Issuu on Google+

1


YUNANILARIN GÖZÜ BURSA’DA...

KARAKOLDA ÇOCUK VAR....

Yıl:1 Sayı: 1 Mart 2012 Aylık Dijital Haber Dergisi

Yayımlanan yazı, fotoğraf ve konuların tüm sorumluluğu eser sahibine aittir. İzin alınarak ya da kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.

SERMAYENİN YÖNÜ DEĞİŞİYOR...

HER MEVSİM AYRI GÜZEL

NÜFUSUMUZ KATLANARAK ARTIYOR...

DUMAN AVCILARI CEZA YAĞDIRDI...

ÇELİK İMZA ATTI ARINÇ OLMAZ DEDİ..

CHP’DE KOLTUĞA EN YAKIN KADIN ADAY...


editör ’den Susarsak suskunluğumuzda boğulacağız… 20 yıl önceye dayanıyor faili meçhullerle tanışmam. O tanışmanın resmi, abimin yüz ifadesinde gizlidir benim için. Sorularıma karşılık verdiği o çaresizlik ifadesini, ne yazık ki yıllar sonra ben taşımak zorundayım. Televizyonda izliyor, gazetelerde görüyordum. Bir adam; sevimli bir yüzü, yuvarlak gözlükleri var. Patlayan bir araba, camda bir eş, hüzün dolu bir sokak. Uğur Mumcu; onun bir oğlu, bir kızı ve 20 yıldır bulunmayan failleri var. Bir katil neden bulunmaz sorusu Türkiye’de her gençliğe adım atan gencin sorduğu, ancak büyüdüğünde anladığı bir cevabı barındırır içinde. Adalet ile devlet kolkola verip kaybetmek isterse birini, değil milyonların haykırışı, David Copperfield gelse bulamaz o kaybolanı. 20 yıl önce Karlı sokaktı adresi, 20 yıl sonra Şişli Agos Gazetesi önü oldu. Gözlüktü, delik ayakkabı oldu simgesi. Yine milyonlar ayakta, yine katiller sokakta. Şimdi biz, yaşananlardan huzursuz olanlar, kendi çağımızda yaşadığımız bu utancı taşıyoruz içimizde. Biri öldürülmüş; gündüz, sokak ortasında, katili yok, kimliği yok. Biri var içerde ama varlığı yok. Yaşadığımız yüzyılda yaşanan her adaletsizlik isteseniz de istemeseniz de tenimize işliyor. Her susuş tene bir jilet kesiği daha atıyor. Herkes biliyorken gerçekleri, bu dile getirilemiyorsa, sokak ortasında çıkıp bağıramıyorsak doğruları, yazılan

gerçeklerden sonra cezaevi kapıları karşılıyorsa bizi, yapılması gereken gerçekleri gizlemek değil, gerçeğin peşinden gitmektir. Vazgeçip döndüğümüz her yol, bizden sonra gelecekler için uzaktan girişini bile göremeyecekleri yol olacaktır. Yani demek istediğimiz, yazmadıkça, gördüklerimizi olduğu gibi söylemedikçe ortak oluyoruz her yanlışa. Doğrusunu bildiğiniz halde yalanı okumaya devam ettikçe ortak oluyorsunuz her adaletsizliğe. Susarsak bir gün suskunluğumuzda boğulabiliriz, diyerek başladık bu yolculuğa. Susmak yerine yazalım istiyoruz artık. İsmiyle müstesna Yalınhaber platformu, oldukça yalın. Gazeteciliği en sade haliyle yapmak olduğundan niyetimiz, Bursa’nın en sade haber portalı belirledik sloganımızı. Klişe cümlelerimizi de edelim bereketi olsun platformumuzun. İlk sayımız! Biz çok heyecanlıyız. O kadar çok şey var ki anlatmak istediğimiz. Deneyimimiz var, bilgimiz de. İstihbaratımız var, vicdanımız da. Cesaretimiz var, özgüvenimiz de. Biz haber vermek istiyoruz, siz haber alma özgürlüğünüze sahip çıkın yeter. Dosya haberler, incelemeler, istatistikî verilere dayanan derlemeler bizde bulabileceklerinizden bazıları. Dahası derseniz sayfayı çevirin. Hoşgeldiniz…

r e b a h n ı l

ya

3


Karakolda ‘çocuk’ var Türkiye genelinde 2010 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuk sayısı 188 bini aştı. Bursa’da ise bu rakam 5 binin üzerine çıktı.

G

elir dağılımındaki dengesizlik, iş umuduyla büyük kentlere yapılan göç, işsizlik ve buna bağlı olarak yaşanan aile içi şiddet güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuk sayısının da her yıl artmasına neden oluyor. Türkiye genelinde 2008 yılında 132 bin olan karakolla tanışan çocuk sayısı 2009 yılında 151 bine ve 2010 yılında da 188 bine kadar çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun ‘güvenlik birimine gelen veya getirilen çocuk sayısı’ istatistiklerine göre 18 yaş altını kapsayan araştırmada 2010 yılında güvenlik birimleriyle tanışanların 55 bin 849’u kız, 132 bin 195’i ise erkek. Suça sürüklenme ilk sırada Çocukların karakolla tanışma nedenlerinin başında ise suça sürüklenme geliyor. 2010 yılında Türkiye genelinde 9 bin 142’sı kız olmak üzere toplam 83 bin 393 çocuk suça sürüklenme nedeniyle güvenlik birimlerine getirildi. Aynı yıl mağdur sıfatıyla 35 bin 255’i kız toplam 76 bin 428 çocuk karakolla

4

tanıştı. 2010 yılında sokakta çalışma gerekçesiyle güvenlik birimlerine getirilen çocuk sayısı 2 bin 768, evden kaçma gerekçesiyle getirilen çocuk sayısı 3 bin 205 ve kayıp gerekçesiyle getirilen sayısı da 8 bin 81 olarak istatistiklere yansıdı. Bursa’da durum aynı Özellikle sanayi kenti kimliği ile doğu ve güneydoğu


bölgelerinden yoğun göç alan Bursa’da da durum Türkiye genelinden farklı değil. Bursa’da 2009 yılında 4 bin 847 olan güvenlik birimine getirilen çocuk sayısı 2010 yılında 5 bin 12 olarak istatistiklere yansıdı. Suça sürüklenme ve mağduriyet Bursa’da da karakolla tanışma nedenlerinin başında geliyor. Bursa’da 2010 yılında 2 bin 301 çocuk suça sürüklenme, 2 bin 139 çocuk mağduriyet, 261 bir çocuk kayıp, 79 çocuk bilgisine başvurulma, 24 çocuk evden kaçma, 14 çocuk kabahat işleme ve 10 çocukta buluntu olarak güvenlik birimlerine getirildi. Aynı dönemde 3 çocuk madde kullanımı, 7 çocuk sokakta çalışma ve 1 çocuk da sokakta yaşama gibi nedenlerle güvenlik birimleri ile tanışmış oldu.

5


Topraklarımız yabancılaşıyor AKP iktidarında, yabancılar Türkiye’den 76 milyon 145 bin 89 metrekare taşınmaz mal satın aldı. Yabancılar Türkiye’nin en güzel sahil kıyılarına ve gözde turistik yerlerine göz dikerken, Türkiye’den en fazla toprak alanlar ise İngilizler oldu.

6

Ç

evre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın MHP Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın yabancılara satılan taşınmazlarla ilgili soru önergesine verdiği cevap, AKP döneminde yabancılara satılan taşınmazların yaklaşık 7 kat arttığını gözler önüne serdi. Türkiye genelinde yabancıların sahip olduğu 12 milyon 449 bin 201 metrekare taşınmaz alan, 2002 Kasım – 2012 Ocak döneminde yapılan 76 milyon 145 bin 89 metrekarelik satışla 88 milyon 594 bin 290 metrekareye ulaştı. Bu satışlarla Türkiye genelinde taşınmaz sahibi olan yabancı sayısı da 125 bin 375’e çıktı.

76 milyon metrekare taşınmaz yabancıda

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılının Kasım ayı ile 2011 yılı Aralık ayı dönemini kapsayan verilere göre Türkiye’de 76 milyon 145 bin 89 metrekare alan yabancılara satıldı. Yabancıların mülk satın aldıkları bölgelerin ise sahil kesimleri ile turizm bölgelerinde yoğunlaşması dikkat çekiyor. AKP döneminde Konya’da 6 milyon 205 bin metrekare kare alanla yabancılara satılırken, Antalya 5 milyon 768 bin metrekare alanla ikinci, Muğla ise 5 milyon 250 bin metrekare alanla yabancıların en fazla ilgi gösterdiği iller oldu.


İlgi görmeyen iller

AKP döneminde yabancıları hiç ilgi göstermediği iller ise Ağrı, Bitlis, Hakkari, Siirt ve Şırnak oldu. Yabancılar bu illerden hiç taşınmaz satın almazken, Gümüşhane 226 metrekare, Van 313 metrekare ve Ardahan da 203 metrekare alan en az ilgi gören iller oldu.

İngilizler ilk sırada

AKP döneminde yapılan satışlarla en fazla taşınmaz sahibi olanlar ise İngilizler oldu. Türkiye genelinde 35 bin 815 İngiliz toplam 6 milyon 855 bin 574 metrekare alanın sahibi olurken, 29 bin 165 kişiyle ikinci sırada yer alan Almanlar ise 51 milyon 340 bin 632 metrekare ile alan bazında ilk sıraya yerleşti. 10 bin 861 kişiyle Yunanlılarda Türkiye’de 2 milyon 804 bin 845 metrekare alana sahip olarak listenin üst sıralarına yerleşti.

Bursa Yunanlıların gözdesi

AKP döneminde en fazla taşınmaz satışı yapılan iller sıralamasında Bursa, 27’inci sırada yer aldı. 2002-2011 döneminde yabancılar Bursa’dan toplam 949 bin 479 metrekare taşınmaz satın aldı. 2006 yılı 44 bin metrekare alan ile en az satışın yapıldığı yıl olurken, 2008 yılı ise 172 bin metrekare alan ile en fazla satış yapılan yıl oldu. Bu yapılan satışlarla birlikte Bursa’da mülk sahibi olan yabancı sayısı 5 bin 575’e çıkarken, yabancılara ait olan toplam taşınmaz miktarı da 1 milyon 877 bin 498 metrekareye çıktı. Bursa’ya en fazla ilgi gösteren yabancılar ise Yunanlılar oldu. 4 bin 738 Yunan toplamda 1 milyon 59 bin 909 metrekare alanın sahibi oldu. 541 Alman vatandaşı Bursa’dan 562 bin 295 metrekare taşınmaza sahip olurken, 94 Avusturya vatandaşı da 191 bin 686 metrekare ile Bursa’dan en fazla taşınmaz sahibi olanlar listesinde yer aldı.

7


Sermaye yön değiştiriyor Bursa ticaret ve sanayi odası tarafından 2003 yılından bu yana düzenli olarak tutulan açılan-kapanan firma istatistikleri, tekstil ve konfeksiyon ağırlıklı yatırımların, önce inşaat sektörüne son olarak da gıda sektörüne yöneldiğini ortaya koyuyor.

B

TSO’ya kayıtlı firmalar üzerinden yapılan araştırmaya göre 2003 yılı ile 2010 yılının ilk 6 ayı arasında Bursa’da toplam 19 bin 717 firma açıldı. Aynı dönemde kapanan firma sayısı ise 5 bin 129 olarak gerçekleşti. Tekstil ve konfeksiyon, İnşaat ve yapı kooperatifleri ile gıda tarım hayvancılık sektörleri en fazla yatırım yapılan alanlar oldu.

8

Aynı dönemde 3420 yeni firma ile tekstil en fazla yatırım yapılan sektör olurken, tekstil kapanan firmalarda da 1240 işletme ile ilk sırada yer aldı. İnşaat sektöründe açılan 3 bin 233 firmaya karşılık, 980 firma da kapılarını kapadı. Gıda sektöründe de açılan 3 bin 58 firmaya karşı, kapanan firma sayısı da 616 olarak gerçekleşti.


Bursa’da tüm zamanların sektör lideri olan tekstil özellikle Çin ve Uzak Doğu’dan gelen ucuz hammadde engeline takıldı. Özellikle tekstil ve konfeksiyon sektöründe gelişmiş altyapı ve işgücüne sahip olması nedeniyle 2003, 2005 ve 2005 yıllarında en fazla yatırımı alan bu sektör, daha sonraları birinciliği inşaat ve yapı sektörüne bıraktı. 2005 yılında en fazla açılan işleri 576 ile inşaat ve yapı sektöründe yer alırken, tekstil 495 iş yeri ile ikinci, gıda tarım hayvancılık sektörü ise 383 ile üçüncü sırada yer aldı. İnşaat sektörü 2006 ve 2007 yılların da en fazla yatırım yapılan alan oldu. İnşaat sektörünün

liderliği de 2008 yılı ile son buldu. Gıda tarım hayvancılık sektörü toplam 513 yeni açılan işyeri ile en fazla yatırım alan sektör olurken, 455 firma ile tekstil sektörü ikinci, 360 yeni açılan firma ile inşaat sektörü üçüncü sırada yer aldı. Tablo 2009 ve 2010 yılının ilk 6 ayında da değişmedi. 2009 yılında 398 firma ile en çok yatırım yapılan sektör gıda tarım hayvancılık olurken, bu sektör 2010 yılının ilk 6 ayında açılan 224 firma ile birinciliği elinde tutmayı başardı.

Açılan firma istatistiklerinde gıda ve hayvancılık sektörü son 3 yılın lideri olurken, sektöre ilgi sürekli artıyor.

9


Sigaranın dumanı cebi yaktı Sigara yasağıyla birlikte Bursa’da da denetimlerini artıran duman avcıları, kapalı mekanlarda sigara içenler ile içilmesine göz yuman işletmelere toplam 671 bin 589 TL para cezası kesti.

K

apalı alanlarda tütün kullanımını yasaklayan kanunun tam kapsamlı olarak yürürlüğe girdiği 19 Temmuz 2009‘dan bu yana İl Tütün Kontrol Kurulu Kararı ile denetim ekibi sayısının 30’a çıkarıldığı Bursa’da, duman avcıları tiryakilere gözaçtırmıyor. Bursa İl genelinde 19 Temmuz 2009 tarihinden 31 Aralık 2011 tarihine kadar toplam 105 bin 54 denetim yapılırken, bu denetimlerde 1568 kamu binası, 4581 toplu taşıma aracı ve 98 bin 805 özel kişilere ait işletme denetimden geçti. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü verilerine göre; bu denetimlerde 31 Aralık 2011 tarihine kadar 4314 tutanak tutuldu. 6111 sayılı yasa gereği mart ayından itibaren Mülki Amirliklerce 2011 yılında Verilen para ceza tutarı 290 bin 940 TL’yi buldu. Yine kapalı alanlarda tütün ve tütün ürünü tüketen 5 bin 304 kişiye de 380 bin 649 TL para cezası kesildi. Bırakma onarı yüzde 19 Duman avcıları denetimlerle tiryakilere göz açtırmazken, Sağlık Müdürlüğü sigarayı bırakmak isteyerlere de her türlü desteği sunuyor. Biri üniversitede, 1’i Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, 6’sı da devlet hastanelerinde olmak üzere 8

10

sigara bırakma polikliniğinde vatandaşlara hizmet erilirken, sigarayı bırakmak isteyen 10 bin 765 vatandaşa tedavi konusunda hizmet verildi. Bu vatandaşlardan, hekimler tarafından ilaçla tedavisi

uygun görülen 4 bin 322 kişiye ücretsiz ilaç verildi. İlaç tedavisi başlanan hastalardan 848 kişi sigarayı bırakırken, tedavi sonucu sigarayı bırakma oranı yüzde 19’da kaldı. Bunun yanında diğer 6 bin 443 hastaya ise danışmanlık hizmeti verildi.


Nüfusumuz iki yılda Ardahan kadar arttı Nüfusu 2009 yılında 2 milyon 550 bin 645 olan Bursa’nın nüfusu; 2 yıl içinde neredeyse 107 bin 455 nüfuslu Ardahan kadar artmış oldu.

A

drese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre Bursa’nın 2011 nüfusu 2 milyon 652 bin 126 olarak belirlendi. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 13 milyon 624 bin 240 kişiyle en kalabalık il İstanbul oldu. Ankara 4 milyon 890 bin 893 kişiyle ikinci, 3 milyon 965 bin 232 kişiyle de İzmir üçüncü sırada yer aldı. Sanayi altyapısı nedeniyle Türkiye’nin en fazla göç alan kentlerinden biri olan Bursa’nın nüfusu da 2 milyon 652 bin 126 olarak belirlendi.

2 yılda bir Ardahan eklendi

Bursa’nın 2009 yılında 2 milyon 550 bin 645 olan nüfusu 54 bin 850 artışla 2010 yılında 2 milyon 605 bin 495 çıktı. 2011’e gelindiğinde de 46 bin

631 kişi artan nüfus, 2 milyon 652 bin 126’ya çıktı. Son iki yıl içinde Bursa’nın nüfusu 101 bin 481 kişi artarken, bu artış 2011 yılı nüfusu 85 bin 62 olan Tunceli ile 76 bin 724 olan Bayburt’u geride bıraktı. Bursa’daki iki yıllık nüfus artışı, 2011 nüfusu 107 bin olan Ardahan’ı neredeyse yakalamış oldu. 2011 yılı verilerine göre Bursa’da il ve ilçe merkezlerinde yaşayan toplam nüfus 2 milyon 359 bin 804 olurken, köy ve kırsal kesim nüfusu ise 292 bin 322’de kaldı. Bursa’daki kadın nüfusu 2010 yılında olduğu gibi 2011 yılında da erkek nüfus geçti. Bursa nüfusunun 1 milyon 326 bin 411’ini kadınlar oluştururken, erkek nüfusu ise 1 milyon 325 bin 715 olarak belirlendi.

11


Her mevsim ayrı güzel Bursa Büyükşehir Belediyesi Hayvanat Bahçesi’nde barınan hayvanlar, kar yağışı ve hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte enerji takviyeli gıdalarla besleniyor. Doğada genellikle Kasım – Nisan arasını kış uykusunda geçiren ayılar, her hava koşulunda gıdaya ulaşım sıkıntısı yaşamadıkları için kış uykusunu unuturken, kar üzerinde güneşlenmenin keyfini çıkarıyor

12


A

vrupa Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği’nin üyesi olan ve 206 bin 600 metrekarelik alanda 76 türden 600’ün üzerinde hayvanın barındığı Bursa Hayvanat Bahçesi, kar yağışıyla birlikte beyaz örtüye büründü. Kış hazırlıklarını haftalar öncesinden tamamlayan Hayvanat Bahçesi yönetimi, aslan, leopar, babun ve flamingo gibi sıcak iklim hayvanlarının barınakları kalorifer sistemi ile ısıtırken, havaların soğumasıyla birlikte vücut ısıları düşen hayvanlara enerji içeriği yüksek vitamin ve mineral takviyeli gıdalar vermeye başladı.

Ayılar uykuyu unuttu

Beslenmeden barınmaya tüm ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenilen hayvanlar, doğadaki türlerine göre konforlu bir hayatın keyfini sürüyor. Doğada 3 ile 7 aya yayılmış bir dönemi uyku halinde geçi-

ren, mevsime göre Kasım-Aralık aylarında uykuya yatıp, Mart ile Nisan arasında uyanan ayılar, hayvanat bahçesindeki konfor sayesinde kış uykusunu unuttu. Günlük besin ihtiyaçları karşılanan, enerji takviyeli gıdalar sayesinde vücut ısıları fazla düşmeyen ayılar, ziyaretçilerini kar üstünde güneşlenerek karşılıyor. Bu arada, kar yağışıyla birlikte düşen hava sıcaklığı yüzünden sabah kapalı barınaklarından çıkmak istemeyen maymun, aslan ve leoparlar güneşin çıkmasıyla birlikte kendilerini bahçeye attı. Hayvanat Bahçesine yeni gelen Leoparlar karla tanışmanın şaşkınlığını yaşarken, maymunlar ise alışık oldukları görüntü eşliğinde eğlendi. Karın en fazla mutlu ettiği kurtlar ve geyikler gün boyu bahçede turladı. Zebralar ise karla birlikte günlerini kapalı sıcak barınaklarında geçirmeyi tercih etti.

13


Anlı Şanlı Keşanlı

Sineklidağ burası, Şehre tepeden bakar, Ama şehir uzakta, Masallardaki kadar.

14


Anlı Şanlı Keşanlı

G

ecekondulular ile şehirlilerin iki ayrı dünyası arasında geçen Keşanlı Ali Destanı, tiyatro sahnesi ve televizyon ekranında yine altın çağını yaşıyor. Haldun Taner’in 1964 yılında kaleme aldığı bu müzikal, yazıldığı günden bu yana her dönem aynı ilgiyi gördü. Türkiye’nin önemli gerçekliklerini diyalog ve şarkı sözleriyle izleyicilere kolayca geçirebilen bu oyun; sıradan bir insanın nasıl efsaneleştirildiğini Türkiye gerçekleri üzerinden anlatıyor. Toplumun yozlaşmış yönlerini, hiciv ve taşlamalarla anlatan oyunun neden her yüzyıla hitap ettiğini anlamak çok da zor değil. Toplumsal konulara dikkat çeken oyunlar sahnele-

yen Bursa Barosu Tiyatro Topluluğu Tiyatro Advocato, genel seçimler öncesi Keşanlı Ali Destanı’nı sahneye koydu. Özellikle oyunun içinde geçen seçim sahnelerini başarılı bir yorumla sahneye koyan topluluk, kısa sürede Bursalı izleyiciyi tiyatro salonuna çekmeyi başardı. Ahmet Vefik Paşa Tiyarosu’nda açılışı yapılan oyun yoğun ilgi görünce; Tayyare ve Uğur Mumcu Kültür Merkezlerinde de sahnelendi. Oyunun başarısı kulaktan kulağa yayılınca İstanbullu tiyatroseverler Tiyatro Advocato’yu İstanbul’a davet etti ve Çevre Tiyatrosu’nda oyun bir de İstanbullu sanatseverler için sahnelendi. Oyunu izleyenler arasında 1964

15


de uri’ ns r u io zS ülri n XI. L ni G i n ir yu se a bi e di ve oın takdyılınd r i g e a n n 5 ı h n e ill as 00 ık rtı e fı a tesc düny nlar 2 ki art d n i o d r o tr ın es k ile u ahn ran ay ü. Tiya . Ancar sevd s kon ? o i t u r d a z a l t n a d k r ka örü vu mu ıyo tiya ı H uru o yap em aşarıs layık glında a nini o d n ö in tr as üve o d n b ne ar ireyar tiya b yle ato’nu Ödülü cuları ro ser kad yerde ü a l l t o d o t n c l a r n e a d ir a vo ze yu iy iuk ısı em diği b ikayet ayetç arş en Av Zilh tro Ad Jüri Ö cato o kları t h k a , r z ç d k ı i d ş o a ü r n şi va ge iz yılı dı. Tiy dülle ro Adv başlad ldu. oğa, g yor. Ne miz in kol çok b ok biz i r Ö o t d B e ü a l a r l ç ğ v atro Tiy nu i ncu zzet söy en en de izli Tiy anan u oyu el oyu usu İ lerini en; im de üzens lardan nden kaz muoy esyon kuruc ettik bey’d ir. Biz ğin, d yasa düze Ka i prof ’nun tercih İzzet ın işid etsizli uz. Bu iz, bu bir vocato nları ıtı da anlar , adal şuyor yetçiy uz. Ad n oyu un yanan ins luğun de ko iz şika aşıyor ala usun rdi ol ksuz peşin çok b nde y sor at de , huku ukuk n en un içi Sanyük ki ak , h ucuda n bun bü let , h a koy her a ada iz, yas ü biz çiy . Çünk yiz

Ke- ‘ n ona u anlasa k e tün fluğunaktan i s ü nin tin ko la olm nmey ce e n ö Efsa ük kenbir kukğine d yi sadeaat r i n b i, büy ğreti benli krasi menf ze a l a Y lı Al da i çek emo um, yi gö şan ve or a ger ilha, d n topl tirme r yan asit amden Z göre rini yi i bizle b ih e cesi erle Yan tercçim önen değ anlar. se ünd n ins yüz ala

16


Bilgisi

Sağlık

Kanser riski ‘cep’te

S

1 saat cep telefonuyla konuşanların beyin kanserine yakalanma riski 3 kat artıyor. 5 yaşına kadar çocukları cep telefonu ile tanıştırmayın!

akarya Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Nilüfer Belediyesi Teknik Danışmanı Prof. Dr. Osman Çerezci, cep telefonlarının 21. yüzyılın sigarası haline geldiğini belirterek, günde 1 saat cep telefonuyla konuşan çocuğun, 10 yıl sonra beyin kanserine yakalanma riskinin 3 kat daha fazla olduğunu söyledi.

Çocuklar çok etkileniyor

Çocukların elektro manyetik dalgalardan daha fazla etkilendiğini vurgulayan Osman Çerezci, teknoloji kullanıldıkça riskin daha da arttığını kaydetti. Cep telefonunun yaydığı radyasyonun çocuklara daha fazla etki ettiğini açıklayan Çerezci, “Günümüzde teknolojik ve elektronik aletlerin hemen hepsi EMA kirliliğine yol açmaktadır. Bu kirlilikten çocuklarımız daha fazla zarar görmekte. Cep telefonuyla kesinlikle dar ve kapalı alanlarda uzun süre konuşulmamalı. Yapılan araştırmalara göre her gün bir saat cep telefonu kullanan çocuklarda 10 yıl sonra beyin kanserine yakalanma riskinin 3 kat daha fazla olduğu görülmüştür. Çocuklarımızı cep telefonundan uzak tutmalıyız. Özellikle 0-5

yaş arası daha küçük çocukları cep telefonuyla tanıştırmamalıyız bile” dedi. Cep telefonlarının 21. yüzyılın sigarası haline geldiğini ifade eden Çerezci, “Cep telefonlarından alınan radyasyonların etkileri gelecek yıllarda daha fazla kendini gösterecek. Mikro dalga fırınlar, tasarruflu ampuller, saç kurutma makineleri, bilgisayarlar gibi birçok teknolojik alet insan hayatını önemli ölçüde etkiliyor” diye konuştu. Çerezci, yeni hayata geçirilecek sistemle vatandaşların bilgisayarlarından kendilerine en yakın baz istasyonunun yaydığı radyasyon miktarını görebileceğini söyledi.

17


Kılıçlar Yunuseli için çekildi Yunuseli Havaalanı’nın yeniden uçuşlara açılması için Büyükşehir Belediyesi, Valilik ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü arasındaki protokole Bakan çelik imza koyarken, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise katıldığı bir televizyon programında “Yunuseli’de bu iş olmaz” dedi.

B

üyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin 29 Mart 2009 yerel seçimleri öncesi seim vaadi olarak gündeme getirdiği ve o günden buyana da yakın takipÇisi olduğu Yunuseli Havaalanı projesinde en önemli somut adım tam bir yıl önce yani geçtiğimiz yıl Şubat ayında atıldı. Milli Savunma Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı’nın yanı sıra ilgili tüm kurumlarla gerekli görüşmeleri tamamlayıp onay alan Büyükşehir Belediyesi, son protokolü de Şubat 2011’de Dobruca Tesisleri’nde düzenlenen toplantıda imzaladı. Bursa’nın hava ulaşım ağının genişletilmesi açısından büyük önem taşıyan protokol, Devlet Bakanı Faruk Çelik, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Vali Şahabettin Harput ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürü Orhan Birdal arasında imzalandı.

Bugünlerde açılacaktı

Bir yıl önce yapılan imza törende havaalanının uçuşlara açılacağı tarih ise, 1 yıl sonrası olarak

18

gösterildi. Protokole, mania kriterleri doğrultusunda gerekli binaların yıkımını, terminal binası, hava trafik kulesi, itfaiye, garaj, pist, apron, yollar, su ve doğalgaz hatları ile pistlerin aydınlatma sistemleri Büyükşehir Belediyesi, Seyrüsefer için gerekli teknik donanım, personelin görevlendirilmesi ve uçuş hizmetleri de Devlet Hava Meydanları tarafından sağlanacaktı. Güvenlik, sağlık personeli ve ambulans temini gibi işlemleri ise valilik tarafından gerçekleştirilecekti.

Bakan Çelik en büyük destekçiydi

Büyükşehir’in Yunuseli projesinin en önemli destekçilerinden olan dönemin Devlet Bakanı, şimdiki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik de bizzat protokol imza törenine katılmıştı. Bakan Çelik, törende yaptığı konuşmada Yunuseli Havaalanı’nın kente olan katkılarını dile getirmişti. Çelik, “20’nin üzerinde özel uçak barındıran Bursa, Yunuseli’nin kapanmasından dolayı bu imkandan


mahrum hale geldi. Geçişin sağlıklı olması adına bu protokol önemli. Yunuseli, Yenişehir’e alternatif olarak algılanmasın. Yenişehir Havaalanı’nda uluslararası seferler, yurtiçi seferler ve kargo seferleri yaparken; Yunuseli’de küçük uçaklara hizmet verecek. Asya’dan, Uzakdoğu’dan, Avrupa’dan, dünyanın 4 tarafından işadamları İstanbul merkezli uçuşlar gerçekleştiriyor. Bu insanların Bursa’ya ulaşmaları büyük önem arz ediyor” diyerek projenin önemine vurgu yapmıştı.

“Yunuseli’de bu iş olmaz”

Altında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in de imzası bulunan protokol doğrultusunda Büyükşehir Belediyesi, kule inşaatı için çalışmaları başlatmaya hazırlanırken, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın sözleri Yunuseli Havaalanı ile ilgili süreçte şok etkisi yarattı. Bursa’da yayın yapan Line TV’ye konuk olan Arınç, “tek pist için 6 katrilyon para harcayacağız bu reva mı bize” diyerek sürecin önünü bir anlamda tıkamış oldu. Arınç, Yunuseli Havaalanı ile ilgili şöyle konuştu: İnsan hayatının söz konusu olduğu bir yerde bizim bir şey yapmamız mümkün değil. Dediler ki efenim bu bu bu bu şartlarda sadece 3 uçak tipi buraya inmeye müsait. Bunun dışında izin veremeyiz. Verirsek Isparta’da birkaç sene önce meydana gelen kaza olduğunda hem kendimizi sorumlu hissederiz hem de kimseye bunu anlatamayız. Şu anda da orası sadece özel uçaklara, bir ara Borajet’e açıldı. Bir şekilde devam etmedi. Şimdi onu bırakalım yani Yenişehir Havaalanı’nın bir prototipi daha yakın mesafede varsa ve eğer oraya da havaalanı yapmak müsait olsaydı yapılması gerekirdi. Yunuseli’de bu iş olmaz. Kanaatimi söylüyorum. Büyükşehir Belediye Başkanımız çalışıyor onun bir hedefi var. Şu bakımdan

düşünüyorum. Şehrin içerisinde bu haliyle bu havaalanı ancak küçük iş jetlerinin inmesine müsaittir. Siz burayı Yenişehir gibi bir havaalanı yapamazsınız, çünkü orası meskun mahal. Burada tıraşlanacak binalardan, yıkılacak binalara kadar kamuya maliyeti çok yüksek olan işler var. Ben Büyükşehir Belediye Başkanımın bu hevesine, bu hedefine karşı duramam ama rasyonel düşünmem lazım. Sadece birkaç kişinin uçağı oraya inecek diye Yunuseli’ne bir havaalanı statüsü vermek; bilmiyorum sivil havacılık genel müdürlüğünün söylemiş olması gerekir. Bu şartlarda orayı biz uluslararası bir havaalanı şekline veya ulusal ağ içerisinde kullanılacak bir hava limanı şekline sokamayız. Bunun çok büyük engelleri var. Efenim “büyükler o tarafa gitsin küçükler bu tarafa gelsin”. Bu masrafa değecek bir şey değil. Şimdi böyle bir durumda biz tek pist için 6 katrilyon para harcayacağız bu reva mı bize”

Geri adım sinyali

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın bu açıklamalarının ardından gözler, Yunuseli Havaalanı projesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in desteğini sonuna kadar arkasına alan Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye çevrildi. Şubat ayı meclis toplantısında CHP’li Osman Ayradilli’nin konuya ilişkin sorularını cevaplandıran Altepe, “15 gün önce Ankara Sivil Havacılık e DHL genel müdürleri toplantı yaptık. Projelerimizi onayladılar. Ancak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün maina kriterleri ile ilgili gönderdiği yazı biraz sıkıntı oluşturdu. Önümüzdeki hafta Bursa’ya bir heyet gelecek ve yerinde inceleme yapacaklar. Onların taleplerine göre projeyi yeniden gözden geçireceğiz. Eğer Bursa’ya zararı olacaksa vazgeçebiliriz” diyerek, geri adım atmanın ilk sinyaleni vermiş oldu.

19


Politik

Bakış

‘Yeni’lenen CHP’nin en yeni yüzü O’mu olacak?

K

emal Kılıçdaroğlu ile birlikte halka arz-ı başlayan, merkezde yer alabilmek için sağa göz kırpan CHP, bir kanadında da Kemalist statükocuları barındırıyor. Katı Kemalist yapısını, sosyal demokrat ve liberal isimlerle harmanlamaya çalışan CHP’de bitmek bilmeyen tutarsızlıkların ardında yatan en büyük etken ise işte bu uyumsuz yapı. Geçmişe oranla güne dair gelişmelere, zaman zaman yanlış da olsa, daha hızlı refleks gösteren daha fazla yaşamın içinde yer alan parti, eylemlilik gösteren bir yapıya kavuştu. Yeni CHP Ak Parti’nin yarattığı suni gündemin peşine takılmak yerine, gerçek ülke gündeminin ısrarla üzerine gitmeyi başarırsa, kendi iç meselelerini daha geri planda bırakmayı da başaracaktır. Sol yapı ve liberallerin yeni çıkışlarının, partiyi ekseni ve değerlerinden uzaklaştır-

20

dığı gerekçesiyle karşı çıkan Kemalist yapı azınlık gibi olsa da, parti içinde krizlerin adresi konumunda. Kılıçdaroğlu yeni CHP’nin geçiş lideri Tüm bu sıkıntı ve uyumsuzluklara rağmen, başta tarım ve sağlık kesiminde gittikçe derinleşen sorunlar üzerine politika geliştiremeyen CHP’lilerin bilmesi gereken bir gerçek var. Siyaseti bilmese de, yanlış ekiplerle yola devam etse de dürüstlüğü, özür dilemesini bilmek gibi alışkın olmadığımız liderlik özellikleri, samimiyeti ve çalışkanlığıyla Kılıçdaroğlu, halk nezdinde yer edindi. Kılıçdaroğlu belki alışkın olduğumuz lider vasıflarına sahip değil ama bir devlet kurumu gibi çalışarak uzun yıllar ülke gerçeğinden uzak, kendi menfaatleri ve düşünceleri dışında politika geliştirmeyen CHP’yi, adında yer aldığı gibi halka açtı. CHP’liler belki farkında değil ama Kılıçdaroğlu, yeniden kendisini dizayn eden partinin gerçek liderini bulması için en iyi fırsattır. Peki geçiş döneminin ardından gelecek lider nasıl bir lider olmalı? Bu isim için en güçlü aday galiba TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner. Özellikle iktidara karşı duruşundan geri adım atmayan, hükümete yönelik eleştirilerini iş dünyası ve STK’ların sustuğu bir dönemde arttırarak sürdüren Boyner’in, CHP’nin ilk kadın genel başkanı olmaması için hiçbir engel yok. Kemal Kılıçdaroğlu bir röportajında Ümit Boyner’in duruşunu ve kararlılığını beğendiğini söylüyor. Bir geçiş döneminde olan CHP, bu fırsatı Boyner ile değerlendirir ise kazancı yüksek olacaktır. Şimdilik konu temenniden ibaret. Ancak önümüzdeki dönemlerde sık sık dillendirilecek olduğundan şüphe yok.


Tramvay hattı ‘onay’a kaldı

Gündemi

Kent

Büyükşehir Belediyesi’nin “Bursa’yı demir ağlarla örme” hedefinin ikinci ayağını oluşturan kent merkezi tramvay hatlarında ilk uzun hat olan Heykel-Garaj tramvay hattında hazırlanan projeler onay için DLH Genel Müdürlüğü’ne gönderildi.

B

ursaray Görükle ve Emek hatlarının ulaşıma açılmasının ardından ana güzergah olan Kestel Hattı’nda da çalışmaları hızla sürdüren Büyükşehir Belediyesi, şehir içi tramvay hattı projelerinde de önemli bir mesafe kat etti. Santral Garaj, Darmstadt Caddesi, Stadyum Caddesi, Altıparmak Caddesi, Atatürk Caddesi, İnönü Caddesi ve Uluyol Caddesi’nden tekrar Santraj Garaj’a ulaşacak olan yaklaşık 6 kilometrelik T1 hattının tamamlanan projesi, onay için Demiryolları Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü’ne gönderildi. Zaman kaybetmemek için gerekli altyapı hazırlıklarını da tamamlayan Büyükşehir Belediyesi onayın gelmesinin ardından Nisan ayında ihaleye çıkıp, hemen inşaatı başlatacak.

Merkeze konfor geliyor

Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, titizlikle yürüttükleri proje

sürecini tamamladıklarını, işe başlamak için sadece DLH’den onay beklediklerini söyledi. Nisan ayında ihaleyi yapıp, yılsonuna kadar çalışmaları bitirmek istediklerini dile getiren Başkan Altepe, “İnşaata Ulu Cadde’nin İnönünü Caddesi kısmından başlayıp, süratle hattı tamamlamak istiyoruz. Planlamamıza göre 13 duraklı hatta 12 araç çalışacak Toplam 280 kişi kapasiteli modern araçlarımızla merkezdeki trafik yük�� önemli ölçüde azalacak. Yaklaşık 100 taksi dolmuşla taşınan yolcu 1 tramvayla taşınmış alacak. Böylelikle kent merkezi araç yoğunluğu, gürültü ve egzoz gazı kirliliğinden arınmış olacak. Atatürk Caddesi’nde hayata geçirdiğimiz cephe düzenleme çalışmaları, güzergah üzerindeki tüm caddelerde yapılacak. Böylelikle kent merkezi hem ulaşım açısından hem de görsel açıdan daha çağdaş bir görünüme bürünecek” diye konuştu.

21


Doğanbey konutları ‘kaçak’ mı? D Osmangazi Belediyesi’nin TOKİ işbirliğiyle hayata geçirdiği Doğanbey Kentsel Dönüşüm Projesi, enkaz bedellerinin ödememesi, inşaatların gecikmesi, büyüklüklerden doğan maliyet artışları, kent estetiğini bozması gibi tartışmaların ardından şimdi de ‘Kaçak’ olduğu iddiasıyla gündeme geldi.

oğanbey Kentsel Dönüşüm Projesi ile ilgili imzaların atıldığı günden bu yada ardı arkası kesilmeyen iddialara şimdi de ‘kaçak’ oluşu eklendi. Line TV’de yayınlanan ‘Siyaseten’ programında gazeteci Aysın Komitgan’a konuk olan CHP’li Meclis Üyesi Osman Ayradilli, “Doğanbey Projesi kaçak, imar planı yok, bunu da İmar ve Planlama Komisyonunda olduğum için biliyorum” diyerek konuyu farklı bir ortama taşıdı. Daha önceleri MHP Osmangazi Belediye Meclis Üyesi Cemil Aydın tarafından Doğanbey ile ilgili sık sık sorunlar ve proje hataları dile getirilirken, ilk kez projenin imar planının durdurulduğu ve yerine yenisinin hazırlanmadığı iddiası ortaya atıldı. İmzaların atıldığı günden buyana her geçen gün farklı bir şaşkınlık yaşayan 5 bine yakın hak sahibi şimdi bu konuyla ilgili Osmangazi Belediyesi’nden gelecek cevabı beklemeye başladı.

Yetkililer hatanın farkında

Bu arada düne kadar Doğanbey sakinlerinin mağduriyetini kabul etmeyip, vizyon proje söylemleriyle kamuoyuna açıklama yapan yetkililer, artık gerçeklerin arkasına saklanamayıp, hata yaptıklarını kabullenmeye başladı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Ercan Tıraş “Hastalığı yerinde teşhis ederek yapacağımız planlarda, ortak akla göre hareket edeceğiz. Her kente aynı projeyi yapmayacağız. Doğanbey’de yapılan hataları yeni projelerde yapmayacağız” diyerek, Doğabey’deki hataları kabullenen ilk isim oldu. Bugüne kadar Doğanbey konutları için hiçbir açıklama yapamayan Bursa Valisi Şahabettin Harput da Müsteşar Tıraş’ın açıklamalarından sonra dile getirdiği, “Doğanbey başta kentsel dönüşüm olarak başlanmış. Küçük kapasiteyle başlanmış. Daha sonra yüksek bloklar halinde şehrin tamamının tepkisini çeken ve görüntüde de fonksiyonda da ciddi bir sorun haline gelmiş durumda’ sözleriyle projedeki hataları dillendiren başka bir isim oldu.


Kaleli, ‘yüzyılın fiyaskonu’nu Başbakan’a sordu

Doğanbey mağdurlarının sorunlarının bir an çözüme kavuşturulması için muhalefet partileri de sık sık konuyu sözlü ve yazılı soru önergeleriyle meclis gündemine taşıyor. CHP Milletvekili Sena Kaleli de 19 Ocak’ta Başbakan Erdoğan’ın cevaplaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na Doğanbey ile ilgili yazılı soru önergesi verdi. Soru önergesinde projeyi ‘Yüzyılın fiyaskosu’ olarak nitelendiren Kaleli, “Yaklaşık 200 bin metrekarelik alanda başlatılan çalışmalar sırasında doğal ve kültürel değerler hiçe saymış, 300 yaşında çınar ile 600 yıllık cami projeye kurban edilmiştir. Projede başlangıçta 4 bin civarında hak sahibi varken, bunlardan 200’ünün ölümü üzerine mirasçılarla birlikte bu sayı 5 bine çıkmıştır. Hak sahiplerinden sadece 400 kişiye 5 yıldır 300 TL sosyal yardım yapılmakta, diğer hak sahiplerine maddi manevi hiçbir yardım yapılmamaktadır. 2007 yılında nakit olarak almaya hak kazanılan enkaz bedelleri 2009 yılında TOKİ’nin tek taraflı kararıyla durdurulmuştur. Enkaz bedelleri ödenmesine kısa bir süre önce başlanmış ancak bu sefer de 4 yıllık yasal faiz yerine sadece 1 yıllık faiz uygulamasına gidilmiştir. Karşılığında daire alınmayan arsalar için mahkeme kararları 2700 TL’yi gösterse de 1000 TL gibi düşük bir rakam belirlenmiş, 2007 de imzalanan sözleşmeler doğrultusunda bu paraların hemen ödeneceği belirtilmiştir. Ancak bu güne kadar ödemediği gibi TOKİ’ye yapılan başvurular sonucunda, bu paraların evlerin tesliminden önce ödenmeyeceği, inşaat sonrası doğacak farklılıkların hak sahiplerinden kesilmesinden sonra ödeme yapılacağı bilgisi resmi olarak bildirilmiştir. İnşa edilecek dairelerin büyüklükleri, alacak, verecek miktarları

net olarak resmi sözleşmelerde yer almasına karşın zamanın Osmangazi Belediyesi tarafından tek taraflı alınan kararla daireler büyütülmüş, hak sahipleri Tüketici Kanunlarına aykırı olarak borçlandırılmıştır. Bütün bunların sonunda aileleriyle birlikte 20-25 bin insanı mağdur eden ve yüzyılın projesi olarak başlayıp, ‘yüzyılın fiyaskosuna’ dönüşen bu sorunların çözüme kavuşturulması, hukuk, adalet ve insanlık adına büyük önem kazanmaktadır” görüşlerine yer verdi.

20 soru cevap bekliyor

Doğanbey projesinde yaşanan sorunları böyle özetleyen Kaleli, hak sahiplerini yakından ilgilendiren 20 soruyu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın cevaplaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sundu. Kaleli’nin henüz cevap alamadığı sorulardan bazıları şöyle: -Doğanbey Kentsel Dönüşüm Projesiyle ilgili belirtilen olumsuzlukların, hak kayıplarının, zararziyanın yanı sıra yaşanan mağduriyetlerin sorumlusu ya da sorumluları Osmangazi Belediyesi mi yoksa TOKİ midir? -Hak sahipleri, Osmangazi Belediyesi ve TOKİ arasında 2007’de imzalanan sözleşmelere neden sadık kalınmamıştır. Proje ve plan değişik-

likleri hangi ihtiyaçlar doğrultusunda yapılmıştır. -2007’deki proje ve imzalanan sözleşmeler doğrultusunda öngörülen kapalı alan kaç metrekaredir. Bugün itibariyle tamamlanan ve yapımı devam eden inşaatlar kapsamında kapalı alan miktarı kaç metrekaredir. -Hak sahiplerinden sadece 400 kişiye sosyal yardım yapılmasının gerekçesi ve kriteri nedir. Diğer hak sahipleri hangi gerekçelerle kapsam dışındadır. -2007’de nakit olarak almaya hak kazanılan enkaz bedellerinin 2009 yılında TOKİ’nin tek taraflı kararıyla durdurulup, 4 yıllık yasal faiz yerine sadece 1 yıllık faiz uygulamasıyla tekrar ödenmeye başlamasının hukuki dayanağı var mıdır. -Zamanın Osmangazi Belediyesi tarafından tek taraflı alınan kararla dairelerin büyütülerek hak sahiplerinin borçlandırılması adalet ve hakkaniyetle ne kadar bağdaşmaktadır. -Başbakanlık makamı olarak Doğanbey Kentsel Dönüyüm Projesinin eksiksiz ve sorunsuz bir şekilde alt ve üst yapısı tamamlanmış olarak teslimi ve yerleşime açılması konusunda bir tarih verebilir misiniz?

23


BURSA’NIN DEĞERLERİ DÜNYA MİRASI OLUYOR 24


25


Bursa Büyükşehir Belediyesi, tarihi ve kültürel miras çalışmaları kapsamında Cumalıkızık, sultan külliyeleri ve Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi ile 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmeyi hedefiyor. Bu hedef gerçekleşirse, Bursa Türkiye’den listeye giren 11’inci yer olacak.

B

ursa Büyükşehir Belediyesi’nin, tarihi ve kültürel mirası ayağa kaldırma yönünde bugüne kadar yaptığı çalışmaları, ‘UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girerek taçlandırma yolundaki çalışmaları hız kazandı. Çalışmaları koordine etmek üzere kurulan Bursa Alan Başkanlığı’nın çalışmalarının anlatıldığı toplantıda konuşan Başkan Altepe, Bursa’yı dünya vitrinine çıkarmakta kararlı olduklarını söyledi. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Cumalıkızık Erken Osmanlı Kentsel Ve Kırsal Yerleşimleri’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınma amacıyla 2000 yılında başlatılan ancak bugüne kadar somut bir gelişmenin yaşanmadığı çalışmalara hız verdi. Cumalıkızık’ın yanı sıra Tarih Çarşı ve Hanlar Bölgesi ile Sultan Külliyelerini de adaylık kapsamına alan Büyükşehir Belediyesi’nin 2009 yılında yeniden başlattığı çalışmalarda önemli bir mesafe kat edildi. Söz konusu alanlarda yetki ve sorumluluk sahibi kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütlerini, meslek odalarını, hak sahiplerini, uzmanları, alanların yönetilmesi ile ilgili hedef ve stratejileri belirleme, ortak kararlar alma ve uygulamalar yapmak üzere “Bursa Alan Başkanlığı” kuruldu. Her üç bölge ile ilgili olarak alan belirleme çalışmaları da tamam-

26

lanırken, Bursa Alan Başkanlığı’nın bugüne kadar yaptığı çalışmalar düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuna aktarıldı.

Bursa’yı bütün dünya tanıyacak

Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, 60-70 yıllık Cumhuriyet dönemi yapıları, 700 yıllık Osmanlı mimarisi, 2300 yıllık tarihi surlar ve 8500 yıllık arkeolojik bölgeleri ile Bursa’nın dünya çapında keşfedilmeyi bekleyen cennet bir köşe olduğunu söyledi. Bursa’nın öncelikle turizm alanında gelişmesi amacıyla bu değerleri en iyi şekilde tanıtmakta kararlı olduklarını dile getiren Başkan Altepe, “UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne bu nedenle büyük önem veriyoruz. Dünya’da 936 yerin bulunduğu listede Türkiye’den sadece 10 yer var. Bursa olarak bu listeye girerek, değerlerimizi dünyaya tanıtmak ve turizmle gündemde olmak istiyoruz. Bu konuda gerekli çalışmalarımızı göreve gelir gelmez başlattık ve önemli bir mesafe kat ettik. Bu alanda hedef ve stratejilerin belirlenmesi için kurulan Alan Başkanlığı görevine de konunun uzmanı olan hocamız Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu getirildi. Bu yılsonuna kadar ön başvurularımızı yapıp, 2014 yılında da Bursa olarak bu listede yer almak istiyoruz” dedi.


Bursa’nın hedefi 2014

Bugüne kadar yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Bursa Alan Başkanı Prof.Dr. Neslihan Dostoğlu, 26 kişilik Danışma Kurulu ile 9 kişilik Eşgüdüm ve Denetleme Kurulu’nun oluşturulduğunu söyledi. Alan sınırlarının belirlenmesine yönelik çalışmaların da tamamlandığını ifade eden Prof.Dr. Dostoğlu, “Gerek hak sahipleri gerekse alan üzerinde etkili kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle bugüne kadar önemli çalışmalar yaptık. Büyük bir titizlikle adaylık dosyamızı hazırlayıp, Eylül ayında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na vereceğiz. 2014 yılında da UNESCO Listesi’ne Türkiye’den girecek yer olmak istiyoruz” diye konuştu.

Türkiye’den 10 eser bulunuyor

UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde 936 kültürel miras, 267 de somut olmayan miras bulunuyor. UNESCO’ya üye 185 ülkeden 145’i, ‘dünya miras’ listesinde yer alırken, Türkiye de bu listede 10 eserle yer alıyor. Divriği, İstanbul, Kapadokya, Hattuşa, Nemrut Dağı, Pamukkale, Xanthos-Letoon, Safranbolu, Troya ve Selimiye Cami ve külliyesi Dünya Mirası Listesi’ndeki yerini korurken, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Hanlar Bölgesi, Sultan Külliyeleri ve Cumalıkızık başvuruları kabul edilirse bu sayı artacak.

27


Medreseden kütüphaneye

Büyükşehir Belediyesi ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü işbirliğiyle bakım, onarım ve gerekli düzenlemeleri yapılan Lala Şahin Paşa Medresesi Çocuk Kütüphanesi olarak eğitim hizmetine yeniden sunuldu

28


6 asırlık Osmanlı mimarisi

B

ursa Büyükşehir Belediyesi, Bitinya dönemi surları, Osmanlı’nın ilk dönem eserleri ve 8500 yıllık geçmişi bulunan arkeoparka kadar uzanan tarihi ve kültürel miras çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Orhan Gazi ve I. Murad’ın kumandanı Rumeli Beylerbeyi Lala Şahin Paşa tarafından 1339 yılında inşa ettirilen,

Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar eğitim hizmetinin verildiği medrese, Büyükşehir Belediyesi tarafından çocuk kütüphanesi olarak yeniden eğitime kazandırıldı. Uzun yıllar harabe halinde kalan, 1969 yılında Eski Eserleri Sevenler Kurumu tarafından onarılarak kütüphaneye dönüştürülen tarihi yapı, 2009-2010 yılında vakıflar tara-

fından bir işadamının sponsorluğunda restore ettirildi. Geçtiğimiz yıl daha verimli hizmet sunulması amacıyla Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis edilen tarihi medrese, eksik olan mutfak e tuvaletlerin yapılması, gerekli bakım ve onarımların tamamlanmasının ardından Lala Şahin Paşa Çocuk Kütüphanesi olarak kapılarını çocuklar için açtı.

29


Beyaz Asalet


S

on yılların en etkili kar yağışlarından birine maruz kalan Bursa’da, yurdun birçok yerine göre ‘Beyaz esaret’ten çok ‘Beyaz Asalet’ yaşandı. Kent genelinde ana arterlerde ulaşımda önemli bir sorun yaşanmazken, beyaz bir gelinliğe bürünen Bursa, objektiflere farklı yansıdı. Araç trafiğine kapalı olması nedeniyle Cumhuriyet Caddesi zemini tamamen karla kaplanırken, vatandaşlar caddedeki ulaşımlarını tramvayla sağladı.

Kent merkezinde olması nedeniyle özellikle yaz aylarında vatandaşların en uğrak yerlerinden biri olan Kürtürpark ise yoğun kar yağışıyla birlikte sessizliğe büründü. Normal zamanlarda oturulacak yer bulunmazken, karla kaplanan banklar, salıncaklar ve boş yürüyüş yolları karelere böyle yansıdı.

31


Gölge sanatına yeni atölye Geleneksel gölge oyunu Nilüfer Belediyesi ve UNİMA Bursa Şubesi tarafından kurulan atölye ile gelecek kuşaklara aktarılacak.

N

ilüfer Belediyesi ve UNİMA (Milletlerarası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği) Bursa Şubesi işbirliğiyle organize edilen “Karagöz Tasvir Yapım Atölyesi”nde UNİMA Bursa Şubesi Başkanı Şinasi Çelikkol tarafından katılımcılara geleneksel gölge oyunu ve tasvir yapımı öğretilecek. 15 yaş üzeri isteyen herkesin başvuru yapabileceği atölye Konak Kültürevi’nde gerçekleştirilecek. Genç kuşaklara gölge oyununu tanıtmak amacıyla atölye çalışmalarının yanı

sıra ücretsiz gösteriler de düzenleyen Nilüfer Belediyesi, Konak Kültürevi’nde yapılan gösterilerde öncelikle merkeze uzak olan eski beldelerdeki öğrencileri geleneksel gölge oyunu ile buluşturuyor. Gösterilere ilk olarak Hasanağa ve Akçalar’dan gelen öğrenciler konuk oldu. İzleyenlere keyifli dakikalar yaşatan gösteri yaklaşık 2 bin öğrenciye ücretsiz ulaşacak. Hedeflerinin Hacivat-Karagöz gösteri sanatını genç kuşaklara aktarmak olduğunu ifade eden Şinasi Çelikkol, “Nilüfer

Belediyesi çok önemli bir kültürel organizasyona imza atıyor. Gelecek nesillere bu kültürü aktarmada bu tür etkinlikler çok faydalı. Gösterilere çocukların ilgisi çok büyük” dedi. Çelikkol, yakında açılacak olan “Karagöz Tasvir Atölyesi”ne kayıt olmak isteyenlerin, Konak Kültürevi’ne başvuru yapabileceklerini sözlerine ekledi.


Şişmanlatmayan makarnaya davet Şişmanlatmayan makarnanın tek adresi Mirano Ristorante-Pizzeire’nin Bursa şubesi Korupark’ta açıldı.

A

lmanya’da 19 yıl önce başlayan ve istanbul’da devam eden Mirano lezzet yolculuğu, Korupark’taki yeni şubesinin açılışıyla Bursa’da sürüyor. Mirano’nun farklı tarzı ile müdavimlerini yaratacağına inandıklarını söyleyen Mirano kurucu ortaklarından Adem Evcioğlu, birbirinden leziz pizzaların, salataların ve makarnaların bulunduğu Mirano lezzetini Bursalı damak severlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Özel dekorasyonunun yanında ve ‘açık mutfak’ konseptinin makarnaların hazırlanışının izlenmesine imkan verdiğinin altını çizen Adem Evcioğlu, “Lezzetli yemeklerin pişirilmesinden sunumuna kadar gerçekleşen tüm süreçler konuklarımızın gözü önünde yaşanıyor. Mirano’nun zengin menüsünde Penne yani Makaroni, Spaghetti, Tagliatelle diye tabir edilen uzun ve yassı makarnalar, Tortellini ve Ravioli gibi makarna çeşitleri yer alıyor. Dilerse misafirlerimiz açık mutfak kapsamında kendi malzemelerini se��erek kendi lezzetlerini de oluştura-

biliyor” diye konuştu. Makarnaların Mirano’nun tecrübeli makarna ve pizza şeflerinin yorumuyla hazırlanan özel soslar ile süslenerek servis edildiğinin altını çizen Evcioğlu, sözlerini şu cümleyle tamamladı “Mirano yorumu katılarak hazırlanan birbirinden leziz etli yemeklerinin yanı sıra vejeteryanlar ve salata severler için de birçok salata seçeneğinin yer aldığı menüde balkabaklı ravioliden likörlü dondurmalı meyve salatasına kadar pek çok özel lezzetler yer almakta.” ŞİŞMANLATMIYOR Mirano’da makarnaların içine hiçbir şekilde donmuş ürün koyulmadan tüm ürünlerin taze ve organik ürünlerle hazırlandığını, lezzet farkının da bu tazelikten doğduğunun altını çizen Mirano’nun kurucu ortaklarından Dr. Sefer Köstem, “Bu özel makarnaların yapımında şişmanlatmayan, sağ-

lıklı ve glutensiz bir un olan ‘Semolina’ ve kepekli unlar kullanılıyor. Bu özel unlar lezzette maksimuma ulaşmak adına İtalya’dan özel olarak Mirano için getiriliyor” şeklinde konuştu. Bugün kendi müdavimlerini yaratmış, İtalyan Mutfağı üzerine hizmet veren Mirano’nun diğer şubelerinde olduğu gibi aynı lezzet kalitesini koruduklarına dikkat çeken Sefer Köstem, “Profesyonel hizmet anlayışı ve maksimum müşteri memnuniyetini her şeyin üstünde tutuyoruz. Mirano’nun kendine has lezzet ve kalite standardını korumak için mutfaktaki personelimizin tamamı Almanya ve İstanbul’daki elemanların aldığı aşçılık eğitimini alarak aynı lezzet bütünlüğünü konuklarımıza sunuyor” dedi.

33


Haberin en sade hali


YALIN HABER