Page 25

olur, ortaya yeni bir "sentez" çıkar. El­ bette sentez kendi içinde eskiden izler taşır, ancak bu izler yeniden geriye dö­ nemezler. Süreç 'bastırma ve gerilet­ me' biçiminde gelişmez.

<N DEMOKRATİK ÖZERKLİK, KENT SAVAŞLARI VE İKİLİ İKTİDAR SORUNU

Amerika'da hala yerli kabileler var­ dır, ancak tarihsel olarak dönemleri kapanmış, bir toplumsal düzen olarak "bastırma ve geriletme"den kurtulup yeniden geri gelmeleri mümkün değil­ dir. Ya da antik çağın "kent medeniyet­ lerine" bugün bir geri dönüş imkansız­ dır. Yakın zamanda yaşanan sosyalist sistemin yıkılışını ele alırsak, bu yoldan kapitalizme geri dönüş, daha tamam­ lanmamış bir sürecin içinde olduğu­ muzu kanıtlar. Eğer olaya böyle ba­ kılmazsa ortaya kapitalizmin sonsuza kadar devam edecek bir sistem oldu­ ğu sonucu çıkar ki, böyle bir yaklaşım tarih anlayışına ters düşer. "Ne diyalektiği zıtların yıkıcı birliği olarak görmek, ne de değişimi anın zıtsız oluşçuluğu, yaratıcılığı biçimin­ de yorumlamak doğrudur. Birinci anlayış^ kutupları hep düşmanlaştıran en kaba bir eğilime götürür ki, evreni kuraldan yoksun ve hep kaos halinde görmekten öteye bir sonuca götür­ mez. İkincisi gerilimsiz, zıtlardan yok­ sun, kendi dinamiğine sahip olmayan, dış bir gücün gereğini hep arayan bir gelişme anlayışına götürür ki, bunun doğrulanması mümkün görünme­ mektedir. Metafiziğe de bu kapıdan varıldığı bilinmektedir. "O halde diyalektiği bu iki aşırı yo­ rumdan kurtarmak, arındırmak büyük önem taşımaktadır. Yıkıcı olmayan, ya­ pıcı bir diyalektik zaten gelişmelerde

gözlemlenen bir husustur" (3) Diyalektik yönteme bir tercih ola­ rak bakmak hatalı olur. Onu isteğimize göre "zıtların yıkıcı birliği" veya "anın zıtsız oluşçuluğu" olarak ele alamayız. Bir toplumsal kanun ne ise odur. Elbet­ te farklı yorumlar olabilir, ancak onlar pratiğin şaşmaz sınavından geçemez­ ler. "Kutupları hep düşmanlaştıran en kaba bir eğilim"i yöntem olarak almak mümkün değildir. Olsa olsa bu bir subjektif tercih olur. Olguların içinde zıtlık­ ların oluşması ve bunların birbirini yok ederek sonuca ulaşması doğada ve toplumda varolan bir düzendir. Kim­ senin tercihi değildir. O nedenle "yıkıcı olmayan, yapıcı bir diyalektik" biçimin­ de olayların işleyişini ve kanununu bir tercihe indirgeme şansımız yoktur. İnsanlık tarihindeki muazzam yıkı­ cılıkları, o dönemin liderlerinin, askeri komutanlarının tercihine bağlamak tarihi açıklanamaz hale getirebilir. Ya­ kın tarihten söz edersek İngiliz burjuva devrimi ile Fransız burjuva devrimlerini karşılaştırdığımızda, Fransızların "büyük devrimi" çok fazla kıyıcıdır. Ör­ neğin giyotini Fransız devrimi yarat­ mıştır. Fakat bunlar sadece bir tercih, diyalektiğin "aşırı yorumu" nedeniyle değil, iki toplumun taşıdığı önemli ya­ pısal ve tarihsel farklardan dolayıdır. "Yıkıcı olmayan yapıcı bir diyalek­ tik" yaklaşımla Öcalan, toplumların ev­ rimsel gelişimini öne çıkaran, devrimleri "yıkıcı" bulan bir anlayışı yöntem olarak mı benimsemiş oluyor?

Toplumsal Gelişimin Şifreleri Öcalan toplumsal gelişme süreçle­ rine yeni bir bakış açısı getirmektedir.

Profile for Yol Siyasi Dergi

Yol Güz 2016  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.yolsiyasidergi.org & www.twitter.com/yolsiyasidergi & www.facebook.com/yolsiyaside...

Yol Güz 2016  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.yolsiyasidergi.org & www.twitter.com/yolsiyasidergi & www.facebook.com/yolsiyaside...

Advertisement