Issuu on Google+

LEKET BU MEM

! BÝZÝM

yeniçað haftalýk siyasi gazete

R Ý B Ý YEN IS KIBR N! Ü K M MÜ

1 Eylül

TARÝH: 29 AÐUSTOS 2008 CUMA

YIL: 18

SAYI: 908

FÝYATI: 1.50 YTL

SAHÝBÝ: YENÝ KIBRIS PARTÝSÝ

YKP, 1 Eylül Dünya Barýþ günü ile ilgili tavrýný açýkladý

ÞENLÝK DEÐÝL, MÜCADELE GÜNÜ u YKP, rejimin ve rejimin iþbirlikçilerinin barýþýn önündeki en büyük engel teþkil ettiðinin altýný bir kez daha çizerken tüm demokratik kiþi ve kuruluþlarý bu duruma baþkaldýrmaya, uluslararasý dayanýþmaya katýlmaya ve Kýbrýs'ta kalýcý bir barýþ için mücadeleyi yükseltmeye çaðýrýr

u YKP, insanlýðýn nihai kurtuluþunun sosyalizmde olduðunu bir kez daha vurgular; dünyanýn neresinde olursa olsun; dini, dili, rengi nasýl isterse olsun, savaþsýz ve sömürüsüz bir dünya ve barýþ için Emperyalizme, kapitalizme, faþizme ve þovenizme karþý mücadele sürdürenlere dayanýþmasýný iletir

Uzun lafýn kýsasý...

u YKP, üyeleri, parti sempatizanlarý ve parti dostlarý baþta olmak üzere tüm Kýbrýslýlarý 1 Eylül, Pazartesi günü saat yedide Eleftreia Meydaný veya Kuðulu Park'ta bir araya gelerek, Ledra Palace önünde düzenlenecek Kýbrýs'ýn her yanýndan Kýbrýslýlarýn katýlacaðý eyleme destek vermeye çaðýrýr

l 2. sayfada

YENÝÇAÐ

18 YAÞINDA

Yeni Kýbrýs Partisinin sesi olan Yeniçað 18 yaþýnda. 2 Eylül 1990 tarihinde yayýn hayatýna baþlayan Yeniçað, ülkemizde kesintisiz tek haftalýk gazete olma ünvanýný da sürdürmektedir. " Vilayetleþtirilmeye hayýr" manþeti ile ilk yayýn hayatýna baþlayan Yeniçað, Kýbrýs'ta ve dünyada barýþ kavgasý veren halklarýn yanýnda olmuþ, Kýbrýs ve Kýbrýslýlarýn yeniden bütünleþtirilmesi için aralýksýz inatla ve inançla yayýn yapmýþ ve yapmaktadýr. Yeniçað bu ülkede konuþulmasý tabu pek çok hususun kýrýlmasýnda öncülük etmiþ ve etmektedir. Yeniçað Rejimi ve onun temsilcilerini deþifre etmiþ ve etmeyi sürdürmektedir. Yeniçað'ýn 18.inci yayýn günü, 2 Eylül akþamý düzenlenen bir resepsiyonla kutlanacaktýr. S E R H A N

G A Z Ý O Ð L U


2

29 AÐUSTOS 2008 CUMA

1 EYLÜL ÞENLÝK DEÐÝL, MÜCADELE GÜNÜ Yeni Kýbrýs Partisi yayýnladýðý bir bildiri ile 1 Eylül gününün türkülerle, danslarla geçiþtirilecek bir gün olmadýðýný, bugünün mücadele günü olduðunu vurguladý. Konu ile ilgili bildiri þöyle: 21.yüzyýlýn baþýnda, emperyalizmin ve kapitalizmin yarattýðý sonuçlar nedeniyle dünya insanlýðýnýn büyük bir bölümü açlýk, baský ve savaþlarla karþý karþýya bulunmaktadýr. Ýnsanlýk savaþlardan çok çekmiþtir, hala da çekmektedir. Savaþlar Ortadoðu ve geri býraktýrýlmýþ halklarýn günlük yaþamý haline gelmiþtir. Sömürü çarklarý barýþýn önünde en büyük engel olarak durmaktadýr. Bu da en fazla emekçileri etkilemektedir. Savaþlardan Kýbrýslýlar da çok çekmiþtir ve hala da çekmektedirler. Devamlý savaþ tehlikesi ile yaþamaktadýrlar. Egemen güçler ve onlarýn yerli iþbirlikçileri, Kýbrýs'ta barýþý istememektedirler. Andlaþma ve çaðdaþ bir yaþam istememektedirler."Esir kampý" yaþamýna mahkûm ettikleri Kýbrýs Türk Toplumunu,

savaþ tehditleri altýnda yok etmeye uðraþmaktadýrlar." Yeni Kýbrýs Partisi, rejimin ve Rejimin iþbirlikçilerinin barýþýn önündeki en büyük engel teþkil ettiðinin altýný bir kez daha çizerken tüm demokratik kiþi ve kuruluþlarý bu duruma baþkaldýrmaya, uluslararasý dayanýþmaya katýlmaya ve Kýbrýs'ta kalýcý bir barýþ için mücadeleyi yükseltmeye çaðýrýr. Kýbrýs'ý ve Kýbrýslýlarý yeniden birleþtirilecek bir andlaþma gerek ülkemiz gerekse bölgede barýþa giden yol için bir zorunluluktur. Egemen Güçlerin "barýþ olsun ama onurlu barýþ olsun" þeklinde ortaya koyduklarý anlayýþ, her olayda olduðu gibi aldatmaca propaganda yöntemlerinin bir parçasýdýr. Barýþ'ýn onurlusu onursuzu yoktur. Barýþ barýþtýr. Yeni Kýbrýs Partisi, insanlýðýn nihai kurtuluþunun sosyalizmde olduðunu bir kez daha vurgular; dünyanýn neresinde olursa olsun; dini, dili, rengi nasýl isterse olsun, savaþsýz ve

sömürüsüz bir dünya ve Barýþ için Emperyalizme, kapitalizme, faþizme ve þovenizme karþý mücadele sürdürenlere dayanýþmasýný iletir. Yeni Kýbrýs Partisi, dünyamýzýn pek çok bölgesinde hala daha savaþlarýn, neoliberal politikalarýn sonucu sömürünün ve ülkemizdeki iþgalin sürdüðünü, Kýbrýslýlarýn yok edilmenin eþiðinde olduðu bu dönemde 1 Eylül'ü türkülerle, danslarla geçiþtirilecek bir gün deðil, mücadele günü olarak anlamaktadýr. Yeni Kýbrýs Partisi, halkýmýzý bu amaç çerçevesinde Dünya Barýþ Gününde mücadeleye katký koymaya, destek vermeye çaðýrmaktadýr. Bu çerçevede YKP, üyeleri, parti sempatizanlarý ve parti dostlarý baþta olmak üzere tüm Kýbrýslýlarý 1 Eylül, Pazartesi günü saat yedide Eleftreia Meydaný veya Kuðulu Park'ta bir araya gelerek, Ledra Palace önünde düzenlenecek Kýbrýs'ýn her yanýndan Kýbrýslýlarýn katýlacaðý eyleme destek vermeye çaðýrýr.

KTÖS’ün 1 Eylül ile ilgili açýklamasý KTÖS Genel Sekreteri Þener Elcil imzasý ile yayýnlanan açýklama þöyle: Dünyanýn hemen hemen her yerinde emperyalist paylaþýma ve neo-liberalizmin çýkarlarýna baðlý olarak pek çok savaþ ve iç karýþýklýklar sürerken ülkemiz de bölünmüþlüðüyle bu çýkarlara yem olmaya devam etmektedir. Sendikamýz kurulduðu günden bu yana emperyalizme karþý çýkmýþ ve adamýz bölündükten sonra da adanýn yeniden birleþmesi ve kalýcý, adil bir çözüm ile barýþýn tartýþmasýz mücadele öncüsü olmuþtur. Annan Planý sürecinde tüm planlamalarýn organizasyonlarýn her yönüyle sendikamýzda yapýldýðý pek çok kesim tarafýndan bilinmektedir. Bu gerçek ortada iken Annan Planý sürecinde on binlerce kiþilik mitingleri kendileri düzenlemiþ gibi göstermeye çalýþan "barýþ"ý ve çözümü oy malzemesi olmaktan daha farklý bir olgu olarak görememektedirler.

CTP ve ona göbekten baðlý birkaç "örgüt yöneticisi" ne zaman kime göz kýrpacaðýný ince hesaplarla buluyor, kah sermaye takýmýyla kolkola girmeyi baþarý sanmakta, kah halkýn kazanýlmýþ tüm haklarýný budayan neo-liberalizmin yeni uygulayýcýlarýyla birlikte 1 Mayýs kutlayacak kadar yoldan þaþmaktadýr. Ýþte yine ayný CTP yöneticileri 3 Eylül görüþmelerini bahane ederek 1 Eylül Dünya Barýþ Günü kutlamaya hazýrlanýyor. Olayýn en ilginç noktasý ise son 3-5 yýldýr hiçbir 1 Mayýs veya 1 Eylül'de ortada olmayan Barýþ Derneði gibi helvasý çoktan yenmiþ örgütleri diriltmeye çalýþarak bunu organize etmeye çalýþýyor olmalarýdýr. "Barýþ Derneði"nin "2004-2005-2006-2007" 1 Mayýs ve 1 Eylül'lerinde nerede olduðunu barýþ güçlerine açýklamasý sanýrýz yerinde bir istem olacaktýr. Ýnönü Meydaný bir gerçekliktir. On binler bu meydanlarda "Bu Memleket Bizimdir Biz Yönetelim" sloganýný dünyaya haykýrmýþtýr.

TEVAZU

Alpay Durduran

TAM DESTEK

Talat rejimi herkesle kavgalý hale geldi ama halkýn desteðini alma gereðini de duyuyor. Çünkü Kýbrýs sorununda çözüm saðlamaya çalýþýrken referandum da yapýlacaðýný söyleyerek çözüm yanlýsý olmadýðýna inandýklarý kesime karþý destek gerekli imiþ. Kýbrýs sorunu söz konusu olunca kendilerinin saçmalýklarýna karþý suçlu aranmamasýný ve Rum tarafýnýn suçlanmasý gerektiðini ileri sürer. Yani milli bir tutum takýnýlmasýný savunur. Ayni zamanda garantiler gibi hassas saydýklarý konularda da eleþtirilerin Rumlarý umutlandýrarak çözüm çabalarýný baltaladýðýný iddia eder. Hâlbuki arada bir de Kýbrýs sorununun hayatý durdurmamasý gerektiðini ve diðer konularýn da ele alýnmasý gerektiðinin altýný çizer. Bunlar bir birini tutmaz. Hayat tabii ki devam edecek ve biz eleþtiri görevimizi yapacaðýz. Genel tutumumuz da doðrularý söylemek olduðuna göre garantiler yüzünden sonuca ulaþmamasýný kabul etmediðimizi söylemeliyiz. Garantörlerin kendi çýkarlarýný garanti etmekten baþka bir iþ yapmadýklarýný ve Kýbrýs sorununun bu hale gelmesindeki rollerini belirtmeliyiz. Buna dayanarak Rum yönetimi antlaþmaya razý olmayacaksa ona söyleyeceklerimizi de esirgemeyeceðiz. O nedenledir ki paket görüþmelere karþý çýkýyoruz. Rum yönetiminin umutlandýrýlarak çözüm

Ancak o günlerde halka bunun için mücadele ettiðini söyleyen CTP, hükümete geldikten sonra icazette UBP'yi aratmaya baþlamýþtýr. Tüm bu gerçekleri de yüzlerine vuran KTÖS ise onlarýn ve maaþlý "gazetecilerinin" gözünde "bölücü" olmuþtur. Evet meydanlarý unutmadýk ama biz meydanda verilen sözleri de unutmadýk. 1 Eylül "Dünya Barýþ Günü"dür ve barýþý yapacaðýmýz kiþilerle birlikte organize edilmelidir. Böyle bir günde tanýnmýþ müzik gruplarýný hükümetin imkanlarýný kullanarak organizasyon yapmak, tam barýþ tüccarlýðýdýr ve "barýþ bahane seçim þahane" anlayýþý taþýmaktadýr. Bilinmelidir ki sendikamýz hem 3 Eylül sürecinde hem de yaþanacak tüm süreçlerde gerçek çözüm ve barýþ için uðraþan herkesle birlikte mücadele edecektir, ancak hem güneyde hem de kuzeyde barýþýn tüccarlýðýný yapanlarý da ensesinden tutmaya devam edecektir.

çabalarýný baltalamak diye bir þey ancak geri ülkelerin halkýn ne düþünmesini isterlerse onu düþünmesinin saðlama çabalarýnda görülür. Ne yaparsa yapsýn Rum tarafýnýn suçlanmasýný istemekse kesinlikle kabul edilemez. Bu Talat rejimin de eski rejim gibi halký istim üstünde tutma politikasýný uyguladýðýný ve ayni anlayýþa sahip olduðunu gösterir. Bunlar kesinlikle savunulacak þeyler deðildir. Talat rejimi mahkûm edilmelidir. Bu demek deðildir ki Türkiye tutumunu deðiþtirip Kýbrýs sorununu çözmek isteyecek de biz karþý çýkacaðýz. Bilinmektedir ki YKP çözüme destektir ve devam edecektir. Talat rejimi Omorfo ve Karpaz'ýn Rum yönetimiyle iliþkilerinin ne olacaðý görüþmelerle belirlenecektir. Bu konuda onlar pakette olmadan görüþme olmaz demedikten sonra ve görüþmelerde ele alýnmasýný istiyoruz denmesi kýþkýrtma halinde kargaþalýk yaratmak için kullanýlmadýðý sürece Rum yönetimini kýnamak olacak iþ deðildir. Talat ve adamlarý sýk, sýk Hristofias ve adamlarýný Omorfo ve Karpaz hakkýnda konuþtular diye kýþkýrtýcýlýk ve basýn aracýlýðý ile pazarlýk yapmaya kalkmakla suçluyor. Ancak haklý deðildir. Ýnsanlarýmýza olmayacak dualarý kabul ettirmeye çalýþanlar hem görüþme baþarýsýz kalýrsa baþka alternatifleri varmýþ gibi yaparlar hem de otuz küsur yýl kullandýklarý için insanlarýn hak sahibi olduklarýna inanç verirler. Laf cambazlýðýný iyi niyet niþaný olarak satmakla bir yere gidilmez. Ýki tarafýn da çýkarlarý görüþme var umut var görüþü için seferber oldu. Onun için ortada ciddi bir çaba yok iken görüþmeye gidiliyor. Türkiye'nin AB ile iþleri var onu atlatmak istiyor ama karþý taraf da bunu biliyor. Ne lazýmsa yaparak onu görüþmelere baðlamak ve yeni yükümlülükler altýna sokmak amacýndadýr. Hayýrlý olsun Kýbrýs soru-

HABER

Ýþgal edenin yanýna kaldý Lefkoþa'daki evi iþgal edilen ve Ýngiltere'de yaþayan Emine Sönmez ne Lefkoþa Türk Belediyesi'nden ne de polisten beklediði ilgiyi göremediðinden yakýnýyor. Emine Sönmez, iþgal altýndaki evi hakkýnda LTB'den "evindeki tenekeleri sökmesi için" uyarý yazýsý alýrken, geçtiðimiz yýl ayný konu hakkýnda poliste verdiði ifade dosyasýný da bulamýyor.

Dosya Polis'te kayýp Londra'da 'Limasollular Derneði'nin de baþkanlýðýný yapan Emine Sönmez tatil için geldiði memleketinde Lefkoþa'da Abdullah Parla Sokak'ta iþgal altýnda bulunan evini kurtarmak için uðraþýyor. Geçen yýl ülkesine geldiðinde Lefkoþa Polis Merkezi'nde ifadesi alýnan ve dosya açýlan Sönmez, bu yýl sözkonusu dosyayý Polis Merkezi'nde bulamadý. Konuyla ilgilenen polis memurunun baþka yere tayini çýktýðý için dosyanýn da kaybolduðunu söyleyen polis, geçen yýlki ilgili kiþiden baþkasýnýn konuyu takip edemeyeceðini bildirdi.

Ýþgal altýndaki eve uyarý yazýsý Lefkoþa Türk Belediyesi'ne de geçtiðimiz yýl konuyu aktaran Emine Sönmez'e bu yýl uyarý yazýsý geldi. 'Ýþgal altýnda' olmasýna raðmen 'manzarayý bozan ve yasal olmayan tenekelerin kaldýrýlmasý için' LTB'den uyarý yazýsý alan Sönmez, ülkesinde yaþadýklarýna inanmak istemiyor. Polisle ve Belediye'yle konuyu defalarca görüþmesine raðmen gerekli ilgiyi göremeyen Emine Sönmez, tapulu evini kurtarmak için yasal yollara baþvurdu.

Ýþgalci iþgalden para kazanýyor Bu arada sözkonusu evi iþgal eden TC uyruklu kiþinin evin yarýsýný baþkasýna kiraladýðý da öðrenildi. Lefkoþa'nýn merkezinde, iþgalden para da kazanan sözkonusu kiþinin rahatlýðýna karþýn evin sahibi maðdur durumda. Kendi polisinden ve yetkili makamlardan ilgi bekleyen Sönmez, birkaç gün sonra Ýngiltere'ye döneceðini söylerken iþgal altýndaki evinin kurtaramamasýnýn þaþkýnlýðýný yaþýyor. (Yenidüzen)

nunda böyle kanýmlar saðlanacaksa saðlansýn. Talat Erdoðan'a Kýbrýs'ta olumlu taraf izlenimi vermek için gereken tutumu destekliyor ama halký teskin etmek için baþarýlý olamýyor. Hele bir barýþçýlarý yedeklemeye muvaffak olsun iþ tamamdýr. Talat rejiminin uðraþý o yüzdendir. Bu oyunlarý bozmak bozmamak veya bu oyunlara devam etmek etmemek kendilerine kalmýþ bir þey. Sorunda gerçekler ortaya çýkar. Benim niyetim vardýr demek netice doðurmaz. Niyetinin olup olmadýðý anlaþýlýr. Bir yýðýn uzman görüme meraklýsý var ama bu oyunlarý tezgâhlamaktan baþka uzmanlýklarý yoktur. Ýsterseniz onlara baþka oyun sorun uzmanlýklarýný anlarsýnýz. Laf üretmek ve o þu kartý oynadý bu þu kartý diye lafazanlýk etmek bu güne kadar ne getirdi ise onu getirir. Adam garantiler olmazsa çözüm olmaz dediðinde müzakereye hazýr deðilse ve garantörler oldu da ne oldu diyene yanýt vermezse, vereceði sadece garantörlerin yol açtýðý çatýþmalarý mazeret diye öne sürmek ise o ne uzmanlýðý ne? Gördüðünüz gibi oyun oynamak veya tezgâhlamaksa marifet yenileri eskilerini hiç aratmaz oldu. Temellerini Türkiye'nin attýðý politikayý yutturmak için çevrilen dolap eskilerinki kadar ustaca. Eskilerin tüm diyebildiði Türkiye'nin söylenmesini istemediði zamanda iki devletliliði vurgulamamýþ olmalarý. Bunun gibi lafazanlýklar. Eskiler de olsa aynini yapacak ama Denktaþ gibi Türkiye'yi ikna edemedim diye sonralarý hayýflanacaklar. Baþka numaralarý yok. Bunlar laf kalabalýðýnda fal söylemeyi o kadar benimsediler ki konuyu unuttular. Hala maçlarýný gerçekleþtirememelerinin nedenlerini izah etmeye çaðrýldýðýnda sadece yutturamadýklarý palavralar için Türkiye'yi suçlamak akýllarýna gelir. Yutmazlar efendiler yutmazlar. Ýstediðinize kavuþamayacaksýnýz o kadar. yenicag@yenicag.com.cy


HABER

3

29 AÐUSTOS 2008 CUMA

EDÝSON’DAN ACI SON’A Yýlmaz Parlan Esnaf ve Zanaatkarlar Odasý Asbaþkaný Ýnsanoðlunun mutluluðu için keþfedilen, insanlýk için kullanýmý elzem olan ve hiçbir zaman vazgeçemeyeceðimiz Elektrik yapýlan soygun nitelikli fahiþ zamlardan sonra halkýmýzýn ve esnafýmýzýn kabusu haline dönüþmüþtür. Düþününüz ki çarþýda Esnaf artýk klima açamamakta, buzdolabýný idareli kullanmakta, çalýþma saatleri içerisinde az lamba yakmakta, geceleri ise vitrin lambalarýný hepten kapamaktadýr. Tasarrufa özendirmek ve enerjinin ekonomik kullanýmý tüm çaðdaþ ülkelerde temel hedeflerdendir. Ama hayatý felç edecek düzeyde enerji fiyati belirleme hiçbir çaðdaþ ülkede hatta Afrika ülkelerinde bile mevcut deðildir. Geçen gün dükkanýma giren Afrikalý bir öðrenci çarsýdaký pek çok dükkana girip çýktýðýný fakat klimalarýn kapalý olduðunu ve bunun nedenini sordu. Nasýl cevap verebilirsiniz böylesi bir soruya? Ülkemizde elektrik ücretlerine deðiþik tarifeler uygulanmakta, bunlarýn en pahalý olaný ise iþyeri sahiplerine yani küçük esnafa layýk görülmektedir. Yýlbaþýndan bu yana elektrik ücretlerine çesitli bahanelerle ortalama % 40 zam yapýldý. Evlere uygulanan tarife ile sanayi elektriði deðil de normal elektrik kullanan iþyerlerine uygulanan tarife arasýnda yýllardýr % 30'luk bir fark mevcuttu. Tarife 3 adý altýnda uygulanan bu % 30'luk fark gecen aydan itibaren % 50'ye çýkarýldý. Yani evlerin kullandýðý elektrikle iþyerlerinin kullandýðý elektrik arasýnda net % 50

maliyet farký oluþtu. Birkaç gün evvel bir siyasetçimiz Rum tarafýndaki bir ailenin bizdeki bir aileye kýyasla % 50 daha ucuz elektrik faturasý ödediðini soyledi. Eksik söyledi. Bu % 50'lik farka ilaveten iþyerlerine uygulanan farklý tarifeden dolayý iþyerlerý bakýmýndan % 100'e varan bir adaletsizlik söz konusudur. Rum tarafýndaký esnaftan %100 daha fazla elektik parasý ödeyen esnafýmýz Rumlarla nasýl rekabet etsin? Siz geceleri vitrin lambalarýný ýþýl ýþýl yakýp hizmet veren ve klimasýný maksimumda çalýþtýrabilen bir yerden mi, yoksa gündüz dahi klima ve lambasýný idareli kullanmak zorunda kalan bir yerden mi alýþveriþi tercih edersiniz? Sonra da vatandaþ Güneyden alýþveriþ yapýyor diye yaygara koparýrsýnýz. Edison insanoðlunun mutluluðu için keþfettiði lambanýn yanmasýnýn dahi bugün KKTC'de yaþayan insanlara fazla görülüp kabusa dönüþtürüldüðünü görmek ve duymak istemezdi herhalde. Unutulmamalýdýr ki bir ülkede araba sahibi olmayan insanlar olabilir ama günümüz dünyasýnda elektrik kullanmayan insan düþünülemez. Bir yýl önce ekonomik mucizeden bahsedenler bir yýl sonra ne oldu da maaþlarý her ay mucizeyle ödüyoruz , yaptýðýmýz zamlardan ötürü bizi mazur görün diyorlar. Sadece bu itiraf bile halka söylenen katmerli yalanýn kendisi deðil midir ? Allah için bir hükümet maaþlarý ödemenin bile bir mucize olduðunu ilan etmesi onun son kullaným tarihinin geçtiðinin açýk delili deðilmidir ? Bizi yönetenlerin bize mutlaka izah etmeleri gereken þey þudur: Nasýl olur da petrol fiyatlarýnýn varil baþýna 40 $

KBP 1 Eylül'deki eylemlerle ilgili kendisine yöneltilen suçlamalarý deðerlendirdi

“Türkiye'nin ve Kýbrýs'taki alt yönetiminin borazanlýðýný yapan örgütlerin saldýrýsý” u KBP'ye ve onunla birlikte 1 Eylül'deki 'Barýþ ve Birleþik gerilediði bir ortamda bu düzeyde zamlar gerçekleþtirilir? Nasýl olur da bir ekonominin lokomotifi olan küçük esnafa ve zanaatkara iþyeri bulunduruyor diye % 50 farkla elektrik satýlýr? Elektrik küçük esnafýn temel girdilerindendir. Girdi maliyetlerinin bu kadar yüksek seyrettiði bir ekonomide KOBÝ'ler ne kadar rekabetçi olabilir, iþ yaratabilir ve en önemlisi vergi ödeyip ulusal ekonomiye katký koyabilir?. Kontrolsuz nufüs akýþý ve bunun sonucunda ortaya çýkan ekonomik yük gün be gün ve katlanarak aðýrlaþmaktadýr. Nüfus fazlasýnýn ihtiyaçlarýna cevap verebilme ve onlara hizmet götürebilme adýna ülkede özellikle Devlet tarafindan sunulan tüm hizmetlere astronomik zamlar yapýlmakta ve okkanýn altýnda kalan aðýr ekonomik þartlar altýnda yaþam mücadelesi veren Halkýmýz olmaktadýr. Ekonomide ve turizmde dönmeyen krediler daðýtýp har vurup harman savuran ve karadelikler oluþturan, yandaþlarýnýn yüklü elektrik ve bilimum diðer borçlarýný vadesinde tahsil etmeyip erteleyen Hükümet kendi beeceriksizliðinin faturasýný halka ve esnafa yüklemekte ve son olarak Elektrik zammýnda da görüldüðü gibi ölçüsüz ve adaletsiz davranmaktadýr. Sahiden de, yýllar evvel insanoðluna aydýnlýðý bahþeden Edison KKTC'deki halkýn 21. Yüzyýlda lamba yakmaktan dahi korkar hale getirilmesini görse ne derdi acaba ???

KIBRIS için Ortak Mücadele' eylemini düzenleyenlere yönelik milliyetçi ve þöven anlayýþtan kaynaklanan saldýrýlarý ve bunun arkasýndaki asimilasyoncu, irademizi gasp eden, demografik yapýmýzý bozan ve bozmaya devam eden rejimi ve iþbirlikçilerini protesto ederiz

Kýbrýs Barýþ Platformu dönem sözcüsü Salih Uyguroðlu imzasý ile yayýnlanan açýklama þöyle: Kýbrýs Barýþ Platformu (KBP); içerisinde partilerin, sendikalarýn, birlik ve derneklerin yer aldýðý, barýþ ve birleþik Kýbrýs'ý hedef alan bir mücadele platformudur. 1 Eylül Dünya Barýþ Gününde KBP öncülüðünde düzenlenecek 'BARIÞ ve Birleþik Kýbrýs için Ortak Mücadele' eylemine Kýbrýs'ýn 24 örgütü birlikte hazýrlanmaktadýr. 1 Eylül Dünya Barýþ Günü etkinliklerinin hazýrlýklarýný yapmak üzere üç ay önceden çaðrý yaptýðýmýz örgütler, çaðrýlarýmýza cevap vermemiþler, toplantýlarýmýza katýlmamýþlar ve bugün barýþ mücadelesini seçimler için sermaye yapanlarýn arkasýnda yürümeyi tercih etmiþlerdir. 1 Eylüle giderken, Türkiye'nin ve Kýbrýs'taki alt yönetiminin borazanlýðýný yapan bu örgütler, Kýbrýslý örgütlerin 1 EYLÜL günü saat 19.00'da Lefkoþa'da kuzey ve güneyden yürüyüþe geçerek LEDRA PALAS OTEL önünde birleþerek düzenleyeceði ortak eylemi ''Rumlarýn ekmeðine yað sürmek, barýþý engellemek, barýþ karþýtlarýyla iþbirliði yapmak, öðretmen sendikalarýnýn liderlik hevesi'' olarak görmekte ve asýlsýz iddia ve suçlamalarda bulunmaktadýrlar. Kýbrýslýlarýn birlikte hazýrladýklarý 1 Eylül'deki bu eylemin Kýbrýslýlarýn Barýþ ve Birleþik Kýbrýs için verdikleri mücadeleye engel olduðunu söyleyenler halký yanýltmaya çalýþmaktadýrlar. KBP'ye ve onunla birlikte 1 Eylül'deki 'Barýþ ve Birleþik KIBRIS için Ortak Mücadele' eylemini düzenleyenlere yönelik milliyetçi ve þöven anlayýþtan kaynaklanan saldýrýlarý ve bunun arkasýndaki asimilasyoncu, irademizi gasp eden, demografik yapýmýzý bozan ve bozmaya devam eden rejimi ve iþbirlikçilerini protesto ederiz. Kýbrýslý Rum, Türk, Ermeni, Maronit ve Latin, tüm Kýbrýslýlarý "Barýþ için bir mum yakmaya" ve "Birleþik Kýbrýs için ortak mücadeleye" çaðýrýrýz.

“Umarým bu sefer birleþik bir Kýbrýs'ta buluþuruz” Alman Sosyalist Gençlik Hareketi, Gençlik Deðiþim Projesi Koordinatörlerinden Coþkun Tözen Kuzey Kýbrýs'tan sonra projenin ikinci aþamasýnýn Almanya'da yapýldýðýný ve 2009 yýlýnda da Güney Kýbrýs'ta seminerler yapmayý planladýklarýný söyledi. Bu sefer birleþik bir Kýbrýs'ta buluþmayý dileyen Tözen, projenin amacýnýn, Almanya'dan ve Kýbrýs'tan gençleri 3 toplumlu bir çerçeve içerisinde bir araya getirerek, devamlý bir dostluk iliþkisi yaratýp birbirlerini anlamalarýný saðlamak olduðunu söyledi. Coþkun Tözen, Kýbrýs konusundaki son geliþmelerin de tartýþýldýðý seminere katýlanlarýn iki kesimli, iki toplumlu federasyon konusunda hemfikir olduðunu belirterek, "Son geliþmeler herkese bir umut verdi ve ayný zamanda Talat ve Hristofyas'ýn 3 Eylül'de baþlatacaklarý görüþmelerin de iyi bir þans olduðunu düþünmekteydiler. Ayný zamanda Kýbrýs tarihini de iyi bildiðimizden, temkinli bir de umut taþýmaktayýz" diye konuþtu. Ödül Aþýk Ülker'in Yenidüzen'de yayýnlanan röportajýnýn tamamý þöyle:

Alman Sosyalist Gençlik Hareketi nedir? Soru: Seminerleri organize eden Alman Sosyalist Gençlik Hareketi (Die Falken) hakkýnda da bilgi verir misiniz? Tözen: Alman Sosyalist Gençlik Hareketi (Die Falken) Hannover þubesi, tamamen baðýmsýz ve köklü bir organizasyondur ve herhangi bir parti ile baðlantýsý yoktur. Eðitim amaçlý bir organizasyonuz. Die Falken, uluslararasý düzeyde gençler ve çocuklarla ilgili birçok proje ve kamp düzen-

lemektedir. Geçen yýl ilkini düzenlediðimiz Alman-Kýbrýs Gençlik Deðiþim Projesi de bu projelerden biridir. Bu baðlamda bu yýl bu projenin ikinci ayaðýný Almanya'da gerçekleþtirdik.

Projenin amacý... Soru: Alman-Kýbrýs Gençlik Deðiþim Projesi'nin amacý nedir? Tözen: Projemizin amacý, Almanya'dan ve Kýbrýs'tan gençleri 3 toplumlu bir çerçeve içerisinde bir araya getirerek, devamlý bir dostluk iliþkisi yaratýp birbirlerini anlamalarýný saðlamaktýr. Bu amaçla da Kýbrýs'taki ortak kuruluþlarla da baðlarýmýzý güçlendiriyoruz. Bütün bunlarýn yanýnda AB sadece farklý ülkelerin birliði deðil sivil toplumlarýn da birliðidir; ve biz de sivil toplumun bir parçasýyýz. Bu proje de sivil toplumlar arasý baðlara da katký koymaktadýr.

Berlin Federal Parlamentosu Almanya'daki seminer... Soru: Alman Sosyalist Gençlik Hareketi, Gençlik Deðiþim Projesi kapsamýnda kasým ayýnda 10 Alman genci Kuzey Kýbrýs'a getirmiþtiniz. Þimdi de Almanya'da bir çalýþma

yaptýnýz. Almanya'daki seminer hakkýnda bilgi verir misiniz, kimler katýldý, neler konuþuldu? Tözen: Projenin ikinci ayaðýnda ÝKME-BÝLBAN kuruluþlarýndan Kýbrýslý Türk ve Rum 5'er genci Almanya'ya davet ettik. Program 4-14 Aðustos 2008 tarihleri arasýnda Berlin, Langeleben ve Hannover þehirlerinde gerçekleþti. Bu süre içerisinde Alman eðitim sistemi, Almanya'daki yabancýlarýn ve göçmenlerin durumu, Nazi dönemi, Nazilere karþý direniþ hareketleri, milliyetçilik hakkýnda tartýþtýk, Bergen-Belsen toplama kampýný ziyaret ettik. Tüm bunlarýn yanýnda tabi ki Kýbrýs sorunundaki son geliþmeleri de tartýþtýk. Hannover Üniversitesi'nden öðrencilerle seminer düzenledik. Ziyaret ve geziler sýrasýnda Alman Parlamentosu'nda SPD Parlamento üyesi Gerd Andres, Hannover Belediye baþkan yardýmcýsý CDU üyesi Dr. Moenning, Alman Savaþ Komisyonu, Friedrich Ebert Vakfi gibi kiþi, örgüt ve kuruluþlarla da görüþmeler yaptýk.

"Umarým bu sefer birleþik bir Kýbrýs'ta buluþuruz" Soru: Bundan sonra sanýrým Güney Kýbrýs'ta bir seminer düzenleyeceksiniz. Bu ne zaman ve kimlerin katýlýmýyla yapýlacak? Tözen: Evet. Gelecek yýl aðýrlýklý olarak Güney Kýbrýs'ta seminerler yapacaðýmýz bir program olacak. Umarým bu sefer birleþik bir Kýbrýs'ta buluþuruz tabi... Kesin yer ve zaman konusunu internet grubunda koordinatörler ve katýlýmcýlar arasýnda tartýþmaktayýz. Böyle bir ortam herkes sesini duyurabileceði için proje için iyi bir geliþmedir. Die

Falken ve ÝKME-BÝLBAN kesin olarak projede var olacak, projenin yeni örgütlere açýlýmýný ise bu ortak örgütümüzle karar vereceðiz. Soru: Finansmaný nereden saðlýyorsunuz? Tözen: Finansmaný Almanya'daki Friedrich Ebert Vakfi, Die Falken, Alman Savaþ Mezarlarý Komisyonu (German War Graves Commission), Hannover Belediyesi ve bunlara ek olarak katýlýmcýlarýn vermiþ olduðu katýlým ücretleri ile saðladýk.

"Temkinli bir de umut taþýmaktayýz" Soru: Kýbrýs'ta yeni bir dönem baþlýyor. Kuzey Kýbrýs'taki seminerle Almanya'daki seminerde yapýlan tartýþmalarda ne gibi deðiþimler gözlemlediniz, çözüm konusundaki yeni umut ýþýðý tartýþmalara nasýl yansýdý? Tözen: Bence gruptaki herkes iki kesimli, iki toplumlu federasyon konusunda hemfikirdi. Son geliþmeler herkese bir umut verdi ve ayný zamanda Talat ve Hristofyas'ýn 3 Eylül'de baþlatacaklarý görüþmelerin de iyi bir þans olduðunu düþünmekteydiler. Ayný zamanda Kýbrýs tarihini de iyi bildiðimizden, temkinli bir de umut taþýmaktayýz. Yakýnda da Kýbrýs sorunu çözümü hakkýnda ne düþündüðümüz ve ne beklediðimiz hakkýnda bir bildiri yayýnlayacaðýz.


4

29 AÐUSTOS 2008 CUMA

HABER

“Kýbrýs Haber Ajansýnýn Provokasyonu” Makarios Drusiotis - Politis "Doðrudan müzakerelerin baþlamasý arifesinde bazý öfkeli kiþiler, karma köy Pile'de yaþanan provokasyon olayýyla, süreci sabote etmeye çalýþtýlar. Ýþgal bölgelerindeki milliyetçiler bu olayý kullandýlar, ayaklandýlar ve Kýbrýslý Türklerin güvensizlik hislerini gündeme getirmeye çalýþarak, Türk ordusunun Kýbrýs'taki varlýðýnýn ne kadar önemli olduðunu ve Kýbrýslý Rumlarla barýþýn ne kadar hassas olabileceðini hatýrlattýlar. Kýbrýslý Türklerin lideri Mehmet Ali Talat, Lefkoþa'dan yola çýkarak Pile'ye gitti, Kýbrýslý Rumlarla ve Kýbrýslý Türklerle konuþtu, Pile muhtarlýklarýný ziyaret etti ve barýþa hizmet etmeyeceði için köy sakinlerinden bu tür provokasyonlara tepki göstermemelerini istedi. Kýbrýs Haber Ajansýna göre Mehmet Ali Talat, Kýbrýslý Türklere kendi dillerinde hitap etti ve ona eþlik edenlerden biri, Talat'ýn söylediklerini Yunancaya çevirdi: 'Bildiðiniz üzere Pile'de iki halk yaþamaktadýr. Pile köyü Kýbrýslý Rumlarla Kýbrýslý Türklerin birlikte yaþadýklarý tek köydür. Bu köy gelecek için bir örnektir ve Kýbrýslý Rumlarla Kýbrýslý Türklerin Kýbrýs sorununu birlikte çözebileceklerini düþünüyorum. Ben ve Sayýn Hristofyas güzel bir sürece baþlýyoruz ve hepimiz birlikte bu süreci desteklememiz gerekmektedir. Bu tek modeldir ve hepimiz geleceðimiz konusunda dikkatli olmalýyýz.' Talat'ýn müdahalesi, Denktaþ'ýn, Avcý'nýn ve Ertuðruloðlu'nun milliyetçilik heyecanýna yanýttý. Talat, Hristofyas ile baþladýðý 'güzel süreçten' bahsederek, iyimserlik havasý yaratmaya çalýþtý. Þimdi de Talat'ýn müdahalesi ile ilgili olarak devletin haber ajansýna yayýnlanan habere bakalým: 'Kýbrýslý Türk lider Mehmet Ali Talat bugün öðleden sonra karma köy Pile'ye gerçekleþtirdiði ziyaret sýrasýnda iki 'halktan' bahsetti.' Kýsacasý Kýbrýs Haber Ajansý Talat'ýn müda-

Ulus Irkad

halesinden gösterecek daha iyi bir þey bulamadý ve onun 'iki halk' ile ilgili ifadesini esas konu olarak ortaya koyarak, bu müdahaleyi geçersizleþtirmeye çalýþtý. Talat'ýn 'iki halktan' bahsettiðini var sayalým… Bu terim Kýbrýs Türk tarafýnda sabitleþmiþ bir ifadedir. Týpký bizim Denktaþ'a 'Kýbrýslý Türk lider' derken, Talat için 'iþgal lideri' ifadesini sabitleþtirdiðimiz gibi… Bu tür provokasyon haberleri istisna deðildir. Bu tür haberler, özellikle de Kýbrýs Türk toplumundan bahsedildiði zaman bir kural haline gelmiþtir. Her ne zaman diðer tarafta çarpýcý bir haber yayýnlansa, bu haber Yunancaya tercüme edilir, çarpýtýlýr ve politikacýlarla gazeteciler de bunu yorumlamakla uðraþýr. Böyle bir çarpýtma, geçtiðimiz hafta

Erdoðan'ýn belki de hiçbir zaman yapmadýðý sözüm ona Güzelyurt'un geri verilmesi ile ilgili açýklamasý ile yapýldý. Bu ülkenin tarihi güzergahýnda provokasyonlar büyük bir yer tutmaktadýr. 2004 yýlýnda müzakerelerle ilgili haberlerde sürekli olarak provokasyonlar yapýlmaktaydý. Birkaç gün içinde yeni bir süreç baþlayacak. Müzakereler devam ederse, haber konusunda dikkatli ve sorumlu davranýlmalýdýr. Özellikle de RÝK, Kýbrýs Haber Ajansý ve Basýn Yayýn Enformasyon Dairesi gibi, devlete ait kurumlarda… Bu kurumlar propaganda yapmaya alýþtýlar. Bu kurumlarýn artýk haber ile ilgilenmelerinin zamaný gelmiþtir. Öteki tarafta da durum, bizden daha iyi deðildir. Üç gündür haber bültenlerinde

Hristofyas ve Baf Metropolitinin sürtüþmesini, 'AB içinde din devleti' baþlýðý altýnda veriyorlar. Bu, kilisenin milliyetçi söylemini dizginleme çabasýna yardýmcý olmayan ucuz bir propagandadýr. Uzlaþma, bu çevrede baþarýlý olamaz. Hristofyas ve Talat'ýn ilk görüþmelerinde haber ve bilgi konusunu görüþmeleri gerekmektedir. Dimitris Hristofyas'ýn yeni bir referandum arifesinde, 2004 yýlýndaki yaptýðý tespiti tekrarlamamasý için: 'Kýbrýs Rum toplumunda kýzgýn bir retçilik yaratýldý. Bu, ölçülü düþünmeye ve tartýþmaya müsaade etmemektedir. Hiç kimse seni dinlemiyor…' Bu sefer halka dinlemesi için müsaade etmeleri gerekmektedir…"

‘Tatil yapsýn, dinini öðrensin’ denilerek yaþlarý 11 ile 16 arasýnda deðiþen çocuklarý, ailelerinden izin alarak Türkiye'ye götürdüler

Kýzlar Bursa'ya Erkekler Ýstanbul'a Organizasyonu kimin tarafýndan yapýldýðý bilinmeyen ancak bazý köy ve bölge imamlarýnýn öncülüðünde baþlatýlan bir kampanya sonucu, yaþlarý 11 ile 16 arasýnda deðiþen çok sayýda çocuk, 'tatil yapsýn, bu arada dinini öðrensin' denilerek Türkiye'ye gönderildi. Özellikle Maðusa ve Karpaz bölgelerinde, belirledikleri evleri tek tek gezen cami imamlarý, ailelere 'ücretsizdir, siz çocuklarýnýza yalnýz harçlýk vereceksiniz, biz onlarý Türkiye'de yedirip yatýracak yer de bulacaðýz. Çocuklar sokaklarda oynamasýn, Türkiye'deki tarihi ve turistik yerleri gezsinler, bu arada günde 3 saat din dersi de alsýnlar, dinlerini öðrensinler' diyerek teklif götürdü. Yüzme havuzlu binalarda, ücretsiz tatil ve günde 3 saat din eðitimi önerisini cazip bulan bazý aileler, çocuklarýnýn bu programa katýlmasýna izin verdi. Program çerçevesinde 2 uçak dolusu çocuðun, temmuz ve aðustos aylarýnda Türkiye'ye gönderildiði belirtildi.

GAMBÝERÝ- KENYON COLLEGECLEVELANDKIBRIS -1-

Gambieri, ABD'de Ohio Eyaletinde küçük bir kasaba. Orada bir hafta ABD tarihi üzerinde Ohio'lu Amerikan meslektaþlarla birlikte bir kurs gördük. Çok önceleri Amerikalý Profesör Peter Rutkoff'un Ýki toplumlu Tarihsel Diyalog Derneðine yaptýðý davet dernek tarafýndan kabul edildi ve Temmuz ayýnýn son günlerinde düzenlenecek bu kurs için hazýrlýklara giriþildi. Kurs'a beþ Kýbrýslýrum ve beþ kýbrýslýtürk arkadaþ arasýnda ben de baþvurdum. Rutkoff 2007'nin Ekim ayýnda Kýbrýs'ta derneðimizin iki toplumlu üyelerine sözlü tarih konusunda iki defa kurs vermiþti. Rutkoff'un "Across The Gren Line-Cyprus Portraits"(Yeþil Hattýn Her Ýki Tarafý-Kýbrýs'tan Portreler) adlý Xoxox Press tarafýndan basýlan bir kitabý var. Bu arada Daha Nisan- Mayýs aylarýnýn içerisinde vize kabulü için saðlýk raporlarýnýn hazýrlanmasýndan tutun, birçok gerekli araþtýrma ve anket doldurmaya kadar iþlemler yapýlmýþ ve nihayet haziran ayýnda en son iþlemlere giriþilerek ABD elçiliðinden vize alýnarak 26 Temmuz günü Güney Kýbrýs Larnaka Havaalaný'ndan havalanarak saat yedi sularýnda uçakla önce Atina, daha sonra da birkaç saatlik bir bekleyiþten sonra ABD'nin Intercontinental Havayollarý ile yaklaþýk on saatlik bir uçuþtan sonra New Jersey Havaalaný'na indik. Daha önce de yazdýðým gibi grubumuz on kiþiden müteþekkildi. New Jersey Havaalaný'nda da ayný þirketin iç hat seferiyle Celeventon ve daha sonra da buraya yaklaþýk iki yüz kilometre uzaklýkta bulunan ormanlýk bir bölgede bulunan Gambieri Kenyon Kolej'e geçerek bir haftalýk kursumuza baþladýk. Kurs 27

Kýzlar Bursa'da, erkekler de Ýstanbul'da belirlenen yerlere yerleþtirildi.

Günde 9 saat Kur'an kursu Ancak imamlarýn günde 3 saat dediði din dersleri, Türkiye'de Kur'an kursuna dönüþtü ve çocuklar günde 3 saat deðil, 9 saat din eðitimi almaya baþladýlar. Bunalýma giren çocuklar, sürekli aðlamaya ve ailelerine haber gönderip ayrýlmak istediklerini söyleyince aileler harekete geçti. Elde edilen bilgiye göre, Kur'an kurslarýnýn yetkilileri, çocuklarý gönderemeyeceklerini ancak aile fertlerinden birinin Türkiye'ye gitmesi ile çocuklarýný teslim edeceklerini söyledi. Bunun üzerine çok sayýda aile, çocuðunu geri almak için Türkiye'nin yolunu tuttu. (Sevgi YALMAN - Kýbrýs Gazetesi)

Temmuzda kaldýðýmýz yeri tanýmayla baþladý. Esas kurslar 28 Temmuz günü Kolej auditoryumunda bir öðretmen kaynak kitabý olan "Amerika- The Endless Quest"(AmerikaBitmeyen Araþtýrma) adlý kitabýn bilgilerinin tartýþýlmasý ve daha sonra da verilen konular üzerinde bilgisayar taramalarý yapýlarak kaynaklar bulunmasý üzerinde baþladý. Tabi ki böyle kaynak taramalarý yapýlýrken öðretmenler bilgi sahibi de oldular. Bu arada sabah dersleri sýrasýnda öðretmenlerin kitapta gördükleri konular üzerinde tartýþmalar yapmalarý da oldukça etkileyici ve aydýnlatýcý oldu. Konularý veren öðretmenlerden biri kitabýn yazarlarýndan olan William Scott'tu. Will kitabýný gayrý resmi tarih çerçevesinden yazmýþtý. Will'in son derece ince, duygusal, yardýmsever, alçak gönüllü ve tipik bir Amerikan entellektüeli olduðunu belirtmeliyim. Bana yaptýðý açýklamalarda ABD'de bu þekilde tarih yazýmýnýn daha 1960'lý yýllarýn içerisinde baþladýðýný ve kitabýnýn da sadece bir kaynak kitap olarak sayýldýðýný ve öðretmenler için olduðunu söyledi. Yine kurs bittikten ve akþam yemeði alýndýktan sonra Kolej Kütüphanesinin toplantý salonunda her gece o gün verilen konularla ilgili filimler gösterildi. Bunlarýn çoðu siyahlarýn esirliði, Kýzýlderililere yapýlan baskýlar ve Amerikan iç savaþýyla ilgili filimlerdi. Kurslara baþlarken, kurslarda görev alan sorumlu öðretmenlerin siyasal tercihlerini de öðretmenlere açmalarý bana oldukça ilginç geldi. Ve bu Amerikalý öðretmenler arasýnda pek tepkiyle karþýlanmadý. Bizde olsaydý herhalde siyasal tercihini açýklayan öðretmen pek de rahat olamazdý. Soruþturma açtýrýlýr ve adamý sürüm sürüm süründürürlerdi. Sorumlu öðretmenlerden birinin Obama'yý övmesi ABD'de bizdekinden de daha iyi bir demokrasi olduðunu gösteriyor muydu? Bizimle kýyaslandýðýnda Amerikan iç dinamiði ve yaratýlan tarihsel perspektif ve demokratik yapýnýn her þeye raðmen bizden daha da iyi olduðu gerçekti. Ama daha da gerçeði daha liberal bir yapýnýn olduðuydu. Bu arada kaynak tarih kitabýnda ABD'de baþa geçen Cumhurbaþkanlarýnýn zayýf taraflarýnýn yazýlmasý, örneðin ilk ABD Cumhurbaþkaný Washington'un evinde siyah esirleri çalýþtýrdýðýyla ilgili bilgi oldukça ilginçti. Yine Abraham Lincoln'ün bile esirliðe karþý iç savaþ baþlatmasý-

na raðmen ýrkçý olduðunun ikinci bir kitapta yazýlmasý da ilginçti (Historical Thinking-Tarihsel Düþünce). ABD içsavaþýnýn bitmesine raðmen esirliðin hemen sona ermediðini ve uzun süre devam ettiðini öðrenmek de ayrý bir bilgi olarak kabul edildi. Kurslarda, ilk hafta biz Kýbrýslýtürk ve Kýbrýslýrumlarý misafir ettikleri lojmanlarda bir Kýbrýslý ve üç ABD'li meslektaþ kalýyordu. Benim lojmanýmda kalan ABD'li meslektaþlardan Kevin O'Connel, David Slutzky ve Curtiss Haris gibi arkadaþlar son derece dostluk yanlýsý, iyi yürekli ve beyefendi insanlardý. Gösterdikleri anlayýþ ve misafirperverliði unutamayacaðým. Diðer arkadaþlarýn lojmanlarýnda da ayný þekilde misafirperver, ince, olgun ve anlayýþlý ABD'li meslektaþlarýmýz bulunuyordu ve arkadaþlarýmýza karþý inceliklerini de kaldýðýmýz süre içerisinde gözlemledim. Kurs ikinci hafta Celeveland'da bir Televizyon istasyonunda devam etti. . Orada da Amerikan tarihi üzerinde yazýlan bazý kitaplar üzerinde grup tartýþmalarý ve düþünce geliþtirme oturumlarý yapýldý. Bu arada Cleveland Bölgesi'nde çeþitli geziler yapýlýrken geceleri de çeþitli lokantalarda yerel yemekler yendi. Kurs oldukça baþarýlý geçti ve kursa katýlan Kýbrýslý öðretmenler ABD tarihi üzerinde oldukça bilgi sahibi oldular. Kursun gerçekleþtirilmesi için 2007 yýlýnda tarihsel diyalog derneði ile temasa geçen Profesör Peter Rutkoff ve kurs sýrasýnda ellerinden gelen her türlü katkýyý koyan kaynak kitabýn yazarlarýndan William Scott ve kurs sýrasýnda rehberliklerini esirgemeyen Alan J. Keller ve Jim Templeman'a, grup tartýþmalarýnda yardýmcý öðretmen olarak görev alan Curtiss Haris, Lois Hanson, Jim Heffernan ve Pam Craig (Pam, beni arabasýyla Clevelend'a götürdü ve yolculuk sýrasýnda da onunla oldukça güzel bir sohbet ettim, o gün kocasý uçakla havaalanýna gelmesine raðmen onu karþýlayamadý, ona teþekkürlerimi belirtirim). ABD'de Amerikan tarihi üzerinde elde ettiðim bilgilerle görüþ ve düþüncelerimi daha sonraki makalelerimde de sizlerle birlikte paylaþacaðým. yenicag@yenicag.com.cy


HAFTALIK

5

29 AÐUSTOS 2008 CUMA

LER YANIT HANGÝSÝ? 100 KÝÞÝYE SORDUK EN POPÜ 1- Turgay Avcý: ÖRP çýð gibi büyüyor dedi. Ne demek istedi? a) ÖRP kartopu gibidir, her an eriyebilir, b) ÖRP'nin altýnda kalacaklar, c) ÖRP çok çabuk büyüyor, d) Çýð gibi büyüme hayra alamettir, e) ÖRP karlý havalarý sever. 2- Erçakýca : Rumlar Güzelyurt, Maraþ ve Karpaz'ý ceplerine koymak istiyor dedi. Ne demek istedi? a) Maraþ, Güzelyurt ve Karpaz verilemez, b) Maraþ Güzelyurt ve Karpaz Türklerin cebindedir c) Bu yerler Ankara'nýn cebindedir d) Cebe inen, mideye inmiþ demektir, çýkmasý olmaz. e) Bizim cepler çok derindedir, çýkaramayacaklar. 3- Eroðlu : Önce evimize çeki düzen vereceðiz, ondan sonra halktan oy isteyeceðiz dedi. Ne demek istedi? a) Tahsin evimizin önünü mahvetti, b) Evimizin önünde hiç ceviz aðacý kalmadý, onun için insanlar uðramaz oldu, c) Bahçemizi yenileyceyik ki kamuflaj tamam olsun, d) Evimizin önüne ancak ben çeki düzen verebilirim, e) Ufukta mamma var, o halde evimizin patronu ben olmalýyým. 4- Arabacýoðlu : Paragöz olsaydýk DP'de olmazdýk dedi. Ne demek istedi? a) Paragözler ÖP'de toplandý, b) Bize de transfer teklifi yapýldý ama biz paragöz olmadýðýmýz için DP'de kaldýk, c) Biz Meclisten istifa ettik, ama hala aldýðýmýz paralarýn paragözlükle ilgisi yok, d) DP'de hiç paragöz yoktur, e) DP hiçbir vekil transferi yapmadý. 5- FS Soyer : Hedef önümüzdeki yýl çözüm dedi. Ne demek istedi? a) Önümüzdeki yýl çözüm var, eylem yapmayýn, b) Aklýnýzý baþýnýza toplayýn, önümüzdeki yýl çözüm var ve ben daha buralardayým ona göre, c) Çözüm için zamlara ses çýkarmayýn, d) Önümüzdeki yýl çözüm olacaðý için erken seçim de yok, e) Hedef önümüzdeki yýl çözüm ama olmayabilir de.

Rasýh Keskiner

6- Avcý : Birinci Parti olmaya adayýz dedi. Ne demek istedi ? a) Biz birinci parti olacaðýz, b) Tayyip bey bütün TC kökenlileri bize yönlendirecek, c) Birinci parti olmanýn avantalarý daha çoktur, d) Birinci parti olunca mammayý biz daðýtacaðýz, gelin bize, e) Benim adým Avcý, beni avlayamayacaklar. 7- Çakýcý : KADEM'in yaptýðý son kamuoyu araþtýrmasý yanlýþtýr dedi. Ne anlatmak istedi? a) KADEM araþtýrma merkezi kamuoyu araþtýrmalarý yanlýþ yapar, b) Kamu oyu araþtýrma kuruluþlarý ancak bizi birinci parti gösterirse doðru yapmýþlar demektir, c) TDP birinci partidir, d) UBP araþtýrma yapar ve kendini birinci parti gösterirse, ben de yaparým ve kendimi üçüncü parti gösteririm, e) Kamuoyu araþtýrmalarýnýn doðruluðunu anlamak için doktor olmak lazým, f) Ben insanlarýn ruh halinden anlarým, TDP aldý yolu gidiyor.. 8- Talat : KKTC tasfiye edilmeyecek dedi. Ne demek istedi? a) KKTC her zaman için benim devletim olarak kalacak, b) KKTC isim deðiþtirecek, c) KKTC tasfiye edilmeyecek ki ben de cumhurbaþkaný olarak kalayým, d) Ankara öyle istiyor, e) KKTC yok ki zaten, nesi tasfiye edilecek. 9- Akýncý : Sokaklar yalan söylemez dedi. Ne demek istedi? a) Sokaklar TC kökenli insanlarla doldu, b) Kýbrýslýlar azýnlýða düþürüldü, c) Sayým yapmaya gerek yok, sokakta da nüfusumuzun yarým milyonu geçtiðini gösterir, d) Bu þekilde konuþanlarý yýllar önce ben partiden attýrdým, ama gel gör ki þimdi ben de onlar gibi konuþmak durumunda kaldým, e) Çakýcý ayný görüþte deðil ama napayým? 10- FS Soyer: Eþel mobilde geri adým yok dedi. Ne demek istedi ? a) Eþel mobili kaldýrmayacaðýz, b) Eþel mobilde ileri adým var, c) Türkiyeli yurttaþlar eþel mobil almazken, bizim almamýz ayýp deðil mi? d) Eþel mobilde bildiðimizi okuyacaðýz, e) Parti olitikalarýnda geri adým olabilir.

YENÝÇAÐ 18 YAÞINDA

Tam 18 yýl önceydi. Yeni Kýbrýs Partisi kurulalý nerede ise bir yýla yaklaþýyordu. Kuruluþu sonrasý sesini " Memleket" isimli aylýk gazete ile duyurmaya çalýþan YKP, bir adým daha atarak haftalýk "Yeniçað" gazetesi ile Kýbrýslýlara seslendi. 2 Eylül 1990 da yayýn hayatýna baþlayan Yeniçað Kýbrýs'ta en uzun süreli yayýn hayatýný, bir ay dýþýnda, devam ettiren haftalýk gazete olmuþtur. O günlerde gazete basým-yayýnýnda teknoloji bu kadar geliþmemiþti. Dolayýsý ile o güç koþullarda hazýrlanarak yayýnlanýyordu. Yeniçað ilk sayýsýndan itibaren doðrularý söylemeye, yazmaya ve yaymaya baþladý. Yazýlmasý tabu pek çok hususu sayfalarýnda halka

muallimin izlenimleriyle

BÝZÝMGAVEHANE GAVEHANE BÝZÝM Uzun bir süredir bizim gavehane'ye uðrayamamýþtým. Oradaki sohbetleri bayaðý özlemiþtim. Geçtiðimiz günlerde sabah sabah daldým içeriye. Henüz erken olduðu için ne tavlacýlar ne de 66 cýlar yoktu içerde. Gaveci Þevket kahve ocaðýnda uðraþýp duruyordu. Beni görür görmez: - Ohoo seni gören cennetlik. Nerdesin muallim? - Sorma be Emir dayý, Ýngiltere'deydim, ondan uðramaz oldum. - Eyi eyi, geldin geri ha ! Bundakiler gaçar sen geldin, bravo.. Derken bizim Emir Dayý içeriye dalmaz mý? Meger o da uzun süredir gelmiyormuþ gaveye. Gaveci Þevket balýklama daramaya baþladý: - Ma nerdesin Emirim? Nere saklandýn, yoksa garý brakmaz seni çýkasýn meydana? - Git bre uyuz iþine, sen beni ne zanneden, garýdan gorkacak göz var bende? - Ne bileyim gayboldun da ! - Hade hade çok gonuþma, sal gaveyi. - Ha, nasýldý, onuttum gaveni bile gelmeyeli. - Ölünün körü, onutmuþ... Sen bilmen ki ben sade içerim doðduðumdan beri.. - Ne bileyim insanlar deyiþmeye baþladý artýk. Mesela adamlarýn artýk þekerli iþmeye baþladýlar. - Ben deyiþmem.. zaten hep onnarýn yüzünden dýþarý çýkamam ya.. - Ýsdersan layigo kavesi da var.. yapayým sa ondan. - Yok yok bizim Çetincin gavesinden yap, ona alýþtým. Gaveci Þevket, Emir dayýnýn kahvesini yaptý ve kendisine getirdi. Bu arada esgilerden biri daha girdi içeri. Girer girmez, daha bana seslenmeden: - Bak bak sen.. Kimleri görüyorum. Ama sen hayattaydýn Emir dayý? - Ýnadýna hayattayým bre. Çoðu var ki ölmemi bekler ama inadýnýza yaþaycam. - Ne ölmesi Emir dayý, sen yoksun ya, bu gavehanenin de dadý yok. - Neden aha gaveci güzeli Þefget oraþda..

ulaþtýrdý. YKP'nin sesi olan Yeniçað'ýn yayýnlarý egemenleri rahatsýz etmiþti. Partiye yapýlan saldýrýlardan Yeniçað da nasibini almýþtý. Egemenlerin saldýrýlarý karþýsýnda, Rejime karþý olduklarýný söyleyenlerin bu saldýrýlar karþýsýnda ne düþündüklerini sýnamak için, yazýnýn baþýnda da söylediðim gibi, Yeniçað yayýnlarýný bir ay durdurduk. Ama bu süre içinde, Rejime karþý olduklarýný söyleyenlerden, gazetenin yayýnlarýný durdurmamak için destek beklerken, onlar sessizliði tercih ettiler. Bu davranýþlarý ile adeta, " iyi ki aradan çekildiler" mesajý vermiþ oldular. Ve bu bir aylýk ara vermeden sonra Yeniçað'ýn yayýn hayatý kesintisiz devam etti. Doðrularý söylemek, yalnýzlýðý kabullenmektir , özellikle bizim gibi toplumlarda. Yalnýzlýðý kabullenmek cesaret iþidir. Bu yola çýkanlar bu cesareti de gösterdiler ve bu sesin her zaman olmasý için Yeniçað'ý kesintisiz kýldýlar. Yeniçað'ýn ilk sayýsýnýn manþeti neydi, hatýrlatmakta yarar vardýr:Vilayetleþtirmeye Hayýr ! Tam 18 yýl önce, bu gün gelinecek noktayý iþaret ediyordu bu manþet. Süreç içinde Yeniçað hep, Kýbrýs'ýn ve Kýbrýslýlarýn sesi olmayý sürdürdü, sürdürmektedir. Egemenler, kendi düþünceleri dýþýnda yayýn yapan gazetelere ambargo uygularlar.

- Sen baþgasýn Emir dayý. Nerdeydin kac zaman? - Ah oðlum çýkamam diþarý. Caným sýkýlýr. - E napan, bütün gün oturun gocagari ile evde? - Ehh, öyle.. Angoniciklerle oyalanýrým.. - Arada sýrada çýk dolaþ biraz.. Aþa limana en, için açýlsýn. Hem yörüme sana eyi gelir. - Yok... ben gýyý gýyý giderim. Beklenirim. Ortalýk kene dolu.. Bu son vahdýmda baþýma bir bela gelmesin. - Ne kenesi yahu.. Ahýra git demedim sana. - Yollar da doldu . her taraf gaynýyor.. Sohbet devam ederken, Kahveci Þevket araya girerek: - Be Emir dayý adamlarýn da gelmez artýk bu gaveye. - Deyiþdirdiler gaveyi de? - Vallahi öyle. Výzzz deyip geçeller buraþdan ama içeri bile bakmazlar. - Beni da aramazlar arttýk. Bilmem çok iþleri var galiba. - Ne iþleri olacak onnarýn. - Öyle deme, þindi ramazan da baþlayacak.. - Eee bunnarýn ne alakasý var ramazanla. - Oruç, namaz, mevlit derkan zamannarý galmaz. - Ma baþladýlar camiye da. - E haberin yok senin. Ah ulan Þefget, bütün gün buraþdasýn ama görmen. Ben evde kapalý ama her þeyden haberim var. - Olacak iþ deyil söylediðin, bunnar inanmazlar ki .. - Ýnanmalarýna gerek yokdur. Usdalarý inanýr zanneden da cami cami dolaþýrlar. - Vallahi bunnarý bilmem ama usdalarý inanýr. - Neysa bunnar da usdalarýna ayýp olmasýn, camiye da baþladýlar. Sohbet çok güzel gidiyordu. Ama ben ayrýlmak zorundaydým. - Hade eyvallah Kahveci güzeli, hade eyvallah Emir dayý. Gene gel görüþelim. - Tamam muallim. Madem sen gelmeye baþladýn, ben da gelecem. Hafdada bir olsun gonuþalým.

Bu ambargolardan en büyüðü Yeniçaða uygulanmaktadýr. Gazete bayilerinde stantlarda görünmemesi için tedbir aldýlar. Resmi dairelere satýn alýnmamasý için tedbir aldýlar. Reklam verilmemesi için tedbir aldýlar. Çok yakýn iþ sahibi dostlarýmýz bile, " size reklam parasý miktarý ne ise verelim ama reklamýmýzý gazeteye koymayýn, baþýmýz derde girmesin bunlarla" diyerek, rejimin baskýsýný anlatýyorlardý. Baþka ülkelerde, demokratik ülkelerde, radikal düþüncelerin de topluma aktarýlmasý için o ülkenin Yönetimleri katký yapar, destek verir. Çünkü radikal görüþler arý yani temiz, saf düþüncelerdir. Net, açýk ve doðru düþüncelerdir. Ve bu düþünceler toplumda yeni düþüncelerin motorudur. Bütün zorluklara raðmen, Yeniçað yayýn hayatýný sürdürmektedir. Yeniçað, Kýbrýs'ýn ve Kýbrýslýlarýn yeniden birleþmesi, Kýbrýs Türk toplumunun onbin yýllýk varlýðýnýn bu coðrafyada korunmasý mücadelesini veren dostlarýmýzýn katkýlarý ile yayýn hayatýný sürdürmektedir. Onsekiz yýllýk süreçte, Yeniçað'ýn kesintisiz yayýn hayatýný sürdürmesine katký koyan, destek veren herkese teþekkür ederiz. Nice onsekiz yýllara !

yenicag@yenicag.com.cy


6

29 AÐUSTOS 2008 CUMA

HABER

Othello'nun güzel ülkesi Kýbrýs (3) Ayþe Hür Geçen haftadan devam TMT'nin örgüt þemasýna göre Kýbrýs, kazalarýna göre idari bölümlere ayrýlmýþ, her kazaya 'yayla' kod adý ve Türkiye'den bir þehir adý (Lefkoþa'ya 'Konya Yaylasý', Magosa 'Erzurum Yaylasý', Larnaka'ya 'Ýskenderun Yaylasý', Limasol'e 'Antalya Yaylasý', Baf'a 'Ýzmir Yaylasý' Lefke'ye 'Bursa Yaylasý') verilmiþti. Yaylalar 'sancak' adlý alt birimlere ayrýlmýþtý. Sancaklarýn altýnda 'otað', otaðýn altýnda 'petek', peteðin altýnda 'oðul' birimleri vardý. 'Oðul'larýn üyelerine ise 'kurt' (1963 sonrasý 'mücahit'), ada komutanýna 'Bayraktar', yaylalarýn baþýna 'Serdar' deniliyordu. NÝÞAN YÜZÜÐÜ Baþta polis teþkilatý, hastaneler ve okullar olmak üzere kurumlardan üye yazýmýna baþlandý. Üyeler karanlýk (aynen Ýttihat ve Terakki'de olduðu gibi) bir odada veya perde arkasýndan, Türk Bayraðý örtülü bir masanýn üstüne konmuþ Kur'an ve silahýn üstüne el basarak yemin ediyordu. Yeminleri 'gerekirse ölüm dahil her türlü görevi yapacaðýna ve ihanetin cezasýnýn ölüm olacaðýný bildiðine' dair ifadeyle bitiyordu. Bazýlarýna göre yeminin ardýndan kod adý 'Niþan Yüzüðü' olan bir tutanak imzalatýlýyor, bu tutanak gizli bir yerde muhafaza ediliyordu. Teþkilatýn yazýlý bir tüzüðü yoktu ama belli kurallar silsilesi içinde faaliyet gösteriyordu. Buna göre, Türk toplumu aleyhinde faaliyet gösterenler hangi milletten olursa olsun önce bir ihtar mektubu ile uyarýlacak, eðer bir düzelme olmazsa, teþkilat üyelerinden seçilen üç kiþilik ekip tarafýndan dövülecekti. Dayakla yola gelmeyen kiþinin cezasý ölüm olacaktý. Ölüm þekli ve ne gibi silah kullanýlacaðý idare heyeti tarafýndan tespit edilecekti. Ýhtar ve dayak, barýþ zamanlarý uygulanacak, karýþýk zamanlarda ve vakit kaybetmenin aleyhte olacaðý durumlarda doðrudan üçüncü maddeye geçilecekti. (Teþkilatýn sorumlu isimleri, ölüm cezasýnýn uygulanmadýðýný iddia ettiler ancak 1960'ta, Bayraktar Camii'nin, iddia edildiði gibi EOKA tarafýndan deðil Türkler tarafýndan bombalandýðýný yazan haftalýk Cumhuriyet gazetesinden Ahmet Muzaffer Gürkan ve Ayhan Hikmet'in bu fasýldan öldürüldüðü hep söylendi.) ANKARA VE ANTALYA'DA EÐÝTÝM 'Kurt'larýn eðitimi hem Kýbrýs'ta hem Türkiye'de

Arif H. Tahsin

yapýldý. 25-30'ar kiþilik gruplar halinde turistik gezi, iþ gezisi, saðlýk kontrolü gibi gerekçelerle Türkiye'ye gönderilenler, STK'de görevli subaylarca parolalarý kontrol edildikten sonra eðitim yapacaklarý yerlere sevk ediliyorlardý. TMT kamplarýndan birincisi Ankara'ya 40 km. uzaklýktaki Ziir Köyü yakýnlarýnda, Tarým Bakanlýðý'na ait terk edilmiþ bir çiftlik idi. Diðeri ise AntalyaKemer yolu üzerinde ormanlýk bir alan içindeydi. Bu kamplarda kalan mücahitlere, Eðirdir Dað ve Komando Okulu personeli tarafýndan silah kullanýmý, bakýmý, atýþ talimi, gerilla, komando, sabotaj, kundaklama ve gizli harekât teknikleri konularýnda bilgiler veriliyordu. 'ELMAS' GEMÝSÝ GÖREVDE Ýngilizler ve Rumlar Ada'nýn silahlanmasýna þiddetle karþý olduklarý için Türkiye mücahitlere silah gönderme iþini gizlice yaptý. Pek çok yol denendikten sonra, Eðirdir Dað Komando Okulu'nun Mersin ve Anamur'daki depolarýna yerleþtirilen silah ve mühimmat, 'Elmas' balýkçý gemisi ile yapýldý (Elmas, silah taþýrken ölen bir mücahidin soyadý idi). Silahlarýn Ada içinde daðýtýlmasý diplomatik personel tarafýndan yapýlýyordu. Ancak, 17 Ekim 1959'de gemi, Silifke Taþucu açýklarýnda Ýngilizlere yakalandý. Ýsmail Tansu silahlarýn denize atýlmasýný emrettikten sonra gemi terk edildi ama Ýngilizler durumu anlamýþlardý. Makarios, Türkiye'nin Ada'yý silahlandýrdýðýný dünyaya ilan etti. Türkiye Dýþiþleri Bakanlýðý geminin yunus balýðý avý için Akdeniz'e açýldýðýný söyleyerek silah taþýma iddialarýný reddetti ama kimseyi inandýramadý. Sonunda Ýngilizlerin bulduðu formülle, gemicilere dokuz ay hapis cezasý verildi ama cezalarýný Türkiye'de çekmelerine imkân tanýndý. Böylece uluslararasý bir skandalýn köþesinden dönüldü. Kýbrýs'ta sivillerin mahkemeleri haricinde toplum yaþamanýn her alanýna müdahale eden TMT Rauf Denktaþ'ýn imtiyaz sahibi olduðu Nacak gazetesi aracýlýðýyla 'halký bilinçlendirme kampanyalarý' da yürütüyordu. Bunlarýn baþýnda 'Türk'ten Türk'e', 'Türkçe Konuþ' ve 'Yerli Malý Kullan Kampanyalarý' gibi Türkiye'nin 1930'lu yýllarýnýn ýrkçý kampanyalarýnýn benzerleri geliyordu. TMT'nin kurduðu 'Çarþý Murakabe Heyeti' ise Ýttihatçýlarýn 'Milli Ýktisat' kampanyasýnýn benzerini yaþama geçirmeye çalýþýyordu. TMT kampanyalarýna uymayanlara para cezasý, dayak gibi yaptýrýmlar uygulanýyordu. OLAYLAR TIRMANIYOR Ne tesadüf ki, Vuruþkan ve ekibinin Ada'ya ayak bastýðý tarihten itibaren toplumlararasý olaylar týrmandý. Ýngilizler daha ilk aylarda TMT ile iliþkisi olduðunu düþündükleri 65 kiþi ile

EVELA ÝPTAL...

Basýnda yazýlanlar doðruysa, Ýnsan Haklarý Mahkemesi'nin bir kararla Türkiye'nin bir alt idaresi olduðuna karar verdiði, oysa bize göre "Baðýmsýz, egemen bir devlet olan KKTC hükümeti, ÝTEM Yasasý'ný deðiþtirme hazýrlýðý içerisindedir. Ve "hükümet" bu amaç için Meclis'e bir Yasa Tasarýsý sundu. Bu tasarýya göre, Güney Kýbrýs'ta kalan malýna karþýlýk olarak Kuzey'den "Eþdeðer" adý altýnda feragatname imzalamak suretiyle Ýskan Topraklandýrma ve Eþdeðer Mal Yasasý uyarýnca mal alanlar, deðiþiklik Yasa Tasarýsý'nýn belirlediði koþullarýn yasalaþmasý halinde, bu koþullara uymalarý halinde, baþvuruda bulunmak suretiyle verdikleri feragatnamenin iptalini talep edebilecekler ve iptal ettirebileceklerdir. Ve böylesi bir durumda Güney'de býraktýklarý mallarý diledikleri þekilde kullanabileceklerdir. *** Yazýlanlar doðruysa atýlacak adým yanlýþ bir adým deðildir. Ama eksiktir.

EOKA mensubu olduklarýný düþündükleri 1244 kiþiyi tutukladýlar; ama ne EOKA'yý ne de TMT'yi durdurmalarý mümkün olmadý. Ýki tarafýn devletleri ya da 'derin devleti' tarafýndan yönlendirilen EOKA ve uzantýlarý ile TMT ve uzantýlarý adayý kan gölüne çevirdiler. 1962 yýlýndan itibaren Lefkoþa, Limasol, Magosa, Baf ve Larnaka'da Türklerin ve Rumlarýn ayrý belediyeleri olmasý, sýnýrlarýnýn çizilmesi ve mekanizmasýnýn tespit edilmesi hususundaki anlaþmazlýklar ortamý iyice gerdi. 1963'te Makarios'un Anayasa'nýn bazý maddelerinde Türklerin aleyhine tadilat yapmaya kalkmasý ile zirveye çýkan gerilim 21 Aralýk 1963'ten itibaren kanlý olaylara dönüþtü. 22 Aralýk'ta TMT 'X' gününün geldiðine karar verdi ve yer üstüne çýktý. 24 Aralýk'ta Rumlar bir Türk ailesini evlerinin banyo küveti içinde vahþice öldürdüler. Bu olayýn fotoðraflarý, Türkiye'ye gönderilen bir yaralýnýn alçýlarý altýna saklanarak gizlice Kýbrýs'tan çýkarýldý ve tüm dünyada 'Rum vahþeti'nin delili olarak yanký yaptý. 1963-1964 arasýnda 364 Kýbrýslý Türk ve 174 Kýbrýslý Rum öldürüldü. 25 bin Türk malýný mülkünü geride býrakarak evlerini terk ettiler. Türkiye'deki milliyetçiler de ateþe benzin dökmek için yarýþa girdiler. Alparslan Türkeþ'in ifadesine bakýlýrsa, Ada'ya 20 bin milis göndermek için Süleyman Demirel'e baþvurmuþ ama teklifi kabul görmemiþti. Türkiye'nin Kýbrýs'a müdahale etmesi ise 1964'te ABD tarafýndan sert bir þekilde önlendi. VE AMAÇ HASIL OLUYOR 1964-1967 arasý, karþýlýklý taciz, kaçýrma, yaralama gibi nispeten küçük olaylarla geçti. 1966-1967 yýllarýnda bin kadar Kýbrýslý Türk gencinin öðrenim görmek için Türkiye'ye götürülmesi ve 1964'ten beri Kýbrýs'a girmesi yasak olan Rauf Denktaþ'ýn gizlice Ada'ya dönmeye kalkmasý Rum milliyetçilerini hareketlendirdi. 1967'de Geçikkale ve Boðaziçi adlý Türk köylerinin hücuma uðramasý üzerine Türk Hükümeti Kýbrýs'a tekrar müdahale kararý aldý ama ABD yine araya girdi ve Grivas Kýbrýs'tan çýkarýldý Ancak bu yumuþama geçici idi. Grivas 1971'te Ada'ya geri döndü, Makarios'un Yunanistan'daki cunta ile arasý açýldý, 15 Temmuz 1974'te Nikos Sampson adlý faþist tarafýndan darbe yapýldý, Makarios adadan sürüldü. Bundan 5 gün sonra Türk Ordusu 'Barýþ Harekatý'ný gerçekleþtirdi. (Dönemin Atina'daki ABD Büyükelçisi H. J. Tasca yýllar sonra 'Türkler, Yunanistan'ýn Makarios'u devireceðini önceden biliyorlardý ve

Bu cesareti gösterenler, biraz daha cesaret gösterip meseleyi kökten halletmelidirler. Ve barýþýn, anlaþmanýn deðil, önündeki en büyük engeli kaldýrmalýdýrlar. Nasýl? Ýskan, Topraklandýrma ve Eþdeðer Mal Yasasý'ný, bütün sonuçlarý ile iptal etmek. Ve bu konuda uluslararasý hukukun, Ýnsan Haklarýnýn öngördüðü gibi, herkesin, Tüm Kýbrýslýlarýn, mülkiyet haklarýný, 21 Aralýk 1963'te olduðu gibi kabul etmektir. Ve sahiplerine, iki tarafça belirlenecek bir program çerçevesinde, Kýbrýs Cumhuriyeti Hukuku ile uluslararasý hukukun yasa ve prensiplerine uygun olarak taþýnmaz mallarýný iade etmektir. Bunun aksi, yüz yýllar boyu, taraflar arasýnda, bu gasp edilen mülk meselesi, bir kara kedi gibi duracak, ve her an yeni bir kavganýn sebebi olacaktýr. Unutmayalým ki, Osmanlý devrinde Türkiye'den taþýnan nüfus, ve paþalar, o devirde tapu var idi ya da yok idi, Müslüman olmayan ahalinin, Müslüman olan ahali, özel mülkiyetinde olan malýna-mülküne caný çektiði zaman el koymuþ ve Ýngiliz Dönemi'nde de tapusunu almýþtýr. Kýbrýs'ýn Hristiyan ahalisinin Müslüman ahaliyi iþgalcilerin artýklarý diye kabul edip ülkeden atma isteðinin birinci sebebi budur. Ýkincisi de Müslüman ahalinin Müslüman olmayan ahaliye karþý sonuna kadar sürdürdüðü tacizler ve tecavüzlerdir. Ýkincisi, EOKA'nýn ortaya çýkýþýyla, Osmanlýdan kalan psikolojik miskinliði Hristiyan ahali üzerinden atmýþ ve, Müslüman ahalinin azýnlýkta olmakla beraber sürdürdüðü efeliðe son vermiþtir. Böylece düþmanlýðýn bir yönü ortadan

20 Temmuz harekat planýný buna göre yapmýþlardý' demiþti.) 1974 müdahalesinin haklý yanlarý elbette vardý ama 'acý yemeðin piþirilmesinde' Türk tarafýnýn katkýsý da küçümsenemezdi. Sonuçta ortaya 'Türk kontgerillasýnýn doðum ve talim yeri' olan garip oluþum çýktý. Rauf Denktaþ'ýn KKTC devlet baþkanlýðý ile TMT tipi yapýlanmalar iyice kurumsallaþtý ya da Kýbrýs adeta TMT'leþti. 1980 sonrasýnda Kýbrýs'ýn nasýl kara para aklama, uyuþturucu ve tarihi eser kaçakçýlýðý ve 'Ergenekon' tipi yapýlanmalarýn merkezi olduðu ise ayrý bir yazý konusu. Türkiye'de bazý çevreler, Kýbrýs'ýn aslýnda 1878'de gönüllü olarak terk edildiðini, Misak-ý Milli sýnýrlarý içinde olmadýðýný, Lozan'da mevcut statüsünün aynen kabul edildiðini, Tek Parti döneminde ve Demokrat Parti'nin ilk beþ yýlýnda gündeme bile gelmediðini, 1955'ten beri ise Türkiye'nin ve Kýbrýslý Türklerin Kýbrýs'ý bölmek için en az Yunanistan ve Kýbrýslý Rumlar kadar sýký çalýþtýðýný kamuoyunun dikkatinden kaçýrýp, 'Kýbrýs meselesi'ni, Avrupa Birliði ile iliþkileri koparmak için kullanmaya çalýþýyorlar. Ancak her ne kadar Baþbakan Tayyip Erdoðan, 1974 müdahalesinin 34. yýldönümünde, Türkiye'nin resmi politikasýnýn deðiþmeyeceðini düþündüren beyanatlar verdiyse de, M.A. Talat ve D. Hristofyas'ýn birleþme giriþimleri Othello'nun ülkesinin makus kaderi deðiþtirecek gibi görünüyor. (27 Temmuz 2008'de Taraf gazetesi'nde yayýnlanan metnin geniþ halidir...) KAYNAKÇA: Rauf Denktaþ, Karkot Deresi Anýlar, Remzi Kitabevi, 2005; Makrios Drusotis, Karanlýk Yön EOKA, Galeri Kültür Yayýnlarý, Lefkoþa, 2007; Engin Naþit, Niþan Yüzüðü, Ateþ Matbaasý, Lefkoþa: Ýsmail Tansu, Aslýnda Hiç Kimse Uymuyordu, Minpa Matbaacýlýk, 2001; a.g.y., "Türk Mukavemet Teþkilatý" Yazý dizisi, Kýbrýs Mektubu Dergisi, Kýbrýs Türk Kültür Derneði Yayýný, Ankara, 1996-1997; Rauf Denktaþ, "Cevdet Sunay ve Kýbrýs Türkleri", Belge Dergisi, Gazi Magosa, 19 Haziran 1982, Yýl 1, sayý 10; "Rýza Vuruþkan'la söyleþi", Kýbrýs Mektubu Dergisi, 19961997; Alparslan Türkeþ, Dýþ Politikamýz ve Kýbrýs, Orkun Yayýnevi,1979; Ahmet An, Kýbrýs'ta Fýrtýnalý Yýllar, Lefkoþa, Galeri Kültür Yayýnlarý, 1996; Mehmet Hasgüler, Kýbrýs'ta Enosis ve Taksim'in Ýflasý, Öteki Yayýnevi, 1998; Niyazi Kýzýlyürek, Milliyetçilik Kýskacýnda Kýbrýs, Ýletiþim, 2005; Hasan Mutlu, "Kýbrýs Türk Mukavemet Teþkilatý", Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Atatürk Ýnkýlaplarý Enstitüsü, 2005; "Fetihten günümüze Kýbrýs", Dosya Editörü: Mehmet Demiryürek, Toplumsal Tarih, S. 103, Temmuz 2002; http://www.cyprus-conflict.net -BÝTTÝ-

kalmýþtýr. Geriye 1974'deki mülkiyet gaspý kaldý. Ýade edelim, ve düþmanlýða sebepleri sýfýra çekelim. Tekrar edelim: Kýbrýs'ta toplumlar arasý barýþ, baþka türlü kurulamaz. *** Ýskan, Topraklandýrma ve Eþdeðer Mal Yasasý'nýn iptali, ayný zamanda bu yöntemle gerçekleþtirilen büyük haksýzlýklarý da ortadan kaldýracak, ve topluma huzur getirecektir. Býrakýn hakyiyiciler baðýrsýn… Denktaþ Bey zamanýnda benim de hazýr olduðum bir ortamda bu konuyu kendisi açtý ve aynen þöyle dedi: "Bu Yasa'yý iptal edin. Çok büyük haksýzlýklar yapýlmýþtýr." *** Ayrýca þunu da söyleyim: Son Kurucu Meclis'te bu konuda çok geniþ bir huzursuzluk ve tepki oluþmuþtu. Haksýzlýklarý en aza indirir düþüncesi ile 1985 Anayasasý'na Meclis'in büyük çoðunluðunun oyu ile Geçici 2. (Ýkinci) madde konmuþtur. Ama ne yazýk ki, göreve gelenler bu maddeyi dikkate almadý ve Anayasa'ya aykýrý olarak Yasa'yý uyguladý. Yani anlayacaðýnýz odur ki, Ýnsan Haklarýný, uluslararasý hukuku sadece çiðneyerek yapýlmadý bu iþler: 1985 Anayasasý da çiðnendi. *** Netice: Tasarý, yasallaþýrsa, bu büyük sorunun çok önemli bir yönünü ortadan kaldýracaktýr. Ama, anlaþma deðil, barýþ ise istediðimiz, Ýskan, Topraklandýrma ve Eþdeðer Mal Yasasý'ný iptal edelim zarar-ziyanlarýn hesabýný sonra görürüz. Hesaplaþmak, alacaðý-vereceði saptamak ve hal yoluna sokmak kolaydýr. Evet, evela iptal…

yenicag@yenicag.com.cy


HABER

7

29 AÐUSTOS 2008 CUMA

Gazze ablukasýnda ilk çatlak açýldý u Gazze'ye ulaþan iki tekne, Ýsrail

ablukasýný 'fiilen' sona erdirdi. Yolculuða katýlanlar ve Gazzeliler, tüm dünyaya benzer adýmlarýn atýlmasý çaðrýsýnda bulundular

Gazze Þeridi üzerinde uygulanan Ýsrail ablukasýný delerek Gazze'ye ulaþan "Özgür Gazze" ve "Özgürlük" tekneleri Gazze'yi bayram yerine çevirirken, Filistinli liderler tekneyle gelen barýþ eylemcilerini ayrý ayrý kutladý. Kýbrýs'tan yolan çýkan "Özgür Gazze" ve "Özgürlük" isimli tekneler, tüm sorun ve sýkýntýlara raðmen 30 saati aþkýn bir yolculuktan sonra önceki gün akþam saatlerinde Gazze sahillerine ulaþmayý baþarmýþtý. Ýsrail de 42 barýþ eylemcisini taþýyan teknelerin engellenmemesi kararý almýþtý.

Hamas: Abluka fiilen sona erdi Filistin Devlet Baþkaný Mahmud Abbas, organizasyonu düzenleyenleri ve teknedekileri baþardýklarý yolculuktan dolayý kutladý ve Gazze'deki ablukayý delme yolunda gösterdikleri gayretten ötürü teþekkür etti. Abbas, bu giriþimin uluslararasý toplumun Gazze üzerine uygulanan kuþatmayý kaldýrmasý yolunda önemli bir baþlangýç adýmý oluþturacaðýna inandýðýný belirtti. Hamas lideri Ýsmail Haniye de teknelerin Gazze'ye ulaþmalarýnýn, "Gazze ablukasýnýn fiilen sona erdiði anlamýný taþýdýðýný" belirtti. Teknelerle Gazze'ye gelenler, günlerdir onlar için hazýrlanan balýkçý teknelerini dolduranlar tarafýndan denizde karþýlandý. Yüzlerce Gazzeli, ellerinde Filistin bayraklarýyla sahilde yer aldý. Yaklaþýk 370 kilometrelik bir deniz yolculuðu sonrasý Gazze'ye ulaþan barýþ eylemcilerinin, bir süre Gazze'de kalmalarý bekleniyor. Teknelerle içindekileri karþýlamaya gelenler arasýnda Hamas hareketi sözcülerinden Sami Ebu Zühri ve diðer yetkililer de yer alýyor. Sami Ebu Zühri yaptýðý açýklamada, teknelerin Kýbrýs'tan Gazze'ye yol almalarýnýn büyük bir mesaj taþýdýðýný ve bu mesajýn Gazze'ye uygulanan kuþatmaya karþý Avrupa ülkelerinde giderek büyüyen toplumsal tepkinin bir yansýmasý olduðunu kaydetti. Ebu Zühri, bu kahramanca eylemin, Siyonistlerin

Vur Yektaoðlu

Filistin halkýna karþý sürdürdüðü zulme karþý Avrupa'daki insanlarýn tepkisini ve protestosunu ortaya koyduðunu ifade ederken, Arap ülke yöneticilerine de "Bu kuþatmayý öncelikle sizin kaldýrmanýz gerekirdi. Gazze üzerindeki ablukayý kaldýrmak için türlü tehlikelere katlanarak Avrupa insaný buralara kadar geliyorsa, onlardan önce sizin burada olmanýz gerekirdi" diye seslendi.

Ýsrail, 'provokasyonu önlemek için' izin vermiþ Ýsrail Baþbakaný Ehud Olmert, Dýþiþleri Bakaný Tzipi Livni ve Savunma Bakaný Ehud Barak'ýn, teknelerle ilgili uzun bir deðerlendirmede bulunduklarý belirtiliyor. Konuyla ilgili bilgi veren bir Ýsrailli yetkili, eylemi düzenleyenlerin "provokasyon yaratma" amacýný taþýdýklarýný öne sürerek, hükümetin provokasyonu önlemek amacýyla teknelere izin verilmesi kararýna vardýðýný belirtti. Ayný yetkili, Yunanistan ve Güney Kýbrýs yetkililerinin, hareket öncesi tekneleri ve içindekileri kontrol ettiklerini ve teknelerde herhangi bir silahýn bulunmadýðý konusunda Ýsrail'i

Liberal Romanlar ve Dandik Kurgular

Roman yazarlarýnýn kurguladýðý hikaye ve karakterler genellikle gerçekle, kendi içlerindekinin bir karýþýmýdýr, fakat karakterlerin kiþilikleri direk olarak yazara baðlýdýr. " 'Söyle, bu görüntüye bakýnca ne düþünüyorsun?', 'Þehir boyunca yanan, Philips, Malboro. Mercedez-Benz, Sony... neon ýþýklarýyla iþgal edilmiþ herhangi bir Afrika þehrinden farksýz, tek bir Rusça kelime yok.', 'Açýkçasý, bunu görecek kadar yaþayacaðýmý sanmýyordum, ya sen? Bu baktýðýmýz büyük bir zafer dostum, tamamiyle zafer.', 'Gerçekten mi? Bana sadece bir ordu ýþýkmýþ gibi geliyor.', 'Hayýr dostum, inan bana çok daha fazlasý var, Sovyetler bir daha bundan geri dönemeyecek' Diyor, bir politik-kurgu yazarý olan Robert Harris Büyükmelek "Archangel" isimli romanýnda ve açýkçasý bu sözlerin romandaki karakterlerden çok, yazarýn düþünceleri olduðu konusunda ýsrarcýyým. Paçalarýna kadar liberal olduðu belli olan Robert Harris'in hem bir "Sovyetler korkusu" hem de bu korkuyu yayma çabasý olduðu ortada. Aksi takdirde sözkonusu roman, seviyeli bir siyasal eleþtiri gibi baþlayýp, Stalin'e yönelik kalitesiz ve bartýlý bir tahrif propagandasý gibi devam edip adi bir korku romaný gibi noktalanmazdý. Eleþtirisine gelince, A.B.D. ürünlerinin Rusya piyasasýný sarmalamasýnýn, Sovyetlerin yenilgisini mi yoksa Yeltsin

temin ettiklerini ifade etti. Ýsrail Dýþiþleri Bakanlýðý kaynaklarý, daha önce teknelerin engellenmesi için zor kullanýlabileceði uyarýsýnda bulunmuþtu. Ýsrail, teknelerin geliþine bir seferlik izin verildiðini ve ilerideki benzer bir eylemin ayrýca gözden geçirileceðini de belirtti.

2006'dan bu yana ablukada Ýsrail, 2006 yýlý seçimlerinde Hamas'ýn

çoðunluðu saðlamasý ve hükümet olmasýyla birlikte Gazze Þeridi'ne ambargo uygulamaya baþlamýþtý. Ýsrail, Gazze'ye son zamanlarda insani yardýmlarýn ulaþtýrýlmasýna izin verse de, bölgeye halen birçok ihtiyaç malzemesi giremiyor. Bölgede yaþayan 1.5 milyon dolayýndaki Gazzelinin pek azý, Ýsrail ile baðlantýlý sýnýr geçiþlerinden geçiþ izni alabiliyor.

Paraguay’da bütün kuvvet komutanlarý görevden alýndý Paraguay'da 60 yýllýk saðcý iktidarý nisan ayýnda yapýlan seçimlerde devirmesi sonrasýnda iki hafta önce devlet baþkanlýðý görevine oturan "yoksullarýn papazý" Fernando Lugo radikal icraatlarýna bir yenisini ekleyerek ordunun bütün kuvvet komutanlarýný görevden aldý. Göreve gelmeden önce Hugo Chavez ve Fidel Castro'nun baþýný çektiði ALBA (Latin Amerika'nýn Bolivarcý Alternatifi) bloðuna yakýn duracaðý izlenimi vermesine karþýn

hükümetinin aldýðý "daðýlma" kararýnýn çöküþünü mü simglediði konusunda þüpheliyim. Sovyet döneminde kendi araba üretimi olan Rusya'nýn, anamanlcý sisteme geçilmesiyle birlikte, satýlmayacaðý için kendi ürününü üretemez hale gelmesi ve baþkalarýnýn ürünlerine kapýyý açarak, hiç doðmamýþ kendi ürün piyasasýný öldürmesi, kapitalizme geçmek isterken gümbürtüye giden bir ekonominin feth edilmesinden baþka ne olabilir? Bence yazarýn yaptýðý "Afrika ülkeleri" benzetmesiyle de ayni sonuca kolayca ulaþýlabilir, çünkü Afrika ülkelerinin neredeyse tümü Sovyetler gibi farklý bir ideolojik yapýdan gelmemektedir. Bu nedenle Afrika ülkelerinin, zorunlu olarak, baþý çeken anamalcý ülkelerin ürünleri tarafýndan sarýlmasý, yenilmiþ bir sosyalist sistemin deðil esir alýnmýþ bir kapitalist ekonominin ve iþçi sýnýfýnýn iþaretidir. Fakat ne Rusya'nýn ne den Çin'in yeni dünyaya ayak uydurmakta daha fazla gecikeceklerini sanmýyorum. Dört ay önce "The Economist" dergisine "Yeni Dünya Sömürgecileri" olarak kapak konusu olan bu ikilinin, kapitalist piyasaya giriþleri o kadar renkli oldu ki, sahip olduklarý düþük ücretli üretim kapasitesiyle, Batý ülkelerinin yaptýðý gibi, harmanlayacak bir sömürü kaynaðý aramalarý büyük korku yarattý. Büyüme hýzlarý, yeni ürün piyasalarýna giriþleri, yüksek miktarlý ucuz üretimleri aylarca analiz konusu oldu. Bu noktadan bakýldýðýnda, yazarýn benzetmesinin aksine Afrika ülkeleri gibi hiçbir sömürüye karþý koyamayacak bir duruma getirilmediði sürece, kapitalist dünyada en az Batý'nýn sanayi ülkeleri kadar canavarlaþabilecek bu iki devin, geçen Haziran A.B.D.'nin yeni bir ekonomik önlemler paketinin nedenlerinden biri olduðu su götürmez. Bu perspektifle bakýnca Gürcistan Krizi daha da anlam kazanýyor, zira Batý emperyalizmi için Doðu'daki ucuz üretime ve hammeddeye giden köprülerin ve ileri

ýlýmlý mesajlar veren Lugo, geçtiðimiz hafta da ülke tarihinde ilk defa bir yerli liderini bakanlýk koltuðuna oturtarak sürpriz yapmýþtý. 60 yýldan bu ayna Paraguay'ý demir yumrukla yöneten Colorado Partisi'nin mirasýný tasfiye etmeye soyunan Lugo'nun iþe ordudan baþlamasý ise oldukça cüretkar ve radikal bir hamle olarak tarihe geçti. Lugo'nun bundan sonra nasýl kararlara imza atacaðý merakla bekleniyor.

karakollarýn Çin ve Rusya tarafýndan kapatýlmasýndan daha büyük bir kabus düþünülemez. Kýsacasý, Gürcistan için, yalançý dünya medyasý aracýlýðýyla, A.B.D. tarafýndan atýlan "demokrasi ve özgürlük" arayýþý, gerçekte Doðu'daki kaynaklarýn tehlikeye düþmesinin getirdiði korkunun çýðlýklarýndan baþka birþey deðil. Observer dergisinin kapaðýnda espirili bir biçimde Bush'un aðzýna montajlandýðý gibi, "Kimse baþka bir ülkeyi kendi keyfine göre, canice iþgal etme hakkýna sahip deðildir... A.B.D. hariç" Eðer A.B.D.'nin Asya coðrafyasýný, kendi sömürüsüne uygun olarak þekillendirmek için senelerce döktüðü "emeði" düþünecek olursak, bu çýðlýklarý atmakta pek de haksýz olmadýðýný görürüz. Daha sonra ayrýntýlarýyla deðineceðim Afganistan devrimi sürecini geri döndürüp insanlarýn beynini tekrardan dinle zehirlemek, Sovyetlerin etkisinde olan tüm ülkeleri bu etkiden çýkarmak, Gürcistan, Pakistan, Türkiye gibi ülkeleri yozlaþtýrarak gelecekte iþgal edilebilecek güçlü ve önemli ileri karakollar kurmak, son olarak Sovyetleri yýkmak gibi büyük amaçlar için yýllarca çalýþtýktan sonra, yýkýntýlarýn arasýndan A.B.D. kapitalizminden hakkýný almýþ, kapitalist bir Rusyanýn çýkýp, yýllarca süren bu emeðe konmasý belkide öngöremedikleri bir durumdu. Yazar, sahip olduðu Komünizm korkusu nedeniyle, düþünmeden attýðý zafer çýðlýklarý ve Stalin'in çeþit sapýklýðý ayrýca mental hastalýðý taþýdýðý gibi kurgularla düzeysizleþtirdiði eleþtirinin þehvetinden bir noktayý farkedemedi. O da kimin zaferi sonucunda olursa olsun, yýkýlan o korkutucu eþirlikçi düzenin yerine, yazarýn savunduðu kadar vahþi, acýmasýz ve sömürgeci bir "demokrasi" düzeninin gelmiþ olduðu ve asýl savaþýn þimdi baþladýðýydý. yenicag@yenicag.com.cy


8

29 AÐUSTOS 2008 CUMA

HABER

BÝRÝNCÝ KUÞAK KIBRIS TÜRK SOLU (15) Geçen haftadan devam ABD VE ÝNGÝLTERE ÝÇÝN KIBRIS SOLU ORTAK DÜÞMANDI: .................................................... EOKA liderlerinin Ýngilizlere karþý baþlattýðý anti-sömürgeci þiddet eylemleri, sadece Ýngilizlere deðil, karþý çýkan herkese karþý da yöneleceði tehditiyle dolu bildiriler, bu örgütün mücadelesine, Kýbrýs Rum toplumu tarafýndan korku ile karýþýk bir destek verilmesine yol açmýþtý. EOKA'nýn giderek artan þiddet eylemleri, Kilise'nin de verdiði destekle etrafýnda epey taraftar toplamýþa benziyordu. Öte yandan AKEL, kendi tabanýnýn ve kamuoyu baskýsýnýn altýnda Kýbrýs Rum Liderliði ile Kilisesi"nin yaratmýþ olduðu Enosis'i çok sorgulamak niyetinde deðildi. Kaldý ki Enosis için adada ilk plebisit önerisni Derviþ Kavazoðlu, Türk Gladyosunun baský ve tehdidi altýnda, bir baþka Kýbrýslý Türk yapan da yine AKEL'in tarafýndan vurularak öldürüldü. Birinci Kuþak Kýbrýs Türk Solu'nun, AKEL içerisinde kendisiydi. MYK'na kadar yükselmiþ, komünizme gönülden inanmýþ bir ferdiydi. Cenazesi köyü 21 Kasým 1949 tarihinde AKEL, solcu Belediyelerin ve diðer sol olan Dali'ye Türk bayraðýna sarýlý olarak getirilmiþti... örgüt ve kuruluþlarýn imzasýyla ilk kez yazýlý bir muhtýra ile BM'ne EOKA ve TMT isimli örgütlerin kazandýrdýðý savaþýnda yenilgiye uðramalarýndan sonra baþvurmuþ, ve muhtýrasýnýn 9. ivme ile adalýlarýn kanlý hesaplaþmalarýna da sadýk kalmaya devam etmiþti. Maddesinde "self determinasyon hakký" sahne olacaktý. Bunu yaparken de, yýllarca taraftarlarýný, talep etmiþti. NATO üyesi anavatanlarýnýn, ABD tarafýnözellikle de Birinci Kuþak Kýbrýs Türk AKEL Genel Sekreteri Papayuannu ve dan finanse edilmekte olan "Anti Komünist" Solu'nun partili üyelerini, Kýbrýs'ta Sosyalist dönemin parti önde gelenleri söz konusu gizli ordularý ile adada örgütlenip bir Devrim'in Yunanistan ile eþgüdümlü muhtýradaki 9. Madde ile BM'den: silahlandýrýlan iki milliyetçi örgütün -EOKA olarak gerçeleþtireceðine inandýrmaya "Halkýmýz için Anvatan Yunanistan'la birve TMT- amaçlarý, gerek Ýngiliz, gerekse çalýþmýþtý. leþmek demek olan self determinasyon ABD'nin adaya iliþkin uzun erimli siyasi AKEL Genel Sekreteri Papayuannu 21 hakkýnýn tanýnmasýný istiyoruz. Yineliyoruz hesaplarýna uygun düþen bir siyasi hamNisan 1954 tarihinde Commonwealth ki Kýbrýs'ýn tüm Rum halký, Yunanistan'la leydi. ülkeleri Komünist Partileri toplantýsýnda, birleþme arzusunda tam bir görüþ birliði Birinci Kuþak Kýbrýslý Türk Solu da ise, Yunan içsavaþýnda Komünistlerin yenilgiye içerisindedir. Fakat bu konuda zerre kadar adada iki örgüt aracýlýðýyla ikiye bölünerek uðramasýna raðmen verilen desteðin bir kuþku varsa, BM gözetiminde yapýlacak nedenini þöyle açýklamaktaydý. "Neden birbirlerine karþý þiddet uygulamaya bir plebisit tüm kuþkularý baþlayanlarýn kýskacýnda, kendisini, Kýbrýs Enosis'e destek verdiðimizi anlmakta daðýtacaktýr….Kýbrýs'ýn 3300 yýldan beridir Rum Liderliðinin ülküsünü destekelyen güçlük çekeceksiniz. Faþist ABD egemenYunan olduðunun, Enosis için, ikisi 1821 AKEL'in peþinde, Enosis'i destekler liði altýndaki Yunanistan ve Ýngiliz egemenve 1931'de olmak üzere üç kez ayakvaziyette bulunca, kendi toplumu arasýnda liðindeki Kýbrýs'ýn özgürlükleri için savaþýmlandýðýný ve 1878'den beridir, Anavatanlarý "hain" damgasýyla anýlýr bulacaktý. larý tektir ve emperyalizme karþýdýr. Bizim Yunanistan'la birleþmek için mücadele Ýngiliz Sömürge Yönetimi'nin desteðindeki Kýbrýs'taki yürüttüðümüz savaþým, ettiklerini…" Yunanistan'ýn savaþýmýna destek olacaktýr." Kýbrýs Türk Liderliði, kendi solunu "düþman AKEL'in Kýbrýs'ta ilk kez plebisit talebinde saflarda" ve "hain" ilan edip, Birinci Kuþak (1) bulunduðu muhtýrada yukarýdaki Elen Kýbrýslý Türk Solcular hakkýnda teþhir ve Papayuannu, Enosis savaþýný baþlatan Milliyetçiliðini çaðrýþtýran satýrlar yazýlýydý. tecrit kampanyasýný baþlatacaklardý. Bu ise EOKA'nýn Anti Komünist bir örgüt Gerek AKEL olsun, gerekse onun Dünya Özel Harp Dairesi elemanlarý tarafýndan olduðunu, silahlarýnýn ve finansmanýnýn ölçeðinde ABD karþýsýnda iþbirliði yaptýðý örgütlenip, eðitilip, silahlandýrýlan TMT Yunanistan aracýlýðýyla, Emperyalizm diðer süper güç SB olsun, bazen açýkça, kadrolarýnýn, AKEL ve PEO üyeleri hakkýntarafýndan saðlandýðýný, Enosis'in gerçekbazen de söz konusu dört NATO üyesi da, öldürüleceklerine dair tehdit mektuleþemsi ile ne adadaki, ne de kendi aralarýnda antlaþmazlýða düþtüðü plarýný kaleme almalarýyla, NATO'nun iþine Yunanistan'daki ABD Emperyalizminin konanlarda, Enosis'e attýklarý destekle, yarayacak "Anti Komünist" siyaset, trolünün kakmayacaðýný, rejimin "bulanýk suda balýk avalama" siyaseti Kýbrýslýtürkler arasýnda daha da geliþip yerdeðiþmeyeceðini elbette biliyordu. güdüyorlardý. Bunu politika ile AKEL, leþecekti. Papayuannu'nun buna raðmen partisinin çoðunluðu Enosis'i destekleyen kendi .............................................. Enosis'i, ABD Emperyalizmine ve Ýngiliz halkýna ters düþerek taban yitirmemenin, Öte yandan AKEL Enosis'e verdiði sömürgeciliðine karþý yürütüldüðü için SB'de Doðu Akdenize inebilmenin destekle kendisine yönelecek EOKA desteklediðini söylemesi oldukça anlampeþindeydi. saldýrýlarýný tamamen önleyemeyecek de sýzdý. Çünkü Yunanistan zaten ABD ve Aslýnda AKEL'in Enosis'i desteklemesi ve olsa, hiç olmazsa Birinci Kuþak Kýbrýslý Ýngilizlerin kontrolü altýnda bir ülkeydi ve ilk plebist önerisini yapan parti olmasýnýn Türk Solu gibi kendi toplumundan çok 1954 yýlýnda Yunan iç savaþý çoktan nedeni, o yýllarda, daha çok kolay bir biçimde teþhir ve tecrit edilemYunanlý solcu gerillalarýn yenilgisiyle Yunanistan'daki içsavaþ ile ilgiliydi. Buna eycekti. Çünkü baþka gerekçelerle de olsa, sonuçlanmýþ bulunuyordu. göre AKEL'in hesaplarýný, Yunanistan'da sonuçta AKEL de EOKA gibi Enosis Bilindiði gibi AKEL içerisinde örgütlenen Ýkinci Dünya Savaþýnýn ertesinde patlak ülküsünü destekliyordu. Bu da onun en Birinci Kuþak Kýbrýs Türk Solu da AKEL'in veren içsavaþta, Yunanistan Komünist azýndan, onu ve üyelerini, Kýbrýs Türk Enosis'i destekleme kararýna sýrf yukarýda Partisi'nin kazanacaðý ve diðer Balkan Solu'nun içerisine düþtüðü, kendi toplumuanlatýlan nedenden dolayý, isteksiz, gönülülkelerinde olduðu gibi Sosyalizm'in ilan nun liderliðinin; "düþman ile iþbiriliði yapan süz ve soru iþaretleriyle dolu olarak destek edileceði tahminine dayandýrmýþtý. Enosis hainler" suçlamasýndan, dolayýsýyla kendi ile Yunanistan'a baðlanacak olan adada da veriyorlardý. toplumundan kolayca tecrit olmasýndan bir Ada halký bir yandan, Türkiye'nin, böylece Sosyalizme geçilmesi zor nebze olsun koruyordu. Ýngilitere'nin teþviki ile devreye sokulmasýolmayacaktý. Ancak AKEL içerisinde örgütlenmiþ Birinci na ve ada sakinlerinin Yunanistan ve Bu senaryonun AKEL tarafýndan takip Türkiye arasýnda baþlatýlan siyasi pazarlýða Kuþak Kýbrýs Türk Solu için durum vahimdi. edilmesini bizzat Yunanistan Komünist Çünkü onlar, AKEL gibi kendi liderlerlikbaðlý olarak milliyetçi gailelerle parçalanPartisi lideri Zahariades istemiþ, AKEL ise bu politikaya, Komünistlerin Yunan iç lerinin siyasi ülküsü olan Taksim'i destekmasýna ve ayrýþmasýna sahne olurken,

lemiyorlardý. Tam tersine karþý tarafýn Halil Enosis'ine destek PAÞA veriyorlardý. Dolayýsýyla anavatan Türkiye'de, ABD denetimindeki "Anti Komünist bir örgüt ve "ordu içerisinde ordu" olan ve de NATO'nun siyasi, askeri alandaki strateji ve taktiklerine uygun olarak olarak çalýþmakta olan Özel Harp Dairesi'nin doðal hedefi durumuna düþmekteydiler. Çünkü o yýllarda, AKEL içerisindeki Kýbrýs Türk solu, Kýbrýstürk liderliði ile Türkiye devleti ve hükümeti arasýndaki en önemli siyasi baðlaþma olarak ortaya atýlan Taksim politikasýna karþý "düþman"ýn "Enosis" saflarýnda yer almaktaydýlar. O yýllarda Elen ve Türk milliyetçilerinin, her iki toplumun basýn ve yayýn organlarýndaki kýþkýrtýcý yayýnlarý ise, ne yazýk ki adada barýþ içerisinde birarada yaþamý en çok savunan bu azýnlýðýn, yani dönemin Kýbrýs Türk Solunun, kendi toplumundan, hayatta kalanlarýn çoðunun da adadan göçüne neden olacaktý. ...................................................... EOKA'nýn hedefleri arasýnda ilk günlerde ve aylarda Kýbrýslý Türkler yoktu. Ya küçümsediklerinden, ya da hedef büyütmek istemediklerinden dolayý olmalý, Kýbrýslýtürkleri sevmemekle birlikte, Ýngilizler gibi onlara karþý da þiddet uygulamaktan kaçýnmýþlardý. EOKA, Ýngiliz Sömürge yönetimine karþý bir savaþ baþlatmýþtý. Ancak bu savaþtan bir süre sonra, Kýbrýslýtürklerin, Ýngiliz asker ve polis komutanlarýnýn emri altýnda, kendilerine karþý sömürge yönetiminin kolluk kuvveti olarak yönlendirildiklerini görünce, doðallýkla þiddeti Kýbrýslýtürkler üzerine de yönlendireceklerdi. Adalýlar arasýnda uzun yýllar sürecek olan Kýbrýslý Türk- Kýbrýslý Rum çatýþmasý da böylece baþlamýþ olacaktý. Aslýnda EOKA sömürgeciliðe karþý kavga baþlatýrken, hem Elen Milliyetçi, hem Ortodoks bir örgüt olmasý nedeniyle, müslüman Kýbrýslýtürklerden bir yardým istememek konusunda gayet doðal davrandýklarýný düþünüyorlardý. Öte yandan anavatan Yunanistan'ýn "Küçük Asya Felaketi"ne neden olan Türkiye'nin adadaki uzantýlarý olarak görülmeye çalýþanlara karþý da elbette nefret duygularý besliyor olmalýydýlar. Ama galiba baþta aðýr basan faktör Kýbrýsrum liderliðinin, Kýbrýslýtürkleri önemsemeyiþiydi. Kýbrýs Rum Liderliði ile EOKA kadrolarýnýn Kýbrýslýtürkleri önemsememiþ olmasýna karþýn, Ýngiliz yöneticiler hiç de öyle düþünmüyordu. EOKA'yý kuranlarýn düþüncesinde, Ýngiliz Sömürge Yönetimine karþý baþlatmýþ olduklarý bu silahlý savaþýn, Enosis gerçekleþinceye kadar süreceði sabit fikri yerleþmiþti. Yani Kýbrýs Rum Liderliði, Ýngiliz Sömürge Yönetimi'nin Enosis'i içermeyecek olan her türlü siyasi tavizine "oxi" diyorlardý. Sonuçta EOKA'nýn bu sabit ve ýsrarcý düþüncesi, henüz adayý tamamen terketmeye hazýr olmayan Ýngilizlerin, Kýbrýslýtürklerle, Kýbrýslýrumlarýn çoðunluðu tarafýndan destekelen EOKA'ya karþý, sadece askeri olarak deðil, siyasi olarak da yeni arayýþlara girmesini tetkileyen önemli bir nedendi. Ýþte o yýllarda ve bu þartlar altýnda Kýbrýslýtürk liderliði ve Kýbrýslýtürkler ve nihayet Türkiye Ýngiliz Sömürge Yönetimi için sorunun içerisine çekilmesi gereken en büyük onsurlardý olacaktý ve öyle de oldu. -DEVAM EDECEK-


ÖZEL

9

29 AÐUSTOS 2008 CUMA

HAFTANIN GETÝRDÝKLERÝ...

Serhan Gazioðlu


10

29 AÐUSTOS 2008 CUMA

HABER

Bariz ofsaytý görmeyen fanatik misali!.. Ceyda Karan - Radikal Nedenlerin, nasýllarýn giderek daha fazla umursanmaz olduðu bir dünyada yaþýyoruz. Ýyi addettiklerimizin her yaptýðý 'doðru', kötü addettiklerimizin her yaptýðý 'yanlýþ'. Her mevzuyu en nihayetinde 'retorik' þekillendiriyor. Misal ABD yönetimi, Rusya'dan saldýrganlýðý sebebiyle feci tokat yemiþ Gürcistan'a ne hikmetse askeri gemilerle insani yardým mý yollamak istiyor? E, açalým Boðazlarýmýzý caným yollasýnlar, Amerikalýlar 'iyidir', Ruslar 'kötüdür' nasýl olsa. 'Ama bir dakika..' filan demeye kalkmayýn, zira 'Ya Amerikancýsýn ya Rusçu' sorgusuna toslayabilirsiniz. Bir insan hem Galatasaraylý hem de Fenerbahçeli olamaz deðil mi ya! Neyse ki, kendi adýma bu sorudan azadým, zira ben en çok, kültürleriyle yoðrulduðum Amerikalýlarý severim. Boþuna 'insan en çok sevdiðine kýzar, sevmediðini ise kaale bile almazmýþ' dememiþler. Neyse, mevzudan sapmayalým. Rusya Gürcistan'a saldýrganlýðýnýn bedelini iþgalle ödettiðinde, ABD Baþkaný George W. Bush demedi mi, "Uydu devletler ve nüfuz alanlarý yaratma dönemi geride kaldý.. 21. yüzyýlda kabadayýlýk ve tehdit yöntemi dýþ politika icra etmenin yolu olamaz." Býrakýn caným þimdi Irak'ý, Afganistan'ý anmayý filan. Orasý kendileri için neyin iyi olduðunu bilmeyen Ortadoðulularýn coðrafyasý! Koskoca Amerika bizim Karadeniz'i 'nüfuz bölgesi' görecek deðil ya! Onlarýn bütün derdi Güney Osetya ve Abhazya halklarýný pek milliyetçi güdülerle 'özgürlüðe' kavuþturmak isterken boyundan büyük iþlere kalkýþan Gürcistan'a yardým etmek, o kadar. Hem siz hiç dünyada ABD'nin 'nüfuz alaný' yaratmaya çalýþtýðý bir yer biliyor musunuz? Yahut 'kabadayýlýk ve tehdit' yöntemlerini kullandýðýna tanýklýk ettiniz mi? Lütfen, aklýnýza öyle 'kötü kötü' þeyler getirmeyin. Koskoca Bush yalan söyleyecek deðil ya! Hem adý üzerinde 'yetkili ve de etkili' þahsiyetler 'doðrularý' söylemek için var dünyada! Alýn size, Rusya'nýn NATO'daki Daimi Büyükelçisi Dimitri Rogozin geçenlerde dedikleri... Kendisi Sýrbistan'ýn toprak bütünlüðü konusunda 'hiç oralý olmamýþ' Batý sayesinde þubatta baðýmsýzlýðýný ilan etmiþ Kosova'yla; Rusya'nýn Gürcistan'dan zaten de facto baðýmsýz olan, SSCB döneminde de neredeyse hep özerk yaþamýþ Güney Osetya ve Abhazya'yý desteklemesini eþdeðer tuttu: "Ancak Kosova vakasýnda Sýrbistan'ýn toprak bütünlüðünden söz edebilirsek, Güney Osetya ile Abhazya

meselesinde de Gürcistan'ýn toprak bütünlüðünden söz edebiliriz. NATO 1999'daki Kosova savaþýyla Rusya'yý bugün ve gelecekte eleþtirme hakkýný yitirdi." Bu saptama þu akýl yürütme sonucuna tekabül ediyor: NATO'nun 1999'da Sýrbistan'ý bombalamasýnýn gerekçesi neydi? Kosovalý Arnavutlarý Sýrplarýn elinden kurtarmak. Rusya Gürcistan'a niye müdahale etti? Güney Osetyalýlarla Abhazlarý Gürcülerinden elinden kurtarmak için. ABD, Kosovalý Arnavutlarý kurtarmak için Sýrbistan baþkenti Belgrad'ý bombalamaktan çekinmemiþti. Bu bakýmdan Rusya, Gürcü baþkenti Tiflis'i de bombalayabilirdi, sýnýr kenti Gori'yle yetindi. ABD hangi hakla Kosova'yý baðýmsýz bir ülke olarak tanýdýysa, Rusya da Gürcistan'dan ayrýlmak isteyen Oset ve Abhazlarýn kendi kaderini tayin hakkýný tanýyabilir.

Hem onlar kaç kere yüzde 90'larý aþan oranlarda bu iradelerini beyan etti. Þimdi bu muhakeme karþýsýnda kimileri 'Olur mu caným, Amerika iyi, Rusya kötü' diye itiraz edebilir tabii ki. O vakit ne yapacaðýz? 'Ne alakasý var caným, Kosova ile Güney Osetya'nýn' demek bir seçenek. Hem bu cümlecik sayesinde 'neden', 'nasýl yani' gibi sorular da otomatikman ortadan kalkar, 'Yaþasýn pragmatizm!' durumu hasýl oluverir. Ya da geçenlerde bir AB uzmanýmýzýn televizyonda görüþ beyan ederken yaptýðý gibi, Güney Osetya ve Abhazya'da yaþayan ahali için topyekün 'onlar mafyozi' deyip çýkabiliriz iþin içinden. Gel gör ki, birileri þöyle savlar ortaya atarsa, ne yanýt verilir iþte orasýný düþünmek lazým... 1989'da Yugoslavya lideri Slobodan Miloseviç

Sýrp milliyetçiliðini payanda yaparak Kosova'nýn özerklik statüsünü ortadan kaldýrdý. Ayný yýl SSCB içinde yer alan Gürcistan da, Güney Osetya'nýn özerkliðini kaldýrýp bu ülkede tek dilin Gürcüce olmasý gerektiðine hükmediverdi. Ýki ülkede de bu giriþimler, büyük direniþ ve etnik þiddete sebep oldu. Nihayetinde iki örnekte de bir büyük güç askeri kuvvet kullanarak müdahale etti. Tabii tek fark ABD Kosova'dan kilometrelerce uzaktayken, Güney Osetya'nýn Rusya'nýn kapý komþusu olmasý. Haa, bir de NATO Yugoslavya'dan arta kalan ne varsa Kosovalý Arnavutlarýn yüzü suyu hürmetine saldýrdýðýnda, Priþtine de facto Sýrbistan topraðýydý. Oysa Tiflis'in saldýrdýðý Güney Osetya seçilmiþ bir liderliði bulunan de facto baðýmsýz bir cumhuriyetti. Velhasýl Gürcistan, 1990'larýn baþýnda beceremediðini bugün yine yapmaya kalkýþtý, yine beceremedi. Bu muhakeme moralinizi bozmasýn, bütün bu mücadelenin sýrf nüfuz sahibi olmak için verildiði ve giderek tehlikeli biçimde militarize ediliðini filan düþünmeyin. Siz Bush'u dinleyin, 'Yaþasýn özgürlük' deyin, gerisini fazla kurcalamayýn.

Gürcistan Birleþik Komünist Partisinden Açýklama:

“Birlik olalým ve Gürcistan'ý Saakaþvili'nin halk düþmaný rejiminden kurtaralým!” Gürcistan Birleþik Komünist Partisi* Merkez Komitesinin savaþýn sýcak günlerinde 11 Aðustos tarihli açýklamasý: Gürcistan bir kez daha kanlý bir kaos yaþýyor! Gürcü topraðý üzerinde kardeþ kavgasý daha büyük bir þiddetle bir kez daha patlak verdi. Gürcistan Birleþik Komünist Partisinin, Gürcistan'ýn ileri iþçilerinin ülkenin militaristleþtirilmesinin, hükümetin faþizan milliyetçi politikalarýnýn tehlikeleri konusundaki öngörüleri maalesef tamamen gerçekleþmiþtir. Gürcistan otoriteleri, bazý batýlý ülkelerin ve uluslararasý ve bölgesel kuruluþlarýn desteðini arkalarýnda hissederek birkez daha katliamlar organize etmeye giriþtiler. Mevcut otoritelerin Gürcistan halkýna getirdiði utancý temizlemek için on yýllar gerecektir. Amerikan uzmanlarý tarafýndan eðitilmiþ, Amerikan silahlarýyla donatýlmýþ olan Gürcü ordusu, Þinvali kentinin barbarca yýkýlmasýnýn sorumlusudur. Osetler, erkek ve kýz kardeþlerimiz, çocuklar, kadýnlar, yaþlýlar, masum insanlar bombalarla yok edilmiþtir. Þinvali kenti ve çevresinin ikibinden fazla sakini yaþamlarýný yitirmiþtir. Ayný zamanda

Gürcü uyruðundan yüz kadar sivil çatýþma bölgesinde ve Gürcistan topraðýnýn bütününde yaþamlarýný yitirmiþtir. Gürcistan Birleþik Komünist Partisi Merkez Komitesi, öldürülenlerin yakýnlarýnýn acýlarýný derinden paylaþtýðýný ve baþsaðlýðý dileklerini bildiriyor. Bu kardeþ kavgasýnýn, öldürülen binlerce çocuk, kadýn ve yaþlýnýn, Güney Osetya ve Gürcistan yurttaþlarýnýn, bütün sorumluluðu özellikle mevcut baþkana, parlamentoya ve hükümete aittir. Saakaþvili rejiminin sorumsuzluðu ve maceracýlýðý hiçbir sýnýr tanýmamaktadýr. Gürcistan baþkaný ve onun adamlarý hiç kuþkusuz suçludurlar ve suçlarýnýn bedelini ödemek zorundadýrlar. Biz, Gürcistan Komünistleri, Gürcistan'ýn tüm ilerici

düþünceli insanlarý bu canavarca soykýrýmýn örgütleyicilerinin en sert ve resmi bir cezaya çarptýrýlmasý için sonuna kadar mücadele edeceðiz! Gürcistan Birleþik Komünist Partisi dünya kamuoyundan mevcut Gürcistan idaresini Gürcistan halkýyla ve Gürcü ulusuyla özdeþleþtirmemelerini talep etmektedir ve Gürcistan halkýný da Saakaþvili'nin suçlu rejimine karþý mücadeleye çaðýrmaktadýr. Gürcistan'daki bütün politik güçleri, toplumsal hareketleri, bütün Gürcü halkýný, Gürcistan'ý anti-ulusal, Rus düþmaný, faþizm yanlýsý Saakaþvili rejiminden kurtarmak üzere güçlerini birleþtirmeye çaðýrýyoruz! Gürcistan Birleþik Komünist Partisi Merkez Komitesi, Tiflis, 11 Aðustos 2008

Stonewall Ýsyaný’ndan bugüne... Vedat Çetin - Evrensel 1950'lerde resmi psikiyatri çevrelerine göre homoseksüelliðin tedavisi mümkündür -güya bu iyi bir haberdi. O yýllarda bu görüþe karþý çýkan pek az kiþi vardý. Bir baþka önemli not ise 1950'lerin Chicago'sunda on yedi yaþýn altýndakilerin saat ondan sonra sokaða çýkmalarý yasaktý. Amaçlarý topluma, yasalara karþý isyan etmek deðil, toplum tarafýndan kabul görmek ve yasal olarak tanýnmaktý. Onlara yakýnlaþanlarýn ilk izlenimleri, tuhaf tipler ve profesyonelce gelenek karþýtý olduklarý görüþü yaygýndý. Bir süre sonra, toplum içerisinde hep 'hastalýklý bir sürü' gibi olduklarý düþüncesi deðiþerek, 'hoþ insanlar, düzgün davranýþlarýyla etkileyici' olduklarý kanýsý uyanýyordu. Zaten Jim'e göre "eþcinsellerin diðer dýþlananlara doðallýk ve þefkatle yaklaþmalarýný saðlayan cana yakýn bir altýncý hisleri vardýr"... Stonewall'in kahramanlarýnýn toplumsal sorunlara duyarlý, sosyal ve siyasal geliþmelere yakýn duran zeki ve duyarlý insanlar olduklarý vurgusuyla sýk sýk karþýlaþýyorsunuz. Aradan geçen zaman içerisinde sürdürülen tartýþmalar sonucunda, "Ýnsanlarý olmalarýný istediðimiz gibi deðil, olduklarý gibi görmeye çalýþmalýyýz" sözünün etkisi yaygýnlaþýyordu. Bu söz, coðrafyamýzda ve toplumumuzda henüz kabul görmüþ deðil. Haklarýndaki genel kanýyý yýkan ve yaygýn görüþün

deðiþmesini saðlayan en önemli etken New York, Greenwich Village'de bulunan Stonewall Ýsyaný'ydý. Ama oraya gelene kadar birçok önemli aþamalardan geçilmiþ, dernekler kurularak örgütlenmeler gerçekleþtirilmiþ, basýn yayýn alanýnda kendilerini ifade ederek taraftar kazanmýþlardý. Ancak Stonewall Ýsyaný, eþcinsellerin hayatýnda ve geleceklerini ifade etmelerinde bir kilometre taþýydý. Ýsyan tarihe bu adla geçti. Biz de çok bilinmeyen bu tarihsel sürecin ayrýntýlarýný, Martin Duberman'ýn kitabýyla öðreniyoruz. Yvonne, Craig, Jim, Foster, Karla ve Sylvia'dan altý kiþiden oluþan kahramanlarýyla görüþmeler yaparak ortaya çýkan gerçeklere iliþkin tutarsýzlýklarý kontrol etmeleri için taslaðýn tamamlanmýþ halini bu altý kiþiye okutmuþ, katýlmadýklarý noktalara yapýlan vurgulamalarý dikkate almýþ, ancak eldeki kanýtlarýn yorumlanmasýnýn sorumluluðunu kendisi üstlenmekle bu çalýþmasýný baþarýyla sonuçlandýrmýþtý. Ýsyan mekanýna gelince… Stonewall mafyanýn iþlettiði bir bardýr. En popüler gay barý diye bilinirdi. Ayrýca Newyork'ta dans edilebilen mekanlar arasýnda tek eþcinsel erkek barýydý. Sahibi heteroseksüeldi. 'Gangsterlerin yetiþkinlerce satýn alýnmayý bekleyen fahiþe ve piliçler için kurduðu berbat, pespaye bir yer, tam bir ucuz meyhane' þeklinde tanýmlýyordu kitabýn kahramanlarýndan biri olan Jim Fauratt. 28 Haziran 1969'da Stonwall'e baskýn düzenleyen polis, aþaðýlama, itme kakmalarla eþcinsel kitlede gitgide büyüyen ve patlamaya doðru biriken öfkelere neden oluyorlardý.

Polisin ve barýn patronlarýnýn her zamanki beklentilerinin tersine, bu defa barý dolduran kalabalýk baskýya boyun eðmedi ve mücadele etmeye karar verdi. 'Stonewall Ýsyaný' diye adlandýrýlan ve yaklaþýk beþ gün süren çatýþmalarýn sonunda, gay ve lezbiyen hayatýnýn çehresi köklü bir dönüþüm geçirecekti. Ýsyana katýlanlar arasýnda Craig, Jim, Sylvia ve Marsha da bulunuyordu. Polisin o gece saldýrýsýyla çok sayýda yaralý, gözaltý ve tutuklamalarla geçici bir sükunet saðlanmýþtý. Daha sonra Stonewall'de olaylara sebebiyet veren polisler yetersiz kalýnca, Vietnam Savaþý sýrasýnda savaþ karþýtý protestolarýn artmasý sebebiyle kurulmuþ iyi eðitimli bir isyan bastýrma timi olan 'Taktik Devriye Gücü'nü devreye sokmuþlardý. Beþ gün süren isyanda eþcinsel insanlar, öfkelerini heyecan verici bir þekilde ortaya koydular. "Mafyayý ve polisleri eþcinsel barlarýndan çýkarýn!" sloganý, isyanýn amacýný net bir þekilde anlatýyordu. Daha önce Haymarket -1 Mayýs'ýn Romaný kitabý ve Aylak Kerouac ve Toprak Ana- Emma baþlýklý oyunlarý da çevrilmiþ olan Martin Duberman bu kitapla, 1970'teki Eþcinsel Haklarý Yürüyüþü'nde doruk noktasýna çýkan mücadelenin tarihini etkileyici anlatý yeteneðiyle yansýtmaktadýr. Kitabýn Türkçe çevirisi Ceren Günger'in. Eþcinsel insanlarýn sorunlarýný ve çözüm arayýþlarýný, mücadelelerini, eylemlilikleri ve bugüne gelinceye deðin tarihlerini daha iyi anlamak için okunmasý gereken bir kitaptýr Stonewall Ýsyaný.


HABER

11

29 AÐUSTOS 2008 CUMA

Pakistan’da ‘Yeni’ Dönem Ergin YILDIZOÐLU Cumhuriyet

Pakistan Devlet Baþkaný, General Pervez Müþerref, pazartesi günü istifa etti. Müþerref "Ben beþ yýllýðýna seçildim, gitmem" diyerek bir süre direndi. Bush yönetimi Pakistan'daki "adamýný" kaybetmemek için elinden geleni yapmýþtý. Ama sonunda þubat ayýnda kurulan koalisyon hükümetinin istediði oldu, "sivilleþme" aðýr bastý. Böylece Pakistan'da "yeni" bir dönem baþladý… Diyorlarsa da hemen inanmayýnýz. Pazartesi günü Tarýk Ali'nin Los Angeles Times'daki yorumunda vurguladýðý gibi, "Müþerref gitti diye ülkenin sorunlar çözülecek deðil". Dahasý, dünya son yýllarda, bizde de moda olan sözde demokratikleþme, sivilleþme eðilimlerinden, sözde asker - sivil ikilemlerinden çok daha karmaþýk.

Müþerref'ten sonra… The Times of India gazetesi, Müþerref'in istifasýyla ilgili olarak pazartesi günü web sitesine koyduðu yorumunda, bence, biraz da müstehzi bir edayla "Müþerref gittiðine göre koalisyon hükümetinin çalýþmamak için hiçbir mazereti kalmadý" diyordu. Doðru, ama ne için çalýþacaklar acaba? Koalisyonun yapýsýna bakýnca, bana, sivil siyasiler hemen ceplerini doldurmaya, bu arada gittikçe daralan pastayý paylaþmak için birbirlerinin kuyularýný kazmaya çalýþacaklar gibi geliyor. Koalisyona bakar mýsýnýz? Baþbakan, Pakistan Halk Partisi'nin lideri, suikasta kurban giden Benazir Butto'nun kocasý, "Bay yüzde 10" olarak bilinen Asif Ali Zardari. Ortaðý Pakistan Müslüman Birliði lideri, Pakistan'ýn en zengin iþadamý ve yolsuzluk dosyasý son

Özkan Yýkýcý

derecede kabarýk Navaz Þerif. Pakistan siyaseti coðrafyasýnýn bu geleneksel iki rakip partisinin bir koalisyon kurmayý baþarmasýnýn tek nedeni Pervez Müþerref'ten kurtulmaktý. Müþerref 1999'da, yolsuzluklarý skandal düzeyine çýkan Navaz Þerif hükümetine karþý darbe yapmýþ, 2002 yýlýnda yaptýðý bir anayasa deðiþikliðiyle, hakkýnda tonlarla dosya olan Benazir Butto'nun tekrar Baþbakan olmasýnýn önünü kesmiþti. Pastaya gelince, hýzla daraldýðý bir gerçek. Neo-liberal model, burada da karaya oturmuþ durumda. Maliye Bakaný Þokat Aziz, özelleþtirmeleri, kamu hizmetlerini tasfiye etmeyi hýzlandýrdý. Ama iþ çevrelerine yakýn The International News gazetesinin editörünün kabul etmek durumunda kaldýðý gibi, sýcak parayla finanse edilen ithalatý körükledi, büyük bir dýþ açýk sorunu yarattý (18/08). Diðer ekonomik göstergeler de iyi deðil. Enflasyon yüzde 15 düzeyinde. Ancak yoksullarýn temel gereksinimlerinden margarin, buðday, doðalgaz gibi mallarda yýlýk enflasyon yüzde 2030 arasýnda seyrediyor. Haziran ayýnda yapýlan bir kamuoyu yoklamasý, halkýn yüzde 86'sýnýn günlük

'Önemli olan sivilleþme ve demokrasi…' Her þeye raðmen iki nokta vurgulanabilir. Birincisi, önemli olan "sivilleþme", "demokratikleþme", nasýl olsa bir çare bulunur. Ýkincisi, siviller ABD Savunma Bakan Yardýmcýsý Negroponte'nin, Büyükelçi Patterson'un Müþerref'i görevinde tutmaya yönelik

baskýlarýna direndiler. Bunlar önemli noktalar. Ancak burada da görünene fazla inanmakta yarar var. Birincisi, Tarik Ali'nin iþaret ettiði gibi, koalisyon hükümeti, Müþerref'i devirme operasyonuna, Genelkurmay Baþkaný Aþfak Kayani'nin, ordunun tarafsýz kalacaðýný garanti etmesinden sonra baþlayabildi. Kayani, Müþerref'in yetiþtirmesi, ABD'nin ülkedeki ikinci adamý, ordu da Pakistan'ýn en büyük sermaye grubu. Sivillerin ABD'ye Müþerref konusunda direnmelerine gelince,

Ekvador’da yeni anayasaya doðru... Ekvador'da kurucu meclis tarafýndan hazýrlanan yeni sosyalist anayasanýn onaylanmasý için düzenlenecek 28 Ekim referandumuna yaklaþýrken, devlet baþkaný Rafael Correa da yeni anayasaya dönük kampanyasýný geçtiðimiz hafta binlerce kiþinin katýldýðý bir mitingle sürdürdü. "Yeni anayasamýz, seçkinler ve mafya örgütleri tarafýndan yönetilen eski Ekvator'u yýkacak, asla geçmiþe dönmeyeceðiz, bu nihai savaþý kazanacaðýz" diye konuþan Correa, Ekvador'un bundan sonra eþit, adil ve özgür bir ülke olacaðýný, yeni anayasanýn da bu dönüþümün temel

NEDEN KONUÞMUYORUZ?

ünyadaki tek eksenli sermaye kýsgacý bizde dahada aðýr þekilde hisediliyor. Artan yerel zamlardan ülke sorununa dek ele alýnýp deyerlendirilecek olay bolca vardýr. Ayrýca son Kafkas tetiklemesiyle sistemsel genel taþlar daha krizli oynuyor. Bir yanda sýnýfsal derinleþen yaþam gerçeyi, öte tarafta týkanan sermaye ekonomisindeki ardarda gelen bunalýmlar sarsýcý oluyor. Bunun yanýnda egemen siyasetin bölge yeniden oluþum projesi adeta sarsýcý þekilde geliþmeler yaratýyor. Tüm bu bilinen yaþama raðmen hala doðru dürüs deyerlendirme yoktur. Bu artýk genelde söylenen þu gerçekle yeniden örtüþmeyi yaratýyor: "Solun eksiklikleri daha da derinden hisediliyor". Sýcaklara karþýn hakikaten hem konuþulmasý hemde deyerlendirilmesi için önümüzde oldukça can alýcý geliþmeler oluyor. Yerel zamlar ve ikide bir söylenen Kýbrýs sorunu yanýnda bölgede kaynayan siyasetin fýrtýna habercisi oluyor. Hep vurguladýðýmýz ama en küçük önem vermediyimiz gerçek karþýmýzda durdu. Ne diyorduk; "Kýbrýs olaylýnda uluslararasý etki oldukça fazladýr". Bunu söyleriz ama sora adeta "bize ne" diyerekte en önemli etki yapacak geliþmeleride duymak dahi istemeyiz. Buna birde adýný sol koyup özde sistemin dilini, neoliberal ezberle sermaye sözcülükleri yapýlmasý sonucu da resmen sosyalizmide kirleterek neoliberal beyinsel yýkamayla emperyalisleþtirilenler

D

temel gereksinimlerini karþýlamakta zorluk çektiðini, bundan da sivil hükümeti suçladýðýný gösteriyordu.

taþý olduðunu belirtti. Yeni anayasa referandumuna yaklaþýrken hükümeti istikrarsýzlaþtýrabilmek adýna þiddet olaylarýnýn provoke edilebileceðini de belirten Correa, güvenlik güçlerinin gereken önlemleri alacaðýný ve herhangi bir provokatif eyleme tolerans gösterilmeyeceðini de sözlerine ekledi. Öte yandan geçtiðimiz haftalarda yapýlan kamuoyu yoklamalarý ad halkýn en az %60'ýnýn yeni anayasayý onaylayacaðýný gösteriyor. Anayasanýn onaylanmasý ise referandum katýlýmcýlarýnýn en az %50'sinin "evet" oyu vermesiyle gerçekleþecek.

oldu. Peki hakikaten bizi direk sarsacak neler oluyor? En baþta Büyük Orta doðu projesi ile ardýndan þimdi de Avrasya fitiliyle Kafkaslardan Pakistana dek uzayan bir siyasal kaygan zemini oluþtu. Bu nedenle bölgede öneriler çatýþmalar ve bazý sermaye eksenli kuruluþlu beyin cimnastikleri yapýlmaktadýr. Bakalým son zamanda neler oluyor: Bir kez, Buþ son dönemlerinde adeta bazý kalýcý hamlelere baþladý. ýrakta en azýndan tüm bataklýk duruma raðmen, kalýcýlaþtýrma adýna anlaþmayla Amerikan üstlerine resmen zemin oluþturuluyor. Baþkan yardýmcýsý Çeni ise þirketlerini bu ülkedeki petrol pastasýnýn yasal sahibi yapýyor. israil ise Filistin olayýna bazý topraklar verip uydu devlet izni ile bir çok þkali tutmaya çalýþýyor. Birde Elfwetihi yanýna çekip adeta bu sorunu erozyonla izolasyonla da bir noktaya taþýma peþindedir. Amerika öylesine tavýr koydu ki artýk diplomasi alanýnda kendi yandaþlarýna yaptýrmak durumunada geldi. SOn israil Suriye olayýndaki Türkiye tutumu bunun en yalýn gerçeyidir. Orta doðuda hala karþýt olmamasýna ayni sistem içi duruma karþýn istenen tam olamazken, ansýzýn Avrasya projesine tetiklenme yapýldý. Umulmadýk Gürcistan geliþmesi ile taþlar oynanýrken, artýk bölgesel güç Rusya kuþatýlýp parçalanma stratejisine karþý durdu. Rusya genel dünyada deyil Kafkaslarda baþlayan oyunun giderek kendine uzanacaðýný biliyor. Üstelik En baþta Amerikayla yapýlan anlaþmalara raðmen, önce baltýk ülkeleri þimdide Ukrayna Gürcistanýn natoya alýnmasý, Polonya Çek askeri füze radar olayý elbet Kuzey Kore için deyil Avrasya stratejisinin halkalarý olduðunu en azýndan sistemi biraz izleyenler bunu anlar. Pek beklenmeyen Gürcistan Osetya olayýndaki Rus çýkýþý sorasý Amerika karþý hamlelere giriþti. Bence çok tehlikeli Karadeniz oyunu baþladý. Amerikan gemilerinin Karadenize

bunun arkasýnda, egemen sýnýfýn, yükselen ve sertleþen Ýslami hareketin etkisinden korkarak, can havliyle bir uzlaþma arama çabasý var. Ancak gerçekleþme olasýlýðý gerçekten çok güçlü iki eðilimin kesiþerek, yeni bir askeri müdahaleyi gündeme getirmesi söz konusu olabilir. Birincisi, koalisyon ortaklarý birbirine düþer ve Ýslamabad'dan savunma konularýnda uzman Talat Mesut'un iþaret ettiði gibi zaten felç olmaya baþlayan devlet makinesi (Christian Science Monitor, 18/08) tümüyle iþlemez hale gelir, ekonomik durum daha da bozulur, orta sýnýfýn toplumsal muhalefeti yeniden yükselmeye baþlar. Ýkincisi, sivil hükümet, kendi siyasi ittifak kaygýlarýndan dolayý, Afganistan sýnýrýndaki otonom aþiretler bölgesinde gittikçe güçlenen, Pakistan içinde intihar bombacýlarýyla, Afganistan'a giden NATO konvoylarýna yönelik, artan sýklýktaki saldýrýlarla etkilerini hissettiren Taliban yanlýsý, köktendinci militan gruplara karþý gereken sertliði gösteremez, ABD'nin askeri operasyonlarýný engellemeye ya da zorlaþtýrmaya çalýþýr. Bu koþullarda, "siyasiler yine her þeyi berbat ettiði için" Kayani'ye veya bir baþka generale, ABD'nin de desteðiyle siyasete yeniden çekidüzen vermek görevi düþebilir. Radikal Ýslamýn, baðnaz feodalitenin, yarý iþbirlikçi, yarý korsan sermayenin kýskacý, ABD'nin "terorizme karþý savaþ" dediði emperyalist projenin baskýsý altýndaki Pakistan halkýna þimdilik baþka bir gelecek görünmüyor. Bu gerçekleri göz önüne almadan demokratikleþmeden ve sivilleþmeden dem vuranlar da, en fazla, taraflardan birinin bir süre için cebini doldurma döneminin aracý oluyorlar…

girmeleri hem anlaþmalarca tartýþmalý, hemde esasýnda krizdeki karþý hamle olmaktadýr. Oynanan bu taþlarýn nereye gideceyi belirsiz. Bilmem Pakistandaki hepsinin Amerikancý olmasýna raðmen hem devletsel kriz hemde gidrek artan bölücülük ayrýþma eylimleri, Afkanistanda yýllarýn iþkaline karþýn artan direniþ de eklenince elbet düþünülmeye deymnezmi? Bu geliþmeler dahi adý ne konursa konsun ülkemizdeki siyasal açýlýmlarý mutlaka etkileyecektir. Bizde boþ konuþmayla sanki Mehmedali iþi bitirecek veya güven olayý hep vurgulanýyor. Kimse sormuyor görüþmelerde ne istenecek: Neler olacak: Her anlaþmanýn doðru olacaðý mutlaklýkta içi boþ destek sözleri veya karþý çýkmalarýn ötesine gidilmiyor. Tabi görüþme denilirken de durmadan yaðmalamalar, kamu yerlerinin dahi talan ediliþi, yeþil sermaye kuþatýlmasý hiç konuþulmaz. Bunlar da olurken yok gibi davranýþ "liderlere destek" denip hangi noktadaki olduðu söylenme cesareti dahi yoktur. Bundandýr ki hep resmi istemler öne çýkarak barýþçýlarýn da sözleri karþýp banbaþka çorba oluyor. Amerikanýn etkinlik yapacaðý, günümüz siyaseti ise ortadayken içsel hiç bir önerinin olmamasý adeta en basitiyle handikaptýr. Türkiye rol alýrken, Amerika bazý tetiklemeler yaparken biz bunlarý hep yok sayýp tartýþmadan sadece iþ yerini bulsun barrýþçýlýklta kalýrsak belki alkýþlayacaðýmýzýnda ne olduðunu bilmeden takýlýp gideceyiz. Sonuç olarak bölgede yeni siyasal mevziler açýldý: Bu genel sistemsel oyundur: Bu stratejinin nreyeulaþacaðý belli deyildir. Ancak hep vurguladýðýmýz "uluslrarasý etkinlik" olayý doðru ise en azýndan son geliþmeleri mutlaka deyerlendirmek gerekir. Öylesine dýþ etkene açýk ama buna karþýn hiç konuþmayan ada insaný her zaman gafil avlanmaya, cihalet söylemi yapmaya açýktýr.

yenicag@yenicag.com.cy


12

29 AÐUSTOS 2008 CUMA

HABER

Kültür Bakanlýðý Yýlmaz Güney’i silmiþ Kültür Bakanlýðý'nýn arþivi, Yeþilçam'dan günümüze Türk filmleri, hayatýn her alanýndan belgeseller ve Türkiye'de çýkmýþ tüm müzik kasetleriyle, film ve müzikteki geliþime tanýklýk ediyor. Kültür Bakanlýðý'nýn Ankara AKM binasýnýn altýndaki arþivde yaklaþýk 6 bin 700 sinema filmi saklanýyor ama aralarýnda hiç Yýlmaz Güney filmi yok. Eski-yeni tüm Türk filmleriyle bir nevi Türk sinema tarihi sunan arþiv hakkýnda, Telif Haklarý ve Sinema Genel Müdürü Abdurrahman Çelik'in verdiði bilgiye göre, bakanlýðýn arþivinde, bugüne kadar kayýttescil iþlemine tutulmuþ yaklaþýk 6 bin 700 civarýnda 35 mm sinema filminin yanýnda, 20 bin civarýnda CD, 22 bin-25 bin civarýnda da kaset formatýnda müzik yapýmý bulunuyor. Arþivin en eski filmi, Memduh Ün'ün 1960 yapýmý 'Kýrýk Çanaklar'ý. Ayrýca, Metin Erksan'ýn 1962'de çektiði 'Yýlanlarýn Öcü', Halit Refið'in 1964 yýlýnda filme aldýðý 'Gurbet Kuþlarý', 1966 yapýmý 'Ah Güzel Ýstanbul', 1967 yapýmý 'Kýzýlýrmak Karakoyun', Ayhan

Iþýk'ýn oynadýðý 1968 yapýmý 'Erikler Çiçek Açtý' da bozulmadan arþivde duruyor. Orijinal afiþi Milli Kütüphane'de bulunan Atýf Yýlmaz'ýn 'Selvi Boylum Al Yazmalým' filmiyle, yine ünlü yönetmenin, Müjde Ar'ýn oyunadýðý 'Ah Belinda' ve 'Asiye Nasýl Kurtulur' ile 'Eðreti Gelin' filmleri de arþivde. Arþivdeki filmler, sadece raflarda kalmayýp, dünyayý dolaþýyor, Türk sinemasýný 40'ý aþkýn ülkeye tanýtýyor. Arþivde, yýlda yaklaþýk 350 civarýnda film sirkülasyonu olduðunu belirten Çelik, bu yýlýn ilk altý ayýnda da Türk filmlerinin yaklaþýk 40 ülkeyi gezdiðini dile getiriyor. Yurt dýþýna gösterime giden filmlere Ýngilizce, Fransýzca, Ýtalyanca, Almanca, Ýspanyolca, Rusça, Japonca ve Arapça alt yazý yazdýrýlýyor, pozitif kopyalarý gönderildiði için orijinalinin kaybolma riski bulunmuyor. En çok dilde alt yazýsý olan film ise Sýrrý Süreyya Önder ve Muharrem Gülmez imzalý 'Beynelmilel'... Çeþitli festivallerdeki ödüllerin yaný sýra 14. Altýn Koza Film Festivali'nden altý ödülle

ayrýlan filmin, Ýngilizce, Fransýzca, Almanca, Rusça, Arapça ve Ýspanyolca olmak üzere altý dilde alt yazýlý kopyasý var. Ayrýca, Barýþ Pirhasan'ýn 'Adem'in Trenleri', Biket Ýlhan'ýn 'Mavi Gözlü Dev', Ömer Kýzýltan'ýn 'Takva' ve Derviþ Zaim'in 'Cenneti Beklerken' adlý filmlerin dört dilde, Abdullah Oðuz imzalý 'Mutluluk' ile Memduh Ün'ün çektiði 'Zýkkýmýn Kökü' adlý filmin de üç dilde alt yazýsý var. Arþiv, ayný zamanda ünlü yönetmenlerin, rejisörlük serüveninin sergisi gibi... Türk sinemasýnýn auther'lerinden Ömer Kavur'un, 'Körebe', 'Anayurt Oteli', 'Gece Yolculuðu' ve 'Akrebin Yolculuðu', Halit Relið'in 'Teyzem', 'Kurtar Beni', Yavuz Turgul'un 'Gölge Oyunu', Þerif Gören'in 'Derman', Tunç Baþaran'ýn 'Piyano Piyano Bacaksýz', Ferzan Özpetek'in 'Hamam' ve 'Harem Suare', Ömer Lütfi Akad'ýn 'Vesikalý Yarim', Derviþ Zaim'in 'Filler ve Çimen', Zeki Demirkubuz'un 'Masumiyet', Çaðan Irmak'ýn 'Babam ve Oðlum' ve Yüksel Aksu'nun 'Dondurmam Gaymak' gibi filmleri, arþivin raflarýnda yönetmenlerinin bibliyografisini sunar gibi

sýralanýyor. Ancak, Yýlmaz Güney'in filmlerinden hiçbirinin arþivlerde bulunmadýðý belirtildi. 1983'ten beri eksiksiz Arþivde

‘Aþýrý Saðcýlar Almanya'da Güçleniyor' Ýstihbarat teþkilatlarý Avrupa'nýn çeþitli ülkelerindeki aþýrý saðcý ve ýrkçý oluþumlarýn yeni bir güç birliði içinde olduklarýný bildiriyorlar. Konuyla ilgili raporlarýn ortaya koyduðu en çarpýcý bulgu, aþýrý saðýn kabuk deðiþtirerek, daha organize ve entellektüel bir çizgide yol aldýðý tespiti. Almanya'daki aþýrý saðcý çevreler ise Avrupa genelinde olduðu gibi Almanya`da da aþýrý sað akýmlar güçleniyor. Özellikle Almanya'da aþýrý saðcýlarýn iþlediði suçlarda ve kiþilerin saldýrýlarýna uðrayan kurbanlarýn sayýsýnda da artýþ yaþanýyor. Bu arada Alman Neo-Nazilerin yeni bir strateji izleyerek gayrimenkul almaya yöneldiði haber veriliyor. Nitekim Almanya'nýn baþkenti Berlin'de, Avrupalý aþýrý saðcýlarýn beyin takýmýnýn bir villa alarak yeni bir yapýlanmaya gitmesi, ülkedeki göçmenleri ürküten bir geliþme daha rahat miting ve propaganda çalýþmalarý yapabilmek için gayrimenkul almaya yöneldi. Miting

Yýlper Ýþçioðlu

ve gösterileri polis tarafýndan engellenen gruplar, geniþ arazilere sahip çiftlik evleri ve malikhaneleri satýn alarak bunlarý toplantý merkezi haline getiriyor. Alman polisi, son dönemde 50'ye yakýn ve özel mülk oldugu için polisin giremediði dev gayrimenkülün Neo-Nazi gruplar tarafýndan satýn alýndýðýný açýkladý. Bunun en son kanýtý, Ýsveç`te aþýrý sað faaliyetleriyle tanýnan iþadamý Patrick Brinkmann'ýn, baþkent Berlin'de devasa bir villa satýn almasý. Kentin en zengin semtinde 3.3 milyon Euro'ya satýn alýnan, yüksek duvarlar ve güvenlik kameralarý ile korunan villanýn 'Kontinent Europa', yani 'Avrupa Kýtasý' adlý aþýrý saðcý vakfýn merkezi olduðu biliniyor. Aþýrý saðcý entellektüellerin üyesi olduðu vakýf, 'Amerikan hegemonyasýndan baðýmsýz ve yabancýlardan temizlenmiþ bir Avrupa' istiyor. Söz konusu binada vakýf üyeleri seminer ve konferanslar düzenliyor. Hitler'in Nazi döneminde de baþkent olan

Kazanan kim?

Omuzlarýnýn üzerindeki yerde, bir þeylerin olduðunu ve o þeyin içinde de baþka þeylerin olduðunu gösterme gayreti ile, ne olduklarýný kendilerinin de bilmediði, anlamadýðý þeyleri sabit fikir sanan zihniyet, ablak suratýný göstermeye devam etmektedir. ''Ýþte gizli yeni ÝTEM!'' diye ilan edilen; resminin, devletinin, gizlisinin sözcüsünün esasý ile karþýlýklý ikizleme yapmasýdýr. Bu iþler bu þekilde olmaktadýr, çünkü. Kimseye haksýzlýk yapmak istemem ama bir; babanýn, ananýn, kardeþin, kýz kardeþin, eniþtenin, amcanýn vs…, rehin tuttuðu yakýnlarýný iþaret ederek, ''istediklerimi yapmazsanýz bunlarý keserim!'' diye evinin balkonundan haykýrmasýnda olan þantajýn bir benzeri bu olayda da vardýr. Kýbrýs meselesini Güneyden ayrýlarak, ayrýlmak zorunda býrakýlarak Kuzeye göçen insanlar yaratmamýþlardýr. Kýbrýs meselesinin sebebi de sonucu da bellidir. Güneyden göçen bu insanlardan ölenlerin mezar taþlarýna Güneyde, bir zamanlar yaþadýklarý yerlerin isimleri hala yazýlmaktadýr. Demek ki yaþanmak ve ölünmek istenen

Berlin'de, 75 yýl sonra benzer ideolojileri temsil eden bir oluþumun varlýðý tedirginliðe ve tepkilere neden oluyor. Yeþiller Partisi Berlin milletvekili Bilkay Öney, güvenlik yetkililerinin zamanýnda uyarýda bulunmadýðýný belirterek, aþýrý saðýn yükseliþine seyirci kalýndýðýný savunuyor. Yeþiller Berlin Milletvekili güçlenen aþýrý saðla mücadelenin sadece politik platformda deðil, sosyal zeminde gerçekleþmesi gerektiðini söylüyor ve söz konusu villanýn bulunduðu semtdeki insanlara da önemli bir görev düþtüðünü belirtiyor. Bu arada istatistiklere göre Almanya'da aþýrý sað suçlardaki artýþ kaygý verici boyutlara ulaþtý. Buna göre, bu yýlýn Ocak-Mayýs aylarý arasýnda kayýtlara geçen aþýrý sað saldýrýlarýn sayýsý 5 bin 950 olarak açýklandý. Bu rakam ise, geçen yýlýn ayný dönemine göre bin 500 daha fazla suç iþlendiði anlamýna geliyor. Bu saldýrýlarda bir kiþi öldü, 370 kiþi ise yaralandý.

yere özlem bitmemiþtir ve hala duyulmaktadýr. Bu insani bir duygudur ve emeðe saygýdýr da ayný zamanda. Evi olanýn evine dönmesi barýþ iþlerini sadece kolaylaþtýrýr. Bunu, bir tehdit gibi görme ve göstermenin þantajdan baþka bir anlamý yoktur. ''Yeni yasa ile hak sahipleri Rum Yönetimi'nin insafýna terkediliyor ve Rumlarýn mülkiyet politikasýna hizmet ediliyor.'' Diyerek aslý ile ikizlemeye devam etmektedir; resminin, devletinin, gizlisinin sözcüsü. Bu rehine edebiyatýný çok izledik uzun ömrümüz süresinde. Bunlar garip iþler deðildir. Bu iþleri yapanlardýr asýl garip olanlar. Ne olmuþ yani rehinelere bu güne kadar? Kendinden menkulün adý isterse; muhalif, demokrat, solcu, saðcý, enternasyonalist veya milliyetci olsun, herkesin açýklamalarýný defaatle dinledik, okuduk. Ne oldu? Dedikleri þu; '' biz, koroda iken koronun söylediklerini, solistken de solo söyleriz.'' Deðiþmeyen güfte ve bestedir. Personelin ismi deðiþir sadece. Suratlarýna ablaklýðý veren, emmekte olduklarý tombul memenin sütünün hiç bitmeyeceði ve veya bu tombul memenin aðýzlarýndan hiç çekilmeyeceði umududur. Ummak, o tombul memeden de güzeldir. Ummak, acaba bunlardaki gibi hiç mi yargý içeremez? Bu gün bitirdiði, tamamladýðý, beklide doktorasýný yaptýðý hukuk tahsili(?) ve derin stajýndan sonra bir oy verecek olmanýn torpili ile girdiði iþinde, örneðin, elinde paslý bir þey ile; onlarýn, yüzlerin, binlerin, on binlerin, yüz binlerin elektriðini, suyunu, telefonunu, saðlýk hizmetini, eðitimini kesen yargý veya sabit zihniyet bu ummanýn sonucunda ayakta tutulmaktadýr. Ne yani? Güneydeki mülkü için feragatname imzalayan rehine Kýbrýslýlar kurban, kaybeden, Kuzeyde oturan Kýbrýslýlar ile Kuzey Kýbrýs'a gelerek yer-

1968-71 öðrenci hareketleri ile Kýbrýs'la ilgili 1963-1974 yýllarýna ait görüntülerin yaný sýra, Atatürk görüntüleri de var. Belgeseller arasýnda, Atatürk dönemindeki Cumhuriyet Bayramý törenleri, milli mücadele yýllarýnda Atatürk ve silah arkadaþlarý ile ulu önderin vefatýndan sonra naaþýnýn Anýtkabir'e getiriliþi gibi görüntüler hala korunuyor. Ayrýca, 1920 yapýmý 'Atatürk Filmleri' ile Abidin Dino'nun 1933 yýlýnda çektiði 'Türkiye'nin Kalbi Ankara' belgeselinde, Atatürk'ün unutulmaz görüntüleri, gelecek nesillere de gösterilecek þekilde muhafaza ediliyor. 1983'ten beri kayýt tescil iþlemi zorunlu olduðu için arþivde 1983'ten beri çýkan bütün müzik eserleri ve Türk filmlerinin kopyasýnýn eksiksiz olduðunu belirten Abdurrahman Çelik, arþivin teknolojiye uygun olarak dijital ortama aktarýlmaya baþladýðýný da sözlerine ekledi. (aa)

leþenler kurban deðil de up luck mýdýr? Rehinelerden kimin kurtulabileceðine karar veren kim? Stockholm sendromundan hiç mi haberimiz yok? Bir asýr önce ethno-centrisme dayalý bir tür milliyetçilik, þovenizm yapýlýyordu. Napolyon'un chavuni ve hitlerin nazileri bunlara örnektiler. Bir milenyum önce ise insanlar, emperyalizmin marifeti ile derilerinin renklerine göre ýrklara bölünmüþlerdi. Çaðýmýzda bu saçmalýklar yasaklanmýþ, ayýplanmýþ ve ortadan kaldýrýlmýþtýr. Buradaki bölücülüðün amacý bu yasaklarý delmek deðildir elbette. Bunu savunanlarýn derdi, kendi paylarýna düþen ganimetin miktarýný artýrmaktýr. Acayiplikleri ise hala kravat takýp dolaþmalarýndadýr. Ne demiþti büyük bir Türk büyüðü? ''Ama mutfakta ben varým yaaa!'' Yaaa??? Yeniçeri ve sipahi yenilmiþ, ricat etmiþ ortada kalan aþçý yamaðý elindeki kevgir ile sanal bir düþmaný, ganimetten birazýný alan Güneyden gelen ve kendisi gibi rehine olan kardeþini kovalamaktadýr. Ya sonra, ne olacak bundan sonra? Papazýn þiirindeki gibi, ''beni almaya geldiklerinde bir þey söylemek için geriye kalan yoktu!'' En son kovalanan, sýranýn kendisine hiç gelmeyeceðini düþünen ablak, olacak deðil midir? Bu gün tam bir türkü günüdür. Geliniz; yazýp, çizip, okuyup tartýþacaðýmýza bir türkü söyleyelim. Mesela, Cem Karaca'nýn ''denize düþen uçak'' isimli türküsü bu sahneyi iyi bütünler. Aþçý yamaðýnýn kevgirinin tepsiye sürünme sesi ile baþlýyoruz. Ha de, alýþkýn olduðumuz þekilde; koro halinde veya tek tek solo olarak, ama güfte ve beste ayný, deðiþmez! yenicag@yenicag.com.cy


REKLAM

13

29 AÐUSTOS 2008 CUMA

www.bilban.org

ÞÝVKAN MÜHENDÝSLÝK

Ayrýca Çalýþma Dairesi Yetkili Mühendisi olarak

Her türlü mekanik proje iþlerinizde hizmetinizde

u Mekanik Bilirkiþilik Hizmetleri u Kompresör, Buhar kazaný, Forklift, Vinç, vs. Testleri yapýlýr

u Sýhhi Tesisat u Isýtma u Soðutma

u Havalandýrma u Yüzme Havuzu u Altyapý Projeleri

Adres: Bedreddin Demirel Cad. No:13 Kat 1 Daire 3, GÝRNE, DERYA BUTÝK üzeri Ofis Tel: 816 1087 Fax: 815 7144 Ev: 815 4418 Cep: 0533 861 2004

RAL-KAN AUTO SOLUTION ENGÝNEERÝNG LTD Makina mühendisligi alanýnda sundugu çözümlerle hizmetinizdedir. Þht. M. Ruso Cad. Çelik Apt. Kat 1 Daire 4 K.Kaymaklý, Lefkoþa TEL: 0392 229 10 21 FAX: 0392 22912 65 TEL: 0533 863 76 11


14 Saakaþvili: Ruslar blöf yapýyor sandým Gürcistan Devlet Baþkaný Mihail Saakaþvili, Güney Osetya krizi öncesinde Rusya'nýn blöf yaptýðýný ve Abhazya'ya saldýracaðýný düþündüðünü söyleyerek deðerlendirmelerinin hatalý olduðunu itiraf etti. Gürcistan Devlet Baþkaný Mihail Saakaþvili, Fransýz Liberation gazetesinde bugün yayýmlanan röportajýnda, Güney Osetya'nýn Rusya için önemsiz bir toprak olduðunu düþündüðünü, ilk gerilimi blöf algýladýðýný ve her þeyi durdurabileceklerini sandýðýný söyledi. Gürcü lider, "Bu hatayý yaptým çünkü gerçek saldýrýyý Abhazya'ya bekliyordum. Rusya'nýn Tiflis'e saldýrabileceðini düþünmedim" ifadelerini kullandý. Saakaþvili, Rusya Federasyonu Konseyi'nin Güney Osetya ve Abhazya'nýn baðýmsýzlýklarýnýn tanýnmasý için yaptýðý çaðrýyý ise "Avrupa'nýn sýnýrlarýný güç kullanarak deðiþtirme giriþimi" olarak niteledi. Bu giriþimin Rusya da dahil her taraf için feci sonuçlarý olacaðýný savundu. Saakaþvili, ateþkes saðlanmasýndaki çabalarýndan ötürü Fransa Cumhurbaþkaný Nicolas Sarkozy'ye minnet borcu olduðunu da söyledi ve "Eðer AB dönem baþkanlýðýný küçük bir ülke yürütseydi veya Sarkozy tatilde olsaydý, muhtemelen Rus tanklarý þu anda Tiflis'teydi" þeklinde konuþtu. Gürcistan'ýn þu anda her zamankinden daha fazla NATO ve AB üyelik perspektifi olduðunu belirten Saakaþvili, artýk SSCB olmadýðýný söylediði Rusya'nýn NATO'ya karþý zafer kazandýðý izlenimi vermeye çalýþtýðýný, bunun doðru olmadýðýný, uzun vadede bu oyunu kazanamayacaðýný, Rus yöneticilerin parayý çok sevdiðini ve Batý'ya çok baðýmlý olduklarýný dile getirdi.

Ali Sarýtepe

29 AÐUSTOS 2008 CUMA

HABER

CSU, Sol Parti’ye karþý ‘Haçlý Savaþý’ açtý Bavyera eyaletinde Eylül ayý sonunda yapýlacak parlamento seçimleri öncesinde, eyalette tek baþýna iktidar olan Hýristiyan Sosyal Birlik (CSU), yüzde 5 barajýný aþma þansý olan Sol Parti'ye 'Haçlý Savaþý' ilan etti. Bavyera eyaletinde Eylül ayý sonunda yapýlacak parlamento seçimleri öncesinde, eyalette tek baþýna iktidar olan Hýristiyan Sosyal Birlik (CSU), yüzde 5 barajýný aþma þansý olan Sol Parti'ye 'Haçlý Savaþý' ilan etti. Süddeutsche Zeitung'a demeç veren CSU Baþkaný Erwin Huber, "Eðer gerekiyorsa, Oskar Lafontaine'nin Sol Parti'sine karþý sert bir tutum alýr, Haçlý Savaþý ilan ederiz. Sol

Parti'nin geliþerek Bavyera'da parlamentoya girmesini engelleyeceðiz" dedi. CSU Genel Sekreteri Christine Haderthauer yaptýðý açýklamada, seçim kampanyasý sýrasýnda en önemli rakiplerinin Sol Parti olduðunu söyleyerek, 28 Eylül'e kadar eyalette Sol Parti þahsýnda sol düþmanlýðý yapacaklarýný ilan etmiþti. Huber de, Haderthauer'in bu çýkýþýna tam destek verdi. CSU özellikle de Hessen eyaletinde Sol Parti'nin dýþarýdan desteðiyle SPD-Yeþiller Hükümeti'nin kurulmasý planlarýný öne çýkararak, benzer bir durumun Bavyera'da olmamasý için seçmenlere SPD'ye destek

Filistinli mahkumlar serbest Ýsrail, Filistin Özerk Yönetimi'ne iyi niyet jesti olarak 200 Filistinli tutuklu ve hükümlüyü serbest býraktý. Sebest býrakýlanlar arasýnda, Ýsrail cezaevinde en uzun süre hapis yatmýþ olan Filistinli mahkûmlardan Said el Attaba ve Muhammed Ýbrahim Ali de bulunuyor. Ölümle sonuçlanan saldýrýlara karýþmaktan suçlu bulunan el Attaba ve Ali'nin serbest býrakýlmasý Ýsrail'de bir çok önde gelen politikacý tarafýndan, bunun karþýlýðýnda hiç bir ödün alýnmadýðý gerekçesiyle eleþtiriliyor. Tutuklu ve hükümlülerin serbest býrakýlmasý Amerikan Dýþiþleri Bakaný Condoleezza Rice'ýn bölgeye düzenlediði bir geziyle ayný zamana rastlýyor. Rice bölgede, Ýsrail ve Filistinliler arasýnda yýl sonuna kadar bir barýþ anlaþmasý imzalanmasýný saðlamaya çalýþmak için bulunuyor.

Serbest býrakma kararýna tepkiler Kendi vatandaþlarýnýn öldürüldüðü olaylara karýþan Filistinli tutuklularý genellikle serbest býrakmayan Ýsrail'de medya 56 yaþýndaki Attaba'nýn 1977 yýlýnda Ýsrailli bir kadýnýn öldürüldüðü bir saldýrýdan sonra müebbet hapse mahkum edildiðini aktardý. Ebu Ali Yatta adýyla da tanýnan

OKUN UCUNU KENDÝMÝZE BÜKTÜÐÜMÜZ DE!

Uzun zamandýr gündemimiz de olan, ama bir türlü doðru anlatýmlara yeterince kavuþturamadýðýmýz "meselemiz" bizi, günlük düþünsel hayatýmýzda da zorlamaya devam etmektedir. Duruma baktýðýmýz da, varlýðýný devam da ettirecek. Bir düþüncenin bilimsel karakter de olabilmesinin veri tabanlarýndan birisi de, o düþüncenin, eleþtiri ve eleþtirel ortam da bulunabilmesidir. Eleþtirel ortam da tutulmayan veya tutulamayan düþüncelerin; çýkýþ noktalarý, geliþme ve/veya geliþtirilme yöntemleri doðru ve/veya doðruya en yakýn konum da olmalarý, onlara bilim-yöntem tarzlý düþünceler konumunu vermemektedir. Kendisinin ne kadar o konum da olduðu söylense ve/veya zannedilse, süreç öyle olmadýðýný açýða çýkarmaktadýr, taraflara göstermektedir. Tabii ki o sonuca gelinceye kadar, o düþünce artýk "iman" edilmiþ bir anlayýþ olarak varlýðýný sürdürmektedir. "Ýman" edildiði andan itibaren de "kutsal"laþmýþ olmaktadýr. Her kutsal da olduðu gibi artýk "o" dokunulmaz, ellenilmez ve eleþtirilemez. Çünkü "o" artýk kutsallýk mertebesine yükselmiþtir. Her kutsalda olduðu gibi "o" da artýk doðmadýr, dogmatiktir, statikleþmiþtir. Bu nokta da her kutsal da olduðu gibi "o" artýk bir "amentü"dür. Amentular ise sadece kabul edilir, sorgulanamaz. Do��ruluðundan þüphenilmez mutlak doðrudur.

Muhammed Ebu Ali'nin de 1980 yýlýnda El Halil'de bir Ýsrail askerini ve Ýsrail ile iþbirliði yaptýðýndan kuþkulanýlan bir Filistinliyi öldürmekten ceza aldýðý bildiriliyor. Filistin Özerk Yönetimi kararý ise memnuniyetle karþýlamýþ ve daha çok Filistinli tutuklularýn serbest býrakýlmasý için çaðrý yapmýþtý. Ýsrail'de kararý eleþtirenler arasýnda gelecek ay görevi býrakacak olan Baþbakan Ehud Olmert'in yerine Kadima'nýn liderliðine aday gösterilen siyasetçilerden Þaul Mofaz da var. Mofaz, "karþýlýðýnda bir þey istenmeden tutuklular serbest býrakýldýðýnda bu karþý tarafa Ýsrail'in zayýf olduðu mesajýný veriyor" diye konuþtu. Muhalefet Likud Partisi lideri Benyamin Netanyahu'nun eleþtirileri de ayný yöndeydi. Daha önce de yine üç Ýsraillinin öldürülmesinden suçlu bulunun ceza almýþ olan Lübnanlý militan Samir Kantar'ýn serbest býrakýlmasý büyük tepki çekmiþti. Ýsrail'in elinde yüzlercesi çocuk olmak üzere 8 bin 500 ila 11 bin Filistinli tutuklu bulunduðu sanýlýyor. Ýsrail geçen Kasým ayýnda ABD'nin Annapolis kentinde Amerikalýlarýn arabuluculuðuyla yapýlan görüþmelerden sonra iyi niyet jesti olarak 429 Filistinliyi serbest býrakmýþtý.

Her "mutlak doðru" kendi içerisinde de "mutlak yanlýþ"ý barýndýrýr. Çeliþkisini, ne yazýk ki sýcaklýðýyla her zaman hissedemeyebiliyoruz. Ekim Devrimi, kapitalizmin en zayýf halkasýndan kopmasýydý. Ekim Devriminin en zayýf yaný ise, çok güçlü bir köylü sýnýfýnýn ve köylülüðün olmasýydý. Sosyalizm ise geliþmiþ bir kapitalizm, kapitalist üretim iliþkileri olgusu üzerinde yükselmektedir. Ara geçiþin olmasý gerekliliði olgusu üzerinden ortaya çýkan bir karakter oldu Demokratik Devrim. "Ora" da ki kapitalizmin henüz çözemediði sorunlarý çözmek görevliliði idi. I. Paylaþým savaþý, Avusturya-Macaristan Ýmparatorluðu ve Osmanlý Ýmparatorluðu devletlerinin daðýlmasý ve çözülmesidir de ayný zaman da. Rusya Çarlýk Ýmparatorluðu, "Ekim Devrimi" ile kendisini farklý bir ana-yol da buldu. Rus Çarlýk Ýmparatorluðu uluslar sorununu, kapitalizmden önceki üretim iliþkilerini ve kapitalist üretim iliþkilerini bu "yol" da çözecektir. Yoðun; iç ve dýþ karþý-devrim müdahaleleri, kalkýþmalarý, darbeleri süreci; 1917 Ekim Devrimi'ni devamlý olarak yok olmama mücadelesi içerisin de tutmuþtur. Dönemin en geliþmiþ kapitalist ülkelerinden birinden beklenen devrimin (Alman Devriminin), bir türlü gelmemesi; Ekim Devriminin en büyük açmazlarýndan biri olmuþtur. Alman Devriminin omuzlayacaðý, çözümünü sahipleneceði sorunlar Ekim Devrimine, olmamýþ devrimin miraslarý olarak kalmýþtýr. Devrimin yaþatýlmasý, devrim ülkesi Rusya'nýn korunmasý görevi, tüm sosyalistlerin, komünistlerin partilerinin önüne "Enternasyonal Görev" olarak dikilmiþtir. Temel slogan "Anayurdun Savunulmasý" üzerine oturmuþtur. Mücadelelerin temel çizgisi biricik devrimin devrimi savunmak, proletaryanýn kurtuluþ devrimini savunmak "Anayurdu Savunmak" hattý üzerine oturmuþtur. Anayurdun Savunmasý sadece bir dönemin temel slo-

vermeme çaðrýsýnda bulunuyor. Anketlere göre CSU, eyalette önemli oranda oy kaybýna uðradý. Daha önce yüzde 60 civarýnda oy alan partinin oy oranýnýn þu anda yüzde 50 civarýnda olduðu tahmin ediliyor. SPD, Yeþiller ve FDP'nin yaný sýra Sol Parti'nin de yüzde 5 barajýný aþarak meclise girmesi durumunda, CSU yüzde 50'nin üzerinde oy alsa bile sandalye sayýsý salt çoðunluðu temsil etmeyebilir. Bu durumda mecburi olarak bir ortak arayýþýna girecek. Yapýlan çeþitli anketlere göre Sol Parti'nin Bavyera'daki oyu yüzde 4-6 arasýnda deðiþiyor.

Gürcistan'da 40 Bin Çocuðun Acil Yardýma Ýhtiyacý Var UNICEF, çatýþmalar nedeniyle yerinden edilen onbinlerce çocuðun barýndýðý merkezlerde saðlýk hizmerlerine, psikolojik desteðe eriþimi olmadýðýný; çocuklarýn acilen temizlik araçlarýna ve gýdaya ihtiyacý olduðunu söyledi Birleþmiþ Milletler Çocuklara Yardým Fonu (UNICEF), Rusya, Güney Osetya ve Gürcistan arasýndaki çatýþmanýn ardýndan yerinden edilen yaklaþýk 40 bin çocuðun durumundan endiþe ettiðini açýkladý. Örgüt, çocuklarýn yaþam koþullarýnýn iyileþtirilmesi, beslenme ve psikolojik desteðe ihtiyaçlarý olduðunu açýkladý. UNICEF'in Gürcistan temsilcisi Giovanna Barberis, yerinden edilen çocuklarýn toplandýðý merkezlerin barýnmaya uygun olmadýðýný belirtti. Merkezler bina güvenliði ve hijyen konusunda temel standartlarý karþýlamýyor. Çoðu terk edilmiþ, camý veya tuvaleti olmayan; elektrik ve suyun geçici olarak saðlanabildiði binalar barýnma merkezi olarak kullanýlýyor. "Burada yaþayan çocuklarýn acilen ek besinlere, besin deðeri yüksek yiyeceklere, meyve ve sebzeye ihtiyacý var. Ayrýca bebek bezi ve diðer temizlik gereçleri konusunda da sýkýntý yaþanýyor. Bitlenme, mantar enfeksiyonlarý ve suçiçeði vakalarý rapor ediliyor. Neredeyse hiçbir saðlýk hizmeti yok; ilaca ve psikolojik desteðe eriþim yok." Barberis, çocuklarýn bu dönemde yaþadýðý travmanýn uzun dönemli etkileri olacaðýný söyledi. 8 Aðustos'ta Gürcistan ordusu, Güney Osetya'yý kuþatmýþ; bunun üzerine Rusya'da Gürcistan'a girmiþ ve savaþ baþlamýþtý. Gürcistan 11 Aðustos'ta ateþkes ilan etti; anlaþamaya göre Rusya da güçlerini geri çekeceðini vaat etti ama bu konuda hala eleþtiriler sürüyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliði'ne (UNHCR) göre, çatýþmalar nedeniyle çoðu kadýn ve çocuk 100 bine yakýn insan yerinden oldu.

ganý olmasý gerekirken, görünen odur ki, süreç içerisin de Rusya ülkesinin kalkýndýrýlmasý haline dönüþmüþtür. Halklar hapishanesinden; özgür halklar birliðine dönüþmesi gereken SSCB, Rusya ülkesinin kalkýnmasý birliðine evrilmiþtir. SSCB Rusya'ya güç aktaran volan kayýþý olmuþtur. Sosyalizm; doðasý gereði toplumu yatay bölerken, bölmesi gerekirken, bölememiþtir. SSCB dikey bölünme de kalmýþtýr -dikey bölünme milliyetler bölünmesidir-. -Temel karakterlerinden biri olan "demokratikmerkeziyetçilik- ilkesi ve örgütlenme anlayýþý, bu zorlu sürecin de katkýsýyla merkeziyetçi yaný ön plana çýkarmýþtýr. Demokratik yaný, volan kayýþý - güç aktarma kayýþý- iþlevine dönüþtürülmüþtür. Çokçu örgütlenme tipleri -Sovyet meclis örgütlenmeleri-, partiye güç aktaran ve partiden talimatlar alan "görev örgütleri" konumuna düþürülmüþlerdir. Doðasý gereði; proletaryanýn ekonomik, siyasi ve tüm çýkarlarýnýn ifadesi olmasý gereken Sosyalizm YABANCILAÞTIRILMIÞTIR. "YABANCILAÞTIRILAN SOSYALÝZM" VE SONUÇLARI! Sýnýfsýz topluma, düzene -düzensizliðe- evrilmesi gereken devrim-olmuþ ülkeler, ekonomik ve siyasi olarak çökmüþtür. Ýpini kýran ya da kýrmaya çalýþan ülkeler, bir dönemin karþýlarýna; NATO'ya, AB'ne koþar adým olmuþlardýr. ABD, sýðýnýlacak en güvenilir odak olmuþtur. Sosyalizm ülküsü; en azýndan ya da en iyi anlamýyla "olgunlaþmamýþ ham meyve" durumuna düþmüþtür. Toplum; sosyalistleri, sosyalizmin iflah olmaz MELANKOLÝKLERÝ olarak görmeye baþlamýþtýr. Bugün; yakýn siyasi-coðrafyalara baktýðýmýz zaman BÝZÝ ACITAN GERÇEKLERÝN EKONOMÝK VE SÝYASÝ TEZAHÜRLERÝDÝR: G Ö R D Ü K L E R Ý M Ý Z . yenicag@yenicag.com.cy


HABER

15

29 AÐUSTOS 2008 CUMA

A RA-Y O R U M

Said Ýlhan

GERÇEÐÝNDEN KOPARILAN!

Anlayamamak da bir itiraftýr... Ýçinde bulunduðunuz "kayýk" habire su alacak, neredeyse "kefgire" dönmüþ ama görmezlikten geleceksiniz! Bir yerde, heyheylerin tutmasýna benzer. Kavurucu sýcaklarda; yakýn kaba gölgelik orman dururken "dondurma" yemek için çöle açýlmanýn seçilmesi gibi! Bakýn, "amaç baðcýyý dövmek" demedim. Bu da "kýyak" geçilen bir ayrýcalýk olmaktadýr? Halkýn kalbine umut vermek bu iþin raconu gibi... Yetki sahiplerinin insancýl yaný geriye atmasý yani! Soluk almasý bile dinlenenlerin anlayamamasýna þaþmamalý... Ýnsanýn kendini egemen hissetmesiyle, devletin egemen hissetmesi arasýndaki fark ve iliþkinin çeliþkisi! Esasen yaþam(lar)ýn en güzel ve mutlu günleri gibi hareket, hýrsýn ne yapacaðýný unutturuyor. Bizim olayda gemilerin taþýdýðý "mal" ile ilgileneni bulunmayýnca niteliðiyle niceliðinin ne olmasý hiç fark eder mi? Açýkça söylersek, ne olur, ne olmaz, yine anlamayanlar olur diye; dava ortada, mahalleli kýþkýrtýlmýþ, birbirine düþürülmüþ, kanlý býçaklý edilince de güya uzlaþý saðlanacak "bilirkiþi" pozisyonunda aracýlýk görevinde... Þimdi söyler misiniz; ustanýn deyiþiyle, sarayda yaþayanla kulübede sefil hayata mahkumun olaya bakýþ açýsý ayný olabilir mi? Ama, gelin görün "kraldan kralcý" kesilmesi ve olaylarýn akýntýsýyla ortaya çýkan görünüm, ne yazýk ki "yangýn yeri" ötesine taþýnýrken bile, seyirci kalabilmekte. Yangýn ateþindeki kýzgýn demirle daðlasan haberi olmaz bir durum! Benzerlikler bulmakta ise üstümüze yok, ama o da kendi hesabýna düþürdüðü ile doðru orantýlý olmalý... Gevþeme, kendinden geçme; garip ve büyülü bir ruh haline d(ön)üþmesi, yüreði çelikten örülenlerin minnet borcunu ödemesi. Beden uyumunun, ruhu nasýl etkilediði hesaba katýlmazken, tavan arasýndan sýzan ýþýk da hiç kimseyi ilgilendirmemektedir. Stefanu efendi "ayný dili konuþuyoruz" dese de nasýl inanacaksýn. Tek egemenlik, tek vatandaþlýkta "ayrýlýkgayrýlýk" olabilir mi! Birinin evini "hamamböcü"leri sarmýþken, diðeri "aman bana bulaþmasýn, yeter" deme lüksüne sahip olursa ayýbýn ötesine kaçmaz mý? Bu kadar basit yani! Anlaþýlmadý mý yine; yoksa siz yoldaþlarýn karþýlýklý "Rumca" ve de "Türkçe" öðrenmesini mi sandýnýz. O da olabilir(di) tabiatýyla... Biri Hanya'da diðeri Konya'da okusa da ortak dil "ayný ekol"den gelmiþ olmalarýnýn bir yararý dokunabilseymiþ, keþke! Biraz daha açalým; sýrtlar bir güzel - anavatanlarý da atlayarak - atlantik ötesine dayanýnca, duvarýn saðlamlýðýna güveniliyor ama temelin kofluðu ile zeminin kayganlýðý hiç hesaba katýlmamýþ. Dünya yeniden (konjoktür altüst edilerek) çizilirken, baksanýza baðýmsýzlýðýný ilan eden Abazya ile Osetya'yý Rusya tanýmýþ bile! Bizde ise onlarý ulaþýlamaz yapmasý düþüncesi bir ham hayal deðil de nedir? Düþ dünyasýnda kaybolanlarýn uyanmasýna mutlaka soðuk duþ gerekmez, saðlýðýn da ötesinde bir yeniden yaratmayý da gerektirmektedir... Her fikre saygý duyulmalý denir ama bizde her söyleneni "fikir" kabul etmemiz mümkün olabilir mi, allahaþkýna

yapmayýn diyesi geliyor insanýn, Allahýn dahi gücüne giden bir durum! Tv, gazete, radyo haberleri, ister milyar liralarla paha biçilen TAK çýkýþlý, ister canlý-live baðlantýlý olsun, söylenenleri toplamaya bile gerek duymadan, neredeyse tümden "yenir yutulur" taraf býrakmýyor. Her þeyden önce "fikrin" mantýklý bir düþüncenin ürünü olmalý... Ki bunu son tahlilde Marks "fikir... insan aklý tarafýndan yansýtýlan ve düþünce biçimlerine çevrilen maddi dünyadan baþka bir þey deðildir" deme ihtiyacýný duymuþtur. Yoksa bizde ve geri kalmýþ ülkelerdeki gibi "iþkembeden" atýlan her þey fikir olamaz, kabul da görmemelidir. BAÞARI LAFLA OLMUYOR Þimdi hele bir düþünelim; þairin biri "cihana Türk gelmeseydi, tarihi kim yazacaktý" demesini nasýl yorumlayacaðýz mesela! Söylendiði yer ve zaman önemli olsa da bugünün gözüyle bakýldýðýnda, þöyle bir açýklama getirilebilir: Son Pekin Olimpiyatlarýndan alýnmasý gereken dersler var; dünyanýn zengin/kalkýnmýþ olanlarýný bir yana býrakalým, en yoksul olan ülkeleri (Eithopya, Kenya, Sudan vd) bir bir "tarih" yazarken bu iþi Türklerin ve müslüman ülkelerin baþaramamasý düþündürmelidir. Bir zamanlar küçümsenen Mao'nun komünist Çin'i tarihte en görkemli olimpiyat oyunlarýný düzenlerken, ayný zamanda düzey, estetik, kültür ve müsabakalarda saðladýðý baþarýlarýyla da dünyada taht kurma becerisini göstermiþtir. Biz ise nelerle uðraþýyoruz; zam-zam, ham-hum protestolar arasýnda "eðer yapýlmasaydý iç borçlanmaya gidilecekti" savunmalarý... Uzmanlýk gerektirmez; üretime dayanmayan kayýtdýþý ekonomilerin sonu parlak olabilir mi? Aþýrý yabancý nüfus, istihdam ve cari açýklarla bu kadarýna bile þükür. Kaynaklarýn belirli elit kesimlere aktarýlmasý da ayrý bir handikap tabii ki! Bürokrasi hizmet götüren deðil, bir yerde hizmeti engelleyen bir konuma gelmiþ ise bundan çýkýþ yolu yok kadar zayýf ihtimaldir... Devrimci Leon Troçki koskoca sovyetlerin bürokrasiye yenik düþeceðini önceden tespit etmiþ, sürgüne gönderildiði yurtdýþýnda katledilene kadar bunun mücadelesini vermiþtir. Devletin hükümetle, hükümetin partiyle özdeþleþtiði, partinin kimilerin elinde oyuncak olduðu yerde, ülke ve toplum yararýna çýkýþ yollarý hepten týkanmaz mý? Ne diyordu; "eðer parti, uzmanlýk gerektirici iþlere (de) saplanýp çalýþmalarýný parçalýyacak olursa politik ortamdaki deðiþiklikler karþýsýnda duyarlýðýný ve çabuk karar verme yeteneðini yitirecektir ki bu, daha büyük bir tehlikedir. Sovyetlerdeki her sorunu 'parti kanalýyla' tek tek çözme yoluna baþvurarak partiyi gerilere çekme eðilimiyle baþa çýkmak muhakkak ki reaksiyoner bir DONKÝÞOTLUK olur". Bizde yapýlan "ben yaptým oldu" anlayýþýna uygun olanýdýr. Rumlara kýzarýz ama orada sendikasýz, sosyal güvencesiz insan çalýþtýrýlmasý yoktur. Yapan cezalandýrýlýr. Dünyada en yüksek oranda çalýþanýn örgütlendiði ülkelerin baþýnda gelmesi de tesadüf deðildir. 3 Eylül'deki buluþmada yoldaþlar yaþam kalitesiyle birlikte, bu konularý da ele alsalar diyorum. Güvenlik, strateji ne bileyim egemenlik gibi soyut kavramlardan çok daha önemli ve can alýcý sorunlar diye görüyorum. O zaman kendilerine koca bir "bravo" çekeriz deðil mi? Ýnsan yaþamý ve kalitesinin bir türlü anlaþýlamamasý; keza barýþ içinde bir arada/yanyana yaþama ilkesinin gözardý edilmesiyle, þovenizm belasý ve soyut kavramlara yenik düþürülebilmektedir. Kýbrýs konusunun da "özü" gerçeðinden koparýlýp "sorun" yapýlmasýnda baþ rolü oynamasý bundan kaynaklanýyor diye düþünüyorum.

yenicag@yenicag.com.cy

BAÞSAÐLIÐI

Brezilya'da köylüler GDO’cu þirkete karþý eylemde... Brezilya'da köylüler GDO'lu gýda üreten Syngenta tekelinin iþletme alanlarýný basarak üretimi durdurdu. Uluslararasý dayanýþmaya da sahne olan eylem süreci, Türkiye'de de karþýlýðýný buldu. Brezilya Topraksýzlar Hareketi (MST) üyesi yüzlerce köylü, 10 Aralýk'ta Syngenta tekelinin Güney Amerika'dan gitmesi talebiyle, þirkete ait iki üretim noktasý iþgal ettiler. Sao Paulo eyaletindeki Syngenta'ya ait tarým kimyasallarý fabrikasýna girerek 50 çalýþaný dýþarý çýkaran köylüler, tüm GDO'lu ürünlerin de üretimi durdurdular. Ýkinci eylem de Topraksýzlar ve Via Campesina (Uluslararasý Köylü Hareketi) üyesi çiftçi ve köylülerce yapýldý. Ceare eyaletindeki Syngenta'nýn Genetiði Deðiþtirilmiþ Organizmalý (GDO) soya ve mýsýr deneme alanýna gelen çiftçi ve köylüler bu alandaki tüm GDO'lu fideleri yok ettiler.

97 ülkede eþzamanlý eylem 21 Ekim 2007 de Brezilya'da Syngenta'nýn özel güvenlikçileri tarafýndan ateþ açýlmasý sonucu MST (Topraksýzlar Hareketi) liderlerinden Valmir Motta da Oliviera ölmüþ, 5 çiftçi de yaralanmýþtý. Via Campesina da bunun üzerine 97 ülkede eþzamanlý olarak Syngenta'yý protesto eylemleri düzenleme kararý aldý. MST, Brezilya'da topraksýzlara hükümet tarafýndan arazi verilmesini saðlamak üzere otoyol ve çiftlik iþgalleri, yerli çeþitlerine ve çevreye zararlý gördükleri transgenik bitki alanlarýný tahrip etmek gibi eylemler gerçekleþtiriyorlar.

Türkiye'de dayanýþma eylemi 97 ülkede eþzamanlý eylem kararýna bir yanýt da Türkiye'den geldi. Türkiye Çift��i Sendikalarý Konfederasyonlaþma Platformu, 10 Aralýk'ta, Ýsviçre merkezli Syngenta þirketini, Türkiye'deki Genel Müdürlüðü önünde protesto etti. Platform üyeleri, Ziraat Mühendisleri Odasý (ZMO) Ýzmir Þubesi üyeleri, Tarým ve Ormancýlýk Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikasý (Tarým Or-Kam Sen) üyelerinin eyleminde açýklamayý Çiftçi Sendikalarý Konfederasyonlaþma Platformu Dönem sözcüsü Abdullah Aysu okudu. Þirketin genetiði deðiþtirilmiþ organizmalý tohumlarla yaptýðý deneylerin ve buna karþý çýkan köylülerin öldürülmesinin insanlýða karþý bir suç olduðunu söyleyen Aysu, Syngenta hakkýnda þu bilgileri verdi: "Ýsviçre kökenli, 90 ülkede faaliyet gösteren, dünya ticari tohum pazarýnýn üçüncü büyük þirketi olan Syngenta, Brezilya'nýn Santa Terasa do Oeste bölgesinde illegal þekilde Genetiði Deðiþtirilmiþ Organizma'lý (GDO) soya ve mýsýr denemeleri yapýyor."

Syngenta defol! Via Campasina Uluslararasý Koordinasyon Komitesinden yapýlan açýklamada, Syngenta aleyhine organize edilen kampanyanýn hedefleri þöyle belirtiliyor: l Bu olayda suçu olan tüm kiþi ve kurumlarýn cezalandýrýlmasý, l Syngenta deneme tarlalarýnýn geri alýnarak bu arazilerin çiftçiler ve köylüler tarafýndan iþlenmesinin saðlanmasý, buralarda yerli tohumlarla üretimler yapýlmasý. l Syngenta'nýn Brezilyadan kovulmasý, l Sygentanýn paralý askerleri tarafýndan maðdur edilen köylülerin haklarý ve tazminatlarýnýn Brezilya baþbakaný Luis Ignacio Lula da Silva aracýlýðýyla Brezilya hükümeti tarafýndan karþýlanmasý, l Uluslararasý Af Örgütü aracýlýðýyla Syngentaya kanunsuz eylemlerini durdurmasý konusunda baský yapýlmasýnýn saðlanmasý...

YENÝ KIBRIS PARTÝSÝ

Deðerli dostumuz Çetin Þadi'nin kýymetli Eniþtesi

NÝYAZÝ ÖZANT’ýn Vefatý dolayýsý ile tüm ailenin acýsýný paylaþýr baþsaðlýðý dileriz.

YENÝ KIBRIS PARTÝSÝ

PARTÝ MECLÝSÝ Olaðan toplantýsý 9 Eylül 2008 Salý akþamý saat 19:30 da Parti Genel Merkezinde aþaðýdaki gündemle yapýlacaktýr. Parti Meclisi üyelerinin katýlýmý önemle rica olunur.

Parti Yürütme Kurulu Gündem: 1- Son Siyasal Geliþmeler 2- Parti Çalýþmalarý 3- Sorular - Yanýtlar


ATLA TALÝM MEYE ÝL YÖNET

R! I Y A H

yeniçað haftalýk siyasi gazete

ACENTALARA KARÞI SOSYALÝST SEÇENEK!

“1'inci Geleneksel Arnai Festivali” düzenleniyor Kuzucuk'ta (Arnai), 29-31 Aðustos 2008 tarihleri arasýnda, "1'inci Geleneksel Kuzucuk (Arnai) Festivali" düzenleniyor. Festivale köyün eski Kýbrýslý Rum sakinleri de davet edildi. Her yýl ekimin ikinci haftasýnda düzenlenen Kuzucuk Panayýrý, bu yýl zengin etkinliklerle, 29 Aðustos 2008 tarihinde baþlayacak. Üç gün boyunca sürecek festival, saat 20.00'de Maðusa Halk Danslarý topluluðu ve vatandaþlarýn kortej yürüyüþünün ardýndan köyün okul avlusunda açýlacak. Katýlýmcýlar, Maðusa Halk Danslarý Topluluðu'nun folklor gös-

terisinin ardýndan, Eliz Fellahoðlu'nun vereceði konser ile coþacak. 1'inci Geleneksel Kuzucuk (Arnai) Festivali Komitesi Baþkaný Þerife Güzer, festivali düzenlemekteki amaçlarýnýn, Kuzucuk, Mehmetçik, Aloda, Sandallar ve Altýnova köylerinde yaþayan vatandaþlarýn soy aðaçlarýný çýkartmak olduðunu kaydetti. Baþkan Þerife Güzer, kýsa sürede hazýrlanan etkinliklere tüm yöre halkýný beklediklerini belirterek, ilk gece festivale katýlan konuklara hellim, çörek ve incir ikram edileceðini söyledi. Þerife Güzer, festivale katýlanlarýn köyde yetiþen ürünlerden

tatma ve satýn alma fýrsatýný da bulacaðýný dile getirerek, festivalde kurulan stantlarda karpuz, incir, kýrmýzý kabak, portakal, patates, kereviz, marul, babutsa, sarýmsak ve havuç sergilenecek. Festival geleneðini köyde yaþatmak için çaba sarf ettiklerini belirten Þerife Güzer, "Köyümüzde sosyal hayatý canlandýrmak için uðraþ veriyoruz. Gençler arasýnda iþbirliðini yaygýnlaþtýrmak ve gençlerin bir birleriyle dayanýþma içerisinde olmalarýný saðlamaya çalýþacaðýz. Köyde çocuk parký eksikliðimiz var. Ýlk hedefimiz, çocuk parkýný inþa etmek olacak" dedi.

A D R E S : A t a t ü r k C a d. 2 6 / 1 C a n d e m i r 7 A p t. Le f ko þ a w w w. y e n i c a g. c o m. c y

TEL: 227 4917 FA X : 2 2 8 8 9 3 1

e-mail: y e n i c a g @ y e n i c a g. c o m. c y


yenicag gazetesi