Page 73

K>

^1

VENEZÜELLA ZOR BİR DÖNEMEÇTE

bilinmiyor. Ülke üretimi bu süreçte aksamamak ve ayrıca Sovyetlerdekl gibi çarpık hale gelmemelidir. Oradaki merkezi planlama ekonomiyi felç etti. Dondurdu. Tüm canlılığını aldı götürdü. Kapitalizmdeki gibi hatta ondan daha canlı bir üretim yap­ ma yeteneği işçilerde vardır, ama bu nasıl devreye sokulacaktır? Ayrıca hangi yol ve araçlarla, işin neresinden tutup başlanacaktı? Devrimin hemen başında ülkede cogestion diye bir terim kullanılmaya başladı. Cogestion aslında ortak yönetim demektir. (İngilizce co-management ya da co­ government anlamında kullanılır.) Anayasa ve çeşitli yorumlardan çıkan anlamı in­ sanın tam gelişimini sağlamak için ekonomik alana işçi ve devletin ortak katılımı ve ortak yönetiminin kurulmasıdır. Ortak yönetimin nasıl olacağı ve kimlerle nasıl, hangi derecede ortaklık yapılaca­ ğı sürekli tartışma konusu oldu. Çeşitli işçi katılım modelleri denendi. İşçi komiteleri işletmelerde her seviyede baştan aşağı kuruldu. Bazıları kooperatif olarak ve çeşitli oranlarda devlet ve işçi payı olarak dengelendi. 2005 yılı hemen hemen bütün dev­ let denetimindeki işletmelerde işçi ve devlet ortaklıklarının kurulması ile geçti. İşçi­ lerin cogestion ile işyeri yönetimini ele almaları ve eğitimlerle sosyalizmin çok yönlü insan hedefine doğru yol alma adımları atıldı. "Ancak 2006'ya gelindiğinde cogestion'da işçilerin odağının şirket hisselerine sahip olmak olduğu anlaşıldı ve hükümet içinde de işçilerin işletmeleri yönetmeye hazır olmadığı inancına doğru kayıldı." (2) Çünkü ortaya bir karmaşa çıktı, herkes cogestion'u ayrı şekilde yorumladı. Kimisi mülkiyet sahipliğine ağırlık verirken kimisi de katılıma odaklandı. Ayrıca bakanlık içinde de farklı görüşler, farklı uygulamalar görüldü. İşçiler işletmede yönetime katılmayı ya da fabrikayı işgal etmeyi, şirketin kendile­ rinin mülkiyetlerine geçmesi ve karların paylaşılması olarak düşündüler. "Tüm fabri­ ka işletmeleri işçilere dağıtılsın ve onlar da karları paylaşsınlar" eğilim ve isteği ağır­ lık kazandı. Oysa Bolivar devrimi açısından sorun mülkiyet değil işçilerin fabrikanın yönetimini öğrenerek gelişmelerinin önünün açılmasıydı. Özel mülkiyet hakkı ikinci boyuttu. "Chavez'in vurgusu açıktı. Cogestion bir işyeri sahibini 'şimdi şirkete sahip olduklarını düşünen 300 sahiple değiştirmek değildir__Bu bile bile ladestir. Kapita­ lizm yaratığını çoğaltmak demektir, egoistliktir, başka bir düzeyde bireyselliktir.'" (3) İşçileri yönetime katmada amaç üretim ilişkilerini değiştirmekti. Yani eskisi gibi amaç bireysel kar olmayacaktı. İşyerinde hiyerarşi kalkacak demokratikleşecek, şef­ faflaşacak ve işçiler neyin neden yapıldığını göreceklerdi. İşyeri muhasebe defter­ lerini anlayacaklardı. Fabrika planlamasına katılacaklar ve üretimi yönetmeyi öğre­ neceklerdi. Amaç basit bir mülkiyet değişimi değildir. İnsanın çok yönlü gelişimidir. Başlarda INVEPAL başarılı bir işçi kooperatifi olarak örnek gösterildi. Hisselerin % 49'u işçilere verildi ve iyi yönetirlerse ödüllendirilecekler ve bu pay % 99'a çıkacaktı. Sonra ama Chavez şu yorumu yaptı: "Burada ne oldu? Bazı hisselerin devlet, diğerlerinin işçilere ait olduğu bir mülki­ yet rejimi kurduk. Ne oldu burada? Sonuç kapitalist işçilerle ittifak yapmış kapitalist devlet ve kapitalist kooperatif oldu ve eğer düzeltmezsek verdiğimiz ilaç hastalığın kendisinden daha kötü olacak." (4)

Profile for Yol Siyasi Dergi

Yol Kış 2016  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.yolsiyasidergi.org & www.twitter.com/yolsiyasidergi & www.facebook.com/yolsiyaside...

Yol Kış 2016  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.yolsiyasidergi.org & www.twitter.com/yolsiyasidergi & www.facebook.com/yolsiyaside...

Advertisement