Page 127

mut yan›tlar vererek tart›flma yürütece¤iz. Yine bu bölümde Maoist partinin Ölüm Orucu’na iliflkin yapt›¤› de¤erlendirmeleri aktaraca¤›z. Hemen belirtelim ki, 20 Ekim 2000 Ölüm Orucu direniflinin bafllat›lmas›, bu silah›n o gün kullan›lmas› yerinde ve hakl› oluflu, somut hal ve koflullarda geçerli-isabetli bir savunma ve direnifl biçimi oldu¤u… gibi konularda do¤ru orant›l› olarak pozitif düflünürken; ancak, geliflen zaman içinde direniflin yönetilmesi, sürdürülme süresi, sürdürülme biçimi, zaman›nda ve do¤ru anda bitirilmemesi, bitirilmesi biçimleri ve genel olarak do¤ru bir önderlik yetene¤i alt›nda yönetilip-yönetilmedi¤i, ödenen bedeller ile sonuçlar› ve elde etti¤i kazan›mlar… gibi aç›lardan birçok zaaf tafl›d›¤› düflüncesindeyiz. Direnifl devrimci tutum olarak son derece anlaml›yd›-anlaml›d›r. ‹deolojik-politik içeri¤i ve anlam› da fevkalade büyüktür. Fakat tüm bu olumlu içeri¤ine karfl›n, önderlik rolünün do¤ru yürütülememesiyle hatalar yap›lm›fl ve direnifl gerçek içeri¤ine uygun olarak genel baflar› normlar›nda mant›ki sonuçlar›na ulaflt›r›lamadan noktalanm›flt›r.

126 SINIF TEOR‹S‹ HAZ‹RAN 2010 SAYI 14

Bunun yan›nda objektif flartlar›n da direniflin ak›betinde pay› büyüktür. Sald›r› büyük stratejik bir sald›r›yd› ve toplumu terörize edip sindiripsusturma sald›r›lar›yla avantajl› flartlardayd›. Ama direnifl veya devrimci cephe yeterli, gerekli ve sa¤lam bir örgütlülük ve haz›rl›¤a sahip de¤ildi. Direnifl boyunca objektif flartlar kimi zaman uygun iken, kimi zaman ve esasta da uygun olmay›p aleyhteydi. Bu özelli¤i yakalamas› gerekenler, mevcut yap›lar›n hapishaneler örgütlülü¤ü iken, ama esasta da ilgili parti ve örgütlerin merkezi yap› ve önderlikleriydi. Somuttaki önderlik ve dolay›s›yla da sorumluluk, direniflin öncülü¤ünü yürüten hapishanelerde ki örgütlülük olsa da, merkezi düzeyde yürütülen ciddi bir direnifl olmas› ve direniflin merkezi kararlarla yürütülmesi ve benzeri, son tahlilde tayin edici olan önderlik, bu anlamda da esasta d›flar›daki merkezi önderlik ve yap›lard›. Nitekim d›flar›dan merkezi düzeyde hem içerideki önderli¤e ve hem de genel sürece yap›lan müdahalelerle gerekli önderlik yap›labilir, direniflin yönürotas›, takti¤i de¤ifltirilebilinirdi. Gerek içeride ve gerekse de d›flar›da, direnifli daha olumlu noktada bitirme yetene¤i gösteremeyen önderli¤in baflar›s›zl›¤› esasta burada, yani flartlar› do¤ru tahlil edip buna uygun politika ve ad›mlar atmamas›nda yatmaktad›r. Lehte-

ki flartlarda ve daha avantajl› durumda gerekli manevralar›-esnekli¤i gösteremeyen önderlik veya önderlik fonksiyonu, direniflin somut kazan›mlar anlam›nda baflar›s›z kalmas›nda esas etkendir. Direniflin nihayeti, ideolojik-politik yönü ayr›, ama askeri-örgütsel-pratik aç›dan bir yenilgiydi-yenilgidir. Her hakl› devrimci direnifl, teslimiyeti reddeden muhtevas› ve tüm do¤as›yla (içindeki tali olumsuzluklar ve askeri-örgütsel yenilgisine ra¤men) olumlu bir eylem olarak devrimcidir, siyasal kazan›md›r ve bu yönüyle baflar›d›r. Direniflin anlam› budur; siyasal özelli¤i ve yan› itibar›yla bu böyledir. Her direniflin kesin pratik zaferle sonuçlanmas› gibi bir kural yoktur; tersini tasavvur etmek s›n›flar mücadelesi diyalekti¤ine ters ve ayk›r›d›r. Bu bak›mdan, direnifli salt somut kazan›mlar› üzerinden hareket ederek toptan mahkûm etmek anlay›fl› yanl›flt›r. Bunun gibi, salt siyasal zaferden hareketle tam bir zaferden söz etmek de sübjektiftir. ‹ç ve d›fl bütünlüklü flartlar› içinde ve her yönüyle ele al›p de¤erlendirme tutumu bilimsel metottur. Komünist ve devrimci tutsaklar›n kahramanca direnip siyasal kimliklerine uygun davrand›klar› tart›flmas›zken, iyi bir s›nav verdikleri esasta do¤rudur. Muazzam bir irade, direnifl, fedakârl›k sergilendi¤i, büyük kararl›l›k gösterildi¤i, adeta bir destan yaz›ld›¤› tesbit edilmelidir. Direniflin oldukça a¤›r ve büyük bedellerle yürütüldü¤ü, siyasal olarak kazan›mlar›n›n oldu¤u ama pratik kazan›mlar›n›n esasta olmad›¤› görülmek durumundad›r. Esasta diyoruz, çünkü direniflin oda¤›ndaki somut talepler kazan›lamasa da, direniflin do¤al ürünü olarak düflman sald›r›lar›nda daha fazla ileri gidememifl, direnen tutsaklar direniflten kalan miras zemininde kalarak teslimiyet sald›r›s›n› kabul etmemifl, belli bir statünün fiilen sürmesi sa¤lanm›flt›r. Tutsaklar›n geri ve yetersiz de olsa kullanabildi¤i c›l›z hak ve koflullar hiç flüphesiz ki direniflin kazan›mlar›d›r. Ama bunlar›n direniflin talepleri-hedefleri vb anlam›nda son derece güdük oldu¤u aç›kt›r. Direniflin kahraman› olan flehitler ve gaziler, ola¤an koflullarda her çat›flma ve direniflin önemli bedelleri olarak kaç›n›lmazken; bu direniflte bedellerin son derece fazla olmas›, bir taraftan direniflin karfl› karfl›ya oldu¤u sald›r›n›n kapsam›yla ilgiliyken, öte yandan izlenen hatal› politikalar›n da bu a¤›r neticede pay sahibi oldu¤unu söylemek ve görmek durumunday›z.

Sınıf Teorisi - Sayı 14  
Sınıf Teorisi - Sayı 14  

2002’den bu yana yayınlanan, Marksist-Leninist-Maoist teorik dergi.

Advertisement