Skip to main content

Fanzin: Olmayana Ergi (Sayı 1)

Page 1

Gölbaşı

Y

2

üksek kantin fiyatlarından yakınan E.D. girişimci ruhunu devreye sokarak soruna çözüm ürettiğini iddia etti. Artık kantindeki sade çubuk krakere 1 TL vermek istemediğini söyleyen E.D. ‘’X mağazasından 25 kuruşa alıp okulda 50 kuruşa satacağım. Kantindekinin yarı fiyatına sattığım halde bu kadar kar edebiliyorsam yediğiniz kazığın boyutunu siz düşünün’’diyerek düşündürdü.

Ü

nlü aktör Tom Cruise’un kendisinin sosyal paylaşım sitesinden takipçisi olduğuna arkadaşlarını inandıramayan M.Ö. dehşet saçtı.Derste sorulan bütün sorulara içinde ‘’Tom Cruise’’ adı geçen cümleler kurarak sınırları zorlayan

M.Ö. 21 Aralık’ta Tom Cruise’un kıyametten korunabilmek için Şirince’ye (İzmir) geleceği iddiası üzerine net konuştu ‘’amacı kıyametten kaçmak falan değil,tabiî ki beni görmeye geliyor.Bir gün aramızda olup bitenleri hepinize ispatlayacağım!’’?...Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.

O

kulumuz sakinlerinden İ.S yine yastığıyla görüntülendi. Okula yastıkla gelmeye utanmıyor musun sorusu karşısında surat ifadesini değiştirmeye bile yeltenmeyen İ.S. “malumunuz okula giderken şehirlerarası yolculuk yapıyoruz 1 saat sürüyor , yolculuk esnasında boynum ağrımasın diye aldım baktım yol uzun uyudum. Okula geldim dersler iliğimi kuruttu çözümü yine uyumakta buldum 1 saatlik öğle molası var yemekhane uzak kantin pahalı ben yine uyumayı


Gündemi

tercih ettim.Eve gittiğim zaman uyuyacak yerlerim ağrıyor bu fakülte yüzünden evde uyuyamaz oldum diyen İ.S. fakültenin neden buraya taşındığı sorusuna yanıt arıyor.

M

erak ediyoruz…Okulumuzun pek de hoş olmayan yemeklerinden nasıl oluyor da her defasında et çıkıyor?Et fiyatları bu kadar yüksekken Ank. Üni. Yemekhane ihalesini alan özel şirkete ve okul yönetimine soruyoruz ıspanak yemeğine bile et!koymak nasıl bir iktisadi planın ürünüdür? Yediğimiz köftelerin hayvan atıklarından(sinir,kemik,yağ) yapıldığını yerken anlamamız çok zor olmuyor zira köfte yerken dişini kıran arkadaşlar mevcut fakat yediğimiz etlerin kaynağı nedir merak ediyoruz.

Y

aralı kobralar her yerde! Gölbaşının kendine has koşullarına yoğun ders programı her hafta yapılan ara sınavlar ve sınavların da eklenilmesi sindirilemez bir hal aldı ve olanlar oldu. Kendi sınıf hocalarına ve doğallığında sınıfa haber verilmesi unutularak yapılmaya çalışılan “hadi bakalım İngilizceden kaç kelime biliyorsunuz” sınavı yaralı kobralar tarafından protesto edildi. Dağıtılan optik forma isimlerini Yaralı kobra 1 2 3 olarak kodlayan sınıf sorulan 100 soruya cevap olarak nevi şahsına münhasır desen çalışmaları ve göz göz oldu yüreğim şeklinde Anadolu’ya has ezoterik dizelerden çeşitli örnekler sundu. Lise 5’te okuduğumuz için disiplin cezası ile tehdit edilen yaralı kobralar durumun vahametine inceden gülümseyerek şen ve esenlikleriye gölbaşına selam çaktı!

G

ölbaşının insan yaşamından uzak tecrit koşulunu fırsat bilip her yıl fiyat artışına gi-

3


4

den (okulda daha önce hiç görmediğiniz ki biz kendilerini boykotçularla kantin fiyatlarına dair yapılan bir toplantıda gördük görüş o görüş…) bay haşmetli duvara tosladı. Ank. Üni. Hazırlık birimi öğrencileri “ kantin fiyatları çok yüksek fakülte uzak aldığımız paranın yarısı yola yarısı kantincinin cebine gidiyor müşteri değiliz öğrenciyiz” diyerek kantini boykot etti. Gölbaşı öğrencilerinin ve öğretim üyelerinin sahiplendiği %98 katılımın sağlandığı boykot 3 hafta sürdü. ”Müşteri değil öğrenci kantini” açan öğrenciler ve öğretim üyelerinin büyük dayanışması sonucu boykot kazanımla sonuçlandı. Dağ başındaki fakültemizde içimizi ısıtan boykotçular üniversiteyi ti-

carethaneye çevirmeye çalışanlara üniversitelerin asıl sahiplerinin üniversiteliler olduğunu okullarına, öğretim üyelerine ve arkadaşlarına sahip çıkarak gösterdiler.

S

ınıfından destek toplayan’ın, yurt kahvaltısındaki çayını getiren’in, konuşma yapmak için girilen sınıfta sırt sıvazlayan’ın, öğrenci kantininde çalışan’ın, sabah erken kalkıp kasa kasa poğaça taşıyan’ın, can sıkıcı boş duvarları afişlerle renklendiren’in, sağda solda boykot konuşan’ın, insandan yana olan herkesin emeğine sağlık. Darısı leş kokan tuvaletlerin, parası verildiği halde binilemeyen servisin ve belki hani olmaz da olur ya cehennemin dibine 5km kala yapılmış bu fakültenin başına.


Gazeteye yaza yaza düşürücem hükümeti önce moralim bozuldu içiyim dedim sonra baktım hava soğuk buz gibi elimi uzatsam ayağım donmaya başlıyo dedim ki koy götüne gitsin bi yandan şeytan dürtüyo bi yandan tanrı denen şey benim acı çekişimi izlemeye bayılıyo ikisinide umarsamayıp gittim kendime bir bardak çay koydum hem içim ısındı hem biraz sinirim öfkem ve hüznüm yatıştı sonra gidip zamlanmışım tütünümden bir paket aldım sonuçta ben onla büyüdüm yüz lirada olsa yine de alırım dedim sonra aklıma geldi yüz lirayı bulamayanlarda var sonra dedim ki düşündüğün şeye bak mal sanki sen buldunda neyse 7 liram vardı 6,50 sine sigara geri kalan 50 kuruşa beypazarı maden suyu aldım sade olanından (zaten maden suyunun içinde meyve aromasının ne işi var meyve suyu mu bu öyle olsa meyve suyu denirdi ) paketi açtım ortada ki sigarayı çekip aldım yaktım içime girişini hissedince içimdeki tüm o kasvet sisli ha-

vaya kaptırıp kendini dumanla birlikte ağzımdan çıktı maden suyunu bi dikişte yarıya ikinci dikişte şienin dibine indirdim sonra oturdum görünmeyen sisin arkasındaki ankarayı resmettim beyaz dumanın üstüne ışıkları cılız yanıyodu benim ankaramın ama sonuçta benimdi içinde bi tek ben vardım kirli insanlar pis sokaklar sarhoşlar esrarkeşler torbacılar katiller tecavüzcüler hırsızlar polisler yoktu ben vardım ve kaybettiğim kimliğimi yüksel caddesinden dalarak karanfile o küf kokan sokaklarda aramaya başladım bi bok bulamadım oradan çıkıp sakaryaya daldım barlar yoktu sokak bomboştu sonra bi kedi geldi yanıma ben ona s.git dedim gitti kendi imparatorluğumda kendimin kağanı oldum kimse zulüm görmedi kimse ölmedi ben öldüm. Mezarcı

5


Röportaj 6

⌂Hepimiz seni “okulu bırakan çocuk” olarak tanıdık bu röportajı gerçekleştirmemizin sebebi bu lakin senin durumundan bihaber olan arkadaşlarımız var meseleyi öğrenmek teneffüste sınıfından çıkmayanların da hakkıdır diye düşünüyoruz biraz bahseder misin? Adım Hamdi Oğulcan Baysal Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü öğrencisiyim. Bu yıl kazandım. Üniversiteye kayıt yaptırırken zorunlu hazırlığı sınavla atlayabileceğim belirtilmedi. Gölbaşına bu yüzden geldim.. ⌂Okulun ilk günlerinde gayet okuluna giden gelen işinde gücünde bir insandın. Zaman ilerledikçe yüzündeki o mutlu tebessüm yok olmaya başladı ve nihayetinde okulu terk ettin. Okulu neden bıraktın? Öncelikle şunu belirteyim bölümümden vazgeçmiş değilim yani gölbaşına gelmiyorum ama sadece sınavlara girerek hazırlığı atlamaya çalışacağım. Gölbaşından gitme nedenlerimden biri tahmin edeceğiniz gibi okulun koşulları fakat mesele düşünüldüğü kadar basit değil. Belki birçoğumuzun hayatımızın belli evrelerinde yaşadığı birtakım şeyler bu davranışımı temellendirdi ve göl-

başı koşulları da bunu açığa çıkaran meselenin patladığı yer oldu. Hayatım sınavlarla geçti. İlkokulda Oks’yi atlatıp liseye geliyorsun her türlü dersten sorumlusun 9’da bir sürü yeni ders ve telin yok ve sorumlusun.Çok çalışmasan da geçiyorsun ama lise sonda artık çalışmaya başlıyorsun hatta aile artık sen çalış kazan sana karışmayacağız diyor. Yani bir 18 sene çalışıyorsun. Ya bir kere dünya üzerindeki bütün sistem saçma eğitim sistemimiz de dahil.Hayatın bir senfoni olduğunu düşün hüzünlü notalar vardır neşeli notalar vardır. Sen senfoninin son notasına bakar mısın? Tüm notalarıyla onu dinlersin. Sen sürekli son notaya odaklanıyorsun bütün seneni son nota, o karne, yaz tatili falan için harcıyorsun. Hâlbuki öyle değil ama sistem sana bunu yaptırıyor başta ailen olmak üzere seni son noktaya göre yetiştiriyor.Bu aşamaların hepsini atlattım ve başka bir şey yapmadığımı farkettim.18 yıl boyunca sınavlar ve dersler açıkça söyleyeyim tüm bunlar insan bir şey katmıyor.Ben de kendime zaman ayırıp insanın kendisine bir şeyler katması gerektiğini düşündüm. Üniversitede yaparım diye planlarken gölbaşına geldim ve okul varken bunu yapamadım, okuldan çıkıyorsun direk eve geliyorsun hafta içi yapabileceğin zaman sana kalmıyor hafta sonu ancak kendine bir şeyler katabiliyorsun. Ankara üniversitesi Gölbaşı kampüsü daha iyi bir yer ola-


bilir miydi? Öğrencilerin yeter artık deyip kaçtığı bir okuldan bahsediyoruz.  ütopik şeyler gelebilir, ben şu anki okulları istemiyorum. Mesela ben sigara kullanmıyorum ama öğrencinin öğretmeni önünde sigara içmesi terbiyesizlik değildir. Bu terbiyesizlik göstergesi olamaz. Bir kızın saçının neden toplu olup olmadığına bakılır? Saç tek tip, kıyafet tek tip? Ya da saç sakala karışılması zenginde de fakirde de çıkan bir şey sonuçta. Ya böyle çok doluyum bu konularda konuşabilirim uzun uzun. Gölbaşına gelirsek de 65 saat üniversiteye yeni başlamış bir insan için çok az bir devamsızlık liseden beter. Sen yıllarca çalış çabala de ki artık tamam ya üniversitede rahat edeceğim ama yoookk… Onun dışında ulaşım büyük problem yani 1 saat süren yolculuk ayrı problem bir de o yolculuğun hangi koşullarda yapıldığı sorunu. Tıklım tıkış belediye otobüsü ki yarım saatte 1 geliyor. Servis koymuşlar okula ama ücretli. Tuvaletler çok pisti hatırladığım kadarıyla ve yemekhane sırası hiç bitmiyor. Yemek alamadan derse dönmek zorunda kalıyorsun. Kapıda bir sürü güvenlik görevlisi var ve ne işe yaradıklarını kendileri bile bilmiyorlar. Onların yerine yemekhane çalışanı alınabilir ve yeni yemek standı açıp daha çabuk bir dağıtım gerçekleştirirsin. Sadece yemek yemek için okula uğradığın dedikodusu var ? (gülüyor) Yakın arkadaşlarımdan biri söylemiştir. evet

kendisi haklıdır yani öğrenci bütçesi var. Ama 1,50 liraya başka nerde yemek yiyebilirsin? Çantaya ekmek attığımda oldu bunu söylüyorum. Mesela bunu ben yapmadım ama çatal kaşık alan yurtta kalan arkadaşım bile vardı. Lisedeyken sırf askeriyenin yemekhanesinde yiyebilmek için saçımı kestiriyordum. 1,25 tavuk şiş menü pilav patates ve taze bir şey nimet gibi yani (gülüyor) Gölbaşı’nı terk ettiğin ve hayatın nasıl değişti neler yapıyorsun?  Okulu bıraktım . Kendime plan program yaptım, hafta içi fotoğrafçılık ve sinema dersleri alıyorum. Okçuluk ve kendo ya gidiyorum. Neye gidiyorsun o ikinci neymiş? Kendo bir Japon dövüş sanatı samuray teknikleri falan öğreniyorsun. Sonra sevdiğim filmlerle yönetmenleri takip ediyorum, genel olarak anime izliyorum hayal gücünün sınırını zorlayan şeyleri. Özlemediğin bu yerden bu kadar çok bahsettirdiğin için teşekkür ederiz.  ne demek bir Gölbaşı mağduru olarak bu röportaj benim için bir zevkti. Oradaki öğrencilerle dayanışma içinde olmayı isterim.

7


Gölbaşılılara sorduk:

Sence ülkedeki en büyük problem nedir?

8

-nereye sıçacaz insafsızlar? -sex -ulusalcılık -toplum baskısı -terör -suriye meselesi -burs bulamıyorum -ekonomi -fikir ayrılığı -kadına şiddet -eğitim -tayyip erdoğan -ulaşım -duyarsızlık -akp -Akp -seçmeli derslerin azlığı

-Akp -gölbaşı -adalet sistemindeki bozukluk -işsizlik -tayyip erdoğan=diktatörlüğe doğru gidiyor olmamız -bu kış kar yağmadı -okuyom ben ya -yol su elektrik -evsizler -yök -erkek arkadaşlar -akp -cinsel tercihlere yapılan saygısızlık

Üniversite ve

-şimdi size birsürü şey sıralayacağım ama totelde akp’ye denk geliyor söyleyeceklerim…adımı da yazabilirsin istersen altına… öznur benim adım -sınavlar -İşine git ya -dine yeterince önem verilmiyor -terör -eğitim sistemindeki bozukluklar -işsizlik -okulun burada olması(Gölbaşı’nda)

Gibi gibi...

Sosyal demokrasi Ankara Mamak otobüsünde ayaktakine yer vermek gibidir. Bu eylemi gerçekleştiren sosyal demokrat reformisttir. Köklü bir çözüme giden yoldaki tıkanmışlığı patlatacak hareketi engellemekten başka bir boka yaramayan bu ’’şey’’leri kınıyoruz! Lütfen ayaktakine yer vermeyiniz… Siz de ayağa kalkınız!

Pikemesö

Şapka

bak işte görüyor musun diyemiyorum dilimin ucuna dek geliyor diyemiyorum bir gökyüzü var ki bu senin bilmediğin bir kırmızı var ki bu senin hiç görmediğin balıklar öyle yüzmez o sularda, sen yoksun şarkılar bir böyle götürmez insanı erguvanlardan sende hiç özlemek yok mu a bekleroğlu sende hiç bunalmak yok mu a cennetmekan ne tutarsın bu şapkayı başında ne tutarsın bu başında şapkayı bak işte görüyor musun diyemiyorum dilimin ucunadek geliyor diyemiyorum biliyorum nah işte mutluluk şuracıkta şu kilidi kırdın mı arkası cennetiala hidrojeni füzesiyle korkuya kuluçkada höt desen devrim doğuracak perşembe gebe bak işte görüyor musun diyemiyorum dilimin ucunadek geliyor diyemiyorum


Ülke

Gündemi B

sen hiç vatansamaz mısın varsamaz mısın sen hiç onursamaz mısın çoksamaz mısın sen utanmaz mısın arlanmaz mısın hele bir döndür başını da şu gidişe bak hele bir döndür başını da şu düzene bak hele bir döndür başını da şu haline bak bak işte görüyor musun diyemiyorum dilimin ucunadek geliyor diyemiyorum. Köleliğin karşılığını buldum sözlükte toplumculuk ne demekmiş biliyor musun apartıman bundan çıkar biliyor musun ondan sonra kulismulis kilitmilit mapusane ondan sonra allahmallah yalandolan kaşkariko kimden aldın bu şapkayı başına ne tutarsın bu şapkayı başında neden yere çalmıyorsun bu şapkayı başına yere neden bu başı şapkayına bak işte görüyor musun diyemiyorum dilimin ucunadek geliyor diyemiyorum Hasan Hüseyin Korkmazgil

u afiş sinema tarihinin en iyi savaş karşıtı filmlerinden biri olarak nitelendirilen Elem Klimov’un ‘’Come and See’’ (Gel ve Gör) filminden bir sahne. Filmde Alexey Kravchenko’nun canlandırdığı çocuk Flyora 2. Dünya Savaşı sırasında o kadar çok dehşet anına tanık olur ki,savaşın sonlarına doğru kendini 70 yaşında bir insan kadar yaşlanmış hisseder kendini. Sovyet Rusya’sı yapımı filmin geçtiği mekân olan Belarus’ta, Nazilerin 600’den fazla köyü ateşe vermesini, Alman bombardımanlarını ve daha birçok Nazi zulmünü yaşamış, her seferinde ölümün kıyısından dönmüş olan Flyora, filmin sonuna doğru, Partizanlar’ın Nazileri geri püskürttüğü bir esnada, kaçarken boşalttıkları bir karargâhtan geri kalanlar arasında,

çamurun içindeki bir Hitler posterini görür. Çocuk yaşında Partizanlarla birlikte Nazilere karşı savaşmış olan Flyora, elinde silahı Hitler’in posteri karşısında kalakalır.Siyah beyaz, metal çerçeveli postere bakarken, bir anda gördüğü ve yaşadığı tüm acılar bir daha canlanır gözünde ve sonra silahının tetiğine dokunarak çamurun içindeki posterde gördüğü Hitler’in yaşayan halini öldürür. Filmin devamını meraklılarına bırakıyoruz ve dönüp memleketimize bakıyoruz… geldik ve gördük sanki görmeyenimiz var mı bilemiyoruz? Sizce fotoğraftaki kim?

9


O

Mor

lamazsın efendim, olamazsın ne hakla? Etmeyiniz Okuyup da ne yapacaksınız ki hem, öyle kelamlar, vallahi gücümüze gidiyor. Türkiye’de başımızdakiler hep erkek ve gayet de kadın olmak da neymiş! güzel idare ediyoruz(!).

10

Öyle bir laf ettiniz ki tam mahkemeliksiniz üstadım, gö- Aslına bakarsanız sokağa çıkmasanız rülmemiş böyle saçma şey. Ne haddinize, sınırınızı biliniz da olur. Takınız bir siyah çarşaf -ki lütfen. siyah olmasına dikkat ediniz, hatuna öyle cafcaflı renkler Hadi diyelim ki dediniz –ki haddinize değil- başınıza ne- yakışmaz haramdır- oturunuz evinizde; eşinize sofralar ler geleceğini bilir misiniz? Bilemezsiniz, bilseydiniz et- kurup temizlik yapınız ha bir de yaptığınız 3 çocuğunuzla ilgileniniz. Zaten zamanınız kalmaz ki efendim. (kalmamezdiniz öyle anarşist laflar… malı zaten) Tacize uğrayan kadın her defasında suçludur bir kere. Kesin ya açık giyinmişsinizdir ya da kışkırtmışsınızdır. Ha bir de sesinizi çıkarmaz susup oturursanız pek ala Aksi mümkün mü? Vardır elbet bir suçunuz. Tecavüze mi olur. Gerçi o konuda nasihate hiç ihtiyacınız yoktur efenuğradınız? Geç saatte dışarı çıkmayıverseydiniz efendim, dim, zaten öyle yapıyorsunuz… siz ne sanırsınız ki kendinizi altı üstü saçı uzun aklı kısa Neden Mor? bir mahlûksunuz. Tecavüzden sonra hamile mi kaldınız, Feministlerin mor renk giymesi Lilith efsanesine dayanır. olmuş bir kere kader işte, aman diyeyim sakın kürtaj yaptırmayın çok günah. En büyük günahtır cana kıymak(!). Hıristiyan ve Yahudi inancında Lilith Adem’in ilk karısıdır.Onunla eşit olduğunu söyler ve ona secde etmez. TariErken yaşta evlenmek de gereklidir zaten, erkenden bilihin ilk feministi kabul edilir. niz yerinizi yurdunuzu canım nedir bu saçmalık, sonra kurda kuşa yem olursunuz neme lazım. Bu kişi ha 20 ya- Bir rivayete göre Lilith’in deri rengi mordur. Bir başka rişında olmuş ha 70 ne fark eder, siz 15’inizi geçirmeden vayete göre ise mor renk elbise giyer. evleniniz hele! Katil Kim?

Öyle okumakmış, eşit haklarmış boş laflar bunlar canım, Hepimizin küçükken oynadığı bir oyun ’’katil kim’’. Oyusiz de iyice saçmaladınız yiyiverirsiniz tokadı maazallah. nu oynayacaklar halka oluşturur ve bir kişi katil bir kişi


Sopa I

polis ve diğerleri kurban seçilir, katil diğerlerine fark ettirmeyerek kurbanlara göz kırpar ve onları öldürür. Ve kurbanlar artmasın diye katil bulunmaya çalışılır. Her gün 3 kadının öldürüldüğü taciz ve tecavüzün normalleştirildiği memleketimizde sizce Nurettin Gider’e göz kırpan katil gerçekten Nevin Yıldırım mı?

sparta’nın Yalvaç İlçesi’nde evli ve 2 çocuk annesi, 26 yaşındaki Nevin Yıldırım,Feminist Argo kendisine zaman zaman silah zoruyla teca-Nedenine dair konuşvüz eden ve uygunsuz fotoğraflarını yayamanın çok da anlamlı cağı tehdidinde bulunan 35 yaşındaki Nurettin Gider’i av tüfeğiyle vurduktan sonraolduğunu düşünmebaşını kesti. Çuval içinde getirdiği Gider’indiğimizden işin o bobaşını köy meydanına attı. yutunu atlıyoruz…he-

cinsiyetçidir. Biz de düşündük taşındık yok mu bunun bir çaresi dedik ve Metis Yayınları’dan çıkan Filiz Bingölçe’nin Kadın Argosu Sözlüğünden sizler için birkaç feminist küfür seçtik. Fakat neticede feminist küfürler de cinsiyetçi olduğundan eşitlikçi küfürler bulmaya çabalıyoruz.Sen de bul yaz paylaşalım. Feminist argodan birkaç tabir: Babasını gıdıkladığımın çocuğu: bir kimseyi şaka yollu aşağılamak için kullanılır Zamçük: zampara, çapkın erkek Dünyalar büklüm büklüm, bir boğazım bir çüküm: yemekten ve cinsellikten başka şey düşünmeyen erkek

pimizin de yaptığı gibi Adam yiyen çiçek: çok fazla erkekle beraber olmuş kadın biz insanlar genelde küfür eden varlıklarız.Fark edeniniz Aylak bakkal kokelerini tartar: işsiz erkeğin aklının fikriolduysa -ki bu harika bir olaydır- çeşitli amaçlar uğruna nin cinsellikte olması. ettiğimiz bu küfürler genellikle kadın bedeni üzerinden ilerleyen kelime ve kelime gruplarından ibarettir. Yani

11


Şöyle de böyle

12

FUTBOLUMUZUN HAL-İ PÜR-MELALİ Başlığı anlayamayan , ‘’ne o Farsça mı öğreniyoruz diyen çok arkadaş çıkacağından öncelikle hal-i Pür-Melali kelimesini ve söz öbeğini açıklayayım. Bu söz , bir şeyin can sıkıcı, dertli ve utanılması gereken durumunu ifade etmek için kullanılır. Türkiye’nin futbol arenasındaki takım sıralaması , her geçen gün kötüye gidiyor. Şu anda herkesin süsleyip, püslediği anlı şanlı ‘’Süper Ligimiz’’ Güney Kıbrıs ve krizdeki Yunanistan ile puan yarışı vermekte. Ancak durum böyleyken şikeyi kutsayabilen taraftar ve camialara ve ayrıca hükümet desteğiyle şikenin ve nice illegal olayın üstünü örtebilen utanmaz bir Futbol Federasyonuna sahibiz. Akıtılan onca paraya rağmen çoğunlukla anneannemizin ligine odaklı bir anlayışa müptelayız. Yani kısacası futbolumuzun ‘’Hal-i Pür-Melali’’ maalesef budur, rezalettir. Sonraki Yazı :’’ Galatasaray Şike Yaptı mı Avrupa’da Yapar’’ ve Aziz Yıldırım’ın Çürük Raporu ilişkisi. ANIL YAZAR

BİR TACİZCİ SAVURMA SANATI: TAEKWONDO Yürüyemeyen topuklu ayaklar (üniversiteye yeni gelen kadınlar) ve mütemadi pespaye bakışlar (üniversiteye yeni gelen erkekler) bura gölbaşı olsa da neticede “ben artık üniversiteliyim”i göstermeye çabalıyor herkes kendi bakış açısıyla.

Bunu şundan anlattım geçtiğimiz günlerde kampüste arkadaşlarla otururken şahit olduk bir kendini var etme çabasına! Yürüyen bir kadın arkadaşın arkasından kişneyen 2 3 varlıktır bana bu yazıyı yazdıran. Kadın arkadaşı taciz eden bu 2 3 varlığa dair çeşitli öneriler tartışırken konumuz bir anda kadınların savunma sporlarına eğilimleri oldu ve bu spor dalında oldukça başarılı olan arkadaşım Ankara Büyükşehir Bld. SK sporcusu Elif Yılmaz geldi aklıma. 8-11 Kasım 2012 tarihleri arasında Amasya’da düzenlenen Türkiye Poomse Taekwondo Şampiyonasında ferdide, pairde ve kadınların takımında 3 altın madalyaya ulaşan Elif 2003 yılından bu yana birçok madalyanın sahibi oldu. Türkiye şampiyonluklarının yanında 2008’de dünya şampiyonluğu,2011 de Avrupa şampiyonluğu ve dünya 3.lüğü gibi başarılara ulaştı. Elif ’e göre ilk ve en büyük tutkusu olan taekwondo bir dövüş, kavga sporu değil savunma sporu. Taekwondo bana karşımdaki büyük küçük kim olursa olsun saygı duymayı öğretti. Taekwondo kelimesindeki do ahlak demek herkes sporcu olabilir ama sporcu ahlakına sahip olamaz. Beni bu spora yönlendiren ailemdir diyen Elif bir yan-


İdmanlar

dan da ailelerin spora olan ilgisizliğinden dert yanıyor. Elif bunları anlatırken içimden medya ve spor başlıkları geçiyor. Malumunuz spor deyince aklımıza futboldan başka bir şey gelmesi pek nadirdir. Amatör branşlara eğilimimiz yok denecek kadar az. Oysa yapılan her sporun arkasında büyük emekler, büyük hikâyeler var. Onları var eden ise ne geniş medya ağı ne de milyon dolarlık senetler anlaşmalar takımlar yada taraftar grupları… Elif bu konuda haklı bir sitemde bulunuyor. Vietnam, İtalya, Meksika, İspanya, Yunanistan…hepsi hakkımda haberler yazdı .Acaba güzel ülkem beni ne zaman görecek? Kadın olmanın yada sadece Ank. Büyükşehir belediyesinde iyi bir sporcu olmanın sonucudur. Tacizci savurmaya engel mi? Değil. Öğrenelim öğretelim beraber savuralım :) Nesrin Aydın

zil çalınıyor din dan dan dan dan yeter çalıştık duralım artık başımiz ağrıyor of of of aman oyun isteriz şöyle de böyle de idmanlar biz çok koşmayız hasta olmayız hasta bir çiçek gibi solmayız ama spor iyidir yapınız... mesela:

Wushu (Çince:Pinyin: wushù) Çin savunma sanatlarının genel adıdır. Çin dışında genel de Kung Fu (Çince, Pinyin: gōngfu) olarak tanımlanan spor türleri de buna dahildir. Çince Kung Fu terimi beceri anlamına gelir; savaş sanatlarının dışında da herhangi bir alanda kullanılabilir. Buna karşılık WushuSavaş Sanatı anlamına gelir. Yanında, estetik barındıran kareografik hareketler Uzakdoğu felsefesi Wushu altında toplanır.Bununla bedenle ruhun uyumu sağlanır. İnsan karakterlerinin geliştirilmesi, idarenin ve öğrenme kabiliyetinin güçlenmesi ve hoş görüşlü davranış biçimi sağlanır.

13


14

SOĞUKTA NEDEN ÇİŞİMİZ GELİR ? Aşırı soğuk günlerde üşürken az bir sıvı tükettiğimiz halde o mayhoş sıkışıklık duygusu kaplar bizi. Peki nasıl olur da az bir sıvı alımına rağmen normal havalarda olduğundan daha fazla çişimiz gelir? Öncelikle şuna bakalım idrar nedir ? Nasıl oluşur? Kanımız vücut hücrelerimize besin maddeleri verir ve zararlı maddeleri (amonyak , karbondioksit..) alır kan bu maddeleri devamlı taşımaz.Temizlenmek için atardamara böbreğe gelir burada süzülerek temizlenir ve vücuda geri döner . Oluşan bu süzüntü idrardır. Soğukta bırakılan bir metal nasıl küçülüyorsa (buzdolabından çıkardığımız kavanozların kapağının zor açılmasıda bundandır. metalden yapılan kapak soğukta büzülmüştür.) , damarlarda aynı şekilde soğuk bir ortama girdiğimizde büzüşürler. Örneğin bazı insanların yüz ve el kılcal damarları yüzeye yakındır ve soğuk havalarda yüzlerinin ve ellerinin kanaması bundandır. Yüzeye yakın damarlar büzüşür ve çatlar.Aynı olay bir şekilde böbreklerimizde de vardır.Soğuk havada böbreğe idrarı oluşturmak temizlemek için atardamara getirilen kan atardamarın büzülmesiyle daha hızlı atmaya ve büzülmeye başlar. Tıpkı çimleri hortumla sularken hortumun ucunu sıktığımzda daha hızlı akması gibi.

Evrene

Kısa sürede ,gerektiğinden fazla idrar süzülür ve bizdeki o sıkışıklık duygusunu uyandırır. İşin özü böbreğe kan getiren damarımız soğuk havada büzüşür ve bizim çişimiz de daha çabuk gelir. Sıkışma anında duyulan su seslerine dayanamayıp tuvalete koşarız. Ama eğer Ankara Üniversitesi Gölbaşı Kampüsündeyseniz bu sıkışma anlarında zor zamanlar bizi bekliyor demektir tuvaletler şarkı söyletir insana ‘’piiisss tuuuvaaalleettt kokusundaaann dahaa kötüüü neee olabilir kiii buuu hayattaaa..la la laaaa’’,pis ve peçetesiz tuvaletlere katlanmak zorundayız... Ya da değilizdir!? Hıı bu arada eğer şu yök yasa tasarısı geçerse , sıkışık halde turnike sıralarında bekleyebiliriz. Ne de olsa adamların üniversitelerimizde ticaret yapması gerek… çişimizden bile ! küçükağaç

BİR DÜŞÜN-SEN BULACAKSIN TAM 1 MİLYON NEDEN Sıradan bir akşamdı , sonunda korktuğum şey olmuş ben Gölbaşı’nın soğuk hava koşullarına yenik düşmüştüm televizyon karşısında ağrıyan eklemler , soğuk eller , şişik boğaz , ben , çay ve çorba takılıyor hoş vakit geçirmeye çalışıyorduk.


Payanda

Taa ki televizyonda gördüğüm tüylerimi ürperten reklama kadar. O ana kadar her şey seyrindeydi. Ama reklam bana düşünmemi söylemişti. Mutlu olabilmek için bir milyon neden varmış. Güzel hoş iyi ama neden? İnsanlar zaten yeterince uyuşturulmuş mutluluk üzerine kandırılmışken biraz daha mı Polyannacılık? Ülkede çocuk katiler, istismarlar, tecavüzler, ölümler, dolandırıcılıklar (dahası akla gelebilecek fazlaca suç) ; sanatçıyı, öğrenciyi, dilenciyi, tinerciyi, kadını daha da hor gören toplumsal bozukluklar veya dünya üzerinde açlıktan savaştan olmayan insanlıktan ölen binlerce insan git gide arttığı için mi bir milyon neden? illa ki fazla dertten ne yapacağını bilemeyen toplumun uyuşmuş bedenini zihnini ve kuşkusuzluğunu mu kullanmak gerekiyor. Nasıl bir kafayla

yapılmıştı bu reklam? Eeh nasıl olsa hayatta mutlu olmak için bir milyon neden var senin benim başıma gelmedikten sonra dert. Haydi hepimiz olalım bir Polyanna mert ! Zihniyetinde oldurma çabası mı bu reklam? Yoksa amacın açalım bir kola da neşemizi bulalım... ‘’satın al mutlu ol’’un mu reklamı sadece? Belki de bizimle dalga geçiyorsun eyy kola bize o bir milyon nedeni düşündürerek kolanın reklamını yapıyorsun ya da amacın bütün seçeneklerdir. Amacına ulaştın ama kafalar karıştı. O gece kolanın dediğini yapmıştım düşündüm ve mutsuz olmak için tam bir milyon nedenim var elimde artık. Daha keskin çizgilerle çizilmiş... Birazcık daha uyandıran derin uykudan. Teşekkürler kola. BİR DÜŞÜN SEN DE BULACAKSIN TAM BİR MİLYON NEDEN! no doubt

15


16

NEREDEN GELDİK NEREYE GİDİYORUZ ? ‘Tüket, itaat et, öl’ Neil Postman’ın Amusing Ourselvesto Death kitabında bahsettiği ve motto haline gelen bu slogan , 21.yüzyıl insanının kafasını anlatan çağdaş kölelik arzusuyla tutuşan biz insanları ne de güzel tanımlamış. Hayatımızın her bir köşesini otoriter bir zincir ile sarmış. Hareket edemiyor sesimizi dahi çıkaramıyoruz. Medya bize bunu söyler çünkü. Kafede barda televizyonda gazetede radyoda sinemada her yerde bilinçaltımıza sokulan reklamlar tüketim çılgınlığını aşılıyor ve de öyle sarmış ki bu yaşam tükettikçe tatmin oluyor daha fazla alışveriş istiyor toplum. Sistem mutlu. Yalnızca tüketen hiçbir şey üretemeyen bu robot neslin meyvelerini topluyor çünkü. Bunlar da yetmezmiş gibi pop art akımından da nasibimizi alıyoruz. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan bu akım tüketimi çekici hale getirebilmek için. Reklamlar renkli afişler hatta resimli dergi ve romanlar kullanılmaya başlanmıştı. Sanatı da bu oyuna alet ederek çalışıyorlardı. Amaç ise alıcının dikkatini çekebilecek bir moda yaratmaktı ve hedefe fazlasıyla da ulaşıldı. Hayatımızın her yanını sarmış durumda bu tipik afişler. Ancak bunları

çok beğeniyorlar . Hayattan keyif aldıklarını zanneden insanlar artık özgürlüklerini kaybetmeye modayı takip ederek başlamışlardı. Bize verilen asgari özgürlüğümüzü de bu şekilde kaybediyoruz. Hangimiz bunu reddedebilir ki? Doğumumuzdan beri bir numaradan takip ediliyor denetleniyoruz. Yaşayabilmek içinse yeşil kağıt parçalarına muhtaç hale geldik. Bu reddedilemez bir gerçek. Ancak kim söyleyebiliyor bu gerçeği? Eleştirebilmek ya da başkaldırabilmek ne haddimize ! Karşımızda bütün sistemi zaten ön-


ceden hazırlamış fanatikleri ile dolu kutsal bir aygıt var. İnsan özünde özgür bir hayvan değil miydi? Neler oldu o günden bu yana bize? Özgürlük bizim en doğal ‘hak’kımız ise , özgürlük, özgür irade , özgür karar , özgür yaşam... Ve yaşam bir senaryo ise bu senaryoyu sen yazmalısın. Gozan

İşte yine… İşte diyorum çünkü yeni çünkü hep yeni olacak... Başlangıçları tanımlarken hepimizin birer hayali vardır... Başlamak, nerede ne vakit olursa olsun, büyük umut taşır. Biliriz ki sonuna bir direniştir bu. Fakat, sonu geldiğinde çoğu zaman göremeyiz hayal ettiğimiz başları… Umut hiçbir şeye yenilmeden taşımamız gereken bir eşya gibidir. Maddesel bakmadan tabii… Şimdilerde, insanların ellerinden aldıkları en büyük silahlarıdır umutlarımız. İlkokulu bölük pörçük yaşayarak, boylarının ellerine düşman edildiği çocuklar, bedenlerini dört rekatla çarpmaya zorlanacak hale getiriliyor... Umut demiştik, çocuklar en büyük umutlardır hani… Giyinişlerine göre bir nevi statü kazandırılması amaçlanan ‘’ serbest kıyafet’’ diye özgürce ifadelerle aslında içsel kısıtlamalara yönelik (maddi devamında manevi… ), öğ-

rencilerin davranışlarda ‘’ dış görünüş ‘’ temelli olacakları hem de gelişme çağlarında etkilenecekleri yeni düzenin amacı, ‘psikolojik desteğe’ katkı olabilir mi acaba? Gençler en büyük umutlar hani... Her şey bir yanda dursun, şimdi uydu’ruktan fırlatılan, uymayıp geri gelecekmiş gibi arkasından baktıkları Gök’leri alıcılarıyla buluşmasa. Fırlatanlarla, izleyenler oldukça mutlu mesut bakıyor. Eller havaya bir gururla, hayır karpuz atılsa böyle tepki verilirdi! ‘O’ orada sattıklarıyla oynarken, bir tarafta öğrencilerin seslerine karşılık uzay elbiseleriyle donanmış, sanki savaşa gider gibi binlerce koruyucu güç arkasında. Bu güç, bugün yine’ gazlı, yine, bombalı, yine sisli bir havada saldırırken, ‘geleceğe’ geleceklerden biri, yoğun bakımda... Umutların bilinci kapatılmaya çalışılıyor.. Yani, başlangıçlarımız her ne kadar hayal ettiğimiz gibi olamasa da biz hayal ettikçe var olur ve yarın güneş doğacak diye kışın ortasında da olsak, ısınabiliriz. En azından ateşin ışığı vardır bir yerlerde... Ve şimdi, boyumuzun yetmesi gerek ellerimizin uzandığı yere, kıyafet seçmeden gitmek okula, satılmamalı kantinde kasetler, binalar, arabalar yani ‘ özel’ olmamalı üniversiteye girişlerimiz çıkışlarımız. O halde, düşünmeye başlayabilirsin… CEKZİKUP - KONYA

17


Söylemesi Bizden İZLEYİN

STÜDYO SAHNE 9-12-13-14 NİSAN

*YENİ TÜRKÜ JOLLY JOKER 19 NİSAN(28,5 TL )

*CESARET ANA VE ÇOCUKLARI(B. BRECHT) *KONTRABAS(PATRICK SUSİRFAN ŞAHİNBAŞ SAHNESİ KIND) *MFÖ 3-4-6-10-11-13 NİSAN ODA TİYATROSU JOLLY JOKER 2-3-4-5-6 NİSAN 6 NİSAN (45 TL) *VENEDİK TACİRİ(WILLIAM 18 SHAKESPEARE) *BAJAR KÜÇÜK TİYATRO NEFES BAR 3-4-5-6-7 NİSAN *DUMAN 4 NİSAN(23,5 TL) JOLLY JOKER *33 VARYASYON(MOISES KA- 20 NİSAN(45 TL) *ERKİN KORAY UFMAN) IF AKÜN SAHNESİ *PORTECHO 4 NİSAN(25 TL) 2-3-4-5-6 NİSAN THE BIG BUS 5 NİSAN (23,5 TL) *KARMATE *BEKLEYİŞ VE KARINCAJOLLY JOKER LAR(ETHAN COEN-JOHN 10 NİSAN(28,5) STEINBECK)

GİDİN


*FERİDUN DÜZAĞAÇ JOLLY JOKER 12 NİSAN (34 TL) *PAUL GILBERT JOLLY JOKER 3 NİSAN(56 TL)

DİNLEYİN

*GARBAGE=TELL ME WHERE IT HURTS *BÜYÜK EV ABLUKADA=BİL *TRIGGERFINGER= I FOLLOW RIVERS *ASAF AVİDAN=ONE DAY *WARPAINTS=ELEPHANTS *ZEKİ MÜREN=SEN KİMSEYİ SEVEMEZSİN *MABEL MATİZ=ŞÜPHELİ ŞARKININ ŞAİRİ *THE STONE ROSES=FOOLS GOLD *THE CHEMICAL BROTHERS=GALVANIZE *BİRSEN TEZER=BİLSEN

19


Bokunu çıkartmayalım hocam artık!

Devlet tiyatrosunda oynanmasına rağmen Bir De20 linin Hatıra Defteri’ne bilet bulamamak daha çok Behzat Ç dizisi ile tanınan Erdal Beşikçioğlu’nu izlemek için koşan Behzat Ç fanlarını düşündürdü. Acaba bu bir tiyatro aşkı mıydı ? yazar Gogol’a olan bir sevgi miydi , yoksa Behzat Ç fanlarının izdihamı mı?popüler kültür kazandı salt sanatla kavgasını bir kez daha. Ama en azından tiyatroya gidiyor insanlar , halkı bu şekilde tiyatroya çekebildiler ya, bu da işte battaniyesiyle Ankara’da Bir Delinin Hatıra Defteri gişesinde 2 gün boyunca konaklayan Behzat Ç fanları…Kendileri gölbaşından dostlarımız..tanıdınız mı?

dııt dıt dıııı dıııt dı dııııııt… (İmparatorluk Marşı) Bu köşeden Star Wars hayranlarına, izleyicilerine, bilmeyenlere seslenmek istiyorum. Öncelikle belirteyim, Star Wars yaşam stilidir, candır, canandır. Geçtiğimiz günlerde internette ecnebi Star Wars forumlarında dolaşırken bir post dikkatimi çekti ve başladım okumaya. (O kadar hazırlık sınıfındayız var biraz İngilizcemiz) Her neyse, SW VII (7)’nin tarihi belli olmuş arkadaşlar! 2015. Bu noktada serinin 7. Filminin tarihinden ziyade başka bi konu daha var. 8. ve 10. filmler için de tarih görüşmelerine başlanmış. Çoğumuzun adına şu tepkiyi verdim “Oha lan, yuh!” Niye bir film daha? Bu sefer ne anlatacaklar? Niye yeni bi film sorusuna ben cevap veremedim. Bu konuda tek bildiğim bundan 3-4 yıl önce bi Amerikan dizisinde (adını hatırlamıyorum) “Asla Star Wars için geç kaldığını düşünme, her zaman yenisini çekecekler” repliği. Nedeni tartışılır, varsa fikri olan tartışalım konuşalım. Bu sefer ne anlatacaklar sorusuna cevap bulabilene bir probis! İlk 3 film çekildi bitti. Lord Darth Vader öldü, Asiler kazandı. Daha sonraki 3 film ise bu hikayenin öncesini konu aldı. Aslında planlanan da buydu. Zira ilk film


çekilirken Star Wars IV: A New Hope (1977) adı altında yayınlandı. Ee o zaman sormadılar mı “Gardaş siz dördüncü filmi çekmişsiniz ama ilk üç nerde?” diye. Muhtemelen evet. Ona da cevap verildi. Tamam artık bitti, SW efsane olsun bundan sonra dedik. Demez olaydık… Peki 7.filmin konusu ne? Nereyi, neyi anlatacak? Darth Vader’in bebekliğine mi ineceğiz, yoksa arada bi hikaye mi anlatılacak? Merak ettiğim o. Abi diyorum, ne kaldı ki anlatılmayan. İlk üç serinin devamını anlatsa, herhalde Han Solo ile Leia evlenmişler çoluk çocuk. Luke amcaları elinde iki çikolata falan. R2 ile 3PO Kardeşler Kıraathanesi’nde okeye dönüyorlar. Bu mu yani, bunu mu izleyeceğiz. Bi ihtimal yeni kahramanlar gelebilir, yeni olaylar falan ama o zaman da SW adı altında yayınlamayın be arkadaşım. 8 ve 9.film olayına hiç girmiyorum. Olay iyice boka sarmaya başladı. Polis Akademisi diye bi film serisi (seri demek ne derece doğru düzineleri demek lazım) var ya hani, ona çevirdiler işi. Eğer her önüne gelen Star Wars’tan ekmek yiyecekse, hazırlanın arkadaşlar Star Wars X’u da biz çekeceğiz! -Ki bu arada her ne kadar hikaye 1-2-3-4-5-6 şeklinde gitse de siz siz olun, 4-5-6-1-2-3 şeklinde izleyin seriyi. İletişmek içün: twitter.com/Zarganian

KİTAP

Mucizelere inanır mısın? Eğer hiçbir zaman mucizeye inanmadıysan bu kitabı okumakla işe başlayıp kendine bir mucize yaratabilirsin. Küçük Mucizeler Dükkanı benim tamda umutsuzluğun içinde kaybolduğum bir anda karşıma çıktı zıtlıklardan ve hayata karşı verilen bir mücadeleden doğan sevginin ürünüydü. ‘’Artık o eski tasasız kız değilim. Yasadığım her günün değerini biliyorum. Çünkü hayatın ne kadar değerli olduğunu öğrendim. Hiçbir şeyi , özellikle de hayatı hafife almaz oldum. Artık hiçbir günümü boşa geçirmiyorum. Çektiğim acıların bir karşılığı olduğunu öğrendim.’’ Sizde kendinizden bir şeyler bulmak istiyorsanız daha fazla gecikmeden Küçük Mucizeler Dükkanının sayfalarını çevirin ve mucizenizi başlatın. Hayatın içinde dört güçlü kadın Küçük mucizeler büyük umutlar Ve dostluğun iyileştirici gücüne dair sımsıcak bir hikaye Küçük Mucizeler Dükkanı / Debbie Macomber CEREN DURAK

21


İLAN SAYFASI Yaşanabilir bir üniversite istiyoruz!

22


ÖNSÖZ

ŞİFRELERİ AŞTIK SINAVLARI GEÇTİK VE EN NİHAYETİNDE KAZANDIK ANKARA ÜNİVERSİTESİ’Nİ. GELDİK HAZIRLIK BİRİMİNE VE KURAK ÇORAK İKLİMİNE, AĞAÇSIZ LAKİN KARGALI KARTALLI TARLALARINA, HİÇ BİTMEYEN KUYRUKLARINA, KORİDOR BOYU GENİZ YAKAN TUVALET KOKUSUNA RAĞMEN DİYEBİLDİK Kİ BURASI BİR ÜNİVERSİTEDİR VE BİZ ARTIK ÜNİVERSİTELİYİZ. HER NE KADAR ‘’BURA LİSE 5 ABİİ’’ YAHUT ‘’HOCAM BU FAKÜLTE KONYA’YA DAHA YAKIN SELÇUK ÜNİ. İLE BİRLEŞTİRSEK DE KAFALAR NETLEŞSE’’ ŞEKLİNDE GÜLDÜRÜRKEN DÜŞÜNDÜREN ESPRİLER YAPSAK DA OLMADI.. OLAMADI BU OKUL BİZİ SARAMADI EFENDİM.. ‘’YAPABİLECEĞİMİZ BİR ŞEY VAR MI?’’ DEDİK ‘’İLLAKİ VARDIR’’ DEDİ DIŞ SES ‘’ KİM? NE? KAÇ? NASIL?’’DEDİK. VE SIVADIK KOLLARI ETİMİZE BUDUMUZA BAKMADAN YAZALIM DEDİK OLANI BİTENİ GÖLBAŞILININ SÖZÜYLE GÖZÜYLE… OLMAYANAERGİ DEDİK ADIMIZA GÖRÜNCE BENZEDİĞİNİ MEMLEKETİN HALİNİN DİSTOPİK FİLM SAHNELERİNE. PEKİ NEDİR OLMAYANAERGİ? REDUCTIO AD ABSURDUM, OLMAYANA ERGİ YA DA OSMANLICA ABESE IRCA, LATINCE SAÇMA OLANA INDIRGEME ANLAMINA GELIR VE BIR IDDIAYI DOĞRU KABUL EDEREK SAÇMA BIR SONUCA VARIP IDDIANIN YANLIŞ OLDUĞU SONUCUNA ULAŞILDIĞI BIR MANTIK YÖNTEMIDIR. ÖZETLE ISPAT-

LAMAK ISTENILEN YARGININ TERSINI SÖYLEYEREK ONUN YANLIŞLIĞINI ISPATLAMA YÖNTEMİDİR VE AKLIMIZA DÜŞÜREN BİLDİĞİNİZ ARİSTO’DUR. OLMAYANA ERGİ YÖNTEMİ KULLANARAK ANLATALIM SAYFALARIMIZDA NELER BULABİLECEĞİNİZİ ÜLKENİN GÜNDEMİ ÜNİVERSİTELİNİN GÜNDEMİ OLMALI DEDİK BU SAYFADA HABER YAZISI BULAMAZSIN ÇÜNKÜ GERÇEK ŞU Kİ GÜNCEL HABER ALMAK İSTEYEN İNTERNET,GÜNLÜK GAZETE,TELEVİZYON ARACILIĞIYLA İYİ KÖTÜ DOĞRU YANLIŞ BİLGİ SAHİBİ OLUYOR.BİZ OLAN BİTENE GÖLBAŞILI NE DİYOR’U YAZMAYI DAHA ANLAMLI BULUYORUZ. OKULUMUZA Bİ HABER OLMAYALIM DEDİK GÖLBAŞINDA OLUP BİTENİ ANLATTIK GÖLBAŞI GÜNDEMİNDE.BU SAYFADAN GÖLBAŞINDA OLMAYANIN BİLGİSİNE ULAŞAMAZSINIZ. BİLİMSELLİĞİN HİÇE SAYILDIĞI EVRİM TEORİSİ ANLATANIN İŞİNDEN OLDUĞUNU GÖRDÜK.FELSEFENİN İŞSİZ İNSAN İŞİ OLARAK ANILDIĞI BİLİMİN YASAKLANMAYA ÇALIŞILDIĞI MEMLEKETİMİZDE EVRENİ AÇIKLAMAYA ANLAMAYA ÇALIŞIRKEN YOL GÖSTERENİMİZ BİLİM VE FELSEFE OLSUN DEDİK. EVRENE PAYANDA BİLİM SAYFASI YAPMAYA ÇALIŞACAĞIZ.BU SAYFADAN BİLİMSEL OLMAYANIN BİLGİSİNE ULAŞAMAZSINIZ. EVET EVET BİZCE DE DİĞER SAYFALAR DAHA ANLAŞILIR ANLATMAYA ÇALIŞIP SİZİ YORMAYACAĞIZ. VE BEKLEMEYİN ÖNÜMÜZDEKİ SAYIDA

ARAMIZA ÜNLÜ BİRİ KATILMAYACAK ÜN SAHİBİ VATANDAŞLAR KONUK YAZAR OLABİLİR DERGİMİZE.BİZ PARA ETMEYENİN ÜNLÜ OLMAYANIN DEĞERSİZ GÖRÜLDÜĞÜ ANLAYIŞA KARŞI FELSEFEYİ VE BİLİMİ BİLE KENDİMİZ ÜRETMEYE ÇALIŞACAĞIZ FARK ETMEDİNİZ Mİ HİÇ PARA ETMİYOR DİYE ŞİİR YAZMAZ OLDUK… EEEE…SONRA? SONRASINA DAİR BİR FİKRİMİZ YOK ŞİMDİLİK DERGİDE GÖRDÜĞÜNLE TANI BİZİ ÇÜNKÜ BİLİYORUZ DEĞİŞTİK VE DEĞİŞECEĞİZ. NE OLABİLECEĞİMİZE DAİR KONUŞACAK OLAN GELECEK SAYIDIR HEP BERABER BİLECEĞİZ.ARAMIZDA BAŞKA ÜNİVERSİTELERDEN BAŞKA ŞEHİRLERDEN İNSANLAR VAR SEN DE YAZINI ÇİZİNİ GÖNDER ACEMİLİĞİNDEN UTANMA ACEMİ HALİMİZLE YAŞAMAYA KALKIŞALI ÇOK OLUYOR ÇÜNKÜ. VE DERGİ ÇIKARMAK DÜŞÜNCE ÜRETMEKTEN DAHA ZORMUŞ TECRÜBEYLE SABİT… EMEK VEREN HERKESİN KAFASINA, YAAA ZATEN VAR ONLARA KATIL YAPAMAZSINIZ TACİZLERİYLE MEŞGUL EDENİN FİKRİNE, ÇALIŞIP ÇABALAYANIN YANINDA OLAN MÜLKİYELİLER BİRLİĞİNİN DESTEĞİNE, SAĞLIK. SAYGILAR SEVGİLER VE O TARZ ŞEYLER İŞTE.

(1 nisan 2013, Ankara)

23


Şunu öğrenmelisin Sen bir işe yaramaz değilsin. Seni senden alan toplumdur. Tezer Özlü Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında Bir teneffüs daha yaşasaydı, Tabiattan tahtaya kalkacak Bir çocuk gömülüdür Devlet dersinde öldürülmüştür. Ece Ayhan Polisin birinin ayağı kaydı Ve düştü Yaşlı adam ‘‘Saçlarından tutarak Düşürdüğünüz kızlarıma sayın ‘‘ dedi. Bir başkaldırıyı saçlarından tutarak düşürebilirsiniz ama Haklılığını yok edemezsiniz. FÜSUN SARIGÜL (Cuma akşamı – Akköprü ) Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:

Maveraünnehir nereye dökülür? En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı: Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine’dir. Ece Ayhan Ama ne zaman doğduğumuz sorulduğunda hep anamızın bacakları arasından çıktığımız tarihi belirtmemize rağmen artık insanları analardan çok yaşamın doğurduğunu biliyorum. Hasan Ali Toptaş Silahları neden seveyim? benim sevgim mavzer bana Ülkü Tamer Her 3 kişiden 2 si AKP’li Biri sevişiyor. Pikemesö Yedi tepeli Tebai şehrini kuran kim? Kitaplar yalnız kralların adını yazar Yoksa krallar mı taşıdı kayaları? Brecht

Sizin tanrınız kendi oğlunu çarmıha gerdiyse Kim bilir beni ne yapar? Marquis de Sade Ey insanı ve elmayı aynı ipe dize matematik! Ah Muhsin Ünlü Dostlar yitirdim. Kimini Percival gibi ölüm yüzünden. Kimini de sokakta bir kaldırımdan ötekine geçmeyi göze alamadığım için. V. Woolf Kaçan bir gol kadar üzülmedik değil mi? Ölürken çocuklar o güzel Afrika’da. İbrahim Tenekeci İnsanmış her ne var alemde İnsandan ötesin neyleyim. Bedri Rahmi Biz halkız yeniden doğarız ölümlerden. Pablo Neruda Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı. Emma Goldman

Anlamadığın kelimeyi ihbar hattı: ergiolmayana@gmail.com

Köleler özgür olmak isteyenlerden nefret ederler. Ulrike Meinhof Şimdi şişeyi alıp kafalarına indirmeliyim! Diye düşündüm. Şarap şişesini kaptım ve… Bardağımı doldurdum. Yeraltından Notlar- Dostoyevski Gölbaşı’nın pis tuvaletlerinden bir ses yükseliyor: -Piiiiiiiis tuvaaaaleeeeeeet kokusundaaaaan daha kötüüü ne olabilir ki hayatta? Öteki tuvaletten bir yanıt: -AKP . İsmail: ‘ Adam bana çay verdi çay çay. Bana çay verdi. Çay veren adam kötü olur mu hiç?’ Leyla ile Mecnun Olum burada kıyamet bile kopmaz burası allaaan unuttuğu yer .Bir Gölbaşılı’dan 21 Aralık yorumu


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook