Page 10

Darbeler tarihine bu kısa bakış­ tan sonra 15 Temmuz'a geldiğimiz­ de, çok farklı bir tablo ile karşılaşırız. 15 Temmuz'da darbenin sınıfsal ve toplumsal yönüne bakıldığında ilk el­ den görünen sanki yeniden egemen zümreler arasında bir gerilime dönüş görülmektedir. 15 Temmuz'un siyasal hedefinde AKP vardır. Ancak sınıfsal olarak bakıldığında karşımıza cevap­ lanması zor sorular çıkar. Darbe dina­ miğini tetikleyen tekelci finans kapital ile son otuz yılda yükselen "Anadolu kaplanları" veya "yeşil sermaye" arasın­ daki gerilim midir? Bu sorunun cevabı çok açık, "hayır"dır. Egemen zümreler arasında darbeyi tetikleyecek bir ge­ rilim yoktur. Gerilim hattı burada dur­ muyor. TÜSİAD ile temsil edilen ege­ men finans kapital ile son yirmi-yirmi beş yıldır palazlanan yeşil sermaye arasında bir darbeyi tetikleyecek geri­ lim oluşmamıştır.

Öte yandan, önceki darbelerin dış desteği dünya ve bölge dengelerine denk düşen bir mantığa sahipti, bu anlamda özellikle ABD tarafından des­ teklenmiştir. Son darbe için bu konu oldukça karanlıktır. Sadece "Erdoğan düşmanlığı" darbenin dış desteği için yeterli olamaz. 15 Temmuz'dan ABD mutlaka haberdardır. Ancak ne ölçüde, örneğin 12 Eylül'ü desteklediği ölçüde arkasında mıdır? Bu sorunun bugünkü bilgilerce tam bir cevabı yoktur, ancak darbe "dış desteğinin" niteliği ve ölçü­ sü yine karanlıkta bırakılan konular­ dandır. Son olarak darbelerin geleneksel yapısındaki değişimden söz etmeliyiz. AKP iktidarı ile askeri vesayet önemli darbe aldı. Ordu fazlaca yıprandı. Ge­ leneksel darbe dinamiği bu yıpranma­ larla büyük ölçüde harekete geçme yeteneğini kaybetmişti. Yine bu gele­ neğin içinde unutulmaması gereken bir darbe dinamiği daha vardır. Darbe­ ler tarihine baktığımızda tıkanma ve

DARBENİN YAPISI VE BAŞLAYAN “FETRET DEVRİ”

Ekonomik olarak 12 Mart ve 12 Ey­ lül darbeleri devletçi ekonominin son kalıntılarından da kurtulma özelliği ta­ şır. Özellikle 12 Eylül 1980 darbesi eko­ nomide çok radikal dönüşe denk dü­ şer. Ünlü özelleştirme dalgasının yolu 12 Eylül ile açılmıştır. Böylece Tek Parti döneminin ekonomi politikası olan devletçilik artık tarih oluyordu.

Öte yandan diğer darbelerin önem­ li dinamiklerinden birisi ekonomi poli­ tikalarda önemli bir değişim gereği­ nin ortaya çıkmasıdır. 15 Temmuz'u tetikleyecek böyle bir radikal ekono­ mik değişim ihtiyacı da ortada yoktur. AKP'nin rant ekonomisi bir tıkanma noktasına doğru gidiyor. Ancak bu tı­ kanmayı aşacak bir ekonomik alterna­ tif, egemenlerin gündeminde yoktur. Ayrıca böyle bir alternatif uluslararası finans kapitalin de gündeminde yok­ tur. Neoliberalizmin derinleştirm esin­ den başka bir yol hala bulamadılar. Bu anlamda AKP ağabeylerinin yolundan, elbette kendi çıkarlarını da kollayarak yürüyor.

On

12 Eylül yükselen halk hareketleri­ ne karşı yapılmış en şiddetli darbedir. Bu darbe TİSK başkanı Halit Narin'in "Şimdiye kadar işçiler güldü, artık gül­ me sırası bizde." sözüyle hatırlanır. 12 Eylül'e yaklaşırken aynı zamanda Kürt Özgürlük Hareketi'nin mücadelesi de yükselmiş, bu durum halk mücadele­ sinin yükselişine yepyeni bir boyut ka­ zandırmış ve düzeni iyice ürkütmüştür.

Profile for Yol Siyasi Dergi

Yol Güz 2016  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.yolsiyasidergi.org & www.twitter.com/yolsiyasidergi & www.facebook.com/yolsiyaside...

Yol Güz 2016  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.yolsiyasidergi.org & www.twitter.com/yolsiyasidergi & www.facebook.com/yolsiyaside...

Advertisement