmez. Buraya kadar yazdıklarımdan “Tamam Bioshock sadece kendi çıkarlarını düşünmenin kötü olduğunu söylemek istiyor bize” diyebilirsiniz. Fakat yazının başında belirttiğim gibi Bioshock hiçbir görüşü savunmaz aslında. Burada tam tersi bir görüş ve karakterden bahsetmek gerekir.

Sofia Lamb kendi görüşlerini diğer insanlara kabul ettirmek için almış olduğu eğitim sayesinde insanları manipüle eder. Onlara kendi görüşlerini kabul ettirir. Zaten bahsetmiş olduğum gibi işçiler yaşadıkları sorunlardan memnun değildir ve Sofia bunu bir fırsat olarak görür. Bakar ki Rapture’a sürekli işçiler geliyor, bunlar çoğunluğu oluşturmaya başladı ve yaşadıkları durumdan rahatsızlar, onları manipüle etmeye başlar. Kısacası günümüzde de örneklerini rahatça görebileceğiniz gibi, Sofia fakirleri zaten fakir oldukları için bir çıkış yolu aradıklarından dolayı ve kendi çıkarlarına göre kullanmaya başlar. ADAM Rapture’ın tüm bu sorunlarına ek olarak bir de ADAM sorunu vardır. Bildiğiniz gibi okyanusların keşfedilmeyen yerlerinde ne tür canlılar yaşadığı bilinmiyor ve neredeyse her gün başka bir canlı keşfediliyor. Bioshock evreni de buradan yola çıkarak hayali gerçekte olmayan bir balık türü bize tanıtıyor. Bu balık türünden ADAM adında oldukça değerli bir kaynak elde ediliyor. ADAM kaynaklarını Rapture’lı bilim adamları geliştirmeyi başararak Plasmids’leri üretiyorlar. Plasmids’ler oyun boyunca kullandığımız doğaüstü yete- > >

SOFIA LAMB Sofia Lamb bir psikiyatristtir. Rapture deniz altında bir yerleşim yeri olduğundan dolayı insanlar ilk geldiklerinde ve daha sonradan zaman zaman sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bu nedenle Andrew, bu sorunları yaşayan kişilere yardımcı olması, terapi uygulaması için Sofia Lamb’ı getirmiştir. Sofia Lamb görüş olarak Andrew ile aynı görüşleri paylaşmaz. Kendisi her insanın topluluğun parçası olduğu ve OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 37


DOSYA KONUSU

neklerin kaynağı. Plasmids’ler kişinin yaralarını hızla iyileştiriyor, onlara özel güçler kazandırıyor. Böylece büyük sağlık sorunlarına çözüm üretiyorlar aynı zamanda bir işçi on işçi gücünde çalışabiliyor. Fakat zaman içinde yan etkileri ortaya çıkmaya başlıyor. Plasmids’ler kullanan kişinin hücrelerini değiştiriyor. Bu hücreler değiştiği için çoğu kişide hem tümör gibi hastalıklar çıkmaya, hem de fiziksel ve zihinsel sorunlar baş göstermeye başlıyor. İşin daha da kötüsü ADAM oldukça bağımlılık yapıyor. ADAM kişiye yetenek, güzellik (estetik sektöründe de kullanılıyor) ve bunlar sayesinde özgüven kazandırdığı için bu yan etkilerine rağmen yoğun bir şekilde kullanılıyor. Frank Fontaine hemen bu fırsatı görüp Plasmids satışlarının başına geçiyor. Rapture’lı bilim adamları her ne kadar yan etkilere neden olmayan Plasmids üretebileceklerini, bağımlılık yapmayan bir versiyonu üretebileceklerini söylese bile Frank bunu istemiyor. Çünkü hem üretimi daha fazla zaman alacak hem de bağımlılık yaratıyor olması satışların devam etmesi açısından işine gelecek. Burada yine Bioshock’un Kapitalizm eleştirisini görüyoruz. Tüketicilerin sağlığı veya ürünün kalitesinden daha çok üreticinin maksimum kazancı hedefleniyor ve tüketicinin ürüne bağımlı hale gelmesi hedefleniyor. Plasmids’lerin üretimi Frank’in elinde olduğu için daha iyi bir versiyonu üretmek yerine kullanan kişiyi bir nevi kontrol edebileceği şekilde değiştiriyor. Frank hem üretimini üstlendiği için hem de bu şekilde ürünü 38 | KASIM 19 | OYUNCULARIN DÜNYASI

değiştirdiği için kendine büyük bir kitle yaratıyor. Bu durumu Marx’ın tasvir ettiği gibi araçların amaç olması olarak yorumlayabiliriz. İnsanlar için üretilen ürünler, ürün olmaktan çıkıp amaç haline dönüyor. Yani insanlar bu araçları kullanarak, hayatlarına devam etmek, üretime devam etmek yerine kendileri için üretilen bu ürünlere yani araçlara sahip olmak onların amacı oluyor. Tıpkı günümüzde insanların 2200 TL maaş alıp yine de iPhone peşinde koşması gibi. Daha birçok örneği var tabi ki ama benim çevremde en çok gözlemlediğim durum bu olduğu için bunu örnek vermeyi uygun gördüm.

bağımlılıklarını kullanan yine onların ekonomik durumu ve zorluklarından faydalanan kendisidir. Frank bu fikri dışardan Rapture’a getirdiği ürünler içerisinde bulunan kitaplardan ediniyor. Sovyet Rusya dönemini anlatan kitapları okuyor ve zor durumda olan insanların dışarıdan bakınca iyi bir fikre sahipmiş gibi görünen liderlerin zor durumda olan bireyler tarafından nasıl takip edildiğini anlıyor ve Atlas’ı böyle yaratıyor, buna göre hareket ediyor. Fakat Andrew Ryan’ın da bu karşıt görüşlere karşı bir yöntemi var. Bu yöntemde Sander Cohen aracılığıyla sanatı kullanmak. Sander Cohen, Bioshock serisi içinde çok önemli bir figür. Kendisi Rapture’a gelmiş New York’lu bir sanatçı. Ryan’ın desteği sayesinde Rapture’un tüm sanatsal faaliyetlerini kendisi yönetiyor. Ryan bu sanatsal faaliyetleri destekliyor çünkü Sander Cohen sanatı kullanarak insanların düşünce yapısını değiştirmeye ve Ryan’ın görüşlerini aşılamaya çalışıyor. Bu arada buraya ufak bir not düşeyim: Kendisinin maskesini Westworld 1. Sezonda arka planda görebilirsiniz.

Buraya kadar önemli figürleri ve bu figürlerin ideolojileri kendi amaçları doğrultuFrank’ın bu şekilde güçlenmişken Andsunda nasıl kullandığını gördük. İdeolojirew’e karşı geliyor ve saldırmaya başlıyor. ler, basit bir anlatımla filozof Althusser’e Andrew’de silahlı bir ekip oluşturarak göre kişileri kendi öznesi yapar. Bireyler karşılık veriyor ve çıkan çatışmada Frank inandıkları, sahip olduklarını düşündükleöldü sanılıyor. Frank aslında zarar almari ideolojilerin özneleri olur ve buna göre dan sağ kalmayı başarıyor ve Atlas adıyla davranırlar. Burada Bioshock’ın sorgukimliğini değiştiriyor. Frank zeki bir adam ladığı ve işlediği bir diğer kavram olan olduğundan dolayı insanların zor durum- ‘özgür irade’ ön plana çıkıyor. Bioshock da olduğunu görüyor. Yaratmış olduğu deyince ilk akla gelenlerden bir tanesi yeni Atlas kimliğiyle Rapture’da yaşayan Andrew Ryan’ın “We all make choices but fakirlerin sesi, onlara yardım eden gizemli in the end our choices make us” sözüdür. bir figüre dönüşüyor. Fakat insanlara yar- “Hepimiz seçimler yaparız ama sonunda dım ediyor gibi görünmektedir, ama seçimlerimiz bizi yaratır” diye -tercüman


olmadığımı belirterek- kötü bir çeviri yapayım. Yine özgür iradeyle ilgili ‘birey seçer, köle itaat eder’ sözü de Bioshock serisi içinde geçer. Fakat burada şöyle bir sorun ortaya çıkar. Seçimlerimizi biz yapıyorsak fakat biz aslında yapmış olduğumuz seçimlerin ürünüysek özgür iradeden ne kadar bahsedebiliriz ya da biz bu seçimleri gerçekten kendi hür irademizle mi yaptık, ne kadar emin olabiliriz? İnsan toplumsal bir varlıktır, toplumsal bir varlık olmasından dolayı sosyalleşme sürecimiz boyunca çevremizden, ailemizden, izlediklerimiz, okuduklarımız ile kendi kişiliğimizi yaratırız. Bu görüşe göre kişiliklerimiz aslında dışarda var olan düşüncelerin, fikirlerin ve davranışların arasından seçilerek meydana geliyor, ama biz bu seçimleri nasıl yapıyoruz? Yazar Ayn Rand ve oyun karakteri Andrew Ryan, Sovyet Rusya’yı gördü, o hayatın onlara getirdiği zorlukları yaşadı ve Sovyet Rusya’nın insanları empoze ettiği, sahip olduğu düşüncelerin, ideolojilerin tam tersi şekilde yaşadılar ve tam tersine inandılar. Yazının başında bahsetmiş olduğum Aristoteles hocası Plato, kendi hocası Sokrates’in haksız yere idam edilmesini gördü ve tarihin ilk sosyalizm tohumlarını atan Devlet adlı kitabını yazdı. Kendi hocasının haksız yere idam edildiğini görmesinden dolayı herkesin karar verme konusunda söz sahibi olmaması gerektiğini ileri sürdü. Bir zamanlar “Çobanın oyuyla benim oyum bir mi?” diyen mankenimiz aslında görüşünü düzgün bir şekilde dile getirmeyi başaramazsa da bir nevi -zorlarsak- Plato ile ilişki kurabileceğimiz görüşlere sahip diyebiliriz. Siyasetin diğer önemli figürlerine bakarsak insandan daha aşağı bir varlık yoktur, insanların babasını öldür unutur, parası

al unutmaz diyen, modern siyaset için önemli bir figür olan Machiavelli yaşadığı dönemde İtalya büyük bir kaos içindedir, hiçbir düzen yoktur. Devlet herkesin üstünde olmalıdır çünkü insan doğası vahşidir diyen Thomas Hobbes de sokaktan kanın su gibi aktığı ayaklanmalar görmüştür. Fakat insan doğası vahşi değildir, iyidir devlete sadece bizim temel haklarımızı koruması için ihtiyacımız var diyen John Locke en kansız, uzlaşma yoluyla çözülebilmiş ayaklanmalara tanık olmuştur. Kısacası tüm bu büyük düşünürler ne kadar zamanının ötesinde zekalara sahip olsa bile çevrelerinin, kendi tecrübelerinin büyük etkisi altında kalmıştır. Andrew Ryan’da Rusya’da yaşadıkları zorlukların ardından Amerika’ya gelince düşünceleri bu şekilde gelişti. Yaşadıklarından dolayı Amerika’nın kapitalizminin ona sundukları karşısında sömürülen işçileri, zor durumda olanları ya da Amerika’nın çıkarlarını korumak için diğer ülkeleri sömürmesini göremedi. Bu açıdan Bioshock tüm ideolojileri ve onu körü körüne takip edenleri, doğru, yanlış çizgileri net belirlenmiş olan tüm düşünceleri eleştiren, gücün herkesi yozlaştırdığını ele alan bir oyun serisi. İlk oyunda bile farklı farklı ideolojilerin güç sahibi kişiler tarafından toplulukları etkilemek için nasıl kullanıldığına tanık oluyoruz ve oyun boyunca bizde oyunu oynayan kişi olmamıza rağmen özgür iradeye sahip değiliz. İlk oyun başladığı andan itibaren bize Atlas’ın dediklerini sorgusuz yerine getiriyoruz başka bir tercihimizde yok. Denilenleri olduğu

gibi uyguluyoruz. Aksi takdirde oyunda ilerlemek mümkün değil. Bu anlatımı Infinite’de daha fazla tanık oluyoruz. Infinite boyunca bazı seçimler yapmamız bekleniyor. Örneğin yazı tura atmak gibi. Parayı atmak bizim tercihimiz gibi gözüküyor ama aslında sonucun her zaman aynı olduğunu görüyoruz. Bizim tercihimiz gibi görünen şeylerin aslında bizim tercihimiz olmadığını anlatmaya çalışıyor. Buraya kadar yoğun bir şekilde ilk oyundan bahsettim fakat aslında tüm bu fikirler Bioshock’un seri olarak hep taşıdığı önümüze sunduğu fikirler ve temalar. Infinite bu açıdan bambaşka bir oyun değil. Infinite bildiğiniz gibi Columbia adlı şehirde geçiyor. Columbia tesadüfi seçilen bir isim değil. Columbia ismi genel olarak Özgürlük Anıtı ve Uncle Sam’den önce Amerikan Kültürünün en önemli sembollerinden birisiydi. Kelimenin kökeni Christopher Columbus’dan geldiği gibi eskiden Kuzey Amerika’yı tanımlamak için Avrupalılar tarafından kullanılan bir kelime. Aynı zamanda özgürlük gibi kavramların savunucusu ve bir kadın olarak tasvir edildiği romandan, kadın figürü olarak Amerika iç savaşından sonra basılan para üzerinde ve sayısız heykelde görebilirsiniz. Günümüzde -betimlediğim gibi- Özgürlük Heykeli ve Uncle Sam’den sonra etkisini kaybetse de hâlâ tasvirini görmek mümkün. Örneğin Columbia Pictures yapımı filmlerde firmanın logosu olan kadın figürü. Columbia şehri Bioshock evreninde American Exceptionalism’ini her yere yaymak için yaratılan > >


DOSYA KONUSU kendini peygamber ilan eden Comstock’u görüyoruz. Gerçekleri çarpık bir şekilde anlatıp kendini halkın savunucusu bir kahraman olarak gösteriyor. Kişiler, olaylar değişse bile olan olaylar ve güç sahibi kişilerin yaptıkları hep aynı. O yüzden oyun sonunda “Her zaman bir deniz feneri, her zaman bir şehir, her zaman bir adam” vardır sözü bize bunu gösteriyor. Infinite’de bir diğer güç sahibi kısma bakarsak Vox Populi öne çıkıyor. Vox Populi latince halkın sesi anlamına geliyor. İlk başta Infinite’de oynarken yapılan ırkçılığı, insanlara sahip oldukları statüye göre farklı davranılmasını görüyoruz. Vox Populi bu eşitsizliğe karşı çıkıyor. Kimsenin karşı çıkmayacağı, onurlu bir düşünce. Fakat oyunda ilerledikçe Vox Populinin güç kazandığı paralel evrene gidiyoruz. Bu evrende Vox güç kazanmış ve yönetimi ele geçirme aşamasında. Fakat öğreniyoruz ki Vox Populi başındaki Daizy Fitzroy bir kahramana, insanlar için sembol haline gelmesi için ona yardım eden devrimde büyük katkıları olan paralel evrendeki Booker’ı öldürüyor. Sembol haline gelmesi, toplulukları gaza getirmesi için onun ölümünü kullanıyor. Vox Populi’in gerçek hayat temsili ‘Kızıl Ordu Fraksiyonu’. Bu örgütte orta sınıf ailelerden gelen bireylerin eşitlikçi ve sınıf çatışmasının kalkması gibi iyi düşüncelerden kurulmasına rağmen zaman içinde Avrupa’nın en öfkeli ve kanlı örgütlerinden birine dönüşüyor.

uçan bir şehirdir. American Exceptionalism dilimize Amerikan İstisnacılığı olarak çevriliyor. Basitçe Amerikan Kültürünün ve yaşam tarzının diğer tüm kültürlerden ve yaşam tarzlarından üstün olduğunu ve herkesin bunları benimsemesi gerektiği üzerine bir düşünce. Eğer günümüzde özellikle bizim toplumumuz açısından bakarsanız modern olmak, çağdaş olmak %90 Amerikalı olmak, onların yaşam tarzı ve görüşlerini kabul etmek ile birebir tutuluyor. Her ne kadar düşünürler, sosyologlar birden fazla modernlik olduğunu her kültürün, toplumun farklı değerleri olduğundan dolayı kendi modernliklerini bulmalarını ve bulacaklarını söylese bile toplum içindeki genel kanı modernleşme eşittir Amerikalı olmak şeklinde yaygı buluyor. Tıpkı Bioshock oyunundaki sanatçı Sander Cohen gibi popüler kültür, medya Infinite tıpkı ilk oyun gibi iyi ve kötü araile bu görüş farkında olmadan bize empo- sındaki farkın net çizgileri olmadığını bize ze ediliyor. Fikir ve düşüncelerin bu şekil- bir kez daha hatırlatıyor. Infinite’de iki de empoze edilmesi gerçek ‘güç’ ilişkisini doğuruyor. Güç aslında tanım olarak sanki çok basitmiş gibi gözükse bile düşünürler tarafından çok tartışmalı, tanımı güç bir kavram olarak ele alınıyor. Fakat yazının açısından bakarsak Foucault’un tanımını baz alabiliriz. Foucault’a göre birini zincirle bağlarsanız ya da kafasına silah dayayıp bir işi yapmasını söylerseniz o da yaparsa bu o kişi üzerinde güç sahibi olduğunuzu göstermez. Bu bir güç ilişkisi değildir. Güç sahibi olabilmek ve güç ilişkisi olabilmesi için kişinin rızasını almanız gerekir. Kendi düşünce ve fikirlerinizi, kendi çıkarlarınız doğrultusunda kullanıp sanki kişinin, bireylerin kendi çıkarları içinmiş gibi düşünmesini sağlarsanız işte o zaman toplumlar üzerinde gücünüzü kullanmış olursunuz. Tıpkı Bioshock’da karakterlerin ideolojileri kullanması gibi. Infınite’de kendi çıkarları doğrultusunda 40 | KASIM 19 | OYUNCULARIN DÜNYASI

karakter aslında aynı kişilerdir, fakat yaşadıkları, bulundukları ortam onları bambaşka şekilde sürüklüyor. Bu temayı Booker’ın The Battle of Wounded Knee savaşına katıldığında yaptıklarını öğrendiğimiz zaman da görüyoruz. Bu oyun için uydurulmuş bir savaş değil gerçek bir savaş. Kızılderililer ile olan bu savaşa Booker katılmak zorunda kalıyor. Fakat oyunun bize söylediği kadarıyla Booker’ın ailesi aslında ırkçı ya da Kızılderililere karşı değil. Booker’ın savaş arkadaşları bunu bildiği için Booker hep dışlanıyor. Bu dışlanmanın sonucunda Booker kabul görmek için gittikçe vahşileşiyor ve Kızılderililere akıl almaz işkenceler yapmaya başlıyor. Bioshock serisi bize ideolojilerin esiri olmamız gerektiği, sahip olduğumuz her düşünceyi olduğu gibi kabul etmeden sorgulamamız gerektiği, iyi ve kötü arasındaki çizginin düşündüğümüz kadar keskin olmadığını anlatıyor. Nazilerin hepsinin pislik, adi olduğunu mu düşünüyorsunuz peki savaş boyunca ülkesi dışında olan ve onlara söylenenleri, anlatılanları gerçek sanan askerlerin, toplama kamplarını görünce ağladıkları ünlü resmi, çoğunun neden oldukları şeye katlanamadıkları ve intihar ettiklerine ne diyorsunuz? Ya da Nazi tehdidinin ortadan kalkmasında belki de en büyük etmenlerden Rusya’yı kahraman olarak mı görüyorsunuz peki savaşı kazandıktan sonra Alman, Polonya halkında sivil kadınlara çocuklarının, ailesinin gözü önünde tecavüz ettikten sonra öldürmelerine ne diyorsunuz?


DİKKAT! KİTAP OKUMAK, CAHİLLİĞİNİZİ

ÖLDÜREBİLİR.


NOSTALJİ

Nostalji olarak anılan bir oyun hâlâ ilk günkü gibi korkutabilir mi? Peki orijinal dünyası hâlâ oynatabilir mi? mi? Alper Şanlı Sevdiğimiz firmaları kapatması, kendi sevilen serilerini katletmesi, 60 dolar verip aldığınız oyunun “abi bir 60 daha ateşlersen bak şöyle DLC, şöyle skin var” diye sürekli hatırlatmasını sağlayan bir firma olduğu için inanması zor olacaktır ama EA’in iyi olmaya çalıştığı bir zaman vardı. Bu dönemde firma normalde yatırım yapmayacağı, “genel kitleye” çok çekici gelmeyecek oyunları piyasaya sürdü. Dead Space bunlardan biriydi. Neden ‘genel kitleye’ çok hitap etmiyor derseniz modern silahların bulunduğu tam anlamıyla bir aksiyon oyunu olmaması. Dead Space’in ilk çıktığı zamanı hatırlıyorumda. Çıkmadan önce bir mühendisin yaratıklar ile dolu bir uzay gemisinde hayatta kalmaya çalıştığı bir oyun olarak çok az basında yer verilmişti.

Fakat çıktıktan sonra forumlara girdiğimde herkesin Dead Space’i konuştuğunu görmüştüm. Çoğu okuyucunun aklında serinin son oyunu olduğu için Dead Space 3 kalmış olabilir fakat Dead Space’in bambaşka bir oyun olduğu dönemi gelin beraber hatırlayalım. Öncelikle oyunu tekrar hatırlamak ve bu yazıyı yazmak için PC’de oynadım. Eğer sizde tekrar oynamak isterseniz PC’in en kolay seçenek olduğunu düşünüyorum. Çünkü -büyük ihtimalle- Xbox 360 ve PS3’leriniz şu an satılmış, bozulmuş veya toz içinde yerini bilmediğiniz bir köşede bekliyor olabilir. Fakat Dead Space, firmaların PC’yi çok umursadığı karanlık bir dönemde çıkmış bir oyun. Kısacası Dead Space bir konsol oyunu o

Çünkü -büyük ihtimalle- Xbox 360 ve PS3’leriniz şu an satılmış, bozulmuş veya toz içinde yerini bilmediğiniz bir köşede bekliyor olabilir. Fakat Dead Space, firmaların PC’yi çok umursadığı karanlık bir dönemde çıkmış bir oyun.

yüzden PC’de oldukça sorunlu bir oyun. VSYNC kapalı oynadığınız zaman AIM sorunlu bir hale gelecek ve ortada bir sebep yokken oyundaki eşyaların kendi kendine hareket ettiğini göreceksiniz. “Tamam VSYNC açayım” derseniz 30 FPS’ye kitli olacak ve AIM mekaniği sorunlu bir hale gelecek. Buna çözüm olarak Dead Space Mouse Fix’i indirip oyun içinden VSYNC kapalı yapıp kullandığınız ekran kartı modeline göre ekran kartı ayarlarından VSYNC’i açtığınız zaman sorunsuz bir oyun deneyimine kavuşacaksınız. USG ISHIMURA’YA HOŞ GELDİNİZ! Oyunda Isaac Clarke adlı mühendisi kontrol ediyoruz. Ekibimiz USG Ishimura adında bir maden gemisinden yardım çağrısı alıyor ve daha sonra geminin dış dünya ile tüm irtibatı kesiliyor. Aslında klasik bir tamir operasyonuna gidiyoruz. Bu yüzden yanımızda alışkın olduğumuz gibi silahlar, savaş ekipmanları mevcut değil. Fakat gemiye indiğimiz anda bazı şeylerin ters gittiği belli oluyor ve yaratık- > >

OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 43


> > lar ile başbaşa kalıyoruz. Isaac bir aksiyon karakteri değil fakat mühendis olmasının tüm avantajlarını kullanıyor. Oyun boyunca Ishimura da bulduğumuz madencilik ekipmanları modifiye ederek yaratıklar ile savaşıyoruz. O yüzden klasik silahlar beklemeyin tabi Pulse Rifle dışında ki tüm silahlar “teknolojik maden ekipmanları”dır. Pulse Rifle’ın böyle bir gemide ne işi var! Ama yapımcılar -belkionu, normal silahlara yakın bir silahınız olsun diye koymuş olabilirler diye düşünebiliriz. Isaac konuşmayan bir ana karakter fakat vücut ve kafa hareketleri sayesinde içinde bulunduğu durumu anlayabiliyoruz. Ishimura aynı zamanda Isaac’in eşinin çalıştığı gemi. Konuyu heves kırıcı önemli anları anlatarak mahvetmek istemiyorum, birkaç Plot Twist bulunduğu için konuyu gayet beğendiğimi söyleyebilirim. Gerekli yerlerde Isaac’in üzüldüğünü ve gemide gezerken sürekli tedirgin olduğunu konuşmayan bir karakter olmasına rağmen gayet başarılı bir şekilde oyun bize sunuyor. Zaten oyunu güzel yapan

bir başka detaysa arayüzü. Ne kadar sağlığınız kaldığı kıyafetinizin üstünde, ne kadar cephaneniz kaldığı silahların üzerinde, yolunuzu mu kaybettiniz direk hologram ile gösteriyor. Kısacası ne yapmak isterseniz oyunun geçtiği dünyanın teknolojisine yedirmeyi başarmış yapımcılar. Detaylara önem veren bir ekip olduğunu zaten gemiye ilk adımınızı attığınız an anlıyorsunuz. Bütünlüğü gerçekten düşünmüşler. Oyunda ilerlerken çevreyi dikkatli incelerseniz, gemide doğumların nasıl bir işlemden geçtiği, ekibin nerede yemek yediği, gemi içinde bitkilerin nasıl yetiştirildiğini görebilirsiniz. Geminin bağlı olduğu şirket ile çalışanların sorun yaşadığı ve çalışanların firmadan nefret ettiğini etraftaki yazılardan da anlayabilirsiniz. Bu arada “Oynardım fakat çok eski” diye düşünüyorsanız hiç dert etmeyin. Oyun hala çok iyi gözüküyor, o kadar iyi gözüküyor ki çıkış tarihini tekrar kontrol etme ihtiyacı hissettim. Bunu başarılı bir sanat yönetimi ile başarıyorlar. Oyun aslında zamanından bekleneceği şekilde düşük çözünürlükte grafiklere sahip fakat bunu başarılı ışıklandırma ve kötü grafiklerini atmosfer içinde saklayarak yapıyor. Işık-

landırmalar, sis ve dumanlar ile oyun eksik yanlarını saklıyor. Aslında oyunun bir kısmında tamamen aydınlık özel ışıklandırmanın olmadığı bölümlerde eskiliğini anlıyorsunuz. Ama oyunu ilk sefer ya da tekrar oynamak istiyor fakat eski kaldığından dolayı içine çekmez diyorsanız hiçbir şüpheniz olmasın. HEADSHOT MI? O DA NE? Dead Space’deki yaratıklar (Necromorphs) klasik birer zombi olmadığı için, diğer oyunların aksine kafasından vurmanız yaratıkları daha da sinirlendirmek dışında hiçbir işe yaramıyor. Yaratıkları cephane tasarrufu yaparak öldürmeniz için uzuvlarını kesmeniz ya da nişan almanız gerekiyor. Oyun başında bunu 25 kere oyuncuya söylemesi dışında gayet güzel bir sistem. Vurduğunuz uzuvlarını daha sonra başka düşmanlara atabiliyorsunuz. Bu çok sık başvuracağınız bir mekanik. Eğer kolay zorluk ayarında oynamıyorsanız sürekli cephane arıyor olacaksınız. Zorluğu yükselttiğimiz zaman yaratıklar zor öldüğü gibi üstlerinden düşen cephane de oldukça sınırlı oluyor. Tahmin edebileceğiniz gibi oyunda bir geliştirme sistemi de mevcut. Fakat ilk oynayışınızda bunların hepsini yapabileceğinizi düşünmeyin. Aynı zamanda etrafı yeteri kadar araştırmıyorsanız ya da


NOSTALJİ gözünüzü dört açmazsanız baya bir geliştirme sistemi için parçaları kaçıracaksınız. Geliştirme Sistemi konusunda bir başka sevdiğim yansa; silahlarımızı yükselttiğimiz zaman sadece hasar verme seviyeleri değil aynı zamanda sesleri de değişiyor. Bunu tekrar söyleyeceğim; Dead Space gerçekten detaylara önem veren bir ekip tarafından yapılmış bir oyun. ARADA BİR ÖLMEK İYİDİR Oyunun geliştirici ekibi Resident Evil 4’den oldukça etkilenmiş bir ekip zaten bunu kendileri de oldukça dile getiriyor. Ekibin kendi ağzından “Resident Evil 4’ü gördük ve kendi RE oyunumuz olmasını istedik” açıklamaları yaptığını okuyabilirsiniz. RE4’ü oynayanlar hatırlayacaktır farklı farklı ölme animasyonları olan bir oyundu. Dead Space’de aynı özelliğe sahip bir oyun ve bu ölme animasyonları oldukça detaylı ve ilginç bir şekilde tasarlanmış. Sanırım kendi karakterini bu kadar acımasız şekillerde öldüren başka bir ekip sadece yeni Tomb Raider ekibi. Bu ölümlerde yaratıkların Isaac’e neler yaptığını, kendisini bir yaratığa nasıl değiştiğini görmek mümkün. O yüzden farklı bir yaratıkla karşılaşırsanız sırf görmek için bilerek kaybedin derim.

bu, ne yapıyorsa onun üzerine oldukça çok gidiyor ve bunu birçok yerde tekrar deniyor. Tek başınıza yaratık yokken veya 2-3 yaratık ile karşı karşıya kaldığınız zaman oldukça gerilimli bir oyun. Ama yaratıklardan kaçtığınız yada yaratık sürüsüne karşı dövüştüğünüz zaman müzikleri ve sesleriyle bunu çok abartıyor. Çok yüksek tempoda bir müzik ve uzay gemisi neredeyse parçalanıyormuş gibi çıkan seslerin üstüne bir de bağıran yaratıklar eklenince gereksiz bir şekilde aşırı oluyor ve tüm korku unsurunu kaybediyor. Bu durumu daha iyi anlatmak gerekirse; oyun sonuna doğru sizi korkutma anı bekliyor deyip geçeyim. DEAD SPACE’İN GELECEĞİ

Dead Space’in ne yazık ki şu an için bir geleceği yok. Oyunu bitirdikten sonra seride ikinci oyuna geçip ekibin nasıl kendini geliştirdiğini ve daha iyi bir oyun yaptığını gördükten sonra üçüncü oyun ile EA’in seriyi nasıl katlettiğini görmek dışında yapabileceğiniz başka bir şey yok. Dead Space çok iyi satmasına rağmen 4 milyon gibi satış rakamları EA standartlarına göre az olmasından dolayı üçüncü oyunu tam bir aksiyon oyununa çevirip 6 milyon satması için iyice zorladılar ve oyun başarılı olamadı. Geçen yıllarda Dead Space’i bir korku oyununda daha çıkan -oyun az sattığı için- EA firmayı kaçok gerilim oyunu olarak düşümeniz bek- pattığına dair haberleri okumuşsunuzdur. lentileriniz açısından daha iyi olacaktır. Burada sizin de aklınıza gelen “ee üçüncü Dead Space ne yazık ki korku konusunda oyunda çıkalı çok oldu niye şimdi kapattıçok başarılı değil. Yeni modern korku lar” sorusu gelmiş olabilir. Daha sonradan filmleri gibi sizi sürekli üstünüze bir şeyler eski çalışanların sızdırdığı bilgilere göre atarak korkutmaya çalışıyor ve bunun üs- firmanın kapanmasının Dead Space ile tüne oldukça çok gidiyor. Oyun başlarında bir ilgisi yoktu. Firma yeni bir Star Wars ölü gibi gözüken ama üstünüze atlayan oyunu üzerinde çalışıyordu ve bu oyun 3-4 yaratık gördükten sonra yerde bir hikaye odaklı bir yapım olacaktı. Yani yaratık gördüğünüz zaman direk kurşuna lootbox’lara skinlere açık bir sistemi diziyorsunuz ya da atlasa bile korkmuyorsunuz. Oyunun kötü yanlarından biri de

yoktu. EA yetkilileri FIFA Ultimate Team ile ne kadar çok para kazandıklarını anlattıktan sonra böyle bir sistemi bu yeni oyuna entegre edemeyeceklerini söyleyip yeni Star Wars oyununun ve yeni bir Dead Space umudunun fişini çekip firmayı kapattılar. Dead Space hâlâ oynanabilir düzeyde kendisini göstermekte. Bu yapıtın bir kopyası kütüphanenizde bulunması gerek.

✔ ETKİLENDİĞİMİZ - Oyuncuyu içine çeken atmosferi - Başarılı bir hikâyesi ve sunumu - Detaylara önem göstermesi

✖ ETKİLENMEDİĞİMİZ - Hikâyesi başarılı olmasına karşı sonunda pek bir sonuca çıkarmaması - Bazı mekanikleri ve fikirleri oyuncunun üzerinde çok denemesi

KÜNYE YAPIMCI EA REDWOOD SHORES DAĞITIMCI EA PLATFORMLAR PC, XBOX360, PS3 TÜR GERİLİM AKSİYON WEB SİTESİ DEAD SPACE


İnsanların işkencelerine maruz kalan zombiler artık örgütlendiler. Ancak yevmiyesi eksik Crane’in sendikalı zombilerle bir derdi var. Çünkü o bir ‘Harranlı’. ‘Harranlı’. Emre İnanlı Ölüm... Hiç kimsenin hakkında en ufak kesinlikle konuşamayacağı tek şey değil mi? Tabi herkesin kendine göre bir yorumu olabilir. Kimine göre hakkın yolunda huşuya giden bir yol, kimine göre bir hiçlik, kimine göre enerji döngüsünün basit bir basamağı. Ne olursa olsun bu gizem ve yarattığı korku insanoğluna farklı tarzlarda ilham oldu. Bu ilhamlardan birini alan George Romero, bu işin bu raddeye gelebileceğini hiç hayal edebildi mi bilinmez lakin günümüzün en büyük popüler kültür ürünlerinden biri olan zombi kavramını yarattı.

46 | KASIM 19 | OYUNCULARIN DÜNYASI

Bu kültür ürünü oyun dünyası için muhteşem bir malzeme olsa da yarattığı enflasyon, -sizin adınıza da konuşacağım amaartık hepimize gına getirdi. Neredeyse yaşayanları öldürmeye hasret kaldık. Ama durun! Bu sefer galiba karşımızda değişik, diğerlerinin arasından sıyrılmış farklı bir lezzet var. Bu oyunda farklı bir ışık görüyorum. Adeta bir Ölüm Işığı... ÖLÜLER DİRİLERDEN ÇALACAK Dead Island fragmanı ile gönlümüzü fethedip çıkardığı oyunla hayallerimiz yıkan

Techland, Dying Light ile bu sefer dersine iyi hazırlanmış. Hatta anladım ki Dead Island’ın nihai amacı bu oyunun yapılması için gerekli know-how’ın* edinilmesi içinmiş. Sadece sopayla zombi öldürmenin o kadar da eğlenceli olmadığını anlamış olacaklar ki Dead Island ile birlikte Dead Rising (orijinal silah yaratma), Left4Dead (zombi çeşitliliği) gibi başka birçok oyunun başarılı dinamiğini iyice özümseyerek bu yeni oyunda tek bir potada eritmişler. Hatta o oyunlardan biri var ki Dying Light’ın yarattığı farkın en büyük dayanağı: Mirror’s Edge. Evet... bu oyun Mirror’s Edge’in yapabildiği her şeyi, yani parkur dinamiklerini bu oyunda sadece araç olarak kullanmış. Şöyle ki Dying Light’i ilk gördüğümde aklıma gelen tek şey “Bu çıkışa karşılık Mirror’s Edge ikinci oyunda ne yapacak?” oldu. Ancak bu konuya sonra geleceğim. Çünkü öncelikle bu


NOSTALJİ Parkur’un içinde yer aldığı dünyayı ve hikayeyi size anlatmak istiyorum. Oyunumuz Harran’da geçiyor. Hayır hayır, yanlış okumadınız. Bildiğimiz Kibar Feyzo’nun memleketi Harran. Yani ne alaka bilmiyorum ama geliştiriciler yanlış hatırlamıyorsam şehirlerini modellemek için Urfa’ya gelip bayağı gezmişler. Zaten oyunda yer alan çoğu karakter Türk isimlerinden oluşuyor. Ya şirkette yer alan bir Türk kafaladı ya da Orta Doğu temalı bir coğrafya yaratırken Güneydoğu topraklarımız cezbetti geliştiricileri. Ancak bu durumun oyunun hikâyesine veya oynanış dinamiklerine bir etkisi yok. Pekâla bir afrika ülkesi de ev sahipliği yapabilirdi. Yanlış anlaşılmasın bundan şikayetçi değilim. Sadece bu seçim biraz garibime gitti.

ket vuruyor. İkincisi ise ana karakterimizin mesleğine göre aşırı naif olması. Yani zombi salgınının patlak verdiği yere gönderdiğiniz ajanın aşırı profesyonel olmasını istersiniz. Ancak bizim Crane adeLafı çok uzattıktan sonra gelelim oyunun ta çalıştığı örgüt tarafından kandırılmış hikâyesine. Harran’da zombi virüsü salgını bir hümanist, bir iyilik meleği. Hikâyeyi olur ve bölge karantinaya alınır. İçerde daha fazla açıklamadan şunu söyleyekalan insanlar hayatta kalmaya çalışırken bilirim ki ana karakterimizin hikâyedeki bir yandan gösterisini yapmak için bölge- davranış biçimi, içinde bulunduğu durude bulunan bir parkur ustası şehri buna ma göre fazla iyimser ve inandırıcılıktan göre dizayn edip insanlara parkur konuuzak kalıyor. Kötü adamımız mı? O ise sunda eğitimler vererek bir önder haline tam bir kötü. Belli ki Far Cry serisinde gelirken bir yandan kendisine Ağa denen yaratılan başarılı karizmatik kötü karakbir fırsatçı çete vari bir örgütlenme kura- terlere özenilmiş ama becerilememiş. rak etrafı haraca bağlayıp kendini şehrin Onun psikopatlıkları da aşırı özenti kalıefendisi ilan eder. Bu sırada Dünya Sağlık yor. Anlayacağınız üzere hikâye ve karakÖrgütü gibi bir kuruluş, Crane isimli ajanı- terler oyunumuzun zayıf karnı. nı gizli bir dosyayı bulup getirmesi için uçakla şehrin içine sızdırır. Ancak işler SİLAHINI AL, SİLAHINI AL sandığı gibi gitmez, Crane şehre düşer düşmez zombiler tarafından ısırılır ve Har- Gelelim asıl meseleye; oyunumuzun neran şehrindeki hikâyemiz başlamış olur. den bu kadar sevildiğine, neyi iyi yaptığına. Dostlar bu oyunu oynamak çok zevkli. Hikâyemiz ilginç değil, karakterlerimiz ise Özellikle de yazının üst kısımlarında yarım aşırı basmakalıp. Oyun boyunca hikâyenin bıraktığım parkur dinamiğine bayıldım. nereye gideceğini pek merak etmedim Şehrin bize verdiği imkânlar dahilinde koşve oyunun hikâyeyle bize vermek istema, zıplama, tırmanma, atlama gibi insan diği duyguları alamadım. Bunu iki şeye vücuduyla yapılabilecek temel hareketler bağlıyorum. Birincisi ana görevlerin aşırı kontrol gücümüze emanet edilmiş ciddi olayları konu alırken yan görevlerin durumda. Ayrıca FPS kamera çok cıvık olması. Açmak gerekirse ana açısında el ve ayaklarımızı hikâyede kollar koparıyor, arkadaşlarımıgörebilmemiz ve parkur zın ölümüne şahit oluyor, zombi virüsüne hareketlerimizi hızpanzehir üretmek için tehlikeli durumların içerisinde hayat savaşı veriyorken, yan görevlerde aksiyon filmi yönetmeninin gerçek zombilerle çekeceği film için aktör oluyor, yarım akıllı birinin zamanında stokladığı ilaçları alabilmek için karşılığında mağazalardan çikolata topluyoruz. Yan görevlerin tonu hep bu şekilde ve bu durum maalesef olayları ciddiye almamıza

lanarak (ivmelenerek) yapmamız, oyundaki vücudumuzun hissiyatını artırıyor, kendimizi adeta oyunun içinde o hareketleri yaparmış gibi hissediyoruz. Bu terimi oyun dünyasına kattığım için kendimden gurur duyuyor ve oyunumuzun DURUŞ HİSSİ’ni harika bulduğumu belirtmek istiyorum. Tabi bu çok memnun olduğum parkur dinamiklerinde hoşuma gitmeyen bir iki şey de var. Mesela bazı yerlerde hızla giderken “Zipline” dediğimiz kayarak aşağılara inebildiğimiz kabloları denk getirmek zor olabiliyor ve aşağı düşerek can veriyoruz. Her seferinde parkurun Zipline kısmında yavaşlamak ve tutunma tuşunu görünce tuşa basarak devam etmek zorunda kaldım ve bu da ivmelenmemi baltaladı. Bir de gerçekliğe taş koyacak -ama keşke oyunda yorulma hiç olma- > >


saydı. Tam akıp giderken karakterimiz yorulmasıyla dinlenmeyi bekliyoruz. Tamam anlıyorum, zombilerden kaçarken bu durumun stres yaratması hedeflenmiş ama parkurun verdiği eğlence çok daha iyi. Bu özelliği kazanmak için yetenek seviyemizin zirvesine ulaşmamız gerekiyor. Tabi bu çok kişisel, şımarık bir şikayet. Ciddiye almanıza gerek yok. Yetenek seviyesi demişken oyunumuzda “Rol Yapma Oyun” öğeleri de mevcut. Karakterlerimiz ilk başta yetenek olarak bomboş geliyor. Çeviklik, Güç ve Hayatta Kalma başlıkları altında üç adet gelişim ağacımız var ve her biri için alacağımız ayrı deneyim puanlarıyla karakterimize yeni yetenekler ekleyebiliyoruz. Böylece oyunda ilerledikçe aynı hareketleri yapmamızın verdiği monotonluk bu açılan yeni hareketlerle tazeleniyor ve yeni eğlenceler ediniyoruz. Hele ki bu yeteneklerden biriyle gelen Kancamız oyunun parkur mekaniğini bir anda altüst ediyor, oyunu bambaşka bir hale sokuyor. RYO sisteminin, oyunun kendisini tazelemesi adına güzel bir etkisi var. Başka değinmek istediğim nokta ise zombilere karşı kendimizi savunmak için başvurduğumuz silahlar. Oyun burada da tek düzelikten kaçınmayı başarabilmiş. Kesici, delici ve ezici tarzda birçok yakın dövüş silahlarının ve ateşli silahların yanı sıra şehirde bulunan bir çok bubi tuzağını düşmanlarımıza karşı kullanabiliyoruz. Yakın dövüş silahlarımızın kendine özel istatistiksel güç ve kırılganlık parametreleri mevcut. Silahlarımıza etraftan edinebileceğimiz taslaklarla elemental özellikler ekleyebiliyor, kullandıkça eskiyen silahlarımızı kaynaklarımızı kullanarak onarabili-

yoruz. Oyun burada da çeşitliliği sağlamak adına adımını atıyor ve bir silahı sınırlı sayıda tamir imkanı sağlıyor. Yani güzel bir silah bulup oyun boyunca onun arkasına saklanmak yok. Sürekli arayış içinde olmamız lazım. Kaliteli hayatta kalma mekaniği dediğin böyle olur işte! Bulduğumuz taslaklarla, Dead Rising oyunundaki kadar uçuk olmasa da o tarz kombine silahlar yapmamız mümkün. Aklınızda bulunsun, başlarda kesici alet bulmaya özen gösterin. Kesici olmayan aletlerle zombi öldürmeye çalışmak tam bir işkence, vur vur ölmüyorlar, iki üç zombiyle hurdaya ayrılıyorlar. Bu arada Zombiler de bize karşı boş değil. Bir şeyler hissediyorlar ki peşimizi bırakmıyorlar. Hayır yani klasik yürüyen ölü konseptinin dışında bunun koşanı var, balyozlu irisi var, tüküreni var, yakınlaşıp patlayanı, efendime söyleyeyim çığlık atanı, üstümüze kaya parçası atan devi bile var. Ama tek derdiniz bunlar olsun. Bunlar bizim için av. Dikkatle yaklaşırsın, ateşli silahla saldırırsın çözersin bir şekilde. Ama şehirde bir görev yaparken veya kendinize kaynak ararken zamanın farkında olmaz-

sanız, bir anda gün batımı kendini geceye bırakır ve saatinizin alarmı çalar, telsizden biri güneşin battığını, dışarıda dolaşmamamızın gerektiğini hatırlatır ve cümlesini bizim için iyi dilekleriyle noktalar: İyi geceler, iyi şanslar... Şehrin ağır abileri, asıl sahipleri, besin zincirinin en üstü karanlık tünellerinden dışarı çıkmaya başlamıştır. Bu avcı zombilerle savaşmak beyhude, ya zor yola başvurup gizlenerek gezeceğiz ya da kolay yoldan sabahın gelmesi için güvenli evimizde yatağımıza gireceğiz. Ancak hatırlatmakta fayda var: Gece yapacağımız tüm etkinlikler misli misli deneyim puanlarıyla ödüllendirilecek, bunun için seçim tamamen bize kalmış.


NOSTALJİ

gerginliği artırıyor. Görevlerin atmosferine uygun gergin, heyecanlı müzikler ve açık dünyada çalan coğrafyaya uyumlu doğu ezgileri görevlerini layıkıyla yaparak oyunun keyfine pozitif etki yapıyorlar.

HAKKINDA DEĞİL FAZLASINDA GÖZÜ VAR unutulmayan karakterleri arasına girerdi. Zira aynı abimizin seslendirdiği Ezio AudiGrafikler ise neredeyse beş yıllık bir oyuna tore da Firenze’nin olduğu gibi. Şaşırdınız göre hiç fena değil. Yer yer düşük kaplamı? O zaman aynı kişinin Batman Arkham malar görsem de şehirin pis ve dağınık, Origins’de Batman’i seslendirdiğini dutalan edilmiş hali sizi atmosfere sokuyor. yunca kendisinin ne kadar başarılı bir ses Uzak mesafe çizimi de hiç fena değil. Yük- sanatçısı olduğuna ikna olacaksınız. Ana sek bir yerden gün batımına doğru virane, karakter kadar değil ama diğer karakterleyıkık, kimsesiz şehrimize bakmak pek rin seslendirmeleri de gayet başarılı. keyifli. Peki duymak? Çok daha keyifli. Ana karakterimiz Crane başta olmak üzere Oyunun atmosfer sesleri ise içinde bulunşehirdeki herkesin seslendirmelerini çok duğunuz dünyanın inandırıcılığına katkı beğendim. Özellikle Crane’i seslendiren sağlıyor. Mesela şehrin içindeki binlerce sanatçının (Roger Craig Smith) muazzam zombinin çıkardığı toplu uğultuyu herhanperformansı ana hikayenin gerginliğini gi bir yerdeyken hissedebiliyorsunuz. Bu daha yukarı seviyelere çıkarıyor. Daha gerçekten çok korkutucu ve rahatsız edici. güzel yazılmış bir karakter olsaydı Crane, Ayrıca dövüşlerde üzerinize akın eden bu ses performansıyla oyun dünyamızın zombilerin çıkardığı sesler üzerinizdeki

Sonuç olarak Dying Light her zaman güzel hatırlayacağımız, oyun dünyasında kendi yerini rezerve etmiş, hakkını değil, fazlasını hak eden bir oyun. Hani ikincisi de yakın zamanda çıkacak. Oynamadınız mı? Yok artık. Tam zamanı değilse ben de bir şey bilmiyorum. Mutlaka ama mutlaka oynayın.

✔ ETKİLENDİĞİMİZ - Parkur dinamikleri - Atmosferik şehir - Ana karakterin seslendirme başarısı - Gece çökünce oyun mekaniğinin değişmesi

✖ ETKİLENMEDİĞİMİZ - Hikâye ve karakter yazımı

KÜNYE YAPIMCI Techland DAĞITIMCI Techland PLATFORMLAR PC, XBOXONE, PS4 TÜR AKSİYON, RYO WEB SİTESİ DYING LIGHT

OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 49


SAYGIYLA “ONU” ANIYORUZ

10 KASIM 1938 10 Kasım 1938’de saat 09.05’te ebedi istirahatte çekildiği günden beridir özlemle andığımız Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarının bize bıraktığı Cumhuriyet, bizleri ve torunlarımızı aynı yolda ilerlememizi sağlayacak kuvvete erişmesi için çok mücadelelerle uğraştı. O Cumhuriyet, şimdi ve gelecekte hep onu hatırlatacak ilke ve inkılaplara sahip olacaktır. OKTAY SELİM ÖZAN Onun çocukluk ve gençlik döneminde Türk’lük diye bir kavram yoktu. O kadar ki Askeri Liselerde bile Türk’lük ile ilgili her hangi bir kitap, dergi ve makale okumak yasaktı. O ve talebe arkadaşları gizliden gizliye Türk’lük kavramını Osmanlı’cılıktan ayırmak ve Osmanlı İmparatorluğunun diğer devletlerin oyuncağı olmasın diye yollar aramak için neredeyse her akşam yemek yemek için toplandıkları masada iştirak ederlerdi. Onun ve arkadaşlarının düşünceleri ve fikirleri günümüzün Türkiye’sini ve Türk’lüğün temelini atmıştır. Türk olarak ona ve silah arkadaşlarına (isimlerini bile bilmediğimiz çocuk yaşta cephede ölen şehitlerimizde dahildir) minnet borcumuz vardır. Bu borç ebediyen üzerimizde olacak önemli bir mirastır. Bizler, sizlerin bıraktığı toprakları ömrümüz yettiği süre boyunca koruyacağız. Senin fikirlerin ve düşüncelerin her zaman şu sözünle birlikte aklımızda olacaktır: “İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal… İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!” İçin rahat ruhun şâd olsun. Seni ve silah arkadaşlarını rahmetle anıyorum, Sayın Mustafa Kemal ATATÜRK. EMRE İNANLI İtiraf etmeliyim ki editörüm bu yazıyı benden istediğinde ne yazacağımı bilemedim. Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk hakkında bilindik övgüler dışında ne yazsam fark yaratabilirdim ki? Artık onun cihan harbinden yenik çıkmış, işgal altındaki bir ülkeyi imkansızlıklar içerisinde yeniden var etmiş başarılı bir lider olduğu ile ilgili kimsenin ne


şüphesi var ne de okuduğu. Ben de buraya daha önce okuduğunuz bir yazıya benzer şeyler yazıp zamanınızı çalmak istemem doğrusu. Benim hakkında konuşmak istediğim şey, kısacık da olsa Atatürk’ün kendisinin de ‘biz’ diye ifade ettiği ikinci kişiliği ile ilgili. Hani bizim de sahip olduğumuza inandığı yeni fikir, yeni yaşam ve daha iyisine ulaşmak için mücadele veren kimliği. Kağıt üzerinde ne güzel duruyor. Çoğuna göre anlaması basit ve uygulanması gerekli. Peki gerçekten ‘biz’ böyle miyiz? Elimizi vicdanımıza koyarak cevaplayalım. Kaçımız babalarının fikirlerinden iki adım öteye gidebildi? Hiç bizimkilerden tamamen zıt bir fikri sonuna kadar sabırla dinleyip özümsemeye çalışıyor muyuz? Hiç kötü olan gerçeklerimizle yüzleştik mi? Peki bırakalım memleketi, en son kendimiz için zor ama gerekli olanı yapmaya ne zaman başladık? Hiç zora gelebiliyor muyuz? Tabi ki herkesin kendine özgü hikâyesi ve cevapları vardır ancak naçizane gözlemime göre biraz daha çabalamamız gerekiyor. Mevcut olanı korumaya harcadığımız enerji ve zamanı, gerçekle vicdanımızı yüzleştirerek yeni ve doğru olanı bulmaya yönlendirmemiz gerek diye düşünüyorum. Artık başkalarının fikirlerine körü körüne bağlanmaktansa akıl ve vicdanımızın kılavuzluğu eşliğinde herkes için en iyi fikirleri üretmeye başlamalıyız. Ancak o zaman ‘biz’ olarak ilerleyecek, bu yüce ve güzel fikirli insanı anma konusunda samimi olacağız. Bu hedefe ulaşmak sana olan borcumuzdur. Minnetle anıyoruz. AKHAN AKPINAR Bu yazı, bir oyuncunun, Ulu Önder’e saygı duruşudur. “Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir.” Mesela “bilimle çelişmeyecek” bu yazı. Mass Effect’te yıldızlar arasında seyahat ederken, Deus Ex’te insanın son geldiği noktaya hayret ederken, Atatürk gibi ileri görüşlü insanları yad edecek. Mesela bu anma, “geleceği göklerde arayacak”. Surviving Mars’ta kızıl topraklar üzerinde koloni kurarken, Red Alert’ta yalnızca hava gücüyle savaşın seyrini değiştirirken, Atatürk’ün bize istikbal için gösterdiği konumu hatırlatacak. Atatürk’ün neden herhangi bir zamana ait olmadığını, neden yalnızca kendi devri ile anlaşılamayacağını yaşadıkça öğreniyoruz. O’nun altını çizdiği her konu, her gelişme ve her adım, bugün birer gerçek olarak karşımıza çıkıyor. İyi ya da kötü anlamda uyardığı her şey, birebir yaşanıyor. Sıfırdan bir ülke kuran Mustafa Kemal Atatürk, bize yalnızca çok daha rahat yaşadığımız bu günleri hediye etmedi. Geleceğimizin de yolunu çizdi. “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.” Atatürk, sadece ülkemizin kurucusu veya çok iyi bir asker değil. Aynı zamanda bir fikir adamı. Hayata, doğaya ve insanlığa katkı sağlayan herkesin, Atatürk’ün fikirleri ile ucundan kıyısından bağı var. Bize düşen, çizdiği yolu en iyi şekilde aydınlatmak. Fikirlerini ve devrimlerini yaşatıp sahip çıktığımız sürece, karanlık, bize uğramayacaktır. Saygı ve özlemle anıyoruz...

Sevgi ve Saygıyla...


CANIM KARDEŞİM


SAYDAM EKRAN

AYŞEN GRUDA

Merhaba, 2018 çok zor bir yıl oldu bizim için, değerli bütün sanatçılarımızı geçtiğimiz yıl kaybettik. “2019 yılı güzel bir yıl olacak” diye düşünürken Türk Sinema ve Tiyatro Sanatçısı Ayşen Gruda’yı 2019 yılının ilk ayında kaybettik. Biz onunla büyüdük, biz onunla güldük eğlendik ve biz onunla ağladık, biz onunla ağladık ve biz yine onunla ağladık. Her zaman yaşayacak bizimle, tıpkı Mustafa Kemal Atatürk gibi, tıpkı Kemal Sunal gibi, tıpkı Cem Karaca gibi, tıpkı Barış Manço gibi, tıpkı Levent Kırca gibi ve tıpkı Tarık Akan gibi... Ayşen abla, seni seviyor ve sayıyoruz. Nurlar içinde uyu, için rahat olsun, öğütlerin her zaman kulağımızda çınlayacaktır; “Elin bayanları günümüzde sokaklarda anca bisiklet kullanabiliyor ve bu duruma çok seviniyorlar. Biz 1923 yılından itibaren bunlardan daha fazlasını yapmaya başladık, bundan dolayı... Cumhuriyete sımsıkı sarılın, sarılın ona...” Bizden oraya giden, orada daha önceden ikamet eden herkese selam söyle, bir gün tekrar görüşmek üzere, hoşça kal Ayşen Gruda, hoşça kal Ayşen Abla... En derin saygılarımla... Oktay Selim Özan

OYUNCULARIN DÜNYASI | KASIM 19 | 53


KÖŞE YAZISI

OKTAY SELİM ÖZAN Bir işe inanarak başlamak ne kadar etkiler üzerinde düşünoktay@oyuncularindunyasi.com.tr düğünüz projenin başarılı olmasını? Peki projenin geleceği ülkenin ekonomik varlığından etkilenecek düzeyde bir gerçeğin arkasında saklıysa, o proje çok doğru bir zamanda mı var olmaya başlamıştır? Bir insan neden vardır? Ne için bu dünyada yaşamaya çalışmaktadır? Hayallerimiz farklı olsa da ne için hayal kurmaktayız?... Bunlara benzer soruları kendime 13 sene önce sordum. Yanıtlarım her zaman değişti ve değişmeye de devam edecek. Çünkü her yıl soruların cevaplarında saklı önemli parçalar yerine oturmakta, bazen bir cümle bazen bir kelime. Her yıl cevabı değişen cümlelerin arasında kendisine yer edinen bu söz ve söz dizimleri cevapları sağlamlaştırmakta. Bulduğum ve -bana göre- doğru olarak kabul ettiğim cevaplara istinaden elektronik dergi projesini hayata geçirmeye karar verdim. Şu anda da ailenizle birlikte karşınızdayız. … Aklımda şu anki Türkiye durumlarından dolayı hep “ileriyi görememe” gibi bir olay silsilesi mevcut. Ama bunu zamanla yok edeceğime eminim. Çünkü sadece bu projeyle karşınızda olmayacağız. Elektronik dergi sadece ilk adımımız, bu adımı da sağlam atabilmemiz için size ihtiyacımız var, bunun da farkındayız. İşte bundan dolayı her hizmetimiz bu ülke topraklarında ve dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan video oyun severlere bedava olacaktır. Çünkü dönemimiz -dördüncü evre olarak adlandırdığım- dijital bir çağ. Şu anda her şeye anında ulaşabildiğimiz bu yapıda bazı bilgilerin bedava yayınlanmasının yanındayım. İşte bu da mobil olarak her yerde karşınıza çıkmamıza büyük yardımcı olmakta. Unutmayın ki bu çağ korkulacak bir çağ değildir, insanın varlığını farklı ve anlamlı bir döneme adapte etmektedir. Uzun zamandır düşünmekteyim; “olması gerektiği gibi düzgün ve güzel bir iş gerçekleştirmenin kazancı ne olabilir dünyaya?” diye. Cevabını buldum, daha iyi bir

dünya ve daha iyi bir Türkiye için elimizden geldiğince hem Türkiye ekonomisine hem de bazı nedenlerden dolayı yardıma ihtiyaç olanlara (bu maddi bir destek değil, tamamen manevi) destek verebilmek için bu projeyi daha da iyi hale getirmeye çalışacağız. Bunu da siz değerli aile bireylerimizin yorumlarıyla gerçekleştireceğiz. Tabi bize alışmanız için belli bir süreye ihtiyacınız var, anlıyoruz. Çünkü şu ana kadar kimse ne Türkiye’de ne de Dünyada böyle bir proje gerçekleştirip birilerine destek sunmadı. Biz bu konuda öncülük etmekten çok gurur duyacağız. Bizimle birlikte geleceğe yön vermek ister misiniz? ... Farklıyız ve farklı olmaya da devam edeceğiz. Siz bu satırları okurken gerçekleştirmek istediğimiz projeler üzerine de kafa yormaya başlayacağız. Çünkü her geçen saniye Türkiye’deki video oyun sektörünün aleyhine neden olmaktadır. Bundan dolayı da ivedilikle* işimize asılacağız. Göreceksiniz ki “daha önceden olsaydı” diyeceksiniz. En derin saygı ve sevgilerimle, Oktay Selim Özan


UYGULAMAMIZDAN HABERİNİZ VAR MIYDI? UZUN ZAMANDIR ÜZERİNDE ÇALIŞTIĞIMIZ UYGULAMAMIZ ARTIK HAZIR! ŞU ANDA SADECE SİTEMİZ ÜZERİNDEN İNDİRİLMEKTEDİR. YAKIN BİR ZAMANDA DA ANDROID MARKETTE YERİNİ ALACAKTIR AMA ONDAN ÖNCE İLK SİZ DENEMEK İSTER MİSİNİZ?

OD UYGULAMASINI İNDİR


GÖSTERDİĞİN GÖS TERDİĞİN HEDEFE DURMADAN İLERLEYECEĞİMİZE AN ANT T İÇERİZ! BIRAKMIŞ OLDUĞUNUZ MİRASA İSE CAN-I GÖNÜLDEN SAHİP ÇIKACAĞIZ.

Profile for oynclrndnysi

Oyuncuların Dünyası - 03. Sayı  

Onu saygı ve sevgi ile andığımız ve her zaman anacağımız bir sayıyla tekrar geri döndük! Biz hazırlarken eğlendik, umarız ki siz de okurken...

Oyuncuların Dünyası - 03. Sayı  

Onu saygı ve sevgi ile andığımız ve her zaman anacağımız bir sayıyla tekrar geri döndük! Biz hazırlarken eğlendik, umarız ki siz de okurken...

Advertisement