Issuu on Google+

İcralık fındık üreticileri tepkili  GÜNCELSAYFA 6

•Y›l: 7

 GÜNCELSAYFA 12

 GÜNCELSAYFA 15 Teknoloji harikalar yarat›yor ve her teknik ilerleme insanl›k foto¤raf›n› daha çok karart›yor. Ve insanlara flimdilik sabrederler, ilerlemenin 'geçici olumsuzluklar›na' katlan›rlarsa, ilerde dünya cennetinde yaflayacaklar› söyleniyor... Art›k herkes G2'sini çöpe at›p sevgili G3'üne kavuflabilir. ‹nsanlara önce ihtiyaçlar› olmayan bir fley sat›l›p, ihtiyaç haline getiriliyor, sonra da sat›lan fley sürekli yenileniyor.

F‹SKOB‹RL‹K taraf›ndan ma¤dur edilen ve icral›k olan f›nd›k üreticileri, tepkilerini eylemle dile getirdiler. Üreticilere alacaklar›n› ödemeyen ve icral›k duruma düflmelerine neden olan F‹SKOB‹RL‹K önünde bir araya gelen üreticiler, icra sürecinin durdurulmas›n› istediler. Öte yandan hükümetin f›nd›k taban fiyat›n› belirleme zaman› yaklafl›rken üreticiler, insanca ve emeklerinin karfl›l›¤›n› alabilecek bir fiyat konusunda taleplerini sundular.

15 Günlük Siyasi Gazete

Halkların kardeşlik abidesi Aram Tigran

3 G sizi mutlu eder mi

•Say›: 159

•17-31 A¤ustos 2009

Kürtçe, Arapça, Ermenice, Süryanice, Yunanca kardefllik ve bar›fl flark›lar›n› hayat› boyunca dillendiren ve halklar›n kardefllik abidesi olan Aram Tigran yaflam›n› yitirdi. Cenazesinin Amed’de denedilmesine izin vermeyen devlet, Ermeni sanatç› Tigran'›n son iste¤inin yerine getirilmesine ‘provokasyon ortam› yarataca¤›’ bahanesiyle engel oldu. Kürt kültür ve edebiyat›n›n ne kadar “bizim” oldu¤u Tigran örne¤inde bir kez daha görüldü.

• Fiyat›: 1 TL

• e-mail:devrimcidemokras@ttmail.com

• www.devrimcidemokrasi.net

‘Çözüm’ ad›na gelifltirilen tasfiyeciliktir 



‹çiflleri Bakan›’n›n “Ad›na ne derseniz deyin sorunun çözümü için tüm kurumlar aras›nda mutabakat var” fleklindeki yaklafl›m›, ordu ve baflbakan›n aç›klamalar›n› hat›rlatarak Cumhurbaflkan› Gül’ün “‹yi fleyler olacak” iyimserli¤ini yayg›nlaflt›rd›.

Türk hâkim s›n›flar›n›n Kürt ulusal sorununda geldi¤i nokta ya da demokrasi havarisi kesilip “çözüm’’ demagojisi ve manipülasyonlar eflli¤inde seyreden süreç, emperyalistlerin hegemonik ç›karlar› gere¤i ifllemeye devam ediyor. Bu do¤rultuda TC devleti, Kürt ulusal sorununu mevcut ‘sorun’ düzeyinden ç›kar›p, kabul edilir s›n›rlara çekerek ve özellikle silahl› devrimci ulusal hareketi tasfiye ederek belli bir istikrara kavuflturup mevcut emperyalist ç›karlara cevap verme çabas›nda. Irkç›, floven politikalarla Kürt ulusuna imha ve inkârdan baflka bir fley reva görmeyen bu devletin Kürt ulusal sorununa demokratik bir çözüm getirece¤ine en küçük bir ihtimal dahi vermek, egemen Türk ulusu hâkim s›n›fla-

PERSPEKT‹F S A Y F A 8-9

Halk krizi iliklerine kadar hissediyor GÜNCEL SAYFA 4 Karadeniz turu gerçeklefltiren Erdo¤an, Rize’de yine üretici köylülerin protestosuyla karfl›laflt›. Konuflmas› s›ras›nda ekonomiden bahseden Erdo¤an’a, Sevim Topçu adl› bir kad›n, “Ekonomik kriz ne oldu say›n Baflbakan?" diye tepki gösterdi. “Ekonomik kriz nedir ne de¤ildir sorsan tan›mlamaktan aciz olan insanlar bunlar” diyen Erdo¤an, iflçiye, köylüye, emekçiye ve ezilenlere olan kinini kusarak kimin temsilcisi oldu¤unu bir kez daha göstermifl oldu. Baflbakan “Ekonomik kriz nedir ne de¤ildir sorsan tan›mlamaktan aciz olan insanlar bunlar” diyedursun, biz de halk›n ekonomik krizden anlay›p anlamad›¤›n› onlara sorduk. Çeflitli ilerden farkl› kesimlerdeki insanlara sordu¤umuz soruya verilen cevap ‘krizi sefa sürenlerin de¤il, cefas›n› çekenlerin bilece¤i’ yönündeydi. Ayn› flekilde halk krizi bilmekle kalm›yor, etkisini iliklerine kadar hissediyor.

r›n›n ezen ulus milliyetçili¤ine destek vermek anlam›na gelir. Türk hâkim s›n›flar›n›n Kürt ulusal sorununu çözeceklerini varsaymak, onlara ilericilik misyonu atfetmek ve devrimci fikre haks›zl›k etmektir. Hâkim s›n›flar›n, Kürt ulusuna karfl› hay›rhah bir tutum içinde olacaklar›n› ve bir parça iyi niyet besleyeceklerini ummak ya da imtiyazlar›ndan vazgeçerek Kürt ulusunu ve ç›karlar›n› düflüneceklerini sanmak s›n›f bak›fl aç›s›ndan yoksun bir anlay›flt›r. “Demokratikleflme”, “Kürt sorununda demokratik çözüm”, “toplumsal bar›fl ve mutabakat” gibi argümanlar alt›nda “akan kan›, analar›n gözyafl›n› durdurmak istiyoruz” fleklinde döktükleri timsah gözyafllar›yla bilinç bulan›kl›¤› yaratmak

Kürt ulusal sorununda ‘çözümün’ olaca¤›, ‘demokratikleflme’ ad›mlar› at›ld›¤› yan›lsamas› hakim k›l›nmaya çal›fl›l›yor. Medya ve sermaye örgütleri ‘tam destek’ beyan›nda bulundu. ‘Çözüm’ rüzgar› çeflitli kesimleri peflinden sürüklüyor.

istiyorlar. Timsah gözyafllar› eflli¤inde yapmak istedikleri kirli ve gerici emellerini gerçeklefltirmekten baflka bir fley de¤ildir. Ayaklar› yere basmayan, toz pembe bir iyimserlik tablosu yarat›larak, sorunun her halükarda çözülece¤i, silahla hiçbir fleyin elde edilemeyece¤i söyleniyor, Kürt ulusal hareketi kapana k›st›r›lmak isteniyor. Kitlelerin mücadele azimleri törpülenerek bilinçleri dumura u¤rat›lmak isteniyor. Türk hâkim s›n›flar›n›n “tarihi f›rsat’’ diye kendi adlar›na son derece hakl› olarak ileri sürdükleri ama maalesef ki Kürt ulusal hareketi ve kimi devrimci dostlar›m›z›n da kani olup sahiplendikleri bu argüman, özünde ulusal hareketin tasfiye edilmesi için Türk hâkim s›n›flar› lehi-

ne do¤mufl bir “tarihi f›rsat’’› anlatmaktad›r. Yaz›k ki, Kürt taraf› ve reel politika etraf›nda dört dönen kimi devrimci hareketler de kaygan zemindeki politikalar›yla bu gerçe¤i kavramak bir yana, destekleyen ve benimseyen durumdad›rlar. Uluslar aras›nda tam eflitlik kabul edilip sa¤lanmadan, k›smi ulusal demokratik haklar ve özellikle de k›rp›larak güdüklefltirilen talepler u¤runa ba¤›ms›zl›k hakk›ndan vazgeçilemez, milli zulümcü tahakküm kabul edilip meflrulaflt›r›lamaz. Ad›na kim ne derse desin, ister “Kürt sorununun demokratik çözümü’’, isterse “demokratikleflme’’ densin, tasfiyeci özü itibar›yla devrimin ve Kürt ulusunun kurtuluflunu baltalayan bu süreç, ilerici görülüp desteklenemez.

Kürt ulusal sorununda geliflmekte olan gerçek nas›l okunmal›, politikam›z hangi ç›k›fl noktalar›yla biçimlenmelidir

Zere ve hasta tutsaklar için eylemler sürüyor 14 y›ll›k tutuklu¤u sonucunda kanser hastal›¤›na yakalanan ve sa¤l›k durumu gittikçe kötüye giden, buna ra¤men halen Adana Balcal› Hastanesi tutuklu ko¤uflunda tutulan Güler Zere ve tüm hasta tutsaklar için ülkenin birçok yerinde yo¤un eylemler, yürüyüfller gerçeklefltiriliyor. Demokrasi ve insan haklar›n› dilinden düflürmeyen devletin, kendi yasalar›n› , uzman-hastane rapor-

lar›n› hiçe sayarak, kitlelerin tepkisini ve taleplerini duymayarak Zere’yi ölüme terk etmesi, nas›l bir demokrasi öngörüldü¤ünü bir kez daha ortaya koydu. Zere’nin hastanede kald›¤› ko¤uflu ziyaret eden TBMM ‹nsan Haklar› ‹nceleme Komisyonu Baflkan› Zafer Üskül, pervas›zca Zere’nin bak›ml›-donan›ml› bir ko¤uflta kald›¤›n›, bak›ma muhtaç olmad›¤›n› ve tahliyesini gerektirecek bir durumun olmad›¤›n› aç›klad›. Baflta ‹stanbul, An-

kara, Adana, ‹zmir, Eskiflehir, Denizli, Mersin olmak üzere birçok ilde yap›lan eylemlerde Zere ve hasta tutsaklar›n serbest b›rak›lmas› istendi. Bir araya gelen devrimci-demokratik kurumlar, yasalar›n uygulanmas›n› ve merhamet de¤il, adalet istediklerini kaydettiler. Öte yandan Erol Zavar’a Yaflama Hakk› Koordinasyonu üyeleri, Zavar ve hasta tutsaklar›n serbest b›rak›lmas› için 5 günlük açl›k grevi yapt›. SAYFA 2

Tatland›r›lm›fl balç›k üzerinde üryan duran reformizm GÜNCEL SAYFA 11

El Fetih örgütü 20 y›l aradan sonra kongresini gerçeklefltirdi Filistin Kurtulufl Örgütü (FKÖ)’nün en etkin gücü Abbasl› El Fetih örgütü, 1989 y›l›nda Tunus’ta yapt›¤› kongresinden tam 20 y›l sonra ilk kongresini, 4 A¤ustos günü gerçeklefltirdi. Bethlehem flehrinde gerçeklefltirilen ve taze kan takviyesinin yap›lmas›n›n planland›¤› ifade edilen kongre, 3 gün olarak planlanmas›na karfl›n bir hafta sürdü. Kongre sonuçlar›na bak›ld›¤›nda, kongrenin bafl›ndan sonuna kadar Mahmud Abbas’a ve onun kuyru¤una tak›lm›fl olan bir kesime yarad›¤› görülüyor. ‹srail iflgalinin etraf›nda dönen ve bunun bir iflgal oldu¤unu söylemekten özellikle kaç›nan Abbas, El Fetih’in daha evvelden Filistin’in özgürlü¤ü için verdi¤i mücadeleyi terörizm olarak damgalayan ‹srail’in bugün alk›fllad›¤› “bar›flç›l mücadele”yi, konuflmas›n›n merkezine oturtarak, “Silahl› mücadele seçenek” demekle yetindi. Abbas, Filistin devletinin kurulmas›n›n tek yolunun; Filistin halk›n›n ve örgütlerinin silahl› özgürlük mücadelelerini terörizm olarak gören ve bitirilmesini flart koflan yol haritas›na uymaktan ve “bar›flç›l mücadele”den geçti¤ini iddia etti. SAYFA 12

Deprem ma¤duru Ar›zl› halk›na 10. y›l daya¤›  GÜNCELSAYFA 4 Marmara depremi ma¤duru olan ve bar›nma hakk› için mücadele eden Ar›zl› halk›, depremin 10. y›ldönümünde polisin sald›r›s›na u¤rad›. Evlerini koruyan depremzedelere polis vahflice sald›rd›. Bölge Çal›flma Müdür Yard›mc›s› Ercan Kale'nin evinin Ar›zl› konutlar›na tafl›nmak istenmesi üzerine, depremzedeler sitenin giriflinde barikat kurarak eflyalar› getiren kamyonu engellemek istedi. Ancak polis ekipleri barikat önünde duran vatandafllara vahflice sald›rd›. Sald›r› s›ras›nda 4 vatandafl› gözalt›na alan polis, çok say›da vatandafl›n

da yaralanmas›na neden oldu. Depremzedelerden Necla Azak, devletin polisinin 17 A¤ustos'un 10. y›l›n› depremzedeye dayak atarak karfl›lad›¤›n› belirterek, “Bizim ac›m›z› böyle mi paylafl›yorsunuz. 4 gün, 4 gece çocuklar›m› enkazda arad›m. Buraya gelen bürokratlar deprem flehitlerinin kan› üzerinde oturuyor. Bu evlerin duvarlar›ndan çocuklar›m›z›n, efllerimizin, sevdiklerimizin kan› ak›yor. Bu devlet ölülerinin paras›n› yiyor. Biz bu evlerden ç›kmayaca¤›z. Bir kez olsun bu devlet, ölüsüne a¤layana vicdanl› davrans›n” dedi.


2

GÜNCEL

17-30 A¤ustos 2009

Ülke gündeminin yine çok yo¤un oldu¤u bir dönemden geçmekteyiz. Bu yo¤un gündemin içerisinde mümkün oldu¤unca çeflitli konulara iliflkin gündemleri yans›tmaya çal›fl›yoruz. Özellikle dezenformasyonun yo¤un oldu¤u ülkemizde meselelere iliflkin daha do¤ru pencerelerden bak›lmas›na dair çabam›z› sürdürüyoruz. Ülkemiz egemen s›n›flar› ve onlar›n efendileri emperyalistler, kendi ç›karlar› do¤rultusunda Türk devletine her istediklerini yapt›rmaktad›rlar. Vurgu yapt›¤›m›z gibi ABD emperyalizmi, Ortado¤u, Kafkasya gibi stratejik merkezler üzerindeki politikalar› ekseninde, önemli roller biçti¤i Türk devletini reorganizasyon sürecine tabi tutmaktad›r. Emperyalist talan, iflgal ve ya¤ma politikalar›n› Ortado¤u ve Kafkasya baflta olmak üzere dünyan›n birçok co¤rafyas›nda hayata geçirmek için kukla hükümetler kuran ABD emperyalizmi, Türk devle-

tine biçti¤i bu rolleri hayata geçirmesi içinse 2002 y›l›nda Erdo¤an baflkanl›¤›ndaki AKP’yi hükümete getirmiflti. Bu reorganizasyon sürecinin parçalar› olarak gerek Ergenekon süreci gerekse de Kürt ulusal sorununun gündemlefltirilmesi ve tüm bunlar olup biterken AKP hükümetinin liberal ‘taraf’larca demokrasi havarisi ilan edilmesi de bu sürecin bir parças› olmaktad›r. Sayd›¤›m›z ve saymad›¤›m›z birçok icraat›n olmas›na ra¤men bu süreçte Kürt ulusal sorunu ana gündem olmufl durumdad›r. ABD bölge politikalar› eksenide “Kürt sorununu” gündemine alm›fl ve yine politikalar›na h›zmet temelinde “çözüme kavuflturma” sürecine girmifl durumdad›r. Bugün Kürt ulusal sorununun çözümü için AKP hükümeti taraf›ndan bafllat›lan ‘kürt aç›l›m›’, ‘demokratik çözüm’ çal›flmalar› yukar›da bahsetti¤imiz gibi emperlalistlerin iste¤i ve

“çözüm” ad› alt›nda devrimci dinamiklerin tasfiyesiye edilmesi hedefiyle sürdürülmektedir. Bu konuya iliflkin geçen say›lar›m›zda yürüttü¤ümüz tart›flmalara bu say›da da devam ediyoruz. Ülke gündeminin Kürt ulusal sorununa odaklanmas›yla birlikte arka s›ralara ilerleyen ekonomik krizin etkileri de kendisini göstermeye devam ediyor. Açl›k, yoksulluk ve iflsizlik her geçen gün artarken, köylülük hükümetin uygulad›¤› politikalarla gün geçtikçe y›k›ma sürükleniyor. Bu koflullarda memur sendikalar› da toplu ifl sözleflmesi sürecine girdi. Hükümet yanl›s› sendikalar›n üye say›s› fazlal›¤›ndan kaynakl› görüflmelerde baflkanl›¤› üstlenmesi daha bafltan masaya yenik oturmaya sebep oldu. Kamu emekçileri bu dönemde hükümet taraf›ndan dayat›lan hak gasplar›na karfl› kurulduklar› yere, sokaklara geri dönmeleri gerekmektedir. ‘Hak verilmez al›n›r’

slogan›n›n alt› ancak bu flekilde doldurulur. Keza masa bafl›nda imzalanan kazan›mlar asl›nda önce sokakta kazan›l›r, masada tescillenir. Sokakta kazan›lmam›fl mücadelelerin sendika bürokratlar›n›n masa bafl›ndaki pazarl›klar›yla kazan›laca¤› hesab›n› gütmek bafltan yenilgiye mahkum bir bak›flt›r. Ülkemizde birçok geliflme yaflan›rken dünya da hareketli. Özellikle Maoistlerin etkin biçimde varl›k gösterdi¤i bölgeler son derece hareketli durumda. Nepal’de Maoistler üçüncü halk ayaklanmas›na haz›rlan›rken, Parachanda’n›n kat›ld›¤› bir konferanstaki konuflmas›na yer veriyoruz. Hindistan ve Peru’daki Maoistler de düflman kuvvetlerine karfl› sald›r›lar›n› art›rarak devam etmektedirler. Bu konulara iliflkin haberlerimize bu ay›m›zda da devam ediyoruz. Di¤er taraftan Ortado¤u’daki dengeler aç›s›ndan önemli olan El Fetih kongresine iliflkin de bir de¤erlendirmemiz var.

Askerlerden köylüye iflkence ve hakaret DERS‹M- Tarlas›n› domuzlara karfl› bekleyen köylü, askerler taraf›ndan öldüresiye dövüldü, hakarete u¤rad›. OHAL uygulamalar›n›n ara vermedi¤i Dersim’de köylülere karfl› bask›lar devam ediyor. Geçti¤imiz günlerde ‘güvenlik’ öne sürülerek birçok alan yasaklanm›fl, özellikle hayvanc›l›k ve ar›c›l›kla geçimini sa¤layan Dersim köylüsü zor durumda b›rak›lm›flt›. Daha önce de k›fll›k odun ihtiyac›n› karfl›lamak amac›yla Hozat'›n Boydafl köyüne giden Bülent Karatafl, askerler taraf›ndan ‘sorgusuz sualsiz’ ve ‘terörist’ denilerek katledilmiflti.

Güler Zere ve hasta tutsaklar için eylemler sürüyor 14 y›ll›k tutuklu¤u sonucunda kanser hastal›¤›na yakalanan ve sa¤l›k durumu gittikçe kötüye giden, buna ra¤men halen Adana Balcal› Hastanesi tutuklu ko¤uflunda tutulan Güler Zere ve tüm hasta tutsaklar için ülkenin birçok yerinde yo¤un eylemler, yürüyüfller gerçeklefltiriliyor. Demokrasi ve insan haklar›n› dilinden düflürmeyen devletin, kendi yasalar›n› dahi hiçe sayarak, uzman-hastane raporlar›n› hiçe sayarak, kitlelerin tepkisini ve taleplerini duymayarak Zere’yi ölüme terk etmesi, nas›l bir demokrasi öngördü¤ünü bir kez daha ortaya koydu. Zere’nin hastanede kald›¤› ko¤uflu ziyaret eden TBMM ‹nsan Haklar› ‹nceleme Komisyonu Baflkan› Zafer Üskül, pervas›zca Zere’nin bak›ml›-donan›ml› bir ko¤uflta kald›¤›n›, bak›ma muhtaç olmad›¤›n› ve tahliyesini gerektirecek bir durumun olmad›¤›n› aç›klad›. Baflta ‹stanbul, Ankara, Adana, ‹zmir, Eskiflehir, Denizli, Mersin olmak üzere birçok ilde yap›lan eylemlerde Zere ve hasta tutsaklar›n serbest b›rak›lmas› istendi. Bir araya gelen devrimci-demokratik kurumlar, yasalar›n uygulanmas›n› ve merhamet de¤il, adalet istediklerini kaydettiler.

‘Yasalar uygulans›n’ ANKARA- Güler Zere ve tüm hasta tutsaklar›n serbest b›rak›lmas› için bir araya gelen demokratik kitle örgütleri Adalet Bakanl›¤› önünde bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Aç›klamay› yapan Avukat

flöyle de¤indi: “Adalet Bakanl›¤›, 5275 say›l› Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin ‹nfaz› Hakk›nda Kanunun 16/2 maddesini uygulamal›d›r. Bizler Güler’in yaflama tutunabilmesi için ilgili kanunun, ‘tutuklunun sa¤l›¤› tehlike teflkil ediyorsa ve bak›m› tedavisi hapishanede sa¤lanam›yorsa yahut çok uzun sürecek ise cezan›n infaz› ertelenir’ hükmü uygulans›n istiyoruz” dedi. Koza¤açl› son olarak Güler Zere ve di¤er tüm hasta tutsaklar›n yaflam›ndan Cumhurbaflkanl›¤›, Adalet Bakanl›¤›, TBMM, Adli T›p Kurumu ve baflta Elbistan Cumhuriyet Baflsavc›l›¤› olmak üzere, ilgili savc›lar›n sorumlu oldu¤unu belirtti.

Güler Zere için uyar› yürüyüflü ‹STANBUL- Birçok demokratik kurum, sendika, meslek örgütü, ayd›n ve sanatç› Zere ve hasta tutsaklar›n serbest b›rak›lmas› için yürüyüfl gerçeklefltirdi. Zere’nin derhal serbest b›rak›lmas›n› isteyen kurum ve kifliler hükümeti uyard›. Taksim Tramvay dura¤›nda toplanan bini aflk›n kifli, buradan Galatasaray Lisesi'ne kadar yürüdü. Her hafta tekrarlanacak olan yürüyüfl sonras›nda, Güler Zere’nin avukatlar›ndan Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i ‹stanbul fiube Baflkan› Taylan Tanay, ''Zafer Üskül mahkum ko¤ufllar›n›n çok iyi oldu¤unu ifade etti. Biz o ko¤ufllar› çok iyi biliyoruz! Kaç insan›m›z o ko¤ufllarda katledildi. fiimdi de Güler Zere'yi katletmek istiyorlar. Biz buna izin vermeyece¤iz. Güler Zere'yi

flöyle seslendi: ''K›z›m gözlerimizin önünde eriyor. Daha ne kadar bekleyece¤iz? Bu mu adalet?''

Adli T›p Kurumu’nun önünde özgürlük nöbeti Zere’nin tahliye edilmesi için birçok siyasi kurum, demokratik kitle örgütü, ayd›n ve sanatç› Adli T›p Kurumu önünde nöbet tuttu. Adli T›p önünde aç›klama yapan Zere’nin avukatlar›ndan Oya Aslan flöyle konufltu: “Bir ayd›r raporun ç›kmas›n› bekliyoruz. 2 günde verilecek bir raporun bir ay bekletilmesini, Adli T›p Kurumu’nun yine kötü niyetli davranmas›n›n bir iflareti olarak alg›l›yoruz. Biz, bu nedenle, genel kurul taraf›ndan rapor verilene kadar burada geceli gündüzlü bekleyece¤iz. Bu bekleyiflimize, Özgürlük Nöbeti diyoruz.” Bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan avukatlardan oluflan bir heyet, Zere’nin sa¤l›k raporu hakk›nda bilgi almak amac›yla Adli T›p Kurumu’na girerek yetkililerle görüflmek istedi. Uzun bekleyiflin ard›ndan heyete Adli T›p Kurumu’nun Baflkan›’n›n orada bulunmad›¤›, Baflkan Yard›mc›s› Yüksel Yaz›c›’n›n da misafirleri oldu¤u gerekçesiyle heyeti kabul edemeyece¤i bilgisi verildi. Heyetin kabul edilmemesiyle ilgili aç›klama yapan avukat Ebru Timtik flunlar› dile getirdi: “Adalet, bir güvenlik müdürünün iki duda¤› aras›ndan ç›kacaklara kald›. Güler Zere can çekiflirken adalet tatile ç›km›fl. Bizi, muhatap almaktan bile korkuyorlar.”

Hasta tutsaklar için befl günlük açl›k grevi bafllad›

Hasta tutsaklar için kitlesel yürüyüfl

ADANA- Tecride Karfl› Mücadele Platformu, “Güler Zere’ye özgürlük” talebiyle ‹nönü Park›’nda bir yürüyüfl gerçekleflANKARA- Erol Zavar’a Yaflama Hakk› Koordinasyonu, hasta tutsaklar için 8 üyesiyle 5 günlük açl›k grevine tirdi. ‹nönü Park›’nda toplanan devrimbafllad›. Baflta Erol Zavar olmak üzere ve tüm hasta tutsaklar›n serbest b›rak›lmalar› için “Erol Zavar’a Yaflama ci-demokrat kurumlar Adli T›p’a yürüHakk› Koordinasyonu”, Yüksel Caddesi ‹nsan Haklar› An›t› önünde yapt›¤› bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan yine ayyüfl gerçeklefltirdi. “Bugün burada Adli n› yerde befl günlük açl›k grevine bafllad›. Eyleme iliflkin Erol Zavar’a Yaflama Hakk› Koordinasyonu ad›na Elif T›p Kurumu’nun tutumunu protesto Zavar aç›klama yapt›. “Bizler arkadafllar›m›z›, sevdiklerimizi kefen içinde teslim almak istemiyoruz” diyen Zavar, etmek için toplanm›fl bulunuyoruz” hasta tutsaklar›n bir an önce tahliye edilmesini ve bu insanl›k ay›b›na son verilmesini istedi. Zavar, “Erol Zavar’a diyerek söze bafllayan Mehmet B›ld›rYaflama Hakk› Koordinasyonu olarak, olas› ölümlerin önüne geçmek, kamuoyunu bilgilendirmek ve hasta tutc›n, “aylard›r süren ‘Güler Zere’ye özsaklar›n serbest b›rak›lmas›n› sa¤lamak için befl günlük süreli açl›k grevine bafll›yoruz” dedi. Hasta tutsaklar için gürlük’ hayk›r›fl›m›zla Güler Zere ve merhamet de¤il adalet istediklerini söyleyen Zavar, “tüm duyarl› insanlar›, ilgili çevreleri, ayd›n ve sanatç›lar ile hasta tutsaklar›n sesi olmaya çal›fl›yoemekçi halk›m›z›, hakl› mücadelemize destek vermeye ça¤›r›yoruz” diyerek aç›klamas›n› sonland›rd›. ruz ve sesi olmaya devam edece¤iz” dedi. B›ld›rc›n, en temel insan haklar›Selçuk Koza¤açl›, kimseden af, merhamet ve insaf öldürtmeyece¤iz'' diye konufltu. Bir ayd›r, Adana n›n gere¤inin yerine getirilmesini ve yasal hükümbeklemediklerini, haklar› olan› istediklerini vurgula- Balcal› Hastanesi önünde k›z› Güler Zere için nöbet lerin uygulanmas›n›, bunlara ba¤l› olarak Güler Zed›. “Hukuk-yasa herkese göre ne ise, bize de o uy- tutan baba Haydar Zere, k›z›n›n sa¤l›k durumunun re ve di¤er tüm hasta tutuklular›n serbest b›rak›lgulans›n istiyoruz” diyen Koza¤açl› hukuksuzlu¤a günden güne kötüye gitti¤ini belirterek, Üskül'e mas›n› istediklerini kaydetti.

YURT‹Ç‹ HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 0094208-6 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 1002 30000 1153314

YURTDIfiI HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 3013710-9 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 1002 301000 1107308 Emlak Bankas› ‹st. Atatürk Bulvar› fiubesi: (FRF) 00235699

ABONE OL - ABONE BUL OKU - OKUT

Askeri operasyonlar›n yo¤un bir flekilde sürdü¤ü Dersim’de OHAL’i aratmayan uygulamalardan birisi de Hozat Çaytafl› köyünde yafland›. 9 A¤ustos günü, Hozat’›n Çaytafl› köyünde ikamet eden ve tarlas›n› domuzlardan korumak için gece nöbet

tutan H›d›r Dilsiz isimli köylü, askerler taraf›ndan öldürülesiye dövüldü. Köye ba¤l› yaylada gece, tarlas›n› beklerken domuzlara atefl eden Dilsiz’in, bölgede operasyonda olan askerler taraf›ndan teslim al›nd›¤›, ellerinin, kollar›n›n ba¤lanarak iflkenceye maruz kald›¤› ve hakarete u¤rad›¤› ö¤renildi. Gece saat 01.00 civarlar›nda yaflanan olaydan sonra Dilsiz'in, 'beni de beraber götürün' demesine ra¤men elinden av tüfe¤i al›narak domuzlar›n içinde b›rak›ld›¤› ifade edildi. Dilsiz ise gece yar›s› tek bafl›na hiç bir güvenli¤i olmadan yaral› halde köyüne geldi. Söz konusu olaydan sonra Hozat Sa¤l›k Oca¤›'na giden Dilsiz, Sa¤l›k raporu ald›ktan sonra Hozat Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na sevk edildi. Savc›l›kta verdi¤i ifade do¤rultusunda savc›l›¤›n konuya iliflkin araflt›rma yap›laca¤›n› söyledi¤i ö¤renildi.

Mamak ‹flçi Kültür Evi ve BDSP'lilere sald›r› ANKARA- Devrimci-demokratik kurumlara yönelik bask›lar devam ediyor. Söz konusu kurumlar›n meflru ve demokratik faaliyetleri ‘yasad›fl›’ gösterilerek gözalt› ve tutuklama terörü estiriliyor. Son olarak polis, 11 A¤ustos'ta “TK‹P operasyonu” olarak lanse etti¤i operasyonla Mamak ‹flçi Kültür Evi’ne ve çal›flanlar›na yönelik bask›nlar gerçeklefltirdi. Kurum çal›flanlar› gözalt›na al›n›rken, iki kifli de “örgüt propagandas› yapmak” iddias›yla tutukland›. Ba¤›ms›z Devrimci S›n›f Platformu (BDSP) ve Mamak ‹flçi Kültür Evi üyelerine yönelik bask›n ve gözalt› terörü protesto edildi. Sald›r›lar› protesto eden Ba¤›ms›z Devrimci S›n›f Platformu (BDSP) üyeleri 'bask›lar bizi y›ld›ramaz' dedi. Mamak ‹flçi Kültür Evi taraf›ndan 78-9 A¤ustos 2009 tarihlerinde gerçeklefltirilen Mamak Kültür Sanat Festivali’nin ard›ndan gerçeklefltirilen sald›r›da, kurumun bilgisayarlar›na, foto¤raflara, CD'lere, Eksen Yay›nc›l›k'a ait kitaplara ve kurum arflivinde bulunan çeflitli materyallere el konuldu. Kurum çal›flanlar›n›n evine de bask›n düzenleyen polis, Mamak ‹flçi Kültür Evi çal›flan› Gülnür Ertafl ve Eksen Yay›nc›l›k Ankara Büro Temsilcisi Eda Ünalan'›n evinde arama yaparak iki kurum çal›flan›n› gözalt›na ald›. Devletin gözalt› ve tutuklama terörü bununla kalmad›. 11 A¤ustos’taki bask›n ve gözalt›larla yetinmeyen polis, bu sefer 14 A¤ustos akflam› saat 20:00 s›ralar›nda Mamak ‹flçi Kültür Evi ve BDSP çal›fl›n› Evrim Erdo¤du’yu gözalt›na ald›.

'Mücadele dinamiklerini yok etmek istiyorlar': Mamak ‹flçi Kültür Evi’ne

Abonelik Süresi 6 AYLIK 1 YILLIK

yap›lan bask›n› protesto etmek amac›yla Taksim tramvay dura¤›nda bas›n aç›klamas› yap›ld›. BDSP sözcüsü, sald›r› amac›n›n ülkeyi dikensiz gül bahçesine dönüfltürmek, toplumsal mücadele dinamiklerini ezmek, iflçi s›n›f› ve emekçi halklar› teslim alabilmek, devrim ve sosyalizm mücadelesini güçsüz b›rakmak oldu¤unu söyledi. Ankara'da Tuzluçay›r Dörtyol Kavfla¤›’nda BDSP'liler taraf›ndan yap›lan aç›klamada ise s›k s›k at›lan, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, "Kurtulufl yok tek bafl›na ya hep beraber ya hiçbirimiz”, "Faflizme karfl› omuz omuza" sloganlar› ile sald›r›lar protesto edildi. Yap›lan aç›klamada sald›r›lara dikkat çekilerek, mücadelenin devam edece¤i vurguland›.

Gözalt›na al›nanlardan ikisi tutukland›: Evlerine yap›lan bask›nlar sonucu gözalt›na al›nan BDSP ve Mamak ‹flçi Kültür Evi çal›flanlar›, 14 A¤ustos Cuma günü savc›l›¤a ç›kar›ld›lar. 3 gün gözalt›nda tutulan Ertafl ve Ünalan ifadeleri al›nd›ktan sonra tutuklanma talebiyle 11. A¤›r Ceza Mahkemesi Sorgu Hakimi'ne sevk edildiler. Ertafl ve Ünalan, "yasa d›fl› örgüt üyeli¤i" ve "örgüt propagandas› yapmak" iddialar›yla sorguland›lar. Sorgular›n›n ard›ndan Ünalan ve Ertafl “yasad›fl› örgüt TK‹P’nin faaliyetlerine kat›lmak ve örgütün propagandas›n› yapmak” iddias›yla tutuklanarak Sincan Kad›n Kapal› Hapishanesine götürüldüler. BDSP ve Mamak ‹flçi Kültür Evi çal›flanlar›na yönelik tutuklama terörü çeflitli kurumlar›n da deste¤iyle birçok ilde protesto edildi.

Yurtiçi 12 YTL 24. YTL

Yurtd›fl› 35 EURO 70 EURO


GÜNCEL

17-30 A¤ustos 2009

3

‘Kürt Aç›l›m›’ rüzgar› esmeye devam ediyor Ülke gündemi Kürt ulusal sorununda emperyalizmin Türk devleti eliyle gündemlefltirdi¤i sözde ‘çözüm’ tart›flmalar›na kitlenmifl biçimde yol almaya devam ediyor. Önceki say›lar›m›zda da dile getirdi¤imiz gibi emperyalistler, özellikle Ortado¤u co¤rafyas›ndaki planlar› ekseninde, Türk devletini yeniden yap›land›rma sürecine sokmufl, bu reorganizasyon sürecinde de uluslararas› bir sorun konumundaki Kürt ulusal sorununu ameliyat masas›na yat›rarak, ‘çözüm’ aldatmac›s›n›n ard›na gizledi¤i yeni bir imha ve asimilasyon politikas›n› yürürlü¤e koymufl durumda. Özellikle ABD emperyalizminin Türk devletine dayatt›¤› bu yeniden yap›land›rma sürecinde Türk hakim s›n›flar›n›n sözcüsü AKP hükümeti de ald›¤› direktifler do¤rultusunda görevlerini icra etmeye çal›fl›yor. Kürt ulusal sorununu ‘Kürt aç›l›m›’, ‘demokratik çözüm’ safsatas›yla ele alarak çeflitli giriflimlerde bulunuyor. Yani bir taflla iki kufl esprisi uygulan›yor: Haz›r bu sorun bize yük, bu yükü hafiletelim; ama bunu yaparken de zeminimizi, vitrinimizi sa¤lamlaflt›ral›m. ‘Demokratiklefliyoruz’ ad› alt›nda yapal›m. Ve herkes buna inans›n, deste¤imiz ço¤als›n! Bu konuda çal›flmalar›n› sürdüren AKP hükümeti, ‹çiflleri Bakan› Beflir Atalay’› da ‘toplumun her kesimini sorunun çözümüne katmak’ için birçok siyasi çevre ile görüfltürme görevini yükledi. Siyasi parti, sivil toplum kurulufllar› ve sermaye örgütleriyle görüflmeler yapan Atalay, sermaye örgütlerinden tam destek görürken m›zm›zlanan CHP ve MHP’den ise ‘istemem!’ cevab› ald›. Kürt ulusal hareketinin emperyalizm deste¤iyle tasfiyesini amaçlayan ‘çözüm’ etraf›nda yarat›lan hava, çeflitli kesimleri peflinden sürükledikçe sürüklüyor. Öyleki sorunun çözülece¤i, demokratikleflme yönünde ciddi ad›mlar at›ld›¤› inanc› hakim k›l›nmaya çal›fl›l›yor. Ve öyleki bu konuda ‘olumlu, iyimser’ tablonun oldu¤una inananlar›n say›s› haylice... Bilindi¤i gibi son günlerdeki aç›klamalar›n hemen ard›ndan medyan›n tutumu da dikkate de¤er biçimde de¤iflim gösterdi. Örne¤in, Baflbakan Erdo¤an’›n ‘Kürt aç›l›m›’yla ilgili

ber ve köfle yaz›s›nda AKP’yi demokrasinin tek temsilcisi gibi gösteriyor. Türk devletinin reorganizasyon sürecinin h›zlanmas›yla ortaya ç›kan bu gazete üzerine düflen görevi lay›k›yla yerine getirmektedir. Taraf›n› ABD emperyalizminden seçen Taraf ve flürekas› ‘Zaman’la birlikte fikri ve ruhi birliktelikleri gere¤i görevlerini lay›k›yla yapmaktalar.

Sermaye örgütlerinden sürece ‘tam destek’ Bu durum sadece medyada yaflanmamakta; patron örgütlenmelerinden tutal›m da egemen s›n›flar ve onlara hizmet eden herkesin içinde bulundu¤u durum bu. Baflbakan Erdo¤an’›n c›mb›zlanm›fl ve salya sümük ak›tan methiye dolu sözleri sözkonusu kesimlere de nasip oluyor.

dikkatlerimizden kaçmad›. Devletin “Kürt aç›l›m›”, tüm içeri¤iyle de¤ilse de genel krokisiyle 14 Nisan 2009 tarihli Genelkurmay Baflkan› aç›klamalar›nda ortaya konmufltu. Cumhurbaflkan› ve Baflbakan’›n, onlar›n aç›klad›klar› zeminde kalarak ‹çiflleri Bakan›’n›n, “Ad›na ne derseniz deyin sorunun çözümü için tüm kurumlar aras›nda mutabakat var” fleklinde ifade ettikleri yaklafl›m›, “‹yi fleyler olacak” iyimserli¤ini yayg›nlaflt›rd›. Di¤er yandan “sorunu çözece¤iz” iddias›ndaki hükümetin, “aç›l›m dosyas›”nda

Apoletli medya ‘çözüm’ ve ‘bar›fl’ havarisi oldu Burada bir parantez açmak gerekirse, Türk Devleti’nin ‘Kürt aç›l›m›’, ‘demokratik çözüm’ çal›flmalar›nda burjuva feodal medyan›n gösterdi¤i gayret dikkate de¤erdir. Medyan›n sistemin bekas›ndaki önemini bilmeyenler, egemenlerin tekelinde olan medya kurulufllar›n›n bar›fl elçisi görevini üstlendi¤ini düflünebilirler. Daha önce yay›mlad›klar› haber ve yaz›larla bugün yapt›klar› aras›ndaki uçurum, dönemin

Düzen partilerinin tart›flmalar› üzerine birkaç söz CHP, MHP gibi birçok parti ve kurumlar›n tepkileri birbirinden çok fazla de¤ifliklik arz etmedi¤i aç›k. AKP’nin görüflme talebine olumlu cevap verenler de sözümüz ona k›rm›z› çizgilerini çekmifl, fakat emperyalizmin çözümüne karfl› koyamayacaklar›n› anlad›klar›ndan çorbada bizimde tuzumuz olsun demifllerdir. CHP ve MHP ise ülkenin hatta Ortado¤u’nun en önemli sorunlar›ndan olan Kürt ulusal sorununun AKP hükümeti eliyle çözülmesini istememektedirler. Bu tarihsel sorunun AKP hükümeti taraf›ndan ‘çözüme’ kavuflturulmas› CHP ve MHP gibi partileri zay›flatacakt›r. Bu partilerin avazlar› ç›kt›klar› kadar ba¤›rmalar› da bundand›r. Çünkü bu çözüm program› bizzat emperyalizm taraf›ndan haz›rlanan bir çözüm yoludur. Ülke sosyo ekonomik yap›s›n›n getirdi¤i yar› sömürgeli¤in bir sonucu olarak, bu sorunu çözme istemi ve program› ne AKP, ne MHP ne de CHP’nin tekelindedir. Hiçbiri efendilerinin çizdi¤i s›n›rlar d›fl›na ç›kamazlar. Velhas›l CHP veya MHP flu anda hükümette olsalard›, ortaya koyacaklar› ‘çözüm’ yolu (biçimsel farkl›l›k olsa da) AKP’ninkinden farkl› olmayacakt›. CHP ve MHP sergiledikleri bu tutumla kendi taban kitlelerine oynamaktad›rlar. Zira tabana oynamamalr› dahilinde yok olufllar›n› da iyi görmekteler.

“Fuzili’nin fliirleri nas›l ruhumuza hitap ediyorsa, Ahmedi Hani’nin fliirleri de bizi duyguland›rm›yor mu? Neflet Ertafl Gönül Da¤› dedi¤i zaman her birimizin tüyleri ürperiyor. Ayn› zamanda fiivan Perver, Halepçe, Hazal dedi¤inde gönül dünyam›z›n derinliklerine dal›yoruz” fleklindeki aç›klamalar›ndan sonra medya Rojin’i stüdyo konu¤u etmifl, Neflet Ertafl’a da canl› ba¤lanm›flt›. Arka fonda sinevizyon gösterimi yap›larak ‘Do¤u’dan kareler’ ard› ard›na verilmiflti. Y›llarca savafl, inkar, flovenizm, ›rkç›l›k kusan apoletli medya, ‘Halepçe ve Hazal flark›lar›n›n gönül zenginli¤i’ oldu¤u fleklindeki aç›klamar› bayrak ediniverdi. Adeta ordu ve di¤er iktidar odaklar›n›n ak›l hocas›, bu yönüyle, teknokrat kalemflorlar›n›n dilinden ‘çözüm’ ve ‘bar›fl laflar›’ düflmüyor. O kadar ki bir ara Do¤an medya tekelinin sahibi Ayd›n Do¤an’›n, AKP severlerin bafl›n› çekenlerden ve Yeni fiafak gazetesi yazar› Fehmi Koru ile birlikte tatil yapt›¤› ve muhtemelen bu süreç için sa¤lanan mutabakata Do¤an’›n da dahil edilmesi için görüfltükleri haberi

SINIF TAVRI

nelerin oldu¤u henüz net olarak bilinmiyor. Ancak, Erdo¤an’›n söyledikleriyle birlikte Baflbakan Dan›flman› Ömer Çelik ile devlet ve hükümetin Kürt kökenli “itibarl› adamlar›”ndan biri olan Abdülkadir Aksu’nun aç›klamalar›, öngörülen “çözüm”ün s›n›r tafllar›n› gösterir gibidir. “At›lacak her ad›m Türkiye’nin bütünlü¤ünü oluflturan ba¤lar› daha da s›k›laflt›rmak için” at›lacakt›r. Bu süreci “Bir fleyler koparmaya dönüfltürmek isteyenler hüsrana u¤rayacaklar...”d›r. “...federasyon, co¤rafi ya da etnik özerklik söz konusu olamaz.” Anayasa’da Kürtlere at›fta bulunulamaz ve “Milli e¤itim sisteminde Kürtçe e¤itim olmaz” aç›klamar› izledi. Bunlar hükümetin önceliklerini, koflullar›n› oluflturuyor. Cumhurbaflkan› da, Güroymak’› eski ad›yla (Norflîn) anarak gönülleri fethettikten sonra uçakta, Kürtleri “bir millet”in; “büyük millet” Türklerin parças› gören anlay›fl› tekrarlamaktan geri kalmad›. “Çözüm”ü de “Türkiye’nin standartlar›n›n yükseltilmesi”nde gördüklerini aç›klad›.

‹smail Uçar

Hâkim s›n›flar›n kendilerine karfl› geliflen her türlü dirençten de¤il, kendi kontrolleri d›fl›nda geliflme, yükselme ve patlama noktalar› oluflturabilecek direnç noktalar›ndan korktu¤u aç›kt›r. Günümüz dünyas›nda ve kuflkusuz geçmiflte de bu direnifl oda¤› istisnas›z silahl› mücadele olmufltur. Hiçbir otoriter gücün kendisini frenlemesine izin vermeyen, onu en haz›rl›ks›z an›nda ve en can al›c› noktas›ndan vurma gücüne sahip bir silahl› mücadele elbette ki egemenlerin uykusunu kaç›ran, onlar› türlü türlü kâbuslar görmesine sebep olan yegane güçtür. Ama bunun yan›nda bir de s›n›rlar› belli mücadele alanlar› vard›r ki bu hiç de korkulacak bir fley de¤ildir onlar için. Bir ak›m haline bile gelen mücadele biçimleri olarak özellikle Avrupa ülkelerinde çok rastlan›lan “yarat›c›” direnifl modelleri san›ld›¤›n›n aksine sistemi zora sokmak bir yana; sistemin kaç›n›lmaz olarak üretti¤i huzursuzlu¤un deflarj edilebilece¤i alanlar olarak bizzat sistemin arac› haline getirilmifltir. Bu dan›fl›kl› bir dövüfl de¤il elbette, ancak zafere gidecek kabiliyette bir dövüfl hiç de¤il. Bunlardan neden bahsediyoruz? Kuflkusuz günümüzle iliflkisi var. Ancak bu mücadele biçimlerinin geçmiflte hangi koflullarda ortaya ç›kt›¤›yla da ilgili düflünmek gerek. ‘Baflar›s›zl›¤a’ u¤ram›fl sosyalizm denemelerinin ard›nda b›rakt›¤› deneyimleri ve bu deneyimlerden yola ç›k›larak hata yap›lan noktalar› gerçekçi ve bilimsel bir gözle aramak yerine, silahl› mücadelenin,

emperyalistler taraf›ndan, devlet eliyle çözülmek istendi¤ini göstermesi bak›m›ndan önemlidir. Medyan›n geçmiflte yapt›¤› hava bültenlerinde dahi kendisini belli eden ve flu cümleyle somutlanan sözcükler durumu daha net anlamam›za yard›mc› olacakt›r; “Ya¤›fllar do¤uya do¤ru gidiyor.” Hava bültenini sunan spikerin bu sözleri bir heyecan ve mutlu bir yüz ifadesiyle söylemesi, asl›nda o dönemde Kürt ulusal sorununa, Kürtlere, Kürt co¤rafyas›na bak›fl›n göstergesidir. fiimdilerde ise ‘bölge halk›’ ad› alt›nda verilen haberlerde, bölgenin do¤al güzellikleri ‘Munzur Beach-Do¤unun Antalyas›’, ‘flemameli kolbast›’ gibi haberler yaparak ‘bölge halk›’n›n ne kadar iyi, do¤as›n›n ne kadar güzel, kültürlerin nas›l içiçe geçmiflli¤ini gösteriyor olmas›, tam da Kürt ulusal sorunun emperyalistlerin ve ufla¤› hakim s›n›flar›n›n eliyle ‘çözüm’üne paralel geliflmelerdir. Yine bir parantez açarsak, bahsini etti¤imiz medya kurulufllar› içerisinde Taraf gazetesinin büyük bir yeri vard›r. Taraf gazetesi hemen hemen her gün, konuya iliflkin her ha-

Devletin AKP tafleronlu¤unda hayata geçirmeye çal›flt›¤› ‘Kürt aç›l›m›’ndaki geliflmeler bu ve daha birçok hayrete düflürecek olayla devam ederken, tabii ki bu konudaki en büyük ifl ‹çiflleri Bakan› Beflir Atalay’a düflmekte. Hükümetin ‘Kürt aç›l›m›na’ bütün çevreleri katmak istemesi, tüm kesimlerle uzlaflma aray›fl›nda olmas›, Beflir Atalay’› sorunun kilit isimlerinden biri olma seviyesine getirdi. Beflir Atalay’›n tüm siyasi partilerden talep etti¤i randevu taleplerine Demokrat Parti (DP), Demokratik Sol Parti (DSP), Demokratik Toplum Partisi (DTP) gibi partiler olumlu cevap verirken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi hareket Partisi (MHP) ret cevab› verdiler. Atalay’›n sermaye örgütleriyle yapt›¤› toplant›larda ise, MÜS‹AD, TOBB gibi sermaye örgütleri de AKP’nin ‘Kürt aç›l›m›na’ tam destek verdiklerini aç›klad›lar. TOBB, sürece olan tam deste¤ini aç›kça beyan etti. Sonuç olarak ordusuyla, hükümetiyle, sermayesiyle devletin bir bütün mutabakat sa¤lad›¤› ve bunun ülke tarihi içerisinde ay›rt edici bir özellik tafl›d›¤› söylenebilir. Atalay’›n görüflme talebine olumlu yan›t veren partiler, görüflmelerde kendi çözüm önerilerini sunduklar›n›, AKP’nin ‘Kürt aç›l›m›’ konusunda kendi k›rm›z› çizgilerini de çizerek esasta süreçte mutab›k olduklar›n› ifade ettiler. Atalay’›n radevu talebine ret cevab› veren CHP ve MHP ise görüflmeme nedenlerini aç›klad›lar. MHP ad›na aç›klama yapan Grup Baflkanvekili Oktay Vural, “Hükümeti uyar›yoruz. Bu milletin birlik ve beraberli¤ini savunan bir parti olarak bu tip safsatalarla MHP’nin kap›s›n› çalmaya kimse cüret edemez. MHP olarak bin y›ll›k kardeflli¤imizi bozacak, PKK ile müzakere döneminin bafllat›ld›¤› ve onlarla el s›k›fl›ld›¤› bir dönemde, böyle bir konuda kesinlikle bir görüflme yaklafl›m› içinde olmayaca¤›z” diyerek randevu talebini red ettiler. Bu süreçte rol alamaman›n öfkesini yaflayan CHP ad›na aç›klama yapan Genel Baflkan Yard›mc›s› Onur Öymen ise, "Hükümet bu konudaki politikas›n› tavr›n› ortaya koymad›kça biz görüflmeye ihtiyaç duymuyoruz. Ortal›¤› kar›flt›ran yaklafl›mlara, tutumlara katk›da bulunmak niyetimiz yoktur. Hükümet kendi söyleyece¤ini söyleyemeden baflkalar›na söyleyerek bu meseleyi çözmeye çal›fl›yor. Bu do¤ru bir yöntem de¤ildir, biz bunu olumlu bulmuyoruz. O bak›mdan böyle bir görüflmeyi de gerekli görmüyoruz” diyerek partilerinin görüflme taleplerini reddettiklerini belirtti. Yap›lan bu aç›klamalar›n ard›ndan ise Erdo¤an, Baykal ve Bahçeli aras›ndaki tart›flma alevlendi. Erdo¤an görüflmelere ret cevab› veren CHP ve MHP liderlerine geniflletilmifl AKP il baflkanlar› toplant›s›nda flu flekilde seslendi; “Say›n Bahçeli'ye, say›n Baykal'a bir kez daha sesleniyorum; gelin kap›lar›n›z› kapatmay›n. Gelin bu sürecin d›fl›nda kalmay›n, siz de katk›n›z› verin, siz de yap›c› önerilerinizi sunun. Bu meselede mutabakat olmayacaksa hangi meselede mutabakat olacak? Bu mesele de uzlaflmayaca¤›z da hangi meselede uzlaflaca¤›z? Bu konuya da katk›n›z olmayacaksa hangi meseleye katk›n›z olacak? E¤er slogan at›larak bu mesele çözülebilseydi, bu güne kadar zaten çoktan çözülmüfl olurdu.”

Silahl› mücadele eskide mi kald›? parti örgütünün ve proletarya diktatörlü¤ünün gereksizli¤ine ve her fleyden önce sorun yaratan her türlü kötülü¤ün bunlardan kaynakland›¤›na dair bilumum sosyal demokrat, revizyonist ve reformist düflüncenin kaynakl›k etti¤i bu ak›m kuflkusuz çok yayg›n. Bu düflünüfl tarz›n›n politik sahnedeki ad›mlar› da kuflkusuz düflünce yap›s›na uygun olarak çok daha “makul” k›l›nm›fl eylem tarzlar›yla hayat bulur. Burada geçerken de¤inmekte fayda var: eylem biçimlerinin çeflitlili¤i iyidir. Tart›flt›¤›m›z bu de¤il elbet. Tart›fl›lan esas nokta bin bir çeflit eylem biçimimizin hangi esas eylemimizi güçlendirdi¤i, hangi stratejik do¤rultunun etraf›nda flekillendi¤idir. Tek bir amaca kilitlenmifl, iktidarlaflmay› hedefleyen do¤ru stratejik ad›mlara hizmet eden bir silahl› mücadeleyi destekleyen her ad›m, her eylem kuflkusuz yerindedir. Ancak flimdi baflka bir rüzgâr esiyor. “Silahl› mücadele tarihte kald›” diyen, tarihi kendiyle bafllat›p, kendiyle bitiren bir rüzgâr… Elbette ki kimi hareketler için silahl› mücadele geçmiflte kalan bir an› olabilir. Bu, o hareketin yak›n ve uzun vadeli hedefleri, stratejisi ve ideolojisiyle ilintilidir. Hat›rlatal›m silahlara kumanda eden ideolojidir. E¤er ideolojik olarak dar burjuva ufuklara sahipseniz elbette ki barutunuz tükenmeye yüz tutabilir. E¤er ki ideolojiniz küçük burjuvazinin ki ise elbette ki bafl›ndan beri isteksizce silahlanm›fl olabilirsiniz. Ama e¤er ideolojiniz proleter

devrimci ideoloji ise, iflte o zaman “zor” ve “silahl› mücadele” siz isteseniz de yakan›z› b›rakmayacak bir tarihsel gerçek olarak önünüzde duracakt›r. Meselemize dönecek olursak… “silahl› mücadele dönemi art›k geride kald›” söylemi bahsetti¤imiz farkl›l›klar›n üzerinden atlan›larak genellefltirilirse ki bugün yap›lan tam olarak budur, iflte o zaman tarihi inkâr sofras›na diz k›rm›fl›z demektir. Hümanizm hevesli “yarat›c›” sol ak›mlar›n zaten geçmiflten beri “özgürlükçü sosyalizm” vb k›l›flarla dillerinden düflürmedikleri sözlerin flimdi daha güçlü politik öznelerce söylenmesi kendilerinin ne kadar da hakl› olduklar›n›n kan›tlar› olarak sunulacak kuflkusuz. Ancak rüzgara kap›lmamak gerekir. Devrimcilik ço¤u zaman ak›nt›ya karfl› yüzmektir. Bugünün en tehlikeli ak›m› ise kuflkusuz silahl› mücadeleye güvensizlik yayan bu tehlikeli ak›md›r. Unutmamak gerekir ki bu ak›ma karfl› en etkili mücadele biçimi yine silahl› mücadelenin kendisi olacakt›r. Hakim s›n›flar›n kurmak istedi¤i hegemonyan›n kabu¤unu çatlatacak olan da, kitleleri savafl›n s›ca¤›nda politiklefltirecek olan da bu silahl› mücadeledir. fiimdi güncel bir tart›flma vesilesiyle, Kürt ulusal sorunu vesilesiyle dillendirilen “bu savafl bizim insanl›¤›m›z› kaybetmemize sebep oldu” söylemi nereye oturmaktad›r. Savafl›n taraflar›n› atlayan, savafl›n meflrulu¤unu d›fllayan ve her fleyden önemlisi silahl› mücadeleye olan güvensizli¤in s›rt›-

n› s›vazlayan bu söylem teorik olarak kime aittir. Marksizm’e mi, yoksa onda hümanist bir yön arayan reformizme mi? Althusser’in “Marksizm teorik bir anti-hümanizmdir” belirlemesi bunu dillendirenler için ne ifade etmektedir? Soruya cevap vermeyi muhataplar›na b›rakarak son söz olarak flu gerçe¤in alt›n› bir kez daha çizmek gerekir: Güncel olarak ister silahl› mücadele savunulsun ister yukar›da de¤indi¤imiz gibi “tarihte kald›” denilerek reddedilsin. E¤er bu mücadeleye kumanda eden çizgi problemliyse önündeki engelleri bir bir devirip bizim nihai hedefe ulaflmam›z› sa¤layamaz. Bunun günümüzdeki örne¤i “Kürt aç›l›m›” ekseninde tart›fl›lan “bar›fl” meselesidir. Savafla neden olan koflullar de¤iflmemiflken ve devrimci savafl›n sürdürülmesine iliflkin sebepler oldu¤u gibi yerinde dururken “bar›fl” arzulamak iflte de¤endi¤imiz gibi çizgi sorununa iflaret etmektedir. Sebepleri ordadan kald›rmak ve gerçek anlamda “bar›fl” için günümüzde mücadelenin esasta da silahl› mücadelenin sürdürülmesi ertelenemez bir görevdir. Bunun Türkiye-Kuzey Kürdistan somutunda yolu Halk Savafl› stratejisi olarak yoldafl Kaypakkaya taraf›ndan sadece teorik düzlemde de¤il pratiklefltirilerekte kurtuluflun ›fl›kl› yolu olarak tarihe nakfledilmifltir. fiimdi görev dün oldu¤u gibi bugünde bu ›fl›kl› yolda gerila savafl›na yüklenmektir.


4

GÜNCEL

17-30 A¤ustos 2009

17 A¤ustos depreminin 10. y›l›nda de¤iflen bir fley olmad› 1999 sabah› meydana gelen Kocaeli Gölcük merkezli deprem, büyük çapta can ve mal kayb›na neden olmufltu. 17 A¤ustos depremi, tüm Marmara Bölgesi'nde, Ankara'dan ‹zmir'e kadar genifl bir alanda hissedilmifl, resmi raporlara göre 17.480 ölüm, 23.781 yaral› olmufl, 505 kifli sakat kalm›fl, 285.211 konut, 42.902 iflyeri hasar görmüfl; resmi olmayan bilgilere göre ise yaklafl›k 50.000 ölüm, a¤›r-hafif 100.000'e yak›n yaral› vard›. Ayr›ca 133.683 çöken bina ile yaklafl›k 600 bin kifli evsiz kald›. Yaklafl›k 16 milyon insan, depremden de¤iflik düzeylerde etkilendi. Bu nedenle ülkemizin yak›n tarihini derinden etkileyen en önemli olaylardan biri Gölcük depremi.

Halktan 24.1 milyar lira ‘deprem vergisi’ topland›: Halk y›llard›r kendi yaralar›n› sarmaya çabalarken kendisini her anlamda “sosyal, halktan yana vs.” olarak tan›mlayan devlet, “halk›n yaralar›n› sarmak, zararlar›n› karfl›lamak” ad›na 10 y›l önce “geçici” olarak getirdi¤i vergileri “kal›c›” hale getirdi! Devlet Marmara depremi için bu y›l›n haziran ay›na

kadar halktan 24.1 milyar lira ''deprem vergisi'' toplad›. Ne var ki toplanmas›na ra¤men ma¤dur insanlar halen ma¤dur, halen evsiz, haklar›n› isteyenler ise polis fliddetiyle karfl›l›yor. Daha da önemlisi uzmanlar›n, “deprem riski var, buna dair önlemler al›nm›yor, devletin önlem almas› gerekir” uyar›lar›na ra¤men devletin ilgisizli¤i had safhada. Devletin kendi kurumlar› olan Maliye Bakanl›¤› Muhasebat Genel Müdürlü¤ü verileri, Devlet Planlama Teflkilat› (DPT), Türk Sanayicileri ve ‹fladamlar› Derne¤i (TÜS‹AD) ile Dünya Bankas›n›n maliyet hesaplamalar›ndan yararlan›larak yap›lan bir araflt›rma, devletin halk›n ç›karlar›n› ne kadar “dikkate” ald›¤›n›n bir göstergesi. Yap›lan araflt›rmada; 10 y›l önce geçici oldu¤u belirtilerek getirilen vergilerin önemli bir k›sm›n›n ''kal›c›'' hale geldi¤i, toplanan vergilerin miktar›n›n, depremin öngörülen maliyetini aflmas›na karfl›n felaketin açt›¤› yaralar›n bir türlü sar›lamad›¤› söyleniyor.

Devlet üçk⤛da devam ediyor!: Çeflitli kurumlar›n, uzmanlar›n raporlar›na ve uyar›lar›-

na ve de halk›n tepkilerine ra¤men hiçbir önlem almaya tenezzül etmeyen devlet, adeta ‘ben bildi¤imi okurum, siz ne anlars›n›z’ edas› tak›narak “ek vergilere” yeni “ek”ler yaparak halk›n zararlar›na zarar katarak “ek karlar” sa¤l›yor. Devlet, depremin hemen ard›ndan ek gelir ve kurumlar vergisi, ek emlak vergisi, ek motorlu tafl›tlar vergisi, özel iletiflim vergisi ve özel ifllem vergisi ihdas eden 4481 say›l› kanunla “zararlar›n karfl›lanmas›n› amaçlad›¤›n›”, vergilerin bu çerçevede toplanmaya baflland›¤›n›, aç›klam›fl, fakat 4481 say›l› kanunun 31 Aral›k 2003 itibariyle yürürlükten kald›r›lmas›na karfl›n özel iletiflim vergisini Gider Vergileri Kanunu kapsam›na alarak halk› sömürmeye ve durumdan karvazifesi ç›karmaya devam ediyor.

Çalmaya devam!: Özel ifllem vergisi 2004 y›l› bafl›nda “kald›r›lm›fl”sa da 4 y›lda bu yolla yaklafl›k 1,8 milyar lira devlet bütçesine aktar›ld›. Bunun gibi kal›c› hale getirilen ve en önemli gelir-kar kayna¤›, bugün say›lar› 65 milyonu aflan, telefon abonelerinden al›nan özel iletiflim vergisi ise 10 y›lda halk›n cebin-

den 22,3 milyar lira çal›nmas›na neden oldu.

Deprem vergisine zam düflünülüyor: Ekonomik maliyeti 17 ile 24 milyar lira aras›nda belirlenmesine ra¤men Marmara Depremi için bu y›l›n haziran ay›na kadar halktan 24,1 milyar lira ''deprem vergisi'' toplanm›fl ve ''deprem vergilerinden'' bu y›l›n sonuna kadar elde edilecek gelirin ise 27,2 milyar lira olaca¤› belirtiliyor. Yani devlet ne deprem bölgelerinde yaralar› sar›yor, ne de deprem sonras› güçlendirilmesi gereken yap›lar› güçlendiriyor; devlet yaralar› daha da büyütüyor, yap›lar› daha da çürütüyor. Devlet 72 milyon nüfusa sahip ülkemizde kifli bafl›na ödenen deprem vergisinin miktar›n› 375 liraya ç›karmay› planl›yor. Çeflitli bürokrat ve uzmanlar taraf›ndan yap›lan aç›klamalar, hemen hemen tüm projelerin yurt d›fl›ndan sa¤lanan kredilerle gerçeklefltirildi¤ini ortaya koyuyor. 10 y›lda toplanan 24,1 milyar liral›k vergi depremin ekonomik maliyetinin üstünde bir para. Bu durumda deprem vergilerinden toplanan para nerelerde kullan›ld›?

Ar›zl› halk›na 10. y›l daya¤› Marmara depremi ma¤duru ve Bar›nma hakk› için mücadele eden Ar›zl› halk› depremin 10. y›ldönümünde polisin sald›r›s›na u¤rad›. Hibe parayla yap›lan evlerini koruyan depremzedelere polis vahflice sald›rd›. Bölge Çal›flma Müdür Yard›mc›s› Ercan Kale'nin evinin dün Ar›zl› konutlar›na tafl›nmak istenmesi üzerine, depremzedeler sitenin giriflinde barikat kurarak eflyalar› getiren kamyonu engellemek istedi. Ancak polis ekipleri barikat önünde duran vatandafllara vahflice sald›rarak, kamyonu içeri ald›. Sald›r› s›ras›nda 4 vatandafl› gözalt›na alan polis, çok say›da vatandafl›n da yaralanmas›na neden oldu. Depremzedelerden Necla Azak, devletin polisinin 17 A¤ustos'un 10 y›l›n› depremzedeye dayak atarak karfl›lad›¤›n› belirterek, “Bizim ac›m›z› böyle mi paylafl›yorsunuz. 4 gün 4 gece çocuklar›m› enkazda arad›m. Buraya gelen bürokratlar deprem flehitlerinin kan› üzerinde oturuyor. Bu evlerin duvarlar›ndan çocuklar›m›z›n, efllerimizin, sevdiklerimizin kan› ak›yor. Bu devlet ölülerinin paras›n› yiyor. Biz bu evlerden ç›kmayaca¤›z. Buras› Irak hükümeti taraf›ndan depremzedeye hibe edildi. Al›n eflyalar› gidin buradan. Bizi ac›lar›m›zla rahat b›rak›n. B›rak›n ölülerimizin an›s›na okutaca¤›m›z mevlitte rahat olal›m. Sizlerin hiç mi vicdan› yok. Bir kez olsun bu devlet ölüsüne a¤layana vicdanl› davrans›n” dedi.

SEM‹R ÖZ

ORHAN URAL

MUSA DURAN

ANIL fiAH‹NGÖZ

AL‹ ALAGÖZ

Halk krizi iliklerine kadar hissediyor! la bu kadar yüz göz olmazd›m. Belediye baflkan›n›n olsun, di¤erlerinin olsun naz›n› çekmezdim. Burada bu flekilde oturmazd›m en az›ndan. Ekonomik kriz olmasayd› bunlar olmazd›. Daha rahat bir yaflam tarz› olurdu; çocuklar›m için iyi bir gelecek olurdu, gelece¤ime daha güvenle bakabilirdim. Sadece bu de¤il, psikolojik yans›malar› da var krizin, maddi yans›malar› yan›nda. Eve gitti¤imde cebimde para olmad›¤›nda çocuklar›ma bir fley götürmedi¤imde evimin, çocuklar›m›n ihtiyaçlar›n› karfl›layamad›¤›mda psikolojik olarak bana yans›yor. Bunun yans›malar› eflimin, çocuklar›m›n kalbini k›rmaya kadar var›yor.

‘Krizi baflbakandan daha iyi biliyoruz, çünkü biz yafl›yoruz’

Baflbakan, “Ekonomik kriz nedir ne de¤ildir sorsan tan›mlamaktan aciz olan insanlar bunlar” dedi¤i halka, ekonomik krizden anlay›p anlamad›¤›n› sorduk. Çeflitli ilerden farkl› kesimlerdeki insanlara sordu¤umuz soruya verilen cevap ‘krizi sefa sürenlerin de¤il, cefas›n› çekenlerin bilece¤i’ yönündeydi. Ayn› flekilde halk krizi bilmekle kalm›yor, etkisini iliklerine kadar hissediyor. “Ayaklar bafl olmaz” diyerek iflçi-emekçilere kinini kusan, üretemez halde geldi¤ini söyleyerek tepkisini dile getiren çiftçiye “anan› da al git” diyen Baflbakan Tayyip Erdo¤an halka hakaret etmeye devam ediyor. Karadeniz turu gerçeklefltiren Erdo¤an Rize’de yine üretici köylülerin protestosuyla karfl›laflt›. Konuflmas› s›ras›nda ekonomiden bahseden Erdo¤an’a Sevim Topçu adl› bir kad›n, “Ekonomik kriz ne oldu Say›n Baflbakan?" diye tepki gösterdi. Erdo¤an protesto karfl›s›nda flaflk›na döndü. Sesini yükselterek, "Say›n Baflbakan ekonomik kriz yok mu? diyen Topçu, Erdo¤an’›n korumalar› ve polisler taraf›ndan apar topar salondan ç›kar›ld›. Erdo¤an ise bilindik kabaday›l›¤›n› sergileyerek tepkisini dile getirenleri afla¤›lad›. “Ekonomik kriz nedir ne de¤ildir sorsan tan›mlamaktan aciz olan insanlar bunlar” diyen Erdo¤an, iflçiye, köylüye, emekçiye ve ezilenlere olan kinini kustu adeta. Temsil etti¤i s›n›flara hizmette kusur etmeyen, krizi emekçi halk›n s›rt›na yükleyerek sermayenin yükünü alan baflbakan, krizi iliklerine kadar hisseden halka hakaret ediyor, krizin olmad›¤› yalan›n› usanmadan söylüyor ve krizle yaflamaya al›fl›lmas›n› tembihliyor. Egemenlerin ç›kard›¤› krizin sebebi kendileri de¤ilmifl gibi, s›rtlar›ndan atmaya çal›fl›yorlar. Emekçilere yönelik sald›r› yasalar›yla, tasfiye düzenlemeleriyle, y›k›m politikalar›yla, özellefltirmelerle, sosyal-ekonomik hak gasplar›yla krizin halk üzerindeki etkisini gittikçe derinlefltiren egemenler, bir yandan da ‘kriz bizi te¤et geçti” yalan›n› söylüyor. Oysaki son zamanlarda yoksullu¤un ciddi boyutlara ulaflt›¤›, iflsizli¤in yüzde 20’leri geçti¤i, köylünün üretemez hale geldi¤i, esnaf›n kepenlerini tek tek kapatt›¤› somut verileriyle önümüzde duruyor. Durum ortadayken ve kriz hali varken baflbakan krizin olmad›¤›n›, ekonominin iyi oldu¤unu, herkese hakk›n› verdiklerini aymazca söylüyor. ‘Kriz var’ denmesine tahammül edemeyen baflbakan, tepkisini dile getirenleri afla¤›l›yor, ifline gelmedi¤i için de halktan krize iliflkin iktisadi aç›klamalar bekliyor. Halk›n iktisadi analizler yapacak durumu yok; fakat kendi yaflam›ndan hareketle krizin oldu¤unu ve bundan etkilendi¤ini söylüyor. Kriz Baflbakan’› ve efendilerini de¤il, halk› vuruyor. Do¤al olarak ekmeklerini kesen krizi halk›n bilmesine de gerek yok.

‘Baflbakan’›n sözleri eme¤e sayg›s›zl›¤›n›n ifadesidir’ Hanife ATAfi (Emekli ö¤retmen)/DERS‹M: Öncelikle flunu söyleyeyim; halk krizi Baflbakan’dan daha iyi anlar. Çünkü bu krizden etkilenen emekçi ve ezilen kesimlerdir. Ancak halk›n Baflbakan kadar söylem özgürlü¤ü bulunmad›¤›ndan dolay› krizi kendi kendine yafl›yor. Zaten f›nd›k üreticisine “kriz nedir anlamazlar, gelip krizden bahsediyorlar, provokatörlük yap›yorlar” demesi eme¤e karfl› sayg›s›zl›¤›n›n ifadesidir. Kriz çok yönlü bir sözcüktür. Kriz siyasal iktidar›n ekonomik, ideolojik ç›kmaz›d›r. Dolays›yla iktidar›n içinde yaflad›¤› ç›kmazdan en çok etkilenecek olan halkt›r. Tüm bunlardan kaynakl› kriz; iflçilerin iflten at›lmas›, tüccarlar›n mallar›n› kaybetmesi, küçük esnaflar›n iflas etmesidir. Bundan y›llar önce Bülent Ecevit’in baflbakan oldu¤u dönemlerde halktan birinin Ecevit’e kasa f›rlatmas› ekonomik krizin o dönemlerde de var oldu¤unun göstergesidir. Yani demek istedi¤im kriz her zaman vard›r ve olacakt›r. Yine o dönemlerde devlet bankalara el koydu. Örne¤in; Halis Toprak ve Cem Uzan gibilerinin bankalar›na el koydu. Asl›nda yolsuzluk diye el konuldu ama bu esasta kendilerinin (iktidar›n) yolsuzlu¤udur. Ayr›ca devlet en çok bütçesini savafla ay›rmaktad›r. Türkiye’de birçok yeralt› ve üstü zenginlikleri mevcuttur. Bunlardan elde edilen gelirlerin birço¤u savafla ayr›lmaktad›r. Dedi¤im gibi devlet her krizde kendi cebini doldurursa di¤er ezilen bütün kesimler zarar görecektir.

Hasan GÜNDÜZ (Çiftçi): Baflbakan’›n cebi dolu, krizin ne oldu¤unu kendisi bilmiyor. Halk›n ne çekti¤ini bilmiyor, halktan uzak kapal› kap›lar arkas›ndan politikalar yürütüyor. Arkas›ndaki oy miktar›n› güvence olarak bilip, halka s›rt›n› dönüyor. Kriz beni etkileyemez, ben 82 yafl›nda kendi pilimle idare ederim. Ne kadar beni etkilemese de komflular›m›, ailemi ve çocuklar›m› etkilemifltir. Onlar› etkileyen kriz beni de etkilemifl say›l›r. Ondan benim de huzurum bozulmufl olur.

Nihat UZ (Kuaför): Bir Baflbakan olarak onu iktidara tafl›yan bireylere karfl› böyle bir tutum sergilemesini yad›rg›yorum. Baflbakan’›n bu tür ko-

nuflmas› iktidar süresince al›fl›lagelen tipik konuflmas›d›r. Krizin beni etkiledi¤inden pek söz edemem. Bunun sebebi de küçük bir bölgede yaflamam›z ve sanayi kurulufllar›n›n bulunmamas›d›r. Krizin as›l ma¤durlar› ve göstergeleri büyük flehirlerde kapat›lan fabrikalard›r, sanayi kurulufllar›d›r, iflten ç›kar›lan emekçilerdir, iflçilerdir ve f›nd›k üreticisidir.

‘Kriz zenginleri de¤il, garibanlar› vurdu…’ Netay Özcan (Anketör)/ADANA: Tüketici paneli yapan bir flirkette panel temsilcisi olarak çal›fl›yorum. Yapt›¤›m›z ev ziyaretlerinde krizin aileleri nas›l etkiledi¤ini görüyoruz. Genellikle “kriz nedeniyle maafllar›m›za zam alamad›k, flirketimizin gerekçesi; kriz oldu¤undan dolay› zam yapamayaca¤›z” yönünde oluyor. Ailemle birlikte yaflayan biri olarak evdeki harcama durumu biraz daha k›s›tl› bir flekilde yap›lmaya baflland›. Bunu flöyle aç›klayabilirim; daha hesapl› al›flverifl için ucuz marketlere ve indirim günlerinde al›flverifl yapmaya özen gösteriyoruz. Ziyaret etti¤imiz evlerde de genel anlamda al›flverifllerinde ciddi bir düflüfl yaflanmakta oldu¤unu her hafta doldurduklar› al›fl verifl formundan görebiliyoruz. Ailelerdeki bireylerin ço¤u kriz bahanesiyle ya iflten ç›kart›lm›fl durumda ya da maafllar› iflyeri taraf›ndan ödenmemekte. Hatta ve hatta yaflanan bu krizden dolay› insanlar›n evinde huzursuzluk bafl göstermektedir.

Taner N. (Berber): Y›llard›r berberlik mesle¤i ile u¤rafl›yorum. Kriz, Tayyip’e göre hava c›va. Onlar 10-15 milyar maafl al›yor, her fleyleri avanta, millete gelince yüzde üçlerle yüzde befllerle insanlar› kand›r›yorlar. Tayyip’in bizi te¤et geçti demesi… Hiçbir fley de¤il, delip geçti asl›nda. Burada bilmiyorum kendi gözüyle bakarsan›z, zengin taraf› düflündü¤ü için insanlara oyalama süreci sunuyor. Ya abi kriz zenginleri de¤il, garibanlar› vurdu… Bugün Tayyib kendi zengin kesimine her türlü avantaj› sundu, her fleyi sundu. Bugün kendi çevresine göre kriz yok, bugün toplumun %7080’ni gariban kesim oldu¤u için daha çok vurdu. Baflbakan filan, IMF, flu bu anlaflma yapmayacak flimdi gazetelerde görüyoruz nelerle u¤rafl›yoruz. Yani bilmiyorum adamlar kafalar›na göre hareket ediyorlar.

Cemre T. (Avukat): Tabi toplum üzerindeki kriz yap›sal bir kere. Sistem bu flekilde oldu¤u sürece kriz bu flekilde devam edecek, ki kapitalist sistem bundan beslenir. Kriz de zaten var olan eflitsiz gelir da¤›l›m›n›, eflitsizler aras›ndaki aray› daha da aç›yor. Bu da toplumun içerisindeki halk›n suç oranlar›na yans›yor, aile içerisindeki boflanma olaylar›na yans›yor. Mesela ifl davalar›na yans›yor, toplu iflten ç›karmalara ve devam›na yans›yor… Buna karfl› tepkileri dindirmek ve hukuksal anlamda gö¤üs germek için hükümet de krizden dolay› iflçilere daha a¤›r yasa maddeleri içeren kanunlar ç›kart›yor. Son iflçi yasas› da buna bir örnektir. Böylelikle hak aramalar›n›n da önüne geçerek iflsiz kalan iflçileri bir anlamda haks›z da b›rakm›fl oluyorlar. Öte yandan ceza davalar› da art›yor. ‹nsanlar ekonomik sebeplerle düfltükleri darbo¤az sonucunda doland›r›c›l›k ve baflka fleylere meyil ediyorlar, fliddet art›yor, özellikle boflanma davalar›n›n art›fl sebebi genel olarak ekonomik kriz.

Ali Alagöz: (‹flçi)/ ANKARA Bu memlekette kriz tabii ki var, hem de yüzde yüz. Mesela ben 20 sene önce kazand›¤›m paray› flimdi kazanam›yorum. Yani flimdi bakmak gerekiyor; asgari ücret bu memlekette kaç lira? Ev kiralar› 400 k⤛t, asgari ücret 500 k⤛t, bu nas›l bir çeliflki. Nas›l geçinecez Baflbakan’a sormak gerekir. Yani bu kriz Baflbakan ve çevresini etkilemiyor. Kriz Baflbakan’› niye etkilesin ki? Krizi yaratan onlar. Baflbakan ben demokrat›m diyor ama her fleyi k›s›tl›yor bu ülkede.

‘Halktan kopuk yaflad›¤› için böyle konufluyor’

Musa Duran (‹flçi): Bence memlekette kriz var, hem de afl›r› bir flekilde var. Baflbakan herhalde krizin ne demek oldu¤unu hiç bilmiyor, biz ondan daha iyi biliyoruz çünkü krizi biz yafl›yoruz, Baflbakan de¤il. Baflbakan ekmek, yol ve kazanc›m›z›n ne kadar oldu¤unu bilmiyor. Asgari ücretin 500 milyon oldu¤u bir memlekette ev kiralar› 400 milyon. Yol paras› günlük gidifl gelifl 3.50 TL oldu, ekmek harcamas› ayl›k dört yüz milyonu buluyor. Baflbakan hesaplas›n ayl›k kaç para ediyor. Memlekette kriz var m›, yok mu o zaman söylesin. Do¤ru, Baflbakan aç›s›ndan kriz yok, çünkü mecliste kriz yok, AKP’de kriz yok. Ama biz vatandafllarda kriz var.

Semir Özdü (Esnaf)/MERS‹N

An›l fiahingöz (Ö¤renci-‹flçi):

Genel olarak ülke ekonomisine büyük bir yans›mas› var krizin. Nas›l denir; millette para yok anlayaca¤›n›z. Para dönmüyor piyasada, her kesime de yans›yor kriz. Üretici de, tüketici de ma¤dur oluyor. Yani krizi çok derinden hissediyoruz. Tayip Erdo¤an’›n dediklerini dengesizlik olarak de¤erlendiriyorum. Halk›n içinde olmad›¤› için, halktan kopuk yaflad›¤› için, kendisi bilmedi¤i için böyle konufluyor. Halk›n içine girse, halk›n ne çekti¤ini görse böyle bir konuflma yapmaz. Halk› afla¤›lamaz.

Asaf Turan (Esnaf):

Kriz kendi iflyerimde var. Çeklerimi ödeyemiyorum. Kredi kart› borçlar›m var, onlar› ödeyemiyorum. Genelde kriz var; ama halk bilinçsiz, bunun fark›nda de¤il. Biz esnaf olarak durumun fark›nday›z, bize sorarsan›z biz biliriz. Ama normal bir vatandafla sorarsan›z bilmez, yani anlamaz.

Orhan Ural (Seyyar sat›c›): Ekonomik kriz insan›n, yaflam›n ta kendisidir. Ekonomik kriz olmasa bu kadar sorunla karfl›laflmazd›k. Kendi ad›ma söyleyeyim seyyar sat›c›l›k yap›yorum, zab›talar-

Kriz kapitalizmin yaratt›¤› bir kirdir. Krizi aç›klamak gerekirse ifl adamlar›n›n ya da zengin kesimin karlar›na kar katan, azla yetinmeyip fazla paraya susam›fl olan patronlar›n yaratt›¤› bir krizdir. Kriz bahanesiyle patronlar binlerce iflçiyi emekçiyi iflten at›yor. fiuanda bakt›¤›m›zda kriz tabii ki var. Kendimden yola ç›karak bir fleyler söyleyeyim. Ben ö¤renciyim, bu kadar harç paras› yetmiyormufl gibi flimdi de harçlara zam yapmaya çal›fl›yorlar. Ben de bu harç paras›n› yat›ramad›¤›mdan kaynakl› çal›flmak zorunda kal›yorum. Bu da krizin bir etkisi de¤il midir? Yani flimdi bakt›¤›m›zda kriz ortam› olmasa ve devlet bizleri bu flekilde sömürmese… Devlet okullar› ad› alt›nda okuyoruz gibi gözüküyor; ama devlet biz yoksul emekçi insanlardan harç paras› al›yor, bu da yetmiyormufl gibi bir de üstüne krizi ekliyor. Yani bu kriz Baflbakan vb gibi insanlar› etkilemez, çünkü o krizi kendileri yaflam›yor, bizler yafl›yoruz. Özetleyecek olursam; bu kriz beni ciddi flekilde etkiliyor. Kriz vard›r ve etkisini ben kendim yafl›yorum.


GENÇL‹K

Har(a)ç zamlar›na tepkiler büyüyor “Paras›z e¤itim istiyoruz”, “Müflteri de¤il ö¤renciyiz” sloganlar›n› att›lar. Halk›n ö¤rencilere alk›fllarla destek verdi¤i yürüyüflün ard›ndan Tramvay Dura¤›’nda bas›n aç›klamas› yap›ld›. Ö¤renciler ad›na aç›klama yapan Beril Karadeniz, zamlarla as›l hedeflenenin, e¤itim masraflar›n› tamamen kiflilerin üzerine y›kmak oldu¤unu söyledi. Neo-liberal politikalarla birlikte insan›n temel hakk› olan her fleyin metaya dönüfltürüldü¤ünü dile getiren Karadeniz, yap›lmas› hedeflenen zamlara ve harç uygulamas›na karfl› her yerde seslerini yükselteceklerini vurgulayarak, “Zam oran›n›n düflmesi bizler için önemli de¤ildir. Bizler paral› e¤itimin her yans›mas›na karfl› mücadelemize devam edece¤iz. fiimdi zaman, sokaklar› ›s›tman›n zaman›d›r. fiimdi zaman, sokaklarda sesimizi yükseltmeye devam etmenin zaman›d›r” dedi.

ANKARA- Üniversite har(a)ç zamlar›na karfl› çeflitli eylemlerle tepkisini dile getiren ö¤renciler, harçlara yap›lacak zamm›n görüflülece¤i Baflbakanl›k binas›na yürümek isteyince polisin sald›r›s›na u¤rad›. 14 kiflinin gözalt›na al›nd›¤› sald›r›da çok say›da ö¤renci yaraland›. Birçok ilden Ankara’ya gelen Genç-Sen üyeleri har(a)ç zamlar›na tepki göstermek için sabah saatlerinde K›z›lay Yeni Karamürsel binas› önünde topland›. “Harçlara Zam Yapt›rmayaca¤›z” pankart›n›n tafl›nd›¤› ve “Hak verilmez al›n›r”, “Eflit, paras›z, bilimsel, anadilde e¤itim” , “Harçlara de¤il maafllara zam”, “Ö¤renciye de¤il, YÖK’e barikat”, “Paras›z e¤itim hakt›r” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde ö¤renciler Baflbakanl›k binas›na do¤ru yürümek isteyince polis engeliyle karfl›laflt›lar. Bakanlarla görüflmek için bekleyen Genç-Sen heyeti gözalt›na al›n›rken polis, ö¤rencilere gaz bombalar›yla sald›rd›. ESK‹fiEH‹R- Genç-Sen üyeleri harç zamlar›na karfl› Eski-

Yüksek Ö¤retim Kurumu (YÖK) taraf›ndan katk› pay› ad› alt›nda al›nan har(a)çlara ö¤rencilerin tepkileri büyüyor. YÖK’ün harç zamlar›na yüzde 8 ila yüzde 500 oran›nda zam yapma önerisi üzerine her kesimden tepki gelmifl ve ö¤renciler yapt›klar› eylemlerle harç zamlar›n› protesto etmifllerdi. Ülkenin birçok ilinde yap›lan protesto eylemlerini izleyen günlerde YÖK taraf›ndan önerilen yüzde 500 zam önerisini kabul edilmemifl ve harçlara yüzde 8 oran›nda zam yap›lmas› konusunda karar k›l›narak konuyu Bakanlar Kurulu’na tafl›nm›flt›. Üniversite ö¤rencileri ise protesto eylemlerine devam ederek yap›lan yüzde 8 zamm›n da geri çekilmesini istediler. Ö¤renciler sadece zamlar›n

GENÇ YORUM

Sinan Çak›ro¤lu

geri çekilmesini de¤il, harçlar›n tümden kald›r›lmas›n›, paras›z e¤itim yap›lmas›n› talep ediyor. Harç zamlar›n›n görüflülece¤i Baflbakanl›k binas› önünde eylem yapmak için çeflitli illerden Ankara’ya gelen Genç-Sen üyelerine polis gaz bombalar›yla sald›rd›, birçok kifliyi gözalt›na ald›.

‹STANBUL- ‹stanbul’da bulunan üniversitelerde okuyan ö¤renciler, Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelerek “Paras›z e¤itim istiyoruz. Harçlara hay›r” pankart›n› aç›p Taksim Tramvay Dura¤›’na kadar yürüdü. Taleplerini içeren dövizler tafl›yan üniversite ö¤rencileri, yürüyüfl boyunca “Soka¤a, eyleme, özgürleflmeye”,

flehir Hamamyolu güzergâh›nda eylem gerçeklefltirdi. K›z›lay ifl merkezi önünde toplanan Genç-Sen'lilere ö¤renci velileri ve demokratik kitle örgütleri de kat›larak destek verirdi. Buradan Yediler Park›’na yürüyen ö¤renciler "Harçlara de¤il maafllara zam", “Harç zamlar› geri al›ns›n” sloganlar›n› att›lar. Yürüyüflün ard›ndan Genç-Sen ad›na yap›lan aç›klamada, "Haftalard›r harç zamlar›na karfl› bir direnifli örgütlüyoruz. Tam 1 ayd›r hep ayn› fleyi hayk›rd›k; harçlara zam yapt›rmayaca¤›z. Bugüne kadar çok fley söyledik. Dedik ki ekonomi küçülüyorsa siz bu halktan ve ö¤rencilerden neye göre harç ücretlerini büyük istiyorsunuz? Dedik ki maafllara %3 zam oran› belirleyen hükümet harç zamlar› oranlar›n› neye göre belirliyor? Paral› e¤itim ve zam hayallerini kuran sizlerin bu hayallerini bozana kadar karfl›n›zda dimdik durmaya devam edece¤iz” denildi. D‹SK Emekli-Sen Baflkan› Baflarener’in de aç›klamada bulundu¤u eylem, alk›fllar ve sloganlar eflli¤inde sonland›r›ld›.

DEN‹ZL‹- Pamukkale Üniversitesi Harç Zamm› Karfl›t› Ö¤renciler taraf›ndan yürütülen yaklafl›k iki haftal›k çal›flma, kampus içerisinde yap›lan yürüyüflle sonland›r›ld›. Kampus içinde bildiri da¤›t›m› yapan ö¤renciler, zamlar›n krizin yaratt›¤› tahribatla bunalan emperyalizmin ihtiyaçlar› do¤rultusunda gerçeklefltirildi¤i vurgulanarak, bu zamla birlikte ö¤rencilerin iyice müflteri haline getirildi¤i belirtildi.

17-30 A¤ustos 2009

5

E¤itim sisteminin hali bir kez daha gözler önüne serildi Ö¤renci Seçme S›nav› (ÖSS) sonuçlar›n›n aç›klanmas›yla e¤itim sisteminin içinde oldu¤u durum bir kez daha gözler önüne serildi. YÖK’ün yapboz tahtas›na çevirdi¤i ÖSS sistemi tüm düzenlemelere ra¤men bir ifle yaramad›¤›n› gösterdi. Yaman›n art›k dikifl tutmad›¤› dün aç›klanan s›nav sonucuyla bir kez daha görüldü. Özellikle YÖK’ün tercihlerden önce baraj› geçen aday say›s›n› artt›rmaya yönelik yapt›¤› düzenleme ile 2009-2010 akademik y›l› için lisans ve ön lisans programlar›nda yapt›¤› 87 bin 855 kiflilik kontenjan art›fl›na ra¤men 26 bin 639 lisans, 61 bin 938 ön lisans olmak üzere 88 bin 571 kontenjan bofl kald›. Bu y›lki ÖSS’de 429 bin 900 üniversite aday› aç›kta kal›rken, 1468 okul birincisi herhangi bir programa yerleflemedi. Aday say›s›nda azalma olmamas›na ra¤men tercih yapma oranlar›nda ciddi düflüfl yaflanmas› dikkat çekti. Konuya iliflkin aç›klama yapan E¤itim ve Bilim Emekçileri Sendikas› (E¤itim-Sen) bu durumun “Eflitsizlik, adaletsizlerin ve yanl›fl politikalar›n sonucu” oldu¤unu belirtti.

ÖSYM Baflkan› Yar›ma¤an, yaflananlara flafl›rm›fl(!) ÖSS’de her y›l de¤ifliklik yap›p sistemi kevgire çeviren, buna ra¤men istediklerini elde edemediklerinden yak›nan ÖSYM Baflkan› Ünal Yar›ma¤an, süt dükmüfl kedi misali flaflk›nl›¤›n› dile getirdi. ÖSS'yi kazanarak tercih formu gönderen 958 bin 628 adaydan 528 bin 728’i üniversiteye yerleflti. YÖK, taban puanlar›n› geri çekti ama 88 bin 571 kontenjan yine boflta kald›. Okul birincilerinin de durumu farkl› de¤il. 7 bin 755 okul birincisinden bin 468'i herhangi bir bölüme yerleflemedi. Geçen y›l ise 4 bin 260 okul birincisinden 719'u aç›kta kalm›flt›. Yar›ma¤an ise bu duruma flafl›rd›¤›n› söyledi. Yar›ma¤an, bu kadar çok okul birincisinin aç›kta kalmas›n›, 2008'de düz liselerin mezun vermemesine ba¤lad›. Yar›ma¤an’›n, 88 bin 571’lik bofl kontenjana getirdi¤i aç›kllaman›n ise de¤eri kendinden menkul: “YÖK’ün kald›rd›¤› katsay›lar nedeniyle birçok meslek liseli tercihlerini önümüzdeki y›la b›rakt›!”

‘Eflitsizlik, adaletsizliklerin ve yanl›fl politikalar›n sonucudur’ E¤itim-Sen yapt›¤› aç›klamada ÖSS tablosuna dikkat çekerek e¤itim sistemindeki sorunlara de¤indi. E¤itim-Sen, “Tablodan ç›kar›lmas› gereken ilk sonuç, YÖK’ün taban puan›n› indirmifl olmas›na ra¤men bir lisans ya da ön lisans program›na yerleflen ö¤renci say›s› aras›nda belirgin bir fark vard›r. ÖSYM’nin aç›klam›fl oldu¤u rakamlara göre 88 bin 571 kontenjan boflta kalm›flt›r. Anlafl›lan o ki, YÖK’ün taban puan›n› afla¤›ya çekmesi bile kontenjanlar› doldurmaya yetmemifltir” dedi. E¤itim-Sen, bunun tam bir fiyasko oldu¤unu belirterek, ÖSYM Baflkan›’n›n iddialar›na flöyle yan›t verdi: “2009 ÖSS sonuçlar›, e¤itim sistemindeki eflitsizlik, adaletsizliklerin ve yanl›fl politikalar›n sonucudur.”

E¤itim-Sen: Tam bir fiyasko E¤itim-Sen, sistemin kronik sorunlar›na iflaret ederek flöyle devam etti: “Önemli olan sadece sonuçlara bakarak yorumlar yapmak de¤il, bu olumsuz sonuçlar› ortaya ç›karan nedenlere yönelmek ve çözüm için somut ad›mlar atmakt›r. E¤itim Sen, bu konuda tüm yetkilileri sorumlulu¤a ça¤›rmakta, hükümeti e¤itimde ve yüksekö¤retimde yaflanan eflitsizlikleri giderecek somut ad›mlar atmaya davet etmektedir.” E¤itim-Sen, yaln›z sonuçlar› de¤il sonras›na da iflaret ederek, ö¤rencilerin bar›nma,, harçlar ve di¤er sorunlar›na dikkat çekerek, emekçi çocuklar›na üniversite kap›lar›n›n fiilen kapat›ld›¤›n› kaydetti.

‹deolojimizi kavrayal›m, günü do¤ru yorumlayal›m ve pratikte derinleflelim

Gerici dünya sisteminin ve Türk hâkim s›n›flar›-

sorunlara yol açan nedenleri tarif etmemize kar-

s›n›flar›n “demokratikleflme” aç›l›mlar› ard›na

vak›f olmak, ekonomi ve felsefeyi ö¤renmek, ye-

n›n sald›r›lar› yo¤unlaflt›kça ezilen milyonlar da-

fl›n olmas› gerekeni hayata geçirme konusunda

gizlenen ve halk›n en “sa¤›ndan” en “soluna”

ni demokrasi mücadelesini sald›r›lar karfl›s›nda

ha a¤›r koflullarla yüz yüze kalmaktad›r. Bahsini

yetersiz kald›¤›m›z da, yapt›¤›m›z tespitler kadar

kadar hemen bütün kesimlerince tart›fl›lan “Kürt

yapt›¤›m›z a¤›r koflullar, dün oldu¤u gibi bugün

gerçektir. Belki de buradan bafllamal›. Bu yeter-

aç›l›mlar›” ve “Alevi aç›l›mlar›” bu sald›r›lar›n

de, bu koflullar› ortadan kald›racak devrimci bir

sizliklere zemin sunan nedenlerden, kendimiz-

son örneklerindendir.

müdahaleye ihtiyaç duymaktad›r.

den...

Birkaç cümlede ifade etti¤imiz bu büyük sorun-

“Devrimci teori olmadan devrimci pratik ol-

Gazetemizin sayfalar›nda dünyada ve ülkemiz-

Hâkim s›n›flar›n “demokrasi” ve “özgürlük”

lar›n çözümü her yönüyle geliflkin örgütlü bir

maz!” diyorsak gere¤ini yerine getirmek zorun-

de yaflanan olaylara uzun uzad›ya de¤inmemize

maskesi alt›nda giriflti¤i kapsaml› sald›r›lar›n ya-

mücadele talep etmektedir. Halk›n iktidar›n› te-

day›z. El yordam›yla yürüyenler de¤il dünya ve

ve bunlar› bilimimizin ›fl›¤›nda yorumlamam›za

k›n dönemde ortaya ç›karaca¤› “yeni” sonuçlar,

sis etmek kolay de¤ildir. Onun için “al›flkanl›k-

ülke gerçe¤ini bilimimizin rehberli¤inde kavra-

vesile olan neden prati¤in bu gerçekler üzerin-

devrimci hareketi her yönüyle zor bir sürecin

lardan” ve yetersizliklerden s›yr›lmal›y›z. Sorun-

den yükselmesidir.

bekledi¤ini göstermektedir. Hakim s›n›flar›n; re-

lar›n çözüm yolu aç›kt›r. Yap›lmas› gereken ide-

Fakat bir bafl›na sorunlar› tespit etmek yetmez.

formist-revizyonist hareketler, liberaller, sat›l›k

olojiyi kavramak, günü do¤ru yorumlamak ve

Sadece sorunlar› bilmek ve sorunlar üzerine ko-

kalemflorlar ve kendisine hizmet eden daha on-

pratik faaliyette derinleflmektir. Bunun ötesinde

¤üslenemeyecek kadar a¤›r ve kapsaml› ilerle-

nuflmak çözüme dönük pratikler sergilenmedi¤i

larca araçla giriflti¤i bu kapsaml› sald›r›lar, önü-

bir çözüm yoktur.

mektedir.

müddetçe hiç bir anlam ifade etmez. Böylesi bir

müzdeki süreçte devrimci güçlere daha yo¤un

Hâkim s›n›flar›n kapsaml› sald›r›lar›n› bofla ç›-

Halk gençli¤i, önümüzdeki sürecin zorluklar›n›

pratik mevcut gericili¤i için için büyütmek anla-

bir flekilde yönelecektir.

karmak onlarla her alanda mücadele edecek bir

görerek bütün kurumlar›m›z› güçlendirmelidir.

m›na gelir. Öyleyse ihtiyac›m›z olan lafazanl›k

Devrimci güçlere yönelecek sald›r›lardan bahse-

örgütün varl›¤›yla mümkündür. Onun için bofla

de¤il devrimciliktir.

derken sadece bask›nlar, gözalt›lar ve tutukla-

harcanacak bir dakikam›z dahi olmamal›d›r.

Devrimci hareketin önemli oranda s›k›nt›lar ya-

malardan bahsetmiyoruz. Kan›m›zca, giriflilen

Marks’›, Engels’i, Lenin’i, Stalin’i, Mao’yu tekrar

flad›¤› her birimizin üç afla¤› befl yukar› dile ge-

kapsaml› ideolojik sald›r›lar›n yan›nda böylesi

tekrar okumak, uluslararas› komünist hareketin

gençlik hareketi ve halk hareketi yaratmak/yara-

tirdi¤i fleylerdir. Hemen her birimiz sorunlar› ve

fiili yönelimler “daha hafif” kalmaktad›r. Hâkim

tarihine bununla birlikte dünya ve ülke tarihine

t›lmas›na ön ayak olmak için seferber olal›m.

koruman›n ve güçlendirmenin ve elbette bunlar› pratikle buluflturmak yegâne dayana¤›d›r.

yanlar ve yeni demokrasi mücadelesini büyütenler olmal›y›z. Süreç “içi bofl sloganlarla” gö-

Aya¤a kalkal›m ve yeni demokrasi mücadelesinin rehberli¤inde daha nitelikli ve kitlesel bir


6

EMEK

17-30 A¤ustos 2009

Emekçilerin al›n terini gasp eden yasa mecliste kabul edildi

Emekçilerin haklar›n› t›rpanlayan ve bu sald›r›n›n bir parças›n› oluflturan yasalardan biri daha hükümet ve di¤er düzen partileri taraf›ndan yasal hale getirildi. Çal›flanlar›n emekleriyle oluflturulan ‹flsizlik Fonu'nda biriken paran›n gasp edilerek Hazine'ye ve teflvik olarak sermaye sahiplerine aktarmas›n› ön gören ve emek örgütlerinin ‘kölelik yasas›’ olarak tan›mlad›¤› yasa tasar›s› Mecliste kabul edildi. Yasa, Cumhurbaflkan› Abdullah

Gül’ün onay›n› bekliyor. Emekçilerin iflten ç›kar›lmalar› durumunda kullanabilece¤i iflsizlik ödene¤inin birikti¤i ‘‹flsizlik Fonu’ emekçilerin al›n terinin gasp› fleklinde yasalaflt›r›larak sermayeye bir kez daha k›yak geçilmifli oldu.

Fon sermeyenin hizmetine sunulacak: AKP hükümetinin ‘krize karfl› tedbir’, ‘ekonomiyi büyütmek’ gibi yalanlarla aç›klad›¤› ve öve öve bitiremedi¤i

‘teflvik Paketi’nin kerameti gün yüzüne ç›k›yor. Mecliste kabul edilen yasaya göre çal›flanlar›n emekleriyle oluflturulan fon devlet hazinesine ve teflvik ad› alt›nda sermaye çevrelerinin hizmetine sunulacak. Buna göre, fonda biriken paran›n dörtte üçü, 2009-2010 y›llar›nda, dörtte biri de 20112012'de Güneydo¤u Anadolu Projesi'nde (GAP) kullan›lmak üzere Hazine'ye aktar›l›yor. Ayr›ca iflçi ifle alan iflverenlerin iflsizlik sigortas› ödemeleri ve hü-

‹cral›k f›nd›k üreticilerinden F‹SKOB‹RL‹K'e tepki F‹SKOB‹RL‹K taraf›ndan ma¤dur edilen ve fiekerbank taraf›ndan icral›k olan f›nd›k üreticileri eylem yapt›. ‹cral›k durumuna düflürülen f›nd›k üreticileri 11 A¤ustos’ta Ordu’da eylem yaparak F‹SKOB‹RL‹K'i protesto etti. fiekerbank'›n F‹SKOB‹RL‹K'ten alacaklar› karfl›l›¤›nda borç verdi¤i daha sonra da icra götürdü¤ü f›nd›k üreticileri, F‹SKOB‹RL‹K

binas› önünde durumu protesto etti. Üreticilere alacaklar›n› ödemeyen ve icral›k duruma düflmelerine neden olan F‹SKOB‹RL‹K önünde bir araya gelen üreticiler, icra sürecinin durdurulmas›n› istediler. Üreticiler ad›na Tüm Köy-Sen temsilcisinin yapt›¤› aç›klamada f›nd›k üreticisinin ma¤duriyetinin giderilmesi gerekti¤i ifade edildi. Yap›lan aç›klamalarda f›nd›k üreticilerinin eylemlerine devam edece¤i belirtildi. Ayr›ca Bulancak'ta kurulan f›nd›k masas›n›n da ku-

rulmaya devam edilece¤i, benzer bir f›nd›k masas›n›n da Ordu'da kurulaca¤› ve imza kampanyas› düzenlenece¤i duyuruldu. Cuma günü ise Giresun F‹SKOB‹RL‹K önünde bir eylem yap›lacak. F›nd›k-Sen: F›nd›¤›n fiyat› 6,86 TL olmal›d›r: Bu y›lki al›m›n insanca ve eme¤i karfl›layacak bir maliyetle al›n-

mas›n› isteyen F›nd›k üreticileri, hükümete acil talepler sundu Hükümetin f›nd›k taban fiyat›n› belirleme zaman› yaklafl›rken üreticiler, emeklerinin karfl›l›¤›n› alabilecekleri bir fiyat konusunda taleplerini sunuyorlar. F›nd›k Üreticileri Sendikas› (F›nd›k-Sen), bu y›l›n maliyetlerini göz önüne alarak f›nd›k fiyat›n›n 6.68 TL olmas› gerekti¤ini aç›klad›. Yapt›¤› yaz›l› aç›klamada, maliyet hesaplamas›nda dünyada yetiflen di¤er

ürünlerin hesap kriterlerini esas ald›klar›n› belirten F›nd›k-Sen flu ifadelerde bulundu: “Farkl› kesimler taraf›ndan farkl› maliyet fiyatlar›n›n dillendirildi¤i bir ortamda maliyet çal›flmalar›n› yaparken bu y›lki girdi fiyatlar› art›fl›nda da, AKP hükümetinin enflasyon hedeflerini baz ald›k. Hal böyleyken bile 1 kg f›nd›¤›n ç›plak maliyetini 4.58 TL olarak ç›kmak-

tad›r. Ç›kan bu maliyet fiyat›n›n üzerine %25 kar pay› + %20 insanca yaflama pay›n› ekledi¤imizde; 1 kg f›nd›¤›n referans fiyat›n›n 6.86 TL olmas› gerekmektedir.” ‘F›nd›klar›m›z sökülmesin’: F›nd›k al›m›nda F‹SKOB‹RL‹K varken ve desteklenmezken, TMO’ya al›m yapt›r›ld›¤›n›, daha sonra hiçbir fleyi çözmeden f›nd›k al›m›ndan el çekildi¤ini hat›rlatan F›nd›k-Sen, hükümete acilen karfl›lanmas› için flu taleplerde bulundu:

I Dönüme 150,00 TL olarak verilecek destek paralar› art›r›ls›n. Bu art›fl; piyasada oluflan f›nd›k fiyat› ile aç›klad›¤›m›z referans fiyat› aras›ndaki fark kadar olmal›. Belirlenen bu fark her ay sonunda peflin olarak ödenmelidir. Böylece kamu hiç olmazsa üretici ad›na piyasay› bu flekilde yerine getirmelidir. I 750 m rak›m›n üzerinde f›nd›k alanlar›n›n söküm karar› özellikle Ordu, Giresun ve Trabzon gibi f›nd›¤›n anayurdu olmufl illeri iki kere cezaland›rmak anlam›na gelmektedir. Bu karar kabul edilemez! 1983’den bu yana ilgili s›n›rlama yasalar›n› uygulamayarak zaten cezaland›r›lan Giresun, Ordu ve Trabzonlu f›nd›k üreticileri bu kararla bir de, arz fazlas›n›n sorumlusuymufl gibi ikinci kez cezaland›r›lmak istenmektedir. Giresun, Ordu ve Trabzon da dik yamaçlarda tanr›n›n ve do¤an›n bir arma¤an› olan f›nd›klar›m›z sökülmesin. I TMO’nun stoklar›nda bulunan yaklafl›k 535 bin ton f›nd›k için ço¤unlu¤u üretici örgütü temsilcilerinden oluflan bir izleme-gözetleme komitesi kurulsun. Bu stoklar tüccarlara gizlice servis edilmesin. Yetkililer taraf›ndan kamuoyu aç›klanan “Üreticinin ç›karlar› gözetilecektir, TMO’nun stokundaki f›nd›k gerekirse ya¤l›¤a ayr›lacakt›r” gibi sözler havada kalmas›n. I Fiskobirlik’in garantörlü¤ünde 19 bin f›nd›k üreticisinin fieker Banktan ürün paras› alacaklar›na mahsuben kullanm›fl oldu¤u kredilerden dolay› ihtarname uygulamas›na son verilsin. F›nd›k üreticisinin üzerinden haciz gölgesi kalks›n. Fiskobirlik üreticilerin gerçek örgütü olacak yap›da yeniden kurgulans›n. Tar›m Sat›fl Kooperatifleri ve Birliklerini Dünya Bankas› iste¤i üzerine düzenleyen 4572 say›l› Kooperatifler Yasas›’n›n flirketler lehine olan maddeleri üreticiler lehine olacak flekilde de¤ifltirilsin.

TOK‹ iflçileri polisin uykusunu kaç›r›yor Gözalt›na al›nan TOK‹ iflçileri serbest b›rak›ld›ktan sonra oturma eylemi bafllatarak geceyi sokakta geçirdi. Haklar›n› almak için iflçilerin verdi¤i mücadele, gösterdikleri direnifl egemenleri kayg›land›r›yor. ‹flçilerin eylem yapaca¤›ndan korkan polisin gözüne uyku girmiyor. K›rklareli’nin

EME⁄‹N KÜRSÜSÜ

Lüleburgaz ‹lçesi'ndeki TOK‹ iflçilerinin, paralar›n› alamad›klar› için geçen hafta konutlar›n çat›s›na ç›karak eylem yapm›fllard›. TOK‹ iflçilerinin bu eyleminin benzerinin Kofçaz yolundaki K›rklareli TOK‹ konutlar›nda çal›flan iflçilerini taraf›ndan da yap›laca¤› kayg›s› polisi hareketlendirdi. Bunun üzerine polis, 11 A¤us-

tos günü konutlara bask›n yapt›. ‹flçileri uykusundan uyand›ran polis, 7 iflçiyi gözalt›na ald›.

‹flçiler geceyi sokakta geçirdi K›rklareli'nde Toplu Konut ‹daresi konutlar› inflaat›nda çal›flan, 1.5 y›ld›r ücretlerini alamad›klar› için ifl b›rakma eylemi yapan ve

Dursun BAfiTU⁄

Demokratikleflme ad› alt›nda devletin ‘aç›l›m’lardan geçilmezken ve yaflam›m›z›n her alan›na bu aç›l›mlar›n yaratt›¤› rüzgâr eserken di¤er yandan emekçi kesimlerin ekonomik-sosyal haklar›na yönelik sald›r›lar›n, hak gasplar›n›n bir o kadar da furya haline geldi¤i bir süreci yafl›yoruz. Evet, demokrasi güçlerinin büyük bir k›sm›n›n da dâhil oldu¤u birçok kesimin, emperyalistlerin ve ufla¤› iktidar›n dayatt›¤› ‘çözüm’ün yaratt›¤› rüzgâra kap›ld›¤›n› ve yaflanan bu sürecin oldukça yan›lsamal› bir flekilde alg›lanmas›na neden oldu¤unu söylemek mümkün. Nitekim KESK Baflkan› Sami Evren’in hala görüflülmekte olan Toplu görüflmelere atfen Radikal gazetesinde yay›mlanan yaz›s›nda yapt›¤› “toplu görüflmeleri toplum sözleflmesine çevirelim” de¤erlendirmesi bizce manidard›r. Gündem “Kürt aç›l›mlar›yla” ifllerken, emek cephesine yönelik sald›r›lar›n geçmifle oranla daha da derinleflmesine ra¤men emek mücadelesi, demokratik haklar ve talep mücadelesi oldukça silik bir konum edinmifl görünüyor. 2002’den beri her y›l›n 15 A¤ustos’unda yap›lan hükümet ile kamu emekçileri sendikalar› aras›ndaki görüflmelerin (ki görüflme de¤il, meflru bir hak olan grev ve toplu ifl sözleflmesi hakk›n›n gasp edilerek masan›n dayat›ld›¤› bir seyirlik oyun) 7. si Türkiye Kamu-Sen, Memur-Sen, KESK ile hükümet aras›nda flu günlerde yap›l›yor. Türkiye Kamu-Sen gibi kamu emekçileri içerisinde devletin sözcülü¤ünü yapan, 2001’de toplu ifl sözleflmesi ve grev hakk›n›n gasp edilmesinde büyük katk›lar› olan sendikalar› geçiyoruz. Toplu görüflme-

gözalt›na al›nan TOK‹ iflçileri serbest b›rak›ld›ktan sonra oturma eylemi bafllatt›lar. 8 iflçi geceyi sokakta yatarak geçirdi. ‹flçiler, kendilerine haks›zl›k yap›ld›¤›n›, suçsuz yere suçlu muamelesine maruz kald›klar›n› ifade ettiler. ‹flçiler, ücret haklar›n› alana kadar flantiye binas›n› terk etmeyeceklerini aç›klad›lar.

kümetin krize karfl› aç›klad›¤› teflvik paketlerinden yararlanacak iflverenlerin iflçiler için ödemesi gereken primler de yine fondan karfl›lanacak. ‹flsizlik Sigortas› Fonu’nda Haziran ay› itibariyle biriken toplam para en son 42,2 milyar TL’ydi. Bu rakam, sermaye sahiplerinin a¤z›n› suland›r›yor; temsil etti¤i sömürücü s›n›flara karfl› hizmet etti¤inden ötürü de AKP hükümetini memnun ediyor.

Kent A.fi. iflçisine polis sald›rd›! Direniflteki iflçilere sald›ran polis birçok kifliyi yaralad›, iflçilerin flantiye önündeki bekleyiflleri sürüyor. Yaklafl›k 3 ayd›r direniflini sürdüren, ‹zmir Kent A.fi. iflçilerinin direniflini k›rmak için 3 A¤ustos’ta 600 civar›nda çevik kuvvet polisi iflçilere sald›rd›. fiantiyelerini tafleron firmaya karfl› savunan iflçilerle polis aras›nda çat›flma ç›kt›. Çat›flmada yaralanan 4 iflçi hastaneye kald›r›ld›. Çat›flman›n ard›ndan baz› iflçiler Karfl›yaka Belediyesi’nin önüne gitti. ‹flçiler hem belediye binas› önünde hem de Örnekköy fiantiyesi önünde bekleyifllerini sürdürüyor.

Daha önce de sald›rm›fllard›: Çevik kuvvet 22 Haziran’da da kamyon ç›kartma gerekçesiyle iflçilere sald›rm›flt›. Karfl›yaka Belediye Baflkan› Cevat Durak ise, 28 Haziran’da bir aç›klama yaparak, “iflçiler üzerilerine boya sürüyor, burunlar› bile kanamad›” diyerek bundan sonra fliddet uygulayaca¤›n› belirtmifl ve belediyenin çeflitli masraflar›n›n iflçilerin direniflinden dolay› oldu¤unu söylemiflti. Direnifli k›rmak için iflçileri ikna etmeye çal›flan ve Belediye’nin taraf›nda olan Belediye-‹fl Sendikas›'n›n tutumunda bir de¤ifliklilik olmad›. 15 Temmuz günü Kent A.fi. iflçileri, ziyaretlerine gelen Türk-‹fl’e ba¤l› Belediye-‹fl Sendikas› Karfl›yaka Bölgesi Baflkan› Cemal Küpeli’yi yumurta ya¤muruna tutmufltu. ‘Sanki savafla gider gibi sald›rd›lar: Knt A.fi. iflçileri D‹SK/GENEL-‹fi sendikas›nda yapt›klar› aç›klama ile yap›lan sald›r›y› protesto ettiler. Sendika binas›na gelen iflçilerin vücutlar›n›n birçok yerinde darp izleri, morluklar ve k›r›klar oldu¤u görüldü. Sald›r›n›n kapsaml› bir flekilde yap›ld›¤›n› ifade eden iflçiler, polisin sanki savafla gider gibi, üzerlerine hiçbir uyar›da bile bulunmadan sald›rd›¤›n› belirtti. 'Halk›n mal›n› savunduk': Belediye’ye ait olan araçlar› baflka belediyelere hibe etmek için buradan ç›karmaya çal›flt›klar›n› söyleyen sendikac›lar;”belediye ekonomik krizden etkilendi¤ini söylüyor, iflçileri ifllerinden ç›kar›yor ancak kamu mal› olan bu araçlar› baflka belediyelere hibe etmek istiyor. Bu nas›l bir anlay›flt›r. Resmen komu mal›n› peflkefl çekiyorlar. Biz dün orada ayn› zamanda kamu mal›n›, yani halk›n mal›n› savunduk” dedi. Direnifli Sürdürece¤iz: Konuflman›n devam›nda ise yap›lan sald›r›n›n teflhirini yapacaklar›n› bildiren sendika temsilcileri, di¤er sendika ve Demokratik Kitle Örgütlerinden de destek beklediklerini, direnifli sonuç al›n›ncaya kadar süreceklerini vurgulad›lar. ‹flçilerden ifl haklar› için 'ölüm orucu' haz›rl›¤›: S›k s›k polis sald›r›s›na ma¤ruz kalan Kent A.fi. iflçileri sorunlar›n›n çözülmemesi durumunda ölüm orucuna yatacaklar›n› belirttiler. Tafleronlaflmaya karfl› direnifl gösteren Kent iflçilerinin aileleriyle birlikte sürdürdü¤ü mücadeleleri devam ediyor. Fakat iflçilerin bu mücadelesi her f›rsatta CHP'li Karfl›yaka Belediye Baflkan› Cevat Durak'›n talimatlar› do¤rultusunda, sald›r›larla bast›r›lmaya çal›fl›l›yor. Hat›rlanaca¤› üzere geçti¤imiz günlerde de polis yine iflçilere sald›rarak bir çok kiflinin yaralanmas›na neden olmufltu. Tüm bu sald›r›lar karfl›s›nda direnifllerini sürdüren iflçilerin son karar› ise, sorunlar› giderilmedi¤i taktirde ölüm orucuna yatmak. Çözümsüzlü¤ün devam etti¤i taktirde eylem biçimlerini de de¤ifltirecekleri ifadesinde bulunan Genel-‹fl Sendikas› 5 Nol'u fiube baflkan› Mehmet Ç›nar, flunlar› dile getirdi: "3 ayd›r haks›zl›¤a u¤rayan üyelerimiz ekmek kavgas› için bir direnifl sergilemektedirler. ‹flçilerimize yap›lan bu haks›zl›k 3 ayd›r görülmemekte ve çözülmemektedir. Bunun için bu sorun biran evvel giderimelidir, aksi taktirde 3 ayd›r bu s›ca¤›n alt›nda bekleyen bu kadar iflsiz ve haks›zl›¤a u¤ram›fl üyelerimiz ya ölüm orucuna yatacaklar ya da Ankara'ya yürüyüfl yapacaklard›r."

‘T‹S yoksa grev var’ ya da dostlar al›flveriflte görsün ler sürecinde KESK’de yer al›yor. KESK görüflmeler öncesinde çeflitli illerde yapt›¤› eylemlerle, Ankara’ya do¤ru oluflturdu¤u yürüyüfl kollar›yla toplu görüflme de¤il, toplu ifl sözleflmesi hakk›n› istediklerini ve gerçekten kula¤a hofl gelen ‘T‹S yoksa grev’e gideceklerini aç›klad›. Zira ilk günü gergin geçen görüflmelerde KESK Baflkan› Sami Evren, son derece meflru ve hakl› olan ‘bu masa meflru de¤ildir’ sözünü sarf etmifltir. Ne var ki üzerinde durulmas› gereken bu kula¤a hofl gelen cümle de¤il. Aksine bu sözü söyleten anlay›fl›n, mücadele biçiminin kendisi ve bir tutarl›l›k oluflturarak pratikte de iflleyip ifllemedi¤idir. Prati¤e bakt›¤›m›zda bu söylemin kerhen söylendi¤ini, ikircikli oldu¤unu ve ‘dostlar al›flveriflte görsün’ hesab›n›n güdüldü¤ünü söylemek haks›zl›k olmayacakt›r. Sokakta mücadele edilerek ve bedeller ödenerek al›nan toplu ifl sözleflmesi ve grev, zaten kamu emekçilerinin hakk›d›r. Daha aç›k bir ifadeyle söz konusu haklar verilmemifltir al›nm›flt›r. Bu hakk›, devletten geri iade etmesini beklemek en hafifinden ak›l tutulmas›d›r. Nitekim bedeller ödenerek al›nan bu hak 2001’de medet umulan devlet taraf›ndan gasp edilmiflti. Bundan hareketle KESK’in ‘hak verilmez al›n›r” gerçekli¤i ile ‘T‹S yoksa grev var’ ürkek ve de flantajvari söylemi bir paradoks oluflturuyor. Emekçilerle görüflmede devleti temsil eden Bakan Hayati Yaz›c›’n›n flu ifadeleri çarp›c›d›r: “Biz sendikalar›n yüzde 20 zam talebini kamuda kabul edemeyiz. Çünkü bu zamm› iflçilere verirsek, a¤ustos ay›nda 2.5 milyon

memurun toplu görüflmesi var. Bu sözleflmeler o görüflmelere de kriter olur.” Bakan gerçe¤i ve tehlikeyi görmüfl. Emek örgütleri bu gerçe¤i henüz görebilmifl de¤il, ya da görmek istemiyor: Hak verilmez al›n›r! Bu sa¤lamadan hareketle ‘T‹S yoksa grev var” iddias›n›n söylemde de pratikte de karfl›l›¤›n›n olmas› gerekti¤ini, bunun doldur boflalt ifllerle yap›lamayaca¤›n› rahatl›kla söyleyebiliriz. Gerek teoride gerekse de pratikte tarih hayati bir öneme sahiptir. Mücadele tarihi insanl›¤a engin tecrübeler b›rakm›flt›r ve bu tarihin tecrübeleri görülmelidir/görülmek zorundad›r. Kamu emekçilerinin geçmiflteki mücadelesinden bir kesit sunarak bugünkü mücadeleye ›fl›k tutmak bizce önemlidir. Halen haf›zalardad›r; 1991 y›l›nda sendikalar henüz ilk genel kurullar›n› dahi gerçeklefltirmemiflken, iflyerlerinden bafllayan fiili etkinlik ve eylemler, 2 Temmuz 1991’deki ilk Ankara yürüyüflü ile zirve yapm›flt›. 200’ü ‹stanbul’da, 350’si Ankara’da 550 kamu emekçisinin gözalt›na al›nd›¤›, 3 Temmuz’a uzayan bu yürüyüfl sonunda hükümet zam oran›n› art›rmak zorunda kalm›flt›. Böylece kamu emekçileri ANAP hükümeti ile fiili toplusözleflme yapm›flt›. KESK önceli KÇSP (Kamu Çal›flanlar› Sendikalar› Platformu) döneminde her y›l Temmuz ay›nda maafl art›fllar› tart›flmalar› gündeme gelirken sendikalar ifl b›rakarak alanlara ç›kmaktayd›. Hükümetler ücretlere zam oran›nda de¤ifliklikler yapmak zorunda kal›yordu. Bu durum KÇSP sendikalar›na emekçiler nezdinde meflrulu¤u sa¤lamlaflt›rd›¤› gibi, grev ve toplusözleflmeyi kamu-

oyunda meflru k›l›yordu. Yine her y›l Kas›m ay›nda gelecek y›l›n bütçeleri hesaplan›rken KÇSP bileflenleri üretimden gelen gücünü kullanmakta tereddüt etmiyordu. Bunlardan biri de 20 Aral›k 1994 y›l›nda ülke genelinde 2 milyon emekçinin ifl b›rakmas›yd›. Bugün için kamu emekçilerini temsil eden örgütlerden KESK toplu sözleflme konusunda ›srarc› davranmamakta, dostlar al›fl veriflte görsün hesab› göstermelik eylemler yapmakta ve ifli baflka bahara b›rakma siyaseti izlemektedir. Üretimden gelen gücü kullanmamak emekçilere, emek mücadelesine karfl› ciddi bir sorumsuzluktur ve haks›zl›kt›r. Y›k›mlar›n, hak gasplar›n›n en uç seviyede yafland›¤› bu günlerde kamu emekçileri ma¤durdur, yoksullu¤a, yoksunlu¤a mahkûm edilmektedir. Dolay›s›yla çeliflkiyi yo¤un yaflamaktad›r, bu nedenledir ki ciddi bir dinamik oluflturmaktad›r. Haklar›n› alabilmek için mücadeleye at›lma noktas›nda bir tereddüt yaflayaca¤›n›n ihtimali bile yoktur. O halde kamu emekçilerinin biricik fleyi üretimden gelen gücünü kullanmas›d›r. Bu gücü kullanmak için emekçileri temsil etti¤ini iddia etti¤i konfederasyonlar›n›-sendikalar›n› bask›lamal›d›r. Yüz binlerce emekçinin çeliflkisini, talebini hesaba katmayan, mevcut dinami¤i körelten ve taban›n›n sesini-sözünü almayan acizleflmifl, bürokratik bata¤a saplanm›fl, s›n›f› görmeyen, hakim s›n›flar›n demokrasi ve hak ba¤›fllamas›na a¤z›n› açan sendikalar›n karargahlar›; tam da üretimden gelen güçten baflka bir fleyi olmayan kamu emekçileri taraf›ndan ‘bombalanmal›d›r!’


GÜNCEL

17-30 A¤ustos 2009

7

Atanmayan ö¤retmenler haklar› için açl›k grevindeydi Uygulanan y›k›m politikalar› birçok kesimi vuruyor. Bu politikalar›n sonucunda emekçi kesimler gün geçtikçe daha da zor duruma düflüyor, iflsizlik, yoksulluk giderek t›rman›yor. Bu kesimlerden birisi de ö¤retmen adaylar›. Y›llarca okuyup üniversiteyi bitirmelerine ve s›navlara girerek baflar›l› olmalar›na ra¤men, e¤itimde izlenen neo-liberal politikalar sonucunda bir türlü atanamayan ö¤retmen adaylar› bu hukuksuzlu¤u, ilgisizli¤i çeflitli biçimlerde protesto ediyor. Yüksek puanlar almalar›na ra¤men, atama yetersizli¤inden dolay› atanamayan ve ma¤dur duruma düflen ö¤retmen adaylar›, mevcut e¤itim politikalar›na tepkilerini dile getirmek ve haklar›n› aramak için ülkenin birçok yerinde çeflitli eylemler gerçeklefltirdi. Atama yetersizli¤inden dolay› yüksek puanlar almalar›na ra¤men atanamayan ö¤retmenler baflta Ankara, ‹stanbul, ‹zmir, Eskiflehir,

Bursa olmak üzere birçok ilde protesto eylemleri gerçeklefltirerek, hukuksuzlu¤un bitmesini ve atamalar›n›n yap›lmas›n› istediler.

‘Devletin politikalar› bizleri açl›k grevine zorlam›flt›r’ KPSS’den yüksek puan alan, atama yetersizli¤i nedeniyle atanamayan “Atamas› Yap›lmayan Ö¤retmenler Platformu” üyeleri, S›hhiye Abdi ‹pekçi Park’›nda çad›r kurarak 3 günlük açl›k grevi yapt›lar. Ellerinde "Nimet Abla, piyango bize ne zaman vuracak?”, “Hakk›m›z› aramaya I¤d›r’a m› gidelim?”, “Milli Eleme Bakanl›¤›” yaz›l› dövizler tafl›yan ö¤retmen adaylar› burada bas›n aç›klamas› yapt›. KPSS ma¤duru binlerce ö¤retmen aday› oldu¤unu, ö¤retmenlerin sorunlar›n›n 盤 gibi büyüdü¤ünü ifade eden ö¤retmen adaylar›, bu durumun yak›n bir zamanda sosyal patlama halini alaca¤›n› kaydederek flu aç›klamada

bulundu: “Devletin bu uygulamalar›, ilgisiz, sorumsuz tav›rlar› bizleri zaten bozulan sa¤l›¤›m›zdan tamamen vazgeçirterek 3 günlük açl›k grevine itmifltir. Bu ülkede ö¤retmenler de açl›k grevi yapmaya bafllad›. ‹çinde bulundu¤umuz bu durum ö¤retmenleri y›llard›r adeta köle gibi gören bir zihniyetin ürünüdür.”

‘Ö¤retmen a盤› 140 bin’ Ö¤retmen adaylar›n›n yapt›¤› aç›klamada, “Sendikalar›n aç›klamalar›na göre ö¤retmen a盤› 400 bin civar›ndad›r. Bir süre önce Milli E¤itim Bakanl›¤› Personel Dairesi Baflkan›’n›n a¤z›ndan kaç›rd›¤›na göre ise ö¤retmen a盤› 140 bindir” denildi. Sözleflmeli ö¤retmen al›m›n›n da elefltirildi¤i aç›klamada, 2009-2010 e¤itim-ö¤retim y›l›n›n ilk yar›s›nda 200 bin ö¤retmen atanmas›, KPSS’nin kald›r›larak yeni ve güvenilir bir sistem getirilmesi ve sözlefl-

Analar›n a¤›tlar›, ayn› zamanda ideolojileri olmufltur!

Geçti¤imiz hafta Baflbakan Recep Tayyip Erdo¤an, AKP grup toplant›s›nda yapt›¤› konuflmada ‘Kürt aç›l›m›’nda saç›lmaya devam etti. Baflbakan’›n sarf etti¤i sözlerden kaynakl› birçok milletvekilinin salya sümük ‘a¤lad›¤›!’ toplant›da, konuflman›n en tart›fl›lan ve tart›fl›lmaya devam eden sözü, “Anneli¤in ideolojisi ve siyaseti yoktur” oldu. Demokrasicilik rüzgâr›n›n f›rt›na yaratt›¤› ve buna methiyelerin dizildi¤i bu günlerde birçok kesimin, hükümetin ‘Kürt aç›l›m›’na dair ifade ettiklerini, ‘devletin kendisiyle yüzleflmesi’, ‘ülkenin demokratikleflmesi’ ve ‘daha fleffaf davranarak olumlu ad›mlar›n at›lmas›na ön ayak olmak’ için çaba sarf etmesi olarak de¤erlendiriyor. Kuflkusuz göründü¤ü gibi de¤il bu. Zira her görünen gerçek de¤ildir. ‘Demokrasi’, ‘bar›fl’, ‘çözüm’ söylemlerinin havada uçufltu¤u flu süreçte hak ve talepler olarak bahfledilenler de, gerçek anlam ifade etmemekte. Kürt ulusal sorununa dönük devlet erkan›n›n diline pelesenk etti¤i ‘çözüm’ safsatas›nda da durum öyle. Annelerin evlatlar›n› kaybetmesine ‘yüre¤i’ parçalanan Baflbakan, milletvekilleri ve bakanlar›n döktü¤ü gözyafl› da timsah gözyafl›ndan baflka bir fley de¤ildir. Nitekim halen gerillalara dönük imha sald›r›lar› sürüyor, halen gerilla cenazeleri omuzlarda tafl›n›yor ve halen çocuklar›n›n ölmemesi için

çaba gösteren ve bunun için devlet yetkilileriyle görüflmek isteyen anneler, polisin coplar› ve kalkanlar›yla engelleniyor. Üstelik bunu tam da sahip olduklar› ideolojilerinden hareketle yapmaktalar. Geçmiflte ve flu an da devam eden eylemleriyle, mücadeleleriyle anneler, her defas›nda siyasetlerini de ideolojilerini de ortaya koydular ve koymaya da devam ediyorlar. Emperyalizmin mutfa¤›nda haz›rlanan ve Türk devleti taraf›ndan servis edilen Kürt aç›l›m son günlerde gündemi oldukça meflgul ediyor. Geçti¤imiz günler içerisinde gerilla anneleri ve asker anneleri savafl istemediklerini ve birlikte yaflayabileceklerini göstermek amac› ile bir araya gelmifllerdi. Vitrinde poz göstermek için bu durumu f›rsat bilen Baflbakan Erdo¤an flöyle söylemiflti: “Analar›n ideolojisi olmaz.” Biz kad›nlar üretime kat›lmak için bedeller ödüyoruz. Biz kad›nlar devrime hizmet etmek için mücadele veriyoruz. Tarihlerini unutmadan geçmifllerinden ders ç›kararak çocuklar›na daha iyi bir dünya b›rakmak için mücadele eden, nice bedelleri ideolojileri, siyasetleri gere¤i ödeyen analar ad›na baflbakan gibileri rahatl›kla ahkam kesebiliyor, demagoji yapabiliyor. Y›llar önce bir gerilla annesini dahi konuflmayan Erdo¤an ne oldu da birden bu analar›n sesine kulak vermek istedi?

Asl›nda sistemin bu çarklar›na ve konuflmalar›na al›fl›¤›z. Sitemi hapishanelerden, 1 May›slardan, 8 Martlardan, 25 Kas›mlardan biliyoruz. Tayyip Erdo¤an, hiç tarihe dönüp bakmam›fl olmal› ki bu sözleri söyleyebiliyor. Tarih tan›kt›r ki analar tarihin her döneminde ideolojik mücadele vermifllerdir ve vermeye de devam ediyorlard›r

Mücadelenin öznesi anneler… Devrimci mücadelede, s›n›f savafl›m›nda kad›nlar›n, özellikle annelerin büyük katk›lar› olmufltur ve bu katk›lar› önemli yerde duruyor. Halen s›n›f savafl›m› mücadelesinde olan ve bu mücadeleden dolay› bedeller ödeyen nice analar, nice kad›nlar var… Savunduklar›, u¤runa her türlü mücadele fleklini bütün yüre¤iyle inanarak, bütün bilinciyle kuflanarak uygulayan binlerce kad›n, binlerce anne. Devletin, devrimci bilinci-de¤erleri y›kmak ad›na ülkenin her bir yerini içerden, d›flar›dan parçalamaya çal›flt›¤›nda, silahlar›yla her bir köfleyi, her bir buca¤› tahakküm alt›na almaya çal›flt›¤›nda, devletin bütün bu uygulamalar›n› bofla ç›karmak için devrimci ve komünistlerin her türlü mücadelesine analar›n deste¤i eksik kalmam›flt›r. Sadece destekle kalmam›fllar, mücadelenin öznesi

olmufllard›r. Özellikle devrimci ve komünistlerin hapishanelerde devletin tecrit uygulamalar›na karfl› bafllatt›klar› ‘ölüm orucu direnifli’ eylemlerinde d›flar›da en ön saflarda anneler yer al›yordu. Devletin kolluk kuvvetleri taraf›ndan ak saçlar›ndan tutulup yerlerde sürüklenen anneler, ölüm orucundaki evlatlar›yla ayn› koflullar›, ayn› tutsakl›¤› yafl›yorlard›. Bedenlerini ölüme yat›ran evlatlar›n analar› olarak ölümü göze alarak gösterdikleri direnç ve cesaret düflmana korku sal›yordu. Düflmana karfl› ç›rp›nan de¤il, hayk›ran, cesaret gösteren, cesaret veren annelerdi, kad›nlard›… Faili meçhullerde kendilerine ‘Cumartesi Anneleri’ ad›n› vererek her dönem, her gün, her dakika çocuklar›n›n, efllerinin, akrabalar›n›n hesab›n› devletten soran yine annelerdi ve flu anda soran yine anneler… Ülkemizde oldu¤u gibi dünyan›n baflka yerlerinde de anneler, kad›nlar mücadelelerini veriyorlard›. Arjantin’de yine ‘May›s Meydan› Anneleri’ hapishanedeki çocuklar› için hapishane önlerini mesken eylemifllerdi… Onurun ve direniflin timsali anneler, Sovyet devriminde, Paris komününde, Çin’de, Latinlerde ön saflarda verdikleri savafl, tarihin sayfalar›na kaz›nm›flt›r.… Bu ülkenin siyasetini bilen, bu devletin ne tür katliamlar yapt›¤›n› bilen, devrimci mücadeleyi k›rmak için iflkence yapmak, kurfluna dizmek gibi her türlü uygulamay› kendine mubah gören devletin yap›s›n›, kirli siyasetini bilen anneler, bu tür politikalara karfl› kendi ideolojisinin, siyasetinin de ne olmas› gerekti¤ini bilenlerdir. Analar›n a¤›tlar›, ayn› zamanda ideolojileri olmufltur. Analar›n feryatlar›, ayn› zamanda siyasetleri olmufltur. Analar›n ideolojisini büyük flair Pablo Neruda’n›n kahraman analara; haks›zl›¤a, zulme, sömürüye karfl› yüre¤i savaflta atan ve dim dik ayakta duran ve o¤ullar› ölen analara yazd›¤› türküde görelim: (…) Analar, onlar ayakta Bu¤day içindeler, onlar, Yücelerden yüce dururlar: Dünyay› doruktan seyreden, Bir ö¤le günefli gibi. Bir çan darbeleri gibi, Onlar. Ölmüfl gövdeler aras›nda, Zaferi çekiçleyen bir ses gibi Onlar, Kara bir ses gibi. Ey can evinden vurulmufl, Toz duman olmufl bac›lar! ‹nan›n o¤ullar›n›za. Kök oldu onlar (…) (…) Dursun, Dursun yas esvaplar›n›z. Y›¤›n, derleyin, Gözyafllar›n›z›; Bir metal oluncaya kadar: Bununla vuraca¤›z, Gündüz gece; Bununla çi¤neyece¤iz, Gündüz gece; Bununla tükürece¤iz Gündüz gece Kin kap›lar›n›, K›r›ncaya kadar (…)

meli ö¤retmenli¤in kald›r›lmas› istendi.

‘KPSS kald›r›ls›n, ücretli ö¤retmenlik kald›r›ls›n, atamam›z yap›ls›n’ Açl›k grevini sonland›ran ö¤retmen adaylar›, daha sonra Milli E¤itim Bakanl›¤›’na yürüdü. Bakanl›k önünde aç›klama yapan ö¤retmen adaylar›, yaklafl›k 250 bin ö¤retmenin KPSS'ye girmifl olmas›na ra¤men her y›l oldu¤u gibi bu y›l da yaklafl›k 30 bin ö¤retmenin al›nmas›n›n beklendi¤ini belirttiler. Talepleri karfl›lan›ncaya kadar farkl› illerde farkl› eylem biçimleriyle mücadeleye devam edeceklerinin alt›n› çizen adaylar, fiubat ay›na kadar hali haz›rda ihtiyaç olan 200 bin ö¤retmen atamas›n›n yap›lmas›n›, ücretli ö¤retmenli¤in kald›r›lmas›n›, KPSS’nin kald›r›lmas›n›, fleffaf-güvenilir bir atama sistemi oluflturulmas›n› istediler.

Polis copu ö¤retmenin hayat›n› karartt› ANKARA- Devlet, ‘polis orant›l› güç kullan›yor’ dese de, ‘demokratikleflti¤ini’, insan haklar›nda, hukukta ‘standartlar›’ yakalad›¤›n› reklam etse de yaflananlar bunun yalan oldu¤unu göstermeyi sürdürüyor. Kamu emekçilerinin eylemine sald›ran polis, bir ö¤retmenin hayat›n› karartt›. Uzun süredir tedavi gören ve iki ameliyat geçiren E¤itim-Sen üyesi Dengiz Sönmez sa¤ gözünü kaybetti. E¤itim-Sen’in 5 Haziran’da Toplu ‹fl Sözleflmesi (T‹S) için yapaca¤› eyleme kat›lmak üzere çeflitli illerden Ankara’ya gelen yüzlerce e¤itim emekçisi Milli E¤itim Bakanl›¤›’ndan ald›klar› randevu üzerine dilekçe vermek için yürüyüfl gerçeklefltirecekti. Yürüyüfle izin vermeyen polis, e¤itim emekçilerine sald›rm›fl ve yaralananlar olmufltu. Dengiz Sönmez de, gözüne ald›¤› cop darbesiyle yaralanarak hastaneye kald›r›lm›flt›. Sönmez, iki ameliyat germesine ra¤men sa¤ gözünün görme yetisini kaybetti.

iki ameliyat geçirdi ama... E¤itim-Sen Ankara 2 No'lu fiube üyesi Sönmez, toplu ifl sözleflmesi için dilekçe vermek üzere, Milli E¤itim Bakanl›¤›'na yap›lacak yürüyüfle kat›lm›flt›. Polis, emekçileri yürütmemekte ›srarl› olunca biber gaz› ve göz yaflart›c› bombalarla sald›rd›. 23 y›ll›k ö¤retmen, yerde kalan bir arkadafl›na yard›m etmek isterken polis copuna hedef oldu. Sönmez, gözüne isabet eden cop nedeniyle iki ameliyat geçirdi; ama sa¤ gözünün görme yetisi sa¤lanamad›.

‘Arkadafllar›ma destek amac›yla gittim’ 5 Haziran günü yaflad›klar› sorunlar›n çözümüne iliflkin taleplerini iletmek üzere MEB’den ald›klar› randevu için flube ve genel merkez yöneticileri ile birlikte Zafer Park›’nda topland›klar› belirten Sönmez, “Ben de arkadafllar›ma destek amac›yla oraya gittim” dedi. Sönmez, yaflad›klar› sald›r›y› flöyle anlatt›: “Ön grupta arbede ç›kt›. Ben arka gruptayd›m. Polis ön grubu coplay›nca kaçt›k. Sonra gaz bombalar› geldi. 20 metre geride bir flube yöneticimiz kalm›fl. Polisler onu copluyordu. Yan›na gittim, ‘Yapmay›n’ diye ba¤›rd›m. Bir polis ‘O..... çocuklar›’ diye ba¤›rarak, copla vurdu. Gözüme geldi. Polisin yüzünü kask›n içinde görebildim. Ankara Numune Hastanesi’ne kald›r›ld›m. Kanaman›n oldu¤unu, kanama bitmeden müdahale edemeyeceklerini söylediler. Bunun üzerine Atatürk E¤itim Araflt›rma Hastanesi’ne gittim. Aral›kl› iki operasyon geçirdim. fiimdi yüzde 20 görme bozuklu¤um var. Travmaya ba¤l› olarak da göz tansiyonu ve 5 derece astigmat oluflmufl. ‹ki operasyon daha olmam gerekiyor.”

‘Bu iflin peflini b›rakmayaca¤›m’ E¤itim emekçisi Sönmez, geçirdi¤i iki ameliyata ra¤men iki tane daha geçirmesi gerekiyor. Sönmez, “Bu iflin peflini b›rakmayaca¤›m. Beni bu hale getirip, hayat›m› karartan polis memurunun bulunmas› için gereken bütün hukuk yollar›na baflvuraca¤›m. Polis kay›tlar›ndan istenirse beni bu hale getiren flah›s çok rahat bulunabilinir” diye konufltu. Sönmez, kendisine copla sald›ran polis memuru hakk›nda “darp” suçundan Ankara Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›'na, polislerin eylemi amirlerinden habersiz gerçeklefltiremeyecekleri görüflüyle de Ankara Valisi Kemal Önal hakk›nda “görevi kötüye kullanmak” suçundan Yarg›tay Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›'na suç duyurusunda bulundu¤unu ifade etti.


8

PERSPEKT‹F

17-30 A¤ustos 2009

Kürt ulusal sorununda geliflmekte olan gerçek nas›l okun Tarihsel bir derinli¤e sahip oldu¤u kadar, s›cak bir sorun olarak Türk hâkim s›n›flar› kliklerinin aras›ndaki keskin dalafl›n öne ç›kan adresi olan “Ergenekon”u da geride b›rakan Kürt Ulusal Sorunu, gündemin ilk s›ras›na oturdu. Türk hâkim s›n›flar›n›n ad koymakta zorlan›p, aralar›nda genel kabul gören ortakl›kla “Kürt aç›l›m›’’ demekte karar k›ld›klar› kapsaml› tasfiyeci süreç, pek tabii olarak ülkemiz devrimci hareketinin de gündemini iflgal edip ciddi tart›flma ve ayr›flmalara neden olmaktad›r. Mevcut tart›flmalar›n, do¤rultu, e¤ilim ve bak›fl aç›lar› ne olursa olsun, yürütülen tart›flmalara müdahil olmak Komünistler aç›s›ndan önlenemez bir zorunluluk ve ihtiyaçt›r. Bunu yaparken, kendimizi genel teoriden ileri gitmeyen genel söylemle s›n›rlayamayaca¤›m›z gibi, yarat›lan tasfiyeci ve yan›lsat›c› atmosferin esiri de olamay›z. ‹lke ve esaslar›m›zdan vazgeçemeyiz, ama (bunlara ba¤l› kalmak kayd›yla) somut geliflmelere müdahale edip yön veren devrimci siyaseti de öteleyemeyiz. Tüm toplumsal siyasal-sosyal meselelerde oldu¤u gibi ulusal sorunda da ister tarihsel olsun isterse de güncel geliflmeler boyutuyla olsun, e¤er bir tart›flma yürütülecekse, temel s›n›f bak›fl aç›s›ndan ve genel ilkelerden sak›n›p uzak duramay›z. Bununla birlikte, meselenin güncel pratik e¤ilimi, somut durumu, politik özellikleri ve aktüel pozisyonunu göz ard› edemeyiz. ‹lgimizin bir an bile da¤›lamayaca¤› Kürt ulusal sorunundaki geliflmeleri yorumlarken, baz› temel yaklafl›m ve anlay›fllar›n alt›n› çizmek ihtiyaçt›r.

aras›na ilke koyarak kesin bir çizgi çeker. “Uluslar›n Kendi Kaderlerini Tayin Hakk›”n›n kay›ts›z flarts›z tan›nmas›ndan ve uluslar›n tam hak eflitli¤inden hareket eder. Ancak ileriye do¤ru at›lan her gerçek ad›m›, her devrimci geliflmeyi; milli zulmün geriletilmesi ve proleter devrimin ç›karlar›na uygun görerek kabul eder-savunur. Ulusun hak ve taleplerini bir arfl›n da olsa geliflmesini ve ilerlemesini ister, ama bu iyileflmelerin amaçlaflt›r›lmas›n› asla benimsemez, devrimin önüne koymaz. Proleter devrimci siyaset, ulusal hareketin ulusal demokratik talepler ekseninde geliflen tüm demokratik muhtevas›n› flarts›z destekler, ama onun burjuva milliyetçi ideolojik çizgisi ve ulusal ayr›cal›klar edinme e¤ilimine karfl› ideolojik mücadele yürütmeyi görev olarak bilir ve mücadele etmeyi ihmal etmez.

Emperyalizm kendi sorunlar›n› çözer Türk hâkim s›n›flar›n›n bugün Kürt ulusal sorunun-

da geldi¤i noktan›n ya da demokrasi havarisi kesilip “çözüm’’ demagojisi ve manipülasyonlar eflli¤inde seyreden-sürdürülen sürecin; emperyalizmin dünyay› dizayn etme projesi ve hegomonik ç›karlar›na uygun olarak, TC devleti-hâkim s›n›flar›na dayatt›¤› “yeniden yap›lanma’’ öz görevinden daha anlaml› baflka bir fleyle yüklü olmad›¤›, bu görevin yürütülmesinden baflka bir fley olmad›¤› aç›kt›r. Bu, TC devletinin Kürt ulusal sorununu mevcut sorun düzeyinden ç›kar›p, kabul edilir s›n›rlara çekerek ve özellikle silahl› devrimci ulusal hareketi tasfiye ederek belli bir istikrara kavuflup mevcut emperyalist ç›karlara cevap veren daha uygun pazar haline gelmelerini emreder. Öz gerçek budur, geliflmeler buna ba¤l› ilerlemektedir. TC devleti hâkim s›n›flar›n›n iktidardaki kli¤i üzerinden, gelenekselleflerek süregelen kokuflmufl terör demagojileri ve tabular› belli düzeyde yads›narak, meflru taraf olan Kürt ulusal hareketinin dolayl› da olsa “muhatap al›nmas›’’ ve meflruiyeti-

nin aç›k veya örtülü olarak teslim edilmesi ve buradan da Kürt kimli¤inin kabulüne gelinmesinde, tek yarat›c› gücün ulusal devrimci savafl oldu¤u gerçe¤i idrak edilmek durumundad›r. Bu da ikinci gerçektir. Tüm gerçek flöyle okunabilir: Emperyalizm, her bak›mdan yaflad›¤› t›kan›kl›klar› aflmak için, dünyay› istedikleri do¤rultuda ve ç›karlar›na uygun olarak düzenleme eylemi olarak gelifltirdikleri genel dünya stratejileri veya menfur hesaplar› aç›s›ndan, jeo-politik, jeo-stratejik önem tafl›yan tayin edici konumdaki bölgeleri; stratejik projelerinin öncelikli ihtiyac›na ba¤l› olarak, baflta birincil nüfuz alanlar› olmak üzere, di¤er tüm nüfuz alanlar›n› yeniden yap›land›rma ve nüfuz alanlar›n› geniflletme u¤runa emperyalist sald›rganl›¤›n› sürdürmektedir. Bafl› çekenin ABD emperyalizmi oldu¤unu söylemeye gerek bile yok. Bu süreçte aralar›ndaki dalafl derinleflip su yüzüne ç›karken, di¤er taraftan iflgal, ilhak sald›r›lar›nda karfl› dire-

Hakim S›n›flar›n “Çözümü” Irkç›, floven ve ilkel-milliyetçi politikalarla Kürt ulusuna imha ve inkârdan baflka bir fley reva görmeyerek, milli zulmün en azg›n ve en tescilli faflist markas› olarak ünlenen Türk hâkim s›n›flar›n›n, Kürt ulusal sorununa demokratik bir çözüm getirece¤ine en küçük bir ihtimal dahi vermenin; egemen Türk ulusu hâkim s›n›flar›n›n ezen ulus milliyetçili¤ine destek vermek anlam›na gelece¤i nettir. Türk hâkim s›n›flar›n›n Kürt ulusal sorununu çözeceklerini varsaymak; en hafifiyle onlara ilericilik misyonu atfetmek ve devimci fikre haks›zl›k etmektir. Egemen Türk ulusu hâkim s›n›flar›n›n, Kürt ulusuna karfl› hay›rhah bir tutum içinde olacaklar›n› ve bir parça iyi niyet besleyeceklerini veya Kürt ulusuna az da olsa dostluk duygular› besleyeceklerini ummak; ya da imtiyazlar›ndan vazgeçerek Kürt ulusunu ve ç›karlar›n› düflüneceklerini tasavvur etmek; al›k bir umu, s›n›f bak›fl aç›s›ndan yoksun bir tasavvur ve Türk hâkim s›n›flar›n› kabul edilir egemen güç gören görüfle sahip olmak demek olur. “Günefl Dil Teorisi”, “Pan Türkislamizm”, “Türk ‹slam sentezi” gibi projelerden “Bir Türk Dünyaya Bedeldir”, “Ne Mutlu Türküm Diyene” gibi afl›r›, azg›n, milliyetçi felsefeden beslenen Türk hâkim s›n›flar›n›n sald›rgan milliyetçi karakterini bir kenara b›rak›p, Kürt ulusu üzerindeki tahakkümünü hafifletmelerini, zay›flatmalar›n› ve gevfletmelerini beklemek; onlar›n s›n›f karakterlerini anlamamakla birlikte, gerici burjuva milliyetçi imtiyazlar›ndan feragat edeceklerini sanmak olur. Hâkim s›n›flar›n milliyet meselesini s›n›f ç›karlar›na ba¤l› olarak ele alacaklar›n› unutmak ve dolay›s›yla ulusal tahakküm ve bask› politikalar›n›, yani herhangi bir ulusu ezme, ba¤›ml›l›k alt›nda tutma veya iflgal ve ilhak etme sald›r›lar›n› s›n›f ç›karlar›ndan ba¤›ms›z bir fley olarak uygulad›klar›n› düflünmek ve tüm bunlar› ulusal pazara sahip ç›k›p sömürme hakk›n› garanti etme amac›ndan ayr› ele almak, Komünist politikada nadide bir körlük olur. Bu körlük, proleter s›n›f bak›fl aç›s›ndan sapm›fl, menfur milliyetçi görüfle baflka aç›dan el uzatan ince milliyetçili¤in izleriyle malüldür. Ulusal sorun tüm özgünlü¤üne ve nüanslar›na karfl›n, s›n›flar üstü bir mesele olmay›p, s›n›flar çat›flmas› zemininde veya s›n›f ayr›fl›m ve üstünlükleri sahas›nda geliflen bir olgudur. Ulusal sorun hangi hedef ve biçimlerde ortaya ç›karsa ç›ks›n, son tahlilde bir s›n›f mücadelesi meselesi olarak s›n›f savafl›m›na ba¤lan›r. Ve kuflkusuz ki, bu zeminde çözülür. Bu ba¤lamda gerçek çözüm gücü proleter devrimler d›fl›nda aranamaz. Aramak balta almadan ormana gitmeye bezer. Devrimci do¤rultu ve politika, emperyalizm ve gerici hâkim s›n›flardan çözüm beklentisine giremez, böyle bir yan›lsamaya ortak olup buna destek veremez. Devrimci politika, reformizm ve tasfiyeci türevlerin ezen-ezilen realitesinde gerici hâkim s›n›flar ve emperyalizm lehine geliflen uzlaflmay› besleyen oportünist politikayla

Güncel somut geliflmeler karfl›s›nda teorik

B

u soruya yan›t verirken veya politikam›z› belirleyip yürütürken;

1)Yukar›da ortaya koymufl oldu¤umuz temel prensip, anlay›fl ve gerçeklerden hareket etmeyi göz ard› edip, reel politik sürecin esiri olan e¤riliklere düflemeyiz, tasfiyecili¤in bata¤›na saplan›p kalamay›z. Buna göre; a) ‹lkelerimizi ve temel anlay›fl›m›z› anl›k ç›karlara feda edemez, lekeleyemeyiz. b) Reel siyaseti, ilke ve temel anlay›fllar›m›zdan tecrit ederek güdüklefltiremeyiz, ikisi aras›ndaki s›k› ba¤› koparmadan koruruz. c) Tasfiyecilikle ve tasfiyeci politikayla aram›za kal›n çizgiler çekmekten asla imtina edemeyiz. 2) Yukar›daki temel yaklafl›m ve özetledi¤imiz de¤erlendirmelerimiz paralelinde; Kürt ulusal hareketinin tasfiyesi hedefiyle geliflen veya gelifltirilen uzlaflma sürecini ve bu yönlü tüm politikalar›, tasfiyeci özleri gere¤i desteklemiyoruz-destekleyemeyiz. Süre-

cin tasfiyeci oldu¤u ç›plak bir gerçektir. O halde; a) Emperyalist ve gerici hâkim s›n›flar›n tüm demagoji, safsata ve yalanlar›n› teflhir ederek, gerçek yüzlerini ve niyetlerini a盤a ç›kar›p devrimci halk kitlelerine, özelde de Kürt ulusuna göstermeyi vazgeçilmez bir görev olarak kabul ediyoruz-ederiz. b) Bu bak›mdan da Kürt ulusal hareketi baflta olmak üzere, reel politika üzerinde bafl› dönercesine dönen tüm oportünist, tasfiyeci, teslimiyetçi ve sivil toplumcu liberal siyasetlere karfl› ideolojik mücadele yürütmeyi de önemseyerek üstleniriz. Tüm bunlar› ajitasyon-propagandam›z›n temel unsurlar› olarak öne ç›kar›r›z. 3) Söz konusu süreç karfl›s›ndaki yaklafl›m ve politikam›z› belirlerken, Kürt ulusunun bafl›na çorap geçirilmek istendi¤i ve bunun için de Kürt ulusal hareketine “deli gömle¤i’’ giydirilerek elinin ba¤lanmak istendi¤i-tasfiye edilmek istendi¤ini berrak bir flekilde ortaya koyup görmek, tespit etmek durumunday›z. Geliflmelerin Kürt ulusal hareketi ve ülkemiz devrimci hareketi aleyhine ama emperyalizm ve faflist hâkim s›n›flar

lehine geliflece¤i her bak›mdan bellidir. Buna ba¤l› olarak; a) Kürt ulusu ve Kürt ulusal hareketini uyarmak, tehlikeyi iflaret ederek mevcut pratik e¤ilimlerinin hatal› ve sürecin yan›lt›c› oldu¤unu büyük bir aç›kl›kla ifade etmek; Kürt ulusunun gerçek kurtuluflunun nereden geçti¤ine vurgu yaparak bunu öne ç›karmak kaç›n›lmaz bir tutum ve ihtiyaç durumundad›r. b) Uluslar aras›nda eflitlik kabul edilip sa¤lanmadan, k›smi ulusal demokratik haklar ve özellikle de k›rp›larak kufla çevrilmifl güdük talepler u¤runa ba¤›ms›zl›k hakk›ndan vazgeçilemez, milli zulümcü tahakküm kabul edilip meflrulaflt›r›lamaz. c) Reformlar için mücadele, devrim ve devrimci kurtulufl mücadelesinin önüne asla ç›kar›lamaz. d) Öte yandan, Kürt ulusal hareketi ve Kürt ulusunun, hakl› mücadelesinin de bir sonucu-kazan›m› olarak tan›nan haklar›n› kullanmalar›na asla karfl› de¤iliz. Bilakis, her ulusal demokratik hak ve talebin gelifltirilip ilerletilmesi gibi, kullan›lmas›n› da isteriz, reddetmeyiz.


PERSPEKT‹F

17-30 A¤ustos 2009

mal› politikam›z hangi ç›k›fl noktalar›yla biçimlenmelidir Bu realite emperyalizmi ekonomik-diplomatik bask›y› (“yumuflak güç’’) kullanmaya göreceli olarak daha çok itmektedir. Öte yandan uflakl›k ba¤lar› içinde hükmetti¤i ülkelerde, planlar›n› hayata geçirebilme baflar›s› daha farkl› özgünlükler tafl›y›p, nispeten daha kolay olmaktad›r. Ülkemiz ve benzer ülkeler, fiili sald›rganl›k d›fl›nda tutulup da bu “yumuflak zor’’ yoluyla yap›lanmaya tabi tutulan ülkelerdir. TC devleti hâkim s›n›flar›na ve iktidar kli¤ine dikte edilen bu “yeniden yap›lanma’’ birçok aç›dan sürmektedir. Bunun en büyük ayaklar›ndan biri (hatta di¤er ad›mlar› anlaml› ve ayn› zamanda olanakl› k›lan zorunlu ad›m) Kürt ulusal sorununun belli bir biçime çekilerek “terbiye’’ edilmesi hareketidir. Türk hâkim s›n›flar›n›n “aç›l›m-çözüm-demokratikleflme’’ diyerek bir bardak suda kopard›¤› f›rt›nan›n di¤er emperyalist dayana¤› da AB emperyalizmiyle uyum sürecidir. Bu uyum süreci de, emperyalistlerin ortaklaflarak birlefltikleri “terörle

mücadele konsepti’’ kapsam›nda silahl› mücadelelerin tasfiye edilmesi amac›n› önceline alarak TC devletine dayatmaktad›r. Dayat›lan AB uyum süreci ba¤lam›nda gelifltirilen politikalar; anayasa de¤iflikli¤i, demokratik normlar›n yükseltilmesi, K›br›s sorunu, Ermeni soyk›r›m› gibi genifl yelpazeyi kaplasa da bunlar, emperyalizmin ç›karlar› gere¤i olup ülkemiz halklar› ve ezilen Kürt ulusunun öz ç›karlar› temelinden kesin bir flekilde uzakt›r. Türk hâkim s›n›flar›, önüne koyulan ödevlerin yerine getirilmesini “demokratik aç›l›mlar’’ olarak lanse edip manipülasyona yol açarken, öte taraftan, ülke milli ç›karlar›n› uflakl›kla emperyalizme peflkefl çekti¤ini de gizlemeye çal›flmaktad›r. Dolay›s›yla, “demokratikleflme’’, “Kürt sorununda demokratik çözüm’’, “toplumsal bar›fl ve mutabakat’’, “muas›r medeniyetler seviyesi’’ gibi argümanlar alt›nda “akan kan›, analar›n gözyafl›n› durdurmak istiyoruz’’ ve benzeri fleklinde döktükleri timsah gözyafllar›yla, bilinç bulan›kl›¤› yarat›p kirli

ve gerici emellerini gerçeklefltirmekten baflka bir fley yapmamaktad›rlar. Gerici faflist hâkim s›n›flar, “dikensiz bir gül bahçesi’’ yaratmak peflindedirler. Tasfiyecili¤i derinlefltirip devrimci hareketi silerek sömürü düzenlerini sorunsuz bir flekilde sürdürme hayali ve amac›ndad›rlar.

Kimin için “tarihi f›rsat” ‹flleyen emperyalist politikalard›r, bunlar›n gerçek anlamda ezilen halklar ve uluslar yarar›na geliflmesi, emperyalizm ve tüm gerici s›n›flar›n do¤as›na ayk›r›d›r. Ve bu, tart›flma götürmezdir. Ne yaz›k ki, gerek Kürt ulusal hareketi ve gerekse de di¤er devrimci hareketin bir k›sm›, bu gerçe¤i bilmesine karfl›n, özü sa¤-liberal sivil toplumcu olan reel politika döngüsü içinde yalpalay›p bocalayan siyasetleriyle, onun da ötesinde ideolojik çizgilerindeki k›r›lman›n tabii uzant›s› olarak, bu tasfiyeci sürecin birer aktörü ve parças› olmaktan kurtulamamaktad›rlar.

Tüm bunlardan sonra; “siyasi mücadele’’,”demokratik çözüm’’ ve benzeri ad›na tasfiyeci zeminde yürütülen pazarl›klar ve ülkemiz devrimci hareketinin de sahte sözcüklerin aldat›c›l›¤› ve “politik mücadele’’ ad› alt›nda, burjuva-liberal sa¤ do¤aya sahip reel politikaya dokunmadan tasfiyecili¤i alk›fllayarak kat›ld›¤›, bu s›¤ kulvardaki uzlaflmac› e¤ilim çizgisinin gösterdi¤i rotan›n, Kürt ulusal hareketini diplomatik mücadele masas›nda kötü bir kadere sürükleyece¤ini ve Kürt ulusunun boynundaki “kölelik’’ boyunduru¤unun daha bir pekiflmesine yol açaca¤›n› söylemek gerekir. Türk hâkim s›n›flar›n›n “tarihi f›rsat’’ diye kendi adlar›na son derece hakl› olarak ileri sürdükleri, ama maalesef ki Kürt ulusal hareketi ve kimi devrimci dostlar›m›z›n da kani olup sahiplendikleri bu argüman, özünde ulusal hareketin tasfiye edilmesi için Türk hâkim s›n›flar› lehine do¤mufl bir “tarihi f›rsat’’› anlatmaktad›r. Yaz›k ki, Kürt taraf› ve reel politika etraf›nda dört dönen kimi devrimci hare-

-politik siyaset, tutum ya da yaklafl›m›m›z ne olmal›d›r? 4) Ad›na kim ne derse desin, ister “Kürt sorununun demokratik çözümü’’, isterse “demokratikleflme’’ densin, bu sürecin tasfiyeci özü itibar›yla devrimimizi ve Kürt ulusunun kurtuluflunu baltalayan gerici bir süreç oldu¤unu yads›yarak, ilerici görüp destekleyemeyiz. 5) Bu süreç, emperyalizm ve yerli hâkim s›n›flar›n stratejisi olup ç›karlar› do¤rultusunda gelifltirildi¤i ve geliflti¤i halde; Kürt ulusal hareketi mevcut durumda uzlaflmaya yatk›n tüm e¤ilim ve prati¤iyle sürece ortak olmakta, di¤er kimi devrimci hareketler de ayn› gidiflat› desteklemektedirler. 6) Yaflanan süreçte iki yan vard›r. Biri esas di¤eri bunun karfl›s›nda oldukça güdük tali yand›r. Birinci ve esas yan tasfiyeciliktir. ‹kinci ve tali yan› k›rp›lm›fl k›smi demokratik-ulusal demokratik iyilefltirmeler fleklindeki sinsi aldat›c›l›kt›r. Biz hangi yan› destekleyece¤iz, tavr›m›z ne olmal›d›r? a) Tasfiyecilikle; hem Kürt ulusal hareketi “ölü topra¤›na” gömülerek Kürt ulusunun ba¤›ml›l›¤› perçinlenmek istenmekte ve hem de Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci ve Komünist hareketi buzlu sulara gömülmek istenerek, faflist düzenlerini daha güçlü tesis edip

sürdürme stratejisi güdülmektedir! b) K›smi demokratik, ulusal demokratik talep ve haklar›n tan›nmas›; ayn› tasfiyeci amaca hizmet edip, gerçek amac› gizleme peçesi olarak kullan›lan sinsi bir oyundan ileri bir anlam tafl›mamaktad›r. O halde, bir bütün olarak iki yan›yla da sürecin desteklenmemesi do¤ru politikad›r. ‹kincinin aldat›c›l›¤›na kap›lmak, birinci amaca hizmet etmek olur. Fakat bu, iyilefltirmeleri reddetmek, kabul etmemek anlam›na gelmez. Temel ayr›m noktam›z; bunlar›n reddedilmesi de¤il, bunlar için mücadeleyi esaslaflt›ran, devrimci amaçlar›m›zdan vazgeçen ve bunlarla s›n›rl› politika yaparak devrimci politikadan uzaklaflan çizgiye karfl› mücadele etmektir. 7) Kürt ulusunun ba¤›ms›zl›¤› baflta olmak üzere, tüm ulusal demokratik hak ve taleplerini kararl› devrimci s›n›f siyaseti ve tavr›yla savunan mücadele bizlerin görevidir. Türk hâkim s›n›flar›n›n Kürt ulusu üzerindeki her türlü bask›, zulüm ve tahakkümüne ve bu tahakkümün tüm yans›malar›na, sonuçlar›na, üstünlük ve imtiyazlar›na dayal› her türden eflitsizliklere karfl› kararl› bir savafl›m vermek; Komünistlerin görevi olarak omuzlar›m›zda-

d›r. Bundan hareketle; a) demagoji, yalan ve hileye dayal› olup, flartlar› mevcut olmamakla gerçekçi olmayan ve hâkim s›n›flar›n oyununun bir parças› durumuna gelen, “demokratikleflme’’, “çözüm’’, “bar›fl’’ gibi soyut söylemlere itibar edemez, bunlar›n hangi amaçlarla kullan›ld›¤›n›-ne anlama geldi¤ini aç›klayarak gerçekleri söylemekten geri duramay›z. b) Kürt ulusunun her ulusal demokratik talebini, politik ajitasyon-propaganda ve politik aktivitemizin birer parças› olarak kullanmakta tereddüt edemeyiz. Sürece iliflkin genel politika ve ele al›fl›m›z› bu flekilde özetlemekteyiz. Bizleri; anl›k ve küçük yararlar peflinde koflan pragmatist-faydac› güdülerle yürütülen, ilkesiz ba¤›ml› siyaset basiretsizli¤i ile güce tapan kuyrukçu, küçük-burjuva, oportünist, eklektik politikadan ay›rarak, ezen ulus flovenizmi karfl›s›nda oldu¤u gibi, ezilen ulus milliyetçili¤ine de bulaflmadan, proleter devrimci siyasette tutan anlay›fl bu MLM bak›fl aç›s›d›r. Komünistler, “Uluslar›n Kendi Kaderlerini Tayin Hakk›”n›n tan›nmas›ndan hiçbir koflul ve hiçbir flartla vazgeçemezler. Zoraki gerici birliklere karfl› ç›karak, uluslar aras›nda tam hak

eflitli¤ine dayal› demokratik birlikleri savunurlar. Küçük uluslar›n büyük uluslara ba¤›ml›l›¤›n› öngören emperyalist birlikleri temelden reddederler. Emperyalist “çözümlerin” nemenem “çözüm” oldu¤u dünü ve bugünüyle tüm tarihi tecrübede sabittir. Sabittir ki, emperyalizm, ulusal sorunu emperyalist ç›karlar›na ba¤l› olarak ileri sürüp geri çekmek üzere elinde bir kart olarak tutmaktan, yine bu ç›karlar u¤runa de¤iflik uluslardan emekçi halklar› birbirine k›rd›rmaktan ve “böl-parçala-yönet’’ siyasetinden baflka bir amaçla kullanmam›flt›r. Onun hayâs›zca “ulusal sorunlar› çözme’’ misyonuyla ortaya ç›kmas›n›n, iki yüzlülü¤ünden ve emperyalist sald›rganl›¤›n yeni “av’’lara göz dikmesinden baflka bir anlam tafl›mad›¤›, ezilen dünya halklar› ve mazlum uluslar nezdinde kan›tlam›fl bir sahtekârl›kt›r. Tarihin tüm tan›kl›¤›, sosyalist çözüm d›fl›nda, ezilen ulus milliyetçili¤inin “çözümü’’ de dahil olmak üzere hiçbir “çözümün”, gerçekçi ve kal›c› olamayaca¤›, ulusal sorunun devrimci yolla halledilmesinin ise ancak proletarya partisi önderli¤inde geliflen devrimlerle geliflebilece¤ini göstermektedir.

ketler de kaygan zemindeki politikalar›yla bu gerçe¤i kavramak bir yana, destekleyen ve benimseyen durumdad›rlar. Ayn› argümanlar› paylaflan aymazl›k, düzen içinde kulaç atmakta, burjuva reformcu paydada buluflmaktad›r. Çözüm paketleri deklare etmekten geri durmamaktad›rlar, bu “tarihi f›rsat›’’ kaç›rmamak için… Dolay›s›yla, Türk hâkim s›n›flar› ateflli bir flekilde; “çözüm için tarihi f›rsat”, “demokratik aç›l›m”, “toplumsal mutabakat-uzlafl›” edebiyatlar›yla süreci iflletme kararl›l›¤›ndan bir an bile geri durmamaktad›rlar. Utanmazca, analar›n gözyafllar›n› kirli emelleri için kullanmaktan geri durmamaktad›rlar. “Demokrasi” ad›na ahkam kesmektedirler. Parlamentolar›nda alamad›klar› destek a盤›n›, burjuva liberal çevre ve tek tek kiflilerden tutal›m da reformist ak›m ve görüfllerden destek alma aray›fllar›yla-ald›klar› destekle doldurmaya çal›flmaktad›rlar. ‹lgili çevreler bu tarihsel misyonlar›n› gururla yerine getirip gülücükler saçmaktad›rlar… Kürdistan topra¤›nda tepelere yazd›klar› yaz›lar› silmek, Kürdistan flehirlerinin de¤ifltirilmifl adlar›n› yad etmek, flartl› olarak operasyonlar› durdurmak, dil-kültür sahas›nda bir iki c›l›z ad›m atmak, anayasada genel anlamda k›smi düzenlemelerle (özü gerici flekilde) ve bir muhtemel af’a yeflil ›fl›k yakmakla (ki, esasta bunlar› geçmeyecektir); Kürt ulusal hareketinin yaratt›¤› devrimci de¤erleri anlams›zlaflt›rarak Kürt ulusunu susturup yedeklemek istemektedirler. Böylece Kürdistan topraklar›nda, emperyalizm ve faflist gerici hâkim s›n›flar›n sermayesinin önündeki tüm engellerin kald›r›l›p hiçbir engele tak›lmadan azami kârlar›n› elde etmek için sonsuz serbestiyle cirit atmas›, yani “terör’’ tehdidi ortadan kalkm›fl topraklarda yap›lamam›flbekleyen kapitalist sermaye yat›r›mlar›n›n önünü s›n›rs›zca aç›p dolu-dizgin at koflturmas› sa¤lanarak, emperyalist sömürgecili¤in huzurlu bir flekilde ç›karlar›n› elde etmesi sa¤lanm›fl olacakt›r. Özetle, y›llard›r devrimci ulusal savafl nedeniyle belli ölçülerde emperyalizmin iflletmesi d›fl›nda kalan verimli topraklar›n, emperyalist kullan›ma aç›lmas›, gerilla savafl›n›n engeline tak›lm›fl olup ç›kar›lamayan yer alt›-yer üstü zenginlik kaynaklar›n›n da ç›kar›larak emperyalizm ve yerli hâkim s›n›flar›n kasalar›na aktar›lmas› sa¤lanm›fl olacakt›r. Özellikle emperyalizmin içine girdi¤i kriz koflullar›nda bu, son derece anlam kazanmaktad›r. Türk hâkim s›n›flar›n›n “çözüm’’, “demokratikleflme’’ gayretkeflli¤i alt›nda yatan sebepler iflte bunlard›r. Hiç kuflku yok ki, Kürt ulusal hareketi silahl› devrimci ulusal savafl›yla büyük kazan›mlar sa¤lad›. Fakat bu kazan›mlar›, TC devletinin “Kürt sorununda demokratik aç›l›m’’ diye pazarlad›¤› yukar›daki k›r›nt›larla telakki etmek do¤ru olamaz. Dahas›, Kürt ulusu ve hareketi, ödedi¤i bedeller ve meflru ulusal haklar› bak›m›ndan bu kadar›n› de¤il, çok daha fazlas›n› ve ba¤›ms›zl›¤›n› hak etmektedir. Gelinen süreçte en anlaml› kazan›m, bu mücadelenin Türk hâkim s›n›flar›n›n y›llard›r imha ve inkârla yok sayd›¤› Kürt ulusal kimli¤inin (özürlü de olsa) tan›nmas› ve ulusal mücadelesinin meflrulu¤unu z›mnen de olsa kabul ettirmesiyle, Türk hâkim s›n›flar›n›n en ba¤naz kabuklar›n›n söylemde de olsa çatlat›lmas›d›r. Herkesten önce konuflmas› gereken Kürt ulusu ve hareketini saymazsak (ki, bunun mevcut e¤ilimi tasvip edilemez); tüm gerçeklik ve amaçlar›yla nerede durdu¤u belli olan, bu anlamda konuflmay› hak etmeyen Türk hâkim s›n›flar› ve özellikle de iktidar kli¤i, demokratl›k pozlar›yla meydan› kimseye b›rakmadan en fazla konuflmakta ve özellikle ezilen Kürt ulusundan haks›z puan toplamaktad›r. Aç›k ki, Kürt ulusal meselesinin çözümü sorununda gerçek çözüm gücü olmayan ve olamayacak olanlar, ulusal sorunun “çözüm’’ bayraktarl›¤›n› yapmaktad›rlar. Proleter devrimci politika ve sorumluluk buna kay›ts›z kalamaz ve gerici s›n›flardan çözüm beklentisine giremeyece¤i gibi bu yan›lsamaya ortak olup destek veremez. Bu en baflta Kürt ulusuna karfl› duydu¤u Komünist sorumluluk gere¤idir. Bu, devrimci teori, ilke ve pratik politikan›n; oportünist, liberal uzlaflmac› ve tasfiyeci siyaset çizgisi taraf›ndan karart›lmamas› için ideolojik-politik yükümlülü¤ü ve kitlelerin bilincinin buland›r›larak düzene yedeklenmesine karfl› yüklendi¤i sorumlulu¤unun gere¤idir. En önemlisi de devrimci halk kitlelerinin gelece¤i ve bunun da ötesinde bu gelecek karfl›s›ndaki ahlaki sorumlulu¤unun gere¤idir. Hiç kuflkusuz bu görev ve sorumluluk, teorik söylemi yetersiz b›rak›p, pratik çal›flmalar sahas›nda görevler yürütmeyi buyurmaktad›r. Tam sorumluluk ancak böyle yerine getirilebilir.

9


10

DÜNYA

17-30 A¤ustos 2009

Nepal’li Maoistlerden daha etkin mücadele haz›rl›¤› Birleflik Nepal Komünist Partisi (Maoist) [UCPN(M)] Baflkan› Pushpa Kamal Dahal (Prachanda), efli ve k›z›yla birlikte, 1 hafta sürece¤i iddia edilen bir ziyaret için 8 A¤ustos Cumartesi günü ‹ngiltere’ye gitti. UCPN(M), mevcut hükümete tan›d›¤› sürenin dolmas›n›n ard›ndan meclisin çal›flmalar›n› bloke ederek ülke çap›nda protesto gösterilerine bafllam›flt›. 1 ay sürece¤i aç›klanan eylemlerin bafllamas›n›n hemen ard›ndan Prachanda’n›n ‹ngiltere seyahatine ç›kmas› merak uyand›rd›. Prachanda’n›n ziyaretine iliflkin resmi bir aç›klama yap›lmad› ancak al›nan duyumlara göre Prachanda’n›n, geçti¤imiz hafta sonuçlanan merkez komite toplant›s›nda al›nan kararlar ile ilgili olarak Avrupa çap›ndaki Maoist kadrolarla bir araya gelmesi bekleniyor. 3 hafta süren ve önemli kararlar›n al›nd›¤› merkez komite toplant›s›nda al›nan kararlardan biri de Devrimci Enternasyonal Hareket (DEH) ve Güney Asya Maoist Parti ve Organizasyonlar Koordinasyon Komitesi (CCOMPOSA) ile aksayan iliflkilerin gelifltirilmesiydi. Bu karar uyar›nca Prachanda’n›n ‹ngiltere ziyareti esnas›nda DEH ve CCOMPOSA liderleri ile de bir araya gelebilece¤i tahmin ediliyor.

Yeni Demokratik Devrim için savafl›yoruz

B

irleflik Nepal Komünist Partisi (Maoist) Baflkan› Pushpa Kamal Dahal (Prachanda), k›sa süreli bir ziyaret için gitti¤i Londra’n›n Woolwich kasabas›nda kat›ld›¤› bir konferansta uzun bir konuflma yapt›. Konuflman›n büyük bölümü Nepalce yap›ld›¤› ve henüz çevirisi elimize ulaflmad›¤› için sizlerle paylaflam›yoruz. Afla¤›daki bölüm, Prachanda’n›n konuflmas›n›n en sonunda ‹ngilizce olarak yapt›¤› kapan›fl konuflmas›d›r.

Prachanda: Art›k partiyi yönetmekle ilgilenece¤im ‹ngiltere’ye hareket etmeden önce 6 A¤ustos’ta UCPN(M) taraf›ndan Pokhara’da düzenlenen kadro e¤itim toplant›s›na kat›lan Prachanda, Maoist partinin 1 ayl›k eylem program› ve süreç ile ilgili aç›klamalar yapt›. Protestolar›n ulusal hükümetin kurulmas›n›n önünü açaca¤›n› ancak kurulacak hükümete kendisinin önderlik etmeyece¤ini, yani baflbakan olmayaca¤›n› belirten Prachanda, “Bundan böyle parti yönetimiyle ilgilenece¤im.” dedi. Hükümetin sokak gösterilerini engelleme niyetinde oldu¤unu söyleyen Prachanda, bunun gerçekleflmesi durumunda “güçlü flekilde karfl›l›k” verilmesini istedi. Güvenli¤i Genç Komünistler Ligi taraf›ndan sa¤lanan ve yüzlerce kiflinin kat›ld›¤› kadro e¤itim toplant›s›na Prachanda d›fl›nda Maoist partinin önde gelen liderleri kat›ld›. 1 numaral› baflkan yard›mc›s› Mohan Baidya Kiran, baflkan yard›mc›s› Dr. Baburam Bhattarai, Badal ad›yla da bilinen Genel Sekreter Ram Bahadur Thapa bunlardan birkaç›.

UML’den tehdit UCPN(M)’nin 8 a¤ustos’ta bafllatt›¤› sokak eylemleri ve parlamento blokaj› sürüyor. Maoist parti, halk›n üstünlü¤ü ilkesini ve anayasay› çi¤neyerek general Katawal’› yeniden ordunun bafl›na getiren Nepal Cumhurbaflkan› Dr. Ram Baran Yadav’a karfl› harekete geçilmesi, bar›fl anlaflmas›n›n flartlar›n›n uygulanmas› ve Federal Halk Cumhuriyeti Anayasas›’n›n yaz›m› sürecinin bafllat›lmas› talepleri ile bafllatt›¤› eylemleri ülke çap›nda sürdürece¤ini ve engellenmeleri durumunda eylemlerin tetiklenerek 3. Halk Ayaklanmas›’na ve Halk Devrimi’ne dönüflebilece¤i uyar›s›nda bulundu. UCPN(M)’nin Yadav ile ilgili taleplerini reddeden [reviz-

ti. 8 A¤ustos’ta bas›na konuflan NKP(UML) Genel Sekreteri Ishwar Pokharel, Maoistlerin “halk›n üstünlü¤ü” tart›flmas›n› ve cumhurbaflkan›n›n anayasay› çi¤nedi¤i iddias›n› kar›fl›kl›k yaratmak için bahane etti¤ini iddia etti.

Feodallerin topraklar› halk›n hizmetinde Maoistlerin verdi¤i taahhütlerin uygulanmas›n› izlemek amac›yla oluflturulan bir parlamento komitesinin ulaflt›¤› sonuçlara göre Birleflik Nepal Komünist Partisi (Maoist), savafl› durdurarak genel siyasete kat›ld›ktan 3 y›l sonra bile 72 bölgedeki 30 bin ailenin el

ce baflvuru yap›ld›. Manang, Mustang ve Dolpa’da ise hiç baflvuru yap›lmad›. Maoistler sadece Rastriya Janashakti Partisi baflkan› Surya Bahadur Thapa, UML lideri Amrit Kumar Bohara ve ordu eski komutan› Sachit Shumsher Rana’ya ait mülkleri geri verdi. Nepal Kongre Partisi Genelmerkezi, komiteye ço¤unlukla orta bat› ve uzak bat› Teraii bölgesinde olmak üzere 2253 parti kadrosunun aralar›nda bulundu¤u 28000 ailenin mülklerinin hala Maoistlerin denetimi alt›nda oldu¤u bilgisini verdi. Muhalefetteyken el konulan topraklar›n iadesini atefl-

Çin’e karfl› ABD-Hindistan Ekseni: Prachanda’dan yalanlama Birleflik Nepal Komünist Partisi (Maoist) Baflkan› Pushpa Kamal Dahal (Prachanda), Katmandu’da yay›n yapan günlük “Rajdhani” gazetesinin kendisine dayand›rarak haberlefltirdi¤i “ABD ve Hindistan’›n, Nepal’i kullanarak Çin karfl›t› bir kampanyaya giriflmek için el alt›ndan haz›rl›k yapt›¤›” iddialar›n› yalanlad›. 5 A¤ustos’ta bu gazetede yay›nlanan haberde Prachanda’n›n, “Çin’e yönelik planlanan bu kampanyada Nepal’in kullan›lmas›na engel oldu¤umuz için hükümetten çekilmek zorunda kald›k” dedi¤i iddia ediliyordu. Prachanda 7 A¤ustos tarihli bas›n aç›klamas›nda, yap›lan haberin tümüyle yanl›fl, sapt›r›c› ve provokatif oldu¤unu söyleyerek bu haberle yarat›lan yanl›fl izlenimin ciddiye al›nmamas›n› istedi. Aç›klamada ayr›ca haberin maksad›n›n ABD ve Hindistan ile olan diplomatik iliflkileri bozarak Maoist partiye karfl› k›flk›rtmak oldu¤unu, anayasan›n yaz›lmas› ve bar›fl anlaflmas› sürecinin ray›ndan ç›kar›larak engellenmek oldu¤u belirtildi. Maoist parti, görevden al›nan genelkurmay baflkan› Katawal’›n cumhurbaflkan› taraf›ndan göreve iade edilmesi sonras›nda hükümetten çekilmifl ve Kraliyet yanl›s› Kongre Partisi ile revizyonist Nepal Komünist Partisi (BML)’yi Hindistan’›n kuklas› olmakla suçlam›flt›.

yonist NKP(UML) ve kraliyet yanl›s› Kongre Partisi’nin bafl›n› çekti¤i] hükümet, Maoistleri “yasalara uymaya” ça¤›rarak kar›fl›kl›k ç›karmalar› ve fliddete baflvurmalar› halinde sert bir flekilde karfl›l›k vermekle tehdit et-

Maoistler vurmaya

devam ediyor Peru Komünist Partisi gerillalar› taraf›ndan gerçeklefltirilen sald›r›da 3 polis öldü. Peru Komünist Partisi’ne ba¤l› gerillalar taraf›ndan Peru merkezinde bulunan bir karakola 8 A¤ustos günü sald›r› gerçeklefltirildi. Peru devletinin özel kuvvetlerinin bulundu¤u karakola gerçeklefltirilen sald›r›da 3 polis öldü. Maoistlerin askeri eylemine iliflkin bas›na aç›klamada bulunan Peru polis yetkilileri, sald›r›n›n son derece iyi planland›¤›n›, can kayb›n›n az olmas›n›n bir baflar› oldu¤unu savundular.

koydu¤u topraklar› iade etmedi. Komitenin görev süresi 22 Temmuz tarihinde sona erdi. Komite topraklara el konulmas›na dair bilgileri içeren resmi belgeleri yay›nlad›. Komitenin verdi¤i bilgiye göre 72 bölgedeki hükümet idare ofislerine binler-

li biçimde gündemde tutan Kongre Partisi, hükümete kat›ld›ktan sonra bu konudaki sürecin iflletilmesi için aktif davranm›yor. Maoistler el konulan topraklarda komünal tar›mc›l›k yap›yorlar.

Devletin 'arad›¤›' Maoistler silahl› yürüyüfl yapt›! Devletin halka yönelik sald›r›lar›n›n artt›¤› Lalgarh'ta, Maoistler silahl› yürüyüfl düzenleyerek, gövde gösterisi yapt›lar. Bat› Midnapore bölge yönetimi, Maoistlerle bafla ç›kmaktaki baflar›s›zl›klar›n› itiraf ettikten bir gün sonra, Maoistler, 11 A¤ustos günü, Kalküta’ya 200 km uzakl›kta olan Lalgarh’ta silahl› bir yürüyüfl gerçeklefltirerek güç gösterisi yapt›lar. Öte yandan, Dharampur polis merkezine 2 km uzakl›kta bulunan ve Maoistlerin halk› bütünüyle orduya almak için haz›rl›klar yap›t›¤› yer olan Domohani’de cuma akflam› yaklafl›k 1000 köylünün kat›ld›¤› bir toplant› düzenlendi. Maoist lider Bikash toplant›da, “Hiçbir insan›m›z öldürülemez ya da tutuklanamaz” dedi. Polis

de Maoistleri önlemek iddias›yla karfl› bir hamle gelifltirme ad›na yeni bir strateji düflünmekle meflguldü. Baflbakan Buddhadeb Bhattacharjee’nin, sal› günü Jangalmahal’a yapaca¤› belirlenen ziyaretle birlikte düflünüldü¤ünde toplant›, yönetime güçlü bir uyar› iflareti gönderiyor. Maoistlerin merkezi kuvvetlerinin cuma günü ilerledi¤i, Dharampur-Lalgarh yolunun bulundu¤u mevkiden bir kilometre uzakl›kta, toplant›da konuflan Bikash, 14 Haziran’dan beri aranan, hükümet ortaklar›ndan Hindistan Komünist PartisiMarksist (CPM) üyeleri Jhontu Soren, Naru Samanta ve Asit Samanta’n›n öldürülmelerini üstlendi. Maoist lider, “Halk› sömüren ve onlara iflkence eden insanlara

ölüm cezas› veriyoruz. Bu fliddeti kim bafllatt›? Köylüler, Sijua, Salboni ve Khasjangal’da eylemlerine bafllad›klar›nda kim onlara sald›rd›?” diye sordu. “Bunlar, halk›n öfkesinin örnekleridir” dedi. Bikash, di¤er yandan Çarflamba günü üç Jharkhand Partisi üyesinin (Naren) öldürülmesiyle iliflkilerinin olmad›¤›n› söyledi. Ayr›ca, Brindabanpurlu iki polisin kaç›r›lmas›n›n Maoistlerle alakas› olmad›¤›n› ekledi. CPM liderlerini ve parti ofislerinden sonra Maoistler flimdi de silahlar›n› Kongre Partisi üzerinde deniyor gibi görünüyorlar. Maoistler, Kongre Partisi liderlerini, parti bürolar›n› açmamalar› ve hiçbir faaliyette bulunmamalar› için uyard›.

 Çok büyük bir sorumlulu¤umuz oldu¤unun ve bugün yüz yüze oldu¤umuz gerçek, tarihsel bir f›rsat›m›z oldu¤unun tamamen fark›nday›z. Ve di¤er parti ve kurumlardaki yoldafllar›m›z›n kayg›lar›n›, Nepal devriminin gelece¤i hakk›nda çok kayg›l› olduklar›n› anl›yoruz: Yarat›c›, bilimsel bir yolda m› ilerleyecek, yoksa y›llar›n temel teori ve ideolojisinden sapacak m›? Ben kendi fikrimce flundan oldukça netim, sapmayaca¤›z. Çünkü biz, bu teoriyi 21. yüzy›l›n flartlar›na en iyi flekilde uygulamak için çabal›yoruz.  21. yüzy›l›n bütün dinamiklerini anl›yoruz. Biz Nepal’de, devrimin fazlaca kendine has özellikleri olan, çok özel bir türüne önderlik ediyoruz. Bu süreçte her ne kadar, inifller, ç›k›fllar, bükülmeler, ters yüz olufllar olsa da sonuç olarak biz bu devrimi de¤iflen koflullara göre sürdürüyoruz.  Biz savafltayken, halk savafl›n›n 5 y›ll›k bafllang›ç döneminde, 20. yüzy›l›n bütün derslerini anlamaya çal›flt›k; devrimleri, karfl› devrimleri, olumlu, olumsuz bütün derslerini anlamaya çal›flt›k. Yeni bir anlay›fla vard›k, yeni bir sonuca vard›k ki yeni taktikler ve stratejiler gelifltirmek zorunday›z. Lenin’in ayaklanma stratejisini kopyalayamay›z, uzun süreli halk savafl› teorisini mekanik bir flekilde kendi koflullar›m›za uygulayamay›z...  Bu yüzden yeni fleyler gelifltirmeye çal›flt›k, yeni olmas›na ra¤men temel, esas mant›kla çeliflmedik.  fiunda netiz; feodalizme ve emperyalizme karfl› savafl›yoruz ve Yeni Demokratik Devrim’e önderlik ediyoruz. Bu temel meselelerde herhangi bir flüphemiz yok. Ama bu devrime önderlik edebilmek için, baz› yeni strateji ve taktikler gelifltirmek zorundayd›k.  Bu süre içerisinde yeni askeri stratejiler gelifltirdik ve uzun süreli halk savafl›n› ve toplu ayaklan-

may› birlefltirdik. Yeni bir fley gelifltirmeye çal›flt›k, bir taktikler dizisi...  Zaman›nda biz dedik ki, halk savafl›n›n befl y›l›n›n sonunda, kurucu meclis seçimleri için talepte bulunmak zorunday›z. Biz bu taktikler dizisini gelifltirdik. Kurucu meclis, cumhuriyet devleti ve devletin tümden yeniden yap›land›r›lmas›… ‹deolojinin sentezinin, bir dizi fikrin ard›ndan Prachanda Yolu’ndan gittik, Nepal devriminin somut yoluna göre.  Biz asla bu yolun bütün dünya proletaryas›n›n yolu oldu¤unu iddia etmedik.  Zaman›nda flu sonuca varm›flt›k ki, yeni, bir dizi fikir gelifltirmeliydik. Ve bu fikirler bizi bar›fl görüflmelerine ve farkl› cephelerdeki mücadelelere tafl›d›. fiu sonuca vard›k ki, devrim tekrarlanamaz, sadece gelifltirilebilir.  Komünist hareketin önemli bir yöntem sorunu ise Rus ve Çin devrimlerinin strateji ve taktiklerini mekanik bir flekilde taklit etmesidir. Ancak devrimler tekrarlanamaz, sadece gelifltirilebilir.  Paris Komünü, Rusya’da Sosyalist Ekim Devrimi’nde tekrarlanamazd›, sadece gelifltirildi. E¤er Lenin, bu ideolojiyi Leninizm seviyesine yükseltemeseydi, Rus devrimi baflar›l› olmazd›. Ayn› flekilde Mao Zedung da bu ideolojiyi, ilk etapta Mao Zedung Düflüncesi seviyesine, ard›ndan kültür devrimi sürecinde Maoizm seviyesine yükseltemeseydi, Çin devrimi baflar›l› olamazd›.  Bu nedenle, Nepal’deki komünistler olarak, proleter sorumlulu¤umuzun bilincindeyiz. Temel görevimizden sapm›yoruz, ama bu teoriyi gelifltirmek için en iyisini yapmaya çal›fl›yoruz. fiartlara uygun yeni strateji ve taktikler gelifltirmek için. Ve devrimi zafere tafl›yaca¤›m›za inanc›m›z tam. Ve biz, bütün devrimler ve komünist hareketler için yeni bir katk›da bulunmak istiyoruz, bütün komünist hareketler için ve bütün devrimler için. Biz enternasyonal proletaryan›n görevlerinin tamamen fark›nday›z. Bu yüzden sizi ikna etmek istiyorum, gelin tart›flal›m, çok üretken (yarat›c›) bir iliflkiye girelim. Çünkü Nepal devrimi yeni bir fley yaratt›.  Belki baz› elefltiriler, baz› olumsuz dersler vard›r. Ama genel anlamda, 21. yüzy›l›n flartlar›na göre bir ideoloji gelifltirmeye çal›fl›yoruz. Çünkü tamamen eminiz ki, 21. yüzy›l dünya devrimleri yüzy›l› olacakt›r. Biz de bu küçük ülkeden buna katk› sunmak için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çal›fl›yoruz...


GÜNCEL

17-30 A¤ustos 2009

11

Tatland›r›lm›fl balç›k üzerinde üryan duran reformizm Reformizm ve tasfiyecili¤in sinsi olarak ilerledi¤i günümüz koflullar›nda, devrimci ilke ve siyasetin sahiplenilip temsil edilmesi önemli bir ihtiyaçt›r. Bu yap›lmadan devrimci geliflmelerin önündeki engellerin kald›r›lmas› ve genifl devrimci halk kitlelerinin kazan›l›p birlefltirilmesi düflünülemez. Reformizm-revizyonizm ve tasfiyecili¤in her rengine karfl› mücadele yürütülmeden devrimci mücadele tam yürütülemez, gerçek devrimci geliflmeler sa¤lanamaz. Siyaset-politika ad›na ilkelerin tahrif edildi¤i ya da rafa kald›r›larak unutuldu¤u ve bu ilkesiz siyaset tarz›n›n meflrulaflt›r›lmaya çal›fl›ld›¤› flartlarda, kar›flt›r›lan elmalar ile armutlar›n ayr›flt›r›lmas› önem kazanan bir görev olarak komünist devrimcilerin önünde durmaktad›r. Tasfiyeci cephe ve oportünist siyaset bata¤›nda bulunarak tasfiyeci cepheye yamananlar ile devrimci cepheyi ayr›flt›rarak, devrimi temsil etmek tarihsel bir sorumluluktur. Bu sorumlulu¤un en keskin temsili, devrimci mücadelenin yükseltilmesiyken, ideolojik mücadele sahas›nda tasfiyecili¤i “teflhir dire¤ine’’ asmak da zorunludur. Devrimci oklar ideolojik minderde tasfiyecili¤i ac›mas›zca dövmelidir. Günümüz flartlar›nda devrimci temsil gücüyle tasfiyecili¤in teflhir edilerek ideolojik mücadelenin h›zland›r›lmas›n›n de¤er kazanarak öne ç›kt›¤›n› alg›lamak hayatidir. Bu alg›yla, reformizm ve reformist siyaset ile devrim ve devrimci siyaset aras›ndaki farkl›l›¤a ve politika ad›na ilkelerin i¤difl edilerek hiçlefltirilmesine tekrar tekrar iflaret etmek gereklidir. Devrimciler, kendilerine sunulan k›r›nt›lara, sahte oyunlara ve aldatmacalara kanmak zorunda de¤ildir ve olamazlar. Gerici hakim s›n›flar›n koflullad›¤›, yapay olarak yaratt›¤› gündemler ve bilinçli olarak propaganda ettikleri hileli siyasi koflullara “politika” ad›na ortak olmak ya da bu atmosfere kap›lmak devrimcilerin ifli olamaz. Devrimcilerin kendi gündemlerinden kopmalar›, yönlendirilmeleri anlam›na gelir. Yönlendirilen yerin burjuva tasfiyecili¤in yasal çöplü¤ü oldu¤u aç›kt›r. Emperyalizm ve yerli gerici s›n›flar›n tek proje olarak ortaklaflt›klar› devrimci mücadelenin tasfiye edilmesi plan›yla, “devletin temizlenmesi’’, “demokratikleflme’’, “Kürt aç›l›m›’’, “Kürt sorununun çözümü’’ gibi sahte ve tehlikeli ad›mlarla devrimci hareketin önemli bir kesimini cezb edip yaratmak istedi¤i bu atmosferin etkisine ald›¤› maalesef bir gerçektir. Elbette söz konusu tart›flmalara, gündem ve geliflmelere kay›ts›z kal›namaz. Ancak önemlidir ki, bütün bu geliflmelere devrimci siyasetle yan›t olup gerici s›n›flar›n halklar›m›z ve ezilen ulus üzerinde oynad›¤› oyunlar› deflifre ederek halklar›m›z karfl›s›nda devrimci sorumlulu¤umuza uygun davranmam›z gerekmektedir. Hakim s›n›flar›n istedi¤i tart›flmalar yürütülmekte, vermek istedi¤i mesaj ve çizdi¤i imaj meflrulaflt›r›larak devrimci siyaset buralara gömülerek daralt›lmaktad›r. Öyle ki, devrimci eylem adeta terk edilip unutturulmakta, tüm dikkatler devletin temizlenece¤i, demokratikleflece¤i, Kürt ulusal sorununu çözece¤i ya da çözüp çözmeyece¤ine endekslenmektedir. “Bar›fl” istenmekte, “çözüm” istenmekte, “demokratikleflme” talep edilmektedir vb. Evet, devrimci siyaset bununla ve böyle mi yap›l›r? Devrimci vurgular, devrimci mücadele ve çözümler tamamen gölgelenmektedir. Aç›k ki, bu siyaset tarz› kitlelerin devrimci bilincini buland›r›p siliklefltirmektedir.

Devrimci siyaset s›n›f tavr›ndan ba¤›ms›z ele al›namaz Devrimci siyaset tarz›, s›n›f tavr› d›fl›nda gelifltirilemeyece¤i gibi, s›n›f mücadelesinin gelifltirilmesi için yap›l›r ve s›n›f mücadelesinin ihtiyaçlar›na ba¤l› olarak ele al›n›r. Nesnel gerçek ve s›n›flar mücadelesi ile hakim s›n›flar›n tüm niteli¤inin koflullad›¤› devrimci gerçe¤e uygun siyaset tarz›n› rotas›ndan sapt›rarak, demokratik koflullar varl›kla geçerliymifl gibi yasalc›l›k bayra¤›n› kald›ran siyaset tarz›, flekerlenmifl bal盤› demokrasi olarak tan›mlayan reformist siyaset olabilir ancak. Yanl›fl anlafl›lma ve tart›flmalara yol açmamas› için tekrar söyleyelim ki, komünistler ve devrimciler elbette hakim s›n›flar›n tüm siyaset ve ad›mlar›na, uygulamalar›na, politikalar›na ve oluflan gündemlere asla kay›ts›z kalamazlar, bilakis bunlar› yak›ndan takip ederek siyaset yaparlar. Ne var ki, yap›lan siyasetin devrimci olmas›, yani yukar›da ifade etti¤imiz gibi yarat›lan atmosfer ve güdüme girme aymazl›¤›ndan kurtulmas› flart olup, devrimci unsurdan kopmamalar› veya devrimci yolu unutturmaya hizmet eden darl›ktan ve tuzaktan kurtulmalar› ve belirlenen gün-

Faflizmin yüzündeki peçeye “demokrasi” atfedilmemelidir

demlere kapan›p kalmadan kendi gündemlerini gerici s›n›flar›n ataca¤› ad›mlara kilitlemeden, devrimci ajitasyon-propaganday› öne ç›karmalar› gerekmektedir. Kitlelerin do¤ru devrimci bilincini bulan›klaflt›rarak, ilgilerini hakim s›n›flar›n “ilerici geliflme” yönünde bir fleyler yapabilece¤i beklentisiyle kirletmekten kesinlikle uzak durulmas› gerekmektedir. Neden devrimci mücadele ve savafl›n hakl›l›¤› hiçbir biçimiyle söz konusu edilmemektedir? Bunun meflrulu¤u ve kaç›n›lmazl›¤›ndan neden özenle sak›n›l›yor? Oysa, devrimci halk kitlelerinin bu bilinçle e¤itilmesi gerekmektedir. Kürt ulusal sorununun gerçek ve devrimci çözümü ancak bu devrimci yolla mümkündür. E¤er bu kabul ediliyorsa, neden bunun yerine gerici s›n›flar›n özü tasfiye ve teslim alma sald›r›s› olan sahte atmosferi tek siyaset konusu yap›l›yor da devrimci ajitasyon-propaganda ve bilinç gelifltirilmiyor? Devrimci siyaset bu mudur? Aç›k ki, hay›r. Bizce bu siyaset tarz› ilkesiz, ilkelerden yoksun ve tasfiyeci, reformist siyaset tarz›d›r. ‹lkeleri küçümseyerek ve bunlardan kopuk siyaseti övünç kayna¤› yapan, daha da ileri giderek ilkeli siyaseti “siyasetsizlik’’, “cehalet’’ vb. olarak kolayca addeden kibir; ilkesiz ve reformist siyaset tarz›n› terk etmek durumundad›r. ‹lkeleri unutarak siyaset yapanlar›n, bu tarzlar› derinleflir ise, oportünizm bata¤›nda reformist siyasete saplanmalar› kaç›n›lmazd›r. Reformist tart›flmalar, meflguliyetler ve siyasetlerle ilkeli devrimci siyaset ayn›laflt›r›lamaz. Devrimci eylemden özenle uzak duran, yasal demokratik hareketle daralan, her çal›flmas›n› anayasal güvenceler ve gerici düzenin meflruiyetine ba¤layarak devrimi so¤uk sulara gömen reformist hareketlerin devrime kataca¤› bir fley olmad›¤› gibi, siyasetleri de tasfiyecilikle burjuvaziye yard›m etmekten öteye geçmez. Reformizmin gün be gün ülkemiz devrimci hareketini esareti alt›na ald›¤› ve mevcut politik gündemler çevresinde demokratik yasal alanda yürütülen tart›flma ve yaflanan yo¤unlaflman›n ilkeli ve stratejik siyaseti iç ederek devrimci yap›lar› reformizme entegre etti¤i, bir sinsi dönüflümün yafland›¤› üzüntü verici de olsa gerçektir.

Reformist rota mevcut düzenin s›n›rlar›n› aflamaz Reformist hareket veya geliflmenin en ileri hedefi dahi hakim s›n›flar›n tahakkümünü ortadan kald›rmayarak, onu aflmaz. Reformist ak›m›n en okkal› de¤iflim hedefi, iktidara dokunmadan hakim s›n›flardan ödünler almakt›r. Devrimci hareket ve geliflmenin tüm hedefi bu tahakküme son vermektir. Devrimci yönelim aç›s›ndan reformlar, devrimci de¤iflimin en mütevaz› ürünlerini geçmez. Onlar-reformlar, devrimci mücadelede sadece hakim s›n›flardan kopar›lan ödünlerdir. Reformizmin odakland›¤› en genel mücadelenin, dü-

zenin muhafaza edilmesine dayal› olup düzeni kökünden sarsmayan ve gerici hakim s›n›flardan ödünler koparmay› hedefleyen muhtevada oldu¤u bilinmektedir. Hakim s›n›flardan kopar›lacak “sadakalarla’’ yetinmek ve düzen içinde sa¤lanan iyilefltirmelerle meflgul olmak ama ötesini görmemek, yani siyasi iktidar›n ele geçirilmesiyle anlam kazanan devrimi unutmak, onun tipik özelli¤idir. Devrimden uzakl›¤›yla beliren reformist siyaset, devrimci eyleme de kesin bir karfl› koyufl içinde yürür-yürütülür veya biçimlenir. Devrim yerine reformlar›, iyileflmeleri amaçlaflt›ran reformizm ve siyaseti, devrimci ilkelerden tabiat›yla mahrumdur. Devrimci eylemden keskin ve kesin kopuflu, onu düzen içi didiflme, aray›fl, mücadele ve beklentilere gömerek, yasal zemindeki demokratik k›r›nt›lar için mücadeleye hapseder. Tüm siyaset ve prati¤i gerici hakim s›n›flardan beklentiler ve onlardan taleplerinin masum olup karfl›lanmas›n› talep etme üzerine infla olur-yo¤unlafl›r. Günlük geliflmeler, parça parça tavizler ve acil talepler reformizmin ve siyaset tarz›n›n bütün temelini oluflturarak onu ilkelerden ve s›n›f›n gelecekteki ç›karlar›ndan kopar›r. Devrimciler ve devrimci siyasetle reformizm ve reformist siyaset aras›ndaki farkl›l›k, amac›n tespiti ve ilkelerde a盤a ç›kar. Reformistler ve siyasetleri reformlar› amaçlaflt›rd›¤› halde, devrimciler ve devrimci siyaset bunlar› devrimin yan ürünü olarak ve devrim amac›na ba¤l› olarak ele al›r. Reformistler, ilkelere ba¤l› siyaseti benimsemez, duruma göre, anl›k ve geçici ç›karlara-kazan›mlara göre siyaset yürütürler. Düzenin tan›d›¤› s›n›rlar d›fl›na ç›kmaz, ›srarla hakim s›n›flar›n sundu¤u flartlara uygun hareket etmeyi ve bu yasal s›n›rlar içinde mücadeleye hapsolmay› savunurlar. Oysa devrimciler, devrimci ilkeler temelinde siyasetlerini oluflturur, yürütürler, ilkeleri siyasetlerine yön verir. Düzenin tan›d›¤› s›n›rlar›n d›fl›na ç›kmay› zorunlu görür, bu mücadeleyi esas al›rlar. Devrimciler de reformlar için mücadele ettikleri halde, reformlar› amaçlaflt›rmaz, reformistler gibi reformlar› her fley olarak görmez ve ufuklar›n› iyilefltirmelerle s›n›rlamazlar. Reformizmde, reformlar için mücadele tek amaç olarak öne ç›k›p, bu reform amac› ve talebi siyasette de sistemleflmifl siyaset tarz›n› oluflturur. Devrimcilerin, amaç ve ilkelerinde oldu¤u gibi, siyasetlerinde de reformlar tayin edici esaslar olmazlar. Devrimci eylem ve iktidar sorunu devrimcilerin belirgin özünü ve yönelimini oluflturur. “Bir reformcuya göre reform her fleydir; devrimci çal›flma ise gelip geçicidir; bir gevezelik konusudur, kitlelerin gözünü boyamak için bir araçt›r. … Bir devrimciye göre ise, esas sorun devrimci çal›flmad›r, reform de¤ildir; ona göre reform, devrimin bir yan ürünüdür. …’’ Stalin (Strateji ve Taktik) ‹flte Stalin yoldafl devrimcilerle reformistler aras›ndaki temel fark›, devrimci ile reformist ayr›fl›m›nda böyle ortaya koymaktad›r. Bu temel farkl›l›k, s›n›f mücadelesinin hemen tüm alan›n› kapsayarak, her sorunda kal›n çizgi-

lerle bir birinden ayr›l›k gösterir. Ve, devrimcilik reformizmle asla kaynaflmayarak-benzeflmeyerek tüm tutumlar›nda s›n›f mücadelesinin gerçek ihtiyaçlar›ndan hareket eder. Bu ba¤lamda, reformlar için mücadeleyi benimserken, bunlar› ve bunlar için mücadeleyi devrim mücadelesine tabi olarak ele al›r, siyasi iktidar amac›n› asla karartmaz. Reformistlerin devrimci ilke, siyaset, eylem ve çal›flmalar karfl›s›nda, onu karalama ve küçük düflürme fleklindeki zavall› ç›rp›n›fl ve çabalar›ndan baflka baflvuracaklar› bir fley olamaz. Çünkü devrimci gerçek karfl›s›nda yaflad›klar› aczi ancak böyle giderebilirler, baflka türlü devrimin karfl›s›na ç›kmalar› düflünülemez. Tutunacaklar› tek dal, nefret kusmakt›r. Ve çünkü, reformistler hakim s›n›flara bel ba¤lamakta, onlar›n tan›d›¤› demokratik k›r›nt›lar ve sahte demokrasilerine inanmaktad›rlar. Böylece, reformistler, gerici egemen s›n›flar›n seçim sistemi ve faflizmi maskeleyen parlamenter sistemlerinden baflka bir fley olmayan “demokrasileri’’nin koflullar›nda incelerek erimekten (ama s›n›f hareketini lafazanl›kla baltalayan bölücülük ve düzen içi burjuva e¤ilim anlam›nda semirerek) ve hakim s›n›flar›n gerici düzen ve tahakkümünü kutsamaktan kurtulamazlar. Ama devrim, özüne uygun kanallardan ilerleyiflini ve yak›c› rolünü bozmadan siyasi iktidar hedeflerine do¤ru yol almaktan geri durmaz. Tasfiyeci reformizm, somut pratikte; devrimci çal›flma ve örgütlenmeleri b›rak›n, s›n›f çeliflkilerinin devrimci çözümü gibi art›k anlams›zlaflan ve ça¤›m›zda eskiyerek anlams›zlaflan do¤matik saplant›lar› b›rakarak ça¤a uyum sa¤lay›n, yasal demokratik alan tamamen aç›lm›flt›r, illegal devrimci ilkelere dayal› devrimci siyaseti b›rak›p burjuva nimetlerle yetinin, art›k devrimci çal›flmalar›n yürütülmesinin önünde engel kalmam›flt›r, hakim s›n›flar eski hakim s›n›flar de¤il, bar›flç›l mücadele esas›na geçin vb. fleklinde devrimci ve komünistlere kapal›-aç›k ça¤r›lar yapmaktad›rlar. Gerici hakim s›n›flar›n karakterini ve iktidarlar›n›n niteli¤ini yumuflat›p kabul edilir göstererek, gerçek devrimci siyasetin flartlar›n›n kalmad›¤›n› ya da siyasetin mevcut burjuva yasalc›l›k alan›nda geçerli oldu¤unu anlatmaktad›rlar. Tüm siyaset alan› aç›k ve serbesttir. Bu siyaset türü yeterlidir, devrimci siyaset budur fleklinde ham hayal görüfllerle hareket etmektedirler. Devrimci siyaseti legal çeperler içine sokarak s›n›rlamakta ve devrimci mücadele ve siyasetle siyasi mücadeleyi karfl› karfl›ya koyarak, devrimci siyaseti reddetmektedirler. Devrimci örgüt ve eylemi “terör’’ diye itham etmekte, burjuva yüzlerini gizleme gere¤i duymamaktad›rlar. Devrimci siyaset ve pratik alan›nda bunlar ad›na yaprak k›p›rdamazken, demokratikleflme ve aç›l›mlar demogojileriyle burjuvazinin devreye soktu¤u aldatmacalar çerçevesindeki siyaset alan›nda at koflturmakta, devrimci siyaset kibri satmaktad›rlar. Politik aksiyon ve faaliyeti böyle-salt bununla s›n›rlay›p alg›lamaktad›rlar.

Demokrasinin devrim sorunu oldu¤u co¤rafyam›zda Devrim zor ilkesine ba¤l› olarak bütün çeliflkileri çözecektir Günümüzde tasfiyecilik ve reformizmin, egemen s›n›flar›n destek ve teflvikleriyle h›z kazanan ataklarda bulunarak geliflme zemini yakalamas› ve baflta devrimci ideoloji, ilke ve tüm moral de¤erlerimize karfl› cüretle gelifltirdi¤i sald›r› flartlar›nda, bilimsel teori ve öngörülerimizin özet tümcelerle de olsa tekrar vurgu edilmesinde fayda vard›r. Tasfiyeci reformizmin tüm yavan teorisine ve sald›r›lar›na karfl›n, s›n›flar çat›flmas›n›n zengin tecrübesi devrimci Maksizm’in teori-prati¤inin bilimsel do¤ru-

lu¤unu ispatlayarak kan›tlamaktad›r. Devrimci siyaset kendi ilkelerine ba¤l› olarak, tüm tasfiyecilik ve reformizmin iddias›n›n tersine ihtiyaç olmaya devam etmekte ve s›n›flar mücadelesindeki yerini geçerlilikle korumaktad›r. Antagonist s›n›f çeliflki ve çat›flmalar› toplumsal geliflmenin temelinde yatarak s›n›flar mücadelesini zorunlu k›lmakta ve devrimci zor örgütlenmesini geçerli k›lmaktad›r. Devrim, devrimci zor ilkesine dayal› geliflip gerçekleflecektir. Komünist partinin toplumsal kurtulufla önderlik

yapmas› kaç›n›lmaz bir ilkedir. Reformist z›rva ve safsatalara karfl›n, devrimci de¤iflim-dönüflüm temelinde büyük at›l›mlarla gerici s›n›flar› alafla¤› ederek tahakkümlerine son verilmeden, hiçbir gerçek devrimci ilerleme sa¤lanamayaca¤› gibi, ezilen-sömürülen devrimci halk s›n›flar›n›n kurtuluflu sa¤lanamaz. Proletarya diktatörlü¤ü tarihsel bir zorunluluk ve gerekliliktir, geçerlili¤ini tap taze korumaktad›r. Devrim, yolu üzerindeki her türlü engeli tan›yarak onu kald›rma yetene¤iyle umut olmaya devam

ederken, reformizm, devrimler ve devrimci geliflmeler karfl›s›ndaki lekeli bayra¤› alt›nda küllenmekten kurtulamayacakt›r. Devrim, gerici düzeni yerle bir eden s›n›flar mücadelesi yasas›na uygun pratik seyirle gündemini takip edip, bütün tasfiyeci dalgay› tersyüz edecektir. Ne emperyalizm ve uzant›lar›n›n ideolojik, kültürel ve fiziki tasfiye sald›r›lar›, ne de s›n›f hareketi içindeki yabanc› ak›mlar›n tasfiyeci salvolar› devrimi yolundan al›koymaya yetmeyecektir.

Tasfiyecili¤in ve bütün yasalc› burjuva demokratik çöplü¤ün büyük hayranlar ordusunun tak›ld›¤› otlak, hakim s›n›flar›n iki yüzlülükle tahrif edip kendi ölçüleriyle tan›mlad›¤› demokrasi aldatmacas›d›r. Reformist ve tüm yasalc› tasfiyecilerin demokrasi diye hayranl›kla kabul ettikleri, hakim s›n›flar›n sahtekarca ileri sürdü¤ü koflullarlard›r. “‹flte herkes istedi¤ini konufluyor’’, “seçme seçilme hakk› ve özgürlü¤ü var’’, “milletin temsilcileri parlamentoda tart›flarak halk›n iradesini yans›t›yor’’ gibi çürük argümanlarla demokrasinin muhteflem iflledi¤ini ileri sürerek, “daha ne istiyorsunuz, iflte size olanaklar siz de girip yap›n, gizli örgütlenme ve çal›flmaya ne gerek var’’ demektedirler. Reformistler tamamen buna tav olmufllard›r ve hatta kraldan çok kralc› kesilerek, devrimci eylem ve illegal örgüte her bak›mdan sövüp saymaktad›rlar. Zira bu, gereksiz bir davran›flt›r, ça¤d›fl›l›kt›r, toplumsal huzuru bozan “terördür.’’ Yap›lmas› gereken ise, maskelenmifl faflizm koflullar›n› demokratik flartlar olarak kabul edip, k›r›nt›larla yetinmek, bu zeminde düzene yamanmak ve bu ah›r etraf›nda oyalanmakt›r onlar için. Tüm siyaseti, mücadeleyi, örgütlenmeyi buraya has görüp ele almak, co¤rafyam›zdaki reformizmin s›r›tan kat›ks›z halidir bugün. Tüm bunlardan da anlafl›laca¤› gibi, esasta burjuva ölçülerle hareket etmekte ve ço¤u kez hakim s›n›flarla ayn› dili paylaflmaktad›rlar. Devrimci demokrasinin tutarl› savunucular› olarak, burjuva için demokrasiyi de¤il, halk için demokrasiyi savunup benimsedi¤imizi hat›rlatal›m baylar›m›za. Burjuva gerici s›n›flar›n tan›mlad›¤› demokrasi flartlar› ve anlay›fl›n›n gerçek demokrasiyle alakas›n›n olmad›¤›n›, tamamen sahte ve aldatmaca oldu¤unu ve dolay›s›yla gerçek demokrasinin faflist hakim s›n›flar taraf›ndan de¤il, devrimci s›n›flar taraf›ndan getirilece¤ini, demokrasinin devrimci mücadeleyle kazan›laca¤›n› hat›rlatal›m. Demokrasinin ülkemizdeki gibi flartlarda devrim sorunu oldu¤unu, demokrasi sorununun flartlar›m›zda siyasi iktidar mücadelesi temelinde sürdürülen devrimci eylemle çözülece¤ini ekleyelim. Gerici burjuva safsatalara kanarak tav olanlar, ancak, tatland›r›lm›fl yasalc› bata¤›n kokular›nda rehavete yatan reformist tasfiyeciler olabilirler, devrimciler de¤il. Demokrasi demagojisinin faflist yüzü gizlemek için kullan›ld›¤›n› devrimci komünistler, tarihten de iyi bilmektedirler. Onlar›n demokrasiden anlad›klar› tek fleyin kendileri için demokrasi ve ezilen emekçi halklar›m›z için daha fazla bask›, sömürü ve zulüm oldu¤u aç›k de¤il midir? Gerici s›n›flar›n her demokrasi dediklerinde ya da demokrasi yaygaras› kopard›klar›nda daha azg›n ve bazen de sinsi faflist sald›r›lar›n gelifltirildi¤ine reformistler de¤ilse de halklar›m›z tan›kt›r. Bugün de yaflanan bu de¤il midir? Yoksa hakim s›n›flar, s›n›f niteliklerini s›y›r›p atarak ilerici karakter mi edindiler(?!) Nedir demokrasi dedi¤iniz, ne anl›yorsunuz demokrasiden? Çeflitli millet ve milliyetlerden halklar›m›za ve Kürt ulusuna uygulanan milli zulüm ve faflist terör demokrasinin gere¤i midir yoksa(?!) Sokaklarda iflkenceler yap›lmakta, polis taraf›ndan insanlar kurflunlanarak katledilmekte, hapishanelerde iflkenceyle devrimciler katledilmekte, J‹TEM-korucu kontra çeteleri Kürtleri kafalar›n› ezerek katletmekte, çocuklar› gösterilere kat›ld›klar› için döverek katletmekte, a¤›r hapis cezalar›yla zindanlara t›kmaktad›r. Yoksa bütün bunlar “münferit” midir, devletin ifli de¤il midir? Mest oldu¤unuz demokrasi bundan baflka bir fley de¤il. Bu, faflizmi alk›fllamakt›r, demokrasi diye faflizmi göz ard› edip hofl göstermek ve hakim s›n›flar›n ekme¤ine ya¤ sürmektir. Elefltirilerimizden, yasal imkanlardan devrim ve devrimci çal›flma ad›na yararlanmay› ve yasal demokratik mücadeleyi reddetti¤imiz anlafl›lamaz. Gerici hakim s›n›flardan kopar›lan mevzilerin kullan›lmamas› ve bu mevzilerin kazan›l›p ilerletilmesi için mücadele edilmemesi sonucu ç›kar›lmamal›d›r sözlerimizden. Ne var ki, tamamen bu mücadeleye kilitlenip, bu esaslar üzerinde bina olmak, bu mücadeleleri yeterli görerek daralmak, yasal demokratik haklar için mücadeleyi devrim mücadelesinin önüne veya yerine koymak ve reformlar› amaçlaflt›rmak asla kabul edemeyece¤imiz bir yaklafl›md›r. Elefltirdi¤imiz fley de budur. Elbette ki, yasal olanaklardan yararlanmay›, reformlar için mücadele etmeyi, tüm demokratik mevzileri kullanarak devrimin hizmetine sunmay› vb. siyasi mücadelemizin gere¤i olarak benimseyip savunmaktay›z.


12

17-30 A¤ustos2009

KÜLTÜR-SANAT

Kemal Sunal'›n mizah› araflt›rma konusu oldu Tüm filmleri defalarca kez seyredilmesine karfl›n her seferinde yeniden izleniyormuflças›na güldürebilen, ayn› zamanda düflündüren Kemal Sunal'›n mizah› araflt›rma konusu oldu. Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nden Yard. Doç. Dr. Lütfi Sezen, Yeflilçam'›n unutulmayan sinema oyuncular›ndan Kemal Sunal'›n filmlerinde elde etti¤i baflar›ya iliflkin ���u ifadelerde bulundu: “Kemal Sunal mizah›, bizi çevreleyen ahmakl›k ve ç›karc›l›¤a karfl› baflkald›rmad›r. Bunun için de bir kara mizaht›r ve hayat›n gerçe¤idir.” Kemal Sunal'›n hayat›n› ve filmlerini inceleyen Sezen'e göre, Sunal'›n en büyük baflar›s› güldürürken güldürdü¤ünden habersiz gözükmesi. "Halk kusurlar›n›, baflar›lar›n› onun baflrolünü oynad›¤› filmleri izleyerek görmüfl, ona dar›lmadan, k›r›lmadan gülümseyerek izlemifltir" diyen

Sezen flu tan›mlamalarda bulunuyor: "Farkl› kanallarda hemen her gün izlenebilen Kemal Sunal filmlerini ‘Kemal Sunal Gerçe¤i’ olarak de¤erlendirmek zorunday›z. Kimilerine göre basit, s›radan kabul edilen konular asl›nda insan›m›z›n hayat tarz›n› yans›tmaktad›r. Bunun içindir ki onun filmleri her gün tekrar tekrar izlendi¤i halde giderek artan bir ilgi görmektedir. Kemal Sunal'› baflar›ya götüren en önemli nedenlerden birisi, halk›m›z› çok iyi tan›mas›d›r. Sosyal yaflamda s›radan insanlar yan›nda, uyan›k geçinen saflarla, saf geçinen uyan›klar da önemli bir yer tutmaktad›rlar. Bunlar›n bir de¤il, birkaç yüzleri vard›r. Bunlar›n gerçek yüzlerini ortaya ç›karmak oldukça güçtür. Ço¤u zaman sahte yüzleri ile hayattaki rollerini baflar› ile tamamlarlar.”

Kemal Sunal'›n filmlerinin bir kara mizah oldu¤unu, Sunal'›n gülüflünün de bunu yans›tt›¤›n›, gülerken ayn› zamanda bir hüzün besledi¤ini, ifade eden Sezen, "Bu ac› gülümsemenin nedenleri, halk›m›z›n yaflay›fl›n›n yüzy›llardan beri süregelen hayat tarz› ile aç›klanabilir. Halk hayat›nda önemli ölçüde yer alan umut-umutsuzluk, zü¤ürtlük-zenginlik, korkakl›k-cesaret, safl›k-uyan›kl›k, güzellik-çirkinlik, do¤ru-yanl›fl gibi tezatlarla, cehaletten kaynaklanan kan davalar›, törelerin bask›s›, Sunal’›n ac› mizah›n›n ana konular›n› teflkil etmektedir. Onun filmlerinin halk›m›z aras›nda sevilmesinin, usan›lmadan seyredilmesinin özündeki espriyi göremeyenler, halk› ve halk›n sanatkâr›n› yeterince tan›mayanlard›r.”

Halklar›n kardefllik abidesi Aram Tigran gurbetten kurtulamad› 1934'te Suriye'de do¤an Aram Tigran babas›n›n zoruyla bafllad›¤› müzik yaflam›nda Ortado¤u co¤rafyas›n›n en önemli müzisyeni olabilmifltir. Müzik

Tigran'›n son dura¤› Avrupa'd›r. Atina'ya yerleflen ve burada müzik yaflam›n› devam ettiren sanatç›n›n flark›lar› art›k herkesçe bilinen flark›lar olur.

'Baflka türlü bir fley benim istedi¤im, Ne a¤aca benzer ne de buluta...'

venleriyle buluflmufltu. Fakat kutlamalar s›ras›nda rahats›zlanan sanatç› bir süre burada kald›ktan sonra Atina'ya döndü. Müzikle dolu bir yaflam›n sonuna gelen Tigran'› 8 A¤ustos 2009'da ölüm buldu. Tigran'›n ölümünün ard›ndan sanatç›n›n sevenleri derin bir üzüntü yaflarken bir yandan da sanatç›n›n cenazesinin ülkeye getirilip getirilmemesi tart›flmas› bafllad›. Sanatç›n›n son vasiyeti Amed’e gömülmekti. Fakat Kürt sorununda aç›l›m, yol haritalar›, çözümlerin, bar›fl söylemlerinin havalarda uçufltu¤u flu s›ralar devlet, Ermeni sanatç› Tigran'›n son iste¤inin yerine getirilmesine engel oldu. “Aç›l›m”›na büyük sanatç› Tigran’› dahil etmeyen devlet, cenazenin ülkeye getirilmesini 'provakasyon ortam› yarataca¤›'n› iddia etti.

Bu ne perhiz bu ne lahana turflusu Amed’e gömülmesi 'sak›ncal›' bulunan Tigran, Bürüksel'de gömüldü. Cenazenin Amed’e getirilmesine izin verilmemesi sevenlerinin tepkisine de neden oldu. Diyarbak›r Büyükflehir Belediye Baflkan› Osman Baydemir tepkisini flu sözlerle ifade etti: "Maalesef befl gündür naafl halen Atina'da bulunuyor. Maalesef bir türlü getiremiyoruz. T›pk› Naz›m Hikmet gibi, t›pk› Ahmet Arif gibi, t›pk› Ahmet Kaya, Y›lmaz Güney ve yitirdi¤imiz di¤er sanatç›lar›m›z gibi... yapmaya udla bafllayan Tigran, as›l yol arkadafl› cümbüflü buldu¤unda onu asla b›rakmad› ve uzun y›llar müzik yapt›. Ermeni as›ll› olan Tigran ailesinin Kürtçe’yle tan›flmas› Ermeni tehciri s›ras›nda kendilerine sahip ç›kan bir Kürt aile ile bafllad›. Ailesi Kürtçe konuflmaya bafllayan Tigran'›n müzik yaflam› da as›l olarak bu dil üzerine flekilleniyor. 1966'da Ermenistan'a göç eden sanatç› için buras› müzi¤e daha da yo¤unlaflt›¤› bir yer oluyor. Erivan'da müzikle geçirdi¤i 18 y›l›n ard›ndan buradan da göç etmek durumunda kalan

Dink Vakf›’ndan ‘Vicdan Filmleri’ yar›flmas›

Uluslararas› Hrant Dink Vakf›, Hrant Dink'in 'Sa¤duyunun, vicdan›n sesi suskunlu¤a mahkûm edildi, flimdi o vicdan ç›k›fl yolu ar›yor' sözünden yola ç›karak, 'vicdan' temal› bir k›sa film yar›flmas› düzenliyor. Profesyonel, amatör herkese aç›k olan yar›flman›n baflvurusu internet üzerinden yap›lacak. Dink'in k›z› ve ayn› zamanda da vakf›n bafl-

Kürtçe, Arapça ve Ermenice flark›lar söyleyen Aram Tigran, süreç içerisinde geldi¤i noktada Kürt müzi¤inin duayeni oldu. Kürt klasik fliirlerini yorumlayan sanatç›n›n müzi¤ini; aflk, gurbet, savafl, dostluk gibi konular oluflturdu. Hayat› boyunca 11 albüm ç›kartan sanatç›, bugüne kadar 230'u K›rmanci, 150'si Arapça, 10'u Süryanice, 8'i Yunanca olan flark›lara nefes verdi.

Amed halk›n›n yapaca¤› tek fley; flan›na, eme¤ine yak›fl›r son u¤urlamay› gerçeklefltirmek ve ba¤r›na basmakt›r. Bundan zerre kadar ürkmemek gerekiyor. Bu kadar çabam›z›n nedenlerinden bir tanesi de kendisinin vasiyetidir. Dolay›s›yla bunun da bilinmesini istiyoruz." Müzi¤e bunca emek vermifl sanatç›n›n talebinin yerine getirilmemesi bir yanda dururken, Erdo¤an ve di¤er devlet yetkililerin fiivan Perwer'e “ne-

Devletin ‘aç›l›m›’nda Tigran’›n yeri yok!

den gelmiyorsun” ça¤r›s›nda bulunma-

Kürt sanatç› bu y›l yap›lan Newroz etkinliklerinde çok sevdi¤i Amed'de se-

s› 'bu ne perhiz, bu ne lahana turflusu'

kan yard›mc›s› Delal Dink, babas›ndan ac›lar› omuzlamay›, mutlu ve düzgün bir gelecek için çal›flmay› ö¤rendiklerini, ‘Vicdan Filmleri’ projesinin de böyle bir gelece¤e hizmet etti¤ini belirtiyor. Yar›flman›n jürisini, Rakel Dink, Serra Y›lmaz, Lale Mansur, Ömer Madra, Y›ld›r›m Türker gibi isimler oluflturuyor. Yar›flma sonunda se-

çilen 20 film, daha sonra gösterimi yap›lmak

dedirtiyor.

üzere çeflitli festivallere gönderilecek. Yar›flma için baflvurular 30 Kas›m’a kadar sürecek. Yar›flmaya kat›lmak isteyenler, www.vicdanfilmleri.org sitesine filmlerini yükleyebilir. Filmlerin süresinin ise befl dakikay› geçmeme koflulu söz konusu.

Usta flair Can Yücel ölümünün 10. y›l›nda Datça'daki evinde ve mezar› bafl›nda an›lacak. Kendine özgü i¤neleyici dili, toplumsal olaylara yaklafl›m› ile fliirde önemli bir isim oldu Yücel. Usta flair Can Yücel, ayn› zamanda çevirmendi de. O; Lorca, Shakespeare, Brecht gibi ünlü yazarlar›n oyunlar›n›n çevirilerine imzas›n› att›. Shakespeare'in ünlü ‘To be or not to be' (olmak ya da olmamak) sözünü 'bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin' fleklinde Türkçelefltirdi. 1959'da ilk bask›s› yay›mlanan 'Her Boydan' adl› kitab›nda dünya flairlerinin fliirlerini serbest ama baflar›l› bir biçimde Türkçe’ye çevirdi. Politik fliirleri nedeni ile dikkatleri üzerine toplayan flair, 1971 döneminde Che Guevara ve Mao'dan yapt›¤› çeviriler nedeniyle tutuklanarak hapse konuldu. 3 y›l sonra ç›kan genel afla b›rak›lan flair, ç›kar ç›kmaz hapiste yazd›¤› 'Bir Siyasinin fiiirleri' adl› kitab›n› yay›mlad›. 12 Eylül faflist cuntas›ndan Yücel de pay›na düfleni ald› ve "Rengahenk" adl› kitab› 'müstehcen' denilerek toplat›ld›. Tüm bunlara ra¤men Yücel, bask›lanmalar› ve kal›plar› k›r›p kendi dilini yakalam›fl ve özgün olmay› bilmiflti. Onun için fliir tumturakl› sözlerin dizildi¤i, kal›pç› bir yaklafl›m de¤il, yaflama biçimi olmufltur. Ve kendisi flu sözleri ile aktar›r yaflam biçimini: "fiiir, benim için meslek. Mesle¤in ötesinde yaflama biçimi. Bundan kast›m; insan, dikkatleriyle, özenleriyle yafl›yor. Benim için fliir bilsem de bilmesem de a¤›rl›k tafl›yan bir u¤rafl. Bunda belki daha baflka mesle¤imin olmamas› etkin oldu. Hayat›mda fliirden baflka çeviriyle u¤raflt›m, onun d›fl›nda bir iki k›sa memuriyetin d›fl›nda hiçbir ifl tutmad›m. fiiir bütün sanatlarda oldu¤u gibi, insan beyninin ancak çok küçük bir bölümünün iflletilebilmesi gerçe¤i karfl›s›nda, insano¤lunun beynini günlük hayat›n d›fl›nda iflletme yolunda buldu¤u çarelerden biridir. Günlük yaflam›n yo¤un yaflanmas›n› istiyorum. S›radan bir fleymifl gibi yaflanmas›n. Evrenin insanlar›n birli¤ini hat›rlatan bir ö¤e olarak kalmas›n› istiyorum." Herfley Sende Gizli Yerin seni çekti¤i kadar a¤›rs›n Kanatlar›n ç›rp›nd›¤› kadar hafif… Kalbinin att›¤› kadar canl›s›n Gözlerinin uza¤› gördü¤ü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü… Ne renk olursa olsun kafl›n gözün Karfl›ndakinin gördü¤üdür rengin… Yaflad›klar›n› kar sayma: Yaflad›¤›n kadar yak›ns›n sonuna


DÜNYA

17-30 A¤ustos2009

El Fetih kongresinin ard›ndan El Fetih, 1989 y›l›nda Tunus’ta yapt›¤› kongresinden tam 20 y›l sonra ilk kongresini 4 A¤ustos günü gerçeklefltirdi. Bethlehem flehrinde gerçeklefltirilen ve taze kan takviyesinin yap›lmas›n›n planland›¤› ifade edilen kongre, 3 gün süreli planlanmas›na karfl›n bir hafta sürdü. Kongre sonuçlar›na bak›ld›¤›nda, kongrenin bafl›ndan sonuna kadar Mahmud Abbas’a ve onun kuyru¤una tak›lm›fl olan bir kesime yarad›¤› görülüyor. El Fetih’in etkin noktalar›na getirilen genç kadrolarla, hareketin enerjisinin art›r›ld›¤› ve güçlendirildi¤i iddia edilse de; al›nan bu kiflilerin ço¤unun halk taraf›ndan flaibeli ve bozuk kifliler olarak biliniyor olmas› bu iddiay› bofla düflürüyor. Oslo Anlaflmas› akabinde Bat› fieria’da konumlanan baz› üst düzey El Fetih liderleri, yavafl yavafl bozuk ve itaatkar liderlere dönüfltüler. Bu liderler, bir süre sonra hareketin önderli¤ini ele geçirerek, onu, ulusal özgürlükçü bir çizgiden ç›kartt›lar ve kurtarmay› amaçlad›klar›n› iddia ettikleri Filistin halk› üzerinde bir k›rbaca dönüfltürdüler. Devamla kendi iktidarlar›n› ve Filistin ekonomisindeki üstünlüklerini-avantajl› konumlar›n› korumak ve sa¤lamlaflt›rmak için böylesi bir kongrenin toplanmas›na dönük çabalar› 20 y›ld›r sabote ettiler. ‹srail, bugün Filistin halk›n›n özgürlü¤ü için en küçük bir anlam ifade etmeyen beyhude bar›fl müzakelerini savunan ve hiçbirisinden geri kalmayan, ‹srail’e tavizler vermeye haz›r olan bu çürümüfl “liderler” d›fl›ndaki hiçbir Filistinli lideri sa¤ ele geçirmedi. Militan bir direnifli, Filistin’in özgürlü¤ünü savunan hemen tüm Filistinli liderler ya Mustafa Alhaj gibi katledildiler ya da Barguti gibi kaç›r›larak tutsak edildi. ‹srail’e karfl› difle dokunur bir direnifl ve karfl› durufl sergilemeyen Arafat’›n dahi ‹srail taraf›ndan zehirlendi¤i çokça kabul gören bir iddia iken, ‹srail’e göz k›rpan bu yozlaflm›fl liderler varl›klar›n› bugüne de¤in koruyageldiler. ‹srail’in bu politikas› son derece bilinçli bir tercihti. Önceki “baflar›l›” Amerikan yönetimlerinin ard›ndan Obama yönetimi Filistin/Arap-‹srail meselesinde “bar›fl plan›”n›n tad›n› ç›karmaya haz›rlan›yor. Bu tür bir plan›n hayat bulmas› için Filistin halk› gözünde imaj› zedelenmifl olan Fetih liderlerinin yerine daha az teflhir olmufl isimlerin getirilmesi gerekiyordu. El Fetih’in gerçeklefltirdi¤i kongre bir anlamda bu ihtiyac› gidermek için yap›ld›. Emperyalizm destekli ‹srail’in politikalar› karfl›s›nda itaate yeminli bir sat›c› gibi hareket eden “›l›ml›” Abbas’›n zaferini garanti alt›na almak için, ‹srail, ABD ve baz› Arap devletleri ustaca bir plan› ve bir dizi aldatmacay› büyük bir hünerle sahneye koydular. Ürdün ve M›s›r’›n, kongreye evsahipli¤i yapmay› reddetmesinin ard›ndan, kongre kararlaflt›r›ld›¤› üzere ‹srail’in gözleri alt›ndaki Bethlehem’de yap›ld›. ‹srail, baflta Lübnan’daki mülteci kamplar›ndan gelenler olmak üzere çok say›da El Fetih delegesinin Filistin topraklar›na giriflini engelledi. Kuzey Afrika ve Körfez ülkelerinden gelen di¤er birçok delege de, ‹srail iflgali alt›ndaki Filistin topraklar›na giremedi. Gazze fieridi’nden girifl yapmak isteyen 400 delege ise Hamas taraf›ndan engellendi. Bu engellemeler, bofl koltuklar› kendi yandafllar›yla dolduran Mahmud Abbas’a yarad›. Esas›nda 2 bin delegenin toplanmas› bekleniyordu. Engellemeler nedeniyle çok say›da delegenin gelememesine karfl›n Mahmud Abbas taraf›ndan kongreye dahil edilen 700 delege ile birlikte bu say› 2 bin 300 olarak gerçekleflti. ‹srail iflgali alt›ndaki Bat› fieria’ya gidemeyen çok say›daki delege, özellikle Körfez ülkeleri ile Lübnan’daki delegeler, kat›lm›n bu denli engellenmesine ra¤men ›srarla kongrenin gerçeklefltirilmesini elefltiren ve kongrenin meflrulu¤unu sogulayan bir bildiri yay›mlad›lar. Bildiride, Mahmud Abbas ve onun Ramallah merkezli yandafllar›, El Fetih’i gayri meflru yollarla ele geçirmekle suçland›.

UFUK Ç‹ZG‹S‹

Bildiriye imza atan El Fetih delegeleri, kongrenin, Amerika ve ‹srail’in koordinatörlü¤ünde ve bu güçlerin sponsorlu¤u alt›nda gerçeklefltirildi¤ini belirttiler. Kongrenin alaca¤› hiçbir karar› tan›mayacaklar›n› aç›klayan söz konusu delegeler, sadece Faruk Kaddumi ve onun çevresindeki El Fetih kadrolar›n› tan›d›klar›n› belirterek, Kaddumi’ye, El Fetih Merkez Komitesi’ni ve Devrim Konseyi’ni toplamas› ça¤r›s›nda bulundular. Filistin Kurtulufl Örgütü’nin siyasi bölümünün baflkan› da olan Kaddumi de, Mahmud Abbas’› örgüt içinde bask›c› ve despotik politikalar uygulamakla suçluyor. Kaddumi, 12 Haziran’da Ürdün’de yapt›¤› bas›n toplant›s›nda; Mahmud Abbas ile eski Fetih askeri sorumlusu Muhammed Dahlan’›, ABD ve ‹srail ile birlikte hareket ederek Arafat ile di¤er tüm Filistinli militan politik liderlere suikastlar düzenlemekle suçlam›flt›. Kaddumi, Abbas ve Dahlan’›n bu yolla Filistin’deki Hamas, ‹slami Cihad, Filistin Halk Kurtulufl Cephesi gibi kendisine “rakip” ilan etti¤i güçleri, liderlerini imha ederek bertaraf etmek ve ABD-‹srail

ile birlikte Filistin’i yönetmek istediklerini söylemiflti. Kaddumi, 2004 y›l› Mart’›nda Mahmut Abbas, Muhammed Dahlan, ‹srail’in o dönemki Baflbakan› Ariel fiaron ve ABD’nin D›fliflleri Bakanl›¤› bünyesinde bulunan Yak›n Do¤u ‹flleri masas› sekreter yard›mc›s›n›n yapt›klar› toplant›y› bu söylemlerine kan›t olarak gösterdi. Kaddumi, söz kosunu toplant›n›n güvenli¤ini sa¤lamak üzere Arafat taraf›ndan görevlendirilmiflti. El Fetih’in Ramallah merkezli liderleri ise Kaddumi’nin bu suçlamalar›n›n gerçek d›fl› oldu¤unu ve Kaddumi’nin kendi menfaatleri için kongre kararlar›n› bofla düflürmeye, süreci sabote etmeye çal›flt›¤›n› öne sürüyorlar. Kaddumi’nin suçlamalar›na ra¤men Bethlehem toplant›s›, Abbas’a ba¤l› silahl› güçlerin genifl güvenlik önlemleri alt›nda yap›ld›. Bu güçlerin kongre süresince s›k s›k fliddete ve agresif pratiklere baflvurmalar› dikkat çekti. Öyle ki, baz› delegeler bu silahl› güçler taraf›ndan taciz edildi, tartakland› ve hastaneye kald›r›lan delegeler oldu. Kongre’de Abbas’› ve onun politikalar›n› elefltiren

Bak›fl CAN

Her gerileme sürecinin belli bir aray›fla, tart›flmalara vb. vesile olmas› son derece tabii bir davran›flt›r. Olumsuzluklar, yozlaflma, yabanc›laflma veya geriye do¤ru de¤iflim gibi negatif koflullar›n gündemde oluflu, geliflmeden yana olanlarda ileriye dönük bir u¤rafl› tetikler. Ancak bu u¤rafl ve aray›fllar her zaman do¤ru temelde geliflmez-geliflmeyebilir. Sa¤c›l›¤›n elefltirisinde solculu¤a düflüldü¤ü gibi… O halde bilinçli hareket etmek, sorgulamam›z› do¤ru temellerde yürütmek ve aray›fl›m›z› bilimsel normlarla yürütmek durumunday›z. Karfl› koyuflumuzu bilimsel zemine oturtup reaksiyonumuzu ilkelerin kontrollünde devreye sokmam›z, bizleri yanl›fl uç karfl›s›nda di¤er yanl›fl uca f›rlamaktan kurtararak do¤ru yerde tutacakt›r. Aksi halde, sa¤a tepkien sola kaymam›z ve dolay›s›yla, olumsuz koflullar› ve geliflmeyi elefltirirken, düzeltmek bir yana, baflka olumsuzlu¤a düflmemiz önlenemez. Devrimci gelenek ve de¤erlerde belli ya da belirgin bir gerilemenin yafland›¤›n› ülkemiz devrimci hareketi aç›s›ndan tespit etmek abart› olmaz. Grupçuluk ve dar düflünüfl tarz›, bir hastal›k olarak, devrimci dayan›flma kültürünü oldukça zay›flat›p geriletmifltir. Ortak devrimci de¤erlere sahip ç›kma bilinci körelmifltir. Ortakl›klar›m›z temelinde birlikte hareket etme bilinci zay›flam›flt›r. Ortak hareket ve eylem birlikleri unutulmufltur. Anlams›z yar›fl ve dar didiflmeler devrimci duygu ve bilinç karfl›s›nda öne ç›karak devrimci harekete kötü musallat olmufltur. ‹deolojik mücadelenin yetersizli¤i ayr›k ve karfl›t durufllar› besleyerek uzaklaflmalar› derinlefltirmifltir. Gerekli dayan›flma, birlik ve iliflkilerin zay›fl›¤› da¤›n›kl›¤›, at›l ve etkisiz kalmay› desteklemifltir. Devrimci cephenin

hemen tüm konuflmac›lar›n konuflmalar› yar›da kesildi ve bu kifliler kürsüden indirildi. Kongre, bu tip toplant›larda izlenen geleneksel protokolleri takip etmedi. Kongrede, son 20 y›l boyunca El Fetih’in yapt›¤› baflar›l› ifllere iliflkin herhangi bir rapor sunulmad›¤› gibi gelir-giderleri gösteren herhangi bir mali rapor da sunulmad›. En önemli ve dikkat çekici nokta ise, El Fetih’in ilerleyen süreçte izleyece¤i bir yol haritas›n›n ve politik yönelimin tart›fl›lmamas› idi. Abbas’›n aç›l›fl konuflmas›n› Filistinliler için büyük bir tehlike, israil için büyük bir arma¤an olarak nitelendirmek mümkün. Abbas’›n konuflmalar›ndan a盤a ç›kan en temel nokta, onun, ‹srail sermayesi ve ABD deste¤ionay› ile bir Filistin devleti kurmak ve bu devletin tek yönetici gücü olmak istedi¤iydi. ‹srail iflgalinin etraf›nda dönen ve bunun bir iflgal oldu¤u söylemekten özellikle kaç›nan Abbas, El Fetih’in daha evvelden Filistin’in özgürlü¤ü için verdi¤i mücadeleyi terörizm olarak damgalayan ‹srail’in bugün alk›fllad›¤› “bar›flç›l mücadele”yi konuflmas›n›n merkezine oturtarak, “Silahl› mücadele seçenek” demekle yetindi. Abbas, son 15 y›ld›r sürdürülen görüflmelerin baflar›s›z oldu¤unu kabul etmekle beraber, “Halen bir umut var ve bizler de bu umuda sar›lmal›y›z” dedi. Abbas, Filistin devletinin kurulmas›n›n tek yolunun; Filistin halk›n›n ve örgütlerinin silahl› özgürlük mücadelelerini terörizm olarak gören ve bitirilmesini flart koflan yol haritas›na uymaktan ve “bar›flç›l mücadele”den geçti¤ini iddia etti. Bunun anlam› son derece aç›k: El Fetih, ‹srail’in güvenli¤i sa¤lamak için onun iflgalci varl›¤›na karfl› silahl› mücadele yürüten Filistinli direniflçi örgütlerle çat›flmaya ve onlar› etkisiz hale getirmeye haz›rlan›yor. Baflka bir deyiflle El Fetih’e ba¤l› Filistin silahl› güçleri, ayn› topraklar üzerinde yaflayan ve özgürlükleri için direnen Filistin halk›na düflmanm›fl gibi davranacak! ‹srail ile sonuçsuz müzakelerde ›sar eden ve bu müzakerelerde iflgalci ‹srail devletine say›s›z taviz vereen Abbas yönetimi, ayn› hoflgörüyü Filistin halk›na ve di¤er Filistinli örgütlere göstermeyece¤ini ortaya koymufl bulunuyor. Abbas’›n ve onun yardakç›s› Dahlan’›n, Filistin halk›na ve direniflçilerine karfl› iflledikleri bir tak›m suçlar daha önce de gündeme gelmiflti. Örne¤in Arafat’›n ölümünde rolü olmakla suçlanan Abbas ve Dahlan’›n, ‹srail’i sorumlu ilan etseler de, Arafat’›n ölümünü araflt›rmak için kurulan komisyona sadece nas›l öldürüldü¤ünü araflt›rma izni vermeleri ve kimin öldürdü¤ünü araflt›rmalar›na gerek olmad›¤›n› söyleyerek engellemeleri bu iki flahsa dönük kuflkular› art›rm›flt›. Abbas, Oslo Anlaflmas›’n›n binlerce Filistinli’ye Gazze ve Bat› fieria’daki topraklar›na dönmeleri için flans verdi¤ini savundu. Burada Abbas’›n, Filistinlilerin topraklar› olarak sadece Gazze ve Bat› fieria’y› zikretmesi, üzerinde ayr›ca durulmas› gereken bir nokta. Kongre sonras›nda Abbas, kendi yandafllar›n› doldurdu¤u salondan seçimle de¤il, aday gösterilerek bir kez daha El Fetih liderli¤ine getirildi. Merkez Komite ve Devrim Konseyi’ne ise Filistin’in özgürlük mücadelesine epeydir s›rtlar›n› dönmüfl olan Abbas yandafllar› doluflturuldu. El Fetih’in, Bat› fieria’daki di¤er önemli bir say›daki delege taraf›ndan desteklenen Gazze delegeleri, kongrenin yap›l›fl›n›, içeri¤ini ve al›nan kararlar› elefltirerek, bunlar›n kabul edilemez oldu¤unu belirttiler. El Fetih’i protesto eden bu delegeler, toplu olarak örgütten istifa ettiler. Sonuç olarak El Fetih’in 20 y›l aradan sonra gerçeklefltirdi¤i bu kongre, kelimenin tam manas›nda ABD ve ‹srail eliyle Mahmud Abbas’›n El Fetih’e zoraki bir flekilde ve binbir hileyle onaylat›lmas› ve Abbas üzerinden Filistin direniflinin daha da bölünmesi, ABD-‹srail’in kukla bir devlet kurmaya bir ad›m daha yaklaflmas›n›n ad› oldu.

13

Polis fliddeti Paris’i yine tutuflturdu Paris'te bir banliyöde polisin, bir gencin ölümüne sebep olmas› sokaklar› yeniden alevlendirdi. Fransa’n›n baflkenti Paris’te, 11 A¤ustos günü, 18 yafl›ndaki motosikletli bir gencin polisten kaçarken ölmesi Paris'in arka sokaklar›n› bir kez daha tutuflturdu. Fransa'n›n baflkenti Paris'in Banyole isimli banliyösü iki gün süren olaylarla çalkaland›. 2005 ve 2007'deki isyanlar› hat›rlatan görüntüler, 18 yafl›ndaki bir motosikletlinin polisten kaçarken ölmesiyle bafllad›. Motorsikletine arabalar›yla arkadan çarpan polislerin, gencin ölümüne neden oldu¤unu savunan öfkeli gençler, bir turist otobüsüyle onlarca otomobili atefle verdi, polisle çat›flt›. 18 yafl›ndaki motosikletli bir pizzac›n›n, polisten kaçarken ölmesinin ard›ndan, baz› görgü tan›klar›, gence polis arac›n›n çarpt›¤›n› gördüklerini anlatt›. Frans›z polisi ise bu ifadeleri reddederek, gencin motosikletin kontrolünü kaybederek bariyerlere çarpt›¤›n› savunuyor. ‹çiflleri Bakanl›¤› gencin ölümüyle ilgili soruflturma bafllat›ld›¤›n› aç›klad›. Göçmenlerle ilgili çal›flmalar yapan kurulufllar ise polisin suçunu itiraf etmemesi ve sorumlulu¤unu kabul etmemesi yüzünden olaylar›n giderek yay›laca¤›n› ve 2007 gösterilerine dönece¤ini bildiriyorlar.

‘One minute, ‹srail’le tatbikat yapaca¤›z’ ‹srail, TC ve ABD donanmalar›, Akdeniz'de ortak bir tatbikata yapacak. ‹srail gazetesi Jerusalem Post'da yer alan habere göre, ‹srail, TC ve Amerikan donanmas›na ait gemiler Akdeniz'in do¤usunda ortak bir deniz tatbikat› gerçeklefltirecek. Gelecek hafta bafllayaca¤› belirtilen tatbikat›n, Ortado¤u ve Avrasya co¤rafyas›nda tansiyonun yükseldi¤i bir dönemde yap›lacak olmas› dikkat çekiyor.

Do¤runun Yanl›fla Boca Edilmesi karfl›-devrimci geliflmelere karfl› güçlü tepkiler gösterme zemini k›s›rlaflt›r›lm›fl, bir biçim tasfiyecilik-yabanc›laflma geliflmifltir. Hepsi ve daha ço¤u devrimci hareket aç›s›ndan olumsuz durumu tarif etmektedir. Ülkemizin geçmifl devrimci hareket deneyimi bütün bu konularda günümüzden çok daha ileri özellikler göstermekteydi. Geçmifl olumlu de¤er ve geleneklerin unutuldu¤u ya da yeterince önemsenmeyerek esasta terk edildi¤i ac› bir gerçek. Bu gerçe¤e müdahale etmek do¤ru ve zorunludur da. Ancak bu elefltiri veya müdahale, ilke ve ideolojiyi siliklefltiren-ortadan kald›ran tarzda ele al›namaz. Bu, ikinci bir hata olur. Devrimci hareketin göze batan bu zaaf› karfl›s›nda elefltirel temelde ortaya ç›kan ama ilke ve ideolojiyi ihmal ederek göz ard› eden bir e¤ilim geliflti. Bu e¤ilim, “biz hiçbir gruba ba¤l› de¤iliz” modas›yla, ideolojik tutum ve ilke sorununu siliklefltiren bir öze sahiptir. Ki, bu, söz konusu etti¤imiz olumsuzlu¤a tepki olarak baflka bir olumsuzlu¤a sürüklenme halini anlatmaktad›r. Elefltirisi do¤ruyken, yöntemi hatal›d›r. Yöntemine yön veren bilinçde bir o kadar hatal›d›r. Dolay›s›yla, do¤ru elefltirisini yanl›fla boca etmektedirler. Devrimci hareketin da¤›n›kl›¤› ve zay›fl›¤›na “isyan” eden bu e¤ilim, tepkisi ya da ç›k›fl iddias›na ra¤men, mevcut yap›lanmalardan ba¤›ms›z olarak baflka bir olufluma giderek, bu da¤›n›kl›k ve zay›fl›¤› geniflleten-ço¤altan bir pratik gerçekli¤i ifade etmektedir oysa. En önemlisi de “hiçbir gruba ba¤l› de¤iliz” sözünün alt›ndaki ideolojik yaklafl›m ve ilkesel tutum yoksunlu¤udur. Ve bu e¤ilim ger-

çekten de de¤iflik ideolojik çevrelerden teflkil olmaktad›r. ‹deolojik çizgiler ve bu temeldeki ilkeler arkaya at›larak birliktelik öngörülmektedir. Devrimci de¤er ve geleneklere sahip ç›kma ad›na hareket edilmekte ve fiilen genel devrimci söylem etraf›nda birleflmek yeterli görülmektedir. Böyle birlikteli¤in, yani ilke ve ideolojik çizgi ihtiyac› d›fl›nda genel devrimci ölçülerde birleflmeyi ölçüt olarak öne ç›karan bu e¤ilim ya da birlikteli¤in da¤›lmas› kaç›n›lmaz bir ak›bet olacakt›r. Çünkü, salt amaçta birleflmek ya da iyi niyet ve duygulara sahip olmak yetmez. ‹lkeler temelinde ideolojik birlik flart ve kaç›n›lmazd›r, devrimci çizginin ve devrimci savafl›m›n sürdürülmesi için. Hiçbir ideolojik yap›ya ba¤l› de¤iliz sözü övünülecek bir fley olunamaz, bu popülist ve s›n›f bak›fl aç›s›ndan yoksun bir tutumdur. Mevcut ideolojik-politik-örgütsel yap›lar›n devrimci gelenek ve de¤erlere sahip ç›k›p bunlar› yaflatmas› mümkün olmaktan öteye en gerçekçi olan›d›r ve bu tercih edilmelidir. Genel devrimci nitelik zaten bu yap›lanmalarda bulunmakla birlikte, bunu en iyi temsil edip sürdürecek olan da bu devrimci yap›lanmalard›r. Haz›r örgütler varken yeni örgütler oluflturman›n mevcut ihtiyaçlarda gerçekçi olmad›¤› görülmek durumundad›r. Bu e¤ilimin objektif olarak somut iddias› ve ayr› örgütlenme prati¤i; mevcut devrimci yap›lanmalar›n geçersiz oldu¤u yönündedir. Bu tasfiyeci e¤ilime hizmet eden bir yaklafl›m ve pratiktir. Sivil toplumcu anlay›fl›n tezahürüdür. ‹deolojik çizgi ve tutumu siliklefltiren, ilkeleri önemsizlefltiren ve s›n›f tavr›n› mu¤laklaflt›ran oportünist bir mecrad›r.

Devrim ve devrimci de¤erlere sahip ç›kman›n yolu, devrimci kitleleri devrimci yap›lanmalardan uzaklaflt›rarak, ideolojik-politikörgütsel çizgi belirsizli¤iyle vücut bulan örgütlenmelere davet etmek olamaz. Kafa kar›fl›kl›¤›yla olumsuzluklara verilen tepkinin ilkel örgütlenme biçimleri çare de¤ildir. Tasfiyecilik rüzgarlar›n›n esti¤i koflullarda devrimci ideoloji ve ilkeler temelinde s›k› örgütlenmelere gitmek tek do¤ru yoldur. Bunun yerine ba¤›ms›zl›kç› e¤ilim ve popülist söylemlerle da¤›n›kl›¤a yol açan yaklafl›mlar ancak tasfiyecili¤e hizmet eden pratiklerdir. ‹deolojik çizgi ve ilke meseleleri temeli d›fl›ndaki tüm sorunlarda, iç mücadelenin olanakl› oldu¤u koflullarda ve olmas› kayd›yla, do¤ru temellerde do¤ru yöntemlerle içte mücadele yürütmek her zaman ye¤dir. Ayn› flartlarda kopma, ayr›lma, bölünme ve da¤›n›kl›¤a meyletmek ise ciddi bir hatad›r. Her çevreden gelenlerle oluflup hiçbir ideoloji ve ilkesel farkl›l›¤› önemsemeyen devrimci Mevlanac›lar›m›z bir yandan Polyanac›yken di¤er yan›yla tasfiyeci parçad›rlar. ‹deoloji ve ilkeleri küçümseyen her e¤ilimin çabas›, tüm iyi niyetine ra¤men, bofl bir çabad›r. ‹deolojiler üstü durma iddias› apolitik ve idealist bir söylemdir. En iyi ihtimalle devrimci gerçekten yoksun duygusal bir reflekstir. Komünist ideoloji ve ilkeler temelinde s›k› disipline sahip komünist partisi ve bu partinin önderli¤i flartt›r. Bunu öyle ya da böyle reddeden her anlay›fl, davran›fl ve hareket proletaryaya de¤il, burjuvaziye hizmet eder.


14

TAR‹H-OKUR

17-30 A¤ustos 2009

Militanl›€›n, kararl›l›€›n ve cesaretin sem-

Halk Savafl›’nda yitirdiklerimiz Cemil Çelik (A¤ustos 1979): Uflak’›n Banaz ilçesinin Gürlek köyünde dünyaya gelir. T‹P’lilerle tan›flmas› düflüncelerini etkiler. ‹nflaat iflçisiyken partiyle tan›fl›r. Cesareti ve gözü pekli¤iyle tan›nan Cemil Çelik faflistlerin korkulu rüyas› olmufltur. 27 A¤ustos sabah› ifle giderken faflistlerin hakim oldu¤u bölgeden geçerken faflistlerin kurdu¤u pusuda arkadan kurflunlanarak ölümsüzleflir.

Cemil OKA Cemil Oka (27 A¤ustos 1977):

Elaz›¤, Malatya, Bingöl, Tunceli ve Mufl illeri s›k›yönetim komutanl›¤› yapan Faflist M‹T Generali Nazif Oka’n›n o¤lu olan Cemil Oka, militanl›¤›n, kararl›l›¤›n ve cesaretin sembolü olarak 27 A¤ustos 1977’de ölümsüzleflti. Genç yaflta mücadeleye Maoist partide kat›lan Oka, Orhan Bak›r’›n Buca Hapishanesi’nden kaç›r›lma eylemi, halk düflmanlar›n›n cezaland›r›lmas›, kamulaflt›rma eylemleri ve birçok askeri eylemde görev ald›. ‹stanbul Ok-

Katip Saltan (19 A¤ustos 1980): Almanya’da iflçi olarak çal›flan Katip Saltan, yurtd›fl›nda partiyle tan›fl›r ve mücadeleye kat›l›r. 19 A¤ustos 1980’de sivil faflistlerce 18 b›çak darbesiyle katledilir. Katledilmeden önce a¤›r iflkenceler görür. Kalbi b›çakla parçalan›r, gözleri i¤neyle delinir ve sandalyede zincirli olarak katledilir.

meydan›’nda bir banka kamulaflt›rma eylemi s›ras›nda polisle çat›flmaya girmifl ve yaral› olarak kaçmay› baflarm›flt›. Oka, bankadan kamulaflt›rd›¤› paray› yoldafllar›na ulaflt›rarak kararl›l›k ve cesaret örne¤i sergilemiflti. Göztepe’de tedavi oldu¤u ev tespit edilen Cemil Oka, U¤ur Gür, Mete Altan gibi tescilli faflistlerin bulundu¤u devlet güçlerinin ‘teslim ol’ ça¤r›lar›na silah›yla yan›t verir. U¤ur Gür’ü yaralayan Oka, daha sonra polisler taraf›ndan katledilerek 27 A¤ustos 1977’de ölümsüzleflir.

Hüseyin K›l›¤ (21 A¤ustos 1983):

Nisan 1983’te gerillaya kat›l›r. Pülümür’de bir köye girerken kaza sonucu silahtan ç›kan kurflunla yaralan›r. Pülümür Sa¤l›k Oca¤›’na tedavi için götürülür. ‹hbar sonucu kald›¤› Sa¤l›k Oca¤› devlet güçleri taraf›ndan bas›l›r. Hüseyin a¤›r iflkenceler sonucunda katledilerek ölümsüzleflir.

Y›ld›r›m Otansev (A¤ustos 1988): Yakaland›¤› hastal›k sonucunda A¤ustos 1988’ de yaflam›n› kaybeder. Kepir Çat›flmas› (23 A¤ustos 1992/Ovac›k):

Tarihte kara bir sayfa: Nagazaki ve Hiroflima 16 Temmuz 1945’te sömürü, iflgal, katliam üzerinden insanl›¤› semiren, kan ve gözyafl›na bo¤an emperyalist güçler, daha fazla sömürü, daha fazla iflgal ve daha fazla kaynak için insanl›k tarihinde kara bir leke olan Atom bombas›n›, New Mexico çölünde denedi. ‹nsanl›¤› yok edecek olan bu bomba ABD taraf›ndan Japonya’ya karfl› 6 A¤ustos sabah› kullan›ld›. Hiroflima henüz uyanmam›flt›. Enola Gay ad› verilmifl olan B-29 tipi savafl uça¤›n›n pilotu; tarihin en büyük cellatl›¤›n› yapm›fl olan Paul Bergman, 580 metre yükseklikten tufla dokunduktan sonra 4 kilometre yüksekli¤inde mantar bulutlar› ve güneflten

daha yak›c› bir atefl f›rt›nas› koptu Hiroflima üstünde. Pilot Bergman, “Aman tanr›m biz ne yapt›k” diyecekti. 4 ton a¤›rl›¤›ndaki Fat Man (fiiflman) adl› atom bombas›, kenti yerle bir etmiflti. ‹lk anda 120 bin insan bu katliamda yaflam›n› yitirmiflti. Katliam o anla s›n›rl› kalmad›. Hiroflima ölümlerine 9 A¤ustos’taki Nagazaki ölümleri, sakat kalanlar, beslenme yetersizli¤inden ölenler ve radyoaktif zehri kap›p ölenler eklendi. Sadoka Sasaki Bu bir Hiroflima Ninnisidir Yaln›z ölülere söylenir

Ben de küçük bir kentlisiyim Japonya’n›n Ad›m Sadako Sasaki’dir Ellerimi turna yapmadan evvel Üstümden atom yüklü uçaklar geçti Ifl›d› dört bir yan Gökte y›ld›z yand› önce Yerde atefl Sonra içten içe eridim Yavafl yavafl Ve derin Benim de bahçemde güzel açard› Yan›k kokmadan önce güller Bindokuzyüzk›rkbefl’ten sonra Ne ben büyüdüm Hiroflimada ne çiçekler…

Y›ld›z Ayr›ç, ‹mam Cem ‹flitmez, Ak›n Uzun, Dursun Erkul, Meral Gezer. On kiflilik gerilla birli¤i 22 A¤ustos 1992’de pusuya düfler. 12 saat süren çat›flmada 5 gerilla çemberi yarmay› baflar›rken, 5 gerilla da ölümsüzleflir. Ölümsüzleflenlerin aras›nda yer alan Meral Gezer, yaral› olarak ele geçtikten sonra, yap›lan iflkenceler sonucunda ölümsüzleflerek mücadele tarihinin sayfalar›na kaz›n›r.

Dursun Erkul (23 A¤ustos 1992): Dursun Erkul, 1980 öncesinde mücadeleye kat›l›r ve Ankara Keçiören’de yoksul mahallelerde faaliyet yürütür. 1990’larda gerillaya kat›l›r ve mücadelesini Karadeniz da¤lar›na tafl›r. Militan ve tecrübeli komutan Erkul Kepir

Yaylas› çat›flmas›nda 23 A¤ustos 1992’de ölümsüzleflir. Ölümsüzleflti¤inde parti üyesi, Bölge Komutanl›¤› üyesi ve birlik komutan›yd›.

Y›ld›z Ayr›ç ( 23 A¤ustos 1992): Kepir çat›flmas›nda ölümsüzleflen Ayr›ç, ileri sempatizan ve HKO savaflç›s›yd›. Cenaze töreninin oldu¤u gün Dersim, Mazgirt, Hozat ve köylerinde bir günlük kepenk ve kontak kapatma eylemi gerçeklefltirilmiflti.

Cem ‹flitmez (23.A¤ustos 1992): Tekstil iflçisiyken 1992’de gerillaya kat›l›r. 23 A¤ustos 1992’de kepir Yaylas› çat›flmas›nda ölümsüzleflir. Ak›n Uzun (23 A¤ustos 1992):

Rize do¤umlu Ak›n Uzun emekçi bir ailenin çocu¤u olarak do¤ar. Gençlik y›llar›nda mücadeleye kat›l›r. TC ordusunda k›sa bir süre kald›ktan sonra firar eder. TMLGB üyesiyken Halk Ordusu’na kat›l›r. “Olunacaksa halk›n ordusunun askeri olunmal›d›r. Yoksul emekçi halk›n u¤runa savaflmal›d›r” sözü ona aittir.

Meral Gezer (23 A¤ustos 1992): Gerillan›n ve Karadeniz da¤lar›n›n ‘Y›ld›z›’ Meral Gezer, Kepir yaylas›nda ç›kan çat›flmada yaral› olarak düflman eline geçer ve iflkenceler sonucunda katledilir.

Ali Karakafl (A¤ustos 1991): Almanya’da mücadele yürütür. Yine Almanya’da geçirdi¤i trafik kazas› sonucunda yaflam›n› yitirir. Sinan Gürer (30 A¤ustos 1994): 30 A¤ustos 1994’te Erzincan’da bir arkadafl›yla birlikte polislerin tezgâhlad›¤› ve sivil faflistlerin de icra ettikleri kavgada katledilen Gürer, TKP/ML sempatizan› olarak ölümsüzleflir.

Erdal Y›ld›r›m (31 A¤ustos 1995): Erken yafllarda mücadeleye kat›l›r. Ankara’n›n yoksul mahallelerinde faaliyet yürütür. Ovac›k Mahallesi’nde kurulan derne¤in baflkanl›¤›n› yapar. 31 A¤ustos 1995’te bafl›n› Keçiören Belediye Baflkan› MHP’li Turgut Alt›nok’un çekti¤i devlet destekli faflist çete taraf›ndan katledilir.

Tarih Ö¤retimi ''Tarih, herbiri kendinden önce gelen kuflaklar taraf›ndan kendisine aktar›lm›fl olan malzemeleri, sermayeleri, üretici güçleri kullanan farkl› kuflaklar›n ardarda geliflleridir.'' Bu bak›mdan tarih içerisinde meydana gelen tek tek farkl› olgular tek bafllar›na de¤erlendirilemezler. Bir tarihi olay, bir baflkas›n›n haz›rlay›c›s›, nedeni ve dönüfltürücüsüdür. ‹lk uygarl›klarda ç›kan çivi yaz›s› veya resim yaz›s›n›n baflka bir farkl› toplumda gelifltirilip daha farkl› yaz› türlerinin ortaya ç›kmas›; ilkel birikimin, feodal toplum ile kapitalist toplumun do¤mas›, klanlar›n genifl aile oluflturmalar›, Amerika’n›n keflfinin Frans›z Devrimi'ni tetiklemesi, Merkantalist ekonominin sanayi devrimine ortam haz›rlamas›, herbiri kendisinden önceki koflullar›n bir sonucu olarak do¤mufl ve kendisinden sonraki koflullara gebe olmuflur. Bu zaman kesiti içerisinde tarihin özneleri her zaman var olmufltur. Öznenin nesneye yön vermesi, onu günün koflullar›na göre belirli kal›plara sokmas›, kendi ç›karlar› için kullanmas› tarihin kaç›n›lmaz yönlerinden birini oluflturmufltur. Bu durum köleci toplumdan itibaren bask›n bir flekilde süregelmifltir. Zaman dilimi içerisinde bir grup öznenin hakim unsur haline geldi¤i toplumlarda, o toplumun farkl› her bireyi de kendi sistemlerine yedeklenmifl bir du-

ruma getirilmifllerdir. Bu gibi kapitalistemperyalist devletlerdeki temel amaç bireyin sistemin savunucusu, piyonu ve ayn› zamanda da sürdürücüsü olma zorunlulu¤u dayat›lmas›d›r. Sömürenlerle sömürülenler, pleplerle (köle) patriciler(efendiler), ayanlarla (toprak sahibi senyörler) serfler (köylüler) aras›ndaki mücadelenin temel noktas›n› da bu oluflturmufltur. 21. yüzy›l›n bafllar›ndan itibaren her bir emperyalist devlet, kendi içerisindeki toplumdan baflka, farkl› co¤rafyalardaki toplumlar› da yönetmekle kalmam›fl onlar›, küreselleflmenin, neo-liberal politikalar›n birer unsuru haline getirmifltir. Ülkelerin, özellikle de geri kalm›fl olanlar›n ekonomik, sosyal ve siyasal kanallar›na el koymufl ve onlar› dünya sömürü sisteminin birer arac› haline getirmifltir. Özellikle de bizimki gibi ülkelerde, komprador sermayeye peflkefl çekilen co¤rafyalarda, do¤rudan müdahale olmadan ''yar›-sömürgeci'' sistemleriyle dolayl› sömürü yoluna gidilmifltir. Her bir ülkede kukla hükümetler yaratarak ya da kukla meclisler oluflturarak, emperyalist sermayenin ihtiyaç duydu¤u temel yasalar› ç›kartarak, onlar› sömürünün meflru silahlar›na dönüfltürmüfltür. ‹flte tarihin büyük bir k›sm›na hakim olan küçük özne, kimi zaman nesnenin birer parças› oldu¤u gerçe¤ini, kendi

yaratm›fl oldu¤u ''do¤rular sistemi''nin gölgesinde b›rakm›flt›r. Bu nedenle tarih ö¤retimi ve onun insan topluluklar›ndaki farkl› yans›malar›; ''gerçek''ten çarp›t›larak, bask› ve sindirme politikalar›yla oluflturulan bilinç bulan›kl›klar›yla daha zihin kar›flt›r›c› bir noktaya getirmifltir onu. Bu nedenle diktatörlükler ve despotik yönetimler üzerine kurulan sistemlerden ziyade bir de halklar›n tarihi oldu¤u gerçe¤ini yaymak gerekmektedir. Bugün az say›da sahip oldu¤umuz ve ayn› zamanda kaybetmeye bafllad›¤›m›z birçok hak ve talep, geçmiflimizin birer parças› oldu¤u insanl›¤›n ortak mücadelelerinin ürünüdürler. Bu mücadele tarihi her ne kadar yok edilmeye çal›fl›l›yorsa da bunun önüne geçmek yine tarihin öznelerinin elindedir. Spartaküs'ü, büyük köle ayaklanmalar›n›, Frans›z ‹htilali'ni, Paris Komün deneyimini, Sovyet Devrimi'ni ve Büyük Proleter Kültür Devrimi'ni tarihsel bir bilinç olarak hat›rlamal›, hat›rlatmal›, gelece¤i bunun üzerine kurmal›y›z. Tarih tek bafl›na ne sömürücüden ne de sömürülenden ibarettir. S›n›flar oldu¤u müddetçe, mücadele sürdükçe tarih yapmaya ve yazmaya devam etmeliyiz. Denizli’den bir okur

Hayallerimizi Dahi Özellefltirdiler!.. Mersin’den bir okur

“Düflünce hayal gücüne, hayal gücü yarat›c›l›¤a, yarat›¤›m›z her fley de kendi seçimlerimizin sonucuna yans›r” diyordu Alev ÖKSÜZ. Yarat›lan her yeni, önce hayallerinde flekillenmifltir insanlar›n. Düflüncenin ilk dura¤›d›r, orda flekillenir ve biçimlenir bilincimiz. Hayal kurmak belki de yapabildi¤i en güzel fleydir insan›n. Çünkü özgürdür, iyiye yönelim, yeniye yönelimin kendisidir hayaller. Bilginin evrimidir. Hayallerin bile yasakland›¤› kapitalizme inat, hayal kurarak bafllamal›y›z mücadelemize, yeninin hasreti ve özlemini tafl›yarak bilincimizde. Nesnel gerçekli¤imizin d›fl›na ç›kmadan. Kapitalizmin en önemli siyasetidir insanlar› bireysellefltirmek, kendi sorunlar›n›n d›fl›nda sorunlarla ilgilenmemesini sa¤lamak, merak etmekten yoksun b›rakmak. “Önce kendini kurtar, sonra baflkalar›yla ilgilen. Toplumu kurtarmak sana m› kald›? Kendini kurtar sen.” Felsefesini ezberletir insanlara. Oysa kurtulmadan toplum tek bafl›na bir bireyin kurtuluflu mümkün müdür? Kapitalizmin kurtuluflu para, mal, mülk gibi maddi de¤erler üzerine indirgemesi elbette hayallerimizi de etkisi alt›na almay› baflar›yor. Bireysel hayaller kurarak bireysel teoriler oluflturuyor ve sonucunda da bireysel pratiklerle

zarar veriyoruz, topluma ve do¤aya. Her bireyin kurtuluflu diyalektik olarak, toplumun her birine ba¤l›d›r. Yani ne efendi kölesi, ne de köle efendisi oldu¤u için özgür de¤illerdir. Birey para kazansa bile o paray› koruyabilmek ad›na daha fazla didinecek, savaflacak, y›pranacak ve bu arada kendisi dâhil binlerce insana zarar verecektir. Ama ne kadar fazla kazan›rsa o kadar düflman sahibi olacak, daha vahfli bir insan haline gelerek param› nas›l korurum ve nas›l daha çok büyürüm planlar› içerisinde özgürlü¤e kavuflamayacakt›r. Bu da bize gösteriyor ki; hem efendinin (burjuva) hem de kölelerin (proletarya) mutlak kurtuluflu bir birlerini yok etmekle sa¤lanabilir ancak. Efendi–köle (Burjuva–proletarya) iliflkileri özgürlü¤ümüz önündeki en önemli engel ise ve bu engel bütün toplumu ilgilendiriyorsa, bizler de hayallerimizi mutlak bir flekilde toplusallaflt›rmak zorunday›z. E¤er insanlar yeninin hayalini kurmaya bafllad›ysa, eskinin dayanabilecek gücü mutlak kalmayacakt›r. Ya do¤ufltan bileklerimize vurulan zincirlere mahkûm yaflayaca¤›z ya da hasret dolu hayallerimizin peflinden koflarak esaret zincirlerini parçalayaca¤›z.


Fikret Baflkaya

GÜNCEL

17-30 A¤ustos 2009

3 G sizi mutlu eder mi? T eknoloji, harikalar yarat›yor ve her teknik ilerleme, insanl›k foto¤raf›n› daha çok karart›yor. Ve insanlara flimdilik sabrederler, ilerlemenin 'geçici olumsuzluklar›na' katlan›rlarsa, ilerde dünya cennetinde yaflayacaklar› söyleniyor... Onlara gösterilen madalyonun sadece bir yüzü... ‹lerlemenin ve onun bir arac› olan teknolojik harikalar›n neyi yapt›¤›na odaklan›nca, neyi bozdu¤u gözden kaç›yor. Oysa bilimsel-entelektüel faaliyet, ancak insanîtoplumsal olaylar› ve süreçleri çeliflik karakterleri, antinomik bütünlükleri itibariyle kavrad›¤›nda bir k›ymet-i harbiyeye sahip olabilir. Halk aras›nda 'ilerlemeye karfl› ç›k›lamaz' düflüncesi geçerli. Böyle bir fley söylemek, sermayeye ve devlete karfl› ç›k›lamaz demeye gelir. Zira, kendinden menkûl ilerleme denilenin gerisinde bu ikisi var. Ancak bu ikisi varsa bilimsel-teknik ilerleme mümkün... E¤er ilerlemenin gerisinde devlet ve sermaye varsa, egemen olman›n ve kâr etmenin hizmetindeki 'modern teknolojinin' tarafs›zl›¤›ndan söz etmek abestir... As›l kafa kar›fl›kl›¤› yaratan fley de, bir meta uygarl›¤›, tam bir sömürü metabolizmas› ve/veya ölüemek uygarl›¤› olan, eflyay› onu üreten insandan muteber sayan, mant›¤› ve özü itibariyle de amoral [ahlâk d›fl›] olan kapitalist ça¤›n 'modern teknolojisinin', kapitalizm öncesi dönemin zanaatlar›yla bir ve ayn› fley say›lmas›yla ilgili. Oysa, kapitalizm öncesi dönemin uygarl›klar›nda geçerli zanaatlar sömürünün ve kâr etmenin, meta üretiminin hizmetinde de¤ildi, farkl› kayg›lar›n ve ihtiyaçlar›n hizmetindeydi; o teknolojiler kullan›m de¤eri üretmenin hizmetindeydi. Söz konusu toplumsal formasyonlarda ekonomi topluma içkindi, onda içerilmiflti [mündemiçti] ve ona tabi idi... Kapitalizmle birlikte bu iliflkinin yönü ve mahiyeti de¤iflti. Ekonomi, toplumun öteki veçhelerinden ba¤›ms›zlaflt› ve onlar› kendi mant›¤›na tâbi k›ld›. fiimdilerde teknolojinin dizginlerinden boflan›p, tam bir kâbusa dönüflmesinin gerisinde iflte bu terslik var... Egemen elite ve bir bütün olarak ayr›cal›kl› s›n›flara mensup olan yeryüzünün efendileri cephesinin, teknolojik ilerlemeyi yüceltmesi anlafl›l›r bir fley, zira modern teknoloji onlar›n dünyan›n befleri ve do¤al zenginli¤ini ya¤malamas› demek. Bu yüzden her yenili¤i, her teknik ilerlemeyi mutlaka olumlu bir fley say›p-yücelteceklerdir. Daha rafine ve 'hümanist' olanlar›ysa, baz› olumsuzluklar söz konusu olsa da, bunun kimi reformlarla, iyilefltirmelerle afl›laca¤›n› düflünüyorlar. Çünkü kapitalizmin ameliyat edilemezli¤inin fark›nda de¤iller... Kapitalist patronlar iflçilere daha 'iyi' ücret öderse, ifl güvenli¤ine riayet edilirse, kamusal kaynaklar silaha de¤il, e¤itime, sa¤l›¤a, sosyal güvenli¤e, kültüre harcan›rsa, ekolojik gereklere uyulursa, Üçüncü Dünya'dan ithal edilen tar›m ürünlerine, enerji ve madenlere daha 'adil' bir fiyat biçilirse, ilerlemenin olumsuzluklar›n›n törpülenece¤ini san›yorlar... E¤er soru sorma aflamas›nda hata yaparsan›z, verece¤iniz cevaplar›n bir k›ymet-i harbiyesi olmaz. Do¤ru soru flu olabilir: Neden Afrika'n›n, Asya'n›n, Latin Amerika'n›n köylüleri emperyalist dünyan›n ihtiyaç duydu¤u fleyleri [kahve, kakao, çay, enerji, maden, vb.] üretip ihraç ediyor da kendi ihtiyac› olan fleyleri üretmiyor? Hümanist-rafine ayd›nlar›n sormas› gereken as›l soru, neden birileri [az›nl›k] zengin ve baflkalar› [ço¤unluk] yoksulluk ve sefalet içinde? Neden dünya toplumlar› flimdilerde Kuzey/Güney diye bölünmüfl durumda? Neden Güney’in zenginli¤ine Kuzey el koyuyor ve Kuzey’de bir Güney, Güney’de de bir Kuzey var ve neden baflka türlü olmas› mümkün de¤il? Eski dönemlerin zanaatlar›yla bu günün teknolojileri ayn› fley de¤il. Kapitalizmin üretti¤i teknoloji, geleneksel zanaatlar›n iyilefltirilmifl - gelifltirilmifl bir versiyonu de¤il. Su ile çal›flan de¤irmenle, nükleer santral ayn› fley de¤il. Arada sadece nicelik de¤il, nitelik fark› da var... Ünlü Alman filozof Martin Heidegger bu yüzden hidro-elektrik santralle, rüzgâr de¤irmeni aras›ndaki nitelik fark›na gönderme yap›yordu... Kapitalizm ça¤›nda, kâr etmenin hizmetindeki teknoloji demek, her seferinde daha çok

üretmenin hizmetinde olmak demektir ki, bir bafl›na bir varl›¤› söz konusu de¤ildir, baflka amaçlara eklemlenmifl durumdad›r... Bir yere kurulan 20 adet yel de¤irmeniyle, bir veya birkaç nehir vadisine kurulmufl 20 baraj› ayn› fley saymak, sorunu anlamak istememek demektir. 20 adet baraj›n orada yaflayan insanlar, do¤al çevre, tarihsel miras, iklim, vb. alan›nda ortaya ç›kard›¤› say›s›z olumsuzluklarla 20 yel de¤irmenin ortaya ç›kard›¤› durumu bir ve ayn› fley saymak mümkün de¤ildir. Soruyu flöyle de formüle edebiliriz: Bölgeye kurulan 20 yel de¤irmeni, o bölgenin insanlar›n› göçe zorlar m›? O bölgedeki tarihi yok eder mi? Topra¤›n kimyasal yap›s›n› bozar m›? Havan›n nem oran›n› de¤ifltirir mi? Hava s›cakl›¤›n› art›r›r m›?.. Bu konuda sorular sormaya kalkt›¤›n›zda cevap haz›r: ilerlemeye karfl› m›s›n? ‹lerlemede, geliflmede ne kötülük var, elektiri¤i b›rak›p muma, ç›raya m› dönmemizi istiyorsun? Söylenen kabaca flöyle: Kötü olan teknoloji de¤il, onun nas›l kullan›ld›¤›d›r. Teknoloji basit bir araçt›r ve mutlaka yararl›d›r... Onu iyi amaçlar için de, kötü amaçlar için de kullanabilirsin, zira, teknoloji yans›zd›r [nötr]. Teknolojinin yans›zl›¤› [nötre oluflu] da bafll›ca iki gerekçeye dayand›r›l›yor: Birincisi, teknolojiyi herkes kullan›yor; ‹kincisi, teknolojileri gelifltirmek üzere kullan›lan tüm bilimler de etik olarak yans›zd›r [nötr]... Velhas›l, sorun teknoloji ve teknik bilimle ilgili de¤ildir... Bu yaklafl›m halk dilinde at sahibine göre kiflner özdeyifliyle ifade edilene gönderme yap›yor ama gözden kaçan bir husus var: Özdeyifl, at›n huysuz olabilece¤i, yaramaz olabilece¤i ihtimalini dikkate alm›yor. Kapitalizmin üretti¤i 'modern teknoloji' insan› insanl›ktan ç›karmadan ve do¤a tahribat›n› derinlefltirmeden yol alam›yor. Her seferinde daha ileri teknoloji demek, daha büyük insânî, sosyal ve ekolojik kötülük demektir. Kapitalist kültür önce insanlar› soru soramaz hâle getiriyor, sonra da her türlü kepazeli¤i ilerleme, kalk›nma, vb. olarak dayatmay› baflar›yor. Hakl› olarak, ünlü Hintli kad›n yazar Arundhati Roy buna “kalk›nma ad›na ilân edilmifl sivil savafl“ diyordu... Harikalar yaratan ileri teknoloji neyi amaçl›yor, neyin hizmetinde, ne tür sonuçlar ortaya ç›kar›yor?.. Sorun sadece, Atom bombas›, kara may›nlar›, nükleer, kimyasal-biyolojik silahlar, Geneti¤i De¤ifltirilmifl Organizmalarla [GDO], vb. ilgili de¤il. Kapitalist üretim bir bütün olarak canl› olan her fleye düflmand›r... Öyleyse tarafs›z, yans›z bilim ve teknoloji, bilimin evrenselli¤i türü safsatas›ndan yakay› kurtarmak gerekiyor. Teknolojik ilerlemeyle, çözülmesi gereken sorunlar aras›ndaki iliflkinin tersli¤i gözden kaç›yor. Onca övünülen, harikalar yaratt›¤› söylenen modern teknoloji sorunlar› çözmenin bir arac› de¤il, tam tersine bizzat sorunun kendisi... Dev ad›mlarla ilerleyen 'modern teknolojiyle' birlikte baflka fleyler de ilerliyor: Yoksulluk, açl›k, sefalet, do¤al çevre tahribat›, h›zla yok olan biyolojikkültürel çeflitlilik, anlam kayb›, say›s›z insanî yabanc›laflmalar... Kapitalist sömürünün hizmetindeki teknolojik ilerlemeyi ancak düflünme yetene¤i dumura u¤ram›fl olanlar olumlayabilir... Zira kapitalizmin mant›¤› sömürücüdür- sömürgelefltiricidirmerkezilefltiricidir, metalaflt›r›c›d›r... Toplumu ve do¤ay› sadece sömürülebilir bir rezerv olarak gören bir üretim tarz›n›n 'büyük insanl›¤a teklif edece¤i bir fley olabilir mi? Kendisi sorun olan kapitalist teknoloji sorunlar›n çözümünü temsil edebilir mi?

Marksist sol, teknoloji elefltirisi konusunda s›n›fta kald› Marksist sol teknolojik ilerlemeyi hiçbir zam a n kap-

saml›-tutarl›-bütünlüklü bir elefltiriye tâbi tutmad›. Marx, diyalektik yönteminin bir gere¤i olarak, teknolojinin çeliflik niteli¤inin fark›ndayd›. Çeflitli eserlerinde bu soruna de¤inmekle birlikte bütünlüklü bir teknoloji elefltirisi yapmad›. Baz› yaz›lar›nda üretici güçlerin geliflmesine yapt›¤› abart›l› vurgu onun teknoloji elefltirisinin görmezden gelinmesine neden oldu. Komünist Manifesto'da burjuvazinin ilerletici rolüne dair söyledikleri ve eserlerindeki baflka baz› ifadeler, kapitalist teknolojinin tek yanl› olumlanmas› olarak anlafl›ld›. Özellikle Komünist Manifesto'da burjuva teknolojisine coflkulu bir övgü yap›l›yor ve flöyle deniyordu: “Burjuvazi, yüz y›l› ancak bulan s›n›f egemenli¤i süresinde, daha önceki kuflaklar›n toplam›ndan daha kitlesel ve daha muazzam üretim güçleri oluflturdu. Do¤a güçlerinin dizginlenmesi, makineleflme, sanayide ve tar›mda kimyan›n kullan›lmas›, buharl› gemi iflleyifli, demiryollar›, elektrikli telgraflar, dünyan›n her bölümünde topra¤›n ifllenebilir hale getirilmesi, ›rmaklar›n ulafl›m için düzenlenmesi, yerinden kopar›lan bütün insan topluluklar› -daha önceki hangi yüzy›l, toplumsal eme¤in ba¤r›nda böylesine üretim güçlerinin yatt›¤›n› sezmifltir!” Dikkat edilirse, yukar›daki al›nt›da burjuva teknolojisinin bir veçhesi sorun ediliyor ve sadece yap›lanlar söz konusu ediliyor. Madalyonun öteki yüzüne, y›k›lana dair bir fley söylenmiyor... Fakat Marx baflka yerlerde bu eksikli¤i k›smen giderici tespitler yap›yor. Mesela büyük sanayide iflçinin durumuyla ilgili yazd›klar›, onun sorunun çeliflik karakterinin fark›nda oldu¤unu aç›kça gösteriyor. Yo¤un makine kullan›m›yla iflin [çal›flman›n] özerkli¤ini ve çekicili¤ini bütünüyle kaybetti¤inden ve proleterin makinenin basit bir uzant›s› haline geldi¤inden, çal›flman›n itici- geriletici [repoussant] hale geldi¤inden söz ediyor. Marx, sadece insana verilen zararlara de¤il, do¤aya verilen zararlara da dikkat çekmiflti. Ünlü eseri Kapital'de flunlar› yaz›yor: “Üstelik kapitalist tar›mdaki her geliflme, yaln›z emekçiyi soyma sanat›nda de¤il, topra¤› soyma sanat›nda da bir ilerlemedir; belli bir zaman için topra¤›n verimlili¤inin artmas›ndaki her ilerleme, ayn› zamanda bu sonsuz verimlilik kayna¤›n›n mahvedilmesine do¤ru bir ilerlemedir”... “Kapitalist üretim, bu nedenle teknolojiyi de¤ifltirir ve ancak bütün zenginli¤in as›l kayna¤›n›, yani topra¤› ve emekçiyi kurutarak çeflitli süreçleri toplumsal bir bütün içinde birlefltirir.” Marx baflka eserlerinde de teknolojik ilerlemeye benzer elefltiriler yöneltiyor ama o esas itibariyle teknolojinin kendisine de¤il, onun kapitalist sistem taraf›ndan kullan›l›fl

biçimine itiraz ediyordu... Oysa bizzat kapitalizmin üretti¤i teknolojinin tart›flma konusu yap›lmas› gerekirdi... Her fleye ra¤men Marx'›n eserlerinde tutarl› bir teknoloji elefltirisine bafllang›ç teflkil edebilecek unsurlar mevcuttu. Fakat XIX'uncu yüzy›l›n sonundan itibaren 'Marksist sol' bu bahsi tümden kapatt›. II. ve III. Enternasyonallerin kaba Marksizm’i, hiçbir zaman kapitalizmin üretti¤i 'modern teknolojiyi' tart›flma konusu yapmad›. Marx sonras› sol, teknoloji konusunda geçerli pozitivist ve iyimser yaklafl›m› benimsemekle yetindi... Teknoloji yans›zd›r, önemli olan kimin taraf›ndan kullan›ld›¤›d›r fleklindeki kaba yaklafl›m II. ve III. Enternasyonal Marksizm’in de yaklafl›m›yd›. Oysa insan›n insan taraf›ndan sömürülmesine son verildi¤inde do¤an›n insanl›k toplumu taraf›ndan sömürülmesinin sona erece¤ine dair kaba yaklafl›m sakatt›. Zira do¤a pozitivist felsefe taraf›ndan s›n›rs›z kullan›labilir bir rezerv ve ticaret [al›m-sat›m] konusu bir meta olarak görülüyordu. Marx sonras› Marksizm de bu yaklafl›m› benimseyip, rotadan ç›km›flt›... Marksizm’in kendi varl›k nedenine yabanc›lafl›p, elefltireldevrimci özünden ar›nd›r›larak, sendika, parti ve devlet bürokrasilerini meflrulaflt›rma arac› haline geldi¤i koflullarda, art›k burjuva teknolojisinin elefltirisi de dahil hiçbir sorunla ilgili elefltiri ve aç›l›m mümkün olmayacakt›... Böylesi bir ortamda kapitalizmin üretti¤i teknolojinin tahribat›na dikkat çekenler, ya Marksist olmayan düflünürler ya da iki enternasyonalden ba¤›ms›z hareket edebilen, “resmi Marksizm’den” uzak durabilen Marksist teorisyenler olacakt›: Martin Heidegger, Walter Benjamin [ekolojik muhalefetin ve anti-nükleer hareketin habercisi], Franfurt Okulu'nun ünlü düflünürleri [Theodore Adorno, Horkheimer, Herbert Marcuse, Habermas...], Jacques Ellul, Ivan Illich, Charbonneaux vb. Kapitalizmin üretti¤i-kapitalizmi üreten teknolojiye karfl› ç›kmadan kapitalizme karfl› ç›kmak mümkün de¤ildir... Tutarl› bir teknoloji elefltirisi, öncelikle teknolojinin yans›zl›¤› [nötr] safsatas›ndan kurtulmaktan geçiyor. “Silahlar insanlar› öldürmez, insanlar insanlar› öldürür” türü genel geçer kabullerden uzak durmay› gerektiriyor. Zira kapitalist teknoloji araç-amaç bütünlü¤ünü ortadan kald›rm›fl durumda. Modern toplumlar›n tam bir anlam kayb›, manipülasyon ve rasyonalize edilmifl fliddet sarmal›na kap›lm›fl olmalar›n›n gerisinde, sözünü etti¤imiz amaç-araç bütünlü¤ünün ters-yüz olmas› gerçe¤i yat›yor. Etik ve estetik kayg›lara ve gereklere yabanc›laflma, bafll›ca sorunlardan birini oluflturuyor. Yunan kökenli ünlü Frans›z düflünür Cornelius Costariadis, son söyleflilerinden birinde, “Kapitalist toplumun uçuruma kofltu¤unu, zira hiçbir flekilde kendini s›n›rlayamad›¤›n›” söylemiflti... “Gerçekten özgür ve özerk toplum kendini s›n›rlamas›n› bilmek zorundad›r, yap›lmamas› gereken fleyler oldu¤unu bilmek durumundad›r, dahas› yapmaya teflebbüs dahi edilmeyecek, arzu edilmemesi gereken fleyler oldu¤unu bilmelidir” derken, kapitalist teknik bilimin neden oldu¤u tehlikeye dikkat çekiyordu. E¤er teknolojik geliflmeye [progrès technique] çeliflik karakteri itibariyle yaklafl›l›r, sadece yapt›¤› de¤il, y›kt›¤› da göz önüne al›n›rsa, ortaya ç›kacak sonucun egemen burjuva düflüncesinin sundu¤u gibi olmad›¤›, bir tür s›f›r toplaml› oyuna benzedi¤i görülecek-

15

tir... E¤er bir kalorilik g›da maddesi üretmek için dokuz kalori enerji harc›yorsan›z, ortal›kta üretilmifl ilave bir fley de yok demektir ama insanlar üretilenin nas›l, ne pahas›na üretildi¤iyle, üretilenin do¤a ve topluma neye mal oldu¤uyla ilgilenmeme e¤ilimindedirler... Ne demek istedi¤imize aç›kl›k getirmek üzere bir-iki örnek flöyle olabilir; 'Geleneksel' teknoloji olan bin dokuma tezgâh›yla bin aile on bin metre kumafl üretirken, yeni [ileri] kapitalist teknolojinin devreye girmesiyle yüz iflçinin çal›flt›¤› fabrikada yüz bin metre kumafl üretilmesi, ilk bak›flta olumlu bir fley, büyük bir ilerlemeymifl gibi görünebilir. Oysa bu durum dokuz yüz ailenin bir gelirden yoksun olmas›, gelir da¤›l›m›n›n kapitalist patron lehine bozulmas›, do¤al çevre tahribat›n›n artmas› gibi sonuçlar da ortaya ç›karma istidad› tafl›maktad›r. Dolay›s›yla resim, iflsiz kalanlar taraf›ndan, do¤al çevre taraf›ndan farkl›, yüksek kârlar elde etme olana¤›na kavuflan kapitalistler taraf›ndan farkl› görülecektir... Bir günlük gazete, olumlayarak, bir hipermarketler zincirinin yetmifl yeni flube açaca¤›n› ve bunlarda üç bin kifli istihdam edece¤ini yazd›¤›nda, resmin sadece bir k›sm›n› göstermifl olur. Resmin tamam›n› görmek için kaç küçük esnaf›n iflasa sürüklenece¤ine, büyük marketlerin neden olaca¤› enerji israf›na ve çal›flanlar›n ne tür koflullarda çal›flt›¤›na, vb. da gönderme yapmak gerekirdi... Egemen cephe taraf›ndan mutlaka olumlu say›lan, bollu¤un, özgürlü¤ün, ilerlemenin, kalk›nman›n vazgeçilmezi say›lan ileri teknoloji, karfl› taraftakiler taraf›ndan kolayl›kla, kölelik, güvensizlik, d›fllanma, sosyal kriz, do¤a tahribat›, Üçüncü Dünya'n›n y›k›m›, vb. olarak görülebilir... T›p teknolojisindeki baz› geliflmeler ortalama insan ömrünü uzatmay› baflard› ama baflka baz› ilerlemeler de bir dizi 'modern hastal›¤›n' ortaya ç›kmas›na neden oldu. Kanser, diyabet, obezite, vb. ortalama yaflam beklentisini ters yöne çekme potansiyeli tafl›yor... Savafllarda ölen insan say›s›ndaki devasa art›fl 'ileri teknolojinin' eseri. Son yüzy›lda trafik kazalar›nda ölen insan say›s› II. Dünya Savafl›’nda ölenlerden daha fazla... Bir tür katliam halini alan bu ölümler neden tart›fl›l›p-gere¤i yap›lm›yor? Yap›lmaz zira orada yüksek ç›karlar var: Otomotiv endüstrisinin, büyük petrol kartellerinin, oto-yol yapan büyük inflaat firmalar›n›n baronlar› devasa kârlar elde ettikleri için... Üretilen her araba do¤acak her çocu¤a karfl›yken bu saçmal›¤› bir ilerleme ve refah unsuru saymak niye... ‹fl kazalar›nda ölenler milyonlarla, yaralananlar da yüz milyonlarla ifade ediliyor ve kimse gerçek rakam› bilmiyor. Zira ay›b› a盤a vurmak daha büyük ay›pt›r denmifltir. fiimdilerde teknoloji harikas› olarak sunulan G3 gündemde... Reklâmc›lar ve reklâmc›lar›n hizmetindeki “sanatç›lar” bu amaç için seferber olmufl durumda... Bunun iletiflim alan›nda bir mucize oldu¤u söyleniyor. Art›k herkes G2'sini çöpe at›p sevgili G3'üne kavuflabilir. Bu saçmal›¤›n bir ilerleme say›lmas› abes de¤il mi? ‹nsanlara önce ihtiyaçlar› olmayan bir fley sat›l›p, ihtiyaç haline getiriliyor, sonra da sat›lan fley sürekli yenileniyor. ‹nsanlar yeniye sahip olmak için ç›rp›n›p duruyor ve yeniye sahip oldu¤unda mutlu olaca¤›n› san›yor. Oysa ihtiyaçlar› olmayan lüzumsuz bir nesnenin peflinde kofltuklar›n›n fark›nda de¤iller. Gerçekten cep telefonu diye birfleye ihtiyac›n›z oldu¤una inan›yor musunuz? Böyle bir araç belki baz› meslek insanlar› için gerekli olabilir: Mesela ücra bir köyde sa¤l›k oca¤›nda çal›flan doktor, ebe, hemflire, orman koruma memuru, çokuluslu bir flirketin yöneticisi, Afganistan'da 'bar›fl› tesis etmekte olan' Amerikal› general, aç›k denizde bal›k avlayanlar, vb. ama benim gibi evinde ve iflyerinde zaten telefonu olan biri neden cep telefonu als›n? Benim cep telefonum yok, bu güne kadar hiçbir iletiflim s›k›nt›s› çekmedim. Evde telefon olmad›¤› zamanlarda da bir iletiflim sorunum olmad›. Yararl› olmayan ama zararl› ve lüzumsuz olan bir fleye sahip olmak niye? Sebebi çok aç›k: Birilerinin kâr etmesi gerekiyor... Bir an önce G3 edinmek için sab›rs›zlananlar›n bilmesi gereken bir fley var: Sizin ne G'1'e, ne G2'ye ne de G3'e ihtiyac›n›z yok. Ama cebinizde tafl›d›¤›n›z lüzumsuz küçük fleyin hayat›n›z› tehlikeye atma riski yüksek... Telefonla mutlu da olamazs›n›z, zira maddi fleylerle mutlu olunmaz, üstelik bir de lüzumsuzsa... Aksi halde dar›s› G4'e denecektir...


Mahmut fievket Pafla Mah. Sivas Sok. No:2 Kat:3 Okmeydan›/‹STANBUL Tel-Fax: (0212) 238 37 96 Bask›: SM. KARDELEN BASIM-YAYIM REKLAM GÖSTER‹ ORGAN‹ZASYON L‹M‹TED fi‹RKET‹

Sahibi ve Yaz› ‹flleri Müdürü: Ferda Bafl Yay›n Türü: Yayg›n Süreli Yönetim Yeri: KARTAL: ‹stasyon Cad. P›nar ‹flhan› Kat:2 Daire:38 KARTAL Tel-Fax: (0212) 238 37 96

Matbaac›l›k Adres: Çobançeflme Mah. Sanayi Cad. Altay Sokak NO:10 A Blok Yenibosna Bahçelievler-‹ST. Tel ( 0212) 654 9418

BÜROLAR

Teknik Haz›rl›k: Kardelen Yay›mc›l›k Adres:

‹ZM‹R: fiehit Fethi Bey Cadde No: 13 Eski Eshot ‹flhan› Kat:4 Konak/‹zmir Tel-Fax: : (0232) 482 01 63 G KARTAL: ‹stasyon Cad. P›nar ‹flhan› Kat:2 Daire:38 KARTAL Tel-Fax: (0216) 389 65 63 G MERS‹N: Hastane Cad. 5111 Sok. Ekrem Örkün ‹flhan› No:71/8 Kat:3 G MALATYA: Dabakhane mah. Boztepe Cad. Babacan ‹flhan› Kat:4 No:28 Tel: (0422) 323 06 97 G AMED: ‹skender Pafla Mah. ‹nönü Cad. MA-GÜL ‹flhan› Kat:4 No:109 Da¤kap›/Amed G AT‹NA: Spiro trikoupi 21 10683 eksarxia GREECE/Yunanistan e-mail: devrimcidemokrasi_yunanistan@yahoo.com.tr G YD TEMS‹LC‹L‹⁄‹: Kaiser-Wilhelm Str. 275 47169 Duisburg/DEUTSCHLAND e-mail: d.demokrasi@googlemail.com

Nükleer santralleri istemeyen Büyükeceliler: "Çocuklar›m›z›n gelece¤inin karart›lmas›na asla izin vermeyece¤iz" dedi.

Putin ve Erdo¤an enerji kaynaklar› meselesini görüfltü

Büyükeceli halk›: Nükleer santrallere ihtiyac›m›z yok! MERS‹N- Gülnar’a ba¤l› Büyükeceli beldesinde yap›lmas› planlanan ve inflas› için geçti¤imiz günlerde Putin’in ziyaretinde imza at›lan, ülkenin ilk nükleer santrali olaca¤› belirtilen ‘Akkuyu Nükleer Santrali’ne tepki göstermek için Akkuyu’da bir araya gelen yüzlerce kifli devletin nükleer santral yapma karar›n› protesto etti. Mersin’in birçok bölgesinden otobüslerle Büyükeceli beldesine gelen kitle burada kortejler oluflturarak belediye hizmet binas› önünden belde meydan›na yürüyüfle geçti. “Nükleere inat yaflas›n hayat”, “Nükleer santral istemiyoruz” sloganlar› atan kitle, jandarma taraf›ndan yap›lan üst aramas›n›n ard›ndan alana al›nd›. Arama esnas›nda gazetecilerin görüntü almas›n› engellemeye çal›flan jandarma ile kitle aras›nda k›sa süreli bir tart›flma yafland›.

‘Nükleer enerji en tehlikeli üretim teknolojisi’ Mitingde konuflma yapan Mersin Nükleer Karfl›t› Platform (NKP) Sözcüsü Sebahat Aslan, 9 A¤ustos tarihinin ayn› zamanda ABD’nin Japonya’n›n Nagazaki fiehri’ne atom bombas› at›fl›n›n y›l dönümü oldu¤una dikkat çekti. Aslan, söz konusu sald›r›da 350 bin insan›n hayat›n› kaybetti¤ini, 1

milyon insan›n da yaraland›¤›n› hat›rlatt›. Nükleer santrallerin çok büyük ve geri dönülmez bir çevre kirlili¤inin yan›nda toplumsal maliyetler oluflturma noktas›nda da oldukça riskli oldu¤unu vurgulayan Aslan, nükleer enerjinin sonlu, finansman, yat›r›m, iflletim ve söküm maliyetleri aç›s›ndan da dünyan›n en pahal› yak›t ve teknolojisi olarak öne ç›kt›¤›n›, d›fla ba¤›ml› oluflu ve hala çözülemeyen radyoaktif at›k sorunu ve ekolojik dengeyi bozmas›n›n yan›nda üretim güvenirli¤i ve kaza riski aç›s›ndan en tehlikeli enerji üretim teknolojisi oldu¤unu belirti.

‘Devlet nükleer santral teknolojisi sevdas›ndan vazgeçmelidir’ Tüm bu nedenlerden dolay› art›k dünyan›n nükleer santrallerden vazgeçti¤ine iflaret eden Aslan, “Buradan hükümete sesleniyoruz; ülkemizin gelece¤ini ve canl› yaflam›n› tehlikeye atan nükleer santral ihalesi iptal edilmelidir. Ülkemizin hiç ihtiyac› olmayan nükleer santral teknolojisi sevdas›ndan art›k vazgeçilmelidir. Ülkemizin nükleer çöplük olmas›na, nükleer silahlanmaya, çocuklar›m›z›n gelece¤inin karart›lmas›na asla izin vermeyece¤iz. AKP hükümeti, nükleer maceradan

bir an önce vazgeçerek, insana ve do¤aya duyarl› temiz enerji kaynaklar› olan günefl ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklar›na yönelmeli, ülkemizin öz kaynaklar›n› kamusal bir hizmet anlay›fl›yla planlanmal›d›r” diye konufltu.

‘Beldemiz nükleerle de¤il, turizmle an›lmal›’ Mitingde konuflma yapan Okan Üniversitesi Ö¤retim Üyesi Prof. Tolga Yarman ise, Akkuyu’da çok ciddi bir turizm potansiyeli oldu¤unu ve bunun nükleer enerji ad›na heba edilemeyece¤ini vurgulayarak, nükleer santral hayallerinden bir an önce vazgeçilmesini istedi. Büyükeceli Belediye Baflkan› Mehmet Kale de, 33 y›l önce nükleer santrale yap›lan yat›r›m›n turizmde yap›lm›fl olmas› halinde, bugün bölgenin say›l› turizm merkezlerinden biri haline gelece¤ini savundu. Kale “Büyükeceli’de nükleer santral yap›lmas› yönünde karar alanlar, acaba beldemizi gelip görmüfller mi? Beldemiz nükleerle de¤il, turizmle an›lmal›” dedi. Demokratik Haklar Federasyonu da ‘Mersin Çernobil Olmayacak’, ‘Nükleer Santraller, Baz istasyonlar ve Barajlar Ölümdür’ yaz›l› dövizlerle mitingde yerini ald›.

Enerji kaynaklar›n›n denetimi ve pazarlanmas› ekseninde yo¤un diplomasi yaflanmaya devam ediyor. AB-ABD-Rusya gibi emperyal güçlerin enerji kaynaklar› stratejilerinde dengeleyici bir unsur misyonu üstlenen Türk devleti, enerji trafi¤i içerisinde rolünü daha da yükseltiyor. Son olarak Rusya Baflbakan› Vladimir Putin’in Ankara’ya yapt›¤› yar›m günlük ziyaretin merkezinde do¤algaz, petrol ve elektrik vard›. Nabucco enerji projesine karfl› alternatifler gelifltiren Rusya, AB-ABD’nin Nabucco’suna alternatif olan ve Bat› ile iliflkileri nedeniyle Rusya’ya rahats›zl›k veren Ukrayna’y› devre d›fl› b›rakan Güney Ak›m Projesi için Putin, Türk devletinin deste¤ini arad›. S›k› pazarl›klar›n yap›ld›¤› Putin-Erdo¤an görüflmesinde bol miktarda anlaflmaya imza at›l›rken süregelen enerji projelerinin uzat›lmas› için protokoller imzaland›. Baflta Çal›k ve Ciner grubu olmak üzeri Rus ve Türk sermaye odaklar› ise görüflmeden en karl› ç›kanlar oldu. Güney Ak›m Projesi’nde ‹talya’n flirketlerinin de yer almas›, Putin-Erdo¤an görüflmesine ‹talya Baflbakan› Berlusconi’nin kat›lmas›n› da sa¤lad›.

Do¤algaz ve petrol masaya yat›r›ld› Putin-Erdo¤an görüflmesinde temel gündem konusu Petrol, do¤algaz ve nükleer santral oldu. Mavi Ak›m projesinin de görüflüldü¤ü toplant›da anlaflmaya var›ld›. Rus boru hatlar›n›n ‹srail’e uzat›lmas›n› öngören Mavi Ak›m do¤al gaz boru hatt›n›n, var›lan anlaflma sonucunda ‹srail’e indirilmesi noktas›nda Türk devleti görev alacak. Bir önemli anlaflma da Güney Ak›m Projesi’nde ç›kt›. Buna göre Türk devleti, Rusya’ya Güney Ak›m Projesi için fizibilite çal›flmas› yapmas›na izin verdi. Gerek gaz, gerek petrol, gerekse de nükleer enerji olmak üzere üç ayr› bafll›k alt›nda çal›flmalar› planlad›klar›n› aktaran Tayyip Erdo¤an, Güney Ak›m Projesi’ni Nabucco’nun alternatifi olarak görmedi¤ini, çeflitlilik oldu¤unu belirterek flu aç›klamay› yapt›: “‹mzalad›¤›m›z gaz protokolü, Rusya’dan do¤algaz al›m›m›za imkan sa¤layan ve süresi 2011 y›l›nda son bulacak do¤algaz al›m sözleflmesinin süresinin uzat›lmas›n› öngörmektedir. Ayn› protokol çerçevesinde Güney Ak›m Boru Hatt›’n›n Karadeniz’de, Rusya taraf›ndan talep edilen izin de verilmifltir. Ayr›ca nükleer enerjinin bar›flç›l amaçlarla kullan›m› çerçevesinde anlaflmaya var›lm›flt›r.” Putin ise, “Türkiye bölgede önemli bir transit ülke haline gelmektedir” dedi.

Çal›k Holding’e gün do¤du

‘Nükleer santralden biz ne anlar›z’ Büyükeceli Beldesi’nde yap›lacak nükleer santral üzerine yapt›¤›m›z k›sa söyleflide beldede yaflayan köylüler; nükleer santralin kimseye bir faydas› olmayaca¤›n›, aksine zarar verece¤ini ve bu santralin burada farkl› adlar kullan›larak 76 y›l›ndan bu yana gündemde oldu¤unu ve nükleer santrale karfl› mücadele ettiklerini, ama yaln›z kald›klar›n› ifade ederek flunlar› dile getirdiler: “Bize burada yap›lacak nükleer santralin, inflaat›nda ve sonras›nda ifl imkan› sa¤layaca¤› söylendi, ama yok öyle bir fley. Nükleer santralden biz ne anlar›z. Kazma kürek ifli de¤il ki bu. Kimseye bir faydas› olmayacak bunun. 1976’da ilk söylentiler ç›kt›. O zamanlar maden arama diye bir fley diyorlar-

KONUK YAZAR

d›, sonra nükleer atom enerjisi dediler. Yap›lan binan›n camlar›n› k›rd›k. Burada yaflayan köylüler olarak topluca tepki gösterdik. Fakat art›k bu ifl bizi aflt›. Kimse sahip ç›kmad› bize. Buradaki halk›n cahilli¤i ve nüfusun azl›¤› tepkimizin gücünü k›rd›. Buralarda fay hatt› var. Evlerin duvarlar› hep k›r›k. Bir Alman mühendis çifti vard›. Geldiler ölçüm yapt›lar, kafalar›na silah dayad›lar, zorla ‘uygundur’ raporu verdirdiler. A¤laya a¤laya gitti mühendisler. 1999'da Ankara’ya gittik eylem yapt›k.

‘Biz d›fla ba¤l›y›z’ Her yönüyle d›fla ba¤›ml› olundu¤unu belirten köylüler, santralde kullan›lacak ham

maddelerin, insan gücünün d›fl ülkelerden getirilece¤ini vurgulayarak; “Kimse sahip ç›kmad› bize. Biz d›fla ba¤l›y›z her yönden. Her bir parças›n›, mühendisini, ham maddesini d›flardan getirecekler. Sonra bize baflka konuda bir fley dayatacaklar, kabul etmezsek hammaddeyi kesecekler” dedi. Düzen partilerinin eyleme verdi¤i destekle ilgili sorumuza karfl›l›k verdikleri cevap ise flöyle: “CHP, MHP hepsi bir bunlar›n. Büyükeceli’ye komflu olan Anamur’dan dert yanan halk, bizim burada bir fleyimiz yok, onlar›n turizmi, tar›m› oturmufl. Bu santral yap›l›rsa oras› daha fazla zarar görür. Kim yer nükleer santralin yan›nda yetiflen meyveyi, sebzeyi?”

Nükleerde Rus-Türk ortakl›¤› pekifltirildi Görüflmenin üçüncü protokolünü oluflturan nükleerde de niha anlaflmaya var›ld›. Kuflkusuz bu anlaflma Ciner Grubu’na yarad›. Daha önce Rus-Türk ortakl›¤›, Mersin Akkuyu’daki nükleer santral ihalesine teklif vermiflti. Nükleer santrale teklif veren giriflim grubunun yabanc› orta¤›n›n Rus, yerli orta¤›n›n ise Turgay Ciner olmas›, Putin'in Ankara ziyaretini Ciner için anlaml› k›ld›. Ancak bu teklif, elektrik üretim maliyetini çok yükseltti¤i gerekçesiyle sorun yaratm›flt›. Türk devleti, nükleer santral ihalesinde tek kat›l›mc› olan Rus-Türk ortakl›¤› Atomstroyexport-Inter RAO-Park Teknik Giriflim Grubu'nun 21.16 kWh/cent’lik teklifi yüksek bulunmufltu. Santralde üretilecek ve devletin al›m garantisi verece¤i elektrik için istedi¤i fiyat›, daha sonra revize ederek kWh bafl›na 15.3-13.4 cent aral›¤›na düflürmüfltü. Görüflme sonucunda Akkuyu’da kurulacak 4500 megawat gücündeki nükleer santralde üretilecek elektri¤in fiyat›nda Rusya’n›n indirime gidece¤i sinyali verildi; bunun için taraflar görüflmelere devam edecek. Sonuç olarak Putin-Erdo¤an görüflmesi; aksayan ifllerin önünü açt›¤› için Çal›k, Ciner ve Rus sermaye çevrelerinin; Rusya ile aras›ndaki ticaret hacmini 40 milyar dolara yükseltti¤i için de Türk devletini pek memnun etti.

Putin’in ziyaretinin anlatt›klar› Putin’in Ankara’ya enerji kaynaklar›n› görüflmek, anlaflma sa¤lamak için yapm›fl oldu¤u ziyaret jeo-stratejik-ekonomik ve siyasi aç›dan önemli tablolar sunuyor. Her fleyden önce bu ziyaret, emeperyal güçler aras›nda Ortado¤u-Kafkaslar ve Orta Asya bölgesindeki enerji kaynaklar› temelli hegemonya çat›flmas›n› yans›t›yor. Ve bu çat›flman›n önümüzdeki günlerde daha da t›rmanaca¤›n› gösteriyor. Bununu somuttaki yans›mas› ise Nabucco ile Güney Ak›m Projesi. Nitekim Kafkaslar›n ve kendisinin enerji kaynaklar›n› Akdeniz havzas›na indirmeyi hedefleyen ve AB ülkelerine karfl› güç elde etmeye çal›flan Rusya Güney Ak›m Projesini gelifltirdi. Ayn› fiekilde Ortado¤u’daki enerji kaynaklar›n›, muhtaç konumundaki Avrupa’ya tafl›may› ve Rusya’ya ba¤›ml›l›¤› azaltmay› hedefleyen (içinde ABD’nin de oldu¤u) Nabucco Projesi de ABABD ortakl› bir proje ve birbirinin alternatifi olarak öne sürülüyor. Türk devleti ise bu her iki plan›n tam ortas›nda kritik bir yerde duruyor. Zira bu iki projenin hayat bulmas› Türk devletinin co¤rafyas›n›, stratejik konumunu, siyasi rolünü ve transfer görevini hayati k›l›yor. Böylesi bir önem, emperyal güçler aras›nda Türk devletinin dengeleyici bir misyon almas›na da beraberinde getiriyor. Ne var ki enerji kaynaklar› üzerinden Rusya-Türkiye yak›nlaflmas›, çeflitli enerji hatlar›n›n oluflmas› ve Türk devletinin de bununu göbe¤inde olmas› ve rol almas›, üstüne ABD’nin bu yak›nlaflmay› desteklemesi emperyalizmin siyasalekonomik vb boyutlarda yeni bir sürecin içerisine girdi¤ini de gösteriyor. Bu minvalde önemli geliflmelerin yaflanaca¤› kuvvetle muhtemel. fiimdi özele gelelim: Sizce Kürt ulusal sorunun gündeme gelmesi ve ‘çözümü’ etraf›nda yaflanan hareketlilik yukar›da anlatmaya çal›flt›¤›m›z tablo içerisinde bir anlam ifade etmiyor mu?

ZURUFUNDAN ÇEC‹NE FINDI⁄IN H‹KAYES‹

Kutsi YAfiAR

F›nd›k; Artvin’den ‹stanbul’a kadar uzanan alanda Giresun,Ordu, Trabzon ve Akçakoca bölgelerinde toplam 640 bin hektar alanda 450 binden fazla iflletmenin üretim yapt›¤›, üretiminden sanayisine yaklafl›k 8,5 milyon insan›n gelir sa¤lad›¤›,dünya üretiminin %73’ ni tek bafl›na Ülkemizin sa¤lad›¤› devasa bir üründür. F›nd›k üreticilerinin üretim yapt›klar› alanlar miktar olarak incelendi¤inde; her 100 f›nd›k üreticisinden 85’nin 18 ve alt›nda, her 85 f›nd›k üreticisinin de 35’nin 6 da ve alt›nda ortalama 10-12 da üretim alan›na sahip küçük aile iflletmelerine sahip oldu¤u görülecektir. F›nd›k ve f›nd›kç›l›¤a dair her fley özellikle Giresun ve Ordu bölgesinde yaflam›n her alan›na sirayet etmifl adeta bir kültür, bir yaflam biçimi ortaya ç›karm›flt›r. 2004 y›l›nda gerçekleflen don afeti sonras›nda bölge insan›, f›nd›¤›n yoklu¤unun yaflamlar›n›n önemli bir eksikli¤i oldu¤unu iyice kavram›fllard›r. Nedense bir türlü f›nd›k fiyatlar›ndaki olumlu geliflmelerden yararlanamayan f›nd›k üreticisi fiyat art›fllar›n› da cebine yans›tamam›flt›r. 2003-2005 y›llar›nda iklim faktörlerinin de etkisiyle yükselen fiyatlar f›nd›k üreticisinin hanesine gelir oluflturamam›flt›r. Bu güne kadar ya üretim azl›¤›ndan üretici ma¤dur oluyor ya da ürününü erken pazara indirerek düflük fiyatlardan sat›yordu. Birde bunlara ‹hracatç› ve tüccar güdümündeki emanete ürün almalar eklendi¤inde fiyat düflüflleri üreticinin kaderi oluyordu. 2006 y›l›nda bu emanet al›mlara TMO ile beraber vekalet al›mlarda eklenmifl, Bafl-

Putin-Erdo¤an görüflmesinden kuflkusuz en karl› ç›kan Çal›k grubu oldu. Zira görüflmenin temel konular›ndan biri olan Samsun-Ceyhan petrol boru hatt›, ‹talyan ENI flirketiyle birlikte projeyi ihalesiz alan, ciddi yat›r›mlar› olan ve Erdo¤an’la h›s›ml›¤› bulunan Çal›k grubunu ilgilendiriyor. Böylece Putin’le görüflen Erdo¤an bir anlamda Çal›k ad›na görüflme yapm›fl oldu. Buna göre, görüflmenin temel protokol maddelerinden biri olan Samsun-Ceyhan Petrol Boru Hatt›’na Rusya petrol verecek. Zira bu proje, Rusya petrol vermedi¤i için hayata geçirilemiyordu. Bu boru hatt›, bo¤azlardaki tankerlerle petrol geçifl trafi¤ini hafifletecek, bölge önemli petrol transit geçifl merkez konumuna yükselecek. Görüflmeden sonra Çal›k Holding’ten yap›lan yaz›l› aç›klamada görüflmenin neden “tarihi” olarak de¤erlendirildi¤i böylece anlafl›lm›fl oluyor. Di¤er yandan Çal›k Holding’in Baflkan›

Ahmet Çal›k’›n Gazprom ve Rosneft ile ayr› ayr› anlaflmalar yapt›¤› belirtiliyor.

bakan›n Giresun ve Ordu illerinde yapm›fl oldu¤u iki konuflmadan sonra f›nd›k fiyatlar› dipsiz bir kuyuya düflmüfltü. TMO’nin al›m yapt›¤› 3 y›ll›k dönemde 4,00 TL–5,00 TL fiyattan s›n›rl› miktarlarda al›mlar yap›lm›fl, TMO’ya ürününü veremeyen üreticiler düflük fiyatlardan piyasaya f›nd›k satm›fllard›r. fiüphesiz ki; tüm bun yaflananlar kader de¤ildir. F›nd›k üreticisinin bu sarmaldan kurtulmas› ayn› zamanda Türkiye tar›m›ndaki yap›sal geliflmelerle de ilintilidir. Bu amaçla tar���mda Cumhuriyetin kuruluflundan bu yana uygulanan politikalar›n iyi de¤erlendirilmesi gerekmektedir. ‹kinci Dünya savafl›ndan sonra ad›na modern tar›m dedikleri, do¤ay› ve insan sa¤l›¤›n› tehdit eden kimyasal girdilerin (ilaç ve gübre) yo¤un olarak kullan›ld›¤› endüstriyel tar›m uygulamalar› topraklar›m›z› kirletmeye devam etmektedir. Endüstriyel tar›m uygulanmazsa dünya insanlar› aç kal›r propagandas› yapanlar insanl›¤a en büyük yalan› söylemektedirler. Oysa dünyan›n en fakir ülkelerinden Uganda da bile kifli bafl›na günlük 50 gr protein ihtiyac›n› karfl›layan besin üretme kapasitesine sahiptir. ABD’de Obezlik sorununa karfl› diyet çal›flmalar›nda y›lda 46 milyar dolar harcanmaktad›r. Bu verilerde göstermektedir ki; asl›nda dünyada üretim sorunundan öte bölüflüm sorunu vard›r. “Bir s›n›f ya da topluluk (f›nd›k üreticileri) sömürüden nasibini ne kadar al›rsa, o sömürü düzenine karfl› mücadelede de kendine o kadar yer bulur”. Bu sosyolojik tespit asl›nda önce 24 Temmuz’da

Fatsa da yap›lan “Al›n terimize ve F›nd›¤›m›za Sahip Ç›kal›m” mitinginde uç vermifl 30 Temmuz’da Ordu da kendini göstermifltir. Deyim yerinde ise art›k “F›nd›k kabu¤unu k›rm›flt›r. Tar›m da AKP dahil gelmifl geçmifl tüm iktidarlar taraf›ndan sürdürülen, ad›na tar›m›n yeni yap›land›r›lmas› denerek cilalanan, bir dönüflüm projesi ile karfl› karfl›yay›z. Bu proje, üreticilerin ba¤›ms›zl›klar›n›n ve özgürlüklerinin elinden al›narak alt›n bir tepside çok uluslu yerli ve yabanc› tar›m ve g›da flirketlerine sunumudur. Daha eski dönemlerde Tar›m Bakanl›¤›’na ba¤l› elemanlar köylere gider tar›msal girdilerin kullan›m›nda teknik yard›mda bulunurlard›. Ürünleri kamu destekler ve al›rd›. Art›k köylülere neyin ekilece¤ini flirketler söylüyor ve ekimde kullan›lacak girdileri köylülere temin ediyor. Bunun karfl›l›¤›nda da flirketler, ürünün benimdir diyor. Yani tar›mda sözleflmeli üreticili¤e geçiliyor. Tar›mda bu yap›sal dönüflüm yaflan›rken özellikle 24 Ocak kararlar›ndan sonra iktidarlar üreticiler aleyhine bir dizi kararlar ald›lar. Çaykur ve Tekel özellefltirildi, Et-Bal›k, SEK, Yem fabrikalar› gibi tar›mdaki K‹T’ler kapat›ld›. Tütün ve fleker yasalar› ç›kart›ld›, 4572 say›l› yasa ile kooperatiflerin flirketlere dönüfltürülmesinin önü aç›ld›, tar›msal faiz hadleri yükseltildi ve kamunun destekleri kald›r›ld›. Son olarak tar›m havzalar› ad› alt›nda ülkemiz de 30 parça alanda çok uluslu yerli ve yabanc› tar›m ve g›da flirketlerinin taleplerine uygun üretim yapacak ba¤›ml› tar›m modeline geçiflin önemli ad›m› at›lm›fl oldu. ‹flte tüm bu olumsuzluklar yafla-

n›rken mevcut üretici örgütlerinin hiçbiri bir karfl› duruflu örgütleyemedi. Kald› ki mevcut tüzük ve programlar› da bu direnifli örgütlemek için yeterli de¤ildi. Ürün baz›ndaki çifti sendikalar› bu sürece karfl› siyasi bir karfl› duruflu örgütlemek ihtiyac›ndan do¤mufl yap›lard›r. Ancak bu süreç de çiftçi sendikalar› tek bafl›na de¤il de mevcut örgütlerinde demokratik yap›lara kavuflmas›n›n da mücadelesini vererek dayan›flama ile küresel bir direnifl örmelidir. F›nd›k Üreticileri Sendikas›, sürdürülebilir bir sömürüyü mutlak k›lan endüstriyel tar›m›n karfl›s›nda, tar›m› metalaflt›rmayan, toprak ve su kaynaklar›n› kirletmeyen, insan sa¤l›¤›n› tehdit etmeyen, biyolojik çeflitlili¤i önemseyen sürdürülebilir bir tar›mla üretimi önüne hedef olarak koymufltur. Bu üretimi de küçük aile iflletmeleri ile gerçeklefltirmek mümkün olacakt›r. Küçük aile iflletmeleri de çok uluslu yerli ve yabanc› tar›m ve g›da flirketlerine karfl› dayan›flma içerisinde kooperatiflerine sahip ç›karak direnebilirler. Bu günkü mevcut yönetimi ve yap›s› ile Fiskobirlik’in böylesi bir dayan›flmay› örmesi mümkün de¤ildir. Onun içindir ki, Fiskobirlik’in üreticinin gerçek örgütü olmas›n›n mücadelesi F›nd›k Üreticileri Sendikas›n›n yaflamsal görevi olacakt›r. Umudu Büyütelim! Mücadeleyi Büyütelim! Globaliza A Luca! Globaliza A Esperenza! F›nd›k-Sen Genel Bflk.


17 - 31 Ağustos 2009 - Sayı 159