Page 46

unsurunun bulunması rol oynamış olabilirdi." (Toprak, 2013: 46) iddiasının kabul edilebilir bir yönü bulunmamak­ tadır.

POPÜLİST HAREKETİN İKTİDARLAŞMASI

POPÜLİZMİ TARTIŞMAK: ÖFKE GERÇEK, OLANAK MEVCUT, UMUT BAKİ

Popülist hareketin popülist ikti­ dar haline dönüşmesinin en önemli sonuçlarından bir tanesi devletin var olan kurumsal yapısının zayıflatılma­ sı ve dönüştürülmesidir. "Milli irade" kendisini sınırlayan denge ve denet­ leme mekanizmalarını bir tür vesayet aracı olarak görme eğilimindedir. Ku­ rumsal işleyiş, temsil eden ile temsil edilen arasındaki mesafeyi arttıran engeller olarak görülürler. Popülist li­ derler, halkla doğrudan temas kurma yöntemlerini yoğun olarak kullanma eğilimindedirler. ABD Başkanı olan Trump'ın attığı tweetleri siyasetin bir aracı haline getirmeye çalışması, Ber­ lusconi ve Erdoğan'ın iktidarları süre­ since basın üzerindeki denetimlerini giderek arttırmaları bu liderle "halk" arasında doğrudan ilişki kurma arayı­ şının bir sonucudur. Popülist liderlerin yürütmeyi güçlendirme arayışları da ortak bir eğilimi simgeler görünmek­ tedir. Yürütme kurumlardan, siyasi liderin şahsına doğru merkezileşir. Muhalefetin "halk"ın dışına atılması ve hain olarak gösterilmesi eğilimi de demokratik kurumların deforme edil­ mesi açısından popülizmin önemli bir özelliğidir.

NEO-LİBERALİZM + POPÜLİZM= NEO-POPÜLİZM Neo-liberalizm koşullarında ortaya çıkan popülizmi neo-popülizm olarak nitelendirmeyi tercih ediyorum. Bu­

nun en önemli sebebi kimi benzer ve ortak özelliklerine rağmen neo-popülizmin geleneksel popülizmden farklı yönleri olduğunu düşünüyorum. Kla­ sik popülist örneklerde uygulanan ik­ tisat politikası (ithal ikamecilik) doğası itibariyle ulusalcı bir işçi sınıfı-burjuvazi ittifakı oluşumuna elverişli bir yapı­ ya sahipti. İthal ikamecilik, iç pazarı ve yüksek reel işçi ücretlerini esas alması itibariyle ulusal sanayi burjuvazisiy­ le işçi sınıfını ortak bir çerçevede bir araya getirebiliyordu. Zaten ithal ikameciliğin, 1970 krizi sonrasında sürdürülemezliği ortaya çıkınca popülizmin hegemonya üretme kapasitesi kalma­ dı ve başta L. Amerika olmak üzere askeri darbeler aracılığıyla bürokratik otoriter rejimlerin inşası süreci yaşan­ dı. (O'Donnell, 1978) Bu rejimlerde yabancı sermaye iktidar bloğunun te­ mel bileşenlerinden birisi haline geldi. Kısacası, ithal ikamecilik popülist bir politik aktöre geniş alan yaratacak bir zemin oluşturmaktaydı. Oysa neo-popülizm tam tersine po­ pülist politikaların gelişimine neredey­ se bütünüyle ters bir ekonomik dogma koşullarında ortaya çıkmıştır. Bu nasıl mümkün olabilmiştir? İhracata dayalı kalkınma politikaları ve küreselleşme burada çok önemli bir rol oynamıştır. Söz konusu politikalar, hem egemen sınıflar hem de işçi sınıfı içerisinde çok önemli çatlakların orta­ ya çıkmasına yol açmıştır. İthal ikame­ ci dönemde özellikle çevre ülkelerde devletle çok yakın ilişkileri olan finans kapital ile ona göre çok daha yerel, küçük ve ticaret sermayesi biçiminde var olan çevre sermaye grupları ara­ sında çok belirgin bir bağımlılık ilişkisi vardı. Kıvılcımlı bu çevre sermayesini

Profile for Yol Siyasi Dergi

Yol Siyasi Dergi Yaz 2017  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.yolsiyasidergi.org & www.twitter.com/yolsiyasidergi & www.facebook.com/yolsiyaside...

Yol Siyasi Dergi Yaz 2017  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.yolsiyasidergi.org & www.twitter.com/yolsiyasidergi & www.facebook.com/yolsiyaside...

Advertisement