Issuu on Google+

bol gollü derbinin Galibi gs

17. CHP KURULTAYINDA KILIÇDAROĞLU MUHALİFLERE EL UZATTI Sayfa 08

Milliyet Sayfa 12

GÜVENİLİR HABER

www.milliyet.com.au

The largest circulating Turkish Newspaper in Australia

1.00 AUD

Issue: 16

28 FEBRUARY 2012

AUSTRALIA

Kılıçlar çekildi Julia Gillard ile Kevin Rudd arasında bir süredir devam eden “psikolojik savaş” nihayet son buldu ve taraflar kılıçlarını çekti. Dışişleri Bakanı Kevin Rudd, Başbakan Julia Gillard ile yaşadığı anlaşmazlık sonucunda istifa etti.

Pazar gecesi oynanan derbi mücadelesinde Galatasaray, Türk Telekom Arena’da Beşiktaş’ı ağırladı. Sarı kırmızılılar, Elmander (2) ve Melo’nun golleriyle Beşiktaş’ı 3-2 mağlup etti. Bu sonuçla Galatasaray puanını 63’e çıkartırken, sarı kırmızılıların ligdeki galibiyet serisi 4 maça çıktı. Galatasaray en yakın takipçisi Fenerbahçe ile arasındaki puan farkını 9’a çıkartırken, matematiksel olarak play-off oynamayı garantiledi. Zorlu deplasmandan eli boş ayrılan Beşiktaş ise, 49 puanda kaldı. Galatasaray tribünlerinin 3 boyutlu kareografisi ise görülmeye değerdi.

Suriyeli muhalifleri silahlandıralım

Katar Başbakanı Şeyh Hamad bin Cassım el Tani, Esad rejimine karşı Suriyeli muhaliflerin silahlandırılmasını talep etti. Uluslararası toplumun Suriye muhalefetine silah sağlaması gerektiğini savunan El Tani, muhaliflere Suriye içinde güvenli bir bölge oluşturulması için Arap ülkelerinin liderlik yapmasını istedi. Norveç'i ziyaret eden Katar Başbakanı El Tani, "Onlara yardım için gerekli olan ne varsa yapmamız lazım. Buna kendilerini savunmaları için silah vermek de dahil" dedi.>>04

Ferguson: Karbon’da sabit fiyat ülkeyi olumsuz etkiler Enerji Bakanı Martin Ferguson

Bir süredir Gillard'la parti içi liderlik kavgasında olan Rudd, Meksika'daki G20 zirvesine katıldıktan sonra geçtiği Washington'da düzenlediği basın toplantısında, "Şu an yapabileceğim en onurlu davranış istifa etmek. Şu bir gerçek ki, Başbakan Gillard'ın desteği olmadan dışişleri bakanlığı görevimi sürdüremem" dedi. Rudd, istifa açıklamasını ABD ziyareti sırasında, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile görüşmesi sonrasında yaptı. Rudd, Washington'daki görevlerini Avustralya'nın Washington Büyükelçisi Kim Beazley'nin tamamlayacağını da ifade etti. Ülkenin ilk kadın başbakanı Julia Gillard, Haziran 2010'da İşçi Partisi içinde gerçekleştirdiği "darbe" ile dönemin başbakanı Rudd'u devirerek, iktidara gelmişti. Son dönemde Rudd'un, Gillard'dan parti liderliğini geri alma planları yaptığI medyaya konu oluyordu. Gillard'la liderlik mücadelesine giriştiği iddia edilen Rudd, siyaseti bırakma kapısını da açık bıraktı. Rudd siyaseti bırakırsa parlamentoda sadece bir sandalyeyle çoğunluğu elinde tutan azınlık hükümeti bu pozisyonunu kaybedecek, bu durum da ara seçim yapılmasına yol açabilecek. Siyasi süreç bu şekilde işlerse, muhalefetteki muhafazakar koalisyonun, bağımsız milletvekillerinin desteğini kazanması halinde yeni hükümeti kurma yolu açılabilecek. >> 02

Accounting & Taxation Personal & Business Consulting Services Tax Agents

Business Group

Financial Planning (Yatırım Danışmanlığı)

Güvenilir ve Farklı Çözümler için Geleceğiniz Emin Ellerde

International & Domestic Tickets

Cruise Packages

Honeymoon & Wedding Packages

Certified Financial Planners

CFP, DFP, MIPA, FNTAA, MSPAA, SSA™, B.Comm

Be(Math), MAcc(CPA), MFin, MIPA, ASA, Tax Agent

02 9799 8023 | www.IdealBusinessGroup.com.au Unit 1, 90-100 Edwin St Nth, Croydon, NSW, 2132

02 9649 4949 sydneysales@dtcinfo.com.au

Lic: 2TA08590

Shop G 41A Broadmeadows Shopping Centre 1099-1169 Pascoe Vale Rd. 3047 VIC

Self Managed Super Fund Specialists

03 9309 1111

Insurance Services Including Business Insurances Altug SANLI

Groups & Package Tours

SYDNEY 12 Civic Rd. Auburn 2144 NSW

MELBOURNE

Investment & Retirement Planning

Property Investment Solutions Eyyup BEVAN

tekçilerinden olan Enerji Bakanı Martin Ferguson endüstrideki endişeleri tekrar dile getirerek şunları söyledi: İnsanlar yüksek fiyattan dolayı endişe içindeler, 23 dolar şu an Avrupa’daki fiyattır. Fakat bizim sürekli olarak sabit bir fiyata bağlı kalmamız ülkemiz açısından yarardan çok zarardır.>> 02

Seyahat işlemlerinizdeki güvenceniz “choose your destination”

GST & BAS & Tax Return Preparations

deal

Finans Bakanı Penny Wong, Kevin Rudd’ın karbon vergisinin tekrar görüşülmesi konusundaki önerisine sıcak bakmadı. Kevin Rudd ise karbon vergisinin hayata geçirildikten 6 ay sonraki dönem içinde tekrar gözden geçirilerek fiyatında değişiklik yapılması gerektiği önerisini sunmuştu. Kevin Rudd’ın des-

sales@dtcinfo.com.au

Lic: 32410

www.destinationtravelcentre.com.au


02

28 FEBRUARY 2012

GÜNDEM

Gördüğünüz hiçbirşey gerçek değil G

ünümüzün kaçınılmaz soru ve sorunları Doğu – Batı kültürleri ekseninden çıkıyor. Bu kültürel ayrımın özü, kimi insanların birbirleri arasındaki iletişimleri esnasında oluşan aksaklıklara benziyor. Bizim ülkemizde insanlar aidiyet ve beraberlik düşünceleriyle yoğrulurken, burada ve Batı dünyasında halkın daha bireysel olduğuna tanık oluyoruz. Hangisinin daha iyi ya da üstün olduğunu sorgulamaya çalışmaktansa konuya iki tarafın da dışından bakan bu Doğan Cüceloğlu anlatımına kulak verelim: Yaşam iki bacak üzerinde duruyor; ait olma ve birey olma bacakları. Ömür, doğumdan ölüme değişik koşullar içinde yapılan bir ‘yaşam dansı’ olarak tanımlanırsa bu iki bacağı birbirine denk olan insanın yaşam dansı daha fazla olanaklara sahip olur; bu kişi her türlü dansı yapabilir. Bacaklarından biri diğerinden uzun veya kısa olan kişinin yaşam dansı HAKAN OMAK geniş olanaklar içinde yer omak@milliyet.com.au almaz; yaşam dansı için bu kişinin koltuk değneğine ihtiyacı olur. Ait olmanın baskın olduğu aile ortamında, ‘sen merkezli’, kişiliksiz, kendini sürüden biri olarak gören insanlar yetişir. Bu insanlarda sınırlar ve sorumluluk bilinci gelişmez. Sınırlar ve sorumluluk bilinci yaşamın önemli bir yönünü oluşturur. Sınırlar ve sorumluluk bilinci gelişmemiş kişiler, yaşamına,’başkaları ne der’? gözlüğüyle bakar ve bu gözlükle karar verir. Birey olmanın ağır bastığı aile ortamında,’ben merkezli’, kendinden başkasını düşünmeyen, karşısındakini önemsemeyen, dinlemeyen insanlar yetişir. Bu insanlar ise karar verirken dişer insanların düşüncelerini hiç hesaba katmazlar. Yani bu insanda da sınırlar ve sorumluluk bilinci gelişmemistir. Ait olmanın ağır olduğu toplumlarda birey devlet için vardır; devlet bireyin hak ve hukukunu gözetmez; teba zihniyetiyle milletini yönetir. Birey olmanın ağır bastığı toplumlarda devlet güçsüzdür ve devlet, toplumun çıkarlarına duyarsızdır, onun yerine belirli bireylerin çıkarlarının hizmetindedir. Değişik ortamlarda ve zamanlarda ait olma ve bağımsız olma farklı önemler kazanabilir. Örneğin, hasta olduğunuz, kendinizi güçsüz hisettiğiniz zamanlarda birinin size bakmasını, sahip çıkmasını, sizi korumasını istersiniz. Ama bazı zamanlar vardır ki, tek başınıza olmak, kendi başınıza gezmek, görmek ve deneyimler kazanmak istersiniz. Bunun bilincinde olmak, yaşam yönetiminin önemli bir boyutunu oluşturur. Ailede, işyerinde, toplumda ait olma-birey olma dengesi, BİZ Bilinci’yle sağlanır. Ait olma-birey olma dengesini sağlayan BİZ Bilinci; anlamlı,sağlıklı, coşkulu bir yaşamın temelidir… Sevdiğim sözler… Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründügün gibi ol. Dostça kalın

DAVET 24 Mart 2012 tarihinde saat 19:00 - 23:00 arası Türk Dayanışma Evi’nde Nevruz Bayramı yemekli kutlama gecesi düzenlenecektir. Tüm halkımız davetlidir. Bilet fiyatları Yetişkin : $ 25 Çocuk : $ 15 İletişim Sait : 0412 896 091

Sydney Azerbeycanlılar Derneği

Milliyet

Milliyet AUSTRALIA

Politikada kılıçlar çekildi Julia Gillard ile Kevin Rudd arasında bir süredir devam eden “psikolojik savaş” nihayet son buldu ve taraflar kılıçlarını çekti. Dışişleri Bakanı Kevin Rudd, Başbakan Julia Gillard ile yaşadığı anlaşmazlık sonucunda istifa etti.

Öte yandan Rudd’ın karşı atağa geçtiği söylentileri nedeniyle, iktidardaki İşçi Partisi’nin bazı yetkilileri bakanın görevden alınmasını savunuyordu. Rudd istifa kararını almasında Başbakan Gillard’ın suçlamalar karşısında kendisini savunmamasının etkili olduğunu söyledi. 1988’den bu yana milletvekili olan Kevin Rudd, 2006’da İşçi Partisi liderliğine seçilip, ertesi yıl İşçi Partisini iktidara taşıdı. Rudd, Julia Gillard kendi yerine geçip başbakan olmasından bu yana Dışişleri Bakanı olarak görevine devam ediyordu. Rudd Washington’da açıklamada “iktidardaki bir başbakana karşı el altından saldırı düzenlemeyeceğini” söyleyerek, kendisine aynı şekilde davranan Julia Gillard’a gönderme yaptı. Kendisinin başbakanlıktan indirilme sürecine atıfta bulunarak “O zaman olanların yanlış olduğunu hepimiz biliyoruz; bir daha böyle şeyler yaşanmamalı” dedi. Rudd bundan sonrası için nasıl bir siyasi gelecek öngördüğüne açıklık getirmedi. Bu konuda gelecek hafta bir açıklama yapacağını söylemekle yetindi. Gillard’a destek azalıyor Halihazırda azınlık hükümetine liderlik eden Gillard’ın şahsına halk desteği son aylarda hızla geriledi. Geçen hafta, basına yansıyan bazı iddialar da çalkantı yarattı. Buna göre danışmanları Rudd’ın liderlikten indirilmesinden iki hafta önce kendisine bir zafer konuşması hazırlamaya başlamıştı. Son anketlere göre Gillard’ın halk desteği yüzde 37, muhalefet lideri Tony Abbott’a destek ise yüzde 40’a yükseldi. Abbott, gelişmeler ardından ‘istikrarsızlığın Avustralya’ya zarar verdiği’ yorumunu yaptı; hükümetin göreve devam etmeye layık olmadığını savundu. Avustralya’da bir sonraki genel seçim 2013’te düzenlenecek; ancak 24 Mart’ta Queensland’de yapılacak eyalet seçimleri partiler için halkın nabzını tutma fırsatı sağlayacak.

Villawood sığınma merkezindeki ölümler devam ediyor. Son 18 ayda 5 sığınmacı hayatını kaybetti. Son olarak İranlı bir sığınmacının öldüğü bildirildi.

Göçmenlik Bürosundan doğrulanan ölüm haberine göre 44 yaşındaki sığınmacı hastanede hayatını kaybetti. 2010 Nisan ayından beri Villawood’daki merkezde tutulan İranlı sığınmacının eşi ve 2 çocuğuyla Avustralya’ya kaçtığı belirtildi. İran Hükümetine muhalefet fikirlerinden dolayı Avustralya’ya kaçan sığınmacı için Avustralya’da bulunan İranlılar lobi faaliyetleri içinde oldukları ve ölen İranlı’nın vizesinin oturum vizesini beklediği ifade edildi. Diğer sığınmacıların aksine ülkeye havayoluyla gelen İranlı muhalif, göğsündeki şiddetli ağrılardan dolayı hastaneye kaldırılmıştı. Sığınmacının hayatını kaybetmesinin ardından göçmenlik bürosu ailesine baş sağlığı dileğinde bulundu ve ölümün soruşturulacağını duyurdu. Öte yandan göçmenlik bürosu olası başkaldırıları engellemek için sığınmacılar için ortamı daha yaşanılır hale getirmeye çalışıyor. Sorunlarını anlatmak isteyen sığınmacılar için danışmalar hazır bekliyor.

Ferguson: Karbon’da sabit fiyat ülkeyi olumsuz etkiler

Finans Bakanı Penny Wong, Kevin Rudd’ın karbon vergisinin tekrar görüşülmesi konusundaki önerisine sıcak bakmadı. Kevin Rudd ise karbon vergisinin hayata geçirildikten 6 ay sonraki dönem içinde tekrar gözden geçirilerek fiyatında değişiklik yapılması gerektiği önerisini sunmuştu. Kevin Rudd’ın destekçileri de konuda hem fikir olduklarını dile getiriyorlar. Karbon vergisi ilk uygulanmaya başlandığı zaman fiyatı ton başına 23 dolar olacak. Önümüzdeki aylardan itibaren uygulanmaya başlanacak olan verginin fiyatının değişken olması Maliye Bakanı Wong’u endişelendirdi. Başbakan Gillard’ın destekçilerinden olan Bakan Wong konuyla ilgili şunları söyledi: Değişken fiyat konusunda çok dikkatli olmak gerekli, sürekli değişen fiyatlar bütçe açıklarına neden olabilir. Bu yüzden risk teşkil ederler. Kevin Rudd ise verginin yürürlüğe girmesinden 6 ay

sonra ilk incelemeyi yaparak fiyatı tekrar değerlendireceklerini söyledi. Ton fiyatı şimdilik 23 dolar olarak belirlenen verginin 2 yıl içinde artacağı ifade ediliyor. Diğer yandan iş yeri sahipleri 23 doları çok yüksek olduğu konusunda hem fikirler. Kevin Rudd’ın destekçilerinden olan Enerji Bakanı Martin Ferguson endüstrideki endişeleri tekrar dile getirerek şunları söyledi: İnsanlar yüksek fiyattan dolayı endişe içindeler, 23 dolar şu an Avrupa’daki fiyattır. Fakat bizim sürekli olarak sabit bir fiyata bağlı kalmamız ülkemiz açısından yarardan çok zarardır.

Bayan Hairdresser Saç kesim + dipboya + fon = $50 Kaş + bıyık =$15 sadece bayanlar 7 Augusta Ave. Campbellfield Vic 9359 2119 0400 234 034

DUYURU TÜRK DAYANIŞMA DERNEĞİ, AUBURN DIVERSITY SERVICES INC. ile birlikte HACC projesi kapsamında bir bilgilendirme toplantısı düzenlemiştir. Toplantının ayrıntıları aşağıdaki gibidir: Konu: Kumar Problemi Tarih: 29 Şubat 2012, Çarşamba Saat: 10:00-12:00 Adres: 33 Gelibolu Parade, Auburn (Türkevi) Toplum üyelerimize önemle duyurulur. Daha fazla bilgi edinmek isteyenler 02 9649 7502 numaralı telefonu arayabilirler.

Bebekler konuşmaya başlamadan şakalaşıyor...

Çocuklar için Türkçe Masal Saati Hikayeler, şarkılar ve çeşitli aktiviteler. Ailelere, büyük annelere ve çocuk bakanlara, 0-5 yaş arası çocuklara. Her Pazartesi Sabah 11 ile öğlen 12 arası...

Charles Sturt Üniversitesi, bebeklerin konuşmayı öğrenmeden önce arkadaş olmayı ve şakalaşmayı öğrendiğini ortaya çıkardı Akademisyenlerin yaptığı çalışmaya göre, 6 ila 18 ay aralığında olan bebekler, birbirleriyle sözlü iletişime başvurmadan karmaşık ilişkiler kuruyor. Bebekler kendi aralarında dostluk geliştirirken birbirlerine gülmekten ve dostluk kurmaktan zevk alıyor. Uzmanlar Jennifer Sumsion,”Bebekler göz teması ve el hareketleri kullanarak şakalaşıyor” dedi.

The Age Library

Hume Global Learning Centre 1093 Pascoe Vale Road, Broadmeadows

Phone 9356 6900

Editor in Chief: Zeynel Engin E: z.engin@milliyet.com.au

Director & Editor: Hakan Omak E: omak@milliyet.com.au

Dış Haberler Müdürü: Seid Moniri E: seid@milliyet.com.au

Marketing Director: Nurşen Omak E: info@milliyet.com.au

Melbourne Temsilcisi: Recep Şakar T: 0409 309 842 E: recepsakar@milliyet.com.au

Sydney Reklam: T: 0413 153 573 E: sydney@milliyet.com.au

Melbourne Reklam: Atlas Film Production T: 0421 887 469 E: melbourne@milliyet.com.au

Wollongong Temsilcisi ve Reklam: Şenol Hoşgörür T: 0410 833 784 E: wollongong@milliyet.com.au

Brisbane Temsilcisi ve Reklam: Yıldıray Aslantaş T: 0401 398 922 E: brisbane@milliyet.com.au

Perth Temsilcisi ve Reklam: Çetin Miral T: 0400 133 383 E: perth@milliyet.com.au

Aktüel Editör: Cem Erdal Özkaya E: e.ozkaya@milliyet.com.au

Kadın-Sağlık: Nurunnisa Engin E: nurunnisa@milliyet.com.au

Grafik & Tasarım: Ixir Design Studio E: info@ixir.com.au

Hukuk Danışmanı: Can Karacan E: c.karacan@milliyet.com.au

Redaktör: Erk Alav E: erk@milliyet.com.au

AUSTRALIA

Sahibi : Milliyet Australia PTY LTD Adres : 1, 27 Auburn Rd. Auburn 2144 NSW Australia Tel : 02 8971 2206 Email : info@milliyet.com.au Basım Merkezi: New Age Printing Pty Ltd. A: 25 Clyde St. Rydalmere NSW 2116

Vizesi gelmeden ölüm geldi

Milliyet Australia gazetesinde yayınlanan köşe yazılarından ve çizimlerden doğabilecek her türlü hukuksal sorumluluk tamamen yazar ve çizere aittir. Milliyet Australia gazetesinde yayınlanacak her türlü reklam bilgilerinin doğruluğu ve sorumluluğu yasal olarak reklam veren kişi veya kuruma aittir, Milliyet Australia gazetesi hiç bir sorumluluk taşımaz. Milliyet Australia gazetesinde yayınlanmak istenen okuyucu mektubu ve duyurularda açık adres ve telefon numarasının bulunması zorunludur, bu yazılar gazetemizin değerlendirmesi sonucu yayınlanabilir.


Milliyet

GÜNDEM

AUSTRALIA

28 FEBRUARY 2012

Seçilmiş ile Atanmış Sevilmiş ile Atılmış B

CAN DÜNDAR

aşbakan, MİT krizinin ardından ilk kez konuşup “Bu ülkede seçilmişi atanmışa kul etmeyiz” dedi ama... Türkiye’yi sallayan kavga seçilmişlerle atanmışlar arasında değil ki... Cemaatin atadıklarıyla, hükümetin atadıkları arasında... Seçilmişlerin adı bile yok ortalıkta... Başbakan’ın en yakınlarından biri de geçen hafta “Aramızda dövüşmeyelim. ‘Kazan-kazan’ fırsatı dururken ‘kaybetkaybet’ girdabına düşmeyelim” mealinde bir yazı yazmadı mı? Başbakan kime çıkışıyor acaba? Cemaat, ne “seçilmiş”e giriyor, ne “atanmış”a... “Kollanmış” denilebilir olsa olsa...

*** Başbakan‘ın konuşmasında bir ipucu var: “Demokraside yasamanın, yürütmenin, yargının yetki ve sınırları bellidir. Sınırları aşan her türlü girişim, millet iradesinin çiğnenmesidir” diyor. MİT’çileri ifadeye çağıran savcıların, yetkilerini aştığını ima ediyor. İyi de bunu yapan savcı da Deniz Feneri savcıları gibi, bir talimatla işten el çektirilmedi mi? Hakkında hemen inceleme emri verilmedi mi? Bu yolla seçilmiş atanmışa değil, atanmış seçilmişe “kul” edilmedi mi? Sonuçta millet iradesi değil, yargı bağımsızlığı çiğnenmedi mi?

*** Eskiden tayinle gelenlere “atanmışlar” denirdi, sandıktan çıkanlara “seçilmişler”... Askeri vesayet döneminde “atanmış-seçilmiş” ilişkisi, gerçekten de “İtilmiş-Kakılmış” ilişkisine benzerdi. Atanmışlar, seçilmişleri her fırsatta döverdi. Lakin askerin süngüsü düştüğünden beri kavramlar yer değiştirdi. Şimdi sandıktan çıkanların tümü “atanmış” durumunda... Çünkü hepsi, liderin seçim öncesi bir gece listeleri önüne çekip beğendiği isimleri keyfince Meclis’e tayin etmesiyle “atanıyor”. Buna karşın eskiden “atanmış” dedikleri-

Geleneksel Abdal Musa Festivali, Melbourne Alevi Bektaşi Birliğinin organizesinde bu sene 19 Şubat’ta Dandenong Park’ta yoğun bir kalabalık eşliğinde kutlandı. Melbourne Alevi Bektaşi Birliği Kadınlar kolunun hazırlamış olduğu, gözleme çadırı, kermes çadırı, meşrubat çadırı, elsanatlarının sergilendiği çadırlara yoğun ilgi vardı.

Alevi dedesi Mesut Engin Karakurt'un konuşmasıyla başlayan festival Alevi Bektaşi Birliği semah grubunun Alevi inancının en önemli simgelerinden olan semah gösterileri ile renklendi. Festivalin ilerleyen saatlerinde, Melbourne Alevi Bektaşi Birliği Saz gurubu, Erdem Tetik

yönetiminde Deyişler ve Anadolu türkülerinden derlemelerle festival sahnesinde yerini aldı. Türküleri ve deyişleriyle Muzaffer Piliç ve Güney Bektaş’ın ardından Grup Rumeli festivale katılanlara doyumsuz anlar yaşattılar. Melbourne Alevi Bektaşi Birligi

Folklor gurubu ve EKOL dans gurubu Anadolu’nun çeşitli yörelerine ait folklor gösterileri ile festivale katılan toplum üyelerine keyifli saatler yaşattılar. Festival, pilavın Dede Mesut Engin Karakurt tarafından gülbenk’i verilerek halka dağıtılması ve halaylar eşliğinde sona erdi.

İyice beslenmişlerle tam beslenememişler. Kayrılmışlarla, ihmal edilmişler. “Onu biz yarattık”çılarla “O olmasa siz de yoktunuz”cular... “Siz de fazla büyüdünüz”cülerle, “Daha bu ne ki, dur bakalım”cılar... “Çek o savcını geri”cilerle, “Sen de teşkilatına hâkim ol”cular... Karşılıklı tırnaklarını gösterip şimdilik içeri çektiler. Biz burada seçilmiş ya da atanmış tarafta değiliz. Seyirciyiz. Ama şurası kesin ki, nihayette birisi kazansa da uzlaşsalar da, bu kavganın itilmişi-kakılmışı yine bizleriz. Milliyet

Yeni bir öğrenci oluşumu

Abdal Musa Festivali Dandenon Park’ta kutlandı

Milliyet - Melbourne

mizin çoğu, “seçilmiş” kategorisine girdi. Artık savcılar ve yargıçlar, Adalet Bakanı’nın kontrolündeki bir yüksek kurul tarafından titizlikle “seçiliyor”, sevilirlerse terfi ettiriliyor, bir yanlışları görülürse işten atılıyor. O açıdan ülkede bildik anlamda “seçilmişler-atanmışlar” çelişkisinin tarihe gömüldüğünü, yerini “sevilmişler-atılmışlar” çelişkisinin aldığını söyleyebiliriz. *** Çok şükür ki, çarpıştığı söylenen seçilmişlerle, atanmışların ikisi de “okunmuşüflenmiş” kesimler... Aralarındaki belirleyici fark başka: Kadrolaşmışlarla yeterince kadrolaşamamışlar...

03

Turkish International Student Association (TISA) kuruluş kararının alındığı yemek 21 Şubat 2012 akşamı gerçekleşti.

Student World, CQUniversitesi ve Home Migration sponsorluğuyla yurtdışından gelen Türk öğrencilere destek vermek üzere bir oluşum kurmayı amaçlayan yemeğe 50 kişi katıldı. SW ve CQ Üniversitenin kısa sunumunu takiben Erol Babalık’ın bağımsız ve kar amacı gütmeyen, düzenli, köklü bir oluşumun gereğini vurgulayan açıklamasının ardından proje konuklara teklif edildi. Hazır bulunan konukların çoğunluğunun el kaldırmasıyla TISA’nın kurulması kararı alındı. Kararı takiben Sidney Başkonsolosumuz Sayın Gülseren Çelik adına Yardımcısı Sayın Emin Akseki kısa bir konuşma yaptı. Akseki, öğrencilerimizin destek alabilecekleri ve danışabilecekleri böyle bir kuruluşun gerekliliğini belirtti ve demokratik toplumlarda birlik olarak hareket etmenin yararlarına değindi. Akseki, yerleşik yurttaşlarımızı, işadamlarımız, akademisyen ve öğrencilerimizi göreve davet etti. TISA’nın hayırlı olması temennisiyle kuruluş kararını kutlayıp başarılar diledi. Kararı takiben yapılacaklar işleri sıralayan Erol Babalık yönetimde öğrencilerin ve yeni mezun-

ların aktif rol almasının yararlarının yadsınamayacağının altını çizdi. İlk toplantıda Kurucu üyelerin, “Public Officer”ın kararlaştırılacağını ve NSW Fair Traiding Komisyonun’a kayıt için başvurulacağını belirtti. TISA Kuruluş kararını kutlar başarılı bır oluşum için çalışmalara destek vereceğinizi umuyoruz. TISA’nın öngürülen amaç ve faaliyetleri; •Kurulacak yardım masası ile öğrencilerin sorunlarına çözümler üretmek. •Yeni gelen öğrencilerin yerel kültürle tanışması ve bütünleşmesine yarayacak faaliyetlere olanak hazırlamak. •Öğrencilerin kendilerinden tecrübeli öğrencilere ve değişik endüstrilerde çalışan Türk işadamları ile danışabilecekleri bir sistem (Mentoring program) kurmak. • Öğrenciler ile iş çevrelerinin bağlantı kurmalarına olanaklar hazırlamak. • Diğer uluslararası öğrenciler ve kültürlerle köprüler kurulmasını sağlamak. • Türk tarihini ve kültürünü tanıtmak. Kültürel faaliyetler düzenlemek.

10 YEARS EXPERIENCE 10000 SATISFIED CUSTOMERS COURSES

Select From 150 Education Providers & +1000 Courses

TRAVEL

• English $160 /Week • • Diploma $1,250 /Term • • Bachelor $3,800 /Sem •

• Student Rates Airfares • • Holiday Packages • • Travel Insurance • and More

SERVICES • Job Search Club • • Accommodation • • Visa Renewal • • Immigration •

• Employment Training •

MORE CHOICES • Work and Travel- USA and Canada • • Au Pair Placements - Australia and USA • • Paid Hospitality Internships in AUS, USA, CAN •

BİLGİ İÇİN BİZİMLE İRTİBATA GEÇİN! SYDNEY - EROL BABALIK erol@StudentWorld.com.au 02 9290.2366 / 0414 977 695 3/393 George Street Sydney

TÜRKİYE - CEM ERTEM istanbul@StudentWorld.com.au +90 216 550 8774 / 0553 247 6534 Caferağa Mah. Sakız Sk. Önal İş Hanı No:10 Kat:3/11 Bahariye Kadıköy 34710 İstanbul Türkiye

W W W. S T U D E N T W O R L D. CO M . AU

PERTH - MERT DARYAL mert@StudentWorld.com.au +61 0405 468 962 8 Bay Road Claremont, WA, 6010

Like us on Facebook.com/StudentWorldTürkiye

OFFICES AUSTRALIA / BANGL ADESH / BRA ZIL / MAL AYSIA / NEPAL / NEW ZEALAND / SAUDI ARABIA / SRI LANKA / THAILAND / TURKEY / UK / USA


04

Milliyet

HABER

28 FEBRUARY 2012

AUSTRALIA

Bir albay bir simitçiden ne ister?

CÜNEYT ÖZDEMİR

* Bu yıl çok tuhaf bir atmosferde 28 Şubat’a giriyoruz. Biraz belgeseller, biraz haberler, biraz da hafiften kıpırdayan savcılar sayesinde bir dönemin askerinin, bürokratının, savcısının ve elbette gazetecisinin siyasetçileri nasıl maymuna çevirdiğini detayları ile konuşmaya başladık. Madem başladık, gelin Şu meşhur Şemdin Sakık andıcını da konuşalım. Hatırlarsanız Şemdin Sakık yakalandıktan sonra 105 sayfa ifade vermiş, bu ifadelere 30 sayfa yalan ve iftira dolu başka iddialar eklenmiş, basına servis edilmiş, basın da bunu tepe tepe kullanmıştı. Bunun arkasında Çevik Bir’in olduğu söyleniyor. Böylesine somut bir komployu bile yargılayamayacaksak neyi yargılayacağız? * Türkiye’de basının üzerinde kurulan bu baskıyla, görünen o ki her başarılı televizyon gazetecisi günün birinde dergi yöneticiliğini tadacaktır! * Yasin Hayal dün Taraf gazetesine verdiği demeçte çok Şey söylemiş ama benim özellikle bir Şey dikkatimi çekti. Yasin Hayal, Pelitli’de simitçilik yaparken askerler gelip Yasin Hayal’i alaya götürürlermiş. Alay komutanı Ali Öz, Ya-

sin Hayal’i odasında ağırlar, çay ikram edermiş. “Yahu alay komutanı bir albay, bir simitçiden ne ister?” Bakın, bu sorunun cevabı çok önemli. O kadar önemli ki Hrant Dink davasını bile çözebilir. * Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Hanefi Avcı’nın avukatından geçen gün bir mektup aldım. Hanefi Avcı hakkındaki bir idari soruşturmanın sonucunu ve eklerini yollamış. İncelediğimde şaşırdım zira bildiğiniz gibi Hanefi Avcı tutuklandıktan sonra Eskişehir’deki ofisinde kasetler bulunmuş ve bu kasetlere benimle Birand arasındaki bir görüşme de kaydedilmişti. “Şikâyetçi misin” diye sorulduğunda önce savcılıkta, sonra medyada, ardından da müfettişlerin sorduğu yazılı soruda kelimesi kelimesine aynı cevabı vermiştim. “Hanefi Avcı’dan değil, beni dinleyen her kimse ondan şikâyetçiyim” demiştim. Ne görsem beğenirsiniz, müfettişler beni de Hanefi Avcı’dan Şikâyetçiler arasına katmışlar. Bu kadar somut söylediğim, medyada çıkan, hatta bu köşede yazdığım bir Şey bile bu hale gelebiliyorsa vay haline bu soruşturmaların. * Gazeteci Doğan Yurdakul sağlık so-

Julia’nın kirli oyunları ve demokrasi ayıbı

[ANALİZ HABER] A

ralık 2007’de Avustralya toplumu iktidarı Howard’ın başında bulunduğu Liberal Parti’den alıp İşçi Partisi’ne verdiğinde Kevin Rudd’ın güvenilir duruşunun bunda büyük payı vardı. Gündemi takip edenler iyi hatırlayacaklardır; Şu anda Western Australia TEVFİK ÇELEBİ Üniversitesi’nde akadetevfikcelebi@milliyet.com.au misyen olan Kim Beazley liderliğinde İşçi Partisi, Howard tarafından işe yaramaz bir muhalefet haline getirilmişti. Kevin Rudd, liderliği devraldığında İşçi Partisi, 2007 yılında Howard’ı milletvekili dahi seçilemediği bir yenilgiye uğratmıştı. Kevin Rudd, 3 Aralık 2007’de gerçekleşen yemin töreninde kraliyetle ilgili bir ifade kullanmayan ilk başbakan oldu. Rudd, yardımcılık görevini ve kabinenin en kritik iki portfolyosunu Gilliard’a emanet etmişti. Eğitim ve İş İlişkileri Bakanlığı Gilliard’taydı. “İki şeyin yapılışını bilseniz tiksinirsiniz” sözünü hatırlarsınız. Bunlardan birisi, sosis diğeri de politikadır. Sosis üreticilerine karışma niyetim yok ama politik oyunlar yine sahnedeydi ve bir oldu-bittiyle Kevin Rudd, parti içi oylamayla başbakanlıktan uzaklaştırıldı. 24 Haziran 2010’da Julia, Avustralya’nın ilk kadın başbakanı oldu. Kimi yorumcu, orta ve düşük gelirli ailelere katkıda bulunmak amacıyla uygulamaya koymak istediği maden vergisine ve onların yaptığı lobiye bağladı bu gidişi kimileri ise Dubai’de İsrail’in Avustralya pasaportlarını kullanarak işlediği suikastler sonrasında Rudd’ın sınırdışı ettiği Mossad ajanlarının intikamı olarak gördü olayı. Ben ikinci olasılığa inananlardanım. Avustralya, uluslararası arenada İsrail’e karşı bir duruş sergilemekten daima uzak durmuştur. Ancak, Kevin Rudd, Avustralya başbakanı olarak, vatandaşlarının pasaportlarını kopyalayarak cinayet işleyen İsrail’e tepkisini gizlememiş, Avustralya’daki MOSSAD şefini ve ajanlarını sınırdışı etmiş, bunun bedelini de başbakanlık koltuğunu kaybederek ödemiştir. Burada üzücü olan, yardımcısının bu oyuna alet olmuş olmasıdır. Aslında, oyuna alet mi oldu yoksa kendisi de Yahudi olan defakto eşi aracılığıyla geri çevrilemeyecek kadar iyi bir teklif mi aldı, bilemiyorum. Bu nedenle, ilk günden itibaren Gilliard’a inanmakta güçlük çektim. Bunda, duygusal olmamın etkisinin olmadığını yapılan anket ve araştırmalarda görebiliyorum. Julia Gilliard, tercih edilen başbakan olarak yüzde 35’lerde dolaşıyor ve Tony Abbott

runu nedeniyle tahliye edildikten sonra dün Sözcü’ye ilginç bir Silivri gerçeğini anlatmış. Cezaevinde aynı davadan yargılanan mahkûmların birbirlerine koridordan geçerken bile selam vermesi yasakmış. * Selam vermenin bile yasak olduğu bir cezaevi ile ne kadar övünsek az! Diğer anlatılanlarla bu anekdotu birleştirdiğimizde, inanın Geceyarısı Ekspresi filminde bile Türk cezaevindeki mahkûmların durumu daha iyiydi. * “Hakan Şükür neden spor programında yorumculuk yapıyor” konusunu tartışmaktan, “Hakan Şükür neden milletvekili oldu” sorusunu tartışamıyoruz. Oysa asıl soru bu olmalı. Bir ödül müydü? Bir onurlandırma mı? Hakan Şükür’ün Meclis’te yan gelip yattığını biliyoruz artık... * Dün Bebek’te gazete alırken magazin dergilerinde fotoğrafı olmazsa olmaz Ayşe Kucuroğlu’nu gördüm. Aynı dergilerdeki fotoğrafları gibiydi... * Yeni bir hobim var; boş zamanlarımda Dilber Ay’ın ‘Zorunda mıyım?’ Şarkısını dinliyorum. Şahan ile bir GSM firması için yaptığı versiyonunu değil canım,

orijinal video klibini... Yönetmeni her kimse en az Şarkının has arabeski kadar okkalı bir video klip çekmiş. İzlemeyenler için anlatmaya çalışayım. Önce Dilber Ay’ı bir kayığın içinde tek başına bir gölde ‘Zorunda mıyım?’ı söylerken görüyoruz. Ardından Dilber Ay elinde eski bir sevgiliye ait fotoğraflarla kumsalda yürüyor. Derken fotoğraflara tek tek acıyla bakıp gömüyor. (Evet yanlış okumadınız, gömüyor.) Sonra yine sandalda görüyoruz Dilber Hanım’ı, derken yine kumsalda... Bu sefer elindeki fotoğrafları yırtıyor... Yaratıcılık budur işte! Açın genç Nihat Odabaşı’ların önünü... * Hazırsanız, hükümet-cemaat kapışmasında, siyasi kulislerde taraflar arasındaki son durumu veriyorum. Hükümet kanadı “Biz ne krizler gördük, bu da onlardan bir tanesi, bunu da atlatırız” havasında. Cemaat (camia) kanadı ise “Biz ne hükümetler gördük, bu da onlardan biri, bunu da atlatırız” havasında. Valla durum aynen böyle. * Yeni laik umacımız: ‘Bunlar kızlarımızı okutmayacak.’ Dünya değişti, Türkiye değişçi, AK Parti iktidarda 10 yıla geldi,

laik korkularda bir adım geri gidilemedi. * Güler Sabancı denilince aklınıza ne geliyor? Sabancı Holding’in CEO’sunun basındaki genel imajı, dünyanın en başarılı iş kadınlarından biri olduğu yönünde. Farkındaysanız hakkında çıkan haberlerin neredeyse tamamı bunlardan oluşuyor. Bir de tabii vakıf ve sanat çalışmaları var. Geçen hafta Güler Sabancı’yı, yapımı için AKM’ye 30 milyon dolar aktaracaklarını açıklarken gördük. Bu hafta ise karşımıza, Sabancı Müzesi’nde Rembrant sergisinin açılışında çıktı. Polemiklerden uzak, derdi dünya ile olan, sanatı destekleyen, çok güçlü bir duruş. Bir iŞ kadını için ‘başarılı itibar yönetimi’ işte tam olarak budur. * Peki, ben aylar aylar önce sizlere “Ekran Şöhretini tadan Derya Büyükuncu’yu o havuza sokup olimpiyatlara yollayamazsınız” dedim mi demedim mi? Bakın neredeyse tüm kariyeri umut vaat eden yüzücü olarak yaşayan Derya, onca umut vaat ettikten sonra olimpiyatlara gitmiyormuş. Şimdi Nihat Doğan arkasından sallamasın da kim sallasın! Radikal

Wollongong Open Day

Wollongong Bilal Camii bir kez daha ‘Open Day’ heyecanını yaşadı.

gibi beceriksiz ve negatif bir muhalefet liderine karşı bile zemin kaybediyor. Geçtiğimiz hafta Gilliard’ın tetikçileri yine sahneye çıktı ve Rudd’ı yıpratmaya başladılar. Tabi ki, belden aşağı vuruşlarla. Rudd, duruşuyla, karar ve hareketleriyle ciddi bir devlet adamı ve kendinden bekleneni yaptı ve Washington’dan dönmeyi beklemeden Dış İşleri Bakanlığı görevinden istifa etti. 27 Şubat Pazartesi günü oylama yapılacak. Bu yazıyı okurken, belki de sonucu öğrenmiş olacaksınız. Halkın, Cumartesi açıklanan anketlere göre, yüzde 58’i Kevin Rudd’ı, yüzde 34’ü Julia Gilliard’ı İşçi Partisi’nin başında görmek istiyor. İronik olansa şu; milletvekillerinin yüzde 70’e yakını ise Gilliard’ı destekleyecek. Gördüğümüz gibi, son günde sağduyulu veya daha açık ifadesiyle şerefli milletvekili sayısında bir artış yaşanmazsa, halkın iradesi milletvekilleri aracılığıyla bu karara yansımayacak. Neden ? Gilliard, ihanet oyununu daha iyi oynadığı için. Bu-

Şenol Hoşgörür - Wollongong Bu Pazar ikincisi düzenlenen Open Day, sadece Müslümanlar için değil, değişik kültür ve dinlerden insanlar tarafından da yoğun ilgi gördü. Cami turları ile katılımcılara İslam’ın temel bilgileri sunulurken, seminerlerle de sıkça tartışılan ‘İslam’ın Terörizme Bakışı’ ve ‘İslam’da Kadın’ konuları hakkında bilgi verildi. Misafirler bütün turlara ve seminerlere katıldıktan sonra, zihinlerindeki çoğu

soru işaretlerinin giderildiğini belirttiler. Katılımcılar arasında Wollongong Belediye Başkanı Gordon Bradbery, Federal Milletvekili Stephen Jones, Ateşe Dr Yusuf Yurt, din görevlileri ve dernek sorumluları da yer aldı. Özellikle Bradbery programı çok beğendiğini belirtti ve bu gibi organizasyonların toplumda barış ve huzura destek verdiğini vur-

guladı. Kültür çadırını ve bilgi çadırını gezen katılımcılara Türk kültürü hakkında bilgi verildi ve isteyenlere Kur’an ve bilgi kitapçıkları dağıtıldı. Programa katılan katılımcıların uğramadan geçmediği çadır şüphesiz Türk kahvesi çadırıydı. Bir fincan Türk kahvesinin Avustralya’da da kırk yıl hatırı var mıdır bilinmez, ancak içenlerin uzun bir müddet tadını unutmayacakları kesin.

'Suriyeli muhalifleri silahlandıralım'

rada, kaybeden kesinlikle Rudd olmayacak. Julia gibi bir başbakan, Tony gibi bir anamuhalefet lideri olan Avustralya kaybedecek. Julia ile şakşakçıları Avustralya hakkında yanlış kararlarına yenilerini eklerken Kevin Rudd, mecliste arka sıralarda ( backbench) bu ülke için üzülerek oturacaktır. Ama, birşey kesin; o da ; orada yalnız olmayacak. İşçi Partisi seçmenlerinin yüzde 58’i ve sağduyulu aydınlar da yanında olacak. Kevin Rudd dünya ölçeğinde kesinlikle önemli bir devlet adamı ve ileride onu uluslararası toplumun, mesela Birleşmiş Milletler’in bir biriminde, ya da benim gönlümden geçen haliyle, genel sekreteri olarak görebileceğimize inanıyorum.

Katar Başbakanı Şeyh Hamad bin Cassım el Tani, Esad rejimine karşı Suriyeli muhaliflerin silahlandırılmasını talep etti. Uluslararası toplumun Suriye muhalefetine silah sağlaması gerektiğini savunan El Tani, muhaliflere Suriye içinde güvenli bir bölge oluşturulması için Arap ülkelerinin liderlik yapmasını istedi. Norveç'i ziyaret eden Katar Başbakanı El Tani, "Onlara yardım için gerekli olan ne varsa yapmamız lazım. Buna kendilerini savunmaları için silah vermek de dahil" dedi. REFERANDUM SONUÇLARI BEKLENİYOR

Suriye, anayasa referandumunun sonuçlarını beklerken, Humus kentine yönelik askeri operasyonlar devam ediyor. Suriye ordusu, top ve roketlerle, Humus'un muhaliflerin denetimindeki bölgelerini hedef aldı. Bugünkü saldırılarda en az 7 kişi yaşamını yitirdi. Yeni anayasa, 1963'den beri süren Baas Partisi'nin egemenliğine son veriyor ve 3 ay içinde çok partili seçimlere gidilmesini öngörüyor. Muhalifler referandumu boykot etmişti.

AB’DEN YENİ YAPTIRIMLAR Uluslararası toplum da Şam yönetimine baskıyı artırmanın yollarını arıyor. Avrupa Birliği, Suriyeli 7 bakana daha vize yasağı getirerek, mal varlıklarını dondurma hazırlığında. Suriye Merkez Bankası’nın faaliyetlerinin kısmen dondurulması, Avrupa Birliği’yle Suriye arasındaki altın ve değerli madenlerin ticaretinin durdurulması ve Suriye'ye hava kargosunun yasaklaması yönünde de kararlar alınması bekleniyor.


Milliyet

HABER

AUSTRALIA

Dink davası, Susurluk’a döndürülmemeli... A

HÜSEYİN GÜLERCE

gos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de gazetesinin önünde kurşunlanarak öldürüldü. Davası 5 yıl sürdü. Bir ay önce İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi kararını verdi. Cinayette bir “örgüt” bulunamadığı belirtilerek 18 sanığın hepsinin beraatine hükmetti. Sadece Yasin Hayal’e, “cinayete azmettirmekten” ağırlaştırılmış müebbet hapis verdi. Mahkeme başkanı, kimsenin içine sinmeyen kararını televizyonlarda savundu; “Örgüt olduğu görülüyor ama delil bulamadık” dedi. Davanın savcısı, daha önce görülmemiş şekilde itiraz etti; “Delil de var, örgüt de var” dedi... Ancak bu davada umudun bir adresi vardı. Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kendisine bağlı Devlet Denetleme Kurulu’nu (DDK) devreye sokmuştu. İşte önceki gün, kurum bir yıldır süren çalış-

masının raporunu açıkladı. Raporda, cinayetle ilgili kamu görevlilerinin ihmali ve sorumluluğu gözler önüne serildi. Hrant Dink’e yönelik bir tehlikenin varlığının emniyet ve jandarma personelince öğrenilmiş olduğu halde, korunmasına yönelik istihbarat birimlerinin gerekli çalışmaları yapmadığı, işbirliğine gitmediği, idarî makamların da, her kademedeki sorumluların zincirleme eylemleri sonucunda, tehlikeyi önlemek için gereken tedbirleri almadıkları belirtildi. Raporun önemi şu: Emniyet, jandarma ve valiliklerdeki kamu görevlileri hakkında, ana cinayet davası kapsamında soruşturma açılması ve yargılanmaları gerekiyor. Dink davasında bu kamu görevlileri konusu çok önemli. Çünkü davanın savcısı, cinayetin arkasında Ergenekon terör örgütünün bulunduğunda ısrar ediyor. Dink

suikastının, Malatya’daki Zirve Yayınevi ve Trabzon’daki Rahip Santoro cinayetiyle de bağlantıları bulunduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca Ergenekon soruşturması kapsamında ele geçirilen Kafes Eylem Planı’nda Dink cinayetinden “operasyon” olarak bahsediliyor. Balyoz Darbe Planı iddianamesinde yer alan belgelere göre, olası darbe sürecinde Dink, “hedef isimler” arasında yer alıyor. Yani Dink cinayetinin, darbe teşebbüsü davalarında kilit bir rolü var. Kafaları karıştıran şu oluyor: Hükümet, devlet içindeki çetelerle mücadele ederken, nasıl oluyor da kamu görevlileri bu hükümet döneminde bir koruyucu kalkan bulabiliyor? AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, aslında bu konuya üç hafta önce açıklık getirdi ama Dink davasında bilgi kirliliği ve kafa karışıklığı için çırpı-

Binlerce kişi Avustralyalı firmayı protesto etti

Malezya’da binlerce kişi, Avustralyalı maden firması Lynas tarafından ülkenin doğusuna inşa edilen fabrikayı çevreyi kirlettiği gerekçesiyle protesto etti. Pahang eyaletinin başkenti Kuantan’da toplanan protestocular, iki saat süren gösteri sırasında hükümeti inşaatı bir an önce durdurmaya çağırdı. Muhalefet lideri Enver İbrahim, partisinin parlamentoya fabrika inşaatının durdurulması için önerge sunacağını açıkladı ve Haziran ayında yapılacak seçimleri kazanmaları durumunda fabrikayı yıkacağını söyledi. Üzerinde "Lynas’ı Durdurun" yazılı yeşil tişörtler giyen göstericiler, fabrikanın çocuklarının sağlığını tehlikeye attığını ileri sürdü. Hükümet, kısa bir süre önce Çin dışındaki ilk azrak toprak metalleri fabrikasını kurması için Lynas şirketine izin vermişti. Ancak Pahang eyaletinde inşa edilen 230 milyon dolarlık fabrika, radyoaktif atığın insan sağlığı ve çevre üzerindeki olası etkileri nedeniyle ülke çapında yoğun eleştiriyle karşılanmıştı. Lynas, Avustralya’da çıkarılan radyoaktif maden cevherinin

işleneceği fabrikanın son derece ileri kontrol sistemlerine sahip olduğunu ve herhangi bir çevre kirliliğine yol açmayacağını öne sürüyor. Geçen yıl Lynas projesini inceleyen Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ekibi ise fabrikada uzunvadeli atık kontrol programının olmadığına karar vermişti. Dünyanın azrak toprak metalleri ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayacak fabrikanın Haziran ayında açılması bekleniyor. Bu metaller, düz ekran televizyonlar, cep telefonları ve hibrit araçlar gibi yüksek teknolojiürünlerinin üretiminde kullanılıyor. Malezya’nın kuzeyindeki Perak eyaletinde Japon Mitsubishi firması tarafından kurulan azrak toprak metalleri fabrikası, bölgede doğuştan bozukluklara ve lösemiye yol açtığı nedeniyle protesto edilmiş ve 1992 yılında kapatılmıştı.

28 FEBRUARY 2012

nan odaklar, bu açıklamanın yeterince yankı bulmasını engelledi. Dink davasında iktidarın gevşek davrandığı algısını kuvvetlendirdiler, hatta Dink kararının ardından yapılan yürüyüşte hükümet, suçlamaların adresi haline getirilmek bile istendi. Aynı numara, Susurluk davasında da yapıldı. Derin devleti hedef göstermekle başlayan ışıkları açıp kapama kampanyası, daha sonra Refah-Yol hükümetine yöneldi. Sayın Çelik, AK Parti’nin kamu görevlileri ile ilgili koruyucu, himayeci bir tavrı olmadığını, böyle bir tavrın başka yerlerden geldiğine dikkat çekmişti. Önce 6 emniyet mensubu, daha sonra 7 kamu görevlisinin soruşturulması için dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler’in soruşturma izni verdiğini ama her iki defasında da bölge idare mahkemesinin reddettiğini söylemişti.

05

Yine iki MİT görevlisinin, azınlıklardan sorumlu İstanbul vali muavininin odasında Hrant Dink’i tehdit ettikleri konusuyla ilgili olarak da, “Sayın Başbakan bu konuyla ilgili o görevliler hakkında soruşturma izni vermiştir ama sayın savcı, zamanaşımı gerekçesiyle takipsizlik vermiştir. İtiraz üzerine Sincan Ağır Ceza Mahkemesi’nde süreç devam ediyor.” demişti. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu raporu, Dink davasının yeniden açılması için şimdi hukukî bir zemin sağlıyor. Yine rapor, söz konusu kamu görevlilerinin soruşturmasının ve yargılanmalarının cinayet davasına dâhil edilmesini gerekli kılıyor. Dink davası, Türkiye’nin demokratikleşmesi yolundaki önemini koruyor... Bu konuda samimi herkes, bu davanın takipçisi olmalıdır. Zaman Türkiye

En büyüğü bu

Avustralya'da bugüne kadar ülkede bulunan en büyük ham pembe elmas çıkarıldı. 12.7 karatlık elmasın 10 milyon dolara satılması bekleniyor. Avustralyalı madencilik devi Rio Tinto, 12.76 karatla ülkede şimdiye kadar bulunan en iri pembe elması çıkardı. Yaklaşık 15 milimetre çapında yani bir fındık büyüklüğündeki pembe elmasın Argyle madeninden çıkarıldığını belirten Rio Tinto yetkilileri, bu değerli taşa "Argyle Pembe Jübile" adını verdi. Dünyadaki pembe elmasların yüzde 90'ının çıkarıldığı Argyle madenlerinde bulunduğu için bu ismi verdiklerini belirten şirketin pembe elmas sorumlusu Josephine Johnson, madenden 26 yıldır ilk kez böyle bir elmas çıkardıklarını kaydetti. Johnson, "Bunun gibisi bir daha gelmeyebilir" dedi. Elmasa kesin bir değer biçilmesi, tahmini 10 gün sürmesi beklenen kesme ve cilalama işlemlerinden sonra mümkün olacak. Daha sonra elmas, uluslararası uzmanlar tarafından renk ve parlaklığına göre sınıflandırılacak. Pembe elmas New York ve Hong Kong'da sergilendikten sonra, bu yıl satışa çıkarılacak. Elmasın tahmini fiyatına gelince... Şirket yetkilileri yüksek kalitedeki pembe elmaslara karat başına bir milyon dolar fiyat biçildiğini, buradan yola çıkarak bu görkemli taşın en az 10 milyon dolara satılacağını düşünüyor. Rio'daki elmas uzmanları bu "açık pembe" elmasınTanzanya'da bulunup İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth'in taç giyme töreninde taktığı broş haline getirilen Williamson pembe elmasına benzediğini belirtti.


08

İkili savaş: Önce hangisini vuralım? D

İBRAHİM KARAGÜL

Milliyet

TÜRKİYE

28 FEBRUARY 2012

ün; bölgemizdeki savaş hırçınlığından, çatışmaya odaklı senaryolardan söz etmiş, herkesin, her ülkenin güvenlikten ekonomiye kadar bütün politikalarını çatışmaya ayarlamasından yakınmıştım. Sokaktaki insandan devletlerin güvenlikle hiç ilgisi olmayan kurumlarına kadar, bölgesel ve uluslararası ilişkiler hep çatışma tezlerine göre yürütülüyor. Bu yüzden de, gündelik hayatımızın her alanı ve zihinlerimiz çatışmaya göre formatlanıyor. Bize sadece, çatışma senaryolarından birini seçme dışında seçenek bırakılmıyor. Zihinsel özgürlüğümüzü yok edecek bu atmosfer, en uysal görünenlerimizi bile eline silah alıp “cepheye” koşturacak boyuta geldi. Şu an için, iki savaş seçeneğinden birine zorlanıyoruz. Suriye mi Iran mı? Hangisi bize daha yakın? Bölge ülkeleri ve uluslararası güçler, önce İran’ı mı vursunlar yoksa Suriye’yi mi? İkisine de karşı olma seçeneği ortadan kaldırıldı, birine “evet” demek, bir safa seçmek zorunlu hale getirildi. Savaş dışındaki

seçenekler tamamen devreden çıkartıldı. Türkiye kamuoyuna, dünya kamuoyuna bakılırsa Suriye öncelikli... Humus’ta son günlerde yaşananlar, hemen her gün onlarca ifade edilen ölü sayısı, muhalif silahlı güçlerin yemin törenleri, bölge ülkelerinden Suriye’ye yönelen sert rüzgarlar, Batılı ülkelerden “müdahaleyi nasıl yapmalıyız” türü açıklamalar birer gösterge. Ancak Suriye’deki krizden bağımsızmış gibi gösterilen çok daha büyük bir rüzgar estiriliyor. İsrail’in başını çektiği, Batı dünyasını harekete geçirmeye yönelik İran rüzgarı bu. Gerçi biz alışkımız, dönemsel olarak İran krizi yükselir ve bir noktada yumuşar. Bunu defalarca gördük. Ama bu sefer biraz farklı gibi. Farklılığı İsrail ve müttefiklerinden aldığımız mesajlara göre değil, Tahran’dan yükselen mesajlara göre ölçüyoruz. Ambargo kararları uygulanmadan kendisi petrol ambargosu başlatıyor. ABD’nin ünlü “önleyici saldırı” doktrinine sahip çıkıyor ve “önce biz vururuz” diyor. Ken-

disine yönelen tehditlere ortak olduğunu düşündüğü Azerbaycan, Gürcistan, Körfez ülkeleri hatta Türkiye’ye inceden uyarılar gönderiyor. Ardı ardına tatbikatlar, savaş hazırlıkları yapıyor. İran, yaklaşan seçimlere yönelik endişelerin de etkisiyle ilk kez bu kadar açık biçimde “savaşa hazırım” mesajı veriyor. Önceleri, İran krizini, Suriye konusunda Tahran’a yönelen caydırıcı politikanın, “fazla karışma, seninle zaten hesabımız var” türü politika ile bağlantılı değerlendirdik. Ama iş o noktadan daha ileriye gidiyor sanki. Belki önümüzdeki seçimlerde İran’da ciddi karışıklıklar beklemeliyiz. Suriye’nin yanısıra, İran’a karşı da bazı girişimler beklemeliyiz. Baksanıza, İsrail’in “Gazze’yi nükleer silahlarla yok edelim” diyebilen Dışişleri Bakanı, ABD ve Rusya’ya rest çekerek “biz İran’ı vuracağız, kemse karışamaz” türü sözler sarfedebiliyor. ABD, İngiltere ekibi; “Bu felaket olur. Biraz sabret, ağır yaptırım İran’ı hizaya getirebilir” diyerek İsrail’e baskı kuruyor görünürken Rusya açıktan İsrail’i ve İran’a müdahaleye

AUSTRALIA

destek verecek ülkeleri tehdit ediyor. “İran mı, Suriye mi” seçeneği dışında bütün ihtimallere devre dışı bıraktık, işte bu bir amaçtı. İkisinden birine razı edilmemiz zaten savaşın ön hazırlığının tamamlandığını gösteriyor. Sanırım bir süre sonra ikisine de razı geleceğiz. O noktaya geleceğiz, bekleyin ve görün... İran, Rusya, Hizbullah ya da bölgeye yönelik müdahaleye karşı olanların kartlarını henüz görmedik. Bir çılgınlık hali söz konusu olabilir. Saldırı ihtimal olmaktan çıkıp kesinleştiği anda, başka şeyler göreceğiz. Bazı yerel dinamiklerin harekete geçirildiğini, ortalığın toza dumana karıştığını görebiliriz. Bu ihtimali yabana atmamak gerekiyor. Bu konuda son iddia bir internet sitesinden geldi. İsrail istihbaratı adına dezenformasyon yapmak için kurulan ve kullanılan internet sitesi, beş ülkenin Suriye’ye savaş açmaya hazırlandığını iddia etti. Türkiye, ABD, Fransa, İngiltere ve İtalya, müdahale için askeri hazırlıklara başlamış. ABD’nin kararı bekleniyormuş. Tunus’ta yapılacak “Suriye’nin

dostları” toplantısından sonra Hillary Clinton’ın vereceği rapora göre ABD kararı verecekmiş. Katar, Mısır ve S. Arabistan’ın tavrı netleşmeliymiş. İddialar böyle... Dezenformasyon kaynağı olmasına rağmen, iddianın ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum. Kişisel olarak, dışarıdan bir müdahale olmadan Suriye’de bugün yaşananların sonunun gelmeyeceğine inanıyorum. Bence başından beri “müdahale” masadaydı. Şartların olgunlaştırılması bekleniyordu. Bir süre sonra o “şartlar müdahaleyi zorunlu hale getirecek” noktaya varmış olacak. ABD’nin isteksiz de olsa müdahale istediğini, S. Arabistan ve Katar’ın açıktan destekleyeceğini düşünüyorum. Belki Mısır’dan itiraz yükselecektir. Peki ne olacak? Suriye mi, İran mı? Malum güçlerin sürpriz çıkışları hesabı bozmazsa, Suriye’ye müdahale yakındır. Çünkü Beşşar Esad yönetimi, müdahaleyi erkene almak için, elinden gelebilecek her yöntemi denedi. Başardı da... YeniŞafak

Kılıçdaroğlu muhaliflere el uzattı

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Pazartesi günkü kurultayda kısa bir konuşma yaptı. ‘Bizde ötekileştirme olmayacak” diyerek muhaliflere de mesaj vermiş oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ahmet Taner Kışlalı Salonu’nda yapılan CHP 17. Olağanüstü Kurultayı’nda konuştu. CHP Genel Başkanı konuşmasına, “Sayın genel başkanlarımız, partimizin emekçileri, milletvekillerimiz, PM üyelerimiz, saygıdeğer delegeler, saygıdeğer basın mensupları hepinizi saygıyla selamlıyorum” diyerek başladı. “BİRİLERİ KURULTAYDA SANDALYELER UÇUŞACAK DİYE BEKLİYORDU” Birilerinin CHP kurultayında kavga olacağını beklediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Birileri şunu bekliyordu, ’CHP’de

kurultay olacak, kavgalar sandalyeler uçuşacak. İşte bu CHP yok mu, hep kavga eden CHP’, şimdi geldik bir yere, İşte bu CHP var mı? Barışı, özgürlüğü, demokrasiyi her kurultayında savunan CHP” dedi. ”CHP YENİ BİR YOL HARİTASI ÇİZİYOR” CHP’nin yeni bir yol haritası çizdiğini, halka doğru giden bir yol haritası çizdiğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, “Halktan yana bir yol haritası çiziyor. Ülkenin insanının sorunlarına kilitlenen bir yol haritası çiziyor. Demokrasi ve özgürlük bağlamında bir yol haritası çiziyor. 16.

Olağanüstü kurultayda neden demokrasiye bu kadar vurgu yaptık. Çünkü ayaklarımızın altında demokrasi kayıyor, özgürlüklerimiz kayıyor. Bunun için yaptık. AKP’nin oluşturduğu kendi yandaş medyası ile sabahtan akşama kadar 24 saat bu ülkede demokrasi varmış gibi gösteriliyor, toplum ikna ediliyor, onun için dedik ki bu ülkede demokrasi yok. Güçler ayrılığı ilkesi oturmamış yerine, önce medya baskı altında, gazeteciler baskı altında, Çin’den sonra en çok hapiste gazetecisi olan ülke konumuna geldi” diye konuştu. “Bütün sorunlarımızı aşabiliriz ama demokrasi ve özgürlük içinde yapacağız bunu” diyen Kılıçdaroğlu, CHP’nin demokrasi ve özgürlüğü içselleştirdiğini ifade etti. CHP Genel Başkanı, Kurtuluş Savaşı’nı da hatırlattı. DEMOKRASİYİ SAVUNUYORUZ Demokrasiyi ve özgürlükleri savunduklarının altını çizen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Bizim gibi düşünmeyenlere de özgürlük olmak durumundadır. Tek boyutlu dü-

dre a far ms ar aw en’ ay . t ..

no atar?

no worries! F in d ou t m or e facebook.com/martincollege

why choose martin college?

your pathway to university. gain entry and transfer credit to degrees at leading australian universities.

» Courses that build careers

courses

» VET-FEE-HELP available

» » » » » » »

Business Management Marketing Venues and Events Travel and Tourism Graphic Design Information Technology

» Government accredited diplomas » Credit transfer to many universities » Leader in career education since 1976

Call 1300 762 129 or visit:

> martincollege.edu.au

Provider: Study Group Australia Pty Limited Provider Codes: 01755D (QLD), 01682E (NSW) 14030A.02.12

Call us today for our free serviCes • Free education and career counselling • Free enrolment services to institutions www.hubedu.com.au | info@hubedu.com.au | facebook.com/hubedu | (02) 9283 7738 | 0412 776 668

şünce tek boyutlu anlayış demokrasilere sığmaz. Dün çok önemli bir sınav verdik. Mademki siz demokrasiyi istiyorsunuz, mademki özgürlükleri istiyorsunuz. Bu tüzükle mi yapacaksınız diye bize soracaklardı. Şimdi onların bu soruları sormalarına olanak vermedik. Demokrasiyi tüzüğümüzü değiştirerek kendi partimizde yaptık. Demokrasisi gelişmiş bir CHP var halkın karşında. Kadınlarında siyaset yapmalarının yolunu açıyoruz hiçbir siyasi partinin yapmaya cesaret edemediği şeyleri CHP yapacaktır. Tarihi misyonu bunu gerektiriyor.” ”CHP YENİ BİR YOL HARİTASIYLA HALKA GİDECEKTİR” “O nedenle CHP yeni bir anlayış yeni bir yol haritasıyla halka gidecektir. Bize düşen büyük görevler var” diyen Kılıçdaroğlu, “Umutsuzluk bizim kitabımızda yok. Halkın umudu CHP olmak durumunda. Tüzüğünü geliştirmiş halktan yana politika üreten bir partidir CHP” şeklinde konuştu. KILIÇDAROĞLU’NDAN ÇAĞRI CHP Genel Başkanı, kurultay konuşmasında şu çağrıyı yaptı: “Biz ülkemizi seviyoruz, insanımızı seviyoruz, kim olursa olsun, etnik kimliği ne olursa olsun,

inancı ne olursa olsun, rengi ne olursa olsun kıyafeti ne olursa olsun herkesin mutlaka ama mutlaka çatısının altında yer bulacağı tek parti var o da CHP’dir.” CHP’LİLERE SESLENDİ CHP Genel Başkanı, “Halktan yana politika üretmek CHP’li olmak halka adanmışlık demektir. Kendimizi toplumumuza adadık. Bizim özel lükslerimiz yok. Ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğumuzu unutmamalıyız. Yolumuza böyle devam edeceğiz, gücümüzü böyle oluşturacağız. Ortak ses ortak güç oluşturacağız. Aklımızı kullanacağız, değişik görüşlere saygıyla bakacağız. Ve onları dinleyeceğiz. İnsanlarımızı yabancılaştırmadan ötekileştirmeden herkesi kucaklayacağız, dün kucakladık, bütün dünyaya bunu gösterdik. ”HİÇ KİMSEYE TELEFON AÇMADIM” Delegelere telefon açmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: “Hiç kimseye telefon açıp şöyle oyunu kullan veya böyle yap demedim. Onları özgür iradeleriyle baş başa bıraktım. Hiçbir delegenin de iradesine ipotek koymadım. Çünkü ben delegelerin sağduyusuna güveniyorum. Onların yurtseverliklerine güveniyorum. Onların bilinç-

lerine sağduyularına yurtseverliklerine güvendim. Onlara bir kez daha teşekkür ediyorum.” ”BEDEL ÖDEMEYE HAZIRIM” Demokrasinin kolay kazanılmadığını vurgulayan CHP Genel Başkanı, şöyle dedi: “Demokrasi kolay kazanılan birşey değil. Demokrasi ve özgürlüğü kendi ülkelerine getirmek isteyenler kendi ülkelerinde ağır bedeller ödemişlerdir. Bizlerde demokrasi ve özgürlük için her türlü bedeli önce genel başkan olarak ben ödemeye hazırım. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Onların özel yetkili mahkemeleri onlar savcıları onların güvenlik görevlileri onların kaymakamları valileri bizi sindiremez, yıldıramaz, biz inançla yola çıkmışız. Bizim inancımızda kin yoktur. Kini söyleyenlerin bu ülkede başbakanlık yapması en büyük şansızlıktır.” Konuşmasını Nazım Hikmet’in dizeleriyle bitiren Kılıçdaroğlu, “Demokrasi ağır bedeller ödemeyi gerektiriyor. Bunu en güzel dile getiren Nazım Hikmet. Ben yanmazsam sen yanmasan biz yanmazsak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. Sevgiyle saygıyla ve muhabetle selamlıyorum, var olun” dedi.

‘Tüm liderlerin telefon kaydı var’

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin izlediği dış politika gereğince dünya liderleriyle çok sayıda telefon görüşmelerinin gerçekleştirildiğini ve bunların kayıt altına alındığını kaydetti. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin izlediği aktif ve çok boyutlu dış politika gereğince dünya liderleriyle çok sayıda telefon görüşmelerinin gerçekleştirildiğini ve bu görüşmelerin kayıt altına alındığını kaydetti. Davutoğlu, bu kayıtların açıklanmasının kanun ve yönetmelik gereği mümkün olmadığını belirtti. Davutoğlu, Türkiye’nin Esad Rejimi’ne karşı mücadele veren Suriyeli muhaliflere maddi destek veya askeri eğitim vermelerinin sözkonusu olmadığını kaydetti. Davutoğlu, MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır ve Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın Libya ve Suriye’deki olaylarda muhaliflere verilen desteklerin boyutları ile dünya liderleriyle yapılan görüşmelerin kayıt altına alınıp alınmadığına ilişkin sorularını yanıtladı. Davutoğlu, 17 Şubat 2012’de TBMM’ye gönderdiği yanıtta, Türkiye’nin izlediği aktif ve çok boyutlu dış politika gereğince, ikili ziyaretler kapsamında

temaslara ilaveten yabncı ülke liderleriyle çok sayıda telefon görüşmesi yapıldığını belirterek, “Bu görüşmeler ilke olarak kayıt altına alınmaktadır” dedi. Davutoğlu, “Bu görüşmeler büyük çoğunlukla resmi niteliktedir. Dolayısıyla kayıtların kamuoyuna açıklanması bu konudaki ilgili kanun ve yönetmeliklere tabidir. Bununla birlikte, kanunlar

ölçüsünde azami şeffaflık ilkesi gözetilmekte ve kamuoyu bu görüşmeler hakkında gerektiğinde bilgilendirilmektedir” dedi. Libya ile 200 milyon Davutoğlu, Libya Ulusal Geçiş Konseyi ile 100 milyonu acil ihtiyaçların karşılanması için ve 100 milyon doları da temel ihtiyaç maddelerinin karşılanması amacıyla 200 milyon dolarlık kredi anlaşması yapıldığını belirtti. 100 milyon doların konsey yönetimine ulaştırıldığığını vurgulayan Davutoğlu, 100 milyon dolarlık ticari kredinin Türkiye’den gıda, ilaç ve yakıt alımları için harcanmakta olduğunu dile getirdi. Davutoğlu, “Şimdiye kadar bu kredinin 83 milyon 646 milyon dolarlık kısmı kullanılmıştır” dedi. Türkiye’de bugüne kadar bin Libyalı yaralının tedavi gördüğü vurgulanırken, “Libya’da yaşanan iç savaş süresince Libyalı isyancı güçlere silah ya da silahlı eğitim desteği verilmemiştir” ifadesini kullandı.


Milliyet

DÜNYA

AUSTRALIA

Taksim Hocalı oldu P

SÜLEYMAN ÜNAL

azar günü İstanbul’da çok güzel bir hava vardı. Güneş, kış ayı olmasına rağmen tüm cömertliği ile havayı ısıtırken, Taksim meydanı da sabahın erken saatlerinden itibaren İstanbul içinden ve Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden gelenlerle dolmaya başlamıştı. Biz de Azerbaycan’dan gelen bir grup arkadaşımızla birlikte gösterinin nasıl olacağını, halkın katılımının ne düzeyde olacağını merak ederek izliyorduk. Beyoğlu’nda Galatasaray Lisesi önünde toplanan kalabalık bir süre sonra Taksim meydanına doğru yürümeye başladığında Taksim meydanının dolacağı anlaşılmıştı. Beyoğlu İstiklal caddesindeki esnaf Pazar günü sabah sabah gördüğü kalabalık karşısında şaşırmıştı. Bir esnaf “Ne oluyor, ne var bugün?” diye sordu. “Hocalı katliamının 20. Yılı sebebiyle bir gösteri yapılacak” cevabı alınca “Benim haberim olmadı, olsaydı bu Pazar gününde mağazayı açmazdım” dedi. Yanındaki diğer esnaf arkadaşı bu cevaba karşı

“Bizim Beyoğlu esnafı pek böyle şeyleri duymaya alışkın değildir. Haberin yok mu, her yerde Hocalı katliamı protestosu için ilanlar vardı, gazete ve televizyonlarda duyuruldu. Gerçi bizim Beyoğlu esnafı gündüzleri genel olarak halktan uzak, geceleri de eğlence düşkünü insanların dünyasını iyi bilir” diyerek tepkisini belli etti. Bir başka esnaf ise gittikçe artan kalabalığı işaret ederek, “Taksim’de gösteri yapmaya izin var mı?” diye sordu. Gerçektende Taksim yıllardır ilk defa bir gösteriye şahit oldu ve üstelik sayısı on binleri geçen muhteşem bir kalabalığı misafir etti. Nedendir bilinmez, Türkiye’deki bazı gazeteler bu kalabalığın sayısını az gösterebilmek için dünkü haberlerinde epey uğraştılar ama netice değişmedi. Çünkü, sadece İstanbul dışından 350’den fazla otobüsün geldiği resmi rakamlar tarafından da biliniyor. Her bir otobüsün 45 kişilik olduğu hesap edilecek olursa sadece bu rakam bile gösteriye katılanların sayısının ne kadar çok olduğunu ortaya çıkarır. İstanbul için-

28 FABRUARY 2012

den katılanların sayısı ise beklenenden daha çok oldu. Taksim’deki gösteriye Türkiye’de farklı düşüncelere sahip insanlar katılırken bazı provoke girişimleri de boşa çıkarılmış oldu. Oraya Hocalının ıstırabını yüreğinde hissedip gelenlerin dışında sayıları çok çok az olan ama gösteriyi kendi gayeleri için kullanmaya çalışmak için çeşitli sloganlar atmak isteyen, pankartlar taşımak isteyenlere fırsat verilmedi. Sağduyulu büyük kalabaık arasında sesleri cılız kalan bu insanlar biraz bağırmak isteyince yanı başlarındaki ağırbaşlı gruplar tarafından destek göremedikleri gibi uyarılınca susmak mecburiyetinde kaldılar. Meydanda toplanan kalabalığa bakınca sağduyulu grupların ellerinde taşıdıkları pankartlar ve söyledikleri sloganların hakim olduğu dikkati çekiyordu. Sivil toplum kuruluşlarının gösteriye verdikleri dstek ellerinde tuttukları ve nereden geldiklerini gösteren levhalarla da kolayca anlaşılıyordu. Bu vesile ile Azerbaycan’daki başarılı çalışmaları ile adını du-

yuran Çağ Öğretim tarafından Taksim’e davet edilen gruplar ve Azerbaycan Diyalog ve Kardeşlik Derneği (ADKADER) organizesiyle gelenler meydanın her yerinde dikkati çekiyordu. Kısa bir sürede böylesine kalabalığı toplayabilme başarısı gösterdikleri için Azerbaycan’dan gelenler tarafından takdir edildiler. Türk İş pankartlarıyla gösteriye katılanların “Sarkozy Tuvalet Kağıtları” dağıtması ilginç manzara oluşturdu. Otobüslerle İstanbul dışından gelenler “Hocalıya Adalet” gibi pankartlarının arkasında gruplarının kaybolmaması için geldikleri şehirlerin isimlerini yazmaları İstanbul’dan katılanların “Hemşehrilerimiz hoş geldiniz” sohbetine de sebep oldu. Saat 14.00’te başlayacak gösteri için saat 10.00’dan sonra kalabalık oluşması sebebiyle herkes farklı insanlarla tanışma ve Hocalı soykırımı ve Azerbaycan hakkında konuşma fırsatı yakaladılar. 26 Şubat 2012 Taksim için sadece Hocalı katliamının protesto edildiği bir gösteri

09

olarak anılmayacak. İçinden çok dersler çıkarılabilecek bir sivil toplum başarısı olarak da kaydedilecektir. Türkiye’de halkın Azerbaycan için ne hissettiğinin canlı şahidi ve elle tutulan, gözle görünen sevgi ve muhabbet mesajıdır. Meydanda sürekli “Tek millet, iki devlet” sloganın atılması ve Umum milli lider Haydar Aliyev’in bir milletin evlatları olarak sevinçte ve kederde birlikte olmak için gösterdiği gayret hayırla anıldı. Pazar gün yapılan Hocalı soykırımı ve katliamını protesto gösterisinin sadece Türkiye’de değil dünyanın birçok ülkesinde ses getireceği muhakkak. Çünkü ilk defa böylesine geniş katılımlı gösterinin halka mal olduğunu görmeleri bazı devletlerin Karabağ’ın işgalini bir kere daha ciddi şekilde düşünmelerini sağlayacaktır. Taksim’deki gösteri Azerbaycan ve Türkiye diasporasına yapacakları lobi çalışmasında büyük moral desteği vereceği gibi Ermeni diasporası ve onların arkasındakilerde de moral çöküntüsü oluşturacaktır. s.unal@zaman.az

Çeçen liderden Putin’e suikast girişimi Türkiye İsrail uçaklarına yasak getirdi Rusya Başbakanı Vladimir Putin’e yönelik bir suikast planının, Rus ve Ukrayna gizli servisi tarafından ortaya çıkarıldığı iddia edildi. Suikast planının arkasında Çeçen ayrılıkçı lider Doku Umarov’un olduğu savunuldu. Rusya devlet televizyonu Kanal 1, Rus ve Ukraynalı gizli servis görevlilerinin Putin’e suikast girişiminde bulunmakla suçladığı iki kişinin gözaltına alındığı görüntüleri yayınladı. Haberde, gözaltına alınan iki kişinin Putin’e suikast emrini Umarov’dan aldıklarını itiraf ettikleri belirtildi. Haberde, şüphelilerin Putin’e 4 Mart’ta yapılacak devlet başkanlığı seçiminin hemen ardından Moskova’da suikast düzenlemeyi planladıkları da vurgulandı. Şüphelilerin Ukrayna’nın Kara Deniz’deki Odesa limanında gözaltına alındıkları belirtildi. PUTİN’İN SÖZCÜSÜ DOĞRULADI ITAR-Tass haber ajansına konuşan Putin’in sözcüsü Dimitriy Peskov da Rus televizyonunda yer alan haberi doğruladı ancak konu hakkında daha fazla yorumda bulunmayı reddetti. Ukrayna Güvenlik Servisi’nden bu ay içinde yapılan bir açıklamada, üç Rus vatandaşının terörle ilgili suçlar nedeniyle 4 Şubat’ta Odesa’da gözaltına alındığı duyurulmuştu. Ancak şüphelilerin Putin karşıtı bir gizli planla ilişkili oldukları konusunda o zaman bir açıklamada bulunulmamıştı.

Türkiye’nin hava sahasını kapatarak İsrail kargo uçaklarına kısıtlı geçiş izni verdiği iddia edildi.

İsrail gazetesi Haaretz, Türkiye’nin tehlikeli maddeler taşıyan İsrail kargo uçaklarına hava sahası kapattığını yazdı. Gazetenin haberine göre, bu tehlikeli maddeler arasında, sade-

ce patlayıcı değil, yanabilir özellikte olduğu için pil ve parfüm de var. HAVACILIK SEKTÖRÜ ZARARDA Yasak nedeniyle İsrail kargo uçaklarının Türk hava

sahasını kullanmak yerine daha uzun uçuş rotasını tercih ettikleri kaydedildi. Haaretz gazetesi, bu yasağın İsrail’in kargo uçuşlarının büyük bölümünü etkilediğini ve İsrail’in havacılık

sektörüne maddi zarar verdiğini de yazdı. Gazeteye göre, İsrail havayolları şirketleri İsrail sivil havacılık idaresinden aynı şekilde Türkiye’ye karşılık vermesini istiyor.


10

28 FEBRUARY 2012

Milliyet

SPOR

AUSTRALIA

Fenerbahçe, Eskişehir’de de kayıp Son 3 deplasman maçından mağlubiyetle ayrılan Fenerbahçe, Eskişehir’den de eli boş döndü. Bülent Ertuğrul ve Kamara’nın gollerine Sow ile yanıt veren sarı lacivertli takım, sahadan 2-1 mağlup ayrıldı. Fenerbahçe’de Caner Erkin kırmızı kart gördü. Spor Toto Süper Lig’de Eskişehirspor, Fenerbahçe’yi evinde konuk etti. Mücadeleden Eskişehirspor, 2-1 galip ayrıldı. Üst üste iki maç kaybeden Eskişehirspor ise evinde üstünlük kurduğu Fenerbahçe’yi bir kez daha mağlup etti. Sarı lacivertli takıma karşı 13. galibiyetini alan Es Es, bu galibiyetlerin 12’sini evinde elde etmiş oldu. Eskişehirspor, puanını 41’e yükselterek ilk 8 için önemli bir galibiyete imza attı. Deplasmanda oynadığı son 3 maçında yenilen ve kalesinde toplam 8 gol gören Fenerbahçe, dış sahadaki galibiyet hasretini 4 maça yükseltti. Zirve yarışında önemli bir yara alan Fenerbahçe, ligdeki 6. mağlubiyetiyle tanıştı. Sarı lacivertli ekip 28. haftayı 54 puanla tamamladı. Fenerbahçe, maç fazlasıyla lider Galatasaray’ın 6 puan gerisinde yer almaya devam etti. Karşılaşmanın 31. dakikasında ev sahibi Eskişehirspor, skorda 1-0 üstünlüğü yakaladı. Sol kanattan Erkan Zengin’in ortasında, Ziegler topu kafayla uzaklaştırmak istedi ama meşin yuvarlak kaleyi karşıdan gören bir yerde Bülent Ertuğrul’un önünde kaldı. Topu düzelten Bülent, kaleci Volkan’ın uzanamayacağı köşeye topu gönderdi ve takımını 1-0 öne geçirdi. Golden sonra Eskişehirspor’un atakları sıklaştı. 5 dakika içerisinde iki pozisyon yakalayan ev sahibi, Hürriyet ve Kamara ile pozisyonlar buldu. Fenerbahçe kalecisi Volkan Demirel, iki oyuncuya da geçit vermedi ve yaptığı kurtarışlarla farkın açılmasına izin vermedi. İlk yarının duraklama dakikalarında Fenerbahçe, skorda eşitliği sağlayamaya çok yaklaştı. Ceza alanı dışında kazanılan serbest vuruşta, topun başına Alex geçti. Brezilyalı oyuncunun vuruşunda top direkten auta çıktı. Karşılaşmanın ilk yarısı ev sahibi takımın 1-0 üstünlüğüyle sonuçlandı. Geriye dönmekte zorlanan Fenerbahçe, kalesinde ikinci golü gördü. 55. dakikada az adamla yakalanan Fenerbahçe savunması Eskişehirspor’a pozisyon verirken, bu kez ev sahibi takım farkı ikiye çıkartan golü buldu. Alex’in kaptırdığı topun ardından rakip alana hızlı geçen Eskişehirspor, Volkan Yaman’ın pasında top Kamara’yla buluştu. Topla ceza alanına giren Kamara, çok sert vurdu ve kaleciyi Volkan’ı bir kez daha mağlup ederek skoru 2-0’a getirdi. Karşılaşmanın 66. dakikasında Mehmet Topuz’la değişerek oyuna dahil olan Caner Erkin, 73. dakikada kırmızı kart gördü. Caner, karşılaşmanın hakemi Halis Özkahya’nın kırmızı kartıyla oyun dışı kaldı. 10 kişi kalan Fenerbahçe, kırmızı kart pozisyonun hemen ardından Moussa Sow ile farkı 1’e indirdi. Ceza alanı dışında topu önünde bulan Sow, topu kontrol ettikten sonra sert bir vuruşla kaleci Ivesa’yı mağlup etti. Golden sonra Eskişehirspor gole çok yaklaştı ve direği geçemedi. Ceza alanındaki karambolde Diego ve Kamara’nın vuruşlarında top direğe takıldı ve ev sahibi takım farkı artıracak golü kaydedemedi. Kalan dakikalarda Eskişehirspor, yakaladığı pozisyonları değerlendiremezken, ev sahibi takım karşılaşmadan 2-1 galip ayrıldı.

et n r e t n i , n ı y a m r ı ç a k ı t a s r ı F ! n ı l a i z i n i r ye i k a d n ı s a y n dü

ir b a l r a l t a y fi yan a l s a b n a ’d 9 9 z... i $1 n i s r i l i b a l o ahip s e n i s e t i s b we

DL boyu tundaki brosürle rde kampany a... 5000 adet

flı a r a t k e t 79 4 $ r ü s bro

1000 ad et kartv izit sadece $ 99

ixir

www.i

design studio xir.com.au

Derbide gülen Fenerbahçe Ülker Beko Basketbol Ligi’ndeki derbi mücadelesinde Fenerbahçe Ülker, sahasında Beşiktaş Milangaz’ı 86-82’lik skorla mağlup etti.

Beko Basketbol Ligi’nin 19.haftasının derbi mücadelesinde Fenerbahçe Ülker, sahasında Beşiktaş Milangaz’ı 86-82 yendi. Roko Ukic ve Barış Hersek’in karşılıklı sayılarıyla başlayan mücadelede 4.dakikayı Beşiktaş Milangaz 4-9 önde geçti. Bogdanovic’in basketleriyle skor üreten Fenerbahçe Ülker, reklam molasının ardından da Emir Preldzic’in üç sayı isabetiyle durumu 12-11’e getirdi. Kaya Peker ve David Hawkins’in diskalifiye edilmesinin ardından Bogdanovic ve Preldzic ile skor üreten Sarı Lacivertliler, ilk periyotu da 27-17 önde tamamladı. İkinci periyotun ilk dakikalarında iki takımda hücumda skor bulmakta zorlanmazken, Fenerbahçe Ülker 14.dakikada farkı 14 sayıya çıkarttı (36-22). Ancak bu dakikadan sonra toparlanan Beşiktaş Milangaz, aradaki skor farkını eritti. Sarı Lacivertliler, devre sonunda soyunma odasına 48-40 önde giren taraf oldu. Üçüncü periyota iyi başlayan Beşiktaş Milangaz, Carlos

Arroyo’nun hücumları organize ettiği dakikalarda boyalı alanda da Pops Mensah Bonsu’yu etkili kullanarak farkı 24.dakikada 3 sayıya indirdi (55-52). Mola alan Sarı Lacivertliler, aranın ardından ilk hücumu değerlendiremezken, Morrison’ın etkili oyunuyla konuk ekip 55-57 öne geçti. Temponun yükseldiği bölümlerde Siyah Beyazlılar Morrison, ev sahibi ekip de Ukic ile etkili oldu. Roko Ukic’in son hücumu değerlendirememesi sonrasında periyotu 66-67 Beşiktaş Milangaz önde tamamladı. Mücadelenin final periyotunda Mirsad Türkcan ve Bojan Bogdanovic ikilisiyle sayılar bulan Fenerbahçe Ülker, durumu da 7167’ye getirdi. Alan savunmasına dönen Siyah Beyazlılar boyalı alanda da Bonsu ile etkili oldu. Engin Atsür’ün üç sayılık basketiyle son 1.5 dakikaya 81-80 önde giren Fenerbahçe Ülker, Roko Ukic’in de turnikesiyle farkı üç sayıya çıkarttı (83-80). Bitime 18 saniye kala Ersin Dağlı iki serbest atışı değerlendiremezken, Sarı Lacivertliler, mücadeleden de 86-82 galibiyetle ayrıldı.

02 96746339 Araba Tamircilerı & kaportacılar Tüm Makinalarımız güvencelidir ABS & airbag Service light resetiing hoist installation sales & service


Milliyet

28 FEBRUARY 2012

SPOR

AUSTRALIA

Kaybetmeye devam...

11

Umut Futbol Akademisi

www.ufansw.com.au

Hafta içinde UEFA Avrupa Ligi 2. tur rövanş maçında PSV Eindhoven'a 4-1 yenilerek elenen Trabzonspor, ligde 29 gol ile gol krallığı yarışında ilk sırada yer alan kart cezalısı Burak'tan yoksun olarak çıktığı karşılaşmada, Mersin İdman Yurdu'na 3-2 mağlup oldu. Spor Toto Süper Lig'in 28. haftasında Trabzonspor'a konuk olan Mersin İdman Yurdu karşılaşmayı 3-2 kazandı. Karadeniz temsilcisi 2-0'dan beraberliği yakalasa da eski Trabzonsporlu Hasan Üçüncü'nün 88. dakikada attığı golle rakibine 3 puanı bıraktı. Trabzonspor karşılaşmaya Tolga, Serkan, Mustafa, Giray, Cech, Zokora, Colman, Volkan Şen, Olcan, Alanzinho, Henrique 11'i ile başlarken konuk ekip Mersin İdmanyurdu: Hakan Arıkan, Boum, Çağdaş, Erman, Moritz, Mert Nobre, Ben Yahia, Bueno, Mustafa Keçeli, Hakan Bayraktar ve İbrahim Kaş 11'i ile sahadaki yerini aldı. Karşılaşmaya etkili başlayan Trabzonspor 8. dakikada Volkan'ın sol çaprazdan şutunda kaleci Hakan Arıkan'ın yumrukla uzaklaştırdığı top ceza alanının hemen dışındaki Zokora'nın önüne düştü. Bu futbolcunun sert şutunda top üsten auta gitti. İlk 30 dakikası genelde orta saha mücadelesi ile geçilirken ev sahibi ekip Trabzonspor bir türlü organize görüntü veremedi. Konuk ekip Mersin İdman Yurdu golcü oyuncusu Mert Nobre'nin golü ile karşılaşmada 1-0 öne geçti. 33. dakikada Mustafa Keçeli'nin sağdan ortasında, yakın mesafedeki Moritz'in kafa vuruşunda, kaleci Tolga'dan dönen topu altı pas içindeki Mert Nobre, yatarak ayağıyla filelere gönderdi: 0-1. 43. dakikada Ben Yahia'nın sağdan kullandığı köşe vuruşunda, yakın mesafede iyi yükselen Moritz'in kafa şutunda, top direğin az farkla yanından auta çıktı. Kalan sürede de gol olmayınca ilk yarı konuk takımın

1-0'lık üstünlüğü ile tamamlandı. İkinci yarıya golle başlayan Mersin İdman Yurdu, Nobre'nin attığı golle farkı 2'ye çıkardı. Mersin İdman Yurdu henüz ikinci yarının ilk saniyelerinde sağ kanattan serbest vuruş kazandı. Bueno'nun ortasında Mersinli oyunculardan seken topu Nobre altı pastan yaptığı vuruşla ağlara gönderdi ve farkı ikiye çıkardı:2-0. 59. dakikada Mersin İdman Yurdu'nda sarı kartı bulunan Danilo Bueno oyundan çıkarken; İlhan Özbay oyuna dahil oldu. Gol için rakip kaleye yüklenen Trabzonspor aradığı golü 60. dakikada Halil Altıntop ile buldu. Volkan'ın pasında Cech kendisini ceza sahasında buldu. Cech ve Halil'in karşı karşıya yaptığı ilk üç şutu Halil çıkardı ama dördüncüsünde Halil topu ağlara gönderdi:2-1. Taraftarının desteğini arkasına alan ev sahibi ekip Trabzonspor beraberlik golünü 83. dakikada Olcan Adın ile buldu. Adrian'ın ceza sahasına pasında Olcan Adın, voleyle topu köşeden ağlara bıraktı:2-2. Beraberliği yakaladıktan sonra rakip kalede galibiyet golünü arayan Trabzonspor, golü kendi kalesinde gördü. Mersin İdman Yurdu atağında Trabzonspor savunmasında bir anlık hata ve top Hasan Üçüncü'nün önünde kaldı. Hasan'ın kaleciyle karşı karşıya vuruşunda top bir kez daha Trabzonspor ağlarıyla buluştu:3-2. Karşılaşmanın ilerleyen dakikalarında başka gol olmayınca mücadele Mersin İdman Yurdu'nun 3-2 üstünlüğü ile sona edi. Bu sonuçla Trabzonspor 46 puanda kalırken konuk ekip Mersin İdman Yurdu ise puanını 36'e çıkardı.

Bursaspor seriye bağladı Spor Toto Süper Lig'de Bursaspor, deplasmanda karşılaştığı Samsunspor'u Batalla, Musa ve Turgay'ın golleriyle 3-0 mağlup etti. Yeşil-beyazlılar, bu sonuçla üst üste 3. galibiyetini aldı. Spor Toto Süper Lig'de Bursaspor, deplasmanda karşılaştığı Samsunspor'u Batalla, Musa ve Turgay'ın golleriyle 3-0 mağlup etti. Yeşil-beyazlılar, bu sonuçla üst üste 3. galibiyetini aldı. Karşılaşmaya ev sahibi Samsunspor daha iyi başladı. Maça yoğun ilgi gösteren taraftarının önünde erken bir gol bulmak isteyen Karadeniz temsilcisi, mücadelenin 14. dakikasında beklemediği bir gol gördü kalesinde.

Sebastian Pinto'nun bireysel becerisi ile başlayan Bursaspor atağında Pinto, Batalla'yı harika bir pasla, Samsunspor savunmasının arkasında topla buluşturdu. Yüksek gelen topu, hiç kontrol etmeden kafasıyla kaleye gönderen Pablo Batalla, Bursaspor'u deplasmanda 1-0 öne geçirdi. İlk yarının kalan bölümlerinde ev sahibi Samsunspor, beraberlik golünü arasa da sonuç alamadı ve soyunma odasına konuk takım

Bursaspor'un 1-0 üstünlüğü ile gidildi. İkinci yarı da Samsunspor'un beraberlik çabaları ile başladı. Ancak takım olarak iyi savunma yapan Bursaspor, rakibine önemli bir gol şansı tanımazken, geliştirdiği kontra ataklarla da ikinci gole yaklaştı. Yine hızlı bir Bursaspor atağında Musa Çağıran, ceza sahası dışında topla buluştuğu poziyonda Samsunspor savunmasını çalımlarla geçti ve güzel bir son vuruşla

Bursaspor'u 2-0 öne geçirdi. Bursaspor'un farkı 2'ye çıkarmasının ardından ev sahibi Samsunspor, oyun disiplininden tamamen koptu. Orta sahada her kaptırdığı topun ardından, kalesinde yüzde yüzlük gol pozisyonları gören Samsunspor, uzatma dakikalarında 3. gole de engel olamadı. Hızlı gelişen Bursaspor atağında Turgay Bahadır, skoru 3-0'a getiren golü kaydetti. Bu golün ardından mücadele de sona erdi.

Tüm Türk toplumuna ulaşmanın en etkili yolu. Reklam paketlerimiz için hemen arayın...

Sydney 0413 153 573 Melbourne 0421 887 469


GÜVENİLİR HABER

Issue:16

Milliyet www.milliyet.com.au

28 FEBRUARY 2012 | $1.00

AUSTRALIA

1 Avustralya Doları : Türk Lirası Alış : 1,89 Satış : 1,91

Amerikan Doları Alış : 1,07 Satış : 1,09

Euro Alış : 0,88 Satış : 0,90

Bol gollü derbi Galatasarayın Spor Toto Süper Lig’deki derbi mücadelesinde Galatasaray, Türk Telekom Arena’da Beşiktaş’ı ağırladı. Sarı kırmızılılar, Elmander(2) ve Melo’nun golleriyle Beşiktaş’ı 3-2 mağlup etti. Bu sonuçla Galatasaray play-off oynamayı garantiledi. Spor Toto Süper Lig’in 28. haftası derbi mücadelesine sahne oldu. Lig lideri Galatasaray, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena’da Beşiktaş’ı ağırladı. Büyük bir çekişmeye sahne olan derbi mücadelesini Galatasaray, Elmander(2) ve Melo’nun golleriyle 3-2 kazandı. Bu sonuçla Galatasaray puanını 63’e çıkartırken, sarı kırmızılıların ligdeki galibiyet serisi 4 maça çıktı. Galatasaray en yakın takipçisi Fenerbahçe ile arasındaki puan farkını 9’a çıkartırken, matematiksel olarak play-off oynamayı garantiledi. Zorlu deplasmandan eli boş ayrılan Beşiktaş ise, 49 puanda kaldı. Ev sahibi Galatasaray sahaya Muslera, Eboue, Ujfalusi, Semih, Hakan Balta, Emre Çolak, Selçuk, Melo, Engin, Necati ve Elmander ilk 11’i ile çıktı. Konuk Beşiktaş ise Cenk, İbrahim, Sivok, Egemen, İsmail, Ernst, Necip, Veli, Simao, Quaresma ve Almeida ilk 11’i ile sahada yer aldı. Karşılaşmaya iki takım da kontrollü başladı. İlk dakikalarda iki takım da fazla risk almazken, Beşiktaş kanatlardan etkili olmaya çalıştı. Necati ve Elmander ikilisi ile siyah beyazlıların kalesine pozisyon arayan Galatasaray, konuk ekibin savunmasını aşmayı başaramadı. Dakikalar ilerledikçe seyircisinin de desteğini arkasına alarak daha fazla ileri çıkmaya başlayan sarı kırmızılılar, Beşiktaş kalesine tehlikeli gelmeye başladı. Ev sahibi takım aradığı golü 15. dakikada Elmander ile buldu. Felipe Melo soldan uzun bir pasla topu Eboue ile buluşturdu. Sağ çizgiden Beşiktaş ceza sahası içine geiren Eboue topu penaltı noktasına gönderdi. Elmander’in sert şutu üst direğe çarptıktan sonra Beşiktaş ağlarına gitti: 1-0.

Kalesinde golü gördükten sonra daha fazla risk alarak ileri çıkmaya başlayan Beşiktaş, Portekizli yıldızı Quaresma ile sarı kırmızılıların kalesine etkili geldi, ancak yıldız oyuncu son vuruşlarda etkili olamayınca skora denge getirme fırsatlarını kullanamadı. Oyunun temposu hiç düşmezken, Beşiktaş 38. dakikada zorunlu bir değişiklik yapmak zorunda kaldı. Siyah beyazlıların en istikrarlı oyuncularından biri olan Egemen, kasığından sakatlanarak oyuna devam edemedi ve tecrübeli oyuncu yerini Sidnei’ye bıraktı. Beşiktaş rakip kalede daha fazla gözükmeye başlarken, Galatasaray da kendi sahasından

hızlı çıkarak farkı artırmaya çalıştı. Siyah beyazlılar yakaladığı pozisyonları harcarken, ev sahibi takım da skoru değiştiremedi ve ilk devre Galatasaray’ın 1-0’lık üstünlüğüyle sona erdi. Karşılaşmanın ikinci devresine Beşiktaş daha istekli başladı. Rakip sahada baskı yaparak ikinci yarıya çok hızlı bir giriş yapan siyah beyazlılar, 49. dakikada İbrahim Toraman’ın attığı golle skora 1-1 eşitlik getirdi. Quaresma sağdan topla beraber ceza sahası içine girdi. Portekizli yıldızın ilk ortasında Semih topu kesti. Pozisyonun devamında İbrahim Toraman ceza sahası içinde karambol yarattı. Quaresma sıfıra inerek yerden çok güzel bir pas

çıkardı. İbrahim Toraman, boş pozisyoda topa dokuranarak skora 1-1 eşitlik getirdi. Beşiktaş’ın gol sevinci fazla uzun sürmedi. Beraberlik golünden sadece 3 dakika sonra Galatasaray’da sahneye çıkan Felipe Melo, kaydettiği golle takımını 2-1 öne geçirdi. 52. dakikada Selçuk İnan’ın savunmanın arkasına gönderdiği pasla birlikte Felipe Melo ceza sahası önünde topla buluştu. Kaleci Cenk ile karşı karşıya kalan Melo, düzgün bir vuruşla topu ağlara gönderdi: 2-1. Bütün riskleri alan Beşiktaş, 60. dakikada İsmail Köybaşı’nın yerine golcü futbolcu Mustafa Pektemek’i oyun dahil etti. Beraberlik golü için rakip kaleye yüklenmeye başlayan siyah beyazlılar, sol kanattan daha fazla etkili olmaya çalıştı. Galatasaray’da ilk yarıda en çok koşan isimlerden biri olan Necati Ateş, 64. dakikada yerini Albert Riera’ya bıraktı. İspanyol oyuncunun 68. dakikada çektiği sert şut üstte auta çıktı. Karşılaşmanın 73. dakikasında skora 2-2 eşitlik geldi. Galatasaray’ın genç futbolcusu Semih, topu kendi ağlarına gönderdi ve Beşiktaş yeniden beraberliği yakaladı. Quaresma’nın sağ kanattan ceza sahası içine yaptığı ortada Semih, Almeida’dan önce topu kesmek istedi, ancak ters bir vuruşla topu kendi ağlarına gönderdi: 2-2. Galatasaray bu golün ardından 76. dakikada Felipe Melo ile Emre Çolak’ın yerine Aydın Yılmaz ve Milan Baros’u oyuna alarak son kozlarını oynadı. Elmander 90 artı 1. dakikada birkez daha rakip fileleri havalandırarak maçın skorunu belirledi: 3-2. Kalan bölümde başka gol olmazken, Galatasaray sahadan 3-2 galip ayrıldı.

İngiliz Sterlini Alış : 0,67 Satış : 0,69

Maçtan renkli kareler


Milliyet Australia Turkish Newspaper v16