Issuu on Google+

3 // KASIM’13

zete


zete

Editรถr: Cem GELGรœN


// 01. LA VIE D’ADELE; YÖNETMENLE OYUNCULARI KARŞI KARŞIYA GETİREN FİLM // 02. BİR KONTEYNERDE YAŞAYABİLİR MİSİNİZ? // 03. LOU REED, HAVEL VE KADİFE DEVRİM // 04. ALFONSO CUARON YERÇEKİMİNE MEYDAN OKUYOR // 05. NEW YORK’TAN BANKSY GEÇTİ // 06. ALTI MİLYON ÇOCUĞUN ÖĞRETMENİ SALMAN KHAN


01.

LA VIE D’ADELE; YÖNETMENLE OYUNCULARI KARŞI KARŞIYA GETİREN FİLM

Eşcinsel evliliğin tartışıldığı bir dönemde, Cannes festivalinde kazandığı üç Altın Palmiye ödülüyle Fransa gündemine bomba gibi düşen La vie d’Adele - Mavi En Sıcak Renktir, 8 kasımda Türkiye’de vizyona giriyor. Genç Adèle’in kendinden daha büyük bir genç kadınla yaşadığı eşcinsel aşkı konu alan ve çarpıcı sevişme sahneleri içeren La Vie d’Adèle’in etrafındaki polemik, başrollerdeki

Léa Seydoux ve Adèle Exarchopoulos’un, yönetmen Abdellatif Kechiche’i hedef alan eleştirileriyle bir kat daha arttı. Filmin pornografik olduğunu düşünenlerin ve feminist bir yaklaşımla Abdellatif Kechiche’in “erkeksi” bir film yaptığını savunanların dışında, çok az film Cannes festivalinde bu denli beğeni toplamıştı. Pozitif


çalışırken, Léa Seydoux ve Kechiche’in medya üzerinden atışmaları, tartışmaları daha da kızıştırdı. Fitili ateşleyen röportajda çekimleri “felaket” olarak nitelendiren Seydoux, Kechiche’in oyuncuların fizik ve moral olarak limitlerini zorlayan, sevişme sahnelerinde ise psikolojik baskıya varan tarzını eleştirdi. Film setinde bulunmadığımız için, saf tutmak bize düşmez ama çekimlerde yaşanan zorluklar ve filmin mükemmelliği tek bir şeyi işaret ediyor, o da sanatsal titizlik. Tartışmaların merkezinde olan Léa Seydoux ve Adèle Exarchopoulos’un The Daily Beast, Abdellatif Kechiche’in ise Fransız Les Inrockuptibles dergilerine verdikleri röportajlar, La vie d’Adele’i ve yaşananları daha iyi anlamamızı sağlayacak. The Daily Beast: Kendinizden vermenizi gerektiren, oldukça zor roller oynadınız. Böyle bir şeyi başarabilmek için, Abdellatif Kechiche’e sonsuz bir güven duyuyor olmalıydınız. eleştiriler ve kazanılan üç Altın Palmiye’den sonra herşey toz pembe olması gerekirken, bunun tam tersi yaşandı. Başrol oyuncularının ve bazı teknisyenlerin yaz aylarında Abdellatif Kechiche’in zorlu, bazen şiddete varan çalışma metodlarını eleştirmeleri, filmin üzerinde kara bulutların dolaşmasına neden oldu. Adèle Exarchopoulos, sonradan verdiği röportajlarda ortamı yumuşatmaya

Léa Seydoux: İşler Fransa’da Amerika’ya göre biraz daha farklı işliyor. Fransa’da yönetmen bütün gücü elinde tutuyor. Fransa’da bir filmde oynuyorsanız ve kontrata imza attıysanız, herşeyinizi vermeniz gerekiyor. Bir bakıma tuzağa düşüyorsunuz. Adèle Exarchopoulos: Ona güvenmemiz gerektiğini ve herşeyimizi vermemiz


gerektiğini bize söylemişti. Tutku ve aşk hakkında bir film yaptığı için sevişme sahneleri istedi ve bunları, “özel” sevişme sahneleri gibi belli bir koreografi olmadan istedi. Karakterlerin cinselliğini saklamak istemediğini çünkü bunun bütün ilişkilerin bir parçası olduğunu söylüyordu. Sinemada yeni olduğumdan, böyle bir şeye hazır olup olmadığımı sordu, ben de “elbette!” dedim. Çekimlere gelince, bizden gerçekten “herşeyimizi” vermemizi istediğini fark ettim. Bir çok yönetmen size bu soruları sormaz bile, daha saygılıdırlar ve sevişme sahnelerinde içinizi rahat ettirirler, sahneler önceden planlanmıştır bu da çekimin cinselliğini ortadan kaldırır.

L.S: Bizim için utanç vericiydi. A.E: Cannes festivalinde bütün ailem salonda olduğundan gözlerimi kapatmak zorunda kaldım. Kechiche başkasıymış gibi düşünmemi söylemişti ama uzakta ıssız bir adada olduğumu hayal etsem de bunu başaramadım, ekrandaki benim vücudumdu. O anda sahne oldukça uzun geldi. Sevişme sahnelerinin dışında size zor gelen sahneler hangileriydi?

L.S: Herhangi bir duygusal sahne diyebilirim. Kechiche sürekli bir arayış içindeydi, ne istediğini tam olarak bilmiyordu. Bazı sahneler için haftalarımızı harcadık. Karşıdan On dakikalık bir sevişme sahnesi çek- karşıya geçmek bile zordu. Karşıdan karmek zor oldu mu? Daha önce bir filmde şıya geçerken göz göze geldiğimiz ve aşık bu kadar uzun bir sevişme sahnesi olduğumuz, otuz saniye süren sahnenin çekimi bütün bir gün sürdü, belki de 100 hatırlamıyorum…


kere tekrarladık. Sonunda kendimi kötü hissediyordum. Yorgunluktan olsa gerek, yüzüncü tekrarın sonunda Adèle’le yürürken gülmeye başladık ve Kechiche bir anda sinir krizine girerek “bu şartlar altında çalışamam!” demeye başladı.

herşeyimizi vermeye hazırdık ama bazen başa çıkması kolay olmayan bir manipülasyon hissediyorduk. Yine de bir aktör olarak iyi bir tecrübe oldu diyebilirim. Kechiche’le bir daha çalışır mıydınız?

A.E: “Sahneyi yüz kere çektik, bir kere gül- L.S: Asla. düysek kusura bakma” diye düşündük. Cuma günüydü ve Paris’e ailelerimizi görmeye git- E.A: Sanmıyorum. mek istiyorduk. Bize izin vermemişti. Yine de böyle yapmakta haklı olduğunu Sonuç olarak çekimlerin keyifli bir yanı düşünmüyor musunuz? Muhteşem bir film! yok muydu? Kulağa öyle gelmiyor… L.S: Tam bir felaketti. A.E: Her sahnede, hesaba katmadığın şeyler olabilir ama her dehanın kendi karmaşıklığı vardır. Abdellatif Kechiche büyük bir dahi ama kendine eziyet eden biri. Biz

7

A.E: Evet, çünkü filmi izlerken gerçekten acı çektiğimizi görebiliyorsunuz. Kavga sahnesi çok zordu. Léa bana durmadan tokat atıyordu ve arkadan Kechiche’in “Vur ona! Bir daha vur!” diye bağırdığını duyabiliyordum.


Les Inrockuptibles, Abdellatif Kechiche röportajı Les Inrockuptibles: Filminizin etrafında dönen polemiklerden ve Léa Seydoux’nun açıklamalarından sonra röportaj vermek sizi strese sokuyor mu?

8

Abdellatif Kechiche: Bu polemikler hafife alınacak cinsten değil. Yaşananlar ve neden bu noktaya geldiğimiz hakkında beni düşünmeye itiyor. Diğer yandan da işimden, attığım adımlardan ya da filmden konuşmakta zorluk çekebilirim. İnsanlarla konuşmayı ve eleştirileri okumayı seviyorum çünkü sizin görmediğiniz, fark etmediğiniz detayları görebiliyorlar. Onun için eleştiriler beni asla üzmez. Ancak, tarzımdan, “metodum”dan ya da sanatsal kimliğimden bahsetmek oldukça zor geliyor. Bu gerçekten oldukça zaman ve enerji isteyen bir şey.

Bu polemiklerden dolayı bir anda kendimi savunmam gereken bir pozisyonda buldum, bu da durumumu kolaylaştırmıyor. O zaman “metodunuz”dan bahsedelim biraz. Mesela aktör yönetiminden… Aslında o metodu hala geliştirmekteyim. Herkes, bu metodun ne olduğunu gerçekten iyi biliyormuş gözükse de, ben son kararımı vermedim. Elbette bazı prensipler üzerine kurulu ama iki üç cümlede açıklamak gerçekten zor. “Kechiche herşeyi montaj sırasında yapıyor” diyorlar. Hayır. Montaj da, senaryo ya da çekimler gibi bir etap. Sinema bir bütündür. Julie Maroh’nun çizgi romanını adapte


etmeye karar verdiğinizde, sizi motive eden ana konu neydi? Bir aşk hikayesini konu almak istiyordum. Ayrıca, iki kadını, iki aktrisi, gizemlerini ve güzelliklerini de çekmek istiyordum. Bir çok farklı şey öne çıkabilirdi. Mesela, tesadüf ya da kader. Bir de Emma karakterinden geçerek sanatsal ve politik bir kimlik var. Film, içinde yaşadığı dünyayı benimseyemeyen bir kızın, Adèle’in hikayesini konu alıyor. İlk başta Emma’nın Adèle’i yukarı doğru çekmesini istiyordum ama zamanla Adèle karakteri o kadar hür oldu ki, onu herhangi Bahsettiğiniz kıvılcımı arıyor oluşunuz bir yere doğru çekmeye çalışmak yanlış belki yanlış anlamalara ve polemiklere yol açmış olabilir mi? olurdu.

9

Her sahneyi bir çok kez çekiyorsunuz. Ben Seydoux’ya gönderme yapmıyordum. Kendilerini göstermeleri için oyun- İçi, dışa vurması kolay olmayan bir tutcularınızın pestilini mi çıkarmaya kuyla yanan, büyük potansiyele sahip bir aktris. Herşeye rağmen umarım bir gün çalışıyorsunuz? bu rolün ve başardığı işin önemi anlayabiBazen, sırf oyuncuları sanatlarını icra eder- lir. Steven Spielberg’in başkanı olduğu bir ken görebilmek için sahneleri tekrarlattığım jüriden üç tane Altın Palmiye almak azımoluyor. Bazen de, oyuncular çok iyi oluyor sanacak bir şey değil! Hayatımızda herşeyin ama içlerinde bir şeyi serbest bırakma- dört dörtlük olduğu ve mutlu olduğumuz anlar çok enderdir. mış oluyorlar. Onun için Bundan en fazla nasıl de aktör kendini tamaistifade edebiliriz? Léa men bırakana kadar ve bu Seydoux’nun açıklamükemmeliyetçi teknikten malarını okuduğumda kurtulana kadar sahneleri L o s A n g e l e s’t a yd ı m tekrarlatıyorum. Ondan ve kendime, “Tanrım gördüğüm kıvılcımı yakaumarım Spielberg’le karlamak istiyorum. Zamanla, şılaşmam, Avrupa’lıların aktörlerin teknik bir oyun sorununun ne oldutarzından uzaklaştıkları ğunu merak edecektir. bir film seti inşa ettim. Bir Sadece Fransızlar, biroyuncuya “şurda dur, metni birleriyle bu denli oku, sonra sola bak ve duydidişecek kapasitedeler, gusal görün” demek kadar biraz toparlanmamız kolay bir şey yok. Ama bu lazım!” dedim. (gülüyor). tarz bana uymuyor.


02.

BİR KONTEYNERDE YAŞAYABİLİR MİSİNİZ?

10


11

Çelikten yapılmış bir yük konteynerinde yaşama fikri ilk başta pek cazip gelmeyebilir ama mimarların elinden geçerek muhteşem birer eve dönüşen konteynerleri görünce gözlerinize inanamayacaksınız. Bize inşası kolay, hesaplı çözümler sunan konteynerler sayesinde arazinize müstakil bir ev inşa edebilir, bahçenize bir misafir odası koyabilirsiniz. Danimarka’da belediyenin yararlandığı konteynerler, üniversite öğrencilerine dört katlı yurtlar sunuyor. Beton yapılara göre çok daha hesaplı olan konteyner evler, enerji tüketimini de en aza indiriyor


12


13


14


15


16


17


03.

LOU REED, HAVEL VE KADİFE DEVRİM

18


19


Rock tarihinin önemli gruplarından Velvet Underground’un solisti Lou Reed, 27 Ekim’de aramızdan ayrıldı. 20.yüzyılın en önemli bestecileri arasında yer alan Lou Reed, çıkardığı ilk solo albüm Transformer’da yer alan ve tüm bir nesile mal olmuş “Perfect Day”, “Satellite of Love” ve “Walk On The Wild Side” şarkılarıyla tanınıyordu. Ama onun daha az bilinen bir özelliği daha var. Lou Reed, Velvet Underground’la, Çekoslavakya’da 1989’da gerçekleşen ve şiddetsiz devrimin simgesi olarak bilinen Kadife Devrim’e de ilham vermişti. Elbette, Komünist yönetime son veren Vaclav Havel’di. Ama devrimin adı sadece kansız bir şekilde kapitalizme dönüş yapılmasından değil, hareketi başlatan Plastic People of the Universe grubunun Velvet Underground’dan fazlasıyla etkilenmiş olmasından kaynaklanıyordu. Havel ve Lou Reed arasındaki dostluk hep süregeldi. Lou Reed, Havel’in ölümünün ardından, “Sevgili arkadaşım, ilham veren lider Havel’in kaybından dolayı çok üzgünüm. Adam gibi adamdı’” diye yazacaktı.

20

Mayıs ayında geçirdiği karaciğer naklinden sonra Facebook’tan hayranlarına “Kendimi daha iyi ve hiç olmadığı kadar güçlü hissediyorum” sözleriyle seslenen Lou Reed, ne yazık ki fazla dayanamadı. Sayfasında “Modern tıbbın, fiziğin ve kimyanın zaferi. Tai-chi’nin yanında yaptığım rejim, son yıllarda bana çok yardımcı oldu. Sahneye geri döneceğim ve sizlere yeni şarkılarla sesleneceğim günü sabırsızlıkla bekliyorum” diyordu Lou Reed. O gün maalesef hiç gelmeyecek. Velvet Underground’u seven ve Lou Reed’i biraz olsun takip eden bilir Brooklyn’in çocuğunun, inişli çıkışlı hayatını, uyuşturucuyla çıktığı uzun yolculukları. Ve tabii ki alkolü ve depresyonu. “Uyuşturucuyu alkol içerek bırakmaya çalıştım” diye yazmıştı 1992’de, “ama başaramadım”. Daha sonraki yıllarda, bir zamanların karanlık adamı, fizikle, tıpla, rejimle ve dövüş sporlarıyla, ama en önemlisi de aşkla, bütün kötü alışkanlıklarından arındı. Son yıllarda hiç olmadığı kadar enerjik, hiç olmadığı kadar istekliydi Lou Reed. Müzik alemi Reed’in ölümüyle önemli bir


21

kalemini de kaybetti. Kalem diyoruz çünkü David Bowie’nin ve Mick Ronson’un yapımLou Reed herşeyden önce bir yazar, bir şairdi. cılıklarını üstlendikleri, Andy Warhol’un Syracuse üniversitesinde gazetecilik, yönet- çevresindeki eşcincel ve travesti topluluğa menlik ve edebiyat okuduktan sonra, önce atıfta bulunduğu “Walk on the Wild Side”, Velvet Underground’la, daha sonra da solo “Perfect Day” ve “Satellite of Love” gibi albümlerinde söylediği şarkılarla tüm bir efsane olmuş şarkıları içeren albüm, Lou Reed’in popülaritesinin Amerika sınırlaneslin duygularına tercüman oldu. rını aşarak, İngiltere’ye yayılmasını sağladı. Transformer’dan sonra aile içi şiddeti, bağımMüzik tarihine lılığı, zinayı ve intiharı konu aldığı Berlin geçen bir besteci albümünü çıkaran Reed, en büyük başa1965’te, 23 yaşındayken, John Cale, Sterling rısını 1974’de piyasaya sürdüğü konser Morrison ve Maureen Tucker’la Velvet albümü Rocn’n’Roll Animal’la yaşadı. Velvet Underground’u kuran Lou Reed, grubuyla Underground’un şarkıları olan “Sweet Jane” New York’un gizemli yer altı dünyasında ve “Heroin”in de yer aldığı albüm, sanatboy göstermeye başladı. Kısa sürede Velvet çının bugüne kadar en çok satan albümü Underground’u keşfeden ve kanatları altına oldu. Lou Reed’in kariyeri boyunca elde alan sanatçı Andy Warhol, grubun popü- ettiği başarılar, Velvet Underground’un hiç laritesinin hızla yayılmasında büyük rol bir zaman unutulmamasını sağladı. Altın oynadı. Aktif oldukları yıllarda ticari başa- çağını 1970’lerde yaşayan Lou Reed, kariyeri rıyı yakalayamasalar da daha sonra Rock boyunca eleştirilere ve ticari başarıya aldırış tarihinin en önemli isimleri arasında yer ala- etmeden müziğini özgürce icra ederek, Metal cak Velvet Underground, tüm bir nesil için Machine Music ya da Metallica’yla kaydetde ilham kaynağı oldu. Lou Reed isminin tiği Lulu gibi konseptüel albümlere de imza dünyaya yayılması, hiç kuşkusuz ki, Velvet attı. Lou Reed’in ve Velvet Underground’un Underground dağıldıktan sonra 1972’de albümleri otoriteler tarafından tüm zamançıkardığı solo albümü Transformer’la oldu. ların en iyi 100 albümü arasında sayılırken,


22

Velvet Underground 1996 yılında müziğe “Herkesin biseksüel olduğu fikri çok moda yaptığı katkılardan dolayı Rock’n’roll Hall oldu ama ben bunun geçerliliğini sınırlı buluyorum… Bir çok insan hayatı boyunca iki Fame’e dahil edildi. üç farklı deneyim yaşayabilir. Bundan dolayı bütün taşlar yerinden oynayacak değil elbette. Hayat tarzı kadar Bir çocuk ergenlik çağına geldiğinde kararını cinselliği de tartışıldı vermiştir zaten. Makyaj yapan erkekler komik Lou Reed’in 1990’ların ortalarına kadar sür- geliyor. Peki neden erkekler makyaj yapıp düğü hızlı hayat tarzı, uyuşturucu ve alkol kadınlar gibi eğlenemesin?” diyordu. Lou sorunları kadar cinselliği de uzun süre tar- Reed’in cinselliği gizemini korusa da, uyuştışılmıştı. Glam Rock döneminde, sahnede turucu ve alkol sorunlarından arınmasını ve androjen bir görüntü çizen Lou Reed’in sağlıklı bir hayat sürmesini sağlayan, yıllarDavid Bowie ve Andy Warhol’la olan yakın dır birlikte olduğu eşi Laurie Anderson oldu. ilişkisi dedikodulara yol açmıştı. 1970’lerde Mayıs ayında geçirdiği karaciğer naklinden Rachel isimli bir transeksüelle yaşadığı iliş- sonra geçtiğimiz ay sağlık durumu ağırlakisi su yüzüne çıksa da, kariyeri boyunca şan Lou Reed, 27 Ekim’de doğup büyüdüğü cinselliği hakkında fazla yorum yapmayan New York’ta, Long Island’daki evinde hayata Lou Reed’in, 1974’te yayınlanan ve çocuk- gözlerini yumdu. David Bowie, Patti Smith, ken yaşadıklarını çarpıcı bir şekilde ifade Morrisey, David Byrne ve Iggy Pop gibi ettiği Kill Your Sons şarkısı bize küçük bir sanatçılar Lou Reed’in ölümünün ardından ipucu veriyor. Ergenlik çağına geldiğinde - o yayınladıkları bildiride üzüntülerini paylaşırzamanlar bir hastalık olarak görülen - eşcin- ken, Pearl Jam, Baltimore konserinde “Man sel eğilimler gösterdiği için ailesi tarafından of the Hour” şarkısını Lou Reed’e adadı ve eletroşok tedavisine mağruz kalan Lou Reed, Velvet Undergroun’un “I’m Waiting for the gazeteci Lester Bangs’e verdiği röportajda Man” şarkısını seslendirdi.


23


04.

ALFONSO CUARON YERÇEKİMİNE MEYDAN OKUYOR


Türkiye’de vizyona girdiği ikinci haftada box-office listesinde ikinci sıraya yerleşen Yer Çekimi - Gravity, etkileyici görüntüleri ve insanın içine işleyen ses efektleriyle bilim kurgu sinemasında çığır açacağa benziyor. İçinde bulundukları uzay mekiğini tamir etmek için misyona çıkan iki astronotun başına gelenleri anlatan ve başrollerini Sandra Bullock ve George Clooney’nin paylaştığı Gravity’nin çekimleri için yeni teknolojiler yaratmak zorunda kalan yönetmen Alfonso Cuaron, Première dergisine konuştu.

olarak da yer çekimsiz ortamı nasıl elde ettiğinizi merak ediyoruz…

Sahneleri çekmek için gereken teknlojiyi kendimiz yarattık çünkü böyle bir teknoloji yok. İlk etap, yer çekimi olmayan bir ortamın, hareketlerimize etkisini araştırmak ve Gravity için bir ön animasyon hazırlamak oldu. İşin matrak tarafı, animasyonla ilgilenen çizerler hayatları boyunca ufuk çizgisine ve yer çekimine göre çizmeye formatlanmıştır. Burada öğrendikleri bütün fizik kurallarını unutmaları gerekti. Film için bir animasyon gravity’nin başından sonuna kadar sah- hazırladıktan sonra, çekimleri için progneleri nasıl çektiğinizi sorguluyoruz. Özel ramlama yaptık. Otomobil fabrikalarında


26

kullanılan çok kollu robotlar gözünüzün anlatabilmekti. Kurgu, sinemada en zor önüne geliyor mu? Bu robotları kameralar şeydir. ve ışık için kullandık. Sandra Bullock çekimlerin büyük bir bölümünü üç metreye üç Gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz? metrelik bir küpün içinde asılı olarak geçirdi. Kollu robotlar da önceden hazırlanmış prog- Günümüz sinemasında bana ters gelen şu; ramlar çerçevesinde onun etrafında hareket sinemaya gidiyorsunuz, yerinize oturuyorsunuz, film başlıyor, patlamış mısırınızı ediyorlardı. yiyorsunuz, film bitiyor ve… siz aklınızda hiç bir şey tutmadan çıkıyorsunuz. Neden? Yazık ona… Çünkü film boyunca, hikayeyi size anlatan Evet epey acı çekti… Ekibin geri kalanından insanların yakın çekimlerini görüyorsunuz, ayrı, kübün içinde asılı durmadığı zaman- “Şunu yapacağız, bunu yapacağız.”, “Evet, larda da spor yapıyordu. Görmeye değer bir şuna şuna dikkat et” gibi. Size herşey söyşeydi. Robotlardan biri kamerayla hareket leniyor. Ben, Ryan’ın geçmişi hakkında ederken, bir diğeri de güneşi temsil eden olabildiğince az detay vererek, izleyicinin bir ışıkla hareket ediyordu, bir üçüncüsü de hayal gücünü kullanmasını, kendisine sorubir dünya fotoğrafıyla hareket halindeydi. lar sormasını istedim. Bir yakınımızın kaybı Üç kolu senkronize bir şekilde çalışırken olsun, bir hastalık, acılı bir ayrılık ya da iş görmek oldukça büyüleyiciydi. Bütün bu sis- sorunları olsun, hepimiz hayatımızda zorlu tem bir film setinden çok, bir sanat eserini dönemlerden geçeriz. Bu hayatın bir parçasıandırıyordu. Bu işin teknik yanı elbette. En dır. Peki bu acı tecrübelerden neler öğreniriz? zoru, hayatında büyük üzüntüler yaşamış bu En önemlisi bu. kadının ruh halini, gereksiz detaylara, açıklamalara, dünyada geçen sahnelere girmeden Bir önceki filminiz Children Of Men’de


Hollywood balonunun içine sokmaya çalışıyordum. Sonuç olarak, evime kapandım ve bana sinemayı sevdiren, “Nouvelle Vague” akımının filmlerini seyrettim. Bu şekilde Bu konu beni oldukça kurcalıyor. Yeniden kendime yeni bir yol çizebildim. Yani yeni doğmak için ölmek zorunda ya da ilahi bir yol değil tam olarak. Bir bakıma hiç bir aydınlanma yaşamak zorunda değilsi- bir zaman ayrılmamam gereken yola geri niz. Sanırım bu daha çok bilinçle ilgili bir döndüm. şey. Sandra’yla birbirimizi çok çabuk anladık çünkü tanıştığımız zaman ikimiz de zorlu Gravity gibi bir film yapma fikri nasıl bir dönemden geçiyorduk. Karamsar olup geldi? insanların hiç bir zaman değişmediğini söyleyebiliriz ama ben bunun yanlış olduğunu Şu sıralarda oğlum Jonas, yönetmen oladüşünüyorum. Sadece değişmek değil, ken- rak ikinci uzun metrajı üzerinde çalışıyor. dini yeniden oluşturabilmek gerekiyor. Bunu Bundan dört buçuk yıl önce senaryoyu bana daha önce Y Tu Mama Tambien’le yaşadım, okuttuğunda, ona söyleyecek fazla bir şeyio dönem buna çok ihtiyacım vardı, ölmek min olmadığını ve tam tersine benim onun yardımına ihtiyacım olduğunu söylemiştim. üzereydim. Senaryosu bana, ana karakterin kendi limitlerini zorladığı ve aştığı, Robert Bresson’un Ölmek üzere mi? ya da Werner Herzog’un filmlerini hatırlatEvet yaratıclık anlamında. Bana uyma- mıştı. Jonas’ın senaryosunda, daha derine yan bir yöne doğru gidiyordum. Kendimi inebilmemizi sağlayan, çarpıcı bir basitlik, insanoğlunun geleceği tehlike altındaydı. Gravity de bir bakıma yeniden doğuşu konu alıyor…

27


neredeyse bir soyutlama gördüm. Böylece beraber Gravity’yi yazmaya başladık. Oğlunuzla çalışmamış olsaydınız, film farklı olur muydu?

28

hissediyor oluşumuzdur. Filmde, Sandra Bullock’un tehlike karşısında kendi balonundan çıkması gerekiyor. Yeniden doğabilmesi için, kendini güvende hissettiği bir çok şeyi geride bırakması gerekiyor.

O olmadan filmi yapmazdım diye düşünü- Children Of Men, oldukça karanlık bir yorum. Bana, “biliyor musun filmlerini çok filmdi, Gravity ise insan zihninin zaferini seviyorum, gerçekten güzeller ama bazen konu alıyor. Doğanızdan ötürü daha çok biraz fazla ders vermeye çalışıyorsun sanki. iyimser misiniz, yoksa karamsar mı? Bütün bunları daha hafif ve eğlenceli bir Bugünümüzle ilgili oldukça karamsarım şekilde anlatabilirsin” diyordu. ama geleceğe her zaman umutla bakıyorum. Sorun şu ki, insan doğası gereği bencil bir Peki neden Gravity? Neden uzay? yaratıktır. Bazı canlılar hayatlarını bir sonBen Armstrong’un Ay’a ayak bastığını gören raki nesilin varlığı için harcarlar ama biz öyle jenerasyondanım. O gün 8 yaşındaydım ve değiliz. Geçenlerde, dünyamız bir meteorun bu insanların bu kadar yabancı ve vahşi bir tehditi altında olsa, bütün devletlerin el ele ortamda bir şeyler başarmaya çalışmaları vererek Armageddon tarzında, uzaya Bruce beni oldukça etkilemişti. Ve tabii ki küçük Willis’ler göndereceğini söyleyen bir makale bir mekiğin içinden dünyayı görebilmeleri okudum. Oysa yaşadığımız tam da bu, çevre de çok etkileyiciydi. Bildiğimiz, alışık oldu- ve iklim bakımından felaket yaklaşıyor ama ğumuz, hazır kıta şeylerden çıkamayışımızın kimse bir şey yapmıyor çünkü bundan etkibir nedeni de bizim de kendi dünyamızda, lenecek olan biz değil, gelecek nesiller. balonumuzun içinde kendimizi güvende


Bir çok büyük prodüksiyonun tersine Gravity bir adaptasyon değil, orijinal bir senaryo. Projeyi Warner’a kabul ettirmek zor oldu mu? Evet ama oldukça çabuk bir şekilde projeyi kabullendiler. Son ana kadar işleyip işlemeyeceğinden emin olmadığımız bir teknoloji için oldukça fazla para ve zaman harcadılar. Bugün uzaya turistik bir gezi için 200.000 dolar civarıda bir para harcamanız gerekiyor. İlgilenir miydiniz? Evet, sadece turist olarak olabilir çünkü bundan sonra uzay hakkında film yapmam herhalde. Çekimler sırasında bir havaalanında Danny Boyle’la karşılaştım ve sanırım bana biraz acıdı: “Ben de Sunshine için gitmiştim ve bir daha asla geri dönmeyeceğim!”. Sanırım Warner beni uzaya yollayıp, orada bırakmayı çok isterdi!

29


05. NEW YORK’TAN BANKSY GEÇTİ

30


Ekim ayında New York’a çıkarma yapan İngiliz graffiti sanatçısı Banksy’ye Haftasonu sayfalarında yer vermiştik. Banksy’nin internetten yaptığı “New York sokaklarına her gün bir eser” açıklaması, New York’luların ve turistlerin merakını uyandırmıştı. Instagram hesabı üzerinden graffitilerin fotoğraflarını ve yerini açıklayan Banksy, yüzlerce insanın kısa bir sürede eserlerinin önünde toplanmasını sağlamıştı. Banksy’nin herkesi ters köşeye yatıran hareketi ise, sanat piyasasını eleştirmek adına Central Park’a kurdurduğu ve eserlerini sadece 60 dolara sattığı stand oldu. Eserleri açık arttırmalarda 150.000 dolara alıcı bulan sanatçının grafftilerini 60 dolara satması, Banksy’nin New York’lulara yaptığı bir hediye oldu. 31


32


33


34


35


36


37


38


39


06.

ALTI MİLYON ÇOCUĞUN ÖĞRETMENİ SALMAN KHAN


Eğitimi, dünyanın en uzak noktalarında bile ulaşılabilir kılma hedefiyle kurulan Khan Academy, bütün dünya çocuklarına aynı kalitede ve bedava bir eğitim sunmayı amaçlıyor. Akademinin Harvard ve MIT diplomalı kurucusu Salman Khan’ın hayali ise çocukların, zamanlarının yüzde yirmisinde videolar seyrederek konuları öğrendiği, geri kalan zamanda da robotlar inşa edip, resim çizip, müzik yaparak kendilerini geliştirdiği bir eğitim sistemi yaratmak. Dünyanın en büyük ve en popüler online okulu olan Khan Academy’nin hikayesi, bir deha olarak da niteleyebileceğimiz Salman Khan’ın çok basit bir fikrine dayanıyor. Bangladeşli bir baba ve Hintli bir annenin çocuğu olarak New Orleans’ta dünyaya gelen Salman Khan, ünlü Massachusetts Institute

of Technology’den (MIT) üç ayrı bölümden diploma aldıktan sonra Harvard’da yüksek lisans yaptı. Finans dünyasında başarılı bir analist olarak çalıştığı sırada, matematik derslerinde zorluk çeken yeğeni için küçük videolar hazırlamaya başlayan Khan, ailesinden ve arkadaşlarından gelen talepler üzerine videoları Youtube’da paylaşmanın daha kolay olacağını düşünerek bugün altı milyon kullanıcıya ulaşan akademinin de ilk adımlarını atmış oldu. İnternet kullanıcılarının videolarına yaptığı pozitif yorumlardan sonra online derslere konsantre olmaya karar veren Salman Khan, işinden ayrılarak Khan Academy’yi kurmaya karar verdi . 2006’da kurulan ve bağışlarla finanse edilen Khan Academy’nin en büyük destekçilerinden Microsoft’un kurucusu Bill Gates, Salman Khan hakkında “Finans dünyasından gelen 160’lık bir IQ’yu eğitime kazandırdık. Karısı iyi gününde


olmuş olacak ki Khan’ın işinden ayrılmasına izin vermiş” demişti. 4300 konu, 300 milyon tık Bağışçıların yardımları sayesinde, 2009’dan sonra konu ve alıştırmalarda oldukça geniş bir altyapı sunmaya başlayan Khan Academy, bugün aralarında matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, ticaret, astronomi ve bilgisayar biliminin de bulunduğu bir çok dalda, 4300 konu sunuyor. Videoları 300 milyon tık alan Khan Academy, emekleyerek başladığı yaşantısında, orta okul-lise seviyesine ek olarak 2011 yılında üniversite derslerine de başladı. Geliştirdikleri bir yazılım sayesinde, öğrencilere farklı alıştırmalar sunan Khan Academy, dünyanın bütün çocuklarına ulaşabilme adına, aralarında Türkçe’nin de bulunduğu, yirminin üzerinde dilde faaliyet gösteriyor. Bill Gates ve Google gibi büyük isimlerin bağışları ve bir çok önemli profesörün değerli katkıları sayesinde Khan Academy bugün kendine çok daha büyük hedefler koyarak ilerliyor. Bütün dünya çocuklarına ulaşabilmek amacıyla internetin dışında, eğitim paketleri hazırlayarak bunları Güney Amerika, Afrika ve Asya ülkelerinde kırsal alandaki köylere ve kasabalara dağıttıklarını anlatan Khan, metodlarının okullarda denenmesi için de Amerika’da yaz kamplarına başlayacaklarını söylüyor. Hayalinin “farklı bir okul” olduğunu ve eğitim sisteminde çığır açmayı hedeflediğini anlatan Salman Khan, eğitimin temel haklardan biri olduğunu ve amacının sosyal statü, din, ırk, yaş gözetmeksizin herkese kaliteli ve bedava bir eğitim vermek olduğunu belirtiyor. Paris Match’tan alıntıdır… Khan Academy’nin amacı nedir?

Salman Khan: Amacımız bütün herkese açık küresel bir sınıf yaratmak. Bunu başarabilmek için bedava uygulamalar ve içerikler sunuyoruz. Bir yanda, bundan yıllar önce küçük yeğenimin matematik dersleri için yarattığım kısa ve basit videolar var. Diğer yanda da, katılımcı alıştırmalar, kişiselleştirilmiş uygulamalar ya da gelişimini ölçmek için programlar var. Ayrıca, okul olgusu üzerine de kafa yormaya çalışıyoruz. Öğrenimi nasıl kişiselleştirebiliriz ve nasıl en fazla insana ulaşırız? Elde ettiğiniz başarıyı nasıl açıklıyorsunuz? Khan Academy, geleneksel bir üniversiteye nazaran çok daha esnek, sanal bir üniversiteyi andırıyor. Her bir birey çalışmak istediği yeri ve zamanı kendisi belirliyor. Başından itibaren internete uygun olarak, basit, ulaşılabilir, keyifli ve kimsenin kendini bir yarışta hissetmediği bir ortam sunuyoruz.


Basitliğin dışında, kişisel sorumluluğu öne çıkarıyorsunuz.

Size gurur veren bir örnek var mı?

Öğrenim zorluğu yaşayan ve aldığı kötü Öğretmenin iki şekli vardır. Birincisi kurallar sonuçlardan dolayı okuldan atılan, gettove emirlerle olur. Biz ise, öğrencilerin bağım- larda yaşayan bir çocuğun bana yolladığı bir sız olabileceği bir sistem tercih ediyoruz. mektup var. Okuldan atıldıktan sonra bütün “Kendiliğinden öğrenen” biri haline gelmek bir yaz Khan Academy’yle çalışan bu çocuk, lazım. Öğrenmekten zevk almak, insanın giriş sınavında okul tarihinin en iyi notunu doğasında olan bir şey ama bütün bu eğitim alarak iyi bir liseye kabul oldu. Bununla gurur duyuyorum. ve okul sistemi bu doğayla ters düşüyor. Aldığınız bağışlar oldukça eleştiriliyor çünkü aralarında Bill Gates ve Google gibi isimler var. Buna cevabınız nedir? Khan Academy, kazanç amacı olmayan bir dernek. Her geçen gün daha fazla insanın bize gelmesi beni çok mutlu ediyor ama ben daha zengin olmuyorum. Akademi için çalışan insanlar, ben dahil, yaptıklarımız için bir maaş alıyoruz ama gelirlerimiz onunla sınırlı kalıyor. Derneğimizi bir şirkete dönüştürmek söz konusu bile olamaz. Amacımız kazanç değil, eğitim. 43


Haftaya görüşürüz:)

3 // KASIM’13

zete


Haftasonu I 3 KASIM 2013