Issuu on Google+

MAO‹ST PART‹: ‘MÜCADELE BAYRA⁄INI YÜKSELTEL‹M’ SAYFA 4-8

15 Günlük Siyasi Gazete

Y›l: 6

Say›: 128

• 1-16 Mart 2008 • Fiyat›: 1 YTL

e-mail:devrimcidemokras@superonline.com

DHP ve DKH, EMEKÇ‹ KADINLARI B‹RL‹K VE MÜCADELE GÜNÜ OLAN 8 MART’TA ALANLARA ÇA⁄IRIYOR Emekçi kad›n›n birlik, dayan›flma ve özellikle de mücadele günü olan 8 Mart dolay›s›yla bütün emekçi kad›nlar›: cinsel kimliklerinden dolay› maruz kald›klar› her tür ayr›mc›l›¤a, bask›ya, horlanmaya, gerici savafllar içerisinde kölelefltirilmeye, kimliksizlefltirilmeye, iradesizlefltirilmeye, kifliliksizlefltirilmeye, mal ve meta olarak kullan›lmaya, ev kölesi olmaya, cinsel köle olarak

KADINLAR 8 MART’a HAZIRLANIYOR KADIN

Röportaj SAYFA 7 Nazan fiirin (Demokratik Kad›n Hareketi): Kad›n özgülünde yaflanan sorunlar çeflitli olmakla birlikte, her sorun, kad›n›n ikinci cins olarak görülmesinden kaynakl› çok daha derin ve köklü bir hale geliyor. Son dönemlerde en fazla ön plana ç›kan geliflme, emperyalist sald›r›lar sonucu olan savafl ve iflgal koflullar›nda kad›nlar›n üzerinde daha da yo¤unlaflan ve ülkemizde de s›n›r içi ve s›n›r d›fl› operasyonlar ve yükselen ›rkç›-floven sald›r›larla Kürt ulusuna ve özelde de Kürt kad›nlar›na yönelik bask› ve fliddet olmaktad›r. Tüm bu geliflmelerin arkas›na gizlenmeye çal›fl›lan, eme¤imize yönelik hak gasplar› ve mevcut yasalar/yasa tasar›lar›, 'eflitsizlere eflit uygulamalar›' içerdi¤i için kad›n üzerinde çok daha derin hak gasplar›n› hedefliyor. Bu nedenle biz kad›nlar için, daha fazla eve hapsolmay› ve daha fazla köleleflmeyi beraberinde getiriyor. Özellikle kad›n sorununun daha derin yafland›¤› semtlerde/yerellerde çal›flmalar›m›za yo¤unlaflt›k. ‹flçi, emekçi ve ev kad›nlar› ile buluflarak, kendi yaflam alanlar›nda derinleflen sorunlar› tart›flarak, onlarla birlikte mücadele yürütmemiz gereken noktalar› ve atmam›z gereken somut ad›mlar›, faaliyetleri belirledik. Her bir yereldeki kad›n›n, kendi özgün alan›nda yaflad›¤› sorunlar›, ortakl›klar›n› paylafl›yor ve bu sorunlara karfl› süreklili¤i olan, tüm seneye yay›lmas› gereken çözüm projelerini ve faaliyetleri birlikte belirliyoruz. Bu çal›flmalar ayn› zamanda bizim 8 Mart çal›flmam›z olmakta ve 8 Mart’›n gündemlerini de belirlemeye ve somutlamaya hizmet etmektedir. 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü yaklafl›rken özellikle yerellerde Sosyal Güvenlik ile ilgili olarak çal›flmalar›m›z› yo¤unlaflt›rd›k.

pazarlanmaya ve iflsizlik ordusunun en çok ezilen, sömürülen kesimi olma kaderine karfl› ç›karak, kad›n olmaktan kaynakl› yaflad›¤› tüm bu sorunlara karfl›, kad›n›n ortak ve özgün mücadele hareketi olan Demokratik Kad›n Hareketi saflar›nda alanlara ç›kmaya, cinsel, ulusal ve s›n›fsal bask›lara karfl› gücümüzü ve günümüzü birlikte örgütlemeye ça¤›r›yoruz.

M‹T‹NG ALANLARI VE TOPLANMA YERLER‹ ‹stanbul: 9 mart, Pazar, Kad›köy; toplanma yeri ve saati; TepeNautilus önü, 14:00 Ankara: 8 mart, C.tesi, Abdi ‹pekçi Park›; toplanma yeri ve saati; Sakarya Cad, 12:30 ‹zmir: 8 mart, Sümerbank önü; top. yeri ve saati; Eski Esot ‹flhan› önü, 14:00 Dersim: 8 mart, Cumartesi, K›flla Meydan› Adana: 8 mart, Metropol miting alan›; Devlet Hastanesi önü, 10:00

Devlet inkar ve imha siyasetini sürdürüyor Devlet, ezilen halklar›m›z üzerindeki sömürü ve zor sopas›n› eksik etmiyor. Emperyalist haydutlar ise, kendilerinin tafleronu olan Türk devletinin bu uygulamalar›na destek beyanlar›nda bulunuyor. ‹çine düfltü¤ü krizi aflmak için dünyan›n her bir noktas›na göz diken ve ele geçirmenin planlar› içerisinde olan emperyalist güçler, bu ba¤lamda bir yandan Ortado¤u’da halklara kan ve ölüm

kusmaya devam ederken, öte yandan bölgedeki tafleronlar›na da benzer katliamlar için izin ve destek veriyorlar. Ç›karlar› do¤rultusunda dün “Kürt sorununun çözümü” konusunda “askeri seçenekler d›fl›nda di¤er seçenekler kullan›ls›n” diyen ABD ve AB’li emperyalistler, bir hafta boyunca Güney Kürdistan’daki PKK güçlerine yönelik TC’nin imha harekat›na izin verdikleri gibi,

GÜNCEL PKK, Güney Kürdistan ve emperyalizmin himayesi SAYFA 3

desteklediklerini de beyan etmekten kaç›nmad›lar. Efendilerinin deste¤i ile s›n›rlar›n› aflarak operasyonlara giriflen devlet, ülke s›n›rlar› içerisinde de ayn› h›zla ezilen yoksul halklar›m›za dönük ekonomik, sosyal ve siyasal operasyonlar›n› aral›ks›z sürdürüyor. D›flar›da ölüm mangalar› ile sürek av› bafllatanlar, içeride iflçi-emekçilerin kanlar› ile ceplerini flifliriyorlar. Davutpafla’da

IIIIIIII

DÜNYA Emperyalizmin gölgesinde Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤› SAYFA 10

‘Çözüm paketi’nden savafl ilan› ç›kt› 

Türk devlet sisteminin haks›z savafl karargah› ve icra merkezi Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplant›s›ndan Kürt ulusuna savafl ilan› ç›kt›. Böylece AKP hükümetinin Kürt sorunu ile ilgili olarak yaygara etti¤i "çözüm paketi"nin imha ve inkara dayal› siyasetin üzerine bina edildi¤i bir kez daha ortaya ç›kt›. AKP hükümeti, 80 küsur y›ld›r sürdürülen resmi politikay› derinlefltirerek sürdürdü¤ünü ispatlad›. 21 flubat tarihinde yap›lan MGK toplant›s›ndan, ABD emperyalizminin de s›kl›kla telkin etti¤i üzere Güney Kürdistan'daki bölgesel Kürt yönetimi ile resmi düzeyde tema-

Ölümlerin artt›¤› tersanelerden ‘b›çak kemi¤e dayand›, art›k yeter’ sesleri yükseliyor

Tersaneler ölüme davetiye ç›kart›yor

EMEK Tersane iflçileri ölümlere dur dedi

SAYFA 15

‹flçilerin her an ölümle iç içe çal›flt›klar›, yaralanmalar›n ve ölümlerin h›z›n› kesmedi¤i tersanelerde sorumlular ifl cinayetlerinden bir flekilde kendilerini kurtarmaya çal›fl›rken, tersane iflçileri “b›çak kemi¤e dayand›, art›k yeter” sloganlar›yla alanlara dökülüyor. Gemi inflas›nda Avrupa’da önemli bir yere sahip olan ülkemiz, tersane sahipleri alanla ilgili gövde gösterisi yaparken, yükseliflin temelini; ucuz ifl gücü, sa¤l›ks›z çal›flma koflullar›, iflçi ölümleri, yaralanmalar, sigortas›zl›k gibi daha birçok sorun oluflturuyor.

ABD seçimleri: Kazananlar ve hiç kaybetmeyenler ABD yeni bir seçim sürecinin içerisine girmifl durumda. Ocak ay›nda bafllayan bu ortaoyunu, 4 kas›mda sona erecek. Talana, iflgallere, katliamlara, sömürüye, adaletsizli¤e dayal› dünya sisteminin merkezi olmas›ndan ötürü bu ülkede yaflanan her türlü ekonomik ve politik geliflme dünya

ülkelerini de do¤rudan etkilemektedir. Bundan dolay› da ABD’deki baflkanl›k seçimleri uluslararas› güçler taraf›ndan dikkatle izlenmektedir. Bu seçim oyununu herkes kendi durdu¤u yerden, kendi ç›karlar›na uygun bir flekilde ele almaktad›r. Ne var ki, bu konu bas›nda genel bütünlü¤ünden kopart›larak Demokrat Parti ile Cumhuriyetçi Parti aras›ndaki “demokrasi” ya-

Hapishanede ‘güvenlik’, silahl› gardiyanlara devredilecek Adalet Bakanl›¤›'n›n haz›rlad›¤› yeni tasar› ile hapishanelerin tüm güvenlik sorumlulu¤u Adalet Bakanl›¤›'na ba¤l› personele devredilecek ve gardiyanlar silahland›r›lacak. Böylece hapishanelerin iç güvenli¤inden sorumlu olan gardiyanlar, bundan böyle hapishane d›fl› güvenlikten sorumlu olan jandarman›n da görevini devralacak. Ceza ‹nfaz Kurumlar› D›fl

GÜNCEL G

ölen 23 iflçinin can› üzerinden prim yapanlar, Tuzla’da oldu¤u gibi iflçilerin kendilerine yaratt›klar› kar cennetlerinde, iflçilere cehennemi reva görmektedirler. GSS ile iflçi, emekçilerin sosyal güvenlik haklar›n› ellerinden almak isteyenler, iflçi ölümlerine yol açan nedenleri görmezden gelerek sorumlu olarak iflçileri göstermekten imtina etmiyorlar.

r›fl› olarak gösterilmekte, böylece bu seçimlerin perde arkas›nda yatan gerçekler has›r alt› edilmektedir. ABD seçimlerini ve bu seçimlerin dünya ülkeleri üzerinde yarataca¤› etkileri öngörebilmenin yolu, seçimlerde vitrin arkas›nda yar›flan güçler ile ABD’nin mevcut politik-ekonomik durumunu en az›ndan genel hatlar› ile ele almak kaç›n›lmazd›r. SAYFA 11

sa geçilmesi, Irak ile iliflkilerin art›r›lmas› ve güney ile kuzey aras›ndaki bölgede bulunan PKK denetimindeki alanlara yönelik kara operasyonu gerçeklefltirilmesi karar› ç›kt›. MGK toplant›s› ile birlikte, uzun zamand›r Güney Kürdistan s›n›r›na y›¤›nak yapan ve hava sald›r›lar›yla zaten s›n›r ötesi operasyonu bafllatm›fl olan Türk ordusu, Güney Kürdistan s›n›rlar›ndan içeri girdi. Türk ordusunun s›n›rdan Güney Kürdistan içlerine do¤ru ilerlemesi ile birlikte HPG (Halk Savunma Güçleri) gerillalar› ile Türk ordusu aras›nda fliddetli çat›flmalar meydana geldi. SAYFA 4

Sat›lm›fl bir devletin sözde ba¤›ms›zl›¤› 

“Ne banka b›rakaca¤›z, ne fabrika ne de iflletme. Liman da b›rakmayaca¤›z. Hepsini sataca¤›z” diyerek yola koyulan AKP hükümeti, 1980’li y›llardan devrald›¤› özellefltirme hamlesi ile ülkemizi emperyalistlere satma misyonunu büyük bir baflar› ile yerine getiriyor. AKP hükümeti, “Kar edeni de, zarar edeni de” “babalar gibi” satarken, uluslararas› tekellerin ülkemizdeki “milli” boyal› piyonlar›, üç maymunu oynaman›n ötesine geçemiyorlar. Hakk›n› savunan iflçiye, köylüye, emekçilere, gençlere, iflsizlere, kad›nlara, Kürt’e, Ermeni’ye, Laz’a, Çerkez’e “va-

tan elden gidiyor” yaygaras› kopartarak “vatan aflk›yla”, “Allah Allah” nidalar›yla sald›ran “vatanc›, milletçi, Sakaryac›”lar, AKP’nin ülkemizi kar›fl kar›fl emperyalistlere satmas›na alk›fl tutuyorlar. ABD baflta olmak üzere çeflitli emperyalist güçlerin kuca¤›nda yetiflmifl olan bu k›ymeti kendinden menkul vatansatarlar›n, tersi bir tutum sergilemelerini beklemek de do¤rusu hayalperestlik olacakt›r. Zira özellefltirme sürecinin bafllat›ld›¤› 1980’li y›llar›n bafllar›, vatan› “korumak”la mesul oldu¤u iddia edilen ordunun yönetimde oldu¤u y›llard›r. SAYFA 13

4. Demokratik Haklar Kültür ve Sanat fienli¤i Yap›ld›

Güvenlik Hizmetleri Kanun Tasar›s› ile geçilmesi planlanan yeni düzenlemenin 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren uygulanmas› isteniyor. Bu konudaki ilk yasal düzenleme 1937 y›l›nda yap›lm›fl ve bu tarihte hapishanelerin d›fl güvenli¤ini sa¤lama görevi jandarmaya, Adalet Bakanl›¤› gerekli teflkilat› kuruncaya kadar geçici olarak verilmifl. SAYFA 2

‘Vak›flar Kanunu’ ile az›nl›klara milli bask› devam ediyor

SAYFA 14 Çiçek Açs›n Kültür Merkezi’nin her y›l düzenledi¤i ‘Demokratik Haklar Kültür ve Sanat fienli¤i’ 24 flubat günü yap›ld›

SAYFA 16


2

1-16 Mart 2008

GÜNCEL

Hapishanelerin “güvenli¤i” art›r›l›yor

Devrimci Demokrasi’den Bir kez daha düzenli bir ordunun gerilla savafl› karfl›s›nda düfltü¤ü acizli¤e tan›kl›k ettik, Kürdistan'›n asi da¤lar› bunu bir kez daha gösterdi bize. Türk ordusu y›llarca sürdürdü¤ü haks›z savaflta kaç kere bu duruma düfltüyse de her seferinde kendini fliflirip duruyordu; flimdi yeniden, s›rt›n› da¤lara vermifl, gücünü halktan alan gerilla karfl›s›nda nas›l bir acizlik içerisinde oldu¤unu gözlerimizin önüne serdi. Emperyalist ülkelerden temin etti¤i silahlar›, helikopterleri, tanklar›, üstün silahlarla donat›lm›fl seçkin birlikleri... insan›n savafltaki bilinçli dinamik rolü karfl›s›nda bir kez daha iflas etti bunlar. ABD'nin 'anl›k istihbarat' deste¤i ile birlikte gerillan›n üzerine sürülen çok övündükleri seçkin birlikleri de, arazi yap›s›n› dahi bilmedikleri Güney Kürdistan topraklar›nda zaman zaman kayboldu ve gerilla taraf›ndan av olmaktan kurtulamad›. So¤uk havaya, karl› araziye ra¤men, do¤a flartlar›na kendisini adapte etmifl olan gerillalar, büyük bir direnifl sergilediler. Türk devletinin bu s›n›r ötesi kara harekat› da daha öncekiler gibi hezimetle sonuçland›. Bu hezimeti gölgelemek isteyen Türk devle-

A

dalet Bakanl›¤›'n›n haz›rlad›¤›

ve nakillerde ‹çiflleri Bakanl›¤›'na ba¤l›

yeni tasar› ile hapishanelerin

Jandarma Genel Komutanl›¤›'n›n sürdür-

tüm güvenlik sorumlulu¤u

dü¤ü görevler, silahland›r›lmas› planla-

Adalet Bakanl›¤›'na ba¤l› personele dev-

nan 6 bin gardiyana devredilecek.

redilecek ve gardiyanlar silahland›r›la-

Yasa tasar›s›nda, “Gardiyanlar, d›fl

cak. Böylece hapishanelerin iç güvenli-

güvenli¤i sa¤larken ve sevkler s›ras›nda

¤inden sorumlu olan gardiyanlar, bun-

silahl› olacak, ancak bir olay ç›kmad›kça

dan böyle hapishane d›fl› güvenlikten

cezaevine silahl› giremeyecekler”, “Gar-

sorumlu olan jandarman›n da görevini

diyanlar, asayifli bozan mahkûmlara kar-

devralacak.

fl› kesici, delici ve bereleyici silahlar da

Ceza ‹nfaz Kurumlar› D›fl Güvenlik

kullanabilecek” ifadeleri yer al›yor. Tasa-

Hizmetleri Kanun Tasar›s› ile geçilmesi

r›da ayr›ca tutsaklar›n direnifl, firar, ayak-

planlanan yeni düzenlemenin 1 Ocak

lanma, aktif veya pasif direnifl göstermesi

2009 tarihinden itibaren uygulanmas› is-

halinde silahland›r›lacak gardiyanlar›n

teniyor. Bu konudaki ilk yasal düzenleme

uyar›ya gerek kalmadan da zor kullanabi-

1937 y›l›nda yap›lm›fl ve bu tarihte jan-

lece¤i yer al›yor. Firara teflebbüs eden

darmaya hapishanelerin d›fl güvenli¤ini

tutsaklara hiçbir uyar› olmadan do¤ru-

sa¤lama görevi Adalet Bakanl›¤›'n› gerek-

dan atefl edilebilecek. Bunun siyasi tut-

li teflkilat› kuruncaya kadar geçici olarak

saklara karfl› uygulanaca¤›n›n alt›n›n

verilmifl. Ancak 1983'te ç›kart›lan yasay-

özellikle çizilmesi, tasar›n›n neyi amaçla-

la bu durum kal›c› hale getirilmifl. Adalet

d›¤›n› ortaya koydu¤u gibi, tecrit ve bask›

Bakanl›¤›'n›n flimdi yapmak istedi¤i dü-

alt›ndaki F Tipi hapishanelerdeki bask›la-

zenlemeyle birlikte d›fl güvenlik ile sevk

r› daha da art›rmas› öngörülüyor.

ti, sanki bir devlete savafl açm›fl gibi, baz› sabit hedefle-

Nezarette elleri kelepçeli tutulan siyasi tutsaklara adlileri sald›rtt›lar ‹STANBUL- Devletin hapishanelerdeki devrimci tutsaklara yönelik sald›r›lar›na bir yenisi daha eklendi. Tekirda¤ 1 No'lu F Tipi Hapishanesi’nden ve Kand›ra 2 No'lu F Tipi Hapishanesi’nden, Befliktafl'taki A¤›r Ceza Mahkemesi’ne getirilen Fehmi Kahraman, Haydar Bayar ve Cengiz Kara adl› siyasi tutsaklar adliye nezarethanesinde yaklafl›k 10-15 kifli olan adli tutuklunun sald›r›s›na u¤rad›. Elleri kelepçeli olan siyasi tutsaklar, adliye nezaretinde beklerlerken, kelepçesiz olarak getirilen ve say›lar› 10 ila 15'i bulan adli tutuklunun sald›r›s›na maruz kald›lar. Devrimci, demokratlar› susturmak için d›flar›da linçler örgütleyen devletin kolluk güçleri, hapishanelerde tecrit alt›nda tutulan siyasi tutsaklara da ayn› yöntemi uyguluyor. Siyasi tutsaklar›n elleri kelepçeli olmas›na ra¤men, adli tutuklulara neden kelepçe tak›lmad›¤› ve bu halde neden siyasi tutsaklar›n yan›na konulduklar› gayet aç›k. Benzer bir olay temmuz 2006 tarihinde yine ayn› adliyenin nezaretinde gerçekleflmiflti. Nezarette tutulan ve elleri kelepçeli olan 3 PKK'li tutsa¤›n yan›na elleri kelepçelenmemifl olarak getirilen adli tutuklular PKK'lilere sald›rt›lm›flt›. Bu duruma askerlerin bilinçli olarak yol açt›klar› biliniyor. Geçti¤imiz y›l ekim ay›nda da Gebze M Tipi Hapishanesi'nde, idarenin k›flk›rtt›¤› adli tutuklular yine siyasi tutsaklara sald›rmaya çal›flm›flt›.

rin imha edilmesiyle övünüyor. Türk devleti, ordusunun içinde bulundu¤u bu durumu gizleyebilmek için s›n›r içinde de büyük bir psikolojik harekat savafl› sürdürdü, sürdürüyor. Kürt ulusal hareketinin sesini bo¤mak için, gerçek durumun halka ulaflt›r›lmas›n› engellemek için, Kürt medyas› üzerinde aylard›r yo¤un bir bask› uygulan›yor. Burjuva medya ise, çarp›tarak sundu¤u geliflmelerle bilinçleri kirletmeyi sürdürüyor. Buna ra¤men internet yoluyla, ya da Roj Tv arac›l›¤›yla duyurulan geliflmeler, Türk devletinin bu psikolojik harekat›n› da yerle bir etmeye yetti. Bunun karfl›s›nda panikleyen Türk Genelkurmay›, "bu haberlere itibar etmeyin" diye aç›klamalar yapsa da, operasyonla birlikte gelen cenazeler, düflen helikopter, itibar edilecek aç›klamaya do¤al olarak yönlendiriyor bilinçleri. Psikolojik harekatla ilgili olarak yak›n zaman önce Genelkurmay Baflkan› Büyükan›t'›n a¤z›ndan flu sözleri duymufltuk; "itiraf etmeliyim ki, PKK bizden çok daha iyi psikolojik harekat yürütüyor". fiimdiki kara harekat› için de Cumhurbaflkan› Gül flunlar› söylüyor; "Nitekim direniyor (PKK), çetin bir mücadele veriliyor". Bunlar devletin resmi a¤›zlar›n›n itiraflar›. Burjuva medyan›n büyük çabas›na ra¤men engelleyemedi¤i psikolojik üstünlük, hakl› bir davan›n mücadelesini yürütenin oluyor

Katliam› protesto ettikleri için hapishanede tutuluyorlar

hakl› olarak. Gerilla savafl› gibi do¤al bir üstünlü¤ü bulunan yöntemle bugünlere gelen Kürt ulusal hareketinin, ö¤retici

ANKARA- Dersim'de katledilen 17'ler için, geçti¤imiz Haziran ay›nda yap›lan bas›n aç›klamas›na kat›ld›ktan sonra polis taraf›ndan gözalt›na al›n›p tutuklanan Ankara Demokratik Haklar Derne¤i (DHD) üyelerinden Nurten Karatafl ve U¤ur Yefliltepe, 13 flubatta ç›kar›ld›klar› mahkemede serbest b›rak›l›rken, Kaz›m Do¤an ve Cemgil Demir'in tutukluluk hallerinin devam›na karar verildi. Demokratik Haklar Derne¤i çal›flanlar›n›n da aralar›nda bulundu¤u 7 kifli, Yüksel Caddesi'nde 17 Haziran 2007 tarihinde yap›lan bas›n aç›klamas›na kat›ld›klar› gerekçesiyle tutuklanm›flt›. 13 fiubat 2008 tarihinde yap›lan ve Ankara 11. A¤›r Ceza Mahkemesi'nde görülen duruflmada DHD üyeleri U¤ur

Bakan fiahin iflkence seslerini duymuyor

Yefliltepe ve Nurten Karatafl tahliye edilirken, DHD eski Baflkan› Kaz›m Do¤an ve dernek üyesi Cemgil Demir'in "tutukluluk hallerinin devam›na" karar verildi.

reçte çok iyi sergilemifllerdir. Bir bas›n aç›klamas›n›n bile suç say›ld›¤› ve ikiyüzlü politikalar›n›n bugün itibariyle a盤a ç›kt›¤› ve bunun da baflörtüsü tart›flmalar›yla örtülmek istenmesi bofla de¤ildir” denildi. Aç›klamada, psikolo-

“Tutuklular serbest b›rak›ls›n” Ankara Demokratik Haklar Platformu (DHP), yapt›¤› yaz›l› aç›klamada Kaz›m Do¤an ve Cemgil Demir’in derhal serbest b›rak›lmas›n› istedi. Ülkemizde demokratik hak arama mücadelesinin devlet taraf›ndan vahfletle bast›r›ld›¤› kaydedilen aç›klamada, “Sözümona sivil anayasa tart›flmalar›yla çok kat›l›mc›, reformcu ve demokratik bir parlamento görüntüsü yaratarak, gerçek yüzlerini ilk alt› ayl›k sü-

jik bir savaflla demokratik kitle örgütleri

ret ve savafllar›na karfl›n çok pasif bir tutum sergilemek-

fl›ld›¤› kaydedilerek, “Hücre tipi yaflam

teler. Leyla Zana'n›n "Kürtlerin bugün üç önderi var" di-

topluma dayat›lmakta ve meflrulaflt›r›l-

yerek s›ralad›klar› isimler aras›nda bulunan Barzani ve

maktad›r” denildi. Aç›klamada son ola-

Talabani'nin, Kürt ulusuna karfl› giriflilen savafltaki tu-

rak tek seslili¤in sesinin bozulmas› için,

tumlar›na bakal›m. Barzani ve esasta da Talabani, Türk

Kaz›m Do¤an ve Cemgil Demir’in der-

devleti ile iflbirli¤i halinde, Amerikan emperyalizmine

hal serbest b›rak›lmas› istendi.

uflakl›k eden bir çizgi izliyorlar.

müfettifllerle görüflme talebimiz üzerine.

ama hepsini ihbar kabul edece¤im. Not ald›rd›m,

Tipi hücrelere getirildikten sonra tecrit ve tredman

“Adalet Bakan› olarak soruyorum; hangi hapishane-

politikalar› temelinde bütün haklar›m›z gasp edil-

de kime, kim taraf›ndan ve ne zaman iflkence yap›l-

di ve insanca yaflama olanaklar›m›z tamamen eli-

m›flt›r?" demiflti. DTP Amed milletvekili Ak›n Birdal

mizden al›nd›.

örnekleri s›ralay›nca Bakan fiahin, “bunlar› ihbar kabul ediyorum, gerekeni yapaca¤›z” demek zorunda kalm›flt›. 15 kas›m tarihinde yap›lan bu aç›klamalardan günümüze dek onlarca hapishanede iflkence olaylar› yafland›. Konuya iliflkin gazetemize mektup gönderen MKP davas› tutsa¤› Hakk› Alphan, Adalet Bakanl›¤›na bir dizi hat›rlatmalarda bulunarak, hapishanelerde nelerin yafland›¤›n› özetliyor.

Adalet Bakanl›¤›’na, Ankara

7 y›ld›r F Tipi hapishanelerde yaflanan hak gasplar›n›n, sald›r›lar›n, iflkencelerin, Adalet Bakanl›¤›’n›n ve devletin ilgili kurumlar›n›n bilgisi dahilinde yafland›¤› kesindir. Buna ra¤men dönem dönem devlet görevlileri, F Tipi dahil, hapishanelerde tecrit olmad›¤›n›, hiçbir s›k›nt›, sorun, iflkence yaflanma-

ortaya koysun, inceleyece¤im” demifltir.

Gazi Mah: Cem evi önü, saat: 12.30

E¤er Bakan ilk defa duydu¤unu belirtti¤i olaylar›n neler oldu¤unu ö¤renmek ve gere¤ini yapmak istiyorsa bu bilgilere – belgelere ulaflmas› çok kolayd›r. Sincan ve Ankara Cumhuriyet Baflsavc›l›klar›na

Alibeyköy: Cem evi önü ve Veysel Karani Cami önü, saat: 12.30

yazd›¤›m›z suç duyurusu dilekçelerinde, ailelerimizin, avukatlar›m›z›n TBMM ‹nsan Haklar› ‹zleme

Ba¤c›lar: Çiftlik Meydan›, saat: 12.30

Komisyonu’na yapt›¤› baflvurularda, Bakanl›¤a iletti¤i dosyalarda say›s›z bilgi ve belge bulunmaktad›r.

Okmeydan›: YÇKM önü, saat: 12.30

F tiplerinde yaflanan say›s›z fiziki sald›r›lar, iflkenceler d›fl›nda iflkenceye dönen uygulamalar, aileleri-

d›¤›n›, tutuklu ve hükümlülerin her türlü lükse sa-

mize, avukatlar›m›za ç›kart›lan zorluklar, yap›lan

hip olduklar›n›, buralar›n hapishaneden çok “ko-

eziyet, hak gasplar›, engellenen haberleflme hakk›-

nuk evi”ne benzedi¤ini dile getiren aç›klamalar yap-

m›z, talana dönüfltürülen aramalar, keyfi cezalar,

t›lar. Ve hala yap›yorlar. Bu temelde bir aç›klamay›

Konu: Adalet Bakan› M. Ali fiahin’in TBMM’de

da Adalet Bakan› M. Ali fiahin TBMM'de yapm›fl,

tedavilerimizle ilgili 7 y›l boyunca dilekçelerimizde

yapt›¤›, hapishanelerin gerçekli¤ine taban tabana

milletvekili Ak›n Birdal’›n örneklerle son dönemde

belirtilen örneklerin incelenmesi yeterlidir.

YURTDIfiI HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 3013710-9 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 1002 301000 1107308 Emlak Bankas› ‹st. Atatürk Bulvar› fiubesi: (FRF) 00235699

Dünya Emekçi Kad›nlar Günü için 9 Mart’ta otobüs kalk›fl yerleri

araflt›raca¤›m. Ayr›ca kimin benzer flikayeti varsa

sistemli biçimde engellenen savunma hakk›m›z ve

YURT‹Ç‹ HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 0094208-6 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 1002 30000 1153314

s›rt›n› Kürdistan da¤lar›na yaslayarak üstünlük elde et-

ufla¤› Türk devletinin Kürt ulusuna yönelik bütün haka-

lik yap›lmas›na iliflkin yasa tasar›s›n›n görüflülmesi

le getiren DTP Amed milletvekili Ak›n Birdal’a,

numlan›fl da çok önemli. Zira geçmiflte Saddam'a karfl›,

na al›narak etkisiz hale getirilmeye çal›-

belirtmesi üzerine “Bunlar› ilk defa duyuyorum,

katliam› sonras›nda siyasi tutsaklar iflkenceyle F

ra yaslamak yetmiyor. Emperyalizm karfl›s›ndaki ko-

gün s›rtlar›n› ABD emperyalizmine dayam›fl ve ABD'nin

baz› hapishanelerde yaflanan iflkenceleri, sald›r›lar›

keyfiyet ve zorbal›kla yönetilmektedir. 19 Aral›k

flar›s›n› sürdürmek isteyen bir hareket için, s›rt›n› da¤la-

larla, yalan ve demagojilerle bask› alt›-

yap›laca¤›” iddias›yla görevlendirece¤i söylenen

“külliyen reddetti¤ini" belirtmiflti. Ve bu sorunlar› di-

devletinin baflar›s›zl›¤›n› bir kez daha gördük. Ancak ba-

tiklerini her f›rsatta dile getiren Güneyli Kürt güçleri, bu-

z›t aç›klamalar›, gerçekler ve Bakandan “inceleme

F Tipi hapishaneler aç›ld›¤› günden bu yana

ABD emperyalizminin verdi¤i aktif deste¤e ra¤men, Türk

rulufllar›n eylemlerinin as›ls›z suçlama-

TBMM Genel Kurulu'nda Ceza ‹nfaz Kurumlar›

hanelerde sistematik iflkence yap›ld›¤› iddialar›n›

ve birikimi bulunuyor. Bunlar›n do¤al bir sonucu olarak,

ve muhalif tüm kiflilerin, kurum ve ku-

ve Tutukevleri ‹zleme Kurullar› Kanunu'nda de¤ifliks›ras›nda, Adalet Bakan› Mehmet Ali fiahin, hapis-

olmas› bak›m›ndan bugün oldukça önemli bir deneyimi

ABONE OL - ABONE BUL OKU - OKUT

Avc›lar: ‹nsa Lisesi önü, saat: 11.30 Sar›gazi: Anadolu Demokratik Haklar Derne¤i önü, saat: 12.30

Abonelik Süresi 6 AYLIK 1 YILLIK

Yurtiçi 12 YTL 24. YTL

Yurtd›fl› 35 EURO 70 EURO


GÜNDEM

1-16 Mart 2008

3

SINIF TAVRI ‹smail UÇAR

Yaklaflan 8 Mart ve de¤iflmeyen tutumlar

edilmeleri yönünde orta yolda buluflulmas› sa¤lanmaya çal›fl›lmaktad›r.

Devrimin ve karfl›-devrimin bileflenlerinin toplam› aç›s›ndan herkesin üzerinde “do¤ru” veya “yanl›fl” diyerek ortaklaflt›¤› temel yaklafl›mlar vard›r. Bunlar›n bir k›sm› ilkesel, bir k›sm› ise taktik meselelerdir. Ancak bizim co¤rafyam›zda bu temel meselelere yaklafl›m mu¤laklaflt›r›lm›fl tam bir kaos uluflmufltur. Bu özellikle uygulamalar› itibariyle hakim s›n›flar aç›s›ndan böyledir. Ancak bu sadece hakim s›n›flar›n irili ufakl› temsilcileriyle s›n›rl› de¤il. Bu durumu bugün devrim cephesinin kimi bileflenlerinde de yans›malar›n› görüyoruz. Örne¤in dost düflman ayr›m›, yanl›fl-do¤ru tart›flmas›nda bilimsel devrimci tutum, ortak ifl, mücadele ve eylem kültürü, meselelerde esas-tali ayr›m›, bütün bunlara iliflkin s›n›flar mücadelesinin tarihinde her kesimin ortak kabülü olan yaklafl›mlar... Bugün tüm bu meselelerde ortak kabullerimizi, en temel ilkelerimizi günlük ç›karlar u¤runa, “can›m›z isterse” yaklafl›m›yla bir yana itebiliyoruz ve toplamda bir acayip tutumlar manzumesi ortaya ç›k›yor. Ki bu sadece demokratik, devrimci kurum, hareketler aras›nda de¤il tek tek her kurum ve hareketlerin kendi içerisinde de giderek güçlenen bir sorun durumunda.

PKK oyaland›¤›n› farketti

Yaz›m›z›n bafll›¤›yla ba¤› çerçevesinde somut örneklerle devam etmek gerekirse:

PKK, Güney Kürdistan ve emperyalizmin himayesi Aral›k ay› boyunca PKK ile mücadele ad› alt›nda Güney Kürdistan’a sald›r› düzenleyen Türk devleti, aylar öncesine dayanan genifl ve nizami bir mutabakat do¤rultusunda bu kez kara iflgal harekat›n› 21 flubatta bafllatt›. Nas›l ve niçin yap›laca¤› zaten bilinen-beklenen bu harekat, ne Türk devleti ne Kürt bölgesel yönetimi, ne emperyalist ittifak ne de PKK için herhangi bir sürpriz oluflturmad›. Her ne kadar PKK ile mücadele ve akabinde Kürt sorununun “demokratik” çözüme kavuflturulmas› amac›yla bu harekat›n yap›ld›¤› söylense de iflgalin ne birincil olarak ne PKK ile mücadele, ne de “Kürt sorunun çözümü”yle bir alakas› söz konusu. “Çözüm” olarak görülen ise, bu haz›r-k›smen de avantajl› koflullarda Kürt ulusal hareketinin imha edilmesi ve daha önemlisi güneydeki oluflumun ve inisiyatifinin k›r›lmas› hedefini tafl›maktad›r. fiüphesiz ABD emperyalizminin Irak özelinde bölgede oluflturmak istedi¤i dengeler, uzun vadede ifllerini görecek bir güvenlik hatt› oluflturma plan›, enerji kaynaklar› üzerinden bir yap›lanmaya do¤ru gitmesi, geliflmelere yön vermektedir. Dolay›s›yla Türk devletinin gerçeklefltirdi¤i bu harekat ABD ve ‹ngiltere’nin Ortado¤u’yu flekillendirme stratejisinden ba¤›ms›z seyretmemektedir. ABD bugün için Ortado¤u’da kendisini rahat hissedebildi¤i ve nispeten müttefik sa¤lad›¤› yer olarak Irak ve özellikle Kürt bölgesel yönetimini görmektedir. Ne var ki uzun vadede s›rt›n› yaslayaca¤› alan olarak görmemektedir. Bu anlamda ‹srail ve onun gibi müttefikler, Ortado¤u’yu zapturapt alt›na almada son derce önem arz ediyor. ‹srail gibi güvenebilece¤i, ayn› zamanda her koflulda riayet gösterecek bir devlet, ABD’nin rahat nefes almas›n› sa¤layacakt›r. Elbette ki ABD bu sorunu ufla¤› Türk devletiyle çözmeye çal›flmaktad›r. Türk devletinin “bensiz bir Ortado¤u projesi mümkün olamaz” efelenmesi meseleyi ortaya koymaktad›r. ‹flte bu genifl mutabakat ad›m› aylar öncesine dayanmakla birlikte resmileflmesi 5 kas›m Erdo¤an-Bush görüflmesiyle olmufltu. Görüflmeyle birlikte çizilen senaryo bir bir uygulamaya geçmifltir. Öncelikle AKP ve ordu en az›ndan bu proje süresince uzlaflt›r›ld›. Böylece hakim s›n›flar›n temsilcileri klikler aras›ndaki çat›flman›n önüne geçilmifltir. Üniversite, anayasa, yarg›, türban gibi “hassas” meselelerde yap›lan revizyon karfl›s›nda ordunun tek bir kelime sarf etmemesi bu durumla ilintilidir. Zira Güney Kürdistan’da kendi insayitifiyle yap›lanacak veya ba¤›ms›zl›¤›n› oluflturacak bir yap›lanmaya müdahale edebilme, bir güç olarak orada konumlanma, hatta hak talep edip nemalanmaya çal›flmak flüphesiz ordu için oldukça cazip, ki ordu bugün tamam›yla buna kilitlenmifl görünüyor. ‹flgal ve imha harekat›n› yöneten generalin “Musul ve Kerkük bizim s›n›rlar›m›z içerisindedir” demesi hoyratça söylenmifl bir sözden daha fazla anlam tafl›maktad›r.

Yo¤un diplomasiyle taraflar “ikna” edildi Türk devletinin kara iflgal harekat›ndan önceki (ve 5 kas›ma kadarki) diplomasi trafi¤ine k›saca bakmak nas›l bir senaryonun sahnelenmeye çal›fl›ld›¤›n›n alg›lanabilmesi aç›s›ndan faydal› olacakt›r. Her fleyden önce 5 kas›mda sa¤lanan iflbirli¤i bugüne kadar çeflitli pazarl›klar ve tavizlerle beraber daha da gelifltirilmifltir. Bu mutabakat son zamanlarda ‹n-

giltere ve ‹srail’in kendilerini iyiden hissettirerek ifltirak etmesiyle geniflletilmifl oldu. ‹srail ile Türk devletinin yo¤un görüflme yapmalar› sa¤land› ve bunu baflta askeri olmak üzere çeflitli alanlarda anlaflma yapmalar› izledi. Öte yandan Türk devletinin sald›r›lar›na destek verildi, hatta bunun sahiplenildi¤i yönünde beyanlarda bulunuldu. Türk devletinin ‹srail, ‹ngiltere ve ABD’den PKK’ye karfl› düzenleyece¤i sald›r›larda askeri birliklerinin e¤itimi, silah, teknik donan›m, nokta istihbarat› gibi taleplerde bulundu¤u aç›ktan olmasa da belirtildi. Bunun yan›nda Barzani ve Talabani güçlerinin ikna edilerek Türk devletine yard›m etmesi ya da en az›ndan onu s›k›nt›ya sokacak herhangi bir giriflimde bulunmamas› talepler aras›nda yer ald›. Yine ayn› flekilde ‹srail’in Kürt bölgesel yönetimiyle s›k münasebeti, askeri ve enerji alanlar›ndaki anlaflmalar› gözlerden kaçmad›. ABD, ‹ngiltere ve Türk devletinin Ortado¤u’yu kapsayan bir diplomasi trafi¤i gerçekleflti, böylece Annapolis’le bafllat›lan Ortado¤u’yu gözden geçirme plan› bütünlefltirilmifl oldu. PKK koordinatörlü¤üne atanan Genelkurmay ‹kinci Baflkan› Ergin Saygun Ocak ay›nda ABD’nin PKK koordinatörü David Petraus’la görüfltü. Görüfltükten birkaç gün sonras›nda ABD’ye görüflmeye gitti. Ayn› günlerde Genelkurmay Baflkan› ‹ngiltere’ye gitti. Bunu takiben ABD’nin Genelkurmay ‹kinci Baflkan› James Carwright ile ABD Adalet Bakan› Michael Mukasey Ankara’ya görüflmelere geldi. Bunu, ‹srail’in eski Genelkurmay Baflkan›, flimdi ise Savunma Bakan› olan Ehud Barak’›n Ankara ziyareti izledi. Yine 28 flubatta ABD Savunma Bakan› Robert Gates’in, mart ay›nda ise ABD baflkan yard›mc›s› Dick Cheney’in Ankara ziyaretleri... Bu yo¤un trafi¤in çerçevesini ise Irak’›n durumu ve yap›land›r›lmas›, oradan Ortado¤u’nun flekillendirilmesi, ‹ran’a karfl› al›nacak önlemler vb oluflturuyor. ABD, ‹ngiltere, ‹srail ve TC aras›nda geçen bu yo¤un diplomasi trafi¤ine kuflkusuz G. Kürdistan’daki bölgesel yönetim de dahil edilmifltir. Ergin Saygun ABD’ye görüflmeye giderken bir yandan da ABD D›fliflleri Bakan› Condoleezza Rice KDP lideri Mesut Barzani ve hem YNK Baflkan› hem de Irak Devlet Baflkan› olan Celal Talabani ile görüflmeler gerçeklefltirdi. Hemen ard›ndan Türk devleti Kürt bölgesel yönetimiyle görüfl halinde oldu¤unu belirtti, Irak Cumhurbaflkan› s›fat›yla Talabani davet edildi. Davetten de anlafl›laca¤› üzere ortaklaflt›r›lan iflbirli¤inde ve uzun vadeli planda Talabani’nin büyük oranda uzlaflt›r›ld›¤›n› söylemek mümkün.

Türk devletine Güney Kürdistan vizesi Türk devletinin karadan gerçeklefltirdi¤i iflgal harekat› PKK ile mücadelenin ötesine geçmektedir. fiunu da belirmek gerekir ki TC’nin kara harekat› kendi inisiyatifiyle gerçekleflmemektedir. Kara harekat›n›n ertesi günü ABD ve AB’nin bu harekattan haberdar olduklar›n› ve bunu desteklediklerini ifade etmelerinden, s›k› pazarl›klar›n yap›ld›¤›n› ve bunun neticesinde iflgal için vizenin verildi¤ini anlamak mümkün. Türk devleti harekat sonras› aç›klamas›nda her ne kadar amaçlar›n›n iflgal olmad›¤›n›, iflleri bitti¤inde hemen geri döneceklerini belirtse de esas amaçlar›n› gizleyememekteler. Kuflkusuz ki Türk hakim s›n›flar› sadece PKK’den de¤il, esas›nda Gü-

ney Kürdistan’da ba¤›ms›zl›¤›n› ve yap›lanmas›n› sa¤layacak Kürtlerden ciddi bir rahats›zl›k duymaktad›r. Bölgeyi Kürtlerin inisiyatifine (Kürt Bölgesel Yönetimi ve buna ortak olabilecek PKK) b›rakmak istememektedir. Zira bu rahatl›¤›n kuzeydeki Kürtlere emsal oluflturabilece¤ini dolay›s›yla kendisine tehdit oluflturaca¤›n› çok iyi bilmektedir. Özellikle Musul ve Kerkük’ün -özellikle enerji kaynaklar› ba¤lam›nda- Kürt yönetiminin insiyatifine b›rak›lmas›na tahammül etmemektedir. Ayr›ca Kerkük petrollerinden Türk hakim s›n›flar›n›n nemalanmak istedi¤i, en az›ndan kendince böyle bir hesap yapt›¤› aflikar. Zira sermaye flürekas› bu hesapla bölgeye kanalize edilmifltir. Türk devleti ABD himayesinde G. Kürdistan’da konumland›r›lacakt›r. Bu TC’nin ifline de gelmiyor de¤il. Türk ordusunun iflgal harekat› sonras› mevcudiyeti geri çekilebilir, meselenin özü asl›nda bu de¤il. ‹flgal birliklerini çekmesi veya tart›fl›ld›¤› gibi harekat›n süresinin iki haftayla s›n›rland›r›lmas› TC’nin burada konumland›r›lmayaca¤› anlam›na gelmez. TC dozu ayarlanm›fl, denetlenebilir bir bölgesel Kürt yönetiminden rahats›zl›k duymamaktad›r. Keza rahats›z olmad›¤›n› birçok kez ifade etmifltir. Kendi denetimine emanet edilmifl bir Kürt yönetimi, gerek TC’nin siyasi-ekonomik ç›karlar› gerekse PKK ile mücadelede ve emperyalizmin himayesinde bölgede boy göstermesinde oldukça cazip görünüyor. Zira ABD Ortado¤u’yu zapturapt alt›na alacak uzun vadeli projesinde G. Kürdistan’› Türk devleti üzerinden denetlemek istemektedir, ona da güvenmektedir, bu güven için stratejik uflakl›k belgesini de imzalam›flt›r. Nihayetinde TC iflgal harekat›n› bu pazarl›klar çerçevesinde gelifltirirken, s›n›r›n bu taraf›nda oluflturdu¤u tampon bölgesinin paralelini s›n›r›n ötesinde yani G. Kürdistan’da oluflturmay› amaçlamaktad›r.

Rusya rahats›zl›¤›n› beyan etti Türk devletinin iflgal harekat›na evet mahiyetinde kafa sallan›rken, ilk tepkinin ABD (ve flu süreçte yede¤ine ald›¤› AB) ile kap›flmas›n›n arifesindeki Rusya’dan gelmesi, oluflturulmak istenen resme eklenebilecek bir ayr›nt› olma özelli¤ine sahip. Hat›rlanaca¤› üzere geçti¤imiz günlerde Rusya, Irak ve bölgesel Kürt yönetimiyle bir dizi temasta bulunmufl, Kürt bölgesel yönetiminin oluflumunun tamamlanmas› ve yap›land›r›lmas›nda rol üstlenebilece¤ini belirtmiflti. Bu çerçevede enerji ve di¤er bir dizi sektörü kapsayan anlaflmalara imza atm›fl, Irak’›n kendisine olan borçlar›n›n neredeyse tamam›n› sildi¤ini aç›klam›fl, G. Kürdistan’da elçilik kurmak için kollar› s›vam›flt›. Benzer flekilde ABD’nin varl›¤›ndan rahats›z olan ve her f›rsatta nüfuzunu Irak’ta göstermeye çal›flan ‹ran, geçti¤imiz günlerde Talabani ve bölgesel Kürt yönetimiyle görüflmüfl, elçilik kurma talebinde bulunmufltu. Tam da bu tablo ABD’nin temel kayg›lar›ndan birini oluflturmaktad›r. Zira ABD öncülü¤ündeki ittifak grubunun Ortado¤u üzerindeki planlar› bu tehdit göz önünde bulundurularak oluflturulmaktad›r. Ve ABD bölgede hiçbir boflluk b›rakmak istememektedir. ABD, ‹ngiltere, ‹srail, TC ve bölgesel Kürt yönetimi aras›ndaki mutabakat, bu bofllu¤u doldurma amac› güdüyor. Bilhassa TC’ye baz› tavizler verilerek ve de silahland›r›larak ‹ran’a karfl› kendi yanlar›nda saf tutmas› amaçlanmakta, böylece hem ‹ran’›n hem de PKK’nin tecrit

PKK nezdinde Kürt ulusal hareketinin ABD, ‹ngiltere, ‹srail ve TC’den menkul bir sert duvarla karfl› karfl›ya oldu¤unu söylemek yanl›fl olmayacak. Buna son zamanlardaki tav›r ve tutumuyla AB’yi katmak mümkün. Dolay›s›yla PKK nezdinde Kürt ulusal hareketinin s›k›flt›r›lmak istendi¤i ve tecrit edildi¤i söylenebilir. Lakin bu kuflatman›n bütün bir Kürt ulusunu kapsad›¤›n› görmek durumunday›z. Keza PKK’nin bu geliflmeler do¤rultusunda ABD, ‹srail, ‹ngiltere, TC ve k›smen de AB’ye karfl› sert aç›klamalarda bulundu¤u gözlerden kaçmamaktad›r. PKK’nin Da¤l›ca bask›n›yla bafllayan süreçte “Kürt sorununun kapsaml› ve demokratik çözümü” bizzat devlet taraf›ndan dillendirilmifl, tart›flt›r›lm›fl, hatta “çözüm paketleri”nin haz›rland›¤› yönünde beyanatlarda bulunulmufltu. Bu sorunun çözümünde Kürt ulusal hareketi bütünlüklü kurumlar›yla birtak›m giriflimlerde bulunmufl, k›smi bir bekleyifl içerisine girmiflti. Ne var ki faflist Türk devletinin cevab› imha ve inkar›n daha da artmas› fleklinde olmufltur. “Kapsaml› ve demokratik çözüm” haz›rl›¤›n›n asl›nda olmad›¤›- iplerin elinde oldu¤u ve haz›r kapsaml› iflbirli¤i yakalaman›n rahatl›¤›yla-amac›n yo¤un sald›r›larla Kürt ulusal hareketinin imhas› oldu¤u anlafl›ld›. Böylece Türk hakim s›n›flar› gerçek yüzlerini bir kez göstermifl oldu. Öte yandan güney Kürtleri ABD öncülü¤ündeki sömürücüiflgalci ittifak›n gerçek yüzü karfl›s›nda sesini yükseltmeye bafllamaktad›r. Ayn› flekilde Barzani ve Talabani tutum ve tav›rlar›yla Kürt halk› nezdinde geri plana itilmifl, buna ra¤men iflgal ve imha sald›r›lar›na s›n›rl› da olsa direnifl gösterebileceklerinin iflaretini vermifllerdir. Türk devletinin iflgal harekat›na sert tepki gösteren ve direnen PKK’nin önümüzdeki günlerde nas›l bir politik yönelim ve pratik içerisine girece¤ine dair bir kesinlik olmazken; yapt›¤› aç›klamalardan ve gösterdi¤i direniflten, (iflgale ve imhaya karfl› bundan sonra topyekün bir direnifle geçece¤ini söylemesi) çat›flma sürecine yönelece¤i olas›l›¤›n›n hayli yüksek oldu¤unu gösteriyor. Zira Kürt ulusal hareketinin nas›l tav›r tak›naca¤› ve nas›l bir tutum sergileyece¤i gerek Ortado¤u’da tafllar›n yerinden oynamas›na, gerekse de Türkiye-Kuzey Kürdistan’da çeliflkilerin derinleflerek beraberinde yeni geliflmelerin yaflanmas›na neden olacakt›r. Mevcut durumda PKK ister bu geliflmelerden do¤ru sonuçlar ç›kartarak Kürt ulusal devrimci mücadelesini kararl›l›kla sürdürsün (ki beklentimiz bu yöndedir), isterse emperyalizmin ve Türk hakim s›n›flar›n›n “Kürt sorununa siyasal çözüm” manevralar›na gerekti¤inden fazla de¤er vererek Türk hakim s›n›flar› ve emperyalistler aras›ndaki çeliflkilerden “yararlanma” ad›yla bölgedeki dinamik askeri gücünün tasfiye edilerek süreç içerisinde kontrol edilebilirli¤ini öngöremeyerek emperyalizmin oyalama takti¤ini bofla ç›kartamas›n. Bu her iki olas›l›k karfl›s›nda da Kürt ulusal hareketinin karfl› karfl›ya kald›¤› sald›r›lara seyirci kalmayarak Kürt ulusunun mücadelesini desteklemek ve hedefinde PKK’yi imha, tecrit ve kontrol edilebilir bir duruma getirmenin oldu¤u sald›r›lar karfl›s›nda Kürt ulusal hareketini yanl›z b›rakmadan onun devrimci savafl› güçlendirmesine zemin sunan yaklafl›mlar içerisinde olmak gerekir.

Di¤er önemli gündem ve tarihsel günler gibi 8 Mart’ta demokratik, devrimci çevreler taraf›ndan ortak tart›flma zemininde bafllay›p eylemin yap›laca¤› alandan eylemin içeri¤ine var›ncaya kadar elden geldi¤ince daha genifl bileflenle ortaklaflmay› ve kitlelerin kat›l›m›n› sa¤lamay› önemseyerek ortak, kollektif planlamalar yap›lmaya çal›fl›l›r. Bu tart›flmalar içerisinde çok do¤ald›r ki bazen kimi özgünlüklerden dolay› ortakl›klar yakalanamayarak ayr› ayr› programlar da yap›labilir. Yine ortak amaç ve hedefler eksenli yap›lan planlamalarda birarada olunmas› gereken güçler de¤erlendirilirken bunlar›n s›n›f mücadelesi içerisindeki yeri, stratejik mahiyeti ve politik etkisi de¤erlendirilerek esas tali tercihi buna göre yap›l›r. Ancak son y›llarda bunun bu flekilde de¤il tersten iflletildi¤inin tan›kl›¤›n› yapmaktay›z. Devrimci çevreler ortak amaç ve hedefler ekseninde biraraya gelip di¤er kesimleri de kendi yanlar›na çekme görev ve sorumluluklar›n› yeterince yerine getirmek bir yana dursun niyetten ba¤›ms›z olarak ço¤u zaman ortak eylem ve kampanyalar›n örgütlenmesine iliflkin yanl›fl politikalar›yla bu birliktelikleri dinamitleyen bir rol oynamaktad›rlar. 8 Mart tart›flmalar›nda aktif rol üstlenen, o’nun kad›n merkezli s›n›fsal özünü dinamik tutarak devrim mücadelesiyle ba¤›n› kuran devrimci hareket ve yine bu hareket içerisindeki az say›daki devrimci-demokratik kad›n hareketi birbiriyle kenetlenip sistemin sald›r›lar›n› bofla ç›kart›p flu veya bu flekilde kad›n sorununa ve 8 Mart’a yaklafl›mda hakim s›n›f ideolojisinin s›n›rlar›n› aflamayan kimi kad›n örgütlerinden reformist çevrelere kadar uzanan yelpazeyi kendi devrimci etki alan›yla dönüfltürme, birlefltirme, ileriye tafl›ma sorumlulu¤unu gösterme yerine, bu kesimlerin de etkisi alt›nda kal›narak sürecin biçimsel ve tali tart›flmalarla s›n›rlama, dolay›s›yla esas görevlerimizi ›skalama hatas› bir k›s›r döngü fleklinde tekrar etmektedir. Örne¤in 8 Mart tart›flmalar›nda erkekler olacakm›-olmayacak m› tart›flmas› yanl›fl bir flekilde yap›larak ayr›l›k gerekçesine dönüfltürülebilmektedir. Bu tart›flman›n taraflar›n›n soruna eksik, daha do¤rusu biçimsel yaklaflt›klar›n› vurgulamak gerekir. Öyle ki bir taraf kad›n-erkek ayr›flt›rmas›n›n 8 Mart’›n s›n›fsal özünden uzaklaflma oldu¤unu söylerken, di¤er taraf ideolojik k›r›lmalar›n da etkisiyle “8 Mart kad›n günüdür erkekler olmamal›d›r” demeye getiriyor. Burada meselenin özü yeterince dikkate al›nmayarak biçimsel dedi¤imiz boyutu tart›flmalarda öne ç›kart›larak ayr›lma veya bir arada olamama gerekçesine dönüfltürülüyor. Bu konuya yaklafl›m›m›z biçimsel olmamal›d›r. Birkez daha belirtmek gerekir ki; bizler aç›s›ndan 8 Mart’›n sadece kad›nlar›n kat›l›m›yla veya kad›n ve erkeklerin birlikte kat›l›m›yla yap›l›p yap›lmamas› belirleyici de¤ildir. Belirleyici olan içeriktir. Yani yap›lmak istenen eylem ve etkinliklerin içeri¤idir. Bu bir tarafa b›rak›larak bilefleni ve kat›l›mc› kitleyi salt kad›nlarla s›n›rlamak ne kadar yanl›flsa ayn› flekilde kad›n-erkek bilefleni üzerinden örgütlenen bir 8 Mart da o kadar yanl›flt›r. Sadece kad›n örgütlerinin planlay›p kat›l›mc› kitlesinin de kad›n oldu¤u 8 Mart etkinlikleri ele al›n›flta içerik ve yönelim boyutuyla s›n›fsal, devrimci bir muhteva tafl›yorsa ‘niye erkekler yok’ yaklafl›m›yla s›n›rl› karfl› ç›k›fllar proletaryan›n s›n›f tutumu olamaz. Bu olsa olsa 8 Mart’›n s›n›fsal özüne sahip ç›kma ad›na görünürde-biçimde proletarya ad›na onun tabelas›n› “tutmak” olur ama özünde proletaryan›n s›n›f bilincinden uzak kad›n sorunu karfl›s›nda sonuna kadar erkek flovenizmidir. Biz iki farkl› yaklafl›m olarak ortaya ç›kan ancak ayn› s›n›fsal dokuya sahip bu anlay›fllara karfl› ç›karken hiç kuflku yok ki dalgaland›rmaya çal›flaca¤›m›z bayrak proletaryan›nki olacakt›r. Bunun kriteri ise biçimsel tart›flmalar›n bir taraf› olmadan sorunun özüyle ilgilenip yerimizi buna göre tayin etmektir. Aksi tart›flma ve tav›rlar sonuna kadar yanl›flt›r ve meselenin s›n›fsal özüne sahip ç›kma ad›na ondan uzaklaflmakt›r. Ayr›ca flunu da vurgulamak gerekir ki 8 Mart gibi tarihsel önemi olan eylem ve etkinliklerde erkeklerin kat›l›m›n› yasaklamak do¤ru de¤ildir. Bunun yerine kad›nlar›n erkek kat›l›mc›lar› alanlarda kendi nicel ve nitel yo¤unluklar›yla kuflatarak deyim yerindeyse erkek kat›l›mc›lar› kendi kitlesellikleriyle “bo¤malar›” kad›n›n inisiyatifi ve belirleyicili¤inde daha gerçekçi ve do¤ru bir kriter olarak de¤erlendirilmelidir. Dolay›s›yla özel bir çabayla “erkekler gelmesin” demeye getirmek yerine bir bütün olarak gerek 8 Mart öncesi çal›flmalarda gerekse alanlarda kad›nlar olarak hedefimiz bütün gücümüzle kad›nlaflmakkad›nlaflt›rmak, k›z›llaflmak-k›z›llaflt›rmak, yani öncü kad›nlar olmay› hedeflemek olmal›d›r.


4

1-16 Mart 2008

GÜNCEL

MKP’den aç›klama; “Mücadele bayra¤›n› yükselt” MKP Siyasi Bürosu bir

emperyalist güçlerini karfl› karfl›ya getirmeye devam

müzdeki süreçte proletarya, ezilen Kürt ulusu ve

organlar›n›n aral›ks›z bir flekilde kapat›lmas›, Kürt

aç›klama yay›mlaya-

ediyor. ‹kinci Emperyalist Paylafl›m Savafl›’n›n aka-

halklara yönelik topyekün savafl seferberli¤inin de

ulusunun susturulmaya çal›fl›lmas› ve son olarak

rak karfl› devrimin

binde görünürde sona eren, ancak perde arkas›nda

t›rmand›r›larak sürdürülece¤ini göstermektedir. Ay-

PKK’ye karfl› gerçeklefltirilen imha sald›r›lar›na;

topyekün savafl

her daim farkl› araçlar ve yöntemlerle devam eden

r›nt›lar› kamuoyu ve kitlelerden gizli tutulan MGK

Kürt, Türk, Ermeni, Laz, Gürcü çeflitli ulus ve az›n-

seferberli¤ine,

emperyalist güçler aras› rekabet-çat›flma, bugün I. ve

toplant›s›n›n komuoyuna yans›yan sonuçlar› “terör-

l›k milliyetlerden ezilen halklar›n birli¤i ve kardeflli-

emperyalist

II. emperyalist paylafl›m savafllar› öncesini an›msa-

le mücadele” ad› alt›nda sald›r›lar›n artaca¤›na ifla-

¤i fliar› ile pratikte yan›t olmak içerisinde bulundu-

haydutlar›n

t›rcas›na yeniden sahne almaktad›r.” denildi. Emper-

ret etmektedir. Türk hakim s›n›flar› ABD emperyaliz-

¤umuz sürecin ertelenemez görevidir.” denildi. Aç›k-

ve

faflist

yalistler aras›nda k›sa vadede yeni bir paylafl›m sa-

minin de deste¤iyle proletarya, ezilen Kürt ulusu,

türk devle-

lamada son olarak flunlar dile getirildi: “Partimiz

vafl›n›n patlak verece¤i biçimindeki yorumlamalara

az›nl›k milliyetler ve halklar›m›za yönelik sald›r› se-

tinin sald›-

mevcut koflullar›n izin vermedi¤ini aktaran aç›kla-

ferberli¤inde esasta uyum içerisindedirler. Hükü-

r›lar›na

mada, “Zira dünyay› paylaflmak ve imparatorluklar›-

metle ordu aras›nda bir süredir devam eden çeliflki

karfl› “mü-

n› tesis etmek için iki büyük savaflta karfl› karfl›ya ge-

flimdilik belirleyici bir yerde durmamaktad›r. Burju-

cadele bay-

len emperyalist güçler, nükleer silahlar›n bu denli

va feodal faflist diktatörlük, MGK kararlar›na da

yük-

yayg›nlaflt›¤›, yap›sal krizler nedeni ile her birinin k›-

yans›t›ld›¤› gibi sald›r›lar›n› fliddetlendirerek sürdür-

ça¤r›s›n›

r›lganlaflm›fl oldu¤u, çeliflkilerin henüz gerçek mana-

me konusunda ortak bir mutabakat yakalam›fl du-

kamuoyuna dek-

da askeri bir ringe ç›k›fl› dayatmad›¤› verili durumda,

rumdad›r.” diye belirtildi.

ra¤›n› selt”

Maoist Komünist Partisi bu bilinçle karfl› devrimin topyekün savafl seferberli¤ine karfl› baflta proletarya olmak üzere ezilen ulus ve halklar›m›z› tam bir dayan›flma içerisinde mücadeleye ça¤›r›rken, partimiz önderli¤inde sürdürülen Halk Savafl›'n›n baflta gerilla olmak üzere de¤iflik mevzilerinde komünizm bayra¤›n› yükseltme, faflist Türk devletinin Güney Kür-

bu çeliflki ve çat›flmalar›n› askeri çat›flmalardan öte

Kürt ulusunun devrimci mücadelesinin destek-

distan'daki askeri operasyonlar›na karfl› ç›karak

fiubat ay›nda yay›m-

ekonomik ve siyasi çat›flmalar üzerinden yürütmeyi

lenmesinin önemine vurgu yap›lan aç›klamada,

Kürt ulusunun devrimci-demokratik mücadelesini

lanan bildiride, Türk devletinin

ye¤lemektedirler.” ifadelerine yer verildi. Milli Güvenlik Kurulu (MGK)’nun toplant› kararlar›n›n proletarya, ezilen ulus ve halklara, onlar›n mücadelelerine karfl› savafl ilan› oldu¤unu vurgulayan aç›klamada, “Haks›z ve gerici savafl›n yürütücüsü MGK’n›n 21 flubat tarihli toplant› sonuçlar› önü-

“Kürt ulusuna ve PKK’ye karfl› emperyalist güçlerin

destekleme görevini yineler.”

lare etti.

emperyalist-kapitalist sistemin yap›sal kirizleri nedeniyle her geçen gün kendi sonuna bir ad›m daha yaklaflt›¤› kaydedilerek, “Birkaç tekelin elinde yo¤unlaflan ve bütün dünyaya yay›larak imparatorlu¤unu tesis etmek amac›yla yol alan finans kapital, dünya

öncülü¤ünde, onlar›n deste¤i, onay› ve icazeti ile

Aç›klama “Kahrolsun emperyalizm, feodalizm,

bafllat›lan imha sald›r›lar›, bölgede yarat›lmak iste-

faflizm ve komprador bürokratik kapitalizm”, “Ya-

nen emperyalist oluflumun mihenk tafl› durumunda.

flas›n proletarya enternasyonalizmi”, “Yaflas›n halk-

DTP’nin kapat›lmak istenmesi, üyelerinin ve bafl-

lar›n kardeflli¤i”, “Yaflas›n Halk Savafl›” sloganlar›

kanlar›n›n tutuklanmas›, Kürt ulusunun bas›n yay›n

ile son buluyor.

Amed'de on binlerce kifli 'operasyona hay›r' dedi AMED- DTP'nin kara operasyonunu protesto etmek için yapt›¤› eyleme on binlerce kifli kat›ld›. 25 flubat tarihinde DTP Amed ‹l Binas› önünde toplanan kitle, sloganlarla Belediye Konukevi'ne kadar yürüdü. Yürüyüflte "Vur gerilla vur, Kürdistan'› kur", "PKK halkt›r, halk burada", "Kandil'e uzanan eller k›r›ls›n", "Biji serok Apo", "Katil Erdo¤an" fleklinde sloganlar atan kitle, Türk devleti ile iflbirli¤i yapan Irak Devlet Baflkan› Celal Talabani'yi elefltiren, "Talabani h›flyar be em fliw bir tu paflivi (Talabani uyan›k ol, biz ö¤len, sen de akflam yeme¤i olursun)" yaz›-

Türk devletinin 'çözüm paketi' Kürtlerin

demokratik mücadelesine savafl ilan›

l› pankart› da tafl›d›. Protesto yürüyüflüne DTP milletvekilleri, Diyarbak›r Büyükflehir Belediye Baflkan› Osman Baydemir de dahil olmak üzere DTP'li belediye baflkanlar› ve DEP eski milletvekili Leyla Zana gibi isimler de kat›ld›. Mitinge dönüflen eylemde Demokratik Toplum Kongresi Sonuç Bildirgesi de okundu. Eyle-

Türk devletinin beyni niteli¤indeki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplant›s›ndan Kürt ulusuna savafl ilan› ç›kt›. Böylece AKP hükümetinin Kürt sorunu ile ilgili olarak yaygara etti¤i "çözüm paketi"nin imha ve inkara dayal› siyasetin üzerine bina edildi¤i bir kez daha ortaya ç›kt›. AKP hükümeti 80 küsur y›ld›r sürdürülen resmi politikay› derinlefltirerek sürdürdü¤ünü ispatlad›. 21 flubat tarihinde yap›lan MGK toplant›s›ndan, ABD emperyalizminin de s›kl›kla telkin etti¤i üzere Güney Kürdistan'daki bölgesel Kürt yönetimi ile resmi düzeyde temasa geçilmesi, Irak ile iliflkilerin art›r›lmas› ve Güney ile Kuzey aras›ndaki bölgede bulunan PKK denetimindeki alanlara yönelik kara operasyonu gerçeklefltirilmesi karar› ç›kt›. MGK toplant›s› ile birlikte, uzun zamand›r Güney Kürdistan s›n›r›na y›¤›nak yapan ve hava sald›r›lar›yla zaten s›n›r ötesi operasyonu bafllatm›fl olan Türk ordusu, Güney Kürdistan s›n›rlar›ndan içeri girdi. Türk ordusunun s›n›rdan Güney Kürdistan içlerine do¤ru ilerlemesi ile birlikte HPG (Halk Savunma Güçleri) gerillalar› ile Türk ordusu aras›nda fliddetli çat›flmalar meydana geldi.

Kara operasyonu psikolojik savafl ile destekleniyor Gerilla karfl›s›nda askeri olarak üstünlük kurmay› baflaramayan Türk ordusu, daha önceki s›n›r ötesi harekatlar›nda oldu¤u gibi kay›plar vermeye bafllad›. Kuzey Kürdistan s›n›rlar› içerisinde yapt›¤› operasyonlarda dahi bir üstünlük kurmay› baflaramam›fl olan Türk ordusu, flimdi özellikle ABD emperyalizminin kontrolü alt›nda bir operasyon gerçeklefltirerek sözde kahramanl›k nidalar›yla halk› aldatmay› sürdürüyor. Yap›lan operasyonlarla Kürt ulusal sorununun özü halk kitlelerinden gizlenmek istendi¤i gibi, sorun bir asayifl sorununa indirgenerek ve milliyetçi duygularla köreltilmifl bilinçlere hitap eden "öldür, yok et, ez..." türünden söylemlerle kitlelerin bilinçleri bir kez daha kirletilmektedir. Askeri yöntemlerle bir sonuç al›namayaca¤›, bunun gerici sistemin bir politikas› oldu¤u ortadad›r. Zaten Türk ordusunun gerilla

karfl›s›nda askeri manada bir baflar›s› da söz konusu olmamakla birlikte, bu konuda gerillan›n Türk ordusunu epey zorlad›¤› tarihte de ispatl›d›r. Bugüne kadar defalarca s›n›r ötesi operasyon gerçeklefltirdi¤i bilinen Türk ordusunun yine bu operasyonlardan askeri bak›mdan hiçbir sonuç elde edemedi¤i de ortadad›r. Türk ordusunun flubat ay›n›n son haftalar›nda bafllatt›¤› bu kara operasyonu da, her ne kadar ABD emperyalizminin aktif deste¤i alt›nda yap›l›yor olsa da gerilla karfl›s›nda bir baflar› elde edememektedir. Ve zaten esas amac›n bu olmad›¤› da burjuva medyada üstü örtülü bir flekilde dillendirilmektedir.

ret için davet etti ilk defa. Bunun yan› s›ra bölgesel Kürt yönetimi ile de görüflmeler gerçeklefltiriliyor. fiimdi yürütülen s›n›r ötesi kara operasyonu da ABD'li askeri yetkililer, bölgesel Kürt yönetimine ba¤l› peflmerge kuvvetlerinin yetkilileri ve Türk ordusunun yetkilileri aras›nda yap›lan görüflmeler ile sürdürülmektedir. Emperyalist ABD, 5 kas›m tarihinden itibaren aktif bir flekilde Türk ordusunun operasyonlar›na destek verirken, bölgesel Kürt yönetimi de Kürt halk›n›n operasyonlara verece¤i tepkiyi dengeleyecek bir siyaset sürdürmekle birlikte, esasta Türk devletinin ve ABD emperyalizminin ç›karlar›na hizmet eden yaklafl›m sergilemektedir.

PKK tasfiye edilecek, Irak-Güney Kürdistan ile iliflkiler art›r›lacak MGK toplant›s›ndan ç›kan ve AKP hükümetinin son zamanlarda s›kl›kla yaygaras›n› etti¤i 'çözüm paketi'nin de fleklini belli eden karar›n Güney Kürdistan bölgesel yönetimi ve Irak ile iliflkilerin art›r›lmas› oldu¤u aç›kland›. Kürdistan'›n dört bir parças›nda etkin olan PKK varl›¤›n› tasfiye etmek isteyen Türk devleti, ABD emperyalizminin kontrolü alt›nda, efendisinin verdi¤i roller kapsam›nda bir yönelim içerisinde bulunuyor. Bu kapsamda kendilerinin de ürkekçe bahsini eder hale geldikleri Kürt sorununun çözümü için nas›l bir 'çözüm paketi' haz›rlad›klar› da belli oldu. Bu paketin ana halkas›nda ABD emperyalizminin Ortado¤u co¤rafyas›ndaki hegemonya savafl› ile ilgili ç›karlar› ve devrimci bir ulusal hareket olan PKK hareketinin demokratik, meflru mücadelesinin tasfiye edilmesi hedefinin yer ald›¤› ortaya ç›kt›. Türk devleti PKK'yi tasfiye etmek isterken, art›k inkar edemedi¤i Kürt sorunu için de, ABD emperyalizminin ç›karlar› ile de ortaklaflarak Irak-Güney Kürdistan'la iliflkilerini yo¤unlaflt›rmay› planl›yor. 'Çözüm paketi'ni operasyon ile açan Türk devleti, afliret lideri diyerek küçümsedi¤i Irak Devlet Baflkan› Celal Talabani'yi bu s›fatla üst düzey resmi bir ziya-

ile polis aras›nda uzun süre çat›flmalar yafland›. Polis eylemin ertesi gününde de birçok kifliyi gözalt›na ald›. VAN- S›n›r ötesi operasyonu protesto etmek için DTP il binas› önünde toplanan binlerce kifli, AKP il binas›na do¤ru yürüdü. 'Edi Bes e' pankart› tafl›yan kitle, "Katil Erdo¤an" sloganlar› att›. AKP il binas› önüne siyah çelenk b›rak›lan eylemin ard›ndan tekrar DTP il binas›na yürüyen kitle ile polis aras›nda çat›fl-

S›n›r› geçen Türk devleti Güney ‹flte AKP'nin 'çözüm paketi':

min sona ermesinin ard›ndan da¤›lan kitle

Kürdistan'da etkinli¤ini art›rmak istiyor

ma ç›kt›. MALATYA- DTP üyelerinin s›n›r ötesi operas-

Daha önceleri Türk devletinin s›n›r ötesi operasyon yapmas›na karfl› ç›kan ABD ve baz› emperyalist ülkeler, Tayyip Erdo¤an'›n 5 kas›mda yapt›¤› Bush görüflmesinin ard›ndan bu tav›rlar›nda topluca de¤ifliklik yapt›lar. ABD bu görüflmenin ard›ndan Güney Kürdistan'›n kuzey bölgelerinde bulunan PKK denetimindeki bölgelerin üzerinde casus uçaklar›n› uçurmaya ve Türk devletine PKK hakk›nda istihbarat deste¤i sunmaya bafllam›flt›. Bölgesel Kürt yönetimine ba¤l› binlerce peflmerge de PKK'nin denetimindeki bölgelere s›n›r olan alanlara kayd›r›lm›flt›.

yonu protesto etmek için yapt›¤› eylem s›ra-

fiubat ay›nda bafllayan kara operasyonu ile emperyalist ülkelerden Türk devletine yap›lan tek uyar› ise k›sa sürede geri dönülmesi ve bölgesel Kürt yönetimi ile karfl› karfl›ya gelinmemesi için operasyonun kapsam›n›n s›n›rl› tutulmas› fleklindeki telkinlerden ibaret oldu. Türk devleti de PKK kamplar›na yönelik sald›r›lar›n› tamamlad›ktan sonra geri dönece¤ini söylese de, PKK'nin bu bölgedeki etkinli¤ini tekrar eski düzeyde sürdürememesi için baz› bölgelere yerleflilece¤i fleklindeki görüfller de mevcut. Yap›lan yorumlarda esas olarak Türk devletinin s›n›r ötesi operasyon ile Güney Kürdistan bölgesinde ekonomik ve politik olarak etkinli¤ini art›rma çabas›nda oldu¤u belirtiliyor.

aç›klamas›n› yapmak için DTP il binas›na

s›nda kalabal›k bir ülkücü grubu provokasyon yaratmak istedi. DTP il binas›ndan alk›fl ve sloganlarla yürüyüfle geçen kitle Merkez Postanesi önünde bir araya gelerek aç›klama yapmak istedi. S›n›r ötesi operasyonun protesto edildi¤i eylem s›ras›nda çevrede tolanan ülkücü grup da sloganlar atarak provokasyon yaratmaya çal›flt›. Gerginli¤in t›rmanmas› üzerine kitle, bas›n yürümek istedi. Bu s›rada polisin gözü önünde kitleye sald›ran ülkücülerle kitle aras›nda uzun süre arbede yafland›. DTP il binas›nda yap›lan bas›n aç›klamas›na DHP, ESP, HÖC ve EMEP de destek verdi. Bas›n aç›klams›ndan sonra çarfl› merkezinde uzun süre gerginlik devam etti. Bu yerlerin d›fl›nda ülkenin birçok yerinde yap›lan kitlesel eylemlerle kara operasyonu protesto edildi.


1-16 Mart 2008

GÜNCEL

'Türk ordusu batakl›¤a sapland›' Türk ordusunun s›n›r ötesi kara harekat›na bafllad›¤› ilk günlerde ald›¤› en büyük darbe, 22 flubat tarihinde operasyon kuvvetlerinin Hakkari’nin Çukurca ilçesine ba¤l› Sêvê ve Herekol s›n›r hatt›ndan HPG'nin kontrolündeki Çiya Refl alan›na kadar ilerlemesinden sonra burada gerillalar taraf›ndan etkili bir flekilde vurulmas›yla gerçekleflti Türk ordusunun 21 flubat tarihinde bafllatt›¤› kara operasyonu, Kuzey Kürdistan'da sürdürdü¤ü haks›z savafl› daha üst boyuta t›rmand›rd›. Savafl›n boyutu 'düflük yo¤unluklu savafl' durumunu aflt›. Önce savafl uçaklar› ile bombalar ya¤d›r›lan Güney Kürdistan topraklar›na bu sefer de karadan binlerce asker ve tank, top, sald›r› helikopteri ile topyekün bir sald›r›ya giriflildi. Uzun zamand›r böyle bir operasyonu bekledi¤ini ve haz›rl›klar›n› yapt›¤›n› aç›klayan PKK ise, gerçekten de söyledi¤i gibi, ABD'nin destek verdi¤i ve Türk ordusunun seçme birliklerinin de kat›ld›¤› bu kapsaml› operasyona haz›rl›kl› oldu¤unu gösterdi. Gerilla karfl›s›nda bir kez daha baflar›s›z kalan Türk ordusunun operasyonu bir Korgeneral, iki Tümgeneral ve 8 Tu¤general taraf›ndan komuta ediliyor. HPG genel komutan› Bahoz Erdal, Türk ordusu için "batakl›¤a sapland›lar" yorumunu yapt›.

Çiya Refl'te Türk ordusuna a¤›r darbe Türk ordusunun s›n›r ötesi kara harekat›na bafllad›¤› ilk günlerde ald›¤› en büyük darbe, 22 flubat tarihinde operasyon kuvvetlerinin Hakkari’nin Çukurca ilçesine ba¤l› Sêvê ve Herekol s›n›r hatt›ndan HPG'nin kontrolündeki Çiya Refl alan›na kadar ilerlemesinden sonra burada gerillalar taraf›ndan etkili bir flekilde vurulmas›yla gerçekleflti. Bu eylemde HPG'nin yapt›¤› bilgilendirmeye göre 22 asker öldürüldü. Bafllad›¤› ilk günlerden itibaren fliddetli çat›flmalara sahne olan kara operasyonu ile ilgili bilgiler Türk Genelkurmay› taraf›ndan bilinçli olarak çarp›t›l›yor ve burjuva bas›n bu haberleri manflet yaparak halk› aldat›yor. Operasyonun üzerinden geçen bir hafta sonunda bir bilanço yay›mlayan HPG ise, Türk ordusunun kay›plar›n›n bas›nda verilenlerin aksine 100'ü geçti¤ini ve sadece 5 gerillan›n yaflam›n› yitirdi¤ini aç›klad›.

Gizlenen asker cenazeleri askeri hastanelerde bekletiliyor Türk Genelkurmay› yapt›¤› aç›klamalarda gerçekleri gizlese de, bölgeden gelen haberler bunu yalanlamaya yetiyor. Kara operasyonu s›ras›nda yaflam›n› yitiren askerlerin cenazeleri Hakkari, fi›rnak ve Amed'deki askeri hastanelere getiriliyor ve morglarda tutularak ailelerine dahi teslim edilmiyor. Bölgedeki hastaneler ve ambulanslar›n yo¤un trafi¤i de bunu gösteriyor. Mevsim flartlar›ndan kaynakl› olarak, kar ve so¤uk hava nedeniyle de askerler savafl d›fl› kal›yor. HPG taraf›ndan yap›lan bir bilgilendirmede yaralanan 3 askerin so¤uk hava flartlar› nedeniyle donarak yaflamlar›n› yitirdikleri belirtildi. Ayr›ca süren fliddetli çat›flmalar nedeniyle Türk ordusu kay›plar›n› çat›flma alanlar›ndan toplamakta da zorlan›yor, öldürülen askerlerini alabilmek için köylülerden yard›m istiyor.

Devletin böbürlendi¤i Bordo Bereliler gerillaya av oluyor Türk devletinin sürekli olarak övdü¤ü Türk ordusuna ba¤l› özel birlikleri s›n›r ötesi kara harekat›nda bir sonuç almaya yetmedi. Tam tersine çat›flmalarda ölenler aras›nda rütbeli subaylar bulunuyor. Türk ordusunda 'bordo bereli' olarak adland›r›lan özel birliklerin de kat›ld›¤› kara harekat›nda ölen binbafl› rütbesindeki 12 y›ll›k 'Bordo Bereli' de bunun örne¤i oldu. PKK yöneticilerine nokta operasyonlar› düzenlemeleri için helikopterlerden araziye at›lan bu askerler, gerillan›n arazideki hareketi karfl›s›nda aciz duruma düflüyor ve gerillaya av olmaktan kendilerini kurtaram›yorlar. Operasyon s›ras›nda Genelkurmay'›n verdi¤i bilgilere dayanarak haber yay›n yapan burjuva

bas›nda yer alan haberlerde dahi baz› bölgelerde nokta operasyonlar için b›rak›lan birliklerle irtibat›n koptu¤u yönünde bilgiler yer al›yor.

5

BÖLGEDE ‹SLAM‹ ÖRGÜTLER AKT‹FLEfiT‹R‹L‹YOR

‘Önce Müslüman sonra Kürt’üm’ ‹slamc›lar›n temmuz 2006’da Amed’de yapt›¤› miting

Operasyona korucular da

Türk devletinin Türkiye-Kuzey Kürdistan'da PKK'nin varl›¤›n› tasfiye etmek amac›yla baflvurdu¤u yöntemlerden birisi de, daha önce devlet taraf›ndan beslenerek büyütülen, sonras›nda devletin bafl›na a¤r› olunca tasfiyesine giriflilen Hizbullah örgütlenmesinin yeniden farkl› yöntemlerle canland›r›lmas› oldu. 90'l› y›llarda Kürt ulusal hareketine karfl› fiilen bir savafl örgütü olarak örgütlenen ve say›s›z katliamlar gerçeklefltiren Hizbullah, 2000 y›l›nda yap›lan devlet operasyonlar› ile darbe alm›fl, birçok kadrosu tutuklanm›flt›. Bu dönemde tutuklanan birçok Hizbullah militan› yine PKK'nin tasfiyesi için haz›rlanan ancak fiyaskoyla sonuçlanan 'piflmanl›k yasas›'ndan faydalanarak d›flar› ç›km›flt›. Bu geliflmeyle birlikte 2003 y›l›nda bir karar alan Hizbullah, bundan böyle silahl› mücadele ile aras›na mesafe koymaya ve yasal kurumlarla örgütlenmeye a¤›rl›k vermeye bafllad›. Daha önceleri asker ve polis denetiminde katliamlar gerçeklefltirdikleri Kuzey Kürdistan'da bu sefer vak›f, dernek, sendika, yurtlar ve özel okullar ile örgütlenmeye a¤›rl›k veriyorlar. 2003 y›l›ndan bu yana hükümette bulunan AKP, Kuzey Kürdistan'da Kürt

dahil ediliyor Türk ordusu bir taraftan “seçkin birliklerle operasyonu yürütüyoruz” aç›klamalar› yapadursun, operasyona dahil edilen Kuzey Kürdistanl› korucular da t›pk› seçkin askerler gibi bir bir "flehit" düflüyor. Operasyonun ilk günlerinde 3 korucunun öldürüldü¤ü bildirildi. Operasyona kat›lmak istemeyen korucular ise gözalt›na al›narak, bask› görüyor.

HPG gerillalar› Zap'ta bir Kobra helikopteri düflürdü HPG gerillalar› sald›r› helikopterleri eflli¤inde operasyonunu sürdüren Türk ordusuna ait bir kora helikopterini düflürdü. Helikopterde bulunan üste¤men rütbesindeki iki asker de öldü. Askerlerin öldü¤ünü kabul eden Türk Genelkurmay›, helikopter için "bilinmeyen bir sebeple k›r›ma u¤rad›" ifadelerini kulland›.

ulusal hareketinin etkisini azaltmak ve bu bölgedeki etkinli¤ini art›rmak amac›yla halk›n dini özelliklerini kullanan bir örgütlenmeye giriflerek bölgede Hizbullahlafl›yor. Sürekli bölgeye yapt›klar› yat›r›mlarla övünen AKP hükümeti, gerçekte bu bölgede yaflayan halk› gittikçe bir sefalete sürüklüyor, muhtaç hale getiriyor ve bunun ard›ndan da yapt›¤› kömür, makarna yard›mlar›yla oy toplamaya çal›fl›yor. Yap›ld›¤› söylenen yat›r›mlar ise yo¤unluklu olarak devletin güvenli¤i amac›yla yap›lan askeri yat›r›mlardan ibaret. Hizbullah'›n bu yeni yönelimi Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplant›lar›na sunulan raporlarda da yer almas›na ra¤men, üstelik de son günlerde devletin sözde laikli¤i üzerine f›rt›nalar kopart›l›rken, dini temelli bu örgütlenme yöneliminin engellenmesi için bir çaba gösterilmiyor. PKK'yi hala daha tehlikeli bulan Türk devleti, Hizbullah'›n bu yeni yönelimine yeniden göz yumuyor, onu yeniden besliyor. Kürt ulusal hareketinin bölge halk›nda mücadeleye ba¤l› olarak yaratt›¤› kültüre ait söylemleri de kullanan Hizbullah'›n bölgedeki slogan› ise; 'Önce Müslüman’›m, sonra Kürt’üm'.

Halk tanklar›n birliklerinden ç›kmas›na izin vermedi Türk ordusunun Güney Kürdistan'›n Batufa, Barmeni bölgelerinde konufllanm›fl olan askeri birliklerinde bulundurdu¤u tanklar›n operasyon bölgelerine hareket etmeleri halk taraf›ndan engellendi. Türk ordusu ile halk aras›nda yaflanan gerginlik peflmergelerin araya girmesi ile önlenirken, operasyona gitmesi planlanan tanklar birliklerine geri dönmek zorunda kald›.

Türk ordusu içindeki Kürt askerlerin hayat› tehlikede

“Devrimci bas›n susturulamaz” ‹STANBUL- Haseki'de bulunan Eksen Yay›n-

terör, sansür… Devrimci bas›n susturulamaz!”

Yay›nc›l›k bürosuna gerçeklefltirilen bask›n için

Gerilla karfl›s›nda acizleflen Türk ordusunun mensuplar›, zorunlu uygulama nedeniyle askere giden Kürt askerlerden intikam al›yor.

c›l›¤›n merkez bürosu, 18 flubat tarihinde, sa-

pankart› açarak polis terörünü protesto etti. Ba-

herhangi bir belgenin gösterilemedi¤ine dikkat

bah saatlerinde polis taraf›ndan kap›s› k›r›larak

s›n metnini okuyan Eylem Duygu Ça¤lar, dev-

çekti. Sald›r›n›n amac›n›n devrimci ve muhalif

bas›ld›. Bask›n s›ras›nda Eksen Yay›nc›l›k çal›-

rimci ve ilerici kurumlar›n devlet terörüne maruz

bas›n› engellemek oldu¤unu dile getiren Ça¤lar,

flan› darp edilerek göz alt›na al›nd›, ayr›ca büro-

kald›¤›n› belirterek, “Devletin baflta devrimci-

fi›rnak Tabur Komutanl›¤›'nda s›rt›na ald›¤› kurflunla yaflam›n› yitiren ‹smail Toptafl için ailesine 'o¤lunuz intihar etti' denildi. Samsun'daki acemi birli¤inin ard›ndan fiubat ay›nda fi›rnak Tabur Komutanl›¤›'na teslim olan Bitlisli Toptafl, yaklafl›k iki hafta sonra s›rt›na ald›¤› kurflun yaras›yla yaflam›n› yitirdi. Toptafl'›n yak›nlar› ise, olay›n ard›ndan telefon eden bir kiflinin, "Bizi tabur içerisinde tarad›lar. Haberiniz olsun" dedi¤ini belirtiyor. Toptafl'›n ‹stanbul'da bulunan evine gelen bir albay, Toptafl'›n babas›na "O¤lunuz k›flla içerisinde intihar etti" dedi. Albay ayr›ca, "O¤lunuz flehit de¤ildir. Cenazenizi teslim al›n ve sessiz sedas›z gömün. Herhangi bir dava açmay›n. Bas›na da bilgi vermeyin. Aksi taktirde yard›m alamazs›n›z" dedi.

da yap›lan arama s›ras›nda bir miktar para da

muhalif bas›n olmak üzere tüm medyay› dene-

polisler taraf›ndan gasp edildi. Eksen Yay›nc›-

tim alt›na alma politikalar›na her gün yeni yön-

lk’a yap›lan polis bask›n›, devrimci, demokrat

temler ekleniyor. Ç›kart›lan bask›c› yasalarla,

bas›n kurumlar› taraf›ndan protesto edilerek,

bas›n-yay›n kurulufllar› bask› alt›na al›nmaya ve

“Bask›lar bizi y›ld›ramaz” denildi.

otosansüre zorlanmaya çal›fl›l›yor” dedi. Ça¤lar,

rüyüfl, K›z›l Bayrak ve gazetemiz çal›flanlar›n›n

Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen

Gündem, At›l›m, K›z›l Bayrak, Yürüyüfl gibi ga-

kat›ld›¤› eylemde, “Devrimci bas›n susturula-

devrimci, demokrat bas›n kurumlar›n›n çal›flan-

zete ve dergilerin yay›n durdurma ve toplatma

maz”, “Sansüre geçit vermeyece¤iz” ve “Yaflas›n

lar› ile demokratik kitle örgütü üyeleri, “Bask›,

cezalar›na maruz kald›¤›n› hat›rlatarak, Eksen

devrimci dayan›flma” sloganlar› at›ld›.

Barzani: PKK ile Türkiye aras›nda taraf de¤iliz Federe Kürdistan Bölgesi Baflkan› Mesud Barzani, Türk ordusunun sürdürdü¤ü operasyonda yerleflim birimlerine yönelik müdahale halinde 'genel savunma' talimat› verildi¤ini söyledi. Türk devleti ile PKK aras›nda taraf olmayacaklar›n› da belirten Barzani, "Ancak Kürdistan Bölgesi vatandafllar›na ya da yerleflim bölgelerine yönelik her sald›r› karfl›s›nda genel savunma için gerekli emir verildi ve bunun için bütün haz›rl›klar yap›ld›. fiimdi Türkiye'nin sald›r›lar›n›n as›l niyetinden flüphemiz var. Sald›r›lar›n as›l amac› PKK de¤il, Kürdistan Bölgesidir. E¤er böyle olmasa, vatandafllar›n istifade etti¤i ve bölgenin derinliklerindeki yerleflim yerlerinde bulunan köprülerin y›k›lmas›n›n PKK ile ne alakas› var?” dedi.

Polisten ajanl›k bask›s› ‹ZM‹R- Halk Kültür Dayan›flma Derne¤i üyesi Baflak Öztafl’a polisten , “bize ajanl›k yap” dayatmas›. ‹zmir’de faaliyet yürüten Halk Kültür ve Dayan›flma Derne¤i'nin yönetim kurul üyesi olan Baflak Öztafl çal›flt›¤› ifl yerinde polisin tehtit ve ajanl›k dayatmas›na maruz kald›. Konuya iliflkin Halk Kültür Dayan›flma Derne¤i taraf›ndan, ‹zmir ‹nsan Haklar› Derne¤i'nde 23 flubat tarihinde bas›n aç›klamas› yapt›. ‹HD flubesinde yap›lan aç›klamada, ülkemizde devrimci-demokrat kurumlara yönelik bask›lar›n halen devam etti¤i vurgulanarak, “Bizler bu gibi sald›r›lar›n yabanc›s› de¤iliz çünkü ülkemizde bu olaylar münferit olaylar de¤il aksine genel bir durumdur. Bu da ülkemizdeki siyasi iktidar›n niteli¤iyle alakal› bir durumdur. Emperyalist efendilerinin her dedi¤ini büyük bir azim ve gayretle yerine getiren ve söz konusu emekçiler olunca gaz bombalar›yla coplarla sald›ran bu iktidardan muhaliflerine adil davranmas›n› bekleyemeyiz zaten.” denildi. emekçi halklar›n, demokratik hak ve taleplerini dile getirmeye ve bunlar› elde etme yolunda mücadeleye devam edeceklerini dile getiren aç›klamada son olarak flunlar söylendi; “Bundan öncede oldu¤u, bundan

devrimci mücadelenin bu kirli yöntemlerle susturulamayaca¤›n› kaydetti. Al›nteri, At›l›m, Barikat, Devrimci Hareket, EHP, Kald›raç, Köz, Odak, Partizan, PDD, Yü-

J‹TEM'in katletti¤i ‹HD Baflkan› Can ve Kaya an›ld› ELAZI⁄- J‹TEM'in kaç›rarak katletti¤i ‹HD Elaz›¤ fiube Baflkan› Av. Metin Can ve Dr. Hasan Kaya, Elaz›¤ Asri Mezarl›¤›'nda düzenlenen törenle an›ld›. 1993 y›l›nda ‹HD Baflkan› olan Av. Metin Can ile Dr. Hasan Kaya, 21 flubat tarihinde J‹TEM taraf›ndan kaç›r›lm›fl ve bir hafta sonra Can ile Kaya'n›n cans›z bedenleri Dersim'in giriflindeki Dinar Köprüsü’nün alt›nda elleri arkadan telle ba¤lanm›fl ve kafalar›na birer kurflun s›k›lm›fl halde bulunmufltu. Elaz›¤ Asri mezarl›¤›nda bulunan Can ve Ka-

sonrada olaca¤› kesin olan bu ve benzeri sald›r›lar bizleri mücadelemizde al›koyamayacakt›r." ‹HD flube baflkan› Lütfü Demirkap›’da konuya iliflkin bir aç›klama yaparak flöyle dedi. "Arkadafllar bizler ‹nsan Haklar› savunucular› olarak, bu olaylar›n münferit olmad›¤›n› biliyoruz. Ve bu gibi olaylara yabanc› de¤iliz. Biz onlara flunu söylüyoruz. Ajana ihtiyac›n›z var ise s›nav aç›n bizim çocuklar›m›z› rahat b›rak›n. ‹HD olarak bu gibi olaylarda her konuda sizsizlerin yan›nday›z"

ya'n›n mezarlar› bafl›nda bu y›l da anma töreni düzenlendi. 24 flubat tarihinde, aralar›nda ‹HD Genel Baflkan› Hüsnü Öndül, ‹HD MYK üyeleri ve çeflitli illerin ‹HD baflkanlar›n›n bulundu¤u kalabal›k kitle, mezarl›k giriflinde bir araya gelerek, Can ve Kaya'n›n mezarlar›na kadar "fiehit namirin", "Katiller halka hesap verecek", "Katiller bulunsun, hesap sorulsun" fleklinde sloganlar atarak yürüdü. Yakalar›nda Can ve Kaya'n›n resimlerini tafl›yan kitle, Can ve Kaya'n›n mezarlar›na karanfiller b›rakt›. Anma töreninde ‹HD Elaz›¤ fiube Baflkan›’n›n yan› s›ra ‹HD Genel Baflkan› Hüsnü Öndül de katledilen Can ve Kaya ile ilgili bir konuflma yapt›.


6

1-16 Mart 2008

EMEK-HABER

Tohum fiyatlar› alt›n fiyat›n› geçti Avrupa Birli¤i standartlar›na uyum ad› alt›nda ekim 2006'da çakart›lan Tohum Yasas› sonucu fiyatlar› alt›n› bile sollayan tohumlar, köylülü¤ü iflas noktas›na tafl›yor.

runlulaflt›r›lan tohumlar›n fiyatlar› s›n›r

Köylüyü tohum al›m›nda yüzde 95 ora-

tan›m›yor. Tohum yasas›n›n onaylanma-

n›nda d›fla ba¤›ml› hale getiren yasalar

s›n›n ard›ndan dönemsel olarak yerli

sayesinde alt›n, geneti¤iyle oynanan ve

üreticiyi koruma ad› alt›nda ithal tohum-

bunun da maliyetini oldukça art›rd›¤› to-

lardan vergi al›nmad›, fakat daha sonra

huma yetiflemiyor. Serbest piyasada 1

AB tohum standartlar› do¤rultusunda haz›rlanan ve köylülerin kendi ürettikleri tohumlar›n›n ekiminin cezalarla engellenmesinin ard›ndan ithal edilmesi zo-

bu vergi yasas› kald›r›l›nca yüzde 30'luk

gram alt›n 35.50 YTL'den ifllem görür-

bir zam yap›ld›. Yasa tekrar uygulanma-

ken, hibrit çeri domates tohumunun gra-

ya baflland›ysa da bir fley de¤ifltirmedi,

m› 117 YTL'den sat›l›yor. Piyasada, için-

yap›lan yüzde 30'luk zam kald›r›lmad›.

de bin adet 3 graml›k hibrit çeri domate-

si tohumu bulunan paket 350 YTL, bin adetlik 5 gram a¤›rl›¤›ndaki hibrit patl›can tohumu 135 YTL, 3 graml›k bin adet oturak domatesi tohumu 50-80 YTL, seral›k hibrit patl›can tohumunun bin adetlik paketi de 120 YTL'den sat›l›yor. Bu fiyatlar karfl›s›nda iflas etmemek için direnen köylüler tohum almaktan vazgeçip fide al›m› yap›yorlar.

G$$’ye karfl› sosyal güvenlik hakk›m›za sahip ç›kal›m Emperyalist tekellerin IMF eliyle haz›rlad›klar› ve AKP’den yürürlü¤e sokmas›n› istedikleri Sosyal Sigortalar ve Genel Sa¤l›k Sigortas›, Meclis’ten geçmeyi beklerken, ülkenin birçok yerinde alanlara ç›kan iflçi, emekçiler yasan›n geri çekilmesini istiyor.

lar› sa¤l›k ve sosyal güvenlik haklar› ellerin-

binden 9 bin güne ç›kart›lacak,

den al›nmak isteniyor. Emperyalizmin neo-

Emekli maafllar› yüzde 2 oran›nda azalt›lacak,

Daha önce Meclis’e sunulan ve Anayasa Mahkemesi’nin birçok maddesini iptal etti¤i Sosyal Sigortalar ve Genel Sa¤l›k Sigortas› Yasa Tasar›s›, halk›n karfl› ç›kmas›na karfl›n AKP’nin gündeminden düflmüyor. Emperyalist tekellerin IMF eliyle haz›rlad›klar› ve devletten yürürlü¤e sokmas›n› istedikleri $$G$$ ile, iflçi ve emekçilerin onlarca y›ld›r can bedeli mücadelelerle kazand›k-

deki piyonlar›na peflkefl çekilmesi suretiyle

liberal politikalar›n›n bir parças› olan kamunun tasfiyesi ve kamunun elindeki tüm kurum-kurulufllar›n özellefltirme ad› alt›nda uluslararas› sermayeye ve onlar›n ülkemizdevletin küçültülmesi hamlelerinin bir ürünü olan $$G$$ Tasar›s›, sa¤l›k ve sosyal güvenlik alan›na dönük genifl bir sald›r› niteli¤ini tafl›yor. Söz konusu tasar› ile: Emeklilik yafl› kad›n ve erkeklerde 65’e ç›kart›lacak, Emekli olmak için gerekli prim günü 7

Emekli olduktan sonra çal›flanlara emeklilik maafllar› ödenmeyecek, Sigortal›n›n ölmesi halinde yak›nlar›na verilen ölüm ayl›¤› yüzde 50’ye düflürülecek, Ayl›k geliri 146 YTL olan herkesten sa¤l›k primi al›nacak, Lösemi-böbrek yetmezli¤i de dahil olmak üzere her tedavi için ek para ve kat›l›m pay› al›nacak, Sa¤l›k primi ödense dahi yararlan›lacak hizmetler Temel Teminat Paketi’yle hükü-

met taraf›ndan belirlenecek. Bu paketin d›fl›nda kalanlar için ek ücret al›nacak. “Paran kadar sa¤l›k” anlay›flla haz›rlanan; hastane kap›lar›ndan dönenlerin, paras› olmamas›ndan dolay› tedavi edilmemesi sonucu ölenlerin, hastanelerde rehin kalanlar›n say›s›nda büyük bir art›fl yaratacak olan bu sald›r› ve y›k›m yasas›na karfl› ülkenin birçok yerinde protesto eylemleri düzenleniyor. ‹stanbul, Adana, Mersin, Ankara, ‹zmir, Eskiflehir, Edirne, Amed, Sivas, Dersim ve daha birçok yerde sokaklara ç›kan iflçi ve emekçiler, emperyalist tekellerin dayatt›¤› IMF reçetesi olan $$G$$’nin iptal edilmesini istedi.

TEKEL sigara fabrikalar› ‹ngiliz BAT’a sat›ld› Ülkemizdeki sigara pazar›nda en bü-

Ankara’da bulunan Özellefltirme ‹daresi önünde buluflarak ifl yerlerine sahip ç›kt›. ‹flçilerin sendikaya ra¤men sürdürdükleri 8 saatlik eylem yolun trafi¤e kapat›lmas›n›n ard›ndan polis sald›r›s› ile engellendi.

yük paya sahip olan TEKEL’in sigara bölümü, 22 flubat günü gerçeklefltirilen ihale sonucunda ‹ngiliz British American Tabacco (BAT)’ya sat›ld›. ‹haleye onay verilirse, TEKEL’in sigara bölümü, 1 milyar 720 milyon dolar ile British American

‹flçiler kötü hava flartlar›na ra¤men geldikleri Ankara’da yaklafl›k 8 saat boyunca “TEKEL vatand›r, sat›lamaz”, “Ankara, Ankara duy sesimizi, bu gelen TEKEL’in ayak sesleri”, “Ölmek var dönmek yok” sloganlar› ile direndi. Sabah saatlerinden itibaren Kurtulufl Park›’nda buluflan yüzlerce iflçi Ö‹B önünde fiili bir miting gerçeklefltirdi. TEKEL için verilecek tekliflerin netleflmesini bekleyen iflçiler bu bekleyiflleri boyunca miting havas›nda bir eylem yapt›. Türk-‹fl yöneticisi ve Tek G›da-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Mustafa Türkel ve eylemi desteklemeye gelen kurum temsilcileri ile milletvekillerinin çeflitli konuflmalar yapt›¤› eylem 16.30’da ihaleye dört kurumun teklif verdi¤i bilgisinin duyurulmas›n›n ard›ndan sendika yönetimi taraf›ndan bitirilmek istendi.

Tobacco (BAT) Tütün Mamülleri Sanayi ve Ticaret Afi’nin olacak.

TEKEL ‹flçileri fabrikalar› terk etmiyor TEKEL’in özellefltirilmesinin ard›ndan Tek G›da-‹fl sendikas› taraf›ndan al›nan “iflyerlerini terketmeme” karar›n›n ard›ndan birçok ilde AKP’yi protesto eden iflçiler, fabrikalarda direnifl bafllatt›lar. ‹hale sonucunun aç›klanmas›n›n ard›ndan Tek G›da-‹fl üyesi, TEKEL Koordinatör Baflmüdürlü¤ü iflçileri, önce Ankara AKP Genel Merkezi’ne, ard›ndan da ihalenin yap›ld›¤› Hilton Oteli’ne siyah çelenk b›rakt›lar. Otel çevresinde etten duvar ören polis iflçileri otele yaklaflt›rmazken, iflçiler otelin karfl›s›nda ihaleyi protesto ettiler. Tokat'ta sendika binas› önünde toplanan Tek-G›da-‹fl Sendikas› üyeleri, Gaziosmanpafla Bulvar› Ali Yücel Kapal› Spor Salonu karfl›s›ndaki AKP Tokat ‹l Baflkanl›¤›’na kadar slogan atarak yürüdü. Burada bir aç›klama yapan Tek G›da‹fl Sendikas› Tokat fiube Sekreteri Mustafa Sa¤soyu, ''TEKEL'in özellefltirilme-

“TEKEL vatand›r, vatan sat›lmaz” Bitlis’te ise TEKEL ihalesinin gerçeklefltirildi¤i esnada AKP binas› önüne gelen TEKEL iflçileri, parti önüne siyah çelenk b›rakarak, ellerinde tafl›d›klar› ampulleri k›rd›lar.

yen iflçiler, özellefltirmeye izin vermeyeceklerini ve fabrikalar›na sahip ç›kacaklar›n› belirterek, siyah çelenk b›rakt›lar. Samsun'da ise TEKEL'in özellefltirilmesini protesto etmek için AKP ‹l Baflkanl›¤›'na siyah çelenk b›rakan TEKEL çal›flanlar› ile polis aras›nda arbede yafland›.

sinde nihai görüflmenin bugün tam bir

Özellefltirme karar› Adana Sigara

kapkaçç› usulü ile yap›lmaya kalk›fl›lm›fl

Fabrikas› çal›flanlar› taraf›ndan da pro-

olmas›n› fliddetle protesto ediyoruz'' de-

testo edildi. TEKEL fabrikas›ndan AKP

TEKEL iflçisi direndi, polis sald›rd›

di. Aç›klaman›n ard›ndan AKP Tokat ‹l

binas›na dek yürüyüfl düzenleyen iflçiler,

Baflkanl›¤›’na siyah çelenk b›rak›larak

“TEKEL vatand›r, vatan sat›lmaz”, “AKP

eylem sonland›r›ld›.

istifa” sloganlar› att›. AKP binas›na yürü-

TEKEL’in özellefltirilme ihalesine tekliflerin verildi¤i 18 flubat günü, ülkenin dört bir yan›ndan gelen TEKEL iflçileri,

Sendikan›n karar›na kat›lmayan yüzlerce iflçi Ö‹B önünde direnifle geçerek önce Ö‹B’yi çevreleyen demirlere yüklendi ve kürsünün önünde oturma eylemi yapmaya bafllad›, ard›ndan da Ziya Gökalp Caddesi’ni trafi¤e kapad›. ‹flçiler zorlu koflullara ra¤men kararl› bir tav›rla eylemi devam ettirerek direnifle geçtikleri s›rada Tek G›da-‹fl yöneticileri eylem alan›n› terk etti. Uzun süren direnifl boyunca polisle iflçiler aras›nda s›k s›k arbede yafland›, polis gaz bombalar› ve tazyikli su ile iflçilere sald›rd›. Akflam saatlerinde iflçiler uzun süren bekleyiflin ard›ndan iflyerlerini satt›rmamak için sonuna kadar mücadele edeceklerini duyurarak eylemlerine son verdiler.

EME⁄‹N KÜRSÜSÜ Dursun BAfiTU⁄

Her iflçi ölümü tadacakt›r Y›llard›r bu ülkede; devletin hiçbir flekilde denetlemedi¤i, iflgüvenli¤inin al›nmas› için yapt›r›mda bulunmad›¤›, hatta iflçileri sigortas›z olarak kay›t d›fl› çal›flt›rmalar› için gerekli yasal düzenlemeleri yaparak koruyup kollad›¤› iflyerlerinde say›s›z iflçi, gözlerden uzak ölümlere teslim edildi. Say›s›z tabut kald›r›ld› iflyerlerinden. ‹smi bilinmeyen say›s›z yarat›c›, say›s›z umudu ve gelecek düflüyle so¤uk topra¤›n kuca¤›na b›rak›l›verdi. Birço¤unun ad› iflçi ölümlerinin yer ald›¤› resmi kay›tlara dahi geçmedi ve bu ülkedeki milyonlar, yani ezilen emekçi y›¤›nlar bu ölümlerden bihaber, sömürü çark›n›n kuca¤›na b›rak›verdiler kendilerini. Böylesine sessiz törenlerle ve geride b›rakt›klar›n›n gözyafllar› ile ölüme u¤urlananlar›, yine iflçilerin katliam gibi ölümleri ile ancak görebildik ço¤umuz. Davutpafla’daki kaçak iflyerinde yaflanan patlamada ölen 23 iflçinin cans›z bedenleri, y›llard›r devam eden sessiz gidiflleri bozdu. Gözlerimizdeki perdeyi kald›rd›, çal›flan milyonlar›n ölümle burun buruna yaflamak zorunda b›rak›ld›¤›n›, bizlerin de bu milyonlardan biri oldu¤umuzu ac› içinde kavratt› bizlere. Onlarca y›ld›r sessiz sedas›z saflar›m›zdan ayr›lan kardefllerimizin 盤l›¤›n› duymam›z› sa¤lad›. ‹zbelerde, merdiven altlar›nda, tersanelerde kaybolan yaflamlar› gözlerimizin önüne serdi. Davutpafla’n›n bizlerde yaratt›¤› bu uyand›rma görevini ne yaz›k ki Tuzla tersanelerinde kar h›rs›na kurban verdi¤imiz iflçiler devrald›. ‹flsizli¤in, ekonomik daralman›n yafland›¤› ülkemizde, Tuzla her gün biraz daha büyüyor, patronlara kanla bezenmifl “tatl›” bir kar getiriyor. Ülkeye büyük miktarda döviz giriyor, görkemli bir para cenneti ortaya ç›k›yor. Ama bu cennet, kendisini yaratan iflçilere; sendikas›z, sigortas›z, çal›flma güvenli¤i olmayan, ölümle burun buruna, açl›k ve sefaletle kolkola bir yaflam› sunuyor. ‹flçilerin yaratt›klar› bu cennet, iflçilere sadece cehennemi sunuyor ve baflka bir seçenek tan›m›yor. Resmi kay›tlara göre 82 iflçiyi yutan, ama gayri resmilerini de katt›¤›m›zda yüzlerce iflçinin yaflamlar›n› tüketen Tuzla tersaneleri, kap›s›nda “Her canl› ölümü tadacakt›r” yazan Zincirlikuyu Mezarl›¤›’n› and›r›yor. Birbirinin ard› s›ra yaflanan ifl cinayetleri ve halk›n artan tepkisi sonucunda istemeye istemeye Tuzla tersanelerinde “denetim” yapan TBMM Araflt›rma Komisyonu, haz›rlad›¤› raporunda iki sonuç üzerinnde duruyo: Tersanelerde çok iflçi ölüyor, iflverenler çok para kazan›yor. Yani iflçi ölümleri ile patronlar›n ceplerine giren paradaki art›fl birbirine paralel bir seyir izliyor. Daha aç›k bir deyiflle iflçi ölümleri artt›kça, patronun kar› da art›yor. Çünkü patron sürekli artan sipariflleri daha k›sa sürede vermek için iflçileri son h›z çal›flt›r›yor. Yap›lan iflten daha fazla kazanmak için de giderlerini olabildi¤ince k›s›yor. Tabii ki burada k›s›lan giderlerin bafl›nda iflçilerin ald›klar› ücret, güvenlik techizatlar›, sigorta primleri geliyor. Kar h›rs› ile sigortas› yap›lmayan, ifl güvenli¤i al›nmayan, sosyal güvencesi olmayan, ço¤unlu¤u tafleron iflçiler olmak üzere binlerce iflçi ölümüne bir çal›flma temposunun içerisine sokuluyor. ‹flçilere sigorta yapmayan patronlar, “Azrail”i kadrolu eleman olarak istihdam ediyorlar. Sonuç; kararan yaflamlar, kanla boyanm›fl gemiler oluyor, sonuç ölen iflçiler oluyor. Ama ölümlerin ad› hep “ifl kazas›” ve “kader” olarak kal›yor. “Kaza”y›, “kaderi” sorgulayanlara Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakan›; iflçilerin güvenlik önlemlerine uymad›klar› dolay›sla ölümlerin sorumlular›n›n kendileri olduklar›n› söyleyerek yan›t veriyor! Tersane sahibi olan AKP milletvekili Hasan Kemal Yard›mc›, suçlar›n› bildikleri için konuflmaktan kaç›nan, kendilerini gizleyen di¤er tersane sahiplerinin aksine ‘hem suçlu he de güçlü’ bir flekilde bas›n›n karfl›s›nda sözlerini s›ralamaktan imtina etmiyor: “‹flçilerimize kemer veriyoruz, takm›yorlar. Baret veriyoruz, kullanm›yorlar”. ‹flçiler ise tersini söylüyorlar; “Baretimiz yok, çöpten toplanm›fl eski-k›r›k baretler veriyorlar, ki onlar da üç befl tane. ‹flyerlerinde, en kalitelisi 30 YTL olan güvenlik kemeri bile yok”. Tuzla’da, ülkemizin en büyük kompradorlar›ndan Koç ailesinin de bir tersanesi var. RMK isimli bu tersanede bin 300 iflçi çal›fl›yor. Bunlar›n bin 100’ü tafleron ve günlük ortalama 22 YTL’ye, sigortas›z, kay›td›fl› çal›fl›yorlar. Yani tafleron flirketlerin iflçileri sömürme, onlar›n haklar› gaspetme hususunda izledikleri yöntemleri büyüklerinden ö¤reniyorlar. Koç’u, Sabanc›s› Yard›mc›s› ile büyükler, devletle ve küçüklerle kolkola iflçileri öldürmeye devam ediyorlar. Sömürü düzeni, yüzlerce y›l öncesini an›msat›rcas›na ac›mazl›¤›n› konuflturmaya, kan paras› kazanmaya devam ediyor. ‹flçiler ölüyor, kol kola yürüyen sorumlular büyüyor, zenginlefliyor. Bu zincirleme durum kendisi y›llard›r var ediyor. Bugün sessizlik içinde gömülenler, emeklerine yabanc›laflt›r›lanlar, makineye esir edilenler, alt›nda ezilecek gemiler yapalanlar, ezilen yoksul milyonlar kendi iktidarlar›n› kurmad›klar› sürece de var olmaya devam edecek. Lüks yatlar›n alt›nda gizlenen cinayetlerle gündeme gelen Tuzla tersaneleri ve iflçileri, halen sesi duyulmayanlar ad›na hayk›r›yor: Bu kölelik düzenini hayatlar›m›z›, umutlar›m›z›, gelece¤e dair düfllerimizi y›k›yor. Bu kölelik düzenini y›kal›m.


1-16 Mart 2008

KADIN

Kad›nlar 8 Mart’a haz›rlan›yor

7

ÖNCÜ KADIN Rojda DEM‹R

8 Mart’›n k›z›ll›¤›nda kad›nlaflmak için alanlara! Bir 8 Mart sürecinin daha arifesindeyiz. Farkl› birçok kesimin gündeminde olan 8 Mart'a yüklenen anlam da do¤al›nda farkl›l›klar tafl›maktad›r.

NAZAN fi‹R‹N (DKH)

Demokratik Kad›n Hareketi (DKH) 2- Nazan fiirin: Özellikle kad›n sorununun daha derin yafland›¤› semtlerde/yerellerde çal›flmalar›m›za yo¤unlaflt›k. ‹flçiemekçi ve ev kad›nlar› ile buluflarak kendi yaflam alanlar›nda derinleflen sorunlar› tart›flarak onlarla birlikte mücadele yürütmemiz gereken noktalar› ve atmam›z gereken somut ad›mlar›, faaliyetleri belirledik. Her yereldeki kad›n kendi özgün alanlar›nda yaflad›klar› sorunlar›, ortakl›klar›n› paylafl›yor ve bu sorunlara karfl› süreklili¤i olan, tüm seneye yay›lmas› gereken çözüm projelerini ve faaliyetleri birlikte belirliyoruz. Bu çal›flmalar ayn› zamanda bizim 8 Mart çal›flmam›z olmakta ve 8 Mart’›n gündemlerini de belirlemeye ve somutlamaya hizmet etmektedir. 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü yaklafl›rken özellikle yerellerde Sosyal Güvenlik ile ilgili olarak çal›flmalar›m›z› yo¤unlaflt›rd›k. Emek cephesi ile ilgili söyleflilerin yan›nda konuyla ilgili tiyatro, belgesel ve filmlerle bu çal›flmalar›n görsel olarak zengin olmas›na özen gösteriyoruz. 3- Nazan fiirin: Bu sene 8 Mart alanlar›nda en fazla vurgulayaca¤›m›z fley, kad›nlar›n eme¤inin “kay›t-d›fl› ve görünmez k›l›n›yor” olmas› olacak. Emperyalist politikalar›n ülkemizde yaflayan kad›nlar›n eme¤ine yönelik sald›r›larda esas neden olmas›ndan kaynakl› emperyalizme karfl› mücadele temel fliarlar›m›zdan olacak. Bu sald›r›lar›n bir ürünü olan SSGSS gibi yasa tasar›lar›n›n en yo¤un emek gasb›n›n yafland›¤›, kay›t-d›fl› sektörü daha da büyütece¤i ve bu geliflmeden de en çok biz kad›nlar›n etkilenece¤inden hareketle ev eksenli, parça bafl›na dayanan emek sömürüsüne, kad›nlar›n kay›t d›fl›nda yo¤unlaflt›r›larak ucuzlaflt›r›lan, güvencesiz b›rak›lan eme¤ine ve bunun önemli bir parças› olan tar›msal üretimde köylü kad›nlar›n eme¤inin sömürüsüne hizmet eden sald›r›lar›n bir parças› olmas› nedeniyle a¤›rl›kl› olarak yer verece¤iz. Tüm bu projelerle emzirme, krefl vb. gibi haklar tamamen elimizden al›n›yor, biz hem iflte hem de evde çal›fl›yor olmam›zdan kaynakl› y›pranma paylar›m›z› istiyor olaca¤›z. Kölelik flartlar›nda çal›flmaya itilerek ‘evlere geri gönderilmeye’ çal›fl›l›yoruz. Bu kapsaml› sald›r›lara karfl› örgütlü kad›nlar›n kazan›m›n›n ürünü olan Novamed gibi sendikal hak mücadelelerini ön plana ç›karaca¤›z. Ayr›ca emperyalist sald›r›lar›n bir parças› olan savafl ve iflgal koflullar›nda kad›nlara yönelik artan fliddetin yan›nda, flovenist sald›r›lar›n hedefi olan Kürt kad›nlar›na, tüm kad›nlara yönelik cinsel fliddete ve bask›lara, namus ve töre cinayetlerine karfl› mücadele ça¤r›m›z› da 8 Mart alanlar›nda yükseltmeyi hedefliyoruz.

DTP ‹l Kad›n Meclisi 1- Sultan Toptafl: Öncelikle flu an bizim için en çok aciliyet arz eden kad›n sorunu, kad›n›n ana olarak yaflad›¤› ac›. Bir savafl sürecini yafl›yoruz, hepimizin bildi¤i gibi bu son dönemde özellikle analar ayaklanm›fl, “art›k yeter” slogan›yla yollara ç›km›fl durumdalar. Kad›nlar›n flu an temelde yaflanan sorunlar›, anne ve kad›nlar›n; kiminin eflini, kiminin çocu¤unu kaybetmifl olmas› ve bunun bir bütün olarak kad›n› etkileyen bir olaylar zinciri oluflturmas›. Bu ba¤lamda da kad›n sorunun da en aciliyetli sorun olarak; kad›n›n yaflad›¤› ac›lar olarak tan›mlayabilirim, süreç itibari ile.

SULTAN TOPTAfi/EM‹NE ÖZMEN (DTP)

MELTEM AYDIN (BDSP)

Haks›z savafllarla, ölümlerle, taciz-tecavüzlerle yaflamlar› “bedel” haline getirilen, eme¤i sömürülen, kimli¤i yük olarak omuzlar›na bindirilen, fliddetin her flekilde “uygun” görüldü¤ü kad›nlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nde kad›nlara reva görülen tüm bu dayatmalara karfl› alanlarda olacaklar›n› aç›klad›lar. Bu anlaml› güne yaklafl›rken demokratik kad›n örgütlerinin hangi taleplerle alanlara ç›kacaklar›n› dile getirmelerini istedik.

ZEYNEP ÖZDAL (EHP’L‹ KADINLAR) diye tarifledi¤imiz bu sistemde kad›nlar, erkekler taraf›ndan eziliyorlar. Bu ezme-ezilme iliflkisinin sonucu olarak da erkekler kad›nlar› taciz ediyor, namus cinayetleri ad› at›lda katlediyor, emeklerine el koyuyor, ev içi eme¤ini yok say›yorlar.

SORULAR 1- Yaflan›lan süreçte kad›n özgülünde a¤›rl›kl› yaflanan sorunlardan k›saca bahseder misi-

Y›lbafl› gecesi Taksim’in orta yerinde bir kad›n onlarca erkek taraf›ndan taciz edili-

niz? 2- 8 Mart’›n yaklaflt›¤› bu süreçte nas›l bir çal›flma içerisine girdiniz? 3- Kad›nlar olarak hangi sorunlar›n 8 Mart alanlar›nda dile getirilmesi gerekti¤ini düflünüyorsunuz?

yor. Ve bu tacizi gerçeklefltiren erkekler “tahrik edildikleri” gerekçesiyle 57 YTL para cezas› ödeyip serbest b›rak›l›yorlar. Namus cinayetleri devam ediyor. Üni-

olarak öne ç›kt›. Fakat tabii ki kad›n sorunlar›na yönelik bir genelleme yapam›yoruz. Örne¤in ulusa göre, topluma göre, geleneklere göre de kad›nlar›n öncelikli problemleri de¤iflebiliyor. Ama yine tabii ki Kürt kad›n› aç›s›ndan da, Türk kad›n› aç›s›ndan da, Avrupa’daki kad›n aç›s›ndan da temel sorun fliddet, sadece bunun dozaj› farkl›. Bizdeki ulusal bir fliddettir. Kürt kad›n›n kimli¤inden kaynakl› birebir karfl›laflt›¤› fliddet vard›r, bu daha görünür bir durumdur. Ama tabii ki bu, kad›n olarak cinsiyetten kaynakl› fliddet görmüyor anlam›na gelmiyor. Ama dedi¤im gibi bu dönem bizim aç›m›zdan en temel sorun kimlikten kaynakl› yaflad›¤›m›z fliddet, kad›n olmam›zdan kaynakl› yaflad›¤›m›z fliddet ve son zamanlarda maalesef bir halklar çat›flmas›na dönüflecek, çok tehlikeli bir sürecin bafllang›c›na neden olacak, en ç›plak fliddet diye tan›mlad›¤›m›z askeri fliddet. Bunlar›, biz en az›ndan Kürt kad›nlar› aç›s›ndan temel sorunlar olarak görüyoruz, asl›nda bunlar ayn› zamanda evrensel bir sorun da. 2- Emine Özmen: Ana önemimiz fliddet oldu¤u için son zamanlarda geliflen, ç›plak fliddete dönüflen bir gerçeklikle yüz yüzeyiz. Çal›flmalar›m›z› da bunun üzerinde kurgulad›k. Kitlesel mitinglerle, özellikle bu geliflen fliddet olaylar›n› protesto etmek amaçl›, yani biz hareketi kad›nlardan do¤ru bir müdahaleye dönüfltürmek istiyoruz: operasyonlara, cinsiyet ayr›mc›l›¤›na, savafla müdahale etmek. fiu da var ki, de¤ifltirebilir miyiz, gerçekçi olmak gerekli, fakat en az›ndan bir parmak basmak, dokunabilmek önemli bizim aç›m›zdan. Dolay›s› ile yapt›¤›m›z etkinlikler de o çerçevede. Yani mitinglerden tutal›m yerellerde halk flölenlerine kadar yayg›n bir etkinlik program› ç›kard›k, bilinçlendirme panelleri, seminerlerimiz var, seviye yükseltme e¤itimlerimiz var. Bu mahallelere kadar inen bir program, yani sadece belli bir kesimin ya da bu konuya duyarl›-e¤itimli kad›nlara de¤il, mahallelerde kad›n olman›n getirdi¤i sorunlar› daha a¤›r yaflayan ama kad›nl›¤›na yabanc› olan kad›nlara kadar inen programlar›m›z var. 3- Emine Özmen: Elbette ki fliddete hay›r, fliddete hay›r… Kürt kad›nlar›n belki y›llard›r fliar›: toplumsal bar›fl, cinsler aras› bar›fl, kendi özüne dönüfl, hayk›raca¤›m›z sloganlar bu çerçevede olacak. Yani gerçekten bar›fl slogan›n› ön plana ç›karaca¤›z. Fakat ayn› zamanda bar›fl derken mücadelecili¤i ön plana ç›karaca¤›z, biz bar›fl› sivil bir edilgenlik olarak ele alm›yoruz, bar›fl› yans›t›rken bile bir mücadelecili¤i ortaya koymak, bu anlamda kad›nlar aç›s›ndan gerçekten itaatsiz olabilece¤imiz bir dönemi bafllatmak, devlete karfl›, efle karfl› ve toplumsal cinsiyetçili¤e karfl› bu çerçevede ele al›yoruz ve sloganlar›m›z da daha çok bu çerçevede.

olarak ezilme ile karfl› karfl›ya kalsalar bile kad›n sorunu s›n›fsal ve tarihsel bir yan tafl›yor. Bundan dolay›d›r ki, kad›n sorununun asl›nda bir emekçi kad›n sorunu oldu¤una inan›yoruz. Gelinen süreçte de emekçi kad›nlar›n sorunlar› çok yönlü olarak artm›flt›r. Ücret düflüklü¤ü, sendikas›z, sigortas›z çal›flma, kad›n iflçiler içinde belli bir yayg›nl›k tafl›maktad›r. Bir yandan sermayenin ard› ard›na gerçeklefltirdi¤i sald›r›lar› (SSGSS yasa tasar›s› ve istihdam paketi vb) kad›nlar› da ciddi anlamda vurmaktad›r. Ve sermaye s›n›f› yeni yasalar kapsam›nda emekçi kad›nlara “iflten ç›k›n, çocu¤unuzu evinizde emzirin” demektedir. Onun d›fl›nda toplumdaki çürüme ve yozlaflma da kad›nlar› ciddi oranda etkilemektedir. Kad›na uygulanan fliddet t›rmanmakta, kad›n›n meta olarak kullan›lmas› yayg›nlaflmakta ve bunun en i¤renç görünümü olan fuhufl artmaktad›r. Tüm bu sorunlara siyasal gericili¤in kad›nlar üzerinde kölelefltirici etkisini de eklemek gerekiyor. Elbette savafllara ve kad›nlar üzerindeki y›k›ma de¤inmeden geçemeyiz. ‹flgal ve savafllar da, günümüzde ve ayn› zamanda co¤rafyam›zda baflta Kürt kad›nlar› olmak üzere kad›nlar›n yaflad›¤› en ciddi sorunlar›n bafl›nda gelmektedir. 2- Meltem Ayd›n: BDSP’nin ideolojik çizgisinde, Emekçi Kad›n Komisyonlar›’n›n 4 ayd›r çal›flmalar›n› yürüttü¤ü Emekçi Kad›n Kurultay› 24 flubat günü gerçekleflti. Kad›n sorunu, kad›n›n örgütlenmesi ve mücadelesinin ele al›nd›¤› kurultayda 23 kad›n gerek tebli¤ sundu, kimi özgül sorunlar karfl›s›nda söz alarak konuflma yapt›. Tüm konuflmalarda önümüzdeki dönem yürütülecek mücadele program›n›n çerçevesi oluflturuldu. Kurultayda da etkin bir flekilde 8 Mart’a kat›l›m ça¤r›s› yap›ld›. 8 Mart’a yönelik haz›rl›¤›, kad›nlar›n sorunlar› ve taleplerinin emekçi kad›nlara tafl›nmas›, bu çerçevede kad›nlarda duyarl›l›k yarat›lmas› ve kad›nlar›n bu talepler u¤runa harekete geçirilmesi olarak anl›yoruz. Dolay›s›yla kurultay çal›flmas› ve kurultay›n kendisi de ayn› zamanda 8 Mart’a haz›rl›k anlam›na geliyor. Kurultay›n ön sürecinde kad›nlarla sorunlar› ve talepleri temelinde yap›lan toplant› ve tart›flmalar, 24 flubat günü kurultaya tafl›nd›. A¤›rl›¤›n› kad›nlar›n oluflturdu¤u 250 kiflinin kat›ld›¤› kurultayda kad›nlar›n sorunlar›, örgütlenmesi ve mücadelesi ele al›nd›. Bu tart›flmalar çok somut bir flekilde 8 Mart’a ba¤land›. 3- Meltem Ayd›n: Asl›nda bu sorunlar, yukar›da dile getirdi¤imiz sorunlardan ba¤›ms›z de¤ildir. Kad›n eme¤ine yap›lan azg›nca sald›r›lar, kad›n cinsine yönelik her geçen gün t›rmanan cinsel sald›r› ve fliddet ile savafllar›n getirdi¤i y›k›m›n dile getirilmesi gereken öncelikli sorunlar oldu¤unu düflünüyoruz.

versite ö¤rencisi Ayfle Y›lbafl, staj yapt›¤› hastanede, ayr›lmak istedi¤i kocas› taraf›ndan kurflunlanarak öldürülüyor. Sosyal Sigortalar ve Genel Sa¤l›k Sigortas›’yla kad›nlar daha da yoksullaflt›r›l›yorlar. Ev içinde harcad›klar› emekleri ve bak›m emekleri daha da k›ymetsizlefliyor ve daha da görünmez oluyor. Eflit miktarda emek harcamad›¤› halde, hem evde hem iflte çal›flarak çifte mesai yapt›¤› halde, kad›nlar yasalar karfl›s›nda erkeklerle eflitlenmek isteniyor. Gerçeklefltirilmek istenen bu soyut eflitlik kad›nlar›n emeklerini yok say›yor. Kara harekât› devam ediyor. S›n›r ötesi operasyonlar, savafl, asker ve gerilla cenazeleri… Kad›nlar›n istemedi¤i bir savafl yürütülüyor. Kad›nlar bu savafla alet olmak istemiyor. Çocuklar›n›, arkadafllar›n› bu savaflta kaybetmek istemiyor. Kad›nlar ücretli çal›flt›klar› ifllerde erkeklerden daha düflük ücret al›yorlar. Kad›nlar›n emekleri daha çok sömürülüyor. Kad›nlar iflyerlerinde tacize u¤ruy›p, üzerlerinde bask› oluflturuluyor. Novamed fabrikas›nda oldu¤u gibi kad›nlar çok düflük ücretlerle saatlerce zor ifllerde çal›flt›r›l›yorlar ve bir de kad›n olduklar› için eziliyorlar. Neden tuvalete gittikleri soruluyor, birbirleriyle konuflmalar› yasaklan›yor, hamilelikleri s›raya konuyor. Kad›nlar sevgililerinden, kocalar›ndan dayak yiyorlar, tecavüze u¤ray› üstüne bir de tecavüze u¤rad›klar› için öldürülüyorlar. 2- Zeynep Özdal: Bu sene 8 Mart’a Novamed grevini, kad›n dayan›flmas›yla kazanman›n zaferiyle giriyoruz. Kad›n dayan›flmas›n›n ve birleflik mücadelenin önemini bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Novamed grevini nas›l dayan›flma içinde, birlikte kazand›ysak, erkek egemenli¤ine karfl› da birlikte mücadele etmenin gereklili¤ini tekrar dile getiriyoruz. Bu 8 Mart’ta da bütün kad›nlar›n birlikte erkek egemenli¤ine karfl› ortak bir mücadele yürütmesi çok önemli. Bu ülkenin tüm kad›nlar›; Kürt kad›nlar, Ermeni kad›nlar, lezbiyen kad›nlar ve genç kad›nlarla birlikte mücadeleyi sürdürmek çok önemli. Biz bu 8 Mart’ta kad›nlar›, eme¤imizi iki kat sömüren patronlara, evdeki eme¤imize el koyan erkeklere, haz›rlad›klar, yasalar ile erkeklerle, patronlarla aç›ktan iflbirli¤ini ilan eden AKP hükümetine karfl› mücadeleye ve dayan›flmaya ça¤›r›yoruz. 3- Zeynep Özdal: 8 Mart’ta tacize ve tecavüze uygulanan tahrik indirimine karfl›, kad›nlar› yoksullaflt›ran ve emeklerini yok sayan Sosyal Sigortalar Kanunu’na karfl›, namus cinayetlerine ve kad›n katliamlar›na karfl›, militarizme ve milliyetçili¤e karfl›, eme¤imizin çifte sömürüsüne karfl› mücadeleyi yükseltmek gerekiyor. Erkek egemenli¤ine karfl› ortak mücadele etmemiz

Emine Özmen (DTP Kad›n Meclisi Genel Merkez Üyesi): Kad›n hareketi olarak yapt›¤›m›z görüflmelerimizde süreç itibari ile bizim için fliddet temel problem

Ba¤›ms›z Devrimci S›n›f Platformu (BDSP) 1- Meltem Ayd›n: Kad›nlar bir cins

Emekçi Hareket Partisi (EHP)

gerekti¤ini ve kad›n dayan›flmas›n› büyüt-

1- Zeynep Özdal: Kad›nlar›n yaflad›¤› sorunlar›n bir sistem sorunu oldu¤unu düflünüyorum. Erkek egemenli¤i, patriyarka

memiz gerekti¤ini düflünüyorum. Ve bir tek 8 Mart’ta de¤il her gün mücadelenin devam etmesi gerekti¤ini düflünüyorum.

Özünde devrimci ve öncü emekçi kad›nlar›n kazan›m› olan 8 Mart, s›n›fsal mücadelede öncüleflen kad›n›n de¤ifltirici ve dönüfltürücü gücünün sembolüdür. Bu yönüyle gerici egemenlerin ve düzen sahiplerinin içini özenle boflaltmaya çal›flt›¤›, kad›n›n toplumsal kimli¤inden kopart›lmaya, cinsel kimli¤inden kaynakl› yaflad›¤› sorunlarla s›n›fsal sorunlardan kaynakl› sorunlar› karfl› karfl›ya konularak kad›nlar›n kendine yabanc›laflt›r›lmaya çal›fl›ld›¤› ideolojik, politik sald›r›lar›n da bir parças› olmaya devam etmektedir. Bu yönüyle en çok, devrimci, komünist öncü kad›nlar›n; en özlü ve berrak haliyle kavrad›klar› kad›n sorununun çarp›t›lmas›na karfl› mücadele yürütmeleri, bunun için de sa¤lam bir ideolojik mücadele hatt›nda ›srarc› olmalar› gerekmektedir. Bugün yürütülen 'Dünya Kad›nlar Günü mü' tart›flmalar›n›n etkisinde kalarak 'tüm kad›nlar emekçidir, kad›nlar› emekçi olanlar ve olmayanlar olarak ayr›flt›rmak do¤ru de¤ildir" fleklinde izahatlerle yap›lan aç›klamalara taraf olmak, niyet ne olursa olsun ideolojik mücadelenin kad›n mücadelesinde yeterince yürütülemedi¤ini, kad›nlar›n birlikteli¤ini soyut bir birliktelik olarak s›n›flar›n üzerinde tan›mlama hatas›n›n taraflar›ndan olmay› do¤uracakt›r. Devrimci ve komünistlerin sorun ya da gündem ne olursa olsun, nesnel zeminden uzaklaflmamas›, mant›k iliflkisini de egemen sistemlerin ideolojisinden koparak kurmalar› zorunludur. 8 Mart özgülünde sahiplenilen emekçi kad›nlar ifadesi, kad›nlar› emekçi olanlar ve olmayanlar fleklinde ayr›flt›rman›n de¤il, kad›nlar›n kad›n sorununu sadece kad›n›n sorunu olarak tan›mlamamalar›n›n ve yine kad›nlar›n mücadelesinin sadece kad›nlar için de¤il, tüm ezilen emekçiler için, yani ezilen s›n›f için yürütülmesinin somut ifadesidir. Bu gerçe¤i biz söylemiyoruz, bu gerçe¤i 8 Mart'›n yarat›c›s› olan kad›nlardan ö¤neniyoruz. Bundan hareketle 8 Mart'› sadece kad›n mücadelesi yürüten kad›n örgütlerinin ortak eylem alan› olarak görmek hatal› olaca¤› gibi, 8 Mart'› sadece s›n›fsal mücadele günü olarak tan›mlamak ve kad›nla olan ba¤›n› kurmadan sadece devrimci kurumlar›n sözünü söyleyece¤i alan olarak görmek de hatal› olacakt›r. Düzenin ideolojik sald›r›lar›ndan kopmak ad›na günü kad›nlar›n öncülü¤ünde yükseltilen s›n›fsal bir durufl olarak kavramamak ve sadece s›n›fsal mücadele temelinde sahiplenmek de niyet ne olursa olsun, tersinden, 8 Mart'›n içini boflaltmaya hizmet eder. Oysa bizler biliyoruz ki belirleyici ve do¤ru olan devrimci niyetler de¤il, devrimci bilinç ve pratiktir. Bu yönüyle 8 Mart'› devrimci k›lan›n erkekli ya da erkeksiz kat›l›m olmad›¤›n› görmek ve sorunu bu çerçevede bir ayr›m noktas› üzerinden kad›nla ya da devrimle ve sinifsal mücadeleyle iliflkilendirme yan›lg›s›ndan kopmak gereklidir. Devrimci ve s›n›fsal öze uygun oldu¤u, bu nitelikle örüldü¤ü taktirde sadece kad›n kat›l›ml› gerçeklefltirilen 8 Martlar devrimci olaca¤› gibi, kad›nl› erkekli kat›l›nan ve s›n›fsal perspektifle donanan öncü kad›nlar›n niteliksel ve niceliksel a¤›rl›¤›n›n oldu¤u 8 Martlar da devrimcidir. Hangisinin tercih edilece¤i, bizim için ancak taktiksel bir durum olabilir ve esasta belirleyici olan da de¤ildir. Esas olan niteliktir. Yine böylesi bir ayr›flma noktas› oldu¤unda özellikle devrimci kad›nlar ve örgütlülükler olarak tavr›m›z, devrimcilerin öncülü¤ünde birleflik ve kitlesel bir 8 Mart'› birarada sonuna kadar zorlamaktan yana olmal›d›r. Çünkü kad›n mücadelesiyle devrim mücadelesini ayr›flt›rmadan birlefltirmenin as›l sorumlulu¤u, bu bilinci tafl›yan devrimci, demokratik kad›n örgütlülüklerine ve mücadelelerine düflmektedir. fiimdi 8 Mart’› devrimci nitelikle ele alman›n sadece alanlara yönelik dar bir zamana s›k›flt›r›lan faaliyetlerle de mümkün olmad›¤›n› unutmadan, devrimci, birleflik ve kitlesel bir 8 Mart’› örmenin ancak güçlü örgütsel mücadeleyle olabileci¤i bilinciyle hedeflerimize kilitlenmenin zaman›d›r. fiimdi Maoist bilinci kuflanan kad›nlar olman›n sorumlulu¤uyla 8 Mart'›n k›z›ll›¤›nda kad›n olman›n anlam›n› iliklerimize kadar hissederek, 8 Mart'› Dünya Emekçi Kad›nlar Günü olarak sahiplenmenin, bu temelde "8 Mart K›z›ld›r, Kad›nd›r' diyen öncü kad›nlar›m›z›n tarihsel bilincini bugünlere tafl›yan Meraller, Barbaralar, Aycanlar, Gülnazlar, Bernalar ve daha nice öncü kad›nlar›m›z›n açt›¤› yolda yürümenin, evlerden, tarlalardan, fabrikalardan, da¤lardan, hapisanelerden yükselen seslerimizi birlefltirerek alanlarda buluflman›n zaman›d›r.


8

1-16 Mart 2008

PERSPEKT‹F

MKP: Emekçi kad›n›n devrimci dinamizmiyle alanlara! Yaklaflan 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü'ne iliflkin bir aç›klama yay›mlayan Maoist Komünist Partisi (MKP), çeflitli ulus ve az›nl›k milliyetlerden emekçi kad›nlar› kad›n sorununun ve her türlü eflitsizli¤in kayna¤› olan s›n›fl› topluma karfl› mücadeleye ça¤›rd›.Burjuva hukukunun dahi gerisinde olan bizimki gibi yar› sömürge, yar› feodal ülkelerde kad›nlar›n feodal bask›, zor ve cebirin oda¤› haline gelmekten kurtulamad›¤›na dikkat çekilen aç›klaman›n devam›nda; “Bu durum ülkemizin içerisinden geçti¤i süreçten ba¤›ms›z de¤ildir. mevcut çeliflkiler, kad›na yönelen sald›r›lara kaynakl›k etmemtedir. Dolay›s›yla kad›nlara dönük sald›r›lar› güncel geliflmelerle birlikte ele alarak kad›n›n özgürleflmesi mücadelesi buralarda karfl›lamal›y›z” denildi. Ülkemizin sosyo-ekonomik gerçekli¤inin bir sonucu olarak kad›n›n özgürlük mücadelesinin anti-emperyalist, anti-feodal ve anti-faflist mücadeleden ba¤›ms›z yürütülemeyece¤ine dikkat çekilen söz konusu aç›klamada devamla flu ifadelere yer verildi: “Tarih boyunca tüm kötü-

lüklerin yarat›c›s›n›n sömürücü s›n›flar oldu¤u ne kadar gerçek ise bu kötülüklere karfl› mücadele yürütenlerin oldu¤u da nesnel bir gerçekliktir. ‹flte 1857 New York’ta emekçi kad›nlar›m›z›n direnifli bu tarihin canl› örne¤ini oluflturmaktad›r. Tarihin ak›fl› önünde durmak isteyen ve ayn› zamanda tarihin çöp tenekesine at›lmas› mutlak olan güçler, sömürücü s›n›flar ve gericiler olmufltur, bundan böyle de onlar olacakt›r. Tarihi ve toplumlar› ileriye götürenler ise t›pk› 8 Mart’› yaratan emekçi kad›nlar›m›z gibi, hep emekçi halk›m›z olmufltur. Emekçi kad›n, s›n›fdafl erkek yoldafllar›yla birlikte tarihten ald›¤› güçle 8 Mart’›, kendi özgün slogan ve taleplerini-ça¤r›lar›n› da ihmal etmeden anti-emperyalist, anti-feodal, anti-faflist bir mücadeleye dönüfltürmek için alanlar› fethetme ruhuyla hareket etmelidir. Çünkü emperyalizm, kad›n›n kurtuluflu önünde engel teflkil eden bütün gerici s›n›flar›n dayand›¤› güçtür. kad›n› metalaflt›ran ve sadece cinsel obje durumuna sokan çürümüfl-yoz kültürün birinci dereceden müsebbibidir. Emperyalizmin, iflgal etti¤i ülkeleri y›k›ma

u¤rat›rken, ac›lar›n en katmerlisini kad›nlara yaflatt›¤›, tart›flmas›z bir gerçektir. Bu, ABD emperyalizminin yan› bafl›m›zdaki Irak iflgalinde kad›nlara yaflatt›klar›yla da orta yerdedir. Bu nedenlerledir ki, emperyalizme karfl› en fazla durmas› gereken ve duranlar da kad›nlard›r”. ‹nsanl›¤›n kurtuluflu ve kad›n ile erkek aras›ndaki her türlü eflitsizli¤i ortadan kald›rmak için özel mülkiyet dünyas›na karfl› isyan eden emekçi kad›n›n, karfl› cinsten s›n›f kardefllerinin zihnini de yeniledi¤i ifade edilen açakl›ma, “Çünkü ücretli köleli¤in yan› s›ra, karfl› cinsten kölenin de kölesiydi emekçi kad›n. ‹flçi s›n›f›n›n birlik, mücadele ve dayan›flma günü olan 1 May›s ile yetinmedi, ikinci kölelik zincirini de k›rarak insanl›¤› daha özgür k›lmak için Dünya Emekçi Kad›nlar Günü olan 8 Mart’› yaratt›. Kad›nlar›n kurtuluflunda ve tabii ki insanl›¤›n kurtuluflunda tarihten gelen ve tarihe uzanan bir ivmeydi 8 Mart! ‹flte bu ivmeden h›z al›yor ve tarihe uzan›yoruz. Bu ilerleyifl içerisinde proletaryaya ve dolay›s›yla proleter kad›na düflen sorumluluk, kad›n› ve erke¤i ile

M

bugünden geleneksel ahlaka, geleneksel fikir ve de¤er yarg›lar›na karfl› kararl› bir mücadeleyi gerektirir.

aoist öncünün her bir konuda oldu¤u gibi kad›n sorununda da çizgisinin nitel ilerletilmesi ihtiyaçt›r. Öncünün 1. kongresinde at›lan ad›m tayin edici önemdeydi. Özgünlükler dikkate al›narak kad›nlar›n partideki etkinliklerinin art›r›lmas› için özel politikalar uygulanmas› flartt›r. Öncünün 2. kongresi buna özellikle dikkat çekmifltir. Görev; beyan edilen do¤ru çizginin pratiklefltirilmesidir. Zira pratiklefltirilmezse, pratikte uygulanacak yanl›fl çizgiyi örtecek bir perde ifllevinden öteye gidemez. Komünist parti örgütlenmesi; bir ulus, cins, din örgütlenmesi de¤ildir. Komünist ideolojinin rehberlik etti¤i proleter enternasyonalist içerikte, proleter dünya devriminin bir silah› olarak parti örgütlenmesi, toplumsal eflitsizliklerin tümüne komünizm perspektifiyle meydan okuyarak gelece¤i kazanma cüretidir. ‹nsanl›¤›n yar›s›n› oluflturan kad›nlar›n yüz yüze bulundu¤u muazzam eflitsizlik, erkek egemen anlay›fllardan köklü kopularak gö¤üslenebilir. Bu soyutlaman›n somutta bir çizgi, davran›fl, kültür, kiflilik, örgütsel anlay›fl haline getirilmemesi pratikte gericili¤in objektif olarak yaflat›lmas›na götürür. Pozitif ayr›mc›l›k de¤il, pratikte örgüt bileflimi derinleflen bir erkekleflme tarz›nda yürüyorsa; kad›n ajitasyonu objektif bir aldatma maskesi olur. Her bir alandaki örgütlenmede birinci derecede kad›n›n tercih edilmesi bir örgütsel politika olarak uygulanmal›d›r. fiimdiki gerçekliklerde genel bileflimlerde yüzde onu dahi bulamayan kad›n oran›, ilk hedef olarak en az›ndan yüzde otuzluk seviyeye ç›kar›lmal›d›r. fiüphesiz yüzde yetmifl, yüzde otuz fleklinde bir oranlama yine bir dengesizli¤in köklü varl›¤›na iflaret etmektedir. Toplumsal nedenleri olan bu dengesizlikte toplumsal koflullar›n devrimle de¤ifltirilmesi perspektifi aslolanken, kad›n›n önderlik baflta olmak üzere, partide etkin hale getirilmesi, özgün çal›flma alanlar›ndaki kad›n hareketinin militan ve aktivistlerinin partiye tafl›nmas›n›n esas perspektif oldu¤u unutulmamal›d›r. Pozitif ayr›mc›l›k ve kotay›, burjuvazinin yapt›¤› gibi kad›n›n gönlünü okflayan birer politika gibi kavrayamay›z. Tüm bunlar komünizm perspektifinin hizmetinde ve kad›n erkek eflitsizli¤inin toplumsal nedenlerinin bilincinde olan devrim yürüyüflünün güçlendirilmesinde, kad›n›n etkin hale getirilmesinde, amaca hizmet eden politikalar olarak ele al›nmal›d›r. Her alanda merkezi birleflik bir plan›n parças› olarak kad›n konferanslar› için flimdiden fikirler gelifltirmek, projeler yaratmak, önerileri merkezilefltirmek ertelenemez bir görevdir. Ba¤›ms›z demokratik kad›n hareketi örgütlenmesi özgün bir mücadele alan›d›r. Bu mücadele alan›na geleneksel iflbölümü anlay›fl›yla yaklafl›lamaz. Yani kad›na; “siz bu lokal s›n›rlar içerisinde kendi kendinize u¤rafl›n, parti ve devrim baflkalar›n›n ifli” denilemez. Böyle bir mücadele alan›n›n hayati önemi ortadayken, ayn› zamanda bu mücadelenin, kad›n› parti ve devrimde daha etkin hale getirme amac› da asla göz ard› edilmemelidir. Toplumsal eflitsizliklerin her birine karfl› keskin bir meydan okumay› ifade etmeyen bilinç, komünist bilinç olamaz. Cinselli¤in sadece kad›n sorununun tart›fl›lmas› ekseninde ele al›nmas›, kad›nlar›n cinsel bir obje olarak görülmesi anlay›fl›n›n sonucudur. Cinsellik insani bir sorundur. Kad›n› da, erke¤i de, de¤iflik tercihleri de kapsar. Komünist partisi cinsellik sorununu geleneksel ahlaka hapsetmez. Devletin, toplumun manipülasyonunu kabul etmez. Geleneksel aile ve evlilik anlay›fllar› içerisinde ele almaz. Cinsel kimlikler ve cinsler aras› iliflkiye, tamam›yla taraflar›n özgür iradesine her tür ayr›mc› müdahaleye karfl› ç›kan bir anlay›flla sayg› duyar. Aflk›n her tür müdahaleden azat edilerek özgürlefltirilmesini savunur. fiu eskinin dünyas›nda, eski-y›k›lmas› gereken anlay›fllarla aran›l›p bulunacak bir özgür aflk yoktur. Aflk›n özgürlefltirilmesine ve her tür bask›dan muaf hale getirilmesine, s›n›fs›z dünya özlemi ve de hiç ertelemeden cinsler aras› eflitsizli¤e son vermeye de, ›srarl› komünizm perspektifi yol açar. Aflk›n, kad›n üzerinde cins bask›s›na dönüflmesine ve cinsel kimlikler aras›ndaki her tür ayr›mc›l›¤a alet edilmesine son verecek olan komünizmin kendisidir. Geleneksel toplumun kad›n-erkek ifl bölümüne karfl› mücadele, özel önemde bir mücadeledir. Bu ifl bölümünü flu veya bu tarihsel zorunluluk itibari›yle teorilefltirme kabul edilemez. Onu yaratan koflullara gö¤üs gererek, ortadan kald›rma perspektifiyle sürekli geriletmek, dönüfltürmek, ertelenemez bir görevdir. Genel slogan bellidir. Kad›nlar; evin, ailenin, kocan›n, yani düzenin ve pazar›n kölesi olmay› ret edin! Kölelere yak›flan, gerici düzene isyand›r ve bu, hem meflru hem görev ve hem de hakt›r. Eflitsizlikleri aflmada ezilenler lehine pozitif ayr›mc›l›k, kota sistemi gibi siyasetler elbette siyaset aç›s›ndan gereklidirler. Ama kesin çözüm bu tür uygulamalar›n sonucu olarak do¤maz, do¤amaz. Eflitsizli¤i yaratan toplumsal koflullar köküne kadar de¤ifltirilmeden sorunlar halledilmifl olmaz. Dolay›s›yla, kota ve pozitif ayr›mc›l›k gibi siyasetler uygularken, kesin çözüm noktas›nda da net olmal›y›z. Kesin çözüm, cins bask›s›na kökten son vermektir. S›n›flar ve cinsler aras› eflitsizliklere yol açan özel mülkiyet dünyas›n›n koflullar›n› devrimle dönüfltürme ve bu mücadelede ezilenlere komünist öncülük sorumlulu¤unu ertelemeden

tüm insanl›¤›n kurtuluflunu sa¤lamakt›r. Bu yüzden yok etmeyi istedi¤imiz emperyalist-kapitalist sistemin güçlerine karfl›, ba¤›ms›zl›k ve özgürlük mücadelesini devrimci savafllarla yükseltmeliyiz. Ba¤›ms›z bir ülkede özgür bir halk olarak yaflamak için gerçek bir demokrasi mücadelesi yürütmeliyiz. Demokratik mücadeleyi, sistem içi, silahtan yoksun bir mücadele olarak kavrayan yan›lsamalardan s›yr›larak düzenin s›n›rlar› d›fl›na ç›kmaya cüret etmeli, Maoist öncünün ve Halk Kurtulufl Ordusu’nun en ön saflar›nda yerimizi almal›, Demokratik Halk ‹ktidar›'n› bilincimiz ve namlular›m›z ile parça parça tesis etmeliyiz. Tüm bu görevlerin yerine getirilmesi 1857 New York emekçi kad›nlar›n ruhuna sahip ç›kmakt›r. Baflka durufllar 8 Mart’lara sahip ç›kmak de¤il, onun içini boflaltmak ve dejenere etmektir. Bofl-küçük burjuva hayalleri bir kenara b›rakarak Halk Savafl›'n›n engin denizine dalmal›y›z! Çünkü bütün kötülük ve hastal›klar›n en büyük panzehiri devrimci savafl›n ta kendisidir!..” ifadeleriyle son buluyor.

PART‹ VE KADINLAR Geleneksel toplumun kad›n-erkek ifl bölümüne karfl› mücadele, özel önemde bir mücadeledir. Bu ifl bölümünü flu veya bu tarihsel zorunluluk itibariyle teorilefltirme kabul edilemez. Onu yaratan koflullara gö¤üs gererek ortadan kald›rma perspektifiyle sürekli geriletmek, dönüfltürmek ertelenemez bir görevdir. Genel slogan bellidir: Kad›nlar; evin, ailenin, kocan›n yani düzenin ve pazar›n kölesi olmay› red edin! Kölelere yak›flan, gerici düzene isyand›r ve bu hem meflrudur, hem de görev ve hakt›r

Bütün eflitsizliklerin temeli, insan› kölelefltiren, mal haline getiren, nesnelefltiren, insani olmayan, insan› yabanc›laflt›ran özel mülkiyet dünyas›d›r. Kokuflmufl burjuva yoz kültürün biz ezilenlere dayatt›¤› “ahlak” burjuva feodal kültür ve iliflkilerdir. Yücelttikleri de¤er yarg›lar›, empoze ettikleri kültür, yaflat›lmas›n› sal›k verdikleri aile, kendi gericiliklerinin halk›n saflar›nda yeniden ve yeniden üretimidir. Kendi gerici devletlerini garantiye alma gayretidir. Kad›nlara dayat›lan erkek egemen gerici sistemlerin geleneksel kad›n kimli¤ine biçti¤i "kar›l›k" rolünün kabul edilmesidir. Bin kere hay›r! Köküne kadar batm›fl burjuva feodal yoz toplumlar›n geleneksel ahlak›n›n biçimlendirdi¤i "kar›ya", özgür eflit ve aflka dayal› birlikteli¤e de¤il "kar›l›¤a r›za gösterme", yani gerici devleti yaflatmada bir kale gibi karfl›m›za diktikleri burjuva feodal aileye bir kez daha bin kere hay›r! Kad›n› metalaflt›ran, onu fuhufl sektörünün bir nesnesi haline getiren bu düzenin ahlak›yla alakam›z olamaz. Bu ahlak köküne kadar y›k›lmal›d›r. Bunun için devrime sar›larak s›n›f mücadelesini sürdürmek, cinsler aras› eflitsizlik gibi her türlü ayr›mc›l›¤›n karfl›t› olmak, kültürde, kiflilikte, ruh dünyas›nda gericili¤i üreten toplumsal koflullar› dönüfltürme perspektifiyle devrim yapmak, her zaman tekrar tekrar görevdir. Burjuva ahlak ve bunun sonucu olan ruhsal, bedensel, düflünsel her tür tutsakl›¤›n temelini oluflturan özel mülk dünyas›n› paramparça ederek y›kmak ise meflru, devredilemez görevimizdir. Bu görevin öznesi olan kad›na ve onun erkek yoldafllar›na sömürücü egemenler tabii ki "yoldan ç›km›fl, ahlaks›z, bölücü" diyeceklerdir. Biz bunu, bu suçlamay› milyonlarca kez kabul ediyoruz. Sizin bize dayatt›¤›n›z “yoldan” ç›kt›k. Biz hangi yolda yürüyece¤imizi biliyoruz. Sizin piyasac› sahte "sevgi" iliflkilerinize, metalaflt›rd›¤›n›z insana karfl› yeni sevgiyi, yeni insan›, yeni kad›n›, yeni erke¤i yarataca¤›z. Evet, biz bask› alt›na al›nmayan, rol yapmayan, dolay›s›yla aldat›c› olmayan cinsler aras› tam hak eflitli¤ini ve evet, cinsel özgürlü¤ü savunuyoruz. Toplumsal, dinsel önyarg› zincirlerinden kopmufl, baflka de¤il, bu temeldeki gerçek insan iliflkilerini, yeni insan›, yeni kad›n›, yeni erke¤i, t›pk› kad›n yoldafllar›m›z Armand, Kollantai, Chiang Ching gibi komünist ideoloji rehberli¤inde bayraklaflt›raca¤›m›z› bir kez daha beyan ediyoruz. Bundan ötürü kad›n ve erkeklerimize sizin dinci, sömürücü, gerici düzeninizin "serseri, sürtük" demenizi anl›yoruz. Size tabii ki benzemiyoruz, benzemeyece¤iz. Özel mülk dünyas›n›n dayand›¤› s›n›f ayr›l›klar›n›n, bu temelde yükselen toplumsal iliflkilerin, geleneksel de¤er yarg›lar›n›n düflman›y›z. Bunlar› devrimle dönüfltürme bafll›ca varl›k gerekçemizdir. Evet, egemen erkek toplulu¤unun bey ve beyefendileri ve onlar›n aldatt›¤› bir avuç "han›mefendi" karargâh› bizi iyi anlay›n. Biz sizin geleneksel ahlak ordusunuz de¤il, yeni bir dünyay› yaratma savaflç›lar›y›z. Komünizm için, devrim perspektifiyle tüm kölelik zincirlerimizi k›racak, eflit ve özgür bireylerin komünizm için kenetlenmifl kolektifi perspektifiyle düzeninizi y›kaca¤›z. Kad›nlar›n üzerindeki cins bask›s›n›n özel niteli¤i kavranmal›d›r. Bu insanl›k toplumunun eflitsizlikler biçiminde bölünmesinin en eski ifadesidir. Buna son vermek, insanl›¤›n s›n›fs›zl›¤a uzanmas›n›n kap›s›d›r. ‹nsanl›k bu eflitsizlikle kölelefltirildi, bu eflitsizli¤in afl›lmas›yla da gerçek kurtuluflu yakalayacakt›r. Metalaflt›r›lan ve devletin muazzam kalesi olan ailenin burjuvazisinin kölesi haline getirilen kad›na, aile hapishanesinin efendisi burjuva feodal erke¤e karfl› devrim mücadelesi, kad›na “isyan et” ça¤r›s›d›r. “Ataerkil kültürü her yerde y›k” sesleniflidir. Devlet, mülkiyet ve aile var oldukça kad›n sorunu da var olacakt›r. Dolay›s›yla sosyalizm kurtulufl mücadelesinde önemli bir hamle olsa da, kad›n sorununun tarihe kar›flaca¤› bir durumu ifade etmez. Çünkü devlet ve aile vard›r. Bu, kad›n›n kendi çocu¤unun bak›c›s›, e¤iticisi bir nikâh kölesi yapma durumundan köklü kopuflu ifade etmez. Ev içi aflç›l›k, özel ev temizlikçili¤i, çocuk ve erkek bak›m›, kad›n›n kaderi de¤ildir. Devlet kaynakl› sistemlerde adeta bir sanayi sektörü haline getirilmifl bu alan, köklü afl›lmad›kça kad›n köleli¤inin tüm temelleri y›k›lm›fl olmaz. Komünizmin bilinci budur. Kad›n›n kurtulufl mücadelesi ayn› zamanda erke¤in de onu insana yabanc›laflt›ran ataerkil prangalardan kurtulmas›, dönüfltürülmesi mücadelesidir. Ki bu esast›r. Genelde kad›n›n dönüfltürülmesinden bahsedilir. Kad›n› kölelefltiren erkek egemen düzen ise, neden her bir yerde erkek ayr›cal›¤›n›n ve üstünlü¤ünün y›k›lmas› birinci görev de¤ildir ki? Dolay›s›yla bu demektir ki, kad›n kurtulufl hareketi, kendisiyle birlikte ve öncelikle de erke¤i dönüfltürme perspektifine sahip ve bask›lar›n tümüne meydan okuyamazsa gerçek kurtulufl yolunda ilerleyemez. Yaklaflan 8 Mart’› bu perspektifle karfl›lamak ve bir kez daha emekçi kad›n›n birlik, dayan›flma ve mücadele günü olan 8 Mart’ta erkek egemen sistemin aya¤›m›zdaki prangalar›n› parçalayarak ‘ben kad›n›m devrim do¤ururum’ diyerek emekçi kad›n›n öncüleflme iradesiyle meydanlar› k›z›llaflt›rmak için her birimiz bir ad›m daha öne ç›kmal›y›z.


1-16 Mart 2008

GÜNCEL

Sinan ÇAKIRO⁄LU Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›mlayam›yoruz.

Marksizm’in Güncelli¤i Sempozyumu üzerine bir düzeltme ‘Marksizmin Güncelli¤i Sempozyumu’ haberinde Metin Kayao¤lu’nun konuflmas›nda yer verdi¤imiz “Metin Kayao¤lu, (...) gerçekleflen sosyalist devrimlerin Marksizm’den uzaklaflabildikleri ölçüde baflar›l› olabildiklerini öne sürdü” cümlesindeki “Marksizm’den uzaklaflmak” ibaresi yanl›fl yaz›lm›flt›r. Do¤rusu “Marks’tan uzaklaflmak” olacakt›r. Düzeltir, ilgililerden özür dileriz. Söz konusu yanl›fll›¤› düzeltmek ad›na, Metin Kayao¤lu’nun göndermifl oldu¤u düzeltme metnini sizlerle paylafl›yoruz.

“Marx’tan uzaklaflarak Marksizme ulaflmak…” Devrimci Demokrasi’nin 16-29 fiubat tarihli 127. say›s›nda, 2-3 fiubat’ta Ankara’da Emek Araflt›rmalar› Merkezi Giriflimi taraf›ndan düzenlenen etkinli¤e iliflkin olarak “Marksizmin Güncelli¤i Sempozyumundan Gözlemler” bafll›kl› bir yaz› yay›nland›. Yaz›da, aralar›nda bana ait olan›n da bulundu¤u konuflmalar yans›t›l›rken, bir ‘maddi hata’ oldu¤unu fark ettim. ‘Maddi hata’, flu cümlede yer al›yordu: “Metin Kayao¤lu, (…) gerçekleflen sosyalist devrimlerin Marksizmden uzaklaflt›klar› ölçüde baflar›l› olabildiklerini öne sürdü.” Benim dedi¤im bu de¤ildi. Sempozyum konuflmalar› halen sendika.org sitesinde yay›ndad›r. Ne söyledi¤im oradan da izlenebilir. Sempozyumda flunlar› söyledim: “Çare Marx’a dönmek de¤il, Marx’tan uzaklaflmakt›r. Zaten, 20. yüzy›lda Marksizmin devrimci tarihi de bu tarzda izlenebilir. Ekim Devrimi, Çin Devrimi ve öteki baflar›l› devrimlerle, Türkiye’de 71 devrimcili¤i, Marksizmin bu devrimci diyalekti¤ini izleyerek ve yaratarak varolmufltur.” Anlafl›lan, bu sözdeki paradoksu, ya da daha uygun bir terimle diyalekti¤i, yeterince anlafl›l›r flekilde ortaya koyamam›fl›m. Bununla ne demek istiyordum? Öncelikle, “Marksizmden uzaklaflma” ile “Marx’tan uzaklaflma” önermelerinin en az›ndan sözel düzeyde farkl› oldu¤u san›r›m yeterince aç›k. Elbette, bunun ikisinin özü itibar›yla ayn› anlama geldi¤i ileri sürülebilir. Ama, sözüm ve iddiam bu de¤ildi. Benim a¤z›mdan böyle bir söz ç›kmam›flt›r.

SADECE 301 M‹? Erdal GÜLER* ‹fade özgürlü¤üne yasak getiren TCK’n›n 301. maddesiyle ilgili yaz›l› ve görsel medyada yer alan haber ve yorumlar› uzun süredir izliyorum. Ülkemiz ve dünya kamuoyunun dikkatinden kaçmayan bu yasakç› madde, Orhan Pamuk ve Hrant Dink’le birlikte an›l›nca daha da kendinden söz ettirmeye bafllad›. 301. madde kapsam›nda yarg›lanan birçok gazeteci ve yazar, maddenin içeri¤ine göre “Türklü¤ü afla¤›lamak” ‘suçu’ iflledikleri gerekçesiyle yarg›lanmaya bafllan›nca, hedef haline getirildiklerinden milliyetçi-›rkç›-faflist güruhlar›n sald›r›lar›na hedef oldular. Her duruflmalar› olayl› geçiyor, tehdit, küfür ve sald›r›lara maruz kal›yorlard›. Sald›r›lar bununla da kalmam›fl, çok sevdi¤imiz, halklar›n kardeflli¤i için elinden gelen mücadeleyi veren ve yüzü günefle dönük olan sevgili dostumuz Hrant Dink’i bizden kopar›p götürmüfltü. Bu ülkenin ayd›n bir gelece¤e ulaflmas›n› istemeyen ve halklar›n birlik, beraberlik ve kardeflli¤ini bozmaya çal›flan güçlerce Hrant Dink katledilirken, kameralar›n karfl›s›na geçen devlet ‘büyüklerimiz’ ikiyüzlü bir flekilde üzüntülerini ifade ediyorlard›. Katilin bir an önce yakalanaca¤› sözü veriliyordu. Ama bas›ndan ö¤rendi¤imiz kadar›yla Hrant Dink’in katledilmesi için ilgili ve yetkili kifliler elinden gelen çabay› göstermifller. Hrant Dink’in katledilmesinin 1. y›l dönümünde Agos gazetesinin önüne gidip, oraya gelen binlerle yüre¤imi birlefltirip katilleri lanetlemeyi düfllerken, yolum ilk önce Bayrampafla Hapishanesi’ne düfltü (25 Aral›k 2007 tarihinde). Oradan da Amasya Hapishanesi’ne getirildim. Ben ise düflünce ve ifade özgürlü¤üne s›n›r getiren ve yasaklayan TMY yasalar›na muhalefet etti¤imden dolay› yarg›land›m ve ard›ndan da tutukland›m (gazetemizin yaz› iflleri müdürü oldu¤umdan kaynakl›). 301’le ilgili tart›flmalar› izlerken, aca-

HALKIN GÖZÜYLE

KÜRT ULUSAL SORUNU

SORULAR

GENÇ YORUM

ba ne zaman bu maddenin d›fl›ndaki düflünce ve ifade özgürlü¤ü önünde engel olan di¤er yasalardan söz edecekler diye bir de beklenti içindeydim. Tam söz verecekler derken, bir bak›yordum ki söz yine dönüp dolafl›p 301’e gelmifl. Tam söz edecekler dememe vesile olan yaz›y› milliyet gazetesinde Semih ‹diz (04.02.08) köflesinde kaleme alm›flt›. Semih ‹diz yaz›s›nda “AB Komisyonu yetkililerine göre, Türkiye’deki sorun sadece bir 301. madde sorunu de¤il. Genel bir düflünce özgürlü¤ü sorunu. 301 iptal edilse bile, temel sorun ortadan kalkm›yor. Savc›lara insanlar› düflüncelerinden dolay› yarg›layabilmeleri için gene de çok genifl hareket alan› kal›yor. Komisyon yetkililerine göre, konuya ‘düflünce özgürlü¤ü’ aç›s›ndan bak›ld›¤›nda, de¤iflmesi gereken 12’ye yak›n madde ve paragraf var.” fleklinde komisyon yetkililerinin itiraz›n› ve kendi tepkisini dile getiriyordu. Art›k günümüzde 301’den söz etmeyen kalmad›. En liberalinden, en demokrat›na kadar birçok yazar ve gazeteci bu maddeyle ilgili say›s›z yaz›lar yazd›. En liberalinin ifli kurtarmaya çal›flt›¤›n› anlad›m da, demokrat ve ayd›nlar›n 301’den öteye geçmemelerine anlam veremedim. ‹flin daha vahimi ise, ifade ve düflünce özgürlü¤ünün tart›fl›ld›¤› bir ortamda, devrimci ve sosyalist gazete yazarlar›n›n ve çal›flanlar›n›n gündeme seyirci kalmalar›d›r. Egemenler 301. madde üzerinden sahtekarca düflünce ve ifade özgürlü¤ünü tart›fl›rken, devrimci ve sosyalistler bu oyunu bozmak için bir giriflimde bulunmuyorlar. Bizler 301’in d›fl›nda birçok yasa¤›n oldu¤una dikkat çekmezsek, onlar sadece 301. maddeyi kald›rarak, hatta sadece baz› de¤ifliklikler yapmak suretiyle kendilerini demokrat ve özgürlükçü olarak kamuoyuna yutturacaklar. 301’in kald›r›lmas› için verilen mücadele önemlidir. Ama öte yandan Terörle Mücadele Yasas› (TMY)’n›n düflünce ve ifadeye getirdi¤i yasaklar ve s›n›rlamalar›n kamuoyunun gündemine tafl›nmas› da çok önemlidir. Ben d›flar›dayken böyle bir çaba yoktu. Hapishanede oldu¤umdan dolay›

gündemi bütünlüklü olarak izleme flans›na sahip de¤ilim. Ama Bayrampafla Hapishanesi’ndeyken elime geçen At›l›m gazetesinin bir say›s›nda, YAY-SAT’›n sosyalist gazetelerin da¤›t›m›na ç›kard›¤› engellerle ilgili bir haber vard›. Haberin devam›nda, engellemeler üzerinden sosyalist bas›na yönelik bask›lar›n da gündeme getirilece¤i bir mücadele hatt›n›n örülmesi için kurumlar aras› görüflmelerin oldu¤u söyleniyordu. Devam›nda neler oldu bilmiyorum. Toplumu Susturma Yasas›’nda yer alan bir yasakla ilgili bir örnek vererek biraz daha somuta inmek istiyorum. Yasa¤›n formüle edilifli flöyle: “Suç ve suçluyu övmek”, yani do¤ru düflüncelerin geldi¤i odak ve kifliler devlet nezdinde ‘suçlu’ysalar, o fikirlere s›cak bakanlar ve savunanlar “suç ve suçluyu övme” ‘suç’unu ifllemifl oluyorlar. A¤›r ceza mahkemeleri taraf›ndan yap›lan ‘adil’ yarg›lama neticesinde, uçar› kaçar› yok, bir miktar para ve hapis cezas›na çarpt›r›l›yorlar. fiekil a’da görüldü¤ü gibi… Bu yasakla ilgili bas›nda yer alan bir haber dikkate de¤er. Demokratik Toplum Partisi (DTP) ‹stanbul milletvekili Sa bahat Tuncel, Mardin milletvekili Emine Ayna ve Van milletvekili Fatma Kurtulan hakk›nda, yapt›klar› bir bas›n aç›klamas›ndan dolay› Ankara 11. A¤›r Ceza Mahkemesi taraf›ndan “suç ve suçluyu övmek” ‘suç’u iflledikleri iddias›yla dava aç›ld›¤› belirtiliyor. Haber k›sa tutulmufl, yarg›lamaya neden olan, milletvekillerinin ifadelerine yer verilmemifl. Tahmin ediyorum ki yap›lan aç›klama, ilan edilen ‘tek tarafl› ateflkes’le alakal›yd›. ‹lan edilen ateflkesin olumlu bir ad›m oldu¤una dikkat çekerek, devletten de olumlu bir ad›m atmas›n› istemifllerdir. Böylesi durumlarda devlet çok pratik hareket eder ve hemen karfl›m›za k›flla demokrasisini ç›kar›r. Bu yasa¤a benzer, bir düzine yasak daha var TMY’nin içinde…

9

Oran, meselenin önemi aç›s›ndan böyle bir ifade tarz›n› seçiyor). 288. maddenin yaratt›¤› s›k›nt›lar hakk›nda sözü Bask›n Oran’a b›rakal›m: “bu yarg› karar› hakk›nda bir fley söylemiyorum. Çünkü söylersem, TCK md. 288’in flu anda çok moda olan yorumuna göre bu benim ‘savc›, hakim, mahkeme, bilirkifli veya tan›klar› etkilemek amac›yla’ beyan verdi¤im anlam›na sokulur. Hediyesi ‘adli yarg›lamay› etkilemeye teflebbüsten 3 y›ld›r. Nitekim flu anda AGOS’ tan Serkis Seropyan ve Aris Nalc›, gazetede kendilerini savunduklar› için 288’den yarg›lan›yorlar.” Baflbakan yurtd›fl› gezilerinde, Avrupa’ya ne kadar ‘özgürlükçü’ olduklar›n› göstermek için Azadiya Welat isimli Kürtçe gazetesnin yay›n›na hiçbir engel ç›karmad›klar›n› söylüyor. Ama öte yandan bu gazetenin yaz› iflleri müdürünü tutuklay›p hapishaneye koydular. Bu örnek iktidar›n özgürlük anlay›fl›n› çok iyi aç›kl›yor. Al›n size bayraml›k flekerlemelerin yeni mamülleri, tavflanla kaç, taz›yla tut incelikleri… K›sacas› TMY orta yerde dururken, ‘bu adam’ diyen bile suçlu ilan edilirken, birilerine ‘say›n’ dedi¤imiz, de¤erli flahsiyetlere de ‘say›n’ demedi¤imiz için yarg›lan›rken sadece 301’den söz etmek birçok gerçe¤i gözard› etmek anlam›na gelir. Düflünce ve ifadenin yasaklanmas›yla, bu yasakla sadece düflünceleri içimizde saklamakla kalm›yoruz, düflünceler zamanla beynimizden silinip gidiyor. Fark›nda olmadan resmi ideolojinin düflünceleri beynimize üflüflüyor ve bir de bak›yoruz ki sözcükleri dilimizden dökülüyor. Sartre’nin dedi¤i gibi: “düflünce özgürlü¤ünün oluflmamas›, bir düflüncenin söylenmemesi de¤il, o düflüncenin hiç akla gelmemesidir.” Zulmün adalet say›ld›¤› bir ülkede daha yapacak çok iflimiz var…

Bir de TCK’n›n 288. maddesi var. O da, ‘ben sana ne dersem diyeyim, seni neyle suçlarsam suçlayay›m, susup oturacaks›n’ diyor.

*Gazetemizin eski yaz› iflleri müdürü.

Bu maddeye iliflkin Bask›n Oran’n›n (03.02.08) Radikal II ekinde yazd›klar›na bakmakta fayda var. Oran, Orhan Pamuk’un yarg›lanmas› sürecini k›sa anlatt›ktan sonra, söz yarg›n›n verdi¤i karara gelince, orada frene bas›yor. (Asl›nda Bask›n

1- AKP hükümeti, Kürt sorunu için yaygara etti¤i sözde ‘çözüm paketi’ni, ABD emperyalizminin Ortado¤u’daki hegemonya savafl›ndan ba¤›ms›z olmayan s›n›r ötesi kara harekat›yla açt›. Askeri yöntemler ve ABD üzerinden flekillenen paketlerle Kürt sorunu çözülebilir mi? 2- Operasyondan her gün ölüm haberleri geliyor. Burjuva medya bu ölüm haberleri üzerinden bir ‘zafer’ havas› estiriyor. Siz bu durumu nas›l de¤erlendiriyorsunuz?

Sempozyumdaki konuflmamda bulunan temalarla birlikte k›saca murad›m fluydu: “Bütün ülkelerin iflçileri birleflin” fliar›ndan “Bütün ülkelerin iflçileri ve ezilen halklar› birleflin” fliar›na geçifl, bu diyalekti¤in, yani “Marx’tan uzaklaflma”n›n ifadesidir. Ayr›ca gerçekte, komünist devrimcilerin geçen yüzy›ldaki politik prati¤i izlenirse bu fliar, ‘Bütün ülkelerin iflçileri, köylüleri ve ezilen halklar› birleflin’ olarak formüle edilebilir. Bizce izlememiz gereken devrimci yol, her defas›nda, zamanlar›n›n ‘Resmi Marksist otoriteler’i taraf›ndan Marksizmden uzaklaflmakla mahkum edilmeye çal›fl›lan Leninizmin ve Maoculu¤un yoludur. Marksizm ad›na Lenin’in, “Blankist”, “Narodnik”, “anarflist”, “Rusya iflçi s›n›f›ndaki köylü kal›nt›lar›n›n istismarc›s›” olarak itham edildi¤ini; Mao’nun “yar›-anarflist”, “köylücü”, “yerel haydut” olarak suçland›¤›n› unutmamal›y›z. Bugünden yar›na yaratmam›z gereken devrimci mücadele hatt› da, Marx’tan Lenin’e ve Mao’ya uzanan devrimci diyalekti¤in yolunu devralacakt›r. Bu bak›mdan, sadece Marx’tan de¤il Lenin’den ve Mao’dan da ‘uzaklaflma’m›z gerekebilecektir. K›saca ben, asl›nda Devrimci Demokrasi okurlar›n›n da içinde oldu¤unu kabul etti¤im bir anlay›fl› dile getiriyordum. Marx’tan Lenin’e ve Mao’ya uzanan Marksist devrimci diyalektikti kast etti¤im. Marksizmin bütün tarihi, Marksistlerin sorunlar›n›, geriye dönerek de¤il, güne ve gelece¤e ulaflarak çözebildi¤ini göstermifltir. Bugün de, sorunlar›m›z› çözece¤imiz yer, elbette kökenimizle ba¤›m›z› yitirmeden, özgül ve somut koflullard›r.

Metin Kayao¤lu (Teori ve Politika yazar›) / 28 fiubat 2008

NEC‹P USLU

AHMET GÜNGÖR

HÜSEY‹N AKKURT

KASIM ASLAN

NEC‹P USLU

AHMET GÜNGÖR

HÜSEY‹N AKKURT

de halk›n bas›n› vard›r. Herkes görevini ya-

1- Ülkemizdeki Kürt sorunu ne ABD'nin müdahalesiye ne de askeri operasyonlarla çözülecek bir sorundur. Kürt sorunu tamamen Kürt ve Türk halklar›n›n demokratik bir ortamda, eflit flartlarda bir araya gelerek çözecekleri bir sorundur. Y›llard›r Ortado¤u'da dini ve mezhepsel sorunlar› körükleyen hep Amerika de¤il mi, ordaki petrole konmak için milyonlarca suçsuz insan›n kan›na giren de gene Amerika'n›n ta kendisidir. ABD, Ortado¤u'da çözümü de¤il, her zaman yapt›¤› gibi çözümsüzlü¤ü dayat›yor. Bence ABD'nin Ortado¤u projesini hayata geçirmesi için destekledi¤i ve karfl›s›nda kesinlikle büyük tavizler kopard›¤› bir operasyondur. Ve Türkiye'yi bilinmez bir uçuruma sürüklüyor. 2- Asl›nda ölüm haberleri burjuva medyas›n›n verdi¤inden kat kat fazlad›r. Ordu, savafl› büyüterek, kardefl iki halk› savafla zorlamaktad›r. Ve bu da iki halk› birbirine karfl› gizli bir düflmal›¤a sevk ediyor. Sonuçta her iki tarafta ölenler ezilen halk›n çocuklar›d›r.

1- E¤er pozitif düflünecek olursak, hepimiz bu operasyonun saçma oldu¤unu görürüz. Çünkü Kürt sorunu o kadar yak›c› olmufl ki, öyle operasyonlarla da çözülecek bir yan› kalmam›fl zaten. Ülkenin ekonomik ba¤›ml›l›¤› ve emperyalizmin denetimi oldu¤u müddetçe, ekonomik ve demokratik hiçbir hak talebi karfl›lanamaz zaten. ‹stedi¤in en küçük bir talep bile tepene ya bomba ya jop ya da dört duvar olarak dayat›l›r. Bence çözüm ancak devrimle gelebilir. ABD'nin, Türkiye'yi hangi flartlarla, niye destekledi¤ini hiç anlam›fl de¤ilim, bir zamanlar Saddam'› da desteklemiflti ama sonra da ülkesini darmada¤an etti. 2- Kalemini bar›fl için kullanmas› gerekenler e¤er kanla beslenmek istiyorlarsa Türkiye'deki burjuva medyas›na koflsunlar. Önce savafl k›flk›rt›c›l›¤› yaparlar, sonra ne idü¤ü belirsiz dizilerle halk› fliflirirler. Bir bakars›n timsah gözyafl› dökerler. ‹flte bizim medyam›z bu. Hiçbir gün do¤ru bir haber yapacak durumda de¤iller.

1- Asl›nda bu AKP'nin de¤il, ABD'nin çözüm paketidir. Bilindi¤i gibi ne ABD ne de AKP, hiçbir konuda çözüm üretemez, çözümün aksine sürekli çözümsüzlük yarat›rlar. ABD'nin böl, parçla, yönet politikalar›n›n en önemli aya¤› Ortado¤u'dur ve Kuzey Irak da pastan›n en büyük paylar›ndan biridir. Operasyon sadece PKK'ye mi yönelik, yoksa bütün Kürtleri imha ve daha sonra da Suriye ve ‹ran'a karfl› yap›lacak bir iflgale haz›rl›k olarak m› düflünmek laz›m. Anlafl›ld›¤› gibi senaryo çok genifl, sorun PKK de¤il, sorun direnen bütün halklar›n imhas›. Bu imha için Türkiye üzerinden dü¤meye bas›lm›flt›r. Sonuç olarak hareketin baflar›s›z olaca¤› ortadad›r. Bu da AKP'nin sonu demektir. Ülkemizde tek çözüm, birleflik bir cephede savaflmakt›r. 2- Bu soru için operasyondan sonra daha iyi bir cevap verebilece¤imi düflünüyorum, fakat bas›n›n bu tavr›n› da çok abes karfl›lam›yorum. Kendini satan bir medyadan gerçekleri beklemek yanl›fl olur. Bir patronlar›n bir

p›yor. Ama son olarak Bülent Ersoy olay›nda görüldü¤ü gibi bas›n›n kaba¤› bafl›nda patlad›.

KASIM ASLAN 1- ABD'nin, Ortado¤u ve genel anlamda halklar üzerinde flekillendirdi¤i politikalar›n hedefleri ve amaçlar› bellidir. Yine hedef al›nan halk oldu¤undan, ABD'nin ve onun kay›ts›z flarts›z destekçisi (ufla¤›) olan TC'nin Kürt sorununa çözüm ad› alt›ndaki her yaklafl›m›nda, zihniyetin de¤iflmedi¤i, sadece Kürt sorununun çözümsüzlü¤e itildi¤i aflikard›r. 2- Biçimi ne olursa olsun, her operasyonun belli bir deste¤e ihtiyac› vard›r. Kara harekat›nda bas›n›n yayd›¤› zafer haberleri, yaln›zca taban›n moralini yükseltmek ve harekat›n meflruiyetini sorgulatacak bir alan b›rakmamak istemesindendir.


10

1-16 Mart 2008

YÖNEL‹M Kaz›m C‹HAN

Yeni bir imha ve iflgal savafl› Daha önce Bush-Erdo¤an görüflmesi ve Genel Kurmay’›n ABD ziyaretleriyle ABD kontrolünde ortak planlama temelinde Güney Kürdistan’a Türk devletinin bafllatt›¤› hava operasyonu, baflta da söyledi¤imiz gibi sonuç alamayacakt›, alamazd›. Nitekim flimdi sözde sonuç almak gayesiyle 20 flubatta Türk devletinin Güney Kürdistan’a bafllatt›¤› bir kara harekât› sürdürülmektedir. Bu imha ve iflgal harekat›nda tetikçi rol icra eden Türk devletinin arkas›nda duran gücün iyi anlafl›lmas› flartt›r. Evet, bu güç ABD, ‹srail, ‹ngiltere eksenidir. Ve evet bu imha ve iflgal savafl› küresel ortak bir strateji temelinde, bölgeyi yeniden emperyalist dünyaya daha derinden entegre etme konseptinin bir parças›d›r. Bu yönüyle mazlum Kürt ulusuna dayat›lan bu savafl, uluslararas› bir savaflt›r. ABD, AB, Irak hükümeti, gerici bölge devletlerinin bu imha ve kuflatma savafl›na verdikleri aç›ktan destek, durumu net olarak ortaya koymaktad›r. Pentagon markal› bu asimetrik ya da önleyici savafl modeli denilen iflgallerin çare olmad›¤› defalarca görülmüfltür. Ve nitekim TC “cumhurbaflkan›” Gül, Kürtlerin çetin direnifli karfl›s›nda zorland›klar›n› itiraf ederken fiyaskoyu bafltan ortaya koymak durumundad›r. Gerici egemen sistemin sürdürülmesinde kamuoyunu flovenist hezeyanlarla zehirleme, psikolojik harp taktikleriyle sisteme derinden ba¤lama, güç gösterileriyle halklara ve rakiplerine baz› mesajlar verme ile de alakal› olan bu savafl› da Türk egemenleri daha önce yapt›klar› 20 kara operasyonunda da kaybettikleri gibi stratejik olarak kaybedeceklerdir. Kürt sorunu var oldukça ezilen Kürt ulusunun zulme karfl› meflru direnifli de bugüne kadar oldu¤u gibi var olmaya devam edecektir. Güney’de bir tampon bölge oluflturarak hizaya gelmeyen Kürt güçlerini kuflatma alt›nda tutma ve ayn› zamanda ‹ran’a karfl› ABD planlar›n›n bir parças› olarak mevzilenme gayreti de unutulmamal›d›r. fiimdiki durumda Talabani, Barzani bir koruculaflma mevzisi durumundad›rlar. Harekât›n PKK’ye karfl› olan yönünü “anlay›flla” karfl›lad›klar›n› beyan etmeleri, bunu zaten ifade etmektedir. Oysa bu basit bir operasyon de¤il, genifl kapsaml› bir iflgal hareketidir. Ayn› zamanda Güney Kürdistan’daki yap›lanmay› da daha do¤rudan denetleme plan›d›r. Ne var ki, bütün bu gerçeklere ra¤men burjuva feodal s›n›f nitelikleri gere¤i koruculaflmada tereddüt etmeyen Güney Kürdistanl› Kürt egemenleri bugüne kadar da çokça görüldü¤ü gibi emperyalizme yaslanma yolunu seçmifllerdir. Bu yol Kürt ulusuna her seferinde emperyalist ve ufla¤› egemenlerin daha büyük bir zulüm ve katliamlarla sald›rmas›na hizmet etmifltir. Dolay›s›yla düne kadar AKP hükümetinden medet umanlar, onun özel savafl hükümeti görevinden baflka bir fley yapamayaca¤›n› göremeyenler, ABD emperyalistlerinin iflgallerini bir demokrasi seferi olarak alk›fllay›p minnettar kalanlar ve kitleleri yan›lsamalara sürükleyenler flimdi daha derinden kavran›lmal›, deflifre edilmelidirler. Evet, bu imha ve iflgal savafl›n›n di¤er yan›nda, esasta Ortado¤u’da ABD hegemonyas›n› oturtmak dururken, tam da bu çerçevede Kürt sorununa sözde siyasal çözüm arayan emperyalizm ve uflaklar›n›n paketleri de eklenmifltir. Zira Türk egemenlerinin bu katliamc› savaflta seferber olmas›na, söz konusu temelde rol icra etmesine bunlar›n karfl›l›¤›nda evet denilmifltir. PKK önderli¤indeki Kürt ulusal devrimci hareketi öncelikli olarak hedeflenirken, daha önce de iflaret etti¤imiz gibi savafl›n kapsam› bununla s›n›rl› de¤ildir. Bu savafla bölgede keflif uçufllar› ve istihbarat deste¤iyle ABD’nin de patron olarak yönlendirici temelde kat›ld›¤› ortadad›r. Kuzey Kürdistan’› siyasi ve askeri olarak ilhak etmifl olan Türk egemen güçleri Güney Kürdistan’a yönelik de imha ve iflgal plan›na sahiptir. Güney’i kontrolüne almak, Kerkük’te “çözümde” Türk egemenleri lehine kazan›mlar sa¤lamak bu katliam seferberli¤inin önemli parçalar›d›r. ‹lhak ve iflgale karfl› düzen içi uzlaflmac› çözümlerle de¤il, iflgal ve ilhaka son verecek devrimci savafl (ki bu Kürt ulusunun ayr› devlet kurma hakk›, proletarya ve ezilen ulus ve halklar›n birli¤i, tüm uluslar için tam hak eflitli¤i yöneliminin hizmetindedir) meflrudur, görevdir ve hakt›r. Kürt ulusunun meflru ve demokratik taleplerini savunurken proletaryan›n yükseltmesi gereken bayra¤›, icra etmesi gereken, zorunlu, vazgeçilemez görevi budur. Sadece destekçi de¤il, esas olarak sorunun çözümü için komünistler, tüm devrimci güçleri seferber etme sorumlulu¤uyla öne at›lmal›d›rlar. Görünen odur ki, büyük bir sessizlik mevcuttur. Kürt halk›n›n katliamlarla teslim al›nmas›, devrimci Kürt ulusal hareketinin tasfiye edilmesi, ayn› zamanda her milliyetten emekçilerin de teslim al›n›p tasfiye edilmesidir. Bu benim sorunum de¤il aymazl›¤›yla seyirci pozisyonunda olanlar objektif olarak haks›z savafla hizmet etme tutumu içerisindedirler. Devrimci seferberlik ruhu ile sadece direnmek de¤il, kazanmak için direnmek cüreti bayrak olup yükselmelidir. Cizre halk›n›n serhildanc› direnifl bayra¤› Yahya Menekflelerin mesaj›yla tüm ezilen ve emekçiler birleflerek aya¤a kalkmal›d›rlar. Bingöl’de sa¤ yakalan›p bedenleri parçalanan gerillalar›n Türkiye’nin her milliyetten halk›ndan bekledi¤i budur. Bu savafl sadece Kürdistan’a de¤il Türkiye halk›na da dayat›lan bir imha savafl›d›r. Hiç kimse hakl› ve haks›z savafl›n d›fl›nda de¤ildir, olamaz. Emekçiler, ezilenler, ç›karlar›n›n bilincinde, devrimci savafl siperlerinde topyekûn bir seferberlik ruhuyla harekete geçirilmelidirler. Bu seferberlikte devrim ve sosyalizmin güçlerinin birlefltirilmesine vesile olacak muazzam f›rsatlar mevcuttur. Görev omuzlanmal›, gereken yerine getirilmelidir. ‹lhak ve iflgal alt›ndaki Kuzey Kürdistan’da haks›z savafl 25 y›ld›r tam bir teyakkuz içindedir. Her gün operasyon günüdür. Bugün F-16 savafl uçaklar›, kobralar gibi hava deste¤iyle emperyalist ve gerici ordular halklara karfl› topyekûn sald›r›ya geçmifl durumdalar. Buna karfl› halklar›n topyekûn direnme seferberli¤inin yarat›lmas› pratiklefltirilmelidir. Bildiri ve bas›n aç›klamalar› gibi kesinlikle küçümsemedi¤imiz gösterilerle kapsaml› görevlerimiz savsaklanamaz. Her ev, her sokak, her varofl, her okul, her fabrika, yani her bir yer, ki halk her bir yerdedir, bir direnifl kalesi haline getirilmelidir. Devrimci, sosyalist, komünist hareketin varl›k gerekçesi budur. Kürt sorunu bir kültür, kimlik meselesi de¤il, bir ulusal eflitsizlikler sorunudur. Bu sorun, co¤rafyam›z devriminin temel sorunlar›ndan biridir. Türk egemen güçleriyle Kürt ulusu aras›ndaki çeliflme, içinde bulundu¤umuz devrimci sürecin bafll›ca çeliflmelerinden biridir. Yeni Demokratik Devrim genel program›m›z içerikte de¤il, bu somut olgular itibariyle biçimde önemli özgül görevlerle karfl› karfl›yad›r. Genel program›n hizmetinde özel programlarla, siyasetlerle bu özgün duruma müdahale görevini anlamal›y›z. Evet, komünist öncü dar bir ulusal bayrak hareketi de¤ildir. Proleter dünya devriminin bulundu¤umuz alandaki silah›d›r. Bu silah toplumsal eflitsizliklerin tümüne karfl› en önde komünist bir perspektifle öne at›lma sorumlulu¤udur. Öncünün Kongresinin iflaret etti¤i görev de budur. Görev bafl›na.

DÜNYA

Pakistan seçimlerini muhalefet kazand›

Butto suikasti ile kritik bir sürecin içerisine giren Pakistan’da, General Pervez Müflerref’e karfl› birleflen muhalefet partileri seçimleri kazand›. Sonuçlar›n aç›klanmas›n›n ard›ndan görevini terk etmesi istenen Müflerref’in ise, yap›lan seçimlerin devlet baflkanl›¤› seçimleri de¤il, baflbakanl›k seçimleri oldu¤unu hat›rlatarak sert tepki gösterdi¤i belirtiliyor. 282 sandalyeli Milli Meclis ve 4 Eyalet Meclisi için yap›lan seçimlerin 18 flubatta aç›klanan gayri resmi sonuçlar›na göre Benazir Butto’nun Pakistan Halk Partisi (PPP) 86 milletvekili, eski baflkan-

lardan Navaz fierif’in partisi PML-N 65 milletvekili ç›kart›rken, Pervez Müflerref yanl›s› Pakistan Müslüman Birli¤i ise 37 milletvekili ç›kartarak a¤›r bir yenilgi ald›. Geri kalan 94 milletvekilli¤ini ise ba¤›ms›z adaylar ve di¤er partiler paylaflt›lar. Bu arada, eski baflbakanlardan Navaz fierif'in partisi PML-N ile Butto’nun Pakistan Halk Partisi 22 flubat günü ortak bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirerek, hükümeti birlikte kuracaklar›n› duyurdular. Hiçbir partinin tek bafl›na hükümeti kurmaya yeterli say›da sandalye alamad›¤› seçimlerde, mevcut durumda seçim-

lerin galibi PPP'nin baflkan› Benazir Butto'nun efli As›f Zerdari’nin seçime girmedi¤i için baflbakan olma ihtimali yok. Seçimlerin di¤er galibi PML-N’nin baflkan› Navaz fierif ise siyasi yasakl› olmas› nedeniyle seçimlere kat›lamad›. Halihaz›rda Milli Meclis için dört koltu¤un bofl oldu¤u Pakistan’da, Navaz fierif'in partisinin baflbakan› belirleme flans›na sahip olmas› durumunda bu koltuklardan birinin, yap›lacak bir yerel seçim ile Navaz fierif'e kazand›r›larak baflbakanl›k yolunun aç›lmas› kuvvetle muhtemel görünüyor.

Emperyalizmin gölgesinde Kosova ba¤›ms›zl›¤›

Yugoslavya’da iç savafl›n yaflanmas›yla bafllayan da¤›lman›n son halkas›n› Kosova oluflturdu. S›rbistan’da özerk bir yap›ya sahip ve nüfusunun yüzde 90’› Arnavutlardan oluflan Kosova’n›n ba¤›ms›zl›k talebi son aylarda bölgede gerginli¤i t›rmand›rm›fl; AB, ABD ve Rusya’y› karfl› karfl›ya getirmiflti. Öyleki bir anda Kosova benzeri durumu yaflayan yerlerde –K›br›s gibi- ayr›lma taleplerinin, daha do¤rusu böyle bir hakk›n do¤aca¤› tart›flmalar› gündemde yer iflgal etti. Benzer bir tart›flma ise “mikro milliyetçili¤e dayal›” yeni bir döneme mi geçiliyor fleklinde oldu. Bu noktada BM, Kosova’yla somutlanan durumun uluslararas› siyaset ve hukukta ciddi s›k›nt›lar yarataca¤›n› da dillendiriyor. S›rbistan ve Rusya’n›n tehditlerine ra¤men ba¤›ms›z-

l›k ›srar›yla geçti¤imiz günlerde seçimlere giden Kosova’da kazanan, AB yanl›s› ve ba¤›ms›zl›¤› ilan edece¤ini aç›klayan Haflim Taçi oldu. AB, ABD ve ‹ngiltere sonuçtan memnun olduklar›n› aç›klad›lar. Her defas›nda Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤›n›n uluslararas› hukuka ayk›r› olaca¤›n› belirten Rusya ile bafl›ndan beri ba¤›ms›zl›¤a izin vermeyeceklerini belirten S›rbistan, karara sert tepki gösterdi. Rusya gerekirse askeri müdahalede bulunaca¤› tehdidinde bulundu. Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤›n› tan›mayaca¤›n› aç›klayan S›rbistan, Kosova’y› tan›yan ülkelerdeki büyükelçilerini geri çekti. Kosova seçiminin hemen ard›ndan parlamento da ilk kanunlar›n› ç›kard›. BM, kesin bir karar vermemekle beraber Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤›na yasal temel oluflturmak için çal›fla-

caklar›n› aç›klad›. Böylece özgürlük havarileri Kosova’y› “özgürlefltirdikleri” gibi, yaflanabilecek herhangi bir çat›flmada müdahalenin zeminini de haz›rlam›fl oldular.

üsleri kurup, güvenlik koridoru olufl-

Ba¤›ms›zl›k isteyen Kosova ile buna karfl› ç›kan S›rbistan aras›ndaki gerginlik asl›nda AB-ABD ile Rusya aras›ndaki hegemonya çat›flmas›n›n bir yans›mas›d›r. Dolay›s›yla Kosova’daki zafer, bu zaferi bafl›ndan beri yönlendiren AB ve ABD’nin bir nevi zaferi olmufltur. AB Kosova’y› S›rbistan ve Rusya’n›n çeperinden kurtar›p, kendi birli¤ine yedek güç olarak entegre etmeye çal›fl›rken; ABD, Ortado¤u-Avrasya’da hakimiyet kurabilmek için tehdit gördü¤ü Rusya’ya karfl› Kosova’y› kendisine yedeklemeyi amaçlamaktad›r. Son zamanlarda ABD’nin Rusya’ya karfl› Balkanlarda savunma

ve bölgeyi kapt›rmak istememektedir.

Kenya’da kaos sürüyor Kenya'da, ABD D›fliflleri Bakan› Condoleezza Rice ve BM eski genel sekreteri Kofi Annan’›n da kat›ld›¤› hükümet ile muhalefet aras›ndaki görüflmelerden sonuç ç›kmad›. Uzun süredir iktidar dalafl›yla çalkalanan Kenya'da, 18 flubatta ABD D›fliflleri Bakan› Condoleezza Rice'nin ülkeyi ziyaret ederek çat›flan kesimler-

le yapt›¤› görüflmenin ard›ndan, ABD’nin bask›s› sonucunda uzlaflma yakalanmas› bekleniyordu. Kenya'da geçti¤imiz aylarda yap›lan seçimlerin hileli oldu¤unu söyleyerek hükümet partisini tan›mayan ve muhalefet lideri Raili Odinga yandafllar› ile devlet baflkan› Mwai Kibaki yandafllar› aras›nda çat›flmalar ç›km›fl, ço¤unlu¤u çocuk bini aflk›n kifli yaflam›n› yitirmiflti.

Hindistan’da Maoistlerden sald›r› Hindistan’›n Orissa bölgesinde, Hindistan Komünist Partisi (Maoist) taraf›ndan polis karakollar›na gerçeklefltirilen sald›r›da 14 polis öldürüldü. HKP(M) önderli¤inde Halk Kurtulufl Ordusu gerillalar› taraf›ndan 17 flubatta gerçeklefltirilen sald›r›larda 11 polisin de yaraland›¤› aç›klan›rken, Mao-

istlerin çok say›da silaha ve bol miktarda askeri mühimmata el koyduklar› belirtiliyor. Maoistlerin gerçeklefltirdikleri sald›r›n›n ard›ndan bölgede binlerce askerle operasyon bafllatan Hindistan devleti, ç›kan çat›flmalarda 20 HKO gerillas›n›n yaflam›n› yitirdi¤ini, 3 askerin de öldü¤ünü öne sürdü.

turma çabas› düflünüldü¤ünde Kosova üzerindeki hassasiyet anlafl›labilir. Öte yandan Rusya birçok yönüyle denetiminde tuttu¤u S›rbistan-Kosova Çin, Rusya’n›n kayg›lar›n› hakl› bularak Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤›na tepki gösterdi, müttefikinin saf›nda yer ald›. Kosova’n›n tek tarafl› ba¤›ms›zl›k ilan› Avrupa Birli¤i’ni de ikiye böldü. Karar› 21 AB ülkesi tan›rken, 6’s› tan›mamay› tercih etti. ‹spanya’n›n Bask sorunundan kaynakl› karar› tan›mad›¤›n› söylemek yanl›fl olmayacakt›r. ABD, ‹ngiltere, Fransa, Almanya, Belçika, ‹talya ve bu ba¤›ms›zl›¤›n KKTC için emsal gösterilmesini uman TC, ba¤›ms›zl›k karar›n› ilk elden tan›yan ülkeler oldu.

Bhutan’da Maoistler gerilla savafl›n› bafllatt› Bhutan Komünist Partisi (MLM) 5 flubat günü yapt›¤› yaz›l› bir aç›klama ile silahl› mücadeleye bafllad›¤›n› duyurdu. Aç›klamada, bir süre önce krall›k yerine çok partili sisteme geçilmesi, Bhutanl› mültecilerin yurtlar›na dönmesi ve toprak reformunun yap›lmas› gibi 13 maddelik taleplerinin yer ald›¤› bir bildiri yay›mlad›klad›¤›n› hat›rlatan BKP (MLM), krall›¤›n bu taleplere cevap olmak yerine sald›r›lar›n› art›rd›¤›na dikkat çekti. Bask› ve zoru bir an dahi terk etmeyen gerici iktidar› y›kmak ve yeni bir Bhutan yaratmak için Halk Savafl›’n›n gerilla aya¤›n›n bafllat›ld›¤› belirtilen aç›klamada, gerici iktidar›n kendilerini oyalamak için seçim oyununu sahneledi¤i ifade edilerek, gelinen durumda silahl› mücadeleye bafllaman›n bir tercih de¤il bir zorunluluk oldu¤una dikkat çekildi. 2001 y›l› ortalar›nda kurulun ve 2003 y›l›nda resmi kuruluflunu deklare eden BKP (MLM), uzun süredir silahl› mücadele yerine ülkede gizli ve aç›k faaliyetlerle örgütleniyordu. Bu y›l›n Ocak ay›nda parti içerisinde verilen iki çizgi mücadelesi neticesinde Genel Sekreter Vikalpa oportünist ve sa¤c› bir hat izledi¤i gerekçesi ile önderlikten al›nm›fl ve Birat Genel Sekreter yap›larak yeni bir Merkez Komitesi kurulmufl ve seçimlerin yap›laca¤› mart ay›ndan önce silahl› mücadelenin bafllat›laca¤› duyurulmufltu.


1-16 Mart 2008

ANAL‹Z

11

Petrol hakimiyeti için kana bo¤ulan kara k›ta Afrika Tarihi boyunca emperyalistlerin sömürge alan› olan, talan edilen yafll› k›ta Afrika’da birbirinin ard› s›ra iç çat›flmalar ve darbeler patlak veriyor. Sudan-Darfur’da patlak veren iktidar mücadelesi henüz s›cakl›¤›n› korurken, buna, geçen haftalarda yüzlerce kiflinin ölümüne neden olan Kenya’da ve son günlerde Çad’da cereyan eden çat›flmalar eklendi.

ABD seçimleri: Kazananlar ve hiç kaybetmeyenler ABD yeni bir seçim sürecinin içerisine girmifl durumda. Ocak ay›nda bafllayan bu ortaoyunu, 4 kas›mda sona erecek. Talana, iflgallere, katliamlara, sömürüye, adaletsizli¤e dayal› dünya sisteminin merkezi olmas›ndan ötürü bu ülkede yaflanan her türlü ekonomik ve politik geliflme dünya ülkelerini de do¤rudan etkilemektedir. Bundan dolay› da ABD’deki baflkanl›k seçimleri uluslararas› güçler taraf›ndan dikkatle izlenmektedir. Bu seçim oyununu herkes kendi durdu¤u yerden, kendi ç›karlar›na uygun bir flekilde ele almaktad›r. Ne var ki, bu konu bas›nda genel bütünlü¤ünden kopart›larak Demokrat Parti ile Cumhuriyetçi Parti aras›ndaki bir “demokrasi” için yar›fl olarak gösterilmekte, böylece bu seçimlerin perde arkas›nda yatan gerçekler has›r alt› edilmektedir. ABD seçimlerini ve bu seçimlerin dünya ülkeleri üzerinde yarataca¤› etkileri öngörebilmenin yolu, seçimlerde vitrin arkas›nda yar›flan güçleri, ABD’nin mevcut politik-ekonomik durumunu en az›ndan genel hatlar› ile ele almak kaç›n›lmazd›r. Bununla birlikte dünya genelindeki durum da gözden kaç›r›lmamal›d›r.

‹mparatorluk ekonomik dar bo¤azda Dünya imparatorlu¤una soyunmufl olan ABD’nin flu günlerde sergiledi¤i ekonomik performans, dünyan›n bu “en sa¤lam” ekonomisinin de krizlerle sars›ld›¤›n›, geçmifl y›llar›n güçlü görüntüsünün de içinin ne denli bofl oldu¤unu gösteriyor. Yak›n zamana kadar kazançlar› bafl döndürücü bir h›zla büyüyen Enron, Global Crossing, Adelfihia gibi devasa tekellerin iflas etmesi, Owest, Peregrine System, Dynegy, ‹mclone gibi ABD’de emperyalist sermayenin önde gelen kalelerinin birbiri ard›na devrilmesi ve bu devrilmenin devam etme e¤ilimi göstermesi, ABD dolar›n›n dünya piyasalar›ndaki sürekli de¤er kayb›, ABD ekonomisinde çanlar›n bir kez daha çalmaya bafllad›¤›na iflaret etmektedir. ABD Ticaret Bakanl›¤› taraf›ndan aç›klanan raporda, ABD’nin 2007 y›l›ndaki d›fl ticaret a盤›n›n 711.61 milyar dolar oldu¤u belirtilmektedir. ABD tarihinin bu en büyük d›fl ticaret a盤›na, daralan ifl alanlar›, azalan üretim ve yüzde 13 s›n›r›na dayanan iflsizlik

oran› efllik etmektedir. ABD ekonomisindeki bu kara tabloyu, 2009 y›l›nda iki kat›na ç›kararak 410 milyar dolara ulaflmas› öngörülen rekor düzeydeki bütçe a盤› ve Çin’e sat›lan tahvil-bonolar nedeniyle oluflan borçlar tamamlamaktad›r.

ABD seçimlerini ‘kazananlar’ ve hiç kaybetmeyenler Rekabetin k›z›flt›¤› ABD baflkanl›k seçimlerini kimin kazanaca¤›na dair gazetelerde çarflaf çarflaf yorumlar yap›lmakta. Kimi Demokratlar›n, kimi Cumhuriyetçilerin kazanaca¤›n› öngörmektedir. Kimileri ise seçimlerin sonuçlar›na iliflkin flimdiden bir öngörüde bulunman›n do¤ru olmayaca¤›n› dile getirmektedirler. Yaz›lanlar bir yan›yla do¤rudur, hangi aday›n kazanaca¤›n› bugünden kesin olarak öngörmek mümkün de¤il. Bununla birlikte bu seçimlerde hiç kaybetmeyecek olan taraflar da var ki, bunlar da ABD’deki uluslararas› tekellerdir. Küçük bir siyasetçiler çevresi, ço¤unlukla kapal› kap›lar ard›ndan ifl yapan seçilmemifl yöneticiler, emperyalist planlar›n› hükümetler arac›l›¤› ile devreye sokmaktad›rlar. Halk ise, bildik özgürlük, demokrasi vb söylemler ile aldat›lmakta, oyalanmaktad›r. Baflka bir söylemle perde arkas›ndan ABD’yi ve dünyay› yöneten uluslararas› tekeller, kendilerini gizleyerek politikalar›n› hayata geçirmek ve halka demokrasi oyunu oynayarak onlar›n tepkilerini önlemek ad›na kendilerinin destekledi¤i adaylar› vitrine ç›kartmaktad›r. Her ne kadar seçimlere vitrindeki bu piyonlar girseler ve kazansalar da yöneteler daima perde arkas›ndaki tekeller olmaktad›r. Bunu, seçime giren adaylar›n arkas›ndaki destekçilere bakarak görmek mümkün. Cumhuriyetçi adaylar ve onlar›n arkas›ndaki tekeller flöyle:

Rudy Giuliani: Ernst & Young, Credit Suisse, Merrill Lynch, Citigroup, Bear Stearns, Lehman Brothers, Bracewell & Guiliani (kendi flirketi), Morgan Stanley, UBS, Milbank Tweed, Goldman Sachs, JP Morgan ve Bank of America. Görüldü¤ü üzere Cumhuriyetçi adaylar›n hemen tamam› ayn› tekeller taraf›ndan desteklenmektedir. Söz konusu emperyalist tekeller ayn› zamanda Demokrat adaylar› da desteklemektedirler. ‹flte tablo: Hillary Clinton: DLA Piper Goldman Sachs, Morgan Stanley, Citigroup, National Amusements, Emily's List, JP Morgan, Kirkland & Ellis, Skadden Arps, Merrill Lynch, Time Warner, Lehman Brothers, Bear Stearns, Ernst & Young ve Blank Rome LLP. Barack Obama: Goldman Sachs, Lehman Brothers, National Amusements, JP Morgan, Citigroup, Citadel Investments, Credit Suisse, Skadden Arps, Morgan Stanley, Time Warner, UBS ve Harvard University.. Görüldü¤ü üzere baz› ufak farkl›l›klar d›fl›nda adaylar›n hepsi, yaklafl›k olarak ayn› emperyalist tekeller taraf›ndan desteklenmektedir. Buradan da anlafl›laca¤› üzere emperyalist tekeller bütün adaylara yat›r›m yaparak sa¤lam oynamakta, seçim oyununu “kaybetme” riskini ortadan kald›rmaktad›rlar. Bu tablodan sonra san›r›z seçimleri kimin kazanaca¤› yönlü tart›flmalar gereksiz bir hal almaktad›r. Çünkü tablo çok aç›k bir flekilde seçimleri kazanacak olanlar› iflaret etmektedir: Adaylar›n arkas›ndaki gerçek yönetici güçler, tekeller...

Seçimlerin ard›ndan Ortado¤u politikas› de¤iflir mi? Kapitalist sistemin sürekli geniflleme, yeni pazarlara aç›lma ve buna pa-

John McCain: Blank Rome LLP, Citigroup, Bank of New York Mellon, Merrill Lynch, Goldman Sachs, JP Morgan Chase, Credit Suisse, Lehman Brothers, Morgan Stanley, MGM Mirage ve Univision.

ralel olarak yo¤unlaflma ve giderek tek

Mitt Romney: Bain Capital (kendi flirketi), Goldman Sachs, Merrill Lynch, Citigroup, Marriott, Kirkland & Ellis, Morgan Stanley, PriceWaterhouse, JP Morgan, UBS ve Lehman Brothers.

yan› s›ra, emperyalist sistem de t›pk›

elde toplanma e¤iliminin bir sonucu olarak tarih sahnesine ç›kan emperyalizm de, önceli kapitalist sistem gibi geniflleme ve giderek daha fazla yo¤unlaflma e¤ilimi tafl›maktad›r. Bunun kapitalist sistem gibi plans›z üretimin, özel mülkiyetin, kar h›rs›n›n yol açt›¤› yap›sal krizleri bünyesinde tafl›maktad›r ve bundan kurtulmas› olas› de¤il-

dir. Ne var ki söz konusu krizleri, yeni pazarlara aç›lmakla hafifletebilir ve ömrünü uzatabilir. ABD’nin Ortado¤u ve dünyan›n kimi baflka alanlar›nda hayata geçirdi¤i iflgaller, “kadife-gül devrimleri”, yaratt›¤› “›l›ml›” modeller gibi hamleler, yine di¤er emperyalist güçlerin benzer minvaldeki ad›mlar› bunun bir çabas›d›r. Dünyadaki emperyalist güçlerin geliflimlerine bak›ld›¤›nda, ABD’nin karfl›s›nda orta-uzun vadede dikilmesi muhtemel olan Çin, Rusya, AB gibi emperyalist güçlerle rekabetinde baflar› sa¤layabilmesi, krizlerine geçici de olsa çözümler yaratabilmesi, dünyadaki egemenli¤ini ve egemen para biçimini koruyarak kendisinin devam›n› sa¤layabilmesi aç›s›ndan bu sald›rgan politika ABD için bir tercih meselesi de¤ildir. Koflullar›n zorunlu bir sonucudur. Buradan bak›ld›¤›nda ABD’nin Ortado¤u’daki politikalar› emperyalist tekeller için bir nefes borusu durumundad›r ve vazgeçilmezdir. Dolay›s›yla bu bölgeye ve dünyan›n di¤er alanlar›na iliflkin emperyalist yay›lmac›, iflgalci, talanc› politikalar›n özünde bir de¤iflikli¤in olmas› söz konusu de¤ildir. Ama bununla birlikte Bush ve ekibinin “Dünyan›n bütün s›n›rlar› ABD s›n›rlar›d›r” anlay›fl›yla uygulamaya koydukar› iflgalci politikalar, özelde de Ortado¤u’daki hamleler ABD halk›n›n büyük tepkisine neden olmufl, Irak iflgaline verilen destek yüzde 80’lerden yüzde 25’lere de¤in düflmüfltür. Ötesinde bu sald›rgan politikalar ABD’yi ekonomik olarak da bir hayli zorlam›fl, bu ekonomik zorlanman›n faturas›n›n emekçilere kesilmesinden ötürü de iç dengelerde emperyalist tekellerin elini nispeten zay›flatm›flt›r. Bu nedenlerden ötürü Ortado¤u politikalar›n›n geçici bir süre için “yumuflak” bir zemine çekilmesi zay›f da olsa bir ihtimaldir. Ancak az önce de ifade etti¤imiz üzere oldukça zay›f bir ihtimaldir. Çünkü bir süre önce Bush hükümeti taraf›ndan haz›rlanan ABD bütçesinden 515 milyar dolarl›k rekor bir pay “savunma”ya ayr›lm›flt›. Ki ABD’nin son dönemlerdeki “savunma” stratejisi sald›r› üzerine bina edilmifl durumdad›r. Ve görünen o ki, bu bütçe de, seçimlerden sonra izlenecek yolun; iflgallerin, darbe tezgahlar›n›n, emperyalist sald›rganl›¤›n devam ettirilece¤ine iflaret etmektedir.

Kara k›ta Afrika’n›n “kaderi” olarak yans›t›lan ve k›tadaki di¤er ülkelere de yay›lma e¤ilimi sergileyen bu çat›flma ve krizler burjuva bas›nda genellikle yaflanan ölümlerle gündeme getiriliyor. Meselenin nedenleri üzerinde durulmaktan ise özellikle imtina ediliyor. Özellikle gözlerden gizlenen çat›flmalar›n arkas›nda yatan nedenlerin bafl›nda kara k›tadaki ülkeleri ve onlar›n yeralt›-yerüstü zenginliklerini ele geçirmek için emperyalist güçlerin birbirleri ile girifltikleri mücadele gelmektedir. Bu ba¤lamda çat›flmalar›n merkezinde t›pk› Irak’ta oldu¤u gibi petrol ve bunu elde etme amac› yatmaktad›r. Somali, Kenya, Sudan-Darfur, Nijerya, Liberya, Çad gibi Bat› Afrika ülkelerinde son günlerde yaflanan çat›flmalar›n, ABD-AB-Çin etiketli emperyalist petrol tekellerinin, bu ülkelerdeki petrol rezervlerinin belirlenmesi ve ç›kart›lmas› için kollar› s›vad›klar› bir sürece denk gelmesi tesadüf olmasa gerek. Bu ülkeleri kapsayan bölgenin, 60 milyar varillik petrol rezervine sahip oldu¤unun yak›n zamanda tespit edilmesi söz konusu emperyalistleri ve tekellerini harekete geçirmifltir. Afrika petrolünün imtiyazlar›n› elde etmek için ABD, Fransa ve Çin elindeki bütün kozlar› oynamakta, kendilerine ba¤›ml› güçlerin dengelerini de¤ifltirmekte, bunun için her türlü giriflimi tezgahlamaktad›rlar. Geçen haftalarda Kenya’da kanl› çat›flmalar›n yaflanmas› ve çekiflmelerin devam etmesi ABD’nin Kenya’n›n iç ifllerine, hatta yasalar›na kar›flmas›ndan ba¤›ms›z de¤ildir. Ne var ki ABD bunu “terörizm”le mücadele ad›na yapt›¤›n› iddia ediyor. Hat›rlanaca¤› üzere ABD bu do¤rultuda “El Kaide ile mücadele” ad› alt›nda 1800 askerden oluflan, Cibuti merkezli “Afrika K›tas› Gücü”nü oluflturmufltu. Bu gücün konuflland›¤› alan Somali, Kenya ve Yemen’i de kapsamaktad›r. Libya’dan Çad, Nijerya ve Kongo’ya kadar uzanan havzada bulunan petrolün ABD’nin 2015 y›l›ndaki enerji ihtiyac›n›n dörtte birini karfl›layacak düzeyde oldu¤u belirtiliyor. Bu durum karfl›s›nda Çin, Afrika’n›n 48 devletinin baflkanlar›n› ve baflbakanlar›n› toplad›¤› bir zirve gerçeklefltirip karfl› hamlede bulundu. Çin, ABD’nin ve Avrupa ülkelerinin Afrika ile yapt›¤› bütün ticaret hacminin üstünde bir ticaret hacmine sahip. Çin’in, ço¤u petrol alan›nda olmak üzere, Afrika’da faaliyet yürüten flirketlerinin say›s› 800 civar›nda olup Güney Sudan’da petrol gelifltirme hakk›n› kendisine veren imtiyazlar elde etmifl bulunuyor. Keza Darfur’da iktidara karfl› mücadele yürüten Adalet ve Eflitlik Hareketi ile Çin’nin destekledi¤i Ömer Beflir iktidar› ars›nda halen devam eden çat›flmalarda binlerce insan ölmüfl, iki milyon insan mülteci kamplar›nda yaflamaya sürüklenmifltir. Benzer tablo Çad’da da geçti¤imiz günlerde yaflanm›flt›. Hükümeti devirme girifliminde bulunan ve Libya ile Sudan’›n destekledi¤i ‹dris Debi’nin bu giriflimi sonuçsuz kald›. Bu giriflime en sert tepki Fransa’dan geldi. Fransa Çad’daki rejimi korumak için gerekirse Afrikada’ki askeri gücünü kullanarak müdahalede bulunaca¤› tehdidinde bulundu. Öte yandan ABD, Güvenlik Konseyini toplam›fl, temaslarda bulunmas› için Bush’un Afrika ülkelerini turlamas› istenmiflti. Bu çerçevede Bush 15 flubat günü Benin, Raunda, Gana ve Liberya’y› kapsayan bir tur gerçeklefltirdi. Fransa’n›n eski sömürgelerinden olan ve onlarca etnik grubu-kabileyi bar›nd›ran Çad’da birkaç y›ld›r ç›kar›lmaya bafllanan ve y›ll›k 2.5 milyar dolara ulaflan petrol gelirlerinin 30 y›l içinde 80 milyar dolara kadar yükselmesi bekleniyor. Çad’daki petrol rezervlerinin büyük bir k›sm› ABD’li petrol tekellerinin denetiminde bulunuyor. Çin’in bölgedeki nüfuzunu k›rmaya çal›flan ABD ve Fransa, kendisine ba¤›ml› kukla yönetimlere, yeri geldi¤inde kabilelere baflta askeri olmak üzere her türlü destekte bulunuyor. Yafll› k›tadaki çat›flmalar esas›nda emperyalistlerin çat›flmalar› olup, petrol üzerinden de iç çat›flmalar t›rmand›r›lmaktad›r. Emperyalistler y›llard›r Afrika’n›n kaynaklar›na hakim olabilmek için onlarca y›l süren iç çat›flmalara neden olmufltur. Güney Afrika, Raunda, Nijer, Angola, Etiyopya, Zambia, Nijerya, Sudan, Somali, Kenya’da bugüne kadar yaflanan ve halen devam eden iç savafllar, katliamlar haf›zalardan silinmemifltir. Sömürme doyumsuzlu¤uyla açl›¤a, yoksullu¤a, susuzlu¤a, kamplarda yaflamaya ve nihayetinde ölüme mahkum edilen Afrika’da halen her gün binlerce insan her fleyden önce temel ihtiyaçlar›n yoklu¤undan ölmektedir. Bu tablonun sorumlusu olan emperyalistler, yaflananlar› Afrika’n›n yoksul halklar›na “kader” olarak sunmakta ve raz› olmalar›n› dayatmaktad›r. Bugün için emperyalistler, kara k›tadaki oyunlar› baflar› ile sahnelemektedirler. Ancak geliflmeler Afrika’n›n yoksul halklar›n› da sahneye ç›kmaya sürüklemektedir ve son sözü onlar söyleyecektir: Y›k›lmaz denilenler y›k›lacakt›r!


12

1-16 Mart 2008

KÜLTÜR-SANAT

Emekçi ile Munzur’un 17. Senfonisi üzerine

Emekçi ismi ülkemizde devrim ve demokrasi mücadelesini kitlelerle buluflturma ve onlar›n istek ve taleplerini gündemlefltirme çerçevesinde bir mevzi olan sanat cephesi içerisinde önemli bir köfle tafl› olarak biliniyor. Sanat›n›z›, köy köy dolaflarak ve yoksul köylülerle birlikte konserler vererek gerçeklefltirdiniz. Y›llard›r bu topraklardan uzaks›n›z ama bu topraklara dair üretimleriniz devam ediyor. Y›llar süren bu ayr›l›k sanat›n›t›n›za ve yaflam›n›za nas›l yans›d›? Emekçi’nin günümüze uzanan yol hikayesini bir de kendisinin a¤›z›ndan dinlemek isteriz. Ülkemizden ve sevdiklerimizden kendi iste¤imizle ayr›lmad›k. Bizi do¤du¤umuz topraklara hasret b›rakanlar, bizim binde birimiz kadar bile o ülkeye ve insanlar›na sad›k de¤ildirler. Ruhumuzun derinliklerinde oras› var. Çocuklu¤umu Marafl’ta, gençli¤imi ‹stanbul’da saklad›m. Onlardan kopmak ve unutmak mümkün de¤ildir. ‹yi ki de de¤ildir. ‹lk sürgün y›llar›nda teknik zorluklar yaflad›k. fiimdilerde bu zorluklar› önemli ölçüde aflm›fl durumday›z. Ama hasret da¤ gibi duruyor karfl›mda. Hasret ateflinin nas›l yak›c› oldu¤unu bilenler beni iyi anlarlar. O r a d a an›lar›m, efl-dost, akraba ve y o l -

YÜZ F‹K‹R Muzaffer Oruço¤lu muzafferorucoglu@hotmail.com www.muzafferorucoglu.com

Renklerin diyalekti¤i

dafllar›m var. Kimisinin mezar tafl›, kimisinin kendisi var, hepsi orada. Benim vücudum Avrupal›, beynim ve yüre¤im Anadoluludur. Bu nedenle a¤›rl›kl› üretimim Anadolu’ya yöneliktir. Beni tan›mlarken gösterdi¤iniz inceli¤e teflekkür ederim, ama ben böylesi iltifatlar› hak etmedi¤imi düflünüyorum. Bu yolun köfle tafl› Pir Sultan’d›r. Ben o yoldaki binlerce tafltan biri olmay› ye¤lerim. Ayr›l›k 28 yafl›na bast›. fiiir ve müzik üretmeye çal›fl›yorum. Bazen korkunç bir karamsarl›k kuflat›yor benli¤imi. Bazen, kendimi müthifl bir f›rt›nalar aleminde buluyor ve zinde hissediyorum. Bir biçimde hayat ak›p gidiyor. Yaflamay›; yemek yemek, uyumak ve partneriyle seks yapmak olarak alg›lay›p, bofluna oksijen tüketenlerden nefret ediyorum. Mao bir fliirinin sonunda "Dünyada neler oluyor" der. Dünyada olup-bitene karfl› k›l›n› k›p›rdatmayanlar›n, dünyay› boflu bofluna iflgal ettiklerine ve kirlettiklerine inan›yorum. Duyarl›l›k bazen a¤›r bedellere mal oluyor. Bu bende 28 y›ll›k hasret olarak, devlet yasa¤› olarak d›fla vuruyor. ‹nsan kalman›n bedelini ödüyorum. Emekçi, Kaypakkaya gelene¤i içerisinde sanat›yla sembol haline gelmifl isimlerden biri… Ancak dönemsel olarak, düflünsel anlamda bir de¤iflim yaflad›¤›n›z ve bunun sanat›n›za yans›d›¤› genel bir kan› ve bu nedenle kimi zaman sert elefltirilere muhatap oldunuz. Bu süreci ve yaflanan de¤iflimi siz nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Kaypakkaya hakk›nda dün ne düflünüyorsam, bugün de onu düflünüyorum. Be¤enirsiniz ya da be¤enmezsiniz, ama ‹bo bir ak›m›n lokomotifidir. Bunun bedelini de can›yla ödemifltir. Ben hiçbir zaman elefltirilmedim. Sald›r›ya u¤rad›m. Benim ad›ma benimle ilgisi olmayan yak›flt›rmalar çok yap›ld›. Bugün de yap›l›yor. Elefltiriden olumluya de¤iflimi ve yap›c›l›¤› anl›yorum. O kadar çok

beyaz kahraman gördüm ki, flimdi esameleri bile okunmuyor. Devrimci kalman›n bedelini, devrimci saflarda gizlenmifl sistem art›klar›yla cebelleflerek ödüyorum. Keflke elefltirilseydik. Bu esas itibariyle bugün de yok. Toptan kabul veya hepten ret mant›¤› a¤›rl›¤›n› hissettiriyor. Kötü karakterler iyi fleyler üretemezler. Güzel bir atasözümüz var: Do¤ru duvar y›k›lmaz. Son çal›flman›z “Munzur’un 17. Senfonisi”, Yüz Çiçek Açs›n Kültür Merkezi’nin düzenledi¤i 4. Demokratik Haklar Kültür ve Sanat fienli¤i’nde dinleyiciyle bulufltu ve tüm müzik marketlerde bulmak mümkün. 17’lere ithaf edilen bu çal›flman›n ortaya ç›k›fl sürecini, sizin için ne ifade etti¤ini anlatabilir misiniz? 17'lerin içinde 30 y›ll›k arkadafllar›m vard›. Ayr›ca insan›m diyenlerin kabul etmeyece¤i bir vahflilik örne¤iyle katledildiler. fiair olmaya aday yüre¤im dayanamad›. Evimizde haftalarca hüzün hakim oldu. Esas›nda çok önceden tamamlanm›flt›. Baz› aksakl›klar yüzünden gecikti. Sonra Hrant'›n katliam› yafland›. Hrant ile ilgili bölüm sonradan eklenmifltir.

rim de yok. Ayr›ca bu albümdeki di¤er eserler sizin deyiminizle "al›fl›k" oldu¤unuz tarzd›r. Senfoninin bu flekliyle hat›rlarda daha uzun kalaca¤›na inan›yorum. Bundan sonra da devrimcilere atfen yap›lacak müzikal çal›flmalara tarz olarak katk› yapaca¤›n› düflünüyorum. Emekçi, ülkemizde yaflayan köylülerin, iflçilerin özlemle canl› dinlemeyi bekledi¤i bir sanatç›. Bakanlar Kurulu’nun ülkeye giriflinizi yasaklayan karar› nedeniyle y›llard›r kendi topraklar›n›zdan, kendi insan›n›zdan uzaks›n›z. Bu sorunu aflmak için birtak›m giriflimlerde bulunuldu¤unu ancak sonuç al›namad›¤›n› biliyoruz. Bu konuda neler söylemek istersiniz? Yasak devam ediyor, benim de müca-

ANKARA- Muzaffer Oruço¤lu’nun son kez 1986 y›l›n›n nisan›nda, 13 y›ll›k bir hapishane yaflam› sonras›nda tahliye edilip kelepçeli bir halde askere götürülürken gördü¤ü Ankara’da, “Avustralya’dan Anadolu’ya” adl› sergisi 18 flubat – 5 mart tarihleri aras›nda Ekin Sanat Merkezi’nde be¤enilere sunuldu. Bilincin tüm gücüyle yetene¤i, rüyay›, arzuyu, dehay›, cinneti, içgüdüyü yan›na alarak resme dönüfltü¤ü Oruço¤lu’nun 1. ve 2. dönem olarak adland›rd›¤› resimlerinin konusunu, insan sorunlar›na dair kargafla, parçalanma, yabanc›laflma, göçmenlik, iflsizlik, kriz gibi temalar oluflturmaktad›r. Avrupa ve Avustralya’da dolaflan siyasal bir göçmenin hayata bak›fl›n›, ruh halini, stil ve renk dünyas›n› anlamak bak›m›ndan önem tafl›yan bu resimler, kar›fl›k teknik, akrilik, ya¤l›boya, kesyap (kolaj) ve pastel tarzlar›nda yap›lan çal›flmalardan olufluyor. Koptu¤u bu befli¤e geri dönememesi nedeniyle yaz›l› bir konuflma metni gönderen Oruço¤lu, birinci ve ikinci döneme ait bu çal›flmalar›n›n saf ve yar›-soyut stiller oldu¤unu belirtmifl. Akrilik, ya¤l›boya, kolaj, okaliptüs reçinesi gibi teknikleri bazen saf, bazen de iç içe kar›fl›k olarak kulland›¤›n› ifade eden Oruço¤lu metnin devam›nda; “‹yimserli¤imi, güçlü ve zay›f yanlar›m›, ›fl›¤a ç›kmam›fl iç kargaflam›, hiçleflme e¤ilimimi, ciddi ve alayc›l dünyam›, renklerin birbirlerini özümleyen flafl›rt›c› diliyle ifade etmeye çal›flt›m. Benim resim çizme çabam, gerçeklikten kopma, yepyeni bir gerçeklik yaratma, yani resmi birebir yaflama arzumdan kaynaklan›yor. Resim beni, do¤an›n ve hayvanlar âleminin bilinmeyen ruhuna, kargaflaya ve özgürlük duyusuna tafl›yor” fleklinde aç›klamalara yer vermifl.

delem devam ediyor. En son 13 fiubat 2008'de postaya verilen, 15 flubatta elime

Alayc›l dünyan›n resimleri

geçmesi hesaplanm›flças›na gelen resmi

Soyutlamay›, ifade zenginli¤ini yaratman›n bir arac› olarak gören Oruço¤lu, insanl›¤› figüratif resimlerle bir kez daha etkileyerek -kendisinin de ifade etti¤i gibi- figürsüz renk âleminin görünmeyen figürlerini hayal gücüyle bulmaya çal›flm›fl. Bugüne kadar k›rktan fazla yerde kitlelerin be¤enisine sunulan ve sonuncusu Ankara’da gerçeklefltirilen serginin aç›l›fl konuflmas›n› yapan flair Ahmet Telli; flair, yazar, heykelt›rafl, ressam gibi farkl› özelliklerine de¤indi¤i Oruço¤lu’nun, efsane ve masal bölümlerindeki mizahi ironiye verdi¤i önemle gerçe¤i durmadan ti’ye alan bir ressam oldu¤unu ifade etti. Oruço¤lu’nun, felsefe ve hayat çizgisi içinde sanat›n› olufltururken içindeki gurbeti mücadeleci kültür gelene¤iyle yüreklere tafl›d›¤›n› söyleyen Telli; “Muzaffer siyasal bir sürgün olarak yaflam›n› sürdürürken do¤du¤u co¤rafyan›n kültürleriyle flimdi yaflad›¤› co¤rafyan›n kültürleri aras›nda derin bir sanatsal prati¤i ç›karm›flt›r. Avustralya’n›n okaliptüs ormanlar› aras›nda duyulmayan Aborjinlerin yaflant›lar› ve onlar›n ezgileri ile Anadolu kültürlerinin s›rlar› resimlerine ifllemifltir. ‹lginçtir, Kaygusuz Abdal ile Rus Befllileri dinleyen Oruço¤lu, genelden evrensele o müthifl sanatsal iste¤i, sanatsal maceray› yakalam›flt›r” dedi. 60’l› y›llarda edindi¤i mücadeleci kültür gelene¤ini, devrimci kültürün mücadeleci karakteri ile birlefltirdi¤ini ifade eden Telli, Oruço¤lu’nun sanat›n›n hiç kimseye devrimcili¤in ba¤›fllanmayaca¤›n› söyleyen bir tezle karfl›m›za ç›kt›¤›n› vurgulad›. Ahmet Telli ayn› zamanda, tüketim ideolojisi içine hapsedilmifl ülkemizde, Muzaffer Oruço¤lu’nun resimlerini sahiplenme ça¤r›s›nda bulundu.

mektupta "yasa¤›n kald›r›lmas›n›n uygun görülmedi¤i" belirtiliyor. Halen u¤rafl›yorum. Baflaraca¤›m›za inan›yorum. Herkesten katk› bekliyorum. Yeni bir kampanya bafllatacakt›m, Genelkurmay’›n iflgale gi-

“Munzur’un 17. Senfonisi”nde müzikal anlamda yeni bir tarz, daha do¤rusu Emekçi’den dinlemeye al›fl›k olmad›¤›m›z bir müzikal altyap›yla karfl›laflt›k. Bu yenilik hakk›nda neler söylemek istersiniz.

riflmesi gündemi eline ald›¤›ndan yavafl-

Dikkat ederseniz tekstin karakteri de al›fl›k oldu¤umuz "a¤›t" tarz›ndan farkl›d›r. Tekstte, serbest fliir motiflerinden maniye, türküden marfl diyebilece¤imiz formata kadar çeflitli duraklar var. Munzur’un 17. Senfonisi’nde de müzi¤in karakterini tekst belirlemifltir. Bir yeni aç›l›m da denebilir. Tekst ferdi de¤il, geneli kaps›yor. 68 kufla¤›ndan Hrant’a kadar gelen bir devrimci önderler silsilesi an›larak her durakta 17'ler yad ediliyor. Ben tarz›mdan son derece mutluyum. Onu terk etmek veya de¤ifltirmek gibi bir fik-

sa¤ olsunlar daima yan›mda oldular. Dev-

Ressam›n çabas›, zaman›n ve mekân›n prangas›ndan kurtulmak, kendi iç özgürlü¤ünün görünmez yarat›c› gücü ve güzelli¤iyle buluflmakt›r. Kaliteli ressam›n derin kriz anlar›, genellikle kendisini tekrar etti¤i ve hararetli bir flekilde ç›k›fl yolu ya da kendini inkar yolu arad›¤› anlard›r. Böylesi anlarda, çok daha de¤iflik resimler çizmeye bafllar. Bunlar ya renge, ›fl›¤a, harekete ve kompozisyona öncesinden daha güçlü ve nitelikli bir yenilik getiren resimlerdir ya da yüzeysel, kolayc›, sanat d›fl›, basit resimlerdir. Tuval üzerine vurulan her boya, kimin taraf›ndan vurulursa vurulsun, hiç kuflku yok ki sanat de¤ildir. Beyaz bir zemin üzerine, herhangi bir renkte, her duvar boyac›s›n›n, tabela veya reklam iflçisinin çizebilece¤i bir kare çizip, içini siyahla boyayabilirsin. Ne kadar usta bir ressam olursan ol, bunu yapmakla sanat yapm›fl olmuyorsun. Bunu bir duvar boyac›s› yap›nca sanat olmuyorsa, usta sanatç› yap›nca da sanat olmaz. Birçok usta sanatç›n›n bu tip sanat d›fl›, kolayc› eseri vard›r. Usta ressamlardan Bernaett’in k›rm›z›ya boyad›¤› tuvalini ya da Kazimir Maleviç’in, 1913’te, tuval üzerine ya¤l›boya ile yapt›¤›, ‘Beyaz Üstüne Siyah Kare’ adl› tablosunu, usta bir duvar boyac›s› ya da tabelac› yapabilir. Duvarc›n›n

Avustralya’dan Ankara’ya devrimci kültürün ürünleri

latt›k. Uygun zemini yakalar yakalamaz yeniden h›z verece¤iz. Buradaki kitle örgütlerinden daima destek gördüm, görüyorum. Burada ve ülkedeki sanatç› dostlar let gerekçe göstermedi¤i gibi, yasa¤›n süresi hakk›nda bilgi de vermiyor. Bravo Bakanlar Kurulu’na. Bu yaz›y› okuyan herkesi Bakanlar Kurulu’nu bu "insani" karar›ndan dolay› alk›fllamaya ça¤›r›yorum. Son olarak söylemek ne söylemek istersiniz? Y›k›las› ‹stanbul’u ‹stanbul’da okumadan ölmeyece¤im. ‹nsanl›¤› ve do¤ay› çok seviyorum. ‹nsanl›k için bir ad›m yürüyenlere dahi sayg› duyuyorum.

yapt›¤› sergilenirse kimse bakmaz. Ama Maleviç’in tablosunun önünde yüzlerce kifli, hayranl›k durufluyla seyre koyulabilir. Resim elefltirmenleri tablo hakk›nda, akla hayale gelmedik nameler döktürebilirler. Peki hayat ne der bu duruma? Hayat›n da bir görüflü vard›r. O bazen görüflünü söylemeden anlaml› ve ac›mt›rak bir tarzda gülümser. Tabii flunu da belirtmek gerekiyor, e¤er çizilen siyah karede seyirciyi içine çeken bir ton mahareti ya da zenginli¤i, bir büyülü derinlik, dipsizlik varsa, yap›lan elbette ki sanatt›r. Maleviç’in siyah karesinden, O’nun bu kareyi çizerken içinde bulundu¤u ruh haline bakmak en iyisidir. Karenin bizi sanat atmosferine sokan en dikkate de¤er yan› da bence budur. Beyaz bir yüzeyde, yan yana gelifligüzel konmufl birkaç renkli kare de durumu kurtarm›yor. Usta ressamlardan Piet Mondrian’›n, 1920’de, tuval üzerine ya¤l›boya ile yapt›¤›, siyah, k›rm›z›, sar›, mavi ve grili kompozisyonu da kendisini sanat olarak sunmakta zorlan›yor. Yarat›c›s› ne kadar usta olursa olsun, yaratt›¤› eser, basit bir nesne derekesine düflüyorsa, insanda yal›n ya da karmafl›k duygular, ça¤r›fl›mlar, geri dönüp yeniden bakma e¤ilimleri yaratm›yorsa, sanat elefltirmenleri ne derler-

se desinler, o esere bir soru iflareti koymak gerekiyor. Tekdüze, s›radan, basit, kolayc› çizimler, hayat›n gözünde sanat d›fl›d›r. Her rengin bir iç dünyas›, bir iç dinami¤i, diyalekti¤i vard›r. Ressam›n görevi, rengin görünen yüzüne teslim olmamak, onun iç kargaflas›n› a盤a ç›karmak, renkleri özgürce konuflturmak, onlar› hayal kurduran, de¤iflim arzusu, varl›k ya da hiçlik duygusu yaratan öznelere dönüfltürmektir. Resme bakt›¤›m›zda, s›radan bir duvara, bir tahta parças›na, ya da boyal› bir kutuya bakt›¤›m›zda hissettiklerimizi mi hissediyoruz? Sanatç›n›n renk ve biçim dili, s›radan bir rengin ya da biçimin diline benzemez. O dil, al›fl›lagelmifl tüm beylik biçimlerle, hayatla çat›fl›r, kendi felsefesini, antagonizmas›n› seyirciye hissettirir. Büyük tuvallere, çubuk, f›rça ya da dibi delinmifl kovalarla rengarenk, üst üste boya ak›tarak, soyut, d›flavurumcu resimler yapan, Amerikal› sanatç› Jackson Pollack’›n renk dili oldukça zengindir. Ifl›¤›n ve rengin hareketini, gülümseyen diyalekti¤ini, O’nun sözkonusu tablolar›nda hissettikçe canlan›r›z. Do¤adaki ve insandaki renk mahflerinin gücünü k›yaslamaya kalk›fl›r, insan›n gücüne dair iyimser duygularla dolup taflar›z. Sanat›n kendine özgü

bir yaflam tarz› vard›r. Hayat›n taklidinden kaç›n›r, kendine özgü bir hayat yarat›r. Bunu yapmakla kalmaz, kendinden sonrakilerin, kendine benzeme e¤ilimlerinden de tiksinir. Sanatç›, ya hiçleflmeden ya da yaratt›¤› güzelli¤in hayata egemen olmas›ndan yanad›r; y›¤›nlar›n, kendi artistik dehas› önünde secdeye kapanmas›ndan hofllan›r. Gerçek dünyaya de¤il, kendi özgür dünyas›na s›¤›n›r. Kendisini tekrar etmeye bafllad›¤› ya da hayat taraf›ndan ciddiye al›nmad›¤› zaman buhrana girer. Sanatç›n›n en ciddi, yarat›c› ve y›k›c› buhran›, kendi özgür dünyas› taraf›ndan sorguland›¤› ya da ciddiye al›nmad›¤› zamand›r. Kendi ifli, bizzat özgürlü¤ün yarat›lmas› oldu¤u için özgürlü¤ü en çok o talep eder. Otorite tan›maz. Otoriteye dönüflen kendi yarat›c› dehas›yla çat›flmaktan da çekinmez. Zaten onu sanatç› yapan en güzel özelliklerden birisi de budur. Küreselleflme, dünyal›l›k ve özgürlük duygusuyla birlikte, otoriteyle uzlaflan, bilgisiz, kolayc›, reklamc› sanatç›lar›n say›s›n› da art›rd›. Bu duyars›z kalabal›¤a ra¤men kalite, biçim aray›fl›nda güçlü bir krizi yafl›yor bugün. ‹yimserli¤imizin, umudumuzun gücü de bu krizin derinli¤ine, gücüne ba¤l›d›r.


1-16 Mart 2008

ANAL‹Z

Sat›lm›fl bir ülkenin ibretlik resmidir

13

Kapat›lan petrol kuyular› aç›l›yor ama... Ham petrolün varil fiyat›n›n 100 ABD dolar› s›n›r›n› aflt›¤› bir anda, ülkemizdeki, daha önce kapat›lm›fl olan petrol kuyular›n›n aç›lmas› gündeme geldi. Özellikle 2007 y›l›nda “yo¤unlaflt›r›lan” petrol arama faaliyetleri kapsam›nda aç›lan -petrol ç›kan kuyular da dahil- neredeyse tüm kuyular, yeterli rezerv olmad›¤› ve bu haliyle karl› olmad›klar› öne sürülerek betonla kapat›lm›flt›. Kuyular›n betonla kapat›lmas›n›n ard›ndan, ülkemizdeki petrol arama faaliyetlerinin uluslararas› güçler taraf›ndan engellendi¤i ve bu engellemeye devletin de boyun e¤di¤i, kuyular›n da yine ayn› güçler taraf›ndan kapat›ld›¤›, kapatt›r›ld›¤› düflünceleri yüksek sesle dile getirilmiflti. Ne var ki, devletin ilgili kademeleri taraf›ndan bu düflüncelere hararetle karfl› ç›k›larak, aç›lan kuyulardaki petrolün çok az ve kalitesiz oldu¤u, dolay›s›yla bu kuyular›n iflletilmesinin zarar getirece¤i iddia edilmiflti.

Kuyular› b›rak›n, Petrol Kanunu’na bak›n

Haritada iflaretli noktalar, “özellefltirme” ad› alt›nda sat›lan yerleri ve bu yerleri alan ülkeleri göstermektedir. ‹flte “vatan”, “millet”, “ba¤›ms›zl›k” maskesini takm›fl olanlar›n yaratt›¤› ibret verici tablo: Kar›fl kar›fl sat›lm›fl, iflgal alt›nda bir ülke! “Ne banka b›rakaca¤›z, ne fabrika, ne de iflletme. Liman da b›rakmayaca¤›z. Hepsini sataca¤›z” diyerek yola koyulan AKP hükümeti, 1980’li y›llardan devrald›¤› özellefltirme hamlesi ile ülkemizi emperyalistlere satma misyonunu büyük bir baflar› ile yerine getiriyor. AKP hükümeti, “Kar edeni de, zarar edeni de” “babalar gibi” satarken, uluslararas› tekellerin ülkemizdeki “milli” boyal› piyonlar› üç maymunu oynaman›n ötesine geçemiyorlar. Hakk›n› savunan iflçiye, köylüye, emekçilere, gençlere, iflsizlere, kad›nlara, Kürt’e, Ermeni’ye, Laz’a, Çerkez’e “vatan elden gidiyor” yaygaras› kopartarak “vatan aflk›yla”, “Allah Allah” nidalar›yla sald›ran “vatanc›, milletçi, Sakaryac›”lar, AKP’nin ülkemizi kar›fl kar›fl emperyalistlere satmas›na alk›fl tutuyorlar. ABD baflta olmak üzere çeflitli emperyalist güçlerin kuca¤›nda yetiflmifl olan bu k›ymeti kendinden menkul vatansatarlar›n, tersi bir tutum sergilemelerini beklemek de do¤rusu hayalperestlik olacakt›r. Zira özellefltirme sürecinin bafllad›¤› 1980’li y›llar›n bafllar›, vatan› “korumak”la mesul oldu¤u iddia edilen ordunun yönetimde oldu¤u y›llard›r.

Özal taraf›ndan haz›rlanan ve 24 Ocak Kararlar› olarak bilinen ekonomik programla yürürlü¤e konmufltur.

“Özellefltiriyoruz, sat›yoruz, ne olur? Hiçbir fley olmaz. Adam fabrikay› yükleyip d›flar› kaç›rm›yor ya”!

“Ülkenin iflgal alt›na girdi¤ini söylüyorlar. Gelsinler iflgal etsinler” diyordu. Söyledi¤i oldu, geldiler iflgal ettiler:

Türk hakim s›n›flar›n›n emperyalist efendilerine ba¤›ml›l›klar›nda ve hizmetlerinde yeni bir dönemin aç›lmas›n› ifade eden 24 Ocak Kararlar› ile, önceleri emperyalist güçlerin dolayl› olarak yönettikleri ülkemizdeki Kamu ‹ktisadi Teflübbüsleri (K‹T), art›k do¤rudan bu güçlere terk ediliyordu. Bu kararlar ile iflçisi, köylüsü, emekçisi ile ezilen halklar›m›z›n al›nterleri ile yarat›lan kamu kurum ve kurulufllar›n›n emperyalist efendilerine adak olarak sunan Türk hakim s›n›flar›, ayn› zamanda iflçi, emekçi ve köylülerin sosyal-siyasal ve ekonomik haklar›n› da buduyor, yaflamlar›n› daha da güç hale getiriyordu. 24 Ocak Kararlar› ile bafllat›lan bu özellefltirme, baflka bir deyiflle ülkemizi emperyalizmin ayaklar› alt›na serme süreci, 12 Eylül darbesinin ard›ndan h›z›n› art›rarak sürdü. 24 Ocak Kararlar› ve sonras›nda 12 Eylül darbesinde belirlenen ekonomik yönelimle emperyalistlerin önde gelen taleplerinden biri olarak özellefltirmeler için halk›n tepkisini önlemek bab›nda hukuki altyap› oluflturuldu. Kamu ‹ktisadi Kurum ve Kurulufllar›’na dönük yat›r›mlar büyük oranda k›s›ld›.

Evet, adamlar fabrikalar› s›rtlay›p d›flar› kaç›rm›yorlard›, ama d›flar›ya bir fleyler kaç›r›l›yordu. Üstelik kaç›ranlar d›flar›dan gelenler de¤il, onlar›n içerideki hizmetkarlar›yd›; AKP hükümeti ve Türk devletini elinde bulunduran ordusu, Sabanc›’s›, Koç’u, Eczac›bafl›’s›, Toprak’›, Zorlu’su idi. D›flar›ya kaç›r›lan ise, bu kurulufllar›n her y›l elde ettikleri milyarlarca dolarl›k kar idi. Kar› çantalara doldurup yurt d›fl›na ç›kartmak varken fabrikay› kim s›rtlamak ister ki? Ama zaten AKP ve Türk devletini yöneten emperyalizmin uflaklar›n›n bu durumdan da bir flikayetleri yoktu, olamazd› da. Yine Maliye Bakan› Kemal Unak›tan’›n dedi¤i gibi, onlar “bu ifli seviyor”lard›, çünkü efendilerine hizmet ettikleri sürece var olabilirlerdi.

TÜRK TELEKOM: Y›ll›k kar› 2.8 milyar dolar olan Türk Telekom’un yüzde 55’i 6 milyar 650 milyon dolara, yani üç y›ll›k kar› karfl›l›¤›nda sat›ld›.

1990’l› y›llar: Haydi art›k satal›m

Ülkenin “özellefltirilmesi”ne “millici” ordu neden karfl› ç›kmad› dersiniz?

24 Ocak Kararlar› ve akabinde 12 Eylül darbesi ile gerekli hukuki zemini yarat›lan özellefltirme süreci, 1990’l› y›llara gelindi¤inde bu kurumlar›n sat›lmas›n› hakl› göstermek amac›yla yürütülen yo¤un bir ideolojik koflulland›rma kampanyas› eflli¤inde bafllayan sat›fl faaliyetleri ile süregeldi. 2002 y›l› sonuna de¤in özellefltirmeler için gerekli ideolojik koflulland›rma, halk› bu sat›fllar›n “hakl›” oldu¤una inand›rma kampanyalar› devam etti. 2003 y›l›nda ABD taraf›ndan kurulan AKP’nin hükümete getirilmesiyle ise, özellefltirme sürecinin alt›n y›llar› bafllam›fl oluyordu. Bilinen gizli güçler taraf›ndan I. ve II. AKP hükümetlerinin programlar›n›n ana maddelerine özellefltirmeler yerlefltiriliyor ve talan bafllat›l›yordu.

12 Eylül özellefltirme darbesi

“Ç›lg›n Türkler”in

“Devletin elindeki kamu mülkünün yerli ya da yabanc› özel flah›slara sat›lmas›, devletin ekonomik ve sosyal rolünün küçültülmesi, sosyal güvenlik hizmetlerinin en düflük düzeye indirilmesi” manas›na gelen özellefltirmeler, emperyalizmin 1970’li y›llarda piyasaya sürdü¤ü neo-liberal politikalar›n bir ürünü olarak hayat buldu. Emperyalizmin bu politikas›, ülkemizde ise 24 Ocak 1980’de, Süleyman Demirel’in Baflbakanl›¤› alt›nda Turgut

özellefltirme ç›lg›nl›¤› 2003 y›l›nda hükümete gelen AKP, özellefltirme politikalar›n› ekonomik politikalar›n›n merkezine oturtmufl ve deyim yerindeyse K‹T’lerin üzerinden bir buldozer gibi geçmifltir. Ülkemizin stratejik kurum-kurulufllar›n›, “stratejik yermifl, ne stratejisi, önemli olan müflteri bulmak” anlay›fl›yla birbirinin ard› s›ra satan AKP, bu sat›fllarda bir beis görmedi¤ini Unak›tan’›n a¤z›ndan flöyle ifade ediyordu:

Ülkesini pazarlamakla mükellef oldu¤unu söyleyen bir baflbakan›n temsiliyetiyle ve yukar›da aktard›¤›m›z anlay›fllar do¤rultusunda AKP hükümeti döneminde 30 milyar dolarl›k sat›fl yap›ld›. “Paray› veren düdü¤ü çald›” ya da Ulaflt›rma Bakan› Binali Y›ld›r›m’›n deyimiyle; “paray› veren k›z›m›z›(!)” gördü. Özellefltirmeler ile devletin üzerindeki kamu yükünün azalt›lmas›n›n, devletin borçlar›n›n ödenmesinin hedeflendi¤i söylenip durdu. Ama ülkemizdeki neredeyse tüm büyük kamu kurulufllar›n›n sat›lmas›na karfl›n AKP hükümeti döneminde borçlar azalmak yerine artt›. AKP, önceki hükümetten devrald›¤› 95.2 milyar dolarl›k iç borcu yüzde 124 art›rarak 2007 y›l› eylül ay› sonunda 213.3 milyar dolara ulaflt›rd›. D›fl borçta da tablo iç borçla ayn› oldu; bu borçlar da yüzde 11.6 oran›nda artarak 57.1 milyar dolardan 69 milyar dolara ulaflt›. Bu rakamlarla birlikte iç ve d›fl borçlarda yüzde 85.2 oran›nda bir art›fl yaratan ve 2007 y›l› eylül ay›nda toplam borç stokunu 282.1 milyar dolara ulaflt›rarak TC tarihinin rekorunu k›rd›.

Satt›klar› satacaklar›n›n teminat›d›r AKP hükümetine say›s›z konuda inanm›yor olabiliriz, ancak özellefltirmeler konusunda söyledikleri “satmad›k hiçbir yer b›rakmayaca¤›z” sözlerine kesinlikle inanmam›z gerekir, ki icraatlar› da bu sözün garantisi niteli¤indedir. 2003 y›l›ndan bu yana yap›lan özellefltirmelere ve sat›lan kurum-kurulufllara, sat›lmak-özellefltirilmek istenenlere bakmak, karfl› karfl›ya oldu¤umuz büyük y›k›m› durdurmak üzere belki bizleri harekete geçirebilir.

‹flte AKP dönemindeki ekonomik iflgalin tablosu Unak›tan, özellefltirmelerle ülkenin iflgal alt›na girdi¤ini söyleyenlere cevaben;

TÜPRAfi: Gerçek de¤eri 8 milyar dolar olan ve sadece 2007 y›l›n›n ilk 9 ay›nda 971 milyon 588 bin YTL net kar elde eden Tüprafl, 4 milyar dolara sat›ld›. ERDEM‹R: Gerçek de¤eri 10 milyar dolar olan ve 2004 y›l›nda 631 milyon dolar net kar elde eden Erdemir, 2.8 milyar dolara sat›ld›. POAfi: Gerçek de¤eri 9 milyar dolar olan ve y›ll›k 315 milyon dolar kar eden Poafl’›n yüzde 51’i 1 milyar 260 milyon dolara sat›ld›. ‹SDEM‹R: 2007 y›l›nda kar›n› yüzde 36.5 oran›nda art›rarak 548.7 milyon YTL kar eden ‹sdemir’in yüzde 49’u 2 milyar 900 milyon dolara sat›ld›. PETK‹M: Gerçek de¤eri 6 milyar dolar›n üzerinde olan ve y›ll›k 1.5 milyar dolar kar elde eden bu kurum, 2 milyar dolara sat›ld›. Bunlar›n yan› s›ra TEKEL’in sigara bölümü, SEKA’n›n ülkedeki iflletmeleri, Sümer Holding, Marmaris Liman›, Trabzon Liman›, Dikili Liman›, ‹zmir Liman›, Derince Liman›, TEKEL’e ait tafl›nmazlar, ET‹ Bak›r ‹flletmeleri, ET‹ Alimünyum ‹flletmeleri, Türkiye fieker Fabrikalar›, ET‹ Bank, TEKEL Alkollü ‹çkiler Bölümü, K›br›s Türk Hava Yollar›, Orman Ürünleri Sanayi, Çimento Fabrikalar›, Et ve Bal›k Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu (SEK), Gübre Fabrikalar› ve daha burada sayamayaca¤›m›z çok say›da kamu iflletmesi sat›ld›. Kurbanl›k koyun gibi flu anda sat›fl s›ralar›n› bekleyen bafll›ca kamu varl›klar› ise flunlar: Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Bo¤aziçi Köprüsü, Edirne-‹stanbul-Ankara Otoyolu, ‹zmir-Ayd›n Otoyolu, Pozant›Tarsus-Mersin Otoyolu, Tarsus-Adana-Gaziantep Otoyolu, Toprakkale-‹skenderun Otoyolu, Gaziantep-fianl›urfa Otoyolu, ‹zmir-Çeflme Otoyolu, ‹zmir ve Ankara Çevre Otoyolu , Baflkent Elektrik Da¤›t›m Afi, Sakarya Elektrik Da¤›t›m Afi, ‹stanbul Anadolu Yakas› Elektrik Da¤›t›m Afi ve daha bir dizi yer... Elbette bu listeye yeralt› kaynaklar›n› da eklemek gerekir. Yap›lan bu özellefltirmelerin hiçbiri halk›m›z›n ihtiyac›ndan do¤mam›flt›r. Aksine bu özellefltirmelerin yol açt›¤›, açaca¤› y›k›mlar›n faturas› bütünüyle emekçiyoksul halklar›m›za kesilmektedir, kesilecektir de. Emperyalistler taraf›ndan dayat›lan ve AKP ile devleti elinde bulunduran emperyalizmin piyonlar› taraf›ndan hayata geçirilen bu politikalara, “babadan kalanlar”›n sat›lmas›na dur denilmemesi halinde, üzerinde durabilece¤imiz bir ülkemiz olmayacak!

Ülkemizde petrol ç›kan kuyular›n kapat›l›p kapat›lmamas›, sadece bir sonuçtur. Oysa üzerinde durulmas› gereken temel mesele ülkemizde petrol arama, ç›kartma, iflleme ve satma faaliyetlerini düzenleyen yasalar›n niteli¤i, kime ya da kimlere hizmet etti¤idir. Y›lda 18 milyar dolar tutar›ndaki 25 milyon ton (180 milyon varil) petrolün tüketildi¤i ve bunun yüzde 89’unun d›flar›dan sat›n al›nd›¤› ülkemizde, petrole iliflkin her türlü faaliyetin düzenlenmesini kapsayan Petrol Kanunu, uluslararas› petrol tekellerine istedikleri gibi at koflturmalar› f›rsat›n› vermektedir. Ki, ülkemizde petrol ç›kan kuyular›n kapat›lmas›na gerekçe gösterilen “kar getirmezler” düflüncesini ortaya ç›kartan matemaktiksel formüller, Petrol Kanunu içinde mevcut. Baflta uluslararas› petrol tekelleri olmak üzere yerli ve yabanc› petrol flirketlerinin kontrolünde haz›rlanan Petrol Kanunu, petrol ç›kmas› muhtemel alanlar›n flirketlere sat›lmas› için gerekli yasal zemini haz›rlam›flt›r. Bu f›rsattan yararlanan petrol tekelleri, petrolün ç›kma ihtimalinin oldu¤u alanlar›n ruhsatlar›n› alm›fl ve böylelikle devletin buralarda arama yapmas›n›n önüne geçmifllerdir. Amerikan Jeoloji Kurumu’nun haz›rlad›¤› petrol haritas›na göre, ülkemizin Suriye, Irak ve ‹ran s›n›r›ndaki bölgeleri zengin petrol kaynaklar›na ev sahipli¤i yap›yor. Söz konusu bölgedeki petrol arama alanlar› üç parçaya ayr›lm›flt›r. Petrol Kanunu’nun 53. maddesi, bir petrol flirketinin petrol arama bölgesinde sadece 400 hektarl›k alanda arama yapabilece¤ini söylüyor. Ayn› yasa, devlet kuruluflu olan Türkiye Petrolleri Anonim Ortakl›¤› (TPAO)’n› da bir flirket olarak tan›ml›yor ve söz konusu s›n›rlamalar› bu kurulufla da getiriyor. Dolay›s›yla TPAO da, sözünü etti¤imiz petrolün bulundu¤u bölgede en fazla bin 200 hektarl›k alanda arama ve ç›kartma faaliyeti yürütebiliyor! TPAO d›fl›nda içinde uluslararas› petrol tekellerinin de yer ald›¤› 20 flirketin Petrol Kanunu’na tabi oldu¤u göz önüne al›nd›¤›nda, Petrol Kanunu haz›rlan›rken, devletin petrol arama faaliyetlerinin tamamen s›n›rland›r›lm›fl oldu¤u daha aç›k görülecektir.

Ülkemizdeki y›ll›k petrol üretimi 40 milyon ton! Petrol Kanunu ç›karken, devletin madencilik kurumu olan Maden Tetkik Arama (MTA)’n›n yay›mlad›¤› makalede; “Biz bu ç›kacak Petrol Kanunu ile sadece kendi ihtiyac›m›z› karfl›lamayaca¤›z, ayn› zamanda ihraç eden ülke olaca¤›z” deniliyor. Yani ülkemizde, bizim y›ll›k petrol ihtiyac›m›z›n üzerinde üretim yap›lmas›na izin verecek denli bol petrol var! Basit bir hesaplama ile; TPAO’nun y›ll›k ç›kartt›¤› petrol miktar› yaklafl›k 2 milyon ton. Petrol Kanunu’na tabi olarak ülkemizde petrol arayan 20 flirketin her birinin y›lda bu kadar petrol ç›kartt›¤›n› varsayacak olursak, ülkemizde y›ll›k petrol üretimi 40 milyon ton olarak karfl›m›za ç›k›yor. Ki, ülkemizde petrol arama ve ç›kartma faaliyeti yürüten TPAO’dan çok daha büyük uluslararas› tekellerin oldu¤u gözönüne al›nd›¤›nda, bu rakam›n artabilece¤i kendili¤inden ortaya ç›kar. Ne var ki petrol ç›kmas› muhtemel alanlar›n ruhsat›n› alan flirketler, buralar› bugüne de¤in iflletmekten öte kapal› tutarak, ülkemizi petrolde d›fl al›ma –kendi ç›karlar› do¤rultusunda- mahkum etmifllerdir.

Kapat›lan kuyular› kimler açacak dersiniz? 17 Ocak 2007 tarihinde mecliste Petrol Kanunu’na iliflkin yeni düzenlemeleri içeren yeni bir yasa tasar›s›; Türk Petrol Kanunu tart›fl›lm›fl ve kabul edilmiflti. Cumhurbaflkan›n›n onay›na sunulan yasa, Ahmet Necdet Sezer taraf›ndan veto edilmiflti. fiimdi, Shell, BP, TatoilHydro, Total gibi çok say›da uluslararas› petrol tekeli, kapat›lan kuyulardaki petrolleri ç›kartmak ve yeni bölgelerde arama yapmak için bu kanunun ç›kmas›n› bekliyor. Petrol arama faaliyeti için ellerini ovuflturarak bu yasan›n ç›kmas›n› bekleyen petrol flirketlerinin kurmufl olduklar› Petrol Platformu Derne¤i, ülkemizdeki denizlerin yüzde 99'unda, topraklar›n yüzde 80'inde bugüne kadar arama yap›lmad›¤›na dikkat çekerek, bugüne de¤in bizlere anlat›lan “petrol yok” yalanlar›n› da itiraf ediyorlar adeta. Ve söz konusu “aranmam›fl bölgelerde arama yapabilmek için bir an önce Türk Petrol Kanunu ç›kmal›” diyorlar.

Türk Petrol Kanunu ne getiriyor? Ç›kart›lacak olan yasada, petrol arama ve ç›kartma iflini yapacak olan flirketler için geçmiflte aranan “milli menfaatlere uygunluk” koflulu kald›r›l›yor, yabanc› devletler ad›na hareket eden özel ve tüzel kiflilere petrol arama ve ç›kartma izni veriliyor, önceki yasada yer alan “memleket ihtiyac› için ayr›lmas› gerekli petrol ve gaz üretimi” zorunlulu¤u kald›r›l›yor, arama ruhsatlar›ndan al›nan devlet hissesi tamamen kald›r›l›yor, petrol flirketlerine vergi indirimi ve muafiyeti getiriliyor, TPAO’nun devlet ad›na arama-üretim yapaca¤› hükmü kald›r›larak bu kurumun özellefltirilmesinin önü aç›l›yor... Sözün özü, yan› bafl›m›zda, Irak’ta iflgalle yap›lan, ülkemizde devlet eliyle, yasal düzenlemeler ile yap›l›yor...


14

1-16 Mart 2008

KONUK YAZAR Renas BARAN

Sald›r›lara cevap olmak Bizim gibi ülkelerin sosyo-ekonomik yap›s›ndan dolay›, çal›flanlar›n hak istemleri karfl›s›nda zorla bast›rma harekat› sürekli olsa da, belli dönemler içerisinde yap›lan sald›r›lar›n bir baflka mahiyetinin oldu¤unu düflünmek gerekir. Uzun süreden beri düflünülmekte olan ve bugün de uygulamaya konan 25. s›n›r ötesi harekat›n› düflünmeden, iflçilere, köylülere, emekçilere ve toplumun di¤er katmanlar›na, bu süreçte uygulanan güç kullan›m›n› sadece yar› sömürge, yar› feodal ülkelerdeki sistemin yaklafl›m› olarak de¤erlendirmek yüzeysel olur. Bu iktidarlar›n tasarlad›¤› süreklileflmifl bir sald›r› olsa da, taktiksel olarak baz› istemlere karfl› uygulanan metotlar de¤iflmektedir. Bu sistemin fliddeti ret etti¤i anlam›na gelmez. Sadece mevcut geliflmeleri tasfiye etmenin de¤iflik metotlar› uygulanmaktad›r. Fakat çal›flanlar›n istemlerine belli ölçülerde de olsa cevap olamad›klar›nda, genelde uygulanan yöntem kaba güçtür. Baz› dö-

GÜNCEL

Devlet ‘Vak›flar Kanunu’ ile az›nl›klar üzerindeki bask›s›n› devam ettiriyor Türk devleti kuruldu¤undan bu yana ç›kar›lan yasalarla çeflitli millet ve az›nl›klar yerlerinden olmaya zorlanm›fl, içte tehdit, d›flta ise 'düflman' fleklinde yaftalanm›fl, katliamlara maruz kalm›fl ve tüm mallar› ya¤ma edilmiflti. fiimdilerde ise demokrasi havarili¤i pozlar›na bürünmüfl olan takiyeci AKP hükümeti, 'Vak›flar Kanunu§' ile bir kez daha vitrinlere oynad›. Ancak ç›kart›lan yasan›n sorunlar› çözme yolunda hiçbir mesafe katedemedi¤i görülüyor

nemler olur ki, sistemin niteli¤i de¤iflmese de sorunlara yaklafl›rken daha fazla gürültü ç›karmadan mevcut geliflmenin önüne geçme istemiyle fliddetin dozaj›n› düflürerek geliflmeyi bertaraf etmeye çal›fl›rlar. Ancak gerici sistemlerde ortaya ç›kacak baflar›s›zl›kta, bahsetti¤imiz kaba gücü denemekten çekinmezler. ‹flte bugün baz› sendikalarda ve ifl kollar›nda yaflananlar da bunun örneklerini teflkil etmektedir. ABD emperyalizmin Büyük Ortado¤u Projesi (BOP) içerisinde Kürt ulusal sorununa getirmek istedi¤i sözde “çözüm” kapsam›nda, Türk askerinin s›n›r d›fl›na hava ve kara harekat› yapmas›na izin verdi. Öyle görülüyor ki bu proje için masaya otururken, her kesim elini güçlendirmeye çal›fl›yor. Bu süreçte önemli iki noktaya dikkat etmek gerekir. Birincisi; s›n›r ötesinde elde edilecek sonuçlar, ikincisi; s›n›r içerisinde yerel seçimlerde ortaya ç›kacak sonuçlar. Bu iki nokta her kesimin üzerinde çal›flaca¤› ve bunlar›n sonuçlar› üzerinden önümüzdeki dönemde siyaset yaparken kullanacaklar› noktalard›r. Özellikle de s›n›r ötesi harekat›n baflar›s›z olmas›, yeni bir harekat yap›laca¤› zaman ciddi tart›flmalara yer açarak PKK'nin elini olabildi¤ince güçlendirecektir. Seçimlerde ortaya ç›kacak sonuçlar›n da ayn› öneme sahip oldu¤unu düflünmek gerekir. Bu süreç Kürtlerin temsilcisinin kim oldu¤u tart›flmalar›n›n da oldu¤u bir dönem oldu. Bu dönemde, AKP'nin oradaki belli bafll› baz› yeni belediyeleri almas› durumunda, PKK prestij kayb›na u¤rayacakt›r. Belki kendi örgütsel gücünü muhafaza edecektir, ancak bu çat›flmalarda taraf olmaktan öte söz söylemek isteyenler için önemli bir durum olacakt›r. Fakat DTP'nin elindeki belediyelere yenilerini eklemesi durumunda, ABD'nin ortaya koyaca¤› proje için, DTP masaya daha güçlü oturmufl olacakt›r. Tabii ki bu yaflanacak tablo içerisinde en önemli nokta, s›n›r ötesindeki PKK mevzilerinin bu süreçten nas›l etkilenece¤idir. Medya savunma alan› olarak de¤erlendirilen bölgedeki gerilla yaflam›n›n yerleflik bir hayata geçip geçmeyece¤i, bu pazarl›klarla ortaya ç›kacakt›r. Yani 2008’in baz› tart›flmalar›n bitip yenilerinin bafllayaca¤› bir sene olma ihtimali yüksektir. Gelinen noktada Kürt ulusal mücadelesi seyir de¤ifltirmek zorunda kalacakt›r. Bu seyrin doksanlara dönmesi, geliflen uluslararas› iliflkiler ve dengeler aç›s›ndan zay›f görülen taraf›d›r. Türk hakim s›n›flar›n›n prati¤inde de bu dengeler önemli etken olmufltur. Ancak tüm olur ve olanlara ra¤men bütün kesimler ortaya konacak proje etraf›nda elindeki kozlar› s›n›rlar dahilinde kullan›yorlar. ‹flte bu geliflmelerin oldu¤u yerde ülkemiz emekçilerinin soka¤a ç›karak kendilerini ifade etmeleri, sistemi olabildi¤ince rahats›z etmektedir. Çünkü sokaktaki Kürtleri yaln›zlaflt›rarak potansiyel suçlu ilan edip, halk gözünde “bunlar terörist” imaj›n› gelifltirerek, linç kültürünü yayg›nlaflt›rmaya çal›fl›yorlar. Bundan kaynakl› yaz›n›n bafl›nda de¤indi¤imiz,

Yüzlerce y›ld›r bu topraklarda yaflayan çeflitli az›nl›klar üzerinde uygulanan milli bask›, ç›kar›lan yasalar ve uygulanan politikalarla devam ediyor. AKP hükümetinin AB'ye üyelik sürecinde takiyeci özüne uygun olarak yapt›¤› düzenlemelerden birisi de, Türk devleti tarihinde büyük haks›zl›klara maruz kalm›fl olan çeflitli az›nl›klar›n mal varl›klar› ile ilgili düzenlemeleri içeren 'Vak›flar Kanunu' oldu. Türk devletinin kuruldu¤undan bu yana ç›kar›lan yasalarla çeflitli millet ve az›nl›klar yerlerinden olmaya zorlanm›fl, içte tehdit, d›flta ise 'düflman' fleklinde yaftalanm›fl, katliamlara maruz kalm›fl ve tüm mallar› ya¤ma edilmiflti. fiimdilerde ise demokrasi havarili¤i pozlar›na bürünmüfl olan takiyeci AKP hükümeti, 'vak›flar yasas›' ile bir kez daha vitrinlere oynad›. Ancak ç›kart›lan yasan›n sorunlar› çözme yolunda hiçbir mesafe katedemedi¤i görülüyor. Önceki Cumhurbaflkan› Ahmet Necdet Sezer taraf›ndan veto edilen 'Cemaat vak›flar›n›n mazbutaya al›nan mallar›n›n iadesini örgören'(!) vak›flar kanunu kabul edildi. Baflta MHP ve CHP gibi faflist partiler ise, 'ulusal tehdit' diye yorumlad›klar› kanuna, 'vatana ihanet' diyerek karfl› ç›kt›lar. AKP hükümetinin daha önce meclisten geçirerek Cumhurbaflkanl›¤›na gönderdi¤i Vak›flar Yasas›, Cumhurbaflkan› A. Necdet Sezer taraf›ndan Lozan Antlaflmas›'na ters düfltü¤ü gerekçesiyle veto edilmiflti. AKP'nin tekrar meclisten geçirdi¤i ve Cumhurbaflkan› Abdullah Gül taraf›ndan onaylanan Vak›flar Kanunu, bugüne kadar birçok haks›zl›¤a maruz kalm›fl olan cemaat vak›flar›n›n sorunlar›n› gidermiyor. Onaylanmadan önce meclise sunulmak üzere oluflturulan Vak›flar Kanunu Tasar›s› için, "baflta eflitlik hakk›, mülkiyet hakk›, din özgürlü¤ü, örgütlenme özgürlü¤ü ve e¤itim hakk› olmak üzere, temel hak ve hürriyetleri ihlal etmektedir" fleklinde elefltiriler yap›lmaktayd›.

sald›r›lar›n kapsam›n› de¤erlendirdi¤imizde normal koflullara göre daha sert müdahalelerin oldu¤unu söylemek gerekir. Çal›flanlar›n en insani taleplerine karfl› kullan›lan cop ve

"Kanunun uygulanmas›nda

gaz bombas›n›n hangi ihtiyaçlar› gidermek için kullan›ld›¤›

milletleraras› mütekabiliyet

bugün daha aç›kça ortaya ç›km›flt›r. TEKEL iflçileri özellefl-

ilkesi sakl›d›r"

tirmeye karfl› ç›kt›klar› için, Tuzla tersanesinde çal›flanlar

"Milletleraras› mütekabiliyet"ten kas›t, di¤er devletlerin kendi topraklar›nda yaflayan Türk uyruklu az›nl›klara tan›d›¤› haklar›n gözönüne al›nmas› ve Türk devletinin az›nl›klara yapaca¤› uygulaman›n fleklinin buna göre belirlenmesidir. Mütekabiliyet kavram›, karfl›l›kl›l›k

her gün yaflanan ölümleri durdurmak için, YÖRSAN iflçileri sendikaya üye olduklar›nda iflten ç›kart›larak için sald›r›lara u¤rarken, daha nice iflçi, emekçilerin yapt›klar› daha nice eylemlere yap›lan sald›r›lar, sistemin derinleflmekte olan krizin önüne geçme istemiyle birlikte, krizden duyulan rahats›zl›k ifade edilirken, bu hareketlili¤in Kürt ulusal mücadelesini güçlendirece¤i korkusu yaflanmaktad›r. Yani daha

anlam›nda kullan›lmaktad›r. Gayrimüslim cemaat vak›flar›, TC vatandafllar› taraf›ndan kurulmufl olmalar›na ra¤men, mütekabiliyet ilkesine tabi tutulmalar› ayr›mc›l›k göstergesidir. TC'nin, gayrimüslim olan kendi vatandafllar›na tan›yaca¤› hakk›, baflka devletlerin tutumu ve politikalar›na göre belirlemesi haks›z, ayr›mc› bir tutumdur. Vatandafllar›n dini kökenleri itibariyle ayr›mc› bir uygulamaya tabi tutulmas› insan haklar› ihlalidir ve laikli¤e ayk›r›d›r.

El konulan vak›f mallar› iade edilecek mi? Cemaat vak›flar›n›n 1936 Beyannamesi'nde yap›lan mal tespitinin ard›ndan, bu tarihten sonra elde ettikleri mallara 1974 y›l›nda, 'mal edinememe' gerekçesiyle Yarg›tay Genel Kurulu'nun karar› ile hukuksuz bir flekilde el konulmufltu. Bu mallara VGM taraf›ndan el konulmufl, vak›flara yap›lan ba¤›fllar ve vasiyet edilen tafl›nmaz mallar ise, cemaat vakf› ad›na de¤il, ba¤›fl yapanlar veya vasiyet edenler

"Yeni vak›flar; Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulur ve faaliyet gösterirler" Türk Medeni Kanunu'nun 101(4) maddesine göre, "belli bir ›rk ya da cemaat mensuplar›n› desteklemek amac›yla vak›f kurulamaz". Bu madde, gayrimüslim cemaatlerin kendi cemaatlerini yaflatmak ve desteklemek için yeni vak›f kurmalar›n› engellemek için kullan›lm›flt›r. Yeni vak›flar›n Medeni Kanuna göre kurulmas›, gayrimüslimlerin kendi cemaatlerinin dini, sosyal ve di¤er ihtiyaçlar›n› karfl›lamak üzere yeni vak›f kurmalar›n› engelliyor. Bu durum, gayrimüslim cemaatlere kendi kurumlar›n› kurma ve yönetme hakk› tan›yan Lozan Antlaflmas› ile de ba¤daflmamaktad›r.

ad›na tapuda kay›t alt›nda tutulmufltu. Yeni yasal düzenlemede flöyle çeliflkili bir ifade de yer almaktad›r; "1936 Beyannamelerinde kay›tl› olup, halen tasarruflar›nda bulunan nam-› müstear veya nam-› mevhumlar ad›na tapuda kay›tl› olan tafl›nmazlar, tapu kay›tlar›ndaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu kanun yürürlü¤e girdi¤i tarihten itibaren on sekiz ay içinde müracaat edilmesi halinde, Meclisin olumlu karar›ndan sonra, ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vak›flar› ad›na tescilleri yap›l›r." Bu ifadedeki çeliflki flurada yatmaktad›r; al›nt›da yer alan "halen tasarruflar›nda bulunan" ifadesi sak›nca teflkil etmektedir. El konulmufl olan mallar›n iadesini sa¤lamak amac›yla düzenlendi¤i iddia edilen bu yasada, iade edi-

"Mazbut vak›flar aras›na al›nan

lecek mal›n, iadeyi talep eden vakf›n "tasarrufunda bulunmas›"n› flart kofl-

vak›flara bir daha yönetici

mak, 'iade' kavram›n›n özü ile çeliflmek-

seçimi ve atamas› yap›lamaz"

tedir. 1936 Beyannamelerinde cemaat

Cemaat vak›flar›n›n el konulan (mazbutaya al›nan) mallar›n›n iadesi yap›lmayaca¤› gibi mazbut vak›f uygulamas›n› sona erdirecek bir hüküm de söz konusu de¤il kanunda. Aksine, yeni düzenleme bundan sonra da az›nl›klar›n vak›flar›na ait mallar›n gaspedilmesinin önünü aç›k tutuyor. Mazbut vak›f uygulamas›ndan en fazla Rum Ortodoks cemaati zarar görmüfltür. Bugüne dek Rum cemaatine ait 24 adet vak›f mazbutaya al›nm›fl, bu vak›flar ad›na tapuda kay›tl› olan yüzlerce gayrimenkule el konulmufltur. Mazbutaya al›nan bu vak›flarda yönetim kurulu seçimleri yap›lmas›n› engelleyen yeni yasal düzenleme, Vak›flar Genel Müdürlü¤ü’nün (VGM) mazbut vak›flar›n üzerindeki tahakkümünü sürdürmesine olanak vermektedir. Bu ise, gayrimüslim cemaatlere kendilerine ait din, e¤itim, hayri ve di¤er kurumlar› yönetme hakk› veren Lozan Antlaflmas›'n› ihlal etmektedir.

Az›nl›klarla ilgili yak›n tarihte yaflananlar

vak›flar›n›n ad›na kay›tl› olmas›na ra¤men, daha sonraki y›llarda mahkeme kararlar› ile haks›z yere ellerinden al›nan tafl›nmazlar, do¤al olarak halen bu vak›flar›n tasarruflar›nda de¤ildir. Bu durumda iade edilmeleri de söz konusu olmamaktad›r. 1936 y›l›ndan sonra edinilen mallarla ilgili olarak da, Vak›flar Kanunu ile birlikte, 1974 y›l›nda 'mal edineneme' gerekçesiyle el konulan bu mallar›n sadece bir k›sm›n›n iade edilmesi öngörülmektedir. Aktard›¤›m›z çeliflkili ifadede yer alan nam-› müstear (takma ad) ve nam› mevhum (sanal) kavramlar›yla, 1913 tarihine kadar vak›flar›n tüzel kiflili¤i olmamas›ndan ötürü, gayrimüslim vak›flar›n kendilerine ba¤›fllanan veya sat›n ald›klar› mallar› ‹sa, Meryem, Cebrail gibi kendilerince kutsal olan isimlerle kay-

19. yüzy›l›n son y›llar›nda, da¤›lma sürecinde sona do¤ru yaklaflan Osmanl› imparatorlu¤u, Rusya ile giriflti¤i K›r›m savafl›nda yenilgiye u¤ray›nca, ‹ngiltere ve Fransa'n›n dayatmalar›yla 18 fiubat 1856'da Islahat Ferman›'n› yay›mlayarak, Müslüman olan halk ile gayrimüslimler aras›ndaki eflitsizliklerin giderilmesini sa¤lamaya çal›flt›. Bu kapsamda gayrimüslim olanlara kendi okul, kilise ve hastanelerini açma hakk› verildi. Fermana göre herkes din ve inanc›nda özgür olacakt›. 1914 y›l›nda bafllayan birinci emperyalist paylafl›m savafl›n›n sonucunda iflgallerle iyice parçalanan Osmanl› imparatorlu¤u Türk devletine dönüfltü¤ünde 1923 y›l›nda imzalanan Lozan Antlaflmas› ile az›nl›k kabul edilen Ermeni –1915'teki ‘Tehcir Kanunu’ ile 1.5 milyonluk nüfusun üçte ikisi k›r›ma u¤rad›- Rum ve Museviler az›nl›k olarak kabul edildi. Lozan Antlaflmas› ile 1.5 ila 2 milyon dolaylar›nda Ortodoks Rum, mübadele yöntemi ile Yunanistan'a gönderildi. Daha sonra, Osmanl› imparatorlu¤unun padiflah ferman›yla az›nl›klara tan›d›¤› haklar neticesinde az›nl›klar›n elde ettikleri ve 'hay›r kurumlar›' olarak kulland›klar› (okul, kilise ve hastane gibi) tafl›nmaz mallar, M. Kemal'in talimat›yla 1935 y›l›ndaki ilk Vak›flar Kanunu ile kay›t alt›na al›narak, vak›f ilan edildiler. Bu vak›flar›n say›s›nda art›fl olmas› ve yeni cemaat vakf› kurmalar› ise engellenmiflti. 1935 y›l›nda yasa ç›kt›ktan sora 1936 y›l›nda tüm cemaat vak›flar›n›n zorunlu olarak yapt›klar› beyanlar üzerine cemaat vak›flar›na ait mallar›n bir listesi oluflturuldu. "1936 Beyannamesi" olarak bilinen uygulama ile oluflturulan, cemaat vak›flar›na ait tafl›nmazlar›n listesi, y›llar sonra, 1960'l› y›llarda Vak›flar Genel Müdürlü¤ü (VGM) taraf›ndan tekrar kullan›lmak üzere ortaya ç›kart›ld›. VGM, cemaat vak›flar›n›n 1936 tarihinden sonra sat›n al›m, miras ya da ba¤›fl yoluyla edindi¤i mallara, "1936 Beyannamesi"nde yer almad›klar› gerekçesiyle el koydu. Bu haks›z uygulama, 1974 y›l›nda –ayn› zamanda Kuzey K›br›s'›n Türk devleti taraf›ndan iflgalinin bafllang›ç tarihidir- Yarg›tay Genel Kurulu karar› ile yasal meflruiyet kazanm›flt›. Bu uygulamadan en büyük zarar›, yüzlerce tafl›nmaz mal›na el konulan Rum ve Ermeni cemaatleri gördü.

dettirmeleri kastediliyor.

önce de bahsini etti¤imiz, soka¤a yans›yacak her eylemlilik öncelikle kendi ihtiyac›n› giderse de, dolayl› olarak bu süreçte yaln›zlaflt›r›lmak istenen Kürt ulusunun mücadelesini besleyecektir. Gündemi meflgul eden temel geliflme, ezen ezilen ulus aras›ndaki çeliflki olsa da, bu mücadele s›n›fsal ihtiyaçlar› tamam›yla gideren bir boyutta de¤ildir. Bu aç›dan ileri olarak görülen Kürt ulusunun demokratik hak ve özgürlüklerini desteklemek, ayn› zamanda s›n›fsal kurtuluflu gelifltirecek esas mücadele biçimine daha fazla yo¤unlaflmal›y›z. Bu yo¤unlaflma kitlelerin istemleriyle birlefltirildi¤inde, de¤iflik bölgelerde yaflanan hak aray›fllar›n›n, genele yay›lmas›n› sa¤layacakt›r.

PROGRAM:

GECEM‹ZDE BULUfiALIM

GRUP MUNZUR FERHAT TUNÇ AG‹RE J‹YAN MET‹N KAHRAMAN MEHMET ÇET‹N

30 MART PAZAR/SAAT: 17.00 BA⁄CILAR OL‹MP‹K SPOR SALONU

KONUfiMACILAR AL‹ RIZA B‹L‹R ÖZKAN TACAR fiERAFETT‹N HAL‹S HASAN HÜSEY‹N D‹Z‹

TUNCEL‹ OVACIKLILAR KÜLTÜR VE DAYANIfiMA DERNE⁄‹

30 Ocak 1999’da Gizori-Hozat’ta flehit düflen Güllü Çelik ve 2 Aral›k 1994’te Mazgirt’in Kirzi Köyü’nde flehit düflen Fadime Çelik’in babas› Dervifl Çelik amcay› geçirdi¤i rahats›zl›k sonucu kaybettik. Tüm ailesine ve yak›nlar›na baflsa¤l›¤› diliyoruz.

Çukurova Demokratik Haklar Platformu


1-16 Mart 2008

GÜNCEL

Batan yaflamlar›n tekneleri bunlar Tuzla tersanelerinde yaflanan ifl cinayetlerini protesto etmek için 27–28 fiubatta, Limter-‹fl’in greve gitme karar›n›n ard›ndan sendikan›n ça¤r›s› ile grev alan›nda toplanan iflçiler ölümleri protesto etti. Limter-‹fl üyesi iflçilerin bafllatt›¤› eylem, gün boyu süren iflçi kat›l›mlar›yla giderek kitleselleflirken, grev, patronlar ve çevik kuvvet ekiplerinin iflbirlikçi sald›r›lar› ile engellenmeye çal›fl›ld›. 27 flubatta bir araya gelen tersane iflçileri, tersane sahiplerinin grevi k›rmak için 8’de olan ifl saatini 7’ye çekmesine karfl› sendika yöneticileri ve üyeleri 6’da tersane yolunu trafi¤e kapatarak iflçilere eyleme kat›l›m ça¤r›s›nda bulundu. Tersane Caddesi üzerinde toplanarak grevin bafllama yeri olan Tuzla Tersanesi’ne yürümek isteyen iflçilere polis sald›rd›. Gözalt›lar› engellenmek için kol kola girerek birbirine kenetlenen iflçilerin direnmesine karfl›n, yaflanan arbedede 15 kifli yaralan›rken, Limter-‹fl Genel Baflkan› Cem Dinç, Genel Sekreteri Kanber Sayg›l›, Genel Baflkanvekili Hakk› Demiral, Tektil-Sen Genel Baflkan› Ayfle Yumli Yeter ve TÜMT‹S yöneticisi Ali R›za Atik'in de aralar›nda bulundu¤u onlarca kifli gözalt›na al›nd›. Gözalt›lara ve polis ablukas›na ra¤men Tuzla Tersanesi’nin önüne gelen 500 kadar iflçiye gün boyu yap›lan destek amaçl› kat›l›mlarla 5000 civar›na ulaflan kitle, gözalt›na al›nan sendika üyelerinin ve iflçilerin serbest b›rak›lmas›n› isteyerek oturma eylemi yapt›. Limter-‹fl Sendikas›'n›n “‹fl cinayetlerinin sorumlular› yarg›lans›n; ifl güvenli¤i, iflçi sa¤l›¤› tedbirleri al›ns›n; gurbetçiler için sa¤l›kl› bar›nma evleri, soyunma dolaplar›, kaliteli yemek; tafleronluk sistemi kald›r›ls›n, tersanelerde sendikam›za temsilcilik açma hakk› verilsin” yaz›l› pankart›n arkas›nda toplanan iflçiler; “Art›k ölmek istemiyoruz”, “Susma sustukça s›ra sana gelecek”, “Gözalt›lar serbest b›rak›ls›n”, “‹flçiyiz hakl›y›z, Limter-‹fl'le güçlüyüz”, “‹flçiler birleflin, sömürüye son”, “‹nad›na sendika, inad›na Limter-‹fl” sloganlar›n› att›. Gözalt›lar›n serbest b›rak›lmas›yla grev alan›nda sevinç yaflan›rken, gözalt›ndakilerin alana gelmesi ile birlikte yolu trafi¤e kapatan iflçiler, “Direne direne kazanaca¤›z”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›”, “Yaflas›n Tuzla direniflimiz”,

yeti olmad›ysa bunun tek nedeni kamuoyunun bask›s› ve sendikam›z›n alm›fl oldu¤u grev karar›d›r” dedi. Tümtis fiube Baflkan› Çayan Dursun da “Art›k laf bitmifltir. Eylem bafllam›flt›r. fiimdi masa bafl› sendikac›l›¤›n›n bitti¤i, iflçilerle yan yana durman›n zaman›d›r. Bu sorun sokakta afl›lacak, baflka türlü ölümleri durduramay›z. Limter-‹fl'in yan›nday›z” fleklinde konufltu Tekstil-Sen Genel Baflkan› Ayfle Yumli Yeter, tersane patronlar› ve Dok Gemi-‹fl'in dün “Gemileri yakmay›n” ad› alt›nda yapt›klar› bas›n toplant›s›n› hat›rlatt›. “Yani dediler ki; ey tersane iflçileri, ey Limter-‹fl, ey gözü tersanede olan di¤er iflçiler, emekçiler, bizi s›k›flt›rmay› b›rak›n art›k” ifadelerine yer verdi. Yeter; “Ama flimdi de tersane iflçileri 'gemileri yakt›k, geri dönüfl yok' diyor. Limter-‹fl'in sonuna kadar destekçisiyiz” dedi.

‹flçiler grevlerine son verdi Grevin ikinci gününde tersaneler önünde erken saatlerde toplanmaya bafllayan iflçiler; ‘Yaflas›n grev’, ‘Gemileri yakt›k, geri dönüfl yok’, ‘Yaflas›n Tuzla direniflimiz’ sloganlar›n› atarak bekleyifllerini sürdürdüler. Limter-‹fl Sendikas›’yla daha önce masaya oturmaya yanaflmayan Gemi ‹nfla Sanayicileri Birli¤i (G‹SB‹R) iflçilerin kararl› direnifllerinin ard›ndan grevin ikinci gününde Limter -‹fl Sendikas› ile masaya oturmak zorunda kald›. Tersane iflçilerinin grevleri devam ederken, D‹SK Baflkanlar Kurulu üyeleri ve Limter-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Cem Dinç, G‹SB‹R Yönetim Kurulu üyeleri ile görüfltü. G‹SB‹R yetkilileri, taleplerini ileten sendikac›lara taleplerinin makul oldu¤unu, ancak di¤er kurul bileflenlerinin bilgilendirilmesi ve de¤erlendirmelerinin al›nmas› gerekti¤ini “Tersane iflçisi köle de¤ildir”, “‹flçiler direnin, ölümleri durdurun”, “Ölmek var dönmek yok” sloganlar›n› hayk›rd›. Gözalt›na al›nd›ktan sonra, iflçilerin tepkileri sonucu, serbest b›rak›lan Limter-‹fl Genel Baflkan› Cem Dinç, Genel Sekreteri Kanber Sayg›l›, Tekstil-Sen Genel Baflkan› Ayfle Yumli Yeter ve Tümtis fiube Baflkan› Çayan Dursun birer konuflma gerçeklefltirdi. Limter-‹fl Baflkan› Dinç, ifl cinayetlerinin sebebinin tafleronluk sistemi oldu¤unu vur-

gulayarak, “Tafleronluk sistemi kald›r›lana kadar mücadele edece¤iz” dedi. Dinç, mücadelelerinde kararl› olduklar›n› dile getirerek; “De¤il bizi gözalt›na almak, tutuklasalar da, öldürseler de kazanana kadar mücadeleye devam edece¤iz” dedi. Daha sonra söz alan Limter-‹fl Genel Sekreteri Kanber Sayg›l› ise Çal›flma Bakan›’n›n ve tersane sahiplerinin aç›klamalar›n›n yalan oldu¤unu belirterek; “Tersanelerde ifl cinayetleri devam ediyor. fiayet son bir haftada ifl cina-

söyledi. Bunun üzerine D‹SK ve Limter-‹fl Sendikas› G‹SB‹R'e bir hafta süre tan›d›. Limter-‹fl Genel Baflkan› Cem Dinç, bir hafta sonra talepleri karfl›lanmad›¤› taktirde, eylemlerine devam edeceklerini belirtti. Tersane iflçilerine, Demokratik Haklar Platformu’nun da aralar›nda bulundu¤u devrimcidemokrat kitle örgütleri, sanatç›lar ve birçok sendika destek verdi. Bek-Sav’da faaliyet yürüten tiyatro ‹MGE de, gerçeklefltirdi¤i tiyatro gösterisi ile iflçilere destek sundu.

Tersane iflçileri ölümlere dur dedi ‹flçilerin her an ölümle iç içe çal›flt›klar›, yaralanmalar›n ve ölümlerin h›z›n› kesmedi¤i tersanelerde, sorumlular ifl cinayetlerinden bir flekilde kendilerini kurtarmaya çal›fl›rken, tersane iflçileri “B›çak kemi¤e dayand›, art›k yeter” sloganlar›yla alanlara döküldü. Gemi inflas›nda Avrupa’da önemli bir yere sahip olan ülkemiz, bununla ilgili gövde gösterisi yaparken; yükseliflin temelini ucuz iflgücü, sa¤l›ks›z çal›flma koflullar›, iflçi ölümleri, yaralanmalar, sigortas›zl›k gibi daha birçok sorun oluflturuyor. Emek yo¤un bir ifl alan› olan gemi infla sanayi, uluslararas› piyasalarda daha ucuza gemi satabilmek ve rekabet flart›n› art›rabilmek için iflçilik ücretlerinin düflük oldu¤u ülkelerde (fert bafl›na gelir seviyesi 1 000-2 000 ABD $) daha kolay geliflir. Bizimki gibi iflçilerin düflük ücretlerle çal›flt›r›larak, emeklerinin azami derecede sömürüldü¤ü ülkeler bu sektör için en uygun durumdad›r. Ülkemizde 2001 y›l›ndan bu yana h›zla büyüyen tersanelerde büyüme patronlar›n ceplerini doldururken iflçilerin de yaflam›na mal oluyor.

Yasalarda uzmanl›k gerektiren ifllerin kadrolu uzmanlar taraf›ndan yap›lmas› gerekti¤i belirtilirken, Tuzla tersanelerinde tafleron iflçiler uzmanl›k gerektiren ifller de dahil olmak üzere tüm ifllerde düflük ücretle çal›flt›r›l›yor. Söz konusu uzmanl›k gerektiren ifllerde tafleron iflçilerin çal›flt›r›lmas›, bu iflçilerin sigortalar›n›n olmamas› ve iflyerindeki güvenli¤in ya hiç olmamas› ya da yetersiz olmas›, iflçilerin ölümlerine ve yaralanmalar›na neden oluyor. Hiçbir flekilde ifl güvenli¤i önlemlerinin al›nmad›¤› Tuzla tersanelerinde neredeyse her ay iflçi ölümleri yaflan›rken, son 15 y›lda 82 iflçi ifl kazas› sonucu yaflam›n› kaybetti. Son 7 ayda ölenlerin say›s› ise 17. Bunlar sadece kay›tlarda gözükenler, çünkü birçok iflçi ziyaretçi kart›yla girifl ç›k›fl yap›yor ve resmi olarak hiçbir flekilde görünmüyor. Gerçekleflen ölümler ise tersane yetkilileri taraf›ndan bin bir oyunla has›r alt› ediliyor. Tersane patronlar›, ölen iflçilerin ailelerine mahkemeye gitmemeleri için “kan paras›” veriyor ve ailelerin dava açmas›n› engelleniyor, cinayetlerin üzeri kapat›l›yor. Bu kadar s›k ölümlerin ve yaralanmala-

r›n gerçekleflti¤i tersanelerde göstermelik incelemeler yapan yetkililer ise bugüne kadar hep ifl güvenli¤i önlemlerinin yeterli oldu¤unu ve tersanelerin güvenli oldu¤unu belirttiler. Çal›flma Bakan› Faruk Çelik, a¤ustos ay›nda 5 iflçinin pefl pefle ölmesinin ard›ndan Tuzla tersanelerinde göstermelik incelemeler yapm›fl ve konunun araflt›r›laca¤›n› belirtmiflti. Fakat sonras›nda hiçbir flekilde ilgilenilmeyen tersanelerde ifl cinayetleri aral›ks›z devam etti. Bugünse art›k iflçi ölümlerinin gerçek nedenlerini ve sorumlular›n› saklayamayacaklar›n› anlam›fl olmalar›n›n verdi¤i telaflla, devleti aklaman›n manevralar›n› yaparak “duyarl› ve sorumlu hükümet” rolü oynuyorlar. Oysa daha önceleri de Tuzla tersanelerinde “denetimler” yapan Çal›flma Bakanl›¤›’na ba¤l› birimler, 19 tersanenin iflletme belgesinin olmad›¤›n›, 21 iflyerinin Sosyal Güvenlik Kurumu’nda kayd› olmad›¤›n› saptamalar›na karfl›n bir ifllem yapmayarak bunlar›n çal›flmalar›n›n önünü açm›fllard›.

ve tedbirli sektör yok” iddias›nda bulundu.

‹flçilerin ölümlerine iliflkin bir aç›klama yapan G‹SB‹R ise, ifl güvenli¤inin yeterli oldu¤unu öne sürerek, “Bizim kadar güvenli

verilen “kan paras›”n› ise vicdanl› olduklar›

Gemi ‹nfla Sanayicileri Birli¤i (G‹SB‹R) Baflkan› Murat Bayrak, tersanelerde gerçekleflen ölümlere iliflkin yapt›¤› aç›klamada ölümlerin gayet normal oldu¤unu belirtiyor. Bayrak, tersanelerde hiçbir iflçinin sigortas›z çal›flt›r›lmad›¤›n› belirtirken, “Türkiye’de bizim kadar ifl güvenli¤i ve ifl emniyetiyle ilgili gerekli tedbirleri alan baflka bir sektör yoktur” diyerek tersanelerdeki sorunlara iliflkin haz›rlanan raporlar› ise sendikalar aras› rekabet takti¤i olarak de¤erlendiriyor. Bayrak, “A¤›r riskli iflyerlerinde senede 5-6 ölümlü kaza oluyor, kazalar iflin do¤as› gere¤idir” diyor ve ekliyor: “Biz bir araflt›rma yapt›k, gemi infla sanayinde dünyada en az ölü veren ülke Türkiye’dir. Yani bu kadar iyi tedbirler alm›fl›z, ama yine de herkes aya¤a kalk›yor. Tabii ki ölümü kimse sevmez ama baz› sendikac›lar tersaneleri kan emici olarak gösteriyor, böyle bir fley olur mu?” Bayrak, iflçilerin ölümünden sonra ailelerine için iflçinin ölümden sonra ailesine yapt›klar› iyi niyet gösterisi olarak de¤erlendiriyor.

15

Munzur yok ediliyor Bafl taraf› sayfa 16’da TUDEF (Tunceli Dernekleri Federasyonu) Baflkan› Özkan Tacar, Rio Tinto’nun hiçbir çal›flmas›na izin vermeyeceklerini kaydederek, “Do¤am›z› ve insanlar›m›z› yok eden, onlara zarar veren hiçbir eyeleme izin vermeyece¤iz” dedi. Gazetemizin sorular›n› yan›tlayan Tacar, “Bölgede yaflayan halk kendi istemlerini bilince ç›kard›¤› sürece hiçbir yönetim onun karfl›s›nda duramaz” dedi. DD: Rio Tinto flirketi arama yapaca¤› bölgelerde çal›flma yaparken bölge halk› üzerinde de etki yaratmaya çal›fl›yor. Baz› yerlerde köylülerin topraklar›n› alma giriflimi içerisine girmifl olan flirket, tepkileri hafifletmek için köylülerin yoksullu¤undan yararlanarak ifl ve yüksek maafl vaat ediyor. Peki bu ne kadar do¤ru ve gerçekten orada ekonomik bir katk› sa¤layacaklar m›? Rio Tinto flirketi ekonomik vaatlerle yoksulluktan faydalanmak isteyecektir. Halk›m›z ve köylümüzü bu noktada büyük paralara bo¤abileceklerini ifade edebileceklerdir. Bunlar bizim için bilinen yanlard›r. Ama as›l bizim sorunumuz bunlar› halka anlatmak, halka kavratmakt›r. Çünkü bu vaatler ancak k›sa bir süre için, belki 3 y›l 5 y›l gibi bir süre için, bir ekonomik menfaat sa¤layacakt›r. Ama flirketin faaliyetleri sonucunda, ileriki dönemler atalar›n›n bile mezarlar› yok olacak, kendi geleceklerini torunlar›na b›rakamayacaklar ve bir co¤rafyay› katledecekler. Zamanla flirketin köylülere getirece¤i ekonomik gelirin hiçbir fley olmayaca¤›n› kendileri göreceklerdir. fiimdi çal›flanlar› var. Bir süre önce bu iflte iki ay çal›flan bir arkadaflla tan›flt›k. Kendisine verilen maafl›n yeterli oldu¤unu belirtiyordu. Fakat çal›flan arkadafl›m›z siyanürün ne kadar zararl› oldu¤unu fark ediyor. Yerin kaç yüz metre altlar›na vurulan bu zehirli gazlar›n sonucunda kendilerinin, özellikle çal›flma yapt›klar› alanlarda kaynak sular›n›n içilmemesi gibi endifleleri gördükçe iflten ayr›lmaya bafllam›fllar. Orada sinayürle çal›flman›n do¤aya ve çevreye verdi¤i zararlar› kendi gözleriyle gördükten sonra ikna oldu¤unu ve bundan sonraki süreçte, de¤il bize k›rsal alanda vaat ettikleri yüksek maafllar›, trilyon verseler böyle bir fleyde, co¤rafyas›na ve insanl›¤a karfl› çal›flmayaca¤›n› çok aç›k ifade etti. Bu bir yandan sevindiricidir ama her köylümüzün ve herkesin kendili¤inden böyle bir pratikten, böylesi bir yaflam sürdükten sonra vazgeçmesini bekleyemeyiz. Bizim için as›lda as›l amaç bu tür çal›flmalar› yürüten firmalara karfl› halk›n duyarl›l›¤›n› peflinen bilinçlendirip, hiçbir flekilde kendi co¤rafyam›za ve topra¤›m›za sokmama bilincini afl›lamakt›r. Çünkü orada gelinen bir pratik aflamadan sonra geriye dönüflüm yoktur. Bölge halk› genellikle hayvanc›l›kla geçimi sa¤l›yor. Bölge halk›n›n hayvanc›l›k yapmas›na s›n›rlamalar getiriliyor, hatta birçok yerde izin verilmiyor. Fakat Rio Tinto flirketine 82.000 dönüm arazi satm›fllar. Peki bu bir çeliflki de¤il mi? Çok yerinde bir tespittir bu, ayn› zamanda bir çeliflki de¤il. Çünkü bizim o yörede geçimini sa¤layan, hayvanc›l›k yapan daha do¤rusu tek hayvanc›l›k de¤il, merac›l›k yapanlar da ayn› s›k›nt›y› bizimle paylafl›yorlar. Biz bunlarla ilgili bir sürü bas›n aç›klamas› yapt›k. Valili¤e müracaatlar›m›z oldu. Maalesef bu noktada k›l›n› k›p›rdatmayan anlay›fl bugün Rio Tinto gibi küresel flirketler yarat›p, hiçbir s›k›nt› gösterilmeden burada çal›flma yürütmelerine izin veriyor. Kendi topra¤›n› ifllemeyen köylüyü yok sayarken, öbür taraftan binlerce, milyonlarca hektarl›k alan› yok etmeye çal›flan bir firmaya olanak sa¤lamalar› bir tezatl›kt›r. Rio Tinto’yu durdurabilmek için ne gibi eylemler yapt›n›z. ‹leri dönük eylem plan›n›z var m›? Mücadeleyi ne tur araçlarla sürdüreceksiniz? Hem Dersim özgülünde hem ülke özgülünde 2 ayr› kategoriye koyaca¤›m›z çal›flmalar›m›z vard›r. Bir yandan hukuksal boyutunu ele alaca¤›m›z suç duyurusunda bulunaca¤›z. Bir di¤eri halk aya¤›n› bilince ç›kartmak için çal›flma yürütece¤iz. Bizim için daha önemlisi ikincisi. Çünkü sorunlar›n üstesinden ancak halk gelebilir. Bundan sonraki süreci özellikle kendi federasyonumuzun çat›s› alt›nda faaliyet yürüten kurumlar›m›zla beraber o yörede bulunan ne kadar köy derne¤i de varsa, bu derneklerimizi de çal›flma kapsam›n›n içine al›p, Rio Tinto’ya mücadele için ne yap›lmas› gerekiyorsa bunu yapmaktan yana hiçbir s›k›nt›m›z›n olmayaca¤›n› belirtmek istiyoruz. Bizim için belirleyici olan halkt›r. Bizim tek yapaca¤›m›z fley halk üzerinde bilinçlendirme çal›flmalar› yap›p kamuoyu yaratma çal›flmalar›n› gerçeklefltirdikten sonra halk›n orada karfl› duruflunu pekifltirecek güçlendirecek olanaklar› yaratmakt›r. Rio Tinto geri ülkelerde yapacaklar›n› Dersim’de yapamayacak. Çünkü Dersim halk› geçmiflten beridir direngenli¤ini onurunu muhalif kimli¤ini siyanürle alt›n arayan Rio Tinto’ya karfl› da çok net gösterecektir. Bundan hiç flüphemiz yoktur. Bunu tüm dünya ve ülkemiz halklar› görecektir. Bölgede yaflayan halk kendi istemlerini bilince ç›kard›¤› sürece hiçbir yönetim onun karfl›s›nda duramaz.

MAYA Arif B‹LG‹N Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›mlayam›yoruz.


BÜROLAR

KARDELEN BASIM-YAYIM REKLAM GÖSTER‹ ORGAN‹ZASYON L‹M‹TED fi‹RKET‹ • Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Hakan ERTEN Yay›n Türü: Yayg›n Süreli * Yönetim Yeri: Katip Mustafa Çelebi Mah. Tel Sok. No:20 Daire:2 Beyo¤lu/‹stanbul Tel: (0212) 243 91 92

ADANA ‹ZM‹R KARTAL MERS‹N ELAZI⁄ MALATYA KONYA D‹YARBAKIR AT‹NA YD TEMS‹LC‹L‹⁄‹

: Dr. Ali Menteflo¤lu Cad. M. Rüfltü Ünald› ‹flhan› Kat:3 No:56 Kuruköprü-Seyhan/ADANA : 853. Sok. Bilen ‹flhan› No: 27 Kat:8/802 Konak/‹zmir Tel-Fax: : (0232) 482 01 63 : ‹stasyon Cad. P›nar ‹flhan› Kat:2 Daire:38 KARTAL Tel-Fax: (0216) 389 65 63 : Hastane Cad. 5111 Sok. Ekrem Örkün ‹flhan› No:71/8 Kat:3 : ‹cadiye Mah. Yakup fievki Cad. No:8 Kat:1 Daire:1 Tel-Fax: (0424) 212 34 42 : Dabakhane mah. Boztepe Cad. Babacan ‹flhan› Kat:4 No:28 Tel: (0422) 323 06 97 : Gazi Alemflah Mah. Tahirpafla Sok. No: 3 Daire: 102 Tel-Fax: : (0332) 351 59 55 : ‹skender Pafla Mah. ‹nönü Cad. MA-GÜL ‹flhan› Kat:4 No:109 Da¤kap›/Diyarbak›r : Spiro trikoupi 21 10683 eksarxia GREECE/Yunanistan e-mail: yunanistan_devrimcidemokrasi@yahoo.com.tr : Kaiser-Wilhelm Str. 275 47169 Duisburg/DEUTSCHLAND Tel: 0049 175 642 00 27- e-mail: d.demokrasi@googlemail.com

Teknik Haz›rl›k: Kardelen Yay›mc›l›k Adres: Mahmut fievket Pafla Mah. Sivas Sok. No:2 Kat:3 Okmeydan›/‹STANBUL Tel:(0212) 238 37 76 Faks:(0212) 238 37 96 • Bask›: Gün Matbaac›l›k Adres: Sefaköy Telsizler Mev. Akasya Sok. No:23/A Küçükçekmece/‹ST. Tel ( 0212) 580 63 75• DA⁄ITIM: YAY-SAT

4. Demokratik Haklar Kültür ve Sanat fienli¤i yap›ld› Yüz Çiçek Açs›n Kültür Merkezi’nin her y›l düzenledi¤i ‘Demokratik Haklar Kültür ve Sanat fienli¤i’nin 4.’sü 24 flubat günü ‹stanbul Ba¤c›lar Olimpik Spor Salonu’nda yap›ld›

Halklar›n kardeflli¤ini hayk›rmak, dayat›lan her türlü yozlaflman›n karfl›s›nda durmak, direnmek ve mücadeleyi yükseltme fliar›yla düzenlenen Demokratik Haklar Kültür ve Sanat fienli¤i’nin dördüncüsü, operasyonlara, zamlara, özellefltirme... ve tüm bu sald›r›lara karfl› yükseltilen mücadele coflkusuyla 24 flubatta gerçeklefltirildi. Kültür ve sanat›n yozlaflt›r›ld›¤› ve halktan uzaklaflt›r›l›p belli bir kesimle s›n›rland›r›lmaya çal›fl›ld›¤› bu dönemde, halk› kültür ve sanatla buluflturmak, her türlü sömürüye, iflgale karfl› kitleleri bir araya getirerek muhalif bir ses yükseltmek amaçl› 2003’ten bu yana düzenli olarak yap›lan Demokratik Haklar Kültür ve Sanat fienli¤i’nin dördüncüsü Yüz Çiçek Açs›n Kültür Merkezi (YÇKM) taraf›ndan 24 flubatta, Ba¤c›lar Olimpik Spor Salonu’nda, kalabal›k bir kat›l›mla gerçeklefltirildi. Gece, Mustafa Suphiler, Denizler, Mazlumlar, Mahirler ve Kaypakkayalar için gerçeklefltirilen bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllad›. Ard›ndan DHP ad›na Ozan Do¤an bir konuflma gerçeklefltirdi. Do¤an, Demokratik Haklar Kültür ve Sanat fienli¤i’nin kültür ve sanat alan›nda oluflturulan yozlaflmaya, zamlara, operasyonlara, özellefl-

lkemizde do¤ay› yok eden emperyalist maden flirketleri gözünü bu sefer de Dersim’e çevirdi. Dersim’in Ovac›k ilçesinde alt›n arama faaliyetlerini sondaj çal›flmas›yla bafllatan Rio Tinto flirketinin, 82.000 hektarl›k ruhsat alan›na sahip oldu¤u ö¤renildi. 82.000 hektarl›k arazinin büyük bölümü ise Munzur Milli Park›'n›n çevresini kapl›yor. Dersim bölgesi insan haklar› ihlalinin çok yo¤un yafland›¤› bir bölge olma özelli¤ini korurken, bu sefer de bölge halk› barajlardan sonra maden flirketlerinin do¤ay› yok eden tehditleriyle karfl› karfl›ya kald›. Emperyalist maden flirketleri aras›nda büyük sermayesiyle öne ç›kan Rio Tinto, do¤ay› yok eden siyanürlü alt›n arama faaliyetlerini Dersim'de de bafllatt›.

Ü

TUDEF Baflkan› Özkan Bizim için as›l amaç, bu tür çal›flmalar› yürüten firmalara karfl› halk›n duyarl›l›¤›n› peflinen bilinçlendirip, hiçbir flekilde kendi co¤rafyam›za ve topra¤›m›za sokmama bilincini afl›lamakt›r. Çünkü, gelinen bir pratik aflamadan, sonra geriye dönüflüm yoktur

tirmelere ve halklara yönelik bütün sald›r›lara karfl› halklar›n kardeflli¤ini hayk›rmak amac›n› tafl›d›¤›n› dile getirdi. Alevilerin yüzy›llard›r kültürlerini yaflayamad›¤›n› belirten Do¤an, “Emperyalistler bu sorunlar› görmememizi istiyorlar. Dünyam›z› kana boyad›lar. Bizler Mustafa Suphilerin katliam›nda, Ermenilerin, Alevilerin karfl› karfl›ya kald›¤› durumlarda, onlar›n ‘demokrasi’lerini gördük” dedi. Do¤an, geçti¤imiz aylarda gerçeklefltirilen Y›lmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali ile de kültür ve sanatta neyin ortaya ç›kart›lmas› gerekti¤inin gösterildi¤ini belirterek, “Ülkemizin halklar›n›, ezilenlerini bir araya getirdik. Burada, yükselecek sesle, ülkemizin peflkefl çekilemeyece¤ini gösterelim” dedi. Do¤an’›n konuflmas›n›n ard›ndan sanatç› Arzu sahne ald›. Arzu’nun ard›ndan sinevizyon gösterimi gerçeklefltirildi. Sinevizyon gösteriminin içeri¤inde emperyalizmin Ortado¤u iflgalleri, polis cinayetleri ve ›rkç›l›k gibi gerici sistemin gerçekli¤i gösterilirken, ayn› zamanda bunlar›n içerisinde kad›nlar›n ezilmiflli¤ine dikkat çekilip, “8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü için alanlara ç›kal›m” ça¤r›s› yap›ld›. Sinevizyon gösteriminin sonras›nda

MKP/HKO’nun flehit düflmüfl olan ilk komutan› Ali Haydar Y›ld›z’›n abisi Cafer Y›ld›z bir konuflma gerçeklefltirdi. Faflist iktidar›n ülkemiz insanlar›na azg›nca sald›rd›¤›na de¤inen Y›ld›z, “Yoldafllar, dostlar, e¤er biz birli¤imizi sa¤layamaz, flehitlerimizin düflüncesi, ideolojisi do¤rultusunda hareket etmezsek, bizi her gün öldürürler” dedi. Tekel iflçilerinin devlet taraf›ndan sald›r›lara maruz kald›¤›na da de¤inen Y›ld›z, “Bizim görevimiz, Mahirlerin, Denizlerin, ‹brahimlerin yürüdü¤ü yolda yürümek olmal›d›r” dedi. Y›ld›z’›n ard›ndan sahne alan Birol Topalo¤lu, Türkçe ve Lazca ezgiler seslendirerek, geceye kat›lanlara horon çektirdi. Topalo¤lu, yapt›¤› konuflmada ise, “Biz bar›fltan yanay›z. Herkes kendi ana dilinde rüyas›n› görebilmeli ve anlatabilmeli. Birbirimize sahip ç›kal›m” dedi. Topalo¤lu’nun ard›ndan Y›lmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali’ne kat›lan ürünlerden biri olan ve Mardin-K›z›ltepe’de babas› ile birlikte katledilen U¤ur Kaymaz’›n konu al›nd›¤› “13 Kurflun” adl› k›sa film gösterildi. Gösterim s›ras›nda kitle hep bir a¤›zdan “Katil devlet hesap verecek” slogan›n› hayk›rd›. Film gösterimin ard›ndan sahne alan Kardefl Türküler, kitleyi Kürtçe ve Türkçe selamlad›ktan

sonra, farkl› dillerden seslendirdi¤i ezgilerle kitleye coflkulu anlar yaflatt›. Kardefl Türküler’in ard›ndan Limter-‹fl Genel Sekreteri Kamber Sayg›l›, tersane iflçilerinin son sürecine iliflkin bir konuflma gerçeklefltirdi. Sayg›l› 27 ve 28 flubatta tersane iflçilerinin gerçeklefltirece¤i greve destek ça¤r›s› yaparak: “2728 flubatta iflçi s›n›f›n› aya¤a kald›rmak için biz kendimizi ortaya ataca¤›z. Bu direnifl sadece tersane iflçilerinin de¤il, tüm iflçilerindir” dedi. Sayg›l›’n›n ard›ndan sahneye ç›kan sanatç› Rojda, kitleyi Kürtçe selamlayarak Kürtçe ezgiler seslendirdi. Son olarak sahne alan Grup Munzur, kitle taraf›ndan büyük bir coflkuyla karfl›land›. Grup Munzur, yapt›¤› konuflmada; “Her sene insanca yaflam hakk›m›z› hayk›rmak için buraday›z. Sloganlar›m›z özellefltirmelere, zamlara, operasyonlara karfl› tek ses olmal›. Halklar›n özgür ve sorunsuz bir dünyada yaflamas› için Denizlerin, Mahirlerin, ‹brahimlerin ayd›nl›¤›n› kuflanarak geldiniz, hoflgeliniz. Kimler neyi dayat›rsa dayats›n, bizler her milletten halklar›z, yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” dedikten sonra kitle ile birlikte marfllar›n› söyledi. Halk fiöleni, Grup Munzur’un 8 Mart ça¤r›s›n›n ard›ndan sona erdi.

Munzur yok ediliyor

d›r. ‹flletmeden sonra al›nan metal içeren kaya kütleleri k›r›l›r ve ö¤ütülür. 0,075 mm çapa kadar un ufak edilir. Elde edilen toz y›¤›nlar› siyanürlü suyla y›kan›r. Daha sonra metal ve oksitleri bu sudan al›n›r. Bu su da sözüm ona ar›t›l›p dev havuzlarda bekletilip do¤aya kar›flmamas› sa¤lan›r. Böyle bir maliyete girmedikleri bilinmektedir Esas tehlike su kaynaklar›n›n beslenme havzas›nda do¤al ak›fl düzeninin bozulmas›d›r. Nas›l m›? 1- Arama aflamas›: Bu aflamada maden sahalar›na ulafl›m yollar›n aç›lmas›, sondaj ve benzeri arama etkinlikleriyle mevcut yeralt›suyu beslenme ve ak›fl düzeninin bozulmas› kaç›n›lmazd›r. 2- ‹flletme aflamas›: ‹flte ne olursa burada oluyor.

Ülkemizin yeralt› zenginliklerini emperyalist flirketlere peflkefl çeken devlet, Dersim bölgesindeki milli park› görmezden gelerek, Rio Tinto flirketine 82.000 dönümlük arazi verip alt›n aramas›na izin verdi. ‹zin ç›kmas›yla birlikte Rio Tinto flirketi sondaj çal›flmalar›n› bafllatt›. Tunceli Dernekleri Federasyonu (TUDEF), Rio Tinto flirketinin siyanürlü alt›n arayarak do¤ay› yok edece¤ini ve bölge halk›n› zehirleyece¤ini aç›klayarak, sondaj çal›flmalar›n›n bir an önce durdurulmas›n› istedi.

Metalik maden aç›k ve kapal› olmak üzere iki yöntemle birlikte iflletilir. Del-Patlat zorunlu iflletme yöntemidir. Bu noktada bir cam küre (büyük cam bilye) elinize al›n. Kimyasal tepkime sadece d›fl yüzeyde olur. Ancak bu küre k›r›ld›¤›nda kimyasal tepkime milyarlarca kat daha yüksek olan yeni yüzeyde olur. ‹flte metalik maden ocaklar›nda iflletmeye bir kere girmeye durun, tepkimeler zincirleme art›fl sunar. 3- Metal ç›karma aflamas›: ‹flletme aflamas›na yak›n

Prof.Dr. ‹lyas Y›lmazer Sular› ve do¤as› olmayan bir Munzur’da ne insan ne de hayvan yaflar. Bu nedenle, insanl›k ad›na can›m›z pahas›na da olsa, mazlum halklar›n kan›n› emen emperyalistleri ve uflaklar›n› püskürtmek zorunday›z

Bergama ve Kaz da¤lar›ndan sonra

kaya ve topraklardan arta kalan zehirli at›klar, su kay-

s›ra Dersim'de

ne dökülüyor. Madencilik nedeniyle yeralt› ve yüzey su-

Maden arama flirketlerinin Bergama ve Kaz Da¤lar›nda yapt›¤› sondaj çal›flmalar›n›n do¤ay› nas›l yok etti¤ini ve insanlar› nas›l etkiledi¤ine tan›k olmufltuk. ‹nsanlar kimyasal maddelerle yap›lan çal›flmalar neticesinde ürünlerinden istedikleri verimi alamad›lar, içme sular› kirlendi ve sonuç olarak yaflam alanlar› darlaflt›¤› için göç etmek zorunda kald›lar. Ayn› sorun flimdi Dersim bölgesinde topra¤a dayal› yaflam sürdüren bölge halk› için geçerli. Sondaj ve maden arama ve iflleme faaliyetlerinde kullan›lan siyanür gibi tehlikeli kimyasal maddeler sonucunda bölge halk›n› ileriki günlerde zor flartlar bekliyor. Yap›lan alt›n vb aramalar›, su havzalar›n›n ve topra¤›n büyük bölümünün yok olmas›na neden olacak. Ayr›ca su havzalar›na kar›flan ve depolanan kimyasallar, ya¤›fl sonucu bölgenin birçok yerini yaflanmaz hale getirerek do¤ay› yok edecek. Bir de buna Munzur'da yap›lan barajlar da eklenince tehlike ikiye katlanarak büyüyecek. Siyanür ve asit gibi zehirli kimyasallarla, a¤›r metallerle ifllenmifl

lar›na kar›flan arsenik, kobalt gibi kanser yap›c› maddele-

naklar›na s›zacak. Bu kaynaklar›n birço¤u Munzur nehri-

rin ölümcül etkileri Munzur'a baraj yap›lmas› halinde kat be kat artacak ve do¤an›n kendisini yenilemesi zorlaflacak. Munzur nehrinin barajlarla önünün kesilmesiyle oluflacak göletler, ölüm saçan yerlere dönüflecek.

‹lk ifl bölge halk›n› kand›rmak Bu zamana kadar dünyan›n birçok yerinde maden arayan Rio T‹nto flirketinin tarihi, talanla, gaspla, katliamlarla dolu. Rio Tinto flirketi maden aramak için girdi¤i bölgelerdeki yerleflim alanlar›nda, yaflayanlar› ekonomik vaatler sunarak yan›na çekmeye çal›fl›yor. Bu çal›flmalar›n h›z kazand›¤› da bir gerçek. Edindi¤imiz habere göre Dersim’in Ovac›k ilçesinde de Rio Tinto flirket yöneticileri, bölgenin ileri gelenleriyle toplant›lar yap›p bölge halk›n› ekonomik vaatlerle kand›rmaya çal›fl›yor. Rio Tinto flirketi kirli yüzünü gizlemek için, özellikle köylü-

lerden toprak alarak ve yat›r›m yaparak, bölgede kalk›nma harekat› bafllatt›¤› izlenimi vermek istiyor.

tehlike de bu aflamada artarak katliama yol açar. Siyanür iflte bu aflamada kullan›l›r. Hem havaya, hem ulusal servet su kaynaklar›na ve hem de topra¤a kar›fl›r. Ortaya ç›-

Y›lmazer; Munzur sonsuza dek yok olacak

kan siyanür, arseni¤i bilefliklerinden ay›r›p serbest hale getirir. An›msay›n›z ki; Eflme K›fllada¤ – Ovac›k’ta 1400

Munzur ve Çevresini Koruma Dernekleri Federasyonu Bilim Kurulu üyesi ve Van YYÜ EDU Ulusal Çal›flma Grubu Baflkan› Prof. Dr. ‹lyas Y›lmazer, Dersim bölgesinde alt›n arama faileyetlerinin bölgeye geri dönülemez zararlar verece¤ini aç›klad›. Gazetemizin sorular›n› yan›tlayan Y›lmazer, “emperyalist ve uflaklar›n› püskürtmek zorunday›z” dedi.

kifli zehirlendi. Yetkililer ne dediler? “Madenle ilgisi yok.

Dersim bölgesinde siyanürlü alt›n arama faaliyetlerini bafllatan Rio Tinto flirketinin yapt›¤› çal›flmalar sonucunda bölgede ne gibi sorunlar› ortaya ç›kacak. Ve do¤a kendisini yeniden yenileyebilecek mi?

nek sunal›m. 1939 y›l›nda Balya metalik maden iflletme-

Y›lmazer- Halk aras›nda “siyanürle alt›n arama” sözcük tak›m› yanl›fl olarak kullan›lmaktad›r. Ulus ötesi firma ve iflbirlikçileri bu yanl›fll›¤›m›z› kamuoyunu yan›ltmada kullan›yor. Alt›n da metalik maden aramalar› kümesinde yer almaktad›r. Aramalar sondajla yap›lmakta-

t›r›lamayacak kadar büyüktür. Sular› ve do¤as› olmayan

Basit bir enfeksiyon” vb saçmal›klar. De¤erli dostlar, bir kere iflletmeye geçerlerse Munzur kaynaklar›n› unutun. Hem de sonsuza kadar. Y›lda 55 milyar dolardan 550 milyar dolara kadar gelir sa¤layacak Munzur kaynaklar›n› sonsuza dek yok edecek olanlar sadece vatan haini de¤il, ayn› zamanda insanl›k düflman›d›r. Size güncel bir örsinin sahibi Frans›zlar defolup gittiler. Aradan 69 y›l geçti. Ancak her ya¤›fll› dönem sonunda Balya çay›ndaki tüm canl›lar ölüyor. Munzur’daki tehlike buradakiyle karfl›laflbir Munzur’da ne insan, ne de hayvan yaflar. Bu nedenle, insanl›k ad›na can›m›z pahas›na da olsa mazlum halklar›n kan›n› emen emperyalistleri ve uflaklar›n› püskürtmek zorunday›z.

Devam› 15’de


1 - 16 Mart 2008 - Sayı 128