Issuu on Google+

SAĞLIKLI YAŞAM Özel Antalya Yaşam Hastanesi Sağlık Bülteni

Eylül - Ekim 2010 / Sayı: 01 / ücretsizdir

Hastanemiz 2010 OCAK ayı itibariyle Avrupa Birliği ülkelerinin kabul ettiği kalite ve akretidasyon şirketi TEMOS Quality in Medical Care Worldwide (Uluslararası Sağlık Hizmetleri Kalite Sertifikasyonu) tarafından sertifika almış bulunmaktayız.

Antalya “YAŞAM” dedi. 1990’lı yılların başında Kemer’de temelleri atılan ve halen Kemer ve Antalya’da hizmet veren Özel Yaşam Hastanesi, kuruluşundan bugüne Antalyalıların tercihi oldu. 1990’lı yıllar ile birlikte Kemer ve civarında yerli ve yabancı turist sayısında önemli artışlar olmuş, talebi karşılamak için turistik tesis sayısı büyük oranda artış göstermiştir. Bu artışa paralel olarak nüfustaki yükseliş ile birlikte bölgede sadece Resmi Kurumlarca verilen sağlık hizmeti yetersiz kalmıştır. O yıllarda bölgede 1. basamak sağlık hizmeti veren Şirket Kurucularımız Kemer’de çağdaş düzeyde tüm ihtiyaçlara cevap verecek bir hastanenin eksikliğinden yola çıkarak 1995 yılında Kemer Yaşam Hastanesi Özel Sağlık Hizm. Ltd. Şti.’ni kurarak 1996 yılında tamamlanan 28 yatak ruhsatlı Özel Kemer Yaşam Hastanesi’ni yerli ve yabancı konuklar ile yerleşik halkın hizmetine sunmuşlardır. Meslek etiğine ve ahlakına sadık kalınarak verilen çağdaş sağlık hizmetleri sonucunda çok kısa sürede tercih edilen bir sağlık kuruluşu olarak Yerli ve Yabancı Sigorta Şirketleri ile anlaşmalı hale gelmiştir. Hem bu ihtiyaca cevap vermek hem de Kemer Bölgesinde hizmet veren hastanemizin 2. basamak sağlık hizmetlerinde kendi bünyesinde çözemediği vakaları

Norveçli Turist, Antalya Yaşam’ da şifa buldu...

sevk etmek durumunda kaldığı A1 grubu hastane hizmetlerini karşılayabilmek amacıyla Antalya’da da bir yatırımın doğru olacağı kararı alan Şirket kurucu ortakları ve yöneticilerimiz 90 yatak ruhsatlı A1 gurubu bir hastane yatırımına 2004 yılında başlayarak, 30 Ocak 2006 tarihinde ÖZEL ANTALYA YAŞAM HASTANESİ adı ile Misyon ve Vizyonuna uygun çağdaş sağlık hizmetleri veren bir sağlık kuruluşunu Antalya ve civarında yaşayanların hizmetine sunmuşlardır. Dünyanın muhtelif ülkelerine mensup insanlara 15 yıldır hizmet vermenin deneyimi ile Antalya’ da açılan hastanemiz, Özel Sağlık Sigortaları ve Banka Mensuplarının yanı sıra Sosyal Güvenlik Yasaları çerçevesinde Devlet Kurumları, SSK, Emekli Sandığı, Bağ-kur mensuplarının da sağlık sorunlarını çözmede yardımcı olup, etik değerlerden taviz vermeden ilkeli ve çağdaş bir anlayışla sağlık hizmetlerini en üst düzeyde vermeye devam edecektir. Açıldığımız 2006 Şubat ayından 2010 Eylül ayına kadar 788.761 hastamızın tedavisini yapmanın ve 43.685 hastamızın ameliyatını gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Güveninize teşekkür ederiz.

Antalya Yaşam Hastanesi 900.2 puan alarak A sınıfı hastaneler arasında yer aldı. SAYFA 3’te

KATARAKT NED‹R?

Antalya’da tatil yaptığı otelden nefes darlığı ve çarpıntı nedeniyle acil olarak Antalya Yaşam Hastanesi’ne getirilen 59 yaşındaki Norveçli turist, tedavisinin ardından tatiline kaldığı yerden devam etti. SAYFA 2’de

Katarakt, normalde şeffaf olan ve göz bebeğinin arkasında yer alan göz merceğinin (lens) bulanıklaşmasıdır. Bu bulanıklaşma ilerlediği takdirde görme netliğini bozarak giderek daha az görmeye neden olmaktadır. SAYFA 4’te


ÖZEL ANTALYA

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN EYLÜL - EKİM 2010 Op. Dr. Serhan ÖZLÜ Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

ESWT

Norveçli Turist, Antalya Yaşam’ da şifa buldu...

Antalya’da tatil yaptığı otelden nefes darlığı ve çarpıntı nedeniyle acil olarak Antalya Yaşam Hastanesi’ne getirilen 59 yaşındaki Norveçli turist, tedavisinin ardından tatiline kaldığı yerden devam etti. 59 yaşındaki Harald Olaw Weltz’in tatil için geldiği Antalya’da nefes darlığı ve çarpıntı şikayetiyle hastanenin acil servisine başvurdu. İki yıldır ufak tefek rahatsızlıkları olan Weltzin’e yapılan tetkikler sonucu kalp yetmezliği, ritim bozukluğu ve akciğerinde enfeksiyon tespit edildi. Antalya Yaşam Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Birol Say tarafından yapılan tedavi sonucunda hasta kısa sürede sağlığına kavuştu. Dr. Birol Say, yaptığı açıklamada, hastanın kalp yetmezliğinin dışarıdan konulan kalp pompası ile düzeltildiğini, akciğerindeki enfeksiyonun gerilemesi ile birlikte hastayı yoğun bakımdan çıkardıklarını ve koroner anjiyosunu da yaparak uygun tedaviyi verdiklerini vurguladı. Hastanın sağlık durumunun çok iyi olduğunu ifade eden Dr. Say, hastanın yarım kalan tatiline devam edebileceğini belirtti. Norveç’te yaşayan ve iki çocuk babası olan Weltzin de, Antalya’yı çok sevdiğini, ailesi ile birlikte tatil için iki defa Alanya’ya geldiğini bildirdi. Ülkesindeki sağlık sisteminin iyi olduğunu ancak hizmet almanın bu kadar hızlı yürümediğini ifade eden Weltzin, ‘’Neredeyse bir ay sıra beklenmekte, yoğun bakıma ulaşmak da buradaki gibi kolay değil’’ dedi.

Çocuklarda İshale Dikkat Özel Antalya Yaşm hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ümid Başer, çocuklarda çok sık rastlanan ishal hastalığını ve uygulanan tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Dışkılamanın her zamankinden daha sulu ve sık olması durumuna ishal ismini verdiklerini söyleyen Dr. Başer, “Ani başlayan ve genellikle ateş, kusma, karın ağrısı ile birlikte olan isaller su ve elektrolit kayıplarına neden olarak özellikle iki yaş altındaki çocuklarda tehlikeli olurlar. Kusma küçüklerde daha ciddi olmakla birlikte her yaşta üzerinde önemle durulması gereken bir 2

ESWT; Kas –İskelet sisteminin kronik ağrılarında kullanılan noninvaziv, uygulaması kolay,%80’lere varan tedavi başarısı ile hızlı, hassas etkili bir tedavi yöntemidir. TENİSÇİ DİRSEĞİ Dirsekte ağrılara yol açan ‘tenisçi dirseği’ hastalığı özellikle ev hanımlarında yaygın görülüyor. Bu hastalık böbrek taşı kırmakta kullanılan şok tedavisi yöntemiyle iyileşebiliyor.

de de görülüyor. Bu tip rahatsızlıklar ağrı kesici ilaç kullanımı, dirseğin gerilmesini önleyecek bantların takılması ve fizyoterapi gibi tedavilerin mevcut olmasına rağmen, hastalıkta tam olarak iyileşme sağlanamamaktadır.

Halk arasında ‘tenisçi dirseği’ adıyla bilinen ve dirsek ağrılarının birçoğunun sebebi olan ‘lateral epikondil’ ev kadınlarında da oldukça sık görülüyor. Sıklıkla tenisçilerde görüldüğü için tenisçi dirseği adı verilen rahatsızlık, dirseğin dış tarafında ve önkolun üst tarafının dış tarafında tekrarlayan ağrı ve hassasiyet bulgularıyla kendini gösteriyor.

ŞOK TEDAVİSİ İleri derece hastalar için kortizon içeren iğneler son derece yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak bu tedavi yöntemleri hastalığı tam olarak iyileştiremiyor. Bu tip hastalığı olanları ESWT adını verdiğimiz şok dalgaları kullanarak tedavi ediyoruz. Böbrek taşlarını kırmakta kullanılan ultrasonik dalgalarla tedavi, böbrekler daha derinde olduğu için, bizim kullandığımız dalgalar daha yüzeysel oluyor. Uyguladığımız yöntemle çoğu hasta ilk tedaviden sonra şikayetlerinden kurtulmaya başlamaktadır fakat tedavinin etkili olabilmesi için en az 3 seans gereklidir.

Dirsekteki tendonların zorlanmasıyla oluşan hastalık, önkolu dirseğe bağlayan kasların tendonların da zorlanma sonucu oluşan küçük yırtıklarda enflamasyon ile doku bozulması oluşuyor. Hastalık tenis oynarken dirseklerin zorlanmasıyla oluşabildiği gibi, ev işi yapan kadınların temizlik yaparken, toz alırken dirseklerini zorlamasıyla da oluşabiliyor. Şişle örgü örmek, dikiş dikmek gibi tekrarlayan dönme hareketleri de bu hastalığın oluşmasına neden olabiliyor. GOLFÇÜ DİRSEĞİ Tenisçi dirseği probleminin dirseğin iç kısmında görülen çeşidi ise ‘golfçü dirseği’ olarak anılır. Bu hastalık da golf oynayanlarda sıklıkla görülmekle birlikte golfle ilgisi olamasa da dirseği zorlayıcı işler yapan kişiler-

Uzm. Dr. Ümid BAŞER Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

durumdur. İshalin dışında idrar yolu iltihabı, menenjit, bulaşıcı sarılık, akut apandisit ve barsak tıkanıklığı gibi pek çok tehlikeli durum bu hastalıkla birlikte görülebilir. İshale kusmanın eşlik etmesi, beden suyunun ve insan kanında yaşam açısından zorunlu olarak belirli sınırlar arasında bulunması gereken sodyum, potasyum ve bikarbonat gibi maddelerin hızla kaybına yol açar. Bunun ötesinde, kusma nedeniyle ağızdan verilebilecek uygun oranlarda hazırlanmış su-elektrolit karışımlarının alınması da zorlaşır ise serum tedavisi zorunlu olur” dedi Çocuğumuz ishal olduğunda neler yapmalıyız? • Çocuğun genel durumu iyi ise, dışkısı sulu ise (kanlı, balgamlı değil) ve günde dördü aşmıyorsa, kusması yoksa veya çok az ise, su kaybı belirtileri (gözlerde çökme, ağız kuruluğu, karın derisinde esneklik kaybı, bıngıldağın çökmesi, ateş, hızlı nabız veya solunum) bulunmuyorsa, ağırlığı hastalık öncesine göre %5 den fazla azalmamışsa evde bazı önlemler alarak durumunu izleyebiliriz.

• Su ve elektrolit kayıplarını karşılamak üzere elma, şeftali veya havuç suyu ve pirinç suyu alabildiği kadar verilir. •Emiyorsa emzirmeye devam edilir. İnek sütü alıyorsa azaltılır, özellikle 1 haftayı geçen ishallerde tamamen kesilir. • Hazır mamalarla beslenenlerde mama iki kat fazla sulandırılarak verilir. Ayına uygun olarak ayran, yoğurt, pirinç lapası, patates verilebilir. • Şekerli, yağlı ve lifli gıdalardan uzak durulur. • Kusma varsa beslenmeye 15 er dakika ara ile elma suyu verilerek başlanır. İki kez elma suyunu kusmaz ise buna 1–2 bisküvi eklenerek iki kez verilir. 30 dakika sonra yine kusma olmaz ise naneli- yoğurtlu (yağsız) pirinç çorbasına geçilebilir. Herhangi bir noktada kusma olursa bir önceki beslenme düzenine dönülür. • Çocukta huzursuzluk varsa, dışkı sayısı 4–10 arasında ise, idrarı azalmış ve rengi koyulaşmış ise, yukarıdaki su kaybı belirtilerinden bazıları belirmeye başlamışsa, eski kilosu ile şu anki arasındaki fark muhtemelen 100 g/kg a (%10 su kaybı) yaklaşmaktadır. Bu durumda orta derecede su kaybı söz konusudur. • Önceki önlemlere ek olarak ağızdan ORS olarak adlandırılan su-elektrolit karışımları verilmelidir. İshali ve sancısı olan bebeğinizin dışkısında balgamsı yapılar ve/veya kan görüyosanız hekiminize mutlaka başvurmalısınız.


ÖZEL ANTALYA

A sınıfı Antalya Yaşam Hastanesi Antalya Yaşam Hastanesi 900.2 puan alarak A sınıfı hastaneler arasında yer aldı. Antalya Yaşam Hastanesi Başhekim Uzm. Dr. Cengiz Denizer, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) özel hastanelerin puanlarını belirlemek için uyguladığı ‘özel hastane sınıflama’ çalışmasına göre, Antalya Yaşam Hastanesi’nin 900.2 puan alarak A sınıfı hastaneler arasında yer aldığını hatırlattı.

4 yıldan beri zaten sağlamıştık. SGK’nin yapmış olduğu planlama sonucu hastaneler A, B, C, D, E şeklinde sınıflandırıldı.

Denizer, mevcut ekonomik durumu göz önüne alarak fiyat artırımını yapmama kararını aldıklarını ve hastalara en iyi hizmeti uygun fiyatlarla vermeye devam edeceklerini belirtti.

900.2 puan alarak A sınıfı hastaneler arasında yer almamıza rağmen mevcut ekonomik durumu da göz önüne alarak fiyat artırımını yapmama kararını aldık.

SGK tarafından özel hastanelerin hastadan aldığı fark ücretini belirlemek için belirli kriterlerin hastaneler tarafından sağlanmasının istendiğini ifade eden Özel Antalya Yaşam Hastanesi Başhekim Uzm. Dr. Cengiz Denizer, “Tüm hastalarımızın en üst seviyede hizmet alması bizim için vazgeçilmez bir koşul olduğu için bu kriterleri

Bu değerlendirme hastanelerin hastalardan SGK ücretlerine ek olarak alabileceği ücretlere yüzde 30’dan, yüzde 70’e kadar arttırma imkanı vermektedir.

Bunun için hastalarımıza en iyi hizmeti yine uygun fiyatlarla vermeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. Denizer, A1 sınıfında değerlendirilmedeki başarıyı, tüm hekimler ve ekip ile hasta sağlığı ve memnuniyetini en üst düzeyde tutarak, en yeni teknolojik gelişmeleri takip ederek, modern tıp yöntemlerini uygulayarak sağladıklarını da sözlerine ekledi.

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN EYLÜL - EKİM 2010

“DOKTORLARIMIZDAN YAŞAM HİKAYELERİ” Dr. Tülin ÖZKAN Özel Kemer –Antalya Yaşam Hastaneleri

SEVGİLİ KOMŞU TEYZEM Önceleri ev sahibimiz, daha sonra komşumuz olan Kamile Hanım çocukluğumdan aklımdan kalan en renkli kişiliklerdendir. Onu sevenlerin Kamilüş olarak ismini değiştirmesinden şikayetçi değildi. Doğal olarak benim de Kamilüş Teyze’mdi. 1970’ li yıllarda ben ilkokul öğrencisi, Kamilüş orta yaşın biraz üzerinde, evler çiçekli bahçelerin içinde, komşuluk ilişkileri ise sımsıcaktı. Kamilüş boylu poslu alımlı bir hanımdı. Her zaman giydiği elbiseleri pastel tonlarda ve desenli olurdu. Ancak önemli günlerde koyu renkli elbiseleriyle görürdük. Ayakkabılarının önünde küçük bir fiyonk vardı. Saçlarına elbisesine uygun şifon eşarplarını bant şeklinde bağlardı. Omzuna attığı minik siyah hırkası ile şıklığını tamamlardı. Ben de onu o yıllarda seyrettiğimiz siyah beyaz filmlerdeki Sopfia Loren’ e benzetirdim. Babasından kalan emekli maaşı ve evi ile kimseye muhtaç değildi. Bu evde zihinsel engelli abisi ile birlikte yaşardı. Abisine sahip çıkmak adına hiç evlenmemiş, hayatını ona adamıştı. Bizim mahallenin çocukları olarak zeka yaşı 3 – 4 yaş civarında kalan Kemal Amca’ yı çok severdik. Kemal Amca çok yavaş hareket eder, homurtu şeklinde konuşurdu onu sadece kardeşi anlardı. Abi kardeş mutfak camının önündeki sedirde karşılıklı otururlar, dışarıya bakarlardı. Okula giderken ve dönüşte onlara el sallardım. Bazen Kamilüş’ e okulda olanları anlatır, güldüğünü görünce çok mutlu olurdum. Kamilüş Teyzenin en büyük korkusu Kemal Amca’dan önce ölmek ve onun ortalarda kalmasıydı. Kemal Amca’ya çok özenle bakardı. Boynuna kocaman bir havluyu önlük gibi bağlar onu elleriyle beslerdi. Kemal Amca’nın giysileri her zaman tertemiz olurdu. Diğer mahallenin çocukları Kemal Amca’yı sokakta gördüklerinde “Deli Kemal Deli Kemal” diye bağırarak onu korkuturlardı. Kemal Amca kendini savunamaz, sokağın ortasından öylesine dikilirdi. Eğer bizler görürsek onu kurtarır, elinden tutarak Kamilüş’ e götürürdük. Böyle zamanlarda Kamilüş’ ün yüzündeki üzüntü ve çaresizliği çocuk kalbimle hissederdim. Ama bir gün annemin yaptığı keki Kemal Amca’ ya götürmek istedim. Keki aldım, kapılarını çaldım ve Kamilüş Teyze’ ye “Bu keki Deli Kemal Amca’ya getirdim” dedim. Dedim ve yerin dibine geçtim. “Çok özür dilerim, öyle demek istememiştim” diye bir şeyler geveledim ama iş işten geçmişti. Sevgili Kamilüş üzülme “Kemal ne dediğini anlamamıştır” diyerek beni teselli etmişti. Bir kış günü ekmek almaya giden Kemal Amca yolu kaybetmiş, eve dönmemişti. Bütün mahalle köşe bucak onu aradık, bulamadık. Akşam geç vakit polisler şehrin dışındaki mezarlıkta bulup getirdiler. Ancak çok üşüyen Kemal Amca hasta oldu, bir haftaya kalmadan öldü. Doğduğu gibi masum ve günahsız olan Kemal Amca’nın penceredeki köşesi boş kaldı. Kamilüş Teyze abisini kaybedince kendini işe yaramaz hissetmişti. Eskisi gibi yüzü gülmüyordu. Abime iyi baktım, onu kimseyi ezdirmedim. Artık benim görevim bitti, ölüme hazırım diye konuşuyordu. Ben üniversiteyi kazanıp mahallemden ayrılırken Kamilüş’ ün elini öptüm, veda ettim. Tatile geldiğimde Kamilüş Teyzem ölmüştü ve kimse bana haber vermemişti. Kabul etmeliyiz ki, hasta, yaşlı ya da engelli insanlarımız için devletin sağladığı olanaklar o yıllardan bugüne hala yeterli değil. Ama çilekeş Türk kadını kendini yok sayarak onlara bakar ele günü muhtaç etmez. 3


ÖZEL ANTALYA

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN EYLÜL - EKİM 2010 Op.Dr. Selda Şimşek KIVRAKDAL Göz Hastalıkları Uzmanı

KATARAKT NED‹R? Katarakt, normalde şeffaf olan ve göz bebeğinin arkasında yer alan göz merceğinin (lens) bulanıklaşmasıdır. Bu bulanıklaşma ilerlediği takdirde görme netliğini bozarak giderek daha az görmeye neden olmaktadır. men kaybolmuştur. Yalnızca ışık hissi algılanır. Katarakt teşhisi nasıl konur? Hastanın şikayetleri eşliğinde ve ayrıntılı göz muayenesi ile katarakt teşhisi kolayca konabilir.

Kataraktın sebepleri nelerdir? En sık görülen nedeni yaşlılıktır ve özellikle 60 yaş üzerinde sık olarak görülmektedir. Yaşlılarda sık görülmesine rağmen, şeker hastalığı, kortizon grubu ilaçların kullanımı, sigara, aşırı güneş ışığına maruz kalma, beslenme bozuklukları kataraktın daha erken yaşta görülmesine sebep olabilir. Travma sonrası ve hatta doğumda bile katarakt görülme ihtimali vardır. Ailede katarakt olması çocuklarda da görülme riskini arttırır. Kataraktın belirtileri nelerdir? Katarakt, uzağı veya yakını görmede bozulma, ışığa karşı hassasiyet, gözlük numaralarında sık değişikliklerin olması gibi şikâyetlere neden olabilir. Görmedeki azalma yavaş yavaş oluşur. Kataraktın belirtileri kataraktın çeşidi ve derecesiyle yakın ilişkilidir. Çekirdek kataraktında uzak görme bulanıklaşırken, yakın görme konusunda ise gözlük kullanan hastalarda geçici bir iyileşme görülmektedir. Arka zar kataraktında ise, uzak görme nispeten iyi ancak yakın görme çok bozulmuştur, ayrıca parlak ışıkta şiddetli kamaşma ve görmede bozulma vardır. Katarakt ilerlediği zaman ise hem uzak hem de yakın görme iyice bozulur. Olgunlaşmış bir kataraktta ise görme tama-

Kataraktın tedavisi nasıl yapılır? Tüm katarakt türleri ameliyat gerektirecek kadar kötü olmamasına rağmen katarakt tedavisinde tek yöntem ameliyattır. İlaç tedavisine yönelik çeşitli çalışmalar olmasına rağmen henüz başarı elde edilememiştir. Gözlükle yapılacak tedavide mümkün değildir. Katarakt tedavisinde uygulanabilecek en iyi yöntem hangisidir? En iyi yöntem lensin kendi zarlarının içine yerleştirildiği dikişsiz ameliyat FAKO yöntemidir. Hastanın durumu veya cerrahinin gidişine göre diğer yöntemlere de ihtiyaç duyulabilmektedir. Katarakt operasyonlarında FDA veya CE onaylı mercekler kullanılmalıdır. Katarakt ameliyatında kullanılan merceklerle ameliyattan sonra hastanın gözlüksüz uzağı görmesini ve yakın için gözlük kullanmasını planlarız. Bazı hastalar düşük numaralar da olsa uzak gözlüğe ihtiyaç duyabilirler. Veya son zamanlarda kullanılan multifokal ( yakın ve uzağı gösterme özelliğine sahip) mercek yerleştirilmesi, ameliyattan sonra günlük rutin işleri hiç gözlük kullanmadan yapabilir hale getirir. Bu multifokal merceklerin özelliği, hem yakın hem de uzağa odaklama yapabilmesidir.

Katarakt tekrarlar mı? Katarakt ameliyatı olanlarda yeniden katarakt oluşmaz. Fakat operasyonla, merceğin içine yerleştirildiği zar zamanla kesifleşebilir. Bu halk arasında ikincil katarakt olarak isimlendirilse de aslında katarakt değildir. Bu oluşum lazerle 15 saniye içinde kolayca tedavi edilebilir.

Zihinsel veya bedensel engelliler, otistik ve down sendromlu hastalar, aşırı Diş Hekimi korkusu olan çocuk ve erişkin hastalar genel anestezi altında daha rahat ve kolay tedavi edilebiliyor.

talıkları ve Cerrahisi Uzmanı Dr. Dervişhan KÜÇÜK sözlerine şöyle devam etti:

4

FAKO yöntemi ile katarakt ameliyatı nasıl yapılır? Fakoemülsifikasyon (FAKO) denilen en modern katarakt cerrahisi yönteminde korneadan çok kısa bir kesiden göziçine aletler ile girilerek ultrason (ses dalgaları) enerjisi ile lens çok minik parçalara ayrılarak vakumla çekilmektedir. Bu küçük kesi yerinden göziçine katlanabilir mercek yerleştirildikten sonra dikiş konulmadan operasyon tamamlanmaktadır. FAKO yöntemi, geniş bir kesi olmadığı ve kapalı sistemde çalışıldığı için erken dönemde görme düzeyini arttıran oldukça güvenli komplikasyonu çok az olan bir yöntemdir. Ameliyatınız kataraktınızın durumuna göre 15-30 dakika sürmektedir.

Ne zaman katarakt ameliyatı olmalıyım? Görme artık ihtiyaçlarını karşılamıyorsa, gözdeki iltihap gibi bir rahatsızlık katarakt oluşturmuşsa ve katarakt hastanın göz tansiyonunu yükseltiyorsa, doktorunuzla birlikte ortak bir şekilde katarakt ameliyatı olunması kararlaştırılır.

Engelli hastaya diş tedavisi

Diş ağrısı nedeniyle Antalya Yaşam Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniğine başvuran 18 yaşındaki Ümide İnce adlı mental retardasyonlu (zihinsel engelli) hasta, portable diş ünitesi ile genel anestezi altında başarıyla tedavi edildi. Hastaya poliklinikte (anestezi ekibiyle birlikte olsa bile) müdahale etmenin riskli olduğunu, hem hastanın sağlığı hem de operasyonun sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesi açısından ameliyathanede portable diş ünitesi ile işlem yaptıklarını söyleyen Ağız Diş Çene Has-

Eskiden kullanılan ameliyat tekniği nedeniyle kataraktın olgunlaşması beklenirdi, dikişsiz ameliyat yönteminin ortaya çıkması ile birlikte en erken dönemde ameliyat yapmak gerekir, bu sayede ameliyat kolay olur ve daha çabuk iyileşir.

“Bu tür hastalar çoğu zaman ağız içerisindeki sıkıntılarını söyleyemez, ağrılarını bile dile getiremezler. Mevcut çürük veya diğer sıkıntılar görülse bile normal bir erişkin hasta gibi tedaviye çoğu zaman müsaade etmezler. Bu yüzden bu tür hastaların tedavileri ancak uyutularak yani genel anestezi altında mümkün olabilmektedir. Aynı sıkıntıları yaşadığımız mental retardasyonlu hastamız Ümide İnce’nin tedavisi de bu sistemle başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir.” Raporu olan zihinsel veya bedensel engelli hastalar, Sağlık Bakanlığına bağlı Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinden sevk alarak geldiklerinde kurumlarından da yararlanabildiklerini belirten Dr. Dervişhan KÜÇÜK, “Daha önceki poliklinik veya muayenehane şartlarında sedasyon (kısmi uyutma) ile daha sınırlı tedaviler yapılabilmekte iken bugün tam donanımlı ameliyathanede portable diş ünitesi ile genel anestezi (tamamen uyutularak) altında her türlü diş tedavisi daha risksiz ve daha rahat uygu-

lanabilmektedir. Aynı zamanda Diş Hekimi veya diş tedavisi korkusu olanlar da artık bu cihazla rahatlıkla tedavilerini olabilmektedir”dedi. Hastaya diş çekimi, dolgu ve diş taşı temizliği işlemleri yapıldığını söyleyen KÜÇÜK, ayrıca bu cihazla ameliyathane koşullarında kanal tedavisi, ışınlı dolgu ve gömülü dişçekimi gibi tedavilerin de yapıldığını belirtti. Ümide İnce’nin annesi Hacer İnce de tedavisini gerçekleştiren Dr. Dervişhan KÜÇÜK’e teşekkürlerini bildirerek sözlerine şöyle devam etti: “Çocuğumun işlemden önce ve işlemden sonra böyle sakin duracağını düşünmüyordum. Aynı gün içerisinde bütün işlemleri tamamlandı. Sabah geldik, öğleden sonra taburcu olduk.” Kızının normalde yemek yedirmesine bile müsaade etmediğini söyleyen Hacer İnce, “her yeri kırıp yıktığı için devamlı yanında durmam gerekiyor. Biz Serik’te oturuyoruz ve çiftçilikle uğraşıyoruz. Kızımı dışarıya çıkartamıyorum. Evimiz müstakil olduğu için bahçeyi telle çevirdik ancak o alan içerisinde serbest bırakabiliyoruz” dedi.


ÖZEL ANTALYA Op.Dr. Rıza BAYSAL Üroloji Uzmanı

YAŞAM HASTANESİ

Prostat Bezi ve İyi Huylu Prostat Büyümesi Hastalığı Tanı ve Tedavi Yöntemleri Prostat erkeklerde, böbreklerde oluşan idrarın depolandığı idrar kesesinin hemen altında bulunan bir organdır. Erişkin erkekte normal büyüklüğü ortalama bir kestane kadardır.İdrar kesesinden akan idrarın içinden geçtiği uretra isimli kanalı çepeçevre sarmaktadır.

Prostat erkeklerde, böbreklerde oluşan idrarın depolandığı idrar kesesinin hemen altında bulunan bir organdır. Erişkin erkekte normal büyüklüğü ortalama bir kestane kadardır.İdrar kesesinden akan idrarın içinden geçtiği uretra isimli kanalı çepeçevre sarmaktadır. Ana görevi erkekte doğurganlıkta önemi olan bazı salgıları salgılamaktır. Ortalama olarak 40 yaş sonrası erkeklerde vücuttaki hormonal değişiliklere bağlı olarak prostat bezinde büyüme başlar. İyi huylu prostat bezi büyümesi erkeklerde en sık görülen iyi huylu tümördür. Bu büyümenin oluşumundaki risk faktörleri henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Genetik faktörlerin rol oynadığını gösteren çalışmalar mevcuttur.Prostatın iyi huylu büyümesinin hormonal kontrollü olduğu bilinmektedir. Hastalığın yarattığı yakınmalar değişik derecelerde; -gece işeme -idrar yaparken zorlanma ve ıkınarak, kesik kesik işeme -zayıf idrar akımı, idrar kalibresinde incelme -işeme sonrasında idrar kesesinin tam boşalmama hissi -işeme sonrası damlalar halinde idrarın akmaya devam etmesi olarak belirtilebilir. Hastalık ilerledikçe sık idrar yolları iltihaplanması, idrar kesesi taşı oluşması, tamamen işeyememe durumları ve bunlara bağlı ilerlemiş hastalık belirtileri ortaya çıkar. Tanı yöntemleri: -Hastanın tam bir fizik muayenesi -İşeme hızı ölçümü -Üriner sistem ultrasonografisi (prostatın boyutları, genel görünümü ve kalan idrar ölçümü) -PSA, idrar tetkiki, böbrek fonksiyon testlerini içermektedir. Buradan elde edilen veriler değerlendirilerek iyi huylu Prostat Bezi Büyümesi kanser yada başka bir üriner sis-

tem hastalığından ayırt edilerek tam bir tanıya varılır. Tedavi Yöntemleri: Tedavide uygulanan işlem idrar yolunu tıkayan bezin ortadan kaldırılmasına yönelik olmakta, hastalığın ciddiyetine ve hastanın durumuna göre değişkenlik gösterebilmektedir. Tüm veriler elde edildikten sonra hasta ile görüşülerek uygulanabilecek tedavi yöntemleri, sonuçları ,olası operasyon sonrası yan etkiler anlatılır, hastanın kullandığı ilaçlar, genel durumuna göre tedavisi planlanır. Genel olarak tedavi yöntemlerini 2’ye ayırabiliriz. Medikal Tedaviler: Hergün alınan tabletlerle işeme kolaylaştırılarak hasta yakınmaları azaltılabilmektedir. Girişimsel Tedaviler: İlaç tedavisine yanıt alınamayan, sonda takılmak zorunda kalınan, tekrarlayan idrar yolu iltihaplarında, mesane taşı oluştuğunda, böbrek yetmezliği gelişenlerde uygulanmaktadır. Çok iri bir prostatta açık cerrahi uygulamak gerekirken daha küçük prostatlarda kapalı yöntemler örneğin TUR prostatektomi, kan sulandırıcısı kullanan bir hastada ise Laser uygulamaları ile çok başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Günümüzde çok yaşlı, kan sulandırıcısı kullanan hastalarda ürolojiye son adapte edilen teknolojik ürünlerle örneğin Red Light Laser ile hastalar prostata bağlı rahatsızlıklarından kolayca kurtulabilmektedirler. Hastanede yatış süresinin kısalması, günlük yaşama hızlı dönüş ise yöntemin avantajları olarak belirtilebilir. Görüldüğü gibi artık prostatının iyi huylu büyümesinin verdiği rahatsızlıklar teknolojininde sonsuz katkılarıyla kader olmaktan çıkmış tedavi edilebilir bir hastalık haline gelmiştir.

Modern Çağımızın Hastalığı Metabolik Sendrom Türkiye’de 20 yaş üstü nüfusun 1/3’üne yakınında metabolik sendrom olduğuna ve metabolik sendromlu kadın nüfusunun erkek nüfusuna göre çok daha fazla olduğuna dikkat çeken ERSOY, “Metabolik sendrom yaş ilerledikçe kalp hastalığı, şeker hastalığı, hiperlipidemi, hiperkollesterolemi ve obezite (şişmanlık) olasılığını arttıran bir durumdur”dedi. “Sabah yorgunluğu, gece uykudan kalkıp tatlı bir şeyler yemek isteği veya öğle yemeği sonrası yorgunluk, halsizlik hissediyorsanız metabolik sendrom hastası ( insülin direnci hastalığı) olabilirsiniz.” Antalya Yaşam Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Kaya Ersoy, modern yaşamın neden olduğu ve yaşam süresini kısaltan önemli bir hastalıklar kompleksi olan Metabolik Sendrom hakkında bilgi verdi. Dr. Ali Kaya Ersoy, hareketsizlik, stres ve beslenme bozukluğu sonucunun bir ürünü olduğunu bu sendroma aday kişiler genellikle hareketsiz masa başında oturan, beslenmesi düzensiz, yoğun, stres altında çalışan ve gereğinden fazla kalori alan kişiler olduğunu söyledi.

Metabolik sendrom hastalığının kişinin hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini ciddi şekilde bozduğunu belirten Ersoy, hastalığın en önemli 4 belirtisini şöyle sıraladı: “Bel çevresi ölçümü kadında 88 cm erkekte 102 cm’den büyük olması, Trigliserit düzeyi 150 mg/dl den fazla olması, HDL kolesterol kadında 50 mg/dl, erkekte 40 mg/dl den düşük olması, Kan basıncı 130/85mg’dan yüksek olması, Açlık kan şekerinin 110 mg/dl’den yüksek olması. Yukarıda sayılanların en az üçünün aynı kişide birden bulunması halinde o kişinin metabolik sendrom hastası olduğundan bahsedilir.

Metabolik sendromun bazı ciddi hastalıklara sebep olduğunu ve kişinin hayatını tehdit ettiğini vurgulayan Ersoy, “En önemli hastalıklar; kalp krizi (enfarktüsü), diabet (şeker hastalığı), obezite (şişmanlık), inmeler (felç) ve son zamanlarda Alzhimer’e neden olduğu da sanılmaktadır. Ayrıca kadınlarda polikistik over sendromu ve erkeklerde prostat büyümesi, metabolik sendromda sıklıkla birlikte görülmektedir.”dedi. Metabolik sendromlu hastaya yaklaşımın öncelikle tansiyon ölçümü, ideal kilo tespiti, bel kalınlığının ölçümü, kan yağlarının ölçülmesi kan şekeri ve insülin direncinin var olup olmadığının tespiti, ürik asit ve troid fonksiyonlarının incelenmesi, karaciğer yağlanmasının olup olmadığına bakılması gerektiğini söyleyen Ersoy, Metabolik sendromdan korunma ve tedavi yollarını şöyle anlattı. “Hasta daha çok egzersiz yapmalı (günde en az 45 dakika ), daha az kalori almalı, yoğun stresli ortamlardan uzak durmalı, ideal kiloya inmeli, gerekirse doktor tavsiyesi ile insülin direncini kıran ilaçlar kullanmalıdır” dedi.

BÜLTEN EYLÜL - EKİM 2010

Yasam hastanesi web sitesi yenilendi Teknolojik hayatı yakından takip eden Özel Antalya Yaşam Hastanesi, internet dünyasında da gelişmeleri yakından takip ediyor. www.antalyayasam.com ismini taşıyan sitesini yeniledi. Siteden Özel Antalya Yaşam Hastanesi hakkında bütün bilgilere ulaşmak mümkün. Siteden laboratuvar ve radyoloji sonuçlarınızı öğrenebilirsiniz. Ayrıca hastanemizin düzenlemiş olduğu etkinliklerden site sayesinde haberdar olabilirsiniz. Sitede ayrıca hastanede doğan bebekleri de görmek mümkün. Site ayrıca hastane hakkında görüş ve önerileri de kabul ediyor. Randevu sistemiyle hastalarına daha kolay bir randevu alma olanağı sağlayan site, dışarıdan hastaların şikayetlerini de doktorlara iletebiliyor. Bunların yanında siteden hastanede tedavi görmekte olan yakınlarınıza da mesajlar göndermeniz mümkün.

Yasam sigara bırakma merkezi büyük ilgi gördü Özel Antalya Yaşam Hastanesi Sigara Bırakma Merkezi, Antalyalılardan büyük ilgi görüyor. Sigarayı bırakmayı geciktirmek için birçok nedeniniz bulunduğunu, sigaranın bir dayanak olduğunu, stresi azalttığını düşünebilirsiniz. Görünürde çevrenizdeki herkes hâlâ sigara içerken sizin bırakmanızın zor olduğuna inanabilirsiniz. Ama her yıl onbinlerce insan sigarayı bırakmaktadır. Siz de bunlardan biri olabilirsiniz! Sigarayı bırakmak daha uzun yaşama şansınızı büyük ölçüde artırmak için yapabileceğiniz tek şeydir. Vücudunuz bir kez sigaradan kurtuldu mu, yıllarca sigara içmenin verdiği zararı 20 dakika içinde gidermeye başlar. Sigarayı bırakıp vücudunuzun sağlığını yeniden kazanmaya başlamasını sağlayın! 5


ÖZEL ANTALYA

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN EYLÜL - EKİM 2010 Uzm. Dr. Şeyda TEMEL Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı

Estetik Tıpta Mezoterapi Antalya Yaşam’da Latinceden dilimize çevrildiğinde orta deri tedavisi anlamına gelen mezoterapi ilk kez Fransa’da uygulanmaya başlanmıştır. İlk yıllarda sadece Fransa’da uygulanmasına rağmen başarılı sonuçları nedeni ile başta Avrupa ve Amerika olmak üzere tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Jet Hızıyla Gelen Güzellik Öğle tatilinde bile uygulatabileceğiniz ağrısız, acısız, sonuçları anında gözlenebilen, doğal bir cilt bakımı yöntemi JetPeel ile ilk seansta güzelleşin.. Antalya Yaşam Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Dr. Şeyda TEMEL, Cilt bakımında doğal bir yöntem, hızlı ve ağrısız olması ile klasik cilt bakımlarından çok farklı olan JetPeel uygulamasını anlattı. Uzm. Dr. Şeyda Temel, JetPeel ile cilde temas etmeden özel başlıklar kullanılarak cildin gereksinimi olan doğal maddelerin (su, oksijen, vitamin, mineraller) cildin üst ve orta tabakasına ulaştırıldığını ve ilk uygulamanın hemen ardından cildin arınmış, yumuşak, nemli ve parlak bir görünüm kazandığını söyledi.

Kişinin günlük yaşamını etkilemediğini belirten Uzm. Dr. Şeyda Temel, “ JetPeel uygulaması cilde herhangi bir zarar vermez. Uygulama sonrası güneşten koruyucu kullanımı dışında özel bir bakım gerekmez. Bu nedenle uygulama günün herhangi bir saatinde hatta öğle arasında bile yapılabilir” dedi.

Mezoterapi Dermokozmetik alanda, yüz gençleştirme, bölgesel zayıflama, selülit ve saç dökülmesinde kullanılmaktadır. Anestezi gerektirmeden uygulanması, seans süresinin dakikalarla sınırlı olması, sonuçlarının hızlı, kesin ve ağrısız olması ( 3. seanstan sonra etkisi başlar) ve uygulamadan hemen sonra kişinin günlük hayatına devam etmesi mezoterapinin diğer kozmetik ve cerrahi yöntemlere göre üstünlükleridir. Her bir seans 15–20 dakika sürer. Her yaşta ve yaz aylarında da uygulanabilmesi çok önemli bir avantajdır. Yaşlanmanın ilk belirtileri yüzde ince çizgi ve kırışıklıkların belirmesi ve derinin elastikiyetini kaybetmesi nedeni ile boyun ve çene bölgesinde cilt sarkmalarının daha yoğun olarak görülmesidir. Mezolifting ( ya da yüz mezoterapisi) yöntemi ile yüz derisi içine özel maddeler verilerek derinin kaybettiği esneklik ve canlılık tekrar kazandırılır. Hyalronik asit, A, C, E vitaminleri, aminoasitler, nükleik asitler, koenzimler bu amaçla kullanılan doğal maddelerdir. Deriye dışarıdan sürülerek kullanılan krem, losyon, serumlarda da benzer etken maddeler bulunur, ancak mezolifting uygulamasında bu maddeler deri içine direkt mikroenjeksiyonlar yapılarak verildiğinden kozmetiklere göre çok daha etkili olurlar. 2 hafta aralıklarla 4–6 seans uygulanması gerekir. Uygulama çok ince enjektörlerle yaklaşık 2–4 mm derinliğe yapılır. Mezolifting sonrası cilt parlak, genç ve taze bir görünüm kazanır ve kaybettiği esnekliği geri kazanır.Bu yöntem, botox ve dolgu uygulamaları ile de kombine edilebilir. 6

Hassas ciltlerin tedavisinde, Cilt tonunun eşitlenmesinde, Lenf drenajı yolu ile cilt detoksu olarak, Göz altı torbalanmasında yorgun ifadenin azaltılmasında, Göz kapağı sarkmasını toparlamada, Dudak üstü çizgilerin azaltılmasında, Cilt lekelerinde yüzeyel –orta peeling uygulaması olarak, Cilt elastikiyetinin tekrar kazandırılması için, Akne özellikle komedon tedavisinde, Özel günlerin (düğün, toplantı vs.) hemen öncesinde canlandırıcı bakım olarak, Estetik cerrahi ameliyatlarından önce ve sonra cildin iyileşme süresini hızlandırılması amacı ile kullanmaktayız.

JetPeel teknolojisinin kış aylarında da uygulanabildiğini söyleyen Uzm. Dr. Şeyda Temel, “işlem sonrası ciltte herhangi bir reaksiyona neden olmaz, kızarıklık ya da soyulma gibi etkileri olmadığı için yaz da dahil olmak üzere tüm mevsimlerde güvenle kullanılabilir” diye konuştu. JetPeel teknolojisi sadece yüzde değil dekolte ve boyun bölgesindeki kırışıklıkların önlenmesinde, saç dökülmelerinde mezoterapi olarak da uygulanabildiğini dile getiren Uzm. Dr. Şeyda Temel, “Her bir seans uygulama içeriğine göre 30-45 dk arasında sürer. Seanslar 1-4 hafta arasında tekrarlanır. Sadece cilt bakımı için ayda bir, akne vb. problemli ciltlerde başlarda haftada bir daha sonra ayda bir olarak devam edilir.”dedi.

Antalya’da Yaşam Hastanesi’nde kullanılan JetPeel teknolojisi ile farklı cilt problemlerinin tedavi edildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Şeyda Temel, JetPeel’in hangi cilt problemlerinde kullanıldığını şöyle sıraladı: Cilt tipi analizi sonrası kuru ciltlerin nemlendirilmesinde,

“ JetPeel uygulaması ağrısız, acısız sonuçları anında gözlenebilen, doğal bir cilt bakımı yöntemidir” diyen Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Dr. Şeyda TEMEL sözlerine şöyle devam etti:“Günlük kullanılan kremler ve klasik cilt bakımlar cildin yalnızca üst tabakalarında (epidermis) etkili olabilir, JetPeel uygulaması ise basınçlı hava sistemi sayesinde verilen ürünlerin derinin daha derin tabakalarına ulaşmasını sağlar, ciltte mikro masaj yapar ve ölü derinin atılmasını sağlar” dedi.


ÖZEL ANTALYA

Antalya Yaşam’da Sağlıkta Kapsül Dönemi

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN EYLÜL - EKİM 2010

YENİ YAŞAMLAR

Mide ve barsak hastalıklarının teşhisinde 2.6 santimetre boyutundaki kameralı kapsül kullanılıyor. Kapsülü hastalarında uygulamaya başlayan Yaşam Hastanesi, ince bağırsağa kameralı kapsülle ulaşılıp bölgedeki hastalığın teşhisini kolayca yapılabiliyor. pi alanında bir devrim niteliğindedir. Kapalı kutu diye bilinen bu 4- 5 metrelik ince bağırsağa ancak kameralı kapsül ile ulaşılabilmektedir. Ağız yoluyla alınan mikro kameralı kapsül sindirim sisteminin tam bir filmini çekmeye olanak sağlamaktadır’’ dedi. 22 milimetre uzunluğunda, 11 milimetre çapında antibiyotik görünümünde silindir şeklindeki kapsül endoskopinin içerisinde ışık kaynağı, kamera, pil ve alanın görüntüleri dışarıya aktaran transmitter-anten sistemi bulunduğunu belirten Erbayrak, şunları kaydetti: ‘’Bir ile üç gün civarı sıvı diyet uygulaması sonrası bir hazırlıktan sonra kapsül yutularak işleme başlanır. Kapsül saniyede 2 görüntü alarak radyo dalgaları ile hastalar üzerine takılan kaydediciye gönderir. Yaklaşık 8-10 saat süren inceleme boyunca ortalama 50- 60 bin görüntü elde edilir. Video kapsül, bağırsakta ilerlerken çekilen fotoğraflar bele bağlanmış veri kayıt aletine kayıt edilir. Görüntüleme tamamlanınca, kaydedicideki veriler bilgisayar programı yardımıyla 2- 2.5 saatlik videoya dönüştürülerek değerlendirilir. Tek kullanımlık kapsüller dışkı yoluyla dışarı atılır.’’ Mustafa Erbayrak, kapsül endoskopinin, endoskopi ve kolonoskopi ile tespit edilemeyen gizli barsak kanamalarında, ince barsağın çölyak, inflamatuvar barsak hastalığı gibi hastalıklar ve bağırsaktaki polip ve tümörleri saptamada, diğer yöntemler ile tanı konamamış karın ağrısı ve sindirim sistemi hastalıklarının teşhisinde uygulandığını kaydetti.

Antalya Yaşam Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Cemal Özkan, Başhekim Uzman Dr. Cengiz Denizer ve Gastroenteroloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Erbayrak ile basın toplantısı düzenleyerek, hastanede uygulanmaya başlanan kapsül endoskopi hakkında bilgi verdi. Tıp alanında teknolojinin hızla geliştiğini belirten Özkan, mide ve bağırsak sistemindeki hastalıkların kolayca belirlenmesini sağlayan kameralı kapsülü uygulamaya başladıkların söyledi. Uzman Doktor Mustafa Erbayrak, sistemin çalışmasıyla ilgili bilgi verdi. Mide ve kalın bağırsağın endoskopi ile görüntülenebildiğini ancak 4-5 metrelik ince bağırsağın görüntülenemediğini belirten Erbayrak, ‘’Kapsül endoskopi, endosko-

Kalp pili ya da vücutta elektro medikal cihazları bulunanlar, yutma problemi olanlar ile karın ameliyatı geçirenlere kapsülün uygulanamayacağını söyleyen Erbayrak, yöntemin ağrısız olduğunu, anestezi gerektirmediğini, hastanın hareketini kısıtlamadığını belirtti. Erbayrak, ‘’Kapsül alan hasta günlük hayatına devam edebilir’’ dedi. Başhekim Cengiz Denizer ise ulaşılamayan bağırsak bölgelerine kameralı kapsülle ulaşıldığını belirterek, kapsülün hastaneye maliyetinin 1200 dolar civarında olduğunu söyledi. Sistemin tamamının hastaneye maliyetinin 50 bin avro civarında olduğunu belirten Denizer, sosyal güvenlik kuruluşlarının yöntemin masrafını karşılamadığını ancak özel sağlık sigortalarının bunu karşıladığını kaydetti. 7


ÖZEL ANTALYA

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN EYLÜL - EKİM 2010

SAĞLIKLI YAŞAM Özel Antalya Yaşam Hastanesi Sağlık Bülteni

8

İmtiyaz Sahibi

Yazı İşleri Sorumlusu

Tasarım / Baskı

Özel Antalya Yaşam Hastanesi adına Dr. Cemal ÖZKAN

Ayşe TUNÇ Halkla İlişkiler Müdürü

Yedi İletişim Reklam 0242 324 79 77

Bültende yer alan yazı ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz.


Sağlıklı Yaşam Bülten 1