Page 1


Kendimizi ve yaflam›m›z› örgütlemek için ç›kt›¤›m›z bu yolculukta yeni bir ad›m› daha sizlerle paylaflman›n heyecan›n› duyuyoruz. ‹lk ad›mlar›n motivasyonu, coflkusu elbette ki çok farkl›d›r. Ve bunlar›n unutulmas›, hele yo¤unlu¤una emek verilmiflse mümkün de¤ildir. DKH olarak kendimizi ilk ifade ediflimizin, kurulufl kurultay›m›z›n heyecan›n› ve mutlulu¤unu hala duyumsuyoruz. Ancak bu yolculu¤u uzun soluklu k›lmak, bizi özgürlü¤e bir ad›m daha yaklaflt›rmas›n› sa¤lamak için yeni yeni soluklar katmak ve ilk heyecanlar›n coflkusunu yaratacak araçlar gelifltirmenin bir zorunluluk oldu¤unun da bilincindeyiz. Demokratik Kad›n Hareketi bülteniyle att›¤›m›z bu yeni ad›m›n da kad›n›n bilincinin ve yüre¤inin özgürleflmesine katk›lar sa¤layaca¤› inanc›nday›z. Kad›n sesinin, dilinin, renginin ve eme¤inin hayat verece¤i, ve bunlar›n kolektif bir ruhla yo¤rulaca¤› bir bülten amaçlad›k. Ancak üç ayda bir ç›karmay› tasarlad›¤›m›z bu bülten süreç içerisinde olgunlaflarak kendi tarz›n› ve dilini yakalayacakt›r. Bu aç›dan kad›nlar›n bu eme¤e gönülden kat›larak özellikle üretimsizli¤in en sanc›l› dönemlerini yaflad›¤›m›z bu dönemde yarat›c› ve üretken bir yay›n ç›karma çabas›na güç katmas› gerekir. Sadece kad›n sorununu de¤il kad›n›n bak›fl›n› ve duruflunu yans›tmak bu bültendeki temel amac›m›z. Bu bak›fl belki bir fliirde, belki bir resim de, belki bir yaz›da, belki bir hikayede, belki de bir mektupta hayat bulacakt›r. Gülme, düflünme, ifade etme özgürlü¤ü ellerinden al›nm›fl kad›nlar›n bu yasaklara karfl› duracak, onlar› y›kacak her bak›fl›n›n çok anlaml› oldu¤unu ve kad›n mücadelesine, demokrasi mücadelesine güç kataca¤›n› düflünüyoruz. Bu nedenle korkmadan cüretkarca yazmal›, çizmeli, söylemeli, slogan atmal› ve belki delicesine özgürlü¤e olan tutkumuzu ve özlemimizi hayk›rmal›y›z. Daha zenginlefltirilmifl ikinci say›m›zda buluflmak üzere...

M E R H A B A

‹Ç‹NDEK‹LER 8 Mart K›z›ld›r, Kad›nd›r! Azmin ve Kararl›¤›n Ad›: Clara Zetkin “Önce Kad›nlar ve Çocuklar...” ya da “Yeni” Ataerkinin Timsah Gözyafllar› (Sibel Özbudun) Bir Otomobil Alana Bir Kad›n Bedava! DKH 2005 Panoramas› Çorap ‹flçisi Kad›nlarla 8 Mart’a Dair... Berna Ünsal Kod Ad›: 8 Mart, Yasad›fl› ve Militan Tarih Sayfalar›ndan: Kad›nlar... Kad›nlar ‹klimini Ar›yor (Öykü) Mücadeleye ‹steyen Bir Alan Daha: AfiK. Oda (Tiyatro metni) Leyla’dan Beri (fiiir)

Demokratik Kad›n Hareketi Bülteni Özel Say›: 4 KARDELEN BASIM-YAYIM REKLAM GÖSTER‹ ORGAN‹ZASYON LTD. fiT‹. Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Erdal GÜLER Yönetim Yeri: Millet Cad. Nevbahar Mah. F›nd›kzade Saray Apt. No:57/11 F›nd›kzade/‹st. Tel: (0212) 584 18 04 -Faks: (0212) 584 18 05 -Dizgi: Kardelen Y a y › m c › l › k Bask›: Kayhan Matbaac›l›k: Davutpafla Cad. Güven Sanayi Sitesi D Blok No: 134 Topkap›/‹st.


Demokratik Kad›n Hareketi

BÜLTEN‹

MART K›z›ld›r, kad›nd›r!

Yine bir 8 Mart arifesindeyiz. Bu sene, farkl› ideolojilere ve yaflam alanlar›na sahip olan kad›nlar›n kitlesel buluflma zemini olan 8 Mart, tekrar ayr›flmalara sahne oluyor. Bu sene gerçekleflen ayr›flmalar›n geçen seneki ayr›flmalar›n ürünü oldu¤u, ancak bafll› bafl›na onun bir sonucu olmad›¤›n› görmek gerekmektedir. Ancak y›llard›r kad›n sorununa iki uç bak›fl temelinde yaflanan sorunlar geçen seneden itibaren bu farkl› bak›fllar›n 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nde alanlarda da ayr›flt›r›lmas› fleklinde daha gözle görülür hale gelmifltir.

“8 Mart sadece kad›nd›r, kad›n›nd›r” demek Burjuvazinin eflitlik ve özgürlük yalanlar› üzerinden yükselen kad›n sorunu, bizimki gibi burjuva ve feodal iliflkilerin özgün bileflimi çerçevesinde oluflan egemen güçlerin bask›s›yla, kad›n›n omuzlar›na tarihin yükledi¤i a¤›rl›¤› daha da katmerlefltirmekte ve karmafl›k hale getirmektedir. Bu nedenle kad›n sorununu çözmek için kad›n›n yaflam›n› karabasana çeviren gelenek, dini yarg›lar, töreler ve ataerkil kültürle flekillenmifl olan yasalara 3

karfl› mücadele oldukça önemli bir yer tutmaktad›r. Bugün sistem içi mücadele olarak tan›mland›¤› için küçümsenen bu mücadele alan›, kad›n›n zincirlerinden kurtulmas› ve birey olabilmesi için flimdiden somut ad›mlar atmas›n›n ön koflulunu oluflturmaktad›r. Günümüzde her s›n›ftan, ulustan, etnik kökenden kad›n›n yaflam alan›n› ve yaflam›na yön verme inisiyatifini k›ran en temel unsurlardan biri olan geleneksel de¤er yarg›lar›na karfl› birleflik, kitlesel bir kad›n dayan›flma a¤›n› örmek için mücadele etmek gerekir. Bu anlamda mevcut kad›n platformlar›n› belli bafll› sanc›lar›na


Demokratik Kad›n Hareketi

karfl›n önemsemek, desteklemek ve içerisinde yer alarak sorunlar›n› çözmek bir zorunluluktur. Çünkü, her s›n›ftan, ulustan ve etnik kökenden kad›n›n ortak sorunu olan ve tüm sistemlerin ba¤r›nda farkl› flekillerde de olsa yaflam bularak kendine özgü hakimiyet alanlar› yaratan ataerkil anlay›fla ve kültüre karfl› en genifl birlik zeminini oluflturmaktad›r ve bu mücadele kad›n› edilgen k›lan unsurlardan en önemlisine karfl› flimdiden mücadele yürüterek kad›n›n bireyleflme sürecine önemli katk›lar sunmaktad›r ve sunacakt›r. Demokratik Kad›n Hareketi olarak kad›n platformu içerisinde olmam›z›n en önemli gerekçesi bu gerçektir. Bu nedenle ba¤›ms›z, demokratik ve politik bir kad›n örgütlülü¤ü olarak kendimizi ifade etti¤imiz ilk anlardan beri kad›n platformu içerisinde yer al›p, kad›n›n kad›n olmaktan kaynakl› yaflad›¤› her türlü ayr›ma ve soruna karfl› mücadelede yer ald›k ve almaya da devam edece¤iz. Bu ortak mücadele içerisinde yer almam›z, her konuda ortak ideolojik-politik perspektif tafl›d›¤›m›z anlam›na gelmemektedir. Kad›n platformu, ad›ndan da anlafl›laca¤› üzere esnek bir örgütlenmeyi oluflturmaktad›r ve bünyesinde farkl› ideolojik, politik perspektiflere sahip birçok kad›n›, kad›n örgütlenmesini ve demokratik kitle örgütlerinde mücadele yürüten kad›nlar› kapsamaktad›r. As›l zenginli¤ini de bu farkl›l›klardan almaktad›r. Ancak belirli süreçlerde platform da yaflanan ayr›flmalar, kad›n platformunun t›kand›¤› noktalar› gözler önüne sermektedir. Ve 8 Martlar’da her sene kendini tekrarlayan tart›flma yöntemi ve ayr›flma flekli, bu sorunlar› aç›kça gözler

önüne sermektedir. Kad›n platformunda y›l boyunca ortak ifl yapt›¤›m›z ve eylemlerin, etkinliklerin niteli¤i ve niceli¤i üzerinden herhangi bir ayr›flman›n yaflanmad›¤› bir gerçekken, ayn› çaban›n 8 Mart sürecinde yaflanmad›¤›n› rahatl›kla söylemek mümkündür. Bunun temel nedeni de farkl› ideolojilerden ve örgütsel yap›lardan olan kad›nlar›n y›l boyunca farkl›l›klar›yla ortak ifl yapma çabalar›n›n 8 Mart gibi kad›n›n mücadele tarihi ve mücadelenin s›n›fsal özü itibariyle önemli bir yerde duran süreçlerde platformda a¤›rl›¤› oluflturan feminist ideolojinin ve burjuva karaktere sahip örgütlenmelerin platform sanki bir örgütmüfl gibi davranarak, 8 Mart› da kendi tekeline almas› ve ancak kendilerinden hareketle fleklinin, niteli¤inin ve kat›l›m›n›n belirlenece¤i fleklinde geliflen ben merkezci tutumu olmaktad›r. Ancak birkaç y›ld›r kad›n platformunda yer alan bir kad›n örgütlenmesi olarak platformda 8 Mart sürecinde yaflanan tart›flmalar›n ilk 4

BÜLTEN‹

defa bu kadar keskin bir ayr›flman›n ön kabulü ve özlemi etraf›nda bafllad›¤›na tan›k olduk. Ve bu tutum devrimci, demokrat kurumlar› d›fllaman›n yan›nda, farkl› düflünen kad›nlar› ve kad›n kurumlar›n› da d›fllayarak iki uç kutup oluflturmaktad›r. Kad›n platformundaki feminist örgütlenmelerin, baz› partilerden ve platformlardan kad›nlar›n a¤›rl›kl› olarak birleflti¤i nokta, 8 Mart’ ›n sadece kad›nlara ait oldu¤u ve sözde olmasa bile özde sadece kad›nlara ait oldu¤unu kabullenen kad›nlar›n dahil olabilece¤i yönündeki yaklafl›mlar›d›r. Bu yaklafl›m tarz›, mücadelenin kapsam›, tan›m›, özelli¤i ne olursa olsun mücadelenin karfl›laflt›¤› en önemli tehlikelerden biri olan marjinalleflme tehlikesini bar›nd›r›r. Bugün 8 Mart sadece kad›nd›r demek, onun toplumsal mücadele içerisindeki önemini göz ard› etmek ve dolay›s›yla kad›n sorununun toplumsal sorunlarla olan ba¤›n› görmezden gelmek demektir. Kad›n platformunda yer alan


Demokratik Kad›n Hareketi

8 Mart,“Özgürleflmek ‹çin Örgütlü Mücadeleye” fliar›yla dünyan›n tüm feodal, kapitalist, emperyalist, faflist ve flovenist gericiliklerine karfl› bugün de mücadele etme günüdür. Örgütlenen kad›n özgürleflir, özgürleflen kad›n özgürlefltirir. baz› kad›nlar›n ve kad›n kurumlar›n›n as›l handikab›, kad›n sorununu toplumsal sorunlardan ayr›flt›rarak sanki yaflamdan ba¤›ms›z bir sorunmufl gibi alg›lamalar› nedeniyle kad›n› özgürlefltirme yolunda att›klar› ad›mlar›n ve çözüm gücünün genifl emekçi kad›n kitlelerinin yaflamlar›nda karfl›laflt›¤› çok yönlü sorunlar› çözmekten bir hayli uzak olmas›d›r. “8 Mart sadece k›z›ld›r, k›z›l olanlar›nd›r” demek 8 Mart, s›n›fsal mücadelenin çok önemli tarihi süreçlerinden birini ifade etmesi aç›s›ndan devrim-

ci ve demokratik örgütlenmelerin sahiplendi¤i bir gündür ve emekçi kad›nlar›n öncülü¤ünde tüm emekçilerin kapitalist düzene karfl› isyanlar›n›n kazan›mlar›yla sonuçlanan bir sürecin bafllang›c›d›r. Bu nedenle geçmiflten bugüne kadar özellikle devrimciler için kanla, canla bedeli ödenen bir kazan›m oldu¤undan k›z›ld›r, k›z›l kalmal›d›r. Ancak bugün 8 Mart’›n k›z›ll›¤›nda kad›n›n özgün mücadelesinin tuttu¤u yer unutulmaktad›r. Geçmiflte kad›n›n inisiyatifinin bir kazan›m› olan ve bu anlamda özgün bir mücadelenin sembolü olarak tüm dünyada “Dünya Emekçi Kad›nlar 5

BÜLTEN‹

Günü” olarak kabul gören bugün, günümüzde kad›n mücadelesinden ayr›flt›r›lmaktad›r. Bu tutum ve alg›lay›fl, genel anlamda devrimci ve demokratik örgütlenmelerin kad›n sorununu nas›l alg›lad›klar›na dair bir göstergedir. Devrimci ve demokrat kurumlar kad›n sorununu görmezden gelip gelece¤e, devrim sonras›na ertelemekte ve kad›n›n bugünden yaflamla ba¤›n› koparan etkenlere karfl› mücadele verilmeden kad›n kitlelerinin politikleflemeyeceklerini görmezden gelmektedir. Oysa b›rakal›m devrimcili¤i, demokrat olman›n koflullar›ndan biri kad›n sorununun varl›¤›n› görebilmek ve kad›nlar›n mücadelesini desteklemektir. 8 Mart’›n k›z›ll›¤›n› sahiplenmek, ayn› zamanda içinde yaflam›fl oldu¤umuz koflullar›n irdelenmesini ve bugünün özgünlü¤ünün geçmiflle ba¤›n›n kurulmas›n› gerektirir. Devrimci hareketin yükseldi¤i ve genifl halk kitleleriyle bütünleflti¤i durumlarda kad›n›n aktif olarak mücadeleye kat›ld›¤› ve hatta mücadeleye öncülük etti¤i bir gerçektir. Böylesi bir hareketlenme içerisinde yer alarak kad›nlar›n kendi zincirlerini k›rd›¤› ve toplumsal mücadele içerisindeki kazan›mlarla baz› bireysel haklar› elde etti¤i, burjuva demokratik devrimler sürecinin yafland›¤› tarihi dönemlerden bilinmektedir. Ancak, devrimci hareketin darlaflarak geriledi¤i, genifl halk kitlelerinden kopar›ld›¤› süreçlerde kad›n›n kendili¤inden mücadeleye kat›lmas›n› bekledi¤imiz taktirde hayal k›r›kl›¤›na u¤rar›z. fiu anki somut koflullarda devrimci hareketin yaratt›¤› kültür kendili¤inden kitlelere eriflebilecek kadar güçlü ve yayg›n de¤ildir. Bu kültürü bizim ola¤anüstü bir çabayla kitlelere götürmemiz gerekmek-


Demokratik Kad›n Hareketi

tedir ki gerçekten bir de¤iflim yaratabilelim. Bu çaba, kad›nlar› örgütleme noktas›nda kad›n sorununun özgünlü¤ünü görmeden ve kabullenmeden sürdürüldü¤ünde yine kad›n platformunun karfl›laflm›fl oldu¤u handikapla sonuçlanmakta, yani genifl emekçi kad›n kitlelerinin sorununu çözmede at›l kalmaktad›r. Üstelik bizimki gibi burjuva-feodal iliflkilerin özgünlü¤ünde karmafl›klaflan kad›n sorunu, toplumsal sorunlar, devrim ve demokrasi mücadelesinin kad›n mücadelesini sahiplenmesini ve onun içerisinde yer alarak demokrat ve devrimci olman›n ön koflullar›ndan birini yerine getirmeyi zorunlu k›lmaktad›r. DKH olarak 8 Marta dair perspektifimiz: “8 Mart hem k›z›ld›r hem de kad›nd›r” diyerek emekçi kad›nlar›n öncülü¤ünde birleflik bir 8 Mart’ › sahiplenmektir Ba¤›ms›z ve politik bir kad›n örgütlülü¤ü olarak 8 Mart’›, hem s›n›f mücadelesi hem de emekçi kad›n›n özgün mücadelesi temelinde sahipleniyoruz. Bize göre 8 Mart, ne tarihsel gerçekli¤i atlanarak basit bir güne indirgenip flenlik havas›nda kutlanabilir ne de sadece s›n›fsal özü çerçevesinde sahiplenerek özgünlü¤ü yok say›la bilinir. 8 Mart hem k›z›l, hem kad›nd›r, özgünlü¤ünü de buradan al›r. Demokratik Kad›n Hareketi olarak 8 Mart’a bak›fl perspektifimiz, ayn› zamanda kad›n sorununa bak›fl›m›z› ortaya koymaktad›r. Demokratik Kad›n Hareketi sadece 8 Marta dair de¤il, kad›n sorununa dair de bütünlüklü ve birlefltirici bir yaklafl›m izlemekte ›srarc›d›r. Kad›n sorununun çözümü ne bafll› bafl›na özgün, ba¤›ms›z kad›n

BÜLTEN‹

mücadelesi yürütmekle yani erke¤i reddederek, ne de sadece toplumsal mücadele içerisinde yer almakla mümkündür. Ancak iki türlü mücadelenin varl›¤› ve çat›flmal› bir birlikteli¤e dönüflmesi ile bir çözüm gücü haline gelir. Kad›n, tüm sistemlerde yaflam bulan erkek egemen anlay›fltan kurtularak özgürleflmek ve özgürlefltir-

özgürleflmesi için toplumsal bir altüst olufla ihtiyaç vard›r. Kad›n sorunu toplumsal bir sorundur ve toplumsal sorunlar›n önemli bir parças›d›r, ancak toplumsal sorunlar›n bütünü de¤ildir. Kad›n›n gerçek anlamda birey-kad›n olmas› toplumsal bir birey olabilmesinden geçer. Bu da yaflama dair her türlü çeliflkiyi kavray›p kad›n›n özgün gücünü mevcut

mek için erkekten ba¤›ms›z, kendi kurtulufl hareketinin öznesi ve tek söz sahibi olmal›d›r. Bu özgün mücadele kad›n›n gerçek kimli¤ine kavuflmas› için zorunludur. Kad›n›n özgün, ba¤›ms›z mücadelesi kad›n› toplumsal mücadeleden koparmaz. Aksine kendinde var olan gerici ataerkil kültürün uzant›lar›na karfl› mücadele yürüten kad›n, toplumsal mücadele içerisinde incelmifl haliyle varl›¤›n› sürdüren bu gerici kültüre karfl› gerçek bir de¤iflimin öncüsü olacakt›r. Kad›n›n özgün mücadelesi toplumsal mücadele içerisinde kad›n› erkeklerle gerçek omuzdafll›¤a tafl›yabilecek bir araç olmas› nedeniyle oldukça önemlidir. Ancak kad›n›n gerçek anlamda

Ba¤›ms›z ve politik bir kad›n örgütlülü¤ü olarak 8 Mart›, hem s›n›f mücadelesi hem de emekçi kad›n›n özgün mücadelesi temelinde sahipleniyoruz. Bize göre 8 Mart, ne tarihsel gerçekli¤i atlanarak basit bir güne indirgenip flenlik havas›nda kutlanabilir ne de sadece s›n›fsal özü çerçevesinde sahiplenerek özgünlü¤ü yok say›la bilinir. 8 Mart hem k›z›l, hem kad›nd›r, özgünlü¤ünü de buradan al›r.

6


Demokratik Kad›n Hareketi

mücadelenin içerisine tafl›ma bilinci kazanmas›yla gerçekleflebilir. Kad›n›n yaflam›n› ve dünyay› özgürlefltirmesi, sadece kendi özgün mücadelesini yürütmesi ile mümkün de¤ildir. Yaflad›¤›m›z topraklar, burjuvazinin ve feodalizmin iç içe geçmiflli¤inin ürünü olan ve insanlar› birbirinden farkl›laflt›rarak uzaklaflt›ran birçok sorun bar›nd›rmaktad›r. Ka›n sorunu bu sorunlardan en özgününü oluflturur, ancak hepsini de¤il. Kad›nlar›n güncel yaflamda karfl›laflt›¤› her türlü fliddeti, bask›y› ve edilgenli¤i sadece kad›n olmas›na ba¤lamak do¤ru ve gerçekçi bir yaklafl›m tarz› de¤ildir. Evet, ikinci cins olma gerçekli¤i, kad›n› erkekten daha pasif ve güçsüz k›lmakta, erke¤e ba¤›ml› ve tabi hale getirmektedir. Ancak kad›n sorunu konusunda önemli bir yerde duran erke¤in de ayn› erkek egemen sistemin oyunca¤› oldu¤u, kiflili¤ine ve kimli¤ine yön verenin o oldu¤u ortadad›r. ‹ki kukladan biri olan erke¤in, güçlü ve bask›n karakteri oynamas› bu gerçekli¤i de¤ifltirmez. Çünkü kad›n da erkek de özgür de¤ildir. Erkek egemen sistem içerisinde kad›nla erke¤in rollerinin de¤iflmesi ya da eflit olmas› da bu gerçe¤i de¤ifltirmez. Tüm bu nedenlerle kad›n›n özgürlük ve eflitlik mücadelesi, var olan erkek egemen sistemin çizdi¤i s›n›rlar› aflmay› ve ona karfl› ortak mücadele yürütmeyi zorunlu k›lar. Çünkü var olan sistem içerisinde yürüttü¤ümüz özgün mücadelemiz ve en küçük hak talebimiz bile bizi sistemle karfl› karfl›ya getirmektedir. Bu gerçe¤i görmezden geldi¤imiz ve kad›n sorununu dar çerçevelere s›k›flt›rarak ayn› k›s›r döngü etraf›nda dolaflt›¤›m›z sürece özgür olmak bir düfl haline gelir. Kad›n sorunu ayn› zamanda bir devrim sorunudur ve özünde radikal bir karfl› ç›k›fl› ve mü-

cadele hatt›n› koflullar. Çünkü ancak s›n›flar›n ortadan kalkt›¤› koflullarda kad›n ikinci cins olmaktan tam anlam›yla kurtulur. Tüm bunlar gösteriyor ki tek bafl›na kad›n olmak ve kad›n bireyler olarak ayakta kalabilmek bile sisteme karfl› mücadeleyi gerektirmektedir. 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nün yarat›c›s› olan kad›nlar, bize bu gerçe¤i göstermektedir. Onlar›n kapitalist düzenin sömürü çarklar›n› kendi canlar›yla, kanlar›yla durduran direngen mücadelesi ve küçük omuzlar›na yükledikleri gelecek sevdas›, insanl›¤›n kurtuluflu içindi. Bu nedenle 8 Mart, kad›n örgütlenmelerinin yan› s›ra devrim ve demokrasi mücadelesi yürütenlerin sahiplendi¤i tarihsel bir özü içerir. Birleflik bir 8 Mart, emekçi kad›nlar›n öncülü¤ünde hem onun devrimci özünü hem de kad›n mücadelesini bütünlüklü olarak alanlara tafl›man›n tek yoludur ve bu konuda ›srarc› olmak gerekmektedir. Ancak, 8 Mart süreçlerinde yaflanan ayr›flmalar› ve tart›flma yöntemlerini düflündü¤ümüzde, birleflik bir 8 Mart’› gerçeklefltirme koflullar› zay›flamaktad›r. Her sene yaflanan ayr›flmalar›n kökeninde kad›n sorununu kad›n mücadeleleri ile devrim ve demokrasi mücadelesi aras›nda çekifltirmek yatmaktad›r. Bu konuda kad›n platformlar›n›n 8 Mart süreçlerinde devrimci ve demokratik örgütlenmelere mesafeli yaklaflmalar›n›n nedenini kad›n sorununun y›lda sadece bir kere gündemlerine almalar› olurken, devrimci ve demokratik örgütlenmelerinin kad›n platformuna elefltirileri ise onlar›n 8 Mart› bir flenlik havas›na, s›radan bir kad›n gününe dönüfltürerek sadece kad›nlara ait bir gün olarak de¤erlendirmeleri olmaktad›r. Karfl›l›kl› yaflanan güvensizlikleri aflman›n tek yolu da koflul-

7

BÜLTEN‹

suz, genifl bir tart›flma platformu yaratarak farkl› her düflüncenin kendini ifade etmesine olanak tan›mak ve ortaklaflabilece¤imiz noktalara yo¤unlaflarak, en temel kayg›m›z›n emekçi kad›nlara ulaflmak olmas›na özen göstermektir. Demokratik kad›n Hareketi olarak 8 Mart’›n devrimci ruhunu kuflanarak emekçi kad›nlarla bütünleflmeyi ve bu mücadeleyi sürekli k›lmay› hedefliyoruz. 8 Mart’› yaratanlar› anmak, onlar›n devamc›s› olmay› zorunlu k›lar. Yüzy›llar önce sisteme karfl› koyduklar› için fabrikalarda diri diri yak›lan tekstil iflçisi kad›nlara yönelik vahflet, bugün Bursa’da canlar› hiçe say›ld›¤› için diri diri yanarak ölen iflçi kad›nlara kadar uzan›yor. Öyleyse geçmiflten bugüne uzanan vahflete karfl› geçmiflin direngen sevdas›n› sürdürmek bizim için bir zorunluluk olmaktad›r. Demokratik Kad›n Hareketi için 8 Mart ayn› zamanda kad›nlar›n bir y›l boyunca yaflad›¤› sorunlar› ve bu sorunlara karfl› mücadelelerinin birikimini ve kazan›m›n› alanlara tafl›man›n bir arac›d›r. Bu nedenle geçen bir y›l›n en öne ç›kan sorunlar› içerisinde yer alan politik kad›nlara yönelik tecavüz, namus ve töre cinayetleri, Bursa’da çal›flt›klar› fabrikada diri diri yanan kad›nlar, Batman’daki kad›n intiharlar› vs. gibi gündemleri alanlara tafl›mak ve bu gündemleri kad›n kitleleriyle buluflturarak ortak bir dayan›flma ve mücadele a¤› yaratmak çözüm için bir ihtiyaçt›r. 8 Mart,“Özgürleflmek ‹çin Örgütlü Mücadeleye” fliar›yla dünyan›n tüm feodal, kapitalist, emperyalist, faflist ve flovenist gericiliklerine karfl› bugün de mücadele etme günüdür. Örgütlenen kad›n özgürleflir, özgürleflen kad›n özgürlefltirir.u


Demokratik Kad›n Hareketi

Azmin ve kararl›¤›n ad›: Clara Zetkin

Mücadeleye giden yolda ilk kad›nlar:

C

lara, 1857’de Almanya’n›n küçük bir köyünde ö¤retmenlik yapan bir baban›n ve eflitlik ve kardefllik tutkunu bir annenin k›z› olarak geldi dünyaya. Yaflam›n›n yavafl yavafl flekillenmeye bafllad›¤› dönemlerde o da babas› gibi ö¤retmen olmak istiyordu. Ancak kad›-

n›n meslek sahibi olmas›n›n gereksiz ve zararl› olarak görüldü¤ü bir süreçte bu iste¤ini gerçeklefltirmesi hiç de kolay olmam›flt›. Eflini kaybettikten sonra çocuklar›yla birlikte hayat mücadelesi veren Josephine, k›z›n›n bu iste¤ini gerçeklefltirebilmesi için çok u¤raflt›. Yaflad›¤› döneme göre ilerici düflünceleriyle dikkat çeken bu kad›n dönemin Almanya’s›nda kendi alan›nda ilk say›labilecek bir kad›n derne¤i kurmufltu. Clara’n›n, Alman Kad›n Derne¤i’nde çal›flma yürüten ve Alman burjuva kad›n hareketlerinin kurucular›ndan yak›n arkadafl› Augusta Schmidt taraf›ndan yönetilen k›z ö¤retmen okuluna kay›t olmas›n› sa¤lad›. Daha o y›llarda zaman›n›n büyük ço¤unlu¤unu emekçilerin yan›nda geçiren ve onlardan yana saf tutan Clara, yeni okulunda bu görüfllerini dile getirmekten hiç çekinmedi. Zaman zaman çok sevdi¤i ö¤retmeni Augusta Schmidt’le de konu hakk›nda tart›fl›yor ve onunla birçok noktada anlaflam›yordu. Yine de hayat›nda önemli 8

BÜLTEN‹

“Dünya Emekçi Kad›nlar Günü 8 Mart” yaklafl›rken 8 Mart’›n ‘emekçi kad›n›n günü’ olarak tarihe geçmesini sa¤layan ve kad›n›n kurtulufl mücadelesinde çok önemli bir yere sahip olan önder kad›n kimli¤iyle ön plana ç›km›fl Clara Zetkin’i anmak için onun mücadele dolu yaflam›n› sizlerle paylafl›yoruz. bir yere sahip olan bu kad›n› unutmam›flt› Clara’n›n, kad›n›n kurtulufl mücadelesi için çal›flt›¤› y›llarda sahip oldu¤u düflüncelerinin esin kayna¤›yd› bu kad›n. Okul y›llar›nda tart›flmalar›n yönünü sürekli olarak sosyal sorunlara getiren Clara, kardeflinin bir arkadafl› arac›l›¤›yla okuma f›rsat› buldu¤u sosyal demokrat gazeteler arac›l›¤›yla iflçi hareketlerinden de haberdar oluyordu. Bugüne de¤in gözlemler ve birebir yaflayarak elde etti¤i düflüncelerini bu dergilerde görmenin sevincini yafl›yor ve çevresindekilerin kendisi için kurdu¤u gelecek planlar›n›n aksine nas›l bir yol izleyece¤ine önceden karar veriyordu.

“‹nanc›m›n aksine davranamam” Clara’n›n iflçi hareketiyle tan›flmas›na yard›mc› olan kifli mücadeleci ve emekçi yan›yla da ön plana ç›km›fl Ossip Zetkin’di. Ossip, Clara’y› yeni bir hayat kurma mücadelesi yolunda e¤itiyor ve onun par-


Demokratik Kad›n Hareketi

tiyle ba¤ kurmas›n› sa¤l›yordu. Kat›ld›¤› e¤itim çal›flmalar› sayesinde k›sa zamanda mücadelenin esaslar›n› ö¤renmeyi baflaran Clara, pratik çal›flmalara da kat›lmaya bafllam›flt›. O s›ralarda: “Biri say›s›z mücadelelerden geçmifl, vakur bir adam; di¤eri ise hayat dolu ve yolunu devrimci harekette bulmaya çal›flan genç bir k›z.” olan Clara ve Ossip hayatlar›n› birlefltirme karar›n› vermifllerdi. Ve Ossip’in 1889’da hayat›n› kaybetmesine kadar birlikte mücadele yürütmüfller ve her türlü zorlu¤a da gö¤üs germifllerdir. Clara’n›n Sosyal Demokrat Parti’ye dahil oldu¤u dönemlerde parti de kötü bir dönemi yafl›yordu. Bismark’›n karalama politikalar› sonucunda 1869’da August Bebel önderli¤inde kurulan parti, 1878 Ekiminde “anti sosyalist” yasayla illegal bir konuma gelmifltir. Her fleye ra¤men çal›flmalar›n› h›zland›ran Zetkin çifti bu dönemde birçok zorlukla karfl› karfl›ya kald›lar. Clara’n›n özel derslerden kazand›¤› parayla geçinmeye çal›fl›yorlar; ama yine de yaflamlar›n› anlamland›ran mücadelelerinden hiçbir zaman vazgeçmiyorlard›. Fransa, Rusya ve ‹sviçre’de geçirilen sürgün dolu y›llarda kendilerine güç veren mücadeleye s›k› s›k›ya sar›larak ayakta kalmay› baflard›lar. “Adanm›fl Bir Ömür” S›n›f bilinciyle donanm›fl bir kad›n olan Clara, yaflad›klar› bütün zorluklar›n nedenini çok iyi biliyordu. Henüz ö¤rencilik y›llar›ndayken bile iflçilerin ve özellikle de emekçi kad›nlar›n yanlar›ndan bir an olsun ayr›lmad›¤› dönemlerde de kavramaya bafllad›¤› bir gerçek-

likti bu. Kendi kendini yemeye bafllam›fl olan bu köhnemifl düzen son barutunu kullanarak dünya halklar›n› sömürmeye devam ediyordu. Artan bask›lar, tek bafl›na düzenin köfleye s›k›flt›¤›n›n bir göstergesiydi. Çünkü tüm dünya ezilenleri seslerini daha örgütlü bir flekilde yükseltmeye bafllam›fllard› bile. Clara, “yaparak, yaflayarak ö¤renen” bir kiflili¤e sahipti. Sahip oldu¤u derin bilgi birikimini masa bafllar›nda de¤il, bizzat pratik içinde kazanm›flt›. Köy kad›nlar›n›n günlük ifllerine yard›m ediyor ve böylelikle onlar›n da t›pk› iflçi kad›nlar gibi nas›l eziyetli ifllerle yüz yüze geldiklerine tan›k oluyordu. “Küçük proleter mutfaklar›nda ve odalar›nda” geçirdi¤i saatlerde kad›nlarla uzun uzun sohbet etme f›rsat›n› yakal›yordu. Ayn› zamanda bir anne olan bu genç kad›n çocuklar›n›n e¤itimiyle de yak›ndan ilgileniyordu. Luisse Dornemann 9

BÜLTEN‹

onun için: “O, proleter kad›n›n ve annenin kapitalist devletteki dertlerini kendi bedeninde öyle a¤›r bir flekilde ö¤rendi ki, onda uluslararas› proleter kad›n hareketinin gelifltirilmesi u¤runa, her fleyini ortaya koyma azmi ve kararl›l›¤› bu zamanda olgunlaflt›.” demifltir. Ossip’in hayat›n› kaybetmesinden hemen sonra II. Enternasyonal’in haz›rl›k aflamas›nda yer alan Clara, buraya “Berlin Halk Kürsüsü” etraf›nda bir araya gelen Berlinli iflçi kad›nlar› temsilen kat›l›yordu. Konferansa kat›lan ilk kad›n konuflmac› olarak kendisi için önemli olan düflüncelerini s›ralamaya bafllam›flt›. Kad›nlar›n erkeklerle eflit zeminlerde mücadele yürütmeleriyle ilgili olarak: “‹flçi kad›nlar, kad›nlar›n eflitli¤i sorununun ba¤›ms›z bir sorun olmad›¤›n›n kesinlikle fark›ndalar; aksine bu sorunun daha büyük olan sosyal sorunun bir parças› ol-


Demokratik Kad›n Hareketi

Hayat›n›n son günlerine Komintern’in merkez komite üyesi olarak geçiren Clara: “Yaflam›n oldu¤u yerde durmak, orada savaflmak istiyorum, da¤›l›fl›n ve zay›fl›¤›n bulundu¤u yerde de¤il. Zihnim uyan›k oldu¤u sürece politik ölümün nefesi bana yaklaflamaz." diyerek asl›nda kendisi için çizdi¤i mücadele hatt›n›n gereklerini de ortaya koymufl oluyordu

du¤unu çok iyi biliyorlar.” demifltir. Ayr›ca parti içinde kad›n sorununa hala yabanc› olan kiflilere yönelik de: “Kad›n eme¤i konusunda gerici unsurlar›n, gerici görüfllere sahip olmalar› flafl›lacak bir durum de¤ildir. Ancak son derece flafl›rt›c› olan, sosyalist cephede de kad›n eme¤ine karfl› ç›kmak gibi yan›lt›c› bir görüfle rastlanmas›d›r.” gibi söylemleriyle dikkatleri toplam›fl ve birçok maddenin parti tüzü¤üne girmesini sa¤lam›flt›r. Lenin de bu konuda: " Kad›nlar›n yarar›na talepler ileri sürmemiz de do¤rudur. Bu, sosyal-demokrasinin, II. Enternasyonal’in anlad›¤› anlamda bir asgari

program ya da reform program› de¤ildir. Burjuva saltanat›n›n ve onun devletinin sonsuzlu¤una ya da en az›ndan uzun bir süre sürece¤ine inand›¤›m›z›n bir ikrar› de¤ildir. Kad›n kitlelerini reformlarla yat›flt›rmak ve devrimci mücadele yolundan çelmek de¤ildir. Tüm bu ve di¤er reformist sahtekarl›klarla ilgisi yoktur! Taleplerimiz, burjuva düzeni içinde zay›flar ve haklar› ellerinden al›nm›fllar olarak kad›nlar›n yak›c› ihtiyaçlar›ndan ve rezilce alçalt›lmalar›ndan ç›kard›¤›m›z pratik sonuçlard›r... Sovyet Rusyas›nda bile, Partide erkek kadar kad›n yok. Sendikal olarak örgütlü kad›n iflçilerin say›s› neden bu kadar az? Bu olgular insan› düflündürüyor.” diyerek Clara’y› bu yönlü do¤ruluyordu.

Bu konuda Kollontai’nin de sözleri oldukça çarp›c›d›r: “‹flçi s›n›f›, ilk bafllarda kad›nlar›n içinde bulundu¤u yasal ve toplumsal yoksunlu¤u kavrayamad›. Yüzy›llard›r dövülmüfl, ezilmifl, alay edilmifl olan kad›nlar›n özel bir yaklafl›m bekledi¤ini, bir kad›n olarak anlayabilecekleri sözcüklere gereksinim duyduklar›n› kestiremedi. Haklar›n ifllerlikten uzak, sömürünün ise egemen oldu¤u bir toplumda, kad›n›n yaln›zca bir emek üreticisi olarak de¤il, bir kad›n, bir anne olarak da bask› alt›nda tutuldu¤u gerçe¤i iflçi s›n›f› taraf›ndan çok geç anlafl›labildi.” “Yaflam›n Oldu¤u Yerde Savaflmak ‹stiyorum” Var olan üretim iliflkilerinin de¤iflmesiyle birlikte geleneksel kad›n kimli¤inden s›yr›lm›fl olan kad›n, kurtuluflunun temellerini atacak olan ekonomik özgürlü¤ünü 10

BÜLTEN‹

elde etmifl ve görece bir rahatl›¤a kavuflmufltur. Asl›nda ‘do¤al’ mesle¤inden çekilip al›nan kad›n “erke¤in ekonomik ba¤›ml›l›k boyunduru¤undan kurtuldu¤u günden itibaren kapitalistin ekonomik hükmü alt›na girmifltir.” As›l bundan sonra kad›n, mücadele sonunda elde etmifl oldu¤u kazan›mlar›n› sa¤l›kl› bir flekilde devam ettirmek için çaba harcamak zorundad›r. Bak›n Clara Zetkin bunun nedenini nas›l aç›kl›yor: “Proletaryan›n kad›n› ekonomik ba¤›ms›zl›¤›na kavuflmufltur; ama ne insan olarak ne kad›n olarak ne de efl olarak kendi kiflili¤ini tamam›yla yaflayabilme olana¤›na sahip de¤ildir. Bu nedenle proleter kad›n›n kurtulufl mücadelesi burjuva kad›n›n kendi s›n›f erkeklerine karfl› mücadelesi gibi bir mücadele olamaz. Tam tersine kendi s›n›f›n›n erke¤iyle birlikte kapitalistler s›n›f›na karfl› mücadeledir.” Çal›flmalar›n› uluslararas› bir kad›n hareketi yaratma yönünde h›zland›ran Clara, 1891’de parti program›na “kad›n›n politik, ekonomik ve hukuksal aç›dan tam eflitlik talebini” ald›rmay› da baflarm›flt›. Ayn› zamanda yaklafl›k bir y›l sonra sendikalar›n, kad›n iflçileri de örgütlemeleri gereklili¤i karar› al›n›yordu. Bütün bunlar ‘kad›n hareketi’nin ürünüydü. Clara Zetkin, “iflçi kad›nlar›n haklar›n› gözeten dergi” olan “Gleichheit” (Eflitlik) dergisinin yönetimini üstlendikten sonra kad›n hareketi konusundaki düflüncelerini genifl kesimlere ulaflt›rmay› baflarm›fl ve her seferinde kad›n sorununun toplumsal sorunlarla ba¤lant›s›n› kurmufltur. ‹flledi¤i konular itibariyle çok yönlü olma özelli¤ini koruyan dergide kad›n›n sesini, rengini bulmak mümkündü.


BÜLTEN‹

Demokratik Kad›n Hareketi

“Dünya erke¤in evi, ev kad›n›n dünyas› olmal›.” sözüne inatla kad›nlar art›k hayat›n her alan›nda, her an mücadeleye haz›r bir flekilde bulunuyorlard›. Elbette ki kad›nlar cephesinde büyük bir h›zla yükselen mücadele azmi egemenlerin gözünden kaçm›yor ve t›pk› ülkemizde kad›n hareketleri taraf›ndan büyütülen mücadeleyi zor kullanarak bast›rmaya çal›flan egemenler gibi orada da sindirme politikalar›na bafll›yorlard›. Clara Zetkin onlar için: “Bakanlar, devlet baflkanlar›, kaymakamlar, tüm o ‘iyi niyetliler’, sosyalizmin, proleter kad›n dünyas›n›n giderek daha genifl katmanlar›na yay›ld›¤›n› gördükçe, düflünceli bafllar›n› ellerinin aras›na alarak, inleyip s›zlanmak için gelecekte daha fazla f›rsat bulabileceklerdir.” demiflti. Yaflad›¤›m›z co¤rafyada da sisteme muhalif kimli¤iyle ön plana ç›km›fl olan kad›nlar›n yine egemenlerin kirli oyunlar›yla karfl› karfl›ya getirildi¤ini ve mücadele isteklerinin önüne set çekilmeye çal›fl›ld›¤›n› hepimiz biliyoruz. Ama flu da bir gerçek ki kad›n bir kez kurtuluflunun gerçek yolunu kavrad› m› onu bu tür yollarla geriletmeye çal›flmak kad›ndaki enerjinin artmas›n› sa¤lamaktan baflka hiçbir ifle yaramayacakt›r. 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü ve Clara Zetkin 1890’da ‘antisosyalist’ yasan›n kald›r›lmas›yla Almanya’ya geri dönen Clara flartlar›n›n biraz daha düzelmesiyle birlikte çal›flmalar›n› daha sa¤l›kl› bir zeminde sürdürmüfl ve 1900’de Sosyal Demokrat Parti’nin ilk legal kad›n konferans› gerçeklefltirilmesine önayak ol-

mufltur. 1907’de II Enternasyonal Kongresi’nde ilk sosyalist kad›n konferans›na kat›lm›fl ve 1910’da 8 Mart’›n Dünya Emekçi Kad›nlar Günü olarak kutlanmas› gerekti¤ini önererek bunun II. Uluslararas› Kad›nlar Konferans›’nda kabul edilmesini sa¤lam›flt›r. “ Kad›nlar günü, proleter kad›nlar›n güncel taleplerinden, örne¤in kad›nlar›n seçim hakk›ndan yola ç›karak, proleter kad›n ve erkeklerin burjuva toplumuna karfl› devrimci bir s›n›fsal hareketi olmal›yd›.” diyen Clara Zetkin bu noktadaki çal›flmalar›n› uluslararas› bir kad›n hareketi yaratma yolunda sürdürdü. Rusya’da ilk defa 1913’te “Proleter Kad›nlar›n Uluslararas› Dayan›flma Günü” ad›yla kutlanan 8 Mart için Clara flunlar› söylüyor: “Uluslararas› kad›nlar gününü örgütlemenize iliflkin cesur karar›n›z dolay›s›yla sizleri selamlar›m. Sizleri cesaretinizi kaybedip elinizi bö¤rünüze ba¤lamad›¤›n›zdan dolay› selamlar›m. Can-› gönülden sizlerle birlikteyiz.” 1917 y›l›na gelindi¤inde Clara taraf›ndan yönetilen dergi “Resmi partinin siyasi çizgisiyle uyuflmad›¤›” gerekçesiyle elinden al›nd›. Fakat o yine de geçkin yafl›na ra¤men mücadeleyi asla b›rakmad›. Yak›n arkadafl› Krupskaya onun için: “ Tüm yaflam›n› emekçi kad›nlar›n kurtulufluna, kad›n iflçilerin iflçi s›n›f› davas› u¤runda mücadeleye kat›lmalar›na adad›. Clara, bu sorunu bir Marksist olarak ele ald›; bu sorunu iflçi s›n›f›n›n kurtulufl mücadelesiyle s›k› ba¤ içerisinde gördü.” diyordu. Yaflam›n›n büyük bir k›sm›n› kad›nlar›n örgütlü bir güçle müca11

deleye at›lmalar› için adayan Clara kad›nlar ad›na flunlar› söylüyordu: “Proleter kad›n sadece mal› mülkü olmayan, sömürülen, kölelefltirilen s›n›fa ait biri de¤ildir, ayn› zamanda toplumun yeniden do¤uflunu gerçeklefltirerek kendini kurtaran devrimci s›n›fa da aittir... Art›k, bu kad›n, tüm mahrumiyetinin üzerine basarak aya¤a kalk›yor ve flöyle diyor: Buraya kadar art›k yeter!” Yüzy›llard›r bask› alt›nda tutularak cinsel, s›n›fsal ve ulusal bask›ya maruz kalm›fl kad›n›n içinde tafl›d›¤› güçlü sesin yans›mas›yd› bu söylem. Kad›nlar kendilerini zincirleyen bu bask›lardan ancak ve ancak onlara karfl› mücadele ederek kurtulabilirdi çünkü. Hayat›n›n son günlerine Komintern’in merkez komite üyesi olarak geçiren Clara: “Yaflam›n oldu¤u yerde durmak, orada savaflmak istiyorum, da¤›l›fl›n ve zay›fl›¤›n bulundu¤u yerde de¤il. Zihnim uyan›k oldu¤u sürece politik ölümün nefesi bana yaklaflamaz." diyerek asl›nda kendisi için çizdi¤i mücadele hatt›n›n gereklerini de ortaya koymufl oluyordu. Ve 1933’te enternasyonal marfl› eflli¤inde son yolculu¤una u¤urlan›rken geride özellikle tüm dünya kad›nlar›na oldukça önemli bir miras b›rakm›flt›r. “Özgürleflmek için örgütlü mücadeleye.”u Kaynakça 1. Clara Zetkin Adanm›fl Bir Ömür/Luise Dornemann 2. Kad›n Sorunu Üzerine Seçme Yaz›lar/Clara Zetkin 3. Clara Zetkin Üzerine/N. Krupskaya, W. Pieck 4. Kad›nlar›n Özgürlü¤ü/Alexandra Kollontai


Demokratik Kad›n Hareketi

BÜLTEN‹

“Önce kad›nlar ve çocuklar...”

“Yeni” ataerkinin timsah gözyafllar› Sibel Özbudun

8

Mart yaklafl›yor. Yine hep birlikte a¤lamaya bafllayacaklar: Avrupa Birli¤i, Birleflmifl Milletler, Dünya Bankas›, hükümetler, egemen medya… Kad›nlar›n ne denli kötü durumda oldu¤una dair istatistikler boca edilecek üzerimize. Kad›n iflsizli¤i, dayak yiyen, cinsel tacize/tecavüze u¤rayan, iflkence gö-

ren kad›nlar, kad›n/çocuk ticareti, mülteci kad›nlar›n durumu, kad›n ücretlerinin düflüklü¤ü, ev ifllerinde harcanan zaman, kay›td›fl›nda, tar›mda bo¤az toplu¤una çal›fl(t›r›l)an kad›nlar… A¤›rl›kl› olarak da “Bat›-d›fl›” dünyadaki kad›nlar›n “ac›nas›” hâli ifllenecek: töre/namus cinayetleri, Çin’de, Hindistan’da daha do¤12

madan öldürülen k›z bebekler, ‹slâm dünyas›n›n eve kapat›lan, çarflafa mahkûm k›l›nan, erkek zorbal›¤›na tutsak, okutulmayan kad›nlar›… Kuzeyli, “uygar”, beyaz, vars›l, tuzu-kuru, erkek dünya, böylelikle bir kez daha, yeryüzü kad›nlar›n›n ezici ço¤unlu¤unun gündelik trajedisini, bir “azgeliflmifllik/cehalet/ ilkellik/beceriksizlik/gelenekçilik” söylencesine dönüfltürerek ellerini y›kayacak. Ve Dünya Bankas› dan›flmanlar›, Kuzeyli sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, BMÖ gözlemcileri, bilmifl bir edayla yoksul, ezik, örselenmifl “Güney” kad›nlar› için nasihatlerini s›ralayacaklar: “Toplumsal sermayenizi gelifltirin, k›z çocuklar› okutun, okullardaki cinsiyetçi müfredat› de¤ifltirin, yasalar›n›zdaki cinsiyet ay›r›mc› maddeleri temizleyin, kad›n giriflimcili¤ini gelifltirin, mikrokrediyle yoksul kad›nlar› destekleyin, kad›n s›¤›nma evleri aç›n, kad›nlara yönelik sivil toplum giriflimlerini destekleyin, vb. vb.” Ve bu “nasihatleri” say›p dökerken, bir çok gerçe¤in üzerinden


Demokratik Kad›n Hareketi

“atlayacaklar”: Ne gibi mi? S›ralayal›m: -Neo-liberal kapitalist modeli dünya ölçe¤inde yayma yönündeki Kuzey’li sald›rganl›¤›n, yeryüzünün en ücra köflelerini dahi “küresel piyasa ekonomisi”ne dahil ederken, dünya halklar›n›n “kendine yeterli¤i”ni ortadan kald›rd›¤›n›; -Böylelikle ço¤u yak›n zaman öncesine dek kendini besleyebilecek kadar tar›msal ürün üreten Güney ülkelerinde tar›m sektörünün a¤›r bir çöküntü yaflad›¤›n›; böylelikle k›tl›k ve açl›¤›n büyük ölçüde, kendi tar›mlar›n› sübvanse eden Kuzey’li ülkelerin dayatt›¤› k›s›tlamalar›n sonucu oldu¤unu; -K›tl›k ve açl›¤a katk›da bulunan küresel ›s›nmaya ba¤l› ekolojik dengesizliklerin de yine büyük ölçüde Kuzey kapitalizminin s›n›r tan›mayan kâr ifltah›n›n bir ürünü oldu¤unu; -Bunlar›n yan› s›ra, ucuz iflgücü, vergi ba¤›fl›kl›klar› ve ucuz hammadde peflindeki Kuzeyli çokuluslu flirketlerin (ÇUfi’lar) Güney’deki yat›r›mlar›n›n bu ülkelerdeki geleneksel istihdam alanlar›n› yok etti¤ini, milyonlarca tezgah›n, küçük ve orta boy iflletmenin bu nedenle kapand›¤›n› ve milyonlar›n salt bu nedenle iflsiz kald›¤›n›; -Yine ÇUfi’lar›n iflgücünün fiyat›n› düflürme ad›na yerel tafleronlara bafl vurdu¤unu ve kay›td›fl› sektörün bu sayede inan›lmaz bir h›zla büyüdü¤ünü; -Neo-liberalizmin “alt›n kural›” emek kesiminin örgütsüzlefltirilmesi ve istihdam›n deregülarizasyonu sürecinin, iflçi-emekçilerin reel gelir düzeylerinde (hem Kuzey, hem de Güney ülkelerinde) ürkütücü boyutlarda gerilemelere yol açt›¤›n›, onlar›n pazarl›k gücünü k›rd›¤›n›,

iflsizli¤i ve düflük ücretli, geçici, güvencesiz, istikrars›z iflleri yayg›nlaflt›rd›¤›n›; - Küreselleflen “borsa”n›n, s›cak para girifl-ç›k›fllar›yla özellikle yoksul ülkelerin ekonomilerini “terbiye” etti¤ini ve de onlar› ürkütücü ölçüde k›r›lganlaflt›rd›¤›n›; -Yine Neo-liberal dogman›n “olmazsa olmaz›” olarak hem Kuzey’de, hem de (IMF ve DB gibi kreditör kurulufllar›n eliyle) Güney’de yürürlü¤e sokulan, sosyal bütçelerdeki k›s›tlamalar›n öncelikle orta ve alt katmanlar› vurarak geçim s›k›nt›lar›n› katmerlendirdi¤ini; -Silah sanayinin kâr pastas›ndaki pay› giderek büyür, enerji rekabetleri h›zla s›cak çat›flmalara dönüflürken baflta ABD olmak üzere Kuzey ekonomilerinin h›zla militarize oldu¤unu… Bu liste hiç kuflku yok ki daha uzat›labilir. Ama buna gerek yok. Vurgulamak istedi¤im flu: Güney’de olsun, Kuzey ülkelerinde olsun, her 8 Mart’ta ortal›¤a saç›lan kad›nlar›n yaflam koflullar›ndaki olumsuzluklara iliflkin veriler; Neoliberalizmin bu “suç listesi”nden ba¤›ms›z de¤ildir. Yoksulluk derinleflip yayg›nlaflt›kça, sosyal bütçeler budand›kça, kamusal alan özellefltirmelerle tasfiyeye u¤rad›kça, Güney tar›m› yüksek teknolojili Kuzey tar›m›na kurban edildikçe, enerji kaynaklar› konusundaki Kuzey rekabeti savafllara dönüfltükçe, kad›nlar›n pay›na düflen ac›, yoksulluk, açl›k, e¤itimsizlik ve tabii ki fliddet de katmerlenmektedir. Kad›nlar iflsizleflmekte, kay›td›fl›n›n ac›mas›z koflullar›nda bo¤az toklu¤una çal›flt›r›lmakta, giderek a¤›rlaflan geçim yükünü omuzlar›na yüklenmekte, aile bireylerinin bak›m›n› üstlenmekte, 13

BÜLTEN‹

asgarî sa¤l›k koflullar›ndan yoksun kalmakta, e¤itimlerinden feragat etmekte, savafllar›n ma¤duru olmakta, Güney’in k›rsal›nda, kentlerin varofllar›nda özellefltirilerek eriflilmez hâle gelen su, ulafl›m, elektrik gibi temel hizmetlerin yoklu¤unu telafi etmeye çabalamakta, eski sosyalist ülkelerin gözü kara korsan kapitalistlerinin elinde “sermaye”ye dönüflmekte ve içine s›k›flt›r›ld›¤› cenderenin ac›s›n› elinin alt›ndaki kad›ndan ç›kartmaya çabalayan erkek fliddetinin kurban› olmaktad›r… *** “Önce kad›nlar ve çocuklar…” Batan bir geminin tahlisiye sandallar›na ilkin kad›n ve çocuklar›n bindirilmesi eski bir denizcilik gelene¤idir; bilinir. Kimbilir, belki de Bat›’n›n flövalye geçmiflinden kalma, eril inceli¤in son söylencesidir bu. Ve Nazi temerküz kamplar›n›n gaz odalar›nda, bu “flövalyelik” ac› bir istihzaya dönüflmüfltür: Gaz verme ifllemi tamamland›ktan sonra odalara girildi¤inde en altta çocuk ve kad›n cesetleri y›¤›ld›¤› görülmüfltü. Erkek kurbanlar, temiz havay› biraz daha soluyabilmek için, kad›nlar› ve çocuklar› çi¤nemekte tereddüt etmemifllerdi… Neo-liberalizmin ça¤r›s›, denizci gelene¤inden çok, temerküz kamplar›ndakini and›r›yor. Küresel kapitalizmin gaz odas›nda kad›n ve çocuk bedenleri, en altta y›¤›lmakta. Kuzeyli, “uygar”, beyaz, vars›l, tuzu-kuru, erkek dünyan›n mugalatalar› art›k bu gerçekli¤i gözlerden gizleyemiyor…u


Demokratik Kad›n Hareketi

BÜLTEN‹

Bir otomobil alana bir kad›n bedava!..

K

itle iletiflim araçlar›n›n, içinde varolduklar› sistemin yap›sal özelliklerini tafl›malar› ve o sistemin bir parças›,bir alt sistemi olarak ifllev görmeleri kaç›n›lmazd›r. Toplum içerisinde yap›sall›k kazanan, ifllevselleflen kitle iletiflim araçlar›, bir toplumdaki egemen de¤erleri, yaflam biçimleri, gelenekler, üretim iliflkileri,tüketim biçimleri, k›sacas› her tür iliflki düzeyinin yans›mas›n› bar›nd›rmaktad›r. Ayn› zamanda kendisini belirleyen siyasal, sosyal ve ekonomik dinamikleri etkileme, de¤ifltirme potansiyeline de sahiptir. Kad›n›n kitle iletiflim araçlar› dünyas›ndaki temsil biçimini aç›klamak için mülkiyetin özelleflme sü14

recinin bafllang›c›na kadar gitmek gerekecektir. Mülkiyetin erkek egemen bir yap› içerisinde özelleflme süreci, kad›n›n da bu egemenlik ve ba¤›ml›l›k yap›s› içerisinde özellefltirilmesi sürecini do¤urmufltur. Bu da kad›n›n toplumsal yaflamdaki konumunun erke¤e göre ikincil kalma sürecini bafllatm›flt›r. Bu ikincillik toplumsal yaflam›n her düzeyinde geçerlilik kazanarak, giderek genel kabul görmüfltür. Erke¤in özne ve kad›n›n da nesne olarak konumland›¤› egemenlik ve ba¤›ml›l›k iliflkilerine dayal› bu cinsiyetçi flekillendirme, modern topluma geçiflte ve sonras›nda da devam etmifltir.Temelini kapitalist iliflkilerin oluflturdu¤u modern toplumsal ortamda, kad›n›n toplumsal alana ç›k›fl›, ifl, e¤lence yaflam›, onun modern yaflam›n gerekliliklerini de yerine getirme zorunlulu¤unu do¤urmufltur. Bunlar da modern toplumun kad›na sunmufl oldu¤u davran›fl, giyim, kuflam, e¤lence, vb. yaflam biçimidir. Bu sayede kad›n hem tüketen hedef kitle hem de tüketilen nesne olarak, sermayenin kilit sektörü olan medya arac›l›¤› ile kullan›lm›fl ve kullan›lmaktad›r. Bu durum, dünyan›n hemen her ülkesinde böyledir. Resmi ideolojiyi içsellefltirmifl olan medya, sistemin bütün özelliklerini bar›nd›rmakta ve bu egemen yap›n›n önde gelen büyük parças› olarak toplumdaki güç iliflkilerini


Demokratik Kad›n Hareketi

yans›tmaktad›r.Medyan›n varolan bu resmi ideolojisi, ona yans›z, teknik bir araç olarak bakmam›z› engellemektedir. Ticari kazanc›n tek kayg› olarak göründü¤ü bu sektörde, bu kayg›ya dönük olarak üretim ve tüketim iliflkisinin merkezine kad›n› koymas›, erkek egemen zihniyetle kad›n›n nesne olma durumunu pekifltirmektedir. Kad›n medya ortam›na daha çok cinselli¤i ön plana ç›kart›larak malzeme edilmektedir. Medya kendi siyaseti do¤rultusunda toplumsal yaflam›, bak›fl aç›s›n› flekillendirmek ve kapitalizmin bekas› için tüketimi artt›rmak zorundad›r. Bunun için de cazip olan bütün nesne ve aksesuarlar› kullanmaktad›r. Kad›n da bu zihniyet için cazip bir aksesuard›r. Medya burada bu anlay›fl›n temsilcilerinden biri ve ayn› zamanda koruyucusudur. Medyan›n görsel (televizyon, internet) ve boyal› bas›n (gazete, dergi) kanallar› arac›l›¤› ile flekillendirdi¤i kad›n tipleri nedeniyle yaflanan sorunlar da çeflitlenmektedir. Anne ve efl olarak kad›n: Erkek egemen ideolojinin kad›na biçti¤i rollerin bafl›nda “annelik” ve “efllik” gelir.Temizlik, yemek ve çocuk bak›m›, kad›n›n aile içindeki eflitsiz ifl bölümünü görmezden gelerek, ailenin uyumu,mutlulu¤u için kad›n›n yerine getirmesi gereken sorumluluklar olarak sunulmaktad›r. Bunu reklam ve dizi filmlerde çok s›kl›kla görmekteyiz. Ev ifllerinde kullan›lan araç-gereç, temizlik ürünleri..vs konulu reklamlar›n hemen hepsinde kad›nlar rol almaktad›r. Bunu bir reklam örne¤i ile de aç›klayabiliriz: Bir temizlik ürünü reklam›nda s›radan bir yaflam›n içindeki kad›n, gaipten gelen

Resmi ideolojiyi içsellefltirmifl olan medya, sistemin bütün özelliklerini bar›nd›rmakta ve bu egemen yap›n›n önde gelen büyük parças› olarak toplumdaki güç iliflkilerini yans›tmaktad›r. Medyan›n varolan bu resmi ideolojisi, ona yans›z, teknik bir araç olarak bakmam›z› engellemektedir.Ticari kazanc›n tek kayg› olarak göründü¤ü bu sektörde, bu kayg›ya dönük olarak üretim ve tüketim iliflkisinin merkezine kad›n› koymas›, erkek egemen zihniyetle kad›n›n nesne olma durumunu pekifltirmektedir bir erkek sesiyle do¤ru temizlik ürününü keflfediyor ve bundan dolay›da büyülü yeni bir dünyaya geçiyor, benzer bir durumda çocuk bezi reklam›nda do¤ru bezi seçen anne de ortaya ç›k›yor. Bunlarla, kad›nlar bir taraftan tüketime itilirken di¤er taraftan da kad›nlara ideal bir dünya çiziliyor. Hergün onlarcas› yay›nlanan yerli dizilerde de benzer durumu görebiliriz. Cinsiyetci ifl bölümü gere¤i, kad›nlar›n konumlar› ne olursa olsun genellikle aile içinde, evde gösterilirler. Ev kad›n›, anne veya bunlara aday bir sevgili.. Haber de¤eri olan anne ve eflte ise; ya çocu¤unu terketmifl-fliddet uygulam›fl gaddar anne, ya da efline ihanet etmifl kötü kad›n flekliyle bizlere sunulmaktad›r. Cinsel nesne, tüketen ve tüketilen kad›n: Bu bafll›¤› yine medyan›n farkl› 15

BÜLTEN‹

eriflim kanallar› üzerinden açabiliriz Reklamlar›n hedef tüketici kitlesi,genellikle al›flverifl iflinden sorumlu görülen kad›nlard›r. Bu reklam karakterleriyle üretici konumu gözard› edilen kad›n›n, tüketici konumu pekifltirilmektedir. Reklamlardaki kad›nlar güzel, bak›ml›, saçlar› yap›l›, sa¤l›kl› ve formdad›r, izleyici ve hedef kitle olansa yine ço¤unlukla kad›nlard›r. Kad›n›n bu sunulufl biçimiyle de tekstil, kozmetik ve birtak›m ürünlerin tüketiminin teflvik edildi¤i anlafl›lmaktad›r. Reklamc›l›k, doly›s›yla medya tüketim toplumunun önemli bir arac›d›r. Daha çok kad›nlara hitap eden ürünlerin sunumunda kad›n hem nesne, hem de hedef kitle olarak reklam›n ana unsurudur. Erkek tüketimine sunulan ürün reklam›nda ise yine kad›n›n cinselli¤i kullan›larak ürün cazip hale getirilmektedir ve her ikisinde de kad›n kullan›lmaktad›r. Bunu bir örnekle aç›klayabiliriz: Sabun ve flampuan reklamlar›nda kullan›c› kad›n›n bedeninin gösterilmesi, bir yandan kad›na ‘’ideal kad›n’’ olma niteliklerini kazand›racak ürünü seçmeye yönlendirirken, di¤er yandan da pornografik bir bak›fl aç›s›yla erke¤e sunulup o da izleyici konumuna getiriliyor. Erkeklerin potansiyel al›c› oldu¤u otomobil reklamlar›nda ki manzara: Otomobilin herhangi bir yan›nda fetifl nesne olarak rol alan bir kad›n, hedef kitle olan erkek izleyiciye hangi mesaj› veriyor olabilir? ‘’Bu otomobili ald›¤›n taktirde, böyle bir kad›na da sahip olabilirsin’’mi? Kad›n bu durumda otomobilin yan›nda ikinci bir ürün olarak sunulmaktad›r. Dizi filmlerinde olabildi¤ine s›¤ ve basit yans›tt›¤› kad›n,ya kötü ve


Demokratik Kad›n Hareketi

fettan ya da masum, zavall› ve bir o kadar da difli kad›n tiplemesidir.Güçsüz, itaatkar, ba¤›ml› ve erke¤inin arzular›n› tatmin edebilecek, günlük yaflamda pek rastlayamayaca¤›m›z görselli¤e sahip kad›nlar. Varl›klar› bir erke¤in varl›¤›na tabi, pasif kad›nlar. Habere konu olacak bir habercilik anlay›fl›ndan da kad›n›n cinsel istismar›na örnek verebiliriz: Do¤u Avrupa ülkelerinden birinde yap›lan bir haber program›nda, sunucu kad›nlar, haber sunumu esnas›nda soyunmaktad›rlar. Ve yine yayg›n bir iletiflim alan› olan internet habercili¤inde bunu bu flekilde sunan bir site bulunmaktad›r.’’Ç›plak Habercilik’’ ad›yla manipüle edilen küçültücü ve pornografik habercilik, cazip bir nesne olan kad›n›n yarat›c› kullan›m çeflitlerine örnektir. Medyada kad›n›n cinsel temsili, her ülkede de¤ifliklik gösterse de, dünya ölçe¤inde yaflanmaktad›r. Medyan›n renkli bas›m organlar› olan gazete ve dergilerde de,üçüncü ve arka sayfa güzelleri ad› alt›nda fetifl nesneye dönüfltürülen kad›nlar, okuyucuya bacak, dudak ve gö¤üs olarak sunulmaktad›r. Bunlar daha çok vars›l, yani

zengin s›n›f›n popüler kad›nlar›. Magazin ve e¤lence dünyas›n›n, cinselli¤i s›n›r tan›maz biçimde sunulan süs bebekleri! Medyada, yapt›¤› ifl,kim oldu¤u ve insan-kad›n olma özgünlü¤ü ile de¤il de ,her an aya¤› kay›p iç çamafl›r› ve selülitleri gözükebilen ya da ayr›ld›¤› eski sevgilisinin h›flm›na u¤rayarak foto¤raf ve iliflki kasetleri, sansasyon yaratacak pornografik malzeme olarak, görsel medyada dolafl›ma sokulan kad›nlar. Bununla da, s›n›flar› ne olursa olsun, kad›n olmaktan kaynakl›, u¤rad›klar› istismar ve hak ihlallerini görebiliyoruz. fiiddete konu ve hedef olan kad›nlar: Namus cinayeti ve tecavüz kurbanlar› olarak gündeme gelen kad›nlar, kad›n›n ma¤duriyetini teflhire konu yap›p magazinlefltiren medya. Namus cinayetlerinde kad›n›n erkek taraf›ndan cezaland›r›lmas›na sebep tahrik ve gerekçeleri sunarak, kad›n›n katledilifline üstü kapal› bir flekilde, erkek egemen ideolojinin bak›fl›n› getirmektedir. Taciz ve tecavüze u¤rayan kad›n ise yine örtük bir söylemle, yaflad›¤› hak ihlalinin sorumlusu haline 16

BÜLTEN‹

getiriliyor. Suçlu olan zihniyet ve kifliden, suçun yar›s›n› bu flekilde alm›fl olup, yaflanan istismara hakl›l›k pay› vermektedir. Sokak ortas›nda kocas› taraf›ndan yüzlerce kez b›çaklanan kad›n›n yaflad›¤› öldüresiye fliddetten çok; “kocas›n› aldatm›fl olabilir mi? Olabilirse,aldatma flekli nedir?” habercili¤ini yapm›flt›r medya. Duygular› kad›na, akl› ise erke¤e atfetmifl olan erkek egemen ideolojinin hakim oldu¤u bu siyasada medya anlay›fl›n›n farkl› olmas›n› bekleyemeyiz. Kad›n, medyada bu zihniyetle yer ald›¤› gibi, medyada çal›flan kad›nlar›n da benzer cinsiyetçi yaklafl›mlardan nasibini ald›¤› görülmektedir. Kad›n›n di¤er ifl alanlar›nda oldu¤u gibi güvencesiz ve düflük ücretle, ikinci s›n›f olanaklar dahilinde çal›flt›r›ld›¤›n› görmekteyiz. Kad›n çal›flanlara biçilen ifl pozisyonu ço¤unlukla: moda, magazin, aile, kad›n ve çocuk bölümleridir. Bu da, egemen olan ideolojinin arac› medya arenas›nda kad›n eme¤inin konumlan›fl›n›, cinsiyetçi anlay›flla yans›tmaktad›r. Sonuç olarak, kad›n›n toplumsallaflmas›, birey olmas› önünde ciddi bir engel teflkil eden bu istismar ve hak ihlalleri, bilince ç›kart›l›p biz kad›nlar taraf›ndan teflhir edilmedikçe, bununla mücadele de mümkün olmayacakt›r.Uluslararas› çapta olan medya cinsiyetçili¤i, kifliliksizlefltirilip, nesnelefltirilen kad›n profili, bütün de¤erlerin pazara sunuldu¤u kapitalist iliflki ortam›nda, gökyüzünün di¤er bir yar›s› olan kad›n, toplumsal bir birey olma bilinciyle, buna karfl› duruflunu, mücadelesini ezen-egemen ideolojinin varoldu¤u her alanda sürdürmelidir.


Demokratik Kad›n Hareketi

BÜLTEN‹

Demokratik Kad›n Hareketi

PANORAMASI

D

emokratik Kad›n Hareketi Giriflimi olarak 2003 y›l›nda bafllatt›¤›m›z mücadelemizde önemli bir dönemeç olan “Kurultayla örgüte, örgütle özgürlü¤e” fliar›yla 26-27 fiubat 2005 tarihinde örgütledi¤imiz kurulufl kurultay›m›zla amaç ve taleplerimizi netlefltirerek giriflimden harekete evrilen nitel bir ad›m att›k. Emperyalizmin, demokrasi ad› alt›nda dünya haklar›na terör, iflgal, yoksulluk ve daha çok sömürüyü getirdi¤i ve kitlelerin bilincini yine emperyalistlerden medet umar bir duruma sok2005 y›l› 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nü ABD ve AB emperyalizminin kendi ülkelerindeki kad›nlara bile umut vaat etmeyen sahte demokrasi ve özgürlük söylemlerine karfl› durarak gerçek demokrasinin ve özgürlü¤ün ancak kad›n›n kendi eme¤ine, bedenine, kimli¤ine sahip ç›kan örgütlülü¤ü ile gerçekleflebilece¤i bilinciyle “Ba¤›ms›z Bir Ülkede Özgür Kad›nlar Olarak Yaflamak ‹stiyoruz!” fliar›yla örgütlü oldu¤umuz birçok ilde coflkuyla kutlad›k. Ancak ‹stanbul’ da yo¤un çabam›za ra¤men 8 Mart üç ayr› flekilde, üç ayr› alanda kutland›. Bu olumsuzlu¤a 17

tu¤u böylesi bir süreçte, ezilen ve bask› gören tüm kad›nlar›n gerçek demokratik mücadelelerini örgütlemek, Demokratik Kad›n Hareketinin inflas› için at›lan önemli bir ad›md›. ‹ki gün boyunca tart›flt›¤›m›z, hüzünlendi¤imiz, güldü¤ümüz ve halaylar›m›z› çekti¤imiz, sloganlar›m›z› hep beraber coflkuyla att›¤›m›z böylesi bir kurultayla örgütlülü¤e ad›m atmak özgürlülü¤e olan tutkumuzu artt›rm›fl, cüretkâr ruhumuzu yeniden atefllemifltir.u

ra¤men, 6 Mart 2005’te Beyaz›t Meydan›’nda güvenlik güçlerinin tüm engelleme ve müdahalelerine ra¤men “8 Mart ‹syand›r, ‹syan›m›z› Örgütleyelim” fliar›yla 8 Mart alan›na emekçi kad›n›n rengini, istemini, coflkusunu tafl›may› baflard›k.u


Demokratik Kad›n Hareketi

BÜLTEN‹

Yoksul, emekçi halk›n, özellikle çal›flmak isteyen kad›nlar›n çocuklar›n› sa¤l›kl› bir flekilde b›rakabilecekleri, çocuklar›n sosyal beceri ve geliflimlerini sa¤layacak yerlerin olmas› yönündeki taleplerini göz önünde bulundurarak Sar›gazi Beldesi’nde 2005 A¤ustos ay›nda “Krefl hakk›m›z› istiyoruz” fliar›yla imza kampanyas› bafllatt›k. Sonras›nda toplanan imzalar› ilgili kurulufllara teslim ederek istemimizin takipçisi olaca¤›m›z› belirttik. u

urulufl kurultay›m›z›n ard›ndan ba¤›ms›z, politik bir kitle hareketi olma iddias›yla kad›n kitleleriyle buluflarak, kad›nlar› inisiyatifli k›lmak için “De¤iflmek ve De¤ifltirmek ‹çin Örgütlü Mücadeleye” fliar›yla 15 Eylül 2005 tarihinde tan›t›m ve örgütlenme kampanyas› bafllatt›k. Kampanyan›n bir amac› Demokratik Kad›n Hareketi’nin amaçlar›n› ve hedeflerini kad›nlarla paylaflarak kad›n kitleleri içerisinde böylesi bir hareketin gereklili¤i bilincini gün ›fl›¤›na ç›kartmakt›. Kampanyan›n di¤er bir amac› ise kad›n kitlesine Demokra-

K

18

tik Kad›n Hareketi’nin onlar›n d›fl›nda birkaç öncü kad›n›n oluflturdu¤u bir hareket de¤il, ancak kendilerinin de içinde bulunmas› ve bu örgütlülü¤ün öncüsü olmas› durumunda gerçek politik bir kad›n kitle hareketine dönüflerek çözüm olabilece¤ini kavratabilmekti. Bu do¤rultuda birçok yerelde ev toplant›lar› ve kad›nlar›n kurtuluflunun yine onlar›n mücadelenin öznesi olmas›yla mümkün olaca¤› gerçe¤ini a盤a ç›kararak, kurdu¤umuz iliflkileri örgütlül¤ümüze tafl›yarak kampanyam›z› baflar›yla sonland›rd›k. u


Demokratik Kad›n Hareketi

09 Kas›m 2005 tarihinde fiemdinli’de bulunan bir kitap evine at›lan bomba, fiemdinli halk›n›n toplu direnifli sonucu egemenlerin surat›nda patlad› ve “derin devletin” devletin ta kendisi oldu¤u Susurluk olay›ndan sonra bir kez daha gözler önüne serildi. Olaydan sonra Kürt halk›n›n tepkileri egemenlerce bast›r›lmak, susturulmak istendi. Bizim d›fl›m›zda birçok kad›n örgütünün ve Demokratik Kitle Örgütleri’nden, çeflitli partilerden kad›nlar›n da içerisinde yer ald›¤› “Halklar›n Kardeflli¤i için Kad›n ‹nisiyatifi” olarak fiemdinli’de geliflen olaylara protesto etmek ve Kürt halk›n›n yan›nda oldu¤umuzu duyurmak için çeflitli bas›n aç›klamalar› ve etkinlikler düzenledik. Van, Hakkâri ve fiemdinli’de yaflanan olaylara karfl› tavr›m›z› belirtmek ve fiemdinli halk›yla dayan›flmak amac›yla bir inceleme heyeti oluflturup 20 Kas›m 2005 tarihinde fiemdinli’ye u¤urlad›k. Sonras›nda fiemdinli’ye giden inceleme heyeti, ‹nsan Haklar› Derne¤i’nde düzenlenmifl oldu¤umuz bas›n aç›klamas›nda haz›rlanan raporu bas›na ve kamuoyuna sundu. u

Kad›n›n kendisine örülen dört duvar› y›karak, toplumsal mücadelenin öznesi olmaya bafllamas›yla birlikte egemen s›n›flar emekçi haklar›n özgürlük mücadelesine kat›lan kad›nlar› taciz ve tecavüzle bask› alt›nda tutmaya ve örgütlenmelerini bast›rmaya çal›flmaktad›r. Gülbahar, Tu¤ba, Derya’dan sonra, 12 Aral›k 19

BÜLTEN‹

Çeflitli kad›n örgütlenmeleriyle 25 Kas›m 2005 günü “Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Dayan›flma ve Mücadele Günü”ne yönelik Taksim Gezi park›ndan bafllayarak Galatasaray Lisesi’ne kadar sloganlar ve alk›fllarla yürüdük. Dominik Cumhuriyeti’nde 25 Kas›m 1960 tarihinde diktatörlü¤e karfl› mücadele yürüten Mirabel k›zkardefllerin u¤rad›¤› fliddetin günümüzde de devam etti¤i, tüm bu engellemelerin kad›n mücadelesini engelleyemeyece¤i vurguland›. DKH olarak “25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Dayan›flma ve Mücadele Günü” için 27 Kas›m 2006 tarihinde Taksim Galatasaray Postanesi önünde bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdik. Bas›n aç›klamam›zda; fiemdinli, Yüksekova ve Mersin'de sokak ortas›nda infazlarla insanlar› öldüren düzenden özgürlük ve eflitlik beklemedi¤imizi, fliddetin son buldu¤u, kad›nlar›n özgür oldu¤u bir dünyan›n bizim mücadelemizle gelece¤ini belirterek özgürlük mücadelesi veren kad›nlara yönelik her türlü fliddeti k›nad›k ve 15 Eylül 2005 itibariyle bafllatt›¤›m›z “De¤iflmek ve de¤ifltirmek için örgütlü mücadeleye” fliar›yla DKH tan›t›m kampanyam›z› sonland›rd›¤›m›z› aç›klad›k. Çeflitli kad›n örgütlenmeleriyle 25 Kas›m 2005 günü “Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Dayan›flma ve Mücadele Günü”ne yönelik Taksim Gezi park›ndan bafllayarak Galatasaray Lisesi’ne kadar slogan-

2005 tarihinde Sevda Ayd›n da Aksaray Yusufpafla Dura¤›ndan kaç›r›larak, tecavüze u¤ram›flt›r. Çok say›da kad›n örgütüyle bir araya gelerek Sevda Ayd›n’a destek olmak ve politik kad›nlara yönelik uygulanan her türlü fliddete karfl› mücadele edece¤imizi, 31 Aral›k 2005 tarihinde Aksaray Yusufpafla Dura¤›’nda gerçeklefltirdi¤imiz bas›n aç›klamas›yla kamuoyuna duyurduk. Yine 1 Ocak 2006 tarihinde içinde yer ald›¤›m›z baz› kad›n örgütleriyle birlikte, Gazi Kad›n ‹nisiyatifi ad›na, Gazi Mahallesi’nde Sevda Ayd›n için destek yürüyüfl düzenledik... u


Demokratik Kad›n Hareketi

BÜLTEN‹

Çorap iflçisi kad›nlarla 8 Mart’a dair... 8 Mart tarihi size ne ifade ediyor? 8 Mart resmi tatil olsun mu? 8 Mart’a sadece kad›nlar m› kat›lmal›?

Cemile (38) 8 Mart tarihi Dünya Kad›nlar Günü’nü hat›rlat›yor. O günün bende pek fazla anlam ifade etti¤ini söyleyemem. Çünkü o günde kad›nlar alanlarda buluflurken ben mitinge gidemiyorum. Çünkü eflim bana izin vermiyor. 8 Mart resmi tatil olarak ilan edilsin. 8 Mart’ a sadece kad›nlar kat›lmal› erkekler de destek vermelidir. Meryem (22) Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nü ifade ediyor. 8 Mart’ta

alanda olaca¤›m. Di¤er emekçi kad›nlar›m›zla buluflmak bizim için anlaml›. 8 Mart hafta içine gelmesine ra¤men koflullar›m›z› zorlay›p o gün alanlarda olaca¤›z. Kad›nlar›n o gün daha fazla kitlesel kat›lmalar› ve kendini alanlarda ifade etmeleri için resmi tatil olarak ilan edilmesi gerekiyor. Kad›nlar her zaman eziliyorlar. fiirin (26) 1876 y›l›nda tekstil iflçilerinin kazand›¤› mücadeleyi ve Clara Zetkin’i hat›rlat›yor. 8 Mart 20

mitingine kat›lmay› düflünmüyorum. O gün kad›nlar haklar›n› kazanmak için orada olacaklar, oysa ben en temel gereksinim olan iflimden at›lmak istemiyorum. Çünkü hafta içinde olursa ben iflimden izin alamam ve riski göze alamam. Resmi tatil edilmesi gerekiyor benim gibi iflinden at›lma korkusu yaflayan bir sürü kad›n var. Bu kad›nlar› 8 Mart’ta alanlara toplamak için resmi tatil ilan edilmeli. Erkeklerin de 8 Mart’ta yan›m›zda olmalar› gerekiyor. Onlar bizim önümüzde bir set olarak durmamal›-


Demokratik Kad›n Hareketi

lar, yan›m›zda bizimle birlikte yürümeliler.

“...Emekçi Kad›nlar Günü can ve kan paha s›na kazan›lm›fl bir gündür. Sadece 8 Mart’la s›n›rl› kalmas› n› istemiyorum. Çünkü 8 Mart insanca yaflama hakk›n› elde etmek için mücadele eden kad›nla r›n bedelleri üzerine oturtulmufl bir gündür. Günümüzdeki ifl koflul lar›na bakt›¤›m›zda, çok zor, y›prat›c› ve bir o kadar afla¤›lay›c› ifl ko flullar›nda çal›flmak zo runda b›rakt›r›lm›fl›z. “‹nsanca yaflam için, örgütlü mücadele” fli ar›m›z olmal›...”

Fatma Uygur (57) Kad›nlar›n›n hakk›n› istedi¤i bir günü ifade ediyor. Kad›nlar çok eziliyor. Biz eflit haklar istiyoruz. Kad›nlara hor bak›lmamal›, erkeklerin bask›s›na maruz kalan biz kad›nlar art›k bu bask›lar›n son bulmas›n› istiyoruz. Kad›n-erkek eflitli¤i istiyoruz. 8 Mart’a kat›lmak istiyorum, fakat hafta içine geldi¤i için bir taraftan da patron bask›s› yafl›yorum. Acaba iflimden at›l›r m›y›m endiflesi var. Erkekler bu toplumda hep asl›nda güçlü olan kad›nlar› zay›f görür. Kad›na “sen kad›ns›n” der. Burada bu söz kad›n› zay›f gören bir anlay›flla söylenir. Oysa kad›n fedakard›r. Kad›n isterse güçlü olabilir. 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü resmi tatil olarak ilan edilsin. Hafta sonu zaten bir gün tatilimiz var. Sadece kad›nlar kat›lmamal›, erkekler de kat›lmal›. Biz eflitlik istiyoruz. Biz asla erkeklerle ay›r›m yapm›yoruz, ama erkekler bizim için yap›yorlar. Yazgülü (iflçi) 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nü hat›rlat›yor. 1857 y›l›nda 40.000 kad›n dokuma iflçisi uzun iflgünü ve ucuz ifl ücretlerini protesto etmek için greve gider. ‹flçi kad›nlar›n yapt›¤› bu grev kanla bast›r›l›r, 129 kad›n›n katledilmesi sonucu kazan›lan bir zaferdir. Kad›n›n ikinci cins olarak görüldü¤ü, ucuz ifl gücü olarak alg›land›¤› gerici toplumsal yap› içerisinde ezildi¤i 21

BÜLTEN‹

s›n›fl› toplumlarda, kimli¤ini kazanmaya yönelik, mücadelesinde ileriye at›lm›fl güçlü bir ad›m olarak görüyorum. Çünkü Emekçi Kad›nlar Günü can ve kan pahas›na kazan›lm›fl bir gündür. Sadece 8 Mart’la s›n›rl› kalmas›n› istemiyorum. Çünkü 8 Mart insanca yaflama hakk›n› elde etmek için mücadele eden kad›nlar›n bedelleri üzerine oturtulmufl bir gündür. Günümüzdeki ifl koflullar›na bakt›¤›m›zda, çok zor, y›prat›c› ve bir o kadar afla¤›lay›c› ifl koflullar›nda çal›flmak zorunda b›rakt›r›lm›fl›z. “‹nsanca yaflam için, örgütlü mücadele” fliar›m›z olmal›.Bu sene 8 Mart’›n hafta içine gelmesi elbetteki biz kad›nlar›n iflyerinde izin al›p ç›kmas› zor olacakt›r. Fakat biz kad›nlar özgürlükten çok dem vuruyoruz bu günü de kazan›lm›fl özgürlüklerin bir parças› olarak alg›lamak ve pati¤imize öyle yans›tmam›z gerekiyor. Çünkü özgürlük emekse bu günün emekçi kad›nlar›n eme¤iyle nak›fl nak›fl örüldü¤ü bir gün olarak görmemiz gerekmez mi? 8 Mart’›n resmi tatil olmas› gerekiyor. Bir taraftan gerçekten kazan›lm›fl bir hakk›n mücadelesi için alanlara ç›karken, di¤er taraftan senin en zorunlu olan ifl imkan›n›n elinden al›nma korkusu elbetteki çeliflkilidir. 8 Mart’ta sadece kad›nlar de¤il erkekler de kat›lmal›, çünkü onlar da eziliyorlar. Fakat bu günü kad›nlar›n sahiplenmesi daha anlaml›d›r. Kad›n bu toplumda iki kez eziliyorsa, erkekten daha fazla mücadele etmesi gerekmez mi?


Demokratik Kad›n Hareketi

Berna Ünsal:

Kod ad› 8 Mart; Yasad›fl› ve Militan

K

avgay›, sevday› ve aflk› yasad›fl› yaflam›fl olan bir kad›n› anlatmak militanca bir cesaret ister. Yasad›fl› sularda gezmek gerekir. Bir insan›n ölümünün baflka bir insan› cüretkarl›¤a sürüklemesi ölümün sonland›ramad›¤› bir tayin ediciliktendir. Bir kad›n›n yaflam› kadar ölümünün de kad›nlar›n politik olarak öncüleflmesinin önünü açan durumlar›n tarihte çok az örne¤i vard›r. Onu anlat›rken bile döne döne yazd›klar›n› okuma ihtiyac› bundan ba¤›ms›z de¤ildir. “Ölmeye de¤il, özgürleflmeye, u¤runa ölünesi bir aflkla ba¤lanmaya haz›r m›y›z?” diyerek bizi davet etti¤i bu kavga kad›nlar›n yüre¤ine, sevdas›na ve bilincine öyle bir bulaflt› ki.. Belki de bu kad›nlar yaflamlar›n›n en büyük mutlulu¤u kadar en büyük mutsuzlu¤unun tohumlar›n› atm›fl oldular. Çünkü hiçbir fley eskisi gibi olmayacak art›k. Kad›n›n erkek iktidar›yla daha da önemlisi kendisindeki erkekle hesaplaflmas›, bin y›llar›n tarihsel sonuçlar›n› kendinde muhasebesini yapma çabas›, aflma ve iktidar› yok etme arzusu, yaflam›nda sürekli bir çat›flmay› zorunlu k›lacakt›r. Bu çat›flma içerisinde kad›n bazen yenik düflecek, bazen yorgun düflecek, bazen mut-

luluk sarhofllu¤u ve yan›lsamas› içinde savrulacak, bazen de gökyüzünü fethedercesine coflkuyla dirilecektir. Yani bir hayli zorlu olacakt›r. Bilince ç›kartt›¤› bu kavgadan vazgeçerse yaflam›n›n en derin m u t s u z l u l u ¤ unu yaflamas›

kaç › n › lmazd›r. Evet çat›flma ve mücadele kaç›n›lmaz… Fikirsel öncülü¤ünü Berna’n›n yapt›¤› Demokratik Kad›n Hareketi mücadelesi, bu çat›flmada özne ve öncü olma çabas›ndan, bilinci ve yüre¤i ayd›nlanm›fl kad›nlar›n somut müdahalesinden baflka bir fley de¤ildir. Farkl›laflm›fl, ayr› düflmüfl, kendiyle ve iktidarla hesaplaflan kad›nlar›n örgütlenerek bu çat›flma 22

BÜLTEN‹

“Evet ben gidiyorum, kanatlanabilirim, kanatlar›mda mutlu bir mavilik olur. bulut bulut olurum...” (Berna Sayg›l› Ünsal) sürecini k›saltma özlemidir Demokratik Kad›n Hareketi. ‹flte Berna’y› anlatmak bu özlemi, bu mücadeleyi anlatmak ve anlamland›rmaktan geçiyor. Çünkü bizi davet etti¤i bu kavgan›n yengileri, yenilgileri, diriliflleri, yorgunluklar› yaratm›flt› Berna’y›. Ve kendisindeki derinlik ve bilgelik tam da söyledi¤i gibi özgürleflmeye, u¤runa ölünesi bir aflkla ba¤lanmas›ndan geliyordu. Bu nedenle özgürlü¤e olan aflk›m›z u¤runa att›¤›m›z her ad›mda Berna’y› görece¤iz, yaflayaca¤›z, yani Bernalaflaca¤›z. “bu ülkem dedin, da¤la r›m…bu da nabz›m iflte giderken bu türküyü b›rakt›n söylensin di ye da¤›tt›n yeryüzüne, o ateflkes siz direnmeni düfltün günlüklerini gö¤sümüzün sol yan›na bir ömür gülümsetti¤in yüze ölüm mü dü fler baflkald›rd›n ve aflk›n künye sine yazd›m seni flaka¤›nda ince bir s›z›nt›, sesin eflatun ve kahve rengi türkülere kesilmifl dudakla r›m ihtilal gülüflü çocuklar tafl› yor kimli¤ini kat›l›p flafa¤›na kavgalar›n, susmuyorsun sevmek en iyi flimdi…dövüflmek yine flim di sol yan› gö¤sümüzün unutmaz bir daha seni” (Mayakovski) u


Demokratik Kad›n Hareketi

BÜLTEN‹

Tarih sayfalar›ndan:

Kad›n sözleri... “Benim tan›m›ma göre feministler, kad›nlar›n içinde bulundu¤u flartlar›, s›n›f mücadelesiyle ba¤lant›l› olarak ama ayn› zamanda da ondan ba¤›ms›z olarak, toplumun bir bütün olarak de¤iflmesine ba¤›ml› k›lmadan, de¤ifltirmek için mücadele eden kad›nlar, hatta erkeklerdir. Bu anlamda bugün bir feminist oldu¤umuz söylüyorum, çünkü sosyalizme iliflkin düfllerimiz gerçekleflmeden önce, burada ve flimdi kad›nlar›n somut durumlar› için mücadele etmemiz gerekti¤ini fark ettim. Ayr›ca, sosyalist ülkelerde bile kad›nla erkek aras›nda eflitli¤in sa¤lanmad›¤›n› gördüm. Bu nedenle kad›nlar kendi kaderlerini kendi ellerine almal›lar. Kad›nlar›n kurtuluflu hareketine iflte bu yüzden kat›ld›m.” Simone de Beauvoir “Biz siyaset sözcü¤ünün gerçek anlam›nda, insan toplulu¤unun hayat› ve grup iliflkilerinin tümü üzerine düflünme anlam›nda siyaset yap›yorduk. Bu erkeklerin anlad›¤› anlamda siyasetten, yani iktidar› ellerinde bulunduran erkek az›nl›¤›n›n kendi

içindeki iktidar mücadelesinden çok farkl› bir siyaset mücadelesiydi. Kad›nlar bu tür siyasete hakl› olarak ‘erkek ifli’ derler. Gerçekten de bu tür siyaset, kad›nlar›n s›rt›ndan erkekler aras›nda yap›l›r.” Anne Tristan Kad›n›n ihtiyac› olan fley, kad›n olarak davranmak ve yönetmek de¤il, do¤an›n bir parças› olarak geliflmek, bir ak›l olarak kavranmak, bir ruh olarak özgürce, k›s›tlanmadan yaflamak ve do¤ufltan sahip oldu¤u güçleri a盤a ç›karmakt›r.” Margeret Fuller Kad›nlar›n ezilmesini, bask›n›n temel kaynaklar›ndan biri olarak görmeyen bir kuram›n ‘sosyalist’ bir kuram oldu¤unu kabul edemem.” Lynne Segal “Kad›na hiçbir yerde, çal›flmas›n›n karfl›l›¤› verilmiyor, ona cinsel bir nesne olarak davran›l›yor. O yüzden, varolma hakk› için, nerede olursa olsun konumunu koruyabilmesi için, cinsel 23

lütuflar sa¤lamas› hemen hemen kaç›n›lmaz. Bunun için kendini evlilik içinde ya da d›fl›nda tek bir erke¤e satmas›yla, birden çok erke¤e satmas› aras›ndaki fark bir derece fark›ndan ibaret. Reformcular›m›z bunu kabul etseler de etmeseler de, kad›n›n ekonomik ve sosyal yönden afla¤› bir konumda olmas› fuhufla yol aç›yor.” Emma Goldman “Anlay›flta, al›flkanl›klarda, yaflam biçiminde, hep yeniden yeniden, kad›n›n, anal›k ba¤› dolay›s›yla erke¤in ilk ve en eski mülkü haline gelmesi ortaya ç›kar.‹flte bu yüzden biz,yaln›z kad›n›n köleli¤inin kaynakland›¤› sosyal iliflkileri de¤ifltirmek zorunda de¤il, ayn› zamanda insanlar›n beynini de erkeklerin de kad›nlar›n da geleneklerin karabas›n›ndan kurtarmak zorunday›z.” Clara Zetkin u


Demokratik Kad›n Hareketi

BÜLTEN‹

Kad›nlar ‹klimini Ar›yor Öykü o¤uk bir ‹stanbul gecesiydi. Sis bütün flehri alabildi¤ine kaplam›fl, gökyüzündeki y›ld›zlar koca flehri hüzünlü bir yaln›zl›¤a b›rak›p çoktan baflka bir ülkenin gö¤ünde parlamak üzere yola koyulmufllard›. Bu so¤uk ve sessiz gecede bir kad›n, evinde bir masan›n bafl›nda öylece yapayaln›z oturmufl, üflüyen ellerini, kuruyan dudaklar›n› büzerek ç›kard›¤› buharla ›s›tmaya çal›fl›yordu. Kad›n yaln›zd›, yaral›yd›. Biten bir beraberli¤in ertesi günüydü. Ev sessizdi, bu sessizlik yüre¤ini a¤r›t›yordu. Düflündü; insan›n en a¤r›yan yeri yüre¤iydi. Hiç bilmiyordu bu ac›y›. Elleri gibi yüre¤i de titriyordu. Bu yaln›zl›kla nas›l mücadele edebilirdi ki. yeni bir bafllang›ç ama nas›l ? Mehmet Onun hayat›n›n odak noktas›yd›. Onunla büyümüfltü, onunla kök salm›flt› mutlulu¤a… ‹lklerini düflündü. Mehmet’e dair ne çok ilkleri vard›. ‹lk kez birine duyulan sonsuz güven, ilk kez en derinlerinde duydu¤u aflk, elini aya¤›na dolayan heyecan, ilk kez bafl konulup a¤lan›lan omuz, ilk dokunufl, ilk öpüfl … fiimdi kime sar›lacakt›. Neredeydi ona güven veren Mehmet’in koca esmer elleri. Düflündü kalbim o ellere mahkum. Kokusunu an›msad›, burnu ac›yla s›zlad›. Portakal m› kokard› ne, alabildi¤ine meyve bahçesi… Gazete, kitap okudu¤u koltu¤a tak›ld› gözleri, ne çok okurdu. Sonra tart›fl›rlard›; ülke meselelerinden, pahal›l›klardan, adaletsizliklerden, eflitsizliklerden.

Hele televizyon aç›l›p haberler izlenirken birbirlerine bakar, bu düzen de¤iflmeli ve bu de¤iflim mücadelesinin birer parças› olmal›y›z derlerdi birbirlerine. Sonra eylem eylem koflturur, barikatlarda yan yana patlat›rlard› sloganlar›. K›z›l bayraklar sallarlard›. Mehmet, Zozan’a döner ”Saçlar›n da ayn› tafl›d›¤›n bayrak gibi k›z›l, sen benim kalbimin k›z›l saçl› bac›s›s›n” derdi. Zozan gülümser bak ne çok k›z›l saçl› bac›lar›m›z var derdi. En mutlu çocuklar gibi a¤›z dolusu gülerdi. ‹nançl›yd›, kararl›yd›, sevdal›yd›. Yar›n›n düflünün neferlerinden biriydi. Hem o düfle hem de Mehmet’e sevdal›yd›. Ama Mehmet gitmiflti. Kitap okudu¤u koltuk bofltu. Sadece haber kanallar›n›n inatla izlendi¤i televizyon, haber saatlerinin tamda zaman› oldu¤u halde kapal›yd›. Yatakta bir yast›k eksilmiflti. Zozan o yata¤a yatam›yordu. Sevdal›s›n›n kokusu her yere sinmiflti, söküp atam›yordu. O bofllu¤a tahammül edemiyordu. Hani her sabaha birlikte uyanacaklard›. fiimdi ben gülerek hangi sabaha uyan›p, kime kahvalt› haz›rlayaca¤›m diye düflündü. Art›k mantarl› omlet yapmayaca¤›m diye söylendi. Zozan duvara dayal›, tellerini daha birkaç gün önce Mehmet’le birlikte de¤ifltirdikleri gitar› eline ald›, çalmaya bafllad›. Dilinden k›r›k dökük “Yoldafl senin bir gülüflün, bir dostunun yaras›n› saram›yorsa art›k, sen art›k kendin de¤ilsin” m›sralar› döküldü. Ard›ndan “Y›ld›zlar› bast›r ya24

ralar›na” deyip sustu. Gitar› usulca bir köfleye koydu. Yorulmufltu, kaç gündür bo¤az›ndan do¤ru dürüst bir fley geçmiyordu. Dostlar›n› bile arayam›yordu. Sanki her numara Mehmet’e düflecek, telefona o ç›k›p “efendim” diyecekti. Zaten kimseler de onun bu halini bilmemeliydi. O güçlü bir kad›nd›. Onu herkes böyle tan›m›flt›. Ne polis coplar›, ne de gözalt›lar, ne yitirilen canlar onu böylesine geriletip, umutsuzlu¤a sürüklememiflti. Kendiyle ince bir hesaplaflma içindeydi. Kalkmal›, silkinmeli, eskisi gibi dimdik durabilmeliydi. Ama nereden bafllamal›, nas›l yapmal›yd›? Zozan eme¤e inan›yordu. Paylafl›ma, özveriye, fedakarl›¤a inan›yordu. Mehmet’e emek vermiflti. Mehmet kavgan›n içinde bir insand›. Yoldafl›yd›, sevdal›s›yd›. Ondan çok fley ö¤renmiflti. O beklenilen günü birlikte karfl›layaca¤› adamd›. Ama bir yol ayr›m›na gelmifller, tükenmeye, tüketmeye bafllam›fllard›. Zozan kendini ortaya koymufl, savaflm›fl ancak inanc›n› yitiren sevdal›s›n›n gidifline engel olamam›flt›, kaybetmiflti. Zozan bir tercih yapmal›yd›. Ya inand›¤› gibi yaflamal› ya da yitip gitmeli, düflünü kurdu¤u yar›nlara ihanet etmeliydi. Evet Zozan bir karar vermiflti. O yar›n› seçmiflti. Yar›nlar›n düflünün yarat›lma mücadelesinde mihenk tafllar›ndan biri olmay› seçmiflti. Peki o zaman neyin nesiydi bu hüzün, bu dayan›lmaz ac›, gözyafl›…


Demokratik Kad›n Hareketi

Günler birbiri ard›na ayn› sarmal yaln›zl›kla, ayn› mekanda, herkesten ve her fleyden uzak geçiyordu. Zozan an›lara gömülmüfl, an›lar›n b›çak s›rt›nda her gün biraz daha kanatarak kendini ayakta kalmaya çal›fl›yordu. ‹mgeler, u¤ultular, bo¤aza dü¤ümlenen sözcükler, bir foto¤raf karesi, bir flark›, bir fliir, bir not, o ›fl›¤›n dam›t›lmad›¤› evde a¤lama nöbetlerinin davetçisiydi.En çok rahats›zl›¤›n› duydu¤u fley flimdi Zozan’›n yaflam›yd›. Zozan ikilemlerin girdab›nda yedi¤i k›rbaçlarla kendini teslimiyete b›rakmamak için ç›rp›nan yaral› bir kad›nc›kt›. Kendine ac›may› b›rakmal›yd›. Kendi ac›s›n› y›¤›nlar›n ac›s›yla buluflturup, kurtuluflu y›¤›nlar›n kurtuluflunda aramal›yd›. O, buna yabanc› de¤ildi. fiimdi bir yol ayr›m›ndayd›: fiimdi O, olanla olmas› gerekenin tarih sahnesindeydi. Ve O’na tarihin ö¤retti¤i fleyi iyi biliyordu. Muhakkak buluflacakt›, iliklerinde dolaflan gerçeklikle, özüyle… Evet, Mehmet’in özlemini, yüre¤inin en derinliklerinde duyuyordu ama, özlemini bütün sanc›s›yla duydu¤u bir baflka fley daha vard›. Hayatta oluflunun O’na dayatt›klar› vard›. Zozan özünü özlemiflti. Günlerdir gözlerinde par›ldamayan ›fl›lt›y› özlemiflti. Zozan düflünü, kavgay›, mücadeleyi, yazmay› özlemiflti. Düflündükleri O’nu, en a¤›r hastalar gibi yatt›¤› yataktan kalkmaya zorlad›. Cam› açmaya, içeriye ›fl›¤› davet etmeye zorlad›. Kalkt› Zozan yataktan, aynaya bakt›, irkildi; ne kadar mutsuz, ne denli da¤›n›kt› yüzü. Dokundu yüzüne, bütün çizgilerini okflad›, sevdi o çizgileri her fleyiyle. Konufltu aynadaki yüzüyle. ‘Aflk neydi’ diye sordu ona, cevap verdi aynadaki yüz; ‘Aflk hayatla, mücadeleyle, insanla buluflan yaln›zlaflman›n ad› de¤il, ço¤alman›n ad›yd›.’ Zozan, onu bu yan›lg›lara, hüzünlere, umutsuzlu¤a düflüren aflktan kurtaracak olan›n

daha büyük bir aflk›n varl›¤› oldu¤unu biliyordu. O aflk, hayatla, insanla buluflan, yar›nlara duyulan aflk›n, de¤iflim aflk›n›n ta kendisiydi ve bu aflk yaflamla buluflmal›, yalan› soyunup bütün gerçekli¤i giyinmeliydi. Zozan, bütün bu yo¤unlaflmalar›n içindeki de¤iflmelerin, düflüncelerin ve gerçekliklerin fark›na varman›n coflkusuyla salondaki masaya do¤ru yürümeye bafllad›, masada onun çok iyi tan›d›¤› iki dostu hasretle beklemekteydi. Zozan da onlar› özlemiflti. Onlar eski aflinalar›yd›. Masan›n bafl›na oturdu. Gözleri masada duran bofl karalama ka¤›tlar›yla, dolma kalem aras›nda usulca gidip geliyor, yüzünde bir çocuk telafl› al›p bafl›n› gidiyordu. Bu telafl› gizlemek ister gibi hafifçe bafl›n› kald›r›p, camdan d›flar›y› seyre dald›. Belli belirsiz kar ya¤›yordu. ‹nsan›n kemiklerini dolduracak bir ayaz vard› d›flar›da. Aniden ürperdi. Üflümüfltü ama onu üflüten kar›n ya¤›fl› de¤il, bu so¤uk havada d›flar›da kalan var m›d›r? sorusunun beyninde ac›yla patlamas›yd›. Muhakkak küçücük elleri ve ayaklar›yla ›s›nmak için birbirlerine iyice sokulmufl flehrin herhangi bir yerinde, öylece kendi yaln›zl›klar›na gömülmüfl sokak çocuklar› olmal›yd›. Bir köprü alt›nda donmaya yüz tutmufl bir adam, bir bankta k›vr›lm›fl yatan bir kad›n… Bafl›n› öylece yüzüne as›l› kalan bir hüzünle tekrar masaya do¤ru indirdi. Düflünmeye çal›fl›yordu. Ard arda kendine sorular soruyordu. Neden bu yaln›zl›k, bu umursamazl›k, bu içler ac›s› yoksulluk neden. O, bu ac›lar›, ekmek için ba¤›ran, yaflam flartlar› iyilefltirilsin diye ba¤›ran iflçilerde görmüfltü. Haklar› için ba¤›ran memurlarda, en zor flartlarda okumaya çal›flan iflçi, emekçi, yoksul ailelerin çocuklar› olan ö¤rencilerin, paras›z e¤itim için hayk›rmalar›nda da bu ac› bu isyan yok muydu? O bu ac›y›; tö25

BÜLTEN‹

remiz budur diye; baba elinde, töre dilinde ömrüne devrile devrile katledilen nice kad›n›n hüzünlü yüzlerinde de görmüfltü. Zozan’›n kendisi de köyü yak›l›p, topra¤›ndan sürgün edilen bir çocuk de¤il miydi? Zozan’›n bedeni, ruhu derin sanc›lar duyuyordu. Bütün gerçeklerle yüzlefliyor, yaflanan bütün ac›lar› ta yüre¤inde hissediyordu. Zozan k›zg›nd›, Zozan öfkeli, Zozan da¤larda kara inat açan bir kardelen çiçe¤iydi. Zozan kendiyle, kimli¤iyle bulufluyor, tan›yordu kendini. fiimdi o Mehmet’in de¤il bütün ezilen halklar›n k›z›l saçl› bac›s›yd›. Yaln›z de¤ildi. Bir sürü anas›, babas›, o¤ullar›, k›zlar›, dostlar› vard›. O ayn› düflü kuran milyonlar›n bir parças›yd›. Zozan heyecanla kalkt› masadan, oda sessiz de¤ildi art›k. Sanki milyonlar onun evine dolmufl, türküler söylüyordu. Zozan’›n ela gözleri yaflla doldu. Beyaz pürüzsüz teninden akan yafllar› çenesinden kavray›p sildi. Ne yapmas› gerekti¤ini biliyordu, yazmal›yd›. Durmadan yazmal›. Zozan irkildi, h›zla masaya kofltu. Eline sigara paketini al›p uzun uzun bakt›. ‹çinden birini seçip ç›kard›, yavaflça yakt›, derin bir nefes çekti, gözlerini yumup bütün duman› üfleyip, sigaray› kül tablas›n›n köflesine ilifltirdi. Hafifçe yalpalay›p oturdu sandalyeye, ellerini sertçe birbirine vurup gülümsedi. Kollar›n› iyice s›y›rd›. Karalama ka¤›tlar›ndan birini itinayla eline al›p, düzgünce önüne koydu ve hiç düflünmeden kalemi eline ald›. Karar vermiflti, bütün cevaplar› bulmufltu. Art›k ne yapmas› gerekti¤ini biliyordu. Delice evin içinde, masan›n bafl›nda hayk›rd›: en çok da kad›nlar yazmal›yd›. Ve ilk sat›rlar döküldü kaleminden … Kad›nlar iklimini ar›yor


Demokratik Kad›n Hareketi

BÜLTEN‹

Mücadele isteyen bir alan daha:

Sevginin en yo¤unlaflm›fl hali olarak ifadelendirilen aflk, kad›n›n özgürleflmesine güdümlü olarak yenilenir, bilinçli emek ve bilinçli bir mücadele ile de özgürleflir…

Aflk, insanl›k tarihi var oldu¤u sürece yaflayan ve yo¤unlaflan bir duygu olarak varl›k göstermifltir. ‹nsan›n do¤as› gere¤i yaflamak zorunda oldu¤u bu duygunun somutlanacak bir tarzda tarifini yapmak mümkün de¤ildir. Ancak cinslerin duygular›n› birlefltiren, duygu yo¤unluklar›n› ortak bir noktada buluflturan aflk iliflkisinde, bireylerin yön vericili¤i önem tafl›maktad›r. Kad›n›n yüzy›llardan beri süregelen ezilmiflli¤i nas›l ki kad›n› erkek egemenli¤ine karfl› mücadeleye koflulluyorsa, kad›n ile erke¤in duygusal boyuttaki iliflkisinde de bir mücadele kendisini zorunlu k›lar. Kad›n›n en büyük mücadele alanlar›ndan birisi de aflk hayat›d›r. Çünkü aflk her ne kadar insana özgü bir duygu yo¤unlu¤u olsa da insan özgürlü26

¤ünü daraltan, kad›n ile erke¤i birbirlerine ba¤›ml› k›lan, efllerin birbirlerinden ba¤›ms›z düflünmelerine engel teflkil eden yönleri de mevcuttur. Özellikle kad›n aç›s›ndan bak›ld›¤›nda tam anlam›yla bir irade ve inisiyatif sorunu bulunmaktad›r. Ba¤›ms›z düflünce üretmenin ya da ba¤›ms›z karar alabilmenin en ciddi s›k›nt›lar›n› kad›n burada yaflamaktad›r. Ancak bu aflk›n yaratt›¤› do¤al ve önüne geçilemez bir sonucu de¤ildir. Bu nedenle de aflk›n bireyler üzerindeki de¤ifltirici, yarat›c› ve gelifltirici yönlerini; gerileten, daraltan ve yaln›zlaflt›ran yönlerinin önüne tafl›mak bilinçli bir eme¤i gerekli k›lar. Feodalizmin gelenek ve görenekler k›skac›nda flekillendirdi¤i kad›n-erkek iliflkileri kad›n›


BÜLTEN‹

Demokratik Kad›n Hareketi

erke¤e ba¤›ml› k›lan, erke¤in kad›n üzerindeki egemenli¤ini kuvvetlendiren, kad›n› da erke¤i de özgürlükten olabildi¤ine uzaklaflt›ran bir gerçeklik durumu söz konusudur. Bir ülkenin sosyo-ekonomik yap›s› ve üretim iliflkileri bir bütün olarak insan yaflam›n› bu yap›lanmaya paralel olarak flekillendirir. Örne¤in; insan eme¤inin sömürüsüne dayanan kapitalist üretim iliflkilerinde aflk›n tamamen ticari temellere dayand›¤›n› görebilmekteyiz. Bu nedenle insan› eme¤ine yabanc›laflt›ran her türden dayatma ve yaflam biçimine karfl›; üretimi ve eme¤i esas alan bir dünya kurabilmek yaflam›n her alan›n›n yeniden yaratmaya gerektirir. Burjuva-feodal kültürün insan yaflam›n›n yozlaflt›ran çürümüfl, kirlenmifl ve tükenmifl karakterine karfl› yeni, insani ve berrakl›k tafl›yan devrimci bir kültürü yaratman›n mücadelesi bütünden kopmadan verilmek zorundad›r. Kad›n›n özgürleflme mücadelesini de bu bütünlük içerisinde ele almak gerekir. Yaflam prati¤i içinde ne kadar devrimci olsa da kad›n›n, aflk yaflam›nda ve duygusal iliflkilerinde mücadeleci olmaktan ziyade uzlaflan, kabullenen ve erke¤in duygusal üstünlü¤ünü içsellefltiren bir durumda oldu¤unu görebilmek mümkündür. Burada özgürlük sorunu en ince haliyle kendisini göstermektedir. Bu nedenle aflk›n, özgürlü¤ü tehdit eden yönlerine taraflar›na karfl› kiflilerin birbirleri üzerinde gelifltirici ve dönüfltürücü etkiler yaratan müdahaleci yönlerinin

a盤a ç›kmas› ve uygulanmas› gerekir. Bu da aflk›n sürekli üretimle beslenmesi, bilinçli bir emekle yo¤rulmas› ve bireylerin dönüfltürücü gücü ile özgürleflecek yeni ve devrimci bir yaflam biçimiyle yarat›lacak bir durumdur. Kad›n ile erkek aras›nda mevcut bir eflitsizlik sorunu oldu¤u için bu eflitsizlik kad›n ile erke¤in aflk iliflkisinde de varl›k gösterir. Öyle ki, bu durum kad›n›n özgürlü¤ünü ciddi bir biçimde tehlikeye düflürmektedir. ‹nceltilmifl erkek flovenizmi denilen fley kendisini en çok da bu tür iliflkilerde gösterir. Kad›n›n, erke¤in mülkü olarak alg›lanmas›na en müsait ortam özgürlü¤ün olmad›¤› ortamlard›r. Öyleyse duygular›n özgür olmad›¤› bir yerde gerçek anlamda bir özgürlükten söz etmek olanaks›zd›r. Erkek egemenli¤inin sirayet etti¤i ve kad›n›n özgürlü¤ünün teslim al›nd›¤› her yer kad›n›n mücadele alan›d›r ve aflk da bunlardan birisidir. Ancak kad›n›n, özgürleflme mücadelesinde yaflad›¤› çeliflkileri do¤ru kavramas› gerekir. Erkek ile aras›ndaki uzlaflabilir çeliflkileri y›k›c› ve yok edici bir tarzdan uzak, dönüfltürücü ve özgürleflmeye hizmet eden bir tarzda ele almak durumundad›r. Yani amaç egemenli¤in el de¤ifltirmesi de¤il tamam›yla yok edilmesi olmal›d›r. Sevginin en yo¤unlaflm›fl hali olarak ifadelendirilen aflk, kad›n›n özgürleflmesine güdümlü olarak yenilenir, bilinçli emek ve bilinçli bir mücadele ile de özgürleflir… 27

Kad›n›n yüzy›llardan

beri süregelen ezilmiflli¤i nas›l ki kad›n› erkek egemenli¤ine karfl› mücadeleye koflulluyorsa, kad›n ile erke¤in duygusal boyuttaki iliflkisinde de bir mücadele kendisini zorunlu k›lar. Kad›n›n en büyük mücadele alanlar›ndan birisi de aflk hayat›d›r.


Demokratik Kad›n Hareketi

BÜLTEN‹

ODA... ODA...

*

G

özlerini açt›¤›nda kendini bir odan›n icinde buldu. Daha önce hiç görmedi¤i bir yer... Üzerinde yatt›¤› fliltenin rahat oldu¤unu hiç kimse iddia edemezdi. Do¤ruldu, dahas› bunun için bir hayli u¤raflt›. Sanki 100 y›ld›r o yatakta yat›yordu.Kollar› bedenini kald›rmak için uzunca bir süre cebellefltikten sonra baflar›yla sonuca ulaflt›. Tam karfl›s›ndaki duvarda , sar› ›fl›¤›n içeri süzülmek için türlü hamleler yapt›¤› bir delik vard›... ‹nsan do¤as›, merak dedi kendi kendine... Gözünü deli¤e dayad› ve... Evet otuz üçüncü kez parçalanarak yere at›lm›fl bir ka¤›t parças› daha...Bir baflka hikaye denemesi de delikten görebilece¤im fleyin ne oldu¤una karar verememem yüzünden son bulmufltu. San›r›m Temay› aray›p bir ka¤›t at›k kutusu getirmelerini istesem iyi olacak.Bu h›zla en iyi “ka¤›t at›k” biriktiricisi ünvan› bile alabilirim.Hikaye denemelirim en az›ndan bu aç›dan bak›nca bir hayli ifle yarayabilir.- Cumartesi ö¤leden sonras›, art›k yazmaya çal›flmay› b›rakmal›y›m. Tamam, bir cevher var bende kabul ediyorum ama san›r›m çok iyisinden de¤il. O halde do¤ada saf hal›yle b›rakmak herkes için en

iyi olsa gerek. Hem bu aralar ruh halimde yaratmaya pek müsait de¤il gibi görünüyor. Soka¤a ç›ksam m› ki bugün? Yoksa dinlenmelimiyim, ilaçlar›m› kullanm›yorum uzun zamand›r, annem sürekli telefonlarda... Yar›n da toplant› var, kad›n toplant›s›. Son zamanlarda kendimle meflgul olmaktan ilgelenemedi¤im bir husus. Kendimle meflgul olmak, yani tek bir kad›nla... Emin olun bu da zor ifl... Herhalde hergün hikaye yazmay› da bu yüzden deniyorum. Bir gün kendi hikayemi yazmay› baflarabilmek için. Kendi hikayemden kas›t yaflam›m de¤il elbet. Henüz hikayelefltirilecek bir yaflam yaratamad›¤›m›n fark›nday›m, haddimi biliyorum en az›ndan. Bu devirde emin olun takdire flayan bir özellik. Kendi hikayem, kendi sözüm, kendi kelimelerim... K›saca sizin sevmeniz, kimsenin ne düflündü¤üne ald›rmadan. Ard› s›ra gelen baflka bir sorun sözonusu. Kiflinin kendi olabilmesi, kendini ifade edebilmesi kolay m›? Bilgisayar ekran› parl›yor, zor görüyorum. Günefl ›fl›¤› tam da ayna c›mb›z ikilisine uygun kuvvette. Acaba diyorum kendim olmay› b›y›kl› olmak fel28

sefesi üzerinden infla edipde ömür boyu flu ikiliden kurtulsam m›? Üstelik gelen tepkilere de üzgünüm ben buyum deyip karizmatik de görünürüm belki çevreye... Yok olmad›, yine çevreye karfl› karizmatik olma derdine düfltü¤üme göre burda da bir sorun var. Ben flu ›fl›¤› kaç›rmayay›m en iyisi. Yine k›rk tilki dolafl›yor kafamda, kuyruklar› birbirlerine de¤meden üstelik. Hiçbir fley göremedi, sonsuz bir boflluk. Usulca yerine geçti. Biraz önce çok fazla yatm›fl olmaktan kitlenmifl olan eklem yerleri bu sefer içini saran panik yüzünden ritmik bir flekilde harekete geçmiflti. Halk aras›nda ki ad› “titreme”. Nefes almakta zorlan›yordu. Garip nemli bir ortam diye geçirdi içinden. Etraf›na bak›nd›, evet dedi bir kap› mutlaka bir kap›s› olmas› gerek buran›n d›flar›ya aç›lan. Bu soruyu sormas›yla ald›¤› cevap karfl›s›nda duydu¤u korku aras›nda çok de¤il sadece birkaç saniye vard›. Bu odan›n kap›s› yok!!! Sanki o uyurken birileri bu dört duvar› örmüfl ve onun üstüne kapam›flt› . O küçük delikte muhtemel bir inflaat hatas› olabilirdi, kimbilir? Gözünü kapatt› bu ara ne kadar zaman›n gelip geçti¤ini


Demokratik Kad›n Hareketi

bilmiyor. Birden d›flardan gelen bir sese dikkat kesildi. Daha çok u¤ultu denebilecek bifley. Belli birileri bifleyler konuflulyor ama kimin neyi ne için dedi¤i pek belli de¤il. Bir adam sesi; sürekli olarak ba¤›r›yor, karfl›s›ndaki bir kad›n belki yada çocuk... Ba¤›r›yor sürekli... Bir yerlere vuruyor gibi yada birilerine çok net kestiremiyorum. Ses durdu. Bir süre daha boflluk ve hiç birfley düflünmeyerek geçti. Patt... Çata pat, tekerlek patlamas› yada sahicisinden bir silah anlamad›. Dayad› kula¤›n›, kesik bir baflka soluk duydu bu sefer, at›fl› iyice yavafllam›fl bir kalp. Kula¤›n› dayad›¤› duvar ›sland›... Cebinde buldu¤u sigara paketinin içinden birtane ç›kar›p içmeye bafllad›, yan›nda bir de Türk kahvesi olsa de¤meyin keyfime diye geçirdi içinden. Sigar›s›ndan son f›rt›n› almak üzereydi ki nas›l bir k›yamet koptu d›flarda... Hiç duymad›¤› küfürleri iflitti... Bir adam kad›na sürekli olarak”ulan fahifle ver çabuk cebine indirdi¤in paralar› benim sayemde buluyosun o müflterileri...” diyerek ba¤›r›yor bir yandan da hiç durmadan vuruyordu. Adam›n eli kad›n›n vücüduna her de¤di¤inde kad›n›n bedeninden inan›lmaz bir 盤l›k yükseliyor, duvarlar›na çarp›p geri dönüyordu. Ses yine yok. Akl›m› oyn›t›yorum herhalde diye geçirdi içinden. Bu sesler iyice can›m› s›kmaya bafllad›... Sesler bir süre ara veriyor sonra sürekli olarak yeniden bafll›yordu ... Delikten bir fley görememifltim oysa niye devam ettim ki flimdi biraz önce parçalay›p att¤›m› bir hikayeye... Can›m› da s›kt› üstelik akl›ma gelenler... Oldu¤um oda yaflamd›, hatta ta kendisiydi. Kap›s› yok ç›k›p gidebilece¤im. Her yer oras›. Durup düflünmelerim, harekete geçmelerim hepsi orda... ‹nflaat hatas› dedi¤im delik ç›kar yol de¤il... O bir yan›lsama... Gere¤i ol-

mayan... Yaratt›¤›m›z düzeni bozan bir fley... Sesler... Ne güzel köflemize çekilip kurulmuflken, “yok yere” kafam›z› bozuyor. Oturdu¤umuz köfle, karanl›k oda. Duvar›na çarpan kad›n›n 盤l›¤›, duvar›na çarpan kad›n›n kendi, duvar›na çarpan belki bir süre sonra farkl› tezahürleriyle sen. Kendini tan›mlamak için ç›k›lan yol, bazen baflka yaflamlar› tan›maktan korkmak ad›na seçti¤imiz bir yola dönüflebiliyor. Dayat›lan kurgu, ö¤retilen her fley farketmeden, iflini gayet iyi bilircesine yaflam›m›za sokuluyor... Kad›n olmaktan çok anne oluyoruz. ‹smimizi unutuyoruz zamanla... “kutsal aile” de görevler belli... Anne, kar›, koca ve çocuk. Koca ki d›fl dünyadaki iktidar iliflkilerinin evimizdeki görüntüsü... Kar›n›n, k›z çocu¤unun ve erkek çocu¤u adam olup da bir baflka iktidar iliflkisinin öznesi olana dek o¤lunun sahibi. K›z çocu¤u bir baflka sahipten bir baflkas›na geçiyor sonra, isim de¤iflti, baba–koca oldu... Derken ayn› döngü sürekli olarak kendini yeniliyor. Duvar›n arkas›nda ne dedi¤i anlafl›lmadan sürekli ba¤›ran adam?.. Çocuk yaflta evlendirilen “küçük kad›nlar”... Bizim bedenimiz üzerinden tan›mlanan namus. Biz onlar›n namusuyuz. ‹flte bu yüzdendir ki onun u¤runa öldürülürsünüz her flekilde. Atmas› yavafllarken kalbinizin, bedeninizden akan kan kimlerin dinledi¤i duvarlar› ›slat›yor?.. Sonra, flu koca ‹stanbul flehrinin merkezinden her gün geçiyoruz da, kafam›z› kald›rd›¤›m›zda gördü¤ümüz soka¤›n, sistem deyip her türlü politik konuflmada defalarca geçirdi¤imiz “canavar”›n kendini yaflatt›¤› bir yer oldu¤unu çok dillendirmiyor, bu canavar›n kad›n bedeninin sömürüsü üzerinden nas›l beslendi¤ini çok önemsemiyoruz. Evet kad›n sorunun bir konusu ve kad›n›n özgürleflmesi diyoruz da çok da fazla derinlemesine cümlelere yüklemler koymuyoruz . Savafllarda katledilen 29

BÜLTEN‹

kad›nlar›n ölümlerinden önce belki de sonra u¤rad›klar› tecavüzün asl›nda erkekler dünyas›ndaki iktidar üzerinden biçimlendi¤i ve süregeldi¤i ile küçükken oynat›ld›¤›m›z barbi bebekler ve küçük adamlar›n elindeki su tabancalar› aras›ndaki ba¤›n ne kadar da aflikar oldu¤unu kabul ettiremiyoruz. Ayr›nt›lar hayat› nas›l yaflad›¤›m›z› en iyi ifade eden k›s›mlarken biz görmezden geliyor, kabulleniyoruz. Üstelik ö¤reniyor ve ö¤retiyoruz... Durum bu kadar basit. Bu kadar basit oldu¤u için belki bu kadar ayr›kl›¤›m›z. Çevremizdeki tüm kad›nlar sadece kad›n kimli¤ini tafl›malar›ndan ötürü bir ezen ve ezilen iliflkisinin ezilen taraf› durumunda. Baflka hiçbir s›n›fsal, etnik tan›mlamalara gerek dahi olmadan, bakt›¤›n›z zaman, soka¤a ç›kt›¤›n›z zaman hissetti¤iniz bir iktidar iliflkisi bu. Her yerde, fliddetleri aras›nda farkl›l›klarda olsa yaflanan... Sokokta, evde, iflyerinde... Bu yüzden benzeri yok.Bu yüzden bizim birbirimiz anlamam›z önemli , yanyana durmam›z... Tüm mücadele biçimlerinin zaman içinde düflmüfl oldu¤u yan›lg›lar›na düflmemek, sadece kad›n oludu¤umuz için yaflad›klar›m›z›n “özel” oldu¤unu anlamak ve ayn›l›¤›n› farkederek birararada olmam›z gerekli... Mesele karanl›k ve köflesi olmayan odan›n neresinde olmak istedi¤inizde bafll›yor belki. Bir kad›n olarak üstelik birde “kad›n olman›n” ne demek oldu¤una dair küçükte olsa bir ›fl›k girivermiflse odan›za ifliniz zor. Birde merak edip ard›ndakileri bakmaya çal›fl›rsan›z, duvarda örmüfl olsan›z o sesleri duyacaks›n›z demektir. Ben duyuyorum...

*Bir Tiyatro metnidir...


Demokratik Kad›n Hareketi

BÜLTEN‹

Leyla’dan beri...

Aflk›n Ayranc›o¤lu

Kan örttü nilüferleri Gözlerim yan›yor Kara gömdükleri parmaklar› Orpheus’un Ellerimizi ararken Anforalara sürüklüyor beni Kufllar›n esiri bu vurgun saat Ellerim ekmek da¤›tt› serçelere, yorgunum Gözlerim tel örgü Leyla’dan beri Patolojiden bir o¤lumun raporunu al›yorum Ve son k›r›nt›lar›n› döküyorum beynimin Di¤erinin okul taksitlerine Yaln›zl›¤›ma difl geçirerek büyüyor kent Unutmal›y›m Ben anne, ya ben diyerek eteklerimi çekifltiren

‹mgeleri unutmal›y›m Baflka kufllarda var flimdi Anlar ve anlamlar biçip giydireyim diye Kara tahtalar›n önünde bekleflen Onlar benden de tutsak Çünkü üniversitelerde mason rüzgarlar›, Çünkü günefli tutmufl gibi el yak›yor Umuda ve ›hlamura gücü yeten maaflla Bir Graham Bell, Edison ya da Pasteur olmak Sana söz, fl›vg›n yüre¤im, yaral› ya¤murum Köknar› yaflatan toprak Ayakta ölece¤im son solu¤umu Son gülün dudaklar›na b›rakarak Ama tuzda¤lar›na s›k›flm›fl kervanlar kadar Yorgunum K›r›k bir tekerle bir orman sürür gibi Anne ve flair olmak Ruhan MAVRUK

30


8 Mart’ta Alanlara! Özgürlük eyleminin büyük yolcular›, kavgan›n direngen soluklar›! Bugün, 1857’de 40,000 dokuma iflçisinin “eflit ifle eflit ücret” fliar›yla bafllatt›klar› direniflte 129 iflçi kad›n›n can ve kan›yla kazan›lan bir gündür! Bugün, s›n›f bilincimizi kuflan›p özgürlük yürüyüflünde yerlerimizi daha da sa¤lamlaflt›rman›n günüdür! Bugün, dünya halklar›na azg›nca sald›ran emperyalist düzene karfl› kavgay› büyütmenin günüdür! Bugün, AB ve ABD’nin sahte demokrasisi için de¤il halk için demokrasiyi daha gür bir sesle hayk›rman›n günüdür! Bugün, ikinci cins olarak görülmemizin karfl›s›nda bilinçli, kararl› ve cüretkar mücadelemizi örgütlemenin günüdür! Bugün, gökyüzünün yar›s›n› tutan biz kad›nlar›n, mücadelenin de yar›s›n› tutman›n ad›na örülmüfl bir gündür! Bugün, eme¤imize, bedenimize ve kimli¤imize sahip ç›kmak ve erkek-egemen sistemin zincirlerini mücadele içinde parçalamak için, omuz omuza vermenin günüdür! Emekçi kad›n›n kurtulufl iradesini kuflanarak ba¤›ms›zl›k ve özgürlük düflümüzü hayk›rmak, sözümüzü ve gücümüzü örgütlemek için seslerini sesimize katmak isteyen tüm kad›nlar› 8 Mart’ta Demokratik Kad›n Hareketi saflar›na bekliyoruz. Gelin, daha bir güçlü hayk›ral›m yüzy›llard›r süren kavgam›z›! Gelin, 8 MART DÜNYA EMEKÇ‹ KADINLAR GÜNÜ’nde hep birlikte söyleyelim özgürlük türkümüzü…

C‹NSEL, ULUSAL, SINIFSAL SÖMÜRÜYE SON! YAfiASIN DÜNYA EMEKÇ‹ KADINLAR GÜNÜ! EMPERYAL‹ST SALDIRGANLI⁄A KARfiI ALANLARA!

Demokratik Kad›n Hareketi


Profile for Ahmet Hakan

DKH Bülteni - Sayı 1  

2006'dan bu yana yayınlanan Demokratik Kadın Hareketi Bülteni.

DKH Bülteni - Sayı 1  

2006'dan bu yana yayınlanan Demokratik Kadın Hareketi Bülteni.

Advertisement