1
fanzin
3.... Başlarken...Tüm kadınların cüretiyle, gücüyle, inancıyla yepyeni bir merhaba... 4.... Gücümüz kendimizden, birbirimizden 5.... Sporda cinsiyet eşitsizliği 10.... Salataya limon sıkan babalar 12.... “Casa” olmayı kabul etmiyoruz, “Rosa” olmayı da 14.... Feminist pedagoji 18.... İçinizdeki özgür kadın bırakın kanatlansın 19.... Hiçbir tarih yalnızca erkeklerden ibaret değildir. Che Guevara’nın intikamını alan devrimci kadın Monika Ertl 21.... Sevgili Günlük 24.... Ne olur
3 Uzunca zamandır “kadın halimizle” bir sürü şey yapıyoruz. Sokaklar, amfiler, yurtlar, evler… Her yerde “kadın” olduğumuzu fark edeli epey oluyor. Yalnız değiliz deyip, omzumuzu bir başka kadına, sonra ötekine yaslayalı çok oluyor. Başka ilde okumaya gelirken, yurtlarda adli sabıka muamelesi için parmak izi verirken, erkek hatta bazen kadın bir hocanın kürsüden, “bu meslek erkek işi aslında” derken anladık; önümüze konan barikatlar azalmayacak üniversitede de. “Ee abartma canım sen de, üniversiteye gelmişsin; ne ayrımcılığı, ne haksızlığı” diyenlerle başladık. Sabırla anlattık; yaşadığımız düzende kadın olmanın yer, zaman, mekan fark etmediğini. Hırslandık, öfkelendik, ağladık; ama vazgeçmedik. Derdimiz çok, yolumuz uzun. Anlatacak daha çok meselemiz var. Yüreklerimiz isyanı karşılamaya hazır, mücadeleyi büyütmenin adımlarını atıyoruz. Bizler çoğunluğuz ve kadınız, “hiç”liğe direnen. Karanlığı yırtarak gelen... Özgürlüğünü kazanana dek bu isyan dinmeyecek diyen. “Müsait” dedikleri, “kötü kadın” dedikleri direnen kadınlarız! Gerçekten durup düşününce daha çok farkına varıyoruz. Kalemlerimize, klavyelerimize davrandıkça; gazetelere, sayfalara baktıkça daha çok görüyoruz baskıyı, şiddeti, eşitsizliği. Hayatımızın her alanında yüzlerce zorluğa göğüs geriyoruz hem de çoğu zaman sevdiklerimize karşı kavga vermek zorunda kalmamıza rağmen. Kimi zaman ailemiz, kimi zaman sevgilimiz, kimi zaman dostumuz, arkadaşımız... Kavgamız kendimizle de aynı zamanda. Yıllar yılı içimize işledikleri ne varsa söküp atmak için el ele veriyoruz. Çünkü bizler birbirimize bir o kadar yabancı bir o kadar da tanıdığız… Şimdi tüm kadınlara çağrımız var; daha güçlü… daha birlikte… daha yan yana. Hadi kadınlar, bütün yanlış yapma hakkımızı kullanalım ve içimizdeki özgür kadını bırakalım kanatlansın. Yüzümüzü gecenin karanlığında ay ışığına çevirelim. Ayaklarımızı toprağa basalım, doğanın berrak suyunu avuçlarımızın içine alalım. Güneşin tüm sıcaklığını, rüzgarın kıpırdanışını hissedelim. Hadi gel hikayelerimizden direnişe giden bir yola koyulalım. Hadi başlayalım, merhaba…
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19 Hiçbir tarih yalnızca erkeklerden ibaret değildir Che Guevara’nın intikamını alan devrimci kadın Monika Ertl “Kadınlar olmaksızın hiçbir gerçek kitle hareketi olamaz.” Monika Ertl 7 Ağustos 1937 yılında Almanya da doğmuştur. Alman film yapımcısı olan babası Hans Ertl ile 2. Dünya savaşından sonra Bolivyaya taşınmışlardır, Monika Ertl o sırada 15 yaşındadır. Bir süre sonra babası gibi sinema sektörüne atılan Monika birkaç film çekmiştir. Almanyadan Bolivyaya göç eden Monika Che Guevara’nın öldürülmesiyle ELN (ulusal kurtuluş ordusu) na katıldı. Burada Monikaya kız kardeş anlamına gelen” İmilla” denildi. Babası Hans Ertl, Monikayı bu tercihi nedeniyle evden kovmuş, Monikanın ailesine nadirde olsa gönderdiği şifreli mektuplara dahi hiç cevap vermemiştir. İlginçtir ki Monikanın kardeşi Beatrix babasının bir nazi olmadığını söyle de Hans Ertl Hugo Boss imzalı nazi Alman ordusu için tasarlanan ceketi gururla taşır. Monika artık bir nazinin kızı değil işçi sınıfı için mücadele eden komünistlerin yoldaşıydı. Tarih 9 ekim 1967 yi gösterirken devrimci Che Guevara i La Higuera’da katledildi. Che’nin ellerinin kesilmesi emrini veren Bolivya ordusu komutanı Pereira can güvenliğinin olmaması nedeniyle Almanya konsolosluğuna atanmayı talep etti ve oraya gönderildi. Che’nin intikamını almaya karar veren Monika
20doğduğu topraklara geri dönmüştür. Tarihler 1 nisan 1971 i gösterirken
kendini Pereira’yla görüşmek isteyen Avusturalyalı olarak tanıtmış ve Pereiranın makam odasına girdikten sonra 3 kurşun ile Che’nin intikamını almıştır. 1973 te Monika tekrar Bolivya’da görülmüştür. Nazi savaş suçlusu olan hatta babasının arkadaşı olan, Monika’nın “amca” diyerek büyüdüğü, “soğuk savaş” döneminde ABD’nin Latin Amerika’daki devrimci hareketi engellemek için görevlendirdiği ajanlardan biri olan Klaus Barbie tarafından tuzağa düşürülerek 12 Mayıs 1973 günü katledildi ve bedeni Bolivya’da hiç kimsenin bilmediği bir yere gömüldü. Monika’nın bu gurur verici ve korku salan yaşam öyküsü tarihin derinliklerinde bir yerlerde ara sıra pek azımızın anımsadığı bir hikaye olsa da tarih bize kadınların direniş öyküsünü hep hatırlatıyor. Tüm dünyada diktatörlerin faşist, gerici, baskıcı, kadın düşmanı rejimlerinin yarattığı karanlık atmosferde dahi kadınlar evden, işten, sokaktan bulunduğu her yerden kendi direniş öyküsünü yazarak tarihe not düşmüşlerdir. Hatta her seferinde bizlere tarihin erkeklerden ibaret olduğunu ezberletmeye çalışanlara karşı… Okuduğumuz ve bize öğretilen tarihte yazılmayan birçok kadın var belki de bilmiyoruz. Ancak kadınların “erkeklerin yazdığı” bu tarihte ister yeri olsun ister olmasın kadınlar tarihin tüm sayfalarında kendilerini var etmeye inatla ve ısrarla devam edecek. Tarih kadınların isyanına kulak verecek.
21
Sevgili Günlük Yıldız kırtasiyenin vitrininden her geçtiğimizde sana göz kırptığımı, içeri girdiğimde kapağını sevdiğimi hatırlıyorsundur umarım. Anneme senden o kadar bahsettim ki doğum günü hediyesi olarak seni almış. Bence çok tatlı bir hediyesisin sen. Eveeet bugün benim doğum günüm, tam 12 yaşındayım artık. Günün başı aslında çok güzel geçiyordu, öğle arasında Aykut elinde mektupla karşımda dikildikten sonra epey tadım kaçtı .Mektubu elime tutuşturup kaçtı bir de. Ayy annem mektubu aldığımı bilse vallahi gebertir beni . Mektubu okumak için sınıftan kızlarla tuvalete gittik. Onlar okudular ben dinledim. Aslında çok kötü şeyler yazmıyordu ama kızlar yazdıklarının çok edepsizce olduğunu söylediler. Artık onunla konuşmayacağım. Bu mektuptan sonra onunla arkadaş kalırsam adım çıkarmış. O ne demekse… Mektubu en son parçalayıp çöpe attık, tam o
22anda Aykut için biraz üzülmüş olabilirim ama biraz yani. Neyse ki o mektubu bana verdiğinde Efe sınıfta değildi. Şimdi sen kim bu Efe diye merak etmiş olabilirsin ,hemen anlatayım.Efe çok tatlı ve kibar bir çocuk. Sınıfta bıyıklarımla dalga geçmeyen tek erkek ve kocaman yeşil gözleri var, çok güzeller bence. Annem Efe’den bahsedince kızıyor bana ama sana anlatmamla bir şey olmaz bence.
Biliyor musun iki gün sonra sınıf pikniğimiz var ,başta pudingli pasta yapacaktım ama sonra vazgeçtim.Komşumuz Fatma teyzeden duydum “erkeklerin kalplerine giden yol midelerinden geçermiş” Eğer Efe güzel yemek yaptığımı düşünürse belki bana aşık olur.Babamın getirdiği yapraklarla zeytinyağlı sarma yapacağız, hem daha maharet gerektiren bir şey.Annemi ikna etmem biraz zor oldu ama sonunda söz verdi.Babam seferde olmasaydı(babam tır şoförü sevgili günlük) başka bir çeşit daha yapacaktık ama bize bıraktığı parayı idareli kullanmalıyız.Babaannem babamın bize bıraktığı parayı çok buluyormuş(Ona neyse!). Annemin erkek doğurmamasına takmış kafayı. Daha bir erkek doğuramamışta hiçbir şey haketmiyormuş annem. Sanki suçlu annemmiş gibi.Hem geçen derste öğrendik cinsiyeti kadın değil erkek belirliyormuş, sofrada söyleyince annem çok kızdı babamın da yüzü epey kızardı. Hiç anlamadım hatta bazen ikisini de hiç anlamıyorum. Zaten uzun zamandır babamla çok konuşmuyoruz. Ben küçükken ; oynardı benimle, kucağına alırdı , severdi beni .Sadece dedemler evde ise bir ciddileşirdi .Anneme sordum bir gün demişti ki büyüklerin yanında kız evlat çok şımartılmazmış. İşte şimdi de hepten dedemler buradaymış gibi davranıyor. Bazı günlük işleri oluyor babamın mazot taşımak depo doldurmak gibi, eskiden yardım ederdim ona ama artık izin vermiyorlar; kızlar uğraşamazmış öyle şeylerle. Sinir oluyorum bu duruma. Geçen geldiğinde yardım için amcamın oğlu Abdullah’ı çağırdı ben yapamıyormuşum gibi. Zaten Abdullah taşıdığı bidonları falan karıştırdı ,daha kaç litre mazot döktüğünü hesaplayamıyor. Ben bu Abdullah’ı severdim eskiden ama şimdi gıcığım ona. Neymiş babamın beş tane kız çocuğu varmış artık soyu kurumuş. Soyumuzu onlar sürdürecekmiş. Valla bende içimde tutmadım “senin kıt aklınla sürecekse o soy, vay halimize dedim” iyi demişim değil mi sevgili günlük? Zaten istediğini yapıyor, istediği saatte dışarıda dolaşıyor ,istediği kıyafeti giyiniyor bir de üstüne böyle konuşunca çok pis gıcık oldum. Sırf erkek diye yaşadığı hayata bak ya! Kadın olmak çok zor gerçekten. Ben daha adet olmadım. Zahide diye bir arkadaşım var, çok da tatlı bir kızdır. İşte bu Zahide adet olmuş bazen canı çok acıyormuş ama abilerinin babasının yanında çok belli etmemeliymiş , ayıpmış çünkü. Bana saçma geldi, normal bir şey değil mi bu? Annemden biliyorum. Her kadın her ay oluyor, eee niye saklıyoruz o zaman. Bir de olduğu ilk gün halası sertçe bir tokat atmış bu kızcağıza gelenek diye. Bence dövecek insan arıyorlar, gelenek budalaları! Neyse Zahide dedi ki
bu pedler pahalı geliyormuş onlara annesi nenesinin pamuklu donlarını kesiyormuş onun için. Çok rahatsız edicidir kesin.Bu zahide çok utangaçtır , göğüsleri büyüdüğünden beri kambur yürüyor bu yüzden, ben olsam bu kadar umursar mıydım bilmiyorum. Geçen okuldan dönmüş yemek yerken babamın açtığı belgeselde izledim kuşlar özgürlüklerine çok düşkünmüş . Babama ben özgür müyüm dedim “Senin ödevin yok mu?” dedi !Ben özgür müyüm sevgili günlük? Birkaç gündür sadece bunu düşünüyorum. Başta çok kabullenemedim ama galiba hiç değilim , annem de değil , Zahide de değil ...Sonra fark ettim; özgür olmadığını düşündüğüm herkes kadın. Sürekli başkalarının emirlerine göre yaşıyoruz. “oturuşunu düzelt”,”Daha uzun bir eteğin yok mu?”,”Altına çorap giyin”,”Sen kızsın sakız çiğneme” , “Okuldan sonra hemen eve gel” , “ Erkeklerle konuşma , onlarla arkadaş olma”, “kızlar dışarıda dondurma mı yer”. Hem emirlerini dinliyorum hem de dediklerine uymayınca utanıyorum. Saçma şeylere utanmaktan sıkıldım artık günlük. Bu yüzden bugün mumlarımı üflerken özgür olmayı diledim. Kuşlar özgür oluyorsa bende olurum değil mi ?Hem özgür bir kadın olursam hayatımın ;babama sarılmak gibi ,annemin gülümsemesi, Efe’nin bana bakması hatta turuncu gibi olacağına eminim.Benim özgür bir sabaha uyanmam için artık uyumam gerekiyor İyi geceler sevgili günlük. Not :En sevdiğim renk turuncu
23
24
Ne olur Nefes al, nefes ver nefes al, nefes dünya önünde… Ardında bıraktığın sonsuz yalan onların elindeki bu. Ne koz ama! Nefes al, nefes ver nefes al, nefes ver koş… Dizlerin çürüdü, artık yeter Ardında bıraktığın bu sonsuz kabul avcunun içindeki bu tek itiraz için bir hiç; koş Nefesini hisset yüzünde, rüzgarın sarılışını Yüzyıllık tiranların yalanı durdurmasın seni; sen böyle doğmadın. Hiçbir geleneğe sığmayan, işte, uzanıyor parça pinçik ettikleri geleceğin, senin pencerenin ardındaki günışığına uzat ellerini. Nefes al, nefes ver nefes al, nefes ver uzan… Ardındaki bıraktığın bu sonsuz çığlık yetişemez yanında yürüdüklerine; vezir etme eski çağın krallarını bir parça dantel, bir çimdik oyanın hatrına. Nefes al nefes ver nefes al nefes ver selamla… Önünde işte yarının; tekmelediğin sandığın hemen ardında. Mırıldandığın o tınıyı daha önce duydun, duydum, duyduk bir pencereden diğerine uçuşan bir heyecanla durma.
bİzİ bİrbİrİmİzden uzak
kılan bugünlerde
aslında cok yakınız sevgİlİ kadınlar
Sen de yaz Çİz gÖnder