Issuu on Google+

ED‹TÖRDEN

De¤erli okuyucular›m›z, Dünyadaki geliflmeleri insan haklar› ihlalleri yönünden irdeleyen ve kamuoyu gündemine aktarmaya çal›flan dergimiz Düflünce Gündem, 40. say›s›yla tekrar siz okuyucular›m›zla birlikte. De¤iflen olaylar› yak›ndan takip eden ekibimiz ve yazarlar›m›zla, dünyan›n nabz›n› tutan dergimizde, bu ay Güney Asya’dan Avrupa’ya, dünyan›n dört bir yan›na seyahat edece¤iz. 40. say›m›z›n ilk makalesinde, Güney Asya’n›n çat›flmalarla çalkalanan ülkelerinden Sri Lanka’da flimdiye kadar 70 bin insan›n hayat›n› kaybetti¤i, hükümet güçleri ve Tamil Kaplanlar› aras›ndaki çat›flmalar› tahlil ediyoruz. Nüfusunun %95’inin Müslüman oldu¤u Kosova ise bekledi¤i ba¤›ms›zl›¤a nihayet kavufltu. Avrupa’n›n en yo¤un Müslüman nüfuslu ülkesi olan Kosova, Avrupa haritas›n› de¤ifltirdi. Beraberinde birçok soru iflaretini de getiren Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤› sonras›nda, Avrupa ülkelerinin Müslüman bir ülkeyle iliflkilerinde nas›l bir siyaset izleyece¤ini önümüzdeki dönem gösterecek. Bir di¤er makalemiz, Endonezya’da 1965 y›l›nda darbeyle bafla gelen ve 31 y›l devlet baflkanl›¤› yapan Caval› diktatör Suharto ve politikalar›yla ilgili. Geçti¤imiz ocak ay›nda hayat›n› kaybeden eski lider, merkeziyetçi ve despot politikalar›yla halka oldukça zor günler yaflatm›flt›. Güneydo¤u Asya’n›n sorunlu ülkelerinden olan Do¤u Timor’a demokratik oluflumlara ön ayak olmak için yerlefl(tiril)en BM’nin yaflananlara seyirci kalmas›n› konu alan makalemiz de dünya gündemimizde yer al›yor. Avrupa’da ise ›rkç›l›k tekrar gündemde. Almanya’da, yaflad›klar› evin kundaklanmas› sonucu hayat›n› kaybeden dokuz Türk’ün ard›ndan, Almanlar›n bilinçalt›nda yatan yabanc› düflmanl›¤› ve az›nl›k politikalar› tekrar sorgulanmaya baflland›. Yine Avrupa’da, Hristiyan dünyas›nda kamuoyunu etkileyen en önemli aktörlerden olan Vatikan’›n Yahudiler lehine söylem de¤ifltirmesi ve daha önce kullan›lan aleyhte söylemlerin geri al›nmas›, bu iki dinin yak›nlaflmas› ve dayan›flmas›ndan ne gibi ç›karlar elde edilece¤i sorusunu ak›llara getiriyor. 40. say›m›z›n dosya konusu ise may›nlar. II. Dünya Savafl›’nda kullan›lmaya bafllayan may›nlar, günümüzde de vazgeçilmez silahlar kategorisinde yer al›yor. Savafl bittikten sonra, yerlefltirilen may›nlar›n imha edilmemesi, savaflta ölen insanlardan daha fazla zarara ve can kayb›na neden oluyor. Halihaz›rda dünyan›n 80 ülkesinde döfleli bulunan 200 milyondan fazla kara may›n›, özellikle yaflam alanlar›na döflendi¤i sivilleri tehdit etmeye devam ediyor. Savafllar›n gizli miras› kara may›nlar›n›n toplanmas› dahi bir sektör haline gelmiflken , Ottowa Sözleflmesi gibi hukuki düzenlemeler dahi baz› ülkeleri may›n üretmekten ve döflemekten al›koyam›yor. Gelin kara may›nlar›n›n zayiatlar›na ve konuyla ilgili hukuki düzenlemelere bu say›da beraber göz atal›m.

D Ü fi Ü N C E G Ü N D E M • S A Y I : 4 0 • Y I L : 4 • M A R T 2 0 0 8 ‹HH ‹nsan Hak ve Hürriyetleri ‹nsani Yard›m Vakf› ad›na sahibi: FEHM‹ BÜLENT YILDIRIM Genel Yay›n Yönetmeni: MURAT YILMAZ Editör: H. ZEHRA ÖZTÜRK Yay›n Kurulu: GÜLDEN SÖNMEZ, AHMET EM‹N DA⁄, OSMAN ATALAY, ZEL‹HA SA⁄LAM

Z. TUBA KOR, ENSAR KILIÇO⁄LU Kapak ve ‹ç Tasar›m: GNG Tan›t›m Bas›m: Mavi Ofset • Tel: 0212 549 25 30 Adres: Büyük Karaman Caddesi. Taylasan Sokak. No: 3 Fatih - ‹stanbul Tel: 0212 631 21 21 • Fax: 0212 621 70 51 • dusuncegundem@ihh.org.tr


Savafllar›n gizli miras›: May›nlar

• Savafl sonras› tek yanl› savafl /23 • Uluslararas› hukuk ve may›nlar sorunu /26

‹kinci sürgünlerinde Filistinli mülteciler

ADANMIfi HAYATLAR /29

Ebu Bekir Efendi

RÖPORTAJ /32

Akdeniz’den Afrika’ya aç›lan bir kap›: L‹BYA ‹SLAM CO⁄RAFYASI /38

KISA KISA /4 • ‹KT‹BAS: Güneydo¤u Asya’da ihlaller hüküm sürüyor / 3 6

D Ü N Y A 6\ Sri Lanka’y› neler bekliyor? 8\ Hofl geldin Kosova!

G Ü N D E M ‹ Malezya’da muhalifler ne istiyor? /14 Almanya’n›n kara saçl› çocuklar› /16

10\ Modern Cava kral›: Suharto

Vatikan’›n ‹srail hayranl›¤› /18

12\ Uluslararas› mücadelecili¤in

‹mad Mugniye suikasti,

son kurban›: Do¤u Timor

Hizbullah’› savafla çekmek için miydi? /20


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

K

I

S

A

K

I

S

A

Afganistan’da so¤uklar can ald› Afganistan’da çetin k›fl flartlar› hayat› felç etti. Dondurucu so¤uklar nedeniyle 1000’e yak›n kifli yaflam›n› yitirirken, yüzlerce kifli de sakatland›. Is›nmak için odun ve tezek yakan baz› Afganlar›n evlerinin yand›¤›, 盤 ve yo¤un kar ya¤›fl› nedeniyle birçok kiflinin de so¤uktan donan uzuvlar›n›n kesilmesi so-

nucunda sakatland›¤› bildirildi. Yüksek da¤larla çevrili olan bölge, k›fl mevsiminde fliddetli so¤uklara sahne oluyor. Dünyan›n en yoksul ülkeleri aras›nda bulunan Afganistan, topraklar›n›n iflgalinin ard›ndan son 30 y›l›n en fliddetli k›fl›yla zorlu günler yafl›yor.

M›s›r’da cami önünde gösteri yasakland› M›s›r Parlamentosu taraf›ndan kabul edilen yeni yasayla, ibadet mekanlar› içinde ve çevresinde protesto yürüyüflü yap›lmas› yasakland›. Onaylanan yasan›n öncelikli amac›, meclisteki %20’lik ço¤unlukla ana muhalefeti oluflturan Müslüman Kardefller üyelerinin hareket alan›n› k›s›tlamak. Parti yasa d›fl› olarak ilan edildi¤inden Müslüman Kardefller üyeleri parlamentoda ba¤›ms›z milletvekilleri olarak bulunuyor. ‹badet yerleri içinde ve önünde gösteri yap›lmamas›n› öngören yeni kararla, muhalefetin sesi biraz daha k›s›lm›fl oldu.

SAYI 40

SAYFA 4


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

K

I

S

A

K

I

S

A

Rusya’da ‹slami kitaplar yasakland› Rusya’da Orenburg Eyalet Mahkemesi’nin karar›yla ‹slami içerikli baz› kitaplar hiç bir gerekçe gösterilmeden yasakland›. Çarl›k ve komünizm dönemi uygulamalar›n› hat›rlatan yasa¤a ilk tepki avukat Rüstem Valiullin’den geldi. Rusya Federal Mahkemesi ve ard›ndan da Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi’ne itiraz dilekçesi sunan Valiullin’in itiraz› Rus Federal mahkemesi taraf›ndan kabul edilmezken, Rusya Müftüler Konseyi Baflkan› Ravil Gainutdin de, yasa¤› inanç özgürlü¤ünü ihlal etti¤i gerekçesiyle sert bir dille elefltirdi. Aralar›nda “Hz. Peygamber’in (s.a.v) hayat›” ve “‹slam’›n Esaslar›” gibi temel dini eserlerin bulundu¤u kitaplar›n, devletin müftülükleri taraf›ndan Müslümanlara ücretsiz olarak da¤›t›ld›¤›na dikkat çekilirken, ülkede yaflayan Müslümanlar yasak kitap listesinin geniflletilmesinden ve haks›z muamelelerin artaca¤›ndan endifle ediyorlar.

K›r›m’da Müslüman mezarlar› tahrip edildi K›r›m’da 200’den fazla Müslüman mezar›, kimli¤i belirlenemeyen kiflilerce tahrip edildi. Marfovka ve Voikova adl› Slav köylerinin yak›n›nda bulunan iki Müslüman mezarl›¤›nda ya¤malanan mezar tafllar›na çirkin resimlerin çizildi¤ini belirten polis yetkilileri, olayda etnik düflmanl›ktan ziyade dini unsurlar›n öne ç›kt›¤›n› kaydetti. Ukrayna s›n›rlar› içinde yer alan K›r›m yar›madas›nda, nüfusun %20’sini oluflturan Müslüman Tatarlar ve Hristiyan H›rvatlar aras›nda son y›llarda toprak mülkiyeti konusunda anlaflmazl›k yafland›¤› biliniyor.

Savafl a¤as› tutukland› Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde eski isyanc›lardan ve flu an albay olarak görev yapan Mathieu Ngudjolo Chui savafl suçlusu olarak tutuklanarak Lahey Uluslararas› Savafl Suçlar› Mahkemesi’ne gönderildi. fiu ana kadar Lahey Mahkemesi’ne ç›kar›lan üçüncü savafl suçlusu olan Ngudjolo Chui, 2003 y›l›nda ülkenin do¤usunda bulunan ‹turi bölgesine kanl› bir bask›n planlamakla itham ediliyor. Avukat›, savafl a¤as›n›n Kongo mahkemelerinde birçok defa akland›¤›n› ileri sürerek davan›n düflmesini talep etti Ancak mahkeme, davan›n sonucunu may›s ay›na erteledi. Savc›lar›n iddialar›na göre, Ngudjolo 24 fiubat 2003 tarihinde askerlerine Bogoro isimli bir kasabay› “tamamen yok etme” emri vermifl ve gerçeklefltirilen bask›nda 200’den fazla sivil öldürülmüfltü. Albay Ngudjolo’nun suç listesinde adam öldürmenin yan› s›ra çocuk askerlere iflletilen suçlar ve insanl›k d›fl› muameleler de bulunuyor.

Patanili Müslümanlar›n özerklik umudu Tayland ‹çiflleri Bakan› Chalerm Yubamrung, yeni hükümetin, Müslümanlar›n ço¤unlukta oldu¤u ve fliddete maruz kald›klar› güney eyaletlerine özerklik vermeyi düflündü¤ünü aç›klad›. Malezya s›n›r›nda bulunan eyaletlerde son dört y›lda yaflanan eylemlerde hayat›n› kaybedenlerin say›s› 2900’ü bulurken, önceki dönem askeri hükümetinin bar›fl giriflimleri de sonuç vermemiflti. Bakan Yubamrung, Müslümanlar›n yaflad›¤› güneydeki isyan ile ilgili hükümet politikas›n›n yak›n zamanda belli olaca¤›n› aç›klad›.

SAYI 40

SAYFA 5


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Sri Lanka’y› neler bekliyor?

AHMET GÜRBÜZ

ahmetgur38@mynet.com

Hindistan’›n hemen güneydo¤u ucunda 65.610 km2’lik bir yüzölçümüne sahip olan Sri Lanka, dünyan›n tâbii güzellik aç›s›ndan en görkemli ve flirin yerleri aras›nda. Adada var olan, bar›fl, huzur ve kardefllik atmosferi, sömürgecilerin adaya ayak basmas›yla yerini kaosa, fitneye ve savafla b›rakt›. Portekizlilerin 1505 y›l›nda bafllayan vahfli sömürgesi, 1658 y›l›nda Hollandal›lar›n Portekizlileri adadan ç›kartmas›yla devam etti. 1789 y›l›na gelindi¤inde büyük bir sanayi hamlesi yapan ‹ngiltere’nin adaya hakim olmas›yla birlikte, Serendib vahfli bir sömürgeci anlay›fl›na sahip ‹ngilizlerin elinde yeralt› ve yerüstü kaynaklar› çal›nan bir ada olmaktan kendini kurtaramad›. Müslümanlar›n ismini Arapça’dan türeterek vermifl oldu¤u ve as›rlar boyu bu isimle an›lan Serendib, ‹ngilizlerin elinde Seylan olmufltur. Ada, 1948 y›l›na gelindi¤inde ‹ngiliz Milletler Toplulu¤u’na dahil ba¤›ms›z bir ülke olmufltur.

Tamil çekiflmesi iyiden iyiye k›z›fl›nca o günkü Baflbakan Bandaranaike öldürüldü. Yerine han›m› Mrs. Srimavo Bandaranaike dünyan›n ilk kad›n baflbakan› olarak hiç de rahat olmayan iktidar koltu¤una oturdu. 1971 y›l›na kadar bu görevde kalan kad›n baflbakan, ülkenin ad›n›n Sri Lanka olarak de¤ifltirildi¤i ve cumhuriyetin ilan edildi¤i 1972 y›l›nda emekliye ayr›ld› ama sonras›nda sorunlar artarak daha da büyüdü. 1972 y›l›na gelindi¤inde ülkenin kuzeyinde yaflayan Tamillerin siyasi beklentilerinin halen karfl›lanamam›fl olmas›, Tamilleri silahl› direnifle itmifl ve Tamil Birleflik Cephesi (TUF)’nin kurulufluna zemin haz›rlam›flt›r. 1976 y›l›na gelindi¤inde ise Marksist ö¤rencilerden oluflan bir grup, Tamil Elam Özgürlük Kaplanlar› (LTTE) örgütünü kurarak ilk silahl› mücadeleye baflla-

ADANIN BUGÜNKÜ ETN‹K VE D‹N‹ YAPISI Yaklafl›k 21 milyonluk Sri Lanka nüfusunun %75’ini Sinhale, %16’s›n› Tamil, %7’sini de Moor kabilelerinden gelenler oluflturmakta. Ülke nüfusunun yaklafl›k %78’i Budist ve ülkenin ço¤unlu¤unu oluflturan Sinhaleler de bu gruba dahil. Ülkede, %8 civar›nda olan Müslümanlar ise Tamil ve Moor kabilelerinden oluflmakta. Her geçen gün Müslüman nüfusta gözle görünür bir art›fl›n olmas›, Sinhale kabilesinin de ‹slam’a olan ilgisinin bir iflareti. Ülkede %8 kadar Hristyan, %7 kadar da Hindu bulunuyor. ADADA NELER OLUYOR? Bugün adada yaflanan huzursuzlu¤un temelinde, 1948 y›l›nda ‹ngilizlerin aday› terk etmesiyle idareyi ele alan Sinhalelerin, k›rsal kesimde yaflayan Tamilleri seçme ve seçilme hakk›ndan yoksun b›rakmas› yatmakta. Ülkede milliyetçili¤i körükleyen yasalar›n devreye girmesiyle Tamillerin varl›¤› inkar edilerek Tamillere müthifl bir asimilasyon politikas› uyguland›. Resmi bir politika haline getirilen bu çabalar, Tamillerin ulusal anlamda bilinçlenmesini sa¤lad›. 1959 y›l›na gelindi¤inde Sinhale-

SAYI 40

GÜNEY

ASYA

SAYFA 6


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

‘‘

Bugün adada yaflanan huzursuzlu¤un temelinde, 1948 y›l›nda ‹ngilizlerin aday› terk etmesiyle idareyi ele alan Sinhalelerin, k›rsal kesimde yaflayan Tamilleri seçme ve seçilme hakk›ndan yoksun b›rakmas› yatmakta. m›fld›lar. Propaganda amaçl› küçük eylemler yapmaya bafllayan gençlerden müteflekkil LTTE örgütünün bask›s›yla isim de¤iflikli¤ine giden TUF, 1977 seçimlerinde Tamil Birleflik Kurtulufl Cephesi (TULF) ile büyük bir baflar› sa¤lad›. Fakat bu baflar› siyaseten bir anlam ifade edemedi. 1982 y›l›na gelindi¤inde parlamento taraf›ndan yasad›fl›

SAYI 40

K A F K A S Y A

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

ilan edildi ve siyasetin meflru dairesinin d›fl›nda b›rak›larak bugünkü kanl› olaylar›n tohumlar› at›ld›. Tamiller sokaklara döküldü ve ordu kanl› bir flekilde bu eylemleri bast›rd›. 1983 y›l›nda Tamillerin baflkent olarak gördükleri ülkenin kuzeyinde yer alan Caffna kentinde 13 askerin öldürülmesiyle olaylar iyice 盤r›ndan ç›kt›. Olaylar› yat›flt›rmas› gerekirken, hükümet milliyetçi Sinhaleleri de k›flk›rtarak orduyla birlikte Tamil bölgelerinde sokak katliamlar›na giriflti. Yaklafl›k 10 bin civar›nda insan katledildi; on binlercesi de Hindistan’a göç etmek zorunda b›rak›ld›. Ard›ndan Tamillerin ülkenin kuzey ve kuzeydo¤u bölgelerinin kontrolünü ele geçirerek LTTE yar› ba¤›ms›z bir yönetim kurarak büyük bir baflar› sa¤lad›. 2000’li y›llara gelindi¤inde çat›flmalar iyice fliddetlendi. Norveç’in arabuluculu¤u ile 2002 y›l›nda tekrar bir ateflkes sa¤land›. Tamiller ve hükümet aras›ndaki bu çat›flmalardan en çok ülkedeki Müslümanlar zarar gördü ve hala görmeye devam ediyor. Müslüman Tamiller, Marksist ve ›rkç› Tamillerin mücadelelerine destek vermedikleri için yurtlar›ndan ç›kar›ld›lar. Evlerini, tarlalar›n›, ve sahip olduklar› her fleylerini b›rakarak göçe zorlanan Müslümanlar, flimdilerde çok zor flartlarda hayata tutunmaya çal›fl›yor. 2005 y›l›ndaki seçimlerden sonra yap›lan ateflkesi ask›ya ald›¤›n› aç›klayan hükümet pandoran›n kutusunu yeniden aç›nca çat›flmalar tekrar bafllad›. Tamiller ve hükümet güçleri aras›nda süren bu kirli ve anlams›z savafl sonunda, yaklafl›k 70 bine yak›n insan hayat›n› kaybetti, binlercesi de sakat kald›. 2005’te seçilen Devlet Baflkan› Mahinda Rajapaksa’n›n askeri yöntemle sorunu halletme çabalar› ise çat›flmalar› iyice alevlendirdi. fiubat ay› içerisinde yaflanan çat›flmalar sonucunda, hükümet, ülkenin do¤u k›sm›n› tamamen kontrol alt›na alarak askeri bir baflar› sa¤lam›fl gibi görünmekte. Ancak bu, ülkede var olan sorunu çözer mi, bilinmez. Baflkent Kolombo’da bombalar patl›yorken, bu sorunun tamamen askeri yöntemle çözülemeyece¤i aflikar. Hatta ülkede bu saatten sonra hiç kimse kendini güvende hissedemiyor. Ülkenin a¤›r ekonomik flartlar› ise, askeri harcamalarla tümden art›yor ve Sri Lanka özledi¤i huzurdan, bar›fltan bir ad›m daha uzaklaflm›fl olarak yar›na ad›m›n› at›yor. ABD ve Kanada hükümetinin bask›s›yla AB’nin de LTTE’yi terörist faaliyetlerde bulunan örgütler listesine almas›yla durum daha bir kar›fl›k hal ald›.

SAYFA 7


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Hofl geldin

Kosova! MURAT YILMAZ myilmaz@ihh.org.tr

Balkanlar’›n en eski halklar›ndan olan Arnavutlar, tarihten günümüze kadar Roma, Bizans, Orta Asya göçlerinin getirdi¤i istilalar ile Slav ve Osmanl› etkilerini yaflad›lar. 1389 Kosova Savafl›’yla bafllayan süreçte ‹slam’la flereflendiler. Osmanl›’n›n sad›k tebaas› olan Arnavutlar, Boflnaklarla beraber Osmanl›’n›n Balkanlar’daki istikrar göstergesi oldular. Balkanlar’›n Kosova, ‹flkodra, Yanya ve Manast›r vilayetleri boyunca meskun olan Arnavut nüfusun huzur içerisinde yaflad›klar› nadir dönemlerden oldu Osmanl› dönemi. 1913 tarihinde S›rbistan’a ba¤lanan Kosova, nice zorluklarla dolu 95 y›ll›k ba¤›ms›zl›k mücadelelerinde sona geldi. Kosova, 17 fiubat 2008’de beflinci baflbakan› Haflim Taçi’nin ba¤›ms›zl›k ilan›yla mutlu sona ulaflm›fl oldu. Kosova art›k ba¤›ms›z. Kuflkusuz bugüne gelmek kolay olmad›. 1974 y›l› Tito döneminde Kosova’ya verilen geniflletilmifl özerklik, 1989 y›l›nda Balkanlar’› kana bulayacak olan Slobodan Milofleviç taraf›ndan iptal edildi¤inde, Balkanlar’›n savafllarla örülü kötü günlerin efli¤inde oldu¤u iyice anlafl›lm›flt›. Milofleviç, büyük sultan Murat Hüdavendi-

gar’›n Kosova’da kazand›¤› zaferin tam 600. y›l dönümünde ayn› meydanda bir milyon S›rp’›n kat›l›m›yla büyük bir miting gerçeklefltirdi ve sonras›nda 10 y›l boyunca Balkanlar’dan kan ve gözyafl› hiç eksik olmad›. S›rplar›n 1989 ata¤›na bir y›l sonra ba¤›ms›zl›klar›n› ilan ederek cevap veren Kosoval› Arnavutlar, S›rplar›n sosyal ve siyasi hayat›n her alan›ndaki bask› ve sindirme politikalar›yla karfl› karfl›ya kald›lar. Arnavutlar, S›rplar›n hemen her alanda uygulad›klar› bask› ve boykotlara, kendi alternatif e¤itim, sa¤l›k ve askeri yap›lar›n› oluflturarak karfl›l›k vermeye bafllad›. ‹flte böyle bir dönemde Kosova Kurtulufl Ordusu’nun ilk nüveleri at›ld›; ve Arnavutlar, Bosna Savafl›’n›n ard›ndan ba¤›ms›zl›k mücadelelerine devam ettiler. 1989’dan beri devam etmekte olan ‹brahim Rugova’l› siyasi sürecin 1998 fiubat’›na gelindi¤inde iflas etti¤i anlafl›lm›fl oldu. Zira, Bosna’dan sonra herkesin "Bir daha asla!" dedi¤i savafl, bu kez Kosova’n›n kap›s›n› çald›. 16 ay boyunca devam eden savafl, NATO’nun 78 gün süren bombard›man› ard›ndan 1999 Haziran’›nda nihayet buldu. Sonras›nda BM Güvenlik Konseyi’nin ald›¤› 1244 say›l› karar ile Kosova ka¤›t üzerinde S›rbistan’a ba¤l› olmakla birlikte yönetim olarak BM Kosova Misyonu ‹daresi (UNM‹K)’ne, güvenlik olarak da NATO’ya Kosova Bar›fl Gücü (KFOR)’ne teslim edildi. Bu süreçte normal bir devletin yürüyebilmesi için gerekli olan hemen tüm mekanizmalara kavuflan Kosova, 2006 fiubat’›nda ‹brahim Rugova’n›n akci¤er kanseri nedeniyle hayat›n› kaybetmesinin ard›ndan iktidara gelen Haflim Taçi yönetimiyle statü müzakerelerine bafllad›.

‘‘

Çevresinin önemli bir k›sm› Arnavut toplulukla çevrili bulunan Kosova’da meydana gelmesi muhtemel sald›r›lar, art›k 10 sene öncesine göre çok daha iyi durumda bulunan Kosoval› Arnavutlar için büyük bir tehdit oluflturmuyor. Bundan sonraki dönemde sorunun as›l merkezi Bosna-Hersek olabilir. Zira, ülkeyi S›rplarla Boflnak-H›rvatlar aras›nda iki parçaya ay›ran Dayton çizgileri uzun zamand›r sars›lmakta.

SAYI 40

B A L K A N L A R

SAYFA 8


Bir sene süren ve taraflar›n Viyana’da eski Finlandiya Cumhurbaflkan› Marti Ahtisaari yönetiminde devam ettirdikleri statü görüflmelerinin neticesi 2007 fiubat’›nda aç›kland›. Ahtisaari Kosova’ya gözetim alt›nda ba¤›ms›zl›k öngören karar›n› aç›klad›¤›nda S›rp taraf› bunu asla kabul etmeyece¤ini belirtirken, Arnavutlar karardan dolay› mutluydular. Ve bu karar›n üzerinden bir sene geçti¤inde de Kosova ba¤›ms›zl›¤›n› ilan etmifl oldu. fiimdi Arnavutlar› ve genelde tüm Balkanlar’› bekleyen önemli sorunlar bulunuyor. Birincisi S›rbistan’›n 2006 May›s’›nda Karada¤’› kaybetmesi, ard›ndan yeni bir kay›pla daha da h›rç›nlaflma nedeniyle Kosova’ya yeni bir sald›r› bafllatmas› ihtimal dahilinde. Bu anlamda Kral Lazar’›n ordular› isimli illegal örgütlenmeden bahsedilirken, Kosova içlerindeki S›rp gettolar›nda ve Mitrovitsa’da bulunan S›rplar›n silahland›r›ld›klar› ifade edilmekte. S›rplar›n madenleriyle ünlü Mitrovitsa karfl›l›¤›nda Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤›na göz yumaca¤›, uzun y›llar akademik mecralarda tart›fl›lmaktayd›. Bu anlamda, Mitrovitsa’n›n Kosova’dan kopart›lmas› için bölgenin özerkli¤i ilan edilerek istikrars›zlaflt›rma operasyonlar›na h›z verilebilir. Yo¤un Arnavut nüfusun yaflad›¤› Preflevo ile Mitrovitsa’ n › n takas› da yine gündeme gelebilecek sorunlar aras›nda. Çevresinin önemli bir k›sm› Arnavut toplulukla çevrili bulunan Kosova’da meydana gelmesi muhtemel sald›r›lar, art›k 10 sene öncesine göre çok daha iyi durumda bulunan Kosoval› Arnavutlar için büyük bir tehdit oluflturmuyor. Bundan

SAYI 40

K AA F KRA ‹S YK A A

sonraki dönemde sorunun as›l merkezi Bosna-Hersek olabilir. Zira, ülkeyi S›rplarla Boflnak-H›rvatlar aras›nda iki parçaya ay›ran Dayton çizgileri uzun zamand›r sars›lmakta. Bosna S›rp Cumhuriyeti Cumhurbaflkan› Dodik, hemen her f›rsatta "Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤› gerçekleflirse biz de S›rbistan’la birlefliriz." fleklinde tehditler savurmakta ve S›rbistan bu ihtimali hiçbir zaman yalanlamamaktayd›. Böylesi bir giriflimin Balkanlar’› tümden etkisi alt›na alabilecek yeni bir istikrars›zl›¤a yol açma olas›l›¤› flüphesiz yads›namaz. Bu ise içerisine Sancak bölgesinin de dahil olaca¤› yeni bir Boflnak cephesi anlam›na gelmekte. Bunlar muhtemel senaryolar elbet. Fakat Osmanl›’n›n Balkanlar’dan çekilmesinin ard›ndan, uzun y›llar co¤rafyadan uzak kalan ‹slam dünyas›n›n ve baflta Türkiye’nin bölgeye ilgi göstermesi ve Türkiye’nin Kosova’y› tan›yan ilk devletlerden olmas› önem arz etmekte. Unutulmamal› ki Kosova, Osmanl›’n›n Balkanlar’dan Bihaç’a kadar uzanan "yeflil kuflak" bölgesinde çok önemli bir geçifl noktas›d›r. Ve Kosova bugün, %95’e varan Müslüman nüfusuyla Avrupa’n›n en yo¤un Müslüman nüfuslu ülkesi olmufltur. Türkiye, uzun y›llard›r devam etmekte olan akrabal›k ba¤lar› ve tarihi miras›n devam› olarak ‹slam Konferans› Örgütü Genel Sekreterli¤i’ni de kullanarak Kosova ile ‹slam dünyas›n› bir araya getirmeli ve Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤›nda çok etkili olan ABD’ye ve AB ülkelerine karfl› tüm inisiyatifi Bat›’ya b›rakmamal›d›r. Balkanlar’›n yeni Müslüman ülkesi Kosova, hay›rl› u¤urlu olsun.

SAYFA 9


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Modern Cava kral›:

Suharto

AL‹M HAKSÖYLER

Endonezya... Do¤u Hint Adalar› ad›yla Hollanda’n›n sömürge döneminde üretti¤i bir ülke. Açelilerin ateflledi¤i, adalardaki di¤er ‹slam topluluklar›n›n da destekledi¤i sömürgeci güçlere karfl› verilen vatan ve din mücadelesi, 1945 y›l›nda ba¤›ms›zl›kla sonuçland›. Ard›ndan, tak›madalar›n dört bir yan›ndan yükselen ‹slam devleti kurma talepleri merkezde gücü elinde tutan Caval› seçkinlerce reddedildi. ‹slami direnifl ruhu, yerini Caval› seçkinlerin üretti¤i Pancasila ideolojisine, yani bir tek yarat›c›ya inanma, adil ve uygar bir toplum oluflturma, ulusal birlik, demokrasi ve sosyal adaleti sa¤lama gibi esaslar› önceleyen bir ideolojiye b›rakt›. Büyük bir co¤rafyay› kapsayan ve 700 civar›nda etnik yap›y› içinde bar›nd›ran adalar toplulu¤unda, önce Sukarno liderli¤inde yeni bir ulus yaratma, ard›ndan da Suharto ile modern ulus devleti her kesime kabul ettirmede bir araç rolü oynayan ekonomik kalk›nma süreci izlendi. Yüzy›l-

SAYI 40

GÜNEYDO⁄U ASYA

larca birbirinden ba¤›ms›z krall›klara ve sultanl›klara ev sahipli¤i yapan bu topraklar 20. yüzy›lda yeni bir ideoloji ile karfl›laflt›. Modern ulus devlet… Modern Endonezya tarihi, 1949-1966 y›llar› aras› 18 y›ll›k iktidar› ile Endonezya’n›n ilk devlet baflkan› Sukarno dönemi, 1967’den 1998 tarihine kadar 31 y›ll›k iktidar› ile Suharto dönemi ve 10 y›ll›k Suharto sonras› reform dönemi olmak üzere üç safhada ele al›nabilir. Bu üç dönemin Endonezya tarihinde en çok iz b›rakan safhas› ise Suharto’n›n 32 y›ll›k iktidar› oldu. 27 Ocak 2008 tarihinde 86 yafl›nda hayat›n› kaybeden Suharto, ülke siyasi yaflam›na, 30 Eylül 1965 tarihinde alt› generalin suikasta kurban gitmesiyle yaflanan kaos ortam›nda yapt›¤› darbe ile girdi. Suharto, Bat›l›laflma projesinin Güneydo¤u Asya’daki modeli Endonezya’da, modern ulus devlet projesini yerlefltirmek için devlet mekanizmas›n› halka ra¤men sonuna kadar kulland›. Bu hedefe ulafl-

SAYFA 10


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

mak için ülke insanlar›n› aktif kat›l›mc› ve aktör bireyler k›lmak yerine, “ben bilirim”ci, faflizan ve diktatoryal bir korku a¤› ile “Endonezyal› kullar” yaratt›. Bask›c› rejimin en fliddetli savunucusu ve uygulay›c›s› olarak devleti tek bafl›na yönetti. Suharto, gücünü iki kurumdan al›yordu. Birincisi kendi kurdu¤u devlet partisi Golkar Partisi. ‹kincisi, ise içinden ç›kt›¤› ordu. Golkar’›n manipülasyonuyla gerçekleflen demokratik seçimlerle ulusal ve uluslararas› arenada meflruiyetini sa¤lad›. Ordu ise, bir zamanlar ordu mensubu olan Suharto’yu desteklemekten geri kalmad›. Suharto, Golkar’la siyasi arenada meflruiyetini sa¤larken, orduya biçti¤i yeni rol ile asker deste¤ini 32 y›l boyunca arkas›na almay› baflard›. Asl›nda karfl›l›kl› ç›kar iliflkilerinin bir ürünü olan bu siyasi oyun, ülkede genel anlamda sivil toplumun önünü açmaya yönelik her türlü talebi reddeden, elefltiriye kapal› “modern Caval› bir kral” edas›yla hareket eden Suharto’nun yaratt›¤› rejimi meflrulaflt›rd›. Suharto 1965’teki askeri darbe ile selefi Sukarno ve onun oluflturdu¤u “eski düzen” dönemine son verdi. Generalleri katledenlerin Komünist Parti mensuplar› oldu¤u flaias›n›n yay›lmas›yla ülkede askerler öncülü¤ünde komünistlere karfl› olan hemen her kesimin kat›l›m›yla bir fliddet ortam› bafllat›ld›. Suharto, “komünist karfl›tl›¤›” etraf›nda bir araya gelen çeflitli siyasi ve sivil kurumlar nezdinde bir anda ülkede birlik ve beraberli¤in sembolü oldu ve böylece meflruiyetini pekifltirdi. Komünistlere karfl› ülkenin dört bir yan›nda destek bulan Suharto, 1968 y›l›nda resmen devlet baflkan› oldu. Ancak k›y›mlar bununla bitmedi. Zamanla di¤er muhalifler de Suharto’nun dahice planlanm›fl diktatörlük hesab›nda yerini ald›. Suharto ve kurdu¤u “yeni düzen”e muhalif hangi etnik ve dini yap› varsa, flu veya bu flekilde komünistlerin akibetine maruz kald›. Suharto, içinden ç›kt›¤› orduyu sürekli kontrolü alt›nda tutmay› baflard›. “Yeni düzen” ad›yla an›lan tek adam yönetimini benimseyen Suharto, ekonomik kalk›nmay› da, bir anlamda flans› yaver giderek, ülkenin çeflitli yerlerinde keflfedilen do¤al kaynaklar›n Bat›l› flirketlerce iflletilmesi sonucu sa¤lam›fl oldu. Altyap› çal›flmalar›na -özellikle de Cava Adas›’nda- h›z verilirken, hedeflenen ekonomik ve sosyal kalk›nman›n sadece askerler eliyle yap›lmas› kararlaflt›r›ld›. Böylece “yeni düzen” içerisinde Suharto’dan sonra önemli rol oynayan ordu, “dual fungsi” yani ikili ifllevi ile savunma ve güvenlik gibi bir ordudan beklenecek

SAYI 40

O R T A D O ⁄ U

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

‘‘

Geçti¤imiz Ocak ay›nda hayat›n› yitiren Suharto, iktidar› süresince, kurdu¤u “yeni düzen”e muhalif hangi etnik ve dini yap› varsa bast›rd›.

öncü görevinin yan› s›ra, bu dönemde daha çok ülkedeki ekonomik varl›klar›n iflletmesini üstlendi. Suharto, geçti¤imiz günlerde vefat etti. Suharto’nun iktidar›ndan sonra Endonezya’da geçti¤imiz 10 y›ld›r yaflanan süreç demokrasiye geçifl özellikleri tafl›yor. Ancak, Suharto sonras›n›n iç siyasette ve ekonomi alan›nda sorunlar› bulunuyor. Reform kavram› sürekli gündemde olmas›na ra¤men, arzu edilen reformlar›n baflar›l› bir flekilde gerçeklefltirildi¤ini söylemek güç. Endonezya hala bir geçifl dönemi yafl›yor. Bu dönemin tamamlanmas›, serbest seçimlerin yap›lmas›n›n yan› s›ra, ülke siyasetinde ve ekonomisinde etkinli¤ini sürdüren ordunun kendi asli görevine dönmesiyle gerçekleflecek. Ancak ordunun b›rakt›¤› bu bofllu¤u dolduracak sivil kadrolara ihtiyaç oldu¤u da bir gerçek. Sivil kadrolar sivil toplumun her alan›n› kucaklayacak ilkeler bütününü hayata geçirmedikçe Endonezya’y› dünyada ünlü yapan nepotizm ve yozlaflman›n önüne geçmek mümkün de¤il. Bu dönemde ‹slamc› siyasilerin konumu ise pek iç aç›c› görünmüyor. Her ne kadar tek vücut bir Müslüman oluflumdan bahsetmek mümkün olmasa da, Muhammediyye liderlerinden Amien Rais gibi kimi siyasilerin çabalar›n›, demokratik sivil yaflam›n oluflmas›na katk› olarak de¤erlendirmek mümkün. Suharto sonras› dönemde kimi Müslüman çevreler için en s›k›nt›l› konulardan biri resmi devlet ideolojisi olan “pancasila”n›n bir bask› olarak hissedilmesiydi. Bununla birlikte, genel ço¤unluk ülkede demokratik yap›lanma konusunda hem fikir.

SAYFA 11


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Uluslararas› mücadelecili¤in son kurban›:

Do¤u Timor

AM‹NE TUNA

aminetuna@ihh.org.tr

Endonezya’y› oluflturan adalardan biri olan Timor’un do¤usunda kurulan Do¤u Timor 21. yüzy›lda ba¤›ms›zl›¤›n› kazanan ilk devlet. May›s 2002’de ba¤›ms›zl›¤›n› ilan eden Do¤u Timor’un ba¤›ms›zl›k süreci yeni bir Birleflmifl Milletler baflar›s› olarak lanse edildi. Ne var ki geçti¤imiz ay Cumhurbaflkan› Jose Ramos Horta ve Baflbakan Xanana Gusmao’nun baflar›s›z bir darbe giriflimiyle silahl› sald›r›ya u¤ramas›, Asya k›y›s›nda unutulmufl ve BM’nin insaf›na terkedilmifl bu topraklarda olan bitenin, anlat›ld›¤› gibi olmad›¤›n› gözler önüne seren en aç›k örnekler. 16. yüzy›ldan itibaren Portekiz taraf›ndan sömürgelefltirilen Do¤u Timor, 1975’te Portekiz’in adadan çekilmesiyle ba¤›ms›zl›¤›n› ilan etti. Fakat birkaç gün sonra, daha uluslararas› alanda ba¤›ms›z bir devlet olarak varl›k gösteremeden komflusu Endonezya’n›n iflgaline u¤rad› ve 1976 y›l›nda Endonezya’n›n 27. eyaleti olarak ilan edildi. Bu tarihten itibaren diktatör Suharto’nun insafs›z politikalar›n›n yön verdi¤i

‘‘

bask› ve terör havas›n›n hakim oldu¤u topraklarda, 20. yüzy›l›n en büyük sistematik katliamlar›ndan biri gerçeklefltirildi. Do¤u Timor’daki yerleflim bölgelerinin dörtte üçünün yok edildi¤i, yaklafl›k 24 sene süren iflgalde hastal›k, açl›k, bombalama olaylar› ve sistemli ifllenen katliamlar sonucunda en az 200 bin kiflinin, yani Do¤u Timor’un nüfusunun üçte birinin hayat›n› kaybetti¤i tahmin ediliyor. Geri kalan nüfusun ise yerinden edildi¤i, yayg›n olarak ifllenen tecavüz, iflkence ve di¤er yöntemlerle sindirildi¤i Do¤u Timor’daki bu süreç Kamboçya’daki Pol Pot rejimi ya da Ruanda katliamlar›yla benzeflir nitelikte. Do¤u Timor halk›, siyasi ve silahl› gruplar oluflturarak iflgale direndi¤i gibi, Portekiz, ABD, Avustralya ve ‹ngiltere gibi ülkelerde, Do¤u Timor’da yaflananlar› kamuoyuna duyurarak Endonezya’y› geri ad›m atmaya zorlad›. Ancak So¤uk Savafl y›llar›nda Suharto’nun komünizmin karfl›s›nda Bat›’n›n ya-

2002’de ba¤›ms›zl›¤›n› ilan ederek, 400 seneyi aflan sömürge ve iflgal dönemini geride b›rakan Do¤u Timor, BM ‹nsani Kalk›nma Program›’n›n kalk›nma endeksine göre Asya’n›n en fakir ülkesi.

SAYI 40

GÜNEYDO⁄U ASYA

SAYFA 12


n›nda yer almas›, ülkesinin zengin petrol ve do¤algaz kaynaklar›na sahip olmas›, stratejik konumu, uluslararas› flirketler aç›s›ndan ucuz iflgücü kayna¤› olmas› ve de en önemlisi Endonezya’n›n yerel direniflçilerle mücadeleye devam etti¤i sürece ihtiyaç duyaca¤› silahlanma talebi gibi “motivasyon”lardan ötürü, Do¤u Timor’da giriflti¤i etnik temizlik, Bat›’n›n Endonezya ile iliflkilerinde gereksiz bir ayr›nt› olmaktan ileri gidemedi. Kolektif güvenlik kayg›lar› üzerine infla edilmifl BM, Endonezya’n›n Do¤u Timor’u ilhak›n› hiçbir zaman tan›mad›. Ancak Avrupa ve ABD’nin ahlaks›z “motivasyon”lar› ve bölgedeki en önemli güç olan Avusturalya’n›n, bölgedeki güvenlik bofllu¤undan yararlanarak Do¤u Timor k›y›lar›ndaki do¤algaz ve petrol gibi yeralt› kaynaklar›ndan istedi¤i gibi yararlan›yor olmas›, bu ülkelerin ç›karlar› d›fl›nda karar alamayan BM’nin Do¤u Timor’un iflgaline yönelik yapt›r›m kararlar› almas›na engel oldu. Dünya jandarmalar›n›n kör kald›¤› Do¤u Timor’da yerel halk›n oluflturdu¤u silahl› direnifl örgütü Falantil bafltan afla¤›ya Amerikan silahlar›yla donanm›fl Endonezya kuvvetlerine karfl› 24 sene boyunca mücadele verdi. Nihayet 1991’de Endonezya yanl›s› paramiliter gruplar›n sivil halk› hedef ald›¤›, iki günde 400 Do¤u Timorlunun katledildi¤i Dili Katliam› sonras›nda uluslararas› kamuoyu harekete geçti. ABD, Portekiz ve Avustralya’da genifl kat›l›ml› mitingler düzenlendi; BM, Portekiz, Do¤u Timor ve Endonezya aras›nda arabuluculuk görüflmelerini bafllatt›. 1999 y›l›nda BM’nin denetiminde gerçekleflen referandumda Do¤u Timor halk›n›n %78,5’i ba¤›ms›zl›k için oy verdi. Bu tarihten sonra BM’nin askeri bar›fl gücü ve Do¤u Timor’u ba¤›ms›zl›¤a haz›rlayacak BM idari personeli adaya yerleflti.

SAYI 40

2002’de BM Do¤u Timor Geçici Yönetimi’nin yay›mlad›¤› bir rapor, BM’nin bafl›ndan beri k›y›s›ndan da olsa müdahil oldu¤u Do¤u Timor’un ba¤›ms›zl›k sürecini “BM’nin 21. yüzy›l harikas›” olarak sunuyor ve di¤er kriz bölgelerinde de uygulanabilecek bir örnek olarak gösteriyordu. BM’nin kendisine y›ld›zl› bir karne vermesine ra¤men, Do¤u Timor’un ba¤›ms›zl›¤›n›n temelinde yerel direnifl örgütlerinin ve Suharto rejiminin sona ermesinin yatt›¤›n› görmek çok da zor de¤il. BM’nin ise bu süreçte ancak ikincil bir rolü var. Hatta adeta sürece zaman zaman d›flar›dan alk›fl tutan bir seyirci konumunda. Nitekim 1975’ten beri Do¤u Timor’daki k›y›mlar›n önüne geçmek için Güvenlik Konseyi’nden ç›kan “k›nama” kararlar› haricinde varl›k gösteremeyen BM, Do¤u Timor’un ba¤›ms›zl›¤› yönünde en önemli ad›m olan referandumdan sonra, ba¤›ms›zl›k hareketi liderlerinin defalarca yapt›¤› önlem al›nmas› yönündeki ça¤r›lara ra¤men, Endonezya yanl›s› silahl› gruplar›n süreci baltalamaya yönelik terör kampanyas›na engel olmad›. Devletleflme sürecinde, yerel halk› “formulasyon”un d›fl›nda b›rakan, bürokratik ve hantal yap›laflmas›yla adeta kolonyal bir zihin yap›s›yla hareket eden BM yönetimi, demokratik bir devlet yap›s›n›n temellerini atmak üzere geldi¤i Do¤u Timor’da geçici yönetime karfl› muhalif hareketlerin oluflmas›na f›rsat tan›mad›. Bugün karfl› karfl›ya kald›¤›m›z sonuç ise hükümete ba¤l›l›¤›n› koruyan polis ve askeri güçler ile Do¤u Timor için verilen sözlerin tutulmad›¤›na giderek daha çok inanmaya bafllayan, politik süreçlerden d›fllanm›fl eski Fretilin milisleri aras›nda çat›flmalar›n yaflanmas›…

SAYFA 13


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Malezya’da muhalifler ne istiyor?

NESUHA fiEN

Malezya, 8 Mart 2008’de yap›lacak genel seçimler sebebiyle yo¤un bir seçim temposuna girmifl durumda. 1973’ten bu yana, iktidarda, Malezya Ulusal Cephe Partisi (Barisan Nasional / BN) bulunuyor. Parti, ülkedeki gruplar› temsil eden irili ufakl› 14 partiden olufluyor. Özellikle yerel Malay halk›n› 1951’den beri temsil eden Birleflmifl Milliyetçi Malay Partisi (UMNO), ülkede dominant parti konumundad›r. Malezya Çinlileri Birli¤i (MCA) ise Çinli nüfusun büyük bölümünün destekledi¤i bir partidir. Malezya Hintli Komitesi (MIC) de BN koalisyonu içerisinde yer al›yor. Barisan Nasional içerisindeki politikac›lar›n birço¤u, uzun y›llar parti içinde görev alm›fl ve halihaz›rda almaya devam eden flahsiyetlerdir. BN parti eski Genel Baflkan› Dr. Mahathir Muhammad 22 sene boyunca baflbakan olarak görev yapt›. Mahathir toplumun bütün kesimleri

SAYI 40

GÜNEYDO⁄U ASYA

taraf›ndan sevilen, istikrarl› politikalar›yla halen popülaritesini koruyan bir politikac› olarak ad›ndan söz ettiriyor. 2003 y›l›nda politika hayat›na noktay› koyan Mahathir, görevini, kendisi gibi uzun y›llar UMNO’da görev yapan halefi Abdullah Bedevi’ye devretti. 2004’teki Malezya genel seçimlerinde Mahathir’le bütünleflen parti, de¤iflen lideriyle de seçimlerde iktidar› korumay› baflard›. Mahathir ile politik farkl›l›klar›ndan dolay› aras› aç›lan Bedevi’nin yönetimi, politikalar›yla siyasi elefltirmenler taraf›ndan da milliyetçi ve otoriter politikalar›n güçlendi¤i bir dönem olarak ifade ediliyor. Özellikle partinin uzun y›llar önce onaylad›¤› ‹ç Güvenlik Yasas› (ISA) ve ‹syan ve K›flk›rtma Yasas›, partiyi otoriter bir yap›ya dönüfltüren nedenlerdendir. Güvenlik yasalar›n›n yürürlülü¤e girmesi sebebiyle, Malezya yönetimi insan haklar›n› savunan organlar taraf›ndan elefltirilmektedir. Baflka bir sebep de,

SAYFA 14


‘‘

Hükümet aleyhtar› yay›n yapmak Malezya’da uygulanan güvenlik yasalar›na göre yasaklanm›flt›r; bu sebeple yeni bir seçim arifesinde yönetim, insan haklar›n› savunan organlar taraf›ndan elefltirilmektedir.

Malezya medyas›n›n ba¤›ms›z bir yap›ya sahip görünmesine ra¤men hükümetin kontrolü alt›nda olmas›d›r. Hükümet aleyhtar› yay›n yapmak yasaya göre yasaklanm›flt›r. ‹ktidar partisinin elefltirildi¤i noktalardan bir di¤eri, BN içerisinde bulunan isimlerin uzun y›llard›r parti yönetiminde olmas› ve partide yeni isimlere yer verilmemesidir. Seçim sistemindeki olumsuzluklar ve BN’nin uzun zamand›r iktidarda olmas›, Baflbakan Badawi’nin politikalar›, özellikle partinin Malaylar için imtiyazl› politikalar izlemesi 2004 genel seçimlerinden sonra oy kaybetmesine neden ol-

SAYI 40

du. Her ne kadar iktidar partisi bunun tam tersini kan›tlamaya çal›flsa da, geçti¤imiz y›l›n ekim ay› sonlar›nda patlak veren gösteriler, sorunlar›n göz ard› edilmemesi gerekti¤ini gösterdi. Hintli Haklar› Hareketi (HINDRAF) taraf›ndan düzenlenen mitinge yaklafl›k 4000 kifli kat›ld›. Mitingde “temiz siyaset” için gösteri yapan grub, seçim yasas›n›n de¤ifltirilmesini talep ediyordu. Mitinge sadece Hintli halk kat›lmad›. Siyasi bir gösteri olmayaca¤› yetkililer taraf›ndan vurgulanmas›na ra¤men, muhalefet partilerinin de kat›l›m›yla, miting iktidar karfl›t› bir gösteriye dönüfltü. Özellikle, Mahathir döneminin baflbakan yard›mc›s› ve siyasi komplolardan dolay› hapsedilmifl olan Enver ‹brahim’in kurdu¤u Halk›n Adalet Partisi (KEADILAN)’nin kat›l›m›, yap›lan mitingi önemli k›ld›. Miting sonunda, mitingi düzenleyenler ‹ç Güvenlik Yasas›’na göre tutukland›lar. Halk›n, özellikle temiz siyaset ve fleffaf politika için aktif hale gelmesi iktidar partisi için dikkate al›nmas› gereken bir durum. Gelinen nokta, Malezya seçim yasas›n›n gözden geçirilmesinin gereklili¤ini ortaya koyuyor. Siyasi durumlar, her ne kadar iktidar partisine oy kaybettiriyor gibi görünse de 8 Mart genel seçimlerini her zamanki gibi iktidar partisinin kazanaca¤› görülüyor. Çünkü di¤er partilerin toplumun tüm kesimlerini kapsamadan, Malay, Hintli ve Çinli topluluklar›n deste¤ini almadan oy toplamalar› zor. Yine de iktidar partisine karfl› oluflturulan muhalefet di¤er partilerin oy oran›n› yükseltebilir.

SAYFA 15


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Almanya’n›n kara saçl› çocuklar›

HAfi‹M KOÇ

kochasim@hotmail.com

fiubat ay› Almanya’daki Türkler için zor geçti. Baflta Ludwigshafen olmak üzere çeflitli kentlerde yaflanan yang›nlar hem can kayb› hem de ciddi maddi hasarla sonuçland›. Olaylar›n akabinde Almanya’da yaflayan Türk toplulu¤u, Almanlar aras›nda son dönemde oldukça yay›ld›¤› gözlenen yabanc› düflmanl›¤›n› sorgulamaya bafllad›. Asl›nda afl›r› sa¤c›l›k fleklinde tan›mlanan bu e¤ilimin, 11 Eylül sonras› Avrupa’da giderek yükselifle geçti¤i ve afl›r› sa¤c› olmayanlar›n da art›k Müslümanlara belirli bir flüpheyle yaklaflt›¤› gözle görülür bir flekilde kendini

SAYI 40

A

V

R

U

P

A

gösteriyor. Son olaylar ise Almanya’da durumun vahametini daha net bir flekilde ortaya koydu. Almanya’daki Türkler, her ulus devlette var olan, “yabanc›” ve “öteki” olarak tan›mlanan topluluklar›n bafl›na gelebilecek türde bir ayr›mc›l›¤a maruz kal›yor. Asl›nda bu yeni bir fley de¤il. Yeni olan ve korkulmas› gereken, bu ayr›mc›l›¤›n göstergelerinin can ve mal emniyetini de tehdit edecek boyutlarda olmas›. Tüm bu sorgulama ve gözden geçirmeler için böyle üzücü olaylar›n yaflanmas›n› beklemek, iflin va-

SAYFA 16


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

him bir yan›. Maruz kal›nan ayr›mc›l›klar aras›nda en basitlerinden bir tanesi ilkokul ça¤›ndaki çocuklar›n Alman çocuklar taraf›ndan sürekli afla¤›lanmas›. “Du der blöde Türke!/ Hey sen aptal Türk!” hitap flekli dahi genel geçer bir ifade olarak kabul gördü¤ünden, Türk çocuklar› daha ilkokuldan itibaren kendi yafl›tlar› aras›nda ezik, baflar›s›z ve kendine güvenini kaybetmifl bireyler olarak yetifliyor. Tabi, devletin bu konudaki suçu, Almanya’daki Türk toplulu¤unu bir sürü sorunun yegane suçlusu olarak gösterip, olumsuz imajlar›n yaz›l› ve görsel medya vas›tas›yla sürekli olarak pompalanmas›n›n önüne geçememesidir. Sosyal yaflamdaki ayr›mc›l›klardan bir di¤eri ise Türk gençlerinin belirli e¤lence mekanlar›na hiçbir gerekçe gösterilmeksizin sadece tiplerine bakarak al›nmamas›. Önemsiz gibi görünen bu meseledeki en korkunç boyut ise, hem Türklerin hem Almanlar›n bu durumu kabullenmifl olmas›. “‹sterse almaz” diyen veya yap›lan bu ayr›mc›l›¤a karfl› belirli ekonomik ya da güvenlik gerekçeli bahaneler üreten insanlar görebiliyorsunuz. Alman mahkemeleri de ilginç bir flekilde hizmet veren bu tip yerlerin istedi¤ini içeri al›p almamakta özgür oldu¤una dair kararlar al›p kiflilerin sadece etnik kökenine bakarak belirli yerlerden d›fllanmas›n›n mümkün olabilece¤ine dair hükümlere imza atmakta. Giderek artan iflsizlik, gençlerin zorunlu e¤itimi dahi zar zor bitirebilmeleri ve toplumun gere¤inden fazla bölünmüfl olmas› gibi nedenlerden dolay› Almanya’da yaflayan Türklerin hayatlar›, önümüzdeki dönemde daha da zorlaflacak gibi görünüyor. fiu ana kadar uygulanmaya çal›fl›lan entegrasyon politikalar› ve çok kültürlü toplum modelleri ifllemedi. Buna ilaveten, Alman resmi makamlar›n›n ellerinde bu sorunlarla etkili bir flekilde mücadele edebilecekleri bir yol haritas› da yok. Türkleri potansiyel suçlu gören anlay›fl toplumun geneline sirayet ediyor. Bu sebeple afl›r› uçlarda bulunanlar, toplumu potansiyel suçlulardan ar›nd›r›p daha güvenli bir yaflam sa¤layabileceklerini düflünüyorlar. Nitekim son olaylar da bunun bir göstergesi. Bafll›¤a gelince. Alman komflumuzun üç yafl›ndaki çocu¤u, evlerinin önündeki kum havuzunda oynar-

SAYI 40

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

‘‘

Yabanc›lar› potansiyel suçlu olarak gören anlay›fl Alman toplumunun geneline sirayet ediyor. Afl›r› uçlarda bulunanlar, toplumu potansiyel suçlulardan ar›nd›r›p daha güvenli bir yaflam sa¤layabileceklerini düflünüyorlar.

ken, yafl›t› kara saçl› bir çocu¤a, “Sen aptals›n!” demifl. Kara saçl› çocu¤un “Neden?” sorusuna Alman çocu¤un verdi¤i cevap, “Çünkü kara saçl›s›n.” olmufl. Bu anekdotu çocu¤unun a¤z›ndan duyan ve dehflete kap›lan annesi anlat›yor, aksi halde inan›lmas› asla mümkün de¤il. ‹flin ac› taraf›, Alman çocu¤un ailesi bu hususlarda dünya vatandafll›¤›n› savunan, solcu gelenekten gelen ve ayr›mc›l›klara karfl› olup, evlerinde bu tür konulara dikkat etmeye çal›flan bir aile. Buna ra¤men çocu¤un sarf etti¤i bu sözler Almanya’daki genel havay› yans›tmaya yetiyor.

SAYFA 17


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Vatikan’›n ‹srail hayranl›¤›

ZEYNEP ÖZBEK

ozeynebim@yahoo.com

Geçti¤imiz temmuz ay›nda Papa XVI. Benedict’in Paskalya öncesi yap›lan merasimde Yahudilerle ilgili küçültücü ifadeler içeren Latince duaya izin vermesi, Yahudi lobisinden büyük tepki alm›flt›. Bunun üzerine dua yeniden gözden geçirildi ve Yahudileri k›zd›ran ifadeler de¤ifltirildi. Hz. ‹sa’n›n çarm›ha gerildi¤ine inan›lan bir cuma günü, Hristiyanlar aras›nda her y›l bir tak›m dua ve ritüellerle an›l›r. II. Vatikan Konseyi’ne kadar Hz. ‹sa’n›n ölümünden Yahudi halk› sorumlu tutulmakta ve yap›lan dualar “Yahudiler karanl›ktan ç›ks›nlar” ya da “Tanr› onlar›n kalplerinden örtüyü kald›rs›n” gibi ifadeler içermekteydi. Ancak Katolik Kilisesi’nin di¤er dinlerle diyalog politikas›n› benimsemesi üzerine bu dua de¤ifltirilmiflti. Papa XVI. Benedict, temmuz ay›nda bir aç›klama yaparak bu eski Latince duan›n yeniden kullan›labilece¤ini aç›klad›. Bunun üzerine bilhassa Amerika’daki Yahudi örgütler, Papa’n›n aç›klamalar› hakk›nda teessüflerini ve hayal k›r›kl›klar›n› ifade ettiler. Yahudi lobisinden gelen yo¤un tepki Katolik Kilisesi’nin geri ad›m atmas›n› sa¤lad› ve dua yeniden formüle edildi. fiu an geçerli olan duada, sa-

SAYI 40

A

V

R

U

P

A

dece Yahudilerin kurtuluflu ve Hz. ‹sa’y› tan›mas› için dua edilmekte. Katoliklerin Yahudilerle olan iliflkilerinin tarihi oldukça karmafl›k. Geçti¤imiz asra kadar Yahudiler Katolik Hristiyanlar›n gözünde lanetlenmifl bir ›rk, hatta “Tanr› katilleri” olarak görülmekteydi. Bu iki dinin mensuplar› aras›ndaki uzun savafl ve zulüm y›llar›, aralar›ndaki nefret ve düflmanl›¤› giderek artt›rm›flt›. Hristiyanlar, Yahudilerin Tanr›’yla yapt›klar› ahde sad›k kalmad›klar›na ve bu nedenle, onun ‹ncil’le de¤ifltirildi¤ine inanmaktalar. Onlara göre Yahudilik, kuralc› ve bozulmufl bir dinken, Hristiyanl›k merhamet ve sevgi dinidir. Yahudiler sadece Hz. ‹sa’y› inkar etmekle kalmam›fl, onu çarm›ha gererek insanl›k tarihindeki en korkunç günah› ifllemifllerdir. Hristiyanlar aras›nda yayg›n olan bu anlay›fl Roma ‹mparatorlu¤u döneminden Katolik ‹spanya’ya ve nihayet Nazi rejimine dek tarihin kanla boyanmas›na yol açm›flt›r. Ancak Katolik Kilisesi, II. Vatikan Konseyi’yle birlikte bu önyarg›lar› ve kal›plar› y›kmak için baz› önemli ad›mlar att›. Konsey’den sonra yay›nlanan, Katolik Kilisesi’nin di¤er dinlerle iliflkileriyle ilgili belgenin bir bölümü, sadece

SAYFA 18


‘‘

M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Papa XVI. Benedict’in Yahudilerle ilgili küçültücü ifadeler içeren Latince duaya izin vermesi, Yahudi lobisinden büyük tepki alm›flt›. Bunun üzerine dua yeniden gözden geçirildi ve Yahudileri k›zd›ran ifadeler de¤ifltirildi.

Yahudilere ayr›ld›. Kilise, herhangi bir zamanda herhangi biri taraf›ndan yap›lan her türlü Yahudi karfl›tl›¤›n› k›nad› ve Yahudilikle Hristiyanl›¤›n din olarak ortak yönlerine dikkat çekti. II. John Paul, 1986’da Roma’daki sinagogu ziyaret ederek, tarihte bir sinagogu ziyaret eden ilk papa unvan›n› kazand›. Papa, yapt›¤› konuflmada Yahudilere “büyük kardefllerimiz” diye hitap etmiflti. Katolik Kilisesi ile Yahudiler aras›ndaki bu yak›nlaflma siyasi olarak da meyvelerini vermekte gecikmedi. Nitekim Papa X. Pius’un “Yahudiler bizim Rabbimizi tan›mad›lar; biz de Yahudi halk›n› tan›may›z.” sözünden 90 y›l sonra, 1993’te Vatikan, resmen ‹srail devletini tan›d› ve 1994’te elçi de¤iflimini gerçeklefltirdi. Vatikan’dan bir yetkili bu olay›, “iki küçük Akdeniz ülkesi aras›ndaki uluslararas› bir diplomasi an›” olarak de¤il, “Yahudi halk› ile Katolik Kilisesi aras›ndaki 2000 y›ll›k uzun tarihte belirleyici bir olay” olarak tan›mlad›. XVI. Benedict, Vatikan ve ‹srail devleti aras›ndaki samimi iliflkileri gelifltirecek bir tak›m önemli ad›mlar att›. 2005 y›l›nda papa olarak seçilmesinin hemen ard›ndan pek çok kifli onu di¤er dinlerin mensuplar›na karfl› duyars›z, hoflgörüsüz bir ideolog olarak tan›mlarken, New Yorklu Yahudi liderler, Benedict’in kardinal oldu¤u za-

SAYI 40

manda, ona kiflisel tecrübelerini aktararak, sayg›lar›n› ifade ettiler. Benedict, göreve gelir gelmez ‹srail yanl›s› din adamlar›n› önemli görevlere getirip, Müslümanlara ›l›ml› düflünceler besleyenleri pasifize etti. ‹srail ile Vatikan aras›ndaki iliflkileri gelifltirmek üzere, Aral›k 2006’da ‹srail Baflbakan› Ehud Olmert’le görüfltü. May›s 2007’de sekiz kiflilik Vatikan devleti delegesi ile dokuz ‹srail devleti yetkilisi buluflarak görüflmelerde bulundu. Öte yandan Vatikan devleti ile ‹srail aras›nda bir tak›m diplomatik gerilimlerin yafland›¤› da bir gerçektir. Örne¤in, Hristiyan-Arap din adamlar›na vize k›s›tlamalar›, mal edinme, seyahat s›n›rlamalar›, mali ve idari ifllerde ‹srail’deki kiliseye ba¤l› kurumlar üzerindeki bask›lar, Vatikan ile ‹srail aras›ndaki iliflkileri olumsuz etkilemektedir. Vatikan’›n ‹srail’le olan siyasi iliflkilerinde belirleyici bir di¤er unsur da hiç flüphesiz Filistin topraklar›ndaki Katolik varl›¤›d›r. Vatikan 1994’te Filistin’in do¤u Kudüs’teki egemenlik haklar›n› tan›m›fl ve Filistin’le diplomatik iliflkileri bafllatm›flt›. Yine 2000’de Papa II. John Paul, Yaser Arafat’la görüflerek bir anlaflma imzalam›flt›. Bunun üzerine ‹srail’den gelen tepki neticesinde Vatikan, anlaflman›n bar›fl meseleleriyle ilgili olmad›¤›n›, Filistin topraklar›ndaki Katolik kiliselerinin durumunu düzeltmeye yönelik oldu¤unu belirtmiflti.

SAYFA 19


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

‹mad Mugniye suikasti, Hizbullah’› savafla çekmek için miydi?

MUHAMMED NUREDD‹N* mnuredin@cyberia.net.lb

Hizbullah’›n askeri lideri ‹mad Mugniye’nin bir suikast sonucu öldürülmesi, Hizbullah ile ‹srail aras›ndaki çekiflmenin k›r›lma noktas›n› oluflturmaktad›r. Siyasi liderlerin suikastla öldürülmesinin d›fl›nda ilk defa ‹srail devleti ve ‹srail istihbarat›, Hizbullah’›n önde gelen bir güvenlik flefini ortadan kald›rd›. Gerçekte Mugniye’nin öldürülmesiyle Hizbullah’a a¤›r bir darbe vurulmufltur. Çünkü Mugniye, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’›n sa¤ kolu ve Hizbullah’›n ‹srail’e karfl› gerçeklefltirdi¤i askeri operasyonlar›n en önemli planlay›c›s›yd›. 2000 y›l›nda Hizbullah’›n ‹srail’e karfl› kazand›¤› meydan muharebesinin komutan› ve 2006 y›l›nda Lübnan’›n güneyini düflman ‹srail’e karfl› savunan güçlerin komutan› yine ‹mad Mugniye idi. Bunun yan› s›ra, ‹srail’e karfl› gerçeklefltirilen birçok baflar›l› operasyonun bafl›nda yine o vard›. Bu nedenle Mugniye’nin kaybedilmesi sadece Hizbullah’›n askeri beyninin kayb› anlam›na gelmemekte, ayr›ca insanlar aras›nda mitolojik kahraman haline dönüflen, hakk›nda hayal gibi hikayeler anlat›lan ve halk aras›nda “Hac› R›dvan” ad›yla tan›nan ancak onunla karfl›laflmalar›na ra¤men asl›nda onun ‹mad Mugniye oldu¤unu bilmedikleri bir destan›n kayb› demekti. Mugniye’nin önemi sadece Hizbullah’›n askeri beyni olmas›ndan ileri gelmemekteydi. Kendisi ayn› zamanda genel koordinatör, ‹srail’e karfl› direniflin de silah finansörüydü. Özellikle Hamas ve ‹slami Cihad hareketlerinin yan› s›ra k›smen Fetih hareketine deste¤i yer almaktayd›. Amerikan iflgaline karfl› Irak’taki direniflin ilham kayna¤› ve yard›mc›s›, ‹ran’daki ‹slam devriminin ise muhlis evlad›yd›. Mugniye’nin öldürülmesi olay›n›n zannedildi¤i gibi büyük bir etki b›rakmas› beklenmemektedir. Hizbullah’›n birbirine ba¤l› cemaatçi bir yap›s› oldu¤undan, mevcut askeri yönetim, Mugniye’den sonra bu bofllu¤u dolduracak imkana sahiptir. fiüphesiz Hizbullah bu suikast olay›ndan sonra birçok güvenlik takti¤ini

SAYI 40

O R T A D O ⁄ U

yeniden gözden geçirecektir. Zira parti içerisindeki en gizli adama ulaflabilen bu suikast eli, bir baflka güvenlik liderine veya siyasi lidere ulaflmaya da muktedir olabilir. Bu nedenle Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, bu suikast olay›na büyük tepki göstermifl ve ‹srail’in de önceden beri istedi¤i gibi aç›k savafl tehdidinde bulunmufltur. Nasrallah’›n tehdidinden sonra ortaya ç›kan durumu, bizzat Nasrallah’›n kendisi, Mugniye’nin ölümünün birinci hafta anmalar› s›ras›nda aç›kl›¤a kavuflturarak, “‹srail’le aç›k savafl onlarca seneden beri vard›r ve ‹srail’in Lüban’a sald›r›lar› anlam›na gelmektedir.” demifltir. Birçok askeri yorumcunun ‹srail’in Lübnan’a savafl açmaya haz›r olmad›¤›n› söylemesine ra¤men ‹srail, Temmuz 2006’da ortaya ç›kan ve hezimetine neden olan eksikliklerini gidermeye çal›flmaktad›r. Ayr›ca birçok gözlemci, ‹srail’in Mugniye suikast› ile belli hedefleri gerçeklefltirmek istedi¤i görüflünü savunmaktad›r. Bu hedefler aras›nda flunlar ifade edilmektedir: 1- ‹srail’e karfl› yap›lm›fl birçok operasyondan dolay› suçlanan bir düflmandan kurtulmak. Bu flah›s, ABD taraf›ndan aranan ve ad› Amerika’n›n “terör listesi”nde bulunan ilk 10 kifliden birisi. Yani Mugniye suikast›, dönemsel politik flartlardan uzak, ilk f›rsatta yerine getirilmesi gereken bir istekti. 2- Belki de Mugniye suikast› zaman olarak, ‹srail’in 2006 y›l›nda Lübnan’da hezimete u¤rad›¤›n› onaylayan ‹srail Finograd Raporu’nun ç›kmas›ndan sonra planlanm›fl bir olayd›. Çünkü Finograd Raporu’nun yay›mlanmas›ndan sonra Ehud Olmert hükümetinin morale ihtiyac› vard› ve bu da en iyi flekliyle Hizbullah liderlerinin öldürülmesi ile olabilirdi. Böylece Olmert, sars›lan konumunu tekrar koruyabilecekti. Özellikle de hedef al›nan kifli Mugniye ayar›nda biriyse. 3- Suikast bir yandan Hizbullah’la ‹ran’›, di¤er yandan da Hizbullah’la Suriye’yi birbirine düflürmek için yap›lm›fl bir ‹srail oyunu da olabilir. Zira suikast

SAYFA 20


‘‘

Mugniye suikast›, direnifl tarihinde bir sayfa kapatm›fl ve belki de öncekinden daha çetin olacak yeni bir direnifl sayfas› açm›flt›r. As›l soru Hizbullah’›n bu olaya cevap verip vermeyece¤i de¤il; cevab›n nas›l, ne zaman ve nerede olaca¤›d›r.

fiam’da güvenlik aç›s›ndan iyi korunan bir mahallede gerçekleflmiflti. Böylece suçlamalar Amerika’yla gizli bir anlaflma yapt› ihtimaliyle fiam yönetimine çevrilebilirdi. Ancak hem Hizbullah hem de Suriye böyle bir olas›l›¤› reddettiler. ‹ran ise ad›n› vermeden bir Arap istihbarat teflkilat›n›n bu suikast›n arkas›nda olabilece¤ini söyledi. Bu teflkilat›n Lübnan’da faaliyet gösteren Ürdün veya Suudi Arabistan’a ba¤l› bir teflkilat olmas› ihtimal dairesindeydi. Bu eylem, elbette yine ‹srail istihbarat teflkilat› Mossad’›n iflbirli¤i ile mümkündü. 4- Son ihtimal ise; Hizbullah’› bu olaya karfl› ‹srail’e sald›rmaya zorlamak ve böylece temmuz yenilgisinin intikam›n› alabilmesi için ‹srail’e Lübnan’a sald›rma kozunu vermifl olabilirdi. Çünkü ‹srailliler halen daha bu yenilgiyi hazmedebilmifl de¤iller ve intikam için her türlü f›rsat› kollamaktad›rlar. Askeri liderinin suikasta u¤ramas› karfl›s›nda Hizbullah’›n ne tür bir cevap verece¤ini bilmek mümkün de¤ildir. Ancak bilinen bir fley var ki o da Hizbullah’›n asla sessiz kalmayaca¤›d›r. Sessizlik, Hizbullah Cihat Partisi’nin de¤erlerine ve geleneklerine de ayk›r›d›r. Suriye ise bu suça ortak olan taraflar› a盤a ç›karmakla sorumludur. Zira olay Suriye topraklar›nda gerçek-

SAYI 40

leflmifltir ve Suriye en önemli müttefiklerinden birini kaybetmifltir. Sorumlular›n bulunmas›, ‹ran’la Hizbullah aras›ndaki iyi iliflkilerin devam› aç›s›ndan da zorunludur. Özellikle de suçun Suriye’de ifllenmifl olmas› olay›n faillerinin ‹srail istihbarat teflkilat›yla iflbirli¤i yapm›fl Araplar oldu¤u ihtimalini öne ç›karman›n yan› s›ra, Suriye istihbarat›nda bir gedik oldu¤u ve bu a盤›n tan›mlanarak hangi cihete hizmette kullan›ld›¤›n›n bulunmas› gerekmektedir. Baz›lar›na göre Mugniye’nin suikasta kurban gitmesi, ‹srail’in Ortado¤u’da Hizbullah’a karfl› bafllatmak istedi¤i yeni bir savafl› engellemifltir. Baz›lar›na göre ise suikast›n Lübnan’da de¤il de fiam’da olmas›, bir kar›fl›kl›¤a neden olmufl ve oyunun kurallar›n› de¤ifltirmifltir. Böylece Hizbullah, Lübnan topraklar› d›fl›nda ‹srail’e karfl› koyabilecek ve ‹srail-Hizbullah çat›flmas› Lübnan topraklar› çemberinin d›fl›na taflacakt›r. Ancak bilinen kesin bir fley var ki o da; Mugniye suikast›, direnifl tarihinde bir sayfa kapatm›fl ve belki de öncekinden daha çetin olacak yeni bir direnifl sayfas› açm›flt›r. As›l soru Hizbullah’›n bu olaya cevap verip vermeyece¤i de¤il; cevab›n nas›l, ne zaman ve nerede olaca¤›d›r. * Beyrut Stratejik Araflt›rmalar Merkezi Müdürü.

SAYFA 21


DOSYA

Savafllar›n gizli miras›:

May›nlar

May›nlar, çat›flmalar› ve savafllar› atlat›p kurtulabilmifl mazlum halklar›n bir ad›m uza¤›nda, yeni kurbanlar›n› bekliyor. ‹nsano¤lunun, yok etmek söz konusu oldu¤unda, ne derece kompleks teknolojiler gelifltirebildi¤inin bafll› bafl›na bir kan›t› olan may›nlar, halen dünyada 80’e yak›n ülkede milyonlarca insan›n yaflam›n› tehdit ediyor.

SAYI 40

SAYFA 22


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA:

S A V A fi L A R I N G ‹ Z L ‹ M ‹ R A S I : MAYINLAR

kuflaklar, bizler için bu kadar güzel duygular besleyerek kaz› çal›flmalar› yapmayacak. Ekim arazilerinin, ormanlar›n, da¤l›k bölgelerin kaz›lmas› s›ras›nda ve hatta denizlerin diplerinde yap›lan araflt›rmalar sonucunda bizler hakk›nda olumsuz veriler edinecek ve hayat› yok etmeye yönelik e¤ilimlerimizin izlerini görecekler. Çünkü kazd›klar› yerlerde insan› yok etmeyi ve yaralamay› amaçlayan may›nlar, önceki toplumlar›n yani bizlerin eflyalar› olarak kendini gösterecek. Do¤as› itibariyle tabiatla hafl›r neflir olmas› gereken ruhumuza ayk›r› olarak, nas›l topra¤a patlay›c›lar ekti¤imizi, do¤am›z› bozdu¤umuzu, on-

Savafl sonras› tek yanl› savafl ZEL‹HA SA⁄LAM

zelihasaglam@ihh.org.tr

‹yi ve kötünün yans›mas›n› görmek için topra¤a bakmak, topraktan bilgi almak gerek. Geçmifl toplumlar hakk›nda en sa¤l›kl› bilgiler, kaz›lar yoluyla bizlere ulaflmaktad›r. Kullan›lan eflyalar ve yap›tlar yaflam›n, mutluluk aray›fl›n›n, umutlar›n ve kefliflerin ipuçlar›n› verir. Tehlike duygusundan çok heyecan› art›r›r ve kazarak daha çok bilgiye ulaflmay› dürtüler. Maalesef yüzy›llar sonra bizleri merak eden gelecek

‘‘

Ülke s›n›rlar›n› korumak için ya da savafllarda savunma amaçl› kullan›lan may›nlar, oyun oynamak için evinden uzaklaflan bir çocuk, topraklar›n› ekmek isteyen bir çiftçi, hayvan güden bir çoban, okuluna farkl› yoldan giden bir ö¤renci veya çal›flmaya giden bir iflçi için ölüm tuzaklar›na dönüflebiliyor.

DOSYA

SAYI 40

SAYFA 23


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA:

S A V A fi L A R I N G ‹ Z L ‹ M ‹ R A S I : MAYINLAR

BOSNA HERSEK

DOSYA

lar›n gelece¤ini alt üst etmek için nas›l çal›flt›¤›m›z› düflünecekler. Savafl s›ras›nda ya da ülkelerin güvenli¤i için s›n›r noktalar›nda topra¤›n üstüne veya alt›na yerlefltirilen, içi kimyasal patlay›c› maddelerle doldurulan bir çeflit silaht›r may›nlar. Savafl araçlar›na zarar vermek, personeli etkisiz k›lmak veya öldürmek için kullan›lan bir çeflit koruyucu kaplama içinde bulunan patlay›c› olan may›nlar üzerinden bir a¤›rl›k geçti¤inde veya bask› uyguland›¤›nda patlamak üzere topra¤a yerlefltirilir. Topra¤a yerlefltirildi¤i zamandan itibaren 75 y›l etkisini sürdürebilen bir ömre sahiptir. Savafl sonras›nda, ülkeler bu may›nlar› etkisiz hale getirmekle görevlidirler. Ama maalesef imha edilmeyen bu sinsi silahlar masum insanlar› veya hayvanlar› ya sakat b›rak›yor ya da hayatlar›na mal oluyor. ‹mha edilmemifl may›nlar›n etkileri uzun y›llar devam ederken, yeni nesli de etkileyerek ya sakatlamakta ya da öldürmekte. Üretimi kolay ve ucuz olan bu katil silahlar›n etkilerini yok etmek ise maalesef o kadar kolay de¤il. Binlerce kifli may›nlar›n sebep oldu¤u sa¤l›k problemleri nedeniyle tedaviye ihtiyaç duyuyor. Ülke s›n›rlar›n› korumak için ya da savafllarda savunma amaçl› kullan›lan may›nlar, oyun oynamak için evinden uzaklaflan bir çocuk, topraklar›n› ekmek isteyen bir çiftçi, hayvan güden bir çoban veya okuluna farkl› yoldan giden bir ö¤renci, çal›flmaya giden bir iflçi için ölüm tuza¤› olabiliyor.

SAYI 40

May›n ‹zleme Örgütü’nün 2007 y›l›nda yay›mlad›¤› rapora göre Bosna’da hala 1.820 km2 may›n döfleli alan bulunmakta. Rapor, ayr›ca ülkede 1114 may›n ma¤durunun bulundu¤unu öne sürüyor. Uzun y›llard›r yüzlerce kifliyi may›na kurban veren ülkedeki ma¤durlardan ço¤unu çocuklar oluflturmakta. Öyle ki, çocuklar çöpten bulduklar› may›nlar› oyuncak sanarak oynarken, bu sinsi oyunca¤›n birden ellerinde patlamas›yla may›n kurban› olabiliyorlar.

Al›m› ucuz silahlar kategorisine giren may›nlar›n tanesi iki-üç dolardan bafll›yor fakat imhas› için 5001000 dolara varan maliyet gerekmekte. Bütün bu may›nlar›n sökülmesinin 1100 y›l alaca¤› ise BM kay›tlar›nda belirtiliyor. Dünyada her y›l 15-26 bin kifli kara may›nlar› yüzünden ölüyor, bir çok kifli de organlar›n› kaybediyor. Bu kiflilerin %80’ini siviller, üçte birini ise masum çocuklar oluflturmakta. Günümüzde 200-215 milyon civar›nda kara may›n›, 78 ülkenin topraklar›nda kurbanlar›n› beklemekte. Topraklar›nda en çok may›n bulunan ülkelerin bafl›nda Bosna Hersek, Kamboçya, H›rvatistan, Afganistan ve Angola geliyor. Masum sivilleri sakatlayan, hayatlar›na mal olan, ekim alanlar›n› kullan›m d›fl› b›rakan, y›llar y›l› insanlara korkulu günler yaflatan may›nlar, en temel insan hakk› olan yaflam hakk›n› insan elinden al›yor. Bu sebeple, 1997’de Kanada’n›n baflkenti Ottowa’da kara may›nlar›n›n üretiminin, sat›fl›n›n, tafl›nmas›n›n ve kullan›lmas›n›n yasaklanmas› ve imhas›na yönelik bir anlaflma imzaland›. Antlaflma, 1999’da yürürlü¤e

SAYFA 24


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA:

S A V A fi L A R I N G ‹ Z L ‹ M ‹ R A S I : MAYINLAR

KAMBOÇYA Dünyadaki en yüksek may›n say›s›na sahip ülkelerden biri olan Kamboçya’daki May›n Çal›flmalar› Merkezi (CMAC), nüfusu 11,5 milyon olan ülkede yaklafl›k befl alt› milyon kadar may›n›n bulundu¤unu belirtiyor. Savafl›n sinsi miras› may›nlar ülke nüfusunun önemli bir k›sm›n› tehdit ederken, insanlar kimi zaman bir gün içinde birden fazla may›n kazas›na kurban giderek sakat kalabiliyor veya yak›nlar›n› may›n kazalar› nedeniyle kaybedebiliyorlar.

SAYI 40

girdi. Yürürlü¤e giren antlaflmaya imza atan ülkeleri denetlemek için kurulan Kara May›nlar› ‹zleme Örgütü (Landmine Monitor)’nün 2007 raporuna göre, antlaflman›n yürürlü¤e girmesinden bu yana 155 ülke antlaflmay› imzalarken 40 ülke imzalamay› reddetti. Dünyada 13 ülke hala may›n üreticisi konumunda. Amerika, Rusya ve Çin’in de aralar›nda bulundu¤u üretici ülkeler, güvenli¤in sa¤lanmas›nda may›nlar›n etkin bir araç oldu¤u görüflüyle antlaflmay› imzalamay› reddediyor. Antlaflmay› imzalamayan üretici ülkelerin güvenlik problemini dile getirmelerinden çok, may›nlardan milyarlarca dolar kazan›yor olmalar›, antlaflmay› göz ard› etmelerinin temel sebebi olarak karfl›m›zda durmakta. Düflman› zor durumda b›rakarak geriye püskürtmek, personeli imha etmek, psikolojik tehdit ile zor durumda b›rakmak için yerlefltirilen patlay›c› silahlar, savafl sonras›nda savafl esnas›nda oldu¤undan daha çok kiflinin can›na mal olmakta. Dünyada 22 dakikada bir, asker veya sivil ayr›m› gözetmeden, ya yaralayan ya da can alan patlay›c›lar ayda 2000 kiflinin hayat›na mal oluyor.

SAYFA 25

DOSYA


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA:

S A V A fi L A R I N G ‹ Z L ‹ M ‹ R A S I : MAYINLAR

‘‘

May›ndan etkilenen ülkelerin ve sivil toplum kurulufllar›n›n çal›flmalar› sayesinde, may›nlara karfl› mücadelede k›smi bir baflar› kazan›lm›flt›r.

Uluslararas› hukuk ve may›nlar sorunu Av. HAL‹M YILMAZ avukathalim@yahoo.com

DOSYA

‹nsano¤lu, bilim ve teknikteki geliflmelere paralel olarak her gün yeni ve daha ac›mas›z savafl aletleri icat ediyor. Bu savafl aletlerinin bir k›sm›, üzerinden on y›llar geçse de tehlikesini ve ölümcüllü¤ünü yitirmiyor. Savafl ve çat›flmalarda sald›r› ve savunma amaçl› üretilen may›nlar, yaklafl›k 80 y›ld›r sivil ve asker ayr›m› gözetmeden ölüm tehlikesi saçmaya devam ediyorlar. Dünya üzerindeki ülkelerin yaklafl›k yar›s›nda, üzerinde milyonlarca insan›n yaflad›¤› topraklarda, ölüm saçan silahlar›n yani may›nlar›n tehlikesi hala devam etmektedir. Savafl ve çat›flmalardan kalan veya güvenlik gerekçesiyle ülke s›n›rlar›na yerlefltirilen may›nlar ve patlamam›fl bombalar her y›l yaklafl›k 25.000 kiflinin hayat›n› kaybetmesine mâl oluyor. ‹kinci Dünya Savafl›’nda yo¤un olarak kullan›lmaya bafllanan may›nlar, mal oldu¤u can kayb› ve a¤›r sakatl›klar›n yan›nda, insanlar›n tarlalar›n› ve geçim kaynaklar›n› tahrip ediyor, en temel ihtiyaçlar›na ulaflmalar›na engel oluyor. Özellikle may›ndan etkilenen ülkelerin ve sivil toplum kurulufllar›n›n çal›flmalar› sayesinde may›nlara karfl› mücadelede k›smi bir baflar› kazan›lm›flt›r. May›nlar›n üretim ve kullan›lmas›n› yasaklayan, stoklarda bulunan may›nlar›n imhas›n› öngören ve 1997 y›l›nda imzaya aç›lan Ottowa Sözleflmesi’ni 153 ülke imzalad›. Bu sözleflme kapsam›nda yaklafl›k 40 milyon may›n›n imha edildi¤i, bir çok may›n tarlas›n›n temizlendi¤i ifade edilmektedir. Ayr›ca may›nlar›n üretilmesi, sat›fl› ve transferi de önemli derecede azald›. ABD’nin Afganistan’da ve ‹srail’in Lübnan’da kulland›¤› misket bombalar› da may›nlara benzer niteliktedir. Misket bombalar› da ayr›m yapmaks›z›n, kolayl›kla ve s›k s›k sivillerin -özellikle de çocuklar›n- ölümüne ve sakat kalmas›na yol açmas›na ra¤men, bunlar›n yasaklanmas› konusunda henüz bir çözüm getirilmemifl olmas›, insanc›l hukuk bak›m›ndan önemli bir sorundur.

SAYI 40

AFGAN‹STAN Yaklafl›k 30 y›ld›r devam eden savafllar boyunca Afganistan topraklar›na milyonlarca kara may›n› döflendi. Taliban hareketine ba¤l› direniflçilerle ABD ve NATO iflgal güçleri aras›nda çat›flmalar›n sürdü¤ü güney bölgelerine halen yüzlercesi döfleniyor. Afganistan’da her y›l may›nlar sebebiyle 800 kifli ya hayat›n› kaybediyor ya da sakat kal›yor. Örne¤in, ülkede yaflanan su s›k›nt›s› nedeniyle su getirmek için yollara düflen insanlar hain bir may›n›n aniden karfl›lar›na ç›kmas›yla hayatlar›ndan olabiliyorlar.

SAYFA 26


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DÜNYADAK‹ GENEL DURUM Bugün dünyada 80’e yak›n ülkede 200 milyondan fazla döflenmifl kara may›n› oldu¤u san›lmaktad›r. May›nlar›n sosyal, ekonomik, sa¤l›k vs. alan›ndaki zaiyatlar› göz önüne al›nd›¤›nda, etkilerinin çok yüksek boyutlarda oldu¤u görülmektedir. Yaklafl›k 80 ülkede, kara may›nlar›na ba¤l› ölüm veya ölümcül yaralanma olaylar› meydana gelmektedir. May›nlar›n en çok etkiledi¤i ülkeler aras›nda Afganistan, Kamboçya, H›rvatistan, Bosna Hersek, Angola, Kuveyt, Mozambik, B. Sahra, Güney-Kuzey Kore, Hindistan ve Pakistan baflta gelmektedir. Kara may›nlar› 2-3 dolar gibi çok ucuz bir maliyetle üretilebilmektedir. Buna karfl›l›k, bir may›n›n imha edilmesi ve etkisiz hale getirilmesinin maliyeti ise 1000 dolara kadar ç›kabilmektedir. Savafl veya iç kar›fl›kl›k yaflayan bir çok ülke ayn› zamanda may›n üreticisi ülke konumundad›r. Irak, Myanmar, Nepal, Kuzey Kore, Pakistan, Hindistan, ‹ran, Rusya, Singapur ve Vietnam bu ülkelerden baz›lar›d›r. ABD, Çin ve AB ülkelerinin ço¤unun eskiden may›n üreten ülkeler aras›nda yer ald›¤› ifade ediliyor. Ottowa Sözleflmesi’ne göre, 2009 ile 2010 y›l›na kadar tüm may›nlar›n temizlenmesi konusunda taahhüt alt›na giren ta-

SAYI 40

DOSYA:

S A V A fi L A R I N G ‹ Z L ‹ M ‹ R A S I : MAYINLAR

raf ülkelerden baz›lar›n›n bu hedefe ulaflamayaca¤›n›n da kesin oldu¤u ifade edilmifltir. (Örne¤in Bosna-Hersek, H›rvatistan, Kamboçya, Çad, Mozambik, Nijerya, Peru, Senegal, Tacikistan, Tayland, ‹ngiltere, Venezüella, Yemen ve Zimbabve.) Uluslararas› düzeyde birçok ülke may›n yerlefltirme yasa¤›na uymas›na ra¤men, Rusya Federasyonu ve Myanmar gibi baz› devletler ile farkl› ülkelerdeki devlet d›fl› silahl› örgütlerin may›n yerlefltirmeye devam etti¤i bilinmektedir. TÜRK‹YE’DE MAYINLAR Türkiye’de kara may›nlar›n›n ilk olarak kullan›lmas›, bilindi¤i gibi güneydo¤u s›n›rlar›nda kaçak geçiflleri engellemek amac›yla 1956-59 y›llar› aras›nda gerçekleflmifltir. Türkiye’nin özellikle do¤u ve güneydo¤u s›n›rlar›nda halen may›n tarlalar›n›n oldu¤u; özellikle Hatay, Kilis, Gaziantep, fianl›urfa, Mardin, fi›rnak ve Hakkari’de s›n›r boyunca yüzlerce kilometre uzunlukta genifl say›labilecek may›n tarlalar›n›n bulundu¤u biliniyor. Kuzeydo¤uda, Ermenistan s›n›r›nda Kars ve Ardahan illerinde may›n tarlalar› var. Suriye s›n›r› boyunca tar›m arazisine döflenen may›nlar›n kapatt›¤› bölge bir küçük ülke topra¤› kadar genifl bir alan tutuyor. Türkiye’de, s›n›rlar baflta olmak üzere, yerlefltirilmifl olan

SAYFA 27

DOSYA


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

‘‘

DOSYA:

S A V A fi L A R I N G ‹ Z L ‹ M ‹ R A S I : MAYINLAR

‹kinci Dünya Savafl›nda yo¤un olarak kullan›lmaya bafllanan may›nlar, mal oldu¤u can kayb› ve a¤›r sakatl›klar›n yan›nda, insanlar›n tarlalar›n› ve geçim kaynaklar›n› tahrip ediyor, en temel ihtiyaçlar›na ulaflmalar›na engel oluyor.

DOSYA

may›nlar›n say›s›n›n bir milyon civar›nda oldu¤u san›lmaktad›r. Türkiye’de özellikle Suriye s›n›r›ndaki illerde terörle mücadele kapsam›ndaki uygulamalar nedeniyle her y›l yeni ölüm ve a¤›r yaralanmalar›n yafland›¤› bilinmektedir. Türkiye, 1996 y›l›nda may›n üretimini, transferini ve sat›fl›n› yasaklad›¤›n› ilan etmifl; bu ilanla ilgili olarak Ottowa Sözleflmesi’ne taraf olmufl ve 2008 y›l› sonuna kadar stoklar›ndaki tüm may›nlar› imha etmesi, 2014 y›l›na kadar da topraklar›ndaki may›nlar› tamamen temizlemesi yükümlülü¤ü alt›na girmifltir. ULUSLARARASI ‹NSANCIL HUKUK

Uluslararas› hukukun bir parças› olarak insanc›l hukuk, "silahl› çat›flmalar hukuku" ve "savafl hukuku" ile ayn› anlamda kullan›lan insan haklar› hukukuyla yak›ndan iliflkilidir. ‹nsanc›l hukuk, savafl ve silahl› çat›flmalar›n mümIRAK 1991 y›l›ndaki Birinci Körfez Savafl› s›ras›nda Irak ile ‹ran s›n›r›na ve Kuzey Irak’a binlerce may›n yerlefltirildi. Bu dönemde Amerika taraf›ndan da bölgede 117,634 may›n kullan›ld›. Pek çok Irakl› bu gizli ölüm tuzaklar›na yakalanm›flt›. Ülkelerinden kaçarak komflu ülkelere s›¤›nan Irakl›lar, bir süre sonra evlerine dönmek istediklerinde s›n›ra döflenen may›nlara yakalanarak bu sinsi çemberin kurban› oldular. SAYI 40

kün oldu¤unca insani ve asgari davran›fllar› içeren kurallara ba¤lanmas›n› öngörür. Bunu en somut olarak ortaya koyan belge, K›z›lhaç’›n öncülü¤ünde gerçeklefltirilen 1949 tarihli dört ayr› Cenevre Sözleflmesi ve ek protokolleridir. Bunlar s›ras›yla, savafl halinde hasta ve yaral›lar›n durumunun iyilefltirilmesin e; denizdeki silahl› kuvvetlerin yaral›, hasta ve kaza geçirmifl mensuplar›n›n iyilefltirilmesine; savafl esirleri için uygulanacak ifllemlere ve savafl zaman›nda sivil kiflilerin korunmas›na iliflkin olarak düzenlenmifltir. 1977 y›l›nda bu dört sözleflmeye ek olarak, "Uluslararas› silahl› çat›flmalar›n ma¤durlar›n›n korunmas›"na, ve "Uluslararas› nitelik tafl›mayan çat›flmalar›n ma¤durlar›n›n korunmas›"na iliflkin olarak iki protokol kabul edilmifltir. Türkiye 1949 tarihli dört sözleflmeyi de imzalam›fl ve onaylam›fl; 1977 tarihli iki protokolü ise henüz imzalamam›flt›r. Türkiye, insanc›l hukuku destekleyen, nükleer silahlar, uzay ve çat›flma halinde kültür varl›klar›n›n korunmas› konulu uluslararas› sözleflmelere taraft›r. Bu antlaflmalarda yer alan hükümler anayasan›n 90. maddesine göre de kanun hükmündedir. 5237 say›l› Türk Ceza Kanunu’nda insanc›l hukuk kapsam›na giren suçlar düzenlenmifl ve soyk›r›m, insanl›¤a karfl› suçlar gibi konular mevzuata girmifltir.

SAYFA 28


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

A D A N M I fi

H A Y A T L A R

Güney Afrika’da bir Osmanl› elçisi

Ebu Bekir Efendi

Ebu Bekir Efendi El-Emcedî (1835-1880), 1863 y›l›nda Sultan Abdülaziz taraf›ndan gelen talep üzerine, Güney Afrika’ya, oradaki Müslümanlar›n din e¤itimine katk›da bulunmas› amac›yla gönderilmifltir. Aslen bugün Kuzey Irak s›n›rlar›nda kalan fiehrizor bölgesinden olan, Kürt as›ll› bir alimdir ve baba taraf›ndan da seyyiddir. Ebu Bekir Efendi’nin hayat› Osmanl› tarihi, Afrika’daki ‹slam tarihi ve nihayetinde kolonyalizm ve oryantalizm tarihleri aç›s›ndan önem arz eder. Kendisinin Güney Afrika’ya gönderilmesinin ard›nda Hollanda sömürgesinin kanl› tarihi yatar. Hollanda, Cava bölgesindeki sömürgelerinde bast›ramad›¤› isyanlar›n sebebi olarak gördü¤ü Müslüman kanaat önderlerini ve alimleri, Do¤u Hindistan fiirketi için ikmal istasyonu olarak kulland›klar› Ümit Burnu kolonisine sürgüne gönderir. Bu, ayn› zamanda bugün Güney Afrika Cumhuriyeti olarak bilinen bölgenin ‹slam’la tan›flma tarihidir. O günkü ad› Kap-Staad olan koloniyi 1805’te Hollandal›lardan devralan ‹ngilizler, daha sonra Hindistan alt-k›tas›ndan ucuz iflçi olarak getirecekleri Hint kökenli Müslümanlar› ülkenin kuzeydo¤usuna yerlefltirecektir. Bugün Western Cape eyaleti olarak adland›r›lan bölgedeki Malay kökenli Müslümanlar ile Kwa-Zulu Natal ve Gauteng bölgelerindeki Hint kökenli Müslümanlar›n zorunlu hicretiyle Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Müslüman nüfusu oluflmufltur. Bugün halen bu demografik da¤›l›m aynen korunmakta ve Müslümanlar, Güney Afrika Cumhuriyeti nüfusunun %2’sini teflkil etmektedir. Ebu Bekir Efendi, imparatorlu¤un sürekli toprak kaybetti¤i ve buna ba¤l› olarak kaybedilen topraklarda görev yapan kad›lar›n ve uleman›n ‹stanbul’da iflsiz olarak atama bekledikleri bir dönemde, Ba¤dat’taki görev yerinden ça¤r›lm›fl ve

SAYI 40

‘‘

Ebu Bekir Efendi’nin hayat›, adanm›fl nitelikli insan gücünün, ya da di¤er bir ifadeyle misyon ve vizyon sahibi idealist bir alimin, bir toplumu nas›l de¤ifltirebilece¤inin canl› bir örne¤idir. emr-i sultani kendisine tevdi edilmifltir. "Neden Ebu Bekir Efendi?" sorusunun cevab›n›, yedi ay içerisinde hem ‹ngilizceyi hem de Afrikansçay› ö¤renip Osmanl›ca harflerle ama Afrikansça dilinde yerli halk›n sorunlar›na hitap eden bir f›k›h kitab› yazmas›na, ya da Çanakkale Savafl›’na giden Anzak askerlerinin ikmal ve mola için Cape Town liman›na yanaflt›klar›nda, ahalinin k›l›k k›yafetlerinden flehrin Türklerin eline geçti¤ini san›p silahlar›na sar›lmalar›na bakarak verebiliriz. Ebu Bekir Efendi’nin hayat›, "adanm›fl nitelikli insan gücü"nün ya da di¤er bir ifadeyle misyon ve vizyon sahibi idealist bir alimin, bir toplumu nas›l de¤ifltirebilece¤inin canl› bir örne¤idir. Ancak üstad›n de¤ifltirmekte zorland›¤› fleyler de ol-

SAYFA 2 9


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

A D A N M I fi

H A Y A T L A R

‘‘

1875’te iflas›n› ilan etmesine ra¤men ‹stanbul hükümeti bir y›l sonra Güney Afrikal› Müslümanlara yüklü miktarda kitap bast›r›p göndermifl, bölgedeki birçok caminin yap›m› için maddi destekte bulunmufl, oradaki Müslümanlara Osmanl› pasaportu vererek rahat seyahat etmelerini sa¤lam›flt›r.

Ebu Bekir Efendi’nin Cape Town’da açm›fl oldu¤u k›z koleji

Ebu Bekir Efendi’nin Cape Town’da açm›fl oldu¤u erkek koleji

mufltur. 143 y›l boyunca Hollandal›lar›n, ‹slam’a dair ne varsa yasaklad›klar› bir fetret döneminin ard›ndan, ilmin ve alimlerin yok edildi¤i bir toplumda, cahiliye devri adetlerinin yeniden ortaya ç›kmas› asl›nda çok da garipsenmemelidir. Ebu Bekir Efendi, hoca k›l›kl› baz› insanlar›n, kendilerini sürekli olarak ziyafetlere davet ettirdiklerini, asl› astar› olmayan baz› uydurma adetleri f›rsat bilerek haks›z kazanç elde ettiklerini, verdikleri fetvalar›n hilaf-› hakikat olmas›na ald›rmadan dini hükümler hakk›nda ahkam kestiklerini dile getirir ve yapm›fl oldu¤u elefltirilerden ötürü mahalli imamlar›n tepkilerine maruz kald›¤›n› belirtir. Bu tepkiler, menfaatleri zarar gören baz› bedbahtlar›n, Ebu Bekir Efendi’nin geldi¤i ülke-

SAYI 40

ye geri gönderilmesi için ���ngiliz koloni mahkemesine baflvurmas›na kadar ileri gidecektir. Ama Ebu Bekir Efendi, do¤rular› anlat›rken k›nayanalar›n k›namas›na ald›rmayacak kadar genifl yürekli ve büyük idealleri olan bir hizmet insan›d›r. Kanada k›y›lar›n› keflfeden meflhur ‹ngiliz kaptan› James Cook’un ye¤eni ile evlenir, Tahire ismini alan bu ‹ngiliz han›mefendisi, Ebu Bekir Efendi’ye befl erkek evlat verdi¤i gibi, üstad›n Cape Town’daki Müslüman çocuklara ve gençlere yönelik açm›fl oldu¤u iki kolejden k›zlara yönelik olan›nda y›llarca müdirelik yapar. Hat›rat›nda, büyüklü¤ünden ve h›z›ndan çok etkilendi¤ini belirtti¤i, Liverpool’dan kalkarak Afika k›y›lar› boyunca Ümit Burnu’na do¤ru Atlantik Okyanusu’nda yol alan buharl› gemi, asl›nda ‹ngiltere’nin Afrika’da yeni sömürgeler arayan muhteris asker, tüccar, seyyah ve misyonerleri ile dolu bir gemidir. Beraberinde götürdü¤ü ye¤eni Ömer Lütfi Efendi ve Ebu Bekir Efendi ile geminin di¤er yolcular› aras›ndaki fark, h›zla endüstrileflen, yeni ham madde kaynaklar› ve pazarlar arayan, gelifltirdi¤i silahlar ile Afrika’da, Uzakdo¤u’da gittigi her co¤rafyaya zulüm ve ölümden baflka bir fley götürmeyen Avrupa emperyalizmi ile idaresi alt›na ald›¤› co¤rafyadaki insanlara hizmet ve adalet götüren, sömürmek bir yana imar eden Osmanl› fütuhat gelene¤i aras›ndaki farkt›r. Ebu Bekir Efendi, merkezine adaleti ve hukuku koyan, hatas›yla sevab›yla, nomokratik bir devlet gelene¤inin hukukçusunu ve din adam›n› temsil ederken; gemideki misyonerler, kolonyalizmin öncü kuvveti olan ve Bat›’n›n kanl› iflgallerinde ellerinde silah tutan askerler kadar sorumlu olan, ak›llar›n› çeldikleri

SAYFA 3 0


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

yerlilere cennete girmenin yolunun efendilerine hizmet etmekten geçti¤ini söyleyen oryantalist gelene¤i temsil eder. Bu iki dünya görüflü aras›ndaki fark, ölümle hayat, varl›kla yokluk aras›ndaki fark kadar keskin ve bir o kadar da sars›c›d›r. Ebu Bekir Efendi’nin öncülü¤ünde bölge halk›yla bafllayan ikili münasebetler Osmanl›’n›n y›k›l›fl›na kadar devam etmifltir. 1875’te iflas›n› ilan etmesine ra¤men ‹stanbul hükümeti bir y›l sonra Güney Afrikal› Müslümanlara yüklü miktarda kitap bast›r›p göndermifl, bölgedeki birçok caminin yap›m› için maddi destekte bulunmufl, oradaki Müslümanlara Osmanl› pasaportu vererek rahat seyahat etmelerini sa¤lam›flt›r. ‹ngilizlerle Hollandal›lar aras›ndaki Boer savafllar›na gözlemci göndermifl, hayatlar›nda silah sesi dahi duymayan Afrikal› makinali tüfeklerle katleden ‹ngilizlere karfl›, Zulu kabilesinin cesur askerlerini e¤itmifl ve maddi yard›mlarda bulunmufltur. K›saca, Osmanl› bu mazlum k›tan›n sorunlar›na gücü nispetince ilgili kalmaya özen göstermifltir. Buna karfl›l›k, Güney Afrika Müslümanlar›n›n kendilerini "Osmanl›" olarak tan›mlad›klar›n›, bu kimli¤i sahiplendiklerini Trablusgarb Savafl›’na gönüllü olarak yaz›ld›klar›n›, Hicaz Demiryolu inflas› için ciddi miktarlarda para toplay›p ‹stanbul’a gönderdiklerini, bunlara mukabil olarak da Devlet-i Ali’nin onlara özel madalya bast›rarak gayretlerini takdir etti¤ini görüyoruz. Ebu Bekir Efendi’nin büyük o¤lu, Ezher’deki e¤itimini tamamlad›ktan sonra, Sultan II. Abdülhamid’in emri üzerine, Güney Afrika’daki milletvekili seçimlerine adayl›¤›n› koyar. Kazanmas›na kesin gözüyle bak›lan ve ‹ngilizce, Afrikansça, Arapça, Farsça ve Türkçe hitabeti dillere destan Ahmet Ataullah Efendi’nin seçimleri kazanamamas› için seçime çok az bir süre kala seçim kanunu de¤ifltirilir ve böylelikle Güney Afrika’daki ilk Müslüman milletvekili aday› parlementoya giremez. Sultan Abdülhamid, bunun üzerine kendisini Singapur’a büyükelçi olarak atar ama orada da Pan-‹slamizm siyasetinin güçlenmesinden korkan ‹ngilizlerin düzenledi¤i bir suikastla flehid olur. Kabri bugün Singapur devlet büyükle-

SAYI 40

E

B

U

B

E

K

R

E

F

E

N

D

Ebu Bekir Efendi’nin çal›flma odas› (Bo-Kaap Müzesi)

Ebu Bekir Efendi’nin kabri (Tana Baru mezarl›¤›, Cape Town)

rinin defnedildi¤i mezarl›ktad›r. Ebubekir Efendi’nin di¤er evlatlar› ise Güney Afrika’da kal›r, kimisi baba mesle¤ini seçer, eserler verir, e¤itim faaliyetlerine devam eder. Torunlar›ndan bir k›sm› baba yurdu Türkiye’ye döner, bir k›sm› ise Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada ve Amerika’ya da¤›lm›flt›r. Efendi soy ismi ise hala Güney Afrika’da, özellikle Cape Town civar›nda bilinen ve yayg›n olarak kullan›lan bir soyisimdir. Ama flüphesiz as›l önemlisi, fiehrizor’dan ç›kan, k›sa hizmet hayat›na baflar›l› bir ihya hareketini s›¤d›ran ve ard›ndan hofl bir sada ile kal›c› bir iz b›rakarak, 45 yafl›nda Cape Town’da Hakk’a yürüyen bu Osmanl› aliminin geride b›rakt›¤› kültür miras›, hala Güney Afrika Müslümanlar›n›n gönlünde yaflamaktad›r.

SAYFA 3 1


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

R Ö P O R T A J :

H A M Z A

E R

‹kinci sürgünlerinde

Filistinli mülteciler ‹srail’in Birleflmifl Milletler taraf›ndan resmen kabul ediliflinin üzerinden 60 y›l geçti. 1948 y›l›ndan beri yaflad›¤› topraklar› terk etmek zorunda kalan Filistinlilerin say›s› 5 milyonu aflt›. Filistinli mülteciler öncelikle komflu Arap ülkelerine yerlefltiler. Bu ülkelerden biri olan Irak’ta yaflayan Filistinlilerin say›s› bir dönem 50 bine yaklaflt›. ABD’nin Irak’› iflgaliyle de¤iflen dengeler, Irak’ta yaflayan Filistinlileri de etkiledi. Hem ABD askerlerinin hem de iflgal güçleriyle iflbirli¤i içerisinde olan hükümete ba¤l› milislerin tehdit ve zorlamalar›y-

la karfl›laflan yaklafl›k 30 bin Filistinli, mülteci olarak geldikleri Irak’› yine mülteci olarak terk etmek zorunda kald›lar. Kimliksiz, pasaportsuz ve vatans›z konumunda olan bu halktan 2500 kifli Suriye s›n›r›ndaki kamplarda hayat mücadelesi veriyor. ‹HH ‹nsani Yard›m Vakf›’n›n 2007 Kurban Organizasyonu vesilesi ile Suriye’ye giden Hamza Er’le görüfltük; Irak’tan kaçan Filistinli mültecilerin s›¤›nd›¤› Tenf ve Hol kamplar›n› yak›ndan gözlemleyen Hamza Er’e Filistinli mültecileri, kamplarda günlük hayat› ve bayram› sorduk.

Öncelikle, Tenf Kamp›’ndan söz edecek olursak, Filistinli mültecilerin oldukça güç durumda oldu¤unu biliyoruz. Siz neler söyleyebilirsiniz?

yor. Bu kamp, Suriye ile Irak s›n›r› aras›ndaki serbest bölgede yer ald›¤›ndan, kampa yard›mlar›n ulaflmas› güçlükle gerçeklefliyor. Bu durum, kamptaki Filistinlilerin iki s›n›r aras›nda aç›k hava hapishanesi koflullar›nda yaflamas›na sebep oluyor.

fiam’a dört saatlik uzakl›kta bulunan Tenf Ka m p › , Suriye’nin güneydo¤usunda Irak s›n›r›nda bulunu-

SAYI 40

SAYFA 3 2


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

Filistinli mülteciler bu kampa nas›l, ne sebeplerle gelmifller?

Neden bu kampta misafirli¤e zorland›n›z dedi¤imde herkesten ayn› cevab› ald›m: "Her fley Amerika’n›n Irak’› iflgali ile bafllad›…". Kimlik kart›na bakarak adam öldürmeye baflland›¤›n›, mevcut hükümete yak›n fiii milisler taraf›ndan ailelerinin tehditlere maruz kald›¤›n›, zorla evlere girildi¤ini ve 600’e yak›n Filistinlinin flehit edildi¤ini anlatt›lar. Kamp›n ancak can›ndan endifle edip, eflinin ve evlad›n›n güvenli¤inden emin olamayanlar›n bir tercihi oldu¤u aç›kt›. Kurulu bir düzeni bozup çölün ortas›nda hapishane hayat›n› seçmek kolay de¤il. Bir mülteci, Irak’ta kurulan hükümetin, kendilerini Saddam’›n adam› olarak gördü¤ünü, bu sebepten tüm haklar›n›n ellerinden al›nd›¤›n›, resmi kurumlardan kovulduklar›n› söyledi. Bir baflkas› ise Filistinlilerin oturdu¤u mahallelere bask›nlar›n yap›ld›¤›n›, dükkanlar›n›n gasp edildi¤ini, kendilerini iyice kuflat›lm›fl hissettiklerinden Ba¤dat’› terk etmekten baflka bir çözüm yolu bulamad›klar›n› belirtti.

SAYI 40

‹K‹NC‹ SÜRGÜNLER‹NDE F‹L‹ST‹NL‹ MÜLTEC‹LER

‘‘

Etraf›m›za toplanan ‹brahim, Ahmed, Ömer, Neda ve Mustafa doktor, mühendis ve ö¤retmen olmak istiyor. "Bu kamptan ç›k›nca nereye gitmek istiyorsunuz?" fleklindeki sorumuza, 10 yafl›ndaki ‹brahim Ömer’in verdi¤i cevap ders niteli¤indeydi: "Baflka neresi olabilir ki? Biz Filistinliyiz ve oraya dönmek istiyoruz.” Bu kamp flartlar›nda çocuklar hayatlar›n› nas›l devam ettiriyorlar?

Bu zor koflullardan her zamanki gibi en çok çocuklar etkilenmifl. Elinde kuru bir ekmekle g e z e n, hassas ciltleri so¤uktan çatlam›fl çocuklara rastlad›k. Çölün ortas›nda hapsedildikleri bu kampta, oynad›klar› oyunlar›n içeri¤i bile açl›k, hastal›k ve ölüm üzerine kurulu. Kampta çocuklar için herhangi bir okul mevcut mu?

BM taraf›ndan çad›rlardan yap›lm›fl bir okul var. Okulun, kampta yaflayan Filistinli ö¤retmenlerin deste¤iyle faal duruma getirilmesi, çocuklar› için hayata

SAYFA 3 3


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

R Ö P O R T A J :

V E Y S E L

B A fi A R

Ancak bu prosedür, Usur ‹brahim isimli kad›n›n iki bebe¤ini kampta kaybetmesine sebep olmufl. Nitekim Usur ‹brahim, kampa geldi¤inde hamile oldu¤unu, do¤um zaman›nda dört gün doktor ve ambulans bulamad›¤›n› ve yo¤un kanamadan dolay› kendisinin de ölüm tehlikesi geçirdi¤ini anlat›yor. Özellikle yaz›n, zehirli çöl akrepleri taraf›ndan sokulma vakalar›n›n yafland›¤› kampta, anneler geceleri evlatlar›n›n bafl›nda adeta nöbet bekliyor. Peki uluslararas› yard›m kurulufllar› bölgede ne kadar etkin?

ba¤lanm›fl ailelere bir umut oluyor. Kamp›n sorumlusu Muhammed Bahuri’nin, Filistinlilerin kültürlü bir halk oldu¤unu ve çölde e¤itimden bile vazgeçmeyeceklerini uzun uzun anlatmas›ndan bunu anlayabiliyorsunuz. Etraf›m›za toplanan ‹brahim, Ahmed, Ömer, Neda ve Mustafa doktor, mühendis ve ö¤retmen olmak istiyor. Ama ilk istekleri önce bu kamptan ç›kmak… “Bu kamptan ç›k›nca nereye gitmek istiyorsunuz?” fleklindeki sorumuza, 10 yafl›ndaki ‹brahim Ömer’in verdi¤i cevap ders niteli¤indeydi: "Baflka neresi olabilir ki? Biz Filistinliyiz ve orada yaflamak istiyoruz." Pek çok mülteci kamp›nda alt yap›n›n olmad›¤› muhakkak. Tenf’te durum nas›l? Mülteciler hava flartlar›yla nas›l bafla ç›kabiliyorlar?

Çöl so¤u¤u oldukça sert. Akflam›n erken saatlerinden itibaren etkisini göstermeye bafllayan so¤uk havadan dolay› musluklar›n bile patlad›¤›n› ö¤rendik. Kamp sakinleri, çad›rlarda kurulan mazot sobalar› ile ›s›nmaya çal›fl›yor. Ama mazot, kamp sakinlerine yeterli miktarlarda verilmiyor. Is›nmak için tek madde olan mazotun 10-15 günde bir arayla verilmesi gerekirken bunun ihmal edildi¤ini gözlemlemek güç de¤il. Tedavi imkanlar› nas›l sa¤lan›yor? Sa¤l›k hizmeti verilebiliyor mu?

Kampta, insanlar›n sa¤l›k sorunlar› ile ilgilenecek bir sa¤l›k oca¤› bile yok. En yak›n hastane kamp›n d›fl›nda ve iki saat uzakl›kta bulundu¤undan, acil durumda olan hastalar Suriye gümrük muhafazadan izin alarak ambulansla Suriye’ye götürülüyor.

SAYI 40

Kampta ihtiyaçlar genelde Filistinli gruplar›n deste¤iyle sa¤lan›yor. Ama özellikle Hamas’›n ilk gününden itibaren kamp sakinleri ile yak›ndan ilgilendi¤i, onlar›n s›k›nt› ve dertlerini dinledi¤i sözleri herkesten duydu¤umuz ortak ifadeler. Kamp›n sorumlusu Muhammed Bahuri "E¤er uluslararas› kurulufllar› bekleseydik çoktan ölmüfltük. Burada onlar›n faaliyetleri say›lamayacak kadar azd›r. Onlar›n gönderdikleri malzemeler bir insan› iki gün anca yaflat›r." dedikten sonra, Suriye K›z›lay›’n›n ve Hamas’›n yard›mlar›n›n önemine iflaret ediyor. Günlük hayattan bahsedecek olursak, en acil ihtiyaçlar neler?

Beklenen yard›mlar›n bafl›nda çocuklar›n temel ihtiyac› olan süt bulunuyor. Çocuk bezi ve besleyici bebek mamas› da acil ihtiyaçlar aras›nda. Ayr›ca çölün üzerinde kurulu bulunan çad›rlarda yaflayan mülteciler yere serip üzerinde oturacaklar›, yatacaklar› has›r ve battaniyelere ihtiyaç duymakta. Kampta 34 adet mutfak tüpü oldu¤unu ö¤rendik. Dört aileye bir tüp düflüyor. Bu tüpler ayda sadece bir kere de¤ifltiriliyor. De¤ifltirilen tüpler yar›ya kadar dolu oldu¤undan bir hafta ancak yetiyor. Ay›n geri kalan k›sm›nda, kamp sakinleri d›flar›dan yüksek fiyata tüp getirtmek zorunda kal›yorlar. Hol Mülteci Kamp› tam olarak nerede bulunuyor?

fiam’a 10 saatlik uzakl›kta bulunan Hol Kamp›, Suriye’nin kuzeydo¤usundaki Haseki flehrinin 50 km d›fl›nda bulunuyor. Bu kamp›n Tenf’den tek olumlu fark›, Suriye s›n›rlar› içerisinde kald›¤›ndan flehirle irtibat›n›n rahat sa¤lanabiliyor olmas›. 2006 y›l›nda Irak’tan ç›kar›lan Filistinlilerin yerlefltirildi¤i kampta, 74 aile ve 380 kifli yafl›yor.

SAYFA 3 4


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

K E N Y A

‹Ç

S A V A fi I N

A R ‹FE S ‹N D E

15-20 odalarda, 8-10 kiflinin yaflad›¤› briketten yap›lan evlerde kalan kamp sakinlerinin yaflam koflullar›, Tenf Kamp›’ndan pek farkl› de¤il. Hiçbir alt yap› çal›flmas› bulunmad›¤›ndan pis su giderlerinin barakalara yak›n olmas›, birçok sa¤l›k problemine sebep oluyor. So¤uk havan›n daha fliddetli oldu¤unu gözlemledi¤imiz kampta bir-iki intihar vakas› meydana gelmifl.

f›nda bulunuyor ve 400 aileye toplam 1600 kifliye ev sahipli¤i yap›yor. Tenf’e yaklafl›k yedi kilometre uzakl›kta olan Velid Kamp›’na Suriye s›n›r›ndan yard›m ulaflt›r›lmas›na müsaade edilmiyor. Yard›m götürüp gözlemleyebildi¤imiz kamplardaki içler ac›s› durumu gördü¤ümüzden, yard›m ulaflmayan Velid Kamp›’n›n hangi koflullarda oldu¤unu tahmin edebiliyoruz. Bir an evvel bu bürokrasinin afl›lmas› ve kampa girilmesi gerekiyor.

Bu kamptaki çocuklar›n durumu nedir? E¤itimlerine devam edebiliyorlar m›?

Say›n Er, son olarak söylemek istedi¤iniz bir fley var m›?

Bu kampta insani durum nas›l?

m2’lik

Bu kampta çocuklar, Hol bölgesindeki okullara otobüslerle götürülerek e¤itimlerini devam ettirebiliyorlar. Ayr›ca kampta dört-befl yafl çocuklar için anaokulu statüsünde bir yer bulunuyor. Çocuklar›n hayatlar›n›n mümkün oldu¤unca normallefltirilmesi, anne ve babalar›n tek ümidi. Dersleri ile meflgul olan çocuklar, en az›ndan olumsuz düflüncelerden ve s›k›nt›lardan bu vesileyle uzak kal›yorlar. Velid Mülteci Kamp›’na giremediniz bildi¤imiz kadar›yla?

Evet, Velid Kamp› Irak-Suriye s›n›r›n›n Irak tara-

SAYI 40

Kurban Bayram›’n›n ikinci günü olmas›na ra¤men kampa ulaflan ilk ve tek yard›m ekibi olmam›z Filistinli kardefllerimizi duyguland›rm›flt›. "Daima yan›m›zda olun, bize insan gözüyle bak›lmas›n› istiyoruz." feryatlar›, halen kulaklar›m›zdaki tazeli¤ini koruyor. Filistinli mülteci kardefllerimiz, bizlerden yaflad›klar› dram› ülkemize döndü¤ümüzde anlatmam›z›, gündem yapmam›z› istediler. Bu a¤›r sorumluluk ile kamptan ayr›l›rken, akl›m›zda Türkiye’deki kardefllerine gönderdikleri içten selamlar ve dile getirdikleri hayalleri kald›: "Bizim rüyam›z buradan ç›kmak ve Filistin’e kavuflmakt›r."

SAYFA 3 5


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

‹KT‹BAS: GÜNEYDO⁄U ASYA’DA ‹HLALLER HÜKÜM SÜRÜYOR

Güneydo¤u Asya’da ihlaller hüküm sürüyor MARWAAN MACAN-MARKAR & JOHANNA SON*

Yaklafl›k 1,7 milyon erkek, kad›n ve çocu¤un katlinden sorumlu tutulan K›z›l K›mer liderlerini yarg›lamak üzere, 2008 y›l���nda, özel bir savafl suçlar› mahkemesinin aç›lmas› bekleniyor. Kamboçyal›lar, yaklafl›k 30 y›ld›r, soyk›r›m suçu iflleyen K›z›l K›mer rejimi liderlerinin adaletle yüzleflip yüzleflmeyeceklerinin merak› içindeler. Yaflanan muhtelif geliflmeler, adalet için olan bu bekleyiflin yeni y›lda sona erece¤ini gösteriyor. Nitekim, 1975 ve 1979 y›llar› aras›nda Kamboçya’y› yöneten afl›r› Maoist hareket K›z›l K›mer’in befl büyük lideri bu y›l tutukland›. Di¤er yandan, kas›m sonlar›nda Phnom Penh eteklerindeki özel bir mahkemede "Duch" ad›yla bilinen King Khek Eav’in kefalet duruflmalar›n› dinlemek üzere toplanan genifl kalabal›k, K›z›l K›mer k›y›m›nda akrabalar›n› yitiren Kamboçyal›lar›n adalet bekleyiflinin bir göstergesiydi. Duch, 1400 kiflinin idam edilmeden önce iflkenceye maruz b›rak›ld›¤›, bu özelli¤iyle ün salm›fl Toul Sleng Hapishanesi’ni yönetiyordu. Güneydo¤u Asya’daki insan haklar› savunucular›, Kamboçya’daki bu geliflmeden dolay› umutlu olduklar›n› ifade etmekle birlikte, bölge genelinde insan haklar›n›n mevcut durumunu elefltiriyorlar. Nitekim, bölgede bulunan 10 devletten ço¤unun bu y›l-

SAYI 40

ki icraatlar›na bak›ld›¤›nda, bu devletlerin, devletin güvenli¤ine insanlar›n güvenli¤inden daha fazla öncelik verdi¤i görülüyor. ‹nsan haklar›, politik ve sivil özgürlük kampanyas› yürütenler, ço¤unlukla kriz anlar›nda seçimle veya seçilmeden iflbafl›na gelmifl hükümetler taraf›ndan, sonuçlar› hesap edilerek serbest b›rak›l›yorlar. Bangkok merkezli bölgesel sa¤c› bir lobi olan Forum Asya’n›n yöneticisi Anselmo Lee, "2007’de bölgenin insan haklar› karnesi daha da kötüleflti. Küçük umut emareleri de art›k sönmeye bafllad›." dedi ve ekledi: "Hükümetler halen, halklar›n›n pahas›na da olsa, kendi ç›karlar›n› gözetmekle meflguller." Sonuç itibariyle Lee gibi aktivistler, Güneydo¤u Asya Uluslar› Birli¤i (ASEAN)’nin bölgenin insan haklar› karnesini iyilefltirme giriflimini izliyorlar. Kas›m ay›nda Singapur’daki zirvede bir araya gelen devlet yetkilileri, ASEAN Anayasas›’n›n insan haklar›n› güvence alt›na alma, bölgenin insan haklar› karnesini iyilefltirme ve insan haklar› alan›nda bölgesel bir yap› oluflturma teklifini desteklediler. Lee, anayasada insan haklar›n›n da yer almas›n›n ve bölgesel bir insan haklar› yap›s›n›n oluflturulmas›n›n olumlu bir geliflme oldu¤unu, bunlar›n bir f›rsat kap›s› sundu¤unu söyledi ancak sözlerine flunlar› da ekledi: "Fakat, burada kullan›lan dilin ne kadar gerçekçi oldu¤unu ve

SAYFA 36


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

yeni oluflturulan insan haklar› mekanizmas›n›n ne derece etkili olaca¤›n› bekleyip görmeliyiz." Askeri cunta pençesindeki Burma ve Tayland; muhalif seslerin kat› hukuk kurallar› ile kontrol alt›nda tutuldu¤u tek partili devletlerden Singapur ve Malezya ve mutlak monarfli ile yönetilen Brunei, ASEAN üyeleri aras›ndad›r. Bunun yan› s›ra, bask›c› komünist rejimlerle yönetilen Laos ve Vietnam; gücün ordu ve devlet memurlar› da olmak üzere, baz› çevrelerce suiistimal edildi¤i, kültürel dokunulmazl›klar sebebiyle demokrasinin engellendi¤i Kamboçya, Endonezya ve Filipinler de bölge ülkeleri aras›ndad›r. Eylül ay›nda gösterilerle soka¤a dökülen bar›flç›l protestocular› zor kullanarak elimine eden ve askeri cunta ile yönetilen Burma, adeta bölgenin utanç kayna¤›d›r. Vietnam da, temmuz ay›nda Hanoi polisinin Ho Çi Minh flehrinde gösteri yapan protestocular› fliddet kullanarak bast›rmas›yla benzer bir olay yaflad›. Kalk›nma projeleri için topraklar› memurlar taraf›ndan gasp edilen ve bunun karfl›l›¤›nda tazminat talep eden çiftçiler, binlerce üniformal› ve sivil polis taraf›ndan bast›r›ld›. Bölgenin refah düzeyi en iyi olan ülkelerinden biri olan Malezya da, kas›m ay›nda ülkenin etnik Hintli az›nl›¤›n›n gerçeklefltirdi¤i protestolar› zor kullanarak bast›rd›. Protestocular›n ekonomide, e¤itimde ve kültürel alanlarda yaflanan ayr›mc›l›klar hakk›ndaki flikayetleri, polisin coplar› ve göz yaflart›c› bombalar› ile karfl›land›. Kuala Lumpur, marjinalize edilen bu grubun liderlerinin teröristlerle ba¤lant›l› oldu¤unu iddia etti ve ‹ngiliz sömürge dönemi yadigar› ‹ç Güvenlik Kanunu’nun verdi¤i yetkiye dayanarak onlar› tutuklad›. Di¤er yandan Filipinler, y›l boyunca devam eden faili meçhul cinayetler nedeniyle insan haklar› izleme örgütlerinin endifleyle takip etti¤i bir bölgeydi. Kas›m ay›nda BM özel müfettifli, Filipinler ordusunun komünist isyanc›lar› ve sol kanat eylemcilerini yok etmek amac›yla solcu sempatizanlar› öldürdü¤ünü belirten bir rapor yay›mlad›. 2006 y›l›nda Filipinler’de 209 cinayet ifllenirken bu say› 2007 y›l›nda çarp›c› bir düflüfl göstererek 68’e indi. Bu y›l›n bafl›nda Karapan gibi Filipinler’de faaliyet gösteren insan haklar› gruplar›, Baflkan Arroyo’n›n göreve bafllad›¤› 2001 y›l›ndan bu yana 830 kiflinin faili meçhul cinayete kurban gitti¤ini aç›klad›. 1990 y›l› ortalar›nda 30 y›l süren diktatörlü¤ün sona ermesiyle demokrasinin feneri durumuna yükselen Endonezya, insan haklar› kültürünü derinlefltirmek aç›s›ndan

‹KT‹BAS: GÜNEYDO⁄U ASYA’DA ‹HLALLER HÜKÜM SÜRÜYOR

karma bir sicile sahip. Cakarta, "1996 Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararas› Sözleflmesi" ve "1966 Uluslararas› Sivil ve Siyasi Haklar Sözleflmesi" olmak üzere iki uluslararas› insan haklar› sözleflmesini uygulama yönünde kaydetti¤i geliflmelerden dolay› insan haklar› gruplar›ndan baz› ödüller ald›. Endonezya bu y›l iki belgeyi de hayata geçirmek için ad›m att›. Bununla birlikte, Endonezyal› insan haklar› aktivistleri, haklar›n ihlali konusunda incelemeleri a¤›rdan almalar› ve suçlar›n faillerinin cezaland›r›lmas› konusundaki baflar›s›zl›klar›ndan dolay› hükümetlerini k›nad›lar. ‹nsan haklar› eylemcilerinin bafl›n› çeken Soetandyo Wignjosoebroto’nun, 10 Aral›k Dünya ‹nsan Haklar› Günü’nde The Jakarta Post gazetesinde, "Hâlâ birçok dokunulmazl›¤›n oldu¤unu görüyoruz; ülkede insan haklar› konusunda önemli bir geliflme yok." dedi¤i kaydedildi. Güneydo¤u Asya’n›n önümüzdeki yeni y›lda daha olumlu bir insan haklar› karnesine sahip olaca¤›na dair ihtimal biraz uzak görünüyor. Nitekim Singapur kökenli insan haklar› lobi gruplar›ndan biri olan Think Center’›n baflkan› Sinapan Samydorai de, hükümetlerin insan haklar› söylemlerini geniflletmede isteksiz oldu¤unu, Güneydo¤u Asya e¤itim sisteminde insan haklar› e¤itimine çok az yer verildi¤ini belirtti. Samydorai verdi¤i bir telefon mülakat›nda da, "Hükümetlerin tutumu, insanlar› kendi haklar›n› ö¤renmekten al›koyan bir yol… Sadece siyasi haklardan bahsetmiyorum, bununla birlikte iflçi haklar›, ekonomik haklar ve bilgi edinme haklar›ndan da bahsediyorum." dedi.

* Marwaan Macan-Markar & Johanna Son, "Rights: Abuses reign in Southeast Asia, despite Cambodia’s gains", http://globalinfo.org, 22/12/2007. Ayfle Olgun taraf›ndan k›salt›larak tercüme edilmifltir.

SAYI 40

SAYFA 37


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

S

L

A M

C

O ⁄

R

A

F Y

A

S

I

Akdeniz’den Afrika’ya aç›lan bir kap›:

L‹BYA Doç. Dr. AHMET KAVAS ahkavas@gmail.com

Trablus, Bingazi ve Fizân isimli üç ayr› bölgeden oluflan Libya’n›n kuzeyi Akdeniz, bat›s› Tunus ve Cezayir, do¤usu M›s›r, güneyi ise Sudan, Çad ve Nijer ile çevrilidir. Yüzölçümü 1.775.500 km2 olup topraklar›n›n %95’i çöllerle kapl›d›r. Libya’n›n Akdeniz k›y›s›ndaki sahili 2000 km2’yi geçmektedir. Ülke idari olarak 24 belediyeye ayr›lm›fl olup bafll›ca flehirleri Bingazi, Zâviye, Misrâte ve Merzuk’tur. ‹lk ça¤lardan itibaren Libya’y› s›ras›yla Fenikeliler, Romal›lar, Vandallar, Bizansl›lar, Yunanl›lar, Yahudiler, Araplar, Tevâr›klar, Türkler ve Avrupal›lar yurt edinmifltir. Günümüzde ülkenin sahil fleridinde, Roma ve Bizans dönemlerine ait kal›nt›lar ile Osmanl› dönemine ait eserlere rastlanmaktad›r. ‹slam fetihlerinden sonra Libya’n›n bulundu¤u co¤rafyan›n Akdeniz sahili ve M›s›r’a do¤ru olan bölgeleri “ma¤rib’ül-ednâ” yani yak›n bat›, Trablusgrap’›n Tunus taraf› ise “‹frîkiyye” olarak adland›r›ld›. Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’nin halifelikleri döneminde, ‹slam ordular› M›s›r üzerinden Bizans hakimiyetindeki Trablusgarp’a seferler düzenlediler ve büyük zaferler kazanarak buray› ele geçirdiler.

Libya Osmanl› hakimiyetine giriyor 16. asra kadar muhtelif ‹slam devletleri taraf›ndan yönetilen Libya, 16. asr›n bafl›nda ‹spanyol istilas› ile karfl›laflt›. ‹spanyollar, bu dönemde Trablusgarp ve çevresindeki Müslüman halka karfl› tam

SAYI 40

bir k›y›m uygulad›. Trablusgarp’tan ç›kar›lan ve Tacura flehrine s›¤›nan halk Osmanl› Devleti’nden yard›m istedi. Barbaros Hayrettin Pafla, 1530 y›l›nda Trablusgarp’› ele geçirdi ancak; ‹spanyollar flehri tekrar ele geçirip bu sefer idaresini Hristiyan din adamlar›na b›rakt›lar. Bunun üzerine, Divân-› Hümâyûn’un Enderûn a¤alar›ndan Had›m Murad A¤a, emrine verilen donanma ile Trablusgarp’a gönderildi ve burada fetih haz›rl›klar›na bafllad›. Trablusgarp’›n 1551 y›l›nda fethedilmesiyle, Murad A¤a bölgeye vali tayin edildi ve bölgede Osmanl› hakimiyeti bafllam›fl oldu. Libya’da Osmanl› hakimiyeti 1912 y›l›na kadar yaklafl›k dört as›r devam etti.

Senusiler: Libya çöllerinde e¤itim neferleri 1787 y›l›nda Cezayir’in Müsteganim flehrinde do¤an Muhammed b.Ali es-Senûsî, ülkesinde, Fas’ta, M›s›r’da ve Hicaz’da ald›¤› e¤itimden sonra, Senûsiyye ad›yla kurdu¤u yeni hareketinin ilk zaviyesini Mekke’de Ebû Kubeys da¤›nda açt›. Ard›ndan e¤itim öncelikli hareketini yaymak için Afrika’ya geçmeye karar verdi ve Libya’n›n do¤usunda faaliyetlerine bafllad›. ‹lk olarak Bingazi’de açt›¤› zaviyelerini daha sonra güneye do¤ru yayg›nlaflt›rd›. Osmanl› Devleti de kendisine destek oldu. 1840 y›l›ndan itibaren çok say›da zaviye açt›¤› ülkede giderek etkili konuma geldi. 1859’da Ca¤bub’da ölmesinin ard›ndan hareketin lideri olmak üzere, önce o¤lu el-Mehdî es-Senûsî, ard›ndan efl-fierîf isimli o¤lundan olan torunu Ahmed efl-fierîf ve son olarak El-Mehdî’nin

SAYFA 38


o¤lu ‹drîs es-Senûsî yerine geçti. ‹drîs es-Senûsî, Libya 1951 y›l›nda ba¤›ms›z olunca kral ilan edildi ve 1969 y›l›nda albay Muammer Kaddafî’nin yapt›¤› darbeyle devrilene kadar iktidarda kald›. Senûsîlerin Sahra Çölü’nün ulafl›lmaz noktalar›nda bile ‹slam dinini yayma ve halk› e¤itme ad›na büyük gayretleri oldu. Özellikle Frans›z, ‹talyan ve ‹ngiliz sömürgecili¤ine karfl› ülkeyi savunmalar› bütün dünya taraf›ndan yak›ndan takip edildi.

Libya’da 39 y›ll›k bir iktidar: Kaddafi dönemi 1 Eylül 1969 y›l›nda genç bir subay olan Muammer Kaddafi, o günlerde Bursa’da dinlenmekte olan Kral ‹dris’i darbe ile tahttan indirdi. Kaddafi iktidara geldikten sonra, Türkiye’ye yak›nlaflmaya büyük önem verdi ve 1974 K›br›s Savafl› esnas›nda bütün devletlerin ambargosuna ra¤men bilhassa askeri mühimmat ve uçaklar›n ihtiyaç duydu¤u yak›tlar› Türkiye’ye temin etti. 1970’li y›llar›n sonunda Türkiye’nin girdi¤i ekonomik kriz esnas›nda Türk müteahhit ve müteflebbislerine Libya’n›n kap›lar›n› açarak hem kendi ülkesinin kalk›nmas›n› hem de Türkiye’ye büyük miktarlarda döviz girmesini sa¤lad›. Kaddafi, Libya’da sosyalist bir idare kurdu. En büyük siyasi güç olarak Genel Halk Kongresi’ni oluflturdu. Parlamento olarak hizmet veren Kongre, ülkenin her taraf›nda kurulan halk meclislerinin çat› kuruluflu olarak kabul edildi. Genel Halk Komitesi ad›yla oluflturulan komite ise Kongre’nin ald›¤› kararlar› uygulamakla yükümlü tutuldu. fiu anda 53 Afrika ülkesi içerisinde 40 y›ll›k iktidar› geride b›rakan Gabon devlet baflkan› Ömer Bongo’dan sonra iktidar›n›n 39. y›l›n›n içinde olan Kaddafî, Afrika’da en uzun süre iktidarda kalan idareci olarak ikinci s›rada yer al›yor. Nitekim, Kaddafi’nin oluflturdu¤u sistem, Kaddafi’nin ölene kadar iktidarda kalmas›na olanak vermektedir. Muhalefete, siyasi partilere ve demokrasiye aç›k olmayan Libya lideri, yönetimi kendine has kurallarla belirledi. Ayr›ca Kaddafi, bizzat hükümet üzerinde s›n›rs›z yetki kullanmakta. Kaddafi’nin Üçüncü Dünya Düzeni dedi¤i ve sosyalist fikirler kadar ‹slamî bir tak›m esaslara da yer verdi¤i Yeflil Kitap’› üzerine kurulu idari anlay›fl›, Libya d›fl›nda hiçbir yerde ilgi uyand›rmad›.

1992-1999 y›llar› aras›nda ABD’nin öncülü¤ünde Birleflmifl Milletler taraf›ndan uygulanan ambargodan büyük zarar gören Libya ekonomisi, petrol fiyatlar›n›n yükselmesi ve ambargonun kalkmas›yla birlikte yeniden canland› ve ülkede büyük bir kalk›nma hamlesi bafllat›ld›. 35 milyar dolar bütçeli befl y›ll›k kalk›nma plan› sayesinde ülkedeki yer alt› su kaynaklar› ekilebilir arazilere tafl›nmaya baflland›. Di¤er yandan, 2003 y›l› itibar›yla ülke gelirlerinin %90’›n›n karfl›land›¤› petrol, asl›nda her türlü kalk›nma için büyük imkanlar sunmakta. Halen dünya petrol rezervlerinin %3’üne sahip Libya’da 30 milyar m3 petrol ve 50 milyar m3 do¤algaz rezervleri oldu¤u tahmin edilmektedir.

‘‘

Öncesinde muhtelif ‹slam devletleri taraf›ndan yönetilen Libya, 16. asr›n bafl›nda ‹spanyol istilas› ile karfl›laflt›. ‹spanyollar, bu dönemde Trablusgarp ve çevresindeki Müslüman halka karfl› tam bir k›y›m uygulad›. Trablusgarp’tan ç›kar›lan ve Tacura flehrine s›¤›nan halk, bu dönemde Osmanl› Devleti’nden yard›m istedi.

Ekonomi ve üretim Çöllerle kapl› Libya’da arazinin sadece %1’i tar›ma elveriflli olup buralarda çeflitli tah›llar ve sebzeler yetifltirilmekte ve hayvanc›l›k yap›lmaktad›r. Sahile yak›n bölgelerde baflta zeytin a¤açlar› olmak üzere di¤er meyveler yetifltirilirken çölde genelde hurma a¤açlar› yer al›r. Son y›llarda bafllat›lan “Büyük Nehir Projesi” sayesinde, çöldeki sular yer alt›ndan sahile tafl›nmakta, böylece ülkenin su ihtiyac› büyük miktarda karfl›lanmaktad›r.

SAYI 40

SAYFA 39


M A R T ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

‹ S L A M

C O ⁄ R A F Y A S I :

L ‹ B Y A

Libya’da ilim hayat› Libya’da çok say›da alim yetiflmifl olup bunlar aras›nda en fazla tan›nanlar› Alî b. Ziyâd et-Trâblusî, Alî b. Ziyâd et-Trâblusî, Ebu’l-Hasan Ali ‹bn el-Veddânî, Ebû Abdullah b. Muhammed b. Halil Galbûn el-Misrâtî, Ahmed en-Nâib el-Ensârî, Ali b. Abdüssâd›k, Kâmil b. Mustafa ve Mustafa b. Zikrî gibi önemli flahsiyetlerdir. Son y›llarda yüksek ö¤retime a¤›rl›k verilen Libya’da çok say›da üniversite bulunmaktad›r. Bunlar, el-Fâtih Üniversitesi, el-Arap T›p Üniversitesi, Teknoloji Üniversitesi, Gâr Yunus Üniversitesi, Sebha Üniversitesi, Tehaddî Üniversitesi, Yedi Nisan Üniversitesi, Ömer el-Muhtar Üniversitesi, Nâs›r Üniversitesi, el-Cebel Garbî Üniversitesi ve Derne Üniversitesi’dir. Modern Libya edebiyat›n›n önde gelen iki ismi ise Muhammed es-Sînî (ö.1929) ve Süleymân el-Bârûnî’dir (ö.1940). El-Bârûnî ile ayn› dönemlerde yaflayan Muhammed b. Zikrî’nin (ö.1918) Sultan II. Abdülhamid’e ve Mehdi es-Senûsî’ye methiye olarak yazd���¤› fliirleri eski Arap fliir gelene¤ine ba¤l›l›¤a iflaret eder. Yine 20. yüzy›lda yetiflen Libyal› flairler aras›nda Râflid Zübeyr es-Senûsî, Hâlid Za¤biye, Beflîr el-Hâflimî, Lütfü Abdullatif, Ali el-Fezzânî; hikaye ve roman yazarlar› aras›nda ise Fuâd el-Kaâbazî, Mustafa el-Uceylî, Saîd es-Serrâc, Abdullah Gûyirî, Ali Mustafa el-Misrâtî, Ahmed Ginâbe, Halîfe etTekbelî, el-Beflîr el-Hâflimî, Yûsuf efl-fierîf ve ‹brâhim el-Kûnî önde gelen isimlerdir.

Ülkenin insan haklar› karnesi

Resmi ad›

: Büyük Sosyalist Libya Arap Halk Cumhuriyeti Ba¤›ms›zl›k tarihi : 24 Aral›k 1951 Yönetim biçimi : Cumhuriyet Önemli flehirleri : Trablusgarp (baflkent), Bingazi, Misrate, Fizan Nüfusu : 6,036,914 (Temmuz 2007 tahminleri) Yüzölçümü : 1.759.540 km2 Dil : Arapça (resmi), ‹talyanca, ‹ngilizce Dini : %99 sünni Müslüman Do¤al kaynaklar : Petrol, do¤al gaz, alç›tafl› Arazi yap›s› : Ço¤unlukla çorak topraklar, düz ve dalgal› ovalar, platolar ve çukurluklardan oluflur. SAYI 40

Uluslararas› insan haklar› gözlemcileri nezdinde Libya’n›n notu oldukça zay›ft›r. Özellikle rejim muhalifleri ve darbe giriflimine tevessül edenler çok a¤›r bir flekilde cezaland›r›lmaktad›r. Ülkedeki siyasi tutuklular›n say›s› konusunda herhangi bir rakam verilememektedir. Yine genel Afrika siyasetinde büyük a¤›rl›¤› olan Muammer Kaddafî’nin, k›tan›n birçok ülkesindeki direnifl hareketlerine destek ç›kmas› da ciddi anlamda tenkit edilmektedir. Medya yoluyla iktidar›, hükümeti elefltirmek kesinlikle yasak olup bu anlamda bas›n hürriyeti çok az oldu¤u gibi s›n›rl› say›daki özel gazeteler de Kaddafi’nin o¤lunun idaresindedir. Ülkede mesleki alanlardaki faaliyetler d›fl›nda dernekleflme faaliyetine müsaade edilmemektedir. Kaddafi rejimine muhalif gruplar ise ancak Libya d›fl›nda faaliyet gösterebilmektedir. Ülkede siyasi partiler 1972 y›l›nda yasakland›. Sivil toplum kurulufllar›n›n faaliyetlerine rejimle uyufltuklar› sürece müsaade edilmekte. Haliyle bu kurulufllar›n say›lar› çok azd›r. Ama meslekî dernekler, rejimin adeta üçüncü aya¤› olarak Halk Kongresi ve Halk Komiteleri’nin seçilmesinde etkili kurumlard›r. Buna karfl›l›k ülkede herhangi bir sendika ve benzeri faaliyete pek s›cak bak›lmamaktad›r.

SAYFA 40


Düşünce Gündem 40. Sayı