Issuu on Google+

www.yenivatan.be

KASIM 2012 SAYI : 3

Belçika’da Cumhuriyet Çoşkusu Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 89.yıldönümü Belçika’nın Başkenti Brüksel´de 29 Ekim 2012 Pazartesi günü Palais des Colonies – 3080 Tervuren adresinde verilen bir resepsiyon ile kutlandı.

T.C.Brüksel Büyükelçiliği geçici Mazlahatgüzarı Oya Yazar Turan ve eşi AB Daimi temsilcilik 1.müsteşarı Mehmet Yazar ile Brüksel Başkonsolosu Ali Barış Ulusoy ve eşi Esin Ulusoy, Brüksel Askeri Ataşesi Kurmay Albay Ömer Faruk Demirbilek ve eşi Nurcihan Demirbilek resepsiyonda davetlileri birlikte karşılayarak bayram tebriklerini kabul ettiler. Belçika’da yaşayan Türk toplumunu temsil eden sivil toplum örgütü yöneticileri başta olmak üzere çok sayıda işadamı, politikacı, gazeteci ve büyükelçilik ve konsolosluk çalışanları da resepsiyonda hazır bulundular.

ÜCRETSİZDİR

Davutoğlu Brüksel’de Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Brüksel’de Temaslarda Bulundu

Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Brüksel’de bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Avrupa Birliği Daimi Temsilciliği binasında Belçika’da görev yapan ulusal ve yerel Türk basın mensupları ve vatandaşlarla buluştu Devamı 2’de… Emir Kır Belçika’nın İlk Türk Kökenli Belediye Başkanı

AB Ülkelerinde İlk Kez Genel Grev yapıldı Kemer sıkma Politikalarına Tepki Büyüyor. Hükümetlerin kemer sıkma politikaları yüzünden Avrupa Sendikalar Konfederasyonu’nun almış olduğu kararla tüm AB ülkelerinde ilk kez genel grev yapıldı. İspanya ve Portekiz’de kemer sıkma politikalarına karşı ayaklanan en ciddi ülkeler oldu. AB ülkeleri arasında en kırılgan ülkelerin başında gelen İspanya’da ve Portekiz’de, halk, iki genel grev ile işaretlenmiş gün boyunca, kemer sıkma politikasına karşı ayaklanarak artan işsizliğe ve güvensizliğe karşı tepki gösterdi. Başta Fransa ve Almanya olmak üzere diğer birçok ülkede, çalışanlar iş durdurma eylemine eşlik ettiler. İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerde ise gösteriler yapıldı. İlk defa Avrupa çapında genel bir grev yapıldığını söyleyen Portekiz’in en büyük sendikası olan CGTP Genel Sekreteri Carlos Armenio; “Avrupalı

Devamı 12’de….. Avukat Mesut Avcı Hukuk Köşesi ‘nde Sorularınızı Cevaplıyor

yetkilileri uyarma adına güçlü bir sinyal oldu” diyerek yorumladı. Tüm AB genelinde seferberlik ilan edilen günde, Belçika genelinde SNCB Devamı12’de…..

www.yenivatan.be

1


Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Brüksel’de Basın ve Vatandaşlarla Buluştu

Semazenler Hayran Bıraktı

Dışişleri Bakanı Davutoğlu ziyareti sırasında, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ve AB Genişleme ve Komşuluk Politikasından sorumlu Komiseri Stefan Füle ile bir araya geldi. Sürecimiz dahil Türkiye-AB ilişkilerinin tüm vehçelerinin ele alındığı görüşmelerde ayrıca, başta Suriye ve Balkanlar olmak üzere bölgesel ve uluslararası konular hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu. Avrupa Parlamentosunda Türkiye’nin Dostları grubu tarafında düzenlenen yemeğe iştirak eden Dışişleri Bakanı Davutoğlu, milletvekillerinin AB’ne katılım müzakereleri, vize sorunu ve Türkiye’deki siyasi gelişmelere dair sorularını yanıtladı. Ziyaret kapsamında Dışişleri Bakanı Davutoğlu Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen “Türkiye’de Zaman” başlıklı fotoğraf sergisinin açılışını yaptı, Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu Eş-Başkanı Daniel Cohn-Bendit ile birlikte “AB-Türkiye: Arap Baharı sınamalarıyla başa çıkmak” konulu panele de katıldı. Panelde yaptığı konuşmada AB’yi Ortadoğu’daki değişime destek olmaya çağıran Dışişleri Bakanı Davutoğlu AB’nin bu dönemde yapacağı en büyük hatanın ekonomik kriz nedeniyle içine kapanmak olacağını belirtti. Ortadoğu’nun demokratik değişim sürecini başarıyla tamamlamasının sadece bölgesel değil küresel barış için de bir imkân sağlayacağını ve bu noktada Türkiye’nin AB üyeliğinin her zamankinden daha fazla anlamlı ve gerekli olduğunu düşündüğünü ifade etti. Dışişleri Bakanı Davutoğlu ziyareti sırasında TürkiyeBelçika ilişkilerine dair Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Didier Reynders ile de bir görüşme yaptı.

Yunus Emre Türk Kültür Merkezi, Konya Büyükşehir Belediyesi, Arap Dünyası Enstitüsü ve Endonezya Büyükelçiliği’nin desteğiyle düzenlenen etkinlikte bine yakın sanatseverden en çok alkışı semazenler aldı. Gecede Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu yanında Fas, Mısır ve Endonezya’dan ünlü gruplar “İslami mistik müziğin” çeşitli örneklerini sergiledi. Sufi gecesine Belçikalı Prenses Stéphanie Windisch-Graetz, Avrupa Komisyonu Türkiye Masası Başkan Yardımcısı Christos Makridis, Türkiye’nin Brüksel Başkonsolosu Barış Ulusoy ve çok sayıda büyükelçi katıldı. Yunus emre Türk Kültür Merkezi’nin organize ettiği Brüksel Güzel Sanatlar Sarayı’nda (BOZAR) 5.’si düzenlenen “Sufi Gecesi” etkinliğinde sahne alan Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu ve semazenler geceye katılanların büyük beğenisini ve hayranlığını topladı. Yunus Emre Türk Kültür Merkezi, Konya Büyükşehir Belediyesi, Arap Dünyası Enstitüsü ve Endonezya Büyükelçiliği’nin desteğiyle düzenlenen etkinlikte bine yakın sanatseverden en çok alkışı semazenler aldı. Gecede Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu yanında Fas, Mısır ve Endonezya’dan ünlü gruplar “İslami mistik müziğin” çeşitli örneklerini sergiledi.

Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu 7 Kasım 2012 tarihinde Brüksel’e bir ziyaret gerçekleştirdi.

Sessizlerin Sesi Olmak

Geçen asrın başlarından ortalarına, ırkçılığın her geçen gün arttığı Amerika’nın güney eyaletlerinde, okullarda , otobüslerde ve kamusal alanda siyahlar beyazlarla birlikte bulunamıyorlardı. Bunun en çarpıcı örneği toplu taşımada ki uygulama idi. Otobüsün ilk dört bölümü beyazlara ayrılırdı. Onların ardında siyahiler otururdu. Önde biletini alan afro-amerikalılar beyazların önünden geçip otobüsün arka bölümüne geçemezlerdi. Biletlerini aldıktan sonra, tekrar inerler ve otobüsün arka kapısından binerlerdi. Rosa , 12 yaşındayken ilk kez buna itiraz etti ve beyazların önünden geçerek arka bölümde ki yerini aldı. Ancak 1 Aralık 1955’te gösterdiği cesaret, bir halkın var olma mücadelsinde, bir dönüm noktası oldu. Her zamanki gibi otobüse bindi ve önlerde bir yere oturdu. Onunla birlikte 3 afro-amerikalı daha oturdu. Beyaz Amerikalıların gelmesinden sonra diğer üçü yerlerini bırakıp arkaya geçtiler. Bir tek Rosa Parks karşı çıktı ve yerinden kalkmadı. Yerinden kalmayınca, yürürlükteki kanuna göre Rosa Parks tutuklandı ve mahkemeye çıkarıldı. Böylece mücadelenin ilk kıvılcımı yakılmış oldu. Bir yanda Dr. Martin Luther King , diğer yanda Malcolm X , 380 gün sürecek büyük bir mücadele dönemi başlattılar. Bu dönemde siyahiler toplu taşıma araçlarını boykot ediyor ve her yerde haklarının tanınması için eylem yapıyorlardı. Bir yılın ardından Anayasa Mahkemesi uygulamanın durdurulmasını istedi. Amerika’da yeni bir dönemin başlangıcı idi. “Hayatımda dramatik olaylar yaşadım, yasalara dayalı ırkçılığın , ayrımcılığın uzun yıllar şahidi oldum ve onlarcası gibi bundan dolayı büyük acılar çektim” diyordu Rosa Parks (1913-2005).Bugün de insanlar tercihleri sebebiyle dünyanın çeşitli noktalarında baskı görüyorlar veya şiddete maruz kalıyorlar. Genellikle oluşturulan olumsuz imagolar üzerinden parmakla gösteriliyorlar. Yaşanan dramatik sahneler insanları paryalaştırdığı gibi, toplumları da yaralıyor. Amerika’yı vuran 11 Eylül saldırılarıdan sonra, Batı’da, parya bir sınıf oluştu: Müslümanlar. Yaşananlardan sorumlu tutulurcasına doğrudan veya dolaylı yollardan baskı gördüler ve “günah çıkarmaya” zorlandılar. Medya bu noktada, birinci görevi olan bilgilendirme görevi yerine, bir azınlığı çoğunluk olarak takdim etmek suretiyle ateşi alevlendirdi. Müslümanlar bir anda kendilerini “ateş hattında” buldular. “İzole” edildiler. Bir süre sonra, Avrupa’dan yükselen aydın görüş onları kendilerini ifade etmeye, meydanı medyaya veya bundan beslenen organizasyonlara bırakmamaya, tartışmalarda aktif olmaya davet etti. Ne var ki, izole edilenlerin bir anda çıkıp kendilerini ifade etmeleri kolay değildi. İlk teşebbüsleri daha çok salonlarda “kendi aralarında” gerçekleşti. Kendilerini anlatmak adına birşeyler yapmaları gerektiğini biliyorlardı ; ancak nasıl olacağı konusunda cevabını bulamadıkları onlarca soru vardı. Danımarka’da patlak veren karikatür krizinden sonra, bir grup adam bir araya gelerek birşeyler yapma noktasında anlaştı. İslam’ı “dış dünyaya” anlatma noktasında ilk adımları, Etienne Dinet’nin Hz. Muhammed’in hayatını anlatığı “La vie de Mohammed” adlı eserini bastırarak ve dağıtarak başladılar. Kitap binlerce nüsha basıldı ve Belçika devletinin zirvesinden başlamak üzere Belçikalılara dağıtıldı. İnsanlar sabah uyandıklarında, posta kutularında bu kitabı buluyorlardı. Kısa bir süre sonra, Ravda derneğine teşekkür mesajları yağmaya başladı. Basın konuyu sayfalarına taşıdı. Ravda derneği ilk adımın ardından, ikinci adım olarak , bu defa parmakla gösterilen, dışlanan, bazı yerlerde baskı ve “şiddet” gören (şiddeti yalnızca fiziki olarak düşünmemeli şiddetin siyasi, askeri, iktisadi ve psikolojik boyutları da var) Müslümanı anlatmaya karar verdi. Yoğun bir çalışmanın ardında Fransızca ve Flemenkçe olmak üzere “Nous sommes musulman / We zijn moslims” isimli kitaplar hazırlandı. Bu çalışam da binlerce baskı gördü ve hızla tüm Belçika’ya dağıtıldı. Bu çalışmalar, bu gün bile, Ravda derneğini motor gücünü oluşturuyor. Belçika sınrılarını aşıp Hollanda ve Fransa’ya ulaştı. Ravda derneği, Müslümanlara yönelik, önyargıları kırmak adına attığı adımlarla Müslümanları kamusal alan taşıdı ve önemli bir boşluğu doldurdu. Sessiz kitlelerin sesi olmak için Yusuf İslam’ın (Cat Stevens) yola düşmesi gibi, yollara düştü. Uzun zamandır gölgede bekleyenlerin ışığa çıkmasına ön ayak oldu. En önemlisi, kalabalıklara, sokağın çıkmaz sokak olmadığı ve güneşin altında herkese bir yer olduğunu hatırlattı ! Not: Batı’da yaşanan tartışmalara ilişkin daha detaylı bilgi için ‘Medeni olmak “farklılıkları” kabul etmektir’ ( hadeka.eu adresinden analiz-yaşam bölümünde) başlıklı yazıma bakılabilir.

2

BELÇİKALI TÜRKLERLE BULUŞTU Belçika’da görev yapan ulusal ve yerel Basın mensuplarıyla yaptığı Basın toplantısının ardından Avrupa Birliği Daimi Temsilciliği binası toplantı salonunda Belçika’daki sivil toplum kuruluş temsilcileri ve siyasilerle ile bir araya gelen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu “Anadolu dan getirdiğim selamları almak üzere buraya geldiğiniz için sizlere teşekkür etmek istiyorum, Hoş geldiniz. Eğer bir ülke güçlüyse özgüveni varsa; O ülkede yaşayan O ülkenin başka ülkelerde yaşayan vatandaşlarını sokakta bile hissedersiniz. Hele bizim milletimiz, alnı açık başı dik ise hele başka bir türlü yürür. Eğer arkasındaki sırtını verdiği vatanı, ülkesinin ekonomisi güçlüyse her yerde nerdeyse ben Türk’üm diye bağırmak ihtiyacı hisseder. Bizde Türkiye olarak yurtdışındaki vatandaşlarımız bulundukları yerde ne kadar başarılılarsa bunun gururunu, kıvancını en fazla dışişleri bakanı olarak ben hissediyorum; ve bu anlamda Avrupa da ki en güzel başarı hikayelerinden birisi Belçika’daki yaşayan vatandaşlarımızın-

kidir. Devlet ile vatandaşın belki de en fazla yüz yüze geldiği dış temsilciliklerin birisi Brüksel. Devlet ile Vatandaşlarımız arasındaki ilişkinin bir hayli sıcak olmasını bizler arzu ediyoruz. Ben sizlerle burada buluşmaktan bir hayli mutlu oldum” dedi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasından sonra bazı sivil toplum kuruluş temsilcileri söz alarak Ahmet Davutoğlu nu Belçika’daki faaliyetlerine davet ettiler. 2 yıldır oğullarının cenazesini alamayan Aygün ailesi ve Oğlu Mikail Tekin’in cezaevinde gardiyanlar tarafından öldürüldüğünü iddia eden acılı anne Döne Aslan Dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu’ndan yardım istediler. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun vatandaşlar ile buluşmasına AB nezdinde Büyükelçi İzzet Selim Yenel, NATO nezdinde Büyükelçi Haydar Berk, NATO Genel Sekreter Yardımcısı Büyükelçi Hüseyin Diriöz, Büyükelçilik Geçici Maslahatgüzarı Oya Turan Yazar, Brüksel Başkonsolosu Ali Barış Ulusoy, Anvers Başkonsolosu Deniz Çakar eşlik ettiler.

Emir Kır Belçika’nın İlk Türk Kökenli Belediye Başkanı Saint-Joos Ten Noode Belediye Başkan Listesi 3.sıradan seçime giren Brüksel Bölge Hükümeti Devlet Bakanı Emir Kır, PS li mevcut Belediye Başkanı Jean Demannez’den daha fazla tercihli oy alarak Belçika’da ilk Türk asıllı belediye başkanı oldu.

Belçika’nın ilk Türk asıllı belediye başkanı seçilen Emir Kır, “Seçim akşamında böyle bir netice beklemediğini itiraf eden Kır, 50 yıl önce Türklerin Avrupa’ya geldiğini hatırlattıktan sonra ‘‘Toplumun geldiği noktadan gurur duyabiliriz. Saint Josse’de minareli bir cami yapılıyor. Onun yanında çocuklarımız için eğitim kompleksi yapılıyor. Brüksel’in şehir merkezindeyiz. Avrupa’nın başkentindeyiz. Demek ki, iyi çalışıldığı ve gerekli istişareler yapıldığı zaman güzel şeyler oluyor.” şeklinde konuştu. Valon Sosyalist Parti (PS), yabancıların yoğunlukta yaşadığı Saint Joost Belediyesi’nde oyların yüzde 44’ünü alma başarısı gösterdi. Tercihli oylarda mevcut Başkan Demannez 1.215 oy alırken, Emir Kır 1.916 oy alarak birinci sıra adayından daha fazla oy topladı. Saint-Josse Ten Noode Belediye Başkanı sıfatı ile Place Houwarde meydanında vatandaşlarla buluşan Emir Kır”Bu belediye Guy Cudell’in belediyesiydi. Herkese açık olan bir belediyeydi. Fakir insanlar, yabancı insanlar rahatlıkla bu belediyeye gelebilirlerdi. Ben o belediyeyi devam ettireceğim. Sınıf ayrımı olmayacak, insan ayrımı olmayacak, herkese aynı şekilde davranacağız. Amacım böyle bir belediyeyi vatandaşlarımıza armağan etmek” şeklinde konuştu. Belediye meclis üyeliği için üçüncü sıradan aday gösterilen Brüksel Bölge Hükümeti Devlet Bakanı Emin Kır, belediye başkanı olabilmek için devlet bakanlığı görevinden istifa etti. Emir Kır, 1 Aralık 2012 itibari ile Türklerin de yoğun olarak yaşadığı Brüksel’in merkez belediyelerinden Saint Joost Ten Noode’nin yeni belediye başkanlığı koltuğunda oturacak

www.yenivatan.be

Yunus emre Türk Kültür Merkezi’nin organize ettiği Brüksel Güzel Sanatlar Sarayı’nda (BOZAR) 5.’si düzenlenen “Sufi Gecesi” etkinliğinde sahne alan Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu ve semazenler geceye katılanların büyük beğenisini ve hayranlığını topladı.

2.Bruxelles Euro Folklor Dans Festivali Heyecanı Yaşandı

Communaute Hellenique de Bruxelles Asbl in önderliğinde Brüksel Bölge Hükümeti(COCOF) nin katkıları ile bu yıl İkincisi düzenlenen “Brüksel Euro Folklor Dans Festivali” n de müzikle dansın kardeşliği yan yana Halay, Flamenco, Sirtakilerle buluştu. Brüksel Auditorium Jacques Brel Campus du Ceria(Av. Emile Gryzon,1-1070 Bruxelles)adresinde düzenlenen Brüksel Euro Folklor Dans Festivalinde Belçika,İspanya,Let onya,Türkiye,Portekiz,Bulgaristan,Ermenistan,Yunanistan halk oyunları grupları ülkelerine özgü folklorik dans ve figürleri sergiledier. Türk Folklorünü Turkish Lady Halk oyunları ekibinin temsil ettiği festival oldukça heyecanlı dakikalara sahne oldu. Brüksel Euro Folklor Dans Festivalini Brüksel Hükümeti Devlet Bakanı Emir Kır,Communaute Hellenique de Bruxelles Asbl başkanı Dimitri Argyropoulos, Turkish Lady Genel Koordinatörü Derya Alıç ve İş Kadını Fatma Mola, BKFD Başkanı Halil Akyüz beraber izlediler. Brüksel Hükümeti Devlet Bakanı Emir Kır yaptığı kısa açılış konuşmasında kültürler arası kaynaşmanın önemine dikkat çekerek; “Bir arada yaşayan değişik kültürden insanların kaynaşmasına katklı sağlayan böyle organizasyonları gerçekleştirenleri tebrik ederim” dedi. .

“Anadolu Ateşi” Ethias Arenayı Isıttı

Dünyanın bir çok ülkesinde beğeni ile izlenen “Anadolu Ateşi”dans topluluğunun TROYA gösterisi Hasselt Ethias Arenada çoğunluğunu Belçika’lıların oluşturduğu çok sayıda seyirci ile buluştu. Dünyadaki en büyük dans topluluğu olarak gösterilen Anadolu Ateşi TROYA gösterisiyle büyük ilgi gördü. Topluluk dakikalarca ayakta alkışlandı. Işığından, kostümlerine, sahne şovlarından dünyaca ünlü virtüözlerine kadar birçok ilke imza atarak dünyanın sayılı sahne gösterileri arasına giren TROYA, 3 bin yıllık tarihi olan , dansın evrensel diliyle günümüze Belçika’da ki gösterisiyle bir kez daha taşındı. Genel Sanat yönetmenliğini Mustafa Erdoğan’ın yaptığı “Anadolu Ateşi” dans topluluğunun TROYA gösterisinin gündüz kostümlü provasını 4bin 500 öğrenci, öğretmenleri ile oyununun provasını izlemeye geldi. İki yıl aradan sonra tekrar Belçika’da sahnelenen Troya adlı gösteriye yaşları 5 ila 18 arasındaki 4 bin 500 ilk, ortaokul ve lise öğrencisinin katıldı. Öğrencilerden ödev olarak Troya hakkında kompozisyon yazmalarını ve önerilerde bulunmalarını isteneceğini aktaran Mustafa Erdoğan, yaptıkları katkılardan dolayı sıralamaya giren ilk 3 öğrenciyi Türkiye ya da gösteri yapılan diğer bir ülkede ağırlayacaklarını kaydetti. Amaçlarının dünya çocukları ile Türk çocuklarını buluşturarak sanat köprüsü oluşturmak olduğunu ifade eden Erdoğan, “Ben şuan çok mutluyum. İçerde 5 bine yakın çocuk var. Troya kültürünü okulda öğreniyorlar. Burada da canlı bir şekilde gerçek Troyalılar dan, gerçek Anadolululardan bizim hikayemizi dinliyorlar. İçerde müthiş bir coşku var. Yer yer müziğin sesini duyamadık. Valilikler organize ediyor. Çocukları ders saatlerinde ders gibi oyunu izletiyorlar. Troya kültürünü batılı çocuklara öğretmek ve Anadolu tarihini tarihsel gerçeklere uygun bir şekilde onlarla paylaşmak istiyoruz. Müthiş reaksiyonlar alıyoruz.” şeklinde konuştu. Gösteriyi Anvers Başkonsolosu Deniz Çakar ve Muavin Konsolos Sarp Erzi de gösteriyi izleyenler arasındaydı. Mustafa Erdoğan ve Dans topluluğunun bazı üyeleri gösterisi sonrası Ethias Arena’nın VİP salonunda Belçika’lı izleyicileriyle buluşarak tebrikleri kabul etti. Bu bölümde Belçika Türk basınından sadece “YeniVatan” ekibi vardı.

Göksel Baktagir Brüksel’de Gönüllerde Taht Kurdu

Ünlü bestekar ve kanun sanatçısı Göksel Baktagir’in “Doğu Rüzgarı” konseri, 11 Kasım 2012 tarihinde Brüksel’de Ecole des Etoiles ilkokulunun konser salonunda gerçekleşti. Konseri T.C. Brüksel Başkonsolosu Ali Barış Ulusoy da izleyenler arasındaydı. Konsere Türk ve Belçikalı olmak üzere yoğun bir katılım gerçekleşti. Belçika Türk Dostluk Derneği’nin (BELTUD) organize ettiği konserde Göksel Baktagir ve arkadaşları “Doğu Rüzgarı”,”Asia”,”Azerbaycan” ,”Sıla”,”Merhaba”,”Gülbahçesi”,”Gülümcan”,”Horon”,Neşet Ertaş’a ithafen “Garip” adlı saz semaisi, ”İpekyolu”, ”Mahur”, ”Vuslat”, Aşık Veysel anısına “Gidiyorum Gündüz Gece”, “Ekin Zamanı”, “Üsküdar’a Giderken” eserlerini seslendirdiler. Zaman zaman salondaki izleyicilerinde sesleri ve alkışlarıyla eşlik ettikleri unutulmaz bir konser yaşandı. Konserin son bölümünde Perküsyon sanatçısı Bülent Elmas ile Göksel Baktagir’in Kanun düeti izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı.

www.yenivatan.be

Bi’ Dolu Haber Yeni Vatan Gazetesinin sevgili okuyucuları; Dolu dolu bir ayı yine geride bıraktık, sizlerle yeniden Bi’ Dolu Haberlerle buluşmanın heyecanını yaşıyoruz. 14 Ekimde Belçika genelinde yerel seçimler yapıldı. Bu seçimde 400 kadarda Türk kökenli aday seçilmek için yarıştı. Seçmenlerinden oy alıp yerel parlamentolara seçilen 110 kadar Türk kökenli aday sevindi. Diğerleri üzüldü, hayallerini gelecek seçimlere ertelediler. Belçika Türk toplumu için 14 Ekim seçimlerinin en unutulmaz olayı Başkent Brüksel’de Saint-Josse Ten Noode Belediyesinde yaşandı. Belçika’nın değil Avrupa’nın ilk Türk kökenli Bakanı olan Emir Kır ,yine bir ilke imza atarak Belçika’nın ilk Türk kökenli Belediye başkanı oldu. Bu köşeden medeni cesaret gösterip bilgi birikimini, yetenekleri ile birleştirip topluma hizmet etmek adına siyasete soyunan arkadaşlarımızı kazansın yada kazanamasın tebrik ediyoruz. ************* Seçim Yorgunluğunu üzerimizden atamadan çifte bayram çoşkusu yaşadık. Dargınlıkların unutulduğu, dostluk ve kardeşlik duygularının kuvvetlendiği Kurban Bayramını idrak ettik, hemen akabinde Cumhuriyetimizin kuruluşunun 89.yılı Büyükelçiliğimiz ve konsolosluklarımızın yanında sivil toplum kuruluşlarımız tarafından da coşkuyla kutlanması, Avrupalı Türklerin vatanlarına ne kadar bağlı olduklarının adeta tesciliydi. ************* Kasım başında Brüksel Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu ağırladı. Davutoğlu AB daimi temsilcilik binasında önce Belçika’da görev yapan ulusal ve yerel medya mensuplarına Türkiye-AB ilişkileri ve Türkiye Gündemi hakkında bilgiler aktardı. Basın toplantısı bitiminde Belçika sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle de buluşan Davutoğlu; Devlet olarak her zaman vatandaşımızın yanındayız mesajı verdi. “Yeni Vatan” Gazetesini temsilen bizde bu toplantılara katıldık. ************** “Yeni Vatan” gazetesinin sevgili okuyucuları sizlere doğru, dürüst, hızlı habercilik ilkelerimizle internet sitemizin yanında şu an elinizde bulunan Gazetemizin 3.sayısı ile sizlere ulaşmanın mutlu yorgunluğunu yaşıyoruz. Dünya da ekonomik krizlerin yaşandığı, teknolojinin iletişimi çok daha çabuk bir şekilde kolaylaştırdığı ortamda Belçika Yerel Türk basınına renk katan gazetemiz ile sizlere kısıtlı imkanlarımızla ana dilimizde ücretsiz yayın yapmanın da ayrı gururunu yaşıyoruz. Bu sayımızdan itibaren Belçika’da yaşayan vatandaşlarımızın Hukuki sorunlarına çözüm olacak, ”Hukuk Köşesi” n’de Avukat Mesut AVCI sizlerle olacak. İnternet sitemiz vasıtası ile yada direk avukatımızın elektronik posta adresine mesaj yazarak sorunlarınıza çözüm arayabilirsiniz. Yeni sayılarda buluşmak üzere …. sukru.saglam@yenivatan.be

3


Gent’te Emirdağ Türkü Gecesi De Centrale Kalan Müzik işbirliğinde gerçekleştirilen “Emirdağ Türküleri” albümü tanıtım konseri Türkü Akşamı Belçika’nın Gent şehrinde Emirdağlıların yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.

Atilla Bakıroğlu’nun organizasyonunda, T.C Anvers Başkonsolosluğu, Gent Büyükşehir belediye başkanı Daniel Termont ve Başkan yardımcısı Resul Tapmaz’ın katkılarıyla gerçekleştirilen EMİRDAĞ TÜRKÜLERİ CD si ve tanıtım kitapçığından oluşan Albüm tanıtımı ve konsere birbirinden değerli sanatçıların katılımı Belçika’nın Gent şehrinde Emirdağ rüzgarları estirdi. Emirdağ Türkülerinin bir CD haline getirilmesine katkıda bulunan Başkonsolos Deniz Çakar,

Gent Belediye Başkanı Daniël Termont açılışta yaptıkları konuşmalarda bu CD’lerin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ederek, programa katılan sanatçı ve davetlilere teşekkür ettiler. Ünlü sanatçılar Hüseyin Turan, Nuray Hafiftaş, Cengiz Özkan, İsmail Altunsaray ve Emirdağ’ın tanınmış halk ozanı Fakı Edeer’in sahne aldığı geceyi T. C. Anvers Başkonsolosu Deniz Çakar, Gent Büyükşehir Belediye Başkanı Daniël Termont, Milletvekilleri Fatma Pehlivan, Veli Yüksel, Emin Özkara, Gent Belediye Başkan Yardımcısı Resul Tapmaz, Saint Josse Belediye Başkan Yardımcısı Hava Ardıçlık, Gent Belediye Meclis Üyeleri İlknur Cengiz ve Şaban Gök, Schaerbeek Belediye Meclis Adayı Döne Sönmez, Sivil Toplum Kuruluş Temsilcileri yanında kalalabalık türkü sever birlikte izledi.

ATEP’ten Afyonkarahisar’a 79 Engelli Araç

Kısa adı ATEP olan Avrupa Türkiye Emirdağlılar Platformu, geçtiğimiz ay yaptıkları toplantıda çalışmalarına başladıklarını bir basın bildirisi ile duyurmuşlardı. Türkiye’deki belediyelere yardımcı olacaklarını dile getiren ATEP, ilk yardımını Afyonkarahisar belediyesine doğru yola çıkardı. ATEP Başkanı Metin Edeer Afyonkarahisar Belediyesi’ne 11.10.2012 tarihinde 78 tanesi akülü 1 tanesi manuel engelli araçların, isminin açıklanmasını istemeyen Emirdağlı bir hemşerimizin katkıları ile gönderdiğini belirtti. Gönderilen araçların Afyonkarahisar Belediyesi’ne ulaştığı ve belediye yetkilileri tarafından ihtiyaç sahiplerine iletilmeye başlandığı basınla paylaşıldı. ATEP Başkanı Metin Edeer bu çalışmada emeği geçen lojistik hizmetlerinden dolayı Hamza Köksal ve Mustafa Edeer’e teşekkür ederken; ATEP’in çalışmalarına önümüzdeki günlerde hız vereceğini de dile getirdi.

Ailesi Cezaevinde Olan Çocukların Durumu Tartışıldı

Belçika İslam Federasyonu Bayram Resepsiyonu verdi

BİF (Belçika İslam Federasyonu) her bayram sonrası geleneksel olarak düzenlediği Bayramlaşma Resepsiyonu’nu gerçekleştirdi. Kurban Bayramı vesilesiyle düzenlenen etkinliğe tanınmış pek çok simanın yanı sıra, BİF Yönetim Kurulları ve BİF’e bağlı teşkilatların yöneticileri hazır bulundular. Resepsiyon sırasında başta BİF Başkanı Mehmet Şenel olmak üzere Belçika Müslüman Temsil Kurumundan Şemsettin Uğurlu ve TC Brüksel büyükelçiliği maslahatgüzarı Oya Yazar Turan birer kısa selamlama konuşması yaptılar. Konuşmalarda özellikle Kurban Bayramının öneminden bahsedilirken, dostluk, hoşgörü ve sevgi dolu mesajlara yer verildi.

Aileleri cezaevinde olan çocuklara yönelik dört ülkede yapılan araştırmaların sonuçlarının açıklandığı, bu konuda geliştirilmesi gereken yeni politikalar üzerindeki çalışmaların tartışıldığı Konferans düzenlendi. 6 Kasım Salı günü Musee de Cinquantenaire deki konferans çok sayıda politikacı ve diplomatlar tarafından takip edildi. İki bölüm halindeki Konferansa Philippe Cori (Unicef Brüksel direktörü), Stefan Enggist (Dünya Sağlık Örğütü, cezaevi ve politika sorumlusu), Rachel Brett (BM-Temsilci, İnsan hakları ve Mülteciler), Margaret Tuıte (AB Çocuk Hakları komiseri) uzman konuşmacı olarak katılarak İngiltere, Almanya, Romanya, İsveç te Aileleri hapiste olan 800 çocuk ile yapılan görüşme ve araştırmalardan çıkan sonuçlara yönelik yeni politikaların oluşturulması için görüşler ve işbirliklerinin yanı sıra fikir alış, verişleri yapıldı. Panelde Aileleri hapiste olan çocukların sosyal hizmetlere daha çok ihtiyacı olduğu vurgulandı. Konferansa Birleşmiş Milletlerin davetlisi olarak merkezi İngiltere de bulunan uluslararası yardım organizasyonları yapan Hibpo Derneği yöneticisi Oya Malgir de katılarak bir konuşma yaptı.

I99Duygu Desovalı ilk Albümü”Düş”ü Tanıttı

Türk müzik dünyasının yeni ismi Duygu Desovalı, ilk albümü olan ‘Düş’ü Pi-Anno’da düzenlenen özel bir gecede tanıttı.

Gripin Gent’te Hayranlarını Çoşturdu

Organizatör Atilla Bakıroğlu’nun yöneticisi olduğu Gent Kültür Merkezi ‘De Centrale’ müzikseverlere keyifli dakikalar yaşatmaya devam ediyor. Herkesin beğeni ile sevip dinlediği pop rock tarzı müzik grubu Gripin, Gent Kültür Merkezi ‘De Centrale’de sahne alarak, doksan dakikalık unutulmaz konseriyle hayranlarını adeta coşturdu.Grup canlı performansı ile ‘De Centrale’ ziyaretçilerini adeta büyüledi. De Centrale’nin konser salonunu dolduran Gripin hayranları konser boyunca şarkılara eşlik ettiler. Yağma Durma, Komşu Kızı, İstanbul’a Düşmanım, Kolay mı Sandın, Baba Mesleği, Yolcu Yolunda Gerek gibi grubun en sevilen şarkılar ile adeta tek yürek olan hayranların yüzlerindeki mutluluk ifadeleri görülmeye değerdi. Konser sonrası hayranlarıyla resim çekinen Gripin Grup üyeleri de karşılaştığı ilgiden memnun kaldıklarını her fırsatta dile getirdiler.

Schaerbeek Belediye Başkanı Sait Köse’nin katkılarıyla sevilen mekan Pi-Anno’da gerçekleşen gecede sahne alan genç sanatçı, kardeşi DJ Heurch ile birlikte olağanüstü bir performans sergiledi. Özel davetlilerin katıldığı gecede sahne almaktan dolayı mutluluğunu gizlemeyen Duygu Desovalı, kendisi de müzisyen olan baba İdris Desovalı’ya ve katkılarından dolayı Sait Köse’ye teşekkür etti. Söz almak üzere sahneye davet edilen Sait Köse ise, Belçika Türk toplumu Sanat’tan, Siyasete hayatın her alanında büyük gelişme göstererek başarılarına başarı katıyorlar; Duygu’yu azimli çalışmalarından dolayı kutluyorum; şeklinde konuştu. Türk asıllı genç sanatçılara da destek verilmesi gerektiğini söyledi. Sıra dışı stili ve sıra dışı şarkı sözleriyle geceye renk katarak üstün performansıyla dinleyenlerin beğenisini kazanan genç sanatçının çıkarmış olduğu bu ilk albümü ile müzik piyasasına hızlı giriş yapması bekleniyor.

www.yenivatan.be

TÜRK KÖKENLİ İLK BELEDİYE BAŞKANI Belçika’ya gelişimizin 50. yılını kutlamaya hazırlandığımız şu zamanda Türklerin yoğun olarak yaşadığı Saint Josse Belediyesi’ne Türk kökenli bir siyasetçi Belediye Başkanı oldu ve Belçika’da bir ilke imza attı. Siyasete genç yaşta atılarak daha önce Belçika’da Türk kökenli ilk bakan olma unvanı taşıyan Emir Kır bir şekilde Belçika’da ilk belediye başkanı olan Türk kökenli olma unvanına da sahip oldu. Tabi bu kolay olmadı. Belçika gibi bir ülkede kolay değildir yabancı uyruklu olup da belediye başkanı olmak. Yabancı uyruklu siyasetçilerin önüne her zaman engeller koyulduğunu herkes bilir. Ancak Emir Kır, bütün engellere rağmen başkanlık koltuğuna oturmaya kesin gözüyle bakılan Jean Demannez’den 900 oy fazla alarak başkanlığı eline geçirdi. Peki, Emir Kır belediye başkanlığını hak ediyor mu? Bence hak ediyor. Zira hak etmeseydi, eski dönemin belediye başkanına 900 oy fark atmazdı. Seçim öncesi, Emir Kır’ın fark atamayacağı söyleyenler çok oldu. Ama attı işte. Neden attı? Belediye sakinleri ona güvendiği için attı, onu istediği için attı. Belki de artık haksızlıklardan bıktıkları için veya Guy Cudell zamanını özledikleri için onun fark atmasını sağladılar. *** CENAZELERİMİZİ ARTIK VERİN Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kemal Yurtnaç bundan aşağı yukarı iki ay önce Belçika’ya yaptığı ziyaret esnasında cenazelerin teslim edileceklerini basınla gerçekleştirdiği bir yemekli toplantı esnasında söylemişti. Ancak cenazelerden hala ne ses var ne seda. Halbuki Başkan Yurtnaç, cenazelerin teslim edilmesi hususunda Belçikalı yetkililerle her konuda anlaştıklarını ve cenazelerin Ekim ayında teslim edilebileceğini dile getirmişti. Demek ki ya anlaşma sağlanamamış veyahut anlaşma tek taraflı bozulmuş. Cinayetin işlendiği tarihten bu yana, aradan geçen zaman dilimi 25. ayını doldurmuş! Dile kolay tam 25 ay! Bir de gelin de Aygün kardeşlerin aile fertlerinin bu 25 ayı nasıl geçirdiklerini görün. Allah kimseye bu acıyı yaşatmasın ve artık bu cenazelerin en kısa zamanda teslim edilmesini Belçika’da yaşayan Türkler olarak her fırsatta dile getirmemiz lazım. Ben de üzerime düşeni yapıyorum ve buradan haykırıyorum; “CENAZELERİMİZİ ARTIK VERİN”… *** GELECEK PEK PARLAK DEĞİL Geçenlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi 22. Dönem Milletvekili Prof. Dr. Remzi Çetin’le birlikte bir gün geçirdim. Eski vekille birlikte gün boyu Brüksel sokaklarında dolaştık ve kendisiyle bol bol gündemle ve siyasetle ilgili meselelere değindik. Derken gün akşam olmuştu ve ayrılık vakti gelmişti. Tam ayrılmadan önce kendisine “Hocam Belçika’yı beğendiniz mi?” diye sorduğumda bana söylediği cevap çok enteresandı ve bir o kadar düşündürücüydü. Eski vekil; “Evet buralar çok güzel ancak buradaki vatandaşlarımız Türkiye’yi ve Türkiye siyasetini Türkiye’deki vatandaşlardan daha fazla takip ediyorlar. Buradaki vatandaşlar elbette Türkiye ile irtibatlarını koparmamaları lazım lakin yaşadıkları ülkenin gündemini ve siyasetini daha iyi takip etmeleri gerekir. Aksi halde gelecek pek parlak değil” dedikten sonra kendisiyle ayrılmıştık. Misafirimizi savuşturmuştum savuşturmasına ama o da beni de bu analiziyle derin düşüncelere itmişti. Zira Belçika’da yaşayan bizlerin bile farkına varamadığı durumu Türkiye’den sadece bir günlüğüne gelen bir misafirin hemen durumu fark ederek, teşhisi koyması insanı elbette derin düşüncelere itekleyecekti… cafer.yildirimer@yenivatan.be

GRAFIMMO

4

BAŞKENTTEN KISA KISA

www.yenivatan.be

5


Diyanet Vakfında Bayramlaştılar

Belçika Diyanet Vakfı geleneksel bayramlaşma töreni bayramın ikinci gününde Belçika Diyanet Vakfı binasında gerçekleşti.

DİYANETİN İMAMLARI VE LAİKLİK Belçika’da Diyanet’e bağlı bir çok camide çok ilginç bir hava hakimdir. Cemaat genelde kırk yaşından sonra namaza başlayan kahve müdavimlerinden oluşmaktadır. Bunlar arasından çıkan cami derneği başkanlarının hal ve hareketleri ise biraz mafyavaridir. Muhtemelen gençliğinde feleğin çemberinden geçmiş tiplerdir bunlar. Türkiye’den Diyanet’in camilerine görevli olarak gelen imamlarla bu dernek başkanlarının yıldızları pek barışmaz. Dernek başkanları genelde imamlara hükmetme çabasındadır ve statü olarak kendi altlarında görürler bu imamları. Hatta, sigara içtiği için veya dernek başkanıyla aynı siyasi görüşe sahip olmadığı için yahut başkanın tuttuğu futbol takımını tutmuyor diye başka camilere sürülen imamlar bile vardır. Laiklik bu olsa gerek, dinle dünya işlerinin ayrılması…

BARIŞ MANÇO HALKA MI AİT AİLESİNE Mİ? Liege şehrinde rahmetli Barış Manço’nun yaşadığı evi “BARIŞ EVİ” olarak açan Aslı Hanım, bu iş için çok emek harcadığı halde ne belediyeden ne önemli ölçüde siyasilerden ne de Manço’nun eşinden destek gördü. Üstelik destek alamadığı gibi köstek bile olundu kendisine. Geçen yıl derneğin açıldığı gününün akşamı, Manço’nun oğlu Doğukan Manço Belçika’da bir diskotekte program yaparak, adeta Manço severler için alternatif bir organizasyon düzenlemiştir. Şimdi soruyoruz bu evsaftaki sanatçılar halka mı aittir yoksa ailesine mi? BENİM PARKIM BENİM FARKIM Belçika’da irili ufaklı yüzlerce park vardır. Doğal olarak hepsinin kendilerine has isimleri vardır. Yalnız bizler parkların orijinal isimlerini değil de kendimizin koyduğu isimleri kullanırız, kullanmayı severiz. Örneğin TRIFONTAINE PARC’ı bizler “sakallıların parkı” olarak biliriz, sıklıkla mutaassıp aileler tarafından tercih edildiği için. Ayrıca, kumlu park, kuşlu park, domuzlu park, eşekli park v.s. gibi isimler vermişizdir kimi parklara. Geçen gün kahvede, Belçika’da iki yıldır verilmeyen cenazeler için yapılacak yürüyüşten bahseden bir duyuruya ilişti gözüm. Duyuruda toplanma yeri “BULGAR PARKI” olarak belirtilmişti. Bildiğiniz “Place de la Reina” meydanı işte. Ne diyelim, nur topu gibi bir parkımız daha oldu. Vatana millete, Bulgar’a Türk’e hayırlı olsun.

HakanCa

*** İnsan gelişimi bir trene benzer; Kendini aşan insan garından, Haddini aşan insan ise Rayından çıkmış demektir!!! *** Elin yabancısı tatlı yapsın adına profetorol, waffle desin bizim Türkler tatlı yapsın Sütlü Nuriye, Çikolatalı Kezban, Vanilyalı Fikriye, desin.... *** ”Bitkisel çay diye bir şey var, aklım almıyor. Zaten çay dediğin bitkidir, bitki dediğin çaydır. Sen hiç hayvansal çay gördün mü?”

6

Sait Köse’den Zafer Kutlaması

Başkan Clerfayt Ekibine Teşekkür Etti

Bayramlaşma programında misafirlere hitaben bir konuşma yapan Willebroek cami görevlilerinden Süleyman Yüksel Bayramların milli ve dini kültürün geleceğe ve gelecek kuşaklara aktarmanın önemine dikkat çekti. Maslahatgüzar Oya Yazar Turan, Anvers Başkonsolosu Deniz Çakar, Brüksel Başkonsolosu Ali Barış Ulusoy Milletvekili Mahinur Özdemir ve Müslüman Temsil Kurumu Başkanı Şemsettin Uğurlu yaptıkları konuşmalarda Bayramlarda hoşgörü, birlik ve beraberliğin öne çıktığını; Bu Kurban bayramının da Belçika Türk Toplumunun birlik ve beraberliğine katkı sağlayacağına inandıklarını dile getirdiler. Belçika Diyanet Vakfı Basın sözcüsü Çoşkun Beyazgül bu sene vakıf kanalıyla 881 hacı adayının Mekke ye gittiğini ,vekalet yoluyla 1650 adet kurbanın kesilip muhtaç bölgelere dağıtılacağını açıkladı. Program etli pilav ikramı ile sona erdi.

Gent Türk Ocağından Hicri Yılbaşı etkinliği

Hicri Yılbaşı ve Muharrem ayının başlaması dolayısıyla Gent Türk Ocağı’nda Hicri Yılbaşı ve Muharrem ayının faziletleri konulu bir sohbet etkinliği düzenlendi. Gent Camii din görevlilerinden Hakan Karadağ “Yaşamız olduğumuz ikinci vatanımız Belçika’da, bizleri biz yapan özel ve güzel gecelerimizi mutlaka daha dikkatli takip ederek feyz almalıyız. Geçtiğimiz 15 Kasım Perşembe günü idrak ettiğimiz dini geleneklerimizden olan Hicri yılbaşını burada sohbetler eşliğinde yaşatmak çok önemli,her yıl bu geleneklerimizi yaşatmalıyız.” şeklinde konuşarak Hicri yılbaşı ve Muharrem ayı hakkında aydınlatıcı bilgiler verdi. Sohbet konuşmasının devamında Gent Türk Ocağı’nda davetlilere “Arabaşı” ikramında bulunuldu.Etkinliğe Atep Başkanı Metin Edeer, Ahmet Pala, Aydın Tekin, Fakı Edeer, R.Tuncer Sarı, Ceylan Kaya, Mutlu Çetin, Selim Kılınçalp, Şükrü Sağlam, Güven Yüceer’in yanı sıra Gent Türk Ocağı üyeleri ve davetliler katıldılar.Gent Türkocağı başkanı Gültekin Işıklar sohbet etkinliğine katılan misafirlerine teşekkür ederek, geleneksel etkinliklerinin devam edeceğini belirti

‘AQUA-HALAY’ı İcat Ettiler

ONS Genk (Open, Neutraal en Samen) derneği tarafından düzenlenen ‘Ladies Swimming Night’ isminde ve sadece hanımlara yönelik düzenlenen yüzme etkinliği kısa sürede ilgi görmeye başladı. Yine bir ilke imza atan Hayriye ve Hande Çopur, Ramazan Erbaş, Selin Yıldırım, Canan Alkan, Gencay Doğru ve Tony Athenakis ten oluşan ONS Genk gönüllüleri bu defa Türk bayanların yüzme isteklerini bir projeyle gerçekleştirdi. Bazı hanımların uzun zamandır yüzmeye hasret kalmaları, bu proje sayesinde üstelik müzikle beraber olması katılanlara ayrı bir eğlencenin yaşanmasına sebep oldu. Mainstage (Yusuf Albayrak) yine ONS Genk’e ses-ışıkla destek verirken, beklenmedik bir sürpriz gerçekleşti. Türk hanımlar suda iken, gecenin DJ’i (Selin Yıldırım) halay çalınca, hanımlar suda halay çekmeye başladılar ve bir Türk icadı olan ‘AQUA-HALAY’ doğmuş oldu.

14 Ekim Pazar günü yapılan Belçika yerel seçimlerinde Başkent Brüksel’in Schaerbeek Belediyesi Başkanı Listesinden üçüncü defa seçilen Sait Köse ‘ye seçim kampanyası boyunca gönüllü olarak destek olan arkadaşları tarafından Seçim akşamı Pi-Anno Lunch Cafe’de kutlama programı düzenlendi. Schaerbeek Belediyesinde muhtemel koalisyon ortakları ile koalisyon antlaşmasını imzalayıp kutlama programına katılan Köse kendisini girişte alkışlarla karşılayan dost ve arkadaşlarına teşekkür ederek, tebrikleri kabul etti. Schaerbeek Belediyesinde Spor ve Nüfustan sorumlu Belediye Encümeni olarak görev yapacak Sait Köse ,Duygularını ”Bu akşam bir zafer kazandık, hakikaten kolay olmadı,270 ayrı

Cdh Schaerbeek listesinde en fazla oyu Mahinur Özdemir Aldı

12. Uluslararası Akdeniz Film Festivalinde ödüller sahiplerini buldu

Serge Riaboukine, Dima El-Horr, Christelle Cornil, Faouzi Bensaïdi, Philippe Faucon, Fabrizio ve Stefano Cassetti Rongione’den oluşan jüri heyeti, Cumartesi günü gerçekleşen kapanış töreninde Brüksel 12. Uluslararası Akdeniz Film Festivali’nin sonuçlarını açıkladı. 9-17 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilen festivalde çok sayıda projeksiyon sayesinde salonlar dolup taşarken, salonları dolduran kalabalık, Akdeniz festivaline ilginin bu sene daha da arttığını gösterdi. Festivalde, ilgi gösterilmeyen Akdeniz filmleri yansıtılırken, bu filmler sayesinde zengin, komik, zıt ve ülkelerin çeşitliliğine vurgu yapıldı. Bir hafta boyunca çeşitlilik ve çok kültürlülük gösteren 25 farklı ülkeden 66 tane film sunuldu. Jüri Büyük Ödülü Şubat 2013 yılında piyasaya sürülecek Faslı Nabil Ayouch’un “Les Chevaux de Dieu” (Tanrı’nın Atları) filmine verildi. 2003 yılında Kazablanka’da gerçekleşen terörist saldırıları konu alan cesur film, aynı zamanda gecekondularda sefalet içerisinde yaşamaya mahkum edenleri de eleştirdi Jüri Başkanı Serge Riaboukine filmin güzel bir koro çalışması olduğunu söyledi. Yönetmen, Nabil Ayouch, filmiyle ödüle layık görüldüğü için jüri heyetine teşekkür ederken; “Bu ödülü almaktan mutluluk duyuyorum çünkü Belçika sinema için birçok düzeyde önemli katkılar sağladı. Bir film yalnız yapılacak bir iş değil. Kolektif bir çalışmanın ürünüdür. Bu akşam bu salonda bulunan görüntü yönetmeni Hichame Allaouïe’ye, editör Damien Keyeux’ye, senarist Emilie Flamant, filmin yapımcısı Mary Kervyn’e ve özellikle katılan herkese minnettarım” dedi. Jüri Büyük Ödülüne layık görülen film aynı zamanda Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı Emir Kır tarafından sunulan 7,500 Euro’luk çekin sahibi oldu. 12.Akdeniz Film Festivalinde Ödüller şu şekilde oluştu: Jüri Büyük Ödülü: Nabil Ayouch’un “Les Chevaux de Dieu” (Fas/Fransa/Belçika – 2012) Jüri Özel Ödülü: Aida Begic’in “Djeca (Children of Sarajevo)” (Bosna/Almanya/Fransa/Türkiye – 2012) En İyi Kadın Karakter Ödülü: Aida Begic’in “Djeca (Children of Sarajevo)” filminde rol alan Marija Pikic En İyi Erkek Karakter Ödülü: Branko Schimdt’in Vegetarian Cannibal filminde rol alan Rene Bitorajac Cineuropa Ödülü: Nabil Ayouch’un “Les Chevaux de Dieu” (Fas/Fransa/Belçika – 2012) Seyircinin Ödülü: Srdjan Dragojevic’ın “Parada” (Sırbistan/Hırvatistan/Makedonya/Slovenya – 2011) www.yenivatan.be

milletin yaşadığı Belçika’nın ikinci büyük belediyesi,130 bin nüfusuyla her din, dil ve kültürden insanların huzur, barış, sevgi içerisinde yaşadığı bir belediyeyi 12 yıldır yönetmek kolay değil. Bundan sonrada parkingler yapacağız, metro inşa edeceğiz, lojman yapacağız bunları herkes biliyor, bir yerde huzur ve barış yoksa bunların hangisini yaparsanız yapın bir işe yaramaz. Önümüzdeki dönemde de belediye başkan yardımcısı olarak görevime devam edeceğim. Beni tanıyanlar bilir, hiçbir zaman tutamayacağım sözü vermedim. Verdiğim her sözü de kesinlikle tuttum. Ben size şunun sözünü veriyorum. Bundan sonra 12 yıl önce nasıl başladıysam aynı şevkle, aynı heyecanla, aynı güçle bundan sonrada çalışacağım” şeklinde ifade etti.

14 Ekim belediye seçimleri akşamında açılan sandık sonuçlarına göre Schaerbeek Belediyesi’nde dört sandalye kazanan belediye meclis koalisyon ortaklarından CDH’ta en fazla oyu seçimlere listenin dördüncü sırasından katılan Mahinur Özdemir yaptı. Listebaşı Denis Grimberghs’in 855 oyuna karşılık bin 135 oy yapan Mahinur Özdemir, partisi adına bini aşan tek siyasetçi olurken, dört sandalyeden birine sahip oldu. Koalisyon ortağı oldukları için seçim zaferini İstanbul 76’da kutlayan CDH’lılar, mekana sonradan giriş yapan Denis Grimberghs’i ve Mahinur Özdemir’i dakikalarca ayakta alkışlardılar. Partisi adına en çok oyu alan Mahinur Özdemir ise konuyla ilgili şunları söyledi: “Beni destekleyen bütün vatandaşlara çok teşekkür ediyorum. Seçim sürecinde açıkcası insanlarla iletişimi korumaya çalıştım, her zaman onların

yanında olmaya çalıştım. Partimiz dört sandalye çıkardı, bunlardan iki tanesinin Türk kökenliye gelmesi çok pozitif bir mesaj. Saint Josse Belediyesi’nde de aynı durum söz konusu. Jette Belediyesi’nde bir Türk kökenli seçilmiş. Dolayısıyla bu partide de en azından Belçikalı Türklerin yeri olduğu görünüyor. Biz artık kazanan takım olduk çünkü belediye başkanıyla şu anda bir anlaşmamız var. dolayısıyla iki tane belediye başkan yardımcılığı da bize gelecek. Bu şekilde biz de sorumluluk sahibi olacağız. Gençlere önem verilmesini bu seçimlerde gördük. Benimle kampanya yapan tüm arkadaşlarıma tek tek teşekkür etmek istiyorum çünkü onlar da zor bir mücadele verdiler. Bu zaferde herkesin emeği var, bu yüzden bizlere destek veren herkese çok çok teşekkür ediyorum”. Dört sandalyeden diğer ikisini de 636 oy alan Seydi Sağ ile 609 oy alan Mohamed El Arnouki aldılar

14 Ekim’de yapılan yerel seçimlerde CDH ve ECOLO ile birlikte kurduğu üçlü koalisyon sayesinde sayısal üstünlüğü elde ederek Schaerbeek belediyesi yönetimini bırakmayan Clerfayt, seçim zaferini salonu dolduran çalışma arkadaşlarıyla birlikte , ‘La Savonnerie’ salonunda doyasıya kutladı. Burada kısa bir konuşma yapan Başkan Clerfayt, konuşmasında seçimde emeği geçen herkese teşekkür ederken, bu seçim kampanyasının hayatının en zor kampanyası olduğunu dile getirdi. Başkan Clerfayt konuşmasında şunları söyledi; “Hepinizi bu akşam burada gördüğümüz için ne kadar mutlu olduğumuzu bilemezsiniz. Arkadaşlığımıza tanıklık ettiğiniz için, kampanya esnasında

bizlere destek olduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum.Bütün bu zorluklara rağmen çok güzel çalıştık ve sayenizde inanılmaz bir zafere imza attık. Bu yüzden hepinize tekrar teşekkür ediyorum”dedi. Encümenliğe seçilen Sadık Köksal, Sait Köse, Etienne Noel, Bernard Guillaume, Cécile Jodogne ve Michel de Herde gibi önemli isimlerin yanında meclis üyeliğine seçilenler ve sempatizanlar gecede hazır bulundular.

Flaman Bölgesi’nde 8 Bin Aileye Kira Yardımı

Belçika’nın Flaman Bölgesi’nde 8 binden fazla ailenin kira yardımı alabileceği kaydedildi. Flaman Sosyal Konut İdaresi’nin tespitlerine göre 8 bin 170 aile gelir yetersizliği şartına uymalarına rağmen kesintisiz 58 aydan daha fazla süre sosyal konut için sıra bekliyor. Flaman Parlamentosu Milletvekili Veli Yüksel’in (CD&V) sorusu üzerine Flaman Bakan Freya Van Den Bossche 8 bin 170 ailenin hükümetin 2011 sonunda aldığı kira yardımından yararlanabilecegini ifade etti. YARDIM FORMLARINI DOLDURUN Milletvekili Veli Yüksel konuyla ilgili yaptığı açıklamada sosyal konut için kayıtlı sıra bekleyen vatandaşlara gerekli başvuru forumlarının gönderildiğini aktardı. Doldurulup geri gönderilecek formlar ve kira kontratları göz önünde tutularak kimlerin kira yardımı alacağına karar

www.yenivatan.be

verilecek. Flaman Bölgesi’nde çok ciddi konut sıkıntı yaşandığı tartışılmaz bir gerçek. Binlerce kişi daha uygun ödeme koşullarına sahip sosyal konut için yıllarca sıra bekliyor. Eylül 2011’de Flaman Hükümeti ‘kira yardımı’ için son kararını vermiş ve bunu devreye sokmuştu. Kira yardımı alabilmek için dar gelirli olmak şartı getirildi. Buna göre yıllık gelirde 15 bin 830 Euro’yu (artı evde bakmakla yükümlü birey başına 1420 Euro) geçmemek şartı aranıyor. Sosyal konut bekleme süresinin beş yıl ya da daha faza olması gerekiyor. 120 EURO KİRA YARDIMI Şartların yerine getirilmesi durumunda alınacak kira yardımı aile başına aylık 120 Euro olarak belirlendi. Buna karşın bakımıyla yükümlü kişi başına 20 Euro ekstra veriliyor. Ancak alınacak yardım kiranın üçte birini geçemiyor. 2012 yılında bütçeden bu kalem için 12 milyon Euro kaynak aktarıldı.

7


OYA MALGİR”Avrupa bizi “Gece yarısı ekspresi”Filmiyle Tanıyor

Röportaj : Şükrü Sağlam

Yeni Vatan gazetesinin sevgili okuyucuları 5 Kasım pazartesi akşamı çalışma masamda oturmuş gündemle ilgili haberleri hazırlıyordum ki Telefonum çaldı. Arayan Synergie Derneği’nin enerji dolu koordinatörü Dehan hanımdı; Salı günü Musee de Cinquantenaire deki konferans’a gelip gelemeyeceğimi soruyordu. Konferansın konusu ve konuklarını duyunca tereddütsüz kabul ettim. Sonbaharın en güzel hissedildiği yerlerden birisi olan Musee de Cinquantenaire den AB komisyon binalarının yükseldiği binalar arasındaki mesafedeki sararıp dökülen yapraklar akşamın puslu havasında altın sarısına dönüşmüştü, bu hislerle konferansın yapıldığı toplantı salonuna yaklaştığımda Oya Hanım’ın nasıl birisi olduğu, konferansın konusu hakkında bir fikir yürütmeye çalışırken bir yandan da günün yorgunluğu yüzüme yansımıştı sanki. Salona girdiğimde toplantı yeni bitmiş, herkes toparlanıyordu. Dehan hanım beni görüp el salladı. Güler yüzlü, bakımlı, sempatik bir hanım etrafına İngilizce bir şeyler anlatıyor, tebrikleri kabul ediyordu. Oya Hanım olmalıydı. Uluslararası yardım organizasyonları yapan HİBPO derneği başkanıydı. Türkiye’de cezaevlerine yönelik yardım kampanyaları düzenliyordu. Konferans bitiminde kendisi ile bir röportaj yaptık.

sıyla, Misafirperverliğiyle, Lokumuyla, Kahvesiyle tanındığını düşünüyor. Ama Biz Avrupa’da yaşayan Türkler; bunun böyle olmadığını çok iyi biliyoruz. Avrupalı bizi “Gece yarısı Ekspresi” filmiyle tanıyor. İnsan Haklarına vermediğimiz değerle tanınıyoruz. Bunlara da şaşırmamak ve kızmamak gerekiyor. Avrupa Birliği’nin İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye birinci sırada. Bu gibi grafikleri gördükleri zaman böyle önyargılar oluşuyor .Biz Türkler malasef bu konuda hiçbir çalışma yapmıyoruz. Türkiye yine çocuk suçlarında Dünya sıralamalarında birinci. Çocuk Gelin, Kadına şiddet bunların hepsi çok fazla rekorlar kırıyor. Biz bir şekilde bu gerçekleri görmüyoruz ve arkamızı dönüp, Avrupa bizi kahveyle, halıyla, lokumla tanıyor diye öğünüyoruz. Dünya artık teknoloji ile globalleşti herkesin elinde internet var. Sosyal medya aracılığıyla yapılan paylaşımları bütün dünya görüyor. Bunu gören Entelektüel insanlar, Dünya’yı yöneten insanlar. Yatırım yaparken bu unsurlara dikkat ediyor. Güveni nerede buluyorsa, İnsan Haklarını nerde buluyorsa evini oradan alıyor, parasını orda değerlendiriyor. Tatile oraya gidiyor. Bizim Cennet gibi bir ülkemiz olmasına rağmen İngiltere bildiğiniz gibi sürekli yağış alan bir ülke, William Shakespeare(Şekspire)in evini ziyaret eden turist sayısı ile Türkiye’yi ziyaret eden turist sayısı aynı. Bunun sebeplerini çok iyi irdelememiz gerekiyor. Bizler insan haklarına önem verir, ilgi gösterirsek bunu yaparken inkar ederek değil, yardım organizasyonlarıyla bir

Sizi Tanıyabilirmiyiz? -İsmim Oya Malgir Merkezi İngiltere’nin Londra şehrinde kurulu” HİBPO “Uluslararası bir yardım Organizasyonu yöneticisiyim. İngiltere Kraliyet otoritesi tarafından ve Hükümeti tarafından tanınan aynı zamanda çalışmaları çok dikkat çeken bir kuruluşuz. Bugün burada sizin de gördüğünüz üzere Birleşmiş milletlerin daveti üzerine buradayız. Buradaki katıldığımız programın amacı Aileleri ceza evinde olan çocuklara yönelik 4 ülkede yapılan araştırmanın sonuçlarını açıkladılar, bu konuda yeni politikaların geliştirilmesi hususunda bir çalışma yapılıyor. Bizim deneyimimiz, ve gözlemlerimizi de göz önüne aldılar. HİBPO’yu başlangıcından bugünlere getirmek ,ve bu ilgiyi görmek sizin de gördüğünüz gibi çok güzeldi. Biz burada sivil toplum örgütü olarak buradayız; ama AB Parlamentosundan bir çok politikacı, diplomat şu anda bu salondaydı .Yeni politikaların belirlenmesi için görüşlerini ve yapılabilecek işbirliklerini hakkında fikir alış-verişleri yapıldı. Bizimde bu çalışmalarımız değerlendirilip, görüşlerimizin alınması açıkçası bizleri mutlu etti. Bir an konferansta şunu düşündüm. Biliyorsunuz biz Avrupalı Türkler yaptığımız işlerle gurur duyuyoruz. Mesela Mercedes’in veya Ford Fiesta nın tasarımcısı Türk. Bizim aynı zamanda bu tür çalışmalarla yani insan haklarına verdiğimiz değer ve özenle ilgili çalışmalarımızın da göz önüne alındığı ve değerli bulunduğunu görmek çok önemli bu anlamda belki de iler ki günlerde böyle şeylere Türkiye, Türk insanı olarak imza atacağız. Ama bu iş tek başına olabilecek bir iş değil. Küçükten büyüğe her meslekten insanın bu gibi konulara duyarlı olması gerekiyor.

Avrupalı bizi “Gece Yarısı Ekspresi” filmiyle tanıyor Avrupa’da yaşayan biz Türkler Avrupa’nın bizler hakkında ne düşündüğünü çok daha objektif olarak tanıyan insanlarız. Normalde biz Avrupa’da yaşamayan Türkler Türkiye’yi Halı-

8

diğerini ötekileştirmeden yapabilirsek sadece ülkemizin imajına değil, kendi çocuklarımızın geleceği için yapabiliriz. Eğer Türkiye “Türkler Barbar” İnsan haklarını önemsemiyor deniliyorsa; bunun arkasındaki gerçeklerle yüzleşmemiz gerekiyor. Benim her zaman söylediğim bir şey var. Aklımıza “soya” sosu geldiği zaman Çin, yada Japonya gelmiyor. Japon Kültürü saygınlığı ile kültürüne değerle tanınıyor. Bunu soya sosu ile yapmadılar. Aynı şekilde Çinliler çalışkanlıkları ile tanınıyorlar, çünkü çalışkanlar. Bunu da soya sosu ile, Çin ipeği ile gerçekleştirmediler. Bizim çok güzel bir sözümüz var.”Ayinesi iştir kişinin, Lafa bakılmaz” Bu çok önemli bir şeyleri üretmemiz lazım. Bizim insanları ötekileştirmememiz lazım. Biz belki farklı farklı kökenden gelen insanlarız ama; bizim unuttuğumuz bir şey var. Biz Mevlana’nın torunlarıyız. Bütün herkesi, her şeyi kucaklamamız lazım. Ne diyoruz “Yaradılanı severiz yaradan dan ötürü” bunu asla unutmamalıyız. Biz ise kendi etnik kavgalarımız la birbirimiz beğenmeyerek ,küçük gereksiz kavgalarla sürekli olarak birbirimiz yıpratıyoruz. Yıktığımız sadece kendi gündemimiz değil, Gelecekte çocuklarımızın yaşayacağı Türkiye’yi yıkıyoruz.

Onların gelişimleri ile ilgili Hükümetlerin geliştirdiği politikalar, alt yapılar çocukların gelişimlerine önem ve değer veren ülkelerin ne kadar bu konuda sorun yaşamadıklarını gösteriyor. Araştırmaların sonunda en önemli madde ebeveyni cezaevinde olan çocukların bir çoğunun ileriki hayatlarında kendilerinin de suç işlediklerini gösteriyor. Bunu durdurmak için çalışma yapılması gerektiğini düşünüyorum. Ülkede suçu düşürmenin yolu bu çocuklara sahip çıkmak olarak gözüküyor. Araştırma raporunda Adalet sistemini istediğiniz kadar geliştirin, istediğiniz kanunları koyun, polis sayısını artırın; ama bu çocukları rehabilite etmediğiniz sürece hiçbir sonuç alamazsınız diyor. Aileleri cezaevinde olan çocukların yaşadıkları travmadan en gelişmiş ülke konumunda olan İsveç’te %25 etkilenirken , bu oran Romanya’da %50 lere kadar yükseliyor. Hükümetin belirlenmiş bir politikası yoksa bu durumdan çocuklar %100 etkileniyorlar. Bu anlamda AB kendi arasında bir politika geliştirerek AB ülkeleri arasında bir karar almaya çalışıyor. Türkiye’nin de bu konuda ilgili olduğunu belirtmesi gerekiyor. Bunu Türkiye’nin geleceği için yapması gerekiyor. Kendimize ve çocuklarımız için daha aydınlık bir gelecek istiyorsak bunu göz ardı etmememiz gerekiyor. Peki, Bu Konferans sadece AB’ye üye ülkelerin temsilcilerine mi açıktı? Türk delegasyonu varmıydı? Malasef Türkiye bu toplantıya katılmadı. Biz Türkiye’nin katılması için çok çaba sarf ettik ve kabul edildi. Yalnız Türkiye de ki başvurduğumuz bürokratlar konuyla yakından ilgilendiler. Son anda programlarını iptal ettiklerine dair kendilerinden mail aldık. İletişim sırasında ilgili olduklarına dair çok çaba sarf ettiklerini gösterdiler. Öncelikle biz HİBPO olarak Türkiye’nin gelip burada kendisini temsil etmesini istedik. O sebeple biz Birleşmiş Milletlere önerdik. Şimdiye kadar bu konuda hiçbir örnek olmadığı için bizim çalışmalarımız çok değerli bulundu .Hiç bir şey için geç değil, herkes üzerine düşen görevi yapmalı. Bu çocuklar hepimizin çocukları. Onlar hepimizin geleceği. Annelerinin, Babalarının işlediği suçlarla onları yargılamamız gerekiyor. Onları topluma kazandırmamız lazım. Bu konu AB’nin gözükmeyen problemidir şimdiye kadar tartışılmamış, Buz dağının görünen en küçük ucudur .Bu konuda AB‘nin çalışmaları önümüzdeki günlerde çok ciddi şekilde gündeme gelecektir. Biz de istiyoruz ki Türkiye’de bunu gündemine alsın, bu konudaki çalışmalara bir an önce yer versin. Aynı zamanda bu proje ile de Türkiye’nin AB ye entegrasyonuna daha çok katkı sağlanmış olur. Türkiye olarak uluslar arası sivil organizasyon yapan yardım kuruluşlarının desteklenmesi ve bunlarla da ön plana çıkması gerekiyor. Artık bizim tanınma yolumuz az önce de bahsettiğim gibi lokumla değil; İnsan haklarına verdiğimiz saygıyla, değerle olmalıdır. Bu çok çok önemli bir nokta. Adaleti yaratan toplumların her bireyidir, Kanunlar değildir, Eğer kanunlar varsa biz o ülkede bu şekilde inandığımız ve yaşadığımız için var. Biz üzerimize düşen görevi tam uygulamıyoruz. Annesi ve babası suç işleyen o çocukları bizler dışlıyoruz. Onlara şans vermiyoruz. Bunu kanun emretmiyor, bunu bizim kendi toplumumuz yapıyor. Bizler tekrar tekrar hatırlamalıyız bizler Mevlana’nın çocuklarıyız. Biz insanlarımıza verdiğimiz değerle ön plana çıkmalıyız.

Atatürk Ölümünün 74.Yılında Brüksel’de anıldı

Türkiye’nin yanı sıra yurtdışı temsilciliklerinde de 10 Kasım Atatürk’ü anma etkinlikleri düzenlendi. Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenen anma törenine AB nezdinde Büyükelçi İzzet Selim Yenel, Büyükelçilik Maslahatgüzarı Oya Yazar Turan ve Brüksel Başkonsolosu Ali Barış Ulusoy’un yanı sıra Askeri Ateşe Albay Ömer Faruk Demirbilek, elçilik ve konsolosluk çalışanlarıyla çok sayıda davetli katıldı. Atatürk’ün ölümünün 74. yıldönümü dolayısıyla Avrupa Birliği Daimi Temsilciliği’nde düzenlenen tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

yaşamında uygulayan bireyler yetiştirilmesine çalışmıştır. Onun bilgisizliğe ve geri kalmışlara karşı verdiği mücadele de bağımsızlık savaşı kadar zor geçmiştir. Büyük bedeller ödenerek verilen bu iki büyük mücadeleyi daima hatırlamamız gerekmektedir. Bugün başta kadınlar olmak üzere Türkiye Cumhuriyetinin her bir vatandaşı Atatürk’ün temellerini attığı insan odaklı Laik ve Demokratik Cumhuriyetin kendilerine sağlamakta olduğu siyasi, iktisadi ve sosyal hak ve olanaklar sayesinde mevcut konumlarına gelebilmişlerdir. Bu hususu ülkesini yurtdışında gururla temsil eden bir kadın diplomat olarak vurgulamak isterim ” sözlerine yer verdi. Törende konuşan Askeri Ateşe Ömer Faruk Demirbilek ise “Yüce Türk milletinin bağrından çıkarak Yüce Türk ordusunun hamuru ile yoğrulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 74.yılında saygı ve şükranla anıyorum.” şeklinde konuştu.

Törende Maslahatgüzar Oya Yazar Turan Atatürk’ün Kurtuluş savaşında kazanılan zaferi bir amaç olarak değil; nihai hedef olan çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmak ve hatta onu aşmak için bir araç olarak gördüğünü aktardıktan sona “Demokrasi kültürünün gelişmesi ve toplum katmanlarına yerleşmesi için uygarlığın tüm araçlarını kullanan Atatürk başta eğitim ve sosyal yaşam da gerçekleşmesine öncülük yaptığı köklü devrimlerle çağdaş değerleri özümseyen ve

KKTC 29.Kuruluş Yıldönümü Brüksel’de Kutlandı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 29. kuruluş yıldönümü Brüksel´de KKTC Temsilciliği’nin düzenlediği etkinlikte kutlandı.KKTC Brüksel Temsilcisi Büyükelçi Gizem Alpman Celen ve eşi Jentoff Celen Hertenlaan 32 Hoeilaart adresindeki Elçilik Rezidansın da bir kutlama Resepsiyonu verdi. KKTC´nin 29. Kuruluş Yıldönümü Resepsiyonu´na Türkiye Cumhuriyeti Brüksel Maslahatgüzarı Oya Yazar Turan, AB nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi Büyükelçi İzzet Selim Yenel, AB Türkiye Temsilciliği Daimi Temsilci Yardımcısı Mustafa Osman Turan, Brüksel Başkonsolosu Ali Barış Ulusoy’un da aralarında bulunduğu davetliler katıldı. Sıcak bir atmosferde gerçekleşen resepsiyon da Belçika´daki Türk delegasyon temsilcilerinin yanında askeri delegasyon temsilcileri ile bazı sivil örgüt temsilcileri de hazır bulundular. Büyükelçi Gizem Alpman resepsiyona katılanlara teşekkür ederek, onlarla sohbet etti.

Brüksel Metro’suna İki Sanatsal Eser

Lal Gece’ye Brüksel’de 2 Ödül Birden

Sanatsal eserlere büyük önem veren ve seksenin üzerinde sanatsal eserlere sahip olan Brüksel metrosu iki yeni sanat eserine daha sahip oldu.

Reis Çelik’in senaryo ve yönetmenliğini yaptığı ”Lal Gece”, 39′uncu Brüksel Uluslararası Bağımsız Film Festivali’nde büyük ödülün sahibi oldu. Festivalde en iyi film seçilen ”Lal Gece”, Reis Çelik’e de ”en iyi yönetmen” ödülü kazandırdı. Gerçek bir öyküden yola çıkılarak yapılan, ”Lal Gece” filminde, iki aile arasındaki kan davasını bitirmek için kendisinden yaşça çok büyük bir adamla evlendirilen kızın ilk gecesi hikaye ediliyor. Filmin başrol oyuncuları ise 62 yaşındaki damat rolünde İlyas Salman ve 14 yaşındaki çocuk gelin Dilan Aksüt. Daha önce katıldığı çeşitli uluslararası festivallerde ”en iyi film”, ”en iyi kadın oyuncu” ve ”en iyi erkek oyuncu” ödüllerini alan ”Lal Gece” 62′nci Berlin Film Festivali’nde de ”Kristal Ayı” ödülünü kazanmıştı.

Brüksel metrosu Ulaşım Bakanı Brigitte Grouwels’in katılımıyla düzenlenen açılış töreniyle yeni sanatsal eserlerine kavuştu. Belçikalı Bob Verschueren’in “Miniatures végétales” isimli ve Michel Dusariez’nin “People in Motion” isimli sanat eserleri Auderghem Belediyesi sınırları içerisinde yer alan ve yaklaşık bir buçuk yıldır tadilatta olan Demey istasyonunda yer alacak. Açılışta bir konuşma yapan Bakan Grouwels; “STİB ve şahsım, toplu taşıma kullanıcıları için mümkün olduğunca keyifli bir seyahat deneyimi yaşamaları için çalışmaktayız. Metro istasyonlarında sanat kesinlikle bu konuda katkıda bulunabilir. Toplu taşıma kullanıcıları, maalesef metro istasyonlarının sanatsal hazineleri içerdiğini fark etmiyorlar. Ancak, biz her şeyi bu sanatsal koleksiyonu büyütmek için uğraşıyoruz. Ben bugün iki tane yeni Brüksel’e özgün sanat eserini sunmaktan ve mevcut listeye eklemekten

Katıldığınız Konferans hakkında biraz bilgi verirmisiniz? Konferansta Üniversitenin yaptığı bir araştırma var. Araştırma İsviçre, İngiltere, Almanya ve Romanya’da ebeveynleri cezaevinde olan çocukları inceliyor.

www.yenivatan.be

www.yenivatan.be

9


Kapanma Kararının Ardından

Ekim ayında rekor seviyede iş yeri iflas etti

Belçikalı işçiler, Amerikan otomotiv devi Ford’u protesto etti. On binlerce kişi biraraya gelerek, Belçika’nın Genk kentindeki, 4 bin 500 kişinin çalıştığı fabrikayı kapatma kararına tepki gösterdi... Amerikan otomotiv devi Ford’un, Belçika’nın doğusundaki Genk kentinde bulunan fabrikasını 2014’e kadar kapatma planı on binlerce kişi tarafından protesto edildi. Tesisin kapatılarak üretimin İspanya’ya kaydırılacağını bildiren fabrika yönetimi, Ford’un, “bölgede zarar etmesi nedeniyle bu kararın aldığını” açıkladı. Kapatılması planlanan 50 yıllık fabrikada Mondeo ve Galaksi modellerinin üretildiği belirtildi. Ford’un Avrupa’daki en büyük üretim tesislerinden birini kapatması 4 bin 500 çalışanın işini kaybetmesi anlamına geliyor. Firma önceki hafta da, İngiltere’deki yatırımını Türkiye’ye kaydırma kararı almıştı...

Çalışma bürosu Graydon’un açıkladığı rakamlarla, Ekim ayında, Belçika’da rekor seviyede iş yerinin iflas ettiğini bildirdi.

Belçikalı İşçiler Ford’u Protesto Etti..

Faits marquants l’actualité économique du mois d’octobre 1. L’inquiétude grandissante des belges concernant le chômage Quel a été mon émoi en apprenant cette nouvelle ! Les européens et de manière plus ciblée le belge moyen sont très inquiets face à la crise économique. Ceci n’a jusqu’à présent rien de surprenant. Mais le fait de placer le chômage à la tête d’une liste de préoccupations qui contient notamment la criminalité ou l’insécurité, devient pour ma part indécent. En effet, selon un sondage sérieux (institut allemand d’études de marché GfK ; 5 ème mondiale quand même !), réalisé dans 11 pays, dont la Belgique, le belge ne s’inquiète qu’à 18% du taux de criminalité et d’intégration. A noter que la Belgique se porte bien par rapport à la moyenne à tendance négative. Elle a un taux de chômage de 7.4% recensés en 08/2012 (source : BNB). Le Néerlandais, plus pragmatique, avec un de chômage de 4.1% étaient parmi les Européens les moins inquiets avec un taux d’inquiétude de 8% sur le sujet. Je ne reprendrai pas les résultats des Espagnols qui évidemment sont fortement influencés par les événements du moment. 2. SNCB : la Belgique en demeure Ca y est ! Une lettre, chaude comme un boulet de canon, a atterri sur la table de dame Belgique comme un missile le 27/09. Cette missive porte l’estampille de la Commission Européenne, le haut commandement. Il s’agit là d’une mise en demeure qui reproche à la Belgique de ne pas avoir interdit le transfert d’aides publiques entre le gestionnaire de l’infrastructure InfraBel et l’opérateur ferroviaire SNCB. En effet, une loi de 1991 prévoit que chaque État dresse une liste des aides publiques qu’il attribue pour différentes fonctions. Donc, pour en revenir au cas qui nous occupe, la Belgique ne peut absolument pas considérer une aide publique ayant la griffe “gestion de l’infrastructure” comme étant “une prestation de services de transports”. Ce serait donc un peu comme mélanger les patates et les carottes achetées sur le marché du vendredi pour en faire une bonne soupe de saison. Pourtant, la Belgique avait déjà eu l’oreille tirée une première fois par l’Europe à propos de ce transfert d’un montant annuel de 8.7 millions EUR. Cet argent était débité du compte d’Infrabel et crédité sur celui de la SNCB depuis 2008. La Belgique se défend en invoquant un alignement législatif visant à transposer correctement la directive européenne à partir de l’automne 2012. Paul Magnette, ministre des Entreprises Publiques, et la SNCB-Holding planchent lors de réunions sur les réponses aux questions de l’instance européenne. 3. Gel des prix de l’énergie ; les fournisseurs passent à côté de 200 millions EUR Selon le bureau spécialisé dans l’énergie Sia Partners, le gel des prix de l’énergie (déjà invoquée lors d’un de mes précédents écrits) en vigueur depuis avril laisse transparaître un manque à gagner de 200 millions d’euros pour les fournisseurs d’énergie (source ‘L’Écho).“En bloquant l’indexation à la hausse des tarifs électricité et gaz pour les clients résidentiels, le chiffre d’affaires des fournisseurs a diminué de 4 à 10% par mois entre avril et décembre 2012” rapporte le consultant de Sia. Le gel handicaperait les investissements et fait peser un risque sur la rentabilité de certains fournisseurs. Effectivement, nous avons aperçu dans la presse écrite qu’Electrabel avait déjà perdu 300.000 clients en électricité depuis l’arrivée des outsiders de l’énergie plus concurrentiels. Aujourd’hui, le management GDF Suez-Electrabel table sur un maintien et une stabilisation de la clientèle entre 40 à 50 % sur le marché résidentiel belge contre 60% auparavant. Sia pointe aussi “la taxe sur les tarifs d’injection de 143 millions EUR à charge des producteurs d’énergie. Cette taxe rend les centrales belges - mêmes neuves - moins compétitives et entraîne une diminution de l’offre”, souligne-t-il dans L’Écho. A tout cela s’ajoute la fermeture des centrales nucléaires en Belgique qui la rend dépendante énergétiquement. 4. Une fraude dans les annonces immobilières est à déplorer Het laatste Nieuws rapporte dans son journal que “L’Institut professionnel des agents immobiliers (IPI) reçoit de plus en plus de plaintes pour un type de fraude à l’annonce immobilière”. Des escrocs assoiffés de fric sont à l’origine d’une nouvelle technique d’arnaque. Ils proposent des biens locatifs très bon marché sur des moteurs de recherches de biens immobiliers. Il est exigé aux candidats locataires du bien immobilier de verser une garantie en échange de quoi le propriétaire transmettra les clefs du bien. Après la transaction bancaire, la clef n’arrivera évidemment jamais et l’argent partira en fumée. 300 plaintes de ce genre ont été enregistrées à l’institut professionnel des agents immobiliers durant le premier semestre 2012. “C’est grave pour le consommateur et ça donne une mauvaise image de notre secteur”, indique Dajo Hermans, le porte-parole de l’Institut. 5. Le taux chômage ne cesse d’augmenter sur la zone euro : nouveau record atteint de 11.4%. Le taux de chômage de la zone euro s’est établi à 11,4% de la population active en août, comme le mois précédent pour lequel le chiffre a été révisé à la hausse, a indiqué l’office européen de statistiques Eurostat. Au moins d’aout a été un véritable carnage sur le marché du travail Malheureusement, nous ne pouvons que constater les dégâts causés dans les pays au bord de la faillite. En effet, 18.199 millions de personnes sont chômeurs dans la zone euro au mois d’août 2012 ; en d’autres termes, une augmentation de 10.2% par rapport à la même période en 2011. Selon toujours Eurostat, l’Office statistique de l’Union Européenne, le nombre de chômeurs a augmenté de 34.000 dans la zone euro. Évidemment, la cause principale de cette augmentation est les taux respectifs de chômeurs enregistrés en Espagne et en Grèce (24.4%). Paradoxalement, on constate aussi de manière générale de grosse augmentation de chômeurs à Chypre (+3.7%) et au Portugal (+3.2%). Les plus importantes diminutions sont à observer chez les nouveaux européens (Lettonie et beaucoup d’autre pays finissant en ie). Le chiffre le plus alarmant de tout ce journal est qu’il y a, à l’heure actuelle, 3.392 millions de jeunes de moins de 25 ans au chômage en Europe. En d’autres termes, une montée de 213.000 nouveaux jeunes chômeurs dans la zone euro par rapport à août 2011. Eurostat juge aussi nécessaire de rappeler quelques chiffres des autres continents. En comparaison, en août 2012, le taux de chômage était de 8,1% aux États-Unis et de 4,1% au Japon. Il est donc grand temps que le vieux continent reprenne du poil de la bête au risque de tout perdre !

10

Brüksel’de karikatürlerle AB-Türkiye ilişkileri sergisi açıldı ‘Uzun, İnce Bir Yol’ Karikatürlerle Türkiye-AB İlişkileri konulu panel ve sergi Brüksel Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. ‘Uzun, İnce Bir Yol’ sergisi, Türkiye’den ‘’Tarih Vakfı’’

ilişkilerinin bir türlü mutlu sona eremeyen yolculuğunun, karikatürler yoluyla anlatılması teması üzerine bir panel gerçekleştirildi. Panel’de, Afsane Bassir-Pour- Birleşmiş Milletler Bölgesel Enformasyon Merkezi Direktörü, Hélène Flautre- Türkiye-AB

Graydon’un rakamlarına göre, Ekim ayında bin 210 gibi rekor sayıda iş yeri iflas ederken, bu rakam geçen yılın Ekim ayı rakamlarına göre yüzde 7,18’lik bir artış göstermiş. Ayrıca 1 Ocak’tan bu yana iflas eden iş yeri sayısı 9 bin 156’ya ulaşmış ve yine geçen senenin aynı zaman diliminde meydana çıkan rakamlara göre bu sayı yüzde 4,86’lık bir artış yaşanmış. En çok iflas Belçika’nın Flaman Bölgesi’nde yaşanmış. Bu bölgede Ocak ile Ekim ayları arasında meydana gelen iflas sayısı geçen senenin rakamlarına göre yüzde 10,78 bir artış göstermiş. Brüksel Bölgesi geçen senenin rakamlarına göre yüzde 1,31’lik bir artış, Valon Bölgesi ise geçen senenin rakamlarına göre yüzde -1,64’lük bir düşüş yaşamış.

Tablet ? Netbook ? Laptop ? Desktop ? Hangisini seçmeli ? (1. Bölüm)

Diff -Ferrand Paris Best Model for Belgium’da yeni koleksiyonları ile sükse yaptı Türk İşadamı Kenan Sezer’in sahibi olduğu ünlü triko markası Diff Ferrand Paris, Belçika’nın en prestijli modellik yarışması ‘Best Model For Belgium’da yerini aldı. Best Model of The World’un kurucu başkanı olan ünlü organizatör Erkan Özerman’ın da jüri üyesi olarak katıldığı Best Model For Belgium’un Final Elemeleri Palais des Beaux Arts’da yapıldı. Yarışmacıları giydirmek üzere, organizasyona sponsorluk yapan Belçika’nın ünlü giyim markalarına eşlik ederek bu alanda isim yapan Diff Ferrand Paris, aynı zamanda bu önemli organizasyon-

da, yeni koleksiyonlarını tanıtma fırsatı elde etti. Günden güne büyüyen markasını temsil etmek üzere geceye katılan ve aynı zamanda Betiad Brüksel Şubesi Başkanı olan Kenan Sezer’e, Keukenland’ın sahibi Betiad Brüksel Başkan Yardımcısı Sacit Tanrıkulu ve Sami Market’in sahibi Betiad Üyesi Sami Plakay eşlik ettiler. Diff Ferrand Paris firması sahibi İşadamı Kenan Sezer, konuyla ilgili; “Bildiğiniz gibi Best Model organizasyonu Belçika’nın en önemli yarışmalarından bir tanesi. Bizim Best Model Of The World’un kurucusu olan Erkan Özerman’la tanışmışlığımız vardı. Kendi koleksiyon çekimlerimizde onların mankenlerini kullanıyoruz. Bize bu organizasyon için bir teklif geldi, biz de bu şekilde sponsor olduk. Yeni koleksiyonlarımızla bu geceye renk kattığımızı söyleyebilirim” dedi. Birbirinden iddialı bay ve bayan yarışmacıların boy gösterdiği yarışmada birinci olanlar Türkiye’de düzenlenecek olan ‘Best Model Of The World’e katılmaya hak kazandılar. Başbakan Elio Di Rupo yarışmaya konuk olarak katılması ise gecenin en önemli sürprizi oldu.

Siren Art & Dragees Törenle açıldı

İNG Bankası ülke genelinde 40 şube kapatacak

Türklerin yoğun olarak yaşadıkları Brüksel’in Schaerbeek, Helmet semtinde genç girişimciler Nazmi Sakarya ve eşi Fikriye Vuran tarafından hizmete açılan SİREN ART&DRAGEES ismini verdikleri işyerlerinde hediyelik eşya, vitrin dekorları, doğum ve nikah şeker ürünleri satışa sunulacak.

15 Kasım Perşembe günü yapılan sendika konseyinde, ING Belçika yetkilileri, Valon ve Brüksel bölgeleri başta olmak üzere, Belçika’da genelinde kırk tane şubeyi kapatmayı amaçladıklarını bildirdiler.

Nazmi Sakarya ve eşi Fikriye Vuran” Yapay çiçek, yapay aranjmanlar, sepet, cam ürünleri, hediyelik eşya, vitrin dekorları için modayı takip eden ürünlerle, diledikleri ve tasarladıkları gibi ürün seçiminde müşterilerimize yardımcı olmaktayız” dediler. Brüksel Hükümeti Devlet Bakanı Emir Kır, Brüksel bölge milletvekili Mahinur Özdemir, Schaerbeek Belediye Başkan yardımcısı Sait Köse, Belediye meclis üyesi Derya Alıç, ve diğer siyasetçiler ve kalabalık bir davetli topluluğunun katılımıyla açılan SİREN ART&DRAGEES mağazasında satışa sunulan ürünler büyük beğeni topladı. Emir Kır, Mahinur Özdemir, Sait Köse tarafından hayırlı ve uğurlu olması dilekleriyle açılışı yapılan SİREN ART&DRAGEES işyeri sahipleri Nazmi Sakarya ve eşi Fikriye Vuran’ı tebrik eder, başarılar ve bol kazançlar dileriz. SİREN ART&DRAGEES Chaussée de Helmet 209-1030 Bruxelles

www.yenivatan.be

,Fransa’dan ‘’Cartooning for Peace’’ işbirliğiyle, Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği’nin mali desteğiyle, Brüksel Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’nin ev sahipliğinde Brüksel’de açıldı. Türkiye-AB ilişkileri sürecine farklı bir gözle bakılmasını amaçlayan serginin temelinde, Türkiye-AB ilişkilerinde farklı anlayışlardan kaynaklanan diyalog eksikliğinin ortaya konulmasının bu konudaki dirençlerin kırılmasında yararlı ve etkili olacağı düşüncesi yatıyor. Sergide yalnız Türkiye’den değil, birçok ülkeden karikatürcülerin de konuyla ilgili çalışmaları yer alıyor. Sergi açılış resepsiyonu öncesi, geçmişi elli yılı aşan Türkiye-AB

Nato Tüneli Açıldı Beliris tarafından yaptırılan Brüksel’in en önemli güzergahlarından olan ve NATO binasının önünden geçen Léopold 3 Bulvarı altındaki Nato tüneli resmen hizmete açıldı. Hizmete giren tünel sayesinde Zaventem tarafından gelen sürücüler şehir merkezine doğru ve aynı şekilde şehir merkezinden Zaventem yönüne doğru gidecek olan sürücüler, şehir trafiğini görmeden ulaşmak istedikleri noktaya daha rahat bir şekilde gidebilecekler. Toplam uzunluğu yaklaşık altı yüz metre olan tünel, günümüz standartlarına uygun ve son teknolojilerle donatılmış bir şekilde tasarlandı ve yapımına yaklaşık yirmi milyon Euro harcandı.

Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı-, Plantu- Karikatürist ve Cartooning for Peace’in kurucusu-, İzel Rozental- Karikatürist-, Emine Bozkurt- Avrupa Parlamentosu ve “Türkiye’nin Dostları Grubu” üyesi, Selim Yenel- Büyükelçi, AB Nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi- konuşmacı olarak söz aldı. Prenses Stephanie de Windisch-Graetz, Brüksel Başkonsolosu Ali Barış Ulusoy, Muavin konsoloslar Sarp Erzi, Gizem Türkgenci Sevim, Gamze Algöz, Schaerbeek meclis üyesi Döne Sönmez ve çok sayıda AP milletvekili, Belçika’da görevli Türk bürokratlar, Avrupa Komisyon ve Parlamento çalışanlarının yanı sıra konuya ilgili mastır ve doktora yapan öğrenciler katıldı.

Şimdi Moda; FUNDA… Güzelliği, güçlü sesi ve şarkılarıyla önümüzdeki günlerde adından çok söz ettirecek olan genç bir isime hazır olun: Funda! İskender Paydaş’ın prodüktörlüğünü yaptığı albümde toplam 9 şarkı ve sürprizler yer alıyor. GNL Entertainment etiketiyle yayınlanan albümün ilk klip çalışması albümün çıkış şarkısı olan Boşver’ e Amsterdam’da Hollanda’lı yönetmen Svenno Koemans tarafından çekildi. Şarkının sürprizi ise İskender Paydaş ile yapılan düet. Klip müzik kanallarında yayınlanmaya başladı. Albümde yer alan bir diğer sürpriz ise Harun Kolçak’ın en sevilen parçalarından ‘Deli Et Beni’ye Funda’nın getirdiği yorum. Ayrıca çalışmanın iddialı şarkılarından ‘Moda’ ise İskender Paydaş imzası taşıyor.

Konseyde, İNG Belçika yetkilileri, başka bir şubenin yakınında bulunduğu için az sayıda müşteriye sahip olan şubelerin kapatılması gerektiğini bildirdiler. Ayrıca, çok sayıda müşterinin banka şubelerine gelmeyerek bilgisayar başında müşteri hizmetlerinden yararlanmayı tercih ettiklerini söylediler. Kapanacak şubelerin sosyal boyutu hakkında henüz fikir edinmek mümkün değilken, İNG Belçika yetkilileri, kapanacak olan şubelerin çalışanlarını ya diğer şubelere transfer edeceklerini veya şirket içerisinde başka yetkiler vereceklerini açıklandı.

www.yenivatan.be

Teknoloji Teknoloji ve bilişim, hergün yenilenen, güncellenen bir sektör. Bugün aldığınız bir ürün, 6 ay sonra demode olabiliyor. Açıkcası bu durum karşısında yapacak pek birşey yok. İpler sektör devlerinin elinde, piyasayi istedikleri gibi yönetiyorlar, kuralları da kendileri koyuyorlar. Tabi bu teknoloji sadece bilgisayar sektöründe kullanılmıyor, medikal (sağlık), medya ve daha bir çok alanda çok büyük gelişmeler kaydedilmesini sağlıyor. Yani aslında teknolojiye aldanma, teknolojisiz de kalma... Yılbaşı indirimleri 2012’yi bitiriyoruz, yılbaşı yaklaşıyor… Birçok insan için yılbaşı demek, fırsat demek, indirim sezonu demek… Laptopunuz eskidi, çok yavaş açılıyor, yeni donanımları, yazılımları desteklemiyor mu? Değiştirme vaktinin geldiğini mi düşünüyor musunuz? İçinizden bazılarının “Biraz daha bekleyelim yılbaşında indirimden alırım” dediklerini duyar gibiyim. Bu düşünce kısmen doğru. Kısmen çünkü her indirime giren ürün güncel bir ürün değildir. Bazı marketlerin, bilgisayarcıların, bir veya iki yıl stoklarında duran ve satılmayan ürünleri ellerinden çıkarmak için yaptıkları indirimlere dikkat etmenizde fayda var. Güvendiginiz bir bilgisayarcıya veya gerçekten anlayan birine danışın (kahve köşelerinde konu açıldığında ben biliyorum, ben anlıyorum diye ahkam kesen ve yanlış yönlendiren insanlar var, bunlar 10 dakika boyunca bilgisayarcı, 10 dakika boyunca futbol yorumcusu ve 10 dakika boyunca ekonomist olurlar. Bu insanların dediklerine ne kadar güvenilir, tartışılır). Masaüstü PClerin yaygınlaşmasıyla başlayan serüven taşınabilirlik ihtiyacı nedeniyle “dizüstü bilgisayar” ile devam etti. Derken boyutları küçültme ihtiyacı ortaya çıktı. Hemen ardından “NetBook” piyasaya çıktı. Artık daha ufak bir ekran ve daha küçük boyutlarda bir cihazımız oldu. Fakat ihtiyaçlar bitmedi… “daha ince, daha hafif ve daha şık” birşeyler gerekiyordu. Sonunda o da icat edildi: “Tablet PC” ler… Artık günümüzün yeni cihazları bu ürünler. Peki hangisini seçeyim ? İhtiyacınızı belirlemek için kendinize sormanız gereken bir takım sorular var. 1. Bilgisayarla ne yapacağım ? 2. Ne kadar bütçe ayırabilirim ? 3. Mobil olması gerekiyor mu ? (saga sola götürmem gerekebilirmi ?) yoksa sadece evde/ofis’te mi kullanılacak ? Evde çocuklar okul/oyun için kullanacak diyorsanız ve yeriniz müsait se “Desktop” dediğimiz kasa bilgisarlara yönelmenizi tavsiye ederim. Küçük yaştaki çocuklar ister istemez bilgisayarı hor kullanabilir, bu da çabuk bozulmasına yol açabilir. Oyunlar dizüstü bilgisayarı kasar ve ısınmasına yol açar, masa üstü bilgisayarlar fazla ısınmaz. Avantajları : laptop’lara (dizüstü bilgisayar) nazaran çok daha sağlam, yedek parçaları ve tamiratı çok daha ucuz, düşürme riski nerdeyse hiç yok. Dezavantajları : sabit kasa (mobil değil), yer kaplar. Mobil (yani seyyar) bir bilgisayar istiyorsanız üç seçeneğiniz var : 1. Netbook 2. Notebook 3. Tablet Netbook diye adlandırdığımız ürün aslında minik bir notebook (yani minik dizüstü bilgisayar). Bu bilgisayar sadece internete girmenizi ve bazı temel işlerinizi halletmeyi sağlar (yazı yazmak, mail’leri okumak gibi) Avantajları : küçük ve hafif olduğu için kolayca taşınabilir. Dezavantajları : Düşük performans, küçük ekran, disk okuyucusu yok. Notebook aslında hepimizin bildiği laptop yani dizüstü bilgisayarın ingilizcesi. Model ve performanslarına göre, bilgisayar ortamında yapmak istediğiniz bütün işleri yapar (internet, bürotik işler, oyun, ders, vs...) Evinizin dışında, okulda veya baska bir yerde işiniz, dersiniz veya herhangi şahsi bir ihtiyacınız için size bir bilgisayar gerekiyorsa, notebook’lara yönelin. Avantajları : taşınabilir (ister yatakta, ister masanın üzerinde, ister tv karşısında, trende, uçakta), “All in One” yani hepsi bir arada (bilgisayar, ekran, klavye, fare, kamera), fazla yer kaplamaz. Dezavantajları : Hassas (ekranı sertce indirmekle ekran kırılabilir), yedek parçası ve tamiratı daha pahalı, ömrü masa üstü bilgisayara göre daha kısa. Tablet aslında gelişmiş bir smartphone (akıllı telefon) ve bilgisayar karışımı bir cihaz. Internet’e girmeye, oyun oynamaya, sosyal medyayı takip etmenizi sağlar, ama bilgisayarın verdigi olanakları ve kolaylıkları sağlamaz. Avantajları : Çok hafif ve ince olduğu için kolayca taşınabilir, dokunmatik (touchscreen) ekrana sahiptir, bataryaları laptop bilgisayarlardan daha uzun ömürlüdür, mobil işletim sistemi kullandığı için açma kapama süresi yoktur (düğmesine bastığınız an açılır/kapanır), kolayca not almanızı, ses ve görüntü kaydı yapmanızı sağlar. Dezavantajları : istediğiniz programı kuramazsınız, fiyatlar hala yüksek (iyi bir bilgisayar fiyatı), hassas makine, uzun süreli kullanımda klavye gibi harici cihaz gerekebilir (dokunmatik ekranda uzun yazı yazmak kolay değil). Daha önce belirttiğim gibi, ihtiyacınızı belirleyin, ondan sonra satın alın... Bu yazının 2. Bölümünde, hangi özelliklerde bilgisayarın size uygun olduğunu, hangi marka ve modelleri seçmeniz gerektigini açıklayacağım. Ahmed Caliskan ahmed@caliskana.com

11


İşsizlik(CHOMAGE-DOP)ile İlgili Bilinmesi Gerekenler 1 Kasım 2012 tarihinden itibaren yeni yürürlüğe giren kanun tasarısına göre işsizlik sigortasında bazı önemli değişiklikler yapıldı.

Yurttaşlığa kabul edinme kanununda, ocak 2013 tarıhınde yürürlüğe girecek olan bazı değişiklikler Yürürlüğe girmesi beklenen bazı yasa değişikliklerini, bu yazıda sizlerle paylaşmak istiyorum. Belçika vatandaşlığını üç şekilde almak mümkün: yurttaşlık başvuru dilekçesinin parlamentoda kabul görmesi (naturalisation) (A), yurttaşlık beyannamesi (B), ve Belçikalı biri ile evlilik (C). Her işlem için ayri bedel alınacak (başvuru:150 Euro, yurttaşlığa kabul:150 Euro) Vatandaşlık başvurusunda bulunan herkes için geçerli olan dil koşulları: Üç milli dilden bir tanesinin A2 seviyesinde bilgisi (Avrupa çerçevesinde bulunan A2 seviyede dil bilgisi özeti şunlar: dili bilmek, konuşabilmek, anlayabilmek, okuyabilmek ve yazabilmek). A) Yurttaşlık başvuru dilekçesinin parlamentoda kabul görmesi (naturalisation). Bu seçenek artık olağanüstü bir başarı göstermiş biri için açık (spor dalında üstün başarı gösteren futbolcular gibi vs). Normal prosedür artık yurttaşlık beyannamesi olacak. B) Yurttaşlık beyannamesi: (dört seçeneğin bir tanesi) 1.sosyal entegrasyonun ispatı: - Lise mezunu olmak. - Mesleki eğitim almış olmak (400 saatlik eğitim). - Entegrasyon kursu görmüş olmak (Fransız bölgesinde daha henüz düzenlenmedi). - Beş sene kesintisiz çalışmış olmak. 2. ekonomik katkı ispati: - 468 gün çalışmışlığı. - Serbest meslekliler için, altı dönem (bir dönem = üç ay) sosyal vergi katkısının ispatı. 3. Beş senelik yasal koşullarda oturumdan sonra: - Sosyal entegrasyon ispatı. - Ekonomik katkıda bulunma ispatı. 4. On senelik yasal oturumdan sonra: - Ülkenin toplum yaşamına katılımının ispatı. C) Belçikalı vatandaşla evlilik durumunda: • Beş senelik yasal oturumdan sonra ve üç yıl evli kalmış olmak. • Ülkenin sosyal yaşamına ve değerlerine uyum sağlamış olmak. Dipnot: - Belçika’da doğmuş olan ve 18 yaşını doldurmuş olan kişiler için sosyal entegrasyon gerekmiyor. - Belçika vatandaşlığı almak isteyenlere duyurum: ellerini çabuk tutsunlar. -18 yaşını doldurmamış çocuklar için: • İstek işlemleri için, ebeveynlerin, her çocuğa ayrı beyanname’de bulunmaları gerekiyor (150 Euro). • Yurtdışında bulunan çocuklar için, otomatik vatandaşlık edinme sistemi kalktı. Mesut AVCI Brüksel barosu avukatı

12

İşsizlik sigortasından işsizlik ödeneği alan vatandaşları, yeni kanuna göre, üç dönemde ayrı şartlar ve ödenek miktarları bekliyor. Birinci dönem (Birinci yıl): Birinci evre: Birinci yılın ilk altı aylık bölümünü oluşturan birinci evrede, ödenek en yüksek seviyesinde olacak. Ödenek miktarı, ilk üç ay boyunca 2370,70 Euro’luk tavan miktarını bulan kaybedilmiş maaşın yüzde 65’i olacak. Diğer üç ayda ise 2370,70 Euro’luk tavan miktarını bulan kaybedilmiş maaşın yüzde 60’ı olacak. İkinci evre: Birinci yılın son altı aylık bölümünü oluşturan ikinci evresinde, ödenek miktarı 1 Kasım 2012’ye kadar yürürlükte olan koşullara eşdeğer. Ödenek miktarı, ilk üç ay boyunca 2209,59 Euro’luk tavan miktarını bulan kaybedilmiş maaşın yüzde 60’ı olacak. İkinci dönem (2 ile 36 ay): Kişinin geçmişte çalıştığı yıllara göre, ikinci dönem 2 ile 36 ay arasında değişebilir.

Birinci evreden ikinci evreye: 2 ay + 2 ay (her 1 yıl çalışmış süresi için) ile toplamda 12 ayı oluşturabilecek birinci evrede, ödenek miktarı, aile reisi için 2064,81 Euro’luk tavan miktarını bulan kaybedilmiş maaşın yüzde 60’ı olacak, tek başına geçinen birisi için 2019,88 Euro’luk tavan miktarını bulan kaybedilmiş maaşın yüzde 55’ı olacak ve aynı çatı altında başka biriyle birlikte yaşam sürdüren birisi için 2019,88 Euro’luk tavan miktarını bulan kaybedilmiş maaşın yüzde 40’ı olacak. İkinci evre: İkinci dönemin, 2 ay + 2 ay (her 1 yıl çalışmış süresi için) ile toplamda 24 ayı oluşturabilecek ikinci evresinde, işsizlik ödeneği her altı aylık sürede değer kaybedecek. Üçüncü dönem (götürü bedeli): Ödenek miktarı aile reisi için 1090 Euro, yalnız yaşayan birisi için 916 Euro ve aynı çatı altından başka biriyle yaşam sürdüren birisi için 484 Euro olacak. İstisnalar : Bazı istisnai durumlarda bulunanlar için koşullar, 1 Kasım 2012’ye kadar yürürlükte olan koşullara eşdeğer olacak. 20 yıldan fazla çalışanlar, yüzde 33 oranda çalışma engelliler, 55 yaş üstü aile reisleri, 55 yaş üstü yalnız yaşayanlar ve kısmi süreli çalışan aile reisleri ile tek başına geçinenler istisnai durumu oluştururlar. Birinci döneme yeniden gelme şartı: Birinci döneme yeniden gelebilmek için 18 ay içerisinde tekrar en az 12 boyunca veya 33 ay içerisinde 24 ay boyunca veya 45 ay içerisinde en az haftada 12 saat olmak üzere 36 ay boyunca çalışmış olmak gerekir.

Belçika Vatandaşlığına Geçiş Zorlaştı

Yabancıların Belçika vatandaşlığına geçişini zorlaştıran yasa tasarısı, parlamentoda yapılan oylama sonucu kabul edildi.

B.T.D.B Belçika’daki Yoksulluk ile ilgili çalışma başlattı.

Yoksulluk sadece gelir sorunu değildir. Toplumumuzda yoksulluk farklı unsurlardan oluşmaktadır. Yoksulluk birtakım maddi imkansızlıklar dışında, kişilerin okul eğitiminde sorunları, iş yaşamında yaşadıkları problemler, asgari ücretle geçinme sıkıntısı, yaşanabilinmesi zor sağlıksız konutlarda çocukların büyümesi, Aile içi problemler ve evlilikteki sorunlar…bu unsurlar yoksul kişlerin hayatında önemli bir yer almaktadır. Bir çok yoksul kişilerin eğitim düzeyinin düşük olduğu belirlenmektedir. Fakir ailelerin çocukları evde verimli ders çalışma ortamı bulamıyorlar, aileler çocukların ev ödevlerinde yardımcı olamıyor, çoğu zaman okul araç ve gereç ihtiyaçları giderilmiyor, okul öncesi eğitimde çocuğun okula sürekli olarak gitmesi ve ailenin toplantılara katılımında önemi fazla bilinmemekte ve çocuklar bu şekilde eğitim sistemindende yoksun kalmaktadırlar. Toplumumuzdaki yoksul kişilerin eşit haklara sahip olabilmesi için Belçika Türk Dernekler Birliği çalışmalar yapmakta ve ailelerin okula ve diger kurumlara

katılmalarını sağlamak ve öğrencilerin okul başarısına etki eden en önemli etkenlere ulaşmaya planlamaktayız.Ailelere çeşitli kurum ve kuruluşlara katılımlarının önemini vurguluyoruz: okul aile birliği toplantıları, danışma kurulları, Mahalle yönetimi... Ailelerin okul toplantılarına katılımlarını sağlamak ve çocuklarına yakından takip etmelerinin önemini anlatmak için Belçika Türk Dernekler Birliği bu proje çercevesi içinde farklı strateji uygulamaktadır. Ebeveynlerin okul toplantılarına katılımları lüx değil mecburiyettir. Bu şekilde çocuğun gelişiminde katkıda bulunmak, dili en şekilde öğrenmek ve Beringen bölgesinde yoksullukla mücadele etmek istiyoruz. Ayrıca her ay Melkhuisje´de Anneler kulübü düzenlenecektir. Ebevenyler için bu faaliyet güzel bir fırsat olacak, birbirleriyle güzel zaman geçirecek ve değişik temalar hakkında konuşabilecekler. Herkesin ihtiyaç ve gereksinimlerini ayrı olsada, insanların aynı ihtiyaca sahip olduğu herkes tarafından bilinmektedir.Ayrıca burada ebeveynler belediyenin kurum ve kuruluşlarıyla tanışma imkanı elde edecektir. Belçika Türk Dernekleri Birliği bu projeyi Netwerk tegen Armoede, Integratiedienst Beringen, Onderwijs en Gezin en Beringen belediye´sinin sunduğu Armoedeforum gibi kurum ve kuruluşların desteğiyle oluşmaktadır. Anneler kulubü aşağıdaki tarihlerde yer alacaktır: 2012 Perşembe: 29/11/2012 2013 Perşembe günleri: 31/01 – 28/02 – 28/03 – 30/05 – 27/06/2013 Salı: 30/04/2013

Belçika’da Kötü Muamele Mağduru Göçmen Kadınlar Çaresiz Kalıyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü ‘Human Rights Watch’ tarafından, Belçika’da kötü muamele mağduru göçmen kadınların çaresiz kaldıklarını ortaya çıkaran 59 sayfalık bir rapor yayınlandı. “Yasalar Benim Aleyhime: Belçika’da Göçmen Kadınların Aile İçi Şiddetten Korunma Mekanizmalarına Erişimi” başlıklı 59 sayfalık raporda, Belçika’da yürürlükte olan yasalardaki boşluklar ve sığınma evlerine erişimin yetersizliği kadınları kendilerine şiddet uygulayanların kucağına geri yollandığı belirtildi. Ayrıca rapora göre, çaresiz kadınların ya eşlerinin elinde kötü muameleye katlandıklarını veya şiddet gördüklerini bildirip sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kaldıklarını, halbuki, Belçika’da aile içi şiddet yaşayan her kadına, göçmen statüsüne bakılmaksızın, ihtiyacı olan yardımın sağlanması gerektiği de yazıldı.Konuyla ilgili, İnsan Hakları İzleme Örgütü Kadın Hakları Başkanı Liesl Gerntholtz, raporda şunları söyledi; “Belçika’da aile içi şiddeti önlemeye, soruşturmaya ve kovuşturmaya yönelik yasalar çıktı ve bir Ulusal Eylem Planı da dahil olmak üzere çeşitli politikalar benimsedi. Ancak İnsan Hakları İzleme Örgütü göçmen kadınlarla ilgili boşlukların hala tamamen giderilmediğini tespit etti. Belçika’nın kısa bir süre önce imzaladığı ancak henüz onaylamadığı ‘Avrupa Konseyi Kadına Karşı ve Ev İçi Şiddetle Mücadele ve Bunun Önlenmesi Sözleşmesi’, taraf ülkelerin kişilere göçmen statüsüne bakmaksızın koruma

sağlamasını şart koşuyor. Belçika’ya eş veya partner birleşimi için göç eden kadınlara ülkede kalma izni veren yasa, kadının aile birleşimi başvurusuna ilişkin işlemler sürerken kendisini taciz eden kişiyi terk etmesi veya bu kişiden önce yetkililere bildirmeden ayrılması ya da eşinin Belçika’yı terk etmesi halinde, bir koruma sağlamıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, şiddet gördüğünü kanıtlama yükümlülüğü ve gelir şartlarını yerine getirme koşulunun da engel teşkil ettiğini ortaya çıkardı”. Raporda federal hükümete, eyalet yönetimlerine ve belediye yetkililerine yönelik tavsiyeler de yer alıyor. Bunlardan bazıları şöyle: - ‘Avrupa Konseyi Kadına Karşı ve Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Bunun Önlenmesi Sözleşmesini’ onaylayın ve uygulamaya koyun. - 1980 tarihli, Yabancıların Ülke Topraklarına Girişi, İkamet, Yerleşim ve Ülke Dışına Çıkarılması Hakkındaki Kanun’u ev içi şiddet gören belgesiz göçmen kadınların insani nedenlerle ikamet izni için başvurmasını ve başvuruyla ilgili karar sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilmemesini sağlayacak şekilde değiştirin. - 1980 tarihli Kanunu, ikamet hakları şiddet uygulayan kefil kişiyle ilişkilerine bağlı göçmenlerin, bağımsız olarak kendileri adına ikamet başvurusunda bulunmalarına olanak verecek şekilde değiştirin. - Kadınların sığınma evlerine erişimini sağlamak amacıyla kamu fonlarını, ihtiyacı olan tüm şiddet mağdurları için göçmen statülerine bakmaksızın ulaşılabilir kılın.

Sağlığın iş hayatındaki önemi hakkında seminer Belçika TÜMSİAD Genel Başkanı Basir HAMARAT ve Yönetim Kurulu, TÜMSİAD Tıbbi Danışmanı Prof. Dr. Baki Topal ile Buluştu.

TÜMSİAD Tıbbi Danışmanı Prof. Dr. Baki Topal, TÜMSİAD Genel Merkez binasında yönetim kurulu üyelerine “Sağlığın İş Hayatındaki Önemi” konulu bir seminer verdi. Seminere katılan yönetim kurulu üyeleri ile bire bir ilgilenen Prof. Dr. Baki Topal, her üyeye özel olarak sağlıklı yaşam teknikleri hakkında bilgiler aktardı. Program sonunda Belçika TÜMSİAD Genel Başkanı Basir Hamarat, katkılarından ve verdiği değerli bilgilerden dolayı Prof. Dr. Baki Topal’a teşekkür plaketi takdim etti.

14 oya karşılık 102 oyla kabul edilen yeni yasa tasarısının oylamasında Ecolo/Groen (Yeşiller) ve FDF (Demokratik Frankofon Federasyonu Partisi) hayır kullanırken, aralarında PS’ten (Sosyalist Parti) Rachid Madrane’in ve Julie Fernandez’in bulunduğu 13 kişi tasarının kabulüne çekimser kaldılar. 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek yeni tasarıya göre, Belçika vatandaşlığına geçiş, kısa dönem ve uzun dönem olmak üzere iki aşamadan oluşacak.

www.yenivatan.be

Buna göre, kısa dönemde vatandaşlığa geçmek isteyen adaylar, ülkenin iki dilden birini öğrenmeleri, beş yıl içerisinde en az 468 saat çalışmış olmaları, Belçika tarafından tanınmış diplomaya sahip olmaları, suç işlememiş olmaları, sosyal ve ekonomik şartlara uymuş olmaları gerekiyor. Bu şartların en az birini karşılamayan adaylar 10 yıl ikametgah süresini doldurarak vatandaşlık başvurusunda bulunabilecek ama bu gruptakilerden de dil bilmeleri, sosyal ve ekonomik entegrasyon şartlarını karşılamaları istenecek.

www.yenivatan.be

13


Fenerbahçe Belçikalı Rakibine Set Vermedi

Başkonsolosu Deniz Çakar,Güler Turan ile Emirdağ Türkü gecesinde

İsmail Erdoğdu Troy Oyuncuları ile birlikte

Voleybol’da Fenerbahçe, Bayanlar CEV Kupası 2. Tur ilk maçında deplasmanda Belçika’nın Asterix Kieldrecht takımına set vermeden 3-0 yendi. Beveren kentindeki De Meerminnen Spor Salonu’nda Fenerbahçe ile Asterix Kieldrecht takımları arasında oynanan karşılaşma, toplam 73 dakika sürdü. Başhakemliğini Mihai Armeanu, yardımcı hakemliğini ise Marek Lagierski’nin yaptığı maçta setler 17-25, 19-25 ve 21-25 sonuçlandı. Takımını desteklemek üzere Belçika’nın dört bir yanından gelen yaklaşık dört yüz Fenerbahçeli, maç boyunca hiç susmadan tezahürat yaptı. Schaerbeek Belediye Başkan Yardımcısı Sait Köse de maçı izleyenler arasındaydı.

Brüksel Başkonsolosu Ali Barış Ulusoy Göksel Baktagir ve Arkadaşlarıyla

Saint-Josse Derbisinde Dostluk Kazandı Brüksel Travailliste Liginde aynı grupta mücadele eden temsilcilerimizden Fc Anatoli95 ile Fc Afyonspor03 arasında oynanan Saint-Josse derbisinde gülen taraf Fc Afyonspor03 oldu 6-2.

Yagmur ile Mikail’in Nikah Töreni

Sefire Serap Yenel

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Zaman Gazetesi Resim sergisi açılışında

Sanatçı Nuray Hafiftaş Halk Ozanı Fakı Edeer ile

İki iyi dost Dr.Abdulkadir Kara ve Seydi Çiftçi

Emirdağlı Başkanlar Metin Edeer ve Kenan Sezer

Stade Saint Vincent Evere de Pazar günü saat 15:00 da başlayan karşılaşmayı Fc Anatoli 95 kurucusu ve Onursal başkanı Brüksel Hükümeti devlet bakanı Emir Kır, Saint-Josse Belediye meclis üyesi Cevdet Yıldız, Schaerbeek Belediye meclis üyeleri Halis Kökten, Hasan Koyuncu da izleyerek genç sporculara destek verdiler. Centilmenlik içerisinde geçen müsabakanın ilk yarısını Fc Afyonspor03 Mustafa, Hüseyin, Abdullah’ın attığı gollerle 3-0 önde kapattı.2.yarının hemen başında Fc Anatoli 95 kendi kalesine attığı 4.golden sonra toparlanarak üst üste ataklarla 2 gol buldu ve durumu 4-2 yaptı. Fc Afyon03 maçta üstün oyununu sürdürerek sahadan BenTatou ve Ahmet’in attığı gollerle 6-2 gibi skorla galip ayrılmayı bilerek ligde puanını 9 a çıkartırken Fc Anadoli 95 12 puanda kaldı. Takım kaptanı Hakkı Mazıbaş sakatlığı sürdüğü için karşılaşmada forma giyemedi. EMİR KIR”SONUÇTAN ÇOK FAİRPLAY’A YAKIŞIR MÜCADELE OLDU” Maç sonunda Fc Anatoli 95 kurucusu ve Onursal başkanı Brüksel Hükümeti Devlet Bakanı Emir Kır” Bugün sonucun ötesinde Saint-josse daki gençlerin örgütlenip bir spor kulübü çatısı altında 2 güzel takım kurarak faaliyette bulunması bizleri ziyadesiyle mutlu ediyor. 2 takımın centilmenliğe, fairplay’e yakışır şekilde mücadele etmelerinden gayet memnunum, sonucun ötesinde biz onlardan bunu bekliyorduk, tüm sporcu arkadaşlarımı kutlarım” dedi. Fc Afyon03 Antrenör: Ahmet Çubuk Yasin,Hasan,Hüseyin,Selim,Mustafa,Abdulla h,Ahmet,BenTatou,Osman,Ünal,Zeynel,Ali Fc Anatoli95 Antrenör: Anouar Adnan, Bayram, Veli, İslam, Ahmed Chaoui, Ahmet Ünlü, Erkan, Halim, Omar, Ali, Yasar

Fc Anadolu Anvers 10.yılında fırtına gibi

Anvers bölgesi 3.küme’de oynayan, 2003 yılında kurulan ve bu yıl 10.yılını kutlayacak olan FC ANADOLU futbol takımı ligde üst sıraları zorluyor.

KKTC Brüksel Temsilcisi Büyükelçisi Gizem Alpman Celen ,eşi Jentoff Celen

14

Resul Tapmaz,Ayfer Kuru, Arzu Emeksiz Gazeteniz YeniVatanı ilgiyle incelediler

www.yenivatan.be

İlyas Sarı Yeğenleri ile beraber

Uzun yıllardır oynayan deneyimli oyuncuların yanı sıra bu yıl yapılan yeni transferlerle ligde ki alınan skorlar yönetimi ve taraftarları sevindiriyor. 10.yıl münasebetiyle yılbaşı tatilinde salon futbol turnuvası, ardından da bir eğlence düzenleyeceklerini söyleyen başkan Fatih Arı , takım olarak daha başka organizelerde de bulunacaklarını da iletti. Ligde şu anda 5.sırada bulunan Anadolu’nun gol krallığında ise Semih Gülşen 12 golle ilk sırada. Kadroda şu futbolcular yer almakta: Atilla Selçuk, Tugay Coşkun, Osman Kaplan, Devrim Aydoğan, Caner Mahmudi, Samet Ulusoy, Raşit Aydın, Taner Şimsek, Gürkan Bayraktar, Fatih Polat, Fatih Gürpınar, Fatih Arı, Semih Gülşen, Oğuz Türkmen, Arman Sucu, Hüseyin Er, İbo Yaramış Antrönörler: Hamit Candemir ve Özgür Koçak Yönetim: Fatih Arı (başkan), Fatih Aksoy (sekreter), Kemal Gülmez (koordinatör), Tugay Coşkun (üye), Ayhan Öztürk (üye), Oğuz Türkmen (üye), Mahir Gürpınar (üye) Haber/Fotoğraf: Oğuz Türkmen

www.yenivatan.be

15



YeniVatan Gazetesi