Issuu on Google+

ZAMZAM MARKET

ial Spec price

ANADOLU SUCUKLARI

SYDNEY’DE

a t a m r k r m stı s a u i a h c s l Su Pa Sa Ba So

GÜVENİLİR HABER

1.00 AUD

Issue: 37

Milliyet

Seyahat işlemlerinizdeki güvenceniz

www.milliyet.com.au

The largest circulating Turkish Newspaper in Australia

AUSTRALIA

24 JULY 2012

19 Hall St. Auburn NSW 2144 02 8021 9292 / 0431 207 576

“choose your destination” www.destinationtravelcentre.com.au

Lic: 2TA08590 Lic: 32410

* International & Domestic Tickets * Cruise Packages * Honeymoon Packages * Groups Tours

SYDNEY : 12 Civic Rd. Auburn 2144 NSW / Ph: 02 9649 4949 / sydneysales@dtcinfo.com.au MELBOURNE : Shop G 41A Broadmeadows Shopping Centre 1099-1169 Pascoe Vale Rd. 3047 VIC Ph: 03 9309 1111 / sales@dtcinfo.com.au

Milliyet ofisinde seçim startı Barry O’Farrell

Dağlıca’da askeri helikopter düştü: 5 şehit Hakkari Dağlıca Karakolu’ndan kalkan S-70 Sikorsky tipi helikopter, inişe geçtiği sırada düştü: 5 şehit, 7 yaralı... Hakkari’de S-70 Sikorsky tipi askeri helikopterin düşmesi sonucu 5 asker şehit oldu. Olayla ilgili ilk açıklama Hakkari Valisi Orhan Alimoğlu’ndan gelirken, ayrıntılar TSK’nın internet sitesinde

yer aldı. Kazanın 16.55 sıralarında gerçekleştiğinin belirtildiği duyuruda, helikopterde 4 mürettebat ile 11 kişilik emniyet timinin yer aldığı ve bu askerlerden 4’ünün şehit olduğu belirtildi. “Jandarma Genel

Komutanlığına ait bir S-70 Sikorsky tipi helikopterimiz; Dağlıca 12 km kuzeydoğusundaki Deryan Tepe’ye inişe geçtiği esnada, ilk belirlemelere göre güç kaybına bağlı olarak kaza kırıma uğramıştır” denilen

TSK açıklamasında, kazada 8 askerin yaralandığı kaydedildi. Açıklamada kazayla ilgili idari ve adli soruşturmanın başlatıldığı kaydedilirken, ilerleyen saatlerde yaralı askerlerden birinin hayatını kaybettiği habe-

Accounting & Taxation GST & BAS & Tax Return Preparations

deal

Personal & Business Consulting Services Tax Agents

Business Group

Financial Planning (Yatırım Danışmanlığı) Certified Financial Planners Investment & Retirement Planning Self Managed Super Fund Specialists Property Investment Solutions Insurance Services Including Business Insurances

Eyyup BEVAN

Altug SANLI

Leo Levent COLGAR

02 9799 8023 | www.IdealBusinessGroup.com.au Unit 1, 90-100 Edwin St Nth, Croydon, NSW, 2132

ri geldi. 8 asker Yüksekova Devlet Hastanesi’ndeki ilk müdahalenin ardından helikopterlerle Van’a sevk edilirken, sağlık durumu ağır olan 1 askerin tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadığı kaydedildi.

Bu hafta da Auburn Belediye Başkanı Ronney Oueik ve Türk başkan adayımız İzzet Anmak’la bir söyleşi yaptık. Seçim çalışmalarına Milliyet Australia’da başlayan İzzet Anmak, grubunun 1 numaralı adayı ve seçileceğine kesin gözüyle bakılıyor. Ronney Oueik’in tam ve kesin destek verdiği adayımız 8 yılda kaydettikleri gelişmeleri ve Auburn Belediyesi’nin seçimden sonraki hedeflerini bizlerle paylaştı. >>04

Hosgeldin Ya Sehr-i Ramazan


02

24 JULY 2012

Milliyet

HABER

Farkındalık İ

nsanoğlu için dünyadaki en büyük erdem ne olabilir sizce? Bizce FARKINDALIKTIR.. Yaratan bu yeteneği insanoğluna nasip etmiştir... Bizi diğer canlılardan ayıran düşünebilme yeteneği ile birlikte bu özeliği de vermiştir.. Kime mi? Doğru ya.. Belki de etrafımızda bu yeteneğinin farkında olanlar çok da yok galiba .. Ne dersiniz ? Farkındalık insanın “Şu anda yaşadığım nedir?” sorusuna cevap verebilmek için, kendi düşüncelerini, duygularını ve tepkilerini gözlemlenmesi yoluyla elde edilen zihinsel bir durum olarak tarif edilebilir. Farkındalık dikkati “şu an”a odaklamakla alakalıdır. Dikkatin “şimdi” ne hissettiğimize, ne düşündüğümüze, ne gördüğümüze, ne işittiğimize, bedenimizde neler hissettiğimize odaklanabilmesi farkındalık halidir. Farkındalığın önemli bir özelliği, duygu ve düşünce gibi öznel deneyimleri reddetmeyip, yargılamayıp, bastırmayıp, yalnızca ve yalnızca onları kabullenme halidir. Bakın şu çok güzel şiir neler diyor bu konuda.. Gerçi “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az” ama yine de hatırlatmış olalım biz.. FARKINDA OLMALI İNSAN HAKAN OMAK Kendisinin, hayatın olayla- omak@milliyet.com.au rın, gidişatın farkında olmalı.. Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen.. Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli! Anne karnına sığarken Dünya’ya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli! Şu çok geniş görünen Dünya’nın, ahirete nispetle anne karnı gibiolduğunu fark etmeli! Henüz bebekken ‘Dünya Benim!’ dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de aynı avuçların ‘Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum İşte!’ dercesine apaçık kaldığını fark etmeli! Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli! Baskın yeteneğini fark etmeli sonra! Azrail’in her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan! Ve ölmeden evvel ölebilmeli! Hayvanların yolda kaldırımda çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli! Eşref-i Mahlukat (Yaratılmışların en güzeli) Olduğunu fark etmeli! Ve O’na göre yaşamalı. Gülün hemen dibindeki dikeni, dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli! Evinde 4 kedi 2 köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli! Eşine ‘Seni Çok Seviyorum!’ demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli! Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli! Zenginliğin ve bereketin, sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli! Fark etmeli! Ömür dediğin üç gündür, Dün geldi geçti, yarın meçhuldür, O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür. Sevdiğim sözler 1- Sonuna kadar çaba gösterin ve asla şüpheye düşmeyin. Hiçbir şey o kadar zor değildir, araştırın yeter. 2- Önemli olan akıllı olmak değil, aklı yerinde ve zamanında kullanmaktır. Dostça kalın

AUSTRALIA

Commonwealth Bankasından Osmanlı Yaşlılar Evi’ne destek

Avustralya’nın önde gelen bankalarından Commonwealth Bankası 100. Kuruluş yıl dönümünü kutladığı bu sene, her şubesine bölgesinde toplum hizmeti yapan kuruluşlara yardım etmeleri için, 1000 dolar yardım yapma yetkisi verdi. Milliyet - Melbourne Yetkiyi alan Commonwealth Bankası Dallas şubesinden, Broadmedows şubesine tayin olan banka müdiresi Mona Drawar, bankanın kredi müdürü Murat Şahin’le iki şubeye ait 2000 dolarlık yardımı Osmanlı yaşlılar enine vermeyi karar verdi. Yapılan tespit üzerine aktivite odasına 4 adet hareketli masa alındı. Osmanlı Yaşlılar Evi müdiresi Kezban Özsoy, bankanın bu jestine karşılık banka müdiresine iki adet teşekkür plaketi sundu. Plaket sunma törenine, Commonwealth Bankası Genel Müdürlerinden Hüseyin Mustafa, Broadmedows şube müdiresi Mona Drawar, Broadmeadows Kredi müdürü Murat Şahin, Bankanın ticari kredi bölümünden Derya Güçlü ve ev sahibesi olarak Osmanlı Yaşlılar Evi müdiresi Kezban Özsoy katıldı. Plaket töreninde Kezban Özsoy, yaşlıları düşünerek alınan masalardan dolayı banka yetkililerine teşekkür etti. Banka olarak 100. yılarını kutladıkları bu sene aldıkları

kararı değerlendiren Hüseyin Mustafa; genel müdürlük olarak aldıkları kararla her banka şubesine bölgelerindeki sosyal hizmet veren derneklere

destek olmak amacı ile 1000 dolar harcama yetkisi verdiklerini, Dallas şubesi eski müdiresi Mona Drawar’ın Broadmeadows şubesine tayin olunca iki

şubenin yetkisini kullanarak Osmanlı Yaşlılar Evi’ni tercih ettiğini belirten Mustafa, bizde bunu onayladık ve ayrıca çok memnun olduk dedi.

Coburg’da yeni mekan, yeni lezzet; Mediterranean Grill House

Melbourne Coburg semtinde Özgür Bağlar tarafından, Mediterranean Grill House adı ile, Türk damak tatlarını müşterilerine sunacak yeni bir mekan hizmete açıldı.

İslamic Relief’ten Suriye için yardım kampanyası

Kuranda Seyit

1984 yılında İngiltere’de kurulan ve dünyanın yaklaşık 30 ülkesinde faaliyet gösteren İslamic Relief Yardım kuruluşu Avustralya’da faaliyet göstermesinin 2. yılında basın mensupları ve çeşitli toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi. İslamic Relief Avustralya Basın Sözcüsü Kuranda Seyit yaptığı konuşmada kısaca kuruluşun tarihçesinden bahsetti ve Ramazan ayı dolayısıyla düzenlemiş oldukları kampanyalar hakkında bilgi verdi. Sydney ve Melbourne ofislerinde yardımseverlerin bağışlarını toplayıp Türkiye’deki sığınmacılara ulaştırmak için kolları sıvayan kuruluş bu bağışlarla tıbbi malzeme, battaniye, giyecek ve benzeri temel ihtiyaçları satın alarak yardıma muhtaç sığınmacılara ulaştırmayı hedefliyor. Bağış ve yardımlar hakkında daha çok bilgi almak için: www.islamic-relief.com.au’dan ya da 0412 318 045 nolu telefondan İslamic Relief’e ulaşabilirsiniz.

Milliyet

Coburg semtinde, 466 Sydney Rd adresinde açılan Mediterranean Grill House menüsünde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs lezzetlerinden bir çok alternatifi birlikte müşterilerine sunuyor. İnegöl köfte, Akçaabat köfte, Adana kebap, İskender, ciğer kebap, lahmacun ve pide çeşitlerinin yanı sıra, Kuzey Kıbrıs Türklerinin vazgeçemediği lezzet, Şeftali Kebabı, Hellim Peynir kızartması Mediterranean Grill House’un menüsünün bir kısmını oluşturuyor. Ayrıca Falafel, dolma ve ev yapımı diplerin yanı sıra zengin salata çeşitleri ile müşterilerine farklı seçenekler sunuyor. Victoria Üniversitesi psikoloji bölümü mezunu olan Özgür Bağlar tarafından işletilen Mediterranean Grill House, farklı menü sunumunun dışında özel dizayn edilmiş arka bahçesindeki şark köşesi ile müşterilerinin hizmetinde. Mediterranean Grill House’da bir aile ortamı oluşturmayı he-

deflediklerini anlatan işletme sahibi Özgür Bağlar, dünya mutfaklarına çok yakın ilgi duyduğunu bu yüzden mesleği psikolojiyi değil çocukluğundan beri hayalini kurduğu aşçılık mesleğini tercih ettiğini belitti. Şu anki menülerine daha bir çok özel lezzeti ekleyeceklerini belirten Bağlar,

leri ile müşterilerine servise başlayan Mediterranean Grill House akşam saat 9’a kadar açık kalıyor. Ramazan ayında müşterileri için kişi başına 25 dolar set menü sunacaklarını söyleyen Bağlar, müşterilerimizin talebine göre çalışma saatlerimizi esnetebiliyoruz şeklinde konuştu. Melbourne

987 yılı... Köln’de Alevi Federasyonu’nun etkinliği var. Kapalı salonu dolduranların bir kısmı 12 Eylül sürgünleri... Politik sloganlar atan coşkulu seyirci, heyecanlaArif Sağ’ı bekliyor. Ancak organizasyonu yapan Ali Haydar Berkpınar, öne bir klasik müzik dinletisi koymuş. Duesseldorf Yüksek Müzik Okulu’ndan genç bir piyanisti davet etmiş. 17 yaşındaki Türk piyanist, yanında bir klarnetçiyle çıkıyor sahneye... Duvar piyanosundaMozart çalacak. Sayfaları çevirmek için nota bilen biri lazım. Folklor ekibinin sazcılarından biri bu işle görevlendiriliyor. Piyanist diyor ki: “Ben sayfayı ne zaman çevireceğini başımla işaret edeceğim. Gözünü benden ayırma!” Anlaşıyorlar. Konser başlarken piyanist, klarnetçiye “Hadi” anlamında başını sallıyor. Notacı, “İşaret geldi” sanıp sayfayı çeviriveriyor. Piyanist şaşkın, kilitleniyor. Klarnetçi duruma güleceğim derken kendini tutamayıp klarnetin içine püskürüyor. Klarnet tükürükle CAN DÜNDAR doluyor. Rezalet! Konser duruyor. Klarnet sökülüp temizleniyor. Kan ter içinde baştan başlıyorlar. Ama sayfalar yine yanlış çevriliyor. Zaten ses sistemi zayıf. Dinleyen yok. 2 genç müzisyen, parçayı bitiremeden konseri kesiyor. Alkış yok. Berkpınar çıkıyor sahneye... Bir kehaneti dillendirir gibi diyor ki: “Bugün bu gençleri dinlemediniz, ama onlar yarın dünyanın dinlediği büyük sanatçılar olacak.” *** Fazıl Say, geçen hafta Bodrum Limon Kafe’de “dostların arasında, güneşin sofrasında” anlattı bu gençlik hatırasını... Çeyrek asır önce Köln’deki türkü gecesinde Mozart çalan o piyanist kendisiydi. O gece kahkahalar atarak maziyi anımsayan “çocuk”, ertesi gece sahnede, 25 yıl önce Ali Haydar Berkpınar’ın öngördüğü “dünya sanatçısı”na dönüştü. “Başyapıtım” dediği 2. senfonisi “Mezopotamya”yı çaldı. Dakikalarca ayakta alkışlandı. *** Mezopotamya, Yunanca “Irmaklar arasındaki ülke” anlamına geliyor. Dicle ve Fırat arasına kurulmuş medeniyetlerin beşiği, acıların eşiği... Kadim kavimler toprağı... Fazıl, bugüne uzanan mitolojik bir öykü anlatmış. Güneşin bereketini, savaş felaketini, ayın karanlık yüzünü, ölüm kültürünü notaya dökmüş. Rolleri çalgılara bölüştürmüş, onları mükemmel bir uyum içinde dövüştürmüş: Dicle sakin akarken birden Fırat öfkeden köpürüyor. Keman yayları mızraklar gibi havalanıyor. Savaş tamtamları gümbürderken trombonlar Azrail gibi haykırıyor. Fazıl, bir Hitit çivi yazısını tuşlar gibi vuruyor piyanonun tuşlarına... Savaşıyor Mezopotamya... Biri bas flüt, diğeri bas blokflüt, iki çocuk ovada dertleşiyor. Yanlarında “Theremin” adlı bir melek, onlara kol kanat geriyor. Theremin, elektromanyetik ses dalgalarının titreşimiyle ses veren bir çalgı... “Melek”, görünmez tellere dokunarak, sanki rüzgârı okşayarak çalıyor. Ve finaldeki Kürt ezgisinde, kederli bir ananın ağıtına ses oluyor. Son sözü ona veriyor. *** “Başyapıtım” lafı, Fazıl yaşında biri için erken belki... Ama kuşkusuz Mezopotamya’nın başyapıtı bu. Bis için sahneye çağrıldığında Aziz Nesin’in şiirinden bestelediği “Sivas Acısı”nı çalıyoFazıl... O toprakların çilesinin, asırlar sonra bile bitmediğini hatırlatır gibi... Milliyet

FORD 440 ÇALIŞANININ DAHA İŞİNE SON VERİYOR Viktorya Geelong ve Broadmeadows fabrikalarında çalışan ve içlerinde Türklerin de bulunduğu belirtilen yaklaşık 3000 Ford çalışanından 440'ı işlerini Kasım ayına kadar kaybedecek. Geçtiğimiz yıl Federal

Hükümet'ten çevreci otomobil yapmak için 1 milyar dolardan fazla ödenek alan otomobil endüstrisinden Ford, ürettiği yeni Falcon'ları bilhassa NSW Hükümetinin "ekolojik standarda uymadıkları" nedeniyle satın almaması üzerine zor duruma düştü. Ford, Avustralya genelinde daha önce de 240 çalışanının işine son vermiş ve geçen sene 290 milyon dolar yıllık zarar beyan etmişti. Ertuğrul Akgül - Sydney

Director & Editor: Hakan Omak E: omak@milliyet.com.au

Dış Haberler Müdürü: Seid Moniri E: seid@milliyet.com.au

Sydney Reklam: T: 0413 153 573 E: info@milliyet.com.au

Melbourne Temsilcisi: Recep Şakar T: 0409 309 842 E: recepsakar@milliyet.com.au

Melbourne Reklam: Atlas Film Production T: 0421 887 469 E: melbourne@milliyet.com.au

Wollongong Temsilcisi ve Reklam: Şenol Hoşgörür T: 0410 833 784 E: wollongong@milliyet.com.au

Brisbane Temsilcisi ve Reklam: Yıldıray Aslantaş T: 0401 398 922 E: brisbane@milliyet.com.au

Perth Temsilcisi ve Reklam: Çetin Miral T: 0400 133 383 E: perth@milliyet.com.au

Kadın-Sağlık: Nurunnisa Engin E: nurunnisa@milliyet.com.au

Hukuk Danışmanı: Can Karacan E: c.karacan@milliyet.com.au

Redaktör: Erk Alav E: erk@milliyet.com.au

Grafik & Tasarım: Ixir Design Studio E: info@ixir.com.au

AUSTRALIA

Sahibi : Milliyet Australia PTY LTD Adres : 1, 27 Auburn Rd. Auburn 2144 NSW Australia Tel : 02 8971 2206 Email : info@milliyet.com.au Basım Merkezi: New Age Printing Pty Ltd. A: 25 Clyde St. Rydalmere NSW 2116

İnegöl kebap, Akçaabat kebap, şeftali kebap gibi Türk lezzetlerinin yabancıların dikkatini çektiğini hatırlattı. Hellim Peynirini ızgara yaparak müşterilerine sunduklarını anlatan Bağlar, Hellim Peynirinin katkısız özel ev yapımı olduğunu dile getirdi. Sabah saat 7:30’da kahvaltı menü-

1

Fazıl Say’la güneşin sofrasında...

Milliyet Australia gazetesinde yayınlanan köşe yazılarından ve çizimlerden doğabilecek her türlü hukuksal sorumluluk tamamen yazar ve çizere aittir. Milliyet Australia gazetesinde yayınlanacak her türlü reklam bilgilerinin doğruluğu ve sorumluluğu yasal olarak reklam veren kişi veya kuruma aittir, Milliyet Australia gazetesi hiç bir sorumluluk taşımaz. Milliyet Australia gazetesinde yayınlanmak istenen okuyucu mektubu ve duyurularda açık adres ve telefon numarasının bulunması zorunludur, bu yazılar gazetemizin değerlendirmesi sonucu yayınlanabilir.


$ SAVE $10.09kg

9

WAS $19.99kg

Medjool Dates Product of USA

90 kg

Amazing value this Ramadan with Medjool Dates. Ramadan: 20th July – 18th August

On sale until Saturday 18th August 2012. Offer valid in participating stores only. (NSW) Ashfield, Auburn Village, Bondi Junction, Bondi Westfield, Brighton, Burwood, Campbelltown, Casula, Earlwood, Fairfield, Fairfield West, Figtree, George St, Green Valley, Greenacre, Guildford, Hornsby, Hurstville, Hurstville Station, Jamison, Liverpool, Maroubra Junction, Merrylands, Mt Druitt, Parramatta, Parramatta Entrada, Roselands, World Square, Wynyard (VIC) Bentleigh, Broadmeadows, Brunswick, Campbellfield, Coburg, Dandenong, Donvale, Elsternwick, Endeavour Hills, Epping, Glenroy, Keilor, Keysborough, Kingsbury, Lalor, Noble Park, Northland, Oakleigh, Point Cook, Reservoir, Rowville, Shepparton, Springvale, Tarneit (SA) Tea Tree Plaza, West Lakes (WA) Booragoon, Flinders Square, Mirrabooka, Southlands, Victoria Park East


04

HAS Parti katılımı ve daha ötesi... B

aşbakan Erdoğan’ın daveti üzerine başta Numan Kurtulmuş olmak üzere, HAS Parti’den AK Parti’ye geniş bir katılım söz konusu. Bu gelişme ne anlama geliyor? Çoğunlukla iki açıdan değerlendiriliyor. Birincisi 2014 Ağustos’unda yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi. İkincisi, buna bağlı olarak AK Parti’nin geleceği. Önemli gördüğüm bir noktaya dikkat çekmek isterim. Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce anayasa referandumu yapılacaktır. Meselenin bam teli; yeni anayasada, ilk defa halk tarafından seçilecek cumhurbaşkanının niteliklerinin, görev ve yetkilerinin ne olacağıdır... Malum, bu konuda Sayın Başbakan’ın çok önemli iki çıkışı oldu. İkincisinden başlayalım. Üç gün önce Eskişehir’de, 30 Eylül’deki büyük kongrede 4. ve son kez genel başkanlığa aday olacağını açıkladı. Bu, 2014’teki cumhurbaşkanlığına aday olacağının bir nevi ilanıdır. Son on yıla damgasını vurmuş, son genel seçimde yüzde 50 oy alarak gerçekten büyük bir başarıya imza atmış bir siyasetçinin bu adaylık, hakkıdır. Sayın Erdoğan’ın asıl çıkışı, 6 Haziran’da bir televizyon programında söyledikleridir. Başbakan, HÜSEYİN GÜLERCE “icra yetkisi kullanan partili cumhurbaşkanı” teklifini getirmektedir. Halkın seçeceği cumhurbaşkanının, partisinden kopmamasını istemektedir. Bunun gerekçelerini sayarken; “Bizden önce Özal’ın, Demirel’in yaşadıklarını görüyorum, orada vitrin süsüydüler.” diyor. “Rahmetli Özal tehdit altındaydı, parti kurma adımı atacaktı.” diyor. Ama en önemlisi; “Artık halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı var, Parlamento’nun seçtiği değil... O güçlü şekilde gelen cumhurbaşkanı, iki başlılık gibi görünen yapıyı tek başlılığa götürür.” diyor... Sayın Başbakan’ın bu teklifi, yeni anayasada yer alır ve referandumda kabul görürse, Başbakan ve AK Parti genel başkanlarının konumu da farklılık kazanır. Yani AK Parti genel başkanı ayrı, başbakan ayrı olur. İcra yetkili cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu’na başkanlık eder. Başbakan bakanlardan bir bakan olarak koordinatörlük görevi yapar. Genel başkan, cumhurbaşkanının parti üzerindeki etkinliğinin devamını sağlama rolünü üstlenir. Sayın Başbakan bütün bunları, daha iyi ve etkin bir yönetim ile AK Parti’nin geleceği adına düşünüyor. Bu açıdan HAS Parti’nin AK Parti’ye katılması daha geniş bir açıdan ele alınmalıdır. Çankaya’daki güçlü cumhurbaşkanının, partisi ile ilgili sıkıntıları asgariye indirmeye çalışması, güvenilir, vefalı insanlara kucak açması iyi düşünülmüş bir hamledir. Ama dediğim gibi yeni anayasa çalışmalarında bu değişiklikler önce Meclis’te, sonra referandumda kabul görecek midir? Sayın Başbakan istediği kadar iyi niyetli olsun. AK Parti karşıtları bu hamleleri “tek adamlığa”, “sivil vesayet”e gidişin adımları olarak değerlendirecektir. Belki bu, muhalefetin öteden beri yaptığı bir iş olarak görülüp pek kaale alınmayabilir. Ancak Türkiye’nin demokratikleşmesini isteyen geniş kitlede de, “yetmez ama evet” diyen liberal çevrelerde de giderek artan endişeleri dikkate almak gerekir. AK Parti rüzgârı, asıl itibarıyla özgürlüklerin genişletilmesi ve demokratikleşme taleplerinden güç aldı. Erdoğan ve arkadaşları değişimi doğru okudu, vesayete karşı esaslı bir siyasi irade ortaya koydular. İşin özü budur ve bu öz zedelenirse herkes kaybeder. Endişeleri giderecek yönde atılacak adımlara ihtiyaç var. Yani bu kuvvetli, icra yetkisi olan partili cumhurbaşkanı parlamentoda denetim altına alınabilecek midir? Bu nasıl olacaktır? Mesela dar bölge seçim sistemi ile milletvekilleri, liderin değil, halkın seçtiği vekiller statüsüne çıkarak gerçekten denetim yapabilecekler midir? Seçim barajı düşürülecek midir? Parti içi demokrasi sağlanacak mıdır? Yasama, yürütme ve yargı arasındaki dengeler sağlama alınacak mıdır? Kanaatimce Sayın Erdoğan’ın ustalık dönemi şimdi başlıyor. Ya yeni Türkiye’nin yeni bir yasama, yürütme ve yargı gücü olacaktır. Ya da dış politikanın yükü altında yeni tartışmalarla güç kaybeden bir Türkiye... Zaman

Güvenli Sydney ve King Cross için eylem planı Geçtiğimiz hafta Sydney Belediye binasının salonunda gerçekleşen toplantıda toplum liderleri ve yöre halkı ile yapılan istişare şeklindeki toplantıda birçok konu masaya yatırıldı.

Sydney ve Kings Cross gece hayatını kontrol altına almak üzere yeni kararlarların alınması ve hayata geçirilmesi gündeme geldi. İşte detaylar: Belediye Başkanı Moore, yeni eğlence mekanlarına izin verilmesini eleştirdi ve eyalet hükümetini bu konuda yasa hazırlamak için göreve çağırdı. Bölge Federal vekili Turnbull gece 3-4'e kadar içen insanların eve dönüşlerini kolaylaştırmak gerektiğine ve tren saatlerinin yetersiz olduğuna dikkat çekti. Yardımcı Komiser Murdoch ise asıl problemin uyuşturucu değil alkol olduğunun altını çizdi ve bu kadar küçük bir alan için gereğinden fazla sayıda geç saatlere kadar açık mekan olduğunu kaydetti. Murdoch sorunun en büyük kısmını alkolün kolay bulunabilir olması ve gençlerin çoğunlukla dozunu kaçırmasına bağladı. Katılımcılar panelden ayrılırken kısa süre önce Kings Cross'ta 18 yaşındaki oğulları Thomas'ı alkole bağlı olduğu tahmin edilen bir bıçaklanma sonrası kaybeden Kelly ailesine de başsağlığı dilediler. Ertuğrul Akgül - Sydney

Milliyet

GÜNDEM

24 JULY 2012

AUSTRALIA

Milliyet ofisinde seçim startı Bu hafta da Auburn Belediye Başkanı Ronney Oueik ve Türkiyeli ilk başkan adayımız İzzet Anmak’la bir söyleşi yaptık. Seçim çalışmalarına Milliyet Australia’da başlayan İzzet Anmak, grubunun 1 numaralı adayı ve seçileceğine kesin gözüyle bakılıyor. Ronney Oueik’in tam ve kesin destek verdiği adayımız 8 yılda kaydettikleri gelişmeleri ve Auburn Belediyesi’nin seçimden sonraki hedeflerini bizlerle paylaştı. Yaklaşık 35,000 kişinin oy kullanacağı seçimde İzzet Anmak 1. Bölge’den “Bağımsız Türk Grubu” olarak seçim listesinde yerini alacak. Grubundaki sürpriz isimleri yakında bizlerle paylaşacağını da belirten İzzet Anmak, her din ve millete içten ve doğru biçimde hizmet için çalışacaklarının altını çizdi. 2008 seçimlerindeki vaatlerini yerine getiren Bağımsız Türk Grubu sayesinde Auburn FC için spor sahası tahsis edildi, Auburn’un merkezinde 9 katlı ve ücretsiz otopark inşa edildi, Station Road’daki köprü genişletilerek trafikte rahat bir nefes alındı, cadde ve kavşaklarda her daim yaşadığımız tehlikeyi önleyen hız tümsekleri inşa edildi, Auburn Macquarie Road Community Centre kuruldu, Lidcombe RSL toplum merkezine dönüştürüldü, ve daha birçok başarılı ve kalıcı projeler tamamlanarak halkın hizmetine sunuldu. Auburn şehir merkezinin düzenlenmesi, trafik ve temizlik konularının çözümünde başarılı yaklaşımlarıyla tanıdığımız grubun projeleri arasında;

Auburn Swimming Centre çevresinde toplumun faydalanabileceği, spor ve diğer aktivitelerin yapılabileceği faydalı bir ortama dönüştürülmesi, caminin yanında alınan arsada çalışmalara başlanarak en kısa zamanda Yaşlılar Evi’nin hizmete sokulması, PCYC pro-

jesinin yerleştirilmesi ve park sorununa çözüm için bir tane daha otopark inşası da bulunuyor. İzzet Anmak, “tabii ki her zaman olduğu gibi her din için ibadet yerlerinin yapım ve bakımına geniş destek sağlayamaya, gençlere ve eğitime

yönelik çalışmalara, Auburn yollarını düzenleme ve trafiği rahatlatma projelerine, temizlik ve çöp konusunda gelişmelere devam edeceğiz” dedi. Biz de Milliyet Australia olarak İzzet Anmak’ı kutluyor ve seçimlerde gönülden destekliyoruz.

Avustralyalı Türklerin hikayesi Türkiye yolcusu

Türklerin Avustralya’daki 40 yıllık yaşantısını konu alan ‘‘Türkiye to Avustralia’’ adlı belgesel kitap Türkiye gönderildi.

Melbourne 40.yıl kutlama komitesinin 40. faaliyeti olarak yazar Christine İnglis tarafından kaleme alınan ‘‘Türkiye to Avustralia’’ adlı kitap, Melbourne Başkonsolosu Serdar Cengiz’den önce Melbourne

Başkonsolosu görevini yürüten Aydın Nurhan’ın girişimleri sonrasında ek baskı yapılarak Türkiye’ye gönderildi. Türkiye’ye Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Daire Başkanlığına gönderilen

kitaba Devlet Bakanı Bekir Bozdağ’ın önsöz yazısı ve Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Daire Başkanlığının logosu eklendi. Melbourne Başkonsolosluğunda düzenlenen toplantıda, Avustralya’nın bir

çok yerindeki kamu kuruluşlarında ve kütüphanelerde yerini alan kitabın Türkiye’de de Avustralyalı Türklerin kaynak kitabı olarak yerini alacağı bildirildi. Avustralyalı Türkler hakkında yazılmış en detaylı belgesel kitap olarak bilinen ‘‘Türkiye to Avustralia’’ adlı kitabın, Avustralyalı Türkler hakkında bilgi almak isteyenler için Türkiye’de önemli bir kaynak olacağı belirtildi. Melbourne 40. Yıl kutlama komitesi başkanı Cemal Akdeniz, kitabın hazırlanmasında emeği geçenlere bir kez daha teşekkür ederek, ek baskı olarak 1500 adet daha basılan kitabın 500 adedinin Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Daire Başkanlığına gönderildiğini belirtti. Akdeniz ek baskıdan 1000 adet kitabın ise Avustralya içinde ilk baskıdan sonra ek talep gelen yerlere dağıtılacağını aktardı. Bilindiği gibi kitabın ilk baskısı kısa sürede tükenmiş ve ek taleplere cevap verilememişti. Melbourne

Victoria Ana Muhalefet Lideri Daniel Andrews Türk iş yerlerini gezdi

Victoria eyaleti İşçi Partisi Lideri Daniel Andrews, beraberinde İşçi Partisi Gölge Sanayi Bakanı Adem Somyürek, Hume Belediye Meclis Üyesi Burhan Yiğit ile birlikte 4 ayrı Türk iş yerini ziyaret etti. Ana Muhalefet Lideri Daniel Andrews 17 Temmuz Salı günü Türk işyerlerine gerçekleştirdiği ziyaretine sabah saat 9:00 da iş adamı Mahmut Baş’a ait oturma grupları ve koltuk alanında üretim yapan East Street Upholstery şirketinden başladı. Burada Türkiye’den gelen yeni ürünler ve East Street Upholstery’ye ait ürünlerin üretimi hakkında yetkililerden bilgi alan Adrews, yapılan çalışmaları beğendiğini belirtti ve bir ara Gölge Bakan Somyürek ile birlikte koltuklara oturarak verilen bilgileri dinledi. East Street Upholstery’ den sonra ATBI başkanı İbrahim Şahin’e ait ev tekstili alanında üretim yapan SleepCraft şirketine geçen Andrews, önce üretim tesislerini gezdi, ardından şirket merkezinde bulunan Showromdaki ürünler hakkında İbrahim Şahin’den bilgi aldı. İbrahim Şahin, SleepCraft’ın ürettiği tamamen doğal ürünler hakkında Muhalefet Liderine ve beraberindekilere bilgi verdi. Ana Muhalefet Liderinin 3. Durağı ise iş adamı Tahir

Yavuz’a ait ahşap duvar ve çatı malzemeleri üreten Melbourne Truss şirketi idi. Melbourne Truss tesislerini gezen Daniel Andrews, iş yeri sahibi Tahir Yavuz’dan üretim ve kullanılan teknoloji hakkında bilgi aldı. İşçi Partisi Başkanı Daniel Andrews’sin son ziyaret yeri ise DEİK Asya Pasifik Bölge Komitesi Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Karamemiş’e ait Nu-Door Karaboard şirketi oldu. Nu-door şirketi yetkilerinden şirket hakkında bilgi alan Andrews, üretim tesislerini beraberindekilerle yakından inceledi. Tesisleri gezen Ana

Muhalefet Liderine ve berberindekilere Nu-Door toplantı salonunda ATBI Başkanı İbrahim Şahin tarafından brifing verildi. Ana Muhalefet Liderine sektörde yaşadıkları sıkıntılar ve üretimi geliştirmek için ihtiyaç duyulan yasal değişiklikler hakkında taleplerini sunan iş adamları, Ana muhalefet Liderinin ziyaretinden memnun olduklarını dile getirdiler. Türk iş yerlerini gezdikten sonra görüşlerini açıklayan Andrews, gezdiği 4 Türk iş yerinin çok iyi işler yaptığını ve bunu ilk elden görme fırsatı bulduğunu, Türk iş yerlerinin çok kısa sürede

elde ettikleri başarının sadece Türk toplumu için değil, tüm Avustralya toplumu için gurur verici olduğunu belirtti. DEİK Asya Pasifik Bölge Komitesi Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Karamemiş, ‘‘ Avustralya ekonomisine yaklaşık 2 milyar dolar katkısı var Türk toplumunun buda ciddi bir rakam onun içinde bunun farkındalar gezi teklifi onlardan geldi, Türk toplumun yoğun olarak yaşadığı bölgedeki 4 tane ciddi anlamda üretim yapan tesisi gezdiler. Bu toplumumuz için güzel bir şey, onlarda Türk toplumunun bu ülkeye bir katma değer sağladığını gözleri ile gördüler’’ dedi. ATBI Başkanı İbrahim Şahin, Andrews’in Türk toplumun geldiği noktayı bir kez daha gözleri ile görme imkanı bulduğunu ve ziyaretten son derece memnun olduğunu kendisine ilettiğini belirtti. Şahin, kendilerini daha fazla tanıtmaları konusunda Andrews’in önerileri olduğunu hatırlatarak bundan sonra bu konuda daha fazla çaba harcayarak çıtayı biraz daha yükselteceğiz dedi.

Dövlet bize bahmıyyy! T witter’daki ‘kürtatasözleri’ başlığını tıkladığınızda karşınıza buz gibi bir Türk faşizmi çıkıyor: Alay edenler, seviyesiz milliyetçi ‘veciz’ler döktürenler... * Birkaç gündür sosyal medyada kürtatasözleri diye bir başlık var. İnsan ilk başta hevesle bu başlığı ‘tıklayıp’ çok da bilmediği bir kültürün güzel sözlerini öğreneceğini düşünüyor. Oysa o başlığın üzerine tıkladığınızda karşınıza buz gibi bir Türk faşizmi çıkıyor. ‘Dövlet bize bahmiyy’ gibi Kürtlerle çocukça dalga geçenlerden tutun da ‘Hayali Kürdistan olanın mekânı kabristan olur’ gibi ilkokul 3. sınıf seviyesinde milliyetçi vecizelerden vecize beğenin. Hatta bununla da kalmayıp ‘bunların ne atası oldu ki sözü olsun lan’ seviyesinde ‘naif’ bir algının binlerce örneğini görüp ürperiyorsunuz. İşte böyle bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu ırkçı Türklerle aynı havayı soluyor, aynı şehirlerde aynı sokaklarda dolaşıyoruz. ‘Çoğunluk’ onlar. Geçen aylarda hükümetten görüştüğüm çok çok çok üst düzey bir isim “Kürt sorununun ç��zümü için Kürtleri değil Türkleri ikna etmemiz gerekiyor” dediğinde şaşırmamıştım. Kürt atasözleri gibi naif bir başlığın altında bile binlercesi olan bu sıradan faşizmi karşımda görünce teşhisin doğru olduğunu bir kez daha anladım. Bu algı sadece yıllardır süren PKK ile devletin mücadelesinden, verilen şehitlerden, zorunlu askerlik hizmeti nedeniyle terörle mücadele kapsamında zorunlu olarak görev alan CÜNEYT ÖZDEMİR erkeklerin bilinçaltından kaynaklanmıyor. Bu süreci yıllardır aynı savaş diliyle takip eden medyamızın da emeğini yok saymamamız gerekiyor! Bu küfürler yıllardır medyanın tek tek manşetlerle, köşeyazıları ile Türk insanının bilinçaltına taşıdığı ırkçı suyun eseri. Bugün sokağa çıkıp ‘çoğunluğu’ çevirip sorduğunuzda pek çoğu için Kürt eşittir PKK demek. Aşırı Türklük pompalamasının sonuçları bunlar. Pek çoğu için Türkiye Türklerindir! Hatta Türkün Türkten başka dostu yoktur. Şu dost meselesini bir kenara koysak da Türkiye Türklerindir nakaratını tekrar ettiğimiz sürece Türkiye hiçbir zaman tam olarak Türklerin olamayacak. * Dün gazetelerden biri yeni açılan Mimar Sinan’ın yapmadığı Mimar Sinan Camii için ‘Cami’ye VİP açılış’ manşetini atmış. Aslında sadece bu manşet bile son zamanlarda birilerinin büyük cami hevesini ne kadar da güzel özetliyor. Laik kesimin favori sözü ile söylersek ‘anlayana’ elbette! * Ramazan ayı yaz aylarına denk geldiğinden bu yana ramazanın başlangıcı ile bir anlamda gayri resmi olarak yaz sezonu biterdi. Herkes ramazanda bikinili görünmemek için pılını pırtısını toplar evine dönerdi. Ramazanın ilk günü Bodrum’un ünlü bir iki işletmecisine durumlarını sordum. Bütün rezervasyonlar tamamen dolu. Üstelik öyle bir değil birkaç gün önceden aramazsanız mekanlarda yer de bulamıyorsunuz. Benzer bir durumu bazı beach club’larda da gözledim. Sınıfsal mı bilmem ama bu yıl anladığım kadarı ile bir kesim ramazan ayında tatil yerlerine kaçmış gibi gözüküyor. İsterseniz bir tane daha ‘anlayana’ ekleyelim. * Geçen hafta boyunca halk plajında bayağı bir zaman geçirdim. Hani şu bazı vatandaşların aşağıladığı ‘göbeğini kaşıyan’ insanlarımızın arasındaydım. Herkes halinden memnun gözüküyordu. Fiyatlar makul, deniz güzeldi. Benim en çok hoşuma giden ise bir akşamüstü çay saatinde plajı işleten marketin sahibi teyzemin biraz önce topladığı asma yaprağına sardığı dolmayı ikram etmesi oldu. Çayın yanında hayatımda ilk kez koca bir tabak dolmayı götürürken içimden “Böyle şeyler sadece halk plajlarında olur kuzucuğum” demekten kendimi alamadım. * Yüzyıllar önce kurulan Mor Gabriel Manastırı devletin arazisinde işgalci ilan eden bir devlet anlayışı ile karşı karşıyayız. Türkiye’nin 1923 yılında kurulduğunu hesaba katarsak 397 yılında kurulan Mor Gabriel hangi devletin arazisini işgal etmiş acaba? * İstanbul’da sıfır çeken bir gece kulübünün Bodrum Yalıkavak’ta açılan şubesi her gece 1000 kişi ile doluyorsa Yalıkavak sanırım gelecek yıl Bodrum’un Türkbükü olur. * Bir 28 Şubat soruşturması vardı ‘n’oldu onu hatırlayan var mı?’ Bitti mi devam edecek mi? Eminim onlarca tutuklu emekli üst düzey asker cezaevinde aynı sorunun cevabını merak ediyor. * Önceki gün olimpiyat meşalesi tam da Londra sokaklarındayken 17 yaşında bir genç meşaleyi taşıyan atlete saldırmış. Olabilir her ülkenin meczubu farklı oluyor. Benim anlamadığım iddiaya göre gencin saldırırken ‘Allahüekber’ dediği. Ramazan programlarından birine bağlanıp onca ‘Denize girmek orucu bozar mı?’ sorusunun arasında ‘hocam olimpiyat caiz midir?’ diye sorasım geldi. * Hande Ataizi ‘tipim göstermiyor ama oruç tutarım’ demiş. Hay Allahım alın size bir soru daha… Oruç tutmak için nasıl bir tip gerekiyordu? * Gerçi hepimiz Suriye ile yatıp Suriye ile kalkıyoruz ama şu günlerin en önemli haberi içtiğimiz damacana sularında 55 firmanın sadece 14’ünün temiz çıkması. Üstelik suların içinden b.k çıkmış. Elbette haberde açıktan b.k diyemedikleri için hayvan dışkısı diye yumuşatıyorlar. Haberi yapan Mehmet Ali Önel’i tebrik etmek lazım. Diplomasi ,siyasi davalar, cezaevleri derken hepimizin unuttuğu çok önemli bir konuyu bize hatırlattı. Haber hayat demek, hayat ise su demek ve biz görünen o ki pis suları içiyoruz. Sağlık Bakanlığı bizlere bu b.klu suları içiren firmaları adları sanları ile teşhir etmeli ki suratlarına tükürebilelim. Radikal

Melbourne reklamlarınız için Saadettin Özer

0434 102 566


Milliyet

RAMAZAN

AUSTRALIA

Servet ve merhamet… R

amazan ayına girdik. Ramazan “rahmet ayı” olarak asırlardır gönüllerdeki yerini hep taze tuttu. “Merhamet” kelimesi “rahmet” kelimesiyle aynı kökten gelir. Ramazan’da insanların “merhamet duyguları” artar. Ramazan ayı, Allah’ın emrettiği ibadetlerden birisi olarak, aynı zamanda insanların birbirlerini anlaması için maddi vesileleri de içinde bulundurur. Fakir insanlar, kendi ihtiyaçlarını bildikleri için benzer durumdaki ihtiyaç sahiplerinin halinden çok iyi anlarlar. Atalarımız “Tok açın halinden anlamaz” derler. Ramazan ayı, oruç tutan servet sahiplerinin fakirlerin halinden anlamasına da yardımcı olur. Beden ve ruh, servet ve merhamet arasında dengeyi kurması açısından tarih boyunca “hasretle beklenen ay” olarak hep özel yeri vardır Ramazan’ın. İnsanların gündelik yaşantılarında hayat terazisinin bir kefesinde çoğu zaman ağır basan servet, Ramazan ayında diğer kefesindeki merhametin öne çıkmasıyla denge bulmaya çalışır. Normal zamanda servet arttıkça merhamet azalırken, Ramazan ayı merhameti kat kat arttırarak, servete bir mana ve ruh kazandırır. Ramazan’da servet sahiplerinin hayır işleri yapması insanlar arasında “servet düşmanlığını” azaltır, aynı topraklarda yaşayanları birbirine yaklaştırır. Ramazan ayı süresince zengin ülkelerin diğer fakir ülkelere karşı yardım kampanyalarıyla elini uzatması ülkeler ve halklar arasındaki dostlukları sıklaştırır. Mesela geçen yıllarda kurban bayramında kurban verenlerin bazı fakir ülkelerde kestirdikleri kurbanları dağıtmaları o ülkelerde kurbanı gönderen ülkelere SÜLEYMAN ÜNAL ve halkına karşı sevgi ve saygının artmasına büyük vesile olduğunu olaya şahit olanlar yakından gördüler. Ramazan sadece midelerimizin aç kalması değil, vücudumuzun maddi ve manevi olarak kendisini kontrol etmesine vesile olur. 11 ay boyunca bilerek veya bilmeyerek “yüklendiğimiz” vücudumuz bir ay boyunca dinlenir. Sahur ve iftarda yiyeceklerimize dikkat ederek ölçülü olduğumuz sürece Ramazan ayının beden ve ruhumuza yapmış olduğu güzellikleri diğer 11 ay boyunca özleriz. Ramazan ayı boyunca oruç tutan veya tutmayan insanlara karşı saygı ve sevgimizin arttığını hissederiz. Ramazan ayında bedenlerimiz ve gönüllerimiz gibi dilimiz de “ölçülü” olur. Hatta, şakalarımız ve latifelerimiz bile her zamankinden farklıdır. Ramazan ayında anlatılan yaşanmış olaylardan birisini bu vesile ile aktaralım. Dostlarına iftar ziyafeti veren bir esnaf, yemek sonrasında yatsı ezanı okunduğu için “Teravihi de burada kılalım” teklifinde bulunmuş. Cemaatle namaza durduklarında sıra teravih namazına gelince imamlık eden kişi namazı çok hızlı kıldırmış. Davetlilerin çoğu yaşlı olduğu için zorlanmış. Sonuncu rekata geldiklerinde dışarıdan birisi gelmiş. Adam, “Abdestim var, namaz kılanlara yetişeyim” diyerek safa girmek için uygun bir yer ararken cemaat selam verip namazı bitirmiş. Nefes nefese namazı kılanlar arasında bulunan meşhur Şair İzzet adama şöyle seslenmiş: “Kardeşim, biz namazın içindeyken yetişemiyoruz, sen dışarıdan gelip nasıl yetişeksin?” Ramazan ayı ile ilgili bir başka olay şöyle: Servet sahibi bir adam Ramazan ayı yaklaşınca her şeyin en güzelini evde bir kenara ayırırmış. Hanımına da “Bunları Ramazan’a sakla” dermiş. Bir müddet sonra Ramazan ayı gelince iftar sofraları güzel nimetlere dolmaya başlamış. Bir gün kapıya bir dilenci gelmiş ve “Ramazan hatırına” diyerek yardım istemiş. Kadın, dilencinin adını sormuş. “Ramazan” demiş. “Senin adın Ramazan demek, bekle…” diyerek kocasının ayırttığı yiyecek içecek ne varsa kaplara doldurup getirmiş ve adama vermiş. “Bizim bey bunları senin için saklıyordu” diyerek dilenciyi yolcu etmiş. Ramazan ayınızı tebrik ederim. Zaman

Melbourne Başkonsolosu Serdar Cengiz medya buluşması

Türkiye Cumhuriyeti Melbourne Başkonsolosu Serdar Cengiz, Melbourne’da görev yapa medya mensupları ile Başkonsolosluk rezidansında vedalaşmak amacı ile bir araya geldi.

24 JULY 2012

Bu iftar birlik iftarı

Victoria’da 4 yıldır Türk İslam Kuruluşları ve Melbourne Başkonsolosluğunun birlikte organize ettiği Harmony İftarı 22 Temmuz Pazar akşamı geniş bir katılımla Melbourne’da yapıldı.

Milliyet - Melbourne Melbourne Başkonsolosu Aydın Nurhan’ın girişimleri ile başlatılan Harmony İftarı, Aydın Nurhan’dan sonra göreve gelen Melbourne başkonsolosu Serdar Cengiz tarafından da desteklenerek, bu yıl 13 Türk İslam Kuruluşunun katılımı ile birlikte organize edildi. Harmony İftarını Melbourne Başkonsolosluğu İdari ve Sosyal işler Ateşliğinin yanı sıra, Avustralya Batı Trakya Türkleri Derneği, Avustralya İslam Kültür Merkezi, Avustralya Mili Görüş Teşkilatları, Avustralya Nur Vakfı, Bediuzzaman Said Nursi Vakfı, Dandenong Türk İslam ve Kültür Derneği, Golulbourn Valley Türk İslam Kültür Merkezi, Keysborough Türk İslam Kültür Merkezi, Kıbrıs Türk İslam Derneği, Ramazanoğlu Vakfı, Selimiye Vakfı, Semerkand Vakfı ve Thomastown Türk İslam Eğitim ve İslam Derneği birlikte organize etti. Harmony İftarına Melbourne Başkonsolosu Serdar Cengiz, Milletvekilleri, Melbourne İdari ve Sosyal İşler Ataşesi Hüseyin Koç, Çalışma Ataşesi Selahattin Tümer, Başkonsoloslar, Üniversite temsilcileri, çeşitli inançlara mensup liderler, iş adamları ve kalabalık bir davetli topluluğu katıldı. Kur’an-ı Kerim okunarak açılan

Harmony İftarı Ezan okunması ile başladı. Yemek servisinin ardından yapılan konuşmalarda Harmony iftarının bir çok açıdan örnek olduğuna dikkat çekilerek bu birlikteliğin kurulmasına emeği geçenlere teşekkür edildi. Türk Kuruluşları adına konuşan Keysborough Türk İslam Kültür Merkezi Başkanı Ekrem Özyürek, birlikte organize ettikleri Harmony iftarına katkısı

olan Türk İslam kuruluşlarına teşekkür etti. Özyürek, Harmony İftarının başlatılmasında çok büyük katkısı olan Melbourne Başkonsolosluğundan Gana’ya Büyükelçi olarak atanan Aydın Nurhan’a özellikle teşekkür etti. Ağustos ayında Melbourne Başkonsolosluğu görevi sona erecek olan Serdar Cengiz, Harmony İftarına elinden geldiği kadar destek verdiğini belirterek

‘‘böyle güzel bir çalışma içinde olmak meslek hayatımın güzel bir anısı olacak’’ dedi. Melbourne Başkonsolosluğu İdari ve Sosyal işler Ateşliği ve 13 Türk İslam Kuruluşunun bir araya gelerek organize ettikleri Harmony İftarının dünyada bir başka eşi olmadığı görüşünde birleşen katılımcılar bu birlik ve beraberliğin uzun yıllar artarak devam etmesi dileğinde bulundular.

HOŞGELDİN EY ŞEHR-İ RAMAZAN

Ramazan ayını fırsat bilmelidir

Ramazân, kelime anlamı itibariyle yanmak demektir. Çünkü bu ayda oruç tutan ve tövbe edenlerin günâhları yanar, yok olur. Buhârîde bildirilen bir hadîs-i şerîfte; (Bir kimse, Ramazân ayında oruç tutmayı farz bilir, vazîfe bilir ve orucun sevâbını, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günâhları affolur) buyurulmuştur. Ramazân ayında oruç tutmanın, Allahü teâlânın emri olduğuna inanmalı ve sevabını da Ondan beklemelidir. Günün uzun olmasından ve oruç tutmanın güç olmasından şikâyet etmemelidir. Günün uzun olmasını, oruç tutmayanlar arasında güçlükle oruç tutmasını fırsat ve ganîmet bilmelidir. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: BU AYDA İBÂDET EDEN... “Mübârek Ramazân ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nâfile namâz, zikir, sadaka ve bütün nâfile ibâdetlere verilen sevâb,

başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftâr verenin günâhları affolur, Cehennemden âzâd olur. O oruçlunun sevâbı kadar, ayrıca buna da sevâb verilir. O oruçlunun sevâbı hiç azalmaz. Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafîfleten, onların ibâdet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden âzâd olur. Ramezân-ı şerîf ayında, Resûlullah efendimiz, esîrleri âzâd eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibâdet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasîb olur. Bu aya saygısızlık edenin, günâh işleyenin bütün senesi, günâh işlemekle geçer. Bu ayı fırsat bilmelidir. Elden geldiği kadar ibâdet etmelidir. Allahü teâlânın râzı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, âhıreti kazanmak için fırsat bilmelidir. Kur’ân-ı kerîm,

Ramazân ayında indi. Kadir gecesi, bu aydadır. Ramazân-ı şerîfte, iftârı erken yapmak, sahûru geç yapmak sünnettir. Resûlullah efendimiz bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi. İftârda acele etmek ve sahûru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısı ile her şeye muhtâç olduğunu göstermektedir. İbâdet etmek de zâten bu demektir. Hurma ile iftâr etmek sünnettir. İftâr edince; Zehebez-zama’ vebtellet-il urûk ve sebet-el-ecr inşâallahü teâlâ’ duâsını okumak, terâvîh namazı kılmak ve hatim okumak mühim sünnettir. CENNET KAPILARI AÇILIR... Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslümân affolur, âzâd olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytânlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Ramazân-ı şerîf ayının Kur’ân-ı kerîm ile bağlılığı olduğu için, Başkonsolosluk rezidansında yapılan toplantıya Başkonsolos Serdar Cengiz, Muavin Konsolos Vahit Özdemir, İdari ve Sosyal İşler Ataşesi Hüseyin Koç, Çalışma Ataşesi Selahattin Tümer ve Melbourne’da görev yapan medya mensupları katıldı. Samimi bir havada geçen toplantıda Başkonsolos Serdar Cengiz, yaklaşık 6 ay görev yaptığı Melbourne izlenimlerini anlattı. Cengiz, daha önceki görev yaptığım yerlere kıyasla Melbourne’da yaşayan Türk toplumunu düzenli, başarılı

bu ay da, bütün hayırları ve bereketleri kendinde toplamıştır. Bütün bir yıl içinde herhangi bir yoldan herhangi bir kimseye gelen bütün hayırlar ve bereketler, bu çok kıymetli ayın bereketleri denizinden bir damla gibidir. Bir kimse bu ayda kendini toparlarsa, bütün yılı iyi olarak geçer. Bu ayı kötülükle geçirirse, bütün senesi kötü geçer. Ramazân-ı mübârek ayı bir kimseden râzı olursa, o kimseye müjdeler olsun. Bir kimseye gücenirse, bereketlerinden ve hayırlarından pay almazsa, o kimseye yazıklar olsun! Ramazân-ı şerîfte Kur’ân-ı kerîmi hatmeden kimsenin, bereketlerine kavuşması hayırlarından pay alması umulur. Bu ayın günlerinin bereketi başka olduğu gibi, gecelerinin hayırları da başkadır.” Ramazân-ı şerîf ayı, İslâm dîninin nâmûsudur. Bu aya hürmet etmeyen, İslâmiyetin nâmûs perdesini yırtmış olur. Namâzlarını vaktinde kılamayanların da, oruç tutması lâzımdır. Bunların orucu kabûl olur ve îmânları olduğu anlaşılır. HAYIR VE BEREKET AYI... Netice olarak, Ramazân ayında, hayırların ve bereketlerin hepsi toplanmıştır. Ramazân ayındaki nâfile ibâdetler, diğer zamânlardaki farzlar gibidir. Ramazândaki farzlar, diğer zamânlardaki yetmiş farz gibidir. Ramazân ayının her gecesinde birkaç bin Cehennemlik kişi, Cehennemden azâd olur. Ramazân-ı şerîfin günleri ve geceleri, ayrı ayrı fazîlet ve kıymete hâizdir. Ramazân-ı şerîfin orucunu hürmetle ve şartlarına uyarak tutmalıdır. Her kim Ramazân-ı şerifte orucunu, Allahü teâlâ emrettiği için ve güzelce tutarsa, harâmlardan sakınırsa, kazâ namâzlarını kılarsa, cenâb-ı Hak, her gün için, bin gün nâfile oruç tutmuş gibi sevâb ihsân eyler ve o kimse ile Cehennem arasına birçok perdeler konur... ve sorunsuz olarak tanımlayabilirim şeklinde konuştu. Ağustos’ta Melbourne’daki görevi sona erecek olan Başkonsolos Cengiz Fransa’nın Strasburg şehrine Başkonsolos olarak gidiyor. Avrupa’da bir yerde görev yapmayı kendisinin talebi olduğunu hatırlatan Cengiz, daha hareketli ve yoğun bir yer olacağı için Avrupa’da görev yapmaktan mutlu olacağını belirtti. Birlikte yenen yemeğin ardından Başkonsolos Serdar Cengiz medya mensupları ile tek tek vedalaştı. Melbourne

Y

05

İslam kardeşliği

azımı North Shore Hastanesinde yazıyorum. Oğlum Mahmud Esad’ın akciğeri iltihaplanmış, o nun özel durumu hastalığı çok ciddi hale getiriyor. Oğlumun kasları kırılıyor, akciğer ve kalp de tamamen kaslardan oluştuğundan, oğlumun akciğerleri çok zayıf, iltihaplanma onun için çok riskli bir rahatsızlık oluyor. Şimdi yoğun bakımda ve bizlerde refakatçi olarak yanındayız. Mübarek Ramazan ayındayız, iftar ve sahur vakitlerinde oğluma da dua etmenizi siz sevgili okuyucularımdan istirham ediyorum. Müminin mümin kardeşi için gıyaben (yanında yokken) yaptığı dualarında kıymetli ve makbul dualardan olduğunu Hadislerden biliyoruz. Tanıyalım yada tanımayalım şu Ramazan ayında ümmeti Muhammadden kardeşlerimize çokca dua edelim. Mağdur, mahzun, mazlum o kadar çok Müslüman kardeşimiz varki. Hiç olmazsa dualarımızla onlara destek olup, yanlarında olalım.Bir duamızı bari esirgemeyelim. Zaten takip etmiyoruz, bilmiyoruz, umursamıyoruz nerelerde Müslüman kardeşlerimiz hangi şartlarda yaşıyorlar. İSMAİL BAKKAL Onlar için neler yaismailbakkal@milliyet.com.au pabiliriz diye yüreğimizde bir sancı ve kaygı taşımıyoruz. Bu büyük bir eksiklik ve bundan dolayı mesulüz, sorumluyuz. Bizleri kutsal kitabımız Kuran kardeş ilan etmişken, Peygamberimiz Müslümanlar bir bina bibidirler diyerek birbirimize bağlamışken bu ilgisizlik ve güvensizlik bizi güzel dinimiz İslam’la ters düşürür. Bize müslüman kardeşimize sahip çıkmak, bir birimize güvenmek yakışır. Bizler birbirimize sahip çıkmaz ve ilgilenmezsek sağımızdan solumuzdan bize saldıran, canımızı acıtan çok olur, nıtekimde oluyor. İslam aleminin çok yerlerinde karışıklık, savaş düşman işgali (kılıfına uydurularak), iç kargaşa, siyasi veya zümre kavgaları, bir takım suni ihtilaflarla bir birine düşürülmüş gafil müslümanlar, işbirlikçilerinin tasallutları ve daha niceleri. Size halimizi tarihi bir olayla anlatayım.Osmanlı döneminde bir Vezir (bakan) mahalle arasında bir çeşme yaptırmış. Sevaptır, günahların affına vesiledir diye ama üzerine “Müslümanların içmesi yasaktır” yazdırmış. Bu durum müslümanlar arasında hoş karşılanmamış, şikayetler taa Padişaha kadar gitmiş. Vezir çağrılmış huzura ve bunun doğru olup olmadığı sorulmuş, evet doğrudur cevabından sonra sebebi sorulunca bunu ancak şöyle anlatabilirim demiş. Padişahım önce Yahudilerin havrasından ayin sırasında Haham (yahudi din adamı) ‘ı aldırıp getirtin demiş. Aynen yapılmış, bir saat sonra yahudi toplumunun önde gelenleri, liderleri müsade isteyerek huzura çıkmışlar. Padişaha olayı anlattıktan ve şikayet ettikten sonra, nasıl bir din adamımız böyle apar topar hemde havradan ve ayin sırasında tutuklanır, hiç yakışık olmadı bu işler böyle olmamalı dedikten sonra Hahamın hemen serbest bırakılmasını talep ediyoruz diye eklemişler.Vezir bir yanlış anlaşılma olmuş özür dileriz hahamınız serbesttir alıp götürebilirsiniz demiş. Vezir Padişaha şimdide bir Rahibi kiliseden ayin esnasında aldırın şevkelüm demiş.Aynıyla yapılmış ve bir süre sonra bir Hıristiyan cemaat topluluğu sarayın kapısında Padişahla görüşme talebiyle toplanmışlar. Huzura alındıklarında bizim rahibimiz ne yapmış ki böyle apar topar tutuklandı. Suçlu olsa bile müsaade edin ayin bitsin. Biz rahipsiz ne yaparız, verin bizim din adamımızı filan binbir türlü sitayişle rahibi alıp gitmişler. Vezir hürmetli Padişahım şimdide Cuma namazı esnasında imamı aldırın demiş.Ve alınmış. Cemaatin gıkı çıkmadığı gibi başlamışlar dedikoduya kim bilir ne halt karıştırmıştır, suçu olmasa tutuklanır mıydı, bizde adam sanıp arkasında namaz kılmışız, adam imamlığından utan bari vesair. Yapmadıkları dedi kodu, söylemedikleri laf kalmamış. İmam sarayda haftalarca misafir edilmiş cemaatten ne arayan var ne soran. Epey bir vakit geçtikten sonra Vezir Padişahın huzuruna çıkmış ve şimdi niye Müslümanların içmesi yasak dediğimi anladınız mı?.Bir birlerine sahip çıkmadıkları gibi arkasında namaz kıldıkları hocalarına bile sahip çıkmayan bu insanlara siz olsanız su verir miydiniz? Padişah bırak su vermeyi bunlara ekmek bile vermezdim demiş.

u y u d ğ Sa

Yeni web sitemizi gördünüz mü ? www.milliyet.com.au www.milliyet.com.au www.milliyet.com.au www.milliyet.com.au www.milliyet.com.au


06

Milliyet

TÜRKİYE

24 JULY 2012

Bosna Hersek Notları-1 U

çağım Saraybosna’ya inmek ve üzere ve karmaşık olan duygularım tam bir anafora dönüşüyor ve adeta içinde kayboluyorum. Bir yandan uçaktan Saraybosna’nın güzelliğine dalıyorum, öte yandan lise yıllarımda bir travma olarak yaşadığım Bosna Savaşı anılarım olanca gerçeklikleriyle karşıma dikiliyor. Avrupa’nın ortasında bir katliam yaşanıyordu ve Türkiye dahil, dünya buna sessiz kalıyordu. Sırplar ve Hırvatlar Avrupalı son müslüman olan Boşnakları sistematik katliam ve tecavüzle o topraklardan silmeye çalışıyor, Rusların Sırplara, Almanların Hırvatlara din ve etnik akrabalıklarıyla verdikleri destekten ötürü kimse sesini çıkaramıyordu. Türkiye, Demirel ile tarihini en utanılası dış politikalarından birini izliyor, buna Bosna’nın ‘iç meselesi’ olarak bakıyordu. Halbuki Boşnaklar, abartısız, dünyanın en medeni, en düzgün toplumlarından bir tanesi. Yumuşak huylu, sabırlı ve iyilik dolu bu halkın ortadan kaldırılmaya çalışılışını izliyorduk ve ben liseli bir genç olarak kahroluyordum. Elimden gelen tek şey o dönemde elime geçen ve Gazi Hüsrev Bey korosu isimli, çocukların Yunus Emre ilahilerini okudukları bir kaseti evdeki kaset-çalarda çoğaltıp satmak ve parasını Bosnalı savaşçılara yollamaktı. Kızılay’a güvenmediğim için parayı farklı bulduğum kanallarla yollamaya gayret ediyordum. Mahcuptum... TEVFİK ÇELEBİ İstanbul’dan 2 saat uzaklıkta bir yerde, yüz- tevfikcelebi@milliyet.com.au binlerce insan katledilip toplu mezarlara gömülüyor, on binlerce kadın, hatta çocuk insanlığın en alçakça saldırısına maruz kalıyor, benim tarihte bilmem kaç devlet kurmuş milletim (!) kılını kıpırdatmıyordu. Utanç içindeydim. Sonraki yıl, üniversiteye gitmek üzere Mardin’den ayrılmıştım, savaş devam ediyordu. Televizyonda Osmanlı köprüsü olan Mostar’ın Hırvat topçusu tarafından yıkılışını gördüm, Birleşmiş Milletlere canını emanet eden Srebrenitsa’da 2 günde 8700 erkeğin katledelişini izledim ve bu utançla nihayet “haymatlos” oldum. Haymatlos, “devletsiz” demekti. Devletinden utanan ve arasındaki bağı sadece vatandaşlık ve vergiye indirgeyen demekti. Sevmiyordum devletimi, o hamasetle anlatılan tarih bana anlamsız geliyordu. 400 yıl akraba kaldığımız, bir arada yaşadığımız, dilimizi konuşan, hepsi bir yana, tek umudu biz olan Boşnaklar katlediliyordu ve biz hiçbir şey yapmıyorduk. Nesiyle gurur duyacaktım bu devletin, nesiyle övünecektim ? Bosna Havayolları’na ait uçağın pervaneleriyle dağılan dikkatimle çıkabildim o yıllardan. Fakir Bosna’nın pırpırlı uçağında, Saraybosna Havaalanı’na inmek üzereydim. Merak ediyordum, sitem edecek miydi bana Bosna ? Yüzüme bakacak mıydı ? Tükürecek miydi ? Korumak için, savaşmak için gelmedin, turist olarak fotoğraf makinesiyle mi geldin diye sorsa ne cevap verecektim? Hiçbirini yapmadı Saraybosnam... Bilge Lider Aliya İzzetbegoviç gibi acısını vakarla, sessiz gözyaşlarıyla, sitemsiz yaşamış olgun şehir, olgun insanlar. En küçüğünüzün eline, ayağına kapansam yine bitmez hüznüm, mahcubiyetim. Saraybosna caddelerindeyim. Doğduğum, büyüdüğüm kent olan Mardin’in sokakları bu kadar güzel, bu kadar tanıdık, bu kadar sevimli midir ? Vallahi hayır, billahi hayır. Ne Mardin, ne İstanbul... Nerelisin diye sorsalar Saraybosnalıyım demek isterdim. Başçarşı, Fatih Camii... Saraybosna’nın sokaklarında dolaşıyorum. Başçarşı hala Osmanlı... Öyle andırıyor falan değil, baştan aşağı, tepeden tırnağa. Gazi Hüsrev Bey Camii ve Medresesi bir yandan, Fatih Camii öbür yandan kuşatmış çarşıyı. Yol boyunca kahvehaneler, börekçiler ve olabildiğince güzel, sıcacık insanlar. Ben buraya aidim diye geçiyor içimden. Seviniyorum. O arada gözüme Saraybosna’yı çevreleyen İgman Dağı takılıyor. Rehberimiz o dağların hala mayınlarla dolu olduğunu söylüyor. Savaş boyunca o dağlardan keskin nişancılarla şehirde yürüyen insanları rastgele öldüren Sırplar dağlara mayınlar döşüyor ve mayınların yerlerine gösteren haritaları yakıyorlar. O güzel, o yemyeşil İgman Dağı bir ölüm alanına dönüşüyor, zalim ellerde. Olsun, Saraybosna’da Fatih Sultan Mehmet adına inşa edilen camide okununca ezan, İgman Dağı’nda yankılanıyor. Mayınlar bir anda hükmünü yitiriyor ve Saraybosna yine o Fatih’in yadigarı güzel kent oluveriyor. (devam edecek, 2. Bülüm, Travnik, Elçi İbrahim Paşa ve Bilge Lider Aliya)

AUSTRALIA

6 yıl Başbakan’a suikastla yargılandı

Başbakan’a suikastla suçlanan subaylar üç gün önce sessiz sedasız beraat etti. Peki bu 6 yılda neler yaşandı, sanıkların hayatında neler değişti?

Ergenekon operasyonları başlamadan önce ‘devlet içinde derin yapılanma’nın ilk örneği olarak tanımlanan Atabeyler operasyonu 6 yıl önce medyayı günlerce meşgul etti. Ancak üç gün önce sonuçlanan dava, aynı derece ilgi görmedi. 6 yıl süren davada Başbakan’a suikastla suçlanan birçok kişinin hayatı değişti, bazı subay ve astsubaylar ordudan atıldı. Özel Kuvvetlerde görevli Pilot yüzbaşı Murat Eren bunlardan biri. Yüzbaşı Eren, Başbakana suikast iddiasıyla 31 Mayıs 2006’da tutuklandı. 3 ay 22 gün sonra ilk duruşmada tahliye edildi. Ancak TSK’dan da ihraç edildi. Havacılık şirketlerinin aradığı eleman olmasına rağmen,

hakkındaki iddialar nedeniyle iş bulamadı. Pazarcılık yaptı, su, çay, simit sattı. Bu süreçte eşinden ayrıldı, annesi kanser oldu. 6 yıl sonra suikast iddiasından beraat etti. Eren 6 yılda yaşadıklarını anlattı. “Özel hava yolu şirketlerinde iş bulamayacağım artık anlaşılmıştı. Ben, pilotluktan başka bir şey bilmiyordum. Bu da olmuyordu. Pazarcılık yapmaya karar verdim. Havlu, çarşaf, masa örtüleri alıp Pazar pazar dolaşıyordum. Yapamayacağımı anladım. Çünkü, arkadaşlarımdan görenler olur diye korkuyordum. Gerçekten de görenler oldu. Benim durumumu düşünüp bilerek görmemezlikten gelen de, benimle

görünmek istemeyenler de oldu. Havlu işini yürütemeyince Ankara kurban pazarında su, çay, simit sattım. Adım başbakana suikast yapacak pilot yüzbaşı olarak çıktığı için ne kadar gizlerseniz gizleyin duyuluyor. İnsanlar fişlenme korkusu yüzünden gelemeyince ben de açtığım kafeyi de kapattım. Ara ara öğretmen pilotluk yaptım. Ankara’da işler olmayınca İstanbul’a gittim. Bir güvenlik şirketinde üç yıl çalıştım. Kısa süre önce de kendi işimi kurdum. Bu kez işlerim yürümeye başladı. Cezaevinden çıktıktan sonra polisin yakın takibi altındaydım. Buna da alışmıştım. Ancak daha sonra takipler bitti.

Hükümet tarafından yaptığım işlerden dolayı bir engellemeyle karşılaşmadım. Ancak, adım çıktığı için herkes benden ürküyordu. Dostlarımı kaybetmiş, gerçek dostumun sayısı da azalmıştı. Şimdi de hayat mücadelesi veriyor, Cumartesi-Pazar demeden çalışıyorum. Yaşadıklarımızdan dolayı eşimle ilişkilerim bozuldu ve ayrılmak zorunda kaldık. Annem yaşadıklarımdan sonra bunalıma girdi ve sonuçta kanser olup 5 ameliyat geçirdi. Babam asker emeklisi olduğu için silahlı kuvvetlerden atılmamın üzüntüsünü yaşıyordu. Akrabalarımdan bile benimle görülmek istemeyenler vardı. Tamamen yalnız kalmıştım. Ben üniformama aşıktım. İşimi de severek yaptım. Aslında zor insanın tahammül edemeyeceği olaylar da yaşıyordum. Arkadaşlarınızın uzuvlarını dağda-taşta parça parça topluyorsunuz, yaralıları bir an önce olay yerinden alıp hastaneye yetiştirmek için çabalıyorsunuz, teröristleri etkisiz hale getirmek için gayret ediyorsunuz. Yaptığımdan pişman değilim. Bugün orada görev yapıyor olsam, daha etkili çalışma yapabilmek için yine çözüm arayışına girerdim. Ama bu kez biraz daha akıllı, paylaşımcı olarak hareket ederdim. Örneğin,

2 ay ceza verildi. Bunu da temyiz edeceğim. Tabii ki yeniden Silahlı Kuvvetlere dönebilmek için başvurularımı da yapacağım. Çünkü ben mesleğine, üniformasına aşık bir insanım. ÇETEYSE, ÇETEYİM ‘Atabeyler Grubu” bir çalışma grubunun adıdır. Benimle alakalı bir olay da değildir. Bir arkadaşımızın evi saat 24.00 sırasında aranırken, şilt bulunuyor. Görev sonrası verilen şiltler oluyor, işte onlardan birisi. Bunun üzerinde hatıra olarak bayrağı vardır. O kursa katılan herkese o şiltler verilmiştir. O şiltler oldu ‘Atabeyler Çetesi’ diye. Halbuki hiçbir alakası yok. İki çocuğum üzerine yemin ederek söylüyorum ki hiçbir alakası yok. Gözaltına alınmamla birlikte başlayan, sonra Türkiye’nin bir numaralı gündem maddesi haline gelmemin şaşkınlığı içindeyim. İnanın sanki bir rüyada gibiyim. Birileri önceden bir senaryo yazmış, Türk silahlı Kuvvetlerinin bir subayı olarak da figüran olarak bizi oynattılar. Subay olarak en ağrıma giden de bu oyunda bir figüran olarak kalmam. Vatan-millet uğruna bir şeyler düşünmek, PKK’ya karşı mücadele vermek eğer çeteyse, ben çeteyim. Böyle bir çeteliği kabul ediyorum. Astsubay Erkut da, Genelkurmay Başkanından iki kez ödül almış bir arkadaşımız.

Terör artık 'işkenceci' polise emanet

AİHM’deki iki işkence vakasında Türkiye’nin mahkûm olmasına neden olan Sedat Selim Ay, İstanbul’da terörle mücadeleden sorumlu yeni Emniyet Müdür Yardımcısı olarak atandı. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne yapılan yeni atamalar sonucunda Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne (TEM) getirilen isim tartışma konusu oldu. TEM’den sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, bir dönem İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcılığı ve Diyarbakır Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü yapan Sedat Selim Ay getirildi. Selim Ay’ın ismi iki ayrı işkence davasına karıştı. Taraf gazetesinin haberine göre, Selim Ay’ın ismi 1997’de gözaltına alınan 15 kişiye işkence yapılması olayında geçti. Bu olayda Asiye Zeybek Güzel, tecavüze uğradığını söyleyerek Selim Ay’ın da dahil olduğu bir grup polis hakkında suç duyurusunda bulundu. Ancak soruşturmada takipsizlik kararıyla dava açılmadı. Zeybek daha sonra AİHM’de dava açıp Türkiye’yi mahkûm ettirdi. Sedat Selim Ay, başka bir işkence davasında ise 14 ay hapis cezası aldı. Türkiye bu işkence davası nedeniyle de AİHM’de mahkûm oldu. GÖZALTINDA BİR TECAVÜZ Olay, 21 Şubat 1997’de İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde yaşandı. Bu tarihte 15 kişiyle birlikte gözaltına alınan ve emniyette tecavüze uğrayan gazeteci Asiye Zeybek Güzel, başından geçenleri, Gözaltında Bir Tecavüz Öyküsü isimli kitabında anlattı. Asiye Zeybek Güzel, işten eve döndüğü bir gün evinde kendisini karşılayan polislerce gözaltına alın-

dından Güzel’in avukatı Ercan Kanar dosyayı AİHM’e taşıdı. Taraf ’a konuşan Kanar, “Verilen takipsizliklerin ardından dosya AİHM’de görülmeye başlandı. Bu davada tecavüz sanıkları arasında Sedat Selim Ay da yer alıyordu. Dava sonucu Türkiye etkin yargılama yapmadığı gerekçesiyle mahkûm oldu” dedi. Taraf ’ın ulaştığı 71908/1 başvuru numaralı AİHM kararında ise işkenceci polisler arasında polis şefi Ay’ın da ismi geçiyor. MAHKÛM OLDU, CEZASI ERTELENDİ Ancak bu Selim Ay’ın adının işkenceye ilk karışması değildi. Güzel ve arkadaşlarının gözaltına alınıp işkence görmesinden 11 ay önce Ay hakkın-

dı. İşkenceyle öldürülen Süleyman Yeter’in de aralarında bulunduğu 14 kişi ile birlikte gözaltına alınan Güzel, 14 gün boyunca emniyette işkence gördü, tecavüze uğradı. Ancak, başından geçenleri tam sekiz ay boyunca hiç kimseye anlatamadı. İşkence altında birçok suçlamayı kabul eden Güzel, önce itirafçıların kaldığı Kırklareli Cezaevi’ne ve adli suçluların yanına gönderildi. Ailesine daha ya-

kın olan bir cezaevine nakledilme talebi kabul edilmeyen Güzel, bir süre açlık grevi yaptı ve sonunda talebi kabul edildi. Gebze Cezaevi’nde kalmaya başlayan Güzel, başından geçenleri ilk olarak sekiz ay sonra çıkarıldığı mahkemede anlattı. Suç duyurusunda bulunan Güzel’in davasında takipsizlik kararı verildi. Daha sonra karar bir üst mahkemeye gönderildi ancak değişmedi. Bunun ar-

Diyarbakır’da Kültür Merkezi’ne Kürt şair ‘Cegerxwîn’ adının verilmesi ile 19 parka verilen Kürtçe isimler İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi.

makamlığa gönderdi. Kaymakamlık ise bunun üzerine Diyarbakır İdare Mahkemesi'ne Belediye Meclisi'nin aldığı kararın iptali için dava açtı. Davada, mahkeme "Cegerxwîn" adının Türk Dil Kurumu sözlüğünde bu-

da bir işkence davası açılmıştı. Tarih 15 Mart 1996 idi. Polis müdürü Ay’ın da aralarında bulunduğu 5 polis, Atılım gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek’in de aralarında bulunduğu 8 kişiye işkence yaptıkları gerekçesiyle yargılanmaya başlandı. 2002’de sonuçlanan bu dava sonucunda Sedat Selim Ay’a zamanaşımının dolmasına bir gün kala 14 ay hapis ve 3 ay meslekten men cezası verildi. Ancak 14 aylık hapis cezası ertelendi. Mağdurların avukatları bu kez AİHM’e başvurdu. Ve Strasbourg’daki mahkeme “işkencenin saptanmasına karşın sorumluların cezalandırılmadığı” gerekçesiyle Türkiye’yi mahkum etti.

BAŞSAĞLIĞI

Kürtçe park isimleri iptal edildi Diyarbakır'ın merkez Kayapınar Belediyesi tarafından 4 yıl önce hizmete sokulan ve ünlü Kürt şair Cegexwîn'in adının verildiği Gençlik ve Kültür Merkezi'nde isim krizi yaşandı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da kente geldiği dönemlerde adından bahsettiği ve tiyatro, müzik, şan, bilgisayar, sinema, kütüphane, toplantı salonları ile gençlere yönelik kentteki en büyük hizmet alanı olan kültür merkezine Belediye Meclisi tarafından 2009 yılında Cegerxwîn adı verilerek onay için Kayapınar Kaymakamlığı'na gönderildi. Kaymakamlık ise 'Cegerxwîn' adının Türk Dil Kurumu sözlüğünde bulunmadığını ve yabancı dil kurallarına göre teşkil edildiğini belirterek adının kaldırılmasını istedi. Belediye Meclisi ise 'Cegerxwîn' adında direnerek tekrardan karar aldı ve yine Kay-

patlayıcıları daha etkili hale getirebilmek için neler yapabileceğimizi araştırıyorduk. Aşırı motivasyonla kendimize göre çözümler arıyorduk. Kim olduğumuzu, nasıl yaşadığımızı hiç bilmeden basında bana inanılmaz saldırılar oldu. Gözaltına alındığında tanıdığım astsubay arkadaşta krokiler bulunmuş. Bunlar, kurslardaki krokilerdir. Genelkurmay önünde bunları basına dağıtanlar hakkındaki şikayetimiz ise kovuşturmaya yer olmadığı biçiminde sonuçlandı. Beni suikastçılıkla suçlayanlar, olaylardan sonra Başbakanın Şemdinli’ye gidişinde, Başbakana eşlik eden pilotlardan birisi olduğumu bile bilmezler. Başıma gelen olaylar için şunu görüyorum: Bazı güçler gündem oluşturmak, şu anda askerlere dönük olayların ön hazırlıkları için böyle bir şey yaptılar. Bunları tezgahlayanlar da bir gün yaptıklarının hesabını verir. Aradan 6 yıl geçti. Suikast iddiasından suç unsuru oluşmadığından beraat ettik. Zaten böyle bir şey yoktu. İçi boş lav, el bombası, diğer patlayıcılar ve parçalar hakkında hem emniyetin, hem TSK’nın bunların tek başına bir işe yaramayacağına ilişkin raporları var. Bunları PKK’ya karşı kullanacak, yere değince patlayacak şekilde ayarlayacaktık. Bize patlayıcılardan dolayı 4 yıl

lunmadığını ve yabancı dil kurallarına göre teşkil edildiğini belirterek ismin verilmesini iptal etti. İPTAL EDİLEN PARK İSİMLERİ Diyarbakır 1'inci İdare Mahkemesi kararında ayrıca aynı şekilde Zembilroş Park, 33 Kurşun

Parkı, Derwêşê Ewdi Parkı, Nefel Parkı, Daraşin Parkı, Bêzar Parkı, Ciwan Parkı, Sosin Parkı, Jiyanan Azad Parkı, Aşîtî Parkı, Yek Gûlan Parkı, Beybun Parkı, Şilan Parkı, Roşna Parkı, Rojbîn Parkı, Rojda Parkı, Berfîn Parkı, Gülistan ve Roşan Parklarına verilen isimlerinde aynı gerekçelerle değiştirilmesini istedi. HUKUKSAL GEREKÇELER Mahkeme, 31 Temmuz 2006 tarih ve 26245 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren adres ve numaralamaya ilişkin yönetmeliğin ad veya numara verilmesinde uyulması gereken esaslar başlıklı 24'üncü maddesinde yer alan " ...Mahalle, sokak, cadde, bulvar, meydan ve benzeri yerlerin adları, Anayasanın temel ilkelerine, yürürlükteki mevzuata, genel ahlaka aykırı, ayrımcılığa ve bölücülüğe yol açabilecek nitelikte tespit edile-

mez. Yabancı dil kurallarına göre teşkil edilmiş kelime ve ifadeler ile çirkin, müstehcen ve gülünç adlar konulamaz. Yabancı ülke mensuplarının isimleri verilmeden önce Dışişleri Bakanlığı'nın uygun görüşü alınır" ifadelerine atıfta bulunarak yürütmeyi durdurdu. Mahkeme ayrıca, Türk Dil Kurumu Başkanlığı'nın 23 Mayıs 2011 tarih ve 2440 sayılı yazısını dikkate alarak 'Cegerxwin' adının Türkçe olmayan, Türk Dil Kurumu sözlüğünde bulunmayan ve yabancı dil kurallarına göre teşkil edilmiş bir kelime olduğunu belirterek, bu adın Gençlik ve Kültür Merkezi'ne verilemeyeceğine hükmetti. Kayapınar Belediyesi avukatları ise parklara verilen isimlerin değiştirilmemesi ve Danıştay'a başvurarak mahkemenin kararına itiraz etti.

Saygıdeğer üyemiz

SADIK ÇİMEN 17 Temmuz 2012 tarihinde HAKKA yürümüştür. Bir dönem yönetim kurulu görevinde bulunan; inancı ve kültürü için maddi ve manevi katkısını esirgemeyen Can dostumuzu kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Hakkın rahmeti üzerine olsun. Sevgili eşi Zeynep Çimen, çocukları; Sevim, Rıza ve Ali Çimen, gelinleri; Sharan ve Kylie, torunları; Onur, Ali, Emre, Erol, Rubi, Ela, Cengiz, Atilla ve Aslan Çimen’in acılarını paylaşır, başsağlığı dileriz.

Avustralya Alevi Kültür Merkezi Yönetim, Denetim Kurulu ve Üyeleri


Milliyet

magazin AUSTRALIA

24 JULY 2012

Issue: 37

Altın Portakal’ın Jüri Başkanı Hülya Avşar Antalya Büyükşehir Belediyesi - Antalya Kültür Sanat Vakfı işbirliği ile 6 - 12 Ekim 2012 tarihlerinde düzenlenecek 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin büyük jürisine ünlü oyuncu Hülya Avşar başkanlık edecek. 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin rekor Altın Portakal ödüllerini, sinemadan televizyona, müzikten tiyatroya başarılı çalışmalarıyla ve çok yönlü sanatçılığıyla büyük beğeni ve övgü toplayan Hülya Avşar’ın başkanlığındaki jüri belirleyecek. Jüri başkanı bu yıl da kadın Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı&Antalya Kültür Sanat Vakfı Şeref Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akaydın, 48. Festivalin jüri başkanlığını Müjde Ar’ın yaptığını hatırlatarak, 49. Festivalin jüri başkanlığına da çok değerli bir başka kadın sanatçının, Hülya Avşar’ın seçildiğini vurguladı. 49. Altın Portakal’ın programının “Mizah, Muhalefet ve Demokrasi” ana teması üzerine şekillendiğinin altını çizen Başkan Akaydın, ulusal uzun metraj film yarışmasının jürisinde yapımcı, yönetmen, senarist,

oyuncu, görüntü yönetmeni, müzik sanatçısı, sinema yazarı ve akademisyen olmak üzere sektör profesyonellerinin yanı sıra ana temayı destekleyecek sürpriz isimlerin de yer alacağını bildirdi. Başvurular 6 Ağustos’ta sona eriyor 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ulusal uzun metraj film yarışmasına başvurular 6 Ağustos’a kadar devam ederken, ön jüri değerlendirmesinin ardından belirlenecek filmler rekor ödüller için yarışacak. Altın Portakal’da bu yıl, En İyi Film 400 bin TL, En İyi İlk Film 55 bin TL, En İyi Yönetmen 55 bin TL, En İyi Senaryo 35 bin TL, En İyi Görüntü Yönetmeni 30 bin TL, En İyi Müzik 30 bin TL’nin sahibi olacak. Bir koltukta çok karpuz 1963 yılında Balıkesir – Edremit’te doğan Hülya Avşar,

sinema ve sanat dünyasının öne çıkan isimleri arasında yer alıyor. Hülya Avşar, Fikret Hakan ve Salih Güney ile başrolü paylaştığı “Haram” filmi (1983) ile sinemaya adım attı. 1989 yılında, Sinema Yazarları Derneği tarafından “en iyi kadın oyuncu” seçilen Hülya Avşar, başrolünü Yaman Okay ile paylaştığı “Benim Sinemalarım”daki (1990) rolüyle 9. Uluslararası Tahran Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’ne, “Berlin in Berlin” filmdeki rolüyle (1993) Uluslararası Moskova Film Festivali’nde “en iyi kadın oyuncu” ödülüne değer görüldü. Hülya Avşar, “Berlin in Berlin”le Kültür Bakanlığı Sinema Başarı Ödülü’nün sahibi olurken, “Berlin in Berlin” Sinema Yazarları Derneği tarafından “en iyi 5. film” seçildi. Avşar, Tomris Giritlioğlu’nun yönettiği 1999 yapımı “Salkım Hanım’ın Tane-

leri” filmindeki rolüyle büyük beğeni topladı. Günaydın Gazetesi’ndeki köşe yazarlığı (1990) sonrasında televizyona geçiş yapan Hülya Avşar, 1993 yılında “Sevginin Gücü”, 1995’de “Süper Yıldız”, 1998’de “Ah Bir Zengin Olsam”, 2000’de “Savunma” adlı dizilerde rol aldı. 2004 yılında “Zümrüt” ve “Kadın İsterse” dizilerinde oynayan Avşar, 2006 yapımı “Kadın Severse”nin yanı sıra, “Anadolu Kaplanı” dizisinde de konuk oyuncu olarak rol aldı. Müzik, sinema, televizyon çalışmalarının ardından Aralık 2000’de kendi adını taşıyan “Hülya” dergisini çıkarmaya başlayan ve ilk tiyatro deneyimini 2002 yılında Mazlum Kiper’in yönettiği “Bugün Benim Doğum Günüm” adlı tek kişilik oyununda yaşayan Avşar, Nisan 2003’te ilk kitabı “Mavi Yansıma”yı elektronik ortamda yayınladı.

Gözyaşlarının nedeni Eşine Sahur Hazırlıyor belli oldu Geçtiğimiz hafta uçakta hıçkırıklara boğulan Nur Fettahoğlu’nun gözyaşlarının nedeni belli oldu.

Ünlü oyuncu Datça’da tatil yaptığı sevgilisi Necati Şaşmaz’la kavga etti, tartışma ayrılık kararıyla sonuçlandı. “MUHTEŞEM Yüzyıl” dizisinin Mahidevran Sultan’ı Nur Fettahoğlu’nun geçtiğimiz hafta çarşamba günü Bodrum Dalaman Havalimanı’ndan İstanbul uçağına bindiği, yolculuk boyunca ağladığı, yolcuların Fettahoğlu’nu sakinleştirme çabalarının sonuç vermediği, güzel oyuncunun kimseyle konuşmadan dakikalarca gözyaşı döktüğü haberi medyada yer almıştı. Fettahoğlu’nun ağlama krizine girmesinin nedeninin, sevgilisi Necati Şaşmaz’la yaşadığı şiddetli kavga olduğu ortaya çıktı. DATÇA TATİLİ TATSIZ BİTTİ “Kurtlar Vadisi”nin Polat’ı Necati Şaşmaz’la aşk yaşayan Nur Fettahoğlu, kısa süre önce onunla birlikte Datça’ya gitti. Ancak sevgililerin baş başa çıktıkları tatil, geçtiğimiz hafta yaşadıkları şiddetli kavgayla tatsız şekilde noktalandı. Kavga esnasında sinirlerine hakim olamayan ikili, ayrılık kararı aldı. Tartışmanın ardından eşyalarını toplayıp soluğu havaalanında alan Fettahoğlu, İstanbul’a dönüş yolunda hıçkırıklara boğuldu. Necati Şaşmaz da karayolu ile İstanbul’a döndü.

İstanbul'un hatta dünyanın en eski mekanlarından biri olan Sultanahmet Meydanı, Ramazan ayında başka bir güzelliğe bürünüyor. Meydana iftar ve sahur yemeğini yemek için gelen vatandaşlar meydana ayrı bir hava katarken bölgeye sadece sıradan vatandaşlar değil ünlü isimler de akın ediyor. Bazı ünlüler alana bölgeden yapılan canlı yayınlara katılmak için gelirken bazıları da sadec iftar veya sahur yemeğini yemek için geliyor. Akşam ezanı yaklaşırken resmen karnaval yerine dönen bölgede va-

tandaşların arasında dün ünlü bir çift vardı. Demet Akalın ve eşi Okan Kurt dün oruçlarını Sultanahmet Meydanı'nda açtı. Akalın bu haberi Twitter'daki şahsi hesabından duyurdu. Demet Akalın önceki akşam Twitter'a, eşi Okan Kurt ile birlikte oruçlarınıSultanahmet'te açtıklarını yazdı. Çift, iftardan sonra soluğu Etiler'deki Cafe Cadde'de aldı. Burada arkadaşları ile buluşan ünlü çift, birer kahve içtikten sonra mekandan ayrıldı. Akalın, gazetecilerin sorularını "Daha evde eşime sahur

hazırlayacağım, teşekkürler" diyerek yanıtsız bıraktı. TARİHLE İÇ İÇE İFTAR KEYFİ Sultanahmet meydanı sadece Osmanlı İmparatorluğu için değil aynı zamanda Roma ve Bizans imparatorlukları için de çok önemli bir yere sahipti. İstanbul'un ilk kurulduğu alan olan Sultanahmet Meydanı, Roma döneminde at yarışları ve çeşitli etkinliklere sahne olurdu. Osmanlı da bu alanı benzer amaçlarla kullanmıştı. Bu sebeple bölgede iç içe geçmiş bir çok tarihi eser bulunmaktadır.


02

KADIN

AUSTRALIA

Güzellik Uykusu Gerçek mi?

Satılık Cennet İ

nsanoğlu zaman zaman yolunu ve inanacağı şeyi şaşırsada çoğunlukla Allah’ a inanır. Her yolumuzu şaşırdığımızda Allah’ ı anlatan kitaplar ve peygamberler gelerek bize doğru yol gösterilmeye çalışılmıştır. Aslında bilinçli ve akıllı düşünen bir kafa için bunları anlatmaya gerek yoktur, çünkü yaşadığımız ve gördüğümüz herşey büyük bir gücün varlığını kanıtlar zaten. İnsanların ona verdiği isimler ne olursa olsun, bu güçle, insanın arasına hiç bir şey giremez diye düşünürüm. İnsanoğlu, ne kadar aksini iddia eden olursa olsun, kendisini ne kadar dev aynasında görürse görsün, ne kadar paraya, pula, güce sahip olursa olsun, yapısı itibarı ile aslında zayıf, güçsüz bir varlıktır. Bu yüzden herzaman kendisinden daha güçlü, kudretli bir şeylere inanma, tapınma, ondan medet umma ve koruyuculuğuna sığınma ihtiyacı duymuş. Şimşek çakmış, korkmuş. Güneş tutulmuş, anlam verememiş ve MÜJGAN KİM gökyüzü tanrılarına inanmaya başlamış. mujgankim@milliyet.com.au Ateşi bulmuş, ısıtma, pişirme gücüne, aydınlığına hayran kalmış ona tapmış. Güçlü gördüğü, korktuğu, çözemediği şeyleri hep yüceltmiş, değer vermiş, uğruna herşeyi yapmaya çalışmış. Tabi insanların bu zayıflığından yararlanmak isteyen akıllılar da her dönemde ortaya çıkmış. Mesela, bir kaç aylık eski bir haber ama, ilk defa duyduğumuz ya da son defa duyacağımız bir haber değil..”Dini inançları kullanarak dolandırıcılık yaptığı öne sürülen zanlılara yönelik takip sonucu, liderlerinden birinin doktor olduğu örgüt elemanları yakalandı (doktorlar insanların hayatını kurtarmak için Hipokrat yemini ederler ama bunun ahireti de kapsadığını bilmiyordum!). Önceki hayatında Veysel Karani olduğunu söyleyerek (İslam’ da reankarnasyon da yoktur) içlerinde avukat, öğretmen ve hakimlerin de bulunduğu vatandaşları 5-6 milyon dolandırdı. Allah’ ın paraya ihtiyacı var diyerek cennettten yer satmaya çalışanları ya da kendisine inananları, müritlerini cinsel yönden istismar eden şeyhleri, imamları, çok sevaba gireceksiniz diyerek insanlardan toplanan paraları (deniz fenerinde olduğu gibi) kendi zevkleri için harcayanları görüp duydukça, din sömürücülüğünün ne kadar kötü bir şey olduğunu, kişileri ve devletleri ne hale getirdiğini bir kez daha görüyoruz. Din sömürücülüğü ya zengin olmak ya da şahsi prestij ve nüfuz temin etmek için yapılır. Dini hizmetlerini alet ederek halkı soyan, toplanan paraların bir kısmını zimmetlerine geçirerek zengin olanların gerçek Müslüman olduğunu düşünmek gerçek Müslümanlara yapılan büyük bir haksızlıktır. Basit bir dilencilikten bile elde edilen paralar insanların saf dini inançlarını, vicdanlarını kullanarak yapılan haksız kazançtır. Üstelik dualarla, Allah rızaları ile başlar, vermediğin takdirde bela okumalarla biter. İslami hizmet paraları ile hiç kimse lüks otomobillere binemez, lüks ve büyük evler edinip, saltanat içinde yaşayamaz. Kur’an ve hadislerimiz zekatla cami yapımına bile izin vermiyor. Dini hizmetler ve faaliyetler için Müslümanlardan toplanan paralarla hiç bir cemaat, tarikat, politikacı ve liderin şahsi reklamı yapılamaz. Bu durum sadece İslam dini için değil tüm dinler için geçerlidir. Zaten cemaatçılık, tarikatçılık, particilik, fırkacılık yandaşlığı yapmak, bunların militanlığı ve asabiyeti bir tür ırkçılıktır. Karşısındakini ayırmak, farklı görmek ya da onu düşman görmektir ki bu durum gerçek İslam’ la bağdaşmaz ve uyuşmaz. Dini kullanan ve bundan avantaj elde eden kişiler toplumları yozlaşlaştırır, felaketlere sürüklerler. Yani gökyüzünde ki cenneti vaat edenler yeryüzünü cehenneme çevirirler. Bu tür insanlar için satılık cehennem de varmıdır dersiniz? “İnsanın en alçağı din kisvesi altında dünya menfaati sağlayandır.”(Abdullah İbni Mübarek 10.yy fıkıh bilgini.) Hayırlı Ramazanlar

magazin Milliyet

Uzmanlar, cildin güzel ve sağlıklı kalması için, düzenli ve derin uykunun sihrinden faydalanmayı öneriyor. BiyologKozmetolog Pervin Bulgak, mükemmel bir makine olan vücudumuzun genç, güzel ve sağlıklı kalması için, düzenli ve derin uykunun sihrinden faydalanmayı öneriyor. Uykusuz kalmış kişilerin gözlerinin altında mor halkalar, yüzünde çizgiler oluşur, cilt rengini kaybeder ve kurur. Odanızı havalandırın Cilt her gün ölü deri hücrelerinin bir kısmını atar. Uyku esnasında yükselen büyüme hormonu salımı ve stres hormonunun azalması cildin ölü tabakasından kurtulup pürüzsüzleşmesini sağlar. Gece 22.00 ile 03.00 arası bu işlev

KOÇ BURCU (21 Mart - 19 Nisan) Bu haftadan başlayarak hayata bakış açınız daha net, cesur ve risk almaya eğilimli olabilir. Doğal yeteneklerinizi çok daha iyi kullanabileceksiniz. Kendinizi ortaya koyduğunuz sürece başarılı olabileceğinizi görebilirsiniz. İçinizden geldiği gibi davranabilirsiniz. Aşk çok daha heyecan verici olabilir. Üzerinde çalıştığınız projeleri daha iyi hale getirmek için uğraş verebilirsiniz.

BOĞA BURCU (20 Nisan - 20 Mayıs)

için en ideal ortamdır. Çünkü şimdi ne güneş, ne rüzgâr, ne de hareket ve stres karmaşık hücre bölünmesini engelleyemez. Yattığınız odanın havalandırılması çok önemlidir çünkü hücreler bölünürken oksijene ihtiyaç duyarlar. Gece yatarken vücudu nemlendirin Uykuda iken vücut ısısı 2 derece kadar artmaktadır. Gece yağ bezleri kendini yeniler, bu yüzden sabahları cilt kuru olur. Bu yüzden gece yatarken besleyici ve nemlendirici bir krem kullanmak çok önemlidir. Cilt hücreleri yenilenmeleri sırasında glikoz, vitamin ve oksijen gibi ihtiyaç duydukları maddelerle beslemektir ve bu yüzden besinler, vitaminler daha çabuk emilmektedir.

Büyüme hormonu (growth hormon) uykuya dalar dalmaz yükselmeye başlar. Bu sebeple, ister gece yarısından önce ister sonra olsun, uykunun ilk 3.5 saatinin gerçek güzellik uykusu olduğu gerçeğine ulaşılmış. Nasıl uyumalı? Uykudayken cildimiz daha fazla sıvı depolar ve ciltte toplanması hareketsiz olunduğu için kolaylaşır. Bu sayede de cilt gerilir ve kırışıklıklar açılmaya başlar. Uyurken yüzüstü yatmamak, yüksek yastık kullanmamak ve bol oksijenli bir oda önemlidir. Yatak odanızın ısısının çok yüksek olmamasını tavsiye etmemin sebebi ise kurumaya sebep olarak cildin nemlenmesini engellemesidir. Hastalıklara karşı duyarsızlık Bir gerçek var ki yeterince de-

rin ve uzun uyku uyuyamayan kişiler, hastalıklara karşı daha dayanıksız oluyor. Stres ve gerilim varken sağlıklı uyku söz konusu olamaz. Bu durumlarda vücut gece de stres hormonu üretmeye devam eder. Cilt kurur, pul pul dökülür, çatlar. Hücre bölünmesi düzenli gerçekleşemediği için cilt giderek incelir. Kuru cilt daha da kururken, pürüzlü cilt siyah nokta ve sivilcelerle dolar. Kaliteli uyku bu yüzden çok önemlidir. Kediler gibi uyanın! Sabahları gözünüzü açar açmaz sakın yataktan fırlamak gibi bir hata yapmayın. En doğrusu, kediler gibi uyanmak. Yerinizden kalkmadan önce gerinin, dönün, esneyin, gevşeyin. Bu, tıpkı 100 metrelik bir koşuya hazırlanmak gibidir. Çünkü kaslarınız yeni güne ağır ağır hazırlanır, dolaşım sisteminiz harekete geçer. Kortizol hormonu sabahın ilk saatlerinde iç pilimizi şarj etmeye başlar ve sabahın 6 sı ile 8 i arası kandaki kortizol oranı en yüksek düzeye çıkar. İşte bu noktada cildin yenilenme işlemi sona ermiş, günlük koruma programı devreye girmiştir. Kortizol salgılamasının hızlandırılması için sabahları duşun altında hiç olmazsa 3 saniye boyunca buz gibi suyu vücudunuza püskürtün. Buz gibi suyla irkilin, canlanın, güne zinde ve güzel başlayın. Ayrıca, yatağınız sert değil, ancak sağlam ve esnek olsun. Yatağınızın asgari ölçüleri boyundan ve eninden 30 santim fazla olmalıdır.

Cildinizin Düşmanları Cilt Bakımı kadar beslenmede genç ve güzel bir cilde sahip olmamızda oldukça önemlidir. Bazı besinler cilt ve vücudumuz için zararlıdır. Güzel ve Sağlıklı bir cilt için aşağıdaki besinlere dikkat. Şeker: Şeker hücrelerin gereksinim duyduğu besinleri çalan bir maddedir. Basit şekerler ciltte renk dengesizliklerine sebep olur ve yüzdeki kızarıkların, kahverengi lekelerin başlıca sebebi de şekerdir. Kalsiyum ve diğer minerallerin basit şekerler yüzünden tükenmesi vücudunuzda doku kaybına, bunun sonucu olarak da sarkık, gevşek bir cilde sahip olmanıza sebep olur. Yağlar: Bilim adamlarına göre yaşlanmanın en büyük sebebi insan vücudundaki yağların oksidasyonudur. Kötü yağlardan uzak durmak cilt sağlığı için gereklidir. ( kırmızı et, mayonez, çikolata, çörekler, patates cipsi, fıstık ezmesi, margarin, fast-food ürünler.) Ancak beslenme programımızdan yağları tamamen çıkartmak da cildimiz için yapılacak en büyük kötülüklerden biridir. Cildin iyi yağlara ihtiyacı vardır ( zeytinyağı, soya yağı, fındık, balık.) Sigara: Sigara cildin oksijenlenmesini %30 azaltır ve cildi olması gerekenden %40 daha inceltir.

Tüm bunlar cildin gevşemesi, sarkması ve kırışmasına neden olur.

YENGEÇ BURCU (22 Haziran - 22 Temmuz) Son bir aydır yeni adımlar attınız ve kişisel konulara önem verdiniz. Şimdi Güneş Aslan burcuna ilerleyerek sizin para ve kazançlar evinizi aydınlatmaya başlıyor. Bu dönemde gelirlerinizi ve iş durumunuzu çok daha fazla önemseyebilirsiniz. Yeni kazançlar olabileceği gibi harcamalarınız da yükselebilir. Daha dikkat çekici şeyler için alışveriş yapabilirsiniz.

ASLAN BURCU (23 Temmuz - 22 Ağustos)

Bu hafta Güneş’in Aslan burcuna girmesi dayanıklılık açısından test edilmeye başlanacağınızı gösteriyor. Elinizdeki kaynakları nasıl kullanıyorsunuz, daha somut konular üzerinde neler yapabilirsiniz sorularının peşine düşebilirsiniz. Aynı anda birden fazla iş ve tamamlanması gereken durum sizi strese sokabilir ancak çok iş başarabilirsiniz.

Nihayet Güneş’in burcunuza ilerlemesi ile birlikte sizin günleriniz başlıyor. Önümüzdeki bir ay boyunca kişisel alanda pek çok adım atabilirsiniz. Olayları yönlendirme gücüne sahipsiniz. Bu dönemde daha çok dikkat çekecek ve başarılarınızla öne çıkabileceksiniz. Gücünüzü ortaya koyabilirsiniz. Kişiliğinizi iyi kullanmaya bakmalısınız. Ancak ilişkilerinizde daha toleranslı olmanız gerekebilir.

İKİZLER BURCU (21 Mayıs - 21 Haziran)

BAŞAK BURCU (23 Ağustos - 22 Eylül)

Hala burcunuzda ilerleyen Venüs size ilişkiler, arkadaşlıklar ve sosyal alanda daha hareketli, canlandırıcı fırsatlar getirmekte. Aşkta ve arkadaşlıklarınızda daha girişken olabilirsiniz. Güneş burcunuzla uyumlu hale gelirken bir süredir üzerinde çalıştığınız konuları daha iyi anlatmakta ve başkalarına aktarma imkanı olabilirsiniz. Kardeşlerinizle ilgili konular da dikkat çekebilir.

Bu yeni dönemde önceliklerinizi değiştirmeniz yararlı olacak. Uzun zamandır üzerinde düşündüğünüz konular için beklemelisiniz. Sizi daha içe dönük kılan ya da hassaslaştıran temalar var. Özellikle iş hayatında gururun söz konusu olduğu durumlar dikkat çekici olabilir. Benzer şekilde tam olarak net göremediğiniz durumlara dikkat etmelisiniz. Elinizde olmayan nedenler yüzünden zarar görebilirsiniz.

Alkol: Alkol vücudu susuz bırakır ve B vitaminlerini çalar. B vitamini saç ve tırnakları güçlendiren,

cildin ışıltılı ve temiz olmasını sağlayan bir vitamindir. Kafein: Kafein cildi susuz bırakarak ve stres hormonlarının salgılanmasını arttırarak cildin kurumasına ve erken yaşlanmasına neden olur. Güneş: Güneşin UV ışınları cildin üst tabakasına nüfus ettiğinde yaşlanmadan sorumlu olan serbest radikal üretimi artar, yeni hücre üretimi ve vücuttaki C vitamini stoku azalır. Bunun sonucu olarak ciltte lekeler, kırışıklıklar, pürüzlenmeler, kalınlaşmalar ve kılcal damar hassaslaşması görülür. Uyku Pozisyonu: Yüzükoyun uyuma ciltte sarkma, kırışıklık ve torbalanmalara neden olur. Yo-yo Diyetler: Hızlı kilo verdiren diyetler cildin en büyük düşmanlarından biridir. Kilo alındığında cilt gerilir; kilo verildiğinde ise eski haline dönemez, sarkar. Stres: Aşırı stres durumunda kortizol denilen hormon yüksek düzeyde salgılanır: Kortizol erken yaşlanma hormonu olarak bilinmektedir.

TERAZİ BURCU (23 Eylül - 22 Ekim) Geçtiğimiz bir ay boyunca pek çok konuda, özellikle iş ve evlilik, anlaşmalar alanında daha fazla çaba sarfetmiş olabilirsiniz. Şimdi bu dönemde geleceğe daha pozitif bakabileceğiniz olanaklar doğmakta. Gelecek beklentileriniz, ümitleriniz yükselmekte. Ayrıca pek çok çabanızın karşılığını da görebilirsiniz. İşten gelebilecek kazançlar var. Aşkta daha maceracı günler söz konusu.

AKREP BURCU (23 Ekim - 21 Kasım) Güneş’in Aslan burcunda parladığı bugünlerde siz de hedefleriniz yönünde daha güçlü adımlar atabilirsiniz. Sorumluluklar, işe ait gelişmeler fazlasıyla vurgulanmakta. Eğer yeteri kadar hazırsanız, bu dönemde iş hayatınızda daha büyük adımlar atabilirsiniz. Gururunuzu, başarınızı ilgilendiren durumları çok daha fazla önemsiyor olabilirsiniz.

YAY BURCU (22 Kasım - 21 Aralık) Bu haftadan başlayarak Aslan burcuna ilerleyen Güneş size daha güçlü motivasyonlar, istekler getiriyor. Hayata bakış açınızı genişletebileceğiniz fırsatları değerlendirmelisiniz. Bir süredir sizi duygusal açıdan kemiren koşullardan kurtuluyorsunuz. Yabancılar, yeni kişiler ya da yapacağınız yolculuklar yeni ilham kaynağınız olabilir. Hayata daha açık ve yaratıcı olabilirsiniz.

Doğal Saç Bakımı Nasıl Yapılır?

Kuruyan, sertleşen, kepeklenme olan, uçları kırık, mat, parlamayan ve sağlıksız görünen saçlar için doğal bakım ip uçları! Bu doğal saç bakım yöntemleri sayesinde saçlarınız istediğiniz forma ulaşabilir. Daha parlak, yumuşak, sağlıklı uzayan ve göz alıcı saçlar için öncelikle sağlıklı beslenmelisiniz. Saçı içten ve dıştan beslemek çok önemlidir. Sağlıklı saçlar için elma sirkesi kullanın! Saçlarım çok mat. Canlı görünmeleri için ne yapmalıyım? Saçlarınızı şampuanla yıkayın. Ardından durulama suyuna bir kahve fincanı elma sirkesi koyun. Elma sirkesi saçların parlak görünmesini sağlar. Ayrıca kepek oluşumunu da engeller.

Saçlarınızı Ilık Suyla Yıkayın! Parlak ve sağlıklı saçlar için suyun ısısı son derece önemlidir. Saçınızı yıkadığınız su ne çok soğuk ne de çok sıcak olmalı. Ilık su ile yıkadığınız saçlarınız hem daha yumuşak, hem daha parlak hem de daha sağlıklı olur. Kuruyan Saçlara Yumurta Sarısı ve Zeytinyağı! Saçlarınızda kuruma, kırılma, sertleşme ve cansız bir görünüm varsa haftada bir defa doğal saç bakımı maskeleri uygulayabilirsiniz. Böylece saçlarınızı dışardan da beslemiş olursunuz. Doğal saç maskesi saçı parlatır, besler, saça güç kazandırır ve sert olan saç tellerinin daha yumuşak olmasını sağlar.

Yoğurt Zayıflatıyor

Yoğurt yemek zayıflatıyor. Her öğünde birkaç kaşık yoğurt yemek gerekiyor. Yediğimiz yoğurdun light olması gerekiyor. Yağsız, light, tamamen doğal ve sağlıklı yoğurt göbek erimesine fayda sağlıyor. Diyetine yoğurt ekleyen kişiler daha fazla yağ yakıyor, daha hızlı kilo veriyor ve yoğurt yiyen kişiler uzun süre tok kaldığı için daha geç acıkıyor. Sadece yoğurt tüketmek değil aslında, bütün süt ürünleri kilo vermeye fayda sağlamaktadır. Yağsız süt, peynir ve yoğurt, yumurta, yağsız kırmızı et, yağsız tavuk göğsü her diyette mutlaka yenmeli. Yüksek protein değeri olan bu besinler vücudun daha çok yağ yakmasına zemin hazırlıyor. Daha çokyağ yakılması demek de daha fazla kilo vermektir.

Gözaltı Morlukları İçin Öneriler - İnce dilimlenmiş patates dilimini koyarak 10 dakika bekleyebilirsiniz. - Badem yağı ile birer damla parmak uçlarınıza damlatarak gece yüz yıkama işleminden sonra hafifçe masaj şeklinde yedirebilirsiniz. - Yarım salatalığı rende ile doğrayarak göz çevrenize eşit halde koyarak 10 dakika süre ile bekleyiniz. - Makyaj ile yatağa kesinlikle girmeyiniz. Uyumadan önce makyajınızı temizleyiniz.

Bayan Hairdresser Saç kesim + dipboya + fon = $50 Kaş + bıyık =$15 sadece bayanlar 7 Augusta Ave. Campbellfield Vic 9359 2119 0400 234 034

OĞLAK BURCU (22 Aralık - 19 Ocak) Kişisel alanda daha fazla çaba sarfetmeniz ve kişiliğinizi yıkıcı olmadan ortaya koymanız gereken günlerdesiniz. Aslan burcundaki Güneş sizin kontrolünüz dışınızdaki koşulların öne çıktığını anlatıyor. Bu koşullar bazı krizleri ve değişiklikleri de gündeminize getirmekte. Gururunuz söz konusu olduğunda daha akılcı hareket etmelisiniz. Olaylar karşısında ortak çözümler bulmaya gayret etmelisiniz.

KOVA BURCU (20 Ocak - 18 Şubat) Bu haftadan başlayarak karşıt burcunuz Aslan’a ilerleyen Güneş son altı aydır süregelen koşulların değişmekte olduğunu anlatmakta. Yeniden düşünmek, şimdiye kadar yaptıklarınızı gözden geçirmek durumundasınız. Başarılı sonuçlar alabileceğiniz gibi, sürüncemede kalan durumlar da olabilir. Böyle zamanlarda başkalarından alacağınız tepkileri de göz önüne almalısınız.

BALIK BURCU (19 Şubat - 20 Mart) Bu haftadan başlayarak Aslan burcuna ilerleyen Güneş daha fazla sorumluluk ve işe ait değişiklikler getirmekte. Yaratıcı çalışmalar için gücünüzü, çabalarınızı ortaya koymalısınız. İş hayatına ait sorunlar yaşıyorsanız, kendinizi göstermek için daha çok fırsatınız olacak. Ancak bu dönemde her durumda sıkı çalışmak ve işten kaçmamak gerekiyor. Bu dönemde olaylar üzerinde kontrolünüz oldukça zayıf.


MAGAZİN

magazin Milliyet AUSTRALIA

Kadınlara Teslim Olmayı Seviyorum

'Yalan Dünya' dizisinde canlandırdığı 'Çağatay' karakteriyle beğeni toplayan Hakan Meriçliler, dizide kadın hakimiyeti olmasından çok mutlu olduğunu .... Yıllardır tiyatroda, televizyonda ve sinema filmlerinde farklı rollerde yer alan Hakan Meriçliler, 'Yalan Dünya' dizisinde canlandırdığı 'Çağatay' karakteriyle bir anda fenomen oldu. 1968 doğumlu oyuncu, reklamlarda rol almasını, tiyatro ve dizi oyunculuğunu Marketing Türkiye dergisine anlattı. Uzun yıllar tiyatro yaptığınızı biliyoruz. Ne oldu da ekranı tercih ettiniz? Anadolu'nun çeşitli illerinde idealist bir tiyatrocu olarak çalıştım. 2000'li yıllarda ise İstanbul'a geldim. Üç yıl İstanbul'da oynadım. Tek tek tiyatrolar kaybolmaya başlayınca da televizyona başlamam gerektiğini anladım. Sizce ekran ve sahne arasında nasıl bir fark var? Çok farklı... Özellikle kurumsal tiyatroculuktan gelen oyuncular için ekran karşısına geçmek çok zor. 'Yalan Dünya'dan önce pek çok dizide oynadınız. Ancak yükselişiniz bu diziyle oldu. Süreci biraz anlatır mısınız? 'Yalan Dünya'dan önce 'Adanalı' ve 'Küçük Kadınlar' gibi birkaç dizide oynadım ancak çok uzun ömürlü olmadı bu projeler. Ardından da 'Yalan Dünya' devreye girdi. Geçtiğimiz yıl bir kafede otururken Gülse Birsel ile karşılaştım ve içimden "Ne güzel bir ışığı var, keşke birlikte çalışsak" diye geçirdim. Bir proje üzerinde çalıştığından haberiniz var mıydı? O sırada bir proje yaptığından falan haberim yok. Sonra gayri ihtiyari menajerimi aradım ve yakın zamanda Gülse'nin bir projesi olup olmadığını öğrenmesini istedim. Oyuncular pek aramazlar sanırım yapımcıları, yönetmenleri ya da senaristleri? Normalde böyle bir şey yapılmaz ama beni sürükleyen bir şey oldu. Menajerim bir saat sonra geri döndü ve "Evet, 'Yalan Dünya' adlı bir dizinin hazırlıklarını yapıyorlar; 'Çağatay' adlı karakteri oynayacak bir oyuncuya ihtiyaçları var" dedi. Sonrasında ise 'Çağatay Koçtuğ' ile tanıştım. Yalan Dünya'da kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Hiçbir zaman bu hayatta profesyonel olamıyorum. Hislerimle hareket eden biriyim. Sevmediğim biriyle asla yapamam. Para kazanacağım diye devam edemem. Başıma geçmişte çok geldi. Ama Gülse çok şahane, Jale çok iyi bir yönetmen. Sette bir kadın hakimiyeti var sanırım... Bu ortamda kadın hakimiyeti var ve ben de buna bayılıyorum. En çok sevdiğim şey kendimi kadınlara teslim etmek. Ben işe gitmiyorum, eğlenmeye, mutlu olmaya gidiyorum. O zaman da yarattığım karakter yaşıyor; canlanıyor, güçleniyor. Son yıllarda Türk dizi sektörü nasıl bir noktaya geldi? Bence 30 yıl önce neyse şimdi de o. Hiç kımıldamıyoruz. Sadece teknik çok gelişti ve çok eleman yetişti. Canlandırdığınız 'Çağatay Koçtuğ' karakteri nasıl biri? Adam 'manyak' bir varlık. Kendinden habersiz ve o kadar zavallı ki... O karaktere kendisini bir izletseniz vurur kendini. Egosu çok yüksek. 'Çağatay'ın kedisiyle aranız nasıl? Kedileri çok severim ama onunla aramız pek iyi değil. Benim kafamda 'Çağatay'a bir kurt köpeği yakışır.

Batman hayranlarını kızdırdılar

Merakla beklenen ‘The Dark Knight Rises’ hakkında yapılan olumsuz eleştiriler filmin hayranlarını şimdiden kızdırdı. Christopher Nolan’ın Batman üçlemesinin son filmi ‘The Dark Knight Rises’ birçok eleştirmen tarafından başyapıt olarak değerlendirildi. Ancak, The Associated Press’ten Christy Lemire’ın dahil olduğu bir grup eleştirmen filmi olumsuz yönde eleştirdi. Filmin hayranları ise bu olumsuz eleştirilere RottenTomatoes.com adlı siteden tepki gösterdiler. Nolan ise hayranlarının tepkisiyle ilgili ‘’Sanırım düşündüğümden fazla seviyorlar’’ dedi. Nolan, “Batman 70 senedir insanların hayatlarında ve böyle olmasının bir sebebi var. İnsanların çok ilgisini çekiyor ve hayran-

lar karakter adına cevap veriyorlar” açıklamasını yaptı. Nolan ve Lucius Fox karakterini canlandıran Morgan Freeman’ın filmin kötü adam B a n e ’ i Cumhuriyetçi aday Mitt Romney’e benzeten Rush Limbaugh’ya cevabı ise sert oldu. Nolan, ‘’Böyle saçma bir şeye nasıl cevap vereceğimi bilmiyorum. Gerçekten verebilecek cevabım yok, duyduğum en tuhaf şey’’ açıklamasını yaparken, Freeman da “Hayatımda duyduğum en komik şey. Chris, politikayla alakası olmayan hayali bir senaryo yazdı. Bunu filmi izleyen herkes anlayabilir” dedi.

03

‘Bu sevgiyi hak edecek ne yaptım bilmiyorum’

Şaşırtan oruç muhabbeti Hande Ataizi ile Seyfi Dursunoğlu arasında ilginç ‘oruç tutma’ muhabbeti yaşandı.

Açıkhava’da sevenleriye buluşan Sezen Aksu, gecenin finalinde seyircilerine “Gerçekten bu sevgiyi hak edecek ne yaptım bilmiyorum, bunun için çok teşekkür ederim’’ dedi.

Dursunoğlu “Sen daha gençsin oruç tutmazsın” diyerek laf atınca Ataizi, “Aaa! Olur mu! Benim tipim göstermiyor, ben tutarım orucumu... Hatta ben duaları filan da biliyorum. Herkes şaşırıyor. Böyle Ayetel Kürsi filan... Hepsini bilirim” dedi. Bunun üzerine Dursunoğlu ise kullandığı ilaçlar nedeniyle oruç tutamadığını ancak fitre ve zekatını eksik etmediğini anlattı.

ERMENİLER BİLMEDEN TÜRK DİZİSİ İZLİYOR

14 Temmuz’da başlayan ve 17 ve 18 Temmuz’da devam eden Sezen Aksu Akustik Band konserleri dün akşam final yaptı. Sezen Aksu, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda BKM organizasyonuyla 3. kez sahnedeydi. Tarihi tiyatroyu basamaklarına kadar dolduran Sezen Aksu hayranları, erken saatlerde salonun kapısında hazırdı. Fahir Atakoğlu yönetimindeki orkestra eşliğinde sahneye çıkan Sezen Aksu, konserine "Gülümse" ve "El Gibi" ile başlayıp, "Bırak Beni", "Hadi Bakalım", "Değer Mi Hiç" ve "Gidiyorum" ile devam etti. Sezen Aksu, seyirciyle bol bol sohbet etti ve yaptığı esprilerle herkesi kahkahaya boğdu. “Ben Annemi İsterim'' türküsünde Sezen Aksu'nun sahne arkasındaki ekibi başta Yaşar Gaga, Suzan Kardeş olmak üzere

kılık değiştirerek sahnedeydi. Eğlenceli kostümleri, saç ve makyajları ile ekip Sezen Aksu ile birlikte horon oynadı. Sezen Aksu, seyircisinin geçmiş yıllardaki konserlerinden alışık olduğu vokalisti Cihan Okan'la yaptıkları Hint dansını da yeniden sahneye taşıdı. Hem sahne üzerindekiler hem de seyirciler bu dansı kahkahalar eşliğinde izledi. 'BU SEVGİYİ HAK EDECEK NE YAPTIM BİLMİYORUM' “Vay" şarkısını Meral Okay’ın ruhuna ithaf eden Sezen Aksu, “Sevdam" parçasında Fahir Atakoğlu ile dans etti. Sahnede iki kostüm değiştiren sanatçı, gecenin finalinde seyircilerine "Gerçekten bu sevgiyi hak edecek ne yaptım bilmiyorum, bunun için çok teşekkür ederim" dedikten sonra sahneden indi.

Aksu, seyircilerin yoğun alkışları üzerine bir kez daha sahneye çıkarak "Kaybolan Yıllar", “Hata" , “Sen Ağlama", “Geri Dön", “Beni Unutma", “Haydi Gel Benimle Ol" şarkılarından bir kolaj okudu ve en son bütün ekibini sahneye çağırıp “Arkadaş" şarkısı ile veda etti. Aksu’yu 3.gecesinde de izlemeye gelenler arasında Hakan Yıldırım, Mehmet Ali Erbil, Stelyo Pipis, İrem Sak, Okan Çabalar, Ahmet San da vardı. Sezen Aksu gecenin başında dinleyicisine "Siz bana hep iyi geldiniz. Diliyorum ki, bu gece de size iyi gelsin. Zor zamanlarınızda elinizden tutsun umarım çok eğlenirsiniz" dedi. Gecenin sonunda binlerce seyirci onu dakikalarca ayakta alkışlayarak, gecenin ne kadar eğlenceli geçtiğini de belirtmiş oldu.

'Behzat Ç.' geceleri dolaşacak! RTÜK'ün sıkı markajında olan fenomen dizi 'Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi'yle ilgili iki önemli karar alındı. Dizi bundan sonra 23.00'de yayına girecek ve süresi 25 dakika kısalarak 65 dakika olacak. Başrolünü Erdal Beşikçioğlu 'nun oynadığı Adam Film imzalı dizi, yeni yayın döneminde yine pazar geceleri Star TV 'de ama bu kez 65 dakika olarak yayınlanacak. " Behzat Ç ."nin 90 dakika olan bölüm süresi, böylece 25 dakika kısaltılmış olacak. Her pazar saat 22.15 sıralarında ekrana gelen dizinin yeni yayın saati ise artık saat 23.00 oldu. Dizinin yayın süresinin kısalması oyuncuları mutlu eden bir gelişme oldu. Ancak yayın saatinin 23.00'e alınması ertesi sabah pazartesi yani ilk iş günü olacağı

için dizinin fanlarının tepkisini çekecek gibi görünüyor. " Behzat Ç .'ye dokunma" Dizi bolca kullanılan alkol, sigara ve sürekli biplenen küfürlü sahneleri nedeniyle RTÜK 'ten defalarca ceza aldı, başrol karakteri Komiser Behzat ile Savcı Esra'nın evlilik dışı ilişki yaşaması MHP 'li ve AK Partili vekillerin sürekli hedefinde yer aldı. MHP 'li vekillerin verdiği soru önerisinin ardından Behzat ile Savcı Esra'ya nikah sahnesi bile yazıldı. Son olarak geçen mayıs ayında İç İşleri

Bakanı İdris Naim Şahin 'in diziyle ilgili bakanlığa gelen 3 şikayet başvurusunu RTÜK 'e gönderdiğini açıklamasının ardından da sosyal medyada dizinin fanatikleri " Behzat Ç .'ye dokunma" adlı geniş bir tepki kampanyası başlattı. Ankaralılar ise dizinin son bölümlerini Çankaya Belediyesi'nin Kızılay Meydanı'nda kurduğu barkovizyondan izledi. Kaldırıma oturarak diziyi seyreden Ankaralılar reklam aralarında "Behzat'a uzanan eller kırılsın", " Ankara uyuma, 'Behzat Ç .'ne sahip çık" sloganları attı.

Ermenistan’ın en büyük kanallarından Shant TV, Ay Yapım’dan “Ezel”in senaryosunu satın aldı, çekilen dizi ülkede büyük ilgi gördü.

ERMENİSTAN’DA “Ezel” rüzgârı esiyor. Ülkenin en fazla izlenen televizyon kanallarından Shant TV, başrolünde Cansu Dere ve Kenan İmirzalıoğlu’nun oynadığı, yayınlandığı dönem izlenme rekorları kıran “Ezel” dizisinin senaryo hakkını Ay Yapım’dan satın aldı. Başrol için Dere ve İmirzalıoğlu’na benzeyen oyuncular seçen kanal, kısa süre içinde çekimlere başladı ve dizi seyirciyle buluştu. Reyting rekoru kırdı İlk bölümünden yüzde 70 izlenme payına ulaşan yapım, Ermenistan’da yayınlanan ilk Türk dizisi. Ancak Ermeni dizi izleyicileri, büyük ilgi gösterdikleri dizinin senaryosunun Türkler’e ait olduğunu henüz bilmiyor. Çünkü kanal, iddialara göre bu bilgiyi seyircilerden gizliyor. Ay Yapım, iddialı dizilerinden “Aşk-ı Memnu”nun senaryosunu da geçtiğimiz yıl Amerika’nın ünlü televizyon kanallarından birine satmış, dizi bir süre önce ekrana gelmeye başlamıştı.

KÜLTÜR - SANAT

Türk tiyatrosunun duayen ismi hayata gözlerini yumdu 1960’lı yıllardan günümüze kadar Eskişehir’de tiyatro sanatının gelişimi adına büyük bir özveri ile çaba harcayan Türk tiyatrosunun duayen ismi, bir süredir Başkent Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi gören Ergin Orbey hayata gözlerini yumdu. Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden, tiyatro yönetmeni ve oyuncusu 76 yaşındaki Ergin Orbey’in dün gece Ankara’da hayatını kaybetmesi, 1960’tan bu yana tiyatro sanatının gelişimi adına büyük özveriyle çalıştığı Eskişehir’de üzüntüyle karşılandı. Orbey, geçen yıl da Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın Kurucu Genel Sanat Yönetmenliği görevini üstlenmişti. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamada, Ergin Orbey’in vefatından üzüntü duyulduğu belirtildi. Açıklamada, Orbey’in, Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın Kurucu Genel Sanat Yönetmenliği yaptığı kaydedildi. Ergin Orbey’in Şehir Tiyatroları’nın birçok oyunun da rejisörlüğünü yaptığının belirtildiği açıklamada şöyle denildi: "1960’lı yıllardan günümüze kadar Eskişehir’de tiyatro sanatının gelişimi adına

büyük bir özveri ile çaba harcayan Türk tiyatrosunun duayen ismi Ergin Orbey hayata gözlerini yumdu. Ergin Orbey, konservatuvar eğitiminin ardından girdiği Devlet Tiyatroları’nda çok uzun yıllar oyuncu yönetmen ve idareci olarak görev yapmıştır. İlk olarak 1960’lı yıllarda Eskişehir’de kurulan Belediye Tiyatrosu’nun Genel Sanat Yönetmenliği görevine gelerek Eskişehir’de tiyatro çalışmalarına başlayan büyük usta, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Oyunculuk Bölümü’nün kuruluşunda da aktif rol oynamıştır. 27 Mart 2001 tarihinde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın Kurucu Genel Sanat Yönetmenliği görevini üstlenen Ergin Orbey, Şehir Tiyatroları’nın birçok repertuvar oyununun da rejisörlüğünü gerçekleştirmiştir. Tüm yakınlarına, çalışma arkadaşlarına ve Türk tiyatrosuna kazandırdığı yüz-

lerce öğrencisine başsağlığı diliyoruz." ERGİN ORBEY KİMDİR? Türk tiyatro yönetmeni, eğitimcisi ve oyuncu. 1936’da İstanbul’da dünyaya geldi. Lise eğitiminden sonra iki yıl İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde eğitim gördü. 1955 yılında girdiği Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Yüksek Bölümü’nden 1961 yılında mezun oldu. Aynı yıl Devlet Tiyatroları’nda göreve başlayan sanatçı, 1965 yılına kadar oyuncu ve yönetmen olarak çalıştı. 1967’den başlayarak çeşitli özel tiyatrolarda yönetmenlik, oyunculuk ve sanat yönetmenliği yaptı. 1971 yılından sonra bu çalışmalara yönetmen, senarist ve oyuncu olarak sinemayı ekledi. 1978 yılında Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevine atandı. İki yıl sürdürdüğü Genel Müdürlük görevi sırasında Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Mimik

ve Sahne Dersleri öğretmenliği devam etti. Yapmış olduğu tüm bu çalışmalar sanatçıya ulusal ve uluslararası on bir ödül kazandırdı. Son olarak Ankara Devlet Tiyatrosu’nda rejisörlük görevi yapmaktaydı. Orbey çok sayıda oyunda görev aldı. ’HABABAM SINIFI’ SERİSİNDE DE OYNADI Oynadığı filmler: Hababam Sınıfı Tatilde, Şabanoğlu Şaban, Meraklı Köfteci, Süt Kardeşler, Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı ve Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı. Yönetmenliğini yaptığı filmler: Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz (1974), Bizim Aile Merhaba (1975), Delisin (1975), Gel Barışalım (1976), Meraklı Köfteci (1976), Tatlı Kaçık (1977). Senaryosunu yazdığı filmler: Delisin (1975), Boşver Arkadaş (1974), Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz (1974), Hasret (1974), Mevlana (1973).

SENİN OLMADIĞIN YERDE Adına aşk koyduğun o büyük boşluğa ben koca bir hayat sığdırdım... Beni sevmemene isyan edip kaçmak, sende aradıklarımı hayatla doldurmaya çalışmak, ruhumun en büyük yanılgısıydı... Hayat bana en acımasız yüzünü sevgini inkar ettiğim zamanlarda gösterdi... Ve şimdi asıl olmam gereken yerde, hayata başladığım yerde, kalbindeyim... Vazgeçilmez oluşunun sırrı bu işte: Senin olmadığın yerde ne olduğunu biliyorum...

Cezmi ERSÖZ


Milliyet

magazin AUSTRALIA

İFTARA BEKLERİZ SET MENU 1 Çorba Karışık döner Salata dips Çay ve Tatlı

KİŞİ BAŞI

$18

SET MENU 2 Çorba Karışık Şiş Salata ve dips Çay ve Tatlı

KİŞİ BAŞI

$22

Özel Ramazan Menüsü Çorba Mix grill (Lamb, Adana, Chicken, mix döner) Salata ve dips Çay ve Tatlı

KİŞİ BAŞI

$25

Shop 1A, 159 Blair St. Broadmeadows 3047 (Next to Freshplus Supermarket)

TEL: 03 9309 0111 'Gitmek istiyorum'

New York’ta Moda Pazarlama ve Satın Alma eğitimi alan Buse Terim, Türkiye’den gitmek istediğini yazdı.

Twitter sayfasında bazı kişiler tarafından ağar hakaretlere maaruz kalan Buse Terim, bu kişilere cevap vermedi fakat buralardan uzaklaşmak istediğini yazdı. Eğitimini New york’da alan Terim, daha önce verdiği bir röportajda eğitiminin ardından New York’dan dönmek konusunda kararsız kaldığını daha sonra ülkesine dönmeye karar verdiğini söylemişti. Türkiye’ye dönüp kendi işini yapmaya başladıktan sonra ağır tepkiler de alan Terim,” Yine yeniden gitmek istiyorum buradan” dedi.


Milliyet

SİYASET

AUSTRALIA

24 JULY 2012

Sorumsuzlar ülkesinde hayatta kalabilmek.. D

HINCAL ULUÇ

aha sel haberleri ülkeye doğru dürüst ulaşmamışken, hangi uzmanların hangi araştırmaları sonucu hazırladığı hangi rapora dayanarak bilinmez Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, yangından mal kaçırır gibi demeç verdi.. “ TOKİ binalarında afet, imar ve proje ölçüsünde bir hata yok. Binaların yapımında, dizaynında da bir hata yok. Ölenlere Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum..” Yangından mal kaçırırdan da hızlı bir açıklama yapma hakkına sahip bakan aslında.. Hatta görevi.. “Altısı çocuk, dokuz vatandaşın ölümüne sebep olan facia tüm boyutları ile araştırılacak, ortada yapılmış bir yanlış, bir

ihmal olup olmadığı ortaya çıkarılacak ve kamuoyu en hızlı şekilde aydınlatılacaktır.” Hayır.. Sorumsuzlar ülkesinde hukuken ve vicdanen 1 numaralı “Sorumlu” bakan, öncelikle, ölümlerden kimsenin sorumlu olmadığını ilan ediyor.. Akşama kadar gelişen haberlerle, televizyonlar ve ertesi gün çıkan gazeteler, facianın suçluları olarak dere yatağına evler inşa eden TOKİ’yi ve taşan dereyi güya ıslah ederken, tuzak haline getiren DSİ’yi işaret ediyor, oysa.. DSİ, 70 metreye yayılarak akan Mert Deresi’ni, inşa ettiği yan duvarlarla yer yer 20 metreye kadar daralan bir kanala sokuşturmuş, üzerine bir de köprü yap-

mıştı. Yağan yağmurlarla coşan suların sürüklediği molozlar bu köprünün altını tıkayıp selin yolunu kesince, felaket taşkınlar başlamıştı.. Benzerini yıllar önce, İkitelli’de iken Sabah’ta yaşamıştık. Ayamama deresi üzerindeki köprü molozlarla tıkanıp baraja dönünce, Sabah taşan sular altında kalmış, milyonlarca liralık zarar oluşmuş, gazetemiz Hürriyet’in yardımı ile yayınlanabilmişti. Bu ülkede en büyük sorunlardan biri de ders almamaktır. Ayamama köprüsü faciası kimsenin aklında kalmamış. DSİ’de kimse bir minik not almamış.. İşte bu ülkede bakan alelacele açıkladı.. TOKİ de, DSİ de suçsuz.. Suçlu olsalar şaşardım zaten.. Bu ülkede

“İdari Sorumlu” ne zaman oldu ki?. Siyasal sorumlu, oldum olası yoktur.. Hep yaza geliyorum.. 55 yıl önce başladım bu mesleğe.. “Bu ayıp bana ait” diye ortaya çıkan ve gereğini yapan bir, tek bir siyasal sorumlu görmedim, bu 55 yılda... Görürsem Eyüp Sultan’da kurban keseceğim, andım olsun.. Şimdi Erdoğan Bayraktar’ın facianın daha ilk saatlerinde bu “Acil” sorumsuzluk açıklaması yapmasını amacını merak eden vardır belki.. Bayraktar o bakanlığa TOKİ Genel Müdürlüğü’nden geldi. Yani bodrumlarında çocukların boğulduğu dere yatağındaki TOKİ evleri yapılırken, genel müdür bizzat kendileriydi. Uygar bir ülkede TOKİ başkanı “İdari”,

Kılıçdaroğlu: Eksen kayması söz konusu değil

CHP lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı televizyon programında partisinin 34. Olağan Kurultayını değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, CHP’nin BDP’lileştiği eleştirilerine ilişkin “CHP’nin ideolojik ekseninden kayması diye bir şey söz konusu değil” dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin ‘ideolojik ekseninden çıktığı BDP’lileştiği’ eleştirileriyle ilgili “Böyle bir şey söz konusu değil” dedi. Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında kurultay ve parti meclisi seçimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. SHP’de üst düzey görev yapan Murat Karayalçın, Ercan Karakaş ve Fikri Sağlar gibi isimlerin CHP Parti Meclisi’ne seçilmesi CHP’nin BDP’lileştiği eleştirilerine neden olmuştu. Bu eleştirilere yanıt veren Kılıçdaroğlu, “CHP’nin ideolojik ekseninden kayması diye bir şey söz konusu değil. Biz ideolojimizden de kendi eksenimizden de memnunuz. Biz antiemperyalist bir duruş sergiliyoruz’’ diye konuştu. ‘CHP DE DEĞİŞECEK’ ‘’Yeni CHP’’ kavramı hakkındaki tartışmalarla ilgili bir soru üzerine ise Kılıç-

daroğlu, ülkelerin, insanların, düşüncelerin değiştiğini ifade ederek, ‘’CHP neden değişmesin? O da değişecek’’ ifadelerini kullandı. ‘SAĞLAR VE CİHANER SORUN OLMAZ’ Kılıçdaroğlu, Fikri Sağlar ve İlhan Cihaner’in anahtar listeyi delerek parti meclisine seçilmesine de değindi. Bu konuda herhangi bir sorun yaşanmayacağını kaydeden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Demokrasiye inanıyorsanız bu arkadaşlar da seçime girmişlerdir, kazanmışlardır, saygı duymanız gerekir. Hiçbir sorun yok. Benim hazırladığım 98 kişilik listede olmamalarının nedeni il başkanları, ilçe başkanları, milletvekilleriyle görüştük, orada ortaya çıkan tabloyu, havuzu ben bir anlamda oluşturdum. O iki isim de olabilir, olmayabilirdi de.’’

Demirtaş: Artık top Başbakan’ın sahasında İlk iftarı Diyarbakır’da vatandaşlarla açan Demirtaş, “Müzakereler tekrar başlasın.Top Başbakan’da. Çözüm sürecinin önü açılabilir” diye konuştu. BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “BDP olarak arzuluyoruz ki akan kan dursun çözüm sürecine girilsin, müzakere yeniden başlasın, tecrit son bulsun. Ortada protokoller vardı, bu protokoller tartışılsın. Bence de top Başbakan’dadır. Top Başbakan’ın sahasındadır. Doğru değerlendirilirse çözüm sürecinin önünün açılabileceğini düşünüyorum” dedi. BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Ramazan’ın ilk iftarını Diyarbakır’da Büyükşehir Belediyesi’nin Dağkapı Semti’nde kurduğu çadırda vatandaşlarla birlikte açtı.

Ramazan’ın bütün inananlara ve İslam alemine hayırlara vesile olmasını dileyen Demirtaş, sadece Ramazan ayında değil, bütün zamanlarda bütün İslam aleminin her zaman barışa ihtiyaç duyduğunu söyledi. Ramazan ayının akan kanın durması için bir vesile olmasını dileyen Demirtaş, gazeteci, aydın,yazar ve sanatçıların başlattığı imza kampanyası konusunda ise, BDP olarak bu çağrının muhatabı olmadıklarını söyledi. ‘Barış için her zaman hazırız’ Demirtaş, “Devlete ve KCK’ye bu çağrılar yapılıyor. KCK bir

açıklama yaptı; “Biz barış için her zaman hazırız, barış için çaba sarfettik ama şu aşamada işin muhatabı Başbakandır. Sorunun çözüm yetkilisi Başbakan’dır’ diye bir cevap geldi. Başbakan’ın da buna cevap vermesi lazım” dedi. Barışın tek taraflı bir iş olmadığını söyleyen Demirtaş, “Barış dediğimiz şey çözümden ayrı, çözümden bağımsız bir şey de değildir. O nedenle KCK’nin yaptığı açıklamaya karşı Başbakanın cevap vermesi gerekir diye düşünüyorum. Aydınların çağrısına Başbakan’ın bir cevap vermesi lazım” dedi.

07

Çevre Bakanı “Siyasal” sorumlu oldukları bilinci içinde anında istifa eder.. TOKİ ve DSİ hakkında soruşturmalar açılır. Bu kurumların Genel Müdürleri soruşturmanın selameti açısından, sonuçlanana dek, görevlerinden alınır. Bizde ise hemen “Sorumlu yoktur” açıklaması yapılır. Peki ya boğularak ölen altısı çocuk 9 insan.. “Eee.. Allah Rahmet eylesin dedik, ailelere sabır diledik ya!..” ..Ve de bu ülkede herkes ama herkes, hiçbir şeyden sorumlu olmadığını ve tutulmayacağını bildiğinden, boş vermişlik içinde makamında oturur ve biz insanlar hayatta kalabilmek için, tek sahibimiz, tek kurtarıcımız, Ulu Tanrımıza dua eder, ona sığınırız.. Sabah

Erdoğan’dan sporculara iftar

Başbakan Erdoğan, Londra Olimpiyatları’na gidecek sporculara Dolmabahçe Sarayı’ndaki Hasbahçe’de dün akşam iftar yemeği verdi.

Yemeğin ardından konuşan Erdoğan, Türkiye olarak, 2012 Olimpiyat Oyunları’na gerçekten “tarihi nitelikte bir çıkarma” yapıldığını belirterek, hükümet olarak, spora, sporun altyapısına ve sporcuya yapılan büyük yatırımların bir sonucu olarak, bu yıl, olimpiyat oyunlarına 181 sporcunun katıldığını söyledi. Londra 2012 Olimpiyat Oyunları’na tarihteki en fazla kadın sporcu ile katılındığına dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi: “Bu da Türkiye’nin özellikle İslam dünyasındaki farklılığını ortaya koyması bakımından çok çok önemli. 2008 olimpiyatlarına 20 kadın sporcumuz katılmıştı; bu yıl 3 kattan fazla artışla 66 kadın sporcumuz katılıyor.

Paralimpik oyunlarda ise 2008’de 8 kadın sporcumuz vardı, bu yıl 21 kadın sporcumuz var.” “İnşallah, tarihimizdeki en fazla sporcuyla, en fazla branşta katıldığımız 2012 Oyunlarında, tarihimizdeki en fazla madalyayı da alarak döneriz” diyen Erdoğan, şöyle devam etti: “Sizlerin, Londra’da kazanacağınız başarı, Türkiye’nin 2020 Olimpiyat Oyunlarına -inşallah ev sahibi olacağız- ev sahipliği sürecine gerçekten çok büyük katkı sağlayacaktır. İstanbul 2020 için hükümet olarak çok büyük lobi ve diplomasi faaliyeti içerisindeyiz.” Sporculara 60’ar Cumhuriyet altını değerinde sembolik çek sunan Başbakan, 2020 İstanbul Olimpiyatları logosunu da tanıttı.

Yapılanlar yasaya uygun

Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Aytaç Durak’ın kafeterya ve reklam panolarını belediye şirketlerine usulsüz kiraya verdirdiği, danışmanlarına belediye şirketlerinden haksız ödeme yaptırdığı iddiasıyla hakkında açılan davanın görülmesine başlandı.

'3. Yargı Paketi adı konulmamış özel aftır'

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, 3. Yargı Paketi'nin, adı konulmamış özel bir af içerdiğini savunarak, “Bu örtülü af, sağ-sol eşitlemesi değildir, devletin kendi geçmişiyle hesaplaşmak yerine helalleşmesidir” dedi. CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, cezaevinde yatanların aileleriyle TBMM'de basın toplantısı düzenledi. 3. Yargı Paketi'nin, adı konulmamış özel bir af içerdiğini, bu aftan partilerinin yöneticileri ve Bahçelievler'de 7 TİP'li gencin katillerinin yararlandığını ifade eden Ağbaba, bu affın, 12 Eylül referandumunun sonuçlarından biri olduğunu belirtti. Ağbaba, bu örtülü affın, sağ-sol eşitlemesi değil, devletin kendi geçmişiyle hesaplaşmak yerine helalleşmesi olduğunu

savunarak, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Sağ-sol eşitlemesi, kılıftan ibarettir. AKP'nin hukuk ve adalet anlayışının tipik örneklerinden biridir. İnsanlık suçu işleyenlere yönelik düzenlenen özel affın açıklaması olarak, hapishanede kalan solcuların 1991'deki şartlı salıverilmeyle bırakıldığını ama sağcıların halen hapis yattığı belirtildi. Birincisi, bu 12 Eylül'ün bir sağdan, bir soldan mantığıdır. Cuntacı adaletidir. Böyle adalet anlayışı olmaz. İkincisi, bu açıklama gerçekle örtüşmemektedir. Bizim bildiğimiz şu an 8 solcu hapisha-

nede kalmakta ve 12 Eylül mahkemelerinin verdiği cezaları çekmektedir. Birbirinin kopyası niteliğindeki davalardan halen Hasan Gülbahar, Halil Gündoğdu, Muzaffer Öztürk, Tahir Canan, Osman Evcan, Tuncay Kurtbaş, Hasan Erdemli ve Cemil Erdem içeride bulunuyor. Bu kişiler, darbe mahkemelerinin verdiği cezayı çekmektedir.'' Ağbaba, 32 yıl geçmesine rağmen halen darbe hukukunun uygulanmasının, demokrasi adına utanç ve TBMM'nin bir ayıbı olduğunu ileri sürdü. Bu utanç ve ayıptan kurtulmanın

yolunun ise darbe dönemi mahkemelerinin her türlü kararının ortadan kaldırılmasıyla mümkün olacağını ifade eden Ağbaba, ''Darbeyle hesaplaşmak iddiasında olanlara açık çek veriyoruz: Gelin, sözde değil özde hesaplaşalım. Çocukları babasız büyüyenlerin torunları, dedesiz büyümesin. Evlat hasreti çeken analar, babalar yıllar sonra da olsa çocuklarına sarılabilsin'' diye konuştu. Aileler de yakınlarının uzun süredir cezaevinde kalmasından şikayet ederek, bir an önce serbest bırakılmalarını istedi.

Bardak, Kaplan'a pahalıya mal oldu

Meclis'te çıkardığı kavgalar ve kürsüdeki agresif tavırları, Hasip Kaplan'ın BDP'nin kadın milletvekillerinin hedefi haline gelmesine neden oldu.

BDP’nin Mardin’de düzenlediği kampta Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, partili kadınların hedefi haline geldi. BDP’li kadınlar, Kaplan’ı 'agresif ve parti disiplinine aykırı davranmakla' suçladı. Kadınların sert eleştirileri karşısında geri adım atmak zorunda kalan Kaplan, grup başkanvekilliği görevinden istifa etti. Kaplan’ın yerine Bingöl Milletvekili İdris Baluken getirildi. BDP Grup Başkanvekili

Pervin Buldan ise yerini korudu. Mardin’de salı günü başlayan, BDP’nin geçen yılı değerlendirip önümüzdeki dönemin politikalarını belirlediği toplantının önceki gün yapılan son oturumu tartışmalı geçti. Perşembe günü milletvekillerinin Meclis performansları ve genel çalışmaları değerlendirildi. Değerlendirme sırasında milletvekillerinin

'karnesi' tek tek masaya yatırıldı, eksik ve yanlışları yüzlerine karşı söylendi. Edinilen bilgiye göre, değerlendirme sırasında daha çok BDP’li kadınlar eleştirilerini sıraladı. Kaplan, "Bireysel davranışları ile partiye zarar vermek, agresif ve disiplinsiz tutum sergilemekle" eleştirilirken, "İstifasıyla partiyi rahatlatması gerektiği" ima edildi. Eleştirilerden rahatsız olan

Kaplan, "Ben istifa etmeden niye grup başkanvekili arıyorsunuz, seçime gidiyorsunuz" diyerek istifa sinyali verdi. Bu sırada Bingöl Milletvekili İdris Baluken, grup başkanvekilliğine adaylığını açıkladı. SAKIK DA ELEŞTİRİLDİ Hasip Kaplan’ın yanı sıra Meclis İdare Amiri Sırrı Sakık’a da eleştiriler yöneltildi. Bazı miletvekilleri Sakık’ın Meclis İdare Amirliği’nden çekilmesini isterken, "Hep

sen mi aday olacaksın, saltanat gibi" eleştirleri dile getirildi. Sakık ise, "Buranın bana

bir getirisi yok. Daha iyi ben yaparım diyen varsa gelsin” karşılığını verdi. Göreve talip olan Ağrı milletvekili Halil Aksoy, 5 oy alınca adaylıktan çekildi. Toplantıda tartışmaya yol açan bir olay da Sırrı Süreyya Önder'in Mesut Barzani'ye yönelik eleştirilerinin ardından yaşandı. Önder'in Barzani'yi eleştirmesi Kürt kökenli milletvekillerini sinirlendirdi.

Adana 2’inci Sulh Ceza Mahkemesi’nde haklarında ’görevi kötüye kullanma’ suçundan 3’er yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan Durak, eski genel sekreter Hasan Gülşen, genel sekreter yardımcıları Kenan Gündoğdu ve Oktay Karakuş, dönemin yazı işleri ve kararlar daire başkanı Kaşif Barut, dönemin hesap işleri daire başkanı Selçuk Özkök, belediye meclis üyesi Mustafa Tuncel, eski meclis üyeleri Mehmet Fuat Karataş, Nevzat Ardıç, Hasan Erdeve, Okan Güçlü, eski genel sekreter yardımcısı Çetin Kemal Tıraş ve hesap işleri personeli Yavuz Can’ın yargılanmasına başlandı. Gelirler belediyeye ait Başka suçlardan tutuklu olan Kenan Gündoğdu ve Mustafa Tuncel’in katılmadığı diğer tutuksuz yargı-

lanan sanıkların katıldığı davada savunma yapan Aytaç Durak, “Adı geçen şirketler belediyenin iştiraki olduğundan bütün gelirleri belediyeye aittir. Her şey yasaya uygun olarak yapılmıştır. Benim, belediye çalışan arkadaşlarımın ve meclis üyelerinin hiç bir suçu yoktur” dedi. Dönemin genel sekreteri Hasan Gülşen de “Gerek iddianamede, gerekse müfettiş raporunda herhangi bir zarardan söz edilmemektedir. Zarar yoktur” dedi. Diğer sanıklar da benzer ifadeler vererek suçlamaları kabul etmedi. Mahkeme hakimi, başka suçtan tutuklu olan belediye meclis üyesi Mustafa Tuncel ile genel sekreter yardımcısı Kenan Gündoğdu’nun da ifadesinin alınması için duruşmayı erteledi.


08

Rusya’dan Türkiye’ye ağır ticari ambargo! R

İBRAHİM KARAGÜL

us savaş gemileri Boğaz’ı geçti, Suriye yolunda. İsrail, Doğu Akdeniz’de askeri ağrılığını artıracak. Moskova’nın, Türkiye’den gelecek kargo taşımacılığını tamamen durduracağı iddiası. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ani Moskova ziyaretinin sebebi. Kofi Annan’ın başkent başkent çözüm araması. Suriye meselesinin daha şimdiden bütün bölgeyi rehin alması... İşte tam da bunu anlatmaya çalışıyorum. Aylardır hemen her gün, konuyla ilgili yepyeni gelişmeler oluyor. Bir çok gösterge, Suriye’de rejim değişikliğinin de ötesinde bir gerçeğe işaret ediyor: Doğu Akdeniz yüzyılın en hassas, çatışma riski en yüksek bölgelerinden biri haline geliyor. Çok boyutlu, çok taraflı, çok hesaplı bir çatışma alanı oluşuyor. Gelecek yıllarda Doğu Karadeniz’in de aynı sancıları çekeceğini bugünden

Myanmar’da Müslümanlar hedefte Uluslararası Af Örgütü, Myanmar’ın batısındaki Arakan bölgesinde Rohingya Müslümanlarının şiddete maruz kaldığını açıkladı.

Myanmar'da devam eden şiddet olaylarında azınlıkta olan Rohingya Müslümanlarının özellikle hedef alındığını belirten Uluslararası Af Örgütü, mayıs ve haziranda yaşanan çatışmalar sonrasında olağanüstü hal ilan edildiğini hatırlattı. Şiddet olaylarının devam ettiğini belirten Uluslararası Af Örgütü, hem güvenlik güçlerinin, hem de bölgede yaşayan Budistlerin Rohingya Müslümanlarına yönelik sistematik şiddet uyguladığını belirtti. İRAN'DAN BM'YE ÇAĞRI İran da, Myanmar'daki Rohingya Müslümanlarına yönelik şiddetin durdurulması için Birleşmiş Milletler'i harekete geçmeye çağırdı. İran devlet televizyonu, Myanmar'da Müslümanlara yönelik şiddet olaylarına ve katliama son verilmesi için İran yönetiminin uluslararası toplum, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve BM nezdinde giri-

Milliyet

DÜNYA

24 JULY 2012

şimlerini sürdürdüğünü duyurdu. İran'ın BM daimi temsilcisi Muhammed Hazai tarafından BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'a gönderilen mektupta, Myanmar'da yaşayan Müslümanlara yönelik eylemlerin durdurulması için derhal harekete geçilmesi talep edildi. Myanmar'da çok sayıda sivilin katledildiği, cami ve evlerin yıkıldığına dikkat çekilen mektupta, Müslümanların yüzlerce yıldır yaşadıkları topraklardan atılmasının kabul edilemeyeceği belirtildi. 'YARDIM GÖNDERİLECEK' İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu da, Myanmar'daki Müslümanlara yönelik şiddet olaylarının önüne geçmek insan hakları örgütleriyle temasa geçeceklerini söyledi. Mısır'ın başkenti Kahire'de Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yle bir görüşme yapan İhsanoğlu, Müslüman ülkelerde yaşanan sıkıntıların ve Myanmar'da Müslümanlara yönelik şiddet olaylarını ele aldıklarını belirtti. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Myanmar'daki sivil toplum kuruluşları ve bütün uluslararası insan hakları örgütleriyle temasa geçeceğini dile getiren İhsanoğlu, Myanmar'ın Arakan bölgesindeki Müslümanlara yardım gönderileceğini söyledi.

not edelim. Dün, ‘Doğu Akdeniz’de ölümcül satranç’ derken yaklaşmakta olan bu tehlikeye dikkat çekmeye, merkez ve yerel güçlerin aynı bölgede kapışmasına dikkat çekmeye çalıştım. Sadece bir gün içinde, bu endişeyi doğrulayan bir çok şey oldu. Rus savaş gemilerinin Suriye’ye doğru yola çıkması, İsrail’in aynı bölgede askeri ağırlığını artırma kararı, Annan’ın Tahran, Şam, Bağdat arasında mekik dokuması.. Rusya, ağır baskı altında. Bazıları Esad’ın tasfiyesi için anlaşma yakın diyor. Bazıları ise, tam tersine, Atlantikçi güçlerle Asyalı güçler arasındaki gerilimin fazlasıyla tırmanmasından endişe ediyor. Ve son iddia: Rusya, Türkiye’den gelen kargo taşımacılığını tamamen durdurabilir. Türkiye’den giden meyve-sebze yolda kalabi-

AUSTRALIA

lir. Türkiye’nin, Suriye’ye yönelen Rus askeri kargolarını engelleme girişimleri, savaş uçağımızın düşürülmesiyle ilgili sorunlar sonrası Moskova’nın bu yönde mesajlar verdiği söyleniyor. Türkiye-Rusya arasındaki milyarlarca dolarlık ticaretten söz ediyoruz. Şu ana kadar medyada böyle bir iddia yer almadı. Gerçek olabilir mi? Önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ancak gerçekleşirse, Rusya-Türkiye ilişkileri feci derecede gerilecek demektir. Suriye merkezli krizin ekonomik faturası önümüze konulacak demektir. Suriye savaşı, ticaret savaşına dönecek demektir. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 18 Temmuz’da sürpriz bir şekilde Moskova’ya gidecek olmasının sebebi bu olabilir mi? Moskova, bu kadar baskı altındayken bunu göze alabilir mi? Rusya, İran, Suriye, Irak ve Lübnan daya-

nışma hattı, Basra Körfezi’nden Doğu Akdeniz’e ulaşan stratejik ortaklık, Suriye’de rejim değişikliğinin önüne geçebilir mi? Türkiye-Suudi Arabistan-Katar ve Ürdün gibi bölge ülkeleriyle ABD ve AB ülkeleri bu dayanışma hattını aşabilecek mi? Bütün ülkelerin pozisyonları işte bu iki cephe arasındaki güç mücadelesine göre şekil alıyor. Bunlar yetmiyormuş gibi, İsrail merkezli yeni bir kriz dalga dalga Türkiye kıyılarına çarpmaya başladı. İsrail, Yunanistan ve Rum Kesimi arasındaki stratejik ortaklık anlaşmaları, Doğu Akdeniz’deki devasa doğalgaz kaynaklarının işletilmesi, Ege adalarında ve Türkiye kıyılarında tatbikatlar yapılması, İsrail savaş uçaklarının Kıbrıs semalarında hava tatbikatı yapması görünüşte İran savaşına hazırlık gibi. Aslında böyle değil. Türkiye-İsrail

ilişkilerinin gerilmesinden sonra, Balkan ülkeleriyle de benzer anlaşmalar yapıldı: Silah satışı, hava sahasının kullanılması, askeri ortaklıklar gibi. Gariptir aynı İsrail, yine aynı anlaşmaları Azerbaycan ve Gürcistan’la da yapıyor. Bunları yaparken, özellikle Rum Kesimi, Yunanistan ve Balkan ülkelerinde yoğun Türkiye karşıtı kampanya yürütüyor. ‘Doğu Akdeniz’de ölümcül satranç’ yazısıyla aynı olanları bir daha sıralayalım: Daha önce açıklanan ancak Türk medyasının es geçtiği ya da önemsemediği Rus savaş gemileri dün İstanbul Boğazı’ndan geçti. Nereye? Suriye’deki Tartus Deniz Üssü’ne. Tam da Suriye’den savaş tatbikatı yaptığı günlerde. Şam yönetimi daha önce ‘Ortadoğu’nun en büyük tatbikatı yapılacak, Rusya ile İran ve Çin de katılacak’ demişti. Ancak Rusya ve Çin bunu yalanla-

48 saatte 30 bin Suriyeli kaçtı

Sünnet tartışması İsviçre’ye sıçradı

Suriye’de ordu ile muhaliflerin oluşturduğu Özgür Suriye Ordusu arasındaki çatışmalar başkent Şam’da devam ediyor. İç savaş nedeniyle halk ise komşu ülkelere kaçıyor. Sadece son 48 saat içinde Lübnan’a 30 bin Suriyeli sığındı. Sınırda araç kuyruğu kilometreleri buldu.

Uluslararası toplumun siyasi çözüm bulamadığı Suriye'de ordu ile muhaliflerin oluşturduğu Özgür Suriye Ordusu arasındaki çatışmalar başkent Şam'da yoğunlaştı. Esad yönetimine bağlı ordu birlikleri, muhalifleri başkentten çıkarmak için savaş helikopteri ve tanklarla operasyon düzenliyor. İç savaşa sürüklenen Suriye'de halk ise, ölüm korkusuyla komşu ülkelere kaçıyor. BM'den yapılan açıklamaya göre, son 48 saat içinde 30 bin Suriyeli komşu Lübnan'a kaçtı. Lübnan gazetesi Daily Star, başkent Şam'a 50 kilometre uzaklıktaki Suriye-Lübnan sınırında araç kuyruğunun kilometreleri bulduğunu yazdı. Haberde, Suriye'de çatışmaların başlamasından bu yana Lübnan'a kaçan Suriyeli

sayısının 60 bine ulaştığı, Türkiye'ye de 43 bin kişinin sığındığı belirtildi. '34 KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ' Muhaliflerin oluşturduğu Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü de, (SNHR), ordunun bugün çeşitli kentlerde muhaliflere yönelik ağır silahlarla düzenlediği operasyonlarda 34 kişinin öldürüldüğünü iddia etti. Örgüt, Şam'ın banliyölerinde 16, İdlib'te 9, Dera ve Deyru'z Zor'da 3'er, Humus'ta 2 ve Lazkiye'de 1 kişi olmak üzere güvenlik güçlerince açılan ateşte, aralarında 4 çocuk ve bir kadının da bulunduğu toplam 34 kişinin hayatını kaybettiğini ileri sürdü. GÖZLEMCİLER 30 GÜN DAHA SURİYE'DE Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de, (BMGK), İngiltere'nin Suriye'deki

mıştı. Acaba, bu ülkeler, el altından tatbikatta yerini almış olabilir mi? Aynı gün, İsrail’in Doğu Akdeniz’deki askeri gücünü artıracağı açıklandı. Bu açıklamaya gerek yoktu. Uzun süredir Türkiye’yi rahatsız edecek süreci buradan aktarıyoruz, bilinmeyen bir şey değil bu. Öyle ki, İsrail uçakları bu kapsamda defalarca Türk hava sahasını ihlal etti. Hep bir garip suskunluk izledik. Türkiye, kendisi için büyüyen belki de en büyük tehlike için ne zaman bir açıklama yapacak, tavır koyacak merak ediyoruz. Bu konuların hepsi çok önemli. Her biri Türkiye’yi ve bölgeyi derinden etkileyecek nitelikte. Ancak gariptir, hepsinin buluştuğu tek bir nokta var: Doğu Akdeniz! Bu bölgenin geleceğine ilişkin ciddi kafa yormak gerekiyor. Aman dikkat!.. YeniŞafak

Almanya’da Köln Eyalet Mahkemesi’nin, sünnetin “yaralama” suçu olduğu yönündeki kararı, İsviçre’deki sağlık kuruluşlarını da etkiledi. İsviçre’de bazı sağlık kuruluşları sünnet yapmayı durdurdu.

BM gözlemci misyonunun görev süresinin 30 gün daha uzatılması önerisini kabul etti. Tasarıya BM Güvenlik Konseyi üyelerinin 15 üyesi de ''evet'' dedi. Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinden biri olan Rusya, toplantı öncesinde İngiltere'nin önerisini reddedeceğini ve Pakistan tarafından sunulan öneriye destek vereceğini duyurmuştu. Rusya, öneride birtakım değişikliklerin yapılması yönündeki teklifi kabul edilince BM Güvenlik Konseyi'nin diğer 14 üyesi ile ''evet'' oyu kullandı ve İngiltere'nin sunmuş olduğu tasarı bazı değişiklikler yapılarak kabul edilmiş oldu. MÜSLÜMAN KARDEŞLER PARTİ KURUYOR Suriye'deki Müslüman Kardeşler Teşkilatı bir parti kurmayı hedeflediğini açıkladı. Suriye halkının özgürlük mücadelesini desteklediklerini belirten Suriye Müslüman Kardeşler lideri Riyad Şakfa, 'Mübarek ramazan ayı içinde Suriye halkı zafer kazanacak' dedi. Eski Suriye Müslüman Kardeşler Başkanı Ali Sadreddin el-Beyanuni de, hiç kimseyi dışlamadan tüm grupları bünyesinde toplayan, Suriye'deki siyasi oluşumlarla işbirliği içinde olan bir parti kurmayı hedeflediklerini söyledi. Beyanuni, amaçlarının Suriye'yi demokratik çok partili sivil yönetime taşımak olduğunu ileri sürdü.

Almanya'da Köln Eyalet Mahkemesi'nin sünneti yasaklaması komşusu İsviçre'yi de etkiledi. İsviçre'de bazı sağlık kuruluşları, "etik" ve "hukuki" durumunu gerekçe göstererek sünnet yapmayı durdurdu. Sünnet yapmayı durduran Zürih Çocuk Hastanesi'nin sözcüsü Marco Stücheli, hastane yönetiminin, sünnetin ülkedeki etik ve hukuki durumunu araştırdığını söyledi. Alman mahkemesinin kararının kendi hastanelerini çok fazla etkileyeceğini düşünmediğini belirten Stücheli, zaten ayda bir veya iki sünnet yaptıklarını belirtti. Sözcü Stücheli, Yahudilerin ise, sünnet için hastane yerine daha çok tanıdık doktorları tercih ettiğini ifade etti. Zürih Çocuk Hastanesi, geçtiğimiz perşembe gününden beri tıbbi gereklilik olmadığı sürece sünnet yapmayı durdurmuştu. KARAR YAZ TATİLİNDEN SONRA İsviçre'de St. Gallen Çocuk Hastanesi'nin de dini nedenlerle sünnet yapmayı durdurduğu, konuyla ilgili kesin kararın 12 Ağustos'taki yaz tatilinden sonra verileceği belirtildi. Almanya'da Köln Eyalet Mahkemesi 26 Haziran'da, dini gerekçelerle yapılan sünneti yaralama olarak değerlendirmiş, yasadışı olduğuna hükmetmişti. SÜNNET YASASI GELİYOR Mahkeme kararı özellikle Yahudiler ve Müslümanlar tarafından tepkiyle karşılanmış, tartışmaların ardından geçtiğimiz perşembe Alman Federal Meclisi, sünnetin yasallaştırılması amacıyla hükümete yasa tasarısı hazırlaması konusunda çağrıda bulunulan bir kararı kabul etmişti.

Melbourne - Melbourne - Melbourne - Melbourne M31

BAKICI ARANIYOR

75 yaşında yalnız yaşayan bir bey için tercihen bayan bakıcı aranıyor.

0421 729 788 (03) 9421 1042 M30

ELEMAN ARANIYOR

M36

SATILIK TAKE AWAY CAFE

Campbellfield sanayi bölgesinde bulunan Take Away satılıktır. Haftanın 5, 1⁄2 günü açık, haftalık geliri $ 5000 fiyatı: $ 80.000 (ciddi alıcılarla pazarlık yapılabilir)

0422 052 127 0421 531 540

M30

MÜZİSYEN ARANIYOR Melbourne’de gitar çalabilen ve Türkçe şarkı söyleyebilen eleman aranıyor.

Cumartesi, Pazar günleri kebab shopta serviste çalışacak İngilizce bilen, tecrübeli, tercihen bayan eleman aranıyor.

0425 855 807

Tülay: 0432 649 800

M36

ELEMAN ARANIYOR

Greenvale Tek-Kebap’ta çalışacak tecrübeli bayan servis elamanı aranıyor rahat bir iş ortamında çalışmak için hemen arayın görüşelim.

9 333 24 44

M37

ELEMAN ARANIYOR

M31

Aradığınız her şey Avustralya Türk Pazarı’nda

www.australiaturkishbazaar.com’da işletmenizi ücretsiz olarak kaydedebilirsiniz ve her türlü seri ilanınızı ücretsiz yayınlatabilirsiniz. M33

ELEMAN ARANIYOR Saray Restaurant’ta serviste çalıcak eleman aranıyor. İletişim Gözde Hanım.

Tavuk dükkanında çalışacak bayan satış elemanı aranmaktadır. İlgilenenlerin şahsen başvurmaları rica olunur. Count Your Chickens Shop 61 Epping Plaza - Epping 3076

03 9386 4333

Sydney - Sydney - Sydney - Sydney - Sydney S37

ELEMAN ARANIYOR

S30

SATILIK

Mt. Druitt bölgesinde Sezer Markette serviste çalışacak, İngilizce ve Türkçesi iyi olan elemanlar aranıyor.

Türkiye’de yatırım fırsatı. Ankara merkezde satılık daire. 3 oda, 1 salon, 2 tuvalet. Masrafsız, kiracısı hazır.

0415 700 704

(02) 4271 5724

S30

SATILIK KABAB SHOP Blacktown çarşı içinde, aile için ideal, adana, döner, pide, pizza üzerine çalışan iş yerimiz sağlık nedeniyle satılıktır. Ciddi alıcıların araması rica olunur.

0415 947 990

S24

SATILIK Leichhardt bölgesinde shopping center içerisinde olan kirası uygun geliri iyi masrafsız kebab, pide, pizza ve gözleme üzerine çalışan dükkan satılıktır.

0411 719 329 - 9569 3999

S28

SATILIK KEBAB SHOP

Regents Park’ta pide, pizza, kebap, üzerine çalışan, 6 gün açık, fabrika sahasında bulunan, ucuz kirası olan dükkan satılıktır. 3 pm’den sonra aşağıdaki numaradan aranması rica olunur. Telefonda detaylı bilgi verilmez

0410 322 535

S29

SATILIK RESTAURANT Canberra’nın kalbi Manuka’da 30 senedir hizmet veren 90 kişi kapasiteli ALANYA restorant emeklilik dolayısıyla satılıktır. İlgilenenlerin randevu almak için 02 6295 9678 nolu telefonu aramaları rica olunur. Telefonla bilgi verilmez.

S30

ELEMAN ARANIYOR

Glebe bölgesinde bulunan restaurantımızda çalışacak, pide ustası aranıyor.

0411 691 249 ELEMAN ARANIYOR

CANBERRA’da bulunan kebab dükkanımız için pide ve kebaptan anlayan, tercihen evli bay-bayan elemana ihtiyacımız vardır. Ücret dolgundur.

Uğur: 0438 690 283


Milliyet

BİLİM & TEKNOLOJİ

AUSTRALIA

Google’ın ‘kadın mimarı’ Yahoo CEO’su oldu

24 JULY 2012

09

Apple'ın 16 yıllık hasreti bitti Apple'ın 16 yıldır uğrunda yapmadığı kalmayan bu "şey", sonunda resmen Apple'ın oldu.

İnternet devi Yahoo, uzun yıllar Google’da yöneticilik yapan Marissa Mayer’ı yeni CEO’su olarak atadı. Yahoo’nun eski CEO’su Scott Thompson, sahte diploma skandalı nedeniyle Mayıs ayında istifa etmişti. Thompson’un yerini geçici olarak Ross Levinsohn doldurmuştu. Yahoo’nun beşinci kadın CEO’su olan Mayer, aynı zamanda arama motoru devinin başkanı ve yönetim kurulu üyesi oldu. Yahoo, dün yapılan atamanın ardından yapılan açıklamada, “İnternet yöneticiliğinde öncü bir isim olan Mayer’ın atanması, ürün yeniliğine odaklandığımızın bir işareti olduğu gibi kullanıcı tecrübesi ve reklam gelirlerinde daha başarılı olmamızı hedefliyor” denildi. Google’da son olarak Google Local, Maps ve Location hizmetlerinden sorumlu olan Mayer, Google Maps, Google Earth, Street View ve restoran reyting hizmeti Zagat’ın masaüstü bilgisayar ve mobil cihazlar sorumlusuydu. Mayer, Google’a 1999 yılında, şirketin 20’inci çalışanı olarak katılmıştı. Google’a 100’den fazla içerik kazandıran Mayer, görüntü, kitap ve ürün araması, araç çubuğu, iGoogle, Google News ve Gmail gibi önemli içerik

ve hizmetlerin mimarı olmuştu. GOOGLE’IN KADIN MİMARI Google’daki görevinden dün istifa ettiği açıklanan Mayer, ABD’deki teknoloji çevreleri tarafından “Google’ın ilk kadın mühendisi” olarak tanımlanıyordu. Mayer’ın Yahoo’nun yeni CEO’su olarak atanması, Levinsohn’un bu görevi sürdürmesini bekleyen çevrelerde şaşkınlık yarattı. Yahoo yönetim kurulu başkanı Fred Amoroso, “Mayer’ın teknoloji, tasarım ve ürün yönetimindeki başarılarıyla Yahoo için gerçek bir lider olacağı yönünde oy çokluğuyla karar aldıklarını” söyledi. Yeni görevine atanmasının ardından bir açıklama yayımlayan Mayer, “Yahoo çalışanlarıyla iş yapmak için sabırsızlandığını, kullanıcılara yeni ürünler, içerik ve kişiselleşmiş tecrübe sunmak ve yeni hizmetlerini tüm dünyaya pazarlamak istediklerini” söyledi. Yahoo, Mayer’ın atanmasını borsa işlemlerinin sona ermesinin ardından açıkladı. Borsa kapanışından sonra yapılan işlemlerde şirketin hisseleri yüzde 2 artış gösterdi.

Apple, yaklaşık 16 senedir üçüncü parti şirketlerin elinde bulunan apple.co.uk domain adını sonunda aldı. 6 Temmuz'da Apple'ın denetimine geçen siteyi ziyaret eden kullanıcılar, Apple'ın apple.com adresinde bulunan İngiltere sayfasına yönlendiriliyorlar. Domain, daha öncesinde Apple Illustration adındaki bir şirketin elinde bulunuyordu. Şirketin yeni adresi, appleagency.co.uk olarak değişmiş bulunuyor. Apple'ın Apple Illustration'a domain adı için geri çeviremeyeceği bir teklif götürdüğü düşünülüyor. Zira .uk isimlerini kaydeden Nominet'in domain adı ele geçirme gibi bir geçmişi bulunmuyor. Apple ise aslında domain isimlerine pek önem veren bir şirket değil. Zira Apple'ın daha önce herhangi bir domain adını satın almaksızın ürün tanıttığına şahit olmuştuk. Apple, geçtiğimiz aylarda ipad3.com ve iphone5.com adlı sitelerin ele geçirilmesi konusunda şikayette bulunmuş ve her iki siteyi de sahiplerinden gönüllü olarak almayı başarmıştı.

Google’a büyük darbe

Google’da belki de en çok aranan bu kelimeleri yasaklatmak için düğmeye bastılar.

Windows 8'in çıkış tarihi belli oldu Windows 8'in piyasaya çıkış tarihi belli oldu: 26 Ekim 2012

Şirketin yıllık satış toplantısında yapılan duyuruya göre, yeni sürümle birlikte Windows arabirimi son 10 yıldaki en büyük tasarım değişikliğine uğruyor. Windows 8, hem Metro adlı dokunmatik bir arabirime sahip olacak, hem de daha geleneksel bir arabirimi koruyacak. Ayrıca Windows 8, önceki sürümlerden farklı olarak, hem Intel hem de ARM mimarisi ile işletilebilecek. Microsoft'un önümüzdeki aylardaki en önemli hedefi, tablet bilgisayar pazarında rakiplerininin pazar payından parça kapabilmek olacak. Apple şirketinin iPad ürünüyle, Amazon'un da Kindle Fire ile

aslan payına sahip olduğu pazarda, Google da Nexus 7 ile iddialı. Apple'ın Mac ve iPad ürünlerinin aksine Microsoft, hem masaüstü bilgisayarlarda hem de taşınabilir aygıtlarda çalışabilen tek bir sistem sunuyor. Microsoft, Surface adlı tablet bilgisayarıyla Windows 8 işletim sistemini aynı anda piyasaya sürerek de rakiplerinin bir adım önüne geçmeyi hedefliyor. Bilgisayar almayı düşünen birçok kişinin, bu düşüncesini sonbahar sonuna kadar erteleyeceği tahmin ediliyor. Ancak büyük şirketlerin bilgi işlem servislerinin sistem güncellemelerinin

aylar sürmesi nedeniyle, Windows 7 bir süre daha piyasadaki varlığını sürdürecek. Microsoft'un 2007'de 6,3 milyar dolara satın aldığı çevrimiçi reklam servisi Aquantive'den verim alamadığını açıklamasına rağmen, Microsoft yeni ürünlerle umut dağıtıyor. Finans şirketi BGC Partners'ın teknoloji analisti Colin Gillis, bunu şöyle açıklıyor: "Microsoft'un hisseleri Windows 8 beklentisi nedeniyle sene başından bu yana yüzde 17 arttı. Hâlâ dünya çapında neredeyse günde 1 milyon satıldığını görüyoruz; yani oldukça büyük bir pazar mevcut."

Microsoft Türkiye “Yılın Ülkesi” seçildi

Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya gibi hızlı büyüyen ülkeleri geride bırakan Microsoft Türkiye, Microsoft içinde “Yılın Ülkesi” ünvanının sahibi oldu. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, “Şampiyonluk Kupası”nı Microsoft CEO’su Steve Ballmer’ın elinden aldı.

Microsoft’un, ABD dahil 112 ülke şirketi arasında her yıl düzenlediği “Yılın Ülkesi” yarışmasını bir kez daha Microsoft Türkiye kazandı. Microsoft Türkiye, hızlı büyüme oranları, Kurumsal ve KOBİ müşteri memnuniyet endekslerinin yükselmesi, geliştirilen etkin stratejiler, çalışan memnuniyeti ve ülkenin bilişim sektörünün ve ekonomisinin gelişimine yaptığı katkılar gibi kriterler baz alına-

rak düzenlenen bu yarışmada, Türkiye’de kurulduğu 20 yıldan bu yana son üç yıl içerisinde 2’inci kez “Yılın Ülkesi” kupasını kazandı. Çin, Hindistan, Brezilya gibi yüksek ekonomik büyüme oranlarına sahip ülkelerdeki Microsoft şirketlerini geride bırakan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, “Yılın Ülkesi” ödülünü temsil eden “Şampiyonluk Kupası”nı geçtiğimiz günlerde

Atlanta’da düzenlenen bir tören ile Microsoft CEO’su Steve Ballmer’ın elinden aldı. Steve Ballmer: “Türkiye şampiyonluğa alıştı” ABD’nin Atlanta kentinde yapılan ve 40 bin çalışanın katıldığı ‘Microsoft Global Exchange Summit’ de düzenlenen “Yılın Ülkesi” ödül töreninde, Microsoft Türkiye’nin göstermiş olduğu üstün performans ile her geçen yıl daha da öne çıktığına dikkat çeken Microsoft CEO’su Steve Ballmer yaptığı konuşmada şunları kaydetti: “Microsoft Türkiye şampiyonluğa alıştı. Microsoft Türkiye 350 çalışanı ve 11 bini aşkın iş ortağı ile gerçek bir başarı öyküsü. Küresel ekonomik büyüme hızı liginde Çin ile yarışan, dinamik ve yüksek girişimcilik ruhu ile her ülkenin gıpta ile baktığı ünlü Türk ekonomisinin artan bilişim teknolojilerine, Microsoft Türkiye başarı ile cevap veriyor.”

ÖSYM’nin internet sitesi çökertildi

Kızıl Hackerlar olarak bilinen Redhack, küresel siber korsanlık örgütü Anonymous’un desteğiyle ÖSYM’nin internet sitesini çökertti. Redhack ve Anonymous’un bu sabah erken saatlerde gerçekleştirdiği eylemlerde bir diğer hedef, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in internet sitesi melihgokcek.com oldu. Redhack, Twitter’daki İngilizce ve Türkçe hesaplarından düzenlediği siber eylemleri duyururken, Anonymous’a verdiği destek için teşekkür etti. “#OpSupportRedHack” operasyonuna verilen destek için “Anonymous kardeşlerimize teşekkür ederiz” ifa-

desini kullanan Redhack, eylemlerinin nedenini de Twitter’dan açıkladı. Örgütün attğı tweet’lerde, “ÖSYM sitesi KPSS yolsuzluklarını protesto etmek, RedHack ile dayanışmayı göstermek için Anonymous tarafından çökertildi” denildi. Melih Gökçek’i hedef alan eylem için ise İngilizce olarak, “Bizi tutuklatma sözü vermişti. Twitter’da 24 saatte şehri kim yönetiyor acaba?” denildi. ÖSYM'nin internet sitesi, Anonymous saldırısının ardından saat 10.00 sularında yeniden erişime açıldı.

Melbourne reklamlarınız için... Saadettin Özer

0434 102 566

2010 yılının başlarında, Fransız müzik endüstrisinin önemli isimlerinden "SNEP" Google'a, aramlarda yapılan otomatik tamamlama sonuçları hakkında bir dava açmıştı ve aradan geçen iki yılın ardından SNEP yine benzeri bir sebepten dolayı Google'a dava açmış durumda. SNEP tarafından açılan davanın ana sebebi, arama motoruna yazılan sonuçların sonuna otomatik olarak "torrent", "RapidSahre" ve "Megaupload" gibi sonuçlar eklemesi. Bu sayede insanları kopya yazılımlara çok daha hızlı yönlendirildiğini iddia eden SNEP, bu üç ismin arama motorundan kaldırılması hakkında dava açmış ama iki farklı mahkeme tarafından da Google haklı bulunmuştu. Nitekim SNEP aldığı cevaplarla yetinmemiş olacak ki geçen hafta davayı yargıtaya taşıdı. Yargıtaydan çıkan ilk sonuçsa Google'ın bahsi geçen konular hakkında herhangi bir sorumluluğu olmadığı ama Fransız'ların üzerinde durduğu kelimelerin kamuya açık kullanımda daha zor ulaşılması gerektiğine karar verdi. chip.com.tr'nin haberine göre yargıtay tarafından verilen bu kararsa, nihai sonucuna ulaşmak için Temyiz mahkemesinden cevap bekliyor. Google içinse Fransız'larla mücadele etmek bir iş haline geldi. Firma bundan bir yıl önce alınan bir kararla "mahremiyet içeren sonuçlar" konusunda büyük bir değişik yapıp, arama motorunda bulunması olası olan "özel" bilgileri otomatik tamamla sisteminden çıkarmıştı.

Tanrı Parçacığı’nın teorisyenine sansür

CERN’de yapılan deneylerde keşfine çok yaklaşılan “Tanrı Parçacığı”nın teorisyenlerinden Pakistanlı fizikçi Abdus Salam’ın adı ülkesindeki ders kitaplarından çıkartıldı.

1996’da hayatını kaybeden Pakistanlı ünlü fizikçi Abdus Salam’ın ismi ders kitaplarında geçemeyecek. Hürriyet gazetesinin AP ajansına dayandırarak verdiği habere göre; fizikçiler Abdus Salam ve Stewen Weinberg, birbirlerinden bağımsız olarak günümüzde “Higgs bosonu” olarak adlandırılan atomaltı parçacığının mevcudiyeti hakkında yaptıkları öngörüleriyle 1979’da Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı. Abdus Salam Nobel ödülüne parçacık fiziğinde “Standart Model” olarak adlandırılan, temel güçlerin, evrenin genel dinamiklerini ne şekilde yönettiğine ilişkin bilimsel teori üzerine yaptığı çalışmayla layık görüldü. “Ahmedi” tarikatına mensup olduğu gerekçesiyle Pakistan makamlarının baskılarıyla karşılaşan Abdus Salam, Taliban militanlarının da hedefi haline geldi. Abdus Salam, Pakistan’ın nükleer programının ilk aşamalarında da yol gösterici bir rol oynadı. 1996 yılında yaşamını yitiren Abdus Salam’ın ismi artık okullardaki ders kitaplarında bile geçemeyecek. Pakistan devletinin ve Taliban’ın hedeflerinden olan Ahmedi tarikatına üye Salam, ölümünden sonra kafirlikle suçlanıyor Pakistanda sayıları 3 milyonu bulan Ahmedi tarikati mensupları, ruhani liderleri olarak kabul ettikleri 1908 yılında ölen Hazreti Mirza Gulam Ahmed’i “peygamber” olarak görüyor.


10

24 JULY 2012

Milliyet

SPOR

AUSTRALIA

Beraberlik haftası: Anadoluspor ve Gençlikgücü berberlikle yetindi

Premier Lig’de Mücadele eden Türk takımları Anadoluspor ve Gençlikgücü deplasmanda rakipleri ile berabere kalarak 1’er puanla yetindi. Anadoluspor Bentleigh Greens karşısında uzun süre önde götürdüğü maçın son dakikalarında rakibinin attığı gole engel olamayınca sahadan 1-1 beraberlikle ayrıldı. Anadoluspor aldığı 1 puanla ligdeki puanını 21 yükseltti ve 7. Sırada yer aldı. Premier ligdeki bir diğer Türk takımı Gençlikgücü ise Heidelberg United ile deplasmanda 2- 2 berabere kaldı. Maç boyunca rakibine karşı üstün bir oyun sergileyen Gençlikgücü gol yollarında başarılı olamayınca maçı 10 kişi ile tamamlayan rakibine 1 puanı hediye etti. Gençlikgücü, 5.dakikada Kristien Sarkies’in penaltı golüne 21. dakikada bu maça kaptan çıkan Alan Kearney’in penaltı golü ile cevap verdi. Penaltıya sebep olan James Stefanou’nun kırmızı kartla oyun dışı kalmasıyla rakip takım bu dakikadan sonra 10 kişi mücadele etmek zorunda kaldı. İlk yarı üst üste önemli pozisyonlardan yararlanamayan Gençlikgücü soyunma odasına 1-1’lik skorla girdi. ikinci yarıya hızlı başlayan Gençlikgücü aradığı golü 51. dakikada yeni transferi Nicholas Harrhy’nin ayağından buldu 1-2. Golden sonra da çok önemli porsiyonlardan yaralanamayan Gençlikgücü, futbolun değişmez kuralı ‘‘Atamayana Atarlar’’ a boyun eğdi. 75. dakikada Gençlikgücü defansının yan pas hatasını golle sonuçlandıran isim Ryan Davidson oldu : 2-2. Maçı lehine çevirmek için yoğun çaba harcayan Gençlikgücü

üst üste yakaladığı fırsatları değerlendiremedi ve 90 dakika 2-2 sona erdi. Bu sonuçla puanını 20’ye yükselterek 9. sıradaki yerini koruyan Gençlikgücü, haftaya kendi saha ve seyircisi önünde 18 puanla 10. sırada yer alan South Melbourne ile karşılaşacak. Maçtan önce oynanan U21 maçını Gençlikgücü 3-1 kaybetti. Men's State League Div ‘da Carnlie Türkgücü deplasmanda Yarra Ville 1-0 maglup oldu. Çağrısporu ise deplasmanda Avondale Heights takımına 2-0 yenildi. Haftaya sahasında Geelong takımını ağırlayan Hilalspor maçtan 3-1 galip ayrıldı. Men's Provisional League Div 2 North West’te mücadele eden Kuzeyin horozları deplasmanda Plenty Valley Lions takımını 1-0 yenmeyi başardı. Men's Metropolitan League North West’te mücadele eden Türk takımlarından Işıkgücü evinde konuk ettiği Mill Park’ı 1-0 mağlup ederek liderlik koltuğuna oturdu, Kardeşgücü ise bu hafta maç oynamadı. Özkan BelgenKazım Fat / Melbourne

TURKNET COMPUTER Mustafa Kömürcü

Türk TV lerini seyretmenin tek adresi Auburn Shopping Village Shop 9/A, 41 Auburn Rd. Mobile: 0401 61 73 73 Virüs temizleme, data kurtarma, bilgisayar satış ve servis konularında da hizmetinizdeyiz.


Milliyet AUSTRALIA

SPOR

24 JULY 2012

11

Krasic tamam, sıra Juventus'ta

Fenerbahçe, Juventus'un Sırp oyuncusu Krasic ile anlaşmaya vardı. Sarı-lacivertli ekip, kulübü Juventus ile bonservis için görüşecek.

Fenerbahçe, İtalyan devi Juventus'un Sırp oyuncusu Krasic ile her konuda anlaştı. NTV Spor Fenerbahçe muhabiri Aykut Yıldırım'ın özel haberine göre sarı-lacivertli ekip, Juventus kulübü ile bugün bonservis konusunda anlaşmaya çalışacak. 28 yaşındaki Sırp orta saha oyuncusu, geçtiğimiz sezon İtalyan ekibinde forma şansı bulduğu 7 maçın 4'ünde ilk onbirde forma giydi ve rakip filelere 1 gol kaydetti. Krasic, ülkesinin milli takımında da forma giyiyor.

"Hedefimiz Avrupa'da başarı" Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, UEFA'nın resmi internet sitesine konuştu. Takımın geçen sene elde ettiği şampiyonluğa değinen Terim, bu yıl Avrupa'da başarılı olmak için ellerinden gelenin en iyisini yapacaklarını söyledi. Fatih Terim, UEFA'nın resmi internet sitesine verdiği görüntülü röportajda, teknik direktörlüğe geldiğinden bu yana takımdaki yeniden yapılanma sürecini anlattı. 2010-2011 sezonunda ligi 8. sırada bitiren sarı-kırmızılı takıma doğru teşhisi koyduktan sonra, hızlı bir biçimde toparlanma sürecine girdiklerini belirten Terim, 20'ye yakın futbolcuyla yolların ayrıldığını, 9-10 yeni futbolcuyu takıma kazandırdıklarını hatırlattı. Terim, şimdi altyapıyı ihmal etmiş gibi görünüyor olabiliriz ancak takıma, buradan gelen 2 futbolcuyu adapte ettik, bu sayıyı ileriki sezonlarda artırmak istiyoruz’’ diye konuştu.


GÜVENİLİR HABER

Issue:37

Milliyet www.milliyet.com.au

24 JULY 2012 | $1.00

AUSTRALIA

1 Avustralya Doları : Türk Lirası Alış : 1,88 Satış : 1,91

Amerikan Doları Alış : 1,04 Satış : 1,06

Euro Alış : 0,85 Satış : 0,87

İngiliz Sterlini Alış : 0,66 Satış : 0,68

A healthy & delicious meal in minutes!

A healthy & delicious meal in minutes!

, t i k Coo , t, i t i e r k a o h o S CCook itt,,it! i t e a r E Sha e it,

r a h SEat it! ! t i t a E

www.tastygozleme.com.au www.tastygozleme.com.au Gozleme is a traditional Turkish hand-made and hand rolled low fat savoury pastry that’s cooked over a griddle or in a frypan. Tasty Gozleme comes frozen with a choice of five delicious fillings and is ready to cook at home in minutes.

THE AUTHENTIC PASTRY COMPANY

BAS0017 Goz_Promo_Poster_FA.indd 1

Gozleme is a traditional Turkish hand-made and hand rolled low fat savoury pastry that’s cooked over a griddle or in a frypan. Tasty Gozleme comes frozen with a choice of three delicious fillings Gozleme is a traditional Turkish hand-made and hand rolled low fat and is ready to cook at home in minutes.

23/09/10 10:04 AM

www.tastygozleme.com.au

savoury THE AUTHENTIC PASTRY COMPANY pastry that’s cooked over a griddle or in a frypan. Tasty Gozleme comes frozen Available at selected Woolworths stores in NSW: Blacktown, Burwood, Burwood Plaza, Chullora, East Gardens, Engadine, with a choice of five delicious fillings andAshfield, is ready to cookBonnyrigg, at home in minutes.

Kellyville, Lane Cove, Leichhardt Marketplace, Liverpool, Macquarie Ryde, Menai, Newcastle West, Penrith, Rockdale, Strathfield Plaza, Toongabbie, Warringah Mall, West Ryde

BAS0017 Goz_Promo_Poster_FA.indd 1

23/09/10 10:04 AM


Milliyet Australia Turkish Newspaper v37