Skip to main content

Fanzin: Değirmen (Sayı 2)

Page 1

YIKIP YENİDEN YAPIYORUM KENDİMİ Her şeyi yeniden düşünüyorum... Sevgilerimi, nefretlerimi, arkadaşlarımı, dostlarımı, düşmanlarımı, filmlerimi, iyileri, kötüleri, tarihi, coğrafyayı ve sanat anlayışımı... Her şeyi yeniden düşünüyorum, yeniden kuruyorum değerler dünyamı.. Batıyı, doğuyu, cumhuriyeti yeniden düşünüyorum... Yeniden bakıyorum aynadaki yüzüme... Bir hesaplaşma içindeyim kendimle ve hesaplaşma gereği her gün yeniden sarsılıyorum. Sarsılmadan, yıkılmadan değişmenin imkanı yok çünkü. Yıkıp yeniden yapıyorum kendimi...

YIL: 2013 | SAYI: 2

Bu değirmende fikir öğütülür!

Halkımızla, kendimizle yabancılaşmamız, yüzlerce, binlerce, onbinlerce yıl gerilere dayanıyor, milyonlarca yıl.. Hatta biz üzerimizde yüzyılların pasını, pisliğini, alışkanlıklarını, eğilimlerini taşıyoruz... Bir yerlerde aklımız bazı sırları çözmekle yetersiz kalıyor... Kendime soruyorum; ’kimim’, ’neyim’ diyorum.. Yüzeyden bakınca cevap kolay... Yılmaz Güney; aktör, yazar vs. İnince derinine bocalıyorum. Bir karmaşa... Yılların birikimi, sakatlıkları, zaafları, acıları, kompleksleri... Neler yapmışım şimdiye kadar?.. Yüzlerce insanı birden yaşamışım. Adamlar bıçaklamış Yılmaz Güney.. Kabadayılık yapmış uzun yıllar.. Roman yazmış... Ödül almış... Sanatçı... Irgatlık yapmış, zavallı köylü... Asker, sürgün, hovarda, cesur, korkak, memur, işsiz... Açlık günleri, tokluk günleri vs. Bütün bunların kişiliğimin oluşmasında nasıl etkileri olmuş... Hangi evrelerden geçmişim. Şimdiki düşüncelerime nereden vardım? Düşünüyorum, beynimi zorluyorum. Düşünüyorum... Şu günlerimin, değişimin romanını yazacağım bir gün.. Gerçeği kavrayışımın romanı olacak bu... Benimle birlikte insanlar da kavrayacak gerçeği.. Değişimlerin, yabancılaşmaların, komplekslerin, yalanların filmini yapacağım. Hapishaneye girmem ne kadar iyi oldu... Yokuş aşağı, yokluğa doğru akan bir suymuşum ben... Aman ne iyi oldu hapislik... Kendimi buldum. 6 aydır cigara içmiyorum. İrademi terbiye etmeye, bilincime hakim olmaya çalışıyorum. Kumruları yaşatıyorum kafamda şimdi.. Yoksul kumruları... Onlar benim için hüzündür şimdi... Yok olanın filmini çekeriz seninle.. Adana’yı, değişimi ve kumruları anlatırız... Otur, kumruların gidişini, yok oluşunu hikaye et. Senaryosunu yaz. Bu duyguyu anlatabilirsen müthiş bir film olur. Çekimi benim için büyük zevk... Öperim. YILMAZ GÜNEY 25 Haziran 1973

Kapak: Ahmet Çapar


Çocuk gelinlerin dramı... Cezaevlerinde çocuk hükümlülere taciz ve tecavüzler... Sokağın insafına terk edilen çocuklar... Polise taş attığı gerekçesiyle kafasına kurşun sıkılan çocuklar... Siyasi gerekçelerle çocukları tutuklamalar... Roboski katliamında devlet uçaklarının çocuklara yağdırdığı kurşunlar... Çocuk yaştakine 26 sapığın tecavüzü... Evde, işte, sokakta çocuk istismarlığı... Merhaba sevgili okuyucu, Türkiye’nin ki bu tekrar çirkin vakaların oranı bir hayli yüksek. BunYeni sayıda kabul ve yeniedelim bir içerikle başbaşayız. Biz yine rahat durmadık, kaşıyan avuçlarımıza mürekkebi yolumuza ların yaşanmasında devletin yapısal zihniyetinin rolü, Aile aldık, ve Sosyla Politirevan Bakanlığı’nın olduk. kalar yetersiz çalışmaları yatmaktadır. Toplumdan kaynaklı Bu sayıdaki temamızvar. fikirsel paylaştığımız senin değiştime de sıkıntılar elbetteki Amahassasiyetini bunlara duyarsız kalıp ve bunları bilmeni istediğimiz çabasında bulunmayan bir devletin benim çocuğum üzerinde herhengi bir 1 Mayıstasarımı İşçi Bayramı’dır. Emeğe olan saygımızı ve kutsiyetine olan fikirsel asla olmamaz. inancımızı her yerde belirttiğimiz gibi emek verip çıkarttığımız fanzinimizde de bunu göstermek istedik. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ülkemizde bu dramların Genel temamızın bu olmasının yanındayapılırken ilk sayıdan itibaren eşiğinde kutlanmaktadır. Kutlamalar dahi ne bir belirlediğimiz grup medya, ne fanzin milletvekillerimizden, siyasi ototritesi olan hiçkimse memlekette bu konseptimizin dışına çıkmadık. bayramın yaşandığı sırada “keşke bunlar hiç yaşanmasaydı, onlar da Öğrenci problemlerinden, güncel siyasetten, şiirden, sinemadan, kitaaramızda olsaydı” gibi bir açıklama yapmadı. Yaşadığımız bu tür tatlı plardan oluşan içerikle anlarımızın sevincinde onları anmak kanımca başına gelen olaylardan ders yine bir dilsiz öğrenci muhabbeti dönsün istedik. çıkarmış, bilinçli bir zihnin ürünü olacaktır. Ne yazık ki bu topraklar bu Yazdıklarımız hakkında düşüncelerini bizimle paylaşmak ya da fanzinimize olgunluğa daha gelemedi. Bu olgunluğu yakalayana dek bu bayramın haksen de katkı sağlamak istersen seni bekliyor olacağız. kıyla kutlanacağına inanmıyorum ve bu bayramı tanımıyorum. Sevgiyle kal okuyucu. Rojda Yayın Kurulu

Değirmen 2013

1 MAYIS OKUSAK MI? İZLESEK Mİ? 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı, işçi ve emekçiler tarafından dünya Politzer çapında Yazar: George kutlanan, birlik, Kitap: dayanışma ve haksıFelsefenin Temel ilkeleri zlıklarla mücadeleGeorges günüdür. Politzer'in 1935-1936 yılları arası Paris İşçi Üniversitesi'nde verdiği derslerde öğrencileri tarafından alınan notlardan İlk kez 1856'daderlenerek Avustralya'nın Mel- Öğretici bir tarzda; her eğitim hazırlanmıştır. bourne kentinde düzeyinden taş ve inşaat işçileri, insanın anlayabileceği seviyede ve çok basit bir günde sekiz saatlik iş günü için Meldille yazılmıştır. Felsefenin Temel İlkeleri, Sosyalist hareketin bourne Üniversitesi'nden Parlamento temel kitaplarından biri olmuş, tüm dünyada ve özellikle de Evi'ne kadar bir yürüyüş düzenlediler.milyonlarca kişi tarafından okunmuştur. Sovyet coğrafyasında 1 Mayıs 1886'da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler Yazar: Ernesto Che Guevara günde 12 saat, haſtada gün olan çalışKitap:6 Motosiklet Günlükleri ma takvimine karşı, günlük 8 saatlik Che'nin 23 yaşında, yakın arkadaşı Alberto Granado'yla çalışma talebiylebirlikte iş bıraktılar. Chica- çıktığı ilk Güney Amerika yolcubir motosikletle go'da yapılan gösterilere milyon luğunda yarım tuttuğu günlüklerden oluşmaktadır. Che'nin işçi katıldı. Luizvil'de 6 binden derdi(Kentaki) Amerika'yı keşfetmektir bir bakıma. Sonu bir gerilfazla siyah ve beyaz birlikte yürüdü. la işçi, mücadelesine varan ve Küba Devrimi'ne giden bir O dönemde Luizvil'deki parklar, siyahl- anlatılmış bir yol hikayesidir. serüvencinin ağzından ara kapalıydı. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park'a girdi. Her eyalet ve kentte,Film: siyahDövüş ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı Kulübü gösteriler, gazeteler tarafından 'Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu.' Yönetmen: David Fincher şeklinde Irkçılıkyazılmış unsurlarını kaldıran emeğin çatısı Chuck yorumlanmıştı. Palahniuk tarafından olanortadan aynı isimli altında gündü. kült filmdir. Tek düze yaşamı roman birleştiren üzerinden çekilen kronik uykusuzluk sorunuyla çekilmez bir hale gelmiş Bu gösteriler 1 Mayıs'ı izleyen günlerde tüm harareti karakterin yaşayışını konu alan film izleyicilere yeni bir ile devam etti ve 4 Mayıs'ta kanlı Haymarket Olayı'na yol açtı. başarıyor. dünya arayışını sorgulatmayı Uygulanan yasal baskılarla bu gösterinin tekrarlanması engellendi. 14-21 Temmuz 1889'da toplanan İkinci Enternasyonal'de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tümFilm: dünyada "Birlik, mücadele ve Yeraltı dayanışma günü " olarak Yönetmen: kutlanmasına karar verildi. Böylece ikinci gösteri Zeki Demirkubuz 1890 yılında yapılabildi. Dostoyevski’nin “Yeraltından Notlar” eserinden faydalanılarak çekilmiş olan bir yapım. İnsan zaafları üzerine Zamanla saatlik işgünü birçok bilinçaltısekiz yansımalarını usta bir dilleülkede işleyenresmen bu filminkabul edildi. 1 Mayıs böylece işçilerin birlik ve dayanışmasını yansıtan bir bayram niteliğini kişiler üzerindeki etkisi tartışılmaya değer. kazandı. Günümüzde sosyalist ülkelerde (Çin Halk Cumhuriyeti, Kore

Değirmen 2013

13 17


Çocuk gelinlerin dramı... Cezaevlerinde çocuk hükümlülere taciz ve tecavüzler... Sokağın insafına terk edilen çocuklar... Polise taş attığı gerekçesiyle kafasına kurşun sıkılan çocuklar... Siyasi gerekçelerle çocukları tutuklamalar... Roboski katliamında devlet uçaklarının çocuklara yağdırdığı kurşunlar... Çocuk yaştakine 26 sapığın tecavüzü... Evde, işte, sokakta çocuk istismarlığı... Merhaba sevgili okuyucu, Türkiye’nin kabul ki butekrar çirkin başbaşayız. vakaların oranı bir hayli yüksek. BunYeni sayıda ve yeniedelim bir içerikle Biz rahat durmadık, kaşıyan avuçlarımıza mürekkebi yolumuza larınyine yaşanmasında devletin yapısal zihniyetinin rolü, Aile aldık, ve Sosyla Politirevan kalar olduk. Bakanlığı’nın yetersiz çalışmaları yatmaktadır. Toplumdan kaynaklı Bu sayıdaki temamızvar. fikirsel paylaştığımız senin değiştime de sıkıntılar elbetteki Amahassasiyetini bunlara duyarsız kalıp ve bunları bilmeni istediğimiz çabasında bulunmayan bir devletin benim çocuğum üzerinde herhengi bir 1fikirsel Mayıstasarımı İşçi Bayramı’dır. Emeğe olan saygımızı ve kutsiyetine olan asla olmamaz. inancımızı her yerde belirttiğimiz gibi emek verip çıkarttığımız fanzinimizde de bunu göstermek istedik. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ülkemizde bu dramların Genel temamızın bu olmasının yanındayapılırken ilk sayıdan itibaren eşiğinde kutlanmaktadır. Kutlamalar dahi ne birbelirlediğimiz grup medya, ne fanzin milletvekillerimizden, siyasi ototritesi olan hiçkimse memlekette bu konseptimizin dışına çıkmadık. bayramın yaşandığı sırada “keşke bunlar hiç yaşanmasaydı, onlar da Öğrenci problemlerinden, güncel siyasetten, şiirden, sinemadan, kitaaramızda olsaydı” gibi bir açıklama yapmadı. Yaşadığımız bu tür tatlı plardan oluşan içerikle anlarımızın sevincinde onları anmak kanımca başına gelen olaylardan ders yine bir dilsiz öğrenci muhabbeti dönsün istedik. çıkarmış, bilinçli bir zihnin ürünü olacaktır. Ne yazık ki bu topraklar bu Yazdıklarımız hakkında düşüncelerini bizimle paylaşmak ya da fanzinimize olgunluğa daha gelemedi. Bu olgunluğu yakalayana dek bu bayramın haksen de katkı sağlamak istersen seni bekliyor olacağız. kıyla kutlanacağına inanmıyorum ve bu bayramı tanımıyorum. Sevgiyle kal okuyucu. Rojda Yayın Kurulu

12 16

Değirmen 2013

1 MAYIS OKUSAK MI? İZLESEK Mİ? 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı, işçi ve emekçiler tarafından dünya Politzer çapında Yazar: George kutlanan, birlik, Kitap: dayanışma ve haksıFelsefenin Temel ilkeleri zlıklarla mücadeleGeorges günüdür. Politzer'in 1935-1936 yılları arası Paris İşçi Üniversitesi'nde verdiği derslerde öğrencileri tarafından alınan notlardan İlk kez 1856'da derlenerek Avustralya'nın Mel- Öğretici bir tarzda; her eğitim hazırlanmıştır. bourne kentinde düzeyinden taş ve inşaat işçileri, insanın anlayabileceği seviyede ve çok basit bir günde sekiz saatlik iş günü için Meldille yazılmıştır. Felsefenin Temel İlkeleri, Sosyalist hareketin bourne Üniversitesi'nden Parlamento temel kitaplarından biri olmuş, tüm dünyada ve özellikle de Evi'ne kadar bir yürüyüş düzenlediler.milyonlarca kişi tarafından okunmuştur. Sovyet coğrafyasında 1 Mayıs 1886'da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler Yazar: Ernesto Che Guevara günde 12 saat, haſtada gün olan çalışKitap:6 Motosiklet Günlükleri ma takvimine karşı, günlük 8 saatlik Che'nin 23 yaşında, yakın arkadaşı Alberto Granado'yla çalışma talebiylebirlikte iş bıraktılar. Chica- çıktığı ilk Güney Amerika yolcubir motosikletle go'da yapılan gösterilere milyon luğunda yarım tuttuğu günlüklerden oluşmaktadır. Che'nin işçi katıldı. Luizvil'de (Kentaki) 6 binden derdi Amerika'yı keşfetmektir bir bakıma. Sonu bir gerilfazla siyah ve beyaz birlikte yürüdü. la işçi, mücadelesine varan ve Küba Devrimi'ne giden bir O dönemde Luizvil'deki parklar, siyahl- anlatılmış bir yol hikayesidir. serüvencinin ağzından ara kapalıydı. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park'a girdi. Her eyalet ve kentte,Film: siyahDövüş ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı Kulübü gösteriler, gazeteler tarafından 'Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu.' Yönetmen: David Fincher şeklinde Irkçılıkyazılmış unsurlarını kaldıran emeğin çatısı Chuckyorumlanmıştı. Palahniuk tarafından olanortadan aynı isimli altında romanbirleştiren üzerinden gündü. çekilen kült filmdir. Tek düze yaşamı kronik uykusuzluk sorunuyla çekilmez bir hale gelmiş Bu gösteriler 1 Mayıs'ı izleyen tüm harareti karakterin yaşayışını konu alan günlerde film izleyicilere yeni bir ile devam etti ve 4 Mayıs'ta kanlı Haymarket Olayı'na yol açtı. başarıyor. dünya arayışını sorgulatmayı Uygulanan yasal baskılarla bu gösterinin tekrarlanması engellendi. 14-21 Temmuz 1889'da toplanan İkinci Enternasyonal'de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tümFilm: dünyada "Birlik, mücadele ve Yeraltı dayanışma günü " olarak Yönetmen: kutlanmasına karar verildi. Böylece ikinci gösteri Zeki Demirkubuz 1890 yılında yapılabildi. Dostoyevski’nin “Yeraltından Notlar” eserinden faydalanılarak çekilmiş olan bir yapım. İnsan zaafları üzerine Zamanla sekiz saatlik işgünü birçok kabul edildi. 1 Mayıs bilinçaltı yansımalarını usta bir dilleülkede işleyenresmen bu filmin böylece işçilerin birlik ve dayanışmasını yansıtan bir kişiler üzerindeki etkisi tartışılmaya değer. bayram niteliğini kazandı. Günümüzde sosyalist ülkelerde (Çin Halk Cumhuriyeti, Kore

Değirmen 2013

1


Demokratik Halk Cumhuriyeti, Vietnam, Laos, Küba, Venezuela, Nepal, ÜLKEMDE 23 NİSAN EGEMENLİK ÇOCUK BAYRAMI MI? Bolivya) ve daha birçokULUSAL ülkede tatil günü olan 1VE Mayıs'ı işçiler büyük kitle gösterileriyle kutlar; bazı ülkelerde 1 Mayıs siyasal bir eylem biçimini de alır. Bir toplumun tarihsel süreçte biriktirdiği maddi ve manevi tüm Ülkemizde ilk olarak Osmanlı Devleti döneminde örgütlenmesinin en değerlerini işçi emanet edeceği tek gelişmiş olduğu yer Selanik'ti ve 1911 yılında burada tütün, liman ve varlık ondan sonraki kuşaklardır; pamuk işçileri, 1 Mayıs gösterisi düzenleyerek bu günü kutladılar. yani genç nesilleridir, evlatlarıdır. İnsanlığın kendi yaşamsal süreAnadolu’da ilk defa 1912 yılında İstanbul’da Mayıs kutlandı.1923 yılında cinde 1inşa ettiği kültürü, toplumsal ise yasal olarak bir mayıs, İşçi Bayramı sistemleri, ilan edildi.1924’te çıkan olaylardan değerleri, normları... dolayı kitlesel 1 Mayıs kutlamaları yasaklandı. yani dünden bu güne taşıdığı bütün bir hafızayı yaşamını sürdürmek ve 1977 yılına gelindiğinde ise İstanbul Taksim Meydanı'nda yaklaşık 500 bin bunu da psikolojik kendi kişiyle en geniş katılımlı 1 Mayıs toplantısı düzenlendi. Ancak,olarak göstericilermülkü algıladığı çocuklarına in üzerine ateş açıldı ve göstericilerdendoğal 34'ü yaralanarak ve üstlerine ateş açılması sonucu izdihamda ezilerek öldü. 1977 yılının 1akıp Mayıs günü, dayatmak -daha çıkan yumuşak bir tabirle çatışmasız, selamtle giden bir tarihe “Kanlı 1 Mayıs” olarak geçti. Askeri darbe yapıldığı toplum isterler. Bu olgusal gerçekliklerin doğalhazırlığı birer olarak sonucudur. Bu MİT tarafından Başbakan Süleyman rapor edilince, Karapolitik Kuvtoplumsal pratiklere ya da ‘şey’lereDemirel'e bilimsel açıdan bakmazsak vetleri Komutanı Namık Kemal Ersun derhal emekliye sevkedildi. düzlemde kısır bir döngünün içine girebiliriz. Acizane amacım bilim yapmak objektif olmaya gösterdiği özeni1takınarak Ulusal 1977 ‘dendeğil; sonrabilimin öğrenciler ve emekçiler için Türkiye’de Mayıs kutlamaEgemenlik ve Çocuk Bayramı’nı hem toplumsal hem de devletin ideolojik larının adı Taksim olacaktı. Hayatları kaybeden 34 insanımızı unutbeslenme alanları düzleminde bir tartışma yürütmek. madıklarını, katillerinden hesabını soracaklarını göstermek için ve onların anılarını yaşatmak için 30 yıl boyunca Taksimi alma mücadelesi verildi. 2007 yılında 1 Mayıs'ı tekrar Taksim'de kutlayıp aynı 1977'de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Veysizamanda Akın’ın da dediğiolan gibi olayları anmak isteyen grupları polis; silah, biber gazı, gaz bombası kullaesasında üç bayramın birleşmesinden oluşan resmi bir bayramdır. Bilindiği narak durdurmaya çalıştı. 100'den fazla kişi yaralandı. Valiliğe göre 580, üzere 23 Nisan 1920’de meclisin açılmasına binaen bugün özel ve resmi diğer kaynaklara göre 700'e yakın gözaltı gerçekleşti. İbrahim Sevindik bayram hak edecek bir kaybetti. gün olması yeni kurulan bir devlet için doğal adındakiolmayı bir vatandaş hayatını bir durumdur. 1 Kasım 1922’ de de Saltanatın Kaldırılması ve hakimiyetin 2008 yılında sendikaların hükümetle 1 Mayıs'ı konumillete verilmesi açısından Hakimiyet-i MilliyeTaksim'de Bayramı kutlama ilan edildi. Bu sunda uzlaşamaması sendikalar, Taksim'e yürüme kararı aldı tarihten sonra her 23sonucunda Nisan meclisin açılış yıldönümü olmakla beraber ve bazı sol görüşlü partiler de bu yürüyüşe katılacaklarını açıkladı. Bunun saltanatın kaldırılışı da bu tarihte kutlanmaya başlanmıştır. Döneminin üzerine, güvenlik güçleri bir gün öncesinden hazırlıklara başladı ve sabah Çocuk Esirgeme Kurumu (HEC), 23 Ninsan’ı aldığı bir karar ile çocuk 06:30'dan itibaren Şişli'de, Osmanbey'de, Pangaltı'da, Nişantaşı'nda, bayramı olarak kutlamıştır. Bu ve üç Kurtuluş'ta bayram da aynı güne denk geldiği için Okmeydanı'nda, Dolapdere'de olaylar çıktı. Polisin DİSK, resmi isim altında Odası olmaksızın kutlanırdı. defa MGK’ninPartisi aldığı MakinabirMühendisleri İstanbul Şubesi,İlk ÖDP ve1981’ HalkındeKurtuluş bir karar ile adı konmayan yanı günde acil kutlanan üç bayram binasında yönelik tutumu veama bir hastanenin servisibugirişinde gaz resmi bom2

Değirmen 2013

bası atarak birçok ve kişinin neden Egemenlik olması çok Ve tartışıldı. olarak birleştirilir adınayaralanmasına da 23 Nisan Ulusal Çocuk Polis Baybu olaylar sırasında biber gazı, gaz bombası, tazyikli ve boyalı su kullandı. ramı denilerek kutlanır. DİSK binası önündeki olaylarda CHP milletvekili Mehmet Ali Özpolat, sıkılan biber gazı nedeniyle kalp spazmı geçirdi. Okmeydanı'nda Burhan Bugun çocuklarımıza yani ‘çocuk olanlara’ kutlattığımız bayramın böyle bir Gül isimli 19 yaşında bir genç, başından plastik mermiyle vurularak tarihsel gerçeği politik birSıhhiye mantığı vardır. Devletler hele ki ulus-devlet yaralandı. Ayrıcave Ankara'da Meydanı'nda yapılan kutlamalarda da mantalitesi kendini gerçekleştiren sistemler elbetteki ideolojik olaylar çıktı etrafında ve polis, göstericilere gaz bombalarıyla müdahale etti. Ankavarlıklarını nesillerine empoze ederek varlıklarını korumaya, ra'da Sakarya Meydanı'nada yapılan kutlama olaysız sona erdi.sürdürmeye çalışacaklardır. Bu anlayış sadece devletlere has bir anlayış değildir; 2009 yılında Taksim’i verdikleri mücadele sonucunda sivrilmiş her emekçiler fikrin her ideolojinin hatta toplumsal ölçekte kendini kazandı. oluştur2009 yılında 500 bin kişi Taksim’deydi. an en küçük birimin içinde işleyen bir mekanizmadır. Fakat olgusal olarak bu mekanizmanın doğal varlığı pratiklerde doğruluğunu ortaya koymaz. 2013’e girerken Taksim Meydan’ında, meydanın trafiğine kapatılarak Aynı şekilde yanlışlığını da. Bu çağın insanları olarak biriktirdiğimiz yayalaştırılması projesi kapsamında bölgede yürütülen inşaat çalışmaları insansal anlayışımız, insanın tabi haklarının bilebildiğimiz her çağdan nedeniyle valilik tarafından kutlamalara Taksim Meydanı’nda izin verilmeyeceği duyuruldu. Meydanı’nın yarısı inşaat anıtla beraber ilerlemiş vaziyetteTaksim tartışılan bir ortamda devletin birhalinde erk olarak meşruiyeti diğer kısmının ise kutlamaya elverişli olduğu halde valiliğin bu alanda zemininde kendi bilincini empoze etme çabası doğru görünmemektedir. gerekli önlemleri almak yerinesosyal kutlamalara “hukuk dışı” gerekçesiyle karşı Devletler bu bilinç yerine devletin gerektirdiklerini yapmakla çıkması kazanılmış meydanın hala verilemek istenmediğinin bir delilidir. uğraşsalar politikaya ayıracak zaman bulamayacaklardır. KESK, DİSK ve diğer sendikalarla beraber pek çok sivil toplum örgütü alanda kutlama yapmak istediklerini kesin olarak açıklamıştır. KESK ve Yukarıdaoluşturduğu bahsettiğimheyetler devlet mantığındaki olgusallıktan nesilleri DİSK’in alanda inceleme yapmış vehareketle alanın kutlamaresmi ideolojileri,resmi kurumları, resmi inakları, resmi bayramları üzerlara elverişli olduğunu saptamışlardır. Bu süreci de atlattıktan sonra artık 1 Mayıs’ın kutlanmaçalışır. alanı bundan sonra Taksim olacaktır. inden yayılmaya Fakat devletin erişim Meydan’ı zorluğu çektiği yerlerde bu tür uygulamalar çok daha sert, çirkin ve insanlık dışı boyutlara varan dereYıllarıdır verilen mücadeleyi ögencileri bir üst unsurlar noktaya cede kendini göstir. Türkiye üniversite Cumhuriyeti Devleti olarak Türk etnisitik taşımalıyız. Üniversite öğrencileri olarak 1 Mayıs alanına çıkabilme, 1 üzerindetek ideolojik bir yaratımla kendiniiradesini var edengöstermeliyiz. bir devlettir. Bugün ise Mayıs’ın üniversite kortejini kurma ÜniversiTürkiye çok etnikli yapısına karşın bu kurucu irade hala yumuşamamış, telilerin taleplerini, üniversiteli olmanın öznelliğiyle alana çıkarabilme, evrensel boyununa üniversiteli olmanınevrilememiş coşkusunu, haldedir. yaratıcılığını, militanlığını sergileyebilme ancak üniversite kortejlerinde sağlanabilir. Ülke gündeminin 1 Mayıs’ı birkaç bir tartışmaya riskibu1 zihinyetin Mayıs’ın havasının ve Politik günlük tartışmasını bir kenarasıkıştırabileceği bırakacak olursak kendi çocuk çağrı gücünün bizzat mücadele edenler tarafından geçen yıllara nazaran yurttaşlarına baktığı açının çerçevesi sertliğini korumaktadır. Çocuk istisdaha büyük bir uğraşla yaratılmasını zorunlu kılıyor.Toplumun geçmişten marlarının, ceza evlerinde çocuk tecavüzlerinin, polis kurşunuyla, devlet bu yana iktadarın zülmüne direnen diğer kesimleriyle bir araya geldiği eliyle ifade gerçekleştirilen sokak çocukları karşısındaki günü etmektedir. ölümlerin, AKP’ye, patronlara, yandaş dramı rektörlere, gericilduyarsızlığınınkarşı çoğalması ve kortejlerini devletin ‘çocuk’ içerikligereklidir. olaylar karşısında ere-faşistlere üniversite oluşturmak yeterli önlemleri almaması, kimi yerlerde insan onuruna yakışmayan edimsel çirkinlikler göstermesi çok üzücü ve yarınlarımız hakkında kaygı Barış vericidir. Değirmen 2013

15


Demokratik Halk Cumhuriyeti, Vietnam, Laos, Küba, Venezuela, Nepal, Bolivya) ve daha birçokULUSAL ülkede tatil günü olan 1VE Mayıs'ı işçiler büyük kitle ÜLKEMDE 23 NİSAN EGEMENLİK ÇOCUK BAYRAMI MI? gösterileriyle kutlar; bazı ülkelerde 1 Mayıs siyasal bir eylem biçimini de alır. Bir toplumun tarihsel süreçte biriktirdiği maddi ve manevi tüm Ülkemizde ilk olarak Osmanlı Devleti döneminde işçi örgütlenmesinin en değerlerini emanet edeceği tek gelişmiş olduğu yer Selanik'ti ve 1911 yılında burada tütün, liman ve varlık ondan sonraki kuşaklardır; pamuk işçileri, 1 Mayıs gösterisi düzenleyerek bu günü kutladılar. yani genç nesilleridir, evlatlarıdır. İnsanlığın kendi yaşamsal süreAnadolu’da ilk defa 1912 yılında İstanbul’da Mayıs kutlandı.1923 yılında cinde 1inşa ettiği kültürü, toplumsal ise yasal olarak bir mayıs, İşçi Bayramı sistemleri, ilan edildi.1924’te çıkan olaylardan değerleri, normları... dolayı kitlesel 1 Mayıs kutlamaları yasaklandı. yani dünden bu güne taşıdığı bütün bir hafızayı yaşamını sürdürmek ve 1977 yılına gelindiğinde ise İstanbul Taksim Meydanı'nda yaklaşık 500 bin bunu da psikolojik kendi kişiyle en geniş katılımlı 1 Mayıs toplantısı düzenlendi. Ancak,olarak göstericilermülkü algıladığı çocuklarına in üzerine ateş açıldı ve göstericilerdendoğal 34'ü yaralanarak ve üstlerine ateş açılması sonucu izdihamda ezilerek öldü. 1977 yılının akıp 1 Mayıs günü, dayatmak -daha çıkan yumuşak bir tabirle çatışmasız, selamtle giden bir tarihe “Kanlı 1 Mayıs” olarak geçti. Askeri darbe olarak yapıldığı toplum isterler. Bu olgusal gerçekliklerin doğalhazırlığı birer sonucudur. Bu MİT tarafından Başbakan Süleyman rapor edilince, Karapolitik Kuvtoplumsal pratiklere ya da ‘şey’lereDemirel'e bilimsel açıdan bakmazsak vetleri Komutanı Namık Kemal Ersun derhal emekliye sevkedildi. düzlemde kısır bir döngünün içine girebiliriz. Acizane amacım bilim yapmak objektif olmaya gösterdiği özeni 1takınarak Ulusal 1977 ‘dendeğil; sonrabilimin öğrenciler ve emekçiler için Türkiye’de Mayıs kutlamaEgemenlik ve Çocuk Bayramı’nı hem toplumsal hem de devletin ideolojik larının adı Taksim olacaktı. Hayatları kaybeden 34 insanımızı unutbeslenme alanları düzleminde bir tartışma yürütmek. madıklarını, katillerinden hesabını soracaklarını göstermek için ve onların anılarını yaşatmak için 30 yıl boyunca Taksimi alma mücadelesi verildi. 2007 yılında 1 Mayıs'ı tekrar Taksim'de kutlayıp Veysi aynı zamanda 1977'de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Akın’ın da dediğiolan gibi olayları anmak isteyen grupları polis; silah, biber gazı, gaz bombası kullaesasında üç bayramın birleşmesinden oluşan resmi bir bayramdır. Bilindiği narak durdurmaya çalıştı. 100'den fazla kişi yaralandı. Valiliğe göre 580, üzere 23 Nisan 1920’de meclisin açılmasına binaen bugün özel ve resmi diğer kaynaklara göre 700'e yakın gözaltı gerçekleşti. İbrahim Sevindik bayram hak edecek bir kaybetti. gün olması yeni kurulan bir devlet için doğal adındakiolmayı bir vatandaş hayatını bir durumdur. 1 Kasım 1922’ de de Saltanatın Kaldırılması ve hakimiyetin 2008 yılında sendikaların hükümetle 1 Mayıs'ı konumillete verilmesi açısından Hakimiyet-i MilliyeTaksim'de Bayramı kutlama ilan edildi. Bu sunda uzlaşamaması sendikalar, Taksim'e yürüme kararı aldı tarihten sonra her 23sonucunda Nisan meclisin açılış yıldönümü olmakla beraber ve bazı sol görüşlü partiler de bu yürüyüşe katılacaklarını açıkladı. Bunun saltanatın kaldırılışı da bu tarihte kutlanmaya başlanmıştır. Döneminin üzerine, güvenlik güçleri bir gün öncesinden hazırlıklara başladı ve sabah Çocuk Esirgeme Kurumu (HEC), 23 Ninsan’ı aldığı bir karar ile çocuk 06:30'dan itibaren Şişli'de, Osmanbey'de, Pangaltı'da, Nişantaşı'nda, bayramı olarak kutlamıştır. Bu ve üç Kurtuluş'ta bayram da aynı güne denk geldiği için Okmeydanı'nda, Dolapdere'de olaylar çıktı. Polisin DİSK, resmi isim altında olmaksızın kutlanırdı. defa MGK’ninPartisi aldığı MakinabirMühendisleri Odası İstanbul Şubesi,İlk ÖDP ve1981’ HalkındeKurtuluş bir karar ile adı konmayan yanı günde acil kutlanan üç bayram binasında yönelik tutumu veama bir hastanenin servisibugirişinde gaz resmi bom14

Değirmen 2013

olarak bası atarak birleştirilir birçok ve kişinin adınayaralanmasına da 23 Nisan Ulusal neden Egemenlik olması çokVe tartışıldı. Çocuk Polis Baybu olaylar sırasında biber gazı, gaz bombası, tazyikli ve boyalı su kullandı. ramı denilerek kutlanır. DİSK binası önündeki olaylarda CHP milletvekili Mehmet Ali Özpolat, sıkılan biber gazı nedeniyle kalp spazmı geçirdi. Okmeydanı'nda Burhan Bugun çocuklarımıza yani ‘çocuk olanlara’ kutlattığımız bayramın böyle bir Gül isimli 19 yaşında bir genç, başından plastik mermiyle vurularak tarihsel gerçeği politik birSıhhiye mantığıMeydanı'nda vardır. Devletler hele ki ulus-devlet yaralandı. Ayrıcave Ankara'da yapılan kutlamalarda da mantalitesi kendini gerçekleştiren sistemler elbettekietti. ideolojik olaylar çıktı etrafında ve polis, göstericilere gaz bombalarıyla müdahale Ankavarlıklarını nesillerine empoze ederek varlıklarını korumaya, ra'da Sakarya Meydanı'nada yapılan kutlama olaysız sona erdi.sürdürmeye çalışacaklardır. Bu anlayış sadece devletlere has bir anlayış değildir; 2009 yılında emekçiler Taksim’i verdikleri mücadele sonucunda sivrilmiş her fikrin her ideolojinin hatta toplumsal ölçekte kendini kazandı. oluştur2009 yılında 500 bin kişi Taksim’deydi. an en küçük birimin içinde işleyen bir mekanizmadır. Fakat olgusal olarak bu mekanizmanın doğal varlığı pratiklerde doğruluğunu ortaya koymaz. 2013’e girerken Taksim Meydan’ında, meydanın trafiğine kapatılarak Aynı şekilde yanlışlığını da. Bu çağın insanları olarak biriktirdiğimiz yayalaştırılması projesi kapsamında bölgede yürütülen inşaat çalışmaları insansal anlayışımız, insanın tabi haklarının bilebildiğimiz herverilmeyçağdan nedeniyle valilik tarafından kutlamalara Taksim Meydanı’nda izin eceği duyuruldu. Meydanı’nın yarısı inşaat anıtla beraber ilerlemiş vaziyetteTaksim tartışılan bir ortamda devletin birhalinde erk olarak meşruiyeti diğer kısmının ise kutlamaya elverişli olduğu halde valiliğin bu alanda zemininde kendi bilincini empoze etme çabası doğru görünmemektedir. gerekli önlemleri almak yerine kutlamalara “hukuk dışı” gerekçesiyle karşı Devletler bu bilinç yerine sosyal devletin gerektirdiklerini yapmakla çıkması kazanılmış meydanın hala verilemek istenmediğinin bir delilidir. uğraşsalar politikaya ayıracak zaman bulamayacaklardır. KESK, DİSK ve diğer sendikalarla beraber pek çok sivil toplum örgütü alanda kutlama yapmak istediklerini kesin olarak açıklamıştır. KESK ve Yukarıda bahsettiğimheyetler devlet mantığındaki olgusallıktan hareketle nesilleri DİSK’in oluşturduğu alanda inceleme yapmış ve alanın kutlamaresmi ideolojileri,resmi kurumları, resmi inakları, bayramları üzer-1 lara elverişli olduğunu saptamışlardır. Bu süreci de resmi atlattıktan sonra artık Mayıs’ın kutlanmaçalışır. alanı bundan sonra Taksim olacaktır. inden yayılmaya Fakat devletin erişim Meydan’ı zorluğu çektiği yerlerde bu tür uygulamalar çok daha sert, çirkin ve insanlık dışı boyutlara varan dereYıllarıdır verilen mücadeleyi ögencileri olaraketnisitik bir üst unsurlar noktaya cede kendini göstir. Türkiye üniversite Cumhuriyeti Devleti Türk taşımalıyız. Üniversite öğrencileri olarak 1 Mayıs alanına çıkabilme, 1 üzerinde ideolojik bir yaratımla kendiniiradesini var edengöstermeliyiz. bir devlettir. Bugün ise Mayıs’ın tek üniversite kortejini kurma ÜniversiTürkiye çok etnikli yapısına karşın bu kurucu irade hala yumuşamamış, telilerin taleplerini, üniversiteli olmanın öznelliğiyle alana çıkarabilme, evrensel boyununa üniversiteli olmanınevrilememiş coşkusunu,haldedir. yaratıcılığını, militanlığını sergileyebilme ancak üniversite kortejlerinde sağlanabilir. Ülke gündeminin 1 Mayıs’ı birkaç tartışmasını günlük bir tartışmaya riskibu1zihinyetin Mayıs’ın havasının ve Politik bir kenarasıkıştırabileceği bırakacak olursak kendi çocuk çağrı gücünün bizzat mücadele edenler tarafından geçen yıllara nazaran yurttaşlarına baktığı açının çerçevesi sertliğini korumaktadır. Çocuk istisdaha büyük bir uğraşla yaratılmasını zorunlu kılıyor.Toplumun geçmişten marlarının, ceza evlerinde çocuk tecavüzlerinin, polis kurşunuyla, devlet bu yana iktadarın zülmüne direnen diğer kesimleriyle bir araya geldiği eliyle gerçekleştirilen sokak çocukları karşısındaki günü ifade etmektedir.ölümlerin, AKP’ye, patronlara, yandaş dramı rektörlere, gericilduyarsızlığının çoğalması ve kortejlerini devletin ‘çocuk’ içerikligereklidir. olaylar karşısında ere-faşistlere karşı üniversite oluşturmak yeterli önlemleri almaması, kimi yerlerde insan onuruna yakışmayan edimsel çirkinlikler göstermesi çok üzücü ve yarınlarımız hakkında kaygı Barış vericidir. Değirmen 2013

3


Peki ne yapılabilir ? Türkiye, toplumu oluşturan bireylerin, grupların ve MATRAKSI ATRAKSİYONLAR toplumsal ADİLOŞ BEBE kategorilerin eşitliğine ve özgürlüğüne önem veren sivil , demokratik , açık bir toplum olmalı. Bireysel özgürlükler , dini ve etnik eşitÜstünde tepinillik , bireyin diline memiş yerli, dinine , kimliğine saygıya dayalı anayasal vatandaşlık , Doğdun, toplumsal uyum yerinde duran, girişimci ve katılımcı toplumsal yaşam olmalı. Yani Üç gün DEMOKRASİ. refah ve mutlu geleceği , böyle demokratik bir m aç a stuttuk a l a r d Türkiye’nin aki Üç gün meme inşasındadır. vermedik yaşamın Türkiye öteden beri yüzünü döndüğü uygar dünyanın boşları söylene sana Adiloşolmazsa Bebem,olmaz ölçüleri olan demokrasi , insan hakları , düşünce özgürlüğü söylene topluyorve azınlıkların kültürel hakları konusunda gerekli reformları yaparak örnek du Zahar. Kendini Hasta düşmeyesin diye, bir böyle ülke haline Türkiye tarihi ve kültür mirasıyla barışmalı , hakuşaktan çokgelmeli. o Töremiz diye, larını vermeyerek dışladığı ve rencide ettiği vatandaşlarıyla bütünleşmeli. meskenin gerçek Saldır şimdi memeye, Ülkenin , tarihsel , kültürel ve dini farklılıklarını bir tehlike ve tehdit sahibi etnik olarak Saldırunsuru da büyü... görürdü.olarak Zatendeğil o de ülkeyi geliştiren ve kalkındıran bir zenginlik olarak görmeli. yüzden Düşünce misafirl- özgürlüğü ve insan hakları konusunda tüm engeller Bunlar, kaldırılmalı. izole bir yaşama mahkum eden tüm yasalar , kararere karşı Azınlıkları hep nameler Engerekler çıyanlardır, kabadırve kaldırılmalı. çok Azınlıkların , ötekileştirilmiş olanların kimliği resmi olarak ve yasalarla koruma altına alınmalı. Azınlıklar kendi insani kabadır.tanınmalı En doğal Bunlar, ve demokratik haklarına kavuşmalı , kendi eğitim çekip görebilmeli haliyle Cervantes’in önündeki tabakları onadilleriyle hiç sormadan almaya, Aşımıza, ekmeğimize kendilerine ait kültür mirasıyla yaşayabilmeli , toplumsaldehşetli , siyasalağzını , kültürel çalıştı. Cervantes ise görenlerin midesini bulandıracak açtı Göz koyanlardır, ,veresmi kamu yaşamında bir diyecekmiş yere sahip olmalı. tümveinsanlığı kurtaracaksaygın bir şey gibi "Açlık dünyanın en Tanı bunları, güzel salçasıdır." dedi ve ekledi –Bütün acılara dayanılır, yeter ki ekmeğin Tanı da büyü... Sadece Türkiye’nin değil bugünkonuşulmayacağı tüm dünyanın en önemli en yakıcı sorunolsun! Ağzında yemek varken terbiyesini almamış bu larından ‘’ÇOKkarşılık KÜLTÜRLÜ, ÇOKGandhi. KİMLİKLİ TOPLUM’’ meselesidir.İsveç terbiyesizbiri adama verecekti Akıllara kazınmış her zamanki Parlamento’sunun 1975 yılında kabul bir ettiği ilişkin ve yasayla yerel kıyafetleriyle masaların üstünde, uçtanazınlıklara diğer uca koştu nefes Bu, namustur İsveç’teki sosyal ve kültürelöylesi yaşam ‘’yaşayan ÇOK KÜLTÜRLÜ , var ÇOKki, KİMLİKLİ ‘’ bir nefeseyken "Bu dünyada aç insanlar Tanrı onlara Künyemize kazınmış, modele göre işlemeye başlamıştır. İsveç’te azınlık statüsündeki Kürtlerin ancak somun ekmek suretinde görünebilir." diyerek tokatladı aç Bu daçocukları sabır, biriçin kreşgönlü ve anaokulları açıldı. ve İsveççe bilen iki etti. dilli Cervantes’i. Buna razı olmayan CheKürtçe Guevara olaya müdahale öğretmenler eğitim vermeye, Kürt çocukları okullarında haſtanın belirli Ağulardan süzülmüş. Gandhi başını eğmiş, eğitim gözlüğünün üstünden dik dikve bakıyordu aldığı bu saatlerinde anadilde almaya,Kürtçe dergi gazetelergıcık çıkarılmaya Sarıl bunlara Kübalıya. Ve ona yerdeki ekmekleri 3 kere öptükten sonra yüksek yere ve bunlara Kültür Bakanlığı tarafından destek verilmeye başlandı . bir Kürtler Sarıl da büyü. koymasını tembih açtı etti. Tabi üstad durur mu? Yapıştırmış cevabı –Aç insançeşitli dernekler ve bu dernekler Göçmen Bakanlığının sağladığı ların karnını doyurduğum zaman bana kahraman diyorlar. Bunların neden yardımlarla faaliyetlerini gerçekleştirdi. Yüksek öğretim kurumunda Kürtçe aç olduğunu sorduğum zaman ise; bana komünist diyorlar. Gandhi’nin öğretmeni yetiştirmek için bölüm açıldı. Kütüphanelere Kürtçe kitaplaro alışılagelmiş sakinliğinden eserçocukları yoktu; Che’nin kafasını duvara sürtüphazırkıvılkonuldu Bakanlığı Kürt için Kürtçe okuma kitapları Ahmed Arif . Eğitim lamaya başladı.Belediyelere Kürtçe bilen asistanlar danışmanlar cım çıkartmaya başladı, –en değme psikopatlara taş çıkartırcasına. tercümanlar alındı. Ve daha onlarca örnek. İsveç’in nüfusu 9,5 milyon bunun sadece 50 bin’i Kürt. İsveçnazlıdır Kürtlere karşı böyle anlayışlı ve Nietzsche ağladığında, Kafka Niçin "Hasretin Prag" dediğinde Epiktetos cömert davranıyor Kürt Sorununu kendi çıkarları karşılığında kullanmak bir gömüyü çıkartır?gibi açtı ağzını, –Felsefede, politikada, edebiyatta ya da Rojdapolitiiçin değil. bir ‘’ÇOK KİMLİKLİ , ÇOK KÜLTÜRLÜ TOPLUMU’’ kendi resmi herhangi sanatta olağanüstü olan tüm insanlar, melankoliktir. Moliere kası olarak nail kabul ettiği için tüm bunları yapıyor. Ve bunugülmede sadece Kürtler için bu övgüye olmadığından çareyi eşek gibi anırarak bulmuştu: değil Türkler de dahil diğer tüm etnik gruplar için yapıyor. "Beni istediğiniz kadar dövün, ama bırakın istediğim kadar güleyim". 4

Değirmen 2013

NASILSchopenhauer BİR elbette TÜRKİYE? Evet Türkiye kendiniİsveç komik değil sanan ve Türkiye’deki bu adama destek başta çıkarken Kürt Sorunu bir yandan olmak üzere da laf azınlıklar yetiştirmeye sorunu çalışıyordu: İsveç’teki"İki göçmen ayaklıvehayvanların azınlıklarınsıradan sorunu sohbetleri gibi değil. Çağdaş insanlık tanık olduğu en tehlikeli devlet biçimi ulusözelliklerinin devlet İki kadar ülkenin kısırtarihinin ve çok sıkıcı farklı bir jeopolitik, sohbeti sürdürmektense sosyal, kültürel hiçve konuşmamak siyasal daha iyi". biçimleri olmuştur. Çeşitli fanatik ideolojilerin resmi görüş kabuloTürkiolduğu Ne olduğunu doğru.anlamayan, Ama neden sebepsiz İsveç’teki yere modeli hakaret oluşturan edilenolarak konseptler Epiktetos, anlık ettği bu ulus devletlerin neredeyse her yerde aynı olan özellikleri vardır.Tek ye’deki öfkesiyle azınlık elindeki sorunların bardağı çözümü Moliere’e için önemli fırlattı olmasın. ama o eğilince Ulusal sorun arkasındaki , etnik etnik kökeni , mutlak düşünceye fazlasıyla itibar etmek veşimdi millive Sartre’a inançsavunmak çatışmalarını isabet etti; oracıkta çözebilmek öldü.için Epiktetos iki yol var: ağzını Ya baskı açmıştı, , şiddet ve terörü bir de yetçilik ideolojilerinin temelini oluşturur.’’Ötekine‘’ devamlı kuşkuyemden duyar ,başka, esas gözünü alan yumdu, konseptlerin –Eğer öküzlerle oluşturduğu domuzlar bir politika konuşabilseydi, ya da demokrasi , eşitlik devamlı ön yargı ve düşmanlık yayar, başka atar seslere , görüşlere , harekevatandaşlık şeybirdüşünenlerle hakkı ve alay bireysel ederlerdi! özgürlükleri Atara esas yapan alan gözü konseptlerin pek delikanlımız oluşturtle karşı son hoşgörüsüzdürler. Toplumu halinde duğu Schopenhauer birderece politika. "Sizin Birinci içinyolun Fichte artık gibi çözümsüz çenesi teyakkuz düşük olduğunu birisi herkesten bütüntutmak zamanların fazla biz için her ararlar.’’Ulu ve Şanlı bir tarih’’ gibi Türkiyeliler en zaman büyük düşman düşünürü olarak biliyoruz. Kant'ınTürkiye eşitidir Cumhuriyeti ve Hegel gibi büyük işe argümanlarla bir yaramaz, yanlış yaparak arsız bir, yoğrulmuş ulusal ve birbir şovenizme , bir kibire sahip olurlar.’’Aman çok şarlatan kültürlü derin ve kültürel heterojen düşünür olarak toplumsal değerlendirilir. yapıya sahip Bu olduğu yüzden haldesizin ; yasalaiçin bölünüyoruz , parçalanıyoruz , çevremizesas düşman ‘’ türü paranoyalarını rını yazmıyorum." nasyonaliteyi dedi ve ve homojenliği başlangıçtaki sessizlik alan dolu bir kararını öngörü bozdu. , amaç Bunun üzerineüzerinşa kültürel toplumsal yaşam biçimi"Yaşamak haline Savaşa hazır olma etti. ineveşöyle Müslüman buyurdu olan Nietzsche: olmayan halk getirirler. , azınlık güç insanlarla, ve kültürlere zira susmak hiçbir, güç. hak ötekiniverilmedi. alt etmek , kimlik tehlikelere ülkeyi yönetmek Özellikle de Nebir geveze ve için!" dilkarşı hakları ne deaskeri kültürbir ve disiplinle farklı özelliklerle yaşayavazgeçilmez ilkeleri Ve olur. bilme hakları. tüm bunları her ne pahasına olursa olsun asimile etmek , Türkleştirmek Devletin yüzlerce resmi raporunda bu çok açıkça Yine bir başka öngörüldü. masada Freud, Madam Bovary, Marx ve Saruman erkekler ifade edilmiş durumdadır. Ancak tüm çıkar uğraşlara başarılı ojenesürerse bir görüntü ortaya çaya devlet bisküvi banıp Türkiye yazık ki nasıl kabul ettiği resmi ideolojisiyle buüzerine ulusrağmen devletlerden biri . Uyguladığı politikalarla neSaruman, azınlıkları tamamen edebildi ne muhabbet ediyorlardı. İhtiyar nihayetinde çayını bisküvi halineolamadı geldi. Burada 90 yıllık genç bir devletin çağdaş tarihiniasimile örnekleriyle de onları çekebildi. Asimilasyon ve baskı politikalarına maruz kalmış mezarlığına çevirmişti; Zahar’dan Nestea mango istedi, yoksa Fuse tea anlatmanın bir yanına anlamı yok. Ama devlet katında her konuda şu ilkeye önem kendilerini eşit veoözgür birinciLipton sınıf vatandaş olarakFakat şeſtali getirmesini rica etti, da olmadı icetea limonlu ilegörmeleri de idare verildi:bireylerin ‘’HERKES, HERŞEY TÜRKLEŞTİRİLMELİ, TÜRK OLMALI…’’ ?söyledi. Kişiliği ,Çirkin kimliği , kültür ve tarihi bu kadar rencide edilmiş edebileceğini her şey herkes, dört bir her yanda gezerken bilge, bugünmümkün her şey mü açıkça ortadadır. Türkiye’de şey kol Türk olmadı. ilkokulda kendi dilleriyle okumaları engellenmiş kişiler resmi insanların oturup ‘oje’yi konuşmalarına anlam veremeyen Rosa söylemLuxemRumlar, Ermeniler, Asuri, Süryaniler, Araplar ve Kürtler Türkleşmedi. lere(hepimiz kardeşiz , politikaları hepimiziçine eşitiz) nasıl inansınlar ? Başında daha burg, her birinin gözlerinin bakarak "Irzına geçilmiş, kirletilmiş, İzlenen asimilasyon ve zor azınlıkların nüfusunu azalttı sakat fakat doğrusu ölü olarak doğmuş bu politikanın ne kadar geçersiz olduğunu ve kanda‘’TÜRK yuvarlanan, pislik tümden akan; işte burjuva toplumun hali bu!" dedi azınlıkların POTASINDA’’ eritilmeleri mümkün olmadı.Türne kadar acı ve ızdıraba mal bir olduğunu Türkiye’yi ne kadar gerilettiğini hepipervasızca. Sakalını Marx, 9 yaşında günahsız evcimen bir kiye Cumhuriyeti’nin resmi sıvazlayan tarihi insanlık dersini yeniden , tüm çıplakbiliyoruz.Neden kendiköleleştiremezsiniz.Zorla çok kültürlü renkliona gerçekliğine , heteroçocuk olsaydı "KötüTürkiye sözruhunu sahibinindir." derdi ama yakışan üslubuyla lığıylamiz ispat etti: İnsanların insanları jen mozaiğine dönmesin. Kendisiyle ,İnsanlar kendi vatandaşıyla barışmasın? "Anlatılan senin hikayendir." ile karşılık verdi çıldırmış kadına. Hengâmeyi olduklarından başka hale getiremezsiniz. yenik düşebilir , yanlış tek ,bir an ciddiye almadan piposunu tüttüren, çayını dakalabilir höpürdeterek yapabilir ezikliğinden dolayı sesini çıkarmayabilir, çaresiz ama içen Freud, gitgide artan kızgınlığın sonKültürlü damlasıÇok oldu, Rosavardır kapıyı: sertçe vurup Türkiye Büyük Millet Meclisi Kimlikli Toplum konseptine insanların ruhunda hiçbir zaman yokÇok edilemeyen bir aydınlık terk ederken, –Sizivebudala düzeniniz kumdan inşakültürel edilmiştir, uygun Kürtlere diğerçakallar! dil , din Sizin ve etnik azınlıklara kendi ve yarın devrim bir kere daha ayağa kalkacak ve trompet sesleri ortasında, toplumsal yaşamlarını sürdürebilecekleri , kültürel ve toplumsal yaşam‘’ÖZGÜRLÜK ve EŞİTLİK TUTKUSU.’’ sizi dehşete düşürerek haykıracaktır buradaydım, hepbir burada larını güçlendirecek olanaklar sunacak ve bunları buradayım, teşvik edecek yasa olacağım! Marx’ın bu son densizliğe çığTürkiye’ye gibiydi. Saruman’ın eline çıkarıp Türkiye’nin realitelerine uygunöfkesi birfazla politikada karar Türkiye’nin izlediği resmi politika herkesten ve kılarsa Türkiyeacaba sürmeye çalıştığı simliolur saks mavisi arkasından fırlattı, –Hadi bunun kime ne zararı ? Söyleyin bunun kime nenezararı olur ? oradan. Cumhuriyeti vatandaşlarına büyük zararlarojeyi verdi. Türkiye gerçek anlamsözler yeterince doğru söz söylememiş aptallar içindir! Başta Türkiye olmak üzere bunun herkese yararı olmaz mı ? da tümSon vatandaşların anayasal vatandaşlık bilinciyle içinde yer aldıkları açık Not: Olayların geçtiğiyaratabildi zaman dilimi, birimizin alarmsız uyandığı ve demokratik bir toplum ne deherhangi kayda değer ekonomik, sosyal sabahlaratılım olabilir. ya da kültürel yapabildi. Demokrasi ve özgürlükleri değil , sıkı rejimi ; Hüseyin vatandaşlarını değil , vatandaşlarına karşı devleti savundu. Notun Notu: Sahiden anlatılan bizim hikayemizdir. Selçuk Değirmen 2013

13


MATRAKSI ATRAKSİYONLAR Peki ne yapılabilir ? Türkiye, toplumu oluşturan bireylerin, grupların ve toplumsal kategorilerin eşitliğine ve özgürlüğüne önem veren sivil , Üstünde demokratiktepinil, açık bir toplum olmalı. Bireysel özgürlükler , dini ve etnik eşitmemiş yerli, dinine , kimliğine saygıya dayalı anayasal vatandaşlık , lik , bireyin diline yerinde duran, girişimci ve katılımcı toplumsal yaşam olmalı. Yani toplumsal uyum m a s a l a r d aTürkiye’nin ki DEMOKRASİ. refah ve mutlu geleceği , böyle demokratik bir boşları söylene yaşamın inşasındadır. Türkiye öteden beri yüzünü döndüğü uygar dünyanın söylene olmazsa topluyorolmaz ölçüleri olan demokrasi , insan hakları , düşünce özgürlüğü du Zahar. Kendini ve azınlıkların kültürel hakları konusunda gerekli reformları yaparak örnek bir uşaktan çokgelmeli. o ülke haline Türkiye tarihi ve kültür mirasıyla barışmalı , hakmeskenin gerçek dışladığı ve rencide ettiği vatandaşlarıyla bütünleşmeli. larını vermeyerek sahibi olarak Ülkenin etnik , tarihsel , kültürel ve dini farklılıklarını bir tehlike ve tehdit görürdü. Zatendeğil o de ülkeyi geliştiren ve kalkındıran bir zenginlik olarak unsuru olarak yüzden misafirl- özgürlüğü ve insan hakları konusunda tüm engeller görmeli. Düşünce ere karşı Azınlıkları hep kaldırılmalı. izole bir yaşama mahkum eden tüm yasalar , kararkabadır çok Azınlıkların , ötekileştirilmiş olanların kimliği resmi nameler kaldırılmalı. kabadır. En doğal olarak tanınmalı ve yasalarla koruma altına alınmalı. Azınlıklar kendi insani haliyle Cervantes’in önündeki tabakları ona dilleriyle hiç sormadan almaya, ve demokratik haklarına kavuşmalı , kendi eğitimçekip görebilmeli çalıştı. Cervantes ise mirasıyla görenlerinyaşayabilmeli midesini bulandıracak açtı kendilerine ait kültür , toplumsaldehşetli , siyasalağzını , kültürel ve tüm ve insanlığı kurtaracaksaygın bir şey gibi "Açlık dünyanın en , resmi kamu yaşamında bir diyecekmiş yere sahip olmalı. güzel salçasıdır." dedi ve ekledi –Bütün acılara dayanılır, yeter ki ekmeğin olsun! Ağzında yemek varken almamış bu Sadece Türkiye’nin değil bugünkonuşulmayacağı tüm dünyanın en terbiyesini önemli en yakıcı sorunlarından biri ‘’ÇOKkarşılık KÜLTÜRLÜ, ÇOKGandhi. KİMLİKLİ TOPLUM’’ meselesidir.İsveç terbiyesiz adama verecekti Akıllara kazınmış her zamanki Parlamento’sunun 1975 yılında kabul bir ettiği ilişkin veyasayla yerel kıyafetleriyle masaların üstünde, uçtanazınlıklara diğer uca koştu nefes İsveç’teki sosyal ve kültürel yaşam ÇOK KÜLTÜRLÜ ÇOKki,KİMLİKLİ ‘’ bir nefeseyken "Bu dünyada öylesi aç ‘’yaşayan insanlar ,var Tanrı onlara modele göre işlemeye başlamıştır. İsveç’te azınlık statüsündeki Kürtlerin ancak bir somun ekmek suretinde görünebilir." diyerek tokatladı aç çocukları içinBuna kreşgönlü ve anaokulları açıldı. ve olaya İsveççemüdahale bilen iki etti. dilli Cervantes’i. razı olmayan CheKürtçe Guevara öğretmenler eğitim vermeye, Kürt çocukları okullarında haſtanın belirli Gandhi başını eğmiş, gözlüğünün üstünden dik dik bakıyordu gıcık aldığı bu saatlerinde anadilde eğitim almaya,Kürtçe dergi ve gazeteler çıkarılmaya Kübalıya. ona yerdeki ekmekleri 3 kere öptükten sonra yüksek. bir yere ve bunlaraVeKültür Bakanlığı tarafından destek verilmeye başlandı Kürtler koymasını tembih etti. üstad durur mu? Yapıştırmış cevabı –Aç insançeşitli dernekler açtı Tabi ve bu dernekler Göçmen Bakanlığının sağladığı ların karnını doyurduğum zaman bana kahraman diyorlar. Bunların neden yardımlarla faaliyetlerini gerçekleştirdi. Yüksek öğretim kurumunda Kürtçe aç olduğunu sorduğum zaman ise; bana komünist diyorlar. Gandhi’nin o öğretmeni yetiştirmek için bölüm açıldı. Kütüphanelere Kürtçe kitaplar alışılagelmiş sakinliğinden eser yoktu; Che’nin kafasını duvara sürtüp kıvılkonuldu . Eğitim Bakanlığı Kürt çocukları için Kürtçe okuma kitapları hazırcım çıkartmaya başladı, –en değme psikopatlara çıkartırcasına. lamaya başladı.Belediyelere Kürtçe bilen taş asistanlar danışmanlar tercümanlar alındı. Ve daha onlarca örnek. İsveç’in nüfusu 9,5 milyon bunun sadece 50 bin’i Kafka Kürt. Niçin İsveçnazlıdır Kürtlere karşı böyle anlayışlı ve Nietzsche ağladığında, "Hasretin Prag" dediğinde Epiktetos cömert davranıyor Kürt kendi çıkarları karşılığında kullanmak bir gömüyü çıkartır ?gibi açtıSorununu ağzını, –Felsefede, politikada, edebiyatta ya da için değil.bir ‘’ÇOK KİMLİKLİ , ÇOK KÜLTÜRLÜ TOPLUMU’’ kendi resmiMoliere politiherhangi sanatta olağanüstü olan tüm insanlar, melankoliktir. kası olarak kabul ettiği için tüm bunları yapıyor. Ve bunu sadece Kürtler için bu övgüye nail olmadığından çareyi eşek gibi anırarak gülmede bulmuştu: değil Türkler de dahil diğer tüm etnik gruplar için yapıyor. "Beni istediğiniz kadar dövün, ama bırakın istediğim kadar güleyim". 12

Değirmen 2013

Schopenhauer Evet elbette Türkiye kendiniİsveç komik değil sanan ve Türkiye’deki bu adama destek başta çıkarken Kürt Sorunu bir yandan olmak da üzere laf azınlıklar yetiştirmeye sorunu çalışıyordu: İsveç’teki"İki göçmen ayaklıvehayvanların azınlıklarınsıradan sorunusohbetleri gibi değil. kadar İki ülkenin kısır ve çok sıkıcı farklı bir sohbeti jeopolitik, sürdürmektense sosyal, kültürel hiçve konuşmamak siyasal özelliklerinin daha iyi". Ne olduğu olduğunu doğru.anlamayan, Ama nedensebepsiz İsveç’tekiyere modeli hakaret oluşturan edilen konseptler Epiktetos, oTürkianlık öfkesiyle ye’deki azınlık elindeki sorunların bardağı çözümü Moliere’e için önemli fırlattı ama olmasın. o eğilince Ulusal sorun arkasındaki , etnik Sartre’a ve inanç isabet çatışmalarını etti; oracıkta çözebilmek öldü.için Epiktetos iki yol var: ağzını Ya baskı açmıştı, , şiddet şimdi ve terörü bir de gözünü esas alan yumdu, konseptlerin –Eğer öküzlerle oluşturduğu domuzlar bir politika konuşabilseydi, ya da demokrasi yemden , eşitlik başka, şey vatandaşlık düşünenlerle hakkı alay ve bireysel ederlerdi! özgürlükleri Atara atar esas yapan alangözü konseptlerin pek delikanlımız oluşturSchopenhauer duğu bir politika. "Sizin Birinci içinyolun Fichte artık gibiçözümsüz çenesi düşük olduğunu birisiherkesten bütün zamanların fazla biz en Türkiyeliler büyük düşünürü olarak biliyoruz. Kant'ın Türkiye eşitidir Cumhuriyeti ve Hegel gibi büyük işe yaramaz, bir yanlış yaparak arsız bir, şarlatan çok kültürlü derin ve heterojen düşünür bir olarak toplumsal değerlendirilir. yapıya sahipBu olduğu yüzden haldesizin ; yasalaiçin yazmıyorum." rını nasyonaliteyi dedi veve homojenliği başlangıçtaki esassessizlik alan birkararını öngörü bozdu. , amaç Bunun üzerineüzerinşa ine etti.şöyle Müslüman buyurduolan Nietzsche: olmayan "Yaşamak halk , güç azınlık insanlarla, ve kültürlere zira susmak hiçbir güç. hak Özellikle verilmedi.deNe birkimlik geveze veiçin!" dil hakları ne de kültür ve farklı özelliklerle yaşayabilme hakları. Ve tüm bunları her ne pahasına olursa olsun asimile etmek , Türkleştirmek Devletin yüzlerce resmi raporunda bu çok açıkça Yine bir başka öngörüldü. masada Freud, Madam Bovary, Marx ve Saruman erkekler ifadesürerse edilmişnasıl durumdadır. Ancak tüm çıkar uğraşlara rağmen oje bir görüntü ortaya üzerine çaya devlet bisküvibaşarılı banıp olamadı . Uyguladığı politikalarla azınlıkları nihayetinde tamamen asimile edebildi ne muhabbet ediyorlardı. İhtiyar ne Saruman, çayını bisküvi de onları yanına çekebildi. Asimilasyon ve baskı politikalarına maruz kalmış mezarlığına çevirmişti; Zahar’dan Nestea mango istedi, yoksa Fuse tea bireylerin kendilerini birinciLipton sınıf vatandaş olarakilegörmeleri şeſtali getirmesini ricaeşit etti,veoözgür da olmadı icetea limonlu de idare mümkün mü ?söyledi. Kişiliği Çirkin , kimliğiher , kültür ve tarihi bu kadar edilmiş edebileceğini şey dört bir yanda kolrencide gezerken bilge, ilkokulda kendi okumaları engellenmiş kişiler resmi insanların oturupdilleriyle ‘oje’yi konuşmalarına anlam veremeyen Rosa söylemLuxemlere(hepimiz kardeşiz , hepimiziçine eşitiz) nasıl inansınlar ? Başında kirletilmiş, sakat daha burg, her birinin gözlerinin bakarak "Irzına geçilmiş, doğrusuyuvarlanan, ölü olarak doğmuş bu politikanın ne kadar geçersiz olduğunu ve kanda pislik akan; işte burjuva toplumun hali bu!" dedi ne kadar acı Sakalını ve ızdıraba mal olduğunu ne kadar gerilettiğini pervasızca. sıvazlayan Marx,Türkiye’yi 9 yaşında günahsız evcimenhepibir miz biliyoruz.Neden kendi çok kültürlü renkli gerçekliğine , heteroçocuk olsaydı "KötüTürkiye söz sahibinindir." derdi ama ona yakışan üslubuyla jen mozaiğine Kendisiyle , kendi barışmasın? "Anlatılan senindönmesin. hikayendir." ile karşılık verdivatandaşıyla çıldırmış kadına. Hengâmeyi tek bir an ciddiye almadan piposunu tüttüren, çayını da höpürdeterek içen Freud, gitgide sonKültürlü damlasıÇok oldu, Rosa kapıyı vurup Türkiye Büyükartan Milletkızgınlığın Meclisi Çok Kimlikli Toplumsertçe konseptine terk ederken, –Sizive budala düzeniniz kumdan inşakültürel edilmiştir, uygun Kürtlere diğerçakallar! dil , dinSizin ve etnik azınlıklara kendi ve yarın devrim bir kere daha ayağa kalkacak ve trompet sesleri ortasında, toplumsal yaşamlarını sürdürebilecekleri , kültürel ve toplumsal yaşamsizi düşürerek haykıracaktır buradaydım, hepbir burada larınıdehşete güçlendirecek olanaklar sunacak ve bunları buradayım, teşvik edecek yasa olacağım! Marx’ın bu son densizliğe çığ gibiydi. Saruman’ın eline çıkarıp Türkiye’nin realitelerine uygunöfkesi bir politikada karar kılarsa acaba sürmeye çalıştığı simliolur saks mavisi ojeyi arkasından fırlattı,olur –Hadi bunun kime ne zararı ? Söyleyin bunun kime ne zararı ? oradan. Son sözler yeterince söylememiş aptallar içindir! Başta Türkiye olmakdoğru üzere söz bunun herkese yararı olmaz mı ? Not: Olayların geçtiği zaman dilimi, herhangi birimizin alarmsız uyandığı sabahlar olabilir. Hüseyin Notun Notu: Sahiden anlatılan bizim hikayemizdir.

Selçuk Değirmen 2013

5


beliyle. NASIL

FINDIKLAR AĞIRLAŞIYOR ADİLOŞ BEBE

Doğdun,

Ağustos geliyordu gene. Ağustos kimine göre tatil demekti, kimine göre deniz ya da dondurma. Üç gün aç tuttuk Akşamüstü sokaklarda özgürce oynamaktı en basitinden. Bana göre iş demekti, ter demekti Üç gün meme vermedik sana akşamları gülle gibi döşeğe yığılıp kalmak demekti. hem de çok ter demekti, göç demekti,

Adiloş Bebem,

Yine bir ağustos günüydü.diye, Balıklı Gölü’nün çevresindeki parka tezgâhımı kurmuştum. Sabahtan Hasta düşmeyesin beri gelen giden yoktu. Simitleri nasıl bitirecektim ki bugün? O sırada amcaoğlu Yusuf geldi: Töremiz böyle diye,

Saldır şimdi memeye,

-Oğlum iş çıkmış, 3 güne kalmaz gideriz. Öyle duydum bizimkilerden. Saldır da büyü... -Harbi mi, bu kez nereye Ordu’ya mı gene? -He, Ünye’de bir köydeymiş. Naptın satamadın mı bunları? Bunlar, -Yok, burada iş çıkmaz gibi. Aşağı dolanacağım ben.

Engerekler ve çıyanlardır,

Tezgâhı aldım ve yürümeye başladım. Yusuf da peşimden. O da su satıyordu. Ama az kalmıştı Bunlar, elinde. Malum Urfa’nın ağustos sıcağı. Sokaklar adeta yanıyordu. Hani asfaltın üstünde tüten Aşımıza, ekmeğimize dumanı görürsün ya ondan. Asfalt sıcaktan erimeye başlamıştı. Basınca yumuşaklığını ve Göz koyanlardır, sıcaklığını hissedebiliyordum. Ayaklarımızın tabanı yanıyordu.

Tanı bunları, Tanı da yirmi büyü... Üç günde beş kişi toplandık. Bu sene sekiz kardeşimin sekizi de geliyordu. Büyümüştük

çalışmalıydık ki ekmek girsin boğazımıza. Okul mu? Biz yılın altı ayı Urfa’dayız. O zaman okul evet, Ama diğer altı ay yok. Konya’da çapa sallıyoruz ya Ordu’da ağaç tepesinde ya da Bu, var. namustur Antalya’da pamuktayız. Ağustos ocak arası zaman kamplarda veya kamyonet kasasında Künyemize kazınmış, yollarda geçiyor. Yani okul bizim için düzensiz. Bu yüzden bıraktım ben. Burada olduğumda Bu da sabır, simit satıyorum hem getirisi de var. Ama kardeşimin okumasını istiyorum. Dilan okumalı. Ağulardan süzülmüş. Benim hiçbir zaman hayalim olmadı. Turfanda doğmuşuz, turfanda ölürüz herhalde diyorum. SarılDilan bunlara Ama öyle değil. Kendimi kurtaracağım diyor, okuyacağım. Karşı gelemiyorum ona, Sarıl da büyü. kıyamıyorum. Diyorum ki “Kız seni ben okutacağım. Babamgil ne kadar karşı da çıksa.” Yirmi beş kişi otobüsle Urfa’dan yola çıktık. Ordu’ya vardığımızda otobüsten inerken oraya tatile gelen aileleri gördüm. Hepsi bizden başka bakıyordu buraya. Ya da biz onlardan farklı bakıyorAhmed Arif duk. Onların bakışında da, bizimkilerde de merak vardı ama aynı merak değildi bu. Onlarınki yeni yerler, yeni arayışlar arayan meraktı. Bizimki ise burada ne kadar kalacağız ya da nerede kalacağız merakıydı.

Rojda

Aslında nerede kalacağımız belliydi. Her yıl olduğu çadırlarda. Kimisine göre bu çadırlar kamp iken bizim için rezillikti. Suyumuz yoktu bir kere, çeşmeden getirirdik iş dönüşü. En kötüsü de anam içindi. O az suyla çamaşır, bulaşık hepsini halletmeye çalışırdı, fındık toplarken zorladığı 6

Değirmen 2013

BİR TÜRKİYE?

İşe başlayalı bir haſta olmuştu.tanık Küçükolduğu kardeşlerim bidondandevlet oturak, biçimi tekerlekten Çağdaş insanlık tarihinin en tehlikeli ulussalıncak, devlet çamurdan yapmaya başlamıştı. Akşam suyu kaynatıp onlarıgörüş yıkarkenolarak anamın kabul onlara biçimlerioyuncak olmuştur. Çeşitli fanatik ideolojilerin resmi atacağı dayakları düşünmedenneredeyse oynuyorlardı.her Biz ise ağacaaynı çıkıpolan o daldan o dala atlıyorduk gün ettği bu ulus devletlerin yerde özellikleri vardır.Tek boyu. Fındık toplamak hoşuma giderdi aslında, kalabalıkla birlikte türküler söylenirdi, neşeli etnik kökeni savunmak , mutlak düşünceye fazlasıyla itibar etmek ve millisohbetler dönerdi tüm olumsuzluklara karşın. Dilan’la birlikte aynı ağaçtaydık o gün. Bana, yetçilik ideolojilerinin temelini oluşturur.’’Ötekine‘’ devamlı kuşku duyar döndü ve dedi devamlı bir ki: ön yargı ve düşmanlık yayar, başka seslere , görüşlere , hareke-

tle karşı son derece hoşgörüsüzdürler. Toplumu teyakkuz halinde tutmak

-Abi, ya yoldan gelirkenararlar.’’Ulu gördüğümüz büyük göl. Onda yüzmeyigibi o kadar çok istiyorum için hani her var zaman düşman ve Şanlı bir tarih’’ argümanlarla ki! yoğrulmuş ulusal ve kültürel bir şovenizme , bir kibire sahip olurlar.’’Aman -Kız, Allah canını,senin. Göl değil o, deniz deniz! düşman dolu ‘’ türü paranoyalarını bölünüyoruz parçalanıyoruz , çevremiz -Her neyseve ya. toplumsal Çok büyük ama değil mi? kültürel yaşam biçimi haline getirirler. Savaşa hazır olma , -Evet, evet. ötekini alt etmek , tehlikelere karşı ülkeyi askeri bir disiplinle yönetmek -Suyu da çok güzel, bizimolur. oradaki kanal suyuna hiç benzemiyor, bulanık değil masmavi. vazgeçilmez ilkeleri -Kız, sen buraya çalışmaya mı geldin yoksa tatile mi, hı? -Aman bene abi,yazık konuşma dayıbaşıettiği gibi. resmi ideolojisiyle bu ulus devletlerden biri Türkiye ki kabul -Dayıbaşı deme bana kızım, dün konuştular günlük 40 lirayı ya kabul edin ya da haline geldi. Burada 90 yıllık genç birbabamla, devletin çağdaş tarihini örnekleriyle defolun gidin dedi. anlatmanın bir anlamı yok. Ama devlet katında her konuda şu ilkeye önem -Bir de utanmadan 3 liraHERŞEY komisyon istiyor, yüzsüz herif. verildi: ‘’HERKES, TÜRKLEŞTİRİLMELİ, TÜRK OLMALI…’’ Fakat -Kız, sus her duyacak herif.ortadadır. Türkiye’de herkes, her şey Türk olmadı. bugün şeyşimdi açıkça O sırada dayıbaşı geldi ve: Asuri, Süryaniler, Araplar ve Kürtler Türkleşmedi. Rumlar, Ermeniler, -Çocuklar bakın şuradakileri alın,politikaları işinizi yarım yamalak yapmayın abisi. İzlenen asimilasyon vedezor azınlıkların nüfusunu azalttı fakat

azınlıkların ‘’TÜRK POTASINDA’’ tümden eritilmeleri mümkün olmadı.Tür-

Çocuk işçi bu adam için bambaşkaydı. çokdersini çocuklu yeniden aileleri isterdi. işçi kiye Cumhuriyeti’nin resmi tarihiÖzel bir olarak insanlık , tümÇocuk çıplakucuzdu, çocuk itaatkârdı, çocuk daldan dala hoplardı. Çocuk okula gitmezdi ya da tatil yapmazdı lığıyla ispat etti: İnsanların ruhunu köleleştiremezsiniz.Zorla insanları ona göre. olduklarından başka hale getiremezsiniz. İnsanlar yenik düşebilir , yanlış Ben bunları düşünürken Dilan dolayı bağırdı: sesini çıkarmayabilir, çaresiz kalabilir ama yapabilir , ezikliğinden

insanların ruhunda hiçbir zaman yok edilemeyen bir aydınlık vardır :

-Ah, şu böceklerin ben var ya! -Noldu, yine mi kaşınmaya başladın? ‘’ÖZGÜRLÜK ve EŞİTLİK TUTKUSU.’’ -Evet, evet. Ben iniyorum aşağı. -Çok uzaklaşma sakın, dayıbaşı buralarda laf etmesin. Türkiye’nin izlediği resmi politika herkesten fazla Türkiye’ye ve Türkiye -Aman be abi, tamam ya. Cumhuriyeti vatandaşlarına büyük zararlar verdi. Türkiye ne gerçek anlam-Abiyle konuşuyorsunanayasal kızım sen, indirme aşağı beni. da tümnasıl vatandaşların vatandaşlık bilinciyle içinde yer aldıkları açık

ve demokratik bir toplum yaratabildi ne de kayda değer ekonomik, sosyal

Dilan kaybolmuştu. İçimden “O kadar uzaklaşma dedim ona ben, bu ,kız bela,; ya dagözden kültürel atılım yapabildi. Demokrasi ve özgürlükleri değil sıkıbaşa rejimi bela!” dedim ve ağacın en üst dalına çıkıp etrafa bakındım. Dilan az ötede bir yere gidiyordu. vatandaşlarını değil , vatandaşlarına karşı devleti savundu. Hemen aşağı indim ve o yöne doğru koşmaya başladım. Dilan nereye gidiyordu böyle? -Dilan kız, Allah’ın cezası, dursana Dilan. Değirmen 2013

11


beliyle. BİR TÜRKİYE? NASIL

FINDIKLAR AĞIRLAŞIYOR ADİLOŞ BEBE

Doğdun,

Ağustos geliyordu gene. Ağustos kimine göre tatil demekti, kimine göre deniz ya da dondurma. Üç gün açsokaklarda tuttuk özgürce oynamaktı en basitinden. Bana göre iş demekti, ter demekti Akşamüstü Üç gün meme vermedik sana akşamları gülle gibi döşeğe yığılıp kalmak demekti. hem de çok ter demekti, göç demekti,

Adiloş Bebem,

Yine bir ağustos günüydü.diye, Balıklı Gölü’nün çevresindeki parka tezgâhımı kurmuştum. Sabahtan Hasta düşmeyesin beri gelen giden yoktu. Simitleri nasıl bitirecektim ki bugün? O sırada amcaoğlu Yusuf geldi: Töremiz böyle diye,

Saldır şimdi memeye,

-Oğlum iş çıkmış, 3 güne kalmaz gideriz. Öyle duydum bizimkilerden. Saldır da büyü... -Harbi mi, bu kez nereye Ordu’ya mı gene? -He, Ünye’de bir köydeymiş. Naptın satamadın mı bunları? Bunlar, -Yok, burada iş çıkmaz gibi. Aşağı dolanacağım ben.

Engerekler ve çıyanlardır,

-Kız, sen buraya çalışmaya mı geldin yoksa tatile mi, hı?

Tezgâhı Bunlar,aldım ve yürümeye başladım. Yusuf da peşimden. O da su satıyordu. Ama az kalmıştı elinde. Malum Urfa’nın ağustos sıcağı. Sokaklar adeta yanıyordu. Hani asfaltın üstünde tüten Aşımıza, ekmeğimize dumanı görürsün ya ondan. Asfalt sıcaktan erimeye başlamıştı. Basınca yumuşaklığını ve Göz koyanlardır, sıcaklığını hissedebiliyordum. Ayaklarımızın tabanı yanıyordu.

Tanı bunları, Tanı da yirmi büyü... Üç günde beş kişi toplandık. Bu sene sekiz kardeşimin sekizi de geliyordu. Büyümüştük

çalışmalıydık ki ekmek girsin boğazımıza. Okul mu? Biz yılın altı ayı Urfa’dayız. O zaman okul evet, var. Ama diğer altı ay yok. Konya’da çapa sallıyoruz ya Ordu’da ağaç tepesinde ya da Bu, namustur Antalya’da pamuktayız. Ağustos ocak arası zaman kamplarda veya kamyonet kasasında Künyemize kazınmış, yollarda geçiyor. Yani okul bizim için düzensiz. Bu yüzden bıraktım ben. Burada olduğumda Bu da sabır, simit satıyorum hem getirisi de var. Ama kardeşimin okumasını istiyorum. Dilan okumalı. Ağulardan süzülmüş. Benim hiçbir zaman hayalim olmadı. Turfanda doğmuşuz, turfanda ölürüz herhalde diyorum. SarılDilan bunlara Ama öyle değil. Kendimi kurtaracağım diyor, okuyacağım. Karşı gelemiyorum ona, Sarıl da büyü. kıyamıyorum. Diyorum ki “Kız seni ben okutacağım. Babamgil ne kadar karşı da çıksa.” Yirmi beş kişi otobüsle Urfa’dan yola çıktık. Ordu’ya vardığımızda otobüsten inerken oraya tatile gelen aileleri gördüm. Hepsi bizden başka bakıyordu buraya. Ya da biz onlardan farklı bakıyorAhmed Arif duk. Onların bakışında da, bizimkilerde de merak vardı ama aynı merak değildi bu. Onlarınki yeni yerler, yeni arayışlar arayan meraktı. Bizimki ise burada ne kadar kalacağız ya da nerede kalacağız merakıydı.

Rojda

Aslında nerede kalacağımız belliydi. Her yıl olduğu çadırlarda. Kimisine göre bu çadırlar kamp iken bizim için rezillikti. Suyumuz yoktu bir kere, çeşmeden getirirdik iş dönüşü. En kötüsü de anam içindi. O az suyla çamaşır, bulaşık hepsini halletmeye çalışırdı, fındık toplarken zorladığı 10

Değirmen 2013

İşe başlayalı bir haſta olmuştu.tanık Küçükolduğu kardeşlerim bidondandevlet oturak,biçimi tekerlekten Çağdaş insanlık tarihinin en tehlikeli ulussalıncak, devlet çamurdan oyuncak yapmaya başlamıştı. Akşam suyu kaynatıp onlarıgörüş yıkarkenolarak anamınkabul onlara biçimleri olmuştur. Çeşitli fanatik ideolojilerin resmi atacağıbu dayakları düşünmedenneredeyse oynuyorlardı.her Biz ise ağaca çıkıpolan o daldan o dala atlıyorduk gün ettği ulus devletlerin yerde aynı özellikleri vardır.Tek boyu. Fındık toplamak hoşuma giderdi aslında, kalabalıkla birlikte türküler söylenirdi, neşeli etnik kökeni savunmak , mutlak düşünceye fazlasıyla itibar etmek ve millisohbetler ideolojilerinin dönerdi tüm olumsuzluklara karşın. Dilan’la birlikte aynı ağaçtaydık o gün. Bana, yetçilik temelini oluşturur.’’Ötekine‘’ devamlı kuşku duyar döndü ve dedi devamlı bir ki: ön yargı ve düşmanlık yayar, başka seslere , görüşlere , hareketle karşı son derece hoşgörüsüzdürler. Toplumu teyakkuz halinde tutmak -Abi, her hani var ya yoldan gelirkenararlar.’’Ulu gördüğümüz büyük göl. Onda yüzmeyigibi o kadar çok istiyorum için zaman düşman ve Şanlı bir tarih’’ argümanlarla ki! yoğrulmuş ulusal ve kültürel bir şovenizme , bir kibire sahip olurlar.’’Aman -Kız, Allah canını,senin. Göl değil o, deniz deniz! düşman dolu ‘’ türü paranoyalarını bölünüyoruz parçalanıyoruz , çevremiz -Her neyseve ya. toplumsal Çok büyük ama değil mi? kültürel yaşam biçimi haline getirirler. Savaşa hazır olma , -Evet, evet. ötekini alt etmek , tehlikelere karşı ülkeyi askeri bir disiplinle yönetmek -Suyu da çok güzel, bizimolur. oradaki kanal suyuna hiç benzemiyor, bulanık değil masmavi. vazgeçilmez ilkeleri -Aman bene abi,yazık konuşma dayıbaşıettiği gibi. resmi ideolojisiyle bu ulus devletlerden biri Türkiye ki kabul -Dayıbaşı deme bana kızım, dün konuştular günlük 40 lirayı ya kabul edin ya da haline geldi. Burada 90 yıllık genç birbabamla, devletin çağdaş tarihini örnekleriyle defolun gidin dedi. anlatmanın bir anlamı yok. Ama devlet katında her konuda şu ilkeye önem -Bir de utanmadan 3 liraHERŞEY komisyon istiyor, yüzsüz herif. verildi: ‘’HERKES, TÜRKLEŞTİRİLMELİ, TÜRK OLMALI…’’ Fakat -Kız, sus her duyacak herif.ortadadır. Türkiye’de herkes, her şey Türk olmadı. bugün şeyşimdi açıkça O sırada dayıbaşı geldi ve: Asuri, Süryaniler, Araplar ve Kürtler Türkleşmedi. Rumlar, Ermeniler, -Çocuklar asimilasyon bakın şuradakileri alın,politikaları işinizi yarım yamalak yapmayın abisi. İzlenen vedezor azınlıkların nüfusunu azalttı fakat azınlıkların ‘’TÜRK POTASINDA’’ tümden eritilmeleri mümkün olmadı.TürÇocukCumhuriyeti’nin işçi bu adam için bambaşkaydı. olarak çokdersini çocuklu yeniden aileleri isterdi. işçi kiye resmi tarihiÖzel bir insanlık , tümÇocuk çıplakucuzdu, çocuk itaatkârdı, çocuk daldan dala hoplardı. Çocuk okula gitmezdi ya da tatil yapmazdı lığıyla ispat etti: İnsanların ruhunu köleleştiremezsiniz.Zorla insanları ona göre. olduklarından başka hale getiremezsiniz. İnsanlar yenik düşebilir , yanlış Ben bunları ,düşünürken Dilan dolayı bağırdı: sesini çıkarmayabilir, çaresiz kalabilir ama yapabilir ezikliğinden insanların ruhunda hiçbir zaman yok edilemeyen bir aydınlık vardır : -Ah, şu böceklerin ben var ya! -Noldu, yine mi kaşınmaya başladın? ‘’ÖZGÜRLÜK ve EŞİTLİK TUTKUSU.’’ -Evet, evet. Ben iniyorum aşağı. -Çok uzaklaşma izlediği sakın, dayıbaşı buralarda laf etmesin. Türkiye’nin resmi politika herkesten fazla Türkiye’ye ve Türkiye -Aman be abi, tamam ya. Cumhuriyeti vatandaşlarına büyük zararlar verdi. Türkiye ne gerçek anlam-Abiyle konuşuyorsunanayasal kızım sen, indirme aşağı beni. da tümnasıl vatandaşların vatandaşlık bilinciyle içinde yer aldıkları açık

ve demokratik bir toplum yaratabildi ne de kayda değer ekonomik, sosyal Dilan kaybolmuştu. İçimden “O kadar uzaklaşma dedim ona ben, bu, kız bela,; ya dagözden kültürel atılım yapabildi. Demokrasi ve özgürlükleri değil sıkıbaşa rejimi bela!” dedim ve ağacın en üst dalına çıkıp etrafa bakındım. Dilan az ötede bir yere gidiyordu. vatandaşlarını değil , vatandaşlarına karşı devleti savundu. Hemen aşağı indim ve o yöne doğru koşmaya başladım. Dilan nereye gidiyordu böyle? -Dilan kız, Allah’ın cezası, dursana Dilan. Değirmen 2013

7


Dilan beni duydu ama duymamış gibi yapıp adımlarını hızlandırdı. Ben de tam koşmaya başlıyordum ki dayıbaşı arkamdan seslendi: -Yunus, nereye lan gel buraya, bu taraſtaki ağaçlar daha bitmedi. Ardıma döndüm, dayıbaşına “Dilan o tarafa gitti, peşinden gitmem lazım.” diyemedim. Ağaca çıktım ve toplamaya devam ettim. İçimden Dilan’a bir yandan lanet okuyordum, bir yandan da meraktan ölüyordum. Dayıbaşı başımda biraz bekledi ve: -Ben aşağı doğru gidiyorum, sakın kaytarma. O gözden kaybolana kadar çok çalışıyormuş gibi o daldan o dala atladım. Sonra ağaçtan indim ve Dilan’ın gittiği yöne doğru koşmaya başladım. Koştum, koştum. Yolun sonuna geldiğimde kendimi sahilde buldum. Az ötede Dilan’ın ayakkabılarını. -Dilan, Dilan kız ben sana demedim mi girme denize diye, ne laf anlamaz şeysin sen? Kız cevap ver, nerdesin? Az ötede bir karartı gördüm, çırpınıyordu. İlk saniyeler dondum, aklım bir an bir şey düşünmez oldu. Sonra bir anda suya atladım. Karadeniz’in o koyu mavi sularını avuçladım, avuçladım. Dilan az ötede çırpınıyordu. Beni gördü: -Abi, kurtar beni, su çekiyor, beni, abi, nolur! Karadeniz’in suyu kanal suyu gibi değildi, sanki bir şey bizi kıyıdan uzaklaştırıyordu. -Dilan, abim tutun omzuma hadi, tutun! Dilan omzuma bindi, bindi binmesine ama binmesiyle benim suyun dibine girmem bir oldu. O anda sadece lacivert gördüm. Sonra suyun üstüne çıktım, güneşi gördüm; önünde birkaç bulut vardı. Aklımdan o anda “Yağmur yağacak galiba.” geçti. Yağmur yağarsa dedim; fındık toplaması eziyete dönüşecek, o dallar şimdi nasıl ağırlaşacak. Sonra Dilan’ı gördüm, denizi tekrar gördüm. Dilan çırpınıyordu, ben de çırpınıyordum. -Abi, abi hep benim, yüzümden oldu, özür dilerim, abi, girmemeliydim denize!

AHMED ARİF Kürt kökenli şair ve gazetecidir. 21 Nisan 1927’de Diyarbakır’ın Hançepek semtinde dünyaya gelir. Liseyi Diyarbakır’da okudu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Felsefe Bölümü’nden mezun oldu. 1944-48 yılları arasında çeşitli dergiler üzerinden şairliğini duyurdu. Ama daha sonra siyasi baskılar nedeniyle şiirleri yayımlanamadı. 1950 yılında TCK’nın 141. maddesine aykırı görülen siyasi görüş ve eylemleri sebebiyle iki kez tutuklandı. Şiirlerini barındıran tek kitabı “Hasretinden Prangalar Eskittim”, 1968'de yayınlanınca, çok büyük bir yankı uyandırdı. Kitap yayınlandıktan sonra 12 yıl içinde 18 baskı yaptı. İlerleyen zamanlarda Ahmet Kaya, Cem Karaca gibi sanatçılar tarafından birçok şiiri bestelenmiştir. Ahmed Arif; Orhan Veli ve Nazım Hikmet’tin açtığı şiirin yolundan yürüdü. Dönemsel açıdan diğer pek çok şairden etkilenmiştir. Şiirlerinde Anadolu özlemi ve otantik esintilerle günümüz şiirini büyük ölçüde etkilemiştir. Sözcüklerdeki ritimsellik ve şiirindeki yiğitlik teması onu bu coğrafyada çok sevdirdi. 2 Haziran 1991 yılında Ankara’daki evinde geçirdiği kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdi.

Ben bir şey demedim, çırpınıyordum ama boşuna olduğunu da biliyordum. Bir an “Karadeniz’deyim, koca göle de girdim sonunda.” dedim. Sonra yine suyun altına daldım, lacivert oldu her yer; suyun üstüne çıktım, güneşi ve iki kara bulutu gördüm. Dilan yoktu artık ve ben de az sonra yok olacaktım. Ve yağmur yağacaktı, fındık dalları ağırlaşacaktı. Seneye yerimize başka çocuklar gelecekti, o daldan bu dala atlayan.

Duygu

8

Değirmen 2013

Değirmen 2013

9


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
Fanzin: Değirmen (Sayı 2) by Öğrenci Kolektifleri - Issuu