Page 1

T U Z L A ’ d a ‹ fi Ç ‹ Ö L Ü M L E R ‹ N E K A R fi I ‘ G R E V ’ SAYFA 6

15 Günlük Siyasi Gazete

Y›l: 6

Say›: 134

28 Haziran-16 Temmuz 2008 • Fiyat›: 1 YTL

e-mail: devrimcidemokras@superonline.com

S‹STEM‹N SALDIRI SEFERBERL‹⁄‹ Emperyalizm ç›karlar› gere¤i dünya halklar›na ve uluslar›na yönelik sald›r›lar›n› yeni planlar-politikalarla boyutland›rarak uyguluyor. Ortado¤u’yu tahakküm alt›na almak do¤rultusunda, bölgede iflgal gerçeklefltiren emperyalizm, bu sald›r›lar›n› tüm dünyaya yayman›n karanl›k senaryolar›n› haz›rl›yor. Yaratt›¤› krizlerle dünya halklar›n›n daha fazla sömürülmesine, daha fazla açl›¤a, yoksullu¤a sürüklenmesine neden olmaktad›r. Etkisini halen sürdüren ve arkas› gelecek olan g›da, petrol krizleri, yoksul kesimlerin tepkilerine neden oluyor. Asya’da, Afrika’da, Latin Amerika’da yoksullar sokaklara dökülüyor. Emperyalizmin y›k›c› politikalar› “demokrasinin befli¤i” say›lan Avrupa ülkelerinin emekçilerini de vuruyor. Avru-

pa’da iktidarlar›n uygulad›¤› neo-liberal sald›r› politikalar›na karfl› iflçi-emekçiler, k›tan›n genelinde son y›llar›n en büyük, en yayg›n grev ve eylemlerini gerçeklefltiriyorlar. Emperyalistlerin stratejik ç›karlar›na yeminli uflak iktidarlar, efendilerinden ald›klar› icazetle görevlerini yerine getiriyorlar. Uflak Türk hâkim s›n›flar›, ABD’nin stratejik ç›karlar› için bölgesel politikalar›n arenas›nda konumlanmakta, bölgenin tahakküm alt›na al›nmas› ve Kürt ulusal hareketinin imhas› do¤rultusunda siyasi bir yönelim oluflturmaktad›r. IMF, DB gibi emperyalist kurumlar›n emirlerini yerine getirmek için canh›rafl bir hizmet içerisindedir. Bu hizmeti ise emekçi halklar›m›za ve Kürt ulusuna ve çeflitli milliyetlere yönelik sald›r›lar› günbegün t›r-

mand›rarak gerçeklefltirmektedir. Sömürü düzenlerini sürdürmek için sald›r›larda s›n›r tan›mayan emperyalistler ve ufla¤› hâkim s›n›flar›, SSGSS, ‹stihdam Paketi ve Sendikalar Yasas›’yla emekçilerin haklar›n› gasp ederek; “çözüm paketleri”yle imha-inkâr politikalar›n› perçinleyerek; özellefltirmelerle ülkeyi peflkefl çekerek; çal›flanlar›n en ufak hak ve taleplerini yok sayarak, bu mücadeleyi bo¤azlayarak; “tar›m›n yap›land›r›lmas›” ad› alt›nda köylüyü üretemez hale getirerek, yoksullu¤a sürükleyerek; üniversiteleri zapturapt alt›na alarak; Tuzla tersanelerinde ve birçok iflyerinde, fabrikada iflçileri ölüme terk edip, yaflamlar› üzerin-

den pazarl›k yaparak, ezilen kesimlerin demokratik-hakl› ve meflru taleplerini bast›rmaya çal›fl›yorlar. Elbette ki emperyalistler ve uflaklar› ezilenlerin mücadelesinden, bu mücadelenin geliflmesinden korkmaktad›r. Türk hâkim s›n›flar› kendi aralar›nda tepiflirken ezilenlerin mücadelesinin ezilmesinin haz›rl›klar›n› yapmaktad›rlar. “Kendileri için demokrasi”, anayasa isteyen hâkim s›n›flar, demokratik haklar ve talepler mücadelesi verenlere karfl› sald›rmaktan geri durmuyorlar. Halk›n iktidar mücadelesini engellemeye dönük bu sald›r›lar dün oldu¤u gibi bugün de sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Son söz yine tarihin yarat›c›s› kitlelerin olacakt›r: Zulmün kaleleri y›k›lacakt›r!

Demokratik haklar mücadelesi ‘suç’ de¤ildir Emperyalizm dünya halklar›na ve ezilen uluslara karfl› sald›r›lar›n› t›rmand›r›rken, stratejik ufla¤› Türk hâkim s›n›flar› da bu sald›r›lar› emekçi halklar›m›za ve Kürt ulusuna karfl› yo¤unlaflt›r›yor. Hâkim s›n›flar›n içine düfltü¤ü ç›kmazlar, aralar›ndaki çat›flmalar, emekçi kesimlere yönelik yeni sald›r›lar› ve gözda¤› vermelerini tetiklemektedir. Emperyalistlerin reçeteleriyle gerçeklefltirilen bu sald›r›lar, genifl toplumsal muhalefeti bo¤may› hedeflemekte, bunun için her türlü araç devreye sokulmaktad›r.

Petrol fiyatlar› yoksullar› vuruyor ABD’de patlak veren ve dünya ekonomilerini etkisi alt›na alan mali krizin ard›ndan gelen g›da krizini petrol krizi izledi. G›da fiyatlar›ndaki art›fl ve k›tl›¤a karfl› gerçekleflen genifl çapl› protesto ve eylemlerin ard›ndan, petrol ürünlerine yap›lan zamlar karfl›s›nda emekçi kesimlerin baflta Avrupa ve Güneydo¤u Asya olmak üzere dünyan›n çeflitli yerlerinde gerçeklefltirdikleri grev ve eylemler dünyay› sars›yor. Petrol fiyatlar›ndaki art›fl, dünyan›n birçok yerinde protesto edildi. Eylemler özellikle Asya ve Avrupa’da yayg›n bir flekilde gerçeklefltirildi. Güney Kore’de hükümetin yak›t sübvansiyonlar›n› artt›rmas›n›, asgari ücret belirlemesini ve ulafl›m ücretlerini artt›rmas›n› isteyen 5 binden fazla kamyon floförü ifl b›rakt›. Sendika liderleri ile hükümet yetkilileri aras›nda bu hafta bafl›nda kamyoncular›n taleplerinin yerine getirilmesi konusunda yap›lan görüflmelerde anlaflma sa¤lanamam›flt›. Güney Kore’de gerçeklefltirilen ifl b›rakma eylemi hükümette istifalara neden oldu. Malezya’da hükümetin akaryak›t fiyatlar›na yapt›¤› yüzde 40 oran›ndaki zamm›n geri çekilmesi için gerçeklefltirilen eylemler, hükümet içerisinde telafla neden oldu. Petrol ihtiyac›n›n büyük bir k›sm›n› ithal eden Hindistan’da yüzde 10 oran›nda yap›lan zamlara karfl› genifl çapl› eylemler yap›ld›. Baz› eyaletlerde yap›lan grev nedeniyle hayat felç oldu. SAYFA 7

Devletin birer hafta arayla Adana, Konya, Dersim ve Malatya’da gerçeklefltirdi¤i sald›r›lar sonucu aralar›nda gazete temsilcilerimiz ve okurlar›m›z›n da bulundu¤u 40’›n üzerinde DHP’li gözalt›na al›nd›, gözalt›na al›nanlardan 10’u as›ls›z gerekçelerle tutukland› Son günlerde demokratik ve meflru bir zeminde mücadele yürüten devrimcidemokrat-yurtsever kurumlara yönelik sald›r› furyas› bafllat›lm›fl ve bu sald›r›lar her geçen gün artmaktad›r. Burjuva feodal diktatörlük en ufak hak arama mücadelesine tahammül etmemekte, bas-

<BABÜR PINAR> 68-71 DÖNEM‹N‹N NAL‹Z‹

17’ler eylem ve etkinliklerle an›ld› 17’ler ölümsüzlüklerinin 3’üncü y›ldönümünde ülkemizde ve dünyada sayg›yla an›lmaya devam ediyor. Ülkemizde DHP’nin düzenledi¤i anma etkinliklerinde 17’lerin devrim ve komünizmi kazanma ça¤r›s› oldu¤u yinelendi. Almanya, Fransa ve ‹ngiltere’de yap›lan etkinliklerde 17’leri anman›n yolunun devrim ve komünizm mücadelesini zafere tafl›maktan geçti¤i vurguland›. 16-17 Haziran 2005 tarihinde Dersim Mercan vadisinde Türk ordu-

IIIIIIII <PERSPEKT‹F> 15-16 HAZ‹RAN GÜNÜMÜZE IfiIK TUTUYOR

SAYFA 8

Prachanda: Nepal halk› kendi tarihini yaratt›

sunun sald›r›s›nda ölümsüzleflen ve aralar›nda MKP'nin önder kadrolar›ndan Cafer Cangöz ve Ayd›n Hanbayat’›n da bulundu¤u 17 seçkin kadro ve savaflç›, ölümsüzlüklerinin 3’üncü y›l›nda Gazi Mahallesi'nde düzenlenen meflaleli yürüyüflle an›ld›. Demokratik Haklar Platformu (DHP) taraf›ndan düzenlenen meflaleli yürüyüfl, Eski Karakol dura¤›ndan bafllayarak, Cemevi’nin bulundu¤u meydana kadar coflkuyla sürdü. DHP'lilerin kat›l›m›n›n yüksek oldu¤u yürüyüfle, Gazi halk›n›n da yo¤un ilgi gösterdi¤i gözlemlendi. SAYFA 16

DOSYA

SAYFA 5

k›larla, tutuklamalarla sindirmeye çal›flmaktad›r. Devrimci demokrat kurumlara yönelik gerçeklefltirilen pervas›z sald›r›lar›n hedefi bu kez Demokratik Haklar Platformu (DHP) oldu. Birçok ilde “terör örgütüne yönelik operasyon” ad›yla sürdürülen sald›r›lar neticesinde onlarca kifli gözalt›na al›nd›, birçok kifli tutukland›. Kuflkusuz bu sald›r›lar yeni de¤il. Daha önce birçok kurum ve kifli düflüncelerinden, eylemlerinden dolay› bask› gördü, gözalt›na al›nd›, tutukland›. Bu sald›r›lar mevcut sömürü sisteminin devam› içindir ki, en basit bir hak talebi ve mücadelesi pervas›zca sald›r›lara maruz kalmaktad›r. ‹flçi ve emekçilerin demokratik hak ve taleplerini ve uzun y›llard›r yaratt›¤› mücadele gelene¤ini "suç ve suçluyu övme", "yasad›fl› örgüt propagandas› yapma" gibi yasal k›l›flarla engellemeye çal›flan hâkim s›n›flar›n DHP'ye yönelen sald›r›lar›, demokratik haklar mücadelesini ve ezilenlerin mücadele tarihini "suçlu" gösterme çabas›d›r. Sömürücü hâkim s›n›flar›n en a¤›r bask›lar›, ezilenleri demokratik hak ve talep mücadelesinden al› koyamam›flt›r. Emperyalizmin ve uflaklar›n›n sald›r› politikalar›na karfl› en demokratik ve meflru hakk›m›z olan demokratik hak ve talep mücadelesinde ›srar etmeli, bu mücadeleyi yükseltmeliyiz. Hâkim s›n›flar, ezilenlerden yana oldu¤umuz ve ezilenlerin kurtuluflunu savundu¤umuz için düflüncelerimizi ve eylemlerimizi “suç” sayacakt›r. Biz de diyoruz ki; Yeni Demokrasi hedefiyle sürdürülen demokratik haklar mücadelesi bir suç de¤il, hakim s›n›flara ve onlar›n sistemine karfl› Demokratik Halk Devrimi’nin hizmetinde hak ve görevdir. Dolay›s›yla hakim s›n›flar›n sald›r›lar› karfl›s›nda tam da onlar›n istedi¤i ‘korku’ ve ‘suçlu’ psikolojisine düflmeden, ‘Demokratik Haklar Mücadelesi Suç De¤ildir’ kavray›fl›yla sald›r›lara cevap olarak, Yeni Demokrasi mücadelesini yükseltmek görevimiz olmal›d›r.

Maoistler, cumhuriyet ve baflkanl›k gündemleri ile seçimlere girdiler ve kazand›lar. Cumhuriyet kuruldu. Bu tarihin bir gerçe¤idir. Bu olay›n çözümü gelecek 50 y›l›n meselesidir. Baflkanl›k sistemi üzerinde anlaflt›k. Fakat, belirli bir kifli ya da parti üzerinde bir anlaflmaya varmad›k. Devlet iktidar›n›n kilit noktalar› üzerine her-

hangi bir anlaflma yap›lmad›. Biz Nepal halk›n› yar› yolda b›rakmayaca¤›z, Nepal halk› da bizi yar› yolda b›rakmayacak. Bize göre, yeni bir anayasan›n oluflturulmas› iki y›ldan daha fazla sürmez. Bunun ard›ndan, politik bir denge sa¤lamak istiyoruz. Ancak esnek oldu¤umuz kadar kat› da olmas›n› biliriz. Halk›m›z olanlar› anl›yor. Halk›m›z kendi ta-

Devlet, borçlar›n›n faturas›n› halka kesti Birçok alanda yap›lan zamlar sürekli yenilenirken, elektri¤e de yüzde 31 oran›nda yeni bir zam geliyor. Önümüzdeki günler içerisinde onaylanmas› planlanan yüzde 31’lik elektrik zamm› teklifi, TEDAfi’›n ço¤unlu¤u belediyelerden olan alaca¤›n› tahsil edememesinin faturas›n› halka yüklüyor. SAYFA 7

68 HAREKET‹, 71 ÇIKIfiI VE GÖRÜLMEYENLER SAYFA 4-5

rihini yaratt›. Ancak ‘büyük adamlar’ ve ‘büyük entelektüeller’ yan›ld›. Onlar›n zihniyeti paramparça oldu. Onlar›n tezleri yaln›zca ka¤›t üzerinde kald›. Onlar da halk taraf›ndan yaz›lan tarihi kabul etmek zorunda kalacaklar. Nepal halk› tüm bu kesimlerden daha güçlüdür. Nepal halk›, cumhuriyeti yaratan bir halkt›r.” SAYFA 11

TOHUM MUZAFFER ORUÇOĞLU KARDELEN YAYIMCILIK ve BABEK YAYIN’ın birlikte çıkardığı TOHUM, kitapçıların yanı sıra Devrimci Demokrasi bürolarından da temin edilebilir

9. bask›

ç›kt›


2

güncel

28 Haziran-16 Temmuz 2008

Devrimci Demokrasi’den Gazetemize verilen 1 ayl›k yay›n durdurma 'cezas›’n›n ard›ndan devlet, savc›lar›yla ve polisleriyle, Adana, Malatya ve Konya bürolar›m›za sald›rarak, çal›flanlar›m›z› gözalt›na al›p birço¤unu tutuklad›. Nedeni ise, yine onlara göre 1 May›s ve di¤er süreçlerde “örgüt propagandas› yapmak”, bizim aç›m›zdan ise genifl halk y›¤›nlar›n›n geliflen hak arama mücadelelerini desteklemek ve örgütlenme giriflimine mevzi olmak. Gazetemizin kapat›lmas›n›n ard›ndan aradaki süreçte ç›kan Demokratik Haklar Platformu Bülteni'nde gazetemizin ilkeleri ile ilgili yay›mlanan yaz›da, “Çal›flanlar› katledilen, hapse at›lan, bask›nlarla bürolar› talan edilen bir gazete olarak, hedefinde oldu¤umuz sald›r›lar›n devletin niteli¤inden kaynakland›¤›n›n fark›nday›z. Bundan kaynakl› 'antidemokratik' diyerek, özü faflist olan devletin uygulamalar› karfl›s›nda 'demokrasi' tart›flmas› yapmay› de¤il, demokrasinin devrim sorunu oldu¤u Türkiye-Kuzey Kürdistan gerçekli¤inde

demokrasiyi infla etmenin mücadelesi içerisinde olaca¤›z” söylemimizle bu sald›r›lar›n mahiyetini ve neden kaynakland›¤›n› belirtmifltik. Ayn› yaz›da, “Devrimci Demokrasi’de ›srar, devrimde ›srard›r” diyerek devam›nda flunlar› dile getirmifltik, “Devrimci Demokrasi olarak s›n›f düflmanlar›m›z›n sald›r›lar›n›n muhtevas› her nas›l olursa olsun, bunlara flimdiden kabülümüzdür diyor ve hakim s›n›flar›n, onlar›n sistemlerinin sald›r›lar›na karfl›n, proletarya ve ezilen ulus ve halklar›m›z›n bu alandaki mevzisi ve s›n›f mücdelesinin bir taraf› oldu¤umuzu beyan ederek, gazetecilik görevimizi icra edece¤imizi yineliyoruz”. Bizler s›n›fsal duruflumuz gere¤i, görevimiz olan Demokratik Halk ‹ktidar›’n› yaratma mücadelesinin üzerimize düflen taraf›ndan hareketle örgütleme ve bilinçlendirme ödevlerine dört elle sar›larak, devletin sald›rarak yaratmaya çal›flt›¤› boflluklar› ›srarla doldurarak cevaplayaca¤›z. Evet, faflist devletin halka reva gördü¤ü ekonomik ve sosyal y›k›nt›lar› bir bir yazmaya, bu gerçekli¤i halk›n cephesinde bilince çevirerek bize reva görülen bu yoksul yaflam› reddeti¤imizi ve yeni olan, özgür olan, sömürüsüz olan iktidar›m›z›, Demokratik Halk iktidar›’n› daha güçlü bir flekilde örgütleyerek yaratma-

ya çal›flaca¤›z. Biz örgütlendikçe, halk örgütlendikçe, tabii ki karfl› devrimci güçler sald›r›lar›n› pervas›zlaflt›rarak bizleri sindirmeye, halk› sindirmeye çal›flacak ve bizleri hedefimizden vazgeçirerek faflist iktidarlar›n› sürdürmeye çal›flacakt›r. Çünkü onlar düflünen, üreten, sorgulayan ve tart›flan birey, toplumu istemiyorlar. Onlar›n iktidar›, düflüneni, tart›flan› yok etme üzerine, farkl› milliyetlerden insanlar› bask› alt›na alma üzerine, yoksul köylüler, iflçiler ve emekçilerin sömürüsü üzerine kurulu. Ve onlar›n bu sömürü çark› elbette ki biz güçlendikçe yavafl yavafl parçalanacak ve halk ikdidar›n› kurdu¤umuzda alafla¤› olacakt›r. Bu tarihi görevle yüklü olan bizlerin, bu uzun yürüyüflte att›¤›m›z ilk ad›m›m›zda devletin fliddet içeren her türlü sald›r›s›yla karfl› karfl›ya kalmas› da kaç›n›lmaz olacak. Adana, Konya ve Malatya’da çal›flanlar›m›z›n ve okurlar›m›z›n devletin gözalt› ve tutuklama terörüyle karfl› karfl›ya kalmas›n›n nedeni tam da bu bahsetti¤imiz gerici sistemin kabu¤unu parçalamak için giriflti¤imiz Yeni Demokrasi mücadelesini kuflanmaya çal›flma ve örgütleme giriflimimizin bir sonucudur. Onlar›n sald›r›s› bu yönedir; devletin hiçbirimizle bireysel bir husumeti yoktur. Devletin ve ona ba¤l› güçlerinin bu yöne-

limi, bizim politik duruflumuzu, mücadelemizi belirleyen Demokratik Halk ‹ktidar›’ndan duydu¤u korkunun bir ürünüdür. Bu korkuyu büyütelim! Evet, Devrimci Demokrasi'de ›srar, devrimde ›srard›r. Devrimde ›srar, gerici s›n›flara karfl› yoksul halk›m›z›n eme¤inin özgürleflmesinde ›srard›r. Devrimde ›srar, Kürt ulusu ve çeflitli milliyetlerden insanlar›n bask› alt›nda yaflamas›na karfl› özgürlük ›srar›d›r. Devrimde ›srar, fabrikalarda, tersanelerde, kamyon kasalar›nda ifl cayetlerine verdi¤imiz can kay›plar›m›z›n bir daha yaflanmamas›n›n ve al›nterlerinin hakk›n›n savunulmas›n›n ›srar›d›r. Devrimde ›srar, yoksul köylülerimizin zalim büyük toprak a¤alar›ndan topraklar›n› alma ›srar›d›r. Devrimde ›srar, daha iyi bir gelece¤i ortaklafla yaratmada ve ülke zenginliklerini birlikte paylaflmada ›srard›r. Devrimde ›srar, gelece¤imizi ellerimize almakta ›srard›r. Ve devletin gözalt› ve tutuklama terörüne karfl› ›srar, devrimde ›srar, Devrimci Demokrasi'de ›srard›r. Israr›m›z› her daim MLM bilincimizle kuflanal›m. Devletin, örgütlenen, örgütlenmesini büyüten halk iktidar›n› savunanlara karfl› giriflti¤i bu sald›r›lar› bofla ç›kartacak karfl› ataklar için, bulundu¤umuz yerlerde halk›n isyan›n› örgüteyelim.

DEVLET TERÖRÜ SÜRÜYOR tutup korsan eylemlere, silahl› eylemlere yönlendirdikleri" ve "örgüte silahl› militan kazand›rd›klar›" fleklindeki gerçek d›fl› polis ifadelerine dayan›larak yap›lan 'haber'ler polis fezlekelerini aratmad›.

Son bir ay içerisinde devletin DHP ve gazetemize yönelik gerçeklefltirdi¤i sald›r›larda 40’›n üzerinde kifli gözalt›na al›nd›, 10 kifli tutukland› ve gazetemiz 1 ay süreyle kapat›ld›

Malatya muhabirimiz H›d›r Gürz tutukland›

Türk devleti kendi kurumlar› aras›nda "demokrasi" tart›flmalar›n› en çok yapt›¤› flu günlerde, gerçek niyetinin asl›nda halk› aldatmaktan baflka bir fley olmad›¤›n› yine halka ve halk›n ç›karlar› u¤runa mücadele eden demokratik kitle örgütlerine sald›rarak gözler önüne seriyor. 'Demokrasi', 'laiklik', 'yeni anayasa' kavramlar› üzerinden yapt›klar› tart›flmalar gerçekte emperyalistlerin ülkemizdeki uflaklar› arac›l›¤›yla Türkiye-Kuzey Kürdistan halk›n› ve bura üzerinden de emperyalist çekiflmeler k›skac›ndaki çevre ülke halklar›n› daha rahat sömürebilmenin önünü aç›yor. Bunu yaparken uflak Türk devleti, halk›n ba¤r›ndan ç›karak yaflam pratikleriyle halk deryas› içinde önemli de¤erler yaratan devrimci, komünist önderleri ve kadrolar› "suçlu" ilan edip, onlar› anmay›, savunmay› ise "suçluyu övmek" ad› alt›nda 'cezaland›r›yor'. Halk›n gerçek kurtuluflunun yolunu gözlerden ›rak tutmak isteyen devlet, aylard›r birçok ilde onlarca insan›, komünist önder ‹brahim Kaypakkaya, Mahir Çayan ve di¤er devrimci, komünist kadrolar› and›klar› için "suç ve suçluyu övmek" ve "yasad›fl› örgüt propagandas› yapmak" iddias›yla gözalt›na al›p tutuklad›. Son y›llarda demokratik kitle örgütlerine yönelik sald›r›larda dikkat çeken "suç ve suçluyu övmek" ve "yasad›fl› örgüt propagandas› yapmak" iddias›, DHP'nin Adana ve Konya'daki örgütlülüklerine yönelik sald›r›larda da vard›. Konya muhabirlerimiz Hasan Ateflci ve Hac› Süleyman K›l›ç'›n tutukland›¤› sald›r›lar›n üzerinden çok geçmeden Malatya'da ve Dersim'de de sald›r›lar›n sürdüren devlet, Malatya muhabirimiz H›d›r Gürz'ü tutuklad›.

Muhabirlerimiz Hasan Ateflçi ve Süleyman K›l›ç tutukland› KONYA- Konya’da polis taraf›ndan evlerine bask›n düzenlenerek gözalt›na al›nan 20 kifliden, aralar›nda büro temsilcimiz Hasan Ateflci ve çal›flan›m›z Hac› Süleyman K›l›ç’›n da bulundu¤u 5 kifli as›ls›z gerekçelerle tutukland›. 11 Haziran günü bafllat›lan kapsaml› sald›r›da gazetemizin temsilcisi Hasan Ateflci’yi evine bask›n düzenleyerek gözalt›na alan polisler, temsilcimizi büroya götürerek arama yapt›lar. Yay›nevimizin kitaplar›na, bürodaki bilgisayar›n harddisk’ine el koyan polisler, arama s›ras›nda büroyu da¤›tt›lar. Bürodan al›nan kitaplar ve yay›nlar için ise ‘çok say›da örgütsel döküman ele geçirildi’ diye aç›klama yap›ld›. “Konya’da MKP’ye operasyon” ad› ile gazetemize ve okurlar›m›za yap›lan sald›r›da, aralar›nda gazetemizin Konya temsilcisi Hasan Ateflci, çal›flan›m›z Hac› Süleyman K›l›ç ve okurlar›m›z›n da bu-

YURT‹Ç‹ HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 0094208-6 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 1002 30000 1153314

MALATYA- Konya'da bir hafta önce gerçeklefltirilen sald›r›n›n ard›ndan bu kez de 18 Haziran Çarflamba günü sabah saatlerinde Malatya Emniyet Müdürlü¤ü'ne ba¤l› polislerin gazete çal›flanlar›m›za yönelik bafllatt›¤› sald›r›da muhabirlerimiz fiadiye Yalç›n ve H›d›r Gürz, evleri bas›larak gözalt›na al›nd›lar. Ev bask›nlar›nda muhabirlerimizin d›fl›nda ö¤renci olan 4 kifli daha gözalt›na al›nd›. Gözalt› sald›r›s› için Dersim/Mazgirt'li olan Ufuk Kandemir ad›ndaki kiflinin verdi¤i ifadeler gerekçe gösterildi. Polis taraf›ndan gözalt›na al›nan Kandemir'in ifadelerindeki iddiaya göre evleri bas›larak gözalt›na al›nan muhabirlerimiz MKP'nin k›rsaldaki kadrosuna eleman kazand›rm›fl.

Gözalt› ve tutuklamalar protesto edildi Demokratik Haklar Platformu (DHP), s›ras›yla önce Adana ve Konya'da, daha sonra da Malatya ve Dersim'de polisin gazetemize ve DHP’ye yönelik sald›r›lar› ile ilgili bir aç›klama yaparak, "Ezilenlerin mücadele tarihini ve iflçi, emekçi, köylünün daha iyi bir yaflam hakk›n› savunmak suç de¤ildir” dedi.

birçok eflitsizli¤in ‘kurban›’ haline getiren, suni gündemlerle ülkemiz iflçi ve emekçilerini birbirine k›flk›rtan ve onlar› birbiriyle çat›flmaya sürükleyerek kendisini aklayan siyasi iktidar, bu sald›r›lar›yla ezilenlerin hakl› taleplerini bast›rmaya çal›fl›yor” denildi.

Adana ve Konya'daki polis terörünün ard›ndan ‹stanbul, Ankara ve Dersim'de bir araya gelen DHP üyeleri, demokratik haklar mücadelesinin 'suç' olarak gösterilmek istendi¤ini belirtip, "suç ifllemeye devam edece¤iz" diyerek protesto eylemleri gerçeklefltirdiler.

Siyasi iktidar›n 1 May›s’ta ortaya ç›kan tahammülsüzlü¤ünün toplumsal mücadelenin gelifliminden kaynakland›¤› dile getirilen aç›klamada, “Ancak siyasi iktidar›n her türlü bask› ve sindirme politikas›na ra¤men iflçi ve emekçiler 1 May›s'› özüne uygun olarak kitlesel ve kararl› bir duruflla sahiplendi” denildi.

‹STANBUL- Adana ve Konya illerinde devletin gözalt› ve tutuklama terörünü protesto eden Demokratik Haklar Platformu (DHP), Galatasaray Postanesi önünde yapt›¤› aç›klamada, demokratik haklar mücadelesinin siyasi iktidar taraf›ndan bir 'suç'mufl gibi gösterilmeye çal›fl›ld›¤›na dikkat çekti.

1 May›s’›n üzerinden bir aydan fazla sürenin geçmesine ra¤men siyasi iktidar›n 1 May›s hesaplaflmas›ndan vazgeçmedi¤i vurgulanan aç›klamada, siyasi iktidar›n 1 May›s alanlar›nda sindiremedi¤i iflçi ve emekçileri farkl› sald›r› araçlar›n› devreye sokarak sindirmeye çal›flt›¤› belirtildi.

Emperyalizmin dünya halklar›na ve ezilen uluslar›na karfl› sald›r›lar›n›n t›rmand›¤› belirtilen aç›klamada, “Bu dönemde ülkemizdeki siyasi iktidar›n emekçi halk›m›za yönelik gözda¤› politikalar› da h›z kazan›yor” denildi. Siyasi iktidar›n emekçi halk›n sa¤l›k hakk›n› SSGSS gibi uygulamalarla gasp etti¤i ve ülkemizi özellefltirme paketleri ad› alt›nda emperyalistlere peflkefl çekti¤i belirtilen aç›klamada, “Tuzla tersanelerinde ve daha birçok iflyerinde-fabrikada iflçilerinin yaflamlar› üzerine pazarl›k yapan, köylüleri açl›¤a mahkum eden, gençleri geleceksizli¤e sürükleyen, kad›nlar› karanl›¤a iterek

Devletin düzmece belgelerle ve hiçbir dayana¤› olmayan gerekçelerle mevcut anlay›fl›n› devam ettirdi¤i belirtilen aç›klama flöyle devam etti; “Ülkemizde daha önce de birçok insan kat›ld›¤› yasal eylemlerden dolay› yarg›land›. Kurumlar, ayd›nlar, yazarlar, sanatç›lar vb. birçok kesim fikirlerinden ve buna uygun eylemlerinden dolay› birçok sald›r›n›n hedefi oldu. ‹flçi ve emekçilerin demokratik hak ve taleplerini ve uzun y›llard›r yaratt›¤› mücadele gelene¤ini 'suç ve suçluyu övme', 'yasad›fl› örgüt propagandas› yapma' gibi yasal k›l›flarla engellemeye çal›fl›yor. Siyasi iktidar›n DHP’ye yönelen

lundu¤u 20 kifli gözalt›na al›nd›. 11 Haziran’da sabah saatlerinde evleri bas›larak gözalt›na al›nan 20 kifliden biri polis merkezinden serbest b›rak›l›rken, di¤er 19 kifli emniyetteki gözalt› sürelerinin ard›ndan 13 Haziran Cuma günü akflam saatlerinde savc›l›¤a ç›kart›ld›. Savc›l›kta 8 kifli serbest b›rak›l›rken, 11 kifli ise tutuklama talebi ile mahkemeye sevk edildi. Mahkemede gazetemizin temsilcisi Hasan Ateflci ve çal›flan›m›z Hac› Süleyman K›l›ç ile ‹brahim Balc›, Emrah Kalkan ve Hakan Acar ‘suç ve suçluyu övmek’, ‘yasad›fl› örgüt propagandas›n› yapmak’ ve ‘örgüt üyeli¤i’ iddialar›yla tutuklan›rken, di¤er 6 kifli serbest b›rak›ld›. "MKP’ye operasyon" ad› ile duyurulan sald›r› ile ilgili olarak, Konya’da Demokratik Haklar Platfor-

YURTDIfiI HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 3013710-9 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 1002 301000 1107308 Emlak Bankas› ‹st. Atatürk Bulvar› fiubesi: (FRF) 00235699

mu’nun kat›ld›¤› 8 Mart etkinlikleri, DHP’nin 2006 y›l›nda anma yapmak amac›yla Çorum’da ‹brahim Kaypakkaya’n›n mezar›n› ziyaret etmesi, DHP’nin Konya’da düzenledi¤i piknik etkinlikleri ve bunlarla ilgili olarak internet sitelerinde yay›mlanan haber ve foto¤raflar ‘suç delili’ olarak gösteriliyor.

Haber de¤il, polis fezlekesi! “Konya’da MKP’ye operasyon”... Burjuva medya taraf›ndan bu flekilde duyurulan “haber”lere göre Konya polisi, yaklafl›k 1 y›ld›r gazetemizin ve Demokratik Haklar Platformu’nun çal›flmalar›n› izleyerek bu sald›r›y› gerçeklefltirdi¤ini aç›klad›. Sald›r›n›n ard›ndan burjuva medyada polis tara-

sald›r›lar›, demokratik haklar mücadelesini ve ezilenlerin mücadele tarihini 'suçlu' gösterme çabas›d›r.” ‹flçi, köylü ve emekçilerin daha iyi koflullarda yaflam hakk›n› savunman›n suç olmad›¤› vurgulanan aç›klama flu sözlerle bitirildi; “Bunlar suç ise, bu ülkenin bald›r› ç›plaklar› 'suç' ifllemeye devam edecektir”. ANKARA- Ankara Demokratik Haklar Derne¤i (DHD) üyeleri ‹nsan Haklar› An›t› önünde bir araya gelerek gözalt› ve tutuklama terörünü protesto etti. Eyleme HÖC ve ESP’de kat›larak destek verdi. ‹nsan Haklar› An›t› önünde toplanan Ankara DHD, HÖC ve ESP üyeleri “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Kahrolsun faflizm, yaflas›n örgütlü mücadelemiz”, "Gözalt›lar, tutuklamalar, bask›lar bizi y›ld›ramaz” sloganlar›n› atarak Demokratik Haklar Platformu'na yönelik devlet terörünü protesto ettiler. Eylemde Ankara DHD ad›na yap›lan aç›klamada tutuklananlar›n serbest b›rak›lmas› istendi. DERS‹M- Dersim DHP üyeleri Sanat Soka¤›'nda yapt›klar› aç›klama ile devletin tutuklama terörünü protesto ettiler. Protesto eylemine HÖC, DTP, Tunceli Barosu, ESP ve HKM üyeleri kat›larak destek verdi. “Gözalt›lar, tutuklamalar, bask›lar bizi y›ld›ramaz” sloganlar› eflli¤inde yap›lan aç›klamada, “Bir kez daha hayk›r›yoruz: Ezilenlerin mücadele tarihini savunmak suç de¤ildir! ‹flçi ve emekçilerin daha iyi bir yaflam hakk›n› savunmak suç de¤ildir! ‹brahim Kaypakkaya'lar›, Deniz Gezmifl'leri, Mahir Çayan'lar› savunmak suç de¤ildir" denildi.

f›ndan verilen bilgilere dayan›larak yap›lan haberler, haberden çok polis fezekesi mahiyeti tafl›yor. Öyle ki, yap›lan haberlerde çal›flan›m›z Hac› Süleyman K›l›ç ‘örgüt lideri’, gazetemiz ise ‘örgütün yay›n organ›’ fleklinde yans›t›ld›. Demokratik Haklar Platformu’nun Konya’da sürdürdü¤ü mücadele kapsam›nda çeflitli tarihlerde gerçeklefltirdi¤i etkinlikler ve eylemler gerekçe gösterilerek yap›lan sald›r›n›n as›l gerekçesi çarp›t›l›p, gözalt›na al›nanlar›n "MKP'ye kat›lmak üzere k›rsala gitmeden önce ele geçirildikleri", "örgüt toplant›lar›n›n foto¤raflar›n› propaganda amac›yla internet sitelerinde yay›mlad›klar›", "üniversitedeki k›z ö¤rencileri kullan›p erkek ö¤rencileri örgüte kazand›rd›klar›", "üniversite ö¤rencilerini e¤itime tabi

ABONE OL - ABONE BUL OKU - OKUT

Sabah saat 6 sular›nda muhabirlerimizden H›d›r Gürz'ün ailesiyle birlikte kald›¤› evi basan polisler, arama izninin göstermelik olarak okunmas›na dahi izin vermeden arama yapmak için içeri girip evin her taraf›n› da¤›tt›lar. Evin içinde ve çevresinde arama yapan polisler H›d›r Gürz'ü ve evde bulunan di¤er muhabirimiz fiadiye Yalç›n'› gözalt›na ald›lar. Yalç›n'›n arkadafllar›yla birlikte kald›¤› eve de bask›n düzenleyen polisler, burada da arama bahanesiyle evin içini da¤›tt›lar, gazete ve kitaplara el koydular. Ayr›ca muhabirlerimizin d›fl›nda ö¤renci olan dört kiflinin birlikte kulland›¤› eve de efl zamanl› olarak bask›n düzenleyen polisler, bu dört kifliyi de gözalt›na ald›. Muhabirimiz H›d›r Gürz'ün iflletti¤i ailesine ait internet kafeye de bask›n düzenleyen polisler buradaki bilgisayarlara da el koydular. Gözalt›na al›nanlar taciz edici uygulamalara maruz kald›. Üst aramas› s›ras›nda iç çamafl›rlar›n›n ç›kart›lmas›na dek arama yap›lmak istendi ve lavaboya bile yanlar›nda polisle gitmek zorunda kald›lar. Gözalt›na al›nan dört ö¤renci üzerinde tehditler eflli¤inde yo¤un bir psikolojik bask› uygulayan polisler, ö¤renciler ifade verirken de söylemedikleri fleyleri ifadelere eklemeye çal›flt›lar. Muhabirlerimiz H›d›r Gürz ve fiadiye Yalç›n ise 6 saat süreyle polis taraf›ndan sorguland›. Avukatlar› yanlar›nda olmadan ifadeleri al›nmak istendi¤inde, karfl› ç›karak ifade vermeyen muhabirlerimiz susma haklar›n› kulland›lar. 19 Haziran Perflembe günü savc›l›¤a ç›kart›larak ifadeleri al›nan 6 kifliden 5'i tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›l›rken, muhabirimiz H›d›r Gürz ç›kar›ld›¤› mahkemede tutuklanarak Malatya Hapishanesi'ne götürüldü.

DERS‹M- Ufuk Kandemir adl› kiflinin verdi¤i ifadeleri gerekçe gösteren Tunceli Emniyet Müdürlü¤ü de f›rsattan istifade edip 18 Haziran Çarflamba günü sabah saatlerinde Dersim Kültür Derne¤i ve Demokratik Haklar Derne¤i'ne bask›n düzenleyerek, arama yapt›. Polisin dernekte ne arad›¤›, neden arama yapt›¤› dahi anlafl›lamazken, Demokratik Haklar Derne¤i çal›flan› Ali Haydar Çatakçin'in de evini basan polisler, evdeki kitaplar ve bilgisayara el koydular. Bask›nlar s›ras›nda yaln›zca Demokratik Haklar Derne¤i çal›flan› Sinan Atafl gözalt›na al›nd›. Sinan Atafl 21 Haziran'da serbest b›rak›ld›.

Abonelik Süresi 6 AYLIK 1 YILLIK

Yurtiçi 12 YTL 24. YTL

Yurtd›fl› 35 EURO 70 EURO


güncel

28 Haziran-16 Temmuz 2008

3

‘Demokrasi’ için anayasa önerenler demokrasi için mücadele edenlere sald›r›yor tüeryel dengesi ve amac› dikkate al›nmaks›z›n, kamu harcamalar› için kullan›lmas›n›, SSK ve Ba¤-Kur prim borçlar›na af gelmesine, banka borçlar› ve tar›msal krediler için sicil aff› geliyor olmas›na, kamu ihale kanununun gevfletilmesine k›zan TÜS‹AD, bu düzenlemelerin “mali disiplini” zedeledi¤inin alt›n› çizmifltir. ‹zlenmesi gereken yolun ise “IMF ve AB ç›palar›na sad›k kalmak” oldu¤una dikkat çekiyor. Üstelik bunun, istikrarl› bir flekilde ve uzun bir vadeye yay›larak icra edilmesini tembihliyor.

Filler tepiflirken çimenleri ezecek sald›r›lar›n haz›rl›¤›n› yap›yor

Emperyalizmin yeni dönem yöneliminin zorunlu k›ld›¤› ihtiyaçlar çerçevesinde Türk devletinin yeni flekle büründürülmesi süreci bütün sanc›lar›yla devam ediyor. Bu sanc›l› sürecin nüveleri ülke gündemini sar›p sarmal›yor. Hükümet yanl›s› ve “karfl›t›” medya organlar› her gün yeni geliflmeleri, skandallar›, belgeleri, spekülasyonlar› ve söylemleri servis ediyor. Medyadaki belgeli savafllardan da anlafl›l›yor ki Türk hâkim s›n›flar› uzlaflman›n zeminini henüz bulabilmifl de¤iller. Bu siyasi tabloda sürecin öznelerinden AKP’ye kapat›lma davas› aç›lmas› ve üniversitelerde türban› serbest b›rakan yasa düzenlemesinin Anayasa Mahkemesi taraf›ndan iptal edilmesi; yak›n gelecekteki senaryolar›n genel hatlar› hakk›nda bilgi vermektedir. Türban düzenlemesine iliflkin iptal karar›n›, AKP’ye aç›lan kapatma davas›n›n ak›betine iflaret olarak okumak mümkün.

AKP “TARAF”tar› medya atakta AKP, kapatma karar›na karfl› durmaya devam etse de, kapat›lmas› yönündeki iflaretlerin artt›¤›n›n fark›ndad›r ve buna göre bir yol haritas› çizme u¤rafl›ndad›r. Bu minvalde yeni bir parti tart›flmas›n› gündemine alan AKP, öte yandan etki ve himayesi alt›ndaki medya organlar› arac›l›¤› ile karfl› saflara sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›r›yor. Kraldan çok kralc› kesilen AB’ci liberal medya ve kesimlerin ordunun üzerine gitme, teflhir etme mesaisi, bunun son günlerde epey bir yo¤unlaflmas›, Zaman ve Vakit gibi gazetelerin yönelimleri bunun ç›plak iki örne¤idir. Hâkim s›n›flar aras›ndaki çat›flmada yedeklenerek saf tutan medya gruplar› ve çeflitli kesimlerin sergiledikleri performans dikkate de¤erdir. Zira hâkim s›n›flar aras›nda sanc›l› geçen süreçte kliklerden “sivil” s›fatl› “demokrasi” söylemli bu zevatlar kendilerini öne ç›kararak daha fazla rol üstlenmektedirler. “Taraf” gazetesi bunun somut bir örne¤idir. AB feyizli burjuva demokrasisini 盤›ran AB’ci liberal kesimler, bunun önünde engel olarak gördükleri Kemalist otoriteye ve temelini oluflturan kurumlara karfl› AKP ile birlikte hareket etmektedir. AKP’ye az›msanmayacak bir güven besleyen, sadakat gösteren “taraf”lar, ne hikmetse kraldan çok kralc› rolünü oynamaktad›rlar. Son marifetleri ise günlerdir ordu ve yarg› aras›ndaki görüflmeleri belgelerle ortaya ç›karmak, toplumu yönlendirme plan ve haritalar›n› çarflaf çarflaf gazete sayfalar›na sermek oldu. AKP’nin hafiyecili¤ine soyunanlar, ifli cumhuriyet mitinglerini aratmayan tarzda, “darbecili¤e ve darbecilere” karfl› “beyaz” mitinglere kadar götürdüler. Kuflkusuz bu durum; dalaflan hâkim s›n›f kliklerinin kirli çamafl›rlar›n›n ortaya ç›kart›lmas›na hizmet ederek “olumlu” bir yönü de içerisinde bar›nd›rmaktad›r.

AKP YAfi’› m› bekliyor 30 A¤ustos YAfi (Yüksek Askeri fiura) toplant›s›nda Genelkurmay Baflkan› ile kuvvet komutanl›klar›n›n tayin edilmesinin, hâkim s›n›flar aras›ndaki çat›flman›n yo¤unlu¤una, AKP’nin kapat›lmas›na vb. denk gelmesi, bu toplant›ya ayr› bir önem kazand›r›yor. Bilindi¤i üzere ordu ve AKP aras›nda var›lan bir mutabakat gerçekleflmifl, bu uzlafl› do¤rultusunda ordu AKP ile Yarg›-CHP nazar›nda yaflanan dalaflta sessiz olmay› tercih etmiflti. Gündemi meflgul eden ve kendisinin de dâhil edildi¤i birçok önemli tart›flmada sessizli¤ini koruyan bir siyaset sergilemiflti. 2002’den bugüne kadar AKP’ye karfl› oluflturulan kampta nas›l bir siyaset izledi¤inin, neler planlad›¤›n›n, müdahale giriflimlerinin ortaya ç›kar›lmas› karfl›s›nda dahi sesini ç›karmam›flt›. Son olarak Taraf gazetesine yans›yan, Genelkurmay’›n “Türkiye’yi biçimlendirme” eylem

plan›n›n deflifre edilmesi karfl›s›nda ordunun, bunun resmiyetinin olmad›¤›n› söylemekle yetinmesi dikkat çekmifltir. Bu sessizlik ya da bekleyifl ister istemez kafalar›n 30 A¤ustos’a yo¤unlaflmas›n› sa¤l›yor. Lakin 30 A¤ustos’la birlikte ola¤an üstü geliflmelerin yaflanaca¤›n› söylemek ya da farkl›, köklü bir yol de¤iflikli¤inin olmas›n› beklemek gerçekçi de¤ildir. Benzer flekilde, “ordu 30 A¤ustos’u mu bekliyor”, “30 A¤ustos’tan sonra ordu sessizli¤ini bozup bildi¤ini mi okuyacak” ve daha da önemlisi “AKP ve ordu aras›ndaki mutabakat bitecek mi” sorular› önemli bir yerde durmaktad›r. Buna paralel olarak AKP’nin siyasi aktörlü¤ünün bitip bitmeyece¤i, kapat›lmas› halinde yeni bir olufluma gidip gitmeyece¤i sorular› da önümüzdeki günlerde gündemi iflgal edecektir.

TÜS‹AD’›n aç›klamas› ve “Anayasa Konvansiyonu” aç›l›m›n›n anlatt›klar› Emperyalizmin sad›k ufla¤›, komprador burjuvazinin biricik örgütü TÜS‹AD’›n yapt›¤› aç›klama ve sundu¤u aç›l›mlar tam da Türk hâkim s›n›flar› aras›ndaki çat›flman›n, yaflanan “siyasi krizin”, k›sacas› AKP’nin 2002’de hükümete gelifliyle bafllayan sürecin özeti durumunda. TÜS‹AD’›n ç›k›fl noktas› yeni bir anayasay› öngören “anayasa konvansiyonu” oldu. Daha önce de birkaç denemesi olan TÜS‹AD’›n Türk hâkim s›n›flar›n› uzlaflt›rma giriflimleri, bu aç›klamada daha bir vurgulanm›fl oldu. Kuflkusuz bu çaba sermayenin ç›karlar›, ihtiyaçlar› çerçevesinde anlamland›r›labilir. Yine daha önceki yaz›lar›m›zda da ifade etti¤imiz üzere TÜS‹AD, klikler çat›flmas›nda do¤rudan bir taraf olmak yerine, kendilerinin ve efendilerinin ihtiyaçlar›n› karfl›layacak yap›lanmaya evet diyen ama bunu bir uzlafl› içerisinde ve var olan yap›y› da y›pratmama koflulu koyan bir siyaset izledi. Gerek söylemlerinde gerekse de do¤rudan aç›klamalar›nda her iki tarafa dengeli yaklaflan, uzlaflt›rmay› amaçlayan siyaseti defalarca kez sergiledi. Zira TÜS‹AD Yüksek ‹stiflare Konseyi (Y‹K) toplant›s›nda Arzuhan Do¤an Yalç›nda¤’›n “Ancak, bir kez daha hat›rlatmak isterim ki, biz, önümüzdeki günlerde kamplaflma taraflar› aras›ndaki çekiflmede kimin di¤erine üstün gelece¤iyle ilgili de¤iliz” demesi uzlafl› aray›fl› içerisinde oldu¤unu göstermeye yöneliktir. TÜS‹AD Y‹K Baflkan› Mustafa Koç’un ise dünyaya ayak uydurabilmek için de¤iflmekten baflka çare olmad›¤›n›, bunun yorucu bir süreç oldu¤unu söylemesi tam da emperyalizmin ihtiyaçlar› do¤rultusunda yeniden bir ihtiyaç oldu¤unun piflkince dillerden dökülmesidir. Dolay›s›yla TÜS‹AD’›n temel sorunu “siyasilerin yaflad›¤› ak›l tutulmas›” de¤il, gerek kendilerinin gerekse de emperyalist sermayenin önünün tutulmas›d›r. Bu tutulmay› aflmak için de aray›fl içerisinde, aç›l›mlar peflinde. Üzerinde durdu¤u “çözüm” önerisi, yeni bir anayasa yap›lmas›. Her ne kadar hâkim s›n›flar yeni anayasa üzerinden f›rt›nalar koparsa da yeni bir anayasa konusunda hem fikirli¤in oldu¤unu hat›rlatmakta fayda vard›r. Yeni bir anayasan›n bir ç›k›fl noktas›, bir çözüm yolu olarak görülmesi kuflkusuz hâkim s›n›flar aç›s›ndan anlafl›l›r bir durumdur. Çünkü yukar›da da belirtmeye çal›flt›¤›m›z gibi “de¤iflime” uyacak elbisenin ölçüsü buna göre düzenlenmifl anayasada görülmektedir. Peki, bu iste¤i dayatan ihtiyaçlar neler? Kuflkusuz, emperyalist sermayenin her yere daha rahat girebilmesi, sömürüyü artt›rma ihtiyac›. Ayn› flekilde, baflta ABD olmak üzere emperyalistlerin stratejik ç›karlar› do¤rultusunda Ortado¤u’nun tahakkümüne yönelik politikalar vb. Zira ülkemizde emekçilere dönük sald›r›lar› içine alan ekonomik politikalar›n hayata geçirilmesi, yeni yeni kanunlar›n ç›kar›lmas›, “düzenlemelerin” yap›lmas›, Ortado¤u endeksli siyasi yap›lanma gibi hamleler bu ihtiyaca cevaben ifllemektedir.

TÜS‹AD’›n yeni bir anayasa ›srar› bu anlamda sürecin ve beraberinde getirdiklerinin kavranmas› aç›s›ndan kilit bir öneme sahiptir. Zaten yeni bir anayasaya dair TÜS‹AD’›n yapt›¤› aç›l›m meseleyi aç›kl›¤a kavuflturmaktad›r. TÜS‹AD’›n aç›klamas›na kulak verelim: “Yap›lmas› gerekenin ise bir yandan hukuka sayg› göstermek, öte yandan, herkes için tam demokrasiyi sa¤layacak bir aç›l›m› gerçeklefltirmek oldu¤unu söylemifltik. Bugün aç›kça ortaya ç›kmaktad›r ki, bu mutabakat› sa¤layacak ilk ad›m kapsaml› bir anayasa de¤iflikli¤idir. Her yöndeki endifle ve korkular› gideren, siyaseti kilitleyecek boflluklar› olmayan, temel de¤erlerimizi muhafaza etmeye devam eden bir anayasa etraf›nda mutabakat sa¤lamak sorunlar›m›z›n çözümünde bir ilk ad›m olabilir”. TÜS‹AD’›n, mevcut sorunlara sistemi zedelemeden dengeli çözüm aranmas› gerekti¤ine vurgu yapmas› dikkate de¤erdir. Hâkim s›n›flar›n ya da TÜS‹AD gibi do¤rudan kurumlar›n›n anayasa de¤iflikli¤i istemi demokrasi isteminden do¤mamaktad›r. Hakim s›n›flar›n demokratikleflme, büyüme, ilerleme, ça¤a ayak uydurma gibi k›l›flarla dillendirdikleri anayasa de¤iflikli¤i ya da buna benzer düzenlemeler bizleri yan›ltmas›n. TC tarihinin anayasalar›na ve anayasa de¤iflikliklerine bakt›¤›m›zda bu de¤iflikli¤in kapitalist-emperyalist sistemin ihtiyaçlar› do¤rultusunda ve dayatmalarla yap›ld›¤› görülebilir. 1961 anayasas›, 1971’deki anayasan›n tümü de¤il de büyük bir k›sm›n›n de¤iflmesi, 1982 anayasas› bahsetti¤imiz gerçekli¤in ürünüdür. Dikkat edilirse de her anayasa de¤iflikli¤i ülkemizde faflist darbeleri koflullam›flt›r. Bugün yaflananlar, devletin yeniden düzenlenmesi hamlelerinin sonucu, sanc›s›d›r. Bu hengâmenin ciddi bir krize dönüflmemesi, darbeyi do¤urmamas› için gerek emperyalistler gerekse de Türk hâkim s›n›flar› zaten çaba sarf etmektedir. Mustafa Koç’un hassasiyeti ve kayg›y› da bar›nd›ran ifadesi de bunun delilidir: “Binbir emekle oluflturdu¤umuz kurumlar›n üzerini bir kalemde çizmeye gönlümüz nas›l elveriyor? Rejimi ve onun temel direklerini y›pratmay› nas›l göze al›yoruz?”. Nihayetinde TÜS‹AD da emperyalizmin (do¤al›nda kendisinin) siyasi ve ekonomik ç›karlar› do¤rultusunda yap›lanma zaruriyetinin fark›ndad›r ve bu ihtiyaç için üzerine düfleni yapmaktad›r. Türk hakim s›n›flar›n› uzlaflt›rma ve siyasi-ekonomik konsensüs oluflturma giriflimi bu çaban›n ürünüdür. Yeri gelmiflken bu ihtiyac›n nedenlerine kabaca de¤inelim. Emperyalizmin ç›karlar›n›n ifllemesi ve bu sürece uyum noktas›nda birtak›m siyasi ve ekonomik ad›mlar›n at›lmas›n› gerektirmektedir. Bu gereklilik anayasa dâhil bir tak›m yap›sal de¤ifliklikleri dayatmaktad›r. T›pk› emperyalist sermayenin ülkede yo¤un bir nüfuza girmesi ve dolafl›m› ile komprador burjuvazinin palazlanmas›n› sa¤layacak siyasi ve ekonomik zeminin oluflturuldu¤u 61 anayasas›nda oldu¤u gibi. Ayn› flekilde kendisini yenileyen ve ç›k›fl yolu bulan emperyalizmin neoliberal politikalar›n ülkemizde hayata geçirilmesi için yap›lan 82 anayasas›. Bugün de emperyalizmin ekonomik politikalar›n› hayata geçirmeyi ve Ortado¤u’ya yönelik stratejik politikalara hizmeti öngören yeniden yap›lanmaya tabi olunmaktad›r. Dolay›s›yla TÜS‹AD’›n aç›klamas› esas›nda siyasi ve ekonomik taleplerin yasal güvenceye al›nmas›n› istemek fleklinde okunmal›d›r. “Toplumsal uzlafl›, toplumun ihtiyaçlar› do¤rultusunda demokratik bir anayasa” pozlar›n›n yan›nda TÜS‹AD’›n aç›klamas›nda hükümetin kula¤›n› çekti¤i ekonomi de¤erlendirmesi bunlar›n safsatadan, yalandan ibaret oldu¤unu ve sömürücü hâkim s›n›flar›n as›l yüzünü gösteriyor. Zira TÜS‹AD, de¤erlendirmesini mali disiplini zay›flatan düzenlemelerden bafllat›p IMF ve AB’ye sadakat yeminiyle bitirmifltir. Belediyelere bütçeden ayr›lacak pay›n 4 milyar YTL artt›r›lmas›na, özellefltirme gelirlerinin, borç azaltmak yerine kamu yat›r›mlar›nda kullan›lmas›na karar verilmesine, iflsizlik sigortas› fonunun ak-

Hâkim s›n›flar kendi ç›karlar› do¤rultusunda dalafl›rken, genifl emekçi kesimleri de bu dalaflta kendilerine yedeklemek istemektedirler. Kendi gündemlerini canl› tutarak ve manipüle ederek, emekçi kesimleri esas gündemlerine yabanc›laflt›rarak uzak tutman›n gayreti içerisindeler. Tuzla tersanesindeki ölümler ve bu ölümler üzerinden yap›lan pazarl›klar, Davutpafla’da iflçilerin ölümlerinin s›radanm›fl gibi gösterilmesi, kamyon kasalar›na doldurulan mevsimlik tar›m iflçilerinin ölüme terk edilmeleri ve daha nicesi buna örnektir. Her gün daha da pervas›zlaflan sald›r›lar, SSGSS, ‹stihdam Paketi, flimdi de sendikalar kanununda yap›lmas› düflünülen de¤ifliklik gibi sald›r›lar hâkim s›n›flar›n gündemi içinde eritilmektedir. TÜS‹AD’›n son aç›klamas›nda da görülüyor ki hakim s›n›flar›n derdi; siyasi çat›flmaya son verilmesi ve sermaye sahiplerinin karlar›n› düflürecek giriflimlerden kaç›n›lmas›d›r. Di¤er bir dertleri de mali disiplin ad› alt›nda sald›r›lar›n yo¤unlaflt›r›lmas›, SSGSS, ‹stihdam Paketi benzeri düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi, böylece hem kendilerinin hem de efendilerinin önündeki engellerin kald›r›lmas›d›r. Emperyalistler yaflad›klar› krizlerden ç›k›fl yollar›n› dünya halklar›na karfl› sald›r›y› ve sömürüyü yo¤unlaflt›rmada aramaktad›rlar. Emperyalist-kapitalist sistemin yaratt›¤› krizler dünya halklar›na musallat edilmektedir. Geçti¤imiz günlerde yaflanan ve etkisini halen sürdüren g›da krizi ve g›da fiyatlar›ndaki art›fl ve son olarak petrol ürünlerine gelen zam buna örnektir. Buna karfl› dünyan›n çeflitli yerlerinde eylemler, grevler yükselmektedir. Avrupa emekçileri de emperyalist sald›r›lardan nasibini almaktad›r. ‹flçi ve emekçilerin haklar›n› gasp eden düzenlemelere karfl› Avrupa, grev ve eylemlerle sars›lmaktad›r.

‘Demokrasi’ için anayasa önerenler demokrasi için mücadele edenlere sald›r›yor Türk hâkim s›n›flar›n›n içine düfltü¤ü ç›kmazlar ve bu ç›kmaz›n yaratt›¤› çat›flmalar kuflkusuz emekçi kesimlere yönelik yeni sald›r›lar› tetiklemektedir. Bu sald›r›lar ad›m ad›m uygulamaya sokulmaktad›r. Emperyalistlerin reçeteleri ile gerçeklefltirilen bu sald›r›lar çok yönlü olup, toplumsal muhalefeti de sindirmeyi amaçlamaktad›r. Hâkim s›n›flar›n ve efendilerinin sömürü politikalar›na, sald›r›lar›na karfl› demokratik hak mücadelesi yürüterek, toplumsal muhalefeti oluflturmaya çal›flan, kitlelere bilinç tafl›yan demokratik kitle örgütleri her zaman oldu¤u gibi bugün de yo¤un sald›r›lara maruz kalmaktad›r. Hâkim s›n›flar, sömürüye ve sald›r›lara karfl› geliflecek muhalefeti engellemek için her türlü bask›y› reva görmektedir. Özellikle son günlerde demokratik ve meflru mücadele yürüten devrimci-demokrat-yurtsever kurumlara, bas›na yönelik sald›r› furyas› bafllat›lm›flt›r. Ve bu sald›r›lar her geçen gün artmaktad›r. Kendi hukukunu dahi çi¤neyen burjuva-feodal diktatörlük demokratik-meflru zemindeki hak arama mücadelesine tahammül edememekte, bask›larla, tutuklamalarla bu mücadeleyi bo¤maya çal›flmaktad›r. Devrimci-demokratik kurumlara yönelik pervas›zca gerçeklefltirilen sald›r›lar›n son halkas›, demokratik ve meflru zeminde hak mücadelesi yürüten Demokratik Haklar Platformu (DHP) oldu. Birçok ilde “terör örgütüne yönelik operasyon” yalan› alt›nda yap›lan operasyonlar, ev bask›nlar› sonucunda onlarca kifli gözalt›na al›nd›. Çok say›da kifli de tutukland›. Kuflkusuz bu sald›r›lar emperyalizmin ve uflaklar›n›n dünya halklar›na yönelik sald›r›lar›ndan ba¤›ms›z de¤ildir. Ve bu sald›r›lar mevcut sömürü sisteminin devam› içindir ki, en ufak bir hak talebi ve mücadelesine pervas›zca sald›r›lmaktad›r. Tarihte de sübut olmufltur ki en a¤›r bask›lar, pervas›zca sald›r›lar ezilen kesimleri en do¤al ve meflru mücadelesi olan demokratik hak mücadelesinden al›koyamam›flt›r. Bundan sonra da koyamayacakt›r. Emperyalizmin ve uflaklar›n›n en basit haklara ve hak arama mücadelesine tahammül edemeyecek kadar azg›nlaflt›¤› bugünlerde demokratik hak ve talepler mücadelesini yükseltme çabas›nda olan devrimci-demokrat-yurtsever ve en genifl toplumsal muhalefete dönük bask›, sindirme politikalar› t›rmand›r›lmaktad›r. Bu gerçeklikten hareketle emperyalizmin ve uflaklar›n›n sald›r› politikalar›na karfl› en demokratik ve meflru hakk›m›z olan demokratik hak ve talep mücadelesinde ›srar etmeli, bu mücadeleyi yükseltmeliyiz. DHP’nin de aç›kça ifade etti¤i gibi, “Demokratik hak ve talep mücadelesi yürütmek suç de¤ildir; meflru ve zorunludur”.

SINIF TAVRI ‹smail UÇAR Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›mlayam›yoruz.


4

güncel

28 Haziran-16 Temmuz 2008

TAR‹H‹ TEMELLER‹ ÜZER‹NDEN DOSYA

1968 Hareketi, 71 Devrimci-Komünist Çıkışı, Görülmeyenler (1) Elbette ki hâkim s›n›flar ve ona tabi kesimler s›n›fl› toplum mücadelesi tarihi içinde anlamland›r›labilecek 68–71 sürecine tahrifatç› bir flekilde yaklaflacakt›r, reddedecektir, ehlilefltirecektir, karalayacakt›r, gerçeklikten koparacakt›r. Bu süreci savunmalar›n›, sahiplenmelerini beklemeyece¤iz. Ezilen halklar›n ve uluslar›n saf›nda mücadele etmeyi teorisi ve prati¤iyle ortaya koyan; bugünkü devrim ve demokrasi mücadelesini 68 hareketinden ve 71 devrimci-komünist ç›k›fl›ndan, nihayetinde s›n›fl› toplumun tarihsel gerçekli¤inden ve mücadelesinden ayr› görmeyen bizler, kuflkusuz bu miras› sahiplenerek, tarihsel gerçeklik çerçevesinde, bilimsel bir yaklafl›mla hakk›n› teslim edece¤iz zerinden 40 y›l geçen, kimi zaman dinlenmek istenen eski bir flark›, kimi zaman da merakl› beyinlerin tozlu kitaplar› kar›flt›rmaya heves edifline mazhar olan 68 hareketi ya da süreci bugünlerde sadece ülkemizde de¤il, bütün dünyada tart›fl›l›yor, konufluluyor. Öyle ki ad›na diziler çekiliyor, televizyon kanallar›nda sabahlara kadar a¤z› olanlar›n konufltu¤u tart›flma-show programlar›na konu oluyor. Liberaller, reformistler vd 68’i gündemlefltirerek, acaba o günler bugünlere ikame edilebilir mi aymazl›¤› sergileyebiliyor. ‹ktidar ufla¤› gazetelerin kültür-sanat sayfas›na dahi sokularak iyi bir tüketim malzemesi olabiliyor. Durumdan vazife ç›karmak deyimine binaen, herkesin 68’i herkese ifl ç›karabiliyor. Ya da herkesin Deniz’i, Hüseyin’i, Yusuf’u her kesimin kendi konumunu, ruh halini ifade etmesinde ideal bir araca dönüflebiliyor. 68, kimi zaman “neydik biz, ne olduk”un derin bir ah çekifli; kimi zaman bugüne dair bir fley söyleyememenin, bugünü görememenin, durufl sergileyememenin acizli¤i içinde “geçmifle” sar›larak ve o tarih ihya edilerek kendini ifade etmenin çaresizli¤i; kimi zaman “iflte bak›n ve ders al›n: sak›n o gaflet, o cehalet ve o çocukluk içerisine girmeyin” nasihat› için bir müfredatt›… Ço¤u için “O günler dolu dolu günlerdi. Heyecan vericiydi, macerayd›. Bir süreçti ve geldi geçti”. En sahtecisi içinse “gençlerdi, saf-temizlerdi, idealleri u¤runa hayatlar›n› heba ettiler” ya da “iyi hofllard›, özgürlük ve demokrasi istiyorlard›; ama silaha sar›ld›lar, yanl›fl yapt›lar.” Ya “68 iyiydi de ah 71 olmasayd›” serzenifl ve de günah ç›kartmas›na ne demeli? Özcesi “68’i nas›l bilirdiniz” sorusunun sorulup “iyi bilirdik” cevaplar›n›n verildi¤i seyirlik manzaran›n 68–71 tart›flmas› üzerinden trajikomedilefltirildi¤ini söylemek abart› olmayacakt›r bugün için.

Ü

S›n›f mücadelesinin zorunlulu¤u olarak, bu mücadelede yaflamlar›n yitirilmesinin ma¤duriyetle, safl›kla, çocuklukla, haks›zl›kla tan›mlanmas› tarihi çarp›tmaktan, s›n›f mücadelesi gerçekli¤ini yok saymaktan ve gerçekli¤in içinin boflalt›lmas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Bu, olsa olsa Hasan Hüseyin’in fliirinde ifade etti¤i gibi davullu zurnal›, kaymakaml› ve çavufllu ve ödüllü bir müsameredir. Tarihin olay ve olgular› iki flekilde anlat›l›r. Birincisi, fleylerin kökenine inerek bütün bir gerçekli¤in neden-sonuçlar›yla do¤ru ve bilimsel bir flekilde kavranarak anlat›lmas› iken; ikincisi ise birincisini önemsemeyen, gerek görmeyen bir yöntemle, yani efsane ile mitlefltirilerek anlat›lmas›d›r. 68, ne yaz›k ki haf›zalara efsane fleklinde kaz›nmak istenmektedir. 68, ço¤u zaman bir efsane, kiflileri kahraman, kahramanlar› duygular› ve idealleriyle anlamland›r›lan; ço¤u zaman bir nostalji, bir baflkald›r›, bir isyan; öte yandan tarihsel-s›n›fsal gerçekli¤in reddi miras›d›r. 68 hareketi ve önderlerinin mevcut sistem ve araçlar› taraf›ndan çarp›t›lmas›, imajlaflt›r›lmas›, s›n›f gerçekli¤inden kopart›lmas›, içinin boflalt›lmas›, bugünkü s›n›f mücadelesini sistem içine hapsetmek ve rotas›n›n hâkim s›n›flarca belirlenmesi amac›n› tafl›maktad›r. 68 hareketi öyle bir flekle büründürülür ki, bugünkü gençli¤in nas›l bir imaj içerisine girece¤inin profili çizilir. Bu da öne ç›km›fl gençlik önderlerinin itinayla seçilen ve çarp›t›lan yönleriyle sa¤lan›r. Örne¤in Deniz’in Kemalizm’den kopufl sa¤lamayan yönü zay›f halkay› oluflturur ve mevcut sistem bu zay›f halkay› kendi lehine çevirir, ortaya son derece bar›fl›k ve duygu yüklü ve tabiî ki “milli” bir tablo ç›kar. Dikkate de¤er bir soru da, nas›l olup da, 68–71 dönemi ve önderlerinin her kesimin ilgi oda¤›n› oluflturdu¤u üzerinedir. Peki bu ilgiyi sa¤layan nas›l bir iç ve d›fl geliflmeler yuma¤› cereyan ediyor?

68–71 süreci her kesimce de¤erlendirildi, tart›fl›ld› ve bunlar devam ediyor, edecektir de. Ayn› flekilde her kesim kendi s›n›f penceresinden ve bunun ortaya ç›kard›¤› ideolojik perspektiften bu süreci de¤erlendirdi/de¤erlendirecek, kaç›n›lmaz olarak. Lakin bu süreç, s›n›fl› toplum mücadelesi, tarihsel gerçeklikler iç ve d›fl toplu durumdan mümkün mertebe itinayla ayr›flt›r›larak, her kesimin pozisyonuna göre flu ya da bu yönünü alarak ifade edildi/ediliyor. Tüm bu ifadelere yön verenin, hâkim s›n›flar›n ideolojik penceresi oldu¤u ne yaz›k ki bir gerçeklik. Elbette ki hâkim s›n›flar ve ona tabi kesimler s›n›fl› toplum mücadelesi tarihi içinde anlamland›r›labilecek 68–71 sürecine tahrifatç› bir flekilde yaklaflacakt›r, reddedecektir, ehlilefltirecektir, karalayacakt›r, gerçeklikten koparacakt›r. Bu süreci savunmalar›n›, sahiplenmelerini beklemeyece¤iz. Ezilen halklar›n ve uluslar›n saf›nda mücadele etmeyi teorisi ve prati¤iyle ortaya koyan; bugünkü devrim ve demokrasi mücadelesini 68 hareketinden ve 71 devrimci-komünist ç›k›fl›ndan, nihayetinde s›n›fl› toplumun tarihsel gerçekli¤inden ve mücadelesinden ayr› görmeyen bizler, kuflkusuz bu miras› sahiplenerek, tarihsel gerçeklik çerçevesinde, bilimsel bir yaklafl›mla hakk›n› teslim edece¤iz. Bu bizlerin tarihsel zorunlulu¤udur ve özelimizdir. Onun içindir ki ezilenlerin mücadele hanesine yaz›lan bu tarihsel miras, bu bilinci reddedenlere b›rak›lamaz, tahrif edilmesine, karalanmas›na ve bo¤ulmas›na müsaade edilemez.

Sadece hâkim s›n›flar›n de¤il, “Sol”un da “resmi tarih anlay›fl›” var Türk ulus-devletleflme süreci ve ulusal kimlik inflas› sürecini hat›rlayal›m. Ulus-devleti oluflturacak, tamamlayacak temellerin yoksunlu¤u, tarihsiz, gerçeklerden uzak, arifesindeki yaflanm›fll›¤› reddeden bir tarih ve kimlik inflas›yla ikame edilmiflti. ‹nfla edilecek ulus ve bunun kimli¤i için tarih, gelenek, kültür, efsane, kahramanl›k, ulusal bayramlar vb. icat edilecekti. Böylece bu icatlarla ulusal bir kültür, ulusal bir tarih, ulusal bir kimlik yarat›lacak, ulus-devletin do¤umu sa¤lanacakt›. Bu örnek Alman ulus-devletleflme sürecinde de yaflanm›flt› hat›rlanaca¤› üzere. Zira bu model tarihi mümkün oldu¤unca tarihsizlefltiren, tarihsel ve sosyal gerçekli¤i reddederek derin bir milliyetçilikle kar›lm›fl, ›rkç›-faflist asimilasyoncu, tekçi bir efsane tarihi ikame eder. Buna göre “Türk” ›rk› binlerce y›l önce, asl›nda ulus özelli¤i tafl›yan, tarihi bafllatan, uygarl›¤› yaratan ve bu uygarl›¤› dünyaya yayan “yüce” bir millettir. Bu anlay›fl, uluslaflamaman›n, bu sürecin tamamlanamamas›n›n sanc›lar›d›r ki, bu sanc› bugün de her alanda a盤a ç›kmaktad›r. Türk hâkim s›n›flar›n›n yaratt›¤› bu eser, resmi denilen ideoloji ve tarihle giydirilmifltir. Hâkim s›n›flar›n her fleye bak›fl›, politikas› vb. bu resmi tarihin ve ideolojinin gözlü¤ünden sa¤lan›r. Gerçekli¤i çarp›tan, idealistlefltiren, mitlefltiren, tarihi mümkün oldu¤unca tarihsizlefltirip romantiklefltiren bu (resmi) tarih anlay›fl› ne yaz›k ki ülkemiz devrimci hareketinin tarih anlay›fl›na sirayet etmifltir ve bu ciddi bir sorun oluflturmaktad›r. Kuflkusuz hâkim s›n›flar›n ideolojinden kopufl sa¤lamamak, beraberinde onlar›n tarih gözlü¤ünden bak›fl›, do¤al›nda sa¤layacakt›r. Bu k›sa hat›rlatmay› ve gerçekli¤i, 68–71 dönemine ve tart›flmalar›na, düflünüp uyarlayal›m. Bu hastal›¤›n bizlere sirayet etti¤ini görece¤iz. 68–71 döneminin bu kadar çarp›t›lmas›, gerçeklikten kopart›lmas›, i¤difl edilmesi, romantiklefltirilmesi, yanl›fl de¤erlendirilmesi baflka ne ile aç›klanabilir ki? Buradan flöylesi bir mesele ortaya ç›k›yor: Dönemi efsaneden, dogmatizmden, “söylemden” kurtar›p gerçekli¤e kavuflturmak nas›l bir bak›flla mümkün? Tarihsel-toplumsal geliflmelerin analizi s›n›f temelli bir bak›fl gerektirir. S›n›f mücadelesinin yükseltilmesi, tarihsel süreçlerin bilimsel muhasebesiyle kopmaz bir ba¤ oluflturur. Materyalist bir ta-

68 Öncesi Toplu 1960 askeri darbesi, onu izleyen 61 anayasas› 68 hareketinin anlamak için önemli veriler sunmaktad›r. Her fleyden önce 60 darbesi ve en önemli ürünlerinden olan 61 anayasas›n›n, 68’in birçok yönüyle karakterini ve çerçevesini belirledi¤ini söylemek yanl›fl olmayacakt›r. Öte yandan 60 darbesi, 68 hareketi ve mücadelesinin alg›s›nda baflat bir etkiye sahip olmufltur. TC daha kuruluflunun arifesinde s›rt›n› emperyalizme dayam›fl, bu, k›sa bir süre içerisinde birbirinden kopmayacak bir ba¤›n oluflmas›na evrilmiflti. Hâkim s›n›flar olan komprador bürokrat burjuvazi ve toprak a¤alar› emperyalistlerin tafleronu olmufltu. Türk devleti ve hâkim s›n›flar›n›n geliflimi bugüne kadar emperyaliz-

min himayesi ve müdahalesi neticesinde sa¤lanm›flt›r. Kapitalist geliflme, komprador burjuvazinin güçlendirilmesi emperyalizmin eliyle sa¤lanm›flt›. Sanayi ve tar›m›n geliflmesi, bir tak›m “kalk›nma” planlar›n›n uygulanmas› emperyalizmin rehberli¤inde gerçekleflmiflti. Zira emperyalistler bunu sermaye ihrac›yla yapm›fllard›. Kuflkusuz bu himaye ve müdahale Türk devletinin kendi ihtiyaçlar› do¤rultusunda yap›land›rma tasarrufunu da getirecekti. ‹kinci emperyalist paylafl›m savafl›ndan güçlenerek ç›kan ABD öncülü¤ünde ki emperyalistler, etki alan›ndaki ülkelere sermaye ihrac›n› bafllatt›. Tabii bu hamle emperyalist sistemin kendisini tesis etmesi ve sömürü alan›n› geniflletmesi

anlam›na geliyordu. TC’nin emperyalizmin sermaye ihrac›na cazip olmas› 1950 y›l›n›n hemen bafl›na denk gelir. Türk devleti ve ABD aras›nda siyasi ve ekonomik münasebetin s›klaflmas› bu y›llara denk düfler. Bu y›llar ülkenin hem tar›msal hem de s›naî alt yap›s›n›n emperyalist sermayece oluflturulmaya baflland›¤› y›llar olmufltur. Sa¤lanan ekonomik “geliflme”, haliyle TC’nin siyasal anlamda bir güzergâha sokulmas›n› zorunlu k›lacakt›. Yan› s›ra sa¤lanan bu geliflme, ezilen halk kesimlerinin ve Kürt ulusunun kendi gerçekli¤ini görmesine ve memnuniyetsizli¤ini yavafl yavafl dillendirmesini etkileyecekti.

68 hareketi her ülkenin siyasal, ekonomik, sosyal koflullar›na ve özgüllüklerine göre vücut bulmufl ve ak›fl sa¤lam›flt›. Özgün koflullardan kaynaklanan bu farkl›l›klardan dolay› Fransa’daki ö¤renci hareketleri ile ülkemizdeki 68 hareketi özdefllefltirilemez. Zira toplumsal mücadelenin tüm dünyada kabard›¤› bir durumda bu kabar›fl burjuva demokratik ülkelerde, sömürge ülkelerde, yar› sömürge ülkelerde ve yar› feodal-yar› sömürge ülkelerde farl› bir mecrada seyredecekti, öyle de olmak zorun-

rih anlay›fl› ancak ve ancak olay ve olgular›n nedenlerini-sonuçlar›n› tüm yönleriyle gösterebilir. Do¤ru bir de¤erlendirme sa¤layabilir. Ve yine do¤ru bilimsel de¤erlendirme sosyal-ekonomik ve sosyal koflullar›n oluflturdu¤u bütünlük içerisinden ç›kar›l›r. 68 hareketinin bahsetti¤imiz yöntemle tahlil edilmedi¤ini söylemek yanl›fl olmayacakt›r. Ülkemiz devrimci hareketinin 68 hareketine dair s›n›f temelli ve tarihsel gerçeklik baz›nda bak›fl› bugüne kadar s›k›nt›l› olmufltur. Bu s›k›nt›l› durum mevcut burjuva feodal sistemin de¤erlendirilmesi, kopuflun sa¤lanmas› gibi baflka s›k›nt›lar› koflullam›flt›r. Ülkemiz devrimci hareketin, 68 hareketine dair de¤erlendirmelerinde o dönemde de hâkim olan küçük burjuva s›n›f karakteri damgas›n› vurmufltur. Kuflkusuz bu yaklafl›m bugün de küçük burjuva reformist yap›lar›n ülke s›n›flar›n›n tahliline, mücadele biçimine, siyasi çizgisine dayanak oluflturmaktad›r. 68 hareketine ve devrimci önderlerine sosyo-ekonomik gerçeklik ve s›n›f mücadelesi temelli bakamamakta, ço¤u kez tam da sistemin s›n›rlar› içerisinde bakt›klar› bir gerçekliktir. Küçük burjuva ve reformist ak›mlar›n 68’i bir rüzgâr, devrimci önderleri bir kahraman ve bedel ödeyenler fleklinde daha çok duygusal de¤erlendirme hastal›¤› içinde olduklar› aç›kt›r. Süreci bir bütün olarak görme, s›n›f gerçekli¤i içinde kavrama, olumlu ve olumsuz yönleri görüp bilimsel bir muhasebeye tabi tutma, ideolojik elefltiri ne yaz›k ki pek karfl›lafl›lan bir durum de¤ildir. Zaten böylesi bir durumda, küçük burju-

va, reformist yap›lar›n o günkü karakter-çizgilerini bugün de sürdürdüklerini görmek mümkün. Ço¤u zaman “hesaplaflma” söyleminden sistemle hesaplaflmak, kopufl sa¤lamak ya da ideolojik çizgisiyle hesaplaflma yerine, ma¤duriyet üzerinden ve burjuva feodal sistemden medet umulmas›, mesela sistemin yarg›s›ndan sistemin yarg›lanmas›n› istemek gibi anlafl›lmaktad›r. Ya da mevcut sistemin gerçekli¤ine ra¤men yine bu sistem içerisinde demokratikleflme, özgürleflme taleplerini dillendirmek, hâkim s›n›flar aras›ndaki çat›flmada taraf tutmak, bunun da ötesi medet ummak, AKP gibi hâkim s›n›flar›n partisine demokratik ve özgürlükçü paye biçmek yan›lg›s›n›n içerisine girmek. AB ile demokratikleflme safsatalar›n› hayk›rmak vb. örnekleri ço¤altmak mümkün. Ezilen halklar›n ve uluslar›n hak taleplerinin yükseldi¤i, emperyalizme karfl› mücadelenin yo¤unlaflt›¤› 1968 hareketinin-döneminin anlam› neydi? Bu hareketi tetikleyen dinamikler neydi? Dönemin dünyada ve ülkede toplu durumu nas›ld›? S›n›fsal hareketin karakteri neydi? Bu sorular tarihi ve s›n›f mücadelesini efsaneden gerçekli¤e do¤ru yöneltecektir. 68 hareketinin dönemin sosyoekonomik gerçekli¤i içerisinde de¤erlendirilmesi, ezen ile ezilenler aras›ndaki mücadele çerçevesinde muhasebe edilmesi, bugünü anlamam›zda, do¤ru ve yanl›fl› görmemizde ve mücadelemizin do¤ru bir hat oluflturmas›nda güçlü imkânlar sunacakt›r. 68 hareketini Paris’teki ö¤renci hareketleriyle temellendirmek nedeni görmemek olaca¤› gibi, eksiktir, yan›lsamal› bir düflüncedir. Zira Mark-

sist bilim anlay›fl›nda tek yanl› bir etkileme de¤il, etkileflim vard›r. Elbette ki Paris’teki ö¤renci hareketi, di¤er yerlerde hareketlili¤e etki etmifltir. ‹kinci emperyalist paylafl›m savafl›ndan ç›kan kapitalist-emperyalist sistem, 1950’lerden itibaren sermaye ihrac›n› yo¤unlaflt›rarak, yar› feodal yar› sömürge ülkeleri kendisine eklemleme sürecini yo¤unlaflt›r›p, kendisine daha çok ba¤›ml› k›lmaya çal›flm›fl, bunun için kendisine ba¤›ml› ülkeleri bir yap›land›rma sürecine sokmufltur. Buna paralel olarak dünyada emek ile sermaye aras›ndaki çeliflki derinleflmeye do¤ru yol alm›flt›r. Sovyetler Birli¤i’nin emperyalist yar›fla dâhil olmas›, kamplar aras› hegemonya savafl›na, hatta fiili iflgallere neden oldu (Çekoslovakya iflgali). 1959’da Che ve Castro önderli¤indeki Küba devrimi, ulusal kurtulufl mücadelelerinin yükselmesi ve antiemperyalist tepkinin oluflmas› (Ortado¤u-Afrika-Latin Amerika), iflgal edilen Vietnam’daki antiemperyalist direnifl, komünist partisinde kümelenen ve kapitalist yolu tutan burjuva karargâhlara karfl› bafllat›lan Çin’deki Büyük Proleter Kültür Devrimi, ezilen halklar›n ve uluslar›n mücadelelerinin yükselmesine kaynakl›k etmifltir. Ezilenler cephesinde böylesi bir tablo yaflan›rken; emperyalizmin sermaye ihrac›n›n ve müdahalelerin yo¤unlaflmas› bu döneme denk düfler. Tabii ki emperyalizmin iktisadi bir bunal›ma girmesi, bunu aflma hamleleri sald›r›lar› beraberinde getirmiflti. Emekçi kesimlerin ekonomik-sosyal hak gasplar›na karfl› tepki göstermesine neden olmufltu.


güncel

OKUMAK

BABÜR PINAR

28 Haziran-16 Temmuz 2008

68–71 döneminin analizi üzerine ön notlar

A

dland›rma, tan›mlanan olgunun ne oldu¤una iliflkin fikrin ve adland›ran insan›n ya da toplulu¤un kimli¤i hakk›nda bilgi verir. 1960 y›l›ndan bafllayarak 1971’lere kadar uzanan süreci, 68 hareketi olarak adland›rmak; toplumsal sürecin s›n›flar çat›flmas›n›n görüngüsü oldu¤u gerçe¤inden uzaklaflmakt›r. Toplumsal dönemi, toptanc› bir adla anmak; küçük burjuvazinin tavr›na örnek bir tutumdur. Hareketin s›n›f karakterini vurgulamaktan kaçman›n en iyi yolu, onu toptanc› bir s›fatla tan›mlamakt›r. Genel bir ad, toplumsal tarihin bir dönemini kendi yarar›na kullanman›n yoludur. Örne¤in 15–16 Haziran iflçi eylemlerini adland›r›rken “15–16 Haziran olaylar›” demek ayr›d›r; 15–16 Haziran iflçi ayaklanmas› demek ayr›d›r. Her s›n›f olgulara ve eylemlere kendi s›n›f kimli¤iyle bakar ve bak›fl›na uygun olarak ad verir. Ayn› tutum sanat alan›nda da yap›l›yor; Türkiye’de sanatç›lar, 40 kufla¤›, 50 kufla¤›, 70 kufla¤› olarak adland›r›l›yor. Bu toptanc› adland›rma; söz konusu dönemlerde, burjuva romantizminin, küçük burjuva nihilizminin, küçük burjuva elefltirel gerçekçili¤inin, karamsar gerçekli¤inin ve sosyalist gerçekli¤inin, birbirinden ayr› duruflunun üzerini örter. Kuflak alt›nda toplama, sanat›n do¤rudan s›n›f savafl›n›n yans›mas› ve fikri unsuru oldu¤u gerçe¤inin inkâr›na olanak sa¤lar. Ayn› dönemde hayat bulan sanat ak›mlar› aras›ndaki çeliflki ve çat›flman›n görmezden gelinmesi gerçekleflir. Yan›lsama yaflan›r. Küçük burjuvazinin her dönemde ve her alanda uygulad›¤›, toptanc› adland›rma yöntemi, s›n›f karakterinin bir yönüdür. Egemen s›n›f ve emekçiler aras›nda s›k›flan küçük burjuva ideologlar›n›n, siyasilerinin ve sanatç›lar›n›n; sürece damgas›n› vuran s›n›f çat›flmas›n›n üzerini örtmek ve sürecin içerisinde kendi rolünü abartmak için baflvurdu¤u araçlardan birisi de, sürecin s›n›fsal karakterini gizleyecek argümanlar› kullanmakt›r.

Genel Bir Bak›fl Tabii ki bu, Türk devletinin bütünüyle reorganizasyonu anlam›na gelecekti. Çünkü Türk devletinin mevcut yap›s›, kurumlar›, anayasas› ve s›n›fsal konumlanma ihtiyaca cevap vermiyordu. Emperyalizmin ve sermayesinin güdümündeki komprador burjuvazinin rahat hareket etmesi için devletin elden geçirilmesi kaç›n›lmazd›. DP’nin hükümete gelmesi ile “Kemalizm’e karfl› devrim” safsatas› gelifltirilmiflti. Zira bu safsata burjuva feodal sistem taraf›ndan 60 darbesinin dayana¤› olacakt›. Ülkemiz devrimci hareketi de Kemalizm’in gölgesinden kopamamas›, ona ilericilik misyonu yüklemesi nedeniyle 1950’yi, DP’nin hükümete geliflini karfl› devrim olarak nitelemifl, emperyalizmle iliflkilerin DP ile gelifltirildi¤i, faflizmin bu y›lda do¤du¤u yan›lsamas›na sürüklenmifltir. Bu yan›lsama, Kemalizmi ve

mevcut burjuva feodal iktidar›n faflist karakterinin, emperyalizmle olan göbek ba¤› gerçekli¤inin yads›nmas›na tekabül etmifltir. Yani “1950’ye kadar TC antiemperyalistti, milliciydi, ba¤›ms›zd› ve devletçiydi” gibi gerçeklikle alakas› olmayan nitelemelerin yap›lmas›na zemin sunmufltu. Eski nas›l getirilebilirdi? Tabii ki Kemalizm’in ve TC’nin bekas›yla mükellef orduyla ve darbesiyle mümkündü. Kurtulufl, “solcu” ordunun darbesiyle ya da “devrimiyle” mümkündü. Nitekim beslenen bu umuda ordu 60’ta cevap verecekti. Ve bu cevap ülkemiz devrimci hareketinin mücadelesinde, “devrim yolunda” her zaman için ordudan umut etmeyi garantileyecekti. Küçük burjuva devrimcili¤i, hedefteki devriminin bileflenlerinin bafl›na orduyu yerlefltirecekti. ‹flçi de¤il, köylü de¤il; gençler ve ordu el ele…

Esasta bu etkenler bütününde 68’de devrimci ve antiemperyalist mücadelenin yükselmesi ve çok yönlü bir hareketlili¤in yaflanmas› kaç›n›lmazd›. fiunun alt›n› çizmek gerekir ki, Çin’deki BPKD emperyalizme, gerici iktidarlara karfl› mücadelede ve iktidar perspektifli mücadelenin olmazsa olmaz oldu¤u noktas›nda dünyadaki devrimci, ulusal mücadelelerde ciddi bir etki yaratm›flt›. Ne var ki bu etki, bu baflkald›r› ruhu, her co¤rafyada farkl› biçimlenmifl, farkl› karaktere bürünmüfltü. Özcesi 68 hareketi her ülkenin siyasal, ekonomik, sosyal koflullar›na ve özgüllüklerine göre vücut bulmufl ve ak›fl sa¤lam›flt›. Nihayetinde farkl› ak›mlar›n, farkl› siyasal çizgilerin-örgütlerin türevine, kopufllara gebe olmufltu. 68 hareketi için genel anlamda “baflkald›r›”, “isyan hareketi”, “daha fazla özgürlük ve demokrasi”, “otoriteye karfl› isyan”, “bahar ruhu” gibi nitelemeler esas olmufltu. Ne var ki 68 hareketinin s›n›fsal karakteri, hareketin siyasal çizgisi, devrim ›srar›, iflçi s›n›f›yla olan ba¤› vb. talilefltirilmiflti. Mesela Fransa’da üniversitelerde alevlenen 68 hareketi, ö¤rencilerin daha fazla özgürlük, daha fazla demokratik hak talebi ve emperyalist iflgallere tepki eksenli olmufltur. Ve esas›nda reformist-liberal taleplerle s›n›rl› kalm›flt›r. Harekete damgas›n› vuran ö¤renciler, iflçi s›n›f›yla güçlü bir ba¤ kuramam›fl, hareket s›n›f temelli siyasal iktidar mücadelesi yönlü olmam›fl, Marksist-Leninist perspektifli temelden ve komünizm perspektifinden uzak bir mücadele yürütülmüfltü. Mevcut burjuva iktidar› ve kapitalist sistemi hedeflememifl, aksine iktidar olan her fleye bir baflkald›r› yan›lsamas› içerisine girilmiflti. Sömürge ve yar› sömürge ülkelerde 68 hareketi uluslar›n emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›klar›n› kazanma mücadelesine bürünmüfltü. S›n›fsal kurtuluflu esas alan demokratik devrim ve sosyalist devrim hareketiyle buluflamam›fl, mevcut iktidarlar›n konumunu güçlendirmekten öteye geçememiflti. Emperyaliz-

me karfl› mücadele ça¤r›s› yükselirken, sosyal emperyalistleflen ve kapitalist yolu tutan sosyalist veya demokratik cumhuriyetlerdeki gerici iktidarlara karfl› mücadele edilmesi ça¤r›s› gelifltirilmemiflti. Sonuç olarak 68 hareketi, emperyalizme ve gericili¤e karfl› bir isyan›, baflkald›r›y› ve “daha iyi bir dünya mümkün” slogan›n› yükseltmifltir. Kendili¤inden geliflen bir hareket olan 68 hareketi, ço¤u zaman devrimci, demokratik ç›k›fll›yd›, direniflti, antiemperyalistti, mücadeleydi; fakat s›n›f›yla, bilimsel yöntemiyle, Marksizm-Leninizm’in teori ve prati¤iyle buluflamam›flt›, 68’e rengi veren, reformizm ve küçük burjuva devrimcili¤i-s›n›f karakteri olmufltur. Buluflamad›¤› için de yolunu bulup ilerleyememiflti. Öte yandan zengin bir miras, mücadele gelene¤ini b›rakan da 68 hareketi olmufltur. S›n›f mücadelesinin geliflmesini, önünü görmesini, tarihten do¤ru dersler ç›kar›lmas›n› sa¤lam›flt›. Tüm dünyaya yay›lan 68 hareketi, bahsetti¤imiz üzere farkl› ülkelerde farkl› biçimler alm›flt›r. Özgün koflullardan kaynaklanan bu farkl›l›klardan dolay› Fransa’daki ö¤renci hareketleri ile ülkemizdeki 68 hareketi özdefllefltirilemez. Zira toplumsal mücadelenin tüm dünyada yükseldi¤i bir durumda bu kabar›fl burjuva demokratik ülkelerde, sömürge ülkelerde, yar› sömürge ülkelerde, yar› feodal-yar› sömürge ülkelerde farkl› bir mecrada seyredecekti, öyle de olmak zorundayd›. Ülkemizde 68 hareketini anlamak ve do¤ru okumak, s›n›f mücadelesiyle, s›n›flar›n konumuyla, sosyo-ekonomik gerçekli¤in görülmesiyle ve ulusal ve uluslararas› toplu durumun yaratt›¤› tablo çerçevesince mümkündür. Yani 68 döneminin ekonomi-politi¤i bizi tarihsel gerçeklikle buluflturacakt›r. Kuflkusuz bu dönemi her yönüyle anlatmak, aç›klamaya çal›flmak bu yaz›y› aflan bir fleydir. Lakin temel noktalara de¤inmek faydal› olacakt›r...

5

Kuflkusuz 1960- 71 dönemi, Türkiye’de s›n›f çat›flmas›n›n yo¤un yafland›¤› toplumsal bir süreçtir. Bu süreç içerisinde emperyalist sermaye ihrac›na ba¤l› kapitalist geliflme; burjuvazinin tekelleflmesinin yolunu açarken ve egemenli¤ini güçlendirirken, iktisadi alanda yer alan küçük burjuvazinin, siyasi ve ideolojik alanda da kendini ifade etmesinin zeminini yaratt›. Burjuva parlamenter rejim, sermayenin tekelci geliflmesinin koflullar›n› güçlendirdi¤i oranda; tekelci sermaye karfl›t› toplumsal güçlerin de siyasi ve ideolojik alanda boy göstermesinin önünü açt›. Tekelci sermaye karfl›t› küçük burjuvazinin siyasi alana bu dönemde h›zla ve yo¤un girmesinin nedeni budur. Kapitalist geliflme süreci, iflçi s›n›f› ve köy emekçilerinin sömürüsünü yo¤unlaflt›rd›¤› ölçekte; emekçiler de kendi haklar›n› savunma fikrine ve prati¤ine ulaflt›lar. Büyük sermaye sahiplerine karfl› aya¤a kalkan küçük burjuvazi ile iflçilerin siyasi alanda zorunlu bir araya gelifli, ideolojik ve siyasi temas› sa¤lad›. ‹flçi s›n›f›n›n, ‹deolojik ve siyasi deneyimi fazla olan küçük burjuvazinin etkisi alt›na girmesi gerçekleflti. Kapitalist tekelleflmenin küçük burjuvaziyi yok olma tehlikesiyle karfl› karfl›ya getirmesinin yaratt›¤› öfkenin artmas› küçük burjuva sosyalizminin ( Kürt ve Türk reformist/devrimci tüm hareketlerin ) filiz vermesini sa¤lad› ve 1970’lerde dünya ölçe¤inde geliflen küçük burjuva sosyalist hareketinin ideolojik etkisi ile hareket atefllendi. Türkiye’de küçük burjuva devrimcilerinin, egemen s›n›f›n “milliyetçi devletçi Kemalist” çizgisini aflamamas›; hareketin dünyada ayn› dönemde gerçekleflen küçük burjuva sosyalist ve özgürlükçü hareketlerden ayr› bir noktada durmas›n›n nedeni oldu. Küçük burjuva hareketinin (devrimci ve reformist) fikri ve pratik anlamda bask›n durumu, iflçi s›n›f› hareketinin devrimci rotaya girmesi önünde bir set oluflturdu. Özellikle küçük burjuva aktivist/sosyalist hareketin 1961 anayasas›n›n sa¤lad›¤› k›s›tl› “özgürlükler” temelinde serpilip geliflmesi, iflçi s›n›f› hareketinin devrimci rolünün geri plana at›lmas›nda önemli rol oynad›. Burjuva kurum ve partilerinin birbirleriyle çat›flmas›na ek olarak; küçük burjuva sosyalist ak›mlar›n (reformist ve radikal) filizlenmesi ve eylemi, emekçilerin s›n›f bilincinin kirlenmesini daha da artt›rd›. Küçük burjuva sosyalist hareketin reformist ve devrimci eyleminin ön planda görünmesi, devrimci komünist hareketin de önünü kesti. 68–71 dönemi, toplumsal sürecin bir evresidir ve bu evreyi toptan tan›mlamak yerine; diyalektik materyalist yöntemle analizi yap›lmal›d›r ve bu süreç içerisinde fikri ve eylemiyle yer alan hareketler ayr› adland›r›larak de¤erlendirilmelidir. Bu analiz yap›ld›¤› zaman, toplumsal evre içinde, hangi s›n›f›n neden öne ç›karak, eylemi ve fikriyle sürece damgas›n› vurdu¤u anlafl›labilir. Ve e¤er adland›r›lacaksa bu dönem s›n›flar›n eylemi ve fikrini anlatacak içerikte tan›mlanmal›d›r. Bu süreçte toplumsal görüntünün bask›n unsurunun, küçük burjuva eylemleri olmas› nedeniyle, hareket; 68–71 küçük burjuva devrimci ç›k›fl› olarak adland›r›labilir. ‹flçi s›n›f›n›n kendisi için eyleminin bu süreçte küçük burjuva devrimci ç›k›fl›n›n gölgesinde kald›¤› da bir gerçektir. Dolay›s›yla sürece, bir bütün olarak, iflçi s›n›f›n›n devrimci ç›k›fl›n›n damga vurdu¤unu kastedecek adland›rmalar yap›lamaz. Küçük burjuva sosyalist hareketi stratejik hedefi ve program› ile iflçi s›n›f›n›n devrimci sosyalist çizgisinden ayr›l›r. Küçük burjuvazinin as›l stratejik hedefi küçük burjuva demokrasisidir. Ki, küçük burjuva demokrasisi, burjuva demokrasisinin reddi de¤il, ileri aflamas›d›r. Yani küçük burjuvazi kendine de hayat veren kapitalist düzenin y›k›lmas›n› de¤il, var olan burjuva sistemin demokratikleflmesi, hedefler. Bu hedefe yürümenin silahl› ya da silahs›z oluflu hedefin rengini de¤ifltirmez. Küçük burjuva sosyalizminin önüne hedef olarak koydu¤u demokratik cumhuriyet program›, olgun burjuva demokrasisidir. Burjuva iktidar›n›n demokratikleflmesi, burjuva sistemin oturdu¤u ayaklar› güçlendirir. Anti-tekelci önlemlerin al›nmas›; kapitalist devlet iflletmelerinin özellefltirilmesine karfl› durulmas›; emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›kç› durufl; uluslar›n kendi kaderini tayin hakk›n›n ideolojik ve pratik tan›nmas›; düflünce ve örgütlenme özgürlü¤ünün sa¤lanmas›; özerk üniversite; e¤itimin üretim için yap›lmas› istemi; burjuva demokrasisi içerisinde elde edilebilir. Eylem program›na ald›¤› sorunlar›n, burjuva demokratik nitelikte olmas› itibar›yla, küçük burjuva devriminin kapsam› burjuva demokratik cumhuriyet içerisine hapsolur. Stratejik hedefinin küçük burjuva demokrasisi olmas› yan›nda; küçük burjuva hareketlerinin bir baflka vasf› da genel karakteri konusunda ipuçlar› verir. Küçük burjuva hareketler, iflçi devrimlerinden farkl› olarak, genellikle fetifllefltirilmifl önderlerin ad›yla an›l›r. Küçük burjuva hareketin, önderinin ad›yla an›lmas› kaç›n›lmaz bir durumdur. Bu, küçük burjuvazinin toplumsal harekete “kahramanlar›n” yön verdi¤ine ve tarihi kahramanlar›n yapt›¤›na iliflkin yarg›ya sahip oldu¤unu betimler. Oysa iflçi s›n›f›n›n devrimci kitle ayaklanmalar› kahramanlar›n ad›yla de¤il s›n›f›n ad›yla an›l›r. Çünkü iflçi s›n›f› kitlesel kahramanl›kla devrime yürür. Hareketin, önderin ad›yla an›lmas›, eylem içerisinde parti sorununun öneminin inkâr edilmesinin yolunu açar. Küçük burjuva “özgürlükçü demokratlar”, küçük burjuva devrimci hareketin bu zaaf›ndan yararlanarak; hareket önderlerini öne ç›kar›yorlar ve üyesi oldu¤u partilerin/örgütlerin adlar›n› dahi anmayarak, küçük burjuva devrimcilerinin, bireysel eylemi kolektif eylemin önüne koyma tarz›ndan yararlan›yorlar. Küçük burjuva “özgürlükçü” demokratlar›n, emekçilerin, örgüt fikrinden uzak durmas›n› sa¤lamak için ellerinden gelen gayreti göstermeleri anlafl›labilir bir durumdur. Bir s›n›f hareketinin reformist ya da devrimci olmas› o hareketin s›n›f karakterini de¤ifltirmez. Yani ayn› stratejik hedefe; devrimci tarzda gitmek ya da reformist ilerleme ile yürümek; bu hareketlerin s›n›f vasf›n›n de¤iflmesini sa¤lamaz. 68–71 tarihleri aras›nda küçük burjuvazi fikren ve pratik anlamda hem devrimci ve hem de reformist kanad›yla süreçte yer ald›. 12 Mart askeri darbesi, yaln›zca küçük burjuvazinin devrimci kanad›n› de¤il, reformist kanad›n› da da¤›tt›. Bugün döneme iliflkin tart›flma; gerçekleflen da¤›lma üzerinden, küçük burjuvazinin iki kanad› aras›nda yürütülüyor. Bu tart›flma da, her iki taraf›n ortak özelli¤i; dönemin öne ç›ka-

r›lan isimlerinin gölgesi alt›nda bu tart›flmay› yürütüyor olmalar›d›r. Ama dikkat edilirse her iki taraf›n da özen gösterdi¤i, sürecin s›n›f mücadelesinin somut görüntüsü oldu¤unu unutturmakt›r. Kendilerini özgürlükçü demokratlar olarak adland›ranlar (Burjuva demokrasisinin has savunucular›); amaç edindikleri hedefe varmak için “silaha sar›lman›n” gerekli olmad›¤› iddias›ndad›rlar. Bu iddialar›n› da hareketin stratejik hedefi üzerine oturtmaktad›rlar. Bu zevat, küçük burjuva devrimci hareketin hedefledi¤i demokratik cumhuriyet hedefinin ayn› zamanda kendi hedefleri oldu¤unu söylerlerken gerçe¤i dile getiriyor. Küçük burjuva demokratlar; küçük burjuva devrimci hareketin; komünist hareketlerden etkilenerek devrimci maceraya sürüklendiklerini söylüyorlar ve komünist etiketinden ar›nd›rarak harekete sahip ç›kmay› önemsiyorlar. Bu tutumlar›na dayanak yapmak için, bu baylar, hareketin önderlerinin, küçük burjuva idoller mabedinde yerlerini almas›n› sa¤lamak çabas›ndalar. Kuflkusuz bunu yaparken; iflçi s›n›f› devriminin, “gerçekleflmesi mümkün olmayan bir hayal oldu¤unu” vurgulamaktan geri kalm›yorlar. 12 Mart askeri darbesinin küçük burjuva devrimci ç›k›fl›na karfl› bir hareket oldu¤una iliflkin iddia var. Bu sav; toplumsal olgular›n bir bütün olarak s›n›f çat›flmas›n›n sonucu oldu¤u gerçe¤inin üzerini örtmek isteyenler taraf›ndan ileri sürülüyor. Bu sav›n arka plan›nda; “iflçi s›n›f›n›n toplumsal düzenin biçimlenmesinde esas oyuncu olarak yer almad›¤›” ve bu nedenle de, iflçi s›n›f›n›n kendi eseri olacak devrimi gerçeklefltirme yetene¤ine sahip bir s›n›f olmad›¤›na iliflkin yan›lsamay› güçlendirme arzusu vard›r. Görülmesi gereken fludur; küçük burjuva reformistlerinin, burjuva parlamenter sistemin flemsiyesi alt›nda, kapitalist rejimin içerisinde konumlan›fl tarz›n›n kendilerine sa¤lad›¤› iletiflim olanaklar›n› kullanarak, 68–71 y›llar› aras›nda gerçekleflen küçük burjuva devrimci ç›k›fl›n›n önderlerine sahip ç›kmas›; bu unsurlarla ayn› stratejik, s›n›fsal amaca sahip olmalar›ndan kaynaklanmaktad›r. Bu sahip ç›k›fl konusunda ›srar ve baflar›, bu unsurlar›n aras›nda kan ba¤› oldu¤una iliflkin ipuçlar› veriyor. Küçük burjuva reformistleri ve burjuva demokratlar›n, küçük burjuva devrimci önderlere sahip ç›karlarken; komünist eylem ve fikirlerden ve iflçi s›n›f› ayaklanmalar›ndan özenle uzak kalmalar› bu kan›y› güçlendirmektedir. Kuflkusuz, burjuva özgürlükçülerinin, küçük burjuva hareketi, devrimci vasf›ndan ar›nd›rma çabas›na karfl› ç›kmak gereklidir. Ancak, bu karfl› ç›k›fl› gerçeklefltirirken, küçük burjuva devrimcili¤ine, iflçi s›n›f› devrimcili¤i vasf› kazand›rarak sahiplenmek tavr›n›n oportünizme kaymak oldu¤u da unutulmamal›d›r. Küçük burjuva devrimci hareketinin, iflçi s›n›f›n›n devrim gücünün ittifak› olabilece¤i fikri; küçük burjuva devrimcili¤ini, komünist hareketin öncüsü olarak görmek fikrinden esas itibar›yla ayr›l›r. 68–71 sürecinde s›n›f çat›flmas›n›n bir boyutunda ortaya ç›kan küçük burjuva devrimcili¤ini iflçi s›n›f› devrimcili¤i ile kar›flt›rmak bilinç yan›lsamas› yaratmakt›r. Bu tutum, iflçi s›n›f›n›n y›k›c› gücü konusunda tereddüt yaratarak, iflçi devriminin önüne ideolojik ve siyasi barikatlar kurulmas›n› kolaylaflt›r›r. Do¤rusu bu dönemin önderleri kahramand›rlar ve devrimcidirler. Ama onlar gerçek anlam›yla, küçük burjuva demokrasisinin tutarl› savaflç›lar›d›r. ‹flçi s›n›f›n›n kitlesel devrimci gücünden ve yeni bir dünyay› kuracak yetene¤inden kuflku duyan küçük burjuvazinin, ayakta kalmak ve içerisine düfltü¤ü karamsarl›ktan ç›kmak ve vicdan›n› rahatlatmak için bu kahramanlara sahip ç›kmas› anlafl›labilir bir durumdur. Ancak, siyasi gerici düzene kafa tutma cesareti, iflçi s›n›f›n›n devrimcili¤i konusunda kafa kar›fl›kl›¤›na neden oluyorsa; bu duruma karfl› ç›kmamak, “kahramanlar” üzerinden siyasi rant elde etme bezirganl›¤›na evet demektir. fiu durumu aç›kça ifade etmek gerekir; dönemin küçük burjuva önderlerinin gerçeklefltirdikleri eylemin takipçisi ve savunucusu oldu¤unu iddia eden siyasilerin ve ideologlar›n; bu önderlerin fikri takipçisi ve flakflakç›s› olmaktan öte, pratik olarak da onlar› izlemeleri gerekir. Bu konuda tutarl›l›k göstermeyenlerin, bu kahramanlar›n ölüleri üzerinden rant sa¤lad›klar› aç›kt›r. Çünkü söylemde, küçük burjuva devrimcili¤inin övgüsünü yapan ço¤u siyasi birey ve grubun; pratik olarak küçük burjuva reformistlerinden farkl› türde bir eylemlilik içerisinde olduklar› söylenemez. Fikri olarak; “küçük burjuva devrimci eylemcilerin takipçisi olduklar› iddias›ndaki” örgütler, özgürlükçü demokratlardan ayr›lm›yorlar. Bu baylar da; en fazla uluslar›n kendi kaderlerini tayin hakk›n›n tan›nmas›n›, 301. maddenin kald›r›lmas›n›, üniversitelerin özerk yap›ya kavuflturulmas›n›, düflünce ve ifade özgürlü¤ünün sa¤lanmas›n›, üretim için e¤itim yap›lmas›n›, iflçilerin yaflam standard›n› sa¤layacak önlemler al›nmas›n› (vb.) istiyorlar. Bu taktik hedefler burjuva demokratik cumhuriyette sa¤lanabilir fleylerdir. Ancak küçük burjuva siyasilerinin bir k›sm›n›n, ayn› zamanda, iflçi s›n›f›n›n devriminin örgütlenmesi ve kapitalist sistemin tüm kurumlar›yla y›k›lmas›n›n tarihsel bir zorunluluk oldu¤u fikrini söylemlerinin süsü yapmas›, onlar›n küçük burjuva devrimcisi olmalar›n›n üzerini kapatam›yor. Çünkü bu siyasiler, ideologlar, iflçi s›n›f›n›n içerisinde yer alaca¤› devrimin tarihsel zorunluluk oldu¤undan bahsederlerken; iflçi s›n›f›n›n devrimi yönetme yetene¤inden söz etmekten uzak duruyorlar. ‹flçi s›n›f› devriminin, ancak küçük burjuva devrimcilerinin kahramanca girifltikleri savaflla ve önderli¤i alt›nda gerçekleflebilece¤ine iliflkin kuruntular›ndan kurtulam›yorlar. E¤er s›n›f çat›flmas›n›n ifadesi olan süreçte; var olan siyasi gericili¤e kafa tutmak ve silahl› mücadele vermek, devrimci sosyalizmin göstergesi olsayd›; ‹slami fleriat düzeni kurmak hedefiyle savaflan militanlar›n da devrimci say›lmas› gerekirdi. Bu örnekleme ço¤u insana ac›t›c› gelebilir; ama unutmamak gerekir ki, gerçekleri aç›klamak her fleye ra¤men bir zorunluluktur. Komünistlerin, bireysel kahramanlar›n cazibesinin yaratt›¤› potansiyelin örgütlenmesine de¤il; iflçi s›n›f›n›n y›k›c› gücünün örgütlenmesinin önünü açacak ideolojik argümanlara ve örgüt formuna gereksinimi var. Kahramanlar s›n›f savafl›n›n ürünüdür ancak her kutsal fenomen ezilenlerin devrimci gücünü zay›flat›r. Eylemini kahramanlara borçlu oldu¤unu sanan bir halk kendi tarihsel y›k›c› ve kurucu gücüne inanc› konusunda yan›lsama yaflar. Bu yan›lsama burjuvazi taraf›ndan gerçeklefltirilen siyasi ideolojik bombard›man›n yaratt›¤› bilinç yan›lsamas›n› güçlendirir. Egemen s›n›f ideologlar› taraf›ndan; “sen bir hiçsin” yarg›s›yla, kendi s›n›f gücüne inanc› sars›lan emekçiler; toplumsal devrimlerin; kahramanlar›n savafl sahnesinde yer almas› ile gerçekleflti¤i kan›s›n› güçlendiren argümanlar nedeniyle kendi s›n›f gücüne inançlar›n› yitirirler. ‹flçiler, kendisi için s›n›f olarak örgütlenmifl gücüyle, toplumsal devrimin olmazsa olmaz› oldu¤u gerçekli¤inden uzaklafl›rlar. Kahramanlar›n tarihi yazd›¤› fikri, emekçilerin devrimci savafl›n “d›fl›nda”, “izleyen” ya da en fazlas›yla “kahramanlar›n arkas›ndan yürüyen” olma durumunu kan›ksamas›n› sa¤lar. Devrimci savafl›n izleyeni olmak; devrimi kendisi d›fl›nda bir eylemlilik durumu olarak görmek, devrimci eyleme yabanc›laflmay› beraberinde getirir. “Devrimcilerin izleyicisi” durumunda olan emekçiler; içsellefltiremedi¤i eylemi ve fikri, izlemekten kolayca vazgeçebilir de. Devrimci sosyalizm sürecinde iflçi s›n›f›; egemen s›n›f kahramanlar›n›n otoriteyi güçlendirici hegemonyas›ndan ve hareketin önüne geçirilmek istenen küçük burjuva idollerin yabanc›laflt›r›c› etkisinden kurtulmal›d›r. ‹flçi s›n›f›n›n komün yürüyüflünde kahramanlar ve tanr›lar toplumun yazg›s›n› belirlemez. Proletarya s›n›f olarak, devriminin yazg›s›n› da kendi elinde bulundurmakla yükümlüdür. ‹flçi s›n›f› bu bilinci kazanmaya yetenekli s›n›ft›r. Küçük burjuva devrimcilerinin en çok ürktükleri durum “tarihin kendilerine yükledi¤i önderlik ve kahramanl›k” rütbesinden yoksunluktur. Tarihin kahramanlar taraf›ndan yap›ld›¤›na iliflkin kan›n›n yayg›n oldu¤u toplumlarda; burjuva ve küçük burjuva önderlerin “kutsal iradesi” zorunlu ihtiyaç olarak kabul edilir. Küçük burjuvazi, kendi kahramanlar›n› fetifllefltirirken; bilinçalt›nda yer eden ve tav›rlar›n› biçimlendiren esas fikir; sürece kat›lma gerekçeleri olan, “halka önderlik etmek ve toplumun yolunu açmak” payesinden mahrum kalmamakt›r. ‹doller, fetifl olmalar›n›, büyük ölçüde yaflayanlar›n ideolojik ve siyasi ihtiyaçlar›na karfl›l›k gelen efsane yarat›s›na borçludurlar.


6

emek

28 Haziran-16 Temmuz 2008

Tuzla’da iflçi ölümlerine karfl› grev Tuzla tersaneler bölgesinde faaliyet yürüten Liman Tersane Gemi Yap›m ve Onar›m ‹flçileri Sendikas› (Limter–‹fl)’n›n ça¤r›s›yla bir araya gelen tersane iflçileri ve çok say›da demokratik kitle örgütü, 16 Haziran’da yapt›klar› grevle tersanelerde yaflanan ifl cinayetlerinin son bulmas›n› istedi. Sabah erken saatlerde Tuzla ‹çmeler ‹stasyonu ve Limter-‹fl Sendikas› önünde toplanan iflçiler iki koldan Tuzla Gemi önüne yürüdü. Limter-‹fl Sendikas› yöneticileri, tersane iflçilerini, ifl b›rakarak kendi yaflam haklar›na sahip ç›kmak için greve kat›lmaya ça¤›rd›. Tuzla Gemi önünde bekleyen iflçilere, D‹SK, KESK, Deri-‹fl, SES, Petrol-‹fl, E¤itim-Sen, Hava-‹fl, TÜMT‹S, ÖDP, EMEP, DTP, DDSB, T‹B-DER, SDP, Halkevleri, DHP, HKM gibi birçok kurum destek verdi. Tuzla Gemi önünde beklemekte olan tersane iflçilerine dönük aç›klama yapan Limter-‹fl Baflkan› Cem Dinç, tersanelerde kurals›zl›k, yasa d›fl›l›k ve ölümlerin sürdü¤ünü belirterek, “96 kardeflimiz patronlar›n kar h›rs› yüzünden ifl cinayetlerine kurban gitti. Yar›n s›ran›n hangimizde oldu¤unu bilmiyoruz. Katliamlara dönüflen ifl cinayetlerine, kurals›z çal›flma koflullar›na, sermayenin gözü doymaz kar h›rs›na karfl› bugün burada bir günlük grevdeyiz” diyen Dinç, “Gemileri yakt›k art›k geri dönüfl yok, dalga dalga geliyoruz” dedi. Dinç’in yapm›fl oldu¤u aç›klaman›n ard›ndan D‹SK Baflkan› Süleyman Çelebi de bir konuflma yapt›. Çelebi, “Patronlar bize kölelik düzenindeki çal›flma koflullar›n› dayat›yorlar” diyerek, “Buradan tersane patronlar›na sesleniyorum; kurals›z çal›flma ve ifl sa¤l›¤›n› hiçe sayan uygulamalara son verin. Bu ifl cinayetlerini durdurun” dedi. D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi ve Limter-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Cem Dinç'in de aralar›nda bulundu¤u konfederasyon ve sendika yöneticileri, G‹S-B‹R yetkilileriyle görüflme yaparak, taleplerini belirtti. Tuzla tersanelerinde iflçi ve

patron temsilcilerinin, TMMOB ve Türk Tabipleri Birli¤i’nin yer ald›¤› ‘Tuzla Tersaneler Bölgesi ‹fl Konseyi’ oluflturulmas› gerekti¤i ifade edildi. “‹fl Konseyi”ne dair Cem Dinç flunlar› kaydetti:

Her zaman için iflçinin, emekçinin karfl›s›nda en önde duran CHP’nin tersane iflçilerine deste¤i, grevin ertesi sabah› Tepeli’yi iflten atmas›na kadar sürdü.

“Bu kurul, tüm çal›flanlar›n, iflçi sa¤l›¤› ve ifl güvenli¤ine yönelik düzenlemelerin yaflama geçirilmesi, risk de¤erlendirmesi yap›lmas›, denetlenmesi ve bunlara uymayanlara yapt›r›m uygulanmas› konular›nda yetkili k›l›nmal›d›r. Tersanelerde A¤›r ve Tehlikeli ‹flkolu Yönetmeli¤i’nin uygulanmas›, günlük çal›flma saatinin 7,5 saat olarak acilen hayata geçirilmesi, sigortalar›n iflçilerin ald›¤› ücret üzerinden ana firma taraf›ndan tam olarak ödenmesi, ücretlerin ödenmesinin ana firma taraf›ndan güvence edilmesi, sa¤l›kl› bar›nma, kaliteli yemekler verilmesi, saat 10.00’da ve 15.00’da çay molas›n›n ve sosyal haklar›n eksiksiz verilmesi, sendikaya tüm tersanelerde temsilcilik açma olana¤› sa¤lanmas›, tafleronluk sisteminin kald›r›lmas› taleplerini güvence alt›na almal›d›r.”

‹flten at›lmas› üzerine Tepeli, sabah saatlerinde tersane önünde direnifle bafllad›. Konuya iliflkin aç›klama yapan Limter-‹fl Genel Sekreteri Kamber Sayg›l›, sendikalar›na üye olan arkadafllar›n›n greve kat›ld›¤› için iflten at›ld›¤›n› belirtti. Tepeli ifle geri al›nana kadar direniflin sürece¤ini belirten Sayg›l›, “Tehditlere ve iflten at›lmalara; ölümlere ve kurals›zl›¤a karfl› mücadelemizi sürdürece¤iz” aç›klamas›nda bulundu.

Tersane iflçilerinin grevine ÖDP milletvekili Ufuk Uras, DTP milletvekilleri Sebahat Tuncel, Ak›n Birdal ile ayd›n ve sanatç›lar destek vererek, tersane iflçilerinin yan›nda olduklar›n› belirten k›sa konuflmalar yapt›lar. Limter-‹fl’in ça¤r›s›yla yap›lan grev, saat dört sular›nda “grev doyuma ulaflm›flt›r” denilerek sonland›r›ld›.

CHP’li patron önce eyleme destek verdi sonra eyleme kat›lan iflçiyi iflten att› Emekçilerin ma¤duriyetinden nemalanma siyaseti güden CHP’nin grev “destekçili¤i” yats›ya kadar sürdü. CHP Tuzla ‹lçe Baflkan› Hasan Uzunyayla’ya ait Rahmi Koç’un tersanesinde bulunan Umut Gemi adl› tafleron firmada çal›flan Niyazi Tepeli, CHP milletvekilleri ve ilçe örgütü üyeleriyle iflçilerin grevine göstermelik destekle kat›lan Hasan Uzunyayla taraf›ndan iflten at›ld›.

EME⁄‹N KÜRSÜSÜ Dursun BAfiTU⁄

Abart›l› söylemler arkas›nda kaybolan gerçeklik Ezilen s›n›flar›n iktidar mücadelesine bak›ld›¤›nda, geçmifle oranla daha düflük seyreden bir grafi¤e sahip oldu¤u görülmektedir. 20. yüzy›l›n son çeyre¤inde yaflanan bu dü-

Baflbakan Erdo¤an tersane cinayetlerini savundu

flüfl sadece ülkemizde de¤il, dünyan›n di¤er ülkelerinde de

Tuzla tersanelerinde yaflanan ifl cinayetlerine iliflkin tersane patronlar› ve Dok Gemi-‹fl Sendikas› ile Dolmabahçe’de bir görüflme gerçeklefltiren Baflbakan, yapt›¤› konuflmada tersanelerde yaflanan ifl cinayetlerinin normal oldu¤unu savundu.

yanflanmaktad›r. Nepal halk›n›n iktidar yürüyüflünü bir ke-

Limter-‹fl’in ça¤r›lmad›¤› görüflmede, tersanelerde yaflanan kazalara iliflkin Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤›’n›n denetimler yapt›¤›n›, para cezas› ve kapatmalar uygulad›¤›n› belirten Erdo¤an; “‹fl kazalar›na ba¤l› ölüm ve yaralanma olaylar› maalesef dünyan›n her yerinde olabiliyor. Gemi infla sanayinde de oluyor. Yani, hiçbir gemi kazas›n›n olmad›¤›, ölümlerin olmad›¤› gemi infla sanayi dünyada yok” fleklinde konufltu. Erdo¤an, tersanelerde yaflanan ifl kazalar›n›n bu kadar dillendirilmesinin sektörün baflar›lar›na zarar verdi¤ini belirterek; “Gemi infla sanayi gibi gerçekten zor flartlarda üretim yap›lan bir sektörün kaydetti¤i takdire flayan ilerlemenin, ifl kazalar›n›n sebep oldu¤u olumsuz iklimde bo¤ulmas›na izin vermeyece¤iz, vermemeliyiz” dedi.

nara koydu¤umuzda, yak›n zamanda dünya halklar›n› derinden etkileyecek büyük bir geliflimin olmad›¤› görülmektedir. Emperyalistlerin ve onlar›n iflbirlikçileri ile uflaklar›n›n sald›r›lar›na karfl›, devrimci komünist hareketlerin ortak tutumunun yetersizli¤i, devrim karfl›tlar›n›n baflar› sa¤lamas›n› kolaylaflt›r›yor. Sömürünün küreselleflmesiyle birlikte, dünya haklar›n›n topyekun bir direnifl ortaya koymalar› noktas›nda bir yetersizli¤in oldu¤unu görmekteyiz. Esasta bizlerin yetersizli¤inden kaynaklanan bu durumun daha fazla devam etmesi mümkün de¤ildir. Çünkü emperyalizmin düfltü¤ü ç›kmazlar, yeni sald›r›lar› gelifltirerek, dünya halklar›n›n ve ezilen uluslar›n›n gelece¤ini tehdit etmektedir. Dünyada ve ülkemizde yaflan›lan ve yaflanmaya devam eden durumlar› de¤erlendirip masaya yat›rd›¤›m›zda, de¤iflik fikirlerin oluflmas› do¤al iken, kimi zaman düflülen afl›r› öznelci¤in gerçeklerin gözard› edilmesini beraberinde getirdi¤ini de görmemiz gerekir. Oysa gerçekleri tüm ç›plakl›¤›yla ortaya koyup, bunun üzerinden objektif yaklafl›m ve tutumlar›n sergilenmedi¤i hiçbir ad›m, istenilen baflar›y› getirmeyecektir. Olan›, oldu¤unun üstünde anlatma durumu, gerçekleri de¤ifltirmemekle birlikte, mevcut durumun alg›lanmas›nda da bir yan›lsama yaratmaktad›r. Temelde benmerkezci anlay›fl›n ürünü olarak ortaya ç›kan bu durum, de¤iflik boyutlarda devam etmektedir. Kitlelere gerçekleri anlatmaktan uzak, nesnel gerçekli¤i örgütlenmifl güç olarak görmenin getirdi¤i yan›lsamalar, kimi dönem ajitasyon olarak kullan›l›p kitlelerin motivasyonu sa¤lanmaya çal›fl›lsa da, bu, maddi güce kavuflmad›¤› durumda, büyük y›lg›nl›klara yol açacakt›r. Günü birlik ç›k›fllarla kitlelerin ayakta oldu¤unu söyleyenler, daha dün SSGSS eylemlili¤i sürecinde genel grevden bahsediyorlard›. Genel grevin hangi üretim iliflkilerinde ortaya ç›kt›¤›ndan ba¤›ms›z ele al›nmas›, al›nacak karar›n etki alan›n› da belirler. SSGSS sürecinde, en kitlesel tasarlanm›fl eylemin 20 bin civar›nda oldu¤u görülürken, bu eylemi 50 bin olarak dillendirenler, gerçekleri yads›yarak genel grevi dillendiriyorlard›. Koflullara ba¤l› gelifltirilen eylemleri, koflullardan ba¤›ms›z, içini boflaltarak ortaya sürenlerin, bu popüler söylemlerle s›n›f›n ihtiyaçlar›-

“Grev”den gözlemler... 16 Haziran günü eylem alan›nda iflçi say›s›n›n azl›¤› dikkat çekti. Sabah saatlerinde daha fazla görülen iflçilerin zamanla azalmas› ve ö¤leden itibaren esasta destek için d›flar›dan gelen kurumlar›n a¤›rl›kta olmas› eylemin baflar›s›n› ve “grev” olma niteli¤ini tart›flt›ran etmenler oldu. Bu çerçeveden bak›ld›¤›nda “grev” karar›n›n al›n›fl süreci ve iflçilerin bunu sahiplenme oran›, de¤erlendirilmesi gereken noktalar olarak karfl›m›zda duruyor. S›n›f sendikac›l›¤› aç›s›ndan deneyimlerin bölük pörçük ve k›s›r oluflu gibi etmenler mücadele içerisinde gözlemlenebilecek olgulard›r. Zira, bu flekilde sendikal mücadelenin ihtiyaçlar› daha berrak olarak görülebilecektir. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda Tuzla eylemi ard›nda b›rakt›¤› tart›flmalarla, e¤er do¤ru temelde tart›fl›l›rsa, s›n›f mücadelesinin ihtiyaçlar›na göre yeni bir flekillenifl yaratabilir, halka ve mücadeleye yeni mevziler kazand›rabilir. Eylem alan›ndaki deste¤in iflçilerle buluflma noktas›nda yaflad›¤› sorun bir bütün olarak devrimci sorumlulukla hareket eden her kesimin omuzlar›ndaki bir yük olarak durmaktad›r. Bu aç›dan; grev karar›n›n al›nmas›n›n, iflçiler içerisindeki örgütlülük düzeyi ve ciddi bir iflçi talebi üzerinden mi gerçekleflti¤i tart›fl›lmal›d›r. Kamuoyunda Tuzla’n›n ciddi bir yer edinmesi ve birçok toplumsal kesimden sorunun sahiplenilmesi, “grev” karar› için aceleci bir yaklafl›ma vesile olduysa, bu de¤erlendirilmeli ve do¤ru sonuçlara var›lmal›d›r. Evet ciddi bir kamuoyu deste¤i ve s›n›rl› bir iflçi deste¤i olmufltur, bu görülmelidir. Bunu kabul etmek ve buna göre ad›mlar atmak gerekir. S›n›rl› miktardaki iflçinin eyleme olan deste¤ini ilerleyen saatlerde azaltmas› ve eylem alan›n›n destekçilerin bafl bafla kald›¤› bir alana dönüflmesi “grevi” fiili olarak bitirmifl ve bu “grev doyuma ulaflm›flt›r” fleklinde ifade edilmifltir. Limter-‹fl’in alm›fl oldu¤u “grev” karar›, sürecin öncesi ve sonras›yla birçok tart›flmaya vesile oldu ve olmaya devam edece¤e benziyor. Zira 16 Haziran günü yaflananlardan hareketle bir dizi tespitte bulunulabilir. Ama daha önemlisi bu deneyimden hareketle olgun bir tart›flma ortam› yarat›larak, elefltirileri dikkate alan ve özelefltirel yaklaflmay› da bilen bir anlay›flla sürecin devam ettirilme dirayetinin gösterilmesidir. Tafleronlaflman›n yayg›n oldu¤u bir alanda örgütlenmenin önündeki zorluklar hesaba kat›larak yap›lan her türlü dostane elefltiri s›n›f›n ve mücadelesinin ç›karlar›nad›r ve aksi bir tutum elefltiriden kaçmak olur ki bu; da liberal bir anlay›flt›r.

“Grevin baflar›s›n›, yaratt›¤› etki, ortaya ç›kartt›¤› enerji üzerinden ölçmek gerekir”

na cevap olmalar› mümkün de¤ildir. Çünkü bu prati¤in temelinde yatan çizginin, genelde küçük burjuva devrimci çizgi oldu¤u bilinmektedir. Benzer yaklafl›mlardan birini de tuzla tersanelerinde görmek mümkündür. pefl pefle gelen ölüm haberleri karfl›s›nda burjuva liberallerinin dahi sessiz kalamad›¤› bir dö-

Tersanelerdeki ölümlere karfl› 16 Haziran’da gerçeklefltirelen eylemin örgütleyicisi olan Limter-‹fl Sendikas›’yla konuya iliflkin görüfltük.

r›n› bulaca¤›n› düflünüyoruz. Ayn› zamanda, baflta tersane iflçileri olmak üzere emekçilerin tüm bölüklerine enerji katm›fl, iflçi, emekçi iradesinin güçlenmesine hizmet etmifltir.

Uzun süredir Tuzla’daki ifl cinayetlerine karfl› mücadele yürütüyorsunuz. Bize k›saca bugüne kadar Limter-‹fl’in ifl çinayetlerine karfl› sürdürdü¤ü faaliyet hakk›nda bilgi verir misiniz?

Gazetelerde greve iflçilerin fazla kat›lmad›¤› yaz›ld›. Bu konu

Tersanelerde 16 y›ld›r sendikal bazda s›n›f mücadelesi yürütüyoruz. Tersaneler neoliberal sald›r›lar›n laboratuar›, dolay›s›yla kurals›zl›¤›n kural haline geldi¤i bir havza. Tafleronluk sistemi ise bafll› bafl›na bir sorun. Tüm bunlar ayn› zamanda iflçi ölümlerini de beraberinde getiriyor. Dolay›s›yla bizim ifl cinayetlerine karfl› verdi¤imiz mücadelenin öne ç›kmas› sadece iflçi ölümlerine karfl› mücadele ediyoruz anlam›na gelmiyor. Merkezinde yaflam hakk› ve kölece çal›flma koflullar›na karfl› mücadelenin durdu¤u neoliberal sald›r›lara karfl› s›n›f mücadelesi olarak okumak gerek. Yani görünürde sadece ifl cinayetlerine karfl› mücadele gibi görünse de esas› iç içe geçmifl talepler u¤runa mücadelenin toplam›d›r. Bu konuda onlarca eylem türünü uygulad›k uygulamaya devam ediyoruz. Bafll›ca ayd›nlatma ve buna ba¤l› eylemler gerçeklefltirdik. Bildiri, afifl, duvar gazetesi, kampanyalar, imza stantlar›, film gösterimleri, onlarca yürüyüfl ve grevlerimiz... Meclis Araflt›rma Komisyonlar›n›n kurulmas› çabam›z, TTB, TMMOB, ‹flçi Sa¤l›¤› Enstitüsü, avukatlar ve akademisyenlerle birlikte kurdu¤umuz tuzla tersanelerini izleme ve inceleme komisyonunun kurulmas› gibi çok say›da yöntem ve araç say›labilir. Bu kapsamda 16 Haziran günü bir grev gerçeklefltirdiniz. Bize k›saca grevi de¤erlendirir misiniz? 16 May›s 2008 tarihinde öncü iflçilerle kurals›zl›¤a ve ifl cinayetlerine karfl› yaflam hakk› için grev karar› ald›k. Kurmufl oldu¤umuz ifl yeri ve mahalle komisyonlar›m›zla ayd›nlatma ve örgütlenme faaliyeti sürdürdük. Pendik’ten Gebze’ye kadar uzanan havzada on binlerce bildiri, binlerce afifl, ev toplant›lar› ve halk toplant›lar› ile greve haz›rland›k. Bu faaliyet süremiz boyunca emekçi semt halk›, gençlik, ayd›nlar, sanatç›lar, emekçi kad›nlar grevin etraf›nda birlefltiler. Grev mücadellesi ve haz›rl›¤› di¤er toplumsal kesimlerle iflçi s›n›f› aras›ndaki kopuklu¤un giderilmesinde anlaml› bir köprü olmufltur. Grev mücadelemiz, toplumsal vicdan› örgütleyerek, tersane iflçileri etraf›nda güçlü bir dayan›flma hareketi yaratm›flt›r. Tersanelerdeki sorunlar›n çözümünü güncellefltirerek patronlara dayatm›flt›r. Pratik kazan›mlar›n önümüzdeki dönemde yans›mala-

hak›nda neler diyeceksiniz? Herkes kendi penceresinden bakarak bu grevi de¤erlendirece¤i gibi, kat›lan iflçi say›s›n› da keyfine göre belirleyebilir. Bu de¤erlendirmelere bazen greve duyulan öfke, bazen de devrimci siyaset ad›na husumetçi bak›fl aç›s› yön verebilir. Dolay›s›yla konuyla ilgili fazla bir fley söylemeyi gerek görmüyoruz. Ama bir gerçek var k,i kaç iflçinin kat›l›p kat›lmad›¤› ve de kimin iflçi kimin iflçi olmad›¤›n›, o gün tersanelere gelmifl bir muhabirin de¤il yirmi y›ld›r bu tersanelerde çal›flan öncü iflçilerin ve de on alt› y›ld›r tersanelerde örgütlenme faaliyeti sürdüren sendikam›z›n bilgisi dahilindedir. Sendikam›z›n ve iflçi arkadafllar›m›z›n gözlemi 1000 civar›nda tersane iflçisinin grev meydan›ndaki eyleme kat›ld›¤› fleklindedir. Tabiî ki bu beklentilerimizin alt›nda bir kat›l›md›r. ‹flçilerin grevi sahiplenme düzeyiyle alandaki eyleme kat›l›mlar› aras›nda ciddi bir orant›s›zl›k var. Elbette bunun nedenleri üzerine daha fazla düflünmek gerekiyor. Fakat bu say›lardan hareketle grevin baflar› ya da baflar›s›zl›¤› de¤erlendirilemez. Grevin baflar›s›n›n ölçütü, yaratm›fl oldu¤u etki, ortaya ç›karm›fl oldu¤u enerjide ve güncellefltirerek dayatt›¤› çözüm ›srar›nda görmek gerekir. Tek tek tersanelerde çal›flan arkadafllar›m›zdan ald›¤›m›z bilgileri de¤erlendirmeye tabi tutman›z aç›s›ndan bilginize sunuyoruz: RMK Tersanesi'nde 1300 iflçiden 250 iflçi ifle gitmed. Tuzla Gemi’de 1200 iflçiden 50 iflçi çal›flt›. Torlak’ta 600 iflçiden 200 iflçi ifle gitmedi. TÜRKTER’de 800 iflçiden 600 iflçi ifle gitmedi. YILDIRIM’da 500 iflçiden 390 iflçi ifle gitmedi. ‹stanbul Tersanesi'nde 350 iflçi ifle gitmed. SELAH’da 600 iflçiden 500’ü ifle gitmedi. DEARSAN’da 530 iflçiden 130 iflçi çal›flmad›. Anadolu Tersanesi’nde 520 iflçiden 400 iflçi ifle gitmedi. GEMAK’ta %90 üretim durdu. PIRLANT’ta hiç çal›flma olmad›. ONUR GRUP’ta %50 üretim durdu, sadece 90 kifli çal›flt›, Selahattin Arslan’da çal›flan olmad›. ÇEL‹fiKTRANS’ta 420 iflçiden 200 iflçi ifle gitmedi. DENTAfi’ta 500 civar›nda iflçiden 200 iflçi ifle gitmedi. TERSAN’da 800 iflçiden 130 iflçi ifle gitmedi. Pendik Askeri Tersanesi’nde tafleronda çal›flan 50 iflçiden sadece 20–25 iflçi çal›flt›, DESAN’da sadece kadrolular ifle geldi, Toplam 800 iflçiden 250’si çal›flt›. fiahin Çelik’te 400 iflçiden 150’si çal›flt›, H‹DROD‹NAM‹K’te 600 iflçiden 30 iflçi çal›flt›., GEMSAN’da çal›flma olmad›.

nemde, o alanda çal›flan iflçilerden yoksun, d›flardan al›nm›fl grev karar›yla, ihtiyac› karfl›lamak mümkün de¤ildir. Burjuva bas›n›n›n mahfletlere tafl›d›¤› bu ölümler karfl›s›nda, hala bizlerin bir örgütsüzlü¤ü mevcutsa, dönüp de sorgulamam›z gereken yer kendimizden baflkas› de¤ildir. Yap›lacak çal›flmalarda halk›n ç›karlar› yerine örgütsel ç›karlar›n›z kendisini dayat›yorsa, oluflacak ilgisizli¤in sorumlular› da bizleriz. 15–16 Haziran iflçi direniflinin y›ldönümünde yap›lan bu eylemin, di¤er örgütler taraf›ndan desteklenmesi, Limter-‹fl'in ald›¤› grev karar›n›n do¤rulu¤u anlam›nda de¤il, karar›n kendisinden ziyade yaflanan iflçi ölümlerine gösterilen bir tepkidir. Fiili olarak iflçilerin iflbafl› yapmalar›n› engellemenin hangi koflullarda yap›labilece¤i tart›fl›labilinir durumda olmas›na ra¤men, bugün böylesi bir karar›n bofla düflmesi kaç›n›lmaz olacakt›r. Baz› öznel yaklafl›mlar› genelin ihtiyaçlar› olarak ortaya sürmenin, s›n›fa ve ona önderlik edecek kurumlara bir getirisi olamaz. Bundand›r ki, karar mekanizmas›n› olabildi¤ince di¤er dost güçlerle birlefltirmek ve bu biçimiyle iflçilerin kabulüne sunmak do¤ru olacakt›r. Aksi takdirde iflverenin bin bir türlü entrikalar› karfl›s›nda, emekten gelen gücün kullan›lmas›nda ciddi problemler oluflacakt›r. Siyasal iktidar›n düfltü¤ü ç›kmazlar yeni sald›r›lar› tetikleyerek, en genifl toplumsal muhalefeti susturmaya çal›flmaktad›r. Özellikle yasal alanda sistemin tüm kirliliklerini ortaya koyarak, genifl kitlelere umut olmaya çal›flan kurumlara ve üyelerine yönelik bafllat›lan bu sald›r› furyas›, her geçen gün geniflleyerek devam ediyor. Son dönemde s›klaflt›r›larak yap›lan bu sald›n›lar›n son halkas›, Demokratik Haklar Platformu (DHP) oldu. Birçok ilde yap›lan ev bask›nlar›, gözalt›lar ve tutuklamalar devam ederken, öyle görülüyor ki, bu sald›r›lar bundan sonra da artarak sürecektir. Bu noktada gerçekleri yads›mayan yaklafl›m›m›zla, hak ve taleplerimiz için daha fazla mücadele etmek durumunday›z. Aksi hamleler, bir ad›m daha geriye düflülerek, psikolojik üstünlü¤ün kaybedilmesine yol açacakt›r. Bu aç›dan DHP için ortaya sürülen suçu ve suçluyu övme gerekçesini tersine çevirip, hakl›l›¤›m›zdan ald›¤›m›z güçle, halk›n nezdinde suçlu olanlar› yarg›lamay› baflarabilmeliyiz.


güncel

28 Haziran-16 Temmuz 2008

Devlet, borçlar›n›n faturas›n› halka kesti Birçok alanda yap›lan zamlar sürekli yenilenirken, elektri¤e de yüzde 21 oran›nda yeni bir zam geldi. Elektrik zamm›, TEDAfi’›n ço¤unlu¤u belediyelerden olan alaca¤›n› tahsil edememesinin faturas›n› halka yüklüyor. Türkiye Elektrik Ticaret Afi (TETAfi), Elektrik Üretim Afi (EÜAfi)’den ald›¤› elektri¤i maliyetinin alt›nda satan TEDAfi, alacaklar›n› tahsil etme s›k›nt›s› yafl›yor. 2007 y›l›nda TETAfi ve EÜAfi’den 148 milyar kilovat saat elektrik sat›n alan TEDAfi, bu elektri¤in sadece 126.1 milyar kilovat saatini faturaland›r›rken, 21.9 milyar kilovat› kaçak kullan›ld›. Faturaland›r›lan k›sm›nda önemli bir k›sm› tahsil edilemedi. TEDAfi’›n faizlerle birlikte toplam alaca¤› 13.5 milyar YTL. Bunun 3.5 milyar YTL’si belediyeler ve il özel idarelerine ait. TEDAfi’›n belediyelerden 1.3 milyar YTL’lik alaca¤› var. fiirketin di¤er alacakl›lar›n› ise, resmi daireler (1.3 milyar YTL), ibadethaneler (250 milyon YTL), sanayi (720 milyon YTL), ticarethaneler (1.5 milyar YTL) oluflturuyor. Buralardan borçlar›n› tahsil edemeyen TEDAfi, ayd›nlatma bedelinin halktan tahsil edilmesi için yürürlü¤e konan yüzde 31’lik bir zamm› öngören yasa tasar›s› 26 Haziran günü mecliste onayland›. TEDAfi’›n tüm maliyetleri yans›tt›¤› elektrik zamm›yla birlikte son bir y›l içerisinde

elektri¤e yap›lan zam oran› yüzde 42’ye ulaflt›!

Özellefltirme eylemi Türkiye Enerji, Su ve Gaz ‹flçileri Sendikas› (Tes-‹fl) üyeleri elektrik da¤›t›m ve üretim tesislerinin özellefltirilmesine karfl› 10 Haziran’da Özellefltirme ‹daresi Baflkanl›¤› (Ö‹B) önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Tes-‹fl ad›na bas›n metnini okuyan Tes-‹fl Genel Baflkan Yard›mc›s› Murat Aytemiz, elektrik tesislerinin stratejik öneme sahip oldu¤unun alt›n› çizerek, var olan santrallerin kamu elinde kalarak bak›m ve onar›mlar›n›n yap›lmas› gerekti¤ini ifade etti.

¤iz diye. Ama bu güne kadar yapamad›lar. Enerji alan›n› yap-boz tahtas›na çevirdiler, ama yapamad›lar” dedi. Ö‹B önünde yap›lan eylemin, ülke çap›nda Tes‹fl'te örgütlü tüm iflyerlerinde yap›ld›¤›n› kaydeden Aytemiz, “Bilinmelidir ki bu eylem uyar› anlam›nda sadece bir bafllang›çt›r. E¤er sesimiz duyulmazsa, devam› gelecektir” uyar›s›nda bulundu.

Aytemiz; hükümetin, ülkemizin tüm elektrik da¤›t›m bölgeleri ile elektrik üretim santrallerini özellefltirmeye yönelik bir süreç bafllatt›¤›na iflaret etti. Bu çerçevede 11 ili kapsayan Baflkent Elektrik Da¤›t›m ile Sakarya Elektrik Da¤›t›m’›n özellefltirilmesine yönelik ihale tekliflerinin al›nd›¤›n› kaydeden Aytemiz, “Diyorlar ki, sizin ifl yerlerinizi sataca¤›z. Kim diyor? IMF diyor, Dünya Bankas› diyor. Kim uyguluyor? Hükümet. Bu, bugünün meselesi de¤il, 25 y›ld›r tutturdular enerjiyi özellefltirece-

On bin belediye iflçisi grev için bileniyor Belediye-‹fl üyesi ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi iflçileri, toplu sözleflme görüflmelerinde Belediye Baflkan› Kadir Topbafl’›n yapt›¤› yüzde 8’lik zamma itiraz ederek eylem yapt›. ‹lçe belediyelerle birlikte 10 bin iflçiyi ilgilendiren toplu sözleflmede, arabulucu aflamas›nda da anlaflma sa¤layamayan Belediye-‹fl, Büyükflehir Belediyesi önünde eylem yapt›. Sendika binas› önünde toplanan belediye iflçileri, “Topbafl, zamm›n› al bafl›na çal”, “Direne direne kazanaca¤›z”, “Sözleflme hakk›m›z, grev silah›m›z” sloganlar› ile belediye binas› önüne yürüdü. Belediye önünde bir araya gelen Belediye-‹fl ‹stanbul fiubeleri ad›na bas›n metnini okuyan 1 No’lu fiube Baflkan› Mehmet Aflk›n, ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi’nin uzlaflmaz tutumu nedeniyle anlaflma sa¤layamad›klar›n› belirtti. Bu tutumun de-

vam etmesi halinde greve ç›kacaklar›n› söyleyen Aflk›n, belediye yönetiminin uzlaflmaz tutumunun arkas›nda yatan nedeni; “AKP’nin yürüttü¤ü iktisadi, ekonomik ve sosyal politikalar›n benzerini yerellerde uygulamak istemeleri” olarak ifade etti. Kendilerine karfl› yönetim taraf›ndan sergilenen emek karfl›t› uygulamalara sessiz kalmayacaklar›n› belirten Aflk›n; “Dünyan›n en önde gelen metropol kentlerinden olan ‹stanbul’un hizmetlerini, kent yaflayanlar›n›n daha rahat, daha iyi ve daha güzel yaflamalar› için büyük bir titizlikle ve emek veren binlerce üyemize yüzde 8 gibi komik bir ücret art›fl›n› lay›k gören baflta Büyükflehir Belediye Baflkan› Kadir Topbafl ve belediye yöneticilerini uyar›yoruz. ‹stanbul halk›n›n ma¤duriyetine yol açacak bir grevi de¤il, taleplerimizi karfl›lamalar›n› arzu ediyoruz” fleklinde konufltu.

Toplu sözleflmenin masa bafl›nda bitirilmesinden ve uzlaflmadan yana olduklar›n› ifade eden Aflk›n, taleplerinin makul ve günün ihtiyaçlar›na uygun, gerçekçi bir talep oldu¤unu belirtti.

Petrol fiyatlar›ndaki art›fl t›rman›yor ABD’de ortaya ç›kan ve ekonomik krize do¤ru gidifl fleklinde nitelenen Mortgage konut krizi dolar ve faizlerde düflüflü beraberinde getirmifl, kriz farkl› alanlara s›çram›flt›. Yaflanan bu krizi, dünya genelinde etkileri halen süren ve tehdit oluflturan g›da krizi izledi. fiimdi de petrol fiyatlar›nda arka arkaya gelen art›fl ve ihtiyaç talebi yaflan›yor. Petrol ürünlerinde yaflanan bu art›fl dünya genelinde tepkilere neden oldu. Dünyan›n birçok ülkesinde zamlar protesto ediliyor. Petrol fiyatlar›ndaki bu art›fl›n devam edece¤i belirtiliyor. 2007’de 95 dolar olan petrolün varil fiyat›, son art›flla birlikte 138 dolara yükselerek 1980’deki fiyat zirvesini geçti. Yaflanan zamla birlikte ülkemizde kurflunsuz benzinin litre fiyat› 3.54 YTL’den 3.59 YTL’ye yükseldi. Petrol üreticisi ülkeler ve uzmanlar petrolün varilinin k›sa süre içerisinde 200 dolara dayanaca¤›n›, bunun da ciddi bir krizi ve tehdidi beraberinde getirece¤i-

ni söylüyor. Öte yandan petrolde yaflanan art›fl›n mali kriz ve g›da kriziyle paralel seyretti¤inin alt› çiziliyor. Uluslararas› sermaye kurumlar› bu art›fl›; petrol üreticilerinin fiyat› yükseltmek için üretimi k›smalar›na ve aralar›nda anlaflarak fiyat belirlemelerine ba¤l›yor. Dolar›n de¤erinin düflmesi, ABD Merkez Bankas› (FED)’n›n faizleri düflürmesiyle kredi ve fonlarda krizin yaflanmas›, petrol fiyatlar›n›n art›fl›na etken olarak görülüyor. Petrol fiyatlar›ndaki bu art›fla yol açan temel etkenlerin; talebin artmas›yla arz-talep dengesizli¤inin oluflmas›, uluslararas› tekellerin, finans çevrelerinin yaratt›¤› spekülasyon ile temel enerji kayna¤› olan petrolde yaflanan azalma oldu¤u üzerinde yo¤unlafl›l›yor.

‹htiyaç art›yor, petrol rezervlerinde azalma yaflan›yor Yap›lan çal›flmalar petrole olan talebin gittikçe artt›¤›, buna karfl›n petrol rezervlerinin azald›¤›n› gösteriyor. Günlük petrol üretimi 2005’te 84.63 milyon varil iken, 2006’da 84.60 milyon, 2007’de 84.64 milyon varil oldu. Bugünlerde dünyadaki toplam petrol talebinin ise günde 85.59 milyon varil oldu¤u ve günlük talebin, günlük üretimin üzerine ç›kmas› nedeniyle stoklar›n eridi¤i bildiriliyor. ABD dünya petrol tüketiminde birincili¤i elinde bulunduruyor. Günlük petrol tüketimde ABD’nin pay› yüzde 24.2, Çin’in pay› yüzde 9 oran›nda. Dünyada petrol talebinin her y›l yüzde 1.2–1.3 artmas› beklenirken, Çin’in petrol talebi y›lda yüzde 8..2

Al›m gücünün gün geçtikçe düfltü¤ü ülkemizde, cüzi maafllarla geçimini sa¤lamaya çal›flan aileler nakit paraya neredeyse dokunamaz duruma getirilirken di¤er taraftan da bankalar ve devlet eliyle bir baflka ç›kmaza; kredi kart› borcu bata¤›na sürükleniyor. Ankara Ticaret Odas›’n›n (ATO) “Ailelerin Borcu” raporuna göre son dört y›l içerisinde borçlanman›n 7 kat artt›¤› ülkemizde, ailelerin 2003 y›l›nda bankalara 13.4 milyar YTL olan borcu, 2007 y›l› sonunda 100.6 milyar YTL’ye yükseldi. AKP hükümetinin ekonomik büyüme balonunu fliflirdi¤i bir ortamda kredi kart›na s›¤›nan aileler Merkez Bankas› deste¤i ile bankalar taraf›ndan soyuluyor. Kredi kartlar›n›n neredeyse fleker gibi da¤›t›ld›¤› ülkemizde, taksitlendirme gibi aldatmacalarla vatandafllara verilen kartlar borçlanmalar› artt›r›yor. Kredi kart› borçlar›na fahifl faizlerin uyguland›¤› ülkemizde Merkez Bankas› taraf›ndan belirlenen oran ise ödemenin gecikmesi durumunda yüzde 106 oran›nda. ATO taraf›ndan haz›rlanan rapora göre son y›llarda borçlar› fazlas› ile artan ailelerin faize ödedikleri miktar da artt›. Faiz ödemeleri ailelerin ödemelerinin yüzde 4.6’s›n› oluflturuyor ve sadece 2007 y›l›nda 15.6 milyar faiz ödemesi yap›lm›fl. Ayr›ca raporda belirtilen bir di¤er ayr›nt›ya göre aileler giderek daha fazla tüketip daha az tasarruf yapmaya bafllad›. Son üç y›lda ailelerin mevduat, hazine iç borçlanma ka¤›tlar›, menkul k›ymet yat›r›m fonu, bireysel emeklilik, repo ve nakit para gibi parasal varl›klar› yüzde 64.5 oran›nda artarken, borçlar› yüzde 258 oran›nda artt›.

nun için ne gerekiyorsa yapaca¤›n› söyledi. ‹ki bin belediye iflçisinin kat›ld›¤› eyleme, Türk-‹fl 1. Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak, Deri-‹fl Genel Teflkilatlanma Sekre-

Unilever iflçileri direniflte

teri Gürsel Mentefle, TÜMT‹S Genel Sekreteri Gürel Y›lmaz, Haber‹fl fiube Baflkan› Levent Dokuyucu ve fiube Sekreteri Ali Küçükkoçkaya, Tez Koop-‹fl 1 No’lu fiube Baflkan› Rahim Sar›polat, 2 No’lu fiube Baflkan› Rabia Özkaraca, Deri-‹fl Tuzla fiube Baflkan› Binali Tay, Tes-‹fl 2 No’lu fiube Yöneticisi Yaflar Akarsu ve iflyeri temsilcileri destek verdi.

Akaryak›t zamlar›, halk› soka¤a döktü

ABD’de patlak veren ve dünya ekonomilerini etkisi alt›na alan Mali krizin ard›ndan gelen g›da krizini petrol krizi izledi. G›da fiyatlar›ndaki art›fl ve k›tl›¤a karfl› gerçekleflen genifl çapl› protesto ve eylemlerin ard›ndan petrol ürünlerine yap›lan zamlar karfl›s›nda emekçi kesimlerin baflta Avrupa ve Güneydo¤u Asya olmak üzere dünyan›n çeflitli yerlerinde gerçeklefltirdikleri grev ve eylemler dünyay› sars›yor.

Ailelerin borcu 7 kat artt›

Aflk›n, binlerce üyelerinin taleplerinden vazgeçmeyece¤ini, bu-

gibi yüksek oranda artmaya bafllad›. Hindistan’›n talebinde ciddi art›fl yaflan›yor. ABD kendi topraklar›ndan günde 8.48 milyon varil petrol ç›kar›rken, günde 20.70 milyon varil petrol tüketti¤i için dünyadaki petrol üretim bölgelerine büyük ilgi gösteriyor. En büyük üretim bölgesi ise Ortado¤u co¤rafyas›nda bulunuyor. Ortado¤u’nun pay› yüzde 31, Rusya ve Kafkas ülkelerinin pay› yüzde 22, Kuzey Amerika ülkelerinin pay› yüzde 16, Afrika ülkelerinin pay› yüzde 12, Asya ve Uzak Do¤u ülkelerinin pay› yüzde 10, Orta ve Güney Amerika ülkelerinin pay› yüzde 9 oran›nda. Petrol rezervlerinin azalmas› ve siyasi bir koza dönüfltürülen üretimin k›s›tl› tutulmas›: uluslararas› gerginlikleri, kamplaflmalar› körüklüyor. Bu kriz sadece petrolde de¤il, ayn› zamanda do¤algaz, elektrik enerjisi ve di¤er enerji kaynaklar›nda da bariz bir flekilde görülmeye baflland›, bunun, kendisini daha da hissettirece¤i üzerinde duruluyor. Irak iflgali petrolde krize do¤ru gidiflin önemli etmeni. ‹ran petrolleri petrol üretiminde ve ihtiyac›n karfl›lanmas›nda önemli bir yerde duruyor. Ne var ki ABD ile aras›nda yaflad›¤› çat›flma petrol üzerinden siyasi manevra yapmas›na neden oluyor. ABD, petrolün fazla üretimi, böylece fiyatlar›n düflmesi için en büyük petrol üreticisi ülkelerin birli¤i olan OPEC’e bask› uyguluyor. Bu birli¤in en etkin ülkesi olan ‹ran, hesaplar› bozuyor, petrol üretiminde fazlaya yer vermeyece¤ini aç›kl›yor. Öte yandan ABD, son haftalarda körfez ülkelerine petrolün fazla üretilmesi eksenli yo¤un ikna turlar› düzenliyor. Nitekim ABD’nin önemli müttefiki Suudi Arabistan, petrol fiyatlar›n›n yükseliflini engellemek ve ABD’nin petrol ihtiyac›n› karfl›lamak için petrol üretimini art›raca¤›na dair ABD’ye taahhütte bulundu.

Petrol fiyatlar› yoksullar› vuruyor

7

Petrol fiyatlar›ndaki art›fl, dünyan›n bir çok yerinde protesto edildi. eylemler özellikle Asya ve Avrupa’da yayg›n bir flekilde gerçeklefltirildi. Güney Kore’de hükümetin yak›t sübvansiyonlar›n› art›rmas›n›, asgari ücret belirlemesini ve ulafl›m ücretlerini art›rmas›n› isteyen 5 binden fazla kamyon floförü ifl b›rakt›. Sendika liderleri ile hükümet yetkilileri aras›nda bu hafta bafl›nda kamyoncular›n taleplerinin yerine getirilmesi konusunda yap›lan görüflmelerde anlaflma sa¤lanamam›flt›. Güney Kore’de gerçeklefltirilen ifl b›rakma eylemi hükümette istifalara neden oldu. Malezya’da hükümetin akaryak›t fiyatlar›na yapt›¤› yüzde 40 oran›ndaki zamm›n geri çekilmesi için gerçeklefltirilen eylemler, hükümet içerisinde telafla neden oldu. Petrol ihtiyac›n›n büyük bir k›sm›n› ithal eden Hindistan’da yüzde 10 oran›nda yap›lan zamlara karfl› genifl eylemler yap›ld›. Baz› eyaletlerde yap›lan grev nedeniyle hayat felç oldu. Eylem ve grevlere sald›ran polis, çok say›da kifliyi gözalt›na ald›. Endonezya’da hükümetin yüzde 29 oran›nda yap›lan zamma karfl› yap›lan protesto eylemlerine Tayvan ve Sri Lanka’daki eylemler eklendi. ‹ngiltere’de ise Shell flirketinin akaryak›t›n› da¤›tan 600 tanker sürücüsü maafllar›n›n yükseltilmesi için 4 günlük greve gitti. fiirketin “gelifltirilmifl ücret zamm›” önerisini kabul etmeyen iflçiler greve devam ediyor. Birkaç hafta önce de Fransa, Belçika, ‹spanya, Hollanda, ‹talya ve Norveç’te bal›kç› sendikalar›, artmayan bal›k fiyatlar›na karfl›n üç defa yap›lan akaryak›t zamlar›na karfl› greve gittiler. Yan› s›ra ‹spanya ve Fransa’da nakliyeciler ve kamyon floförleri greve gitti. Gerçekleflen grevle birçok alanda yaflam durma noktas›na geldi. ‹spanya’da 8 Haziranda süresiz greve giden nakliyeciler ile bal›kç›lar›n eylemi sürüyor. Akaryak›t zamlar›na karfl› Avrupa’da yükselen grev ve eylemler Portekiz ve Bulgaristan’› sard›.

Unilever’e ba¤l› tafleron Çipa ve fiimflek firmalar›nda çal›flan ve sendikal› olduklar› için iflten at›lan iflçilerin direniflleri sürüyor. TÜMT‹S’te örgütlenen depo ve tafl›ma iflçileri 14 Haziran günü Unilever’in Bostanc›’daki binas› önünde bir eylem yapt›. ‹flten at›lan 83 iflçi ve onlar› desteklemeye gelen yaklafl›k 100 iflçi holding binas› önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Deri-‹fl, Belediye-‹fl, Selüloz-‹fl, Haber-‹fl sendikalar›ndan yöneticilerin de kat›ld›¤› eylemde, iflçiler ad›na aç›klamay› fiube Baflkan› Çayan Dursun yapt›. Firmadaki örgütlenme sürecini özetleyerek sözlerine bafllayan Dursun, “Unilever patronu kölelik koflullar›nda, düflük ücretli, ifl güvencesiz iflçi çal›flt›rmak için kurdurdu¤u tafleron flirketler vas›tas›yla üyelerimizi sendikadan istifa ettirmek için adeta terör estirmektedir. ‹flveren vekilleri taraf›ndan üyelerimiz tehdit edilmekte, iflyerinin kapat›laca¤› ve herkesin iflsiz kalaca¤› söylenmekte, sendikam›z karalanmakta ve üyelerimize silah gösterilerek zorla istifa bask›s› yap›lmaktad›r. ‹flten ç›karmalar ve tehditlerin yan› s›ra yasal boflluklardan da yararlanan iflverenler, iflkolu tespiti ve ço¤unluk itiraz› yoluyla sendikalaflma sürecini uzatmaya, sendikal örgütlülü¤ü da¤›tmaya çal›flmaktad›r” dedi.

Traktör iflçisi hakk›n› istiyor Ülkemizde en önemli traktör üretici firmalardan birisi olan Uzel Makine’nin yaklafl›k 700 iflçisi kendilerini fabrikaya kapatarak dört ayd›r alamad›klar› maafllar›n› istediler. 10 Haziran’dan buyana kendilerini fabrikaya kapatan iflçiler, ba¤l› bulunduklar› Türk Metal-Sen’i göreve ça¤›rd›. Sendikan›n sorumluluklar›n› yerine getirmedi¤ini, iflçi sorunlar› ile ilgilenmedi¤ini belirten iflçiler, sendika baflkan› Mustafa Özbek’i ‹stanbul’a ça¤›rarak sorunlarla ilgilenmesini istedi. Sendikan›n a¤›r hareket etti¤ini ve kendilerine destek vermedi¤ini belirten iflçiler, Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakan› Faruk Çelik’ten de destek beklediklerini ifade ettiler.

ÖNCÜ KADIN Rojda DEM‹R Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›mlayam›yoruz.


8

28 Haziran-16 Temmuz 2008

Türkiye-Kuzey Kürdistan’›n s›n›f mücadelesi bak›m›ndan zengin birikim ve deneyime sahip bir devrim yata¤› oldu¤u söylenebilir. Günümüzün anlafl›lmas› ve gelece¤in kurulmas› çabas›nda, bu tarihten mutlak suretle ö¤renmek gerekir. Gelece¤imizin yol iflaretleri, geçmifl mücadele tarihi aynam›zdad›r. Say›s›z direnifl ve katliamlar befli¤inde geliflen devrim mücadelemiz, ald›¤› suyu elbette unutmayacakt›r. Karfl› devrimin durmak bilmeyen azg›n sald›r›lar›, devrimimizin sertleflerek büyümesine yol açt›¤› gibi, hakim s›n›flar›n kokuflmufl sisteminin tasfiye edilmesi için, devrimci zorun hemen ve etkin biçimde kullan›lmas›n› dayatmaktad›r. Devrim mücadelemizin bafl›ndan beri silahl› mücadele içinde ve ordu biçiminde örgütlenmesi, tarihsel tecrübelerin de gösterdi¤i gibi, sürekli faflizm niteli¤i tafl›yan burjuva-feodal devlet yap›s›n›n yaratt›¤› koflullar›n tabii gere¤idir. Yak›n tarihimiz, emperyalist iflgale karfl› halk›n kendili¤inden yerel ayaklanma ve direniflinden tutal›m, Kürt ulusal hareketleri ve isyanlar›na kadar; oradan köylü isyanlar› ve toprak iflgallerine, irili-ufakl› birçok iflçi direnifli ve mücadelelerine kadar, hepsinin vahfli katliamlar ve zulümle bast›r›lmas›na tan›kl›k etmektedir. Kabuksal de¤iflikliklere u¤rayarak süregelen faflist diktatörlük, günümüzde de iflçi, köylü, memur, ö¤renci ve tüm emekçi halklar›m›z›n ekonomik, demokratik tüm talepleri ve hak aray›fllar›n› bask› ve fliddetle yan›tlamaktad›r. Türk hakim s›n›flar›n›n parlamenter demokrasisi, göstermelik ve safsatadan ibarettir. Anayasalar›yla düzenledikleri faflist sistemleri, devrimci kabar›fllar karfl›s›nda yetersiz kald›¤›nda s›n›r tan›madan onu la¤vetmeleri, bilinen devlet niteli¤inin zorunlu bir sonucudur. ‹htiyaç duyduklar›nda kendi hukuk ve yasalar›n› pervas›zca bir kenara f›rlat›p atarak aç›k faflizme baflvurmalar› s›n›fsal mantaliteleri olup, flüphe götürmez flekilde kan›tlanm›flt›r. Bu gerçeklik günümüzde de ayn›l›kla özünü korumaktad›r. Emperyalist burjuvazi, çeflitli kurumlar› ve sermayesiyle adeta ülke yönetimini kontrol edip elinde tutmaktad›r. MGK ve ordunun yan›s›ra parlamento d›fl› güçler devletin iç ve d›fl politikalar› üzerindeki a¤›rl›¤›n› korumaktad›r. Yasa ve kararlar, karanl›k ve perde arkas› güçler taraf›ndan al›nmakta, parlamento, kitleleri oyalay›p aldatan gevezeliklere ve klik dalafl›nda halk kitlelerinin yedeklenmesine hizmet eden araç durumundad›r. Kürt ulusunun iradesi ve tüm ulusal haklar› hiçbir biçimiyle tan›nmad›¤› gibi, basit kültürel talepleri ve bar›fl istemleri bile ›rkç› linç sald›r›lar› ve katliamlarla karfl›lanmaktad›r. Komünist ve devrimciler en ac›mas›z katliam ve sald›r›lara maruz kalmakta, demokrat ve ayd›n çevreler devlet teröründen nasibini almakta, hapis ve bask›lar cenderesinde sindirilmeye çal›fl›lmaktad›r. Köylülük ve çiftçiler, çeflitli emperyalist politikalarla açl›¤a mahkum edilmekte ve zehirli at›klarla do¤a tahrip edilip, insan yaflam› kimyasal tehlikeye gömülmektedir. Bütün bunlar, esasta emperyalist ç›karlar›n korunmas› u¤runa ve emperyalist politikalar do¤rultusunda yürütülüp halklar›m›za reva görülmektedir. 28 fiubat'ta Sincan sokaklar›na döktü¤ü tanklarla gerçeklefltirdi¤i "postmodern darbe" sonras›, 19 Aral›k 2000 y›l›nda ülke genelinde 20 hapishaneye eflgüdümlü olarak gerçeklefltirdi¤i kanl› sald›r›yla komünist ve devrimci tutsaklar› diri diri yak›p, görüntülerini televizyonlarda yay›mlayarak genifl halk kitlelerine mesaj verip, kanl› difllerini bir kez daha gösterdi. Yüzlerce devrimci bu sald›r›larda katledildi. Faflist yasalar› yetmiyormufl gibi, bu dönem, ek olarak ç›kard›¤› faflist bask› yasalar›yla tüm toplum sindirilip, ölüm sessizli¤ine gömülmeye çal›fl›ld›. Demokrat ayd›n ve yazarlara, devrimci bas›na davalar aç›l›p cezalar ya¤d›r›ld›. 17 komünist devrimciyi helikopterler ve en modern silahlar eflli¤inde katleden devlet, F Tipi zindanlar›nda devrimcileri her türlü bask› ve zulümle yok etmek istemektedir.

perspektif

15-16 Haziran büyük iflçi direnifli günümüze ›fl›k tutuyor Güney Kürdistan üzerindeki emelleri ve PKK'nin ulusal mücadelesine karfl›, ABD emperyalizminin de ç›karlar› do¤rultusunda ve onunla iflbirli¤i içinde, Kürt ulusal hareketine yönelik imha sald›r›lar›na giriflti. Gerçeklefltirdi¤i imha ve inkara dayal› savafl konseptiyle, Türkiye Kuzey-Kürdistan'›n birçok Kürt ilini yeniden "yasak bölge" ilan ederek, resmen ola¤anüstü hal uygulamas›na geçti. Muhalif bir sese dahi tahammül gösteremeyen devlet, 1 May›s'ta çeflitli sendika, parti ve kurum merkezlerine sald›rarak, emekçi kitlelerin soka¤a ç›kmas›n› engellemek için devlet olman›n olanaklar›n› kullanarak terör uygulad›. Soka¤a dökülen kitlelere azg›nca sald›rd›. Bunlar›n yan›nda, baflta Tuzla tersanesi olmak üzere, de¤iflik iflletme ve ifl yerlerinde iflçileri, her türlü güvenceden yoksun b›rak›p kurals›z çal›flt›rarak ölüme mahkum edip gerçek yüzünü sergilemektedir. Egemen s›n›flar›n, halk›m›z›n insanca ve onurlu bir yaflama hakk› ve talebine tahammül göstermedikleri yapt›¤› sald›r›larla ortadad›r. Ne var ki herfley karfl›t›yla vard›r. Bask›n›n oldu¤u yerde baflkald›r›n›n büyümesi kaç›n›lmaz ve nesnel bir yasad›r. Gerici bask›lara karfl›, devrimci isyan›n meflru ve hakl› oluflu gibi, düflman kamplara bölünmüfl toplumlarda devrimci s›n›f hareketlerinin boy vermesi yaflam›n de¤iflmez do¤as›d›r. S›n›fl› toplumlar tarihinin, karfl›t s›n›f ve çat›flk›lar›n iç içe varolup, birbirleriyle mücadeleleri sonucu ilerledi¤i istisnas›z bir seyirdir. Nitekim, her türlü faflist bask› ve katliama ra¤men, ezilen emekçi halklar›m›z›n onurlu direnifli de tarihsel pratik olarak eksik olmam›flt›r. Uzun devrimci mücadeleler sürecinde a¤›r bedellerle tan›flan devrimimiz, tafl›d›¤› diri dinamikleri sayesinde, pratik ak›fl› içinde önemli mevziler de elde etmifltir. Devrimci hareket, 15-16 Haziran büyük iflçi direniflinde oldu¤u gibi, zaman zaman yükselerek büyük mücadelelere varm›fl ve güçlü miraslar yaratm›flt›r. 1977 1 May›s'›nda 500 bin emekçinin Taksim Meydan›’nda toplanmas›, devrimci hareketin parlak nümayifllerindendir. 1996 1 May›s’›, Gazi ve Ümraniye direniflleri, yine devrimci hareketin diriliflini teyit eden baz› belirgin geliflme halkalar›d›r. Bugün Tuzla tersanesindeki iflçi cinayetlerine karfl› geliflen de¤iflik biçimlerdeki iflçi dayan›flmas› ve mücadeleleri, yeteri kadar güçlü sahiplenifl olmasa da son derece olumlu geliflmelerdir. Faflizme karfl› s›n›f dayan›flmas› ve birli¤i geliflmek durumunda oldu¤u gibi, devrimci halk hareketinin büyümesi kaç›n›lmaz bir nesnelliktir. S›n›f sorumlulu¤u, bu mücadelelerin gelifltirilerek yükseltilmesini emreder. Baflta yaflam güvencesi olmak üzere, sa¤l›kl› yaflam ve iyi çal›flma flartlar›, ifl ve çal›flma güvencesi, eme¤in gerçek karfl›l›¤› ücret ve çal›flma saatlerinin alt› saat olarak düzenlenmesi, sosyal haklar›n gerekli düzeye ç›kar›lmas› gibi ekonomik ve sosyal taleplerle mücadelenin

yayg›nlaflt›r›l›p politik olarak gelifltirilmesi gerekli ve temel bir ihtiyaçt›r. Düzen s›n›rlar›n› aflmayan her mücadele, sömürü ve zulüm düzeninin sürgit devam etmesine r›za göstermek anlam›na gelir son tahlilde. Salt ekonomik mücadele ufkunun ne kadar geri ve s›¤ oldu¤u günün geliflmeleriyle de kan›tlanmaktad›r. Ekonomik ve demokratik mücadelenin politik iktidar mücadelesine ba¤l› ve devrim perspektifiyle yürütülmeden gerçek kazan›mlar ve kurtulufl sa¤layamayaca¤› aç›kt›r. O halde gerçek devrimci mücadeleyi yükseltmek tek do¤ru görevdir. Bu mücadeleyi örgütlemenin nesnel koflullar› bugün elveriflli olup, devrimci öncülere uygun f›rsatlar sunmaktad›r. Büyük mücadeleler ve feodal-faflist bask›lar›n ac›mas›z do¤as›nda a¤›r bedellerle yo¤rulan mazlum halklar›m›z›n gelece¤i; geçmifl tarihi tecrübe birikimlerine uygun olarak, devrimci zor özünün silahl› devrimci savafl stratejisi biçimiyle tayin edilecektir. Ülkemiz devrimci hareketinin tarihi pratik tecrübesi ve yar› feodal, ba¤›ml› devlet yap›lanmas›n›n faflist cuntalarla karekterize olan diktatörlük yönetiminin tüm faflist gerçe¤i, devrimimizin Halk Savafl› yolunu izlemesini koflullamaktad›r. Dünümüzün oldu¤u gibi, günümüzün toplumsal koflullar› da bunu göstermektedir. Tarih, devasa bir bellek ve büyük bir tecrübe hazinesidir. Tecrübenin güncel flartlara ve somut prati¤e ayd›nlat›c› destek edilmesi, yani yaflanan sürecin tarih belle¤iyle bütünlefltirilerek alg›lanmas› ve tarihsel birikimin somuta uyarlanarak onu ayd›nlatmas›; parlak gelece¤e yürümenin vazgeçilmez diyalektik tutumudur. Tarihin ö¤retmenli¤ine baflvurmayanlar›n yeni tarihler yaratma ç›k›fl›nda tutuk kalacaklar› unutulmamal›d›r. Tarih belle¤i zay›f olan toplumlar, geri kalmaya en yatk›n ve say›klamaya aday duran toplumlard›r. Oysa, di¤er halklar›n tecrübesinden ve özellikle de kendi tarihlerinden do¤ru, bilimsel ders alan toplumlar kaderlerini gerçek anlamda ellerine alabilirler. Tarihsel ve toplumsal ilerleyiflimizde ö¤renmemiz gereken y›¤›nca dersten biri, kuflkusuzki kendi tarihimizin bir parças› olan, 15-16 Haziran büyük iflçi direniflidir. 15-16 Haziran büyük iflçi direnifli, baflta, y›kmakla yükümlü oldu¤umuz devletin özü ve niteli¤i hakk›nda olmak üzere, devrimimizin nas›l flekillenece¤i ve hangi yolu izleyece¤i meselelerinde çarp›c› dersler vermektedir. Devrimin zorunlu olarak devrimci fliddete dayanmas› gerekti¤ini ve illegal, "yasa d›fl›" örgütlenmenin vazgeçilmez bir yol oldu¤unu yeniden ispatlad›. Gerçek kahraman›n kitleler oldu¤unu unutanlara, bu gerçe¤i bir kez daha hat›rlatm›fl oldu. Büyük direniflin bast›r›lmas› gerçe¤i; devrimin ilk etapta flehirlerde baflar›ya ulaflamayaca¤›n› somut olarak gösterdi ve genel ayaklanma yoluyla iktidar›n ele geçirilmesi teorisinin ne kadar çürük oldu¤unu kan›tlam›fl oldu.

Kaypakkaya yoldafl, büyük iflçi direniflinin genifl derslerini özetleyerek, oldukça anlaml› sonuçlara varm›flt›. Bu sentezler, her ne kadar esasta o dönem devrimci hareketinin hastal›klar›na at›f yapsa da, genel anlamda somut gerçe¤in Maoist analizine dayanan bilimsel tespitler olarak, günümüzde de geçerlili¤ini korumaktad›r. Özellikle günümüzün parlamentarist, sa¤ tasfiyeci, pasifist geliflmelerine yeterli yan›t durumundad›rlar. Ülkemiz devrimci hareketi içinde güçlü olarak cereyan eden ve en yak›n›m›zda da vücut bulan kimi parlamentarist, legalist, sa¤ tasfiyeci görüfl ve ak›mlara, Kaypakkaya yoldafl›n kendi kaleminden ç›kan ve büyük direniflin derslerini özetleyen yaz›lar›ndan k›sa bir paragrafla cevap vermek yerinde olur: "‹flçi hareketi ... Aybar-Aren oportünizmine ve bütün pasifist, parlamentarist görüfllere a¤›r bir darbe indirdi." "... legaliteye bel ba¤laman›n, revizyonist örgütlenmenin, fliddetlenen s›n›f mücadelesi flartlar›nda halk›m›za zarar vermekten baflka bir ifle yaramayaca¤›n› gösterdi." Yetmifller prati¤inin bu Maoist teorik tecrübesi, günümüz tasfiyecilik bata¤›na da vurulmufl bir hançerdir. 15-16 Haziran büyük iflçi direnifli, kendili¤inden gelme bir hareket niteli¤inde olsa da özü ve devrimci kitle hareketinin geliflim düzeyi bak›m›ndan ve ö¤retici bir pratik olmas› itibar›yla oldukça anlaml›d›r. Hem pasifist, sa¤ tasfiyeci ve parlamentarist teorileri tuz buz ederek devrimimizin nas›l geliflece¤ini ö¤retme bak›m›ndan, hem de sözümona devrim teorisyenlerini belli ölçüde kuyru¤una takma özelli¤iyle elbette ki anlaml›d›r. Gerçe¤in pratik dünyas›, öznel fikirlerin flaflaal› dünyas›n› eskiterek arkada b›rakm›flt›r. Büyük direnifl, devrimci durumun muazzam düzeyini ve iflçi s›n›f›n›n devrimci dinami¤iyle birlikte, devletin ve özellikle de ordunun özü ve niteli¤ini aç›kça ortaya koyuyordu. Büyük iflçi kitlelerinin büyük direnifli, s›k› yönetimle, tank, süngü, jop ve ordu zoruyla bast›r›ld›. Orduya bel ba¤layan oportünist hayaller ve legalist rüyalar bu geliflmeler karfl›s›nda tam bir bozguna u¤ram›flt›. Büyük direnifl, örgütlenmenin ve örgütlü mücadelenin yak›c› bir ihtiyaç oldu¤unu, önderli¤in önemi ve rolünün vazgeçilemez bir öge oldu¤unu kal›n çizgilerle belirlemesi bak›m›ndan e¤iticidir. Kendili¤inden gelme hareketlerin stratejik kazan›m ve sonuçlara ulaflmada c›l›z kalaca¤› ve ayn› zamanda ne kadar büyük olursa olsun yenilgiyle tan›flmas›n›n kaç›n›lmaz oldu¤u bir kez daha pratikte do¤rulanm›fl oluyordu. Büyük iflçi direniflinin bast›r›lmas›, salt kendili¤inden gelme ve önderlik kusuruyla s›n›rl› bir mesele de¤ildir. Daha çok, Türkiye-Kuzey Kürdistan'›n yar› sömürge, yar› feodal sosyo-ekonomik yap›s›ndan kaynakl› flartlarla ilgilidir. Karfl› devrim özellikle büyük flehirlerde güçlü olup denetim sa¤larken, köylük bölgeler ise karfl› devrimin denetiminin zay›f olup, devrim için uyun ve avantajl› koflullara sahiptir. Güçler dengesi, köylük bölgelerde devrimin lehine oldu¤u halde, özellikle büyük flehirlerde bu durum tam tersidir. fiehirlerde geliflen hareket, Halk Savafl› perspektifiyle köylük bölgelere çekilmedikçe yenilgisi kaç›n›lmazd›r. Özetle; emperyalist-kapitalist sistemin sald›rganl›k politikas›n›n dünya ve co¤rafyam›z üzerindeki tahripkar etkisi dikkate al›nd›¤›nda, büyük kitle hareketlerinin geliflip serpilmesi muhtemeldir. Buna haz›rl›kl› olmak öncülerin tarihsel ve somut görevidir. Bundan hareketle, belli düzeyde geliflme e¤ilimi gösteren iflçi, köylü ve tüm emekçi halk kitlelerinin devrimci homurtusuna ciddiyetle e¤ilip, devrimci rotaya çekilerek büyütülmesi, baflta emekçi halklar›n ve ezilen uluslar›n düflman› olan emperyalist sald›rganl›¤a ve özelde de emperyalizmin yeminli ufla¤› durumundaki Türk hakim s›n›flar›n›n ›rkç›, floven ve faflist iktidar›na olmak üzere, Marksizm-Leninizm-Maoizm'in ideolojik cephedeki düflmanlar›na gerekli yan›t› vermek için flartt›r.


gençlik

28 Haziran-16 Temmuz 2008

İdare-polis-sivil faşist işbirliği terörüyle dolu bir dönem daha geçti celerini dile getiren ö¤rencilerin e¤itim haklar›n›n idare taraf›ndan düflüncesizce ellerinden al›nd›¤›n› söylediler. Mersin'de sivil faflistlerden Malatya benzeri katliam giriflimi MERS‹N- Mut ilçesinde bulunan meslek yüksekokulu ö¤rencisi 3 kiflinin kald›¤› ev 10 Haziran gecesi 3 sivil faflist taraf›ndan bas›larak ö¤rencilere neflterli ve b›çakl› iflkence yap›ld›. Malatya’da gerçekleflen Zirve Yay›nevi bask›n›n› hat›rlatan neflterli, b›çakl› sald›r›, ev sahibinin sesleri duyarak müdahale etmesiyle son buldu. Malatya’da Zirve Yay›nevi'nde yap›lan katliam›n bir benzeri olan sald›r›da faflistler evlerine zorla girdikleri ö¤rencilerin ellerini, ayaklar›n› ve a¤›zlar›n› kravatla ba¤layarak, 1 saat boyunca neflter ve b›çakla iflkence yapt›. Ev sahibinin sesleri duyarak ö¤rencilerin evine gelmesiyle kaçmaya çal›flan faflistlerden ‹brahim A¤r›, kurus›k› tabanca ile evsahibi Zekeriya Zengin’i yaralad› ancak ç›kan arbede s›ras›nda yakaland›. Olay yerine yar›m saat gecikmeli olarak gelen polise teslim edilen ‹brahim A¤r› isimli faflist gözalt›na al›nd›. Neflterli iflkence sonras›nda yüzlerinde kesik ve çizikler oluflan M.Ç. ile dizinde kesikler bulunan B.A, kald›r›ld›klar› ‹lçe Devlet Hastanesi’nde tedavi edildi.

Sivil faflist-polis iflbirli¤i Faflist sald›rganlar›n 3’ünün de Mut Ülkü Oca¤› üyesi oldu¤u ö¤renilirken, gözalt›na al›nan ‹brahim A¤r› isimli faflistin ise götürüldü¤ü karakolda polisler taraf›ndan adeta ‘misafir’ gibi a¤›rland›¤› ortaya ç›kt›. Polis ve sivil faflistlerin iflbirli¤iyle gerçeklefltirilen sald›r›n›n ard›n-

Bu y›lki e¤itim döneminde de üniversitelerdeki devrimci, demokrat ö¤rencilere yönelik polis-idare ve sivil faflistlerin sald›r›lar› aral›ks›z devam etti. Akdeniz Üniversitesi'ndeki silahl› sald›r› olay› günlerce gündemde kalmas›na ra¤men ülkenin neredeyse bütün üniversitelerinde meydana gelen bu mahiyetteki sald›r›lar görmezden gelinerek katliamlar›n önü aç›l›yor

Hemen hemen her say›m›zda, ülkenin farkl› üniversitelerinde okuyan devrimci, demokrat ve yurtsever ö¤rencilere karfl› sivil faflist, polis ve okul yönetimi iflbirli¤iyle gerçeklefltirilen sald›r› haberlerine yer veriyoruz. Bu y›lki e¤itim döneminde sivil faflist-polis-okul yönetimi iflbirli¤i ile gerçeklefltirilen sald›r›lar neredeyse hiç durmadan devam etti. Antalya’da devrimci, demokrat ö¤rencilere silah çekilerek gerçeklefltirilen sald›r› olay› burjuva bas›n›nda dahi en genifl ve uzun süre yer verilen haber oldu, ancak ülkenin birçok üniversitesinde benzer flekilde yaflanan olaylar›n ortakl›klar›na hiç de¤inilmeden, sald›r›n›n arka plan› çarp›t›lmak istendi. Bu tip sald›r›lar yaln›zca Akdeniz'de olmuyordu, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Co¤rafya Fakültesi, Ankara Gazi Üniversitesi, ‹stanbul Üniversitesi, ‹stanbul Marmara Üniversitesi, ‹zmir Dokuz Eylül Üniversitesi, Erzincan Üniversitesi, Giresun Üniversitesi, Bursa Uluda¤ Üniversitesi, Eskiflehir Anadolu Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ve Mu¤la Üniversitesi'nde geçekleflen sald›r›lar üniversitelerde devrimci, demokrat ö¤rencilerin maruz kald›¤› bask› ortam›n› gözler önüne seriyor.

YÖK'ü protesto eden onlarca ö¤renciye okuldan uzaklaflt›rma 'ceza's› MU⁄LA- Devrimci, demokrat ö¤rencilere karfl› idare, polis ve sivil faflistlerin iflbirli¤i ile devam ettirdikleri sald›r›lar bu e¤itim döneminde en son Mu¤la Üniversitesi ö¤rencilerine u¤rad›. Okullar›n kapanmas›na say›l› günler kala okul yönetimi kas›m ay›nda YÖK’ü protesto eden ö¤rencilere 1 ve 2 dönem okuldan uzaklaflt›rma cezas› verdi. 2007 Kas›m ay› içersinde gerçeklefltirilen YÖK protestosuna kat›lan ö¤rencilere okul yönetimi taraf›ndan soruflturma aç›lm›flt›. Sorufl-

turmalar›n aç›lmas›ndan 8 ay sonra, ö¤retim y›l›n›n bitmesine 2 gün kalmas›na ra¤men üniversite yönetimi 10 ö¤renciye 2 dönem, 38 ö¤renciye de 1 dönem uzaklaflt›rma 'ceza's› vererek tüm ülkede devrimci, demokrat ö¤rencilere yönelen idare, polis ve sivil faflistlerin sald›r›lar›na bir halka olarak eklendi. Uzaklaflt›rma ‘cezas›’n›n gerekçesinde flu ifadeler yer al›yor: “Bas›n metninin içeri¤inde okula ve okul personeline sözlü ve yaz›l› olarak haks›z sald›r›da bulunmak ve çeflitli nedenlerle kutuplaflmaya yol aç›c› ifadeler kullan›larak sözlü ve ideolojik propaganda yapmak”. Protesto eyleminin yap›ld›¤› 6 Kas›m günü Mu¤la’da olmayan bir ö¤renciye de 'ceza' verilmesi okul idaresinin nas›l bir sald›r› gerçeklefltirdi¤ini aç›klamaya yetiyor. Mu¤la Üniversitesi yönetiminin bu yapt›klar› yeni de¤il. 2005 Kas›m ay›nda Mu¤la Üniversitesi'nde yaflanan olaylarda, faflistlerin sat›rl›, b›çakl› sald›r›lar› sonucunda birçok ö¤renci yaralanm›flt›, fakat idare ‘suçu’ yine devrimci, demokrat ö¤rencilerde bulmufl ve ö¤rencilerin, kimisini okuldan atm›fl, kimisine de 2 dönem okuldan uzaklaflt›rma 'ceza'lar› vermiflti. Mu¤la Üniversitesi ö¤rencileri idarenin okuldan uzaklaflt›rma 'ceza'lar›na karfl› ‹HD Mu¤la fiubesi ile ortak bir bas›n aç›klamas› yaparak, “Bizler bu ve benzeri tabloya çok da yabanc› de¤iliz. 'Halay çekmek', 'türkü söylemek', 'tiyatro sergilemek' gibi, soruflturmaya konu bile olamayacak nedenlerden dolay› birçok arkadafl›m›z geçmifl y›llarda da benzer soruflturmalara maruz b›rak›lm›fllard›r” dediler. Bas›n aç›klamas›nda Mu¤la Üniversitesi'nin kendine seçti¤i "Bilginin sevgiyle bütünleflti¤i bilge üniversite" slogan›n›n yerini, "Bilginin soruflturma ve bask›yla bütünleflti¤i üniversite" slogan›n›n alaca¤› kayg›s›n› tafl›d›klar›n› dile getiren ö¤renciler, daha iyi bir e¤itim almak için düflün-

Eleme s›navlar› protesto edildi DERS‹M/ANKARA- ÖSS'ye karfl› Sanat Soka¤›'nda bas›n aç›klamas› yapan Demokratik Gençlik Hareketi, baflta ÖSS olmak üzere KPSS, OKS gibi tüm eleme s›navlar›n›n kald›r›lmas›n› istedi. 9 Haziran Pazartesi günü yap›lan eylemde, 12 Eylül askeri faflist darbesinin bir ürünü olarak ortaya ç›kan ve kuruldu¤u 6 Kas›m 1981 y›l›ndan bugüne ö¤renci gençlik, özellikle devrimci ö¤renciler üzerinde bask› kurma arac› olarak kullan›lan Yüksek Ö¤renim Kurumu (YÖK)’ün sald›r› konsepti ile birlikte liselere ve üniversitelere giriflin s›navl› hale getirildi¤i belirtilerek, “ö¤renciler ‘yar›fl at›’ misali yar›flt›r›lm›flt›r-yar›flt›r›l›yor” denildi. Milyonlarca ö¤rencinin gelece¤ini karartan 3 saatlik s›navlar›n kald›r›lmas›n›, bilimsel, demokratik ve ana dilde e¤itim hakk›n›n sa¤lanmas›n› isteyen DGH, lise ve üniversitelerde verilen e¤itimin ezberci, deney-

GENÇ YORUM Sinan ÇAKIRO⁄LU Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›mlayam›yoruz.

den ve bilimsellikten uzak, tekdüze bir e¤itim sistemi oldu¤unu vurgulayarak, “Biz DGH olarak e¤itimdeki f›rsat eflitsizli¤ine, gerici yoz e¤itime karfl›, bütün halk gençli¤inin eflit koflullarda yararlanabilece¤i, herkesin yetene¤ine göre e¤itim sisteminde yer alaca¤› bilimsel, ana dilde e¤itim hakk›m›z› istiyoruz” denildi. Yap›lan bas›n aç›klamas›na E¤itim-Sen, HÖC, HKM ve ESP destek verdi. Ankara'da da aralar›nda DGH’nin de oldu¤u gençlik örgütleri Atatürk Bulvar›'nda bir araya gelerek “Ne KPSS, ne ÖSS, gelecek ellerimizde” pankart› aç›p Sakarya Caddesi'ne yürümek istedi. Polisin engeliyle karfl›laflan kitle yap›lan görüflmeler sonucunda Yüksel Caddesi'ne yürüdü. Yürüyüfl boyunca “Eflit, paras›z, bilimsel, ana dilde e¤itim”, “YÖK, polis, medya, bu abluka da¤›t›lacak”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Susma, hayk›r, ÖSS’yi kald›r” sloganlar›n› atan kitle Yüksel Caddesi’nde bas›n aç›klamas› yapt›. Yap›lan aç›klamada, yaflam›n her alan›nda pervas›zca uygulanan neoliberal politikalar›n kimi zaman SSGSS’yle, kimi zaman özellefltirmelerle, kimi zaman da e¤itimdeki politikalarla gençli¤in karfl›s›na ç›kt›¤› belirtildi. ‹lkö¤retimden bafllayarak üniversitelere kadar ö¤renim kurumlar›n›n mali aç›dan özerklefltirilmesini, devletin bu alandaki rolünün küçültülerek as›l yükün velilerin ve ö¤rencilerin omuzlar›na bindirilmesini ve genel anlamda okullar›n iflgücü pazar›na kalifiye eleman yetifltiren kurumlara dönüfltürülmesini hedefleyen bir pro-

je ile karfl› karfl›ya olundu¤u vurgulanan aç›klaman›n devam›nda, “ÖSS, SBS, KPSS, LES, ‹ngiliz modeli… Ad› her ne olursa olsun, y›llard›r biz gençlerin önüne ç›kar›lan bu s›navlar egemenler taraf›ndan bizlere yöneltilmifl tehlikeli bir silah olma ifllevini görmüfltür ve görmeye devam edecektir” denildi.

“ÖSS duvar›n› y›kal›m” ‹STANBUL- Lise ö¤rencilerinin üniversite e¤itimi alabilmelerinin önünde bir engel oluflturan Ö¤renci Seçme S›nav› (ÖSS), ö¤rencilerinin Kad›köy'de gerçeklefltirdikleri mitingle protesto edildi. Ö¤renciler mitingte "ÖSS duvar›n› y›kal›m" dediler. Kad›köy iskelesinde gerçeklefltirilen mitingte yer alan birçok gençlik örgütü, "ÖSS'ye inat, yaflas›n hayat", "ÖSS duvar›n› y›kaca¤›z" ve "Paras›z, bilimsel, ana dilde e¤itim" sloganlar›yla eleme s›nav›n› protesto etti. Mitingin düzenleyicileri ad›na yap›lan konuflmalarda, özel okullarda okuyan ö¤rencilerle, devlet okullar›nda okuyan ö¤rencilerin ayn› s›nava tabi tutuldu¤u, eflitsiz s›nav sisteminin dersaneye gitmeyi zorunlu hale getirdi¤i vurguland›. Eflitsiz s›nav sisteminde Kürt illerindeki gençlerin ma¤duriyetlerinin daha fazla oldu¤u belirtilen mitingte, s›navda ilk elenenlerin de maddi zorluklar ve geleneksel yarg›lar nedeniyle kad›n ö¤renciler oldu¤u ifade edildi.

dan ev sahibi Zekeriya Zengin'in evde bofl kovan oldu¤unu belirtmesine ra¤men polisin eve gelip incelemede bulunmamas› da bu iflbirli¤ine iflaret ediyor. ‹HD Mersin fiube Baflkan› Mehmet Mirza Söylemez, olay›n organize bir sald›r› oldu¤unu belirterek, sald›r› ile ilgili olarak Kaymakam, savc›l›k ve polisle görüfltüklerini, ancak olay›n iki üç çapulcunun ifli olarak gösterilmeye çal›fl›ld›¤›n› söyledi.

Sivil faflistler sat›r ve b›çakla ö¤renci evini basmaya çal›flt› G‹RESUN- Giresun Üniversitesi fiebinkarahisar Meslek Yüksekokulu'nda okuyan devrimci, demokrat ö¤rencilere yönelik sald›r›lar›n› sürdüren polis destekli sivil faflistler, gece saatlerinde sat›r ve b›çaklarla devrimci, demokrat ö¤rencilerin kald›¤› bir evi basmaya çal›flt›. Son y›llarda devrimci, demokrat ö¤rencilere yönelik birçok sald›r›n›n gerçekleflti¤i Giresun'da polisin sald›rganlarla organize bir flekilde hareket etti¤i de aç›kça anlafl›l›yor. Gece yar›s› sat›r ve b›çaklarla bask›n yaparak ö¤rencilere sald›rmak isteyen faflistler, ö¤rencilerin direnmesi ve bir süre sonra da polisin olay yerine u¤ramas› ile kaçt›lar. Ülkü oca¤› 'reis'inin de polislerle ayn› anda olay yerine gelmesi ö¤rencilerin sald›r›n›n nas›l organize bir flekilde gerçekleflti¤ini anlamalar›n› kolaylaflt›r›rken, ülkü oca¤› 'reis'i ile ö¤renciler aras›nda arbede yafland›. Ö¤renciler ifadeleri al›nmak üzere polis taraf›ndan karakola götürüldüler ve 3 saat sonra serbest b›rak›ld›lar. Polislerin karakolda ö¤rencilere "Siz onlar› tahrik ediyorsunuz" dedi¤i ö¤renildi.

9


10

dünya

28 Haziran-16 Temmuz 2008

YÖNEL‹M Kaz›m C‹HAN

Kongre’nin önemi-1 Do¤ru bir bilinç, de¤erlendirme ve metot ile sürekli olarak vurgulamak her zaman gereklidir: Bilmek yapmakt›r. As›l olan pratikte neyin uyguland›¤›d›r. Toplumsal pratik, do¤ru ve yanl›fl›n de¤erlendirilmesi ve ay›rt edilmesinde temel ölçüttür. Bu aç›dan II. Kongre’nin beyan edilmifl iradesinin “mütevazi” bir ad›m olarak adland›r›lm›fl olsa da, görüflümüzce oldukça önemli çizgisinin, örgüt-önderlik-pratik-kültür-kiflilik-siyaset tarz› gibi meselelerde nas›l ele al›n›p uyguland›¤›n›n bizzat kat›l›mc›s› olarak kitlelerin denetlemesi ihtiyac›n›n alt›n› çizdi. Evet, II. Kongre’nin ifade etti¤i irade son derece önemlidir. TKP(ML)’nin do¤ufl ruhunun onun MKP’ye uzanan nitel s›çramas›n›n ve yine rutin bir tekrar de¤il, nitel ilerleme ve infla ihtiyac›n›n gereklili¤ini yerine getirme ça¤r›s›d›r. Ne inkarc›, ne de tembel bir rutin tekrarc› de¤ildir. TKP(ML)’nin do¤ufl ruhu, MKP I. Kongre’sinin nitel önemi bu özde yafl›yor. TKP(ML), komünist Mustafa Suphi gelene¤inin, yaflanan tecrübelerin, nesnel dünyan›n objektif kanunlar›n› kavrama, çizgisini nitel ilerletme, toplumsal pratikten hareket ederek bir zamanlar›n do¤ru olsa bile bilgisini hayat›n ortaya ç›kartt›¤› sorunun çözümü seviyesine ç›kartmak yerine gelene¤e yatm›fl yolu takip etseydi, devrim tarihimizde nitel bir 盤›r olamazd›. Bilimimiz ve onun ›fl›¤›nda d›fl›m›zda cereyan eden gerçeklerin bilimsel analizi zemininde yükselen bir sentez de¤il de, komünist hareketi kurtarma ad›na pragmatist önyarg›larla yanl›fllar› do¤ru diye temize ç›kartsayd›, komünist çizgi tesis edilemezdi. Kemalist resmi ideoloji-tarih ve onun Kürt ulusu, az›nl›klar, ezilen inanç gruplar›na düflman, katliamc›, inkarc› özünü deflifre edemezdi. Bundan da önce, e¤er bilimi tamamlanm›fl, dondurulmufl bir fley olarak gören dinsel bir metotla hareket etseydi, Kruflçevci modern revizyonizmi aflamaz, kurulufl dönemindeki tabirle “Mao Zedung Düflüncesi”ne ulaflamazd›. MKP ilan› da komünist hareketin ve de her fleyin nitel s›çramalardan muaf olmayan gerçe¤inin bilinçli ifadesiydi. II. Kongre de bu yolda yürümeye çal›flt›. Bir dönemin bilgi ve uygulamalar›n›n o dönemin koflullar›n›n s›n›rl›l›¤› içinde do¤ru olsa bile yeni geliflmeler karfl›s›nda eskiyebilece¤i, ilerletilmesi gerekti¤ine iflaret etti. Diyalektik-materyalist bilgi teorisinin toplumsal pratikle iliflkisi içerisinde kavranmas› böyle mümkündür. Yeni geliflmeleri anlama ve çözme temelinde dünün do¤ru bilgisini ilerletmek yerine statik bir yaklafl›mlar tekrar›n› marifet bilme pozisyonu, hangi etiketi tafl›yor olursa olsun, metafizik-dinsel bir pozisyondur. Do¤ay›, toplumu çeliflkili de¤il, statik ve dondurulmufl ele alan, çeliflkiden kaynaklanan hareketi anlamayan, d›fl›m›zdaki dünyan›n objektif kanunlar›n› keyfi yorumlayan bir yaklafl›md›r… Teori; her dönemin objektif koflullar›n›n kavranmas›, bilgi; her bir dönemin verili eylemi ile iliflkilidir ve geliflmelere ba¤l› ilerlemek durumundad›r. Tersi, cilas› ne olursa olsun, idealizmdir. Bilgiyi toplumsal geliflmelerin ortaya ç›kard›¤› sorunlar› çözme seviyesine ulaflt›rmak yerine eski biçimiyle tekrar etmek dogmatizmdir. II. Kongre de, I. Kongre gibi bu tür yaklafl›mlardan kopma iradesidir. Enternasyonal proletaryan›n evrensel komünizm ideolojisinin ve onun dondurulmufl de¤il, bugünkü ad› MLM’nin canl›-yaflayan bir eylem k›lavuzu oldu¤unu kavramak zor de¤ildir. Öyle olmasayd›, Marksizm Leninizm, Leninizm Maoizm seviyesine ulaflamazd›. Bugün de bu temellerde yükselirken, bu seviyeyle yetinemeyiz. Ezberlenmifl formüllerle yetinmemeye dikkat çeken II. Kongre, rehber ideolojiyi önemserken, ama ayn› zamanda onun savunulup uygulanarak gelifltirilmesinin, her bir tarihsel sürecin özel koflullar›n›n kavranmas›, bilinçli müdahaleyle üstesinden gelinmesi görevimize de iflaret etti.

Hindistanl› Maoistler ilk devrimci hükümetlerini kurdular “Komünizm öldü”, “s›n›f mücadelesi sona erdi” diyerek ezilen dünya halklar›n›n kurtulufl umutlar›n› y›kmay› hedefleyen ve ezilen halklar› kendilerine itaate davet eden gerici güçler, komünizm “hayalet”inden üst üste darbeler yemeye devam ediyor. Asya ve Ortado¤u’da Maoist komünistlerin temsil etti¤i komünizm “hayalet”i, Bangladefl’ten Bhutan’a, Peru’dan Filipinler’e, ‹ran’dan ülkemize, Afganistan’dan Hindistan’a ve ABD’ye komünizm bayra¤›n› yükseltiyorlar. Dünyan›n gözleri komünizmin bayrak tafl›y›c›s› olan Maoist komünistlerin Nepal’deki iktidar yürüyüflüne kilitlenmiflken, Hindistan’daki Maoist güçler etkin olduklar› 6 eyaleti lokma lokma almay› sürdürüyor. Asian Age isimli internet sitesinde Sanjay Basak imzas› ile yay›mlanan bir haberde, Hindistanl› Maoist komünistlerin ilk devrimci hükümetlerini kurduklar› kaydedildi:

Hindistanl› Maoistler ilk devrimci hükümetlerini ilan etti Abujhamar, Bastar ve Dandarakanya’y› kapsayan hatt›n kontrolünü tamamen ellerinde tutan Maoistler, Chhattisgarh’da ilk devrimci hükümetlerini kurduklar›n› ve hükümetin söz konusu bölgeyi yönetme faaliyetine bafllad›¤›n› duyurdular. Ayn› duyuruda; hükümetin tar›m, ekono-

mi, adalet, sa¤l›k, e¤itim ve kültür bakanlar›n›n göreve bafllad›klar›na da yer verildi. Hindistan Komünist Partisi (Maoist)’e ba¤l› Halk Kurtulufl Gerilla Ordusu (PLGA)’nun etkin oldu¤u Chhattisgarh’da, devlete ba¤l› hükümet ise bu bölgenin kontrolünü tamamen kaybetmifl durumda. Kontrolü elinde tutan devrimci hükümet ise faaliyetlerine büyük bir h›zla giriflmifl bulunuyor. Bu hükümetin atad›¤› sa¤l›k bakanl›¤›, bölgede aile planlamas› ve sa¤l›k üzerine genifl çapl› bir bilinçlendirme kampanyas›na giriflmiflken, e¤itim bakanl›¤› ise devrimci tarihi ö¤retme seferberli¤i içerisine girmifl durumda. Söz konusu devrimci tarih ö¤retimi içerisinde, Salwa Judum olarak an›lan ve Chhattisgarh bölgesinde Maoistlere destek veren binlerce köylünün topraklar›ndan sürülmesi de yer al›yor. HKP(M) merkez komite üyelerinden Sonu; “Biz emperyalist tarihi yerine ö¤rencilere devrimci bir anlay›fl›n süzgecinden geçirdi¤imiz tarihi, emperyalistlerin kahramanlar› yerine, halk›n büyük kahramanlar›n› ö¤retiyoruz” diyor. Maoistler, etkin olduklar› Jharkhand, Orissa gibi di¤er bölgelerde de benzer devrimci hükümetler kurmay› planl›yorlar. Chhattisgarh emniyet genel müdürü olan Vishwa Ranjan ise kendisiyle yap›lan telefon görüflmesinde, nas›l olu-

yorsa, bölgenin kendilerinin kontrolünde oldu¤unu, Maoistlerin bölgeden kaçt›klar›n› söyledi. Ranjan, polisin bölgede gerçeklefltirdi¤i “operasyon” ile söz konusu devrimci hükümetin tasfiye edildi¤ini iddia etti. Emniyet müdürünün kaçt›¤›n› söyledi¤i Maoistler, polise yönelik sald›r›lar›n› sürdürüyor. fiubat ay›nda Orissa’daki Noigarh polis noktas›na sald›ran Maoistler, 13 polisi etkisiz hale getirmifl, çok say›da silah ve mühimmat ele geçirmiflti. Bu da, ormanlarla kapl› bölgede kontrolün Maoist güçlerin elinde oldu¤unu ve bu bölgedeki tar›m›n, devrimci hükümetin tar›m bakan›n›n denetimi alt›nda oldu¤unu gösteriyor. Hatta “tendu patta”n›n (tütün yapra¤›) fiyat› Maoistler taraf›ndan belirleniyor. Hindistan hükümetinin belirledi¤i fiyatlar›n bu bölgede geçerli olmad›¤›n› söyleyen üst düzey bir Maoist; “Özel iflletmeler, tütün için Hindistan devletinin belirledi¤i fiyattan daha fazlas›n› ödüyorlar” diyor. Bölgede adalet de Maoistler önderli¤inde kurulan mahkemelerce uygulan›yor. “Suç iflleyenlere ne gibi bir ceza verilece¤ini, yerel halktan insanlar›n da yer ald›¤› bu mahkemeler belirliyor” diyor ayn› Maoist lider. Kültür Bakanl›¤›n›n çocuklara devrim flark›lar› ö¤retti¤i Chhattisgarh’da, Maoistler anaokulundan 5. s›n›fa kadar e¤itimin verilece¤i 100 adet ilkokul infla etmeyi hedefliyor.

Nepal’de seçimler bitti, s›n›f mücadelesi sürüyor Halk›n, Nisan ay›nda yap›lan Kurucu Meclis seçimlerinde NKP(M)’yi büyük bir farkla zafere tafl›mas›na karfl›n parlamenter partiler yenilgiyi ve halk›n karar›n› kabul etmeye yanaflm›yor. Seçim öncesinde NKP(M) ile yapt›klar› bar›fl anlaflmas›nda kabul ettikleri birçok hususu unutmufl olan Nepal Kongre Partisi (NCP) ve UML, anlaflman›n tersi yönde hareket ediyor. NKP(M)’nin seçimden en çok oyu alan parti olarak ç›kmas› sonucunda yeni hükümeti kurmaya hak kazanmas›na karfl›n, Nepal Kongre Partisi eski Baflkan› (seçim yenilgisinin ard›ndan istifa etmiflti) ve geçici meclisin baflbakan› olan Girija Prasad Koirala koltu¤unu b›rakmazken, NKP(M)’nin yeni hükümeti oluflturmas› için gerekli ad›mlar› atmamakta diretiyor. Seçimde Nepal halk› taraf›ndan yenilgiye u¤rat›lmas›na karfl›n NKP(M) önderli¤inde bir hükümetin kurulmas›, devlet ve hükümet baflkanl›¤›na NKP(M) üyelerinin getirilmesi, Halk Kurtulufl Ordusu ile Nepal Kraliyet Ordusu’nun birlefltirilmesi konular›nda uzlaflmaz tutumlar›n› sürdürüyorlar.

NKP(M): ‹lk devlet baflkan› sivil toplumdan biri olsun Seçim öncesi bar›fl sürecinde ve seçimlerde, halk›n verece¤i karara uyacaklar›n› söyleyen NCP ve UML, seçimlerde yenilgiye u¤ramalar›n›n ard›ndan halk›n kararlar›n› ve seçim çal›flmalar›nda verdikleri sözleri görmezden geliyorlar. NKP(M)’nin seçimlerden büyük farkla galip ç›kmas›na karfl›n yeni hükümeti kurmas› önünde ayak direten bu iki parti,

NKP(M)’nin devlet ve hükümet baflkanl›¤›n› bütün devleti ele geçirmek için istediklerini ve bunun gerçekleflmesi halinde geri dönüflün mümkün olmayaca¤›n› söyleyerek, devlet ve hükümet baflkanl›¤›n›n kendilerine verilmesini istiyorlar. Seçimlerden yenilgiyle ç›kmalar›na karfl›n seçimleri kazanm›fl gibi hareket eden NCP ve UML, NKP(M)’nin, t›kan›kl›¤› gidermek ad›na ilk devlet baflkan›n›; halk›n kabul edece¤i, dürüst, yenilikçi bir sivil toplum aktivisti olmas› önerisini de reddederek gerçek niyetlerini ortaya koydular: Halk istese de iktidar›m›z›, koltuklar›m›z› b›rakmay›z!

“Yeni hükümetin kurulmas› ve ordular›n entegrasyonuna iliflkin müzakere süreci Nepal Kongre Partisi’nin diretmeleri sonucunda t›kanm›fl durumda” diyen NKP(M) lideri Baburam Bhattarai, “Bir sonraki görüflmelerde yer almamaz›n bir anlam› kalmam›flt›r. Biz de halk›n inisiyatifini ve mücadelesini yeniden sahneye koyaca¤›z. Halk›n mücadelesi, politik t›kan›klar› çözerek yeni hükümeti oluflturacakt›r” dedi. Bu arada NKP(M), Nepal Kongre Partisi d›fl›ndaki partilerle görüflerek ortak bir hükümet kuracaklar›n› duyurdu ve bu do¤rultuda Nepal Komünist Partisi (Birleflik-Marksist Leninist)

HKO ile Kraliyet Ordusu’nun entegrasyonu ç›kmazda NKP(M) ile di¤er politik partilerin anlaflmaya varamad›klar› konulardan biri olan Halk Kurtulufl Ordusu ile Kraliyet Ordusu’nun birlefltirilmesi hususu da t›kan›kl›¤›n yafland›¤› bir di¤er nokta. NCP ve UML, bar›fl sürecindeki anlaflmay› ihlal ederek iki ordunun birleflmesine karfl› ç›karken, NKP(M), bu entegrasyonun olmaz ise olmaz oldu¤unu belirtiyor.

ile görüflmelere bafllad›klar›n› aç›klad›.

“Halk›n karar›n› kabul etmeyen bedelini a¤›r öder” Politik ç›kmaz› çözmek için UML ve NCP’ye ça¤r›da bulunarak 15 Haziran günü bir toplant› gerçeklefltiren NKP(M), tüm iyi niyetli çabalar›na karfl›n toplant›dan olumlu bir sonuç ç›kmad›¤›n› aç›klad›. NKP(M) baflkan› Prachanda, toplant›n›n ard›ndan bas›na verdi¤i demeçte, halk›n iradesinin tan›nma-

Maoistler görüflmelerden çekildi Nepal Kraliyet Ordusu ile Halk Kurtulufl Ordusu’nun entegrasyonunu görüflmek üzere 22 Haziran’da bir araya gelen 7 politik partinin anlaflmaya varamamas› üzerine NKP(M) görüflmelerden çekildi¤ini aç›klad›.

s› gerekti¤ini belirterek flunlar› kaydetti: “Önümüzdeki birkaç gün içerisinde yeni hükümet oluflturulmal› ve çal›flmalar›na bafllamal›. Halk›n seçimlerde ortaya koydu¤u iradeye ve verdi¤i karara ra¤men yeni hükümetin kurulmas›n› engellemeye çal›flanlar› uyar›yoruz; bunun bedelini çok a¤›r ödersiniz”.

Kongre, tarihsel zorunluluk olarak parti ve devletin önemini kavray›p kuflan›rken, komünizm için mücadelede iktidar›n bir silah olarak kullan›lmas›n›n vazgeçilmez önemine dikkat çekerken, anarflist-sivil toplumcu burjuva demokrat anlay›fllar› gö¤üslerken, sadece Lenin, Stalin, Komüntern, Mao de¤il, uluslararas› komünist hareketin miras›n› da müdafaa ederken, meflrulaflt›r›lmamas›, afl›lmas› gereken tecrübelerini de özetledi. Ne Paris Komünü, ne Sovyetler, ne de Çin uygulamalar›n›, her birinin komünist içeri¤ine ra¤men, yaflanan bunca tecrübeden sonra bire bir tekrar etme, tanr›laflt›rma tutumu içinde olamay›z. Bunlardan herhangi birini “taklit edin” ça¤r›s› yapm›yoruz. Tarihsel koflullar içinde anlamaya, do¤ru ve yanl›fllar›n› ayr›flt›rmaya, ö¤renerek ilerletmeye vurgu yap›yoruz. Kongre, böyle bir iradeydi ve son derece önemsenmesi gereken bir özet sundu. Tamamlad›k demedi, tart›flmaya açt›. Sosyalizmde parti ve devlet önderli¤ini zorunlu k›lan toplumsal koflullar bizzat bu araçlar›n komünizm perspektifiyle devrimi sürdürmek için kullan›lmas›n›n, onlar› var eden koflullara dokunmaks›z›n büyütülmesini mi gerektirir? Araç, amaca ulaflma silah› m› ya da amac› yeme olarak m› ele al›nmal›? Soru budur! Kapitalizmden komünizme bir geçifl dönemi olan sosyalizmde, bu araçlar›n kökleri toplumun derinliklerinde olan yozlaflma ve yabanc›laflma tehlikesinin üstesinden gelmek için mi, onlar› var eden koflullar› devrimle dönüfltürmek için mi, yoksa var etmek için mi ele alaca¤›z? Komünizme varmak için bunlar› aflaca¤›z diyorsak, cevab›m›z net olmal›d›r. Devlet ve parti sosyalizm için olsa da tarihsel bir dönemin statükosunun mu, onu aflacak devrimin mi silah› olacaklard›r? Komünizm için devrim, her tür devlet-parti-önderlik anlay›fl›n› nihai olarak aflma ilan›d›r. Bu ilan› laf olarak yap›p üzerine yatamay›z. fiimdiden böyle bir ilana ra¤men, kitleleri siyasetten men ediyor, memurlar› itaat askeri haline getirmeye çal›fl›yorsak, bizim gibi düflünmeyenlere tehdit sopas› gösteriyor ve daha da ileri gidip fliddeti hak olarak görüyorsak, daha bafl›ndan kamç›l›yor ve b›çakl›yorsak; niyetlerden ba¤›ms›z gelece¤imiz nihai nokta burjuva toplumdur. ‹taatçi de¤il, elefltiren-denetleyen bir toplumdan, farkl› görüfl ve örgütlerden rahats›z olan biri komünist olamaz. Düflünmeyi yasaklayan, bir itaat taburu isteyen biri komünist olamaz… Ad› ne olursa olsun, demokrasi; bir s›n›f iktidar›d›r. Uygarl›k ya da baflka biçimde de adland›r›lsa, bir s›n›f hakimiyetidir. Komünistler, devlet ve demokrasiyi aflma gayretindedirler, kutsama de¤il… Rejim bir ekonomik-politik kriz bunal›m›nda. Bu bir devrimci durum ifadesidir. Devrimci müdahale ihtiyac› ortadayken, hangi demokrasi yan›lsamas›yla “laik” denilen ile “›l›ml› ‹slam” denilen egemen s›n›f klikleri aras›ndaki kamplaflmaya taraf olabiliriz? Devrimin temel sorunlar›na ve Kürt ulusal sorununa karfl› CHP-AKP-ordu emperyalist önderlik alt›nda ittifak içerisindedirler. Güney Kürdistan’daki Kürt yönetimi ve DTP’yi teslim alma gayretindedirler. ABD-AB-›l›ml› ‹slam projesine de yine onlar›n kontrolündeki 12 Eylül Cuntac› “malumun ilan›” her bir darbecinin payandas› olamay›z. Kuvvetler ayr›l›¤›, yasama-yürütme-yarg› laflar›, hükümetparlamento argümanlar› bofl… Tüm bunlar›n fark›nda olanlar›n, sisteme itiraz edenlerin birleflik muhalefetini infla etmektir görev. Kongre bunu söyledi. 1 May›s’a egemenler kuflatmas›, “orant›l› fliddet” sald›r›lar›, Adapazar›’ndaki DTP’ye dönük sald›r›, yani tüm yeni TC hamleleri halklar›m›z› ezme sald›r›lar›d›r. Karfl› dural›m!

Chavez’den FARC’a ‘silah b›rak’ ça¤r›s› ya da bir rüyadan uyan›fl Venezuella’da cumhurbaflkanl›¤›na gelmesinin ard›ndan birçok kesiminin devrimci önder olarak selamlad›¤›, ça¤›m›z›n yeni tipteki devrimini temsil etti¤ini söyledi¤i Chavez, FARC’a silahl› mücadeleyi b›rakma ça¤r›s›nda bulundu. Kolombiya yönetimi taraf›ndan Kolombiya Devrimci Silahl› Güçleri (FARC)’ne yard›m etmekle ‘suç’lanan Hugo Chavez, Venezuella radyo ve televizyonlar›nda yay›mlanan haftal›k konuflmas›nda, “Kolombiya'n›n demokratik yollarla seçilmifl yönetimini devirmeye çal›flmak meflru de¤il” diyerek, bir yandan faflist Uribe yönetimini kutsarken, öte yandan FARC’› “meflru” bir yönetime karfl› mücadele etmekle suçlad›. Parlamenter yoldan mücadeleyi savunan ve sistemin köklü de¤ifliminden (devrimden) öte sistemin iyilefltirilmesi anlay›flla hareket eden Chavez, “Gerilla savafl›n›n art›k tarihte kalm›fl oldu¤unu” iddia ederek, FARC’a Kolombiya devletinin belirledi¤i s›n›rlar ve biçimler içerisinde mücadele etmeyi sal›k verdi. Daha da

ileri giden Chavez, “fiu anda Latin Amerika’da silahl› mücadelenin yeri yok” diyerek, silahl› mücadelenin sadece Kolombiya için de¤il, bütün Latin Amerika ülkeleri için geçerlili¤ini yitirdi¤ini iddia etti.

Silahlara veda ça¤r›s›n›n arkas›ndaki gerçek Chavez’in devrimciler önderli¤indeki silahl› mücadeleye bak›fl aç›s›, onun s›n›fsal niteli¤inden ba¤›ms›z de¤ildir ve tam da bu nedenle, bu ça¤r›, hiç de burjuva medyan›n yans›tt›¤› gibi “sürpriz” olmad›. Bununla birlikte düne kadar Kolombiya baflta olmak üzere dünya devletlerine FARC’› terörist örgütler listesinden ç›kartmalar› ça¤r›lar›nda bulunan Chavez’in, gerçek yüzünü bugün ortaya ç›kartmas›n›n ve silah b›rakma ça¤r›s› yapmas›n›n arkas›nda yatan nedenler söz konusu. Bu nedenler, yine Chavez’in kendi konuflmas› içerisine gizlenmifl vaziyette bulunuyor. “FARC, imparatorlu¤un (ABD’yi kastediyor) bi-

ze yönelik sald›r› tehdidinde bahane olarak kullan›ld›¤›n› bilmelisin”! ‹flte yeni tipte devrimin önderi olarak alk›fllanan Chavez’in FARC’a silah b›rakma ça¤r›s› yapmas›n›n arkas›nda yatan neden. ABD’nin sald›r› tehditleri karfl›s›nda yüzündeki sol maskeyi ç›kartan Chavez, bu tehditler nedeniyle FARC’›n mücadelesinin meflrulu¤unu ve hakl›l›¤›n› bir yana b›rakarak, küçük dükkan sahipleri misali elindekini koruman›n telafl›yla FARC’› ve onun özelinde vücut bulan mücadeleyi kendi iktidar› için kurban etmeye soyunuyor.

FARC’dan Chavez’e yan›t: Diz çökmeyece¤iz! FARC’a yak›n bir internet sitesinde örgüt komutanlar›ndan Ivan Marquez lakapl› Luciano Marin Arango imzas› ile yay›mlanan bir yaz›da, “FARC’›n nihai hedefinin halk›n iktidar›n› kurmak oldu¤u” belirtilerek, faflist Uribe hükümetine karfl› savaflan örgütün dizleri üzerine çökmeyece¤inin alt›n› çizdi.


dünya

28 Haziran-16 Temmuz 2008

‘Büyük adamlar’ ve ‘büyük entelektüeller’ yan›ld›

HALKIMIZ KEND‹ TAR‹H‹N‹ YARATTI Biz Nepal halk›n› yar› yolda b›rakmayaca¤›z, Nepal halk› da bizi yar› yolda b›rakmayacak. Bize göre, yeni bir anayasan›n oluflturulmas› iki y›ldan daha fazla sürmez. Bunun ard›ndan, politik bir denge sa¤lamak istiyoruz. Ancak esnek oldu¤umuz kadar kat› da olmas›n› biliriz. Halk›m›z olanlar› anl›yor. Halk›m›z kendi tarihini yaratt›. Ancak ‘büyük adamlar’ ve ‘büyük entelektüeller’ yan›ld›. Onlar›n zihniyeti paramparça oldu. Onlar›n tezleri yaln›zca ka¤›t üzerinde kald› 30 Mayıs günü NKP(M) tarafından başkent Katmandu’da yapılan cumhuriyet kutlamalarında Prachanda tarafından yapılan konuşmadan kısaltarak çevirdik.

B

ugün 21. yüzy›l›n bafl›nda, Nepal halk› feodalizme karfl› mücadelesinde ve bu mücadele içerisinde ulaflt›¤› politik bilinç düzeyi ile muazzam bir inisiyatifi elde etmifl durumda. Kimse 12 maddelik anlaflman›n yap›laca¤›na ve Halk Savafl› ile Janandolan’›n (Halk Hareketi) birlikte ilerleyebilece¤ine inanmaya haz›r de¤ildi. Kimse, Halk Savafl› ve halk hareketinin bu birlikte ilerlemesinin 250 y›ll›k feodal iktidar› y›kabilece¤ine inanm›yordu. Ço¤u kimse Kurucu Meclis seçimlerinin zaman›nda yap›laca¤›ndan flüphe duyuyordu. Ülke içindeki ve d›fl›ndaki tüm gerici güçler NKP(M)’nin ve Nepal halk›n›n seçimleri kaybedece¤ini ve eski güçlerin iktidarlar›n› korumaya devam edece¤ini düflünüyorlard›. Ne var ki Nepal halk› bir mucize daha yaratarak NKP(M)’yi seçimlerde zafere tafl›d›. Nepal halk› NKP(M)’yi yeni Nepal’in önderli¤ine tafl›d› ve Federal Demokratik Cumhuriyet’in anayasas›n› yazma görevini ona verdi. Gerici güçler, halk›n bu se-

menter partiler yavafl yavafl ‘baflkanl›k’tan söz etmeye bafllad›lar. Biz onlardan hala halk›n iradesini ve taleplerini gerçeklefltirmelerini istiyoruz. Ancak, en büyük parti olarak hükümeti kurma görevi ile de karfl› karfl›yay›z. Biz kazan›nca, onlara ‘hadi sizin seçim çal›flmalar›n›zda dillendirdi¤iniz gibi bir sistem uygulayal›m’ dedik. ‘Ayn› kifli hem baflkan, hem baflbakan olsun’ dedik. Ancak onlar sürpriz bir flekilde bu görüfllerinden çark ederek baflkanl›k konusunda ›srarc› olmaya bafllad›lar ve aksi takdirde Gyanendra’n›n kral olarak kalmas›n› istediler. Tüm bu tart›flmalar içerisinde, “Evet, hepinize teflekkürler! Baflkanl›k sistemini kabul ettiniz; ancak cumhuriyet bugün ilan edilmeli!” dedim ve sonras›nda Federal Demokratik Cumhuriyet kuruldu. Bu tarihin bir gerçe¤idir. Bu olay›n çözümü gelecek 50 y›l›n meselesidir. Baflkanl›k sistemi üzerinde anlaflt›k. Fakat, belirli bir kifli ya da parti üzerinde bir anlaflmaya varmad›k. Devlet iktidar›n›n kilit noktalar› üzerine herhangi bir anlaflma yap›lmad›.

M‹KE ELY*

Nepal devriminin önemi

Belirli bir yafl›n üzerindeki kifliler d›fl›nda, yeni kuflaklar›n ço¤u genifl bir halk deste¤ine sahip, radikal ve devrimci bir hareketin yol al›fl›n› görememiflti. Bugün, genç kuflaklar da dahil, hepimiz Nepal flahs›nda böylesi bir harekete tan›kl›k ediyoruz. Bu hareket, Nepal’in nefret edilen krall›¤›n› devirerek ortaça¤ monarflisini sonland›rd›. Bugün, kraliyet ordusuna meydan okuyabilecek, hatta onu alt edebilecek büyük bir devrimci ordu yaratan bu hareket, bu güce paralel olarak k›rsal bölgelerde feodal gelenekleri ve eski yönetimi kald›rarak yeni yönetimler infla etti. Böylece büyük bir kitle deste¤ini arkas›na alarak, Kurucu Meclis’in bafl›na geçti. Bütün bunlar›, radikal komünist sloganlar alt›nda gerçeklefltirdi. Nepal halk›, bu hareketin devrimcilerini Maobadi olarak adland›r›yor. Bir baflka dikkate de¤er fley ise bütün bu olanlar karfl›s›nda hakim olan suskunluk. Nepal’de yaflanan bu önemli ve kritik geliflmeler hakk›nda ya da bu geliflmeleri ortaya ç›kartan harekete önderlik eden Nepal Komünist Partisi (Maoist) hakk›nda çok s›n›rl› miktarda bilgi-belge mevcut. Baz› kesimlerin Nepal’de yaflananlar karfl›s›nda sessiz kalmalar›n›n nedenleri malum. Bat› medyas›, dünyan›n herhangi bir yoksul ülkesindeki halk›n, dünyan›n en radikal hareketine destek vermelerinden hiç de hoflnut de¤il. Ancak aç›kças›, birçok alternatif medya kayna¤›, Nepal devriminin yapt›klar›n›n ne anlama geldi¤ini hak etti¤i flekilde kavrayabilmifl de¤il. Maobadi’nin komünizme gidifl için izledi¤i ve dogmatik olmayan metodu, birçok solcuyu ve sol iktidar› da rahats›z etmektedir. NKP(M) 1996 y›l›nda silahl› mücadeleyi bafllatt›¤›nda baz› kimseler bunun güncelli¤ini kaybetmifl, geçersiz bir taktik oldu¤unu düflündü. NKP(M) 2006 y›l›nda silahl› mücadeleyi geçici bir süre için ask›ya alarak anti-monarflist koalisyon hükümetine girdi¤inde baz› kimseler bununla NKP(M)’nin kimli¤ini kaybetti¤ini-kaybedece¤ini öne sürdüler. Ve Maoistler kendi anti-feodal programlar›n› aç›klay›p bunu di¤er partilere dayatt›klar›nda baz› kimseler NKP(M)’nin sosyalizme ulaflmay› bir yana b›rakt›¤›n› düflündüler. Ama bu sessiz flüphecilik yanl›fl bir yaklafl›md›r. Dünya, Nepal’i izlemeli, buna ihtiyac› var. Maoistlerin nisan ay›nda gerçekleflen seçimlerde elde ettikleri hayret verici zaferleri, henüz gerici güçler karfl›s›ndaki kesin zaferleri de¤ildi. Maobadi, siyaset sahnesinin merkezinde duruyor, ama henüz devletin ordusunu tasfiye edebilmifl de¤il. Yeni güç denemeleri bu noktada gerçekleflecek.

çimini hazmedebilmifl de¤il. Bu nedenle yenilgiye u¤rayan güçler, utanmadan geçici anayasay› ve daha önce yap›lm›fl olan anlaflmay› çi¤niyorlar. Ama biz Nepal halk›, halen diyalog yoluyla bir uzlaflmaya var›lmas›n› umuyoruz. 28 May›s’ta cumhuriyetin ilan edilmesi için çok çaba sarf ettik. Geleneksel partiler cumhuriyetin ilan›n› uzatmak, bofla düflürmek için bahaneler ar›yorlard›. Buna karfl›n cumhuriyetin ilan edilebilmesi, çetin bir mücadelenin ve kararl› duruflun sonucunda mümkün oldu. Siz halk›m›z, bizi sadece en büyük parti yapmad›n›z, ayn› zamanda seçimlerde de birinci parti yapt›n›z. fiimdi Nepal Kongre Partisi ve NKP(BML) birbirlerinin üzerine t›rmansalar bile bizim ulaflt›¤›m›z yüksekli¤e ulaflam›yorlar. Zaman›n h›zla geçmesine karfl›n, hükümet kurulmad›. Parlamenter partiler hükümeti b›rakmak yerine hala koltuklar› iflgal ediyorlar. NKP(M)’ye karfl› bir mücadele yürütüyorlar ve seçimlerin galibi kendileriymifl gibi davran›yorlar. Seçim sonuçlar›na uymak yerine NKP(M)’yi kuflatmaya çal›fl›yorlar. Kimin kimi kuflataca¤›n› görece¤iz. Halk›m›z›n deste¤i sürdü¤ü müddetçe dünyadaki hiçbir güç bizi kuflatamaz. Halk›n iradesini reddetmeye kalk›flmay›n! Nepal Kongre Partisi ve NKP(BML)’nin yandafllar›; halk›n iradesini reddetmenin onlar için intihar oldu¤unu bilmeliler. Pek çok kez yapt›¤›m›z gibi bir kez daha geçici anayasan›n maddelerinin uygulanmas›, anlaflma ve iflbirli¤i yönteminin izlenmesi ça¤r›s› yap›yoruz. Ancak bu partilerin, milletvekilleri üzerinden pazarl›k yapmaktan, milletvekillerini al›p satmaktan, hükümet kurup bozmaktan baflka bildikleri bir fley yok. Bu yöntemler ülkeye hiçbir biçimde hizmet etmeyecektir. Kurucu Meclis seçimlerinden önce, bu parlamenter partiler baflkanl›k sözünü duymak dahi istemiyorlard›. Seçim konuflmalar›nda baflkanl›k sözcü¤ünü nadiren kulland›lar ve bu kullan›mlar da genelde temsili bir baflkanl›kt›, çünkü hepsi monarfliden yanayd›. Halk, onlar› cumhuriyeti kabul etmeye zorlad›, ancak onlar›n damarlar›nda halen monarfli kan› dolafl›yor. Bu nedenle, Gyanendra’n›n çöküflünün ard›ndan flimdi hepsi yeni kral olman›n peflinde. Maoistler, cumhuriyet ve baflkanl›k gündemleri ile seçimlere girdiler ve kazand›lar. Cumhuriyet kuruldu. Bundan sonra parla-

Nepal halk›n›n yenilgiye u¤ratt›¤› herhangi bir partiye baflkanl›¤› vermeye haz›r de¤iliz. Baflkanl›k konusunu tart›flmaya haz›r›z. Cumhuriyetin kuruldu¤u belgede bir anlaflma var; “Baflkanl›k seçimlerini de kapsayacak biçimde herhangi bir gereklilik durumunda baflka bir anlaflma yap›lacakt›r.” Cumhuriyet, bu sab›rl›, zekice ve sorumluluk dolu hareketlerle kuruldu. Monarfli yanl›lar›n› cumhuriyeti ilan etmek zorunda b›rakt›k. Bu Nepal halk›n›n bir zaferidir. Cumhuriyetin ilan edilmifl olmas›ndan dolay› çok gururluyuz. Madheflilerin, kad›nlar›n, Dalitlerin, di¤er uluslar›n ve tüm ezilenlerin temsilcilerinin yer ald›¤› Rolpa bölgesinde kapsaml› halk iktidar›n› kurdu¤umuz günleri hat›rlad›m. Ayn› fley flimdi, hem de daha genifl ölçekte, Birendra Uluslararas› Konferans Merkezi’nde gerçeklefltirildi. Kendimi Rolpa bölgesindeki iktidar›n çok daha büyük ölçekli bir biçiminin karfl›s›nda hissettim. NKP(M) asla halk›n d›fl›nda olmad›, bugün de halk›n içindedir ve gelecekte de halk›n içinde olacakt›r. fiehitlerimizin ve halk›m›z›n düfllerini gerçeklefltirmekten baflka bir alternatifimiz yok. Zaman zaman mücadelemizde sa¤da, solda, önde ya da geride olduk. Ama her fley Nepal halk› ve ulusumuz içindi. Bugün Nepal’in kapsay›c› yap›s› di¤er ülkelerden oldukça farkl›d›r. fiehitlerimizin, yaral›lar›m›z›n ve tüm Nepal halk›n›n düflleri gerçekleflecektir. Ancak parlamenter partiler halk›n ferman›n› tan›mayacak gibi görünüyor. Gyanendra’n›n çürümüfl zihniyeti cumhuriyet fikrinin do¤mas›na neden oldu. fiimdi e¤er Kongre Partisi ve NMP-UML neyi baflard›¤›m›z›n fark›na bir an önce varmazsa, Halk Cumhuriyeti kurulacak. Biz Nepal halk›n› yar› yolda b›rakmayaca¤›z, Nepal halk› da bizi yar› yolda b›rakmayacak. Bize göre, yeni bir anayasan›n oluflturulmas› iki y›ldan daha fazla sürmez. Bunun ard›ndan, politik bir denge sa¤lamak istiyoruz. Ancak esnek oldu¤umuz kadar kat› da olmas›n› biliriz. Halk›m›z olanlar› anl›yor. Halk›m›z kendi tarihini yaratt›. Ancak ‘büyük adamlar’ ve ‘büyük entelektüeller’ yan›ld›. Onlar›n zihniyeti paramparça oldu. Onlar›n tezleri yaln›zca ka¤›t üzerinde kald›. Onlar da, halk taraf›ndan yaz›lan tarihi kabul etmek zorunda kalacaklar. Nepal halk› tüm bu kesimlerden daha güçlüdür. Nepal halk›, cumhuriyeti yaratan bir halkt›r.

11

NKP(M), art›k muhalefetteki bir hareket de¤il ve bugün, radikal bir de¤iflim projesinde topluma önderlik etmenin getirdi¤i oldukça de¤iflik problemlerle karfl› karfl›ya. Maoistlerin karfl› karfl›ya olduklar› bu problemlerin bafl›nda iktidar meselesi geliyor ve görünen o ki; onlar, güçlü bir ordu ile ani ve ezici bir taktik hamlenin aray›fl› içerisindeler. Neticede Nepalli Maoistler ülkedeki rakiplerini tecrit etmek, etki alanlar›n› geniflletmek ve ülke d›fl›ndaki düflmanlar›n› etkisiz hale getirmek üzerine kurulu bir taktik politika içerisindeler. Tüm bunlar flafl›rt›c› görünüyor. Dünya, radikalli¤in ve devrim an›n›n d›fl›nda, uzun ve ac›mas›z bir mücadeleye tan›k oluyor. Ço¤u kimse, popüler ve güçlü olan bir komünist devrimin hükümete gelmesi halinde ne olaca¤›n› bugüne de¤in görebilmifl de¤ildi. Gelin, Nepal’i daha yak›ndan incelemek için önümüzde duran dört nedene bakarak birçok kesimin içerisine girmifl oldu¤u sessizli¤i bozal›m: Birinci neden: ‹flte radikalliklerini korumalar›na karfl›n insanlardaki kat› düflünceleri bertaraf eden komünistler. “Biz, yarat›c› devrimcili¤i ve yaflayan devrimi dogmatiklikten, ezbercilikten ve klifle sözlerden koruduk” diyor NKP(M) Baflkan›. Maobadi, içinde yaflad›¤› toplumu ayr›nt›l› ve adamak›ll› bir flekilde inceleyerek devrim tecrübesine yeni bir soluk getirdi. Nepal halk› üzerindeki dehflet verici bask›lar› ve içinde bulunduklar› koflullar› son derece aç›k ve do¤ru bir flekilde tan›mlad›lar. Onlar, halka ulaflmak ve halk›n umutlar›n› canland›rmak için yarat›c› taktikler gelifltirdiler. Son 15 y›l boyunca güçlerini, etkinliklerini ve kitle desteklerini sürekli büyüttüler. ‹ktidar› almalar›na ramak kalm›flken, bu hareket, çevresindeki yak›n güçlerle birleflti ve farkl› mücadele biçimlerini devreye soktu. 1996 y›l›nda, gerilla savafl› taraf›ndan desteklenen harika bir örgütlülükle yola ç›kt›lar ve 2006 y›l›nda ateflkes ilan ederek müzakerelere bafllad›lar. On y›l boyunca denetimleri alt›ndaki üs alanlar›nda devrimci yönetimler kurdular ve izledikleri politik hat ile kentlerdeki kitlelerin

deste¤ini kazand›lar. Nisan ay›ndaki tarihi seçimlerde büyük bir baflar› elde ettiler ve düflmanlar›n›n ayak oyunlar›n› bofla düflürmek için kitlelerle sokaklara ç›kma, kitlelerin inisiyatifini devrimci bir iktidar için yeniden seferber etme kozunu ak›ll›ca kulland›lar. ‹stediklerini büyük oranda elde ettiler, üstelik karfl› taraf›n tüm dayatmalar›na karfl›n askeri güçlerini da¤›tmadan ve ba¤›ms›zl›klar›ndan ödün vermeden bunu yapt›lar. 4. dünya ülkesi denilen Nepal’de, Maoistlerin önderlik etti¤i bu hareket, dünya halklar›na a¤lamak d›fl›ndaki bir seçene¤i apaç›k bir flekilde gösterdi ve onlara umut oldu. Nepal’deki bu hareket, uzun süre boyunca ABD ya da ‹ngiltere’de etkisini göstermeyecektir, ama ya dünyan›n yoksul ülkelerinde? Onlar›n, komünizm hedeflerine ulafl›p ulaflamayacaklar›n› flimdiden söylemek güç. Ama her halükarda halen onlardan ö¤renmemiz gereken çok fley var. ‹kinci neden: Nepal, Hindistan’daki devrim mücadelesi ateflini büyütecek bir fitil niteli¤inde. Nepal’in 30 milyon yoksul halk›, dünyan›n en kalabal›k ülkelerinden ikisi olan Çin ve Hindistan aras›na s›k›flm›fl durumda. ‹ki dev aras›na s›k›flm›fl olan Nepal’in yoksul halk›n›n bu mücadelesinin, komflu Hindistan’a nas›l yans›yaca¤›n› bir düflünün. Yeni Nepal, Hindistan’daki Maoistlere aç›k, uzun bir s›n›ra sahip olacak. Maoistler önderli¤indeki silahl› mücadele Hindistan’›n kuzeyindeki yoksul k›rsal bölgeleri için için tutuflturuyor. Yeni Nepal’in, Hindistanl› Maoist güçlere aç›k kalacak olan uzun s›n›r›, Hindistan’›n kuzeyindeki köylülerin Maoistlere olan destekleri ve son zamanlarda s›kça telafuz edilen ve Hindistan’›n güneyinden kuzeydeki Nepal s›n›r›na kadar uzanan ve Hindistanl› Maoistlerin etkinli¤indeki bölgelerden oluflan ‘k›z›l koridor’ göz önüne al›nd›¤›nda tablo daha anlafl›l›r olmaktad›r. Nepalli Maoistlerin büyük u¤rafllar› ile kurulan ve de¤iflik bölgelerden farkl› Maoist devrimci güçleri bir araya getiren Güney Asya Maoist Parti ve Örgütleri Koordinasyon Komitesi, bir anlamda bu sürece bir haz›rl›k niteli¤indeydi. Nepal’de kurulacak bir devrimci hükümet, Hindistan ile olan uzun s›n›r› nedeniyle güçlükler yaflayabilir. S›n›r sorunlar› nedeni ile yoksul Nepal halk› ve devrimci Nepal hükümeti, Hindistan’›n ambargolar› ile karfl› karfl›ya kalabilir. Dahas› bir istila ile yüz yüze gelebilir. Ancak böylesi bir durumda Hindistan’daki ve bölgedeki di¤er ülkelerde faaliyet yürüten Maoist güçlerin neler yapabilecekleri de dikkate al›nmal›d›r. Üçüncü neden: Nepal, yeni ve çok daha iyi bir dünyan›n mümkün oldu¤unu gösterdi. Hepimiz radikal bir sosyal de¤iflimin imkans›z oldu¤unu düflünüyor ve söylüyorduk. Gerici, bask›n dünya güçlerine karfl› bir mücadelenin baflar›ya ulaflmas›na ihtimal vermiyorduk. Ama iflte bugün Nepal böylesi bir baflar›n›n, halk›n kendisini ve dünyay› de¤ifltirebilece¤inin canl› örne¤i olarak önümüzde duruyor. Bizim ve tüm dünya halklar›n›n. Bu örnek ülkede kad›nlar art›k sadece çocuk bak›m› ve ev iflleri ile u¤raflm›yor, devrim için gerici kabullere meydan okuyor. Gençler gerici güçleri, düflmanlar› yok etmek için devrimci orduya kat›l›yorlar. Birçok etnik grubun oldu¤u ve kastlara ayr›lm›fl durumdaki Nepal, halk›n birlikte hareket etmesinin neler yaratabilece¤inin ete-kemi¤e bürünmüfl hali. Tüm bunlar güzel bir esinti gibi ve bu esintiden bir an olsun uzaklaflmak istemiyorsunuz, çünkü onu kaybetmekten korkuyorsunuz. Dördüncü neden: Halk, devrim için meydan okuyacaksa yaln›z olmamal›d›r. E¤er NKP(M) 1996 y›l›nda devrimci savafl›-silahl› mücadeleyi bafllatmam›fl olsayd›, bu de¤iflim için meydan okuyufl hiç düflünülmeyecek flekilde sonuçlanabilirdi. NKP(M) bunu bilerek yola ç›kt› ve onun politik planlar› gerçekleflmeye bafllad›. Çünkü Nepal’in gençleri yaflamlar›n› bu mücadeleye verdiler, halk mücadeleyi her yönden sahiplendi. Bugün art›k kritik bir noktaya gelinmifl durumda. NKP(M) devrimci iktidar için ad›mlar›n› sürdürürse Hindistan ve ABD’nin sald›r›lar› ile karfl› karfl›ya kalabilir, gerileyebilir. Bilindi¤i gibi NKP(M) uzun süredir ABD’nin ‘terör’ listesinde yer almaktad›r. ABD ve baz› uluslararas› kurulufllar NKP(M)’yi küçük yafltaki çocuklar› silahland›rmakla da suçluyorlar. Bat›l› güçler Nepal’deki kraliyet ordusunu modern silahlarla silahland›rageldiler. Dahas› Nepal’deki kimi gerici güçler Hindistan taraf›ndan halen desteklenmektedir. ‹flte çok az bilinen bir devrimin kabaca durumu bu. Bu devrimi kime anlataca¤›z? Bu devrimden ne ö¤renece¤iz? Onun için ne yapaca¤›z? Bu sorular› hepimiz düflünmeliyiz… *Asian Age yazar›


12

kültür-sanat

28 Haziran-16 Temmuz 2008

Bereketli Topraklar Üzerinde’ki yoksullu¤un dayan›lmazl›¤› safs›z Topal A¤a, c›va gibi Hidayeto¤lu, ›rgat Fatma, haks›zl›¤a direnen, bafl› dik, Kürt Zeynel… Ve daha niceleri… Kimdir bu insanlar, ne ister, ne ararlar… Orhan Kemal ve Erden K›ral verir yan›t›n›… ‘Ekmek derdi’nin hikayesidir Bereketli Topraklar Üzerinde. “Anca beraber, kanca beraber” diyen üç arkadafl ‘var olma kavgas›nda’ zamanla birbirinden ayr›l›r, birlikte ifl aramaya ç›kt›klar› köylülerini ölüme terk ederler. Ve bereketli topraklar üzerindeki emekçiler, kendi dünyalar›nda, bir bafllar›na ç›rp›n›p dururlar; sömürünün belirgin, somut biçimlerine karfl› tepkilerini koyarlar... ‹flten at›ld›klar›nda a¤a ile hesaplaflmaz,

Orhan Kemal’in güçlü kaleminden ç›kan Erden K›ral’›n özgün yorumuyla sinemaya uyarlanan Bereketli Topraklar Üzerinde, TürkiyeKuzey Kürdistan’›n emek-üretim iliflkisini, tarihsel ve toplumsal gerçekli¤ini tüm ç›plakl›¤›yla göstermektedir

Toroslar›n ard›na gizlenen günefl, Çukurova'n›n genifl tarlalar›yla halaya durmufltur. Evet, Çukurova topraklar› bereketlidir ama sömürülmüfl yorgun insan kaslar›nda derin bir ac›ya dönüflür bu bereket. Yukar›da günefl, afla¤›da çamur, toz… Kilometreler yal›nayaklarla afl›l›r. Orhan Kemal’in yaflamaktan, yaflanan› anlatmaktan gelen benzersiz gözlem gücü ve bir kaynak gibi coflup giden kalemi; Çukurova’n›n bereketli, ilmek ilmek ifllenmifl topraklar›na, uçsuz bucaks›z gö¤e, al›n terine sarar kendini, Çukurova insanlar›na can verir. Orhan Kemal tan›k oldu¤u sosyal gerçekli¤i, uyum sa¤layamad›klar› koflullarda birbirinden farkl› yok olufllara sürüklenen insanlar›n yaflamlar›n› anlat›r. K›fl aylar›nda köylerde yapacak hiçbir ifl olmad›¤›ndan ekme¤ini Çukurova’da aramaya giden bir aya¤› köyde, bir aya¤› kentte; ekmek paras› peflinde Çukurova’ya ak›n eden ›rgatlar›n yüz yüze kald›klar› sömürü düzenini, fabrikalarda, inflaat ifllerinde çal›flma flartlar›n›, toprak a¤alar›n›n angaryalar›n› gözler önüne serer. Kimler yoktur ki burada? ‹flahs›z›n Yusuf, Köse Hasan, Pehlivan Ali, in-

YÜZ F‹K‹R Muzaffer Oruço¤lu

PART‹LEfiMEK

Kökleri ‹brahim Kaypakkaya’ya dayanan güçlerin (At›l›m, ‹flçi Köylü, Devrimci Demokrasi vb.) kurulacak aç›k bir sosyalist partinin çat›s› alt›nda birleflmeleri gerekiyor. Bu güçler oldukça da¤›n›k bir durumdalar. fiurada burada kültür merkezleri, dernekler, on befl günlük veya ayl›k ç›kan dergiler, ‹nternet siteleri, k›sacas› da¤›n›k güçlerin, halk› genifl ve derinlemesine etkilemeyen da¤›n›k çabalar›.. Partileflmek için hangi ad›mlar at›lmal›d›r? ‹lk olarak, her hareket bu sorunu kendi içinde tart›flmal›, görüfllerini somut hale getirmelidir. E¤er her hareket, sosyalit bir parti çat›s› alt›nda birleflme görüflünde ise, genel olarak sosyalizme, özel olarak da aç›k bir sosyalist kitle partisinin kurulufl biçimine, azami ve asgari program›na iliflkin görüfllerini yaz›l› hale getirmelidir. Kendi içlerinde, bir iç tart›flma ile görüfllerini berraklaflt›ran hareketler, daha sonra eflit say›da temsilcileriyle bir araya gelip, birleflmeye, birleflmenin prensiplerine, kurulacak partinin program ve tüzü¤üne iliflkin ortak noktalar› tesbit etmeli ve kendi içinden, tüm bu güçleri sosyalist partinin kurulufl kongresinde birlefltirecek bir Kongre Örgütleme Komitesi seçmelidir. ‹kinci olarak, tüm güçler tek bir sosyalist partinin çat›s› alt›nda birlefltikten sonra, bunlar›n kültür merkezleri, irili ufakl› tüm dernekleri, kurulan partinin flubelerine dönüfltürülmelidirler.

›rgatbafl›y› arar, ›rgatbafl›y› bulamaz harman› yakarlar. Fabrikadaki emek-sermaye çeliflkisini de¤il de ›rgatbafl›n›n ald›¤› harac› görürler, kumar oynatmak için faizle para verilmesini, iflçinin esrara al›flt›r›lmas›n› sömürü diye görürler. “Bereketli Topraklar Üzerinde” roman›/filmi ülkemiz toplumsal yap›s›na iliflkin dönemsel bir kesiti, k›r kent çeliflkisini gerçekçi üslubuyla yans›t›rken; Anadolu köylüsünün maddi yetersizlikler nedeniyle kente yönelmesini ve yeni üretim iliflkileri içerisinde eziliflini, ekmek derdi peflinde yok oluflunu dile getirmektedir. Yar› feodal bir ülkede, köylülerin zorlu yaflamlar›n› gerçekçi bir biçimde yans›tm›flt›r Orhan Kemal. Daha iyi bir yaflama seviyesine eriflmek umuduyla köylerini b›rakarak Çukurova’ya çal›flmaya giden üç köylünün kendi dünyalar› ve geleneksel de¤erleriyle, kentin zorlu ve a¤›r flartlar›n›n çat›flmas›n›n anlat›m›d›r. Onlar henüz zorbal›¤›n, zulmün as›l kayna¤› ile mücadeleden uzakt›rlar, bu bilinç düzeyi, koflullar›n yönlendirdi¤i bir bilinç düzeyidir. Bunu çok iyi bilen Orhan Kemal, toplumsal gerçekli¤e, onlar›n görebildi¤i, anlayabildi¤i ölçüde yaklaflm›flt›r. Toplumcu gerçekçi sanat anlay›fl›n›n edebiyat›m›zdaki en etkin isimlerindendir Orhan Kemal. Emekçilerin sorunlar›n›, yaflamsal kayg›lar›n› ve emek-sermaye çeliflkisini konu alan, “toplum için sanat” görüflü bütün eserlerinde vücut bulmufltur.

türlü ac›lara reva görülen halk›m›z›n ruhunda özlem, direnifl vard›r. Umutsuz, karamsar bir roman›, film de¤ildir. Umudu, kesintisiz mutluluk aray›fl›n› verir. Birbirlerine yard›m ederken, yorgun bir gün sonras› uzakta yanan ateflin dalga dalga yans›mas›n› yüzlerinde duyarak, ac›n›n, öfkenin, hasretli¤in bir bütün oldu¤unu, her fleyiyle yafland›¤›n›, yaflanmas› gerekti¤ini anlat›rlar bizlere. ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’de gerçekli¤e getirilen tan›kl›k vard›r, ama ayn› zamanda ac›yla sevincin, umutla umutsuzlu¤un, nefretle sevginin o ayr›lmaz iç içeli¤i, birlikteli¤i vard›r. Erden K›ral, sinemas›yla tüm bunlar› kavrar ve yeniden kurar. Gücünden, solu¤undan pek bir fley yitirmeksizin baflka bir varl›¤a, görselli¤e kavuflur. Elbette de¤iflenler, yitip gidenler vard›r ama K›ral, Orhan Kemal’in en güçlü yan›n›, halkç› yan›n› yakalay›p, filmine bir ›fl›k gibi yans›tm›flt›r. Böylesine emek verilerek çekilen bir filmin oyunculu¤u da etkileyicidir. Karakterler ile aralar›nda sa¤lam bir köprü kurmufltur oyuncular. K›ral, Çukurova’n›n gerçek emekçileriyle de çal›flarak ak›c›, pürüzsüz bir sinema dili kurmufl, yap›t›n özünü ustaca perdeye tafl›m›flt›r. K›ral’›n filmleri genel seyirci zevkinden, gerici kültürün dayatt›¤› ölçülerden uzak bir sinemay› gerçeklefltirir. Ço¤unlukla toplumsal konularla, çeliflkilerle beslenen, belgesel tad›nda filmler çeken K›ral’›n, Hakkâri’de Bir Mevsim, Ayna, Dilan gibi filmlerini de hat›rlatmak gerekir. Hakkâri’de Bir Mevsim filmide, “Bereketli Topraklar Üzerinde” gibi sansüre u¤ram›flt›r.

Erden K›ral’›n sinemas› güç bir ifli yüklenir. Edebiyat›m›z›n en güçlü romanlar›ndan birini; toprak, insan ve emek destan›n› sinemalaflt›r›r. Orhan Kemal’in güçlü kalemine Erden K›ral’›n kameras› efllik edince kazand›¤› görsellikle sinema ad›na da önemli bir yap›t halini al›r.

Bereketli Topraklar Üzerinde, Türkiye- Kuzey Kürdistan’›n emek-üretim iliflkisini, tarihsel ve toplumsal gerçekli¤ini tüm ç›plakl›¤›yla gösterir. ‹nsanlar›, içinde yaflad›klar› çevre koflullar› ile ele alan, tarihsel bir kesiti ustal›kla tespit eden, güçlü ve kal›c› k›lan bafll›ca ö¤eler nedeniyle “Bereketli Topraklar Üzerinde” 12 Eylül döneminde faflist cunta taraf›ndan yasaklan›r. Askeri faflist cunta, mahkemeleriyle, kanunlar›yla bask› araçlar›n› halk›n üzerinde yo¤unlaflt›rarak, haks›zl›klar›n ayd›nl›¤a ç›kmamas› için, kitleleri ayd›nlatacak her arac› yakarak, yasaklayarak her fleye pranga vurur. Bu dönemde yasaklanan filmlerin say›s› da 927’dir. Darbeciler, 12 Eylül askeri faflist darbesine haz›rlan›rken döneme ait birçok eser gibi “Bereketli Topraklar Üzerinde”yi de ‘has›ralt›’ eder. Film 1980’de birçok ödüle lay›k görülür, ancak verilen ödüller filmin muhalif olmas›ndan kaynakl› geri al›n›r. Film, baflta gösterim izni almas›na karfl›n, Adana S›k›yönetim Komutanl›¤›’nca yasaklan›r ve yine 1981’de Avrupa’da ‘En ‹yi Film’ seçilmesine karfl›n, s›k›yönetim nedeniyle yönetmen ödülü almaya gidemez. Bu hikaye sinemada hayat bulurken de birçok zorlukla karfl›laflm›flt›r. Film setinde çal›flan iflçiler, ekibin paras› bitince seti terk eder; bunun üzerine iflçilerin yerine, filmin oyuncular› set iflçisi olarak çal›fl›rlar. Haftalarca paralar›n› alamazlar, fakat yapt›klar› ifle dört elle sar›l›rlar. Daha sonra filmin negatifi kay›plara kar›fl›r, bir flekilde ülke d›fl›na ç›kart›l›r, uzunca bir süre gösterimi yap›lamaz. 28 y›l sonra Erden K›ral, bir yak›n›n›n arac›l›¤› ile bulur filmi. Yasakland›¤›ndan tam 28 y›l sonra gösterime girer “Bereketli Topraklar Üzerinde”…

‹nsan insan›n kurdudur bu filmde. Topal A¤a için Köse Hasan’›n can çekiflmesinin hiç önemi yoktur. O nun için önemli olan birkaç kurufl daha fazlas›d›r. A¤ao¤lu içinde iflçinin, iflçi hayat›n›n hiçbir de¤eri yoktur. Patoz makinesinin bafl›na geçirdi¤i usta daha çok çal›fls›n, kesesine daha fazla para koysun diye kolunu makineye kapt›rd›¤›nda, arabas›na al›p doktora götürmez. Araba kanlanmas›n diye! Kad›nlar›n bu ac›mas›z düzende yeri sar› öküzden sonrad›r. Daha çok horlanan, çocuk yapmas› gereken, tecavüze u¤rayand›r. S›tma krizi geçiren ›rgat Fatma’ya ilaç veren adam, tecavüz etmekten geri durmaz. ‹flçinin üzerinde olmad›k ceberutlu¤u yapanlar için kad›nlar sadece bir ‘mal’d›r. ‹flçiler, ›rgatbafl›na düzenli olarak avanta vermek zorunda kal›rlar. Düzen böyledir, baflka çareleri yoktur… Köyden çok farkl› olan yaflam flartlar›nda hayallerini süsleyen gaz oca¤›n›, analar›na, efllerine alacaklar› elbiseyi düflünerek boyun e¤ip çal›fl›rlar. Çünkü küçük hayalleri vard›r onlar›n… Öte aya¤› da vard›r anlat›lanlar›n. Çünkü yeryüzünün her köflesinde haks›zl›¤a u¤rayan,

Buna ba¤l› olarak, bölük pörçük yay›nlara son verilmeli, tüm gazete ve dergilerin güç ve olanaklar› tek bir günlük gazetede birlefltirilmelidir. Yine buna ba¤l› olarak tek bir yay›nevi kurulmal›, Parti, tüm ulus çap›nda yay›n yapacak bir televizyon kanal›n›n aç›lmas›na omuz vermeli ve kendisine yak›n kanallarla da yak›n dayan›flma içine girmelidir. Üçüncü olarak, sosyalist parti, EMEP, ÖDP gibi sosyalist partileri, Sosyalist Partiler Birli¤i gibi çok daha genifl bir birli¤in kurulufluna ça¤›rmal› ve bu konuda ciddi çabalar göstermeli, ›srarl› olmal›d›r. Her fleye kendimizden bafllamal›y›z. Silkinip aya¤a kalkmazsak, görüfllerimizi ve yaflam tarz›m›z› yenilemezsek, tüm da¤›n›k güçleri birlefltirip, zinde bir güç haline gelmezsek, ne di¤er sosyalist partiler, ne de halk ciddiye al›r bizi. fiimdiye kadar ki direnifllerde ölenlerin, ifllerinden at›lanlar›n, cezaevlerine düflenlerin yak›nlar›n› dahi çevremizde tutamad›k. De¤iflik görüfllerle tek bir sosyalist partisinin çat›s› alt›nda olman›n, onlarla birlikte yürümenin avantaj›n› kavramak zorunday›z. Birli¤in en temel flart›, ayn› ideali ve amac› paylaflmakt›r. Özgür, s›n›fs›z bir toplum ideali. Birli¤in temeli bu ideal olmal›d›r. Demokrasiyi, de¤iflik görüfllerle birlikte olmay› ve birlikte yürümeyi, muhalefette ö¤renemezsek, hiç bir zaman ö¤renemeyiz. Her iktidar›n do¤as›, en genifl kitle demokrasisine karfl›d›r. ‹ktidar›n

Orhan Kemal’in güçlü kaleminden ç›karak Erden K›ral’›n özgün yorumuyla sinemaya uyarlanan film, kesinlikle izlenilmeye de¤er…

çark›, bürokrat üretmeyi, profesyonelli¤i, hiyerarfliyi ve egemenli¤i güçlendirme yönünde ifller. ‹ktidar›n geliflip güçlenmesi, özgürlü¤e do¤ru olmaz. Özgürlük, iktidar zay›flad›kça güçlenir. Modern Komünizmin en önemli hareket noktas›d›r bu. Çok daha genifl parti ve cephe birlikleri yaratma yolunda çaba göstermeyen bir hareketi, tarih ciddiye almayacakt›r. Bizi at›l ve mecalsiz durumda b›rakan eski yap›lar, kireçlenmifl dar, kat› anlay›fllar afl›lmal›d›r. Kendisine karfl›, devrimci olamayan, sisteme karfl› da devrimci olamayacakt›r. Tart›flma, kitlenin oldu¤u yerde yap›lmal›d›r. Kitle, meydanlarda, etkin günlük gazetelerde ve televizyon kanallar›ndad›r. Egemen s›n›flar›n güçlü olmalar›n›, onlar›n sadece zengin ve devletli olmalar›na ba¤layamay›z. Kitle çizgisini dikkate alan, ak›ll› ve ustaca politikalar izliyorlar onlar. Ve bizler onlar›n bu ustal›¤›n› yakalayam›yoruz. Tart›flman›n ve birlik yönünde ad›m atman›n zaman›d›r. Mevcut yasal imkanlar, egemen s›n›flar taraf›ndan birer ihsan olarak verilmedi halka. Onlar halk›n as›rlara dayanan mücadeleleriyle yarat›ld›. Onlar› kullanmak en baflta halk›n hakk›d›r. Bu yasal haklara, ne yaz›k ki uzun y›llar, bir iflçinin kendi üretti¤i ürüne bakt›¤› gibi bakt›k. O haklar›, halktan ba¤›ms›z, halka yabanc› haklar olarak gördük. Bu haklardan, örgütlenmenin en etkin biçimi olan parti örgütlenmesi olarak yararlanmad›k. Bu görüfl ve bu pratik, bizi daralmayla ödüllendirdi. Art›k bu görüflü ve bu prati¤i cesaretle aflman›n zaman›d›r.


ropörtaj Biz silahl› mücadeleyi terk etmedik. Silahl› mücadele olmaks›z›n, silahlarla donanm›fl bir ordumuz olmaks›z›n burada olamazd›k

28 Haziran-16 Temmuz 2008

Bugün geldi¤imiz nokta, kurflunlarla oylar›n birlikteli¤inin sonucudur. Biz, halk›n karar›na sayg› duydu¤umuz için bar›fl sürecine dahil olduk

13

E¤er kendinizi demokrat olarak nitelendiriyorsan›z ve demokrasi istedi¤inizi söylüyorsan›z halk›n kararlar›na sayg› duymal›s›n›z

‘Silahlarla donanm›fl bir ordumuz olmaks›z›n burada olamazd›k’ uyarlanmal›. Bu bilimin uluslararas› geçerlili¤e sahip bir tak›m kesin kurallar› var, ama bunlar her bir ülkenin özgüllü¤üne en iyi flekilde uyarlanmal›d›r. Bu noktada dogmatizme düflülmemeli.

Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in önderlerinden Dr. Baburam Bhattarai ile yapılan söyleşiyi kısaltarak sizlerle paylaşıyoruz

Neo-liberal küreselleflmenin bugün ulaflt›¤› aflamada nas›l oluyor da halen Marksizm ifle yarayabiliyor? Dünyay› de¤ifltirmeye muktedir bir baflka felsefe ya da ideoloji göremiyorum. Yan›l›yor muyum? Rosa Luxemburg’un dedi¤i gibi, seçim sosyalizm ile barbarl›k aras›nda; ya barbarl›k ya da sosyalizm. Irak ve Afganistan’da tan›k oldu¤unuz fley barbarl›kt›r. E¤er sol, sosyalizmin yolunu döfleyecek örgütlenmeler yaratarak halk kitleleriyle buluflamaz ise, halk dinci-gerici fundamentalizmin peflinde emperyalizme karfl› direnme yolunu tutar. Latin Amerika’daki deneyimler olumlu geliflmeler olarak okunabilir.

Bar›fl sürecine girebilmek için silahl› mücadeleyi b›rakt›n›z. Bu dönüflümü nas›l de¤erlendiriyorsunuz?

M

aoistlerin Nepal seçimlerinden zaferle ç›kmalar›n›n üzerinden bir ay› aflk›n süre geçti, ama her gün yeni bir kriz ortaya ç›k›yor. Önümüzdeki günlerde olumlu geliflmeler olacak m›?

Bir tak›m olumlu geliflmeler olmak zorunda. Halk de¤iflim istiyor. Monarflinin geleneksel güçleri yenilgiye u¤rat›ld›. Nepal halk› radikal bir de¤iflim istiyor; nitel bir de¤iflim istiyor, nicel bir de¤iflim de¤il. Ne var ki halk›n seçimlerde yenilgiye u¤ratt›¤› geleneksel güçler bir kez daha ayn› bozuk sesi ç›kartmaya bafllad›lar. Fakat onlar›n önünde, halk›n seçimini kabul etmekten baflka seçenek yok ve onlar eninde sonunda bunu kabul edecekler.

Nepal Komünist Partisi (Birleflik-Marksist Leninist) ve Nepal Kongre Partisi’nin, seçim sonuçlar›n› hazmedemedi¤i halde, isteksiz bir flekilde halk›n hükmünü kabullenmifl görünmesi… Esas sorun bu mu? Böyle düflünmüyorum. Bu durum her yerde yaflan›r. Önceki seçimlerde kendilerini ve güçlerini garantiye alan hakim partiler, flimdi kaybettiler ve bundan dolay› sorun ç›kart›yorlar. Ancak amaçlar›na ulaflamayacaklar. Bir tak›m ciddi sorunlarla karfl› karfl›yay›z. Bu partiler flu an Halk Kurtulufl Ordusu ile Nepal Kraliyet Ordusu’nun birlefltirilmesine aç›kça karfl› ç›k›yorlar. Dahas› Kraliyet Ordusu’nun üst düzey komutanlar› da bu birleflmeye karfl›. ‹ki ordunun birlefltirilmesi, 7 politik parti ile imzalanan bar›fl anlaflmas›n›n bir parças›. Partiler aras›ndaki var›lan anlaflma ile her iki ordu da Birleflmifl Milletler gözetiminde kamplarda tutulmufltu. Durum böyle iken nas›l oluyor da bu partiler bugün iki ordunun birlefltirilmesine karfl› ç›k›yorlar? Ayr›ca bar›fl anlaflmas›nda da hemfikir olundu¤u üzere, biz sürekli Nepal Kraliyet Ordusu’nun demokratiklefltirilmesi gerekti¤ine dikkat çektik. Yap›lmas› gereken, özel bir güvenlik komitesi kurmak ve iki ordunun birlefltirilmesi ifllemini bu komitenin denetiminde gerçeklefltirmektir.

Yedi politik parti ittifak› içerisinde yer alan partiler engel mi yarat›yorlar? Aç›kças› onlar, dün söylediklerini bugün inkar ediyor, tam bir u dönüflü yap›yorlar. Di¤er büyük partiler ise herhangi bir politik veya sosyal programa sa-

hip de¤iller. Onlar›n, ülkeyi yeniden organize etme programlar› yok, bir yol haritalar›, bir vizyonlar› yok. Ama bizim bir yol haritam›z var. Bizim sosyo-ekonomik de¤iflim için bir manifestomuz var. Politik partiler aniden sizin partinizin önderli¤indeki bir hükümet ve güç paylafl›m› için yeni flartlar öne sürdüler. Genç Komünistler Ligi’nin tasfiye edilmesi de bu flartlardan biri. Peki bu mümkün mü? Onlar seçimleri kaybettiler. Bu yenilginin nedenlerini kendilerinde aramak yerine türlü as›ls›z iddia ortaya atmakla u¤rafl›yorlar. Önceleri onlar›n, monarfliyi kald›rmak gibi bir hedefleri yoktu, sosyo-ekonomik dönüflüm için edindikleri bir vizyonlar› da… Bu partilerin birço¤u gelinen aflamada iflas etmifl durumda. Zaten onlar›n halk taraf›ndan egale edilmelerinin nedeni de buradan ileri gelmektedir. Seçimleri kazanan adaylar›m›z›n yüzde 60’› genç insanlar. Bu partiler nas›l olur da bizden, bizim için savaflm›fl-mücadele etmifl ya da bize oy vermifl gençleri bir kenara atmam›z› bekleyebilirler?

Genç Komünistler Ligi’nin, seçim sürecinde seçmenlere ya da di¤er partilerin adaylar›na dönük y›ld›rma giriflimleri oldu¤u söyleniyor. Bunlar›n do¤ruluk pay› nedir? ‹nsanlar› oy vermeye zorlayamazs›n›z. Katmandu’da oldu¤u gibi uzak bölgelerde de insanlar bize oy verdiler. Biratnagar ve Porkhara gibi büyük kentlerde de insanlar bize oy verdiler. Seçmenleri bize oy vermeleri için tehdit etti¤imiz yönündeki iddialar tamamen as›ls›z. Genç Komünistler Ligi’ne yöneltilen benzer suçlamalar ise, tamamen yerellerde yaflanan bir tak›m tart›flmalardan ibaret. Aç›kt›r ki seçim dönemlerinde bu tür olaylar her yerde yaflan›r. Partiler, bizim halk›n topraklar›na el koydu¤umuzu ve bunlar› halen sahiplerine iade etmedi¤imizi iddia ediyorlar. Köylüler, uzun köylü mücadelesi sürecinde topraklar› iflgal ettiler ve buralar› ekmeye bafllad›lar. Bu durum tamamen meflrudur. Ki, biz kapsaml› bir komisyon kurarak, toprak reformunda 盤›r açacak ad›mlar ataca¤›z. Göreceksiniz ki, hiç kimseye adaletsiz davran›lmayacak. Hükümete gelirseniz, kendi politik-ekonomik program›n›z› yürürlü¤e koymakta büyük güçlüklerle karfl›laflaca¤›n›z› düflünüyor musunuz? Örne¤in toprak reformunda? Biz bunlar›n zor oldu¤unu düflünmüyoruz. Ama

bir tak›m itirazlar, karfl› durufllar var. Bizim sosyalekonomik program›m›z tamamen feodalizmi ve monarfliyi hedef almakta, bunlar›n tasfiyesini öngörmektedir. Baflka bir deyiflle biz demokratik bir cumhuriyet infla etmek zorunday›z. Bu da burjuva politikalar ile Maoist devrimci politikalar aras›ndaki mücadele olarak yaflan›yor. Bizce flu an yaflananlar, proletarya partisinin önderlik etti¤i burjuva demokratik devrimin bir aflamas›d›r. Bunun tamamlanmas› için radikal bir toprak reformu yapmam›z zorunlu. Daha aç›k olabilir misiniz? Ne tür engeller öngörüyorsunuz? Politik engeller öngörüyoruz. Çünkü biz bütün feodal kal›nt›lar›n temizlenmesi gerekti¤ine inan›yoruz ve bunu yapaca¤›z. Bunun için de politik bir mücadele vermek zorunday›z. Ayr›ca yar› feodal yar› sömürge niteli¤e sahip Nepal’de, büyük oranda tar›ma dayal› olan ekonomi de bu engellerden biri. Böylesi bir tablo içerisinde sanayileflmeyi yaratacak köklü reformlar gerçeklefltirmeliyiz. Ülkenin farkl› bölgeleri aras›ndaki eflitsizlikleri minimum düzeye çekmeliyiz. Lenin ve Mao içinde bulunduklar› tarihsel süreçte devrimci dönüflümler gerçeklefltirdiler. Dedi¤im gibi, bu bir ulusal burjuva demokratik devrim ve biz, tarihin bir aflamas›n› atlayarak istedi¤imiz bir aflamaya geçemeyiz. Baflka bir deyiflle feodalizmden sosyalizme s›çrayamay›z. ‹lk olarak feodalizmi tasfiye etmemiz gerekiyor. Biz buna, ‘Yeni Geçifl Süreci Ekonomik Politikas›’ diyoruz. Bu bir anlamda Lenin’in SSCB’de uygulad›¤› Yeni Ekonomik Politika (NEP)’n›n bir benzeri, fakat içeri¤i ve özü daha farkl›. Biz, toplumsal iflletmeler ile özel iflletmelerden oluflan ortakl›klar kurmak istiyoruz. Ülke bu flekilde ad›m ad›m ilerleyecek. Örne¤in, e¤itim ve sa¤l›k sektörü tamamen devletin elinde olacak. Öteki sektörlerde özel iflletmeler olabilir. Yabanc› do¤rudan yat›r›mlara da aç›k olaca¤›z. Üretici sanayiyi gelifltirmemiz, altyap› yat›r›mlar›na a¤›rl›k vermemiz gerekiyor. Ancak Nepal ekonomisi oldukça zay›f. Oysa kapsaml› kara ve demiryolu a¤lar› infla etmemiz gerekiyor. Ülkemiz, büyük bir su ve enerji kayna¤›na sahip. Altyap› yat›r›mlar› için yerli yat›r›mc›lar ile yabanc› do¤rudan yat›r›mlar› davet edece¤iz. Küçük ve orta ölçekli projeleri kendimiz finanse edebilece¤iz, ama büyük projeler için yat›r›masermayeye ihtiyac›m›z olacak. Yine ülkenin bir di¤er önemli ekonomik kayna¤› olan turizm sektöründe devlet ve özel giriflimler olmas›n› öngörüyoruz. Marksizm-Leninizm-Maoizm’in ifle yarayaca¤›n› nas›l anlad›n›z? Bu bir bilim ve her bir olaya yarat›c› bir flekilde

Biz silahl› mücadeleyi terk etmedik. Biz feodalizme ve monarfliye karfl› mücadele ediyorduk. Silahl› mücadele olmaks›z›n, silahlarla donanm›fl bir ordumuz olmaks›z›n burada olamazd›k. Bugün geldi¤imiz nokta kurflunlarla oylar›n birlikteli¤inin sonucudur. E¤er kendinizi demokrat olarak nitelendiriyorsan›z ve demokrasi istedi¤inizi söylüyorsan›z halk›n kararlar›na sayg› duymal›, kabul etmelisiniz. Biz, halk›n karar›na sayg› duydu¤umuz için bar›fl sürecine dahil olduk. Halk bizi kabul etti. fiimdi di¤er politik partiler –Nepal Kongre Partisi ve UML- hileci, yalanc› birer parti oldular, demokrasinin karfl›s›nda duruyorlar.

ABD halen NKP(M)’yi terörist olarak nitelendiriyor. Bu durum sizi üzüyor mu? Bunlar, emperyalist güçlerin jeopolitik bask›lar›d›r. Bizler rasyonel olmal›y›z, mant›kl› davranmal›y›z. Onlar, bize terörist etiketi yap›flt›rarak, yapt›klar› seçimi ve ne istediklerini göstermifl oluyorlar. Biz hiçbir zaman terörist olmad›k. Biz tüm ülkelerle diplomatik iliflkiler gelifltirmek istedik. Nepal’in sosyal dönüflümünü sa¤lamak için buraday›z ve Nepal halk›na bu yolda yard›m edecek tüm uluslarla iliflkiler gelifltirdik, gelifltirece¤iz. Nepal Kraliyet Ordusu’nun ve Maoistlere karfl› olan di¤er kesimlerin, NKP(M) önderli¤inde bir hükümet kurulmas› durumunda iflleyifle riayet edeceklerini düflünüyor musunuz? Nepal Ordusu iflleyifle riayet edecek, etmek zorunda kalacak. Gerici güçler kesinlikle Nepal Ordusu’nu etkilemeye çal›flacaklard›r, ancak bunda baflar›l› olamayacaklard›r. Bar›fl sürecine girilmesinden bu yana Hindistan’›n tutumunu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Bar›fl sürecinden seçimlere kadar geçen iki y›l boyunca Hindistan’›n tutumu oldukça olumlu bir seyir izledi. Gündemdeki konulara ve s›n›r sorununa iliflkin oturup konuflabildik.

Nepal’de nas›l bir demokrasi modeli öngörüyorsunuz? Hindistan modelinin Nepal’de izlenmesi mümkün mü? Bu sorunun yan›t›, demokrasiyi nas›l tan›mlad›¤›m›zla ya da s›n›flara bölünmüfl bir toplumda insanlar›n yönetimde nas›l söz sahibi olaca¤›yla do¤rudan ilintili. Hindistan demokrasisi; yoksul halk için derin sosyal adaletsizliklerle ve yoksullukla dolu. ‹sviçre, Fransa, Norveç ve ‹sveç kendi demokrasi modellerine sahip. Biz de kendi demokrasi modelimizi seçme hakk›na sahibiz. Bu konuda bilincimiz aç›k. Neden ille de ve yaln›zca bat› modeli olsun ya da baflka bir ülkenin?


14

okur

28 Haziran-16 Temmuz 2008

17’ler gelece¤i kazanma kararl›l›¤›d›r Onların kazandırdı¤ı , ideolojik berrakl›kla art›k düflmanlar›m›za karfl›, reformist ve revizyonist ak›mlara karfl› daha güçlüyüz. Onlar›n yoklu¤unda, kavgay› kal›nan yerden yoldafllar› omuzluyorsa, bunda 17’lerin büyük bir etkisi vard›r. Çünkü onlar devrimi y›¤›nlar›n yapaca¤›n› ve komünist hareketin sadece buna önderlik edece¤ini en iyi anlatanlardand› fiziki imhayla da yetinmediler. Ajanlar› komünistlerin içine s›zd›rarak, kaleyi içten fethetme perspektifiyle komünistleri ideolojik olarak da teslim almak istediler. Fakat sonuç hep hüsran oldu. Ayn› hüsran› 17’leri katlederken de yaflad›lar. Büyük bir haz›rl›kla imha operasyonu devletin tepesinde organize edildi. Onlar›n hesaplar›na göre bu imha operasyonuyla belimiz k›r›lacak ve ard›llar› bir daha kendini do¤rultamayacakt›. Onlar›n duygu ve düflüncelerinin tercüman› olan Milliyet gazetesi, haberi “Bir operasyonla biten örgüt” fleklinde vererek, ayn› arzuyu tafl›d›¤›n› göstermifltir. Benzer haberleri o dönem ç›kan birçok burjuva bas›nda görmek mümkündür. Ama gerek onlar, gerek onlar›n çanak yalay›c›s› olan burjuva medyas› koskoca bir yan›lg› daha yaflad›. T›pk› Kaypakkaya’y› katletmekle büyük bir ‘beladan’ kurtulduklar›n› düflündükleri gibi, bir kez daha yan›ld›lar. En büyük yan›lg›lar› da bu haks›z düzeni ilelebet yaflatacaklar›na olan inançlar›d›r. Bunca yaflanan darbelere ra¤men bizlere hiçbir fley olmad› diyemeyiz. Telafisi çok zor olan darbeler yedik. Çok büyük ac›lar yaflad›k. Y›llar›n tecrübeleriyle, bilgisi, birikimiyle, daha h›zl›, daha güçlü ve daha emin ad›mlarla iktidar yürüyüflümüzü sa¤layan onlarca yoldafl›m›z› kaybettik. Bu darbeler bize çok fley kaybettirdi¤i gibi, bu darbelerden ç›kard›¤›m›z ve ç›karaca¤›m›z dersler bizleri daha deneyimli, daha güçlü yapt›/yapacakt›r. fiu da bir gerçekliktir; bu ülkede can bedeli mücadeleyi göze alamayanlar›n, devrimci mücadeleye katk›lar› olamayaca¤› gibi, egemenlerin çizdi¤i s›n›r›n bir milim d›fl›na ç›kamazlar. Can bedeli girilen bu mücadelede düflman 17’leri sadece fiziken aram›zdan ald›. Çünkü gitti¤imiz her yerde onlar›n izine rastl›yoruz. B›rakt›klar› etkiler dilden dile bizlere ulafl›yor. Yaflamlar›yla bizlere örnek oluyorlar. Daha da önemlisi ortaya koyduklar› ideolojik netlik ve MLM biliminde yakalad›klar› seviye yolumuzu ayd›nlat›yor.

Birazdan yoldafllar›m›z, babalar›m›z, annelerimiz, kardefllerimiz ve dostlar›m›z gelecek; y›llar›n ac›s›ndan sa¤›lm›fl sevgileriyle nabz›m›z› dinleyecekler... Nas›l da içten ve sevimli bir gürültüyle kuflan›p yüreklerini, dünyadan söz edecekler. Direnen omuzdafllar›m›zdan, düflman›n i¤renç oyunlar›ndan ve yenilmeyen, ölümü küçülterek zafere koflan kardelenlerimizden söz edecekler ve böylece dolduracaklar yüreklerimizi. Tafl bile çiçeklenir, filiz açar, su bile atefllenir, kor olur ve kirletilmifl ne varsa hayat› ilgilendiren, aklan›r, durulan›r, par›ldar, ar›n›r bo¤untusundan, yoldaflça olunca ba¤l›l›klar. Hofl geldiniz yoldafllar, Hofl geldiniz annelerimiz, Hofl geldiniz babalar›m›z, Hofl geldiniz kardefllerimiz, Hofl geldiniz dostlar›m›z; Hofl bulduk yoldafllar... Evet, geldik sizlere... fiimdi, 17 Haziran s›ca¤›nda, siz 17 can yoldafl›m›z›n, o¤ullar›m›z›n, k›zlar›m›z›n, kardefllerimizin zafer halay›na tutuflmaya geldik. Tutufltuk halaya. fiimdi sizinleyiz, tutufltuk kol kola, yürek yüre¤e, yürüyoruz. Her biri nice kavga içinden s›yr›lm›fl bir bilinçle, incelikle, u¤runa can verilen fleylerden söz edecekler bizlere; dünyadan, yaralar›ndan, halk›n toplumca yaflan›lan ac›lar›ndan... Kar alt›nda açan çiçekler kadar diri, h›rsl› ve çetin ve afl›lmaz duygularla dolar insan, omuz omuza olunca yoldafllar›yla, k›zlar›yla, o¤ullar›yla, kardeflleriyle... Ey ba¤r›m›za çarparak da¤›lan rüzgâr, ufku saran k›z›ll›k; s›k›lan bu yumruklar senin ateflindir, sana kan tafl›yor bu ba¤›r›fllar›m›z... Kanatlar›n› nabz›m›zda tutuflturman bofluna de¤il. Kulak ver, dinle yüre¤ini, damarlar›n› seslendir, gör nas›l donat›yor bizleri, b›çaklarla dövüflen bir coflkunluk. Atak ve kararl› k›lan bir sevinç, kol kola, yürek yüre¤e tutuflurken halaya, yoldafllarla… Bundand›r ki; Komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n ard›llar› da t›pk› önderleri gibi egemen s›n›flar›n korkulu rüyas› olmufllard›r. S›n›f düflmanlar›m›z MLM ideolojisini savunan ve Halk Savafl› yoluyla iktidar› ele geçirmek isteyen komünistleri hep büyük bir tehlike olarak gördü. Ele geçirdi¤i her f›rsatta onlar› tümden yok etmek istedi.

Kuflkusuz 17’lerin kayb› Maoist hareket için büyük kay›pt›. Mercan katliam›, halklar›m›z, Türkiye-Kuzey Kürdistan ve dünya devrimci hareketi aç›s›ndan da büyük bir darbe oldu. Ömrünü Maoist davaya adam›fl, birçok s›navdan al›nlar›n›n ak›yla ç›km›fl, polis sorgular›nda ve zindan direnifllerinde direnmifl, say›s›z kez ölümün s›n›r›ndan dönmüfl ve her defas›nda inand›klar› çizgi do¤rultusunda yeniden mücadele bayra¤›n› yükseltmifl, önemli bir birikim ve deneyime sahip Maoist kadrolar›n katledilmifl olmas›, Türkiye-Kuzey Kürdistan'daki Demokratik Halk ‹ktidar› mücadelesi aç›s›ndan çok büyük bir kay›pt›r! Fakat 17’ler, Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimi aç›s›ndan önemli bir noktada durduklar›n›n fark›ndayd›lar. Kay›plar›n›n devrimci mücadele aç›s›ndan önemli bir kay›p olaca¤›n›n da fark›ndayd›lar. Öyle ki, etkileri ve katk›lar› sadece içinde yer ald›klar› yap›yla s›n›rl› de¤ildi. Onlar ülkemiz ve dünya devrimci hareketi için önemli kadrolard›. Ama onlar devrim davas›na, yoldafllar›na ve halk›na sonsuz güven duyuyorlard›. Bu güveni duymasalard› bunca tehlikeleri göze al›p mücadelenin en çetin yerlerinde yer almazlard›. 17’ler Maoist hareket ve ülkemiz devrimci hareketi için önemliydiler. ‹flkencehanelerde ve zindanlardaki bafl e¤mez tav›rlar›yla tüm devrimcilere ilham kayna¤› olmufllard›. Mücadeledeki kararl›l›klar›yla ve kavgaya adanm›fl hayatlar›yla da örnek teflkil ediyorlard›. Bulunduklar her alanda devrimci dayan›flman›n en güzel örneklerini yaflatt›lar. Tüm bu olumlu yönlerinden kaynakl› tüm devrimci kesimler taraf›ndan sahiplenildiler. Onlar flehit düfltü¤ünde tüm devrimci yap›lar onlar› sahiplenerek binlerle ölümsüzlü¤e u¤urlad›. Onlar›n tarihimizin muhasebe edilmesinde önemli katk›lar›n› hiç unutmayaca¤›z. Yakalad›klar› ideolojik berrakl›kla art›k düflmanlar›m›za karfl›, reformist ve revizyonist ak›mlara karfl› daha güçlüyüz. Onlar›n yoklu¤unda, kavgay› kal›nan yerden yoldafllar› omuzluyorsa, bunda 17’lerin büyük bir etkisi vard›r. Çünkü onlar devrimi y›¤›nlar›n yapaca¤›n› ve komünist hareketin sadece buna önderlik edece¤ini en iyi anlatanlardand›. Onlar bu halk›n ba¤r›nda daha nice komünistin yetiflece¤ini bize en iyi inand›ranlardand›. Bizler egemen s›n›flar›n tafl›d›¤› bu en büyük yan›lg›n›n ac›s›n› onlara tatt›rd›¤›m›zda, onlar kahredici bir ruh haliyle ba¤›fllanmak için af dilenirken, bizler o anda elimizdeki k›z›l karanfillerle, baflta ustalar›m›zla, Mustafa Suphilerimizle, ‹brahim Kaypakkayalar›m›zla, Süleyman Cihanlar›m›zla, Kaz›m Çeliklerimizle, Cüneyt Kahramanlar›m›zla, Mehmet Demirda¤lar›m›zla, Cafer Cangözlerimizle ve dokuzlar›m›zla, 11’lerimizle, 13’lerimizle, 17’lerimizle, 17 binlerle ve yüz binlerle gurur verici bir sohbete oturmufl olaca¤›z. Onlar›n çoktan beri bekledikleri o sevinçli haberi onlarla paylafl›yor olaca¤›z… Can›m›z Halk Savafl›'na Feda Olsun Köklerimize Tutunarak Umudu Kuflanma Vaktidir…

Egemenler defalarca komünist kadrolar›, önderleri ve savaflç›lar› katlederek günefle yap›lan yürüyüfle engel olmak istediler. Sadece

Ey yüre¤im, hayk›r Öylesine hayk›r ki, kopsun f›rt›na Parçalans›n kara bulutlar Yere düflsün y›ld›zlar Hayk›r, hayk›r Bütün gücünle Yeri gö¤ü sarsan bilincinle Öylesine hayk›r ki K›z›l alev sars›n dünyay› Yeryüzü temizlensin Kalmas›n hiçbir kötülük Yaratal›m Yarat›ls›n yeniden insanl›k

Gülsün gözler kardeflçesine Özgürlü¤ü aln›m›zda tafl›yarak Yürüyelim, yürüyelim Düflmanl›¤›n olmad›¤› bir dünyaya Hep birlikte El ele, omuz omuza Yürüyelim Sonsuzlu¤a, yani Alt›nça¤'a Komünizme Öylesine hayk›r ki ‹nsanl›¤›n özgürlük yürüyüflünü Büyük zaferle taçland›ral›m...

Bir yoldafl›n›z

Dersim üzerinde yeni oyunlarla kolluk güçleri ifl bafl›nda rek ç›kmaza girecektir. Dolas›y›syla Dersim halk›, ideolojik, politik, kültürel özünü yeniden yakalayarak kendi içinde nitel geliflmeler gösterecektir.

Uzun süredir koruculuk sistemini Dersim'de uygulamaya çal›flan devlet, 'k›r bekçisi' ad› alt›nda koruculu¤u cazip hale getirerek karfl› devrimci faaliyetlerini h›zland›rmaya çal›flmaktad›r. Devlet, Türkiye-Kuzey Kürdistan bölgesinde iflbirlikçi yerel ajan örgütlenmesi yaparak gerillaya karfl› önemli sonuçlar alabilmifltir. Bu sonuçtan hareketle iflbirlikçi a¤›n› genele yaymaya çal›flmaktad›r. Bu süreçte ise önemle, Alevi kimli¤i öne ç›km›fl Dersim bölgesine a¤›rl›k vermeleri hiç de tesadüf de¤ildir.

Halktan kopuk her hareketimiz, halk içerisinde yeni unsurlar yaratmaktad›r. Yapt›¤›m›z her fleyi halkla yaparsak bir bütün olarak hareket etmifl oluruz. Sistemin amac› devrimcilerle halk›n aras›ndaki mesafeyi unsurlarla doldurmakt›r. ‹ki tarafl› oynamaktad›r. Birincisi, unsurlar› ifli bitene kadar kullanmak ve sonra infaz etmek, ikincisi, bu unsurlar devrimciler taraf›ndan cezaland›r›ld›¤›nda bu durumu kullanarak halk içinde devrimcileri karalamakt›r.

Bu bölgede y›llard›r istedi¤i sonuçlar› alamayan devlet, bugün AKP hükümetinin Dersim için uygulad›¤› özel politikalarla birlikte sonuç almaya çal›flmaktad›r. AKP, devletin bugüne kadar geleneksel yöntemleriyle baflar›l› olamad›¤› bölgede, 'farkl› yöntemlerle' kazan›mlar elde etmeye çal›flmaktad›r. Düne kadar insanlar Alevi kimli¤inden kaynakl› devlet kurumlar›nda ifle al›nmazken, bugünse Çemiflgezek bölgesinde devlet kurumlar›na ifle alma yar›fl› bafllam›flt›r.

Bizler bu devletin oyunlar›n› bofla ç›kartacak yeterince bilgiye sahibiz. Yeter ki halka do¤ru politika ile gidelim. Önce kendimizi, ne için çabalad›¤›m›z› halka anlatmak ve kavratmak zorunday›z. Kendini halka anlatamayanlar›n, halk›n sorunlar›n› çözme noktas›nda zay›f kalmas› kaç›n›lmaz olacakt›r. Dersim bölgesinde insanlar› kendi kültüründen uzaklaflt›rmak için ciddi yozlaflt›rma çabas› h›z kesmeden devam etmektedir. Ekonomik durum iyi olmasa da, birahane türü yerlerin aç›lmas› ve talep görmesi bizler aç›s›ndan kayg› vericidir. Dersim halk› onurludur, gelece¤i için olumsuzluklar› olumlu yönüyle kendi lehine çevirebilecek güce sahiptir. Sistemin kirli ellerinin Dersim üzerindeki oyunlar›n› bozarak, onurumuzla yo¤urdu¤umuz hamurumuzu kirletmesine izin vermeyelim. Halk›m›z› kendi bafl›na b›rakmayarak, onlara öncülük ederek, bütün sorunlar› ele al›p beraberce çözmeliyiz. Sorunlar› çözerken halk› bunun d›fl›nda tutmamal›y›z, sorunlar için çaba sarfetmelerini sa¤lamal›y›z. Üretim ifllerinde de onlara yön vermeliyiz. Hayvanc›l›k, tar›m ve ar›c›l›k gibi u¤rafllar için onlar› teknik bilgilerle donat›p, kendi ayaklar› üzerinde durmalar›n› sa¤lamal›y›z. Yaflam›n her alan›nda yaflananlar› bilince ç›kartarak, gelece¤imizi bugünden yar›na örgütleyerek, teorik ve pratik perspektifle, bilimin ›fl›¤›nda, gerçeklere dayal› somut do¤rular›m›zla engelleri aflarak ilerlemeye devam etmeliyiz. Bizler kazanmak için var›z ve olmal›y›z. Bu zulmü, bu ç›yan pazarl›¤›n›, gelecekte halk›n bilinçli direniflinde sistemin batakl›¤›n› kurutacak olan Munzur'un asi kardelen çiçeklerini yeniden filizlendirecektir Dersim'in yi¤it halk›.

Köyleri boflaltarak halk› ç›kmaza sokanlar, sonradan da devletin o 'flevkatli eli'yle ikiyüzlü bir flekilde ortaya ç›kmaktad›r. Yoksul insanlara cazip teklifler götürerek, yoksul kesimi kazanmaya çal›fl›yorlar. Yak›n zamanda baz› kifliler sistemin uzatm›fl oldu¤u kirli elleri tutmufl, bütün de¤erlerini yok sayarak 800 YTL maafl ve sigorta karfl›l›¤›nda silah alm›fllard›r. De¤erlerini ve geçmiflini yok sayanlar, halk›n gözünde de¤ersiz bir nesne olarak sistemin batakl›¤›nda yokolup gidecekler. Bizler çok geç kalmadan geçmiflimize duydu¤umuz sayg› ve gelece¤imiz için, sistemin karanl›k politikas›na, yoz kültürüne karfl› direnme gelene¤imizi yeniden örgütleyerek karfl› koymal›y›z. Sistemin dayatt›¤› bu yöne e¤ilimli olan insanlar› yeniden kazanmak bizlerin görevi olmal›d›r. Düflman›n her kazand›¤› kifliyi tespit edip, yeniden kal›ba döküp, devrimci saflara katmak bizler aç›s›ndan bölge halk› içinde büyük kazan›mlar do¤uracakt›r. Halk içerisinde yerel ajan iflbirlikçiler sevilmemektedir. Öne ç›km›fl unsurlar, devletin gözü ve kula¤› olmufllard›r. Bunlar halka ve devrimcilere büyük zararlar vermifllerdir. Art›k geriye dönüflü olmayan, devletin bölgede yerel kadro eleman› olmufllard›r. Bunlar› etkisiz hale getirmek, tüm onurlu insanlar›n görevi olmal›d›r. Bizler, devletin halk içerisindeki uzant›lar› olan gözlerini kör, kulaklar›n› sa¤›r edersek, düflman hareketsiz hale gele-

Baran fiahin

6 Haziran 1992'de 21 Haziran 1992'de Artvin'in fiavflat ilçesinde flehit düflen ‹smail Bulut (Qero), Do¤an Karada¤ (Topçu), Y›ld›z Çiçek (Kinem) yoldafllar›n ölümsüzlüklerinin 16. y›l›nda tüm devrim ve komünizm flehitlerini sayg›yla an›yoruz. Bulut ailesi ve yoldafllar›

Dersim'in Pertek ilçesinde çat›flmada ölümsüzleflen H›d›r Do¤an'› sayg›yla an›yoruz. Ye¤eni


güncel 'Kır bekçiliği', 'orman bekçiliği' adı altında

KORUCULUK DAYATILIYOR Devletin 'ç›ban' olarak gördü¤ü Dersim'deki yeni oyunu 'Alevilerin koruculaflt›r›lmas›' oldu. Bugüne kadar Dersim'de sadece baz› Sünni köylerinde kabul edilen koruculuk için 'Alevi kökenliler rekor baflvuru yapt›' diye aç›klamalar yap›lmas› Dersimlilerin tepkisini çekti. 'Yo¤un baflvuru var' denilse de, baflvurular›n s›n›rl› ve zorunlu olarak devletle iflbirli¤i içerisine girmifl kiflilerce yap›ld›¤› biliniyor ve 'güvenlik' nedeniyle baflvurucular›n isimleri sakl› tutuluyor

Dersim'in Ovac›k ilçesinde 'k›r bekçili¤i' ad› alt›nda koruculuk uygulamas› bafllat›laca¤› ile ilgili haberimizin ard›ndan Pertek ilçesinde düzenlenen bir programda konuflan Pertek ‹lçe Jandarma Komutan› Yüzbafl› Ak›n Eken, "Bugün gelinen noktada Tunceli’de ve Pertek’te birçok köyümüzde korucu olmak isteyen çok say›da vatandafl var" demifl ve ayn› programda Tunceli Jandarma Alay Komutan› Kurmay Albay Ali Özkara da, "yo¤un talep üzerine(!) Tunceli'de 1400 geçici köy korucusu kadro atamas› yap›lacakt›r" demiflti. Konuyla ilgili olarak kas›tl› bir flekilde bas›na yans›t›lan aç›klamalarda, bugüne kadar Pertek ve Çemiflgezek ilçelerinin baz› köylerinde yaflayan Sünnilerin köy koruculu¤unu kabul etti¤i, bugün ise Dersim için sözde 'yo¤un talep' üzerine 1400 kiflilik korucu kadrosu aç›ld›¤› ve "büyük bölümü Alevi kökenli olan 1500 kifli"nin koruculuk için baflvuruda bulundu¤u iddia edildi. ‹ddiaya göre baflvurular yo¤unluklu olarak Pertek, Çemiflgezek ve Ovac›k ilçelerinde yap›ld›, ancak baflvuranlar›n isimleri öldürülebilecekleri korkusuyla henüz aç›klanm›fl de¤il.

‹nsans›zlaflt›r›lmak istenen Dersim'de

malar› gibi birçok olay›n sorumlusu olarak görevini tamamlad›. Nam›k Dursun döneminde 17'ler de dahil onlarca gerilla flehit düfltü. 17'ler flehit düfltü¤ünde gazetelerin “Bir operasyonla biten örgüt” manfletleri at›lm›flt›, yine PKK’ye karfl› "darbe vurduk, bitirdik" bafll›klar› at›lm›flt›. Halk› aldatma amac› güden bu psikolojik savafl argümanlar› yine devletin kendi uygulamalar› ile bofla düflüyor. Dersim için 1400 köy korucusu kadrosu aç›ld›¤›, bunun için rekor say›da baflvuru yap›ld›¤› fleklindeki aç›klamalar, "bitirdik, darbe vurduk" yönlü aç›klamalar›n asl›nda gerçe¤i yans›tmad›¤›n›n devlet taraf›ndan itiraf edilmesi olarak yorumlanabilir. Ancak bu politika da psikolojik savafl›n bir parças› ve gerçekli¤i yans›tm›yor. Gerilla faaliyetinin durgunlaflt›¤› k›fl dönemlerinde iflbirlikçi ve ajan a¤›n› geniflletmek için birçok yönteme baflvuran devlet, gelinen aflamada Dersim'deki iflbirlikçi ve ajanlar› üzerinden koruculuk uygulamas›n› yaflama geçirmeye u¤rafl›yor. "Yo¤un talep var" fleklinde yap›lan aç›klamalar ise Dersim'in bugüne kadar devletin sald›r›lar› karfl›s›nda tak›nd›¤› tavr›n› zay›flatma amac› güden psikolojik savafl›n bir parças›.

yeni hamle: K›r bekçili¤i Dersim'de daha önce Pertek ve Çemiflgezek ilçelerinde baz› Sünni köylerinde geçici köy korucusu uygulamas› yaflama geçirilmifl, ancak Alevi nüfusun yo¤un oldu¤u Dersim'in bütününde bu uygulama Dersimliler taraf›ndan reddedilmiflti. Gerilla faaliyetinin yo¤un oldu¤u Dersim'de koruculu¤un reddedilmesi t›pk› 1938 y›l›ndaki Dersim katliam› uygulamalar›n›n devlet taraf›ndan yeniden yaflama geçirilmesine yol açt›. Asker ve polis yo¤unlu¤unun üst seviyede oldu¤u Dersim'de, OHAL y›llar›nda gerçeklefltirilen köy yakmalar, zorla göç ettirmeler, katliamlar sonucunda büyük bir göç hareketi bafl gösterdi. Zorunlu göç nedeniyle nüfusun büyük ço¤unlu¤u bugün Dersim'in d›fl›nda yafl›yor. Köylerin yak›lmas›, bombalanmas› ve insanlar›n katledilmesi ile amaçlanan, koruculu¤u kabul etmeyip, devletle çal›flmay› reddeden Dersim'in insans›zlaflt›r›lmas›yd› ve Dersim önemli oranda boflalt›ld›. Boflalt›ld› ama koruculu¤u reddetmeyi de hep sürdürdü. Devletle iflbirli¤i, ajanl›k yapanlar ise gerillan›n korkusu ile a盤a ç›kmamak için gizli çal›flmay› sürdürdüler. Devlet de koruculu¤u kabul ettiremedi¤i Dersim'de gerillan›n yönelece¤i korkusuyla koruculuk yerine gizli çal›flan iflbirlikçi ve ajanlar› tercih ediyordu. Gelinen aflamada köy koruculu¤unu bir türlü yayg›nlaflt›ramad›¤› Dersim'de iflbirlikçi ve ajan a¤› üzerinden 'k›r bekçili¤i' ad›yla hayata geçirmek istedi¤i bu uygulama ile devletin art›k bir k›s›m iflbirlikçi ve ajan›n› gözden ç›kard›¤›, bu yolla da Dersimlilerin tutumunda zay›fl›k yaratmay› amaçlad›¤› anlafl›l›yor.

Gerillay› “bitirdik, darbe vurduk" diyorlar, 1400 korucu niye öyleyse? Tunceli Jandarma Alay Komutan› Kurmay Albay Ali Özkara'n›n aç›klad›¤› 1400 korucu kadrosu nedeniyle baflta Dersim halk› olmak üzere birçok kesim, devletin bu politikas›na tepki gösterdi. Ali Özkara'dan önce Tokat'tan gelerek Tunceli Jandarma Alay Komutanl›¤› görevini üstlenen Kurmay Albay Nam›k Dursun da "Tokat'da T‹KKO'yu bitirdim, s›ra Tunceli'de" sözüyle an›l›yordu. Nam›k Dursun kendi döneminde Dersim halk› üzerinde y›llard›r süren bask› ve zor uygulamalar›n›n birinci derecede aktörü olmufltu ve bu sebeple de halk›n yo¤un tepkisi ile karfl›laflm›flt›. Dursun, Av. Hüseyin Aygün'ün tehdit edilmesi, Tayam ailesinin evinin roketlenmesi, köylerin taranmas›, muhtarlar›n istifa etmeye zorlan-

Koruculuk aç›klamalar›na tepki ‹STANBUL/DERS‹M/‹ZM‹R- Dersim için boflta 1400 korucu kadrosu bulundu¤u ve bunun için de 'yo¤un talep' oldu¤u yönündeki aç›klamalar Tunceli Dernekleri Federasyonu ve Belediye Baflkan› Songül Erol Abdil'in düzenledi¤i bas›n toplant›lar› ile yalanland›. ‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) ‹stanbul fiubesi'nde bas›n toplant›s› düzenleyen Tunceli Dernekleri Federasyonu (TUDEF), koruculuk ile ilgili yap›lan aç›klamalar›n do¤ru olmad›¤›n› kaydetti. TUDEF ad›na Genel Baflkan Yard›mc›s› Cemal Yücel'in yapt›¤› aç›klamada, Dersim'de halk›n 'k›r bekçili¤i' ad› alt›nda köy korucusu olmaya zorland›¤› belirtilerek, Dersim halk›n›n inançlar›na ve de¤er yarg›lar›na ters olan bu uygulaman›n kabul edilmeyece¤i vurguland›. Yücel, “‹limizde telafisi güç ekonomik, sosyal, kültürel ve psikolojik y›k›mlar›n etkileri hâlâ devam ediyorken, bu y›k›mlar› derinlefltirecek bir uygulama daha devreye sokulmak isteniyor” diyerek, “‹ddia edilen baflvurular yap›lm›flsa, Tunceli Valili¤i’ni bu baflvurular› aç›klamaya ça¤›r›yoruz” dedi.

gulamas›n›n yayg›nlaflt›r›laca¤› yönündeki aç›klamalara tepki gösterdiler. ‹HD ‹zmir fiubesi'nde yap›lan bas›n toplant›s›nda Dersim Kültür Derne¤i Baflkan› Memal Mutu flöyle konufltu: "Halk›m›z bu oyunlara gelmeyecektir. Bu yap›lan yeni Rayberleri yaratma paketidir. Buna asla izin vermeyece¤iz. Biz bar›fl ortam›n›n gelifltirilmesini, en çok göç veren il durumuna düflürülen ilimizden göçü durduracak yat›r›mlar›n yap›lmas›n›, insanlar›m›z›n üretim yapabilecekleri alanlarda istihdam edilmelerini bekliyoruz". Mutlu, "Buradan halk›m›za seslenmek istiyoruz; bu lanetli oyuna bulaflmay›n. Evlatlar›m›z ellerinde silah, insan av›na ç›kar›lmas›nlar" diyerek koruculuk uygulamas› ile birlikte baflgösterecek provokasyonlarla Dersimlilerin birbirine düflürülece¤ini, bu durumun toplumda parçalanmalar yarataca¤›n› ve kal›c› düflmanl›klara yol açaca¤›n› söyledi. Mutlu, "Kan› ekme¤inize kat›k etmeyin" diyerek konuflmas›n› noktalad›. ‹HD ‹zmir fiubesi Baflkan› Ahmet Alagöz de yapt›¤› konuflmada, devletin y›llard›r hep ayn› yöntemleri kullanarak halk›n sorunlar›n› daha da derinlefltirdi¤ini ifade etti.

'Devflirme giriflimi' "Tunceli'de Alevilerden koruculuk için rekor baflvuru" fleklinde yap›lan aç›klamalara tepki gösteren Alevi Bektafli Federasyonu, Dersim'deki Aleviler için 1400 korucu kadrosu tahsis edilmesini 'devflirme giriflimi' olarak de¤erlendirdi. Alevi Bektafli Federasyonu (ABF) Genel Baflkan› Ali Balk›z'›n yapt›¤› aç›klamada, koruculuk ile ilgili "Alevilerden yo¤un talep var" yönündeki aç›klamalar›n "Muharrem ay›nda Alevi iftar›" diye bilinen politikan›n devam› oldu¤u kaydedilerek, "Alevilerin buna olumlu yan›t vermesini kimse beklemesin. fiiddete ve silaha meylederek korucu olan Alevileri de özlerine dönmeye davet ediyoruz" denildi. Balk›z, "Açl›ktan, yoksulluktan, iflsizlikten bunalm›fl üç-befl kifli o silah› eline alacak olsa, canl› hedefe mi, tafla topra¤a m› atefl edece¤ini bilemez hale gelse bile, bu durum Alevilerin koruculu¤u kabul etti¤i anlam›na gelmez. Çünkü yetmifl iki millete bir nazarla bakan Aleviler, fliddet, silah, çat›flma de¤il, kardefllik, bar›fl, özgürce eflit koflullarda bir arada, birlikte bir yaflam için mücadele etmektedirler. Onlar›n inançlar›, tarihleri, kültürleri bunu emretmektedir" dedi.

'‹nsanlar›m›z H›z›r Pafla olmayacak' Dersim'de de Belediye Baflkan› Songül Erol Abdil'in belediye konferans salonunda düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda koruculuk ile ilgili aç›klamalara tepki gösterildi. HÖC, DHP, DTP, D‹SK, ESP, HKM, Tunceli Barosu, ‹HD, EMEP, E¤itim-Sen ve SES'in de kat›ld›¤› bas›n toplant›s›nda Belediye Baflkan› Songül Erol Abdil bir aç›klama yaparak, "Dersim’de birçok insan›m›z›n köyleri yak›ld›, boflalt›ld›. fiimdi ise aç b›rakarak, dilencilefltirerek Dersim halk› koruculaflt›r›lmaya çal›fl›l›yor ve insanlar›m›z H›z›r Pafla sofras›na oturtulmak isteniyor. Dersim halk› H›z›r Pafla sofras›n› biliyor; H›z›r Pafla dönekli¤in simgesidir. Dara¤ac›na kendisi giden Pir Sultan ise kahramanl›¤›n ad›d›r. Canlar, bizim felsefemiz iflte budur. Bizim felsefemiz Pir Sultanlar›n, fieyh Bedrettinlerin felsefesidir. Kahramanlar›m›z›n yolunda yürümek bize yarafl›r” dedi.

'Yeni Rayberler yarat›lmas›na izin vermeyelim' ‹zmir Dersim Kültür ve Dayan›flma Derne¤i ve ‹HD ‹zmir fiubesi ortak bir aç›klama yaparak Dersim'de koruculuk uy-

Paflalar yine muhtarlar› toplad› Dersim’de koruculuk uygulamas› ile ilgili toplant›lar düzenleyen jandarma komutanlar›, muhtarlara 'telkin'lerde bulundu. Tunceli jandarma bölge komutan›, Tunceli jandarma alay komutan›, Mazgirt ilçe jandarma komutan› ve Mazgirt Kaymakam› 'k›r bekçili¤i, 'orman bekçili¤i' gibi adland›rmalarla bafllat›lmak istenilen uyulama için Mazgirt ilçesinin muhtarlar› ile Dersim merkezdeki Bayraktepe alay komutanl›¤›nda toplant› düzenledi. Toplant›da konuflan Tunceli Jandarma Bölge Komutan›n›n muhtarlara, "Bütün köylülerimizin bizlere yard›m etmesini istiyoruz. Elele verip terörü bitirelim. Biz sizin sorunlar›n›z› biliyoruz, bunun için sizlere 1000 tane kadro getirdik. Gelin bunlardan yararlan›n. Sigortan›z olur, maafl›n›z olur, sonra da emekli olursunuz" dedi¤i ö¤renildi. Toplant›da konuflan Mazgirt Kaymakam›'n›n da, yeflil kartlar›n art›k kendilerine yük olu¤unu, bu uygulaman›n kabul edlmesi durumunda yeflil karta ihtiyaç kalmayaca¤›n› söyledi¤i belirtiliyor.

28 Haziran-16 Temmuz 2008

15

MKP: “Halk Savafl›'n› büyütelim” Maoist Komünist Partisi (MKP), Halk Savafl›’n› büyütmek için 'merkezi teçhizat kampanyas›' bafllatt›¤›n› duyurdu. MKP Siyasi Büro taraf›ndan yap›lan aç›klamada; "Halk Savafl›'n›n söndürülemeyen ateflini daha fazla harland›rmak için sizleri, halkla birleflip, Maoist Komünist Partisiyle bütünleflerek Halk Savafl›'na hizmet etmek için kan›m›zla, can›m›zla yaratt›¤›m›z de¤erlere sahip ç›kmaya ve Marksist-Leninist-Maoist güzergahta Türkiye-Kuzey Kürdistan'da ulusal ve s›n›fsal kurtulufl mücadelesini daha fazla harland›rmaya ça¤›r›yoruz" denildi. 'Ordusu olmayan bir halk›n, hiçbir fleyi yoktur' sözü hat›rlat›lan aç›klamada, "Halk Kurtulufl Ordusu ile bütünleflmenin ve Halk Ordusunu desteklemenin yollar›ndan birisi de Halk Kurtulufl Ordusunun siyasi ve askeri olarak savafl kapasitesini artt›rma sorumlulu¤unu, bulundu¤umuz her alanda paylaflarak yerine getirmektir. Halk Kurtulufl Ordusu Teçhizat Kampanyas›na bu bilinçle kat›lal›m" denildi. MKP'nin 2007 y›l›nda gerçeklefltirdi¤i 2'nci kongrede Halk Savafl› noktas›nda "mütevazi bir ad›m" at›ld›¤› belirtilen aç›klaman›n devam›nda flu ifadelere yer verildi: "fiimdi görevlerimize s›k› s›k›ya sar›l›p küçük ya da büyük, az ya da çok demeden somut pratik faaliyetlere her alanda koyularak, halk›m›z›n kendi meflru mücadelesine kat›lmas› ve genifl bir destekleme kampanyas›yla, baflta halk›m›z olmak üzere bütün yurtsever, devrimci ve komünistlerin en büyük hayallerinden biri olan halk›n kendi kurtulufl ordusunu nitel ve nicel olarak gelifltirmesi, ertelenemez bir görevdir. Anlafl›lmal›d›r ki halk›n kat›l›p desteklemedi¤i bir savafl, ne kadar halk ad›na da yürütülse kazanamaz. Çünkü devrim, gerçek kahraman› olan halk kitlelerinin eseridir. Bu bilinçle Halk Savafl›'yla politik iktidar mücadelesinde siz emekçilerin ve yoldafllar›m›z›n k›z›l kanlar›yla yaflayan canl› bir organizmaya dönüflen Halk Kurtulufl Ordusuna kat›l›p, destekleme kampanyas›na kat›lal›m. TKP(ML)'den Maoist Komünist Partisi'ne 37 y›ll›k parti tarihimizde birçok baflar› ve baflar›s›zl›k gösterdik. Halk s›n›f ve tabakalar›ndan, Kürt-Türk uluslar› ve az›nl›k milliyetlere mensup savaflç›, üye ve önder yüzlerce yoldafl›m›z› Halk Savafl› mücadelesinde yitirdik. Dolay›s›yla ak›t›lan her damla kan›n, verilen her bir eme¤in, yerine getirilen her bir görevin ve yarat›lan her bir de¤erin, Halk Savafl› deryas›n›n birikintisiyle bugünlere gelebildik. Halk Kurtulufl Ordusu'na bizzat kat›larak, kurtulufl iste¤imizi büyütelim ve ad›m ad›m Halk Savafl›'n› bütünlüklü ve merkezi koordinasyon temelinde gelifltirelim."

71 Haziran direniflinin y›ldönümünde devrimci eylem birliktelikleri yaratma ça¤r›s› MKP 15-16 Haziran 1970 iflci ve emekçi direniflinin 38’inci y›ldönümünde de bir aç›klama yaparak, "iflçi, emekçi, ezilen ulus ve milliyetlerin ortak ç›karlar› do¤rultusunda ortak mücadele ve örgüt biçimleri yaratmak için tüm ilerici, yurtsever, ayd›n, demokrat, devrimci ve komünistleri s›n›f bilinçli proletaryan›n önderli¤inde birleflik devrimci eylem birliklerini yaratmaya ça¤›r›yoruz" dedi. 15-16 Haziran 1971'de iflçi ve emekçilerin büyük direnifli s›ras›nda düzeniçileflmifl sendikac›lar›n, sendika a¤alar›n›n devletten yana tav›r ald›klar›, direniflin önüne barikat kuran Türk ordusu ile çat›flan iflçi ve emekçilere radyolardan durmalar›n› telkin ettikleri belirtilen aç›klamada flu ifadelere yer verildi; "Sendika a¤alar› bugün de ayn› tav›rlar›n› devam ettirmektedirler. Bir yandan kendi koltuklar›n› korumak amac›yla manevralar›nda s›n›r tan›mayarak adeta demokrasi bekçisi kesilen iflbirlikçi sendikalar ve a¤alar›, di¤er yanda ise istikrarl› ve kararl› bir durufl gösteremeyerek düzen içi çözümde s›raya dizilen reformist kesimler, emek karfl›t› politikalar›yla iflçi ve emekçi k›y›m›na ortak olmaktad›rlar. Emek cephesinin oldukça parçal› ve da¤›n›k durumda olmas› ise elbette bunu beslemektedir. Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci ve komünist hareketi de bu parçal› gerçeklikle karfl› karfl›yad›r." Aç›klamada düzeniçi anlay›fllar›n en ileri noktas›n›n reformizm oldu¤u ve reformizmin bugün de devrimci ve komünistlerin önünde mücadele edilmesi gereken önemli bir tehlike olarak durdu¤u vurguland›.

1 May›s "örgüt propagandas›" alt›nda geçmifl, polis izlemekle yetinmifl DERS‹M- Dersim'de 2005 y›l›ndaki 1 May›s kutlamas›n›n ard›ndan polisin 'suç duyurusu' ile aç›lan dava sonuçland› ve kutlamaya kat›lan 14 kifli hakk›nda TKP/ML, DHKP/C ve PKK/Kongra-Gel'in propagandas›n› yapmaktan toplam 14 y›l 'ceza' verildi. 2005 y›l›nda K›flla Meydan›'nda Tertip Komitesi'nin düzenledi¤i mitinge kat›lan DHP kortejindeki Taner Gökbafl, Bülent Yücel, Musa Gezici, ‹brahim Çatakçin ve ‹smail Çatakçin'e, "Önderimiz ‹brahim Kaypakkaya" slogan› att›klar›, ayr›ca ‹brahim Kaypakkaya'n›n posterini tafl›d›klar› dolay›s›yla "TKP/ML propagandas› yapmak" iddias›yla 1'er y›l hapis 'ceza's› verildi. HÖC üyeleri Özcan Duta¤ac›, Ziya Kulbak, Murat Kaymaz ve Özcan Do¤an'a, "Umudun ad› DHKP/C", "Kim vuruyor, Cephe" sloganlar›n› att›klar› ve "DHKP/C propagandas›" yapt›klar› iddias›yla 1'er y›l hapis cezas› verildi. Engin Çakar, Murat Aran, Mesut Aran, Süleyman Yurttafl ve Haki Çalg›n adl› kiflilere ise "Biji serok Apo", "Disa disa serhildan" sloganlar› att›klar› ve "PKK/Kongra-Gel propagandas›" yapt›klar› iddias›yla 1'er y›l hapis cezas› verildi.

MAYA Arif B‹LG‹N Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›mlayam›yoruz.


BÜROLAR

KARDELEN BASIM-YAYIM REKLAM GÖSTER‹ ORGAN‹ZASYON L‹M‹TED fi‹RKET‹ G Sahibi ve Yaz› ‹flleri Müdürü: Hakan ERTEN Yay›n Türü: Yayg›n Süreli G Yönetim Yeri: Katip Mustafa Çelebi Mah. Tel Sok. No:20 Daire:2 Beyo¤lu/‹stanbul Tel: (0212) 243 91 92

‹ZM‹R: 853. Sok. Bilen ‹flhan› No: 27 Kat:8/802 Konak/‹zmir Tel-Fax: : (0232) 482 01 63 l KARTAL: ‹stasyon Cad. P›nar ‹flhan› Kat:2 Daire:38 KARTAL Tel-Fax: (0216) 389 65 63 l MERS‹N: Hastane Cad. 5111 Sok. Ekrem Örkün ‹flhan› No:71/8 Kat:3 l ELAZI⁄: ‹cadiye Mah. Yakup fievki Cad. No:8 Kat:1 Daire:1 Tel-Fax: (0424) 212 34 42 l MALATYA: Dabakhane mah. Boztepe Cad. Babacan ‹flhan› Kat:4 No:28 Tel: (0422) 323 06 97 l KONYA: Gazi Alemflah Mah. Tahirpafla Sok. No: 3 Daire: 102 TelFax: : (0332) 351 59 55 l AMED: ‹skender Pafla Mah. ‹nönü Cad. MA-GÜL ‹flhan› Kat:4 No:109 Da¤kap›/Amed l AT‹NA: Spiro trikoupi 21 10683 eksarxia GREECE/Yunanistan e-mail: yunanistan_devrimcidemokrasi@yahoo.com.tr l YD TEMS‹LC‹L‹⁄‹: Kaiser-Wilhelm Str. 275 47169 Duisburg/DEUTSCHLAND Tel: 0049 175 642 00 27- e-mail: d.demokrasi@googlemail.com

Teknik Haz›rl›k: Kardelen Yay›mc›l›k Adres: Mahmut fievket Pafla Mah. Sivas Sok. No:2 Kat:3 Okmeydan›/‹STANBUL Tel:(0212) 238 37 76 Faks:(0212) 238 37 96 • Bask›: Gün Matbaac›l›k Adres: Sefaköy Telsizler Mev. Akasya Sok. No:23/A Küçükçekmece/‹ST. Tel ( 0212) 580 63 75

KONUK YAZAR

Tersane ‹flçileri Birli¤i Derne¤i

Tuzla tersaneler cehenneminde iflçiler köle kalmayacak! Tuzla tersanelerinde kan akmaya devam ediyor. Tersane patronlar›n›n kâr h›rs› sonucu bugüne kadar 97. iflçi kardeflimizi ifl cinayetine kurban verdik. Al›nmayan iflçi sa¤l›¤› ve ifl güvenli¤i tedbirleri, tafleronluktan kaynakl› iç içe ve yo¤un çal›flma, çal›flma alan›n›n darl›¤› Tuzla cehenneminde ölümleri peflpefle getirmeye devam edecektir. Tersanelerde her türlü kurals›zl›¤›n kayna¤› yayg›n tafleronlaflt›rmad›r. Sigorta primlerinin halen girdi-ç›kt› gösterilerek yat›r›l›yor olmas›, ana firma taraf›ndan ödenmemesi, ücret gasplar› vb. bir dizi sorun vahfli kapitalizmin dirilifl an›n› an›msatmaktad›r. Genel üretim yap›s› böyleyken, yo¤un ve yorucu çal›flma temposu iflçilerin sosyal bilincini dumura u¤ratmaktad›r. Tafleronluk uygulamas›yla iflçilerin örgütlenme ihtimali atomize edilmektedir. Dahas› tafleronluk as›l düflman›n görünmesini engelleyerek hedef flafl›rtmaktad›r. Bu tablodan bak›ld›¤›nda tersanelerdeki tek tek iflletmelerde kal›c› örgütlenme imkan› ortadan kalkmaktad›r. Havzay› tek bir fabrika olarak görmek, hedef tahtas›na tersanelerin genel patronu G‹SB‹R’i koymak stratejik bir bak›flt›r. Bu stratejik bak›fl 9 Aral›k 2006 tarihinde gerçeklefltirilen 1. Tersane ‹flçileri Kurultay›’nda belirlenmiflti.

17’ler etkinliklerle anıldı 17’ler ölümsüzlüklerinin 3’üncü y›ldönümünde ülkemizde ve dünyada sayg›yla an›lmaya devam ediyor. Ülkemizde DHP’nin düzenledi¤i anma etkinliklerinde 17’lerin devrim ve komünizmi kazanma ça¤r›s› oldu¤u yinelendi. Almanya, Fransa ve ‹ngiltere’de yap›lan etkinliklerde 17’leri anman›n yolunun devrim ve komünizm mücadelesini zafere tafl›maktan geçti¤i vurguland› Ölümsüz 17’ler için anma etkinlikleri düzenlendi

Köklerimize sar›l›p umudu büyütüyoruz

‹STANBUL- 16-17 Haziran 2005 tarihinde Dersim Mercan vadisinde Türk ordusunun sald›r›s›nda ölümsüzleflen ve aralar›nda MKP'nin önder kadrolar›ndan Cafer Cangöz ve Ayd›n Hanbayat’›n da bulundu¤u 17 seçkin kadro ve savaflç›, ölümsüzlüklerinin 3’üncü y›l›nda Gazi Mahallesi'nde düzenlenen meflaleli yürüyüflle an›ld›.

Yeni Demokrasi fiehit ve Tutsak Aileleri Birli¤i, Ça¤dafl Can, Ersin Kantar ve Dursun Turgut'un Cebeci'de bulunan mezarlar› bafl›nda anma gerçeklefltirdi.

Demokratik Haklar Platformu (DHP) taraf›ndan düzenlenen meflaleli yürüyüfl, Eski Karakol dura¤›ndan bafllayarak, Cemevi’nin bulundu¤u meydana kadar coflkuyla sürdü. DHP'lilerin kat›l›m›nın yüksek oldu¤u yürüyüfle, Gazi halk›n›n da yo¤un ilgi gösterdi¤i gözlemlendi. Yürüyüfl s›ras›nda “Vartinik'ten Mercan'a, feda olsun can›m›z Halk Savafl›'na”, “Önderimiz ‹brahim Kaypakkaya”, “Halk savaflç›lar› ölümsüzdür”, “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak”, “Katil devlet hesap verecek” sloganlar› at›ld›. Cemevi'nin yak›n›ndaki meydana gelindi¤inde, yürüyüfle kat›lan kitle ad›na DHP aç›klamas› okundu.

Mezarl›¤›n giriflinden "Gerillalar ölmez yaflas›n Halk Savafl›”, “Vartinik’ten Mercan’a, feda olsun can›m›z Halk Savafl›'na” sloganlar› eflli¤inde yürüyen kitle, Ça¤dafl Can, Ersin Kantar ve Dursun Turgut'un mezarlar› bafl›nda anma gerçeklefltirdi. Ça¤dafl Can'›n kardeflinin okudu¤u Yeni Demokrasi fiehit ve Tutsak Aileleri Birli¤i'nin aç›klamas›nda, "Durmaya, susmaya, a¤lamaya ve üzülmeye vakit yok. Atefli büyütmenin, korlara üflemenin, günefli kucaklayan patikalarda öbek öbek yürümenin zaman›d›r. 17’ler ölümsüzdür! 17’ler yolumuzu ayd›nlat›yor!” ifadelerine yer verildi. Bir flehit yak›n›n›n fliir okudu¤u anma, Grup Munzur'un okudu¤u marfllarla sona erdi.

Mercan'da 17 devrimci ve komünistin katledilmesinin nedeninin, bu ülke gerçekli¤inde mücadeleyi halk kitlelerine tafl›ma ve önderlikte ›srar etmenin oldu¤u ifade edilen DHP aç›klamas›nda, “Onlar sömürünün ve zulmün oldu¤u her yerde, karfl› koymay› ve mücadele etmeyi bilince ç›karm›fl, bu hedef do¤rultusunda kurtulufl kavgas›n› büyütenlerdi. Emperyalizme, feodalizme ve komprador bürokrat kapitalizme karfl› Demokratik Halk Devrimi perspektifi ile hareket edip, ulafl›lmaz san›lan zirvelere yürüyorlard›. Büyük bir yürüyüflün ne ilk ne son yolcular›yd›. Ancak yolun en zorlu ve dönemeçli bölümünü yürüyerek, ard›llar› için büyük bir 盤›r açt›lar” denildi. Aç›klaman›n devam›nda, “Deniz Gezmifllerin, Mahir Çayanlar›n, Mazlum Do¤anlar›n, ‹brahim Kaypakkayalar›n bizlere b›rakt›¤› mücadele gelene¤i, bugün ayn› coflku ve inançla sahiplenilmektedir” sözleri dile getirilerek, “Halk›n kurtuflu için, yaflam›n her alan›nda mücadeleyi yükseltenler, geçmiflte oldu¤u gibi bugün de faflizmin artan sald›r›lar› ile yok edilmeye, bast›r›lmaya çal›fl›l›yorlar. Ancak tarihsel deneyimler göstermifltir ki, zulmün oldu¤u yerde halklar›n isyan› ve direnifli de vard›r. Halk›n gelece¤i için, bu topraklarda faflizmin hedefi olmufl ve halk ad›na canlar› pahas›na bedel ödemifl on binlerce devrimci, komünist bulunmaktad›r. Onlar›n ard›llar› olarak bu büyük mirasa sahip ç›karken, bir kez daha hayk›r›yoruz. Yaflas›n ba¤›ms›zl›k, halk demokrasisi, sosyalizm ve komünizm” denildi. Yurtd›fl›nda yap›lan anma etkinlikleri ALMANYA/Berlin- YÇKM'de 15-16 Haziran iflçi direnfli ve 17’ler için araflt›rmac› yazar Recep Marafll› ve gazetemizi temsilen Erhan Y›lmaz'›n konuflmac› olarak kat›ld›¤› etkinlik düzenlendi. Devrim ve komünizm mücadelesinde ölümsüzleflenler için yap›lan sayg› duruflunun ard›ndan etkinlikte konuflma yapan Recep Marafll›, 68 gençlik hareketinin ve 15-16 Haziran iflçi direniflinin o koflullardaki gelifliminin Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci hareketi tarihindeki önemine de¤indi. Marafll› 17'lerden bahsederken de, 1980’li y›llarda hapishanede ayn› mevzileri paylaflt›¤› Cafer Cangöz ve Ayd›n Hanbayat için devrimde kararl›l›¤›n ad› olduklar›n› söyleyerek, Cafer ve Ayd›n’la yapt›klar› tart›flmalarda özellikle MKP’nin bilimsel temelde savundu¤u iki çizgi mücadelesinin kendisini çok etkiledi¤ini söyledi. Marafll›, “Caferler ülke topraklar›n› anlat›rken çok sade ve etkileyiciydiler” diyerek, an›lar› ve mücadeleleri önünde bir kez daha sayg›yla e¤ildi¤ini belirtti. Marafll›'n›n ard›ndan konuflan temsilcimiz Erhan Y›lmaz, 15-16 Haziran büyük iflçi direniflini ele al›rken dünyada geliflen devrimci dalgadan ba¤›ms›z düflünülmemesi gerekti¤ini belirterek, 15-16 Haziran iflçi direniflinin kendili¤indenci olmas›na ra¤men bu hareketi güçlendiren en büyük etkenlerden bir tanesinin Büyük Proleter Kültür Devrimi oldu¤unu söyledi. Y›lmaz, 15-16 Haziran iflçi direnifli döneminde PDA, T‹P ve T‹‹KP gibi revizyonist, oportünist yap›lar›n direnifli sistemin içine çektiklerini vurgulayarak, geliflen iflçi direniflinin devrimci hareketin içinde önemli tart›flmalara sahne oldu¤unu aktararak konuflmas›na flöyle devam etti: “‹brahim Kaypakkaya’n›n dedi¤i gibi, ‘Çok güçlü bir halk ayaklanmas› ol-

Anma s›ras›nda 17'lerin resimlerinin bulundu¤u bir pano tafl›n›rken, "Kavgalar› kavgam›zd›r. ‹deallerini yaflataca¤›z" yaz›l› pankart aç›ld›.

Onlar›n ça¤r›s› Yeni Demokrasi bayra¤›n› yükseltmektir Okmeydan› DHP üyeleri, 15 Haziran Pazar günü Yüz Çiçek Açs›n Kültür Merkezi (YÇKM)'nde ölümsüz 17’ler için anma etkinli¤i düzenledi. 17’ler flahs›nda Yeni Demokrasi flehitleri için yap›lan sayg› duruflunun ard›ndan DHP ad›na bir aç›klama yap›ld›. Aç›klamada, Paris Komünü'nden, 1917 Ekim Devrimi’nden, 1949 Çin Devrimi’nden, Denizlerden, Mahirlerden, ‹brahimlerden ve 17'lerden al›nan birikim ve tecrübelerle “yolumuza devam ediyoruz” denildi. Anma etkinli¤i, Yeni Demokrasi mücadelesinde ölümsüzleflen komünist önder Cüneyt Kahraman ve 17'lerin kendi kalemlerinden ç›kan fliirlerin okunmas›yla devam etti. Grup Munzur’un marfllar›yla anma etkinli¤i sona erdi. S‹VAS- Ölümsüzlüklerinin üçüncü y›l›nda 17'ler, Sivas’ta 17 Haziran günü yap›lan etkinlikle an›ld›. Demokratik Gençlik Hareketi (DGH) taraf›ndan Sivas E¤itim-Sen fiubesi’nde düzenlenen etkinlikte "17'ler tarihtir, kanla yaz›lan tarih silinmez” fliar› vurguland›. Sayg› duruflu ile bafllayan ve ölümsüz 17’lerin devrim ve komünizm mücadelesi içerisindeki önemini anlatan yaz›lar›n okundu¤u etkinlik program›, 17’lere ilflkin yaz›lan fliirlerin okumas›yla devam etti. YÇKM’nin haz›rlam›fl oldu¤u sinevizyon gösteriminin ard›ndan, müzik dinletisi ile etkinlik sona erdi. Etkinli¤in yap›ld›¤› salonda “17’ler Tarihtir. Kanla Yaz›lan Tarih Silinmez” yaz›l› ve üzerinde 17’lerin foto¤raflar›n›n bulundu¤u pankart aç›ld›. sun, güçlü bir iflçi direnifli olsun, silahl› mücadeleyle birlefltirilmedi¤i sürece, yenilmeye mahkumdur’. Ve tarih geç kalmadan Kaypakkaya’n›n tespitlerini do¤rulad›. 3 ayl›k bir süre içerisinde gelen askari derbeyle birlikte direnifl bast›r›ld›. Evet, ‹brahim Kaypakkaya'n›n 70’lerde söyledikleri günümüz aç›s›ndan geçerlidir. Geliflmifl flehilerde ne olursa olsun, ne kadar kitlesel olursa olsun, MLM önderli¤inde yürütülmeyen ve Halk Savafl›’yla birlefltirilmeyen bir iktidar mücadelesi yenilmeye mahkumdur.” Anma etkinli¤i Maoist komünistlerin 17’lere iliflkin yapt›¤› yaz›l› aç›klaman›n okunmas›yla sonland›r›ld›.

"17’ler Maoist ideolojik bir durufl ve savafl ça¤r›s›d›r" MKP, 2005 y›l›nda 2’nci kongre haz›rl›k süreci içerisinde devletin kolluk güçlerinin Dersim'in Mercan da¤lar›nda kurdu¤u pusuda flehit düflen ve Genel Sekreter Cafer Cangöz, Genel Sekreter Yard›mc›s› Ayd›n Hanbayat’›n da içerisinde bulundu¤u 17 seçkin önder kadro ve savaflç›s› için bir aç›klama yaparak, “S›n›f mücadelesi tarihinin gerçek kahraman› olan kitlelerin gerçek kurtuluflu için canlar›n› seve seve feda eden 17`lere and›m›z olsun ki; Biz Kazanaca¤›z, Halk Kazanacak, Halk Savafl› Kazanacak” dedi. MKP Siyasi Büro imzas›yla yay›mlanan aç›klamada iflçilere, köylülere, emekçilere ve parti kitlesine seslenilerek, flu ifadelere yer verildi; "1. Kongremiz, Marksist-Leninist-Maoist (MLM) hareketin tarihinde bilimsel ideolojimizin daha ileri bir seviyede kavran›lmas›nda, yeni nitel bir ad›m› ifade etmektedir. TKP(ML)'den MKP`ye Bu Tarih Bizim! fliar›yla Parti tarihimizin muhasebe edilmesi, geçmifl hatalardan dersler ç›kar›larak stratejik önderli¤in öneminin kavranmas›, Halk Savafl›'n›n berrak bir kavray›flla somut örgütlenmesi hedeflerinin belirlenmesinde ve daha bir dizi konuda 1. Kongremiz ile özdeflleflen 17`ler yolumuzu ayd›nlatmaya devam ediyor. Tarihten gelip tarih yaratan 15`ler, 9`lar, 10`lar, 11`ler, 13`ler ve 17`ler, Türkiye-Kuzey Kürdistan`da s›n›f bilinçli proletaryan›n ve çeflitli milliyetlerden halk›m›z›n ba¤›ms›zl›k, yeni demokrasi, sosyalizm ve komünizm mücadelesinin bafl e¤mez önderleri olarak kanla yaz›lan tarihimizde önemle yerlerini alm›fllard›r." Aç›klamada 17'lerle ilgili olarak ayr›ca flu ifadelere yer verildi; "17`ler, Kaypakkaya`dan bugüne MLM`den ald›¤› güçle Türkiye-Kuzey Kürdistan toplumunun Demokratik Halk Devrimi, sosyalizm ve komünizm hedefine ulaflmak için yükseltilen komünizm bayra¤›n› Mercan`da zaferle dalgaland›rm›flt›r. 17`ler, reformistleflerek düzeniçileflmenin ve revizyonistleflerek karfl› devrime iltihak etmenin yo¤unlaflt›¤› günümüz dünyas›nda, politik iktidar bilinciyle Maoist ideolojik bir durufl ve savafl ça¤r›s›d›r. E¤ilmez bafl ve çelik yürekleriyle Mercan`da can feda direnen 17`ler; ideolojik-politik-örgütsel-askeri ve kültürel olarak Türkiye-Kuzey Kürdistan halklar›na, Halk Savafl›'nda ›srar ça¤r›s›d›r."

mevzide büyütme kararl›l›¤›m›z ve devrime olan inanc›m›zla diyoruz ki; biz kazanaca¤›z, halk kazanacak, Halk Savafl› kazanacak. Yaflas›n devrimci dayan›flma ve siper yoldafll›¤›” sözleriyle sonland›r›ld›. ‹G‹LTERE- Londra flehrinde "May›s fiafa¤›ndan 17’lere Mücadele Sürüyor" fliar›yla anma etkinli¤i düzenlendi. ‹brahim Kaypakkaya ve 17’ler flahs›nda gerçeklefltirilen anma etkinli¤i sayg› durufluyla bafllad›. Sanatç› Enver Çelik türküleriyle etkinlikte yer al›rken, çeflitli devrimci kurumlar da etkinli¤e dayan›flma mesajlar›n› gönderdiler. Anma etkinli¤inin ikinci bölümü ‹brahim Kaypakkaya’n›n

AYMANYA/Frankfurt- 17’ler, Gençlik Kültür Merkezi Derne¤i’nde yap›lan etkinlikle an›ld›. Anma etkinli¤i 17’ler flahs›nda tüm devrim ve komünizm flehitleri için yap›lan sayg› durufluyla bafllad›, ard›ndan tertip komitesi ad›na bir aç›klama yap›ld›. Aç›klamada, “17’leri bilimsel olarak anman›n yolu, onlar›n devrim ve komünizm idealine sad›k kalarak devrim ve komünizm mücadelesini zafere tafl›maktan geçer” denildi. Sinevizyon gösterimi yap›lan ve fliir dinletisi sunulan etkinlik, di¤er devrimci örgütlerin taraftarlar›n›n yapt›klar› konuflmalar ile sona erdi. FRANSA- 17’ler Fransa'n›n St-Brieuc flehrinde MKP ve MLKP taraftarlar›n›n ortak olarak düzenledikleri etkinlikle an›ld›lar. Etkinlikte ayr›ca 15-16 Haziran iflçi direnifli ve Sivas katliam›nda yaflam›n› yitirenler de an›ld›. Etkinik MKP taraftarlar› taraf›ndan bir aç›klama yap›larak, “17’ler flahs›nda bir kez daha yap›lan katliamlar› k›n›yor ve ‘intikam› al›nmam›fl her flehidimizin mezar tafl› devriktir’ fliar›yla mücadelemizi her alanda, her

hayat› ve tarihsel sürecini konu alan tiyatral bir gösteriyle bafllad›. Ard›ndan tertip komitesi ad›na bir aç›klama yap›ld›. Aç›klamada k›saca flunlar dile geirildi: “Bügün 68 ç›k›fl› 'sürpriz' bir biçimde gündeme oturdu. Burjuva medya ondan s›kça sözeder oldu. Paneller, toplant›lar, filmler yap›ld›. Egemen Kemalist klik 68 devrimci önderlerinden Deniz Gezmifl, Mahir Çayan, özellikle Deniz Gezmifl’i s›radan bir Kemalist ve onun devam›, tamamlay›c›lar› olarak yeni kufla¤a aktar›yor. Buna izin vermeyelim. Zira Kemalizm konusunda yan›lg›l› yaklafl›mlar›na ra¤men Deniz ve Mahir devrimci önderlerimizdirler. Bir baflka nokta ise 68'in komünist önderi ‹brahim Kaypakkaya. O hiç hat›rlanm›yor. Çünkü o sistemin k›rm›z› çizgilerini aflt›. Geleneksel çizgileri elefltirerek, devrimci bir senteze ulaflt›. ML’nin yeni 3’ncü nitel aflamas›n›n mimar› olarak BPKD’yi yaratan Mao ile birlikte Kaypakkaya bambaflka bir noktaya, MLM rotas›na girdi”. Anma etkinli¤i Ozan Emekçi’nin sahne almas›n›n ard›ndan son buldu.

Tafleronlu¤un yayg›nl›¤›, tafleronlar ve tersaneler aras› iflçi sirkülasyonu tek bir tersanede direniflle kazan›lm›fl bir hak olsa bile kal›c›l›¤›n› koruyamamaktad›r. Toplam havzay› tek bir fabrika olarak gören bu anlay›fl, ne tek tek, ne de birkaç tersanede birden tabana dayal› direnifli ya da sendikal kalk›flmay› yads›mamaktad›r. Burada belirleyici olan tersane iflçisinin bir s›n›f oldu¤unun bilincine varmas›n› sa¤lamak, tekil ya da tek bir tafleron ya da tersanede gerçekleflebilecek lokal bir tak›m direnifllerle büyük ve kitlesel eylemlerin provas›n› yapmak, iflçilerin daha fazla kaynaflmas›n› ve hak arama bilincini yerlefltirmek yaflamsal önemdedir. 1. Tersane ‹flçileri Kurultay› bu say›lan koflullar› yaratmak, tersane iflçisinin örgütlülü¤ünü güçlendirmek, as›l hedef olan G‹SB‹R’i daha belirgin göstermek noktas›nda zengin araçlar devreye sokmufltur. Limter-‹fl Sendikas›’na yöneltilen dar grupçuluk elefltirisinin ve kopuflman›n ard›ndan gerçekleflen 1. Kurultay, Tersane ‹flçileri Birli¤i Derne¤i’nin kurulmas›n› sa¤layan karara imza att›. Denilebilir ki, süreç baflta ücret gasplar› olmak üzere, sigortas›z çal›flma ve ifl cinayetlerine karfl› iflçilerin yükselen öfkesi, örgütlü güce ve militan bir hatta sürüklenerek say›s›z direnifli beraberinde getirdi. Ancak bu tekil direnifller havzada kal›c› bir tak›m kazan›mlar› sa¤layamazd›. Tersane iflçilerini ortak düflmana karfl› ortak bir tutum etraf›nda kenetleyerek hasm›n› kalbinden vuracak bir büyük eyleme ihtiyaç vard›r. Bu eylem GREV’dir. Tersanedeki havza grevi fikri, kurdu¤umuz komitelerle fazlas›yla tart›fl›ld›. Bunun için 2. Tersane ‹flçileri Kurultay› “greve haz›rl›k” kurultay› olarak topland›. Grev fikri bu saatten sonra yo¤unlaflm›fl bir gündem olarak varl›¤›n› korudu. Günümüzde sendikalar›n dahi gere¤ince bu silaha baflvurmad›¤› bir yerde havza grevinden hem de fiili bir grevden bahsetmek flafl›rt›c› görünebilir. Ancak bir havza grevi için havzadaki nesnel zemin vard›r ve bu dinamikler üst üste binmifltir. Buradaki temel sorun tersane iflçilerinin birli¤inin sa¤lanmas›d›r. ‹kincisi ise havzada çal›flma yürüten di¤er güçlerin birlikte bu süreci örgütleyebilme becerisi gösterebilmesidir. Bu yaflamsal koflullar sa¤lanmadan bir havza grevinin örgütlenmesi mümkün de¤ildir. Havza güçlerinin birlikte davranmas› ihtimali dar grupçu örne¤in uç noktas›nda olan Limter-‹fl Sendikas› taraf›ndan topra¤a gömülmüfltür. Bunu son eylemler üzerinden gözlemleyebilmek mümkündür. Bu hastal›k kitle hareketi taraf›ndan afl›lmay› beklemektedir. Gelelim gerçek bir grevin örgütlenebilmesinin ön koflullar›ndan biri olan iflçilerin birli¤ini yaratma sorununa... Yo¤un çal›flma temposundan kaynakl› bilinci dumura u¤ram›fl, tafleronlukla atomlar›na ayr›lm›fl koca bir iflçi ordusunun birli¤ini yaratmak, sa¤lam, do¤ru ve taban›n iradesini esas alan bir politik hat ile mümkündür. Evet! Tuzla cehenneminin ateflini bir nebze olsun grev hafifletecektir. Ve bu cehennemde grev ateflini yakmak s›n›f›n birlikteli¤iyle mümkündür. Tersanelerde s›n›f›n birlikteli¤ini yaratabilecek bir doygunluk, tersanelerin s›n›rlar›n› da aflacak bir etkiye sahip olacakt›r. Bilindi¤i üzere tersanelerin bu kadar s›k ve yo¤un biçimde gündem olmas›n›n nedeni ifl cinayetlerinin art›k gündelik bir hal almas›d›r. Düzenin neredeyse bütün mekanizmalar›na “bu kadar da olmaz” dedirten bu olgu, elbette ki tersane iflçilerinin mücadelesinden ba¤›ms›z ele al›namaz. Mücadelenin henüz bir tak›m s›n›rl›l›klar› aflamamas›na ra¤men bu böyledir. Öyle ki, Çal›flma Bakan›’ndan ifl müfettifllerine, TBMM bünyesinde kurulan komisyonlardan konunun burjuva bas›n›nda genifl bir biçimde yer almas›na kadar olup bitenler, ayn› zamanda tersane iflçisinin y›llard›r kabaran öfkesinin önünü almay› ve mücadele birikimini bofla ç›karmay› amaçlamaktad›r. Ancak bu flarlatan tak›m›n›n “ölümleri önleme” ad› alt›nda söyledikleri her söz, att›klar› her ad›m, an›nda ve her seferinde pefli s›ra gelen ölümlerle bofla düflmüfl, bu sözde çabalar›n gelinen yerde tersane iflçisinin gözünde pek bir inand›r›c›l›¤› da kalmam›flt›r. Zaten bugün gelinen yerde burjuvazinin bütün kurumlar› elini ete¤ini havzadan çekmifltir. Bu, iflçilerin kendi sorunlar›n› kendileri çözme e¤ilimini güçlendirmifltir. Bu e¤ilimin güçlenmesinde geliflen d›fl kamuoyunun pay› büyüktür. Bu potansiyel örgütlü bir forma kavuflturulmak zorundad›r. Ancak bu yeterince baflar›lamam›flt›r. Süreç bir havza grevi için güçlü bir olana¤a çevrilebilmeliydi. Limter-‹fl Sendikas›’n›n 27-28 fiubat ile 16 Haziran eylemlerini grev olarak de¤erlendirmesi, gerçek bir grevin alt›n› boflaltan bir tutumdur. Zira bir eylemin kendini ihtiyaç olarak dayatmas› ile gerçekleflebilir olmas› iki ayr› olgudur. Bugüne kadar havzada ifl cinayetlerine, kölece yaflama ve çal›flma koflullar›na karfl› gerçeklefltirilen militan ve kitlesel eylemler (27 fiubat eylemi dahil) bir grevin gerçekleflebilece¤inin belirtileridir. Dahas› gerçekten bir havza grevi için nesnel koflullar yerli yerindedir. Üst üste binmifl ve bir grev için yeterince olgunlaflm›flt›r. Bugünden sonra taban örgütlülü¤ünü güçlendirmek, öncü iflçileri grev için maddi bir güce dönüfltürmek, mücadelenin s›cak e¤itimi içerisinde greve haz›rlanmak temel kofluldur. Ancak böyle bir grev G‹SB‹R’i masaya oturmaya zorlayabilir. Ve kal›c› bir tak›m kazan›mlara yaslayabilir. Oysa ki 27-28 fiubat ile 16 Haziran eylemleri Limter-‹fl Sendikas› taraf›ndan grev olarak nitelenmifl, böylece gerçek bir grevin önünü t›kam›flt›r. Dahas› 16 Haziran eylemi 200 kiflilik bir tersane iflçisinin kat›l›m›yla “iflçisiz grev” olarak tarihe geçmifltir. Bu tamamen taban deste¤inden yoksunlu¤un getirdi¤i bir durumdur ve dolay›s›yla taban içerisinde eriyerek afl›lacak bir durumdur. Taban deste¤inden yoksun olundu¤u halde grev ilan etmek ciddi bir sorumsuzluktur. Bu sorumsuzlu¤a birçok sendika, meslek odas› ve reformist grup ortak olmufltur. Kimi çevreler ciddi ciddi süreci grev olarak de¤erlendirmifltir. Salt kamuoyunun deste¤ine ve gücüne dayan›larak bir grev ilan edilemez, edilse de hezimete u¤rar. 27 fiubat eylemi 2 bini aflk›n iflçinin kat›ld›¤› bir eylemdi. Kamuoyu deste¤i yine ayn› seyirdeydi. Ancak 16 Haziran’a gelindi¤inde kamuoyu deste¤i büyümüfl, iç destek zay›flam›flt›r. Bunun bir tek nedeni vard›r, o da örgütlü bir güce dayanmamas›. Dahas› 27-28 fiubat eyleminin “çözümsüz” kalmas›, iflçi kitlelerini y›lg›nl›¤a sürüklemifltir. Bu moral k›r›lma, ihanetçi sendika Dok Gemi-‹fl’in G‹SB‹R ile yapt›¤› ortak eylem ile güçlenmifl ve devletin manevralar›yla perçinlenmifltir. G‹SB‹R, Selah Tersanesi’nin kapat›lmas›n› gerekçe göstererek zorla da olsa iflçileri eyleme sürüklemifltir. “Ya iflsizlik ya ölüm” ikileminin yarat›ld›¤› eylem belirgin bir bilinç bulan›kl›¤› da yaratm›flt›r. Bu bilinç bulan›kl›¤›n› k›rmak, tersane iflçisinin s›n›f bilincini güçlendirmek, tabana dayal› komiteler kurmak, bu komitelerin mücadele içerisinde yetiflmesi, iflçi iradelerinin a盤a ç›kar›labilmesi ile öncü iflçi kufla¤› yaratmak kal›c› kazan›mlara dayal› bir grevin örgütlenmesinin sac ayaklar›d›r. Bu tarihsel görev havzada mücadele yürüten güçlerin omuzlar›ndad›r.


28 Haziran - 16 Temmuz 2008 - Sayı 134  

2001-2010 yılları arasında yayınlanan, Devrimci Demokrasi gazetesi.

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you