Issuu on Google+


İçindekiler 4

DEMK Ailesi

5

Kapımızda Yeni Bir Tür Sınav

6-7

Türkiye’de Gıda Sektörü Tim Cook Hayat Hikayesi

Ne İş Yapar Bu Endüstri Mühendisleri ?

Patent ve Sinai Haklar

Haydar Yenigün 10-11 ile Röportaj

Atatürk ve Kültür

(Ford Otosan Genel Müdürü)

Yüksek Lisans Nedir ?

12-13

Endüstriyel Robotlar

14

24-25

26

Pamukkale Yazısı

27

Staj Deneyimleri

28

(Bosch ve Shell)

Süreyya Ciliv ile Röportaj

16-17

20-21

Sağlık Sektöründe 22 Bir Endüstri Mühendisi

Eğlence ve Endüstri

8

18-19

Anket Sonuçları

29

Karikatür ve Kelime Avı

30

(Turkcell Ceo)

Künye Genel Yayın Yönetmeni: Hakan UZUNER

Yayın Sahibi: Uğur ÜNLÜ

Genel Koordinatör: Ceren KAYNAK

Yayın Kurulu Başkanı: Yusuf TOKLUCU

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Hakan UZUNER

Genel Sekreter: Sponsor Sorumlusu: Yayın Kurulu Üyeleri: Teknik Konsept: -Abdullah ÖZKAN Seyhan TİLBAÇ Gökay YELTEKİN Nesi ZAKUTA -Elif Behice GENÇKURT -Dilan POLAT Dergi Tasarım: Selin DEMİROĞLU -Doğukan GÜRKAN -Ceren BANDIRMA 2

Dergi İçerik Yöneticisi: Zeynel Abidin KAÇAR

Basım: Güçlü Ajans Etiket ve Matbaacılık: İhlas Marmara Evleri 1.Kısım Büyük Çarşı No:66 Yakuplu/Beylikdüzü/İSTANBUL Yayın İdare Merkezi: (Yaygın Süreli) Acıbadem Mah. İşbankası Blokları B2/C Blok D:52 Kadıköy/İSTANBUL dogusyoungie@gmail.com


Editör Merhaba Değerli youngIE Dergisi Takipçileri, Dergimizin ikinci sayısı ile karşınızdayız. Öncelikle bu derginin çıkış sürecinde hiçbir fedakarlıktan kaçınmayıp, özverili ile çalışmalarını sürdüren değerli ekibime teşekkür ederim .Bu dergiyi okurken hem Endüstri Mühendisliğinin akademik yönünü hem de sosyal ve kültürel yönünü anlayabilmeniz için tasarladık.Birinci sayıdan farklı olarak daha çok insan ve toplum bilimlerindeki konulara ağırlık vermeye çalıştık. Çünkü işimizin asıl kaynağı olan insan faktörünü her zaman ön planda tutmanın bize mesleki ve insani açıdan çok daha fazla artı katacağını düşünmekteyim. Ayrıca bu sayımızda Turkcell Ceo’su Süreyya CİLİV ve Ford Otosan Genel Müdürü Haydar YENİGÜN ile yaptığımız röportajlar, mesleğimizi iş sahasında da tanımamıza yardımcı olacaktır. Endüstri mühendisliği diğer mühendislik dallarından farklı bir yapıya ve düşünce sistemine sahiptir. En önemli fark endüstri mühendisliğinin parçayı değil bütünü göz önüne alarak çalışması, sistemin bütünüyle ilgilenmesidir. İkinci önemli fark ise her türlü uygulamada insan faktörünü dikkate almasıdır. Bu sebeplerden dolayı temel doğa bilimleriyle olan ilişkisinin yanında sosyal ve kültürel bilimlerle de iç içedir. Bunun ispatını bu dergi olarak gösterebiliriz. Toplumda ki mühendislik algısına karşı youngIE dergisi tamamiyle endüstri mühendislerinin çıkardığı bir dergidir. Şu anda bu dergiyi eline almış okuyan bütün dostlarımıza, yazarlarımız adına teşekkür eder bol okumalı günler dilerim...

Hakan UZUNER

Genel Yayın Yönetmeni


DEMK AİLESİ Merhaba değerli arkadaşlar, Doğuş üniversitesi endüstri mühendisliği olarak aramıza yeni katılan arkadaşlarımızla büyümeye devam ediyoruz. Doğuş Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Kulübü olarak amacımız, üniversitemizdeki endüstri mühendisi adayları arasında “birlik ve beraberliği” sağlamak ve diğer üniversitelerdeki endüstri mühendisliği kulüpleriyle bir araya gelip geleceğin meslektaşlarını şimdiden tanıştırmak ve bilgi alışverişinde bulunurken üniversiteler arasında bağ kurmaktır. Akademik eğitimin yanında, grup halinde etkin bir şekilde çalışmak ve amaca ulaşmak için sürekli fikir alışverişinde bulunmak, gelecekteki meslektaşlarımızın sosyal ve kültürel yönden gelişmesine yardımcı olacak etkinlikler düzenlemek, ihtiyaç duydukları konularda yardım etmektir. Düzenlediğimiz teknik geziler, seminerler ve kongreler ile arkadaşlarımızı iş dünyasının önde gelen isimleri ve markalarıyla buluşturmak kulübümüzün bugüne kadar yaptığı etkinliklerdir. Kulübümüz dış yüzü YOUNGIE dergisi büyük bir emek göstergesi, ekip ruhunun en güzel ürünüdür. 2.sayımızda içeriğiyle yeni yüzüyle karşımızda. Bu zorlu çalışma da zamanını harcayan büyük bir fedakarlık örneği gösteren tüm youngIE ekibine ne kadar teşekkür etsem azdır. Hepsini ayrı ayrı kutlarım. 2. dönemde de 3. Sayımızın en az diğer sayılarımız kadar güzel bir youngIE çalışması olacağından kuşkum yok. Bu projeye katkı sağlayan Hakan UZUNER, Ceren KAYNAK, Seyhan TİLBAÇ, Yusuf TOKLUCU ve ismini sayamadığım diğer tüm ekip arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim. 2012 2013 akademik yılında yepyeni yönetim anlayışı ve projeleriyle 1 aylık süreçte kahvaltı organizasyonumuz ile kulüp üyelerimizle tanışma fırsatı bulduk.H 404 numaralı amfide büyük bir katılımla gerçekleştirdiğimiz toplantıda DEMK ailesine katılan yeni arkadaşlarımıza kulübümüzü projelerimizden bahsettik. Eskişehir SARAR ve PELİT ÇİKOLATA fabrikalarına düzenlediğimiz teknik gezilerimizle arkadaşlarımızı fabrikalarda gözlem yapma ve bilgi edindirmeyi amaçladık. Teknik gezilerimiz için yepyeni planlarımız devam etmektedir.Bu gezilerde bize destek olan Kartal ve Ataşehir belediyelerine ayrıca teşekkür ederim. 19 kasım da düzenleyeceğimiz Sektör Günleri projemizle 1. ve 2. Sınıf arkadaşlarımızla beraber düzenleyeceğimiz Gıda Sektörünü ele alacağız. Yılda 2 defa her dönem 1 farklı sektörün ele alınacağı sektör günlerinde amacımız Endüstri mühendislerinin sektörlerdeki yerlerini uzmanların anlatımıyla endüstri mühendisi adayı arkadaşlarımıza katkı sağlamak ve gelecekte seçeceği sektör hakkında fikir vermek. Kulübümüzün 2. Dönemin başında düzenleyeceği “Her Kafadan Bir Ses Çıksın” projesinde işe alım süreci mülakat ve iş deneyimleri konuşulacak. Mart 2013 de dördüncüsünü (4.) düzenleyeceğimiz Endüstri Mühendisliği kongresinde muhteşem konuşmacılarla Doğuş Üniversitesinde düzenlenecek en kapsamlı kongresini yapmayı amaçlamaktayız. Demk Ailesi olarak yine büyük projelerimizle 2012-2013 akademik yılında en iyisini yapacağımıza kulüp olarak inanıyoruz.

Uğur ÜNLÜ

DEMK Kulüp Başkanı 4


Kapımızda Yeni Bir Tür Sınav: Mezuniyet Sonrası İş Bulmak (MSİB) Mezuniyet aslında üniversiteye girişimiz ile fiilen başlar. Üniversiteye, ilk ve orta öğretimimizin yakamızdan düşmeyen giriş sınavları ile yoğrulmuş, kariyer hayalleri ile adımımızı atarız. “Yoğrulmuş” derken kendimize, benliğimize, sahip olduğumuz potansiyele en uygun kıvamı öğrene öğrene ilerlediğimiz ve “kendimizden olabileceklerin en iyisini ortaya dökecek” bir kariyer rotasından bahsetmiyoruz hiç kuşkusuz. Her birimizde bu sınavlar silsilesinde “başarılacak amaçtan” ziyade, açıkta kalmamak, akranlarından kopmamak kaygısının ağır bastığı bir algı oluşur. Endişelerimiz, kaygılarımız, korkularımız kendi çıkmaz sokaklarımızda başarıyla bize rehberlik eder. Üniversiteye kapağı attığımızda artık bir “meslek seçimi” yaptığımız ve buna uygun bir “meslek eğitimi” alacağımız, diplomasıyla da “artık bağımsız kendi ayaklarımızın üzerinde duracağımız” hayali ile son durağa ulaştığımızı sanırız. Meselenin en can alıcı noktası da budur işte: Bizi hayattaki amaçlarımıza ulaştırmakta, belki de en önemli rollerden birini oynayacak mesleğimize, aslında biz kaç durak yakınızdır? Gerçekten de içimizde, kaçımız üniversite tercih sıralamasında yaşadığı onca kafa karışıklığı ve onca gel-gitlerle harcadığı çabayı, mesleki gelişiminde de mükemmelliğe ulaşmak için sürdürür ? Mesleğimizde bizi farklı kılacak, tercih edilebilir olmamızı sağlayacak en büyük etmen, “biz”, sadece “kendimiz” olacağız. Bilinçli tercihlerimizin ışığında, bizler mesleğimiz vasıtasıyla hayatı nasıl algıladığımızı ve nasıl bir rol üstlenerek farklılığımızı ortaya dökeceğimizi ifade edebiliriz. Mesleklerimiz bizlere bu açıdan, birden çok yaşam aralığı sunar. Sadece sormamız gereken, hangi yaşam aralığı veya yaşam aralıkları, kendi bireysel amaçlarımız, hedeflerimiz ve değerlerimizle tutarlı, sürdürülebilir ve tatmin edici olacaktır? Üniversite yaşamı süresince, içselleştirilmeden, kendi amaç ve hedefleriyle örtüştürülmeksizin, salt mesleki eğitim ve öğretimin rehberliğinde yapılan bir eğitimin, bireye ufuk açmaktan ziyade bittiğinde, yapılmış bir turistik seyahete benzeyeceği kuşkusuz aşikardır. Bu yazının en temel vurgusu, artık “kendi ayaklarınız üzerinde bağımsız durmaya doğru” ehliyet kazanırken, sizlerin; -Ben kimim? -Ne yapıyorum? -Ne için, neden yapıyorum? -Sunacağım fayda, farklılık ne olacaktır? sorularına cevap ararken sizlere “son bir çağrıda” bulunmaktır. Mesleki yetkinliğinizin çıraklık belgesi diplomanız, ustalığınızın belgesi ise mesleki başarılarınız olacaktır. Bu nedenle iş ararken, sizlere güller, dallar açtıracak, zorlayacak, geliştirecek, her şeyden öte, “sizi siz yapacak”, “işte bu benim” dedirtecek sahneler, rotalar, fırsatlar aramalısınız. Aradığınız bu fırsatlar sizi kendinize yaklaştırmalı. Unutmayın, yukarıdaki satırlarda şunu sormuştuk: Bizi hayattaki amaçlarımıza ulaştırmakta, belki de en önemli rollerden birini oynayacak mesleğimize, aslında biz kaç durak yakınız? Ya da uzağız? Uzak olmadığınızı temenni ederek sözlerimi sonlandırırken, tutkuyla sarılıp, gecenizi gündüzünüze katarak, derin bir aldırmazlığın koynunda “boşver ben mi değiştireceğim” demeksizin, kendinize ihanet etmeden, alın terinizle kazandığınız ve fayda ürettiğiniz bir dünyanın, sizin ellerinizde cennete dönüşeceğini olan inancımı ve güvenimi ifade ediyor, “yolunuzun aydınlık ve bahtınızın açık olmasını” diliyorum.

Prof. Dr. Yasemin Claire ERENSAL 5


EĞLENCE VE ENDÜSTRİ Yeni bir dergi, yeni bir yazı, yeni bir heyecan… Şimdi dergimizi çıkarmamızdaki amaç endüstri mühendisliğini her yönüyle size anlatmak ve yaptığımız işlerle de endüstri mühendisliğini biraz daha size yakınlaştırmaktır. Ben ise bu dergideki yazımda endüstrinin sıkıcı olduğunu düşünen, endüstriyi sadece bir iş dalı gibi gören ya da endüstri mühendisliğini beğenmeyen kişilere endüstrinin belki de hiç fark edilmemiş başka bir yüzünden bahsedeceğim.

büyük bir ilerleme kat etmiştir. Eğlence endüstrisindeki asıl patlama ise 2. Dünya Savaşından sonraki dönemlere rastlamaktadır. 1930’lu yıllardaki Büyük Ekonomik Buhran boyunca eğlence üreticileri, o karanlık günlerin üzüntüsünden insanları kurtarmak için zevk verici aktiviteleri insanların hizmetine sunmuşlardır. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Hollywood sineması önemli oranda dikkat çekmeye başlamış, televizyonun ortaya çıkışı ve özellikle de yaygınlaşmaya başlaması ile de şekil değiştirmiştir. Televizyonun yaygınlaşması ve öneminin kavranması ile spora yönelik yatırımlar da artmıştır. Sözgelimi milyar dolarlarla ifade edilen televizyon yayın hakları, günümüzde Olimpiyat Oyunları, FIFA dünya kupası ve Formula 1 gibi büyük spor olaylarının yayınlanması bakımından büyük rekabetleri ortaya çıkarmıştır. Spor, bu yapısı ile canlı performansın elektronik, dijital ve sanal kanallar ile milyonlar ve hatta milyarlar olarak ifade edilen seyircilere ulaştırılmasını gündeme getirmiş ve bu gelişim devam etmektedir. Ülkemizde de gerçekleştirilen F1 Grand Prix yarışmaları dünya çapında milyarlarla ifade edilen kişilere ulaşmıştır. Bu da doğrudan ve dolaylı etkileri beraberinde getirmektedir. Benzer şeyler futbol için de söylenebilir. Ülkemizde futbol endüstrisinin ulaştığı konum, büyüyen bir endüstrinin en büyük göstergesini işaret etmektedir.

Endüstrinin eğlence yüzü… Şimdi günlük akti ve l e ri m i zi bir düşünelim. En basitinden yemek yemek, dinlenmek, çalışmak, spor yapmak, bir yerden bir yere gitmek gibi çeşitli eylemleri gün içerisinde gerçekleştiriyoruz. Ama bu eylemleri yaparken artık günümüzde televizyon, telefon, radyo vb. aletler bize eşlik ediyor. Böylece bu eylemleri gerçekleştirirken bir yandan mutlu olup eğleniyoruz. Yani teknolojik gelişmeler eğlence sektöründe önemli bir rol oynuyor. En başında da internet geliyor. İnternet ve diğer teknoloji aletlerinin gelişmesi ile eğlence alanının tanımlanması da değişiyor ve böylece yeni eğlence ürünleri ortaya çıkıyor. Film, televizyon, müzik ve spor gibi pek çok alanda milyonlarca dolarla ifade edilen eğlence formatları oluşturuluyor. Bunun yanında ABD’de her yıl binlerce insan eğlence endüstrisinde iş arayışına giriyor. Çünkü eğlence endüstrisi çok geniş yelpazeye sahip ürünler için kullanılan bir endüstri bölümü.

Günümüz dünyasında eğlence pazarı milyar dolarlar ile ifade edilen rakamlara ulaşmıştır. Pazar içinde yer alan şirketler de hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda daha büyük pay alabilmek için yeni stratejiler geliştirmektedirler. Artık eğlence pazarı kavramı, diğer pazarlama alanlarından ayrılarak kendine özgü yapısı ve politikası ile pazarlama dünyasında yer edinmeye başlamıştır. Teknolojideki gelişmeler, kitlelere ürün dağıtımını kolaylaştırıp artırarak, spor ve eğlence pazarlamasının değişimine neden olmuştur. Teknolojinin eğlencede yarattığı yeni dönüşüm ve değişimlerin sayısı fazla

Endüstri olarak eğlence 20. yüzyılın ilk yıllarından itibaren, özellikle sinema filmlerinin ortaya çıkışı ile 6


olmuştur. Sinema, radyo, TV, video kaydediciler, CD, DVD ve internet; dünya çapında eğlence ürünlerinin yayılmasını kolaylaştırmıştır.İnternet’in ortaya çıkış nedeni askeri amaçlı olmuştur. ABD’de 1960’lı yıllarda askeri projelerin bir parçası olarak ortaya çıkan İnternet, daha sonra gelişerek hemen tüm alanlara yayılmıştır. Soğuk savaş döneminin nükleer çatışma tehdidi yüzünden savunma amaçlı projelere büyük harcamalar yapılmaktaydı. 1969 yılında, ARPAnet adı verilen proje, birbirine bağlı bilgisayarlar ile oluşturulan iletişimle ülke savunmasını koordineli bir biçimde sağlamak amacıyla geliştirilmiştir. Projeye göre, herhangi bir bilgisayarın devre dışı kalması ağa bağlı diğer bilgisayarları etkilemeyecekti. Bugünkü İnternet’in temelini oluşturan bu projede, daha sonra aynı ağa başka yeni bilgisayarların eklenmesi ile ağın kapasitesi ve iletişim gücü arttı ve bugünkü düzeyine erişmiş oldu. İnternet’in gelişimindeki son aşama olan WWW (World Wide Web) olarak kısaltılan “Dünya Çapındaki Ağ” olmuştur. Bu ağ sayesinde milyonlarca bilgisayar ve bağlantı var olan dünya çapındaki ağlan kullanmakta ve bu sayede var olan bilgilere istenilen sürede erişim sağlanabilmektedir. İnternet, hemen hemen tüm alanlarda olduğu gibi eğlence alanında da yeni açılımların ortaya çıkmasına neden olmuştur. İnternet’in eğlence unsuru olarak kullanılmasında iki temel yaklaşım üzerinde durulur. Bunlardan ilki; İnternet üzerinden eğlence ürünlerinin satın alınmasıdır. İkincisi ise; İnternet’i eğlence unsuru olarak kullanmaktır. Müzik, film, video gibi eğlence bağlantılı ürünlerin İnternet üzerinden satın alınıp, İnternet üzerinden veya evde kullanılması eğlence olarak karakterize edilir. İkinci yaklaşım, İnternet’in bir yaşam alanı olarak kullanmasını ortaya koyar. Burada da online sohbet etmek, sanal topluluklara girmek, eğlenceli e-postaları alıp vermek ve İnternet’te oyun oynamak gibi durumlar söz konusu olur. Bazı durumlarda iki yöntemin çakıştığı veya kesiştiği noktaların varlığından söz edilebilir. Örneğin, bir tüketici oyun satın alarak veya oyuna ücretli üye olarak eğlenceyi yaşayabileceği gibi oyun esnasında kurduğu iletişim ile hoş vakitte geçirebilir.

lerin ortaya konmasını güçleştirir.

FİRMALAR:

NBC Universal News Corp: Televizyon ve film eğlencesi, kablo proglamlama ve temalı parklar yaparlar. Sony: Japonya kökenli çok uluslu şirketler topluluğudur. Topluluğun ana şirketi; Tokyonun Minato semtinde yerleşik olan Corporation’ dur. Sony yarı iletken üretiminde dünyada önde gelen 20 şirket arasındadır. Warner Bros: Entertainment, Inc. Warner Brothers (Warner Kardeşler) veya kısaca Warner Bros. Dünyanın en büyük film yapım ve TV yayım şirketlerinden biridir. Walt Disney Company: Eğlence sektöründe, dünyanın en büyük medya şirketidir. 16 Ekim 1923 tarihinde Walt ve Roy Disney kardeşler tarafından kurulan animasyon stüdyosu, büyüyerek Hollywood stüdyoları haline geldi.

FİLMLER & OYUNLAR:

1990’lardan 1999’a kadar sinema filmlerinden elde edilen gelir 12,8 milyar dolardan 24,9 milyar dolara ulaşmıştır. Film pazarlamasında ilk gösterim zamanı büyük önem taşır. Zira toplam gişe rakamlarının % 20’si bu zaman diliminde elde edilir. Bu nedenle, pazarlamacılar filmlere dönük bir marka imajı yaratmak için çok kısa ve dar bir zamana sahiptir. İmaj, filmle ilgili yapılacak lisanslama, ürün satışı, yaygın dağıtım ve perde gösterim sayısına zemin teşkil eder. İnsanlar gerek yaşamın kendisini gerekse boş zamanlarını değerlendirmede oyunlardan bir şekilde yararlanmaktadır. Günümüzde bu oyunların taşındığı önemli mecralardan biri bilgisayar ve dolayısı ile İnternet olmuştur. Oyun geniş alanı kapsayan bir kavramdır.

Eğlence endüstrisi boş zamanın artışına, iletişim araçlarındaki artışa, eğlence ürünlerinin artışına, teknolojik gelişmelerin artmasına, eğlence endüstrisindeki kar artışına, eğlence endüstrisinde pazarlamanın önem kazanmasına, eğlence olgusunun yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesine ve eğlence olgusunun küresel bir pazar haline gelmesine göre artmaktadır. Eğlence endüstrisinin bir dezavantajı ise eğlencenin türüne bağlı olarak eğlence yapılarının geniş anlamda farklılıklar göstermesidir. (komedi, drama, korku, şiddet, spor, sohbet, müzik, video oyunları gibi). Bu da eğlence için ortak özellik-

Oyunlar çevirim içi (online) veya çevirim dışı (off line) olarak oynanabilmektedir. Oyunlar mücadeleyi kapsayacak biçimde iki kişinin kendi aralarında mücadeleye girmesi veya PC’lerine karşı bir mücadeleye girişmesi ya da web aracılığı ile online olarak oyun oynamalarını kapsayabileceği gibi, çok oyuncu ile oynanan takım oyunlarını da içerebilir.

Mert Bilal BIÇAKÇI 7


Ne İş Yapar Endüstri Mühendisleri ? Keyifli sohbetlerin içindeyken konu mesleğimize geldiğinde; beklediğimiz ve kesinlikle de sorulan bu soruya ne cevap verilir ki? Bu sohbette, karsınızdaki kişi üniversite mezunu olabilir yahut üniversitenin yanından bile geçmemiş… Öyle bir cevap bulup vermeli ki: her iki ihtimalde de karşıdakini tatmin edebilesin. Mevzuya bahis olan sorunun kaynağı, aslında zannedildiği gibi cahillik veya gündemden uzak kalmak değil. Aslında bu sorunun sebebi ve insanların bilgisizliği; tam olarak endüstri mühendislerinin kendilerinden kaynaklıdır.Bizler mesleğimizin tanımını, genişleterek(çalışma alanlarımızın çokluğunu vurgulamak adına) kendimize meziyet yükleme derdine düşerken, insanlar bizim tanımlarımızdaki genişliği, belirsizlik olarak addedip konunun üzerine düşünme gereği dahi hissetmiyorlar. Dolayısıyla oluşan belirsizlik imgeleri bizleri daima sorularla muhatap ediyor. Aslında anlaması değil anlatması güç, bizim mesleğimizin tanımını. Bugün ki adıyla endüstri mühendisliği; sanayi devriminin ardından önemli bir mühendislik dalı olarak diğer mühendislik dalları arasındaki yerini almıştır. Bu dönemde üretimin boyutları ciddi artış göstermiş ve çalışma sistemlerinin daha komplike hale gelmiştir. Bundan dolayı; varsa sistemleri düzenleyecek, yoksa sistemler kuracak aynı zamanda uzun-kısa vadede yol haritaları çizecek insanlar, üretim sisteminin temel ihtiyaçları haline gelmişlerdir. Ayrıca; binlerce çalışan, binlerce çalışmayı bekleyen endüstri mühendisi olduğu halde bir endüstri mühendisleri odasının olmayışı, ülkemiz sanayisindeki mevcut konjonktürün endüstri mühendislerine ihtiyacını tartışmaya açmaktadır. Endüstri mühendislerinin hala MMO’ ya (Makine Mühendisleri Odası) bağlı olmaları ve EMO (Endüstri Mühendisleri Odası) için hiçbir çalışma yapılmayışı da bu durumu kanıtlar niteliktedir. Zaten bu şartlarda “ne iş yapar bu endüstri mühendisi” sorusu da tarafımızca abes karşılanmaz hale gelmiştir. Bizler; fikirleri, fırsatları değerlendirme adına yol haritaları çizenleriz. Bu yüzden mevcut sistemlere, gereğinden fazla içli dışlı olmadan biraz yukardan bakmamız gerekmektedir. Teknik uzmanlığımızın asgari seviyede olmasının sebebi de budur. Bu durum biz endüstri mühendislerini rahatsız etmediği gibi, bazılarımızca avantaj olarak bile nitelendirilir, zira kendimizi içinde bulmadığımız fakat anlayabildiğimiz birçok sistemde ve alanda fırsatlar yaratabiliyor oluşumuz, bize mesleğimizin kazandırdığı en önemli meziyetdir. Umarım bunun; hem siyasilerce hem iş adamlarınca fark edildiği zamanlar yakındır…

Semih ARİFER 8


Ford Otosan’ da geçen başarı dolu 25 yıl… Gelin hikayenin bütününü Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün ‘ den dinleyelim: -Kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz? 1964 yılı İstanbul doğumluyum. Evli ve bir çocuk babasıyım. Genellikle yoğun çalışırım. Ailemi ise ihmal etmemeye çalışırım. Denizde olmayı, yelken yapmayı, motosiklet ile gezmeyi ve ailecek gezmeyi çok severim. Özellikle yoğun çalışan insanların kendilerine ait hobilerinin olması gerektiğine inanırım. -Makine Mühendisliği’ni tercih etme sebebiniz neydi? Klasik bir cevap ama çocukluktan gelen merak diyelim. Ailemde hiç mühendis yok. Yani kimseden özenmedim. Ancak duyduklarım ve okuduklarımla ile bu mesleğin bana uygun olduğuna karar verdim. Üniversite tercihlerimde sadece makine mühendisliği vardı. Doğru seçim yaptığımı okula girdiğim gün anlamıştım. -Üniversite yıllarınızı nasıl değerlendirdiniz? O dönemde yapmış olduğunuz çalışmaların iş yaşamındaki başarılarınıza ne gibi katkıları oldu? Çok başarılı bir talebe sayılmazdım. Okul sonrası çalışmak yerine, dersi can kulağı ile dinler anlamadığım yerleri sorardım. Bu sayede sınav stresi hemen hemen hiç yaşamadım. Okulda sosyal birisiydim. Basketbol oynamayı ve briç oynamayı çok severdim. -Endüstri Mühendisliği hakkında neler düşünüyorsunuz? Okulda endüstri mühendisliğinde okuyan çok sayıda arkadaşım vardı. Boş saatlerimde onların derslerine de girerdim. Bana çok değişik gelen dersler vardı ve bunlardan çok zevk alırdım. Herhalde ikinci tercihim olurdu diyebilirim. -1987’ de mezuniyetinizin ardından Ford Otosan ‘da atölye mühendisi olarak işe başladınız. O dönemde Ford Otosan’ı tercih etmenizin belirli bir sebebi var mıydı? Ford’un hangi olanakları size cazip geldi? Ford Otosan da çalışmak benim mühendislikten mezun olmadan çok önce hayalimdi. Çünkü Otosan’ın diğer üretici şirketlerden farklı olarak mühendislik tarafının çok ağır bastığını biliyordum. Girdikten sonra da böyle olduğunu bizzat gördüm. Olanaklar konusuna gelince ben büyük bir arzu ile bu şirkete girdim. Amacım ise en üst seviyede mühendislik yapmaktı. Amacıma ulaştım. Bu arada farkında olmadan da yükselmeye başladım. Sonunda Ford Otosan’ın özveri ile çalışan herkese tüm kapıları açan bir şirket olduğunu da anlamış oldum. -Yaklaşık 25 yıldır Ford Otosan’da değişik pozisyonlarda yer aldınız. Bir şirketteki istikrarın avantajları ve sırları nelerdir? Dediğim gibi, biz üstün mühendislik altyapımız ve sürekli “gelecek ama sürdürülebilir bir gelecek” hedefi ile 10


plan program yapan ve bu programları da sıkı bir çalışmayla hayata geçiren bir şirketiz. Temelinde de bu vardır. Tabi bunu yaparken en değerli varlığımız olan insan gücümüzü de büyütmemiz ve geliştirmemiz gerektiğine inanıyoruz. Mutlu çalışanlar mükemmel ürünler ortaya çıkartırlar. Etraflarına pozitif enerji yayarlar -Kariyer yolculuğunuzu etkilediğini düşündüğünüz en büyük ‘iyi ki’ ve ‘keşke’ niz nedir? Ortaokul sonrası normal liseye gideceğime meslek lisesine giderek mühendisliğe ilk adımımı atmış oldum. Büyük bir teknik altyapı ile karşılaştığım İstanbul Maçka Meslek Lisesi bana teknik açıdan çok büyük bir fayda sağladı. “keşke” yi bulamadım! -Ford Otosan’da endüstri mühendislerinin yeri nedir? Örneğin karar mercilerinizde kaç endüstri mühendisi bulunuyor? Şirketimizin çeşitli kademelerinde endüstri mühendisleri çalışmakta. Yönetim kademesinde de hatta üst düzey yöneticiler içinde de endüstri mühendisleri var. Endüstri mühendisliği olaylara teknik olduğu kadar farklı bakış açıları ile bakmayı öğrettiği için bu mesleği seçen kişilerin kuvvetli bir vizyon sahibi olduklarını söyleyebilirim. -Ford Otosan gençlere ne gibi fırsatlar sunuyor? Şirketin şu anda geldiği global pozisyon olarak bir mühendisini ihtiyacı olan herşeyi sunabiliyoruz. 1.200 kişilik bir mühendislik merkezimiz var. Burada gerek Türkiye de üretilen araçların ARGE leri gerekse Ford un dünyada ürettiği araçlar için her türlü mühendislik ve ARGE projeleri yapılıyor. Üretimde ise en son teknoloji ile üretim yapan son derece hassas sistemlere sahibiz. Dizayn stüdyomuzda gelecek model araçlarımızın iç ve dış dizaynları ve malzeme seçimleri yapılıyor. Fabrikamızın çalışması için gerekli enerji sağlayıcı ekipmanlar, üretim yapmak için gerekli üretim kalıplarının imali gerek kapasite gerekse teknoloji açısından Türkiye’nin ve Avrupa’nın en üstünleri. Türkiye’nin en önde gelen yan sanayi şirketleri ile çalışan satınalma departmanımız, artık sadece Türkiye ye değil global Ford a da destek oluyor. Tüm bunları yöneten IT sistemimiz ise Türkiye de tek örnek. Tüm bunlar Ford Otosan’ı en çok tercih edilen şirket noktasına getiren en önemli etkenler. -Son olarak biz geleceğin mühendislerine ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz? Öğrencilik sürenizce her bir dakikanızı değerlendirin. Dersler ile birlikte sosyal hayatı, sporu da ihmal etmeyin. Çok yönlü insanlar hayatta her zaman daha başarılı olurlar. Meslek seçiminizi doğru yaptığınıza inanıyorsanız bu konuda artık kendinizi mesleğin kollarına bırakın. Kendinize sürekli sizi daha ileriye götürecek hedefler koyun. Kendinizi kendinizle yarıştırın. Başardığınızda da ödüllendirin. Hepinize başarılar dilerim.

Seyhan TİLBAÇ - Zeynel Abidin KAÇAR 11


Yüksek Lisans Nedir ?

yıllar önce lisans eğitimlerini tamamlamış iş profesyonelleri arasında tercih edilir olmaktadır.

Yüksek Lisans, Lisans eğitimi bittikten sonra devam edilen eğitime verilen isimdir. Tezli ve Tezsiz Yüksek Lisans olarak ikiye ayrılır. Yüksek lisans eğitimi “Master” olarak da adlandırılmaktadır. Yüksek lisans başvurusu yapmak için ALES sınavına girip yeterli puan almış olmanız ve başvuru yaptığınız programın gerekliliklerini yerine getirmeniz gerekmektedir.

MBA Nedir ? “embiey” şeklinde okunan ve “Master of Business Administration” kelimelerinin ilk harflerinden oluşan İngilizce bir kısaltmadır. Türkiye’de üniversiteler İşletme yüksek lisans programlarına bu ismi vermeyi tercih etmektedirler. MBA diye bilinen yüksek lisans eğitimi, işletme yönetimi alanında master yapmak anlamına geliyor. MBA Programı, kurumların her düzeyinde görev yapan ve bilgilerini yenilemek, güncelleştirmek isteyen profesyonellerle, kariyerini geliştirme çabasında olan ve yöneticilik vasfı kazanmak isteyen üniversite mezunlarının katılabileceği çağdaş ve etkin bir işletme yükse lisans programıdır. Eğitim dili çoğunlukla İngilizce’dir. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli üniversiteler bu eğitimi veriyor. Diğer yüksek lisans programları gibi İşletme Yüksek Lisansı da (MBA) tezli ya da tezsiz olarak, devlet veya vakıf üniversitesinde yapılabilir.

Tezli Yüksek Lisans: Tezli yüksek lisans programının amacı, öğrencinin bilimsel araştırma yaparak bilgilere erişme, bilgiyi değerlendirme ve yorumlama yeteneğini kazanmasını sağlamaktır.

Tezsiz Yüksek Lisans: Tezsiz yüksek lisans programının amacı, öğrenciye mesleki konuda derin bilgi kazandırmak ve mevcut bilginin uygulamada nasıl kullanılacağını göstermektir. Tezsiz yüksek lisans programı İkinci Lisansüstü Öğretim’de de yürütülebilir. Bu program toplam otuz krediden az olmamak koşuluyla en az on adet ders ile dönem projesi dersinden oluşur. Dönem projesi dersi kredisiz olup başarılı veya başarısız olarak değerlendirilir. Öğrenci, dönem projesinin alındığı yarıyılda dönem projesine kayıt yaptırmak ve yarıyıl sonunda yazılı bir rapor vermek zorundadır.

e-MBA: Uzaktan eğitim şeklinde yapılan MBA çeşididir. Ülkemizde bir çok vakıf üniversitesi ve bazı devlet üniversiteleri özellikle çalışma hayatında bulunanlara kolaylık sağlamak amacıyla e-MBA programları başlatmış bulunmaktalar. e-MBA programında dersler internet üzerinden verilmektedir. Eğitim süresi 3 yarıyıldır. Altı yarıyıla kadar uzayabilir. e-MBA eğitiminizi iş hayatınıza devam ederken sürdürebilirsiniz. Okula gitme ve belli saatlerde ders takip etme zorunluluğunuz olmadığından sizin için en uygun olan gün ve saatlerde derslerinizi alabilirsiniz. Teknolojinin bütün araçlarını kullanarak hazırlanan eğitimler bazen ses, bazen video, bazen de yazı formatında size sunulur. Dilerseniz canlı olarak video izleyebilir, hocalarınıza bilgisayarınızın başından soru yöneltebilir ve cevap alabilirsiniz. (Sanal Sınıf Uygulamaları).

MBA, e-MBA, EXECUTIVE MBA: Günümüzde başarılı iş adamlarının / iş kadınlarının özgeçmişlerindeki önemli ortak noktalarından biri de lisans eğitimleri hangi alanlarda olursa olsun yüksek lisans eğitimlerinde yurtiçi ya da yurtdışında bir MBA programı tamamlamış olmalarıdır. Kendi ülkemizdeki, Avrupa’daki, Amerika’daki ve dünyanın diğer yerlerindeki ortak kabul görmüş belki de yegane program MBA olmuştur. Temelde yönetim bilimleri derslerinin okutulması ve hangi iş alanı, hangi sektör olursa olsun MBA programında okutulan derslerin pratikte de kullanılabilirliğinin ispatlanmış olması sebebiyle MBA, e-MBA ve Executive MBA programları her geçen gün yeni mezunlar ve hatta

Executive MBA: Yönetici MBA anlamına gelir. Executive MBA öğrencileri, profesyonel iş deneyimine sahip kişilerden oluşmakta ve çok yoğun bir program takip edilmektedir. Belli bir sene yöneticilik deneyimine sahip ol12


Süresi Ne Kadar ?

mayanlar bu programa kabul edilmezler. Öğrenciler çalışanlardan oluştuğu için bu program genelde akşamları, hafta sonları veya online olarak verilmektedir. Katılımcılar genelde çalıştıkları şirketlerin özel sorunları ve problemleri üzerine proje çalışması yürütürler. Executive MBA programları daha çok pratik ve uygulamaya yöneliktir. Program 3 yarıyılda tamamlanır en çok 6 yarıyıla uzayabilir. Program bazı temel dersler ve dönem projesinden oluşmaktadır. Executive MBA başvurusu için ALES, Yabancı Dil Yeterlik Belgesi gibi belgelerin yanında okul tarafından talep edilen belli bir profesyonel iş deneyimi ve iş dünyasından referans mektupları istenmektedir. Hangi bölümden mezun olursanız olun Executive MBA programlarına başvurabilir ve kabul alabilirsiniz. Executive MBA programında derslere devam zorunluluğu vardır. Dersler mesai saatleri dışında (hafta içi akşamları ya da hafta sonları) yürütülmektedir. Üniversiteden yeni mezun olanlar profesyonel iş deneyimleri olmadığı için bu programa başvuru yapamazlar. (Profesyonel iş deneyimi olarak adayın mezuniyet tarihinden sonra yaptığı çalışmalar kabul edilmektedir.) Executive MBA ücretleri diğer MBA ücretlerine göre daha yüksektir. Güncel ücret bilgileri için üniversitelerin sitelerinden ya da öğrenci işlerinden bilgi alınması gerekmektedir.

Derslerin tamamlanması için tanınan süre tezsiz program için en çok 6 ve tezli program için en çok 4 yarıyıldır. Tezli programda tez süresi en çok 4 yarıyıldır.

Mezuniyet Ortalamam Kaç Olmalı ? Üniversiteler genel olarak yüksek lisans programları için 2.5/4 mezuniyet ortalaması istemekteler. Bazı üniversiteler daha düşük mezuniyet ortalaması ile de kabul ederlerken bazı üniversitelerse daha yüksek not ortalaması istemekteler. MBA Programları için üniversitelerin biraz daha esnek olduklarını belirtebiliriz. Başvurmak istediğiniz üniversite ve MBA türünü belirledikten sonra ilgili enstitülerden detaylı bilgi almanız gerekmektedir.

Work & Travel: Work & Travel program, Amerika Birleşik Devletleri tarafından desteklenen bir kültürel değişim programıdır. Work and Travel programı üniversite öğrencilerine boş olan yazlarını Amerika’da değerlendirerek uluslararası bir kültürel değişim yaşama ve tecrübe edinme fırsatını sunar. Work and Travel katılımcılarına, özel bilgi ve beceri gerektirmeyen sezonel işlerde maksimum 4 ay süre ile Amerika’da çalışma ve kalma hakkı veren program, öğrencilere edinecekleri tecrübeyi minimum maliyete getirebilme olanağı sağlar. İsteyen öğrenciler program bitiminde toplam program süresini aşmayacak şekilde 25 güne kadar Amerika’da seyahat ve eğlenme amaçlı da kalabilirler.Bu sayede katılımcılar yaşam masraflarını karşılayarak minimum maliyetle bir yazlarını Amerika’da geçirme imkanı elde eder ve Amerikan kültürünü yakından tanıma, farklı kültürlerden insanlarla tanışma, kendi kültürünü yeni insanlara aktarma, İngilizce bilgi ve becerilerini geliştirme imkanı bulur, zengin tecrübelerle ülkelerine dönebilirler. Yüksek Lisans, MBA, sertifika v.b programları Work & Travel gibi yurt dışı deneyimi de elde ederek yapabilirsiniz. Bunun için daha detaylı bilgi almak istiyorsanız Mart 2013 ‘te İstanbul’da düzenlenecek 23.İEFT Yurt Dışı Eğitim Fuarından alabilirsiniz.

Kimler Başvurabilir ? MBA Eğitimi alabilmek için dört yıllık bir yüksek okulu bitirmiş olmanız gerekiyor. Bitirdiğiniz lisans programının “işletme” olması da şart değil. Çeşitli meslek ve akademik çevrelerden gelenler de MBA eğitimi alabiliyorlar. Bugün MBA’i tercih edenlerin büyük bir kısmını, işletme dışındaki alanlardan gelmiş kişiler oluşturuyor.

Ne Kazandırır ? MBA, iş çevrelerinde özellikle büyük firmalar tarafından kabul görmüş bir eğitim derecesi olduğu için, bu eğitimi almış olmanız görüştüğünüz firmalar üzerinde olumlu bir etki bırakmanız anlamına da geliyor. Ayrıca iş koşullarınız, alacağınız ücret ve iş yerindeki konumunuz da bu yaklaşımdan olumlu yönde etkileniyor.

Doğukan GÜRKAN 13


ENDÜSTRİYEL ROBOTLAR taklit etmektedirler fakat insanın düşünce ve hareket tarzını kopy a l a y a m a z l a r. Bazen insanların sahip olmadıkları metotlar ve özellikler yardımıyla bir insanın gösterebileceği performansın üzerine çıkarlar. Ayrıca işçilerin görevde olduğu sürecin % 15-20’lik bir bölümü ortaya çıkan yorgunluğun giderilmesi ve diğer ihtiyaçların karşılanması için geçer. Bu süre robotlarda % 2’yi geçmemektedir ve yorgunluk ve dikkat kaybı söz konusu olmadığından hatalı imalat sayısı insanın neden olduğu hatalı imalat sayısına göre neredeyse 0’dır. Böylece hatalı imalatın üretim maliyetindeki payı çok düşük kalır.

‘Robot’ kelimesi ilk olarak 1921 yılında Çekoslovak oyun yazarı Karel Capek tarafından yazılan Rossum’s Universal Robots adlı bilimsel oyunda kullanılmıştır. Robot kelimesi Çekçe de köle gibi çalışan anlamına gelen “robota” ve “robotnik” kelimelerinden türemiştir. Robotun tarihçesine bakılacak olunursa 3000 yıl önce robot fikri üzerine roman yazımı ile başlayan gelişme, M.Ö. 1000’de abaküsün icadı, 1623’te dört fonksiyonlu hesap makinesi, 1801 ‘de otomatik dokuma tezgâhları, 1938’de programlanabilir sprey boyama makinesi, 1939’da ilk elektronik bilgisayar, 1956’da ilk programlanabilir robot tasarımı, 1973’te ilk minibilgisayar kontrollü endüstriyel robot olarak süregelmiş ve günümüzdeki yapay zekâlı gelişmiş endüstriyel robotlara ulaşmıştır. ISO TR 8373 tanımına göre endüstriyel robot, üç veya daha fazla programlanabilir ekseni olan otomatik kontrollü, programlanabilir, çok amaçlı, bir yerde sabit duran veya tekerlekleri olan endüstriyel uygulamalarda kullanılan manipülatördür. Amerikan Robot Enstitüsü ise robot tanımını, “programlanabilir, çok fonksiyonlu, malzemeleri, parçaları, aletleri ve özel aygıtları taşıyabilir ve çeşitli programlanmış fonksiyonları yaparak çeşitli görevleri yerine getirir” şeklinde yapmaktadır. Robotlar, bugün mevcut olan otomasyon sistemlerinden sadece birini oluşturmalarına rağmen en esnek otomasyon sistemi olma özelliğine sahiptirler. Robotun en büyük iki temel özelliği; değişken olması, başka deyişle birçok değişik işi yapabilme ya da aynı işi değişik yollarla yapabilmesi ve oto adaptasyon, başka deyişle çevresiyle interaktif ilişkiler kurarak amacını kendi kendine gerçekleştirebilmesidir. Bir operasyon dizisinde işlem sırası değiştirildiği takdirde veya gerçekleştirilenlerden çok farklı yeni operasyonların yerine getirilmesi istendiği zaman, robotlar yapılması gereken değişikliklere kolayca uydurulabilirler. Günümüzde endüstriyel alandaki robotlar, insan işçilerin sıkıcı, kötü, tehlikeli veya çok ince görülmesi gereken işlerde yerini almak üzere tasarımlanmaktadırlar.Yaptıkları hareketlerde insan hareketlerini

Türkiye’de Endüstriyel Robot Kullanımı:

Yapılan bir araştırmaya göre robot kullanma özelliği yüksek olan 101 firmaya bir anket gönderilmiş ve bunlardan sadece 25’inden cevap alınabilmiştir. Anketi yanıtlayan 25 firma arasından aşağıda verilen 9 firma robot kullandığını belirtmiş, diğerleri ise üretimlerinde robot kullanmadıklarını ifade etmişlerdir. Bu firmalar da otomotiv, gıda, ev aletleri, lastik, makine ve tel, kablo gibi çeşitli sektörlere dâhil firmalardır. Anketler sonucunda en çok robot kullanımının otomotiv ve otomotiv yan sanayisinde görüldüğü bunları da cam ve seramik üretimiyle beyaz eşya üretiminin takip ettiğini anlaşılmıştır. Ülkemizde işçilik, sanayileşmiş ülkelere göre çok düşük olmasına rağmen büyük sanayi kuruluşlarımızın yoğun olarak, orta ölçekli olanların ise yavaş yavaş robot kullanmaya başladığı gözlenmektedir şeklinde iyimser bir tablo çizebilmemize rağmen, sanayileşmiş ülkelerle karşılaştırdığımızda da görmekteyiz ki kullandığımız robotlar sembolik denecek kadar azdır. Dünya’ya bakıldığından Japonya en fazla robota sahip olan ülke olarak görülmektedir. Japonya’yı ABD ve Almanya izlemektedir.

ÜLKELER Japonya

ROBOT SAYISI 399629

ÜLKELER Fransa

ROBOT SAYISI 14784

ABD Almanya İtalya

70858 60000 25363

İngiltere İspanya Türkiye

8751 5954

Not: Veriler 2007 yılına aittir. (Doç. Dr. Semra Durmuşoğlu’nun yazısından yararlanılmıştır.) 14

Damla TOROS


MOBİL İLETİŞİMİN KAHRAMANI DA “ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ” netici olarak çeşitli görevler üstlendim.Ocak 2007’den bu yana Turkcell’in Genel Müdürü olarak çalışıyorum.

“Öğrenmeye, kendimi geliştirmeye son derece açık olmam ve bir sonraki adım için hep hazır olmam başarılı olmamı sağladı.” diyen Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, hakkında merak edilenleri siz YOUNGIE okurları için tüm içtenliği ile cevapladı. -Türkiye’nin en başarılı mühendis ve yöneticilerinden biri olan Süreyya Ciliv kimdir? Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz? Zonguldak’ta doğdum. Ankara Fen Lisesi’ni bitirdim. TÜBİTAK’ın düzenlediği Matematik Yarışması’nda 1973’te Türkiye 3.sü oldum. Ardından 1977’de aynı yarışmada Türkiye 2.si olarak kazandığım Sümerbank bursuyla üniversite eğitimi almak üzere ABD’ye gittim. 1981’de Michigan Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği ve Endüstri Mühendisliği bölümlerini bitirdim, sonrasında 1983 yılında ise Harvard Üniversitesi’nden MBA derecemi aldım. Profesyonel hayata ilk adımımı, Massachusetts eyaletindeki Metagraphics Company ’de Yazılım Geliştirme Mühendisi olarak attım. Daha sonra aynı şirkette Uluslararası Satış ve Pazarlama Direktörlüğü’ne terfi ettim. 1987 yılında Novasoft Systems şirketini kurduk. Takip eden on yıl içerisinde bu şirkette Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı pozisyonlarında bulundum. 1997 senesinde Türkiye’ye Microsoft Ülke Müdürü olarak döndüm. 2000 yılında ise şirketin Amerika’daki merkezine atandım. 2007 yılına kadar Microsoft Global Satış, Pazarlama ve Servisler Grubu’nda üst düzey yö-

-1976 yılında ODTÜ Elektrik Mühendisliği’ni kazanıp ardından ODTÜ’ nün boykotlar nedeni ile kapanmasının ardından ABD’ ye Endüstri Mühendisliği eğitimi almaya gidiyorsunuz? Neden Elektrik Mühendisliği bölümüne devam etmediniz? Endüstri Mühendisliği’nde size cazip gelen neydi? Burs sınavına girdiğim yıl Eğitim Bakanlığı ve Sümerbank Amerika’da sadece Endüstri Mühendisliği için burs veriyorlardı. Bu nedenle Endüstri Mühendisliği bölümüne gittim. Endüstri Mühendisliği’nde öğrendiklerim de özellikle “optimizasyon” ve “decision analysis” dalları iş hayatımda hep yol gösterici, en çok kullandığım bilgiler oldu. Bununla birlikte eğitim ve meslek hayatımda kararlarımı verirken aklımda hep aynı soru vardır: “İlerideki çağda hangi teknolojiler, hangi kabiliyetler gerekecek, buna hazırlıklı olmak için hangi yollardan geçmek gerekir?” University of Michigan’a başlayacağım dönemde, orada yaşanan değişim ve farklı hayat dikkatimi çekti. New York’ta bir iki ay kaldıktan sonra okulum için Michigan’a gittim. Gece kaldığım otelde bir türlü uyuyamadım ve gelecek üzerine düşünmeye başladım. “Ben ne yapmalıyım?” sorusuna cevap aradım ve New York’taki gözlemlerimi düşünerek bilgisayara odaklanmaya karar verdim. Bu yüzden University of Michigan’da kendi çabamla ikinci bir derece aldım bilgisayar mühendisliğinde. -Michigan Üniversitesi’nden bilgisayar mühendisliği ve endüstri mühendisliği dallarında çift diploma ile mezun oldunuz. Bu kombinasyon ortaya nasıl bir şey çıkardı? Endüstri mühendisliği diğer mü16

hendisliklere göre farklı bir yapı ve bakış açısına sahip. Endüstri Mühendisliği parçayı değil, sistemin bütününü değerlendirmek üzerine kurulu ve bu açıdan çok değerlidir. “Malzeme, zaman ve enerji gibi kaynakları en verimli biçimde nasıl kullanacağız?” sorusunun yanıtlarını arıyor. Ayrıca temel doğa bilimlerinin yanı sıra sosyal bilimlerle de iç içe bir bölüm. Bilgisayar mühendisliğine gelince… 1975’te Microsoft’la başlayan PC devrimi tüm dünyayı kökten değiştirdi. Yazılım ve donanım sistemlerindeki hızlı gelişmeler bilgisayar sistemlerini mühendislik sistemlerinin ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Turkcell’in hizmet verdiği telekomünikasyon sektörü başta olmak üzere, ulaşımdan sağlığa, tekstilden tarıma tüm sektörlerin bilgi işlem sistemlerine, verimlilik artışı için bilgi ve iletişim teknolojilerin sunduğu olanaklara büyük bir gereksinim var. Geriye dönüp baktığımda, çift ana dal yapma kararımın kariyer yolumda, dünyaya bakışımı şekillendirmesinde büyük bir etkisi olduğunu görüyorum. -İlk iş seçiminizi büyük ve tanınmış firmalar yerine o zamanlar Boston’da yeni kurulmuş olan Metagraphics firmasından yana yapıyorsunuz. Bunun nedeni neydi? Bizler ilk iş seçimimizde neleri göz önünde bulundurmalıyız? Aslında aynı dönemde çok daha yüksek maaş ve pozisyonlu görevler teklif edilmişti bana. Her zamanki gibi “bu iş bana hangi donanımları getirecek, hangi iş beni hayal ettiğim yönde geliştirecek” diye düşündüm ve maaşı diğer seçeneklere göre daha az olan Metagraphics’te karar kıldım. Firmada beni en çok heyecanlandıran konulardan birisi de şirketin hisse opsiyonlarıyla başarılı çalışanlarını kendi ortağı konumuna getirmesiydi. Orada 4,5 sene çalıştım. Kısa bir ayrılık döneminden sonra aynı şirketin en büyük ortaklarından birisi olarak döndüm.


-Bize biraz NovaSoft’dan bahsedebilir misiniz? NovaSoft’un hayatınızdaki yeri ve size neler kattığını merak ediyoruz. NovaSoft kendi kurduğum bir firmaydı. İngiliz bir arkadaşımla beraber Boston’da kurduk. İki kişi, çok düşük mali imkanlarla kurduk. Bu firmayı daha sonra dünyanın kendi konusundaki ikinci firması haline getirdik. İki yüz tane yazılım mühendisinin çalıştığı bir firma haline getirdik. Ve dünyanın en büyük yatırımcılarından Morgan Stanley, Bank of America gibi firmalardan yatırım desteği alarak büyümesini devam ettirdi. Ben sonra ayrıldım, Türkiye’ye döndüm. Bu deneyimin hayatımdaki yeri büyüktür. Bu şirketi kurup büyütürken çok yönlü, çok değerli bir tecrübeye sahip olmamı sağladı. Şimdinin ekonomisine ‘start-up’ tabir edilen genç girişimcilerin kurduğu küçük şirketler yön vermeye başladı. -Dünya İletişim Ödülleri 2009 da (WCA/World Communication Awards 2009) ‘’Yılın CEO’su’’ ödülünü aldınız. Ülkemiz ve Turkcell için gurur verici olan bu büyük başarınızın sırlarını biz geleceğin mühendisleri ile paylaşabilir misiniz? Bana ödül veren organizasyon, World Commuunication Awards’un jürisi bu ödülü verme nedeni olarak “Türkiye’de iletişim ve teknoloji sektörünün gelişmesine yaptığı katkı, Turkcell Grup çalışanlarını sürekli yenilikçiliğe yönlendirmesi ve 2008/2009 yıllarındaki başarılı çalışmaları” notunu düşmüştü. Bahsettikleri dönem, büyük bir inançla yatırım yaparak, çalışarak 3G’yi ve dünyanın en iyi mobil iletişim altyapılarından birini Türkiye’ye kazandırmak için yoğun bir biçimde çalıştığımız dönemdi. Her zaman söylediğim gibi başarı bir ekip işidir. Şu anda Turkcell Türkiye’nin lider teknoloji ve ileti-

şim şirketi ise bunda grup bünyesinde çalışan 12 bin kişilik Turkcell ekibinin yanı sıra bayilerin, iş ortaklarımızın ve Turkcell ekosistemindeki 80bin kişinin emeği ve başarısı vardır. Yine aldığım ödülde de büyük bir takımın, Turkcell ailesinin çok çok büyük payı var. -Sürekli farklı bir yeniliği hayatımıza katan Turkcell’in büyümesi ve gelişmesi için ne gibi riskler alıyor ve risk yönetimini nasıl gerçekleştiriyorsunuz? Risk almadan başarı olmaz, ama riskleri minimize etmek gerekiyor. Bir vizyonunuz varsa, inançla bu yolda gereken adımları atmanız lazım. Her adım riskler içerir ama doğru analizler ve tutarlılık başarıyı beraberinde getirecektir. Biz 3G’yi Türkiye’ye kazandırmak için çalıştığımız dönemde rakiplerimiz “Türkiye için çok erken” diyorlardı. Bazıları da “neden 3G, başka teknolojiler var, kendinizi riske, paranızı çöpe atmayın” gibi yorumlar yapıyorlardı. Biz ise ekip arkadaşlarımla bir vizyonu paylaşıyorduk, hedeflerimiz vardı, analizler yapıyor ve her bir seçeneği değerlendiriyorduk. Sonuçta doğru bir konuda, doğru ��srarımızın neticesinde bugün Türkiye ve Dünyanın en iyi teknolojik alt yapılarından birine sahip. Bu topraklar teknolojik bir dalgayı ilk defa zamanında yakaladı. Bugün World Economic Forum ve INSEAD’ın raporuna göre Türkiye mobil iletişim kapsamasında dünyada birinci sıradaysa, fiber altyapımız sayesinde evlere kadar 1000 Mb internet götürüp, Türkiye’de dünyayı ilk dört ülkeden biri haline getirmişsek, Apple’ın kurucusu Wozniak “Türkiye’deki 3G, ABD’deki 4G’den daha hızlı” diyebiliyorsa ne mutlu bize… -Turkcell’in başarısında endüstri mühendislerinin payı nedir? Biz endüstri mühendisi adaylarına Turkcell’in kapısı her zaman açık mıdır? Belirttiğim gibi Endüstri Mühen17

disliği eğitimim sırasında öğrendiğim bilgiler başarılı olmama hep yardımcı oldu. Tüm mühendislik dallarına ve tabii Endüstri Mühendislerine de Turkcell’in kapısı sonuna kadar açık. ‘Operations Research’, ‘Systems Analysis’ ve ‘Decision Analysis’ gibi dersler iş hayatında başarı için çok önemli. Nihayetinde hayat ‘optimizasyon’ üzerine kurulu. Bazı fonksiyonları minimize etmeye bazılarını ise maksimize etmeye odaklanarak bir denklem kurabilmek hem özel hayatta hem de iş hayatında başarılı ve mutlu olabilmenin anahtarı. Turkcell’de birçok farklı kademede çok değerli Endüstri Mühendisleri Turkcell’in başarısı için çalışıyor. -Son olarak bizlere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz? Her zaman önerdiğim bir takım temel özellikler var: Dürüst olun, çalışkan olun, öğrenmeye hevesli olun, yenilikçi olun, kendinize güvenin ve cesur olun. Başarı emek ve sabır istiyor, kısa yollara sapmayın. Sizin biraz çılgın hedefler, çılgın projeler peşinde olmanız lazım. Bugün belki bizim bile düşünmediğimiz konular, geleceğin parlak işleri olacaktır. O yüzden okulda araştırmanız, bol bol okumanız, önümüzdeki 10-15 yılda dünya insanına nasıl katkılı işler yapabilirim konusunu düşünmeniz lazım. Turkcell’de aynı ekipte birlikte çalıştığım genç kardeşlerime de hep bu tavsiyelerde bulunuyorum. Onların yorum ve görüşlerinden ve dünyaya bakışlarından da her zaman cesaret ve enerji alıyorum.

Seyhan TİLBAÇ-Duygu ALTAY


TÜRKİYE GIDA SEKTÖRÜ

büyük bölümünde varlığını korumaktadır. Bu nedenle perakendeciler, gıda üreticilerinden daha yüksek standartlar talep ettikçe ve de yatırımlar sayesinde sektörde önemli iyileştirmeler gerçekleştikçe gıda sektörü daha gelişmiş bir hâle gelmektedir. Organize perakendeciliğin yaygınlaşmasıyla ve net gelir seviyesinin yükselmesiyle birlikte, Türk tüketicilerinin tüketim tercihleri hazır yemekler ve dondurulmuş yiyecekler gibi paketlenmiş ve işlenmiş gıdalara kaymıştır. Buna ek olarak, tam zamanlı işlerde çalışan kadın sayısının artması, dondurulmuş ve hazır gıdaya olan talep artışını desteklemiştir. Avrupa’da kişi başına paketlenmiş gıda tüketimi en düşük ülkenin Türkiye olduğu düşünüldüğünde, söz konusu alt sektörlerde önemli bir potansiyel olduğu görülmektedir.

Genel Bakış: Yiyecek ve içecek sektöründeki üretim, 2009 yılında 8,9 milyar TL olup ülkenin toplam üretiminin % 1820’sini oluşturmaktadır. Yapılan üretim de büyük ölçüde ülkedeki tarım sektörüne bağlıdır. Türkiye’de geniş bir ürün yelpazesinde ekim yapılabilmesine genellikle ılıman iklim imkân vermektedir. Türkiye’de yiyecek ve içecek sektöründeki önemli alt pazarlar et ve et ürünleri, unlu mamuller, süt ürünleri, sebze ve meyveler, yağlar, şekerli ve çikolatalı mamuller, alkollü ve alkolsüz içecekler, hazır yemekler ve bebek mamalarından oluşmaktadır. Türk halkının yiyecek, içecek ve tütün için gerçekleştirdiği tüketim harcamalarının payı % 26 düzeyinde seyrederken 2009-2010 yılında % 27 – 27,5 seviyesine yükselmiştir. Bu seviye Avrupa standardı olan %15 - 20 arasındaki orandan yüksek olmaktadır. Yiyecek, içecek ve tütüne yapılan tahmini toplam tüketici harcamaları 2007 yılında yaklaşık 120 milyar ABD doları, 2008 yılında ise 130 milyar ABD doları seviyesindedir. Serbest ve giderek daha liberal hâle gelen ticaret ve yatırım iklimi sayesinde, yeni işletmeler için pazara giriş engelleri oldukça düşük seviyededir. TOBB’un açıkladığı verilere göre yiyecek ve içecek endüstrisindeki faal şirket sayısı 2008 yılı sonu itibariyle 2007 yılı rakamı olan 23.276’dan 22.092’ye düşmüştür. Türkiye’deki yiyecek ve içecek sektöründeki firmaların çoğunluğu genellikle özel girişim olan KOBİ’lerden oluşmaktadır. Yiyecek ve içecek sektörü için kapasite kullanım oranı %7 civarındadır.Türkiye halkının beslenme biçiminde unlu mamullerin yeri oldukça önemlidir. Bu nedenle toplam gıda firmalarının çoğunluğu (% 65) un ve unlu mamuller alt sektöründe bulunmaktadır.

Türkiye Türk halkının yemek alışkanlıklarında önemli bir payı olan unlu mamuller alanında dünyadaki en büyük pazarlardan birisidir. Yükselen gelir düzeyiyle birlikte, paketlenmiş ekmek tüketimi yükseliş göstermekte ve aynı zamanda çok tahıllı ve özel yapım gibi farklı çeşitlerdeki ekmeklere yönelik talep geleneksel unlu mamullere kıyasla kâr marjının daha yüksek olduğu bu alanda önemli fırsatlar sunmaktadır.

İçecek Tüketimi: Türkiye’de içecek sektörü; sıcak içecekler, alkolsüz içecekler ve alkollü içecekler olarak analiz edilebilir.

Sıcak İçecekler: Türkiye, çay tarımı yapılan arazi büyüklüğü açısından dünyada 7. sırada kuru çay üretiminde 5. sırada ve kişi başına çay tüketiminde 4. sıradadır. Günlük 6.600 tonluk üretim kapasitesiyle Türkiye’deki kuru çay pazarının % 60-65’ine hakim olan kamu kuruluşu Çaykur geçmişten beri gelen en büyük liderdir. Çay piyasasındaki diğer önemli oyuncular özel teşebbüsler olan Doğuş, Doğadan ve Unilever (Lipton) gibi firmalardır.

Yiyecek Tüketimi: Türkiye’deki geleneksel yemek kültürü toplumun 18


Diğer sıcak içecekler arasında Türk kahvesi tüketimi yaygınlığını korusa da, Starbucks ve Caffé Nero gibi çeşitli alternatif ürünler sunan uluslararası kahve zincirleri de piyasaya girmektedir.

pazarının yaklaşık % 80’nini elinde tutmaktadır. Geri kalan pazar payının büyük çoğunluğuna sahip olan Tuborg Anadolu, Efes’i takip etmektedir. Türkiye’de 2009 yılında 104 milyon litreye ulaşmış olan alkollü içecek ihracatının % 95’ini bira oluşturmaktadır. Viskinin % 35’ini oluşturduğu ithalat ise 7 milyon litre olmuştur. Türkiye’nin geleneksel alkollü içeceği olan rakı, şarapla birlikte toplam üretimin % 4,4’ünü oluşturmaktadır. Büyük şarap üreticilerinin yanı sıra İç Anadolu, Trakya ve Ege bölgelerinde olmak üzere yaklaşık 300 adet küçük ölçekli üretici bulunmaktadır. Şarap sektörünün toplam kapasitesi yaklaşık yılda 120 milyon litredir.Türkiye, 2009 yılında toplamda 7,75 milyon ABD doları değerinde 3,6 milyon litre şarap ihraç etmiştir. İhracat pazarları % 26 payla Belçika, % 25 payla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve % 15 payla Almanya olmuştur.

Alkolsüz İçecekler: Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu’nun verilerine göre şişelenmiş su, Türkiye içecek endüstrisinin toplam kapasitesi olan 13.236 milyon litrenin yaklaşık % 50’sini oluşturarak üretim kapasitesine göre birinci sırada yer almaktadır.2009 yılında şişelenmiş su satışları yaklaşık 3,1 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. 2010 yılında 3,2 milyar TL’ye ulaşmıştır. Türkiye’de kişi başı yıllık şişelenmiş su tüketimi 2009 yılında 126 litreyle Fransa (142 litre) ve İtalya (176 litre) gibi gelişmiş ülkelerle rakip olmaya adaydır. Danonesa, maden suyu pazarında kendi markası Hayat ile lider konumdadır. Diğer önemli firmalar ise Erikli, Nestle, Pınar, Niksar, Hamidiye ve Saka’dır. Soda ve meyve suyunun dahil olduğu diğer alkolsüz içecekler 2009 yılında toplam içecek endüstrisinin üretim kapasitesinin % 37’sini oluşturmuştur. Coca Cola, Fanta, Sprite, Nestea, Powerade ve Schweppes markalarının dağıtıcısı olan Coca-Cola İçecek, şişelenmiş su dışındaki alkolsüz içeceklerde açık farkla lider konumundadır. Pepsi ile Cola Turka tarafından takip edilmektedir.

Sektördeki Gelişmeler: Küresel ekonomik daralma sona erdiğinde tüketici alışkanlıkları da değişecektir. Deloitte “Global Powers of the Consumer Products Industry 2010 (Tüketim Ürünleri Sanayisi Küresel Güçleri 2010)” raporuna göre, her ne kadar yiyecek ve içecek endüstrisi krizde iyi bir performans göstermiş olsa da, kriz ortamında alışverişlerinde daha dikkatli ve kalite konusunda daha talepkâr hale gelen tüketiciler, indirimli ürünlere yönelmiş ve market markalarından kaçınmışlardır. Üreticiler de bu değişimleri göz önünde bulundurmaktadırlar. Krizden çıkışla beraber, şirket birleşme ve satın alımlarında gelecek yıllarda küresel olarak artış beklenmektedir. Bu durum aynı zamanda yükselen ekonomilerin pazarlarında büyümeye odaklanılmasıyla birlikte gıda güvenliği konusundaki dikkati artırmaktadır. BMI’ ya göre Türk Hükümeti, gıda güvenliğinin önemini göz önünde bulundurarak Türkiye gıda ve tarım sektörleri arasındaki ilişkileri iyileştirecek şekilde Tarım ve Gıda Bakanlığı’nın kurulacağını bildirmiştir. (Türkiye gıda sektörü raporundan yararlanılmıştır.)

Alkollü İçecekler: Türkiye’de en fazla üretilen ilk dört alkollü içecek; bira, rakı, şarap ve votkadır. Alkollü içecek olan bira, 2009 yılında toplam alkollü içecek üretiminin yaklaşık % 90’ını oluşturmuştur. Her ne kadar bira Türkiye’de üretilen başlıca alkollü içecek olsa da, şarap üretimi ilk dört alkollü ürün arasında hızlı bir şekilde artmıştır: 2009’da % 22 oranında artmış ve 2010’un ilk çeyreğinde 2009’un ilk çeyreği ile kıyaslandığında % 52 oranla artışına devam etmiştir.Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun verilerine göre, Anadolu Efes ve Türk Tuborg üretim kapasitesi yılda 1 milyon litreyi geçen iki bira üreticisidir. Efes markasının sahibi Anadolu Efes, Türkiye’de bira

Elif GENÇKURT

19


YENİ TEKNOLOJİ DEHASI TİM COOK

Yardımcılığına terfi etti ve 6 ay görevine devam etti. Ardından IBM’de 12 yıl kadar uzun bir çalışma süresi geçirdi ve adından oldukça söz ettirdi. IBM’in kişisel bilgisayarlar bölümünde Kuzey Amerika Lojistiğinden sorumlu direktör olarak görev yapan Cook, perakende stratejisi ve tasarruf operasyonları ile gündeme geldi ve milyon dolarlık projelere imza attı. Bu durum Apple’ın dikkatini çekti. Apple’daki görevine ilk olarak Akıllı Elektronik Ürünler İşletme sorumluluğu yapan Cook, Apple’ın stok ve satış işlerinin başarılı biçimde organize ederek şirkette hızla tanındı. Kısa bir sürede Uluslararası Operasyonlar Kıdemli Başkan yardımcılığına terfi etti. Bu aşamada Apple’ın mevcut fabrika ve depolarını kapatarak üretimden çekilmesinden sorumlu ol-

Dünya’nın teknoloji devi olan Apple, yönetiminde gerçekleşen değişikliklere rağmen dur durak bilmeden yeni ürünleri ve güncellemeleriyle kendinden söz ettirmeye devam ediyor. Steve Jobs’tan sonra Apple’ın CEO’su olan Tim Cook bütün dikkatleri birden bire üzerine çekmesiyle kendinden fazlasıyla söz ettirdi. Peki bir çok kullanıcıları ve rakipleri tarafından tepki gören Apple’ın yeni CEO’su Tim Cook kimdir ? Timothy D. Cook - Tim Cook, 1 Kasım 1960 yılında Amerika’nın Alabama kentinde dünyaya geldi. Cook oldukça mütevazı bir hayata sahipti, liman kenti olarak bilinen Alabama’da babası tershane işçisi, annesi de ev hanımıydı.

masıyla bilinir. Böylece Apple’ın daha az stok tutarak tedarik zincirini daha işlevsel hale getirmiş ve şirketin kar marjlarının artmasını sağladı. Tim Cook, Steve Jobs 2004 yılında pankreas ameliyatı olduğunda iki ay geçici olarak Apple Ceo’luğunu yürüttü. 2007 yılında Apple’da “COO” Chief Operating Officer (Baş Operasyon Sorumlusu) görevine terfi edildi. 2009 yılında Steve Jobs’a karaciğer nakli yapıldığında geçici olarak yeniden CEO’luk görevini birkaç ay süreliğine yürüttü. 2011 yılının ocak ayında Steve Jobs üçüncü kez sağlık sorunuyla karşılıştığında iznini istedi, o günden itibaren CEO’nun günlük işleri Tim Cook tarafından yapılmaya başlanmıştı. Her ne kadar bu dönemde Steve Jobs önemli kararların alınmasında

Öğrenim hayatı boyunca sahip olduğu başarısıyla herkesin dikkatini çekiyordu. Robertsdale Lisesi’nden mezun olan Tim Cook daha sonra 1982 yılında Auburn Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirdi. Mezuniyetinin ardından 1998 yılında Duke Üniversitesi’nde MBA eğitimini tamamladı. Kariyerinin başlarında Intelligent Electronics şirketinde COO (şef operasyon sorumlusu) olarak çalışan Tim Cook daha sonra Kurumsal Ürün Satış Sorumlusu olarak Compaq’te görev aldı. Kısa bir sürede Kurumsal Malzemelerden sorumlu Genel Müdür 20


söz sahibi olsa da 24 Ağustos 2011 tarihinde Steve Jobs’ın resmen Apple’daki görevinden istifa etmesi üzerine Apple’ın CEO’luğuna getirildi.

ceklerini ifade etti. Ona başarısını getiren motivasyonu ve çalışma aşkı diğer bir merak edilen sorular arasında yer alıyor. 2010 yılında Auburn Üniversitesi’nde verdiği mezuniyet konuşmasında, hayatında önemli kararlar almasında önsezinin önemine değinen Tim Cook, önseziyle kararlar alırken bile hazırlık yapmanın ve çok çalışmanın da gerekli olduğunu da vurguladı. Başarılı iş adamı, kendisini tam bir ‘işkolik’ olarak tanımlıyor. Sabahın 4.30’unda ekibine mailler atarak günlük görevlerini ve iş akışını bildiriyor hatta pazar akşamları telefonla yanında çalışanları arayarak gelecek haftanın planını yapmasıyla biliniyor. Ayrıca sabah’ın erken saatlerinde Apple’a ilk gelen ve gece vakti şirketten son çıkan çalışan bir işkolik. Tim Cook aynı zamanda yılbaşı ve Christmas tatillerinde çalışmak için gönüllü olarak ofise geliyor. Verdiği röportajlarında çalışma enerjisinin kaynağı olarak sabahın erken saatlerinde ofisinde büyük bir keyif ile içtiği Apple’ın lezzetli ünlü kahvesi olduğunu söylüyor. Kahvesini içtikten sonra bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji ile etrafına da pozitif enerji yaymasıyla bilinen Tim Cook gün içinde yapmaktan vazgeçmediği diğer bir etkinliğin de fitness ve günlük spor olduğunu söylüyor. Apple’da Steve Jobs’un CEO’luk görevini resmen bırakmasından sonra yerine kim gelecek dedikoduları dolaşırken, Tim Cook’un görevi devralması kimileri için hayal kırıklığı, kimileri için de stratejik olarak nitelendirilse de o bu göreve hiç yabancı değildi. Hayatına da göz attığımız zaman Timothy D. Cook’u bir deha örneği olarak görebiliriz.

Dünyadaki yankıları henüz bitmemişken Wall Street Journal gazetesi ve danışmanlık firması Hay Group 300 ABD’li firmayı mercek altına alarak en çok kazanan CEO’ları belirledi. Belirlenen gelire maaş, hisse opsiyonları ve primler dahil edildi. Buna göre ABD’nin en çok kazanan CEO’su teknoloji devi Apple’ı yöneten Tim Cook oldu. 500 milyar dolara yakın piyasa değeriyle ABD’nin en büyük firması olan Apple’ın CEO’su Cook’un yıllık geliri 378 milyon dolar seviyesinde. Cook’un geliri en yakın rakibinin 5 katı. İkinci sıradaki yazılım firması Oracle’ın CEO’su Larry Ellison geçen mali yılda kazancını yüzde 11 artırarak 76 milyon dolar gelir elde etti. Medya şirketi CBS’in CEO’su Leslie Moonves ise 69.3 milyon dolarla en yüksek 3. geliri elde eden ABD’li yönetici oldu. Başarısı katlanarak devam eden Tim Cook, ülkemizi de unutmayacağını belirterek Türkiye gündeminde de kendinden söz ettirdi. Türkiye’deki hızlı büyüyen rakamlardan oldukça etkilendiğini söyleyen Tim Cook’un bu konudaki açıklamasına göre çok yakında Türkiye ofislerinin açılışı ve sonrasında da Apple Store ve iTunes mağazalarınında ülkemizde yer alacağının müjdesini verdi. Bu arada yapılan görüşmeler dahilinde ele alınan diğer konu ise Apple’ın mobil ürünlerinde yaşanan Türkçe karakter sorunu oldu. Tim Cook, iPad ve iPhone’lardaki sanal tuş takımında Türkçe karakterlerin olmaması sorununu çöze-

Merve KARABULUT 21


Sağlık Sektöründe Endüstri Mühendisliği münde endüstri mühendislerine ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca JCI(Joint Commission International) akreditasyonları endüstri mühendislerinin çalışabilecekleri alanlardan birisidir. -Sağlık sektöründe Endüstri Mühendislerinde ihtiyaç duyulan yetkinlikler nelerdir? Öğrenmeye açık olmak bence en önemli yetkinliklerden birisidir. İyileştirme alanları tespit edilip iyileştirme çalışmaları yapılmalı, çalışmalara yaratıcılık katılmalıdır. Yabancı dil olmazsa olmaz. Bu konuda bir endüstri mühendisi problemini çözmüş olmalı. Bilgisayar bilgisi çok önemlidir. Sağlık sektöründe yöneylem araştırmasının atama konusundan faydalanarak hemşire atamalarını çözüyoruz. Bunun için Microsoft Office Excel’de makro oluşturduk. Hemşirelerin vardiyalarını hazırlayıp atamaları yapıyoruz. Bu nedenle makro kullanımı hakkında bilgi sahibi olunmalıdır.

-Bize kısaca Ahmet Murat Sümer’den bahseder misiniz? İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden 1998 yılında mezun oldum. Ardından Anadolu Grubu’nda çalışmaya başladım. 1999 ile 2004 yılları arasında Anadolu Endüstri Holding A.Ş. de İnsan Kaynakları Uzman Yardımcısı ve SAP Danışmanı olarak görev aldım. 2003 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mühendislik Yönetimi Bölümü’nün Yüksek Lisans programını tamamladım. Holding SAP almaya karar verdikten sonra 2004’te Anadolu Endüstri Holding A.Ş. Bilgi Sistemleri Departmanı’nda SAP Danışmanı, 2005 tarihinde de Anadolu Bilişim Hizmetleri A.Ş de kıdemli SAP Danışmanı olarak görev aldım. 01.06.2008 ile 01.01.2009 tarihleri arasında Anadolu Sağlık Merkezi’nde İnsan Kaynakları Operasyon Yöneticisi olarak görev yaptım. O dönemde grubun yetkinliklerinin belirlenmesi, insan kaynakları denetimi ve kariyer sistemi ile ilgili konularda çalıştım. Anadolu Grubunun kariyer planlaması çerçevesinde hastaneye geçtim. 01.01.2009 tarihinden bu yana Anadolu Sağlık Merkezi’nde Stratejik Planlama ve Performans Geliştirme Müdürü olarak görev yapmaktayım.

Hastanede çalışacak endüstri mühendisinin tıbbi bilgilere de aşina olması gerekiyor. Sağlık sektörüne adapte olmak kolay değil, bu nedenle diğer sektörlere göre sağlık sektöründe yeni başlayan endüstri mühendislerine daha fazla süre oryantasyon eğitimi verilmektedir. -Siz iş hayatınızda başarıyı yakalamak için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz? Ekibimle katılımcı bir ilişkiye sahibim bu nedenle ast-üst ilişkisi katı bir biçimde hissedilmez. Sağlık sektöründe çalışılacaksa tek başına endüstri mühendisi olmak yeterli değildir. Bu nedenle benim ekibimde endüstri mühendislerinin dışında sağlığın içinden gelen kişiler, hemşireler var. Endüstri mühendislerinin sahip olduğu süreç bilgisi ile hemşirelerin sahip olduğu tıbbi bilgiyi kullanarak hareket ediyoruz. Bunun yanı sıra ekibi multidisipliner bir yapıda kurmak başarıda temel etmendir. Ayrıca diğer bölümlerle ilişkiler çok önemlidir. Raporlamalar yapılırken, performans değerlendirmesi yaparken her bölümle ilişki halinde oluyoruz.

-Anadolu Holding’ ten hastaneye geçiş kararını nasıl aldınız?

-Sağlık sektöründe çalışmak isteyen Endüstri Mühendisi okuyucularımıza tavsiyeleriniz nelerdir?

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’ne saha tecrübesi edinmek amacıyla geldim. O dönemde genel müdürlüğün kararıyla iki bölüm vardı; stratejik planlama ayrı bir bölümdü performans geliştirme ayrı bir bölümdü. Bu iki bölümün birleştirme kararı alındı bende 2009 yılının başında Stratejik Planlama ve Performans Geliştirme Bölümü’nün başına atandım.

Bu sektörde yer almak isteyen endüstri mühendisi öğrencileri, okulda öğretilen teknikleri sağlık sektöründe nasıl kullanabilirim diye sorgulamaları gerekir. JCI(Joint Commission International) kaynaklarından sağlıkla ilgili bilgiler araştırılmalı, sağlık sektöründe kalite nedir, hasta güvenliği nedir, hasta güvenliği açısından yapılan iyileştirmeler nelerdir, bu konularda kendilerini geliştirmeleri çok önemlidir.

-Sizce sağlık sektörünün hangi alanlarında Endüstri Mühendislerine ihtiyaç duyulmaktadır? Endüstri mühendisleri için sağlık sektörü, verileri fazla olan bakir bir alandır. Stratejik Planlama ve Performans Geliştirme Bölümü, Kalite Kontrol Bölümü, İnsan Kaynakları Bölümü, Lojistik Bölümü, Mali İşler Bölümü, Kurumsal Hizmetler ve iletişim Bölü-

Ceren BANDIRMA 22


TÜRKİYE’DE VE DÜNYA’DA TRAFO SEKTÖRÜNÜN ÖNCÜSÜ; ASTOR TRANSFORMATÖR VE ENERJİ SANAYİ

Feridun GEÇGEL İşbirliğine önem vermeyi değişik fikirlere açık olmayı temel alan dinamik işletmeci yaklaşımının sonucu olan parlak ticari özgeçmişi ile ülkemizin genç yatırımcıları arasında yer almaktadır.Cesur yatırımları,sektöre yeni açılımlar getirmiştir.Aynı yaratıcı yaklaşımla tamamen insan güvenliği,sağlığı ve yaşam standardını temel alan ,Türk tasarımı ürünleri,dünya pazarında söz sahibi yapmak vizyonunu paylaşmaktır. Tel: +90 216 378 86 97 PBX Site: http://www.astorpower.com

Astor Seyahat

Şanlıurfa Astor Turizm

Şanlıurfa Astor Turizm; bir Astor kuruluşudur. Astor, 2005 yılında üretim hayatına başlayan Transtek Transformator’un güçlü alt yapısı ve daha önce Türkiye’nin önde gelen şehirlerarası otobüs firmalarından birinin bünyesinde hizmet vermiş tecrübeli ekip ruhunu birleştirerek 19.11.2009 tarihinde “Halka Hizmet, Hakk’a Hizmettir” anlayışıyla Şanlıurfa ve Türkiye’nin hizmetine girmiştir. Telefon: 444 66 63 Site: http://www.urfaastor.com/

Özgüney Elektrik Ortadoğu ve balkanların en büyük trafo fabrikasıdır.Sahip olunan bu fabrika Ankara Organize Sanayi Bölgesinde 4500m² kapalı olmak üzere toplam 7000m² üzerine kurulmuştur. Tel: +90 312 267 01 56 (pbx) Site: http://www.ozguneyelektrik.com/anasayfa/ index.html


ESER, PATENT VE FAYDALI MODEL BELGESİNE İLİŞKİN BİLGİLER

kavramı şu şekilde tanımlanmıştır; ‘Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musıki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini ifade eder.’ Bu bağlamda ürün niteliği bakımından fikri ürün olsalar dahi eser olarak kabul edilmediği takdirde bu kanunla korunamazlar.

Günümüzde yaygınlaşan proje, plan veya teknik programlar-tasarımlar ile ilgili emek hırsızlığına karşı veya bunların öz yapılarına saldırı şeklinde karşılaşılan haksız tecavüzlerin önlenmesine ilişkin sahip olunan haklar ve bahsi geçen diğer ilgili haklar ülkemizde Türk Ceza Kanunumuz ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır.

İlim ve Edebiyat eserleri açısından bilgi edinmek adına incelenecek olursa kapsamına şunlar giriyor; Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler (bilimsel konferanslar, paneller, seminerler, makaleler, ansiklopediler, dergiler vb) , her biçim ve altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımlar.

Fikri mülkiyet hakları ile ilgili genel olarak bahsedecek olursak; Sağladıkları haklar üçüncü kişilere yasaklanır; eser sahibi için, eserden yararlanma yetkileri üçüncü kişilere yasaklanır; hak sahibi için eserden yararlanma konusunda bir tekel yaratılır. Bu sebeple koruma, sadece toplumun kültürünü zenginleştiren ve ona katkıda bulunan fikri ürünler için sağlanmalıdır.

Not: Bilgisayar programlarının, telif hakkı olarak değil de, patent hakkı olarak değerlendirilebileceği akla gelebilir ancak; telif hakkının koruma süresi patent hakkından daha uzundur ve patent hakkı için tescil gerekliyken telif hakkı için bu aranmaz. Bu nedenle çok sık karşılaşılan bilgisayar programlarına yapılan haksız tecavüz olaylarına karşı daha elverişlidir. Bilgisayar programının ve bir sonraki aşamada program sayılabilecek hazırlık çalışmalarının eser sıfatını kazanabilmesi için eser sahibinin fikri faaliyetinin ürünü olması ve başka bir eserden kopya edilememiş olması gerekmektedir. Diğer ifadeyle bilgisayar programcısının özelliklerini taşıyan orijinal bir çalışma, eser olarak kabul edilir, hakkın ihlal edilmesi halinde Fikir ve Sanat Eserleri Kanunununda düzenlenen cezai hükümler uygulanabilir.

Fikri mülkiyet hakları, maddi mülkiyet haklarından farklı olmasından ötürü kendine özgü niteliklere sahiptir. Kısaca bahsetmek gerekirse; 1- Fikri ürünler, maddi bir eşyadan farklı olmak üzere soyuttur. 2- Fikri mülkiyet hakları ülkesel çapta korunur. Tescil zorunluluğu bulunmayan telif hakları da uluslararası sözleşmelere göre hazırlanmış ulusal mevzuatla korunur. 3- Fikri mülkiyet hakları süreye tabidir. Örneğin; telif hakları için ülkemizde eserin korunma süresi = eseri meydana getirenin yaşamı + 70 yıl süreyle korunur. 4- Fikri ürünler eşyadan farklı olduğu gibi, somutlaştığı eşyadan da farklı bir varlığa sahip ve hukuki rejime tabidir. 5- Fikri mülkiyet hakları kullanılmakla tükenmez. 6- Fikri mülkiyet hakları kural olarak devir, lisans, rehin ve haciz gibi hukuki işlemlere konu olabilir ve mirasla da intikal eder. 7- Fikri mülkiyet hakları mutlak yetkiler veren antirekabetçi karakterdedir. Zira bu haklar, sahibine monopol (tekel) yetkiler verir.

Bir bilgisayar programının uyarlanması, düzenlenmesi veya herhangi bir değişim yapılması ile belli bir maksada göre ve hususi bir plan dahilinde verilerin ve materyallerin seçilip derlenmesi sonucu ortaya bir veri tabanı çıkarılması ‘işlenme’ kabul edilmiştir. En sık görülen işlenmeler: Bir program dilinden başka bir dile çevirme, kaynak kodundan amaç koduna veya tersine çevirme suretiyle yapılacak değişiklikler, mevcut bir programın işlenmesiyle ortaya yeni bir program çıkarılması veya mevcut bir programda ekleme, silme yahut yeni düzenlemeler yapılması, hazırlık ve tasarım malzemesinin yüksek düzeyde bir programlama diline veya sadece makine

Eser nedir? 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 4630 sayılı yasayla değişik 1b maddesinin bendinde eser 24


tarafından okunabilecek bir koda dönüştürülmesi. FSEK madde 4 fıkra 11, Çeşitli veri ve materyallerin bilgisayarda kullanılmaya müsait bir veri taban teşkil edecek tarzda düzenlenmesini de işleme saymaktadır. Veri tabanları orijinal fikri yaratmanın ürünü değil, bazı bilgi ve verilerin toplanması, derlenmesi niteliğinde olduğundan işlenme eserler arasında sayılmıştır. Veri tabanlarını, belirli bir amaç için ve özel bir plan dahilinde eserlerin meydana getirilmesiyle karıştırmamak gerekir. Bu bilgi ve verilerin eser niteliğinde olması gerekmez.

li olan korumayı ve buluşlarla elde edilen teknik çözümlerin sanayide kullanılmasını sağlamaktır. Bu sayede teknik, ekonomik ve sosyal gelişim sağlanmaktadır. Sanayi alanında gelişmiş ülkelerde, verilmiş patent sayılarının yüksek olması bu düşüncenin doğruluğunu kanıtlamaktadır.

- Her nevi rakısla, yazılı koreografi eserleri, pandomimalar ve benzer sözsüz sahne eserleri - Bedii vasfı bulunmayan her nevi ilmi ve teknik mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, her çeşit mimarlık ve şehirbölge planlama tasarım projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre, sahne ve tasarım projeleri.

Patent için belirli şartlar vardır bunlar; 1- Yenilik, bu anlamda tekniğin bilinen durumuna dahil olmayan buluş yenidir. 2- Tekniğin bilinen durumunun aşılması. Patent her yeni veya farklı olan buluşlara değil , nitelikli ve önemli sayılabilen farklılıklara verilir. 3- Sanayiye uygulanabilirlik. Bir buluş ekonomik alanda pratik alanda kullanılabilir olmalıdır. Bu, patenti diğer fikri yaratıcılığı koruyan haklardan ayıran en önemli özelliktir.

Eser sahibi eseri bizzat meydana getirendir. Ancak; bir sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça memur, hizmetli veya çalışanların işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar bu kişileri çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılacaktır. Eser sahibinin hakları yaşamı boyunca ve ölümünün ardından yetmiş yıl süreyle korunur.

Faydalı Model nedir? Sanayiye uygulanabilen buluşların sahiplerine 10 yıl süreyle bu buluş konusu ürünü üretme ve pazarlama hakkının tanınmasıdır. Bu, ürün üzerinde belirli bir tekel oluşmasını sağlamaktadır. Aynı şekilde patent gibi, yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik koşulları aranmaktadır. Onun dışında tekniğin bilinen durumunun aşılması koşulu aranmaz. İncelemeli Patentin koruma süresi 20 yıl iken faydalı modelde 10 yıldır. Araştırma ve inceleme işlemlerinin olmaması nedeniyle patent verilmesine oranla faydalı model belgesinin verilmesi, hem zaman hem de masraf açısından daha elverişlidir.

Eser sahibinin manevi hakları kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Bu sebeple mirasla ya da sözleşmelerle devrolunması mümkün değildir. Bu manevi haklar; umuma arz salahiyeti, Adın belirtilmesi salahiyeti, Eserde değişiklik yapılmasını menetme salahiyeti, Eser sahibinin malik ve zilyede karşı hakları. Eser sahibinin maddi hakları ise usulüne uygun düzenlenmiş bir sözleşme ile başkasına devri mümkündür ve mirasçılara geçebilir. Bu haklar; İşleme hakkı, Çoğaltma hakkı, Yayma hakkı, Temsil hakkı, Umuma iletim hakkı, Pay ve Takip hakkı.

Patent-Faydalı Model belgesi sahibi veya yetkili kıldığı kişi, buluşunu Resmi Patent Bülteninde yayımlandığı tarihten itibaren 3 yıl içinde kullanmak ve Türk Patent Enstitüsü’ne kullandığını ispatlamak zorundadır. Ayrıca patent/faydalı model belgesi hakkının devam edebilmesi için her yıl ücret tarifesinde belirtilen yıllık ücretleri Türk Patent Enstitüsü’nün bildirimine gerek olmaksızın peşin olarak ödenmesi gerekmektedir.

Patent nedir? Buluş sahibinin buluş konusu ürünü belirli bir süre üretme, kullanma, satma veya ithal etme hakkıdır. Bu hakkı gösteren belgeye de patent denir. Patent yasalarının amacı; buluş yapmayı, yenilikleri ve yaratıcı fikri faaliyetleri teşvik etmek için gerek-

Nahide Esra DANIŞMAN 25


ATATÜRK VE KÜLTÜR

rilmişti. Yukarıda da belirtilen gerekliliklerle Türk Tarih Kurumu’nun (1931) Türk ve Türkiye tarihi üzerine araştırmalar yapması, Türk Dil Kurumu’nun da (1932) Türkçeyi işleyip dili ulusal olduğu kadar bir kültür ve bilim dili zenginliğine kavuşturması öngörülmüştü . Toplumun önde gelen bilim insanlarının ulusal ve uluslararası gelişmeleri takip ederek bu alanlarda yaptıkları bağımsız araştırmalar kısa zamanda başarılı olmuştu. Bu iki kurumu ulusal alanda olduğu kadar uluslararası alanda da başarılı örnekler arasında yer almışlardı .

Mustafa Kemal Atatürk’ün “milli egemenliğe dayalı, tam bağımsız, milli bir devlet” kurma düşüncesi, Milli Mücadele’nin yürütücü gücü olduğu gibi yeni Türk Devleti’nin de temelini oluşturmuştu . Türk Devrimi’ne, bu ilk ilkelerle birlikte, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik ve Devrimcilik ile tamamlayıcı bir nitelik kazandırılmıştı. Bu çerçevede, kurulan yeni devletin varlığını sürdürebilmesi, aynı zamanda çağdaşlaşma ve kalkınma yolunda hızla ilerleyebilmesi için çeşitli adımlar atılmıştı. Bunlardan, devletin temelini oluşturan ilkelere benzer biçimde, “Kültür Devrimi”, Türk Devrimi’nin ayrılmaz bir parçası olarak görülmüş ve sürekli eğitimle desteklenmesi yönünde çalışmalar gerçekleştirilmişti . Atatürk de bu konuda kültürel kimliğin ve birliğin önemini vurgulayarak şunları söylemişti: “Bugün yaşayan uluslar, varlıklarını kanıtlamak ve sürdürebilmek için çalışırlar. Fakat onların dayanacağı esas, kökünü kendisinden alacağı bir kültürleri bulunmazsa temel sağlam olmaz. Onun içindir ki tarihlerinde kültür izi bırakmayan ulusların en sonunda yalnız adları kalmıştır” .

Bu gelişmeler Atatürk’ün kültür sorunlarını yeterince değerlendirdiğini göstermiştir. Aynı zamanda bugün bu kurumlar Anayasa’nın 134. maddesi ile Cumhurbaşkanı’nın gözetim ve desteğiyle, ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün 5 Eylül 1938 tarihinde yazdığı vasiyetiyle de sağladığı maddi imkânlarla işlerliğini devam ettirmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 134. maddesi; Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılâplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak amacıyla; Atatürk’ün manevî himayelerinde, Cumhurbaşkanının gözetim ve desteğinde, Başbakanlığa bağlı; Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezinden oluşan, kamu tüzelkişiliğine sahip “Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu” kurulur. Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu için Atatürk’ün vasiyetnamesinde belirtilen mali menfaatler saklı olup kendilerine tahsis edilir. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun; kuruluşu, organları, çalışma usulleri ve özlük işleri ile kuruluşuna dahil kurumlar üzerindeki yetkileri kanunla düzenlenir.

Mustafa Kemal Atatürk çeşitli söylev ve demeçlerinde de yaptıklarının bir kültür devrimi olduğunu vurgulamış, bu eylemi büyük davası için dinamik ideal olarak benimsediğini belirtmişti . Bu noktada “kurduğu Cumhuriyet’i ‘en büyük eserim’ diye nitelendiren Atatürk, ‘Cumhuriyet’in temeli kültürdür’ diyerek, dönüşümün salt bir rejim adı değişikliğiyle sınırlı olmadığını vurgulamıştı. Öte yandan, kültürün durağan bir değerler topluluğu olmadığı bilinciyle Onuncu Yıl Söylevinde, Yeni Türkiye’nin gözeteceği amaçlardan birinin ulusal kültürü çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarmak” olduğuna değinmişti .

Ancak, Türk Kültür Devrimi’nin bu iki önemli kurumunun ülkede üstlendiği tarih bilinci ve dil birliği ile ulusal his ve ulusal birlik yaratma çabaları açısından Atatürk’ün bu alanlara verdiği önem ve bu gerçeğin farkına o günlerde varmış olması düşündürücüdür. Onun yaklaşık yüz yıl önce düşüncelerinde ve uygulamalarındaki gerçekliği biz bugün anlayamıyoruz . Hatta, “Tarihi yaşadığımız gibi yazdık, fakat geleceği Cumhuriyet’e inananlara, koruyanlara ve yaşatanlara emanet etmek lazımıdır.”, “Biz her şeyi gençliğe bırakacağız, o gençlik ki, hiçbir şeyi unutmayacaktır.” diyerek “Gençliğe Hitabe”de güvendiğini söylediği gençlere, bugünün en önemli iki konusu olan “Türk Dili” ve “Türkiye Cumhuriyeti Tarihi”ni en alt düzeyden, en üst düzeydeki eğitim kurumlarına kadar öğretelim mi öğretmeyelim mi diye tartışıyoruz. Bu da bize günümüz Türkiyesinin sorunlarının ekonomik olmaktan çok sosyal, toplumsal ve kültürel olduğunu daha çok düşündürmüyor mu?

Bu çerçevede dil, tarih, güzel sanatlar ve bunlar gibi birçok alanda oluşturulan yeni kurumlarla çalışmaları yaygınlaştırılan kültür faaliyetleri, ulusal ve çağdaş yöntemlerle yapılandırılmıştı . Çünkü ortak kültür değerlerine sahip, onları koruyacak, geliştirecek ve gelecek kuşaklara aktararak bilinçlendirecek bir toplum oluşturulması gerekliliği ortaya çıkmıştı . Bu amaçla, Kültür Bakanlığı’nın gerekliliği öngörülmüş ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında bu bakanlık faaliyetlerine başlamıştı. Bununla birlikte kültür konularında yapılacak işlerin bağımsız ve özerk kurumlar aracılığıyla siyasal alanların üzerinde yer alması ve toplumsal var olan birikimin temsilcisi olarak, bu alanlardaki iç dinamiklerin kamuoyuna yansıtılmasını sağlamak için de “Türk Dil Kurumu”, “Türk Tarih Kurumu” gibi yapılanmalara gidilmişti. Böylece, Mustafa Kemal Atatürk yaptığı inkılâplarla kültür devriminin öğelerini ve temel ilkelerini sırasıyla ve yeri geldikçe uygulamaya koymuştu. Bu model içinde ise öncelik dil ve tarih konularına ve-

Hakan KAYA

Doğuş Üniversitesi Tarih Bölümü Öğr. Gör. 26


PAMUKKALE

bu termal sular deri hastalıkları, kalp, mide rahatsızlıklarına iyi geldiği için etraftaki sağlık merkezleri ve otellerde kullanılmaktadır. Ayrıca Pamukkale yakınlarındaki Karahayıt Köyü’nde Kızıl Su adında bir de mineralli doğal kaynak su bulunmaktadır. Küçük bir alanda bulunan bu su, içerisindeki demir mineralinden dolayı aktığı yerleri kızıla boyamaktadır.

Yüzyıllardan beri bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Pamukkale, adını bilindiği gibi bembeyaz ve pamuksu görünümlü travertenlerinden alır. Kireçli suların çökelmesiyle oluşan bu travertenler Pamukkale’nin dünyaca ün kazanmış turistik bir merkez olmasını sağlamaktadır. Her an farklı bir güzelliğe sahip olan Pamukkale yurtdışındaki benzerlerinden farklı olarak sizlere travertenlerinde yürüme zevkini tattırır.

Hierapolis: Hierapolis Bergama Kralı Lysimachos’un karısı Hiera adına kurulmuştur. M.Ö. 2. YY’da Roma egemenliğine giren şehir gördüğü büyük depremlerden sonra Roma mimarisinin etkisinde kalmıştır. Şehrin en büyük özelliği olan termal su o zamanlarda da turistlerin ilgisini çekmekteydi.

Pamukkale bu doğal güzelliğinin yanında tarihi antik kent Hierapolis ile de iç içedir. Hierapolis Hz. İsa’nın havarilerinden St. Philip’in burada öldürülmesinden dolayı “Kutsal Kent” olarak da adlandırılır. Kutsal kent Roma ve Helenistik döneminden kalma bir çok mimari esere sahiptir. Neckropolis, antik tiyatro, St. Philips adına yapılan anıt mezar, Apollon Tapınağı öncelikle görmeniz gereken yerler arasındadır. Aynı zamanda civardaki bir diğer antik kent olan Laodicea, İncil’de geçen 7 kiliseden birini barındırmaktadır. Burası da bu özelliğiyle özellikle Hristiyan turistlerin ilgisini görmektedir. Pamukkale’ye ve antik kentlere yoğun ilgi gösteren turistlerin artmasıyla bölgede yeni otel inşaatları başlamıştır. Bu inşaatlar antik kent Hierapolis’in bir kısmının yıkılmasına bile neden olmuştur. Ayrıca Pamukkale’nin termal suları da bu otellere akıtılarak bilinçsizce kullanılıp travertenlerin sararmasına neden olmuştur. Bu bilinçsiz kullanım geçtiğimiz yıllarda UNESCO’nun Pamukkale’yi Dünya Miras Listesine almasıyla azaltılmış durumdadır.

Şehirdeki hamam, yolcuların yıkanarak şehre girmeleri için şehrin dışında bulunmaktadır. Şehirdeki antik tiyatronun mimarisinden ötürü burada o zamanlar gladyatör dövüşleri yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca seyircileri vahşi hayvanlardan korumak için oturma sıralarında bir metrelik yükseklik vardır. Şehirde birçok antik mezar, su kanalı, anıtsal çeşme, lahit kalıntıları bulunmaktadır. Ayrıca şehrin etrafı surlarla çevrili olup içerisinde antik tapınaklar, hamamlar, tiyatro ve kilise bulunmaktadır.

Termal sular: Pamukkale’nin uzun yüzyıllar bir çok topluma ev sahipliği yapmasının en büyük nedeni travertenleri de oluşturan termal sulardır. Bir çok hastalığa iyi gelen

MÜGE ÖVGÜ 27


BOSCH- Staj Deneyimi

rak gelecekle ilgili bize verdiği tavsiyeleri almıştık. Kendisi de son sınıfta Shell & Turcas’a stajyer olarak başlamış ve bugün şirketin tepe yöneticilerinden biri olmuştur. Çalışma hayatındaki değiştiği rolleri düşündüğünüz zaman, bunun arkasında gösterilen büyük bir emeğin, başarının, çalışkanlığın yer alması beni hiç şaşırtmadı. Shell’de staj yapıp, Burçin Beyle birebir tanışma olanağı yaratmaya o gün karar vermiştim. Resmi başvuru sürecini internet üzerinden gerçekleştirip, şirketin daveti üzerine matematik ve İngilizce sınavlarına girdim.

Merhaba arkadaşlar, Sizlere ilk yıl yapılan atölye stajımdan bahsedeceğim. Bosch Termoteknik Manisa’da yaptığım staj;benim en verimli stajlarımdan biri olmuştur.Teknik hizmetler departmanında stajyer olmama rağmen fabrika ortamını ve departmanlarını da tanıdım.Atölyede ve fabrikada bulunan makinelerin işleyişini öğrenme fırsatı buldum.Bu staj bana sadece Talaşlı İmalattaki makineleri öğretmekle kalmayıp bir çok tecrübe edinmemi sağladı.İşçi-işçi,işçi-amir ilişkilerinin nasıl olduğunu,bir işin bir sistem içerisinde nasıl yürüdüğünü,bir fabrikanın işçilerine ne kadar değer verdiğini,üretim akışının nasıl sağlandığını bu stajla birlikte daha iyi anlamış oldum.

Departman olarak da planlama departmanını seçtim. Bu sürecin bitiminde ve oraya stajyer olarak kabul edildiğim kesinleştiğinde Burçin Beyle görüşmeye gittim. Öğrencileri bu kadar destekleyen onların çalışmalarını izleyen, yönlendiren bir yöneticiyle daha önce karşılaşmamıştım. Daha doğrusu stajyerine önem veren Shell gibi dünya çapında bir firmayla daha önce hiç çalışmamıştım. Burçin Beyle görüşüp gideceğim departmanla ilgili nelere dikkat etmem konusunda tavsiyeleri aldıktan sonra İzmit için yola koyuldum. Bir ay kadar bir sürede planlama departmanında çok şey öğrendiğimi söyleyebilirim. Evet ,süre kısıtlı ama bu süreyi doğru geçirdiğiniz takdirde planlama departmanı ve diğer departmanlarla ilgili bilgi sahibi olabilirsiniz. Bir Endüstri Mühendisi öğrencisi olarak üretim planlama dersinde sıkça duyduğunuz emniyet stoğunun hesaplanması , malzeme planlama sürecinin doğru yönetimi , müşteri siparişinin alınması,forecastlerin neden önemli olduğu konularının her birine ayrı ayrı değinip, departmandaki mühendislerin desteğiyle bu konuların üzerine yoğunlaşabilirsiniz. Diğer departmanları da gezip üretimle bağlantılarını kaba bir resimde görebilirsiniz. Herşey birbirine bağlı bir halkanın üzerinde. O yüzden her departman bir sonraki adım için birbirini tetikliyor. Stajımın bitiminde Burçin Beyle tekrar görüşmeye gittim; ne öğrendim ve Shell’de staj yapmak bana bir Endüstri Mühendisi adayı olarak ne sağladı bunun analizini beraber yaptık. Kendisine teşekkür ederek ayrıldım.

Ayrıca sadece fabrika için değil;insan hayatına da yansıyabilen gelişimin sonsuz olduğu bakış açısını,en iyi olduğunu düşündüğün durumda bile daha iyisinin bulunabileceğini ve gelişimin bu şekilde sağlandığını,proje ile birlikte takım çalışmasının yada düzenli bir işin nasıl yapılabileceğini ve bunu yaparken hangi aşamalardan geçileceği gibi bir çok tecrübe kazandım.Bununla birlikte Bosch Termoteknik şirketinin kullandığı 5S,TPM, KANBAN,KAİZEN,OEE,POKA-YOKE ve özellikle başka bir şirkette asla bulamayacağım BPS(Bosch Üretim Sistemi) gibi bir sistemi gözlemleme fırsatını elde ettim.Bu bilgi ve tecrübelerimle Endüstri Mühendisliği mesleğini daha iyi benimsemiş oldum. Sizde burada staj yapıp Bosch gibi kaliteli bir firmayla kariyerinizi sağlam temeller üzerine kurmak istemez misiniz?

Nilay ACAT

Shell- Staj Deneyimi

Eğer Shell &Turcas’ın stajyeri iseniz çok şanslısınız. Sorularınıza rahatça cevap bulabileceğiniz, sizi bir Endüstri Mühendisi adayı olarak önemseyen ve size yön veren , eksiklerinizi iyi yönde eleştiren bir şirkette staj yapmak özgeçmişinizde sizin için büyük bir artı olacaktır. Son olarak buradan teşekkürlerimi iletip yazımı bitirmek istiyorum. Stajımın başından sonuna kadar beni destekleyen ve bana yön veren Burçin Toktamış’a çok teşekkür ediyorum. Sabırla sorularıma cevap veren tüm planlama ve lojistik ekibine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İnsan Kaynaklarından Rakela Maya hanıma bu süreci doğru yönetmem konusundaki yardımları için sonsuz teşekkürler.

Geçen sayımızda staj konusuna yer vermiştik, yaptığımız stajların meslek hayatımızdaki önemini vurgulamıştım. Bu seferki sayımızda da sizlere 2006 yılından bu tarafa madeni yağlarda bir numaralı enerji şirketi olan Shell&Turcas A.Ş ‘i tanıtacağım. 3.sınıf yönetim stajımı, Shell’in Akdenizdeki en büyük madeni yağ tesisi ve bölgedeki tek gres üretim merkezi olan Derince Tesislerinde yaptım. Geçen sene DEMK olarak 3.Endüstri Mühendisliği kongremizi başarıyla gerçekleştirmiştik ve hatırladığınız üzere Shell & Turcas şirketini üniversitemizde ağırlamıştık. Madeni Yağlar Genel Müdürü ve aynı zamanda başarılı bir Endüstri Mühendisi olan Burçin Toktamış’ın konuşmasını dinlemiş ve Endüstri Mühendisi adayı ola-

Teşekkürler Shell!

Ebru CANAN 28


Anket Sonuçları DEMK projeleri içinde en çok hangisinde yer almak istersiniz ? Sektör Günleri Endüstri Mühedisliği Kongresi DEMK Akademik Projeler youngIE Dergisi

YoungİE’de en çok hangi bölümü görmek istersiniz ? Üniversite Değerlendirme Bölümü Hoca Değerlendirme Bölümü Tiyatro Spor

Üniversitemizin hoşunuza gitmeyen yanları nelerdir ? Kampüs Hayatı Kantin Fiyatları Hepsi Asansörler Kütüphane Sınıflar

Sizce Endüstri Mühendisliğinin diğer mühendislik dallarından farkı nedir ? Bütünsel bir bakış açısına sahip olmak İnsan odaklı olması Sistem optimizasyonuna önem verilmesi

29


youngIE Kelime Avı N A B N A K F X K D Z

R P A R E T O T Y A A

A U K I L I L M I R E

O L T A D N E R T B K

S B G K K K Q E V O S

M A Y O N R M Q T G E

O T B Ö R O E S C A S

N I A A N I J D C Z O

T S D O S E T N I W R

A I R V T A Y M O T P

J K A X S W B L A K A

C I Z E L G E L E M E

D A L S I N I R P M J

L O Y K I T I R K D P

I T E R A S Y O N D I

J K E N

O I C W

V C C F

Z L O I

I I P Z

N K T I

I K I B

S I M I

L L I L

A A Z I

M B A T

S N S E

J Y Y A

I V O T

L A N N

NOT: Bulmaca sağdan sola soldan sağa çapraz aşağıdan yukarı ve yukarıdan aşağı şeklindedir.

Kelimeler - algoritma - stok - darboğaz - basabas - yöneylem - pivot - dalsinir - iterasyon

- optimizasyon - konjonktur - verimlilik -çizelgeleme - kanban - montaj - kisit - fizibilite

- akreditasyon - kronometraj - pareto - kritikyol - balikkilcik - trend - proses

Dilan POLAT

Karikatür

Nesi ZAKUTA 30



YoungIE*2