Issuu on Google+

ED‹TÖRDEN

De¤erli okuyucular›m›z, Her ay dünyadaki insan haklar› ile ilgili geliflmeleri ve yaflanan hak ihlallerini kamuoyuna sunmay› amaçlayan dergimiz Düflünce Gündem 42. say›s›yla yine sizlerle. Bu say›m›zda da önemli bir ihlal konusu olan “ayr›mc›l›k”› dosyam›za tafl›yoruz. Tarihte ›rk, renk, din, cinsiyet vb. üzerine yap›lan ayr›mlardan kaynaklanan ve bugün eklenen yeni uygulamalarla geniflleyen problemi kavramsal ve hukuki perspektiften inceliyoruz. 2008 y›l›nda uluslararas› ›rk ve etnik kökene dayal› ayr›mc›l›kla ilgili WorldPublicOpinion.org taraf›ndan yay›mlanan raporu da dosyam›zda bulabilirsiniz. Dünya gündemi bölümümüzde Balkanlar’dan Asya’ya uzanan ülkelerde geliflen olaylar› ele alarak sizlere aktarmaya çal›flt›k. Büyük güçlerin ç›kar sa¤lamak, gücü elinde tutmak için tüm araçlar›yla alabildi¤ine yar›flt›¤› günümüzde Afrika’n›n do¤al kaynaklar› ilgi oda¤› haline geldi. ABD, Çin ve Hindistan’›n k›taya olan ilgileri bölge ile ilgili düzenlenen zirvelerde kendisini gösteriyor. Bu say›m›zda Afrika’n›n zengin hammadde kaynaklar›ndan pay kapmak isteyen büyük güçlerden ve planlar›ndan bahsettik. Çin’in Do¤u Türkistan ve Tibet üzerindeki bask›lar›, Dalai Lama’n›n kamuoyuna bask› alt›ndaki bir halk›n yaflad›klar›n› hayk›rmas› ve rahiplerin isyan›, dünyan›n gözlerini Pekin Olimpiyatlar›’na çevirdi. Di¤er yandan büyük güçler de, Çin’de gerçekleflen hak ihlallerini gündeme tafl›yarak Çin’i y›pratmaya çal›fl›yor. Çin, uygulad›¤› bask› politikalar›n› d›flar› yans›tmamak için var gücüyle çal›flsa da Do¤u Türkistan’da yaflananlar dünya bas›n›ndan gizlenemedi. Do¤u Türkistanl› kad›nlar›n tepkisi ve ülkede yaflananlar› dergimizde bulabilirsiniz. Bir di¤er makalemizde de; 1991 y›l›nda Yugoslavya’dan ba¤›ms›zl›¤›n› almas›ndan itibaren tarihi ve kültürel nedenlerle ismi sorun olan Makedonya’n›n nas›l bir süreçten geçti¤ini ve Yunanistan’›n bu süreçteki rolünü anlat›yoruz. 11 Eylül sonras›nda ABD’nin “terörist” olarak adland›rd›¤› kiflileri tuttu¤u hapishanelere yenileri ekleniyor. Suçlu olduklar› kan›tlanmadan birçok iflkenceye maruz kalarak bu kamplarda tutulan kiflilerin say›s› ve ak›betleri hakk›nda ise tam bir bilgiye ulafl›lam›yor. Düflünce Gündem dergimizde ara ara yer verdi¤imiz bu hapishanelerden bir yenisi olan Diego Garcia ile ilgili haberi ‹ktibas köflemizde bulabilirsiniz. Daha önce 39. say›m›z›n arka kapa¤›nda yer verdi¤imiz, suçsuz olarak Guantanamo’da tutuklu bulunan Sami el-Hacc’›n serbest b›rak›ld›¤› haberini de sizlerle paylaflmak isteriz. Guantanamo, Ebu Gureyb, Diego Garcia ve ad›n› duymad›¤›m›z bu tür kamplar›n kapanmas› dile¤iyle. ‹yi okumalar...

D Ü fi Ü N C E G Ü N D E M • S A Y I : 4 2 • Y I L : 4 • M A Y I S 2 0 0 8 ‹HH ‹nsan Hak ve Hürriyetleri ‹nsani Yard›m Vakf› ad›na sahibi: FEHM‹ BÜLENT YILDIRIM Genel Yay›n Yönetmeni: MURAT YILMAZ Editör: ZEL‹HA SA⁄LAM Yay›n Kurulu: AHMET EM‹N DA⁄, AM‹NE TUNA, ENSAR KILIÇO⁄LU, H. ZEHRA ÖZTÜRK, OSMAN ATALAY, Z. TUBA KOR Kapak ve ‹ç Tasar›m: GNG Tan›t›m Bas›m: Mavi Ofset • Tel: 0212 549 25 30 Adres: Büyük Karaman Caddesi. Taylasan Sokak. No: 3 Fatih - ‹stanbul Tel: 0212 631 21 21 • Fax: 0212 621 70 51 • dusuncegundem@ihh.org.tr

DOSYA

Varl›¤›n S›n›rlan›fl›: Ayr›mc›l›k

• Ayr›mc›l›k yasa¤› /25 • Ayr›mc›l›k dosyas›n›n bitmeyen sayfalar› /28 • Uluslararas› ›rk ve etnik kökene dayal› ayr›mc›l›k araflt›rmas› /31

ADANMIfi HAYATLAR /34

Bin da¤l› ülkede bir güzel insan: MAMA ‹BRAH‹M

Öteki Guantanamo: DIEGO GARCIA ‹KT‹BAS /36

Afrika’da bir cennet: KOMOR ADALARI ‹SLAM CO⁄RAFYASI /38

KISA KISA /4

D Ü N Y A 6\ Bir ülke nas›l çökertilir: Zimbabve

G Ü N D E M ‹ Vatans›z Rohingyal›lar›n kaderi: Sürgün /16

8\ Afrika’n›n büyük güçlerle hesab›

Ortado¤u’da bar›fl oyunu /18

10\ Meflalenin ›fl›¤›nda görülenler

Makedonya’n›n isim krizi /20

12\ Do¤u Türkistanl› kad›nlar hak aray›fl›nda

NATO Bükrefl Zirvesi’nden yans›yanlar /22

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

K

I

S

A

K

I

S

A

Somali’de insanl›k krizi Dünyan›n en yoksul ülkelerinden Somali’de görülen insani kriz, artan g›da fiyatlar› ve kurakl›k nedeniyle daha da ciddi boyutlara ulaflt›. 40 yard›m ajans›, kamuoyunun dikkatini tekrar bölgeye çekmek amac›yla yay›mlad›klar› bir bildiride, yaflanan kurakl›¤›n devam etmesi halinde ülkenin büyük çapl› bir krizin efli¤ine gelece¤ini vurgulad›. Bildiride, Soma-

li’deki mülteci say›s›n›n bir milyona ulaflt›¤› ve bu say›n›n baflkent Mogadiflu’daki çat›flmalardan kaçanlarla birlikte her ay 20 bin kadar artt›¤› bildirildi. Yard›m için bölgeye ulaflmak isteyen sivil toplum kurulufllar› ise temsilcilerini hedef alan sald›r›lar nedeniyle s›radan halk›n ihtiyaçlar›n› dahi karfl›layamaz durumdalar.

G›da krizi savafl›n habercisi Küresel boyutlara ulaflan g›da krizi, yükselen fiyatlar nedeniyle Haiti ve M›s›r gibi birçok ülkede isyanlara sebep olurken, özellikle yoksul bölgelerdeki halklar›n yaflam›n› önemli biçimde tehdit ediyor. 16 sanayi ülkesinin ekonomi bakanlar›n›n bir araya geldi¤i Ana Emisyon Yay›c› Ülkeler Zirvesi’nde, dünya çap›nda baflgösteren k›tl›¤›n iklim de¤iflikli¤iyle do¤rudan ilintili oldu¤u bildirildi. Yaflanan krizin küresel boyutlara ulaflmas› ise ç›kacak dünya savafllar›n›n habercisi olarak görülüyor. 2007 y›l›ndan bu yana g›da fiyatlar›n›n dünya genelinde %40 oran›nda art›fl›n›n sebepleri aras›nda tah›l›n biyoyak›t olarak kullan›lmas›, Çin ve Hindistan’›n artan et talebini karfl›lamak için tarlalar› hayvan yemine hasretmeleri, petrol fiyatlar›ndaki t›rman›fl ve dünyan›n “g›da sepetleri”nden olan Avustralya’daki kurakl›k öne ç›k›yor.

SAYI 42

SAYFA 4

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

Guantanamo savc›s› mahkemeleri elefltirdi

Geçti¤imiz ekim ay›na kadar ABD’nin Guantanamo Üssü’ndeki “terörle savafl mahkemeleri”nde savc›l›k yapan Morris Davis, iflkence alt›nda al›nan kan›tlar›n bu mahkemelerde delil olarak kullan›ld›¤›n› ve mahkeme üyelerinin siyasi bask› gördü¤ünü aç›klad›. Davis, “Yarg› sürecine siyasi bask› yap›lmas› ve esirlere kötü muamele edilerek kan›t toplanmaya çal›fl›lmas› nedeniyle, bu mahkemelerin k›ymeti yoktur.” dedi. Davis, ABD’de halihaz›rda devam eden baflkanl›k seçimi sürecine de iflaret ederek, üst düzey yetkililerin baflkanl›k seçimlerinden önce baz› esirlerin resmen suçlanmas› noktas›nda bask› alt›nda tutulduklar›n› belirtti. Dedikodular›n ve iflkence alt›nda al›nan ifadelerin kan›t olarak kabul edilmesi, esirlerin dava açmalar›na izin verilmemesi, mahkeme üyelerinin siyasi bask› alt›nda tutulmas› gibi nedenlerle, Guantanamo askeri mahkemeleri uluslararas› kamuoyunda da s›kl›kla elefltiriliyordu.

K›r›m’da Müslüman mezarlar› tahrip edildi K›r›m’da yaflayan Müslüman Tatarlarla, Ruslar ve Ukraynal›lar aras›ndaki gerginlikler sürüyor. Nisan ay› ortalar›nda K›r›m’da eski bir Tatar yerleflim bölgesi olan Chistenko köyü kabristan›, Ruslar taraf›ndan ya¤maland›. Müslümanlara ait olan 40 mezar tafl›n›n tahrip edildi¤i ve mezarl›k duvarlar›na ›rkç› ifadelerin yaz›ld›¤› bildirildi. Tatar toplumu sözcüsü Liliya Muslimova yapt›¤› aç›klamada, tahrip edilen mezar say›s›n›n her geçen gün artt›¤›n› belirtti. Ukrayna’n›n 1991’deki ba¤›ms›zl›¤›ndan sonra K›r›m’a geri dö-

K

I

S

K

I

S

A

nen çok az say›daki Tatar, yüksek fiyatlar ödeyerek geri ald›klar› topraklar›nda yaflamlar›n› sürdürmeye çal›fl›yor. Ukrayna polisinin Tatarlara, yerlefltikleri topraklar› terk etmeleri için bask› yapt›¤› ileri sürülürken bölgedeki Tatarlar K›r›m polisini ayr›mc›l›k yapmakla suçluyor.

Blackwater’›n görev süresi uzat›ld›

Alt›nc› y›l›na giren Irak iflgalinde iflgalci güçlerin ülkeyi terk edeceklerine dair halen bir iflaret yok. Bölgede dört y›ld›r görev yapan Blackwater isimli güvenlik flirketiyle olan sözleflmenin ABD D›fliflleri Bakanl›¤› taraf›ndan uzat›ld›¤› aç›kland›. Geçen y›l aç›lan yayl›m atefliyle 17 sivilin ölümünden sorumlu tutulan ve halen soruflturmas› devam eden flirket, imzalanan yeni kontratla Ba¤dat’taki ABD’li diplomatlar›n güvenli¤ini sa¤lamaya devam edecek.

Ugandal› isyanc›lar 350 kifliyi kaç›rd›

Uganda’da hükümet ve Tanr›’n›n Direnifl Ordusu aras›nda 20 y›ld›r süren iç savafl, çat›flmalarla devam ediyor. Uluslararas› Af Örgütü, yay›mlad›¤› bildiride geçti¤imiz ay isyanc› güçlerin 350 kifliyi kaç›rd›¤›n› aç›klad›. Aralar›nda çocuklar›n ve kad›nlar›n da bulundu¤u kiflilerin köle ve çocuk savaflç› olarak kullan›laca¤› tahmin ediliyor. Bu tür adam kaç›rmalar›n Tanr›’n›n Direnifl Ordusu’nun y›llard›r süregelen bir takti¤i oldu¤u belirtiliyor. 1988 y›l›ndan beri on binlerce kiflinin ölümüne sebep olan iç savafl, isyanc› güçlerin uzlaflma giriflimlerini reddetmesi nedeniyle daha uzun y›llar sürece¤e benziyor.

Kongo’da tehlikeli hurafeler Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Orta Ça¤ H›ristiyanl›¤›n› aratmayan hurafelerle gündemde. 2005 y›l›nda yay›mlanan bir haberle Kongo’da binlerce çocu¤un cad›l›k suçlamas›yla d›flland›¤› ve iflkenceye maruz kald›¤› ortaya ç›km›flt›. Bölgedeki yard›m kurulufllar›ndan al›nan bilgiye göre, sadece Kongo’nun baflkenti Kinflasa bölgesinde, cad› oldu¤u ileri sürülen 13 bin çocuk bulunuyor. Bunun d›fl›nda ‹ngiltere’de yaflayan çok say›da Afrikal› çocu¤un aileleri taraf›ndan ayn› suçlamayla Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne ve Angola’ya geri gönderildi¤i belirtildi.

SAYI 42

A

SAYFA 5

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Bir ülke nas›l çökertilir?

Zimbabve

MUSTAFA EFE

afrikaliefe@gmail.com

Zimbabve, tarihte birçok ülkenin yaflamad›¤› ciddi s›k›nt›larla yüzyüze. A¤›r ekonomik flartlar, halk›n belini bükmüfl durumda. ‹ngiltere ve Amerika’n›n öncülü¤ünde uygulanan uluslararas› ambargo, halk›n hayat›n› çekilmez hale getirmifl. Zimbabve, ülkenin can damar› olan tar›m› çökertmek üzere genetik de¤iflime u¤ram›fl 20 bin ton m›s›r›n BM arac›l›¤›yla ülkeye sat›lmas› plan›n› Zimbabve reddetmiflti. Bütün dünyada tohum tekeli kuran ‹srail, Zimbabve’de de ayn› fleyi yapmaya u¤raflt› ama baflaramad›. 2007’nin Aral›k ay›nda CIA ajanlar› ve Zimbabve’deki ifl birlikçileri piyasada nakit para s›k›nt›s› oluflturmak için, en büyük Zimbabve paras› olan 20 bin dolarl›k banknotlar› piyasadan toplay›p f›r›nlarda yakt›lar. Kimileri de paralar› ülke d›fl›na kaç›rd›lar. Birçok nakit para baronu s›n›rlarda suçüstü yakaland›. Zimbabve istihbarat›ndan al›nan bilgiye göre paralar›n yak›ld›¤› f›r›nlar bir bir ele geçirildi. Kimileri de paralar› yakamadan yakaland›lar. Ajanlar ve onlar›n ifl birlikçileri karaborsadan yüksek fiyatlarla Zimbabve dolarlar›n› sat›n al›yor ve bunlar› nakit baronlar›na teslim ediyorlard›. Zimbabve istihbarat›n›n çok güçlü olmas›ndan dolay› flu ana kadar Devlet Baflkan› Robert Mugabe’yi deviremediler. Halk da Mugabe’yi destekliyordu. Mugabe, Zimbabve’yi ba¤›ms›zl›¤›na kavuflturmak için verilen mücadelenin lideri ve sembolüydü. Zimbabve’de Ian Smith liderli¤inde beyazlar›n kurdu¤u “apartheid rejimi”, Mugabe’yi kendi ülkesinde 11 y›l hapishanede tuttu. Apartheid rejimi sadece Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yaflanmad›. 1970’lerde yap›lan bir röportajda Ian Smith’e ülkedeki ço¤unluk iktidar›n›n ve bir kifli bir oy sisteminin ne zaman Rodezya’ya (Zimbabve’nin sömürge zaman›ndaki ismi) gelece¤ini sorduklar›nda Smith “Bin y›ldan önce de¤il.” diye cevap vermiflti. Fakat Mugabe’nin Zimbabve Afrika Ulusal Kongresi’nin mücadelesine dayanamad›lar ve 1979’da ‹ngiltere’de ba¤›ms›zl›k anlaflmas› yap›ld›. Lancaster House Antlaflmas›’na göre ‹ngiltere belli bir miktarda ödeme yapacak ve Zimbabve hükümeti de bu paralarla 1890’dan bu yana ülkeye yerleflen ve ülkeyi

SAYI 42

A

F

R

K

A

adeta iflgal eden beyaz çiftçilerden r›zal› bir flekilde al›msat›m yapacak ve ald›¤› arazileri yerli siyah halka da¤›tacakt›. Bu durum 1999 y›l›na kadar devam etti. Bu tarihte ‹ngiltere Baflbakan› Tony Blair bu süreci durdurdu. Mugabe’nin, “Bu araziler zaten bizimdi. Yapt›¤›m›z anlaflmaya göre e¤er siz bu arazilerin al›m› için finans sa¤lamazsan›z arazilerin %10’unu b›rak›p gerisini da¤›taca¤›m.” demesi üzerine ‹ngiltere, Zimbabve’ye yönelik bir ambargo bafllatt›. Ambargoya di¤er Avrupa ülkeleri ve Amerika da

‘‘

Küresel güçlerin 8-9 y›l içinde bir ülkeyi nas›l çökerttiklerinin en iyi görülebildi¤i yerdir Zimbabve. Bütün olumsuzluklara ra¤men ülke, tekrar sömürge olmamak için var gücüyle direniyor.

kat›ld›. Mugabe, örne¤in 100 bin hektar arazisi olan birine 10 bin hektar b›rakt› -ki bu bile çok fazlad›r- ve kalan›n› da halka da¤›tt›. Bunun üzerine beyaz çiftçilerin büyük ço¤unlu¤u 2005 y›l› ortas›na kadar ülkeden 25 bin traktör ve on binlerce tar›m aleti kaç›rd›. 2005’te hükümet, ülke s›n›rlar› d›fl›na tar›m aleti ç›karmay› yasaklad› ama ifl iflten geçmiflti. Sadece 10 y›l önce Afrika k›tas›n›n en fazla tar›m ürünü ihracatç›s› olan ülke, m›s›ra bile muhtaç duruma düflmüfltü. fiimdi böylesine zor durumdaki halk, karasabanla tar›m yapmak zorunda. ‹ngiliz/Amerikan güdümlü bir muhalefet partisi olan Demokratik De¤iflim Hareketi ve onun lideri Morgan Tsangarai son seçimlerde önemli oranda oy ald›. Çünkü yeni yetiflen nesil, ba¤›ms›zl›k öncesi çekilen s›k›nt›lar›, özgürlük için ne kadar bedel ödendi¤ini, apartheid’›n ne oldu¤unu, atalar›n›n nas›l afla¤›land›¤›n›, sadece Chimoi’de 2000’den fazla Zimbabvelinin nas›l öldürüldü¤ünü bilmiyor. Art›k Mugabe’nin ve ba¤›ms›zl›k mücadelesi veren di¤er Zimbabveli kahramanlar›n de¤eri ya unutulmufl durumda ya da bu de¤erler ekonomik kazan›mlar karfl›l›¤›nda sat›l›r hale gelmifl. 29 Mart 2008 seçimlerinde de Mugabe’nin ve partisi Zimbabve Afrika Ulusal Birli¤i Vatanse-

SAYFA 6

SAYI 42

K AA F KRA ‹S YK A A

aç›klanmazken gayriresmi rakamlara göre Mugabe %44, Morgan Tsangarai %46 ve Mugabe’nin eski Maliye Bakan› Simba Makoni ise %8 oy ald›. Parlamento seçimlerinde ise Mugabe ve Tsangarai’nin partisi oylar› yar› yar›ya paylafl›rken muhalefet, seçimleri tamamen kazand›¤›n› ilan ederek uluslararas› kamuoyunun bask›s›n› Mugabe’nin üstünde yo¤unlaflt›rmak için çal›flt›. Bu durumda ‹ngiltere ve Amerika, yeni ambargolar koymaya devam edeceklerini ilan ettiler. Seçimlerden önce oldu¤u gibi seçim s›ras›nda da muhalefetin kazanmas› için ABD milyonlarca dolar harcad›. E¤er muhalefeti iktidara getirmek için harcad›klar› paray› Zimbabve halk› için harcasalard› ülkede hiçbir problem kalmazd›. Fakat istenen, halk›n refah ve mutlulu¤u olmad›¤› için ambargolar devam ediyor. Hastanelerde ilaç, afl›, t›bbi teçhizat yok; Küba’dan gelen az say›da doktorun d›fl›nda hemen hemen hiç doktor bulunmuyor. Bebeklerin ço¤u do¤duktan k›sa bir süre sonra, birço¤u da yetersiz beslenmeden dolay› ölüyor. Su kesintileri had safhada. Harare d›fl›nda birçok yerde sadece s›n›rl› bir elektrik da¤›t›m› var. Petrol baflta olmak üzere her fley karaborsada. Bunlar›n üstüne bir de seçim dönemi kar›fl›kl›klar› eklenince durum halk için daha da kötü hale geldi. Muhalefetin iddias›na göre seçim sürecinde flu ana kadar 10’un üzerinde kifli öldü. Küresel güçlerin 8-9 y›l içinde bir ülkeyi nas›l çökerttiklerinin en iyi görülebildi¤i yer Zimbabve’dir. Zimbabve tekrar sömürge olmamak için var gücüyle direnmekte.

SAYFA 7

Bir ülke nas›l çökertilir: Zimbabve

verler Cephesi (ZANU-PF)’nin karfl›s›na bu muhalefeti ç›kard›lar. Zimbabve’de, birçok ülkede yap›lan renkli kadife devrimlerden bir devrim yapamad›klar› için bu yola gittiler. Di¤er yandan, halk›n ekonomik durumu içler ac›s›. Halk bir kilo m›s›r unu, bir kilo ya¤ peflinde. Zimbabve dolar›n›n de¤eri hiç kalmam›fl durumda. 1980 y›l›nda bir Zimbabve dolar› bir Amerikan dolar›ndan daha de¤erli iken 1997’de bir Zimbabve dolar› 10 Amerikan dolar› ediyordu. Enflasyon 1980 y›l›nda %7, 1997 y›l›nda %20’ye yükselmiflti. Bugün ise enflasyon %190 bine yükselmifl durumda. Halk, a¤›r ekonomik flartlar alt›nda eziliyor. Seçimlerden önce Dünya Bankas› ve IMF Zimbabve’de muhalefetin iktidara gelmesi halinde Zimbabve paras›n›n de¤erini tekrar eski haline getireceklerini, enflasyonun düflmesi ve ekonomik koflullar›n iyileflmesi için gerekli tüm yard›mlar›n yap›laca¤›n› ve bunun için yeterli paran›n ayr›ld›¤›n› ilan etmiflti. Bu, aç›kça Zimbabve halk›na yönelik bir tehditti. Bu, “E¤er Mugabe’yi seçerseniz a¤›r ekonomik flartlar alt›nda ezilmeye devam edeceksiniz.” demekti. Buna karfl›l›k seçimlerden önce askerler, Mugabe’den baflkas›na hizmet etmeyeceklerini ilan ettiler. Mugabe, muhalefetin ancak özgürlük mücadelesi verenler öldükten sonra iktidara gelebilece¤ini söyledi. Muhalefet, seçimlerden güçlenerek ç›kt›. Devlet baflkanl›¤› için yar›flan dört aday bulunuyordu. Oylar›n yar›s›ndan fazlas›n› alan kifli, devlet baflkanl›¤›na seçilmifl olacakt›. Fakat hiçbiri ço¤unlu¤u sa¤layamad›. Resmi rakamlar henüz

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Afrika’n›n

büyük güçlerle hesab› Doç. Dr. AHMET KAVAS akavas@hotmail.com

Yeralt› ve yer üstü kaynaklar›n›n bollu¤u yan›nda co¤rafi konumunun da bir sonucu olarak Afrika k›tas›, tarih boyunca güçlenen her devletin ilgi oda¤› oldu ve halen de olmaya devam etmekte. Çok de¤il daha 25-30 sene önce açl›¤a ve sefalete mahkum edilen k›ta, art›k uluslararas› zirvelerin oda¤› haline geldi. Avrupa Birli¤i ile üçüncü zirvesini 2007 Aral›k ay›nda gerçeklefltiren Afrika k›tas›, 2006 y›l› sonunda Çin ile, 2008 y›l› Nisan ay›nda ise Hindistan ile birer zirve yapt›. Bu zirveler, asl›nda zengin hammadde kaynaklar›na ihtiyaç duyan güçlerin Afrika ülkeleri ile daha yak›n temas kurup bu ülkelerden olabildi¤ince fazla istifade edebilmeleri için ciddi birer f›rsat. Afrika ülkelerinin gerek Avrupa Birli¤i gerekse Çin, hatta en son Hindistan ile yapt›klar› zirve dahil bütün buluflmalar, k›ta üzerinde kimlerin ne hesap peflinde olduklar›n› gözler önüne sermekte. Her bir zirvenin gerçekleflme aflamas›nda ve sonras›nda ilgili ülkelerle bu k›tan›n karfl›l›kl› ithalat ve ihracat verileri ortaya konularak gelinen aflamalar göz önüne serilmekte. Daha da önemlisi, zirvelerin düzenlenme aflamas›nda Afrika k›tas›n›n giderek artan itibar› da dikkatlerden kaçmamakta. Hatta baz› ülkelerin Afrika ülkelerinden bir k›sm›n› d›fllama giriflimleri dahi geri tepebilmekte. Bunun en güzel örne¤i, 3. Avrupa Birli¤i-Afrika Zirvesi’nde yafland› ve Zimbabve Devlet Baflkan› Robert Mugabe, ‹ngiltere’nin her türlü siyasi manevras›na ra¤men, Portekiz’in baflkenti Lizbon’daki zirveye kat›ld›. Yine Afrikal› devlet adamlar›, Avrupal› meslektafllar›n›n gözlerinin içine baka baka kendilerine geçmiflte reva gördükleri gayriinsani davran›fllar› defalarca hat›rlatt›. Özellikle bu son zirve, asl›nda eski sömürgeci devletlerin Afrika ülkeleri için vazgeçilmez tercihler olmalar› yerine, ifl birli¤i temalar›na a¤›rl›k verilen bir atmosferde gerçekleflti. Çin ve Hindistan zirvelerine gelince; 2006 y›l› sonunda Pekin’de yap›lan zirve tam bir gövde gösterisine dönüfltü. Öyle ki bu zirveye olan yüksek kat›l›m, dünyaya parmak ›s›rtacak cinstendi. Zirvede 44 Afrika ülkesi, devlet baflkan› veya hükümet baflkan› seviyesinde temsil edildi. Bu da Çin’in k›ta üzerinde son y›llarda takip etti¤i çok yönlü si-

SAYI 42

A

F

R

K

A

yasetin geldi¤i seviyeyi göstermesi bak›m›ndan son derece manidard›. Bütün uluslararas› kurallar› gerekti¤inde bir tarafa b›rakmas› sebebiyle bir çok elefltiri alsa da, dünyan›n en kalabal›k nüfusa sahip ülkesi, menfaatleri için Afrika’da belirledi¤i çizgisini devam ettirmekte. Çin, Do¤u Türkistan, Tibet ve Milliyetçi Çin olarak da bilinen Tayvan’da ifllenen insan haklar› ihlalleri noktas›nda herkese adeta meydan okurken Afrika’daki birçok siyasi krizin arka plan›nda olmaktan da kaç›nm›yor. Sudan’da yaflanan Darfur meselesinin yo¤un hak ihlallerinin oldu¤u bir soruna dönüflmesinde Çin’in tutumu devaml› elefltirilmekte. K›tada kriz yaflanan bölgelere silah satt›¤› yönündeki ithamlar karfl›s›nda, bu bölgelerdeki silahlar›n sadece %3’ünün Çin’den ithal edilen silahlar oldu¤unu iddia eden Çin, Avrupa Birli¤i ülkeleri ile ABD gibi ülkelerin Afrika silah piyasas›nda çok daha etkin olduklar›n› ileri sürmekte. 7-8 Nisan 2008 tarihleri aras›nda Yeni Delhi’de düzenlenen Afrika-Hindistan Zirvesi ise bir gerçe¤i daha ortaya koydu. Asya’n›n Çin’den sonraki ikinci büyük ülkesi olan Hindistan da art›k bu rekabet ortam›n›n d›fl›nda de¤il. Gerçi 1990’l› y›llar›n bafl›na kadar Afrika ülkeleriyle bir milyar dolara yaklaflan ticaret hacmiyle Hindistan, Çin’den çok ileri seviyedeydi. Ancak Çin, özellikle son 10 y›lda Afrika’ya o kadar büyük ilgi duymaya bafllad› ki, 2007 verilerine göre Çin, 55 milyar dolarl›k bir ticaret hacmini yakalarken Hindistan 25 milyar dolar gibi bir seviyede kald›. ‹ki dev güç aras›ndaki rekabet, her iki devletin baflkentlerine giden Afrikal› devlet adamlar›n›n kat›l›m oranlar›yla da kendisini gösterdi. Çin’deki zirveye neredeyse bütün Afrikal› devlet adamlar› en üst seviyede kat›l›rken Hindistan’da bu rakam yedi ile s›n›rl› kald›. Ayr›ca Hindistan bas›n›nda bu zirve ile ilgili ç›kan haberlerde, Çin ile Afrika konusunda bir rekabet içinde olmad›klar›n›n ›srarla vurgulanmas›, asl›nda fluur alt›nda bu konular›n inceden inceye ifllendi¤inin de bir iflareti. Bir di¤er husus ise, t›pk› Çin gibi Hindistan’›n da -Keflmir meselesi- insan haklar› ihlallerinde dünyaya hesap verme endiflesi tafl›m›yor olmas› ve Afrika’da yaflanan insanl›k dramlar›ndan ziyade kendi ekonomik menfaatlerini öncelemesidir.

SAYFA 8

Sovyetler’in y›k›l›fl›ndan sonra kendisini dünyan›n tek süper gücü olarak gören ABD’ye gelince; henüz üç asr›n› doldurmad›¤› tarihi boyunca ilgilenmedi¤i Afrika k›tas›na günümüzde ciddi derecede alaka duymakta. ABD öncelikle, Afrika’n›n baflta petrolleri olmak üzere di¤er zenginliklerini elde etme telafl› içinde hareket etmekte ve k›ta ülkelerini kendisiyle ifl birli¤i yapmaya zorlamaktad›r. Özellikle 11 Eylül sonras›nda Afrika k›tas›n› adeta abluka alt›na alma hevesine kap›lan ABD, el-Kaide’yi bahane ederek birçok ülke ile yak›n askeri temas kurdu. ‹lk önce askerlerini yerlefltirmek için k›tan›n hem en fakir hem de en savunmas›z ülkesi olan eski Frans›z sömürgesi Cibuti’yi tercih etti. Burada bulunan ve 4000 askerden oluflan Frans›z askeri birli¤inin yar›ya indirilmesini sa¤lad›ktan sonra bu ülkeyi kendisi için k›tadaki yegane askeri üs olarak belirledi. Cibuti küçük bir ülke olmas›na ra¤men ABD’nin sadece Afrika’daki operasyonlar› için de¤il, ayn› zamanda baflta Yemen olmak üzere bütün Arap yar›madas› için stratejik bir konum arz etmekte. ABD’nin askeri planlar›n›n gerçeklefltirilmesi için de, Bush’un iste¤iyle, Afrika’da yap›lacak bütün güvenlik ve askeri operasyonlar› idare etmek üzere Pentagon taraf›ndan 2007 y›l›nda askeri bir birim kuruldu. 2007 y›l›na kadar içlerinde Avrupa’n›n tamam›, Türkiye, Grönland, befl Orta Asya Cumhuriyeti hariç eski Sovyetler Birli¤i topraklar›, M›s›r, Sudan, Cibuti, Kenya, Somali, Eritre,

SAYI 42

O R T A D O ⁄ U

Etiyopya ve Madagaskar hariç Afrika’n›n tamam› dahil olmak üzere toplam 34 milyon km2’lik genifl bir co¤rafya, Birleflik Devletler Avrupa Komutanl›¤› (EUCOM)’na ba¤l›yd›. Birleflik Devletler Afrika Kumandanl›¤› (USAFRICOM veya k›saca AFRICOM) ad›yla kurulan ve 30 Eylül 2008 tarihinde faaliyetlerine bafllayacak olan bu yeni askeri yap›lanman›n merkez karargah› flimdilik Almanya’n›n Stuttgart flehrinde olacak. Ancak Amerikan Savunma Bakanl›¤› daha sonraki bir tarihte bu komutanl›¤›n merkez karargah›n› herhangi bir Afrika ülkesine tafl›yabilecek. Halen ABD’nin en geliflmifl askeri birli¤i, Cibuti’deki Frans›z birli¤i ile yan yana bulunmakta. AFRICOM ile Afrika’y› da kendi askeri ç›karlar› için müstakil bir üs haline getirecek olan ABD, bu giriflimiyle AB’nin yan›s›ra Çin ve Hindistan gibi Asya devlerinin de k›tadaki askeri giriflimlerini yak›n takibe alabilecek. K›sacas› Çin ve Hindistan gibi h›zla geliflen ve gelifltikçe de dünyan›n hammadde kaynaklar›na daha fazla ihtiyaç duyan iki Asya devi, her geçen gün belirsiz bir gelece¤e do¤ru sürüklenen Avrupa Birli¤i karfl›s›nda Afrika üzerinde ne kadar etkili olabilecekler? Dünyadaki bütün insan haklar› ihlallerini, kendi menfaatlerini önceleyerek çözme iddias›ndaki ABD’nin Afrika k›tas› üzerindeki özellikle askeri emelleri, 21. yüzy›l› bu k›ta toplumlar› için içinden ç›k›lamaz krizlerin yeni yuma¤› haline getirebilir. ‹flte böylesine hassas bir noktada Afrika ülkeleri kendi k›talar›n› pazarlamak yerine ona sahip ç›k›p rekabet ortam›n›n imkanlar›ndan en üst seviyede istifade etme siyaseti gelifltirmek durumundad›rlar.

SAYFA 9

Afrika’n›n büyük güçlerle hesab›

‘‘

AFRICOM ile Afrika’y› kendi askeri ç›karlar› için müstakil bir üs haline getirecek olan ABD, bu giriflimiyle AB’nin yan›s›ra Çin ve Hindistan gibi Asya devlerinin de k›tadaki askeri giriflimlerini yak›n takibe alabilecek.

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Meflalenin ›fl›¤›nda

görülenler

AHSEN UTKU

autku@samanyoluhaber.tv

“Ba¤›ms›z Tibet!” Böyle ba¤›rm›flt› dünyaca ünlü ‹zlandal› flark›c› Björk, Çin’de verdi¤i konserin sonunda, Çin’e ra¤men, Çin’e karfl›… Çin’i aya¤a kald›ran bu olay, Tibet’i “nihayet” dünyan›n gündemine tafl›yan fley oldu belki de… Deniz seviyesinden ortalama 4.900 m. yüksekli¤indeki platosu dolay›s›yla “Dünyan›n çat›s›” olarak adland›r›lan, 1950 y›l›ndaki Çin iflgalinden bu yana özgürlük mücadelesi veren Tibet’in efsanevi tap›naklar›nda art›k huzur kalmad›. Tibet’in bugünlerde dünya gündemini oldukça meflgul eden ba¤›ms›zl›k mücadelesi, “özerk statü” ad› alt›ndaki di¤er örneklerinden pek de farkl› de¤il. 1950 y›l›nda ülkeyi iflgal eden Çin, Tibet’e özerklik statüsü verir. Yap›lan anlaflmaya göre Pekin yönetimi, Tibet’in kültürel, dini ve politik iflleyifline kar›flmayacakt›r; ancak Çin’in Do¤u Türkistan gibi di¤er özerk bölgelerde uygulad›¤› politikalar›ndan anlafl›ld›¤› üzere Tibet’in ak›betinin de pek farkl› olmayaca¤› aflikard›r. Ezelden beri Tibet üzerinde hak iddia eden Çin’in bu iddialar›n› devralan Çin

SAYI 42

O R T A

A S Y A

Halk Cumhuriyeti, Tibet’i 30 bin kiflilik bir orduyla 7 Ekim 1950 tarihinden itibaren do¤u bölgelerinden iflgale bafllar. Filmlere konu olan iflgali izleyen 20 y›lda, ülkede 200 bine yak›n insan hapishanelerde iflkence görürken yaklafl›k 350 bin kifli açl›ktan, 156 bin kifli ise idam sebebiyle ölür ve yaklafl›k 9000 kifli de suikasta kurban gider. Toplamda bir milyonu aflk›n Tibetli, Çin iflgali alt›nda hayat›n› kaybeder. Çin iflgali s›ras›nda henüz 15 yafl›nda olan Tibet’in dini ve siyasi lideri Dalai Lama, 1959 y›l›nda Çin’e karfl› bir ayaklanma bafllat›r. Ancak bu ayaklanma tam bir trajedi ile son bulur. Çin ordusu ayaklanmay› bast›rmak için binlerce Tibetliyi öldürür ve Dalai Lama fliddeti bitirmek amac›yla Hindistan’a kaçar. Tibet’te bu tarihlerde yaflananlar, Dalai Lama’n›n bugün “kültürel soyk›r›m” olarak nitelendirdi¤i bask› politikalar›n›n ta kendisidir. Ancak Çin’in konuyla ilgili BM kararlar›n› görmezden geldi¤i uzun y›llar boyunca, dünyan›n unutageldi¤i Tibet,

SAYFA 10

‘‘

Terörle mücadele ad› alt›nda Uygur Türkleri ve Tibet üzerindeki bask›s›n› giderek art›rmakta bir sak›nca görmeyen Çin’de, 2008 A¤ustos ay›nda bafllayacak olimpiyat oyunlar› yüzünden güvenlik paranoyas› zirveye ç›km›fl durumda.

SAYI 42

GÜNEY ASYA

gözalt›na al›nan kiflilerin eylem haz›rl›¤› içinde olduklar›n› ve operasyonlarda çok say›da patlay›c› madde ele geçirildi¤ini belirtiyorlar; ancak Çin’de bu iddialar›n gerçekli¤ini gün yüzüne ç›kartacak bir hukuk sistemi -en az›ndan az›nl›klar için- ifllemiyor. ‹nsanlar›n gözalt› süreci, suçlar›n› gerçekten kan›tlayacak bir sorgulama ve mahkeme aflamas› olmaks›z›n, yak›nlar› ve aileleriyle görüflmelerine izin verilmeksizin devam ediyor ve bu süreci tutuklama takip ediyor. Tutuklanan kifliden, hele de bu kifli bir Uygur Türkü ise, ço¤u zaman haber al›nam›yor. Terörle mücadele ad› alt›nda Uygur Türkleri ve Tibet üzerindeki bask›s›n› giderek art›rmakta bir sak›nca görmeyen Çin’deki güvenlik paranoyas›, 2008 A¤ustos ay›nda bafllayacak olimpiyat oyunlar› yüzünden zirveye ç›km›fl durumda. Uygur halk›, güvenlik bahanesiyle kendilerine karfl› artt›r›lan bask›dan flikayetçi; ancak seslerini duyuram›yorlar. Çin’in ekonomi ve enerji alan›nda kurdu¤u iliflkiler dolay›s›yla pek çok ülke Do¤u Türkistan konusunda hiçbir politikaya sahip de¤il; hatta burada yaflananlar› görmezden geliyor. Tibet konusundaysa Bat›’da alternatif sesler yükselmeye bafllad›. Fransa Cumhurbaflkan› Nicholas Sarkozy, olimpiyat törenlerine kat›lmak için baz› flartlar öne sürerken ABD’de demokrat baflkan adaylar› Barack Obama ve Hillary Clinton baflta olmak üzere pek çok siyasi, Bush’a törenleri boykot etme ça¤r›s›nda bulunuyor. Ancak yine de dünyaya yön veren devletler aras›nda Çin’i politikalar›ndan cayd›racak etkide bir tepki, bir yapt›r›m, söz konusu bile de¤il. Öyle görünüyor ki, bu y›l a¤ustos ay›nda gerçeklefltirilecek olimpiyat oyunlar›nda spordan çok yine siyaset konuflulacak.

SAYFA 11

Meflalenin ›fl›¤›nda görülenler

mart ay›ndan bu yana yeniden ayakta ve bu sefer dünya gündeminin tam ortas›na oturmufl durumda. Hiç kuflkusuz bunda 2008 Olimpiyatlar›’n›n Pekin’de yap›lacak olmas›n›n çok büyük etkisi var. Öyle ki; bütün dünyay› dolaflan olimpiyat meflalesi adeta Tibet yanl›s› gösterilerin gerçeklefltirildi¤i yollar› ayd›nlat›r hale geldi. Meflale ‹stanbul’dan Paris’e, Londra’dan Yeni Delhi’ye kadar bütün dünyay› gezerken istisnas›z her flehirde gerçeklefltirilen gösteriler Çin’in imaj›n› feci flekilde alt üst etti. Bu s›rada Tibet’in ruhani lideri Dalai Lama, Pekin Olimpiyatlar›’n› destekledi¤ini aç›klayarak fliddetten uzak durmak istediklerini gösterdi. Ancak Çin’de bafllayan gösteriler ordu taraf›ndan kanl› bir flekilde bast›r›ld› ve Hindistan’da sürgün bulunan Tibet hükümetinin ifadesine göre gösterilerde en az 150 Tibetli öldürüldü. Kesin rakamlara ulaflmaksa neredeyse imkans›z gibi. Çin yönetimi, kanl› görüntülerin internet arac›l›¤›yla dünyada izlenmesini önlemek için ülkede “youtube” gibi video paylafl›m sitelerine eriflimi yasaklad›. Öte yandan olimpiyat organizasyonunda yer alan bütün devletler, herhangi bir “skandal”a meydan vermemek için güvenlik önlemlerini en üst düzeye ç›kart›rken Çinli yetkililer de “olimpiyat haz›rl›klar›n›” son h›zla sürdürüyor. Çin hükümeti, Sincan eyaleti olarak adland›rd›¤› Do¤u Türkistan özerk bölgesinde olimpiyatlara kat›lacak sporcular› kaç›rmaya haz›rland›klar› iddia edilen Uygur kökenli kiflilere yönelik bir operasyon düzenledi ve bu operasyonlarda 35 kifli gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nan Uygur Türklerinin ak›beti ise flu anda bilinmiyor. Mahkemeye ç›kar›l›p ç›kar›lmayacaklar› da meçhul. Çinli yetkililer,

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Do¤u Türkistanl› kad›nlar hak aray›fl›nda

HAM‹T GÖKTÜRK*

alkarluk@yahoo.com

‘‘

Son dönemde Çin iflgal yönetiminin Müslüman Türk halka yönelik artan bask›lar›, bölgede yaflayan kad›nlar›n da olaylara tepki göstermesine sebep oldu. 22 Mart 2008 günü Hoten flehrinin otobüs terminalinde 1000 kadar kad›n bir araya gelerek zulüm ve iflkenceye son verilmesi, tutuklular›n serbest b›rak›lmas›, dini özgürlüklerin geri verilmesi yönünde sloganlar att›lar.

SAYI 42

O R T A

A S Y A

Do¤u Türkistan’› iflgal alt›nda bulunduran Çin Halk Cumhuriyeti yönetimi, Müslüman Do¤u Türkistan halk›na yönelik sürdürdü¤ü asimilasyon ve soyk›r›m politikalar›n› son aylarda zirveye tafl›d›. 2008 Olimpiyatlar›’n›n Çin’de yap›lacak olmas›n› bahane eden Çin yönetimi, Do¤u Türkistan halk›na karfl› “Olimpiyat› karfl›lama” ve “Do¤u Türkistan’da istikrar› koruma” gerekçeleriyle afl›r› güç kullanarak insanlara gözda¤› vermekte, toplu tutuklamalar yaparak halk› sindirme politikas› takip etmekte. Bir süredir gerginli¤in t›rmand›¤› ülkede dini ve milli yönü güçlü, muhafazakar bir yer olarak bilinen ve ülkenin güneyinde yer alan Hoten flehrinde, 22-23 Mart 2008 tarihlerinde, yaklafl›k 1000 kad›n›n ifltirak etti¤i bir protesto gösterisi düzenlendi. Özgür ve tarafs›z bas›na tamamen kapal› olan Hoten’de meydana gelen bu protesto gösterisi, burada yaflayan bir kiflinin olaylar› yurt d›fl›ndaki bir yak›n›na telefonla haber vermesi ile d›fl dünyaya yans›d›. Çinli yetkililer protesto gösterilerini önce inkar etse de gösterilerle ilgili haberler Bat› bas›n›nda yer ald›ktan sonra karfl› gösterilerin yap›ld›¤›n› itiraf etmek zorunda kald›lar. Çin iflgal idaresi, çeflitli bahaneler ileri sürerek Do¤u Türkistan’da özellikle gençleri toplu olarak tutuklamakta. Ayr›ca yine Hoten flehrinde yaflayanlarla civar ilçe ve yerleflim birimlerinden flehir merkezine gelen kad›nlar›n baflörtülü olarak flehirde dolaflmalar›, “dini radikalizmi ça¤r›flt›rd›¤›” gerekçesiyle yasaklanm›fl durumda. Son dönemde Çin iflgal yönetiminin Müslüman Türk halka yönelik artan bask›lar›, bölgede yaflayan kad›nlar›n da olaylara tepki göstermesine sebep oldu. 22 Mart 2008 günü Hoten flehrinin otobüs terminalinde 1000 kadar kad›n bir araya gelerek zulüm ve iflkenceye son verilmesi, tutuklular›n ser-

SAYFA 12

* Do¤u Türkistan Vakf› Genel Sekreteri

SAYI 42

SAYFA 13

Do¤u Türkistanl› kad›nlar hak aray›fl›nda

best b›rak›lmas›, dini özgürlüklerin geri verilmesi yönünde sloganlar att›lar. Daha sonra flehir merkezine do¤ru yürüyüfle geçen kad›nlar, yürüyüfl s›ras›nda polis barikat› ile karfl›laflt›lar. Güvenlik güçlerinin kalabal›¤›n derhal da¤›lmas›, aksi halde zorla da¤›t›lacaklar›n› söylemelerine karfl›n kad›nlar, isteklerinin yetkililerce dinlenmesini talep ettiler, an-

cak bu talep reddedildi. Bu arada flehir halk› da protestocu kad›nlara destek amac› ile soka¤a döküldü. Bu s›rada yaflanan arbedede alt› sivil, Çin güvenlik güçlerinin açt›¤› atefl sonucu yaflam›n› yitirdi, göstericilerden yaklafl›k 400’ünün de tutukland›¤› bildirildi. Olaylar, Hoten’in ilçesi Karakafl’a da s›çrad›, burada da yine tamamen kad›nlar›n kat›ld›¤› protesto eylemleri gerçeklefltirildi. Hoten’deki protesto yürüyüflünün ertesi günü, gösteriler s›ras›nda yaflanan öldürme ve tutuklamalar› protesto etmek için tekrar toplanan kad›nlar, eylemlerine devam ettiler. Ancak bu eylem de olayl› bitti ve yaralananlar›n yan› s›ra, 200 kifli daha tutukland›. Çin güvenlik makamlar›, olaylarda tutuklanan toplam 600 kifliden 300’ünün serbest b›rak›ld›¤›n› aç›klasa da bu haber, yerel ve ba¤›ms›z kaynaklarca do¤rulanmad›. Mart ay›nda Do¤u Türkistan’›n Hoten ilinde yaflanan kad›n hareketi flunu göstermifltir ki, Do¤u Türkistan halk›, içinde bulundu¤u zor flartlara ra¤men inançlar›n›, milli ve manevi varl›klar›n› koruma ve temel haklar›n› savunma mücadelesini durmaks›z›n, büyük bir azimle devam ettirmektedir.

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Filipinler’de ezilen bir halk:

Bangsamoro

Abhoud Syed M. Lingga aslingga@yahoo.com

Halk› a¤›rl›kl› olarak H›ristiyan olan Filipinler’de Müslümanlar az›nl›kta bulunuyor. Müslümanlar›n nüfusu 88 milyonluk toplam nüfus içinde %5 ila %10 aras›nda de¤ifliyor. Ço¤unlukla ülkenin güneyinde yerleflen ve 13 etnik gruptan oluflan yerel Müslüman halk›n yan›nda, ülkenin orta ve kuzey bölümlerinde sonradan Müslüman olmufl on binlerce insan bulunuyor. Güneydeki Müslümanlar kendilerini Bangsamoro olarak adland›rmaktad›rlar. Bu isim onlara Mindanao halk›n›n Kuzey Afrika Müslümanlar› ile ayn› din ve yaflam biçimine sahip oldu¤unu keflfeden ‹spanyol sömürgecilerin verdikleri “moro” kelimesinden türetilmifltir. Malayca bir kelime olan bangsa “ulus” anlam›na gelmektedir. Müslümanlar›n ayr› bir ulus olduklar›n› belirtmek için bu kelime ön ek olarak kullan›lmaktad›rlar. ‹spanyol sömürgeciler Filipinler’e ulaflt›¤›nda Müslümanlar kendi devlet ve hükümetlerini kurmufllard›. ‹spanyollar as›rlarca Müslüman devletleri ele geçirmeye teflebbüs etmifller ancak bunu hiçbir zaman baflaramam›fllard›r. Bangsamoro sultanl›klar›, organize deniz kuvvetleri ve ordular› ile Bangsamoro s›n›rlar›n› savunmay›, böylece ba¤›ms›zl›klar›n› muhafaza etmeyi baflard›lar. 1946’ya gelindi¤inde Bangsamoro topraklar› halk mutabakat› olmaks›z›n Filipinler Cumhuriyeti’nin s›n›rlar› içerisine dahil edildi. Bangsamoro halk› bu tarihten itibaren, Filipin hükümetinin yapt›¤› ayr›mc›l›¤a ve zulme maruz kald›. Bangsamorolular›n temel flikayetlerinden baz›lar› afla¤›da belirtiliyor: 1. H›ristiyan ço¤unluk, araflt›rmalar›n da gösterdi¤i üzere, Müslümanlara karfl› önyarg›l› davranmakta. Bu önyarg›lar Bangsamoro halk›n›n istihdam, e¤itim, yerleflim ve ifl imkanlar›ndan faydalanamamalar›na sebep olmakta. Filipinler ‹nsani Geliflim 2005 Raporu, Filipinlilerin büyük bir ço¤unlu¤unun (%33 ila 39 aras›) Müslümanlara karfl› önyarg›l› oldu¤unu ortaya koymakta. Rapora göre Müslümanlar en fazla istihdam alan›nda s›k›nt› ya-

SAYI 42

GÜNEYDO⁄U ASYA

flamakta. ‹fl veren durumundaki H›ristiyan halk›n %46’s› iflçi olarak H›ristiyan erkekleri, %40’› da ev ifllerinde yard›mc› olarak H›ristiyan kad›nlar› tercih etmekte. H›ristiyanlar›n sadece %4’ü Müslüman erkek iflçi ve %7’si de Müslüman kad›n yard›mc› tercih etmekte. Araflt›rmaya göre, H›ristiyanlar›n ço¤unlu¤u Müslümanlar› komflu olarak dahi kabul etmemekte, hatta Metro Manila bölgesinde halk›n %57’si daha yüksek kira bedeli ödemeyi, Müslüman gruplar›n yerleflim yerlerine yak›n olmaya tercih etmekte. 2. Hükümet politikalar› ve programlar› yüzünden Bangsamoro halk› topraklar›n›n büyük bir k›sm›n› kaybetmifl ve kendi anayurtlar›nda az›nl›k haline gelmifl durumda. 20. yüzy›l›n bafllar›nda Filipin hükümeti Mindanao bölgesinin tamam›n› yerleflime ve yat›r›mlara açt›. Böylece, Filipin Komisyonu 1903’te, yerel liderler taraf›ndan halka da¤›t›lm›fl olan topraklara ait haklar› geçersiz ilan etti ve sonraki y›llarda hükümet, Bangsamoro’ya ve Mindanao’nun di¤er yerli halklar›na ayr›mc›l›k yapan ama Filipinli yerleflimcilerin ve ekonomik kurulufllar›n lehine olan kamu arazisi kanunlar›n› hayata geçirdi. Kraliyet doktrinine dayal› kamu arazisi kanunlar›n›n yürürlü¤e girmesi, sömürgeleflmifl kuzeyli-Filipinli seçkinlerin de¤erli arazileri sat›n almas› veya kiralamas› için bir f›rsat oldu¤u gibi, Müslümanlar›n sahibi oldu¤u geleneksel arazileri yasal veya sistemli olarak gasp etmelerine de olanak sa¤lad›. Toprak mülkiyeti konusunda Müslümanlar ve yerli halka karfl› yap›lan ayr›mc›l›k, Filipin kamu arazisi kanunlar›na göre insanlar›n ve ekonomik kurumlar›n sahip olabilece¤i alanlar› hektar üzerinden gösteren afla¤›daki tabloda aç›kça görülmektedir. 1954’te Ulusal ‹skan ve Islah ‹daresi (NARRA) kurulmufltur. Buna göre 1954’ten 1958’e kadar yaklafl›k 23,400 Filipinli H›ristiyan aile Cotabato’ya yerlefltirilmifltir.

SAYFA 14

‹zin verilen miktar (hektar) Y›l

H›ristiyan yerleflimciler için

H›ristiyan olmayanlar için (Morolular ve di¤er yerli kabileler)

Kurumlar için

1903

16

1,024

1919 1936

24 16

(düzenleme yap›lmam›fl) 10 4

1,024 1,024

• 17 Mart 1968’de, Corregidor Adas›’nda e¤itim kamp›nda bulunan Müslüman askerlerin kayboldu¤u bildirildi. • 21 Aral›k 1970’te, üç Müslüman öldürüldü ve Datu Piang\Cotabato yerel idaresine ba¤l› Ahan, Limpugo ve Montid’de 147 ev kundakland›. • 19 Ocak 1971’de, Cotabota’da Alamada yerel idaresinde 73 Müslüman öldürüldü. • 19 Haziran 1971’de, Carmen Cotabato’da bir camide 70 Müslüman öldürüldü, 17 Müslüman da yaraland›. • 1971 y›l›nda 6 Nisan’dan 22 Temmuz’a kadar Müslümanlara ait - Cotabato\Carmen’de 55 ev - Cotabato\Pikit’te 18 ev - Cotabato\Kidapawan’da 25 ev - Cotabato\Buldon’da 22 ev - Lanao del Sur\Wao’da 52 ev yak›ld›. • 8 Eylül 1971’de, Lanao del Norte’de Sapad yerel idaresinde, 10 Müslüman öldürüldü. • 24 Ekim 1971’de, Lanao del Notre, Magsaysay’da 66 Müslüman öldürüldü. Ço¤unluk taraf›ndan ayr›mc›l›¤a u¤rad›klar› ve hükümetten bask› gördükleri için Bangsamorolular kendilerini adaletsizlik ve zulümden kurtarmak ad›na bir özgürlük hareketi organize ettiler. 1960’lar›n sonlar›nda bafllayan mücadele hâlâ devam ediyor. * Bangsamoro Çal›flmalar› Enstitüsü, Moro

SAYI 42

SAYFA 15

Filipinler’de ezilen bir halk: Bangsamoro

3. Hükümet, Bangsamoro halk›na temel hizmetleri götürmek ve gerekli ilerlemeyi sa¤lamak aç›s›ndan baflar›l› olamam›flt›r. Ülkede yoksullu¤un en fazla oldu¤u yerler Müslümanlar›n ço¤unlukta bulundu¤u bölgelerdir. 2000 y›l›nda yoksulluk oran› ülke genelinde %33.7 iken bu oran Müslüman Mindanao Özerk Bölgesi’nde (ARMM) %66 idi. 1997 y›l› verilerine göre %57.3 olarak belirlenen yoksulluk oran› 2000 y›l›nda yaklafl›k 9 puan daha artm›flt›r. 2000 y›l›nda, ülke genelinde %16.7 olan açl›k s›n›r›n›n alt›nda bulunan aile say›s› ARMM bölgesinde %33.5 oranla en yüksek de¤erde bulunuyordu. Bölgede ortalama yaflam süresinin kad›nlarda ortalama 59, erkeklerde ise 55-56 oldu¤u tespit edilmiflti. 4. Hükümet, Bangsamoro halk›n›n güven içinde yaflamas›n› sa¤lama ve mal varl›klar›n› koruma konusunda da baflar›s›z olmufltur; Müslümanlar›n katledildi¤i, mallar›n›n tahrip edildi¤i olaylar kay›tlara geçmifltir. Filipinler hükümeti, Müslümanlar›n güvenli¤ini sa¤layamad›¤› gibi onlara adaletli bir flekilde de davranmam›flt›r. ‹nsan haklar› ihlalleri vakalar›n›n ço¤unda hiçbir ciddi soruflturma yürütülmemifl ve sorumlular bulunamam›flt›r. Örne¤in, afla¤›da de¤inilen ve Bangsamoro halk›na karfl› yap›lan insan haklar› ihlallerinin sadece bir k›sm›n› teflkil eden olaylar 30 y›l önce meydana gelmifl ancak hiçbir soruflturma aç›lmam›fl ve sorumlular bulunamam›flt›r.

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Vatans›z Rohingyal›lar›n kaderi:

Sürgün Dr. MUHAMMAD ‹KBAL dr_miqbal78@yahoo.com

Asya’n›n güneydo¤usunda bulunan Burma, di¤er ad›yla Myanmar’›n Arakan eyaletinde yaflayan yaklafl›k iki milyondan fazla Müslüman bask› ve zulüm alt›nda yafl›yor. Burma, askeri cuntan›n 1948’den beri giderek artan tek tiplefltirme ve Burmal›laflt›rma (Budistlefltirme) çal›flmalar›yla, az›nl›k konumundaki Müslüman nüfusun yaflama alanlar›n› nerdeyse aç›k bir hapishaneye mahkum etmifl durumda. Rohingyalar olarak bilinen Müslümanlar›n, ülkede çok eski bir geçmifle sahip olmalar›na ra¤men, kendilerine ait bir kimlikleri bile yok. Devletin hiçbir imkan›ndan yararlanma haklar› olmayan bu insanlar seyahat etmeye, ekonomik faaliyette bulunmaya, do¤umlar›, ölümleri ve evlilikleri kaydetmeye ve e¤itim almaya kalk›flt›klar› zaman sert engellerle karfl›lafl›yorlar. Dünyan›n di¤er ülkelerinden kendilerine ulaflmaya çal›flan yard›m kurulufllar› da Burma hükümeti taraf›ndan engelleniyor. Burma’daki askeri rejim, Müslümanlara karfl› çok büyük bir savafl bafllatarak özellikle de camilere, imamlara ve dindar kiflilere sald›rm›flt›. Arakan’›n baflkentinde Müslüman ö¤rencilere zorla Budist dini e¤itimi verildi. Müslüman kad›nlar “mesleki e¤itim” ad› alt›nda toplama kamplar›na götürülerek tecavüze maruz kald›lar. Tecavüz sonucu hamile kalanlar ise zorla Budist güvenlik görevlileriyle evlendirildi. Köyler yok edildi, evler karakollara çevrildi, evsiz kalan insanlar açl›k ve yoklukla karfl› karfl›ya kald›. Rejimin suistimallerinin bir sonucu olarak büyük bir grup Rohingya Müslümanlar› uluslararas› mültecilere dönüfltü. Yaklafl›k 700 bin mülteci Bangladefl’e göç etmifl durumda. Tayland’daki yaklafl›k bir milyon illegal Burmal› mültecinin de büyük bir k›sm›n› Rohingyal›lar oluflturuyor. Bunlar›n d›fl›nda Malezya, Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleflik Arap Emirlikleri’nde toplam iki milyona yak›n Rohingya Müslüman› vatans›z olarak yaflamakta. fiu an Bangladefl’te bulunan 19 yafl›ndaki bir mülteci, “Ben Burma’da do¤dum ama Burma hükümeti benim Müslüman bir köle oldu¤umu söylüyor. Ben Bangladefl’te büyüdüm ama Bangladefl hükümeti de diyor ki, sen bana

SAYI 42

GÜNEY ASYA

bir yüksün, burada kalamazs›n. Ben bir Rohingya olarak kendimi y›lan ve timsah aras›nda kalm›fl gibi hissediyorum.” diye feryat ediyor. Bu genç mültecinin yaflad›¤› kampta, befl kiflilik bir çad›rda en az 12 kifli kalmak zorunda. Hijyenden bahsedilemeyecek yemekler, pis içme sular›, oksijensiz ve kalabal›k ortamdan dolay› artan bulafl›c› hastal›klar (solunum ve sindirim sistemi hastal›klar›, ishal, menenjit gibi hastal›klar) ile karfl› karfl›yalar ve kelimenin tam manas›yla içler ac›s› bir hayat yafl›yorlar. Tayland’daki Arakanl› mültecilerin durumu ise Bangla-

‘‘

Yaklafl›k 700 bin Rohingyal› mülteci Bangladefl’e göç etmifl durumda. Tayland’daki yaklafl›k bir milyon illegal Burmal› mültecinin de büyük bir k›sm›n› Rohingyal›lar oluflturuyor. Bunlar›n d›fl›nda Malezya, Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleflik Arap Emirlikleri’nde bulunan iki milyona yak›n Rohingya Müslüman› vatans›z olarak yaflamakta.

SAYFA 16

2008 YILINDA RAPOR ED‹LEN ‹HLALLER:

• 4 Ocak’ta Burma ve Tayland s›n›r›nda, 72 Rohingyal› Müs-

lüman, Tayland güvenlik güçleri taraf›ndan yakalanarak Burma askerlerine teslim edildi. 72 kifli hâlâ hapishanelerde sorgulan›yor.

• 3 Mart’ta deniz yolu ile Tayland’a ve Malezya’ya giden 71

Arakan’›n baflkenti Akyab’da 25 Mart’tan beri akflam saat 6’dan sabah 9’a kadar soka¤a ç›kma yasa¤› uygulan›yor. Bu yasak, bilhassa Müslümanlar›n yaflad›¤› bölgelerde uygulan›yor ve bu saatlerde Budist askerler Müslümanlar›n evlerine giderek kendilerinden zorla yiyecek ve para al›yorlar.

• 4 Nisan’da, Bangladefl-Burma s›n›r›ndaki Nayapara Mülteci Kamp›’nda yaflayan yak›nlar›yla ba¤lant› kurduklar› gerekçesiyle 60 Arakanl› tutukland›.

• 10 Nisan’da, Ronang bölgesinde Burma’dan Tayland’a getiri-

len bir konteyn›r içinde bulunan 121 mülteciden 54’ü havas›zl›ktan öldü; ölenlerin 14’ü çocuktu.

SAYI 42

defl’tekilerden daha vahim. Bask›, zulüm ve sürgün yetmezmifl gibi flimdi de bu mülteciler hakk›nda toplu k›y›m planlar› yap›l›yor. 28 Mart’ta Tayland Baflbakan› Samak Sundaravej, iki saat süren Ulusal Güvenlik Konseyi toplant›s›ndan ç›kt›ktan sonra Tayland ordusunun, Tayland’da yaflayan Rohingya Müslüman mültecilerini sürmek için ›ss›z bir adada yer arad›klar›n› söyledi. Tayland’da Rohingyalar için hayat›n “çok zor” olaca¤›n› belirten ifadeler kulland›. Tayland Baflbakan›, “Biz elektrik istiyoruz. Burma bize bir baraj infla edecek. Mallar›m›z› satmak istiyoruz. Burma bize bir liman infla edecek. Bu, Tayland için güzel bir fley, de¤il mi?” diyerek, masum Rohingyal›lar›, Burma’n›n askeri idarecilerine kurban olarak ölüm adas›na gönderme niyetinin ç›k›fl noktas›n› aç›kça ortaya koyuyor. E¤er bugün onlar› ölüm adas›na yerlefltirebilirse, yar›n çoluk-çocuk, kad›n-erkek hepsini katledecek. Burma askeri cuntas›n›n onlarca y›ll›k bask›, ekonomik sömürü, sosyal ayr›mc›l›k ve kültürel kölelik politikalar›n›n sonucu olarak Rohingyal›lar güçsüz, savunmas›z ve sesi ç›kmayan bir topluluk haline gelmifl durumda. Bugün bu insanlar kendilerini yard›ms›z, ümitsiz ve aciz hissediyorlar. Sadece hayatlar›n›, namuslar›n› ve geleceklerini kurtarabilmek ad›na vatans›zl›¤›, hatta ölümü bile göze al›yorlar. Sadece bir umut için...

SAYFA 17

Vatans›z Rohingyal›lar›n kaderi: Sürgün

mültecinin 20’den fazlas› Sri Lanka askerleri taraf›ndan ac›mas›zca öldürüldü. Geride kalanlar ise hapse at›ld›.

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Ortado¤u’da bar›fl oyunu

AHMET EM‹N DA⁄

ahmetemin@ihh.org.tr

Ortado¤u’da siyasi rüzgar, Amerikan Baflkan› George W. Bush’un görev süresinin dolmas›na yedi ay kala fliddetli biçimde esmeye bafllad›. Ard› ard›na bölgeye ve bölgeden d›flar›ya gerçekleflen ziyaretler, yaflanan bu diplomatik hareketlili¤in göstergeleri olurken; görev süresince birçok savafla imza att›¤› halde Nobel Bar›fl Ödülü’nü alm›fl olan ABD eski Baflkan› Carter’›n bölgeye yapt›¤› ziyaret, ‹srail ve Amerikan cephesinde ciddi kayg›lar›n yafland›¤›n› ortaya koyuyordu. Asl›nda geçen ay, yeni bir savafl ihtimali ile bafllam›flt›. Nisan ay› bafllar›nda ‹srail, muhtemel bir kimyasal ve biyolojik sald›r›ya karfl›, kendisinin 60 y›ll›k iflgal tarihindeki en büyük askeri tatbikat›n› gerçeklefltirdi. Bunun üzerine Suriye, yedekleri askere ça¤›r›rken, Lübnan cephesi hareketlenmifl ve ‹ran’›n da olaya aç›klamalar› ile müdahil olmas›, “yeni bir Ortado¤u savafl›n›n ayak sesleri mi geliyor” sorusuyla ortam›n hareketlenmesine neden olmufltu. Ancak yan›lt›c› olan bu manzara, “t›rmand›rma” siyasetinden ziyade, karfl› tarafa yönelik “Her fleye haz›r›m!” mesaj› vermeyi hedefleyen taktik ad›mlar oldu¤unu gecikmeden ortaya koydu. Amerikan eski Baflkan› Carter’›n, M›s›r’›n baflkenti Kahire’de Hamas’›n ikinci adam› Mahmud Zahar baflkanl›¤›ndaki Ha-

mas heyeti ile bafllad›¤› görüflmeleri, bir gün sonra 18 Nisan tarihinde de fiam’da Hamas lideri Halid Meflal ile buluflmas› izledi. Hamas’s›z bar›fl olamayaca¤› mesaj›n› hem kendi yönetimine hem de ‹srail’e aç›k bir biçimde veren eski ABD baflkan›n›n niyeti, Hamas’› siyasi sürece ikna etmekten ve ateflkese ça¤›rmaktan çok, bölgedeki reel durumu aç›k biçimde ‹srail taraf›na anlatmak idi. Bu reel durum, Hamas’›n art›k öyle ya da böyle muhatap al›nmas›ndan baflka bir fley de¤ildi. Ancak Carter’›n, etkileri bak›m›ndan abart›lan ziyareti, Amerikan ve ‹srail hükümetlerinin öteden beri ›srarla sürdürdükleri politikalardan farkl› bir aç›l›m getirmedi¤i gibi, gereksiz bir heyecan oluflturmaktan baflka bir ifle de yaramad›. Bu nedenle as›l dikkatlerden kaçan, Carter ziyaretinin gölgesinde kalan sessiz sedas›z Kahire’de yürütülen Hamas-M›s›r görüflmeleri oldu M›s›r istihbarat›n›n arabuluculu¤unda yürütülen görüflmelerde ‹srail’in Gazze ve Bat› fieria’ya sald›r›lar›n› durdurmas› karfl›l›¤›nda, Hamas ateflkesi kabul edecek, bunun garantörlü¤ünü de M›s›r üstlenecek. Di¤er Filistinli gruplar›n da s›cak bakt›¤› bu ateflkesi ‹srail taraf› bozarsa M›s›r tek yanl› olarak Refah Kap›s›’n› açacak ve Hamas’›n bölgedeki otoritesini güçlendirmesine göz yumacak. Bir sonraki ad›mda ise, Filistinli tüm gruplarla görüflmesinin ard›ndan M›s›r’›n, Filistin’de Hamas ve Fetih’i d›flar›da b›rakan bir teknokratlar hükümeti kurmas›n›n ard›ndan durumun normalleflmesi beklenecek. Tüm bunlar ne anlama geliyor? Bunlar öncelikle, M›s›r’›n politikalar›nda köklü bir dönüflüm demek. Çünkü M›s›r, öteden beri Gazze’de Hamas’›n Fetih grubunu tasfiye etme-

‘‘

‹srail ile bar›fl pazarl›klar›nda Filistin taraf›n›n bölünmüfllük görüntüsü, ellerini zay›flat›yor. Bu hem Fetih hem de Hamas’›n rahats›zl›¤›na neden olurken, güçlü bir elle ‹srail’in karfl›s›na ç›kmak için baflvurulacak yöntemin, halk›n tam deste¤ini alm›fl ve meflruiyet tazelemifl bir yönetim olmas› gerekiyor.

SAYI 42

O R T A D O ⁄ U

SAYFA 18

SAYI 42

düs’ün baflkent olmas› gibi unsurlarda hiçbir flekilde pazarl›k yapmayaca¤›n› yineledi. Ard› ard›na hem Carter hem de M›s›r’›n muhatap ald›¤› Hamas’›n, bundan sonraki süreçte Ortado¤u’daki bar›fl pazarl›¤›nda aktörlerden biri oldu¤u gerçe¤ini kabul ettirmifl olmas› önemli bir baflar› olmakla birlikte, Hamas hükümeti ya da bir Fetih-Hamas koalisyonunun mümkün olmad›¤› ortada. Dolay›s›yla Filistin’in gelece¤inde bir teknokratlar hükümetinin kurulmas›, Gazze ve Bat› fieria’n›n birleflmesi yolunda ara bir çözüm olmakla birlikte, yap›lacak ilk seçimlerdeki sonuçlar›n Hamas’› yeniden iktidara tafl›mas› halinde tüm aktörlerin nas›l bir pozisyon alacaklar› merak konusu. ‹srail ile bar›fl pazarl›klar›nda Filistin taraf›n›n bölünmüfllük görüntüsü, ellerini zay›flat›yor. Bu hem Fetih hem de Hamas’›n rahats›zl›¤›na neden olurken, güçlü bir elle ‹srail’in karfl›s›na ç›kmak için baflvurulacak yöntemin, halk›n tam deste¤ini alm›fl ve meflruiyet tazelemifl bir yönetim olmas› gerekiyor. Arap ülkeleri birleflme için bask›lar›n› yo¤unlaflt›r›rken, Hamas’› resmi olarak tan›mayan Amerika’n›n birleflmeye yönelik bu bask›larda dolayl› bir rolünün olup olmad›¤› tart›flma konusu. Zira karfl›s›nda Mahmud Abbas gibi güçsüz biriyle iki y›ld›r hiçbir ad›m atamayan ‹srail ve ABD’nin, Abbas’a nisan ay›ndaki yo¤un ziyaretlerde bu telkinlerde bulundu¤u tahmin ediliyor. Sonuç olarak 2008 sonuna kadar Filistin’de c›l›z da olsa bir devlet kurmaya çal›flan ABD ve ‹srail, teknokratlarla muhatap olmay› ç›karlar›na daha uygun görüyor olmal›.

SAYFA 19

Ortado¤u’da bar›fl oyunu

sini elefltirerek, yeni durumu resmi olarak tan›m›yordu. Kendi ülkesinde de ‹slamc›larla bafl› dertte olan M›s›r’›n Gazze’deki ‹slamc›larla u¤raflmaya hiç niyeti yoktu. Nitekim Gazze’ye yönelik ambargo sürecinde herkesin elefltirilerine hedef olmas›yla sonuçlanacak bir inatla, Hamas’›n Gazze’deki otoritesini görmezden gelmesi ve s›n›r kap›s›n› kapal› tutmas›, birçok insan›n hayat›na mal olmufl ve ‹srail’e büyük cesaret vermiflti. M›s›r, gerekçesinde Filistin ad›na söz söyleyen taraf›n sadece Mahmud Abbas’›n Fetih’inin olmas› gerekti¤ini gösterse de, bunun Filistin içindeki gerilimi daha da t›rmand›rd›¤› ve çözümü t›kad›¤› gerçe¤i geç de olsa anlafl›ld›. Çünkü Filistin’le ilgili bir konuda halk›n %50’sini temsil eden Hamas taraf›n› görmezden gelmek ne onlar›n ifline yaram›fl ne de bar›fla hizmet etmiflti. Resmi ve diplomatik düzeyde de¤il ama istihbarat baflkan› düzeyinde ve hiçbir flekilde ba¤lay›c› olmayan kurallara göre yürütülen ikili görüflmelerde M›s›r, art›k Hamas’› bir muhatap olarak almakla Filistin halk›n›n di¤er yar›s›n› da görmeye bafllam›flt›r. Bundan sonras›n›n daha kolay olaca¤›n› söylemek mümkündür. Olay›n Hamas yönü ise çok daha karmafl›k bir süreci ifade ediyor. Hamas, ateflkesin ard›ndan gelecek bar›fl pazarl›klar›nda 1967 s›n›rlar›nda bir ‹srail ve Filistin devletine olumlu bakabilece¤i görüflünü aç›k bir dille tekrarlarken, temel ilkelerinden olan; Filistinli göçmenlerin geri dönüflü, Yahudi yerleflim birimlerinin boflalt›lmas› ve Ku-

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Makedonya’n›n isim krizi

VEL‹ KREC‹*

v.kreci@seeu.edu.mk

I. Dünya Savafl›’n›n ç›kmas›n›n önemli nedenlerden biri de Balkanlar’daki siyasi geliflmelerdi. 1990’l› y›llarda Yugoslavya’n›n parçalanmas›yla birlikte Balkanlar tekrar uluslararas› siyasi gündeme oturmay› baflard›. Uluslararas› siyasi arenada önemli geliflmeler oluyordu. So¤uk Savafl döneminin son bulmas›yla iki kutuplu dünya düzeni son aflamalar›n› yafl›yordu. Di¤er taraftan Avrupa Birli¤i, Maastricht Antlaflmas›’yla siyasi entegrasyona do¤ru ilerlerken, bu süreci baltalayacak, içinde çok tarafl› ç›kar çat›flmas› oluflturacak, yan› bafl›nda, Yugoslavya’da cereyan eden siyasi oluflumlara ise kay›ts›z kalmay› ve “bekle gör” fleklinde pasif bir politika izlemeyi seçecekti. Böyle bir ortamda Eski Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti (SFRJ)’ni oluflturan cumhuriyetlerden Slovenya Cumhuriyeti’nin bafl›n› çekti¤i ba¤›ms›zl›k hareketleri, Bosna Hersek’in ba¤›ms›zl›k ilan› ile S›rplar›n katliamlar›na maruz kalacak ve 1995’e gelindi¤inde Dayton Bar›fl Antlaflmas›’n›n imzalanmas›yla birlikte Yugoslavya Halk Ordusu ad›na Bosna Hersek’te insanl›k suçu iflleyen S›rp generallerine “dur” denilecekti. Ancak parçalanmay› yaflayan Yugoslavya’n›n, gündeme getirdi¤i en önemli iki sorun çözülememifl, sürekli ertelenmiflti: O zamanki Kosova özerk bölgesi ve Makedonya sorunu. Mart-Haziran 1999’da NATO’nun S›rbistan Cumhuriyeti’ni bombalamas›yla Kosova sorununun çözümüne do¤ru ilk ad›m at›lacak ve 17 fiubat 2008’de Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤› büyük devletler taraf›ndan tan›nacakt›. Böylece Kosova sorunu büyük devletler nezdinde noktalanacak ve varl›¤›n›n, bölgesel dengeler aç›s›ndan tehlike oluflturmaktan ziyade, bölgeye istikrar getirece¤i görüflü a¤›r basacakt›. Makedonya sorununa gelince; 1913 Bükrefl Antlaflmas›’yla üç ayr› bölgeye (Vardar-Makedonyas›, mevcut Makedonya s›n›rlar› içinde; Pirin-Makedonyas›, Bulgar devleti s›n›rlar› içinde; Ege-Makedonyas› ise Yunanistan devleti s›n›rlar› içinde bulunmaktad›r.) bölünmüfl olan Makedonya, 95 y›l sonra NATO’nun Bükrefl Zirvesi’nde Adriyatik grubu ülkeleri aras›nda aranan üyelik teknik kriterlerini yerine getirdi.Ancak H›rvatistan ve Arnavutluk, NATO üyeli¤i için davet edilirken; isim anlaflmazl›¤› yüzünden, Yunanistan’›n aç›k bir flekilde karfl› gelmesiyle (veto hakk›n› kulla-

SAYI 42

B A L K A N L A R

nabilece¤i tehdidiyle), Makedonya’n›n NATO üyeli¤i konusunda, NATO Bükrefl Zirvesi Deklarasyonu’nun 20. maddesinde, Yunanistan ile var olan isim anlaflmazl›¤›n›n “karfl›l›kl› kabul edilebilir çözüm” bulunmas› durumunda gerçekleflebilece¤i ifade edilmifltir. Ayn› maddede, isim anlaflmazl›¤›n›n giderilmesi için iki taraf›n görüflmelere hiç ara vermeden devam etmesi tavsiyesi de yer almaktad›r. Peki, hem Yunanistan hem de Makedonya Cumhuriyeti böyle bir çözüm formülüne ne kadar yak›n? Yunanistan, çözüm formülünü, Makedonya Cumhuriyeti’nin Yunan kültürüne ait olan Makedonya isminden vazgeçmesi durumunda kabul edebilece¤i tezini yüksek sesle savunmakta. Bunun yan›nda, Makedonya’n›n NATO üyeli¤ine karfl› ç›kan Yunanistan, genifllemenin mutabakat ile karar verildi¤i Avrupa Birli¤i üyeli¤i için de, 2008’de müzakerelere bafllamay› hedefleyen Makedonya karfl›s›nda ayn› duruflu sergileyece¤ini ifade etmektedir. Avrupa Parlamentosu’nun 21 Nisan 2008 raporunda “isim konusu”nun yer bulmas›, Yunanistan taraf›ndan izlenecek politikan›n aç›k ifadesi olmufltur. Makedonya Cumhuriyeti için ise isimden vazgeçmek, “Makedon etnik kimli¤i”nden

SAYFA 20

vazgeçmek demek olacak. Her ne kadar ülkenin NATO ve AB üyeli¤i, devletin asli ç›karlar›na hizmet ediyor olsa da, Makedon etnik kimli¤inin korunmas›n›n, ülke için daha çok önem arz etti¤i imaj› sergilenmeye çal›fl›lmaktad›r. Mevcut hükümetin resmi politikas›, “Üyelik için ne kimli¤imizden vazgeçebilir ne de onu satabiliriz.” cümlesiyle özetlenebilir. Görünen o ki, NATO Bükrefl Zirvesi Deklarasyonu’nda ifade edilmifl olan “karfl›l›kl› kabul edilebilir çözüm” formülünün, her iki taraf için de mevcut dengeler içerisinde hayat bulmas› olanaks›zd›r. Böyle bir durumda, her ne kadar anlams›z görünse de, Makedonya devletinin isim anlaflmazl›¤› konusunun çözümü yolunda Yunanistan ile görüflmelere devam etmesi son derece hayatidir. ‹sim anlaflmazl›¤›, Makedonya’n›n 1991’de Yugoslavya’dan ba¤›ms›zl›¤›n› ilan etmesinden beri süregelmektedir. Ba¤›ms›zl›ktan sonra ülkenin Birleflmifl Milletler (BM) nezdinde üyelik baflvurusunun kabulü tam bir y›l sürmüfl ve sonunda, Makedonya Cumhuriyeti yerine, “Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya (FYROM)” fleklinde, geçici bir referans tan›mayla üyelik baflvurusu kabul edilmifltir. Baflka bir deyiflle; BM, ülkenin üyelik baflvurusunu kabul etmifl, ancak

anayasal isim olan Makedonya Cumhuriyeti, taraflar aras›nda uzlaflmaya b›rak›lm›flt›r. BM’nin bu yaklafl›m›, Makedonya’n›n di¤er bütün uluslararas› örgütlere (AG‹T, DB, IMF, AB vb.) FYROM geçici referans ismiyle üye olmas›n›n veya üyelik görüflmelerinin bafllamas›n›n yolunu açm›fl ve ülkenin d›fl dünyaya entegre olmas›n› sa¤lam›flt›r. Hatta yaklafl›k 120 ülke taraf›ndan, anayasal ismi olan Makedonya Cumhuriyeti ismiyle tan›nmas›na sebep olmufltur. Ancak bütün bu olumlu geliflmeler, Yunanistan’›n üye oldu¤u uluslararas› örgütler taraf›ndan anayasal ismiyle tan›nmas› için yeterli olamam›flt›r. (Resmi dokümanlarda FYROM referans›n›n geçti¤i her yerde dipnot olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin Makedonya’y› anayasal ismiyle tan›d›¤› geçmektedir.) Bunun içindir ki, Makedonya Cumhuriyeti, 2005’ten itibaren BM Özel Müzakerecisi Matthew Nimetz’in arabuluculuk etti¤i ve NATO Bükrefl Zirvesi’nden önce ABD’nin uyarmas›yla temposunu artt›rd›¤› fakat zirve sonucu durma noktas›na gelen görüflmelerini devam ettirmelidir. Çözüme ancak iki taraf›n görüflmeleri devam ettirmesiyle ulafl›labilecek ve ancak bu sayede Makedonya, FYROM takma isminden kurtulabilecek. Son olarak, taraflar›n çözüme ne kadar yak›n olduklar›n›, son Sosyalist Federatif Yugoslavya Cumhuriyeti baflbakan› olan Ante Markoviç’in kendi tabiriyle, paradoksal ülkesi Yugoslavya için söyledi¤i, fakat rahatl›kla Makedonya ve Yunanistan için uyarlanabilecek olan flu cümlesiyle bitirelim: “Bir anlaflman›n sa¤lanabilmesi için, önce bunal›m›n alabildi¤ine saçma bir noktaya t›rmanmas› gerekir. Durum gerçekten saçmalaflt›¤›nda çözüm daha kolayl›kla bulunur.”

* Güney Do¤u Avrupa Üniversitesi (SEE University) Siyasal Bilgiler ve Kamu Yönetimi Bölümü Ö¤retim Üyesi, Tetova.

SAYI 42

SAYFA 21

Makedonya’n›n isim krizi

‘‘

Yunanistan, Makedonya Cumhuriyeti’nin Yunan kültürüne ait olan Makedonya isminden vazgeçmesi durumunda yeni ismin kabul edilebilece¤ini savunuyor. Makedonya Cumhuriyeti için ise isimden vazgeçmek, “Makedon etnik kimli¤i”nden vazgeçmek demek.

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

NATO Bükrefl Zirvesi’nden yans›yanlar

MUZAFFER fiENEL

msenel@marmara.edu.tr

‘‘

Ukrayna ve Gürcistan’›n üyelikleri ile Çek Cumhuriyeti ve Polonya’ya yerlefltirilmesi düflünülen füze kalkan› projesine yönelik Rusya’n›n tepkisi, NATO Bükrefl Zirvesi’ne damgas›n› vurdu. Sonraki NATO zirvelerinin konusu ise NATO/ ABD-Rusya iliflkilerinin inifl-ç›k›fllar ve çekiflmeler fleklinde geçece¤inin bir göstergesi durumunda.

SAYI 42

2-3 Nisan tarihlerinde NATO üyesi 26 ülkenin devlet ve hükümet baflkanlar› Romanya’n›n baflkenti Bükrefl’te bir araya geldi. Özellikle ABD’nin, sürekli kriz kayna¤› olan Afganistan, Irak ve Balkanlar’da yeni hamleler için büyük umutlar ba¤lad›¤› Bükrefl Zirvesi, di¤er NATO üyesi devletlerin çekinceleri yüzünden çok da umut verici sonuçlar üretmedi. Gerek Yunanistan’›n, Makedonya’n›n NATO’ya üyeli¤ini anayasal isminden dolay› veto etmesi gerekse Ukrayna ve Gürcistan’›n üyelikleri ile Çek Cumhuriyeti ve Polonya’ya yerlefltirilmesi düflünülen füze kalkan› projesine yönelik Rusya’n›n tepkisi, Zirve’ye damgas›n› vurdu. Zirve’de yaflananlar, bundan sonraki NATO zirvelerinin NATO-Rusya Konseyi’nin çal›flmalar› ve ifl birli¤ine yönelik olumlu veya olumsuz ad›mlar›n, NATO/ABDRusya iliflkilerinin inifl-ç›k›fllar ve çekiflmeler fleklinde geçece¤inin bir göstergesi durumundayd›. 50 maddeden oluflan Zirve Sonuç Bildirgesi’nin, H›rvatistan ve Arnavutluk’un ittifaka kat›l›m› için görüflmelere bafllanmas›n› (2. madde) belirten kararla bafllamas›, NATO’nun Bat› Balkanlar’a aç›l›m›n› da göstermektedir. 90’lar boyunca istikrars›zl›¤›n, trajedilerin ve güvenlik endiflelerinin yo¤un yafland›¤› Bat› Balkanlar’a güvenlik flemsiyesi sunma iste¤inin yeni yeni oluflmaya bafllad›¤›n› gösteren bu karar içinde, Yunanistan vetosuna tak›lan Makedonya’n›n olmamas›, di¤er NATO üyeleri taraf›ndan elefltirilse de Makedonya sorunu çözüme kavuflturulamad›. Yunanistan, Makedonya’n›n anayasal ismini (Makedonya Cumhuriyeti) de¤ifltirmemesi durumunda vetonun devam edece¤ini belirtti. Afganistan’da ittifak üyelerinden, özellikle de Türkiye’den muharip güç olarak daha fazla kat›l›m beklediklerini ifade eden ABD’lilerin taleplerine ço¤u NATO üyesi destek vermedi. Ankara, Türk askerinin muharip güç olarak Afganistan’da konufllanmas› taleplerine karfl› ç›karak Türk askerinin tarihi, sosyal ve kültürel ba¤lar› olan ülkelerde muharip güç olarak asla yer almad›-

SAYFA 22

SAYI 42

NATO’nun yak›n zamanda birli¤e katmakta kararl› oldu¤u iki ülke olan Gürcistan ve Ukrayna ile ilgili olarak Rusya’n›n tepkisi nedeniyle üyelik görüflmelerine bafllama karar› al›nmad›; fakat kap› aç›k b›rak›ld›. Her iki ülkenin de makul bir süre içinde Rusya ikna edilerek ittifak sitemine al›naca¤›n› kaydeden baz› uzmanlara göre Kiev ve Tiflis’in üyelikleri, bir zamanlama sorunu. Üyelik Hareket Plan› ile Rusya’y› da dikkate alan bir orta yol bulmaya çal›flan NATO diplomatlar›, her iki ülkenin de zaman› geldi¤inde NATO’da yer alaca¤›n› ifade etmekteler. Her iki ülkenin NATO’ya kat›lmas›yla birlikte Karadeniz, Avrupa-Atlantik ittifak sisteminin bir aya¤›n› oluflturacak. Önümüzdeki on y›l içinde NATO’nun Kafkaslar’a aç›laca¤›na flahit olabiliriz. Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan NATO’ya üye olabilir. Ankara’n›n, Ukrayna ve Gürcistan’›n ve hatta tüm Balkan devletlerinin NATO üyesi olmas›n› destekledi¤i aflikar. Ankara, Balkanlar’da istikrar›n sa¤lanmas› ve milliyetçi/etnik temizli¤in tekrar meydana gelmemesi için NATO üyeli¤ini bir f›rsat olarak görüyor. Bununla birlikte, gerek muharip güç olarak Afganistan’da gerekse füze sistemi içinde yer almayaca¤›n› aç›k ve net bir dille gerek cumhurbaflkan›, baflbakan ve d›fliflleri bakan› gerekse milli savunma bakan› ve genelkurmay baflkan› seviyesinde yapt›¤› aç›klamalarda vurgulad›.

SAYFA 23

NATO Bükrefl Zirvesi’nden yans›yanlar

¤›n› ve almayaca¤›n›, her seviyede a tekrarlad›. Afganistan özelinde ise sadece operasyonel anlamda ve geri hizmet biriminde, muharip güç olmayan bir konumda yer alaca¤›n›n alt›n› çizdi ve ancak bu flekilde tan›mlanan bir NATO birimine destek verece¤ini vurgulad›. Bükrefl Zirvesi’nde Afgan hükümetinin devam eden mücadelesinin desteklenece¤i belirtildi (5. madde). Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤›n› ilan etmesinin ard›ndan gözlerin tekrar kendisine çevrildi¤i Bosna-S›rbistan ve Kosova konusunda ise, BM Güvenlik Konseyi aksi karar vermedikçe NATO liderli¤indeki BM Kosova Gücü’nün görevinin devam edece¤i vurguland›. BM, AB ve NATO’nun, Kosova’da üstlendi¤i misyonu güçlendirmeye yönelik iletiflim ve ifl birli¤i ad›mlar›n›n at›laca¤›n› belirten sonuç bildirgesi, Bat› Balkanlar’›n Avrupa-Atlantik ittifak sistemine orta vadede dahil edilece¤inin iflaretlerini veriyor (7-14. maddeler). Bildiri’nin 16. maddesi, NATO’nun Darfur’da Afrika Birli¤i Bar›fl Gücü’nü ve Çad’da konufllanan AB gücünü destekledi¤ini belirtiyor. NATO’nun Irak güvenlik güçlerinin gelifltirilmesi ve e¤itilmesi için gerekli deste¤i verece¤ini belirten sonuç bildirgesinin 17. maddesi ile NATO, Irak’la uzun dönemli bir iliflki içine girece¤ini taahhüt etmekte.

Varl›¤›n s›n›rlan›fl›:

Ayr›mc›l›k

‹nsanlar›; dili, dini, etnik kökeni, cinsiyeti nedeniyle yaflad›¤› toplumdan ay›ran, d›fllayan ve kifliyi nesnelefltiren evrensel uygulamalara hemen hemen her toplumda rastl›yoruz. Bugün dünyam›zda tüm insanlar› insan olmalar› itibar›yla eflit kabul edecek, tüm gerekçeleri ortadan kald›racak ve adalete dayal› eflitlik anlay›fl›n› tüm yeryüzünde hakim k›lacak bir anlay›fla ihtiyaç var.

DOSYA SAYI 42

SAYFA 24

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

Ayr›mc›l›k yasa¤› Av. ÖZLEM ALTIPARMAK

ozlem.altiparmak@amnesty.org.tr

Ayr›mc›l›k konusu, gerek ülkemizde gerekse dünyada üzerinde en çok tart›fl›lan insan haklar› temalar›ndan biri haline gelmifl durumda. Bu durum, Türkiye aç›s›ndan genel olarak insan haklar› bilincinin geliflmesi, bu konudaki fark›ndal›¤›n artmas› ve güçlenmesi ile do¤ru orant›l› bir seyir izliyor. Genel olarak ayr›mc› olmak; iki kifli ya da durum aras›nda bir farkl›l›k olmamas›na ra¤men farkl› davran›fllarda bulunmak, kifli ya da durumlar aras›nda ayr›m yaratmak ve-

DOSYA: VARLI⁄IN SINIRLANIfiI: AYRIMCILIK

ya farkl› durumlar söz konusu olmas›na ra¤men benzer flekilde davranmak olarak aç›klanabilir. Ayr›mc›l›k denilince akla ilk gelen kavramlardan biri de "eflitlik"tir. En eski ve en temel insan haklar› ilkesi olan eflitlik, iki flekilde ifadesini bulmaktad›r: Hukuki eflitlik ve gerçek eflitlik. Hukuki eflitlik kavram›na göre, benzer durumdaki kiflilere benzer muamele yap›lmal›d›r. Hukuki eflitlikte, benzerlik temelinde eflit muamele esast›r. Benzer durumdaki kiflilere farkl› muamele yap›lmas›na yol açacak yasa ve uygulamalar, do¤rudan ayr›mc›l›k fleklinde ifadesini bulur. Örnek olarak, 18 yafl›n› doldurmufl kiflilerin derneklere üye olabilmesi hükmü verilebilir. Gerçek eflitlik ise, farkl› durumdaki kiflilere farkl› muamele yap›lmas› gereklili¤ini temel al›r. Bir düzenleme yap›l›rken,

‘‘

‹ki kifli ya da durum aras›nda bir farkl›l›k olmamas›na ra¤men farkl› davran›fllarda bulunmak, kifli ya da durumlar aras›nda ayr›m yaratmak veya farkl› durumlar söz konusu olmas›na ra¤men benzer flekilde davranmak ayr›mc›l›k olarak tan›mlanabilir.

DOSYA

AY RI M CI LI K Y AS A ⁄I

SAYI 42

SAYFA 25

M A Y I S ’ 0 8

DOSYA

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

kiflilerin farkl› özelliklerini dikkate almak gerekir. Örnek olarak, merdiven ç›kamayacak durumda olan fiziksel engelli bir kiflinin bu özelli¤ini dikkate alarak bir kamu binas›na asansör yap›lmas› verilebilir. Yani gerçek eflitlik yaklafl›m›na göre, "Kamu hizmetlerinden herkes yararlan›r." denilmesi yetmez; kiflilerin farkl› ihtiyaçlar›n› ve içinde bulunduklar› farkl› durumlar› da gözetmek gerekir. K›saca, benzerlikler kadar farkl›l›klar da göz önüne al›nmad›¤› zaman, hukuki eflitlik her zaman gerçek anlamda eflitlik olmayabilir. Gerçek eflitli¤in, sonuçlar›n eflitli¤i ve f›rsatlar›n eflitli¤i olmak üzere iki farkl› aç›l›m› bulunmaktad›r. Sonuçlar›n eflitli¤inde, eflitli¤e ulaflmak için al›nan tedbirle, ortaya ç›kan sonucun k›yaslanmas› ve tedbirin amac› kadar etkisinin de hesaba kat›lmas› gereklidir. F›rsatlar›n eflitli¤inde ise, farkl› bafllang›ç konumlar›na ra¤men, arzu edilen noktaya ulaflmak için bütün kiflilerin eflit f›rsatlara sahip olmas› gereklili¤i esas al›n›r. F›rsat eflitli¤i, eflit flans ve olanak sa¤lamas›na ra¤men eflit sonuç vermeyebilir. ‹nsan haklar› aç›s›ndan eflitlik dendi¤inde, genel olarak esas al›nan f›rsatlar›n eflitli¤i olmaktad›r. Yukar›da detayl›ca aç›klad›¤›m›z eflitlik ilkesi ile birlikte de¤erlendirilmesi gereken ayr›mc›l›k yasa¤› konusunda uluslararas› alandaki en temel düzenlemeler, ‹nsan Haklar› Evrensel Beyannamesi, Medeni ve Siyasi Haklara ‹liflkin Uluslararas› Sözleflme, Avrupa ‹nsan Haklar› Sözleflmesi (A‹HS) ve ‹nsan Haklar›n›n ve Temel Özgürlüklerin Korunmas›na

DOSYA: VARLI⁄IN SINIRLANIfiI: AYRIMCILIK

Dair Sözleflmeye Ek 12 No’lu Protokol’dür. Ayr›mc›l›k, bu sözleflmelerin hiçbirinde kavram olarak tan›mlanmamaktad›r. Ancak an›lan sözleflmelerin metinleri incelendi¤inde, ayr›mc›l›¤›n cinsiyet, ›rk, renk, soy ve etnik köken, milliyet, dil, din ve inanç, yafl, engellilik, politik veya di¤er fikirler, medeni hal gibi di¤er statüler yönünden yasakland›¤› görülmektedir. Ayr›mc›l›k çeflitleri olarak; hukuki eflitlik temeline dayanan do¤rudan ayr›mc›l›k (yani benzer durumdaki kiflilere farkl› muamele yap›lmas›), görünüflte tarafs›z bir kural›n ya da uygulaman›n korunan gruba ait kiflileri di¤erleri ile karfl›laflt›r›ld›¤›nda dezavantajl› duruma getirmesi olarak ifadesini bulan dolayl› ayr›mc›l›k, kiflinin onurunu ihlal edici, afla¤›lay›c›, küçük düflürücü ya da incitici bir ortam yarat›lmas›na yol açan kas›tl› ya da kas›ts›z tutum ya da davran›fl olan taciz; bir örgüt ya da bir kiflinin eflitlik ve ayr›mc›l›k yasa¤› kapsam›ndaki hukuki ilkeleri yürürlü¤e koyma çabalar›na karfl› al›nan olumsuz tedbirler olarak tan›mlanabilecek ma¤durlaflt›rma kavramlar› say›labilir. Ayr›mc›l›k yap›lmas› için talimat verilmesi de bir ayr›mc›l›k çeflidi olarak kabul edilmektedir. Ayr›mc› davran›fl istisnalar› olarak, pozitif eylem ve makul düzenleme say›lmaktad›r. Pozitif eyleme örnek olarak, kad›n lehine konulan kotalar verilebilir. Pozitif eylemle, dezavantajl› bir gruba yönelik olarak ayr›mc›l›¤› ortadan kald›rmaya yönelik tedbirler al›nmaktad›r. Makul düzenleme

AY RI M CI LI K Y AS A ⁄I SAYI 42

SAYFA 26

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

SAYI 42

K›br›s, Finlandiya, Gürcistan, Lüksemburg, Karada¤, Hollanda, Romanya, San Marino, S›rbistan, ‹spanya, Makedonya ve Ukrayna olmak üzere toplam 16 ülke bu protokolü onaylam›flt›r. Ancak AB ülkeleri dahil olmak üzere pek çok ülke, bu protokolü imzalama konusunda isteksizdir. Ayr›mc›l›¤›n düzenlendi¤i bir baflka sözleflme, Medeni ve Siyasi Haklara ‹liflkin Uluslararas› Sözleflme (MSHS)’dir. Bu sözleflmenin 12 No’lu Protokol’e benzer flekilde her türlü ayr›mc›l›¤› yasaklayan 26. maddesine, Türkiye çekince koymufltur. Ancak A‹HS ile benzer flekilde, MSHS’nin ikinci maddesi, sözleflmede tan›nan haklar yönünden ayr›mc›l›¤› yasaklamaktad›r. MSHS hükümlerinin ihlali durumunda baflvurulacak yarg› organ› BM ‹nsan Haklar› Komitesi’dir ve Türkiye hem sözleflmeyi onaylad›¤› hem de Komite’nin yarg› yetkisini tan›yan Protokol’ü yürürlü¤e koydu¤u için, Türkiye’deki vakalarla ilgili olarak ‹nsan Haklar› Komitesi’ne bireysel baflvuru yap›lmas› 2006 y›l›ndan itibaren mümkün olmufltur. Ayr›mc›l›k yasa¤›na ayk›r› bir durum meydana geldi¤inde iç hukuk yollar›na ek olarak, koflullar› sa¤land›¤›nda Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi gibi BM ‹nsan Haklar› Komitesi’ne de baflvurmak mümkündür.

SAYFA 27

DOSYA

AY RI M CI LI K Y AS A ⁄I

ise, bir çal›flma çevresinde, kiflinin durumuna uygun olan düzenlemenin yap›lmas› olarak tarif edilebilir. Fiziksel engelli bir çal›flana yönelik olarak ifl yerinde gerekli tedbirlerin al›nmas› durumunu buna örnek olarak verebiliriz. Avrupa ‹nsan Haklar› Sözleflmesi uygulamas›nda, ayr›mc›l›ktan söz edebilmek için, sözleflmede tan›mlanm›fl bir hak ve özgürlükten yararlanma konusunda bir ayr›mc› davran›fl›n bulunmas› gereklidir. Yani, sözleflmede mevcut din ve vicdan özgürlü¤ü ya da mülkiyet hakk› gibi mevcut ve hüküm alt›na al›nm›fl bir hak yönünden ayr›mc› bir muamele söz konusu ise A‹HS uygulanabilir. Örne¤in, sadece çal›flma koflullar› bak›m›ndan bir ayr›mc› davran›fl sebebiyle A‹HS’nin do¤rudan uygulanmas› mümkün de¤ildir. 12 No’lu Protokol ise genel olarak haklardan yararlanma bak›m›ndan ayr›mc› davran›fl› yasaklamaktad›r. Bu nedenle, 12 No’lu Protokol, ayr›mc›l›¤›n önlenmesi bak›m›ndan hayati öneme sahiptir. Türkiye, 12 No’lu Protokol’ü 18.04.2001 tarihinde imzalam›fl ancak onaylama ifllemini gerçeklefltirmedi¤i için protokole taraf ülke durumuna gelmemifltir. Protokol, onu onaylayan ülke say›s›n›n 10’a ulaflmas›n›n ard›ndan 01.04.2005 tarihinde yürürlü¤e girmifltir. Arnavutluk, Ermenistan, Bosna-Hersek, H›rvatistan,

DOSYA: VARLI⁄IN SINIRLANIfiI: AYRIMCILIK

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA: VARLI⁄IN SINIRLANIfiI: AYRIMCILIK

Ayr›mc›l›k dosyas›n›n bitmeyen sayfalar› AYfiEGÜL fiEN

aysegul.sen81@gmail.com

DOSYA

A YR I M CI L I K DO S Y AS I NI N B‹TMEYEN SAYFALARI

Ayr›, ayr›m, ay›rma, ayr›mc›l›k, negatif ayr›mc›l›k, pozitif ayr›mc›l›k gibi bir dolu terim ayn› kökenden gelen ancak her haliyle farkl›l›klar› içeren kelimelerdir. ‹nsanl›k tarihi kadar eski olan bu kavramlar›n dilimize bu kadar yerleflmesinin en önemli sebebi belki de pek çok milletin hatta devletin kendisini di¤erlerinden belli bafll› ölçülerde ayr› görmesi ya da kendisine bu ayr›m›n uygulanmas›d›r. Ayr›mla ifade edilmek istenen fley kabaca “Bir kimse veya nesnenin bir baflkas›yla kar›flt›r›lmamas›n› sa¤layan ayr›l›k, benzer fleyleri birbirinden ay›ran özellik, baflkal›k, fark”t›r. Son derece sade ve basit bir anlam ifade eden ayr›m ifli sürekli ve tekrar tekrar yap›lan bir adet hükmünü al›nca kendisindeki olumlu anlam da dönüflüm geçirmekte ve ayr›mc›l›k olarak adland›r›lan “bir toplulukta ›rk, cinsiyet, toplumsal konum ya da dini farkl›l›k sebebiyle bir gruba ayr›ml› davranma olgusu” halini almaktad›r. Günümüzde ayr›mc›l›k kavram› pozitif ve negatif ayr›mc›l›k olarak da kullan›lmakta. Pozitif ayr›mc›l›kla “toplumdaki di¤er kifliler ile eflit koflullarda yaflamad›¤› düflünülen belli gruplara çeflitli ayr›cal›klar tan›yarak onlar› destekleme.” kastedilmektedir. Tarihin uzun dönemlerinden beri insanlar›n kabusu haline gelen negatif ayr›mc›l›k ise bu durumdan çok daha farkl›d›r. “Bir kifli ya da gruba yafl, ›rk, renk, milliyet ya da etnik köken; cinsiyet, medeni durum; özürlülük; dini inanç, toplumsal konum veya di¤er kiflisel özellikler nedeniyle baflka kifli ya da gruplara göre farkl› davran›lmas›” durumu söz konusudur. Daha aç›k bir ifadeyle insanlar ya da gruplar›n, sahip olduklar› baz› özellikleri ya da kendilerine isnad edilen baz› konular nedeniyle farkl› bir muameleye tabi tutulmalar›d›r. Böylece bu ayr›m›n uyguland›¤› taraf “ötekilefltirilmifl” ve baz› olanaklardan mahrum b›rak›lmas› “meflru görülmeye” bafllanm›fl, bu ayr›m›n dayanak noktas›na göre ald›¤› isimler de farkl›l›k göstermifltir. Örne¤in; “‹nsanlar›n sahip olduklar› kültürler (din, dil vb.) dayanak gösterilerek uygulanan ayr›m” kültür ayr›mc›l›¤›,

SAYI 42

“Bireylerin, toplumsal kümelerin veya toplumlar›n ›rk özelliklerinden dolay› eflit olmayan ifllemler karfl›s›nda b›rak›lmalar›, ayr› tutulmalar›, d›fllanmalar›, s›n›rland›r›lmalar› veya üstün tutulmalar›” ›rk ayr›mc›l›¤›, “Karfl› tarafa, cinsiyetine göre çeflitli yarg›lar beslenmesi ve bunun nefrete varan durumlara sebebiyet vermesi fleklinde görülen” cinsiyet ayr›mc›l›¤› olarak tan›mlanm›flt›r. Bütün bu ifadeler “negatif ayr›mc›l›k” ile kapsam› oldukça genifl bir terimi anlatmaktad›r. Böyle bir ayr›mc›l›k ne yaz›k ki beraberinde ayr›mc›l›¤› uygulayan taraf›n kendisini üstün ve ayr›cal›kl›, di¤er taraf› ise tabiri caizse ikinci s›n›f olarak görmesini, asimile etmeye çal›flmas›n› hatta kendisini hakaret, tehdit ve küçük düflürme konular›nda yetkin kabul etmesini getirmifltir. Bu durumun iki taraf için en kötü sonucu birbirlerinden nefret eden insanlar›n ortaya ç›kmas› ve nefret boyutunun her geçen gün artmas›d›r. Ayr›mc›l›¤› uygulayan insanlar ya da gruplar genel ifadeyle kendilerinin d›fl›ndakilere tahammül edememektedirler. Bu durum ise ayr›mc›l›¤a tabi tutulan insanlar›n sözde üstün tarafa karfl› dayan›lmaz bir kin ve nefret beslemesine neden olmakta. Ayr›mc›l›¤›n çeflitleri aras›nda en çok dikkati çeken ve y›llarca problem oluflturan “farkl› ›rk ve etnisiteye” sahip in-

SAYFA 28

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

SAYI 42

belgeleri kabul edilmeyerek zor durumda b›rak›lmakta, baz› bölgelerde yasalar, uygulamada tüm toplulu¤un; vatandafll›k haklar› dahil, ekonomik, sivil ve siyasi haklar kapsam›ndaki haklar›n›n reddedildi¤i gözler önüne serilmektedir. Devletler teorik olarak pek çok insan hakk›n›n arkas›nda, ayr›mc›l›¤›n karfl›s›nda yer almakta; ancak uygulamada ayr›ma tabi tuttuklar› insanlar› ve gruplar› “demokratiklefltirme ve ehlilefltirme” ad› alt›nda küçük az›nl›klar olarak hor görmekten ve bask› alt›na almaktan geri durmamaktad›r. Devletlerin bu tutumu “elitler”inin de ç›karlar› u¤runa ayr›mc›l›k yapabilmelerine sebep olabilmekte. Çal›flmalar›n›n önüne tafl koyabilecek herkes art›k bu elitler için birer “hayattan ayr›flt›r›lmas›” ya da “kendi ç›karlar›na hizmet edecek terbiyenin verilmesi” gereken kifliler olarak görülmekte. Elitler kendilerine engel olacak tafllar› ortadan kald›rmak isterken yeni tafllar›n oluflmas›n› da engellemekteler. Bunu yaparken mümkün olan her alanda ve özellikle kitle iletiflim araçlar›na hakimiyeti ya da hakim olanlarla ifl birli¤i yapmay› öncelemekte. Etnisite yani ›rk kriteri dayanak noktas› olarak al›nd›¤›nda kendi ›rk›n›n d›fl›ndakileri ikinci s›n›f vatandafl olarak görme kolaylaflmaktad›r. Özellikle Bat› ülkeleri ve Amerika

SAYFA 29

DOSYA

A YR I M CI L I K DO S Y AS I NI N B‹TMEYEN SAYFALARI

sanlara yönelik ayr›mc›l›kt›r. Dünya tarihinde bu ayr›m› uygulamayan devlet hemen hemen yok gibidir. ‹nsanlar›n insan olmalar›ndan kaynaklanan evrensel haklar›na do¤rudan sald›r› anlam› da tafl›yan ›rkç›l›k, bütün farkl› renkleri, etnik nitelikleri, ulusal kökenleri hiçe sayar. Di¤er ›rklara kar›flmayan ›rk ve bu ›rka sahip olan insanlar kendilerini di¤er insanlardan ayr› ve üstün bir konumda görürler. Di¤erlerinin eriflemeyecekleri haklara ve imkanlara sahip olmalar› gerekti¤ine inan›rlar, bu düflüncenin bir mant›¤a dayand›r›lmas›n› da gerekli görmezler. Günümüzde pek çok ayr› etnik yap›y› bar›nd›ran Rusya ve Balkan ülkeleri; zencileri d›fllamalar› ile ABD; ‹skoçya’daki politikalar›yla ‹ngiltere; ‹nsan Haklar› Evrensel Beyannamesi ile tarihe geçen ancak sömürgesi alt›ndakilere yaflatt›¤› insan haklar› ihlalleriyle ad›ndan söz ettiren Fransa, ellerindeki hakimiyeti kaybetmeme ad›na ayr›mc›l›k rüzgar›n› estirmifllerdir. Uluslararas› Af Örgütü’nün yay›nlad›¤› “Rusya Federasyonu’nda Irk Ay›r›mc›l›¤›” raporu bu durumu ortaya net bir flekilde koyacak örnekleri içinde bar›nd›rmaktad›r. Raporda Rusya’n›n “belli gruplar›” polis taraf›ndan orans›z olarak kimlik kontrolünden geçirdi¤i ve bu gruplar›n s›kça keyfi gözalt›lara ve kötü muameleye maruz kalmaktalar. Polis taraf›ndan s›¤›nmac›lar›n ve mültecilerin

DOSYA: VARLI⁄IN SINIRLANIfiI: AYRIMCILIK

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA: VARLI⁄IN SINIRLANIfiI: AYRIMCILIK

‘‘

Pek çok ayr› etnik yap›y› bar›nd›ran Rusya ve Balkan ülkeleri; zencileri d›fllamalar› ile ABD, ‹skoçya’daki politikalar›yla ‹ngiltere, ‹nsan Haklar› Evrensel Beyannamesi ile tarihe geçen ancak sömürgesi alt›ndakilere yaflatt›¤› insan haklar› ihlalleriyle ad›ndan söz ettiren Fransa, ellerindeki hakimiyeti kaybetmeme ad›na ayr›mc›l›k hareketini körüklemifllerdir.

DOSYA

AY RI M C I LI K D OS YA S I N I N B‹TMEYEN SAYFALARI

bu konuda as›rlard›r devam eden, beraberinde sömürgecilik ve kölelefltirme kültürünü getiren tutuculu¤a sahiptirler. Bu durum o kadar rahats›z edici bir hal alm›flt›r ki, vicdanlar›n huzur bulmas› için sadece teoride geçerli olan “‹nsan Haklar› Evrensel Beyannamesi” gibi bildiriler yay›nlamak moda haline gelmifltir. Ancak Bat›’n›n ikiyüzlülü¤ünü anlamak için çok zaman geçmemifl, art›k devletler “etnik gruplar› kollama” maskesi alt›nda, örne¤in Afrika ülkelerinden Sudan, Kongo, Ruanda, Nijerya gibi kendileri için önemli maden yataklar›na sahip ülkelerde her türlü ›rk ayr›mc›l›¤›n› destekleyerek iç çat›flmalardan nemalanm›fl, iyi niyet timsali gösterilen geliflmelerin ard›ndan ›rk ayr›mc›l›¤›n› istedikleri flekilde ilerlemektedirler. Ayr›mc›l›¤›n versiyonlar›ndan “dini ayr›mc›l›k”, yaflay›fl›nda dini vecibelerine dikkat eden insanlar›n toplumdan ayr›flt›r›lmas› olarak aç›klanabilir. Son dönemlerde -›rkç›l›k söylemleri gibi- bir yandan din ve vicdan özgürlü¤ünden s›kl›kla bahsedilmekte di¤er taraftan mümkün oldu¤unca din temalar›n›n hayattan ar›nd›r›lmas›na çal›fl›lmaktad›r. Müslümanl›¤›n terör ile ba¤daflt›r›lmas› da ayr›mc›l›k yaparak ayr›mc›l›ktan ç›kar sa¤lamak isteyenlerin çabalar› olarak görülebilir. Oysa gerek Kur’an’da gerek hadislerde her türlü ayr›mc›l›¤›n ortadan kald›r›lmas›na yönelik ifadeler bulunmakta, “Ne Arap’›n Acem’e ne de Acem’in Arap’a” hiçbir surette üstün olamayaca¤›n›n alt› çizilmektedir. ‹slam dini insanlar›n farkl› farkl› yarat›l›fl›n› zenginlik olarak görürken, insanlar›n s›rf birbirleriyle iletiflim kursunlar, tan›fl›p anlafls›nlar diye farkl› farkl› cinsiyette, farkl› farkl› ›rklarda, farkl› farkl› toplumlarda yarat›lm›fl oldu¤unu vurgular. Bütün bu ayr›mc›l›k çeflitlerinin en istenmeyen sonucu, ayr›m uygulayan ve uygulanan taraflar aras›nda iletiflimin tamamen kopmas›d›r. Ayr›mc›l›k sorunu ancak iletiflim kurarken bütün maskelerden s›yr›larak do¤ru ve samimi iletiflim yoluyla afl›labilir. Akademik çevreler, medya ve STK’lar kopar›lan iletiflimin geliflmesinde önemli bir yere sahiptir. Ay›r›m yapan ile gör-

SAYI 42

dü¤ü ayr›mc›l›k nedeniyle karfl›s›ndakine kin besleyen aras›ndaki so¤uklu¤u ortadan kald›rmak gerekmektedir. Bunu gerçeklefltirmek için samimi bir iletiflimin tesisi, böylesine samimi bir iletiflim ortam›n›n kurulmas› için ise iki taraf›n öncelikle birbirine karfl› sahip oldu¤u önyarg›lar›n k›r›lmas›, yaflanan ayr›mlarla nas›l nahofl bir durumun belirdi¤inin, ayr›mc›l›¤›n kimseye yarar getirmedi¤inin, insanlardaki yarat›l›fl farkl›l›¤›n›n birbirleriyle iletiflime geçmeye olanak sa¤layacak ilahi bir lütuf oldu¤unun her platformda, her f›rsatta anlat›lmas›, aktar›lmas› bir görev olmal›d›r. STK’lar, etkinliklerle, iletiflim olanaklar›n›, özellikle de medyay› kullanarak, bu amaçla hareket edecek kifli ve kurumlar› aralar›na almal›, ayr›mc›l›¤› ortadan kald›rmaya yönelik mümkün oldu¤unca büyük çapta bir çal›flmaya var güçleriyle kat›lmal›d›r. Böylesine bir köprü vazifesi görecek olan STK’lar›, argümanlar›n› ayr›mc›l›¤›n her türlüsünü ortadan kald›racak flekilde düzenlemeli, insanlar› s›n›fland›racak her türlü geliflmenin karfl›s›nda durarak bundan herhangi bir menfaatin güdülmedi¤ini herkese hissettirmelidir. Bunu baflaran bir insan toplulu¤u, samimiyetine binaen insanlar› etraf›na toplayabilecek, kardeflli¤in ve dostlu¤un hüküm sürmesine var gücüyle katk› sa¤layacak, atilere olabildi¤ince güzel örnek teflkil edecektir.

SAYFA 30

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

Uluslararas› ›rk ve etnik kökene dayal› ayr›mc›l›k araflt›rmas›* Dünyan›n farkl› ülkelerinden kurulufllar›n Maryland Üniversitesi’ne ait WorldPublicOpinion.org koordinasyonu alt›nda yürüttü¤ü çal›flmaya 16 ülkeden yaklafl›k 15 bin kifli kat›ld›. “Uluslararas› Irk ve Etnik Kökene Dayal› Ayr›mc›l›k Araflt›rmas›” 2008 Ocak ay› içerisinde tüm dünya çap›nda tamamlanarak, sonuçlar› 21 Mart Dünya Irk Ayr›m›n›n Sona Erdirilmesi Günü öncesinde

DOSYA: VARLI⁄IN SINIRLANIfiI: AYRIMCILIK

aç›kland›. Çal›flma, dünya nüfusunun %18’ini temsil eden 16 ülkeyi; Azerbaycan, Çin, M›s›r, Fransa, ‹ngiltere, Hindistan, Endonezya, ‹ran, Meksika, Filistin, Rusya, Güney Kore, Türkiye, Ukrayna ve ABD’yi kapsad›. Dünya kamuoyunun %58’ini temsil eden çal›flmada, her 10 kifliden dokuzu ›rka dayal› ve etnik eflitli¤in “önemli” oldu¤u görüflünü tafl›yor. Irka dayal› ve etnik çekiflmelerin yo¤un oldu¤u Meksika, ABD, ‹ngiltere, Fransa, M›s›r, Filistin gibi ülkelerin yan› s›ra Çin ve Güney Kore gibi, Konfüçyüs kültürünün görüldü¤ü ülkelerde de bu konuda yüksek oranlarla karfl›lafl›lmas›, ilerideki araflt›rmalar için anlaml› bir veri niteli¤i tafl›maktad›r. Türkiye’de ise ›rka ve etnik kökene dayal› eflitli¤in oran› %88. Ayn› zamanda “çok önemli” vurgusu yapanlar›n oran›n›n da pek çok ülkeye göre yüksek olmas›, Türkiye’de kamuoyunun konuya hassasiyetini simgelemekte. Araflt›rmaya kat›lan her 10 kifliden sekizi, sadece ›rka dayal› ve etnik eflitli¤in olmas› konusunda de¤il, hükümetlerin eflitsizli¤i gidermek için eyleme geçmeleri konusunda da ortak görüfl bildiriyor ve devletlerin ayr›mc›l›¤› en-

DOSYA

UL US L A RA R AS I I R K V E E T N‹ K K Ö K E N E DAYALI AYRIMCILIK ARAfiTIRMASI

SAYI 42

SAYFA 31

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA: VARLI⁄IN SINIRLANIfiI: AYRIMCILIK

‘‘

Dünya kamuoyunun %58’ini temsil eden çal›flmada, her 10 kifliden dokuzu ›rka dayal› ve etnik eflitli¤in “önemli” oldu¤u görüflünü tafl›yor. Irka dayal› ve etnik çekiflmelerin yo¤un oldu¤u Meksika, ABD, ‹ngiltere, Fransa, M›s›r ve Filistin gibi ülkelerin yan› s›ra Çin ve Güney Kore gibi, Konfüçyüs kültürünün görüldü¤ü ülkelerde de bu konuda yüksek oranlarla karfl›lafl›lmas›, anlaml› bir veri niteli¤i tafl›maktad›r.

DOSYA

U LU S L AR A RA S I I R K VE E TN ‹ K K ÖK E N E DAYALI AYRIMCILIK ARAfiTIRMASI

gellemek üzere çaba harcamas› gerekti¤ini düflünüyor. Meksika’da her 10 kifliden sekizi, Güney Kore’de 10 kifliden dokuzu ve Çin’de her 10 kifliden yedisi hükümetin ayr›mc›l›¤› gidermek amac›yla daha fazla çaba harcamas› gerekti¤i kan›s›nda. Araflt›rma kapsam›ndaki 16 ülkenin 10’unda ortak görüfl, hükümetin ›rka ve etnik kökene dayal› ayr›mc›l›¤› engellemek amac›yla çabalar›n› art›rmas› gerekti¤i yönünde. Görüflülen kiflilerin %54’ünün, hükümetlerin ›rka dayal› ve etnik ayr›mc›l›¤› engellemek için flu andakinden daha fazla çaba harcamas› gerekti¤i görüflünü tafl›mas›; hükümetlerin bu tür proaktif politikalar aç›s›ndan önemli bir manevra alan›na sahip olduklar›n› da gösteriyor. Hükümetin ›rk ayr›m› konusunda eyleme geçmesini savunanlar›n ço¤unlukta olmad›¤› tek ülkenin Hindistan olmas›, araflt›rman›n ilginç bulgular›ndan. Hindistan kamuoyunun sadece %46’s› hükümetin böyle bir eylemini desteklerken, ›rka ve etnik kökene dayal› ayr›mc›l›¤›n engellenmesi için daha fazla çaba harcanmas› gerekti¤ini savunanlar›n oran› ise sadece %28. Bu da h›zl› geliflmekte olan ülkelerde ›rka dayal› ya da etnik temelli sorunlar›n daha aç›kça ortaya ç›kt›¤› görüflünü desteklememizi zorlaflt›r›yor. Hindistan’›n çal›flmadaki bulgular›n genelindeki farkl› konumu, ›rka ve etnik kökene dayal› ayr›m konusunda kültürel faktörlerin önemini aç›kça göstermekte. Dünya kamuoyunda her 10 kifliden alt›s›, yaflamlar› süresince ›rksal ve etnik kökene dayal› eflitlik konusunda olumlu yol kat edildi¤i görüflünü tafl›yor. Baflka bir deyiflle, son 40 y›lda “ayr›mc›l›¤›n azald›¤›na” inananlar ço¤unlukta. ABD ve Endonezya, %82’lik oranlarla, ›rka ve etnik köke-

SAYI 42

Irksal ve etnik eflitlikte art›fl oldu¤u alg›s› var Yaflant›n›z boyunca edindi¤iniz deneyime dayanarak; bu dönemde farkl› ›rktan ya da etnik kökenden kiflilerin gördükleri davran›fl nas›l bir de¤iflim göstermifltir söyler misiniz? Çok daha m› eflit olmufltur, daha m› eflit olmufltur, biraz daha m› eflitsiz olmufltur yoksa çok mu eflitsiz olmufltur? Daha eflit oldu

De¤ifliklik olmad›

Daha eflitsiz oldu

ABD Meksika ‹ngiltere Fransa Rusya Ukrayna ‹ran M›s›r Türkiye Azerbaycan Filistin Nijerya Endonezya Çin Güney Kore Hindistan Ortalama

ne dayal› az›nl›klar›n geçmifle göre daha eflit muamele gördükleri kan›s›n›n en yayg›n oldu¤u iki ülke. Öte yandan Filistinliler, bu konuda herhangi bir ilerleme gözlemlemeyen tek halk. Filistinlilerin ço¤unlu¤u (%54) farkl› ›rk ve etnik kökenden kiflilerin geçmifle k›yasla da-

SAYFA 32

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA: VARLI⁄IN SINIRLANIfiI: AYRIMCILIK

Irksal ve etnik eflitli¤in önemi Farkl› ›rk ve etnik kökenden gelen kiflilerin eflit davran›fl görmesi ne kadar önemlidir? Çok mu önemlidir, biraz m› önemlidir, pek önemli de¤il midir, hiç önemli de¤il midir? Çok önemli

Biraz önemli

Meksika ABD ‹ngiltere Fransa Ukrayna Rusya M›s›r Filistin Azerbaycan Türkiye ‹ran Nijerya Çin Güney Kore Endonezya Hindistan Ortalama

Hükümet müdahale etsin mi?

Müdahale etsin

Müdahale etmesin

Meksika ABD ‹ngiltere Fransa Rusya Ukrayna Türkiye ‹ran M›s›r Azerbaycan Filistin Nijerya Güney Kore Çin Endonezya Hindistan

* WorldPublicOpinion.org taraf›ndan 2008 Ocak ay› içerisinde tamamlanan ve 20 Mart 2008 tarihinde kamuoyuna duyurulan “Uluslararas› Irk ve Etnik Kökene Dayal› Ayr›mc›l›k Araflt›rmas›”ndan derlenmifltir.

Ortalama

SAYI 42

SAYFA 33

DOSYA

U LU S L AR A RA S I I R K VE E TN ‹ K K ÖK E N E DAYALI AYRIMCILIK ARAfiTIRMASI

Sizce hükümet farkl› ›rk ve etnik kökenden kiflilere karfl› uygulanan ayr›mc›l›¤› engellemek için çaba harcamal› m›d›r? yoksa hükümetin böyle konulara kar›flmamas› m› gerekmektedir?

ha az eflit muamele gördükleri kan›s›nda. Türkiye’de ise ›rkç›l›¤›n olmad›¤› ya da etnik kökene dayal› ayr›mc›l›k yap›lmad›¤› konusunda bulunan yayg›n görüfle karfl›n, üçte birlik bir rahats›z kesimin varl›¤›, sorgulanmas› gereken bir durumu iflaret ediyor. Bu kiflilerin kimler oldu¤u, hangi ›rka ve etnik kökene dayal› ayr›mc›l›klara flahit olduklar› ve bu sorunlar›n en fazla nerelerde gözlemlendi¤i, önemli bir araflt›rma alan› olarak ortaya ç›kmakta. Dünya kamuoyunun %75’i, iflverenlerin nitelikli bir iflçiyi ›rka ya da etnik kökene dayal› nedenlerle ifle almamas›n› “haks›z” bir eylem olarak görüyor. Araflt›rma kapsam›ndaki 16 ülkenin 15’inde iflverenlerin ›rk ya da etnik kökene dayal› ayr›mc›l›k yapmamalar› gerekti¤i, %75’lik bir oranla kabul görüyor. “‹flverenin yeterli niteliklere sahip birini ›rk› ya da etnik kökeni nedeniyle ifle almay› reddetmesi”ni destekleyenlerin oran› ise %19. Türk kamuoyunun %72’si, iflverenin ifle al›mlarda ayr›mc›l›k yapmaya hakk› olmad›¤›n› savunuyor. Bu aç›dan, %94’lük orana sahip Frans›zlar kadar olmasa da Türkiye’nin ayr›mc›l›¤a karfl› anlaml› bir tutum sergiledi¤i söylenebilir..

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

A D A N M I fi

H A Y A T L A R

Bin da¤l› ülkede bir güzel insan:

Mama ‹brahim

KALUME ZAMZAM

Bin da¤l› ülke anlam›na gelen Ruanda, Orta Afrika’da bulunan, yemyeflil, güzeller güzeli bir ülke. Baflkenti Kigali olan ülkenin nüfusu sekiz milyon. 10. yüzy›ldan beri Ruanda ve Burundi topraklar› üzerinde, bugün Tutsi ve Hutu olarak ikiye ayr›lm›fl bulunan fakat ayn› kökenden gelen insanlar yafl›yor. ‹nsanl›k tarihinin en kara lekelerinden olan Ruanda soyk›r›mlar› (en büyükleri 1959, 1962, 1973, 1990, 1992 ve 1994) sömürgeci Bat› ülkelerinin bölgeye ad›m atmalar›yla bafll›yor. 1890’larda Ruanda ve Burundi, Do¤u Afrika Alman sömürge idaresine ba¤lan›yor. Almanlar›n I. Dünya Savafl›’nda ma¤lup edilmesinin ard›ndan ‹ngilizlerin deste¤iyle Belçikal›lar bölgedeki idareyi ele geçiriyorlar. Ruanda’da ilk ›rkç›l›k rüzgarlar› bu flekilde esmeye bafll›yor. ‹nsanlara yüz güzelliklerine ve zenginliklerine göre Tutsi ya da Hutu fleklinde kimlik kartlar› veriliyor. Günümüzde ‹slam Ruanda’da bir 盤 gibi büyüyor. Savafl döneminde, savafl›n aktörlerinden biri olmayan ve kendilerine s›¤›nan Tutsi ve ›l›ml› Hutulara kucak açan Ruanda Müslümanlar›, flüphesiz bugün ülkenin kahramanlar› konumundalar. Onlar›n göstermifl olduklar› bu üstün di¤erkaml›k, 200 senede %5-6’lara ancak ulaflm›fl bulunan bölgedeki ‹slam varl›¤›n› 10 y›lda %15’lere ulaflmas›yla kendini gösterdi. Ruanda’da herkes ‹slam toplumundan memnuniyet duyuyor. Katliama kar›flan Hutular ar›nmak, katledilen Tutsiler de korunmak için ‹slam’a yöneldiler. Ruanda’da yaflayan Mama ‹brahim ve kurucusu oldu¤u Shaka Kad›n E¤itim Merkezi, insani yard›m konusunda bölgede örnek hizmetlere imza atan bir kurulufl. Mama ‹brahim, ilim sahibi güleç yüzlü bir han›mefendi. Alt› çocuk annesi olan bu han›m, müflfik tabiat›, keskin zekas› ve çal›flkanl›¤› ile tan›n›yor. ‹slam’›n emir ve yasaklar›, kendisinin de s›n›rlar›n› oluflturuyor. ‹slam’›n yeni yeni tan›nd›¤› bir bölgede yaflant›s›yla birçok kad›na örnek oluyor. 1946 y›l›nda Ruanda’n›n bat› vilayeti Kibuye’de dünyaya gelen Mama ‹brahim’in as›l ismi Mukaruzima Zuhra.

SAYI 42

‘‘

Mama ‹brahim Ruanda’da yaflayan ve insani yard›m konusunda bölge halk›na yard›mc› olmaya çal›flan bir kad›n. Zor bölge flartlar›nda hizmet yürüten ‹brahim, Ruanda’da Müslümanlar için ilk do¤umevini infla ettirmifl ve AIDS nedeniyle toplumdan d›fllanan, intihar›n efli¤ine gelen kad›nlar›n rehabilite edildi¤i bir merkez kurmufl.

Dört y›ll›k ilkokul ö¤reniminin sa¤lad›¤› çok mütevaz› bir e¤itim geçmifline sahip olan Zuhra Han›m, okuma yazma bilen nadir kad›nlar›ndan biri. Zuhra Han›m ‹slam ad›na çal›flma sevdas›yla Müslümanlar›n ‹slami manada e¤itim almalar› için baz› giriflimlerde bulunur. Dönemin flartlar›nda Müslümanlar›n resmi e¤itim imkanlar›ndan yararlanamamas›, Müslüman han›mlar›n en az›ndan ‹slami konularda e¤itim alabilecekleri bir medresenin dahi olmamas› onu oldukça rahats›z eder. 1976 y›l›nda Medine’den gelen bir alimden kendisine e¤itim vermesi ricas›nda bulunur ve bu iste¤i 1980 y›l›nda kabul edildi¤inde büyük bir flevkle, ulaflabildi¤i di¤er kad›nlar› da bu e¤itime kat›lmaya ça¤›r›r. Ald›¤› bu e¤itimin ard›ndan çeflitli yerlerde ‹slam üzerine konferansSAYFA 34

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

lar verir. Müslüman kad›nlar› ‹slam’› ö¤renmeleri ve daha aktif olmalar› konusunda uyand›rmak, harekete geçirmek ve zaman›n medrese kurucular› olan alimlerden kendilerine yard›m talebinde bulunmak için Ruanda’n›n merkezi bir bölgesine tafl›n›r. ‹slami çal›flmalar›n verimini artt›rmak için birlikte çal›flma yapma düflüncesi ile Zuhra Han›m ve di¤er Müslüman önde gelenler, birlikte Shaka Derne¤i’ni kurarlar ve faaliyetlerine ilk önce kendi ‹slami bilgilerini artt›rarak bafllarlar. Ruanda halk›n›n pek ço¤unu etkileyen soyk›r›m döneminin ac›s›n›n yeni yeni hafiflemeye bafllad›¤› dönemde, yetim çocuklar›n okul ücretlerini ve di¤er temel ihtiyaçlar›n› karfl›lar, savafl ma¤durlar›n›n hayata karfl› umutlar›n› artt›rmak için çaba gösterirler. Mama ‹brahim, Ruanda’da bölge flartlar›n›n ötesinde SAYI 42

M

A

M

A

B

R

A

H

M

hizmet yürüten bir kad›n. Kendisi ayn› zamanda, Ruanda’da Müslümanlar için ilk do¤umhaneyi infla ettiren kifli. Ayr›ca AIDS nedeniyle toplumdan d›fllanan ve intihar›n efli¤ine gelen kad›nlar›n rehabilite edildi¤i bir merkezin de kurucusu. 1994 katliam› öncesi dönemde kendi yurtlar›nda sömürülen; kendi okullar›n› kurmalar›na, inand›klar› dinin k›yafetleriyle dolaflmalar›na, devlet kademelerinde görev almalar›na müsaade edilmeyen, hatta okula gitmek ya da devlet kademelerinde çal›flabilmek için H›ristiyan bir isim almaya zorlanan Müslümanlar›n kaderi, savafl sonras›nda Mama ‹brahim gibi isimlerin de gayretleriyle inan›lmaz bir biçimde de¤ifliyor. fiimdi milyar dolarl›k bütçelerle desteklenen misyoner kurumlar, bölgede, savafl döneminde kaybettikleri imajlar›n› güçlendirmek için türlü türlü çal›flmalar yaparken Mama ‹brahim ve di¤er Müslümanlar›n gayretleriyle iflleyen yap›lar ülkeye büyük faydalar getiriyor. Zuhra Han›m hayatta en çok istediklerini flu flekilde anlat›yor: “Bir gençlik vakf› kurabilmeyi; yetimlere, gazilere, yard›ma muhtaç tüm insanlara yard›m edebilmeyi; kelimei tevhidin ne manaya geldi¤ini bilen dünyadaki tüm insanlar› görmeyi, Kâbe’yi görebilmeyi ve bir gün tüm hayallerimin gerçe¤e dönüflmesini çok isterim. Ve dünyan›n hiçbir yerinde bir daha soyk›r›mlar›n yaflanmamas›n› dilerim.” SAYFA 35

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

‹KT‹BAS: ÖTEK‹ GUANTANAMO: D‹EGO GARC‹O

Öteki Guantanamo: Diego Garcia Asst. Prof. DAVID VINE*

Hint Okyanusu’nda, Afrika ve Endonezya aras›nda kalan küçük Diego Garcia Adas›’nda, ABD’nin dünyadan en çok gizledi¤i askeri üslerinden biri bulunuyor. Hava ve deniz kuvvetlerine ait bu devasa üs, pek bilinmese de, Irak ve Afganistan savafllar›nda, ana hareket noktas› olmufltu. Geçti¤imiz y›l Bush yönetimi, ‹ran’a karfl› yap›lacak olas› bir sald›r›da kullanmay› düflündü¤ü Diego Garcia üssünde, baz› yenileme ve gelifltirme çal›flmalar› yapt›. ABD yönetimi, gazetecilerin ve insan haklar› araflt›rmac›lar›n›n flüphelendi¤i ancak kendisinin uzun zamand›r inkar etti¤i bu durumu yak›n zamanda itiraf etmifl bulunuyor. Bu ada ayr›ca, CIA taraf›ndan terörist oldu¤undan flüphelenilen kiflilerin kaç›r›larak getirildi¤i gizli “sorgulama” program›n›n bir parças› olarak da kullan›lm›flt›. Diego Garcia’daki üs hakk›nda çok az kifli bilgi sahibiyken, uzun süredir askeri personel haricindekilerin giriflinin yasak oldu¤u adan›n üs olarak nas›l yap›land›r›ld›¤›n› ise daha az kifli biliyor. ABD, üssü oluflturmak için ‹ngiltere’nin de yard›m›yla Diego Garcia ve etraf›ndaki Chagos tak›madalar›nda yaflayan bütün yerlileri sürgüne gönderdi. 1968 ve 1973 y›llar› aras›nda, Amerikan ve ‹ngiliz yetkilileri, Hint Okyanusu’nun bat›s›nda bulunan Chagos tak›madalar›ndaki 2000 kifliyi 1200 mil uza¤a gönderdi. Kökleri 18. yüzy›la dayanan

SAYI 42

Chagoslular, Moritus ve Seyfleller’de r›ht›mlara b›rak›larak kaderlerine terk edildi; burada yerleflik bir hayata geçebilmeleri için kendilerine hiçbir yard›mda bulunulmad› ve sürgünde gittikçe yoksullaflt›lar. Diego Garcia Adas›, di¤er yönlerden de “öteki Guantanamo” oldu. Yalan ve aldatmalarla dolu politikalar›n bir ürünü olan, bir halka s›n›rs›z eziyet ve ac› veren, Küba’daki hapishaneden daha s›k› korunan bir tesisin yer ald›¤› Diego Garcia, ABD için baflka bir utanç kayna¤› haline geldi. Chagoslular›n atalar›, daha önce yerleflimin olmad›¤› Chagos tak›madalar›na, 18. yüzy›l›n sonlar›nda Franko-Moritanlar taraf›ndan iflletilen Hindistan cevizi çiftliklerinde zorla çal›flt›r›lmak üzere Afrika ve Hindistan’dan köle iflçiler olarak getirildikleri zaman yerleflti. ‹ki yüzy›la yak›n bir sürede bu kozmopolit grup, ba¤›ms›z bir topluma do¤ru geliflme gösterdi ve Ilois toplumu olarak an›lmaya baflland›. Birçoklar›n›n “k›rsal yaflant›n›n hüküm sürdü¤ü” yerler olarak tan›mlad›¤› adalarda 20. yüzy›l›n ortalar›ndan itibaren insanlar›n yaflamlar› güvenliydi. Genel ifl istihdam›n›n ve çeflitli sosyal güvenlik haklar›n›n sa¤land›¤› adalarda, düflük maafl alanlar için bar›nma, e¤itim, sigorta, cenaze servisi ve basit sa¤l›k hizmetleri de ücretsiz olarak veriliyordu. Bu durum, Diego Garcia’n›n Amerikan askeri yetkilileri taraf›ndan “askeri bir üs için mükemmel bir yer” olarak tespit edildi¤i 1950’li y›llar›n ortalar›na kadar devam etti. Birçok aç›dan Diego Garcia’n›n oluflturulmas›n›n alt›ndaki fikir, bu-

SAYFA 36

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

günün “su yüzeyindeki nilüferler (lilly pad basing strategy)” misali izlenen üsleflme stratejisinin sinyallerini vermiflti: Sömürge imparatorluklar›n›n da¤›lmas›yla beraber, denizafl›r› ülkelerde bulunan Amerikan üslerine karfl› yükselen kamuoyu muhalefeti ve yerel hükümetlerden gelen tahliye tehditleri, ulusal güvenlik yetkililerini endiflelendirdi. Yetkililer ayn› zamanda, Ortado¤u’da ve ba¤›ms›zl›¤›n› kazanan eski sömürge bölgelerinin çevresinde Amerikan nüfuzunu art›rmak için, Hint Okyanusu’na askeri güçlerin yerlefltirilmesini istiyorlard›. Bunun sonucunda, Amerikan Deniz Kuvvetleri’nin “Stratejik Ada Konsepti” olarak adland›rd›¤›, Amerika ve onun Bat›l› müttefiklerinin gelecekte askeri üs olarak kullanabilece¤i, nüfusun az oldu¤u, stratejik aç›dan önemli küçük adalar› tespit etme ve yerel tehditlerden ar›nd›rma karar›na var›ld›. ‹ran Körfezi, güney Afrika ve güney Asya’daki potansiyel çat›flma alanlar›na görece yak›nl›¤›, inifl pistini ve filolar› muhafaza etmeye uygun limanlar›yla ve yok edilmesi pek dikkat çekmeyecek küçük nüfusuyla Diego Garcia, ele geçirilecek öncelikli hedef olarak öne ç›kt›. 1960’ta Amerikan Deniz Kuvvetleri, ‹ngiliz hükümetiyle Diego Garcia üzerine gizli görüflmelere bafllad›. Sonraki birkaç y›l içinde Amerikan yetkilileri ‹ngilizlerle anlaflarak adan›n ‹ngiliz Hint Okyanusu Topraklar› olarak askeri bir koloniye dönüfltürülmesini ve gizli belgelerin gösterdi¤i üzere, Diego Garcia üzerinde “yerel sakinler olmaks›z›n tam hakimiyet” sahibi olmay› garantilediler. 1968’den itibaren yap›lan idari düzenlemelerle, Chagos’tan tatil ya da tedavi gibi nedenlerle ayr›larak Moritus’a gitmifl olan ada sakinlerinin evlerine dönmeleri engellendi ve 1200 mil uzakta tek bafllar›na b›rak›ld›lar. ‹ngiliz yetkililer daha sonra adalara yap›lan malzeme ikmalini s›n›rlamaya bafllad› ve giderek daha fazla Chagoslu, g›da ve ilaç yetersizli¤i yüzünden aday› terk etti. Daha sonra, Amerikan yetkilileriyle ifl birli¤i içinde olan ‹ngilizler, en az befl nesildir Chagos’ta yaflayan halk›n, sözleflmeli geçici iflçiler olarak gösterildi¤i halkla iliflkiler plan›n› uygulamaya koydu. 1971’de Amerikan Deniz Kuvvetleri, Diego Garcia’da infla çal›flmalar›na bafllad› ve ���ngilizlerden, adan›n yerlilerden tamamen temizlenmesini istedi. ‹lk olarak, Diego Garcia’daki ‹ngiliz ajanlar› ve Amerikan askerleri, Chagoslular›n evcil köpeklerini toplayarak gazla zehirledi ve sahiplerinin gözleri önünde yakt›. ‹ngiliz ajanlar› daha sonra, yerlileri, t›kl›m t›kl›m dolu olan kargo gemilerine binmeye zorlad› ve onlar› Moritus ve Seyfleller r›ht›mlar›nda b›rakt›. Chagoslulara hayatlar›n› yeniden kurmalar› için hiçbir yard›mda bulunulmad›. Bugün say›lar› 5000 civar›nda olan Chagoslular hâlâ sürgünde ve fakirlik içerisinde yaflam mücadelesi veriyor. Chagoslular sürgüne gönderilirken, Diego Garcia Ada-

‹KT‹BAS: ÖTEK‹ GUANTANAMO: D‹EGO GARC‹O

s›’ndaki üs ise Pentagon taraf›ndan Amerikan Kongresi’nin onay›na basit bir iletiflim tesisi olarak sunuldu. Ama önceden tasarland›¤› gibi üs daha sonra oldukça geniflletildi. 1973 Arap-‹srail Savafl›’nda uçaklar›n kalk›fl› için ana üslerden biri olarak kullan›ld›. ‹lerleyen y›llarda Diego Garcia üssü, Ortado¤u’daki Amerikan askeri gücünün genifl ölçüde kontrol edildi¤i merkezlerden biri oldu. Üs, Irak ve Afganistan’daki savafllarda da kritik rol oynad›. 2001 Eylül’ünde gerçekleflen sald›r›lar›n ard›ndan Amerikan askeri yetkililerinin gözünde daha çok de¤er kazand›. 11 Eylül’ü izleyen birkaç hafta içinde, Pentagon adaya 120 dönümlük, “Adalet Kamp›” ad›nda yeni bir tesis kurmalar› için 2000 kiflilik hava kuvvetleri personeli gönderdi. 2007 bafllar›nda, Bush yönetimi ‹ran’a karfl› söylemlerinin tonunu yükseltip yeni bir iflgal için tehditler savururken, Savunma Bakanl›¤›, adada yeni bir denizalt› üssü kurulmas› için 31,9 milyon dolarl›k bir anlaflma yapt›. Bu arada askeri kuvvetler de, olas› bir savaflta kullan›lmak üzere adaya yak›t ikmaline bafllad›. Öte yandan Chagoslular, sürgün edildiklerinden bu yana ana vatanlar›na dönebilmek ve uygun bir tazminat bedeli alabilmek için sokaklara dökülerek protesto gösterileri ve açl›k grevleri yapt›lar, dilekçeler toplad›lar. Son y›llarda, Amerikan ve ‹ngiliz hükümetlerini, daha önceki y›llarda görev yapm›fl kifliler ve askeri yetkililer de dahil olmak üzere mahkemeye verdiler. fiimdiye kadar Amerikan mahkemeleri, bir yarg›c›n ifadesiyle, “daval›lar›n uygun olmayan bir biçimde yanl›fl yere yerlefltirilmeleri” hususunda görevlilerin ya da askeri yetkililerin suçlu oldu¤u yönünde hiçbir karar almad›. ABD hükümeti ise ›srarla, Chagoslular›n durumuyla ilgili hiçbir sorumlulu¤u olmad›¤›n› iddia ediyor. ‹ngiltere’de ise ada halk› ‹ngiliz hükümetine karfl› üç ana zafer kazand›. 2000’de, 2006’da ve 2007’de olmak üzere üç defa Yüksek Mahkeme, ada halk›n›n sürülmesinin ‹ngiliz kanunlar›na ayk›r› oldu¤una karar verdi. Haziranda ada halk›, ‹ngiltere’nin en yüksek hukuk mercii olan Lordlar Kamaras›’na, ana vatanlar›na dönüfl haklar› için baflvuracak. Olumlu bir karar›n ç›kmas› durumunda Chagos’a geri dönüfl yolu aç›lm›fl olacak.

* David Vine, “Other Guantanamo”, 3 Nisan 2008, Foreign Policy in Focus, http://www.fpif.org, Amine Tuna taraf›ndan k›salt›larak Türkçeye çevrilmifltir.

SAYI 42

SAYFA 37

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

S

L

A

M

C

O

R

A

F

Y

A

S

I

Afrika’da bir cennet

KOMOR ADALARI MOHAMMAD SAL‹MU MOHAMMAD

Komor Adalar› Hint Okyanusu’nda, Mozambik ve Madagaskar aras›nda, stratejik bir konumda yer alan Do¤u Afrika ülkelerindendir. Osmanl› kaynaklar›nda ve tarihi kay›tlarda ismi Kamer Adalar› olarak geçen adalar, Frans›zlar taraf›ndan Komor Adalar› olarak isimlendirilmifltir. Komorlar, Büyük Komor Adas› (Ngazidja), Moheli, Anjuan ve Mayotte adalar›ndan oluflmaktad›r. Komor Adalar› 15. yüzy›lda ‹slamiyet’le tan›flm›fl ve Müslümanlar›n adalara girmesiyle bölge kalabal›klaflmaya bafllam›flt›r. Nüfusu 650.000 olan ülke halk›n›n %99’u Müslüman, %1’i ise H›ristiyan ve Hindulardan oluflmaktad›r. Ülkenin etnik yap›s›n› Svahililer baflta olmak üzere, Araplar, Malaylar, Hintliler, Malgafllar ve sömürge döneminde yerlefltirilmifl Frans›zlar oluflturmaktad›r. 15. yüzy›lda Müslüman tüccarlar›n girdikleri bu topraklarada bir sultanl›k kurulur. Zamanla bu sultanl›k bölünerek, dört büyük adada farkl› sultanl›klar kurulur. Komor Adalar›, 1841’de dönemin hükümdar› Sultan Ahmed zaman›nda Frans›zlar taraf›ndan sald›r›ya u¤rar ve ilk olarak 1841 y›l›nda Mayotte Adas› iflgal edilir. Bu iflgalin ard›ndan Büyük Ko-

SAYI 42

mor 1875’te, Anjuan Adas› ise 1886’da Fransa taraf›ndan iflgal edilir. Komorlar’daki geleneksel sultanl›k yönetimi, 1912 y›l›na kadar Frans›zlar›n yönetimi alt›nda sürdürülür. 1912 y›l›ndan sonra bütün yerel yönetimlere Frans›zlar taraf›ndan son verilir. Sonraki y›llarda, Frans›z idaresine karfl› ba¤›ms›zl›k mücadelesi giderek halk aras›nda yay›l›r ve örgütlenme h›z kazan›r. Ada Müslümanlar›n›n mücadelesi sonucunda Fransa 1974 y›l›nda adalar›n gelece¤i ile ilgili bir referandum yapmak zorunda kal›r. Referandum sonuçlar›na göre sadece Mayotte halk›n›n %65’i Fransa idaresi alt›nda yaflamay› tercih eder. Di¤er adalardaki halk ise büyük ço¤unlukla ba¤›ms›zl›klar› yönünde oy kullan›r. Fransa, 1 Ocak 1976’da Mayotte Adas› d›fl›ndaki adalar›n ba¤›ms›zl›¤›n› kabul eder; ancak kurulan ba¤›ms›z hükümetin bafl›na Bat› hayran› bir baflkan olan Fransa’yla iliflkileri kuvvetli Ali Süveylih’i getirir. Fakat Frans›zlar›n bekledi¤inin aksine sosyalist ve izolasyonist politikalar benimseyen Ali Süveylih, Frans›z ve Güney Afrika hükümetlerinin deste¤iyle yap›lan bir darbeyle devrilir ve yerine Ahmed Abdullah getirilir. Ar-

SAYFA 38

d›ndan 1978 y›l›nda anayasa, yeni baflkan taraf›ndan de¤ifltirilerek ülke “Komorlar Federal ‹slam Cumhuriyeti” ad›n› al›r. Komor Adalar› Birli¤i, iç ifllerinde özerk olan Büyük Komor, Moheli ve Anjuan adalar› ile yedi yerel yönetimden oluflmaktad›r. Komor Adalar›’nda yarg›, ‹slami kurallar ile Frans›z hukuku sentezinden oluflmaktad›r. Ülke, 7 Haziran 1992’de yürürlü¤e konan anayasa ile yönetilmektedir. Komorlar, her ne kadar Fransa’dan ba¤›ms›zl›¤›n› alm›fl olsa da, d›fl ifllerinde Fransa’n›n a¤›rl›¤›n› hissettirdi¤i ülkenin iç ifllerinde sürekli olarak siyasi bir istikrars›zl›k yaflanmaktad›r. Ülkenin temel siyasi sorunlar›ndan biri, Anjuan Adas›’ndaki ba¤›ms›zl›k hareketleridir. 1997 y›l›nda Anjuan ve Moheli adalar› tek tarafl› olarak Komorlar’dan ba¤›ms›zl›klar›n› ilan ederler. Fakat adalar, 2002 y›l›nda tekrar Komorlar olarak birleflti ve yeni anayasaya göre her adaya bir baflkan ve bunlar›n ba¤l› oldu¤u federal yönetim seçildi. 2001 y›l›ndan beri ayr›l›kç› hükümeti yöneten Muhammed Bacar, befl y›ll›k bir dönem için Anjuan’›n baflbakan› olarak seçimle bafla getirildi. Çeflitli darbelerin yafland›¤› ülkede hüküm süren siyasi istikrars›zl›k, kendine hayran b›rakan do¤al güzelli¤ine ra¤men, ülkede turizm endüstrisinin büyümesine ve bu sektörün geliflmesine imkan tan›mamakta. Seyfleller, Mauritus gibi komflu ülkelerle olan benzerliklerine ve ayn› tabiata sahip olmas›na ra¤men Komor Adalar›’n›n bu ülkeler kadar çok turist çekememesinin sebebi olarak bu durumu gösterebiliriz. Yüzy›llar boyunca muhtelif milletlere befliklik eden Komorlar’da zamanla, kar›fl›k bir kültür meydana gelmifltir. Günümüz Komor kültürüne bak›ld›¤›nda bu çok kültürlülü¤ün farkl› alanlara nas›l aksetti¤ini görmekteyiz. Örne¤in ülkenin mimarisinde Afrika, Fransa ve Ortado¤u bölgelerinin mimari tarz› göze çarpmaktad›r. Ayr›ca Komor mutfa¤›, birçok kültürün de damak tad›n› ihtiva etmektedir. ‹slamiyet adalara geldi¤i dönemde bölgede büyük bir popülarite kazand›. Bunun da etkisiyle ülkede halen dini hayat›n merkezi konumunda olan genifl camiler infla edildi. Birleflmifl Milletler, ‹slam Konferans› Örgütü, Afrika Antiller ve Pasifik Sözleflmesi, Uluslararas› Para Fonu, ‹slam Kalk›nma Bankas› gibi uluslararas› örgütlere üye olan Federal Komor Ada-

‘‘

Komorlar, her ne kadar Fransa’dan ba¤›ms›zl›¤›n› alm›fl olsa da, d›fl ifllerinde Fransa’n›n a¤›rl›¤›n› hissettirdi¤i ülkenin iç ifllerinde sürekli olarak siyasi bir istikrars›zl›k yaflanmaktad›r. Ülkenin temel siyasi sorunlar›ndan biri, ülkenin Anjuan Adas›’ndaki ba¤›ms›zl›k hareketleri.

SAYI 42

SAYFA 39

M A Y I S ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

: Komorlar Federal ‹slam Cumhuriyeti Resmi ad› Ba¤›ms›zl›k tarihi : 1 Ocak 1976 Yönetim biçimi : Cumhuriyet Baflkenti : Moroni (Büyük Komor’dad›r.) Nüfusu : 650,000 : 1.862 km2 Yüzölçümü Dil : Komor Arapças›, Frans›zca (resmi dil) ve Svahilice Dini : %99 ‹slam (resmi din), %1 H›ristiyanl›k ve Hinduizm

lar› ‹slam Cumhuriyeti, esas olarak tar›ma ve bal›kç›l›¤a dayal› bir ekonomiye sahiptir. Y›lang Y›lang gibi kokulu bitkiler, tah›l ve Hindistan cevizi gibi çeflitli meyveler, ülkenin birinci dereceden tar›m ürün-

SAYI 42

‹SLAM CO⁄RAFYASI: KOMOR ADALARI

lerini oluflturmaktad›r. Bunlar›n haricinde Komorlar’da kümes hayvanc›l›¤› da yap›l›yor olmas›na ra¤men dünyan›n en fakir ülkesi olarak nitelendirilen ülkenin hâlâ g›da üretiminde ve ekonomide geri kalm›fl olmas›n›n sebebi, Frans›zlar›n ülkeyi sömürge döneminde kas›tl› olarak geri b›rakm›fl olmas›d›r. Topraklar›n›n %45’i tar›m alan›, %7’si otlak, %16’s› ormanlardan oluflan Komorlar’da tropikal ve ya¤›fll› bir iklim hakimdir. Komor Adalar›’n›n en verimli tar›m alan›na sahip olan Mayotte Adas›’n›n hâlâ Fransa’n›n hakimiyetinde olmas› da Komor Cumhuriyeti için ekonomik olarak bir dezavantaj durumundad›r. Komor Adalar› sa¤l›k sektöründe dünyada sefalet ve s›k›nt› yaflanan ülkeler aras›na girmektedir. Toplam 20 hastanenin bulundu¤u ülkede t›bbi personel, malzeme ve modern imkanlar›n k›s›tl›l›¤› büyük s›k›nt›lara sebep olmaktad›r. E¤itim alan›nda ise her fakir ülkede oldu¤u gibi çocuklar›n büyük ço¤unlu¤u ya yetersiz e¤itim almakta ya da hiç okula gitmemektedir. Ö¤retim hem Kur’an-› Kerim e¤itimi veren geleneksel ‹slami okullarda hem de Frans›z e¤itim sistemini örnek alan ve Frans›zlar taraf›ndan kurulan devlet okullar›nda sa¤lanmaktad›r. Devlet okullar›na ço¤unlukla fon sa¤lanamamaktad›r. Nüfusun onda dokuzu Komor Arapças› okuyup yazabiliyorken, yaklafl›k yar›s› hükümetin yönetim dili olan Frans›zca e¤itim alm›flt›r. Kendi gelirleri ihtiyaçlar›n› karfl›lamaya yetmeyen Komorlar, baflta ‹slam ülkeleri olmak üzere muhtelif ülkelerden karfl›l›ks›z maddi destek alarak

SAYFA 40


Düşünce Gündem 42