Issuu on Google+

/14

e t e z r ive

üçan n ı ş i d e u c l u p


Sayı: 14 / 2013 Genel Yayin Yönetmenleri Can Olguner Berkem Ceylan Yayın Koordinatörü Özge Yılancı

İNTERNETTE SANSÜRÜ AŞMA REHBERİ

DİRENİYORUM, DİRENİYORSUN, DİRENİYOR!

GEZİ PARKI VE TARAFTAR

BİR GEZİ PARKI HİKAYESİ

ÇAPULCUYU NASIL TANIRSINIZ?

PİKSEL

Yazı İşleri Simge Gürkan Tuna Ateş Yazarlar Bercan Aktaş, Ebru Kentoğlu Emrecan Kaya Gökberk Ertunç Mert Tanır Teşekkür Sarper Durmuş Halil Nalçaoğlu Aylin Dağsalgüler Tasarım Erdal Özbek

İletişim Fakültesi Öğrencileri tarafından hazırlanmaktadır.

/ifbilgi

@ifbilgi


İnternette sansürü aşma rehberi Özgürce ve ‘anonimce’ internette dolaşmanın yolları Gökberk Ertunç

Ş

u anda bu yazının yazıldığı Taksim Gezi Parkı direnişinin zirvesindeyken özellikle kimi zaman Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinin yasaklanma söylentileri dönüypr. Peki böyle bir durum geröekleşirse neler yapabiliriz? Bu gibi durumlarda, internet sansürünü aşmak için basit yöntemler var: 1.TOR Tor sırf bu gibi devletlerin interneti kesme, sansürleme ve yasaklama durumlarında kullanılmak için tasarlandı.

En güvenli ve anonimliğinizi en iyi koruyabileceğiniz yöntem bu. Her tür işletim sisteminde sitesinden indirilen dosyayı çalıştırıp çıkan dosyayı açın ve Tor browser’den istediğiniz gibi paylaşımda bulunun. Cep telefonundan Twitter, Facebook yasaklarını aşmak için ise Android için geçerli olan Tor’un telefon versiyonu Orbot kullanın. Kurulumu ‘nextnext’ demek olduğundan, sorun yaşamadan internet sansürlerini aşıp sosyal medyaya kavuşabilirsiniz.


4

2. VPN VPN kısaca başka bir bilgisayar üzerinden internete çıkma diye açıklanabilir Paralı VPN’ler hız konusunda sorun yaratmaz hem de anonimliğinizi korumanızı sağlar. VPN’leri internette ufak bir arama ile bulabilirsiniz. vpntunnel.se ipradator.se anonine.com gibi İsveçli VPN

sağlayıcıları diğer ülkelerin aksine kayıt tutmadan anonim, hızlı ve sansürsüz bir internet sağlıyor. 3. Ücretsiz VPN’ler Bedava VPN’ler her ne kadar güvensiz olsa da çok sık kallanılıyor. Ücretsiz VPN hizmeti reklamlardan kazandıkları para ile finanse etmeye

çalıştıklarından alaksız reklamlar görmeniz olası. Hotspot Shield, Tunnelbear, Privitize gibi şu anda çalışan ücretsiz VPN’leri kullanabilirsiniz. Bu temel üç yöntem ile internet yasaklarını aşıp özgürce ve anonimce internette dolaşabilir ve yazı yazabilirsiniz.


Direniyorum, Direniyorsun, Direniyor! Gezi Park’ından çıkan kıvılcım, Halk’ın oluşturduğu büyük bir aleve dönüştü Bercan Aktaş


6

L

enin’in 1900’de çıkardığı “Iskra” (Kıvılcım) adlı yayın organında: “Kıvılcımdan alevler doğar” yazıyordu. Gezi Parkı’nda “sökülmeye” çalışılan ağaçlar da içinden geçtiğimiz tarihi sürecin kıvılcımı oldular. Elbette bu olaylar bir kıvılcımdan ibaret değildir. İnsanların öfke patlamasını yansıtan, Gezi Parkı’ndan gitgide ilgisizleşen bir yere evrilme riskini arttıran bir hâl aldı. Evvela şu mühim noktayı teslim edelim: Türkiye halkı, yıllar sonra suskunluğunu bozarak, farklı talepler manzumesiyle sokağa çıktılar. Bu, insanların katılım, özgürlük ve yaşam tarzlarına saygı arayışıdır. İnsanları bu arayışa mahkûm bırakan yegâne durum ise AKP’nin otoriter devlet dilini içselleştirmiş olmasından başka bir şey değildir. Bu duruma verilen tepkinin kendisi dahi başlı başına bir kazanımdır. Tabir-i caizse “AKP’ye gıcık olan” potansiyel açığa çıktı, alanlara aktı, semtlerinde ses çıkardı. Bu kitlenin içinde AKP seçmeninin de olduğunu unutmamak gerek. Bu vektörlerin ortak keseninin “Hükümet istifa” gibi bir slogan olduğu gibi, Başbakan ve AKP iktidarında görülen otoriter zihniyet de mevcut büyük siyasal aktörlerin de ortak kesenidir. O nedenle, “Hükümet istifa” gibi bir soyutlama, müneccim

olmaktan öteye götürmeyen bir papatya falı açmaya yarar. Net bir talep değildir; konjonktür açısından da epey riski barındırır. Açmam gerekirse, bu ayaklanmanın daha ötesini yaklaşık 30 yıldır gösteren Kürtlerin barış sürecine girdiği bu dönemde, bugün Batı’daki sokaklarda yükselen “milliyetçi-laisist” tepkiler, hükümetin başlattığı barış sürecine bir karşıtlığın dışavurumu olma özelliğini taşıyor. O açıdan, İstanbul’un ve Anadolu’nun farklı yerlerinde görülen Cumhuriyet Mitingi havası, bu eylemlilik halinin ortak kesenlerine değdiği için normal karşılanması gereken; ancak bir an önce bertaraf edilmesi gereken bir söylemdir.

Normaldir; çünkü her yerde bu böyledir, en son Arap devrimlerinde de meydanları dolduranlar arasında farklı kimlikler vardı. Örneğin devrimciler ile Selefiler Mübarek karşısında buluşmuşlardı. Bertaraf edilmelidir; çünkü bu ulusalcı söylemin, AKP’nin zaferiyle sonuçlanacağını tarih göstermiştir. Cumhuriyet mitingleri ve 2010 referandumu bir örnek olarak önümüzde duruyor. Üstelik Türkiye’nin demokratikleşme süreci, eski dönem statükosunu savunarak değil; yeni dönemin özgürlükçü ve eşitlikçi taleplerini yükselterek mümkündür. Gezi parkının park olarak kalması, Emniyet müdürünün ve İstanbul valisinin istifa etmesi,


7

polisin yetkilerinin sınırlandırılması, ülkenin dört bir yanında gözaltına alınanların serbest bırakılması ve kente dair kararların kentle, halkla birlikte alınması bu başkaldırının asli talepleridir. Bu talepler, Türkiye’nin demokratikleşme sürecindeki meşru zeminini göstermiştir. Kürt barışına el veren, otoriter devlete meydan okuyan, katılımcı ve çoğulcu demokrasiyi güçlendiren bir direniş, Gezi Parkı’nda Türkiye’nin ihtiyacı

olan demokratikleşmenin turnusol kâğıdıdır. Son olarak Gezi Parkı direnişi, yeni bir dönemin kapısıdır. Nobran ve kibirli üslubuyla bildiğimiz Tayyip Erdoğan, kendi örgütsel gücünü ne kadar kenetlemeye uğraşırsa uğraşsın, toplumun taleplerine bu tarzıyla yanıt veremeyeceğini anlamıştır. Politik olarak kaybetmeye mahkûmdur. Etrafına güven değil korku saçan bu adamın bir an evvel aklını başına devşirmesi ve

inadından vazgeçmesi gerekir. Lenin: “Üzerinde durulan her küçük görüş ayrılığı büyür,” demişti. Bu yeşil isyan, Erdoğan’ın neoliberal yıkım politikalarıyla kenti talan etme inadında belirdi ve büyüdü. Gramsci’nin “aklın kötümserliği, iradenin iyimserliği” mottosuyla Latin Amerika’nın devrim şarkısı çınlıyor kulaklarımda: “Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez!” n


8


Gezi Parkı ve Taraftar

Farklı renklerin kardeşleriymişiz meğer... emrecan kaya

B

arışçıl bir doğa eylemi, İstanbul’un beceriksiz yöneticileri nedeniyle ülke çapında bir direnişe sebep oldu. Alman kaynaklı bir gazete Gezi parkı direnişini bu satırlarla okurlarına duyuruyordu. Olayların ilk çıkış sebeplerine baktığınız zaman gerçekten de öyle. Ortalıkta hiçbir neden yokken başlayan polis zulmü, polisin ve ona emir verenlerin yaptığı en ciddi hataydı. Üstelik en büyük hatalarını en başta yaptıkları; oturdukları korktukların ağırlığını taşıyamadıkları

aleni bir şekilde görülüyordu. Yıllarca birbiriyle savaşan, 1 hafta öncesine kadar ağır tartışmalara giren ve “bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyen “ileri görüşlü” insanlara inat taraftar grupları, toplumu ilgilendiren bu konuya sırtını dönmediği gibi, bu sorun için de en ön saflarda, omuz omuza polis zulmüne direniyordu. Özellikle futbolun, ama geniş pencereden bakmak gerekirse sporun dünyadaki en büyük toplumsal güç olduğuna inanan ben ve benim gibi insanlar için


10

renktaşlarım ve rakiplerimle göre dayanma eşikleri daha beraber direnmek, çocukla- fazlalaştı. Öyle ki Çarşı: “Bize rıma miras bırakacağım bir 100 maske verin parkı alahikaye olarak kalacak her lım” diyerek mütevazılık dahi yapıyordu; zira 50 kişi bile zaman. yeterliydi. Olayların ilk başladığı güne Toplumsal hareketlere karşı gidelim. Polisin sabah saatlerinde herkesin en savunmasız her zaman ipi göğüsleyen olduğu anda parka attığı gaz ve bundan asla çekinmeyen bombaları ve ardından çadır- Çarşı grubunun bu çağrısına ları yakışı, apolitik bir çevrede Fenerbahçe ve Galatasaray büyüyen bir nesli bile hare- takımlarının taraftar grupları kete geçirdi. Ardından hata- da dahil oluyordu. İzmir’den larından ders çıkarmayı bir gelen Göztepe-Karşıyaka erdem olarak görmek yerine, taraftarlarını yan yana gören bir zayıflık olarak gören ve insanlar bağırıyordu: “Şimdi anlamsız bir inatlaşmaya Onlar Düşünsün!” giren yöneticiler Taksim Bu haberi duyunca hemen meydanında “oturma” eylemi yapan kalabalığı tehlikeli(?) Taksim’e gittim. Taksim’de görolarak görüp bir kez daha gaz düklerim yaşadıklarım kelimebombalarına boğunca taraf- lerin anlatamayacağı cinstendi. tar grupları daha fazla daya- Polis zulmüne alışık taraftarnamadı. Biber gazı taraflara lar Gezi Parkı’nı asıl sahibi karşı peynir ekmek gibi dağı- olan halka geri vermek için en tıldığından, orada masum bir ön saflarda direniyordu. Bu işi şekilde bulunan insanlara zaten ancak taraftar başarırdı

ve bizi yanıltmadılar da. Polis tarafından iyice sıkıştırılan Fenerlilerin Beşiktaşlılar tarafından kurtarılması, sabaha karşı evlere dönülürken forma ve atkı değiştirilmesi... Yıllarca özlemini duyduğumuz kardeşlik ortamının oluşmasına ağaçların sebep olacağını hiç düşünemezdim. Bakın bir park nelere kadir. Pek çok anı yaşadım ama beni en çok etkileyen bir İngiliz taraftar oldu. Gerrard formalı bir Liverpool taraftarı gördüm orada, ismi Neil idi. Turistik bir gezi için doğru yere yanlış zamanda gelmişti kendi deyimiyle. “Doğanızı ve şehrinizi, haklarınızı koruyan siz Türkler,” dedi bana ve ekledi: “Asla yalnız yürümeyeceksiniz!” Bir Liverpool taraftarı olarak öylesine duygulandım ki cevap veremedim. Sağ ol Neil bizimle daha önce hiç görmediğin parkı korumak


11

adına yürüdüğün için. Kim ne derse desin futbol güzel şey. Doktoru, esnafı, avukatı, sanatçısı, öğrencisi, taraftarlarıyla; gerçek halk oradaydı. Bazılarının inatla anlamak istememesine rağmen; hiçbir siyasi ideolojinin başlatmadığı, tamamen baskıya ve şiddete direnen bir topluluk vardı orada. Şehirde olup bitenlerde söz sahibi olmak istiyordu ve evet daha fazla “demokrasi” istiyordu. Hakkı değil midir? Yardımlaşma, dostluk ve saygı en yoğun şekilde yaşanıyordu Taksim meydanında. Polisin zulmüne rağmen mutluydum, çünkü kendimi özgür hissediyordum. Gaz gözümü yaşartıyordu ama ruhumu besleyen kalabalık sayesinde ayakta kaldım, ayakta kaldık. Fedakar insanların yanında bulunan yaratıcı insanlar ve ortaya çıkan Cumhuriyet tarihinin -kendi kendine

oluşan- en büyük protestola- edebilecek kadar seviyormuşuz birbirimizi. Aslında biz rından biri. din, dil, ırk, mezhep, takım gibi S o s y a l M e d y a d e n e n konularda farklı görüşlere ve “bela”nın bu kadar yoğun kul- inançlara sahip olsak da karlanıldığı bir yerde medyayı deşmişiz. Umarım Gezi Parkı sansürlemek sizce de saçma, direnişinden alınacak mesaj gereksiz ve bir o kadar da doğru kişilerce alınmıştır. Biz aptalca değil midir? Toplumu halkız, biz tekiz ve bundan ilgilendiren önemli konuları sonra bize sorulmadan, dikte kendisine uygulanan sansüre edilen her türlü fikre cevabıkarşı en ufak bir karşılık vere- mız sert olacak. Demokrasi meyen, isyan edemeyen bir sadece sandıkta kazanılmaz medyadan dinlemedik mi biz ve buna inanmayan herkese yıllarca? Cevap toplum vicda- inat: “Yaşasın Gezi Parkı!” nının ve inanıyoruz ki gerekli cevap verilecektir. Unutmadan Son Söz Duman’dan gelsin: penguenlerin yaşam mücade- Saldırın bana utanmadan, lesini anlatan belgeseli kaçır- sıkılmadan dım. Acaba yayınlayan kanal Gözlerim yanar ama ezilmedim, tekrarını verebilir mi? O sıralar azalmadım “Özgürüm” dedim hala meşguldük. “Haklıyım” dedim hala sana Bu olaylardan sonra anla- “İnsanım” dedim hala dım ki aslında birbirimizden Vazgeçer miyim söyle bana n o kadar da nefret etmiyormuşuz. Zor zamanlarda ve zulme karşı tek bir kişi gibi hareket


Bir Gezi Park覺 Hikayesi


13

Halkın Farklılıkları bir kenara bıraktığı, orantıSız güce barışın gücüyle cevaP verdiği, kazandığı gezi Parkı’ndan...

/ ebru kentoğlu


14

Y

hayır anlamında sallıyor ve ekliyor: “Ne önemi var?” Tüm Gezi Parkı binlerce insan ile dolmuş durumda. Gençlerin ağırlıkta olduğu bir cennet sanki burası. Öğrencisi de var, işçisi de. Metalci, ateist, dindar, LGBT üyesi, feminist, Kemalist, Beşiktaşlı ya da Galatasaraylı… Tüm “marjinaller” toplanmış, bir arada bulunmaktan mutlu. Gaz festivali değil, zafer festivali bu. Müzikler, halaylar, muhabbet ve ikramlar. Muazzam kalabalık arasında yer arıyoruz, festivale katılmak için. Bazıları Karşımdaki çocuk beni oturmamız için yer açıyorgöstererek yanımda oturan lar bize, sıkışarak. Ücretsiz su kıza soruyor: “Arkadaşı tanı- ve yiyecek dağıtıyor insanyor musun?” Kız kafasını lar, garip geliyor, alışmamışız

eni yeni kavramlar girdi hayatımıza Gezi Parkı d i r e n i ş i y l e b e r a b e r. Gaz ile ilgili gerekli gereksiz her türlü bilgi: limon, sirke, maskeler vs. Portakal gazını bile öğrendik, Vietnam’da Amerika’nın kullandığı. Barikat kurmayı, TOMA’yı, panzeri, tüm korkunç ve gereksiz şeyleri… Ama bunlardan çok daha ötesi, unuttuğumuz bazı “güzel” değerleri hatırlattı bize. İsyan etmek, hayır diyebilmek ve harekete geçebilmek...

ki böyle karşılıksız iyiliklere. Yeşillikler arasında uyuyanı da var mışıl mışıl, dinleneni ya da arkadaşına kaptırmış bir şekilde hikayesini anlatanı. Dert yok, tasa hiç yok. Kural yok değil ama baskı da hiç yok. Bir arkadaşım ne güzel diyor o sırada: “Burayı bize vermediler. Biz kazandık bu parkı, meydanı.” Sanki kaybettiğimiz, içimizde olan ama açığa çıkmayan tüm duygular bir araya geldi. Bir dönem gençlerinin değerleri olan eşitlik, sevgi, adalet, özgürlük gibi kavramlar oluştu tekrar içimizde. Ve insanlar birbirlerini ayırt etmeden, sorgulamadan


15

birlik olabildiler; zaman ve mekan kavramlarını yitirerek. Çok romantik mi konuşmaya başladım? Gördüğümü ve hissettiklerimi yazıyorum. (Dile kolay kaç günlük “gaz” kafası, üzerine de yorgunluk.) Bir bardağın taşma noktası olan sınırın aşılmasıydı bu. Tüm halk için sorun yaratan, son dönemde AKP’nin yarattığı ciddi derecede artan yasaklar silsilesi. (Kürtaj sorunu, alkol yasağı, Emek’in yıkımı, rant sağlanan arsalar, yeşil alanlar, sansür…) Gezi’deki güzelim ağaçlar vesilesiyle ortaya çıkan direniş. İnanılmaz bir

düzgün uyumamış, durmadan fotoğraflar çekmiş. Çok kaygılı, sinirli; fakat halk ve direniş adına umutlu. Bir başka hocam, Kürşat Bümin’e özellikle soruyorum durumu değerlendirsin istiyorum, entelektüelin Parkta tanıştığım bir çocuk umut dolu olması gerektiğini soruyor bana herkesin bir- her ayaklanmanın ve devrimin lik olmasıyla ilgili: “Neden umut ile olacağını belirten her gün böyle olmasın? Çok hocama. “Güzel şeyler bunlar. mu imkânsız? Neyimiz farklı Halk dışarıda. Daha ne olsun?” ki aslında birbirimizden?” O diyerek karşılık veriyor soruma. esnada aklıma sokakta çanak Fakat inanılmaz boyutta, çömlek çalan teyzeler geliyor, bizimle beraber yürüyen bitmek bilmeyen ve anlamamcalar, dayılar. . . Çevrem, sız şiddet üzerine, Taksim’deki arkadaşlarım… Hocam Gökhan festival havası tam “sorunTan geliyor, 4 gündür doğru suz” değil sanki. Dile kolay, gaz ve şiddet ile beraber katlanan isyan ve tekrar direniş. Tüm bunlar sonucunda, sembol halini alan Gezi Parkı ile çalkalanan bir isyan, bir başkaldırış.


16

çok ironik durumlar yaşıyoruz. Artık “Polise nasıl güveneceğiz ki?” gibi ciddi sorularımız, sorunlarımız var mesela. Gazları yiyen, acı çeken, yaralanan hatta hayatını kaybeden insanlar var unutulmayacak. Yediğimiz gazın ne olduğunu bile tam bilmeden: “Bu gaz bir harika dostum!” esprileriyle

beraber, yiyoruz işte bir şeyler. Tüm talihsiz ve hüzünlü gerçekleri bir kenara bırakırsak eğer, aslında tarihe geçtiğimizin farkındayız. Gurur verici olacak: “Ben de yedim kızım o gazdan” diyeceğiz bu mucizevi direniş için. “Tayyip’in gazı” da denebilir, ya da “İşte halk böyle isyan etti ve kazandı”

gibi daha kapsamlı betimlemeler de yapılabilir yaşanılanlar için. Her türlü devasa bir kazanım bu ve işte şimdi, tüm duvar yazıları ile beraber tadını çıkartmamızı bekliyor. Kaç kere yaşanır ki böyle bir tarihi olay? Çık sokağa ve tadını çıkar bu halk direnişinin! n


?

ÇAPULCUYU NASIL TANIRSINIZ

S�z de sosyal medya denen “beladan” görmüşsünüzdür, 3-5 çapulcu günlerd�r meydanlarda... Özge yılancı


18

l Rahat Giysiler & Ayakkabı Olası bir saldırıda kaçışa elverişli giysiler tercih sebebi, l Bisiklet Kaskı / Baret Kafaya alınacak cop darbesine veya isabet edecek gaz bombalarına karşı, l Deniz / Güneş Gözlüğü Karaya vurmuş bir marjinal çeşitli gazlara karşı deniz gözlüğü veya gece de takmaya devam ettiği güneş gözlüğü ile direnir, l Gaz Maskesi / Şal Gazlara karşı boyunlara atılan şallar da iş görür ama inşaat maskeleri tavsiye edilir, l Anti-Asit Karışımı Gözleri rahatlatmak için sürülen anti-asit karışımının göz altında bıraktığı beyaz kalıntıları görebilirsiniz, l Sırt Çantası Taşıyacak çok şey var; sırt çantası olmazsa olmaz, l Limon & Süt Biber gazına karşı birebir, l Sirke Portakal gazına birebir, l Fotoğraf Makinesi & Telefon Meydanlardan haber ve fotoğraf bekleyen insanları unutmamak gerek, l Plastik Eldiven & Çöp Torbası Çapulcular ortalık sakinleşince çevreyi toparlayarak direnişe devam eder.


19


/14

端n

e t e z r ive


Univerzete I 14