Page 1

SAĞLIKLI YAŞAM Özel Antalya Yaşam Hastanesi Sağlık Bülteni

Mart - Nisan 2011 / Sayı: 04 / ücretsizdir

DOĞUMA HAZIRLIK

HETEX FUARI’NA KATILDIK

Uzun ve yorucu bir gebelik döneminizden sonra şirininizi kucağınıza alma zamanı geldi, yani “evet !” doğumunuz başladı.

S6’DA

GLOKOM NEDİR?

Özel Yaşam Hastanesi olarak , 03 – 05 Mart 2011 tarihlerinde gerçekleştirilen 3. Anfaş Hetex 2011 Sağlık Turizmi, Spa Wellness, Talasso, Termal ve Medikal Turizm Fuarı’na katıldık.

PERİKARDİT (KALP ZARI İLTİHABI)

S2’DE

MEMEDEKİ KİTLELER HER ZAMAN TEHLİKELİ MİDİR?

S4’DE

14 MART TIP BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN...

S5’DE


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

MART - NİSAN 2011

GLOKOM NEDİR? Op. Dr. Selda ŞİMŞEK KIVRAKDAL Özel Antalya Yaşam Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı

Göz tansiyonu adıyla da bilinen glokom milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığıdır. Tedavi edilmezse görme kaybına neden olabilir. Glokomda göz içindeki sıvı basıncı, görme yeteneği için gerekli olan göz sinirlerine zarar verecek düzeyde yüksektir.

Glokom dikkatli bir göz muayenesi ile teşhis edilir. Göz muayenesinde tonometre adı verilen bir aletle göz içi basıncı ölçülür. Göz dibi muayenesi yapılarak göz sinirinin durumu incelenir. Gerekli görülürse görme alanında kayıp olup olmadığını belirlemek için görme alanı testi yapılır. Görme siniri ve sinir lifi tabakasını inceleyen birtakım ileri yöntemler de uygulanabilir. Glokom dünyada milyonlarca kişide görülen ve her insanda ortaya çıkabilecek bir hastalıktır. Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini artırabilir. Glokom riskini artıran faktörler ise; ilerleyen yaş,

ailede glokom öyküsü (genetik yatkınlık), sigara, şeker hastalığı, yüksek kan basıncı, uzun süreli kortizon tedavisi ve göz yaralanmaları. Glokom tedavisi tüm hayat boyunca sürekli olarak devam etmelidir. Açık açılı glokom öncelikle göz içi basıncını düşüren çeşitli damlalarla tedavi edilir. Damlaların kullanımına rağmen göz içi basıncı düşürülemezse cerrahi ve lazer girişimleri de uygulanabilir. Bu tedavilerin amacı hastanın kalan görmesini korumak olup, bu tedavi görmeyi arttırmaz. Göz damlalarının her gün kullanılması zorunludur. Glokom ilerleyici bir hastalık olması sebebiyle göz damlaları değiştirilebilir ve ilave damla kullanılması gerekebilir.

Glokom herkeste olabilir. Glokoma bağlı görme kaybını engellemenin tek yolu erken tanıdır. Görme alanında glokoma bağlı belirgin hasar olmadıkça hasta bu kayıpların farkına varamaz. Bu nedenle düzenli aralıklarla göz muayenelerinin ve görme alanı gibi ileri tetkiklerin yapılması önemlidir. Sıklıkla 40 yaş üzerinde oluşan glokom genellikle yıllar içinde çok sinsi ilerler. Bu glokom tipi en sık görülen glokom tipi olup “Primer Açık Açılı Glokom” olarak adlandırılır.

Glokom Teşhisi

Glokom hastalığının ilerleme süreci içinde kişilerin bir bölümünde hastalığa ait her hangi bir belirti görülmez. Glokom birçok hasta tarafından ancak ileri dönemde ve belirgin görme kaybı ortaya çıktığında fark edilebilir. Glokomda görme kaybı oluştuktan sonra geri dönüş olmadığından erken tanı önemlidir. Normal göz muayenesi sırasında tespit edilen anormal göz içi basıncı hastanın ilk belirtisi olabilir. Göz doktoru tarafından düzenli aralıklarla yapılan muayeneler glokomun erken tanı ve tedavisi için en iyi yoldur. Diğer bir glokom türü ise yine ileri yaşlarda ani olarak krizle ortaya çıkan dar açılı glokomdur. Şiddetli göz ağrısı, görme azalması, gözde kızarıklık ve bulantı, kusma ile karakterize bir tablodur. Acil tedavisi gereklidir. Bebeklikte ve çocukluk çağında izlenen glokom türlerinde ise gözde sulanma, ışığa karşı hassasiyet ve gözde büyüme izlenir. Normalde bazı göz dokularının beslenmesi için göz içerisinde bir sıvı yapılır ve bu göz içi sıvısı trabeküler ağ ismi verilen kanallarla gözü terk eder. Glokom, göz içi sıvısını dışarı boşaltan kanallarda yapısal olarak tıkanıklık oluşması nedeniyle sıvının yeterli boşalamaması ve buna bağlı olarak göz içi basıncının artması sonucu oluşur. Yükselen göz içi basıncı görme sinirine zarar verir ve sinir ölümüne neden olur. Nadiren bazı hastalarda ise göz içi basıncı normal olduğu halde görme sinirindeki kan akımının bozuk olması nedeniyle görme siniri aynı şekilde tahrip olur ve bu tipe normal basınçlı glokom denir. Görme sinirindeki hücreler öldüğü zaman da kalıcı görme kaybı ortaya çıkar. 2

Glokom tedavisi sırasında göz damlalarının değiştirilmesine neden olabilecek bazı faktörler şunlardır:

1. Etkinlik - Göz damlası, göz içi basıncını yeterli derecede kontrol edemiyorsa 2. Medikal yan etkiler - Göz damlalarının kötü yönde etkileyebileceği başka bir hastalığınız varsa veya gözde alerjik veya başka reaksiyonlara yol açıyorsa..

Glokom tedavisinde izlemeniz gereken basit kurallar vardır:

1. İlaçlar önerildiği şekilde kullanılmalıdır. İlaçlar her gün aynı saatte alınmalıdır. Ancak bu şekilde göz damlalarının daha etkili olması sağlanabilir.

2. Günlük hayatı etkileyen herhangi bir yan etki göz doktoruna bildirilmelidir. 3. Kontrol randevularına uyulmalıdır. 4. Göz doktoru dışında başka bir doktora muayene olunduğunda glokom hastalığı varlığı bildirilmelidir. 5. Glokom kalıtsal olabileceği için ailedeki bütün bireyler düzenli olarak göz muayenesi olmaları için uyarılmalıdır. Glokom tedavisinde hastanın rolü çok önemlidir. Glokom kronik bir hastalık olduğundan tedavi ömür boyu sürer ve kararlılık ister. Çok değerli olan görme yeteneğinin korunması ise bu kararlılığa bağlıdır.


ÖZEL

FİBROMYALJİ İLE YAŞAMAK

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

MART - NİSAN 2011

“DOKTORLARIMIZDAN YAŞAM HİKAYELERİ”

Kocaman Kalpli Zarif Kadın

Uzm. Dr. Aslıhan SEVER Özel Antalya Yaşam Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

Dr. Tülin ÖZKAN Özel Kemer –Antalya Yaşam Hastaneleri

Fibromiyalji (fibro- ) bağ doku ve (myo) kas dokusunun (-alji) ağrısı demektir. Yakın zamana dek yaygın ağrılı hastalar için kullanılan bir terim iken günümüzde ayrı bir sendrom olarak düşünülmektedir. Yorgunluk, uyku bozuklukları, hafıza problemlerinin de eşlik ettiği yaygın ağrılı bir kas iskelet sistemi sendromudur. Özellikle bir fiziksel travma, enfeksiyon, ameliyat veya psikososyal travmaları takiben semptomlar belirginleşir. Vücudun sağ, sol veya üst, alt yarısında belirgin olabildiği gibi tüm vücutta da olabilir.Tanı 3 aydan uzun süren gezici ve yaygın ağrı ile birlikte tetik nokta denilen hassas ağrılı ve şiş olabilen bölgelerin varlığı ve bunların 18 üzerinden 11 ve üzeri olması ile klinik olarak tanı konulur. Tanı konulmadan önce mutlaka kan sayımı ve tiroid fonksiyon testlerine bakılmalıdır.

Tetik noktalar: kafa arkasında, skapula osta kesimde, omuz üzerinde, boyunda, göğüs kafesi ön üst bölümde, dirseklerde, kalçada, belde ve dizlerde bulunmaktadır. Bu rahatsızlıkta sadece ağrı değil ağrıya cevabın da önemli olduğunu biliyoruz. Tetik noktalardaki veya vücudun belirli bölgelerindeki aşırı hassasiyet nöropatik tarzda olabilmektedir. Tetik noktayı çözmek, hastalığı çözmek ile aynı anlamda değildir. Ancak klinik tedaviye cevap, tetik nokta sayısı ile yapılmaktadır. Bu tetik noktaların mikroskobik yapıları da elektro kimyasal yapılarının da değişmiş olduğu tespit edilmiştir. Hastalık sebebi ve patofizyolojisine yönelik araştırmalar devam etmektedir. Hastalık disabilite ve fonksiyon kayıplarına yol açmamaktadır ancak günlük yaşam kalitesini düşürmektedir. Hastalığın tanımlanmaması ise genellikle depresyona yol açmaktadır. Kimlerde sık görülür?

Hastaların %75 i kadındır. 10-55 yaş aralığında görülebilir. Fibromiyalji hastasında sıklıkla uyku bozuklukları, anksiyete ve depresyon, tiroid bozuklukları, romatizmal hastalıklar ve gastrointestinal disfonksiyonlar görülmektedir. Dolayısıyla sebebi bulunamayan karın ağrısı veya düzelmeyen uyku sorunları veya anksiyete düzeyi yüksek insanlarda bu hastalık akla gelmelidir. Beraberinde uyku bozuklukları özellikle uyku apnesi ve huzursuz bacak sendromu da görülebilmektedir. Gece uykuları sıklıkla ağrı nedeniyle bölünür ve dinlendirici bir uyku olmaz, sonuçta da sabahları çok yorgun uyanılır. Endometriozis, hipotiroidizm, romatoid artrit, inflamatuvar barsak hastalıkları gibi hastalıklarda sık görüldüğü için bu hastalıklara yönelik tedavi sonrasında dahi ağrı, yorgunluk, uyku bozukluları devam eden hastalarda fibromyalji yönünden bakılmalıdır.

Fibromyaljide Tedavi:

Tedavide medikal tedavilerin yanı sıra fizik tedavi yöntemleri özellikle hidroterapi, elektroterapi, masaj, egzersiz çok faydalı olmaktadır. Fibromiyalji hastası için terapotik egzersizler neredeyse ömür boyu reçetelendirilebilir. Sıcak ve su bu hastalara önerdiğimiz 2 önemli unsur dolayısı ile kaplıca veya ısıtılmış hidroterapi ile tedavide büyük başarı elde edebiliyoruz. Stresten uzak durulması, yeterli ve hergün aynı periyotta uyku düzeni, düzenli ve hayat boyu reçetelendirilen egzersizler, sağlıklı ve vitamin takviyeli beslenme özellikle önerilmektedir. Tedavisinde multidisipliner yaklaşım gerekebilmektedir. Tanısının konulması kritik öneme sahiptir. Bilgilenme ve uygun tedaviler ile fibromiyalji ile yaşamak mümkündür.

Hanım ismini vermişti.

Öykümüzün kahramanı şirin yeşil bir Karadeniz şehrinin ileri gelen ailelerinden birisine mensup Hanife Hanım. Ama hiç kimse gerçek adını bilmezdi. Hanımefendiliği ve becerikliliği nedeniyle yakın çevresi ona Hatun

Tüm sevenlerinin Hatun Halası olan kahramanımız evlenme çağı geldiğinde, taliplerinden birisi ile evlendirilmişti. Çok beyefendi bir kişi olmasına karşın, alkol sorunu olan damat ile pek mutlu olmayan bir evliliği vardı. Doğan çocukları ise bir iki gün yaşadıktan sonra ölüyorlardı. Hatun Hala tüm bu yaşadıklarına rağmen şikâyet etmiyordu, her şeyin kaderden geldiğini kabullenmişti. Bu arada içkinin dozunu giderek artıran eşi siroz nedeniyle öldüğünde baba evine geri dönmüştü. İkinci kez evlenmeyi söz konusu bile ettirmiyordu. Baba evinde abisinin çocuklarının sevgi çemberinde, huzur içinde geçen yıllarla Hatun Hala yaşlanmıştı. Yaşlılık ona neredeyse ilahi bir saygınlık, nurlu bir ifade vermişti. İşte bu günlerde idealist bir öğretmen olan güzeller güzeli yeğeninin bir kızı olmuştu. Bebek çok erken doğduğu için yaşaması bir mucize gibi görünüyordu. Hatun Hala kendi bebekleri gibi bu bebeğin de ölmesinden çok korkuyordu. Minik bebek ve annesinin etrafında pervane oluyordu. Genç annenin doğum izni bittiğinde bebeğini ancak halasına emanet edebilirdi. Hatun Hala böyle bir teklifi nasıl reddedebilirdi ki? Minik kızın hayatı bu büyük şansla şekillenmeye başlamıştı. Hatun Hala kaybettiği bütün bebeklerin sevgisini bu minik kıza aktarıyordu. Minik kız ise aileden ve haladan gördüğü bu sevgi seli karşısında serpilip büyüyordu. Küçük kız ile Hatun Hala arasındaki inanılmaz sevgi bağı herkesi duygulandırıyordu. Hatun Hala küçük kıza “Meleğim” diyordu, küçük kız ise ona “seni gökteki yıldızların sayısından bile daha çok seviyorum” diyordu. Halası elinden tutuyorsa hiç ağlamadan aşı oluyor, karanlıktan bile korkmuyordu. O üzülmesin diye yaramazlık yapmıyor, derslerine çok çalışıyordu. Küçük kız halasının sevgisini sadece ondan dört yıl sonra doğan erkek kardeşi ile paylaşıyordu. Çünkü halası ona “sen benim ilk göz ağrımsın” demişti ve bu söz çok hoşuna gitmişti. Ayrıca kardeşini o da çok seviyordu. Küçük kızın ilkokulu bitireceği yıl Hatun Hala hasta oldu. Halsizdi, iştahsızdı, midesi ağrıyordu. Hemen doktora götürdüler. Döndüklerinde herkes biraz durgundu. Kimse küçük kızın sorularına cevap vermiyordu. Hasta halasının yatağının yanından hiç ayrılmayan küçük kız onun yüzünü, gözünü, saçlarını öpüyordu. Böylece halasını iyileştirebileceğini düşünüyordu. Birkaç ay sonra küçük kız okulda iken Hatun Hala son nefesini verdi. Ölmeden hemen önce küçük kızın annesi olan yeğeninin ellerinden tutarak “Çocuklarım size emanet, onları incitirseniz hakkımı helal etmem” demişti. Küçük kız Halasının öldüğünü duyunca kaskatı kesildi, ağlayamadı bile. Hatta halasına çok darıldı. Madem bırakıp gidecekti neden kendini bu kadar çok sevdirdi sorusuna cevap bulamıyordu. Bir gece rüyasında Halasını kucağında bir bebekle çok mutlu bir şekilde gördü. Küçük kıza “Sen benim ilk göz ağrımsın meleğim, seni çok seviyorum” diyordu. Küçük kız uyandığında ağlıyordu. Ama içi ferahlamıştı. Hatun Halası onu hala çok seviyordu. O geceden sonra tüm yaşamı boyunca halasına layık olmak için çalıştı, çabaladı. Duyduğuma göre o küçük kız büyümüş, üniversiteyi bitirmiş, evlenmiş, çocukları olmuş, mutlu bir evliliği varmış. Yani halasının hayır dualarının hepsi kabul olmuş. İşte kadın olmak; kendisi doğurmasa bile bir bebeği çok sevmek, ölürken bile onu düşünmek ve ANNE olabilmektir. 3


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

MART - NİSAN 2011

PERİKARDİT Uzm. Dr. Ahmet Oğuz BAKTIR Özel Antalya Yaşam Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı

Kalp; perikardiyum olarak adlandırılan yumuşak, ince, iki katmanlı bir keseyle çevrilidir. Bu zar iltihaplandığında perikardit meydana gelir. Çoğunlukla iltihaplanma, viral (virüsün yol açtığı) bir enfeksiyondan kaynaklanır fakat diğer mikroorganizmalar da (tüberküloz bakterileri gibi) perikardiyumu enfekte edebilir. Lupus gibi bir bağ doku hastalığından kaynaklanan iltihaplanma da perikardite neden olabilir.

(KALP ZARI İLTİHABI)

Keskin göğüs ağrısı, boyun ve omuzlarda gelişen ağrı, ateş, üşüme ve halsizlik, öksürme ya da nefes almayla artan ağrılar aynı zamanda oturma ya da öne doğru eğilme (uzanma) gibi duruş şekli değiştiğinde hafifleyen ağrıların nedeni perikardit (kalp zarı iltihabı) olabilir.

perikardiyal iltihaplanma, perikardiyum tümörler özellikle lenfomlar ya da meme veya akciğer kanserinden kaynaklanan tümörler tarafından istila edildiğinde ve tümörler için yapılan radyasyon tedavisinden kaynaklanabilir.

bir ekokardiyogramdır (EKO). Hastalığın kaynağı bariz değilse, daha yoğun testlerden geçmeniz gerekebilir. Nadir vakalarda, doktorunuz kalbinizin çevresinden bir sıvı örneği almak için bir iğne kullanmak zorunda kalabilir.

Perikardiyum iltihaplandığında, perikardiyal tabakalar birbirine sürtünerek bir friksiyona (sürtünmeye) neden olur. Bazen iltihaplanma perikardiyumda aşırı sıvının toplanmasına neden olur; bu durum perikardiyal efüzyon (sıvı) olarak adlandırılır. Perikarditin kronik bir şekli olan konstriktif perikarditte, uzun süren iltihaplanma perikardiyumda yaralı dokunun birikmesine yol açar.

Alınan sıvı, analiz için laboratuara gönderilir. Perikardit tedavisi, altta yatan soruna bağlıdır. Neden, viral virüsün yol açtığı bir enfeksiyonsa, tek tedavi ağrıyı kontrol etmek için iltihap önleyici (antienflamatuar) ilaçlar olabilir. Bakteriyal enfeksiyonlar antibiyotik gerektirir. Neden, böbrek yetmezliğiyse, acil diyaliz gerekir.

Belirtiler

Perikardiyal kesedeki sıvı hacmi, kalp fonksiyonunu engelleyecek derecede artarsa, bu acil bir durumdur. Bir iğneyle sıvı alınarak basınç geçici olarak hafifletilebilir. Sıvıyı boşaltmak ya da yaralı dokuyu keserek almak için kalp ameliyatı gerekebilir.

Perikarditin başlıca belirtisi, iltihaplanmış dokunun kalbe ya da akciğerlere sürtünmesinden kaynaklanan keskin bir göğüs ağrısıdır. Ağrı, boyun ve omuzlarda da görülebilir. Ağrı genellikle anjina (kalp damar ağrısı) ya da bir kalp krizinden ayırt edilir çünkü öksürme ya da nefes almayla kötüleşir. Aynı zamanda, anjinadan farklı olarak, oturma ya da öne doğru eğilme (uzanma) gibi duruşunuzu değiştirdiğinizde hafifleyebilir. Ateş, üşüme ve halsizlik de yaygındır. Doktorunuz bir stetoskopla göğsünüzü dinlerken, bir “sürtünme sesi” duyabilir. Geniş bir perikardiyal sıvı ya da konstriktif (katılaşmış) perikardit, kalp odacıklarının normal olarak kanla dolmasını engelleyerek kalp yetmezliğine ya da şoka neden olabilir. Viral (virüsün yol açtığı) perikardit ya da bir kalp krizi ya da kalp ameliyatı ile ilgili bir perikardit genellikle bir ya da iki hafta içinde çözülür. Perikardite bakteriyel bir enfeksiyon (özellikle tüberküloz) ya da tümörler neden olduğunda, belirtiler sıklıkla giderek şiddetlenir. Lupus gibi enflamatuar (iltihaplı) bir hastalıktan kaynaklanan perikardit, nükseden göğüs ağrısına neden olarak bir görünüp bir kaybolabilir.

Tedavi Seçenekleri Perikardit, bir kalp krizinin ya da kronik böbrek yetmezliğinin, kalp ameliyatının ya da göğüs ameliyatının bir yan etkisi de olabilir. Son olarak,

Belirtileriniz ve fiziksel bir muayenenin sonuçları, teşhis için güçlü ipuçları sağlayabilir. Bir elektrokardiyogram (EKG) perikardit olabileceğini akla getiren değişiklikleri gösterebilir fakat en iyi tanısal test

ilk yardım - kanama En k›sa zamanda kanaman›n durmas›n› sağlay›n. Kanama geçici olarak kendiliğinden durabilir ancak yine de ilkyard›m yap›lmal›d›r. Kanayan yer üzerine tampon (gazl› bez) koyup bast›r›n, bandaj yap›n. P›ht›lar› kald›rmay›n. Buz uygulay›n (damarlar› büzeceğinden kanamay› azalt›r). Kol ve bacak kan›yorsa, kanayan bölgeyi mümkün olduğu kadar kalp seviyesinden yukar› kald›r›n. Kanayan yaran›n içinde yabanc› cisim varsa (b›çak, tahta parças› v.b.) ç›karmay›n. K›r›k kemik uçlar› gözüküyorsa içeri ittirmeyin. Kanama durmuyorsa ana damar geçen yere yumruk veya parmakla bas›nç yap›n. Yine de kanama durmuyorsa sarg› yap›n. Şoka karş› önlem al›n. Burundan ya da kulaktan kan, beyin omurilik s›v›s› gelmesi durumunda kafa k›r›ğ› varm›ş gibi hareket edin. Denize dalmalarda, boyun omurlar›n›n yaralanm›ş olabileceğini düşünün. 4


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

MART - NİSAN 2011

MEMEDEKİ KİTLELER HER ZAMAN TEHLİKELİ MİDİR? Memede ortaya çıkan kitlelerde hemen paniğe kapılmaya gerek yoktur. Her ne kadar ergenliğin başından itibaren kadınlarda çok sık rastlanılan bir sorun olsa da genellikle iyi huylu kitleler olduklarından pek sorun yaratmazlar. Bu tür kitleler fark edildiği zaman vakit kaybetmeden bir Genel Cerrahi uzmanına başvurmak ve muayene olmak en doğru seçenektir. Hastaların büyük çoğunluğu bu kitleleri ağrı ile fark ederler. Yapılan çalışmalar kadınların % 60’ının hayatının bir döneminde meme ağrısı olduğunu göstermiştir. Ağrı en sık doktora başvurma sebebi olsa da genellikle iyi huylu kitleler ağrı ile belirti verir. O nedenle her ağrıyı kötüye yorumlamamak gereklidir. Sadece kitleler değil stres, sigara, kahve tüketimi de meme ağrısına neden olabilir. O nedenle önce ağrının kaynağı aydınlatılmadır. Adet dönemlerinde olan ve kendiliğinden geçen ağrılar genellikle hastalık olarak kabul edilmez ancak birkaç adet döneminden sonra hala devam ediyorsa ve yaşamı engelliyorsa tedavi edilmelidir. En sık görülen kitleler kistlerdir. Eskiden “fibrokistik hastalık” denirken artık bunun çok sık olduğu görülmüş ve “fibrokistik değişiklik” olarak adlandırılmıştır. Bunu iyi huylu süt bezeleri olarak adlandırdığımız (fibroadenomlar) takip ederler. Bu tür kitleler genelde memenin normal gelişim sürecinde maruz kaldığı hormonal uyarılara bağlı olarak gelişir o nedenle doğum kontrol hapı kullanan bayanlarda sıklığı biraz daha fazladır. Yakın akrabasında benzer kitleler olan

Op. Dr. Süleyman AKILLI Özel Antalya Yaşam Hastanesi Genel Cerrahi / Çocuk Cerrahisi Uzmanı

kadınlarda görülme sıklığı daha fazladır. Sanılanın aksine bu tür iyi huylu kitleleri en iyi tarama yöntemi ise ultrasonografidir. Hastalarımızın çoğu mamografi yaptırmak istese de iyi huylu kistik kitleleri özellikle genç bayanlarda göstermede mamografinin yararlılığı kısıtlıdır. Ancak ciddi şüphe duyulan durumlarda doktorunuzun da gerekli görmesi halinde mamografi de çekilebilir.

Memede kitle fark edersek ne yapmalıyız? Öncelikle bir Genel Cerrahi uzmanına başvurmak ve onun önerileri doğrultusunda hareket etmek en doğru yol olacaktır. Hareketli ve düzgün kitleler özellikle genç bayanlarda kitlenin iyi huylu olduğunun göstergesidir. Son yıllarda kendi kendine muayene yerine hastaların doktor kontrolünde olması daha çok önerilir olmuştur. Unutulmamalıdır ki meme kanseri sıklığı son yıllarda artmıştır ve pek çok hasta erken tanı ve tedavi ile başarılı bir şekilde tedavi olabilmiştir. Yapmanız gereken doktorunuza çekinmeden ilk fırsatta başvurmak olacaktır.

5


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

MART - NİSAN 2011

DOĞUMA HAZIRLIK Uzun ve yorucu bir gebelik döneminizden sonra şirininizi kucağınıza alma zamanı geldi, yani “evet !” doğumunuz başladı. Op. Dr. Güray ÜNLÜ Özel Antalya Yaşam Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Doğum, sancılı; fakat kadının annelik gibi, güven verici ve gururlu bir sürece adım attığı andır. Anne adaylarının, doğuma hazırlık sürecinin sağlıklı ilerlemesi ve doğum korkusunu atlatabilmeleri için bazı durumlara dikkat etmeleri gerekiyor. Öncelikle niyetimiz eğer normal doğumsa, tüm süreç birkaç saat ile bir gün arası sürebiliyor. Eğer sezeryan doğum düşünülüyorsa yaklaşık 15 dakikada işlem gerçekleştirilip, 1-2 gün kadar hastanede misafir ediyoruz. Doğuma hazırlık süreci diye düşünebileceğimiz evrede, vajende ıslaklık artıp hormonal etkenlerle ve sonradan da rahim ağzı sıvısı ve bebeğin suyu ile yumuşama devam ediyor. Rahim ağzınızdaki ve vajendeki bu değişime ‘olgunlaşma’ diyoruz. (Yani tam anlamıyla yumuşama, ıslanma, rahim ağzının incelmesi, hafif açılması, vajenin yumuşayarak esnemesi, kanlanmasının artması, renginin değişmesi gibi tüm değişikler...) Olgunlaşma döneminde ve öncesindeki birkaç günlük evrede hafif ağrılarınız başlayabiliyor. Bu belinizde, özellikle sağ bel yarınızda daha çok hissedilen, sanki böbrek ağrısı gibi olan, yanma tarzında veya aşırı yorgunluktaki gibi bir bel ağrısı olur. Zamanla sanki gaz ağrısı ya da adet ağrısı gibi hissedilen rahim ağrıları da eklenir. Doğumdan önce birkaç gün böyle geçer. Bu hazırlık ağrıları, daha çok akşamları hissedilir ve genelde gündüzleri pek rahatsız etmez.

Bu sürecin sağlıklı ilerlemesi için bazı durumlara dikkat gerekiyor: • Gebelik öncesi bakımınızın iyi olması (birtakım hastalıklarınız, kansızlığınız, vitamin desteğiniz, olası ilaç etkileriniz gibi),

• Beklenmeyen kanama, erken su gelmeleri, başlayan fakat sürekli ve rahatlamayan ağrılarınızın olması durumunda erken başvurunuz, • Gebelik takiplerinizin usulünce yapılması, • Bebeğe ve size ait sezeryan gerekliliklerinin araştırılması, • Bebek hareketleri ve önemli belirtilere karşı doktorunuzu zamanında uyarmanız ( normal ve anormal belirtiler konusunda daha önceden bilgilenmiş olmanız zorunlu),

Her zaman olan akıntınızın biraz sulandığını, çok olmamakla beraber külotunuzu ıslattığını hissederseniz.

• Doğum öncesi, çatı yapısı diye bilinen kemik yapınızın değerlendirilmiş

Eğer ilk doğumsa rahim ağzının incelmesi daha erken, açılması biraz daha geç olacaktır. Eğer daha önce doğum yapmışsanız incelme ve açılma birlikte başlar ve tabii ki doğum süreci daha kısa sürer.

• Stresinizi mümkün olduğunca azaltmış olmanız.

Bir zaman gelir ve ağrılar biraz daha şiddetli, biraz daha düzenli ve sık hale gelir. Artık doğum eyleminiz başlamıştır. Hastaneye başvuru zamanı gelmiştir. Özellikle ilk doğumunu yapacak olan hastalarda doğuma çok erken başvurma gibi bir durum yaşıyoruz. Ağrılarınızın tam oturması için, bir müddet daha evinizde istirahate gönderdiğimiz olabiliyor. Ağrılar 2-3 dakikada bir gelip, 60-70 saniye kadar sürerse doğum eylemi tam olarak yerleşmiş oluyor. Özellikle 6-7 cm.lik açılmadan sonra, ağrılarınız biraz daha şiddetli gelebilir. Bizim “akselerasyon fazı” dediğimiz zamandır. Bebek artık giderek yerleşir, gerekli dönüşlerini yapar, tam açıklık dediğimiz evreye ulaşır. Bebek dışkı kanalınıza bası yaptığı için, sanki tuvalet ihtiyacınız var gibi hissedersiniz ve tabii ki bu sizi ıkınmaya sevk eder. Derken bebeğinizin başı gözükür ve son bir sizin ve bizim gayretimizle doğum gerçekleşir! Artık yaşantınızda, gülücükleriyle hayatınızı güzelleştiren bir bebeğiniz var… 6

olması (çok ama çok önemli),

Doğum normal ya da sezeryan olsun, sonu iyi bitmesi gereken bir süreç. Bu süreçte sizin desteğiniz ve cesaretiniz, bizimse bilgimiz ve dikkatimiz önemlidir.


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

MART - NİSAN 2011

14 MART TIP BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN... 7


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

MART - NİSAN 2011

Tese . kkür mektupları

Ayberk ÖZGÜMÜŞ Doğum Tarihi : 22.12.2010 Anne Adı : Şerife Baba Adı : Abdurrahim Cinsiyet : Erkek Boy : 51 cm Kilo : 3,430 gr

Deniz Eren GÖKÇİMEN Doğum Tarihi : 25.12.2010 Anne Adı : Ekaterina Baba Adı : Civan Erman Cinsiyet : Erkek Boy : 52 cm Kilo : 3,450 gr Mehmet Faruk Doğum Tarihi : Anne Adı : Baba Adı : Cinsiyet : Boy : Kilo :

KÖÇ 12.02.2011 Ümmü Ekrem Erkek 48 cm 3,580 gr

Poyraz ŞAHİN Doğum Tarihi : Anne Adı : Baba Adı : Cinsiyet : Boy : Kilo :

21.12.2010 Hatice Gül Ali Erkek 51 cm 4,100 gr

İlayda ÖZÇELEBİ Doğum Tarihi : 11.10.2010 Anne Adı : Fulya Baba Adı : Akın Cinsiyet : Kız Boy : 50 cm Kilo : 3,440 gr Kaan ZABUN Doğum Tarihi Anne Adı Baba Adı Cinsiyet Boy Kilo

: : : : : :

10.10.2010 Ela Kadir Erkek 49 cm 2,830 gr

SAĞLIKLI YAŞAM Özel Antalya Yaşam Hastanesi Sağlık Bülteni

İmtiyaz Sahibi

Özel Antalya Yaşam Hastanesi adına Dr. Cemal ÖZKAN

Tasarım: Yediiletişim 0242 324 79 77

Yazı İşleri Sorumlusu

Baskı: Kutlu Avcı Ofset 0242 346 85 85

Ayşe TUNÇ Halkla İlişkiler Müdürü

Bültende yer alan yazı ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz. 8

Sağlıklı Yaşam Bülten - 4  

Yaşam hastaneler grubu tarafından yayınlanan Sağlıklı Yaşam Bültenidir.