Issuu on Google+

Emir Kır

DEMOKRASİ KAZANSIN

Belediye seçimleri demokrasimizin en önemli seçimlerinden birisi. Sonuç itibarı ile yakinen tanıdığımız insanları seçme fırsatı bulacağız. Ben bu seçimlere katılan bütün adaylara bol şanslar dilemek isterim.Kendi adıma da bu seçimlerde beklentim. Yapmış olduğumuz antlaşma doğrultusunda bu dönemde vatandaşlarımızın desteği ile Belediye Başkanı olma arzusundayım. Belediye Başkanı Listemizde bulunan bütün aday arkadaşlarla beraber bu dönemde tekrar görev alma arzusundayız. Amacımız bu toplumun içerisinden çıkmış, sürekli toplumun yanında olan, toplumu da iyi tanıyan insanlar olarak onları temsil etmek istiyoruz. Onların beklentileri doğrultusunda hizmetler sunmak istiyoruz.

Emin Özkara

Değerli Schaerbeekliler bildiğiniz üzere 14 Ekim günü yerel seçimler için oylarınızı kullanacaksınız. Mutlaka ama mutlaka sandıklara gidin ve oylarınızı kullanın. Ben ise Partim ve kendi adıma desteklerinizi bekliyorum. Neticede hepimiz Schaerbeek için güzel işler yapmak için aday olduk. Kendi aramızda kıyasıya bir mücadele var. Seçim bittikten sonra da hayat devam edecek. O zaman yine her şey normale dönecek ve herkes birbiriyle kucaklaşacak. Bu seçimin hepimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Seçime katılan bütün adaylara başarılar diliyor, hak edenin kazanacağı güzel bir seçim olması dileğiyle. Herşey Schaerbeek için.

Sait Köse

Belediye seçimleri Halka en yakın olan kurumlardır. Bu yüzdendir ki seçimler içerisindeki en önemli seçim yerel seçimlerdir. Vatandaşlarımız özellikle sandık başına giderek oy haklarını kullansınlar. Kime kullanırsa kullansınlar ama oylarını mutlaka kullansınlar. Tabi ki bizlere ön yargı ile bakan aşırı uçtaki sağ ve sol partiler haricindeki partilere oylarını kullansınlar. Kullanılmayan yada boş atılan oylar aşırı uçtaki partilere yarıyor. Türk toplumu artık demokratik bir bilince sahip oldular. Vatandaşlarımız siyasi partilerin programlarını okuyup, değerlendirip kendilerine gerçekten hizmet edebilecek adaylara oylarını kullansınlar.

Sadık Köksal

“Vatandaşlarımız kendilerini belediyede toplumumuzu en iyi şekilde kim temsil edecekse ve kime güveniyorsa ona desteğini versin. Belçika’daki seçim kuralları sayesinde, aynı listede bulunan bir kaç adaya oy kullanma imkanı verilmektedir. Aynı listede sizin güvendiğiniz bir kaç aday varsa oylarınızı o şekilde kullanarak seçiminizi yapabilirsiniz. Son yıllarda kazanmış olduğum tecrübeleri, daha önemli görevler üstelenerek, Toplumumuza faydalı hizmetler sunmak için, Vatandaşlarımızın güven ve desteklerini bekliyorum. Diğer aday arkadaşlarımıza da başarılar diliyorum.

BAŞKAN YURTNAÇ’TAN AYGÜN AİLESİNE ANLAMLI ZİYARET Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kemal Yurtnaç ve Anvers Başkonsolosu Deniz Çakar Belçika’nın Flaman bölgesindeki Meulebeke kasabasında yaşayan acılı Aygün ailesini ziyaret ederek bu tür olayların bir daha tekrarlamaması adına bu büyük haksızlığı mahkum ettirerek kayıt altına almanın önem taşıdığını vurguladılar. Ailenin acısını paylaştıklarını belirterek Türkiye’nin maddi ve manevi desteğinin süreceğini belirten Yurtnaç ve Çakar, bu insanlık dramının ve temel hak ihlalinin son bulması için artık cenazelerin bir an önce aileye teslim edilmesi gereğine işaret ettiler. Belçika’da iki oğlunu cinayete kurban veren Türk ailenin morgda tutulan cenazelerini teslim almak için ıstıraplı bekleyişi sürerken, Aygün Ailesi, cinayeti soruşturan savcının izin vermemesi nedeniyle evlatlarının cenazesini defnedememenin çaresizliğini yaşıyor.

* RABİA KADER Brüksel’de Soydaşlarıyla buluştu… Sayfa 7’de

* SAİT KÖSE ROPORTAJI Schaerbeek belediye başkan yardımcısı Sayfa 8-9’da

www.yenivatan.be

Haklarını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde arayacak acılı aile, yaklaşık iki yıldır savcılığın ısrarıyla morgda tutulan cesetler için günlük 140 Euro fatura ödemek zorunda kaldığını ifade ediyor. Cinayetle ilgili hazırlık soruşturmasını Bölge savcılığı dosyanın tamamlamadığı ve cesetler üzerinde tekrar inceleme ve otopsi yapabileceği gerekçesiyle Aygün ailesinin cenazelerini morgda tutuyor. 2 yıldır devam eden “cenaze işkencesi” nedeniyle sağlığını kaybeden ve doktor kontrolünde hayatlarını sürdürmeye çalışan Afyon Emirdağlı Vahit (64) ve Naciye (63) çiftini umutlandıran haber ise sonunda Kortrijk Başsavcılığı’ndan geldi. Avukatları aracılığıyla aileye bilgi veren Başsavcılık, hazırlık soruşturmasının tamamlanma aşamasında olduğunu ve cenazelerin en geç bu ay sonunda teslim edileceği haberini verdi. 쐽

* SADIK KÖKSAL “Demokratik Hakkınızı Kullanın” Sayfa 11’de

1


ETKNLK

BAŞKONSOLOS ÇAKAR BET HESENA ASURİ-SÜRYANİ DERNEĞİ’NDE DİZİLER VE BİZ Sonbahar günlerinden biriydi, elimdeki mektubu göndermek için City 2 alış veriş merkezinin zemin katında ki postanedeyim (şimdi kapalı). Numaramı aldım, sıramı bekliyorum. Sıra bana geldiğinde, ilgilenecek kişiye mektubu uzatıyorum, sağa sola bakınırken, ilgilenen kişinin sol tarafında bir kitabın durduğunu görüyorum. Merkala daha iyi görebilmek için sağa kayıyorum. Okuduğu kitap bir roman idi. Hem de o günler de çok konuşulan bir roman. Reşat Nuri Güntekin’in “Yaprak Dökümü”... “Yaparak Dökümü” aynı yıllarda televizyonda dizi film olarak oynuyordu. Bir ailenin dramı. İnsanların yalnızca kendilerinden birşeyler buldukları bir roman veya dizi değil aynı zamanda doğruluğu/dürüstlüğü yücelten bir başyapıt. Gişede duran bayanın, televizyonda satır satır çekilen dizinin üzerinde oluşturduğu merakı gidermek için bu romanı okuduğunu düşünmek mümkün... Bu sahneye tanık olduktan sonra, diziler hakkında ifade edilen olumsuzluklara kulaklarımı kapadığımı söyleyebilirim. Yaprak Dökümü’nün başarısı onlarca Türk edebiyatı başyapıtının dizi film olarak çekilmesini sağladı. Çekilmenin ötesinde gençlerin eski kuşak yazarlarıyla tanışmasını da sağladı. Bunlardan uyarlanan ve son dönemde çok konuşulan Orhan Kemal’in “Hanımın Çiftliği”, Halit Ziya’nın “Aşk-ı Memnu” ve Kemal Tahir’in “Kurt Kanunu” var. Dizilerini oynadığı dönemde en çok satan kitaplar listesinde önemli bir yer tuttukları inkar edilemez. Bunların yanında bazı dizilerde oyuncuların dizide (ör. Kurtlar Vadisi’nde Polat) okudukları kitaplara da büyük ilgiye sebep oldu. Yeni sezonda da bu yönde teşebbüsler devam ediyor. Orhan Kemal’in “Kötü Yol” ve “Evlerden Biri” ayrıca daha tarihi kesinleşmeyen Orhan Pamuk’un ailesini anlattığı ve ilk romanı olan “Cavit Bey ve oğulları” nın dizi film olarak çekilmesi bekleniyor. Kitlelerin, Türk edebiyatının bu başyapıtlarıyla tanışmasının yanı sıra Türkçenin “bir şekilde” konuşulmasına da yardımcı oluyorlar. Belçika’da kendi çevremde dizi filimlerinde kullanılan ağıza yakın bir Türkçe konuşmak için çaba sarfedenlerin olduğunu görüyorum. Bazen takıntılar olsa da, çabasının güzelliğine inananlardanım. O cümlelerin pratiğe dökülmesi zaman alacaktır ancak kulağın alışması da güzel. Edebiyat ve dilin dışında diziler veya romanlar temelde bir hikaye anlatırlar. Hayata dair hikayeler... Bazen geçmiş zamana, bazen de şimdi ki zaman... Ancak her birinin anlattıkları hadiselerin dışında, sosyal, ekonomik veya siyasi konular hakkında düşüncelerini de bizlerle paylaşırlar. Örneğin Vedat Türkali’nin “Fatmagülün Suçu ne?” adlı çalışmasını bu kategoride bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Dizinin ilk bölümünde takılı kalanların bütünlüğü kaçırdıklarını düşünüyorum. Bu çalışma da zengin/fakir veya güçlü/zayıf ayırımı üzerinden “suç” ve “adalet” olgusu tartışıyor. “Fatmagül” gibi geçen sezondan kalan “Suskunlar” ve “Uçurum” dizileri de farklı iki suça ilgilerimizi çekmeye çalışıyor. İlki çocuk istismarına, diğeri “hayatsız kadınlar” konusuna... “Suskunlar” hapishanelerde yaşananlara sessiz kalanların eylemi işleyenler kadar suçlu olduklarına dikkatlerimizi çekmeye çalışırken, “Uçurum” kadın tacirlerinin başvurdukları yöntemleri ve yaşanan felaketi ortaya döküyor. Ne kadar başarılı oldukları ayrıca tartışılmalı; ancak toplumsal anlamda bizleri daha duyarlı hale getireceklerini düşünüyorum. Görselliğin 21. yüzyılda bakış açımızın üzerinde oynadığı rol küçümsenemez. Dizilerin herşeyden önce birer fiksiyon olduğunu unutmamak ve tarihi dizileri de bunu bilerek seyretmek gerekiyor. Dizi filimler içinde çok tartışılan “Muhteşem Yüzyıl” çevremde son yıllarda tarih araştırmalarına ilginin artmasına sebep olduğunu söyleyebilirim. Merakın ötesinde ciddi araştırma yapanlar dahi var. Televizyon diliyle ifade edecek olursam 4. veya 5. sezonda anlatılacakları çoktan aşmışlar. Bir kaç adım önde, benim dahi bilmediğim konular hakkında bilgi sahibi olmuşlar. TRT’de geçen dönem oynayan ve “Lale Devri’ne göndermede bulunan “Osmanlı Kıyam” 18. yüzyıl Osmanlısının siyasi ve sosyal yaşamına ilişkin önemli ipuçları veriyordu. Bunlara yeni sezonda gösterime giren ve Balkanlarda 1912’de yaşanan trajediyi görselleştiren “Son Yaz-1912” isimli dizi de dahil edilebilir. Elbette, sadece rayting amaçlı oynayan diziler de yok değil. Ne var ki, “Yaprak Dökümü” dizisinden yola çıkarak, romanını okuyan genç bayanın bende oluşturduğu olumlu bakış, beni bardağın dolu tarafından bakmaya zorluyor. Herşeye rağmen dolu tarafından...

2

Flaman Bölgesi içerisinde yer alan Mechelen’de faaliyet gösteren Bet Hesena Asuri-Süryani Derneği’nde düzenlenen programda birlik ve beraberlik adına güzel mesajlar verildi. Anvers Başkonsolosluğunca yürütülen ‘Kütüphane Kampanyası’ çerçevesinde organize edilen programa başta Anvers Başkonsolosu Deniz Çakar olmak üzere Muavin Konsolos Sarp Erzi, Mechelen Belediye Başkanı Bart Somers, Sint-Katelijne-Waver Belediye Başkanı CD&V’li Eddy Vercammen, Anvers Belediye Meclis üyesi Şener Uğurlu ve Mechelen civarında ikamet eden Türkiye AsiriSüryani cemaati katıldı. Bet Hesena Derneği Başkanı Bünyamin Kocam’ın tarafından ağırlanan misafirler birer kısa selamlama konuşması yaptılar. Mechelen ve Sint-Katelijne-Waver belediye başkanları yaptıkları konuşmada Süryani toplumunun on beş, yirmi yıldır burada olmasına rağmen, gayet güzel bir entegrasyon sürecini tamamladıklarını belirttiler.

BAŞKONSOLOS ÇAKAR: “SİZ HER DAİM BURADA TÜRKİYE’NİN BİR PAÇASISINIZ” Başkonsolos Deniz Çakar ise burada olmaktan dolayı memnuniyetini dile getirdi ve Süryani vatandaşlara yönelik yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Hem Sint-KatelijneWaver Belediye başkanının burada olması hem Mechelen Belediye başkanı burada olması benim için çok büyük bir onur ama ondan daha büyük bir onur benim böylesine güzel bir topluluğu Mechelen’e ilk resmi ziyaretimde karşımda görebilmem. Hepiniz hoş geldiniz. Ben yaklaşık üç senedir Anvers’te görev yapıyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin Flaman Bölgesi’nden Sorumlu Anvers Başkonsolosu olarak bizim Başkonsolosluğumuzun iki tür misyonu var. Bir tanesi rutin konsolosluk hizmetlerini vatandaşlarımıza ulaştırmak. İkincisi ise vatandaşlarımızın entegrasyonu. Yurtdışındaki yaşam biçimleri çerçevesinde ihtiyaç duyabilecekleri

www.yenivatan.be

bazı hizmetleri konsolosluk olarak koordine etmek, onların içerisinde bulunabilmek, onların sesini duyabilmek. Bunu ben daha ziyade kendim üstleniyorum. Çünkü üç yıldır, Muavin Konsolosumuzla beraber, şehir şehir, belediye belediye ben Flaman Bölgesi’nin her köşesini dolaştım. Mechelen benim çok uzun süredir beklediğim bir alandı ancak sivil toplum gerekiyordu. Maalesef bu tür faaliyetler için sivil toplum kuruluşlarına ihtiyaç duyuluyor. Mechelen’de bu biraz gecikmeli geldi. Ama geldi ve de çok güzel geldi. Ben bu anlamda sayın başkana da teşekkür ediyorum. Sivil toplum üyeleriyle yaşar. Civardaki onu besleyenlerle yaşar. Dolayısıyla hepinizin bunda bir görev üstlenmenizin isabetli olacağı kanaatindeyim. Ancak o zaman birbirimizin sesini daha rahat duyabiliriz. Ben ancak bu şekilde gelip kendimi size anlatabilirim, tanıtabilirim. Eminim bazı eksiklikler vardır ama bu eksiklikleri beraber konuşacağız ve sizlerin doğrultusunda bizlerin neler yapabileceği konusunda karşılıklı görüş alış verişinde bulunacağız. Güzel dil eğitimleri olduğunu ben görüyorum. Dini çerçevede eğitimin olduğunu görüyorum. Ancak siz Türkiye’nin her daim parçasısınız burada. Türkçe dili sizin tutkalınızdır. Türkçe dili Belçika’daki Türk toplumunun birbirine bağlandığı ortak paydadır. Bu çerçevede eğer Türkçe dili öğrenme konusundaki ihtiyaçlarınız var ise bizim Türkiye’den gönderilmiş Türk dili ve kültürü öğretmenlerimiz var. Flaman Bölgesi’nin dört bir köşesinde ders saatleri dışında çocuklarımıza okullarda veya dernek lokallerinde toplumun imkanları ölçüsünde bu dersleri veriyorlar. Bunu da konuşup birlikte beraber bir karara bağlayabiliriz. Çocuklarınıza ana dillerini, belki onların iki ana dilleri birden var ama bu lazım. Flamancanın iyi bir şekilde öğrenebilmesi için de Türkçenin çok iyi oturması gerekiyor”. Konuşma bölümünün ardından, halay gösterisi yapıldı ve misafirlere çiçekler verildi. Yemek ikramından sonra yapılan karşılıklı sohbetten ve güzel dileklerden sonra program sona erdi. 쐽

2


ETKNLK

3

www.yenivatan.be

3


ETKNLK Yeni Vatan Belçika Gazetesi’nin sevgili okuyucuları, Eylül Ayında yayınladığımız ilk sayımızı başta Brüksel, Gent, Anvers, Liège, Charleroi, Genk, Hasselt, Housten-Zolder, Vervier… gibi Belçika’da yaşayan Türk toplumunun ayağına kadar gidip bizzat ellerimizle gazetemizi, vatandaşlarımızla buluşturduk. Housten-Zolder’deki emekli Ali amca, Gent’teki Tır şoförü Orhan, Anvers’teki dönerci Hasan Usta, Brüksel Lakendeki Kuaför Veli ye uzattığımız Yeni Vatan’ı heyecanla tutuşlarını, ilk sayfayı çevirdiklerinde yüzlerindeki tebessümü, gözlerindeki ışıltıyı gördük. İşte O an haber aşamasından, fotoğraf çekimine, baskı aşamasından dağıtıma kadar gece gündüz demeden oya gibi işlediğimiz “Yeni Vatan” Gazetesi’ni halkla buluşturmanın verdiği derin huzur ve mutluluk görev aşkımızı biraz daha kamçıladı. Bizleri önümüzdeki sayıları daha kaliteli, daha zengin içerikli, halkın istekleri doğrultusunda çalışma, araştırma ve düşünmeye sevk etti. Bazı şehirlerde belirli noktalara bırakılan ancak bırakıldığı gibi kalan, okunmayan gazete yerine biz Gazetemizi vatandaşlarımıza bire bir ulaştırmayı, halkın kendisiyle buluşturup evlerinize konuk olmaya talip olduk. Kabul ettiniz bağrınıza bastınız şeref duyduk. Yeni sayılarımızda aynı yöntemle sizlere ulaşmaya devam edeceğiz. **** Malumunuz üzere Tatil mevsimi bitti. Yaşam mücadelesine herkes kaldığı yerden devam ediyor. Okullar açıldı, Zil çaldı. Çocuklarımız ders başı yaptı. işyeri sahipleri ve işçilerimiz ise tüm senenin verdiği yorgunluğu tatilde atıp, işlerinin başına enerji dolu olarak döndüler. Herkese hayırlı kazançlar dileriz. **** Belçika Gündemi Ekim ayında dolu dolu geçecek.14 Ekimde yapılacak yerel seçimler de kazanan adaylar sevinecek, kaybeden adaylar üzülecek. Bu seçimleri bir demokrasi mücadelesi, bir hizmet mücadelesi olarak görüp öyle değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Seçim münasebeti ile önümüzdeki 6 yıl içerisinde yaşadığımız bölgelerin yöneticilerini seçeceğiz. Vatandaş olarak seçme hakkımızı kullanıp, sorumluluklarımızı yerine getirelim ki; gelecek te karşılaşacağımız sorunlarda yöneticilerimizden hesap sormaya hakkımız olsun. Medeni cesaret gösterip, sorumluluk almak isteyen adaylarımızı buradan bende canı gönülden tebrik ederim. **** Ekim ayı sonunda çifte bayramı birlikte yaşayacağız. Bir tanesi dini bayramımız olan Kurban Bayramı.25 Ekim Perşembe günü başlayacak Kurban Bayramı 28 Ekim Pazar günü’ne kadar kutlanacak. 29 Ekim 2012 Tarihinde Cumhuriyetimizin 89. Yılını kutlayacağız. Tüm Türkiye’de olduğu üzere Belçika’da Cumhuriyetimizin kuruluşu’nun 89.yılı çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Kasım sayımızda yepyeni dosyalar, dolu dolu haberler ‘le buluşmak üzere Kurban Bayramınızı ve Cumhuriyet bayramınızı tebrik ederim.

4

SYNERJİK JACKSON PARTİYE YOĞUN İLGİ sürpriz hediyeler katılımcılara dağıtıldı.

MİCHAEL JACKSON PARTY ADAYLAR GEÇİDİ GİBİYDİ

Başkent Brüksel’de farklı etkinliklerle dikkat çekmeye devam eden Synergie Derneği Türk Dernekler Birliği(Turkse Unie) işbirliği ile sezonun ilk etkinliğini 90lı yıllar ve Michael Jackson parti ile başlattı. 14 Eylül cuma saat 21:00 da Yeni Yaşam Düğün salonunda düzenlenen partide dernek yöneticilerinden Fadime Saygın Göktaş, Dehan Toköz, Hakkı Mazıbaş ile Türk Dernekler Birliği Brüksel Temsilcisi Kübra Kolkıran davetlileri kapıda karşılayarak ilgi gösterdiler. Herkesin zevkle dinlediği 90 lı yılların pop şarkıları ve Michael Jackson’un unutulmaz şarkılarıyla eğlence gecesine Hollanda’dan özel olarak katılan Fatih Jacson yaptığı danslarla adeta salonda Michael Jackson rüzgarı estirdi. Dj Dogan delux ve Dj Arif in seçtiği birbirinden hareketli parçalarla partiye katılanlar gönüllerince eğlendiler. Gecede düzenlenen piyangoda bir çok

www.yenivatan.be

Synergi derneğinin düzenlediği 90lı yıllar ve Michael Jackson parti’ye yaklaşan 14 Ekim’deki yerel seçimler nedeniyle Türk kökenli siyasetçiler yoğun ilgi gösterdi. Başta Brüksel Hükümeti Devlet Bakanı Emir Kır, Brüksel bölge milletvekilleri Mahinur Özdemir ve Emin Özkara, Belediye Meclis adayları Derya Alıç, Halis Kökten, Berrin Sağlam, Belma Tek, Eric Jassin, Cevdet Yıldız, Seydi Sağ, Hasan Koyuncu, Döne Sönmez, Aynur Karagöz, Sabahat Urfalı, Gülabi Kubat, Hakan Balkan ve Brükselin başarılı iş adamlarından Orhan Liman, Mesut Uçar katıldılar. 쐽

4


BELÇKA ETKNLK

ÖDÜLLERİNİ BAKAN KIR’IN ELİNDEN ALDILAR

BELÇİKA TÜRK BASINI İLE BULUŞTULAR

Mesleki Eğitim programına katılan 750 stajer diller gününde yarıştı. Brüksel-Formationa kayıtlı 750 stajer 2 eğitmen koç önderliğinde 21 gruba ayrıldı. Gün boyu eğitim gördükleri çeşitli dillerde Brükseli keşfedecekleri oyunlar ve “Bugün bendeki Brüksel imajı” konulu ortak bir resim de yaparak gün boyu yarıştılar. Günün sonunda başarılı olan 3 ekip ödüllendirildi. Günün amacı formasyon gören gençlerin kendilerine olan güvenini güçlendirmek, dil öğrenmeye teşfik etmek. Aralarında kaynaşarak Brükseli daha iyi tanımalarını sağlamak ve ekip halinde çalışmanın önemini vurgulamaktı. Başarılı gelen gençlere ödüllerini veren Mesleki Eğitimden sorumlu Devlet Bakanı Emir KIR “Sizler kökenleriniz farklı da olsa Brüksellisiniz. Formasyon yaparak, dil öğrenerek, Brüksel’de varolan ama belirli bir eğitimi gerektiren iş alanlarından yaralanmaya çalışıyorsunuz bundan güzel daha ne olabilir ki. Mesleki eğitim imkanları artırarak bu gençlerin önünü daha da açacağız” dedi. Program sonunda birinci gelen almanya grubu ödüllerini Bakan KIR’ın elinden aldılar. 쐽

YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI BELÇIKA’DA TEMASLARDA BULUNDU

ALEXANDER DE CROO FEDACTİO’NUN KONUĞU OLDU Belçika Aktif Dernekler Federasyonu Fedactio, yerel seçimler öncesi ‘Aktif Vatandaşlık Projesi’ çerçevesinde düzenlediği yemekli toplantılarda siyasi partilerin önemli temsilcilerini vatandaşlarla buluşturmaya devam ediyor. Daha önce N-VA Başkanı Bart De Wever’i, Federal Milletvekili Meryem Almacı’yı ve spa Başkanı Bruno Tobback’ı konuk eden Fedactio’nun bu sefer ki konuğu Flaman liberal partisi Open VLD’nin Başkanı Alexander De Croo oldu. Toplantıda bu yemeğe davet edilmekten dolayı mutlu olduğunu dile getiren De Croo yaptığı kısa konuşmasında şunları söyledi: “Biz liberaller olarak, kendi hayatını kendi eline alan bir insanın, başkası tarafından eli tutulan bir insandan daha uzağa gideceğine inanıyoruz. Bazen bazı insanların elinden tutmak iyidir ama elinden tuttuğunuz insan kendi hayatını kendi eline aldığı vakit daha ileri gider. Biz bu yüzden herkesin özgür olması gerektiğine, herkesin kendi hayatında bir amaç belirlemesi gerektiğine, herkesin gerekli kapasiteye sahip olmasını, herkesin hedeflerine ulaşabileceğine ve herkesin kendi hayatını planlaması gerektiğine inanıyoruz. İşte entegrasyon ancak bu şekilde gerçekleşebilir ve herkes bu şekilde bir iş sahibi olabilir. Herkes hayatında aktif olmalıdır. Biz herkesin maaş bordrosuna sahip olmasını istiyor muyuz? Evet istiyoruz çünkü çalışmak aynı zamanda iyi bir ajandaya sahip olmak, çalışmak iyi bir sosyal ağ ve çalışmak herkes açısından saygı demektir. Şayet bizim ülkemizde çalışmak istiyorsanız, bu ülkenin dilini iyi konuşmanız lazım. Ve bu nedenle hayatınızı inşa ettiğiniz vakit, dilimizi öğrenmenin ve değerlerimize saygı göstermenin ne kadar önemli olduğunu anlayacağınıza ve uygulamaya koyulacağınıza inanıyoruz”. 쐽

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kemal YURTNAÇ ve beraberindeki heyet 12-16 Eylül tarihleri arasında bir dizi temaslarda bulunmak üzere Belçika’ya geldi.. Ziyaret kapsamında 12 Eylül Çarşamba saat 19.30’ da Belçika Türk Diyanet Vakfı binasında Belçika’da görev yapan Ulusal ve Yerel basın mensupları ile bir tanışma yemeğinde buluşarak hem sorunları dinledi, hem de teşkilatı hakkında bilgiler verdi. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kemal Yurtnaç’a Brüksel Başkonsolosu Ali Barış Ulusoy, Muavin Konsolos Gizem Türkgenci-Sevim, Basın müşaviri Mehtap Altınok eşlik ettiler. Yapılanma sürecindeki teşkilatın kuruluş amaçlarını ve hedeflerini anlatan Kemal YURTNAÇ “Avrupa da yaşayan vatandaşlarımızla ilgili onların hem Türkiye’deki hem yaşadıkları ülkelerdeki sorunlarını öğrenmek, bir program çerçevesinde tespit edip sorunları çözmek amacıyla kurulmuş bir teşkilatız. 2010 yılında kurulduk. 2 senedir örgütlenme çalışmalarımız devam ediyor. Bir taraftan da alana inip artık vatandaşlarımızla birebir görüşerek onların sorunlarını alanda görme, onlar la sohbet etmek ve dertlerini dinlemek için ekip halinde buralara kadar geldik. Ziyaretlerimizde Bayrağıyla, Ülkemizin birlik ve bütünlüğüyle sorunu olmayan herkesle beraberiz. Çok yakında yetmiş kişiden oluşacak Yurtdışı Danışma Kurulu oluşturulacak, bu kurul toplumun sorunlarını tespit ve çözüm yollarını bulacaklar. Bizler sizlerin önceliklerinizle hareket edeceğiz.” şeklinde konuştu. Yurtdışında yaşan Türklerin en büyük sorunlarının başında gelen “Bedelli Askerlik ve 10 Bin €” kanununda bazı yeni düzenlemelerin önümüzdeki seçimlerden önce yapılabileceğinin sinyallerini de veren Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kemal YURTNAÇ ‘a Avrupa da son zamanlarda yükseliş gösteren ırkçı eğilimler ve ayrımcılıklarla ilgili soruların da yöneltildiği yemekli toplantıda 2 yıla yakın bir zamandır Cenazelerini alamayan AYGÜN Ailesinin de dramı soruldu. Çok eski bir kanundan kaynaklanan uygulamanın değiştirilmesi için Belçikalı üst düzey yöneticiler nezdinde girişimlerde bulunduklarını, bir daha başka insanlarımızın mağdur olmaması için çok yakında konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıyacaklarını AYGÜN Ailesini Ziyaret edip konuyu daha detaylı görüşeceklerini söyledi. 쐽

SCHAERBEEK METRO PROJESİNDE ÖNEMLİ ADIM Brüksel Hükümeti Ulaştırma Bakanı Brigitte Grouwels, Brüksel’in kuzey bölgesinde yer alan Schaerbeek ve Evere belediyelerinden geçmesi planlanan metro projesinin fizibilite çalışmasından çıkan sonuçları memnuniyetle karşıladı. Beliris’le ortaklaşa yürütülen projenin ön çalışmasından çıkan sonuçlara göre, Brüksel’in bu bölgesine otomatik metronun en uygun ulaşım aracı olacağı belirtildi. Beliris Başkanlığını yürüten Bakan Laurette Onkelinx ve Bakan Charles Picqué tarafından yapılan çalışma öncelikle Bakan Brigitte Grouwels tarafından ayrıntılı şekilde analiz edilecek ve daha sonra Brüksel’deki Bakanlar Konseyi’ne sunulacak. Beliris ve PS’in Brüksel’in kuzeyinde hizmet verecek bir otomatik metro projesine yatırım yapmaya istekli olmaları Ulaştırma Bakanı Grouwels’i mutlu etmişe benziyor. Konu ile ilgili basına açıklama yapan Bakan Grouwels şunları söyledi: “Schaerbeek ve Evere belediyelerinde sunulan toplu taşıma artık artan talebi karşılayamamaktadır. Bu nedenle Brüksel’in kuzeyinde hizmet verecek metro hattının geliştirilmesi STIB yönetiminin sözleşmesinde yer alıyor. Öncelikli hedef 2020 yılında yeni projenin ilk taşını koymak. Ancak, bu büyük bir altyapı projesidir ve tahminlere göre yaklaşık 800 milyon Euro’luk bir maliyet gerektirecektir. Başkent Brüksel Bölgesi ve STIB bu finansmanın tek sorumluları olamazlar. Bu yüzden Beliris’in projeyi memnuniyetle karşılamasından dolayı mutluyum. Bu da Beliris’in bu önemli projenin finansmanına katılacağı anlamına geliyor”. 쐽

5

www.yenivatan.be

5


KULTÜR - SANAT ETKNLK

YAZAR ÇİĞDEM MİROL YÜZÜM KİTAP’I TANITTI Gent Üniversitesi’nde “Performans olarak yazarlık” adlı proje dahilinde Gertrude Stein yazarlığına odaklanan doktora çalışmalarını sürdüren Çiğdem y Mirol, kitapseverler ile 20 Eylül Perşembe akşamı 19:45 de Sazz’n Jazz’da ilk kitap performansı Yüzüm Kitap’ın tanıtımını yaptı. Le Pascha Tiyatro Topluluğu ve izleyiciler de Yüzüm Kitap’tan “Bir gün, Bir Yerde, Bir Garip Buluşma”, “Haluktan E-mailler”, “Babasız Konuşmalar” bölümlerini sesli olarak kendi yorumlarını da katarak okuyup okurla yazarı aynı kitabı, aynı yerde buluşturdular. 쐽

HAYIRLI SEÇİMLER Evet, gazetemizin ikinci sayısına yine canla başla çalıştık ve siz okuyucularımızın karşısına yine dopdolu bir içerikle çıktık. Birinci sayının bize vermiş olduğu özgüven ve tecrübeyle, yolumuzun uzun olduğu kesin. *** Birinci sayıda fark edildiği üzere, çok fazla siyasi konular yer aldı. Halbuki gazetemiz kesinlikle siyasi bir gazete değildir. Tam aksine, gazetemiz, ‘Topakev Media Kültür Folklor VZW’ çatısı altında yayımlanan, kültür, sanat ve sosyal üzerine konuları ele alan bir gazetedir. Ancak şunu da iyi bilmemiz gerekiyor. Siyaset, hayatımızın bir parçasıdır ve göz ardı edilemez bir gerçeğidir. Bu açıdan gazetemizde siyasete de yer vermemiz şart. Tabi bu arada gazetemizin seçim arifesinde çıkması tesadüften ibaret olduğu gibi seçim arifesinde de sadece dans ve folklor haberleri geçerek siyaseti dışlamak biraz etiğe aykırı olurdu. Kısacası gündelik sosyal hayatımıza yön veren unsurların başında gelen siyaset, elbette gazetemizde hak ettiği yeri alacaktır. *** Belçika’da yaşayan Türkler olarak son yıllarda Belçika siyasetine çok önemli isimler kazandırdık. Gerek belediyelerde gerekse parlamentolarda. Belediye meclis üyeleri, belediye başkan yardımcıları, milletvekilleri ve hatta bakan bile verdik. Şu sıralarda belediye seçimlerine hazırlanan üniversite bitirmiş yeni isimler de siyaset dünyasına adım atmanın heyecanını yaşıyorlar. Belçika siyasetinde bu kadar iyi ivme kazanmamız toplumumuz adına güzel bir gelişme. Toplum olarak Belçika’ya ne kadar iyi uyum sağladığımızın bir göstergesidir. Şayet uyum sağlamamış bir toplum olsaydık, siyasetle ne işimiz olurdu, öyle değil mi? Toplumumuza “Uyum sağlayamıyorsunuz” diyen mihraklara verilebilecek en güzel cevap bu olsa gerek. *** Belçika’da seçim sistemi gerçekten çok acayip. Söz konusu seçim belediye seçimi ancak gerek bakanlar gerekse vekilleri belediye meclislerine girebilmek için canla başla mücadele ediyorlar. Sanki açıkta kalacaklar. Halk ister istemez kendi kendine soruyor; “Bu seçimlerde bakanların ve vekillerin ne işi var?” diye. Öyle ya sanki hükümeti bırakıp belediye meclislerinde oturacaklar. Kaldı ki, seçim kampanyası esnasında bir bakanın veya bir vekilin kampanyası ile belediye seçimlerine katılan sıradan bir siyasetçinin kampanyası arasında dağlar kadar fark olduğu kesin. Taraflar arasında haksız bir rekabet oluşuyor. Bakanlar ve vekiller tabir yerindeyse maça 2-0 önde başlıyorlar. Hem de her açıdan… Kaldı ki, belediye meclisine giren bir bakan veya bir vekil belediyesine ne gibi bir fayda sağlayabilir? Hükümet mi önemli yoksa belediye mi? İnsanın aklına “Bir koltuğa iki karpuz sığar mı” sözü geliyor ister istemez. Kısacası Belçika’daki seçim sistemine belli reformlar getirmek şart. Bakanların ve vekillerin belediye seçimlerine katılmamaları daha mantıklı olur. Tıpkı lig sistemi gibi. Alt ligde bulunan üst lige yükselebilmeli ve yerine yedekte bekleyen biri getirilmeli. Üst ligde bulunan birisi ise kendi isteği doğrultusunda alt lige, üst ligi bırakmak şartıyla inebilmeli. Onun da yerine yedekte bekleyen birisi gelebilmeli. *** Her seçimde olduğu gibi yine Türklerin yoğun olduğu belediyelerde, Türk kökenli adaylar arasında gereksiz tartışmalar yaşanıyor. Bu seçimlerde ‘Afiş koparma’ konusu en meşhur tartışma konusu oldu. Hemen hemen bütün siyasetçiler afişlerinin koparılmasından şikayetçiler. Her gittikleri yerde program konuşacakları yerde afişlerinin koparıldıklarından bahsediyorlar. Oysa koparılan afişler toplumun umurundan değil ki. Toplum icraat ve icraatı gerçekleştirebilecek insanları görmek istiyor. “Afişim koparılıyor” muhabbetlerinin artık sona ermesi hem siyasetçiler açısından hem de seçmenler açısından daha sağlıklı olur. *** Seçimler yaklaştıkça mücadele hızlanıyor ve gün geçtikçe tansiyon yükseliyor. Kimi zaman kötü sözler sarf ediliyor, kimi zaman kalpler kırılıyor. Seçim biter konular ve tartışmalar son bulur. Belki ondan sonra sarf edilen kötü sözlerden ve boş yere kırılan kalplerden dolayı pişmanlıklar yaşanır. Herkes geri döner birbiriyle sarılır ve kucaklaşır. Her belediyede bir heyecan var. Anlatılmaz. “Acaba kimler kazanacak” heyecanı. Hiçbir zaman kimin kazanacağını önceden kestirmek zor olur. Ancak seçimleri kim kazanırsa kazansız, gerçek anlamda kazanan daima toplum olsun. Hayırlı seçimler...

6

GENK’TE SAGOPA KAJMER VE KOLERA RÜZGARI ESTİ Rap müziğin başarılı isimlerinden Sagopa Kajmer & Kolera Genk’te sevenleriyle buluşarak unutulmaz bir konsere imza attılar. Belçika Türk Dernekleri Birliği ve Genk Belediyesi’nin katkılarıyla Türk Eğitim Kültür Merkezi ve Genk Okul Aile Birliği yararına Genk Limburghal’da organize edilen konsere başta Belçika’nın farklı bölgeleri olmak üzere Hollanda’dan, Almanya’dan ve Fransa’dan bin beş yüz rap sever katıldı. Muamma, Baytar, İstakoz, Gölge Haramileri, Ateşten Gömlekler, Kolera’dan Ne Zor İş gibi parçaların yer aldığı konserde çok güzel anlar yaşandı. Organizasyonun öncülüğünü yapan Hakan Çeliköz ve İlhan Kaya, organizasyona katkıda bulunan Genk Belediye Başkanı Wim Dries’e ve Genk Belediye Başkan Yardımcısı Ali Çağlar’a teşekkür ederek sahneye davet ettiler. Sahnede kısa selamla konuşmalarından sonra Sagopa Kajmer’e ve Kolera’ya hediyeler takdim edildi. Belçika’nın farklı yerlerinden gelen genç sanatçılar��ndan DJ Alper (Pasha), Efkey TheTola, Bilerju & BaRuT, Zezer Mahiyet, Z-HIR, Chahid, KING C, DJ O-Kan, Ckamer, Anverscity, Ehl-i Hidayet & Devr-i Duhan, DJ Frederico, Kain, Big Josh & Big Dimi, DJ Gursoy Akdeniz, DJ Seezo ve DJ F-One konser öncesi sahne alarak kendilerini gösterdiler. 쐽

TÜRKİYE ULUSAL GENÇLİK FİLARMONİ ORKESTRASI VERDİĞİ KONSERLE BRÜKSELLİLERİ BÜYÜLEDİ Belçika’nın Başkenti Brüksel Kraliyet Konservatuarı’nda Türkiye Ulusal Gençlik Filarmoni Orkestrası’nın verdiği konsere Brüksel Başkonsolosu Ali Barış Ulusoy, Anvers Başkonsolosu Deniz Çakar, Muavin konsolos Sarp Ezgi, CHP Brüksel temsilcisi Kader Sevinç ve çok sayıda Türk ve Belçikalı izleyici katıldı. Cem Mansur yönetimindeki Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası, Ludwig von Beethoven ve Mauirce Ravel’in eserlerini icra ederken, programda genç besteci Mehmet Erhan Tanman’ın ‘’The Traffic’‘ adlı eseri seslendirildi. Etkinlik bitiminde izleyiciler Orkestrayı ayakta alkışladılar. 쐽

KÜLTÜREL MİRASIN DÜNYASINDA GEZİNTİYE ÇIKARDILAR Sosyal Bütünleşme, Önleme ve Dayanışmadan Sorumlu Belediye Meclis Birimi’ öncülüğüyle ve Fedactio’nun, Yunus Emre Kültür Merkezi’nin ve ‘Schaerbeek Belediyesi Halk Eğitim, Kültür ve Kütüphanelerden Sorumlu Meclis Birimi’nin’ destekleriyle, Kudsi Ergüner Topluluğu ile ‘Doulce Mémoire’ konseri organize edildi. Mimari yapısından dolayı İstanbul’un eski mimari yapılarını andırdığı düşünülerek Schaerbeek’te bulunan ‘Sainte Marie Kilisesi’nde düzenlenen konserde uluslar arası sanat dünyasında oldukça saygın bir yere sahip olan, dünya müziğinin öncülerinden, neyzen Kudsi Erguner ve topluluğu ‘Kudsi Erguner Ensemble’ ile Denis Raisin-Dadre tarafından yönetilen, Diapason ödüllü, ‘Doulce Mémoire Ensemble’ı aynı sahnede buluştu. Belçikalıların akın ettiği konser öncesi, yapılan kısa açıklamada konserle ilgili şunlar söylendi “Kudsi Erguner Topluluğu ile Doulce Mémoire, 1453 İstanbul’un fethi sonrası Avrupa rönesansı ile Osmanlı kültürü arasındaki iletişimi yeniden canlandırıyor. Farklı iki medeniyet kaynağının ortaya çıkışı, iki farklı kültürel ifade biçimini meydana getirmiştir. Konser sırasında müzisyenler, karşıdakinin kimliğine saygı gösterildiği, herhangi bir düşmancıl yaklaşımdan uzak, bizleri ortak kültürel mirasın dünyasında bir gezintiye çıkaracaklardır”. Konser bitiminde memnun oldukları gözlenen Belçikalılar ‘Kudsi Erguner Topluluğu’ ile ‘Doulce Mémoire Ensemble’yi dakikalarca 쐽 ayakta alkışlayarak kolay kolay unutamayacakları bir konser yaşadılar.

www.yenivatan.be

6


BELÇKA YAŞAM

“YENİ VATAN BELÇİKA” GAZETESİ BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ

Belçika’da yayın hayatına Eylül sayısı ile merhaba diyerek yerel Türk basınına renk katan ‘Yeni Vatan’ gazetesinin ilk sayısı başta Brüksel olmak üzere Anvers, Gent, Genk, Hasselt, Housten-Zolder, Vervier, Liege, Charleroi gibi Türklerin yoğun oldukları kentlerde kısa sürede dağıtılarak tükendi. Topakev Media Kültür Folklor Derneği tarafından büyük bir itina ile hazırlanıp, yay-

ınlanan ‘Yeni Vatan’ gazetesi gittiği her kent’te vatandaşlarımızın büyük ilgisi ile karşılaştı. Genç, dinamik bir ekip tarafından hazırlanıp elden ücretsiz olarak dağıtılan gazetenin yazar kadrosu da tamamen yeni isimlerden oluşuyor. Eylül ilk sayısı ile okuyucularına ‘Merhaba’ diyen Yeni Vatan gazetesinin ikinci sayısı ile de büyük beğeni toplaması bekleniyor. 쐽

RABİA KADER BRÜKSEL’DE SOYDAŞLARIYLA BULUŞTU

Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan Doğu Türkistanlı Uygur kardeşlerimizin manevi annesi yazar Rabia Kader Türkish Lady Derneği’nin toplantı salonunda Belçika’da yaşayan doğu Türkistanlı, Uygurlu kardeşlerimizle buluştu. Belçika Uygurlular Derneği başkanı İmerov Abdymutalıp tarafından düzenlenen toplantı da soydaşlarına bir konuşma yapan Rabia Kader “Avrupa ziyaretlerimize başlayalı yaklaşık dört gün oldu. Hollanda’daki temaslarımızın ardından Belçika’dayız. Ziyaretlerimiz çerçevesinde Doğu Türkistanlı teşkilatlarımızla ikili görüşmeler ve toplantılar düzenledik, ayrıca Belçika ve Hollanda’daki Türk Federasyon teşkilatlarını ziyaret ederek, ortak toplantılar ve konferanslar düzenledik. Biz doğu Türkistanlılar olarak Türk dünyası bağımsızlıklarını kazandıklarında Kazak, Kazak ismin aldı. Kırgız, Kırgız ismini aldı.Özbek Özbek ismini aldı…Fakat biz Doğu Türkistan ismini Uyguristan olarak koymadık. Orasının ismi Doğu Türkistandır. Doğu Türkistan sadece Uygur Türklerinin

7

değil, Bütün Türk dünyasının vatanıdır. Biz Doğu Türkistan bağımsız olduğunda da O ismi muhafaza edeceğiz. Bütün Türk dünyasının Doğu Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesinde bize vermiş oldukları desteği de biz burada minnetle, şükranla yad etmek istiyoruz. Burada bizim özellikle Uygur kardeşlerimize söyleye-

www.yenivatan.be

ceğimiz Avrupa’nın çeşitli merkezlerinde Türk kardeşlerimi, soydaşlarımı görüyorum. Kardeşlerim gittikleri yerlerde asimile olmadan entegre olmuşlar, kendi dili, dini, örf ve geleneklerini muhafaza etmişler. İşadamı, işveren olmuşlar. Buralarda teşkilat merkezleri kurarak Türk soydaşlarımızın birlik ve beraberliğini sağlamışlar. Ben istiyorum ki Uygur kardeşlerimde Türk kardeşlerimden bu teşkilatlanmayı öğrensinler, bir aileye Bin Euro bir şey değil, Bir ay oruç tutsanız bir şey olmaz.300 aile varsa Biner Euro vererek bir bina satın alın Buralarda mescit, kültür merkezi, teşkilat merkezi gibi faaliyetlerinizi buralarda birlik ve beraberliğinizi muhafaza edecek şekilde sürdürürsünüz. Belçika’ya gelişimde Türk kardeşlerim, soydaşlarım ve teşkilatları, Türk Federasyon yetkilileri bizleri daima misafir ettiler, Hepsine huzurlarınızda teşekkür ederim. Hem Türk hem Doğu Türkistanlı kardeşlerime bu samimi karşılamalarından dolayı çok teşekkür ederim, Ayrıca bizim burada toplanmamıza vesile olan salonlarını bizlere açan Türkish Lady derneği yöneticilerine de şükranlarımı sunarım” dedi. 쐽

7


RÖPORTAJ

SAİT KÖSE: “EMAN

14 Ekim tarihinde yapılacak yerel seçimlerde Schaerbeek belediye başkanı Listesi 5.sıradan aday olan; aynı zamanda Schaerbeek belediyesinde spor, gençlik ve nüfustan sorumlu başkan yardımcılığı görevini sürdüren Sait Köse dünden bugüne yaptığı hizmetleri ve seçim ile ilgili fikir ve projelerini gazetemiz “Yeni Vatan Belçika” ya değerlendirdi.

Ayrıca Racing Schaerbeek kulübümüzde 100 yakın sporcu kardeşlerimiz var. İki takımda bugün birinci bölge liglerinde mücadele veriyorlar. Hatta 3 Kasım tarihinde iki güzide ekibimizin oynayacağı Derby maçı ile stadyumumuzun resmi açılışını yapacağız. Grossing Futbol stadyumu 4500 kişilik kapasitesi, 8 soyunma odası, 4 hakem odası, 2 kafeteryası ile 1000 e yakın sporcuya hizmet veriyor. Tribünlerin alt kısmında minifoot sahalarımızda ise Belçika 2.liğinde mücadele eden takımlarımızın yanında veteranlar ve yüzlerce çocuk maçlarını yapıyor. Sabah seanslarını ise bölgedeki okulların antreman yapabilmeleri için onlara tahsis ettik. Bu tesislerle gençlerimizi sokaklardan spor sahalarına çekerek topluma sağlıklı ve başarılı insanlar kazandırmak hedefimizdir.

BRÜKSEL’E ARTIK BİR MÜSLÜMAN HUZUREVİ GEREKİYOR

İLK MÜSLÜMAN MEZARLIĞI İÇİN ÇOK ÇALIŞTIM

Başkent Brüksel’de nasıl ki ihtiyaçtan Müslüman mezarlığı yapıldı ise artık Huzurevinin de yapılması gerekiyor. Belediyelerin zaten CPAS lere bağlı huzurevleri var; ancak bu huzurevlerinden bazılarının Müslümanlara yönelik yeniden düzenlenmesi gerekiyor. İçerisinde dini vecibelerini yerine getirebileceği, yemeği İslami usullere göre pişirilen, çalışanlarının da Müslüman olacağı bir yere ihtiyaç var. Ben 2009 yılında Brüksel bölge milletvekilliğine adaylığımı açıkladığımda projelerimden bir tanesi bu idi. Burada sadece Schaerbeek olarak değil Brüksel bölgesi olarak düşünmemiz gerekiyor. Müslümanlar sadece bizim belediyemizde ikamet etmiyorlar. Ama şimdiye kadar mademki bölge hükümeti böyle bir ihtiyacın giderilmesi için bir inisiyatif kullanmadı. Biz seçildiğimizde bu inisiyatifi ele alabiliriz. Aynı Müslüman mezarlığı projesinde olduğu gibi diğer belediyelerle birliktelikler kurarak Brüksel’in güzel bir semtine bir Huzurevi yapmak için çalışacağız. Hatta yaşlılarımızın devamlı orada yatılı olarak kalmaları da söz konusu olmayabilir. Orada diğer yaşdaşları ile buluşabileceği, zaman geçirip, konuşup, paylaşabileceği bir yer olmalı. Şunu üzerine basarak tekrar etmek istiyorum. Bunu yaparken hiç kimsenin oraya gitmesi mecburi değildir. Ama gitmek isteyenlere de bir şans yaratmak gereklidir diye düşünüyorum. Bunu insanların tercihlerine bırakmak gereklidir. Aynen Müslüman mezarlığında olduğu gibi hiç kimse cenazesini buraya defnetmeye mecbur değil. Ama isteyenlere de o alternatifi bizlerin hazırlayıp sunması gerekiyor.

ATIL DURUMDAKİ TESİSİ 8 YIL ÇALIŞARAK TAMAMLADIM Yeni Adı Crossing Stadyumu yenilenmesi 10,5 milyon € mal oldu. Seçimler yaklaştı diğer partiden aday olan bazı arkadaşlarımız “Stadyumu biz yaptırdık, Laurette Onkelinx yaptırdı.” şeklinde konuşuyorlar, bu tamamen yanlıştır. Eğer Bakanlar veya Hükümetler stadyum yaptırıyorlar ise Belediye yönetimlerine ne gerek var. Schaerbeek’in spor tesisleri uzun zamandan beri yenilenmemiş ve tadilat yapılmamış, atıl bir halde kendi haline bırakılmıştı. Bütün tesisleri çok titiz bir çalışmayla bazen Belediye, bazen bölge Hükümetinden, bazen de Federal Hükümetten aldığımız yardımlarla sağlam dosyalar hazırlayarak, sahaları modern hale getirip, sporcularımız ve sporseverlerin hizmetine biz sunduk. Bakanlar değişir ancak kurumlar sabit kalır, devlette devamlılık ilkesi burada da geçerlidir. Bu projeyi hazırlayıp, hayata geçirmek benim 8 yılımı aldı. Şu anki haliyle bu tesisleri etrafındaki parklardaki yeşil alanları muhafaza ederek çevreye uyumu hale getirdik.Bunu yaparken de mahalle halkını her konuda bilgilendirdik.

SPOR TESİSLERİ İLE GENÇLERİ SOKAKTAN SPOR’A TEŞVİK EDİYORUZ

Başkent Brüksel’de 2002 yılında Müslümanların böyle bir hizmete ihtiyaçları olduğundan dolayı 6 belediyenin bir araya gelmesi ile belediyeler arası birliktelik sonucu Müslüman mezarlığının açılmasını sağladık. Evere Belediyesi içerisinde ancak Schaerbeek topraklarında olan Müslüman mezarlığı temizlik ve bakımı ile Türkiye’deki mezarlıklara örnek oluşturacak derecede düzenlenmiş. Bu mezarlıları 50,100,150 yıl gibi kiralayabiliyorsunuz. Musalla taşının da bulunduğu mezarlıkta kadınlar içinde ayrı bir bölüm ayrılmış dini kuralların uygulanması sağlanmış durumda. Bazen maalesef üzücü bir olay sonucunda insanlarımız birde yollarda perişanlık çekmekte idi. Ayrıca diğer Müslüman millet mensuplarının cenazelerinin kendi memleketlerine gönderilmesi işlemleri çok zor oluyordu.

NEPTİNİUM HAVUZUNU SPOR KOMPLEKSİNE DÖNÜŞTÜRDÜM

“Yeni Vatan” gazetesi olarak Başkan Yardımcısı Sait Köse ile ilk defa Müslüman mezarlığına gitmenin heyecanı içindeydik. İlk bakışta Müslüman mezarlığının temizliği ve düzeni dikkatlerimizi çekti. Bu mezarlığın Türkiye’miz de ki bazı mezarlıklarımıza örnek olmasını temenni ederiz.

Belçika’nın tarihi klüplerinden Rusas, Evere ile birleşerek ismini değiştirerek Crossing Schaerbeek Evere adını aldı. Brüksel in Kuzey bölgesinde büyük güçlü bir takım oluştu.

8

1957 yılında açılan Neptinium Brüksel’in en eski havuzlarından bir tanesidir. Yapıldığı tarihten günümüze fazla bir tadilat görmeden faaliyetlerine devam

www.yenivatan.be

8


RÖPORTAJ

ETİ EHLİNE VERİN” etmekteydi.2001 yılında biz seçilip geldiğimizde Belediye’ye maliyeti olduğu için Havuzun kapatılması söz konusu idi. Ben Maliyeden sorumlu başkan yardımcısı olmama rağmen bu duruma karşı çıkmıştım. 2006 yılında spordan sorumlu olunca Neptinium Yüzme Havuzunun yönetim kurulu başkanı oldum. Havuzda yıllık yüzücü sayısını 80 binlerden bugün 140 binlere yükselmiş durumda. Bu kurum yılda Belediyeden 800 bin € yardım alıyor. Brüksel’in pek çok belediyesinde yüzme havuzları kapatılırken, biz Neptunium Yüzme Havuzunun üst katındaki atıl alanlarda yaptığımız tadilat sonucu yeni kullanım alanları açtık. 3 tane uzakdoğu sporları salonu, 1 güreş salonu yaptırdık. Türk sporu olarak bilinen güreş sporunu şu anda onlarca çocuk Neptunium’da öğrenebiliyor. Kadın derneklerinin hizmetine sunduğumuz salonda ise bayanlara yönelik Jimnastik dersleri veriliyor. Cafetaria bölümünü ise değişik amaçlı toplantı salonu olarak derneklerin kullanımına tahsis ettik. Alt katta ise atıl durumda bulunan 1€ karşılığında 10 dakika sıcak su akan Duş kabinlerini yenileyip vatandaşın hizmetine sundum. Bunu yapmaktaki amacım evinde duşu olmayan veya arızalanan yada evsiz durumda olanlara karşı bir insanlık vazifemizdi. Burasını sadece Yüzme havuzu statüsünden çıkartıp bir spor kompleksi haline getirdim. Bunu yaparken bütçelerin bir kısmının tamamını belediye olarak biz karşıladık, bir kısmının projeleri Brüksel bölge hükümeti cocof ile yarı yarıya gerçekleştirdik. Önümüzdeki dönemde Havuzun tamamen elektrik, izalasyon ve ısıtma sisteminin yenilenmesi için Beliris’e projemizin ön çalışmasını gönderdik ve bu çalışmamız kabul edildi. Burada önemli bir hususu özellikle belirtmek istiyorum. Belçika’daki bütün havuzlar zarar eden kuruluşlardır. Eski ve yüksek maliyetli tadilatlar gerektirdiği için Brüksel’deki havuzlar peş peşe kapanıyor. Biz burada sosyal bir hizmet veriyoruz.

SCHAERBEEK’TE HUZURLU YAŞAMIN DEVAM ETMESİ GEREKİYOR

Önümüzde yapılacak yerel seçimlerde aday olan tüm arkadaşlar Eğitim, Lojman, Park sorunu gibi önemli konuları programlarına almışlar. Dikkat edilirse bu el ilanlarındaki vaadler her seçimde yazılıyor. Ama sorunlara bir çözüm yolu bulunmuyor. Bana göre tüm bunların çözümü huzurda yatıyor. Çünkü bizler sosyolojik yapısı zor olan belediyelerde yaşıyoruz. Şu anda bulunduğunuz Schaerbeek belediyesinde dünyadaki yeryüzündeki bütün ülkelerinden insanlar yaşıyor. Bunların ayrı ayrı kültürleri, dini görüşleri, dili, hayat ve yaşam tarzları var. Bütün bu insanları öncelikle bir arada tutmak önemli. Bu insanları spor, kültürel ve sosyal etkinliklerle bir arada kaynaştırabilirsiniz. Bunu da yaparken huzuru sağlamak çok önemli.

9

Muhalefetteki bazı arkadaşlar Schaerbeek’in zengin bölgeleri daha temiz yabancı kökenlilerin yaşadığı fakir bölgeler temizlik yönünden daha pis şeklinde açıklamalarda bulunuyorlar. Bu durum kesinlikle söz konusu değildir. Bugün sokakların temizliğini 120 kişilik bir ekiple gerçekleştiriyoruz. Bu rakam daha önceleri 50 civarında idi. Bu görevlilerin üçte ikisi de Schaerbeek’te yabancı kökenlilerin yoğun olduğu bölgelerde temizlik yapıyorlar. Ancak bu bölgeler devamlı göç aldıkları için insanlar vatandaşlık bilincine geç varıyorlar. Burada dikkat edilmesi gereken bir ince ayrıntı devamlı göz ardı ediliyor. Şu anda Schaerbeek sınırları içerisinde en pis bölge olarak nitelendirilen Place Lidts’in temizliğinden biz değil, Brüksel bölge hükümeti sorumludur. Belçika’nın yönetimdeki karmaşık yapısından kaynaklanan bir sebeple bazı ana caddeler bizim sınırlarımızda olsa bile bölge hükümetinin sorumluluğunda. Burada ben Brüksel bölge hükümetini suçlamıyorum. Bunu vatandaşların bilmesinde de fayda görüyorum.

“Yeni Vatan Belçika” olarak burada hemen size şunu soralım: Vatandaşlarımızın sizin Belediye başkan yardımcısı olduğunuz Belediye’de bir işlem yaptırmak için saatlerce kuyruk bekledikleri şeklinde serzenişlerine ne gibi bir çözüm getirmeyi düşünüyorsunuz?

Bu sorunuzun iki tane cevabı var Bir tanesi: İnsanlarda yanlış bir intibaa var. Örneğin bir iş yeri açacağınız zaman Polislikten bir evrak almanız gerekiyor. Schaerbeek, Evere, Saint-Josse aynı emniyete bağlı, aynı dökümanlar isteniyor. İkincisi Schaerbeek belediyesinin nüfusuna göre bir memur kotanız var. Bizim belediye çok sayıda göç aldığı için kayıt işlemleri esnasında belediyemize kayıtlı olmayan insanlar hususunda sıkıntı yaşanıyor. Ancak bu sıkıntılar diğer belediyelerde de söz konusu. Schaerbeek belediyesine kayıt yaptırmak isteyen bir yabancı en az 4 ay bekliyordu bu süre şu anda 2 ay’a indi. İnsani durumlarda bizler anında müdahale ederek bu süreyi daha öne çekiyoruz. Belediyelerde izdiham olduğu doğrudur. Biz Schaerbeek’te bu sorunlara bazı çözümlerde ürettik. Vatandaşlarımızın Kimlik, pasaport gibi işlemleri için küçük bürolar açmak suretiyle Belediye’ye binasına gelmeden bazı işlemleri oradan yapmalarını sağlayıp, belediyedeki yığılmaların önüne geçmeyi hedefledik. Vatandaşlarımıza burada şu mesajı da vermek istiyorum. Belçika’nın ikinci Büyük Belediyesidir. Biz yaparız, biz ederiz şeklindeki basit söylemlerle yönetilecek bir belediye değil. Yaptığınız bir hata bumerang gibi 3-5 yıl içerinde size geri dönebilir. Biz burada yaşayan vatandaşlarımızın kültürüne, dinine, örf ve adetlerine saygılı ama eşit mesafede durarak huzuru tesis ettiysek, bundan sonrada çalışmaya devam edeceğiz. Bizi rakibimiz Sosyalist Partisi ile ayıran faktörlerin başında olaylara bakış açımız önleyici ve güvenli tedbirleri almamızdır. Schaerbeek’teki Suç oranlarının düşürülmesinde bizim suça taviz vermeyen polis kuvveti ve suçu önleyici tedbirlerin dengeli kullanmamızdır. Bugün Schaerbeek Molenbeek’de yaşanan sorunları yaşamamışsa bu bizim başarılı yönetimimiz sonucudur.

www.yenivatan.be

ARAÇ PARK SORUNUNU METRO İLE ÇÖZMELİYİZ

Söyleşimizde Sokakları sadece araçların değil, çocuklar, yaşlılar, engelliler, bisikletlilerin de kullandığına işaret eden Sait Köse şöyle devam etti: Sokaklar herkesindir. Düzenlemeler yapılırken bütün bu sıraladıklarımız göz önünde bulunduruluyor. Belediyelerin yeraltı parkinkler yapmak için mali gücünün bulunmadığı bir gerçektir. Özel sektör ile çalışarak ticaretin ve insan yoğunluğunun bulunduğu bölgelere yeraltı parkinkleri yapılmalıdır. Bazı cadde ve sokaklarda çift yön uygulamasına son verip tek yön uygulamasına geçilerek araçların diğer yöne yan pozisyonda park etmesiyle yeni otopark alanları kazandırma çalışmalarına da başlayacağız. Schaerbeek’te 48bin aile var, Bu ailelerin bir kısmı 3 kişilik, bir kısmı 4 kişilik. 72bin tane de kayıtlı araç var. Çözüm ise mutlaka Metro’nun Schaerbeek’e gelmesidir. Belediye Metro yaptıramaz. Belçika’nın ikinci Brüksel’in birinci ilçe belediyesi olan Schaerbeek’te bir tane metro istasyonunun bulunmayışı anormal bir durum. Metro istasyonlarının bir an önce gelmesi demek yer üstündeki yoğun trafik akışını da rahatlatacaktır. Bana göre önümüzdeki 50 yıl içerisinde tüm raylı toplu taşımacılık hizmetlerinin yer altına alınması gerektiğini şimdiden tavsiye ediyorum.

SEÇMENLERE MESAJ”İŞİ EHLİNE VERİN” Seçme seçilme hakkı demokrasinin vaz geçilmez unsurlarıdır. Ben seçilmek için aday oldum. Vatandaşta bizi seçecek. Öncelikle ben demokratik cesaret gösterip aday olan tüm arkadaşlarımı tebrik etmek istiyorum. Basit ve ben bu işi yapabilirim demek kolay değil. Seçmenlerimiz artık geçtiğimiz on yıldan bu tarafa Belçika Türk toplumu oy kullanıyor. Bana göre de toplumumuz artık çok bilinçli hareket ediyorlar. Akrabalık bağı veya hemşehricilik bağı ile oy kullanmıyorlar. Bununda böyle olması gerekiyor. Özellikle Schaerbeek’te macera aramaya gerek yok işi ehline vermeleri gerekiyor.1988 yılından bu tarafa mecliste olan Belediye Başkanımızın Listesinden 5 sıradan adayım. Bugün Schaerbeek’in bir çok mahallesinin tadilat ve restorasyonunu yaptıran hafta içinde ve hafta sonunda Schaerbeek’te ikamet eden bir başkanla çalışıyoruz. Bazı adaylar gibi hafta içi burada hafta sonu Schaerbeek dışındaki villasında ikamet eden birisi değil. Aynı şekilde bizim tüm ekibimiz Schaerbeek’te oturuyor. Ben ise burada doğdum, büyüdüm belediyenin sorunlarını ve burada yaşayan Türk toplumunun sorunlarını en iyi bilen insanlardan bir tanesiyim. Şimdiye kadar yaptığımız hizmetler ortada. Seçmenlerimiz teveccüh edip bizi tercih ederlerse bundan sonrada hem vatandaşımıza hem belediyemize mali yük getirmeden projelerimizi huzur içerisinde bir 6 yıl daha hizmet etmek istiyorum. 쐽

9


CEMYET HABERLER

İ. Hakkı Musa ve Tümsiad Başkanı Basir Hamarat

Orhan Liman, Mesut Uçar ve arkadaşları

ITC Grup ve Brükselli Seyahat acentaları

Ahmet Tanrıkulu, Hüseyin Aslan-Ömer Faruk Demirbilek

Betiad Genel Başkanı Ertuğrul Demir ve Betiad üyeleri

Synergi Derneği yöneticileri ve PS li Halis Kökten, Hasan Koyuncu

İşadamı Ali Aktan, Eski Gent senatörü Meryem Kaçar ile hoş sohbette

Zolder kuyumcu Salih Sezer

Tümsiadlı genç iş adamları

Turizm müşaviri Kenzi Güzel Çulhaoğlu, eşi Adil Çulhaoğlu, Ticaret müsteşarı Metin Tosun, elçilik çalışanı Sait Arcagok ile

Tuncay liman

Muharrem ve Mustafa Kaya kardeşlerin Çay keyfi

10

www.yenivatan.be

10


RÖPORTAJ

SADIK KÖKSAL Çok güzel tecrübeler edindim bu arada. Siyasetin iç yüzunü daha iyi kavradim. Gerek diger partilerdeki, gerekse kendi partinizdekilerle bazen rekabetler yaşanıyor. Şu anda, bin altı yüz elli personeli olan, ‘Vivaqua’ kurumda üst yönetici olarak görev yapıyorum. Brükselin genelinde altı tane emniyet müdürlügu vardir. ’Schaerbeek-Evere-Saint Josse’ belediyelerini kapsayan polis konsey uyesiyim.

SADIK KÖKSAL KİMDİR? Üç yaşında ailesiyle Belçika’ya göç etmiş gurbetçi ailelerden bir tanesinin evladıyım. Beş kardeşiz biz. Ablam Gülsema, ikinci benim, erkek kardeşim Veli, Raziye ve Şöhret. Belçika’nın Marche-en-Famenne şehrinde, kereste fabrikalarında çalışmak üzere gelmiş birçok ailelerden bir tanesiyiz. Daha sonra bir ara Brüksel’e geldik, 4 yıl sonra tekrar Marche-enFamenne’e döndük ve orada ilkokul, ortaokul ve liseyi bitirdikten sonra Brüksel’e yüksel eğitim görmeye geldim. Turizm mezunuyum. İş hayatımda daha önce Turizm Müşavirliği’nde ondan sonra da Türk Hava Yolları’nda on dört yıl boyunca görev yaptım. Görevim süresince trafik satış memuru olarak işe başladım, istasyon amiri olarak devam ettim ve Belçika-Lüksemburg satış müdürlügünü vekili olarak görevi üstlendim. Bildiğiniz gibi 2006 belediye seçimlerinde, MR’den aday olmuştum. Ve vatandaşlar neden MR, neden siyaset diye soruyorlardı. Daha onceki bulundugum hizmet sekötründe, birikimlerim ve tecrübelerim ile toplumumuza iyi ve güzel hizmetler vermek için aday oldum. Belçikadaki yasayan Türk toplumuna hayirli bir aday olmak için ve halkimizi bulundugum konumlarda ve ustlenmis oldugum görevlerde, en iyi sekilde temsil etmek için aday oldum. Görevlerim sayesinde, yeni tanistigim siyasetci ve yoneticilere, Belçikadaki yasayan Türk toplumunun girişimci ve çalışkan olduğunu güzel ve mevcut basarili örneklerle tanitmak benim için gurur önemlidir. Son altı yıl içerisinde belediye seçimlerinde aldığım oylar sayesinde belediye meclis üyesi ve grup başkanlığı görevini ustlendim.

11

BU SEÇİMLERDEKİ HEDEFLERİNİZ NELERDİR? Hedefim son altı yılda kazandığım tecrübeyi önümüzdeki dönemde daha iyi ve daha önemli görevlerde degerlendirmek. Nasıl? Seçim sonrasi talip oldugum görev belediye başkan yardımcılığı. Belediye başkan yardımcılıklarında bildiğiniz üzere herkesin kendi yetkileri çerçevesinde önemli sorumluluklari vardir: eğitim, spor, gençlik, maliye, bütçe ve entegrasyon gibi önemli alanlar vardir. Inşallah vatandaşlarimizin sağlayacağı yüksek destek sayesinde bu önemli görevlerden birine talip olacağım, toplumumuza güzel ve hayırlı hizmetler vermek için hazirim.

SEÇİLDİĞİNİZ TAKDİRDE PROJELERİNİZ NELERDİR? Biliyorsunuz belediye meclis üyesi olarak çok fazla yaptırımınız yok. Belediye başkanı ve Başkan yardımcılarının oluşturduğu ‘Collège des Bourgmestre et Echevins’ dediğimiz yerde, düzenli olarak haftalık yapılan toplantılarında önemli kararlar alınıyor. Günlük belediye çalışmaları ve her belediye başkan yardımcısının kendi yetkileri çerçevesinde ortak kararlar orada alınıyor. Benim hedeflerimden bir tanesi mevcut polis konseyi üyesi olarak Schaerbeeklilerin güvenliliğin güçlendirilmesi. Bazı belediyelerde herkes istediği gibi serbest dolaşamıyor. Belediyemizde bazı mahallelerde şikayetler var. 3 milyon euroluk maliyeti olan, yeni akıllı kamera sistemleriyle halkımızın güvenliği daha iyi bir şekilde sağlanacaktır. Ve şu an, ilk kameralar faaliyete geçirilmiştir. Schaerbeek’te tıpkı Brüksel Bölgesi’nde olduğu gibi çok büyük bir nüfus patlaması var. Nüfus artışının da getirdiği ihtiyaçlar var. En önemli konulardan bir tanesi eğitim. Çocuklarımızın okula kayıt edilmeleri için yapılan başvuruların, malesef, yer sıkıntısı olması nedeniyle hepsi alınamıyor. Schaerbeek Belediyesi olarak aldığımız en önemli projelerden biri yeni bir okulun yapılması. Rue Van Oost’ta altı yüz elli kapasitelik, Ecole 14’un taşınıp modern ve yeni bir okul içerisinde ve artırılmış kapasiteyle o mahalledeki çocuklara eğitimlerini vermektir.

www.yenivatan.be

Son yıllarda, eğitim komisyonunda yapılan çalışmalar ile mevcut okulların kapasitelerinin artırılması için ön araştırmalar yapılmıştır. Gelecek altı yıl içerisinde okullarımızın yeni sınıf sayılarının artırılması sağlanacaktır. Planlanan iki yüz yeni sınıf ile, dört bin ögrenciye eğitim hizmeti imkani verilecektir. Son on yılda Schaerbeek’te nüfus yirmi bin’e yakın artmıştır bununla birlikte sekiz bin araç artışı olmuştur. Herkes trafik ve park sıkıntısı nedeniyle, doğal olarak şikayet etmektedir. Sokakların fiziki anlamda kaldırabileceği araç kapasite sınırlı. Geçtiğimiz dönemde ‘Colruyt’, ‘GB’, ‘Delhaize’, ‘Aldi’ gibi otopark alanına sahip büyük mağazalarla görüşmeler yaptık. Biz belediye olarak özel otopark vergisini kaldıralım ve karşılığında akşamları otoparkların çevre sakinlerine sunulması ve bu şekilde otopark artışı sağlanması için görüşmeler yapılmıştır. Magaza işleticilerinin dile getirdikleri sıkıntısı en geç sabah sekiz buçukta o otoparkların boşaltılması ve kendi müşterilerine müsait olması, onlar da ticari anlamda kendi müşterilerine hizmet vermekteler. Anvers’te ‘Delhaize’ mağazası şu sıralarda deneme yapıyor. Umarım deneme sonuçları olumlu çıkar ve bu uygulamayı belediyemizde sorunsuz bir şekilde başlatabiliriz. Sarı otopark kart alanlarının genişletilmiş olması, Schaerbeek’teki sokaklarda, kırmızı bölgeler haricinde (esnafların ve alış verişlerin yoğun olduğu bölgeler), otopark önceliği Schaerbeekliler’e verilmiştir. Bu sekilde, hizmetlerimizden en çok Schaerbeekliler yararlanmalı. Artık Schaerbeekli olmayanlar bazı sokaklarda mavi saat kullanarak, ve diğer yerlerde ise para vererek park edebiliyorlar. Bunlar yapılırken, amaç Schaerbeeklileri cezalandırmak değil. Aksine vatandaşlarımızın evlerine yakın yerlere araçlarını park etme imkanı sağlamak. Esnafın yoğun olduğu bazı caddeler ise, herkese paralı, ne halkı ne de esnafları cezalandırmak degil amaç, buradaki hedef esnaflar açısından, müşteri potansiyelini arttırabilmek. Son bir konu daha var, o da Schaerbeek’teki fakirlikle ilgili. Biz belediye olarak personel alımlarımızda Schaerbeekliler aranan özelliklere uygun olursa, önceliklerimizi onlara veriyoruz. Bizim de Schaerbeek’te yüzde kırkın üzerinde işsizlik oranında gençlerimiz var. Gençleri işe alabilmek güzel, maalesef belediyelerin personel kadroları, iş arayan kişi sayısının çok yüksek olması nedeniyle bütün iş arayanlara istihdam sağlayabilmesi mümkün degildir. Bu nedenle verilen eğitimler ve mesleki eğitimleri ön planda tutarak gençlerimize de destek vererek daha iyi değerlendirmelerini sağlamalıyız.

SEÇMENLERE VERMEK İSTEDİĞİNİZ MESAJ NEDİR? Her vatandaşımız oyunu kullansın. Çünkü bu bir demokratik haktır. Toplumumuza kim faydalı ve hizmet verecek ise ona oy verilmesi gerekir. Kesinlikle yok ben vermiyorum, kimseye oy atmayacağım dememeli. Vatandaşlarımız kendilerini belediyede toplumumuzu en iyi şekilde kim temsil edecekse ve kime güveniyorsa ona desteğini versin. Belçika’daki seçim kuralları sayesinde, aynı listede bulunan bir kaç adaya oy kullanma imkanı verilmektedir. Aynı listede sizin güvendiğiniz bir kaç aday varsa oylarınızı o şekilde kullanarak seçiminizi yapabilirsiniz. Diğer aday arkadaşlarımıza da başarılar diliyorum. 쐽

11


EKONOM

ZAFER’E İLK UÇUŞ CUMHURİYET BAYRAMINDA

KIDEM VE İHBAR TAZMİNATI HESAPLAMASI Uluslararası platformlarfa yapılan çalışmaların neticesinde, görüldü ki işten çıkartılma tazminatı memurlar için nispeten yüksek seviyelere ulaşıyor. Ancak tazminatın işçiler için nispeten daha cömert olduğu ortaya çıktı. PEKİ TAM OLARAK HAKLARIMIZ NELERDİR? Komşu ülkelerle kıyaslayacak olursak, bizim ülkemizde bir işçinin işten çikartilması iş verene daha az pahalıya maal oluyor. Ama bu bir memur içinse, verilmesi gereken tazminat maalesef hak edilen seviyelerde bulunmamaktadır. “Laga” avukatlık bürosunun yaptığı çalışmalar sayesinde bu sonuçlara varılmıştır. “Laga” avukatlık büyorsunun çalışmasında, bir iş verenin yirmi beş farklı ülkede ödenen tazminatlar baz alındı. Tazminatlar arasında bir ayrımcılığın olduğu görüldü. Bu ayrımcılığın nedeni, işçi ve memurların kanuni olarak statü farklılığından kaynaklanmaktadır. Bu ayrımcılık, 8 Temmuz 2013 tarihinde tamamen tarih olacaktır. SD Worx’tan Jan Vanthournout’un açıklamalarına göre gelecekte planlanan tek statü yalnızca yeni kontratlar için geçerli olacaktır. Mevcut kurallar mevcut kontratlar için geçerli olmaya devam edecektir. Bu arada, hükümet bu konuda ciddi bir adım attı. Buna göre 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren yapılan sözleşmelerde yeni kurallar uygulanacaktır. Bu tarihten önce imzalanmış sözlesmeler için, eski kurallar geçerli kalacaktır. Bir iş veren sözleşmeye kendisi son veriyorsa ve ihbar süresi için sizi çaliştırmıyorsa size tazminat ödemekle yükümlüdür. Cıkış tazminatı şu şekilde hesaplanmaktadır: maaşınız, tatil primi, yıl sonu primi ve ekstra avantajlar. Ayrıca istifa eden bir çalısan, hiç bir şekilde tazminat hakkına sahip değildir. BAHSETMIŞ OLDUĞUMUZ TAZMINATLARIN MIKTARI NE KADAR EDER? 1 Ocak 2012 tarihinden önce, memurlar için imzalanan kontratlarda: Memurlar için yıllık brüt maaş yazılı bildirim belirliyor. Tatil primi, maaş, sene sonu primi ve diğer ekstra avantajlar, yemek kuponları, grup sigorta ve şirket arabası, ... ekleme sonucunda yıllık brüt maaşla hesaplanmaktadır. Yıllık brüt maaşınız 31.467€ aşmazsa, çalışmış olduğunuz her 5 sene için 3 ay ihbar süresi hakkınız var demek. Örnegin, 3 yıllık gecmişiniz var ise bir iş yerinde, ihbar süresi hakkınız 3 ay eder. Eğer 7 yıldan fazla çalışmışlığınız varsa, o halde ihbar süresi hakkınız 6 ay eder. Maaş yüksek ise, iş veren ve memur işten çıkış koşullarını birlikte karar vermeleri gerektir. Kanun sadece en az olması gereken kuralları sağlamıştır: her 5 sene için, 3 aylık ihbar süresi olur. Şayet bir memurun maaşı yıllık brüt 62.934€ gibi bir rakamın üzerindeyse, iş verenler “grille Claeys” kanunu sayesinde, işten çıkartılma koşullarını sözleşmede belirlemeleri mümkündür. Grille Claeys memurun kıdemini, yaşını ve maaşını içermektedir. 120.000€ rakamını geçmeyen maaşlar için formul şu şekilde oluşur: (0,87 x iş yerinde geçirmiş olduğunuz yıl sayısı) + (0,055 x yaş) + (0,038 x maaş / 1.000 x 117,2/ çıkış ayı endeksi) — 1,95 120.000 € rakamı üzerindeki maaşlar için formul şu şekilde oluşur: (0,87 x iş yerinde geçirmiş olduğunuz yıl sayısı) + (0,055 x yaş) + (0,0029 x maaş / 1.000 X 117,2/çikiş ayı endeksi) + 2,96 1 ocaktan itibaren memurlar için imzalanan kontratlarda: Yıllık brüt maaş 31.467 € rakamını geçmiyorsa, bu memurlar için hiç birşsey degiştirmemektedir. İş yerinde geçirmiş olduğu her 5 sene için, 3 aylik ihbar süresi verilir.. Fakat, maaş 31.467€ rakamında yüksekse, ihbar süresinde: Kıdem 2012’den itibaren 2014’den itibaren < 3 sene 91 takvim günü 91 takvim günü 3-4 sene 120 takvim günü 116 takvim günü 4-5 sene 150 takvim günü 145 takvim günü 5-6 sene 182 takvim günü 182 takvim günü >6 sene 30 gün her 1 sene için 29 gün her 1 sene için 1 ocak 2012 tarihinden önce işçiler için imzalanan kontratlarda: İşten çıkış tazminatı ve ihbar süresi koşulları işçilerin çalıştıkları sektöre göre uygulanmaktadır. Eğer işçilerin bağlı oldukları sektörlerde anlaşmalar yoksa, kanunlar devreye girer. Bir işçinin, iş yerindeki geçmişi 20 yıldan azsa, ihbar süresi toplam 28 gün eder. 20 yılın üzerindeki işçiler için bu rakam 56 gündür. 1 ocak 2012’den sonra işçiler için imzalanan kontratlarda: 1 ocak tarihinden itibaren, sektörel düzenlemeler devreye girmektedir. Sektörde hiç bir düzenleme planlanmamışsa, aşağıdaki kurallar geçerli olur: Kidem Préavis <6 ay 28 takvim günü 6 aydan 5 sene 40 takvim günü 5 — 10 sene 48 takvim günü 10 — 15 sene 64 takvim günü 15 — 20 sene 97 takvim günü 20 sene ve üzeri 129 takvim günü

12

Kütahya’nın Altıntaş ilçesinde yapımı devam eden Kütahya-UşakAfyonkarahisar bölgesel havaalanına ilk uçak Cumhuriyet Bayramı’nda inecek. 23.12.2010 tarihinde imzalanan sözleşme ile İçtaş İnşaat Sanayii ve Tic. A.Ş. tarafından 25.05.2011 tarihinde yer teslimi sonrasında Yap-işlet-devret yöntemi ile yapımına başlanılan Zafer Havaalanı inşaatı bitirilip 29 Ekim 2012 de Cumhuriyet Bayramı’nda ilk uçuşun gerçekleşmesi amacıyla ICF Airport yöneticileri 13-15 Eylül tarihleri arasında Düseldorf, Brüksel ve Amsterdam’a bir tanıtım ziyareti düzenlediler. ICF Airport yöneticileri Brüksel’in seçkin mekanlarından La Fantaisie Restaurant’ta düzenlenen bir akşam yemeğinde Belçika Brüksel’de faaliyet gösteren Türk Turizm Seyahat Acentaları ile buluşarak işbirliği imkanlarını konuştular. Kısa adı ICF olan İçtaş İnşaat Sanayii ve Tic. A.Ş Yönetim kurulu üyesi Abdullah Keleş, Genel Müdür Ersel Göral, Zafer Havalimanı Koordinatörü Serhat Soğukpınar dan oluşan heyet Brüksel’de Pala Turizm Genel Müdürü Ahmet Pala, Desti Travel Genel Müdürü Aydın Tekin, İpekyolu Turizm Satış Müdürü Zeyit Sivrice, Arte Travel Genel Müdürü Bagatay Tekin ve İşadamları Ali Aktan ve Murat Çıldır ile karşılıklı yatırım ve işbirliği hakkında görüştüler. Zafer Havalimanı Koordinatörü Serhat Soğukpınar “Zafer Havaalanını Grubumuz yap-işletdevret yönetimiyle 30 yıl süreyle işleteceğiz. Zafer Hava limanı Türkiye’de bir ilk havacılık terminolojisinde green field(yeşil alan)dediğimiz bir proje. Alt ve üst yapısı olmayan bir arazide sıfırdan bir havalimanı inşaa ediyoruz.70 milyon Euro ya malolacak,3,3 milyon metrekarelik arazi üzerinde 27 bin metrekarelik kapalı inşaat alanının 17 bin metrekaresini terminal binası olacak” dedi. Zafer Havalimanı terminal binasında 4 uçuş kapısı,15 Check-in bankoları,95 araç kapasiteli otopark,3 bin metre uzunluğunda 45 metre genişliğinde bir pist, Airbus A380 haricinde her tip uçağın inebileceği bir pis,5 uçak kapasitesinde park sahası, İATA tarafından üçlü kodu KZR olarak açıklanan liman işletmeye açıldığında ilk etapta gündüz saatlerinde hizmet verecek. Yer hizmetleri şirketlerinden HAVAŞ, Yakıt tedarikçisi olarak THY-OPET hizmet verecek. ICF Grup yönetim kurulu üyesi Abdullah Keleş şirketleri hakkında bazı bilgiler verdi. Abdullah Keleş”İbrahim Çeçen tarafından kurulan İçtaş’ın inşaat, enerji, altyapı çalışmaları, turizm, sanayi ve emlak konusunda

40 yıllık bir deneyime sahip olduğunu, Türkiye’de ilk 100 şirket, İnşaat alanında ise ilk 5 şirket arasında bulunduğunu, Antalya Hava limanı 2. Terminalini ve Yeni İç hatlar Terminalini, İzmir Havaalanı yeni Uluslararası terminalini ve Bodrum Güllük limanı gibi birçok inşaatta imzası bulunduğunu ve İstanbul’daki 3. Boğaz Köprüsünü de İtalyanlarla birlikte kendilerinin yapacağını” söyledi. “13,5 milyar dolarlık cirosu ile dev bir şirket olan İçtaş tarafından yapılan Zafer Havaalanı’nın güvenli ellerde olduğunu,9 şiddetindeki bir depreme dayanıklı olarak inşa edildiğini” ifade etti. Keleş Düseldorf’tan sonra kendilerini Brüksel’de yakın ilgi ve alakayla karşılayan Türk Turizm Acenta yetkililerine Buraya gelmeden önce Afyonkarahisar’ı, Emirdağ’ı ziyaret ettik, herkesin sizlere selamlarını getirdik diyerek teşekkür etti. Başkent Brüksel’de faaliyet gösteren Pala Turizm Genel Müdürü Ahmet Pala ICF Grubun yaptığı sunumdan çok etkilendiğini belirterek” Önce kendinizi, sonra grubunuzu takdim ettiniz, bizleri rüyalarda gezdirdiniz, sizlerin ve ülkemizin geldiği durumdan gurur duyduk. Yaptığınız işlerdeki bitirme sürelerinizi anlatırken gençliğimizdeki müteahhitlerin hali gözümüzün önüne geldi. Devleti nasıl soyarız mantığını hatırladım. Geldiğiniz noktada Başbakanın kararlılığı ve sizin gibi insanların inancıyla dürüst iş yapma sonucunda gelinen sonucu gördük.36 senede bitirilemeyen işlerin nasıl 36 ayda bitirildiğini, ihaleleri inşaat sürelerini uzatarak para kazanma yolundan çıkartıp iş yaparak üretmenizi, vizyonunuzu, alkışlamamak elde diyerek bir işletmeci olarak değil bir Türk insanı olarak gurur duydum. Size, sizin samimiyetinize inandım. Turizm sektöründe faaliyet gösteren arkadaşlarımızla birlikte Zafer Hava limanındaki trafiğin istenilen seviyelere gelmesini çok isteriz. İmkanlarımız dahilinde maddi ve manevi olarak ben sizlerin yanınızdayım” dedi. Desti Travel Genel Müdürü Aydın Tekin’de ICF Grup yöneticilerinin Brüksel’de kendilerini ziyaretlerinden menmuniyetini dile getirerek her türlü işbirliğine olumlu baktıklarını söyledi. Belçika’da yaşayan 200 bin civarında Emirdağlıyı yakından ilgilendiren Zafer Havalimanı- Afyonkarahisar arasında yapımı devam eden yolun tamamlanması halinde Emirdağ’a mesafesinin136 kilometreden 98 kilometreye ineceğini belirten İçtaş yöneticileri “Yolcuların Zafer Havaalanı’ndan Havaş otobüsleri ile Afyonkarahisar’a ücretsiz taşınacağını, Afyon’dan ise yolcuların belediyenin ulaşım olanakları ile Emirdağ’a ulaştırılacağını, İlerleyen zamanlarda Zafer Havalimanına ulaşımı kolaylaştırmak için hafif raylı sisteminde devreye gireceğini” söylediler. 쐽

BELÇİKA VELIAHT PRENSİ PHİLİPPE İŞ ADAMLARI İLE TÜRKİYE’Yİ ZİYARET EDECEK

GENK FORD FABRIKASI KAPANABİLİR

Belçika Veliaht Prensi Philippe 350 Belçikalı işadamının katılımıyla 15-19 Ekim 2012 tarihleri arasında Türkiye’ye bir “Ekonomik Misyon” ziyareti gerçekleştirecektir. Ziyarete Prenses Mathilde’in yanısıra; Belçika Federal Hükümet Dışişleri Bakanı Didier Reynders, Flaman Hükümeti Başbakanı Kris Peteers ile Brüksel Kapital Hükümeti Ekonomi Bakanı Benoit Cerexhe de iştirak edecektir. Ekonomik Misyon ziyareti kapsamında Prens ve beraberindeki işadamları heyeti İstanbul’da temas ve ekonomik etkinliğe katılacak, Türk-Belçika İş Konseyine iştirak edecek, daha sonra Ankara’ya geçerek resmi görüşmelerini yapacaktır. Bu kapsamda Prens Philippe; Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile istişarelerde bulunacaktır. 쐽

Küresel krizde hayatta kalma mücadelesi veren Amerikalı Ford Motor Company Belçika’nın Genk şehrinde bulunan fabrikasını kapatabilir. Temmuz ayında, yılın ikinci çeyreğini kapsayan raporunu yayınlayan dünyaca ünlü otomobil markası, raporunda Avrupa’da kötü gidişat yüzünden bu sene Avrupa bazında satışların yüzde 19 düştüğünü ve bu yüzden yaklaşık bir milyar dolarlık bir zarara uğrayabileceğini belirtti. Söz konusu zararı hafifletebilmek amacıyla Avrupa’da bir fabrikasını kapatmak isteyen firma, gözünü 4 bin 360 işçinin çalıştığı Genk şehrindeki fabrikasına çevirdi. Son yıllarda Renault ve Opel gibi büyük otomobil fabrikalarını kaybeden ve ağır sanayisi eriyen Belçika’da, Ford fabrikasının kapanmasının gündeme gelmesi hükümeti ve sendikaları alarma geçireceğe benziyor. 쐽

www.yenivatan.be

12


BELÇKA HABER

TÜRK KUYUMCU’DA YASA DIŞI LABORATUAR BULUNDU

SIYASET MASALI Malumunuz Patagonya’da senede bir kez motorlu araç kullanmak yasak. Ben de sonbaharın bu son güneşli günlerinden birini iyi değerlendirmek için bisikletime bindim ve dolaşmaya başladım. Gezerken bir sokak festivaline rastladım. Kalabalığın ortasında etrafı insanlarla çevrilmiş, lacivert takım elbiseli, beyaz gömlekli, İtalyanlar gibi el kol hareketleriyle konuşan birisini gördüm. Bu kim diye sordum çevredekilere. Bakan EMRE ALA dediler. Yanına yaklaşıp, “Sayın bakan önceki seçimde en çok oyu aldığınız taktirde Aziz Yakup belediye başkanı olacağınızı söylediniz, biz de ölmüş insanların bile vekaletini alıp sizi destekledik ama bakanlığı bırakıp da başkan olmadınız. Bu seçim için yine aynı sloganla oy istiyorsunuz. Size yakın kaynaklar yine belediye başkanı olmayacağınızı söylüyor. Eğer yine en çok oyu alır da başkan olmaz ve ya olamazsanız istifa edecek misiniz?” dedim. Arkasını döndü ve festivalde müzik yapan arkadaşa işaret ederek, “MAHZUNİ partini değiştir, pardon parçayı değiştir” dedi... Parti lafını duyunca MAHZUNİ’nin yanına gittim, o da seçimde adaymış… “Sen Patagonya’da meşhur bir sanatçısın, aday olma sebebin nedir” deyince, “Kardeş bu politikada o kadar çok kıvırtan dansöz var ki düşündüm de bu kadar dansöze bir çalgıcı lazım dedim ve ben de bu yüzden adayım” dedi. “MAHZUNİ ben bu sözü daha önce de duydum, bu söz sana mı ait” dedim, “Söz benim değil, ama beste benim” dedi ve çalmaya devam etti... O çalarken, 13-14 yaşlarında olduklarını tahmin ettiğim bir grup kız çocuğunu halay çekerken gördüm. İçlerinde 50 yaşlarında bir bayana gözüm ilişti. Bu çocukların arasında bu kadının ne işi var diye düşünürken, birisinin bu kadın hakkında DENİZ KILIÇ diye bahsettiğini duyunca, yaklaştım ve kendisine “DENİZ Hanım bu çocukların arasında halay çekmenizin sebebi nedir” diye sordum. “Ben seçimde adayım ve kendimi tanıtıyorum” dedi. “Size oy verirsek ne gibi hizmetleriniz olacak” diye sordum bu kez. “Bizim bir kadın derneğimiz var, bu dernek bünyesinde bir de babalar kolu var” deyince, ben de “Bir kadın örgütü bünyesinde babalar kolu mu olurmuş” diye düşünürken, o şöyle devam etti “Evet, eğer bana oy verirseniz önümüzdeki babalar gününde sizi yılın babası seçeriz ya da yılın çifti seçeriz.” Ben de tam “Bu kadar ucuz mu yılın babası olmak” derken, başka bir kadının halaya dahil olduğunu gördüm. O da, adaylardan MİNE SİNMEZ’miş. Bu sefer ona, “Siz neden adaysınız” deyince, “Ben Atatürkçüyüm” dedi. “Projeleriniz nedir” diye sorunca, “Atatürk ilke inkîlapları …“ dedi. Sorduğum diğer sorulara da “Atatürk” diyerek cevaplar verdi. “Eyvallah” dedim. Tam devam edecektim ki yolda birisi boynuma sarıldı ve şapır şupur öpmeye başladı. Yanında iki kişi daha vardı. Sonradan öğrendiğime göre, bu üçlüden yakışıklı olan HARUN KUZU’ymuş. Komiser Kolombo pardesülü olan MUHLİS AKTAN mış. Beni şapır şupur öpen kısa boylu ve üzerindeki takım elbise kendisine iki beden büyük olan kişi de EDİP IZGARA imiş. Hepsi birden “Biz bu seçim beraber çalışıyoruz, birimize oy veren hepimize versin” dediler. EDİP’e sordum “Yıllardır milletvekilliği yapıp da konuşmayan siz misiniz?” “Evet ama söz gümüşse sukut altındır” diye cevapladı. “Altından anladığınıza göre mesleğiniz kuyumculuk mu” dedim bu kez. “Hayır, kuyumcu bir arkadaşımız vardı; SARP KAYIP, altının ayarını pardon adaylık sırasını beğenmediği için adaylıktan çekildi” dedi. MUHLİS beni kenara çekerek, “Sen onlara bakma EDİP konuşmasını bile bilmez, HARUN da zaten bu seçim için köylüsü NAHİT’in oyunu bölsün diye partiye alınmış, geleceği olmayan birisi, sen oyunu yine de yalnız bana ver” dedi. “Hani beraberlik ne oldu” dedim. “Boş ver, en son beraber çalıştığım HAYRUN NİSA’dan darbe yedim, akıllandım” dedi... HAYRUN NİSA ismi geçince, oradan geçmekte olan başı kapalı bir bayan, “Buyur MUHLİS abi beni mi çağırdın” dedi. Anladım ki bu kapalı bayan, şu anki Milletvekilimiz HAYRUN NİSA imiş. Derken, “Benim bir sorunum vardı, şu sorunu mecliste bir görüşseniz” deyince HAYRUN NİSA’ya, “Tamam abi yakında Turkiye’ye gideceğim, parti başkanımız Tayyip Bey’e söyleyeyim sorununuzu” deyince, “Ne Türkiye si, ne Tayyibi” dedim. O da “Pardon, sahi ben burada milletvekiliyim” dedi. Ayrıca, başındaki eşarp çok kaliteli ve markalıydı... O sırada bisikletimin zinciri atmıştı, eğildim takmak için… EGEMEN BAGIŞ’a benzeyen genç bir arkadaş yanıma yaklaştı ve “Abi ben takayım zinciri” dedi, ben de “Sen bisiklet tamircisi misin” deyince “Yok ben bu seçimlerdeki adaylardan yüksek mühendis MEHDİ DAĞ’ım” dedi. “Sen neden adaysın” deyince, “Ben yüksek mühendisim” dedi. “Projelerin” dedim. “Yüksek mühendisim” dedi. “Kardeşim, mühendisliğin yüksek olabilir, ama gönlün alçak olsun” dedim ve yürüdüm gittim. Baktım az ötede sakalı karışmış bir genç duruyor. “Patagonya’daki kağıtsız mültecilerden biri olmalı” diye düşündüm ve içim acıdı. Kendisine seslendim ve “Gel bir çay söyleyeyim” dedim ve yolun karşısındaki SAKSAFON CAFE ye girdik. Meğer, benim mülteci sandığım, gariban görünüşlü bu kişi de adaylardan EREN ÖZ’imiş. Çay içmeye girdiğimiz mekanda, kasada duran kişinin de mekan sahibi ve belediye başkan yardımcısı NAHİT KISA olduğunu duyunca, olamaz, herkes mi aday olmuş dedim. Bu defa NAHİT KISA’ ya sordum, “Herkes sizden ve partinizden yüksek konut vergileri nedeniyle şikayetçi, ne söylemek istersiniz? “Bak kardeş, bunlar hep spekülasyon, benim 20 tane evim, 3 tane dükkanım var hepsinin vergisini yatırıyorum da millet yarım çeyrek evlerinin vergilerini mi yatıramıyor” dedi. Oradan çıkıp karşıdaki KANUNİ Camii’ne girip, “Allah’ım bir daha motorlu araç yasağı olmasın, bunca çatlak sesi duymamıza mani olan motor seslerine ben dünden razıyım” diyerek dua ettim. NOT: BU MASAL VE KAHRAMANLARI TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR

13

Belçika’nın Başkenti Brüksel’in Saint-Josse semti Rue Meridien üzerinde Afyon, Emirdağlı M.Ö ye ait kuyumcu mağazasının üst katında yasa dışı altın eritmek için kurduğu gizli laboratuar’da 1.200 Litre nitrik asit, sülfürik asit, amonyum, hydrozine maddesi bulunduğu bildirildi. KİRACI OSMAN BİLAL: “İKAZLARIMI DİKKATE ALMADI ŞİKAYET ETTİM” Kuyumcu mağazasının üzerinde kiracı olarak ikamet eden Emirdağlı Osman Bilal “Ev sahibi M.Ö ye defalarca ikazda bulundum. Yukarı kata kaçak atölye kurma, yukardaki kanalizasyon borularından asit sızıntısı var”.3 çocuğumun ve bizlerin hayatı tehlikede dedim; ancak beni dinlemedi. Belediye’ye ilgili sağlık kuruluşlarına müracaat ettim. Ancak en son dün gece yine kanalizasyon borularından sızıntı başlayınca itfaiye’ye haber verdim. Bugün öğle saatlerinde itfaiye ve polis binaya baskın yaparak binayı boşalttı ve asit temizliği yapılıyor. Bütün eşyalarım içerde kaldı, bizler ise şu anda sokaktayız” şeklinde konuştu. Öte yandan olay yerine gelerek gerekli incelemeleri yerinde izleyip yetkililerden ve evde kiracı olarak oturan Osman Bilal ile görüşüp bilgi alan Saint Josse belediye başkanı Jean Demanez daha sonra basına yaptığı açıklamada. “Polis ve uzman ekip bina içerisinde çalışmalarına devam ediyor. Bütün yapılacak incelemeler sonunda alınacak olan kararlar belli olacak. Geçmiş olsun. Sokak sakinlerinin güvenliği için bu sokak kapatıldı. Tekrar güvenli durum sağlanınca, normal hayata dönülecek.” dedi. 쐽

TEŞKILAT ZIYARETLERI DEVAM EDIYOR Belçika Türk Federasyonu başkanlık divanı teşkilat ziyaretlerine devam ediyor. Teşkilat ziyaretlerini sürdüren Belçika Türk Federasyon Başkanlık Divanı, Gent 1 ve Gent 2 teşkilatlarını ziyaret etti. Belçika Türk Federasyonu teşkilatlardan sorumlu genel başkan yardımcısı Emin Karadeniz ve Başkanlık divanı üyelerinin yaptıkları ziyaretlerde Teşkilatların sorun ve önerilerinin dinlendiği, genel durum tespitlerinin yapıldığı, bu tür ziyaretlerin önümüzdeki günlerde diğer teşkilatlarla devam edileceği bildirildi. Ziyaretler esnasında sıcak ve samimi ortamlar gözden kaçmadı. 쐽

GENT’TE EMIRDAĞ TÜRKÜLERI ALBÜMÜ TANITIM KONSERI Gent’te Emirdağ türküleri albümü tanıtım konseri Gent Kültür Merkezi De Centrale 30 eylül pazar günü, Gent’te Groenzaal salonunda Hüseyin Turan, Nuray Hafiftaş, İsmail Altunsaray ve Cengiz Özkan’ın solist olarak katılacağı ve “Emirdağ Türküleri” albüm çalışmasının tanıtılacağı bir türkü akşamı düzenliyor. De Centrale ve Kalan Müzik tarafından yayına hazırlanan ve Gent Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilen iki cd ve bir kitapçıktan oluşan albümün birinci cd’sinde Kubat, Hüseyin Turan, Musa Eroğlu, Sevcan Orhan, şevval Sam, Okan Murat Öztürk, Cengiz Özkan, İsmail Altunsaray, Aysun Gültekin gibi Türkiye’nin tanınmış THM sanatcıları Emirdağ Türkülerini yorumluyor, ikinci cd ise Emirdağ’ın yerel sanatcıları tarafından okunan 20 derleme ve arşiv kaydı türküden oluşuyor. Kitapçık, Emirdağ müziği ve kültürüyle ilgili Mimar Sinan niversitesi öğretim görevlisi, etno-müzikolog Melih Duygulu tarafından yazılan, İngilizce, Fransızca, Hollandaca dillerine çevrilmis metin ve fotoğraflardan oluşuyor. Sınırlı sayıda ve sadece De Centrale için basılan albüm konser aksamı, 10,-euro yerine sadece 7,-eurodan satışa sunulacak. Türkü Aksamında sahne alacak sanatçılar: Hüseyin Turan / Vokal & Nuray Hafiftaş / Vokal & Cengiz Özkan / Vokal, Bağlama & İsmail Altunsaray / Vokal, Bağlama & Engin Arslan / Bağlama, Yaylı Tambur, Vokal & Onur ÖZCELIK / Gitar & Neyzen ZSARI < Basgitar & Hüseyin YALCIN - Kemane & Abbas KARACAN — Vurmalı Calgılar & Osman AKTAŞ — üflemeli Calgılar Tarih: 30 eylül Pazar saat 19.00 Yer: Groenzaal Lange Boomgaardstraat Gent Ayrıntılı bilgi: attila.bakiroglu@gent.be — www.decentrale.be tel: 09/265.98.26

BRÜKSEL MOOD KEMAL ÇAMSARI 2012 EV TEKSTİL SERBEST FUARI AÇILDI BIRAKILDI Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenen 34’üncü Mood 2012 Ev Tekstili ve Ürünleri Fuarı’na Türkiye 29 firmayla iştirak etti. Brüksel Expo’da 3 gün süren uluslararası tekstil fuarının gözdesi yine Türk stantları oldu. 23 ülkeden 230 firmanın iştirak ettiği fuarda Türkiye, 29 firmayla Belçika’dan sonra en fazla katılımın olduğu ülke oldu. 쐽

Mayıs ayında silah kaçakçılığı yapan bir çeteyi çökertmek üzere düzenlenen operasyonda, telefon takibine takılması nedeniyle şüpheli durumuna düşen ve tutuklu olarak yargılanan Brüksel Hükümeti Devlet Bakanı Emir Kır’ın şoförü dün yapılan duruşmanın ardından serbest bırakıldı. Daha önce silah kaçakçısı bir çete üyesiyle bir alacak verecek meselesi yüzünden telefon görüşmeleri yapan ve bu neticede takibe takılan Çamsarı, suçsuz olduğunu yenileyerek Yargıtay’a yaptığı başvurusu kabul edildi ve tutuksuz yargılanmasına karar verildi. 쐽

www.yenivatan.be

BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ? - Vücudumuzdaki tüm damarları uç uca ekleseniz 19 bin 200 kilometre eder. - Uzayda yerçekimi olmadığı için astronotlar ağlayamaz. Çünkü gözyaşı aşağı düşmez. - En büyük kuş yumurtası devekuşunundur. 15 - 20 santimetre uzunluğunda ve ortalama 1.7 kilogram ağırlığındadır. Kaynatılarak pişirilmesi 40 dakika sürer. - Timsahlar daha derine batabilmek için taş yutarlar. - Üzüm mikrodalga fırında patlar. - İnsan yılda en az 1460 rüya görür. - İçtiğimiz sular 3 milyar yaşındadır. 쐽

13


BELÇKA YAŞAM

BİF YILIN İLK BÜYÜK TOPLANTISINI YAPTI Belçika İslam Federasyonu 2012-2013 çalışma yılının ilk Genişletilmiş Bölge Yönetim Kurulları Genişletilmiş Şube Yönetim Kurulları toplantısını Anvers’in en görkemli salonlarından ‘de Singel’de gerçekleştirdi. BİF Genel Sekreteri Abdülaziz İnam’ın sunuculuğunu üstlendiği program okunan Kuran tilaveti ile başladı. Bölge Teşkilatlanma Başkanı Adem Ersoy’un yoklamasından sonra BİF başkanı Mehmet Şenel’in açılış konuşması ile devam edildi. Şenel sunumunda bir önceki BİF başkanı Mehmet Zeki Bayraktar’a ve yönetimine vermiş oldukları hizmetlerden dolayı kendilerini tek tek sahneye çağırarak, kendilerine teşekkür mahiyetinde plaket takdiminde bulundu. Son olarak Şenel yeni BİF bölge yönetim kurulunu, salonu dolduran katılımcılara tanıttı. Daha sonra 2011-2012 BİF Üniversiteliler biriminin ‘Kısa Ama Etkili’ kısa film yarışmasında birinci gelen Liége Kadınlar Gençlik Teşkilatı’nin ‘İman varsa imkan da var’ filmi gösterime sunuldu. Ardından İGMG Gençlik Teşkilatı Başkanı İsmail Karadöl selamlama konuşması yapmak üzere söz aldı. Karadöl konuşmasında BİF GT başkanlığı istişarelerinin sona erdiğini ve yeni BİF GT Başkanı Çetin Aslan olduğunu açıkladı. Yeni BİF GT Başkanı Çetin Aslan’ın selamlama konuşmasının ardından İGMG Genel Başkanı Kemal Ergün, sunumunu yapmak üzere kürsüye çıktı. Son olarak, gündem gereği BİF Hasene 2011 Kurban kampanyası klipi izlendi ve toplantı Kuran tilaveti ile sona erdi. 쐽

OTOMOBİLSİZ GÜNDE ÇOCUKLAR GİBİ ŞENDİLER Brüksel halkı geleneksel hale gelen arabasız günün keyfini doyasıya çıkardı. Başkentin 160 kilometrelik alanı bir günlüğüne motorlu araçlara kapatılarak tüm yolların yaya ve bisiklet geçişine açılmasıyla başta çocuklar olmak üzere, vatandaşlar bir yandan bisikletleriyle Brüksel turu atmanın keyfini diğer yandan mahallelerinde yapılan etkinliklere katılma fırsatı buldular. Saint Josse Belediyesi sınırları içerisinde bulunan Place Madou’da gerçekleşen kültürel etkinlik gibi Brüksel’in dört bir yanında etkinlikler düzenlendi. Otomobilsiz gün uygulamasından son derece memnun olan aileler; Gürültüsüz, eksoz gazsız hoş bir gün geçirdik Havanında güzel olmasıyla neşeli bir Pazar geçirdik dediler. Ayrıca yaklaşan yerel seçimler dolayısıyla, seçime katılacak olan adaylar bisikletleriyle birlikte vatandaşlarla kucaklaştılar. Renkli görüntülere sahne olan bu özel günde Brüksel Hükümeti Devlet Bakanı Emir Kır yaya gezmeyi tercih ederken, Schaerbeek Belediye Başkan Yardımcısı Sait Köse, Brüksel Milletvekili Emin Özkara, Schaerbeek Belediyesi Meclis Üyesi Halis Kökten, genç siyasetçi Hasan Koyuncu, Saint Josse Belediye Başkan Yardımcısı Eric Jassin, Saint Josse Belediyesi Meclis Üyesi Cevdet Yıldız ve daha birçok siyasetçi bisikletleriyle gezmeyi tercih ettiler. 쐽

BelmaTEK K Administratrice Piscine T Administratrice Triton riton Employée Etrangères Employée SPF Affaires Affaires Etrangè res

2e candida candidate te Av. des Anciens Combattants Av. Combattants 87/26 877/26 1140 Bruxelles +32 473 50 05 21 belmatek@yahoo.fr belmatek@y ahoo.fr

14

www.yenivatan.be

14


SPOR

FC AFYONSPOR FIRSAT TEPTİ 3-3 Brüksel Travailliste Liginde Başkanlığını Mustafa Karaer’in yaptığı FC Afyonspor saha ve seyirci avantajını kullanamayıp Portekizlilerden oluşan rakibi Sezurense ile 3-3 berabere kaldı. Stade Saint Vincent Evere de Pazar günü saat 15:00 da başlayan karşılaşmaya Kemal Çamsarı, Fadime-Gökhan Saygın Göktaş çifti, ile Ps adayları İbrahim Dönmez, Halis Kökten,Hasan Koyuncu gibi isimler de FC Afyonspor’a destek için tribünlerdeki yerlerini aldılar. Karşılıklı ataklarla geçen maçın ilk yarısı atılan gollerle 2-2 geçildi.ikinci yarıda takımlar birbirlerine üstünlük kuramadılar ve maç 3-3 berabere bitti. Maçta FC Afyonspor’un 3 golünü’de Abdullah Söyüt attı.

FC AFYONSPOR Kaleci: Kadir Karaer Defans: Ünal, Hasan Kubat, Hakkı Mazıbaş (kaptan), Selim Orta saha: Ahmet Taşpınar, Abdullah Söyüt, Osman Taşpınar, Hüseyin Bulduk, Forvet: Ali Koca, Mustafa Karaer Antrenör: Okan Karaer ve Ahmet Çubuk Maç sonunda görüşlerine başvurduğumuz takım kaptanı Hakkı Mazıbaş “Takımın kuruluş aşamasından, Lige alınmasına. Evere stadının takıma verilmesine kadar her türlü desteğini bizden esirgemeyen Kemal Çamsarı’ya galibiyet hediye etmek istiyorduk. Ancak maç 3-3 berabere bitti. Önümüzdeki maçı alıp galibiyeti Kemal ağabeyimize hediye etmek istiyoruz” dedi.

BİAF SPOR OKULU 2012-2013 SEZONUNU AÇTI Uzakdoğu sporları alanında faaliyet gösteren BİAF Spor Okulu 2012-2013 sezonunu yaptığı programla resmen açtı. Avenue Rogier 29 numarada bulunan spor okulu, 2012-2013 sezonunun açılışını Hollanda’dan gelen Halit Kurt Hoca’nın ve Avrupa Şampiyonu Tayfun Özcan’ın katılımlarıyla gerçekleştirdi. Açılış programında, Başkan Oğuz Gençoğlu ve Halit Kurt çocuklarıyla birlikte gelen velilere birer kısa selamlama konuşması yaptılar. Konuşmanın ardından, Tayfun Özcan kısa bir Kick Box gösterisi yaptı. Gösterinin ardından ise uzun bir maratona tabi olacak öğrencilere moral vermek amacıyla hediyeler dağıtıldı. Sezon açılışıyla ilgili bir konuşma yapan Başkan Gençoğlu konuşmasında şunları söyledi; “BİAF Spor okulu olarak 2012-2013 sezonunun resmi açılışını yapmış bulunuyoruz. Okulumuzda Taekwondo, Kick Box, Muay Thai, Hapkido, Kung Fu ve MMA dediğimiz stiller mevcut. Şu anda sezonumuzu Hollanda’dan gelen misafirlerimiz olan Halit Kurt Hoca ve Avrupa Şampiyonu Tayfun Özcan’la beraber açmış bulunuyoruz. Geldikleri için kendilerine çok teşekkür ediyorum. Bizim misafirlerimiz oldular bugün. Şeref ve onur verdiler. Öğrencilerimizle beraber bu yılki programımızın periyotu şu şekilde oluşacak. Türkiye ve İspanya olmak üzere yurt dışında iki tane bölgeye gideceğiz. Türkiye’de kamp ve seminer tarzında bir program düşünüyoruz. Ankara ve Kayseri ayaklı. İspanya’da ise maça gideceğiz. Yani uluslararası Taekwondo şampiyonasına gitmeyi düşünüyoruz. Bu doğrultuda Ahmet Söyler, Abdurrahman Söyler, Enes Kızılırmak, Erdem Kızılırmak ve Ervin Nehat isimli genç arkadaşlarımız buralara götürmeyi planlıyoruz. Ailelerinden onayları aldık, gerekli işlemleri hemen başlatıp bir an evvel çocuklarımızın yurt dışı tecrübelerini artıracağız ve kendileri için çok önemli adım olacak. Ayrıca Spor Bakanı Emir Kır’a ve Schaerbeek Belediyesi Başkan Yardımcısı Sait Köse’ye desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz. Belediye Başkan Yardımcısı Sait Köse bize Rue Royale Saint Marie’deki yeni yapılan spor merkezinde haftada 쐽 iki gün bizlere seans yapma imkanı sağladı”.

EMİR KIR: “IRKÇILIĞI VE ŞİDDETİ STATLARIMIZIN İÇİNDE VE DIŞINDA GÖRMEK İSTEMİYORUZ” Uzakdoğu sporları alanında faaliyet gösteren BİAF Spor Okulu 2012-2013 sezonunu yaptığı programla resmen açtı. Avenue Rogier 29 numarada bulunan spor okulu, 2012-2013 sezonunun açılışını Hollanda’dan gelen Halit Kurt Hoca’nın ve Avrupa Şampiyonu Tayfun Özcan’ın katılımlarıyla gerçekleştirdi. Açılış programında, Başkan Oğuz Gençoğlu ve Halit Kurt çocuklarıyla birlikte gelen velilere birer kısa selamlama konuşması yaptılar. Konuşmanın ardından, Tayfun Özcan kısa bir Kick Box gösterisi yaptı. Gösterinin ardından ise uzun bir maratona tabi olacak öğrencilere moral vermek amacıyla hediyeler dağıtıldı. Sezon açılışıyla ilgili bir konuşma yapan Başkan Gençoğlu konuşmasında şunları söyledi; “BİAF Spor okulu olarak 2012-2013 sezonunun resmi açılışını yapmış bulunuyoruz. Okulumuzda Taekwondo, Kick Box, Muay Thai, Hapkido, Kung Fu ve MMA dediğimiz stiller mevcut. Şu anda sezonumuzu Hollanda’dan gelen misafirlerimiz olan Halit Kurt Hoca ve Avrupa Şampiyonu Tayfun Özcan’la beraber açmış bulunuyoruz. Geldikleri için kendilerine

15

çok teşekkür ediyorum. Bizim misafirlerimiz oldular bugün. Şeref ve onur verdiler. Öğrencilerimizle beraber bu yılki programımızın periyotu şu şekilde oluşacak. Türkiye ve İspanya olmak üzere yurt dışında iki tane bölgeye gideceğiz. Türkiye’de kamp ve seminer tarzında bir program düşünüyoruz. Ankara ve Kayseri ayaklı. İspanya’da ise maça gideceğiz. Yani uluslararası Taekwondo şampiyonasına gitmeyi düşünüyoruz. Bu doğrultuda Ahmet Söyler, Abdurrahman Söyler, Enes Kızılırmak, Erdem Kızılırmak ve Ervin Nehat isimli genç arkadaşlarımız buralara götürmeyi planlıyoruz. Ailelerinden onayları aldık, gerekli işlemleri hemen başlatıp bir an evvel çocuklarımızın yurt dışı tecrübelerini artıracağız ve kendileri için çok önemli adım olacak. Ayrıca Spor Bakanı Emir Kır’a ve Schaerbeek Belediyesi Başkan Yardımcısı Sait Köse’ye desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz. Belediye Başkan Yardımcısı Sait Köse bize Rue Royale Saint Marie’deki yeni yapılan spor merkezinde haftada iki gün bizlere seans yapma imkanı sağladı”.

www.yenivatan.be

15


ARKA SAYFA

MUSTAFA ALPEREN ÖZDEMİR’LE BİR GÜN / SELİM ÖZTÜRK

Adayların nasıl hazırlandıkları, neler yaptıkları, haftalarca süren kampanyanın nasıl organize edildiği dışarıdan bakılınca pek anlaşılmıyor. Yeni Vatan olarak “Bir adayla bir gün” haberiyle sis bulutlarını az da olsa dağıtmayı hedefliyoruz. “Bir adayla bir gün” haberi çerçevesinde, 14 Ekim 2012 yerel seçimlerinde St Joss belediyesinde, CHD Partisi’nin adayı Mustafa Alperen Özdemir’le 27 Eylül günü bir araya geldim. Mustafa’yla sabah erken saatlerde buluşup sabah kahvaltısı yaptıktan sonra güne başlıyoruz. Kahvaltı yerinden evine doğru yol alırken, günün programı konusunda beni bilgilendiriyor. Kaldığı yere vardığımızda, bürosunun girişinde, yerlerde asılmak üzere afişlerin durduğunu görüyorum. Öğleden önce asılacaklarını söylüyor. Hazırlamakta olduğu ve iki dilde yayımlanacak olan seçim broşürü üzerinde son retuşlarını yapmak üzer bilgisayarının başına geçiyor. Mustafa son retuşları yapaken, ben de masası ve etrafta duran kitaplara bakıyorum. Siyaset bilimci (U.L.B’den mezun) olması kitap tercihlerine de yansıdığını düşünüyorum. Ağırlıkta siyasete ilişkin kitaplar bulunuyor. Onun dışında tarih ve tasavvufla alakalı kitaplar var. Eski bir kitapçıdan aldığı St Joss belediyesi tarihinin anlatıldığı kitabı gösteriyor. Belediyenin yüz yılları aşan bir tarihi olduğunu öğreniyorum. “Siyasette referans kaynağım bu” diyerek “Kutadgu Bilig” (Yusuf Has Hacip) isimli kitabı uzatırken ayrı bir tebessüm beliyor yüzünde. Sosyal medyada ara sıra kitaptan bölümler paylaştığını da ekliyor. Kitapta en çok beğendiği bölümlerden birini soruyorum. Gösterdiklerini tek tek not ediyorum: “Bütün işlerinde doğruluk göster. Halka kanunu doğru ve dürüst uygulamalısın ki, kıyamet günü sevinenlerden olasın. Sen halkını kötülüklerden, belâdan, zulümden koru. İyilik yap; elinle, dilinle onların sevindir. Sağlığında iyi ol, kendine iyi dedir. Yöneticisi iyi olan ülkenin halkı da iyi olur. Malınla ve paranla hayır yap. Yedir, içir, giydir. Cömert ol, cömerdin adı ebedî kalıcılardandır. Göç yükünü önceden gönder.” Bu arada Mustafa broşür çalışmasını tamamlıyor, öğleden önce asılacak afişleri aldıktan sonra güne başlamadan her sabah gazetelerde gündem taraması yaptığını söylüyor ve beni kaldığı dairenin karşısında ki kafede bir kahve içmeye davet

16

ediyor. Yanında getirdiği gazetelerin özellikle Belçika ve Brüksel’e ilişkin bölümlerini okuyor. Seçimlere giden Belçika’da siyasi partiler ve adaylarala alakalı onlarca haber okumak mümkün. Bir yanda aktüaliteyi tararken, diğer yanda gelen telefonlara ve mesajlara cevap veriyor. Gündem taramasının ardından St Joss sokaklarında bir yürüyüşe davet ediyor. Beraberinde getirdiği afişleri asmak üzere adım adım ilerliyoruz. Afiş asma işi iki bölümde gerçekleşiyor. Önce mekan sahibine aday kendini tanıtıyor, adaylığı konusunda bilgiler veriyor ve ancak ikici bölümde afişini asmak için izin istiyor. Gün boyu astığı afişlerden el alışkanlığı kazandığını gözlemliyorum. Kampanya döneminde, bir aday için zaman çok önemli, her bir anı doğru değerlendirmek gerekiyor. Bu ziyaretlerimiz içinde bir tanesi var ki anlatmadan geçemiyeceğim. Bir kafede bizleri Silistreli Huriye Hanım karşılıyor. Mustafa afişini

asarken, Huriye Hanım Bulgaristanlı Türkler olarak çektikleri sıkıntıları anlatmaya başlıyor. Bunların içinde en önemlisinin “cenazeler meselesi” olduğunu söylüyor. Kendi içlerinde bir şekilde toparladıkalrı yardımlarla yardımcı olmaya çalıştıklarını ifade ediyor; ancak bunun zorlukları olduğunu da hatırlatıyor. Hangi şartlarda cenazelerini gönderdiklerini ve sağlık sigortası olmayanların hastanalerde yaşadıkları zorlukları anlatırken gözleri doluyor. Afişleri astıktan sonra, hazırlamakta olduğu broşür için matbaayla görüşmeye gidiyoruz. Yol boyunca seçmenlerin elini sıkıyor, kendini tanıyor, kartını vertiyor, soruları cevaplıyor. Sorular ağırlıklı olarak sosyal ve ekonomik içerikli. Mustafa’nın üniversite yıllarından bu yana üzerinde durduğunu ifade ettiği “gençler” konuşmalarımızda da sık sık gündeme geliyor. Gençlerin kendi kaderlerine terk edildiklerini ve bunun kabul edilemez olduğunu söylüyor. Programın öğleden sonra ki bölümü için başlattıkları yeni bir seçmene ulaşma yöntemi konusunda beni bilgilendiriyor. St Joss’un CDH adaylarının gruplara bölündüklerini ve kapı kapı gezip programlarını anlattıklarını söylüyor. Mustafa, CDH liste başı Eric Jasin, Sabahat Mazıbaş Urfalı ve diğer üç adayla birlikte bu çalışmaya katılıyor. Matbaadan çıktıktan sonra benden bir kaç dakikalığına izin isteyip öğle namazını kılmak için camii’ye gidiyor. Vakit namazlarını kaçırmamaya büyük özen gösteriyor. Cemaatlerin de sorunları olduğunu ve kulak vermenin gerekli olduğunu ifade ediyor. Camii’de namazını kıldıktan sonra

www.yenivatan.be

grup arkadaşlarını ulaşmak için otobüse biniyoruz. Yolculuğumuz sırasında öğrenim konusunu konuşmaya devam ediyoruz. St Joss’ta yaşanan işsizliğin de bununla bağlantılı olduğunu söylüyor. Eğitimden sorumlu encümenin altı yıl içinde çalışmlara yeterli düzeyde katılmadığını da ekliyor. Öğrenim kalitesinin artırılması gerektiğini ısrarla vurguluyor. “Gençlerin ufuklarını genişletmek lazım, “çöp işi” rol model gösteriliyor, bunun değişmesi gerek” diyor. Place St Joss’a ulaştığımızda arkadaşlarının olduğu sokağa hızlı adımlarla ilerliyoruz. Rue Breamt’ta, üste ifade ettiğim isimlerle el sıkıştıktan sonra Eric Jassin ile bu yeni uygulama hakkında bilgi alıyorum. Kapı kapı gezme işinin çok uzun zamanlar önce terk edildiğini ve tekrar gündeme getirerek her bir eve mesajlarını ulaştırmayı hedeflediklerini söylüyor. Bu sayede ulaşılamayan seçmenlere de ulaşmış olacaklarını düşünüyorlar. Sokağın bir yanında bir grup, diğer yanında ikinci grup çalışmaya başlıyor. Bazen birini, bazende diğerinden takip etmeye çalışıyorum. Grupta görülen kaynaşma genel atmosfere de yansıyor. Genellikle gündeme gelen başlıklar sosyal evler, temizlik ve işsizlik. Akşam üstüne kadar süren bu çalışmanın ardından Mustafa’nın adaylarla akşam saat 19’da bir toplantıya katılacağını öğreniyorum. Haftada bir gerçekleştirilen bu toplantının amacı: çalışmalar hakkında fikir alış verişinde bulunma, genel prensipleri hatırlatma ve grup motivasyonunu artırma. Toplantı başkanlığını Eric Jassin yapıyor. Bu toplantıda, dillendirilenden geriye

“sosyal evler, temizlik ve işsizlik” sözcükleri beliriyor. Bir buçuk saat süren toplantının ardından Mustafa’yla Place Houwaert’ta doğru hareket ediyoruz. Yolda gördüğümüz çöp birikintilerine dikkatimi çekiyor. Bunun gibi çok farklı noktalarda hoş olmayan görüntüler görmek mümkün. Meydanda ki kahvehanlerin birinde soluklanıyoruz. Günün yoğunluğunun ardından, bu yoğun tempoda, stres atmak için ne yaptığını soruyorum. Spor yaptığını söylüyor. Hafta bir kaç dafa spora gidiyor. Krav-maga yapıyor. Laf spordan açıldı; ancak hızla daha farklı konulara yayıldı. Bu uzun ve yağmursuz günün ardından, yağmur bir anda bastırıyor. Mustafa babası gile bir kaç dakikalığına uğraması gerektiğini söylüyor ve evine davet ediyor. Babası Hasan Bey’le tanışıyorum. Çocuklarından söz ederken, yüzünde beliren mutluluğu anlatmam güç. Siyasetin ve bilginin önemi üzerine vurgular yapıyor. Hasan Bey, gitmeye hazırlanırken, akşam yemeğine kalmamızı teklif ediyor. Yaptıkları nazik teklifi kabul ediyorum. Yemekten önce, Mustafa’nın annesi Güler Hanım, ablası Mahinur Hanım ve eşi Rahmi Bey’le de tanışıyorum. Hep birlikte yemeği yedikten sonra izin isteyip ayrılıyoruz. Mustafa tren istasyonuna kadar beni uğurluyor. Dönüş yolunda, trende, notlarımı tekrar okurken, CDH’nın St Josse adayı Mustafa Alperen Özdemir’le geçirdiğim bir günün yoğunluğunu, konuşulanlarını, gençlerini, St Josse’u ve sorunlarını düşünüyorum.

16


YenivatanGazetesi Eylül2012