Issuu on Google+

EMEK

6

THY ÇALIfiANLARI “G(Ö)REV” DED‹

GÜNCEL

Türk Hava Yolları ve Türk Hava Yolları Teknik AŞ’nin uzlaşmaz tutumları nedeniyle toplu sözleşme görüşmelerinin tıkanmasının ardından Hava-İş sendikasının aldığı grev kararı, 11 bin 500 işçinin haklarını ve mücadelesini bütün ülkenin gündemine taşıdı.

15 Günlük Siyasi Gazete

Y›l: 5

Say›: 117

2 •

M‹LLETVEK‹L‹ OLAMAYANLAR MAHKEME YOLUNDA Seçimlerde yeniden milletvekili seçilemeyen 84 kiflinin suç dosyalar› Baflbakanl›¤a gönderiliyor. Milletvekili seçilemedikleri için dokunulmazl›klar› kalkan 84 eski vekilin aras›nda Mehmet A¤ar’›n yan› s›ra Sefa Sirmen, Haflim Oral, Mahfuz Güler, ‹brahim Köfldere, Mehmet K›l›ç, Remzi Çetin, Sabri Varan ve Halil Ürün gibi isimler bulunuyor.

GÜNCEL

5

22-31 A¤ustos 2007 • Fiyat›: 1 YTL

POL‹S KANUNU’NDAK‹ DE⁄‹fi‹KL‹K ‹fiKENCEY‹ ARTTIRDI Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nda de¤ifliklik yap›lmas›n›n ard›ndan iflkence olaylar› artmaya bafllad›. Kanunda yap›lan de¤ifliklik silah kullanma, toplumsal olaylara müdahale etme, görevini kötüye kullanmakla suçlanan polislerin yarg› karfl›s›nda savunulmas› ve polislerin arama yapmas› ile ilgili konularda olurken, 1 Haziran'da yürürlü¤e giren kanundaki de¤iflikliklerin ard›ndan birçok yerde polisler taraf›ndan uygulanan iflkence haberleri gelmeye bafllad›.

www.halkingunlugu.org

e-mail:devrimcidemokras@superonline.com

Cumhurbaflkanl›¤› tart›flmalar›nda sona do¤ru Seçimlerden oyunu artt›rarak ç›kan AKP, istemese de Abdullah Gül’ü sahneye ç›kartt›. Ve görünen o ki, ülkede yarat›lan suni laik-fleriatç› çat›flmas›n›n daha da güçlendirdi¤i AKP hükümetinin cumhurbaflkan›n› seçmesine devletin üstündeki “yüksek” makamlar taraf›ndan geçifl izni verilmifl durumda...

Ekonomi balonunun havas› erken söndü 2006'n›n ikinci yar›s›nda ABD'de konut sektöründe bafllayan durgunluk ve sonras›nda ABD Merkez Bankas› (FED)’in faiz artt›r›m›na gitmesi ile düflüfle geçen ‹stanbul Menkul K›ymetler Borsas›

zun süredir gündemden düfl(ürül)meyen ve 22 Temmuz erken genel seçimlerine ebelik yapan cumhurbaflkanl›¤› tart›flmalar›nda deyim yerindeyse son iki raunda girildi. Asl›nda cumhurbaflkanl›¤›n› bu denli tart›flmaya mazhar k›lan, 1980 askeri darbesinin ard›ndan bu makam›n görev ve yetkilerine iliflkin yap›lan de¤iflikliklerdir. Daha öncesinden nispeten s›n›rl› yetkilere sahip olan cumhurbaflkanl›¤›n›n yetkileri, 1982 anayasas›nda bir hayli geniflletildi ve adeta sistemin kemalist karekterinin temsiliyetiyle özdefllefltirildi. Bu yetkilerden bafll›calar› üniversite rektörlerinin seçimi, Devlet Denetleme Kurulu üyelerinin ve baflkan›n›n seçimi, Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi, Dan›fltay üyelerinin dörtte birinin seçimi, Yarg›tay, Cumhuriyet Baflsavc›s› ve vekilini, Askeri Yarg›tay Mahkemesi üyelerini, Askeri Yüksek Mahkeme üyelerini, Hakimler ve Savc›lar Yüksek Kurulu’nu seçmesi...

U

Bunlara ek olarak ve ordunun adrenalini en çok yükselten durum ise, Genelkurmay Baflkan›’n› atamak, TSK’n›n kullan›lmas›na karar vermek, TBMM ad›na TSK’n›n baflkomutanl›¤›n› temsil etmek, MGK baflkan›n› seçmek gibi yetkilerle donat›lm›fl olmas›d›r. Ordunun, emperyalistlerin bir numaral› figüran› oldu¤u bir ülkede Kemalist kli¤in gücünü etkilemeye haiz bu yetkilerin bu denli bir kriz konusu yap›lmas›na flafl›rmamak gerekir. Seçimler öncesini hat›rlayacak olursak, yap›lan birçok ankette AKP “en milliyetçi parti”, Erdo¤an “en milliyetçi lider” olarak görülüyor, gösteriliyordu. Bu anketlerin ifade etti¤i bu durum, asl›nda patronu-a¤as› ile büyükbafllar›n, yani TÜS‹AD, MÜS‹AD, TOBB vb kurulufllar›n halka yans›tmak istediklerini gösteriyordu. Zira büyükbafllar›n bu k›ymeti kendinden menkul kurulufllar› karlar›na daha fazla kar katmak için istikrar istiyorlard›. AKP hükümeti döneminde hayli yüklendikleri düflünüldü¤ün-

de istikrar› AKP’de bulduklar›n› söylemek mümkün. ‹flte bu realiteden

(‹MKB), kimi büyük sermayeli uluslararas› fonlar›n

ötürüdür ki, “‹stikrar› bozmayal›m, AKP’yi böldürmeyip yeniden hükü-

batmas› sonras› yeni bir kriz dalgas›n›n sarmal›n-

mete getirelim. Ç›karlar›m›z›, kar›m›z› muhafaza edelim, artt›ral›m” gibi

da. Seçimlerin ard›ndan popülaritesi artan “tek

büyükbafllar›n kayg›lar›n›n bir ürünü olarak anketlerden bu tür sonuç-

parti hükümeti=istikrar” formülü ve “ekonominin

lar ve AKP’nin ipi önde gö¤üsleyece¤i ç›k›yordu. Elbette ülkemizdeki ko-

bahar›” söyleminin ne denli gerçek d›fl› oldu¤u,

damanlar›n bafl›ndaki emperyalist güçlerin de istemleri do¤rultusunda. Unutulmamal› ki halka karfl› psikolojik harp yöntemlerinin enva-

uluslararas› piyasada yans›yan ve ABD, AB, Çin, Rusya gibi ülkelerden ziyade TC ve di¤er yar›-sömürge, sömürge ülkelerin borsalar›na dip yapt›ra-

i çeflidini uygulam›fl olan bu devletin seçimler sürecinde de bu türden

rak ekonomide kriz çanlar›n›n çalmas›na yol açan

bir savafl seçene¤ini devre d›fl› b›rakmas› düflünülemezdi. Seçimler ön-

bu krizle aflikar oldu.

SAYFA 6

cesi yap›lan mitingler, anketler, televizyon programlar› vb gibi propagandalar›n arkas›nda yatan gerçeklik de burada aramal›d›r.

Hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n Deri-‹fl’te tart›flmal› Ola¤an Genel Kurul

F tipi hapishanelere geçiflle birlikte tutuklu ve hükümlülerde ciddi sa¤l›k sorunlar› ortaya ç›kmaya bafllad›. Bu soruna dikkat çeken demokratik kitle örgütleri hasta tutuklu ve hükümlülerin tahliye edilmelerini istediler. Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i (ÇHD) ‹zmir fiubesi ve ‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) ‹zmir fiubesi üyeleri hapishanelerdeki sa¤l›k sorunlar› yaflayan tutuklu ve hükümlülerin serbest b›rak›lmas›n› istediler. ÇHD ve ‹HD üyeleri ‹zmir Bayrakl› Adliyesi C Blok önünde bir araya gelerek “Sa¤l›k hakk› ihlaline son, hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n” yaz›l› pankart aç›p, “‹çeride, d›flar›da hücreleri parçala”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek”, “Susma sustukça s›ra sana gelecek” SAYFA 4 sloganlar› att›lar.

Türk-‹fl'e ba¤l› Deri-‹fl Sendikas› 29. Ola¤an Genel Kurulu'nu 11-12 A¤ustos tarihlerinde Petrol-‹fl Sendikas›'nda yapt›. Genel Merkez Baflkanl›¤›'na Musa Selvi ve Bayram Ateflo¤lu'nun aday oldu¤u genel kurulda iki gün süren tart›flmalar›n ard›ndan Musa Selvi baflkanl›¤a seçildi. Genel Kurul 30 y›ld›r sendikaya baflkanl›k yapan Yener Kaya'n›n, sendikac›l›k hayat›na veda etti¤ini de aç›klad›¤› konuflmas›yla bafllad›. Tüzükte de¤iflikliklerin yap›lmas›na iliflkin önergelerin verildi¤i ilk gün gergin tat›flmalar yafland›. Genel Kurul'da sendikan›n mevcut mali tablosu en ufak bir elefltiri almadan ve sorgulanmadan geçifltirilmifl oldu. Mali durumdaki problemler nedeniyle genel merkezde çal›flan profesyonel sendikac› say›s›n›n üçten ikiye indirilmesi gerekti¤i yönünde verilen tüzük de¤iflikli¤i önerisinden sonra flube sekreterlerinin profesyonel sendikac› olabilmesi için tüzük de¤iflikli¤i yap›lmas›na iliflkin önerge sunuldu. Lehte ve aleyhte al›nan sözler esnas›nda kongre salonunda gerginlikler yafland›. SAYFA 9

Siirt’te askerler köy yolunu kapatt› Siirt'in Pervari ‹lçesi'nde Yapraktepe Köyü'ne ba¤l› Çemê Karê Mezras›'n›n yolunu keyfi bir flekilde kapatan askerler, mezrada yaflayan köylü-

Dersim, Bingöl ve fi›rnak’ta ormanlar yak›ld› Su sorununun tart›fl›ld›¤› flu günlerde, bir taraftan da yaflad›¤›m›z co¤rafyan›n akci¤erleri olan ormanlar alevlerle bo¤ularak küle dönüyor. Türkiye-Kuzey Kürdistan’da her y›l bat›da ve do¤uda meydana gelen yang›nlarda yüzlerce, binlerce hektar ormanl›k alan küle dönüyor. Bat›daki yang›nlar kar h›rs›ndan baflka bir fley düflünmeyerek do¤al yaflam› felakete götüren rantç›lar›n kundaklamas›yla meydana gelirken, do¤uda ise devletin gerillalar karfl›s›nda üstünlük kurmak amac› do¤rultusunda bilinçli olarak ç›kar›l›yor. Her y›l yap›lan askeri operasyonlarda ormanl›k alanlar bombalarla tarumar ediliyor, bilinçli olarak b›rak›lan t›rt›llar ise yeflil olan her fleyi kurutuyorlar. Dersim merkeze ba¤l› Çiçekli Köyü Jandarma Karakolu arkas›nda bulunan ormanl›k alan askerler taraf›ndan atefle verildi. Yang›na müdahale edilmedi¤i için ormanl›k alan küle döndü. Pülümür ‹lçesi’nde bulunan K›rm›z›köprü Jandarma Karakolu’nun arka k›s›mlar›ndaki ormanl›k alan da atefle verildi. Ovac›k, Hozat ve Çemiflgezek ilçelerinin aras›nda kalan k›rsal bölgede yürüttü¤ü operasyonlarda gerillalar› Alibo¤az› bölgesinde k›st›rd›¤›n› aç›klayan Türk ordusu Alibo¤az›’n›n çevresindeki ormanl›k bölgeleri atefle verdi. SAYFA 2

lere göç etmeleri için bask› uyguluyorlar.

Türk

Genelkurmay›'n›n Haziran ay›nda Hakkari, fi›rnak

Mevsimlik iflçilerin ölümü: Kaza m›, cinayet mi?

ve Siirt illerinin s›n›rlar›n› kapsayan 'güvenlik bölgesi' uygulamas›n›n ard›ndan Siirt'in Pervari ‹lçesi'ne ba¤l› olan Çeme Kare mezras›nda yaflayan köylüler Pervari ‹lçe Jandarma Komutanl›¤›'nda

evsimlik olarak tar›m ifllerinde çal›flmak üzere topraklar›ndan kilometrelerce uza¤a çal›flmaya giden 28 kifliyi tafl›yan kamyonetin, mercimek yüklü kamyonla çarp›flmas› sonucu tam bir katliam yafland›. 18 A¤ustos günü yaflanan kazada; 15’i tar›m iflçisi 16 kifli yaflam›n› yitirken, 4’ü a¤›r olmak üzere 15 kifli de yaraland›. Ülkedeki eflitsiz geliflim ve bunun yan› s›ra etnik farkl›l›klardan ötürü bat›da yo¤unlaflan montaja-ara ürünlerin üretimine dayal› komprador sanayiye nazaran Kürt illerinde böylesi bir imkan›n olmay›fl›, iflsizlik sorununu hat saf-

M

Tükrükçü ve

haya tafl›yor. Zira di¤er tüm köylük alanlarda oldu¤u gibi Kürt ille-

görevli üste¤men ve korucular›n artan bask›lar›

rinde de yoksul köylü, emperyalist sömürü boyunduru¤u alt›nda

ile yaflamaya bafllad›lar. Köylülere ajanl›k yap-

yoksullu¤a ve ekonomik y›k›ma sürükleniyor. ‹flte bu y›k›m›n pen-

malar› için bask› uygulayan asker ve korucular,

çesindeki yoksul köylülerden oluflan mevsimlik tar›m iflçileri, gün-

köylülerin karfl› ç›kmas› üzerine mezran›n yolu-

lük 7-10 YTL’ye 18 saat çal›flmak zorunda kald›klar› gibi, her gün on-

nu kapatarak, ulafl›m› engellediler. Savc›l›¤a flika-

larca kiflinin çoluk çocuk denmeden bir kamyonetin kasas›na bal›k

yette bulunan köylüler ise gözalt›na al›narak ifl-

istifi doldurularak tafl›nmas›na da, alacaklar› “ekmek paras›” için ses

kence görme ve öldürülme tehditi ile karfl› karfl›-

ç›kart(a)m›yorlar.

ya kal›yorlar.

Çocuk yaflta taciz ve tecavüze maruz kalan, genelev patronlar›na sat›lan Ayfle Tükrükçü ve Saliha Ermez'in yaflam mücadelesi devam ediyor.

Ermez müca-

Seks iflçilerinin seslerini duyurmak için milletvekilli¤ine adayl›klar›n› koyan Tükrükçü ve Ermez parti kurmaya haz›rlan›yor.

delelerinde ka-

Ayr› mekanlarda, ayr› zamanlarda yaflamla tan›flt›lar ancak öykülerinin kesiflti¤i yer ayn›. Çocuk yaflta taciz ve tecavüze u¤rad›lar, baba ve koca

rarl›

fliddetine maruz kald›lar ve tecavüzcülere pazarland›lar. Çocukluklar›, umutlar›, gelecekleri çal›nd›, yaflam denilen kavgan›n içinde ç›r›lç›plak b›rak›ld›-

SAYFA 15

lar. Et pazar›na 'vesika' vererek ortak olan devletten de umudunu kesen 'hayat' kad›nlar› Ayfle Tükrükçü ve Saliha Ermez'i dört duvar aras›ndan ç›karan tek fley kurtulacaklar›na yönelik inançlar› oldu. Tükrükçü ve Ermez, hiçbir siyasi düzen partisi taraf›ndan sorunlar› dinlenmeyen seks iflçilerinin haklar›n› savunmak, töre ve fliddet ma¤durlar›n›n sesini duyurmak için 22 Temmuz seçimlerinde ‹stanbul'dan milletvekilli¤ine adayl›klar›n› koydular. Düzen partilerinin siyasetçilerini "flartlar›m›z› görün" diyerek Karaköy Genelevi’ne ça¤›ran 'hayat› çal›nm›fl' kad›nlara feministler ve çeflitli kad›n örgütleri de destek oldu. SAYFA 7

SAYFA 5

ÖNCÜ KADIN Rojda DEM‹R

Üret(eme)mek ‹nsan›n kendisine ve do¤aya ilk yabanc›laflma süreci, üretimden d›fllanma evresine denk düfler. Özel mülkiyet sistemlerinin birbirini takip eden hakimiyet evreleri boyunca egemenlerin kendini yeniden üretimine daha çok...

S A Y FA 7


2

GÜNCEL

22-31 A¤ustos 2007

Hapishanelerde de¤iflen birfley olmad›

HD’nin haz›rlad›¤› “Cezaevlerindeki ‹nsan Haklar› ‹hlalleri ‘SIR’ De¤ildir” bafll›kl› raporda, tutsaklar›n harbeleflme özgürlü¤ü, görüfl, savunma, sa¤l›k vb. en temel haklar›n›n tüm hapishanelerde keyfi uygulamalarla gasp edildi¤ine yer verildi

‹lginç yasaklar... Raporun “Çarp›c› yasaklar” k›sm›nda sistemin tutsaklar› teslim alma, kimliklerinden s›y›rma amac›yla uygulad›¤› bir

‹nsan Haklar› Derne¤i ‹stanbul fiubesi, baflta F tipi hapishaneler olmak üzere birçok hapishaneden gönderilen mektuplar, tutsak yak›nlar› ve avukatlar›n baflvurular›ndan derledi¤i 2007 y›l›n›n ilk alt› ay›nda hapishanelerde yaflanan hak ihlalleri raporunu aç›klad›. “Cezaevlerindeki ‹nsan Haklar› ‹hlalleri ‘SIR’ De¤ildir” bafll›kl› raporda, tutsaklar›n harbeleflme özgürlü¤ü, görüfl, savunma, sa¤l›k vb. en temel haklar›n›n tüm hapishanelerde keyfi uygulamalarla gasp edildi¤ine, hak ihlalleri ve keyfi uygulamalar karfl›s›nda tutsaklar›n yapt›¤› baflvurular›n ya reddedildi¤i ya da disiplin cezas› olarak tutsaklara geri döndü¤üne dikkat çekildi. Hapishanelerdeki insan haklar› ihlallerinin devam etti¤i belirtilen

raporda, “Tecrit ve izolasyonun devam etmesi F Tipi cezaevlerinde, mahpuslar›n fiziksel ve psikolojik durumunu olumsuz yönde etkiledi¤i baflvurucular›n beyanlar›nda aç›kça görülmektedir” denildi. Raporda hapishanelerde yaflanan sorunlarla ilgili ‘Seçme ‹hlaller’ bölümünde flu ifadelere yer verildi; “‹letiflim hakk› idarece engellenmekte, mektuplara el konularak imha edilmekte, sansürlenmektedir. Mahpuslar›n, cezaevinde maruz kald›klar› sorunlara iliflkin mektuplar› nedeniyle çeflitli disiplin cezalar›na maruz kald›klar› ö¤renilmifltir. Haklar›nda mahkemelerce verilmifl toplatma ve yasaklama karar› olmamas›na ra¤men Kürtçe ve baz› muhalif yay›nlara, cezaevi idaresince keyfi olarak el konulmakta ve mahpuslara

verilmemektedir. Ortak yaflam alanlar›ndan mahpuslar›n yararlanmas› konusunda cezaevi idare-

tak›m ilginç yasaklara da yer verildi. Afla¤›daki mant›k d›fl› yasaklar en çok F tipi hapishanelerinde uygulanmaktad›r. ‹flte çarp›c› yasaklar: * Gazete arflivi tutmak

lerince zorluk ç›kar›lmaktad›r. Ce* Siyah üzüm istemek

zaevlerinde görevli doktorlar›n mahpuslar› tam anlam›yla muaye-

* Sabun ve deterjan› pencere kenar›na koymak * Kantinden oda arkadafllar› için al›flverifl yapmak

ne etmeden ilaç vermesi ve dok-

* Ziyaretçilerin getirdi¤i giysileri giymek

torlar hakk›ndaki flikayetlerin so-

* Ajanda ve spiralli defteri içeri sokmak

nuçsuz kalmas› da mahpuslar›n di-

* Voleybol oynarken konuflmak

le getirdi¤i önemli bir husustur.

* Mektuplarda moral verici cümlelere yer verilmesi

Mahpuslar›n içme ve temiz su ihti-

* Walkman ile müzik dinleme

yac› karfl›lanmamakta, s›cak su ise 15 günde bir verilmektedir. Mah-

* Cezaevi idaresinin tutumuna iliflkin d›flar›ya mektup göndermek * Görüfllerde anadilde (Kürtçe) konuflmak

puslar›n, odalar›nda 3 kitaptan fazlas›n› bulundurmas›na izin verilmemektedir”.

* Tek kiflilik hücre cezas› verme * Kürtçe yay›n alma * Muhalif yay›n alma

Milletvekili olamayanlar mahkeme yolunda eçimlerde yeniden milletvekili seçilemeyen 84 kiflinin suç dosyalar› Baflbakanl›¤a gönderiliyor. Baflbakanl›k dosyalar› Adalet Bakanl›¤›’na gönderecek, Adalet Bakanl›¤› da ilgili mahkemelere sunacak. Milletvekili seçilemedikleri için dokunulmazl›klar› kalkan 84 eski vekilin aras›nda Susurluk kazas›nda ad› geçen Mehmet A¤ar da bulunuyor. Mehmet A¤ar’›n “cürüm ifllemek için çete kurmak, hakk›nda yakalama ve tevkif müzekkeresi bulunan kiflileri yetkili mercilere haber vermemek ve görevi kötüye kullanmak” suçlar›ndan yarg›lanmas› bekleniyor.

S

Adlar› birçok suça kar›flm›fl olan Sefa Sirmen, Haflim Oral, Mahfuz Güler, ‹brahim Köfldere, Mehmet K›l›ç, Remzi Çetin, Sabri Varan ve Halil Ürün gibi isimler de yarg›lanacak.

Milletvekillerinin suç dosyalar›nda ne ararsan var Milletvekillerinin adlar›n›n kar›flt›¤› suçlar›n aras›nda mafya üyelerine sahte belge ve silah temin etmek, ihaleye fesat kar›flt›rmak, görevi kötüye kullanmak, görevde suistimal yapmak gibi suçlamalar bulunuyor. Demokrat Parti’nin seçim-

lerde baraj› aflamamas› ile Meclis’e giremeyen Mehmet A¤ar, Abdullah Çatl› ve Yaflar Öz’e sahte belgeyle silah temin etti¤i için, “cürüm ifllemek için çete kurmak, hakk›nda yakalama ve tevkif müzekkeresi bulunan kiflileri yetkili mercilere haber vermemek ve görevi kötüye kullanmak” iddias›yla 6 y›ldan 12 y›la kadar a¤›r hapis cezas› istemiyle yarg›lanacak.

suretiyle h›rs›zl›k, kaçak elektrik

Baz› milletvekillerinin haklar›ndaki suçlar ise flöyle: “‹hale Kanunu’na ayk›r›l›k, görevi kötüye kullanmak ve resmi evrakta sahtekarl›k, ihaleye fesat kar›flt›rmak, avukatl›k görevini kötüye kullanmak, görevi suistimal, görevde müessir fiil, yalan beyanda bulunmak, görevde yetkiyi kötüye kullanmak, hizmet sebebiyle emniyeti suistimal, bir k›s›m kooperatiflere usulsüz arsa tahsis etmek, sahte olarak tanzim edilen resmi evrak› bilerek kullanmak, teflekkül halinde akaryak›t kaçakç›l›¤›, kurumu zarara u¤ratmak, kamu kurumunu doland›rmak, gerçe¤e ayk›r› puantaj bildirimlerine dayanarak haks›z ödemelere neden olmak, görevli memura hakaret, h›rs›zl›k, faili belli olmayacak flekilde adam yaralamak, tehdit, cezaevine yasak madde sokmaya çal›flmak, kaçak su hatt› çekmek

de ceza al›rlar m› bilinmez. ‹flledik-

kullanmak, silahl› ya¤ma suçuna azmettirmek”.

Devlet kendini yargalayacak m›? Bu zamana kadar yarg›lanmayan, ne yapt›ysa devlet için yapt›klar›n› beyan edenler, mahkemelerleri onca suçlar nedeni ile mahkeme kap›s›nda bile gözükmeyen bu devlet adamlar›n› suçlu görecek “Türk mahkemesi var m›d›r?” görekalmaz” diyenleri koruyan, iflledikleri cinayetleri, yapt›klar› iflkenceyi münferit gösteren, katillerini omuzlarda tafl›tt›ran, nikah masalar›nda flahitlini yapan Türk devletinin “derinli¤inin” biricik s›rdafl› A¤ar aklanacakt›r. Susurluk’ta ad› geçen, fiemdinli’de ad› geçen, ‹stanbul Emniyet Müdürü oldu¤u dönemde “Olüm Timi” kuran A¤ar’›n yarg›lan›p yarg›lanmayaca¤›n› görece¤iz, iflledi¤i suçlardan ötürü kahraman ünvan› alan A¤ar’›n bu ünvan› elinden al›nacak m› görece¤iz. A¤ar’›n yarg›lanmas› devletin yarg›lanmas› anlam›na gelecektir bir nevi.

karfl›s›nda üstünlük kurmak amac› ile bilinçli olarak meydana geliyor. Her y›l yap›lan askeri operasyonlarda ormanl›k alanlar bombalarla tarumar ediliyor, bilinçli olarak b›rak›lan t›rt›llar ise yeflil olan her fleyi kurutuyorlar.

askerlerin ç›kartt›¤› yang›nlara müdahale et-

Susuzlu¤a çare bulmak için ellerini aç›p gö¤e yalvaranlar, co¤rafyam›zdaki bu k›y›m karfl›s›nda ne yaz›k ki sessiz kal›yorlar.

Bingöl

Dersim merkeze ba¤l› Çiçekli Köyü Jandarma Karakolu arkas›nda bulunan ormanl›k alan askerler taraf›ndan atefle verildi. Yang›na müdahale edilmedi¤i için ormanl›k alan küle döndü.

yüzlerce, binlerce hektar ormanl›k alan küle dönüyor. Bat›daki yang›nlar kar h›rs›ndan baflka bir fley düflünmeyerek do¤al yaflam› felakete götüren rantç›lar›n kundaklamas›yla meydana gelirken, do¤uda ise devletin gerillalar

YURT‹Ç‹ HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 0094208-6 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 1002 30000 1153314

Pülümür ‹lçesi’nde bulunan K›rm›z›köprü Jandarma Karakolu’nun arka k›s›mlar›ndaki ormanl›k alan da atefle verildi. Ovac›k, Hozat ve Çemiflgezek ilçelerinin aras›nda kalan k›rsal bölgede yürüttü¤ü operasyonlarda gerillalar› Alibo¤az› bölgesinde k›st›rd›¤›n› aç›klayan Türk ordusu Alibo¤az›’n›n çevresindeki ormanl›k bölgeleri atefle verdi. Yang›n genifl bir alanda etkili oldu. Hozat ‹lçesi’nin k›rsal bölgelerinde

YURTDIfiI HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 3013710-9 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 1002 301000 1107308 Emlak Bankas› ‹st. Atatürk Bulvar› fiubesi: (FRF) 00235699

mek isteyen ormanc›lar ve halktan insanlar yine askerler taraf›ndan engelleniyor.

fiunu da belirtmek gerekir ki, ayaklar› yere sa¤lam basacak Kürt federal devletinden haz almayan ve Musul ve Kerkük gibi jeolojik bak›mdan hayli önemli olan bir bölgeyi Kürtlere teslim etmeyi hiç düflünmeyen Türk devleti, ‹ran ve Suriye gibi devletlerin bu katliamda parma¤›n›n olmamas›n› düflünmemek körlüktür. Gelgelelim ki 2007 y›l› sonunda yap›lmas› düflünülen referandumda Kerkük bölgesinin Güney Kürdistan’a ba¤lanmas› büyük oranda görülebiliyordu. Fakat bu çeliflkileri tersine çevirmekten geri durmayacak olan bu devletler, Kerkük’ü kolay kolay Kürtlerin eline vermeyi düflünmüyorlar. Bölge içindeki afliret ve dini farkl›l›klar› kullanarak bunlar ad›na bombalar patlatanlar, Kerkük’te referandumu erteleyip ve Kürt temsilini azaltarak, Kerkük’ün Güney Kürdistan’a ba¤lanmas›n›n önüne geçmeye çal›fl›yorlar. Yap›lan bu katliam da bunun göstergesi. Kürdistan’a ba¤lanmak isteyen Ezidiler gibi di¤er az›nl›ktaki farkl› inaç ve uluslara dönük katliam ve soyk›r›mlar ileriki süreçte artarak geliflebilir. ABD ve di¤er emperyalist güçlerin Ortado¤u'da yaratt›¤› bu durum, ileri y›llarda emperyalizmin insanl›¤› nereye götürece¤inin somut bir ifadesidir. Genifl halk y›¤›nlar›na azg›nca sald›ran ve onlar› katliamlarla yok eden ABD emperyalizmi, üzerindeki bask›lar› hafifletmek için Ortado¤u üzerinde piyonlar›n› devreye koyarak, "ben burada olmasam demokrasi olmaz", "terörle mücadele ediyoruz" mesajlar› veriyor ›srarla. Irak ve Güney Kürdistan yetkilileri, bölge üzerinde hakim olmaya çal›flan s›n›r devletlerin fiengal'deki sald›r›y› planlad›¤›n› belirtirlerken, akabinde bu katliam› El Kaide'ye yontuyorlar. ABD emperyalizminin yaratt›¤› El Kaide, ABD ve di¤er emperyalist güçler ile bunlara maflal›k yapan devletlerin bölge üzerindeki planlar›n›n "intihar bombac›s›" oluyor. Kendini güçlü hissettirmek için kendi yaratt›¤› (olmayan) düflmana karfl› savaflan ABD emperyalizmi ve uflaklar› bölge üzerindeki halklar›n, kendisine güvenmesi ve haks›z savafl›n› meflrulaflt›rmak için bu tür patlamalara ihtiyaç duyabilir. Ne de olsa ABD ve uflaklar›, El Kaide'yi yok etmek için var!

Günlük 10 YTL için bütün yaflamlar›ndan vazgeçen, kendi topraklar›nda emperyalist sömürünün katliamlar›na maruz kalanlar›n ve nicelerinin 盤l›klar›n› duymam›z, hissetmemiz gerekir. Emperyalizmin yaratt›¤› y›k›m› görerek dünya üzerindeki insanl›¤› kurtulufla götürecek Markisizm-Leninizm-Maoizm ideolojisinin ›fl›kl› yolunda ›srarla yürüyelim.

Bingöl’ün Genç ‹lçesi’ne ba¤l› Do¤anl› (Kelhas›) ve Dedeba¤ (Siesmalan) köyleri k›rsal›ndaki ormanl›k alanda bafllayan yang›na bir

Dersim

Su s›k›nt›s›n›n en çok tart›fl›ld›¤› flu günlerde, bir taraftan da yaflad›¤›m›z co¤rafyan›n akci¤erleri olan ormanlar alevlerle bo¤ularak küle dönüyor. Türkiye-Kuzey Kürdistan’da her y›l bat›da ve do¤uda meydana gelen yang›nlarda

ABD ve iflbirlikçi emperyalistlerin Ortado¤u'daki pazarlar›n› artt›rmaya dönük iflgali ile gelinen süreç, bölgede yaflayan halklar aç›s›ndan tam bir katliama ve soyk›r›ma dönüfltü. Saddam’›n devrilmesiyle yeni oluflan ABD’ye ba¤l› uflak iktidar›n birçok dini ve etnik kökenli afliret ve örgütlerin tam deste¤ini alamamas›, farkl› seslerin güçlü ve etkin ç›kmas›na neden oluyor. Öte yandan bu iflgalden siyasi olarak kazanç sa¤lamaya çal›flan Kürt afliretlerinin ve di¤er uluslara ait gruplar›n girifltikleri ç›karlara dayal› çat›flmalar›n dozu, bölge s›n›rlar›n›n oluflmas›n› belirleyecek referandum tarihinin yak›nlaflmas›yla artm›fl durumda. Bölge içerisinde bu geliflmelere ç›karlar›ndan dolay› zorunlu olarak dahil olan Türk devleti, Suriye ve ‹ran gibi devletler de buradaki afliretlerin kendi aralar›ndaki çat›flmalardan yararlanarak, Güney Kürdistan ve Irak’›n di¤er bölgelerinde dini örgütleri, milliyetçi gruplar› birbirlerine k›flk›rtarak kendisine dönük pay kapma çabas›ndalar. Özelikle Musul’da Suriye’nin deste¤ini de alan Türk devleti, istihbarat a¤›n› buraya ve Kerkük’e yöneltmifl durumda. fiengal'deki katliam, bölge üzerinde hakim olmaya çal›flan emperyalist ve uflaklar›n›n kendilerinden ba¤›ms›z bir örgütlenmeye izin vermeyeceklerinin tehditini içeriyor.

Yan›bafl›m›zdaki Ortado¤u co¤rafyas›nda pazarda yer tutma amac›yla çeflitli s›n›flar aras›nda süren mücadele ezilen halka katliam olarak yans›rken, ülkemizde de baflka biçimlerde yans›yan s›n›f çeliflkileri ezilen halk›m›za daha fazla sömürü ve katliam olarak dönmektedir. Bir yandan ülke gündemini cumhurbaflkan› seçimleri oyalarken di¤er yandan emekçiler ülkenin sosyo ekonomik yap›s›n›n sonucu olan çal›flma koflullar›nda katliamlara maruz kal›yorlar. Sivas'ta meydana gelen "kaza"da 24, fianl›urfa’da meydana gelen "kazada" 18 yoksul köylünün yaflam›n› yitirmesi emekçilerin yaflam koflullar›n› gözler önüne seriyor. Bu trajedi, sadece günlük 10 YTL ve alt›nda ücret için çal›flan insanlar›n bafl›na her zaman gelebilecek bir sonuç. Her türlü güvenceden yoksun, kar›n toklu¤una çal›flan, eme¤ine yabanc›laflt›r›lan bu insanlar, bir kasan›n içinde bedenleri birbirlerine kenetlenerek can verdiler. Patronlar›n daha fazla kar h›rs› için canlar›ndan olan yoksul köylülerin bu trajedisini, trafik sorunu diye yorumlamak gerçekte olan› sapt›rmak olur. Egemenlerin medyas›nda 'trafik kazas›' olarak yans›t›lan bu durum, özünde bir katliamd›r. Sorunu sadece 'trafik sorunu', 'bilinçsiz floförler', 'gerekli trafik önlemleri al›nsayd›, bunlar olmazd›' gibi görmek, yaflan›lan trajediyi kabullenmek ve katliam›n alt›na imza atmakla eflde¤erdir. Bunlar› görerek, ekonomik ve siyasal olarak çürümüfl Türk devletinin bu katliamlar›na dur dememiz gerekir.

ce¤iz. “Konuflursam devlete güven

Devlet orman yak›yor

Devrimci Demokrasi’den

hafta boyunca müdahale edilmedi. Köylüler yang›n›n Suveren Karakolu’ndaki askerlerin akflam saatlerinde rastgele çevreye atefl etmelerinin sonucunda ç›kt›¤›n› söylediler.

fi›rnak fi›rnak’›n ‹dil ‹lçesi’ne ba¤l› Yarbafl› (Hespist) Köyü’nün Cehennem Deresi mevkiinde bulunan ormanl›k alan›n askerler taraf›ndan atefle verildi¤i bildirildi. Ç›kan yang›na ‘özel güvenlik bölgesi’ gerekçe gösterilerek müdahale edil-

‹brahim Baltac› amcam›z› kaybettik. Ailesine ve yak›nlar›na baflsa¤l›¤› diliyoruz.

Hatay’dan Devrimci Demokrasi okurlar› De¤erli dostumuz Ali Murat Yeflil’i kaybettik. Ailesine ve yak›nlar›na baflsa¤l›¤› diliyoruz.

‹stanbul Demokratik Haklar Platformu

mesi engellendi.

ABONE OL - ABONE BUL OKU - OKUT

Abonelik Süresi 6 AYLIK 1 YILLIK

Yurtiçi 12 YTL 24. YTL

Yurtd›fl› 35 EURO 70 EURO


GÜNDEM

22-31 A¤ustos 2007

3

SINIF TAVRI İsmail UÇAR

Demokrasi üzerine Zeus, Yunan mitolojisinin gök tanr›s›yd›. Yetkileri s›n›rs›z, yorumlar› kaypak, yönetimi kurnaz, kararlar› bencil, uygulamalar› ise zalimdi. Zeus’un amcas›n›n dört çocu¤u vard›; Atlas, Menoitios, Epimetheus ve Prometheus. “Bereket insanl›k içindir” dedi¤i için Atlas’› dünyay› omzunda tafl›maya mahkûm etti. “Do¤an›n kaynaklar› insanl›¤a huzuru getirecektir” dedi¤i için Menoitios’u y›ld›r›mla çarparak dünyan›n merkezine hapsetti. Epimetheus’un bafl›na Pandora’y› bela etti. Kötülüklerin kutusu böylece yeryüzüne saç›ld›. Ve üretimin en önemli kayna¤› enerjiyi insanl›¤a verdi¤i için Prometheus’u Kafkas da¤lar›na çiviledi.

BAfiYAZI Uzun süredir gündemden düfl(ürül)meyen ve 22 Temmuz erken genel seçimlerine ebelik yapan cumhurbaflkanl›¤› tart›flmalar›nda deyim yerindeyse son iki raunda girildi. Ordunun komutas›ndaki kuvvac›, “milli”ci Kemalist kesimin tüm Bizans entrika oyunlar›na karfl›n erken genel seçimlerden oyunu artt›rarak ç›kan AKP, eski cumhurbaflkan› aday› olan Abdullah Gül’ü, biraz daha makyajlayarak bir kez daha sahneye ç›kartt›. Ve görünen o ki, ülkede yarat›lan suni laik-fleriatç› çat›flmas›n›n daha da güçlendirdi¤i AKP hükümetinin cumhurbaflkan›n› seçmesine devletin üstündeki “yüksek” makamlar taraf›ndan geçifl izni verilmifl durumda...

Cumhurbaflkanl›¤› etraf›nda kopart›lan f›rt›nan›n nedeni nedir? Asl›nda cumhurbaflkanl›¤›n› bu denli tart›flmaya mazhar k›lan, 1980 askeri darbesinin ard›ndan bu makam›n görev ve yetkilerine iliflkin yap›lan de¤iflikliklerdir. Daha öncesinden nispeten s›n›rl› yetkilere sahip olan cumhurbaflkanl›¤›n›n yetkileri, 1982 anayasas›nda bir hayli geniflletildi ve adeta sistemin kemalist karakterinin temsiliyetiyle özdefllefltirildi. Bu yetkilerden bafll›calar› üniversite rektörlerinin seçimi, Devlet Denetleme Kurulu üyelerinin ve baflkan›n›n seçimi, Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi, Dan›fltay üyelerinin dörtte birinin seçimi, Yarg›tay, Cumhuriyet Baflsavc›s› ve vekilini, Askeri Yarg›tay Mahkemesi üyelerini, Askeri Yüksek Mahkeme üyelerini, Hakimler ve Savc›lar Yüksek Kurulu’nu seçmesi... Bunlara ek olarak ve ordunun adrenalini en çok yükselten durum ise, TSK’n›n üst kademesinin, yani terfi ve emekli olacak askerlerin cumhurbaflkan› taraf›ndan belirlenmesi, MGK baflkan›n›n seçilmesidir. Bizimki gibi ordunun, emperyalistlerin bir numaral› figüran› oldu¤u bir ülkede, do¤rudan ordunun gücünü, Kemalist kli¤in gücünü etkilemeye haiz bu yetkilerin bu denli bir kriz konusu yap›lmas›na flafl›rmamak gerekir.

CHP: Halk cumhurbaflkan›n› seçmekten aciz 22 Temmuz seçimleri öncesinde ›srarla cumhurbaflkan›n› halk›n seçmesini isteyen CHP –elbette sözde demokrasinin kutsanmas›n›n bir arac› olarak- seçimlerin ard›ndan büyük bir “U” dönüflü yapm›fl durumda. Her daim “halk›n” partisi oldu¤u yalan›n› temcit pilav› misali ›s›tarak önümüze koyan, cumhurbaflkanl›¤› tart›flmalar› sürecinde de “cumhur (halk) kendi baflkan›n› kendisi seçsin” fleklindeki alt› bofl ç›k›fl›yla halk› kendi güç dalafl›na kald›raç yapmak isteyen CHP, bugün halk› ne kadar önemsedi¤inin bir verisi olarak, “cumhurbaflkan›n› halk seçmesin”ci bir pozisyon içerisinde. Gerekçesi daha 22 Temmuz seçimleri öncesinde gerçeklefltirilen cumhurbaflkanl›¤› seçimleri sürecinde aç›kça ifade edilmiflti: “Halk bu iflten anlamaz, yanl›fl bir kifliyi cumhurbaflkan› seçer”! Fakat hava durumundan dahi daha h›zl› bir de¤ifliklik gösteren Baykal, flimdilerde; “Seçilen cumhurbaflkan›d›r, sayg›m›z vard›r. Ancak gereksiz, anlams›z, laubali iliflkiler içerisinde olmayaca¤›z” diyerek Abdullah Gül’ün cumhurbaflkan› olmas› halinde meflruluk tart›flmas›n› yürütmeyece¤ini ifade etmifl bulunuyor. Baykal’›n söylemindeki “Ancak gereksiz, anlams›z, laubali iliflkiler içerisinde olmayaca¤›z” ifadesi, “acaba daha önceki cumhurbaflkanlar›

Cumhurbaflkanl›¤› tart›flmalar›nda sona do¤ru

K

emalist kesimin tüm Bizans entrika oyunlar›na karfl›n erken genel seçimlerden oyunu artt›rarak ç›kan AKP, eski cumhurbaflkan› aday› olan Abdullah Gül’ü, biraz daha makyajlayarak bir kez daha sahneye ç›kartt›. Ve görünen o ki, ülkede yarat›lan suni laik-fleriatç› çat›flmas›n›n daha da güçlendirdi¤i AKP hükümetinin cumhurbaflkan›n› seçmesine devletin üstündeki “yüksek” makamlar taraf›ndan geçifl izni verilmifl durumda...

ile oldukça laubali ve anlams›z iliflkileri mi vard›?” sorusunu ak›llarda uyand›rm›yor de¤il... Burada alt›n› çizmemiz gerekir ki, bir s›n›f›n di¤er bir s›n›f üzerindeki bask› ve sömürü arac› olarak ortaya ç›kan devlet ayg›t›n›n ezen s›n›fa ait oldu¤u istisnas›z her toplumda parlamento, cumhurbaflkanl›¤›, ordu, polis vb kurumlar halka karfl› örgütlenmifltir ve onlar› dizginlemenin, boyunduruk alt›nda tutman›n farkl› biçimlerdeki araçlar›d›rlar. Do¤as›nda; emperyalizmin kuklas› bir avuç patron-a¤an›n iktidarda oldu¤u Türkiye-Kuzey kürdistan’da cumhurbaflkan›n› kimin seçmesi gerekti¤ini tart›flman›n ezilen s›n›f ve katmanlar aç›s›ndan bir getirisi olmayaca¤› gibi sadece ve sadece bilinçlerin bulanmas›na yol açarak hakim s›n›flar›n demokrasi oyununu güçlendirecektir. Bu nedenle cumhurbaflkan›n› halk seçsin mi seçmesin mi, efli türbanl› m› olsun aç›k m› olsun, AKP’li mi olsun bir baflka partiden mi olsun, meclisten mi olsun d›flar›dan m› tart›flmas›na ifltirak etmek, biz ezilenler aç›s›ndan bofl bir tart›flman›n girdab›na kap›lmaktan öte bir anlam ifade etmeyecektir. Çünkü tart›flman›n özünü, sistemin karakteristik yap›s› oluflturmal›d›r...

Cumhurbaflkan›n› seçen ve iplerini elinde tutan emperyalizmin ufla¤› patronlard›r Seçimler öncesini hat›rlayacak olursak, yap›lan birçok ankette AKP “en milliyetçi parti”, Erdo¤an “en milliyetçi lider” olarak görülüyor, gösteriliyordu. Anketlerin ifade etti¤i bu durum, asl›nda patronu-a¤as› ile büyükbafllar›n, yani TÜS‹AD, MÜS‹AD, TOBB vb kurulufllar›n halka yans›tmak istediklerini gösteriyordu. Zira büyükbafllar›n bu k›ymeti kendinden menkul kurulufllar› karlar›na daha fazla kar katmak için istikrar istiyorlard›. AKP hükümeti döneminde hayli yüklendikleri düflünüldü¤ünde istikrar› AKP’de bulduklar›n› söylemek mümkün. ‹flte bu realiteden ötürüdür ki, büyükbafllar›n “‹stikrar› bozmayal›m, AKP’yi böldürmeyip yeniden hükümete getirelim. Ç›karlar›m›z›, kar›m›z› muhafaza edelim, artt›ral›m” kayg›lar›n›n bir ürünü olarak anketlerden bu tür sonuçlar ve AKP’nin ipi önde gö¤üsleyece¤i ç›k›yordu. Elbette ülkemizdeki kodamanlar›n bafl›ndaki emperyalist güçlerin de istemleri do¤rultusunda. Unutulmamal› ki halka karfl› psikolojik harp yöntemlerinin envai çeflidini uygulam›fl olan bu devletin seçimler sürecinde de bu türden bir savafl seçene¤ini devre d›fl› b›rakmas› düflünülemezdi. Seçimler öncesi yap›lan mitingler, anketler, televizyon programlar› vb gibi propagandalar›n Alaattin’in sihirli lambas›ndan f›rlar gibi ortal›¤a saç›lmas›n›n arkas›nda yatan gerçeklik de burada aranmal›d›r. Abdullah Gül’ün ikinci kez cumhurbaflkan› ilan edilmesinin ard›ndan bafllatt›¤› “icazet” turunda ilk durak olarak MÜS‹AD’›, ikinci durak

olarak ise TÜS‹AD’› seçmesi yukar›da de¤indi¤imiz gerçekli¤e iflarettir. Ziyarette Gül’e desteklerini sunan patronlar, bir yandan da kula¤›n› bükmeyi ve “isteklerimize uy” mesaj› vermeyi ihmal etmediler.

Neden AKP dediler? Gerek seçimlerden AKP’nin ç›kmas›, gerekse de cumhurbaflkanl›¤› için AKP’nin patronlardan ve büyük toprak sahiplerinden icazet alabilmesini mümkün k›lan faktörü, k›sa bir süre önce piyasalar› sallayan ekonomik krizde aramak kan›m›zca beyhude bir çaba olmayacakt›r. Bir ülke düflünün ki, ABD borsalar›nda yaflanan dalgalanmalar sonucunda borsas› yüzde 3 de¤er kaybetsin, 16 milyar dolar zarara u¤ras›n. Üstelik krizin patlak verdi¤i ABD’de, borsada yaflanan düflüfl sadece yüzde 1 ile s›n›rl› kal›rken... Buna bir de her an d›flar› kaçmas› muhtemel olan 70 milyar dolarl›k d›fl sermaye kaynakl› bir s›cak para faktörünü ve bu paran›n yar›s›ndan fazlas›n›n o ülkenin borsas›ndaki hisselere yar›t›lm›fl oldu¤unu ekleyin. Böylesi bir ülkenin büyük sermayedarlar› ve toprak sahiplerinin uluslararas› sermayeye –siz emperyalizm deyin- ba¤›ml›¤› son derece yüksektir. ‹flte sözünü etti¤imiz bu yer, emperyalizmin yar›-sömürgesi olan Türkiye-Kuzey Kürdistan’dan baflkas› de¤il. Bunlar› akl›m›z›n bir yerine not ettikten sonra Tayyip Erdo¤an’›n s›k s›k dillendirdi¤i “aman piyasalara bir fley olmas›n”, “ben ülkemi pazarlamakla mükellefim”, “sermaye bizim bafl›m›z›n tac›” sözlerini de flöyle bir hat›rlar›m›za getirecek olursak, neden seçimlerde AKP’nin desteklendi¤i ve neden cumhurbaflkan› aday› Gül’ün bu çevrelerden onay alabildi¤i daha rahat anlafl›lacakt›r. Ve yine TÜS‹AD baflkan› Arzuhan Do¤an Yalç›nda¤’›n Abdullah Gül’e cumhurbaflkanl›¤› için onay verdiklerini duyurdu¤u aç›kmas›nda Gül’ün dizginlerini ellerinde tutucaklar›n› da söylemeyi ihmal etmiyor ve “Tüm modern demokrasilerde oldu¤u gibi bir sivil toplum örgütü olarak görevimiz icraat› izlemek, gerekli elefltiri ve uyar›y› yapmak olacakt›r” diyordu.

Dan›fl›kl› bir dövüfl müydü? 22 Temmuz öncesinde cumhurbaflkanl›¤› seçimlerine iliflkin esip gürleyen Genelkurmay’da da –birkaç küçük naz d›fl›nda- kuzular›n sessizli¤i hakim. ‹lk bak›flta milyonlar›n kat›ld›¤› iddia edilen mitinglere destek veren, AKP’ye karfl› iki e-muht›ra yay›mlayan Genelkurmay’›n ve onun sözcüsü CHP’nin flu anki sessizli¤i anlafl›lmaz gelebilir. Ancak durum pek de öyle de¤il. Zira burada da sorunun özü emperyalizm ile olan ba¤›ml›l›k iliflkilerinde yatmaktad›r. Meydanlarda ülkenin ba¤›ms›zl›¤›ndan, özgürlü¤ünden, emperyalizme karfl› direnmekten bahseden Türk devletinin ordusu ve CHP ile bunlara ba¤l› alt oluflumlar da asl›nda AKP gibi emperyalizmin maflas› durumun-

dad›rlarlar. Tek farkla ki AKP geçici bir mafla iken ordu ve onun daimi sözcüsü CHP “kal›c›” maflalar konumundad›r. Bu gerçekli¤in bir sonucu olarak asl›nda ABD emperyalizmi taraf›ndan Geniflletilmifl Ortado¤u Projesi’nin bir ad›m› olarak hükümete getirilen ve halen desteklenen AKP’nin seçimlerden oylar›n› artt›rarak ç›kaca¤›, cumhurbaflkan›n› da seçece¤i asl›nda Genelkurmay ve onun sular›ndaki CHP, kuvvac›, “millici”, bombac› kesimler taraf›ndan da bilinmekteydi. Ne var ki amaç AKP’yi güçlendirmek ve olas› sapmalar›na karfl› bir pazarl›k ve bask› unsuru oluflturmakt› gibi görünüyor. Ki geçti¤imiz günlerde Abdullah Gül ile Genelkurmay Baflkan› Yaflar Büyükan›t aras›nda cumhurbaflkanl›¤› için özel ve gizli bir görüflme yap›ld›¤› ve anlaflmaya var›ld›¤›na dair ç›kan haberler de bu kan›y› güçlendirir mahiyettedir.

Son söz yerine Kemalist düzenin kurumlar› AKP aday›n›n cumhurbaflkan› seçilmesi durumunda ‹slamc›lar›n rejimi gasp edeceklerini ve devletin niteli¤ini (Kemalist karakterini) de¤ifltireceklerini öne sürdüler ve ülkede hiçbir zaman olmam›fl olan laikli¤in yerine fleriat düzeninin getirilece¤ini halka empoze etmek istediler. Ne var ki tarih Kemalistler taraf›ndan bugün kullan›lmakta olan yöntemlerin sürekli olarak ‹slamc› partileri güçlendirdi¤ini ortaya koyuyor. 1980 askeri darbesinden sonra ‹slamc› çevrelerle yak›n ba¤lar› olan Turgut Özal hükümete geldi. 28 fiubat 1997 askeri müdahalesinin ard›ndan, 2002 seçimlerinde ‹slamc›lar AKP ile hükümete geldiler. Yine laiklik elden gidiyor mu tart›flmalar› üzerine bu devletin tarihinde önemli ve daim k›l›nm›fl bir misyona haiz olan Süleyman Demirel’in söyledikleri oldukça çarp›c›d›r: “Asl›nda 1924 anayasas›nda da ‘Türk devletinin dini ‹slam’d›r’ denildi¤ine göre, o günkü devlet de bir ‹slam cumhuriyetidir. 1923’te kurulmufl bulunan Türkiye Cumhuriyeti bir ‹slam devletidir. ‘Atatürk’ün kurdu¤u laik cumhuriyet elden gidiyor’ fleklindeki beyanlar›n, bence iyi bak›ld›¤› zaman tutarl›l›¤› yoktur. Atatürk’ün kurdu¤u devlet laik bir devlet de¤ildir, ‹slam devletir”... Evet, Kemalistler çürümüfl devlet bürokrasisini, orduyu ve geleneksel büyük sermayedarlar›-toprak sahiplerini ve flirketleri temsil ederlerken, AKP, komprador burjuvazinin hiç de daha az ac›mas›z olmayan, ancak kendi zenginleflme süreçlerini daha kolaylaflt›rmak için mevcut yap›lar› parçalamak isteyen daha yeni katmanlar›n› temsil ediyorlar. Her iki kamp›n da ilerici bir yan› yok. Birisi laiklik, di¤eri dini kullanarak bu görevlerini icra etmektedirler. Kemalistler taraf›ndan “laiklik elden gidiyor” 盤l›¤› alt›nda yürütülen kampanya son tahlilde halk s›n›f ve katmanlar›n›n demokratik haklar›n› hedef almaktad›r.

Zeus’ un iktidar ve demokrasi anlay›fl› bundan ibaretti. ‹ktidar ve otorite kavramlar› üzerine düflünmeye ilk Yunanl›lar bafllad›lar. Ve toplumsal örgütlenme biçimlerini onlar tan›mlad›lar. “Demokrasi” kelimesi Yunan kökenli olup “halk” anlam›na gelen “ demos” ve “yönetim” anlam›na gelen “kratos” kelimelerinden türetilmiflti. Demokrasi, s›n›flarla birlikte ortaya ç›kan bir olgudur. Bundan dolay› s›n›flar üstü bir demokrasiden bahsedilemez. Hâkim s›n›flar›n, yüzy›llard›r halk›n kendi kendisini yönetmesinin bir arac› olarak gösterdikleri demokrasinin yaz›ya dökülen iflaretlerden veya a¤›zdan ç›kan sözcüklerden ibaret oldu¤u su götürmez bir gerçekliktir. As›l istedikleri halk›n kendi kendisini yönetmesi de¤il, bir avuç burjuvan›n ve onun yandafl› tüm gerici s›n›flar›n geri kalan tüm kesimleri yönetmesidir (sömürmesidir). 18. yüzy›lda Avrupa’da genç burjuvazinin geliflimi önünde bir engel olarak duran “feodalizmi”, “demokrasi, özgürlük ve adalet” fliar›yla genifl emekçi kesimlerin de deste¤ini alarak y›km›fl ve yerine kendi sömürü dünyas›n› kurmufltur. Ve bunu en iyi toplum modeli olarak ortaya sunmufltur. “Demokrasi, özgürlük ve adalet” kavramlar›n› kendi varl›¤› için içini boflaltarak yeniden anlamland›rd›. Çok geçmeden 19. yüzy›l›n ilk çeyre¤inde proletarya ve di¤er emekçi kesimler bu kavramlar›n gerçek yüzü olan özel mülkiyet dünyas›n› gördü. Ve bu kesimlerde bu çeliflki farkl› bir aray›fla sürükledi. Marksizim’le s›n›f bilincine ulaflan proletarya kendi demokrasi anlay›fl›n› oturtmas› için kendi iktidar›n› kurmas› gerekti¤ini fark›na vard›. Yoksa burjuvazinin flu veya bu iktidar biçimini tercih etmek demokrasiye ulaflt›rmaz, kurtulufla ç›karmazd›. Ülkemizdeki demokrasi anlay›fl›na bakt›¤›m›zda, demokrasi maskesiyle örtülmüfl faflizmden baflka bir fley göremiyoruz. Düflünmenin bile suç say›ld›¤› bir ülkede demokrasiden bahsetmek yanl›fl olur. Ülkemizde belli dönemlerde burjuva demokrasisinin k›r›nt›lar› olmufltur fakat bunu ülkemizde demokrasi var diye nitelendirmek tam bir siyasi miyoplu¤a tekabül eder. Hat›rlanaca¤› üzere AB ile üyelik tart›flmalar›n›n yo¤unlaflt›¤› süreçlerde kimi çevreler sokak lambas›n›n ›fl›¤›na aldanan horozlar gibi erkenden ötmeye bafllad›lar en erken ben öteyim anlay›fl›yla. O günlerden bugünlere de¤in bakt›¤›m›zda de¤iflen sadece sömürünün daha da katmerleflerek devam etti¤idir. Türkiye-Kuzey Kürdistan’da AB ülkelerindeki gibi burjuva demokrasinin olaca¤›n› ön görüyorlard›. Ve emperyalistlerden demokrasi umanlar bir kez daha yan›l›yorlard›. Türkiye-Kuzey Kürdistan gibi demokrasinin devrim meselesi oldu¤u yar›-feodal yar›-sömürge ülkelerde devrimin yak›n hedefi olan yeni demokratik devrim kendi demokrasi anlay›fl› olan yeni demokrasiyi de beraberinde getirecektir. Demokrasi gerçek anlam›yla; ço¤unluk ve az›nl›¤›n haklar›n› eflit derecede savunup uygulayan, ço¤unlu¤un az›nl›k üzerindeki yönetim biçimidir. Yeni demokratik halk iktidar›nda yeni demokrasi, tüm iktidar›n halk meclislerinde oldu¤u, tüm kitlelerin yönetim süreçlerinde yer ald›¤›, yönetimi denetleme, yöneticileri geri ça¤›rma yasal olana¤›n›n ve buna dönük örgütlülüklerin oldu¤u bir toplumsal süreci ifade eder. Emperyalizmin demokrasi vaatleriyle sömürü dünyas›na yeni hedefler seçti¤i, “ideolojiler bitti” diyerek s›n›f mücadelesinin önüne geçmeye çal›flt›¤›, özel mülkiyet dünyas›n›n kutsanarak sömürücü s›n›flar›n dünyan›n her yerinde saltanat sürdü¤ü bu süreçte yeni demokrasi ve yeni insan için feodalizm, emperyalizm ve komprador bürokrat kapitalizm üzerinden yükselmifl bu çürümüfl sistemin y›k›larak, proletarya önderli¤inde genifl halk kitlelerinin yeni demokratik iktidar›n›n kurulmas› bofl bir hayal de¤il, sosyalizim ve komünizm hedefli insanl›¤›n kurtulufl projesinin co¤rafyam›zdaki yak›n devrim hedefidir.


4

GÜNCEL

22-31 A¤ustos 2007

Hapishanede falaka iflkencesine A‹HM’den ceza Türk devleti işkence uygulamaları nedeniyle bir kez daha mahkum edildi. AİHM hapishanede falaka işkencesine maruz kalan Sabri Diri’ye 17 bin 500 Euro tazminat ödenmesine hükmetti

Bu kararla cezaevinde işkence yok demek mümkün değil “Sabri Diri 19 Aral›k operasyonlar› sonras›nda Kand›ra F Tipi Cezaevi’ne sevkedilmiflti. Kand›ra F Tipi’nde sadece Sabri Diri’ye de¤il, o dönemde oraya gönderilmifl bulunan tüm tutuklu ve hükümlülere yolda ve cezaevi giriflinde iflkence yap›ld›¤›n› ve bunun d›fl›nda da çeflitli iflkencelerin yap›ld›¤›n› biliyoruz. Sabri Diri de o dönemde Kand›ra’da iflkence görmüfltür. Sabri Diri Kand›ra’da iki ay kald›ktan sonra 24 fiubat tarihinde bir grup arkadafl›yla birlikte Tekirda¤ F Tipi Cezaevi���ne nakledildi. Tekirda¤ F Tipi’nin giriflinde b›y›klar› ve saçlar› kesildi, yine kötü

muameleye maruz kald›. Daha sonra ko¤uflta say›mla ilgili olarak yönetimle bir gerilim sonucunda iki kere falaka yap›ld›¤› bize görüfltü¤ümüzde söylendi. Falaka olay›ndan hemen sonra kendisi ile görüflmüfltük. K›sa süre içerisinde Cumhuriyet Savc›l›¤›’na Sabri Diri’nin cezaevi giriflinde kötü muameleye maruz kald›¤›n›, falaka at›ld›¤›n› belirten bir flikayet dilekçesi verdik. Cumhuriyet Savc›l›¤› da bu flikayet dilekçesi üzerine bir doktor raporu ald›rd›. Doktor raporunda Sabri Diri'de herhangi bir cebir, iflkence izi bulanamad›¤› belirtiliyordu. Bunun üzerine Cumhuriyet Savc›l›¤› takipsizlik karar› verdi. Biz Sabri Diri’ye iflkence yap›lm›fl oldu¤unu bizzat gözümüzle gördü¤ümüz için K›rklareli A¤›r Ceza Mahkemesi’ne itiraz ettik. A¤›r Ceza Mah-

2000 y›l›nda yap›lan katliam operasyonunda ‹stanbul Ümraniye’deki E Tipi Hapishanesin’den Kocaeli’ndeki Kand›ra F Tipi Hapishanesi’ne sevk edilen Sabri Diri burada iki ay tutulduktan sonra Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’ne sevk edildi. Diri’nin avukat›n›n verdi¤i bilgilere göre, Kand›ra F Tipi’nde ve Tekirda¤ F Tipi’nde Sabri Diri’ye di¤er siyasi tutsaklarda oldu¤u gibi iflkence ve kötü muamele yap›ld›. Diri, Tekirda¤ F Tipi’nde falaka iflkencesine de maruz

kald›. Diri’nin iflkence gödü¤ü vücudundan anlafl›labilir olmas›na ra¤men o dönemde haz›rlanan doktor raporunda iflkence izleri görmezden gelindi ve Diri’nin avukat› taraf›ndan Cumhuriyet Savc›l›¤›’na yap›lan suç duyurusu takipsizlikle sonuçland›. ‹flkence bu flekilde yasal koruma alt›na al›n›rken avukat›n Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi’ne yapt›¤› baflvuru sonucunda A‹HM’in talebiyle yap›lan muayenede Diri’ye iflkence yap›ld›¤› belgelendi. Bunun üzerine A‹HM, 31 Temmuz 2007’de verdi¤i karar›nda Türk devletini hem iflkence uygulamas›, hem de etkili soruflturma yap›lmad›¤› için Diri’ye 17 bin 500 Euro tazminat ödemeye mahkum etti.

porunu da mahkemeye gönderdikten sonra hükümet bu rapora itiraz etti.

Sabri Diri’nin avukatı Mehmet Ali Kırdök:

Sabri Diri’nin A‹HM’de Türk devletinin mahkumiyeti ile sonuçlanan davas›na iliflkin görüfllerini ald›¤›m›z Diri’nin avukat› M. Ali K›rdök flunlar› söyledi:

Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi (A‹HM), TürkiyeKuzey Kürdistan’da Maoist Komünist Partisi davas›ndan yarg›lanan ve ölüm orucu eyleminde yeralan Sabri Diri’nin hapishanede gördü¤ü iflkence nedeniyle yapt›¤› baflvuruda Türk devletini tazminat ödemeye mahkum etti.

kemesi de itiraz›m›z› reddetti. Yaln›z bu arada biz 2 Mart’ta Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi’ne müracatta bulunduk, acil müracat yapt›k. Sabri Diri’ye falaka uyguland›¤›na dair bulgular›n ayr›nt›l› olarak tetkik edilmesi için bir delil araflt›rmas› yapmas›n› talep ettik mahkemeden. Mahkeme bu talebimizi kabul etti ve 2001 y›l› Haziran ay›nda Türk hükümetine gönderdi¤i bir yaz›yla Sabri Diri’nin üniversite hastanesinde falaka tespitine olanak verebilecek flekilde ayr›nt›l› tetkikinin yap›lmas›n› istedi. Hükümet de bunun üzerine Sabri Diri’yi Edirne T›p Fakültesi Hastanesi’ne gönderdi. Orada yap›lan tetkikler sonucunda, kemik üzerinde yap›lan tetkikler sonucunda o tarihlerde Sabri Diri’ye falaka uyguland›¤› saptand›. Edirne T›p Fakültesi’nin bu ra-

Sonuçta karfl›l›kl› yar›flma sonucunda 31 Temmuz 2007 tarihinde mahkeme karar›n› verdi. Mahkeme karar›nda bizim Avrupa ‹nsan Haklar› Sözleflmesi’nin 3’üncü maddesine dayand›rd›¤›m›z taleplerimiz hem esas hem de usul yönünden kabul edildi. Bu flu anlama geliyordu. Hem Sabri Diri’ye F Tipi cezaevinde falaka uyguland›¤› mahkeme taraf›ndan kabul edildi hem de bu, savunulabilir, araflt›r›labilir bir flikayet olmas›na ra¤men o dönemde savc›l›k taraf›ndan yeterli bir araflt›rman›n yap›lmam›fl olmas› nedeniyle usulen 3. maddenin ihlal edildi¤ine karar verildi. Bunun yan›nda manevi tazminat ve avukatl›k ücretine mahkum edildi. Bunun anlam› flu: F Tipi cezaevinde falaka var. Bu mahkeme karar›yla, doktor raporuyla sabit. Bununla ilgili araflt›rma yap›lmad›¤›, devletin, mahkemelerin, adli makamlar›n, cezaevi idaresinin bu tür flikayetleri gözard› etti¤i, kulak arkas› etti¤i yine bu kararla belli oldu. Bunun etkisi ne olacak? Bundan sonra, bu karar sonras›nda cezaevlerinde ciddi bir ihbar›n, flikayetin olmas› durumunda ayr›nt›l› bir tetkik yapmak zorunda hükümet. Yine bu karar sonras›nda cezaevlerinde iflkence iddialar› yalan demek mümkün de¤il. ‹dari makamlar›n, bakanl›¤›n

cezaevinde bu tür iflkence olgular›n›n oluflmas›n› engelleyecek tedbirleri de almas› gerekiyor bu kararla”.

Hasta tutuklu ve hükümlüler serbest bırakılsın F tipi hapishanelere geçişle birlikte tutuklu ve hükümlülerde ciddi sağlık sorunları ortaya çıkmaya başladı. Bu soruna dikkat çeken demokratik kitle örgütleri hasta tutuklu ve hükümlülerin tahliye edilmelerini istediler a¤dafl Hukukçular Derne¤i (ÇHD) ‹zmir fiubesi ve ‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) ‹zmir fiubesi üyeleri hapishanelerdeki sa¤l›k sorunlar› yaflayan tutuklu ve hükümlülerin serbest b›rak›lmas›n› istediler.

Ç

ÇHD ve ‹HD üyeleri ‹zmir Bayrakl› Adliyesi C Blok önünde bir araya gelerek “Sa¤l›k hakk› ihlaline son, hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n” yaz›l› pankart aç›p, “‹çeride, d›flar›da hücreleri parçala”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek”, “Susma sustukça s›ra sana gelecek” sloganlar› att›lar. Grup ad›na aç›klama yapan ‹HD ‹zmir fiube Baflkan› Lütfü Demirkap›, hapishanelerde uygulanan tecrit politikas› nedeniyle sa¤l›k hakk› ihlallerinin artt›¤›n› hat›rlatarak, hasta tutuklu ve hükümlülerin ölüme terk edildi¤ini ifade etti. Demirkap›, “Erol Zavar, Yaflar ‹nce, Mesut Deniz, Memduh K›l›ç, Erdo¤an Ifl›klar gibi hasta tutuklular›n ard›ndan Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Nevin Yaylac›’n›n da tedavisi yap›lmayarak ölüme terk ediliyor” dedi. Demirkap› aç›klamas›na flöyle devam etti: “Bafl a¤r›s› flikayetiyle revire ç›kan Yaylac›, ‘Birfleyin yok, psikolojiktir, geçer’ denilerek geri gönderilmifl ve Yaylac› bunun sonucunda beyin kanamas› geçirmifltir. F’siyle, L’siyle, D’siyle, peflpefle infla edilen hapishanelerde, sessiz imha politikalar›na son verilmesi ve hasta tutuklu ve hükümlülerin serbest b›rak›lmas› için, bu-

radan, bir kez daha ça¤r›da bulunuyoruz”. ÇHD ve ‹HD üyeleri, aç›klaman›n ard›ndan, Nevin Yaylac›’n›n durumuna dikkat çekmek için hapispahe müdürü, ikinci müdürler, Yaylac›’y› revire götüren baflgardiyan ve gardiyanlar ile Sincan Devlet Hastanesi’nde Yaylac›’ya yanl›fl tan› koyan doktorlar hakk›nda suç duyurusunda bulundular.

Hepatit B hastas› Yaflar ‹nce için eylem ‹stanbul’da bas›n aç›klamas› yapan Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri Birli¤i de, Sincan F Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Hepatit B hastas› Yaflar ‹nce’nin sa¤l›k durumuna dikkat çekerek, tüm hasta tutuklu ve hükümlülerin serbest b›rak›lmas›n› istedi. Taksim’de Galatasaray Postanesi önünde 5 A¤ustos tarihinde aç›klama yapan Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri Birli¤i üyeleri “Tecrit iflkencesine son”, “Yaflar ‹nce ve hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n” yaz›l› dövizler açarak s›k s›k, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “Hasta tutsaklar yaln›z b›rak›lmas›n” fleklinde sloganlar att›lar. Grup ad›na aç›klama yapan Birsen Gülünay, hasta tutuklu ve hükümlülerin bilinçli bir flekilde tedavi edilmeyerek ölüme terk edildik-

lerini belirterek, 2006’dan beri Sincan 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Yaflar ‹nce’nin durumunu örnek verdi. Hepatit B hasta-

s› olan Yaflar ‹nce’nin tedavisinin engellendi¤ini ve hasta tutuklular›n F tipi koflullar›nda iyileflmesinin mümkün olmad›¤›n› vurgulayan

Gülünay, durumu kritik olan ‹nce ve tüm hasta tutuklular›n tahliye edilmesini istedi.


GÜNCEL

22-31 A¤ustos 2007

5

AKP hükümetinin “işkenceye sıfır tolerans”ı iflas etti

Polis Kanunu’ndaki değişiklik işkenceyi arttırdı me üç defa s›kt›. Beni dayak yedi¤im polis memurunun arac›yla, ailemi ise baflka bir araçla Kad›köy ‹skele Karakolu'na götürdüler. Yolda bana çokça darbeler indirdiler. Burnum k›r›ld›, gözüm fliflti, omzumda, boynumda ve karn›mda çürükler olufltu. Bana yol boyunca 'Biz senin gibi çok avukat s....., seni de s...... Biz 15 y›ld›r bu ifli yap›yoruz. Bize hiçbir fley olmaz'dediler. Karakolda ifademiz al›nd›ktan sonra serbest b›rak›ld›k" dedi. Olaydan sonra Adli T›p Kurumu'ndan rapor alan Öz'ün burnunda k›r›k oldu¤u, sa¤ ve sol omzunda, boynunda, sa¤ göz alt›nda ve karn›nda morluklar oldu¤u belirlendi. Av. Öz olayla ilgili olarak Fatih Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›'na Kad›köy ‹lçe Emniyet Müdürlü¤ü Önleyici Hizmetler Büro Amirli¤i'nde görevli polisler hakk›nda suç duyurusunda bulundu.

Kay›td›fl› gözalt› ve iflkence devam ediyor

Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nda de¤ifliklik yap›lmas›n›n ard›ndan birçok yerden iflkence haberleri de artarak gelmeye bafllad›. Kanun'da yap›lan de¤ifliklik silah kullanma, toplumsal olaylara müdahale etme, görevini kötüye kullanmakla suçlanan polislerin yarg› karfl›s›nda savunulmas› ve polislerin arama yapmas› ile ilgili konularda olurken, 1 Haziran'da yürürlü¤e giren Kanun'daki de¤iflikliklerin ard›ndan birçok yerde polisler taraf›ndan uygulanan iflkence haberleri gelmeye bafllad›.

Atik, savc›n›n karakola ça¤r›lmas›n› isteyince kendisine sald›ran bir polis de, "Senin a¤z›na s..., i. o¤lu i. Can›m› s›kma, seni aya¤›m›n alt›na al›r›m" sözleriyle hakaret etti¤ini söyledi. Atik, bir kameraman›n gözalt›na al›n›fl›n› kaydetti¤ini söyleyince polislerin kendisine, "Gel, anlaflal›m" dedi¤ini kaydetti. Karakolda maruz kald›¤› kötü muameleye iliflkin Trabzon Valili¤i'ne suç duyurusunda bulunan Av. Atik, 100 bin YTL'lik tazminat istedi.

Avukata karakolda iflkence ‹stanbul Barosu'nda kay›tl› avukat Semih Atik, tatil için gitti¤i memleketi Trabzon'daki Akçaabat Karakolu'nda kötü muameleye maruz kald›. Trabzon'un Vakf›kebir ‹lçesi'nde 5 A¤ustos'ta yap›lan 'Ekmek Festivali'ne kat›lan Atik, gece yar›s›ndan sonra tand›¤› baz› kiflilerin gözalt›na al›nd›¤›n› gördü. Atik, avukat kimli¤ini gösterdi¤i polislere "Neden gözalt›na al›yorsunuz" diye sordu. Ancak polis bilgi vermeyece¤ini, karakola gelmesini söyledi. Atik, karakola gitmek isteyince polislere, "Karakola gitmek için arac›n›za binebilir miyim" diye soruyor ve bunun ard›ndan polisler taraf›ndan tartaklanmaya bafll›yor. Akçaabat Karakolu'na götürülen Av. Atik olay› flöyle anlatt›: "Karakolda 4-5 polis beni aralar›na al›p itip kakmaya bafllad›". Yan›na gelen bir komiserin bo¤az›n› s›kt›¤›n› belirten Atik, avukat kimli¤ini gösterdi¤ini ve komiserin kimli¤i yüzüne f›rlatt›¤›n› ifade etti.

Polisler avukat›n burnunu k›rd› Av. Muammer Öz 29 Temmuz Pazar günü, Kad›köy'de Moda sahilinde bir çay bahçesinde yak›nlar›yla birlikte otururken yanlar›na iki polis geldi. Polislerden biri Av. Öz'ün a¤abeyi ‹brahim Öz'e "Seni birine benzettim, ç›kar kimli¤ini" dedi. Bu s›rada telefonu çalan Muammer Öz'ün telefonda konufltu¤unu gören polis memuru, "Kapat o telefonu. Nas›l telefonla konufluyorsun" dedi. Muammer Öz ise, "Ben avukat›m. Bak›n kimli¤ime. Böyle kimlik sorulmaz. Biz ailece burada oturuyoruz" dedi. Bunun üzerine polis memuru Av. Öz'ü yakas›ndan tutarak tartaklay›p yumruk att›. Olay yerine birçok polisin gelmesinin ard›ndan ayn› polisin kendisine sald›rmay› sürdürdü¤ünü belirten Öz, "Bahsetti¤im polis memuru onlar gelince bana tekrar vurmaya çal›flt›. Cebinden biber gaz› ç›kart›p yüzü-

‹stanbul'da 27 Temmuz günü abisinin nikah yeme¤inden dönen Sinan Tekpetek Taksim Gezi Park›'nda polislerin yapt›¤› Genel Bilgi Taramas› (GBT)'nin ard›ndan bir taksiyle kendisine yaklaflan polisler taraf›ndan kaç›r›ld›. Özgür Hayat Gazetesi ve Yüzde 52 Öfke dergisinin yaz› iflleri müdürlü¤ünü yapan Tekpetek, kaç›r›ld›¤› araçta ve daha sonra götürüldü¤ü ›ss›z bir yerde iflkenceye maruz kald›. Tekpetek kaç›r›lma olay›n› flöyle anlatt›: "Kimlik tespitinden sonra bir polis arac› yan›ma yaklaflt›. Üç polis vard›. Ne oldu¤unu anlayamadan gözüme biber gaz› s›kt›lar. Sonra beni kargatulumba araca soktular. Arac›n içinde beni dövmeye bafllad›lar. Ne oldu¤unu sordukça çok a¤›r küfür ettiler. Kafam› kald›rd›¤›m anda biber gaz› s›kt›lar". Bir yandan gözlerini kapat›p bir yandan da kendini korumaya çal›flt›¤›n› anlatan Tekpetek, 20-30 dakikal›k yolculuktan sonra kendisini arabadan indirdiklerini söyledi. Gitti¤i yerde sadece eski surlar oldu¤unu fark eden Tekpetek, üç polise yedi-sekiz resmi üniformal› polisin daha kat›ld›¤›n› anlatarak flöyle devam etti: "Araçtan indirip yerde tekmelemeye, coplamaya bafllad›lar. Neden beni buraya getirdiniz? Faili meçhul mü yapacaks›n›z diye sordum. Soruma sinirlenen polisler a¤›r küfürler edip vurmaya devam ettiler. Yüzümü korumaya çal›flt›m. S›rt›m› çok fazla coplad›lar. Burada yar›m saatten fazla dayak olay› sürdü. Sonra beni tekrar araca bindirdiler. Yaklafl›k 15 dakika sonra 30-40 kilometre h›zla gitti¤ini tahmin etti¤im arac›n içinden beni att›lar". 20 günlük ifl göremez raporu alan Tekpetek, ‹HD’de bas›n aç›klamas› yapt›. Tekpetek Beyo¤lu Adliyesi’nde suç duyurusunda da bulundu.

Beyo¤lu Tarlabafl›'nda arkadafl› ile birlikte babas›n› ziyaretten dönen Mehmet Nezir Çirik ve arkadafl› Arif K›l›ç gözalt›na al›narak götürüldükleri Taksim Polis Merkezi'nde iflkence gördüler. Üzerlerinden çak› ç›kt›¤› için gözalt›na al›nan iki arkadafla Taksim Polis Merkezi'nde polisin yazd›¤› ifadeyi imzalamad›klar› için kaba dayak at›ld›. Daya¤›n ard›ndan istedikleri gibi ifade verebilen iki arkadafl gözalt› mevzuat› gere¤i yap›lan doktor muayenesine götürülmeden karakoldan ç›kart›ld›lar. Çirik olay›n devam›n› flöyle anlatt›: "D›flar› ç›kar›ld›k. Arkadafl›m Arif K›l›nç'›n efli ve kay›nbiraderi de karakolun önüne gelmiflti. Karakol ç›k›fl›nda sinir hastas› K›l›nç, kendini yere atarak ba¤›rd›. Devriye gezen polis ekibi gelip dördümüze de vurdu. Bir duvar›n önüne y›¤›ld›m. Sonra 'Sizi hastaneye götürüyoruz' denilerek araca konulduk. Ama bizi Dolapdere'de yol kenar›na b›rakt›lar. Murat Demir isimli arkadafl›m› arad›m. Arabas›yla bizi Taksim ‹lk Yard›m Hastanesi'ne götürdü. Biz içerdeyken bir araç dolusu polis geldi. 'Ne ifliniz var burada' diyerek bizi zorla d›flar› ç›kard›lar". Böylece muyene olmalar› engellenen iki arkadafl ertesi gün ‹stanbul Üniversitesi Çapa T›p Fakültesi'nde muayene oldular. Mehmet Nezir Çirik'in dala¤›n›n patlam›fl oldu¤u belirlendi ve ameliyatla Çirik'in dala¤› al›nd›.

Karakolda dövdüler, soka¤a att›lar, hastaneye gitmesini engellediler

Siirt’te askerler köy yolunu kapattı Siirt'in Pervari ‹lçesi'nde Yapraktepe Köyü'ne ba¤l› Çemê Karê Mezras›'n›n yolunu keyfi bir flekilde kapatan askerler, mezrada yaflayan köylülere göç etmeleri için bask› uyguluyorlar. Türk Genelkurmay›'n›n Haziran ay›nda Hakkari, fi›rnak ve Siirt illerinin s›n›rlar›n› kapsayan 'güvenlik bölgesi' uygulamas›n›n akrd›ndan Siirt'in Pervari ‹lçesi'ne ba¤l› olan Çeme Kare mezras›nda yaflayan köylüler Pervari ‹lçe Jandarma Komutanl›¤›'nda görevli üste¤men ve korucular›n artan bask›lar› ile yaflamaya bafllad›lar. Köylülere ajanl›k yapmalar› için bask› uygulayan asker ve korucular, köylülerin karfl› ç›kmas› üzerine mezran›n yolunu kapatarak, ulafl›m› engellediler. Savc›l›¤a flikayette bulunan köylüler ise gözalt›na al›narak iflkence görme ve öldürülme tehditi ile karfl› karfl›ya kal›yorlar. Pervari ‹lçe Jandarma Komutanl›¤›'nda görevli üste¤menin gözalt›na ald›¤› köylülere geril-

lalar› ihbar ederlerse öldürülen gerilla bafl›na 20 YTL ödeyece¤ini söyledi¤i ve köylülerin buna uymas› için bask› yapt›¤› belirtiliyor. Köylüler askerin ajanl›k bask›s›na karfl› ç›k›nca üste¤men de köylüleri cezaland›rmak için 'özel güvenlik bölgesi' gerekçesiyle uzun bir süre toprak ve kayalarla köyün yolunu kapatt›. Köyün yolunun kapal› olmas› ve girifl ç›k›fllar›n engellenmesi nedeniyle ateflli hastal›k geçiren bir bebek yaflam›n› yitirdi. Köyün yollar› kapal› oldu¤u için nüfusa dahi kaydettirilemeden yaflam›n› yitiren bebe¤in yak›nlar› savc›l›¤a flikayette bulunmak istediklerinde ise yine Pervari karakolunda görevli üste¤men taraf›ndan tehdit edildiler ve flikayette bulunmalar› da engellendi. Üste¤men köylüleri, "Bana getirdi¤iniz her teröristin kellesi bafl›na size 20 bin lira verece¤im. Kelle getirmedi¤iniz takdirde hepinizi öldürece¤im" diyerek tehdit etti.

Kürdistan soyadına sınırdışı Hakkari'nin Yüksekova ‹lçesi'ne ba¤l› Esendere Beldesi S›n›r Kap›s›'ndan girifl yapan Mihribani Kurdistani adl› ‹ran vatandafl›, soyad›ndan dolay› s›n›r d›fl› edildi. Edinilen bilgilere göre, ‹ran'dan Suriye'ye gitmek üzere 13 A¤ustos günü Esendere S›n›r Kap›s›'ndan girifl yapan 3 otobüs pasaport kontrolü için kap›da uzun süre bekletildi. Kontrol esnas›nda Mihribani Kurdistani adl› ‹ran vatandafl›n›n evraklar›na el konuldu. Yaklafl›k 3 saat s›n›r kap›s›nda bekletildikten sonra Kurdistani'ye, soyad› nedeniyle girifl yapmas›na izin verilmeyece¤i bildirildi. ‹ran taraf›n›n tüm giriflimlerine ra¤men Kurdistani bu gerekçe ile s›n›r d›fl› edildi. Kurdistani'nin bu gerekçe ile s›n›r d›fl› edilmesinin uluslararas› yasalara ayk›r› oldu¤unu ifade eden Hakkari Barosu

Ayflenur Zarakolu ismi yasakl› oldu

Diyarbak›r Büyükflehir Belediyesi taraf›ndan Kayap›nar Beldesi’nde yap›lan parka yazar Ayfle Nur Zarakolu’nun ismi verilmek istendi, ancak Zarakolu’nun ismi Türk devleti taraf›ndan sak›ncal› bulundu. Defalarca yazd›¤› yaz›lar, savundu¤u görüfller yüzünden yarg›lanan ve hapis yatan Ayflenur Zarakolu’nun isminin parka verilmesine önce Diyarbak›r Valili¤i engel oldu. Diyarbak›r Büyükflehir Belediyesi bunun üzerine Bölge ‹dare Mahkemesi’ne baflvurdu ancak Mahekeme de valili¤in karar›n› destekledi. Mahkeme karar›nda Ayflenur Zarakolu ile ilgili olarak, “Terörist örgütün propagandas›n› kitaplar›nda yapan ve bunlar› yay›nlayan bir kitabevinin sahibi oldu¤u için DGM taraf›ndan 5 ayl›k hapis cezas› mahkûmiyeti bulunan bir kiflinin isminin bir parka verilmesinin hukuka ayk›r› olaca¤› kanaatine var›lm›flt›r” ifadelerine yer verildi.

avukatlar›ndan Muhyettin Güngür, "Türkiye Avrupa Konseyi üyesidir. Bu üyelik dolay›s›yla Avrupa ‹nsan Haklar› Sözleflmesi'ni imzalam›fl ve iç hukukunu ona göre düzenlemifltir" dedi. S›n›r d›fl› uygulamas›n›n A‹HS'in çeflitli maddelerinin ihlali anlam›n› tafl›d›¤›n› kaydeden Güngür, "S›n›r d›fl› uygulamas›yla A‹HS'in 9. maddesinde yer alan düflünce ve vicdan özgürlü¤ü, 10. maddede yer alan ifade özgürlü¤ü ve en önemlisi de 14. maddesinde yer alan ayr›mc›l›k yasas› ihlal edilmifltir. Kurdistani yaflad›¤› ‹ran yasalar›na göre verilen bir isimle Türkiye'ye girmek istemifl. Ancak hukuka ayk›r› bir flekilde s›n›r d›fl› edilmifltir" dedi.


6

EMEK-HABER

22-31 A¤ustos 2007

Ekonomi balonunun havası erken söndü Borsa 52 binler seviyesinden 46 bine gerilerken ABD Dolar’› 1.360 YTL, Avro 1.820 YTL’ye, ‹ngiliz Sterlin’i ise 2.690 YTL’ye yükseldi. Borsa ve hisse senetlerinde yaflanan düflüfl dövizdeki art›flla birleflince ekonomide 15 milyar Dolar tutar›nda yeni bir gedik aç›lm›fl oldu 2006'n›n ikinci yar›s›nda ABD'de konut sektöründe bafllayan durgunluk ve sonras›nda ABD Merkez Bankas› (FED)’in faiz artt›r›m›na gitmesi ile düflüfle geçen ‹stanbul Menkul K›ymetler Borsas› (‹MKB), kimi büyük sermayeli uluslararas› fonlar›n batmas› sonras› yeni bir kriz dalgas›n›n sarmal›nda. Seçimlerin ard›ndan popülaritesi artan “tek parti hükümeti=istikrar” formülü ve “ekonominin bahar›” söyleminin ne denli gerçek d›fl› oldu¤u, uluslararas› piyasada yans›yan ve ABD, AB, Çin, Rusya gibi ülkelerden ziyade TC ve di¤er yar›-sömürge, sömürge ülkelerin borsalar›na dip yapt›rarak ekonomide kriz çanlar›n›n çalmas›na yol açan bu krizle aflikar oldu. Borsa 52 binler seviyesinden 46 bine gerilerken Dolar ve Avro YTL karfl›s›nda büyük de¤er kazand›. ABD Dolar’›n›n 1.360 YTL, Avro’nun 1.820 YTL’ye, ‹ngiliz Sterlin’i 2.690 YTL’ye yükseldi. Borsa ve hisse senetlerinde yafla-

Açl›k s›n›r› 862 YTL’ye ç›kt›

nan düflüfl dövizdeki art›flla birleflince ekonomide 15 milyar Dolar tutar›nda yeni bir gedik aç›lm›fl oldu. Uluslararas› yat›r›m flirketlerinin “Türkiye gibi ülkelerden kaç›n›n” ça¤r›lar› do¤rultusunda yaflanan kaç›fl, piyasalarda nakit para ve döviz a盤›n›n artmas›na yol açarken, Merkez Bankas›’n›n döviz satarak bu duruma müdahale etmesi de bu ihtiyac› karfl›lamaktan uzak kald› ve Merkez Bankas›’n›n döviz rezervlerinin erimesinden öte bir ifllev oynamad›. Asl›nda bu durum uzun süredir bekleniyordu. Zira AKP hükümetinin yar›-sömürge ülke gerçekli¤inden ötürü izledi¤i IMF, Dünya Bankas› endeksli d›fla ba¤›ml› ekonomi, borç ve özellefltirmelere dayal› ekonomik “büyüme”, yüzde 18’lik art›flla 5.5 milyon dolara ulaflan d›fl ticaret a盤› vb ülkemizde yaflanan bu krizin yolunu döfledi. Elbette iflin di¤er ve en önemli boyutunu ise piyasa denilen olgunun uluslararas› olmas› ve haks›z kazanca dayal› niteli¤i olufl-

turuyor. Zaten ABD’de patlak veren, Asya’dan Avrupa’ya tüm piyasalara yay›lan bu krizin geliflim serüveni de bunun göstergesidir. Dünya ölçe¤inde üretim miktar›n›n çok üzerinde bir paran›n dolafl›mda oldu¤u, üretimden ziyade faiz ve ranta yat›r›m›n yap›ld›¤› bu sistemin flu anda yaflad›¤› irili-ufakl› tüm bu sanc›lar asl›nda k›sa vadede cereyan eden herhangi bir geliflmeden ileri gelmiyor. Bilakis bu sanc›lar sistemin çok uzun vadedeki tekelleflme, mali sermayenin “mutlak” egemenli¤i, s›cak paran›n hükümdarl›¤› yöneliminden ileri geliyor. Çünkü kapitalizmin temel amac› ve yönelimi haks›z kazanç (sömürü), bir baflka ifade ile kard›r ve bu kar›n elde edilmesi geliflmenin belirli bir aflamas›nda tekelleri zorunlu k›lmaktad›r. “Büyük bal›k küçük bal›¤› yutar” felsefesinin iflledi¤i kapitalizmde, her bir ürünün üreticisinin say›s›n›n daralt›lmas›, yani tekellere geçilmesi büyük bir öneme sahiptir ve kaç›n›lmaz-

d›r. Bu sürecin sonunda serbest rekabetçi kapitalizmin yerini b›rakt›¤› tekellerin ege-

ülkeler baflta olmak üzere her bir ülke ekonomisinin dünya ekonomisiyle olan ba¤›, büyük piyasalarda yaflanan-yarat›lan krizlerin ba¤›ml› ülkeleri büyük çapta etkilemektedir. Bu realiteyi görmezden gelerek sadece sonuçlar üzerinde tart›flan burjuva, komprador medya ve kalemflorlar› bu krizlerin geçici oldu¤unu, piyasalar›n k›sa sürede “pembe bulutlarda dolaflaca¤›n›” dillendirmeye bafllad›lar bile. Oysa s›cak para saltanat› geride kalm›fl olan ve özellefltirilecek pek bir fley b›rakmayan AKP hükümetinin, artan iç ve d›fl borç, yükselen faiz, artan d›fl ticaret a盤›, azalan üretim, büyüyen enerji ihtiyac› gibi bir dizi nedenle bir kriz hükümeti olacakt›r.

THY çal›flanlar› “g(ö)rev” dedi

“Kapsam” ve “giyim yard›m›” maddelerindeki uyuflmazl›k nedeniyle t›kanan toplu sözleflme görüflmelerinden çekilerek, 16 A¤ustos’ta grev karar› alan Tez-Koop-‹fl sendikas›, TÜB‹TAK’›n Türkiye Araflt›rma Alan› (TARAL) projelerinde görev yapan ve toplu ifl sözleflmesi kapsam› d›fl›nda kalan personelin kapsam içinde de¤erlendirilmesini istiyor. Sendika, ayr›ca giyim yard›m›n›n günün koflullar›na göre yeniden düzenlenmesini istiyor.

AKP, iflsizlere 50 bin kifli daha katt› Türkiye ‹statistik Kurumu (TÜ‹K)’in Nisan-May›s-Haziran dönemini kapsayan üç ayl›k iflsizlik araflt›rmas›, iflsiz nüfusa May›s ay› itibari ile 50 bin kiflinin daha eklendi¤ini ortaya koydu. TÜ‹K’in söz konusu araflt›rmas›na göre iflsizler ordusu bu yeni kat›l›mlarla birlikte yüzde 8.9’a ulaflarak, 2 milyon 265 bin oldu. Hükümeti ve devleti aklamak üzere infla edilmifl resmi bir kurulufl olan TÜ‹K’in araflt›rmas›ndaki bu verilerin gerçe¤i yans›tt›¤›na kanaat etmek mümkün de¤il. Zira TÜ‹K’in bu (gayri)resmi araflt›rmas› say›lar› 2 milyon 100 bini aflan ifl aramayanlar› ve mevsimlik iflçileri kapsam›yor. TÜ‹K’in (gayri)resmi araflt›rmas›na bu kesimler de eklendi¤inde iflsizlik oran›n› yüzde 17.4, yani 4 milyon 365’ini buluyor.

Devrim; kitlelerin sosyal, siyasal, kültürel ve iktisadi olarak de¤iflmesi ve bu de¤iflimle üretenlerin iktidarda oldu¤u nitel anlamda yeni bir toplumsal yaflam projesidir. Bunun gerçekleflmesi elbetteki zor bir ifltir. Bir toplumun yeniden yarat›lmas›na benzeyen ve ciddi anlamda emek ve fedakarl›k isteyen bir çal›flmad›r. Ancak, var olan sistemlerin niteli¤ine ve yap›s›na bak›ld›¤›nda, kitlelerin bu iktidardan hoflnut olmad›¤› görülmektedir. Bu hoflnutsuzluk iyi örgütlendi¤i zaman bahsini etti¤imiz büyük de¤iflimin gerçekleflmesi kolaylafl›r. Fakat insanl›¤›n geliflim evresi de¤erlendirildi¤inde, iktidar›n güç olarak de¤erlendirmesi ve bilinçlerde böyle yer edinmesi büyük problemler yaratmaktad›r. Yani eflitlikten, fleffafl›ktan paylafl›mdan uzak, bireysel kurtuluflu düflünen, bunun içinde güç s›namas›na yönelen bir varl›k haline dönüflmektedir. Bundan kaynakl› gerici iktidarlar›n yaratt›¤› bilinç daha kolay yollardan kurtulmay› öngörüyor. Daha do¤rusu bu “kurtulufl” ezici ço¤unlu¤un daha fazla kölelefltirilmesi üzerinden az›nl›¤›n daha fazla varl›k içerisinde yaflamas›n› sal›k vermektedir. Tam da burada insana biçilen misyonun ne olmas› gerekir sorusuna verilen cevapta, egemenlerden nitel anlamda ayr›flt›¤›m›z görülmelidir. Onlar da sözüm ona insana büyük de¤er verdiklerini söylemektedirler. Ancak gerçek hiç de onlar›n söyledi¤i gibi de¤ildir. Onlar her zaman insan› metalaflt›rarak daha fazla varl›k içerisinde kendi egemenliklerini sonsuza dek sürdürmeye çal›flmaktad›rlar. Bu bir avuç az›nl›¤a karfl› ço¤unlu¤un verdi¤i insan merkezli kurtulufl mücadelesi ilerici-devrimcidir. ‹flte bunun mücadelesini vermek, insan olman›n gereksinimlerini yerine getirmek bizlerin tayin edici görevimizdir. Fakat genel anlamda mücadele içerisinde de ihtiyaçlar kapsam›nda hareket etmeyen, s›n›fsal-toplumsal kurtulufl mücadelesinin yerine, kendi bireysel ç›karlar› ve istekleri do¤rultusunda hareket edenler çok aç›k ki mücadelenin ihtiyaçlar› do¤rultusunda devrimci dönüflümü kendi içerisinde yeterince tamamlayamam›fl, bu noktada mücadelenin zorunlulu¤unu yeterince bilince ç›kartamam›fl bireylerdir.

Ayn› ailenin, sa¤l›kl› bir biçimde beslenebilmesi için gerekli harcaman›n geçen ay itibariyle günlük 16 YTL 44 YKr oldu¤u ifade edilen araflt›rmada, ailenin ayl›k g›da harcamas› toplam›n›n yaklafl›k 493 YTL oldu¤una iflaret edildi.

Türk-‹fl’e ba¤l› Tez Koop-‹fl Sendikas›, yaklafl›k 3 bin çal›flan› kapsayan toplu ifl sözleflmesi görüflmelerinde anlaflmaya var›lamamas› nedeniyle Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araflt›rma Kurumu (TÜB‹TAK) ve ba¤l› ifl yerlerinde grev karar› ald›.

Bürokratik zihniyeti aflmak

peryalizm ça¤›nda yar›-sömürge, sömürge

9 A¤ustos günü aç›klanan araflt›rmaya göre; bir kiflinin açl›k s›n›r› Temmuz 2007’de, bir önceki aya göre yüzde 0.44 artarken, ayn› dönemde 4 kiflilik ailenin yoksulluk s›n›r› ise yüzde 0.19 yükseldi. Türkiye Kamu-Sen’in araflt›rmas›nda, 4 kiflilik ailenin geçen ayki ortalama g›da ve bar›nma harcamalar› toplam›n›n 872 YTL 97 YKr oldu¤u belirtildi.

Toplu ifl sözleflmelerinde bir anlaflmamaya var›lamayan TÜB‹TAK’ta grev karar› al›nd›.

Dursun BAfiTU⁄

menli¤indeki kapitalizm, nam› di¤er em-

Türkiye Kamu-Sen taraf›ndan yap›lan araflt›rma; geçen ay çal›flan bir kiflinin açl›k s›n›r›n›n 862 YTL 68 YKr, 4 kiflilik ailenin yoksulluk s›n›r›n›n da 2 bin 247 YTL 12 YKr’ye yükseldi¤ini ortaya koydu.

TÜB‹TAK’ta grev karar›

EME⁄‹N KÜRSÜSÜ

Türk Hava Yollar› ve Türk Hava Yollar› Teknik Afi’nin uzlaflmaz tutumlar› nedeniyle toplu sözleflme görüflmelerinin t›kanmas›n›n ard›ndan Hava-‹fl sendikas›n›n ald›¤› grev karar›, 11 bin 500 iflçinin haklar›n› ve mücadelesini bütün ülkenin gündemine tafl›rken, hükümeti ve THY ile THY Teknik Afi yöneticilerini tedirgin etmeye devam ediyor.

Patronlar greve karfl› yekvücut oldular Hava-‹fl sendikas›n›n grevi gündeme getirmesinin ard›ndan patronlar camias› ve devlet hep bir a¤›zdan greve gidilmesinin ülke ekonomisini büyük s›k›nt›ya sokaca¤› nakarat›n› dillendirirken, patronlar›n gazeteci-yazarlar› da grev karar›n› ve Hava-‹fl sendikas› ile THY-THY Teknik Afi çal›flanlar›n› hedef göstermeyi ihmal etmediler. THY Genel Müdürü Temel Tokil, greve ç›k›lmas› halinde THY ve THY Teknik Afi’de küçülmeye gitmek zorunda kalacaklar›n› söyleyerek iflçileri tehdit ettiler. Zaten bunun bir tehdit oldu¤unu Ulaflt›rma Bakan› Binali Y›ld›z da; “Yönetimin, bugün ‘greve gidersek küçülürüz’ diye bir aç›klamas› var. Bu ne demek? Bu; bu personeli tafl›yamay›z demektir. O halde birçok personel kap› d›fl›na konulacakt›r”. Evet tehdit bu kadar aç›k. Binali Y›ld›r›m’›n “kap› d›fl›na konulacakt›r” söyleminin de tehdit içinde tehdit niteli¤ini tafl›d›¤› gözden kaç›r›lmamal›! Türkiye Seyahat Acenteleri Birli¤i Baflkan› Baflaran Ulusoy da grev karar›na karfl› ç›kan-

Toplu görüflmelerde ilk iki tur yap›ld›

lar kervan›nda yer alarak; grevin ülke turizmini 5 y›l geriye götürece¤ini öne sürdü ve iflçilerden verilenleri kabul etmelerini istedi!

Patronlar›n birli¤ine karfl› iflçilerin “grev birli¤i” Yasal olarak 24 saatte tamamlanmas› gereken grev oylamas›n›n, flirket yönetimleri taraf›ndan gayri-hukuki bir flekilde 4 güne yay›lmas›, 42 milyon seçmen için 12 saatlik oy kullanma süresi tan›nan genel seçimlerle karfl›laflt›r›ld›¤›nda hayli dikkat çekici! Sendikaya üye olmayan, ancak greve kat›lma haklar› olan bin 300 iflçinin, bir güvenceleri olmamas› nedeniyle “hay›r” oyu kullanmak zorunda b›rak›lmas› oylamadaki bir di¤er dikkat çekici nokta oldu. Tüm bu engellemelere karfl›n oylamadan greve “evet” karar› ç›kt›.

‹flçiye verecek 1 kurufl fazlalar› yokmufl! THY Yönetim Kurulu Baflkan› Candan Karl›tekin, grev olsun olmas›n iflçilere, kendilerinin önerdikleri zamdan 1 kurufl daha fazlas›n› vermeyeceklerini söyleyerek, daha fazlas›n› vermeleri durumunda THY’nin zarar edece¤ini öne sürdü. Oysa THY, ülkemizdeki hava yolu yolcu tafl›mac›l›¤›n›n yüzde 65’ini elinde bulunduruyor. Sadece son alt› ay içerisinde tafl›d›¤› yolcu say›s›n› yüzde 19.5 oran›nda (1.5 milyon) artt›ran ve dünyadaki havayolu yolcu tafl›mac›l›¤› yapan flirketler içerisinde elde etti¤i kar pay› ile Avrupa ve dün-

Milyonlarca kamu emekçisini ilgilendiren toplu görüflmelerde birinci tur 15 A¤ustos, ikinci tur ise20 A¤ustos günü yap›ld›. Toplu görüflmelere Kamu Emekçileri Sendikalar› Konfederasyonu (KESK) kat›lmad›. ‹flveren ad›na Devlet Bakan› ve Baflbakan Yard›mc›s› Mehmet Ali fiahin ile kamu emekçileri ad›na Kamu-Sen ile Memur-Sen’in kat›ld›¤› toplu görüflmeler, Ankara’daki Baflbakanl›k Merkez Binas›’nda gerçeklefltirildi. KESK’in, toplu görüflmelerin bir aldatmacaya dönüflmesinden ötürü görüflmelerde yer almad›¤› ve toplu sözleflmeye dönüfltürülmesi gerekti¤ine dikkat

ya ortalamas›n›n üzerinde olan iki flirketten biri British Airways iken di¤eri Türk Hava Yollar› (THY)!. Kald› ki Ulaflt›rma Bakan› ‹smet Y›lmaz istemeden de olsa sürçü lisan ederek bu gerçe¤i a¤z›ndan kaç›r›yor: “D›fl hatlarda tafl›nan yolcu say›s› 2005 y›l›nda rekor seviyeye ulaflt›, ancak bu y›l flu an itibariyle 2005 y›l› rakamlar› da afl›lm›fl durumda”.

Bu kez iflçiye karfl› hükümet devreye girdi THY ve THY Teknik Afi yönetimlerinin iflçileri görmezden gelen, onlar›n taleplerini k›r›nt›larla geçifltirmeye dönük tutumlar› nedeniyle grevin kap›ya dayanmas› sonras›nda hükümet devreye girerek arabuluculuk rolüne soyundu. Baflbakan Yard›mc›s› Mehmet Ali fiahin, Çal›flma Bakan› Murat Baflesgio¤lu ve Maliye Bakan› Kemal Unak›tan’dan teflekkül bir komisyon kuran Bakanlar Kurulu, iflverenle Hava-‹fl sendikas›n› bir araya getirecek. Görüflmede devlet heyetinin, THY ve THY Afi yönetimiyle el ele vererek Hava-‹fl ve onun flahs›nda binlerce emekçiyi haklar›ndan feragat etmeye zorlayaca¤› aflikar. Zaten son söz yetkisinin “Uzlaflt›rma Komisyonu-Heyeti” ad› alt›nda hükümete (devlete) terk edildi¤i bir zemin aç›kt›r ki hükümeti, iflçiye karfl› patronun garantörü yapacakt›r, yapmaktad›r. Grev, patrona, hükümete ve onun sözcülü¤ünü yapt›¤› devlete emekçilerin gerçek gücünü gösterecek, emekçileri haklar›na-taleplerine kavuflturacak tek araç görünmüyor…

çekti¤i toplu görüflmelerde üçüncü tur 22 A¤ustos günü yap›lacak. Kamu emekçilerinin toplu sözleflme haklar›n› revize ederek ellerinden alan ve bu hakk› toplu iflveren olan devletin son sözü söyledi¤i bir arenaya çeviren toplu görüflmelerde y›llard›r kamu emekçilerinin mevcut sosyal haklar›, destek primleri ve maafllar› budan›yor. ‹flçilerin eylem, grev ve mücadele silahlar›n› kullanmalar›n›n önünü almak esas›na dayanan toplu görüflmeler, kamu emekçilerinin haklar›n›n kazan›lmas› için adres olarak masa bafl› görüflmelerini iflaret ediyor.

Sistemin sömürü ve bask›s› karfl›s›nda devrimi örgütlemenin görevlerine olanca gücüyle bilinçli bir flekilde sar›lmayanlar, kendilerini tekrar tekrar gözden geçirerek zay›f yanlar›n› yine mücadele içerisinde güçlendirmeye çal›flmal›d›rlar. Unutmayal›m ki sürekli tart›flt›¤›m›z tasfiyecilik kiflilerden muaf sadece devrimin kollektif güçleri için bir tehlike de¤il ayn› zamanda bu kollektifler içerisinde yer alan her birey için de geçerli ve tehlikedir. Bunun için “tehlikeyi” veya “k›r›lmay›” kendimizden uzak görmeden zay›f yanlar›m›z› önce görüp sonra bununla amans›z bir mücadele içerisinde olmal›y›z. Bu olumsuzluklar› aflma gayreti içerisinde olmayanlar, kabul etmek gerekir ki, devrimci ihtilalci ruhtan uzak, kitlelerin devrimci taleplerine cevap olamayan, varl›k-yokluk aras›nda gidip gelen ve kendisini sürekli tekrar etmenin ötesine geçemeyenlerdir. Siyasal co¤rafyam›zda yürütülen s›n›f mücadelesine bak›ld›¤›nda, günden güne geliflmekte olan reformizmin varl›¤› görülmektedir. Sendikal mücadele içerisinde yöneticili¤in yüksek mebla¤da ücretler almayla eflde¤er görüldü¤ü, bundan dolay› ekonomizme düflülen bir mücadele zemininde, s›n›f›n kurtuluflu için mücadeleden bahsetmek mümkün de¤ildir. Kendi içerisinde fleffaf ve demokratik olmayan hiçbir örgütlülü¤ün, demokrasi ve eflitlik için mücadele etmesi inand›r›c› olamaz. Genel anlamda solda ve demokratik olarak ifade edilen sendikal harekette, merkeziyetçili¤in ve demokrasinin sorunlu oldu¤unu varsayd›¤›m›zda, bu örgütlenmenin genifl kitlelere getirece¤i kazan›m›n öngörülmesi büyük bir yan›lg› olur. ‹ktidar› hükmetme arac› ve sefa saltanat› olarak alg›layan her bireyin gidece¤i yer sistemin kirli çarklar›d›r. Sendikal hareket içerisinde sistem karfl›s›nda al›nan yenilgilerin objektif de¤erlendirilerek olumsuzluklardan köklü bir flekilde kopulmad›¤› sürece, subjektif de¤erlendirmelerle geçici çözümler araman›n geçmiflte bir faydas› olmad›¤› gibi bugün de bir kazan›m› olmayacakt›r. Söylenenlerle yap›lanlar aras›nda büyük çeliflkilerin oldu¤u ve al›nan baflar›s›zl›klardan dolay› sürekli tali boyutlar› deflilerek, esas nedenlerine girilmedi¤i bir ortamda, kalk›p güven vermekten uzak, mevcut olumsuzlu¤un teorisini yapmak kifli-grup imtiyaz›n› güçlendirmenin ötesinde bir ifle yaramamaktad›r. Sendikal hareketler içerisinde hastal›k haline gelen bu durum görmezlikten gelinemez. Kendisine veya gurubuna karfl› liberal olan, ancak iç tart›flmalarda sekter tutumlarla üstünlük sa¤lamaya çal›flan her kim veya grup olursa olsun s›n›f›n ç›karlar› eksenli bir sendikal mücadele yürütmedi¤i-yürütemeyece¤i aç›kt›r. Bürokratik memur ziyniyetini elden b›rakmayan bütün anlay›fllar uzun vadede devrim önünde niyetlerine karfl›n engeldirler. Bu alanda baflar›n›n sa¤lanmas› bizlerin gerçek anlamda demokratik, özgürlükçü ve aç›k bir yönetim anlay›fl›n› içsellefltirmemizden ve bu anlay›fl›n ihtitiyaçlar›na göre flekillenmemizden geçer. Yenisini infla ederken ideolojik-politik sa¤laml›¤›m›z yoksa, burdan büyük kazan›mlar elde etmeyi beklemek mümkün de¤ildir. ‹ktidar›n kendisi zor yoluyla al›nsa da bunu kumanda edecek devrimci siyasettir. Bu perspektiften yoksun bütün iktidarlar y›k›lmaya muhtaçt›r. E¤er kumanda merkezi sa¤lam kadro yap›s›ndan yoksun ise, mücadelenin sa¤a sola yalpalamas› kaç›n›lmazd›r. Bizler devrim mücadelesine kat›lacaksak, bürokratik memur zihniyetini aflarak, ihtiyaçlara göre flekillenmeliyiz. Aksi taktirde kendimizi inand›rmaktan öteye gidemeyiz. Gerici iktidar› koruyan, onun etraf›nda çat›lm›fl silahlar ve halka yöneltilmifl namlular oldu¤una göre, bu namlular›n yönünü çevirmek ve demokrasi k›l›f›na büründürülmüfl korku iktidar›n› zor kullanarak ala¤afla¤› etmek komünist partisinin öncülü¤ünde ezilen kitlelere aittir.


KADIN

22-31 A¤ustos 2007

7

ÖNCÜ KADIN Rojda DEM‹R

Üret(eme)mek ‹nsan›n kendisine ve do¤aya ilk yabanc›laflma süreci, üretimden d›fllanma evresine denk düfler. Özel mülkiyet sistemlerinin birbirini takip eden hakimiyet evreleri boyunca egemenlerin kendini yeniden üretimine daha çok koflulan insanlar, üretti¤ine yabanc›laflt›kça üretim güçleri için daha vazgeçilmez araçlar haline dönüfltüler. Egemen sistemlerin hakimiyetinde kendi eme¤ine yabanc›laflan ve kölelefltirilen insan, bedeninin ve eme¤inin sömürülüflüne isyan ederek kendini yeniden üretmenin ancak kendisi için üretmekle ve bu üretim de¤erlerine sahip ç›kmakla mümkün oldu¤unu bilince ç›kard›. Bu bilinç, tüm bask› ve zulümlere karfl› yüzy›llard›r yürütülen mücadelelerin özünü oluflturarak geçmifl ile gelecek aras›nda güçlü bir ba¤ kurdu. Ancak insanl›k, kendi gerçekli¤ine yabanc›laflmaya mücadelenin belirli evrelerinde de devam etti. Özellikle feodalizme karfl› burjuvazinin önderli¤inde yürütülen mücadelelerde geliflen birey kimli¤i ve insan›n toplumsal duyarl›l›¤›, kapitalizmin zaferiyle birlikte üretimle iliflkileri güçlenen bireyin kendisi için de¤il, egemen s›n›f için üretmesiyle koyu bir yaln›zl›¤a ve yabanc›laflmaya dönüfltü. ‹nsanlar›n ezilen ve ezen olarak ayr›ld›¤› ve ezilen y›¤›nlar›n ezen küçük bir zümre için üretime kofluldu¤u süreçlerde hakim s›n›flara karfl› yürütülen mücadeleler de bu yaln›zlaflmadan ve yabanc›laflmadan etkilenmeye devam etti.

Tükrükçü ve Ermez mücadelelerinde kararl›

A

yr› mekanlarda, ayr› zamanlarda yaflamla tan›flt›lar ancak öykülerinin kesiflti¤i yer ayn›. Çocuk yaflta taciz ve tecavüze u¤rad›lar, baba ve koca fliddetine maruz kald›lar ve tecavüzcülere pazarland›lar. Çocukluklar›, umutlar›, gelecekleri çal›nd›, yaflam denilen kavgan›n içinde ç›r›lç›plak b›rak›ld›lar. Et pazar›na 'vesika' vererek ortak olan devletten de umudunu kesen 'hayat' kad›nlar› Ayfle Tükrükçü ve Saliha Ermez'i dört duvar aras›ndan ç›karan tek fley kurtulacaklar›na yönelik inançlar› oldu. .. Çocuk yaflta taciz ve tecavüze maruz kalan, genellev patronlar›na sat›lan Ayfle Tükrükçü ve Saliha Ermez'in yaflam mücadelesi devam ediyor. Seks iflçilerinin seslerini duyurmak için milletvekilli¤ine adayl›klar›n› koyan Tükrükçü ve Ermez parti kurmaya haz›rlan›yor. Ayr› mekanlarda, ayr› zamanlarda yaflamla tan›flt›lar ancak öykülerinin kesiflti¤i yer ayn›. Çocuk yaflta taciz ve tecavüze u¤rad›lar, baba ve koca fliddetine maruz kald›lar ve tecavüzcülere pazarland›lar. Çocukluklar›, umutlar›, gelecekleri çal›nd›, yaflam denilen kavgan›n içinde ç›r›lç›plak b›rak›ld›lar. Et pazar›na 'vesika' vererek ortak olan devletten de umudunu kesen 'hayat' kad›nlar› Ayfle Tükrükçü ve Saliha Ermez'i dört duvar aras›ndan ç›karan tek fley kurtulacaklar›na yönelik inançlar› oldu. Tükrükçü ve Ermez, hiçbir siyasi düzen partisi taraf›ndan sorunlar› dinlenmeyen seks iflçilerinin haklar›n› savunmak, töre ve fliddet ma¤durlar›n›n sesini duyurmak için 22 Temmuz seçimlerinde ‹stanbul'dan milletvekilli¤ine adayl›klar›n› koydular. Düzen partilerinin siyasetçilerine "flartlar›m›z› görün" diyerek Karaköy Genelevi’ne ça¤›ran 'hayat› çal›nm›fl' kad›nlara feministler ve çeflitli kad›n örgütleri de destek oldu. Polisin bask›s›na, engeline ve gözalt›lar›na karfl› mücadelelerini y›lmadan sürdüren eski genellev çal›flanlar› Tükrükçü ve Ermez milletvekili seçilemedi ancak kamuoyuna seslerini ulaflt›rmay› baflard›lar. fiu an, fiefkat-Der adl› yard›m kuruluflunun Kad›na Karfl› fiiddet Komisyonu'nda mücadeledelerini sürdürmeye devam eden Tükrükçü, ülkemizdeki ilk 'fliddet ma¤duru kad›nlar partisi'ni kurmaya haz›rlan›yor. Tükrükçü ve Ermez ile yaflayamad›klar› çocukluklar›na gittik, 'vesikal›' y›llar›n› ve genellevden kurtulufllar›n› konufltuk.

Tükrükçü: Yaflam›m dokuz yafl›nda çal›nd› Befl çocuklu bir ailede yaflama gözlerini açt›¤›n› ve ilk çocukluk y›lar›n› Almanya'da olan ailesinden uzak geçirdi¤ini belirten Antep'li Ayfle Tükrükçü (40), 7 yafl›na kadarki dönemini babaannesi ile geçirdi¤ini söyledi. Aileye dönüflünü 'fliddetle tan›flma dönemi' olarak de¤erlendiren Tükrükçü, "Orada

gördü¤üm tek fley fliddetti. Babam alkolik, annem fliddet ma¤duruydu. Çocuklar›na bakamad›klar› için iki sene sonra Türkiye'ye geri gönderildim. Babannemin yan›nda kalmaya devam ettim" dedi. Ülkede kald›¤› dönemde, çocuk yaflta, 9 yafl›nda, amcas›n›n tecavüzüne u¤rad›¤›n› iddia eden Tükrükçü, gözyafllar›na hakim olamayarak, "Yaflam›m dokuz yafl›nda çal›nm›flt›" diye konufltu.

'Kaba daya¤a, iflkenceye maruz kald›m' Ailesinin, amcas› taraf›ndan tecavüze u¤rad›¤›n› hiçbir flekilde kabul etmedi¤ini belirten Tükrükçü, babas› taraf›ndan kaba daya¤a, iflkenceye maruz kald›¤›n› iddia etti. Tükrükçü, "Babam beni, bulafl›k y›kamad›¤›m gerekçesi ile kötü dövmüfltü. Öyle çok dövmüfltü ki A¤ustos s›ca¤›nda bo¤azl› kazakla gezmek zorunda kal›yordum. Ö¤retmenlerim bu durumu fark etti. Beni ailemin yan›ndan al›p bir yurda yerlefltirdiler. En güzel çocukluk y›llar›mda annem ve babam›n yan›nda olaca¤›ma yurtta kald›m. Babama dava aç›ld›, ancak babam kabul etmedi. Beni suçlamaya devam etti. Kendi iste¤imle baflkas› ile birlikte oldu¤umu söylüyordu. Söyler misiniz, 9 yafl›ndaki bir çocuk cinsellikten ne anlar?" dedi. Annesinin yalvarmalar› üzerine aileye geri döndü¤ünü, ancak babas›n›n fliddeti nedeni ile evden tekrar kaçarak sokaklara s›¤›nd›¤›n› belirten Tükrükçü, Almanya'da yaklafl›k 4 sene apartman aralar›nda, bodrumlarda yaflamaya mahkum b›rak›ld›¤›n› söyledi. 1989'da TC'ye döndü¤ünü belirten Tükrükçü, buradaki yaflam›n› ise flöyle anlatt›:

'Polisler 3 gün boyunca tecavüz ettiler' "Türkiye'ye geldikten sonra tan›flt›¤›m adam tüm yaflad›klar›m› bildi¤i halde, benimle evlenmek istedi. Evlendim onunla; ama ailesinin 'çarflaf beklentisi' nedeni ile evlili¤im uzun sürmedi. Aylar sonra hayat›ma baflka bir erkek girdi. Sevdi¤im adam beni kendi elleri ile pazarlad›. Herfley önceden haz›rlanm›fl, planlanm›flt›. Geneleve giriflim yap›lm›flt›. Nikah belgesi diye, randevu belgelerini imzalatm›flt› bana. Karfl› koydu¤um için dayak yedim. A¤z›m burnum kan içinde geneleve b›rak›ld›m. Et pazar›nda, kendimi hayvanat bahçesinde hissediyordum.

Günde 20-30 erkek... Bayramlarda bu say› art›yordu. Oraya al›flmam çok zordu. 96'da kaçmaya çal›flt›m ordan, ancak 3 gün sonra yakalan›p Mersin'deki yazl›k bir eve götürüldüm. 3 gün boyunca polislerin tecavüzüne u¤rad›m. Kürtaj oldum ve bir daha hamile kalamad›m. Çok istedi¤im annelik hakk›m elimden al›nd›. Kaçma umudu d›fl›nda beni hayata ba¤layan hiç bir fley yoktu. Bir müflterim ile para karfl›l›¤›nda evlendim ve bu benim kurtuluflum oldu."

Ermez: Hala o 'ay›b›' tafl›yorum Adana'n›n Kozan ‹lçesi'nin küçük bir köyünde yaflama gözlerini açan Saliha Ermez ise (37), 11 yafl›nda annesini kaybetti¤ini ve kardefllerine bakmakla yükümlü oldu¤unu söyledi. K›zkardefllerinin 'evlatl›k' olarak al›nmas›n›n ard›ndan kendisinin de halas›n›n yan›na yerleflti¤ini belirten Ermez, sürekli enifltesinin tacizlerine maruz kald›¤›n› iddia etti. Evlenmeyi bir kaç›fl kap›s› olarak g��rdü¤ü için, istemedi¤i halde, çocuk yaflta evlendi¤ini belirten Ermez, efli taraf›ndan da sözlü ve fiziki sald›r›ya u¤rad›¤›n› söyledi. 7 y›l süren evlili¤inden geriye iki çocuk kald›¤›n› ifade eden Ermez, "Tan›flt›¤›m bir adam beni sefaletten kurtaraca¤›n› söyledi. Bir yak›n›n›n evine götürdü. Gelen gideni çoktu. ‹çki, ka¤›tlar, esrar, uyuflturucu partileri... Tam göbe¤ine düflmüfltüm herfleyin. Paras›zd›m. Bu nedenle oraya gelenlere hizmet vermeye mecburdum. ‹çkisini getiriyor, etraf› topluyor, temizliyordum. Bu esnada beni buraya getiren adamla görüflüyordum. Çünkü ilk defa gül alm›flt›m bir erkekten... ‹lk defa güzel sözler duymufltum. Seviyordum onu. Ancak bu uzun sürmedi. Bir gün beni araba ile al›p Kayseri'deki randevu evine götürdü. 'Kuru so¤an ve ekme¤e raz›y›m. Yeter ki bunlar› yapt›rma' diye yalvard›m ama dayak yedim" dedi. 'Vesikal›' olarak 11 y›l boyunca genelevde çal›flt›¤›n› belirten Ermez, fiefkat- Der'in yard›m› ile hayat›n› idame etmeye çal›flt›¤›n› söyledi. Eski yaflam›n› geride b›rakmas›na ra¤men, 'vesika' n›n flimdiki yaflamlar› önünde de engel oldu¤unu ifade eden Ermez, "Hala o 'ay›b›' tafl›yorum. Ev, ifl verilmiyor. Çocuklar›m memur olam›yor" dedi.

Kad›nlar sorunlar›n› tart›flt›

menlere karfl› verdi¤i mücadelenin baflar›ya ulaflmas› için kad›n›n kendisine dönük yabanc›laflmay› y›kmas› gerekti¤ini savunan Y›ld›z; "Kad›n sorununun toplumsal sorunlarla diyalektik ba¤›n›n kurulmas›yla,

Kad›nlar, tarih ve toplum içerisindeki durumlar›n› de¤erlendirerek, ileriye dönük sorunlar›n›n çözümlerine iliflkin tart›flt›lar. Dersim festivali kapsam›nda "Kad›n, Tarih ve Toplum" konu bafll›kl› Belediye Konferas salonunda bir panel düzenlendi. Panele konuflmac› olarak DKH temsilcisi Eylem Y›ld›z ile akademisyen ve müzisyen Ayflenur Kolivar kat›ld›. Panel önce Ana Fatma Kad›n Derne¤i müzik toplulu¤unun verdi¤i dinleti ile bafllad›. Panelde sözü ilk alan Ayflenur Kolivar

tarihi iki k›s›ma ay›rarak, "1'inci k›s›mda yukardakiler yani ezenlere ait bir tarih. ‹kinci k›s›mda ise altakilerin, ezilenlerin tarihi vard›r. Kad›n tarihte ikinci k›s›ma aitir. Ezilenlerin k›sm›ndad›r" dedi. Kad›n›n tarihler boyunca ezildi¤ine dikkat çeken Kolivar, Karadeniz kad›nlar›n›n yaflamlar›ndan kesitler sunarak, kad›n›n toplumdaki yerini erkek egemen yaflam›n içindeki çeliflkilerini sorgulad›. Kolivar flunlar› söyledi; "‹ki tip Karadeniz kad›n› var. Birincisi güçlü silahl› erkek gibi kad›n. ‹kincisi ise s›rt›nda çocu¤unun yan› s›ra yük tafl›yan ve kocas› kah-

vedeyken kendisi çal›flan kad›n. Kendimin bu foto¤raflar›n neresinde durdu¤um konusunu sorgulad›m. Kad›nlarla söylefliler yaparak, hayat hikayelerini dinledim. Cinsel yaflamlar›n›, çocukluktan kad›nl›¤a geçifl gibi çeliflkili yaflamlar›n› sorgulad›m. Ve burada bambaflka bir kad›n›n var oldu¤unu anlad›m."

egemenlerin ideolojisinden köklü bir ko-

Ard›ndan söz alan Demokratik Kad›n Hareketi temsilcisi Eylem Y›ld›z, kad›n›n tarihsel arka plan›n› sorgulayarak, toplumsal geliflim sürecinde kad›n›n durumunu, yaflad›¤› çeliflkilerini dile getirdi. Kad›nlar›n, ege-

yeniden üretmesi gerekir. Kad›nlar›n, üreti-

pufl anlay›fl›na dayanan bir ba¤›ms›zl›k mücadelesiyle kad›n›n kurtuluflu sa¤lanabilir" dedi. Kad›n sorununu dinlendirmede k›s›tl› faliyet yürütülmesinin kad›n örgütlerinin en canal›c› sorunu oldu¤una dikkat çeken Y›ld›z, "Kad›n›n de¤iflerek kendini

me dahil olmak bilinciyle, altarnatif-somut projelere ve faaliyetlere ihtaiyaçlar› vard›r" dedi.

Devrimci-demokratik hareketlerin ve örgütlülüklerin ilerleme, gerileme ve duraklama evreleri aras›ndaki nedensel bütünlü¤ü do¤ru tan›mlamak ve birbirleriyle iliflkileri çerçevesinde ele almak bir zorunluluktur. Aksi takdirde her dönemi sadece kendi s›n›rlar› çerçevesinde olumlu veya olumsuz olarak de¤erlendirme hatas›na düflmüfl oluruz. Türkiye-kuzey Kürdistan’da 1970’li y›llarda devrimci hareketin yükseldi¤i ve kitlesel bir güce dönüfltü¤ü gerçektir. Ancak 1980 askeri faflist darbesine kadar geçen geliflim sürecinde egemenlere karfl› toplumsal bir refleks yarat›lmakla birlikte, egemenlerin kitleleri kuflatan üretim tarz›na alternatif bir üretim alan› yaratmaya yönelik toplumsal bir proje oluflturarak hayata geçirme konusunda somut ad›mlar at›lamam›flt›r. Bu yönüyle yaflad›¤›m›z topraklarda devrimci hareket dönem dönem yükselerek kitlelerle bütünleflmesine ra¤men kitlelerde yaratt›¤› bilinci korumakta, egemenlerin sald›r›lar›na karfl› alternatif gücünü yaflamla buluflturarak kal›c›laflt›rmakta üzerine düflen sorumlulu¤u yerine getirememifltir. Bu nedenledir ki, düflman›n kapsaml› sald›r›lar›na ve fliddetine karfl› direnememifltir. Mücadelenin özneleri olan genifl emekçi kesimler, yo¤un sald›r›lar karfl›s›nda özünde devrimci hareketlerin tafl›d›¤› bu eksiklikten kaynakl› dirençlerini yitirmifl ve yaflamlar›n› idame edebilmek için egemenlerin kendini yeniden üretmesinin en vazgeçilmez araçlar› olarak edilgen, mutsuz, gelece¤inden umutsuz ve tek tip insanlardan yo¤rulan bir kütle haline dönüflmüfltür. Günümüz koflullar›nda bu sanc›larla ilerlemeye çal›flan devrimci hareketlerin as›l sorunu yo¤unlaflan sald›r›lar›n yaratt›¤› s›k›flm›fll›ktan öte, hala egemenlere karfl› alternatif olman›n gere¤i olan özgün somut politikalar›, örgütsel amaçlar›, hedefleri, çal›flma tarz›yla bütünlefltirememe sorunudur. Israrla bu temel sorunu gelece¤e ertelemek ve üretimden kopuk biçimsel, takvimsel, basmakal›p faaliyetler yürütmek, gerekçesi ne olursa olsun kabul edilemez bir durumdur. Bu temel çeliflki, kitlelerden kopmam›z›n ve kitleleri örgütlülü¤ün özneleri haline getiremememizin esas sebebidir. Devrimci üretim tarz›; egemenler için de¤il, insan›n insanlaflma sürecine hizmet eden bir üretim alan›, biçimi yaratmaya hizmet eden politikalar do¤rultusunda örgütsel faaliyetler yürütmek, kendimizdeki egemenin köklerini en dipten sökerek atman›n ancak alternatif-somut-toplumsal projelerle mümkün oldu¤unu prati¤imizde kavrayarak kitlelerle buluflturmakt›r. Oysa bizler “egemenlere küfretmenin” politikas›n› yürütmenin ötesine geçemiyor, istem d›fl› da olsa mücadelede yeni de¤erler üretememenin k›s›r döngüsünde kendimizi tekrarl›yoruz. Takvimsel ve dar bir alana, sürece indirgenen eylemliklerle, etkinliklerle s›n›rl› bir faaliyet yürütüyor, üretememenin sanc›s›n› k›sa süreli “örgütsel tatminlerle” gidermeye çal›fl›yoruz. Daha geçen günlerde Dersim’de düzenlenen Munzur Do¤a ve Kültür Festivali bunun son örneklerinden sadece bir tanesidir. Bu festival 2000 y›l›ndan bu yana her sene devletin engelleme giriflimlerine ve bask›lar›na karfl› düzenlenmeye devam ediyor. Faflist-Kemalist diktatörlü¤e karfl› mücadelede radikal-devrimci ç›k›fllar›n yafland›¤› ve geçmiflten bugüne Ola¤anüstü Hal ile gözalt›nda tutulan, tecrit edilen ve ekonomik, askeri, politik, sosyal çok yönlü sald›r›lar›n oldu¤u Dersim’de do¤an›n ve kültürün ya¤malanmas›na karfl› koymak ve Dersim halklar›n›n sorunlar›n› hayk›rabilmek ve mücadelenin tüm devrimci-demokratik, ayd›n ve ilerici kesimlerce sahiplenilmesini sa¤lamak amac›yla düzenlenen festivalin her sene bir parça daha amac›ndan uzaklaflarak içinin boflalt›ld›¤› görülmektedir. Ormanlar›n yak›ld›¤›, gerilla cenazelerinin kalabal›k kitlelerinin gözünün önünde sessizce kald›r›ld›¤›, insanlar›n kahredici sorunlar›yla bo¤ufltu¤u koflullarda bu sorunlar›n yans›t›lamad›¤› bir festival daha geçip gitti. Bizler yan›m›zda yaflanan bunca ac›ya duyars›zl›¤›n gölgesinde panellere, etkinliklere kat›ld›k, flark›lar, türküler söyledik. Do¤a ve kültür festivalinde ‘do¤a severli¤imizi’ arkam›zda koca çöp y›¤›nlar› b›rakarak bir kez daha kan›tlam›fl olduk! Kendimizi kand›rmayal›m art›k! Hala çat›flmalar›n yo¤un olarak yafland›¤›, askeri operasyonlar›n s›klaflt›¤›, “terörle mücadele gerekçesiyle” ormanlar›n yak›ld›¤›, evlerin y›k›larak köylerin boflalt›ld›¤›, ormanlar›n yak›ld›¤›, geçim kayna¤› tar›m ve hayvanc›l›k olan Dersim halk›n›n üretiminin imkans›z hale getirilerek yasakland›¤›, insan olarak yaflaman›n asgari gereklerine el konuldu¤u, bilinçli olarak yürütülen yozlaflt›rma politikalar›n›n h›z kazand›¤›, açl›¤›n ve yoksullu¤un artt›¤›, do¤al ve kültürel kaynaklar›n›n talan edildi¤i koflullarda insans›zlaflt›rman›n, yaln›zlaflt›r›lman›n ve geleceksizlefltirilmenin anaforunda Dersim’de yaflayanlar›n gözlerinde tükenen ›fl›¤› yeniden alevlendirecek, senede dört gün de¤il -ki o günler de bile alabildi¤ince yabanc›laflma söz konusu- her an› ve her sorunu yakalayacak, süreklili¤i olan bir mücadele yürütmenin sorumlulu¤unu iliklerine kadar duyumsamayan bir mücadele perspektifi devrimci olamaz. Devrimci olman›n sorumlulu¤unu yüklenerek kitlelerle buluflmayan faaliyetlerimizi sorgulayal›m, köklü bir alt üst oluflu göze alarak devrimci amaçlar›m›z› prati¤imizde s›nayacak kadar cüretkar olal›m.


8

22-31 A¤ustos 2007

PERSPEKT‹F

Komünizmi kazanman›n silah›na sar›lal›m sini gelifltirmeye; ideolojik yönde güçlü donan›m›, si-

evrim deyince ne(ler) anl›yoruz? Ya da devrimin, sürekli olarak eskiye karfl› yeninin, yanl›fla karfl› do¤runun, haks›zl›¤a karfl› hakl›l›¤›n savafl› oldu¤u gerçekli¤ini kesinlikle kabul ediyor ve savunuyorsak, bunu kendi üzerimizde ne oranda yaflamsallaflt›r›yoruz? Bu can al›c› ve kesinlikle üzerinde durulmas› gereken bir soru(n)dur. Hele düflman›n her alanda envai yol, yöntemle yo¤un ve etkin olarak “marjinalleflme”yi dayatt›¤› halihaz›rdaki süreçte, bunun önemi daha da artmaktad›r.

yasal yönde ufuk aç›kl›¤› ve yetkinli¤i, örgütsel yönde

D

çelik gibi sa¤laml›¤›, askeri yönde etkinleflmeyi baflarand›r. Bunu baflaramayanlar, s›n›f savafl›m›n›n silindiri taraf›ndan hallaç pamu¤u gibi ezilmekten kendilerini kurtaramazlar. Devrim yapma amac›na uygun olarak hep doruklar› fethetme azmiyle dopdolu olmal›y›z. “Hiçbir fley zor de¤ildir bu dünyada. E¤er doruklar› fethetme cesaretin varsa” diyen bilge ustan›n korkusuz ve ona lay›k ö¤rencileri olunsun yete rki. Onun becerikli ö¤ren-

Devrimin kitlelerin eseri olaca¤› ve bunun da ancak ve ancak proletarya partisinin yol göstericili¤inde baflar›labilinece¤i do¤ru belirlemesinden hareket edecek olursak; devrimci olman›n da örgütlü olmak zorunlulu¤una uygun konumlanmakla mümkün olabilece¤i sonucuna ç›kar›z. Tam da bu noktada, örgütlülü¤ü, örgütlü mücadeleyi bütünlüklü olarak nas›l kavramak gerekti¤i sorusu karfl›m›za ç›kar.

cisi ve bizlerin de ölümsüz önderi yoldafl Kaypakkaya’n›n “Önümüzde çetin ama flanl› mücadele günleri var. S›n›f mücadelesinin engin denizine bütün benli¤imizle at›lal›m” talimat›n›n da anlatt›¤› budur. “Bu mücadelede kahraman iflçi s›n›f›m›za, özverili ve çilekefl köylülerimize, yi¤it gençli¤imize sonsuz bir güven duyal›m” kesinli¤i ile süren talimat›, yönümüzün nereye dönük olaca¤›n›n da alt›n› çizmektedir.

Evet örgütlü olmak ama nas›l?

Bizim bilincimiz, halklar›m›z›n dara çekilmifl ezilmiflliklerinden süzülüp gelir. Bizi cesur yapan da budur. Halklar›m›z›n çekti¤i korkunç ac›lar›n sona erdirilmesinin savafl›m›n› verirken, bu savafl›m›n zarar›na olan kendi zaaflar›m›za karfl› da içtenlikle mücadele ederiz. “E¤er kusurlar›m›z varsa, bunlar›n ortaya konulmas›ndan ve elefltirilmesinden korkmay›z. Çünkü biz halka hizmet ediyoruz” der Mao. Hergün bunun mücadelesini yürüterek, nitelikli geliflmeyi ilke edinmifliz. ‘Ezilen milyonlar›n öfkesi ile dolup taflan yüre¤imizin harl› atefliyle yaralar›m›z› saraca¤›z’, diyenlerin kütü¤üne kaz›lan bilinç bize bunu emrediyor. Evet, örgütlü olmak sadece organik ba¤ kurup yürütmekle olmaz demifltik. Önemli olan nas›l yürütüldü¤ü, yani niteli¤idir

Bizim bilincimiz, halklar›m›z›n dara çekilmifl ezil-

Komünist partisi ile organik ba¤ kurmak ile ‘örgütlendim’ diyebilir miyiz? Kesinlikle diyemeyiz. Organik ba¤ zorunlu bir ad›md›r. Ama sadece ilk ad›md›r, bir bafllang›çt›r. Mesele bu ilk ve önemli ad›m› devrimci tarzda süreklilefltirmektir, her bak›mdan ilerletmektir. Tutarl› bir devrimci, bu tarz› benimseyen, yaflamsallaflt›rand›r. Peki, kifli bunu kendi nezlinde nas›l gerçeklefltirecektir? ‹flte zihinlerde berraklaflmas› gereken de budur.

miflliklerinden süzülüp gelir. Bizi cesur yapan da budur. Halklar›m›z›n çekti¤i korkunç ac›lar›n sona erdirilmesinin savafl›m›n› verirken, bu savaflam›n zarar›na olan kendi zaaflar›m›za karfl› da içtenlikle mücadele ederiz. “E¤er kusurlar›m›z varsa, bunlar›n ortaya konulmas›ndan ve elefltirilmesinden korkmay›z. Çünkü biz halka hizmet ediyoruz” der Mao. Hergün bunun mücadelesini yürüterek, nitelikli geliflmeyi ilke edin-

E¤er ideolojik, politik, örgütsel ve askeri hatt› ile devrime önderlik edebilecek biricik örgütlü gücün proletarya partisi oldu¤u gerçekli¤ine içtenlikle ikna isek, herfleyden önce kendimizi bu hatla bütünlefltirme becerisini gösterme zorunlulu¤u ile karfl› karfl›ya oldu¤umuzu da bilince ç›kartmal›y›z. Mücadelenin hangi alan›nda yer al›rsak alal›m, bir parti militan› olarak mücadeleyi bu hatt›n hizmetinde gelifltirmeyi ilke edinmemiz gerekti¤ini unutmamal›y›z. Bu ilke do¤rultusunda hareket edebilmek, parti militan› olman›n özelliklerini tüm yönleri ile içsellefltirmekten geçer.

mifliz. ‘Ezilen milyonlar›n öfkesi ile dolup taflan yüre¤imizin harl› atefliyle yaralar›m›z› saraca¤›z’, diyenlerin kütü¤üne kaz›lan bilinç bize bunu emrediyor. Evet, örgütlü olmak sadece organik ba¤ kurup yürütmekle olmaz demifltik. Önemli olan nas›l yürütüldü¤ü, yani niteli¤idir.

Parti, soyut bir fley de¤il canl› bir organizmad›r Parti; kendi bünyesine ve çevresine çekti¤i insan-

Amaçta netlik önemlidir Devrimci, ad›ndan da anlafl›ld›¤› gibi devrim yapma amac›ndad›r. O zaman, kendisinde, buna uygun bir dufluruflu yaratarak gerekenleri yerine getirmek için canla-baflla çaba harcayacakt›r. Bu çabay› gerekli içerikte ve yo¤unlukta sarf etmedi¤i durumda ise, giderek amac›ndan uzaklaflmay› yaflamas› kaç›n›lmaz hale gelir. Dolay›s›yla o, tutarl› bir devrimci ve komünist olma iddias›na uygun çaba sarfetmelidir. Baflkan Mao’nun dedi¤i gibi; “Bir komünistin s›k› çal›flmas› ve kalbinin yar›s› ya da üçte ikisi ile de¤il, bütün kalbi ile halka hizmet etmesi gerekir”. Bir fleyi sadece istemekle elde etmek mümkün de¤ildir. Baflarmak için istek nas›l ki olmazsa olmaz bir ön koflul ise, istemi baflar›ya tafl›yabilmek için de uygun yol ve yöntemleri belirleyecek do¤ru bir perspektife sahip olmak flartt›r. Yoksa baflar› elde edilemez. Bundand›r ki, “devrimci teori olmadan devrimci pratik olmaz” belirlemesini fliar ediniyoruz. Devrimin kaba saba bir sürgitle baflar›lamayaca¤› aç›kt›r. Çözüm bekleyen y›¤›nla çeliflkiye do¤ru çözüm gücü olabilmekle baflar›lacak bir olgudur. Bir çeliflkiyi do¤ru çözüme kavuflturabilmek; önce onu do¤ru analiz edebilmek ve oradan da do¤ru çözüme götürecek sentezi elde etmekle mümkündür. Yani, mücadelenin seyri içerisinde karfl›m›za çözmek zorunda kald›¤›m›zkalaca¤›m›z hangi sorun, güçlük ç›karsa ç›ks›n önce bunlar› tüm yönleri ile do¤ru bir flekilde tan›mlamam›z gerekiyor ki, do¤ru olarak çözüp aflabilelim. Bu da araflt›rma ve bilimsel incelemeler sonucu edinece¤imiz do¤ru metotlarla mümkün olur. Zorluk ve sorunlar›n daha çok ve karmafl›k oldu¤u dönemlerde yap›lmas› gereken, daha çok yo¤unlafl›p daha bir kararl›l›kla, daha fazla emek harcamakt›r. Böyle dönemlerde Baflkan Mao’nun flu sözleri ö¤reticidir: “Silkinmemiz ve inceleme yapmam›z için zorlu bir çaba harcamam›z gerekmektedir. fiu üç kelimeye dikkat edin; ‘zorlu’, ‘çaba’, ‘harcamak’. Silkinmeli ve zorlu bir çaba harcamal›y›z”. Demek oluyor ki, partili militan; araflt›rmac›-inceleyici olmal›. Devrimin sorunlar›na çözüm gücü olmay› hedeflemeli. Devrimci prati¤ini nitelikli gelifltirebilmesi, mücadeleye lay›k›yla hizmet edebilmesi için teoriyi asla ihmal etmemesi, kendisini partinin teorik görüflleri ile örgütlemesi gerekmektedir. Bu konuda yoldafl Kaypakkaya flunlar› söylemektedir: “Kadrolar›m›z, engin bir tecrübeye sahip olmal›d›rlar. Siyasi bak›mdan ileri, geliflkin ve kavray›fll› olmal›d›rlar. Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düflüncesi’ni prati¤e uygulamay› ö¤renmeli, devrimimizin her türlü meselesinde do¤ru ve yeterli görüfllere sahip olmal›, kitleler aras›nda hareketimizin çizgisini, politikas›n›, program›n› rahatça savunabilmeli, yayabilmelidirler”. Devrimin yol gösterici teorisi ile donanmayan, buna gerekli önemi vermeyen birinin mücadeleyi lay›k›yla yürütüp devrimi amaç edindi¤ini söylemesi, besbelli ki tutarl› ve gerçekçi de¤ildir. Bu tutumdaki bire-

lar›, mevcut düzeni y›kmaya, Demokratik Halk Devrimi’ni gerçeklefltirip, sosyalizmi infla ederek komünizme yol almay› baflaracak düzeyde bireyleri, kitleleri yetkinlefltirmeyi hedefler. Yürüttü¤ü bütünlüklü savafl›nda kitlelerin üzerinde düzenin var olan etkilerini k›rarak, onlar› komünist ideoloji ile flekillendirmeyi, bu yin amac›nda henüz netlik yoktur. Ezilen milyonlar›n mücadelesine ba¤l›l›¤› pamuk ipli¤iyledir. Duruflu stratejik de¤il, dönemseldir. Dolay›s›yla mücadele seyrinin herhangi bir döneminde karfl›laflaca¤› sorun ve güçlükler karfl›s›nda çözümsüz kal›r. Çözümsüzlük kaç›n›lmaz olarak karamsarl›¤›, hak›n mücadelesine inançs›zl›¤› besler. Gideremedi¤i ya da giderilmedi¤i durumda bunlar geliflerek bireyde hakim yön haline gelir ve art›k onun için varsa yoksa kendi bencil haklar›, ç›karlar› esast›r. S›n›f, halk, devrim ve partinin haklar›, ç›karlar› onun için bir anlam ifade etmez. Tek kelimeyle yabanc›lafl›r. Hep kendisini dayat›r, “ben, ben” 盤l›klar› onun a¤z›ndan eksik olmaz, kendi zaafiyetleri bu denli derinken, bu kiflili¤i ile etraf›na güvensizlik yayarak, bu gerçekli¤ini görüp giderme erdemini göstermek yerine, sözüm ona bu gerçekli¤ini gözlerden ›rak tutmaya çal›flarak, hep kendisi d›fl›ndaki eksiklikleri “elefltiren”ler çok aç›k ki, giderek gendi olumsuzlu¤unu derinlefltirmenen önüne geçemezler. Oysa bu tutumun tersine, do¤ru bir hareket tarz›n› tekrardan sa¤lama cesaretini gösterdi¤inde, kifli, ac›mas›zca kendi zaafiyetlerinin üstüne yürüyerek, eksikliklerinin kökenindeki gerçekli¤i kavray›p, kendi olumsuzluklar›ndan ö¤renip, tecrübe edinerek daha kararl› bir flekilde gelece¤e yürümek için aya¤a dikilir. “Devrimci iradesi zay›flayanlar, düzeltme yoluyla yeniden canl›l›k kazanmal›d›rlar” diyen Mao’dur. Düzeltme yolu, elefltiri-özelefltiridir. Geliflmenin dinamosu, mücadele içerisinde elefltiri-özelefltiriyi do¤ru-etkin bir flekilde kullanmakt›r. Bir silaht›r bu. Kullanmad›¤›m›z durumda, kendimizi silahs›zland›r›yoruz demektir. Eksik ve hatalar›m›z› gidermek, devaml› kendimizi gelifltirmek için özelefltiri vazgeçilmezdir. Amaca giden yolda do¤ru bir biçimde ilerlemek bununla sa¤lan›r. Bulundu¤umuz her alanda birleflmek, halk› devrime seferber etmek görevimizdir. Eksikliklerimizi görüp, ortaya ç›kart›p, gidermekten kendimizi sak›nmamal›y›z. Çünkü bu bizlerin bilinçlerimizdeki hedefin berraklaflmas›na hizmet eder. Bu yöntemi benimseyenlerin yüreklerinde devrim, halk, parti, yoldafl sevgisi harlanmaktad›r her daim. Yaflamlar› bu de¤erlere adanm›flt›r bir kez. Bu de¤erlerin toplam›na hizmet etmeyen her davran›fl ve yanl›fl› gidermek yaflam gerekçeleridir. Eksiklik ve yanl›fllar kendi d›fl›nda da geliflmifl olsa ya da kendi üzerinde de cereyan etmifl olsa dahi bu gerçeklik de¤iflmez. Görevi onlar› gidermektir. Çünkü onlar› gidermek yukar›daki de¤erlerin ç›kar›nad›r. Bak›n, Lenin ile birlikte devrime ve sosyalizmin inflas›na önderlik eden, enternasyonal proletaryan›n büyük ö¤retmenlerinden Stalin yoldafl özeleflti-

rinin tart›flmas›z önemini nas›l gözler önüne sererek bizlere yol gösteriyor:

do¤rultuda seferber etmeyi asli görev edinir. Tam da

“Bolflevizmin gücü, tam da hatalar›n› kabul etmesinden korkmamas›nda yatar. Parti, Bolflevikler, ülkemizin tüm dürüst ve emekçi insanlar›, çal›flmalar›m›z›n eksikliklerini, inflam›z›n eksikliklerini ortaya ç›karts›nlar. Çal›flmalar›m›zda ve yaflam›m›zda duraklama, batakl›k, çürüme olmamas› için, tüm çal›flmam›z›n günden güne iyileflmesi ve baflar›dan baflar›ya yürümesi için, eksikliklerin ortadan kald›r›lmas›n›n yollar›n› göstersinler. fiimdi en önemlisi budur. Vars›n düflmanlar›m›z eksikliklerimiz üzerine gevezelikler etsinler. Böyle önemsiz fleyler Bolflevikleri bildi¤inden flafl›rtamaz ve flafl›rtmamal›d›r”. Hiçbir izahat› gerektirmeyecek denli apaç›k olan bu perspektiften ç›kartmam›z gereken ders fludur: Kendimizi örgütlemenin en etkili araçlar›ndan biri de özelefltiridir. Çünkü; devrimci sürekli kendisini afland›r.

nilen fleyin soyut bir mekanizmadan oluflmad›¤›, ter-

Aflmak, varolanla yetinmemektir. Varolanla yetinenin, kendisini aflmayan›n, yaflam›n geliflmeleri karfl›s›nda mevcut olumlu özelliklerini dahi koruma basiretini gösteremeyece¤i tecrübelerle sabittir.

zanl›k için de¤il, devrimin sorunlar›na çözüm üretmek

E¤er devrimi sürekli eskiye karfl› yeninin mücadelesi olarak kavr›yorsak, devrimcinin de sürekli yeniyi gelifltirip ilerlemeyi, kendi üzerinde somutlaflt›ran oldu¤u gerçekli¤i tart›flmas›zd›r.

ca¤›z. O –yani program›m›z- mevcut çeliflkileri çözmek

Eski dedi¤imiz bu düzenin kendisi, hala hakim konumdad›r. Hakim olman›n avantajar› ile yeni olan devrime karfl› çok yönlü ve fliddetli olarak sald›r›yor düflman.

ram› prati¤e dökmenin salt bir alan› yoktur. Yaflam

Devrim hakim olan› y›kmaya yönelen bir fliddet hareketidir. Dolay›s›yla düflman, kendisini y›kmaya yönelen hasm›n›n geliflmesini engellemek için olanaklar›n› seferber ederek, türlü yol ve yöntemlerle sald›r›yor. Sald›r›s›n› daha tahripkar k›lmak üzere yöntemlerini gelifltirip güçlendirmeyi de elden b›rakm›yor. Onun sald›r›s›n›n tahripkarl›¤› ise daha çok bizim eksiklik ve zaaflar›m›z›n üzerinde biçimleniyor. Denilebilir ki, bir yandan düflman vuruyor, di¤er yandan da düflman›n bize tahripkar darbeler indirmesine hizmet eden zaaflar›m›zla biz vuruyoruz. Böyle olmaz! Bu zemine hizmet eden zaafiyetlerimizden süratle ayr›lmal›y›z. Böylesi zaaflar demire sinmifl pas gibidir. Demirin çürümemesi ve pas›n giderilmesi, hastal›kl› yönlere z›mpara vurmay› göze almakla olur. Proletarya partisinin komünist ruhuna dünüflle olur. Proletarya partisi ruhu ve bilinci, düflman›n sald›r›s› karfl›s›nda sadece kendini koruma de¤il, esas olarak sald›r›y› karfl›lay›p hezimete u¤ratma direktifidir. Partili militan, bu görev bilinci ile hareket edendir. Bunun için devaml› kendi-

burada can al›c› bir soru karfl›m›zda duruyor: Parti desine birey ve organlar›n bütününden oluflan canl› bir organizma oldu¤u kuflku götürmez bir gerçek ise, onu oluflturan birey ve organlar›n mevcut durumu, onun program›n› yaflamla bütünlefltirecek flekilde sürekli kendilerini aflmak yerine var olan mevcut durumlar› ile yetinirlerse, buna ne denir? Nas›l ki onlar› bu “yetinme” ile kendilerini geriletmeleri kaç›n›lmaz ise, bu haliyle partiyi de fonksiyonunu yerine getirmekten al›koymufl olmazlar m›? Hal böyle oldu mu bir kez, devrimi gerçeklefltirecek do¤ru teorinin varl›¤› bir anlam ifade eder mi? Etmeyece¤i aflikard›r. ‹flte teoripratik diyalekti¤inin do¤ru kavranmas›n›n hayati derecedeki anlam› da burada yat›yor. Teorimiz, bofl lafaiçin vard›r. Yani prati¤e hizmet etmesi için. Maoistler için bilmek yapmakt›r. Biliyorsak, yapave devrim yapmak içindir. Onu pratikle bütünlefltirecek olan kadrolard›r, aktivistlerdir. Bir program do¤ru da olsa, prati¤e dökülmeden baflar›ya ulaflmaz. Progbuldu¤u bütün alanlarda, o prati¤e uyarlanmay› bekliyor demektir. Program›n yaflamsallaflt›r›lmas›n› salt gerilla alanlar› ile s›n›rl› görüp, kendi bulundu¤u alanda yaflamsallaflt›rmas› gerekti¤ini görmemek, asl›nda orada s›n›f mücadelesinden vazgeçifltir. Ki, bu da kifli ne derse desin, parti ile organik ba¤› ne düzeyde olursa olsun, asl›nda o gerçek anlamda örgütlü de¤ildir, kendisini örgütlememifltir. Örgütlülü¤ü organik ba¤dan ibaret görmek, örgütsüzlü¤ün kamufle edilmifl biçimidir. Partiyle organik ba¤, parti çizgisi ile bütünleflebildi¤i oranda gerçek anlam›n› bulur. Bizler, devrimin ancak çizgimizin pratikte ete-kemi¤e bürünmesi ile mümkün olaca¤›n› ve bunun öznelerinin de bizler olaca¤›m›z› söylüyorsak, bu söyleme uygun davranmak zorunday›z. Örgütlülü¤ü devrim için bir zorunluluk olarak görüyorsak, o zaman gerçek anlamda kendimizi örgütlemeliyiz. Üzerine basa basa söyledik, söylüyoruz, söyleyece¤iz: Gerçek anlamda örgütlü olmak, parti çizgisi ile bütünleflmektir. Parti militan› bunu ruhuna nakfletmelidir.


9

GÜNCEL

22-31 A¤ustos 2007

GENÇ YORUM Sinan ÇAKIRO⁄LU

Devrimin ç›karlar›n› savunal›m Devrim... Hemen hepimizin söyleyece¤i fleyler mevcut devrime dair. Hepimizin bir hikayesi; hepimizin düflleri... Onun için uzunca aç›klamalara, kitabi bilgilere gerek yok. Yaflam kendi dilinden anlat›yor her fleyi. Böylesine köklü mücadele gelene¤i bulunan bir co¤rafyada bu kadar çeflitlili¤in olmas› do¤al. Fakat bu çeflitlili¤in ayn› zenginlikle yaflamda karfl›l›k bulamay›fl›, demokrasi ve devrim güçlerinin üzerinde ciddiyetle durmas› gereken bir durumu ifade ediyor. Öyleyse en bafla dönelim ve sorular›m›z› tekrar tekrar soral›m. Kim için ve ne için DEVR‹M?

Devrim mücadelesi halk›n ç›karlar›n› savunmaksa flayet mücadele içindeki konumlan›fl›m›z›n ve kayg›lar›m›z›n devrimin ç›karlar›na ne kadar hizmet etti¤ini aç›k yüreklilikle hesap etmek zorunday›z. Devrimi kitlelerin eseri olan bir alt üst olufl olarak tan›ml›yorsak bu gerçeklik bafll› bafl›na kendimize yönelmemiz gerekti¤ine iflaret ediyor. Dolay›s›yla eksiklerimizi bilince ç›karmak ve onlar› aflacak pratik hatt› belirlemek önemli bir yerde duruyor. Devrimin ç›karlar›n› savunmak ezilen halklar›n beklentilerine cevap olabilmeyi ifade eder. Örgüt, halk›n beklentilerine cevap olacak, ezilen milyonlar› devrim mücadelesine sevk edecek ve nihai kurtulufla yönlendirecek yegane araçt›r. Bu araç halk›n hizmetindedir. Bu arac› kitlelerle buluflturma yolunda hareket eden devrime gönül vermifl her birey ise örgütü oluflturur. Devrim-örgüt ve birey kopmaz ba¤larla birbirine ba¤l›d›r. Halk›n olmad›¤› bir örgüt nas›l varl›k gerekçesine yabanc›lafl›rsa; devrimin ç›karlar›n› savunma ad›na yanl›fl pratikler sergileyen ve yanl›fllar› tekrarda ›srar eden bir örgüt veya kifli de varl›k gerekçesine yabanc›laflarak halktan uzaklaflacakt›r. Devrimin ç›karlar›n› savunmak halk›n ç›karlar›n› savunmakt›r. Örgütlerin, kiflilerin ç›karlar›n› savunmak de¤il. Zira örgüt halk için vard›r. Halka sahip ç›kan örgüte sahip ç›km›fl olur. E¤er örgütün ç›karlar› halk›n ç›karlar›yla çelifliyorsa ve bu ç›karlarla harmanlanm›fl pratik hat, halka ulaflmam›zda etkin bir rol üstlenmiyorsa bu tür yönelimlerden özenle kaç›nmak gerekir. Bu prati¤i yaflamsallaflt›rabilmek içinse devrimcileflmek ve devrim mücadelesini yaflam›m›z›n merkezine koymak... ‹deolojiyi kavrayarak devrimci yaflam tarz›n› içsellefltirmemiz, sa¤a-sola savrulmam›z› önleyecek en etkin silaht›r. Bilimle ayd›nlanm›fl bir kavray›fl ve bu kavray›fla uygun pratik hat bir çok fleyin netleflmesini sa¤layacak. Günümüz koflullar›nda devrimci olmak ve bu yolda yürümek, çok daha zorlu bir yolu savunmay› gerekli k›l›yor. ‹deolojik-politik yetkinli¤imizi artt›rmak ve yaflam›m›z› bu kültürle terbiye etmek yaflad›¤›m›z sorunlar›n içinden ç›k›fl›n anahtar›d›r. Aksi her durum, karfl›devrimin ufac›k sald›r›lar›nda dahi bizlerin savrulmas›yla kendisini gösterecektir. Örgütün varl›k gerekçesine yabanc›laflmamas›, halk›n ve devrimin ç›karlar›n› savunmas›, kendimizi ve bulundu¤umuz kurumu devrimcilefltirmekle do¤ru orant›l›d›r. Yaflad›¤›m›z s›k›nt›lar› aflman›n yolu buralardan geçiyor. Yolumuzdaki engelleri aflabilmek için bilimle donanm›fl, devrimin ç›karlar›n› savunan ve onun için b›kmadan usanmadan mücadele edenler olmal›y›z. Sorunlar› kendi d›fl›m›zda görme e¤ilimini bir kenara b›rak›p, yaflam›m›za, mücadeleye ve örgüte sahip ç›kma zaman›d›r. Halk›n ve devrimin bekledi¤i budur.

Deri-‹fl’te tart›flmal› Ola¤an Genel Kurul Türk-‹fl'e ba¤l› Deri-‹fl Sendikas› 29. Ola¤an Genel Kurulu'nu 11-12 A¤ustos tarihlerinde Petrol-‹fl Sendikas›'nda yapt›. Genel Merkez Baflkanl›¤›'na Musa Selvi ve Bayram Ateflo¤lu'nun aday oldu¤u genel kurulda iki gün süren tart›flmalar›n ard›ndan Musa Selvi baflkanl›¤a seçildi.

Genel Kurul’un ilk günü hararetli tart›flmalara sahne oldu Genel Kurul 30 y›ld›r sendikaya baflkanl›k yapan Yener Kaya'n›n, sendikac›l›k hayat›na veda etti¤ini de aç›klad›¤› konuflmas›yla bafllad›. Kaya konuflmas›nda sendikal hareketin çok daha iyi oldu¤u koflullarda sendikal mücadeleye veda etmek istedi¤ini ancak s›n›f mücadelesinin bugünkü durumunun bunun çok gerisinde oldu¤unu söyledi. Tüzükte de¤iflikliklerin yap›lmas›na iliflkin önergelerin verildi¤i ilk gün gergin tat›flmalar yafland›. Söz alan yöneticilerin bir ço¤u mali sorunlardan, 200.000 YTL'lik borçtan dem vururken, bu borcun ve sendikan›n içinde bulundu¤u mali s›k›nt›lar›n

HALKIN GÖZÜYLE

SU SORUNU

SORULAR

‹nsanl›¤›n uzun mücadele deneyimleri bu sorumuzun cevab›n› net olarak yan›tlamakta. “Halk için, ezilenlerin iktidar› için, s›n›fs›z-sömürüsüz dünya için... “ Cevaplar›m›z›n benzerliklerine ra¤men ayn› oranda devrim mücadelesi içerisinde bir araya gelemeyiflimizin nedenlerini aramaktan bafllamal› belki de. Eksiklerimizle, fazlalar›m›zla, yetersizliklerimizle ve farkl› yaklafl›mlar›m›zla, kocaman bir bütünün parçalar›n› oluflturuyoruz. Kabullenmesek de, bir araya gelmekten kaç›nsak da bu gerçek döne dolafla karfl›m›za ç›k›yor. Ya bu gerçe¤i görüp devrimin ç›karlar› etraf›nda flekillenece¤iz ya da karfl›-devrimin sald›r›lar›na boyun e¤ece¤iz. Üçüncü bir yol yok! Öyleyse yapmam›z gereken ön yarg›lar›m›z›, kayg›lar›m›z› bir kenara b›rakarak do¤rular etraf›nda kenetlenmek ve bu do¤rultuda bir araya gelmek. Çok küçük görünen eksiklerimizi aflma yönünde sarf edece¤imiz çaba, önemli baflar›lar elde etmenin bafllang›c› olabilir. Bu bafllang›ç üst düzeyde birlikteliklerin önünü açarak geliflim sürecimizi h›zland›racakt›r. Elefltirilerimizi kiflisellefltirme hastal›¤›m›z, birisine k›z›p mücadeleyi b›rakma durumumuz, çok konuflup ifl yapmama prati¤imiz, halktan kopuk siyaset yapma gerçekli¤imiz, teoriyi küçümseme e¤ilimiyle beraber okumamay› adeta çizgi haline getiren alg›lay›fl›m›z, ön plana ç›kma kayg›m›z gibi s›ralayabilece¤imiz onlarca zaaf›m›z, sorular›m›za sa¤l›kl› yan›tlar bulmada ve onlar› hayata geçirmede en büyük engeller aras›nda yer al›yor.

kayna¤›na iliflkin hiç bir aç›klama yap›lmad›. Mali gündeme iliflkin hiç bir delegenin lehte ve ya aleyhte söz almamas›, eksikli¤in di¤er yan›n› oluflturdu. Genel Kurul'da sendikan›n mevcut mali tablosu en ufak bir elefltiri almadan ve sorgulanmadan geçifltirilmifl oldu. Mali durumdaki problemler nedeniyle genel merkezde çal›flan profosyonel sendikac› say›s›n› üçten ikiye indirilmesi gerekti¤i yönünde verilen tüzük de¤iflikli¤inden sonra flube sekreterlerinin profosyonel sendikac› olabilmesi için tüzük de¤iflikli¤i yap›lmas›na iliflkin önerge sunuldu. Lehte ve aleyhte al›nan sözler esnas›nda kongre salonunda gerginlikler yafland›. ‹zmir flube sekreterinin provakatif konuflmas› ise iflçiler taraf›ndan yuhland›. Gerginlik sonras› yap›lan oylamada tüzük de¤iflikli¤i için gerekli üçte iki delege say›s› alamayan önerge kabul edilmedi . Divan ile delegelerin de tart›flmaya bafllad›¤› bu andan sonra tüm tüzük de¤iflikliklerinin yeniden oylanmas›na geçildi. Bu s›rada önceki turda 153 oyla kabul gören genel merkez yöneticilerinin say›s›n›n üçten ikiye düflürülmesi ile ilgili tüzükte de¤ifliklik yap›lma-

s›na iliflkin önerge Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi delegelerinin tepkisiyle ikinci oylamada yaln›zca otuz oy ald›. Yap›lan oylamalar sonucunda hiç bir tüzük de¤iflikli¤i gerekli oy say›s›na ulaflamad›. Divan›n verdi¤i aradan sonra flube sekreterli¤i ile ilgili tüzük de¤iflikli¤i önerge sahipleri taraf›ndan geri çekildi ve bununla ilgili yeni bir önerge sunuldu. Tüm tüzük de¤ifliklikleri böylece yeniden oylanmaya baflland›. Yap›lan oylaman›n sonucunda genel merkez yöneticilerinin say›s› üçten ikiye düflürülürken flube sekreterlerinin durumunda ise bir de¤ifliklik olmad›. Tüzük gündeminden sonra dura¤an geçen genel kurulun ilk günü aday olanlar›n divana baflvurup konuflmalar›n› yapmalar›ndan ard›ndan sona erdi. Pazar günü ise yaln›zca oylama yap›ld›. Oylama sonucunda genel merkez baflkanl›¤›na Musa Selvi seçildi. Sendikal hareketin geriledi¤i bir dönemde bir bütün olarak olmasa da direnifllerle dirili¤ini koruyan Türk-‹fl’e ba¤l› Deri-‹fl Sendikas›'n›n genel kurulunda kaybeden bir kez daha iflçi s›n›f› oldu. Deri-‹fl Genel Kurulu, özel-

de deri ifl sendikas›n›n ve deri iflçisinin sorunlar›n›n ve çözüm önerilerinin genelde ise sendikal hareketinin yükselmesi için yap›labileceklerin tart›fl›l›p çözüm önerilerinin oluflturulmas›ndan uzak bir Genel Kurul olmufltur. Güncel, siyasal geliflmelerin, örgütlü mücadeleye ve toplumsal muhalefete yönelik sald›r› yasalar›n›n genel kurul gündeminde yer almamas› sendika yöneticilerinin yüzünün ne kadar iflçi s›n›f›na dönük oldu¤unun göstergesi olmufltur. Delegelere sadece yönetim seçiminde oy veren klasik seçmen mant›¤›yla yaklafl›ld›¤› kurulda, grup ç›karlar› s›n›f›n ç›karlar›n›n yerine geçmifl, ustaca yap›lan pazarl›klar ve ayak oyunlar› ile delegelenin kafas› kar›flt›r›lm›fl, hatta feodalizme karfl› mücadele etti¤ini iddia eden anlay›fllar delegelerden oy almak için hemflericilik oyununu dahi devreye sokmufltur. Bu gibi bireysel ç›karlar›n› ve hesaplar›n› iflçi s›n›f›n›n mücadesinin yükselmesi için yap›lmas› gerekenlerin önüne koyan anlay›fllar, Deri-‹fl Sendikas›'na ba¤l› olan iflçilerin ad› bugüne kadar direnifllerle, grevlerle an›lan sendikalar›na sahip ç›kmalar›yla mahkum edilecektir.

1- Son günlerde her yerde su kaynaklar›nda büyük bir azalma oldu¤u, ya¤›fl miktar›nda rekor düflüfllerin yafland›¤› ve ülkemizi çölleflme-susuzluk tehlikesinin bekledi¤i konufluluyor. Sizce su sorunun temel nedeni nedir?

2- fiu s›ralar gündemde olan yayg›n bir tart›flma konusu ise su kaynaklar›n›n özellefltirilmesi. ‹nsanlar›n hayati bir ihtiyac› olan suyun belirli bir zümrenin avcuna terk edilmesini nas›l de¤erlendiriyorsunuz?

nu su savafllar› yaflanacak, bunun sonu yok. ‹leride su savafllar› olacak, insanlar bir birini yiyecek. Bunu engelleyemezsin, bu do¤an›n kanunu gibi bir fley. 2- Bu bankalar gibi suyu sat›yorlar, bir kifliye veriyorlar, bir kifliyi zengin ediyorlar. Aç›kças› bu, soygunun farkl› bir biçimi.

Hasan TEZEL

Tekin DO⁄ANAY Tekin DO⁄ANAY 1- Temel nedeni belediyelerin ihmalkarl›¤›d›r. Çok önceden s›cakl›¤›n gelece¤ini, sürekli bir tehlikenin sözkonusu oldu¤unu bilim adamlar› aç›klam›fl, uyarm›fl, ama buna ra¤men belediyenin bir önlem almamas› vatandafl› da su s›k›nt›s› ile karfl› karfl›ya getirmifltir. Bundan dolay› da vatandafllar ma¤dur olmufltur. 2- Ben özellefltirmeye karfl›y›m. Biliyorsunuz Türkiye’de her fleyi özellefltiriyorlar. fiimdi su kaynaklar›n› özellefltirirlerse, özel sektöre geçti¤i zaman iyice belimiz bükülecek. Biz Türkiye’de özellefltirmeye karfl›y›z. Kendi kaynaklar›m›z› kendi devletimizin kullanmas› daha iyidir. Devlet kendi bünyesindeki kay-

‹lhan TAYBO⁄A

fiirin ERDO⁄AN

Muharrem KILIfi

naklar› da götürüp özele verirse onlar da istedi¤i gibi yönlendirecek bizi. Maliyet artacak, su kaynaklar›m›z› onlar istedi¤i gibi kullanacak. Bundan dolay› da s›k›nt› yaratacak.

daki suyun içinde yaflayan canl›lar›n hepsinin yokolmas› demektir.

herfleyden feragat eder, gider bir su kenar›nda kendimize yer buluruz. Bunlar›n hepsi olmadan yaflan›r, ama susuz yaflanmaz. Suyu da o insanlar›n eline verdikten sonra zaten ipimizi çekmifl olurlar. Ha dara¤ac›nda ipimizi çekmifller, ha susuz b›rakm›fllar farketmez. Yani paras› olmayan su içemeyecekse; büyüklerimizin neler yapt›¤›n› görsünler. Hani Ferhat da¤lar› delip su indirmifl getirmifl ya biz böyle yönetici istiyoruz, ama malesef yok.

‹lhan TAYBO⁄A 1- Bu susuzlu¤un nedeni baflta küresel ›s›nma ve bizi yönetenlerin iyi yönetmemesidir. Yani bir baflkent susuz kal›yor düflünün. Bir taraftan K›z›l›rmak, bir taraftan Mengen Çay›, bir taraftan Gerede Çay› akadursun. Yani etraf›m›z da on tane büyük baraj var. Ben amatör bal›k avc›s›y›m. Oralara gitti¤im zaman içim s›zl›yor. Eskiden baraj›n etraf›n› iki saatte dolan›rd›m flimdi ortas›ndan geçiyorum. Bu ne demektir biliyor musunuz? Or-

Küresel ›s›nma; do¤rudur ›s›nd›. Da¤lar›n zirvesindeki karlar eridi. Bunlar eskiden kal›rd›, öbür kar onun üzerine ya¤ard›. K›z›l›rma¤›n suyuna elimi soktu¤umda bir hafta boyunca yumuflatmak için sürmedi¤im pomat krem kalm›yor. O suyu getirip içece¤iz. Tamam getirsinler onu yine temizlikte kullan›r›z, içmeyiz belki ama bu suyu bize içirmenin de bir yolunu bulurlar. Büyüklerimiz onu yaparlar. Bizi zaten zehirlemifller. 2- E¤er öyle birfley olursa; bunu da yine efllerine, dostlar›na verirler, bize vermezler. O zaman da biz herfleyden kopar›z. Yani televizyondan, elektirikten

2- ‹nsanlar›m›z suyu çok bol harc›yorlar. Lüzumsuz yere araba y›k›yorlar, bahçe suluyorlar. Yani suyu hor kullan›yoruz, biraz dikkat etmemiz laz›m bence. 2- ‹yi bir fley de¤il aç›kcas›, sorumsuzca bir fley. Ben öyle düflünüyorum. Bence verilmemeli, verilirse yanl›fl yap›l›r.

Muharrem KILIfi 1- Yeflil alanlar›n yok olmas›, ormanlar›n yanmas› gibi düflünebiliriz. Tabi bu biraz da küresel ›s›nma ile ilgili. 2- Türkiye’de s›n›f ayr›m› var

fiirin ERDO⁄AN 1- Dünya çöllefliyor, insanlar artt›kça su da azal›yor. Ozon delindi. Ozon delinince ne oluyor? Kurakl›k oluyor, ›s› art›yor ve günden güne artacak. Bunun so-

biliyorsunuz zaten ve s›n›f ayr›m›ndan dolay› zenginlerin her fleyi almas› do¤al. ‹yi bir fley de¤il suyun özellefltirilmesi. Ben buna karfl›y›m, di¤er insanlar›n da buna karfl› ç›kmas› gerekir.


10

DÜNYA

22-31 A¤ustos 2007

YÖNEL‹M

Emperyalistler aras› dalafl boyutlan›yor Dünyan›n gözleri; fianghay ‹flbirli¤i Ör-

Kazım CİHAN

Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›mlayam›yoruz.

Rusya, Suriye’de iki askeri üs kuruyor ABD’nin Geniflletilmifl Ortado¤u Projesi (GOP) kapsam›nda Ortado¤u’da bafllatt›¤› düzenleme ve bölgenin kaynaklar›n›n denetimi mücadelesine Rusya’dan karfl› hamle geliyor. Rusya ile güçlü ekonomik-ticari-askeri iliflkileri bulunan Suriye’nin, geçen y›l iki ülke aras›nda imzalanan antlaflma uyar›nca Akdeniz k›y›s›ndaki Tartus ve Lazkiye limanlar›n› Rus ordusuna açaca¤› öne sürüldü. ‹srail'de yay›mlanan Yediot Ahronot gazetesinin haberine göre Rusya, Suriye'nin Akdeniz k›y›s›ndaki Tartus ve Lazkiye limanlar›n›, Rus Deniz Kuvvetleri'nin kal›c› üsleri olarak tekrar faaliyete geçirmeye haz›rlan›yor. Suriye yönetiminin de kabul etti¤i plan›n, geçen y›l iki ülke aras›nda imzalanan büyük çapl› silah anlaflmas›n›n parças› oldu¤u belirtildi. Suriye’nin, So¤uk Savafl y›llar›ndan beri Rusya'n›n bölgedeki en önemli “müttefik”lerinden biri oldu¤una yer verilen haberde, Suriye ordusunda 4 bin 600 Rus tank›, 600 Mig ve Sukhoi savafl uça¤›, 170 helikopter ve en az 2 denizalt› bulundu¤u belirtildi.

Chavez ABD’ye enerji ile meydan okuyor

gütü’nün 9 A¤ustos’ta bafllayan askeri tat-

p›lmas› dikkat çekti.

isteyen Rusya-Çin ikilisi, bu tatbikat ile ar-

1990’larda flekillenen fianghay ‹flbirli¤i

t›k dünya emperyalist arenas›nda daha

Yaklafl›k bir hafta sürecek olan tatbi-

Örgütü’nün 6 bin 500 asker, 500 askeri

etkin bir flekilde boy göstereceklerinin

kat, fianghay ‹flbirli¤i Örgütü’nün bugüne

araç ve 80 uçakla gerçeklefltirdi¤i bu tatbi-

mesaj›n› veriyorlar.

kadar gerçeklefltirdi¤i en kapsaml› tatbi-

kat, ABD-AB ve NATO’ya mesaj olarak de-

ABD ve di¤er bat› ülkelerinin de yak›n-

kat niteli¤inde. fianghay ‹flbirli¤i Örgü-

¤erlendiriliyor. ABD’nin Afganistan’daki ba-

dan takip ettikleri tatbikatla efl zamanl›

tü’nün üyeleri olan Çin, Rusya, K›rg›zistan,

flar›s›zl›¤›, Türkmen ülkelerindeki üsleri

olarak Rusya Devlet Baflkan› Vlademir Pu-

Özbekistan ve Kazakistan ordular›n›n ka-

nedeni ile yaflad›¤› sorunlar, Irak’ta içine

tin’in, “K›talararas› nükleer ve balistik füze

t›ld›¤› “Bar›fl Misyonu 2007” tatbikat›n›n

düfltü¤ü durum ve dünya egemenli¤ine

tafl›yan stratejik uçaklar›m›z yeniden dü-

baflar› timsali

Irak Baflbakan› Nuri El Maliki’nin ‹ran’a düzenledi¤i ziyarette konunun gündeme geldi¤i belirtilen haberde, Irak’ta ç›kart›lan ham petrolün ifllen-

ABD Baflkan› Georg W. Bush, dünyan›n gözleri önünde Irak’ta ve Afganistan’da girifltikleri iflgal ve katliamdan “çok umutlu”. 11 A¤ustos günü kat›ld›¤› bir radyo program›nda konuflan Bush, “Bu ay Afganistan’dan oldu¤u gibi Irak’tan da cesaret verici haberler ald›k. Bunlar umut verici” dedi. ABD’nin Irak’tan asker çekmesi umudu içinde olanlar› da silkeleyen Bush, “Irak’taki düflman halen oldukça tehlikeli ve ABD, Irak’taki askeri varl›¤›n› artt›rma stratejisinin henüz bafl›nda” diyerek, Irak’taki iflgalci varl›klar›n› yo¤unlaflt›rarak sürdüreceklerinin sinyalini verdi ve Amerikan askerlerinin bir baflar› timsali oldu¤unu iddia etti. Irak halk›n›n özgürlü¤ü için ABD askerlerinin bir baflar› timsali oluflturmad›¤› aflikar oldu¤una göre, Bush’un kastetti¤i baflar› timsalli¤i, dünyan›n gözleri önünde gerçeklefltirilen katliam ve iflgalden öte birfley de¤il.

direniflçiler taraf›ndan düzenlendi¤i öne sürüldü.

mek üzere ‹ran’a gönderilece¤i ve ifllenmesinin ard›ndan yeniden Irak’a tafl›naca¤›na yer verildi.

Suriye’de ‘Irak (iflgalcilerinin) Güvenlik Konferans›’ ABD’nin, Irak’taki direnifli destekleyerek ülkeyi kaosa sürüklemekle suçlad›¤› Suriye, 8 A¤ustos günü bafllayan ve iki gün süren Irak Güvenlik Konferans›’na ev sahipli¤i yapt›.

ABD, Irak’ta asker kaybetmeye devam ediyor ‹flgalin bafl›ndan bu yana resmi verilerine göre 3 bin 690 kay›p veren ABD, A¤ustos ay›n›n ilk yar›s›nda 30 askerini

ABD, Irak, ‹ngiltere, ‹ran, Türk Devleti, Ürdün, Suriye, M›s›r, Kuveyt, Bahreyn, Rusya, Çin, BM ve Arap Birli¤i’nden temsilcilerin kat›ld›¤› konferansta Irak’taki güvenlik sorunu ve Irak-Suriye s›n›r güvenli¤i konular› ile Irak’a komflu ülkelerin durumlar› ele al›nd›. ABD-Suriye-‹ran restleflmesine sahne olan konferanstan Irak’›n iç ifllerine, iflgalci güçlere sayg› gösterilmesi ve müdahale edilmemesi karar› d›fl›nda somut bir sonuç ç›kmad›.

daha kaybetti.

‹ran ile Irak aras›nda petrol antlaflmas›

gerçekleflen sald›r›, iflgalin bafl›ndan bu

Musul'da katliam: 500 ölü, 400 yaral› ABD'nin 20 Mart 2003'te gerçekleflen iflgalinin ard›ndan intihar sald›r›lar›n›n durmak bilmedi¤i Irak 14 A¤ustos günü Yezidileri hedef alan efl zamanl› 4 ayr› patlamada 500'ü aflk›n kifli yaflam›n› yitirirken 400 kifli de yaraland›. Musul'da bulunan fiengal köyünde

‹ran’dan yay›n yapan News Network televizyonu, Irak ile ‹ran aras›nda, Irak petrollerinin ‹ran’a tafl›nmas›n› sa¤layan iki petrol boru hatt›n›n kurulmas›na dair imzaland›¤›n› duyurdu.

yana gerçekleflen en büyük intihar sald›r›s›. Sald›r›n›n Musul’un ve Kerkük’ün statüsüne iliflkin referandum tarihinin yaklaflt›¤› bir süreçte gerçekleflmesi ve Kürt kimli¤ine sahip olan Yezidileri hedef almas› dikkat çekiyor.

Filistin kan kaybetmeye devam ediyor Mahmud Abbas, 8 A¤ustos günü M›s›r Devlet Baflkan› Hüsnü Mübarek ile görüflmesinin ard›ndan yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda; Hamas’›n Gazze fieridi'ni ele geçirmesinin, Filistin devleti kurulmas› planlar› için y›k›c› bir hareket oldu¤unu öne sürerek Hamas’la görüflme yapmayaca¤›n› yineledi. Abbas, Filistin devleti kavram› (kurulmas›) konusunda gerek ‹srail gerekse uluslararas› toplumla aralar›nda bir çeliflki olmad›¤›n› da iddia etti.

‹srail Gazze’ye sald›rd���: 6 ölü ‹srail’in, 5 A¤ustos günü Gazze’nin Han Yunus bölgesine tanklarla düzenledi¤i sald›r›da 8 kiflinin öldü¤ü aç›kland›. Ölenlerden 2’sinin sivil, 6’s›n›n ise Hamas militan› oldu¤u belirtildi.

Somali’de çat›flmalar durmuyor Somali'de 1991 y›l›ndan bu yana devam eden ‹slamc› güçler ile devlet aras›ndaki çat›flmalar yeniden t›rman›rken, 13 A¤ustos’tan bu yana yaflanan çat›flmalarda yaklafl›k 50 kifli öldü. 1991 y›l›nda Somali’de devlet baflkan› Muhammed Said’in devrilmesinin ard›ndan ABD ve Etiyopya’n›n destekledi¤i hükümet ile ‹slamc› güçler aras›nda yaflanan iktidar dalafl›, ABD’nin “terör”e karfl› savafl ad› alt›nda sürdürdü¤ü Geniflletilmifl Ortado¤u Projesi (GOP)’un bir ürünü. Hat›rlan›rsa Donald Rumsfeld’in, ABD Savunma Bakan› s›fat› ile yapt› son “hizmet”lerinden biri de Kenya, Somali, Etiyopya, Sudan, Eritre, Cibuti ve Yemen’de ABD askerlerini-ajanlar›n› konuflland›rarak bu ülkeleri “terörle savafl” moduna sokman›n zeminini döfleyen icraatlar› olmufltu. Bu icraatlar›ndan öne ç›kan› Afrika Boynuzu’ndaki Birleflik Müflterek Görev Kuvvetleri mandas›n› yayg›nlaflt›rmak olmufltu ve bu “hizmeti” ABD ordusu taraf›ndan “kayda de¤er stratejik de¤ifliklik” olarak yorumlanm›fl ve alk›fllanm›flt›. ‹flte Rumsfeld’in bu çabalar›n›n bir eseri olan Cibuti’deki CIA’ya ba¤l› Özel Kuvvetler üssü, bugün Etiyopya’n›n Somali’ye, bir nevi iflgal de diyebilece¤imiz müdahalelerinin merkez üssü olarak kullan›lmaktad›r. ABD’nin dünyan›n birçok yerinde oldu¤u gibi Afrika Boynuzu’nda da yineledi¤i kaos üretip sonra da “bar›fl”, “düzen elçili¤i” ve “terör”e karfl› savafl maskesi ard›na saklanarak gerçeklefltirdi¤i sald›r› ve iflgal geride binlerce insan›n ellerinden al›nm›fl yaflamlar›n›, açl›k, yoksulluk, y›k›m, kan, iflgal korkusu ve büyük bir çat›flmay› b›rakt›.

zenli uçufllar›na bafllayacak” aç›klamas›na ABD’den yan›t gecikmedi: “Rusya hangarda bekleyen eski uçaklar›n› uçurmak istiyorsa bu kendilerinin bilece¤i bir fley”. Bilindi¤i gibi Rusya, 1991 y›l›ndan bu yana bu uçaklar›n› uçurmama karar› alm›flt›, ancak Putin, di¤er ülkelerin ayn› nitelikteki uçaklar›n›n sürekli faal olmas› nedeniyle Rusya’n›n da art›k bu uçaklar›n› faal tutaca¤›n› duyurarak, “art›k ben de var›m” mesaj›n› verdi.

Bush: Irak ve Afganistan birer

Suriye yönetimi taraf›ndan, 9 A¤ustos günü yap›lan aç›klamada; Irak s›n›r›nda gerçeklefltirilen sald›r›da 6 askerin öldü¤ü ifade edilerek, sald›r›n›n Irakl›

Güney Amerika gezisinin ilk dura¤› olarak Arjantin’e geçen Chavez, burada Enerji Güvenli¤i Antlaflmas› imzalad›. Amerika’n›n, petrole egemen olmak için Latin Amerika’da silah zoruyla kendi denetimini kurmaya çal›flt›¤›n› belirten Chavez daha sonra Uruguay’a geçti. Burada da Uruguay devlet baflkan› Tabare Vazquez ile uzun süreli bir enerji antlaflmas›n›n alt›na imza att›. Yine bu iki ülke ile birlikte (Venezuella, Uruguay ve Arjantin) 20 milyar dolarl›k bir ortak petrol yat›r›m› yap›lmas› kararlaflt›r›ld›. Arjantin ve Bolivya’da da içinde bulundu¤umuz yüzy›l›n sonuna kadar bu iki ülkeye Venezuella petrolünün ucuz sat›lmas› ve do¤algaz ticareti ile enerji kaynaklar›n›n geniflletilmesi anlaflmalar› imzalayan Chavez, Güney Amerika ülkelerinin entegrasyonunu sa¤layarak ABD’nin bu ülkeler üzerindeki tahakkümüne son vermeyi amaçlad›¤›n› öne sürerek, gezilerini sürdürece¤ini belirtti.

soyunmas› karfl›s›nda etkinli¤ini artt›rmak

bikat›na çevrilmifl durumda.

Irak s›n›r›nda 6 Suriye askeri öldürüldü

13 A¤ustos günü Güney Amerika turuna ç›kan Venezuella devlet baflkan› Hugo Chavez, hakk› olmamas›na karfl›n dünya enerji kaynaklar›n› emdi¤ini belirtti¤i ABD’yi Drakula’ya benzetti. Arjantin, Uruguay, Ekvator ve Bolivya’y› ziyaret ederek bu ülkelerle çeflitli enerji antlaflmalar› imzalad›.

Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde ya-

Filistin topraklar›ndaki iflgalci varl›¤›n› sürdürmekte ve Filistin devletini tan›mamakta kararl› oldu¤unu bir kez daha ortaya koyan ‹srail, Savunma Bakan›’n›n a¤z›ndan Filistin’le bar›fl›n “imkans›z bir fantezi” oldu¤unu duyurdu.

sözleri ile bir kez daha ortaya ç›kt›.

Geçti¤imiz günlerde Filistin Devlet Baflkan› Mahmud Abbas ile bir araya gelen ‹srail Baflbakan› Ehud Olmert’in, “Filistin devleti için umut var” fleklindeki Filistin ve dünya halklar›n› aldatmaya dönük sözleri; ‹srail Savunma Bakan› Ehud Barak’›n; “Filistinle bar›fl›n sa¤lanmas› gerçekleflmesi mümkün olmayan bir fantezi ve bizim böyle bir fantezimiz yok”

Gazze'de El Fetih-Hamas çat›flmas›

Aborjinler bir kez daha Avustralya devletinin hedefinde

‹srail’in, Bat› fieria’n›n kontrol noktalar›n› terk etmeyece¤ini belirten Barak, bu bölgeye füze savunma sistemleri ile donat›lm›fl bir güvenlik kordonu infla edeceklerini söyledi.

Geçti¤imiz aylarda Filistinli iki örgüt aras›nda yaflanan çat›flmalar›n ard›ndan Gazze’nin kontrolünü ele geçiren Hamas, Gazze fieridi’nde ortaya ç›kan El Fetihlilerden 20’sini tutuklarken ç›kan çat›flmada 20 kifli de yaraland›.

11 A¤ustos günü bölgede El Fetih üyesi ve yandafl› 20 kiflinin yakaland›¤›, ç›kan çat›flmalarda da yaklafl›k 20 kiflinin yaraland›¤› bildirildi. Öte yandan El Fetih ve Hamas sözcüleri, bölgenin kuzeyindeki Beyh Hanun kentinde üst düzey 4 El Fetih üyesinin gözalt›na al›nd›¤›n› aç›klarken, Hamas sözcüsü, 4 El Fetih liderinin konumlar› nedeniyle de¤il, kamu güvenli¤ini ihlal ettikleri için gözalt›na al›nd›klar›n› ve sorguland›klar›n› ifade etti.

Abbas: Hamas ile diyalo¤a girmeyece¤iz

Avustralya'n›n yerli halklar› olan Aborjin-

Befl yüz sayfal›k Aborjin toplulu¤u “iflas

ler, flu s›ralar Avustralya hükümetinin yeni

etmifl, yasa, yarg› ve iyi davran›fl›n kay›p ol-

bir sald›r› yasas› ile karfl› karfl›ya.

du¤u, kad›n ve çocuklar›n güvenlikte olmad›-

Aborjinler aras›nda çocuklar›n cinsel istis-

¤› bir topluluk” olarak tan›mlayarak, Aborjin-

mar›n› önlemeyi amaçlad›¤› söylenen yasay-

ler’in yaflad›klar› 60 yerleflim yerindeki yerli

la birlikte Aborjinler’in ellerindeki yerel yetki-

yönetimin yetkilerinin büyük bölümünün fe-

ler k›s›tlanarak kültürlerinin dezenforme edil-

deral hükümet taraf›ndan devral›nmas›n› ön-

mesi gayesi güdülüyor.

görüyor.

Bilindi¤i gibi geçti¤imiz günlerde Olmert ve Abbas aras›nda bir görüflme gerçeklefltirilmifl ve bu görüflmede iki devletli bir “çözüm” için fikirbirli¤inin yakaland›¤›n› duyurulmufltu. Bu plan dahilinde Gazze fieridi’nin bir bölümü de ‹srail topra¤› olarak görülüyordu. fiu an Filistin’de Hamas ve El Fetih kontrolünde iki ayr› yönetimin fiiliyatta var oldu¤u ve Gazze fieridi’nin Hamas’›n kontrolünde oldu¤u hat›rland›¤›nda önümüzdeki günlerde Gazze fieridi’nde, El Fetih’in göz yumdu¤u bir ‹srail iflgalinin yaflanmas› kuvvetle muhtemel görünüyor. Ve yine kuvvetle muhtemel olan bir di¤er geliflme ise; Filistin’de yap›lmas› öngürülen ve Hamas’›n boykot edece¤ini duyurdu¤u erken genel seçimlerin, bu iflgalde önemli bir rol oynayaca¤›... Yasan›n iptali için baflkente giden Aborjin liderleri, yasan›n, Aborjin kültürü aç›s›ndan “sonun bafllang›c›” oldu¤unu, uygulamaya geçirilmesi ile birlikte soyk›r›m›n farkl› bir türevine neden olaca¤›n› ifade ettiler. Avustralya eski federal savc›lar›ndan Murray Wilcox da, yasa ile birlikte yabanc›lar›n Aborjin bölgesinde toprak edinmesini engelleyen yasan›n ifllevsiz b›rak›ld›¤›na dikkat çekti.


22-31 A¤ustos 2007

ÇEV‹R‹

11

Bush, Suudi Arabistan’› neden silahland›r›yor? Torsten Krauel 20 milyar dolar de¤erinde silah ABD taraf›ndan bir ‹slam ülkesine veriliyor. Söz konusu silahlar içinde son derece hassas özelliklere sahip bombalar da bulunuyor. Anlaflma Bush yönetiminin Arap yar›madas›na yönelik son derece kompleks stratejisinin bir parças›n› oluflturuyor ve bu strateji büyük oranda ‹ran’la ilgili bulunuyor. Washington Basra körfezi k›y›s›ndaki ülkeleri ‹ran’a karfl› bir denge oluflturmas› amac›yla 20 milyar dolarl›k modern silahlarla güçlendiriyor. Konuya iliflkin bilgiler, ad› geçen silah sat›fl›n›n Kongre’de görüflülmesiyle medyaya ulaflmas›n›n ard›ndan ABD yönetimince de do¤ruland›. Bush kabinesi bu y›l›n ilk dönemindeki aç›klamas›n›n aksine sat›fl paketinin çerçevesini neredeyse iki kat›na ç›karm›fl durumda. Aç›klamalar D›fliflleri Bakan› Condoleezza Rice ve Savunma Bakan› Robert Gates’in beraber yapacaklar› Ortado¤u seyahatinin hemen öncesinde yap›ld›. Silahlar›n büyük k›sm›n› Suudi Arabistan alacak. Hava ve füze savunma sistemine iliflkin silahlar›n yan› s›ra Washington ilk defa olarak hassas bombalar da satacak. ‘Yanl›fl ellerde ‹srail için büyük tehdit oluflturaca¤›’ gerekçesiyle ABD bu türden silahlar› bugüne kadar hiçbir Arap ülkesine vermemiflti. Suudi Arabistan’a ve de Kuveyt, Birleflik Arap Emirlikleri, Umman gibi Körfez ülkelerine yap›lan bu silah sat›fl›n›n onay› karfl›l›¤› olarak ‹srail’e yap›-

lacak askeri yard›mlar›n gelecek on y›l içinde yüzde 43 oran›nda art›r›lmas› kararlaflt›r›lm›fl durumda bulunuyor. Böylece ‹srail’e yap›lacak askeri yard›m 30 milyar dolara ç›kart›lacak. Riyad baz› askeri sistemleri zay›flat›lm›fl olarak ve de flartl› olarak alabilecek. Örne¤in Arabistan’›n kuzeybat›s›nda, ‹srail’e yak›n bölgelerde, alaca¤› silahlar› konumland›ramayacak. Bu kapsamda özellikle hassas niteliklere sahip bombalar giriyor. Yine ülkeler aras›ndaki balans ayar›n› sa¤lamak için M›s›r da 13 milyar dolarl›k bir yard›m› ABD’den alacak. Washington’un bu ad›m›, nefes kesici karmafl›k stratejinin bir parças› olarak, ABD’nin Arap yar›madas›n› siyasal partner olarak kaybetmemeye yönelik bir çal›flma. Arap yar›madas›ndaki durum bafll›ca befl konuyla flekilleniyor. Ve bunlar›n içeri¤i de karfl› opsiyonlar›, reaksiyonlar› gerektirecek veya çözecek nitelikte bulunuyor. 1) ABD Körfez k›y›s›ndaki ülkelere, Kuzey Kore’de oldu¤u gibi, ‹ran’›n diplomatik olarak etraf›n›n çevrilmesi için ihtiyaç duyuyor. 2) ABD Irak’taki Sünnileri muhtemel bir yuvarlak masa toplant›s›na çekebilmek için Körfez k›y›s›ndaki ülkelere ihtiyaç duyuyor. 3) ABD Filistin’de ve Lübnan’da istikrar›n sa¤lanabilmesi için Riyad’a muhtaç durumda bulunuyor. 4) Suudi Arabistan’›n güvenli¤ini sa¤lamak için, her geçen gün daha fazla kendi yoluna gitti¤ine dair sinyaller ço¤al›yor. 5) Her geçen gün daha fazla Demokrat ve Cumhuriyetçi terör içerikli

ekstrem oluflumlar›n fiili sponsoru olarak Suudileri görüyor olmas› Riyad’›n kendi yoluna gitmesinin hem sebebi hem de neticesi olarak karfl›m›za ç›k›yor. Riyad’›n bu befl numaral› sebepteki tutumu nedeniyle Beyaz Saray Suudilerle görüflmeler somutlaflmadan önce Kongre’deki havay› ayr›nt›s›yla almak istedi. 20 y›l önce Reagan yönetiminin Suudi Arabistan’la yapt›¤› silah ticareti de siyasal heyecana sebebiyet vermiflti. Bir buçuk y›l öncesinde Riyad, Amerika’daki tehdit alg›s›n›n parti s›n›rlar›n› afl›p genele hâkim oldu¤una dair iflaretleri alm›flt›. Gerek Dubai’den bir firma, gerekse Çin’den bir firma Amerikan limanlar›n›n iflletmesini üzerine alma veya bir Amerikan petrol flirketinin sat›n al›nmas› denemesinde Amerikan Kongresi bunu fliddetle reddetmiflti. Bu hafta sonu özellikle Demokratlar Kongre’de, Bush yönetiminin politikalar›na karfl› flüphelerini ortaya koydular. Suudi Arabistan ise üç taraftan gelen tehditlere karfl› cesur bir ikili strateji uyguluyor. Arabistan’›n tehdit olarak alg›lad›¤› hususlar:fiii ‹ran, El Kaide ve Amerika’n›n Arap toplumlar›n› demokratiklefltirme projesi. Filistin’den Irak’a kadar fiii ‹ran taraf›ndan yönlendirilen gruplara karfl› bir denge olmas› için Sünni afl›r› unsurlar destekleniyor. Riyad’›n bu politikas› k›sa vadede Bush’un Hamas’› Gazze’de etkisiz b›rakma çabalar›yla çat›fl›yor.

Suudi Arabistan ve baz› körfez ülkeleri Irak’taki yeralt› örgütlerini örtülü olarak destekliyorlar. Bu ülkeler orada El Kaide’ye karfl› merkezi bir savafl alan› görmüyorlar, bilakis ‹ran’›n Körfez’de gelecekte elde edece¤i pozisyona karfl› bir savafl olarak görüyorlar. Amerikal›lara göre Irak’a her ay s›zan

her 100 gerilla savaflç›s›ndan 40’› Suudi as›ll› Araplardan olufluyor. Rice ve Gates Cidde ziyaretlerinde bu konuyu dile getirmek istiyorlar. Ayr›ca Amerikal› muhafazakârlara göre Suudi Arabistan Pakistanl›larla gizli bir ortak atom program› oluflturma çal›flmas› içindeler. Bush idaresinin silah sat›fl paketi Körfez k›y›s›ndaki ülkeleri Amerikan istikametine çekme iste¤ini yans›t›yor. Ayr›ca ‘Irak’›n komflu ülkelerinin Irak’taki Sünniler taraf› yerine ölçülü/›l›ml› güçler yan›nda yer al›yor’ sözünü söyleyebilmesini hedefliyor bu silah sat›fl program›. Saddam’›n devrilmesinden bu yana Bush’un önceli¤i Irak’›n etnik ve dinsel kriterlere göre bölünmesini, t›pk› 1996’da Bosna’da oldu¤u gibi, bir flekilde engellemek oldu. Ayn› zamanda bir Pentagon sözcüsü, “silah sat›fl paketi gösteriyor ki, bizim bölgedeki görevimiz, gelecekte Irak’ta ne olaca¤›ndan ba¤›ms›z olarak, sa¤lam ve yolundan sapmadan kalacakt›r. Biz bölgenin geliflmesi ve iyileflmesi için yollar arayaca¤›z” diyerek baz› konularda garanti verdi. Körfez ülkelerini ‹ran’a karfl› güçlü k›lmak ve de Irak’›n bütünlü¤ü kapsam›nda sorumluluk alt›na almak fikri özellikle baflkan yard›mc›s› Dick Cheney’nin görüfllerini yans›t›yor. Cheney bölgeyi s›kça ziyaret etmifl ve bölgenin siyasetçilerinin ve halklar›n›n kendi güvenliklerini kendilerinin sa¤lamas› fikrinde olmufltu. Bu da Amerikan yard›m›yla, ama Amerika’n›n menfaatlerine karfl› olmayacak flekilde sa¤lanmas› kofluluyla.

Hazar bölgesinde savafla do¤ru Johannes Voswinkel Parçalanm›fl bir Rus füzesi Gürcistan’da k›zg›nl›¤a neden oldu. Söz konusu olay küçük, fakat ard›ndaki savafl çok büyük. Bu füze Rusya’n›n güney komflusu olan Gürcistan devletinin çay›rlar›na düflen ilk Rus füzesi olmasa gerek. Fakat geçti¤imiz Pazartesi günü Stalin’in do¤du¤u flehir Gori yak›nlar›nda tan›mlanamayan bir uçak türünden yere düflen bu fley bir yan›ltmaca/tuzak da olabilir. Bir taraftan Gürcü yönetimi bir Rus füzesi ve iki savafl uça¤›n› suçlu görürken Rus hükümeti bunun bir Gürcü provokasyonu oldu¤unu ima etti. Gürcistan’dan ayr›lan Güney Osetya’dan, yani yak›ndan, gelen haberse iki füzenin varl›¤›ndan söz ediyor. Fakat ayn› zamanda bu füzelerin Gürcü uçaklar›ndan kaynakland›¤›n› da. Bu demek oluyor ki, bunlar Ukraynal› paral› askerlerce kullan›l›yor olabilirler. Sonra bir haber ajnas›n›n bildirdi¤ine göre, bombalar Rus mal› Güney Osetya hava savunma füzelerinin yanl›fll›kla veya kasten uça¤› vurmas›ndan sonra uçaktan düflmüfl olabilirler. ‹flte Kafkasya ço¤u zaman böyledir. Her bir olay ve yan›lt›c› manevra herkesin kendi amaçlar›n› hakl› göstermeye yar›yor. Yaflama flans› çok az olan 70.000 nüfuslu Güney Osetya doksanl› y›llar›n bafl›nda korkunç bir küçük savaflla -zira bu savaflta nerdeyse hiç kimse esir yap›lmam›flt›- Gürcistan’dan kopmufltu. Bir çok kaçakç›n›n ( özellikle benzin, alkol ve silah kaçakç›lar› ) sevinece¤i flekilde o tarihten bu yana G.Osetya Rusya’ya yanaflm›fl vaziyette bulunuyor. Dünyaca tan›nmayan asi G. Osetya Gürcistan taraf›ndan geri al›nmak isteniyor. Fakat buna engel olacak flekilde G. Osetya halk›n›n büyük ço¤unlu¤u yan›nda Rus bar›fl askerleri Gürcistan’›n önünde bulunuyor. Söz konusu Rus askerleri ise tarafs›zl›ktan tarafgirlik istikametine yönelen tutumlar›yla dikkat çekiyor. Kalaflnikoflarla veya havan toplar›yla her bir yönlerden atefl aç›lmas› G. Osetya’n›n günlük yaflam›n›n bir parças› durumuna gelmifl.

Hazar Denizi'ne k›y›s› olan ülkeler.... Uzun süredir devam eden acayip güç yar›fl›nda her fleyden önce 16 y›ldan bu yana G. Osetya halk› ac› çekmektedir. Onlar›n arzulamad›klar› kurbanl›klar› onlar› jeostratejik araziye getiriyor. Zira kendi milli kararlar›n› belirleme konusu G. Osetya’da çok afla¤› seviyelerde bulunuyor. Bu bölgede kendini gücünün üstünde ola-

Hiroflima’da cehennemi gördüm

rak David rolünde ( Goliat’a karfl›) gören Gürcistan, bütün kompleks yap›s›yla bir zamanlar›n emperyal gücü Rusya ve uzak karfl›laflmada ABD bir araya geliyorlar. Amerika için Gürcistan, Hazar bölgesinin ve Orta Asya’n›n petrol ve gaz zen-

Yuko Nakamura*

ginliklerine ulaflmay› sa¤lamak aç›s›ndan ülkeler monopolünde önemli bir oyun tafl› durumunda bulunuyor. Rusya’n›n kenar›ndan dolaflan bir petrol boru hatt› daha flimdiden ( Bakü-Ceyhan) Azarbayacan petrollerini Gürcistan üzerinden Türkiye’ye ak›t›yor. Amerikan subaylar› Gürcü askerleri e¤itiyorlar. Bunun yan›nda Gürcistan devlet baflkan› Michail Sarkaflvili Demokratlara müteflekkir olarak ülkesinin NATO’ya üyeli¤ini talep ediyor. Bu iflbirli¤ine uygun flekilde ABD D›fliflleri Bakanl›¤› Kafkaslar’daki bütün bilinmezliklere ra¤men son krizde hemen bir aç›klamada bulundu ve Gürcistan’a karfl› giriflilen füze sald›r›s›n› k›nad›¤›n› bildirdi. Güney Osetya’n›n tekrar Gürcistan’a kat›lma flans› olmad›¤› müddetçe Gürcistan küçük ve ba¤›ms›z demokrasi saadeti rolünü ve Rusya’n›n kurban› rolünü oynamaya devam edecektir. Bugüne kadar Sarkaflvili otoriter bir popülizm takip etti¤i ve muhalefetin söz söyleme özgürlü¤ünü ve ba¤›ms›z yarg›lanma imkanlar›n› s›n›rland›rd›¤› halde ABD bu duruma gözlerini kapat›yor. Rus yönetmi G. Osetya probleminin çözümüne yönelik bir plan için bugüne kadarki borçlu durumunu koruyor. Bunun sebebi de muhtemelen hiç bir planlar›n›n olmamas›d›r. Rusya kendini tepkiler üzerine konumland›r›yor. Çünkü bugüne kadar yavafl yavafl piflen anlaflmazl›k Rusya’n›n kendi menfaatlerine en iyi flekilde hizmet ediyor. Rusya ve Gürcistan aras›ndaki iliflki ancak flu flekilde yumuflar: fiayet her iki taraf da ciddi flekilde Gürcistan’dan ayr›lm›fl olan G. Osetya ve Abhazya Cumhuriyetleri’nin geleceklerine iliflkin geçici anlaflma yolunu ararlarsa. Fakat fakir Gürcistan uzun vadeli, yorucu olan iç siyasetin yeniden yap›lanmas›n› sa¤layacak demokratikleflme ve ekonomik iyileflme sa¤lama yerine Bat›’n›n deste¤ine göre hareket ediyor. Buna karfl›l›k olarak Rusya Güney Kafkasya’ya yard›m elini uzatmak yerine Gürcistan’›n flarab›n› boykot ediyor, Tiflis’e giden bütün uçufllar› yasakl›yor, komflu ülkelere gidecek posta yollar›n› engelliyor ve ihtiyaç duydu¤unda Gürcü nefretini körüklüyor. Bütün bu iklimde sorumsuz d›fl politika bir füzeyi düflürecek sorumluyu her zaman için buluyor.

6 A¤ustos 1945’te, 13 yafl›nda, Hiroflima’da lise ikinci s›n›f ö¤rencisiydim. Temmuz ay›na girildi¤inde, lise son s›n›f ve üniversite ö¤rencileri gibi lise ikinci s›n›f ö¤rencileri de silah alt›na al›narak, flehirdeki üç ayr› askeri mühimmat fabrikas›na çal›flmaya gönderiliyordu. O zaman ben, Hiroflima’n›n bat›s›nda bulunan Miyajima-guchi’de yafl›yordum. Seferberli¤in ard›ndan Hiroflima’n›n kuzey bat›s›ndaki Koi’nin küçük bir kasabas›nda kurulmufl olan bir uçak fabrikas›na gönderildim. Bu fabrikada çal›flan iflçilerin ço¤u silah alt›na al›nm›fl olan ö¤rencilerden olufluyordu ve yaln›zca birkaç yetiflkin uzman vard›. O meflum 6 A¤ustos gününün sabah›, alev alev parlayan yaz günefli alt›nda kavruluyordu. O gün, bir günlük elektrik tasarrufu yap›lmas› nedeniyle fabrika kapal›yd› ve bizler yüzmeye gitmifltik. Arkadafl›mdan ödünç ald›¤›m bir kitab› okuyordum ki, hava sald›r›s›n› haber veren siren sesleri ile aktivitemiz bölündü. Siren sesinin kesilmesiyle; alarm›n, ABD uçaklar›n›n bomba atmadan gerçeklefltirdi¤i bir pike nedeniyle verildi¤ini düflünerek rahatlad›¤›m anda bir arkadafl›m›n ba¤›rd›¤›n› duydum. “Bak›n, orda bir uçak var. Bu bir B-29 olmal›. Praflüte benzer bir fley b›rak›yor.” Arkadafl›m›n iflaret etti¤i yere bakt›¤›mda sar›-turuncu kar›fl›m› bir ›fl›¤›n büyük bir h›zla, bir y›ld›r›m gibi parlad›¤›n› gördüm. Binlerce magnezyum bombas› patlam›flças›na ayd›nland› her yan. Ifl›¤a yol açan patlama o denli büyük bir gürültü ç›kartt› ki, bedenim sars›ld›. Fabrikan›n içerisini büyük bir toz kaplad› ve ben yerle bir olurcas›na yere uzand›m. Çal›flt›¤›m›z fabrikan›n bir bombaya hedef oldu¤unu zannettim. Çatlam›fl kolonlar ve

kalaslar aras›nda y›¤›lm›fl bir durumdayd›m ve gökyüzünü kaplam›fl olan kapkara bir toz bulutunun yuttu¤u fabrikada, belli belirsiz bir ›fl›k görüyordum. Ifl›¤›n geldi¤i yer fabrikan›n kap›s›yd›. Moloz ve tafl y›¤›nlar› aras›ndan kap›ya do¤ru süründüm. Bir arkadafl›m bana “yaraland›n m›” diye seslendi. Vücuduma bakt›m, patlaman›n etkisi ile kanam›fl olan burnumdan akan kan, üniformam› k›rm›z›ya boyam›flt›. Sol bile¤imde cam parçalar›n›n yaratt›¤› bir y›rt›k vard› ve kan›yordu. Say›s›z cam parças› elbisemi delmifl, vücuduma ifllemiflti. Arkadafl›mdan ald›¤›m bir parça bez ile yaralar›m›n üzerine bast›rd›m ve tepenin arkas›na do¤ru kofltum. Arkadafllar›m, “bir s›¤›na¤a koflun” diye ba¤›r›yorlard›. Gökyüzüne bakt›m; sabahleyin p›r›l p›r›l olan o güzelim mavi gökyüzü de¤iflmeye bafllam›flt›. Siyah bir bulut, bizlere sald›racakm›fl gibi gökyüzüne egemen olmufltu. Bulut k›rm›z›ya çald›, gri oldu ve tekrar siyaha büründü ve gittikçe geniflleyerek gökyüzünde daha fazla yer yutmaya bafllad›. Dev gibi görünüyordu. T›pk› bir mantara benziyordu, evet gerçekten bir mantar gibiydi. Tepedeki s›¤›na¤a kofltum ve merkürokrom isimli bir anti septik ilaç ald›m. Bu arada burnumdan akan ve yüzümü kaplayan kan› y›k›yordum ki, büyük ya¤mur damlalar› topra¤a düflmeye bafllad›. Birileri; “ABD tepeyi ve bizi benzinle ›slat›yor. Tepeyi yakacaklar, hepimiz yanarak ölece¤iz” diyerek 盤l›k atmaya bafllad›. Herkes korku içinde s›¤›na¤a kofltu. Ya¤mur damlalar› siyaht›, yap›fl yap›flt› ve toprak-kumla birlikte ya¤›yordu. O günlerde, lise birinci s›n›f ö¤rencisi olan bir arkadafl›m flehir merkezindeki hasarl› binalar›n y›k›lmas›yla görevli olan bir ekibe al›nm›flt›. 12 yafl›ndaki bu k›zla ayn› ifli yapan 220 kifli ayn› günün sonunda, ailelerini görmeye f›rsat bulamadan öldüler. Halen onlar›n neden öldü¤ünü tam olarak bilemiyorum.

Atom sald›r›s›ndan kurtulman›n ard›ndan sevinçle birbirlerini kutlayanlar›n ço¤u da benzer flekilde, ortaya ç›kan ani yüksek atefl nedeniyle birkaç gün içinde ölmeye bafllad›lar. Bizlere yard›m etmek üzere Hiroflima’ya gelenlerin de bir k›sm› ayn› semptomdan ölürken, bir k›sm› ise uzun zaman radyasyon ›zd›rab› ile pençeleflti. Tabi biz o zamanlar, bu semptomun radyoaktif özelli¤e sahip olan atom bombas›ndan kaynakland›¤›n› hayal dahi edemezdik. Atom bombalar› Hiroflima ve Nagazaki’yi tam bir ölüm flehrine çevirmiflti. Her yerde yanm›fl k›rm›z›, kana bulanm›fl cans›z bedenlerden oluflan y›¤›nlar vard›. Binlerce insan canl› canl› y›k›lan apartmanlar›n enkaz›na gömülmüfltü. Ölenlerin gözleri yuvalar›ndan f›rlam›fl, derileri soyulmufl, saçlar› korkunç bir hal alm›flt›. Tablo dehflet vericiydi. Görüntü, bir zamanlar insanlar›n yaflad›klar› bir yere hiç benzemiyor, kelimenin gerçek anlam›nda bir cehennemi and›r›yordu. Çocuklar›n› ya da anne-babalar›n› kurtaramayan, kendileri de ölümle yaflam aras›na s›k›flm›fl olan insanlara su verememenin utanc›n› y›llard›r atamad›m, asla da atamayaca¤›m. 62 y›l önce üzerimize bir kabus gibi düflen atom bombas› Hiroflima’da 140 bin, Nagazaki’de ise 70 bin kifliyi bizlerden ald›. ‹nsanlar nükleer bombalar›n ne denli korkunç y›k›mlara yol açt›¤›n›, ne kadar çok insan› katledebildi¤ini, bunun ne denli vahfli ve yok edici bir silah oldu¤unu ö¤renmeli, günümüzde bu cehennem silahlar›n›n eskisinden çok daha güçlü ve etkili bir hale geldi¤ini, çok daha vahim bir y›k›ma yol açabilecek güçte oldu¤unu ak›llar›ndan ç›kartmamal›d›rlar.

Hiroflima’dan kurtulan Yuko Nakamura’n›n bu anlat›m› www.aworldtowin.org’dan çevrilmifltir.


12

KÜLTÜR SANAT

22-31 A¤ustos 2007

Sanat ve düşüncenin yasak karşısında tutumu ne olmalıdır? * Y›lmaz GÜNEY Önce düflünceyi ele alal›m. ‹nsan›n do¤al ve toplumsal prati¤i beyne yans›r. Daha önce yans›m›fl ve pratik süreç içerisinde alg›lama aflamas›na geçerek kavramsal bilgi haline gelmifl birikimlerle ya da hala alg›sal bilgi halinde bekleyen, biçimlenmesini henüz tamamlamam›fl birikimlerle çat›flarak ya da birleflerek yeni bir senteze ulafl›r. Bu sentez, fleylerin iç ve d›fl iliflkilerinin, fleylerle fleyler aras›ndaki ba¤lar›n, fleylerin kendi içlerinde ve d›fllar›nda var olan z›tl›klar›n ve benzerliklerin de¤iflen oranlarda kavranmas› yap›lan iflin zihinsel yarg›lama ve ç›karsama ifllemlerinin sonuçlar›n› içerir. Ak›l-madde, teori-pratik diyalekti¤in ürünü olan bu zihinsel iflleme düflünme, beynin bir ifllevi olan düflünmenin ürünü bileflimlere de düflünce diyoruz. Düflüncenin karakterini belirleyen, tafl›y›c›s›n›n, yani insan›n toplumsal varl›¤›, yani üretim faaliyeti içindeki yeri, mensup oldu¤u s›n›f iliflkileridir. S›n›f mücadelesi, siyasi hayat, bilimsel, kültürel, sanatsal u¤rafllar insan›n toplumsal prati¤inin unsurlar› olmakla birlikte, üretim faaliyeti, bütün di¤er faaliyetlerinin temeli ve belirleyicisidir. Düflüncenin temeli, do¤asal ve toplumsal iliflkilere ve esas olarak da maddi üretimdeki faaliyetine dayan›r. Yans›ma olgusu, nesnel gerçekli¤i ne derece tam ve bütün boyutlar›yla ifade ediyorsa, yans›yan fleylerin iç ve d›fl ba¤lar›, aralar›ndaki iliflkiler ne denli kavran›yorsa, düflünce o denli gerçe¤e yak›n olur. Yans›ma ne denli eksik ve yetersizse, düflünce de o denli yetersiz olur. Yans›yan fleyler aras›ndaki ba¤lar ve iliflkiler ne denli kavranm›yorsa, düflünce o denli sa¤l›ks›zd›r; yüzeysel kal›r. Hangi konuda olursa olsun, insan düflüncesi bafllang›çta s›¤d›r, yüzeyseldir. fieyler aras›ndaki ba¤lar kavrand›kça, düflünceler ad›m ad›m derinleflir, çok yanl›l›¤a ulafl›r. ‹nsanlar› düflünmeye iten, do¤asal ve toplumsal ihtiyaçlard›r. ‹nsanlar canlar› istedikleri için flöyle ya da böyle düflünemezler. Onlar›, bir birlerinden farkl› düflünmeye iten maddi zorunluluklar vard›r. Bu nedenler, insan iradesinden ba¤›ms›z varolan nesnel koflullar›n ürünüdürler. Bu koflullardan kaynaklanan zorunluluklar da düflünmenin, düflüncenin, tutum ve davran›fllar›m›z›n maddi temelidir. Bilim ve siyaset kitlelere ulaflmak için çeflitli araçlardan ve organlardan nas›l yararlan›yorsa, sanat da çeflitli biçimdeki düflünceleri, kendi özgül yap›s›, kurallar› ve araçlar› arac›l›¤›yla kitlelere ulaflt›r›r. Sanat al›c›s› ve vericisini biçimleyen nesnel koflullar›n bizzat kendisidir. Bu yaklafl›m, iradeyle koflullar, bilinçle koflullar aras›ndaki karfl›l›kl› etkileflimi gözard› etmez. ‹rade ile onun maddi temeli aras›nda sürekli bir al›fl-verifl, de¤iflme, de¤ifltirme ifllemi vard›r. Toplumsal düflünce ve sanat, kültürel süreç içerisinde yerlerini al›rlar. Kültür insan›n yaflam›n› sürdürmek için yürüttü¤ü üretim mücadelesi sürecinde, bir tarih boyu kazand›¤› ve gelifltirdi¤i, yaflam›n her alan›n› ve her boyutunu ilgilendiren bilgi ve tecrübelerin tümüdür. Ekonomik, toplumsal, siyasal, t›bbi, felsefi, sanatsal vb. alanlar› da kapsam›na ald›¤› gibi, gelenek, görenek, al›flkanl›k vb fleyleri de içerir. Küçük büyük bütün insan topluluklar›na bu topyekun bilgiler yuma¤› yön verir; insan iliflkilerini düzenler, kurallar getirir, yarg›lar, besler, büyütür... ve süreç içerisinde geliflmesini sürdürür. Her ulus, kendi ulusal kültürüne dayand›¤› gibi, uluslararas› kültür olanaklar›ndan da uluslararas› iliflkiler oran›nda yararlan›rlar. Kültür al›fl-verifli, uluslararas› planda, ekonomik ve siyasi iliflkilere ba¤›ml› olarak ele al›nmal›d›r. Ulusal kültür, uluslararas› kültürün, evrensel kül-

YÜZ F‹K‹R Muzaffer Oruço¤lu

türün temelidir. Ulusal kültür olmadan evrensel kültür olmaz, olamaz... Ulusal ve evrensel kültürün, s›n›fsal niteliklerinden gelen ikili tabiatlar›ndan -ilerici ve gerici yanlar›ndan- bu yaz›m›zda, konuyu da¤›tmamak için söz etmeyece¤iz. Düflünce ve sanat, üretim sürecinde s›k› s›k›ya ba¤l›d›r ve üretim mücadelesinin, toplumsal ve siyasal mücadelenin hem etkileyicisi, hem de onlardan etkilenendir. Üretim güçleri ile üretim iliflkileri aras›ndaki çeliflme, toplumsal düflüncenin ve sanat›n geliflmesinin temelidir. Bu çeliflme hayat›n her alan›n› etkiler. Düflünce ve sanat alanlar›nda varolan, düflünce ve sanat› gelifltiren temel çeliflmeler, kayna¤›n› üretim güçleriyle üretim iliflkileri aras›ndaki s›n›fsal çeliflmelerden al›rlar. Üretim güçleriyle üretim iliflkileri aras›ndaki çeliflme yok edilebilir mi? Hay›r!... Öyleyse, üretim güçleriyle birlikte zorunlu olarak geliflen ve ayn› zamanda üretim güçlerinin geliflmesini etkileyen düflünce ve sanat da önlenemez... Geliflmesi belli bir süre önlenebilir belki, fakat durdurulamaz. Bask› alt›ndaki birikimler günün birinde ›fl›¤a kavuflur. Çünkü, düflünce ve sanat alan›ndaki bafll›ca çeliflmeler, kayna¤›n›, do¤ayla toplum aras›ndaki çeliflmelerden, toplumsal çeliflmelerden al›rlar. Do¤a ile toplum aras›ndaki çeliflmeler, kaç›n›lmaz olarak üretim güçlerini, özellikle de insan› teorik ve pratik alanlarda gelifltirir. Ve giderek, geliflen üretim güçleriyle çeliflen toplum biçiminin parçalanmas›n› mutlaklaflt›ran birikimleri oluflturur. Her toplum biçimi, kendine özgü bir kültür yap›s›na sahiptir. Her toplum biçimi, kendisini de¤ifltirecek ve yok edecek güçlerini yarat›r. Ancak üretim güçleriyle üretim iliflkilerinin sürekli uyumunu sa¤layabilecek toplum biçimi, kendi içinde gerekli de¤iflmeleri uygulayarak varl›¤›n› sürdürebilir. Bu s›n›fs›z toplumdur. Tarih, bugüne dek befl toplum biçimi tan›m›flt›r. Bu toplum biçimleri flunlard›r: ‹lkel komünal toplum, köleci toplum, feodal toplum, kapitalist toplum, sosyalist toplum. Her toplum biçimine özgü üretim güçleriyle üretim iliflkileri aras›ndaki çeliflmeler, belli bir süre uzlafl›r niteliktedir. Buna, üretim güçleriyle üretim iliflkileri aras›ndaki uyum diyoruz. Her toplum biçiminin belli bir aflamas›nda, geliflen üretim güçleriyle, bu geliflmeye art›k uyum gösteremez hale gelen üretim iliflkileri aras›ndaki çeliflme giderek uzlaflmaz niteli¤e dönüflür. Düflüncenin ve sanat›n geliflimi, ekonomik ve toplumsal geliflmenin önündeki engellerin afl›lmas› sürecinde, s›n›flar aras› mücadele aç›s›ndan de¤erlendirilmelidir. Geliflen güçlerin düflüncesi ve sanat›, s›n›f mücadelesinin birer unsurlar› olarak kendi içlerinde birbirleriyle ve kendi d›fllar›nda s›n›f düflman› güçlerin düflünce ve sanat›yla savafl›r.

üzerinde, kendisinden daha güçsüz kapitalist ülkeler üzerinde bask› kurmak ister ve bu do¤rultuda iliflkilerini düzenler... Bizimki gibi yar›-sömürge bir ülkede, burjuvazinin ve toprak a¤alar›n›n devleti emperyalizme ba¤›ml›d›r. Bask›s› kendi ç›karlar›yla birlikte, emperyalizmin ç›karlar›n› da korumay› amaçlar. Çünkü kendi varl›¤› ile emperyalizmin varl›¤› aras›nda binlerce ba¤ vard›r. Sosyalist toplumda da, iflçilerin köylülerin demokratik diktatörlü¤ü, burjuvazinin düflüncesini ve sanat›n› bask› alt›nda tutar. Sömürü düzenini yeniden hortlatmak isteyen her türlü giriflimi ezer. Bu arada belirtilmesi gereken bir nokta da, kendini sosyalist gösteren, özünde revizyonizmin iktidarda oldu¤u ülkelerde devletin durumudur. Oralarda da, revizyonist burjuvazinin diktatörlü¤ü, genifl emekçi y›¤›nlar üzerinde, her alanda bask›s›n› uygular. Anlafl›laca¤› gibi, yasak ve fliddet birbirini tamamlayan iki unsurdur. Bizim konu edindi¤imiz yasak, s›rt›n› burjuvazinin ve toprak a¤alar›n›n "yasal" fliddetine dayayan gerici yasakt›r. fiiddete dayanmayan yasak geçerli bir yasak de¤ildir. ‹ster burjuva, isterse proleter karakterde olsun, bu böyledir. Toplumsal, düflünsel, sanatsal, siyasal vb. her eylem, egemenlere getirdi¤i ve getirebilece¤i zararlar ölçüsünde fliddeti içeren bir yasakla karfl›lafl›r. Yasa¤a uyulmamas› halinde, eylemin niteli¤ine göre, fliddet flu ya da bu biçimleriyle kendini gösterir. Yasa¤› ve fliddeti birlikte ele almak gerekti¤i için, yasaklara karfl› direnirken ve yasaklar› aflmaya, geçersiz k›lmaya yönelirken, yasaklara tekabül eden fliddeti de göze almak gerekir. Yasa¤›n ard›ndaki fliddet göze al›nmadan, fliddetin tahribat›na karfl› haz›rl›kl› olunmadan yasaklar afl›lamaz. fiiddeti göze alan, gerekli disiplin, bilinç ve örgütlenme haz›rl›klar›n› da yapmak zorundad›r. fiiddeti göze alan, yasa¤› flu ya da bu oranda geçersiz k›lar. Ya da, fliddeti göze almayan yasak karfl›s›nda boyun e¤er, teslim olur. Bugün belli demokratik ve siyasi haklar kazan›lm›flsa bu, binlerce demokrasi savaflç›s›n›n çeflitli bask›lar› gö¤üslemesi, iflkenceleri yi¤itçe aflmas›n›n sonucudur. Kazan›lm›fl her mevzide kan ve ac› vard›r. Ve bir bütün olarak geliflen s›n›f güçleri, baflta proletarya olmak üzere, bugünkü demokratik ve siyasi haklar›n yarat›c›lar›d›r.

Tarihi süreç içerisinde biçimlenmesini tamamlayan s›n›flaflma hareketiyle birlikte; düflünce, sanat ve kültür de s›n›f özelliklerini en ay›rt edici biçimleriyle kazan›rlar. S›n›flaflma berraklaflt›kça s›n›f düflünceleri de berraklafl›r. Ç›karlar› çeliflen s›n›flar›n düflünceleri de birbirleriyle çeliflir. Çeliflmelerin derinleflmesi, egemenlerin fliddetini art›r›r. S›n›fsal yasaklar s›n›flarla birlikte ad›m ad›m ortaya ç›kar. Yasak olgusu, egemen s›n›flar›n ezilen s›n›flara karfl› kendilerini korumak için getirdikleri, yasalarla beslenen, koruyucu ve gelifleni önleyici, de¤iflik nitelikteki fliddeti içeren önlemler bütünüdür.

Yasa¤›n bir biçimi olan sansürü ele alal›m. Sansür nedir? Kabaca ele al›rsak sansür, bir eleme, ay›klama, budama hareketidir ve düflünceyi, düflüncenin somutlaflm›fl olan sanat eserlerini, özellikle de sinema sanat›n›, egemen s›n›flar›n kabul edebilece¤i bir hale getirmekle yükümlüdür. Yani, egemen s›n›flar için sinema sanat›n› zarars›z hale getirmektir. Yasakla sansür iç içedir. Sansür yasa¤›n özel bir uygulan›fl biçimidir. Fakat topyekun yasa¤› ifade etmez. K›smi yasak say›l›r. Ancak sansür, yani k›smi yasak, bir sanat ürünü karfl›s›nda çaresiz kal›rsa genel yasa¤a bafl vurulur. Örneklerle aç›klayal›m. Sansür, bir filmin belli bölümlerini sak›ncal› görür, o bölümleri keser. Yani, sadece belli bölümlerin, sak›ncal› bölümlerin gösterilmesini yasaklar. Kesme ve budama ifllemi filmi egemenler için zarars›z hale getirebilirse, orada sergilenen fleyler egemenler için kabul edilebilir duruma getirilebilirse, bu film, kufla dönmüfl biçimiyle de olsa sansürden ç›kar. Kesme ve budama ifllemi yetersiz kal›rsa, yap›lacak ifl, filmi toptan yasaklamakt›r.

Köleci toplumda köle sahiplerinin devleti, kölelerin düflüncesini ve sanat›n›... Feodal toplumda feodal beylerin devleti, serflerin, iflçilerin ve geliflen burjuvazinin devleti, iflçilerin, köylülerin ve genifl emekçi kitlelerin düflünceleri ve sanat› üzerinde bask› kurar. Emperyalist burjuvazinin devleti, hem kendi halk›, hem de bütün dünyan›n ezilen halklar› ve milletleri

Bu arada önemli olan nokta, genel anlam›yla yasaklar›n önünde e¤ilmemek olmakla birlikte, kimi zaman bilinçli bir tutumla yasalarla s›n›rlanm›fl yasak duvarlar› aras›nda da, hedefi yasa¤› parçalamak olan birikimlerin yarat›lmas› için her alanda çal›flman›n gerekti¤idir. Yani, tek bafl›na fliddeti hiç sayarak, yasa¤› çi¤neyerek çal›flmak, ya da tek bafl›na yasakla-

ra r›za gösterip, yasal s›n›rlar içinde bo¤ulmak yanl›fl olur. Yasal s›n›rlar içinde çal›flmak, özünde yasaklar› parçalamaya, birikimlerin yarat›lmas›na hizmet etti¤i müddetçe olumlu ve gereklidir, vazgeçilmezdir. Yasal s›n›rlar, asl›nda mücadeleyle kazan›lm›fl alanlard›r ve bu alanlarda çal›flmay› reddetmek, küçümsemek, bu olanaklar› son kertesine kadar kullanmamak ‘sol’culuktur, kesinlikle yanl›flt›r. Böylesine bir tav›r, geçmiflin mücadelesini hiçe saymakt›r, geçmiflin olumlu miraslar›na sahip ç›kmamakt›r. Çeliflme fleylerin do¤as›nda var olan evrensel bir fleydir. Herfley, z›tlar›n mücadelesini ve birli¤ini içerir. Çeliflmelerin temel yasas› budur. Yasak ve yasa¤a karfl› mücadele, özünde s›n›f mücadelesi demektir. S›n›fl› toplumlarda s›n›f mücadelesi evrensel ve mutlakt›r. S›n›fl› toplumlarda s›n›flar bütün olanaklar› ve çeflitli nitelikteki mücadele organlar›yla karfl› karfl›ya gelirler. Ve hayat›n her alan›nda, hiç durmaks›z›n savafl›rlar. Sanat ve düflünce alanlar› da, s›n›fsal savafl alanlar›n›n ayr›lmaz bir parças›d›r. Ülkemizde, emekçi kitlelerin ekonomik, demokratik, toplumsal ve siyasal taleplerini içeren mücadeleleri çeflitli nitelikte resmi ve resmi olmayan gerici bask›larla ezilmek, engellemek istenmektedir. Emekçi y›¤›nlar›n mücadelesine omuz veren, bu mücadelenin ürünü ilerici, devrimci, kültür, sanat ve düflünce ak›mlar› da, kuflkusuz gerici bask›larla karfl›laflacak, engellenmek istenecektir. ‹flte sansür, s›n›f mücadelesinin egemen s›n›flar saf›nda görev yapan, özünde faflist bir bask› ve y›ld›rma arac›d›r. Sansür ve yasaklarla aram›zdaki çeliflme, s›n›fsal bir geliflmedir. Bu çeliflme, emperyalizme ba¤›ml› iflbirlikçi burjuvazi ve toprak a¤alar›n›n siyasi iktidar› ile emekçi halk y›¤›nlar› aras›ndaki çeliflmenin, ilerici ve devrimci sanat ile devletin gerici-faflist yöntem ve araçlar› aras›ndaki geliflmenin, sinema plan›na yans›yan biçimidir. Sansürün niteli¤ini de¤ifltirmek ve emekçiler ç›kar›na giderek ortadan kald›rmak, sansürün bir devlet organ› olmas› hesab›yla, ancak, devletin niteli¤inin de¤ifltirilmesiyle mümkündür. Sansürün gittikçe a¤›rlaflmas›, asl›nda, gerici burjuva-toprak a¤alar› devletinin, anti demokratik burjuva diktatörlü¤ünün, faflist diktatörlük devleti biçimine dönüfltürülmesi çabalar›n› ifade eder. Bu, kazan›lm›fl birtak›m haklar›n gasp edilmesidir. Devletin niteli¤ini de¤ifltirmeden, devletin niteli¤ine dokunmadan, tek bafl›na sansürü de¤ifltirmeyi düflünmek, bu konuda hayaller yaymak aptall›¤›n ötesinde halk› aldatmakt›r. En kanl› faflist diktatörlüklerde bile, ne denli zor olursa olsun, yasad›fl› mücadelesinin yan› s›ra, kufla

dönüfltürülmüfl biçimiyle de olsa yasal olanaklardan yararlanmak, gasp edilmifl haklar› geri almak için mücadele edilmelidir. Bu mücadele, faflizmin temellerini y›kmak için gerekli birikimler yarat›r. Fakat devlet yetkililerinden bu konuda flefaat beklemek, onlar›n "iyi niyet" gösterilerine aldanmak yanl›fl olur. Bu nedenle, sansüre karfl› mücadele ile anti-demokratik gerici burjuva diktatörlü¤üne karfl› mücadele birlefltirilmelidir. Anti-demokratik burjuva diktatörlü¤üne karfl› mücadele veren s›n›f güçleri aras›na bizzat kat›lmadan sansüre karfl› baflar› elde edilemez. Sonuçta düflüncelerimi flöyle özetleyebilirim. Düflünce, insan iradesinden ba¤›ms›z do¤asal ve toplumsal çeliflmelerin ürünüdür. Do¤a-insan, toplum-insan, s›n›f-s›n›f iliflkileri var oldukça, bu iliflkilerden kaynaklanan çeliflmeler, bu geliflmelerin ürünü olan düflünceler de var olacakt›r. Önlemlerle, bask›larla çeliflmeler engellenemeyece¤ine, yok edilemeyece¤ine göre, düflünceler ve düflüncelerin geliflmeleri de engellenemezler. Geliflen üretim güçleri, geliflmelerin önünde bir engel olan üretim iliflkilerini parçalayacakt›r. Buna ba¤l› olarak, geliflen üretim güçlerine tekabül eden düflünceler de, sanat eylemleri de önlerindeki yasak duvarlar›n› parçalayacakt›r. Parçalama ifllemi, ileri ve devrimci düflüncelerin kitleleri örgütlü olarak harekete geçirmesiyle, onlar› maddi bir güç haline dönüfltürmesiyle mümkündür. Bu nedenle, devrimci düflünce, do¤as› gere¤i, çeflitli araçlarla kitlelere ulaflma tarihi görevini yerine getirirken yasak tan›maz. Yasa¤› ilke olarak kabul etmek, ona uymak teslimiyettir. Yasa¤a r›za gösteren kifliler olabilir, bu, geliflen düflüncenin yasa¤› tan›mas› ve önünde e¤ilmesi anlam›na gelmez. Bu kiflilerin s›n›f niteliklerinden, bilinç düzeylerinden, deney eksikliklerinden gelen kiflisel zaaft›r. Devrimci düflünce zaafla uzlaflmaz, zaaf›n niteli¤ini kavrar, onunla mücadele eder. Geçici bir süre, yasak s›n›rlar› içinde yasal eylemini bilinçle sürdürebilir, fakat kendini tafl›yacak, koruyacak ve gelifltirecek insan unsurunu yaratarak, kitlelere mal olarak engelleri aflar. Yasaklar, ancak çi¤nenerek afl›labilir. Bugüne dek de böyle olmufltur. Devrimci düflüncenin ve sanat›n yasak karfl›s›ndaki tavr› teslimiyetçi de¤il, çi¤nemek olmal›d›r. Akarsu yolunu bulur. Önündeki engelleri aflar, da¤lar› deler, denize ulafl›r. Devrimci sanat ve düflüncenin yasak karfl›s›ndaki do¤al tavr› budur. * Y›lmaz Güney’in 1 Eylül 1977’de kaleme ald›¤› yaz›s›n› k›saltarak sizlerle paylafl›yoruz

Komün cumhuriyetinin genel idari durumu

Komün Cumhuriyetinin genel yap›s› nas›l olabilir? ‹nsan hala insan› yönetti¤ine göre, bu yönetimin de araçlar›, yani örgütleri oldu¤una göre, komün cumhuriyeti kaç›n›lmaz olarak onbinlerce komün adl› örgütten oluflacakt›r. Komün cumhuriyetinin bir genel anayasas›, seçimle oluflan temsili bir merkezi parlamentosu, hükümeti ve partileri olacakt›r. Ekonomik, siyasal, kültürel vb. gibi yaflamsal görevler, ‘kendi yaflam›n› kendin kur,’ ilkesinin ruhuna uygun olarak tabandaki komünlere devredildi¤i için merkezi hükümetin bürokrasisi haliyle küçük olacakt›r. Komün Cumhuriyetinin tepeden tabana do¤ru hiyerarflik yap›s› nas›l olabilir? En tepede merkezi meclis ve hükümet, bunun alt›nda federe meclisler ve hükümetler, bunun alt›nda il meclisleri ve hükümetleri, bunlar›n alt›nda da iki üç bin kiflilik komünler; yani temsili de¤il iki üç bin kiflilik do¤rudan meclisler. Yönetimin do¤rudan halka devredilmesinin demokratik bir biçimidir bu. Bundan daha demokratik biçimler varsa onlar tart›fl›lmal›d›r. Halk›n geliflmesinin ana yolu, onun do¤rudan yönetmesinden, kendi yaflam›n› kurma ve biçimlendirmede do¤ru-

dan rol almas›ndan geçer. ‹leride ortadan kald›r›lmas› gereken bu kötü, ama zorunlu hiyerarflinin taban›nda yer alan komün yönetimi, do¤rudan temsil esas›na dayan›r. Bir, iki veya üç bin kiflilik komün sisteminde, 18 yafl›n› dolduran herkes, komün meclisinin do¤al üyesidir. Meclis her y›l hükümeti, hükümet baflkan›n›, komün mahkemesini ve güvenlik komitesini seçer. Bu organlara seçilenler, bir daha seçilemezler. Bu, komün sisteminde bürokratlaflmaya, kastlaflmaya karfl› demokratik bir önlemdir. Hükümette yer alan bakanlar, komün meclisinden ç›kan kararlar› uygularlar. Mahkeme, o y›l ortaya ç›kan suçlular› yarg›lar. Güvenlik komitesi ise, sistemin ruhunun, profesyonel militer organlara karfl› olmas›ndan dolay› bir y›ll›k geçici bir milis oluflturarak, güvenli¤i sa¤lar. Bu organlar, tamamen ba¤›ms›zd›rlar. ‹ki veya üç bin kifliyi yöneten komün hükümeti, ekonomi, e¤itim ve kültür, çevre ve spor gibi do¤rudan komün yaflam›n›n inflas›na yönelik bakanlardan oluflur. Hükümet istendi¤i anda, komün meclisi taraf›ndan görevinden al›nabilir.

Komün cumhuriyetinde, insan›n insan› çal›flt›rmas›, sömürmesi yasakt›r; herkes düflünce ve örgütlenme özgürlü¤üne sahiptir. ‹dam ve kapal› cezaevi sistemi yasakt›r. Üretim, sanat ve kültür alanlar›ndan oluflan aç›k cezaevi sistemi uygulan›r. Suçlu, seçece¤i bir alanda çal›fl›r. Hafifler iki, a¤›r suçlular ise y›lda bir ay aç›k cezaevi d›fl›nda yaflama haklar›na sahiptirler.

korkmaz ama savunma tedbirlerini al›r. Sald›r› an›nda si-

Komün cumhuriyeti, silah üretimini ve ticaretini suç olarak görür. Klasik anlamda bir devlete sahip olmad›¤› için savunmas›n›, halk›n genel askeri e¤itimine ve genel silahlanmas›na dayand›r›r. Bu, her insan›n evinde bir silah›n olmas› anlam›na gelmez, her komünün bir silah deposu olmas› anlam›na gelir.

sinden daha ileri ve güçlü bir flekilde do¤ar. Güzellikleri,

Komün cumhuriyeti, ekonominin zarar›na da olsa, çevreyi tahrip eden sanayi tesislerini yasaklar. Petrole dayanan özel arabalar› yasaklar, bunun yerine, otobüs, tren, vapur gibi toplu tafl›ma araçlar›n› geçirir. Cumhuriyetin her vatandafl›, en az on a¤aç dikmek zorundad›r. Cumhuriyet, d›fl sald›r› tehditlerinden ve y›k›lmaktan

lah üretimi hakk›n› korur. Bar›fl› ve çevreyi savunan, sömürüyü yasaklayan, özgürlü¤ün ve insan haklar›n›n kalesi haline gelen bir cumhuriyetin, kapitalist emperyalist dünya taraf›ndan y›k›lmas›, kapitalist y›k›c›lar için çok daha tehlikeli bir durumdur. Y›k›lan her özgürlük, eskiy›k›lma pahas›na yaratmay› göze alan bir cumhuriyettir o. Kifliyi putlaflt›rmaz; toplumun tepesinde tanr›laflt›rmaz. Kald› ki, eflyan›n veya mal›n kendisini yönetmesinden kurtulan ve özgürlü¤ünü doya doya yaflayan bir halk› yenmek de kolay bir ifl de¤ildir. Yeryüzü, küresel ›s›nmadan dolay› kurakl›¤a, susuzlu¤a, büyük göçlere ve yayg›n bölgesel savafllara do¤ru sürükleniyor. Devletler silahlan›yor. Çevrenin ve devletsizli¤in yan›nda, özgürlü¤ün ve sömürüsüz bir bar›fl›n yan›nda yer almaktan, direnmekten baflka bir yol görünmüyor.


RÖPORTAJ

22-31 A¤ustos 2007

13

Gölgesini satamad›¤› a¤ac› kesen emperyalist-kapitalist sis-

ülkelerde insan üzerinde deneyler yapan ilaç tekelleri, bir yan-

gündeme gelen yasalar ile sa¤l›k hizmetlerinin bir bütün olarak

tem, sa¤l›k hizmetlerini de temel bir rant alan› olarak görmek-

dan hastal›klar üreterek insanlar›n kanlar› üzerinden karlar›n›

piyasa difllilerine terk edilmek istendi¤i flu günlerde, Fikret Bafl-

te ve insan sa¤l›¤›ndan öte, insanlar›n sa¤l›k sorunlar› üzerinden

artt›r›rken, paras› olmayan hastalar› ise ölüme terk ediyor.

kaya’n›n Dr. Cengiz Baflkaya ile emperyalist-kapitalist sistemin

elde edece¤i kar üzerine kafa yormaktad›r. Afrika gibi yoksul

Ülkemizde de emperyalist tekellerin dayatmalar› sonucu

pençesindeki t›p üzerine yapt›¤› söylefliyi sizlerle paylafl›yoruz... mek için ABD’de her doktor için y›lda 15 bin dolar promosyon harcamas› yapt›klar›n› söylemek kafi gelebilir. Bu flirketlerin CEO’lar› ilaçla ilgili uzmanlardan de¤il, pazarlama dehalar› aras›ndan seçiliyor. ‹laçlar›n etkinliklerini ve yan etkilerini araflt›ran tarafs›z çal›flmalar yeterince yap›lam›yor. Bu konuda gerekli kaynaklar kamu kurumlar›nca karfl›lanamad›¤›ndan ço¤u çal›flma yine firmalar›n sponsorlu¤unda yap›lmakta. Bu durumda araflt›rma sonuçlar›n›n flirket ç›karlar›yla çeliflmemesi büyük ölçüde garanti edilebilir. Özellikle ilaç araflt›rmalar› ile ilgili verilerde eski durum tersine dönmekte. Önceleri firmalar üniversitelerin verilerinden yararlan›rken art›k ilaç tekelleri kendi veri tabanlar›n› s›n›rl› biçimde ve belirli koflullara uymak kayd›yla lütfedip üniversitelere aç›yorlar. Zaten h›zla artan gen patent uygulamalar› firmalarca sahiplenilen genlerle ilgili araflt›rmalar› firman›n izniyle yapma koflulu getiriyor. Art›k bilim dünyas› tümüyle ulusötesi firmalar›n denetimine girmek üzere. Bu durumda ba¤›ms›z bilim adam› kavram› yak›n zamanda tarihe kar›flacakt›r. Olsun, bu da bir geliflmedir... Geliflmenin karfl›s›nda durmak geri kafal›l›k ve vizyon eksikli¤i say›l›r ki bu tav›rdan uzak durmak gerekir... Çokuluslu ilaç firmalar› daha ucuz diye 'denekleri' art›k yoksul ülkelerden seçiyor ve araflt›rma laboratuvarlar›n› Üçüncü Dünya'ya tafl›yor. Fabrikalar›n›, iflletmelerini "ucuz iflçi cennetlerine" tafl›d›klar› gibi... Elbette herfleyin metalafl›p/soysuzlaflt›¤› bir ça¤da t›p alan›n›n bunun d›fl›nda kalmas› kolay de¤il ama insan sa¤l›¤›n›n al›fl verifl ve kâr konusu olmas›n›n ilave mahsurlar› yok mu?

T›bb›n sefaleti üzerine bir söylefli Modern t›p harikalar yarat›yor, ama milyonlarca insan s›radan hastal›klardan ölüyor. Her geçen gün asgari sa¤l›k hizmetlerinden dahi yararlanamayanlar›n say›s› art›yor. Bu çeliflik durum nas›l aç›klanabilir? Modern T›bb›n birçok hastal›¤›n tan› ve tedavisinde büyük ilerlemeler kaydetti¤i do¤ru. Buna karfl›l›k önlenebilir hastal›klardan her y›l yüz milyonlarca insan ölmeye devam ediyor. Bu durum asl›nda flafl›rt›c› de¤il. Dünyada hem ülkeler aras›nda hem de ülkelerin kendi içlerinde gelir da¤›l›m›nda büyük uçurumlar mevcut. Milyarlarca insan günde 1 dolar›n alt›nda gelirle yaflam›n› sürdürmeye çal›fl›yor. Yine 1 milyar 100 milyon kifli temiz su içemiyor. Aç›k ve gizli açl›k sorunu ve sa¤l›kl› bar›nma koflullar›n›n bulunmay›fl› da eklendi¤inde, çok say›da insan hastal›klara aç›k ve dirençsiz hale geliyor. Bugün zengin kuzey ülkelerinde ortalama ömür beklentisi 80 y›la dayanm›flken Afrika'da k›rk yafl›na eriflmek flans iflidir. Ortalama ömür süresinin art›fl› sa¤l›k alan›ndaki ilerlemelerin yan›nda yaflam koflullar›n›n iyileflmesinin sonucudur. En temel insan ihtiyaçlar›n›n sa¤lanamad›¤› koflullarda zaten sa¤l›k hizmetlerinden yeterince yararlanma olana¤› da bulunmayacakt›r. Bu durumda çözüm yoksullar yarar›na etkili sosyal politikalar uygulanmas›yla mümkün olabilir. 1978’de Alma Ata’da toplanan ve Birleflmifl Milletler'in öncülük etti¤i temel sa¤l›k hizmeti konulu uluslararas› konferans sonunda yay›mlanan deklarasyonda slogan “2000 y›l›nda herkese sa¤l›k”t›. Bütün ülkeler politikalar›n› bu hedefe uygun biçimde planlamay› taahhüt etmifllerdi. Tabii ki, bu gerçekleflmedi. Aksine hedeften gittikçe uzaklafl›ld›. 1978’de Sosyalist sistem henüz çökmemiflti ve sosyal devlet kavram› hala itibar›n› koruyordu. ‹nsanl›¤›n önüne böylesi hedefler koymak da henüz tuhaf karfl›lanmamaktayd›. Sosyalist blokla birlikte Bat› Avrupa ülkelerinde de sa¤l›k hizmetleri büyük ölçüde devlet güvencesindeydi. Amaç 2000 y›l›nda bütün insanlar için sa¤l›¤› güvence alt›na almak, afl›yla önlenebilir bütün hastal›klar› tümüyle ortadan kald›rmak ve sa¤l›k için gerekli asgari yaflam koflullar›n› sa¤lamakt›. Bugün flemsiye büyük ölçüde tersine dönmüfl durumda. Sa¤l›¤›n bir hak oldu¤u kabulünden, bir ihtiyaç oldu¤u kabulüne geçildi. Bütün sektörlerde dayat›lan özellefltirmeler sa¤l›k alan›na da yay›ld›. Dünya Bankas› ile anlaflma durumunda kalan bütün ülkelerden sa¤l›k sektörünü serbest piyasa koflullar›na uydurma taahhüdü al›nd›. Birçok ülkede birinci basamak sa¤l›k hizmeti paral› hale getirildi. Örne¤in K›rg›zistan'da ilk basamak sa¤l›k kurumlar›nda kifli bafl›na al›nmaya bafllayan 1 dolar gibi küçük bir mebla¤ bile baflvurular› yar› yar›ya azaltm›fl durumda. Bat› Avrupa'da 2. Dünya savafl›ndan sonra verilen sosyal haklar da birer birer geri al›n›yor. Sa¤l›k hizmeti gittikçe daha pahal› hale gelmekte iken, dünyan›n yoksullar›n›n bu hizmetten gittikçe daha az yararlanacaklar› bellidir. ‹laç sektörünü neredeyse tümüyle ellerine geçirmifl bulunan az say›daki ulusötesi flirket sadece kazanca yönelik faaliyetler içinde olduklar›ndan (baflka türlü davranmalar›n› beklemek de haks›zl›k olur), baflta A‹DS olmak üzere yoksullar› k›r›p geçiren hastal›klara karfl› ucuz ilaç üretmek gibi bir kayg› içinde de¤iller. Örne¤in A‹DS tedavisinde kullan›lan antiviral ilaçlar›n kifli bafl›na y›ll›k 1000 dolara maledilmesi mümkün. Brezilya, Güney Afrika, Tayland gibi ülkeler bu ilaçlar› üretebiliyorlar. Fakat flirketler patent haklar›na dayanarak bu ilaçlar›n eflde¤erlerinin üretimini engelliyorlar. Belirledikleri fiyatlar ise kifli bafl›na maliyeti 15.000 dolara ç›kar›yor. Kendi ihtiyac› için ilaç üreten Brezilya ve Güney Afrika Dünya Ticaret Örgütü’nün yapt›r›mlar›yla karfl›laflt›. Sadece bu örnek bile koruyucu sosyal politikalardan vazgeçilmesinin ne kadar vahim sonuçlara yol açabilece¤i hakk›nda yeterince fikir verebilir. Örne¤in çok say›da A‹DS hastas› bulunan Güney Afrika milli gelirinin büyük bir bölümünü ithal A‹DS ilaçlar›na ay›rsa, yine de ulusötesi tekellerin afl›r› kar h›rslar›n› karfl›layamaz.

Sa¤l›kl› [normal] olma ve hasta olman›n tan›m› büyük ilaç flirketlerinin ihtiyaçlar› do¤rultusunda de¤iflimlere, kaymalara u¤ruyor... Daha çok ilaç satmak için yeni yeni hastal›klar keflfediliyor. Bu iflin ciddiyetinin ortadan kalkt›¤›, 盤›r›ndan ç›kt›¤› anlam›na gelmiyor mu? Bu koflullarda hekimlik inand›r›c›l›¤›n› ve itibar›n› yitirmifl olmuyor mu? Yeni hastal›klar›n keflfedilmesi yerine “icat edilmesi” tan›m›n› kullanmak daha do¤ru olur. Bugün art›k hayat›n bütün do¤al evreleri hastal›k olarak tan›mlanmaya baflland›. Örne¤in puberte (ergenlik) dönemi eskiden çocukluktan gençli¤e geçifl dönemi olarak alg›lan›r ve do¤al bir durum olarak de¤erlendirilirdi ki, gerçekte de öyledir. Çocu¤un bedeninde ortaya ç›kan h›zl› ve belirgin de¤iflimler, hormonlar›n ortaya ç›kard›¤› etkiler ve cinselli¤in belirginleflmesi geçici bir uyum güçlü¤ü yarat›r. Bu döneme ait do¤al güçlükler zamanla atlat›l›r. Gençlere anlay›flla yaklafl›lmas› bu uyumu kolaylaflt›racakt›r. Fakat günümüzde kabul ettirilmeye çal›fl›lan anlay›fl pubertenin bir hastal›k oldu¤udur. Tabii ki, her hastal›k gibi tedavi edilmelidir. Art›k milyonlarca genç bu hastal›¤a karfl› antidepresanlar kullan›yor. Bu ilaçlara y›llarca devam etmelerinin iyi olaca¤› telkin ediliyor. ‹laç üreticileri için milyarlarca dolarl›k yeni bir pazar yarat›lm›fl bulunuyor. Ergenlerin geçici bunal›mlar›na çare olarak pazarlanan baz› ilaçlar›n intihar e¤ilimine yol açt›¤› tespit edildiyse de bu konu o kadar önemsenmedi. Ayn› flekilde kad›nlarda do¤al ve kaç›n›lmaz bir süreç olan menapozun bir hastal›k oldu¤u inanc› yayg›nlaflt›r›ld›. Tabi ki iflin iyi taraf› bu hastal›¤›n tedavi edilebilir olmas›yd›. Kad›nlar›n yumurtal›klar›n›n faaliyetlerini azaltmas› veya durdurmas› bir hastal›kt›. Tedavisi ise ilaç tekellerinin üretti¤i sentetik hormonlar› y›llarca kullanmakla mümkündü. Bu ilaçlar ebedi gençlik iksiri olarak da lanse edildi. Kad›nlarda kalp-damar hastal›klar› önlenecek, yafllanma durdurulacakt›. Zaten yafllanman›n özellikle kad›nlar için kabul edilemez ve neredeyse ay›p say›lacak bir durum oldu¤u çoktan empoze edilmifl durumdayd›. ‹laç firmalar›nca yönlendirilen kad›n örgütleri de özellikle ABD’de hormon kullanma haklar›n› “söke söke” ald›lar. Baflka bir deyimle ilaçlar›n sigorta kurulufllar›nca ödenmesi kabul ettirildi. Do¤al süreçlere bu flekilde aktif müdahalelerin tehlikeli olaca¤›n› savunan bilim insanlar›n›n sesleri k›s›ld›. Hatta kad›n haklar› düflman› ilan edildiler. Fakat yine amaca ulafl›ld› ve dünyada yüz milyonlarca yeni ilaç müflterisi ortaya ç›kar›ld›, pazar geniflletildi. Zamanla hormon kullan›m›n›n sak›ncalar› bir bir ortaya ç›kmaya bafllad›. Fakat firmalar amaçlar›na ulaflt›lar ve milyarlarca dolar kazanç sa¤lad›lar. ‹laç tekelleri yafl ilerledikçe kemik kütlesinde azalma oldu¤unu keflfettiler! Her zaman bilinen do¤al ve kaç›n›lmaz bir biyolojik süreç hastal›k olarak lanse edildi. Kemik metabolizmas›na sürekli müdahele ile bu sürecin durdurulabilece¤i, böylece yafll›l›¤a ba¤l› kemik k›r›klar›n›n önlenebilece¤i savunuldu. Pahal› ilaçlar›n yayg›n kullan›m›n›n yan›nda kemik yo¤unlu¤u ölçme cihazlar›n›n üretimi ve sat›fl› yeni bir sektör ortaya ç›kard›. Skorlama kriterleri üzerindeki ufak oynamalarla daha çok kad›nlarda olmak üzere erken yaflta ve sürekli ilaç kullan›m› garantiye al›nd›. Ço¤u kez kayda de¤er avantajlar sa¤lamayan bu uygulamalar yerine, daha az kaynak kullan›larak yafll›lar için daha uygun yaflam koflullar› sa¤lanmas›, k›r›k riskini en aza indirecek yaflam alanlar› oluflturulmas› mümkündür. Kandaki lipid düzeyleri kalp hastal›klar›n›n neredeyse tek nedeni gibi gösterilerek pahal› lipid düflürücü ilaçlar›n dünya çap›nda yayg›n kullan›m› sa¤land›. Bu ilaçlar›n kullan›lmas› için uygun görülen s›n›r de¤erleri gittikçe afla¤›ya çekildi. Anormal düzeyde yüksek lipid düzeyleri gösteren kiflilerde gerçekten çok faydal› olan bu ilaçlar›n gereksiz yere milyonlarca kifli taraf›ndan sürekli kullan›lmas› garantiye al›nd›. Bu örnekleri ço¤altmak mümkün. Fakat do¤al süreçleri bir ka-

zanç kayna¤›na çevirme çabalar›n›n bir uç ve ironik örne¤i de do¤al ölüm sürecine bak›fl›n de¤iflmesidir. Günümüzde, yafll› bir insan›n her canl› için kaç›n›lmaz olan do¤al ölümü metalaflt›r›lm›fl t›p hizmeti anlay›fl›yla do¤al olmaktan ç›kar›lm›flt›r. ABD’de bafllat›lan ve h›zla yay›lan bir uygulama do¤al yafll› ölümlerinin evlerde de¤il, yo¤un bak›m ünitelerinde gerçekleflmesidir. Hatta bu uygulaman›n yayg›nl›¤› ülkelerin geliflmifllik kriterleri aras›nda say›lmaya bafllanm›flt›r (Hani flu, y›lda kifli bafl›na flu kadar yüz ton su tüketmezseniz, atmosfere flu kadar ton karbondioksit salmazsan›z geliflmifl say›lmazs›n›z türünden kriterler). Günlü¤ü yaklafl›k 10 bin dolara sa¤lanan yo¤un bak›m hizmeti eflli¤inde vuku bulan ve yaflam destek üniteleri ile birkaç gün geciktirilen ölüm süreci ölen yafll›n›n ekonomik büyümeye son bir katk›s› olmaktad›r. ‹van ‹llich insanlar›n evlerinde ölme haklar›n› savunadursun, tabi ki ölüm olgusuna k›z›lderili ya da eskimo felsefesiyle, yani ilkel bir anlay›flla yaklaflamay›z. Bir ilac›n rantabilitesinin [ kârl›l›¤›n›n] alt-s›n›r›n›n 200 milyon dolar oldu¤u söyleniyor... E¤er en az 200 milyon dolarl›k bir pazar› yoksa o ilac›n üretiminden vazgeçiliyor... Bu durumda yoksul ülkelerdeki birçok hastal›k çokuluslu ilaç firmalar›n›n 'ilgi alan›' d›fl›na ç›k›yor... Bu ve benzer durumlar art›k bizzat t›bb›n kendisini de tart›flmal› duruma getiriyor ve önemli deontoloji sorunlar› ortaya ç›kar›yor. Bu durum da do¤rudan t›p alan›na giren herfleyin paral›laflmas›, metalaflmas›, özellefltirilmesiyle ilgili... Bugünkü e¤ilimler bu istikâmette ve bu tempoyla devam ederse bunun sonu nereye varacak? ‹laç üretiminin çok büyük bölümünün say›lar› gittikçe azalan ve tekelleflen ulusötesi flirketlerin kontrolü alt›na girmesi ilac› çok pahal› hale getirdi. Çevre ülkelerin kendi ilaçlar›n› üretmesi güç. Bunu k›smen de olsa baflard›klar›nda da karfl›lar›na uluslararas› ticari anlaflmalar, patent yasalar› ve ‹PRS ç›k›yor. Tekeller patentlerini ellerinde tuttuklar› ilaçlara çok yüksek fiyatlar belirliyor. Zamanla yoksul ülkelerin sosyal güvenlik sistemleri sadece ilaç maliyetleri yüzünden çökme noktas›na gelecek. ‹laç tekellerinin tek amac› maksimum kârd›r. Bu da kapitalist iflletmelerin do¤as› gere¤idir. Onlardan sosyal kayg›lar tafl›malar› tabii ki beklenemez. Hissedarlar› için y›l sonu grafikleri ve da¤›t›lacak kâr pay› tek kayg›d›r. ‹nsanl›¤›n öncelikleri ile flirketlerin önceliklerinin örtüflmesi söz konusu olamaz. Zaten ihtiyaçlar için de¤il, kazanç için, kâr için üretim, sermayeci sistemin do¤as› gere¤i oldu¤una göre, insanl›¤›n temel gereksinimleri için kazanc› de¤il fayday› esas alan toplumsal yap›lanmalar›n korunmas› veya yeniden inflas› bir zorunluluk durumumda. Saç dökülmelerine karfl› gelifltirilecek bir ilaç yüksek gelir gruplar›na yönelik oldu¤u için üreten firmaya milyarlarca dolarl›k yeni bir pazar demektir. Halbuki Afrika'y› k›r›p geçiren bulafl›c› hastal›klara yönelik ilaç gelifltirmek rantabl olmaz. Zaten Afrika ülkelerinin tekellerin pahal› ilaçlar›n› sat›n alacak paralar› da yoktur. Tek bafl›na bu çeliflki bile piyasa ekonomisinin herkes için en iyi sistem oldu¤u sav›n› sorgulamak için yeterli bir neden say›lmal›. ‹laç endüstrisinin iflleyifl biçimi ile ilgili önemli bir tart›flma konusu da ilaç araflt›rmalar› ve patentlerle ilgili. Art›k çok az ülkede kamu deste¤i ve kontrolünde ilaç gelifltirme çal›flmas› yap›l›yor. Bu çal›flmalar da çok s›n›rl›. Hangi konuda ilaç gelifltirilece¤ine, deneylerin nas›l yap›laca¤›na ilaç tekelleri karar veriyor. Bir ilaç ortaya ç›kar›l›p patenti al›nd›¤› zaman, uzun süre çok yüksek fiyata sat›fl garantisi söz konusu. Firmalar yüksek fiyatlara gerekçe olarak araflt›rma gelifltirme maliyetlerinin yüksekli¤ini bahane ediyorlar. “Bedelini ödeyin ki insanl›¤›n yarar›na bu ulvi çabalar›m›z› sürdürebilelim”. Asl›nda maliyetin büyük bölümü pazarlama ve tan›t›m giderlerinden ibaret. Örne¤in statin türü, lipid düzenleyici bir ilac›n reklam ve promosyon giderleri, Coca Cola'n›n reklam giderleriyle yar›fl›yor. ‹laç tekellerinin tan›t›m giderleri hakk›nda bir fikir ver-

Öncelikle ilaç deneklerinin sadece yoksul ülkelerden seçilmediklerini belirtmek gerekir. Örne¤in ABD’de yetimhanelerde, çocuk yuvalar›nda bar›nd›r›lan çocuklar, ailelerce evlat edinilmifl çocuklar ve öksüzler ilaç araflt›rmalar›nda denek olarak kullan›l›yor. Bunlar›n yoksulluk d›fl›nda ortak özellikleri % 99’unun zenci veya Hispanik (Latin Amerika) kökenli olmalar›. Do¤ufltan A‹DS virüsü alm›fl veya sonradan virüs kapm›fl çocuklara 6 haftal›ktan itibaren çok say›da ilac›n deney amaçl› verildi¤i ortaya ç›kt›. Bir çocu¤a ayn› zamanda 7 ayr› ilac›n verildi¤i belirlendi. A¤›r, hatta bazen ölümcül yan etkiler görüldü¤ünde bunlar›n ilaçlara de¤il hastal›¤a ba¤l› oldu¤u yetkililerce belirtilmifl. Bu çocuklara “kobay çocuklar” anlam›nda “guine pig kids” deniyor. Halen insanl›¤a hizmet etmeye devam etmekteler... Benzer skandallar ‹ngiltere'de ve Kanada'da da ortaya ç›kt›. Denetim mekanizmalar›n›n nisbeten iyi çal›flt›¤› zengin ülkelerde bunlar oluyorsa, Afrika'da, Güney Amerika'da ve dünyan›n di¤er yoksul yörelerinde neler olup bitti¤ini tahmin etmek güç de¤il. T›p alan›ndaki metalaflma ve çürüme karfl›s›nda baflta hekimler olmak üzere t›p insanlar› nas›l bir durufl ortaya koyuyor. Bu koflullarda edilen yeminin hâlâ bir de¤eri kal›yor mu? Sanki hekimler çokuluslu dev ilaç tekellerinin sat›fl elemanlar› konumuna getiriliyor. Bu süreci tersine çevirmek ve fleyleri yerli yerine oturtmak için neler yap›labilir veya yap›lmal›d›r? Öncelikle tek tek insanlar› sorgulamak yerine sistemin iflleyifl bütünlü¤üne bakmak gerekir. Öncelikle sa¤l›k hizmetinin vazgeçilmez bir kamu hizmeti oldu¤unun kabulü gerekir. Koruyucu sa¤l›k hizmetleri de bu sistemin temeli olmak durumundad›r. Hastal›klar› ortaya ç›kt›ktan sonra pahal› tedavi yöntemlerini esas alan anlay›fltan çok, daha ekonomik olan koruyucu önlemlere a¤›rl›k verilmesi, bütün insanlara sa¤l›kl› içme suyu, yeterli ve sa¤l›kl› beslenme, sa¤l›kl› bar›nma koflullar› sa¤lanmas› hedef olmal›d›r. Afl›yla önlenebilir hastal›klarla mücadelede en küçük zaafa meydan verilmemelidir. Türkiye'de afl›lama çal›flmalar›nda oldukça iyi bir noktaya gelinmifl durumda. Bu baflar›y› sa¤layan uygulamalardan kesinlikle geri ad›m at›lmamas› gerekir. Tedavi edici T›p uygulamalar›n›n maliyetlerini azalt›p, etkinli¤ini artt›racak yöntemler uygulanmal›d›r. ‹laç sektörü birkaç dev flirketin eline ve insaf›na b›rak›lamaz. Ülke imkanlar› ile ilaç afl›, t›bbi cihaz ve malzeme üretmek için bütün kaynaklar harekete geçirilmelidir. Bilimsel çal›flmalar› flirketlerin sponsorlu¤una mahkum etmek yerine, ba¤›ms›z araflt›rmalar için kamudan daha fazla kaynak aktar›lmas› sa¤lanmal›d›r. Üniversiteler flirketlerin de¤il halk›n ihtiyaçlar›na yönelik çal›flmalara a¤›rl›k vermeli bilimsel tarafs›zl›k ve objektiflik ilkelerine uyulmal›d›r. ‹laç flirketlerinin tan›t›m elemanlar› arac›l›¤›yla sürekli etkilemeye çal›flt›klar› hekimlere tarafs›z, güvenilir bilimsel çal›flmalar›n sonuçlar› ulaflt›r›lmal›d›r. Mezuniyet sonras› e¤itim sponsorluklar› firmalarca yap›lan toplant›lar ve kongreler yoluyla de¤il, kamusal kurum ve olanaklarla gerçeklefltirilmelidir. Alanda çal›flt›¤› y›llar boyunca bilimsel geliflme ve yenilik ad›na ilaç firmalar›n›n tan›t›m elemanlar›n›n getirdi¤i broflürlerden baflka kaynak görmeyen hekimlerin bu uygulamalardan ve yönlendirme çabalar›ndan etiklenmemesi çok güç. Üniversitelerin toplumsal sorumluluk gere¤i gerçe¤in peflinde olma ve gerçe¤i aktarma zorunlulu¤u var. Bunlara ilave olarak söylemek istedi¤in birfley var m›? ‹laç tekellerinin hastal›k kavram›n› nas›l çarp›tt›klar›n› ve ne tür yöntemler uygulad›klar›n› anlatan bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Ray Moynihan ve Alan Cassels'in yazd›klar› “Sat›l›k Hastal›klar” Hayykitap taraf›ndan yay›nland›. Konuyla ilgilenenlerin mutlaka okumas› gerekir. Ço¤u kez “insaf, bu kadar da olmaz” dedirten bir kitap.

UFUK Ç‹ZG‹S‹ Bakış CAN Yazarımızın yazısı elimize ulaşmadığından yayımlayamıyoruz.


14

OKUR

22-31 A¤ustos 2007

KONUK YAZAR İ. Çelik

Hatalar›m›za yönelmekten korkmamal›y›z ‹nsanl›k tarihinde hangi ö¤reti olursa olsun; ister kabul görsün ister görmesin özünde iki yön tafl›d›¤› bir gerçekliktir. Hem de tart›flmas›z olarak. Yaz›m›n giriflinde belirtti¤im gibi sonunda da iki yön karfl›m›za ç›kacak. Olumlayanlar ve olumsuzlayanlar. Kabul veya ret edenler. Ortada kalanlar da olacak h›m, h›m diyenler de, onlar› geçiyorum. Konunun esas›na gelirsek “devrim bir s›n›f›n bir s›n›f› zorla alafla¤› etmesi”dir. Yani üretici güçlerin daha ileri bir seviyeye ilerlemesi, özgürlük, emek üretkenli¤i, demokrasi, daha ileri bir toplumsal düzen ile buluflma. Ve yar›nlara ulaflmak için yolu açmak. Yani sorunun temeli insan gibi üretip insana yak›fl›r flekilde paylaflmak. Ancak gerçek insanl›k cumhuriyeti bu temel üzerinde infla edilir. Bunu da ayd›n›m diyen ve gerçek ayd›n olan her birey bilir. Bu yolun bafl›nda k›lavuzumuz ne olmal›? Elbette bilimsel bir ideoloji, yani insanl›k tarihinin yol gösterici fikri olan MLM. Rehber olarak al›nan bu düflüncenin bir örgüt taraf›ndan yönlendirildi¤ini akl› bafl›nda olan herkes üç afla¤› befl yukar› bilir ve idrak eder. Bunun aksini de kim söylerse yanl›fl› savunmaktan kurtulamaz. Mevcut bir sistemi de¤ifltirmek için gelenlerin mutlaka bir örgüte ihtiyaçlar› vard›r bundan dolay› da “her örgüt bir ihtiyaçtan dolay› do¤ar” diye bofla denmemifl. Tarih sahnesine ç›kan her sistem ve bu sistemlerin uygulad›¤› mant›k “ben ebediyete kadar yaflayaca¤›m” diye gelir, tabi ki bu mümkün de¤ildir. Çünkü sistemler de her olgu gibi do¤ar, yaflar, yafllan›r ve ölür. Bunlar›n içinde sadece bilimsel sosyalizm düflüncesi ilk bafltan “ben s›n›flar çeliflkisini çözece¤im, yeryüzünden s›n›flar› kald›r›p tarihin hurdal›¤›na ataca¤›m, ayn› hurdal›kta kendime de bir yer seçece¤im” der. ‹flte onun gerçekli¤i ve gücü de burada yatmaktad›r. Yukar›da sayd›¤›m›z (yeterli olmasa da) olgulardan yola ç›karsak tarihin bu misyonu oynayanlara nas›l da a¤›r ve onurlu bir yük yükledi¤ini görürüz. Baflta da dünyay› de¤ifltirmek isteyenlerin en önce kendilerinin de¤iflmeleri gerekti¤i bilince ç›kar›lmal›, yoksa aksi bir düflünce davay› bafllamadan kaybetmek anlam›na gelir ve kaybetmek, yenilgiler kaç›n›lmaz olur. ‹flçi s›n›f›n›n yüce düflüncesini kendisine rehber alan kurumun baflta yapaca¤› ifl kitleleri tan›mak, onu temel almak. Çünkü onun temel kayna¤›, yaflam a¤ac›, var› yo¤u kitlelerdir. Bunun için de flu söz bofluna söylenmemifltir; “devrim kitlelerin eseridir”. Devrimi yapman›n bir zorunluluk oldu¤unu bilince ç›kartan kurum onun yaflamas›n› da iyi bilir ve tedbirini bafltan al›r. Bunun için de üretici, dönüfltürücü kadrolar ve sorgulay›c› taban olmas› mutlak ve gerekli olan temel olgudur. Mutlakç›l›k komünistlerin ifli de¤il desek de dönem dönem gerekli olacak olgular bizi bunlara zorlayacakt›r. Bu bilime ters bir söylem de¤ildir. Baflta halk›n› iyi tan›mayan, kendini iyi yetifltirmeyen, gerçekleri içsellefltirmeyen, hayat›n objektif kanunlar›n› alg›lamayan, kadrolar baflar›l› olamaz. Di¤er baflar›lar› da harcar, çar çur eder. Tüketici olur üretici olamaz, engelleyici olur ilerletici olamaz, ifl yapmaz laf üretir, bunun için de halk›m›z›n deyimi gibi “lafla peynir gemisi yürümez” olgusu gerçe¤e dönüflür, kazan›lan de¤erler bofla gider, her fley yeniden, bafltan yarat›lmaya çal›fl›l›r zaman akar gider. Halk›n beklentileri yerini umutsuzlu¤a, güvensizli¤e b›rak›r ve de sonunda biz de kendi bafl›m›za kal›r›z. Devrim ak›ll› insanlar›n iflidir. Hotzotçular›n ifli de¤il, gerçekleri kavrayanlar›n, haz›rc›lar›n de¤il yarat›c›lar›n, kabaday›lar›n de¤il genifl düflünen, midesini de¤il mücadelesini düflünen, yani özünde hayat› her an yeniden tahlil edip kendini yeniden yaratanlar›n iflidir. Ve bu sayd›klar›m›z Türkiye devrim tarihin de ne yaz›k ki yerine getirilmemifl, hep geçmiflin miras› yenmifl, bir avuç önder insan›n miras› k›rk y›l harcanm›fl, pasif, korkak, bilinçsiz, insanlar taraf›ndan çar çur edilmifl, deyim yerindeyse tafl üstüne tafl konmam›fl. Aksini iddia edenler istisnalar hariç yetmiflli y›llardan sonra rotada yalpalamayan kaç sorumlu gösterebilir. Örneklersek 42 bin köyü, bir milyon e¤itimcisi olan ülkede biz kaç ö¤retmen örgütledik, Kaç köylü örgütledik, kaç memura ulaflt›k? Geri dönüp bakal›m Türkiye solunun yaflama ad›m atmaya bafllad›¤› tarihten bugüne kadar neredeyse aradan k›rk y›l geçmifl. Biz bu k›rk y›lda her köyde bir köylü örgütleseydik k›rk iki bin kifli ederdi var m› böyle bir durumumuz yüz binlerce ö¤retmen kitlesinden onda birini örgütleye bilseydik her halde nas›l bir say›ya ulaflaca¤›m›z› herkes bilir. B›rakal›m bunlar› örgütlemeyi hala bu kurumlara yönelik bir politikam›z bile yok. Sen bir kurum olarak iflçilerin, köylülerin, e¤itimcilerin, memurlar›n, büyük flehirlerdeki kap›c›lar›n, pazarc›lar›n hakk›nda bir plan›n bir projen yok, genel söylemler üzerinde kendini flekillendiriyorsun ve dar bir alana s›k›fl›p kal›yorsun. Bizim düflüncemize yabanc› olmas›na nazaran örne¤in Türkiye’de yüz binin üzerinde cami ve burada din adamlar› var Alevi kökenli olan insanlar›m›z›n yöneticileri olarak görev yapan dedeler var herhalde bunlar›n hepsi dinsel konumundan dolay› faflist de¤il bu koskocaman camiada kaç kifliye ulaflt›k bana bir söyleyen ç›kar m›? Bu kadar içler ac›s› bir durumla karfl› karfl›ya oldu¤umuz ayan beyan ortada iken, halen daha kendini göklerde gezer gören epey arkadafl var hem de havas›ndan yan›na bile yanafl›lmayan cinsinden. Ne demifller; bir kurumun ciddiyeti kendi hatalar›yla ciddi bir flekilde hesaplaflmas›ndan geçer. Yoksa kendi çalar kendi oynar. Kendi bir yanda kitleler bir yanda, objektif flartlar bir yanda kurum bir yanda olur. Bu sayd›¤›m›z olgular›n diyalektik ba¤lar› kopmuflsa orada hayat çürür, yaflam dibe vurur, da¤›lma bafllar. Bunun ad›na da bilimsel ö¤retide ölüm derler. Sonuç; insanl›¤a, kendime, do¤aya, bilime, güzel olan her fleye karfl› sorumluyum diyenler kendilerini bilimsel sorgu masas›na yat›rmal›d›rlar. Bundan baflka da bizi bir fley temizleyemez, bunu asla ve asla unutmayal›m.

“Devletsiz Geçifl” ya da hayal aleminde gezinti

M

ülkiyet sorununu bir “hokus pokus’la” yok edemeyece¤imiz kesindir. “Mülkiyetin devletsiz komünal biçimi” önerisinin veya öngörüsünün de kendi içinde bir iflleyifli içerdi¤i unutuluyor veya yok say›lmaya çal›fl›l›yor. Bugün için düflünüldü¤ünde; komünde yönetme sorunu ne olacak? Kim yönlendirecek? Nas›l iflleyecek? ‹fl bölümü nas›l düzenlenecek?

Tarihsel geliflmeleri görmeden ve geliflmeleri an›n gerçekleri ile harmanlamadan hayal kurmak ne kadar do¤rudur bilmiyorum. Ancak bu sadece bir hayaldir ve hayal kalacakt›r. Komünal dönemi, bugünün geliflmelerini ve hatta daha ileri bir geliflmifllik düzeyi olacak dönemlere model olarak sunmak, deyim yerindeyse “olmayacak duaya âmin” demektir. En basit haliyle Komünal dönem küçük küçük topluluklar› kaps›yordu. Yerleflim alanlar› s›n›rl›, beslenme ve üreme d›fl›nda bir ihtiyaçlar› yok denecek kadar “geri” koflullard›. Do¤rudur; mülkiyet sorunu bugüne kadarki ve bugünkü sistemin temel aya¤›d›r. Ancak bu aya¤›n da bugün bu kadar “güçlü” olmas›n›n, uzun süreli tarihsel yaflanm›fll›kla aç›klanabilece¤i, az çok tarih bilgisi olan herkesin ortak görüflüdür. Mülkiyet sorununu bir “hokus pokus’la” yok edemeyece¤imiz kesindir. “Mülkiyetin devletsiz

Komünal biçimi” önerisi veya öngörüsü de kendi içinde bir iflleyifli içerdi¤i unutuluyor veya yok say›lmaya çal›fl›l›yor. Bugün için düflünüldü¤ünde, komünün de kendi kendini yönetmesi sorunu ne olacak? Kim yönlendirecek? Nas›l iflleyecek? ‹fl bölümü nas›l düzenlenecek?..vb… sorular›n yan›tlar› havada kal›yor. “Yeni sosyalist biçimi” önerisi veya öngörüsü, “yeni”yi bir kenara b›rakal›m, do¤rulu¤u-yanl›fll›¤› ayr› bir konu olarak kals›n; sosyalizm, ara bir aflama ve tek tek ülkelerde hayata geçirilece¤ine göre, böyle bir yönetimi kim koruyacak? Kim engel olmaya çal›flanlara karfl› koyacak? Ya da bu biçim, hayata geçirilir geçirilmez, herkes bu yönelimi do¤ru mu bulacak, buna kimse karfl› ç›kmayacak m›? Böyle mi öngörülüyor? K›saca biz kendimize, dünyadan yal›t›lm›fl kimsenin kimseye bir fley demedi¤i bir dünya m› kuraca¤›z? Bu-

na kim izin verir. Bu, do¤al geliflime bile ayk›r›d›r. Bir bütün insanl›k tarihinin ZOR üzerine ilerledi¤ini unutacak m›y›z? Hayali olarak biz kendimizi, bütün dünyadan yal›t›lm›fl bir adada yaflamaya ve burada yeni bir dünya kurmak için çal›flmaya davet ediyoruz. Güzel bir hayal olabilir. Ancak sadece bir hayaldir. Bundan öte hiçbir fley ve hiçbir fley yapmama daveti. Nas›l ki, anarflistler istese de istemese de bir örgütlülük gerçe¤ini kabul ediyorsak. “Yeni”de olsa sosyalist biçiminde bir örgütlülü¤ü nolmas› gerçektir ve zorunludur. Sorunlar›n yo¤unlu¤undan, insanlar güya “yeni” bir fleyler iddia ederek, sorunlar› çözdü¤ünü düflünüyor. Aç›k belirtmek gerekir, bu tip iddialar veya öneriler, en hafif deyimiyle sorunlardan kaçma yoludur. Yoksa “yeni” kelimesini ekleyerek yeni bir fley söyledi¤imizi san›yorsak, sadece kendimizi kand›r›yo-

di¤im koca dünyaya. Nas›l yapmal›, ne etmeli bilmiyorum. Yürüdü¤üm bu yollarda, bu sokaklarda kaç ad›m at›yorum, say›s› belirsiz. Ya siz? Saymaya bafllamadan bitiyor mu yoksa voltaya durdu¤unuz o havaland›rmalar? Her sabah ayn› beyaz duvara do¤ru yürümek nas›l bir fleydir, anlat›r m›s›n›z bana? Buralar benzemiyor sizin oralara. Herfley uçsuz bucaks›z, koca bir dünya. Ele avuca s›¤mayacak kadar büyük sevdalar var bizim buralarda. Kahkaha atanlar var, gezenler, e¤lenenler. A¤layanlar da var bizim buralarda. Kimi aflk›na küsmüfl göz yafl› döküyor, kimi kadere boyun e¤iyor. Kimine de bu dünya genifl geliyor ve yüre¤ini kapat›yor bir kafes içine. Büyük sand›¤›m sevdalar tüketiyor kendini. Ne sevdas› sevda, ne de gülüflü gerçek.

Özgürlük kufllar› Ne yapmal› bugün, ne etmeli bilmiyorum. Ne çiçek bahçesinin güzelli¤i, ne de bahar›n eflsiz yeflillikleri kurtar›r yüre¤imi bu nefessizlikten. Bir nehir kenar›na gidip usul usul akan sularda m› bo¤sam yüre¤imin nefessiz nefesini bilmiyorum. Her fley anlams›zlafl›yor mu yoksa? Yok yok anlams›zl›k içinden anlamlar ç›karmal› flu ömrüm

diyorum. Hayat anlam›n› yitirirse biter herfley biliyorum. Bir tek fley kurtar›r bugün beni bu anlams›z flehirden; 8 metre kareye s›¤d›rmal›y›m yüre¤imi ki dört duvar aras›nda yaflam›n de¤erini tan›s›n ömrüm. Çok geliyor bana bu gökyüzü siz olmadan ya da solumadan benim soludu¤um bu genifl havay›. Bak›n istiyorum benim bakabil-

Nehirin sular› bo¤uyor beni. Ne kufllar bir anlam çizebiliyor ucsuz bucaks›z gökyüzüne, ne de kelebekler ömürsüzlüklerine ömür ar›yor bu genifl yaflamda. Size benzemeli diyorum, herfley sizde anlam kazanmal›. Küçük bir dünya içine s›¤d›rmal› büyük sevdalar›. Bir güvercin yollamal› sizin oralara. Uçurmal› kare içine al›nm›fl gökyüzünden. Ama nas›l bilmiyorum. Yoksa misafir mi olmal› sizin küçük evinizdeki büyük yaflam›n›za. Al›rm›s›n›z beni bugün hayat›n›z›n içine? Kare kare havaland›rmalarda voltaya dural›m beraberce. Bir güvercin geçsin gökyüzünden, anlam yüklesin hayat›m›za. Tan›m›yorum küçük gökyüzündeki özgürlük

ruz. Baflkalar›n›n da bu “hayal âleminde gezinti” yapmalar› için u¤rafl veriyoruz. Benim böyle bir iddiam yok denilebilir; ancak bunlar› kamuya aç›k ve kendilerine göre bir yönelimi olan bir alanda (gazete) yaparsak, amac›m›z›n bu oldu¤u aç›kt›r. Biz ister isteyelim, ister istemeyelim, gerçek budur. K›saca sorunun özü fludur; kimsenin sürekli devleti (partiyi, orduyu, bürokrasiyi..vs…) istedi¤i yok. Bunu elefltiri konusu yapmak abestir. Bugünün verili koflullar›nda bütün bunlara ihtiyaç oldu¤u için savunuyoruz/savunaca¤›z. Eskiye yönelik olarak elefltirilebilecek yönler ancak ve ancak yöntem sorunlar› üzerine olabilir. Aksini iddia etmek, bir fley yapmamakt›r. “Kurmak zorunda kald›¤› devleti ilga edebilirdi”. ‹stenmese de bu cümleyi kurmak zorunda kal›yor. Ne diyor; “KURMAK ZORUNDA KALDI”, bütün gerçek budur. Somut koflullarda ba¤›ms›z gelen tüm öneri ve yönelimler hayaldir, sorunlardan kaçmakt›r, bu dünyada yaflad›klar› sürece nereye giderlerse gitsinler, ne düflünürse düflünsünler, sorunlar insanlar› bulacakt›r. Sayg›lar›mla....

Okur

kufllar›n›. Çok var bizim buralarda, ama hiç biri benzemiyor özgürlük kufllar›na. Sizin oralardan geçen her kufl, havaland›rman›za b›rak›r bütün mavilikleri biliyorum. Siz söylemifltiniz kula¤›ma sessizce bir gece vakti. Havaland›rman›zdan geçen bir kuflun size mektup b›rakt›¤›n›. Mektuba s›¤d›r›lm›fl gökyüzü, gökyüzüne ise çizilmifl yüreklerin oldu¤unu. Her gece, binlerce yürek misafir olurmufl size. Bir çay, bir sigara çok bile gelirmifl size misafir olana. Sohbet bafllad› m› yoldaflça ya da dostça; zaman akarm›fl ›rmak misali. 8 metre kare koca bir dünya olurmufl. Gökyüzünden tane tane ya¤mur damlalar› yüreklerinizi y›karm›fl serin serin. Gözleriniz gökyüzüne kilitli kal›rm›fl, geçti mi gagas›nda sevda çiçe¤i olan bir kufl. Hadi aç›n bu gece kap›lar›n›z› bana. Aç›lmaz hücre kap›s› bilirim. Yüre¤inizdeki kap›lar aç›kt›r dost bildiklerinize. Duvarlar y›k›l›r yüre¤inizin dost s›cakl›¤›nda. Bir çay bir sigara çok bile sohbetinizin yan›nda. Yudumlayal›m demli çay›m›z›, yakal›m sigaram›z›. Evet, evet size benzemeli diyorum ben. Bir kufl olmal› ya da gagas›ndaki sevda çiçe¤i olmal›. Geçmeli sizin oralardan. Binlerce merhabay› sevda çiçe¤ine ba¤lamal› ve b›rakmal› sizin 8 metre karedeki koca yüre¤inize.

A.Dersim GüLER

Seçimler, DTP ve devrimci hareket rdunun muht›ras› sonucu anayasa mahkemesinin engeline tak›lan ve cumhurbaflkan› aday›n› seçmeyen AKP (350’yi aflk›n milletvekiline ra¤men!), bir manevra yaparak “erken” seçimlere gidilece¤ini ilan etti ve nitekim 22 Temmuz’da seçimler yap›ld›. ‹ktidardaki klikler aras›nda süren dalafl›n iyice su yüzüne ç›kt›¤› bir süreçte yap›lan bu seçimlerde, AKP, ç›tay› yüzde 47’lere yükseltti. “Rejim tehlikede, laiklik elden gidiyor, fleriat gelecek” vb sloganlarla korku ve panik yaratma girifliminden, PKK üzerinden Türk milliyetçili¤ini pohpohlay›p AKP’yi s›k›flt›rarak (DP’nin de harcanmas›yla) yarat›lmak istenen bir CHP-MHP koalisyonu projesi fiyaskoyla sonuçland›. “Cumhurriyet mitingleri”nin zerre kadar etkisi görülmedi.

O

22 Temmuz gecesi, AKP’nin birinci parti ç›kaca¤› harhalde büyük bir ço¤unluk taraf›ndan bekleniyordu. Ama bu birincili¤in tek bafl›na hükümet kurmaya yetip yetmeyece¤i sorusu ak›llarda dolafl›yordu. Süpriz tam da burada oldu! AKP, birincilikten öte neredeyse her iki kifliden birinin oyunu ald›. Ordu ve kemalist bürokrasi, karfl› kli¤in hezimetine u¤rad›. Ordunun muht›ras›na ve darbe tehditlerine karfl› AKP’ye oy verilerek, yüzde 47 ile “kitlesel refleks” gösterildi. Herfleye an›nda bir aç›klama yapan genelkurmay öyle bir flaflk›na döndü ki, ancak bir hafta sonra “söylediklerimizin arkas›nday›z (sözde de¤il, özde laiklik meselesi-bn.), bizim aç›klamam›z seçimleri etkilemedi” diyebildi. Klikler aç›s›ndan bu seçimler çok önemliydi ama bu seçimler DTP aç›s›ndan da çok önemliydi. Seçimlere ba¤›ms›z adaylarla kat›lan DTP aç›s›ndan bakt›¤›m›zda, durumun pek de iç aç›c› olmad›¤›n› görece¤iz. Kürt Sorunu’nun yine esas gündemi oluflturdu¤u, s›n›r bölgelere yüz binlerce askerin kayd›r›ld›¤›, linç kültürünün gelifltirildi¤i, hergün yeni bir çetenin ortaya ç›kt›¤›, bölgede demokratik kurum ve kurulufllara yönelik bask›lar›n artt›¤›, genel olarak Kürt Sorunun’nun art›k finale do¤ru evrildi¤i bir süreçte yap›lan genel seçimlerde DTP’nin, (Ufuk Uras ile birlikte)

sadece 22 milletvekili ç›kartmas› bir baflar› olmasa gerek. Parlamentoda ilk kez bir grubun kurulabilece¤i sevindirici ama buna zaten kesin gözüyle bak›l›yordu. Hedef çok daha kalabal›k bir grup oluflturmakt›, yüksek oy alarak mesaj vermekti ama olmad›, DTP ciddi kan kaybetti. Kürt illerinde AKP birçok yerde birincili¤i DTP’den ald›, Amed, Hakkari v.b illerde oy patlamas› yapt›. Yani kürtlerin ço¤unlu¤u daha önce oldu¤u gibi DTP’ye de¤il AKP’ye oy verdiler. Elbette bu tabloda AKP’nin iktidar partisi olmas› nedeniyle olanaklar›n›n daha çok olmas›, rüflvet yöntemine baflvurmas›, halk›n “k›rk sat›r m› k›rk kat›r m›” aras›nda tercih yapmaya zorlanmas›, AKP’nin ma¤duriyet siyaseti, din silah›n› kullanmas› vs etkili olmufltur. Ancak DTP tüm bunlar›n bilincindeydi, görevi de zaten bu noktalarda halk› bilinçlendirmekti. Dolay›s›yla sonuçlar› esas olarak bu etkenlere ba¤lamak do¤ru olmayacakt›r. DTP’nin bu seçimlerde flunu da gözard› etmemesi gerekir, bu seçimlerde yüzde 10 baraj› yoktu (ba¤›ms›z adaylarla girildi¤inden dolay›), yani “DTP zaten baraj› geçemez, oyum bofla gitmesin baflka bir partiye vereyim” gibi bir durum sözkonusu de¤ildi. Her oy ba¤›ms›zlara yarayacakt›, buna ra¤men bölgede oylarda art›fl olmas› gerekirken düflüfl oldu. DTP bölgede ciddi çal›flmalar yürüten AKP’nin önüne geçememifltir, AKP’nin maskesini düflürememifltir. Halk› bu hassas durumda etraf›nda toparlayamayan DTP’nin çal›flma tarz› nedeniyle bofl b›rak›lan yerleri AKP çok iyi doldurmufltur. “Kürt sorunu vard›r” deyip daha sonra “vard›r” diyenleri tehdit edecek kadar çark eden, fiemdinli olaylar›nda “sonuna kadar üzerine gidece¤iz” deyip yine çark eden, DTP’li ba¤›ms›z adaylar›n seçilmemeleri için CHP ile kolkola girerek birleflik oy pusulas›n› acil yasallaflt›ran, meydanlarda Abdullah Öcalan’›n as›lmas› at›flmalar›nda MHP’den eksik olmayan, “tek millet, tek devlet, tek bayrak” slogan›n› a¤z›ndan düflürmeyen, Kürt özgürlük hareketine tehditler ya¤d›ran kürt düflman› R. Tayyip Erdo¤an ve AKP’sinin bölgede birinci ç›kmas› öyle basite al›nacak bir durum de¤ildir. Dü-

zenin kalemflörleri ve AKP kurmaylar›, DTP’ye “siz kürtleri temsil etmiyorsunuz, kürtlerin ço¤u AKP’ye oy veriyor, sizin çizginizi benimsemiyorlar, AKP kürtlerin de partisidir” gibi söylemlerle ulusal hareketi s›k›flt›rmaya “Kürt sorunu yok ekonomik sorunlar var” tezlerini daha sesli bir flekilde meflrulaflt›rmaya çal›flacaklar. Nitekim seçimlerden iki gün sonra Tayyip Erdo¤an’›n “Kürt sorunu diyenler beni karfl›lar›nda bulur” aç›klamas› bunun ifadesidir. AKP, DTP’yi saf d›fl› b›rakarak çok basit k›r›nt›larla, ekonomik rüflvetle (bölgeye yat›r›m vs.) meseleyi “çözmeye” çal›flacakt›r. Bölgede gücünü artt›rd›kça “Kürt sorunu yoktur” tezini güçlendirecek ve ulusal harekete karfl› daha da sald›rganlaflacakt›r. Bu anmada bölgede AKP’nin maskesini düflürmek ve toparlanmak DTP için hayati derecede önemlidir. Tayyip Erdo¤an, seçimlerden iki gün sonra flunlar› da söyledi; “derhal yerel seçimlere haz›rlanmaya bafllayaca¤›z, Diyarbak›r’› da alaca¤›z”, bu DTP’ye aç›k bir mesajd›. DTP, eksikliklerini gidererek, hatalar›na karfl› amans›z bir mücadele yürüterek halkla s›k› ve kopmaz bir ba¤ kurarak sürece haz›rlanmal›. Parlamento kürsüsünü iyi de¤erlendirmeli, Kürt sorununda AKP’nin maskesini düflürmeli, iflçi ve emekçilerin ç›karlar›n› savunarak da düzen partilerini teflhir etmeli. DTP ancak bu ikisini birlefltirerek geliflecektir. 22 Temmuz seçimleri, devrimci hareket için ise tam anlam›yla marjinelleflti¤inin tescili oldu. Seçimlerde devrimci hareket, boykot karar› alanlar ve almayanlar olarak ikiye bölündü (ço¤unluk boykot karar› alm›flt›). Demokratik Haklar Platformu (DHP) sürecin gereksinimlerine göre hareket ederek ba¤›ms›z adaylar ç›kartmad› ve en do¤rusunu yaparak tüm bölgelerde DTP’nin adaylar›n› destekledi. Bu seçimlerde boykot takti¤i tam anlam›yla iflas etti. 2002 seçimlerinde kat›l›m›n biraz düflmesini “kitleler umudunu parlamentodan kesiyor” diye aç›klayanlar ( bu durumu kendi boykot ça¤r›lar›ndan ötürü geliflti¤ini iddia edenler de oldu), 22 Temmuz’da yaz›n ortas›nda yüzde 84’ü aflk›n bir kat›l›m ile karfl›laflt›lar. Parlamen-

todan umudun kesildi¤i ve halk›n sadece sand›k anlam›nda da olsa politikayla ilgilendi¤i görülmüfltür. Boykot takti¤i o kadar iflas etmifltir ki, boykotu savunan kesimlerin “en güçlü” olduklar› istanbul’un gazi ve 1 May›s mahallelerinde kat›l›m yüzde 90’lar› aflm›flt›r. Boykot ça¤r›s›n›n hiçbir etki göstermedi¤i gibi bu mahallelerde ba¤›ms›z devrimci adaylarla seçimlere girenler de bir vekil gönderememifllerdir. Gazi mahallesinde faflist CHP oylar›n yüzde 50.7’sini, AKP ise yüzde 19.53’ünü alarak ikinci ç›km›flt›r. 1 May›s mahallesinde CHP 9369 oyla yüzde 50’nin üzerinde oy alm›flt›r (1 May›s mahallesinde toplam seçmen: 15 bin), Ufuk Uras 3000 oyla ikinci ve AKP 2530 oy ile üçüncü olmufltur.* ‹stanbul Türkiye devrimci hareketinin “en güçlü” oldu¤u ildir. Gazi ve 1 May›s mahalleleri ise “en güçlü” oldu¤u birkaç mahalleden ikisidir. Bu iki mahallede devrimci hareketin kitleler üzerinde bir etkisi kalmam›flt›r. Asl›nda bu iki mahallenin tablosu ülke genelinde TDH’nin bir rontgeni. 22 Temmuz seçimleri, TDH’ye samimi bir sorgulama/hesaplaflma zaman›n›n çoktan geldi¤ini birkez daha gösterdi. Sonuç olarak, 22 Temmuz seçimlerinde baflta ABD ve AB emperyalizminin, büyük para babalar›n›n destekledi¤i AKP güçlenerek ç›kt›; ordu-kemalist bürokrasi büyük bir yenilgi ald›; DTP ciddi kan kaybetti; devrimci hareket bir varl›k gösteremedi... *Radikal Gazetesi (27.07.2007) Erdener Demirel Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi


GÜNCEL

22-31 A¤ustos 2007

15

Elektropak iflçisi sendika hakk› için direniyor MAYA D‹SK/Birleflik Metal-‹fl Sendikas›’na üye olan fakat iflverenin sendikal ifl koluna itiraz davas› açt›¤› ‹stanbul Küçükçekmece’de bulunan Elektropak Fabrikas›’nda, iflçiler patronun sendikal örgütlenme önündeki engellerine karfl› fabrikada eylem yapt›. Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kald›r›lmas› ve sendikan›n kabul edilmesi amac›yla A¤ustos ay›n›n ikinci haftas›ndan beri yemek boykotu yapan Birleflik Metal-‹fl üyesi Elektropak iflçileri 15 A¤ustos günü ö¤len yemeklerini yemeyerek yemekhaneden fabrika kap›s›-

na yürüdüler.Yürüyüflün ard›ndan bir aç›klama yapan iflçiler, sendikal› olarak çal›flma taleplerini dile getirerek, iflverenin sendikaya karfl› tavr›n› k›nad›lar. Daha önceki y›llarda Türk Metal-Sen’e giderek sendikalaflma sürecini bafllatmak istediklerini dile getiren iflçiler, sendikan›n patronla iflbirli¤i yaparak 178 kifliyi iflten att›rd›¤›n› ve sendikal süreci bitirdi¤ini kaydettiler. ‹flyerlerinin yan›nda bulunan Oktafl Ka¤›t Fabrikas›’ndaki sendikalaflma sürecini örnek alarak 2006 y›l›nda Birleflik Metal-‹fl’e üye olduklar› ve sendikal yetki için gerekli say›ya ulaflt›klar›n› belirten ifl-

çiler, iflverenin bu geliflmeye karfl› ilk olarak sendikaya, daha sonra ise sendikan›n ifl koluna itiraz etti¤ini ve konuya iliflkin davan›n halen Bak›rköy ‹fl Mahkemesi’nde devam etti¤ini söylediler. ‹flverenin sendikay› kabul ederek anlaflma masas›na oturmas›n› isteyen iflçiler, aksi takdirde eylemlerinin sürece¤ini ifade ettiler.

yorlar.

Elektrikli ev aletleri üreten fabrikada çal›flan 420 civar›nda iflçinin ço¤u kad›n. Üç vardiya halinde, ayl›k 460 YTL maaflla çal›flan iflçiler 2006 Aral›k ay›nda Birleflik Metal-‹fl Sendikas›’na üye olarak bafllatt›klar› sendikalaflma sürecini sürdürü-

ran, hayali ihracat, vergi kaç›rma gibi ne-

Elektrikli ev aletleri üreten Elektropak, Cankurtaran Holding’in sahibi ve yönetim kurulu baflkan› Emin Cankurtaran’a ait. Güven Sazak zaman›nda, Fenerbahçe Spor Kulübü yönetim kadrosunda baflkanl›k yapan Emin Cankurta-

d›. Cankurtaran daha önce de Alaattin Çak›c›’n›n emri ile düzenlenen sald›r›da yaralanm›flt›.

bu karar› al›rken çal›flanlar›n üyesi oldu¤u sendikaya dan›flma gere¤i duymad›klar›n› söyledi. Tüm Bel-Sen'in zor durumda kalmamas› için çal›flanlar›n elde edilmifl haklardan feragat dahi ettiklerini belirten Gürsu, iyi niyetli yaklafl›mlar›n Tüm Bel-Sen yönetimi taraf›ndan zaafiyet olarak de¤erlendirildi¤ini vurgulad›. 'Her kurum ekonomik s›k›nt›lar yaflayabilir, ancak her ekonomik s›k›nt›n›n zorunlu sonucu çal›flanlar›n›n ifline son vermek olmamal›d›r' diyen Gürsu, yap›lan yanl›fl›n giderilmesi için sendika yöneticilerinden randevu talep ettiklerini ancak 1 ay boyunca sendikadan olumlu bir cevap alamad›klar›n› söyledi. Tüm Bel-Sen yönetimine bir hafta daha süre verdiklerini belirten Gürsu, bu süre zarf›nda da sendikadan bir ad›m at›lmad›¤› takdirde 22 A¤ustos'ta oturma eylemi bafllatacaklar›n› ifade etti.

Tez Koop-‹fl Sendikas› Tüm Bel-Sen'i protesto etti

Düdük çalarak ve alk›fllarla eyleme destek veren sendika üyeleri, 'Emek yuvas›nda ekmeksiz kald›k', 'At›lan iflçiler geri al›ns›n',

Tez Koop-‹fl Sendikas› üyesi bir grup, Tüm Bel-Sen'de yaklafl›k 1 ay önce 8 kiflinin iflten ç›kar›lmas›n› protesto etti. 16 A¤ustos günü Tüm Bel-Sen'in Ankara- Maltepe'deki

Zeytinya¤› üreticileri mitinge haz›rlan›yor D‹SK kurucusu Kemal Nebio¤lu mezar› bafl›nda an›ld›

icraatlara imza att›klar›n› söylediler.

'‹flimizden, ekme¤imizden, sendikam›zdan

Bas›n aç›klamas›n› okuyan Tez Koop-ifl Genel Örgütlenme Sekreteri Osman Gürsu; Tüm Bel-Sen'in, ekonomik s›k›nt›lar› gerek-

vazgeçmeyece¤iz' yaz›l› dövizler tafl›rken,

Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤›’n›n aç›klad›¤› 11 YKr’lik göstermelik deste¤e tepki gösteren zeytinya¤› üreticileri kilogram bafl›na 1 YTL destek istediklerini ve bu taleplerinin yerine getirilmemesi halinde alanlara ç›kacaklar›n› duyurdular.

y›l 180 bin ton zeytinya¤› üretimi bekledik-

timde düflüfl olaca¤›n›, fiyatlar›n artaca¤›n›

lerini belirterek; “Hükümet kurulsun ve tafl-

ve zeytinya¤› ithalat›n›n artaca¤›n› dile getir-

lar yerine otursun, konuyla ilgili taleplerimi-

di.

Bakanl›k taraf›ndan aç›klanan 11 YKr’lik deste¤in di¤er ülkelerle rekabette çok yetersiz oldu¤unu belirten Zeytindostu Derne¤i Yönetim Kurulu Baflkan› Metin Ölken, bu

timinin yüzde 80’ini gerçeklefltiren AB’de ki-

gerçeklefltirilmesinin tar›ma ayr›lan bütçenin

logram bafl›na 1.32 Avro destek verildi¤ini

artt›r›lmas› ile mümkün olabilece¤ini belirti-

sözlerine ekleyen Ölken, talep ettikleri 1

lerek, bunun flu an mümkün olmad›¤› kay-

YTL’lik deste¤in verilmemesi halinde üre-

dedildi.

genel merkezi önünde bas›n aç›klamas› yapan Tez Koop-‹fl Sendikas› üyeleri, Tüm BelSen'in baz› yöneticilerinin keyfi tutumlar› nedeniyle kendi geçmiflleriyle uyuflmayan

zi yetkili isimlere iletece¤iz. Talebimiz ciddiye al›nmaz ise bir talep mitingi bile yapmay› düflünüyoruz” dedi. Dünya zeytinya¤› üre-

'At›lan iflçiler geri al›ns›n' ve 'Direne direne kazanaca¤›z' fleklinde sloganlar att›.

Konuyla ilgili Tar›m Bakanl›¤›’ndan yap›lan aç›klamada ise üreticilerin taleplerinin

Mevsimlik iflçilerin ölümü: Kaza m›, cinayet mi?

Devrimci ‹flçi Sendikalar› Konfederasyonu'nun kurcular›ndan ve eski genel baflkanlar›ndan Kemal Nebio¤lu ölümünün 1. y›l›nda

10 A¤ustos günü, Zincirlikuyu Mezarl›¤›'nda Kemal Nebio¤lu'nun mezar› bafl›nda yap›lan anma törenine, D‹SK eski Genel Baflkan› R›dvan Budak, D‹SK Genel Sekreteri Musa Çam, D‹SK'e ba¤l› sendika yöneticileri, üyeleri ve Nebio¤lu'nun ailesi kat›ld›. Anma töreninde D‹SK ad›na konuflma yadika yöneticisi, s›radan bir solcu olmad›¤›n› kaydederek, "O sap›na kadar bir sendikac›, sap›na kadar solcu, sap›na kadar sosyalist, mücadele adam›yd›. Onun o coflkulu, mücadeleci konuflmas›n› her geçen gün daha da özlüyoruz" diye konufltu. Çam, iflçi s›n›f›na ve Nebio¤lu ailesine baflsa¤l›¤› dileyerek konuflmas›n› bitirdi. Anma töreni, mezara b›rak›lan k›rm›z› karanfillerle son buldu. Rize'de 1926 y›l›nda do¤an Kemal Nebio¤lu, kurucusu oldu¤u Türkiye ‹flçi Partisi'nden 1965 y›l›nda Tekirda¤ milletvekili seçildi. D‹SK'in de kuruculu¤unu yapan Nebio¤lu, 12 Eylül darbesi döneminde D‹SK davas›ndan idamla yarg›land›, dört y›l hapis yatt›. 1992 y›l›nda D‹SK Genel Baflkan› olan Nebio¤lu, 2006 y›l›nda kanser hastal›¤› nedeniyle yaflam›n› yitirdi.

23’üncü genel seçim yap›ld›. 158 bin 967 sand›kta toplam 42 milyon 628 bin 359 seçmenden 35 milyon 983 bin 81 kifli oy kulland›. Kullan›lan oylar›n 35 milyon 17 bin 315’inin geçerli, 965 bin 766’s›n›n geçersiz say›ld›¤› seçimde; 6 milyon 645 bin 278 kifli ise oy kullanmad› ya da kullanamad›. Kullan›lan geçerli oylar›n yaklafl›k yüzde 83’ü meclise yans›rken, yüzde 17’si yans›mad›. Oy kullanmayan % 16 ve geçersiz say›lan % 2’lik oranla birlikte yaklafl›k %35’in iradesi mecliste temsil edilmemifl oldu. Seçimde 6 bin 695 aday 14 siyasi partiden, 700 aday da ba¤›ms›z olmak üzere toplam 7 bin 395 aday yar›flt›. Kimi ilde 88x20 santimetreye varan oy pusulalar›, boksör, halterci, milliyetçi artistler, futbolcu, arabeskçi adaylar, ünlü katliamc›lar, “vatani görev”lerini sivil elbise alt›nda sürdüren kuvvac› subaylar, emniyetçiler, derin zevat, yüzeysel zevat, yüksek bürokratlar ve teknokratlar, gösterifl merakl›s› yeni yetme kapitalistler, sahici demokratlar, sahte demokratlar, “s›n›r ötesi”ciler, ip koparm›fl idamc›lar, AB’ciler, ABD’ciler, ulusçular, ümmetçiler ve daha bir dizi hevesli arenada flanslar›n› denemeye soyundular. Emekçilerin tamamen seçmen ve seyirci durumuna sokuldu¤u bir seçim yaflad›k. fiefleri taraf›ndan uygun bulunan AKP’den 341, CHP’den 112, MHP’den 71 ve “ba¤›ms›z”lardan 26 flansl› aday milletin büyük meclisine ulaflmay› baflard›. Sadece MHP’den Mehmet Cihat Özönder günde ortalama 20 kifliyi öldüren “trafik canavar›”na kurban gitti¤i için murad›na eremedi. ‹stanbul 2. bölgeden ba¤›ms›z aday Tuncay fieyranl›o¤lu ise seçim sürecinde öldürüldü¤ünden ne kadar seveni bulundu¤unu ö¤renemedi. Seçim öncesinde k›flk›rt›lan floven milliyetçi dalga seçim boyunca sürdü. Bütün düzen partileri bayrak, milliyetçilik ve Atatürkçülük yar›fl›ndayd›. Seçime kat›lan 14 partiden sadece 3’ü engelli baraj sistemini aflabildi¤i halde, kompartman misafirli¤i ve ba¤›ms›z atlama usulüyle DTP, DSP, ÖDP, BBP de meclise girmifl oldular. Bu seçimin ilginç baz› baflka özelliklerini de kaydetmeli. Galiba ilk kez 26 ba¤›ms›z ve 43 kad›n vekil meclise girmifl oluyor. Yine ilk kez yüksek oranda genç ba¤›ms›z kad›n aday seçimi kazan›yor. ‹lk kez ‹slamc› bir parti en sözde laikçilerden daha çok genci ve türbans›z kad›n› meclise tafl›yor. San›r›m gene ilk kez ‹slamc› bir parti Alevi ve sol e¤ilimli adaylar› kazanabilecekleri s›ralarda aday gösteriyor ve meclise tafl›yor. Gene ilk kez ‹slamc› bir partinin seçim kampanyas›na yüksek say›da bafl› aç›k kad›nlar ve genç k›zlar damgas›n› vuruyor ve ilk kez bafllar›na “atam izindeyiz” bandajlar› tak›yorlar. Sizin anlayaca¤›n›z, kendisini seçime zorlayan muhalefetin bütün argümanlar›na el koyan AKP, üstüne üstlük “gerici” Erbakan’a f›rça çekerek, s›n›r ötesi askeri harekata isteksiz davranarak, seçim sürecinde kuvvac› çetelere karfl› giriflti¤i Ümraniye operasyonuyla, Avrupa Birli¤i argüman›yla, askeri müdahale ma¤duru görüntüyle, demokratik reform söylemleriyle muhalefetin elindeki bütün kozlar› alarak seçimi kazand›.

D‹SK üyeleri taraf›ndan mezar› bafl›nda an›ld›.

pan Musa Çam, Nebio¤lu'nun s›radan bir sen-

Yeni parlamentonun tematik özellikleri

denlerle hakk›nda çok say›da dava aç›l-

çe göstererek 8 kiflinin ifline son verdi¤ini,

Tüm Bel-Sen’in, ekonomik s›k›nt›lar› gerekçe göstererek 8 çal›flan› iflten ç›kartmas› tepkilere neden oldu

Arif B‹LG‹N

Mevsimlik olarak tar›m ifllerinde çal›flmak üzere topraklar›ndan binlerce kilometre uza¤a çal›flmaya giden 28 kifliyi tafl›yan kamyonetin, mercimek yüklü kamyonla çarp›flmas› sonucu tam bir katliam yafland›. 18 A¤ustos günü yaflanan kazada; 15’i tar›m iflçisi 16 kifli yaflam›n› yitirken, 4’ü a¤›r olmak üzere 15 kifli de yaraland›. Ülkedeki eflitsiz geliflim ve bunun yan› s›ra etnik farkl›l›klardan ötürü bat›da yo¤unlaflan montaja-ara ürünlerin üretimine dayal› komprador sanayiye nazaran Kürt illerinde böylesi bir imkan›n olmay›fl›, iflsizlik sorununu had safhaya tafl›yor. Zira di¤er tüm köylük alanlarda oldu¤u gibi Kürt illerinde de orta-küçük ve yoksul köylü emperyalist sömürü boyunduru¤u alt›nda yoksullu¤a ve ekonomik y›k›ma sürükleniyor. ‹flte bu y›k›m›n pençesindeki yoksul ve küçük köylülerden teflekkül mevsimlik tar›m iflçileri, günlük 7-10 YTL’ye 18 saat çal›fl-

mak zorunda kald›klar› gibi, her gün onlarca kiflinin çoluk çocuk denmeden bir kamyonetin kasas›na bal›k istifi doldurularak tafl›nmas›na da, alacaklar› “ekmek paras›” için ses ç›kart(a)m›yorlar. Mevsimlik olarak tar›m ifllerinde çal›flan bu iflçiler, toprak sahibi olmayan köylüler ile çok az topra¤a sahip olan ve bu topra¤›n› iflleyerek geçimini sa¤lamakta zorlanan köylülerden olufluyor. “Day› bafl›” ya da “elçi” denilen arac› kifliler taraf›ndan büyük toprak sahiplerinin tarlalar›nda çal›flmak üzere götürülen iflçiler, ald›klar› ücretin ve avans›n hat›r› say›l›r bir bölümünü de bu kiflilere veriyor. Hiçbir sosyal güvenceleri olmayan tar›m iflçileri, evlerine üç-befl kurufl daha fazla para götürebilmek, ihtiyaçlar›n› karfl›layabilmek için yemek ve dinlenme saatlerinden dahi büyük k›s›nt›lar yap›yorlar.

güvencesiz, bar›nma-su-sa¤l›k sorunlar› ile iç

Bütün bunlar göz önünde bulunduruldu¤unda, düflük ücretlerle, d›fllanmaya, sosyal

nin yegane yolu bu gerçekli¤in kavran›p de-

içe çal›flmaya zorlanan mevsimlik tar›m iflçilerinin, kamyon ve kamyonet kasalar›nda ölüme tafl›nmas›n›n sadece bir sonuç oldu¤u görülecektir. Faturay› onlar› tafl›yan kamyonetin sürücüsüne, “day›bafl›”na, “elçi”ye ya da do¤rudan kendilerine kesmek sadece ve sadece sorunlar›n üzerini örtmek, bu sorunlar›n kayna¤›n› gizleyerek onu korumakt›r. Oysa sorunun çözümü için herfleyden önce bu sorunun-sorunlar›n kayna¤›nda iflsizli¤in, yoksullu¤un, geri üretim iliflkilerinin ve ayr›mc›l›¤›n üzerine bina edilmifl olan bu sismetin oldu¤u bilinmelidir. Mevsimlik iflçilerin yeni cinayetlere kurban gitmemeleri-

¤ifltirilmesidir.

Seçim sonuçlar› darbecileri metanete getirdi, CHP’yi kar›flt›rd›, Mehmet A¤ar’› istifaya itti, Devlet Bahçeli’yi “hain” dedi¤i Erdo¤an’la ittifaka yöneltti.. Anlafl›l›yor ki ortaya ç›kan meclis tablosunda öncekinden farkl› bir tema ifllev görecek. Bu kez “laikanti/laik” tema yerine Kürt temas› ve etnik argümanlar rol oynayacak. Ayn› sahnede daha kötü bir oyuna elveriflli, farkl› bir durum ortaya ç›kt›. Halk›n seçim mesajlar›ndan iyimserli¤e kap›lan pek çok kimseye karfl›n biraz endifleli oldu¤umu söylemeliyim. Çünkü hayli kötü iflaretler mevcut. Umar›m yan›l›yorum da ülke kitlesel etnik iç gerilim kaosuna sürüklenmez. Buna dikkati çekmek ve s›n›fsal bir dalga k›rana ça¤r› yapmak bana son seçim yaz›mda ivedi bir sorumluluk görevi gibi görünüyor.


BÜROLAR

KARDELEN BASIM-YAYIM REKLAM GÖSTER‹ ORGAN‹ZASYON L‹M‹TED fi‹RKET‹ • Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Hakan ERTEN

ADANA : Dr. Ali Menteflo¤lu Cad. M. Rüfltü Ünald› ‹flhan› Kat:3 No:56 Kuruköprü-Seyhan/ADANA ‹ZM‹R : 853. Sok. Bilen ‹flhan› No: 27 Kat:8/802 Konak/‹zmir Tel-Fax: : (0232) 482 01 63 KARTAL : ‹stasyon Cad. P›nar ‹flhan› Kat:2 Daire:38 KARTAL Tel-Fax: (0216) 389 65 63 MERS‹N : Hastane Cad. 5111 Sok. Ekrem Örkün ‹flhan› No:71/8 Kat:3 ELAZI⁄ : ‹cadiye Mah. Yakup fievki Cad. No:8 Kat:1 Daire:1 Tel-Fax: (0424) 212 34 42 MALATYA : Dabakhane mah. Boztepe Cad. Babacan ‹flhan› Kat:4 No:28 Tel: (0422) 323 06 97 KONYA : Gazi Alemflah Mah. Tahirpafla Sok. No: 3 Daire: 102 Tel-Fax: : (0332) 351 59 55 D‹YARBAKIR : ‹skender Pafla Mah. ‹nönü Cad. MA-GÜL ‹flhan› Kat:3 No: 109 Da¤kap›/Diyarbak›r Tel: (0412) 228 22 92 AT‹NA : Spiro trikoupi 21 10683 eksarxia GREECE/Yunanistan e-mail: yunanistan_devrimcidemokrasi@yahoo.com.tr YD TEMS‹LC‹L‹⁄‹ : Kaiser-Wilhelm Str. 275 47169 Duisburg/DEUTSCHLAND Tel: 0049 175 642 00 27- e-mail: devrimcidemokrasiyurdisi@hotmail.com

Yay›n Türü: Yayg›n Süreli * Yönetim Yeri: Katip Mustafa Çelebi Mah. Tel Sok. No:20 Daire:2 Beyo¤lu/‹stanbul Tel: (0212) 243 91 92

Munzur Festivali ve çarp›k demokrasi bilinci

Munzur, savafl›n gölgesinde halklar›n kardeflli¤ine akt› Dersim'in girifllerindeki arama noktalar›nda yap›lan aramalar nedeniyle gecikmeli bafllayan festival program› kapsam›nda ilk olarak Belediye Yeralt› Çarfl›s› üzerinden Munzur Irma¤› kenar›na 'Barajs›z ve savafls›z Munzur' talebiyle yürüyüfl düzenlendi.

Ozan Emekçi Dersim’e gelemedi Belediye Konferans Salonu'nda "Kad›n-Tarih-Toplum" konulu bir panelin de düzenlendi¤i ilk gün etkinlikleri akflam saatlerinde stadyumda Grup Yorum, Bayar fiahin'in verdi¤i konser ile devam etti. Programda yeralan Ozan Emekçi ise ülkeye girifline izin verilmedi¤i için akflamki konsere ç›kamad›.

Engellemeye ra¤men tiyatro Festivalin ikinci gününde çal›flmalar›n› ‹stanbul'daki Yüz Çiçek Açs›n Kültür Merkezi bünyesinde sürdüren Babil Halk Sahnesi’nin Halk E¤itim Merkezi’nde gerçeklefltirece¤i ‘fieytan, Hoca ve Kad›n’ adl› oyunun sergilenmesine valilik taraf›ndan izin verilmeyince oyun standlar›n kuruldu¤u K›flla Meydan›’nda sergilendi. Yo¤un ilginin oldu¤u gösterimin ard›ndan valili¤in engellemesine ra¤men oyunlar›n› izleyicilerine ulaflt›ran Babil Halk Sahnesi ad›na yap›lan konuflmada, devrimci sanat çal›flmalar› yürüten gruplar›n›n tüm engellemelere karfl›n bu faaliyetlerine devam edece¤i belirtildi.

Stadyumda Grup Munzur coflkusu ‹kinci gün akflam saatlerinde yap›lan stadyum etkinli¤inde ise Burhan Berken, Grup Munzur ve Özlem Özdil konser verdi. Binlerce kiflinin izledi¤i konserlerde Grup

D

evletin tüm engelleme çabalar›na karfl›n Munzur Kültür ve Do¤a Festivali’nin 7.’si bu y›l da coflkuyla gerçeklefltirildi

Munzur’un sahne almas›yla coflku doru¤a ç›kt›. Türkülerini binlerce kifli ile hep birlikte seslendiren Grup Munzur, sahne performans› ile büyük alk›fl ald›. ‹brahim Kaypakkaya ve Mao Zedung posterlerinin aç›ld›¤› konserde s›k s›k “Önderimiz ‹brahim Kaypakkaya", "A¤a-patron devletini y›kaca¤›z, halk iktidar› kuraca¤›z", "‹brahim’den Cafer’e MKP ile zafere", "Yaflas›n partimiz MKP” sloganlar› at›ld›. Son olarak "‹syan Atefli" marfl›n› binlerle beraber söyleyen Grup Munzur'un ard›ndan sanatç› Özlem Özdil sahne ald›. Festivalin 3'üncü gününde panel, dans gösterisi gibi etkinlikler yap›l›rken, akflam yap›lan stadyum etkinli¤inde Çar Newa, Aynur Do¤an ve Ferhat Tunç konser verdiler.

Barajlarla durdurulmak istenen Munzur için yürüyüfl Festivalin son gün etkinlikleri kapsam›nda sabah erken saatlerde Belediye Yeralt› Çarfl›s› üzerinden Kemerbel’e yüzlerce kiflinin kat›ld›¤› bir yürüyüfl düzenlendi. "Baflka Enerji Mümkün, Baflka Munzur Yok", "Munzur diyor ki Kyoto'yu imzala" yaz›l› pankartlar›n tafl›nd›¤› yürüyüfl boyunca kitle, "Munzur özgür akacak", "Munzur onurdur, onuruna sahip ç›k" fleklinde sloganlar att›. Kemerbel’e var›ld›¤›nda Munzur nehrinin içinde Festival Tertip Komitesi ad›na bas›n aç›klamas› yap›ld›. Akflam stadyumda yap›lan festivalin kapan›fl konseri etkinli¤inde Grup Vardi-

atlerinde Mazgirt belediye baflkan› Musa Sönmez ve TUDEF ad›na Ali R›za Ayd›n’›n yapt›¤› konuflmalarla bafllayan etkinlikte Ali Özel, Hasan Kaya, Hasan Sa¤lam, Helin, Nurettin Güleç, Sezgin Coflkun, fievin

ya, Rojda ve Mikail Aslan sahne ald›. Kapan›fl konseri s›ras›nda sahneye davet edilen milletvekili fierafettin Halis, “Barajlarla, siyanürlerle bizi yok etmek istediler. Yetmedi üzerimize geldiler ama yok edemiyorlar” fleklinde konufltu. Kapan›fl konuflmas›n› yapan Belediye Baflkan› Songül Erol Abdil de, orman yang›nlar›na dikkat çekerek, “Ormanlar›m›z› yakanlara ve duyars›z kalanlara sesleniyorum; Ormanlar›m›z›n alevlerini seyretmek size mutluluk veriyorsa, Dersim da¤lar›n›n kömüre bürünmüfl rengi, sizlerin karanl›k yüreklerinizin yans›mas›d›r” dedi.

ve Mehmet Özcan sahne ald›. Kat›l›m›n geçen seneye oranla az oldu¤u Mazgirt etkinliklerinde Mazgirt Belediyesi’nin TUDEF ve di¤er kurumlar› d›fllayan bir tav›r içerisinde olmas› tepkilere neden oldu. Naz›miye'deki etkinliklerde de her y›l oldu¤u gibi öncelikle Düzgün Baba Cemevi ve Düzgün Baba Ziyareti gezildi. Akflam saatlerinde ise Naz›miye Belediye Baflkan› Bertal Atefl ve TUDEF ad›na Cemal Yücel’in yapt›¤› konuflmayla bafllayan etkinlikte Helin, Kibar Aslan, ‹rfladi K›l›ç ve Kaz›m-Dilek ikilisi konser verdiler.

Operasyonlara ra¤men ilçelerdeki kat›l›m düflmedi Ovac›k ‹lçesi'nin festival program› Munzur Gözeleri’nde yap›lan etkinlikle bafllad›. Gözeler'deki etkinlikte yak›n zamanda kaybetti¤imiz Firik Dede an›ld›. ‹lçe merkezinde de, Mehmet Çetin, Cemal Tafl, Kemal Süer, Devrim Yerkino¤lu, Zeynel Demirçivi ve TUDEF ad›na Gülten Kahraman’›n konuflmac› olarak kat›ld›¤› "Dersim tarihinde Ovac›k, Ovac›k’›n dünü ve yar›n›" konulu panel gerçeklefltirildi. Akflam saatlerinde gerçekleflen konserde ise Emre Salt›k, Mehmet Ekici, Nurettin Güleç, Hasan Sa¤lam, Grup Vadi, Zeynel Dede, Y›lmaz Çelik, Abidin, Grup Hasbihal, Hüseyin Günefl, Nihal Atefl, Grup Cemre ve Soner Soyer dinleti sundu. Mazgirt'teki festival program› kapsam›nda ilçeye ba¤l› köyler ve ziyaretler ziyaret edildi. Mazgirt merkezde akflam sa-

Hozat'a gelenlerin karfl›lanmas›yla birlikte buradaki etkinlikler de bafllam›fl oldu. Birçok sanatç›n›n müzik dinletisi sundu¤u sabah program›n›n ard›ndan akflam saatlerinde düzenlenen etkinlikte Avc›lar Dersim Kültür Derne¤i folklor ekibi bir gösteri sundu. Etkinlikte köy ve mahalle muhtarlar›na, belediye meclis üyelerine, il genel meclis üyelerine, belediye çal›flanlar›na, ilçedeki demokratik kitle örgütlerine plaketler verildi. Grup Hiwda, Grup S›lam, Gökçen Kahraman ve grubu, Abidin, Ayd›n Öztürk, P›nar Sa¤, Tolga Sa¤, Mikail Aslan, Emre Salt›k, Arif Sa¤ ve Nurettin Güleç'in sahne ald›¤› etkinlikte, Grup Hiwda'n›n ça¤r›s›yla ormanlar›n yak›lmas› da protesto edildi.

Devlet neden baraj yap›yor? Kuzey Kürdistan bölgesinin birçok yerinde sözde enerji ihtiyac› için yap›lan barajlar›n as›l nedeni bir kez daha a盤a ç›kt›. 22 fiubat 2007'de toplanan Terörle Mücadele Yüksek Kurulu'nun içeri¤ine dönük yap›lan aç›klamalarda, bölgelerde yap›lacak barajlar›n gerillan›n hareket alan›n› daraltaca¤› için bu projeden geri ad›m at›lmamas› gerekti¤i savuldu. Toplant›ya Devlet Su ‹iflleri (DS‹) bürokratlar›n›n da kat›ld›¤› aç›klan›rken PKK'nin kulland›¤› yaklafl›k bin ma¤aran›n da sular alt›nda kalaca¤›n› ve gerillan›n bölgedeki hareket kabili-

yeti ve bar›nma imkan›n›n k›s›tlanm›fl olaca¤› ifade edilerek baraj›n yap›m›ndan vazgeçilmeyece¤i savunuldu. Bögelerde yap›lan barajlar nedeni ile bin y›llar› aflan kültür ö¤elerinin izlerini tafl›yan Hasankeyf gibi tarihe ›fl›k tutan yerlerin yan› s›ra binlerce çeflit bitki ve canl›y› ba¤r›nda tafl›yan Munzur Vadisi ve F›rt›na Vadisi gibi do¤a güzellikleri eflsiz olan yerler devletin bu yanl›fl politikas› yüzünden tarihten silinecekler. Do¤a güzelliklerini tafl›yan, tarihin birikimlerini sunan bu yerler, ucuz politikalar peflinde koflan devlet taraf›ndan, do¤a ve insanl›¤a verece¤i zararlar görmezden gelinerek yok edilmek isteniyor.

Bu yaz›; Gündem Gazetesi’nin 13 A¤ustos Pazartesi tarihli say›s›nda gazetenin yazarlar›ndan Esra Çiftçi’nin “Munzur festivali mi, Munzur konseri mi?” bafll›kl› köfle yaz›s›nda bizce devrimci ve demokrat güçler aras›ndaki dayan›flmay› zedeleyen anlay›fl›na ve Gündem gazetesi üzerinden böyle çarp›k bir demokrasi anlay›fl›n›n propagandas›n›n yap›lmas›na karfl›l›k olarak yaz›lm›flt›r. Çiftçi’ye elefltirilerimizi yöneltmeden önce flunu belirtmek isteriz ki, Munzur Kültür ve Do¤a Festivali'nde eksiklikler oldu¤u düflüncesine biz de kat›l›yoruz, daha nitelikli bir flekilde örgütlenebilir. Dersim'in kültürel ve tarihi özellikleri daha iyi ifllenebilir, ifllenmelidir de. Ancak Esra Çiftçi, yaz›s›nda yaln›zca bunlar› elefltiri konusu yapmam›flt›r. Bunun üzerinden esas› gölgelemekte, hiçlefltirmektedir. Yaz›s›nda parçalay›c›, kendini dayatan, hegemonya kurma peflinde olan anlay›fl hakimdir. Bunu masum göstermek için kendi siyasi çevresinden olan DTP’li Tunceli Belediyesi’ni elefltirir görünmektedir. Yaz›s›n›n sonuç bölümünden de anlafl›laca¤› gibi, Çiftçi Dersim’de devrim ve demokrasi mücadelesi yürüten di¤er güçleri küçümsemifl, onlar› dayatmac›, popülist olmakla suçlam›fl ve DTP’li Tunceli Belediyesi’ne kendi hegemonyas›n› kurarak onlar› d›fllamas›n› telkin etmektedir. Bu durumdan anlad›¤›m›z kadar›yla ya Esra Çiftçi bugüne kadar örgütlenen festivallerde yaflanan sorunlardan, tart›flmalardan bihaberdir, ki buna fazla ihtimal vermiyoruz, ya da bugüne kadar tak›n›lan olumsuz tutumlar›n daha da derinlefltirilerek sürdürülmesinin taraftar›d›r. Esra Çiftçi, yaz›s›nda festivalin flekil ve flemalinin Dersim’de olumsuz bir imaja sahip CHP’li belediye zaman›nda olufltu¤unu belirterek, bu dönemi küçümsemifl. Do¤al›nda festivalin örgütlenmesinin önemini de küçümsemifl ve o bask›c› ortamda ›srarl› bir tutumla sergilenen karfl› duruflu da küçümsemifl. Oysa ne CHP’li belediye döneminde, ne de flimdi, Munzur Festivali tek bafl›na Tunceli Belediyesi taraf›ndan organize edilmedi. Öyle olsayd› CHP döneminde devletle karfl› karfl›ya gelinmezdi. CHP’li Belediye oldukça pasif bir durumdayken, derneklerin, devrimci-demokratik kitle örgütlerinin ve siyasi partilerin rolü daha ön plana ç›kmaktayd› ve devletin festivali asimile etme çabas›n›n karfl›s›nda duran da bu güçtü. fiimdi Esra han›m bu gücün önemli bir sac aya¤›n›, festivalin bugüne getirilmesine emek veren demokratik kitle örgütlerini ve Tunceli Dernekleri Federasyonu (TUDEF)'i “marjinal” ilan etmektedir. Konserlerin bollu¤undan, kültürel, tarihi ö¤elerin yans›t›lmas›n›n zay›fl›¤›ndan rahats›z olmas› flekli bir tart›flman›n konusu olabilir. Birlikte ifl yapma anlay›fl› geliflti¤inde festivalin fleklinin daha da nitelikli olmas› kaç›n›lmazd›r. Ancak hegemonya kurma anlay›fl›, parçalayan, d›fllayan anlay›fl bir demokrasi sorununa iflaret etmektedir. Bu tehlikelidir. Böylesi bir yaklafl›m›n, çokça demokrasiden, demokrasi sorunundan bahseden bir siyasi çevrede yer bulmas› ne nemem bir fleydir. Çifçi’nin yaz›s›nda aynen flu ifadeler yer almaktad›r: “Kürt illerinde yap›lan festivallere bak›ld›¤›nda ya belediyelerin kontrolünde ya da belediyelere ba¤l› organizasyon flirketlerine aittir. Dersim'deki Munzur festivali 'Yedi Kocal› Hürmüz' gibi, karar mekanizmas›n›n kim oldu¤u ya da olmad›¤› bilinmiyor. Her nedense marjinal çevrelerin deflarj olmak için at koflturdu¤u sahipsiz sahaya benziyor. Kapsay›c› olma ad›na ciddi bir hatan›n yap›ld›¤› art›k tart›flma götürmeyecek bir do¤ru". Festivalin örgütlenmesi her y›l bu siyasi çevrenin temsilcisi Tunceli Belediyesi ile TUDEF aras›nda problemlere yol açmaktad›r. Bu bir gerçek ve böyle sürdü¤ü sürece de daha nitelikli bir festivalin örgütlenmesi zor görünmektedir. Daha nitelikli bir festival için dayatmac› yaklafl›mlardan, hegemonya kurma çabalar›ndan uzak, birlikte ifl yapmay› gelifltirecek bir yaklafl›m içinde olunmas› gerekiyor. Esra Çiftçi bir yandan bunun özlemini dile getirirken bir yandan da bunun önünü t›kayacak önerilerde bulunmakta ve bugüne kadar olan kazan›mlar›, buna emek verenleri gözard› etmektedir. Çiftçi Dersim ile di¤er Kürt illeri aras›nda da bir k›yaslama yaparak, Dersim'deki durumu olumsuzlamaktad›r. Di¤er illerde Kürt ulusal hareketinin tek siyaset olarak varl›k göstermesi orada Çiftçi'yi memnun edecek görüntülere sahne olabilir. Ancak Dersim'in di¤er Kürt illerinden fark› gözard› edilmemelidir. Burada Kürt ulusal hareketi tek de¤ildir ve halk içinde etkili olan, Çiftçi'nin deyimiyle "marjinal"ler (komünistler, devrimciler) de mevcuttur. Ve Dersim, bütün bu özellikleriyle "sahipsiz bir saha" de¤ildir. Bu onun zenginli¤idir. Di¤er Kürt illeriyle bir k›yaslama yap›lacaksa, bütün bu özellikler Dersim'e feodal üretim iliflkilerinin ürünü olan sosyal özelliklerin zay›flamas› gibi bir kazan›m sa¤lam›flt›r. Festivali kendi tekelindeymifl gibi düflünen Çiftçi birlikte ifl yapma kültüründen o kadar uzaklafl›yor ki, yaz›s›nda flu cümleleri kuruyor: "Kapsay›c› olma ad›na ciddi bir hatan›n yap›ld›¤› art›k tart›flma götürmez bir do¤ru". Bu y›l TUDEF ile Tunceli Belediyesi taraf›ndan örgütlenen Munzur Festivali genel seçimler sürecine denk geldi¤i için örgütlenmesi önceki y›llara oranla fazla sürtüflmeli geçmemifl, tersine bir uyumluluk hali hakim olmufltur. Seçimlerden önce birlikte çal›flma yürütme ad›na iyi bir görüntü ortaya ç›km›flken ve bunun kazand›rd›¤› ortadayken, seçimlerin hemen ertesinde Çiftçi'de oldu¤u gibi parçalayan, da¤›tan yaklafl›mlar›n su yüzüne ç›kmas› düflündürücüdür. Politika yapma tarz› bu eksende sürdü¤ü sürece kaybettirici olaca¤› aç›kt›r. 6. Munzur Festivali'nde DTP'li Belediye festivali tek bafl›na örgütlemeye giriflmifl (Esra Çiftçi de yaz›s›nda Belediye'ye bunu telkin etmektedir) ve TUDEF'i d›fllam›flt›. Bu Dersim için istenmeyen bir manzaraya sebep olmufl ve tepki toplam›flt›. Devrimci, demokrat kesimler böyle bir manzaray› arzu edemezler. Munzur Kültür ve Do¤a Festivali'ni sadece bir "sosyal aktivite", "konser" organizasyonu olarak görmedi¤imizi, onu ve bugüne kadar onun için verilen eme¤i önemsedi¤imizi, bu emekte bizzat kendi pay›m›z›n da oldu¤unu belirtmek isteriz.


22 - 31 Ağustos 2007 - Sayı 117