Page 1

SAĞLIKLI YAŞAM Özel Antalya Yaşam Hastanesi Sağlık Bülteni

16 yıldır sağlığınız için yanınızdayız.

Temmuz - Ağustos 2012 / Sayı: 10 / Ücretsizdir.

1. Masa Tenisi Turnuvası’nın ödülleri sahiplerini buldu

“Zaman Yönetimi” ve “‹letişim” Eğitimleri Turnuvada ikinci olan Uzm. Dr. Cem Dinçer’in 7 aylık kızı Ecem Dinçer ödül törenine renk kattı.

Hastanemizde düzenlenen 1. Masa Tenisi Turnuvası ödülleri, sahiplerini buldu. Ödüller, Yaşam Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Tülin Özkan tarafından verildi. Masa tenisi turnuvasında, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Serhan Özlü birinci, Radyoloji Uzmanı Dr. Cem Dinçer ikinci; Ağız, Diş ve Çene Hastalıkları Cerrahisi Uzmanı Dr. Dervişhan Küçük ise üçüncü oldu. Ödül töreninde spora katkıları dolayısıyla Yaşam Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Cemal Özkan’a doktorlar tarafından plaket verildi.

Hasta sağlığı ve memnuniyetini en üst düzeyde tutarak hizmet veren hastanemizde, çalışanlarda kaliteli hizmet bilincinin geliştirilmesi amacı ile sürekli yapılan eğitimlere, “Zaman Yönetimi” ve “İletişim” konularıyla devam edilmektedir. Eğitim ve Kalite Sorumlusu hemşire Ayşe Gündüz tarafından verilen eğitimler, hem idari kadronun hem de sağlık personelinin katılımıyla yapılmaktadır.

“Diyabet Tedavisinde Uygulamalar ve Sohbet” Semineri Özel Antalya Yaşam Hastanesi’nde 2. Diyabet halk eğitim toplantısı düzenlendi. Eğitimde Endokrinoloji Uzmanı Dr. M. Ali Uçar, diyabet hastalığı tedavisi ve hastanın evdeki yaşamına göre kendi tedavisini yönetme ve uyum sağlayabilmesi için bilgi verdi. Diyabet Eğitim hemşiresi Nesrin Gülmez, hastalara diyabetin farkındalığını anlatarak, gelişecek komplikasyonlarda nasıl müdahale etmeleri gerektiği konusunda hastaları aydınlattı. Seminerde katılımcıların kan şekerleri ölçülerek kan şeker sonuçları değerlendirildi. Diyetisyen Mine Şatana, diyabette sağlıklı beslenme ve egzersizin önemini anlattı. Eğitime katılanlara diyetisyenimiz tarafından hazırlanan ara öğünler ikram edildi.

Kemer Yaşam Hastanesi, yeniden yapılandırdığı Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine, Burdur doğumlu, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, sonrasında Eskişehir Osmangazi Tıp Fakültesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümü ihtisasını yapmış, Osmaniye Devlet Hastanesi’nde çalışmış olan Op. Dr. Halil Ilgın ve ekibinde 25 yıldır Kemer Devlet Hastanesi’nde emek vermiş, Kemer’in sevilen ebesi Şengül Kahraman ile birlikte görev yapmaya başlamışlardır.


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

Temmuz - Ağustos 2012

Kısırlık

Op. Dr. Halil Ilgın Özel Kemer Yaşam Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Değişen sosyoekonomik şartlar, evlenme yaşının gecikmesi, gebeliğin ertelenmesi ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların artması nedeniyle infertilite (kısırlık) sıklığı giderek artmaktadır. azalttığı saptanmıştır. Ovulasyon sonrası oositin spermle birleşme yeri olan ve uterus içine transportunu sağlayan tüpler gebeliğin oluşmasında önemli yapılardır. Tüplerde tıkanıklık sorunları kadına bağlı infertilitenin %20 nedenini oluşturur. En sık pelvik enfeksiyonlar olmak üzere, geçirilmiş cerrahiler, genital tuberküloz ve endometriosis sebep olabilecek diğer patolojilerdir. İnfertil kadınlarda bu nedeni ekarte etmek için histerosalpingografi ve tanısal amaçlı laparoskopi kullanılabilmektedir. Bir diğer sorun; sperm ve servikal mukus etkileşimidir. İnfertilitenin % 5-10 nedenini oluşturmaktadır. Halk arasında aşılama olarak bilinen intrauterin inseminasyonla servikal müküs kolaylıkla geçilebilmekte ve gebelik elde etme oranları artmaktadır.

Kısırlık, bir yıl süresince herhangi bir korunma yöntemi kullanmadan, düzenli cinsel ilişkiye rağmen, gebe kalamama olarak tanımlanmaktadır. Sağlıklı çiftlerin % 50-60’ı 6 ay içinde gebelik elde edebilirken, %10-15’inde tıbbi destek gerekir. Çocuk sahibi olabilmek için yaş önemli bir parametredir. Artan yaşla beraber yumurta kalitesinde düşme, genetik bozulma ve endometriuma tutunma sorunları meydana gelir. Hormon düzeyleri, ultrason bulgularıyla over potansiyelini değerlendirmek mümkündür. Kadına bağlı infertilitenin %25’ini yumurtlama bozuklukları oluşturur. Menstruasyon öncesi dönemde meme hassasiyeti ve gerginlik gibi semptomlar ovulasyonun varlığını destekleyen bulgulardır. Düzenli adet görülmesi kadınlarda % 91-97 olasılıkla ovulasyon olduğunu gösterir. Polikistik over sendromu (PCOS), aşırı zayıflık, over yetmezliği, tiroid hastalıkları ve prolaktin hormonu yüksekliği yumurtlama bozukluğuna neden olabilmektedir. Obezite, ülkemiz için önemli bir sorundur. Obez hastalarda tedavi başarısı azalmakta, oluşacak gebeliklerde de sorunlar artmaktadır. Bu nedenle ilk yaklaşım olgunun kilo vermesinin teşvik edilmesi olmalıdır. Bu olgularda sadece kilo

2

vermek ile adet düzensizlikleri ortadan kalkarken gebelik şansları artmaktadır. Bir diğer konu sigaradır, içerisindeki zararlı bileşenleri ile önemli bir sağlık sorunu oluşturmaktadır. Sigara içerisindeki maddelerin toksik ve karsinojenik olup sigara kullanımının gebelik oranlarını

Döllenme sonrası tüpler kanalıyla uterus içine aktarılan hücreler uterusun endometrium olarak tanımladığımız iç yüzeyine yapışmaktadır. Uterus anomalileri, myom uteri, endometriyal polipler, uterus içi yapışıklıklar infertilite ile ilişkili sorunlardır. Uterus şekil bozuklukları kavite içini daraltması nedeniyle kısırlık ve tekrarlayan gebelik kayıplarına sebep olabilmektedir. Uterin kavitenin iç yüzeyinin değerlendirilmesi için hem tanı hem tedavi aşamasında histereskopik yöntemler oldukça başarılıdır. Açıklanamayan infertilite diğer nedenlerin dışlanmasıyla konulan bir tanıdır ve çiftlerin % 5-37’si bu gruba girer. Sonuç olarak, infertilite sorunu ile gelen çiftlerde sebepleri ortaya koyabilmek amacıyla tüm bu faktörler değerlendirilir. Tedavi edilebilecek herhangi bir neden saptanır ise tedavisi yapılır. Ancak erkekte sperm saptanamaması veya kadında tüplerin tıkalı olması gibi tedavisi mümkün olmayan durumlarda ise çiftler son basamak olan tüp bebek tedavisine yönlendirilir. Açıklanamayan infertilite ve ovulasyon bozukluklarında ise hastanın yaşı, beklentisi ve eldeki verilere göre yumurta gelişimini destekleyici ilaç tedavileri, intrauterin inseminasyon veya tüp bebek tedavileri gibi üremeye yardımcı tedavi alternatifleri sunulmalıdır. İnfertilite hem tanı hem de tedavi aşamasında kolay olmayan bir sorundur.


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

Temmuz - Ağustos 2012

Güneş gözlüğü kullanımı Güneş gözlüğü sadece aksesuar değil, aynı zamanda göz sağlığının korunması için oldukça gerekli bir araçtır. Özellikle Antalya gibi güneşin yoğun olduğu bölgelerde yaşayan her insan yaşamında mutlaka güneş gözlüğüne yer vermelidir.

Op. Dr. Onursal Gözkaya Özel Antalya Yaşam Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı

Güneş gözlüğü gözümüzü sadece ışıklardan korumaz, aynı zamanda güneşin zararlı olan UV ışınlarının göz dokularına ulaşmasını engelleyerek gözümüzde zamanla oluşabilecek hasarları da engellemiş olur. Aşırı güneş ışığına maruz kalan ve güneş gözlüğü kullanmayan hastalarda, gözün beyaz dokusu üzerinde sarı renkli birikintiler oluşma (pinguekula), göz bebeği üzerine et yürümesi (pterjium) ve gözün görme sinir tabakasında (retina) hasar oluşması gibi bozukluklar ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle, ışıktan rahatsız olmasak bile, güneş gözlüğünün kullanılması mutlaka alışkanlık haline getirilmelidir. Bunun yanında, “nasıl olsa güneş gözlüğü kullanıyorum, güneşe bakabilirim” düşüncesi de tamamen yanlıştır. Unutulmamalıdır ki, gözlük bu durumda yüzde yüz koruyucu değildir. Güneş gözlüğü alırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta oluşabilecek zararlı etkilerden sorumlu olan UV ışınlarını %100 olarak engelleyen gözlüklerin seçilmesidir. Bu nedenle, güneş gözlüklerinin mutlaka yetkili firmalardan alınmasına ve UV ışınlarının engellediğini belirten sertifikalarının olmasına dikkat edilmelidir. İşporta ve benzeri yerlerden alınan gözlüklerde ise UV filtresi olamayan renkli camlar kullanılmaktadır. Bu gözlükler kullanıldığında göze gelen ışıkları engellediği için göz bebekleri büyür ve göz sinirlerine daha fazla UV ışını ulaşarak daha fazla hasara neden olurlar. Kısaca, bu gözlükleri kullanmak göz sağlığı açısından oldukça zararlıdır. Güneş gözlüğü seçerken çok koyu camların seçilmesi durumunda UV ışınlarının daha fazla engellendiği görüşü de yanlıştır. UV filtresi ile camın koyuluğu arasında ilişki yoktur. Hatta çok koyu camların seçilmesi görme netliğinin bozulmasına neden olmaktadır. Yeşil, gri ve kahverengi, gözlük camı için en ideal renklerdir. Gözlük çerçevesi seçilirken fonksiyonu göz önünde tutulmalıdır. Çerçevenin yüze mümkün olduğu kadar yakın durmasına, yeterli genişlikte olmasına ve mümkünse yan siperliğinin bulunmasına özen gösterilmelidir.

Gözlük kullanımıyla ilgili yanlış bilinenler ve doğruları Dinlendirici gözlük var mıdır? Halk arasında dinlendirici olarak tarif edilen gözlüklerin tamamı numaralı gözlüklerdir. Bu nedenle, sadece numaralı bir gözlüğe ihtiyacı olan kişiler gözlük kullanmalıdır.

yaşın ilerlemesi ile birlikte miyoplarda numaralarda artış ortaya çıkar iken hipermetroplarda ise numaralarda azalma görülür. Ortalama 20’li yaşlarda ise numaralardaki değişim sona erer. Bu değişime gözlük kullanımının etkisi yoktur.

Bilgisayar karşısında kullanılması gereken gözlük var mıdır? Eğer numaralı bir gözlük ihtiyacınız varsa bu gözlüğü kullanmanız sizi rahatlatacaktır.

Öyleyse gözlükleri neden kullanıyoruz? Gözlük kullanımındaki amaç görme sinirleri üzerine düşen bulanık görüntüyü düzelterek gözün cisimleri daha net görmesini sağlamaktır. Çocukluk çağlarında görüntünün net olması görme sinirlerinin gelişimini sağladığı için gözlükler düzenli olarak mutlaka kullanılmalıdır.

Televizyonu yakından izlemek gözü bozar mı? Çocukluk çağlarında gözlük ihtiyacı olan kişilerin daha iyi görebilmek için televizyonu yakından izlemeye çalışması böyle bir söylentiye sebep olmaktadır. Gözlük kullanmak numara ilerlemesini durdurur mu? Gözlük kullanmak numara ilerlemesini durdurmaz. Gözlük kullanmak numaralarda ilerlemeye neden olur mu? Gözlük kullanmak, numara ilerlemesini durdurmadığı gibi ilerlemesine de neden olmaz. Gözlük kullanmak numaralarda gerilemeye neden olur mu? Gözlük kullanmak numaralarda gerilemeye neden olmaz. Doğrusu ise, özellikle çocukluk çağlarında

yakın görme sorunlarında kişilerin takacakları gözlük numaralarını belirlemede kişinin yaşı ve uzak gözlük numarası etken olmaktadır. Bu nedenle, miyobu olan kişilerin bir kısmında yakın gözlük kullanılması gerekmez iken bazı kişiler yine de gözlük kullanmak zorunda olabilirler.

Yanlış gözlük kullanımı veya başkalarının gözlüklerini kullanmak gözü bozar mı? Yanlış gözlük kullanımı veya başkalarının gözlüklerini kullanmak gözü bozmaz. Yapabileceği en büyük sıkıntı cisimleri bulanık görme ve gözlerde yorgunluğa neden olmasıdır. Astigmatizma gözün kötü olduğu anlamına mı gelmektedir? Astigmatizma gözün kötü olduğu anlamına gelmez. Astigmatizmanın diğer kırma kusurları miyop veya hipermetroptan farkı yoktur. Miyop kırma kusuru olanlarda 40 yaşından sonra yakını görmeleri çok iyi mi olmaktadır? Kısmen doğru. 40 yaşından sonra ortaya çıkan 3


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

Temmuz - Ağustos 2012

Dyt. Mine Şatana Özel Antalya Yaşam Hastanesi Diyetisyen

Akdeniz Diyetini kısaca zeytinyağı ağırlıklı ve az yağlı, posadan zengin, et tercihi olarak ise balık ağırlıklı bir diyet olarak tanımlayabiliriz. Ayrıntılarına baktığımızda ise doymuş yağdan (katı yağlar) fakir, sıvı yağ ağırlıklı (özellikle zeytinyağı), kızartmalardan uzak bir beslenme şeklidir.

Kahvaltılarda zeytin ve peynir çeşitleri, yemekler sebze ve baklagil ağırlıklı, kırmızı et haftada en çok bir; balık çeşitleri ya da tercihe göre tavuk haftada birkaç defa olmalıdır. Ana yemekler mutlaka salata ile desteklenmeli, yanında yoğurt ya da ayran olmalıdır. Tam tahıl ekmeği ya da bulgur pilavı veya tam buğday unundan yapılma makarna grupları ile öğünleriniz tamamlanmalıdır. Ara öğünlerde ise meyveler ve onları tamamlayıcı kabuklu yemişler yer almalı, tatlı mutlaka yenecekse dondurma ya da sütlü tatlı tercih edilmelidir.

Sıcaklarda Doğru Beslenme; Akdeniz Diyeti Bu önerilerim size tanıdık gelmiştir mutlaka çünkü tam da bizim mutfağımızı tarif ettim size. Son zamanlarda Avrupa ve Amerika kaynaklı popüler diyetler hayatımızda o kadar yoğun yer aldı ki, sağlıklı olan kendi mutfağımızı yok sayıp, uğruna sağlığımızı dahi tehlikeye atarak bu dayatma diyetleri uygulama hevesine kapıldık. Oysaki doğru uygulandığında Akdeniz Diyeti, sağlığı korumak ve kilo kontrolü için uygun bir seçenek olacaktır. Yazın sıcak havalarda aşırı yağlı ve şekerli yiyecekler sağlığınızı bozabilir. Bu nedenle meyve-sebze ve tam tahıllara yönelik bir beslenme programı kendinizi zinde hissetmenizi sağlayacaktır. Zeytinyağlı sebze ve baklagil yemekleri, balık çeşitleri (yağda kızarmış olmama koşuluyla), meyve, peynir ve salatalar yaz diyetleri için uygun alternatifler olacaktır; elbette, porsiyonlarına dikkat ettiğimiz sürece...Yoğurt, ayran, cacık, kefir ve süt ise hem enerji hem de mineral takviyesi (sodyum-potasyummagnezyum) için gereklidir. Kırmızı et yenileceği zaman kızartılmış yağlı et ve sakatatlar yerine, ızgara, haşlama ya da fırınlama yöntemi ile pişmiş yağsız etler tercih edilmelidir. Tatlılar kan şekerinizin önce hızla yükselip, sonra da yine aynı hızla düşmesine sebep olurlar. Bu nedenle yenilmesi önerilmez. Ancak yenilecekse de dondurma, sütlü tatlılar ya da meyve tatlıları daha iyi alternatifler olacaktır.

meniz koşuluyla. Su tüketimi yine en önemli konu; en az 2-3 lt olmalı; kolalı, şekerli içecekler yerine nane-limonlu soğuk su ya da çay, meyvenin kendi şekeriyle yapılmış komposto, az şekerli limonata, ayran, kefir ve maden suyu içilmelidir. Bunlar yapmamız gerekenler, bunlarla birlikte yapılmaması gerekenler de var elbette... Kremalı, mayonez katkılı yiyecekler sıcaklarda bozulma riski fazla ve yoğun kalorili yiyeceklerdir, uzak durulmalıdır. Tavuk eti ve şarküteri grubu dikkatli tüketilmelidir. Aşırı yağlı etler ve hamur işleri, yoğun tatlılar da sağlığınız için risk oluştururlar. Önümüz yaz ve sıcaklar başlamak üzere; sağlıklı ve hafif bir yaz geçirebilmek için güne iyi bir kahvaltı ile başlamalı, sebze tüketiminizi artırıp, et ve türevlerini azaltmalı, bunları tam tahıllı 1-2 dilim ekmekle tamamlamalısınız. Tatlı ihtiyacınızı meyvelerle (2-3 porsiyon), sıvı ihtiyacınızı ise ağırlıklı olarak su ile karşılamalısınız. Her gün yapacağınız yüzme ya da yürüme de kendinizi daha zinde hissetmenizi sağlayacaktır.

Günler uzadığından yaz aylarında ara öğünler daha çok önem kazanmaktadır. Akşam yemeği geç saate kalacaksa, yemek sonrası yenilen gece öğünü ikindiye alınarak; öğlen ve akşam yemeği arasında iki öğün yapmak daha uygun olacaktır. Ara öğünlerde 15-20 adet fındık-badem ile 1-2 porsiyon meyve; birer dilim ekmek-peynir; 1-2 adet galeta-ayran doğru alternatiflerdir. Yemekte içki tüketilecekse, 1-2 kadeh şarap doğru bir tercih olacaktır. İçilmesi durumunda yemekten sonra tatlı ya da meyve yeme-

Diyetle ilgili soru ve cevaplar Sonrasında çalışma durumunuz, beslenme alışkanlıklarınız, sevdiğiniz ve sevmediğiniz yiyecekler dikkate alınarak, sizin tercihleriniz doğrultusunda bir diyet hazırlanmalıdır. Aksi taktirde yapacağınız bu kısıtlı diyetler bir süre sonra sıkılıp bırakmanıza neden olacaktır. Asıl başarıyı getiren beslenme konusundaki davranış değişikliği ise gerçekleşmeyecektir.

Gazete, dergi ve kitaplarda yer alan zayıflama diyetleri işe yarar mı? Bu tip diyetler herkesin klinik tablosunu aynı kabul eden genel diyetlerdir. Uygulayacağınız diyet size özel olduğunda başarı şansınız daha yüksek olacaktır. Öncelikle kan tahlilleriniz yapılmalı ve bununla hem kilolu olmanıza metabolik bir sebep varsa ortaya çıkarılmalı, hem de diyetinizin içeriği bu sonuçlara göre belirlenmelidir. 4

Mutlaka 6 öğün yapılmalı mıdır? Zayıflama diyetlerinde olması gereken 3-3,5 saat aralıklarla beslenmektir. Bu süre midenin boşalma hızını gösterir. Bu saat aralıklarında bir şeyler yediğinizde hem açlık duygusu yaşamazsınız, hem de enerjiniz yüksek kalır; metabolizmanız hızlı çalışır. Eğer kahvaltınızı geç yapıyorsanız kuşluk öğünü (kahvaltı ile öğle yemeği arasındaki öğün) yapılmayabilir. İkindi bizim için en önemli ara öğündür, bu saatlerde mutlaka bir şeyler yenmelidir (öğle yemeğinizi çok geç saatte yemediyseniz). Akşam yemeği sonrası yenen gece öğünü, kişinin alışkanlıklarına göre belirlenmelidir. Akşam yemeği geç yendiyse

ya da kişi kendini aç hissetmiyorsa yenmeyebilir. Gece öğününün yenmemesi daha uygundur, ancak acıkma ya da alışkanlık durumunda yatmadan en az 2 saat önce hafif şeyler (meyve vs.) tüketilmeli, sonrasında sadece su içilmelidir. Ekmek şişmanlamaya neden olur mu? Toplumdaki yaygın yanlışlardan biri de ekmeğin şişmanlattığını düşünmektir. Kilo vermeye karar verildiğinde, diyetlerden önce ekmek çıkarılır. Ancak doyabilmek için ya makarna - pilav yenir, ya da ana yemeğin porsiyonu artırılır. Yapılan en temel hatalardan biri budur; çünkü ekmek bu alternatiflerle kıyaslandığında çok daha masum kalmaktadır. Hem B grubu vitaminleri açısından zengindir, hem de posa içeriği yüksektir. Ancak bu özellikler tam tahıllardan yapılma ekmekler için geçerlidir, beyaz undan yapılan ekmeklerin bizim açımızdan şekerden bir farkı yoktur. Yüksek posa içerikli ekmekler daha kolay doymanızı sağlayacaktır. Bu sebeplerle her öğünde 1-2 dilim tam tahıllı ekmek, zayıflama diyetlerinde dahi yenmelidir.


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

Temmuz - Ağustos 2012

Liposuction Liposuction, deri altı yağlarının cerrahi olarak özel tasarlanmış bir cihaz ve milimetrik kanüller yardımı ile vakumlanarak çekilip alınması işlemidir. Deniz sezonunun açıldığı şu günlerde en sık yapılan estetik cerrahi işlemlerinden biridir. Liposuction herkes için ideal bir işlem değildir. Kimin liposuctiondan fayda göreceği Plastik Cerrahi muayenesinde tespit edilir. Liposuction işleminde amaç kesinlikle hastayı zayıflatmak değildir. Obezite tedavisinde yeri yoktur ve sellülit tedavisi için kullanılmaz. Liposuction diyet ve egzersize rağmen vücudun belli bölgelerinde toplanmış anormal yağ fazlalıklarının alınarak vücut çizgilerinin yeniden oluşturulması için uygulanır. Liposuctionda alınacak sonucu önemli ölçüde etkileyen bir unsur da hastanın deri kalitesi ve tonusudur. Derisi ince ve stria adı verilen çatlaklar içeren hastalarda liposuction sonrası deride istenen gerginlik ve toparlanma sağlanamayacağından görüntü daha kötü olabilir. Bu tip ve deri fazlası da bulunan hastalarda farklı cerrahi müdahaleler gerekebilir. Liposuction uygulanacak bölgeye önceden hazırlanmış özel sıvılar enjekte edildikten ve yağ tabakası kanülle alınabilecek şekilde sıvı hale getirildikten sonra gerekli miktarda yağ vakumla emilerek uzaklaştırılır. Kullanılan en geniş kanülün çapı yaklaşık 4.5 mm olduğundan kanül giriş yerlerinde kalacak olan iz zaman içinde gözle görülmez hale gelebilir. Liposuction, müdahale edilecek bölgenin genişliğine ve alınacak yağ miktarına göre lokal anestezi altında yapılabileceği gibi, genel anestezi ve hastanede yatış gerektirebilir. Günümüzde kullanılan yöntem ve cihazların yeterliliği göz önüne alındığında hastalar neredeyse baştan ayağa tedavi edilebilmektedir. Yüz ve boyuna, gövdede karın, sırt, meme ve bel bölgesine, kol ve bacaklara, kalçaya liposuction uygulanabilir. İşlem bir kontur düzeltme, şekillendirme işlemi olduğundan beraberinde gerek görülen yerlere yağ enjeksiyonları yapılabilir. Karın germe, estetik meme ve yüz operasyonları ile birlikte

uygulanabilir. Ameliyattan sonra özel bir korse giydirilir ve en az 4 hafta bu korsenin sürekli olarak giyilmesi istenir. Liposuction sonrası lenfatik drenaja yardımcı olacak masajlar sonucun daha iyileşmesinde faydalı olabilir. Genellikle vücuttaki yağ hücre sayısının ergenlik çağından sonra hemen hemen sabit bir sayıda kaldığı düşünülmektedir ve yağ hücre sayısının fazla olduğu alanlarda biriken yağın diyet ve egzersize dirençli olduğu iddia edilmektedir. Erişkinde kilo artışı genellikle yeni hücrelerin oluşmasıyla değil, var olan hücrelerin büyümesiyle gerçekleşir. Yağ hücresi liposuction ile emilerek uzaklaştığında söz konusu hücre tamamen yok olur. Ancak kalan hücrelerin de diyete dikkat edilmediği takdirde yağ depolayarak büyümeleri söz konusu olabilir; hatta eskisinden daha fazla kitle oluşturmaları mümkündür. Bu nedenle liposuction ameliyatlarından sonra egzersiz ve dengeli beslenme çok önemlidir. Elastikiyeti iyi bir cilt çok önemlidir. Ancak yaş tek başına etkili bir faktör değildir. 16-80 yaş arasındaki pek çok kişinin liposuctiondan fayda göreceği düşünülse de, 18 yaşın altında metabolik dengenin tam olarak olgunlaşmadığı ve hastanın vücut ölçülerinin sabitlenmediği için bu ameliyat, 18 yaşından önce yapılmamalıdır. Çok ileri yaşlarda ise liposuction faydalı olsa bile, deneyimlerimiz genellikle ek işlemlerle cilt dokusu fazlalığının alınması gerektiğini göstermektedir. Yağ alınan bölgelerden işlemden sonra yaklaşık 12-24 saat süren sızıntıların oluşması beklenen bir durumdur. Bu sızıntılar giderek azalır ve bir süre sonra tamamen kaybolur. İşlemden sonraki ilk 48 saat işlem bölgelerinde ve vücudun genelinde sıvı toplanması (ödem) oluşur. 2 gün içinde giderek artan bu durum 3. günden itibaren azalmaya başlar. Bu nedenle ilk 2 günü istirahat ederek geçirmek yararlıdır. Özellikle ilk gün olmak üzere bir kaç gün süre ile halsizlik ve yorgunluk hissi doğaldır. Sıvı alımına özen gösterilerek bu şikâyetler azaltılabilir. Sıvı alımında amaçlanan günde ortalama 2 lt. elektrolit içeren

Op. Dr. Ö. Betül ACAR Özel Antalya Yaşam Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi

(tuz, şeker - şeker ve tansiyon hastalığınız yoksa-) değişik sıvılar alınmasıdır. İşlemden sonra, özellikle ilk hafta tartıda kilo azalması beklenmemelidir. Vücutta oluşan şişlik ve verilen sıvılara bağlı olarak, tartıldığınızda kilonuz işlem öncesindeki kadar, hatta daha da fazla olabilir. Vakumla yağ alınması çok ağrılı bir işlem olmamakla birlikte kişinin ağrı eşiğine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Çoğunlukla ağır spordan sonra rastlanan ağrılara benzemektedir. İlk günlerde fazla olmakla birlikte ilerleyen günlerde azalır. İşlemden bir hafta sonra egzersizlere başlamak ve uzun yürüyüşler yapmak oldukça yararlıdır. İzleyen günlerde ve haftalarda giderek daha ağır sporlara izin verilir. İşlemden sonra 6 hafta süreyle sauna, solaryum, buhar banyosu ve güneş banyosu yapmak sakıncalıdır. Bunlar iyileşmekte olan dokuların şişmesine yol açarlar. Genellikle işlemden sonra dokudaki şişliklerin geçmesi ve vücudun formunu alması 6 haftadan sonradır. Bu dönem diyet ve egzersizle değerlendirilecek olursa elde edilen sonuç daha iyi olur. Ameliyata uygunlukta sağlıklı olmak ilk koşuldur. Bazı hastalıklar liposuction uygulamasını kesinlikle önerilmez kılmaktayken, bazılarının varlığı işlemin yapılmasını engellemese de alınacak sonucun kalitesini düşürebilir ya da olası riskleri arttırır.

5


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

Temmuz - Ağustos 2012

Op. Dr. Süleyman Yılmaz Özel Antalya Yaşam Hastanesi K.B.B. Hastalıkları Uzmanı

Kulak; dış kulak, orta kulak ve iç kulak olmak üzere üç parçadan oluşmaktadır. Her yerin bir enfeksiyonu söz konusu olduğu gibi bu üç yerin de enfeksiyonu sık görülmektedir. Bunlardan dış kulak yolu, zardan sonra dışarıya açık olduğu için kulağın en kolay ve en sık enfeksiyon görülen kısmıdır.

Kulak Enfeksiyonları (meç) gerekebilir. Korunma : Yüzmeden önce ve özellikle havuza girmeden önce kulakları tıkamak koruyuculuk sağlar.

Orta kulak iltihapları (Otitis Media) Orta kulak, kafa içi komşuluğundan dolayı komplikasyon açısından önemlidir. Orta kulak iltihapları enfeksiyon nedenleri; Dış kulak yolu iltihabının orta kulağa yayılması, burun ve boğaz enfeksiyonlarının orta kulak havalanma kanalından (tuba östaki) yayılması, çocuklarda genizeti ve bademciğin büyüklüğü, sinüzit, basınca maruz kalma (dalmak, uçağa binmek), allerjik nedenler, tümörler gibi nedenlerle orta kulak iltihabı oluşabilir. Şikayetler (Semptomlar): İşitme azlığı, kulak ağrısı, kulakta tıkanma hissi, kulak akıntısı, çınlama gibi şikayetler görülebilir.

Dış kulak yolu iltihapları (Otitis Eksterna) Dış kulak yolu enfeksiyonlarının nedenleri; Dış kulak yolu ph’sı düşüktür (asidik), yağ bezleri yağ salgılar. Diğer bezler de sekresyon ile lizozom salgılar ve dış kulak epiteli dışa doğru göç ederek kendi kendini temizleme (ototemizleme) mekanizmasına sahiptir. Bütün bunların bozulması enfeksiyon için zemin hazırlar. Allerjide ph alkalileşir veya koruyucu tabakanın azalması (özellikle havuz suyundaki klor önemlidir), mekanik uyarılar, kulak kirinin birikmesi (buşon), mekanik uyarılar ( kulak çubuğu ve yabancı cisimler ile kurcalama) sekresyonların içerisindeki değişiklikler veya dışarıdan bakteri ilavesi gibi nedenlerle dış kulak yolu iltihabı gelişir. Şikayetler (Semptomlar): Dış kulak yolu daralmıştır. Sekresyon (akıntı) olabilir. En önemli bulgu şiddetli ağrıdır. Kulağa dokunmak ve basmakla ağrı artar. Komplikasyonlar: Enfeksiyonun 15 günden uzun sürmesine kronik enfeksiyon denir. Enfeksiyon orta kulağa yayılarak orta kulak iltihabına yol açar. Zar iltihaplanabilir. Kulak kemiğine yayılır ise kemik iltihabına yol açar. Enfeksiyon kulak kıkırdağına ve beyine yayılabilir. Dış kulak yolunda mantar ve virüs de enfeksiyona yol açabilir. Tedavi : Lokal (kulak damlaları) veya sistemik antibiyotik verilir. Antiseptik solüsyonlar ile temizlenir. Fronkül, karbonkül, abse gibi ileri enfeksiyonlarda lokal müdahale veya kulağa tampon konulması 6

Tedavi : Tedavi nedene yönelik olmalıdır. Genizeti ve bademcik büyük ise alınır. Enfeksiyon antibiyotik ile tedavi edilir. Allerji var ise araştırma yapılıp duruma göre aşı yapılabilir. Havalanma kanalı tıkanıklığına bağlı hastalıklarda kulak zarına tüp koymak gerekebilir.

İç kulak Enfeksiyonları Bunlar nadir görülür (labirentit, nörinit) genellikle baş dönmesi, bulantı kusma, kulak uğultusu ve işitme kaybı gibi şikayetler yapar. Ağrı ve ateş yoktur. Orta kulak hastalıkları nedeni ile oluşabildiği gibi sistemik hastalıklar (yüksek

tansiyon, kan hastalıkları, göz, boyun ve beyin hastalıkları) gibi nedenler ile oluşabilir. Tedavisi nedene yöneliktir. Kulak enfeksiyonları en sık olarak dış kulak yolu sonra orta kulak ve sonrasında iç kulak olmak üzere görülürler. Kulak enfeksiyonlarında en önemli etken korunmaktır. Bunun için kulak çubukları kullanmamak, kulak kirleri birikiyor ise düzenli olarak temizletmek, denize ve havuza girerken kulaklık kullanmak, ani basınç ve yüksek seslerden kaçınmak, allerji ve geniz eti, bademcik ve üst solunum yolu enfeksiyonları gibi nedenler var ise tedavi etmekle enfeksiyonlardan büyük oranda korunmak mümkündür.


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

Temmuz - Ağustos 2012

İrritabl Barsak Sendromu (Huzursuz Barsak Sendromu) İrritabl Barsak Sendromu (İBS), karın ağrısı, şişkinlik ve barsak alışkanlığında değişiklik ile seyreden, barsakların fonksiyonel bir hastalığıdır. Fonksiyonel hastalıklar altında ülser, kanser, verem v.b organik hastalıklar bulundurmayan yani ilgili organın işlev (fonksiyon) bozukluğu ile seyreden hastalıklardır. Belirtilerden karın ağrısı veya karında konforsuzluk ve şişkinlik tüm hastalarda görülürken, barsak alışkanlığında değişiklikler kimi hastada ishal, kiminde ise kabızlık egemen olarak görülebilir. Ayrıca her iki şikâyeti de zaman zaman yaşayan hastalar da mevcuttur.

* Daha çok egzersiz yapın. * Stresten uzak durmaya çalışın. * Sigarayı bırakmaya çalışın, alkol alımında limitleri aşmayın. İBS hastalarının kişiden kişiye değişmekle beraber bazı yiyeceklere hassasiyet gösterdiği gözlenmiştir. Bu nedenle rahatsızlığınızı arttırdığını düşündüğünüz yiyecekleri belirleyerek bu yiyeceklerden uzak durmaya çalışmak yarar getirecektir.

Belirtiler: Karın Ağrısı: Genellikle kramp veya spazm vasfında olup bazen künt karekterde de olabilen karın ağrıları genellikle yemekten sonra artarken gaz çıkarmak ve tuvalet ihtiyacını gidermekle azalma gösterir.

Özellikle tercih edebileceğiniz yiyecekler: * Meyve, sebzeler (narenciye hariç) * Esmer pirinç, pirinç unu * Tahıllar, bol su * Bitkisel çaylar * Tavuk, balık * Patates, patates unu * Doğal yoğurt

Şişkinlik: Kimi hastada gaz miktarında artış vardır. Kimi hastada ise fazla olmasa da mevcut gaz beklenenden çok daha fazla hissedilir ve rahatsızlık yaratır. Barsak Alışkanlığında Değişiklik: İBS hastalarında sık görülen belirtilerden olup, zaman zaman kabızlık zaman zaman ishal ataklarıyla kendini gösterebileceği gibi bazen bu bulgulardan biri daha egemen olabilir. Dışkıda Şekil Değişikliği: Karın ağrısı ve barsak alışkanlığına değişiklik ataklarına genellikle dışkıda şekil değişikliği de eşlik eder. Dışkı bazen keçi pisliği gibi, bazen parça parça, bazen pelte gibi, bazen sosis şeklinde, bazen mukuslu (barsak mukozasından salgılanan sümüksü bir madde) olabilmektedir. Beraberinde Görülebilecek Diğer Belirtiler: * Dışkılama sonrasında ağrının azalması * Dışkılama sayı ya da kıvamında değişiklik * Sık dışkılama isteği veya tam boşalamama hissi Teşhis: Hastalık organik olmayan yani fonksiyonel (işlev bozukluğu) hastalık grubundandır. İBS teşhisi diğer hastalıkların dışlanmasına ve hastanın hikâyesindeki belirtilerin varlığına dayandırılmaktadır. Yapılan endoskopik, radyolojik ve laboratuar tahlillerinin sonucunda vücutta belirtilen yakınmaları açıklayabilecek organik bir hastalık saptanmaması, teşhisi destekleyen en önemli bulgudur. Hastada organik bir hastalığı telkin edebilecek ve alarm bulgu olarak kabul edilen bulguların mutlaka tetkik edilmesi önerilmektedir. Bunlar kansızlık, kanlı ishal, makattan kanama, tedaviye cevapsız kusmalar, yutma güçlüğü, dışkı çapında incelmeler, kilo kaybı ve ailede kanser varlığı gibi bulgulardır. İBS daha ciddi bir hastalığa dönüşür mü? İBS, ileride kanser gibi ciddi bir hastalığa dönüşme riski taşımaz. Bununla beraber yaşam kalitesinde ciddi derecede bozulmaya sebep olabilmektedir. Hastalık, ataklar halinde uzun yıllar hastayı rahatsız ettiğinden, kötü hastalık kaygısı hastanın zihnini meşgul eder. Toplumda yaygın görülen bir hastalık olmasına rağmen uzun

Uzm. Dr. A. Yekta TÜZÜN Özel Antalya Yaşam Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı

süredir devam eden yakınmalardan ötürü,bunu bir yaşam biçimi olarak görenlerin sayısı oldukça fazladır. İBS, okula sık ara verme, tatili yarıda kesme, sık hekim başvurusu, sosyal yaşantılara ara verme ve işe gidememe gibi önemli iktisadi ve sosyal sonuçları olan bir hastalıktır. En önemli işgücü kaybı nedenleri arasında kabul edilmektedir. Bir araştırmada İBS hastalarının yaşam kalitelerindeki düşmenin, son dönem böbrek yetersizliği hastaları kadar bozulmuş olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla bu rahatsızlıkları dile getirmek ve hekime başvurmak ehemmiyet arz etmektedir.

Dikkat etmeniz gerektiğinde uzak durmanız önerilen yiyecek ve içecekler: * Peynir, süt, kırmızı et * Çikolata, alkol * Kafein içeren içecekler * Suni tatlandırıcı * Aşırı şekerli, çok yağlı, aşırı baharatlı ve mayalı yiyecekler * Buğday ve elenmemiş buğday unundan yapılmış yiyecekler (beyaz ekmek beyaz makarna, bisküviler kurabiyeler, börekler).

İBS tedavi edilebilir bir hastalık mıdır? Elbette İBS tedavi edilebilir bir hastalıktır. Her ne kadar İBS’yi tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yok ise de tedavi belirtilerin şiddetini azaltmaya ve tekrarlamasını önlemeye yönelik olarak başarılı olmaktadır. Amaç hastaların günlük yaşamlarını sürdürmeleri ve yaşam kalitelerinin bozulmamasının sağlanmasıdır. Bu nedenle yakınmaların olduğu dönemde hekim tarafından önerilen ilaçlar kullanılmalıdır. Otilonyum bromür içeren ilaçlar gibi spazm çözücüler, diare için barsak hızını yavaşlatan ilaçlar ve serotonin resöpterleri üzerinden etki eden barsak fonksiyonu düzenleyicisi ilaçlar gibi özgün tedavi yöntemleri ile en sık görülen semptomların kontrölü mümkün olmaktadır. İlaç tedavisinin yanında kişilerin aşağıdaki noktalara dikkat etmesi şikayetleri azaltıcı birer unsurdur. * Bol su için. * Düzenli yemek yiyin,ara öğünleri ihmal etmeyin. * Gaz yapan yiyecekleri az tüketin. 7


ÖZEL

YAŞAM HASTANESİ

BÜLTEN

Temmuz - Ağustos 2012

Tese . kkür mektupları

MELİS ÇOKGÜR Doğum Tarihi : 05.06.2012 Anne Adı : SELVER Baba Adı : HASAN Cinsiyet : Kız Boy : 51 cm Kilo : 3.870 gr. ENES ÇELİK Doğum Tarihi Anne Adı Baba Adı Cinsiyet Boy Kilo

: : : : : :

31.05.2012 ARZU ERAY Erkek 52 cm 3.450 gr.

ENES AKBAŞ Doğum Tarihi : Anne Adı : Baba Adı : Cinsiyet : Boy : Kilo :

04.06.2012 AYŞE ÖMER LÜTFİ Erkek 50 cm 3.200 gr.

HESNA ELİF Doğum Tarihi Anne Adı Baba Adı Cinsiyet Boy Kilo

KOZLUCA : 12.06.2012 : NURCAN : ALKAN : Kız : 49 cm : 2.780 gr.

GÜLSU KAYA Doğum Tarihi : Anne Adı : Baba Adı : Cinsiyet : Boy : Kilo : EMİNE EDA Doğum Tarihi Anne Adı Baba Adı Cinsiyet Boy Kilo

31.05.2012 ARZU ORHAN Kız 50 cm 3.490 gr.

UNUTKANLAR : 14.06.2012 : SARİYE : MAHMUT TOLGA : Kız : 52 cm : 3.360 gr.

SAĞLIKLI YAŞAM Özel Antalya Yaşam Hastanesi Sağlık Bülteni

İmtiyaz Sahibi

Özel Antalya Yaşam Hastanesi adına Dr. Cemal ÖZKAN

Tasarım: Yediiletişim 0242 324 79 77

Yazı İşleri Sorumlusu

Baskı: Kutlu Avcı Ofset 0242 346 85 85

Ayşe TUNÇ Halkla İlişkiler Müdürü

Bültende yer alan yazı ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz. 8

Sağlıklı Yaşam Bülten - 10  

Yaşam hastaneler grubu tarafından yayınlanan Sağlıklı Yaşam Bültenidir.

Advertisement