Page 12

Neoliberal İktidarın Aşil Topuğu Taksim'deki kriz yalnızca bir kamusal alanla, mekanla ilgili sorun değil. Yönetim sorununa işaret ediyor. Kamusal alanlar yönetimlerin de aynası. Taksim’de geliştirilmesi, iyileştirilmesi, üzerinde düşünülmesi gereken yalnızca mekan değil, yönetim deneyimi. Neoliberal iktidarın aşil topuğu kamusal alandır. Kamusal alanı biçimlendirmeye çalışırken kriz yaratır. Yarattığı krizi ise telafi yöntemiyle (ideoloji) çözmeye çalışır. Neoliberal iktidar ulus-devletten miras aldığı kutsal bagaj ile iş görmeye çalışır. Ancak toplumu tasarlama iddiası kamusal alanda kriz yaratır. Kitlelerin onayını alsa bile mekanı kendi gözünün emrine sunar. Mekanı kamusal niteliğinden ayrıştırır, parçalar. Bu bir şiddet gösterisidir. Neoliberal iktidar kamusal alanı bir yapboz gibi parçaları hazır bir oyuna/oyuncağa dönüştürür. Bu oyun/oyuncak aynı zamanda ergenliğe adım atmak üzere olan eleştirel düşünce, muhalefet için de bir zeka oyunu gibidir. Ya yapboz ile baş edemez ya da dağınık kalsın diye bırakır.

SORU İŞARETİ

Eleştirel deneyim ise tersini yapar. Kendisini merkeze koymaz, kendi gözüyle sabitlemez. Önüne iktidar tarafından konmuş olan parçaları birleştirir. Adeta geri kazanır. Hatta onun işleyişini çözer, kendisine iktidar tarafından sunulan bu hammaddeyi çöpe atmaz. Farklı gözlerin bir arada bulunduğu bir ortam yaratır. Farklı önceliklerin birbirini dışlamadan ilişki kurabileceği bütünleşik bir alana dönüştürür. Kamusal alan sabitlenemeyen, bitmez bir seferberlik ve enerji alanı halini alır. Kendisine enerji veren sorunu sürekli hatırlar, açığa çıkarır, sorunlar arasında mekik dokur, onları yaşam kaynağı olarak görür.

ŞUBAT 2013 - XXI 10

İktidarın yaptığı iş yapbozu parçalara ayırmak, eleştirel düşüncenin yaptığı birleştirmektir. Eleştirel düşünce çok boyutlu bir şekilde iktidarın kendisine sunmuş olduğu hazır parçaları birleştirir. Onu bir hammadde gibi işleyerek dönüştürür. Beatriz Colomina'nın işaret ettiği gibi üst üste binmiş bir temsil sistemi olarak görmek, üzerine düşünülen mekanı unutmak anlamına gelmez. Tam tersine mekana yakından ve farklı biçimlerde bakmak demektir.*

KORHAN GÜMÜŞ

İktidar bir kere temsil ettiğinde, hakikate ulaştığını zanneder ve mekanı deneyimlemeyi unutur. Çalışmaya başladığı anda sorunu gizler ve unutur. Kamusal alanlar iktidarlar tarafından biçimlendirilir. Ancak kamusal alanlar yalnızca belli bir görüşe açık bir alan değildir. Kamu yönetimi özne ise siyasal temsilden öte bir işlev, nitelik demektir. İktidarların seçimle elde edilmesi, halkı temsil iddiası yöneticilere böyle bir hakkı vermez. Kamu kuruluşu hüviyeti taşıyan meslek kuruluşları için de durum böyledir. Kamu yönetimleri sivil kuruluşlar gibi belli bir görüşü temsil edemezler. Ettikleri takdirde kamusal alanı kendilerine mal etmiş olurlar. İktidarların kamusal alana katılan üyelerinin,

seçmenlerinin görüşlerini temsil etme hakları vardır. Ama kamu görevi üstlenen yöneticilerin böyle bir hakkı yoktur. Kamu hizmetlerinden yalnızca kendi çevrelerini yararlandırma, kararları kendi başlarına alma hakları olamaz. Tanık olmuşuzdur: İktidardaki siyasetçiler çoğu zaman “halk böyle istiyor” sözünün arkasına sığınırlar. Başka bir alternatiften söz edenleri, eleştirenleri böyle susturmaya çalışırlar. “Halk böyle istiyor” sözü aynı zamanda siyasetçilere, kamu yöneticilerine keyfilik sunar. Halkı temsil iddiasının karşısında herkesin susması gerekir. Kamu kuruluşu yöneticileri halkı temsil iddiasının kendilerine sunduğu keyfilikten açık bir haz alırlar. Oysa söz edilen siyasal alan özel bir alan değildir, kamu alanıdır. Ancak bu mesele çoğu zaman sorgulanmadan geçiştirilir. Kamu yönetimleri açısından bakıldığında kamusal niteliğin oluşması için siyasal deneyimin birkaç önemli koşulunun gerçekleşmesi gerekir: Açık uçlu olmak: Kamusal nitelikli müdahalenin farklı öznelliklere ve alternatiflere açık olma gerekliliği; İlişkisel olmak: Kamusal alanda farklı öncelikleri, işlevleri, kamu yararı kavramlarını ilişkili olarak, birlikte ele alma gerekliliği. Katılımcı olmak: Kamusal müdahale ile ilgili kararlara ayrımcılık olmadan katılma hakkının gözetilmesi gerekliliği. Bugünlerde tekrar tekrar hatırlamakta fayda var: Taksim Gezisi yalnızca meydana bitişik bir parktan ibaret değil. Burası devasa bir rekreasyon alanının girişi. Bu alan ise 19. yüzyılda gelişen modern Pera ile 20. yüzyılda gelişen yeni semt Şişli (NişantaşıMaçka) arasında kalan devasa boşluğu yeniden işlevlendirmek için yapılmış, belki de (şehrin Roma, Osmanlı zamanlarını saymazsak) Cumhuriyet tarihinde yaşadığı ilk ve son “zeka ürünü” olan şehircilik deneyimi. Kültür yapıları, çok amaçlı salonları ve rekreasyon alanı ile bu kamusal alanın İstanbul’un sosyal yaşamının gelişmesine çok önemli katkıları oldu. Aynı zamanda da yönetim sorunlarının, kamusal alan krizinin sergilendiği en önemli yerlerden de biri oldu. Yalnızca yakın tarihe kadar İstanbul Valiliği’ne bağlı Trafik Vakfı tarafından şehrin en büyük otoparkı olarak kullanılması, STK’ların itirazı ile Büyükşehir Belediyesi otoparkı kapatınca da iki otorite arasında bir meydan savaşının patlaması, valiliğin de eğlence yerlerini kapatarak karşılık vermesi, sonuçta kavganın işyerlerini kapatan İstanbul Emniyet Müdürü’nün görevden alınması ile sonuçlanması bile bunun bir göstergesi. Spor tesisi olan Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nün sanki özel araziymiş gibi yerine otel yapılmasını, rekreasyon alanın sürekliliğini koparmamak amacıyla bahçesi yaya ulaşımına açık kalma kaydıyla Hilton Oteli’nin kamu mülkü olarak inşa edilmesi,

Profile for XXI

XXI Subat 2013  

XXI Mimarlik Tasarim ve Mekan dergisi

XXI Subat 2013  

XXI Mimarlik Tasarim ve Mekan dergisi

Profile for xxi_dergi
Advertisement