Page 1

TESKERENİN BEDELİ 30 BİN tl

KARADENİZ’DE AV MEVSİMİ Siyah-beyazlı ekip, Şampiyonlar Ligi yorgunu rakibi önünde ciddi eksikleri olmasına rağmen müthiş bir direnç gösterdi. Bordo-mavili ekibi durdurmayı başaran Kartal, ikinci yarı sayısız GÜVENİLİR pozisyona girdi, HABER Quaresma’nın penaltı golüyle de çok önemli bir üç puanı cebine indirdi. Sayfa 16

1.00 AUD

Issue: 04

Savcılık: "Olay intihar süsü verilmiş bir cinayet"

Başbakan Erdoğan uzun zamandır beklenen ‘Bedelli Askerlik Yasa Tasarısı’nı TBMM’ye gönderdiklerini, yaş sınırının 30, bedelin ise 30 bin lira olduğunu açıkladı. Erdoğan, bedelli askerlik hakkı kazananların 21 günlük temel eğitimi de almayacaklarını söyledi.

Milliyet www.milliyet.com.au

Largest circulating Turkish Newspaper in Australia

29 NOVEMBER 2011

AUSTRALIA

Türkçemiz Ulusal müfredatta Türk toplumunun lobi çalışmlarını sonuç verdi. 21 Kasım 2011 tarihinde Federal Eğitim Bakanı Peter Garrett tarafından yapılan basın duyurusunda Türkçe’nin Avustralya Ulusal Müfredatı’na dahil edildiği resmen açıklandı.

Aselsan mühendisi Hüseyin Başbilen’in ölümünü inceleyen bilirkişi savcılığa sunduğu raporda çarpıcı gerçeği ortaya koydu.

Ocak 2011 tarihinde ACARA tarafından (Australian Curriculum, Assessment and Reporting Authority) Avustralya’daki Ulusal Eğitim çalışmaları kapsamında, İngilizce dışındaki dillerin eğitim ve öğretimini içeren bir taslak yayınlanmıştı. Bu taslağa son şekli verilmeden önce gerek eğitimcilerin, gerekse halkın konuyla ilgili görüşleri alınmak üzere yasa taslağı kamuoyunun dikkatine sunulmuştu. Bu taslak rapora dahil edilen dillerin arasında Türkçe’nin yer almaması üzerine, Avustralya’daki bazı kurum ve kuruluş temsilcileri, eğitimciler ve dernek üyeleri bir araya gelerek Türkçe’nin Avustralya Ulusal Müfredatı’na alınması konusunda faaliyet göstermek amacıyla Türk Dili Çalışma Grubu’nu oluşturmuş ve bu konuda çalışmalara başlamıştı. Türk Dili Çalışma Grubu üyelerinden seçilen bir grup 23 Mayıs 2011 tarihinde Canberra’ya giderek Türk toplumunun ve Türkçe’nin dünyadaki ve Avustralya’daki konumuna vurgu yapmak için çeşitli lobi faaliyetlerinde bulunmuş ve siyasilerler görüşmeler gerçekleştirdi. Bu çalışmalar sonunda sonuç verdi ve 21 Kasım 2011 tarihinde Federal Eğitim Bakanı Peter Garrett tarafından yapılan basın duyurusunda Türkçe’nin müfredata dahil edildiği resmen açıklandı.

Aselsan mühendislerinin şüpheli ölümleri ile ilgili soruşturmada çarpıcı delillere ulaşıldı. Savcının, Hüseyin Başbilen'in ölümü ile ilgili cinayet sonrası olay yeri inceleme ekiplerince çekilen fotoğraf ve video kayıtları ile cinayete dair elde edilen delillerin incelenmesini talep ettiği bilirkişi, hazırladığı raporda cinayeti işaret etti. Araçta başka parmak izlerine rastlandığı belirtilen raporda Başbilen'in çantasının da sonradan arabaya konduğu belirtildi. >> 05

ÖZEL HABER

Broadmeadows’ta 1 Prenses, 2 Başbakan

Türkçe Ulusal Müfredatta... “Çılgın Türkler” yine iş başında... M. Tevfik Kerimoğlu / Sayfa 2

Tuncelililer, İsmet İnönü’nün torunu CHP’li Gülsün Bilgehan'ın açıklamalarına tepki gösterdi İsmet İnönü’nün torunu CHP’li Gülsün Bilgehan’dan Dersim için şok değerlendirmeler: “Sonuçta bugün Tunceli en görgülü, en eğitimli insanlardan oluşuyor. Sürgüne gönderilen genç kızlar da çok iyi yetişti.” Melbourne Broadmeadows Hume Global Learning Centre Cumartesi günü Danimarka Prensesi Mary’i ve eşi prens Frederik’i ağırladı. Melbourn’da uluslararası temsilcisi olduğu Alanah ve Madeline vakfı hakkında bir dizi görüşmeler için bulunan prensesi, bir çok dilde hoşgeldin pankartlarıyla Broadmedows’lu çocuklar karşıladı. >> 03

Ermeni Diasporası boş durmuyor

CHP Ankara Milletvekili ve dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan, 1938’de yapılan ve bugün ‘Dersim katliamı’ olarak tartışılan operasyonlarla ortaçağ döneminde yaşanan Tunceliler’in Türkiye’nin en eğitimli ve demokrasiye inanan insanları haline geldiğini savundu. CHP milletvekili Bilgehan, operasyonların yapıldığı dönemin İnönü değil Atatürk dönemi olduğunu da söyledi. Gazeteci Serpil Çevikcan köşe yazısında, İsmet İnönü’nün torunu CHP Ankara Milletve-

kili Gülsün Bilgehan’ın sözlerine yer verdi. Bilgehan’ın, dedesi İnönü’yü savunurken, şu çarpıcı ifadeleri kullandığı görüldü: “İnönü’nün yerine Atatürk’ü yazmak gerekir diye düşünüyorum. Çok açık. İnönü diye söylediği bütün dönem Atatürk dönemidir. O dönem tek parti dönemi, milli dava dönemi. Kaldı ki imparatorluktan beri süregelen birtakım sorunlar var. O sorunların çözülme yöntemleri bugünki insan haklarını uyuyor mu, tabi ki uymuyor. Onun için Başbakan’ın sözlerinde bir kötü niyet var.”

İbrahim Karagül 07 Geçmişte yaşanan olaylara siyasi arenada destek arayan Ermeni Diasporası bu kez Canberra Parlementosunda ortaya çıktı. Parlementoya yanlarına Yunan ve Süryani gruplarıda alarak gelen Ermeniler Milletvekillerini etkilemeye çalıştılar. >> 09

Sayfa 5

Suriye planı: Türkiye, Humus’a kadar gidecek

Sayfa 5

Talabani: "PKK silah bırakacak ama..." PKK'nın silah bırakması için görüşmeler yaptığını açıklayan Irak Cumhurbaşkanı Celal Sayfa 5 Talabani, örgütün iki şart ileri sürdüğünü açıkladı. Bunlar: "Genel af ilan edilsin ve yeni anayasada Türk ifadesi kullanılmasın.

Can Dündar 03

Cüneyt 04 Özdemir

Kitap fuarında 12 Eylül nostaljisi

Yine yakmış yâr bedellinin ucunu


02

29 NOVEMBER 2011

Milliyet

GÜNDEM

İnsanlık ve askerlik

E

ski Mısır’dan bu yana uygulanan zorunlu askerlik hizmeti halen dünyanın birçok ülkesinde geçerli. Bazı ülkeler ise yalnızca profesyonel ordu ile yetiniyor. Hatta bazı ülkelerde bu bile bulunmuyor. En ilginç örneklerinden biri olan Almanya’da geçtiğimiz Temmuz ayında zorunlu askerlik yürürlükten kalktı. Kadınlar ve sağlık sorunları bulunanların dışında; evli ya da çocuklu erkekler, eşcinseller, Yahudiler, polis ve itfaiye gibi kamu görevlerinde çalışanlar bu 6 aylık vatan borcundan muaf tutulabiliyordu. Amerika’da ve İngiltere gibi birçok ülkede olduğu gibi Avustralya’da da savaş dönemleri dışında zorunlu askerlik uygulamasına rastlanmıyor. NATO’nun ikinci büyük askeri gücü olan Türkiye’de ise değişen güç dengeleriyle ortaya çıkan hava, gelecekte profesyonel orduyu ön plana çıkarır gibi. Biliyorsunuz, zaten 3 senedir yurtdışında yaşayan ya da çalışan vatandaşlara var olan imkânlar, 30’unu aşan ve Türkiye’de ikamet edenlere de küçük bir maddi farkla uygulanacak. Bunun sonucu neyi getirir, hep beraber göreceğiz... Askerlikten konu açılmışken aklıma gelen bir hikayeyi sizlerle paylaşmak isterim. Askerliğini bitirmek üzere olan genç ailesini arıyor: - Çok yakında eve dönüyorum, ama sizden bir şey rica edeceğim: Yanımda bir dostumu da getirmek istiyorum. Sevinç ve merakla beklemekte olan ailesine şöyle devam ediyor asker: - Yalnız, bilmeniz gereken bir şey var; dostum bir mayına bastı ve sol koluyla ayağını kaybetti. Maalesef gidecek hiçbir yeri de yok, onun gelip bizimle kalması mümkün mü? Ailesi şöyle cevap veriyor: - Bu çok üzücü oğlum. HAKAN OMAK Ama bizden ne istediğini omak@milliyet.com.au bilmiyorsun. Başka bir yer bulmasına yardımcı olabiliriz ama onun gibi özürlü biri bize korkunç bir yük olur. Biz kendimize zor yetiyoruz, ona nasıl bakabiliriz? Bu arkadaşını unut, eve dön. O kendi başının çaresine bakacaktır. Askerden ailesine bu konuşmadan sonra bir süre haber gelmedi. Ama birkaç gün sonra, polisten gelen bir telefon oğullarının silahla intihar ettiğini söylüyordu. Üzüntü dolu anne-baba oğullarının cesedini teşhis etmek için şehir morguna götürüldüler. Onu tanıdılar ve bilmedikleri bir şey daha öğrenince dehşete düştüler: Oğullarının sol kolu ve ayağı yoktu. Birçoğumuz bu hikâyedeki aile gibiyiz; Güzel görünen insanları sevmek bizim için çok kolay, ama bize kötü görünen ya da yanlarında kendimizi rahat hissetmediğimiz insanları sevemiyoruz. Bizim gibi görünmeyen insanları kendimizden eksik görmeyi seçiyoruz. Sevdiğim Laflar: “Büyük insanlar fikirleri konuşur. Orta insanlar olayları, küçük insanlar da kişileri konuşur.’’ “İnsanlar elbiseleriyle ağırlanır, fikirleriyle uğurlanırlar”. Dostça Kalın

Tüm Türk toplumuna ulaşmanın en etkili yolu. Reklam paketlerimiz için hemen arayın...

0413 153 573

AUSTRALIA

Türkçe Ulusal Müfredatta...

Rusya’nın beklenmeyen müdahalesi

“Çılgın Türkler” yine iş başında A M. Tevfik Kerimoğlu - Melbourne Geride bıraktığımız hafta içerisinde Ulusal Müfredat’ın yabancı diller bölümünün nihai şekli açıklandı. Tartışmaya açılan ilk nüshada açıklanan 11 dile dahil edilmeyen Türkçe federal bakanlık eliyle öğretilen diller arasına girdi ve Türk toplumu büyük bir sevinç yaşadı. Her anlamda haklı ve bütün toplumun paylaşması gereken bu başarının arka planını ayrıntılarıyla analiz etmek bu sevinci daha anlamlı hale getirecektir.

M. Tevfik Kerimoğlu 2005 yılında T.C. Milli Eğitim Bakanlığı’nca Türkçe öğretimini desteklemek amacıyla Melburn Başkonsolosluğu’nda görevlendirilmiş, halen AUSTÜRK Dil Okulları Müdürlüğü’nü ve Işık Koleji Meadow Fair Kampüsü Türkçe Bölüm Başkanlığı’nı yürütmektedir.

ULUSAL MÜFREDAT NEDİR? Avustralya, eğitim hizmetlerini eyalet bakanlıklarına bıraktığı için eğitimin içeriğini, yöntemlerini, kapsamını bakanlıkların hazırladığı yerel müfredatlarla belirliyordu ve lise diplomaları buna göre düzenleniyor, üniversite giriş puanları buna göre hesaplanıyor ve üniversiteye yerleştirmeler bu şekilde gerçekleşiyordu. Yerel detayların gözönünde bulundurulduğu bir müfredatın çok sayıda avantajı olduğu açık bir gerçektir. Merkezi sistemlerle hazırlanan müfredatların lokal özellikler taşıyan toplumların ihtiyaçlarını görmede zorlanması diğer bir sorun. Buna rağmen, farklı eyaletlerin farklı lise diplomaları ve farklı üniversite giriş puanları ortaya koyması Avustralya’da büyük sorunlar yaşatabiliyordu. Örneğin, Viktorya’da alınan bir VCE diploması ve VCE Entry Score, yani üniversite giriş puanı, Sidney’de verilen HSC belgesine denklikte sorun oluşturabiliyor ve bu puanın bu eyaletin üniversite puanlamasına uyarlanmasında ciddi problemler çıkarabiliyordu. Bunun yanında, eyaletler arasında eğitim farklılıkları ve mezun öğrencilerin benzer standartlarda olmaması Avustralya eğitim otoritelerini yeni ve bütün eyaletleri kapsayacak ve standardizasyonu sağlayacak bir müfredat hazırlamaya yöneltmiştir. Bu konuyla ilgili federal hükümet, özellikle İşçi Partisi döneminde çalışmalara hız verdi ve nihayet, ulusal müfredat hazırlandı. Yeni müfredat, önümüzdeki yıldan itibaren İngilizce ve Matematik gibi temel derslerin uygulanmasıyla yürürlüğe girerek Avustralya’da eğitim birliğini oluşturmaya başlayacaktır. NSW’den Viktorya’ya, Batı Avustralya’dan Queensland’e gençler aynı İngilizce, Matematik, Fen gibi derslerde aynı müfredatla standart bir eğitim alacak benzer yöntemlerle değerlendirmeye tabi oalcaklardır. Eyaletlerde, farklı yöntemlerle hesaplanan üniversite puanları da ATAR adı altında Avustralya’daki bütün öğrencileri kapsayacak hale gelecektir. Queensland’te bir öğrenci aldığı ATAR puanıyla Melburn’de bir üniversiteye başvurduğunda uyarlama yapılması gerekmeyecek,bu konuda halen yaşanan aksaklıklar giderilecektir.

YABANCI DİLLER VE ULUSAL MÜFREDAT Dil öğretimi bilindiği gibi Avustralya’da önemsenen ve dikkat çeken bir konu olmuştur. Göçmenlerce ülkeye kazandırılan dillerin okullarda öğretilerek korunması ve kültürel, ekonomik ve güvenlik anlamında gerekli görülmüştür. Eyaletlerin hazırladğı müfredatlarda o eyaletlerde yaşayan göçmen toplumlar bu dillerin belirlenmesinde asıl kriteri oluşturmaktaydı. Ulusal müfredat hazırlanırken bu dillerin ciddi bir biçimde filtre edilmesi gerekiyordu. Zira, eyaletlerdeki gibi 50-60 dolayında dilin müfredata dahil edilmesi uygulanabilir

merika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nin Suriye’ye karşı olan baskıları Rusya’nın çıkalarıyla ters düşünce Rusya ani ve beklenmedik bir hamle ile geçtiğimiz Salı günü 3 savaş gemisini Suriye karasularına gönderdi. Siyasi ve askeri uzmanlar “Rus savaş gemilerinin Suriye sularına gelmesi Moskova’nın Batı’dan Şam yönetimine yönelik bir askeri müdahalesine kesinlikle karşı koyacağının göstergesidir” yorumunu yaptılar. Suriye’de halk ayaklanmasına rağmen koltuğunu koruma derdinde olan Esad’ın danışmanlarından biri de Rus gemilerinin Suriye karasularında koruma amaçlı devriye görevi yapacağını doğruladı. Kimileri; “Bu üç Rus gemisi bölgede tansiyonu yükseltti” dese de, bana sorarsanız, Suriye’ye demirleyen bu üç Rus savaş gemisi; hem Suriye ve İran’a rahat bir nefes ZEYNEL ENGİN aldırmış, hem de olası sız.engin@milliyet.com.au cak bir çatışmanın şimdilik önüne geçmiştir. Rusya’nın bu hamlesine karşı ABD’nin ve NATO’nun nasıl bir karşı hamle yapacağını hep beraber göreceğiz.

Bedelliden en karlı bankalar, en zararlı Burdur çıktı

değildi ve başlıca dillerin ulusal müfredat dahil edilmesi ve dahil edilmeyen diğer dillerin eyaletlere bırakılması yaklaşımı benimsenmişti.

ULUSAL MÜFREDAT VE TÜRKÇE Ulusal müfredat hazırlanırken oluşturulan ACARA (Avustralya Müfredat Otoritesi) dillerin Avustralya için öncelikli olarak güvenlik, ekonomik, kültürel ve Avustralya’da yaşayan ilgili toplum bireyinin sayısı gözönünde bulundurulmuştur. İlk aşamada, bölgesel önemi olan Çince, Endonezce, Japonca, Korece, dünyada önemini koruyan Almanca, Arapça, Fransızca, İspanyolca ve Avustralya’da en büyük toplumların dilleri olan Vietnamca, Yunanca ve İtalyanca yer almıştı. Bu dillere Türkçe dahil edilmemişti. Bu konuda, Türk toplumunun özeleştirisini yapmayı başardığını burada ifade etmek gerekmektedir. Yalnızca, Avustralya otoritelerini suçlamak yerine o ana değin ilgili otoritelerle gerekli iletişimin sağlanmadığı farkedildi ve hemen çalışmalara başlandı.

TÜRKÇE’Yİ ULUSAL MÜFREDATTA İSTİYORUZ Toplumun bir olayı bu denli sahiplenmesi oldukça anlamlıydı. Toplumun her kesiminin üzerine düşeni doğal bir biçimde tanımlayarak hareket etmesi bu başarının ana eksenini oluşturduğu görüşündeyim. Eğitimciler elbette bayrağı taşımalı ve bu konuda toplumun önderliğini yapmalıydı. Nitekim öyle oldu. Türkçe öğretim yapan bütün kurumlar imza kampanyaları, mek-

tup yazma etkinlikleri ve anket formlarını doldurmaya giriştiler. Otoritelerce düzenlenen konsültasyon toplantılarına katılımlar gerçekleşti, siyasiler ve bürokratlar ziyaret edilerek etki altına alındı. Toplumun sesi olan vakıf, dernek ve cemiyetler bu işi birinci öncelikleri olarak benimsediler. Büyükelçilik ve başkonsolosluklarımızda görevli diplomat ve devlet görevlilerimiz muhataplarını bu konuyla ilgili sürekli etki altında tuttular. Ve tabi ki, basın yayın kuruluşlarımız... Tamamı bu konuyu birinci sırada, haftalarca akıllarda ve toplumun gündeminde tuttular ve insanlar bu konuda birbirlerini teşvik ettiler.

TÜRKÇE ULUSAL MÜFREDATTA Nihayet, Türk toplumu “ Bu, benim meselem.” dediği konuda başarıya ulaştı. Ayrılmadan, ayrışmadan ele aldığımız bir konuyu daha olması gerektiği gibi, zaferle sonuçlandırdık. Evet, bu bir zafer... Zira, Türkçe bundan sonra sadece bir toplum dili değil, Avustralya Ulusal Müfredatı’nda yerini almış, federal eğitim sistemi içerisinde öğretilen bir dil. Federal eğitim bütçesinden hakettiği fonları alarak bu topraklarda sağlam zeminde öğretilmeye devam edilecek. Bu konuda, sağduyulu davranarak toplumun taleplerini dikkate alan Avustralyalı yetkilileri sağduyularından ötürü de kutlamak gerektiğine de inanıyorum. Her bir toplum bireyimiz bu başarının tadını çıkarmayı ihmal etmesin diyorum. Daha nice başarılara...

Son birkaç yıldır sürekli gündemde olan bedelli askerlik yasa tasarısı sonunda çıktı. Aslında açıklanan bedelli askerlik şartları, hem bedelli karşıtları hem de bedelliyi bekleyenler tarafından pekte olumlu karşılanmadı. Bedelli askerlik karşıtları zaten bu tür bir uygulamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu düşündükleri için böyle bir uygulamaya baştan karşıydılar. Bedelliyi bekleyen yüzbinlerce kişi ise bedelli ücretinin yüksek olması ve yaş sınırının 30 yaş ve üstü olması nedeniyle açıklanan bedelliden çokta mutlu olmadılar zira açıklanan 30 bin TL şu anki Türkiye şartlarına göre oldukça yüksek bir meblağ. Örnek vermek gerekirse, bir üniversite mezunu kişi 5,5 ay askerlik yapmak yerine bedelli askerlik yapmayı tercih ederse, askere gitmediği süre içerisinde ayda yaklaşık 5 bin TL biriktirmek zorunda kalacak. Şu anda acaba Türkiye’de kaç kişinin aylık gelir seviyesi bu ücreti ödemeye yetecek ? İşte tam bu sırada bankalar devreye giriyor ve 60 aya uzayan vadelerde bedelli kredisi vereceklerini açıklıyor. Şüphesiz bankacılık sektörü böyle bir fırsatı uzun süredir bekliyordu ve bu konuda çalışmalara uzun süre önce başlamışlardı. Bankaların bedelli askerlik sayesinde kendilerine yaklaşık 100 bin yeni kredi müşterisi bulacaklarını tahmin ediyorum. Bu işten maddi anlamda en çok zarar gören kesim ise şüphesiz Burdur esnafı oldu. Burdur’da dövizli askerlik görevini yapan kişilerden dinlediklerime göre neredeyse Burdur ilinin geçim kaynaklarının başında dövizli askerlik yapan askerler gelmekteydi. Yeni bedelli tasarasına göre 21 gün temel askerlik eğitimi ortadan kalktığı için Burdur esnafı ne yapacağını kara kara düşünmeye başladı. 21 günlük temel eğitimin kaldırılması, Genelkurmay açısından olumlu bir gelişme zira yaklaşık 100 bin kişinin bedelli askerlik yapacağını ve bu süreç içersinde 21 gün eğitim alacağını düşündüğümüzde ortaya ciddi bir masraf çıkıyor. Genelkurmay bu masrafı yapmayarak büyük bir tasarrufta bulunacak. Yurtdışında çalışıp 21 gün Türkiye’ye askerlik için gitmek zorunda kalan yurttaşlarımızın da zaten bu yönde bir talebi vardı. Hatta geçtiğimiz yıl, aralarında dövizle askerlikten sorumlu askeri yetkililerin bulunduğu bir grup Avustralya’yı ziyaret etmiş ve bu yöndeki talepleri, bizzat buradaki Türk toplumundan dinleme fırsatı bulmuşlardır. Her ne kadar bedelli kanunu bu şekilde meclisten geçecek gibi gözüksede bence 21 günlük temel askeri eğitimin ortadan kalkmaması gerekiyordu. Bu yeni kanundan sonra bedelli askerlik görevini sadece bankaya para yatırarak tamamlayacak kişilerin ne yazıkki çocuklarına ve torunlarına anlatacakları bir askerlik anısı olmayacak!

Dünya Türk Girişimciler Kurultayı (DTİK) Dünya Türk İş Konseyi yeni yönetimi belirlendi Milliyet - Melbourne

Dünya Türk İş Konseyi (DTİK)’nin en önemli faaliyetlerinden biri olan Dünya Türk Girişimciler Kurultayı bu yıl 18-19 Kasım 2011 tarihlerinde “Değişen Dünyada Yükselen Türkiye” sloganı ile İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda Ekonomi Bakanlığı ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

Milliyet AUSTRALIA

Sahibi : Milliyet Australia PTY LTD Adres : 1, 27 Auburn Rd. Auburn 2144 NSW Australia Tel : 02 8971 2206 Email : info@milliyet.com.au Basım Merkezi: New Age Printing Pty Ltd. A: 25 Clyde St. Rydalmere NSW 2116

(DTIK) Dünya Türk İş Konseyi Üyesi Asya Pasifik Bölge Avustralya Temsilcisi ve (ATBI) Başkan Yardımcısı Sn Mehmet Ali Karamemiş ile birlikte şu isimler katılmışlardır. İzzet Anmak, Salim Koksakal ve Nevin Hüseyin. Kurultayin ikinci günü ( DTIK) Dünya Türk İş Konseyi secimleri yapıldı. TOBB-DEİK-DTİK yetkilileri ve üyeleri tarafindan Sn Mehmet Ali Karamemiş Asya Pasifik bölge komitesi için tekrar aday

gösterilmesi Avustralyalı girişimciler ve Asya Pasifik delegeleri tarafından olumlu karşılanmıştır. DTİK Dünya Türk İş Konseyi seçimlerinde Avustralya’nın içinde olduğu Asya Pasifik Komitesi’ne Avustralya’yı temsilen Mehmet Ali Karamemiş en çok ikinci oyu alarak seçilmiş ve Asya Pasifik bölge komite başkan yardımcılığı görevini üstlenmişdir. Komiteye seçilen ve komitede görev alan Başkan Başkan yar-

dımcılarını ve üyelerini T.C. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, TOBB-DEİK-DTİK Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve DEİK İcra Kurulu Başkanı Rona Yırcalı tek tek kutlayıp dünyada onuncu büyük Türk diasporası için başarılar dilediler. Başkanlığını Coca Cola Yönetim Kurulu Başkanı Muhtar Kent’in yürüttüğü DTİK Yüksek İstişare Kurulu’na ise pek çok yeni isim katıldı. Dünyaca ünlü Doktor Mehmet Öz, Western

Editor in Chief: Zeynel Engin E: z.engin@milliyet.com.au

Director & Editor: Hakan Omak E: omak@milliyet.com.au

Dış Haberler Müdürü: Seid Moniri E: seid@milliyet.com.au

Marketing Director: Nurşen Omak E: info@milliyet.com.au

Melbourne Temsilcisi: Recep Şakar T: 0409 309 842 E: recepsakar@milliyet.com.au

Sydney Reklam: T: 0413 153 573 E: sydney@milliyet.com.au

Melbourne Reklam: Atlas Film Production T: 0421 887 469 E: melbourne@milliyet.com.au

Wollongong Temsilcisi ve Reklam: Şenol Hoşgörür T: 0410 833 784 E: wollongong@milliyet.com.au

Brisbane Temsilcisi ve Reklam: Yıldıray Aslantaş T: 0401 398 922 E: brisbane@milliyet.com.au

Perth Temsilcisi ve Reklam: Çetin Miral T: 0400 133 383 E: perth@milliyet.com.au

Aktüel Editör: Cem Erdal Özkaya E: e.ozkaya@milliyet.com.au

Kadın-Sağlık: Nurunnisa Engin E: nurunnisa@milliyet.com.au

Grafik & Tasarım: Ixir Design Studio E: info@ixir.com.au

Hukuk Danışmanı: Can Karacan E: c.karacan@milliyet.com.au

Redaktör: Erk Alav E: erk@milliyet.com.au

Union CEO’su Hikmet Ersek, Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Süreyya Ciliv, Borajet Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ayaslı ve Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan, kurulun yeni döneminde görev alacak. Do&Co’nun Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Doğudan, Palmalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mübariz Mansimov, modacı Atıl Kutoğlu ve White&Case LLP ortağı Aslı Başgöz de görevlerine devam edecek.

Milliyet Australia gazetesinde yayınlanan köşe yazılarından ve çizimlerden doğabilecek her türlü hukuksal sorumluluk tamamen yazar ve çizere aittir. Milliyet Australia gazetesinde yayınlanacak her türlü reklam bilgilerinin doğruluğu ve sorumluluğu yasal olarak reklam veren kişi veya kuruma aittir, Milliyet Australia gazetesi hiç bir sorumluluk taşımaz. Milliyet Australia gazetesinde yayınlanmak istenen okuyucu mektubu ve duyurularda açık adres ve telefon numarasının bulunması zorunludur, bu yazılar gazetemizin değerlendirmesi sonucu yayınlanabilir.


Milliyet

MELBOURNE

AUSTRALIA

29 NOVEMBER 2011

03

Kitap fuarında 12 Eylül nostaljisi

CAN DÜNDAR

İstanbul Kitap Fuarı 30. yaşını kutladı bu ay... İlk fuar 1982 Kasım’ında yapılmış. Yani 12 Eylül baskısının sürdüğü, kitabın hâlâ suç aleti gibi görüldüğü darbe günlerinde... Bir otelin salonunda, 28 yayınevinin katılımıyla, 20 bin ziyaretçi ağırlamışlar. Bugün 600’e yakın yayınevi katılıyor. Geçen yılki ziyaretçi sayısı 410 bindi. *** Bir lider için kurultay, bir şarkıcı için konser neyse, yazar için fuar odur. Aylarca boş bir ekrana bakarak yazdığı satırlar, orada muhatabını bulur. Okur da takip ettiği, bazen kızıp bazen

sevdiği yazarla orada buluşur. Fuar aynı zamanda sınav alanıdır; kitapseverlerden oluşan dev bir jüri, orada yazarın yüzüne, yıllık performansının neticesini okur. Benim de TÜYAP’ta 20. yılım bu yıl... 1991’den beri neredeyse hiç aksatmadan okurlarla buluşup söyleşiler yapıyor, kitaplarımı imzalıyorum. Az şey görmedim bu 20 yılda... İlk imzaya ana karnında gelen çocuklarla, nice sonra üniversite öğrencisi olarak fotoğraf çektirdim. Her yıl aksatmadan yazılarımı kesip dosyalayan, getirip imzalatan bir aileyi akrabam bildim. Bir kitap, bir imza, biraz sohbet, bir

fotoğraf için saatlerce kuyrukta bekleyen okurların kimine sadece bir imza verdim, kimiyle kısa da olsa dertleşebildim. Korsan kitabı imzaya getirenleri de gördüm; gözümün önünde kitap çalmaya çalışanları da... Kimi geldi, terk eden kız arkadaşını geri getirebilecek satırlar yazmamı istedi; kimi, yeni doğacak bebeğine isim vermemi... Zamanla fuar büyüdü; İzmir’e, Bursa’ya, Adana’ya, Diyarbakır’a (neden Ankara’ya değil?) uzandı; biz de peşinden... Bugün o illerde kaç evde imzalı kitabım varsa, o kadar insanla TÜYAP sayesin-

de tanışmışlığım, konuşmuşluğum, kucaklaşmışlığım var. O yüzden TÜYAP’a 30. yaşında teşekkürü borç biliyorum. *** Bu yıl, TÜYAP’ın 30 yıllık tarihinde pek rastlamadığımız bir manzara yaşadık. Yazarların bir kısmı içerdeydi; yerlerine arkadaşlarını yolladılar. Mesela bugün Cumhuriyet Kitapları bölümünde CHP milletvekilleri, “Balbay gelemedi, biz varız” sloganıyla Mustafa Balbay’ın kitaplarını imzalayacak. Belge Yayınları standında tutuklu yazar Ragıp Zarakolu’na destek için “yazar nöbeti” tutulacak. Ahmet Şık’ın basılmadan toplatılan ve

Diyalog, kendimizi tanımanın güzel bir yolu Melbourne Katolik Üniversitesi’nde yapılan ve iki gün süren ‘‘Çok Dinli Toplumlarda Etik Değerler’’ adlı konferans sona erdi. Avustralya Dinler arası Diyalog Merkezi (AIS) ile Avustralya Katolik Üniversitesi organizasyonuyla Gülen Kürsüsü tarafından organize edilen uluslararası konferansa, Müslümanların yanısıra farklı din ve kültürlerden alanında uzman, akademisyen ve toplum liderlerinden oluşan 500’den fazla dinleyici katıldı. Milliyet - Melbourne Vatikan’dan gelen ve konferansın ana konuşmacılarından birisi olan Dr Miguel Ayuso, Kur’an ve hadislerden de örnekler vererek Müslümanlar ile Hristiyanlar arasındaki diyalog çalışmalarının önemini vurguladı. Ayuso, “Hepimizin farklı olmaya hakkı var. İnançlı insanlar olarak topluma sunduğumuz servisler yoluyla, insanlara ahlaki değerleri sunmalıyız. Bu açıdan diyalog içinde olmalıyız.” dedi. Konuşmasında İspanyol olduğunu belirten Ayuso; İspanya dışına çıktıktan sonra farklı din ve kültürlerin varlığıyla tanıştığını belirtip ‘‘Diyalog, kültürümüzün kendine has özelliklerini, dolayısıyla kendimizi tanınmanın da güzel bir yolu” dedi. Konferansın ana konuşmacılarından olan Dr Alp Aslandoğan ise konuşmasında, diyaloğun bir seçenek değil, fakat bir zorunluluk olduğuna dikkat çekerek, İslam’da şiddetin bir çözüm olarak görülmesinin mümkün olmadığını belirti. Aslandoğan, ‘‘Sorun Peygamber Efendimiz dönemindeki örneklere bakılarak çözülebilir” ifadesini kullandı. Aslandoğan, “Gülen, İslam’ın kökleri ile bağlantıyı kaybetmeden, modern dünya ve onun gerçeklerini ele alan bir düşünür ol-

ması yönüyle büyük bir kabul görmektedir.” dedi. Diyalog çalışmalarının Türkiye’de halk ve devletin kabulünü kazandığını belirten Aslandoğan, “Artık başbakan ve bakanlar diyalog çalışmalarına katılıyor, belediyeler diyalog konferansları düzenliyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığında tarihte ilk defa diyalog çalışmaları için bir bölüm oluşturuldu” dedi. Konferansın önemli konuklarından birisi olan Victoria Eyaleti Eski Genel Valisi Sör James Gobbo ise “İslam şiddeti ve intihar saldırılarını net bir şekilde reddediyor. Bu AIS’in düzenlediği uluslararası konferanslarda da kaynaklarıyla, en yetkili ağızlardan ilan edildi. Ancak medya bunu görmezden geliyor. Medya ısrarla radikal grupların halkı galeyana getirebilecek şiddet söylemlerine odaklanıyor. Ancak Müslüman toplumun genelindeki şiddeti reddetme medyada kendine yer bulamıyor. Bu nedenle Gülen Kürsüsü tarafından yapılan bu çalışmalar için hepinizi tebrik ediyorum.” dedi. Bir çok farklı konuya yer verilen konferansta, kürtaj, ötenazi, şeriat, İslam’da kadının yeri ve İslami finans gibi konular da ele alındı.

Broadmeadows’un ağır konukları; 1 Prenses, 2 Başbakan

Melbourne Broadmeadows Hume Global Learning Centre Cumartesi günü Danimarka Prensesi Mary’i ve eşi prens Frederik’i ağırladı.

Hatice Kökçe - Melbourne Melbourn’de uluslararası temsilcisi olduğu Alanah ve Madeline vakfı hakkında bir dizi görüşmeler için bulunan prensesi, bir çok dilde hoşgeldin pankartlarıyla Broadmedows’lu çocuklar karşıladı. Avustralya’da Türk nüfusun en yoğun yaşadığı bölge olan Broadmeadows’a gelen Prensesi karşılayanlar arasında bölgede yaşayan Türkler’de vardı. Danimarka Prensesi’nin Avustralya asıllı olması nedeni ile Prensesi görmeye gelenler ‘‘Bizim Mary’’ diye tezahürat yaptılar. Oldukça sıcak kanlı tavırlarıyla dikkat çeken prenses ve eşi yoğun yağan yağmura rağmen kendisini görmeye gelen kalabalıkla tek tek ilgilendi. Prens ve prensese başbakan Julia Gilard ve Viktorya başbakanı Ted Bailieu eşlik etti. Prensesin güvenliği için yoğun bir önlem alınırken Hume Belediyesi’ne çıkan bütün yollar trafiğe kapatıldı.

geçen hafta 127 yazarın ortak imzasıyla çıkan “000Kitap”ı elden ele dolaşacak. Togan standında Oda TV tutuklusu, okul arkadaşım Müyesser Yıldız’ın yeni kitabı arkadaşlarınca imzalanacak. Hepsine uğramaya, bir destek, omuz, imza vermeye çalışacağım. *** Bu manzara, yine yazarların demir parmaklıklar ardında olduğu 12 Eylül döneminde doğmuş olan fuarı, bebeklik günlerine götürüyor. Bize 30 yıl sonra darbe günlerinin nostaljisini yaşatıyor. Dilerim 30 yıl sonra bugünleri de aramayız. Milliyet


04

Milliyet

AVUSTRALYA

29 NOVEMBER 2011

AUSTRALIA

Yine yakmış yâr bedellinin ucunu

G CÜNEYT ÖZDEMİR

ördük ki işin içinde vicdan yoksa ne kadar konuşursak konuşalım bütün yollar bizi bedelliye çıkartıyor. Dün bu köşede değindiğimiz askeriye tartışmasına devam edelim. Bugün eminim pek çok ulusalcı köşe yazarının kaleminden kan damlayacak. Askerlikten yıllarca kaçmak için her türlü numarayı çeviren bu ‘vatanseverlerin’ mecburen askere gidip ardından bugün bedelli çıktığı için AK Parti’yi yerden yere vurduklarını okuyacağız. Ne yazık ki bu kan damlayan kalemler vicdani ret meselesini her zamanki gibi es geçecekler. Oysa bugün asıl tartışmamız gereken, ‘bedelli’nin neden çıktığı değil, ‘vicdani ret’in neden çıkmadığıdır. Zira bu ülkede ordunun tepeden tırnağa yapısını konuşmaya başlayacaksak listenin başına bedelli askerliği değil vicdani ret meselesini yazmamız gerekiyor. Anladığımız kadarı ile yeni dönemde hükümet ile Türk ordusu dört dörtlük bir uyum içinde çalışıyor. Böyle olmasa Genelkurmay bedelli tartışmalarının önünü kesmek için bir gün önceden “720.000 askerimiz var” açıklamasını yapmazdı. Bu

Plumbcorp yeni yerinde

açıklama sayesinde bedelli askerlikten faydalanacak 460.000 kişinin terörle mücadelede zaafiyet yaratmayacağı vurgulandı. Daha bir yıl öncesine kadar “Bedelli askerlik meselesini referanduma götürürüz, kesinlikle gündemimizde yok” diyen hükümet, bugün gördüğünüz gibi bedelli yasasının arkasında, ordu üst yönetimi ile omuz omuza duruyor. (Burası Türkiye, beş dakikada kılıfına uydurulup değişebilir bütün işler!) Madem öyle, gelin profesyonel ordu tartışmasını da başlatalım. Ordunun yeniden yapılanmasını, silah sanayiinin millileştirilip geliştirilmesini biraz daha geniş bir ölçekte tartışmaya açalım. Ama ‘vicdani ret’i unutmayalım. Gördük ki işin içinde vicdan yoksa ne kadar konuşursak konuşalım bütün yollar bizi bedelliye çıkartıyor.

21 günlük bedelli eğitiminde ne vardı? Ben de 1999 depremi sonrasında çıkan kanunla askerliğini ‘bedelli’ yapanlar arasında yer almıştım. Manisa’daki eğitim kışlasında çok tuhaf bir bedelli grubu bir araya gelmişti. Mesela normal bir kışlada askerler arasında ortaokul veya lise bitiren ‘iyi

eğitimli’ birisi manga başı seçilirken bizim mangada en alt düzey doçentti. Manga başı Harvard’dan bir profesör olmuştu. Eğitim çavuşları normal şartlarda Türkiye’nin dört bir tarafından gelen askerlere verdikleri eğitimin bu ‘okumuş’ çocuklara işlemeyeceğinin kısa bir süre sonra farkına vardılar. Katı eğitim yumuşadı. Öyle ki “Asker sağa dön!” komutu, “Asker sağa dönünüz”e kadar geldi. Pek çoğu yurtdışından gelmiş, rahatını bozmaya pek niyetli olmayan bu tuhaf kalabalık, Manisa’daki alayın da bütün dengesini bozmuştu. Kantin o kadar kısa sürede talan edilmişti ki tek bir bisküvi bile kalmamıştı. Alay komutanı Manisa’da tüm bedellileri sıraya dizip “Beni Genelkurmay’a şikâyet etmeyin, elbette burada her gün sıcak su akmayabilir, burası asker ocağı” diye çaresizce şikâyet ediyordu. Hafta sonları Manisa’nın bütün otel odaları kapatılmıştı. Kimi Kuşadası’na gidiyor, denize girip geliyordu. İzni olmayanlara ise hafta sonu ziyaretlerinde yakındaki otelden brunch için tabaklarla yiyecek taşınıyordu. Bedelliler her şeyden ama her şeyden şikâyet ediyorlardı. Ko-

mutanlar bu şımarık ekip karşısında otorite kurmakta zorlanıyordu. Alayın en çok çalışan yeri fotoğrafçıydı. Herkes hayatında ilk kez gördüğü silahları kuşanıp fotoğraflar çektiriyordu. Bedelli askerlik yapanların yanında normal askerlik yapanların da bütün dengeleri bozulmuştu. Diğer askerler bedellilerden nefret ediyorlardı. Asıl komutanların zorlandığı yer, alaydaki normal askerlerin bu bozuk moralinin düzeltilmesiydi. Buraya kadar okuduklarınızdan yola çıkıp sakın ola “E, tamam işte, 460.000 kişinin daha aynı şeyi yaşamasına gerek kalmadı” demeyin. O 21 günlük eğitim yine de Türkiye’nin farklı kesimlerinden gelen insanlar için bir tanışma fırsatıydı. Zira bedellinin dini imanı, sağcısı solcusu yoktu. Maddi imkânı olan herkes bulup buluşturup bedelliden faydalanmıştı. Böyle olunca radikal dincisiyle solcusu, sanatçısıyla cemaatçisi yan yana 21 gün geçirmek zorunda kalmıştı. İşte bu zorunluluk birkaç işe yaradı. İlki, Türkiye’de orduda işlerin nasıl yürüdüğünü görebiliyordunuz. Yani Cem Yılmaz’ın deyişiyle bir orgeneralin Türk

ordusunda ya da erkekler dünyasında ne anlama geldiğini yaşayarak öğreniyordunuz. Uzun dönemde zaten emir demiri kestiği için bunları sorgulamaya imkânınız yoktu ancak kısa dönemde, üzerine bayağı bir tartışma imkânı buluyordunuz. İkincisi, biraz önce saydığım farklı kesimlerden insanların dünyasına girme fırsatı yakalanmasıydı. Atatürk’ten nefret eden de Atatürk’e laf söyletmeyen de aynı masanın etrafında çay içiyor, omuz omuza yemek sırasına giriyor, akşam da aynı koğuşta yatmaya gidiyordu. Kısa bir süre için de olsa Türk ordusunda mecburi hizmetin aslında farklı kesimleri nasıl buluşturduğuna ve ne kadar işlevsel olduğuna tanıklık ediyordunuz. Radikal dincinin Yahudi Türk vatandaşına karşı önyargısı bir nebze kırılıyor, ulusalcısı cemaatçisi ile bir nöbette hiç ummadığı bir sohbet çeviriyor, sanatçısı lümpeni ile sırt sırta oturup bir daha hayatı boyunca görmeyeceği eğitim çavuşunun dedikodusunu yapabiliyordu. Bedelli askerlik yapmayanlar hafife alabilir ama böyle bir yönü de vardı işte o 21 günlük kısa eğitimin. Radikal

NSW acil servisi “yağışlı” bir hafta geçirdi

Melbourne’nın tanınmış esnaflarından Cengiz Özdemir yönetiminde yaklaşık 5 yıldır Broadmedows Camp Road’ta müşterilerine hizmet veren Plumbcorp, 4/2122 Hume Highway Campbelfield’daki yeni adresine taşındı.

Cengiz Özdemir Milliyet - Melbourne Mutfak ve banyo malzemeleri alanında bir çok yeni çeşidi, yeni iş yerlerinde satışa sunan Plumbcorp’un ürün yelpazesinde, lavabolar, çeşme başlıkları, küvetler, jakuziler, sıcaksu sistemleri, duşakabin gibi tüm mutfak ve banyo malzemelerini bulunmakta. Plumbcorp’un yeni yerine taşınmasından dolayı şirket sahibi Cengiz Özdemir tarafından, 26 Kasım Cumartesi günü halka açık bir mangal partisi verildi. Dost ve müşterileriyle birlikte yeni işyerlerinde buluşan Cengiz Öz-

demir; güzel bir Cumartesi gününü dost ve müşterilerimizle geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz dedi. yakın bir zamanda ikinci şubelerinide hizmete açacaklarını belirten Özdemir; yeni adreslerinde gelişmekte olan bölgeye daha yakın olduklarını, ayrıca ulaşım ve park alanının daha musait olduğunu söyledi. Haftada yedi gün açık olan Plumbcorp, Pazartesi’den Cumartesi’ye saat 8-5 arası, Pazar günleri ise saat 10-3 arası müşterilerine hizmet veriyor.

Geçtiğimiz hafta aralıksız devam eden yağışlar NSW’in Wee Waa bölgesinde hayatı olumsuz etkiledi. 1800 kadar kişinin evlerini terk ettiği bildirilirken NSW’in Kuzeyinde bulunan Bingara’da ise 3 yaşında bir erkek çocuğunun sel sularına kapıldığı bildirildi. Milliyet - Sydney Acil Servis Çağrı Merkezleri 24 saat içinde 300’den fazla yardım telefonu aldıklarını belirttiler. Şiddetli yağmurların dinmesine rağmen eyaletin kuzey bölgelerinde sel tehlikesi devam ediyor. Yetkililer boşaltılan evlere şimdilik geri dönüşe izin vermediklerini açıkladılar.

UNITED SATELITTE

INSTALLATION

Avustralya çapında servis elemanlarımız bulunmaktadır.

1300 73 79 21

Fikret : 0400 494 461 Çanak sistemleri ve digital TV anten satış ve montajı 174 John St. Lidcombe 2144 NSW

NSW acil servisi adına konuşan bir yetkili bir hafta daha tedbirli davranmaya devam edeceklerini ve bölge halkına 4 helikopter ve bir uçakla gıda ve ilaç yardımı gittiğini belirtti. NSW Eyaleti’nin kuzeyinde bulunan yerleşim yerleri, etrafındaki nehir baz alınarak sel tehlikesi olup olma-

dığına karar veriliyor. Yoğun yağış nedeniyle bazı nehirlerin seviyelerinin son 10 yılın en üst düzeyine çıktığı belirlendi. Nehirlere yakın evler tahliye edilirken vatandaşların “güvenlidir” onayı çıkmadan evlerine dönmelerine izin verilmeyecek.

NSW acil servisi sadece eyaletin kuzeyinde değil, Sydney’de de hareketli bir hafta geçirdi. Sadece Sydney’den bütün hafta boyunca 830 yardım telefonu alan servis, telefonların büyük çoğunluğunun devrilen ağaçlarla uçan çatılarla ilgili olduğunu bildirdi.

Sekreter Aranıyor IŞIK Koleji Sunshine Kampüsü’nde çalışacak; İngilizce ve Türkce’yi iyi derecede konuşabilen ve yazabilen; ‘‘Word’’ & ‘‘Excel’’ programları başta olmak üzere ‘‘Microsoft Office’’ programlarını iyi derecede kullanabilen sekretere ihtiyaç vardır. İlgililerin CV’lerini en kısa zamanda zeki.dengiz@isikcollege.vic. edu.au adresine göndermeleri ve 03 9309 0388 nolu numaradan Zeki Dengiz’e ulaşmaları rica olunur.

ISIK College


Milliyet

GÜNDEM

AUSTRALIA

05

İyi zar mı? Kötü zar mı?

Dersim: Vesayetin çivisi çıktı

H

1

0 Kasım 2009’da dönemin CHP milletvekili Onur Öymen, Meclis kürsüsünden “Dersim’de analar ağlamadı mı?” dediğinde, Türkiye, gerçekten sallandı. Birden hepimiz dikkat kesildik: “Neydi bu Dersim?” Tarihe meraklı olanların bile tam bilmediği, unuttuğu, atladığı bir konuydu bu. Sonra gördük ki, resmî tarihin “isyan” diye geçiştirdiği konu, aslında, tek tip yurttaş mayalama projesinin bir uygulamasıydı. Cumhuriyet elitleri, kendilerini vasi gibi görüyor, vesayet sistemi için iki düşman belirliyorlardı: Gericiler ve bölücüler... Dindar, Kürt, Alevi kimlikleri istemiyorlardı. Hem Kürt hem de Alevi olan Kızılbaş Dersimliler ise tam bir çıbanbaşıydı. “Okşanarak” hizaya gelmeleri de mümkün değildi. Çıban, kökünden kazınmalıydı. Tartışma, bilinmeyen pek çok gerçeği su yüzüne çıkardı. “İsyan ettiler” bahanesiyle Dersim’de tam bir katliam yapılmıştı. Bir dönem Dışişleri Bakanlığı yapan İhsan Sabri HÜSEYİN GÜLERCE Çağlayangil, mağaralara sığınan kadın, çocuk, ihtiyar yüzlerce insanın gaz bombasıyla fare gibi zehirlendiklerini söylemiş meğer. Hem de kime? Bugünün CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na. Sonra, 40-60 bin kişi arasında insanın katledildiğini, Başbakan Erdoğan’ın ağzından duyduk. Sabiha Gökçen’in; en alçaktan uçarak 50 kiloluk bombaları kendi insanımızın üzerine attığı için “savaş pilotu” olarak kahramanlık madalyası aldığını öğreniverdik. Şimdi de CHP Tunceli vekili Hüseyin Aygün’ün, gazetemizdeki sözleri tartışılıyor. Aygün; “Dersim katliamının sorumlusu CHP ve devlettir.” diyor, Mustafa Kemal Atatürk’ün de katliamdan haberdar olmamasının mümkün olmadığını dile getiriyor. Aygün’ün sözleri CHP’yi sallıyor. 12 milletvekili ortak basın toplantısıyla, Kılıçdaroğlu yönetimine muhtıra veriyor, parti içinde eski defterler yeniden açılıyor. Ama mesele, CHP’nin içi değil, Cumhuriyet’i, demokrasi ile buluşturmayan vesayetçi zihniyeti sorgulamaktır. Vesayet sistemi/rejimi, bu ülkede bütün hesaplarını kutuplaşmalar üzerine yaptı. Sağcı-solcu, ilerici-gerici, laik-anti laik, Türk-Kürt, Sünni-Alevi kutuplaşmalarının hepsi, bu milleti demokrasiden uzak tutmak için bilerek, kasten hazırlandı. O sayede oluşturulan zeminlerde, on yılda bir darbeler sahneye konuldu. Vesayet sistemi, isyan bahaneleri ile ezdiği, sindirdiği, korkuttuğu Alevileri, daha sonraki darbe dönemlerinde, hep hesaplarının içinde düşündü. Maraş katliamı (1978) ve Çorum katliamı (1980) 12 Eylül darbesine zemin hazırlamak için tezgâhlandı. 1993’teki Sivas Madımak katliamı ise laik-anti laik kutuplaşması için planlanmıştı. Aynı amaçla İstanbul’da Gazi Mahallesi’ndeki provokasyon devreye girdi. Koçgiri, Ağrı ve Dersim’de, Alevilerin yüreğine salınan korku, habire hatırlatılıyor, unutturulmak istenmiyordu. Katledilen annelerinin elbiseleri altına saklanarak, kaya ve ağaç kovuklarına bırakılarak hayatta kalan Dersim yadigârlarına, “derin devlet” şunu diyordu: “Şeriat gelirse, yaşama şansınız yok. ‘Rejimin muhafızları’ olmak zorundasınız...” Toplumda ne zaman kaos ve kargaşa ortamı tezgâhlamak isteseler, Alevi-Sünni çatışmasını devreye sokan vesayet odaklarının oyunları, Ergenekon davasından sonra bozuldu. Alevi önderlerine yönelik suikast planları, gerçeğe ışık tuttu. Ergenekon davası Alevi camiasını sarstı. Ama Alevi kurumları, kendilerine yakışacak duruşu sergileyemediler. Kirli yapının mazlum ve mağdurlarıydılar ama seslerini yükseltemediler: “Soruşturma derinleştirilmeli, aydınlatılmalı, nereye kadar gidiyorsa oraya kadar gidilmeli, Maraş ve Sivas dosyası yeniden açılmalı” diyemediler... Mesele, CHP, Kılıçdaroğlu, parti içi çekişmeler değil. Mesele derinlerde. Bu ülkede artık kimse, yüz yıllık yüzleşmeden kaçamaz. Dersim hakikati, eski Türkiye’yi noktalıyor. Dersim, vesayetin çivisini çıkarmıştır. Dağılan parçaları, artık kimse bir araya getiremez. Yıkılan payandaları kimse ayağa kaldıramaz... Zaman Türkiye

29 NOVEMBER 2011

SEİD MONİRİ seid@milliyet.com.au

ayat her zaman iyi zar atmak değil, kötü gelen bir zarı iyi oynamaktır... Tavla oynamasını bilenler “iyi zar getiriyor”, “çok şanslı”, “zar tutuyor” gibi ifadeleri, hep duymuşlardır. Gel gör ki bu şekil ifadeler nedense, sadece kaybedenlerin sık sık kullandığı cümlelerdir. Ben de yeni tavla oynamayı öğrendiğim günlerde, zaman zaman öyle düşündüğüm olmuş hatta arkadaşımın eline zar tutuyor diye bir bardak sıkıştırıp, “birader bardakla zar atacaksın” demiştim! Daha sonralar tavla oyununu biraz daha öğrendiğimde, önceleri hep yenildiğim o arkadaşımı yenmeğe ve “şansım açıldı” diye sevinmeye başlamıştım. Daha sonralar ise, aslında zar ne gelirse gelsin hiçbir önemi olmaksızın, oyunu iyi oynarsam kazanma şansımın yüksek olacağını ve aslında

kötü oynadığımda kaybettiğimi anlamaya başlamıştım. Bazen şans yaver gitmez veya iyi zarlar atmazsın ama en sağlıklı kararı verip en güzel oyunu oynadın mı kazanma şansın hala yüksek oluyor. Attığımız zar her ne gelirse gelsin, sadece “bu gelen zarla en iyi nasıl oynanır?” sorusuna yoğunlaşıp bulduğumuz en doğru oyunu en kararlı bir şekilde oynarsak, kazanırız. Hele bir de zarlar iyi geliyorsa doyum olmaz tavlanın oyununa. İşte hayat bazen bildiğimiz bir tavla oyununa benzer. Başta düşer kalkarız, hep şansız olduğumuzdan yakınırız, acı çeker, isyan ederiz ama oyunu oynamasını öğrendiğimizde sonunda bir şekilde işin içinden çıkarız. Hatta kendimizi artık şanslı bile görürüz! Şansın bizden yana olduğunu düşünürüz. Halbuki oyunu güzel oynayabilirsek, zar kötü gelmiş gibi bile görünse, stra-

tejiyi doğru kurduğumuzda bir sonraki zarla birleştirerek kazançlı çıkabiliriz. Hayat bir tavla oyunu gibi dedik geçtik ama hayatın oyununu oynamak bu kadar basit değil; ikiye bölünmüş bir kutu, iki zar ve birkaç yuvarlak puldan ibaret olamaz tabii ki hayat. Yaşamda çok şeyin payı vardır; sadece bizlerin elinde olan bölümünden ibaret olan ve en azından bizlere düşen kısmını elimizden geldiği kadar güzel oynamaya çalışıyoruz. Oyunları doğru ve dürüst oynamak çok önemlidir. Kısaca, hayatı bir tiyatro sahnesine benzetmek gerekirse, senaryo yazılmış, yönetmen bizlerden oynamamızı istiyor ve her birimize özgü bir görev ve rol veriliyor. Kimisi iyiyi, kimisi kötüyü, kimisi sporcuyu, kimisi felçliyi, kimisi zengini, kimisi ise fakiri oynuyor. İnsanların ne oynadıkları hiç önemli değil, önemli olan oyunun nasıl

oynandığıdır. Bir film çevrilir ve en sonunda oyuncular değerlendirilir, ödüller verilir; birinciler ve en iyiler seçilir, ama bu seçimlerde hep oyuncunun nasıl oynadığı göz önünde tutulur. Oyuncunun kim olduğu, hangi rolü oynadığı ve neye sahip olduğu ise önem arz etmez. Evet arkadaşlar, hayat oyununu iyi oynamak tabii ki kolay değil, sıkıntısı var, itilmesi kakılması var, düşmesi kalkması da var. Ama bunların hepsi de hayatımızın birer parçası olarak bizleri bütünleştiriyor, tecrübe sahibi yapıyor. Hayat oyununda hedeflerin belli olması, inanç ve sabır şarttır. Edindiğimiz tecrübeler sayesinde gittikçe daha az düşer daha az kaybederiz. Hayata böyle bir bakış açımız olursa daha mutlu ve gelişen olaylara karşı daha metin davranırız. Gelecek haftaya kadar hoşça kalın.

30 bin lira veren kışlaya girmeyecek

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yasa tasarısını TBMM’ye gönderdiklerini belirterek, bedelli askerlikte yaş sınırının 30, bedelin 30 bin lira olduğunu açıkladı. Buna göre, 30 bin lirayı yatıran, askere alınmayacak. Yasa çıktığında 460 bin kişiyi kapsayacak. Başbakan Erdoğan, bedelli askerlikle ilgili ayrıntıları partisinin grup toplantısında açıkladı. Bedelli askerliğin 9 yıl boyunca gündemlerinde olduğunu, bu konuda şartların oluşmasını, özelikle de terörle mücadelede zafiyete yol açacak bir durumun oluşmamasını dikkatle gözlediklerini belirten Erdoğan, şunları söyledi: “Bunun ilgili kurumlarla istişaresini yaptık. Sürekli olarak Genelkurmay Başkanlarımız ile değerlendirmesini yaptık. Asker sayımızı asker potansiyelimizi

dikkate aldık. Bu tasarıyı hazırlamamız uzun bir ön çalışmanın neticesidir. Bakaya sayısındaki artış buna ek olarak yaptırdığımız anketler kamuoyu yoklamaları, ilgili kurumlarla yaptığımız istişareler bedelli için uygun ortamın oluştuğunu göstermiştir. Bildiğiniz gibi Anayasamızın 72. maddesi vatan hizmetinin her vatandaşın hakkı ve ödevi olduğunu belirtiyor. İlgili kanunlara ise bu hizmetin bedelli veya dövizle askerlik şeklinde yapılabileceği düzenlenmiş durumda.”

6 ay içinde ödeyebilecekler Bedelli askerliğe ne sebeple olursa olsun fiili askerlik hizmetine başlamamış 30 yaşından gün almış olanların hazırladıkları kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren hak kazanacaklarını bildiren en Erdoğan, şunları anlattı: “Kanun Resmi Gazete’de yayınlandığı gün 30 yaşından gün almış olanlar 6 ay

içinde 30 bin Türk Lirası parayı defaten ödeyebilecekleri gibi yarısını başvuru sırasında diğer yarısını ise başvuru tarihinden itibaren 6 ay içinde ödeyerek askerlik hizmetini yapmış sayılacaklar. Bu hakkı kazananlar da temel askerlik eğitimi almayacaklar. Yani 21 gün temel eğitime katılmayacaklar.”

Dövizle askerlik 10 bin Euro’ya çıkacak, temel eğitim kalkacak Başbakan Tayyip Erdoğan dövizle askerlikte öngörülen değişiklikleri şöyle anlattı: “Oturma ve çalışma iznine sahip olarak işçi ve işveren sıfatıyla veya bir meslek ya da sanatı icra eden, toplam en az 3 yıl süreyle fiilen yabancı ülkelerde bulunanlar 38 yaşını tamamladıkları yılın sonuna kadar başvurdukları taktirde 5 bin 112 Euro karşılığı dövizle askerlik hizmetini yerine getiriyorlardı. Aynı şekilde 38 yaşına aynı kadar başvurmayanlar ise 7 bin 668 Euro karşılığı bu hiz-

meti yapıyorlar. Dövizle askerlik hakkında yaralananlar 21 gün de temel askerlik eğitim alıyorlardı. Hazırladığımız Yeni tasarı ile dövizli askerlik hakkı kazananlar için 38 yaş sınırı gözetilmeksizin 10 bin Euro bedel ile askerlik görevcini ifa etme hakkı getiriyoruz. Ayrıca bu hakkı elde edenlerin 21 gün olarak aldıkları temel eğitimi de tamamen kaldırıyoruz. Yani dövizli askerlik hakkına sahip olanlar sadece 10 bin Euro ödemek suretiyle bu yükümlülüğü yerine getirmiş olacaklar.”

Savcılık: "Olay intihar süsü verilmiş bir cinayet" Taraf gazetesinin haberine göre; Ankara'da 7 Ağustos 2006 tarihinde aracında boğazı ve elleri kesilmiş halde bulunan Aselsan mühendisi Hüseyin Başbilen'in intihar olduğu öne sürülen ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada çarpıcı bir gelişme yaşandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine Başbilen'in ölü bulunduğu araçtaki kan ve parmak izlerini analiz eden uzman bilirkişi, cinayeti işaret etti. Aselsan soruşturmasını yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Murat Demir, Hüseyin Başbilen'in ölü bulunduğu araçta çekilmiş fotoğrafları ve

video kayıtlarını, kan ve parmak izlerini, Türkiye'de bu alandaki uzmanlığı ile tanınan bilirkişiye yorumlattı. Olaydan sonra araçta çekilen onlarca resmi tek tek inceleyen uzman bilirkişi, kanın yönü ve akış şeklini analiz etti. 'ARAÇTAN DIŞARI ÇIKMAK İSTEDİ' Bilirkişi raporunda, Başbilen'in şoför koltuğunun yanındaki koltukta, başının torpido gözünün altında, ayaklarının ise koltuğun üzerine kalması ile ilgili olarak, "Başbilen'in aracın içerisinde olduğu esnada, boynundaki 20 cmlik kesik ve bileğindeki kesiklerin mevcut olduğu, kendisinin dışarı çıkmak için önce şoför koltuğunun

yanındaki koltuğu açmak istediği, ancak kapıyı açmayı başaramayınca yan koltuğa geçtiği, yan koltuktaki kapıyı açmak için geçtiği esnada vücudundaki yaralar nedeniyle başının torpido gözünün altına gelecek biçimde düştüğü, daha sonra ölüm anının gerçekleştiği ve vücut ağırlığının baş üzerinde toplanmasından dolayı boynunda kırıklar oluştuğu" değerlendirmesi yapıldı. ARAÇTA BAŞKALARI DA VARDI Bilirkişi iki önemli bulguda olayın cinayet olduğuna kanaat getirdi. Kan fışkırma, akma ve cesedin bulunduğu konumu gözönünde bulunduran

uzmanlar, parmak izi araştırmasına göre olay anında araçta başka kişi veya kişilerin varlığını tesbit etti. Ayrıca Başbilen'e ait olduğu belirtilen bir çantanın olaydan sonra araç koltuğuna bırakıldığı belirlendi. Söz konusu yorumların yanına kan izlerinin resimleri eklenerek raporlaştırıldı. Bu rapora göre olay 'intihar' değil 'cinayet'. Aselsan'da uzak mesafede daha etkili bir kanas silahı, F16 ve milli tank projeleri üzerinde çalışan Hüseyin Başbilen, 7 Ağustos 2006'da boğazı ve bileği kesilmiş olarak aracının içinde bulunmuştu. Ardından 17 Ocak

2007'de Halim Ünal kafasına isabet eden tek kurşunla öldü. Dokuz gün sonra da Evrim Yançeken, oturduğu binanın altıncı katından düşerek can verdi. ODTÜ mezunu üç genç mühendisin ortak özelliği uçaklar için dost-düşman tanıma sistemi üzerinde çalışmaları oldu. Ankara Başsavcılığı'nın bu olaylarla ilgili iki yıl önce kapattığı Aselsan intiharları dosyası, bir dönem Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılarından Fikret Seçen'in elde ettiği deliller üzerine Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından yeniden açılmıştı.

Tuncelililer, Gülsün Bilgehan'ın açıklamalarına tepki gösterdi “Değerlendirmeyi tarihçilere bırakmak gerekiyor. Ama Dersim’i anlatan ve harekatları eleştirenler bile orada bir sorun olduğunu kabul ediyorlar. Bu sorunun çözülme yöntemi bugünki insan haklarına uymuyor ama o dönemde başka çare yokmuş zaten. Bence sonuca bakmak lazım. Sonuçta bugün Tunceli bölgesi en görgülü, en eğitimli, demokrasiye inanan insanlardan oluşuyor. Mesela sürgünlerden söz ediliyor. O sürgünlerde çok iyi yetişmiş genç kızlar da var. Belki o bölgede, ortaçağ şartlarında kalsalardı o aileleri kuramayacaklardı.” O BELGELERDE SUÇ UNSURU YOK “İsmet İnönü hatıralarında, ‘Ben 1937’de Dersim’i bıraktığım zaman mesele büyük çapta halolmuştu’ diyor. Dedemi savunmak içinde bunu söylemiyorum. Ondan sonra yönetimde olanlar da o dönemi devam ettirmişler. İnönü’nün torunu olarak hatıralarından benim okuduğum; ‘1937’de bıraktığımda iş bitmişti’ diyor. En azından şunu insaf ederek söylemek gerekiyor ki son bir yılda İnönü yok. Pembe

Köşk’te, evinde oturuyor, ayrılmış. Sürgünlerin olduğu, isyanın en ağır şekilde bastırıldığı zaman İnönü Başbakan değil zaten. Ben şunu kendime yakıştıramam; ‘İnönü’den sonra gelen Başbakan’a, O’nun ailesine sorun’ diyemem ama gerçek de o. O şekilde de artık gerçekleri görmek gerekiyor. Ben o belgelerde bir suç unsuru göremedim. Bir isyan olduğunu söylüyorlar zaten. İnönü kendisi ‘ırkçı ve mezhepsel bir sorun değil, asayiş sorunu var’ diyor. Herkes hatıralarını okusun.” SÜRGÜN GELİŞTİRMEDİ - Sürgünlerden Ali Kılıçkaya: “Dersim katliamında benim ailem de büyük acılar çekti. Dedem köylülerle birlikte kurşuna dizildi. Babam da bizimle birlikte Balıkesir’e sürüldü. Çok büyük acılar çekildi. Sürgün olayını iyi anlamda yorumlamak mümkün değil. Sürgüne gönderilenler gittikleri yerlerde de iyi şeyler yaşamadılar. Horlandılar, aşağılandılar, haksızlığa uğradılar. O gittikleri yerlerde de büyük trajediler yaşandı. Hikayenin bir de bu yönü var. Bu nok-

ta da unutulmamalı. Sürgünlerin gönderildiği yerlerde insanlar ‘Bunlar insan yiyor’ diyorlardı sürgünler için. ‘Kuyruklu Kürtler’ diyerek aşağılanıyorlardı. O dönemlerde çekilen büyük acılara ben deşahidim. Sürgünün insanları geliştirdiği iddiasını da doğru bulmuyorum.”

DERSİMLİLERDEN ‘GAFA’ TEPKİ - Özgür Fındık (Dersim Sürgünleri Belgeseli’nin Yönetmeni): “Gülsün Bigehan gerçekten de dedesinin torunuymuş! Kendisine çektiğim belgeseli özel olarak göndereceğim. Yaşananları bir de oradan izlesin, bakalım anlattığı başarı ve mutluluk tablosunu orada görebilecek mi?” FAŞİZANCA BAKIŞ - Çayan Demirel (38 / Dersim Katliamı Belgeseli Yönetmeni): “Bu bakış açısını faşizanca buluyorum. Madem öyle ismini de koysunlar. Almanlar ismini koydu. Aslında Gülsün Bilgehan’ın sözleri bir itiraf. Yapılmak istenen, yapılan tam da buydu.”


Milliyet

AVUSTRALYA

AUSTRALIA

29 NOVEMBER 2011

07

Suriye planı: Türkiye, Humus’a kadar gidecek

F

İBRAHİM KARAGÜL

ransa ile ABD, Suriye topraklarında “insani yardım koridoru açma” konusunda anlaşmaya vardı. Fransa Dışişleri Sözcüsü, iki ülkenin koridor için birlikte çalışacağını belirtirken Humus’a dikkat çekti. Planın Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi’nde ele alınacağı ve artık bu ülkeler için Suriye’de “meşru muhatabın muhalefet olduğu” bildirildi. Bir gün önce, “insani yardım koridoru” ya da “tampon bölge” konusunda kararın verildiği İsrail basınında yer almıştı. Söz konusu haberlerde, “koridor”un Türkiye’den açılacağı daha doğrusu Türkiye sınırında bir tampon bölge oluşturulacağı, muhalefetin burada yerleşip Esad yönetimine karşı silahlı mücadele yürüteceği ifade edilmişti. Planın hemen hemen tamam olduğu, Suriye operasyonunun Arap ülkeleri ve Türkiye tarafından yapılacağı, beş-on beş kilometre derinliğinde olacak tampon bölgede, Suriye yönetiminin bütün askeri ve istihbarat hareketliliğinin ya-

saklanacağı, bölgedeki denetimi Arap savaş uçakları ve Türk hava kuvvetleri tarafından sağlanacağı ifade ediliyor. ABD’nin lojistik destek vereceği operasyonda, muhtemelen Irak’tan İncirlik’e nakledilen insansız hava araçları da kullanılacak. Tam da bu dönemde, Abdullah Öcalan’ın Beşşar Esad’a gönderdiği mesaj, bin PKKlı’nın Esad’a destek için Suriye’ye nakledilmesi, Türkiye sınırına sıfır noktasında PKK kampı kurulduğuna dair istihbarat raporları bu çerçevede de değerlendirilebilir. Çarşamba günü, “Esad’ı Devirme Planı” başlığı altında buraya aldığımız iddialar galiba doğru. Artık Suriye için çözüm imkanının ortadan kalktığını, bundan sonra Esad’ın nasıl devrileceğinin tartışılacağını belirterek o maddeleri sıralamıştık. Şimdi bakıyoruz, planın bazı maddeleri zaten gerçekleşmiş. ABD, Fransa, Türkiye ve Arap ülkeleri arasındaki Suriye operasyon planı neydi? Çarşamba günü aktardığımız planı

Anaokullarına zam geliyor Anaokulları 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren ücretlerine zam yapmaya hazırlanıyorlar. Anaokulları ücret artışından dolayı Federal Hükümeti suçladı. Çocuk Bakanı Kate Ellis ise anaokullarının yaptıkları fiyat artışı ile elde ettikleri karı arttırmak istediklerini belirtti.

bir kez daha hatırlayalım: 1- Suriye pasaportları tanınmayacak. Yeni pasaportlar hazırlanacak ve Suriyelilere verilecek. Tabi ABD istihbarat mensuplarına da. Arap devletleri, yeni pasaportlara sahip olmayan Suriye vatandaşlarının ülkelerine girişine izin vermeyecek. 2- Suriye’nin Arap zirvesi talebi reddedilecek. (Bu aşama geçildi, Suriye’nin talebi reddedildi.) 3- Bazı Arap ülkeleri, Türkiye ile ortak toplantılar sonrası, Suriye’deki çözüme ilişkin Arap inisiyatifinin çöktüğünü ilan edecek. (Bu aşama da geçildi. Arap Birliği ile Suriye arasındaki çözüm planı çöktü.) 4- Suriye muhalefeti birleştirilecek, ardından “Geçici Suriye Yönetimi” kurulacak. Yeni hükümetin merkezi Ankara ya da Doha olacak. 5- Bazı ülkelerdeki Suriye diplomatik misyonlarına saldırılar gerçekleşecek. Elçiliklere girilecek, gizli belgeler ele

geçirilecek. Muhalefet diplomatik temsilcilikleri ele geçirmiş olacak. Elçilikler “Geçici Suriye yönetimi”nin temsilcilikleri olacak. 6- Suriye İnsan Hakları Konseyi’nin verilerinden hareketle, Birleşmiş Milletler, Suriye yöneticileri hakkında savaş suçlusu kararı çıkartacak. Konu Güvenlik Konseyi’ne gidecek ve bugünkü Suriye yönetimi savaş suçlusu ilan edilecek. 7- NATO savunma bakanları ABD’de toplanacak. Suriye dosyası Türkiye’ye havale edilecek. Türk birlikleri Suriye içlerine doğru harekete geçecek ve tampon bölge oluşturacak. (ABD, Fransa, Türkiye ve Arap ülkeleri sonunda tampon bölge konusunda anlaştı.) 8- Tampon bölgenin derinliği 5 ile 15 kilometre arası olacak. Sınırın Türkiye tarafında ve tampon bölgede yabancı güçler ve Suriye muhalefetine bağlı birlikler konuşlandırılacak. Muhalifler silahlandırılacak. Bu arada iç savaş yoğunlaşacak, dünya genelinde bir hassa-

siyet oluşacak. 9- Bingazi modeli Suriye’de de uygulanacak. Silahlı güçler ve ordudan ayrılan askerler ülke içindeki etkinliklerini artıracak, belli merkezleri ya da köyleri kontrol altına alacak. (Suriye’nin Bingazi’si neresi olacak? Sembolik anlamda Hama olması geliyordu aklıma hep. Ama Fransa Dışişleri Sözcüsü’nün ağzından Humus ifadesi çıktı...) 10- İsrail-Suriye arasında gerilim artacak ve bu, Şam üzerinde baskı için kullanılacak. Avrupa ülkelerinde bir terör saldırısı bu gerilimi tırmandıracak. Aynı zamanda Ürdün birlikleri Suriye’ye girme hazırlıkları yapacak. Irak-Suriye sınırında, Katar ve ABD istihbaratı tarafından bazı organizasyonlar yapılacak. 11- Suriye’nin uydu bağlantıları kesilecek. Televizyon yayınları engellenecek. 12- Son adım olarak da, Beşşar Esad’a suikast düzenlenecek. Sanki adım adım bu plan uygulanıyor. Ve her şey çok hızlı gelişiyor... Yeni Şafak

İkinci dil öğrenmek zorunlu olacak Muhalefetten Julia Bishop, Avustralyalı çocukların ikinci dil olarak bir Asya dilini öğrenmesi gerektiğini belirtti.

Milliyet - Sydney Bakan “bazı anaokulları ve çocuk bakım merkezleri devletin istediği değişiklikleri gerekçe göstererek fiyat artışına gidecekler. Hükümetin gerçekleşmesini istediği reformları bahane ederek aileleri yanlış yönlendiren merkezlerin isimlerini duyurmaktan asla çekinmeyiz” şeklinde konuştu. Gelecek yıldan itibaren bütün anaokulların devletin istediği bazı uygulamaları yerine getirmek zorunda olacak. Mekanlarındaki kalitenin artırılması, elemanların düzenli olarak eğitime tabi tutulması istenilen başlıca özellikler olacak. Ayrıca 2 yaş grubu için her dört çocuğa bir eleman tahsis edilmesi gerekiyor.

NSW, Queensland ve çoğunlukla Victoria eyaletinde bulunan anaokullarının istenilen kriterlere uymak için yapacağı düzenlemelerin zaman alacağı düşünülüyor. Avustralya Anaokulları Derneği fiyatlara yansıyacak artışın günlük 13 ile 22 dolar arasında olacağını fakat bu mikarın bile çoğu kişi için yüksek olduğunu belirtti. Şimdiye kadar 17.000 kişiden artışla birlikte yükselen fiyatları karşılayamayacaklarını belirten itiraz aldıklarını söyledi. Yapılan incelemeler sonucunda NSW ‘de anaokullarının durumu şu şekilde: Okullardan yüzde 24’ü gıda hijyeni, yüzde 29’u çocukların tuvalete götürülmesi ve alt bezler-

inin değiştirilmesi konusunda ve yüzde 26’sı ise çocukların rahatını sağlayamama konusunda başarısız oldu. Bakan Ellis “ istediğimiz strandartların sağlanmasının çok pahalıya malolacağını belirten anaokullarına aileler hesap sormalıdır. Zaten sağlamanız gereken standardı şimdiye kadar niye çocuklarımıza sağlamadınız denmeli. Bazı anaokulları fiyatlarını arttırmayacağını duyururken konuyla ilgili dernekler anaokullarını aileleri korkutmaktan vazgeçmeleri konusunda uyardı ve önemli olanın çocukların en iyi hizmeti ve eğitimi almasıdır denildi.

Milliyet - Sydney Muhalefet olarak bu fikri benimsediklerini ve en kısa zamanda hayata geçirmek istediklerini ifade etti. Gelecek seçimlerden önce okullarda ikinci dil zorunluluğunun kesinleşeğinin sinyallerini verdi. Bishop “ulus olarak ikinci bir dil öğrenmenin üzerine daha çok düşmemiz gerektiğine inanıyorum. Hatta, ikinci dil öğrenme zorunlu hale getirilmelidir. Öğrenilecek dil

Asya dillerinden birisi olmalıdır. Çinçe, Japonca yada başka bir Asya ülkesinin dili olabilir. Bu geleceğe olan bir yatırımdır. Bu tür bir eğitim politikası Avustralya’nın gelecekteki konumunda da önemli olacaktır. Bu uluslararası ilişkilerde akıllıca bir adımdır” dedi. Julie Bishop ayrıca iki taraflı öğrenci değişim programlarının da sayısını arttıracaklarını söyledi.

FESTİVAL GELİN CANLAR BİR OLALIM

MÜZiK - FOLKLÖR - SEMAH ÇOCUK OYUNCAKLARI YÜZ BOYAMA - DANS GRUPLARI YEMEK ÇEŞİTLERİ

SPONSORLAR

11 ARALIK PAZAR 10:00-18:00 arası Church St. LIDCOMBE OVAL (WYATT PARK)

Kol Holding

Kurban Bağışları ve tezgah kiralamak için: Mustafa: 0402 904 697 AACCfestival.committee@hotmail.com

Buket Cake


08

DÜNYA

29 NOVEMBER 2011

Ya İstanbul’daki ucube, Sayın Başbakan!.. Keşke Sayın Başbakan’ın bir yarım saati olsa da, Ortaköy’de buluşsak.. Ya da, orada duvarında iki yıldır resminin asılı olduğu bir devlet binası var. İkinci Dünya Savaşı ve sonrası soğuk savaş günlerini hatırlatan devasa bir “Lider” fotoğrafı billboard gibi duruyor.. Orası Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın İstanbul ofisi.. Resmi de ısrarla orada tutan, o.. Başbakan, ara sıra oraya gelir. Bana sorarsanız, dünyanın en güzel butik camisi Balyan ustanın Mecidiye’sinde (Ne yazık ki, etrafındaki çirkin yapılaşma yüzünden güzelliğin farkına varmanız mümkün değildir) “Cuma” namazı kılar.. İşte bu namazlardan birinin öncesinde veya sonrasında, caminin avlusundan Boğaz’ın karşısına bakınız Sayın Başbakan.. İstanbul’da Belediye Başkanlığı yaptınız.. Bu kenti ne kadar sevdiğinizi, Çılgın projenizi bana anlatırkenki ses tonunuzdan biliyorum. Lütfen öyle bakınız.. Tam karşınızda tarihi ve muhteşem Beylerbeyi Sarayı.. Az ilerisinde Boğaz incisi Köprü’nün öbür tarafında, gene çok özel bir mimari anıtı Cemil Molla Köşkü’nü göreceksiniz.. Karşınızda tarih var.. Mimari var.. Kültür, sanat, gurur var.. Şiir var.. Şimdi bu iki muhteşem yapının arasına bakın Sayın Başbakan.. Ne göreceksiniz?.. Muhafazakar bir İstanbullu olarak bakınız.. Kuş uçmaz kervan geçmez bir Doğu sınırındaki Ebul Hasan Harakani türbesinin görüntüsünü bozduğu için bir anıtı “Ucube” diyerek yıktırma emrini veren insan olarak bakınız.. 15 milyonluk bir dünya kentinde, her gün yüz binlerce yerli ve yabancının HINCAL ULUÇ Köprü’den geçerken, Ortaköy, Kuruçeşme, Arnavutköy, Bebek, Beşiktaş sahil ve parklarında dolaşırken gördüğü “Gerçek” ucubeye bakınız.. Bu iki muhteşem tarihi mimariyi birleştiren korunun içinde, bir mimar çizimine dahi gerek göstermeyen, en çirkin, en rezil, en iğrenç gece kondu betonlaşmaları.. Yan yana.. Yan yana mide bulandıran binalar.. Ve bu binaların ikisinin inşaatını şu anda sürdüren de, bir zamanlar sizin başkanlık ettiğiniz Büyük Şehir Belediyesi, inanır mısınız?. Haliç’teki tershane arsalarıyla takas ederek, buradaki Assubay Lojmanı adlı koğuş binasını yeniden inşa edenler, sizin Anakent Belediyeniz.. Aylardır mücadele ediyoruz, bu köşede.. Sonunda Sfenks konuştu. “Basın danışmanı” imzasıyla bir yazı geldi. Efendim “İnşaat mevcut hasarlı yapıların deprem amaçlı yenilenmesi işidir ve savunma amaçlı yapı kapsamındadır. Savunma amaçlı yapılar, Boğaziçi Ön görünümünde olsalar dahi, 19. maddeye göre Boğaziçi İmar kanunu kapsamı dışındadırlar” diyerek.. Sayın Başbakan, Bana gelen bir emekli assubay mailinde, bina ve güya müştemilatı diye yapılan daha büyük inşaatları anlatıyor. Aslında Assubay Lojmanı iken, şimdi Subay Orduevi oluyorlarmış.. Yani, savunma ile ilgisi yok. Keyif yeri.. Birinci Ordu Komutanı’na sorun lütfen.. O çirkin betonların Boğaz savunmasında bir “Taktik” ya da “Stratejik” önem ve değeri var mı?. Deprem tehlikesi altında yaşayan milyonlarca İstanbullu için parmak oynatmayan, kentin ana arterlerindeki deprem şeritlerinin, servis otoparkı diye kullanılmasına bile seyirci kalan Belediyemiz, kendi bütçesini katlayan bir finans gücüne sahip Ordu İnşaat Emlak dururken, hasarlı Orduevi binasını depreme dayanıklı hale getiriyor öyle mi?. Ve benim bunu yutmamı bekliyorlar Sayın Başbakan.. Yutsam bile sindiremem.. Lütfen Mecidiye Camisi’nin avlusuna, yanınızda Mimar Kadir Topbaş’la gelin ve karşıya birlikte bakın, Sayın Başbakan.. Lütfen.. Gereken emri, o an, orda vereceğinizi adım gibi biliyorum!.. Sabah

+

Milliyet

AUSTRALIA

Tüm Türk toplumuna ulaşmanın en etkili yolu. Reklam paketlerimiz için hemen arayın...

0413 153 573

Milliyet AUSTRALIA

"Savaşın ve savaşçının ne olduğunu göstereceğiz" İran Savunma Bakanı Ahmed Vahidi, saldırıya uğramaları halinde ABD ve İsrail’e savaşın ne demek olduğunu göstereceklerini söyledi. İran haber ajanslarında yer alan habere göre Vahidi, Buşehr kentinde düzenlenen "Besic Haftası" etkinliğinde yaptığı konuşmada, ABD ve İsrail tehditlerini değerlendirdi. Vahidi, tehditlerini hayata geçirmeden önce ABD’den ne zamana kadar savaşabileceğini ve batırılacak gemilerinin hesabını yapmasını istedi. "ABD, Afganistan ve Irak’ta savaştığını sanmasın. Irak’ta Saddam geri çekildi, Afganistan’da ise kimse yoktu ki savaşsın" diyen Vahidi, bu ülkenin Vietnam’da ne

hale düştüğünü herkesin gördüğünü söyledi. ABD ve müttefiklerinden İran’ın çok güçlü olduğunu bilmelerini isteyen Vahidi, "ABD’ye savaşın ve savaşçının ne olduğunu göstereceğiz" ifadesini kullandı. ABD’nin, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri 60 yılda 100 kadar askeri operasyon yaptığını, ancak bunların hiçbirinde savaşmadığını belirten Vahidi, "iman ve inançla donanımlı İran’ın diğerlerinden farklı olduğunu" savundu. Vahidi, İsrail’in saldırı tehditleriy-

Talabani: "PKK silah bırakacak ama..." PKK'nın silah bırakması için görüşmeler yaptığını açıklayan Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, örgütün iki şart ileri sürdüğünü açıkladı. Bunlar: "Genel af ilan edilsin ve yeni anayasada Türk ifadesi kullanılmasın.

le ilgili olarak da "Siyonist rejim ne diye İran’ı tehdit ediyor; ne kadar füzeyle kendisini hazırlamış, 10, 20, 50, 100, 150 bin füze yoksa daha fazlası için mi?" diye konuştu. İsrail’in Sabra ve Şatilla ve Gazze’deki katliamlarının hesabını henüz vermediğini kaydeden Vahidi, "İran’a saldırı halinde, bu katliamların intikamını alacağız. Şimdi, eğer savaşa hazırlarsa ileri çıksınlar" dedi. Vahidi, savaş halinde İsrail’e nefes alma fırsatı dahi verilmeyeceğini sözlerine ekledi. AA

"Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, batının ya da Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahalesine karşı olduklarını söyledi. Talabani, Irak’ın yarı resmi kanalı olan El Irakiye televizyonuna yaptığı açıklamada, batının ya da Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahalede bulunmasına karşı olduklarını ve Suriye tarafıyla yaptıkları yazışmalarda, Başbakan Nuri El Maliki, Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari ve Hükümet sözcüsü Ali Debbağ tarafından daha önce yapılan açıklamalarda da bunun dile getirildiğini kaydetti. Talabani, "Suriye halkının haklı demokratik taleplerinin yanında olduklarını, Suriye’deki sorunların batılı askeri müdahale yerine Arap girişiminin daha hayırlı olabileceğine inandıklarını" ifade etti. Suriye’deki mevcut durum yerine "aşırıcı" tarafların gelmesinden korktuklarını dile getiren Talabani, demokrasiye, demokratik Irak’a ve Arap Baharının asıl amacına düşman olacak "aşırıcılıktan" açık bir şekilde korktuklarını kaydetti. Talabani, PKK’nın silah bırakmasıyla ilgili bir soru üzerine de, "dönemin silahlı mücadele dönemi olmadığını, PKK’nın mutlaka silah bırakması gerektiğini" söyledi. "Bu konuda PKK’yı ikna etmeye çalıştığını ve PKK’nın silahı bırakma konusunda 2 şart öne sürdüğünü" dile getiren Talabani, şöyle konuştu: "PKK, silah bırakma konusundaki girişimimden memnun olduğunu ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın silah bırakması konusundaki çağrısını yerine getirme konusunda bir endişelerinin bulunduğunu dile getirdi. Bana aynen şu söylendi, 'Silahı bırakıp dağdan şehre inmemiz isteniyor. Gideceğimiz yer neresi? Ev mi, yoksa hapis mi? Birinci şartımız genel af ilan edilsin. Hazırlanacak yeni anayasada ’Türkiye’nin hepsi Türk değildir. Türkiye birçok ırktan oluşur’ ifadesine yer verilsin". PKK’yı ikna etme konusunda başarılı olduk sayılır. Türk tarafını ikna etme konusunda yarım başarılı olmuş sayılırız. Bu konuda kardeşim Mesut Barzani ve Berham Salih Türk tarafıyla iyi çalışma yürütüyor.


Milliyet

AVUSTRALYA

AUSTRALIA

29 NOVEMBER 2011

09

Şoförün bildiği zor fizik sorusu Meşhur hikayedir ama bir kere de biz yazalım. Dünyaca tanınan fizikçi Einstein konferans vermesi için çağrıldığı yerlere özel şoförü ile gitmeyi tercih edermiş. Bir gün konferansa giderken şoförü, “Efendim” demiş. “Sizinle beraber uzun zamandır konferanslara gidiyorum. Siz kürsüde konuşurken ben salonun arka taraflarında tüm konuşmanızı dinliyorum. Bir çok yerde aynı konuşmaları yaptığınız için söyleyeceklerinizi artık kelimesi kelimesine ezberledim, biliyorum ne diyeceğinizi…” Zekasını aklıyla dengeleyen ve insanlara değer veren Einstein şoförünün bu ilgisine ve söylediklerine güldükten sonra “Sana bir teklifte bulunacağım” demiş. “Şimdi gideceğimiz şehirde ve konferans vereceğim salonda beni hiç kimse tanımıyor. Benim yerime sen ko-

SÜLEYMAN ÜNAL

nuş, ben de senin yaptığın gibi arka taraflarda seni dinlerim.” Gidilen yere varmadan önce Einstein’in palto ve şapkasını giyen şoför kürsüye çıkarak daha önce dinleye dinleye öğrendiği şeyleri çok başarılı şekilde anlatmış. Konferans sonrasında daha önceki konuşmalarda Einstein’e sorulan soruların benzerleri sorulduğu için doğru cevaplayıp alkış almış. Şoför tam yerine geçeceği sırada “Benim de bir sorum var” diyen birisi tarafından durdurulmuş. O zamana kadar konferanslarda sorulmayan ve başka yerde de duymadığı zor bir fizik sorusu ile karşılaşan şoför eliyle “önemsiz bir soru” işareti yaparak, “Böyle basit bir soruyla kafanızı meşgul etmenize şaşırdım” dedikten sonra en arka sırada oturan Einstein’i göstererek şöyle der: “Bakın orada oturan şoförümü buraya

çağırıyorum. Sorduğunuz bu basit soruyu onun bile cevaplayacağına emin olabilirsiniz….” Akıllı insanlar, hangi görevde, durumda veya konumda olursa olsunlar, zeki ama bunu akılla kontrol edebilen akıllı kimselerle çalışırlar. Gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde özel sektörün çoğu “akıllı elemana” ihtiyaç duyar. Elbette, hem zeki hem de akıllı olan çalışanlarının olmasını herkes ister. Fakat, öncelik hangisinde olsun denilirse dünyanın önde gelen büyük şirketlerinin yönetici ve sahipleri “akıllı olmasını tercih ederiz” diyorlar. Mesela, Microsoft kurucusu ve yöneticisi Bill Gates, zeki olmanın tek başına yetmediğini ve çok çalışmak gerektiğini söylüyor. Gerçekten de, zeki olup çalışkan olmayan çoktur. Hatta, bazen ze-

kalarını “çalışmamak” için kullananlar karşısında şirketler zor durumda kalabiliyor. Zeka, kullanabilecek ve sağlıklı yönlendirebilecek akıl sayesinde parıldar. Aksi takdirde, hayvanlarda da “içgüdüsel” dediğimiz zeka vardır ama akıl olmadığı için sadece bazı hareketleri yapmakla sınırlı olabiliyorlar. Yaş ilerledikçe veya yaşanan olaylardan alınan dersler neticesinde akıl olgunlaşıyor. “Şimdiki aklım olsa şöyle yapardım” veya “şöyle yapmazdım” denilmesinin sebebi, elde edilen tecrübenin akıl hamurunda yoğrulup ders alınmasından dolayıdır. Bill Gates’e “Bir çalışanın akıllı eleman olduğu nasıl anlaşılır?” diye sorulunca verdiği cevap şöyle: “Akıllı insan, her şeyin tek tek söylenmesinin gerekmediği bir kişidir. Akıllı

Ermeni Diasporası boş durmuyor Geçmişte yaşanan olaylara siyasi arenada destek arayan Ermeni Diasporası bu kez Canberra Parlementosunda ortaya çıktı. Parlementoya yanlarına Yunan ve Süryani gruplarıda alarak gelen Ermeniler Milletvekillerini etkilemeye çalıştılar. 20 Kasım Pazar günü ANC (Avustralya Ermeni Ulusal Komitesi) “Advocacy in a New Era” başlıklı seminerlerle Avustralya’da ki en büyük kampanyalarını başlatan Ermeni gruplar, Pazartesi ve Salı günü Ermeni, Yunan ve Süryani toplum üyelerinden oluşan 20 kişilik bir komite Federal parlamentoyu ziyaret edip, Milletvekilleri ve senatörlerden oluşan bir grup meclis üyesine sözde Ermeni, Yunan ve Süryani soykırımının propogandasını yaptılar. Sözde Ermeni, Yunan ve Süryani

soykırımı propagandasından etkilenen 7 Federal Milletvekili, sözde soykırım iddialarına destek veren konuşmlar yaptılar. Federal Parlemento da ilk defa yaşanan bu olayda,7 Federal Milletvekili 21,22,23 Kasım günlerinde ayrı ayrı gerçekleştirdikleri konuşmalarda Avustralya hükümetinin, sözde soykırımları tanınması için federal parlamentoya çagrıda bulundular. 7 Milletvekili arasında ilk defa bu konuda konuşan ve sözde soykırımları destekleyen kervana Libe-

ral Milletvekili Craig Kelly ve Malcolm Turnbull, Labor Milletvekili Michael Danby ve Joel Fitzgibbon katıldılar. Bunun yanı sıra liberal Milletvekilleri John Alexander, Joe Hockey ve Paul Fletcher sözde soykırıma desteklerini tazelediler. Parlamentoda konuşmalar; ANC Australia, the Australian Hellenic Council (AHC) and the Assyrian Universal Alliance of Australia (AUA) toplum kuruluşlarının Canberra’ya ziyaretlerinin aynı haftasına denk gelmesi dikkat çekiciydi.

Genç anneler okula dönmek zorunda

Genç yaşta anne olanlar okula devam etmek zorunda yoksa devlet ödeneği kesilecek. Lise yıllarında anne olup okulu bırakanlara devlet bir öneri sundu. Öneriye göre genç anneler lise eğitimine kaldıkları yerden devam edecekler, okullarını tamamlayı ardından TAFE’ye gitmek zorundalar aksi takdirde genç annelere sunulan devlet yardımı kesilecek. 11.000 kadar genç anne ve baba devletten her iki haftada bir 641 dolar alıyor ve bunların yüzde 90’sını liseyi bitirememiş. Hükümetin sosyal yardımlaşma politikalarındaki sıkı tedbirleri altında genç ebebeynler bebekleri her altı ayda bir Centrelink ile yüzyüze görüşme yapmak zorunda olacaklar. Bu görüşmelerde anne ve babaya okullarını ne zaman bitireceklerine dair sorular sorulacak. Genç annelere çocuk yardımlaşması programına katılabilecekler fakat programa nedensiz olarak devam etmeyi bırakan annelerin devlet yardımları kesi-

Kepler gelecek için havalandı Melbourne’da bulunan Işık Kolejleri 2011 mezuniyet törenleri geçtiğimiz hafta yapıldı. Keysborough, Eastmeadows ve Meadow Fair Kampüsleri ayrı ayrı mezuniyet törenleri düzenledi.

lecek. Konuyla ilgli deneme program Ocak 2012’de Syd ney’in Batı bölgesi de dahil olmak üzere 10 bölgede başlatılacak. Hükümet daha önce John Howard’in yaptığı hatayı tekrarlamak istemiyor. John Howard çocuğuna tek başına bakmaya çalışan ebebeynelere işlerine tekrar dönme zorunluluğu koyduğu için seçimlerde büyük oy kaybı yaşamıştı. Başbakan Gillard ve Muhalefet Lideri Abbott uzun zamandan beri sosyal yardımlaşma sistemi konusuna yoğunlaşmış durumdalar. Yardımlar eskisi gibi hesapsızca yapılmıyor, hangi nedenle olursa olsun yardım alanlar tekrar tekrar inceleniyor, gerekli kriterlere uymayanların yardımı askıya alınıyor. Gillar en son yaptığı konuşmasında “gençler için en adil olanını istiyorum” demişti.

Student World’dan Van depremzedelerine bağış kampanyası Student World’dan Erol Babalık, Van depremzedelerine bağış kampanyası başlattıklarını bildirdi. Milliyet - Sydney

Bu sene 12 erkek ve 9 kız öğrenci mezun eden Işık Koleji Keysborough Kampüsü’nde Mümincan Ergün okul birinciliğini kazandı. 22 Kasım da yapılan Meadow Fair Işık Koleji erkek lisesi mezuniyet töreninde ise VCE-Baturay Özcelik 4 derste VCEHalil Akdeniz ve VCAL-Aydın Demir 3 er derste subject birincilik ödülleri aldılar. Yapılan mezuniyet töreninde 12 sınıf öğrencileri hazırladıkları barkovizyon videolarıyla geceye renk kattılar ayrıca törende, mezun öğrencilerden Burak Pak ney ufledi, Halil Akdeniz de Benim Adım Ask isimli şiiri okudu.

Mezuniyet gecesinde kürsüye gelen okul idarecileri ve öğretmenler mezun olan öğrencilerine yakında açıklanacak olan üniversite sonuçlarında başarılar dilediler. 2011 mezunlarına diplamalarının verilmesinin ardından salonda bir araya gelen öğretmen ve öğrenciler hatıra resmimleri çektirdiler resimlerin ardından gelenek bozulmadı ve kepler havalandı. 23 Kasım da bu kez Işık Koleji Eastmeadws Kampüsü Kız Lisesinin mezuniyet töreni vardı. Gecede dereceye giren öğrencilerden Masad Alfayadh, İngilizce, Matematik, Fizik,Kimya gibi derslerde birinci olarak geceye damgasını vurdu.

Seda Dikmen ise Psikoloji, Türkçe, Hukuk derslerinde biriciliği kazandı. Gecede eski Türkçe Olimpiyat şampiyonu NURUN ABDULHAMİD söylediği HERO isimli şarkıyla herkesi büyülerken, gecenin ilerleyen saatlerinde başka bir Türkçe olimpiyat öğrencisi Naciye Keren'in öğrencilerle birlikte seslendirdiği Işık Kolej şarkısının sonunda mezunlar keplerini havaya fırlattılar. 3 ayrı zaman ve mekanda yapılan mezuniyet törenlerinden sonra veliler yaptıkları konuşmalarda yakında açıklanacak olan üniversite sonuçlarından çok umutlu olduklarını belirttiler. Milliyet-Melbourne

Van kentindeki yıkıcı deprem dolayısı ile Van depremi bağış yardımı kampanyasını başlatan Erol Babalık, Van şehrinin onarımı ve halka yardım doğrultusunda belirli bir proje için toplanan bağışlarla ilgili, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile temasa geçtiklerini belirtti. Bağışların alıcısısın Van Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenecek bir okul olacağını söyledi. Erol Babalık, bağışlar hakkında gazetemize şu bilgileri verdi. “Avustralya’da faaliyet gösteren eğitim kurumlarından alınacak burslar, işadamlarından, uluslararası öğrencilerden ve vatandaşlardan gelen yardımlar bir hesapta toplanacak. Yardım kampanyası çerçevesinde çekiliş biletleri basılacak ve bu şekilde de elde edilen gelirlerin 50,000 dolara ulaşması hedeflenecek.” Ayrıca, Student World ve çalışanları hiç bir komisyon talebinde bulunmayacaklarını ve çekiliş biletlerinin katılımcı iş yerlerinde ve okullarda satılacağını belirttiler. Bu kampanya ile ilgili bilgiler Student World’un eğitim merkezlerinde ve ilgili okullarında posterler halinde duvara asılacak. 19 Ocak 2012’de gerçekleşecek çekiliş törenine Türkiye Büyükelçiliği’nden de katılımın olacağı ve tüm sponsorlara davetiye gönderileceği belirtildi.

eleman, arar bulur, geliştirir, yeni şeyler düşünür, düşündüklerini uygulamaya geçirebilir.” Bu sebepten Microsoft şirketi, dünyanın her yerinde şirkette çalışmak için on binlerce müracaat olmasına rağmen kendisi “doğru elemanı” bulabilmek için araştırma yapıyor, gerekirse uygun adamın ayağına giderek cazip tekliflerle şirkette çalışması için ikna ediyor. Bu sebepten, şirkette ihtiyaç olduğu halde uygun eleman bulunmadığı için boş duran alanlar oluyor. Yani, adama iş bulmak anlayışı yok. Büyük şirketler bu sebeple, “aklını önde tutmayı tercih eden yaşlılar” ile “zekasını önde tutmayı tercih gençleri” bir arada değerlendirmek isterler. Böylece, yaşlıların tecrübesi, gençlerin enerjisiyle hareket eden şirket gücüne güç katar… Zaman Azerbeycan

Dünyanın en genç internet kullanıcıları Nilüfer henüz 8 yaşında ama her gün kendi laptopundan internete girip pek çok sitede dolaşıyor. 3. Sınıfa giden Nilüfer okul ödevleri için gereken araştırmaları, okuldayken izlemeye fırsat bulamadığı programları internetten takip ediyor. Nilüfer’de diğer Avustralyalı çocuklar gibi interneti sıklıkla kullanıyor. Yapılan bir araştırmaya göre Avustralyalı çocuklar internet kullanmaya 8 yaşında başlıyor ve kadar erken yaşta internet kullandıkları için dünyadaki en genç internet kullanıcıları Avustralya’da bulunuyor. Araştırma Avrupa’daki çocuklar ile Avustralyalı çocukları kıyaslıyor. Yaşları 8 ila 16 arasında olan 400 çocuk ve ailelerini de kapsayan araştırmaya göre çocuklar internette geçirdikleri zaman süresince -en az bir defa- kendileri için zararlı sitelere maruz kalıyor. Şiddetin ve cinselliğin ön planda olduğu sitelerde dolaşan çocukların sayısı hiçte az değil. Uzmanlar çocukların internet kullanırken ebebeyn gözetiminde olması gerektiğini vurguluyor. Okullarda ise öğretmenlerin çocuklara bu konuda sürekli uyarıda bulunmasının gerekliliği belirtiliyor. Araştırmaya katılan Avustralyalı çocukların yarısı internetten ilk defa tanıştıkları kişilerle gerçek hayatta buluşma deneyimini yaşıyor. Her 3 Avustralyalı çocuktan ikisi internete arkadaşının evinde giriyor. Yüzde 46’sı internete kendi odalarından girme imkanına sahipler, bu imkana sahipler olanlar genellikle kız çocukları. Çocukların kendi ifadelerine göre internette yaptıkları şu şekilde: ev ödevi için araştırma, video izleme, oyun oynama, mail atmak ve sosyal sitelerde vakit geçirmek. Sosyal sitelerde profili olan çocukların büyük çocuğunluğunun profiline arkadaşı olmadan erişmek mümkün değil. Sadece yüzde 9’luk bir kısımın profile herkese açık. Yaşları 9 ile 10 arasında olan yüzde 29 luk bir grubun sosyal sitelerde hesabı varken yaş sınırı 12’ye yükselince yüzde de 59’a çıkıyor. Uzmanlar yaşın ilerlemesi ve arkadaş çevresinin etkisiyle sosyal sitelerde vakit geçirildiğini belirtiyor. Bazı aileler durumdan endişe duymadıklarını çünkü herşeyin kendi kontrolleri dahilinde olduğunu söylüyor.

+

Milliyet AUSTRALIA

Tüm Türk toplumuna ulaşmanın en etkili yolu. Reklam paketlerimiz için hemen arayın

0413 153 573


10

29 NOVEMBER 2011

Milliyet

SPOR

AUSTRALIA

Ankara’da gol yok: 0-0

Anfield Road'da galip çıkmadı! İngiltere Premier Lig'de Liverpool, evi Anfield Road'da lider Manchester City'i ağırladı. Karşılaşma, Kompany ve Lescott (K.K.)’un golleriyle 1-1 eşitlikle sona erdi.

Spor Toto Süper Lig’in 12. haftasının açılış maçında Fenerbahçe deplasmada Gençlerbirliği ile karşı karşıya geldi. 90 dakika boyunca her iki takımda aradığı golü bulamazken, karşılaşma 0-0 eşitlikle sona erdi.

Spor Toto Süper Lig'in 12. haftasının açılış maçında Gençlerbirliği, sahasında şampiyonluk mücadelesi veren Fenerbahçe'yi konuk etti. Ankara 19 Mayıs Stadı'nda oyanan karşılaşmayı hakem Halis Özkahya yönetti. Özkahya'nın yardımcılıklarını Baki Tuncay Akkın ve Selçuk Kaya yaptı. Konuk ekip Fenerbahçe karşılaşmaya Volkan, Ziegler, Emre, Yobo, Alex, Bienvenu, Özer, Bilica, Selçuk, Gökhan ve Caner 11'i ile başlarken Gençlerbirliği ise Ramazan, Mehmet Sedef, Kulusuc, Aykut, Cem Can, Özgür, Azofeifa, Erdal, Soner, Hurşut, Tum 11'i ile sahadaki yerini aldı. Zorlu karşılaşma Fenerbahçeli oyuncuların vuruşu ile başladı. Karşılaşmaya her 2 takım da kontrollü başladı. Gençlerbirliği ilk 20 dakikaya kadar ceza alanı

önünden aldığı topları hızlı ataklarla kullanmaya çalışırken, konuk ekip Fenerbahçe ise Alex'i rakip alanda topla buluşturarak, sonuca gitmeyi denedi. İlk yarıda kırmızı-siyahlılar ani ataklarla Fenerbahçe kalesinde tehlikeler yaratırken, konuk ekibin gole en çok yaklaştığı tek pozisyon ise Emre'nin direkten dönen topu oldu. Emre Belözoğlu ceza sahası dışından çok etkili bir vuruş yaptı. Top süzülerek gitti, Ramazan sadece seyretti ama o top sol direkten geri döndü. 24. dakikada Hurşut, kendi yarı alanından aldığı topu Fenerbahçe ceza alanın önününe kadar taşıdı. Hızlı gelişen atakta Fenerbahçe defansı dönmekte zorlanırken, Hurşut soldaki Mehmet Sedef'e meşin yuvarlağı aktardı. Bu futbolcunun ka-

leciyle karşı karşıya pozisyonda yaptığı vuruşta meşin yuvarlak az farkla auta çıktı. İlk yarıda iki takımda aradığı golü bulamadı ve ilk 45 dakika golsüz eşitlikle sona erdi. İkinci yarı Gençlerbirliği oyuncularının dokunuşuyla başladı. Maça iyi başlayan Gençlerbirliği ilk dakikalarda rakip alanda iyi pas yaparak pozisyon üretmeye çalıştı. İkinci yarının ilk 15 dakikası genelde orta saha mücadelesi ile geçilirken iki takımda gol pozisyonuna girmekte zorlandı. 65. dakikada Fenerbahçe'de Caner Erkin'in yerine Uğur Boral oyuna dahil oldu. Oyuncu değişikliklerinin ardından ardından Bienvenu yerini değiştirerek sağ kanada geçti. 74. dakikada ev sahibi ekip Gençlerbirliği direği geçemedi. Gençlerbirliği kontra atağında

Oktay pas vermekte çok geç kaldı ve çok önemli bir pozisyon harcandı. Sonrasında Azofeifa çok sert vurdu ceza sahasından, Volkan'ın parmaklarının ucuyla dokunduğu top üst direkten geri döndü. Fenerbahçe 87. dakikada Stoch ile net bir pozisyondan sonuç alamadı. Alex, sol kanattan hareketlenen Stoch'u mükemmel gördü. Sol çaprazdan kaleciyle karşı karşıya kalan Stoch, aşırtmak yerine yerden vurmayı düşündü ama vuruşu çok etkisiz ve Ramazan'da kaldı. Kalan dakikalarda her iki takımda gol bulamayınca mücadele başladığı gibi 0-0 eşitlikle sona erdi. Bu sonuçla Fenerbahçe puanını 25'e yükseltirken ev sahibi ekip Gençlerbirliği ise puanını 16'ya çıkarttı.

t e n r e t n i , n ı ay m r ı ç a k ı t a s Fır ! n ı l a i z i n i r e y i k a d n ı s a y n ü d

ir b a l r a l t a y fi yan a l s a b n a ’d 9 9 z... i $1 n i s r i l i b a l o hip a s e n i s e t i s web

DL boyu tundaki brosürle rde kampany a... 5000 adet

ı fl a r a t k te 79 4 $ r ü s o br

1000 ad et kartv izit sadece $ 99

ixir

www.i

design studio xir.com.au

İngiltere Premier Lig’de lider Manchester City, üst sıralara tırmanmak isteyen Liverpool’a konuk oldu. Premier Lig’de haftanın maçı 1-1 eşitlikle sona erdi. City’nin golünü Kompany kaydederken, Liverpool beraberlik sayısını Lescott’un kendi kalesine attığı golle buldu. Lider City puanını 35’e çıkartırken, Kırmızılar da 23 puana yükseldi.City maçından kareler Liverpool, karşılaşmaya hızlı başlayan taraf oldu. Seyircisi önünde puan kaybetmek istemeyen Kırmızılar, City kalesine tehlikeli geldi; ancak aradığı golü bulamadı. Kendi sahasından hızlı çıkarak rakip kalede etkili olmaya çalıştı. Manchester City, 31. dakikada golü buldu. Kompany, kaydettiği şık golle takımını deplasmanda 1-0 öne geçirdi. Bu dakikadan sonra City oyunu kendi sahasında kabul ederken, Liverpool daha fazla risk alarak ileri çıkmaya başladı.

City kalesine yüklenen Kırmızılar, 33. dakikada Lescott’un kendi kalesine attığı golle skora 1-1 eşitlik getirdi. İlk devrenin kalan dakikalarında başka gol sesi çıkmazken, takımlar soyunma odasına 1-1 eşitlikle gitti. Karşılaşmanın ikinci devresinde iki takım da kontrollü bir futbol sergiledi. Zirveden uzaklaşmak istemeyen Liverpool, daha baskılı oynayan taraftı. Ancak Kırmızılar yakaladığı net fırsatları değerlendiremedi. Konuk ekipte ikinci yarıda oyuna giren Mario Balotelli, 83. dakikada ikinci sarı kartın ardından kırmızı kart görerek takımını sahada 10 kişi bıraktı. Manchester City, kontrataklarla rakip sahada pozisyon üretmeye çalıştı, fakat konuk ekip son vuruşlarda etkili olamayınca Liverpool ağlarını havalandırmayı başaramadı ve karşılaşma da 1-1 eşitlikle sona erdi.

02 96746339 Araba Tamircilerı & kaportacılar Tüm Makinalarımız güvencelidir ABS & airbag Service light resetiing hoist installation sales & service


Milliyet

SPOR

AUSTRALIA

29 NOVEMBER 2011

Arena’da kırmızı kart yağmuru

11

Umut Futbol Akademisi

www.ufansw.com.au

Spor Toto Süper Lig’de Galatasaray, Türk Telekom Arena’da konuk ettiği Sivasspor’u 2-1 mağlup etti. Evinde 2 maç aradan sonra kazanan Sarı-kırmızılı ekip, Engin ve Elmander’in kırmızı kart görmesi nedeniyle mücadeleyi 9 kişi tamamladı.

Galatasaray ligdeki ilk yenilgisini aldı

Spor Toto Süper Lig’de Galatasaray, Türk Telekom Arena’da konuk ettiği Sivasspor’u 2-1 mağlup etti. Evinde 2 maç aradan sonra kazanan Sarı-kırmızılı ekip, Engin ve Elmander’in kırmızı kart görmesi nedeniyle mücadeleyi 9 kişi tamamladı. Karşılaşma oldukça düşük bir tempoda başladı. Top kayıpları ile geçen ilk bölümün ardından, Galatasaray oyunun kontrolünü eline almaya başladı. Baros-Elmander ikilisi ile gol arayan Sarı-kırmızılı ekip, son paslarda etkisiz kalınca, ilk yarı boyunca çok tehlikeli sayılabilecek bir pozisyon üretemedi.

Sivasspor ise duran toplardan yarattığı tehlikelerin dışında sadece Grosicki ile etkili olabildi. Polonyalı oyuncu, Galatasaray savunmasını zaman zaman çok zorlasa da net bir pozisyon üretemedi. Kaleyi bulan vuruşlarında da kaleci Muslera hata yapmadı. Artık devrenin sonlarına gelindiğinde Galatasaray, baskısını artırdı. 45+1’inci dakikada sahneye Engin Baytar çıktı. Sol kanattan Hakan Balta’nın ortasında Sivasspor savunmasından seken topu önünde bulan Engin, güzel bir vuruşla Galatasaray’ı soyunma odasına gitmeden 1-0 öne geçirdi. Bu golün

NBA’de lokavt sona eriyor NBA'de uzun süren lokavt görüşmeleri, bugün olumlu bir şekilde sona eriyor. Takım sahipleri ve oyuncular sendikası, her konuda anlaştı. Yeni sezonun 25 Aralık'ta başlaması bekleniyor.

NBA'de beş aylık lokavt dönemi bitiyor. Takım sahipleri, TSİ 19:00'da başlayan ve 16 saat süren toplantı sonrasında Oyuncular birliği sendikasıyla anlaştı. Basın toplantısı düzenleyen NBA başkanı David Stern, sözlü anlaşmaya vardıklarını ve 25 Aralık'ta ligin başlayacağı yönünde iyimser olduğunu açıkladı. Lokavtın resmi olarak bitmesi için öncelikle küçük pürüzlerin giderilmesi, tüm takım sahipleri ve oyuncuların bu anlaşmayı kabul etmesi ve yeni toplu iş sözleşmesinin imzalanması gerekiyor. Bu sürecin 10 ila 14 gün sürmesi gündemde. Resmi anlaşma imzalandıktan sonra 9 Aralık'ta hazırlık kampları ve transfer döneminin başlaması bekleniyor. Lokavt süresince Türkiye ve Avrupa'ya transfer olan birçok oyuncu da toplu iş sözleşmesi imzalanır imzalanmaz NBA'e dönmek zorunda. Beşiktaş Milangaz'dan Deron Williams, Semih Erden ve henüz takımla maça çıkamayan yeni transfer Lamar Odom; Fenerbahçe Ülker'den Thabo Sefolosha, Anadolu Efes'ten Ersan İlyasova, Türk Telekom'dan Mehmet Okur ve Galatasaray Medical Park'tan Zaza Pachulia toplu iş sözleşmesi biter bitmez NBA'e dönecekler. Avrupa takımlarında oynayan Nicolas Batum, Rudy Fernandez, Jordan Farmar, Danilo Gallinari, Serge Ibaka, Ty Lawson ve Tony Parker gibi yıldızlar da NBA'e geri dönecek. CSKA Moskova forması giyen Andrei Kirilenko'nun NBA'de sözleşmesi yok. Ancak Rus forvetin sözleşmesindeki özel maddeye göre bir ay içinde gelebilecek bir NBA teklifini kabul edip ABD'ye dönme hakkı bulunuyor.

ardından konuk takımın oyuncuları, Engin’in gol pozisyonunda tehlike harekette bulunduğu yönünde yoğun bir itirazda bulundu. Ancak Galatasaray, tüm itirazlara rağmen devreyi önde kapattı. İkinci yarının başından itibaren Galatasaray’ın bariz üstünlüğü vardı sahada. Baros ve Elmander ile tehlikeli pozisyonlar üreten ev sahibi, maçın 58’inci dakikasında ise ceza sahasında Baros’un düşürülmesi ile penaltı kazandı. Kendi yaptırdığı penaltıyı atmak için topun başına geçen Çek golcü Baros, güzel bir vuruşla Galatasaray’ı 2-0 öne geçirdi.

2 farkı yakaladıktan sonra oyunun temposunu düşürmek isteyen Galatasaray, kalesinde de gol pozisyonları görmeye başladı. Genç stoper Semih Kaya’nın hataları ile başlayan Sivasspor tehlikeleri, 70’inci dakikada golle sonuçlandı. Sol taraftan ceza sahasına giren Erman Kılıç, genç Semih’ten daha çabuk davrandı ve sert bir vuruşla farkı bire indirdi. Beraberlik golü için yüklenen Sivasspor, Galatasaray kalesinde beraberlik için gol ararken, Sarıkırmızılılar da skoru korumak için tempoyu düşürmeye çalıştı. 81’inci dakikada ise Galatasaray 10 kişi

kaldı. Sivasspor kalecisi Milan Borjan’a kafasıyla bir müdahalede bulunan Engin Baytar, direkt olarak gördüğü kırmızı kartla, takımını sahada 10 kişi bıraktı. 10 kişi kalan rakibi karşısında, maçın son saniyelerine kadar yoğun bir baskı kuran Sivasspor, gol pozisyonu üretmekte zorlandı. Galatasaray, 89’da ise 9 kişi kaldı. Hayrettin’e arkadan sert bir hareket yapan Elmander de direkt kırmızı kartla oyundan atıldı. 4 dakika uzatma oynanan maçta başka gol olmadı ve Galatasaray, Sivasspor’u sahasında 2-1 mağlup etti.

Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde yapılan derbi maçta Fenerbahçe, Galatasaray Medical Park’ı 96-82 yendi. Galatasaray, bu mağlubiyetle ligdeki ilk yenilgisini almış oldu.

Bursaspor'un 3 puan hasreti sona erdi! Spor Toto Süper Lig'de 11. haftanın kapanış mücadelesinde Bursaspor, 65. dakikada 10 kişi kalan Samsunspor'u 72'de Michael Basser'in golüyle mağlup etti ve haftalar sonra galibiyetle tanıştı. Spor Toto Süper Lig'in 11. haftasının kapanış maçında Bursaspor ile Samsunspor, Bursa Atatürk Stadı'nda karşı karşıya geldi. İlk yarısı golsüz eşitlikle sona eren karşılaşmanın 65. dakikasında Simon Zenke'nin kırmızı kartla oyun dışı kalmasının ardından 72'de Michael Basser ile golü bulan Bursaspor, haftalar sonra galibiyetle tanıştı. Son galibiyetini ligin 5. haftasında Gençlerbirliği'nden alan Bursaspor, ligdeki 4. galibiyetini alarak puanını 16'ya çıkardı. Samsunspor ise üç puan hasretini sürdürdü. Lige Gençlerbirliği galibiyetiyle başladıktan sonra üç puanı unutan Samsun ekibi,

bu haftada da hedeflediği puanlara ulaşamayınca alt sıralardan kurtulamadı ve 8 puanda kaldı. Ertuğrul Sağlam, Samsunspor maçında İsmail Haktan Odabaşına şans verdi. Genç futbolcuyu ilk 11'de oyuna süren Sağlam, Bangura, Tagoe ve İbrahim Öztürk'ü de yedek soyundurdu. A Milli Takım Teknik Direktörü Abdullah Avcı ile yardımcısı Okan Buruk'un izlediği karşılaşmanın ilk yarım saatlik bölümünde takımlar pozisyon üretmekte güçlük çekti. Bursaspor, rakibi karşısında daha çok topa sahip olurken, son paslarda başarı sağlayamayınca ciddi bir tehlike üretemedi.

Real Madrid durdurulamıyor Madrid derbisinde 1999 yılından beri Atletico Madrid'e galibiyet yüzü göstermeyen Real Madrid, seriyi bozmadı ve maçı 9 kişi tamamlayan rakibi 4 golle uğurladı. Karşılaşmadan 4-1 galip ayrılan Real, üst üste 9 galibiyetine imza attı. Bu hafta La Liga'da Atletico Madrid, Santiago Bernabue'da Real Madrid'e konuk oldu. Real Madrid'de Mesut Özil, Atletico Madrid'de de Arda Turan karşılaşmaya ilk 11 başladı. Real Madrid teknik direktörü Jose Mourinho, Nuri Şahin'e ilk 11'de yer vermezken, Hamit Altıntop'u da 18

kişilik kadroya almadı. Milli futbolcu Arda Turan, 77. dakikada yerini Reyes'e bırakırken, Mesut Özil de 78'de Fabio Coentrao ile değişti. Ligdeki 11. galibiyetine ulaşan Real Madrid, puanını 34'e çıkartarak liderliğini sürdürdü. Atletico Madrid ise ligdeki 5. mağlubiyetini alarak 16 puanda kaldı.

Karşılaşmaya hızlı başlayan Fenerbahçe, Matovic ve Nevriye’nin basketleriyle 3. dakikayı 7-0 önde geçti. İlk basketini 3. dakika içinde Prince ile bulan Galatasaray Medical Park, oyunda dengeyi kurdu ve Charles’in basketiyle 4. dakika içinde 10-9 öne geçti. Fenerbahçe’nin hücumdaki top kayıplarını iyi değerlendiren sarı-kırmızılılar, 7. dakikayı 17-12 önde tamamladı. Bu dakikadan sonra toparlanan ve McCoughtry ile üst üste basketler bulan sarı-lacivertliler, ilk periyodu 21-19 önde bitirdi. Maçın ikinci periyodu karşılıklı basketlere sahne oldu. Fenerbahçe, McCoughtry, Galatasaray Medical Park ise Charles ve Taurasi ile sayılar üretirken, devre sarı-lacivertlilerin 2 sayılık üstünlüğüyle 40-38 sona erdi. Maçın ilk yarısında Fenerbahçe, rakibine ribaundlarda 27-16 üstünlük sağlarken, bu durumu skora yansıtamadı. İlk yarıda sarı-lacivertlilerde süre alan tüm oyuncular sayı bulurken, sarı-kırmızılılarda ise 5 oyuncu sayı atabildi. İkinci yarıya McCoughtry’nin basketleriyle başlayan Fenerbahçe, 23.dakikada farkı 7 sayıya (45-38) çıkardı. Galatasaray Medical Park, Taurasi’nin üst üste bulduğu basketlerle farkı kapamaya çalıştıysa da, sarı-lacivertliler, Birsel ve Taylor’ın da devreye girmesiyle 27. dakikada 61-49 ile farkı 12 sayıya taşıdı. Fenerbahçe, 3. periyodu 69-61 önde kapadı. Son periyoda Birsel’in etkili oyunuyla başlayan Fenerbahçe, 33. dakika içinde farkı 14’e (79-65), 37. dakikada da 20 sayıya (89-69) çıkardı. Taurasi’nin basketleriyle aradaki farkı kapamaya çalışan Galatasaray Medical Park, bunu başaramayınca, Fenerbahçe sahadan 96-82 galip ayrılarak, sarı-kırmızılılara ligdeki ilk yenilgisini yaşattı.


GÜVENİLİR HABER

Issue:04

Milliyet

1 Avustralya Doları :

www.milliyet.com.au

29 NOVEMBER 2011 | $1.00

Türk Lirası Alış : 1,83 Satış : 1,84

AUSTRALIA

Amerikan Doları Alış : 0,98 Satış : 1,00

Euro Alış : 0,74 Satış : 0,75

İngiliz Sterlini Alış : 0,63 Satış : 0,64

Beşiktaş dolu dizgin Spor Toto Süper Lig’de Beşiktaş, deplasmanda Trabzonspor ile karşılaştı. Siyah beyazlılar, 77. dakikada Potekizli yıldızı Quaresma’nın penaltıdan attığı golle rakibini 1-0 mağlup etti. Trabzonspor’da Celustka, 77 dakikada kırmızı kart görerek takımını sahada 10 kişi bıraktı. Beşiktaş bu kritik galibiyetle puanını 21’e çıkartırken, seyircisi önünde sahadan puansız ayrılan Trabzonspor da 20 puanda kaldı. Süper Lig’de 9 maçtır sahadan mağlubiyetle ayrılmayan Trabzonspor, karşılaşmaya Tolga, Celustka, Giray, Glowcki, Cech, Serkan, Zokora, Colman, Alanzinho, Halil ve Burak 11’i ile başlarken; Beşiktaş da sahaya Cenk, Ekrem, Egemen, Sivok, İsmail, İbrahim Toraman, Ernst, Fernandes, Hilbert, Quaresma, Almeida 11’i ile çıktı. Hakem Fırat Aydınus’un yönettiği karşılaşmaya iki takım da kontrollü başladı. Dakikalar ilerledikçe Beşiktaş kalesine daha etkili gelmeye başlayan Trabzons-

por, 13. dakikada gole çok yaklaştı. Burak’ın pasıyla ceza sahası içinde topla buluşan Alanzinho, kaleci ile karşı karşıya kaldı, ancak yıldız oyuncunun vuruşunda top yandan auta gitti. Kendi sahasından hızlı çıkarak Trabzonspor kalesinde etkili olan Beşiktaş, 19. dakikada çok net bir gol pozisyonundan faydalanamadı. Çalımlarla rakiplerinden sıyrılarak ceza sahası içine giren Quaresma, kaleci Tolga’yı da geçmeyi başardı. Portekizli yıldız oyuncunun dar açıdan boş kaleye yaptığı vuruşu Cech çizgiden çıkardı. İlk yarıda iki takım da çok net gol pozisyonları yakaladı. Ancak son vurşlardan sonuç çıkmayınca takımlar soyunma

odasına golsüz eşitlikle gitti. İkinci devreye iki takım da hızlı başladı. 49. dakikada Trabzonspor siyah beyazlı ekibin kalesinde çoğaldı. Kale sahası içinde oluşan karambolde Colman’ın şutuna Hilbert kritik bir müdahale yaparak topu kornere gönderdi. Bu önemli ataktan yalnızca 2 dakika sonra Beşiktaş çok net bir gol pozisyonundan faydalanamadı. Hilbert’in sağ kanattan ceza sahası içine yerden yaptığı ortada Fernandes topla buluştu. Portekizli futbolcunun şutunu kaleci Tolga iki hamlede kontrol etti. 57. dakikada Beşiktaş gole çok yaklaştı. Quaresma’nın uzaktan çektiği sert şutu kaleci Tolga sektirdi. Pozisyonu iyi

takip eden Ekrem topu önünde buldu. Ekrem’in vuruşu üstten auta gitti. Karşılaşmanın 77. dakikasında Hilbert’in uzaktan şutu kaleci Tolga’dan döndü ve ikinci yarıda oyuna giren Mustafa Pektemek’in önünde kaldı. Pektemek topu boş kaleye gönderecekken Celustka’nın hareketiyle yerde kaldı ve hakem penaltı noktasını gösterdi. Fırat Aydınus, rakibini düşüren Celustka’ya da kırmızı kartını gösterdi. Trabzonspor sahada 10 kişi kalırken, penaltı vuruşu için topun başına geçen Quaresma düzgün bir vuruşla takımını deplasmanda 1-0 öne geçirdi. Kalan sürede başka gol olmazken, Beşiktaş güçlü rakibini 1-0’lık skorla mağlup etti.

“Rakibimizin daha fazla pozisyonu vardı” Trabzonspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, Beşiktaş maçına kazanma arzusuyla çıktıklarını belirtti. Güneş, ''Etkili, pozisyonlarımız oldu. Rakibin oyun tarzı daha çok savunmada kalıp, bizim top kayıplarıyla atak yapma düşüncesindeydi. Bütün bunlara rağmen sağdan Celustka'nın, soldan Marek'in katılımıyla iki kanadı kullanmaya çalıştık. Ortadan da ataklar yapmaya çalıştık ancak final paslarında sıkıntı yaşadık'' dedi. Maçın başında Alanzinho'nun önemli bir fırsatı değerlendiremediğini, Halil Altıntop'un da gol pozisyonlarından yararlanamayınca Beşiktaş'ın maça ortak olduğunu söyleyen Güneş, ''Rakip savunmada kalmaya dönüktü. Kamuoyunda Beşiktaş, eksik deniliyorsa da buna katılmıyorum. Beşiktaş, bizim karşımızda oynayabildiği en iyi kadroyla oynadı. Bizim finaldeki pas kayıplarımızın yanında rakibimiz de pas yaparak çıkarak ileride Quaresma'yı kullanmaya, Almeida'yı kaçırmaya çalıştılar. İkinci

yarıda bizim düşmelerimiz oldu, rakip kaleye gidip gelmelerde sıkıntı yaşadık. Uzaktan atılan bir şut sonunda da dönen topta penaltı oldu ve maçı kaybettik'' şeklinde konuştu. Oyuncularının Beşiktaş karşısında ellerinden gelen gayreti gösterdiğini vurgulayan Güneş, ''Onlara teşekkür ediyorum. Seyirci de gayet iyiydi. Biz bugün rakibe karşı üstün gelemedik. İkinci yarıda kopmadan sonra bulduğumuz goller var ama rakibin daha fazla pozisyonu var. Özellikle 1-0'dan sonra eksik mücadele ettik. 3 puan kaybetmemiz üzüntü verici. Rakibimizin bir altta kalmasına uğraşıyorduk. En azından yenmesek bile, berabere kalsak, rakibimiz bizim altımızda kalacaktı. Şimdi rakip büyük bir avantaj yakaladı. Beşiktaş'ı tebrik ediyorum'' diye konuştu. Güneş, Burak ve Tolga'nın transfer haberlerinin etkisinde kalıp kalmadıklarının sorulması üzerine ise, ''Biz gündemi yaratmıyoruz, kontrol de etmiyoruz. Herhangi bir şey söylesek de bizim etkimiz

olmuyor. Çünkü mevcut olanları hak olarak ortaya koyup derdini anlatamayan bir kulüp olarak böyle durumlarda bir şey söylemeyi doğru bulmuyorum. Bence Burak ve Tolga'nın performansı da gayet iyiydi'' yanıtını verdi.

W W W . S T U D E N T W O R L D . C O M . A U

AVUSTURALYA’DA EĞİTİM DİL OKULLARI - LİSE - SERTİFİKA TEKNİK OKUL - DİPLOMA LİSANS - YÜKSEK LİSANS

150 EĞİTİM KURUMU

1000

PROGRAM Başvuru ve kayıt işlemleri Vize işlemleri - Konaklama Burs olanakları - Sürekli destek

DÜNYA ÇAPINDA EĞİTİM DANIŞMANLIĞI

ABD Brezilya

İngiltere Türkiye S. Arabistan Nepal Sri Lanka Thayland Malezya Avusturalia Yeni Zelanda

Bizimle irtibata geçiniz Level 3, 393 George St. Sydney Tel: 02 9290 2366 Meral Gültekin Mob: 0407 977 285 Meral@StudentWorld.com.au Erol M. Babalık Mob: 0414 977 695 Erol@StudentWorld.com.au Türkiye / İstanbul +90 216 5508774 istanbul@StudentWorld.com.au

Student World'ün sağladığı avantajlı olanaklardan yararlanın karıyerinizde bir adım ileri atın!

Milliyet Australia Turkish Newspaper v4  

Milliyet Australia Turkish Newspaper

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you