Issuu on Google+

SAĞLIKLI YAŞAM Özel Antalya Yaşam Hastanesi Sağlık Bülteni

16 yıldır sağlığınız için yanınızdayız.

Ekim - Kasım 2012 / Sayı: 11 / Ücretsizdir.

SAĞLIKLI YAŞAM Özel Antalya Yaşam Hastanesi Sağlık Bülteni

Basketbolcular sağlık kontrolünden geçti 2. yaşımızı kutlarken tüm yaşam dostlarına teşekkür ederiz...

Antalya Büyükşehir Belediyesi Basketbol Takımı sporcularına, hastanemizde sağlık kontrolü yapıldı. 2012-2013 sezonunun resmi açılışını yapan takımın sporcularına sağlık taramaları yapıldı ve doktor kontrolleri gerçekleştirildi. Kontrollerini yapan doktorlar sporcuların gayet sağlıklı olduklarını bildirildi.

Hemoroid (Basur)

Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları

S3’TE

Mezoterapi

S4’TE

S6’DA


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

Ekim - Kasım 2012

Doç Dr. Alper Sami Kunt Özel Antalya Yaşam Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı

Karotis (Şah Damarı) Darlığı ve Tedavisi Aşağıdaki belirtilerden biri ortaya çıktığında hemen doktorunuzu arayın. * Ani görme, konuşma veya denge bozukluğu * Ani ortaya çıkan uyuklama ve şiddetli baş ağrısı * Ani zihinsel bozukluk ve bellek kaybı * Kolda ya da bacakta ya da tüm vücutta uyuşma, güçsüzlük ya da felç * Ani yutma güçlüğü * Koma ya da nöbetler

Karotis (şah damarı) arteri kalpten kafaya ve beyne kan ulaştıran ve boynun her iki tarafından geçen büyük atardamarlardır. Atardamarın, kısmi tıkanma yapacak şekilde daralmasına stenoz denir. Bir yağ plağı veya kan pıhtısı daralma ya da tıkanma yapabilir. Karotis okluzyonu, karotisin tamamen tıkanmasına verilen isim olup sonucunda beyinde oluşan hasara inme denir. İnme nedeniyle oluşan kalıcı nörolojik bozukluklar ve ölümler bu hastalığın tedavisinin daha etkin yapılması mecburiyetini getirmiştir. Bu anlayışla yola çıkıldığında medikal tedavinin yanı sıra karotis endarterektomisi veya karotis artere stent implantasyonu günümüzde birçok klinikte uygulanmaktadır. İskemik inme, gelişmiş ülkelerde uzun dönem iş göremezliğin önemli bir sebebi olup önemli bir sağlık sorunudur. İnme, intraserebral arterlerin aterosklerozu sonucu beyinde infarkt nedeniyle oluşabileceği gibi, parankimal hemoraji, karotis arterden veya kalpten kaynaklanabilecek emboliler sonucu da oluşabilir. Teşhisi dikkatli bir hasta hikâyesini dinleme ile başlayan ve basit bir muayene sonrası doktorunuzun steteskopla boyundaki damardan zorlukla geçen kanın çıkardığı sesi dinleyerek karotisteki tıkanmayı kolaylıkla saptayabilir. Ultrason taraması ya da anjiyografi yardımı ile karotisteki kısmi tıkanma doğrulanabilir. Beyin normal fonksiyonlarını görebilmesi için oksijenleşmiş kana ihtiyaç duyar. Karotis darlığı nedeniyle kan yeterince beyine ulaşamaz ise bir süre sonra beyin hücreleri hasar görür ve ölür.Karotisde özellikle ateroskleroza bağlı olan daralma ya da tıkanma, beyne ulaşan kan miktarını azaltır. Karotis stenozu için ilaç ve cerrahi tedavi uygulanabilir. Ancak tıkanma (oklüzyon) 2

Karotisteki tıkanmayı ortadan kaldırmak için, karotis endarterektomisi denilen cerrahi bir işlem uygulanır. Bu ameliyatta, damar içerisinde akımı engelleyen plak temizlenir ve gerekiyorsa yapay damar parçası (greft) ile damar genişletilir. İnme veya geçici iskemik atak belirtilerinin olup olmamasına bakılmaksızın, bir ya da iki taraftaki karotiste %60’tan fazla tıkanma olan hastalarda operasyon önerilebilir. Operasyon, tam tıkanma durumunda veya iyileşmekte olan akut inme durumlarında önerilmeyebilir. Bu grup hastalar 2 hafta sonra ameliyat edilebilirler. Sonuç olarak karotis endarterektomisi günümüzde karotis arter darlığına bağlı gelişen inme riskini azaltmada en etkin yol olarak göze çarpmaktadır.

durumunda fazla seçenek yoktur. Her iki durumda da inme (beyin hücrelerinde hasar) veya geçici iskemik atak (inme benzeri birkaç haftada geçen bir durum) riski artar. İnme, yetişkinlerdeki fonksiyonel yetersizliğin en önemli nedenidir, karotis oklüzyonu bulunan bazı hastalarda özellikle başka bir inme görülme riski yüksektir. Özellikle hipertansiyonunuz varsa veya sigara içiyorsanız ve ailenizde inme hikayesi varsa doktorunuza danışmalısınız. İskemik inme, geçici iskemik atak, geçici ya da kalıcı görme bozuklukları semptomatik hasta grubunu oluşturur. Ciddi karotis arter stenozuna bağlı geçici iskemik atak geçirme riski, semptomların başladığı andan itibaren 5 yıl içerisinde %30-35 arasında değişmektedir. Ancak iskemik inme karotis arter hastalığını işaret etse de hastalarda geçici iskemik atak, baş dönmesi, görme bozuklukları gibi semptomların olmaması karotis arter hastalığının olmadığı yanılgısına neden olabilir. Oysaki yüksek riskli aterosklerotik populasyonda şüpheci olmakta fayda vardır.


ÖZEL

Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları Hamile bir kadında bazı hastalıklar sorun yaratmazken, bazıları da ceninin gelişimini etkileyerek, ciddi sorunlara neden olabilirler. Bunlar; hissedebilirsiniz. Bazı kadınlarda herhangi bir şikayet görülmez. Gebeliğin başlarında bir toksoplazmozis testi yapılıp antikorlarınız saptanabilir. Toksoplazmozisle doğan bebeklerin çoğu, enfekte olmanın belirtilerini hemen göstermezler ama birçok doktor yine de tedavi önerir. Ayrıca, bebeklerin çoğu annenin enfeksiyonuna rağmen enfekte olmazlar. Enfekte olanlardan çoğunda önemsiz şikâyetler vardır. Genital herpes; Üreme organlarındaki ağrılı kabarcıklar olarak beliren, cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Rahim boynunda ya da vajinanın üstünde, şikâyete yol açmayan kabarcıklar olabilir. Yeni doğanda, herpes, gözlerde ve merkezi sinir sisteminde ciddi hasara yol açabilir. Bazı kadınlar virüsü taşırlar, ama herhangi bir şikâyetleri olmaz. Aktif lezyonlar saptandığında bebek için tehlikesi, doğum kanalından aşağı inerken virüsü kapması olduğu düşünüldüğü için bebeği sezeryanla almak daha uygun olur. Kızamıkçık (rubella); Kaşıntılı bir kızartı ve ateşe neden olan bir virüsün yol açtığı genellikle hafif bir hastalıktır. Ancak virüs gebeliğin ilk 10 haftasında alınırsa, plasentaya geçebilir ve cenini etkileyebilir. Erken gebelikte kızamıkçığa yakalanan kadınların doğurdukları bebeklerin yarısından fazlasında göz kataraktları, sağırlık, kalp kusurları ve merkezi sinir sistemi kusurları olabilir. Bu virüs gebeliğin daha sonraki dönemlerinde alındığında kızamıkçık doğum kusurlarına yol açmaz, ama bebek ciddi hastalıklara yol açabilen virüsle doğar. Kızamıkçığa karşı en iyi savunma bağışıklanmadır. Kızamıkçık geçirmediyseniz, gebe kalmadan önce doktorunuza bağışıklanma konusunda danışın. Suçiçeği (varicella); Gebe kadında ciddi bir hastalık olabilir. Zaman zaman bebek içinde tehlikeli olabilir. Hamilelik sırasında suçiçeği olursanız, virüs rahimdeyken ya da doğum sırasında gelişmekte olan bebeğinizi de enfekte edebilir. Rahimdeki bebekte kabarcıklar çıkar. Doğuma kadar yeterli zaman varsa, kabarcıklar genellikle iyileşir ve bebek deri lekeleri olmadan doğar. Toksoplazmozis; Az pişmiş enfeksiyonlu et yenmesiyle ya da enfekte olmuş kedi dışkısıyla temas yoluyla alınır. Hamileyseniz, sokak kedilerini elinize almayın. Üreme çağındaki kadınların çoğunda semptomlar görülmediği halde bu organizmayı taşımaktadır. Toksoplazmozisin yol açtığı şikayetler yorgunluk ve kas ağrısıdır. Kendinizi grip gibi

Hepatit B (mikobik sarılık); Hepatit B virüsünün yol açtığı bir karaciğer enfeksiyonudur. Sizde bu virüs varsa, plasenta aracılığıyla cenine geçebilir. Yeni doğmuş bebeğiniz sizinle temas yoluyla da enfekte olabilir. Gebelik kontrollerinde virüse karşı antikorların varlığını teşhis etmek için kan tahlilleri yapılır. Sizde hepatit B varsa, doğumdan sonra bebeğinize virüse karşı antikorlar enjekte edilir. B Grubu streptokoklar doğum sırasında bebeğe geçebilen bakterilerdir. Hamileliğin son üç ayında test edilen hamile kadınların yüzde 40 kadarı vajinasında bu bakterileri barındırmaktadır. Birçok bebek bu bakterilerle doğmaktadır, ama yalnızca çok az bir kısmında bu enfeksiyon olmaktadır. Fakat bu enfeksiyonun olduğu bebekler için çocuk doktorları tarafından hemen antibiyotikle tedaviye başlanır.

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

Ekim - Kasım 2012

Op. Dr. Esra Demir Özel Antalya Yaşam Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Belsoğukluğu enfeksiyonu bebeğinizin gözlerine zarar verebilir. Bu nedenle, tüm yeni doğanlara doğumdan hemen sonra önleyici tedavi uygulanır. Bu tedavi, bebeğin göz kapaklarının altına antibiyotikli bir merhemin uygulanmasından ibarettir. Bebeğin gözlerinde irin akıntısı olması belsoğukluğu olduğunun işareti olabilir. Belsoğukluğunuz varsa, bebeğiniz penisilinle tedavi edilecektir cinsel yolla bulaşan başka bir hastalık olan klamidya enfeksiyonu yeni doğanda konjonktivite yol açabilir. Bu genellikle yaşamın ikinci haftasında ortaya çıkar. Antibiyotiklerle tedavi edildiğinde, uzun dönemli kötü etkileri olmaz. Sitomegalovirüs; Cenini en sık etkileyen virüstür. Yeni doğan döneminde ölüme ya da körlük, nöbet, anemi ve nörolojik bozukluklar gibi sayısız doğum kusuruna yol açabilir. Bazı kadınlar hamilelik sırasında virüsü rahimde ya da rahim boynunda taşırlar, ama pek azı hastalığı bebeğine geçirir. Papillom; Bu virüs derideki siğiller olarak ortaya çıkar. Genellikle üreme organlarında görülen siğil tipine kondilomata ya da zührevi siğiller denir. Bunlar, cinsel yolla geçerler, son derece bulaşıcı ve sıklıkla kaşıntılıdırlar. Siğiller hamilelik sırasında daha hızlı gelişme eğilimindedirler. Genellikle, hamilelik sırasında genellikle tedavi kotarizasyon şeklinde olmaktadır. Zira, lokal ilacın uygulanması cenin için tehlikeli olabilir. Bazen siğiller, bebeğin doğum kanalından geçişini engelleyerek, sezeryan ameliyatını gerekli kılacak kadar çok büyürler.

Belsoğukluğu; Cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Antibiyotiklerle etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Ancak, belsoğukluğunuz varsa ve doğum kanalına doğru inerse bebeğiniz de enfeksiyonu kapabilir. 3


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

Ekim - Kasım 2012

Uzm. Dr. Şeyda Temel Özel Antalya Yaşam Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı

Latincede orta deri tedavisi anlamına gelen mezoterapi ilk kez Fransa’da uygulanmaya başlamıştır. İlk yıllarda sadece Fransa’da uygulanmasına rağmen başarılı sonuçlar nedeniyle tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır. Mezoterapi dermokozmetik alanda, cilt gençleştirme, bölgesel zayıflama, selülit ve saç dökülmelerinde kullanılmaktadır. Anestezi gerektirmeden uygulanması, seans süresinin dakikalarla sınırlı olması, sonuçlarının hızlı, etkili olması (3. seanstan sonra etkisi başlar) ve uygulamadan hemen sonra kişinin günlük hayatına devam etmesi mezoterapinin diğer kozmetik ve cerrahi yöntemlere göre avantajlarıdır. Yapılan enjeksiyon sayısı; hastaya, hastalığa ve enjeksiyonun yapılacağı bölgenin anatomisine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Her bir seans uygulama alanına göre 15–30 dakika sürer. Her yaşta ve yaz aylarında da uygulanabilmektedir. Cilt Gençleştirme (Mezolifting) Yaşlanmanın ilk belirtileri yüzde ince çizgi ve kırışıklıkların belirmesi ve derinin elastikiyetini kaybetmesi nedeni ile boyun ve çene bölgesinde cilt sarkmalarının daha yoğun olarak görülmesidir. Yoğun güneş ışığına maruz kalma, sigara tüketimi, yoğun stres gibi durumlar cilt yaşlanmasını arttıran unsurlardır. Mezolifting (ya da yüz mezoterapisi) yöntemi ile yüz derisi içine özel maddeler verilerek derinin kaybettiği esneklik ve canlılık tekrar kazandırılır. Hyalronik asit, A, C, E vitaminleri, aminoasitler, nükleik asitler, koenzimler bu amaçla kullanılan doğal maddelerdir. Deriye dışarıdan sürülerek kullanılan krem, losyon, serumlarda da benzer

Mezoterapi etken maddeler bulunur, ancak mezolifting uygulamasında bu maddeler deri içine direkt mikroenjeksiyonlar yapılarak verildiğinden kozmetiklere göre çok daha etkili olurlar. 2 hafta aralıklarla 4–6 seans uygulanması gerekir. Uygulama çok ince enjektörlerle yaklaşık 2–4 mm derinliğe yapılır. Uygulama 1-2 ay aralıklarla tek seans halinde yenilenmelidir. Mezolifting uygulaması ile cilt daha taze, nemli ve dolgun bir görünüm kazanır. Saç Mezoterapisi Saç dökülmeleri diffüz tip, hormonal tip (erkek tipi olarak da bilinir) ya da bölgesel saç kaybı şeklinde ortaya çıkabilir. Beslenme yetersizliği, vitamin eksikliği, kansızlık, tiroid hastalıkları, stres gibi faktörler saçlı deride diffüz tip olarak adlandırdığımız dökülmeye yol açar. Saç mezoterapisi yöntemi bir yandan saç dökülmesini durdurmaya yardımcı olur, bölgesel saç dökülmesinde yeni saçların çıkmasını sağlar, bir yandan da var olan saçın kalitesini arttırır. Saç dökülmesinin tipine göre hazırlanan karışım saçlı deriye (direk kıl köklerine etki edebilmek için) çok küçük iğneler yoluyla enjekte edilir. Enjeksiyonlar yardımı ile kıl kökleri çevresindeki küçük kan damarları uyarılır. Kıl foliküllerinin kanlanmasının arttırılması daha iyi beslenmelerine ve gelişmelerine yardım eder. Saç mezoterapisi, kliniğimizde ortalama 8-10 seans olarak uygulanmaktadır. Selülit Mezoterapisi ve Bölgesel İncelme Selülit kadınlarda % 80-90 oranında görülen karın, kalça, bacaklar ve üst kolda deri altı yağ hücre gruplarının kan ve lenfatik dolaşımını bozmasıyla oluşan selülit, deride çöküntülerle ve portakal kabuğu görünümüyle kendini gösterir. Selülit daha çok ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi hormonların daha çok değişime uğradığı dönemlerde ortaya çıkmaktadır. Kişinin genetik yapısı, metabolizma hızı, doğum kontrol hapları, alınan hormon ilaçları, dengesiz ve düzensiz beslenme, aşırı hareketsizlik, stres, sigara ve alkol tüketimi de selülit oluşumunda etken faktörlerdir. Sıklıkla bölgesel olan selülit herhangi bir yaştaki, zayıf ya da kilolu kadında görülebilir. Selülit ve bölgesel incelme tedavisinde hedeflenen yerlere, örneğin bacak, karın, kalça veya kol bölgesindeki cilt altı bağ dokusuna 4-6 mm derinliğe ince uçlu iğnelerle ilaç enjekte edilerek etkilenen alandaki kan ve lenf

4

dolaşımını artırarak fazla yağların parçalanması sağlanır. Parçalanan fazla yağların yakılması kişiye uygun diyet ve egzersizle desteklenirse sonuçlar çok daha iyi olur. Haftada bir uygulanan 8-10 seans ile bölgesel birikmiş yağ depolanmaları azalır ve derinin önceki düzensiz görünümü belirgin olarak düzelir. Yapılan bütün bu mezoterapi uygulamaları kişinin günlük hayatını etkilemez. Seans sonrası özel bir bakım gerektirmez. İlaçlar sistemik olarak değil bölgesel olarak verildiği için yan etki riski yoktur. Yılda 1-2 kez uygulanacak takip uygulamaları ile elde edilen sonuçlar devamlılığını korumaktadır. Bu bakımdan mezoterapi, dermokozmetik uygulamalar içinde tercih edilen yöntemlerden biridir.


ÖZEL

Yenidoğan Sarılığı Yenidoğan sarılığı, yeni doğmuş bebeklerde kandaki bilirubin miktarının artması sonucunda görülen bir çeşit hastalıktır. Doğumdan sonraki ilk haftada her doğan bebeğin kanında az veya çok derecelerde bilirübin miktarında artış gözlenmektedir. Yenidoğan sarılığı, hayata yeni başlamış bebeklerde en sık görülen problemlerden birisidir. Normal doğan bebeklerin %60’ında görülürken erken doğan bebeklerin %80’inde görülebilmektedir. Kandaki yıkılan alyuvarlar bilirübin oluşumuna neden olur. Normal bir bünyedeki bilirübin karaciğerde işlenerek vücuttan atılır. Bebeğin karaciğerinin aşırı miktarda üretilen bilirübini karşılayamadığı durumda, vücuttan atılması gereken bilirübin bebeğin kanında birikmeye başlar. Bilirübin sarı renkli pigmentlere sahiptir ve kanda aşırı miktarda birikerek bebeğin derisinde sarı renkli bir görünüm almasına ve yenidoğan sarılığına neden olur. Nedenleri; 1- Yenidoğan bebeklerde alyuvarların hızlı bir şekilde ve aşırı miktarda parçalanması 2- Bebeğin karaciğerinin, kandaki aşırı bilirübin oluşumunu işleyecek kapasiteye sahip olmaması Diğer nedenler ise; * Bebeğin ve annenin Rh ve ABO kan uyuşmazlığı * Bebeğin alyuvarlarındaki şekil ve işlev bozuklukları * Doğum esnasındaki zorlanmalara bağlı aşırı ezik ve çürükler * Sefalohematom * Hepatit B veya karaciğerdeki bilirübin işlenmesini etkileyecek sorunlar * Prematürite * Doğumdan sonra hızlı ve aşırı kilo kaybeden bebekler

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

Ekim - Kasım 2012

Uzm. Dr. Burak Çakçak Özel Antalya Yaşam Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

miktarı yükselir ve bunu takiben yavaş yavaş azalarak birkaç ay içinde azalır. 3) Patolojik sarılık Fizyolojik ve anne sütü sarılığı nedenlerinin dışındaki tüm sarılık türleri patolojik sarılıktır. Patolojik sarılık son derece az sıklıkla görülmektedir ve fizyolojik sarılıktan daha erken veya daha geç görülür ve bilirübin düzeyi daha yüksektir.

IV - Bilirubin miktarı 13 ile 16 mg/dl arasında ise kol ve bacaklar sararır. V - Bilirubin miktarı 20 mg/dl civarında ise eller ve ayaklar sararır. Bilirübin düzeyi bebeğin doğum haftası, kaç günlük olduğu ve kilosuna göre farklılık gösterebilmektedir. Hangi bebeğin tedavi gerektirecek düzeyde olduğuna karar vermek çok önemlidir. Teşhisi için gün ışığı ya da beyaz ışık altında gözlem yapmak gereklidir. Türleri 1) Fizyolojik sarılık Fizyolojik sarılık, bebeğin karaciğerinin bilirübini tutma ve dönüştürme sürecindeki enzim eksikliğinden kaynaklanır. Genellikle doğum haftasıyla doğru orantılıdır. 2) Anne sütü sarılığı Hastalığın genel seyri doğrultusunda doğumdan sonraki ikinci haftanın sonuna kadar bilirübin

Komplikasyonlar Sarılığın seviyesi yükseldiğinde ve tedavisinde geç kalındığında bebekte kernikterus görülebilir. Kanda aşırı derecede artan miktardaki bilirübin beyinde birikir ve beynin bazal ganglion bölgesini etkileyerek beyinde hasar oluşmasına neden olur. Bebekte yavaş hareketler, güçsüz ağlamalar, zayıf ve isteksiz emmeler, yavaş refleksler, kusma ve ateş gibi belirtiler gözlenir. Tedavi yöntemleri 1) Fototerapi (ışık tedavisi) Deride biriken bilirübin, uygulanan ışığın etkisiyle, suda eriyecek duruma dönüşür ve böbrekler vasıtasıyla idrar olarak vücuttan atılır. Tedavi sırasında, bebek üzerinde sadece alt bezi kalacak şekilde soyulur ve gözlere koruma amaçlı bir maske takılır. 2) Kan değişimi (transfüzyon) Kandaki bilirübin düzeyi belirlenen düzeylerin üzerinde olması ve fototerapiye rağmen azalmıyorsa bebeğin kanının tamamen değiştirilmesi gerekebilir. Bu işlem yenidoğan yoğunbakım ünitesinde yapılmalıdır.

Belirtiler; Yenidoğan sarılığı doğumdan sonraki 2. veya 3. gün gözlenir ve bir hafta ile 10 gün arasında kaybolur. Sarılığın kaybolması en son yüz, boyun ve onu takiben göz beyazlarında olur. Prematüre veya düşük kilolu doğan bebeklerde hastalığın belirtileri 4. ile 6. günler arasında meydana çıkabilir. Bilirübinin kandaki normal oranı yeni doğmuş bir bebekte 1-2 mg/dl’dir. Bu değer 5 mg/dl’yi geçtiğinde sarılık gözle fark edilebilir bir duruma gelir. İlk belirti bebeğin göz beyazlarında sararmadır. I - Bilirubin oranı 5 ile 8 mg/dl arasında ise baş ve boyun bölgesi sararır. II - Bilirubin miktarı 8 ile 10 mg/dl arasında ise gövdenin üst bölümü sararır. III - Bilirubin miktarı 10 ile 13 mg/dl arasında ise gövdenin alt kısmı sararır. 5


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

Ekim - Kasım 2012

Hemoroid (Basur)

Op. Dr. Halit Karakurt Özel Antalya Yaşam Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı

Hemoroid veya yaygın kullanılan adları ile basur, mayasıl veya babasıl; makattan dışarıya sarkan atar ve toplardamar ve bağ dokusu yumrularıdır. Şişme veya iltihaplanma gösterdiklerinde hastalar için sorunlu duruma gelirler. İç hemoroidler sıklıkla makatta ağrıya neden olmaz ve sadece kanamaya neden olurken, dış hemoroidler çok ağrılıdır.   Sınıflandırma Hemoroidler iç hemoroid ve dış hemoroid olmak üzere başlıca iki tipte izlenir. Dış hemoroidler Dış hemoroidler makat kanalında yer alan dişli çizginin altında yer alan hemoroidlerdir. Dış hemoroidler; makatta ağrı, huzursuzluk ve kaşıntıya neden olurlar. Özellikle dış hemoroidlerde pıhtı oluşmasına ‘tromboze hemoroid’ adı verilir ve çok ağrılı bir durumdur. Hemoroidler başlıca dört evrede incelenir. İç hemoroidler I. Evre: dışarıya sarkma yoktur. II. Evre: ıkınma ile birlikte basur dışarı sarkar ve kendiliğinden içeri girer. III. Evre: ıkınma ile birlikte basur dışarı sarkar ve elle itmeyle içeri girer. IV. Evre: ıkınma ile birlikte basur dışarı sarkar ve elle itmeyle içeri girmez.

çekme), liften fakir beslenme, şişmanlık, gebelik, ailevi yakınlık, uzun süre oturarak yaşam ve ileri yaş hemoroid oluşumunu kolaylaştırır. Korunma Tuvalette uzun süre ıkınmadan kaçınmak, çok uzun süre oturma alışkanlığından vazgeçmek, günde 2 Lt’den fazla su tüketmek ve bol lifli gıdalarla (sebzeler ve baklagiller) beslenmek basur veya hemoroidden korunmada yararlıdır. Tanı ve ayırıcı tanı Makat muayenesi Genel Cerrahi Uzmanları tarafından gerçekleştirilir. Bağırsak ve makat hastalıkları ile uğraşan cerrahlara ise Kolorektal Cerrah, Proktolog, Proktoloji Uzmanı adı verilir. Dış görünümde basur ile makat çatlağı, makat fistülü, makat apsesi, makat kanseri, makat kanalındaki polipler ayırt edilebilir. Makat kanalı içine yerleştirilen anoskop adlı bir alet ile çok daha ayrıntılı muayene yapılabilir. Rektum adı verilen kalın bağırsağın son kısmı da incelenmek istenirse rektoskopi işlemi yapılabilir.   Basit önlemeler a. Diyet: liften zengin diyet ve probiyotikler. b. Oturma banyosu: sıcak su içine oturma çok yarar sağlar. c. Kremler: çinko, nitrogliserin ve kortizon içerikli kremler kullanılır. Ameliyatsız hemoroid girişimleri a. Boğma girişimi: Doktor muayenehanesinde basur memesine kolaylıkla lastik bant takılabilir. b. Lazer veya infrared tedavisi: Doktor muayenehanesinde basur memesine lazer ışığı tutularak kanayan memeler durdurulabilir veya söndürülebilir.

Belirtiler Hemoroid veya basur; makatta huzursuzluk, kaşınma, ağrı, şişlik, akıntı ve açık kırmızı renkte kanamaya (hematoşezi) neden olurlar. İleri evrelerinde gaz ve dışkı kaçırmaya neden olabilirler. Dış hemoroidler ağrılı iken, iç hemoroidler sadece pıhtılaştıklarında veya iltihaplandıklarında ağrıya neden olurlar. Oluşma nedenleri Kabızlık, ishal, uzun süre ıkınma alışkanlığı, bazı sporlar (ağırlık kaldırma, ata binme, bisiklete veya motosiklete binme, kürek 6

c. Bipolar koagülasyon: Bipolar elektrik akımı ile basurlar yakılabilir. d. Skleroterapi: Basur memelerine kireç yapıcı ilaçlar verilerek söndürme prensibine dayanır. Hemoroid ameliyatları a. Klasik hemoroid ameliyatı: Anestezi veya narkoz altında hemoroid memelerinin makas, bistüri, elektirkli

koter, lazer, ultrasonik dissektör veya damar mühürleme cihazlarının kullanılması ile alınması girişimidir. b. Lateral internal sfinkterotomi: Makat kanalındaki basıncı azaltmak amacı ile makat iç kasının (internal anal sfinkter) kesilme işlemidir. c. Longo ameliyatı: Özellikle ileri evrede ve sarkma ile birlikte olan basurlarda stapler adı verilen bir cihaz yardımı ile hemoroidler hem kesilir ve hem de dikiş atılabilir.


ÖZEL

Karpal Tünel Sendromu

Karpal tünel, el bileğinde kemikler ve bağlarla çevrelenmiş olan bir geçittir. Bu geçit ön koldan ele uzanan sinir ve tendonları korur. Karpal tünel sendromu el bileğinden geçen median sinirin üzerindeki bantın kalınlaşması ve tekrarlayıcı el bileği hareketlerine bağlı inflamasyonu sonucu ortaya çıkar.

* Böbrek Hastalığı * Kalp Hastalığı * Hormonal sebepler (Menopoz, tiroid hastalıkları, cushing hastalığı, büyüme hormonu yüksekliği) * Doğum kontrol hapları * Uzun süreli kortikosteroid tedavisi * Bazı hipertansiyon ilaçları

BÜLTEN

Ekim - Kasım 2012

Uzm. Dr. Evrim Birgül İğrek Özel Antalya Yaşam Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

için kullanılır. Bileklik özellikle geceleri olmak üzere tüm gün takılmalıdır. İlaç tedavisi: Median sinir çevresindeki ödemi azaltmak için antiinflamatuar ilaçlar kullanılabilir ve karpal tünel içerisine kortikosteroid ilaç enjeksiyonu yapılabilir. Fizik tedavi: Derin ve yüzeyel ısıtıcı ajanlar ile analjezik elektriksel akımlar kullanılır. Tedavide oldukça etkindir.

En sık 40-60 yaş arası ev hanımlarında görülmekle birlikte; piyanistler, kuaförler, bilgisayar operatörleri, bankacılar, dişçiler ve heykeltıraşlar gibi ellerini fazla kullanan meslek gruplarında sıklıkla rastlanır. Karpal tünel sendromuna neden olan durumlar: * Şeker hastalığı * Gebelik * Emzirme dönemi

YAŞAM HASTANESİ

Belirtiler: Belirtiler tünel içindeki median sinirin sıkışmasından kaynaklanır. Bu sinir başparmak, işaret, orta ve yüzük parmağın yarısının duyusunu sağlar. Aynı zamanda işaret parmağını küçük parmağa yaklaştıran kas gurubunu uyarır. Karpal tünel sendromunda elde ilk üç parmak ve dördüncü parmağın yarısında uyuşma, hissizlik ve ağrı en belirgin şikâyetlerdir. Bazen uyuşma ve ağrı tüm parmaklarda da olabilir. Gece uykuda şikâyetler, el bileğinin hareketsiz kalmasına bağlı ödem gelişmesi nedeniyle artarken, elleri sallamakla azalır. İlerleyen dönemde elde kas gücü kaybı ve tutulan cisimlerin düşürülmesi gibi belirtiler de görülebilir. Bu şikâyetlerin ortaya çıkmasının ardından tedavi için zaman kaybetmeden başvurmak erken dönemde tedavinin başlatılması için oldukça önemlidir.

Ne zaman cerrahi müdahale gerekir? Eğer EMG sonucuna göre ağır düzeyde karpal tünel sendromu saptanmışsa ya da istirahat, rehabilitasyon veya diğer cerrahi dışı tedaviler ile şikayetler azalmazsa cerrahi yöntemlere başvurulur. Bu işlem hastanede yatmayı gerektirmeyen, ayaktan yapılan bir müdahaledir. Bu amaçla çeşitli cerrahi teknikler kullanılarak küçük bir kesi ile sıkışmaya neden olan bağ dokusuna müdahale edilerek median sinir serbestleştirilir. Önlemler nelerdir? * Uzun süre tekrarlayıcı karakterde el bileği hareketlerini yapmamak * Kilo vermek * Ev hanımlarının el bileğine baskı uygulayacak ev işlerinden kaçınması * Klavye kullanımı sırasında kol desteği ve bilek destekli mouse pad kullanımı * Su tutulumunu azaltmak için tuz alımını kısıtlamak * El bileğinin uzun süre aynı pozisyonda tutulmaması önerilir.

Tanı: Muayene sırasında uygulanan özel testler ve karpal tünelden geçen median sinir boyunca elektriksel uyarıların taşınıp taşınmadığını gösteren EMG (elektromyografi) testi ile kesin tanı konulabilir.

* El bileği düzeyinde yaralanma, kemik kırıkları * Yanıklar * Karpal Tünel içindeki tümörler ya da kistler * Başta romatoid artrit olmak üzere el bileğini tutan artritler * Vücutta su tutulmasına yol açan gıdaların fazla tüketimi

Tedavi: Öncelikle karpal tünel sendromuna neden olan bir hastalık varsa bu hastalığın tedavisi yapılmalı. Bileklik: El bileğinin tekrarlayıcı hareketlerinin önlenmesi ve el bileği üzerindeki baskının kaldırılması 7


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

Ekim - Kasım 2012

Tese . kkür mektupları

KEREM BURUNSUZ Doğum Tarihi : 05.06.2012 Anne Adı : EMİNE Baba Adı : OSMAN Cinsiyet : Erkek Boy : 51 cm Kilo : 3.770 gr. LARA ULU Doğum Tarihi Anne Adı Baba Adı Cinsiyet Boy Kilo

: : : : : :

05.06.2012 SİBEL KAMİL Kız 50 cm 3.810 gr.

ECRİN KAYRA SEYHAN Doğum Tarihi : 13.06.2012 Anne Adı : DİLEK Baba Adı : ŞAKİRBEY Cinsiyet : Kız Boy : 48 cm Kilo : 2.690 gr. BELİNAY ASYA VAROL Doğum Tarihi : 14.06.2012 Anne Adı : NURAY Baba Adı : AZİZ Cinsiyet : Kız Boy : 50 cm Kilo : 3.290 gr. KADİR AKAYDIN Doğum Tarihi : 14.08.2012 Anne Adı : MERCAN Baba Adı : MEHMET SABRİ Cinsiyet : Erkek Boy : 50 cm Kilo : 3.060 gr. NİSA SALİHA Doğum Tarihi : Anne Adı : Baba Adı : Cinsiyet : Boy : Kilo :

SÜMER 15.08.2012 GÜLNUR ALPER Kız 49 cm 2.660 gr.

SAĞLIKLI YAŞAM Özel Antalya Yaşam Hastanesi Sağlık Bülteni

İmtiyaz Sahibi

Özel Antalya Yaşam Hastanesi adına Dr. Cemal ÖZKAN

Tasarım: Yediiletişim 0242 324 79 77

Yazı İşleri Sorumlusu

Baskı: Kutlu Avcı Ofset 0242 346 85 85

Ayşe TUNÇ Halkla İlişkiler Müdürü

Bültende yer alan yazı ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz. 8


Sağlıklı Yaşam Bülten -11