Issuu on Google+

Hazırlayan:

ÇORLU’DA TEHLİKELİ ATIK TESİSİ NEDEN İSTEMİYORUZ?

ÇORLU TEHLİKELİ ATIK TESİSİNE HAYIR PLATFORMU

Bu broşür Çorlu Ergene İnisiyatifi, Tekirdağ Tabip Odası, Tekirdağ Ziraat Müh. Odası ve Tekirdağ Barosu tarafından hazırlanmıştır.

ÇORLU’DA TEHLİKELİ ATIK TESİSİ NEDEN İSTEMİYORUZ? GİRİŞ Son iki yıldır Çorlu Karatepe Mevkiine kurulmak istenen, adına; ”Katı Atık Bertaraf ve Enerji Üretim Tesisi “denilen, gerçekte, ”Tehlikeli Atık Bertaraf Tesisi” olan konu, Çorlu kamuoyunun gündemini işgal ediyor. Bu konuda, sınırlı sayıda insanın, yüzeysel anlamda bilgi sahibi olduğu bir gerçek. Bu gibi tesisler ülkemizde de yeni yeni gündeme geliyor.Bildiğimiz kadarıyla Kocaeli İlinde İzaydaş, İstanbul Kemerburgaz’da bulunan ”Katı Atık Bertaraf Tesisi” olmak üzere, iki tesis bulunuyor. Kapitalist sistemin yarattığı kontrolsüz sanayi, Trakya’daki birinci sınıf tarım topraklarını yok etti. Arıtması olmayan ya da arıtması olduğu halde yüksek maliyet gerekçesiyle çalıştırılmayan arıtmalara sahip tekstil, deri ve kimya endüstrisi Ergene Nehrini önce kirletti, sonra öldürdü. Ergene , şimdilerde içindeki dördüncü derece kirlilikten dolayı öldürüyor. İçindeki ağır metaller ve kimyasallar havzanın suyunu ,toprağını ve havasını kirletti. Son yıllarda bilim insanları bu kirliliğin yarattığı sonuçlarla ilgili açıklamalar yapıyorlar. Kirliliğin; doğa, canlılar ve insanlar üzerindeki etkileri tartışılıyor. Trakya ve Çorlu’da 30 yıldır yaşanan Ergene felaketi, sanayici ve siyasiler dışında herkesi tedirgin ediyor. Bu felaketten sonra öncelikle Çorlu ve Tekirdağ halkı olmak üzere “Tehlikeli Atık Bertaraf Tesisi” tüm Trakya halkını kaygılandırmaktadır. Çorlu Belediye Meclisi’nin iptal ettiği planlar ve red ettiği inşaat ruhsat başvurusuna rağmen; Şehircilik ve Çevre Bakanlığı’nın onayladığı planlardan sonra oluşturduğumuz TEHLİKELİ ATIK TESİSİNE HAYIR PLATFORMU olarak; Çorlu Halkı ‘nı bu konuda öncelikle bilgilendirmeyi görev edindik. Elinizdeki bu kitapçık, tesisin canlılar ve insanlar üzerinde yaratacağı olumsuz etkileri anlatmak amacıyla hazırlanmıştır. Plan ve Tehlikeli Atık Tesisi Trakya’nın tümü için hazırlanan, şu anda Danıştay’da davası devam etmekte olan 1/100 binlik planlarda “Katı Atık Entegre Bertaraf Alanı” için -1-


ayrılmış bir alan bulunmamaktadır. Tekirdağ ili bütünü için hazırlanmış ve İl Genel Meclisi tarafından onaylanan 1/25 binlik planlardaysa “Katı Atık Bertaraf Alanı” yer almamaktadır. Ayrıca onaylanan 1/25 binlik planlara yapılan itiraza verilen 07.02.2012 tarihli cevap yazısında da, “çok su tüketen ve çevreyi aşırı kirleten sanayi tesislerine AB mevzuatları gereği yasak getirildiğinden; su ve atık yönetimiyle ilgili planda yeterli düzenleyici hükümler bulunduğundan, bu planla yapılmasına karar verilmiş Katı Atık Bertaraf Tesisi bulunmadığından atık bertaraf tesisleri ÇED yönetmeliğine tabii tesisler olup işletmeye yönelik kısıtlamalar bu kapsamda kesinleştirildiğinden”..denmektedir. Çorlu Belediye Meclis kararlarında da “imar alanına 400 m mesafede bulunan tesisle ilgili inşaat ruhsatının reddine” kararı verilmiştir. Ayrıca yapılan 1/5000 lik ve 1/1000 alt ölçekli nazım ve uygulama imar planları, 3194 sayılı imar kanununa usul yönünden aykırıdır. Çorlu Belediyesi buradaki planları da iptal etmiş bulunmaktadır. Ergene Havzasını Koruma Eylem Planı açısından bakıldığında; Eylem planı içinde Ergene Nehrini arıtmak, ıslah etmek, Ergene kollarını ve dereleri ıslah etmek “Islah Organize Sanayi Bölgeleri” oluşturmak, 12 Belediyenin evsel atıklarının arıtılması için arıtma tesisleri yapmak gibi projeler bulunmaktadır. Bu projeler hayata geçirildiğinde “Ergene Hayata Dönecek” denmektedir. Ergene’de yeniden canlıların yaşayacağı iddia edilmektedir. Trakya’da tahrip edilen doğal hayatın yeniden eski günlerine döneceği söylenmektedir. Tüm bunlar söylenirken, Çorlu Karatepe Mevkii’nin “Katı Atık Bertaraf Alanı” olarak belirlenmesi; hem planlar açısından hem de Eylem Planı açısından varılmak istenen amaçla çelişmektedir. Çorlu için hayati önem taşıyan Karatepe Mevkiinde kurulmak istenen bu tesisler ilgili kurum ve kuruluşların görüşü alınmadan plana dahil edilmiştir. Çorlu Belediyesi sınırları içinde günlük katı atık miktarı 110 tondur. Yapılmak istenen tesis, günde 2500 ton katı atık işleyecektir. Kurulmak istenen tesisin işleyeceği katı atık miktarı; Çorlu Belediye sınırları içindeki katı atık miktarının 20 katından fazladır. Trakya bölgesi ihtiyacından bile 5-10 kat daha büyük bir tesis planlanmaktadır. Bu derece büyük bir yakma tesisinin önlenemez çevresel etkileri olacaktır. Ayrıca tesisin 395 bin m2 alana kurulacağı planlanmaktadır. Bu tesisin inşaata başlamasını bekleyen bu şirketten başka 6 şirket daha bulunmaktadır. Böyle düşündüğümüzde birkaç milyon m2 tarım -2-

arazisinin Yenice Köyü’ne doğru işgali söz konusu olacaktır. Örneği İstanbul Kemerburgaz’da bulunan tesis, Çorlu’da yapılmak istenen tesise göre çok daha küçüktür. Yerleşim alanına 600m mesafede bulunmaktadır. Yakmaya dayalı bir tesis olduğundan yakma işlemi sırasında canlı yaşamını tehdit eden zararlı gazlar çıkmaktadır. Bu gazlar rüzgârın etkisiyle çok uzak mesafeleri bile etkisi altına almaktadır. Yakma sırasında çıkan furan ve dioksin gibi gazlar son derece zararlı olup; kanser ve üst solunum yolu hastalıklarına yol açmaktadır. Aynı zamanda çevredeki ormanlara, orman hayvanlarına, havaya, suya, toprağa zarar vermektedir. Bu kirlenme, toprakta ve havada olduğu gibi sularda da olmaktadır. Kemerburgaz bölgesinde yer altı ve yerüstü suları da kirlenmiş bulunmaktadır. Derelerde civa ve kurşun gibi ağır metallere rastlanmıştır. 150 yıldır var olan Hamidiye Kaynak Suları da kirlenmiş ve su işletmesi kapanmak zorunda kalmıştır. Tesisteki atık su arıtma tesisi de İSKİ’nın tespitine göre deşarj standartlarını tutturamamaktadır. Hem atık su arıtma merkezinden çıkan hem de gömülü atıklardan sızan çevreye zehirli etkileri olan son derece konsantre atıklar bulunmaktadır. Kemerburgaz ve Göktürk Köyü halkının tepkileri ve şikâyetleri sonucu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından mühürlenen tesis; kayıtlara göre kapalı gözükmesine rağmen faaliyetini sürdürmektedir. Hava-Su-Toprak Kirliliği yaratması bakımından Tehlikeli Atık Bertaraf Tesisi Tehlikeli atık bertaraf tesisi asıl olarak gazlaştırma ve yakmaya dayalı olacaktır. Böyle olunca da havanın, suyun ve toprağın kirlenmemesi mümkün değildir. Yakma sırasında içinde ağır metallerin atık çamurlarının, akü, pil, tıbbi atık, elektronik atık, lastik, plastik gibi maddelerden zararlı gazlar çıkacağı aşikârdır. Bu gazlar rüzgârlar vasıtasıyla uzak mesafelere kadar taşınabilecektir. Yakma sonucu çıkan furan ve dioksit gibi gazlar solunum yolu hastalıkları ve kanser yapıcı gazlar olacaktır. Aynı zamanda çıkan gazlar asite dönüşerek toprağı ve suyu da kirletecektir. Bu kirlenmenin tüm canlı yaşamına ve insanlara yaşamsal bir tehdit söz konusudur. Bilinmelidir ki Tekirdağ ili, ülke genelinde havada bulunan %85 oranındaki kükürt dioksit oranıyla en yüksek kirliliğe sahip yerleşim merkezidir. Böyle bir tesisin faaliyete geçmesi halinde soluduğumuz hava değil zehirli gaz olacaktır. -3-


Gerek atıkların depolanması, gerekse yapılan işlemlerden sonra ortaya çıkacak kirletici unsurlardan toprak da sular da kirlenecektir. Toprağa sızan zehirli maddelerin topraktan önce yeraltı sularına, daha sonra da yer üstü sularına karışmamasının garantisi yoktur. Kirlenecek toprak ve sularda ağır metaller; doğayı, ekosistemi, canlıları ve insanları etkileyecek, hastalıkların önü alınmayacaktır. Besin zinciri yoluyla insanlara geçecek ağır metaller, nesilden nesile kalıcı tahribatlar yaratacaktır. Projeye ilişkin hazırlanan “Çevre Etki Değerlendirme Raporu” da ÇED yönetmeliğine uymayan yöntemlerle hazırlanmıştır. ÇED toplantısı ilanı kurallara uygun olarak yapılmamıştır. Bilgilendirme toplantısı adıyla yapılan toplantıda, girişte toplantıya katılanlardan alınan imzalar, ÇED raporu dosyasında usulsüz olarak kullanıldığı, toplantıya katılan kişilerce bizzat ifade edilmektedir. ÇED raporu; tesisin çevresel etkilerini ortaya koymaktan çok bu etkilerin önlenmesi için yapılacakların sıralandığı gerçeklikten uzak bir rapordur.

-4-

TEKİRDAĞ TABİBLER ODASININ BU KONUDA Kİ GÖRÜŞLERİ TEHLİKELİ ATIKLAR ve HALK SAĞLIĞINA ETKİLERİ: Çevresel etkenler giderek halk sağlığında daha büyük önem kazanmaktadır. Çevre kişi üzerindeki dış etkilerin bütünüdür. Çevrede sağlığı doğrudan ya da dolaylı etkileyen önemli etkenler bulunmaktadır. Çevre; hastalıklar için zemin hazırlayan, doğrudan hastalık nedeni olabilen, bazı hastalıkların gidişini ve sonucunu etkileyen, bazı hastalıkların da yayılmasını kolaylaştırmaktadır. Örneğin, hava, su, toprak kirlenmesi doğrudan hastalık nedeni olabildiği gibi, bir kısım hastalıkların yayılımını kolaylaştırabilir ya da bir kısım hastalığın gidişini etkileyebilir. Zararlı atıkların yok edilmesi/bertaraf edilmesi ile ilgili çeşitli yöntemler vardır. Toprağa gömme, yakma yöntemi de ülkemizde atıkların yok edilmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Zararlı atıkların yok edilmesine yönelik tüm yaklaşımlar halk sağlığı ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirmeye yönelik olmasına karşın yetersiz teknikle gömme, içme suyu kaynağı olarak kullanılabilecek yeraltı su kaynaklarının kirlenmesine neden olabilmekte, kontaminasyonlar yüzeysel akıntılara karıştığında doğal hayatı ve bitkileri olumsuz etkileyebilmektedir. Yakma sonucu havayı kirletici materyaller çok fazla oranda çevreye yayılabilmektedir. Önemli miktarda kötü koku ve kirli kül sorunu yaratmalarına ek olarak çok sayıda kanser yapıcı maddenin de etrafa saçılmasına yol açmaktadırlar. Zararlı atıklarla ilgili olarak tartışmalı bir atık türü ise tıbbi atıklardır. Tıbbi atıklarla ilgili ilk tartışmalar Okyanus kıyısına vuran çok sayıdaki enjektör nedeniyle Amerikan Kongresi'nin başlattığı teknik değerlendirme çalışmalarıdır. Hastane atıklarının hastane dışına çıkmadan önce patolojik etken taşıma riski olanların çeşitli yöntemlerle zararsız hale getirilmesi zorunludur. Hastane atıklarında özel işlem görme zorunluluğu olan en önemli atık enjektörlerdir. Bunların kapağının kapatılmaya kalkışılmaması gerekir. Doğrudan sert duvarlı bir kutuya atılmalı, daha sonra uygun teknikle yok edilmelidir. Yapılan bilimsel çalışmalar, “atık yakma tesisleri”nin, katı atık hacmini iddia edilenin aksine düşürmedikleri gibi, atık içindeki zehirli maddeleri de bertaraf etmediklerini göstermektedir. Yakma yöntemiyle ortadan kalkması oldukça güç olan kimyasal bileşikler üretilmektedir. Bunun sonucu olarak da bu bileşikler yoğun olarak çevreye yayılırlar. Bu kimyasallar "Kalıcı Organik Kirleticiler" (KOK) terimiyle isimlendirilir ve bunlar insanoğlunca -5-


bilinen en tehlikeli kimyasal zehirlerdir. Çevreye salındığında birçok KOK, yıllarca hatta on yıllarca kalıcı olmaktadır. Birçok KOK da insan ve hayvanların yağ dokularında birikerek ortaya çıkmaktadır. Düşük miktarlarında dahi, KOK’lar son derecede zehirlidir ve hava akımı yardımıyla uzun mesafeler kat ederek tüm dünyada vahşi yaşamı ve insanları tehlikeye sokmaktadır. Dioksin, bilimsel olarak, bilinen en tehlikeli KOK’lardan birisidir. Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu (IARC) Dioksin'i temel bir kanserojen olarak sınıflandırmaktadır. Bilinmelidir ki, atık yakma teknolojisi, kansere yol açabilen dioksinin çevreye yayılmasına ve besin zincirine karışmasına neden olan başlıca kaynaklardır. Savunulanın aksine atık yakma dünyanın atık sorununa çözüm değil, bu sorunun bir parçasıdır. Atık yakma tesisleri, baca gazı, kül ve diğer artıklarıyla birçok zehirli maddeyi çevreye yayarlar. Bu tesislerin baca gazlarını tutmak için kullanılan filtrelerde sonradan bertaraf edilmesi gereken katı ve sıvı zehirler üretirler. Tüm dünya çapında atık yakma tesislerine karşı toplumsal muhalefet artmaktadır. İnsanlar artık sürdürülebilir bir toplum yapısı içinde atıkların yakılmaması gerektiğini fark etmekte ve sağlık ve çevre için tehlikeli olmasının yanında son derece de pahalı olan bu teknolojiden vazgeçme yolunda ilerlemektedir. Kirliliğe karşı en önemli koruyucu önlemlerden birisi toplumun eğitimidir. Toplum bireyleri tüm kirletici etkenlere karşı bilgili ve duyarlı olmak zorundadır. Bu yapılanmayı sağlayabilmek için güçlü bir siyasi irade ve mevzuatın düzenlenmesine ek iyi bir denetim mekanizması kurulması gerekmektedir. Dünyada gitgide rağbet gören yaklaşım, 'SIFIR ATIK' yaklaşımıdır. Sıfır atık yaklaşımı, atığın hem kaynakta azaltılmasını, hem de var olan miktarın kaynak olarak kullanılmasını yani üretim döngüsünde faydalanılmasını öngörmektedir.

TEKİRDAĞ ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASININ KONUYLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİ TEHLİKELİ ATIĞIN ÇEVRESEL ETKİLERİ Karatepe'de kurulması planlanan tesisin yakma değil gazlaştırma olduğu ileri sürülmektedir. Çevresel etkileri açısından yakma ve gazlaştırma tesisleri benzerlik göstermektedir. Çünkü işlem görecek atık, her iki proseste de aynıdır. Her iki proseste de yüksek sıcaklığa maruz kalan toksik metalller, asit gazları ve azot oksitler açığa çıkar. Oluşan dioksin ve furanın çok düşük seviyelerde oranı bile son derece zehirlidir. Yakma ya da gazlaştırma işlemi katı atık hacmini %85 - %92 oranında azaltır fakat orjinal atığın %8-15'i bertaraf edilmek üzere kül olarak geriye kalır. Depo alanlarına gömülen bu kül içerisinde toksik maddeleri özellikle de ağır metalleri barındırır. Yakma/gazlaştırma işlemlerinde çevresel etkilerin azaltılması için min.llOO°C sıcaklığa çıkılması gerekir. İşlem görecek atık cinsine göre bu sıcaklık artar. Ancak bu sıcaklık üzerinde kanserojen ve halojen maddeler minimize edilir. Türkiye'de min. 1100°C'yi sağlayan bir tesis yok. Tehlikelilik Tanımı: Parlayıcılık, Patlayıcılık, - Akut toksisite, Kronik toksisite, Kalıcılık. Aynı firmanın Kemerburgaz'dabulunan tesisinde atığın parlayıcı ve patlayıcı olma özelliği nedeni ile 2008'de yangın çıktı. Yangın sırasında oluşan emisyonla birçok zehirli gaz havaya karıştı ve rüzgarla taşındı. - Akut toksisite, Kronik toksisite, Atığın karıştığı su, hava yoluyla alınmasıyla oluşacak anlık ve uzun süreli zehirleyici etkisi. Topraktaki ve Yakma Tesisi Külündeki Ağır Metallerin Karşılaştırması

Ogden Martin Foster Wheeler Hudson Falls, NY Syracuse, NY Yakma Tesisi Külü Yakma Tesisi Külü

-6-

Toprak Numunesi

KURŞUN

1400 ppm

2650 ppm

35 ppm

KADMİYUM

40.1 ppm

60.3 ppm

0.30 ppm

CİVA

4.3 ppm

4.1 ppm

0.18 ppm

-7-


Kalıcılık ve canlı bünyesinde birikme özelliği taşıyan cıva ve dioksin gibi kirletici maddeler doğal bozunmaya uğramazlar ve besin zinciri içerisindeki miktarları artmaktadır. Yanma sonrası oluşan kül içerisinde yanmayan ve uçmayan metal kompleksler barındırır. Bunlar toprağa geçmeye eğimli ve su ile taşınabilirdir. Bu şirketin Kemerburgaz'da bulunan tesisinin yakınındaki Hamidiye Kaynak Suları'na ait 9 no'lu kuyuda metal izleri saptandığından bu kuyu kapatılmıştır. Çorlu'daki tarım topraklan Bakanlık'ça 3. derece tarım toprağı olarak anılmasına rağmen, bizler bu toprakların 1. derece tarım toprağı olduğunu biliyoruz. Çiftçilerimizin elinde bulunan ve yine bakanlık tarafından verilen belgeler de bunu göstermektedir. Toprağa ve suya geçen ağır metaller nelere sebep olacaklar? -Bu toprakta yetişen bitkilere, otlayan hayvanlara geçecekler. -Besin zinciri yoluyla insana aktarılacaklar. -Besin zinciri ile hamile kadınlara geçmeleri halinde ölü ve sakat doğumlara neden olacaklar. -Sadece inek sütü ile değil anne sütü ile bebeklere ve çocuklara ulaşacaklar. -Bu metaller canlı vücudunda biriken ve kanserojen etkili maddelerdir. - Yakınlarında bulunan ya da su ve hava taşınımıyla etkilenen mera, çalılık orman alanları gibi doğal su rezervleri olan ve hayvansal, bitkisel üretimi etkileyen alanların özelliklerini yitirmesine neden olacaklar. Mera, orman ve çalılıklar suyu tutarak, geciktirirler. Bu sayede suyun mineral kazanmasına ve kirliliğin azalmasına neden olurlar. Bu alanları kullanıma açmak, hem su tutma kapasitelerini düşürecek hem de su kirliğinin artmasına, içerisinde bulundurduğu tüm canlılarla ekosistemin deformasyonuna sebep olacak. Gazlaştırma İşleminden Kaynaklanan Hava Kirleticileri Avrupa Çevre Ajansı'nca hesaplanan 100 t/gün kapasiteli gazlaştırma ünitesinin yıllık emisyonları: Kirletici Kontrolsüz Elektrostatik filtre Partikül madde 56,787 kg 5,762 kg Sülfür dioksit 53,476 kg 53,476 kg Azot oksitler 52,317kg 52,317 kg Hidroklorik asit 35,596 kg 35,596 kg Karbon monoksit 4,95kg 4,95 kg -8-

Cıva Nikel

92,533 kg 92,533 kg 91,172 kg 16,783 kg

Krom Kurşun Kadmiyum Arsenik Dioksinler/furanlar

54,885 kg 46,72 kg 39,916kg 10,886kg 0,05kg

9,979 kg - kg 7,711 kg 1,814 kg 0,064 kg

Sadece 5 parametre filtre ile düşürülebilmekte, 6 parametre için emisyon değeri sabit kalmakta, Dioksin ve turanlar ise göreceli olarak artmakta. hem kendi bünyesinde bulunan, hem de topraktan aldığı kirliliği taşır. Hamidiye Su İşletmeleri, 9. kuyuyu kapattığını tanımlayan yazıda özellikle yağmurların arttığı dönemde kuyu suyundaki kirliliğin arttığını belirtmiştir.

-9-


Kemerburgaz’da ki Tesisle ilgili Kemerburgazlılar Ne Diyor? “Ekolojik Enerji, adının zıddı bir çalışma yapıyor. Ekolojik Enerji Tesisi zehir saçıyor. Kimyasal atıkları yakıyor. Yeşil olan Kemerburgaz’ı, saçtığı zehirler yüzünden yok ediyor. İnsanlar Kemerburgaz’dan kaçıyor. Kemerburgaz’a insanlar bu tehlikeli atık tesisinden dolayı gelmez oldular. Sabahları maskesiz dolaşamıyoruz. Kemerburgaz’da kanser vakaları arttı. Bu tesisin kapanmasını istiyoruz. Onlar gayri-resmi olarak çalışıyorlar” Turgut KOÇUM (Kemerburgaz Muhtarı) “Katı atık tesisi çevremizi, havayı kirletti. Koku çevre halkını rahatsız ediyor. Kemerburgaz’da son yıllarda kanser olayları arttı. Sağlık bakanlığı gerekli incelemeleri yapmalı. Önlemler almalı. Halkımızı rahatlatmalıdır. Bu tür tesisler yaşam alanlarına uzak yerlerde yapılmalıdır. Sürekli hava kirliliği ölçümü yapılmalıdır” Güner ŞENOL(Kemerburgazspor Eski Başkanı) “Tesisin bölgemize çok büyük zararı var. Önce, evsel atıkları işleyeceğiz dediler. Sonra, değişik amaçlı çalışmaya başladı. Bölgemizin havasını, suyunu kirletiyor. Hamidiye sularının aldığı raporlar var. Bu raporlarla tesisin zehir saçtığı kanıtlanmış oldu. Yetkililer olaya sahip çıkıp, bu tesisin buradan kalıdırlmasını sağlayacaktır. Büyükşehir belediyesi bu tesisi kapatma kararı aldı. Büyükşehir belediyesinin kapatma kararına rağmen bu tesis faaliyetini sürdürmeye devam ediyor. Yetkililerin ve belediyenin Kemerburgaz’a sahip çıkmasını istiyoruz. CNN TÜRK TV’nin halkla yaptığı röportajda söylenenler ”Katı atık tesisi yüzünden sabah, akşam pencelerimizi açamıyoruz.” “ Ölüm varilleri istemiyoruz !” “Biz yeşil Kemerburgazımızı geri istiyoruz!” “Küçüçük bir mahallede 7 kişi kanserden öldü. Çok sayıda kanser tedavisi gören hasta var.” “Mücadelemiz tesis buradan kaldırılana kadar sürecek!”

-10-

TEKİRDAĞ BAROSUNUN BU KONUDAKİ GÖRÜŞLERİ 1- Karatepe’de kurulmak istenen tesis ile Anayasal Haklar ihlal edilecektir. - Anayasamızın 17. maddesinde; “I. Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı Madde 17 - Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” denilmektedir. - Anayasamızın 56. maddesinde; “A. Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması Madde 56 - Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” denilmektedir. Oysa ki, söz konusu tesisin bölgeye kurulması halinde, bölge halkının yaşama hakkını, maddi ve manevi varlığını tehdit edeceği, çevreye ciddi zararlar vereceği yapılan incelemeler ve hazırlanan raporlardan anlaşılacağı üzere sabittir. 2- Kurulmak istenen tesis ile 2872 sayılı Çevre Kanunu hükümleri ihlal edilecektir. İlgili yasanın 1. maddesinde; “Amaç: Madde 1 - Bu Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır.” Şeklinde ilgili yasanın amacı belirlenmiş ve yine 3. maddesinde, çevrenin korunmasına, iyileştirilmesine ve kirliliğin önlenmesine ilişkin genel ilkelere yer verilmiş olup, - Karar alma süreçlerinde sürdürülebilir kalkınma ilkesinin gözetilmesi - Yapılacak ekonomik faaliyetlerin faydası ile doğal kaynaklar üzerindeki etkisi sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde uzun dönemli olarak değerlendirilmesi - Çevre politikalarının oluşmasında katılım hakkının esas tutularak, Bakanlık ve yerel yönetimler, meslek odaları, birlikler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların çevre hakkını kullanacakları katılım ortamını yaratmaları, ilkeleri benimsenmiştir. Çevre Kanunun 9. maddesinde; -11-


“Çevrenin korunması amacıyla; a) Doğal çevreyi oluşturan biyolojik çeşitlilik ile bu çeşitliliği barındıran ekosistemin korunması esastır. Biyolojik çeşitliliği koruma ve kullanım esasları, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili diğer kuruluşların görüşleri alınarak belirlenir.” Denilmektedir. Oysaki söz konusu tesisin kurulmasına olanak sağlayan planlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 644 sayılı Kanunun Hükmünde Kararname ile tanınan yetkiler çerçevesinde hazırlanmıştır. Ancak yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmamış, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, birlikler ve vatandaşların görüşleri alınmamıştır. 3- Planlar Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik Hükümlerine aykırıdır. İlgili Yönetmeliğin 5. maddesinde; “Düzenli depolama tesislerinin sınıflandırılması MADDE 5 - (1) Düzenli depolama tesisleri aşağıdaki şekilde sınıflandırılır: a) I. sınıf düzenli depolama tesisi: Tehlikeli atıkların depolanması için gereken altyapıya sahip tesis.” Şeklinde bir sınıflandırma yapılmış olmakla, kurulacak tesisin 1. sınıf düzenli depolama tesis alanı olacağı belirtilmiştir. İlgili yönetmeliğin 15. maddesinde ise 1. sınıf düzenli depolama tesis alanlarına ilişkin; “Yer seçimi MADDE 15 - (1) Düzenli depolama tesis sınırlarının yerleşim birimlerine uzaklığı I. sınıf düzenli depolama tesisleri için en az bir kilometre, II. sınıf ve III. sınıf düzenli depolama tesisleri için ise en az iki yüz elli metre olmak zorundadır.” Denilmekle, yer seçiminin hangi kriterlere göre belirleneceği belirtilmiştir. İlgili planlarla, kurulacak tesisin yer seçimi hatalıdır. Çorlu Belediyesinde mevcut kayıt ve bilgilerden de anlaşılacağı üzere, tesisin kurulması planlanan yerin imar sınırına 450 metre mesafede olacağı, kaldı ki gayri sıhhi müesseseler kapsamında olup, ilgili yönetmelik hükümlerine aykırı olarak bir İdari işlem tesis edilmiştir.

-12-

BELGELER

-13-


-14-

-15-


-16-

-17-


-18-

-19-


SONUÇ Tesisin; toprak, su ve havada yaratacağı olumsuz etkileri daha önce belirtmiştik. Doğaya, ekosisteme, canlılara ve biz insanlara vereceği zararlara göz mü yumalım? Doğamıza, toprağımıza, yaşam alanlarımıza kast eden böyle bir projeye evet mi diyeceğiz? Torunlarımızdan emanet aldığımız bu topraklara, suyumuza, havamıza sahip çıkmayacak mıyız? Sağlığımıza ve geleceğimize sahip çıkmak, insanca bir yaşam sürdürmek için Anayasanın 56. maddesinde belirtilen “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir” ilkesinden yola çıkarak yaşamımıza, geleceğimize, yaşam alanlarımıza sahip çıkalım! YAŞAM HAKKIMIZ İÇİN, HAYDİ YAŞAMI SAVUNMAYA! ÇORLUYA TEHLİKELİ ATIK TESİSİ KURDURMAYACAĞIZ!

TEHLİKELİ ATIK TESİSİNE HAYIR PLATFORMU

(Tekirdağ Tabip Odası, Tekirdağ Barosu, Tekirdağ Ziraat Müh.Odası, Eğitim-Sen, Çorlu Ergene İnisiyatifi, Mimarlar Odası Çorlu Tem., İnşaat Müh. Odası Çorlu Tem., Elektrik Mühendisleri Odası Çorlu Tem., Çevre Mühendisleri Odası Çorlu Tem., Makina Mühendisleri Odası Çorlu Tem., Jeoloji Müh. Odası Çorlu Tem., Şehir Plancıları Odası Çorlu Tem., Çorlu Kent Konseyi, Çorlu Çevre Gönüllüleri Derneği, Çorlu Ziraat Odası, Esnaf ve Sanatkarlar Odası, SES, Romanlar Derneği, Gazeteciler Derneği) NOT : Yukarıda anlattığımız tesisin Çorlu Belediyesinin yapmak istediği Katı Atık Düzenli Depolama ve Ayrıştırma Tesisi ile hiçbir ilgisi yoktur.

Bu broşürün hazırlanmasında katkılarından dolayı Tekirdağ Barosuna teşekkür ederiz. -20-


ÇORLU'DA TEHLİKELİ ATIK TESİSİ NEDEN İSTEMİYORUZ