Page 1

Sayı 3 Mayıs - Haziran 2011

Bu sayıda; 1-Editörden 2-Meşe, gürgen, palamut... 3-Kütüphane Haftası Mı ? 4-Kariyer Günleri ve Genç ÜNAK 5-Engelsiz Kütüphaneler I 6-Değişen Dünyada Telif Hakları 7-Memolane: Web‟deki Zaman Makineniz 8-Tiyatro Tempo ve Bir Beckett Oynamak


Editörden Zarife Yıldırım - Hacettepe Üniversitesi zarife08@hacettepe.edu.tr

Yaptıklarımızı, etkinliklerimizi, alanımıza dair gerçekleşenleri, teknolojinin gelişen ve değişen yönlerini sizlerle paylaşabilmenin heyecanıyla yeni bir sayı ile yeniden merhaba diyoruz sizlere. Her sayıda ayrı bir heyecan ayrı bir tutku ayrı bir merak doğuyor bizim içimizde. Bu sayıda da yine amacımız sizlerle heyecanımızı paylaşmak, aynı merakı sizlerde de uyandırmak. Mayıs - Haziran sayımızda sizleri yine dopdolu bir bülten ile buluşturuyoruz. Bu sayımızda katıldığımız toplantılara, yaptığımız etkinliklere, sosyal medya uygulamalarının tanıtımına yer vereceğiz. Ayrıca alanımızla ilgili yaşadığımız bir kavram karışıklığına da değineceğiz. Bu sayımızda çok kısa süre önce katıldığımız, Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tarafından gerçekleştirilen kariyer günlerinde iş hayatına yönelik edindiğimiz bilgileri sizlerle paylaşacağız. Bu toplantı biz öğrenciler için iş hayatına atılmadan önce gerçekten güzel bir deneyim oldu. Bilgiye erişim ve bilginin kullanımı konusunda herkesin eşit olması gerektiğine kuşkusuz hepimiz inanıyor ve bu fikri destekliyoruz. Bilgi kullanım hakkı çerçevesinde incelenmiş bir yazıyı da -Engelsiz Kütüphaneler- okuma fırsatı elde edeceksiniz. Teknolojinin gelişmesi ve bu gelişimin sonucu olarak her an, her yerden, istediğimiz bilgiye erişebilmekteyiz. Bu eriştiğimiz bilgiyi hiç 2


sorgulamadan, istediğimiz yerde kullanmakta teknolojinin getirdiklerindendir. İşte bu noktada günümüzün en önemli sorunlarından biri olan telif hakkı konusu gündeme gelmektedir. Biz ekip olarak ürettiklerimize katkıda bulunmak ve katkısı olmak isteyenlere de basamak olmak için bültenimizde üyelerimizin yazdıklarına da yer vermenin önemine inanıyoruz ve ilk olarak bu sayımızda bunu gerçekleştiriyoruz. Bir üyemizin telif hakkı konusunda kaleme aldığı yazısını sizlerle buluşturuyoruz. Büyük bir hızla kullanımı yayılan sosyal ağlara (Facebook, Twitter, Youtube…) yönelik geliştirilen bir uygulamayla tanışacaksınız. Geçmişini unutmak istemeyenler ve anılarına önem verenler için gerçekten tam bir zaman makinesi. Sanırım artık internetteki hayat hikâyenizi öğrenme vakti geldi. Sizce bu hayatta kendi kararlarımızı almakta yeterince özgür müyüz ya da istediğimiz yerde istediğimiz gibi davranabiliyor muyuz? İşte bu soruların cevaplarının yer aldığı, kendinizi sorgulama fırsatı bulacağınız “sessiz” bir tiyatro oyunu ile tanıştırıyoruz sizleri Genç ÜNAK ekibi tarafından izlenmesi tavsiye edilen, yetişkinler için bir kukla oyunu “Bir Beckett Oynamak”… Bu sayımızın hazırlık aşamasında da birçok olumlu tepkiler aldık ve bunlar bizi attığımız adımlarda oldukça cesaretlendiriyor. Bize destek olan, güvenen herkese teşekkür eder, bültenimizi keyifle okumanızı dileriz.

3


Meşe, gürgen, palamut... Melisa Gelbal - Hacettepe Üniversitesi gelbal08@hacettepe.edu.tr

Her bültende gerçekleştirip sizlere sunduğumuz etkinliklerimize bir yenisini daha ekledik. “Sosyal sorumluyuz, gönüllülük esasına dayalı çalışırız” ilkemizin çatısı altında, üyelerimizle birlikte bir Pazar sabahı Genç TEMA‟ya destek amaçlı Söğütözü‟ndeki fidanlıktaydık. Yapacağımız iş meşe tüplemesiydi. Açıkçası gidene kadar kimsenin aklında bir fikir yoktu „meşe tüplemesi‟ adına. 10 kişilik bir grup halinde fidanlığa gittiğimizde, ortamın inanılmaz sıcak olduğunu gördük. İçerideki insanlar oldukça sıcakkanlılardı, telefonda geleceğimizi bildirdiğimiz kişi Sami Bey, gelmemize çok sevindi ve çok yardımcı oldu. Sadece o da değil orada bulunan insanlar etrafımızda pervaneydi resmen. Ortamın yaş ortalamasını bayağı düşürmüş olduk ziyaretimizle. Çünkü genelde yaş ortalaması yüksekti ve emekli olmuş yıllardır iş ortamından bıkmış insanların kafa dağıtmak 4


için geldiği bir ortam orası. Her insan bir işle uğraşıyor, oldukça yaşlı bir teyzemiz vardı mesela o, toprakları doldurabileceğimiz poşetlerin ağzını açmakla ilgileniyordu ona eşlik eden de minik bir afacan (torunu) vardı.

Fidanlığa giderken „meşe tüplemesinin‟ nasıl bir şey olduğu hakkında bir fikre sahip olmadığımızı söylemiştim, aslında çok basit ve zevk verici bir işmiş. Yaptığımız iş, küçük siyah torbalara toprak doldurup yarısına geldiğimizde içine meşe tohumu koyup tekrar onun üzerine toprak ekleyip üzerini kapatmaktı. Tüplediğimiz meşelerin 1 yıl sonra ne durumda olduklarını da aynı ortamda bulunan sera da gördük. Orada çok sayıda tüplenmiş meşe vardı ve bizim de bu işte bir tuzumuzun bulunması çok hoş bir şeydi. Yorucu haftanın yorgunluğunu atabileceğiniz sıcacık bir ortam, üstelik toprağın vücudunuzdaki bütün negatif enerjiyi aldığını unutmayın. Her Pazar o insanlar orada olduklarını söylediler, bir gün ziyaretlerine gitmenizi öneririm.

5


Kütüphane haftası mı ? Derya Baklacı - Hacettepe Üniversitesi derrya_baklaci@hotmail.com

„Antik Çağdan Günümüze Kütüphaneler‟ teması ile bu yıl 47.si kutlanan kütüphane haftası etkinlikleri hem Ankara hem de Efes programı ile kutlandı. Ayrıca her şehir il ve ilçelerde de çeşitli üniversite ve halk kütüphaneleri de çeşitli etkinliklerde gerçekleştirdi. Ankara programında Genç ÜNAK olarak Milli Kütüphane etkinliklerinde yer alarak panel yapma fırsatı sunulması bizim için ayrı bir önem taşımaktadır. Kasım ayından itibaren aktif bir şekilde kendini yeni yüzüyle şekillendirmiş olan grubumuzun bu kısa süre içerisinde yaptığı çalışmaları, projelerini ve hedeflerini paylaşma fırsatı yakalaması büyük anlam taşımaktadır. Bu hafta içerisinde katıldığımız gerek İzmir gerekse Ankara‟da yapılan kutlamaların açılış konuşmalarında bu haftanın değişik isimlerle anılması - kütüphanecilik haftası ya da kütüphaneciler haftası şeklinde – asıl isminin ise „Kütüphane Haftası‟ olması bu adın bu haftanın amacına ne kadar uyduğu ya da gerçekten bu ismin bu haftanın gerçek önem ve anlamını ne kadar karşıladığı sorusunu gündeme getiriyor. Yani kütüphanecilik ya da bilgi bilim olarak ifade edilen alanımız için yapılan kutlamalar, etkinlikler için uygun isim „Kütüphane Haftası‟ mı olmalıdır? Bilim dalı olan alanımızın ifadesi bina adı ile eşleştirilmeyi ne derecede hak ediyor? Niye „Kütüphanecilerin‟ ya da „Kütüphaneciliğin „haftası değil de „Kütüphane‟ haftası? Kütüphanenin, kütüphaneciliğin tarihçesi yazının icadı ile başlar. Kitap icat edilmiştir Umberto Eco‟ya göre. Kitap bir icattır ve bir te6


kerlekten bir kaşıktan farkı yoktur. Şöyle açıklıyor bunu; İlk icat edilen bir kaşıktan daha iyisini yapamazsınız, bugün kullandığınız kaşık ilk icat edilen kaşık ile aynı. Yazı için ise onun biyolojik olduğunu yani elimizin bir uzantısı olduğu için onun sonuçlarından yoksun bırakamazsınız kendinizi. Kitap da yazının sonucu olduğuna göre onun yokluğundan bahsedemezsiniz. Belki bildiğimiz kitap gibi olmayacaktır. Sayfaları kâğıttan olmayabilir ama her ne ise yani ne olarak icat edilmiş ise öyle kalacaktır. Yazının icadı bilgi kaynaklarını getirmiştir, bilgi kaynakları da onları koruyacağımız, kullanacağımız ya da kullandıracağımız mekânlar olan kütüphaneleri. Ve bugün internet gibi dev bir bilgi kaynağı ile karşı karşıyayız. Ve bu gelişmeler bizi kütüphanelerin ve kitapların geleceği hakkında belirsizliklerle dolu düşünce dünyasına bırakıyor. Muhtemelen yazı gibi biyolojik bir varlığı söz konusu olmayan internetin yerine de başka teknolojiler yer alacaktır fakat kitap yine varlığını bir şekilde devam ettirecektir. Şimdi varlık amacı belli olan kütüphaneler farklı boyutlarda işlevselliğini devam ettirirken bu kutlama haftasının adının Kütüphane Haftası olarak kullanılması bizim aklımıza acaba nasıl olmalıdır sorusunu getiriyor. Ne dersiniz Genç ÜNAK bunun için bir girişimde bulunsa nasıl geri bildirimler alır ve Türk Kütüphaneciliğinde bir ilke daha imza atabilir mi?

Kütüphane, kitap dolu haftalar sizi olsun.

7


Kariyer Günleri ve Genç ÜNAK Yağmur Ege Zeybekoğlu - Hacettepe Üniversitesi yzeybe07@hacettepe.edu.tr

Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tarafından 5-6 Mayıs tarihlerinde düzenlenen “Kariyer Günleri 2011” öğrencilerin kariyer planlarını yönlendirmeyi, işverenler ile öğrenciler arasında iletişim kurmayı, alana ait farklı iş sahalarını tanıtmayı ve iş hayatına adım atacak mezunlar için farkındalık yaratmayı hedeflemiştir. Çeşitli kamu ve özel kuruluşların kütüphane, arşiv ve dokümantasyon birimi yöneticilerinin, araştırmacıların, bilgi hizmetleri pazarında yer alan şirketlerin katıldığı bu etkinlik, öğrencilerin mesleğe bakış açılarını genişletmek ve öğrencilere alanlarını daha ayrıntılı tanıtmak adına büyük katkı sağlamıştır. Genç ÜNAK„ın stant açarak tanıtım yaptığı ve desteklediği Kariyer Günleri 2011; öğrencilerle Genç ÜNAK arasında sıkı bir iletişim kurulmasına, Genç ÜNAK‟ın daha geniş bir kitlece tanınmasına da olanak sağlamıştır. Kariyer Günleri 2011’den Notlar “Kariyer Günleri 2011” etkinliğin amaçları, beraberinde getirecekleri, yararları ve ortaya çıkaracağı bilinç düzeyiyle ilgili kısa bir bilgilendirme konuşması ile başlayıp, konu hakkında fikirlerini öğrencilerle paylaşan Rektör Yardımcısı Sayın Prof. Dr.Hasan Kazdağlı‟nın konuşması ile devam etti. Devamında Orçun Madran‟ın “Geleceğin Bilgi Sistemleri ve Web Uygulamaları” adlı esprili, ilgi çekici, özgün ve güncel sunumu ile başlayan oturumlara ilgi oldukça memnun ediciydi. Geleceğin bilgi sistemleri ve web uygulamaları hakkında önemli bilgiler veren, yeni uygulamaları tanıtan Madran, alana dair farklı bir bakış açısı yaratmak konusunda etkin oldu. Esprili bir başlangıç yapan Madran, “Muhteşem BBY” benzetmesi ile de büyük bir ilgi odağı haline geldi. Bilgi hizmetleri ve bilgi kaynaklarının hızla geliştiği günümüzde değişen iş tanımları, yenilenen hizmet anlayışları, bizzat bu işle ilgilenen kişiler tarafından detayları ile öğrencilerle paylaşıldı. İş hayatının 8


kapılarını aralayacak olan öğrencileri bilinçlendirmek, görüşmelerde karşılaşacakları sorunları dile getirmek, doğru ve etkileyici özgeçmiş hazırlamak öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Bilgi hizmetlerinde elektronik yayıncılık, kurum ve kuruluşlarda elektronik belge yönetimi, kurumsal bilgi sistemleri ve belge yönetimi uygulamaları gibi henüz yeni ve gelişmekte olan konularda bilgi edindiğimiz oturumlar, bu alanları tanıtmak, iş tanımlarını yapmak ve çalışmayı düşünen kişileri de bilgilendirmek açısından yararlı oldu. “Söz Mezunlarımızda…” adlı oturum, üç farklı hikayeyi paylaştı bizlerle. Alanımızın çeşitliliğini yansıtan, birbirinden çok farklı üç hikaye. Bilgiyi çizgilerle buluşturan N.Erol Olcay, ideallerini mesleki tutkuyla birleştiren, çalışmak için Halk Kütüphanelerini seçen ve tabuları yıkan Şener Yelkenci ile geçirdiğimiz keyifli oturum ilgi alanlarımızı ve kararlarımızı bir kez daha gözden geçirmemizi sağladı. Son olarak “Bilgi Sektöründe Sivil Toplum Hareketleri” adlı oturum ile, mesleki örgütlenmenin, dernekleri tanımanın ve sivil toplum hareketlerinde yer almanın öneminin üç farklı dernek tarafından vurgulandığı oturumda, TKD, ÜNAK ve OKD‟ye yer verildi. Kurucumuz Sayın Aytaç Yıldızeli‟nin konuşmacı olarak katıldığı oturumda, Genç ÜNAK‟a dair iyi dilekleri ve yapılması planlanan projelerle ilgili açıklama yapması bizleri onurlandırdı. Bilgi ve Belge Yönetimi‟nde okumanın ayrıcalığını bir kez daha yaşadığımız “Kariyer Günleri 2011” etkinliği ile Genç ÜNAK olarak bakış açımızı genişlettik, alanımıza dair yani bilgilerden yararlandık ve Genç ÜNAK olarak öğrenci arkadaşlarımızla buluşmanın keyfini yaşadık. Üyelerimizi de dahil ettiğimiz bu etkinlikte bizlerle gönüllü çalışmak için başvuran, stantta bizi yalnız bırakmayan üyelerimiz; Melike Akman, Cansu Yılmaz, Sıla Yıldırım, Esra Kılınç, Deniz Ermişoğlu ve Selin Hatır‟a, bu yararlı etkinliği düzenleyen Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü‟ne, etkinliğe katkıda bulunan ve stantta yanımızda olan Hacettepe Üniversitesi Bilgi Topluluğu‟na teşekkür ederiz.

9


Engelsiz Kütüphaneler I İlknur Encan - Hacettepe Üniversitesi encan06@hacettepe.edu.tr

Günümüzde bilgi sunucularının ayrım yapmaksızın, düşünebilen her birey için sunduğu bilgi erişim hizmetleri beraberinde bir “bilgi kullanım hakkını” doğurur. Bu hizmetlerin gerek talepler sonucunda gerekse doğrudan kullanıcıların ayağına götürülerek yapıldığı bu tabloda, saygı ve eşitlik kavramları yeni anlamlar kazanır. Bilişim teknolojilerinin gelişim düzeylerine ve bilgi çeşitliliğine bağlı olarak bilgiye erişim olanaklarının zenginliğine bakıldığında dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir bireye bu hizmetler sunulabilmektedir. Dünyanın herhangi bir yerine böylesi hizmetler sunulabiliyorsa bu hizmetlerden herkes faydalanabilmeli ve her birey herhangi bir engele takılmadan “bilgi kullanım hakkına” sahip olabilmelidir. Hizmetlerin beraberinde getirdiği ve yeni bir anlam kazandırdığı eşitlik ilkesi bunu gerektirir. Bireyin bilgiyi alan olarak, engelleri fiziksel yönden ise bu hakkı kendinde zaten ayrıcalıklı olarak bulacaktır. Diğer bir ilke olan saygı ise, içinde “karşılık beklemeden” yapılan tutumuyla şefkati ve zorunluluğu barındırır. Bu zorunluluk, bilgiye erişme ve bilgiyi kullanma konusunda engelleri ortadan kaldırmaktadır. İnternet kampanyaları, iletişim paketleri, arama motorları, telefonla bilgi edinme kanalları, kitap fuarları, çağa ayak uydurmaya, öncülük etmeye çalışan kütüphaneler… Tüm bunlar bilgiye erişmenin, bilgiyi kullanmanın kolaylıklarına işaret eder. Hal böyle iken “bilgi kullanım hakkı” herkese ait olmalıdır. İnsan hakları sözleşmesi gibi evren10


sel boyutta ve bazı yasal düzenlemelerde olduğu gibi yerel boyutlarda “bilgi kullanım hakkı” kabul görmüş bir haktır. Konunun teorik kısmı dışında baktığımızda ise gerçekte durum biraz farklıdır. Kırsal kesimlerde okur-yazarlık, kültürel ve eğitsel gerçekler, sansür gibi saygı, ilkesiyle çelişen uygulamalar, engelli bireyler için var olan engeller vb. bilgi kullanım hakkının eşitlik ve saygı ilkelerine kısıtlamalar getirir. “Bilgi kullanım hakkının” eşitlik ve saygı ilkelerinde yaşanan bu kısıtlamalar dışında bilginin işe yaradığı, bilimsel doğruluğu, aktüalitesi ve bilinçli kullanımı gibi sorunlar da vardır. Durağan bilgi ve/veya ezbere bilgi kalabalığı da bilgi kullanım hakkının içini boşaltır çünkü düşünebilen birey, edindiği bilgiyi analiz edebilme, uyarlayabilme ve gerektiğinde yeniden üretebilme ihtiyacı duyar. Bilgi sunucularının bu tabloda sundukları hizmetlerin beraberinde ”bilgi kullanım hakkı” adına; yönetimlerin bazı yasal görevleri(okullar ve özellikle üniversitelerin), öğrenmenin öğrenilmesinde önemli bazı sorumlulukları(hizmetleri) vardır. Bu takdirde ancak “bilgi kullanım hakkı” saygı, eşitlik ve nitelik boyutlarında gerçek yerini bulacaktır.

11


Değişen Dünyada Telif Hakları M. Burak Uçak - Hacettepe Üniversitesi ucakburak@gmail.com

Teknolojinin ve buna paralel olarak da internetin büyük gelişme gösterdiği dünyada, kimi globalleşme karşıtlarının düşüncelerine rağmen koyduğu fark apaçık ortadadır. Teknolojinin amacına uygun kullanılması, yapılan gelişmelerin imzasının sahiplerine ait olması için sanayi devrimi sonrası fikir ve sanat eserlerinin korunması ile ilgili birtakım düşünceler başlamıştır. Bu çalışmaların Avrupa‟da ortaya çıkmasının sebebi ise, bilim ve teknoloji beşiğinin Avrupa olmasından kaynaklanmaktadır. El yazması eserlerin basımının yerini, günümüz matbaalarına yakın makineler sayesinde seri üretim ürünü kaynaklar almıştır. Sonraki evrelerde -Fikri Mülkiyetin- en geliştiği ülke konumuna gelen ABD1 gerekli çalışmaları hızlandırarak bugünkü haline yaklaştırmaya başlamıştır. Ülkemize göz atacak olursak, 5846 numaralı “ Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu” 5.12.1951 yılında kabul edilmiş ve 2001 yılında çağın gereğine ayak uydurmak için değişikliğe gitmiştir2 ancak bu değişikliklere rağmen durum pek de iç açıcı değildir. Çok eski alışkanlıkların takip edilmesi ile batının gerisinde kalmış bir sistem ortaya çıkmıştır. Bunun ciddi sebepleri vardır. Geriye gidecek olursak bunu kültürümüzün sosyo-antropolojik özelliklerine kadar dayandırabiliriz. Öncelikle yaşam tarzının göçebelik olması nedeniyle uzun yıllar sabit bir yerde ikamet etme imkanı bulunamadı. Bu da beraberinde basım- yayın alanında fazla ürün verilememesini getirdi. İslamiyet‟e geçiş evresi sonrası ise el yazması eserler gelişmiş ve bundan “Hattat” olarak bilinen kişiler zarar görmemesi için matbaaya gereken önem verilmemiştir. Ancak Uygurların basit matbaa teknikleri ve araçları kullandıkları bilgisi elimizde mevcuttur. İbrahim Müteferrika ile başka bir boyut kazanan Türk Matbaacılığı ise biraz gelişme göstermiş ve şartlı 3 olarak faaliyete geçmiştir. Gelişmeler bu şekilde devam ederken, tarihi olaylar, savaşlar, sıkıntılar bu konuda çok fazla bir şey yapılmasını engellemiştir. 12


2000‟li yıllara gelindiğinde bu konuda hala bir şey yapılmaması ise duyarsızlığın bir göstergesi olmuştur. İlgili yasanın internet karşısında yenik düşmüş olması bu olayın başka bir gerçek yüzüdür. 5846 numaralı “Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu” bu durumda çok yetersiz kalmaktadır. Öncelikli ilgilinin ve yasal düzenlemenin bu konuda yoğunlaşması gereği üzerinde durulmalıdır. Peki bu konuda nasıl bir yol izlenilmelidir? Sadece belirli komisyon toparlanıp ilgili yasa yeniden ele alınarak çözüm üretilebilir mi? Bu sorulara arayacağımız yanıt şu an için “Hayır”. İşe yarayıp yaramadığını şu an Çin‟de aslında “Sony Ericcson” olarak üretilen bir cep telefonunun “Sorry Ericsoo“ olarak piyasa sürüldüğünden biraz olsun kestirmek mümkün. Nitekim Çin‟in bu politikasına hiçbir otorite karşı koyamamaktadır. Çok daha fazlası gerekmekle beraber her şeyden önce internet konusunda toplumumuzun bilinçlendirilmesi ve internetin asıl kolaylıkları anlatılmalıdır. Kolaylık asla sosyal paylaşım sitelerine erişim, arama motorlarına -bedava mp3,dijital kitap vs. yazıp aramak- olmamalıdır. Bu durumda akla gelen ilk soru ise mevcut sorunun sebebinin eğitim seviyesi ile olan ilişkisidir. Ancak burada çok daha olumsuz bir tablo ile karşılaşmak mümkün. Bilimle uğraşan bir grup akademisyenin farklı ülkelerde, farklı dillerde yayınlanmış olan çalışmaları kendi dillerine direk çevirip hiçbir alıntı yapmaksızın, kendi çalışmaları, eseri gibi gösterip yayınlandığı haberleri gündemleri meşgul etmektedir. Çevremizdeki bireylere yönelteceğimiz soruların cevaplarının benzer olması, bu konuda hakim olan olumsuz tabloyu destekler niteliktedir. “Niçin orijinal değil de korsan?” -İnternette de var, daha uygun fiyata, indirmek(download) daha kolay ve daha ucuz…- Verilen bu cevaplar, bu tür yorumlarda artık “Fikir ve Sanat Eserlerinin” ihlalinden çok “İnsan Hakları” ihlaline girmektedir. Yaşanan bu olumsuzluklar sonucunda bilimin ve bilim insanının geleceği zincire vurulmaktadır. Fikir ve Sanat Eserleri kanunun sadece kitaplarla ilgili olan maddesinden yola çıkarak durumu tahlil etmeye devam edebiliriz. ABD ve Avrupa‟da bir kitabın kopya edilmesi şartı 1/3 oranı ile kısıtlanmıştır ve ücreti ise kitapla hemen hemen aynı fiyata gelmektedir. Bir başka 13


açıdan teknolojinin gelişmesi ile birlikte kitapların dijital ortama aktarılması ise, insanlardaki eser bilincinin en büyük engel olmasıdır. Ancak ülkemizde bu oranlar arasındaki uçurum bireyleri korsana ve kopyaya ilgi göstermekten alıkoyamamaktadır. Bu da olumsuz tabloyu değiştirememektedir. Ülkemizde hem bilinç, hem de uyum olarak sağlam temeller üzerine oturtulan bir yasa gündeme gelirse, halk-yazar arası iletişim kuvvetlenir, orijinal eserler ile eser sahiplerinin çalışma arzusu artar, hakları korunur ve daha üretken olurlar. İngiltere‟de sadece geçtiğimiz yılda 100.000 civarı kitap yayınlanırken, ülkemizde bu sayı 30.000‟ler le sınırlı kalmıştır. “Fikir ve Sanat Eserlerinin” günümüz dünyasında ki konumu ve kullanımı kişiler tarafından büyük önem taşımaktadır. Eser sahiplerinin de, fikir sahiplerinin de, kullanıcıların da haklarının göz önünde bulundurulduğu, herkesi kapsayan yasal bir düzenlemenin yapılması ve bu konuda her kesimden bireylerin fikrine başvurulması gerekmektedir.

1

Doç. Dr. Ramazan ACUN, “ İnternet ve Telif Hakları”, Bilgi Dünyası 2000, syf.7

2

http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/957.html

3

Kur‟an harici kitapların matbaada basılmasına izin verilmiş, Kur‟an ise sadece Devlet (Yani Osmanlı İm-

paratorluğu) kontrolünde basılmıştır. Bu durumun Dini açıdan alınan bir önlem olmasına rağmen kısıtlama olduğu ve daha sonra da bazı kitapların da bu bahane ile (Dine karışma, dini bilgi içerme gibi) basılmasına müsaade edilmemesi gibi.

14


Memolane: Web’deki Zaman Makineniz H. Fırat Akın - Hacettepe Üniversitesi hfirat08@hacettepe.edu.tr

Sosyal medya aracılığıyla çeşitli ağlar(Facebook, Twitter, Youtube, Last.fm vd.) üzerinde uzun bir geçmişiniz varsa bir zaman makinesine ihtiyacınız olabilir. 1 yıl önce ne dinlediğinizi, 2 ay önce nerde ne yaptığınızı veya Facebook hesabınızı ilk açtığınız gün ne paylaştığınızı hatırlamakta zorluk çekiyorsanız Memolane, sizi büyük bir zahmetten kurtararak tüm geçmişinizi kronolojik olarak önünüze sermektedir. Memolane, Facebook, Twitter, Flickr, Picasa, Last.fm, Foursquare, Youtube, Vimeo, Myspace ve RSS'ten içerik alarak cetveli andıran yatay bir çizelgede bağlantı kurduğunuz profillerden ya da RSS yardımıyla bloglardan içerik entegrasyonu sağlıyor.

Facebook ve Twitter'da yaptığınız durum güncellemelerini, blog yazılarını, paylaşılan fotoğrafları, Youtube, Vimeo videolarını zaman makinenizde görüntüleyebiliyorsunuz. 15


Memolane, Last.fm Scrobbler ve iTunes aracılığıyla dinlediğiniz müzikleri kolayca yakalayabiliyor. Yani 1 yıl önce ne dinlediğinizi kolayca bulabilir ve aynı pencerede anında tekrar dinleyip geçmişi anabilirsiniz.

Memolane bunları yaparken tabii ki gizliliği unutmamış. Memolane profilinizin gizliliğini dilediğiniz gibi ayarlayabiliyorsunuz. Profilinizi yalnızca arkadaş olarak eklediğiniz kişilere, arama motorlarına veya herkese açabiliyorsunuz. Memolane aslında sizin Web'deki hayat hikayenizi oluşturuyor. Bunu yaparken de size küçük hikayeler oluşturma fırsatı veriyor. Zaman makinenizden istediğiniz paylaşımları seçerek küçük kısa hikayeler oluşturabiliyorsunuz. Oluşturduğunuz hikayelere özel gizlilik ayarları da belirleyebiliyorsunuz. En güzel yanı da hikayelere arkadaşlarınızı dahil edebiliyorsunuz. Hikayenize eklediğiniz arkadaşlarınız sizin belirlediğiniz tarihlerde neler paylaşmışsa onlarda hikayenize dahil oluyor. Memolane‟in arama fonksiyonu gerçekten çok gelişmiş. Ne aradığınızı biliyorsanız çok hızlı bir şekilde bulabiliyorsunuz. İstanbul‟da katıldığınız ama tarihini hatırlayamadığınız bir etkinlik mi? İstanbul yazdıktan sonra hemen altında çıkan listeye göz atmanız yeterli. Memolane'in HTML 5 tabanlı tasarımı sayesinde yön tuşlarıyla sağa sola ilerleme yapabiliyorsunuz. Bak, ara ve hikayeni paylaş !

16


Tiyatro Tempo ve Bir Beckett Oynamak F. Meriç Dirik - Hacettepe Üniversitesi fmeric08@hacettepe.edu.tr

Büyük bir sessizliğin ardındaki çığlığın duyulmasıyla başladı bu macera. Sözsüz bir oyunda, söyleyecek elbette pek çok söz vardı. Ama oyun bitmeli, sessizlik bozulmalıydı her şeyden önce. Uzaklardan duyduğunuz, derin anlamlar taşıyan, emirler yağdıran, korkutan o ses, çok geç olmadan duyuldu. Kulaklarınızı sağır edercesine tekrarladı birkaç kez. O an başladı Tiyatro Tempo‟da sessizlik ve bu büyük sessizliğin adı, Bir Beckett Oynamak. Genç ÜNAK olarak katıldığımız sosyal etkinliklerden ilki olan, Tiyatro Tempo‟da seyircisi ile buluşan “Bir Beckett Oynamak” adlı oyun, yetişkinler için bir kukla oyunu. Kukla tasarımlarını, oyun uyarlamasını, yönetmenliğini ve oyunculuğunu Haluk Yüce‟nin yaptığı oyun, aslında kukla üzerine yapılan yüksek lisans eğitimi sonunda ortaya çıkan bir bitirme tezi projesiymiş. Gerçekleştireceği tez projesinin kendisi için her yönü ile geliştirici olmasını arzu eden, kuklanın yalnızca çocuklara yönelik bir eğlence ve anlatım aracı olmadığını vurgulayan, hem yetişkinlere yönelik bir proje yapmak, hem de Beckett‟e ait bir işe imza atmak isteyen Yüce, uyarladığı bu oyunda birleştirmiş yapmak istediklerini. Beckett'in sözsüz bir oyununu oynamaya değil, bu oyunun sahip olduğu düşünceden hareketle onu yorumlamaya çalışan bir kuklacı-aktör sahneye taşımaya çalışmış oyunun yaratıcısı. Gençlerin tiyatro dünyasının değişik ve çarpıcı yapıtlarını da izleyerek, tiyatro üzerine düşünmeleri ve tiyatro sevgilerini geliştirmelerini hedefleyen Tiyatro Tempo, Beckett‟in bu oyununu repertua17


rına eklerken genç izleyicileri hedef almış. Oyunun sonunda yapılan samimi söyleşi, seyircilerin oyundan yaptığı farklı çıkarımların, edindiği farklı izlenimlerin paylaşılmasını amaçlamış ve sözsüz bir oyuna dair söylenecek olan pek çok sözü temsil etmiş. Bu büyük sessizliğin duyulduğu,

farklılığın

yaşandığı

Tiyatro

Tempo; 1985'den bu yana özellikle çocuklar için kukla ağırlıklı tiyatro çalışmaları yapan, çocukların aktif katılımını ve onların yaratıcı dünyalarının zenginleşmesini hedefleyen bir tiyatro olmuş. Zamanla hedef kitlesine gençleri de ekleyen Tiyatro Tempo, sıra dışı ve başarılı oyunlarını seyircisi ile paylaşmayı sürdürmüş. Kendi içinde farklı ve çok yönlü çalışmalara da yer veren tiyatro da “Panayır Etkinlikleri” ve “Atölye Çalışmaları” bunlar arasında öne çıkanlardan bir kaçı olmuş. Panayır Etkinlikleri ile; düzenlenen özel günler, yıldönümü, kutlama ya da kermeslerde çocukların eğlenmesine ayrılmış bölümlerde Tiyatro Tempo‟nun eğlence grubu çocuklara çok yönlü oyun ve eğlenceler sunmayı amaçlamış. Müzik, yarışma ve animasyonlarla desteklenen etkinlikler, çocukların sosyal gelişimine de büyük ölçüde katkıda bulunmayı başarmış. Atölye Çalışmaları” ile; uzmanlar eşliğinde kukla ve mask yapım tekniklerinin öğretildiği, kurs süresi içinde ürettikleri kukla ve maskları canlandırma, kullanma ve oyunculuk konusunda beceri kazandırmayı amaçlayan Tiyatro Tempo; müzik, jest ve oyun eşliğinde ortaya çıkarılan ürünle buluşma ve bütünleşmeyi de sağlamayı başarmış. 1

Tiyatro

Tempo.

(2011).

Tiyatro

Tempo

web

http://www.tiyatrotempo.com/ adresinden erişildi.

18

sitesinden

02

Mayıs

2011

tarihinde


Başkan Derya Baklacı

Başkan Yardımcısı İlknur Encan Yağmur Ege Zeybekoğlu

Sayman / İletişim Sorumlusu F. Meriç Dirik

Editör / Bülten Sorumlusu Serdinç Kaya, Zarife Yıldırım, Melisa Gelbal

Web Sorumlusu H. Fırat Akın

facebook.com/gencunak twitter.com/gencunak flickr.com/gencunak ÜNAK www.unak.org.tr

Genç ÜNAK www.gencunak.org


Genç ÜNAK Bülten Mayıs - Haziran Sayısı  

Genç ÜNAK oluşumunun 2 ayda bir çıkacak olan bülteninin 3. sayısı.

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you