Page 1

C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K


ARTAN YEREL NİTELİK Yirmibir Mimarlık, Tasarım, Mekân Depo Yayıncılık adına sahibi ve yayın yönetmeni Kuyaş Örs yazı işleri müdürü (sorumlu) Hülya Ertaş Ürer hulya@depo.com.tr endüstriyel tasarım editörü Elif Esmez elif@depo.com.tr satış ve pazarlama koordinatörü Eda Ünsalan reklam müdürü Burcu Hinginar Akıncı okuyucu ilişkileri sorumlusu Biriçim Kalender grafik tasarım Aslıhan Özgen sayfa tasarım ve uygulama Sibel Gündoğdu grafik asistanı Doğukan Bilgin kapak tasarımı Emre Çıkınoğlu, BEK web tasarımı Ufuk Demirgüç Anıl Dönmez Turgay Tuğsuz kapak fotoğrafı Vakko Moda ve Power Medya Merkezi, 2010 © Iwan Baan basım yeri Ofset Yapımevi Yahya Kemal Mahallesi Şair Sokak No: 4 Kağıthane, İstanbul yönetim yeri Depo Yayıncılık Hacı İzzet Paşa Sokak Rota 1 Apartmanı 12/2 34427 Gümüşsuyu İstanbul 0212 251 1811 xxi@depo.com.tr genel dağıtım DPP Yerel süreli yayın. Dergide yer alan yazı ve fotoğrafların tamamı ya da bir bölümü, Depo Yayıncılık’ın yazılı izni olmadan kullanılamaz.

Depo tüm yayınlarında KONE'nin desteği ile %100 dönüştürülmüş kağıt kullanıyor.

Bu ay XXI, etrafımızda olup bitenlere yani daha çok Türkiye'de üretilmiş projelere ağırlık veriyor. Büyüyen ve kriz öncesi adeta şişen inşaat sektörünün özellikle son yıllarda mimari kalitesi yüksek projelere olanak tanıması sayesinde Türkiye'de nitelikli proje sayısının artıyor olması, doğal olarak dergiye de yansıyor ve içeriğini daha çok yerel kaynaklardan almasına olanak tanıyor. Küçükbakkalköy'de konumlanan, DB Mimarlık ve TECE Mimarlık tarafından ortaklaşa tasarlananTÇMB Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi, bu artan niteliğin bir eğitim yapısına nasıl yansıdığını göstermek açısından iyi bir örnek. Milli Eğitim Bakanlığı'nın tipik okul projelerini gözlerimizin önüne getirince ya da bugüne dek Türkiye'deki birçok farklı kentte birbirine benzeyen yüzlerce okulu düşününce TÇMB Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'nin değeri daha bir ortaya çıkıyor. Topoğrafya içinde kaybolmayı tercih eden yapı, kendi içinde kurguladığı yaşamla öğrencilere farklı bir eğitim deneyimi sunarken diğer yandan da brüt beton konstrüksiyonuyla öğrencilere ileriki meslek yaşamları için bir sürekli ders niteliği taşıyor. Doğal ışığın yapının derinliklerine ulaştırılması ve sirkülasyon alanlarının öğrencilerin boş zamanlarında

canlandıracağı mekanlar olarak ele alınması gibi ana tasarım kararları , oldukça keyifle okunacağa benzeyen bir eğitim yapısı ortaya çıkarmış. Yine İstanbul'da yer alan ve yeni açılan REX tasarımı Vakko Moda ve Power Medya Merkezi ise var olan, terk edilmiş bir bina etrafında yeni bir yaşamın nasıl kurgulanacağı araştırılarak üretilmiş bir proje. Çelik strüktürün içine nüfuz ettiği katı betonarme eski iskelet, nihai durumda görünmez olmasa da sarmalanmışlığından ötürü görünürlüğünü epey yitirmiş. Mevcut ile yeni arasındaki gerilim üzerine inşa edilen yapı, modanın olmazsa olmazı aynayı kullanarak parçalı ve kendini tekrarlayan imgelerle kendini çoğaltıyor. Studio Punto tasarımı Medya Kağıtçılık fabrika yönetim katı projesi de görünürlük üzerine yoğunlaşarak fabrikanın ana faaliyet alanı olan kağıt kesme işinin gerçekleştirildiği atölyeyi projenin merkezine oturtuyor. Onun görünürlük ilişkilerini kontrol edilebilir olarak tasarlayarak çalışanlar arasında bir eşitlik ve karşılıklı etkileşim kurmaya çalışıyor. XXI


güncel 6 "az"la Çok / Aldo Cıbıc

28 topoğrafyada kaybolan

Tasarım Düşüncesi ve Sorunların Kaynağı

8 Eşİk cİnlerİ / GÜLSÜM BAYDAR

Yatak Odaları

Küçükbakkalköy'de yeni yapılaşmaya açılmış bir alanda konumlanan TÇMB Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi, çevresindeki düşeyliğe ve sürekli kendini gösterme kaygısı taşıyan mimari dokuya tezat oluşturacak şekilde topoğrafya içinde eriyor.

proje 10 TARİHİN KESİŞtİĞİ MEYDAN

Square des Frères-Charon, bir mimar, bir peyzaj mimari ve bir sanatçının kentlilerin görüşleri doğrultusunda geliştirdikleri bir 21. yüzyıl kent meydanı.

MAYIS 2010 - XXI 2

İçİndekİler

36 DIŞI SOĞUK, İÇİ SICAK

18 VİTRİNE SARILI

Tilburg'da yeni gelişmekte olan bir bölgenin merkezi olarak işlemesi öngörülen spor salonu T-Kwadraat hakkında tasarım mimarlarından biri olan Dirk van de Pol ile görüştük.

Geçtiğimiz günlerde tamamlanan Nakkaştepe'deki Vakko Moda ve Power Medya Merkezi, var olan metruk bir yapı iskeleti üzerine geliştirilmiş bir proje. Çelik strüktürlerle var olan iskelete farklı bir mekansal kurgu öneren yapı, özel üretim cam cephesiyle öne çıkıyor.

44 İÇ SOKAKLA BÜTÜNLEŞEN

Eczacıbaşı'nın açtığı davetli yarışma için hazırlanan ancak uygulama için seçilmeyen Ar-Ge Merkezi, farklı işlevleri bir iç sokakla birleştirerek üretim kampüsünde yeni bir ortak mekan kurgusu öneriyor.


48 KAĞIT HİKAYELERİ

72 DÜŞÜNCELİ YAŞAM ALANLARI

Kağıt fikrinden yola çıkılarak tasarlanan, İkitelli Organize Sanayi bölgesindeki Medya Kağıtçılık yönetim katının tasarım hikayesini iç mekan tasarımını gerçekleştiren İsmail Öklügil'den dinledik.

İstanbul Sapphire binasında kullanılan Legrand My Home sistemi ve gerçekleştirilen işbirliği hakkındaki sorularımızı Legrand Pazarlama Direktörü Murat Eti ve Legrand Otomasyon Departmanı Grup Müdürü Duygu Dündar Özdeniz ile İstanbul Sapphire Satın Alma Müdürü Eyyüp Demirhan yanıtladı.

54 ZEYTİN AYIKLAYAN KADIN

Komili Zeytinyağı için yeni ambalaj tasarımları gerçekleştiren Gamze Güven, şişelerin tasarım süreci, Deney Tasarım'dan grafik tasarımcı Murat Celep etiket tasarımları, Ana Gıda Pazarlama Müdürü Pelin Ersoy Bayraktar pazarlama stratejisi, tedarikçi firma Plaş Plastik'ten Tahir Oktaç ise kullanılan malzemenin teknik kısıtları hakkında bilgi verdi.

74 DUVAR İÇİ SÜRGÜLÜ KAPI UYGULAMASI

Duvar içi sürgülü kapıların sunduğu olanakları ve montajında dikkat edilmesi gereken noktaları Indoor Life Genel Müdürü Selahattin Aydemir ele aldı.

MAYIS 2010 - XXI 4

İçİndekİler

76 ASMA TAVAN VE BÖLÜCÜ SİSTEMLERİ DOSYAsI

ürün 68 TASARIM EKİBİNİN KATTIĞI DEĞER

2005 yılında Grohe firma içi tasarım ekibinin başına gelen Paul Flowers ile kurulan bu ekibin firmaya getirdiği artıları ve ürünlerin tasarım süreçleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

90 ajanda

Altınbölme Artikon / Ciling, Estfeller Astav Aspen / Vetrona / Anton Vogl Deksis Knauf Hunter Douglas Lafarge Dalsan Mardav / Armstrong Mod Tasarım Terminal Vendo / Decoustics


Tasarım düşüncesi ve sorunların kaynağı Bir hayaliniz yoksa yapacağınız şeyin anlamını tasarlamak size ilginç bir tasarım süreci sunmaz. Tüm tasarım süreçleri, bir şeye ilginç bir anlam yüklenmesi ve mimarlığın ya da tasarımın o anlamın üzerine giydirilmesiyle yürümek zorunda değil; tasarım düşüncesi (design thinking) farklı bir yaklaşım öneriyor.

MAYIS 2010 - XXI 6

“AZ ”LA ÇOK

Örneğin IDEO, bir ürün değil, tasarım düşüncesi satıyor. Bazı büyük firmaların daha havalı görünmesini sağlıyor, firmaların çalışanları için gerekli, akıllı işler yapma koşullarını bir zincir halinde kurmalarına yardımcı oluyor. IDEO'nun kurucusu ve CEO'su, Memphis Grubu'ndan etkilendiğini söylüyor. Ettore Sottsass'ın 1981'de başlattığı Memphis Grubu'nun birkaç yıl içinde dünya çapında bir fenomen olduğunu, nasıl bir politik etki yarattığını izlemek benim açımdan da oldukça ilginçti. Tasarım üzerine birçok iş ürettiler ama aynı zamanda kent üzerine de çalıştılar; mimarlık üzerine fikir üretmeden önce kentte neler olduğuna dair akıl dolu analizler yapıyorlardı. Buradan kendi projemiz Microrealities'e dönecek olursam biz de o projede belirli fiziksel konulara ya da turizm gibi belirli fırsatlara değinen yeni bir durum, ilginç bir proje kalitesi -proje değil, proje kalitesi- yarattık. Bu açıdan IDEO ile farklılaşıyoruz, çünkü onlar tasarımı bir noktasında bırakıyorlar; bizse insani tarafını daha fazla geliştirmeye çalışıyoruz. Daha geniş bir çerçeveden bakarak nasıl yaşamak istediğimizi, kentimizin ya da ülkemizin büyük sorunları için nasıl bir çözüm üretebileceğimizi araştırıyoruz. Örneğin İtalya'da göçmen işçiler önemli bir konu. Başka ülkelerden gelip, İtalyanların artık çalışmıyor olduğu işlerde çalışıyorlar, işyerlerinde kabul görseler de toplumda kabul görmüyorlar. Vergilerini ödüyor, ekonomiye destek veriyor olsalar dahi vatandaşlık almaları çok uzun sürüyor. Bir türlü sosyal vatandaş olamıyor, diğerleri gibi bir yaşam süremiyor, onlarla sosyal etkileşime geçemiyorlar. Ancak tüm bunları kendi bağlamları içinde net bir şekilde ele alırsanız orada estetikten değil, sorunun koşullarını zorlayarak ne üretebileceğinizi düşünmeye başlarsınız. Öğrencilerin, işçilerin, farklı sosyal gruplardan insanların bir arada nasıl yaşayabileceğini, bunlar arasındaki etkileşimin nasıl çoğaltılabileceğini ve orada nasıl bir mikroekonomi yaratılabileceğini araştırmaya başlar ve bunlar için yerler tasarlarsınız.

aldo cıbıc Tasarımcı, Milano aldocibic@cibicpartners.com

Milano'da Milano Film Festivali'ni ve Salone del Mobile esnasında bazı atölye çalışmalarını düzenleyen Esterni (www.esterni.org) adında bir grup var. Tasarım yapan değil, sosyal eylemler tasarlayan aktif bir grup. Projelerim üzerinde düşünürken aklıma hep Esterni'nin projelerimin tamamlayıcısı olacağı gelir, çünkü onlar insanları bir araya getirip alışkanlıklarını değiştirme yeteneğine sahipler. Mimarlık ve tasarımla uğraşırken bazen

insan kendini kaybolmuş hissediyor, her şeyi yöneten ana öğeyi unutmuşsun gibi geliyor. Eğer sorunun kaynağından başlamaz ve disiplininle bağlarını biraz koparmazsan, kaybolman doğal. En iyi çözümü bulmak istiyorsam, o sorunlar nasıl yüzleşeceğimi, anlamam gereken insanların kimler olduğunu bilmem gerek. Oluşturmak istediğim mekanın türünü belirlemek için edinmem gereken bilgileri araştırmalıyım. Bu, en başta kaynağında akıl yüklü olması gereken bir zincirleme süreç. Sonuçta mimarlık ya da tasarım böylesi fikirlerin, önerilerin nasıl giydirileceğini belirliyor. Mimarlar, şehir plancıları, peyzaj mimarları ve gayrimenkul profesyonelleri; hepsi kendi dünyalarında. Sorunun kaynağını bazen unutarak çok başka yerlere gittiler. Herhangi birinin kişisel stili, sosyal yaşamlarımızdaki belirli koşullara çözümler yaratamaz. Güzellik güzelliktir, ama güzellik herhangi bir anlam taşımayabilir, hiç kafası çalışmayan güzel bir insan örneğindeki gibi. Yaşam kalitesini geliştirmek, yükseltmek için tasarlanmış bir projeye çok nadir rastlanıyor. Ve bu, bir mimar, bir belediye ve bir müteahhidin ayrı ayrı projeye yaklaşıyor olmasından kaynaklanıyor. Belediye çoğunlukla derin bir gereksinimi tanımlamak ve gereksinimleri tanımlı bir şekilde görmek konusunda yetersiz. Mimar kendi işinin güzel olmasıyla ilgileniyor. Müteahhitse, kazanacağı paraya bakıyor. Bir projeye daha sofistike bir yöntemle yaklaşmak ve sosyolojik, ekonomik, antropolojik ve sosyo-coğrafik tüm farklı katmanları, tüm bilgileri, tüm kritik konuları içerecek şekilde problemin ne olduğunu araştırarak başlamak önemli. Eğer bu gidişatı değiştirmek istiyorsan tek başına ya da bir grupla birlikte bir öneri getirmelisin. Bir eylem öneren bir grupla birlikte projenin uygulanabilirliği üzerinde çalışmalısın.

Microrealities, Şanghay


YATAK ODALARI Yatak odaları evlerimizin en mahrem yerleri. Misafirlerin alınmadığı; dağınıklığın, kişiselliğin karanlıklarının, başkalarının görmemeleri gereken nesnelerin kabul gördüğü, sırların saklandığı; genellikle evlerin girişlerine en uzak yerde konumlanan odalar. Birisinin yatak odasına salonuna girer gibi rahatça girilmez. İzinsiz girmek ise gözetlemekle eşdeğerdir neredeyse; hele de bu oda bir kadına ait ise. Bu yazı yatak odalarını kamusal alana sunan iki olağan dışı kadına dair. Birinci Oda

İstanbul’daki Yapı Kredi Sanat Galerisi 12 Şubat - 21 Mart 2010 tarihleri arasında Türkiye’nin Avrupa’da sahneye çıkan ilk opera sanatçısı ünvanını taşıyan Semiha Berksoy’un (1910-2004) “Ben Yaşardım Aşk ve Sanatla” başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergiyle ilgili yazılarda sanatçının resimleri ve video gösterimlerinin yanı sıra kendi yatak odasının da yeniden canlandırılacağı özellikle vurgulanıyor. Yatak odalarının simgesel yükü göz önüne alındığında Berksoy gibi renkli bir kişiliğin yatak odasını görmenin kışkırtıcılığına kapılmamak elde değil.

MAYIS 2010 - XXI 8

Eşİk cİnlerİ

Sergi kataloğunda hikaye edildiği üzere Berksoy yatak odasını 1994 yılında oturduğu bir apartman dairesinde “bütün dünya benim odamın içinde” tanımlamasıyla oluşturuyor. Odayı tüm karmaşası ve renkliliğiyle yaklaşık bir yıl boyunca bir tasarım ürünü olarak hazırlıyor. 84 yıllık yaşamına ait parçaları bu odada bir araya getiriyor: Yatağı, piyanosu, aldığı armağanlar, yaptığı resimler, kendisine, ailesine, yakınlarına ait eşyalar. Sonra hazırladığı bu dünyanın kamera kaydını istiyor ve 1997’de Kutluğ Ataman’ın çektiği “Semiha B. Unplugged” ortaya çıkıyor. İki yıl sonra Bonn ve Viyana Güzel Sanatlar Müzeleri'nin düzenlediği “Millenium 2000” projesinin temsilcileri Berksoy’u evinde ziyarete gelip filmdeki odanın halen durduğunu öğrendiklerinde odanın Bonn müzesinde aynen yeniden inşasını istiyorlar. İstanbul’daki serginin küratörü Melih Güneş şöyle anlatıyor odanın yıllar içindeki öyküsünü: Zaman içinde bu odaya pek çok şey girdi, odadan hiçbir şey çıkmadı. Moskova’dan getirdiğim Nâzım’ın şapkası, kravatı, kabrinden toprak; ahşap halk el sanatları gibi ürünler ya da kehribar-kemik takılar ve Semiha Berksoy’un yeni yıllar sürecinde yaptığı onlarca resim; hepsi bir köşede yerini aldı ve bu köşelerin hepsini birer başköşeye dönüştürdü odasında... bu odada yaşadı, konuklarını bu odada ağırladı, her gün piyanosunun başında “ses” verip “Bak hâlâ sesim çıkıyor, demek hâlâ yaşıyorum.” diyerek yaşadığına ve yaşamaya şükretti.”1

gülsüm baydar gulsum.baydar@ieu.edu.tr

Berksoy’un odası kendisi gibi; rengarenk, müfrit, hiçbir kalıba girmeyen, ama “şimdi”ye ve “burada” olmaya dair olduğunu alabildiğine duyuran bir mekan.

İkinci Oda

İngiliz sanatçı Tracey Emin’in (1963 - ) “Yatağım” (My Bed) diye adlandırdığı yerleştirmesi ilk kez 1998’de Tokyo’da Sagacho sergi alanında kamusal bakışa sunuluyor.2 Bir duvarı pencereli, dikdörtgen bir alana yerleştirilmiş metal bir yatak çerçevesi üzerinde şilte, buruşmuş çarşaflar, yastıklar, kirli çoraplar ve havlu; yatağın yanında yerde votka şişeleri, terlikler, iç çamaşırları, sigara paketleri, doğum kontrol hapları, kondomlar, polaroid portreler ve beyaz tüylü bir oyuncak. Hemen her öğe kadınlığa ve cinselliğe dair. Yatağın Emin’in ilişki sorunları nedeniyle depresyona girip birkaç gün içinden çıkmadığı haliyle olduğu gibi sergilendiği söyleniyor.

Oda o denli gerçek ki bir sonraki yıl bir versiyonu Tate galerisinde Turner ödülü adaylarından birisi olarak sergilendiğinde, haberi duyan Christine de Ville adlı bir ev kadını kendini alamayıp elinde temizlik malzemeleriyle soluğu sergi salonunda alıyor. Açıklaması şöyle: Bu kadının hayatına çeki düzen vermek istedim. Duyduğum zaman elimde 500 mililitrelik Vanish şişesiyle Londra’ya gittim. Denedim ama ne yazık ki çarşafları yıkayamadım - sadece bir ön yıkama oldu. Sanatçı videosunda aşk hayatının olmadığından şikayet edip duruyordu. Kendine çeki düzen vermedikçe asla bir erkek arkadaşı olamaz.3 Halı şampuanı markası Vanish’in yok olma anlamına gelmesi ilginç bir tesadüf. Burada hem seçilmiş bir hayat biçiminin, hem bir “sanat eseri”nin, hem kamusal alanda boy gösteren özel hayatın izlerinin yok edilmesi söz konusu. Emin’in yatağı yaşamın tüketimine dair: Cinsel tacizi, tehlikeyi, çatışmayı, korkuyu ve depresyonu çağrıştırıyor. Yerleştirmeyi oluşturan ögeler hep hunharca kullanılıp tüketilmiş nesneler. İki yatak - iki hayat

Tracey Emin ve Semiha Berksoy arasında, yarım yüzyıllık yaş farkına rağmen şaşırtıcı benzerlikler var. İkisi de sanatçı, ikisi de kadın ve ikisi de benzer bir noktadan, cinselliğini farklı ve aykırı biçimlerde ama cömertçe ortaya koyan kendi bedenlerinden


sesleniyorlar dünyaya. Emin’in bir video kaydında durmadan yinelediği “Ben sanatçıyım ve yaptığım her şey kendime dair” (“I’m an artist it is all about me”) cümlesini Berksoy’da rahatlıkla tekrarlayabilirdi sanıyorum.4 Yatak odalarının da en “kendimiz” olduğumuz yerler olduğunu varsayabilirsek ikisinin de bu mahrem mekanları kamuya açmaları şaşırtıcı değil.

Bu farkları her iki sanatçının tarihsel bağlamlarıyla açıklamak; Emin’in küçük bir İngiliz kasabasında yoksul ve sefil koşullarda geçen çocukluğundan, bölük pörçük eğitiminden ve kırık aile yapısından söz etmek; Berksoy’un erken Cumhuriyet döneminin modernist heyecanlarıyla yetiştiğinden, aldığı iyi eğitimden ve yetiştiği entelektüel çevrelerden söz etmek mümkün. Ama ortamın kendisinden çok ortama karşı alınan tavrın belirleyici olduğunu düşünmek de mümkün. Emin’in maddi sıkıntılarından kurtulduğunda bile tüketen bir yaşamı sürdürmeyi yeğleyip bunun üzerinden ün yapmayı seçmesi; Berksoy’un ise var olduğu üst düzey çevreler içinde bile farklı bir dünyanın mümkün olduğunu sergilemesi böyle bir bakışın geçerliğinin kanıtı değil mi? Yatak odalarına gelince: İkisi de alabildiğine dağınık, cinsellik yüklü ve seyre açık. İkisi de kendilerini sergileyerek var olan dünyanın baskısına ve kısıtlamalarına isyanı resmediyorlar. Ancak birinde yaşama diğerinde ise yok oluşa isyan söz konusu. Tercihim her zaman yaşamdan yana.

işlerine dikkatimi çekip bu yazıya katmamı sağlayan Zuhal Ulusoy’a teşekkürlerimle. 3 http://news.bbc.co.uk/2/hi/uk_news/wales/485270.stm 4 http://www.izles.net/voNWzB9va8t/tracey-emin-edit.html Emin söz konusu ödülü alamasa da yerleştirmesi Saatchi Galerisi tarafından 150 bin sterline satın alınıyor.

karşı sayfada üstte solda: Semiha Berksoy’un yatak odası www.ykykultur.com.tr/haber/?id=99 üstte sağda: Semiha Berksoy www.mimarist.org/index.cfm?sayfa=etkinlik altta solda: Tracy Emin’in yatağı www.nd.edu/~agutting/plato.html altta sağda: Tracy Emin venicebiennale.britishcouncil.org/.../image/320

9 XXI - MAYIS 2010

Emin bize psikoanalitik ve yapısalcılık sonrası kuramların alanından sesleniyor. Var olan yapıları ve kurumları kendi öznelliğinin toplumsal kabuller dışındaki öğelerini sergileyerek alaşağı eden; izleyicisini açmazların karanlıklarına sürükleyerek isyan ettiren bir tavır bu. Berksoy’un seslendiği yer ise Deleuze’cü bir çoğulluklar dünyası. Var olan yapıların bütünselliğini ve yaptırımcı gücünü adeta bilinçle alaya alıp, bu yapıların parçalarını farklı biçimlerde biraraya getirerek izleyicisini sevinçli bir hayrete, bir kutlamaya çağıran bir tavır bu. Tüketmeye değil üretmeye, yaşamaya, farklı olanı cesurca keşfetmeye dair.

ve Sanatla (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2010), s. 45. 2 Semiha Berksoy sergisi üzerine bir sohbetimizde Tracey Emin’in

EŞİK CİNLERİ

Ama benzerlikler bağlamında bu noktada durmak gerek. Sergi nesnesine dönüşen iki yatak odasına bakınca bu iki bedenin/öznelliğin dünya ile kurduğu ilişkinin niteliğinin oldukça farklı olduğu ortaya çıkıyor. Emin yaşadıklarını sanata/gösteriye dönüştürüyor. Yaşanmış bir yatak müzede yeniden sergilenerek bir temsil nesnesine dönüşüyor. Müzeden çıktığı anda gene olağan, dağınık bir yatak. Berksoy ise hayatını sanat/gösteri olarak yaşıyor. Yatak odasını özenle bir araya getirirken bir gün müzeye taşınacağını planlamıyor; onu kendini gündelik hayatında sergileyeceği bir mise-enscene olarak kurguluyor. Kendisi zaten bir gösteri olarak varlık bulmayı seçtiğinden, onun yatak odası hiçbir zaman “olağan” bir yatak odası olamayacak nitelikte.

1 Melih Güneş, “a la Semiha” Semiha Berksoy: Ben Yaşardım Aşk


PEYZAJ - MEYDAN - MONTREAL MAYIS 2010 - XXI 10

fotoğraflar: Marc Cramer

TARİHİN KESİŞtİĞİ MEYDAN Square des Frères-Charon, bir mimar, bir peyzaj mimarı ve bir sanatçının kentlilerin görüşleri doğrultusunda geliştirdikleri bir 21. yüzyıl kent meydanı.

Square des Frères-Charon

affleck + de la rıva, robert desjardıns, raphaëlle de groot

Square des Frères-Charon, Montreal'in en eski bölgelerinden birindeki iki tarihi sokağın kesişiminde konumlanıyor. Square des Frères-Charon, Eski Limanı çağdaş kent merkeziyle bağlayan tarihi bir geçiş yolu olan Mc Gill Sokağı aksı üzerinde düzenlenen bir kamusal alanlar ağının parçası. Meydan, Charon Kardeşlerin 17. yüzyılda üzerinde bir Yel değirmeni inşa ettikleri bir sulak alan olan arsanın özgün niteliklerinden esinlenerek çağdaş bir kentsel peyzaj deneyimi sunuyor. Meydan kentle çevrili sulak alanla hem bir tezat oluşturan hem de onunla ilişkilenen bir deneyim öneriyor ve alanı yeni boyutlara taşıyarak alanın tarihi ve coğrafyası hakkında kamu bilincini artırıyor.

Proje basit, rafine ve minimalist bir mimari dil kullanarak yabani otlar bahçesi, yel değirmeninin kalıntıları ve park içindeki pavyon gibi dairesel ve silindirik biçimler arasında bir diyalog kuruyor. Bu tavrı destekleyecek şekilde düzenlenen aydınlatma şeması değişen mevsimleri anıştıran kromatik bir bahçe sunuyor. Eski canlılığını yitirmiş endüstriyel alanın yeniden canlandırılması amacıyla yapılan Square des FrèresCharon, 150 yıldan daha fazla bir süredir var olan bir mekanda tamamen yeni bir kamusal fırsat. Yeni meydan kimlik kazandırıyor, mekana olan ilginin ve sevginin artmasını sağlıyor ve her mevsimde kamusal kullanıma açık cömert dış mekanlar sunuyor. Square des Frères-Charon, zengin bir disiplinlerarası işbirliğinin ve yenilikçi bir danışmanlık sürecinin


karşı sayfada Square des Frères-Charon’ın kromatik gece aydınlatması bu sayfada sağda ve altta: Meydanın Montreal’in tarihi dokusu içindeki konumu sağda altta ve en altta: Yabani otlarla bitkilendirilmiş meydan

MAYIS 2010 - XXI 12

PEYZAJ - MEYDAN - MONTREAL

sonraki sayfada solda: Park içindeki pavyon sağda: Meydanın dairesel ve silindirik formları

sonucu. Proje hem bireyleri mesleki sınırlarını aşmalarına teşvik eden ekip yaklaşımı hem de yeni geliştirilen kentli dostu iletişim teknolojilerinin kullanımı sayesinde kamunun katkısının sağlanması açısından yenilikçi. Bir program belirlenmeden ya da belirli bir rota çizilmeden önce kent yönetimi, içinde bir sanatçı, bir mimar ve bir peyzaj mimarının bulunduğu disiplinlerarası bir tasarım ekibi oluşturdu. Ekibin amacı geleneksel disipliner sınırları aşarak işbirliği yapmak ve alışılageldiği gibi mesleki alanlara göre görev dağılımına uygun davranmaktansa ortak bir zeminde buluşmaktı. Ekip, tasarım sürecine kentlilerin katılımını sağlamak için bir dizi iletişim aracına başvurdu. Yuvarlak masa toplantıları, halka yapılan sunumlar gibi geleneksel yöntemlerin çok üzerinde ve ötesinde bir kentli-dostu iletişim kanalı kuruldu. Bu, Montreal'in tarihi alanlarının internet sitesi içinde halkla tasarım ekibi

arasındaki iletişimi sağlayacak özel bir araç olarak hizmet verdi. Kentliler bilgilenme, meydanın geleceği hakkında kendi görüşlerini dile getirme, sitedeki diğer kişilerin paylaştıkları fikirler hakkında yorum yapma ve projenin gelişimi ve ilerleyişini takip etme konusunda teşvik edildi. İnternetteki paylaşımın sonuçları tasarım ekibine, mevcut mekanın nasıl algılandığına, kullanıldığına ve de kentlilerin yeni meydan için neler bekliyor ve istiyor olduklarına dair bir portre sundu. Sonuçlar proje programının ana yapısını belirledi ve geliştirilen tema doğrudan halkın katkısıyla ilişkiliydi. Böylelikle kentliler Square des Frères-Charon için yeni bir kimlik üretilmesinde bir pay sahibi oldu. Çağdaş kent ve kentsel yaşam tarzları deneyimlerine odaklanan tasarım ekibi, kullanıcının bakış açısıyla


konsepti geliştirdi ve meydanın çok yakın çevresiyle bir ilişki başlattı. Square des Frères-Charon'un sokak kotundaki kamusal alanı konforlu ve güvenli olması ve de tekerlekli sandalye kullanımına olanak tanıması için özenle tasarlandı. Proje kapsamında yürütülen sürdürülebilir girişimler arasında yabani otlardan yerel türlerle bitkilendirme yapılması (bu aynı zamanda belediyenin sulama sistemden de önemli bir yükü almış oldu), dayanıklı Quebec granitinin sert peyzaj elemanı ve parktaki pavyonun kaplaması olarak kullanılması yer aldı.

MAYIS 2010 - XXI 14

PEYZAJ - MEYDAN - MONTREAL

Sunuyor olduğu yaşam kalitesi göz önünde bulundurulduğunda Square des Frères-Charon'un 2,2 milyon dolarlık inşaat maliyeti, belediye için karlı bir yatırım. Yoruma açık bir program, geniş bir bitkilendirme alanı ve geri dönüşümle yapılmış pavyon gibi daha uygun bütçeli çözümler, proje tasarımcılarının maliyeti kontrol altında tutmalarını sağladı. Ölçek ve bütçe açısından mutevazi olsa da Square des Frères-Charon, McGill Sokağı'ndaki tarihi mekanlar ağının önemli bir bileşeni ve Montreal'in kültürel turizm alanında markalaşma stratejilerinde önemli bir öğe.


işveren: Montreal Belediyesi, Büyük Parklar Müdürlüğü tasarım ekibi: Affleck + de la Riva (mimarlar), Robert Desjardins (peyzaj mimarı), Raphaëlle de Groot (sanatçı) danışmanlar: Gilles Arpin (kentsel aydınlatma), Sandra Barone (bahçe bakımı), Morelli Designers (endüstriyel tasarım), Moitie-moitie (müzecilik), Francois Riopel (mühendislik), Louis L’Espérance (şantiye yönetimi), Céleb Ltée et Terramex (ana yüklenici)

maket fotoğrafı

MAYIS 2010 - XXI 16

PEYZAJ - MEYDAN - MONTREAL

maket fotoğrafı

1 teras, 2 bank, 3 bilgilendirme panosu

1 pavyon, 2 dinlenme alanı, 3 sulak alan, 4 yel değirmeninin kalıntıları

meydanın vaziyet planı

pavyonun planı ve görünüşü


Yapı - ofİs - İstanbul MAYIS 2010 - XXI 18

fotoğraflar: Iwan Baan

VİTRİNE SARILI Geçtiğimiz günlerde tamamlanan Nakkaştepe'deki Vakko Moda ve Power Medya Merkezi, var olan metruk bir yapı iskeleti üzerine geliştirilmiş bir proje. Çelik strüktürlerle var olan iskelete farklı bir mekansal kurgu öneren yapı, özel üretim cam cephesiyle öne çıkıyor. REX

Vakko Moda ve Power Medya Merkezİ

rex

Caltech'in Üst Yönetim Kurulu REX'in Annenberg Bilgibilim ve Teknoloji Merkezi tasarımını ani bir şekilde değiştirince proje iptal oldu. Bu olaydan iki ay sonra Vakko'nun ve Power Medya'nın CEO'su REX'e gelerek tamamlanmamış ve terk edilmiş bir otel binasını kullanarak yıl sonuna dek yeni bir genel müdürlük binası tasarlatıp inşa etmek istediklerini söyledi. Önerilen süre normalde absürd gelebilirdi ama tesadüfen tamamlanmamış binanın plan boyutu, kat yüksekliği ve servis konsepti Annenberg Merkezi'ndeki “halka” (diğer adıyla “koyun”) ile aynıydı. Annenberg Merkezi için ürettiğimiz uygulama çizimlerini terk edilmiş betonarme iskelet için uyarlayarak Vakko ile yaptığımız ilk görüşmenin dört gün sonrasında çeper ofis bloğundaki inşaatın

başlamasını sağladık. Bu uyarlama sayesinde inşaatla eşzamanlı olarak tasarlanabilecek özel program çözümlerine ayırabileceğimiz altı haftalık bir vaktimiz oldu. Hız, tasarımın en önemli parametresi haline geldi. Annenberg Merkezi'ndeki “halka” narin ve artgerilimli, dayanıklı, çelikten bir iç kabukla taşınan bir beton strüktürdü. Vakko/Power Medya'nın mevcut “halka”sı ise Türkiye'deki ölümlü, sayısız depremin bir yan ürünü olarak acı verici şekilde aşırı tasarlanmış bir strüktürdü. Dolayısıyla burada tasarım sorunsalı tersine döndü: Vakko/Power Medya'nın iç mekanı bağımsız olmalıydı ki strüktürel bütünsellik ve mevcut iskeletin su dayanımı zarar görmesin. REX projeyi birbirinden bağımsız iki strüktürel bileşene ayırdı. U-biçimli beton iskelet -dördüncü taraftan tamamlanarak- “halka” olarak çağrılmaya başlandı, konvansiyonel ve esnek ofis mekanlarını içermek üzere kurgulandı. Bu “halka”nın ortasında yeni bir altı katlı çelik kule -ki o da “vitrin” olarak adlandırıldı- yükselerek konferans


yapı - ofİs - İstanbul 19 XXI - MAYIS 2010

karşı sayfada Yapının dış görünümü bu sayfada en üstte: Yapının iç mekanları gösteren cephe en solda: Giriş solda ve üstte: Aynalı camla kaplı “vitrin” iç mekanda parçalı imgeler oluşmasına neden oluyor.


salonu, showroomlar, toplantı odaları, dikey sirkülasyonu ve de lavaboları barındırıyor. Strüktürü bu iki bağımsız bileşene ayırarak mevcut beton iskeletin vakit kaybettirici bilimsel analizlerinin yapılması gerekmedi, diğer yandan da “vitrin”in strüktürel tasarımı sadeleştirildi. Sonuçta kazanılan vakit, varolan iskelet üzerine yapılacak inşaatın hemen başlayabilmesini sağladı.

MAYIS 2010 - XXI 20

Yapı - ofİs - İstanbul

Diğer yandan iskeletin yeraltı otoparkının en üst katında, Power Medya'nın akustik yalıtım ve ışık kontrolü gerektiren televizyon ve radyo stüdyoları konumlanıyor. REX'in, projeye başlandıktan sonra çelik işlerini sipariş edebilmek için yalnızca iki haftası vardı. Bu nedenle genel olarak çeliklerin biçimleri ve sayıları belirlenirken diğer yandan da tasarımın anlamlı bir şekilde evrilmesine olanak tanıyacak şekilde “vitrin” konsepti geliştirildi. REX ve mühendisleri pek çok farklı düzenlemeyle birleştirilebilecek olan ama yine de “vitrin”in strüktürel kendine yeterliliğini sağlayacak olan çelik kutular tasarladı. Nihayetinde programa göre yan yana olması gereken mekanlar ve program dizgisiyle acil çıkış gereksinimleri son kutu istif şemasını belirledi. Konferans salonunun, showroomların ve toplantı odalarının eğimleri “vitrin”i baştan aşağı kat eden bir sirkülasyon yolu yarattı. “Vitrin” aynalı camla kaplanarak bir Dr. Caligari'nin Muayenehanesi'ndekine benzer bir durum yakalanmaya çalışıldı, içindekinin imgesini hem yineyelen hem de bozup parçalayan bir yüzey yaratıldı. Vakko/Power Medya'nın kamudaki imajını koruması böylesi farklı bir yeni genel merkez yaratımında çok önemliydi; diğer yandan o kadar kısa bir zaman dilimi içinde mevcut, hantal strüktürün absorbe edilmesi mümkün değildi. Bu nedenle REX cam cephenin olabildiğince ince ve neredeyse yokmuş gibi olmasını önerdi ki mevcut otel strüktürü gizlenmektense açığa vurulsun. Her bir cam levhaya strüktürel X kabartması uygulanmasıyla camın dayanımı artırıldı, pencere tirizlerine gerek kalmadı ve camın kalınlığı azaltıldı. Sonuçta var olan strüktürü saran, çok ince bir cam kaplama ortaya çıktı. Bu hafif ve narin “streç film” önceden var olan beton iskeleti hafifçe gözler önüne seriyor ve ardındaki “vitrin”i ima ediyor.


önceki sayfada en üstte solda: Konferans salonu en üstte sağda: Vakko Müzesi üstte: Toplantı odası ortada: En üstteki kütlenin çatıyla ilişkisi altta: Ofisler

MAYIS 2010 - XXI 22

Yapı - ofİs - İstanbul

bu sayfada sağda: “Halka”nın nasıl tamamlandığını anlatan diyagram altta: Showroom altta sağda: “Halka”nın içindeki sirkülasyon alanı en altta: Teras


cephe hesabı

MAYIS 2010 - XXI 24

Yapı - ofİs - İstanbul

cephe detayı

camın üretim sürecinden fotğraflar, ©REX

program şeması

sirkülasyon şeması

konsept maketler, ©REX

“vitrin”in strüktür şeması

yeraltındaki mekanların maketi


joshua prınce-ramus Joshua Prince-Ramus 1991’de Yale Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden ve 1996’da Harvard Üniversitesi’nden mimarlık yüksek lisansıyla mezun oldu. Hollanda merkezli OMA’nın New York ofisinin kurucu ortağıydı ve firmayı 2006 yılında REX olarak yeniden adlandırana dek ofisin baş yöneticisi olarak görev yaptı. Prince-Ramus mimari çalışmalarını REX altında sürdürüyor. (fotoğraf: Art Streiber for TED)

MAYIS 2010 - XXI 26

Yapı - ofİs - İstanbul

1. kat planı 1 ofisler, 2 toplantı odası, 3 erkek WC, 4 bayan WC, 5 yangın merdiveni, 6 Vakko çantaları showroomu, 7 Vakko gömlekleri showroomu, 8 Vakko eşarpları showroomu, 9 asansör

1 giriş, 2 lobi/müze, 3 erkek WC, 4 bayan WC, 5 yangın merdiveni, 6 asansör, 7 otopark yolu

vaziyet planı

2. kat planı

4. kat planı

1 ofisler, 2 toplantı odası, 3 erkek WC, 4 bayan WC, 5 yangın merdiveni, 6 Vakko eşarpları showroomu, 7 asansör

işveren: Vakko ve Power Medya proje alanı: 9.100 m2 proje mimarı: REX proje ekibi: Erez Ella, Tomas Janka, Mathias Madaus, David Menicovich, Tsuyoshi Nakamoto, Joshua Prince-Ramus, Ishtiaq Rafiuddin, Tieliu Wu danışmanlar: ARTE, Autoban, Buro Statik, Cedetas, Dora, Eleksis, Front, Gürmen Mühendislik, Lamglas, Norm Tecnic, Say Yapı, Step, Superpool, Cem Mimarlık

1 ofisler, 2 toplantı odası, 3 WC, 4 özel WC, 5 yangın merdiveni, 6 mutfak, 7 konferans salonu, 8 asansör, 9 resepsiyon

1 toplantı odası, 2 resepsiyon, 3 yönetim ofisleri, 4 ofisler, 5 Vakko çantaları showroomu, 6 Vakko gömlekleri showroomu, 7 Vakko eşarpları showroomu, 8 lobi/müze, 9 giriş, 10 iklimlendirme birimi odası, 11 konferans salonu, 12 TV stüdyoları, 13 TV prodüksiyon odaları, 14 Power Medya yönetim ofisleri, 15 otopark rampası, 16 otopark, 17 depo, 18 teknik mahaller

boy kesit

doğu cephesi görünüşü

güney cephesi görünüşü


topoğrafyada kaybolan Küçükbakkalköy'de yeni yapılaşmaya açılmış bir alanda konumlanan TÇMB Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi, çevresindeki düşeyliğe ve sürekli kendini gösterme kaygısı taşıyan mimari dokuya tezat oluşturacak şekilde topoğrafya içinde eriyor. Hülya Ertaş

MAYIS 2010 - XXI 28

YAPI - OKUL - İSTANBUL

fotoğraflar: Cem İlhan

TÇMB Teknİk ve Endüstrİ Meslek Lİsesİ

db mimarlık + tece mimarlık

he: TÇMB Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi tam anlamıyla kentsel diyemeyeceğimiz, ufuktaki yüksek konut blokları ve çevresindeki yeşil alanla ne tarafa baksanız farklı bir manzarayla karşılaştığınız bir alanda konumlanıyor. Üzerinde çalışmaya başladığınızda bu durum projeyi nasıl etkiledi? Cem İlhan: Yönsüzlüğünden kaynaklı olarak, referansları kolay bulunmayan bir projeydi. Referansları vardı ama onları bizim adeta abartılı tabiriyle bir arkeolojik kazı yapar gibi bulmamız, keşfetmemiz ve öne çıkarmamız gerekiyordu. Kentsel bağlam anlamında çok fazla referansı bulunmayan, imara yeni açılmış konut alanlarının yoğun olduğu bir alan. En sağlam referans topoğrafyaydı burada. Binayı temel veri olarak topoğrafyada eritmeye çalıştık. Rant ve emsalin getirdiği çevredeki bu düşeyliğe ve yoğunluğa tezat oluşturacak bir tavır sergilemeye uğraştık. Bünyamin Derman: Çevre referanslardan yoksunluğuna karşın arazinin tasarım için önemli veri oluşturacak bir topoğrafyası vardı. Biz de bunu kullanarak çevredeki yoğun yapılaşmanın arasındaki bu

boşluğu korumayı ve bir peyzaj – yapı yorumuyla yapıların arazi içinde eriyip kaybolmasını amaçladık. Programın atölyeler, spor salonu, konferans salonu gibi büyük hacimli bölümlerini eğim içinde kaybederken, çatılarını açık alan olarak düzenleyerek öğrencilerin kullanımına sunduk. Yapılar dışardan tek bir yüz ve daha sağır bir etki taşırken içerde, avlular ve sokaklarla parçalanmış, birbirine akan şeffaf mekanlar oluşturuyor. Bu projede hem araziyle ilişki kuran hem de farklı kotlarda farklı yaşam alanları sunan, her noktasından girilip çıkılabilen bir yapı tasarlamak istedik. ci: Perfore bir bina gibi her tarafından içine sızılabilecek bir kurgusu var. Çeşitli kotların, farklı işlevlerin iç içe karıştığı, farklı yönlerde insan hareketinin serbestleştiği, çözüldüğü bir bina, tüm kompaktlığına rağmen. Binanın öyle bir iç gerilimi var. Bu yapı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitim yapısı alışkanlıklarının, reflekslerinin kırılmasını amaçladı. Bir lise binasının farklı bir şekilde de olabileceğini gösteren bir yapı yapmaya çalıştık. he: Bu kompakt yapının içinde programı nasıl ele aldınız? ci: Program aslında bir meslek lisesi programının çok da dışında değil, içinde atölyelerin, spor salonunun,


dersliklerin olduğu bir programı vardı yapının. Tüm bu işlevler çözülüp ayrıştırılıp bir kampüs gibi kurgulanabilirdi, bizse kampüsün zenginliğini kompaktlık içinde barındıran bir kompleks ürettik.

29 XXI - MAYIS 2010

ci: Bu, bir yapı meslek lisesi olmasından dolayı her şeyin okunduğu, hiçbir şeyin giydirilmediği bir yapı. Binanın gerek dış cephesinde gerekse iç mekanlarında (mekanik, elektrik, strüktür anlamlarında) her şey okunuyor, öğrenciler okudukları dört yıl boyunca gözlemleyerek yapıyı içselleştirebilirler. İşverenin verdiği proje tanımında betonun, çimento ve türevlerinin bütün süreçlerinin okunduğu, okutulduğu bir strüktür isteniyordu. Bunun için brüt betondan başlayarak onun gerektirdiği diğer çözümleri de arkasından getirdik. he: Tipoloji açısından bakıldığında Türkiye'de genellikle büyük bir bahçe ve etrafında bir ya da birkaç yapıdan oluşan bir okul canlanır gözümüzde. Buradaysa o büyük bahçe tüm binanın içine dağıtılmış durumda.

YAPI - OKUL - İSTANBUL

he: Tasarım süreci nasıl ilerledi, ne gibi yöntemlere başvurdunuz? bd: Önce büyük bir arazi maketi yaptık. Bu bizim daha önce de birlikte katıldığımız bütün yarışma projelerinde başvurduğumuz bir yöntemdi. Bu maket üzerinde programı yerleştirerek ilerledik. Derken yaşantı, mekan ve sirkülasyon ilişkileri ve nasıl bir okul sorusuna aradığımız yanıtlar geldi. Malzeme kararı, detayları belirledi ve her geçen gün proje gelişerek nihayete erdi. Mekanların hem gökyüzü hem de negatif mekanla ilişkisini kurmak istedik, yapıyı hem kullanıcıları hem de çevresi için farklı kılabilmeyi. Bu okulu mimarisi ve mekanlarıyla, öğrencilerinin hem eğitim mekanı hem de bu eğitimin bir nesnesi kılmayı hedefledik. Kısacası böyle bir okulda okumanın, bu mekanların öğrencilerde bir iz bırakmasını istedik.


YAPI - OKUL - İSTANBUL MAYIS 2010 - XXI 30

ci: Öğrencinin boş zamanlardaki yaşamını kurguladık, burada tamamen öğrencinin hareketi üzerine kurulu bir şema var. Görsel ve işitsel algılamanın sürekli gündemde tutulduğu ama yormadığı bir okul bu. Bir katmanlar mantığı var, hem düşeyde hem de yatayda bu katmanlaşma görülebiliyor. bd: Bir iletişim sokağı var, öğrencilerin bir araya geldiği bir sokak ama bildiğimiz anlamda bir sokak gibi algılanmıyor. Topoğrafyanın getirdiği eğimden çıkan veriler bir araya gelerek o sokağı oluşturdu. Orada belki gitar çalınacak, oyunlar sahnelenecek, film gösterimleri yapılacak. Burada çeşitli etkinliklere olanak sağlayan bir yaşam kurgusu var, bu tamamen öğrencilerin keşfetmesi gereken bir durum. Sınıfların hepsi balkona açılıyor, teneffüslerde öğrencilerin koridorlara değil de dış mekana çıkması ve orada kente doğru bakmaları mümkün. Farklı sınıflarda olmalarına rağmen öğrencilerin bir araya

gelebilecekleri, birbirlerini görebilecekleri bir düzenin nasıl sağlanabileceğini, diğer yandan da nasıl bağımsız olabileceklerini araştırdık. ci: Öğrencilerin yaş gruplarına göre ya da sınıf içinde zamanla oluşacak grupların sahiplenip kendi özel alanları haline getirebilecekleri nişler var okul içinde. Teneffüshane denen kavram parçalanmış ve çözülmüş durumda. Diğer yandan da yapı içinde sürekliliği sağlayan, kaybolmayı önleyen bazı akslar var. Dilerseniz o akslara katılabiliyorsunuz ama eğer özelleşme, mahremleşme isteği içindeyseniz o zaman açık, kapalı, yarı-açık alanlardaki o nişlere sığınabiliyorsunuz. Bina kendisini katman katman açıyor, siz ne kadar keşfetmeye çalışıyorsanız o kadarını görüyorsunuz. he: Binanın yapım aşamasından söz edebilir misiniz? bd: Yapının kaba inşaatı çok üst düzeyde bir kaliteye sahipti, gördüğüm en iyi beton dökümüydü. İnce

detaylarda ise maliyetlerin düşürülmesi isteği ve kontrolörlüğünün bize verilmemiş olması nedenleriyle bunun bir gömlek daha üstü bir yapı yapılabilecekken bu gerçekleştirilemedi. Yine de mekansal olarak herhangi bir sorun yok binada, tasarım aşamasında kurguladığımız gerçekleşmiş durumda, ancak detayları daha iyi çözülebilirdi. he: Brüt betonun bir hakimiyeti olsa da kendini rahatsız edici bir şekilde hissettirmiyor. Malzeme ilişkilerini nasıl kurguladınız? ci: Tematik bütünlüğü sağlayan, binanın bağlayıcı malzemesi beton. Onu kıracak dokunuşları en azda tutmaya çalıştık. Ahşap ve de okulun tümünde aynı modülasyonla aynı dokuda devam eden seramik zemin kaplamaları betona eşlik etti. Diğer taraftan duvarlarda bazı renkler kullanarak referans sağlayacak (öğrencilerin yeşil duvarın yanında buluşması gibi), mekanı görsel anlamda neşelendirecek müdahalelerde bulunduk.


giriş sayfasında Arka plandaki yüksek yoğunluklu konut bloklarının düşeyliğine tezat oluşturacak biçimde yatay olarak tasarlanmış lisenin giriş cephesi. ikinci sayfada üstte: Yapının yatay formunun topoğrafyayla ilişkisi ortada: Girişten içeriye doğru bakış altta solda: Girişin gece görünüşü altta sağda: Giriş kapısına doğru bakış

MAYIS 2010 - XXI 32

YAPI - OKUL - İSTANBUL

önceki sayfada üstte solda ve üstte sağda: Gün ışığının mekanların derinliklerine ulaşmasını sağlayan boşluklar

altta solda: Öğrencilerin farklı etkinliklerine olanak sağlayabilecek iletişim sokağı altta sağda: Geniş sirkülasyon alanları, öğrencilerin okul içinde özelleştirebilecekleri alanlarla birleşiyor. bu sayfada solda: Okulun katmanlı yapısını anlatan kesit perspektifler solda altta: Yan cephe altta: Balkonlara açılan sınıfların yer aldığı cephe en altta: İletişim sokağının gece görünüşü


proje adı: TÇMB Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi mimari tasarım: Bünyamin Derman, Cem İlhan tasarım ekibi: Dicle Hökenek, Oknur Çalışkan, Arzu Çetingöz Büyükbayramoğlu, Meltem Öztürk, Yiğit Öztürk, Ozan Özdilek, Türkan Kahveci, Hakan Ceritoğlu işveren: Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) proje konumu: Küçükbakkalköy, İstanbul inşaat alanı: 15.000 m2

cem ilhan 1966’da Diyarbakır’da doğdu. 1987’de İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. 1989 yılında Londra Architectural Association School of Architecture’da yüksek lisans yaptı. 2008 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Yapı Bölümü’nde doktora eğitimini tamamladı. Çeşitli ofislerde çalıştıktan sonra 1992 yılında kendi bürosunu kurdu. 1994’te Tülin Hadi ile ortak çalışmaya başladı.

vaziyet planı

MAYIS 2010 - XXI 34

YAPI - OKUL - İSTANBUL

bünyamin derman 1965 yılında Ereğli’de doğdu. 1990’da Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü’nden yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. 1988 - 1996 yılları arasında aynı üniversitenin, 1999 - 2004 yıllarında İstanbul Kültür Üniversitesi'nin mimari tasarım atölyelerinde dersler verdi. 1995 yılında Dilek Topuz Derman ile db Mimarlık ve Danışmanlık’ı kurdu. Halen mesleki çalışmalarına kendi bürosunda devam etmektedir.

1. kat planı

zemin kat planı

cephe görünüşleri

bodrum kat planı


DIŞI SOĞUK, İÇİ SICAK Tilburg'da yeni gelişmekte olan bir bölgenin merkezi olarak işlemesi öngörülen spor salonu T-Kwadraat hakkında tasarım mimarlarından biri olan Dirk van de Pol ile görüştük. Hülya Ertaş

MAYIS 2010 - XXI 36

YAPI - SPOR SALONU - TILBURG

fotoğraflar: Norbert van Onna

T-Kwadraat

bo.2 + van hoogmoed archıtecten

he: Bu yapı bir yarışma projesiyle elde edildi. Tasarımınız yarışma sonrasında nasıl evrildi? Dırk van de Pol: Tasarımın gücü, organizasyon ilkelerinin yapının görünümüyle ilişkisinde yatıyor. İçerideki kanyonumsu boşlukları barındıran boyutları belirli hacim, çok farklı bir imaj yaratıyor; ayrıca bu boşluklar birbirine eşit olmayan işlevler için kapsayıcı bir düzen kuruyor. Bu konsept yarışma sürecinden binanın gerçekleştirilmesine dek koruduğumuz önemli bir sabit sundu. Her ne kadar binanın toplam büyüklüğü %20 küçülmüş ve de mağazalar ve ofisler geliştirme projesinin farklı bir kısmına taşınmış olsa da gerçekleştirilmiş olan tasarım, başlangıçtakinin tüm hissini ve de güçlü noktalarını koruyor. he: Alanın özellikleri nelerdi? Bu özellikler bina kütlelerinin (spor salonu ve buz pateni) ve o kütlelerin birbirleriyle ilişkilerinin tasarımında nasıl rol oynadı? dp: Yapı, yeni planlanmış kentsel alan içinde gerçekleştirilen ilk yapılardan biri. Bu alanda spor kampüsü ile konutlar, rekreasyon alanları ve okullar bir arada yer alacak. Spor salonuysa bu alanın kalbinde yer

alarak kent içindeki spor alanlarını birbirine bağlayacak. Kent plancılarına göre bu yapı, tüm gelişim projesinin ikonu olmalıydı. Bu nedenle de spor salonunun giriş aksı çevresinden, güneyinde 60 metre yüksekliğinde bir öğrenci yurdu ve sinema salonuyla, kuzeyindeyse 70 metre yüksekliğinde bir apartman bloğuyla kuşatılmış büyük bir meydanla ayrılıyor. İkonik bir görüntü yakalayabilmek için bu meydanın her iki tarafındaki gelecekte dev hacimleri, görece daha küçük bir hacimle dengelememiz gerekiyordu. Çok yalın ve soyut bir kütle oluşturmaya ve koyu bir tonla onu renklendirmeye karar verdik çünkü böylelikle bir yandan meydan için planlanmış olan renge benzer bir cephe elde ederek onların kamusal mekanlar olarak birbirleriyle ilişkili olduklarını vurgulayabilecektik, diğer yandan da yapıyı çevresindeki cam cepheli yapılardan ayrıştırabilecektik. Bloğun soyut bir görünüme sahip olması için ayakları yerden kesilmiş gibi cam bir taban üzerinde yükselmesini sağladık. Buz pateni salonu, ileride inşa edilecek büyük bloğun arkasında planlandı ve spor salonunun içinden ya da önündeki küçük sokaktan erişilebiliyor. Spor salonunun meydan üzerinde asılı gibi görünmesini sağlayan cam cephe hattı bu sokak üzerindeki buz pateni salonunun


Uzak bir mesafeden bakıldığında oval pencereler karanlık hacmin ciddiyetini kırıyor. Pencereler içeriye ışığın girmesini sağlıyor ama yine de farklı boyutları ve soyut biçimleriyle strüktür ya da iç mekanın ölçeği hakkında bir fikir vermiyor. Örneğin binanın meydana bakan kısmında yer alan ve birinci, ikinci ve üçüncü katlara yayılan fuaye, 1.500 ile 3.000 arasında olan ziyaretçiler için tampon bölge olarak tasarlandı, oysa çoğu akşamlar ziyaretçi sayısının 50'nin üzerine çıkması beklenmiyor. Bu oval pencerelerse sürekli olarak içerisinin canlı olabileceğini vaat ediyor; içeride hiçbir şey olmasa dahi yoldan geçen biri mekanın boşluğunu fark etmiyor.

he: Farklı kullanımlar ve çeşitli mekanlar sunan bir kutu tasarlamanızın ardında yatan neden neydi? dp: Bina, çevresini dengelemek için soyut olmalıydı ve bina içindeki yürüme mesafelerinin kısa olması için program sıkıştırılmalıydı. İçerideki en geniş mekan spor salonu. 13 metre yüksekliği, 50 metre genişliği ve 80 metre uzunluğuyla binanın diğer tüm kısımları üzerinde hakim. Spor salonunun hakimiyetini önlemeye çalışmaktansa bunun bütün binanın biçimini belirleyen bir unsur olması fikri mantıklı geldi.

37 XXI - MAYIS 2010

he: Binanın cephesinin oldukça koyu olmasına karşın oval açıklıklar cepheye bir hareketlilik kazandırıyor. Cephe tasarımını ve onun bina içindeki etkinlikler için nasıl bir arayüz oluşturduğunu anlatabilir misiniz? dp: Tabi ki de oval pencereler bu koyu renkli cepheye bir neşe katıyor. Kentsel ölçekte bu binanın çevresini dengelemesi için soyut, hatta brüt bir görünüme sahip olması gerekiyordu. Cephe tasarımı bu brütlükle ayrışıyor. Binaya yaklaşıldıkça farklı tasarım katmanları açığa çıkıyor.

Polyester cephe panelleri, bakanın dikkatinin iç duvarların düzenli yapısından başka bir noktaya kaymasını sağlayacak şekilde yerleştirildi. Paneller farklı boyutlarda ve en küçükleri hacmin ağırlığını vurgulamak amacıyla en alt kısımlara yerleştirildi. Ölçek ve doku oyunlarıyla panellerin sınırları strüktürden bağımsız olarak düzenlendi. Her bir panelin orta noktası ışığın farklı şekillerde emilmesine olanak sağlayacak şekilde dokulandırıldı. Panellerin yapısı kentin logosu olan T harfi baz alınarak tasarlandı.

YAPI - SPOR SALONU - TILBURG

cephesinde devam ediyor. Bu hat, yoldan geçenleri meydana yönlendiriyor ve ticari işlevleri barındırıyor; bu ticari işlevler de buz pistine göz atılmasını sağlamak için kesintilere uğratılıyor. Buz pisti yalnızca mevsimsel olarak kullanılıyor olduğundan yaz aylarında boş oluşunu önündeki sokağa yansıtmak istemedik. Bunun yerine yarı saydam çatı panellerini cephede de kullanarak içerisinin kış akşamlarında bir fener gibi yanmasını istedik. Bu fenar teması aynı zamanda buz patencisi Ireen Wüst'ün (ki buz pisti de adını bu Olimpiyat altın madalya sahibi yerel patenciden alıyor) imajları cephe üzerinde perforje olarak işlenirken de kullanıldı.

he: Programı yapı içerisine nasıl yerleştirdiniz? dp: Bina bir dizi farklı işlevi barındırıyor. Yarışma aşamasından itibaren farklı programatik öğelerin bir aradalığının katabileceği ek değer üzerine odaklandık. Tüm öğeleri, tıpkı bir peyzajdaki kanyon gibi, tüm bina boyunca yayılan bir merkezi boşluk ve onun farklı kotları etrafında yerleştirdik. Dışı içe çevirmek binanın işlevlerinin ancak az bir kısmını dış dünyaya göstereceği anlamına geliyordu. Bunun kamusal bir bina olması ama diğer yandan da kamunun bakışlarına sırtını dönmesinden kaynaklanan gerilimi, kapalı ama yine de çok karakteristik bir cephe tasarlayarak iyice artırdık. Cephe betimsel olmayan bir ilgi çekici olarak işlev görüyor, bu da merak uyandırarak ona yönelinmesini sağlıyor, zaten bina tüm sırlarını ancak içindeki kanyona girildiğinde açığa vuruyor.

karşı sayfada Spor salonunun meydandan görünüşü bu sayfada en üstte: Mekanlar arasında sürekli bir görünürlük ilişkisi kuruluyor. üstte: Cephedeki eliptik açıklıklar solda: Cephe görünümü arka sayfada solda üstte: Gece görünüşü solda altta: Bir kanyon gibi ele alınan iç mekanlar, görsel ve işitsel olarak birbirine bağlanıyor. sağda en üstte: Sirkülasyon alanı sağda ortada üstte: Soyunma odası sağda ortada: Oyun sahası sağda ortada altta: Tırmanma duvarı sağda altta: Buz pateni pisti


YAPI - SPOR SALONU - TILBURG MAYIS 2010 - XXI 38

he: İç mekan dolaşımı bina boyunca birçok bakışa olanak tanıyarak mekanların ve bina içinde dolaşanların görünürlüğünü artırıyor. Dolaşımın üstlendiği roller neler? dp: Kanyon, bina programının canlılığını ziyaretçilere gösterdiği bir yer. Görsel ve işlevsel olarak tüm farklı etkinlikleri birbirine bağlayarak kullanıcılarının ortak enerjisini yeni gelenlere yansıtıyor ve onların da bu etkinliklerin bir parçası olmasını teşvik ediyor. Bu binanın yeni bir kamusal yaşam sunacağını hayal ettik: Bu spor salonunda bir akşam eşin fizyoterapiye girmeden önce onunla birlikte bir akşam yemeği yediğini, sonrasında squash oynarken çocuklarından birinin buz patenindeki doğumgüne partisine katıldığını, diğerininse takımıyla birlikte futbol oynadığını hayal ettik.

he: Mahalle sakinleri binaya nasıl tepki gösterdi? Herhangi bir geribildirim aldınız mı? dp: Biz binamızı her gün gören, her gün kullanan kişiler için tasarladık, bu nedenle de gazetelerde “sokaktaki adam”la yapılan söyleşilerde buz pistinin aydınlatmasının güzel olduğundan, spor salonundan etkilendiklerinden söz ettiklerini görmek beni sevindiriyor. Salonun önünden geçerken birisi bana -benim binanın mimarı olduğumu bilmeksizin- kentlerinde böylesi harika bir yapının bulunmasından ötürü ne kadar gururlu olduğunu söyledi. Binanın mimarı olduğumu söyleme arzumu bastırarak, kendisine katıldığımı söyledim ve yüzümden sonraki iki hafta boyunca silinmeyen koca bir gülümsemeyle yürüyüp gittim.


yapının meydanla ilişkisini gösteren eskiz

MAYIS 2010 - XXI 40

YAPI - SPOR SALONU - TILBURG

patlatılmış perspektif

iç mekan eskizleri

içerideki kanyonun eskizi

gelecekteki planlar doğrultusunda yapının kentsel doku içindeki görünümü


dırk van de pol Delft Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden mezun olduktan sonra aralarında Herman Hertzberger'in stüdyosunun da bulunduğu çeşitli ofislerde çalıştı. 1999'da Bo.2 Mimarlık ve Şehircilik ofisine katıldı. Şirketin mimari çalışmalarına katkıda bulunan Dirk, 2005'te baş tasarımcı ve yönetim ekibi üyesi oldu. Delft ve Eindhoven Üniversitelerinde ve de Tilburg Mimarlık ve Şehircilik Akademisi'nde ders veriyor. proje mimarları: Dirk van de Pol (Bo.2), Peter van Hoogmoed (vH) ekip: Paul Goltstein, Bas Termeer, Niels Olivier, Marijn van den Dool, Bart Thal, Roy Moonen işveren: Consortium Stappegoor (Synchroon bv, Crapts onroerend goed bv, Bouwfonds ontwikkeling)

kentsel uzman: Wissing Stedebouw & Ruimtelijke vormgeving yüklenici: Heerkens van Bavel bouw bv, Remmers bouw groep, Cofely müteahhit: Adviesbureau Tielemans toplam zemin alanı: 43.300 m2 proje tarihi: 2005 - 2009

1. kat planı

MAYIS 2010 - XXI 42

YAPI - SPOR SALONU - TILBURG

zemin kat planı

aksonometrik perspektif

3. kat planı

kesitler


ÖNERİ - AR-GE MERKEZİ - BİLECİK MAYIS 2010 - XXI 44

İÇ SOKAKLA BÜTÜNLEŞEN Eczacıbaşı'nın açtığı davetli yarışma için hazırlanan ancak uygulama için seçilmeyen Ar-Ge Merkezi, farklı işlevleri bir iç sokakla birleştirerek üretim kampüsünde yeni bir ortak mekan kurgusu öneriyor. Öncüoğlu Mimarlık Şehircilik

Eczacıbaşı Ar-ge Merkezİ

öncüoğlu mimarlık şehircilik

Eczacıbaşı grup şirketlerinden ESAN, EYAP (Vitra, Artema), EKS ve EYK’nin üretim tesislerinin yer aldığı Bozüyük Üretim Kampüsü'nde fabrikalar içinde dağınık durumdaki laboratuvarlar için bir araştırma ve geliştirme merkezi yapmaya karar verdi ve projenin elde edilmesi için davetli yarışma düzenledi. Ar-Ge Merkezi kapsamında mevcut üretim tesislerinin içinde yer alan ve halihazırdaki bütün ar-ge çalışmalarının yürütüldüğü ayrık laboratuvar ve çalışma ofislerinin bir merkeze toplanması hedeflendi. Ar-Ge Merkezi'nin ileri teknolojinin üretildiği ve kullanıldığı bir teknoloji üssü olmasının yanı sıra tasarım geliştiren bir merkez olarak kullanılması da planlandı. Bilecik-Eskişehir Yolu üzerinde konumlanan proje arsasında, sadece fabrikalar için araştırma ve geliştirme merkezi olarak değil bunun yanı sıra kampüs girişinde

mimarisiyle Eczacıbaşı’nın yaratıcı ve yenilikçi kimliğini yansıtacak bir yapı tasarlandı. Projenin tektonik tasarımı ile çevredeki prizmatik fabrika binalarından ayrışması; ana yoldan ve çevreden daha iyi algılanması amaçlandı. Proje, bağlamı ve konumu ile karayolu ile fabrika bölgesi arasında bir “arayüz” oluşturuyor. Bu nedenle yeni bir mekansal öneriyle meydan ve sokak gibi kentsel elemanlarla beraber tasarlandı. Tasarım konsepti endüstriyel alanda eksikliği hissedilen kentsel alanların yaratılması fikrinden doğdu. Ar-Ge Merkezinin mimarisinde ana konsept olarak “akışkanlık” kavramından yola çıkıldı. Teknolojinin sürekli ilerleme durumu, sabit ve yerleşik olmama durumu akışkanlık kavramı ile örtüşüyor. Projenin ana işlevleri olan showroom ve ortak kullanım merkezi, laboratuvarlar, ofisler ve teknik servis mekanları biçimsel olarak birbirinden farklılaşırken, plan şemasında projenin ana omurgasını oluşturan bir “İç Sokak” aracılığla birleşiyor. Mekansal akıcılık ilkesiyle bütün proje alanı -iç mekan ve dış mekan dahiltasarım ve üretim faaliyetlerinin gözlemlenebildiği sergi


alanı olarak tasarlandı. Ar-Ge Merkezi düşeyde tasarlanan kot farklılıkları ile yapı içindeki mekansal ilişkileri tariflerken yatayda plan şemasında amaçlanan akıcılık, düşeyde yükseklik ve kot farklarıyla mekana üç boyutta dinamizm katması hedeflendi.

Projenin plan şeması esnek ve akıcı bir şekilde planlandı. Bağımsız olarak tasarlanan İdari Bina, İç Sokak, Forum ve Araştırma Bloğu’ndan oluşan birimler üçüncü boyutta tasarlanan çatı konstrüksiyonuyla bütünleşiyor. Çatı aynı zamanda binanın ihtiyaç duyduğu soğutma yükünü azaltacak ikinci bir katman da oluşturuyor. Mekanların yönlenmesi ve güneyde çift cidarlı cephe tasarımıyla projede sürdürülebilir bir mimarlık anlayışı gözetildi. Teknolojik araştırma ve geliştirme için bir merkez tasarlanması yapı malzemesi olarak teknolojik malzemeler ve sistemler kullanılmasına yönlendirdi. Öncüoğlu Mimarlık tarafından tasarlanan Eczacıbaşı Ar-Ge Merkezi projesi, Cityscape Dubai 2009’da “En İyi Ticari/Karma Kullanımlı Proje” dalında “Teşvik Ödülü” kazandı.

45 XXI - MAYIS 2010

Merkezin tasarımında endüstriyel alanda kentsel mekandaki öğeler kullanılarak farklı tipte mekanlar yarattık. Eczacıbaşı Ar-Ge Merkezi dört ana bölümden oluşuyor: merkezin girişinde yer alan Eyap’a ait, işletme açısından merkezden bağımsız ancak mimari dili ile merkezle bütünleşen “İdari Bina”; merkezin omurgasını oluşturan, ana sirkülasyonun ve tüm işlevlerin bağlandığı yarı özel alan “İç Sokak”; showroom, toplantı ve eğitim salonlarının bulunduğu çok amaçlı tasarlanan “Forum”; arka bölümde çeperde tasarlanan laboratuvar ve ofislerin konumlandığı “Araştırma Bloğu”. Bloklar arası tasarlanan arkad aracılığıyla da arkadaki fabrika binasıyla ilişki kuruldu.

ÖNERİ - AR-GE MERKEZİ - BİLECİK

Kullanıcıların proje alanı içerisinde ortak alandan özel alana doğru kademeli şekilde dolaşım sağlaması düşünüldü. Ortak alanlar saydam olarak tasarlandı, endüstriyel işleyişinse bu saydamlık içinde renk kullanımlarıyla ipuçları verildi. Dış mekan ve iç mekan bütünleştirildi; çalışma alanlarının yanı sıra kullanıcılar için dış mekanda açık sergi alanlarıyla rekreasyon alanları planlandı. Topoğrafyada yaratılan kot farklılıkları ile toplanma mekanı olarak meydan; dinlenme ve rekreasyon alanı olarak da açık avlu ve iç bahçeler tasarlandı; mevcuttaki ağaçların bir kısmının korunması ve nakledilmesi sayesinde doğayla iç içe bir teknoloji ve tasarım merkezi amaçlandı.


3-3 kesiti

2-2 kesiti

MAYIS 2010 - XXI 46

ÖNERİ - AR-GE MERKEZİ - BİLECİK

1-1 kesiti

mimari tasarım: Öncüoğlu Mimarlık Şehircilik mimarlar: Enis Öncüoğlu, Önder Kaya, Cem Altınöz, Cumhur Keskinok yardımcı mimarlar: Gizem Balıkçıoğlu, Fatih Kaplanoğlu, Özge Özden, Tuna Şentuna, Ebru Aras peyzaj: Promim Çevre Düzenleme işveren: Eczacıbaşı proje tarihi: 2009 toplam inşaat alanı: 5.135 m2

zemin kat planı

öncüoğlu mimarlık şehircilik Öncüoğlu Mimarlık 1964’de Hasan Öncüoğlu tarafından Ankara’da kuruldu. Enis Öncüoğlu 1989 yılında ODTÜ’den mezun olmasının ardından Öncüoğlu Mimarlık'ta çalışmaya başladı ve Hasan Öncüoğlu'nun vefatından sonra da ofisin yönetimini eşi Çağla Öncüoğlu ve kardeşi Engin Öncüoğlu ile birlikte devraldı. Şirketin portföyündeki projelerinin ağırlıklı olarak yurtdışında olmasından dolayı yönetim değişim geçirdi; öncellikle Önder Kaya'yla başlayan ortaklık sistemi daha sonra Cem Altınöz ve Cumhur Keskinok'un proje ortakları olarak katılımı ve yurtdışı ofislerinin ACP ismi altında açılmasıyla büyüdü. Bugün Ankara merkez ofis olmak üzere, İstanbul, Moskova, Hamburg ve Almata ofisleri ile toplamda beş ofisteki toplam 45 uzman personel ile uluslararası proje hizmetine devam etmekte. Ortakların kendi arasında yapmış olduğu iş bölümü sayesinde daha donanımlı ve çoğulcu yaklaşımla, mimari kalitenin arandığı ve ilişkilerin daha kurumsal bir yapıya doğru organize edildiği günümüz çok uluslu Öncüoğlu+ACP Mimarlık şirketi organizasyonu gerçekleşti.

1. kat planı


İÇ MEKAN - OFİS - İSTANBUL MAYIS 2010 - XXI 48

fotoğraflar: Albi Abut

KAĞIT HİKAYELERİ Kağıt fikrinden yola çıkılarak tasarlanan, İkitelli Organize Sanayi bölgesindeki Medya Kağıtçılık yönetim katının tasarım hikayesini iç mekan tasarımını gerçekleştiren İsmail Öklügil'den dinledik. Elif Esmez

ee: Medya Kağıtçılık yönetim katı için nasıl bir mekan yaratmak istediniz? Mekanın tasarım süreci nasıl başladı? İsmail Öklügil: Binayı daha arazi halindeyken görmüştük, burada hiçbir oluşum yoktu. Biz daha o zamandan mekanın hayallerini kurmaya başladık. Aradan 14 ay gibi bir süreç geçti ve bina yavaş yavaş oluşmaya başladı. İşveren Albi Abut ile tekrar bir araya geldik ve toplantı yaptık. O mekan sınırları içerisinde istedikleri ve istemedikleri hakkında görüştük. Mekan hakkında bilgi edindikten sonra da neler yapabileceğimizi düşünmeye başladık.

Medya Kağıtçılık Yönetİm Katı

ismail öklügil / studıo punto

Burası gelen kağıtların kesildiği bir firmaydı. O yüzden de aslında konumuz kağıttı. Biz de bu kağıdı nasıl farklı bir şekilde ele alabiliriz diye düşündük ve kağıdı kağıt gibi değil de insanların algılarıyla oynayarak onları düşünmeye sevk eden bir şekilde ele

almaya karar verdik. Sonrasında kağıdı ve kağıt hikayelerini incelemeye başladık. Kağıt öyle şekil değiştirebilen bir malzeme ki bazen top gibi yapıp kırıştırıp, buruşturabiliyorsunuz, bazen ise yırtıp çöpe atabiliyorsunuz. Ama biz burada bunlardan çok, kağıdın katlanarak kullanımı üzerinden düşünmeye başladık ve ana çıkış noktamız bu oldu. ee: Kağıdın katlanarak kullanılması fikri, mekana nasıl aktarıldı? iö: Mekan içerisinde kağıdın frekansını ya da sanki elde tutulurkenki halini görebiliyorsunuz. O yüzden duvarlar katlanmış gibi ya da bazı odalardaki tavanlar sanki düşecekmiş gibi gözüküyor. Tasarım, burada çalışan ya da buraya gelen insanlara bir his vermesi amacıyla kağıttan esinlenerek oluşmuş fikirlerin mekana aktarılmasıyla şekillendi. Asansörden bu kata girildiğindeki giriş kısmı her mekanda olduğu gibi burada da çok önemliydi. Çünkü bence mekana dair ilk izlenimler ve mekana dair bir şeyler daha mekanın girişinde gelenlere aktarılabiliyorsa o zaman o mekan başarılı bir mekandır. Burada da, düşündüğümüz kağıt hikayemizi girişte başlatma şansı yakalayabildik. Mekanın girişinde, duvarın katlı


İÇ MEKAN - OFİS - İSTANBUL 49 XXI - MAYIS 2010

karşı sayfada Yönetim katının açık ofis bölümü bu sayfada en üstte solda: Açık ofis çalışma alanları en üstte sağda: Mekanın içinde yer alan kağıt kesim atölyesi üst sırada solda ve sağda: Mekanın giriş kısmı ve bekleme bölümü solda: Mekana özel olarak tasarlanan açık ofis dolapları ve çalışma masaları


olduğunu ve camın içerisinden geçercesine o girişi tanımladığını görüyoruz. Bu alan aynı zamanda bir karşılama bölümü. Ama burada da sürekli duran kimse ya da bir sekretarya olsun istemedik. Bir masa ve üzerinde dergiler var. Gelen kişiler orada beklesin, isterse zaman geçirsin, bu şekilde sıcak bir girişle karşılaşsın istedik.

MAYIS 2010 - XXI 50

İÇ MEKAN - OFİS - İSTANBUL

Girişin hemen solunda yer alan cephenin arkasında ise buraya gelen kağıtların kesildiği, bu mekanın ve firmanın kalbi dediğimiz bir atölye bulunuyor. Biz bu atölyeyi de çeşitli şeffaf camlarla dışarıdan okutmaya çalıştık. Ama yine de istenirse stor perdelerle kapatılabiliyor. ee: Açık ofis kısmındaki alan ve hemen yanındaki kağıt kesim atölyesi arasındaki ilişkiden bahseder misiniz? iö: Aslında mekanda bulunan atölyede kapalı kapılar ve duvarlar arasında kağıt kesimi yapılıyor gibi görünüyor, sanki orada bir atölye yokmuş gibi. Atölye buranın kalbi olduğu için onu korumayı tercih ettik. Bu tamamen bir tasarım kararıydı. Atölye buranın özelliğiydi ve insanlar da bu işyerinde ne olup bittiğini açıkça görebilecekti. Görünmez olmayacak ya da binanın bodrum katında yer almayacaktı. Burayı bir aile gibi de düşünebiliriz. Burada çalışan her kişi bu ailenin bir elemanı ve ortada ayrımdan bahsedilemezdi. Üst düzey yöneticiler de atölyede çalışanlar da hepsi aynı seviyede. Birisi orada kesim yaparken diğeri de orada masasında çalışıyor. Bu durumun aynı zamanda atölye çalışanları için de iyi bir motivasyon olduğunu düşünüyorum. Atölyeyi ayıran duvarlar arasında özel kırılmaya dayanıklı camlar kullandık. Sesi ise tamamen yok etmedik. Aslında ben, bir seviyeye kadar o kesim işleminin sesini duymaktan yanayım. Çünkü aslında bu, burada dinamik ve işleyen bir durum olduğunu size aktarıyor. ee: Mekanda kullanmayı tercih ettiğiniz malzemelerden bahseder misiniz? iö: Mekanı bölüyormuş gibi gösteren ve yerden başlayarak duvara dönüşen ahşap malzemeler


önceki sayfada üstte solda ve sağda: Üst yönetici odası ortada: Toplantı odası altta: Yönetici odası bu sayfada Tasarım sürecinden eskiz

MAYIS 2010 - XXI 52

İÇ MEKAN - OFİS - İSTANBUL

plan

ismail öklügil 1979 yılında doğdu. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık Bölümü ve Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık Bölümü'nden birincilikle mezun oldu. Domus Academy'de Master in Design, Scuola Arte & Messagio'da ise Master in Vetrinista yüksek lisans derecelerini aldıktan sonra çalışmalarına İstanbul ve Milano'da devam ettiği Studio Punto tasarım ofisini açtı. Anadolu Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü'nde ders veriyor. işveren: Medya Kağıtçılık – Albi Abut, Vitali Abut proje: Kağıt Fabrikası / Üst Yönetim Ofisi konum: İkitelli Organize Sanayi Bölgesi, Küçükçekmece, İstanbul iç mimari tasarım: İsmail Öklügil / Studio Punto proje ekibi: İsmail Öklügil, Oğuz Gezer, Viktor Ozan Yüksel projelendirme tarihi: Nisan - Haziran 2008 uygulama: Studio Punto uygulama alanı: 800 m2

kullandık. Aslında malzemelerin farklılaşmasından dolayı mekan bölünüyormuş gibi göründü. Malzeme seçimi olarak ahşabın tercih sebebi yine kağıt fikri oldu. Amacımız aslında gerek malzeme gerekse tasarlanan formlarla mekanı olabildiğince insancıl okutmaktı. Açık ofis kısmında yer alan masaların bastığı zemin kısımlarında hem çalışanların soğuk bir zeminle temas etmemesi hem de alanlarını tanımlamak açısından ahşabı özellikle kullandık. Mekanın genelinde tavanlar brüt beton bırakıldı. Bu da yine doğal bırakma kararından geliyor. Gerek açık ofis gerekse yönetici ve toplantı odalarında ayrıca bölgesel, mekanı tanımlayan asma ahşap tavanlar

tercih ettik. Mekanda renk olarak da gri ve bej kullanmaya çalıştık. İnsanların algılarıyla oynamayı seviyoruz o yüzden de mekanda soğuk ve sıcak etkiyi yaratmak istedik. Aydınlatma olarak da yine sıcak ışığı tercih ettik. Havalandırma ve diğer tesisatları da saklama gereği duymadık. Ortadaki açık ofislerde başlayan katlı duvar fikri bu toplantı odalarının içerisinde de devam etti. ee: Mekanda kullanılan mobilyalar mekana özel olarak mı tasarlandı? iö: Hem açık ofis hem de yönetici ve toplantı odalarındaki mobilyaların çoğu özel olarak tasarlandı. Mekanda biraz daha eğlenceli mobilyalar olsun istedik. Mekandaki tüm depolama birimleri

yine kağıdın katlanması fikrinden esinlenilerek tasarlandı. Ofis malzemeleri için gerekli olan tüm dolaplar ise mekanın her iki yanında konumlandırıldı. Yine bu dolapların arka kısımlarında yarım duvarlarla ana mekandan ayrılmış tek kişilik, yarı açık ofis gibi çalışma alanları yarattık. ee: Ofis çalışanlardan gelen geri bildirimler ne yönde oldu? iö: Gerek işverenimiz Albi Bey'den gerekse çalışanlardan inanılmaz güzel geri bildirimler aldım. Bu tip şeyler duyduğunda insan çok mutlu oluyor. Ama bu projede Albi Bey'in hayallere yatırım yaparak bize destek olması ve bizimle aynı dili konuşan bir işveren olması ortaya güzel işler çıkmasını sağladı.


ürün tasarımı - ambalaj MAYIS 2010 - XXI 54

görseller: Tasarım Üssü

ZEYTİN AYIKLAYAN KADIN Komili Zeytinyağı için yeni ambalaj tasarımları gerçekleştiren Gamze Güven, şişelerin tasarım süreci, Deney Tasarım'dan grafik tasarımcı Murat Celep etiket tasarımları, Ana Gıda Pazarlama Müdürü Pelin Ersoy Bayraktar pazarlama stratejisi, tedarikçi firma Plaş Plastik'ten Tahir Oktaç ise kullanılan malzemenin teknik kısıtları hakkında bilgi verdi. Elif Esmez

Komİlİ Zeytİnyağı Şİşesİ

gamze güven / tasarım üssü

ee: Komili firması size nasıl bir proje tanımıyla geldi? Gamze Güven: Şişelerin tasarımına Ocak 2009'da başladık. Bunun şimdiye kadarki en hızlı ve istediğimiz şekilde hayata geçmiş proje olmasında tabi ki ekip çalışmasının ve projenin üç ayağının -tasarım ofisi, pazarlama ve tedarikçi firmanıniyi bir şekilde çalışmasının etkisi olduğunu düşünüyorum. Projeye Ana Gıda'nın Pazarlama Bölümü'nden aldığımız ve ne istediğini bilen, çok kapsamlı bir proje tanımıyla başladık. Bu doğrultuda bizden cesur ve ezber bozan bir tasarım istendi. Ardından kapsamlı bir araştırmaya girdik. Bu aşamada Anadolu Cam ile daha önceden gerçekleştirdiğimiz Türkiye'nin Zeytinyağı projesiyle başlamış olan, zeytinyağı kültürünü ve tarihini tanıma süreci bize çok önemli bir temel oluşturdu. Komili projesinde ise pazarlamadan gelen talep doğrultusunda şişelerin

PET olması isteniyordu. Çünkü cam her ne kadar güzel bir malzeme de olsa ağırlık ve kırılma nedeniyle böylesi seri üretilecek ve çok adette sürümü olması gereken bir üründe ne yazık ki çok tercih edilmiyor. Alternatifleri arasında sağlıklı bir ürün olan PET de, hafifliği ve ekonomikliği açısından tercih edildi. Biz de böylelikle PET ambalaja giriş yapmış olduk. ee: Size gelen proje tanımı doğrultusunda nasıl bir tasarıma karar verdiniz? gg: Genel konsept olarak yağı, bereketi, oturup zeytin ayıklayan kadını çağrıştıran ve ana tanrıça idollerini anımsatan bu şişe, yine bugün hala Anadolu'da ya da Ege'de tarlada çalışan köylü kadınlarımıza ithafen gerçekleştirdiğimiz bir tasarım oldu. PET malzemenin çok büyük kısıtları vardı. Bu kısıtları tedarikçi firma Plaş ile görüştük. Bir yandan bu teknik kısıtları öğrenirken diğer yandan da Komili markasına ilişkin pazar araştırmalarını, markanın tüketici için ne ifade ettiğini, eski fokus grup kayıtlarını dinledik. Bütün bu bilgiler sonucunda yaklaşık 25 adet alternatif üzerinde çalıştık ve bunlardan 17'sini sunduk. PET ambalajın kısıtlarıyla tasarım, 17 seçenekten önce altıya düşürüldü. Bunların hem bir litre hem de iki litre olanının üretilebilir halde prototipleri yapıldı. Sonrasında ise altı seçenek dörde indirildi.


karşı sayfada Yeni yüzüyle Komili Zeytinyağı iki, bir ve yarım litrelik şişe ailesi

arka sayfada Tasarım sürecinde gerçekleştirilen ve fokus gruba giren farklı desen ve görsellerde etiket denemeleri

ürün tasarımı - ambalaj

bu sayfada sol sırada: Şişelerin yanı sıra tasarlanan yeni teneke ambalajlar altta solda: Komili Zeytinyağı Riviera iki litrelik ambalaj tasarımı altta ortada: Komili Zeytinyağı Sızma bir litrelik ambalaj tasarımı altta sağda: Komili Zeytinyağı Ege Sızması yarım litrelik ambalaj tasarımı

55 XXI - MAYIS 2010

KOMİLİ ZEYTİNYAĞI PAZARLAMA DEPARTMANI GÖZÜNDEN

itibaren Tasarım Üssü’ne teknik olarak detaylı bilgi verdik. Gamze

yurtiçi ve yurtdışı başarılarını bildiğimizden ötürü bize katma değer

YENİLEME SÜRECİ

Hanım'ı fabrikamıza davet edip kendisine dolum ve şişeleme üretim

sağlayacağına baştan beri güveniyorduk.

süreçlerimizi ve teknik açıdan nelere dikkat edilmesi gerektiğini ee: Komili olarak hangi beklentiler doğrultusunda proje tanımını

detaylarıyla anlattık. Amacımız sadece bize farklılık getiren

ee: Şişelerin tasarım ve ardından üretim süreçlerinde gerek Tasarım Üssü

oluşturdunuz? Bize Tasarım Üssü'ne vermiş olduğunuz proje

bir tasarım değil, aynı zamanda fabrika altyapımıza da uygun,

ile gerekse üretici firma Plaş ile nasıl bir işbirliği içerisinde oldunuz?

tanımından bahseder misiniz?

üretilebilir bir tasarım gerçekleştirmekti.

peb: Yeni Komili şişeleri tamamen bir ekip çalışmasının ürünü. Pazarlama ekibi olarak, Tasarım Üssü’nün alternatif tasarım

Pelin Ersoy Bayraktar: Öncelikle Gamze Hanım’a bitkisel yağlar ve zeytinyağı olmak üzere sıvıyağ dünyasını anlattık. Sonra

ee: Komili sanırım ilk defa bir tasarım ofisiyle işbirliği

çalışmalarını aldıktan sonra, beklentilerimiz doğrultusunda ilk

da pazarda zeytinyağı segmentinin gelişimini, alt segmentlerini,

gerçekleştiriyor. Komili şişelerinin yenileme çalışmaları için neden

elemelerimizi yaptık ve kalan alternatifleri değerlendirmeye aldık. Daha

rakiplerini, dinamiklerini, kanal kırılımlarını ve yapmış olduğumuz

bir tasarım ofisiyle çalışmayı tercih ettiniz? Bu doğrultuda Tasarım

sonra Tasarım Üssü ve operasyon birimimizle birlikte PET ambalaj

tüketici testlerine ilişkin tüketici algılamalarını aktardık. Komili

Üssü'nü neden tercih ettiniz?

sektörünün öncülerinden ve yıllardır iyi bir işbirliğimizin olduğu Plaş’a

markasının yenilenme çalışmaları için düşüncelerimizi ve

peb: Perakendede zeytinyağı pazarının Komili ve Kırlangıç

giderek alternatif tasarımların üzerinden geçtik. Tasarımların PET

konsepti anlattık. Komili'nin yenilenme çalışmalarıyla amacımız

markalarıyla (%35) lideri olan Ana Gıda olarak pazara farklı bir bakış

ambalaj teknolojisiyle üretilebilirliğine yönelik birçok toplantı yaptık

pazara farklılık getirmekti. Çünkü yaptığımız tüketici testleri bize,

getirmek istedik. Komili'nin relansmanıyla 131 yıllık markamıza

ve yine bazı tasarımları eleyerek kalan tasarımlarla tüketici testlerine

tüketicinin yenilikçilik misyonunu tümüyle Komili’ye yüklediğini

yeniden yatırım yaparken ülkemizin zeytinyağı tüketiminin

gittik. Ayrıca yine bu süreçte Ana Gıda yönetim kuruludan çok büyük

gösterdi. Biz de bu misyondan hareketle raflarda farklılık yaratmayı

artırılmasında da öncü rol oynamayı amaçladık. İyi bir tasarım

bir destek gördük. İlk geri dönüşler çok iyi, raflara farklılık getirmeyi

amaçlayarak ambalaj değişikliğine gitmek istedik. Proje başından

ofisiyle çalışmak bizim için önemliydi ve Gamze Hanım’ın da

hedeflemiştik, bunu da başardığımıza inanıyorum.


ee: Size iletilen proje tanımı ve Tasarım Üssü'nün gerçekleştirmiş

Hanım PET şişelerden iki litrelik olanın tasarım sırasında gerek form

olduğu tasarımlar doğrultusunda şişede yer alan etiketler için nasıl

gerekse etiket olarak bir değişikliğe gidildiğinden bahsetti.

ee: Gamze Güven ile projenin hangi aşamasında çalışmaya

bir tasarım düşünüldü?

mc: Komili’nin zeytinin yetiştiği bölgenin ve işleme yöntemlerinin

başladınız? Size nasıl bir proje tanımı yapıldı?

mc: Bu proje tanımının doğal sonucu, ürünü öne çıkaracak

ürüne yansımasıyla oluşan üç farklı serisi bulunuyor. Bu serileri

Murat Celep: Gamze Hanım ile zaten daha önce de pek çok

bir tasarımdı. Ürünü örtecek ya da formla yarışacak her türlü

farklılaştırmak için renk kodları bulunmaktaydı: Riviera yeşil, Sızma

projede birlikte çalışmıştık. Endüstriyel tasarım ve grafik tasarımın

grafik elemandan uzak durduk. Hazırlanan, farklı şişe tasarım

bordo ve Ege Sızması mor. Tüketicinin de benimsediği bu kodları

bir bütünün parçaları olduğu ve bu parçaların aynı tasarım diline

alternatiflerinin her biri için, o şişe tasarımının doğal bir parçası

aynen sürdürdük. Burada yapacağımız bir yenilik, ürünün farklı

sahip olması, birbirini beslemesi ve tamamlaması gerektiğine

olarak algılanacak tasarımlar hazırladık. Geniş zeminli görsellerden,

bir versiyonu olarak algılanmasına neden olabilirdi. Biz bu ayrımı,

inanıyorum. Gamze Hanım ile bu projede birlikte çalışmaya şişe

süsleme olarak algılanacak her tür unsurdan uzak durduk. Ağırlıklı

zeytinleri de kendi içinde farklılaştırarak sürdürdük. Riviera’da

tasarımları üzerinde çalıştığı sırada başladık. Şişe konseptleri henüz

olarak şeffaf etiket tasarımları üzerinde yoğunlaştık. Arka etiketleri

siyah zeytinler, Sızma’da yeşil zeytinler, Ege Sızması’nda da koyu

şekillenmemişti. Bir araya gelerek iç ve dış piyasadaki zeytinyağı için

de bu anlayışla ele aldık. Ön cepheden bakıldığında, arka yüzeyde

mor/bordo alacalı zeytin görselleri kullandık. Ardından her türün

yapılmış olan şişe ve etiket tasarımlarını inceledik. Ayrıca araştırma

yer alan elemanların görünmesini istemedik. Bu nedenle arka etiket

de üç farklı boyutta şişe (yarım, bir ve iki litre) için uygulamalarını

şirketinin Komili markası üzerine hazırladığı raporu değerlendirdik.

alanını, ön yüzdeki logo alanının izdüşümüyle sınırladık. İçerik

gerçekleştirdik. Bu uygulamalara, mevcut tasarımın yüzeyle

bilgileri, barkod, adres ve simgeleri bu alan içinde toparladık.

birlikte büyüyüp küçülmesi olarak yaklaşmadık. Şişeler orantılı

DENEY TASARIM'DAN ŞİŞELERİN ETİKET TASARIMI

olarak büyüyüp küçülmediği için, grafiğin de formla ilişkisinin her

MAYIS 2010 - XXI 56

ürün tasarımı - ambalaj

Proje tanımının birbiriyle bağıntılı iki önemli noktası vardı: İlki, ürünün ve üretim sürecinin doğallığını vurgulayacak sadelik;

ee: Komili'nin yenilenen ambalajları arasında şişelerin üç farklı

boyut için yeniden kurulması gerekiyordu. Farklı boyuttaki şişe

ikinci nokta ise bu sadeliği tutarlı kılacak ve tasarlanan şişeyle

seride üç farklı boyu bulunuyor ve ayrıca teneke ambalajlar da yer

formlarında, grafik açısından avantaj ve dezavantajları yeniden

bütünleşecek bir grafik.

alıyor. Seri içinde bu ayrımları etiketle nasıl farklılaştırdınız? Gamze

değerlendirerek adaptasyonlar gerçekleştirdik.

ee: Şişenin etiket tasarımı için alınan tasarım kararından ve bu bağlamda Deney Tasarım'dan Murat Celep ile gerçekleştirdiğiniz işbirliğinden bahseder misiniz? gg: Murat Bey ile tamamen şişeyle uyumlu, onu bir bütüne ulaştıracak, konsepti ve şeffaflığı anlatacak bir tasarım üzerinde beraberce çalıştık. Bu tasarımdaki yağın şeffaflığını, duruluğunu ve sağlığını çağrıştırmak için, etiketi baştan beri şeffaf olarak düşündük. PET ambalajın yukarıdan gelecek darbelere ya da yağın içeride vakum oluşturmasına karşı direnç gösterebilmesi için yatay ve dikey birtakım yarıklar olması gerekiyordu. Bu yarıkları estetik bir dokuyla birleştirerek dokunun işlevini tamamen direnç vermeye yönelik bir hale getirdik. Işık kırılmaları yaratarak kristal bir etki yaratmak için de içe girinti yaptık. Etiketin de, formu ve vermek istenilen mesajı tamamlayıcı şeffaflığı ve duruluğuyla etkisini artırıcı bir işlevi vardı. Sonuç olarak etiket, işlevsel malzeme direnci ve estetiği bir araya getirmeye çalıştık. Etiketlerde de, şeffaf olmayan, tamamen kaplı, fotoğraflı olanlar gibi farklı konseptte çalışmalarımız oldu. Ama yine de yenilikçi olduğu ve kaliteyi yansıttığı için şeffaf etiketi tercih ettik.

pazarlama bölümü estetik olarak bakarken, diğer yandan tedarikçi Plaş, üretilebilirlik açısından, vakum değerleri ve direnç gibi özelliklere baktı. Tabi her şişe belli gramajlarda olan preformlardan şişiriliyor. Yaptığınız tasarımın bu gramajlara uygun bir form olması, et kalınlığının homojen dağılması, üstten gelecek darbelerde yamulmaması, kalıcı deformasyon ve içine yağ konduğunda vakum olmaması gibi uyması gereken birçok parametre var. Buna dolum aşamasında ve etiketlemedeki problemler de eklenince her parametreyi birlikte ele almanız gereken bir süreç ortaya çıkıyor.

ee: Proje kapsamında Komili ve Plaş ile işbirliğiniz nasıl yürüdü? Süreçte karşılaştığınız sorunlardan bahseder misiniz? gg: Bizi en çok iki litrelik şişe uğraştırdı. Kütlesinden dolayı deformasyon olacağı tahmin ediliyordu. Nitekim önce el oyuğu olmadan denendi ve şişede deformasyon oluştu. Daha sonrasında oyuğu tek taraflı düşündük, o da yeterli gelmeyince Plaş bize iki taraflı olmasını önerdi, biz de kabul ettik. Ayrıca yine bir litrelikteki içe girinti iki litrelikte tam olamadı, çünkü hacimden ve malzeme daha da inceldiğinden her ne kadar yanlarda doku yapsak bile bir deformasyon oluşuyordu. O yüzden iki litrelik şişeyi karakterini koruyarak diğerlerine göre daha fazla şişirdik. Tüm süreçte tasarım ekibimizden Onur Kaya şişelerle çok uğraştı. Ayrıca Komili'nin İzmit'teki fabrikasındaki dolum bandında yürüyebilmesi ve etiketinin belli bir yükseklikte yapıştırılabilmesi gibi seri üretimin getirmiş olduğu sorunlarla tasarım şekillendi. Her şey projenin başından bugüne kadar sekiz kez tadilat gördü. Gerek malzeme sağlayıcımız Plaş gerekse Komili bu süreçte cesur davrandılar. Yenilikçi ürüne ulaşmak adına ar-ge yatırımı olmalı dediler ve şartları zorladılar. Komili de Plaş da bu süreçten çok memnun kaldılar.

ee: Hep cam malzemeyle çalışmış bir tasarım ofisi olarak, PET sizin için nasıl bir deneyim oldu? gg: Evet, daha önce PET ile çalışmamıştık. Bu bizim için de yeni bir deneyim oldu. Tasarıma bir yandan

Ambalaj tasarımı hep estetik bir uğraş gibi algılanır. Oysa ürünün arkasında; üretilebilirlik, maliyet, dayanım, testler ve nakliyat gibi inanılmaz teknik bir çalışma var, o yüzden de projeler en az bir yıl sürüyor. ee: Seride üç farklı boy, ve renk kodlaması yer alıyor. Bu üç boy kendi içinde nasıl farklılaşıyor? gg: Riviera, Sızma ve Ege Sızması olmak üzere üç farklı tip Komili ürünü, önceki ambalajlardakine benzer kodlamayla ve aynı renklerde yapıldı. Bunların dışında üç ve beş litrelik teneke kutular tasarladık. Bunlarda da şişelerdeki zeytin desenini biraz daha büyük bir şekilde devam ettirdik. PET şişelerdeki zeytin dalı dokusuysa teneke üzerinde küçük bir tramlı efekt olarak arka tarafında devam etti.

Not: Komili Zeytinyağı yeni ambalajlarının tasarım hikayesini, 11 Mayıs'ta Swiss Otel'de düzenlenen Perakende Tasarım Konferansı'nda dinleyebilirsiniz.


kısıtlamaların başında gelebiliyor. Eğer üretim tekniği açısından

ÜRETİM SÜRECİ

iki aşamalı üretim tercih edilecekse, standart gramajlar ve buna bağlı olarak standart ağız-kapak zorunluluğu ortaya çıkıyor. Diğer

ee: Bize genel olarak PET ambalajın teknik kısıtlarından ve Komili

bir üretim tekniği açısından üretilecekse istenilen gram ve ağız

PET şişelerinin üretim sürecinde izlediğiniz yoldan bahseder

ölçüsünde tek aşamalı ürüne özel üretim tercih edildiğinde de,

misiniz?

makine kalıp ve ekipmanları için özel yatırım gerekiyor.

Tahir Oktaç: PET ambalajdaki teknik kısıtları iki aşamada inceleyebiliriz. Proje aşamasında ve ürün geliştirme sürecinde

İşveren bize genelde cam şişe bir örnekle gelerek istediği modeli

istenilen modelin iyi incelenip, olabileceklerin ve olamayacakların

belirler ve buna göre çalışmalar yapılır. Bu çalışmalar işverenin

net olarak belirlenmesi önemli. Bunu yanı sıra istenilen şişe modeli

isteğine bağlı olarak, ya tamamı Plaş tarafından yürütülür ya da

genelde cam şişe modelinden esinlenilerek düşünüldüğü için,

Komili çalışmasında olduğu gibi tamamıyla profesyonel bir ekip ile

düz yüzeyler ve keskin hatlar plastik-PET ambalaj için ise temel

sürdürülür.

gamze güven 1987’de ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nden lisans, 1990’da ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nden yüksek lisans derecesini aldı. Son 11 yıldır Bilgi Üniversitesi Tasarım Kültürü ve Yönetimi Sertifika Programında yarı zamanlı öğretim üyesi. 1990 yılından itibaren serbest çalışan Güven, verdiği tasarım ve danışmanlık hizmetlerini son 10 yıldır şirketi Tasarım Üssü olarak sürdürüyor. Mey İçki, Opet, Ana Gıda, Şişecam, Bocci, PSL World, Rietzenhoff gibi çeşitli sektörlerde üretim yapan ulusal ve uluslararası endüstri kuruluşlarına tasarım ve danışmanlık yapan Gamze Güven’in ulusal ve uluslararası yüzden fazla faydalı modeli ve tasarım tescili ve çeşitli tasarım ödülleri bulunuyor.

ilk denemelerden biri olan altı geniş şişe çalışması

MAYIS 2010 - XXI 58

ürün tasarımı - ambalaj

proje adı: Komili Zeytinyağı PET şişe ve görsel iletişim tasarımı proje tanımı: Yarım, bir ve iki litre boyutlarında aile olarak PET şişirme teknolojisiyle üretilecek, Komili'nin yenilikçi, öncü ve lider marka kimliğini güçlendirecek bütüncül bir ambalaj tasarımı işveren: Ana Gıda tasarım: Gamze Güven / Tasarım Üssü Ltd. tasarım ekibi: Gamze Güven, Onur Kaya, Engin Hergül grafik tasarım: Murat Celep / Deney Tasarım üretici: Plaş Plastik etiket baskı: İlk Etap proje başlangıç ve bitiş tarihi: Ocak - Eylül 2009

TEDARİKÇİ FİRMA PLAŞ'DAN PET AMBALAJLARIN

maket

oranı düzeltilmiş, zeytin dokulu bir litrelik şişe çalışması


KONE DESTEğİ İLE Bu gAzETE İçİN AğAç KESİLMEDİ

BAĞIMSIZ KENT VE MİMARLIK GAZETESİ AYDA BİR YAYIMLANIR 15 NİSAN 2010 SAYI 84 OKULLARDA BEDELSİZ KİTAPEVLERİNDE 3.5 TL YILLIK ABONELİK 39 TL

yenimimar.com

YENİMİMAR’I BULABİLECEĞİNİZ MİMARLIK VE ŞEHİRCİLİK OKULLARI ABANT İzzET BAYSAL ! AKDENİz ! BAhçEşEhİR ! BEYKENT ! BİLgİ ! çANAKKALE ONSEKİz MART ! çuKuROVA !DİcLE ! DOğu AKDENİz ! DOğuş ! DOKuz EYLüL ! ERcİYES ! ESKİşEhİR ANADOLu ! ESKİşEhİR OSMANgAzİ ! gAzİ ! gEBzE YüKSEK TEKNOLOjİ ! hALİç ! İSTANBuL TEKNİK ! İzMİR EKONOMİ ! İzMİR YAşAR ! İzMİR YüKSEK TEKNOLOjİ ! KARABüK ! KARADENİz TEKNİK ! KOcAELİ ! KüLTüR ! MALTEPE ! MERSİN ! MİMAR SİNAN güzEL SANATLAR ! ORTA DOğu TEKNİK ! SELçuK ! SüLEYMAN DEMİREL ! TRAKYA ! uLuDAğ ! YEDİTEPE ! YILDIz TEKNİK

YARIşMA

illüstrasyon hakan tüzün şengün

Cami yarışması bir kırılma noktası olur mu? J5

OKuLLARDAN

FORuM

Kocaeli Üniversitesi’nde disiplinlerarası sergi J2

Mimarlığın Sosyal Forumu’na çağrı J3

Kocaeli Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’nde, Temel Tasarım ve Temel Sanat Eğitimi dersleri kapsamında üretilen öğrenci çalışmaları Sergi2, tasarım yaklaşımları üzerinde düşünmeye davet etti. 5 5 5

Kayseri’de Sinan Günleri kapsamında düzenlenen Cami Mimarisi Üzerine Fikir Yarışması, yıllardır yeninin hiç denemeyecek kadar az üretiliyor olduğu cami konusunu yeniden mimarlık gündemine taşıdı. Yarışma, önümüzdeki dönemde hem mimarlar hem de kent üzerine karar vericiler açısından cami mimarisinin daha çekici bir alan olarak görülmesi konusunda umut verici oldu. YENİMİMAR.cOM

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, kentsel toplumsal hareketlerin aktivistlerini, mekansal dışlanmaya ve toplumsal adaletsizliğe karşı mücadele eden herkesi, 21 - 23 Ekim 2010 tarihleri arasında forumda buluşmaya çağırıyor. 5 5 5

Staj yapacağın ofisi Yeni Mimar’dan bul! Öğrenciler staj yapacakları mimarlık ofisi, ofisler kendilerine uygun stajyer arıyor. Bu iki tarafın yeni buluşma yeri yenimimar.com. Yeni Mimar web sitesi üzerinden yapılan staj başvurularını, aradıkları kriterlere göre ofislere ulaştıracak. Yeni Mimar, öğrencilerin meslek hayatıyla, ofislerin de genç zihinlerle buluşmasına aracılık edecek.

MAYIS 2010 - XXI 60

yenİ MİMAR

Başvurular için yenimimar.com’u takip edin.

SERgİ

SİNAN

Türkiye’nin tanımsız çağdaş mimarlığı J4

Meslektaşlarından Sinan’a J6

Gökhan Karakuş, son durağı İstanbul Büyükşehir Belediye’si tarafından Brüksel’de açılan İstanbul Merkezi olan 7 Tepe 7 Mimar Sergisi ve bu bağlamda Türkiye’deki çağdaş mimarlık üzerine düşüncelerini aktardı. 5 5 5

Mimarlar Odası Kayseri Şube Başkanı Hakan Mahiroğlu’yla, Sinan Günleri öncesinde, son dört yılda Kayseri’de Mimar Sinan’ı bugüne kadar olanlardan daha farklı anma çabalarını ve sonuçlarını konuştuk. 5 5 5

Türkiye’nin tanımsız çağdaş mimarlığı Gökhan Karakuş (...) Türkiye’deki çağdaş mimarlık örneklerinin yurtdışında çok iyi bilinmediğini söylemek haksızlık olmaz. Buna ilaveten Türkiye çağdaş mimarlığının yurtdışında tanınmak adına çok fazla enerji sarf ettiğini de söyleyemeyiz. Türkiye’de çalışan çoğu mimar, burada çalışmaktan ve bunun bu şekilde kalmasından oldukça memnun. Han Tümertekin, Emre Arolat ve Tabanlıoğlu Mimarlık gibi göz önünde olan birkaç örnek dışında dünya çapında Türkiyeli mimarlardan çok az bahsediliyor. Küresel ortamda Türkiye çağdaş mimarlığı gözle görülür bir etkide bulunmuş değil. Bu durumun sebepleri hem pratik hem de stratejik. Türkiye’deki birçok mimarlık ofisinin, özellikle son 15 yıldaki inşaat patlamasının da etkisiyle, kendilerini meşgul edecek yeteri kadar projeye sahip olduğu görülüyor. Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan gibi birkaç Orta Asya ülkesinin ötesinde, Türkiye’nin, mimarlığının, estetiğinin ve ekonomisinin, herhangi bir küresel iş alanından daha fazla ilişkide olduğu uluslararası bir pazar yok. Dil bariyeri büyük bir ayak bağı. Türkiye’nin komşuları farklı dilleri konuşurken, ülkenin çağdaş mimarlarının çoğunun dil konusunda zayıf olduğuna dair bir gerçeklik var. Son ve muhtemelen en can alıcı olan ise Türkiye’deki mimarlığın dünyaya kendini çok az anlattığına dair olan basit gerçeklik. (...)

Yeni Mimar Kent ve Mimarlık Gazetesi, Türkiye'deki kent ve mimarlık alanlarında gündemi belirleyen konulara yorum yazılarıyla yer veriyor. Türkiye'deki tüm mimarlık ve şehircilik bölümlerinde bedelsiz dağıtılmaya başlanan Yeni Mimar'ın Nisan sayısındaki yorumlardan birkaçını paylaşıyoruz. www.yenimimar.com

İnanmakla mimar olmak arakesitini aramak Söyleşi: Nevzat Sayın Cami Mimarisi Üzerine Fikir Yarışması’na başvuran projelerin kalitesi nasıldı? Böyle bir yarışma açmaya karar verdiğimizde benim en çok merak ettiğim şeylerden biri gelecek projelerin kalitesiydi ve sonuçta bence çok iyi bir kalite yakalandı. Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü elemelere bakılınca yarışmanın kendi içindeki kalite de görülüyor. İki türlü kalite var; birincisi zihinsel açıdan, yani bütünsel olarak projenin altyapısı, ikincisiyse sunuşlardaki kalite. Ben ortalamanın üzerinde bir kalite olduğunu söyleyebilirim. Gelenekselden çağdaşa geçişte camilerdeki ana mekansal kurguyu belirleyen minber ve son cemaat yeri gibi mekanlar nasıl yorumlanmıştı? Zaten cami çalışmanın zorluğu orada: Konvansiyonel olduğu kadar da tanımlı bir yapı türünde yeni bir şey yapmak nasıl olacak? Her projeyi kendi özelinde değerlendirince o mümkün olabiliyor. Ama şöyle örneklerle de karşılaştık mesela: Üçgen bir yapı var ve mihrap üçgenin dibinde. Bu hiçbir şekilde kabul edilemez bir öneri çünkü çok temel bir kural var: Ön saflar olabildiğince uzun olmalı. Bu konvansiyon mimar böyle istedi diye değiştirilemez, ama bir mihrabın ne kadar şeffaf ne kadar ışıklı ne kadar karanlık olduğu konusundaki yorum kesinlikle proje sahibinindir. Ya da bazilikal bir planla yani bir kilise formuyla -temel olarak orta mekanlı ya da merkezi plana daha yakın olanları bir kenara bırakırsak- cami formunun arasındaki temel ayrım aslında birinin boyuna uzun, birinin enine uzun olmasıdır. Birisi çıkıp upuzun ve aksiyal yapıda, yani narteks ve apsis tanımını son cemaat ve mihrap tanımıyla değiştirerek bir yapı yapmaya kalktığında bu bizim için kabul edilebilir bir şey değil. Çünkü o kararı biz de veremeyiz. Konvansiyonlar üzerinden gelen böylesi bir yorum mutlaka esasını zedelemeden yapılmalı. Bu çok önemli. Minarenin hatta minberin olup olmaması çok önemli değil, bunlar her camide olmak zorunda değil ama her camide mihrap olmak zorunda da ve onu nasıl yapacağını mimara bırakıyoruz. (...)


OSMANLI RENKLERİ KOLEKSİYONU Marshall'ın Osmanlı Sanatı Uzmanı Serdar Gülgün ile gerçekleştirdiği işbirliğinden doğan, Osmanlı Renkleri koleksiyonu, Osmanlı kültüründeki renkleri bugüne taşırken yaşam alanlarına da çağdaş bir Osmanlı etkisi getiriyor. Koleksiyon, Lokum, Akide, Şerbet ve Kahve olmak üzere renk ya da tat olarak ifade edilebilecek

dört ana temadan oluşuyor. Ayrıca koleksiyonda boyanabilir duvar desenleri olarak; Çintemani, Kündekari, Balık Pulu, Zencirek, Nar, Lale ve Karanfil olmak üzere yedi önemli Osmanlı motifi de bulunuyor. www.marshallboya.com

IQ NATURAL Zemin kaplamaları ve spor yüzey çözümleri sunan Tarkett'in yenilikçi ürünü iQ Natural, kamu ve hastaneler, okullar, ofis ve dükkanlar gibi özel kuruluş binalarında kullanılmak üzere tasarlandı. Ürünün, hem çevresel hem de teknik performans hedeflerine ulaşabilmesi için bileşenlerinin %75’i doğal ve yenilenebilir kaynaklardan elde ediliyor. Yenilenebilir malzemelerden, yeni bir plastifiyan

MAYIS 2010 - XXI 62

YENİ - ÜRÜN

SUNTECH Albayrak Tente tarafından üretilen Suntech, katlanabilen raylı tente, kafe, restoran ve benzeri mekanlarda kış aylarında da dış mekanın kullanımını olanaklı kılıyor. Olumsuz hava şartlarına dayanıklı, uzaktan kumandayla açılıp kapatılabilen ürün, aynı zamanda sigara yasağına karşı da etkin bir tente sistemi. Sistemin

(Ricinus yağı) içeren ve %100 geri dönüşümlü bir ürün. Uçucu organik bileşik emisyonları Avrupa standartlarının izin verdiği değerden 40 kez daha düşük, temizlik ve bakım maliyetlerini %30'a kadar azaltan ürün, cila ve benzeri ürün uygulaması gerektirmeden sadece su yardımıyla temizlenebilir. Seri, 24 doğal görünümlü rengiyle her mekana uyan çözümler sunuyor. www.tarkett.com

kapanması, üzerindeki tentenin katlanarak geriye çekilmesiyle sağlanırken sistemin konstrüksiyonunu emprenye edilmiş ahşap ya da alüminyum oluşturuyor. Sistemin etrafı katlamalı sürgülü cam ya da kristal mikayla kapatılabiliyor ve böylece mekan kışın yağmurdan ve soğuktan korunabiliyor. www.albayraktente.com

İZOCEPHE Kılıçoğlu İzocephe mantolama sistemlerinin içerdiği karbon, ısı enerjisinin ışıma yoluyla yayılmasını engelleyerek yüksek ısı yalıtımı performansı sağlıyor. Bünyesinde bulunan çok sayıda küçük kapalı gözenekli hücreler kuru ve durgun hava içeriyor. Bu iki özelliğin birleşmesi sonucunda da standart ısı yalıtım malzemelerine göre %20 daha yüksek ısı yalıtım performansı elde ediliyor. Buhar geçirgen yapısı sayesinde nefes alan bir ısı yalıtım malzemesi olan İzocephe, tüm detay elemanlarıyla uzun ömürlü bir ısı yalıtımı sağlar. Boyut kararlılığına sahip,

yoğunluk yapısı sıva çatlaklarını engellerken ısı farkları ve yaşlanmayla malzeme boyutlarında değişim görülmez. Büyük boyutlu oluşu ve binileri sayesinde hızlı bir şekilde döşenen ürün, levha boyutunun standart levhalara göre büyük olmasıyla da birim yüzeyde daha az levha kullanımı sağlar. Levhaların birbirlerine kenetlenme sistemi düşey ve yatay eksenlerde bulunan biniler vasıtasıyla gerçekleşir. İzocephe; Ilıman İklim Paketi, Soğuk İklim Paketi ve Akıllı Çözüm Paketi olmak üzere üç farklı yalıtım sağlayan paketi kullanıcılara sunuyor. www.kilicoglu.com.tr


ÇAKIL SERİSİ

MZ 230

1972 yılından beri duvar karosu, yer karosu, bordür, dekor ve porselen üretimi yapan Uşak Seramik'in yeni, değişik renk tonlarında çakıl desenli karolardan oluşan Çakıl serisi, evlerde açık hava keyfi yaşatıyor. Uşak Seramik tarafından 40x40 boyutlarında üretilen seride bej, kahve, yeşil, beyaz ve gri olmak üzere beş renk seçeneği bulunuyor. Dayanıklılığıyla sürekli yaşanan mekanlarda döşenen seri, uzun yıllar kullanılabilecek kalitede üretiliyor.

Silverline, yeni inox çerçeveli MZ 230 mikrodalga fırınla mutfaklara estetiğin yanı sıra kombine kullanımın kolaylığını da getiriyor. Mikrodalga fırın, ızgara ve buharlı fırın olma özelliğine sahip ürünün, pişirilen yemeğe göre ayarlanabilen beş farklı mikrodalga güç seviyesi bulunuyor. Döner tepsi olmadan çalışma ve elektronik kontrol özelliği, dijital göstergesi, programlanabilir dijital saati, 60 dakikaya uzayabilen kadar pişirme süresi ve bitiş sinyaliyle kullanıcılara sunuluyor.

www.usakseramik.com

www.silverline.com.tr

BOND KOLEKSİYONU

Doğanın ritmini ve akıcı çizgilerini banyolara taşımayı hedefleyen Harri Koskinen tasarımı koleksiyonun vitrifiye ürünleri, asgari düzeydeki su tüketim hacimleriyle önemli ölçüde su tasarrufu sağlıyor. www.kale.com.tr

ONDUSER Onduline Avrasya, Seramiksan işbirliğiyle geliştirdiği yeni çatı ve cephe kaplama malzemesi Onduser sistemi, mükemmel estetiği ve uzun ömrü sayesinde klasik çatı ve cephe kaplama anlayışını değiştiriyor. 40 yıllık su geçirmezlik garanti süresiyle piyasaya sunulan ürün, özel seramikler ve bunların montajını sağlayan sistemle birlikte herhangi bir harç ya da

yapıştırıcı gerek duyulmadan eğimli çatılara ve cephelere uygulanabiliyor. Ağırlığı geleneksel çatı kaplamalarının yarısı kadar olan Onduser’in çatıya verdiği yük m2'de 19,5 kg ürün, sırla kaplı yüzeyi sayesinde su geçirmiyor. Havalandırma sistemi sayesinde dondan etkilenmiyor, kışın yoğuşmayı önlüyor ve yaz aylarında da serinlik sağlayarak tasarrufa katkıda bulunuyor. www.onduline.com.tr

MAYIS 2010 - XXI 64

YENİ - ÜRÜN

Kale Grubu’nun banyo çözümleri sunan markası Kale, Finlandiyalı tasarımcı Harri Koskinen’in imzasıyla daha önce karo tasarımıyla banyolara farklı bir bakış açısı getiren Bond Koleksiyonu’na vitrifiye, armatür ve akrilik seçeneklerini entegre ederek bütünsel banyo çözümleri sunuyor. Oval ve yalın biçimlerle suyun yumuşak

hareketlerini banyolara yansıtan koleksiyon; estetiği, en az malzemeyle buluşturuyor.

Design Composite Türkiye temsilciliğini EA Tasarım'ın yaptığı Avusturya kökenli malzeme olan ve mimari çözümler sunan Design Composite, renkli, opal ya da şeffaf, polikarbonat ya da akrilik panellerden oluşan bir malzeme. En önemli özelliği ışığı geçirirken görüntüyü geçirmemesi olan malzeme, böylelikle mimaride farklı çözümler yaratıyor. Hafif olmasına rağmen, üzerine gelecek yüke karşı da oldukça dayanıklı olan bu malzeme, yer döşemesi olarak da kullanılabiliyor. Dış cephe kullanımda en büyük artılarından biri ise UV

dayanımlı olması ve her türlü hava koşullarına dayanması. Hafifliği sayesinde hem kolay taşınabilen hem de kolay uygulanabilen malzeme, bölücü panel, duvar, kapı, mobilya tasarımları, dekoratif panel, yükseltilmiş yer döşemesi, cephe uygulamaları, korkuluk ya da parapet, raflar, fuar standları olarak kullanılabiliyor. Ayrıca kullanım alanları arasında mağaza çözümleri, akustik tavanlar, sahne ve podyum tasarımları da yer alıyor. EA Tasarım, mimarlara ürünle ilgili projelendirme desteği de sunuyor. www.ea.com.tr


Alparda'ya red dot'dan Ödül

red dot Design Awards 2010 kapsamında, Ürün Tasarımı kategorisi Ofis dalında Winner 2010 ödülüne layık görülen Alparda için Aziz Sarıyer tarafından tasarlanan Gull kanepe, dünyaca tanınmış uzmanlarından oluşan jüri tarafından 2010 yılında, kategorisinde red dot ödülüne layık

görülen tek Türk markası oldu. Ödül kazanan Gull, 6 Temmuz - 30 Haziran tarihleri arasında Zollverein Maden Ocağı’nda yer alan red dot Tasarım Müzesi’nde gerçekleşecek özel sergide yer alacak. Özel sergi sonrasında Gull bir yıl boyunca devam edecek sürekli sergi kapsamında ziyaretçiler tarafından görülebilecek. www.alparda.com

Gaggenau'ya 13 ödül birden

Gaggenau'nun 14 ürün ile katıldığı; yaratıcılık, tasarım ve yenilikçilik alanında en zorlu ve saygın uluslararası yarışmalardan biri olan red dot Ödülleri'nde 13 ürününe, sahip olduğu yüksek tasarım kalitesiyle ödül verildi.

red dot ödüllü Gaggenau ürünleri arasında, CM 250 tam otomatik espresso makinesi, tam entegre RC 289 Vario soğutucu, 200 serisi ankastre fırınlar ile mükemmel uyum sağlayan BM 270 mikrodalga fırınlar ön plana çıkıyor. www.gaggenau.com

FİRMA HABERLERİ MAYIS 2010 - XXI 66

Kocaeli Gebze Dilovası'nda bulunan Yıldız İlköğretim Okulu’nda bir anasınıfının duvarlarını Rasch’ın RAL sertifikası taşıyan, insan sağlığına zararlı hiçbir katkı maddesi içermeden Avrupa standartlarına uygun üretilmiş olan çocuk koleksiyonları ile kaplayarak, 2010 yılındaki ilk sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdi. www.hanna.com.tr

MUTFAK TASARIMI KİTABI

Häfele ile mutfak aksesuar ve donanımı firması Kesseböhmer sponsorluğunda Literatür Yayıncılık tarafından yayımlanan ve Kadir Has Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Deniz Yazıcıoğlu'nun yazdığı Mutfak Tasarım Süreci - Analiz, Karar ve Planlama kitabı, mutfak tasarımına metodik bir yaklaşım getiren

Autodesk’in iki ve üç boyutlu tasarım uygulamalarında devrim yaratacak yazılım programı AutoCad 2011, Autodesk’in Türkiye distribütorü Medyasoft’un düzenlediği bir toplantıyla kullanıcılara tanıtıldı. Yıldız Holding Bilişim Grubu şirketlerinden

biri olan Medyasoft; mimarlık, inşaat, imalat, endüstriyel tasarım, medya ve eğlence sektörlerine yönelik dünyanın iki ve üç boyutlu yazılımı AutoCad 2011 ve 3ds Max Design 2011’i tanıttı. Tanıtım Design with, Visualize with ve Share with olmak üzere üç bölümde gerçekleştirildi. www.medyasoft.com.tr

BLANCORONIS'E ÖDÜL

Rasch’a Sosyal Sorumluluk Ödülü

Rasch’ın Türkiye distribütörü Hanna Brand Management, ilk sosyal sorumluluk projesi için Uluslararası Rotary ve Rotaract kulüplerinin düzenlediği Rotabest 2009 ödül töreninde teşekkür plaketiyle ödüllendirildi. Hanna Brand Management,

Medyasoft, AutoCad 2011’i Tanıttı

Yenilikçi evye ve batarya koleksiyonları bulunan Alman markası Blanco, 2010 model tasarımları Blancoronis ile Uluslararası Industrie Forum Design Hannover tarafından verilen IF 2010 Ürün Tasarım Ödülü'ne layık görüldü.

Blanco CEO’su Achim Schreiber ödülle ilgili şunları söyledi: “Geliştirdiğimiz ürün seçenekleriyle rekabete ve yüksek seviyede stratejiler belirlemeye devam edeceğiz. Deneyimlerimize, uzman ekipten oluşan tasarımcılarımıza ve ARGE ekibimize güveniyoruz.” www.blanco.com.tr

BURSA MAĞAZASI AÇILDI

Koleksiyon Mobilya'nın, 13. mağazası Bursa’da açıldı. Koleksiyon Home ve Koleksiyon Contract & Office ürünlerinin sergilendiği 1.400 m2’lik mağaza, üç kattan oluşuyor. Giriş katında Koleksiyon Home ürünlerinden oluşan mobilya, halı, kilim ve aydınlatma seçkileri; asma katındaki aksesuar standlarında,

Koleksiyon’un Faruk Malhan ve Alev Ebuzziya tasarımlarının yanı sıra Revol, Alessi, Royal VKB, Foscarini gibi dünya markalarının da ürünleri sergileniyor. En üst katta ise Koleksiyon Contract & Office’in Studio Kairos, Faruk Malhan, Koray Malhan, Gernot Oberfell ve Jan Wertel gibi tasarımcıların ürünlerinden oluşan geniş ürün seçkisi yer alıyor. koleksiyon.com.tr

“BİZİM EKİP” BAYİ ÇALIŞANLARI KULÜBÜ bu kitap, ölçü alınmasından planlamaya tüm aşamalarda tasarımcılara yol göstermeyi amaçlıyor. Fiziksel koşulların analizi, bütçe öngörüsü, stil, malzeme ve renk seçimi konularını kapsayan bölümlerin ardından aktivite alanlarının belirlenmesi, plan tipine karar verilmesi gibi adımları içeren planlama süreci; geleceğin mutfak donanımları 160 fotoğraf ve 17 teknik çizim eşliğinde ele alınıyor. www.hafele.com.tr

Kütahya Seramik ve Kütahya Yapı Kimyasalları, ustaları bir çatı altında toplayan ve mesleki gelişimlerine katkıda bulunan KYK Usta Kulübü'nden sonra bayi çalışanlarını da “Bizim Ekip” Bayi Çalışanları Kulübü çatısı altında birleştirdi. Kütahya Seramik ve Kütahya Yapı Kimyasalları’nın yurt genelindeki 220 bayisinin 1.500 adet çalışanı “Bizim

Ekip” kulübüne katıldı. Kulüp, üyelerinin ürünler hakkında teorik ve uygulama bilgilerinin gelişmesini sağlamakla birlikte, iş yaşamında kullanabilecekleri eğitimlerle kişisel gelişimlerine de katkıda bulunmayı amaçlıyor. “Bizim Ekip” Bayi Çalışanları Kulübü’nün ilk toplantısının ardından, eğitim ve motivasyon amaçlı toplantılar ilerleyen yıllarda da devam edecek. www.kyk.com.tr


söyleşi - ürün tasarımı MAYIS 2010 - XXI 68

fotoğraflar: Grohe

TASARIM EKİBİNİN KATTIĞI DEĞER 2005 yılında Grohe firma içi tasarım ekibinin başına gelen Paul Flowers ile kurulan bu ekibin firmaya getirdiği artıları ve ürünlerin tasarım süreçleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Elif Esmez

ee: Grohe bünyesinde bulunan firma içi tasarım ekibinin firmaya getirdiği artılardan bahseder misiniz? Bu tasarım ekibinden sonra firmada neler değişti? Paul Flowers: Uluslararası ödüllü tasarım ekibi yaptığı her işte Grohe’nin DNA’sının kararlılığını ve yansımasını garanti ediyor. Tasarım yaparken her koleksiyonda uzmanlığımızdan, mirasımızdan ve önceki deneyimlerimizden yararlanıyoruz ve böylelikle güçlü bir bilgi altyapısı oluşuyor. Mühendislik ve Pazarlama departmanlarıyla iç içe çalışıyoruz. Mühendislik bölümüyle olan sürekli iletişimimiz ve onların konuya hakim olarak projeyi nasıl bitireceklerini hissetmeleri,

tasarımlarımızı iyi deneyimlere dönüştürüyor. Pazarlama bölümüyle olan ilişkimiz ise bizim tasarım iletişimini ve kullanıcının üründen nasıl daha iyi şekilde faydalanabileceğini anlamamıza olanak sağlıyor. Osmosis (birbirine geçen) olarak adlandırılan konsepte inanıyorum; tasarım ekibimiz Grohe’nin kalbinde yer alıyor ve yaratıcılığı firmanın her tarafına yayıyor. Grohe'deki bu yeni yaratıcı kültür çok büyük bir etki yarattı ve bu, bir firma olarak yeni fikirleri ve potansiyel fırsatları yakalamamızı sağlıyor. ee: Bize Grohe ürünlerinin arkasındaki tasarım felsefesinden bahseder misiniz? Bu, ürünlere nasıl yansıtılıyor? pf: Grohe'de bize rehberlik eden Kolaylık, İnsan ve Performans olmak üzere üç firma değeri var. Bunlardan Kolaylık; internet sitemizden ürünlerimizin kullanıcılara ulaştığı

ambalajlara kadar bütünüyle kullanıcı deneyimlerini dikkati alıyor. Bu yüzden de yaptığımız her şey sezgisel ve basit. İnsan değerinin yansıması olarak; erişilebilir ve etkileşime açık ürünlere sahibiz. Performans ise, ürünlerin işlevselliklerinin yanı sıra aynı zamanda da estetik görünüme sahip olmaları anlamını taşıyor. Değerlerimiz, yaptığımız her şeyde bulunan tutarlı bir felsefeyi garanti ediyor. Estetik dilimizi açıkça yansıtan “Signature Elements” diye adlandırdığımız; oval, 7° ve daire, ürünleri firmanın logosundan dan önce tanınır kılıyor. ee: Kullanıcı ihtiyaçları ve beklentileri doğrultusunda nasıl bir çalışma gerçekleştiriyorsunuz? pf: Araştırmalarımız kapsamlı bir şekilde tüketici ihtiyaçlarını kavramaya dayanıyor. Tüketici çalışmaları, bizim trend araştırmalarımızla dile gelmeyen


önceki sayfada üstte solda: Grohe tasarım ekibinin “Signature Elements” olarak adlandırdığı; oval, 7° ve daireden oluşan logosu. solda ve sağda: Grohe Ondus serisi

MAYIS 2010 - XXI 70

söyleşi - ürün tasarımı

bu sayfada sağda ve altta: Ondus dijital lavabo bataryası altta sağda: Sahip olduğu açıyla batarya ve kumanda kolu arasındaki açıklığı artırarak kullanıcının kumanda kolunu daha rahat şekilde kontrol etmesini sağlayan Grohe Veris lavabo bataryası

kullanıcı ihtiyaçlarını tespit etmemizi sağlıyor. Tasarım ekibi dünyayı gezerken; tasarım, moda, müzik, yemek, iç mimari ve mobilya gibi farklı disiplinlerden etkileniyor. Özellikle en önemli fuarlardan olan Salone del Mobile’den %100 Design’a kadar çeşitli fuarları takip ediyoruz. İlgilendiğimiz trendlerin kullanıldığı, ortaya çıkan yeni modellerin izini sürüyoruz. Bu proaktif yaklaşım, bir şeyi takip etmektense trendleri yaratmamızı sağlıyor. ee: Kullanıcı ihtiyaçlarının ortaya çıkarılmasından ürünün ortaya çıkmasına kadar nasıl bir tasarım süreci yaşanıyor ve bu süreçte hangi araçlar kullanılıyor? pf: Kullanıcı odaklı tasarım sürecimiz ürünlerimizi kullanabilecek farklı kesimden farklı kullanıcılar hakkında olabildiğince çok bilgi toplamakla başlıyor. Sonrasında toplanan bu

bilgiler sentezlenerek konseptler tasarlanıyor. Yaratılan bu konseptler de DQR (Design Quality Review)'da değerlendirildikten sonra tasarlanan formu ve onun ergonomik olup olmadığını test etmemizi sağlayan prototipler oluşturabildiğimiz Alias gibi programlarla üç boyutlu görselleştirilmesi yapılıyor. Bu aşamada bu araçlar bize konsepti gerçek ölçüleriyle kavramamıza olanak tanıyor. Sonrasında tasarım daha da sadeleşiyor ve oluşturulan sunum modeli konseptin son durumunu ortaya koyuyor. ee: Biliyoruz ki inovasyon ve tasarım beraber ilerlemek zorunda. Tıpkı Ondus ürününüzde olduğu gibi. Grohe'de sağlanan tasarım ve teknoloji işbirliğinden bahseder misiniz? pf: İyi tasarım, insanların teknolojiyle karşılaşmalarında sempatik ve etkileyici yollar sağlamalı. Bu, etkileşimi

ve teknolojinin sunduğu bütün faydaların kullanıcılara aktarılmasını kolaylaştırmalı; Grohe’de iyi tasarım korkutucu bir yol değil, insani bir yol anlamına gelir. İyi tasarım, sezgizel, basit ve anlaşılır olmalı, sadece teknoloji için teknoloji olmamalı. Teknoloji bizim için ürüne bir değer katmalı ve suyun kullanım deneyimini artırmalı. O yüzden de son banyo koleksiyonumuz Ondus Digitecture, teknolojinin işlevsellik ve tüm deneyimlerini nasıl geliştirdiğine iyi bir örnek. Dünyanın en düz modüler sistemi olan ve duvardan sadece 4 mm dışarıda olan Digitecture, ismini gelişmiş dijital teknolojiyle mimarlık arasındaki ilişkiden alıyor. Basit 5x5 grid sisteme kurulabilen bu modüler koleksiyon, mimarlara da mekan planlamasında bir özgürlük sunuyor.

Kullanıcılar kendi tercih ettikleri su ısı seviyesini ve basıncını programlayarak ürünü bir sonraki kullanışlarında bir tuşla kendi tercihleri doğrultusunda kullanabiliyor. Basit bir durdurma düğmesi sayesinde geçici bir süre için saçınızı şampuanlarken suyun akması duruyor, yine devam düğmesine basıldığında da su önceki ısı seviyesinden ve akış miktarından aynen devam ediyor. Böylelikle zamandan ve sudan tasarruf sağlanırken, bireysel su deneyimiyle de suyun değerini bizlere hatırlatıyor. Bu şekilde sağlanan su ve enerji tasarrufu, teknolojinin yaşamlarımıza kattığı değerin ve kendi ürünlerimizle çevreye olan saygımızın ön güzel örneği. Ondus, önemli tasarım ödüllerinden biri olan Red Dot'ta Best of the Best kategorisinde ödül kazandı. Bu bizim dört yıl içinde aldığımız üçüncü ödül.


bu sayfada İstanbul Sapphire binasında yer alan ve My Home sisteminin entegre edildiği rezidanslardan görünüm

MAYIS 2010 - XXI 72

UYGULAMA - EV OTOMASYON SİSTEMİ - İSTANBUL

karşı sayfada: Legrand My Home ev otomasyon sisteminden anahtar priz ürünleri

fotoğraflar: Legrand

DÜŞÜNCELİ YAŞAM ALANLARI İstanbul Sapphire binasında kullanılan Legrand My Home sistemi ve gerçekleştirilen işbirliği hakkındaki sorularımızı Legrand Pazarlama Direktörü Murat Eti ve Legrand Otomasyon Departmanı Grup Müdürü Duygu Dündar Özdeniz ile İstanbul Sapphire Satın Alma Müdürü Eyyüp Demirhan yanıtladı. Elif Esmez

ee: Legrand'ın geliştirmiş olduğu ve İstanbul Sapphire projesinde de tercih edilen My Home akıllı ev sistemi kullanıcılara ne gibi artılar sunuyor? Murat Eti, Duygu Dündar Özdeniz: My Home akıllı ev sisteminde aydınlatma, ısıtma-soğutma otomasyonu bina yönetim sistemiyle entegre olarak, her dairede mevcut dokunmatik bilgisayarlar yardımıyla kontrol ve kumanda edilebiliyor. Rezidans sakinleri için konforun en üst seviyede sunulduğu projede tüm mekan aydınlatma ve ısıtma-soğutma sistemleri ayrı ayrı kontrol edilebiliyor. Daire sahipleri farklı amaç ve yaşam standardına göre kendilerinin belirleyebileceği senaryolarla sistemi

rahatça kullanabiliyor. Panoya yerleştirilen sunucuyla dokunmatik bilgisayar üzerinden kumanda edebilen sisteme istenirse daire dışından, internet üzerinden erişmek de olanaklı. Legrand, İtalya’da bulunan ar-ge merkeziyle birlikte çalışarak bu proje için özel ürünler geliştirdi. Projede kullanılan akıllı ev sisteminin dokunmatik panel ve internet erişim paketi yazılımları ve şifreleri özel olarak hazırlandı. ee: Ev otomasyon sistemleri genellikle lüks olarak algılanıyor. Aslında bir taraftan da enerjinin verimli yönetilmesiyle tasarruf sağlanmış olmuyor mu? me, ddö: Ev otomasyon sistemleri artık lüks olmaktan çıkıyor. Özellikle ihtiyaçlar dikkate alındığında sistem, sunduğu katma değerlerle birlikte değerlendirilirse lüksten çok ihtiyaç olarak görülmeli. Buradaki en önemli konu sistemin sağladığı tasarruf. Sistemin kullanımı %30'a varan enerji tasarrufu sağladığı

gibi CO2 emisyonunu da azaltarak doğaya katkıda bulunuyor. ee: İstanbul Sapphire projesi için oluşturulan “Akıllı Bina” konseptinden ve tasarlanan bu konsept doğrultusunda düşünülen ev otomasyon sisteminden bahseder misiniz? Eyyüp Demirhan: İstanbul Sapphire 22 farklı tipte toplam 181 rezidanstan oluşan bir proje. 120 m2'den 500 m2'ye kadar farklı alternatifleri bulunan İstanbul Sapphire, 261 m yükseklikliğinde ve 54 kattan oluşuyor. Bu çapta bir yaşam merkezinde rezidans sakinlerinin konforunu en üst seviyede sağlamak öncelikli hedefimiz. Çünkü burada yaşayanların %80-90’ı aktif bir iş yaşantısının içinde. Onların hayatını kolaylaştırmak da burada bizim için en önemli konu. Bunun yanı sıra enerji tasarrufu sağlayarak enerjiyi verimli ve yerinde kullanmak da çok önemli. Legrand'ın My Home sistemiyle kullanıcı, evinin enerjisini kendisi yönetebiliyor ve yönlendirebiliyor.


Dolayısıyla da özellikle ısıtma-soğutma otomasyonu ile %30’lara varan bir enerji tasarrufu sağlanmış oluyor. Aynı şekilde zaman tasarrufu da sağlayan ürün, kullanıcının odaları tek tek dolaşıp bütün ışıkları kapatmak yerine tek bir düğmeye basarak evden çıkmasını, birisine çiçek gönderecekse vakit harcamadan işini halletmesini ya da taksi çağırmasını sağlıyor. ee: Bu projede Legrand ile çalışmaya, binanın hangi ihtiyaçları doğrultusunda ve nasıl karar verdiniz? ed: Ülkemizde kapıdan girildiğinde hareket sensörü sayesinde ışığın açıldığı binaların akıllı bina olarak kabul edildiği bu dönemde İstanbul Sapphire projesi Türkiye’nin ilk “akıllı binası” olma özelliğini taşıyor. İstanbul Sapphire gerçek anlamda ev otomasyonunun konulduğu ve yönetildiği ilk proje. Biz akıllı bir bina oluştururken sadece konut içi otomasyonuyla sınırlı kalmayarak cephe ve bina otomasyonunu da ekledik. Cephe otomasyonu sayesinde

perdeler güneşe, havalandırma kanatları da yağmura ve rüzgara göre kendini ayarlayabiliyorken bina otomasyonuyla da, soğutmayı ve ısıtmayı sağlayan kulelerimizden kazanlarımıza kadar tüm mekanik cihazların hepsi bir otomasyon üzerinden hareket ve kontrol edilebiliyor. Dolayısıyla işletme rahatlığı da sağlanmış olunuyor. Ev otomasyonu ihalesi kapsamında bu işi yapabilecek kapasitede olan firmalarla görüşmeyi tercih ettik. Bunların içerisinde Legrand hem bilgi birikimi hem de teknik desteği sayesinde ön plana çıktı. Projenin ihtiyaçları doğrultusunda farklı firmalardan farklı ürünler kullanmak yerine tek bir pakette bu sistemi nasıl çözebileceğimizi düşündük. Bu aşamada Legrand A’dan Z’ye sunduğu komple çözümlerle ilk tercihimiz oldu. Ayrıca konut otomasyonu dışında konut içi panolarının, şalt malzemelerin hemen hepsi, trafolar ve ana dağıtım panoları da yine Legrand sistemleriyle çözüldü.


uygulama - kapı

kapı boşluğu açılması * Tek kanatlı (80-90-100 x 210 cm) standart sürgülü kapılarda kapı boşluğu için iki katı boşluk bırakılır. (160-180 cm arası) * Çift kanatlı (160-180 x 210 cm) standart sürgülü kapılarda kapı boşluğu için iki katı boşluk bırakılır. (320-360 cm arası)

metal profil ve alçıpan yapılması * Metal profil en az 250 kg yük taşıma kapasitesinde olmalı ve terazide yapılmalıdır. * Duvar içi kanalın da terazide olması ve pürüzsüz bir yüzeye sahip olması şarttır. Ölçüler bitmiş zeminden baz alınmıştır.

duvarların kapatılması * Bu aşamada kapı boşluğu artık kapıyı monte etmek için hazırdır. Mekandaki diğer işlemler (fayans, parke, boya, duvar kağıdı gibi) bitirilebilir.

kasa pervazının monte edilmesi * Son aşamada sürgülü kapı montajı yapılarak mekan, yaşamaya hazırlanır.

dikey kesit - kapı takıldıktan sonraki hali

DUVAR İÇİ SÜRGÜLÜ KAPI UYGULAMASI Duvar içi sürgülü kapıların sunduğu olanakları ve montajında dikkat edilmesi gereken noktaları Indoor Life Genel Müdürü Selahattin Aydemir ele aldı. Selahattin Aydemir

MAYIS 2010 - XXI 74

dikey kesit - kapı takılmadan önceki hali

Indoor Life sürgülü kapılar, sadece modern tarzı evlerinde yansıtmak isteyenler için değil, aynı zamanda seçilen alanın daha geniş gösterilmesini ve evlerindeki sade dekorasyonun tamamlanmasını isteyenler için de uygun. Mekanların daha geniş görünmeleri için tercih edildiğinde sürgülü kapı, renklerin benzer tonlarda kullanılmasıyla monte edileceği duvara da uyum sağlayarak daha aydınlık ve sade bir görüntü oluşturuyor. Duvar içine çalışan Indoor Life sürme kapı mekanizmaları sayesinde kapı yüzünden kaybedilen alanlar geri kazanılıyor. Ev eşyalarının, mutfak dolaplarının ve banyo ekipmanlarının yerleştirilmesinde kısıtlayıcı rol oynayan mevcut kapı sistemlerinin yarattığı sıkıntılar ortadan kalkıyor. Bölmelerin

kaldırılarak daha geniş alanlar yaratılmasında duvar içi sürgü sistemler, estetik ve pratik bir çözüm sunuyor. Sürgülü kapıyı oluşturan unsurlar kapı kanadı, kapının kasası, sürgü mekanizması ve aksesuarları. Montajın yapılacağı yerin boşluğuna göre tek kanatlı bir çözüm uygulanabilir ya da daha geniş alanlarda kanat sayısı artırılarak alanın tamamı kaplanabilir. Kapının montajından önce duvar boşluğunun hazırlık aşamasında kapı eninin iki katı kadar enine yönde boşluk bırakılmasına dikkat edilmeli, aynısı çift kanatlı kapılar için de geçerli. Boyuna yönde ise aynı yerde bulunan kapı ya da kapıların yükseklik ölçüleri baz alınıp ortalama 5 cm eklenerek metal profilin altından zemine kadar boşluk bırakılmalı. Kapı modeline göre duvar içi kalınlığı düz modeller için 8 cm, klasik modeller için ise 10 cm olacak şekilde ayarlanır. Duvarın içine sürgü mekanizmanın

monte edileceği yüzeyin pürüzsüz olması ve terazide olması gerekir. Üst kısma yerleştirilecek olan metal profil en az 250 kg yük taşıma özelliğine sahip olmalı. Montajın bir sonraki aşamasında rayın terazide takılması tamamlanır; alçıpan duvarların örülmesi ve fayans, parke ya da duvar kağıdı gibi uygulamalarının sonlanması ile kapı yeri montaja hazır hale getirilir. Önce kapıların kasa ve pervazların montajı yapılır, daha sonra ise kanadın da sürgü rayına yerleştirilmesi ile uygulama tamamlanır. Sürgülü kapılar, genellikle alan kaybını engellemek amacıyla, ray üzerinde, bir ya da iki kanat halinde monte edilir. Sürgülü sistemin uyarlanacağı kapının camlı olması sayesinde karanlık mekanlar için aydınlatma olanağı sağlanır. Cam, doğal kaplama ve alüminyum çıtalar kullanıldıkları ortamlara uyum sağlayarak dekorasyonu tamamlar. Sürgülü kapılar aynı zamanda çarpmaları önleyici bir çözüm sunar.


ALTINBÖLME Altınbölme, AB-SYS-75 ve AB-SYS-100 ofis bölme sistemleri, Alnowall hareketli bölme sistemleri ile minimal bölme sistemleri, özel üretim ofis ve otel mobilyaları gibi ürün gruplarıyla 21 yıldır bu alanda hizmet veriyor. Turizm sektörüne toplantı salonları için Alnowall gibi hareketli bölme sistemleri, genel mekanlar ve idari ofisler için AB-SYS-75 ve AB-SYS-100 modüler bölme sistemleri, ıslak hacimler için kompakt laminat bölme sistemleri sunuyor.

MAYIS 2010 - XXI 76

DOSYA - ASMA TAVAN VE BÖLÜCÜ SİSTEMLER

www.altinbolme.com.tr

ARTİKON / CILING, ESTFELLER

ASTAV

Artikon'un Türkiye temsilciliğini üstlendiği Alman Ciling firmasının PVC gergi tavan sistemi; mat, parlak ve ışık geçiren yüzey özelliklerinde, hijyenik, antistatik, nem ve sudan etkilenmeyen, silinebilir, çatlamayan ve boya gerektirmeyen, yatay-düşey, yuvarlanabilir ve dalgalı formlarda rahatlıkla uygulanabilen bir sistem. Yaklaşık 40 m2’lik bir alanı ortadan herhangi bir askı elemanına ihtiyaç duyulmaksızın kaplayabilecek ürün hafif ve montajı çok kısa bir süre içerisinde gerçekleştirilebiliyor. Oteller, çok amaçlı salonlar, konferans ve kongre merkezleri, toplantı salonları, okullar, iş merkezleri, ofisler, alışveriş merkezleri, spor salonları, bankalar, yüzme havuzları, fuar standları, restoran gibi alanlarda rahatlıkla uygulanabiliyor. Yine Artikon'un temsilciliğini üstendiği İtalyan firması Estfeller'in hareketli bölme sistemleri, asma tavanda yer alan bir ray içerisinde her bir modülü tek ya da çift rulman takımıyla rahatlıkla hareket edebilen, farlı boyutlarda, ana gövdesi çelik konstrüksiyonlu sistemin, sabitlenmesini sağlayan üst ve alt teleskopik, kauçuk sabitleştirme mekanizmalarıyla donatılıyor. 36 dB ile 56 dB arasında ses yalıtımı ve istenilirse REI 60 yangın dayanımı sağlayan sistem, 800 cm’ye kadar panel yüksekliği; tek-çift kanatlı kapı, camlı, teleskopik, eğimli modüller; 90° ya da açılı dönüşler için çözümler sunuyor.

Dünya standartlarına uygun olarak Astav Panel, T-24 ve Clip-in sistemlerde, değişik renk ve boyutlarda alüminyum ve galvanize çelikten, delikli ve deliksiz asma tavan ve aksesuarlarında hizmet veriyor. Astav Panel, ürünlerindeki perforasyon seçeneği delik çapı ve boşluk oranına göre altı modelden oluşuyor. Delinmiş (perfore) paneller isteğe bağlı olarak bordürlü ya da bordürsüz (tam delikli) olmak üzere üretiliyor. Bordür seçeneği 1 cm’den 10 cm’ye kadar değişiklik

www.artikonyapi.com

gösterebilen ürünün isteğe bağlı olarak delikli modellerinde ses yalıtımı sağlanması amacıyla panel arkasına akustik elyaf lamine edilebiliyor. Alüminyum ve galvanize çelik asma tavan panellerinin, taşıyıcı profillerinin ve aksesuarlarının üretimi tamamen bilgisayar destekli makinelerde ve uzman mühendis kadrosunun denetiminde gerçekleştiriliyor. Polyester fırın boyayla boyanan ürünler dünya standartlarına uygun olarak istenilen ölçülerde ve renklerde üretilebiliyor. www.astav.com.tr


ASPEN / VETRONA / ANTON VOGL

DOSYA - ASMA TAVAN VE BÖLÜCÜ SİSTEMLER

Alçı plaka üzerine her tip perforasyonu, kesintisiz bir şekilde uygulayabilen ve plakalara farklı şekiller verebilen Anton Vogl alçı tavan serisinin yeni ürünü Toptec, akustik mekanlar için yeni bir alternatif sunuyor. Toptec perforasyonsuz, kumlu yapıda ve kesintisiz tasarımıyla estetik ve yalın bir görünüm sağlarken

mekanların akustik ihtiyaçlarını da üst düzeyde karşılıyor. Vogl Toptec asma tavan plakaları diğer asma tavanlara göre farklı uygulanıyor. Perforeli yüzeyin camtül kumaşla kaplanıp, üç kat yapılan akustik alçıyla spreyleme işlemi sayesinde kesintisiz estetik bir görünüm elde ediliyor. Aspen’in bir diğer ürünü olan ve

ofis konforunda en iyiyi yaratmak için tasarlanmış yeni nesil bölme duvar sistemi Vetrona, modern ofislerde en yüksek düzeyde görsellik sağlayan saydam ve düşeyde çerçevesiz yapısıyla öne çıkıyor. Vetrona, dolu panellerde sıfır derzli uygulamasıyla farklı bir yorum getiriyor. Sistemin kalınlığı 87 mm ile sınırlandırıldığından çok daha az yer kaplıyor ve en yüksek seviyede ses

VETRONA

DEKSİS Genellikle 600x600 mm boyutlarında oturmalı, sarkmalı, gizli taşıyıcı tipte olan asma tavan panellerinin metal tavanları, alüminyum ve galvanize sac yapılarak yüzeyleri anti-bakteriyel toz boyayla boyanan paneller perforeli, perforesiz ve arkası akustik kumaşla kaplı ya da kaplanmamış olarak

www.aspen.com.tr

TOPTEC

kullanıcılara sunuluyor. Montaj kolaylığı sağlayan ürün, ofisler, alışveriş merkezleri, fabrikalar, hastaneler gibi alanlarda kullanılabiliyor. Bina servis elemanlarını entegre etme yeteneği ise metal tavan sistemlerinin başlıca özelliği arasında geliyor. www.deksis.com.tr

KNAUF MAYIS 2010 - XXI 78

konforu sağlıyor. Sistem; alüminyum tavan ve zemin profilleri, cam cama birleşimde PVC ya da alüminyum derz profille çelik taşıyıcı dikmeler üzerine klips sistemiyle giydirilmiş 18 mm suntalam paneller kullanılarak hazırlanan dolu modül entegrasyonu ve monoblok kapı modülünden oluşuyor.

Knauf Cleaneo tam plaka akustik alçıpanla sadece mekansal akustiği sağlanmış mekanlar değil, aynı zamanda kokusuz ve ferah ortamlar da yaratılabiliyor. Zeolit katkısı sayesinde havadaki kötü kokuları yok etme ve temizleme niteliği kazandırılmış, alçıpan çeşidi olan Cleaneo, yüzey perforasyon tasarımlarına göre değişiklik gösteren ses yutum değerleri sayesinde uluslararası standartlarda ses yutucu ya da yüksek oranda ses yutucu malzemeler sınıfına giriyor. Perforasyon, yani delik açma işleminden sonra arkasına akustik özelliğini destekleyen elyaf akustik şilte yapıştırılıyor. Bu akustik şilte ve uygulama arkasında bırakılan hava boşluğu sayesinde, akustik

hesaplamalarda kullanılan, ses yutum değerleri elde ediliyor. Mekansal ve mimari akustiğin istenilen, sağlıklı düzeye getirilmesini ve aynı zamanda estetik görünüm kazandırmayı amaçlamasıyla çeşitli yüzey tasarımlarına sahip olan Cleaneo, kendi içinde yuvarlak, kare, dağınık yuvarlak, blok halde delikli ve slotline çizgisel perforasyonlu olmak üzere beş ana başlıkta toplanıyor. Plakaların uygulama yöntemleri sayesinde iki ve üç boyutlu birçok tasarım kombinasyonu oluşturulabiliyor. Tavanlarda kot farklılıkları kolaylıkla uygulanabileceği gibi; geçişlerde farklı malzemeler kullanılabiliyor ve bu geçişler saklı aydınlatmalar ve ışık bantlarıyla da desteklenebiliyor. www.knauf.com.tr


HUNTER DOUGLAS

MAYIS 2010 - XXI 80

DOSYA - ASMA TAVAN VE BÖLÜCÜ SİSTEMLER

Hunter Douglas alüminyum asma tavanlarının genel ismi olan Luxalon® asma tavan sistemleri, kullanıcılara sınırsız tasarım olanağının yanında geniş ürün ve renk alternatifi de sunuyor. Luxalon® V100/V200 Screen perde asma tavanlar da hem iç mekanda hem de dış mekanda kullanılabilen 100 ya da 200 mm

enindeki panellerin belirli aralık modülleriyle dikey olarak taşıyıcıya asılmasıyla oluşan bir sistem. Böylelikle mekan yüksekliğini görsel olarak azaltırken, mekanın hacminin aynen hissedilmesine olanak tanıyor. Ferah ve geniş bir mekandan ödün vermeksizin tavanda farklı görsel şekiller ve çizgiler yaratıyor. Tavan boşluğunu perdelediği gibi, kolay müdahaleye olanak tanımasından dolayı da havalandırma,

aydınlatma ve sprinkler sistemlerinin de en etkin performansta çalışmasına olanak sağlıyor. Yukarıdan gelen gün ışığını ve aydınlatmayı yayarak, aydınlatmanın daha etkin olmasını ve göz yormamasını sağlayan ürün 45'lik açıyla bakıldığında da tamamen kapalı bir asma tavan görüntüsü veriyor. Havaalanları, fuar alanları ya da mekanların giriş salonu gibi önemli alanlarında ideal çözümler sunan ürün,

tüm Luxalon® asmatavan modellerinde olduğu gibi herhangi bir RAL renginde bitişi mümkün kılıyor. Hunter Douglas'ın, sürdürülebilir ürün üretme konusunda kendi üzerine düşen sorumluluğu alarak ürettiği tüm alüminyum ürünler, kullanım süreleri sonunda %100 geri dönüşebiliyor. www.hunterdouglas.com.tr

ELECTROLUX

LAFARGE DALSAN Lafarge Dalsan ALLEV beyazı 4x4, dört kenarı pahlı alçı levha ile, inşaat sektörüne pratikliği, izsiz birleşim yerlerini ve düzgün iş teslimini sunuyor. Asma tavan, bölme duvar ve giydirme duvar uygulamalarında rahatlıkla kullanılabilen ürün, dört

kenarı pahlı alçı levha olma özelliğiyle diğer ürünlerden ayrılan ürünün pahsız olan kısa kenarlarında da pah bulunuyor. Kısa kenarlarda ki bu pahlar alçı levhanın arka yüzeyine, özel bir teknolojiyle gizleniyor. ALLEV beyazı 4x4, alçı levhaya hafiflik, sertlik, dayanım ve işlenebilirlik sağlayan, yüksek saflıkta doğal alçı taşından

oluşuyor. Ürün, metal iskeletinin her iki yüzüne vidalanarak taşıyıcı olmayan bölme duvar, metal iskeletin tek yüzüne vidalanarak giydirme duvar, mevcut döşemeye bir askı sistemiyle tutturulmuş metal iskelet üzerine vidalanarak ise asma tavan yapımında kullanılabiliyor. Hafif ve esnek yapısı, yüksek kırılma direnci, kesim ve

uygulama kolaylığıyla dikkat çeken ürün, her tür bitirme işleminde astarlanıp boyanabilir. Alçı levha uygulama boşluklarından ise her türlü tesisat geçirilebilir. Ürün, yalıtım malzemeleriyle de kullanıldığında ses ve ısı yalıtımına da katkıda bulunuyor. www.dalsan.com.tr


MARDAV / ARMSTRONG Mardav’ın asma tavan sistemleri firması Armstrong'un ürünü Infusions Canopy, tavan ya da duvara basit bir kablo sistemiyle bağlanıyor. Farklı malzeme, boyut, renk ve desene ek olarak, mevcut olan yerleşim, kurulum, aydınlatma seçenekleri sunan ve üç boyutlu tasarımlara olanak tanıyan ürün, 610 mm eninde, 1525 mm ile 1830 mm uzunlukta, uzun ömürlü, yıkanabilir, darbeye dayanıklı özellikleriyle de dikkat çekiyor. Tek olarak ya da gruplar halinde iç ve dış bükey olarak kullanılabiliyor. Infusions Canopy merkezi alanlar ve geniş mekanlarda; hastane ve büyük mağazalar, alışveriş merkezleri, fuayeler, avlular, havaalanları ve garlar, fuar mekanların hatta açık oturma alanları olmak üzere farklı alanlarda uygulanabiliyor.

MAYIS 2010 - XXI 82

DOSYA - ASMA TAVAN VE BÖLÜCÜ SİSTEMLER

www.mardav.com

MOD TASARIM Bugüne kadar birçok firmanın ofis dekorasyonu uygulamalarını gerçekleştiren Mod Tasarım, özgün ve patentli bölücü sistemleriyle dikkati çekerken ofis alanlarında kısa sürede alçak ve yüksek bölmeler oluşturarak her alanı çok kullanımlı bir ofisler bütünü haline getirebiliyor. Çoklu ofis

yerleşimleri ve çağrı merkezi oluşumlarını 40 mm ile 80 mm’lik kesitlerden oluşan bölücü modülleriyle çözen Mod Tasarım, tüm tasarımlarını orada çalışan ekibin kolay konsantre olması ve verimli çalışabilmesi ilkesi üzerinden geliştiriyor. Yüksek ve alçak ofis bölücü sistemlerine kendine özgü çizgisiyle yeni bir anlayış getiren Mod Tasarım, çift yüzeyine cam, ahşap,

kumaş panel uygulanabilen, elektrik kanal priz sistemiyle kablo karmaşasına son veren, çift cam yüzeyi arasına kontrol butonlu jaluzi uygulanabilen, raf taşıyabilen aksesuar sistemleriyle, 40 mm'lik ince kesiti ve patentli profilleriyle dikkat çekiyor. Çalışma mekanında oluşturulan masa üstü ve masa altı priz sistemleri; masaüstü gereçlerinin masa üstünden kaldırılarak

ergonomik ulaşım sağlayacak yakınlıkta bölücü üzerindeki kanallara bağlanan kalemlik, dosyalık, kağıtlık, CD’lik gibi aksesuar çözümleriyle kolaylık sağlıyor. Konsantrasyon sağlayıcı renklerde kumaş, ahşap ve nitelikli camların kullanımıyla sınırsız seçenek sunuyor. www.modtasarim.com


TERMİNAL

MAYIS 2010 - XXI 84

DOSYA - ASMA TAVAN VE BÖLÜCÜ SİSTEMLER

Rosso, hareketli ve bölücü panelleri akustik mekan bölümleyici, ışık kesici ve perde olarak kullanılabilen, tavana ya da dikey yüzeylere monte edilebilen bir sistem. Ray sistemi üzerinde, birden fazla panele hareketlilik kazandırılmasıyla farklı çaplarda dairesel mekanlar oluşturulabiliyor.

VENDO / DECOUSTICS Vendo'nun, sadece işlevlerin değil estetik değerlerin de malzeme seçimindeki önemi ve bu konudaki sınırsız arayışların bilinciyle temsilciliğini yaptığı asma tavan konusunda uzman firma Decoustics, kullanıcılarına özel siparişle, istenilen tasarım ve bitişte asma tavan sunuyor. Kanada, Amerika ve Avrupa normlarına göre yangın ve akustik testlerden geçmiş, gerekli belgelere sahip olan Decoustics’in ürünleri; akustik özelliğini koruyarak, klasik alçıpan asma tavandan, metal örgü, kumaş, ahşap bitişlere kadar geniş bir malzeme seçeneği sunuyor. Dairesel, parçalı ya da istenen tasarımlarda asma tavan seçenekleri sunuyor. Bunların yanı sıra Decoustics firmasının, akustik özellikte, ahşap, kumaş ve boya gibi bitişlerde bölücü duvarları ya da duvar kaplamaları da kullanıcılara sunuluyor. www.vendo.com.tr

Dikey merkez aksında dönerek ya da iç içe geçerek, sonsuz çözüm olanağı sunan bu özel paneller sayesinde akıcı mekanlar elde etmek olanaklı. Mekanın kullanım alanına göre Rosso’nun mekan bölücü sistemi ve akustik panel ürünleri olmak üzere iki farklı çözüm önerisi bulunuyor. Rosso Akustik dikey paneller, 45 ya da 90 derecelik açı ile ray üzerinde ve kendi

ekseninde dönebiliyor. Kullanılan malzeme akustik panel olabildiği gibi üzerine grafik baskı yapılabilen opak, buzlu ya da şeffaf paneller de olabiliyor. Rosso’nun bir diğer ürünü olan CP30 modeli hafif, saydam ve ses emici mekan bölücü, doğal bal peteğine benzer bir strüktüre sahip ve kendi

ayağı üzerinde durabilen mobil panellerden oluşuyor. Bir yandan çalışma grupları ve toplantı alanları düzenlenebilirken diğer yandan da açık ofis alanlarında yaşanan akustik sorunlar yarı saydam ve şeffaf olabilen farklı panel seçenekleriyle çözülebiliyor. www.terminaldesign.com.tr


MAYIS ajandasI ... - 9 Mayıs

Uluslararası Rotterdam Mimarlık Bienali (IABR)

Açık Şehir: Biraradalığı Tasarlamak başlığıyla İstanbul’da olan bienalin küratörlüğünü, bienal bünyesindeki "Sığınma" sergisini

DEPO, Tütün Deposu, Tophane, İstanbul

www.depoistanbul.net

MSGSÜ'nün Tophane kampüsü; Ada Sanat Galerisi; Milk Gallery, İstanbul

www.grafist.org

The Marmara Otel, Taksim, İstanbul

www.ttmd.org.tr

Harbiye Askeri Müze, Şişli, İstanbul

www.sayisalgrafik.com.tr

Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi, Beylikdüzü, İstanbul

www.yemfuar.com

Arter, Beyoğlu, İstanbul

www.arter.org.tr

WOW Hotels - Topkapı Palace, Antalya

0212 292 8808

Swissotel The Bosphorus, Beşiktaş, İstanbul

www.perakendetasarimkonferansi.com

İzmir Ekonomi Üniversitesi, Balçova, İzmir

ekotam.ieu.edu.tr

Javits Center, New York, ABD

www.icff.com

Pera Müzesi Oditoryumu, Beyoğlu, İstanbul

info@terminaldesign.com.tr

Bilgi Üniversitesi, santralistanbul Kampüsü, Eyüp, İstanbul

www.kaletasarimmerkezi.com

Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Antalya

www.antmimod.org.tr

CER MODERN Ankara Modern Sanatlar Merkezi, Ankara

ankaratasarimgunleri.org

İngiliz Başkonsolosluğu, Tepebaşı, İstanbul

europanostraistanbul2010.org

düzenleyen Philipp Misselwitz ve Can Altay üstleniyor.

... - 30 Mayıs

3 - 5 Mayıs

Grafist 14: 14. Uluslararası İstanbul Grafik Tasarım Günleri

Etkinliğe, İngiltere’den Ian Noble, Hollanda’dan Jack Broeders

Uluslararası Yapıda Tesisat Teknolojisi Sempozyumu

İki yılda bir geleneksel olarak düzenlenen sempozyumun

ve Rogier Rosema, Türkiye’den Yeşim Demir ve Fransa’dan Anette Lenz katılıyor.

dokuzuncusu “Binalarda Enerji Kullanımı” konu başlığı ile düzenleniyor.

5 Mayıs

Tasarımla Daha İleriye; Autodesk 2011 Tanıtımı

Autodesk® 2011 ürün ailesiyle gelen yenilikleri ve bu yeniliklerin sunacağı fırsatları keşfetmek için düzenlenen etkinliğe katılabilmek için internet sitesinden kayıt yaptırmak gerekiyor.

5 - 9 Mayıs

33. Yapı, İnşaat Malzemeleri ve Teknolojileri Fuarı

Yapı İstanbul Fuarı 2010 yılında da 60.000 m2 alanda, üretim alanlarına göre gruplanmış 10 ayrı salon ve açık alanda gerçekleştirilecek.

8 Mayıs - 19 Eylül

Starter Sergisi

Bir Vehbi Koç Vakfı projesi olan Arter - Sanat İçin Alan kapılarını René Block küratörlüğünde, Vehbi Koç Vakfı çağdaş sanat koleksiyonundan oluşturulan Starter başlıklı sergiyle açıyor.

9 - 12 Mayıs

11 Mayıs

10. REHVA Dünya Kongresi; "Clima 2010, Binalarda Sürdürülebilir Enerji Kullanımı"

Etkinlik, Avrupa Isıtma ve Klima Dernekleri Federasyonu

Perakende Tasarım Konferansı 2010

Bu yıl üçüncüsü düzenlenecek olan ve moderatörlüğünü yine

(REHVA) adına Türk Tesisat Mühendisleri Derneği tarafından düzenleniyor.

Brian Dyches'ın yapacağı konferansta dünyadan perakende uzmanları konuşacak.

ajanda

13 - 14 Mayıs

15 - 18 Mayıs

4T (Türkiye Tasarım Tarihi Topluluğu) Toplantısı: Nesneyi Okumak

4T'nin beşincisi toplantısının amacı; Türkiye tasarım tarihinde

ICFF: Uluslararası Çağdaş Mobilya Fuarı

Her sene olduğu gibi bu yıl da fuar, ulusal ve uluslararası

nesne/bağlam ilişkisini, tarihsel süreçte nesnelere bakma biçimlerini irdelemek.

katılımcılarına dünyanın en başarılı, en yaratıcı, özgün ve

MAYIS 2010 - XXI 90

orijinal avangart ev ürünlerini deneyimleme fırsatı sunuyor.

18 Mayıs

Müzelerde Yeni Teknolojiler için Kolokyum

Terminal ve Diessner Concept Team ev sahipliğinde düzenlenen kolokyumda, müze mekanlarını ilgilendiren ve geliştiren tüm yeni teknolojiler konuşulacak.

20 Mayıs

"Herkes İçin Tasarım'' Platformu

Kale Tasarım Merkezi'nde gerçekleşecek konferansta, Platformun Yönetim Kurulu Başkanı Finn Petren ve Dış İlişkiler Yöneticisi Pete Kercherk platforma ilgi duyanlarla bir araya gelerek deneyimlerini aktaracak.

21 - 23 Mayıs

21 - 23 Mayıs

5. Uluslararası Genç Mimarlar Buluşması / "Mimarlıkta Moda"

Toplantıda, mimaride moda olan uygulamaların ortaya çıkış

Ankara Tasarım Günleri 2010

Bu yıl 4. kez düzenlenecek Ankara Tasarım Günleri, yasadığımız

nedenlerinin, bu uygulamaların insana, doğaya, geleceğe etkilerinin irdelenmesi planlanıyor.

çağın temel sorunlarına ayna tutmayı hedefliyor.

22 Mayıs

Avrupu Kültürel Miras Zirvesi

İngiltere'de kültürel miras ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını nasıl yürüterek başarıyı yakaladıkları anlatılıyor.


Profile for XXI

xxi_mayis_2010  

XXI Mimarlik, Tasarim Mekan Dergisi

xxi_mayis_2010  

XXI Mimarlik, Tasarim Mekan Dergisi

Profile for xxi_dergi
Advertisement