Yol Bulantıları-1 Yorgunluk sonsuz paralel otogarlarda İlmek ilmek özümserken bazı olayların bütünlüğünü Rezidans aşkları yüksek maliyetli güzel sevişmelerdi Ben geçerdim, arkamda bırakırken Tortuları, kavşaklarda, dönüşlerde ‘’Gün’’ bana ağlardı ben tanrıya küfrederdim Tek doğurduğu için beni. Yasak elmaları yiyorum sembolik işgallerde Yıkım, rezidans aşkları en keyiflisi yalanlarımın Yalanlar tahammül sınırı Yol Bulantıları-2 -Bilinmez renkli kardelenlerle ağır zıvanalarda ablalar orgazmın doruklarındayken pastoral şiirler yazılamaz artık ancak bir tekrar olur ancak bir kafa açılması bayılırken tarifi olmayan 7 24 açık marketlere uçarken karasal iklimin soğuk kaldırımlarında soğuk yaz zamanı-
Bana yansıyan ışıklar Ben yüksekken zamanlar aşmak Rüyalarda bilişimsiz zaman Ritm ilk. Ilk ritm. Beni yaşamaya iten neydi makamında Kötüleşiyor kızıllıkta kazanımlar Sakinlikler oturmalar anlamını yitiriyor Amok yazında kontrolsuz bir kaptanım Beni utandıran düşünceler ekseninde.
METH/İYE Hayatın üzerine yansımasıydı soğuk dumanın,ışık hüzmelerinde hicranla görülmesi Bir evsizdim ama USA başkanı bir edayla hatta olarak ve olarak taşları tek tek tane tane ve buz gibi yazın ortası. Çıkamadığım yoldu.İrkiliyoruz,sessiz odalarda her biri ayrı hasta Büyüklüğe dayanamıyoruz o kuleden de atlıyoruz Ve gün boyu sigara içmekle eskitiyoruz zamanı/küçük bir kaçamak zihnimde temizim hala Ben doğduğumdan beri bembeyaz bir bahçeyim Yaprak dökümünden,kopuşundan Koparılışından,geçiyor görüntüler bir soğuk bir sıcak Methiyeler düzüyorum çok yaşa tanrım-tüm halisler ve saniyeler Gömülü arabesk ortamda Geçiyorum şükürler olsun,hicranlı ve bir o kadar da ben’im. Az daha kaldığına göre,kamera açık.Yaşam aktif. Yeşiller içinde araladım cennetinizi-çok yaşa tanrımHurileriniz bir o kadar esrarkeş kanal soruyorlar bana Türküler söylüyorum en acıklısından Dianysos’a Altından kalplerini pespaye sokaklarda harcamaya Suikastlere gebe kahraman oluyorlar sonra.
50 YAPRAK 1 HARMAN Söz söylendi yalnızca tek Öç alır gibi gülüşlerim,odam yittiğinde Söz,yalnız söylenir.Yalnız şekillenir Yalnız vurulur Söz adam astırır,gün batıp kimseler gidince İnsan esrimesi tek tek karnını deler çıkar Ben n’aptım? Doğurmasaydım sonuncusunu,isa olacaktı Bana Meryem dediler Sokaklarda topuk sesim,çarıklarım yok Olduğum gibi olduğum doğurduğum gibi doğurduğum Bir çocuk olmadı. Bir rıhtım hayal ediyorum içinde Son direndiğim,direnişimin evladı bir de ..diye başlar,haydi biraz daha haydi az kaldı. Dönüşümsüz yollar idamlar uykular İçinde olduğum her olgu sımsıcak bacaklardan itibaren Cennet ; getirdiğim,seviştiğim Aynı otel bilincim kalmış karşı bahçe kan eczane bulamadım Her şey birbirinden ibaret Tüm yollar aslında tek bir yol. Hepsi iç içe, benim zihnim. Hayat:tek düze çıkılmamış da çıkılamaz da
İllegalite Namazları Yasak bir coğrafyada illegalite namazları Besler ancak huzursuzluğumu ve coşkumu öforik Sezgisel bir cennet bahçesi Çöl; yeşerecek Topladığım meyveler leziz, günahkar ben illegalite namazımı kılarken Dünya bahçelerine özgürlük bahşediyorum Dar sokaklarda dar evler dar işler Ve berbat bir ayıklık Tensel satoriler, yattığım kalktığım Bazen günlerce uykusuz bir düş Ayılmadan bayılmadan kapanan Zihnim boş Bir manifesto olabilirim, canım çekebilir Her şeyi, illegalite namazları Mesih zamanı. Dilediğim zehir zıkkım yabancılaşma Çocuk, çocuk sezgisel, kendiliğinden Yalnız refleksif bir koşma Bir susma veya gök yırtılırcasına Konuşma virgülsüz duraksız Tükettiğim düşüncesiz kelimesiz kendiliğinden şiirler Kelimesiz duyulan şiirler Vahiy bu,biliyorum, biliyorum Her şey bir ikilem yalnız Yasak bir coğrafyada illegalite namazları.
Yol Bulantıları-3 Güneş adımlarken bedenimi Kurak yerlerde ölüm yok Ölmeyen bir bedenin çığlığı Mezar olur mevsimlere Kusmak tükürmek boğulmak Birdir sonsuz sabahlarda Yeni imgelemlere gitmek, gelmek Kalıp dinlenmek vakit yokken Vakit azken bir dostla sohbete dalmak Aramazken anlamı mezarlık üstünde Öylesine bir oturuş Ölü canlarla Aramazken. Isa mikrofonda:
Sıcak yaz sevişmelerinin birinde Nasıl bütün oldu bedenler,kaygan eriyen akışkan Terli meniler, kokusunda tensel satoriler Ardından boş metropollerde ne kadar uyanabilirim Viagraya ihtiyaç yok bu bir canlanış! Sevişmeler bir tanım soyaçekim! Damara zerk olmamış yarım orgazm Kalbin dayanabilir Ölürsen, tutuklanırım!
*Satori: Aydınlanma
Yol Bulantıları-4 Her tadın birden fazla kombinasyonu olduğunu sezdiğimde çıplaktım Her boşalma bir yarık açar zamanda sulu Akdenize açıyorum gözlerimi Aldığım ilk nefes akdenizde doğuyor Dolanıyor dolanıyor birilerinin delirdiği sahillerde
Köy Avlusu Yerküreyi bir uçtan bir uca dolanırken Kıyamet sinekleri çifterli çifterli dans eder Çamurlu bir yağmur için Avluyu dumanlar sararken,yoldan geçenler beni köşeyi tırmanan Dumanımdan tanırlar Yazmamdan utanır ederler beni Kuruntular bir yatak bir döşek Horozların uyandırması gibi iyi olanı kırk yarıp iyi zannetiğim. Tepemde kargalar uçarken Ben bir distopyayı yazıyorum, kalemim de zihnim de çekilmez Zamanla duygularım kirlenirken acı bira tadı çalınır bebeğin ağzına Devrik cümleler hep soğuk avludur. Çocukluğumun soğuk avlusu Ilk gençliğimin soğuk avlusu Eksiltiler hep uyanmadığım bir sabah Düş gibi kalır bilmenin laneti. Kalınan her balkon yaz seramonilerinde Demli bir akşamı andırır Yalanlarla üstü örtülü güzel kalışları Kendini kandrırış ancak bu kadar tatlı olabilir. Uçuşan perdelerde yaşamı zor etmek Zor yaşamak bir ayıklıkta mümkün
Dersim Yüzyıllara dağılan bir travmanın lekeleri zihnimde Bugün katledilmiş gibiyim Bugün Munzur suları kan akmış gibi Ben bir anayı emmişim bana acı emzirmiş Izdırabını almışım karnından Kesilmiş göbek bağım kurt dişiyle Mahzende yıllanmışım yıllanmış şarabın sabrı yok bende İstiyorum şimdi dünyayı düşünsel boyutta hak ettim beynimi kuruttum çiçekler doğurdum Hak ettim dünyayı ve dinginliği Yol Bulantıları-5 Diyalektiğe aykırıydı aykırı düşünceler Tekrar tekrar,yaşam geriye sarılabilir baştan yaşanabilir Madde toleransı düşebilir tekrar da gülebiliriz 21.yüzyılda öyle şeyler yok ama hala çok sigara içiyoruz Ah siz aydınlar okundukça azalıyorsunuz Bir sevdaya kapılır gibi kapılıyorsunuz pop’a Ben sarı evde sarardım benim ben değiştirdi Yalan diyalektik Şarlatan edebiyat. Bekleyiş Sıkıntı izdüşümü sokak kahvelerine güneşin sızdığı yerde Başlıyor pembe düş izlekleriyle belki biraz da tütün Kaburgalarım eğrileşmiş güneşin vurduğu yerde Sıkıntı izdüşümü kokular çürük çıkık sesleri Canın sıkıntısı çıkamamanın başladığı yerde Güneş haziranı bekliyor Düşüncelerin ağırlığında kafam ötelere düşüyor bana ilmek ilmek melankoli Bana kederler kaldı canımın sıkıntısında Sarı sıkıntımda.
METH/İYE 2 Duman anlatıttırdı o anlattırdı Ben de konuşurdum sonsuzluğun ve şimdinin içinde adımlarken Bazen zaman mekan altımdan kayıyor gibi hissettiğim yolu yürürken Yer yarılıyor da ben selam veriyor gibiyim-görüntülere Suskun hüzün kıvamında yalnız tütündür eşlik eden,Tektir. İmgeler söylemler eskimiş simgeler ve onların yıkılışı Hep permeperişan bir yankı eski günlerin güzelliğinde. Gördüm ateşten şafakta ben ve gibiler kaydı gitti. Yüzümüz lekeli vücudumuz kırmızıydı. Kış günleri geri dönüşerinde ilaçların kekremsi izleği Nemli ssabahlarında Akdeniz’in sarı sarı tenim,yüzüm,geçmişim ve kekremsi. Gün sonunda üstüme sinen bedenlerin kokusunu tortulaştırarak beynimin arka ksımlarında bir cımbızla tek tek ayıkladım.bit ayıklar gibi. Kaç banyo yaptım,arındım,arındım,arındım Hep başa döndü,eve gelip arındım arındım arındım Aşağılık düşlerde iki kere yaşadım aklı uçkurunda yaşamı Balkonlarda yaşadığım yaz sabahı düşüşleri kısa kestirmeler ardından Delirmiş mor gözler,başka bir şey istemedi,sokağa çıkmadı. Derin derin uykular uyudu Zehir zıkkım yıprandı distopik acillerde Düşük tansiyon ve denetimli serbestlik.
EFEXOR YOKSUNLUĞU Yaşam bir atak yalnızca Çöküşü şahane olan bir mani yalnız Tüm olgular da aynı,aşamalı soluklaşan Hayatta kalınmış bir ikilem şimdi öylece bir salınış serbest dalış Uçuk renkler aheste soluk meyhaneler Bu düzlemde.. aynı tütünle banyo yaptırılmış ses telleri Karıncalı sesler şaraplı kuru ve diğer basit şeyler Karmaşıklığı insan eliyle,insanla alınmış bir öç İnsan bir günah bir hata bir lanet Fazlasıyla tütsü gerek ninni gerek,düşmemişim gibi kullanılmamışım gibi Gizli bir günah,şeytanın kutsanışı zannımca Vaftiz bebekleri Benimle tekrar et şimdi: Kaldığım yerde kaldım Üfürdüm külü sapladım Odam bir evrendi Ne büyüğü ne küçüğü Bir santim için yakarılmış kucaklar.