Page 13

SORU İŞARETİ

Bu devasa alana bir giriş olarak tasarlanan parkı kapatarak İstanbul'un yaşadığı bu yegane şehircilik örneğinin ölüm fermanı sayılabilecek çakma kışla inşaatı çok şükür ki 2 Numaralı Kültür Varlıkları Kurulu’nun uygun bulmaması ile engellendi. Bu İstanbullular için sevindirici bir gelişme. Diğer taraftan Elmadağ ile Tarlabaşı arasındaki tünel inşaatı devam ediyor. Peki şimdi rahatlamalı mıyız? Kişisel olarak Taksim ve çevresindeki alanda yapılmak istenen tünel ve inşaatlarla ilgili 30 senedir uğraşan bir kişi olarak bu krizin kamusal alanın tasarımı ile başladığını ve devam ettiğini ve çözülmeden rahatlamamak gerektiğini söyleyebilirim. Tünel projeleri Sözen zamanında gündeme geldi. Söylendiğine göre önde gelen bir üniversitenin hocaları tasarlamışlardı. Neyse ki birtakım çevrelerin ısrarına rağmen Sözen bağımsız insanları ve STK’ları dinledi ve yapmadı. Ama parkın içine o ucube inşaatlar yapıldı. Erdoğan’ın başkanlığı zamanında aynı proje tekrar ısıtıldı. Ancak bu defa üzerine çemberler çizilmişti. Kimileri tünellerle birlikte kültür vadisinin girişinin kapatılmasına karşı çıkarken, bazıları yalnızca camiyi sorun ettiler. Gürtuna camiyi projeden kazıttı ancak tüneller kaldı. Böylece itirazların önüne geçildi. Bugün de kışla bu alan paylaşımı meselesine karşı bulunmuş bir çözüm olarak bir angaje mimar tarafından yönetime sunulmuş gibi

gözüküyor. Başbakan’ın bu konudaki ısrarının temelinde de hala 28 Şubat sürecinden kalan bir şartlanma olduğu tahmin edilebilir. O tarihlerde bağımsız STK’lar bu kamusal alandaki yapıların özelleştirilmesi ve yönetim sorununa çözüm ararken, karşılarına Avrupa Kültür Başkenti programı çıktı ve ilk temaslar bu sayede başladı. Bu sorun ilk defa İstanbul'un başına gelmiyor. Dünyada bu alanda bir dolu deneyim var. Taksim’deki sorunu yalnızca yeni bir proje geliştirmekle çözebileceğini iddia eden konvansiyonel kamu örgütlenmesi ihtiyacı karşılamıyor. Yıllardır tanık olduğumuz gibi farklı öncelikler, işlevler arasında ilişki kurma kabiliyetine sahip değil. Bağımsız kişi ve kuruluşlara, öznelliklere de açık değil. Üstelik katılımcılık konusunda hiç bir deneyim geliştiremiyor. Dolayısı ile buradaki kamusal alan krizi mekana ilişkin bir soruna değil, siyasal öznenin deneyim ve örgütlenme sorununa işaret ediyor. Taksim meselesinin de önemi burada. Mekanla ilgili bir soruna çözüm ararken aslında yönetimin sorununa çözüm arama ve yeni bir deneyim geliştirme fırsatı yakalamış oluyoruz. Profesyonel alandaki tartışmaların sivil toplum temsili düzeyinde kalmaması, kamusal işleyişi yenileme potansiyelinin olması gerekli. * Beatriz Colomina "Mahremiyet ve Kamusallık", sayfa 14, Metis Yayınları, Haziran 2011

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Taksim Meydanı düzenlemesi görselleri

11 XXI - ŞUBAT 2013

sonra özelleştirilmesi, İnönü Stadyumu’nun da aynı akıbeti paylaşma riski, AKM’deki yönetim sorunları, yapılan derme çatma işler, İstanbul Kongre Merkezi diye inşa edilen ve bir otele işletmesi verilen devasa yapı gibi örnekleri hiç saymıyorum.

Profile for XXI

XXI Subat 2013  

XXI Mimarlik Tasarim ve Mekan dergisi

XXI Subat 2013  

XXI Mimarlik Tasarim ve Mekan dergisi

Profile for xxi_dergi
Advertisement