Page 70

ÜNİVERSİTENİN YOL KAVŞAĞI: KAVRAMSAL VE KURUMSAL KRİZ SÖYLEŞİ Emre Tansu KETEN

Toplumsal düşünüşün temel yapı taşı olan üniversiteler uzun zamandır sermayenin gereklerine uygun olarak sanayileştirilmiş üniversiteler halini aldı. Bir giriş olması açısından, bu sürece nasıl geçildi? Üniversitelerin piyasalaşması meselesinin yalnızca Türkiye için değil uluslararası anlamda bir geçmişi var. Üniversiteleri, kabaca, Amerikan üniversite modeli ve Avrupa üniversite modeli diye ikiye ayırabiliriz. Avrupa üniversiteleri sosyal bilimlerin daha ağırlıklı olduğu, teorinin önem taşıdığı, toplumsal sorunlara yaklaşması beklenen, ‘Aydınlanma’ ürünleridir. Bu aydınlanmanın fikirsel taşıyıcılığını üniversiteler yapar. Ama Amerikan modeli çoğunlukla ampirik, pratik odaklı, “işe yarar” bilgiler üzerine kuruludur. Her şey kısa odaklı projeler ya da şirketler içindir. Bir projecilik aslında Amerikan üniversite modeli sistemi. Dünyada bu model daha çok tutmaya, daha çok uygulanmaya başlamıştı. Avrupa Birliği de bunun için

Bologna Süreci başlattı mesela yirmi sene önce. Bunun amacı da çok netti aslında. Kar eden üniversite, karlılık düşünen üniversite, toplumsal sorunları, felsefi sorunları, sosyal bilimlerin dertlerini çok da umursamayan, daha proje odaklı üniversite tahayyülü oluştu. Avrupa modeli üniversitelerin yaygın olduğu yerlerde de giderek -hele de Bologna sürecinin başlamasından bugüne- bu modele doğru daha fazla geçildi diyebiliriz. Türkiye’ye yansımalarının bu tarihten epey önce başladığını biliyoruz. Bologna süreci Türkiye’ye de geldi tabii ki. Ama tam anlamıyla işledi diyemeyiz. Burada üniversitenin piyasalaşması kendi mecrasında aktı biraz. İlk önce özel üniversitelerin sayısının katlanarak büyümesiyle, bunların birçoğunun diploma fabrikası halini almasıyla. Sonrasında ise köklü devlet üniversitelerinde teknokentler kurulması ve sanayi-üniversite işbirliği anlaşmalarının yapılmasıyla.

69 ÜNİVERSİTENİN YOL KAVŞAĞI: KAVRAMSAL VE KURUMSAL KRİZ

Dünyada bir yandan neoliberal ekonomi politikalarının eğitim sistemleri üzerindeki etkisiyle birlikte bilimsel düşüncenin gelişmesi için üniversitelerin gerekli olup olmadığı tartışılırken diğer yandan siyasal otoriterleşmenin akademi ve akademi dışındaki araştırmalara yönelik saldırısı artıyor. Üniversiteler egemen ideolojiyle uyumlu akademisyenlere muazzam imkanlar sunarken eleştirel yaklaşıma sahip olan bilim insanlarını üniversitenin dışına itiyor. Gündelik hayatın bile dışına atma çabasının yoğun olarak yaşandığı ülkemizde bu akademisyenlerden biriyle, Emre Tansu Keten’le buluştuk. Emre Tansu Keten, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde araştırma görevlisiyken KHK ile ihraç edildi.

Profile for Yol Siyasi Dergi

Yol Siyasi Dergi Kış 2019  

Yol Siyasi Dergi Kış 2019  

Advertisement