Page 1

1. OlaฤŸan Konferans Kararlar ve Sonuรง Bildirgesi


1. Program ve Tüzük Kongresi Parti Programatik Metni’nin bir programa dönüştürülmesi, Parti Tüzüğü’nde gerekli güncelleme ve düzenlemelerin yapılması, eksiklerin giderilmesi için 2. Olağan Kongre’ye kadar en kısa sürede bir Program ve Tüzük Kongresi yapılmalıdır. » Gerekçe: Partinin kuruluşunu hazırlayan heyetin önerisi, Programatik Metni’nin katılımcı bir şekilde, örgütsel tartışmalarla, üyeleri ve parti dostlarını da kapsayan politik bir tartışma süreci ile bir programa dönüştürülmesi yönünde idi. Ancak kuruluş döneminin şartları, örgütlenme çalışmaları bu konuda bir hazırlık yürütülmesini engelledi. O nedenle, önümüzdeki dönemde bu çalışmanın başlatılması ve tartışmaların bir Program ve Tüzük Kongresi ile nihayete erdirilmesi gereklidir.

2. Kürt sorununda ‘çözüm ve barış süreci’ mücadelesine devam... • YSGP, çözüm sürecinde 1 yıla yakın zamandır süren çatışmasızlıkla gelinen noktanın çok değerli olduğunu tespit eder; çatışmasızlığın devamı ve politikaya daha geniş alan açılması, 21 Mart Amêd Newrozu’nda ilan edilen “barış, çözüm ve müzakere manifestosunun gerçekleşmesi, Kürt halkının anayasal haklarını kazanması, kalıcı bir barışın gerçekleşmesi için mücadele eder. • Bu bağlamda, demokrasi ve emek güçlerinin, barış inisiyatifini ele alması için elinden gelen siyasal ve örgütsel çalışmaları sürdürür, • Demokratik, emekten yana, özgürlükçü ve eşitlikçi, ekolojist bir anayasa mücadelesini sürdürürken, farklı kimliklerin, dillerin, inançların ve kültürlerin hak eşitliğine dayalı anayasal güvence altına alınması ve bu anlayış üzerinde şekillenen bir anayasal yurttaşlık tanımının yapılması; anadilinde eğitimin ve anadil hakkının kamusal alan dâhil her alanda kullanılır hale gelmesi; yerinden ve yerelden yönetime dayalı bir demokratik özerklik işleyişinin gerçekleştirilmesi için mücadele eder; 2

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi


• Çözüm, müzakere ve barış sürecinin başarıya ulaşmasının, Kürt halkının eşitlik ve özgürlüğe kavuşmasının tek garantisinin başta Kürt halkı olmak üzere, halkların demokratik ve barışçı mücadelesi ve dayanışması olduğu fikrinden hareketle çalışmalarını yapar. • Dünyada yapılan barış müzakerelerinin sürekliliğinde kadınların sürece dâhil olmalarının olumlu katkılarının farkında olarak ve Birleşmiş Milletler’in 1325 sayılı kararını da göz önünde bulundurarak, Barış İçin Kadın Girişimi’nin eşit, adil, kalıcı bir barış için, barışın normalleşmesi ve sürekliliği için yapılan çalışmalarını destekler, içinde yer alır, geliştirilmesi ve daha çok kadının bu sürece katılımı için mücadele eder.

3. Lüzumsuz Projeler • YSGP, Türkiye’nin acilen Aarhus Sözleşmesi’ni imzalaması için mücadele eder. Bilindiği üzere Aarhus Sözleşmesi, çevre ihtilafı olan konularda halkın bilgilendirilmesi ve karar verme süreçlerine katılımlarını garanti altına alan bir sözleşmedir. Gezi Parkı Direnişi, toplumun karar alma süreçlerinde yer alma talebini en açık biçimde yansıtmıştır. • YSGP, büyük projelerin ÇED muafiyetinin kaldırılması için mücadele eder. Türkiye’de uygulandığı haliyle ÇED zaten göstermelik bir uygulama iken, hükümetin buna bile tahammül edemiyor olması kabul edilemez. Olması gereken ciddiyette ÇED süreçlerinin işletilmesi sağlanmalıdır. • YSGP, Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı’nın AB ile uyumlu hale getirilmesi, çevreyi kirletenlere verilen cezaların artırılması, kapsamının genişletilmesi; bu cezaların çevre kalitesinin artırılması ve yeşil işlerin yaratılması için kullanılması yönünde mücadele eder. Türkiye’de çevre halen bir çöp boşaltma alanı ya da doğal kaynak deposu olarak görülüyor. Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı tam da işaret ettiğinin tersine eskiden koruma altında olan alanların ticari ve sınai faaliyetler için kullanılmasının önünü açıyor. » Gerekçe: Türkiye ekonomisi hızla büyürken, üretip ihraç ettiği ürünlerin içerdiği katma-değer hızla düşüyor, ürünlerin içerdiği doğal kaynak ve enerji payı ise hızla artıyor. Ne pahasına olursa olsun, salt ekonomik büyümeye odaklı politika1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi

3


lar sonucunda küresel arz ağında Türkiye’nin üstlendiği rol toplumsal ve çevre adaletsizliklerini hızla derinleştiriyor. Bu ekonomik yapıyla AKP’nin ilan ettiği 2023 Hedefleri’ne ulaşmak bir hayal olsa da, var olan ekonomik yapıda inat, ekonomik büyümeyi sürdürmek için halkı çok daha fazla bedel ödemek durumunda bırakıyor. Hükümet her geçen gün artan bir hırçınlıkla doğa ve emeğin haklarına saldırısını artırıyor. Koruma altındaki alanları talana açan Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı ve büyük projeleri ÇED süreçlerinden kaçırmaya dönük politikalar ekonomik büyüme adına çevre standartlarından verilen ödünlerin en açık örnekleridir. Türkiye’nin daha fazla ‘lüzumsuz proje’ye değil, daha fazla yeşil alana ve daha emek dostu bir ekonomik yapıya ihtiyacı vardır. Lüzumsuz projelerin gerektirdiği enerji, demir-çelik, çimento vb. üretimi Türkiye’nin cari ve biyolojik kapasite açığını hızla artırıyor. Bu sürdürülebilir değildir. Bankalar, toplum sağlığını ve çevre kalitesini olumsuz etkileyebilecek projeleri kolaylıkla finanse edebiliyor. Bu durum sosyal sorumluluk ve hesap verilebilirlik ilkeleri ile tamamen ters düşüyor. Hükümetin aldığı, toplum ve doğa haklarını yakından ilgilendiren konularda halkın kararlara katılımı, şeffaflık hususlarında hızla geriye gidiş yaşanıyor. Toplum kendi kaderini ilgilendiren konularda söz sahibi değildir.

4. İşçi ve emekçilere yönelik saldırılara karşı mücadele 1- YSGP, çıkarılan ve çıkarılacak kıdem tazminatı ve emek karşıtı diğer yasa ve düzenlemelerle ilgili ve ayda ortalama 80-120 emekçinin hayatını kaybettiği iş cinayetleri karşısında kapsamlı bir çalışma yapmayı; işçi ve emekçilerin yoğun olarak çalıştığı ve yaşadığı alanlar başta olmak üzere çeşitli yerellerde, panel, seminer, forum vb. biçiminde toplantılar düzenlemeyi, 2- İhtiyaçlara göre, broşür, afiş, bildiri gibi bilgilendirme ve teşhir malzemeleri çıkarmayı, 3- Merkezi ve yerel düzeyde, işçi ve emekçilerin sendikal, mesleki ve siyasal örgütlerini mücadele sürecine katacak girişimlerde bulunmayı, ortak ve birleşik mücadelenin ve örgütlenmenin yaratılması için çalışmalar yapmayı karar altına alır. 4- Bu saldırıları geriletmek amacıyla, eş zamanlı olarak; hem kendi iç örgütlen4

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi


mesinde ortaklaşma ve bütünleşme sağlamayı ve bu ortaklaşmayı tüm emek alanlarında geliştirmeyi, hem de işçi sınıfı ve emekçilerin birleşik mücadelesini örgütlemeyi temel bir görev olarak görür. 5- İşçi ve emekçilerin direnişlerini sahiplenir ve başarıya ulaşması için gerekli desteği verir, dayanışmayı sağlar. » Gerekçe: Emek alanında yaşanan olumsuzlukları gidermek amacıyla, işçi sınıfı ve emekçilerin mücadeleci kesimlerinin bir araya getirilmesi, bölünmüş ve dağınık, parçalı tablonun değiştirilmesi sınıfa karşı sorumluluk duyan herkesin görevidir. Fiili meşru mücadele ancak geniş işçi, emekçi kitleler katılırsa bir anlam kazanabilir. Daha bugünden yasaların amacının, sonuçlarının, içeriğinin işçilerin ve emekçilerin ileri kadrolarına kavratılması sürecin örgütlenmesinde bir başlangıç olabilir. Bu kapsamlı saldırıların hayata geçirilmesi için uygun koşullar bekleniyor. Bu koşullar diğer faktörlerin yanı sıra, savaşın ve çatışmaların derinleşmesidir. İşçi ve emekçilerin milliyetçilik kıskacına alındığı, savaş rüzgârlarının sert estiği dönemlerde, bu tür düzenlemeleri hayata geçirmek daha kolaydır. Diğer yandan, bazı sendika yönetimleri, işçi sınıfı içindeki milliyetçi eğilimlerle mücadele etmek bir yana, daha da kışkırtıcı bir dil ve söylem içindedir. Devlet denetimindeki sendikal hareket, egemen ideolojiyi ve milliyetçiliği yeniden üretiyor. İşçi sınıfının yalnızca sermayenin emek üzerindeki egemenliğine değil, bütün egemenlik ve eşitsizlik biçimlerine, ezme ve ezilme ilişkilerine karşı mücadele YSGP’nin temel bir ilkesidir. Bu bağlamda; giderek işçileşen Kürtlerin taleplerine sahip çıkmak, sınıf mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Kürt halkının ileri sürdüğü demokratik talepler (anadilinde eğitim, siyasal statü, eşit yurttaşlık…) doğrultusunda mücadele işçi sınıfı ve emekçilerin ekonomik ve sosyal haklarına karşı mücadeleden ayrı ele alınamaz. Sürecin nereye evirileceğini sınıf ve demokrasi mücadelesinin seyri belirleyecektir. YSGP olarak; yukarıda sıralanan emek karşıtı yasalar ve uygulamalara karşı, emek güçlerinin oluşturacağı tartışma ve mücadele programlarına yönelik gerekli hazırlıkları yapmayı, müdahil olmayı, etkide bulunmayı ve hız kazandırmayı amaçlayan çalışmalar yapmayı önümüze hedef olarak koymalıyız.

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi

5


5. Yerel yönetim seçimlerinde kadın politikaları Kadın/erkek tüm adayların toplumsal cinsiyet eşitliğini benimsemiş olmaları koşulunun yanı sıra seçimlerde aşağıda sıraladığımız maddelerin hayata geçirilmesi için tüm örgütlerimiz çaba harcamalıdır: • Belediye Başkanlıklarında eş başkanlık/sözcülük modelinin uygulanması, • Kadın adayların kadınlarla birlikte belirlenmesi ve kadınların tüm yerel yönetim birimlerinde eşit temsilinin esas alınması, seçimlere girilen her yerde belediye meclisleri, il genel meclisleri ve bütün yerel yönetim organlarının en az yarısının kadınlardan aday gösterilmesi, • Belediye ve il genel meclisleri adaylarının bir kadın bir erkek sıralaması ile (başta kadın olmak üzere), yani fermuar sistemi ile oluşturulması, • Kadın muhtar adaylarının desteklenmesi. » Gerekçe: Geçen yıl partimizi 4 Adalet anlayışı üzerinden kurduk. Yerel yönetimler, 4 Adalet politikalarımızın en fazla netleştiği alandır. Tam da bu noktada kadınlarla, kadınlar için yerel siyaset politikamızı bir kez daha vurgulamak, parti içinde konuya ilişkin duyarlılık ve bilinci arttırmak önem taşıyor. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi, parti politikalarımızın en temel unsurlarından biridir. 2014 yerel seçimlerinde de “kadınlarla ve kadınlar için yerel siyaset“ tüm özgün parti faaliyetlerinde ve ortaklaştığımız kişi ve kurumlarla yürütülen çalışmalarda en temel noktalardan biri olarak ele alınmalıdır. Cinsiyete duyarlı yerel yönetimler (eşitlikçi kent), bütçede cinsiyet eşitliği, kadınların yerel hizmetlere erişimi, kreşler, kadın danışma, dayanışma ve sığınma evleri gibi konular her fırsatta gündemde tutulmalıdır.

6. Demokrasiyi Yerelden İnşa Ediyoruz; Özgür Yerel Yönetimlerle Kentlerimizi, Kendimizi Yönetiyoruz... • YSGP, Anayasa’daki merkezin mahalli idareler üzerindeki vesayet rejiminin kaldırılarak adem-i merkeziyetçi bir anlayışın geliştirilmesi, • Merkeziyetçi yapının karşısında yerinden yönetimin güçlenmesi için bölge yönetimleri ile meclislerinin kurulması, • Özgür Yerel Yönetimler anlayışı ile ekolojist, toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı, demokratik bir yerel yönetim modeli geliştirilmesi, • Özgür Yerel Yönetim anlayışı ile kentlerin tek tipleştirilmesine karşı çıkarak çoğulcu bir yerleşim anlayışının geliştirilmesi için mücadele eder. 6

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi


» Gerekçe: Türkiye’deki yerel yönetim anlayışı merkezin vesayeti altında yürütülmekte olup son çıkan Kanun Hükmünde Kararnamelerle de vesayet rejimi, merkezin yerele tahakkümü ilişkisine dönüşmüştür. 3. Köprü, 3. Havalimanı, Çamlıca’da Cami veya Taksim Gezi Parkı’nda AVM yapma gibi kentsel projeler bu tahakküm ilişkisinin en bariz örnekleridir. Hâlbuki yereller, insanların var olduğu, yaşamlarını kurduğu alanlardır. Bu nedenle de yerinden yönetilmelidir. Yerel yönetimler, demokrasi, özgürlük ve eşitliğin inşa olduğu en temel zemindir. Yerinden yönetimin güçlendirilmesine ve karar süreçlerine yurttaşların katılımının sağlanacağı yeni modellere ihtiyaç vardır.

7. Benim mahallem, benim parkım, benim kararım... • YSGP, belediye meclisi seçiminde kadınlara, LGBT’lere, engellilere ve gençlere yönelik kota uygulamasının getirilmesi, • Belediye meclisi seçiminde yüzde onluk kesme kota uygulamasının kalkması, • Belediye Kanunu’nun 13. Maddesi’nin hayata geçirilmesi için belediyelerin yönetim süreçlerinin değiştirilmesi, • Mahalle ölçeğinde yönetim birimlerinin kurulması; kurulan mahalle yönetimlerinde kadın, LGBT, engelli ve gençlik kotalarının gözetilmesi; mahallenin ortak sorun ve ihtiyaçlarının mahalle yönetimlerinde görüşülerek karar alınması, • Mahalle Yönetimleri ile belediye yönetimleri arasında köprü görevi üstlenecek mahalle bürolarının oluşması için mücadele eder. » Gerekçe: Türkiye’deki yerel yönetimler, başkanlık sistemine dayalı olup antidemokratik bir anlayışla yönetiliyor. Mevcut mahalli idareler seçimine göre belediye meclisi seçiminde 10’da 1’lik kesme kota uygulaması vardır. Bu da temsilde adaleti zayıflattığı gibi, Partiler Yasası’ndan da kaynaklı belediye meclislerinin tek tipleşmesine neden oluyor. Bu nedenlerle de belediye meclisleri, yerelin çeşitliliğini temsil etmiyor. Belediye Kanunu’nun 13. Maddesi yurttaşların karar 1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi

7


süreçlerine katılımını desteklemekte olsa da, belediyeler bu maddenin hayata geçmesi için bir mekanizmaya sahip değildirler. Yerinden yönetimin en önemli ölçeklerinden biri de mahallelerdir. Mahallelerle ilgili yerel yönetim birimi olarak muhtarlıklar vardır. Muhtarlıklar ise merkezi idarenin altında yer alıyorlar. Belediyelerle herhangi bir bağın bulunmadığı muhtarlıkların görevleri son dönemlerde azaltılıyor ve onlar merkezi idarenin yereldeki takipçisi konumuna getiriliyor. Dolayısıyla yerinden yönetimin mahalle ölçeğinde bir yapılanması bulunmuyor.

8. Kooperatifçilik Kamusal ilişkilerde ve insan ihtiyaçlarının karşılanmasında piyasadan arınmış alanlar yaratmak, eşitsizlikleri onaracak toplumsal adaleti ve tüketim ilişkilerinde demokratik katılımcılığı sağlamak, yenileme kapasitesinin üzerinde doğal varlıkların işletilmesinin önüne geçmek, yenilenebilir enerji kaynaklarının işletilmesini ve kullanımını yaygınlaştırmak için üretim, tüketim ve çalışanlar kooperatiflerinin oluşturulması gerekiyor. Eşit, özgür, yaşanabilir bir dünya için siyaset yapan YSGP, kooperatifçilik konusunda hem teorik hem de pratik çalışmalara başlamıştır ve yürüttüğü bu çalışmaları önümüzdeki dönemde yaygınlaştırarak sürdürecektir. » Gerekçe: Literatürde kooperatif kavramı üçüncü sektör, demokratikleşme, tüketicinin korunması, yoksullukla mücadele, mikro finans, halkların kooperatifleri algılaması, uluslararası işbirliği, uluslararası bilgi ve veri ağı kavramları ile birlikte kullanılıyor. Üretim kooperatifleri ile tüketim kooperatiflerinin birleşmesi tartışmaları yapılıyor. Piyasa ekonomisinin etkinliğinin arttığı bir dünyada, kooperatiflere olan ihtiyaç ve kooperatiflerin önemi de artıyor. Kooperatif, ekonomik olmasının yanı sıra aynı zamanda sosyal bir kurumdur. Sosyal amaç kooperatifin önemli unsurlarından biridir. Dolayısıyla kooperatifler, kar etme amacı gütmeyen bir birleşme şeklidir. Doğrudan demokrasinin uygulandığı, eşitlikçi, özgürlükçü, doğayla uyumlu toplumsal düzenin kurulması hedefimizde, piyasaya alternatif olma potansiyeli taşıyan kooperatifçilik konusunda bu tutum son derece önemlidir. Kapitalist sistemin yarattığı endüstriyel toplumda insanlar arasındaki tüm ilişkiler 8

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi


ve kamusal ilişkiler piyasa anlayışına göre kurgulanıyor. Piyasanın yaşamımızın her alanında hakimiyet kurması sonucunda, insanın onurlu bir yaşam sürmesi için karşılanması gereken ihtiyaçları ticari işletmecilik anlayışıyla, kar-zarar hesabıyla karşılanıyor. Her şeyin piyasaya göre düzenlenmesi sonucunda bir yandan toplumda var olan eşitsizlikler derinleşiyor, tek hedef kar elde etmek olduğundan doğal varlıkların sınırsızca işletilmesi sonucunda ekolojik denge alt üst oluyor, dünyadaki yaşamın geleceği tehlikeye düşüyor.

9. Yeni Anayasa Türkiye’de demokratikleşmenin sağlanabilmesi için en acil ihtiyaç, 12 Eylül düzeninden kurtulmaktır. Bunun bir adımı da yapılan onlarca değişikliğe rağmen hala otoriter, baskıcı ve yasakçı bir nitelik taşımaya devam eden Anayasa’nın temelden değiştirilmesidir. Ülkenin siyasal sorunlarının çözümü, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollardan, eşitlik ve özgürlük temelinde sonuca bağlanması, ülkede yaşayan Sünni-Alevi, Gayrimüslim ve inanmayan tüm yurttaşların kendilerini, özgürce ifade edebilecekleri ve güvende hissedecekleri bir siyasal iklimin tesisi için de yeni bir anayasa şarttır. Özgürlükçü, eşitlikçi, ekolojik, sosyal ve demokratik, yepyeni bir Anayasa yapılması vazgeçilemez ve geciktirilemez bir ihtiyaçtır. 2 yıldır Meclis’te kurulmuş olan ve çalışan Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun herhangi bir sonuç elde edemeden dağılmış olması kabul edilebilir değildir. YSGP, Türkiye’nin demokrasi, barış ve emek güçleri ile birlikte yeni bir anayasa mücadelesini sürdürecektir. » Gerekçe: 12 Eylül Darbesi’nin üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen, ülke darbenin getirdiği kurumlarla, onun koyduğu kurallarla ve zihniyetle yönetiliyor. Günümüzde, antidemokratik uygulamaların toplumda yarattığı mağduriyetler, Kürt meselesinin derinleşmesi, bunun sonucu 30 yıldır süren adı konmamış savaş, hak ihlalleri, işçi haklarının gaspı ve örgütlenmenin önündeki tüm engeller, düşünce ve ifade hürriyetinin daraltılmasının her geçen gün beyinlerimizde yarattığı tahribat, 12 Eylül düzeninin pratik sonuçlarından sadece birkaçıdır. 12 Eylül düzeninden kurtulabilmek için öncelikle yeni sivil bir anayasa yapılmalıdır. 1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi

9


10. 12 Eylül yargılaması

12 Eylül düzeninden kurtulmanın önemli bir adımı Türkiye halklarının vicdanında çoktan mahkum olan darbenin ve darbecilerin hukuken de mahkum edilmesidir. YSGP olarak, 12 Eylül darbesi ile hesaplaşmanın başlangıcı olan darbe davası ve süren soruşturmaların takipçisi olduk, bundan sonra da takipçisi olmayı sürdüreceğiz. YSGP, bunun yanı sıra 12 Eylül’ün hukukundan, kurumlarından kurtulmak, darbeci zihniyeti aşmak, demokratik bir Türkiye’yi inşa etmek için siyasal mücadelesini yoğunlaştırarak sürdürecektir. » Gerekçe: 12 Eylül 2010 halkoylamasıyla darbecilerin yargılanmasına engel olan Anayasa’nın Geçici 15. Maddesi’nin kalkması ile darbenin ve darbecilerin hukuken mahkûm edilmelerinin yolu açıldı. Geldiğimiz aşamada darbeyi gerçekleştiren generallerden hayatta kalan Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında açılan davanın son aşamasına girildi, 25 Ekim’de yapılan son duruşmada Cumhuriyet Savcısı “ömür boyu ağır hapis ve rütbelerinin geri alınmasını” isteyen esas hakkındaki mütalaasını sundu, duruşma 27 Aralık’a ertelendi. Bu davanın dışında, darbenin diğer iştirakçileri hakkında açılan soruşturmalar ile darbe döneminde işlenen insanlığa karşı suçların soruşturmaları devam ediyor. 12 Eylül darbesinin hukuken mahkum edilmesi, Türkiye’nin hukuki ve siyasi tarihinin dönüm noktasını oluşturacaktır. 12 Eylül döneminin haksız, hukuksuz yargılamalarının yenilenmesi gibi, ‘12 Eylül Suçu’nun doğurduğu mağduriyetlerin bir kısmının giderilmesi olanağı ortaya çıkacak, 12 Eylül düzeninden kurtulmanın hukuki yolları açılacaktır.

11. Ortadoğu halkları kendi geleceklerini belirlemelidir... • YSGP, Mısır, Libya, Tunus, Suriye ve diğer Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde halkların demokrasi ve özgürlük arayışları ve mücadeleleriyle, halkların diktatörlüklere ve darbelere karşı verdiği mücadelelerle dayanışma içinde olur. Halk ayaklanmaları ve demokrasi arayışı karşısındaki emperyal müdahalelere karşı durur. • Suriye toplumunu farklı inançların, kültürlerin, dillerin ve kimliklerin var olduğu bir yapı olarak değerlendirir ve Suriye’de demokrasinin ancak bu çoğulculuk üzerinde kurulabileceğini savunur. • Filistin halkının haklı ve meşru mücadelesinin ve taleplerinin yanında yer almayı sürdürür. 10

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi


12. Rojava’yla dayanışmaya... • YSGP, başta Kürt halkı olmak üzere, her dilden ve inançtan Rojava halklarının devrimiyle, yurtlarını, kimliklerini ve kültürlerini savunma mücadelesiyle dayanışma içindedir. • Katliamcı El Nusra ve El Kaide başta olmak üzere selefi, cihatçı örgüt ve çetelerin Rojava Halk Devrimi’ni boğmaya yönelik tüm hesaplarına son vermesi için mücadele eder.

13. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve onların sunduğu platformlardaki örgütsel faaliyetler... Halkların Demokratik Kongresi ile Halkların Demokratik Partisi ve onların sunduğu platformlarda sürdürülecek bütün siyasal ve örgütsel faaliyetler hakkında Parti Meclisi yetkilendirilmiştir. » Gerekçe: Bugün Türkiye’de çok şey değişiyor ve yeniden inşa ediliyor. Bunların sonuçları toplumsal ve siyasal yaşamımızda adım adım kendini gösteriyor. Toplumsal dinamikleri, geride kalmakta olan dönemin analizleri üzerinden konumlandıran tanım ve tarifler bugünü izahta ve bunlara dayalı siyasal stratejiler ve çözüm önerileri de artık yerli yerine oturmuyor ve sorulara yanıt olmuyor. Buna karşılık, değişimi ve gelişmelerin yönünü görenlerin ve anlayanların sorunları doğru tespiti ve çözümlere isabetle yaklaşması giderek daha mümkün hale geliyor. Gelişmelere statik bir anlayışla bakan ve geride kalan dönemin paradigmalarının belirlediği sınırların içinde siyasal çıkış aramakta ısrar edenler, eski statükonun belirlediği şartların oluşturduğu siyasal dizilişlere göre stratejiler oluşturup, toplumsal taleplerin uzağına düşmekten kendilerini kurtaramıyorlar. Partimiz YSGP’nin kuruluşunda başat rolü oynayan Yeşiller Partisi ve EDP’nin 1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi

11


de kurucuları arasında yer aldığı ve iki yılı geride bırakan Halkların Demokratik Kongresi (HDK), bu değişim döneminde siyasal hayatımızda ortaya çıkan özgün platformlardan biridir. HDK, son yıllarda yaşanan çok köklü değişimi okuyan ve kendilerini buna göre konumlandırmaya çalışan demokrasi, eşitlik, özgürlük, ekoloji ve adalet gibi asal değerlerin şeklini verdiği yeni Türkiye’nin inşasında rol almaya namzet toplumsal kesimlerin ve siyasal güçlerin elinde hayat bulmuştur. Siyasal yelpazenin farklı yerlerini işgal eden bu güçlerin geçmişten taşıdıkları birikimlerin birçok bakımdan benzemezliği, geleceğe bakıştaki telif edilemeyen açı farkları, onları Türkiye’nin girmekte olduğu yeni mecrayı ve önümüze taşıdığı sorunları ve muhtemel çözüm yollarını, zamanın ruhuna uygun böylesi esnek bir zemin etrafında birlikte tanımlamaktan ve katmanlı formlar yaratarak siyasal hayata müdahale imkânlarını kullanmaktan alıkoymuyor. Böylelikle, 60’lı yılların sonuna doğru yolların ayrıldığı Kürt demokrasi ve özgürlük güçleriyle, inançları nedeniyle yıllar boyu derin baskı ve terörün mağduru olan Alevi toplumuyla, tekçi ve asimilasyoncu Cumhuriyet rejiminin azınlık olarak görüp, her düzeyde uyguladığı sindirme ve yok etme politikalarının hedefi olan farklı dil, kimlik, kültür ve inanç gruplarıyla yolların birleşmesinin, halkların ve bireylerin kucaklaşmasının, yeni Türkiye’nin inşasında oynayacağı önemli rol daha görünür olmuştur. Bu tablo içerisinde Halkların Demokratik Kongresi, birlikte yürümenin fırsatını, bu zeminde yer alma iradesini gösteren güçlere sunuyor. Farklı dil, kültür, inanç ve kimliklerden toplum kesimleri ve bireyler demokratik, eşit ve özgür yeni bir geleceğin inşası için kader ortaklığı yapma kararlılığını ve azmini sergileyerek, geleceğin Türkiye’sinin farklı yaşanacağını, yeni bir umut ve taahhüt olarak bütün topluma gösteriyorlar. Emek, demokrasi, ekoloji ve barış güçlerinin bir araya gelişinin yarattığı sinerjinin, yeni dönem Türkiye’sinin önde gelen kurucu dinamiği olacağı vaadinde bulunuyorlar. Bu bakımdan, önümüzdeki yıllar yaşanan her toplumsal olayda bu bir araya geliş modelinin sunduğu esneklik, katılım, süreklilik ve dinamizmle Türkiye’nin bambaşka bir gerçeklik, mücadele ve müdahale gücüyle yüz yüze gelebileceği söylenebilir. Yaklaşmakta olan 30 Mart 2014 Yerel Seçimi, bu modeli sınamak bakımdan 12

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi


önemli bir sınav niteliği taşıyor. Halkların Demokratik Kongresi’nde buluşan ve barışın, ekolojinin, özgürlüğün, emeğin ve demokrasinin programını savunan toplumsal güçler, bu yaratıcı biçimin ve onun katmanlarının sunduğu zeminler aracılığıyla, seçmenleri eski ve yeni statükonun partilerine mahkûm etmeyen yeni bir seçenek ortaya koyabilecektir. Bu bakımdan, barajın hükmünü sürdürdüğü, Hazine yardımının eski ve yeni statükonun partilerine akıtıldığı, partiler arası seçim ittifakının yasalarla engellendiği siyasal rejimin geleneksel dikenli sahasında, yıllardan beri seçim istatistiklerinin ihmal edilebilir rakamlarına mahkûm edilmiş demokrasi ve barış güçleri ile ırkçı ve milliyetçi devlet politikaları ve uygulamalarının bütün çeşitleriyle batıda da yüz yüze gelen Kürt Özgürlük Hareketi’nin birlikte var olması ve ortak talepleri toplumsal bir harekete dönüştürmesi şartlarını sunduğu en uygun form olarak kendini gösterecektir. Partimiz, gerek özgürlükçü sol hareketin ve fikriyatın son yıllarda biriktirdikleriyle, gerekse çevre ve ekoloji alanında on yıllardır süren mücadelenin dünya ve ülke ölçeğinde kazandığı bilgi birikimi ve deneylerin, bu toprakların siyasetindeki en önemli temsilcisi ve taşıyıcısı olarak, Türkiye’nin yeni siyasal döneminin çok önemli bir siyasal hareket zemini olarak, HDK ve katmanlarının sunduğu siyaset zeminlerinde var olmayı, faaliyetlere aktif olarak katılmayı ve destek vermeyi, program, politika ve ilkeleriyle esasta uyumlu her adımda ciddi bir rol oynamayı gerekli görüyor. Bu zeminlerde yer alan toplumsal güç ve bireylerle biriktirdiklerimizi paylaşmaya, onlardan öğrenmeye ve birlikte benimsediklerimizi topluma yansıtmaya hepimizin ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Örgüt ve üyelerimizin olduğu her yerde, yerel şartları ve imkânları gözeterek bu dönemi değerlendirmemiz, HDK büyürken partimizi, partimiz büyürken bu ortak zemini geliştirmeli ve büyütmeliyiz. 1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi

13


14. Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin takipçisiyiz... • YSGP, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması; bu yapılırken, cemevlerinin, camilerin bir mütemmim cüzü değil, bağımsız ibadethane olarak kabulünün sağlanması, • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesi veya bir devlet kurumu olmaktan çıkarılması, • Tarihle yüzleşme ve devletin sorumluğunun kabullenilmesi bağlamında, Alevi halkı nezdinde güven krizini aşmak için, Dersim, Maraş, Çorum ve Sivas katliamlarının devlet ve toplum tarafından ciddiyetle ele alınması ve bunun için Alevi örgütlerinin rehberliğinde (Madımak Oteli’nin gerçek bir yüzleşme müzesi yapılması başta olmak üzere) önemli sembolik adımların atılması ve katliamlarla ilgili dosyaların açılarak tarihle hesaplaşma ve adaletin sağlanması konusunda samimi girişimlerde bulunulması, • Aynı zamanda bir Alevi katliamı olan Dersim Katliamı (1937-38) ile özdeşleşmiş olan Tunceli adının değiştirilerek Dersim isminin bölge halkına iade edilmesi ve zorla değiştirilen tüm köy isimlerinin bölgede yaşayan halkın talebi doğrultusunda değiştirilmesi, • Alevi Dersim önderi Seyit Rıza’nın zaten mevcut olan tarihsel, sosyal ve siyasal itibarının korunması ve yasal itibarının iade edilmesi; katledilen Seyit Rıza’nın mezarının yerinin devlet tarafından açıklanması ve resmen ailesine bildirilmesi; • Dersim 1937-38 döneminde sürgün edilerek topraklarından koparılan Dersimli ailelerin zararlarının tazmin edilmesi, ailelerinden alınarak başka illere ve ailelere verilmiş Dersim’in kayıp kızlarının kayıtlarının açıklanması için mücadele eder. Alevilerin talepleri bizim de taleplerimizdir. YSGP, bunların gerçekleşmesi; kalıcı çözüm için, asimilasyoncu politikalara karşı Alevilerin eşit ve özgür yurttaş olarak yaşama taleplerinin güvencesi olan tüm yasal düzenlemelerin yapılması için, demokrat ve özgürlükçü Alevilerin rehberliğinde mücadele eder. » Gerekçe: Farklı mağduriyetlerin ve mağdur grupların adeta farklı kompartımanlarda hak mücadelesi verdiği Türkiye’de, özgürlükçü tavır ve hak mücadelesi YSGP için bir bütündür: İktisadi sömürü, ekolojik tahribat ve siyasi baskıcılığa karşı mücadele eden partimiz, aynı zamanda Çerkeslerin, Lazların, Arnavutların, Boşnakların, Ezidilerin, Musevilerin, Kürtlerin, Ermenilerin, başörtülülerin, LGBTlerin ve diğer tüm mağdurların haklarını olduğu gibi, Alevilerin de haklarını ‘ama’sız ve ön koşulsuz, sonuna kadar savunur. İktisadi ve siyasi düzlemde olduğu kadar, bireysel ve kolektif kültürel haklar düzleminde de katılımcı ve özgürlükçü radikal demokrasiyi savunan ve tüm mağdurla14

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi


rın partisi olmayı amaçlayan YSGP, Alevilerin de partisi olarak, Türkiye’de devletin din politikaları ve ayrımcı çoğunluk zihniyeti dolayısıyla yüzyıllardır baskı, zulüm ve katliamlara maruz kalan Alevilerin sorunlarını ve bu sorunların çözümünü en iyi yine Alevilerin bileceğini kabul eder. Sorunlarını ve çözümlerini kendilerine anlatma, öğretme veya dayatma yerine, bunları, konunun birincil muhatabı olarak (örgütleri ve bireyleri aracılığıyla) Alevi toplumunun kendisinden öğrenmeyi amaçlar. Bu öğrenme ilişkisi sadece kendi sorunları ve çözümleri bağlamında değil, insancıl ve barışçıl kültürleri ve direnişçi tarihleri nedeniyle genelde ülke ve dünya sorunları bağlamında da geçerlidir. Son yıllarda her kurumu ele geçirme, ele geçiremediğine karşı alternatif sahtelerini yaratma politikası güden AKP iktidarının, bu bağlamda istediği şekilde yönlendiremediği Alevi kurumlarına karşı öne çıkardığı şahıs ve kurumlarla gerçekleştirmeye çalıştığı Alevi Açılımı, asimilasyoncu politikalara direnen Alevi kurumları gibi partimiz tarafından da Alevilere atılmaya çalışılan bir çalım olarak değerlendiriliyor. Bu çerçevede başlatılan ‘cami-cemevi projesi’ ve ‘maaşlı dede istihdamı’ gibi girişimlerin, kitlesel demokrat Alevi kurumlar dinlenilmeden ve hatta onlara rağmen hayata geçirilmesi, ‘Alevilere rağmen Alevi Açılımı’ anlayışının aslında ‘inancına ve onuruna sahip çıkan Alevilere çalım’ girişimi olduğunu gösteriyor. Bu bilinçle partimiz, AKP’nin asimilasyoncu dayatmalarına karşı direnen ve Alevi toplumunun taleplerinde ısrarcı olan kurumları selamlar, taleplerini sahiplenir.

15. Din ve vicdan özgürlüğü... • YSGP, laik olduğunu iddia eden devletin, farklı inanç gruplarına, inançsızlara ve farklı Sünni Müslüman gruplarına dayattığı din politikalarının aracı olan zorunlu din dersinin kaldırılmasını ve farklı inançlar, kültürler ve halkların tarihinin ayrımcılıktan uzak bir dille derslerde anlatılmasını savunur; • İlkokul dördüncü sınıftan itibaren küçük çocuklara dayatılan ve 12 Eylül rejiminin ürünü olan zorunlu din eğitimine karşı mücadele bağlamında, zorunlu din derslerinin değişik etkinliklerle protesto edilmesini de içeren bir çalışmanın örgütlenmesi için dışındaki ilgili tüm çevre ve bireyleri bir araya getirerek bir yurttaş girişiminin oluşturulması için çaba harcar; • Devletin, inanan ve inanmayan tüm kimliklerin kendilerini özgürce ifade etmesinin güvencesi olması anlamında ‘eşitlikçi ve özgürlükçü laiklik’ ilkesine sahip çıkar. » Gerekçe: Gerçek anlamda laik olmayı başaramamış ülkemizde, küçük siyaset hesaplarına kurban edilmek istemeyen ve kendi inançlarını devlet tekelinden kurtarmak isteyen Sünni Müslümanlar ve ayrımcı politikaların mağduru olan Hıristiyan, Musevi, Süryani, Ezidi, Alevi ve diğer tüm inanç gruplarının özgürce ve huzur içinde yaşamaları için şart olan eşitlikçi ve özgürlükçü laik Türkiye’nin yaratılması için mücadele gereklidir. Özellikle son yıllarda ekolojik ve toplumsal felaketlere yol açan neo-liberal vahşi kapitalist politikaların dayanağı yapılmak istenen sahte İslamcı siyasete karşı mücadele eden partimizin, bu çerçevede zorunlu din derslerinin kaldırılması mü1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi

15


cadelesinde dönüm noktası olabilecek bir çalışmayı düzenlemesi çok önemlidir. Anti-kapitalist Müslümanlardan Alevilere, demokrat müminlerden ateistler, agnostistler ve deistlere kadar toplumun tüm kesimlerini bu mücadelede birleştirmeyi amaçlamak bu çalışmanın başarıya ulaştırılması için önemlidir.

16. Tarihle yüzleşme... • YSGP, Türkiye’de sahici birlikteliklerle bir arada yaşamanın en önemli koşulu olan, devlet ve onun desteklediği çevrelerce yürütülen inkâr ve çarpıtma politikalarına son verilmesi, • İnkar, tabu ve sessizlik söylemini besleyen (ders kitaplarından öğretmenlerin eğitimine, sınıf içi aktivitelerden okul dışı kanallara kadar her alanda) eğitim politikalarının bir an önce değiştirilmesi, • Tek din, tek dil, tek hafıza politikasıyla yürütülen uygulamalar yerine, barış içinde bir arada yaşamayı amaçlayan kapsamlı ve somut bir stratejinin hayata geçirilmesi, • Son yıllarda bazı çevrelerce bu yönde atılan olumlu adımların desteklenmesi ve bu adımları atmak isteyenlere karşı (bazen nefret suçu işlenerek) yürütülen kampanyaların engellenmesi, • Toplumun belli kesimlerinin veya bireylerinin olumsuz edimlerinin toplumun tamamına mal edilmemesi ve geçmişte yaşanan birçok olumlu olayın (asıl gurur duyulması gereken) aktörlerinin, gerçek rol modeller olarak öne çıkarılması, • Uygun bir dil ve yöntemle, kaba genelleştirmelerden kaçınarak toplumun 16

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi


kendi geçmişiyle yüzleşmesini, ‘diğer’lerinin yaşadıkları acılara karşı duyarlı olmasını, bunda kendi (aktif veya pasif) katkısını kabul etmesini ve gelecekte daha bilinçli davranmasını sağlamak için strateji geliştirilmesi, • Devletin, aynı zamanda kendi resmi sorumluluğunu da yerine getirerek, (ki bu süreçte devletin kurumlarının sorumluluğu sadece buna köstek olmaktan vazgeçip destek olmaya başlamak veya bunun için gerekli yasal ve idari çerçeveyi sağlamak değildir), açık özürden, tazminata ve rehabilitasyon kampanyalarına kadar tüm çözüm yollarını denemesi için mücadele eder. » Gerekçe: Birey, toplum ve devlet olarak geçmişle yüzleşmenin ve hesaplaşmanın asıl nedeni, barış ve samimi dayanışma içinde bir yaşam için bunun kaçınılmaz olmasıdır. Türkiye’de günümüzün neredeyse bütün önemli toplumsal sorunlarının kaynağında, Cumhuriyet’in kuruluşundan önce başlayan ‘yukarıdan aşağıya dönüşüm’ sürecinin elitler tarafından büyük bir kibirle yürütülmesi vardır. Bazen rafine nüfus mühendisliği, bazen kaba etnik temizlik, bazen de açıkça katliam ve soykırım uygulanarak yaratılmak istenen homojen toplum, tek bir (çarpıtılmış) toplumsal hafızaya sahip kılınmaya çalışılmış ve bu yönde merkezi (tepeden inme) ‘hafıza politikaları’ sonucunda Türkiyeli insanların özel ve kamusal alanda iki ayrı hafızaya sahip olması gibi bir durum ortaya çıkmıştır. Kişi, aile veya grup hafızalarında yer eden Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde yaşanan büyük acılar, mağduriyetler ve hak gaspları, günlük yaşamda ve daha samimi ortamlarda rahatça dile getirilirken, kamusal alanda açık inkar ve çarpıtma tavrı giderek daha çok hakim olmaya başlamıştır. 1915’te Ermenilerin ve 1938’de Dersimlilerin yaşadığı soykırımlar, Cumhuriyet boyunca gayri Müslimlerin yaşadığı (1934 Trakya Yahudi Pogromu, 1941 Yirmi Kura Askerliği, 1942 Varlık Vergisi, 6-7 Eylül 1955 Pogromu ve 1964 Rum Sürgünü gibi) acı olaylar, tarih boyunca Alevilerin yaşadığı ayrımcılık ve katliamlar ile (özellikle 1990larda) Kürdistan’da yaşanan katliamlar ve yerinden edilmeler bugün daha çok konuşuluyor olsa da, bu meselelerle ve genelde Cumhuriyet geçmişimizle yüzleşme yaşandığını veya hesaplaşıldığını söylemek mümkün değildir. On yıllardır her grubun kendi içinde (kompartımanında) diğer gruplardan habersiz ve hastalıklı bir şeklide yaşadığı travmatik hatırlama süreçleri hakkında henüz genel toplumsal duyarlılık oluşmadığı gibi, aynı duyarsızlık bu farklı gruplar arasında da büyük oranda sürüyor. Türkiye’de yeni bir siyasi ve toplumsal hareketin önündeki en önemli görevlerden biri de, bir yandan bu kompartımanlar arasında geçiş kanallarını açmak, diğer yandan ise bu konudaki genel toplumsal duyarlılığı artırmaktır. Yüzleşme gerektiren birçok olumsuz olayda sadece resmi kurumların ve temsilcilerinin değil, bizzat toplumun kendisinin (aktör olarak veya izlemekle yetinerek) üstlendiği sorumluluğu da açıkça konuşulmalıdır. Mevcut gerginlikleri beslemeden veya yeni düşmanlıklar yaratmadan, sivil toplum için yüzleşmenin gerekliliği ortadadır. 1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi

17


17. 2015, Ermeni halkına yapılan soykırımın yüzüncü yılı… • YSGP, 20. Yüzyıl’ın ilk soykırımının tanınması ve özür dilenerek, özellikle suçun birinci dereceden faili olarak adı geçen kişilerin adlarının okullardan, sokaklardan kaldırılması (Talat Paşa Bulvarı, Talat Paşa İlköğretim okulu vb. gibi); soykırımın asıl faili İttihat ve Terakki Merkezi umumisinin toplantı salonuna döndürülmüş mahallelerin normale döndürülmesi (İstanbul Osmanbey, Ankara Oran mah. gibi); bu karara bağlı ilk jest olarak, Talat Paşa adı verilen tüm okul, cadde ve sokakların isimlerinin soykırım kurbanlarını anacak şekilde değiştirilmesi; • Mirasçısı bulunan mülklerin, talep olduğu takdirde sahip olanlara iadesi; mirasçıları bulunamayanların ise ilgili cemaatin eğitim kurumlarına tahsisi; • Bu utançtan ve utancın ağırlığından kurtulabilmek bakımından yapılacak faaliyetler ve tazmin yolları olarak, soykırım karşıtı faaliyet ve operasyonlardan vazgeçilerek, bu işler için ayrılan ödeneğin kamuya tahsisi; • Başbakanlık bünyesinde kurulu olan ‘Asılsız Soykırımı İddialarıyla Mücadele Koordinasyon Kurulu’nun dağıtılması; bu kurulun kararlarının ve yaptığı operasyonların açıklanması; soykırım karşıtı faaliyetlerden vazgeçildiği açıklanarak 2014 Başbakanlık bütçesiyle soykırım karşıtı faaliyetlere ayrılan miktarın Hrant Dink Vakfı gibi vakıflara tahsisi veya azınlık okullarına dağıtılması; • Batı Ermenistan kökenli Ermenilere vatandaşlık verilmesi; nüfus kayıtlarının şeffaflaştırılması ve vatandaşlıktan çıkarılma kararlarının iptal edilerek vatandaşlığın iadesi; isteyenlere TC pasaportunun verilmesi; 18

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi


• Türkiye’de bulunan ve kaçak çalışan Ermenistan vatandaşlarına süresiz oturma ve çalışma izni verilmesi, çocuklarına kendi dillerinde eğitim ve öğretim olanağı sağlanması; ailesinin kökleri Osmanlı’ya dayananlara çifte vatandaşlık imkânının sağlanması; • Geri dönmek isteyenlere izin verilmesi, teşvik edilmesi ikamet şartlarının oluşturulması; isteyenlere kredi sağlanması; tarihsel topraklarında ikamet edebilecek ve yaşayabilecek gerekli ortamın sağlanması; • Tapu kayıtlarında şeffaflık; TKGM’nce dijital hale getirilerek gizlenen Osmanlı tapu kayıtlarının açılması; Osmanlı arşivlerinin tamamen açılması, kısıtlamalara son verilmesi; askeri arşivin Başbakanlık arşivine devri; arşivlerin tamamının açılarak kısıtlamalara son verilmesi; arşivde çalışmaların kolaylaştırılması, hatta kısa sürede tümünün dijital ortama aktarılması; • Emval-i metruke kayıtlarının açıklanması; Emval-i metruke defterlerinin dijital ortama aktarılarak kurbanların varislerinin ve araştırmacıların incelemelerine sunulması ve Ermeni mallarının dağıtılmalarıyla ilgili Emval-i metruke komisyonlarının tüm kararların açıklanması; kamuya ve özel şahıslara dağıtılan Ermeni mallarının envanterinin çıkarılması; bu mülklerin mirasçılara devri ya da tazmin edilmesi; yok edilen veya zaman içinde korunmamasından kaynaklı yok olan mülklerin ve Ermeni kültürel değerlerinin envanterinin çıkarılarak bunların tazmini; bankalarda ve bankaların emanet kasalarında el konulan para, döviz, kıymetli ayniyat ve değerli maden ve ziynet eşyasının envanterinin açıklanması; • Osmanlı vatandaşı olup da söz konusu tarihlerde hayat sigortası poliçesine sahip olan soykırım mağdurlarının mirasçılarına, mirasçıları yoksa cemaat vakıflarına poliçe bedellerinin ödenmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması; • Siyasi faaliyetler için ayrılıp çeşitli kuruluşlara (CHP, Türk Ocakları, Halkevleri, Halkodaları gibi) tahsis edilen; mebuslara, gazetecilere tahsis edilenler ile özel sektörün geliştirilmesi ya da soykırımcıların ticaret ve sanayi erbabına dönüşmesi için şirketlere, bankalara, ticaret, sanayi ve ziraat odalarına dağıtılan mülklerin envanterinin çıkarılması; söz konusu mülklerin bunlardan geri alınması ya da tazmin edilmesi; • Maliye, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Belediyeler gibi kamu kurumlarının elindeki mülklerin envanteri ve bunların hak sahiplerine iadesi; • El konulan veya devletin el koyarak ailelere dağıttığı kadın ve çocukların ve bunlardan dolayı 11 Ağustos 1915 tarihli ve Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde DH.ŞFR., nr. 54-A/382 numarasıyla kayıtlı özetle: “İhtidâ eden, evlenen ve güvenilir kimseler yanına bırakılan çocukların şahsi mülklerinin korunması, mûrisleri ölenlere hisselerinin verilmesi”ne dair Dâhiliye Nezareti’nden muhtelif vilâyet ve mutasarrıflıklara şifre telgraf gereği el konulan yetimlerden dolayı gaspçı ailelere geçen mal varlığı envanterinin açıklanması; • Bütün kamu kurumlarında hiçbir ayrım yapılmaksızın azınlık statüsündeki bütün yurttaşların görev almasının önündeki açık yasal engellerin ve gizli fiili engellerin kaldırılması yönünde yasal düzenlemelerin yapılması; 1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi

19


• Ermeni halkının kendini ifade ve toplumla kaynaşmasının önündeki tüm engellerin kaldırılması; Ermeni dili ve kültürü üzerine çalışma yapmak için uygun bir üniversite bünyesinde enstitü açılması; Ermeni dili ve edebiyatı fakültesi kurulması ve bu alanda kontenjan açılarak öğrenci alınması yönünde çalışma başlatılması; • Ermenistan üniversiteleri ile Türkiye yükseköğrenim kurumları arasında ilişki ve ortak çalışma yönünde adımlar atılması; öğrenci takası yönünde uygulama başlatılması için mücadele eder. • Özür, soykırım suçunun kabulü, utançtan kurtulma ve restorasyonun en önemli ayaklarından biri de soykırımdaki kolektif sorumluluğun kabulüdür. Bu bakımdan aileden kişilerin 1915 soykırım sürecine dahlinin deşifre edilmesi son derece önemlidir. Kolektif sorumluluğun bir parçası olarak herkes kendine sormalı; Dedem 1915’te ne yapıyordu? • YSGP, bu anlamda, Milli Eğitim müfredatında yer alan derslerin kitapları ve yardımcı kaynaklarındaki soykırımı ve ırkçılığı savunan, tarihi çarpıtan bütün unsurların temizlenmesi yönünde geniş çaplı bir çalışma yapılması, bunun için devletten bağımsız bir kurulun görevlendirilmesi; • Öncelikle siyasi parti başkanları ve yöneticileri dedelerinin 1915 sürecindeki konumunu ve ellerinde soykırım sürecinde edinilmiş bir malın olup olmadığının deklare edilmesi, eğer halen üstünde soykırımdan edinilmiş bir mülk var ise iadesinin ya da tazmininin gerçekleştirilmesi için çalışma yürütür. » Gerekçe: YSGP, çoğulcu, bu coğrafyada yaşayan tüm dillere, dinlere, inanç gruplarına ve kimliklere saygılı, birlikte yaşama konusunda kararlı bir parti olduğunu Programatik Metni’yle ortaya koymuştur. Programatik Metin’de, 1915 yılı ve öncesinde Ermenilere yönelik kıyımın soykırım olduğu yönünde görüşünü açıkça ortaya koymuştur. Şüphesiz ki, siyasi bir parti hastalığın teşhisi ve durumun analizi ile birlikte çözüm ve siyaset önerilerini de ortaya koymak zorundadır. Bu çerçevede; özellikle 2015 yılında Ermeni soykırımının 100. yılının idrak edileceği ve bununla ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti de dâhil olmak üzere, yurtdışına sürülmüş ya da bu coğrafyada yaşayan mağdur edilmiş tüm Ermenilerin, mağduriyetlerinin giderilmesi için siyasi parti olarak temennilerin ötesinde bir siyaset geliştirmesi, bir söz söylemesi gerektiği açıktır. Ermeni halkına yönelik kıyımın soykırım olduğu artık aklı vicdanı olan hiç kimse tarafından tartışılacak bir husus değildir. Partimiz dışında birçok siyasi çevre ve anlayış da olayın adını koymuştur. Bu anlamda partimizin adını koyduğu bu gerçekliğin siyasetteki çözümleri üzerine düşünmesi ve bir politik hat belirlemesi gerekir. 20

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi


18. Ekonomide ‘yeşil’ dönüşüm politikaları • Ekonomik yapı, toplumsal ve ekolojik sürdürülebilirlik hedeflerini de içerecek şekilde “yeşil” bir dönüşüme tabi tutulmalıdır. • Kamu ve özel sektör kaynaklarıyla ekonominin yakıt temeli fosil ve ekolojik yıkıma sebep olan nükleer ve hidroelektrikten, yerinden ve yerelden üretilen yenilenebilir enerjiye (rüzgar ve güneş) dönüştürülmelidir. Kamu kaynakları ile fosil enerji temelli ekonomik yapı teşvik edilmemelidir. • Özel taşıtlarla ulaşımı özendiren karayolları yerine, demiryollarına yatırım yapılmalı, toplu taşıma özendirilmelidir. • Enerji ve doğal kaynak yoğun sektörler vergi ve benzeri yollarla caydırılmalı, doğal kaynak ve enerjiyi düşük yoğunlukta kullanan katma değeri yüksek sektörler teşvik edilmelidir. Çünkü Türkiye’nin daha fazla enerji üretmeye ihtiyacı yoktur, ürettiği enerjiyi akıllıca kullanmaya ihtiyacı vardır. » Gerekçe: Türkiye’nin mevcut ekonomik yapısı sürdürülebilir değildir. Sürdürülebilirlik 3 temel üzerinde yükselir; ekonomik, toplumsal ve ekolojik. Ekolojik sürdürülebilirlik olmazsa olmazdır, ekonomik başarı, toplumsal gelişme doğanın yok olduğu ve hızla kirlendiği bir ortamda sağlanamaz. Özellikle son 10 yılda ekonomik büyüme alanında sağlanan sonuçlar, toplumsal ve özellikle ekolojik yıkımı hızla artırmak pahasına ve sosyal ve çevresel adaletsizlikleri derinleştirerek gerçekleşmiştir. Yeşil bir dönüşümün yaratacağı ekonomik büyüme ve istihdam artışı, mevcut politikalarla ulaşılacak düzeylerin üzerindedir.

19. Yerinde üretim ve yerinde tüketim • Yerinde üretim ve yerinde tüketim özendirilmelidir. Üretim ve tüketim yeri arasındaki mesafeye bağlı bir vergilendirme sistemi hayata geçirilmeli, tüketicilerin yerel üreticilerle ilişkisi artırılmalıdır. Bu sayede piyasa ekonomisi içinde gittikçe eriyen yerel ekonomiler tekrar canlandırılabilir, küresel sistemdeki çalkantılara karşı daha dayanıklı hale getirilebilir. • Üretimden kullanıma, tarım ve gıda alanında, doğaya ve canlı sağlığına saygılı modellerin oluşturulması; yerel tohumun yaygınlaştırılmasından gıda bağımsızlığına ve küçük çiftçiliğin sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik politikaların geliştirilmesi önemli bir ihtiyaçtır. » Gerekçe: Küresel ısınmaya sebep olan sera gazı emisyonları içinde taşıma % 17 paya sahiptir. Detaya inildiğinde taşımaya konu olan ürünlerin çoğunun gerçek ihtiyaçları gidermekten çok, çeşitliliği sağlamak gibi bir nedenle taşındığı görülebilir. Çeşitlilik de önemli olmakla birlikte, ortaya çıkardığı negatif dışsallıkların göz önünde bulundurulması gerekir. 1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi

21


20. LGBT hakları için mücadeleyi büyütelim... Bugüne kadar özellikle İstanbul, Ankara ve Antep’te yoğunlaşan LGBT politikaları çalışmalarının pek çok kente yayılması, yerellerde henüz ortaya çıkmış LGBT gruplarıyla ilişkilerin geliştirilmesi ve yeni oluşumları cesaretlendirecek çalışmaların gerçekleştirilmesi için tüm örgütlerimiz ve merkezi organlarımız LGBT Çalışma Grubu ile birlikte çaba harcamalı, buna ilişkin bir planlama yeni seçilecek Parti Meclisi bünyesinde hayata geçirilmelidir. Partimizin ezilen gruplar, toplumsal hareketler arasındaki ilişki ve dayanışmanın geliştirilmesi noktasında üstlendiği rol önemlidir. YSGP, önümüzdeki dönemde LGBT’lerin tüm meslek gruplarına dahil olabilmesini sağlayacak özendirici uygulamaları desteklemeli; LGBT hareketinin tüm ezilenlerle, toplumsal hareketlerle diyalogunu ilerletecek adımlar atmalı; özellikle yerel ve genel seçimlerde Kürt siyasal hareketiyle daha sağlıklı bir zeminde ilişkinin kurulması için çalışmalıdır. » Gerekçe: Türkiye’de lezbiyen, gey, biseksüel, trans bireylere yönelik ayrımcılık, şiddet, homofobi, transfobi ile nefret cinayetleri hız kesmeden devam ederken, partimizin bu sorunlara müdahale araçlarını geliştirmeye ihtiyacı vardır. Partimiz, Gezi Direnişi ve sonrasındaki gelişmeleri değerlendirerek, LGBT hareketiyle ilişkilerini sürdürürken, özellikle İstanbul ve Ankara dışındaki illerde LGBT oluşumlarını ortaya çıkaracak ya da bu oluşumlarla ilişkiye geçecek yapıları hazırlamalı, diğer taraftan LGBT hareketiyle diğer toplumsal hareketler arasındaki zemini güçlendirmelidir.

22

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi


21. Suriyeli göçmenlerin acil sorunlarına sahip çıkalım... Suriye’de yaşanan savaş koşulları ve insanlık dışı uygulamalar nedeniyle ülkelerini terk ederek Türkiye’ye kaçmış olan, sosyo ekonomik ve kültürel nedenlerle bugün sokakta açlık sınırında yaşamak zorunda kalan Suriyeli göçmenlerin en acil barınma ve iaşe sorunlarının çözülmesi için, ayrımcılıktan uzak ve adil bir şekilde çalışmak üzere partimiz dışındaki kurum, kuruluş ve bireylerden oluşan ve mümkün olan en geniş yelpazede bileşenin bir araya getirilmesiyle bir ‘sivil acil yardım girişimi’nin oluşturulması için çalışma yapılmalıdır.

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi

23


24

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi


n a ğ a l O 1. s n a r e f Kon Sonuç i s e g r i Bild 1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi

25


Üç seçim yaşayacağımız bir döneme giren ülkemizde toplumsal ve siyasal alanda ilginç gelişmeler ortaya çıkıyor. Son dönemde yaşananlar kendi başına büyük önem taşımasının yanısıra geleceğe de ışık tutuyor. Gelişmeler sadece ülkemizle sınırlı değil. Ortadoğu denklemini kendi politikalarına uygun şekilde çözmek isteyen küresel sermaye güçleri ardı ardına adımlar atıyorlar. Ülkemizdeki toplumsal muhalefet güçleri bu gelişmeleri yakından takip etmeli ve Ortadoğu halklarının eşit, özgür ve adîl bir yaşam taleplerini desteklemelidir. Bu görev AKP’ye terkedilemez. Bugüne kadar kendi siyasal ve ideolojik müktesebatı, eklemlenmeye çalıştığı yeni küresel düzenin ihtiyaçları ve sermayenin talepleriyle belirlenmiş bir çerçeve içinde süreci yönlendirmeye çalışan AKP, nihayet iktidar olabilmenin ‘sarhoşluğunu’ yaşıyor. Geçmişte tüm faktörleri gözeterek, temkinli bir şekilde ilerlerken, son dönemlerde kendi yandaşlarının nemalanmasına özel bir önem veriyor, muhafazakâr-milliyetçi siyasal ve ideolojik müktesebatına da yoğun bir vurgu yapıyor. Başbakanın ben merkezci tutumunun etkisiyle daha da vahimleşen bu yaklaşım basit bir konsolidasyon girişiminden öteye bir politikanın ifadesidir. Bugüne kadar başka faktörlerin yanı sıra eski rejime karşı tepkileri de kullanarak iktidara yürüyen AKP, bugün iktidar olarak bütün karşı sesleri bastırmaya çalışmaktadır.. 26

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi


Derin yapısal sorunları olmakla birlikte son küresel krizden görece az etkilenmiş gözüken ekonominin verdiği rahatlık AKP’nin izlediği emek karşıtı politikaları fütursuzca sürdürmesini sağlamaktadır. Kendi müktesebatına yaptığı vurgulardan rahatsız olan sermaye kesimlerinin tepkilerini azaltmanın bir aracı olarak da kullanılan bu politikaların esas hedefi ise ortaya çıkabilecek krizin yükünü emekçilerin üzerine yıkabilmektir. Kendisini Başbakanın ağzından “en çevreci” ilan eden AKP’nin ekonomik pilotlarının en önemli ayağını kentlerde özellikle de İstanbul’da inşaat sektörü aracılığıyla yaratılan rantın yandaşlarına aktarılması oluşturuyor. Buna ek olarak AKP enerji sektöründeki özelleştirmeleri kullanarak kendi zenginlerini yaratıyor. Bu politikaların en önemli sonuçlarından birisi hatta birincisi doğanın geri dönülmez biçimde tahribinin büyük bir hız kazanmasıdır. AKP dönemi ülke tarihindeki en sistematik doğa tahribatının gerçekleştirildiği, iklim değişikliğini hızlandıracak politikaların fütursuzcra uygulandığı bir süreç olarak kayıtlara geçmiş durumdadır. Taksim Gezisi’ni AVM yapma projesiyle doruk noktasına ulaşan bu yaklaşım Üçüncü Köprü projesiyle, sadece İstanbul’un doğasını tahrip etmekle sınırlı olmayan ama ülke ekonomisinin siklet merkezini tümüyle İstanbul’a kaydıracak olan bir ekonomi anlayışının da dışa vurumu niteliğini taşımaktadır. Kendi müktesebatına yaptığı göndermeler AKP’nin cinsiyetçi yüzünü de açıkça 1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi

27


göstermektedir. Sezaryen, kürtaj ve öğrenci evleri konularındaki yaklaşımlarını ve LGBT bireylere karşı tutumlarını izlemek bunu görmek için yeterlidir. AKP’nin kadınlara bakışının diğer bir unsuru da onları ucuz emek gücü olarak görmeleridir. Çalışma yasalarıyla ilgili olarak gündeme getirilen değişiklikler bu durumun açıkça ikrarıdır. Diğer yandan ülkenin çözüm bekleyen iki önemli sorunu olan Alevilerin ve Kürtlerin talepleri konusundaki AKP politikaları da talep sahiplerini baş eğdirme ve verilenle yetinmelerini sağlama üzerine kuruludur. Cemevleri konusundaki tutumlar istisnasız bütün AKP’yi kapsamaktadır. Kürt Sorunu politikaları da bu durumdan farklı değildir. ‘Çözüm ve barış süreci’ni muhataplarının taleplerini dikkate alırmış gibi yaparak, ama kendi ideolojik politik bağlamıyla sınırlı bir şekilde sürdürmekte olan AKP, artık kendisinden başkasını dinlemeyen, içindeki canlılarla birlikte doğayı kâr amacıyla sömüren ve muhaliflerini sindirmek için baskıcı yöntemler kullanmaktan kaçınmayan bir parti konumuna gelmiştir. Bu durum AKP zihniyeti kadar kapitalizmin de kendi paradigmasının sınırlarının sonuna geldiğini açıkça göstermektedir. Ekoloji, emek, kimlik, katılım ve yaşam koşulları bakımından adalet ve eşitlik arayan insanlara kapitalizmin bunu verebilmesi mümkün değildir. Diğer yandan AKP’ye karşı tepkilerin yükselmekte olduğu açıkca görülmektedir. Ne var ki uzun yıllardır sürmekte olan temel bir eksiklik giderilebilmiş değil-

28

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi


dir. Geniş halk kesimlerinin tepkilerini ifade edebilmelerini sağlayacak ama aynı zamanda geleceğe ilişkin beklentilerinin sağlanması için güvenilir bir seçenek sunabilecek bir politik seçenek hala yoktur. Muhalifleri ehven-i şer mantığıyla CHP’nin arkasında toplama çabaları devam etmekte ve bu durum kaçınılmaz olarak, yeni bir seçeneğin ortaya çıkmasının başta gelen engellerinden birisini oluşturmaktadır. Ülkemizdeki toplumsal muhalefetin önündeki somut hedef bellidir: AKP’nin baskıcı neo-liberal ve doğa düşmanı politikalarının karşısına doğayı, adaleti, barış ve demokrasiyi savunan özgürlükçü taleplerle çıkmak ve bunu sadece AKP’yi devirmek yaklaşımıyla değil mağdurların taleplerini dile getiren, Yeşil ve Sol bir geleceği kurmayı hedefleyen bir anlayışla yapabilmeyi başarmak. Bu ise ancak tüm mağdurların ortak mücadelesini Gezi dinamiklerinin özgürlükçü ruhunu koruyup geliştiren bir yaklaşımla örgütlemekle mümkün olabilecektir. Seçimler dönemi boyunca bu sağlanamazsa AKP gücünü sürdürecektir. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi yeni dönemin en temel görevini özgürlükçü, demokratik, eşitlikçi, ekolojist sol bir muhalefet orgütlenmesinin kurulması olarak saptamış ve tüm olanaklarını bu amaç için seferber etmeyi kararlatırmıştır. YSGP, HDK ile HDP ‘de somutlanan ortak mücadele arayışını bu bağlamda önemli ve heba edilmemesi gereken bir fırsat olarak görmektedir. HDK içinde yer alan muhalefet güçleri bu fırsatı yok etmeyecek bir duyarlılık ve yaklaşımla davranmalı anlık ihtiyaç ve çıkarlar için uzun vadeli sonuçlar yaratacak hatalardan özenle sakınmalıdır. Bu süreç toplumsal muhalefet içindeki ayrışmaların derinleşeceği bir dönem olma ihtimalini de barındırmaktadır. Kaçınılmaz gözükse dahi böylesi bir ayrışmanın başta barış süreci olmak üzere özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesine zarar vermesini önlemek gerektiği açıktır. YSGP bu sürece azami katkı vermek üzere bir yandan kendi örgütlenmesini geliştirmek için çaba harcarken diğer yandan HDK ve HDP içinde azami sorumluluk duygusuyla çalışacaktır.

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi

29


SEÇİMLER Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi 1. Konferansı yerel seçimlerle başlayacak olan sandık sürecinin, barış ve demokrasi, AKP’nin durdurulması, küresel sermayenin Ortadoğu’daki politikalarının engellenmesi bakımından kritik bir önem taşıdığını vurgulayarak, seçimlerin arttıracağı politik duyarlılığın doğru tercihlere yöneltilmesi için çaba harcamak gerektiğini saptamakta ve aşağıdaki hususların altını çizmektedir: 1) Toplumsal muhalefeti AKP’yi durdurmak veya geriletmek adına, ilkesiz ve toplumsal taleplere cevap vermeyecek politikaların peşine takacak ve uzun vadede solun güçsüzlüğünü arttıracak olan yaklaşımların dışlanması büyük önem taşımaktadır. Pratik politik sonuçları eski rejimin savunulması olacak her türlü politik önermeye kesin olarak karşı çıkılmalıdır. 2) Diğer yandan toplumsal muhalefet kesimleri arasında geri dönülmez kırılmalar yaratacak tutumlardan da kaçınılmalı, bu sonucu doğuracak yaklaşımlara karşı nereden gelirse gelsin mücadele edilmeli, toplumsal muhalefetin daha yakın ilişkiler kurmasına öncülük edilmelidir. 3) Seçim süreci boyunca sıkça gündeme getirilecek olan doğanın sömürüsüne ve geri dönülmez şekilde tahribine yol açan Kanal İstanbul, 3. Köprü ve benzeri projelerde de somutlaşan politikalara kesinlikle karşı çıkılmalıdır. 4) Küresel kapitalizmin tüm insanlığa dayattığı düzenin doğa ve insanlık üzerinde yarattığı yıkımın engellenmesi için mücadele etmenin AKP’yi iktidardan uzaklaştırmak amacıyla kullanılacak basit bir araç değil, bizden sonraki nesillere karşı bir borç olduğu geniş toplumsal kesimlere anlatılmalıdır. 30

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi


5) Demokrasi, barış, eşitlik ve adalet mücadelesinin talepleri ile yerel demokrasi talepleri, yerelden ve yerinden yönetim politikaları bütünleştirilmelidir.. Bu bağlamda YSGP, tüm seçimlere ‘Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun devamı olarak HDK ve HDP ile birlik içinde hazırlanacak; gerek yerel adayların belirlenmesinde, gerekse yerel seçim politikalarının geliştirilmesinde fikri ve örgütsel olarak inisiyatif alacaktır. Bu birliğin, demokrasi ve emek güçlerinin, çevre ve ekoloji hareketlerinin, aydınların, yazarların, LGBT örgütlerinin, yaygın demokratik derneklerin ve STK’ların, gençlik ve kadın hareketlerinin enerjisini, çalışmalarını, fikirlerini, Gezi Direnişi’nin ortaya çıkardığı dinamikleri içermesi için çaba harcayacaktır. Tarih insanlığın zor ve baskıyla susturulamayacağını onlarca kez göstermiştir. Onlarca yıldır sürdürülen özgürlük ve eşitlik mücadeleleri, Kürt hareketi ve Gezi Direnişi bunun ülkemizde yaşanan somut örnekleridir. Bu örneklerden aldığımız güçle dört adalet için, su, ekmek, söz ve kimliğimiz için yürüyüşümüze devam edeceğiz.

Sadece inanmıyor biliyoruz; yeşil, özgür, eşit, adîl, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya mümkün!

1. Olağan Konferans • Kararlar ve Sonuç Bildirgesi

31


A H A D BU Ç I G N A BAŞL ELEYE D A C Ü M DEVAM

!

Kararlar  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you