Issuu on Google+

13 EYLÜL 2008 ~ YIL: 4 ~ SAYI: 84 ~ HAFTALIK ~ FÝYATI 0,60 €

www.zamanhollanda.nl

Zaman Hollanda’nýn, Amsterdam Rhone Kongre Merkezi’nde verdiði iftar yemeðine seçkin bir davetli grubu katýldý. Programda Türkiye ile Avrupa Birliði iliþkilerini anlatan, Osman Turhan’ýn karikatürlerinin yer aldýðý bir sergi de açýldý. Karikatür serginin açýlýþýný Zaman Hollanda Müdürü Alaattin Erdal, karikatürist Osman Turhan

ve Türkiye Cumhuriyeti Lahey Büyükelçilik Müsteþarý Hakan Çakýl yaptý. Hakan Çakýl, Zaman Gazetesi’nin Türkiye ile Avrupa Birliði iliþkilerini anlatan bir karikatür sergisini açarak çok önemli bir misyonu yerine getirdiðini söyledi. Basri Doðan’ýn haberi 4. sayfada

Güliz Tomruk: “Azim, gayret ve ailenin desteði çok önemli”

RÖPORTAJ

Kalýcý dostluklarýn temelleri atýlýyor

10

14

Ramazan reçetesi: Ýki iftar, düzenli sahur

20

Hayattan fedakârlýk yapmadýðým için baþrolde oynayamýyorum

27

Bediüzzaman’ýn sürgün evlerinde 360 derece


GÜNDEM

13 EYLÜL 2008

Uyum ise, alýn size uyum

B

ir türlü bitmek bilmeyen bir tartýþma: “uyum tartýþmasý”. Yabancýlarýn uyum sorunu. Kimilerin istediði tam uyum bir türlü saðlanamýyor. Belki de bu cümle yanlýþ oldu. O kastedilen ‘kimileri’ aslýnda hiç uyum falan istemiyor. Amaç baðcýyý dövmek anlayacaðýnýz... 2004 yýlýnda yabancýlarýn uyumunu araþtýrmak için bir meclis komisyonu kuruldu. Blok Komisyonu adý verilen bu komisyonda hemen bütün partilerden üye vardý. Uzun süren bir meclis araþtýrmasýndan sonra 2500 sayfalýk ‘Köprüler Kurmak’ adlý bir rapor yayýnlandý. Komisyonun vardýðý sonuç þöyleydi: “Uyum kýsmen veya tamamen baþarýya ulaþmýþtýr, ama devlet politikasýnýn buna katkýsý olmamýþtýr.” Bu sonuç bazýlarýný o dönemde hiç mutlu etmemiþti. Kýrmýzý görmüþ boða gibi öfkelenmiþlerdi. Sonuca kesinlikle katýlmadýklarýný, yabancýlarýn büyük uyum sorunlarý olduðunu ve büyük çoðunluðunun uyumsuz, uyuma karþý çýktýðýný vurgulamýþlardý. Komisyon yukarýdaki sonuç ile birlikte özellikle ‘siyah okullarýn’ önüne geçmek için ‘yayma politikasý’ tavsiyesinde bulundu. Yayma ile kastedilen, okullardaki tekdüzeliðin, yani sadece yabancý öðrencilerden oluþan okullarýn önüne geçmek. Bu rapor 1 Ocak 2004 yýlýnda yayýnlandýðýna göre aradan tam 5 yýl geçmiþ. Bu beþ yýl içinde her geçen gün daha bir sertleþen politikalarýn gölgesinde yabancýlar daha mý iyi uyum saðladýlar? Siyah okullar azaldý mý? Yabancý çocuklar iyi okullara mý gitmeye baþladý? Ýþ pazarýnda yabancýlara daha az mý ayrýmcýlýk yapýlýyor? Yabancýlar hayatlarýndan daha mý memnunlar? Bu sorularýn hepsini çok rahat bir þekilde ‘hayýr’ diye cevaplayabiliriz. Yabancýlar geçmiþ yýllara göre maalesef Hollanda’da daha mutsuz. Tatile gittiklerinde büyük özlem duyduklarý Hollanda’ya özlemleri azaldý. Fýrsat bulan çekip baþka bir yere gidiyor. Yabancý çocuklarýn büyük bir çoðunluðu, yaklaþýk yüzde 75’i, en düþük seviyedeki ortaokula gidiyor ve Türk çocuklarýnýn sadece yüzde 67’si okulu diplomayla tamamlayabiliyor. Yüzde 33’ü diplomasýz ve büyük bir ihtimalle iþsiz. Ýþi olan yabancýlarýn durumu çok mu iyi? Ýþ pazarýndaki yabancý ayrýmcýlýðý her geçen gün fazlalaþýyor. Bu yazdýklarým sadece benim kendi tespitlerim deðil, muhtelif bilimsel araþtýrmalar da bunu gösteriyor. Peki uyum konusu neden bu yazýnýn konusu oldu? Geçenlerde 25 yýldýr Ýspanya’da yaþayan “halis Rotterdamlý” biriyle tanýþtým. Adý Willem van der Linde. Kendisi Kenya’da ihtiyacý olan insanlara yardým etmek için bir su kuyusu açmak ve tuvalet yapmak istiyor. Bu konuda Rotterdam’dan kendisine yardým edecek insanlar, kurumlar arýyor. Yardým yapacaðý beldede farklý dinden insanlar birlikte yaþýyormuþ ama sorunlarý aynýymýþ; açlýk, yoksulluk, sefalet. Bundan dolayý dini ne olursa olsun yardýma ihtiyacý olan insanlara yardým etmenin büyük bir erdem olduðunun altýný birlikte çiziyoruz. Bana Ýspanya’da yaþadýðý bölgede birçok Hollandalýnýn bulunduðunu anlatýyor. Burada yaþayan Hollandalýlarýn, kendilerine ait kasaplarý, manavlarý, kiliseleri, gazetelerinin olduðunu ve kendi aralarýnda Hollandaca konuþtuklarýný biraz hayretle öðreniyorum. Hayretle, çünkü yýllar önce Kanada ve Avustralya’ya giden Hollandalýlarýn orada kendi gelenek ve göreneklerini koruduklarýný ve asimile olmadýklarýný biliyordum, ama 25-30 yýl önce baþka bir Avrupa ülkesine giden Hollandalýlarýn da ayný þekilde davranacaklarýný hiç düþünmemiþtim. Oraya giden Hollandalýlar açýsýndan, gidilen ülke Ýspanya ile kültür, din ve tarih açýsýndan genel bir birliktelik söz konusu. Böyle olduðu halde orada yaþayan Hollandalýlar kendi kiliselerini açmýþlar, çocuklarýný uluslararasý okullara göndermiþler, etlerini Hollanda kasabýndan, meyvelerini kendi manavlarýndan almýþlar ve almaya da devam ediyorlar. Hollandaca gazete okuyor ve çanak anten ile Hollanda televizyonlarýný seyrediyorlar. Düþündüm ki Ýspanya’da yaþayan Hollandalýlarla, Hollanda’da yaþayan Türkler arasýnda birçok benzerlik var. Fark, onlara yaþadýklarý ülkede ayrýmcýlýk yapýlmamasý; istedikleri gibi, özgürce yaþayabilmeleri. Orada yaþayan yabancýlarýn problemlerinin olduðundan çok daha fazla büyütülmemesi. Farklýlýklarýn orada bir zenginlik olarak görülmesi. Müslümanlarýn potansiyel suçlu olarak algýlanmamasý. Baþka bir Avrupa ülkesi Ýspanya’nýn ‘yabancýlarýn uyumundan’ anladýðý ile Hollanda’da bir kýsým insanlarýn uyumdan ne anladýðý arasýnda daðlar kadar fark var. Entegre olmuþ yabancýlar görmek istiyorsanýz, gidin bakýn Ýspanya’da yaþayan Hollandalýlara. Uyum ise, alýn size uyum...

ZAMAN

2

HOLLANDA

“Kendin için, baþkalarý için, tüm insanlýk için” Dünya Barýþ Günü kutlamalarý çerçevesinde Rotterdam’da düzenlenecek olan birinci Seeds of Change (Deðiþimin Tohumlarý) Festivali’nin açýlýþý eski baþbakanlardan Ruud Lubbers tarafýndan yapýlacak. Erasmus Evi Vakfý, Erasmus Üniversitesi ve Diyalog Akademisi’nin ortaklaþa giriþimi sonucunda gerçekleþtirilecek olan program, 21 Eylül’de Cinerama’da yapýlacak. Farklý kültürlerden insanlarý bir araya getirmeyi planlayan festivalde, çeþitli alanlara iliþkin konferanslar düzenlenip kýsa filmler de gösterilecek. Saat 12.00’de baþlayacak olan

programýn saat 19.00’da bitmesi bekleniyor. Eski Baþbakanlardan Ruud Lubbers tarafýndan açýlýþ yapýlacak olan festivalde düzenlenecek olan ilk konferansa, Ýþçi Partisi milletvekili Chantal Gill’ard, Demokratlar 66 Partisi belediye meclisi üyesi Salima Belhaj, araþtýrmacý Jildi Mohamad Sjah, filozof Henk Oosterling, ve sosyolog Jan Rotmans gibi isimlerin katýlmasý öngörülüyor. Festival düzenleme komitesi tarafýndan etkinlikle ilgili olarak yapýlan açýklamada, dünyanýn daha yaþanýr bir hale getirilmesinin amaçlandýðý kaydedildi. Dünyanýn daha yaþanýr olmasý için insanýn ilk olarak kendisinden hareketle iþe koyulmasý gerektiði üzerinde de duran düzenleme komitesi, dünya barýþýnýn bir rüya olmaktan çýkýp bir ihtiyaç haline geldiðine dikkat çekti. “Kendin için, baþkalarý için, tüm insanlýk için” sloganýyla dünya barýþýna vurgu yapan komite üyeleri, herkesi bu etkinliðe destek olmaya ve katýlmaya davet etti. Hakan Çaðrý, Rotterdam

Gonca Dergisi abonelerine bedava Türkçe sözlük Rotterdam’daki Berk Kitabevi, Gonca dergisine abone olanlara Türkçe sözlük hediye ediyor. Gonca Çocuk Kulübü’nü kurarak Hollanda çapýnda, 5 -12 yaþ grubu çocuklarýn okuma alýþkanlýðýný kazanmasýný destek olan Berk Kitabevi dergi abonelerine 1. hamur Türkçe sözlük verecek. Berk Kitabevi müdürü Savaþ Metin þu açýklamayý yaptý: “Eylül ayý, yeni bir dönemin baþlangýcý olmasý sebebiyle, kitabevi olarak Türkçemize özel bir ihtimam gösteren Gonca Dergisi ile birlikte, 1 yýllýk dergi aboneliði karþýlýðýnBerk Kitabevi Müdürü da Avrupa’da yaþayan Savaþ Metin öðrenciler için hazýrlanmýþ 750 sayfalýk, özel ciltli 1. hamur Türkçe sözlük hediye edeceðiz. Biz verdiðimiz bu mükemmel sözlük ile çocuklarýmýzýn anadillerini öðrenmeleri konusunda onlara yardýmcý olmaya çalýþýyoruz. Evde konuþulan dil ne kadar mükemmel bir þekilde öðrenilirse, ikinci bir dil de o kadar mükemmel bir þekilde öðrenilecektir. Dil kendini ifade edebilme aracýdýr. Kelime daðarcýðýnýz ne kadar geniþ ise, ayný nispette düþünüp ayný mükemmellikte kendinizi ifade edebilirsiniz. Kendini saðlýklý bir þekilde ifade edebilen kiþiler gerek eðitim gerekse sosyal hayatýnda baþarýlý olacaktýr. Daha da önemlisi, anadilinden farklý bir dil öðrenen öðrencilerin, öðrendikleri dili anlama ve konuþabilme becerileri ayný oranda artacaktýr. Dergiye abone olan öðrenciler dilerlerse, Gonca Kulübüne de ücretsiz üye olabilecek ve düzenlenecek faaliyetlerden faydalanabilecektir.” Baki Akdoðan, Rotterdam

Muldur Loodgietersbedrijf

Her türlü kalorifer tessisatý, su tessisatý ve yeni kombi uygun fiyata yapýlýr. Tel: 0641528503 0643029839 muldur@orange.nl

ZAMAN Daðýtým þikayetleriniz için (Klachten over bezorging)

010-2013747

Hollanda - Wekelijks Nieuws- en Opinieblad Baský adedi ( Oplage): 10.000

Eylül (September) 2008 - Nr.: 84

Sahibi ( Uitgever)

Time Media Group

Hang 4, 3011 GG Rotterdam

Tel.: 010-2013744

PB 21028, 3001 AA Rotterdam

Fax: 010-2013749

info@zamanhollanda.nl

www.zamanhollanda.nl

Müdür ( Directeur)

Hükümet maaþ bordrolarýnýn daha net olmasýný istiyor Hükümet özel sektörde çalýþanlarýn maaþ bordrolarýnýn daha net olmasýný isterken, çalýþanlarýn vergi iadesi alýmý ve ücret muhasebelerini kolaylaþtýrmaya çalýþacaklarýný açýkladý. Bu sebeple maaþ bordrolarýndaki dokümanlarýn daha kolay ve anlaþýlýr þekilde yazýlacaðý belirtilirken, vergi iadesi alýmýnda yaþanan sýkýntýlarýn da giderileceði kaydedildi. Sosyal Ýþler ve Ýþ Ýmkanlarý Bakaný Piet Hein Donner ve yardýmcýsý Jan Kees de Jager’ýn meclise sunduklarý yeni çalýþmanýn önümüzdeki yýldan itibaren uygulanmaya koyulacaðý belirtilirken, bu sayede Vergi Dairesi’nin ve iþverenlerin yükünün azaltýlacaðý aktarýldý. Ahmed Hüsrev uç, Rotterdam

Alaattin Erdal

Genel Yayýn Yönetmeni ( Hoofdredacteur)

Yusuf Alan

Reklam Müdürü ( Advertenties) gsm: +31(0)6 41 362 995

Köksal Yazar yazar@zamanhollanda.nl

Haber merkezi ( Correspondenten) Basri Doðan-Amsterdam

dogan@zamanhollanda.nl

Yasin Yaðcý-Rotterdam

yagci@zamanhollanda.nl

Temsilciler ( Vertegenwoordigers) Asým S. Mecidhan-Deventer

mecidhan@zamanhollanda.nl

Fazlý Altýntaþ-Eindhoven

altintas@zamanhollanda.nl

Abdulmuttalip Demirci-Amsterdam

demirci@zamanhollanda.nl bolat@zamanhollanda.nl

Kemal Bolat-Noord-Holland

balban@zamanhollanda.nl

Mustafa Balban-Zuid-Holland Ayhan Güleç-Brabant

gulec@zamanhollanda.nl

Daðýtým þikayetleriniz için (Klachten over bezorging): 010-2013747 ISSN: 1871-4722


ZAMAN

3

GÜNDEM

HOLLANDA

13 EYLÜL 2008

Eðitim ve Bilim Bakaný Ronald Plasterk:

“Burka tüm okullarda yasaklansýn” Hollanda Eðitim ve Bilim Bakaný Ronald Plasterk, Temsilciler Meclisine yazdýðý bir mektupla Hollanda okullarýnýn tamamýnda burka ile dolaþýlmasýnýn yasaklanmasýný istedi.

BASRÝ DOÐAN

Ronald Plasterk öðrenci, öðretmen ve okullarda temizlik görevi yapan burkalý kiþilerin okul içi ve okul çevresinde yasaklanmasý gerektiðini savundu. NOS televizyonuna demeç veren Bakan Plasterk okullarda öðrencilerin iyi iletiþim kurabilmeleri için göz temaslarýnýn önemli olduðunu, bunun için burkanýn yasaklanmasý gerektiðini tekrarladý. Hollanda Hükümeti, daha önce Þubat 2008’de burka ve nikap gibi yüzü kapatan giysiler

AMSTERDAM

kullanan kiþilerin, devlet daireleriyle eðitim kurumlarýna kesin olarak alýnmamasýný kararlaþtýrmýþtý. Bakanlar Kurulu’nun 9 Þubat 2008 tarihili toplantýsýnda, burka ve nikap gibi giysilere genel bir yasaklama kararý benimsenmedi, ancak kamu ve eðitim kurumlarýna bu giysileri taþýyan kiþilerin kabul edilmemesi kararlaþtýrýlmýþtý. Otobüs, tren gibi genel kitle ulaþým araçlarýnda ise bu giysileri taþýyan kiþilerin reddedilmesi ilke olarak benimsendi, fakat kitle ulaþým kurumlarýyla yapýlacak görüþmelerden sonra onlarýn gösterecekleri tutum doðrultusunda bir karara varýlacaðý bildirilmiþti. Diðer taraftan Ýçiþleri Bakaný Guusje ter Horst, Bakanlar Kurulu toplantýsýndan sonra yaptýðý açýklamada, yüzü kapatan giysileri taþýyan kiþilerin tramvay, otobüs ve trenlere kabul edilmemesinin, bu kurumlara sorulacaðýný ve onla-

Eðitim ve Bilim Bakaný Ronald Plasterk rýn bunu gönüllü yapmasýnýn isteneceðini, uyulmadýðý takdirde ise yasaklama kararýnýn yasayla gündeme getirileceðini söylemiþti Bakan ter Horst, "Önce kurumlarla konuþacaðýz, sonuç alamazsak yasa çýkaracaðýz."

dedi. Hollanda parlamentosu 2005 yýlýnda kabul ettiði bir önergeyle hükümete, burka ve nikap gibi yüzü kapatan giysilerin giyilmemesi yönünde toplumda genel bir yasaklama kararý alýnmasýný tavsiye etmiþti. Hollanda’da burka ve nikap

Hollanda’da yaþlýlar, trafikte tehlike oluþturuyor Hollanda Trafik Güvenliði Bilimsel Araþtýrmalar Vakfý (SWOV) tarafýndan yapýlan bir araþtýrmaya göre 75 yaþ ve üzeri araba kullanan kiþilerin daha sýk kaza yaptýklarý ortaya çýkarken, yapýlan kazalarýn yüzde 65’inde yaþlýlarýn bariz hatalý olduðu tespit edildi. Geçtiðimiz aylarda yaþlýlarýn yapmýþ olduðu trafik hatalarýndan dolayý 3 kiþinin hayatýný kaybetmesi sonucu geliþen olayda kanun boþluklarýnýn doldurulmasý gerektiðini belirten Groningen Üniversitesi’nden Prof. Wiebo Brouwer, “Yaþlýlar için problem teþkil eden þey trafiðe etkisi olan veya olabilecek rahatsýzlýklarýný Merkezi Ehliyet Sýnav Dairesi’ne (CBR) bildirme mecburiyetlerinin bulunmamasý. Bu boþluk bildirme mecburiyeti getirilerek doldurulmalýdýr.” dedi. Ehliyeti bulunan ve trafikte aktif olmak isteyen yaþlýlarýn 70 yaþýndan itibaren her 5 yýlda bir kontrol ve incelemeye tabii tutulduklarýný belirten öðretim üyesi Brouwer, yaþlýlara rahatsýzlýklarýnýn trafiðe zararý olup olmadýðý konusunda doktorlar tarafýndan daha fazla bilgilendirme çalýþmalarý yapýlmasý

gerektiðini kaydetti. Þu an yapýlan bilgilendirme çalýþmalarýnýn yetersiz olduðunu savunan Brouwer, “Kýsa ve objektif olarak doktorlarýn sistemlerinde listeler bulunmalý ve yaþlý hastalara gerekli olan bilgileri vermelidirler. Trafiðe etki yapabilecek bir rahatsýzlýk söz konusu olduðu zamanda Merkezi Ehliyet Sýnav Dairesine yönlendirilmelidirler.” þeklinde konuþtu. Merkezi Ehliyet Sýnav Dairesi (CBR) kendi bünyelerinde yaptýklarý bilgilendirme çalýþmalarýný yeterli bulduðunu açýklarken, doktorlarýn bu konuda daha fazla özen göstermesi gerektiðini dile getirdi. CBR sözcüsü Nathalie Dingeldein yapmýþ olduðu açýklamada, “CBR olarak 70 yaþýndan itibaren her 5 yýlda bir gerekli olan incelemeleri ve kontrolleri yapýyoruz. Geriye kalan dönemlerde ise yaþlýlarýn doðabilecek rahatsýzlýklarýnýn trafiðe etkilerinin olup olmadýðý konusunda doktorlar tarafýndan bilgilendirmeleri gerekir. Doktorlarýn bundan sonra yaþlýlarý daha fazla CBR’e yönlendirmelerini ve sevk etmelerini istiyoruz.” açýklamasýný yaptý. Ahmed Hüsrev Uç, Rotterdam

gibi yüzü kapatan ve çarþafla dolaþan kiþi sayýsý 150 ile 200 arasýnda tahmin ediliyor ve bu kadar az sayýdaki kiþi için, siyasi, toplumsal ve sosyal etkileri olabilecek bir genel yasaklama kararýnýn gereksiz bulunduðu belirtiliyor.


GÜNDEM

ZAMAN

13 EYLÜL 2008

4

HOLLANDA

Kalýcý dostluklarýn temelleri atýlýyor Zaman Hollanda’nýn, Amsterdam Rhone Kongre Merkezi’nde verdiði iftar yemeðine seçkin bir davetli grubu katýldý. Programda Türkiye ile Avrupa Birliði iliþkilerini anlatan, Osman Turhan’ýn karikatürlerinin yer aldýðý bir sergi de açýldý. Karikatür serginin açýlýþýný Zaman Hollanda Müdürü Alaattin Erdal, karikatürist Osman Turhan ve Türkiye Cumhuriyeti Lahey Büyükelçilik Müsteþarý Hakan Çakýl yaptý. Hakan Çakýl, Zaman Gazetesi’nin Türkiye ile Avrupa Birliði iliþkilerini anlatan bir karikatür sergisini açarak çok önemli bir misyonu yerine getirdiðini söyledi.

BASRÝ DOÐAN

Zaman Hollanda’nýn bu yýl dördüncüsü gerçekleþen iftar programýna senatör Düzgün Yýldýrým, CDA Milletvekili Coþkun Çörüz, Liberal Parti Milletvekili Stef Blok, Türkiye Cumhuriyeti Lahey Büyükelçilik Müsteþarý Hakan Çakýl, Kuzey Hollanda Eyalet Meclis Üyesi Songül Akkaya, Güney Hollanda Eyalet Milletvekili Resul Özdemir, Türkler Ýçin Danýþma Kurulu (IOT) Baþkaný Mehmet Emin Ateþ, IOT Müdürü Ahmet Azdural, HOGÝAF Genel Sekreteri Ahmet Taþkan, HTÝKDF Genel Baþkaný Kasým Akdemir, Avrupa Türk Telekom Müdürü Ali Yavuz, Hollanda Türkevi Araþtýrmalar Merkezi ve UETD Hollanda Baþkaný Veyis Güngör, UETD Koordinatörü Mikail Güneþ, Zaman Hollanda

AMSTERDAM

Müdürü Alaattin Erdal, Diyalog Akademisi Baþkaný Gürkan Çelik, iþkadýný Nafize Þener, Zaanstad Belediye Meclisi Üyesi (PvdA) Songül Mutluer, Rhone Kongre Merkezi Müdürü Serkan Elden, yazar Sadýk Yemni, Vrije Üniversitesi öðretim üyesi Dr. Arslan Karagül, Hollanda’da yýlýn öðrencisi seçilen Murat Ersoy, AGÝAD Baþkaný Adnan Aydemir, Vrij Nederland muhabiri Thijs Niemantsverdriet, ROC müdürü Mohamed Sini, karikatürist Osman Turhan ile çok sayýda siyasetçi, iþadamý, medya mensubu ve sivil toplum kuruluþu temsilcisi katýldý. Zaman Hollanda Müdürü Alaattin Erdal iftar sonrasýnda yapmýþ olduðu konuþmada þunlara deðindi: “Time Media

Group genç bir kuruluþ. Açýlýþýmýz 2005 yýlýnda, Hollanda Baþbakaný Jan Peter Balkenende tarafýndan yapýldý. Amacýmýz, en objektif ve doðru þekilde yayýn yapmaktýr. Sizlerin de yakýndan bildiði gibi bünyesinde Zaman Gazetesi, Samanyolu Televizyonu, Cihan Haber Ajansý bulunmaktadýr. Bunun yanýnda haftalýk olarak Türkçe Zaman Hollanda’yý ve aylýk olarak da Zaman Nederland’ý çýkartýyoruz. Hollanda ve Türk toplumunu yakýndan ilgilendiren konulara aðýrlýk veriyoruz. Bu anlamlý günümüzde aramýzda seçkin davetliler bulunuyor. Hollanda artýk bizim yeni vatanýmýz oldu. Ýçinde yaþadýðýmýz toplumun dilini ve kültürünü öðrenirsek uyum gerçekleþir. Birbirimizi anlamanýn yolu karþýlýklý hoþgörü ve diyalogdan geçer. Bugün son derece güzel bir akþam oldu. Ýnsanlar birbirleriyle fikirlerini paylaþtýlar. Zaman Hollanda olarak bu iftar geleneðimiz, her yýl geniþ bir katýlýmla devam edecek. Bugün ayný zamanda karikatürist Osman Turhan’ýn, Türkiye-Avrupa Birliðini anlatan karikatür sergisinin Rotterdam Kunsthal’ýn ardýndan Amsterdam’da açýlýþýný yapmýþ olduk.’’ Davetlilerin görüþleri Senatör Düzgün Yýldýrým: “Zaman’ýn bizleri de unutmayýp buraya davet etmesinden son

derece memnunum. Program gerçekten son derece güzeldi, saygýn davetliler vardý. Burada tekrar Zaman’a çok teþekkür eder, saygýlarýmý sunarým.” Liberal Parti Milletvekili Stef Blok: “Türk asýllý Hollanda vatandaþlarýnýn samimi yaklaþýmlarý beni çok etkiledi. Bu kadar kalabalýk ve elit bir grubu bir araya getiren Time Media Group’a teþekkür ediyorum. Önümüzdeki yýllarda tekrar katýlacaðýmý belirtmek isterim.” CDA Milletvekili Coþkun Çörüz: “Ben de partim CDA ve þahsým adýna, bizi davet eden Zaman’a teþekkür ediyorum. Gerçekten insanlarýn bir araya geldiði güzel bir akþam oldu. Hollanda’da bu iftar geleneði artýk yerleþti. Bu tür davetlerde insanlarýn biraz daha diyaloga ihtiyacý var.” Türkiye Cumhuriyeti Lahey Büyükelçilik Müsteþarý Hakan Çakýl: “Bu iftar vesilesi ile sevdiðimiz dostlarýmýz ile sohbet etme imkaný bulduk. Hollanda ve Türk toplumunun önde gelen siyasetçi ve sivil toplumun temsilcilerini burada gördüm. Bulunduðumuz mekan güzel dizayn edilmiþ. Organize güzel, katýlýmcýlar oldukça fazla idi. Güzel bir akþam yaþadýk. Burada olmaktan son derece gururlu ve mutlu olduðumu belirtmek

isterim. Bir yýl sonrasýný sabýrsýzlýkla bekliyorum. Zaman Hollanda’ya teþekkür ediyor, baþarýlar diliyorum.” Güney Hollanda Eyalet Meclisi üyesi Resul Özdemir: “Bugün çok anlamlý bir akþam yaþadýk. Zaman’ýn iftarý, tam bir gökkuþaðý... Burada milletvekilinden iþadamýna, yazarýndan esnafýna varýncaya deðin çok sayýda saygýn kiþi bir araya geldi. Hollandalý dostlarýmýzýn, bizim yaþadýðýmýz o güzelliði yaþamalarý, bir de bizim aðzýmýzdan Ramazaný dinlemeleri, ayrý bir güzellikti.” IOT Baþkaný Mehmet Emin Ateþ: “Bu toplantýyý düzenleyen Zaman çalýþanlarýný, özverili gayretlerinden dolayý tebrik ediyorum. Hollanda’nýn deðiþik kesimlerini bir araya getirmesi çok büyük baþarý. Bu iftar akþamýnda son derece etkilendim.” IOT Müdürü Ahmet Azdural: “Bugün burada bulunmaktan dolayý çok memnun oldum. Son derece yararlý bir iftar akþamý oldu. Zaman’a teþekkür etmek istiyorum. Çalýþmalarýnda baþarýlar diliyorum.” ROC müdürü Mohamed Sini: “Hollanda’da katýldýðým en kapsamlý ve en iyi hazýrlanmýþ iftarlardan biri idi. Zaman Hollanda’ya teþekkür ediyorum.”


ZAMAN

Ahmet Azdural

Yüksel Kaplan

Ahmet Taþkan

Mehmet Emin Ateþ

Ali Yavuz

Coþkun Çoruz HOGÝAF Genel Sekreteri Ahmet Taþkan: “ Zaman Hollanda elamanlarýna çok teþekkür ediyoruz. Ramazanda farklý kesimleri bir araya getirdi. Ramazan ayý içerisindeyiz. Bu ay her þeyi ile güzel. Diyalog adýna güzel, hoþgörü adýna güzel... Bu daveti çok olumlu buluyorum.” UETD Hollanda Baþkaný Veyis Güngör: "Hollanda’nýn elitleri bir arada idi. Zaman Hollanda’nýn dört yýldýr organize ettiði geleneksel iftar programýna katýldýk. Ýftarda Hollanda Türk toplumunun kanaat önderleri baþta olmak üzere birçok siyasetçi, iþadamý, basýn mensubu bir aradaydý. Mükemmel bir akþamdý. Zaman'ý tebrik ediyorum." UETD Hollanda Koordinatörü Mikail Güneþ: "Son derece güzel organize edilmiþ bir iftar akþamýný Hollandalý ve Türk dostlarýmýzla birlikte yaþadýk. Özellikle Türkiye-AB iliþkilerini ele alan sergi de muhteþemdi. Zaman, bu yýl da farkýný ortaya koymuþ oldu." Amsterdam Baarsjes Belediye Meclisi üyesi Yüksel Kaplan (PvdA): “Gerçekten bu akþam gurur duydum. Zaman, bu kadar önemli insaný bir araya getirip iftarda buluþturdu. Kendimizi Türkiye’de gibi hissettik. Bu duygu paylaþýlmaz, yaþanýr. Ben

5

GÜNDEM

HOLLANDA

13 EYLÜL 2008

Hakan Çakýl, Alaattin Erdal ve Osman Turhan

Mehmet Kaya

Mohamed Sini

Nafize Þener

Mikail Güneþ

Mustafa Bahçecioðlu

Veyis Güngör

Zaman’ýn bu çalýþmalarý devamlý yapmasýný ve yýlmamasýný diliyorum.” Zaanstad Belediye Meclisi üyesi Mehmet Kaya (PvdA): “Bu toplantýlar çok önemli. Zaman’ýn bu organizasyonu yapmasý ve ayný zamanda sanatla iftarý buluþturmasý çok önemli idi. Hollandalý davetlilerin oldukça çok olmasý bizi onurlandýrdý.” VVD Beverwijk Belediye Meclisi üyesi Birol Kat: “Ben Zaman’ýn iftarýna bu yýl ilk defa katýldým. Son derece memnun oldum. Güzel bir akþam oldu. Çok sayýda siyasetçi dostumuz ve diðer seçkin misafirlerle bir araya geldik.” Ýþadamý Turgut Torunoðullarý: “Güzel bir programdý. Ben Zaman’ýn iftarýna katýlmaktan çok memnun olduðumu belirtmek isterim. Burada güzel sohbetler ettik. Kalýcý dostluklarýn temelinin ilk harçlarýný attýk.” Amsterdam Rhone Kongre Merkezi müdürü Serkan Elden: “Zaman gibi büyük bir gazeteye ev sahipliði yapmaktan son derece mutluyum. Güzel bir akþam olduðu kanaatindeyim. Bu kadar saygýn konuklarý merkezimize getiren Zaman Gazetesi’ne tekrar teþekkür ediyorum. Bana hediye veren Zaman elaman-

larýndan Fatih Çanak Bey’e de çok teþekkür ediyorum.” Ýþadamý Ali Yavuz: “Ýftarlar bizler için en güzel anlardan biridir. Bu güzel anlarý bize yaþatan Zaman’a teþekkür ediyorum. Zaman Gazetesi bu güzel iftar geleneðini her yýl yaþatýyor. Bugün burada Hollanda Meclisi, Senato ve Eyalet Meclisi üyelerini bir arada görmek son derece önemli geliþme. Bu iftarlar insanlarý birbirine yakýnlaþtýrýyor.”

benim eserlerime yer verdiði için Zaman’a teþekkür ediyorum. Benim de amacým bu karikatürleri çizerken Avrupalý insanlarla paylaþmak, onlara mesaj vermekti. Onlarýn bu yersiz fobisini, olabildiðinde ortadan kaldýrmayý amaçla-

maktý. Sergide 60’a yakýn eserim bulunuyor. Konu olarak Avrupa Birliðinin ve Türkiye’nin endiþelerini yansýtmaya çalýþtým. Sergiyi gezenlerin oldukça beðendiklerine þahit oldum. Bu da beni oldukça memnun etti.”

Ýþadamý Mustafa Bahçecioðlu: “Zaman’ýn iftarýna ilk defa katýldým. Zaman elamanlarý çok güzel bir program hazýrlamýþlar. Onlar sayesinde arkadaþlar ile tekrar bir araya geldik. Burada çok güzel mesajlar verildi. Toplumun önemli kesimi bir araya geldi, kaynaþma saðlandý.” Ýþkadýný Nafize Þener: “Ýftarlar hoþgörü ve diyalogu artýrýyor. Zaman Gazetesi de buna önayak oluyor. Bizleri bir araya getiriyor. Gerçekten son derece anlamlý bir birlikteliði, bu iftarda da Zaman sayesinde sürdürdük. Emeði geçen herkese teþekkür ediyorum.” Karikatürist Osman Turhan: “Ben Amsterdam’da böyle güzel bir iftar akþamýnda ve güzel bir mekanda

RAMAZAN BOYU REZERVASYONLAR ÝÇÝN...

Közde ýzgara çeþitleriyle Amsterdam’ýn her bölgesine yakýnlýðý ve yýllarýn verdiði tecrübe ile halkýmýzýn hizmetindedir.

Her gün 08.00 ila 01.00 açýðýz

Aile yerimiz mevcuttur De Clercqstraat 79, 1053 AG Amsterdam Tel: 020 - 489 7591


GÜNDEM

ZAMAN

13 EYLÜL 2008

6

HOLLANDA

ROGÝAD’ýn iftarýnda, giriþimcilerin köprü görevi vurgulandý Rotterdam Genç Ýþadamlarý Derneði (ROGÝAD) tarafýndan verilen iftar yemeði, farklý kesimleri bir araya getirdi. Feyenoord Stadý içinde bulunan restoranda düzenlenen programa, Türkiye’nin Rotterdam Baþkonsolosu Esen Altuð, ROGÝAD Baþkaný Nebi Sancar, Rotterdam Ticaret Odasý Baþkaný Jos van der Vegt, Rabobank temsilcisi Eerke Hoven, Güney Hollanda Eyalet Meclisi üyeleri Resul Özdemir ile Yaþar Vural ve çok sayýda iþadamý katýldý.

YASÝN YAÐCI

Programýn açýlýþ konuþmasýný yapan ROGÝAD Baþkaný Nebi Sancar, iki yýl önce kurulmasýna karþýn ROGÝAD’ýn, önemli iþlere imza attýðýný söyledi. Dünyanýn global bir hal almasýyla birlikte tüm ülkelerin ekonomilerinin birbirine açýk hale geldiðini kaydeden Sancar, iþadamlarý ve iþadamlarý örgütleri olarak artan bu rekabet ortamýnda Hollanda ekonomisinin hak ettiði yeri alabilmesi için yoðun bir çaba sarf ettiklerini söyledi. Bu çerçevede üyelerine ve iþadamlarýna yenilikçi bir anlayýþla yatýrým yapýlmasý tavsiyesinde bulunan Sancar, ayrýca yeni ve farklý pazarlar bulunup ROGÝAD Genel Sekreteri iþbirliklerinin artýNurullah Erdem rýlmasý gerektiðini dile getirdi. Üye sayýsý sürekli artýþ gösteren ROGÝAD’ýn bu çerçevede önemli bir görev ifa ettiðini da

ROTTERDAM

kaydeden Nebi Sancar, gerek Hollanda gerekse de Rotterdam ekonomisine yapacaklarý ne varsa bunu her zaman yapmaya hazýr olduklarýný ifade etti. Ýþadamlarýnýn her alanda kendilerini geliþtirebilmeleri için de dernek olarak önemli aktiviteler gerçekleþtirdiklerini belirten ROGÝAD Baþkaný, buna örnek olarak ise geçen dönem yaptýklarý “masterclass ondernemerschap” (uzman giriþimcilik seminerleri) çalýþmasýný gösterdi. ROGÝAD Baþkaný’ndan sonra bir konuþma yapan Genel Sekreter Nurullah Erdem ise, iki yýl zarfýnda yaptýklarý çalýþmalardan ve önümüzdeki dönem gerçekleþtirmeyi düþündükleri planlarýndan bahsetti. Bugünün kendileri için ayný zamanda yeni bir dönemin baþlangýcý olduðunu da kaydeden Erdem, geçen sene büyük bir ilgi gören giriþimcilik seminerlerini bu sene de vereceklerini kaydetti. Hollanda’da 15 bine yakýn Türk kökenli iþadamýnýn bulunduðunu ve bunun da Türk toplumun yüzde 5’ine denk geldiði-

ni belirten Erdem, bu iþadamlarýnýn son derece baþarýlý iþlere imza attýðýný vurguladý. “Türkler yatýrým yapmada çok istekliler” diyen Erdem, kurum olarak bu çerçevede iþadamlarýna katký sunmak amacýnda olduklarýný belirtti Rotterdam Genç Ýþadamlarý Derneði ile bugüne deðin önemli iþbirliklerine imza attýklarýný kaydeden Rabobank temsilcisi Eerke Hoven ise, buna bundan sonra da devam etmek arzusunda olduklarýný söyledi. Hollanda’daki Türk kökenli iþadamlarýna büyük bir önem verdiklerini belirten Hoven, ayrýca Türkiye ekonomisinin de ilgi alanlarýnda olduðunu hatýrlattý. Türkiye’de bir banka alabilmek için uzun zamandýr çalýþmalar yürüttüklerini ifade eden Hoven, bu çerçevede Þekerbank’ý almak istediklerini, ama bunun gerçekleþemediðini hatýrlatarak, þu anda TEB Bankasý ile yakýn bir iliþki içinde olduklarýný söyledi. Rotterdam Ticaret Odasý (KVK) Baþkaný Jos van der Vegt ise, konuþmasýnda ROGÝAD’ýn bölgelerine yaptýðý katký üzerinde durdu. Ýki kurum arasýnda bugüne deðin sürdürülen ortak çalýþmalarýn bundan sonra da devam edeceðini söyleyen Ticaret Odasý Baþkaný, iþadamlarýna ellerinden gelen yardýmý yapmaya hazýr olduklarýný ve ROGÝAD’ýn da bu anlamda önemli bir köprü görevi gördüðünü belirtti. Programda son olarak bir konuþma yapan Rotterdam Baþkonsolosu Esen Altuð ise, Hollanda’da iþ yapan Türk

Rotterdam Baþkonsolosu Esen Altuð

Rotterdam Ticaret Odasý Baþkaný Jos van der Vegt

Rabobank temsilcisi Eerke Hoven

kökenli iþadamlarýnýn her iki ülke için de özel bir önem taþýdýðýný kaydetti. Hollanda’da iþ yapan Türk iþverenlerin iki önemli özelliklerinin bulunduðunu belirten Altuð, bu konuda þu deðerlendirmeyi yaptý: “Bir kere ekonomide baþarýlý olmak, sosyal ve siyasal alanda da baþarýyý getirir. Bunun yaný sýra Hollanda’da iþ yapan Türk yatýrýmcýlar, Türkiye’deki iþadamlarý ile bu ülke arasýnda köprü

görevi de görebilir. Hollanda’yý iyi bildikleri için burada yatýrým yapmak isteyen iþadamlarý ile iyi iliþkiler geliþtirebilirler.” Almanya’dan sonra en büyük Türk iþadamý kitlesinin Hollanda’da bulunduðunu da hatýrlatan Altuð, iþadamlarýna örgütlenmeleri tavsiyesinde bulundu. Baþkonsolos Altuð, ayrýca kadýn giriþimci sayýsýnýn artýrýlmasýný da arzu ettiðini kaydetti.


ZAMAN

7

GÜNDEM

HOLLANDA

13 EYLÜL 2008

IUR’de yeni akademik yýl baþladý Rotterdam Ýslam Üniversitesi’nde (IUR) yeni akademik yýl, düzenlenen bir törenle baþladý. Törene Sosyal Ýþler ve Çalýþma Bakanlýðý Müsteþarý Ahmed Aboutaleb, Utrecht Üniversitesi’nden Prof. Dr. Henk Tieleman, Nijmegen Üniversitesi öðretim üyesi Prof. Dr. Jan Peeters, Utrecht Üniversitesi’nden emekli profesör Karel Steenbrink, Irak’ýn Lahey Büyükelçisi, Malezya’nýn Lahey Büyükelçiliði Eðitim Müþaviri ve çok sayýda sivil toplum örgütü temsilcisi ile iþadamlarý katýldý. Programýn açýlýþýnda bir konuþma yapan IUR Rektörü Prof. Ahmet Akgündüz, 11 yýl önce kurulan üniversitelerinin her geçen gün baþarý çýtasýný biraz daha yükselttiðini söyledi.

YASÝN YAÐCI

IUR’nin, kurulduðu günden bu yana Hollanda toplumuna katkýda bulunmak için elinden gelen tüm çabayý sarf ettiðine deðinen Prof. Akgündüz, düzenledikleri sempozyumlar ve sayýsýz konferanslar ile tartýþmaya açýk konularý Ýslami gelenek açýsýndan ele alarak, hem Müslümanlara hem de gayri Müslimlere farklý bir bakýþ açýsý kazandýrdýklarýný kaydetti. IUR’nin resmi tanýnmasýnýn toplumda var olan Ýslam merkezli tartýþmalarýn þeklini deðiþtireceðini de belirten Akgündüz, “Çünkü IUR kurulduðundan beri Müslümanlar arasýndaki bilgisizliði bertaraf etmek için gayret sarf ediyor. Hollanda toplumu hakkýndaki bilgisizliði, bu toplumun deðerleri ile ilgili bilgisizliði ve burada hakim olan din hakkýndaki bilgisizliði Müslümanlar arasýnda asgariye indirmeye uðraþýyor ve bunda da baþarýlý oluyor.” dedi. Hollandalý meslektaþlarýnýn da yardýmýyla hazýrlanan eðitim programlarý vasýtasýyla öðrencilere kaliteli bir eðitim verildiðini kaydeden Prof. Akgündüz, bu konuda baþarýlý olduklarýný ifade etti. Bunun en canlý örneðinin ise kendilerinden diploma alýp da toplumun önemli yerlerinde görev alan öðrencileri olduðunu belirten IUR Rektörü, “Maalesef ellerindeki diploma resmi olarak tanýnmadýðý için iþ bulmakta zorlanýyorlar, ama azim ve kararlýlýkla býkmadan mücadelelerine devam ediyorlar.” þeklinde konuþtu. IUR’nin Ýslam dünyasý ile Batý dünyasý arasýnda bir köprü görevi gördüðünü de vurgulayan Prof. Akgündüz, þu deðerlendirmede bulundu: “Bu meyanda Hollanda’daki bazý geliþmeler tabii ki Ýslam aleminde tedirginlikle karþýlandý, ama IUR rektörü ve hocalarý Ýslam aleminde katýldýklarý çeþitli konferans ve sempozyumlarda yaptýklarý konuþmalarla o ülkelerinde insanlarýn buradaki meseleleri daha iyi anlamalarýnda büyük bir etki yaptýlar. Çünkü güven duyduklarý bu Ýslam bilginleri kendilerine, Hollanda’nýn karþýlýklý saygý ve hoþgörü ile dolu bir ülke olduðunu ve sadece Ýslam korkusu ile önyargýlarýn hakim olduðu bir ülke olmadýðýný izah etti. IUR’nin bu elçilik görevini yerine getirmesi Müslüman toplumunun Hollanda’daki bazý olumsuz olaylarý akl-ý selimle karþýlamasýnda çok büyük bir etken olduðu inkar edilemez.”

ROTTERDAM

Sosyal Ýþler ve Çalýþma Bakanlýðý Müsteþarý Ahmed Aboutaleb ise, akademik yýl açýlýþýna katýlmaktan onur duyduðunu söyleyerek sözlerine baþladý. Ýslamiyet’in ilim ve eðitim alanýnda önemli bir geleneðe sahip olduðunu belirten Ahmed Aboutaleb, Kordoba ve Baðdat’ta kurulan eðitim merkezlerinde önemli geliþmelerin yaþandýðýný söyledi. Bu açýdan bakýldýðýnda IUR’nin bu zengin geleneðin bir halkasý olarak deðerlendirilebileceðini kaydeden Aboutaleb, Kordoba Üniversitesi’nin geliþim sürecinin örnek alýnabileceðini ifade etti. Hollanda’da Ýslam ilkokul ve ortaokullarýnýn yýllar önce kurulduðunu ama þimdi ise akademik eðitim ile tanýþýldýðýný belirten Ahmed Aboutaleb, þöyle konuþtu: “Ama bunu yaparken en iyisini yapmak gerek. Yani eðitimimiz ilk etapta iyi olmak zorunda. Bildiðiniz gibi geçmiþte Ýslami eðitim konularýnda çok kritiklerde bulundum. Maalesef günümüzde hala çoðu Ýslami okullarda kalite çok iyi deðil. Bu beni çok üzüyor. Kendi geleneklerimizle örtüþmediði için deðil, iyi eðitim herkes için hayati bir mesele olduðundan dolayý. Göçmenler ve ikinci, üçüncü nesiller için bu daha da önemli. Vatanýný terk edip baþka bir ülkeye yerleþmeye karar veren hemen hemen herkes, bunun için yüksek bir bedel ödüyor. Mesela göçmen olarak yeni vatanýnda tamamen sýfýrdan baþlamak zorunda kalabiliyorsun. Ama toplumda alacaðýn yeri eðitim belirliyor. Göçmen olarak baþarýlý olmak istiyorsak, bunu üç yolu var: Eðitim, eðitim, eðitim.” Göçmenlerin Hollanda’da takip ettikleri eðitim konusunda yavaþ yavaþ olumlu ve iç açýcý geliþmeler kaydedildiðini de ileri süren Ahmed Aboutaleb, bundan 10 yýl önce yüzde 10’larda seyreden göçmenlerin yüksek eðitim alma oranlarýnýn þu anda çok daha yükseldiðini belirtti. Hükümet olarak bu konuda önemli kararlar aldýklarýný ve göçmen çocuklarýn eðitimlerinde kullanýlmak üzere bir bütçe oluþturulduðunu da kaydeden Ahmed Aboutaleb, sözlerine þöyle devam etti: “2008 yýlýnda 4 milyon ve 2011 yýlýna kadar ise 20 milyon Euro’ya varan bütçeler oluþturuldu. Bu gençlerin eðitime baþlamasý önemli, ama baþladýklarý eðitimleri bitirmeleri ise daha da önemli. Yani hükümet yabancý

çocuklarýn eðitim baþarýsýna yatýrýmda bulunuyor. Okul yönetimleri, özellikle Ýslam okullarýnýn yönetimleri bu baþarýya katkýda bulunmayý kendilerine bir görev olarak kabul etmelidirler. Çocuklara verilen eðitimin en yüksek kalitede olmasýný saðlamalýlardýr. Hollanda’daki Ýslam eðitimi için ikinci bir görev söz konusu, Ýslam’ýn çeþitliliðini göstermeliler. Eðitimde liberal Ýslam’ýn az öne çýkma-

sýna çok üzülüyorum. Hemen hemen bütün Ýslam okullarýnda bir geleneksel temel var ve bu da topluma tek taraflý bir imaj sunuyor. Bu ne Ýslam’ýn imajý için, ne de karþýlýklý hoþgörü için iyi.” Tieleman Komisyonu Baþkaný ve ayný zamanda IUR Teftiþ Komisyonu baþkaný olan Prof. Tieleman ise, IUR’nin Hollanda toplumunda önemli bir görevi yerine getirebileceðine

deðindi. Ýslam dinine ait eðitim ile elit bir tabakanýn yetiþtirilebileceðine de temas eden Prof. Tieleman, bu noktada IUR’nin baþarýlý olmasýnýn elzem olduðunu söyledi. Teftiþ Komisyonu olarak bunu Hollanda hükümetine de anlattýklarýný belirten Prof. Tieleman, bürokratik çarklarýn yavaþ döndüðünü, ama resmi tanýnma konusunda ümitli olduðunu vurguladý.


GÜNDEM

ZAMAN

13 EYLÜL 2008

8

HOLLANDA

Mondial, çeþitlilikte birliði amaçlýyor Hollanda’daki Türklerin en fazla yaþadýðý þehir Schiedam. Bu kentteki Türklerin þehir nüfusuna oraný yüzde 9,5 civarýnda. Bu da 75 bin nüfuslu Schiedam’ da 7 bin 129 Türk yaþýyor demektir. Bu Türklerin çoðu Vogelaarwijk olarak tanýmlanan geri kalmýþ mahallenin bulunduðu Nieuwland’ da yaþýyor. Bu insanlarýn yaþadýðý en önemli sorunlardan bir tanesi adaptasyon. Ýþte bundan hareketle altý ay önce kurulan Mondial Vakfý, bu insanlarýn hem yaþadýklarý bölgeye hem de Hollanda toplumu-

nun geneline adapte olmalarýna yardýmcý olmak amacýyla yola koyuldu. Vakfýn bir diðer amacý ise, genç ve yaþlý nüfusun bütün problemlerine çözüm olacak projeler üreterek Schiedam’ý daha yaþanýlabilir kýlmak. Vakýf, ayrýca, Rotterdam’ýn merkez ilçeleri Delfshaven, Noord ve Charlois’ta da aktif olarak hizmet vermekte. Mondial, verdiði kaliteli saðlýk hizmetleriyle ismini duyuran MOB kuruluþunun, kanunsal deðiþiklikler sonucunda içerisindeki refaha dair

olan hizmetlerini bundan sonra gerçekleþtirecek olan bir vakýf. Vakfýn yönetim kurulu baþkaný Ýsmail Meral, ne olursa olsun içlerindeki hizmet aþkýný gerçekleþtirebilecekleri bir anlayýþa sahip olduklarýný belirtiyor. Bundan hareketle 20 eylülde SWS Vakfý ile beraber bütün kültürleri buluþturacak iki etaplý bir diyalog buluþmasý organize edilecek. Bu buluþmanýn ilk ayaðýnda

iftar programý var. 20 eylülde Schiedam’daki Schaepmansingel camiinde düzenlenecek ve herkese açýk olan iftar programý bütün kütlüleri buluþturmayý hedefliyor. Projenin ikinci ayaðý ise Kilisede olacak. 3 aralýk günü Grote Kerk Kilisesinde düzenlenecek programda da bütün inanç sahipleri bir araya gelecek. Schiedam’da her sene

düzenlenen uluslararasý diyalog etkinlikleri çerçevesinde bu projeyi gerçekleþtirdiklerini aktaran Mondial Vakfý Schiedam bölge müdürü Ümmü Mermer, camide düzenlenecek diyalog gününe iki yüze yakýn insan bekledikleri söyledi. Projenin ikinci ayaðýnýn 13 aralýkta Grote Kerk’te düzenleneceðini aktaran Mermer, buraya da yoðun bir talep beklediklerini ifade etti.

Hollanda’da tele-doktorlar dönemi baþlýyor

Kapalý yüzme havuzlarý güvenli deðil Hollanda’da yaþanan iklim itibariyle çok fazla raðbet gören kapalý yüzme havuzlarýnýn büyük çoðunluðunun saðlýk güvenliði kurallarýna uygun olmadýðý ortaya çýkarken, denetim yapýlan 72 kapalý yüzme havuzunun 28’inin saðlýk güvenliði kurallarýný ciddi derecede ihlal ettiði ve 3 havuzun acil çýkýþlarýnýn kapalý olduðu tespit edildi. 2008 yýlýnda kapalý yüzme havuzu çalýþanlarý ve ziyaretçilerde yaþanan bazý saðlýk problemlerinden dolayý Ýmar, Ýskan ve Çevre Bakanlýðý (VROM) müfettiþlerinin denetimlerini arttýrdýðý kapalý yüzme havuzlarýnda suyu temizlemek için yapýlan klorlama iþleminin þartlara uygun yapýlmadýðý belirtildi. Klorlama iþlemi sýrasýnda açýða çýkan klor gazýnýn çalýþanlarýn ve ziyaretçilerin saðlýðýný ciddi derecede etkilediði kayde-

dilirken, özellikle gözlerde ve solunum yollarýnda ciddi tahribata yol açabileceði belirtildi. Klorun bilinçsiz bir þekilde kullanýlmasýnýn tende yanýk oluþumuna ve çok fazla kullanýldýðý takdirde ise ölüme davetiye çýkarttýðýný belirten VROM müfettiþleri, klorun amonyak ve temizlik maddeleri ile birlikte kullanýlmasýnýn çok sakýncalý olduðuna iþaret ettiler. Saðlýk güvenliði kurallarýný ihlal eden kapalý yüzme havuzlarýný baðlý bulunduklarý belediyelere bildirdiklerini ifade eden VROM müfettiþleri, suyu temizlemek için kullanýlan kimyasal maddeler hakkýnda çalýþanlarýn daha fazla bilgilendirilmesi gerektiðini ve bu konuda bilgilendirme programlarý yapacaklarýný belirttiler. Ahmed Hüsrev Uç, Rotterdam

Hollanda’da yýl sonuna kadar hayata geçirilmesi beklenen yeni bir sistem sayesinde doktorlarýn hastalarýný internet aracýlýðýyla muayene etmeye baþlayacaklarý açýklandý. Amerikalý Cisco Teknoloji Þirketler Grubu tarafýndan üretilen bu sistemin 6 ay gibi kýsa bir zaman içerisinde Hollanda’nýn birçok þehrine yerleþtirileceði belirtilirken, yaþanan çoðu sýkýntýnýn da bu sistem sayesinde çözüme kavuþturulacaðý kaydedildi. Doktorla hastanýn arasýnda kilometrelerce mesafe olmasýna raðmen geliþmiþ ses ve görüntü kalitesiyle doktorlarýn en ince teþhisleri koyup araþtýrma yapabilecekleri belirtilirken, doktorlarýn bu sistem sayesinde daha çok verimli olacaðý açýklandý. Yol problemini tamamen ortadan kaldýracak olan sistem sayesinde, hastaya verilecek olan belirli ilaçlarýn doktor talimatýyla eczahânelerden posta yoluyla gönderileceði ve bu þekilde hastalarýn daha az saðlýk harcamasý yapacaðý belirtildi. Hastanelerdeki hasta listelerinin azalacaðýný ve Hollanda’da giderek yükselen doktor açýðýnýn da bu þekilde giderileceðini belirten Hollanda Cisco Teknoloji

Müdürü Coks Stoffer, doktorlarýn ülke genelinde daha verimli þekilde yerleþtirileceðini aktardý. Coks Stoffer, “Belirlenen pilot þehirlere 3 ila 6 ay arasýnda geliþtirilen yeni sistem kurulacak ve daha sonra ülke genelinde yaygýnlaþtýrýlacaktýr. Sunulacak olan ses ve görüntü kalitesiyle doktorlar en ince teþhisleri koyarak, hastaya hýzlý bir þekilde geri döneceklerdir.” açýklamasýný yaptý. Ahmed Hüsrev Uç, Rotterdam


ZAMAN

9

GÜNDEM

HOLLANDA

13 EYLÜL 2008

Uður Pekdemir, Alexander Rinnooy Kan, Melek Usta ve Tuncay Çinibulak

TANNET’te yeni dönem Hollanda’daki Türk Akademisyenler Birliðinde (TANNET) yeni bir dönem baþlýyor. Tuncay Çinibulak, TANNET’in yeni müdürü olarak görev yapacak. Görev deðiþikliði ile ilgili olarak Amsterdam’da bir toplantý düzenledi. Toplantýya, Sosyal Ekonomik Kurul (SER) Baþkaný Alexander Rinnoy Kan ile akademisyen ve uzmanlar katýldý.

BASRÝ DOÐAN

Görevi eski müdür Melek Usta’dan devir alan Tuncay Çinibulak, kurumun verdiði hizmetleri ülke geneline yayýp yüksek öðrenim görmüþ herkese ulaþarak Hollanda’da entegrasyon alanýnda da yeni bir çýðýr açacaklarýný açýkladý. TANNET Baþkaný Uður Pekdemir ise açýlýþ konuþmasýnda, TANNET’in bir çýnar gibi yeþermekte ve dimdik ayakta olduðunu söyledi. Pekdemir þöyle konuþtu: “Kurumumuzun bu potansiyelini daha iyi seferber ederek, hem Türk asýllý vatandaþlarýmýzýn toplumun en üst katmanlarýna ulaþmalarýný saðlamak, hem de TANNET’in amaç ve misyonuna ilgi duyan Hollandalý dostlarýmýz arasýnda daha güçlü köprülerin oluþmasý için çaba harcayacaðýz. Sekiz yýllýk bir özgeçmiþi olan TANNET, 500 kiþilik bir akademisyenler topluluðu ile birçok faaliyete imza atmýþ ve Hollanda toplumunun önde gelen kurum ve kuruluþlarýyla birlikte çalýþarak, Türk toplumunun ekonomik, kültürel, tarihi ve bilgi potansiyelini Hollandalý kamuoyuna taþýmayý baþarmýþtýr. Bir taraftan bu faaliyetlerin devamýný saðlarken, öte yandan da üyelerimizi daha faal hale getirerek, baþarýlarýndan dolayý örnek teþkil eden Türk gençlerimizi eðitim alanýnda teþvik etmek amacýyla hareketlendireceðiz. Türkler ii alanýnda büyük bir potansiyele sahip. 40 yýllýk bir göçmenlik geçmiþimize raðmen, Hollanda’da dev þirketler kurduk; müdürler, bilim adamlarý, eðitimciler, yöneticiler ve sanatçýlar yetiþtirdik. Biz bundan gurur duyuyoruz. Ama

AMSTERDAM

daha yolun yarýsýndayýz. Gençlerimizin birçoðu yüksek eðitim yapmadan okullarý terk ediyor. Tabii ki üniversiteler ve yüksek okullarda okuyan Türk öðrencilerinin sayýsý gün geçtikçe artýyor, ama 370 binlik bir topluluk olarak, çok az akademisyen yetiþtiriyoruz. Bu alanda epey çaba harcamamýz lazým.” Görev devir teslim töreninden sonra söz alan Tuncay Çinibulak, kahvenin Türkiye’den Hollanda’ya geliþ hikayesini anlattý. Çinibulak, “1663 yýlýnda Hollanda’da ilk kahvehaneler açýlarak adlarýný de Kahve Murat, Süleyman, Mustafa ve Ahmet koydular. Ama Hollanda’da birçok insan kahvenin Türkiye’den geldiðini bilmediði gibi, Osmanlýnýn Hollanda ve Avrupa kültürlerine katkýlarý da fazla bilinmez.” açýklamasýný yaptý. Daha sonra kürsüye çýkan Alexander Rinnooy Kan, Türk gençlerinin eðitim alanýnda giderek daha baþarýlý noktalara geldiðini açýkladý. SER Baþkaný Rinnooy Kan sözlerine þunlarý ekledi: “Gururlanarak söylemeliyim ki, Türk kýz öðrencilerinin sayýsý erkeklere nazaran daha da fazladýr. Ama tabii ki birçok sorun da var. Türk asýllý öðretmenlerin sayýsý hala çok az.” Rinnooy Kan’ýn bu sözlerinin ardýndan salondaki akademisyen ve uzmanlarla bu sorunun sebepleri tartýþýldý. TANNET adýna söz alan Tuncay Çinibulak, SER gibi birçok kurumda çok az yabancýnýn çalýþtýðýna dikkat çekerek, Rinnooy Kan’dan SER’de bir Türk akademisyenin görev yapmasý sözünü aldý.

Yeni müdür Tuncay Çinibulak 1970 doðumlu Çinibulak, Hollanda’da büyüyen ikinci nesil Türklerdendir. Deventer þehrinde ortaokul ve liseyi bitirdikten sonra, Utrecht þehrindeki Gazetecilik Akademisini bitirdi (1995). Ardýndan Amerika Birleþik Devletlerinin New York þehrinde kýsa bir süre Gazetecilik ve Uluslararasý Ýliþkiler bölümlerinde okuduktan sonra, Danimarka’da eðitimi-

ni sürdürdü ve 1997 yýlýnda Ýngiltere’de mastýrýný yaparak profesyonel gazetecilik hayatýna baþladý. Hollanda’nýn önde gelen gazete ve dergilerinde 10 yýllýk bir çalýþma sonunda, 2006 yýlýnda TULPIA dergisini yayýnlamaya baþladý ve genel yayýn yönetmenliðini yaptý. 1 Eylülden itibaren Türk Akademisyenler Birliði TANNET’in genel müdürü olarak göreve baþladý. Çinibulak

vizyonunu, “Türk kahvesinin Hollanda’da uyumu iki yüzyýl sürdü. Ama bizim bu kadar sabrýmýz yok. Bunu baþarmak için, hepinizi kurumumuz TANNET’e destek vermeye davet ediyorum ve bizim çabalarýmýz sonunda günün birinde prenses Amalia bir konuþmasýnda ‘Kahvenin yanýnda baklava iyi gider. Ýþte bizim Hollanda’mýz budur’ demesini ümit ediyorum.” þeklinde ifade ediyor.


RÖPORTAJ

ZAMAN

13 EYLÜL 2008

10

HOLLANDA

Güliz Tomruk:

“Azim, gayret ve ailenin desteði çok önemli” RÖPORTAJ

MEHMET GÖL

Kendinizden biraz bahseder misiniz? 1977 Deventer doðumluyum. Ailenin en büyük çocuðuyum. Dört kardeþiz. Çocukluðum çok güzel geçti. Þu anda yaptýðým iþ ile alakalý çocukluðumda yaþadýðým bir anýmý anlatacaðým. Küçükken kâðýt doldurmayý hiç sevmezdim, ama babamýn bütün iþ kâðýtlarý, vergi kâðýtlarý, saðlýk sigortasý kâðýtlarý ve buna benzer doldurulacak evraklarýn hepsini ben doldururdum. 11–12 yaþlarýndayken tercümanlýk yapmaya ve form doldurmaya baþladým. Çocukken hayalimdeki meslek avukatlýktý. Düþük bir okula gönderildiðim halde yýlmadým. Ýlk önce LEA denilen düþük ekonomi bölümünü okudum. Ondan sonra MEAO’ya geçtim. Burada hukuk bölümünü bitirdikten sonra HBO’ya geçtim. Orada hukuk bölümüne aðýrlýk verdim. Ondan sonra da üniversitede hukuk bölümüne baþladým. Niyetim avukat olmaktý. Fakat iki sene Tarým Bakanlýðýnda hukuki danýþman olarak çalýþtým, ama bu iþ benim hiç hoþuma gitmedi. Sonra proje koordinatörü olarak iþ baþvurusunda bulundum. Çocukluðumda hiç sevmediðim iþ, þu anda ekmek paramý kazandýðým iþ

oldu. Ýþimi çok seviyorum, çünkü insanlara faydamýz dokunuyor, Politikaya katýlmam da tevafuk eseri oldu. Daha önce iki sene Soort ve Deventer Türk Ýþverenler Derneklerinin yönetiminde üye olarak bulundum. Son sene bu derneklerde baþkan olarak görev yaptým. Soort, eðitimle ilgili bir dernekti. Deventer Belediyesine deðiþik konularda teklifler sunduk, tavsiyelerde bulunduk. Eþim bu konuda bana destek oldu. O yýl Yeþil Sol’dan, 6. sýradan seçimlere girdim. Zaten o dönemde mecliste 5 üyesi vardý. Seçimde aldýðým tercihli oylarla Deventer Belediye Meclisi üyeliðine seçildim. 3,5 yýldýr bu görevi yürütüyorum. Çocukluk dönemlerinizde Türkiye’de geçirdiðiniz tatiller nasýl olurdu?

dum. 3.sýnýfa kadar, yabancý öðrenci sayýsý çok olan bir okulda okudum. Babam da bu konuda bir hayli rahatsýz oluyordu. Çünkü Hollandacamýz geliþmiyordu. Bundan dolayý üç kardeþ olarak bizi baþka bir okula gönderdi. Ama o okulda yabancý olarak sadece biz vardýk ve orada kendimizi dýþlanmýþ olarak görüyorduk. Onlarýn gözünde biz yabancýydýk. Bizim üzerimizde psikolojik olarak çok büyük bir baský olmasýna raðmen biz hep azmettik, gayret ettik. Biz burada okuyacaðýz, buraya yerleþeceðiz, burada büyüyeceðiz diyerek devam ettirdik. Gittiðimiz her okulda, “Sen yabancýsýn, sen bunu baþaramazsýn.” dediler. Ýlkokulda beni Matematiðim

Her zaman maceralý olurdu, çünkü her zaman arabayla giderdik. Dört çocuk arka koltukta týka basa giderdik. Ama o zamanlar yolda karþýlaþtýðýmýz herkes birbiriyle dostluk kurardý, birbirine yardým ederdi. Ýlkokulu deðiþik okullarda oku-

zayýf diye HAVO/VWO’ya göndermediler. LBO’ya baþladýðýmda da ayný tepki vardý. “Sen bunu baþaramazsýn.” diye üzerimizde her zaman bir baský vardý. LBO’da okurken bir Almanca öðretmenimiz vardý. O bana, “Güliz, yeter ki sen kendine inan ve güven. Çünkü ben senin bu iþi baþaracaðýndan eminim.” dedi. Onun bu þekilde söylemesi bizi biraz daha motive etti, azmimizi kamçýladý. LBO’yu bitirdikten sonra MEAO’ya geçtim. Orada da “Sen bu iþi baþaramazsýn.” dediler. Bu söylenenler beni daha da hýrslandýrdý. Benim bunlardan neyim eksik diye-

Güliz Tomruk

rek gurur meselesi yaptým. Buradan da mezun oldum. HBO’ya baþladýðýmda yine ayný bakýþ açýsýyla karþýlaþtým. Öðretmenlerin kafasýnda da hep o önyargý vardý. Ýlk girdiðim yýl, altý Türk bayan vardý okulda. Ama benim okuduðum bölüm olan Ýþletme, Ekonomi ve Hukuk bölümünde ise dört bayan iki de erkek öðrenci okuyordu. Okuldaki 1000’e yakýn öðrenciden 70’i Türktü. Fakat ilk yýldan sonra çoðu deðiþik sebeplerden dolayý okulu býrakmak zorunda kaldý. Sonunda yaklaþýk 40 Türk öðrenci mezun oldu. Diploma töreninde bile yabancý olduðun hissettiriliyordu. Hala, “Bunlar bu iþi nasýl baþardý?” sorularý vardý. Diploma töreninde, mezun olan 80 kiþiden Türk olarak tek ben vardým. Bu da yabancý kökenli bir bayan olarak böyle bir toplumda ayakta durmanýn ne kadar zor olduðunu gözler önüne seriyordu. Sonuçta azim, gayret ve ailenin desteði çok önemli. Öðrenciyken ne gibi sýkýntýlarla karþýlaþtýnýz? Çocukluðum, ailenin en büyük çocuðu ve bir bayan olmamdan dolayý hep mücadele ile geçti diyebilirim. Okul, iþ ve özel hayatýmda “hayýr” kelimesini hiç bir zaman kabul etmedim. Ýstedikten sonra, azim olduktan sonra her þey olur. Biz üzerimize düþeni yapacaðýz, gerisi Allaha kalmýþ. Erzurumlu Ýsmail Hakký Hazretlerinin dediði gibi, “Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.” Okul dönemlerinde çok sýkýntýlar çektim. Ayýrýmcýlýkla çok karsýlaþtým. Staj için Hollandalý bir iþ yeri bulamadým. Sað olsunlar, büyüklerim sayesinde Türk kurumlarýnda staj yeri buldum. V&D’de 8 yýl çalýþtým.

Orada alýþveriþ yapmaya gelen yaþlý Türk bayanlarýna kendi dillerinde yardýmcý oldum, ama bu müdür yardýmcýsýnýn hoþuna gitmedi ve beni müdüre þikayet etti. Müdür beni yanýna çaðýrdý ve savunmamý istedi. Bende ona gerekli savunmayý yaptým. Savunmam mantýklý bulundu ve ben iþime devam ettim, fakat bir iþ arkadaþýnýn böyle bir ayrýmcýlýk yapmasý gerçekten yadýrganacak bir davranýþtý. Farklý kültürlerden gelen insanlarýn artýlarýný kullanmak gerek. Bunlarýn avantajlarýný deðerlendirebilmek gerek. Ben çok kültürlü bir ortamda büyüdüm ve bu benim için çok büyük bir avantaj. Karþý taraf da bunu avantaj olarak görüyor mu? Bu konuda Bakanlýk ve Belediye bize destek oluyor, ama ýrkçý görüþlerinden dolayý buna karþý çýkanlar da var. Beþ parmaðýn beþi de bir deðil. Çok þükür ki bunlar azýnlýkta kalýyor. Biz bardaðýn boþ tarafýna deðil de dolu tarafýna bakmalýyýz. Þu anda üzerinde çalýþtýðýmýz, Amazon adlý bir proje var. Bolivya, Nijerya, Arjantin, Peru ve Rusya gibi farklý ülkelerden gelen 30’a yakýn yüksek eðitimli bayan vardý. Biz bunlarýn % 20 - % 25’ine iþ bulduk. Bizim paylaþtýðýmýz ortak bir nokta vardý. Hepimiz bayandýk ve hepimiz de yabancý uyrukluyduk. Bundan dolayý birbirimizi daha iyi anlayabiliyor ve baþarýlý oluyorduk. Bunu memnuniyetler karþýlayanlar olduðu gibi, istemeyenler de vardý. Ben 15-16 yaþýmdayken annemle beraber bir manava gittik. Annem baþörtülü olduðu için sýra bizde olduðu halde bizimle ilgilenmedi, yani bizi yok saydý. Hollandalý bir müþteriyle ilgilenmeye baþladý. Ondan dolayý


ZAMAN alýþveriþ yapmadan dükkândan çýktýk. Bu ayýrýmcýlýk olaylarý günümüzde de devam ediyor tabiî ki. Peki, bu ayýrýmcýlýða karþý bir politikacý olarak neler yapmaya çalýþtýnýz? Henüz bir çalýþma yok. Entegrasyon çok geniþ bir kavram. Entegrasyon denildiði zaman, hemen buraya yeni gelenler akla geliyor ve uzun yýllar burada olanlarý uyum saðlamýþ olarak görüyorlar. Ama entegrasyonu iki tarafýn da kabul etmesi gerekiyor. Yoksa tek taraftan beklenirse bu sadece asimile olur. Karþý taraftaki insanýn beni bütün deðerlerimle kabul etmesi gerekiyor. Politikada bazý þeyleri deðiþtirebilmek için çok zaman gerekiyor. Bir örnek verecek olursam, Deventer’daki Türk toplumunun 40 yýllýk geçmiþinde belediye meclis üyeliðine seçilen Türk bayan olarak bir tek ben varým. Bundan da Türk toplumu ve kendim adýna büyük gurur duyuyorum. Politikaya baþlama sebebiniz nedir? Politikaya girmemin sebebi farklýlýklar oluþturmak. Kanunlarý uygulayan deðil yapan kiþi olmak istiyorum. Politika uzun soluklu bir süreç. Her istediðin, hemen olmuyor. Ama kazandýðým tecrübelerle bunu aþmaya çalýþýyoruz. Ýleriye yönelik olarak deðiþik konularda her dinden, her ýrktan insanlarý bir araya getirecek konferanslar, paneller organize etmeyi düþünüyorum. Deventer’daki Türk toplumundan, þikâyetler oluyor mu? Toplumumuzdan genelde herkesi ilgilendiren konularda fazla bir þikâyet olmuyor. Aslýnda toplumumuzun çok önemli konularda, çok önemli problemleri var. Mesela yaþlýlarýn problemi, çocuklarýn eðitim problemi, dil problemi... Bu problemleri en aza indirmek için kurulan kuruluþlarýmýz var, ama bu yeterli deðil. Toplumumuzun genelinde her konuda bir vurdumduymazlýk görüyoruz. Yeni yetiþen nesil konusunda daha çok tedirginim. Çünkü okulu bitirmiyorlar, diploma alamýyorlar, aileler bu çocuklarý takip edemiyor. Bunlarý yapýlan araþtýrmalardan, raporlardan görebiliyoruz. Çocuklarýmýzýn da geleceðe yönelik bir hedefi yok. Hiçbir þeyi umursamýyorlar. Bunun yanýnda güzel örneklerimiz de var, ama istisnalar kaideyi bozmaz. Önemli olan “Bunlarýn sayýsýný nasýl çoðaltabiliriz, onlara en iyi þekilde nasýl destek olabiliriz” olmalýdýr. Bu konuda da Türk toplumuna büyük görevler düþüyor. Yerel kurumlarla iliþkileriniz nasýl, davetiyelere katýlabiliyor musunuz? Her aktiviteye katýlamýyoruz. Yeþil Sol olarak belirli bir siyasi görüþe sahibiz. Her yer bunu kabullenemiyor. Ama ben hangi ýrktan, hangi milletten, hangi siyasi düþünceden olursa olsun eþit mesafedeyim. Hz. Mevlana’nýn “Ya olduðun gibi

11

RÖPORTAJ

HOLLANDA

13 EYLÜL 2008

görün, ya da göründüðün gibi ol.” sözünü kendine düstur edinenlerdenim. Ben özgür düþünceli bir kiþiyim. Düþündüðümü hiç çekinmeden söylerim. Ama maalesef bu bazen zararlý oluyor. Su andaki iþ konumunuz ve projeleriniz nelerdir? 3 yýldýr Deventer Belediyesinin Mülteciler Bölümünde proje koordinatörü olarak çalýþýyorum. Ayrýca 3 yýldýr bayanlara yönelik olan Amazon projesinde çalýþtýk. Onlara dil öðrenme ve iþ bulma konusunda yardýmcý oluyoruz. Grup içerisinde Türk

bayanlarý aðýrlýkta. Proje 2008’in sonuna kadar devam edecek. Ondan sonra devam

etmesi için baþvuruda bulunacaðýz. Kendi ülkesinde yüksek eðitim görmüþ

bayanlarýn iþ bulmasýnda yardýmcý oluyoruz. Bunun yanýnda yaþlýlara yönelik projelerimiz var. Yeni çýkan Sosyal Destek Yasasý (WMO) ve þeker hastalýðý ile ilgili olarak onlara bilgi vereceðiz. Ayrýca Prenses Máxima, Paul Rozenmuller ve Hans Dijkstal tarafýndan 2004 yýlýnda kurulan bir vakýfta bayanlar dil, iþ ve diyalog konularýnda eðitiliyorlardý. Daha sonra bu proje Hollanda çapýnda geniþletildi. Her bölgede þubeleri oluþturuldu. Deventer, Overijssel eyaletinde bu konuda çalýþmalarý baþlatan ilk þehirdir.


13 EYLĂœL 2008

ZAMAN

12

HOLLANDA

Hang 4, 3011 GG Rotterdam Nederland | tel: +31 (0)10 201 37 40 | fax: +31 (0)10 201 37 49

www.timemedia.nl | reklam@timemedia.nl


ZAMAN

13

GÜNDEM

HOLLANDA

13 EYLÜL 2008

Davetliler Deventer Türk Gücü’nün yeni tesislerinin temelini, kurdele keserek attýlar.

Türk Gücü Yeni tesislerine kavuþuyor Hollanda’nýn en eski kulüplerinden biri olan Deventer Türk Gücü, yýllardýr özlemini duyduðu yeni tesislerine kavuþuyor.

ASIM SERKAN MECÝDHAN

T.C. Deventer Baþkonsolosu K. Hidayet Eriþ’in himaye ve desteklerinde bir süredir sürdürülen kampanya meyvesini verdi. Yýllardýr yapýlmasý için hem kulüp hem de vatandaþlarýn ýsrarcý olduðu, fakat maddi yetersizliklerden ötürü bir türlü hayata geçirilemeyen tesislerin temel atma töreni geçtiðimiz hafta sonu, T.C. Deventer Baþkonsolosu K. Hidayet Eriþ, T.C Lahey Büyükelçiliði Askeri Ataþesi Kurmay Albay Mustafa Kara, kulüp yöneticileri ve davetliler eþliðinde atýldý. Tesislerin temel atma töre-

DEVENTER

ninde duygularýný ifade eden Hidayet Eriþ, “Toplum olarak hepimizi kucaklayan, çocuklarýmýzýn saðlýklý bireyler olarak yetiþmesinde þüphesiz büyük katkýlarý olacak bu kulübümüzün bu mutlu gününde hep beraber olmak, birlikte bir þeyleri baþarabilmek, beni çok duygulandýrdý. Emeði geçenlere teþekkür ediyorum.” dedi. Kulüp baþkaný Hamza Þahin ise yaptýðý konuþmada, “Bizden önce bu kulübün kurulmasýna, yaþatýlmasýna ve bu güne getirilmesinde emek ve gayretleri unutulmayacak büyüklerimize ben de çok

teþekkür ediyorum. Onlar böyle bir yol açmamýþ olsalardý bizler bugün belki de burada bir ayda toparlanamayacak, bu mutlu günleri yaþayamayacaktýk.” dedi. Tesislerin inþaatýný üstlenen Semih Þahin, “Soyunma odalarý, duþlar ve kantinden oluþan inþaatý sekiz hafta gibi kýsa bir sürede bitirerek hizmete sokacaðýz.”dedi. Daha sonra kulübün kurucularýna plaketler verilerek, yeni sezonda mücadele edecek takýmlarda yer alacak olan futbolcular tanýtýldý. Bu arada geçen sezon 5. klastan 4. klasa yükselen Deventer Türk Gücü, bu sezon da rakiplerine göz açtýrmýyor. Bu yýl da hedeflerinin þampiyonluk olduðunu söyleyen futbolcular, ilk iki maçta aldýklarý farklý skorlarýn kendilerini desteklediðini ifade ettiler.

Kulüp baþkaný Hamza Þahin Kulübün kurucularýna flama hediye etti.

Deventer Baþkonsolosu Kadir Hidayet Eriþ.

Instituut Het Centrum yeni eðitim dönemine baþladý Instituut Het Centrum Eðitim Merkezi Schiedam, Rotterdam, Vlaardingen ve Maasluis bölgelerinden gelen 95 öðrencisi ve dinamik eðitmen kadrosuyla, 20082009 eðitim öðretim yýlýna baþladý. Ýlköðretim 6, 7 ve 8. grup ile “brugklas” (köprü sýnýfý) 1. ve 2. sýnýf öðrencilerine derslerinde eksik kalan noktalarý tamamlamaya yönelik, ev ödevi yardýmý, ortaöðrenime hazýrlýk dersleri ve Ýngilizce, Hollandaca, Matematik, Türkçe ve özel olarak Fransýzca eðitimi veriyor. Okul, aile, çocuk üçgeninde baþarý parolasý ile yola çýkan ve periyodik olarak sosyal aktiviteler düzenleyerek

çocuklarýn sosyal geliþimine katký saðlayan Eðitim Merkezi, geçtiðimiz yýl ilk olarak ortaöðretim öðrencilerine de eðitim vermeye baþlamýþtý. Ortaöðrenim öðrencilerine seviyelerini yükseltirken zorluk çektikleri Ýngilizce, Hollandaca ve Matematik destekli eðitim verdiklerini belirten Eðitim Merkezi Müdürü Ekrem Baran, “Hollanda’da eðitim gören çocuklarýmýz için eðitim aðýmýzý sürekli geniþletiyoruz. Çocuklarýmýzýn ulaþacaklarý hedefe giderken herkesin bilinçli bir þekilde yardýmcý olmasý gerekir. Bu sebeple herkes üzerine düþen görevi eksiksiz yerine getirmelidir.” þeklinde konuþtu. Bu yýl ilk olarak

Tekrar bir araya gelmenin mutluluðunu yaþayan öðrenciler seviye tespit sýnavýna girdiler.

yabancýlara yönelik Türkçe dersleri ve yemek kurslarý vermeye baþlayacaklarýný ifade

eden Ekrem Baran, yeni dönem kayýtlarýnýn da devam ettiðini bildirdi. Ayrýntýlý bilgi almak

için 010- 415 02 27 numaralý telefonu arayabilirsiniz. Ahmed Hüsrev Uç, Schiedam


GÜNDEM

ZAMAN

13 EYLÜL 2008

14

HOLLANDA

Bunlarý deneyin! Ýftar-1 1-2 adet hurma 1 su bardaðý su ile orucunuzu açýnýz. Orucunuzu açtýktan 5-10 dk sonra: 1 kâse mercimek çorbasý (posa alýmý, sindirimi kolaylaþtýrmak açýsýndan önemli) 1 ince dilim tam buðday ekmeði Bol yeþillikli, az yaðlý salata Çorbanýzý içtikten 10-15 dk sonra; 2 köfte büyüklüðünde ýzgara tavuk/balýk/hindi eti veya kýrmýzý et 6 yemek kaþýðý sebze yemeði (etsiz) Bol yeþillikli az yaðlý salata 1 kâse yoðurt veya 1 su bardaðý ayran 1 ince dilim tam buðday ekmeði Ýftardan 1 saat sonra; (21.30 gibi); 1 top dondurma ile meyve tatlýsý (elma/armut tatlýsý gibi) (tatlýnýzý toz tarçýn ve karanfil ile lezzetlendirebilirsiniz) veya sütlü tatlý (kazandibi, sütlaç, tavuk göðsü gibi). Tatlýnýzý yedikten 1 saat sonra (22.30 gibi); 2 porsiyon meyve Sahur-1

Ramazan reçetesi: Ýki iftar, düzenli sahur öðün olarak yayýn. Mutlaka bol sývý alýn ve açlýðýnýzý uzun süre tutmak için posalý gýdalar tercih edin.” diyor. Uzmanlarýn bir diðer uyarýsý ise kronik rahatsýzlýðý olanlar ve hamileler için mutlaka doktorla görüþülmesi. Ýki kere iftar

Ramazan ayýyla birlikte beslenme düzenimiz de büyük ölçüde deðiþiyor. Akþama kadar oruç tutanlar iftarda bunun acýsýný çýkarýyor. Uzmanlar bunu abartmamayý ve dikkatli olmayý öneriyor. Ýftarý ikiye bölmek, mutlaka sahura kalkmak, posalý besinler ve bol su tüketmek, sütlü tatlýlar yemek uzmanlarýn önerilerinden. ÇAÐLAR AVCI

R

amazan ayýyla birlikte saðlýklý beslenme tekrar gündeme geliyor. Ramazan ayýnýn sýcak ve uzun günlere denk gelmesi konunun önemini artýrýyor. Diyetisyenler bu dönemde 15-16 saat aç kalýnacaðýný hatýrlatýyor ve “Sahuru atlamayýn, tüketeceðiniz besinleri iftar-sahur arasýnda 4-5

Sema Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmaný Hayrettin Mutlu, Ramazan’da yemek yemeye ayrýlan zamanýn kýsýtlý olduðunu, iftarý iki öðüne ayýrmamýzda fayda olacaðýný ifade ediyor. Bu iki öðün arasýnýn 10-15 dakika olmasý tavsiye edilirken, ilk öðünde besleyici bir kase çorba, bir hurma ya da incir yenilebileceði kaydediliyor. Ýftarýn ikinci öðününde bir bardak ayran ya da yoðurt, etli sebze yemekleri, dört yemek kaþýðý kadar pilav ya da makarna ve yine bir kâse salata tüketilmesi, bunun yanýnda iki porsiyon meyvenin de eksik edilmemesi gerekiyor. ‘Ramazan’ý sahursuz geçirmeyin’ Medical Park Göztepe Hastanesi Beslenme-Diyet Uzmaný Gizem Keservuran’a göre, Ramazan’da mutlaka sahura kalkýlmalý. Keservuran, “Ramazan’ýn ikinci haftasýndan sonra yavaþlayacak olan metabolizmanýzý öðün atlayarak daha da yavaþlatmayýn. Bir bardak su içip niyetlenmeyin, sahuru erken kahvaltý gibi düþünüp, doðru besinlerle beslenin.” ifadesini kul-

lanýyor. Keservuran’ýn temel uyarýsý ise, “Tüketeceðiniz besinleri iftar-sahur arasýnda 4-5 öðüne yayarak tüketin.” þeklinde oluyor. Saðlýklý bir bireyin gün içinde 3 ana, 3 ara öðün olmak koþuluyla 2,5-3 saat arayla 6 öðün beslenmesinin en doðrusu olduðunu anlatan Uzman, “Ramazan ayýnda öðün sayýsý neredeyse ikiye düþmektedir. Ýftarda sofraya oturup bir anda yediðimiz yemekleri öðünlere daðýtmalý, çorba, ana yemek, tatlý ve meyve aralarýnda birer saat boþluklar býrakmalýyýz. Sahuru atlamadýðýmýzda öðün sayýsý beþi bulmakta, uzun süreli açlýk nedeniyle yavaþlayan metabolizmamýzýn çalýþmasýný saðlamaktayýz.” ifadesini kaydetti. ‘Posalý besinlerden beslenin’ Uzmanlar bu dönemde uzun süre aç kalýnacaðý için posalý gýdalarýn tercih edilmesini istiyor. Tahýl, sebze, meyve, kurubaklagil, yulaf, kabuklu pirinç gibi besinler tüketmek, besinleri küçük parçalara ayýrarak ve yavaþ yavaþ yemek yararlý olabilir. Ramazan’da oruç tutmaya baðlý mide ve baðýrsak hareketlerinde elbette bir zayýflama olacaðýný kaydeden Diyetisyen Hülya Çaðatay, lif içeriði yüksek olan besinlerin tercih edilmesi gerektiðini aktararak, “Sebzeli yemekleri tercih edip, salatanýzý asla sofranýzdan eksik etmeyin. Bol lif alýmý kan

þekerinizin ani yükselmesini engelleyecektir. Özellikle meyveler iftardan sonra ara öðün þeklinde tüketilebilir ve hem mide hareketlerini düzenlemiþ hem de günlük mineral ve vitamin gereksiniminizi saðlamýþ olursunuz. Özellikle ananas, viþne ve kara üzüm gibi meyveler antioksidan içeriðiyle vücudunuzda oluþan zararlý bileþiklerle savaþýlmasýna yardým edecektir.” ifadesini kullanýyor. ‘Ramazan’da iftar ve sahur arasýnda en az 2,5 litre su tüketin’ Uzmanlar, Ramazan’da en az 2,5 litre suyun tüketilmesinin gerekliliðinden bahsediyor. Ýftardan sonra yarým saatte bir sývý alýmýyla bu gerçekleþtirilebilir. Sahurda da bu desteklenebilir. Diyetisyen Nesrin Artan, “Bu dönemde su haricinde sývý alýmýnda aþýrý çay, kahve ve asitli içeceklerin yerine taze sýkýlmýþ meyve suyu ve komposto tercih edilmelidir.” uyarýsýnda da bulunuyor. Artan, oruç tutan bireylerin gün boyu susuz kalmalarý nedeniyle vücut suyunda azalma olduðunu aktarýyor. Düþük kalorili süt tatlýlarý tüketin Beslenme-Diyet Uzmaný Gizem Keservuran, ise baklavalar, kadayýflar vb. hamur tatlýlarýndan ziyade düþük kalorili sütlü tatlýlar, dondurma ve meyvelerin tercih edilmesini istiyor.

1 adet yumurta ile hazýrlanmýþ peynirli menemen veya omlet 2-3 ince dilim tam buðday ekmeði veya pide 1 su bardaðý süt 1 karper büyüklüðünde beyaz peynir domates-salatalýk-yeþillik söðüþ (yaðsýz) 2 adet tam ceviz içi veya 8-10 adet fýndýk/badem Ýftar-2 1-2 adet zeytin 1 su bardaðý su ile orucunuzu açýnýz. Orucunuzu açtýktan 5-10 dk sonra; 1 kâse taneli sebze çorbasý (posa alýmý, sindirimi kolaylaþtýrmak açýsýndan önemli) 1 ince dilim tam buðday ekmeði Çorbanýzý içtikten 10-15 dk sonra; 8 yemek kaþýðý etli sebze yemeði Bol yeþillikli, az yaðlý salata 1 kâse yoðurt veya 1 su bardaðý ayran 2-3 ince dilim tam buðday ekmeði veya 4-6 yemek kaþýðý bulgur pilavý Ýftardan 1 saat sonra; (21.30 gibi); 8-10 adet fýndýk/badem veya 2 tam ceviz içi + 4-5 adet kuru kayýsý veya 2 yemek kaþýðý dolusu üzüm + bitki çayý Meyvenizi yedikten 1 saat sonra (22.30 gibi); 1 porsiyon meyve + 1 kâse yoðurt Sahur-2 1 adet haþlanmýþ yumurta 2 ince dilim tam buðday ekmeði veya pide 1 kâse yoðurt 2-3 karper büyüklüðünde beyaz peynir domates-salatalýk-yeþillik söðüþ (yaðsýz) Çeyrek avokado veya yarým büyük boy muz


15

GÜNDEM

HOLLANDA

13 EYLÜL 2008

Foto: Selahattin Sevi

ZAMAN

Hoþgeldin ya þenlikli ramazan! Ramazan ayý yine tüm bereketi ve güzelliðiyle geldi. Evlerde, mahallelerde tatlý bir telaþ var. Benzer telaþý ilçe ve þehirlerde de gözlemlemek mümkün. Biz de sizler için Türkiye’deki belediyelerin Ramazan hazýrlýklarýný inceledik. Ortaya mükellef bir eðlence listesi çýkardýk.

FÝKRÝYE SENA ÇELÝK

O

n bir aydýr yolu beklenen Ramazan, yine kapýmýzý týklýyor. Geleceði günü merakla bekleyenler de kapýlarýný sonuna kadar açýp onu buyur ediyor. Ramazan gecelerini kendi ilinde coþkuyla kutlamak isteyen belediyeler de aylar öncesinden harekete geçiyor, bir dizi etkinlikle þehirde bayram havasý estiriyor. Bu yýl da Ramazan’da yurdun dört bir yaný þenleniyor. Kültür etkinliklerinin merkezi Ýstanbul, Ýstanbullularý bu kez ‘Kandiller Yanarken’ büyülüyor. Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal Ýþler Daire Baþkanlýðý Kültür Müdürlüðü’nce düzenlenip Kültür AÞ tarafýndan gerçekleþtirilen ‘Kandiller Yanarken Uluslararasý Ramazan Etkinlikleri’, tüm Ýstanbul halkýný ilk kez üç ayrý mekâna bekliyor. Bugün baþlayan etkinlikler; Eyüp Feshane Uluslararasý Fuar Kongre ve Kültür Merkezi, Cevizlibað Topkapý Kültür Parký ve Üsküdar Baðlarbaþý Kültür Merkezi’nde 2 Ekim’e kadar sürüyor. Ücretsiz olarak organize edilen program, yurtdýþýndan gelecek konuklarýn yaný sýra Türkiye’den de Uður Iþýlak, Ahmet Özhan, Özdemir Erdoðan, Ertuðrul Erkiþi gibi pek çok sanatçýyý aðýrlýyor. Sunay Akýn’ýn anlatýmýyla tarihi gezin-

tiye çýkacak ziyaretçiler, Erkan Mutlu ve Ender Doðan’ýn da aralarýnda bulunduðu tasavvuf müziði icracýlarýný da dinleme fýrsatý yakalýyor. Dursun Ali Erzincanlý ve Bedirhan Gökçe’nin þiirleriyle sahne alacaðý etkinlikte, Tayfun Talipoðlu ‘Yol Hikâyeleri’ ile sevenlerine sesleniyor. BEZAD Halk Danslarý Topluluðu, Bosna Bedem Ýlahi Grubu ve Amerikalý Grup Debu, ‘Kandiller Yanarken’ Ýstanbullulara farklý bir renk sunuyor. Çocuklarýn da unutulmadýðý organizasyonda Minik Dualar Grubu ilahileriyle yer alýyor. Konuklarý her gün Hüse-

yin Goncagül ve ekibinin sahneleyeceði Geleneksel Temaþa Sanatlarý ve Mehteran Takýmý konserleri karþýlýyor. Ýstanbul’dan sonraki duraðýmýz Kayseri. Ramazan TIR’ý, Kayseri’nin dört bir yanýnda duraklýyor, mola verdiði her yerde Ramazan coþkusu yaþatýyor. Ramazan gecelerinde, Kayseri sokaklarýný dolaþan Ramazan TIR’ý, bu yýl 2 Eylül Salý günü yola çýkýyor. Kayseri Büyükþehir Belediyesi, gelenekselleþen Ramazan kutlamalarýný bu yýl gezici olarak 25 ayrý bölgede yapýyor. Büyükþehir Belediye Baþkaný Mehmet Özhaseki, Belediye olarak Ramazan ayýnýn ruhuna uygun bir program hazýrladýklarýný ifade ediyor ve “Þehrin her köþesindeki insana ulaþmak için özel olarak hazýrlanmýþ bir TIR’la, gerek þehir merkezinde gerekse kenar semtlerde etkinlikler gerçekleþtireceðiz.” diyor. Belediye, bir yandan tasavvuf musikisiyle kulaklarýn pasýný siliyor, bir yandan da sema gösterileriyle gözlere bayram ettiriyor. Hacivat-Karagöz gösterilerinin de yer aldýðý etkinliklerde Belediye, Meddah-Ortaoyunu izlemek isteyenlerin de beklentilerine cevap veriyor. Þiir dinletilerinin yaný sýra Kayseri Konservatuarý Tasavvuf Müziði ekibinin seslendireceði eserlere de yer veriliyor. Kayseri’de Ramazan TIR’ýnýn, þehri köþe bucak dolaþtýðý sýralarda, Urfa’da da Ramazan hareketliliði yaþanýyor. Þanlýurfa Belediyesi’nce 01-28 Eylül tarihleri arasýnda organize edilen “Ramazan Ayý Etkinlikleri 2008” ile Urfa halký, hoþ bir Ramazan geçirmeye davet ediliyor. Þanlýurfa Belediye Baþkaný Dr. Ahmet Eþref Fakýbaba, etkinlikler çerçevesinde, Urfalýlara özlenen Ramazan’ý yaþatacaklarýný kaydediyor. Belediye, tüm bu etkinliklerin yaný sýra þehrin dört ayrý yerinde kurulan iftar sofralarýnda, günde 1500

kiþiyi doyuruyor. Urfa’dan sonra þimdi Kütahya’dayýz. Kütahya’da geleneksel olarak düzenlenen Leblebi ve Kömür Festivali, bu yýl Ramazan etkinlikleri arasýnda yer alýyor. Ramazan þenliklerinde, Tavþanlý Belediyesi, kimi gün konserler dinletmeye hazýrlanýyor halkýna kimi gün þiirler… Belediye Baþkaný Ali Ýhsan Çakýr’ýn, söyleþilere de yer verdiklerini belirttiði þenliklerde, orta oyunlarý da Ramazan gecelerine renk katýyor. 60 adet Osmanlý mimarisi izi taþýyan stantla Tavþanlý esnafýna Ramazan ayý boyunca satýþ yapma imkâný tanýnýyor. Ramazan’ý coþkuyla karþýlamak için hazýrlýklarýna çoktan

baþlamýþ bir ilimiz de Van. Belediye Baþkanlýðý tarafýndan baþlatýlan Ramazan hazýrlýklarýnda ilk sýrayý cami temizlikleri alýyor. Bir ay boyunca ücretsiz olarak daðýtýlacak ekmekten yararlanmak isteyen vatandaþlar Van Belediyesi’ne kayýt yaptýrýyor. Bir ay boyunca bin aileye ücretsiz ekmek, 2 bin kiþiye Belediye Aþevi’nde iftar yemeði veriliyor. Belediye, Ramazan hazýrlýklarýný yürütürken çok geniþ çapta hareket ediyor. O kadar ki davulcular da eðitime tabi tutuluyor. Konya da Ramazan’ý çeþitli etkinliklerle karþýlayacak illerimizden biri. Büyükþehir Belediyesi, 8-17 Eylül tarihleri arasýnda tüm Konya halkýný, ‘Kardeþlik Günleri’ne bekliyor.

Ýstanbul’un kandilleri yanýyor ‘Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi “Kandiller Yanarken”in açýlýþ konserini bu gece Topkapý Kültür Parký’nda semazenler eþliðinde sanatçý Ahmet Özhan veriyor. Türkiye’de de adýný duyurmayý baþaran Grup Debu, 3 Eylül Çarþamba gecesi Topkapý’ya konuk oluyor. 5 Eylül gecesi Murat Göðebakan’ýn Topkapý’da sahne aldýðý sýrada Uður Iþýlak da Baðlarbaþý’nda sevenleriyle buluþuyor. 7 Eylül Pazar gecesi Feshane, Dursun Ali Erzincanlý’nýn anlatýmlarýný dinlerken Topkapý da Bedirhan Gökçe’nin þiirlerine kulak veriyor. Tarihler 13 Eylül’ü gösterdiðinde ise Özdemir Erdoðan dinlemek isteyenler Feshane’ye, Necdet Kaya kulakçýlarý Topkapý’ya koþuyor. Derviþane grubunu görmek isteyenler 16 Eylül gecesi, Erkan Mutlu severler 22 Eylül gecesi Feshane’nin yolunu tutuyor. Kapanýþý ise bayram özel konserleri yapýyor.

Konya’da kardeþlik Konya, ‘Kardeþlik Günleri’ ile Ramazan gecelerini renklendiriyor, farklý dilden, farklý renkten insanlarý kardeþlik çatýsý altýnda birleþtiriyor ve adeta kültür mozaiði oluþturuyor. Konya’da Ramazan boyunca kimi gün Doðu’dan sesler duyuluyor kimi gün Batý’dan… 8-9 Eylül geceleri âþýklarýn atýþmasýna sahne olacak Konya, 10 Eylül’de Yemen müzik grubunu aðýrlýyor. ‘Kardeþlik Günleri’, Yemen’den sonra Kýrým’ý Konya’ya taþýyor ve 11 Eylül gecesi tüm Konya halkýný Kýrým müzik grubuyla tanýþtýrýyor. Bir sonraki gün Makedonya müzik grubu Konya’ya uðruyor, Balkanlar’ýn havasýný buraya taþýyor. 13 Eylül’de Bosna-Hersek müziðini duyma fýrsatý yakalayan Konyalýlar, hemen sonraki gün Kosova’nýn sesini dinliyor. Suriye müziklerinin 15 Eylül’de duyulduðu sahnede 16 Eylül gecesi Irak müzik grubu þarkýlarýný seslendiriyor ve hemen ertesinde ise mikrofonu Pakistan alýyor.


HAFTANIN DUASI Ey bütün varlýk ve varlýk ötesi elinde bulunan.. ey hayat sahibi Hayy.. ey varlýðýnýn asla bir baþlangýcý olmayan Kadîm.. ey kendisi için ölüm katiyen söz konusu olmayan Bâkî! Ýhtiyaçlarýmýzý gider.. Bize lütfunla muamelede bulun.. baþýmýzdaki bütün belalarý def eyle.. bizim yanýmýzda ol, aleyhimizde olma.. bizi dînî ve dünyevî musibetlerden koru.. dünyayý en büyük derdimiz, tasamýz ve kendisi için en fazla gayreti sarf ettiðimiz bir meta kýlma... ZAMAN HOLLANDA - 13 EYLÜL 2008

KÜRSÜ - SAYI 898

www.fgulen.com

Peygamberlik liy dayalý ilahi bir ihs B

ÝKÝNÝDÝ SOHBETLERÝ

ir arý kovanýnýn ana arýya ihtiyacý olduðu gibi beþer de peygambere muhtaçtýr. Peygamber olmadan beþer ne ferdî, ne ailevî ne de içtimâî hayatýný anlamlý kýlamaz. Zira peygamber özel donanýmlý bir insan olarak insanlarýn Allah yolunda rehberi, Allah'ýn da insanlara karþý elçisidir. Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bizim önümüzde Hakk'a götüren bir rehberdir. O, bize Hakk'a vasýl olma âdap ve erkânýný göstererek yürüdüðü yolu, yürüyeceðimiz þehrah haline getirdiði gibi ayný zamanda, murad-ý ilahiyi bize intikal ettirmek üzere de Allah'ýn bir Resûlü'dür. Kulluðu itibarýyla içimizden çýkar Hakk'a gider, elçiliði itibarýyla da Hak'tan döner, Hak ile halký bir eder. Halkýn içinde bulunur fakat Hak'la beraber olur. Her fýtrat, ancak çok safî ruhlarda olabilecek bu durumu ihraz edemez. Ayet-i kerimenin ifadesiyle Allah, meleklerden de insanlardan da bir kýsým pak ve nezih kimseler ýstýfa eder, seçer ve onlarý önemli bir misyon için ihtiyar buyurur. (Bkz. Hac Suresi, 22/75) Nübüvvet iktisab (kazanýlarak elde) edilmez, o Allah tarafýndan bir mevhibe olarak verilir. Bazýlarýnýn düþünmeden seslendirdikleri "Feylesof peygamberden büyüktür. Çünkü feylesof meseleleri çalýþarak bulur. Peygamber ise çalýþmadan yapar. Allah'tan alýr." görüþü bir aldanmýþlýktan ve hezeyandan baþka bir þey deðildir. Her peygamber, tertemiz ve nezih bir fýtrattýr. Mesela Efendimiz'i ele alalým. Kendisine kýrk yaþýnda peygamberlik gelmiþtir. Fakat O'nun kýrk yaþýna kadar yaþadýðý nezih hayatý adeta peygamberliðin temel taþlarý ve altyapýsý gibidir. Ravi, O'nun yirmi beþ yaþýnda iken Hz. Hatice'nin karþýsýndaki durumunu bize naklederken þöyle der: "Meysere kendisine Hz. Hatice'nin talebini ilettiðinde Resûl-i Ekrem buram buram ter dökmüþtü." Evet, Allah Resûlü,

iffetsizliðin hükümferma olduðu bir devirde kaþýný kaldýrýp da bir kadýnýn yüzüne bakmamýþtý. Evvel ve ahir sorgulanabilecek olumsuz hiçbir davranýþý olmamýþtý. Keza O'nun hiç mi hiç yalaný duyulmamýþtý. Bu istikamet abidesiyle alakalý Muðîre Ýbn Þu'be Müslüman olmadan önce baþýndan geçen þöyle bir hatýrasýný anlatýr: Ebu Cehil ile beraber bir yolda yürüyorduk. Bir aralýk Peygamberimiz karþýmýza çýktý. Biz çakýrkeyf bir laubalilik içindeydik. O ciddi bir sekine ve vakarla bize yaklaþtý. Kendisine yakýþýr bir eda ile bize Hakk'ý anlattý. Bunun üzerine Ebu Cehil, "Senin peygamber olduðunu kabul etsek zaten dinine girer arkandan yürürdük. Seni kabul etmiyoruz." dedi. Bunun üzerine Allah Resûlü ayrýldý ve gitti. Sonra benimle baþ baþa kalan Ebu Cehil bana þöyle dedi: "O'nun getirdiði haberlerin hepsi doðru. O yalan söylemez. Çünkü þimdiye kadar hiç yalanýna þahit olmadýk. Fakat Abdülmüttalipoðullarý, 'Sikâye bizden, sidâne bizden, rifâde bizden, bir de kalkýp nübüvvet de bizden' derlerse ben buna dayanamam." Ýlhama açýk ruhlarýn Efendimiz'le irtibatý vardýr Evet, Resûl-i Ekrem (aleyhi ekmelüt'tehaya), nübüvvetten evvel de paha biçilmez bir elmastý. Nübüvvet, O'na (sallallahu aleyhi ve sellem) semavi ayrý bir derinlik ilave ederek adeta O'nu bir kez daha saykýllamýþtýr. Yani bu muhteþem varlýða, vahiy gelmiþ, O bu sayede mahbit-i vahy-i ilahi (vahyin odak noktasý) olmuþtur. Mertebelerine göre diðer nebilerin durumu da aynýdýr. Ýþte bu tertemiz âli ruhlar Allah ile münasebet kurmuþ, Allah da onlarý büyük bir vazife ile þereflendirmiþtir. Bu mevzuda sübjektif bir þey arz etmek istiyorum: Sizin içinizde de kalbi ilhama mazhar olanlar vardýr. Mesela bunlar, yarýn baþýna gelecek þeyleri, gelme sýrasýna göre Allah'ýn izniyle keþfen veya müþahedeten veya uyku ile uyanýklýk arasýnda keþfederler. (Ben öyle hüsn-ü zan ediyorum. Bu tür Hak dostlarý daima olmuþtur ve

1- Bir arý kovanýnýn ana arýya ihtiyacý olduðu gibi beþer de peygambere muhtaçtýr. Zira peygamber özel donanýmlý bir insan olarak insanlarýn Allah yolunda rehberi, Allah'ýn da insanlara karþý elçisidir.

1

2- Resul-i Ekrem, nübüvvetten evvel de pah biçilmez bir elmastý. Nübüvvet, O'na (sallal aleyhi ve sellem) semavi ayrý bir derinlik ila ederek adeta O'nu bir kez daha saykýllamýþtýr.

2

olacaktýr.) Ancak bu, herkes için söz konusu deðildir. Bu, saf kalan ve saflaþtýrýlanlara has bir mazhariyettir. Bunlar dün olduðu gibi bugün de vardýrlar ve mazhar olduklarý þeylerde nübüvvet ve mucizenin bir gölgesidir ve bunun adý velayet, ondan zuhur eden de keramettir. Bunlar birer ihsan-ý ilahidir ama hep liyakate terettüp etmektedir. Kiþinin liyakati olur, tezkiye-i nefs eder, kalbini daima berrak ve duru tutar, günahlardan olabildiðine kaçýnýrsa, Cenab-ý Hakk da onu özel mevhibelerle serfiraz kýlar. Þimdi içimizde böylesi bir terakkiye mazhar olmayan kimseler, "Niçin bunlar seçilmiþ?" diyemezler. Çünkü bu, liyakate terettüp eden bir mazhariyettir. Evet, Nebi, gölgesiz doðrudan doðruya semadan gelen vahye sinesini açar, ona mazhar olur ve her þeyi apaçýk görür. Ýþte nübüvvet mazhariyeti! Herkes bu durumu ihraz edemediði için bir adý da Mustafa (seçilmiþ, ihtiyar edilmiþ) olan Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve diðer seçkinler, insanlarla Allah arasýnda birer vesile ve vasýta olarak vazife görmektedirler. Allah dostlarýnýn menkýbelerinde insanýn nefsini terbiye ettiði takdirde Resûl-i Ekrem'le doðrudan doðruya münasebet kurabileceði söylenir. Nitekim Allâme Suyuti, Efendimiz'le yetmiþten fazla yakazaten görüþtüðünü dile getirmektedir. Hatta Ehlullahtan öyleleri vardýr ki, "Ben bir an Allah Resûlü'nün huzurunda

3- Peygamberlik, liyaka hariyettir. Evet, Nebi, g semadan gelen vahye s olur ve her þeyi apaçýk görür

3

bulunduðumu hissetmezsem ölürüm. Ben, O'ndan her an hayat alýyor, hayatýmý O'nun iþaretlerine göre tanzim ediyorum." demektedirler. Vâkýa, Allah Resûlü, "Size iki þey býrakýyorum onlara sýmsýký tutunduðunuz zaman dalalete gitmezsiniz. Bunlar Kitabullah ve Sünnetimdir." buyurarak iþaretini verip gitmiþtir. Ancak bununla beraber o büyük kâmetler, öyle bir yakýnlýkla müþerref olmuþlardýr ki, bir lahza orada bulunmadýklarýný hissettiklerinde mahvolacaklarýný zannetmektedirler. Bazýlarý ise bu huzurda olmadýklarýný hissettiklerinde, "Huzuru ihlal ettik. Ters düþtük." diyerek kalkýp boy abdesti almaktadýrlar. Evet, iþte böylesine Resûl-i Ekrem (aleyhisselatü vesselam)la münasebettar kimseler de vardýr. Bunlar olmazsa âlem baþka âlem olur. Bu bir hal, keyfiyet, çap ve aðýrlýk meselesidir ve bunu madeni bakýr olanlar deðil, bîhemta elmas olanlar anlar.


SÖZÜN ÖZÜ Ýyi niyet, müspet düþünce ve güzel görüþ, insanýn gönül saffetinin ve vicdan enginliðinin emaresidir. Ýnsan, hüsn-ü zanna yapýþmazsa, herkesi ve her þeyi yargýlamaktan uzak kalamaz. Dolayýsýyla, her fert nefsiyle hesaplaþýrken -ye'se düþmemek þartýyla- kendini yerden yere vurmalý; fakat, diðer insanlar söz konusu olduðunda hüsn-ü zanna sarýlmalýdýr. Unutulmamalý-dýr ki, sû-i zanda isabet etmektense hüsn-ü zanda yanýlmak daha hayýrlýdýr. www.herkul.com

BU SAYFA, M. FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDÝ’NÝN SOHBET VE YAZILARI ESAS ALINARAK HAZIRLANMAKTADIR

akate andýr

ha llahu ave

ate terettüp eden bir mazölgesiz doðrudan doðruya sinesini açar, ona mazhar . Ýþte Nübüvvet mazhariyeti!

Büluð çaðýna ermeden ölen çocuklarýn durumu

D

FASILDAN FASILA

ünyaya canlý olarak gelip de vefat eden her çocuðun gerekli olan techiz ü tekfin iþleri yapýlýr, sonra da cenaze namazý kýlýnýr. Cenaze üzerine namaz kýlmanýn sevabý sadece cenazeye ait deðildir. Cenaze namazý cenaze hakkýnda bir duadýr ve bu vazife, ayný zamanda müminler için de sevaba medar bir farz-ý kifayedir. Ayrýca üzerine namaz kýlýnan kimsenin yakýnlarýna da hem bir sevab hem de tesellidir. Þimdi kýsaca birer birer bu hususlar üzerinde duralým: Evvela, cenaze namazý bir duadýr. Cenaze namazý ile hem Cenab-ý Hakk'a hamd ü sena edilmekte, hem Efendimiz'e salât ü selam getirilmekte, hem de cenazeye dua edilmektedir. Bu yönü itibarýyla da cenaze namazý bir mümin için týpký sair namazlar gibi bir vazifedir. Ancak kifâyeten (müminlerden bazýlarýnýn yapmasýyla diðerlerinin üzerinden sorumluluðun kalktýðý bir ibadet) her müminin üzerine terettüp eden bir vazifedir. Farz-ý kifâye olarak bu vazifeyi eda eden insan asgari bir vacip sevabý kazanýr. Sâniyen, vefat eden, bir çocuk ise bu çocuðun büluða ereceði ana kadar yaptýðý sevap ve hasenat, mümin iseler ve liyakatleri varsa o çocuðun ebeveynine râci olur. Bu durumda bir çocuk musalla taþýna konulup dua edildiðinde yapýlan dualar ebeveynin hasenat defterine de geçer ve þayet onlar, azapta iseler azaplarý hafifleyebilir; azaptan kurtulup halas olmuþ iseler, bu dua onlarýn cennette makamlarýnýn yükselmesine vesile olabilir. Sâlisen, o çocuk cennette anne ve babasýnýn nurlu bir gilmaný olarak kucaklarýnda, onlara orada da çocuk sevgisini tattýrmak için farklý bir rahmet dalga boyu sayýlabilir. Evet, bir nokta-i nazara göre, burada büluð çaðýna ermeden vefat edenler, cennette anne ve babalarýna çocukluk zevkini duyurmak ve tattýrmak için orada da çocuk olarak haþrolacaklar; anne ve babalarý orada onlarý kucaklarýna alacak, sevecek ve çocuk sevme zevkini oranýn enginliðine göre duyacaklardýr. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in çocukla alakalý yapýlan duada, "Allah'ým! Bunu benim için bir zâd-ý ahiret yap!" þeklinde bir ta'limi vardýr ki, bu ilave yaþlýlar için yapýlan duada yoktur. Bu dualar, çocuðun nuraniyetine, orada daha sevimli olmasýna, hatta anne ve babasýna þefaat etmesine imâlar ve iþaretler sayýlabilirler. Nitekim bu mevzuda hasen derecede bir hadis-i þerifte, mahþerde, mümin anne ve baba cürümlerinden ötürü cehenneme sevk edilirken, çocuðun anne ve babasýnýn eteðinden tutup onun cehenneme gitmesine mani olmaya çalýþacaðý rivayet edilmektedir. Yine Buhari, Müslim ve Ebu Davud'un süneninde geçen bir hadis-i þerifte, "Mümin anne ve baba bir rivayette iki, diðer bir rivayette üç çocuðunu kaybederse cehennemin kapýlarý onlara kapanýr," buyurulmaktadýr. (Mümin olmak ne güzel bir þey! Çocuklar bile ona þefaatçi oluyor.) Cenab-ý Hakk rüþde ermeden ahirete irtihal eden evlatlarý, anne ve babalarý hakkýnda zâd-ý ahiret ve þefaatçi kýlsýn!


KÝTAP

ZAMAN

13 EYLÜL 2008

18

HOLLANDA

‘Mektuplar sabrý kuþanýyor’ Ýletiþim araçlarýnýn çeþitlenmesi ve çoðalmasý mektup türünü neredeyse yok etti. Artýk ne postacý kapýmýzý çalýyor, ne de hasretler satýrlara dökülüyor. Bu noktada iþ yine yazarlara, þairlere düþüyor. Onlar bir edebiyat türü olarak mektubu gündemimize taþýyor ve bizi mektup örnekleriyle buluþturuyor. Mehmet Þamil de son kitabýnda aþk temalý 40 mektup sunuyor okurlara...

ÜMÝT ZEYNEP KAYABAÞ

Þ

iirleriyle tanýdýðýmýz Mehmet Þamil, okur karþýsýna bu kez mektuplarýyla çýkýyor. Þamil’le aþk ve son kitabý üzerine konuþtuk. Þiirle tanýnýyorsunuz, kitabýnýzda da þiirimsi bir üslup var. Niçin þiir deðil de mektup? Mektuplarýmdaki dil, mektup ile þiir arasýndaki bütünleþmeyi ortaya koyuyor. Þiirin getirdiði derinliði tür olarak hacimli eserlerde uygulama güçlüðü mektup için yeni bir üslup getirmenin heyecanýný çýkardý önüme. Lirizmi seviyorum ve özelde yüzlerce mektup yazmýþ olmamýn getirdiði bir üst metin arayýþýnýn sonucuna çýkan yolda, aþk þiirinin mektuplaþabilen yüzüne anlam katmak istedim. Posta Kodu AÞK ismine nasýl düþtü yolunuz? Fotoðraf makinemden kazaen ýþýðý görüp alev almýþ bir gülü anýmsatan kareyi Yangýnlýk diye isimlendirip mektuplara üst baþlýk yapmýþtým. Ýtici bir isimlendirmeydi. Her mektubun bir posta kodu vardý sonuçta. Aþk, kâðýtta yazýldýðý gibi durmuyordu yüreðimizde. Kodlarý aþk olan bir mektubun yerine ulaþmamasý mümkün deðildi. Haliyle son mektup bir de isim verdi kitaba. Peki, Mehmet Þamil aþkýn kodlarýný çözdüðüne inanýyor mu? Aþk, bitmez bir hazine. Oysa beþerî vasýflarýmýzý aþka katmaya çalýþýnca ya da aþktan fânî duygular talep edince ondan uzaklaþýyoruz. Aþka yakýnlaþýnca da kelebeðin ateþle imtihaný, içinize akan bir ýrmak ya da kimsenin farkýna varamadýðý yaranýzýn dermaný uðrunda ölecek gibi kaderin kimliðimizle çizdiði iþaretlerde kalbimiz hayata baþlýyor. Tutkuyla alýþkanlýðýn, kýrmaktan korkmakla yakýn olma duygusunun ya da

Mehmet Þamil, son kitabý Posta Kodu Aþk ile unutulmaya yüz tutan mektup türünü yeniden hatýrlatýyor. paylaþamamakla kendisine benzemenin bütünleþtiði bir kalp sanatý olduðu için zamana ve kodlara sýðmýyor bendeki aþk mefhumu. Niçin kýrk mektup yer alýyor Posta Kodu AÞK’ta? Mektuplar birbirinden baðýmsýz gibiler ama aslýnda birbirini tamamlýyorlar. Kýrk rakamýnýn geleneðimizde farklý bir yeri var. Kýrk rakamýnýn çokluðu ifade ediþi ve tamamlayýcýlýðý hayat serüvenimde çok güzel bir noktaya yerleþince kýrk ay, kýrk alev çýktý ortaya. Elbette birbirinden tam baðýmsýz deðiller. Yine de tüm mektuplar ana kurgunun oluþumu için çaba gösteriyor. Bu ayný zamanda yaþanmýþlýðýn getirdiði kurguya da geçiþler saðlayan bir sürecin oluþumu ve hikâyesini gün yüzüne çýkartmayý reddeden bir aþkýn kendini ifadeye mecbur kalýþýna tanýk oluþtur. Mektup deyince akla ilkin aþk geliyor. Mehmet Þamil’de aþk nedir? Her cümleyi aþkýn mahkûmiyeti altýnda kaleme alan biri için cevabýný henüz aramakta olan bir sorudur aþk. Ben aþký çoðullaþamaz bir tekliðin himayesi altýnda buluyorum. Beþerî sevgilinin deðiþiyor olmasý aþk duygusunu deðiþtiremez. Kelimelerden aþk damýtmak kendinize bakýþýnýzdýr. Mektubu olmayan bir aþk düþünemiyorum. Muhayyilenize kendinizi katmak istiyorsanýz aynanýzda

görüneni hesaba katmak zorundasýnýz. Çünkü aþkýnýzý zarflayýp yola çýkardýðýnýzda dönüþü olmayan bir yola çýkarsýnýz. Bu, teslimiyettir. Maþuka suskun kalmak naz makamýndan miras kalsa da; âþýk, cevapsýz kalan her mektup için kendini müsebbip görür. Ýþte en güzel sebep. Bu cevapsýz mektuplar kendinize sesleniþ mi? Neler hissettiniz mektuplarý yazarken? Ýç sesinizin izini sürseniz de mektup yazmak göndereni deðil alýcýyý mutlu etme esasýna dayanýr. Kendinizi huzura çýkartmaktan baþka bir yol ayrýmýdýr bu. Yazarýn kendine yönelmesi sustuðu anlamýna gelmez ki. Cevapsýzlýk bir noktadan sonra olmasý gerekenin felsefesine bürünür. Yaþamakla yazmak ve yazýlanla zarfladýklarýnýz arasýnda kurulan bað sizi çok daha geniþ bir kapýya çýkartýr. Bu kapýda sizi vuslatýyla aþkýn ya da hüsranýyla ayrýlýðýn bekliyor olmasý bir önem taþýmaz artýk. Kitabýnýzda aþký muhatapsýz tercüme etmiþsiniz. Vurguyu öznesiz sunmanýz kendinize bir nevi dur demek mi? Öz ayrýntýlarýndan baðýmsýz mektuplarýnýz mektup türüne nasýl bir yön veriyor? Öznenin “sen” içinde saklanýþý kadar mekân ve zaman kavramlarý da yoktur mektuplarýmda. Bunlar, mektubun mahremiyetiyle alakalý kýsýtlama olsa da, öznesizlik ya da gizli býraký-

lan özne edebî metinlerde kendine has bir yapýya büründüðünde de anlam kazanabilir. Okurun mektuplarý sahiplenebilmesine artý deðer katmak için planladýðým tarzla geleneksel mektup formuna uymuyorum. Taze kalsýn diye tarih düþmüyorum. Mekânlarla kilitlenmiyorum. Yaþanmýþ olabilenin paylaþýlabilirliðine bir çýkýþ arýyorum. Geleneksel form içinde yazýlmýþ olan aþk mektuplarý bütün mahremiyetiyle ortadadýr. Hâlbuki okurun, aþkýn hayal ve duygu derinliðindeki gücüne tanýklýk etmesi tür olarak mektuptan da beklenmelidir. Ýroniye yakýn duruþunuzun bir sebebi var mý? Tarzýn kendini güzelleþtirmesi için farklýlýðýn izinde bir denge unsuru bu. Þiirin þaþýrtan yaný ile muhatabýnýza tebessüm ettirmek ya da kendi kendinize vurdun ama acýmadý dedirtmek... Her mektubun bir hayat hikâyesi olduðuna inanýrým. Bunun için de kalem sahibine görev düþüyor. Açýlmamýþ bir zarf, kaderimiz gibi gizemlidir. Bu yüzden içinden ne çýkacaðýný bildiðin zarf mektup olamaz. Amacýnýz, kaybolmak üzere olan mektup geleneðini gün yüzüne çýkartmak mýydý? Eski Türk edebiyatýmýzda mektup sadece bir iletiþim aracý deðildi ve sanatlý nesir alanýnda da kullanýlmaktaydý. Edebî türlerin çoðalmasý ve yaygýnlaþmasýyla mektubun iþlevi ile-

tiþim görevinde kaldý daha çok. Sanatsal yönüne çok fazla aðýrlýk verilmedi. Sanýrým farklý olarak yaptýðým en iyi þey kendiliðinden oluþan bir süreci izleyerek bir þairi mektupta ortaya koymak oldu. Mektuplaþmanýn ötesinde bir kurgunun parçalarýný tamamladým. Yarýna taþýyacaðým ve ruhu genç âþýklarla paylaþmam gereken bir þeyler olduðuna inandým. Millet olarak mektubun kimliðiyle derinleþen bir kültüre sahibiz. Ancak yetiþen nesil yok olmaya yüz tutmuþ deðerlerle karþý karþýya. Bu baðlamda siz teknoloji dünyasýný nasýl deðerlendiriyorsunuz? Mektup sabrý kuþanan bir metindir. Gidiþi de dönüþü de beklenir. Eskiler mektuplarda zarfýn ya da mektubun bir kenarýna beduh diye bir kelime ya da ebced deðeri olarak 2468 yazarlarmýþ. Böylece mektubun sað salim adrese ulaþacaðýna inanýrlardý. Açýlmamýþ bir mektubun verdiði heyecaný büyütmek ne güzeldi. Ýçinden ailemiz, dostumuz, sevdiðimiz çýkardý. Þimdi ödememiz gereken faturalarýn ruhsuz dünyasý çýkýyor. Teknolojinin hýzlandýrýlmýþ hayatý aþk adýna büyük bir çaba sarf ediyor gözükse de aþkýn içine aldýðý pek çok mefhumu sýradanlaþtýrýyor. Hayat hýzlandýrýldýkça derinleþemediðimiz güzellikleri de kaybetmeye mahkûmuz.


ZAMAN

19

Kanunî’nin büyük sýrrýný taþýyan sandýk

K

KÝTAP

HOLLANDA

anuni Sultan Süleyman, gadre Hangi boyuttan yaklaþýrsanýz mek müyesser ede. Habibi hürmetine uðramýþ büyüklerimizden. Yok yaklaþýn etkileyici bir kiþilik aleyhisselam.” kapitülasyonlarý baþýmýza bela Oðluna mücevherle dolu bir sandýk Kanuni. Yalnýz fetih ve seferleetti, yok Hürrem Sultan’ýn bir dediðini ve iki bazubent (kolçak) býrakýyor, bunrini anlatmak bile bir milletin iki etmedi, yok Osmanlý Devleti’nin larý sat ve Cidde þehrine su getir, diye baþýný döndürmeye yetebilir. vasiyet ediyor. Dikkat edin, hazineden çöküþ tohumlarýný attý... “Zirvedeki Öbür yandan Divan edebiyatý- deðil, kendi biriktirdiði paradan yaptýcüce” diyenleri mi isterseniz, yoksa Türkleri cepheden cepheye sürerek nýn en fazla gazel yazan þairi rýyor hacýlarýn su ihtiyacýný karþýlayacak onlarý tüketti diyenleri mi. Ne var ki, unvanýný açýk farkla elinde su yolunu. Bu bir. giderek daha iyi anlýyoruz ki, KanuÝkincisi, Kanuni, vefatýndan kýsa bir bulunduruyor. Süleymanini’nin yüzü kalýn bir balçýk tabakasýyla süre önce Þeyhülislam Ebussuud Efenye’sinden Maðlova Kemeri’ne örtülmüþ ve altýndaki suret, tanýnmaz di’ye Zigetvar’dan yazdýðý bir mektupta kadar yüzlerce eseri coðrafya- ahret kardeþi olarak nitelediði ve hürbir hale getirilmiþ. Tarihçilerin bu “muhteþem” yüzü met gösterdiði bir alimden dualarýnda mýza gülümsüyor. ortaya çýkarabilmeleri için muhtemelen kendisini unutmamasýný isteyecek on yýllar gerekiyor. Çünkü hangi kadar da derin bir dünyaya sahiptir. boyuttan yaklaþýrsanýz yaklaþýn etkileMektubun metni þöyledir: yici bir kiþilik Kanuni. Yalnýz fetih ve “Halde haldaþým, sinde sindaþým, seferlerini anlatmak bile bir milletin ahiret karýndaþým, tarik-i Hak’ta yoldabaþýný döndürmeye yetebilir. Öbür þým Molla Ebussuud Hazretleri dua-i yandan Divan edebiyatýnýn en fazla bi-hadd iblaðýndan sonra: Nedir haligazel yazan þairi unvanýný açýk farkla niz? Ve nicedir mizac-ý lâzýmü’l-imtielinde bulunduruyor. Süleymaniye’sinzâcýnýz? Sýhhatte ve afiyette misiniz? den Maðlova Kemeri’ne kadar yüzlerce Hazret-i Hakk hizane-i hafiyesinden eseri coðrafyamýza gülümsüyor. Çaðý[gizli hazinelerinden] kemal-i kuvvet nýn en þýk giyinenlerinden, yani ve selamet eyliye. Bimennihi lütuflarýnOsmanlý modasýnýn baþýný dan niyaz olunur ki, evkat-ý çekenlerden biri. Mücevhermüteberrikede [mübarek lere meraký had safhada. vakitlerde] bu muhlislerini Ama ayný zamanda yetiþtikalb-i þeriflerinden ihrac ve rip Osmanlý sahasýna sürdüiz’ac etmiyeler. Ola ki küfðü müthiþ takýmýn arkasýnfâr-ý hakisar münhezim ve daki teknik direktör olarak mükedder ve asakir-i Ýslam da takdire þayan bir kiþilik. umumen mansur ve muzafAvrupalýlar ona “Muhfer olup rýzaullahu tealaya teþem” (Magnificient) diyemuvafýk-ý amel ola.” dursun, biz onun kanun Nihayet yandaki minyaadamý tarafýna önem vermitürde tabutunun önünde þiz. Hatta ünlü tarihçi Fergötürüldüðünü gördüðünand Braudel’in kitabýnda müz o sýr dolu sandýk. geçen bir bilgiye göre ÝngilKanuni, bu sandýkla beraber tere sarayýndan bir hukukçu gömülmeyi vasiyet etmiþtir. heyeti, Kanuni döneminde Oysa Ýslamiyet’te böyle bir Ýstanbul’a gelip Osmanlý uygulama yoktur. Ebussuud hukuk sistemini incelemiþEfendi merak eder hepimiz ler. Nitekim bugün Ýngiltegibi. Açtýrýr sandýðý. Bir de re’nin hukuk sistemi de ne görsün? Saðlýðýnda Osmanlý’da olduðu gibi yapacaðý iþler için Þeyhülis“kazuistik”tir. ABD Senatolam’dan aldýðý fetvalar dursu’nda dünyadaki büyük muyor mudur içinde! Bunun kanun yapýcýlarýn isimleriüzerine Ebussuud Efennin yazýlý olduðu salonda di’nin aðladýðý ve, “Ey Kanuni’nin isminin de yer Süleyman, sen kendini kuralmasý neden ilgimizi çektardýn, bakalým ben nasýl mez bilmiyorum. kendimi kurtaracaðým?” Kanuni’nin Kâbe örtüsü sarýlý tabutu ulema tarafýndan Bütün bu ihtiþamý içinde dediði rivayet olunur. taþýnýrken, önünde bir sandýk taþýnýyor. Baþ üzerinde Kanuni’nin bir de görünmeKanuni, ayný zamanda taþýndýðýna göre deðerli bir þeyler olmalý içinde. Acaba yen kiþiliði vardýr ki, genelde Kâbe-i Muazzama’nýn en ne var içinde? gözden kaçýrýlýr. Ýç dünyasý, gayretli hizmetkârlarýndan derindi ve devrinde ancak birisi olmuþtur. Mekke ve onu en yakýndan tanýyanlave bir cevherî al sanduðu vakf eylemiMedine’ye yaptýðý hizmetler bakýmýnrýn þahit olduðu bir güzellikler sahneþimdir, iki cihan fahri Muhammed dan babasý Yavuz ve torunlarýndan II. siydi. O renkli sahneden üç tablo ile Mustafa’nýn ruhuna sana vasiyet edeAbdülhamid ile kýyaslanabilecek olan Ramazan’a girmeye ne dersiniz? rim: Bunlarý satub Cidde-i mamureye Kanuni, gerek Harem-i Þerif’e, gerekse Kanuni, son seferi olan Zigetvar’a su getiresin, oðulluk edip bu vasiyeti Peygamber Efendimiz’in (sas) türbesi gitmek üzere yola çýkmadan önce oðlu yerine getiresiz. Cümle aðalar kim etrafýnda yaptýrýlan camiye mermerden Selim’e anlamlý bir mektup býraktý. saraydadýr ve cümle oda oðlanlarý birer sanat eseri minber göndermiþ, Sanki öleceðini sezmiþ gibi -zira sefere þahiddir, sen benim yazým bilirsin, bu Harem-i Þerif’e iki yeni minare ilave çýkacaðý sýrada aðýr hastaydý- eline esbâb fahr-i âlemindir, benim deðildir. ettirmiþ, Peygamber Efendimiz’in doðkalemi almýþ, oðluna þu vasiyeti yazýGöreyim nice yerine korsýz. Dünya duðu Hz. Âmine’nin evini yeni baþtan yordu: kimseye payidar deðildir. Ümmidimdir inþa ettirmiþ, Ayn-ý Zübeyde suyunu “Benim candan sevgili iki gözüm ki, bahasýyla satasýz. Hak Teala bu sefeMekke’ye akýtmýþ ve bu iþ için kendi nuru Selim Han’ým. Bu iki bazubendi ri mübarek idüb gönül hoþluðuyla gelcebinden tam 100 bin altýn sarf etmiþtir. Ayrýca Mekke’de bir medrese yaptýrdýðýný, eþi Hürrem Sultan’ýn da ayný “Köylü milletin efendisidir” sözü Kanuni’nindir þehirde bir imaret inþa ettirdiðini biliyoruz. Genellikle hatalý bir þekilde Atatürk’e ait olduðu zannedilen “Köylü milletin efendisidir” vecizesi aslýnda Kanuni Sultan Süleyman’a aittir. Bir gün mahKaynaklar, ihtiyarlýðýnda Allah’tan remleriyle görüþürken onlara “Velinimet-i âlem [dünyanýn efendisi] kimþehit olarak ölmeyi temenni ettiðini dir?” diye sormuþ. Onlar “Padiþah efendimizdir” diye cevap verince Kanuni, yazýyor. Zigetvar’da iþte bu duasýnýn “Hayýr, dünyanýn efendisi reâyadýr ki, ziraat ve harâset [çiftçilik] emrinde kabul olunduðu söylenir. 71 yaþýnda huzur ve rahatý terk ile iktisab ettikleri nimetle bizleri it’âm ederler” demiþüstelik hasta hasta yola çýkmasýnýn bir tir. Gördüðünüz gibi tek fark, Kanuni’nin daha evrensel bir tanýmlama yapsebebi de, yatakta deðil, cihadda ölmek masýndadýr. istemesi olamaz mý?

13 EYLÜL 2008

Kitap Kitap Kitap Kitap Huzursuz Bacak’ýn ilacý ne? Türk hikâyeciliðinin usta kalemi Mustafa Kutlu, bu kez bambaþka bir üslupla okurlarýnýn karþýsýnda.. Bugüne dek hikâyelerinin içinde fikirlerini açýkça belirtmekten kaçýnan yazar son hikâyesinde sözü doðrudan söyleme gereði duyuyor. Özünü kaybeden Ýstanbul, 80 sonrasý neslin yozlaþan fikir dünyasý ve toplumdaki açmazlarý kendine has diliyle masaya yatýran yazar, muhafazakârlýk ve din kavramlarý, edebiyatýn fonksiyonu gibi hususlarý tartýþmaya açýyor. Yazar, bu çýkmaz içerisinde kapitalist dünya düzenine karþý ‘kanaat ekonomisi’ni öneriyor. Mustafa Kutlu Huzursuz Bacak 163 sayfa Dergâh Yayýnlarý

Gönüllerin süsü hilye Lügat manasý süs anlamýna gelen hilye, bir sanat ve edebiyat terimi olarak Peygamberimiz’in (sas) dýþ görünüþünü, þekil ve þemalini, manevi özelliklerini ihtiva eden kitap, þiir ve levhayý ifade eder. Sarayda yetiþen Hakani Bey’in vezinle yazdýðý çalýþma, Hayreddin Karaman’ýn tercümesiyle sunuluyor.

Hâkâni Mehmed Bey Hilye 216 sayfa Ufuk Kitaplarý

Muhafazakâr siyaset... Türk toplumunda derin ve geniþ bir karþýlýðý olan muhafazakârlýðý bütün boyutlarýyla ele alarak irdeleyen kitap, dünyadaki muhafazakârlýk anlayýþlarýyla paralel olarak muhafazakâr düþüncenin Türk siyasal hayatýna yansýmalarýný iþliyor. Halen devam eden bu tartýþmaya yeni baþtan katýlmak isteyenlere...

Ýsmail Safi Türkiye’de Muhafazakâr Siyaset 462 sayfa Lotus Yayýnevi

Kendinize iyi bakýn Kâinatta ve içimizde saklý duran, kaybettiðimizi sandýðýmýz ama aslýnda hâlâ orada duran güzelliði yeniden fark ettirmeye çalýþan yazar, dünyanýn farklý yerlerine yaptýðý yolculuklara, çocukluk hatýralarýna ve yaþadýðý zamanlara gizlenmiþ hakikatleri dile getiriyor. Yazar, ruh saðlýðý konularýný hikmet penceresinden deðerlendiriyor. Kemal Sayar Kendine Ýyi Bak 154 sayfa Timaþ Yayýnlarý

Pireler berber, develer tellal iken... Tatilin son günlerini yaþayan çocuklar için içerisinde harika çizgiler ve öykü þiirler barýndýran bir kitap ‘Berber Pire Tellal Deve.’ Geleneksel masallarýn ve fýkralarýn yeniden yorumlandýðý ve muzip yaklaþýmla sunulduðu kitabý Mustafa Delioðlu resimlemiþ.

Gülsevin Kýral Berber Pire Tellal Deve 120 sayfa Günýþýðý Kitaplýðý


KÜLTÜR

13 EYLÜL 2008

ZAMAN

20 HOLLANDA

Hayattan fedakârlýk yapmadýðým için baþrolde oynayamýyorum Oyuncu olarak farklý dizilerde karþýmýza çýkan Hande Kazanova, yeni sezon için projeleri deðerlendiriyor. Baþrol oynamaktansa farklý karakterleri canlandýrmayý daha çok önemsediðini söyleyen Kazanova, yine de zaman zaman neden baþrol teklifi gelmediðini kendisinin de düþündüðünü söylüyor. RAHÝME SEZGÝN

Ü

nlü olma serüveni üniversite okumak için geldiði Ýstanbul’da baþladý. Güzellik yarýþmasý, sunuculuk derken ardýndan oyunculuk geldi. Dizilerde baþrol oyuncusu olarak deðilse bile ikinci rollerde aranan bir isim oldu. Zaman zaman karabatak gibi ortalardan kaybolan Hande Kazanova son olarak Servet Avcýsý dizisi ile ekranlara geldi. Kýsa süren bir projenin ardýndan þimdi elindeki birçok senaryoyu deðerlendiren Kazanova, yeni sezonda hangi karakter ile izleyicinin karþýsýna geçeceðine karar vermeye çalýþýyor. Karabatak gibi bazen ortalarda görünmüyorsunuz, sonra aniden bir dizide karþýmýza çýkýyorsunuz. Aslýnda bu bilinçli bir seçim. Yüzümü eskitmemeye çalýþýyorum. Çünkü sonuçta sinema yapmýyoruz. Birçok sinema projesinde yer alabilirsiniz, izleyiciye merhaba diyebilirsiniz ama diziler çok daha baþka. Diziler her daim hayatýn içinde, evinizin içinde. Bir de benim oynadýðým diziler hep uzun soluklu oldu. Herkesin gördüðü, seyrettiði, hayatýnda bir süre de olsa tuttuðu diziler oldu. O yüzden de belli bir zaman da olsa ortalardan kaybolmak bilinçli bir seçim. O oynadýðýnýz karakteri izleyiciye unutturabilmek çok önemli.

Foto: Ýsa Þimþek

Son diziniz çok kýsa sürede yayýndan kalktý. Hayal kýrýklýðý oldu mu? Kesinlikle. Ekip için hayal kýrýklýðý oldu. Ekip ile iyi anlaþtýk. Aslýnda oyuncularýn yönetmenle, ýþýkçý ile anlaþmasý çok zordur genelde. Muhakkak rahatsýz olduðu bir þeyler vardýr ama biz ekip olarak çok iyi anlaþtýk. Biraz senaryoda problemler vardý. Yeni sezonda ekranlarda olacak mýsýnýz? O kadar çok senaryo okuyorum ki. Þu an

deðerlendiriyorum. Tercihlerimde daha önce oynamadýðým rolleri seçiyorum. Mahallenin Muhtarlarý’nda Ýzmir’den gelen bir öðrenciyi canlandýrdým. Aþkýna Eþkýya’da bir köylü kadýndým. Kurtlar Vadisi’nde bir avukatý canlandýrdým. Yanýk Koza’da bir restoran iþletmecisiydim. Servet Avcýsý’nda da bir müzisyen olarak yer aldým. Birinci, ikinci rol hiç önemli deðil. Daha fazla kendini tekrar etmemiþ deðiþik rollerde yer almak benim için önemli olan. O yüzden de gelen projelerde buna dikkat ediyorum. Bazý isimler hep ikinci rollerde yer almaya mahkûm sanki. Sanki sizin için de böyle bir durum var. Valla ben de zaman zaman bir oyuncu olarak bunu düþünüyorum. Bu beni rahatsýz etmiyor desem de hayatýnýzýn bir köþesinde ‘ne yaptým?’ diye geriye dönüp baktýðýnýzda neden olduðunu düþünüyorsunuz veya sorguluyorsunuz. Ben çok fazla ön planda olmadýðýmdan kaynaklandýðýný düþünüyorum. Biraz daha insan iliþkilerine yönelik bir camia devamlý iletiþim içerisinde, bir arada olmak önemli. Ben biraz daha hayatý yaþamayý sevdiðimden geri çekilmek durumunda kaldým. Hem hayatý yaþamak hem de yaptýðým iþte baþarýlý olmak istiyorum ama bazen bu olmayabiliyor. Kendinizi tamamen o yaptýðýnýz iþe vermeniz gerekiyor. Onun gibi yaþamak zorundasýnýz. Diðer þeylerden fedakârlýk etmek zorundasýnýz. Ben bu fedakârlýða yaklaþmadýðým için bu noktadayým diye düþünüyorum. Bir röportajýnýzda “yönetmenler ahbaplýk iliþkileri olan oyuncularý tercih ediyor projelerinde” diye bir ifadeniz var. Oyunculuk yeteneði yeterince sýnanmýyor ve birilerinin kaderi, baþrolü almak, diðerlerininki de geri planda kalmak mý oluyor? Türkiye’de her þeyin biraz daha çabuk yolla yapýldýðýný gözlemliyorum. Muhakkak biri bir þeyi baþardýðý zaman biz ona hemen en baþarýlýyý yapýþtýrýyoruz. Sonra da projelerde o olsun iþimiz garanti olsun diyoruz ve duvarlarý kapatýyoruz. Diðer insanlarý görmezden geliyoruz. Biraz risk almaktýr oyunculuk. Yapýmcýlarýn bu anlamda risk almasýný istiyorum. On kiþi geldi görüþmeye, on kiþi içerisinden de Hande olsun denmemeli. En az yüz kiþi gitmeli o projeye. Ben bazen televizyonda bakýyorum. Benim o projeden hiç haberim olmamýþ ama olmasý gerekiyor. Bunlardan haberim olmadýðýnda çok içerliyorum. Biraz daha profesyonel olmasýný istiyorum. Biz sizi sunucu olarak tanýdýk ama oyunculukta daha ýsrarlý oldunuz. Neden? Sunuculuk benim ilk göz aðrým. Ýstanbul’a ilk geldiðimde bir yandan okurken bir yandan Gaye Sökmen Mankenlik Ajansý’ndaydým. Bir gün beni çaðýrdýlar. Kanal 6’da bir program yapacaklarýný söylediler. En az 200 kiþi vardý ve onlarýn içerisinden seçildiðimi duyduðum zaman çok sevinmiþtim. Sunuculuk baþka bir dünya; ama oyunculukla tanýþtýktan sonra oyunculuðun beni çok daha farklý noktalara taþýdýðýný düþünüyorum. O yüzden de sunucu-


ZAMAN

21

KÜLTÜR

HOLLANDA

13 EYLÜL 2008

luk anlamýnda kendimi biraz geri çektim, frene bastým.

daha rahat çýkýyorum bu iþin içerisinden. Yoksa hepimizin hayatý güllük gülistanlýk geçmiyor. Bizim bir görevimiz var bu hayatta ve bu görev için geldik buraya.

Olgunlaþtýðýnýz ve yavaþ yavaþ sektörde yerinizin kaybolmasý gibi bir durumla karþý karþýya kaldýðýnýzý düþündüðünüz zamanlar oluyor mu?

Hayattaki görevinizi nasýl tanýmlýyorsunuz?

Bu geleceði ya da ileriyi göremediðim zamanlarda bu kaygýyý duydum. Fakat bu 29’lý yaþlarda oldu. O dönem bazý þeyleri kabul etmeniz daha zor. Belli bir þeyin ortasýndasýnýz. Evet, bir þey gidiyor ama bugün bulunduðum noktada bunu düþünmüyorum. Çünkü bu hayatta gerçekleþtirmeyi istediðim her þeyi gerçekleþtirdim kendi açýmdan. Bu anlamda bir kaygým yok.

Herkesin görevi var. Onu belli bir baþlýk altýnda tanýmlamýyorum ama bu hayata geldik; etrafýmýza, çevremize karþý hepimizin sorumluluðu var. Bilmiyoruz ne için geldiðimizi ve gittiðimizi ama hayat da baþarýlý olan þey. Kendini bilmek, kendi yanlýþlarýný düzeltebilmek. Daha yaþanýlabilir bir hayata merhaba diyebilmek. O yüzden hakikaten bir görevimiz olduðunu düþünüyorum ama o görevin ne olduðunu þu anda tanýmlayamýyorum.

Hýrslardan arýnmýþ görünüyorsunuz. Bu camia biraz hýrs gerektirmiyor mu? Gerektiriyor maalesef. Hýrsým kendimle aslýnda. Ne yaptým, ne ettim. Yapabiliyor muyum? Niye burada bunu yapamadým. Mesela ben aðlama sahnelerinde hep doðal aðlarým; fakat olmadýðý zaman çok üzülürüm, çok hýrslanýrým. Ama bu hýrs tamamen kendime yönelik. Etrafýmdaki insanlarýn ne yaptýðýný tabii ki takip ederim ama o onlarýn gerçekleþtirdiði hayattýr. O yüzden ben onlarý biraz ayrý tutuyorum. Muhakkak ki hepimizin içinde hýrslar var. Bu iþ, egoyu beslemek zorunda.

Son yýllarda manken ya da sunucular ideal bir eþ bulup evlenip evine çekilmeyi tercih ediyor. Sizin bu anlamdaki düþünceniz nedir? size tebessüm etsin. Tabii ki zor zamanlarýmýz olacak, hepimiz insanýz; ama gülmek ve yaþam içerisinde bulunduðu nokta ile dalga geçebilmek çok önemli. Benim hayat felsefem bu açýkçasý.

Hayat felsefeniz nedir?

Astroloji ile ilgileniyorsunuz ve Türkiye’nin astrolojisine de bakýyorsunuz. Dünyada ve Türkiye’de olanlar ile ne kadar ilgilisiniz?

Benim adým Hande. Hande, tebessüm demek. Ben hep bunu söylerim etrafýma. Siz gülün ki hayat da

Valla ben çok ilgiliyim. Haberlerden, internetten her þeyi ucu ucuna takip etmeye çalýþýrým. Bir

kere hep deriz ya mutluluk göreceli bir þey. Ýnsanlar mutluluðun peþindedir. Fakat mutluluk bir andadýr. Þu anda çevreme bakýyorum dünya global bir krizin eþiðinde ve böyle bir ortamda önemli bir kriz Türkiye’yi etkileyecek ve aslýnda insanlar bu kadar mutsuzken sizin mutlu olmanýz çok gelip geçici bir þey. Ben etrafýmda çok insan görüyorum “þu anda bir þey var kendimizi mutlu hissetmiyoruz, bir boþluk var” diyen. O bütün dünyanýn içine girdiði bir etkileþim. O aðaçlar yandýðý zaman inanýn ben

aðladým, çok üzüldüm. Çünkü bir gelecek mahvoluyor. Sizin iç dünyanýzda boþluklarýnýzýn olduðu dönemler oluyor mu? Onlarý nasýl doldurursunuz? Tabii ki oluyor. Benim de sabah kalktýðým zaman kendimi iyi hissetmediðim, umutsuzluk ile uyandýðým anlar oluyor. Bir anda aslýnda bunun kendimize ait olduðunu düþünmek bencillik. Sadece bu iþin içerisinde siz yoksunuz. Bütün dünyanýn bu etkileþim içerisinde olduðunu düþündüðünüzde ben

Ben ideal bir eþ olduðunu düþünmüyorum. Hele ki günümüzde o kadar hýzlý bir hayat var ki. Eskiden insanlar bu kadar açýlmadýklarý için çevrelerine karþý onlarýn defolarý bu kadar önde deðildi. Hepimizin defolarý var. Bana kalýrsa evlilik çok ciddi bir anlaþma. Onun için ben çok fazla acele etmiyorum ama muhakkak ki hayatýmý paylaþacaðým, benim de kafa olarak uyuþabileceðim bir insan olmasýný isterim. Ama umutsuz da deðilim fakat þu anda ben etrafýmdaki iliþkileri, evlilikleri çarpýk görüyorum.

www.berkboekhandel.nl

Yazar Ali Ersoy tarafýndan, uzun yýllarýn çalýþmasý olarak hazýrlanan Hollandaca-Türkçe Büyük Sözlük, Hollanda’da yayýmlanan benzeri sözlüklerin en büyüðü ve en kapsamlýsýdýr. Yaklaþýk 60.000 kelimeden oluþmaktadýr. Sözlük, günlük konuþulan ve yazý dilinde kullanýlan kelimelerin yanýnda, eðitim, ticari terimler, hukuk, týp ve teknik terimleri de aðýrlýklý içermektedir.

SIEF EXCLU BOEKK R BIJ BE DEL HAN

60.000 woorden K E BER SADEC VÝNDE E KÝTAB LIR T SA I

€35,-

Woorden van verschillende wetenschappelijke branche’s nemen een groot plaats in.

Telefoon 010 486 44 22 Berk Boekhandel, Groene Hilledijk 151-C, 3073 AA Rotterdam Tel.:+31(0)10 486 44 22 Fax:+31(0)10 486 14 91


BULMACA

22 HOLLANDA

ZAMAN

13 EYLÜL 2008

Meclis baþkanýmýz

Kýþla kapýsý

Baþkenti Tokyo olan ülke

Rutubet 4

Bir meyve

Kýsaca oksijen

Olmamýþ

Bir müzik makamý

Bir oyuncu (Müjdat ...)

Yansýma

Ýnce yapýlý, zarif, narin

Elazýð ilçesi

Bir tür giysi

Kurumuþ yaprak

SUDOKU BULMACA 8

2 6

5

7

6

1 9

6 8

6

7

4

5 4

5

3

3

8 3

6

3

4

1

2

2 9 1 8 3 4 5 6 7

9

7

9

Tablodaki tramlý kalýn çizgilerle belirlenmiþ 3'e 3'lük karelere, 1'den 9'a kadar rakamlarý birer kez kullanarak yerleþtirin. Öyle yerleþtirme yapmalýsýnýz ki, bütün 3 lükleri doldurduðunuzda tablonun bütün kutularý yukarýdan aþaðýya ve soldan saða 1'den 9'a kadar rakamlardan birer kez kullanýlmýþ olsun.

8 1

7

5

9

6 4 3 9 7 5 8 2 1

7 8 5 2 1 6 9 3 4

8 3 7 6 5 9 1 4 2

1 5 2 7 4 8 6 9 3

9 6 4 1 2 3 7 5 8

4 1 6 3 9 7 2 8 5

5 2 9 4 8 1 3 7 6

Köpek yiyeceði

3

Zemin, arz

Bir baðlaç

Bir tür ayakkabý

Bir tür kayaç

Aylýktan bir yere kesilen para

Zorla Ateþ yalýmý Bir Arap harfi

Bir tür savaþ gemisi

Mikroskop camý

Metal kiri

Askerin su kabý

Eksiksiz

Efsane Sofra altlýðý

Kýrþehir ilçesi

Otomobilde bir parça

Ankara ilçesi

3 7 8 5 6 2 4 1 9

Bir Arap harfi

Becerikli

Hayali varlýk

Mikroskop camý

Bayan adý Dilsiz

2

Bir ilimiz

Bir organýmýz Güç, kuvvet

Çoðul eki Erkek adý

Avrupa’da bir ülke

Olgunluk Geveze

5

Büyük görkemli ev Para dolabý

Allah’tan baþka herþey

Evin bir bölümü

Tümör

Ýçten baðlýlýk

Yok etme, ortadan kaldýrma

Aðrý’nýn eski adý

Bir deniz rütbesi

Kýsaca baryum

Kýsaca potasyum

Söz Ýtalya’da yanardað

Yapýt

Yönetim

Tavlada bir sayý

Göz rengi

Kansýz

Boru sesi

Namaz bölümü

Ama, lakin 6

Nikelin remzi

Lale bahçesi Suçu baðýþlama

Zamaný gösterir

Tabaklanmýþ dana derisi Basra’da körfez

Bir soru

Etken

Olay

Matematikte sabit sayý

Resimdeki hayvan Layýk, münasip

Eski bir bakan (Lütfullah ...)

Atýn ayakkabýsý

Fiyaka Radyoaktif ölçü birimi

Su

Ýlave

Bir nota

1

Kokulu bir bitki

7

Matbaada yatýk harfler

Mozambik parasý

Bir tür zamk

Þ ÝFRE K ELÝME:

1

2

3

4

5

7

6

T

J

A

U

L

U

K

Y

U

J

T

Y

Þ

P

R

Ü

L

Ð

Ý

Ç

R

L

E

R

E

K

D

Z

L

N

M

A

Þ

Ü

Ý

R

Ý

M

S

J

A

Ü

Ü

Ç

J

P

K

M

V

N

Ý

A

G

T

R

R

K

Ý

N

A

O

A

S

N

N

J

R

N

Ý

A

Ý

P

T

N

S

A

T

Ý

T

O

Y

Z

K

F

3

S

Þ

Ý

E

T

D

E

R

N

E

K

C

A

A

4

A

O

J

G

Þ

A

A

E

O

A

N

R

Z

Ý

5

KARE BULMACA RÜSTEM AYDIN r.aydin@zaman.com.tr

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 1 2

F

H

E

K

A

A

K

Þ

Z

P

Ý

J

K

Þ

6

O

Ü

G

O

P

K

N

K

E

Y

H

V

O

J

7

Þ

M

Ý

Ç

Ý

E

M

D

Ý

R

D

A

M

E

8

Ü

G

Y

C

S

A

J

R

A

R

R

T

M

A

V

A

S

E

Ü

S

Y

S

Þ

E

M

Ü

D

O

R

E

L

G

K

N

V

C

E

V

A

T

T

Z

L

D

Y

Ý

A

N

A

T

Þ

O

N

K

S

U

K

E

Z

P

B

A

T

L

E

E

O

B

A

K

N

D

S

R

K

A

R

Ð

M

B

K

T

F

A

M

Ý

A

Ö

Z

G

E

R

A

N

A

U

S

N

U

E

L

Ý

O

S

Ý

L

M

L

N

L

A

E

U

R

C

R

V

Ð

F

K

Y

Ö

T

J

T

T

O

A

Ý

M

E

V

O

O

U

K

D

Ü

A

F

H

T

F

D

Ý

B

Ü

N

E

S

E

P

O

YUKARIDAN AÞAÐIYA 1) Su vb. sývýlarý taþýmaya yarayan, dar aðýzlý, þiþkin karýnlý büyük þiþe. 2)

Sonsuza kadar, sürgit. 3) Evliya, evliya kabri.- Sahiplik manasý veren bir ön ek. 4) Yürüme uzvumuz.- Uyanýk, dikkatli. 5) Mýsýr’da bir nehir.- Gösteriþ, çalým, fiyaka, afi. 6) Çift teþkil eden iki þeyden her biri.- Bir malýn yapýmýnýn yalnýzca bir kuruluþun elinde bulunduðu durum, inhisar, monopol. 7) Pasifik Okyanusu’nda turistik bir ada. 8) Keman ve kemençe yayý. 9) Petrol ölçü birimi.- ‘Numara’nýn kýsa yazýlýþý. 10) Tutsaklýk. 11) Kendiliðinden, kendinden, özünden. 12) Turnusolün mavi rengini kýrmýzýya çevirmek özelliðinde olan hidrojenli birleþik, hamýz.Yanlýþlýk, hata, gaf. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 1 H A D Ý S Ý K U D S Ý 2 A L Ý S A M Ý Y E N 3 M Ý L 4 Ý Z

D A Y A K P A L A N

5 D A L A K 6 Ý R A N

M S A

H A L

S I R A C A M E K A N Ý K

7 L Ý M Ý T E T 8 Ý N Ý K A S

Þ A D Ý C E K E T

AZRAÝL, BERLÝN, CEVAT, ÇOKGEN, DEÐÝRMEN, DERNEK, ESSEN, FASÝKÜL, GALÝBA, HACÝZ, ÝSPANYA, KÖLN, LÝMONÝ, MADRÝD, NESNEL, OYLAT, ÖZGE, PORTAKAL, RÝKKAT, SAFSATA, ÞARBON, TENAKUZ, UYKULU, ÜNAL, VATMAN, YEMÝN, ZÜRRAFA.

J

SOLDAN SAÐA 1) Dinî emirlere riayet, dindarlýk.Hasta farelerden insana geçen bir mikrobun oluþturduðu bulaþýcý, öldürücü bir hastalýk, taun. 2) Gösteriþ, göz kamaþtýrma.- Kara yolunda oluþmuþ çukurlar ve tümsekler. 3) Çok yüksek elektrik ve ýsý iletkenliði, kendine özgü parlaklýðý olan, oksijenli birleþimiyle çoðunlukla bazik oksitler veren madde, maden.- Bir kolun iki ucuna asýlý iki kefeden oluþan tartý, mizan. 4) Akýlsýz, sersem, budala, ebleh.- Onarým. 5) Eskiden medrese talebelerinin üç aylarda köylere daðýlarak vaaz ve nasihat etmek, imamlýk veya müezzinlik yapmak suretiyle aynî ve nakdî yardým toplamalarýna verilen ad.- Cahillik, bilgisizlik. 6) Eski dilde su.- Durgun, dingin.- Ýlgi çekici, deðiþik (kimse). 7) Nezaket icabý olarak.Holmiyumun sembolü. 8) Ýstanbul’da bir semt.- Rize’de meþhur bir yayla.

Aþaðýdaki kelimeleri tablonun içine serpiþtirdik. Bunlarý bulabilir misiniz?

ÇÖZÜMLER

H O

T

U

E

T A R

U

N

M Ý

A

N

K

E

K

U

D E

L

Z

R

O

V

J

G

Ü

M Ý

Þ

Ü

O

H

F

O

A

Þ

S

P

Ý

Ý

K

Ç

Ü

N

L

Ü

R

J

T

D E A Y G E J Ý T N J

F Ý C L A S Z Y L S C Ç O K G E N A P

M A L A

Ð U

D

Ý

M E R Ý Ö R P Ý G E S Ý P A Þ T S O K Þ Ý L

V O Z K B A K Ü A E K A A D A A M Ü Ç U

B V Ð S G A A N N S J

Ü O F Ý E R T A V Y R

M D N K A E T S V Ý R K

K Þ E R Ý

N O K L R Ð L T C S A Ý E Z O N T

N N N Ý R L Y

K E L Ý M E

Ý E U

E U Y

S K Ö

M L A

N

M B E Þ E Þ R R Y P A E O J A

E O V E R D H Ý N K Y R G

M S R J

E T

A V I

E D T N A K O N A

P Ü J L U T B K T

M Ü T A V J R C Z N T J K Y

O A T A S F A S T D

M A M E O K Z A K Ý R A D Þ

J Þ Ý A F A R Ü Z P

AZRAÝL, BERLÝN, CEVAT, ÇOKGEN, DEÐÝRMEN, DERNEK, ESSEN, FASÝKÜL, GALÝBA, HACÝZ, ÝSPANYA, KÖLN, LÝMONÝ, MADRÝD, NESNEL, OYLAT, ÖZGE, PORTAKAL, RÝKKAT, SAFSATA, ÞARBON, TENAKUZ, UYKULU, ÜNAL, VATMAN, YEMÝN, ZÜRRAFA.

F

Aþaðýdaki kelimeleri tablonun içine serpiþtirdik. Bunlarý bulabilir misiniz?


ZAMAN

23 HOLLANDA

AÝLE

13 EYLÜL 2008

Ramazan geldi hoþ geldi Anadolu’da Ramazan, bazý yemeklerle karþýlanýr. Bayburt’ta ilk iftarda mutlaka evelik denilen kara pancar çorbasý; ilk sahurda gendime pilavý yapýlýr. Bolu’da tutmaç çorbasý, sahurda ise “eriþtik”, Gümüþhane’de ise otuz gün “tesbih çeksin” diye pirinç pilavý yapýlýr.

kurulan iftar sofralarý davetler, yardýmlaþmalar, birlikte gerçekleþtirilen mukabeleler toplumsal dayanýþmaya farklý bir boyut kazandýrýr, toplumda sevgi ve saygý artar. Ramazan, Anadolu’da daha gelmeden büyük hazýrlýklara vesile olur. Evler temizlenir. Ramazan için eriþteler, yufkalar hazýrlanýr. Her türlü yiyecek alýþveriþi tamamlanýr. Bu alýþveriþ iþinde evdeki hizmetliler ve mahallede bulunan dul ve dar gelirli kiþiler de gözetilir, onlarýn da Ramazan alýþveriþine yardýmcý olunur. Ve arefe günü gelir, ikindi topuyla Ramazan’a “merhaba” denir. Ramazan’da iftar ve sahur öðünleri bulunur. Ýftarda, genellikle, önce iftariyelikler yenir, sonra iftar yemeklerine geçilir. Bazý aileler, iftariyeliklerle orucu açtýktan sonra akþam namazýný kýlar, sonra yemek yerler. Bu, birden fazla yüklenilmediði için, saðlýða daha da uygun olur. Ýftar sofralarýnda aþýrýlýktan kaçýnmalýdýr. Yemekten sonra teravih namazýna gidilir. Sahur ise iftardan daha az yemeklerle kurulur. Genelde bir börek ve kahvaltýlýklar, hoþaf veya çay eþliðinde yenilir. Börek yerine makarna veya ev eriþtesi de yapýlabilir. Anadolu’da Ramazan bazý yemeklerle karþýlanýr. Bayburt’ta ilk iftarda mutlaka evelik denilen kara pancar çorbasý; ilk sahurda gendime pilavý yapýlýr.

NEVÝN HALICI

“E

y ay yüzlü sevgili, Ramazan ayý geldi. Sofranýn üstünü ört, yücelikler yolunu aç.” (Mev-lânâ. Divan-ý Kebir 2: sayfa 14 beyit: 114.) Ýftarýyla, sahuruyla, topuyla, davuluyla On Bir Ayýn Sultaný’na kavuþtuk. Bütün Ýslam âlemine ve yurdumuza hayýrlý olsun. Ramazan ayý, ibadetlerin doruða çýktýðý, dualarýn Tanrý katýndan çevrilmediði, tövbelerin reddedilmediði, sevaplarýn bire bin verildiði inanýlmaz bir aydýr. Ramazan ayýný bu aya mahsus oruçla, zekat, hayýr ve diðer ibadetlerle geçirmek her Müslüman için bir kazançtýr. Bütün Ýslam aleminde olduðu gibi yurdumuzda da, Ramazan ayý, büyük coþku ile kutlanýr. Kiþisel iftarlar veya çeþitli kamu kuruluþlarý, vakýflar ve dernekler tarafýndan kurulan çadýrlarda

Bolu’da ilk iftarda “tutacaðýz” diye tutmaç çorbasý sahurda ise “eriþtik” diye eriþte pilavý yapýlýr. Gümüþhane’de ilk iftarda mutlaka otuz gün “tesbih çeksin” diye pirinç pilavý yapýlýr. Sinop’ta arife günü nokul; “tesbih çeksin” diye de ilk iftarda, siyah mercimekten çorba yapýlýr. Konya’da iftar köftesi de iftariyelikler arasýnda tadýmlýk olarak sunulur. Ayrýca hýsým, akraba ve dostlarla karþýlýklý davetler yapýlýr; ailede niþanlý varsa onlarla da karþýlýklý davetler yapýlýr. Ramazan’ýn on beþinde, gece, Bayburt’ta çoluk çocuk kapýlarý çalar “on

Ýftar sofralarýna menemen takviyesi

O

n bir ayýn sultaný Ramazan geldi. Bu gece ilk sahurumuzu yapýp ilk orucumuzu tutacaðýz. Ramazan ayý geldiðinde etrafta ayrý bir atmosfer oluþuyor. Hepimizi hoþ bir telaþ sarýyor. Yaþanan manevi hava ile birlikte insan iliþkileri de daha bir muhabbetli oluyor. Ramazan ayý demek sabýr ayý demektir. Peygamber Efendimiz (sas), “Oruç sabrýn yarýsýdýr, sabýr da imanýn yarýsýdýr.” buyurmuþtur. Ramazan ayýnýn olmazsa olmazlarýndan biri de gün boyu tutulan oruçtan sonra baþýna oturulan zengin iftar sofralarýdýr. Gün boyu aç kaldýðýmýz için iftarda vücudumuzun ihtiyacýndan çok daha fazla yemek yiyoruz. Araþtýrmalara göre ülkemizde insanlar iftar sofrasýnda bir insana yetecek yemeðin 2-3 katý fazla yemek koyuyor. Bütün gün aç olan mideye birden yüklenildiðinde sindirim zorlaþýr. Bu da midede aðýrlýk, ekþime, yanma gibi sorunlara yol açar. Uzmanlar bunun için iftara çorba ya da çeþitli kahvaltýlýklar ile baþlanmasýný önermektedir. Biz de bu uyarýlarý dikkate alarak zenginleþtirilmiþ menemen ile iftar sofralarýnýza katkýda bulunmak istedik. Yapýlýþý: Büyük boy bir tavaya yað

konulur. Üzerine ince kýyýlmýþ taze soðanlar ve çarliston biberler eklenir. Ýki dakika kadar piþirilir. Üzerine kabuklarý soyulmuþ, küp þeklinde doðranmýþ domatesler konulur. Tuz ve karabiber konulup tahta kaþýk ile karýþtýrýlýp 7-8 dakika piþirilir. Yumurtalar bir kapta çýrpýlýr ve piþen sebzelerin üzerine dökülür. Ufalanmýþ beyaz peynir serpiþtirilir. Yumurtalar piþene kadar devam edilir. Suyunu fazla çektirmeden altý söndürülür. Servis tabaðýna alýnýr. Zeytin taneleri ile süslenip afiyet ile yenir. Nurbanu Arslan

Menemen MALZEME:        

2 domates 2 çarliston biber Yarým demet taze soðan 3 yumurta Bir kase beyaz peynir Çekirdeði çýkarýlmýþ siyah zeytin 1 yemek kaþýðý tereyaðý Karabiber, tuz

beþimizi” verin diye gezerler. Fýndýk, fýstýk vb. çerezlerle çocuklar sevindirilir. Ramazan’ý saðlýklý geçirmek açýsýndan gündüz öðünleri geceye uygulanmalýdýr. Ýftarda sabah uyanmýþ gibi bir kahvaltý yapmak; akþam ve yatsý namazlarýndan

Eriþte MALZEME:

Eriþte için:  2 yumurta  1 yumurta dolusu su  2 su bardaðý un  1 çay kaþýðý tuz Piþirmek için:  2 su bardaðý eriþte (150 gr)  3 yemek kaþýðý sadeyað Haþlama suyu için:  2 su bardaðý su  1 tatlý kaþýðý tuz  1 çay bardaðý zeytinyaðý Üstüne:  1 su bardaðý beyaz peynir  ¼ su bardaðý maydanoz (kýyýlmýþ)

sonra öðlen yemeði yer gibi bir iftar yemeði yemek; sahuru ise börek, makarna, eriþte ile çay veya hoþaf eþliðinde geçirmek yerinde olur. Davetlerde bu mümkün deðil, tabii... Bu durumda da az yemek suretiyle saðlýklý bir Ramazan geçirilebilir. Mutlu bir Ramazan dileðiyle, sahurda yemeniz için, su böreði havasý taþýyan bir eriþte pilavý sunuyorum. Ramazan’da sofranýz bol ve bereketli, dar gelirli konuklarýnýz çok olsun. Kaynaklar: Mevlânâ. Divan-ý Kebir 2.Haz: A.Gölpýnarlý. Ýstanbul, Remzi Kitabevi, 1957.

Yapýlýþý: Bir kâseye yumurta, su, tuzu koy; unu ilave et, on beþ-yirmi dakika sert bir hamur yoður. Ýki beze yap, yaþ bez altýnda 30 dakika dinlendir. Oklava ile býçak sýrtý kalýnlýðýnda (3 mm.) aç, bir bez üzerinde tepsermesini (hafif kurumasýný) bekle. Kuruyan hamuru 4 cm geniþliðinde þeritlere kes. Dört-beþ tanesini üst üste koy, keskin bir býçakla 3 mm. inceliðinde kes, bez üzerinde arada bir karýþtýrarak 1-2 gün kurut. Eriþtenin piþirilmesi: Su, tuz ve yaðý kaynat, eriþteleri içine at, kaynamaya baþlayýnca ateþi kýs, kapak ört. 20 dakika haþla, süzdür, soðuk sudan geçir, tekrar tencereye koy. Bir tavada yaðý kýzdýr, eriþtelerin üzerine dök, peyniri ve maydanozlarý da serp, kapak ört. Çok hafif ateþte 10 dakika demlendir, lengeriye al. Not: Bu tarifeyi hazýr eriþte veya makarna kullanarak da uygulayabilirsiniz.


GÜNDEM

ZAMAN

13 EYLÜL 2008

24 HOLLANDA

Eski hükümlü, gençleri suçlardan korumak için meslek öðretip, iþ sahibi yapýyor

Ne sihirdir, ne keramet; el becerisi bütün marifet! Gençler için bir ev tutup barýnmalarýný da saðlayan eski hükümlü Mehmet Yuvarlak, 15 ayda aralarýnda dört eski hükümlünün de bulunduðu yedi genci yanýnda çalýþtýrarak meslek sahibi yaptý. Eski hükümlü, cezaevinde öðrendiklerini gençlere öðretiyor.

MEHMET KURU OSMAN YAKUT

E

skiþehir’de eski bir hükümlü, cezaevinde öðrendiði el iþi becerilerini iþyerinde kader arkadaþý gençlere öðreterek, onlarý hem meslek sahibi yapýyor, hem de tekrardan kötü alýþkanlýk edinmelerine engel oluyor. Gençler için bir ev tutarak, barýnmalarýný da saðlayan eski hükümlü, 15 ayda aralarýnda dört eski hükümlünün de bulunduðu yedi genci yanýnda çalýþtýrarak iþ sahibi yaptý. Eskiþehirli Mehmet Yuvarlak (49), binlerce eski hükümlüden birisi. Ýþlediði deðiþik suçlardan dolayý tam 21 yýl cezaevinde yattý. Cezaevinde kaldýðý yýllarda boþ durmayan Yuvarlak, verilen kurslara katýlarak çeþitli eliþlerini yapmayý öðrenmiþ. “Allah kimseyi buraya düþürmesin.” diyen Yuvarlak, iki sene önce cezaevinden çýktý. Yuvarlak, þu anda cezaevinde kaldýðý sürede öðrendiði eliþlerini sivil hayatta uyguluyor. 10 metrekarelik küçük iþyerinde gemi maketi, boncuk iþleme, taký, kolye ve süs eþyalarý

yaparak geçimini saðlayan eski hükümlü, cezaevinden çýkan gençlerin de önünü açýyor ve bildiði eliþlerini onlara da öðreterek geçimlerini saðlýyor ve böylece gençlerin boþ gezerek tekrardan suç iþleyip cezaevine girmelerini önlediðini düþünüyor. Sadece cezaevinden çýkanlara deðil, tüm gençlere becerilerini öðreten Yuvarlak’ýn amacý, genç neslin kötü yollara düþmemesini saðlamak. Gençlere bir de ev kiralayarak onlara adeta babalýk yapan Yuvarlak, bu süreçte dördü eski hükümlü toplam yedi genci yanýnda çalýþtýrarak iþ sahibi yaptý. Yuvarlak’ýn yanýnda iþe baþlayan dört eski hükümlü gençten M.S.O. (28) Antalya’da, S.A. (29) da Marmaris’te kendi iþlerini kurdular bile. M.K. (28) ise gördüðü sanatla baðlantýlý olarak Eskiþehir’de bir inþaat þirketinde iþe baþladý. 26 yaþýndaki eski hükümlü A.U. ise Yuvarlak’ýn yanýnda çalýþarak suça iten ortamlardan uzaklaþýrken hem mesleðini hem de ekmeðini kazanmanýn tadýný çýkarýyor. “Bu gençler, tekrardan kötü yola düþmesin.” diyen Yuvarlak, cezaevinde hobi olarak öðrendiði eliþlerini geliþtirerek bir iþyeri açtýðýný ve burada eski hükümlü gençleri eðiterek iþ sahibi yaptýðýný dile söylüyor. “Herkes cezaevine girebilir.

Önemli olan ayný hatalarý yapmamak. Boþ kalan insan ne yapar? Suça yönelir. Ben, onlarýn cezaevine girmelerini istemiyorum. Bu nedenle bildiðim sanat ve el becerilerini kullanarak, onlarý meslek sahibi yapýp, hayatlarýný bu þekilde idame ettirmeleri için çalýþýyorum.” diyen eski hükümlü, iþini büyütüp geliþtirmek için Sosyal Yardýmlaþma Ýl Müdürlüðü’nden kredi talep ettiðini ancak ret cevabý aldýðýný ve bunun kendisini üzdüðünü söylüyor: “Birileri destek olsa, daha iyi çalýþmalar yapacaðým.” diyen Yuvarlak, gençlere daha iyi ortamlar-

da meslek öðretip, onlarý hayata hazýrlayabileceðini ifade ederek, “Büyüklerimizden destek bekliyorum. Kendi imkânlarým ölçüsünde ancak bu kadarýný yapabiliyorum.” diyor. Yuvarlak’ýn yanýnda çalýþan eski hükümlü gençlerden biri de A.U. Kötü arkadaþlýklarýn neticesinde cezaevine girdiðini anlatan A.U., cezaevi sonrasý kapýsýný açan Yuvarlak’ýn yanýnda meslek öðrenerek hayata tutunmaya çalýþtýðýný belirtiyor gülümseyerek. A.U., “Cezaevinden çýktýktan sonra iþ aradým ama hükümlü

olduðum için kapýlar yüzüme kapandý. Mehmet aðabey beni iþe aldý. Topluma yararlý insan olmak istiyorum. Hem meslek öðreniyor hem de para kazanýyorum.” diyor sevinç içerisinde. Eski hükümlülerden M.S. ise çalýþarak tekrardan suç ortamýna düþmekten kurtulduðunu söylüyor ve hayata yeniden tutunmuþ olmanýn heyecanýyla ekliyor: “Mehmet abi, bize kapýsýný açtý. Hem iþ öðretti, hem de karnýmýzý doyurdu. Þimdi de meslek sahibi yaptý. Onun sayesinde hayata yeniden merhaba dedim.”


ZAMAN

25

GÜNDEM

HOLLANDA

13 EYLÜL 2008

Foto: AP

Haydi saldýrýn domates aþkýna! MURAT TOKAY

K

azananý olmayan bir savaþ bu. Yer gök kýpkýrmýzý ama ölüm yok, acý yok, gözyaþý yok. Aksine çýlgýnlýk, eðlence, kahkaha var… Savaþçýlar birbirlerine bomba yerine ezilmiþ domates atýyor. Kimse kimseyi incitmiyor, yaralamýyor. Dünyanýn dört bir yanýndan insanlar bu savaþa katýlabilmek için Ýspanya’nýn Valencia þehrine akýn ediyor. La Tomatina Festivali’nden söz ediyorum. Sloganý “yemeðinle oyna” olan domates festivali her yýl aðustos ayýnýn son çarþambasý Valencia’nýn Bunol kasabasýnda yapýlýyor. Saat 11’de topun atýlmasýyla baþlayan domates savaþý, yaklaþýk bir saat sürüyor. Saat 12’de sirenlerin çalmasýyla birlikte savaþ da sona eriyor. Festival ise müzik, yemek, havai fiþek gibi gösterilerle bir hafta boyunca devam ediyor. Her yýl televizyondan izlediðimiz sýra dýþý, çýlgýnca festivali bu yýl gittik, yerinde gördük. Ýçecek markasý Yedigün’ün sanal platfor-

munda (www.yedigunyildizlari.com) dereceye giren yarýþmacýlarla birlikte festivale katýlmak üzere Valenciya’ya uçtuk. Yedigün yýldýzlarý kampanyasý, gençlere yeteneklerini sergileme fýrsatý ve hayallerini gerçekleþtirebilme imkaný sunma hedefiyle yola çýkmýþ. Yarýþma “þarkýcýlýk”,

meydana doðru ilerliyor. Yol kenarýnda satýcýlar var. En çok ilgiyi deniz gözlüðü görüyor. Çünkü bu savaþta gözleri korumak çok önemli. Üzerinize giydiðiniz kýyafetleri bir daha kullanma þansýnýz yok. Çünkü festival öncesi daðýtýlan kitapçýkta yazdýðý gibi “Lekeler asla çýkmýyor.”

“oyunculuk” ve “çýlgýnlýk” kategorilerinden oluþuyor. Bu yolculukta çýlgýnlýk kategorisinde dereceye giren 10 talihli de var. Festival 63 yýldýr Valencia’ya 30 kilometre uzaklýkta küçük bir kasaba olan Bunol’da yapýlýyor. Ýnanýþa göre kasabada devlerin geçit töreni sýrasýnda bir grup arkadaþýn halka domates atmasýyla baþlayan ve gelenekselleþen Domates Festivali, 2002 yýlýndan beri “Ulusal Turist Festivali” olarak tanýnýyor. Festivale bir saat kala yola çýkýyoruz. Otuz dakikalýk bir yolculuktan sonra kasabanýn giriþindeyiz. Araçlarý park eden insanlar akýn akýn festivalin yapýlacaðý

Domates savaþýnýn yapýldýðý sokaða kesici veya tehlikeli aletlerle girilmesi yasak. Üzerimizdeki pasaport, para, fotoðraf makinesi gibi eþyalarý araçta býrakýyoruz. Yol boyunca Türkiye’den gelen grup domates, eðlence, çýlgýnlýk üzerine koyu bir sohbete dalýyor. Festivalde tüketilen domatesle ne kadar salça yapýlabileceði, dünya üzerinde milyonlarca aç insan varken böyle bir festivalin ne kadar doðru olduðu, domateslerin organik olup olmadýðý, þehrin kasasýna giren para miktarý gibi mevzular da sohbetin konularýndan. Bir anda kalabalýðýn içinde buluyoruz kendimizi. Herkes kamyonlarýn geçeceði caddeye doðru ara sokaklardan itiþ kalkýþ ilerliyor. Festivalin yapýldýðý sokakta oturanlardan bazýlarý, evlerine zarar gelmemesi için duvarlarýný naylonla kaplamýþ. Ve bir top sesi... Bu, kamyonlarýn yola çýktýðý ve

domates savaþýnýn baþladýðý anlamýna geliyor. Ýtiþ kakýþ izdihama dönüþüyor adeta. Zor bela domates savaþýnýn yapýlacaðý meydana ulaþýyoruz. Kamyonun üzerindeki insanlar kalabalýða domates fýrlatýyor. Kamyon kýsa sürede boþalýyor. Domates fýrlatmanýn da bir raconu var. Domatesi ezip öyle atacaksýnýz. Herkes yerden topladýðý ezilmiþ domatesi en yakýnýndakine atýyor. Katýlýmcýlarýn çoðu yurtdýþýndan gelmiþ. Festivalin sonunda 40 bin kiþinin domates savaþýna katýldýðýný, bunlarýn 30 bininin yabancý turist olduðunu öðreniyoruz. Festivalde 115 ton domates tüketilmiþ. Domates savaþý bir saat sürüyor. Sirenin çalmasýyla birlikte kalabalýk domatesten sýrýlsýklam bir halde ara sokaklara dalýyor. Bunol sokaklarý Ýspanyollarýn meþhur domates çorbasý ‘Gazpacho’yu andýrýyor. Bu sebeple Ýspanyollar, bu festivali dünyanýn en büyük gazpachosu olarak da adlandýrýyor. Herkes bileklerine kadar domates suyunun içinde. Savaþ burada da sürüyor. Bu kez çýlgýnlar ellerindeki þiþeleri doldurup birbirlerinin baþýndan

aþaðý domates suyu döküyor. Kimse bu durumdan rahatsýz deðil, hatta birbirlerinin tiþörtlerini yýrtan insanlar var. Ne kavga çýkýyor ne de dövüþ. Etrafta bir polis bile görememek Türk grubu þaþýrtýyor. Dönüþ yolu biraz daha çileli. Savaþçýlar, üzerindeki domatesten bir an evvel kurtulmak istiyor.

Evlerin balkonlarýndan halk kovalarla su boþaltýyor. Kovayla dökülen suda temizlenemeyenler yol kenarýndaki pet þiþe sulardan alýyor. ‘Savaþýn izlerinden kurtulmak için yürüyüþü göze alýp kasaba yakýnýndaki nehre gidenler de var. “Domates Savaþlarý”nýn iki saat ardýndan belediye ekipleri ve gönüllüler kenti temizlemeye baþlýyor. Sokaklarda yaþanan geçici kirliliðe raðmen, köy sakinleri her yýl binlerce turist aðýrlamaktan ve para kazanmaktan oldukça memnun görünüyor.


SÝNEMA

13 EYLÜL 2008

BÝR KONUÞABÝLSE...

F

rancis Ford Coppola’nýn kýzý Sofia’nýn 2003 tarihli filmi “Lost in Translation / Bir Konuþabilse...”de aktör eskisi Bob Harris (Bill Murray), bir viski reklamýnda oynamak için gelmiþtir aslýnda Tokyo’ya. Filmi izlediyseniz kaçýrmýþ olamazsýnýz: Yönetmeninin biteviye konuþmasýndan ve çevirmeninin bunlarý tek kelimelik komutlar halinde aktarmasýndan öylesine sýkýlmýþtýr ki, bu, ister istemez reklamýn kendisine de yansýr. Bezgin Bekir Bob’un reklamdaki garibanlýðý adý geçen mesleðin arka planýna dair hoþ ve minik bir not düþer. Reklamcýlar iþleri gereði bir ürünü mümkün olan en iyi þekilde tanýtmak, ama ayný zamanda allayýp pullamakla da görevlidirler. Abartmak onlarýn zanaatýnýn bir parçasýdýr. Filmlerdeki maceralarýna ise dalavereler çevirerek baþlarlar, ancak film bittiðinde genellikle bir kedi kadar uysallaþmýþlardýr. Belki de bu yüzden, doðasý gereði ders vermeden duramayan sinema sanatý için cazip bir meslek koludur reklamcýlýk. Alfred Hitchcock’un en meþhur filmlerinden, ayný zamanda bugünkü aksiyon filmlerinin de enikonu atasý sayýlabilecek “North by Northwest / Gizli Teþkilat”ta dönemin jönü Cary Grant de tam ‘þeytana bile pabucunu ters giydirecek’ bir r e k lam-

9,9O YTL

ZAMAN

ÝKÝLÝ OYUN

26 HOLLANDA

KADINLAR NE ÝSTER?

Anneme reklamcý olduðumu söylemeyin... Ýþi gereði reklamcýlýkla meþgul olanlarýn baþlarý filmlerde dertten kurtulmaz. Filmlerin baþýnda daima ‘denize düþünce yalana sarýlan’ kiþiler olarak tanýdýðýmýz reklamcýlar, sonunda tüm hatalarýndan ders alýp daha dürüst bir yolda bulurlar kendilerini. Fransýz filmi “9,90 YTL” de biraz böyle. cýyý, Roger Thornhill’i caksýnýz, Çaðan canlandýrýr. 1959 tarihli Irmak’ýn ikinci filmi BURÇÝN S. YALÇIN filmin daha ilk dakika“Mustafa Hakkýnda sýnda sekreteriyle Her Þey” de bir reklammuhabbeti bu konuda bize cýnýn yýkýlan dünyasýný konu doyurucu doneler verir. Soðuk alýyordu. Karýsýný bir trafik Savaþ’ýn kutupsal bilek güreþikazasýnda kaybedip, kaza nin tam göbeðinde bir ajanla anýnda yanýnda yabancý bir karýþtýrýlýr ve kaçýrýlýr. Thornhill adam olduðunu öðrenince kendisini kaçýran ellerden kurþoka giren reklam þirketi sahitulacak ve binlerce kilometre bi Mustafa, adamý derdest yol kat edecektir. “Reklamcýlýk edip þehir dýþýndaki evine tutdünyasýnda yalan diye bir þey sak ediyordu. Küstah, kendini yoktur; yalnýzca münasip abarbeðenmiþ, acýmasýz Mustatý vardýr.” diyen bu adam, fa’nýn benliði, tosladýðý bu maceralarýn en abartýlýsýný tuhaf gerçeklikle tuzla buz tadacaktýr. oluyordu. 1970’lerin sevimli dizisi Romantik komedi for“Tatlý Cadý”yý eski kuþak hatýrmunda paketlenmiþ eðlenceli layacaktýr. Samantha’nýn kocasý þapþal Darbir diðer reklamcý ise, “What Women Want / rin de reklamcýydý. Ve Darrin pek çok bölüKadýnlar Ne Ýster?”de Mel Gibson’ýn beden mün sonunda karýsý Sam’in de yardýmýyla verdiði Nick Marshall. Mustafa’dan þýmarýk mesleðinde parlak bir buluþa imza atar, patolmasýn, o da kendini beðenmiþlikte sýnýr ronu tarafýndan da ‘hinoðluhin’likle taltif tanýmayan bir adamdý. Karþý cinsle kedinin edilirdi. fareyle oynadýðý gibi oynamayý marifet bilen bu çapkýnýn hakkýndan ise yine bir mes2000’li yýllar... lektaþý, aman vermez Darcy McGuire (Helen Hunt) gelecekti. Son 10 yýlda reklamcýlar Almanlarýn beyazperdede daha sýk popüler oyunarzý endam eyler cusu Til oldu. Hatýrlaya-

Schweiger’in hem yapýmcýlýðýný hem de baþrolünü üstlendiði, geçtiðimiz nisanda sinemalarýmýzda gösterime giren “One Way / Ýkili Oyun” ise kariyerini ve evliliðini yalanlar üzerine inþa eden bir baþka reklamcýya odaklanýyordu. Dakikalar aktýkça her ikisini de yitirme aþamasýna gelen reklamcýmýz Eddie Shneider’a da hayatýnda beyaz bir yeni sayfa açmaktan baþka bir çare kalmýyordu. Ancak o arada epey bir caný yanýyor ve eþ, dost, akraba, ne kadar tanýdýðý varsa hepsinden bir güzel kazýk yiyordu. Yýllarca reklam þirketlerinde çalýþtýktan neden sonra nedamet getirip mesleðin ipliðini pazara çýkaran pek çok ‘reklamcýdan dönme yazar’ da oldu, bunlarýn pek çoðunun kitabý ülkemizde de yayýmlandý. Fransýz yazar Frédéric Beigbeder’in kaleminden çýkan kitaptan uyarlanan “9,90 YTL” isimli film de biraz böyle. Büyük bir reklam anlaþmasýnýn arifesinde týrlatýp kendi kampanyasýný sabote eden reklamcý Octave’ýn yediði herzeler de kabul edilir cinsten deðil. Onlar mý sistemin, yoksa sistem mi onlarýn ürünü, kestirmek güç. Velhasýl, reklamcýlarýn sinemadaki tezahürüne baktýðýmýzda, yalandan da olsa, þöyle bir silkinip kendilerine geldiklerini görüyoruz. Eh, bir yerden baþlamak lazým a m a , deðil mi?


ZAMAN

27

HOLLANDA

GÜNDEM

13 EYLÜL 2008

Sünnetçinin stresi

Z

T

ürkiye’nin tarihî, turistik ve doðal güzelliklenin ulemâsýyla çeþitli zeminlerde yaptýðý münâzarine panoramik fotoðraflarla sanal tur imkâný ralarda fiilen ispatlamýþ bir kiþilikti. saðlayan www.360tr.com sitesi, milyonlarca O sýralarda çýkan Þeyh Said hâdisesiyle hiçbir kiþinin ziyaret ettiði ve sanal tura katýldýðý bir mulilgisi olmadýðý, hattâ hâdise öncesinde kendisinden timedya sitesi. Mevlânâ Türbesi’nden Ayasofya’ya, destek isteyen Þeyh Said’i bu niyetinden vazgeçirTopkapý Sarayý’ndan Bodrum Sualtý Müzesi’ne meye çalýþtýðý halde, Van’da ikâmet ettiði uzlethakadar birçok önemli mekaný oturduðunuz yerden nesinden alýnarak Burdur’a, oradan 1926’da da ziyaret imkaný veren site, bu kez de Bediüzzaman Isparta’nýn Barla nâhiyesine sürülen Bediüzzaman Said Nursi’nin aziz hatýrasý için bir dönem sürgünSaid Nursî, burada Risale-i Nur’u telife baþlamýþtý. de yaþadýðý Barla Evi ve Isparta Evi’ni Sözler ve Mektubat’ýn tamamý Lema(Nur Evi) internet üzerinden ziyalar’ýn da büyük bölümünü retçilere açtý. VR multi-medburada yazan Bediüzzaya teknolojisi ile üç man, 1934 yýlýnda da boyutlu sanal ortamBarla’dan Isparda sunulan Barla ta’ya sürülmüþve Isparta Evi, tü. Sevenleritoplamda 28 nin sýkça Bediüzzaman Said noktadan üç ziyaret Nursi’nin sürgünde iken yaboyutlu ettiði bu gezi koniki ev þadýðý Barla ve Isparta’daki evleri f o r u þimdi sanal ortamda. www.360tr.com sitesi, sunuyor. interB i r n e t gerçekte de çok ziyaret edilen bu evleinanç sitesi önderiüzeri, panaromik olarak internet üzerinden n i n rinde gezme imkâný saðlýyor. yaþadýðý d e b i r ziyaret evden öte edilibir anlam yor. H. SALÝH ZENGÝN taþýyan ve Daha kolaylýkla önce Türkiinternette ziyaye’nin tanýtýret edilebilen bir mý için dünya okul olma özelliði çapýnda projeler taþýyan bu evleri ziyay a p a n rete taþýyan 360tr ekibi, www.360tr.com multiproje aþamasýnda yaklaþýk 1.600 medya grubu, Topkapý Sarayý, adet özel VR panoramik fotoðraf çekimi Ayasofya Müzesi, Zeugma Müzesi, yaptý. Özel tekniklerle iþlenen VR panoramikler Mardin Süryani Kadim Kýrklar Kilisesi, Mardin daha sonra sanal tur haline getirilerek ziyaretçilere Zinciriye Medresesi, Þanlýurfa Balýklý Göl, Bodrum site üzerinden sunuldu. Sualtý Arkeoloji Müzesi’ni ayný yöntemle sanal Yüzyýlýmýzýn yetiþtirdiði önde gelen Ýslâm ortama taþýmýþtý. Site önümüzdeki aylarda Ýstanbul mütefekkirlerinden birisi olan Bediüzzaman Said 2010 Kültür Baþkenti Giriþim Grubu’na tüm ÝstanNursî, 1878’de Bitlis’in Hizan kazâsýna baðlý Ýsparit bul’un tarihi, mimari, sanatsal, kentsel yapýsýný nâhiyesinin Nurs köyünde dünyaya gelmiþ, 23 “360dereceÝstanbul” projesi ile internet ortamýna Mart 1960’da Þanlýurfa’da vefat etmiþti. Keskin taþýmak amacýyla kendi alanýnda dünyanýn “en zekâsý, hârikulâde hâfýzasý ve üstün kâbiliyetleriyle büyük sanal þehir” projesini baþlattý. Site ayný çok küçük yaþlardan itibâren dikkatleri üzerinde zamanda Çanakkale Savaþý’nýn tüm cephesini önütoplayan Said Nursî, normal þartlar altýnda yýllar müzdeki günlerde ziyaretçilere açacak. Bediüzzasüren klasik medrese eðitimini üç ay gibi kýsa bir man’ýn sürgünde yaþadýðý evleri ve Türkiye’yi gezzamanda tamamlayan, ilim erbabý olduðunu devrimek için www.360tr.com adresine girmeniz yeterli.

ür

gün evle

r in

e Bedi c ü re

an’ýn m a s zz

enginin malý, züðürdün çenesini yorar derler ya, yine öyle olacak; Bursa’da yaþayan bir emlâkçý vatandaþýmýz oðlunun sünnet mürüvvetini kutlamak için hadiseyi biraz abartarak gazetelerin diline düþmüþ bulunuyor. Bu cümledeki “dile düþmek” deyiþini kötü bir mânâya yormamalýsýnýz; nitekim bazý ayrýntýlarý öðrendikten sonra hep birlikte þu kanaate varýyoruz ki düðün sahibi, þu kutlama meselesini biraz da “dile düþmek” için kasden abartmýþ olduðundan bakýnýz aynen þöyle demiþ, “Sünnet töreninin uzun yýllar konuþulmasý için stadyum ve helikopter kiraladým. Üç gün üç gece sürecek düðüne katýlýmýn fazla olmasý için gazeteye ilan da verdim. Oðlum için tüm servetimi harcamaya hazýrým” Tabii tam bu noktada, sünnetlik çocuðun, “babacýðým, servetinin hepsini bu basit ameliye için harcama; birazýný bana býrak” diye itirazda bulunduðunu tahmin edebiliriz ama mürüvvet düþkünü baba kararlýdýr. Saati bilmem kaç Euro’dan helikopter kiralamasý, aile efradýyla beraber helikoptere doluþup evvela þööyle bir þehir turu atýldýktan sonra kiralanan stadyuma inmesi, stadyumda beþ bin kiþiye pilav üstü tavuk kýzartmasý ve ayran ikramýnda bulunmasý ve nihayetinde davetlilerin gazete ilaný ile stadyuma çaðýrýlmalarý hep bunu gösteriyor ki baba, meseleyi abartmakta kararlýdýr. Bu kadarla da yetinmiyor sevinçli baba; düðüne meþhur þarkýcýlarý, dansözleri çaðýrýyor (dansöz gelmemiþ); onunla da yetinmiyor, dinibütün davetlilerin hisli duygularýna hitab etmiþ olmak için (Türkçe yanlýþlarýnýn farkýndayým ama bu mevzuya uygun bulduðum için tercih ettim) meþhur Hâfýz mevlidhanlarýmýzdan bir hocayý “Kur’an-ý Kerim ziyafeti” için angaje etmeyi ihmal etmiyor. Tabii, her nevi eðlencelerin ayrýlmaz parçasý haline gelen Konya Mevlana Folklor ekibinin gösterisini de bu meyanda zikretmeyi lüzumsuz görüyorum. Ayýlana gazoz, bayýlana limon! Seküler davetlilere dansöz ve þarkýcý; “Bu ne rezillik, destuur, günaha girmeyelim durup dururken tövbe tövbe!” diye hoþnutsuzluk göstereceklere Hâfýz efendi”den Kur’an tilâveti. Caným Türkiyem! * Bitti sandýnýz deðil mi? Hayýr bitmedi! Oðlunun mürüvvetini görmek için su gibi para akýtmaktan çekinmeyen baba, açýldýkça açýlýyor ve diyor ki, “Oðlumu evlendirirken F16 kiralayacaðým.” Siz, “Yok yahu daha neler!” diye hayret ededururken ben baþka bir þeyi merak etmeye baþladým. Sünnetçiyi! Zavallý sünnetçi, mürüvveti bu kadar kýymetli bir erkek çocuðunu sünnet ederken, “Ezkaza operasyon esnasýnda elim titrer de bir yanlýþlýk yaparsam, Türk-Ýslâm âlemi bir daha kat’iyyen belini doðrultabilmez.” diye nasýl ecel terleri dökmüþ, nasýl streslere girmiþtir kim bilir? Þaka deðil, ucundan azýcýk kesilen þeyin sahibi, yarýn evlendiðinde

AHMET TURAN ALKAN

F-16’lara binecek, belki de uçak gemisiyle balayýna gidecek önemli bir insandýr. Ýnsanýn eli titremez mi? * Gazeteci milleti meraklý tabii, hemen sormuþlar: “Anladýk yel deðirmeni fakat suyu nerden geliyor”, yani, “Havaya savuracak bu kadar parayý nerden buldunuz, nasýl kazandýnýz?” meâlinde bir soru... Cevap: “Para hiç sorun deðil. Eþle dostla oldu, herkesten Allah razý olsun, ben itibarlý bir adamým, bunu eþle dostla yaptýk” Ey okuyucu, hemen eline bir kaðýt kalem alýyorsun ve ne kadar eþin dostun varsa liste halinde alt alta sýralýyorsun; sonra herbirinin karþýsýna, böyle mürüvvetli bir günde “eþ-dost”un size kaç para yardýmda bulunabileceklerini tahminen yazýp yekun çizgisini çekiyorsun... Neticeye bakýp aðlamak yok; haset etmek de yok. Onu iþin tâ baþýnda eþ-dost edinirken düþünecektiniz efendim. Geçelim. * Düðün sahibi bombayý sona saklamýþ... Basýn mensuplarýnýn ýsrarlý sorularý üzerine aðzýndaki baklayý çýkaran mutlu baba, “Benim de siyasi bir görüþüm var. Ben de milletvekilliðine adayým, parayý da ondan harcýyorum. Bugünden itibaren adayým” þeklinde konuþmuþ. Budur! Bunu da geçiyoruz ama! * Haberde en çok dikkatimi çeken ve hoþuma giden ayrýntýyý sona sakladým. Habere göre olay aynen þöyle cereyan etmiþ: Sünnet düðünü esnasýnda sahnede þarký söyleyen þarkýcýnýn baþýndan aþaðýya 10’ar YTL’lik banknot destesini savuran babasýnýn durumunu gören sünnetlik çocuk, paralarýn kapanýn elinde kaldýðýný görünce “Destur yiðidim, yettim!” diye düþünerek yataðýndan doðrulup piste koþmuþ ve babasýnýn yere saçtýðý paralardan toplayabildiði kadarýný derdest edip cebine indirmiþ. Ne düþündüðünüzü biliyorum... Neredeyse hepiniz, “Oðlan akýllý imiþ.” diye geçirmektesiniz içinizden. Ben de bu düþünceye katýlýyorum; oðlan akýllý fakat iþi zor; çok zor. Bu gidiþatla evlenme günü gelip çattýðýnda düðün bineði olarak -ki daha þimdiden mutluluk diliyoruz kendisine- deðil F-16’lara binmek, Doðan görünümlü Þahin bile bulabilmesi zor görünüyor. Nitekim yere saçýlan paralardan kurtarabildiði kadarýný kurtarmak basiretini göstermesi, durumun farkýnda olduðunu gösteriyor. Ne diyelim; iyi olur inþallah. * Þimdi diyeceksiniz ki, “Bize ne; adamýn parasý çokmuþ, harcamýþ, saçmýþ-savurmuþ; bize ne?” Ben de onu söylüyordum zaten, araya lâf girdi. Ýnanmayan bu yazýnýn ilk cümlesine yeniden göz atabilir.

de 360 de


GÜNDEM

ZAMAN

13 EYLÜL 2008

28 HOLLANDA

Modern Macellan’a okyanus dayanmýyor Ona ‘modern Macellan’ da diyebiliriz, maceracý Türk de. Önce dünyayý kas gücüyle dolaþmayý kafasýna koyan, arkasýndan da altý kýtanýn en yüksek yerine týrmanmayý planlayan Erden Eruç, geçtiðimiz mayýs ayýnda Pasifik Okyanusu’nu 314 günde geçerek Guinness Rekorlar Kitabý’na girdi. 2006’da baþladýðý ‘Altý Zirve’ projesi kapsamýnda bu baþarýya imza atan Eruç, ‘Rekorlar kitabýna girmek gibi bir niyetim yoktu, tesadüfen oldu.’ diyor.

EMÝNE DOLMACI

“O

kyanusta fazla bir eðlence yok elbette. Ama denizdeki yaþam düzene girdiðinde kürek çekmenin ötesinde günün her saatinde yapacak iþlerim oluyor ve zaman çabucak akýp gidiyor. Bazen yunuslarla bazen kuþlarla yolculuk ediyorum. Öðrencilerle görev addettiðim telekonferanslarý yapýyor, internet sitemize haber yazýyorum. Teknenin bazý iþleri de oluyor. Dolayýsýyla sýkýlmaya fazla bir zaman da kalmýyor.” Bu sözler, Pasifik Okyanusu’nu 312 günde geçerek Guinness Rekorlar Kitabý’na giren Türk denizci Erden Eruç’a ait. Teknesiyle California sahillerinden Papua Yeni Gine sularýna kadar tek baþýna kürek çeken Eruç, aslýnda bir rekor kýrmayý beklemiyormuþ. Ancak o, programý çer-

çevesinde okyanusta kürek çekerken, kendinden önceki rekoru da egale etmiþ oldu. Geçtiðimiz yýl temmuz ayýnda baþladýðý yolculuðu 17 Mayýs 2008’de tamamlayarak, daha önce 304 gün ile Ýngiliz okyanus kürekçisi Peter Bird’e ait olan tarihî rekoru devralan Eruç, bu süreçte toplam 9 bin 684 deniz mili mesafe kat etmiþ oldu. Pekin’de düzenlenen 2008 Olimpiyatlarý’nda Türk sporcular toplam 8 madalya kazandý. En iddialý sporcularýmýzýn bile elendiði olimpiyatlarda, yalnýzca bir altýn madalya görebildik. Ama durumun bir de olimpiyatlara yansýmayan, sessiz sedasýz, belki de hepimizin gözünden uzak taraflarý var. ABD’nin Seattle kentinde yaþayan Erden Eruç’tan söz ediyoruz. 46 yaþýndaki daðcý, denizci ve eski boksör Eruç’un hikâyesi, 11 yaþýnda babasýyla birlikte Erciyes’e týrmanmasýyla baþlýyor. 12 yaþýnda iken eline aldýðý bir kitapçýkta astronotlarýn hepsinin Amerikalý olduðunu görmesi ona uzaya çýkamayacaðýný düþündürüyor. 15 yaþýnda izlediði Amerikalý bir grubun Everest týrmanýþý ise daha sonraki dönemlerde yapacaklarý için ilham oluyor. Boðaziçi Üniversitesi’nde mühendislik eðitimi aldýktan sonra eðitimine Seattle’de devam eden ve kendi iþinde uzun yýllar çalýþan Erden Eruç, 1997 yýlýnda bir gün ofiste çalýþýrken karar vermiþ kas gücü ile dünya turu yapmaya. 2001 yýlýnda tanýþtýðý Ýsveçli daðcý Göran Kropp’la bu hayalini paylaþtýktan sonra, Seattle

yakýnlarýnda yaptýklarý bir kaya týrmanýþý sýrasýnda yuvarlanarak düþen Kropp’un hayatýný kaybetmesi, Eruç’un projesinin niteliðini de deðiþtirmiþ. “Stokholm’deki cenazeden dönerken, dünyanýn altý kýtasýndaki altý zirveyi iþaretledim. Bu benim hayalim oldu.” diyen Eruç, kürek çekerek ve pedal çevirerek dünyayý dolaþma planýna, arkadaþýnýn anýsýna, altý kýtanýn en yüksek daðlarýna týrmanýþý da eklemiþ. Tüm bunlardan sonra, ilk etkinliðine 2003’te baþlayan Eruç, ayný yýl Kuzey Amerika’nýn en yüksek zirvesi McKinley’e týrmandý. 2006’da Atlas Okyanusu’nu kürekle geçen ilk Türk unvanýný alan Eruç, bu yýl da Büyük Okyanus geçiþiyle bir dünya rekoruna imza attý. Okyanus’ta geçirdiði günleri, “Hayallerimi gerçekleþtirdiðim, sýrasýnda huzur bulduðum, sonrasýnda ise erdemi bulacaðým bir yolculuk benim yolculuðum.” sözleriyle tanýmlayan Eruç, bu süre zarfýnda tekneye ve kendisine zarar gelmemesi için büyük uðraþlar vermiþ. Þartlarýn zorlu-

ðundan dolayý kýsa süreli moral bozukluklarý yaþamýþ ancak geri dönmeyi hiç düþünmemiþ, “Ancak eþim hayýr deyince bu yolculuk durur.” diyor. Uydu telefonu baðlantýsý ve avuç içi bilgisayarý ile günlük haberleþmesini saðlamanýn yaný sýra, internet sitesine haberler hazýrlamýþ, öðrencilerle telekonferans yapmýþ. Yolculuða çýktýðý sýrada eþi Nancy Board’a, ‘Ölmeyeceðim, iflas etmeyeceðim ve seni kaybetmeyeceðim.’ diye söz

veren Eruç, teknesinin alabora olmasý durumunda boðulmamak için yolculuk boyunca kendini ayaðýndan tekneye baðlamýþ. Tek baþýna seyahatinde arkadaþlarý kuþlar ve balýklar olmuþ Eruç’un. En tehlikeli köpekbalýklarýndan ‘Beyaz uçlu köpekbalýðý’ takibini atlatmýþ defalarca. 3 köpekbalýðýný da yakalayarak kendisine azýk eden Eruç, “Ben köpekbalýklarýndan korkmuyordum. Onlar benden korkuyordu.” diyor.

Yolculuklar kitap olacak Kuzey Amerika’nýn en yüksek zirvesi McKinley’e 2003’te týrmanan Eruç, ikinci sýrada Avustralya’nýn en yüksek noktasý olan Kosciusko Daðý’na týrmanacak. Onu, Asya’nýn en yükseði Everest, Avrupa’nýn en yüksek noktasý Elbus Daðý, Afrika’nýn en yüksek zirvesi Kilimanjaro ve Güney Amerika’nýn en yüksek noktasý Arjantin’deki Aconcagua takip edecek. 2012 yýlýnda tamamlanmasý planlanan projeden sonra da durmak istemiyor Eruç. Çünkü, altý zirvenin öyküsünü, Atlas Okyanusu ve Pasifik Okyanusu geçiþini anlatan üç kitap hazýrlamayý planlýyor. Yolculuklar sýrasýnda edindiði tecrübeleri özellikle ilköðretim öðrencileriyle paylaþma hedefiyle, Around-n-Over Vakfý’ný kuran Eruç, Ýlkokullara Yardým Vakfý (ÝLKYAR) için de 50 bin Dolar baðýþ toplamýþ. Eruç’un bu yýlýn sonlarýnda tekrar devam edeceði yolculuðunun sponsorluðunu ise Aktaþ Grup üstleniyor.


29 HOLLANDA

SPOR

13 EYLÜL 2008

Foto: Ýsa Þimþek

ZAMAN TMOK 100 yýldýr var ama!.. Ýttihat ve Terakki iktidarýnýn hemen ardýndan kurulan Milli Olimpiyat Komitesi’nin þimdiki baþkaný Togay Bayatlý, TMOK’un 100 yýldýr siyasetten uzak durmak için çaba sarf ettiðini söylüyor. Ancak, TMOK’un resmi sitesinde, komitenin asýl görevi “Olimpik Antlaþma kurallarý çerçevesinde ve temel ilkeler doðrultusunda Olimpik Hareket’in ve sporun geliþtirilmesini saðlamaktadýr.” þeklinde belirleniyor. Bir dönem eski baþbakanlardan Adnan Menderes’in de baþkanlýk ettiði TMOK, kuruluþundan ancak 86 sene sonra, 1992 yýlýnda Türkiye’nin olimpiyatlara aday olduðunu açýkladý. Ancak o dönemde tek olimpik altyapýya sahip tesis Abdi Ýpekçi Spor Salonu’ydu. Olimpiyat için gerekli 33 ana tesisin ve 280 antrenman sahasýnýn hiçbiri yoktu. Bu cepheye silahsýz gitmek gibi bir þeydi. Peki bugün durum ne? Ýstanbul Olimpiyat Oyunlarý Hazýrlýk ve Düzenleme Kurulu (ÝOOHDK) Genel Direktörü Yalçýn Aksoy gerekli altyapýnýn % 40’ýnýn hazýr olduðunu söylüyor. Ama maddi imkânsýzlýklarýn bellerini büktüðünden de dem vuruyor. Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi’nden ve Spor Toto’dan aldýklarý paralarýn, 1 Nisan 2007 tarihi itibarýyla Maliye’ye devredildiðini, bu tarihten önce kendilerine direkt gelen paralarýn yaklaþýk bir yýldýr ödenek þeklinde aktarýldýðýný anlatýyor. Aksoy, üç ay sonra maaþlarý ödeyemeyecek duruma geleceklerini de iddia ediyor. Bir yýl öncesine kadar paralarýn doðrudan geldiði ama 2016 yýlýnda yapýlacak olimpiyatlara bile aday olunamadýðý düþünülürse parasýzlýktan yakýnmanýn bir anlamý da kalmýyor. Ataköy’deki Olimpiyat Evi’nin yanýnda bulunan ve 2011 yýlýnda Dünya Salon Atletizm Þampiyonasý’na ev sahipliði yapacak Sinan Erdem Spor Salonu’nun 14 yýldýr inþaat halinde olduðu düþünüldüðünde durumun vahameti ortaya çýkýyor. 14 yýlda bir salon bitirememek akla ziyan bir þey. Bütün bunlar bir araya geldiðinde Türkiye’nin olimpiyat düzenleme ihtimali, uzun yýllar hayalin ötesine geçemeyecek gibi görünüyor.

Elvan’a bayrak veremedik olimpiyatý nasýl düzenleyeceðiz! Pekin Olimpiyatlarý’nda bayanlar 5 bin ve 10 bin metre finalinde Türkiye’yi temsil eden ve gümüþ madalya kazanan Elvan Abeylegesse’nin bayrak arayýþý hafýzalardan silinmeyecek bir olaydý. 4 milyar kiþinin izlediði yarýþta sporcumuz, Türk bayraðýný alýp koþmak istedi ancak bu mümkün olmadý. Üstelik ayný sorun geçen seneki Dünya Atletizm Þampiyonasý’nda da yaþanmýþtý. Organize bir görüntüden uzak temsilcilerin, Elvan’ýn eline bir bayrak bile tutuþturamamasý, Ýstanbul’da tutuþturulmasý düþünülen bir olimpiyat meþalesinin aslýnda bizden çok uzak olduðunun iþaretçisi gibiydi.

Olimpiyat tarihimiz pek parlak deðil! 1896’da baþlayan modern olimpiyatlarýn tarihine bakýldýðýnda aslýnda Türkiye’nin öyle parlak bir geçmiþi yok. Neredeyse düzenlenmeye baþladýðýndan bu yana katýldýðýmýz oyunlarda tarihimiz eski olsa da ilk madalyamýzý 1936 yýlýnda, Türkiye Cumhuriyeti adýyla girdiðimiz üçüncü olimpiyatta ancak alabildik. Þimdiye kadar en baþarýlý yarýþtýðýmýz olimpiyatý da 60 sene evvel, Ýngiltere’de düzenlenen ve Türkiye’den giden sporcularýn toplam 12 madalya aldýðý Londra’da yaþadýk. 1932 Los Angeles Olimpiyatý’na mesafe ve maddi sýkýntý nedeniyle katýlamadýk. 1976 Montreal ve 1980 Moskova Olimpiyatlarý’ndan ise madalyasýz döndük. Güreþ dýþýnda aldýðýmýz madalya sayýsý ise çok az. 1948’de güreþ dýþýnda üç adým atlama dalýnda bir bronz madalya kazanabildik. 1984’te bokstan iki bronz madalya aldýk. Seul 1988’de ‘Cep Herkülü’ ilk defa halterde Türkiye’nin yüzünü güldürdü. 1992’de ilk kez judoda bronz madalya aldýk. Sydney 2000’de de ilk kez taekwondo’da madalyayla tanýþtýk. Çekiç atmada ilk madalyamýzý ise 2004 yýlýnda Atina’da düzenlenen olimpiyatlarda alabildik. Þimdiye kadar da 36’sý altýn 19’u gümüþ olmak üzere toplamda 76 kez kürsüye çýkabildik.

Sporda gerçek baþarý için olimpiyat düzenlemek þart Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Baþkaný Togay Bayatlý ile Pekin Olimpiyatlarý’ndan birkaç gün önce görüþmüþtük. O, tek altýn madalyayla döndüðümüz Çin’den, “5 altýnla dönersek baþarýdýr.” diyordu. TMOK’un tecrübeli baþkanýnýn tahminleri bile iyimser kaldý. Sporda gerçek bir atýlým için Türkiye’nin olimpiyat düzenlemesinin þart olduðunu söyleyen Bayatlý, TMOK’un son bir kaç yýldýr parasýz býrakýldýðýndan yakýnýyor.

MEHMET RIFAT YEÐEN

R

ekorlar olimpiyatý olarak anýlmaya baþlanan Pekin 2008’e her zamanki gibi umutlu gittik. Geçmiþte kazanýlmýþ büyük bir baþarýmýz olmasa da, ‘milli umutlarýmýz’ hiçbir zaman tükenmedi! Ancak, hezimet erken geldi ve her fýrsatta ‘ata sporumuz’ diye övündüðümüz güreþte müsabakalarýn ilk turunda minder dýþýnda kaldýk. Türkiye’ye tek altýn madalyayý getiren 66 kiloda mücadele eden Kafkas asýllý güreþçimiz Ramazan Þahin müstesna! Yaþanan bu geliþmenin ardýndan

“Sporda iyi bir çýkýþ yakalamak olimpiyat düzenlemeye baðlý” Mesele bu durumun nasýl

Büyükuncu’nun hocasýný Çin’e göndermedik!

Gerisinde kaldýðýmýz 12 ülkenin toplam nüfusu Türkiye’ye eþit! Sportif beceriyi nüfusa oranlamanýn ne kadar saðlýklý bir sonuç vereceði tartýþýlýr ama her fýrsatta genç nüfusa sahip olduðu için þanslý addedilen bir ülkenin sporcu yetiþtirme potansiyelinin de yüksek olacaðý bir gerçek. Ancak her nedense Pekin 2008’i, Jamaika, Beyaz Rusya, Macaristan, Norveç, Slovakya, Gürcistan, Moðolistan, Yeni Zelanda, Küba, Danimarka, Kazakistan ve Ýsviçre gibi ülkelerin bir hayli gerisinde tamamladýk. Bu saydýðýmýz ülkelerin nüfuslarý toplamýnýn ancak Türkiye kadar olduðunu düþünürsek, rakamlar daha çok þey ifade eder hale geliyor. 10 binden fazla sporcunun gittiði Pekin’e 68 sporcu göndermemiz bir baþka çarpýcý istatistik olarak karþýmýza çýkýyor.

Adalet Bakaný Mehmet Ali Þahin, olayýn vahametini, “Güreþi öðrettiklerimiz bizden iyi güreþiyor.” sözleriyle özetledi. Naim Süleymanoðlu ve Halil Mutlu gibi efsane sporcularýmýzýn sayesinde iddiamýzý en azýndan tarihsel referansla sürdürdüðümüz halterde ise durum farklý deðildi. Tel tel dökülen haltercilerimize tek teselli bayanlar 48 kiloda yarýþan Sibel Özkan’ýn gümüþ madalyasýyla geldi. Hal böyle olunca masa tenisi ve bisiklet gibi daha önce hiç katýlmadýðýmýz ya da okçuluk ve yelken gibi tecrübemizin yetmediði dallarda baþarý beklemenin de abes olduðunu anladýk.

düzeltilebileceðine geldiðinde iþler tam bir muammaya dönüþüyor. Olimpiyat maceramýza 100 yýldýr tanýklýk eden Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin beþ yýldýr baþkanlýk görevini yürüten ve uzun yýllar da TMOK genel sekreteri olarak gördüðümüz Togay Bayatlý, Türkiye’de bir olimpiyat düzenlemeden sporun kayda deðer bir sýçrama yaþayamayacaðýný söylüyor. 1988’de olimpiyat düzenleyen Güney Kore’yi ve bu yýlki olimpiyata ev sahipliði yapan Çin’i örnek gösteren Bayatlý, ancak bu yolla büyük bir atýlýmýn yakalanacaðýný ifade ediyor. Çin’in olimpiyatý aldýðý tarihten itibaren sporcu yetiþtirmeye aðýrlýk verdiðini anlatan Bayatlý, o ülkede baþarýnýn bundan sonra da devam edeceðini anlatýyor. Sporun yaný sýra Çin’in bilinirliðin de arttýðýný ifade eden Bayatlý, Seul 1988 öncesinde Kore mallarýna güvenin % 5’lerde seyrettiðini, sonrasýnda bu oranýn % 50’lere çýktýðýný ifade ediyor ve ekliyor: “Samsung, LG ve Hyundai gibi markalar olimpiyatlar sayesinde dünya devi oldu.”

Derya Büyükuncu ismini son 20 yýldýr duyuyor Türkiye. Son 5 olimpiyatta yüzmede Türkiye’yi temsil ediyor. Ancak henüz bir baþarý gösteremedi. Devlet bursuyla Amerika’da üniversite eðitimi alan 33 yaþýndaki sporcu, yüzme hocasýnýn da Çin’e gönderilmesini talep etmiþ ancak Bayatlý karþý çýkmýþ. Þimdiye kadar Büyükuncu için çok para harcadýklarýný ifade eden spor adamý, “Yüzme, 18-26 yaþ arasýnda yapýlýr. 27’yi geçince olmaz artýk bir þey. Zaten madalya için yarýþmýyor. Bu zamana kadar hep gönderdik. Çok para harcadýk. Amerika’da okuttuk. Hocasý geldiðinde ne yaptý ki, þimdi ne yapsýn?” diyor.

Togay Bayatlý


SPOR

ZAMAN

13 EYLÜL 2008

Rüya takýmýndan kefaret takýmýna ABD Basketbol Milli Takýmý, 2008 Pekin Olimpiyat Oyunlarý’na gelirken Amerikan basýný ekibe Kefaret Takýmý (Redeem Team) ismini takmýþtý. Tabii 1992’den bu yana ekibin takma adý olan “Dream Team” (Rüya Takým) nasýl kefaret takýmýna dönüþtü? Turnuva sonrasýnda çareyi bulmuþlardý ve görev tamamlanmýþ gibiydi.

ERAY SEPETÇÝ

1

936 Berlin Olimpiyat Oyunlarý’nda ilk kez programda yer alan Erkekler Basketbol Turnuvasý’ný 1972’ye kadar hep bu sporun mucidi ABD’li-

ler kazandý. Fakat 1972 Münih Olimpiyat Oyunlarý finalinde ABD, SSCB karþýsýnda son salise basketiyle maçý 51-50 kaybederek büyük bir þok yaþadý. Maç sonu itirazlar, basket geçerli mi deðil mi derken Sovyetler olimpiyat þampiyonu ilan edildi. Amerikalýlar ise kazandýklarý gümüþ madalyayý kabul etmediler (O madalyalar hâlâ Cenevre’de IOC merkezinde durur). O maçý da hiçbir zaman unutmadýlar ve kaybettikleri itibarý, üstünlüðü tekrar saðlamak istediler. Dört sene sonra, 1976 Montreal’de ABD unvaný tekrar aldý; fakat Sovyetler ile oynama fýr-

30 HOLLANDA

satlarý olmadý. Boykot nedeniyle 1980 Moskova’ya ABD katýlamadý, 1984’te bu sefer Los Angeles’ta Sovyetler gelmeyince tatsýz tuzsuz bir turnuva geride kalmýþtý. 1986 Dünya Þampiyonasý’nda Tyrone Bogues ve David Robinson’lý NCAA kadrosu, Sovyetleri finalde yenip þampiyon olunca bir nevi teselli bulunmuþtu. Lakin Olimpiyat Oyunlarý’ndaki zaferin tadý bambaþkaydý. 1988 Seul’de ABD, hem Yugoslavya hem de Sovyetler tarafýndan ezilince Sam Amca þapkayý önüne koyup düþünmeye baþladý. Uluslararasý Olimpiyat Komitesi’nin de olurunu alarak, “USA Basketball” diye adlandýrýlan milli takým kurumu, NBA yýldýzlarýndan oluþan bir kadroyu 1992 Barcelona Olimpiyat Oyunlarý’na götürmeye karar verdi. Jordan, Magic, Bird, Barkley, Ewing, Pippen, Malone, Drexler, Robinson gibi yýldýzlardan oluþan ekip Amerika basketbolunu tekrar en üst sýraya, hem de beklendiði gibi çok rahat bir biçimde taþýdý. Artýk Amerika Basketbol takýmýnýn ismi Rüya Takým olmuþtu. Buna uygun olarak 1996 Atlanta ve 2000 Sydney için de ayný kon-

septte ekipler hazýrlanýp, altýn madalyalar kazanýldý. Ancak bazý problemler su yüzüne çýkmaya baþladý. 90’larýn baþýnda NBA ile dünyanýn geri kalaný arasýndaki basketbol seviyesi daðlar kadardý. Fakat NBA’in giderek dýþ dünyaya açýlmasý, yabancý oyuncu sayýsýnýn a r t ý þ ý , Avrupa ve dünya basketbolu geliþirken Amerikalýlarýn yerinde saymasýna yol açtý. Ayný zamanda NBA’de olmayan alan savunmasýyla karþýlaþan yýldýzlar, bu farklý sistemler için de alarm vermeye baþladýlar. Tabii tehlikeyi gören David Stern hemen FIBA’daki bazý kurallarý lige tatbik etmeye baþladý. Ancak önce 2002 Indianapolis Dünya Basketbol Þampiyonasý’ndaki hezimet ve sonrasýnda Iverson, Duncan, yeni yýldýzlar Wade, LeBron James, Anthony gibi isimlerin yer aldýðý takýmýn 2004 Atina’da yaþadýðý sýkýntýlar ve bronz madalya, çürümüþ yapýnýn yeniden inþa edilmesi gerekliliðini ortaya koydu. Öncelikle NBA’e seçilme yaþý düþürülüp,

kolejde en az bir sene kuralý getirilip, yýldýz adayý basketbolcularýn olgunlaþmadan kendilerini kurtlarýn arasýna atmasýna engel olunmaya çalýþýldý. NCAA’in en önemli okullarýndan Duke Koleji’ni 1980’den bu yana çalýþtýran efsane koç, savunma üstadý, Mike Krzyzewski takýmýn baþýna getirildi. Yanýna Syracuse’den Jim Boeheim, ünlü NBA koçlarý Mike d’Antoni ve Nate


ZAMAN McMillan gibi önemli isimler yardýmcý olarak atandý. En önemlisi ülke çapýnda bir seferberlik haline gidilip, son yýllarda, genelde yorucu NBA sezonlarý nedeniyle dinlenmek isteyen, takýmdan affýný isteyen büyük yýldýzlara baský uygulandý. Milli takým kavramý iþlenip duruldu. Birkaç yýl öncesine kadar burun kývýran yýldýzlar bu yeni atmosfer içerisinde “onur kurtarýcý” takýmda yer almak için sýraya girdi. Ýki yýllýk bir “yeniden diriliþ” programý çizildi. 2006 Dünya Basketbol Þampiyonasý, asýl amaç olan 2008 Pekin’in bir kostümlü provasý gibi olacaktý. Provada yine hayal kýrýklýðý yaþandý. Kobe Bryant yaþadýðý sýkýntýlar nedeniyle takýma katýlamamýþtý. Ekip yine daðýnýk

görüntüsüyle ümit vermezken, yarý finalde Yunanistan’a maðlup olup bir büyük þok daha yaþadý. Son yýllardaki senaryo yine ortaya konmuþ, turnuvaya büyük umutlarla gelen Rüya Takým’ýn artýk bu unvaný hak etmediði konuþulmaya baþlanmýþtý. Fakat bir yýl sonra, olimpiyat elemesi olan Pan American Þampiyonasý’nda takým bambaþka bir havaya bürünmüþtü. Büyük yýldýzlarýn arasýndan ince eleme sýk dokuma yöntemiyle yeniden bir Rüya Takým yaratýlmaya çalýþýlýyordu. Aslýnda bu rüya takýmýn, daha çok savunma yapan, alan savunmasýna karþý hücum edebilen, daha çok yardýmlaþan, kaprislerden uzak versiyonuydu. 2008 NBA sezonu sonrasýnda Las Vegas’ta veri-

31

HOLLANDA

len hazýrlýk sürecinde takýmýn her maçýnýn iyiye gittiði konuþuluyordu. En önemlisi takým içinde yaratýlmaya çalýþýlan LeBron James-Kobe Bryant liderlik çekiþmesi problemini bile, iki yýldýz çok olgun açýklamalarla bertaraf etmesini biliyordu. Takým çok motive gözüküyordu. Sorunlarýyla tanýnan Carmelo bile tam bir takým oyuncusu olmuþtu. Özellikle olimpiyat oyunlarý baþladýktan sonra ABD’nin önce Ýspanya’yý (37 sayý farkla) sonrasýnda ise Yunanistan’ý çok rahat geçmesi kendine güvenin yeniden ortaya çýkmasýný saðladý. Bu takýmýn, 2000’den bu yana azap yoluna dönüþen ABD milli takým hikâyesinde kaybedilen her þeyi tekrar geri alabileceðine inanýyordu herkes. Basýn da

Rüya Takým yerine Kefaret Takýmý demeye baþladý. Bir bir eski hesaplar görülüyordu. Yarý finalde de Arjantin’i rahat geçen ABD, finalde karþýlarýnda inanýlmaz bir Ýspanya buldu. Sonuna kadar maçý býrakmayan, geriye düþse de gaza basan, R. Fernandez, J. Navarro, Ricky Rubio, Pau Gasol gibi isimlerin özel çabalarýyla müthiþ bir oyun çýkaran Ýspanya’ya karþý son dakikalarda Kobe Bryant ve Dwayne Wade direksiyona geçip altýnýn bir kez daha kaybedilmesine engel oldular. Kobe, “Son aylarda karþýmýzda adam gibi oynayan, bize harika meydan okuyan tek takým, muhteþem Ýspanya’ya karþý kazanýlan altýn madalyanýn anlamý çok daha fazla.” diyerek Ýspanya’ya övgülerini sundu. 2000’-

SPOR

13 EYLÜL 2008

deki son þampiyon takýmdan kalan tek isim olan Jason Kidd, takýmýn tutkalý olma görevini müthiþ yerine getirdi. O da “Artýk kefaret ödendi.” diyordu maç sonunda. Zaten takýmdaki duygu yoðunluðu Kobe ve Wade’in son çeyrekteki yüz ifadelerindeN net okunabiliyordu. Bu arada kutlamalar sýrasýnda, bazý oyuncularýn gidip NBC için yorumculuk yapan Doug Collins’e sarýlmalarý çok manidardý. Zira Collins, 1972 Münih’te madalyalarý kabul etmeyen takýmýn bir üyesiydi. Coach K ise maç sonrasý her þeyi özetliyordu aslýnda: “Tarihin en güzel maçlarýndan birinde yer almak, böyle güçlü ve muhteþem bir takýma karþý zafer kazanmak, takýmýmýzýn diriliþinde rol almak en büyük mutluluk.”


Nieuwlandplein 10-17, 3119 AH Schiedam * Tel.: 010 273 12 79 * Fax: 010 473 40 45 * Pazartesi/Cuma 08.00-22.00 * Cumartesi 08.00-20.00 * Her ayın ilk pazar günü açığız

ÖZ SAÇ YUFKA 500GR ÖZ ÜÇGEN YUFKA ÖZ UZUN YUFKA NORMALDE E1,65

0,59

YEDIGUN PORTAKAL/MANDALIN

RAMAZAN BOYUNCA

0,69

4x1.5 ltr

E1,25

NMS FİYATI

4.20

3 3.39

3.29

2.79

NETTO MEYVESULARI

2.65 2.99

4.99

4.99

5.50

5.99 5.9

2x1 ltr

1,49

1.75

1.35

5.95

2,665

4,69 4,

6.35 6.3

4,59

5.59

4.99

2,45

+ 10%

5.95

4.99

1,995

'X\GXN GX\PDGÅN GHPH\LQ 106âGH LQGLULPOHU 5DPD]DQ D\Å ER\XQFD GHYDP HGHFHN

PİYALE MAKARNALARI RAMAZAN BOYUNCA

NMS FİYATI

E0,59

0,65 65

1,65

1,50

1,19


Zaman Hollanda