Page 24

Biz ve Diğerlerinin Ötesinde Cami 12 Ocak’ta düzenlenen Kalebodur’la Mimarlar Konuşuyor etkinliğinin ana konusu cami mimarisiydi. Argos ın Cappadocia Bezirhane’de düzenlenen etkinliğin konuşmacıları Nevzat Sayın, Dücane Cündioğlu ve Can Çinici’ydi. Konuşmada ilk söz alan Nevzat Sayın, cami konusuna bir görgü meselesi olarak yaklaşıp yaklaşamayacağımız sorusunu ortaya attı ve bugünkü sıkıntının görgü üzerinden okunabileceğini belirtti. Eklemlenerek oluşan bir olgu olarak görgüde birtakım kopmalar yaşadığımız için cami konusunun böylesi çetrefil bir hal aldığından bahsetti. Görgüde bir ayrışma olup da bunlar benim onlar senin dendiğinde, sadece benim olarak tariflenen kısımla ilgilenmenin zihinsel olarak bir fukaralaşmaya yol açtığını ve büyük bir zenginlikten zihinsel bir fukaralığa geçmenin, başa çıkılması zor bir durum olduğunu anlattı. Sayın’a göre bu fukaralaşmayla baş etmek için daha gösterişli bir şey yapma çabası da kendinin bildiği bir geçmişin altın çağına dalıp oradan bir şeyler çıkarmaya çalışmaktan kaynaklanıyor.

ŞUBAT 2013 - XXI 22

güncel

İkinci sözü alan Dücane Cündioğlu camiyi konuşmaya başlamanın mabet

üzerine, oradan da sırasıyla şehir, dünya ve alem üzerine konuşmayı getireceğini, bu açıdan bir başlangıç noktasında olduğumuzu söyleyerek konuşmasına başladı. Mabedi şehirden önce gelen ve onu kuran öğe olarak tanımlayan Cündioğlu, mabedi konuşmaya başlayınca mecburen şehri de konuşmak zorunda kalacağımızı belirtti. AKM’yi Taksim’in mabedi olarak tanımladı ve bugünkü müdahalenin kapitalizmin mabedinin alışveriş merkezi talep ettiğinden ötürü gerçekleşiyor olduğunu söyledi. Cami tartışmalarında toplumun bir kesiminin duruşunu açıklamak için kullandığı terim ise simülatif dindarlıktı. Problemin demokrasi aracılığıyla çeperin merkeze taşınması nedeniyle egemen ideolojinin halkının inançlarını tanımak zorunda kalmasından kaynaklandığını, o inanç siyasi erki de elinde tutmaya başlayınca ister istemez baskılanan birtakım şeylerin simülasyon halinde ortaya çıkmaya başladığını anlattı. Bu

simülatif dindarlığın da teşhirci bir şekilde dindarlıklarını göstermek istediklerini, bunun psikolojide uzun süre kendisinden mahrum edilen şeylere kavuşmanın heyecanıyla sahip oldukları serveti hızlıca başkalarının gözü önüne sunan sonradan görmeliğe karşılık geldiğini anlattı. Ancak dindarlığın teşhirci bu yeni versiyonunun Cumhuriyet Tarihi'nin zorunlu bir sonucu olması nedeniyle entelektüel kesimin kişisel tercihlerinin ötesine geçerek konuya şefkatle eğilmesi gerektiğini söyledi. Can Çinici ise tüm ideolojik ayrılıklara, kişisel ya da toplumsal farklılıklarımıza rağmen hepimizin aynı objeyi sevebilmemizin mümkün olmasını dileyerek başladı. Çamlıca Camisi ekseninde tartışmanın mimarlık ile ilgisinin olamayacağını, o noktadan verimli bir konuşmaya doğru gidilemeyeceğini belirterek modern caminin ne olduğu sorusuna yöneldi ve onu mütereddit bir cami

olarak tanımladı: Konumundan, silsilesinden tereddüt eden, kendinden çok da emin gözükmeyen ama bunun olasılıklarını araştıran bir ifadeye sahip bir yapı olarak. Camiyi yapanın da mütereddit olması gerektiğini çünkü modernliğin de zaten bu olduğunu anlattı. Bugünse mimarların repertuarının en önemli tezahürünü tipolojik hayalgücünde bulmasından ötürü tarihten bugüne taşınan belli birtakım tipolojiler içinde hareket edilmesinin cami tahayyülümüzü neoklasizme mahkum ettiğini belirtti. İlk turun ardından sorular ile ilerleyen tartışma, Çinici’nin ortaya attığı "modern cami nasıl olmalıdır?" sorusunun yanıtını üretmediyse de Kalebodur’la Mimarlar Konuşuyor’un bu ilk toplantısı özellikle Cündioğlu’nun katılımı sayesinde mimarların dindar kesimi ve beklentilerini anlaması için iyi bir vesile oldu.

Profile for XXI

XXI Subat 2013  

XXI Mimarlik Tasarim ve Mekan dergisi

XXI Subat 2013  

XXI Mimarlik Tasarim ve Mekan dergisi

Profile for xxi_dergi
Advertisement